Ortak Ticaret Politikası

Avrupa Birliğinin kurulmasındaki temel prensiplere bağlı kalınarak , öngörülen hedeflere ulaşılabilmesi ve üye ülkelerin mevzuat ve uygulamaları arasında yeknesaklığın sağlanabilmesi amacıyla bazı alanlarda ortak politikalar tespit etmiştir. Bu politikalardan biri ticaret politikasıdır. Ortak Ticaret Politikası , gümrük birliği çerçevesinde giderek gelişen bir şekilde ortak kuralların geçerli olduğu bir birleşik Pazar yaratmak amacıyla bir araya gelen üye ülkelerin dış ticaret politikalarının , Topluluk organlarının münhasır yetkisi dahilinde ortak kurallar ve politikalar haline getirilmesi zorunluluğundan doğmuştur. Ortak Ticaret Politikası, dış ticaretin tüm üyeler için haiz olduğu önemi göz önünde bulundurarak, özellikle üçüncü ülkeler kaynaklı malların iç pazarda serbest dolaşım ilkesinin herhangi bir şekilde bozulmasını veya ortaya çıkabilecek trafik sapmalarının üye ülkeler arasında sorun yaratmasını engelleme amacını gütmektedir. Dış ticaret karşılaşılması muhtemel haksız uygulamaların neden olabileceği rekabeti bozucu etkilere karşı tüm üyeleri koruyucu önlem alınmasını gereği ve arzusu da Ortak Ticaret Politikasını yön veren önemli bir noktayı oluşturmaktadır. bunun dışında üye ülkelerin üçüncü ülke pazarlarında kendi aralarındaki rekabeti bozucu haksız eylem girişimlerinin önlenmesi de Ortak Ticaret Politikasının amaçlarından biridir. Devamını Oku…

Türk-Alman İlişkileri

ALMANYA’NIN DIŞ POLİTİKA EVRELERİ
1949-1957 Arası (Westpolitik; Batı Politikası)
Bu süreçte iktidar olan Adