Kalite Çemberleri

Kalite Çemberleri,aynı sahada çalışan, benzer işler yapan, düzenli aralıklarla toplanan, kendi işleri ile ilgili sorunları saptayan, inceleyen ve çözen İyileştirme Takımlarıdır.Takımlar için ideal üye sayısı 5 – 7 kişidir. Daha büyük takımlarda her üyenin söz alması, üyelerin eşit ağırlıklarla görev paylaşımı yapması güçleşmektedir. Daha küçük takımlarda ise grubun yaratıcı gücünün harekete geçirilmesi zordur.
Takım içerisinde 1 lider, 1 sekreter ve üyeler bulunur. Zamanla aktif katılımda bulunan üyelerde takım lideri olabilirler. Takımlar süreklidir. Ele aldığı bir konuyu bitiren takım, başka bir konu üzerinde çalışmaya başlar. Her takımın bir ismi bulunur. Takımlar bu isimleri ile tanınırlar. Ayrıca takım, kendi içinde motivasyonu artırmak amacıyla logo, slogan, vs. oluşturur.
İyileştirme takımları etkinliklerinin arkasındaki temel fikirler şunlardır;
1. Şirketin iyiye gitme ve gelişmesine katkıda bulunmak,
2. İnsana saygı duymak ve içinde yaşanmaya değer, mutlu ve aydınlık bir işyeri yaratmak
3. İnsan yeteneklerini tamamen harekete geçirmek ve sonuçta sonsuz olanaklar ortaya çıkarmak.
İyileştirme takımlarının başarıya ulaşması için 3 temel gereksinim vardır;
1. İnsan en önemli değerdir.
2. Yönetimin moral desteği.
3. Uzun vadede sonuç beklenmesi.
X A.Ş.’ta yukarıda bahsedilen bu gereksinimlerin sağlanabilmesi için organizasyon içerisinde çeşitli yapılar oluşturulmuştur. Yönetim desteği için Yürütme Kurulu, tanıtım çalışmaları için Rehberler Kurulu, takımın ilk ele aldığı konuyu sonlandırana kadar birlikte çalıştığı bir Rehberi ve takımların organizasyonunu sağlamak için bir Toplam Kalite Sorumlusu bulunmaktadır. Devamını oku …

Termik Santral

Tanımı ve çalışması:
Yanmayla ortaya çıkan ısı enerjisinden elektrik enerjisi üreten merkez.Yanma,bir kazan yada buhar ürecinde gerçekleştirilir ve suyun buhara dönüştürülmesini,daha sonrada bunun yüksek basınç altında (160 bar),yüksek sıcaklıkta(550’C)çok ısıtılmasını sağlar.Buhar önce türbinin yüksek basınçlı bölümünde ve daha sonra yeniden çok ısıtıldıktan sonra orta ve alçak basınçlı bölümlerde genişler.Birbirini izleyen bu genişlemeler sırasında ısı enerjisi mekanik enerjiye dönüşür.Kondansatörde soğutulunca su yeniden eski haline geçer;türbinden çektiği buharla çalışan bir yeniden ısıtma bölümüyse suyun ısısını yükseltip kazana gönderir.Buhar ve su bir kapalı devre halinde dolaştıkları için,bu çevrim sonsuza kadar yenilenir.
Duman kazan çıkışında büyük oranda ısı yitirir ve havaya verilir;Böylece yanma olayı gerçekleşir.Kömürle çalışan santrallerde dumanın daha sonra elektrostatik düzenekler yardımıyla tozu alınır ve bacadan dışarı atılır.Bu arada türbinde yaratılan mekanik enerji bir alternatöre iletilir ve burada elektrik enerjisine dönüştürülür.Türbo-alternatör gurubunun uzunluğu 600 mega voltluk bir güç için bazen 50m’aşar; verilen elektrik akımıysa 20 000 voltluk bir gerilim altında 19 200 ampere ulaşır.Modern bir termik santralın verimi %40 dolayındadır. Bir termik santralın kurulacağı yerin seçimi birçok etkene bağlıdır.Bunlardan başlıcaları, enerji kaynağının yakınlığı (maden ocakları,limanlar,rafineriler,vb.),yakıtın santrale getirilme yöntemleri (demiryolu,denizyolu,vb.) ve özellikle soğuk bir kaynağın varlığıdır.Bir termik santralın bilançosu incelendiğinde, üretilen bir kilowatt için 4000 kilojoule’dan fazla bir enerjinin soğutma suyuna harcandığı anlaşılmıştır.Su bir akarsudan alınırsa,bu suyun günümüzde en çok 7-10’C arasında ısıtılmasına izin verilmektedir;bu da büyük bir debi gerektirir.Sözgelimi, 600 megawattlık bir enerji grubunda soğutma için saniyede 22 metreküp su gerekir.Bu nedenlerden ötürü,büyük santraller ancak büyük akarsuların üzerinde ya da deniz kıyısında kurulur.Bununla birlikte,termik santrallerin yol açtığı ısı artışı,su bitkileri ve hayvanları için ciddi sorunlar yaratır.Suyun az, santrallerin çok sayıda bulunduğu bölgelerde, genellikle hiperbol biçiminde büyük kulelerden oluşan havalı (atmosferik) soğutma sistemlerinden yararlanılır. Termik santrallerde kullanılan yakıtlar mazot, gaz ve kömürdür. Mazot içi gerekli olan tesisler basit tesislerdir; mazot 30000-40000mküp hacimli,silindir biçiminde metalik depolarda saklanır.Depolardan alınıp ısıtılan mazot püskürtülerek brülörlere aktarılır.Gaz kullanımı için gerekli olan donanımlar çok az sayıdadır; Gaz brülörlere gönderilmeden önce yalnızca genişletilir,filtreden geçirilir ve ısıtılır.
Termik santrallerde kömür kullanımı;için gerekli olan tesisler gaz ya da mazota oranla çok daha önemli ve büyüktür.Burada özellikle kömürün demiryolu,akarsu ya da deniz yoluyla santrale getirilmesi, boşaltılması, depolanması, Devamını oku …

Bilgisayarla Bütünleşik İmalat İmalat Kaynakları Planlaması (MRP II)

Sürekli değişen bir ortamda fiziksel gerçeği anında yansıtabilen ve olası sonuçları önceden gösterebilen bilgi sistemleri başarılı bir yönetimin en önemli rekabet silahı olmaktadır. MRP II diye adlandırılan standart üretim sistemleri işletmelerin güncel gereksinimine yanıt vermenin ötesinde, uzun dönemli otomasyon/CIM uygulamalarının da temelini oluşturmasıyla da önemli bir silahtır. Bu günün CIM uygulamalarının öncüleri General Motors ve Black Decker gibi şirketlerin ilk MRP projelerini başlatmalarından bu yana 30 yıldan fazla zaman geçmiştir. MRP , artık yalnızca bir teknik değil, endüstriyel davranış biçimidir. MRP II sistemleri satış, pazarlama, üretim, tasarım, kalite kontrol ve muhasebe gibi tüm işletme fonksiyonlarını bütünleşik bir yapı içerisinde bir araya getiren iş sistemleridir. MRP II sistemlerinin yalnızca çok parçalı üretime uygun olduğunu söylemek için MRP II sistemlerinin günümüzde ulaştığı aşamaya yabancı olmak gerekir. MRP II işletmede her gün yaşanan olayların kısaca fabrika gerçeğinin benzetimidir. Doğal olarak MRP II sistemlerinden sağlanacak yararların boyutları üretim ortamının karmaşıklığına, değişken sayısına ve işletmenin kararlılık(stabilite) derecesine bağlı olacaktır. Hiçbir işletme MRP II sistemlerinin tüm fonksiyonlarını kullanamamaktadır. MRP II sistemleri değişik sektörlere, değişik üretim tiplerine(proses, talaşlı imalat, montaj) ve karmaşık işletme koşullarına uyum sağlayabilecek özgün modüller ve parametreler içermektedir. Bugün ulaşılan nokta ile MRP II sistemleri “üretim” yapılan her ortama uyabilmektedir.
1. Tanım
MRP II , kapalı çevrimli malzeme ihtiyaç planlama sisteminin, imalat masraflarını parametreleri cinsinden de ifade edilebilecek şekilde geliştirilmesinden oluşur. Kapalı çevrimli MRP sisteme işçi ve malzeme boyutunu katarken MRP II sisteme finansal açıdan yaklaşır. MRP II sistemleri genellikle çeşitli alternatiflerin finansal etkinliklerini değerlendirme kabiliyetine sahiptir.

2. MRP II ’nin Gelişimi
Devamını oku …

1995 ve 1996 yıllarında teşvikli yatırımlarda sabit yatırım – istihdam ilişkisi

1- ARAŞTIRMANIN AMACI VE YÖNTEMİ:

Araştırmanın amacı; 1995 ve 1996 yıllarında sektörel bazda Yatırım Teşvik Belgesi kapsamı yatırımlarda istihdam edilen işci başına düşen sabit yatırım miktarlarını araştırmaktır. İlgili yıllar içinde teşvik politikalarındaki değişimlerin yatırım alanları ve istihdamı üzerindeki etkilerini görmektir.

Araştırmanın yöntemi; 1995 yılında toplam 4929 ve 1996 yılında ise 5015 olmak üzere verilen toplam 9944 adet yatırım teşvik belgeleri yayınlanan Resmi Gazetelerden taranmış ve elde edilen veriler araştırmaya konu edilmiştir. Tesbit edilen teşvikli yatırımlardan istihdam imkanı yaratacak olanlar incelemeye alınmıştır. İstihdam yaratmayan teşvikli yatırım sayısı 1995 yılında 400, 1996 yılında ise 526 adettir.

Araştırmada her yılın aylar olarak verilen yatırım teşvik belge sayısı, sabit yatırım tutarı ve istihdam edilen işçi sayısı tesbit edilmiş, buradan hareketle her yıl için aylık ve yıllık olarak sektörler itibariyle istihdam edilen işci başına düşen sabit yatırım değerlerini tesbite çalışılmıştır. Devamını oku …

Nükleer güç santrali / reaktörü nedir?

1. Reaktör kalbi (reactor core)
2. Kontrol çubugu (control rod)
3. Reaktör basinç kabi (pressure vessel)
4. Basinçlandirici (pressurizer)
5. Buhar üreteci (steam generator)
6. Birincil sogutma su pompasi (primary coolant pump)
7. Reaktör korunak binasi (containment)
8. Türbin (turbine)
9. Jeneratör – Elektrik üreteci (generator)
10. Yogunlastirici (condenser)
11. Besleme suyu pompasi (feedwater pump)
12. Besleme suyu isiticisi (feedwater heater)
Bir nükleer santraldaki sistemler konvansiyonel güç santrallari ile ayni mantikla çalisirlar. Isi enerjisinin üretildigi kisimda elde edilen buharin türbin-jeneratörü döndürerek elektrik üretilmesi felsefesi, temel olarak nükleer santrallarda da aynidir. Nükleer santrallar isi üretmek için nükleer reaksiyonu kullandiklari ve bunun sonucunda çevreye salinmamasi gereken radyoaktif maddeler ürettikleri için, bazi ek sistemler kullanirlar. Örnegin, bir çok nükleer santralda nükleer yakiti barindiran yakit tüpleri arasindan isinarak geçen su, dogrudan türbine gönderilmeyip, türbin için buhar üretilen ikinci bir çevrimi isitmak için kullanilir. Bununla ilgili sistemlere Birincil (Sogutma) Sistem(i) adi verilir.
İincil sistem ise birincil sogutma sistemindeki isiyi alarak türbin-jeneratörü döndürmek için gerekli olan buharin üretilmesi için kullanilan sistemdir.
Her iki sistem de kapali birer döngü olusturmuslardir.
Sogutma sistemi ise ikincil sistem içinde yer alan yogusturucuyu sogutmak için kullanilir. Bu sistemde sicakligi yogunlastiriciya göre daha az olan, deniz, göl veya irmaklardaki su kullanilir. Suyun bolca bulunmadigi yörelerde ise bu sistemin içinde sogutma kulelerinden faydalanilir. Devamını oku …

Nükleer Enerji Ve Elektrik Üretimi

Günümüzde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin en önemli gereksinimi enerjidir. Her ne kadar tam bir ölçüt olmasa da ülkelerin gelişmişlik düzeyleri , üretip tükettikleri enerji ile ölçülür. Bazı ülkeler ürettikleri enerjiyi çok verimli bir şekilde kullanırlarken bazıları bu konuda o denli başarılı olamazlar. Bazı ülkeler de kendileri kullanmadıkları halde çok miktarda enerji ham maddesi üretirler. Endüstrileşme ile baş gösteren buhar gücü gereksinimi dolayısıyla , kömür kullanımı büyük bir hızla artmıştır. Daha sonraları elektrik enerjisinin kullanılmaya başlanması ve içten yanmalı motorların kullanım alanının genişlemesi ile elektrik üretiminde kömür ve petrol çok büyük bir hızla artmıştır. Sonunda endüstri ve çağdaş yaşam için en önemli ham madde fosil yakıtlar olmuştur. Fosil yakıtların kullanımı çözümü çok zor sorunları da beraberinde getirmiştir. Sorunların ilki tükenen ham madde kaynaklarıdır. Fosil yakıtlar milyonlarca yılda oluşmuş doğanın bizlere , daha doğrusu bizden sonraki nesillere bir armağandır ve sentetik olarak yapılanmaları son derece zordur. Kömür petrol kadar bir kimyasal değere sahip değildir. Kalitesiz kömürlerin yakılmasının neden olacağı sorunlar ortadadır. Fosil yakıtların içerdiği maddelerin büyük bir yüzdesini karbon ve hidrojen oluşturur. İçlerinde azda olsa kükürt , yanmayan maddeler ve radyoaktif maddelerde bulunur. Petrol , kömüre kıyasla daha az kirliliğe yol açar. Fosil yakıtlar yakıldığında ortaya doğal olarak CO2 ve SO2 gazlarının yanı sıra , radyoaktif maddeler ve kül çıkar. Ortaya çıkan karbondioksit gazı ve kükürt dioksit gazı ise asit yağmurlarına neden olur. Sera etkisinin neden olduğu atmosfer sıcaklığı artışı yıllardır gözlenmektedir. Asit yağmurları bitki örtüsüne zarar verir.
Geçtiğimiz günlerde Yatağan’da baş gösteren radyasyon alarmının nedenlerini kömürün içerdiği radyoaktif maddelerde aramak gerekir. Yakılan kömürün beş veya onda birlik kısmı , kullanım alanı sınırlı olan ve çevreyi kirleten kül olarak atılır. Bu ülkeler Elbistan linyitlerinde olduğu gibi çok uçucu olabilirler. Yanma sıcaklığına bağlı olarak kullanılan havanın içinde bulunan azot gazının yanması ile oluşan NOx gazı , atmosferde ozon ile etkileşime girip ozon miktarını azaltır. İçten yanmalı motorlar ve doğal gaz santralleri , ozon tabakasının delinmesine istemeden katkıda bulunurlar.
Nükleer Yakıttan Elektrik
Nükleer enerjinin hammaddesi olan uranyumun hiçbir endüstriyel kullanım alanı yoktur. Uranyum doğada bol miktarda bulunmaktadır. Son maden aramaları sonucu Avustralya ve Kanada’da büyük uranyum yatakları olduğu ortaya çıkmıştır. Uranyumun fiyatı bu nedenler dolayısıyla zaman içinde sürekli azalmıştır. İkinci bir nükleer ham madde ise toryumdur ve Türkiye en zengin toryum yataklarına sahiptir. Nükleer ham maddenin stoklana bilir olması onun petrol gibi ekonomik silah olarak kullanılmasını imkansız kılar. UO2’den yapılan 1 cm çap ve yüksekliğindeki seramik yakıt lokmaları , üst üste 3,5-4 m uzunluğundaki ince bir metal zarf içine yerleştirilir. Elde edilen yakıt çubukları , hafif ve ağır su içeren dik veya yatık basınç tankları içine yerleştirilir. Belirli geometrik düzende ve belirli miktarda bir araya gelen yakıt nötronların yardımı ile fisyon sonucu enerji üretmeye başlar. Ortaya çıkan bu çekirdek enerjisi yakıt çubuklarını ısıtır. Yakıt çubuklarının su veya ağır su ile soğutulması ile yüksek basınç ve sıcaklıkta buhar elde edilir. Buharın bir türbinde genişlemesi ile tıpkı diğer fosil yakıtlı santrallerde olduğu gibi , ısı enerjisi mekanik enerjiye , türbinin çevirdiği jeneratör ile de , mekanik enerji elektrik enerjisine dönüşür. Devamını oku …

Endüstri Mühendisliği Tanımı Tarihçesi Ve Çalışma Alanları

Endüstri Mühendisliğinin Tanımı
19. yy sonlarında oluşan Endüstri Mühendisliğinin farklı kaynaklarda farklı şekillerde tanımları yapılmaktadır. Ancak bu tanımlar içinde en fazla kabul göreni ve geçirdiği evrimsel süreç sonunda günümüzde geldiği noktayı en iyi belirleyen tanım Amerika Endüstri Mühendisleri Odası tarafından yapılan tanımdır. Bu tanıma göre;
“Endüstri Mühendisliği insan, makina ve malzemeden oluşan bütünleşik sistemlerin tasarımı, geliştirilmesi ve kurulması ile ilgilenir. Bu tür sistemlerden elde edilecek sonuçların belirlenmesi, kestirilmesi ve değerlendirilmesinde matematik, fizik ve sosyal bilimlerdeki özel bilgi ve beceriyi mühendislik çözümleme ve tasarımının ilke ve yöntemleriyle birleştirerek kullanır.”

Tüm bilim dalları gibi mühendislik de evrenimizdeki sorunları çözmeğe ça1ışır.Makina mühendisleri makina sistemleri ile, orneğin, bir cihazın yaglama sistemiyle, inşaat mühendisleri istenen nitelikte yapı tasarımlarıyla ilgilenirler. Benzer şekilde endüstri mühendisleri de insan, makina vs malzemeden oluşan sistemlerin ya da bu sistemin alt sistemlerinin en yüksek verimlilik düzeyinde çalışabilmeleri icin gecerli tasarımlar yapar. Diğer bir tanım ile, Endüstri Mühendisliği insan, malzeme ye techizattan oluşan sistemlerin tasarimi, geliştirilmesi ve kurulumu lie ilgili sorunları çözmeğe çalışır. çalışmalarında Matematik, Fizik ye Sosyal bilimlerdeki gerekli bilgileri. mühendislik analizi yöntem ve prensipleriyle birleştirerek böyle sistemlerden elde edilecek sonuçları saptama, tahmin vs de gerlendirmeye çalışır. Bu şekilde üretim veya hizmet sistemlerinin amaç ve ölçütlerine uygun olarak kurulmasi çalıştırılması ve kontrol edilmesi için yöntem ye teknikler geliştiren, uygulayan bir meslektir. Genel olarak endüstri mühendisleri üretim sistemlerinin verimliligini arttirmaga çalışırlar.

Yapılan bu açıklamalar Endüstri Mühendislerini diğer mühendislik dallarından önemli bir ayrıntısını göstermektedir. Diğer mühendislerin hammadesi fiziksel ya da kimyasal yapıda olmasına karşın, Endüstri Mühendislerinin hammaddesi insanları içeren bir ortamdır. Bu ortamlar, canlı, dinamik nitelikteki üretim veya hii üretim veya hi yani mal ve/veya hizmet üreten işletmelerimizdir.
Yukarıda verilen tanım genel çizgileriyle incelendiğinde endüstri mühendislerinin mal ve/ya hizmet üreten işletmelerde profesyonel olarak faaliyetlerde bulunabilecekleri açık bir şekilde görülebilir. Bu sistemlere örnek olarak otomobil, buzdolabı, kumaş, elbise, bisküi, kağıt, makina, uçak vb. mal üreten her türden fabrikaların yanısıra, hizmet üretiminde bulunan sağlık kurumları, eğitim kurumları ve yerel yönetimler gibi çeşitli kurumlar gösterilebilir. Endüstri mühendisleri bu tür sistemlerin tasarım ve kuruluş aşamalarında yer aldığı gibi kuruluş sonrasında da işletimin nasıl olması gerektiği, başka bir deyişle mevcut kaynakların (insan, makina, malzeme ve para) en iyi şekilde nasıl değerlendirileceği konularında mühendislik çalışmaları yapar. Bu çalışmalarında özellikle sistemin insan boyutunu da sürekli gözönünde bulundurarak koşulların elverdiğince en iyi çözümlerin bulunabilmesi için önemli katkılarda bulunur.
İşletmeler üretimlerini gerçekleştirebilmek ve sürdürebilmek için birçok faaliyetlerde bulunurlar. İş gücü ve hammadde temini, üretim planlama,kalitenin geliştirilmesi, yatirim analizi, malzeme nakli vb. Sanayileşmenin ilk yıllarında bu faaliyetlerin planlanması ye kontrolu makina,elektrik, kimya mühendisleri veya iktisat gibi sosyal dallardan yetişmiş kişilerce yapılmıştır Ayrıca maliyet düşürümü verimlilik artırımı, yeni mamul tasarımı, kapasite arttırma çabaları genellikle teknolojik buluş ve gelişmelere bağlı olarak ilerlemiştir. Ancak işletmeler büyüdükçe, tesis, makina ye içgücü sayıları arttıkça Uretim maliyetine etkiyen etmenlerin planlanması ve kontrolu da zorlaşmiştır. Bu nedenle söz konusu faaliyetler mühendis ve iktisatçıların çalışma alanları dışında kalmış ve Endüstri Mühendisliği’nin ortaya çıkış nedenlerini oluşturmuştur.

2. Meslek Olarak Endüstri Mühendisliği

Meslek olarak endüstri mühendisliğini incelemeden önce meslek olabilmenin koşullarını gözden geçirmek yararlı olacaktır. Daha önceki kesimde ele alınandan farklı bir kaynakta meslek olabilmenin koşulları aşağıda görüldüğü şekilde belirlenmiştir.
• Biçimsel bir eğitim ve öğretim görülmüş olması,
• Öğrenim ve eğitimi izleyen bir stajyerlik devresi geçirilmiş olması,
• Bir meslek mensubu olarak topluma ve meslektaşlarına karşı sorumluluk duyulması
• Meslek standartlarının bir üst kuruluş tarafından belirlenmesi
Endüstri mühendisliği bu koşullar açısından incelendiğinde izleyen yargılara varılabilir:
• Endüstri mühendisliği olabilmek için ilk ve orta öğretimden sonra Mühendislik Fakültesi Endüstri Mühendisliği bölümünden mezun olmak gerekmektedir. Böylece bilimsel bir öğrenim ve eğitim görülmüş olunacaktır.
• Mesleklerin stajyerliği biçimsel öğrenim ve eğitim sırasın da verilen kuramsal bilgilerin uygulamalarının nasıl yapılacağının üretim sistemlerinde bizzat yaşayarak ve görerek öğrenilmesidir. Diğer mühendislik branşlarında olduğu gibi, endüstri mühendisliğinde de üniversite eğitimi sırasında stajyerlik çalışması yapılmaktadır. Ayrıca üniversite öğreniminin son yarı yılında yapılan bazı çalışmalarda bir anlamda stajyerlik olmaktadır.Bazı ülkelerde stajyerlik çalışmaları ise öğrenim sırasında değil, öğrenim tamamlandıktan sonra yapılmaktadır.
• Toplumlarda belirli işlerin ancak belli mesleğe mensup kişiler tarafından yapılabiliyor olması veya yapılmasına izin veriliyor olması o meslek mensuplarına çok önemli sorumluluklar yüklenmektedir. Böylece toplumsal yaşamdaki işlevler koşulların elverdiğince en iyi şekilde gerçekleştirilip, genelde kıt olan kaynakların israf edilmeleride önlenmiş olacaktır. Üretim sistemlerinin tasarımında ve işletiminin kontrolünde, insancıl boyutlarıda gözönüne alarak, önemli işlevleri gerçekleştirmeye aday olan endüstri mühendisleri, bu işlevlerin en iyi şekilde gerçekleştirilmesinde topluma ve meslektaşlarına karşı kendilerini sorumlu hissetmeli ve bua göre davranış biçimlerini belirlemelidirler. Bu konudaki denetimlerin günümüz yasa ve yönetmelikleri çerçevesinde endüstri mühendislerininde üyesi bulunduğu meslek kuruluşu olan Tükiye Makina Mühendisleri Odası tarafından yapılması öngörülmektedir.
• Endüstri mühendisliğinin meslek standartları, başka bir deyişle bir endüstri mühendisisnin taşıması gereken nitelikler, üniversitelerin ilgili birimlerince belirlenmektedir. Bu konuda bilimsel bir niteliğe sahip olan Yöneylem Araştırması Derneği’ninde önemli katkıları olmaktadır. Ancak, Türkiye genelinde üniversitelerdeki endüstri müühendisliği ders programları incelendiğinde bazı farklılıklar olduğu görülmektedir. Zamanla bu farklılıkların azalacağı, farkların doğal şekilde olacağı veya daha açık bir deyişle ülke gereksinimlerine daha uygun nitelikleri taşıyan endüstri mühendislerinin işletmelerde yer alacağı ümit edilebilir.

3. Endüstri Mühendisliğinin Ortaya Çıkışı ve Gelişimi

Mühendislik mesleğinin kişiliğine kavuşması ve belli standartlara uyması 19. yüzyılda gerçekleşmiş olmakla birlikte mühendislik faaliyetleri medeniyetle hemen hemen aynı yaştadır.Hatta medeniyet tarihi ile mühendislik tarihinin aynı olduğu bile söylenebilir.Bir önceki kesimde genel çizgileriyle açıklanan meslek olabilmenin koşulları gözönüne alındığında, ilk mühendislik mesleğinin makina mühendisliği olduğu görülmektedir. Bunun tarihi ise, Amerika Makina Mühendisleri Odasının kuruluş tarihi olan 1880 dir. Bunu izleyen meslek kuruluşları ise, 1884 te Elektrik Mühendisliği ve 1908′de Kimya Mühendisliği olmuştur. Amerika Endüstri Mühendisleri odasının kuruluşu ise 1948′de gerçekleşmiştir.
Mühendisliğin öngörülen niteliklere sahip bir meslek olarak geçmişi yüzyıldan fazla olmakla birlikte, mühendislik faaliyetlerinin çok daha uzun bir geçmişe sahip olduğu inkar edilmesi mümkün olmayan bir gerçektir.Bunu en belirgin kanıtlarını Eski Mısır’da görmek mümkündür.Eski Mısır’daki sulama kanalları İnşaat Mühendisliğinin en ilginç örnekleri sergilemektedir.Bunun yanısıra tasarım,projeleme,örgütleme ve proje kontrolu açılarından, manivela dışında hiçbir mekanik aracın bulunmadığı bir ortamda yapılan pramitlerin inşaatları tüm zamanların en iyi mühendislik çalışmaları olarak görülmektedir.Her biri 2.5 ton ağırlığındaki 2 300 000 bloktan oluşan bir pramitin bugünün olanakları ile yapılması bile oldulça zor bir iştir.Bu olayları izleyen yıllarda ve çağlarda, insanların ve toplumların yaşam savaşı içinde bilim ve onun çeşitli konulardaki uygulamarı olan mühendislikte artan bir hızda gelişmeler olmuştur. Mühendislikteki gelişmeler artan bir hızla sürmektedir.
19. yüzyılda bilim ve mühendislikteki gelişmelerin yanısıra buhar gücünden de yararlanmanın sonucunda 1. Endüstri Devrimi gerçekleşmiştir.Endüstri devriminin oluşumu ile birlikte planlama, örgütleme ve yönlendirmesi daha zor olan ve yönetimi için özel beceriler gerektiren üretim sistemleri geliştirilmeye başlanmıştır.Bu üretim sistemleri eskiye göre oldukça karmaşıklaşmıştır.Endüstri devrimi öncesi yakın kişisel denetimle gerçekleştirilen özellikle planlama ve örgütlendirme işlevlerindeki yetersizlik sistemlerin karmaşıklaşmasıyla daha da artmıştır.Böyle insan, makina, malzeme ve paradan oluşan sistemlerin tasarım, geliştirme ve kuruluşuyla ilgilenecek ve özellikle sistemin insan boyutunada önem verecek bir mühendislik dalına gereksinim duyulmaya başlanmıştır. Bu gereksinim sonucunda endüstri mühendisliği konusunda çalışmalara başlanmıştır.İzleyen paragraflarda endüstri mühendisliği konusunda başlangıçtan itibaren yapılan çalışmalar genel çizgileriyle ele alınmıştır.
3.1. F. W. Taylor ve Daha Öncekilerin Endüstri Mühendisliği konularında yaptığı çalışmalar
Endüstri mühendisliği konusundaki ilk disiplinli çalışmalar bir makina mühendisi olan Frederick Winslow TAYLOR tarafından başlatılmıştır. Bununla birlikte, Taylor’un çalışmalarından önce de endüstri mühendisliği konusunda bazı çalışmalar yapılmıştır.Bu konudaki önemli çalışmalar şunlardır.
• Adam SMITH’in verimliliği artırma amacıyla işbölümü konusundaki çalışmaları (Toplu iğne örneği)
• Matthew BOULTON ve James WATT’ın örgütsel geliştirme konusundaki çalışmaları
• Charles BABBAGE’in verimlilik artırma konusundaki çalışmaları
• Henry FORD’un otomobil montajında konveyor kullanımı ve üretim hattı oluşturulması konularındaki çalışmaları

Taylor’un yaptığı çalışmaları açıklamaya geçmeden önce içinde bulunduğu çağın koşullarını gözden geçirmek yararlı olacaktır. O dönemlerde işiletme sahipleri aynı zamanda işletmelerin yöneticileri idi.Örgütlenmiş kurmay fonksiyonları bulunmuyordu.İş yöntemleri kişisel deneyim, tercihler ve o anda elverişli olan aletlere göre bireysel olarak belirleniyordu.
Taylorun endüstri mühendisliği konusundaki çalışmaları 1881′de metal kesimi konusuyla başlamıştır. Bu çalışması 25 sene devam etmiş ve en uzun makalesini 1907 yılında 200 syfa olarak yayınlanmıştır. Bu çalışmanın yapılmasından önce, kesici kalemlerin şekli, hızları ve ilerleme miktarları deneyimlere göre belirleniyordu. Bu çalışma sayesinde Taylor ve yardımcıları söz konusu belirleme işine bilimsel bir nitelik kazandırmışlardır.
Taylor daha sonra kürekle yapılan işlerin çözümlemesi üzerine durmuştur.Bir değirmende kürekle çok değişik işler yapılmasına karşın, tek tip kürek kullanımı dikkatini çekmiştir.Bir dizi deneyden sonra, en uygun taşınabilir ağırlığı belirlemiş ve bu ağırlığa göre darklı malzmeler için farklı büyüklüklerde kürekler tasarlamıştır.Bunların sonucunda verimlilikte çok önemli artışlar gözlenmiştir.
Taylor tarafından bunlara benzer bir dizi çalışmalar gerçekleştirilmiştir.İş gereksinimlerinin ve bir faaliyeti gerçekleştirmenin yöntemi için çözümlemeler günümüzde “iş tasarımı” veya “metod etüdü” olarak isimlendirilmektedir.Taylor’un başlangıçtaki çalışmaları iş tasarımına ilişkin olmakla birlikte,”iş çözümlemesi”nin başlangıç çalışmaları da yine aynı kişi tarafından gerçekleştirilmiştir.
Taylor çalışmalarını çeşitli makalelerde yayınlamıştır.Makalelerin bazıları şunlardır:Parça Oranı Sistemi, Atölye Yönetimi, Bilimsel Yönetimin İlkeleri…Bu arada Taylor’un makalelerinde yer verdiği bazı kavramlarda onun hala ne kadar güncel olduğunu göstermektedir.Metod etüdü, Zaman etüdü, Aletlerin standartlaştırılması,Planlama bölümü, Yönetimin ayrıcalık ilkesi,İşçiler için yönerge kartları, Metal kesimi için hesap cetveli, Parça ve ürünler için sınıflandırma sistemi,Rotalama sistemi, Maliyetlendirme yöntemleri, işe bağlı olarak işçi seçimi, işin belirli bir sürede tamamlanması durumunda prime izin veren bir görev düşüncesi.
3.2.GILBRETH’in Çalışmaları

Taylor’un yanısıra endüstri mühendisliğine önemli katkılarda bulunan bir diğer bilim adamıda Frank B. GILBRETH’dir.Taylor’un bir mühendislik eğitiminden geçmiş olmasına karşılık, Gilbreth mali yetersizlik nedeniyle üniversite eğitimi görememiştir.
Bir tuğla ustasının yanında çalışma hayatına atılan Gilbreth sürekli olarak yaptığı işin nasıl daha iyi olabileceği konusunda kendisine ve çevresindekilere sorular yöneltmiştir.Gilbreth çalışmaları sonucunda inşaat işlerinde büyük başarılar kazanmış ve kendi inşaat firmasını kurmuştur.Çalışırken yaptığı çözümlemeler sonucunda, bir işçinin bir saatte ördüğü tuğla sayısını yaklaşık %200′lük bir artışla, 120′den 3502ye çıkarmıştır.Ayrıca, bu artış miktarı işçinin aşırı bir çaba göstermesini gerektirmemiştir. Hatta geliştirdiği yöntemlerle verimlilikteki artışların yanı sıra yorgunlukta da azalmalar gözlenmiştir. Bir davranış bilimcisi olan eşi L. Moller Gilbreth ile birlikte, insanların çalışma davranışlarının çözümlenmesine yönelik araştırmalarıyla da önemli katkılar sağlamışlardır.
Gilbreth’in özellikle üzerinde durduğu konulardan bir diğeri de temel hareketlerin çözümlemesi olmuştur.İnsanın temel hareketleri sınıflandırılmış ve bunlara Gilbreth’in adından hareketle “Therblig” adı verilmiştir.Bunlardan hareketle, daha ayrıntılı çözümlemeler için”mikro hareket etüdü” geliştirilmiştir.
Gilbreth endüstri mühendisliği konusunda yaptığı çalışmalarda Taylor’dan önemli derecede etkilenmiştir.Ancak, Taylor’un çalışmalarının uygulaması genellikle mekanik işlemler yapan atölyelerde yoğunlaşmasına karşılık, Gilbreth’in geliştirdiği teknikler genellikle inşaat, kanal yapımı, eğitim, tıp ve savunma konularında uygulanmıştır.Ayrıca eşinin de katkılarıyla, bu çalışmalarında “insan faktörü”ne daha fazla önem vermiştir.

3.3.Diğer Klasikçiler

Endüstri mühendisliğinin kuruluş ve gelişmesinde en önemli katkıları sağlayan Taylor ve Gilbreth’in yanı sıra bir çok bilim adamının da bu konuda çalışmaları bulunmaktadır. Söz konusu bilim adamları ve yaptıkları çalışmalar izleyen paragraflarda kısaca açıklanmaktadır.
• Carl BARTH : Bir matematikçi olan Barth, Taylor’un Midvale Steel firmasındaki yardımcılarındandır. Özellikle metal kesimi ile ilgilenmiş olup, bu konuda özel amaçlı bir sürgülü hesap cetveli geliştirmiştir. Bunun yanı sıra, zaman etüdünde yorgunluk toleransının belirlenmesi konusunda da çalışmalar yapmıştır.
• Henry Laurance GANTT :D isiplinler arası niteliğe sahip Taylor’un ekibindeki bir diğer elemandır. Kendi ismiyle anılan ve özellikle üretim çizelgelemesinde çok sık kullanılan şemaları geliştirmiştir. Söz konusu şemalardan günümüzde de üretim çizelgelemesi, gözlenmesi ve makina kullanım planlarının hazırlanmasında yararlanılmaktadır. Gannt’ın bir başka çalışmasıda teşvikli ücret sistemleri konusunda olmuştur. Bu ücret sistemine göre, standart olarak belirlenen çalışma hızından daha hızlı çalışan işçilere belli oranda teşvik edici prim ödenmektedir.
• Harrington EMERSON : Taylor’un işlem çözümleme ilkelerinden bazılarını Santa Fe demiryolu işletmesinde uygulamıştır. İşletmeyi yeniden düzenleyerek, standart maliyetlerin bulunması konusunda araştırmalar yapmıştır. Teşvikli ücret sistemleri konusunda da çalışmaları olmuştur. Ayrıca, muhasebe kayıtlarının kolaylıkla yapılabilmesi için özel amaçlı bir makina geliştirmiştir.

Yukarıda sıralanan bilim adamlarının dışında, endüstri mühendisliğinin gelişmesine klasikçi olarak katkıları olan başka bilim adamı ve uygulamacılarda bulunmaktdır. Bunlar arasında yerel yönetimlerdeki uygulamalarıyla Morris L. COOKE, zaman etüdü ve teşvikli ücret sistemlerindeki uygulamalarıyla Dwightmalarıyla Dwight çarpmaktadır.

3.4. Öncü Çağdaşlar

Endüstri mühendisliğinin başlangıçta temel ilgi alanı olan iş etüdündeki uygulamaların başarı kazanması sonucu, geliştirilen ilke, yöntem ve problem çözme yaklaşımlarının işletmelerin başka problem alanlarına da uygulanmasına yol açmıştır. Buna paralel olarak ta öncü çağdaşlar adı verilen ve endüstri mühendisliği ilke ve yaklaşımlarını yeni problem alanlarında uygulanmasını sağlayan bilim adamları ortaya çıkmıştır. Bu bilim adamlarının önde gelenleri ve yapmış oldukları çalışmalar izleyen paragraflarda kısaca açıklanmaktadır.
• F.W. HARRIS :Talebin bilindiği, yok satmaya veya sonradan karşılamaya izin verilmeyen, parametre değerlerinin planlama dönemi boyunca sabit kaldığı ve stok seviyesinin anında istenilen düzeye çıkartılabildiği durumda stok yönetimine ilişkin toplam maliyeti enküçükleyen sipariş hacmini hesaplayan model Wilson isimli bir başka araştırmacı tarafından da bulunup, daha önce yayınlandığı için Wilson formülü olarak isimlendirilmektedir. Geliştirilen model günümüzde de kullanılmaya devam etmektedir.
• F.E. RAYMOND : Harri’in stok yönetiminde matematiksel model kullanımına ilişkin çalışmasından sonra, üretim oranlarında stok kontrolü hakkında ayrıntılı çalışmalar yapmış ve bir kitap yazmıştır.
• W. A. SHEWHART :Çok sayıda elemandan oluşan ve/ya incelenen spesifikasyonları ancak tahrip edici testlerle belirlenebilen kütlelerin, örnekleme yöntemiyle kalitelerinin kontrol edilebilmesi amacıyla, istatistiksel kalite kontrolu hakkında çalışmalar yapmış ve bir kitap yazmıştır.
• Eugene GRANT :İstatistiksel kalite kontrolu konusunda Shewhart’ın yaptığı çalışmaları geliştirmiştir. Ayrıca mühendislik ekonomisi konusunda da çalışmaları olmuştur.
• IRESON :Grant’le birlikte mühendislik ekonomisi konusunda çalışmalar yapmıştır.

Verimlilik Nedir?

Endüstri mühendisliğinin tanımını “insan, makina vs malzemeden oluşan sistemlerin ya da bu sistemin alt sistemlerinin en yüksek verimlilik düzeyinde çalışabilmeleri icin gecerli tasarımlar yapar” şeklinde yaptık.Peki burada bahsettiğimiz verimlilik ne anlama gelmektedir?

İşçilere daha çok ücret ,işverenlere daha çok kar, devlete daha çok vergi sağlamanın havuzunu oluşturan verimlilik, iç ve dış pazarlarda rekabet eden bir işletmenin kalite, satış sonrası hizmetler ve imaj gibi kozları arasında seçkin bir yer tutar.Bir işletme, ürettiği mallara yönelik talebi sürekli kılabilmek ve böylece pazarlarda tutunabilmek için ürün fiyatını düşük tutmak, ürün kalitesini yükseltmek, satış sonrasında sunduğu hizmetleri geliştirmek ve imaj yaratmak için olduğu kadar, verimlilik düzeyini yükseltmek için de savaş vermek durumundadır.

Verimliliği yükseltmek demek, eldeki emek ,sermaye ve toprak gibi kaynaklardan eskisine göre daha çok ürün elde etmek demektir. Verimlilik artışları bireylerin yaşam koşullarını derinden etkileyen sayılı değişkenlerden biridir. Genel olarak toplumu oluşturan bireylerden hiçbirininkini azaltmadan en azından bir kişinin gelirini yükseltebilmek, yalnızca verimlilik artışlarına bağlıdır. Öte yandan verimlilik artışları genç kuşaklara daha uzun süreli eğitim sunabilmesine olanak sağlayan bir kaynaktır. Yetişkinler, kendilerini yaşatacak düzeyin çok üstünde bir üretim düzeyini başardıklarında genç kuşakları yaşatmanın ötesine geçerek onlara daha uzun süreli bir eğitim fırsatını da sunmuş olurlar. Çalışma dönemlerini noktalayıp emeklilik dönemine adım atmış insanların gönenç düzeylerindeki yükselişlerde ancak verimlilik artışlarıyla kalıcı bir biçimde temellendirilebilir. Ve bütün bunlar ölçüsünde önemli olan bir konu da şudur: Dinlenebilmek ve kendilerini geliştirebilmek için boş zamana en çok gereksinim duyan yetişkinlere, istediklerini verecek temel kaynağı da verimlilik artışlarından başka yerlerde aramamak gerekir.İşte yaşamın pek çok alanında bir anahtar olma işlevini gören verimlilik, yalın bir dille anlatılırsa şu içeriği taşıyacaktır.

Toprağa on buğday tanesi atıldığında ondan en çok dokuz tane alınıyorsa bu üretimin verimsiz olduğu söylenebilir.Böyle bir süreç kaynakları azaltıcı nitelikte olduğundan , bir gün elde toprağa atacak buğday bırakmayacaktır. Bu durumda yapılacak en iyi iş, ekilenden daha çoğunu biçmenin yöntemlerini öğrenmek ya da bu olmuyorsa buğday tanelerini toprağa atmaktan vazgeçmektir.

Toprağa on buğday tanesi atıldığında oradan yalnızca atılan ölçüsünde buğday tanesi alınıyorsa, bu üretimin başa baş noktasında olduğu söylenebilir. Başa baş noktasındaki bir üretim verimli olarak nitelendirilemeyeceği gibi, verimsiz olarak da nitelendirilemez. Bu surumda, olduğu gibi kalacak olan eldeki kaynakların bir gün yerinde yeller esmesinden kaygılanılması kadar, tepe tepe yığılacağından umutlanılması da yetersizdir.

Yok, toprağa on buğday ekildiğinde ondan en az on buğday alınıyorsa, işte o zaman bu üretimin verimli olduğu söylenebilir. Ancak burada dikkat etmek gerekiyor: Ekilen on buğday karşılığında on bir buğday tanesi biçmek de, on bir bin buğday tanesi biçmekte üretimin verimli olması demektir. Beş parmağın beşi bir olmadığı gibi verimliden verimliye de fark olduğu buradan ortaya çıkıyor.

Yukarıda anlatıldığı ölçüde çok yalın bir anlamı olan verimlilik ,toplumsal olarak da böylesine açık mıdır? Ne yazık ki, hayır! Solomon Fabricant, başka başka insanların başka başka anlamalarda kullandığı “verimlilik” sözcüğünün ilk sıralarda geldiğini belirtmektedir.ona göre verimlilikten işçiler başka, işverenler başka, hükümet de başka bir anlam çıkarma eğilimi sergilemektedir. İşçiler yönünden “ücret karşılığı olmaksızın daha çok çalışma” biçiminde anlamlandırıldığı için ürküntüyle karşılanan verimlilik işverenler yönünden “karlılıkta bir yükselme”, hükümet yönünden ise “vergilerdeki artış” diye anlaşılabilmektedir.

Ancak bütün bu yorumlar, verimliliğin çok farklı tanımları olan değil, yalnızca çok farklı kesimleri ilgilendiren bir kavram olduğunu göstermektedir. Çünkü öz olarak verimlilik tek bir anlam taşımakta ve kaynakların ürüne dönüşebilirlik düzeyini yansıtmaktadır. İktisat yazınında “çıktı/girdi” ya da “katma değer/girdi” biçiminde gösterilen tanımlar da verimlilik kavramının bu özüyle sıkı sıkıya ilişkilidir. Bunların ilkine göre belli kaynaklardan daha çok çıktı elde edilmesi ya da çıktının kaynaklardan daha hızlı çoğalması verimlilikteki bir yükselmeyi gösterir.

Enerji ya da hammadde tüketimini bir miktar artırıp daha yüksek miktarlarda ürün ortaya koymak, bu nitelikte bir verimlilik artışı olarak ortaya çıkar. Benzer bir biçimde belli bir işletmede çıktı düzeyi olduğu gibi kalırken, kaynak tasarrufunun sağlanması da verimlilikteki bir yükselmeyi dile getirir. Daha az enerji ya da daha az hammadde kullanma sonucunda eski çıktı düzeyine ulaşılması, kaynak tasarrufu yoluyla sağlanan bir verimlilik yükselişi olarak anlam kazanır.

4.Endüstri Mühendisliği ile ilgili Disiplinler

Mal ve/ya hizmet üretiminde bulunan sistemlerde çok yaygın ve değişik niteliklerde uygulama olanağı bulan endüstri mühendisliğinin, farklı disiplinlerle yakından ilgili olması son derece doğaldır. Ancak endüstri mühendisliğinin bazı disiplinlerle yakın ilişkisi, mesleğin tanımının netliğine rağmen farklı kişiler için farklı anlamlar taşıyabilmektedir. Bu nedenle, endüstri mühendisliğinin yeterince anlaşılabilmesi için bazı disiplinlerle arasındaki ilişkilerin anlaşılması gerekmektedir. İzleyen paragraflarda bu disiplinler ve endüstri mühendisliği ile ilişkiler açıklanmaktadır.

4.1. Yönetim

İnsan emeğini yönlendirmenin bilim ve sanatı olarak tanımlanan yönetimin ortaya çıkışı asırlar öncesine uzanmaktadır. Yönetimin temel ilkelerinin gelişimini Eski Mısırlılardan günümüze kadar görmek mümkündür. Ancak, yönetimin gerçek anlamda bilim niteliğine kavuşması Taylor’un katkılarıyla olmuştur. Bu nedenle çoğu yazarlar tarafından Taylor’a “Bilimsel Yönetimin Kurucusu” denilmektedir. Bununla birlikte Taylor ” Endüstri Mühendisliğinin Kurucusu” olarak ta anılmaktadır.
Endüstri mühendisliği ile yönetim arasındaki ilişki kendisini en çok üretim yönetiminde göstermektedir. Ancak, işletme yönetimi öğretiminde yalnızca üretim faaliyetinin yönetimine ilişkin bazı kavram ve tekniklere yer verilirken endüstri mühendisliği mal ve/ya hizmet üreten sistemlerin tasarımı, geliştirilmesi ve kontrolu ile ilgilenecek şekilde öğretim ve eğitim programı uygulamaktadır. Bu nedenle endüstri mühendislerinden iş hayatında yönetici olarak yararlanmak onu gerçek işlevlerinden alıkoymak demektir. Ancak, bu yargı endüstri mühendislerinin yöneticilikte başarılı olamayacağı anlamına gelmez aksine birçok endüstri mühendisi yöneticilik alanında elde ettiği başarılarla bunu kanıtlamıştır.

4.2. Bilgisayar Bilimi

Son yıllarda hızlı gelişen bilimlerden biridir. Teknolojilerdeki hızlı gelişmeler soncunda, bilgisayarların endüstriyel uygulamalardaki ve bilimsel araştırmalardaki yeri artmıştır. Mesleklere göre bilgisayarlardan yararlanma oranındaki artışta endüstri mühendisliği en ön sıralarda yer almaktadır.
Endüstri mühendislerinin bilgisayarlardan yararlanması temelde iki yönlü olmaktadır. Bunlardan birisi, diğer mühendisliklerde olduğu gibi, karmaşık ve çok işlem gerektiren problemlerin çözümünde bilgisayarlardan yararlanmaktadır. Bu cümleden olarak, endüstri mühendisleri karşılaştıkları problemleri hızlı ve doğru bir şekilde çözebilmek için çeşitli bilgisayar programları geliştirmektedirler. Bunun yanısıra endüstri mühendisliğinin ilgi alanlarına giren problemlerin çözümü için geliştirilmiş ve paket programlar olarak nitelenen özel yazılımlardan da yararlanılmaktadır. Bu yazılımlar yardımıyla, probleme ilişkin parametre değerleri bilindiği taktirde, çözümler çok kısa sürede ve kolaylıkla elde edilerek, gereken duyarlılık çözümlemeleri de yapılabilmektedir.
Endüstri mühendisliğinde bilgisayarların diğer yönlü kullanımı bilgi depolama, saklama ve gerektiğinde bu bilgilerden problem çözümünde yararlanma şeklindedir. Sağlıklı karar verebilmenin ön koşulu olarak doğru zamanda, doğru yerde, doğru bilginin sağlanabilmesi ancak aranan nitelikleri bakımından yeterli bir bilişim sistemiyle olurludur. Söz konusu bilişim sistemiyle hem bilgiler sağlıklı bir şekilde sağlanmış, hem de gerekli bilgi akışı sağlanmış olacaktır. Günümüz işletmelerinin büyüklüğü ve işlemlerinin karmaşıklığı gözönüne alındığında, bu işlevlerin ancak bilgisaryarların kullanımıyla olurlu olabileceği açıkça görülür.

4.3. İstatistik

Endüstri mühendisliği ile ilgili disiplinlerden bir diğeri de istatistiktir. Endüstri mühendislerinin ilgilendikleri olayların davranış göstergesi olan değişkenlerin her zaman aynı şekilde ortaya çıkması beklenemez. Buna örnek olarak bir parçanın farklı kişiler ve/ya farklı zamanlardaki yapım süreleri, yapımı gerçekleştirilen parçaların ve ürünlerin çeşitli ölçüleri, satın alınan parçaların nitelik ve nicelikleri gösterilebilir. Sözkonusu özelliklerin değişik değerleri almasına rağmen, endüstri mühendisleri bunlara ilişkin problemlere çözüm aramak veya karar vericiye bu konularda yardım etmek durumundadırlar. Endüstri mühendisleri bu tür problemlerin çözümünde istatistik ve olasılıktan önemli derecede yararlanmaktadırlar.
Endüstri mühendislerinin istatistikten değişik bir şekilde yararlanması ise kestirim yöntemlerinde olmaktadır. Özellikle sistem tasarımında talep kestirimi çok önemlidir. Tasarlanacak sistemin üreteceği mal ve/ya hizmetin en uygun hangi hacimde olacağının belirlenmesi, ancak sağlıklı bir biçimde yapılmış talep çözümlemesi ve bunun sonucunda elde edilecek kestirimlerle mümkün olabilir. Bu nedenle sistemin tasarımını gerçekleştirmekle yükümlü olan endüstri mühendislerinin istatistikten yararlanmaları kaçınılmazdır.
İstatistik tekniklerinin endüstri mühendisliğindeki bir başka uygulama alanı da kalite kontrolu olmaktadır. Özellikle çok sayıda birimden oluşan kütlelerin test edilmesinde, bütün birimlerin tek tek kontrol edilmesi hem fazla masraf hem de uzun süre deney yapılmasının gerektirir. Söz konusu kütleden uygun bir şekilde alınacak örneklerin test edilmesi ve gereken istatistik çözümlemelerin yapılmasıyla daha az masrafla ve daha kısa sürede sonuca varmak mümkündür. Benzer durum tahrip edici testler gerektiren kalite kontrol da söz konusudur.

4.4. Yöneylem Araştırması

Ortaya çıkışıyla endüstri mühendisliğinin gelişimine çok önemli katkılar sağlayan bilim dalı Yöneylem Araştırması’dır.
Yöneylem araştırması şimdiye kadar çeşitli şekilllerde tanımlanmıştır. Bununla birlikte, en kapsamlısı olarak İngiltere Yöneylem Araştırması Derneğinin yapmış olduğu tanımın en fazla kabul gördüğü gerçektir.
Bu tanıma göre , yöneylem araştırması insan, makina, para ve malzemeden oluşan endüstriyel, ticari, resmi ve askeri sistemlerin yönetiminde karşılaşılan problemlere modern bilimin saldırısıdır. Belirgin yaklaşımı sistemin şans ve risk ölçüsünüde içeren ve alternatif karar, strateji ve kontrollerin sonuçlarını tahmin ve karşılaştırmaya yarayan bilimsel bir modelini geliştirmektir. Amacı yönetimin politika ve eylemlerini bilimsel olarak saptanmasına yardımcı olmaktır.
Tarih boyunca yöneylem araştırması yaklaşımının çeşitli şekillerde ve başarılı olarak uygulandığı bilinmektedir. Ancak bir bilim dalı olarak şekillenmesi II. Dünya Savaşına rastlamaktadır. Bu açıdan bakıldığında ilk başarılı uygulamalar II. Dünya Savaşı sırasında İngiltere ve daha sonra A.B.D. tarafından savaş yönetimine ilişkin problemlerde gerçekleştirilmiştir. Savaşı izleyen yıllarda ise, yöneylem araştırması yaklaşım ve tekniklerinin endüstri ve ticarete uygulamaları başlamıştır. Giderek, değişik bilim dallarından çok sayıda bilim adamı çeşitli işlemsel problemlere dikkatlerini yoğunlaştırmışlardır. Bunun sonucunda, endüstri mühendisleriyle diğer bilim disiplinlere mensupları arasında önemli sayıda ortak çalışmalar başlamıştır. Problem çözümüne yeni fikirlerin ve yeni yaklaşımların getirilmesi endüstri mühendisliği eğitim ve uygulamasına çok önemli katkılar sağlamıştır. Böylece birçok üniversitedeki endüstri mühendisliği bölümlerinde yöneylem araştırması dersleri verilmeye başlanmıştır.
Endüstri mühendisliği ve yöneylem araştırması tanımları incelendiğinde aralarında önemli benzerlikler bulunduğu ve birçok problemle ortaklaşa ilgilendikleri görülebilir. Aralarında en önemli fark, yöneylem araştırmasında disiplinler arası ekip yaklaşımının kaçınılmaz olduğu ve üst düzeyde matematiksel modellere yer verilmesidir. Ancak, endüstri mühendisliğinin yeni boyutlar edinerek sistem mühendisliğine geçişinde disiplinler arası ekibe daha fazla yer verilmeye başlandığı da gözden uzak tutulmamalıdır. Özet olarak endüstri mühendisliğinin insan, makina, malzeme ve paradan oluşan bütünleşik sistemlerin tasarım ve işletiminde karşılaşılan problemlere çözüm ararken yöneylem araştırmasından önemli derecede yararlandığı bir gerçektir.

4.5. Yönetim Bilimi

1960′lı yıllarda yöneylem araştırmasıyla yakın bağlantılı olarak ortaya çıkmıştır. Kullandığı teknikler yöneylem araştırmasınınkilerle aynıdır. Aralarındaki farklar yönetim bilimcilerin temel eğitimiyle bu disiplinin uygulama alanındadır.Yönetim bilimi çoğunlukla yöneylem araştırması tekniklerinin iş idaresinde veya endüstriyel yönetimde niceliksel olarak uygulanmasıdır.Bunun yanısıra, yöneylem araştırması daha karmaşık problemlerin çözümüyle ilgilenmektedir. Ancak, çoğu konularla ilgilenen yöneylem araştırması ve yönetim bilimi disiplinlerine mensup kişilerin aynı kişiler olduğuda unutulmamalıdır.

4.6. Ergonomi

Bilimdeki gelişmeleri insanların yaşamlarını daha kolay ve daha rahat yapmakla yükümlü olan mühendislik dallarından insana en fazla yakın olanı endüstri mühendisliğidir. Endüstri mühendisleri öncelikle üretim sistemlerinin tasarımı sırasında, o tesisteki çalışacak kişilerin çalışma ortamının ve kullanacakları alet ve donatının fiziksel ve davranışsal açılardan uygun olması için tüm faktörleri değerlendirmek zorundadır. Böylece hem sarf edilecek emeğin karşılığı olarak daha fazla verim elde edilebilecek, hem de o ortamda çalışacak kişilerin yıpranmaları koşulların elverdiğince en alt düzeye indirgenmiş olacaktır.
Endüstri mühendisleri yukarıdaki paragrafta sözü edilen işlevlerin gerçekleştirilmesinde ergonomi adı verilen disiplinden önemli boyutlarda yararlanmaktadır.İşbilim olarak ta isimlendirilen bu bilim dalı çalışma ortamının çalışanlara uyarlanması konusuyla ilgilenmektedir. Son zamanlarda ise insanlar tarafından kullanılan veya yararlanılan her türlü araç, gereç ve eşyanın da rahatça kullanılması veya teknik bir deyişle ergonomik olması konusunda yoğun çalışmalar yapılmaktadır.

5. Endüstri Mühendisliğinin İşletme Organizasyonundaki Yeri
Birçok işletmede Endüstri Mühendisliği bölümleri kurulmuş ve Endüstri Mühendisleri tüm sektörlerde çalışma imkanı bulmuşlardır. 1984 yılında ‘ Türkiye Endüstrisinde Endüstri Mühendisliği nin durumu konulu bir araştırma yazısı yayınlanmıştır. Araştırma genellikle İstanbul ve çevresinde bulunan 160 endüstriyel işletme üzerinde yapılmıştır. Söz konusu işletmelerin 38inde Endüstri Mühendisliği bölümü olduğu buna karşılık çalışan 2568 mühendisten sadece 154 ünün endüstri ve sanayi mühendisi olduğu belirlenmiştir. Sanayi mühendisleri 1983 öncesi İTÜ mezunu olanlardır. Özellikle tekstil ve giyim elektronik, otomotiv ve demir çelik (metal) sektörlerindeki işletmelerde Endüstri Mühendisliği bölümleri bulunmakta ve daha çok sayıda Endüstri Mühendisi çalışmaktadır. Araştırma yazısına göre Endüstri Mühendisleri üretim planlama ve kontrol ile verimlilik artırımı konularında daha yoğun olarak çalışmaktadır. Ayrıca Endüstri Mühendisleri daha ziyade mühendis (%47), şef (%30), ve müdür (%11) ünvanları ile istihdam edilmişlerdir. Söz konusu işletmelerde Endüstri Mühendisleri en fazla üretim planlama (%29) ve endüstri/ sanayi mühendisliği (%21) bölümlerinde çalışmaktadırlar.
Yapılan bu araştırmaya baktığımızda işletmelerimizde önemli oranda Endüstri Mühendisliği bölümü olduğu halde yetersiz miktarda Endüstri Mühendisi (%6) çalıştığını görmekteyiz dolayısıyla Endüstri Mühendisliği fonksiyonlarının büyük bir kısmının diğer mühendislik ve mesleklerden gelen kişilerce yürütüldüğü ortaya çıkmaktadır. Endüstri Mühendisliği esas ve tekniklerine sahip Endüstri Mühendislerinin söz konusu fonksiyonlarda çok daha başarılı olacağı şüphesizdir. Ayrıca günümüzde Endüstri Mühendislerinin en çok aranan mesleklerden biri olması da bunu göstermektedir. Ayrıca Endüstri Mühendislerinde ve Endüstri Mühendisliği fonksiyonlarından en iyi şekilde yararlanılmak isteniyorsa işletmelerde Endüstri Mühendisliği bölümleri kurulmalıdır.
Türk işletmelerinin organizasyon yapılarına bakıldığında Endüstri Mühendislerinin yukarıda sözü edilen araştırma bulgularına benzer şekilde daha ziyade planlama bölümlerinde çalıştıkları görülmektedir. Büyük işletmelerde Endüstri Mühendisliği bölümleri şeflik veya müdürlük düzeyinde kurulmuştur. Şekil 1.1 de bir lastik fabrikası şekil 1.2 de ise tekstil işletmesi organizasyonunda Endüstri Mühendisliği bölümlerinin yerleri görülmektedir.

1.1 Bir lastik fabrikası Organizasyonunda Endüstri Mühendisliği Bölümünün Yeri

1.2 Bir Tekstil İşletmesi Organizasyonunda Endüstri Mühendisliği Bölümünün Yeri

Ayrıca bir Gemi İnşa Tersanesinde Endüstri Mühendisliği şeflik halinde planlama baş mühendisliğine bir takım imalat fabrikasında Endüstri Mühendisliği şeflik olarak teknik müdürlüğe ve bir Elektrikli Ev Eşyasında müdürlük olarak fabrika müdürlüğüne bağlıdır. Büyük Malzeme Organizasyon ve Sistem Otomasyon müdürlükler ile birlikte ve müdürlük olarak genel müdürlük yardımcılığına bağlıdır bu kuruluşun çok sayıda fabrikası olduğunu ve Endüstri Mühendisliği bölümünün genel merkez binasında bulunduğunu belirtmekte yarar vardır. Bir giyim eşyası işletmesinde planlama şefliği olarak bulunmaktadır ve bu şeflik Zaman Etüdü, İşçi Verimleri Tayini, Stok Kontrol ve Üretim Kontrol alt fonksiyon birimlerine ayrılmıştır.Diğer bir lastik fabrikasında Planlama ve Malzeme Hareket kısmına bağlı olarak Zaman Metod ve Planlama Bürosu Şeklinde kurulmuştur .
Küçük işletmelerde Endüstri Mühendisliği Bölümleri bulunmamakta , buralarda çalışan Endüstri Mühendisleri yoğun olarak Konstrüksiyon ve imalatın kontrolu gibi konularla ilgilenmekte ve üretim planlama ,malzeme yönetimi gibi Endüstri Mühendisliği faaaliyetleride yapmaktadır.Orta büyüklükteki işletmelerde Endüstri Mühendisleri Endüstri mühendisliği Bölümlerinin yanı sıra planlama satın alma malzeme imalat kalite kontrol ve kısmen pazarlama ile bilgi işlem bölümlerinde çalışmaktadır. Endüstri Mühendisliği faaliyetlerinin yoğunluğuna bağlı olarak, büyük ve özellikle tekstil ve otomotiv işletmelerinde Endüstri Mühendisliği bölümleri bulunmaktadır. Çok fabrikalı kuruluşlarda ise merkezi bir Endüstri Mühendisliği bölümü kurulmuştur. Örneğin bir elektrolitik tel işletmesinde Genel Müdür Yardımcısına bağlı olarak Endüstri Mühendisliği bölümü bulunmaktadır.
6.Endüstri Mühendisliğinin İlgi Alanları

Mühendislik, genelde problem tanımlama, gerekli çözümler yapma, çözüm seçenekleri türetme, karar verme ve çözümden oluşan bir süreçtir.Endüstri mühendisleri bu tanım doğrultusunda tasarımlar yapar. Söz konusu tasarımlar endüstri mühendislerince “Üretim Sistemleri Tasarımı” ve “Üretim Sistemleri Kontrolu” şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Mal ve/ya hizmet üreten bir örgütün aşağıdaki fonksiyonları endüstri mühendisince tasarlanmaktadır.
• Üretim(veya servis) sürecinin kendisi
• Malzemeler
• Makina ve Donatılar
• İşçilerin çalışma yöntemleri
• Kolaylıkların yerleştirilmesi ve malzeme akışının belirlenmesi
• Malzeme taşıma donatı ve yöntemleri
• Çalışma yeri tasarımı
• Hammadde ve ürün depolarının büyüklüklerinin ve yerlerinin belirlenmesi
• Yönetim raporları için veri kayıt yöntemleri
• Bakım yöntemleri
• İş emniyet yöntemleri

Yukarıda sıralanan ve kuruluş öncesi veya yeniden yapılanma sırasında tasarlanması gereken elemanların yanı sıra işletim sırasında yönetim fonksiyonlarının sağlıklı, tutarlı ve uygulanabilir şekilde gerçekleştirilmesini sağlamak amacıyla da aşağıda sıralanan elemanların tasarlanması gerekmektedir.

• Yönetim planlama sistemi
• Kestirim yöntemleri
• Bütçeleme ve ekonomik çözümleme
• Maaş ve ücret belirleme sistemleri
• Prim belirleme planları ve işgörenlerle ilişkiler sistemi
• İşgörenlerin işe alınması, eğitimi ve örgüt içinde yer değiştirmelerin belirlenmesi, başka bir deyişle işgücü planlama sisteminin kurulması
• Üretim planlaması ve üretim programlarının hazırlanması ve izlenmesi
• Malzeme gereksinim planlaması
• Stok kontrol yöntemleri
• Üretim çizelgeleme
• Görevlendirme
• Gelişme ve durum raporlaması
• Düzeltici hareket yöntemleri
• Bilgi sistemleri
• Kalite kontrol sistemi
• Maliyet kontrol sistemi
• Kaynak tahsisi
• Örgüt tasarımı

7. Endüstri Mühendislerinin Görevleri
Endüstri Mühendislerinin temel görevinin üretim ve yönetim faaliyetlerinde verimliliği artırmak olduğunu daha önce belirtmiştik. Bu kısımda ise özellikle endüstriyel işletme düzeyindeki görevlerinden daha detaylı olarak bahsedeceğiz.
A- İmalat bölümleri ile ilgili Görevleri:
1) İnsan, malzeme, makina ve techizatın en verimli düzeyde entegre olup çalışması için gerekli İŞ YERİ DÜZENLEME (Yerleştirme – Plant Layout) planları yapar.
2) İş istasyonlarında İŞ ETÜDÜ çalışması yaparak en verimli ve insan açısından kolay iş yöntemlerini geliştirir ve geliştirilen yöntemlerin zaman standardını hesaplar.
3) Çalışma yerini insanın doğal yeteneklerine ve fizyolojik özelliklerine uygun olark düzenlemek amacıyla İŞ BİLİMSEL çalışmalar yapar.
4) Çalışanların İşçi – Makina sistemlerinin iş kapasitelerini ve VERİMİNİ ölçer, değerlendirir.
5) İş yerinde iş kazalarının önlenmesi amacıyla gerekli İŞ GÜVENLİĞİ önlemlerini alır. İş koşullarını düzenler ve geliştirir.
6) İş istasyonları arasında malzemelerin taşınması için en etkin ve ekonomik MALZEME TAŞIMA SİSTEMİNİ geliştirir.
B- Üretim Planlama ve Kontrol ile ilgili görevleri:
1) Satış tahminleri ve bağlantıların göre uzun ve orta vadeli ÜRETİMİN PLANLANMASI ve TECHİZAT PLANLAMASINI yapar.
2) Bu plan ve programların gerçekleşmesi için gerekli MAKİNA, İŞ GÜCÜ, MALZEME ve TECHİZAT PLANLAMASINI yapar.
3) Mamullerin müşterilere ve pazar yerlerine zamanında ulaşması ve üretimin plan ve programa uygun olarak gerçekleştirilmesi için gerekli ÜRETİM KONTROL sistemini kurar.
4) Sürekli ve ekonomik bir üretim yapılabilmesi için İMALAT ve MONTAJ HATLARINI dengeler. Bu hatlardaki üretim akışlarını düzenler.
C- Yatırımlar ve Satın Alma ile ilgili Görevleri:
1) İşletme için gerekli TEZGAH ve TESİS SEÇİMİ çalışmalarına katılır. Seçimle ilgili teknolojik, fiyat, teslim zamanı vb. koşulların saptanmasındaki grup çalışmalarına katılır. En uygun seçimi yapmak için MÜHENDİSLİK EKONOMİSİ çalışmaları yapar.
2) Yeni yatırımları ile ilgili faaliyetlerine katılır. YATIRIM ANALİZİ çalışmaları yapar. Yeni yatırımın KURULUŞ YERİ SEÇİMİ çalışmalarına yardımcı olur. FİZİBİLİTE RAPORLARI hazırlar.
3) Üretimi aksatmayacak ve envantere yatırılacak parayı en ekonomik şekilde kullanmak amacıyla ENVANTER PLANLAMA çalışmaları yapar. Böylece hangi malzemeden, ne zaman, ne kadar, nereden ve ne şartlarda alınacağına karar verir.
4) İşletmedeki malzemeleri sınıflandırır, kodlar, kontrol altında tutmak, bitmeden siparişini vermek amacıyla gerekli STOK KONTROL sistemini kurar.
5) Malzemelerin depolanması ve korunması için en etkin ve ekonomik AMBARLAMA sistemlerini geliştirir.
D- Kalite Kontrol ve Bakım Onarım ile ilgili Görevleri:
1) Mamül kalitesinin korunması ve geliştirilmesi için gerekli KALİTE KONTROL sistemini kurar.
2) İşletmeye gelen malzemelerin muayenesinde hem alıcının, hem satıcının riskini dengede tutacak MALZEME KABUL MUAYENESİ standartlarını geliştirir.
3) Gerek çalışanların motivasyonu ve gerekse mamül kalitesinin yükseltilmesi amacıyla KALİTE KONTROL ÇEMBERLERİ faaliyetlerini organize eder, grup çalışmalarına katılır.
4) Makina, tesis ve techizatın bakımı ve onarımı için BAKIM PLANLAMASI çalışmaları yapar.
E- Satış ve Pazarlamayla ilgili Görevleri:
1) Gelecek dönemlere ait satış miktarlarını tahmin etmek amacıyla bilimsel SATIŞ TAHMİNLERİNİ hazırlar.
2) Mamullerin KARLILIK ANALİZLERİNİ yapar. Bir mamülden ne kadar üretilirse en çok kazanç sağlayacağını ve hangi miktarda kara geçileceğini belirler.
3) İhalelerde kendi işletmesinin kullanacağı STRATEJİLERİ BELİRLEME çalışmalarına katılır .
4) Mamullerin istenen miktatlarda, sürekli ve en ekonomik şekilde pazar yerlerine ulaşması için MAMUL DAĞITIM PLANLAMASINA yardımcı olur.
5) Mamullerin satış sonrası bakımı için SERVİS İSTASYONLARI PLANLAMASI yapar.Sevislerin kurulma yeri ve olanaklarını belirler.
F- Araştırma ve Geliştirme ile ilgili görevleri :
1) İşletme kaynaklarının farklı araştırma projelerine paylaştırılması amacıyla ARAŞTIRMA PLANLAMASI çalışmalarına katılır.
2) Yeni mamullerin GÜVENLİK HESAPLARINA ve PAZARLAMA ARAŞTIRMALARINA yardımcı olur.
3) Yeni mamullerin üretim masraflarını düşürmek amacıyla yapılacak DEĞER ANALİZİ çalışmalarına yardımcı olur.
4) Yeni mamullerde kullanılacak parçaların STANDARTİZASYONU çalışmalarına katılır
G- Personel Yönetimi ile ilgili görevleri:
1) Çalışanların iş yerlerinde maharet sorumluluk çaba ve iş koşullarına uygun olarak ücret almalarını sağlamak amacıyla İŞ DEĞERLEME çalışmalarında görev alır.
2) Çalışanların çalışma performansını, kıdemlerini ve yaptıkları işin değerini dikkate alan adil ve dengeli ÜCRET SİSTEMİ KURMA çalışmalarına katılır.
3) Fazla üretimi ve yüksek kaliteyi teşvik amacıyla TEŞVİKLİ ÜCRET SİSTEMİ kurulması ve uygulanmasına yardımcı olur.
4) ELEMAN SEÇİMİ ve İŞ EĞİTİMİ çalışmalarına yardımcı olur.
H- Diğer Görevleri:
1) İşletmenin tümünde veya bir kısmındaki haberleşmeyi en etkin ve ekonomik şekilde sağlayacak YÖNETİM BİLİŞİM SİSTEMİNİ kurar bu sistemi bilgisayar yardımıyla daha hızlı ve güvenli çalşacak hale getirir. Böylece bilginin toplanması, depolanması, gerektiği zaman hızla erişilmesi mümkün olur.
2) İşletmede emir-kumanda zincirini, yetki ve sorumlulukları belirlemek, iş tanımlarnı hazırlamak amacıyla ORGANİZASYON PLANLAMA çalışmalarına katılır.
3) Ele alınan projelerin zamanında ve etkin şekilde yapılması için PROJE PLANLAMA çalışmalarını yapar.
4) İşletmenin FİNANSAL PLANLAMA ve BÜTÇELEME çalışmalarına yardımcı olur.
5) Mamullerin MALİYETLERİNİN BELİRLENMESİ ve KONTROLU çalışmalarına yardımcı olur.
6) BİLGİ İŞLEM çalışmalarına yardımcı olu

Afyon Jeotermal Merkezi Isıtma Sistemi, Ekonomisi Ve Hava Kirliliğini Önlemedeki Katkısı

Geotermal Heating System of Afyon, Turkey; Its Economy and Role in Reducing the Air Pollution
Anahtar Sözcükler: Afyon, Hava Kirliliği, Jeotermal Enerji, Isıtma Sistemi.
Alp-Himalaya tektonik kuşağı üzerinde bulunan ülkemiz, zengin jeotermal kaynaklara sahip ülkelerden birisidir. Doğal, temiz, ucuz, emniyetli ve yenilenebilir bir enerji kaynağı olan jeotermal enerji, gelecekte de alternatif bir enerji kaynağı olacaktır. Hava kirliliği yüksek iller arasında yer .alan Afyon, aynı zamanda önemli bir jeotermal potansiyele sahiptir. Bu potansiyeli değerlendirmek üzere, 1994 tarihinde kurulan ve 1996 yılında işletmeye alınan Afyon Jeotermal Enerji Isıtma Sistemi’nin kurulu kapasitesi 10.000 konut olup, halen 3.970 konut başarılı bir şekilde ısıtılmaktadır. Afyon’da her 100 m2 net alanın ısıtılması için gerekli olan ısı ihtiyacı 8.484 kCal/saat olup, jeotermal enerji ile ısıtılan 3.970 konut ve eşdeğeri 426.099 m2 konut alanı için harcanan enerji 30.727.700 kCal/saat’tir. Bu enerji, saatte yaklaşık 7 ton Tunçbilek kömürünün yakılması ile elde edilen ısı enerjisine eşdeğer bir enerji olup, bir yıl içinde tasarruf edilen kömür miktarı (Tunçbilek kömürü) yaklaşık 30.000 ton’dur. Jeotermal enerji yerine Tunçbilek kömürü yakılarak bu konutlar ısıtılmış olması halinde, her yıl atmosfere yaklaşık 743 ton SOX ve 4.950 ton partikül madde karışmış olacaktı. Afyon örneğinden elde edilen bu sonuçlar, jeotermal ısınma ile binlerce ton SOX ve partikül madde emisyonunun önlendiğini ve jeotermal enerjinin sadece ucuz bir alternatif enerji kaynağı olmayıp, aynı zamanda çevre dostu bir enerji olduğunu da göstermektedir. Devamını oku …

Quality Improvement And Cost Reduction

Sporadic And Chronic Quality Problem

Of the trilogy of quality processes the process of quality improvement plays a dominant role in reducing costs.
The costs associated with poor quality are due to both sporadic and chronic quality problems (see figure 1.1). A sporadic problem is sudden, adverse change in the status quo, which requires remedy through restoring the status quo. A chronic problem is a long – standing adverse situation, which requires remedy through changing the status quo.
“Continuous Improvement” (called Kaizen by the Japanese) has acquired a broad meaning, enduring effort to act upon chronic and sporadic problems and to make refinements to processes. For chronic problems, it means achieving better and better levels of performance each year; for sporadic problems, it means taking corrective action on periodic problems; for process refinements, it means taking such action as reducing variation around a target value.
Sporadic departure from historical level Historic level The difference between The historic level and the improved Level is a chronic disease, which can Economically be eliminated Loss due to defects improved level Time Figure 1.1 Sporadic and Chronic quality problems.
The distinction between chronic and sporadic problems is important for two reasons:
1 The approach to solving sporadic problems differs from that to solving chronic problems. The control process defined and developed in chapter 5 attacks sporadic problems. Chronic problems use the improvement process discussed in this chapter.
2 Sporadic problems are dramatic and must receive immediate attention. Chronic problems are not dramatic because they occur for a long time. Are often difficult to solve, and are accepted as inevitable. The danger is that the fire fighting on sporadic problems may take continuing priority over efforts to achieve the larger savings that are possible, on chronic problems.

Addressing chronic quality problems achieves a breakthrough to an improved level of quality. This is best achieved by the “project by project” approach. Devamını oku …

İş Etüdü Teknikleri ve Birbirleriyle İlişkileri

Tanımı; En genel tanımıyla “İş Etüdü, insan çalışmasını, bütün ilişkileri ile birlikte inceleyen ve bu durumu etkileyen tüm etmenleri gelişme olanağı yaratabilme amacıyla araştırmaya yönelen bir tekniktir.” şeklinde tanımlanabilir. Tarihçesi; İlk iş etüdü çalışmaları, bir hayli eskiye dayanmaktadır. Bu çalışmalar endüstrileşme ile başlamış endüstrileşmeye paralel olarak hız kazanmıştır. Hatta son zamanlarda bilimsel bir teknik olarak endüstrileşmeyi hızlandıran, ona destek olan bir düzeye kavuşmuştur.İngiliz Robert Owen (1771-1858), is etüdü çalışmalarının ilk öncülerinden sayılabilir. Çeşitli sanat kollarında çırak olarak başlayıp daha sonra atölye başmühendisliğine kadar yükselen Amerikalı Frederick W. Taylor (1856-1916) da bu konuda daha önce yapılan çalışmaları bilimselliği kovuşturmanın adımlarını atmıştır. Verimlilikle İlişkisi; İş etüdü, belirli kaynaklardan ek yatırım yapmaksızın elde edilen üretimi artırmak için kullanıldığından özellikle verimlilikle ilgilidir. Verimlilik kısmen, “gerçekte alınan değerin teorik olarak alınması gereken değere oranı” şeklinde tanımlanabilir.Diğer bir yanımı ise “göz önüne alınan sistemin çıktısı ile girdisi arasındaki orantı” şeklinde yapışabilir.
İnsan-Makine ve diğer üretim etmenlerinden oluşan bir sistem ele alındığında, bir iş etüdü çalışmasında ana amaçlar;
a- Kullanılan üretim kaynaklarından daha iyi yararlanma
b- Üretkenlik ve verimliliğin artırılması
c- Maliyetlerin düşürülmesi
d- Sosyal yararın daha iyileştirilmesi
Şeklinde belirtmektedir.

İş Etüdü Teknikleri ve Birbirleriyle İlişkileri; İş etüdü kavramı temelde iki önemli kavramı içerir.Bunlar, metot etüdü ve iş ölçümüdür. Zira bir işin etüdü sözkonusu edilince ilk akla gelen iki temel soru;
1. Bu iş hangi metot gereğince yapılmaktadır? Devamını oku …

Küreselleşme, Ulus Devlet Ve Etik Rönesans

ÖZET: Bir kavram olarak küreselleşme; zamanın ölümü ve mesafenin kısalmasını ifade eden süreci kavramsallaştırmak üzere geliştirilmiştir. Bu süreç bir taraftan, toplumlar, kültürler, uluslar ve kıtalar arasında tesviyeyi içerirken, diğer yandan da ulusal yapılanmaların çözülmelerini ima etmektedir. Küreselleşme deregüle edici olmakla birlikte, küreselleşmenin araçları olarak sayılan araçların dünya ölçeğinde bir entegrasyon potansiyelini taşıdıkları da bir gerçektir. Bu bakımdan küresellik bir alaca karanlığı andırmaktadır. Küreselleşme sürecinin yeni bir Aydınlanmanın kapısını aralayabilmesi ise etik bir rönesansa bağlıdır.
Anahtar kelimeler: Küresellik, Küreselleşme, Ulus Devlet Deregülasyon, Etik Rönesans,
ABSTRACT
Globalization is a concept which is developed to tell the fact that the time is shortened and the distances between territories is wiped out. This process contains the relativization of societies, cultures, nations and continents on the one hand, and de construction of national formations on the other hand. Altough, by nature, globalization involves deregulation, the means of globalization are also paving the way for global integration. İt is for that reason that globalization can be considered as a twilight zone. For globalization process to open the door for a new enligtenment depends on whether an ethic Renaissance is created or not. Devamını oku …

Pazar / Satış Planlaması

Neden Pastane?
Pasta , toplumumuzda her kesimde tüketilen ve bazı toplumsal değerlerle bütünleşmiş bir üründür. Mesela ; doğum günü kutlamaları , yıldönümleri , ev ve kişi ziyaretlerinde vazgeçilmez bir tüketim alanı oluşturmaktadır. Pastanın yerini bu gibi durumlarda alabilecek bir ürün henüz yoktur.

Pazarın Genel Durumu
Özellikle gıda sektörü insanlar için vazgeçilmez ihtiyaç ve alışkanlıklar yaratan bir sektördür. Bu nedenle pasta, her türlü nüfus bileşimine hitap ettiği gibi bizim hedef kitlemizi daha çok gençler oluşturmaktadır. Bunun nedeni, pasta tüketiminin belirli yaş sınırlarında daha çok olmasıdır. Bu yaş sınırının üzerindeki insanlarda şekerli gıda tüketim ihtiyacı daha az olmakta fakat gelişme çağındaki bir çocukta daha fazla olmaktadır.

Diğer sektörlerde olduğu gibi pastacılık sektöründe, tesis tasarımı aşamasında pazar ve talep araştırması yapmak gereklidir. Özellikle büyük yatırımlarla gelişmiş bir pastane açılacaksa sektörle ilgili şu konularda geniş çaplı analizler yapılması gereklidir;
 Her ürünün tanımı , özellikleri , kullanış yerleri ve şekilleri
 Çeşitli pazarlarda her ürünün payı her ürünün satış sığası
 Her ürünün karlılığı
 Her ürünün alıcı grubu ve özellikleri Devamını oku …

Tesis Planlaması Proje Formu

1) Projenin adı / konusu : Tesis Yerleşimi Düzenlemesi

2) Uygulama yeri: FORD OTOSAN İNÖNÜ FABRİKASI

3) Konunun seçilme nedenleri :
a) Üretimin düzenli olması
b) Üretim sisteminin incelenmesi sonucunda büyük bir taşıma problemi ile karşılaşılması
c) Problemin ortadan kaldırılması için yönetimin iyileştirmelere karşı duyarlı olması

4) Cevap aranan sorular :
a) Daha iyi bir tesis yerleşimi yapılabilir mi?
b) Taşıma maliyetleri azaltılabilir mi?
c) Hatalı ürünlerin erken tespiti yapılabilir mi?
d) Operasyon sıralarına göre mevcut yerleşimin olurluluğunun tartışılması. Devamını oku …

Sap Ulaştırma Yönetim Çözüm

Sap ulaştırma yönetim çözümü
(sap transportatıon management solution)

Genişletilmiş SAP tedarik zinciri yönetimi, mySAP.com’un anahtar parçasıdır. Herhangi bir büyüklükteki şirketin işlerinde işbirliğiyle tedarik zinciri planlama ve icra faaliyetlerini birleştirebilmesini sağlar. MySAP.com iş senaryoları; genişletilmiş tedarik zinciri üzerinden tedarik zinciri yönetimi için talep ve kaynak planlaması, dağıtım ve üretim planlaması, üretim programlama, malzeme ve stok yönetimi, üretim kontrol ve bakım, ulaştırma yönetimi ve depo yönetimini içeren tüm ana fonksiyonel alanları kapsar. SAP tedarik zinciri yönetimi SAP R/3, SAP Advanced Planner and Optimizer (APO) ve SAP Logistics Execution System (LES) ‘in bileşimidir ve pazar içinde internet tabanlı fonksiyonlar için açık ve esnektir. Bu çözüm, tüm genişletilmiş tedarik zincirinden, otomatikleştirilmiş ve optimize edilmiş bilişim altyapısına gelen verilerin ve tutanakların entegrasyonu için çok geniş araçlar sunar. SAP çözümü şirketlere bilişim kanallarını birleştirme, genişletilmiş tedarik ve teslimat ağlarında başından sonuna kadar envanterin azaltılması, duyarlılığın geliştirilmesi, doğruluğun sağlanması, ticaret ortaklarına ve müşterilerine tam zamanında teslimatın yapılması olanağı sağlar. MySAP.com içindeki SAP TMS yeni ulaştırma planlama ve icra fonksiyonlarını entegre eder ve tedarik zinciri planlama ve icra sistemindeki mevcut fonksiyonları arttırır. SAP TMS iki mySAP.com bileşeninden meydana gelmiştir, bunlar planlama ve optimizasyon için SAP APO, icra için SAP LES’ dir. Stratejik, taktiksel ve etkin planlama işleri, yüksek seviyede uzmanlaşmış veri nesneleri ve ileri optimizasyon algoritmaları ve kompleks tedarik zinciri operasyonlarını betimlemek için modelleri içeren bir kütüphaneden oluşan SAP APO tarafından yürütülür. Çeşitli olanaklı, optimize edilmiş ve uygulanabilir planlar ve programlar oluşturmak için dizayn edilmiştir. Entegre edilmiş SAP APO modulleri tarafından sağlanan tüm planlama yelpazesi kısıt tabanlı planlama ve optimizasyon felsefesi kullanımıyla ki bu TMS için sadece fonksiyonellik değil aynı zamanda aşağıdaki özellikleri de sunar. Devamını oku …

Yeni Küreselleşen Ve Gelişmekte Olan Ülkeler

Asya mali krizi hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde pek çok kişinin, küreselleşen bir ekonomide kalkınmayı teşvik etmenin gerçekliklerini anlamasını sağladı. İletişim ve yeterlikte devasa kazançlar sağlayan, zenginlik ve üretimde müthiş kaymalar meydana getiren teknolojik değişim, serbest ticaret ve yatırım kasırgasının oluşturduğu küreselleşme güçleriyle nasıl başa çıkılacağı konusu artık, politika yapıcılarının ve halkın temel kaygısını oluşturuyor. Dünya ekonomisinde açılma pek çok ekonomik yarar getirebilir. Ülke içinde karşılaştırılabilir bir maliyetle edinilmesi mümkün olmayan yatırım mallarının ve ara mallarının ithali, daha gelişmiş ülkelerden fikir ve teknoloji transferi ve yabancı tasarruflara ulaşabilme olanağı, pek çok yoksul ülkenin hızlı büyümenin önündeki geleneksel engelleri aşmasına yardım edebilir. Uluslararası ekonomik entegrasyon programcılarının iddiaları genellikle ya aşırı abartılıdır ya da yanlış savaş sonrası dönemde ticaret ve sermaye akışının önündeki engellerin azaltılmasına öncelik veren ülkeler değil, büyümeyi başlatmak için bir yerel yatırım stratejisi oluşturabilmiş ve olumsuz dış şoklarla başa çıkabilmelerini sağlayacak uygun kurumları geliştirmiş ülkeler başarılı oldular. Devamını oku …

İklim Bilgisi

İklim:ısınma,soğuma,yağış,rüzgar,sis ve don gibi birçok atmosfer olaylarının gözlemlerlerle
elde edilen ortalama değerlerine iklim denir.
Hava durumu:Bir yerde belirli br kısa süre içinde atmosfer olaylarının gösterdiği durumdur.
a)İklim elemanları
1-Sıcaklık,basınç ve rüzgarlar
2-Nemlilik ve yağış
*Sıcaklık:En önemli kaynak Güneştir.Yeryüzünden atmosfere geri dönen enerji ile ısınır.bu nedenle atmosferin alt bölümü daha sıcaktır.
# Sıcaklığın Yeryüzünde Farklı Dağılışının Nedeni#
1-)Güneş ışığının düşme açısı
*ışınların gelme açısı enlemlere göre,
*Işınların geliş açısı günün saatlerine göre,
*Işınların geliş açısı mevsimlere göre,
*Işınların geliş açısı yerşekillerine(eğim ve bakı) göre,
*Işınların yeryüzüne ulaştırdığı sıcaklık atmosferde aldıkları yola göre değişir. Devamını oku …

İdeoloji tezleri

1- her film belirli bir ideolojik iklim içinde oluşturulur; yine belirli bir ideolojik iklim içinde inanlara sunulur. Here film dolaylı bir şekilde ideoloji iletme aracıdır.
2- Bu ideoloji gösteri sineması söz konusu edildiğinde egemen ideolojidir.
3- Sinema bu egemen ideolojinin kalıplarını parçalayacak bir dil, konular, ve izleyici bulabilir.
4- Egemen ideoloji kitle iletişim araçlarıyla, sansürüyle, toplumda manipülasyon yoluyla oluşturduğu gündemlerle film gerçekleşmeden önceki oluşum-üretim sürecinde ve sonrasında anlamlandırma sürecindeki okuma biç,imlerine yaptığı müdahalelerle bir belirleme, etkileme, biçimlendirme olanağında sahiptir.
5- Bunu dışındaki sinema muhalif- bağımsız- alternatif sinema ise her şeyle beraber izleyicisini de oluşturmak zorundadır.
6- Eğer film bir ideoloji üretim aracıysa aynı zamanda politiktir.
7- İdeolojik ve politik bir eserin değerlendirilmesi, gözden geçirilmesi eleştirilmesi işini yapan eleştiri de ideolojik ve politik özellikler gösterir.
8- Modern sanat eleştirisinde önemli bir yere sahip olan göstergebilim yöntemi tek başına yetersizdir eksiktir. Devamını oku …

İç Anadolu Bölgesi Genel Tanıtım

Orta Anadolu adıyla da bilinen ve Doğu Anadolu’dan sonra 2. büyük bölgemiz olan İç Anadolu ‘ nun yüzölçümünün genişliğine oranla nüfusu fazla değildir. Marmara Bölgesi ‘ den iki kat geniş olan bu bölgede Marmara Bölgesi kadar nüfus yaşar .
Anadolu’nun çeşitli bölgeleri arasındaki yollar İç Anadolu’dan geçtiği için bu bölge eski yerleşme alanı olmuş ticaret yolları üzerinde yer alan yörelerde , yerleşme alanları büyüyerek büyük kentler haline dönüşmüştür.
YERŞEKİLLERİ :
Bölge yerşekilleri itibariyle sade bir görünüme sahiptir. Geniş düzlükler daha çok bölgenin ortasında yer alırken dağlar kenarlarda uzanır .
YERŞEKİLLERİN OLUŞUMU :
a) Volkanik dağların oluşumu : 3. Zamanda İç Anadolu ‘ nun bulunduğu yerde eski denizin ( The -Tis denizi ) büyük bir adası vardır .
Alp orojenezi sırasındaki yan basınçla deniz tabanındaki çamurlar kıvrılırken bu ada yan basınçların etkisiyle kırıldı . İşte bu kırıklarda yerkabuğunun ( sial tabakasının ) sima üzerindeki basıncı azalınca sima üzerindeki mağma bu kırıklardan yer yüzüne çıkarak volkan dağlarını oluşturdu . Volkanlardan çnce volkan külleri çıkarak etrafa yayıldı . Küllerin üzerine daha sonra , volkan bacasında soğuyan lavların oluşturduğu taşlar gaz basıncıyla fırlayarak düştü . Bu taşlara VOLKAN BOMBASI denir. Daha sonra da etrafa lav akıntısı yayıldı ; yeterli basınç sağlandıktan sonra volkanlar faaliyetlerini durdurdu. Volkanlar , Orta Toroslara paralel uzanırlar . Kuzeyden güneye doğru Erciyes , Melendiz , Hasan D. , Karacadağ ve Karadağ’dır. Devamını oku …

Türkiye’de Doğal Göller Ve Oluşumları

Göl:Karalar üzerindeki çukur alanların sularla dolması sonucu oluşan su birikintisidir. Türkiye’nin yeryüzü şekillerini çeşitlendiren ve ona daha da .ok güzellik veren varlıklardan biri de göllerdir.Memleketimizde büyüklü küçüklü çok sayıdaki göllerin yüzölçümü 9243 km² yi bulur. Bu göllerden 50’ye yakını 10 km² den daha büyüktür. Sayıları 70’i geçen, kimi zaman geçici gölcükler olarak daha da çok olanların yüzölçümü ise 250 km² ye yaklaşır.Türkiye’nin gölleri çok farklı büyüklükte ve derinliktedir. İçlerinde Van Gölü 3738 km² yüzölçümünde ve 100 m. ye yaklaşan derinlikte olanı bulunduğu gibi, yüksek dağlarda ve karstik bölgelerimizde orta ölçekli haritalarda bile gösterilemeyecek kadar küçük göller de vardır.Ancak, bu pek küçük göller içinde çok derin olanları da bulunmaktadır.Buna karşılık, yüzölçümü çok fazla görünen Tuz Gölü (1642 km²) gibi bazı büyük göllerde derinlik çok yerde 2 m. yi geçmez.Sadece Koçhisar kasabası güneyindeki bölümünde 10 m. ’ye yaklaşır. Bu durumuyla Tuz Gölü yılın uzun süren kurak mevsiminde çok çekilerek küçük bir göl ve yer yer tuzlu bataklıklar halinde kalır, yağışlı mevsimde yayvan çanağına yayılarak büyük bir göl görünüşü alır.Doğal göllerimiz,n bir kısmının ayağı vardır ve bu yol ile fazla suları denize ulaşmak üzere boşaltılır. Bir kısım göllerimizin ise ayağı yoktur ve fazla suları ya yayılmak suretiyle gölün büyümesine yol açar, ya da kenarları yüksek yerlerle çevrili ise göl seviyesinde belirgin kabarmalar olur.Böylece sözgelişi Sapanca Gölünün fazla suları çark suyunun yoluyla Sakarya’ya dökülerek gölün seviyesi normale yakın bulunurken, ayağı olmayan Van Gölünün seviyesi yükselmektedir.Gerçekten Van Gölü’ne oldukça kuvvetli dereler ve Devamını oku …

Göç Tanımı

Kuşların hareket ve davranışları yüzyıllar boyunca insanların ilgisini çekmiş, özellikle mevsimlik hareketleri merak konusu olmuştur. Göç sorunu, insanlar için günümüzde bile ilgi çekiciliğini korumaktadır. Bilim adamlarının büyük bölümü, kuşları göç etmeye iten dürtülerin çift yönlü olduğu konusunda görüş birliğine varmışlardır. Bunlardan birisi, çeşitli dış etkenlere, diğeri ise hormonsal niteliklerine bağlıdır. Tehlikeli bir yolculuğa kalkışma alışkanlığı, kuzey bölgelerin, kışa oranla yazın daha fazla bireyi besleyecek olmasının sonucudur. Sıcaklıklarına ve gün ışığının daha uzun olmasına bağlı olarak ve daha rahat yiyecek bulma amacıyla yaz aylarında kuzeye, kış aylarında ise güney bölgelerine göç ederler. Özellikle böceklerle beslenen kuşların sıcak bölgelerde daha fazla yiyecek bulabilecekleri bir gerçektir. Araştırmacı William Rowan’ın 1920’de yaptığı klasik bir deney, bazı kuşların mevsimlerin değişme döneminde, gün ışığında ortaya çıkan farklılaşmaların etkisinde kaldığını kesin biçimde ortaya koymuştur. W.Rowan, sert Kanada kışı sırasında, söz konusu bölgelerde doğal olarak ilkbaharda görülen ışık artışına benzeyecek gün ışığını yapay yolla artıran kayağantajı (ar-duvaz) rengi hasırotlarını açık bir kafese serdi. Öte yandan deneyin doğruluğundan emin olmak için , yakındaki başka bir kafese , ışık artmasının etkisinde kalmayan aynı türden kuşlar yerleştirdi. Birinci kafestekilerin eşeylik organları, İlkbahar mevsiminde olduğu gibi hızla büyüdü. Devamını oku …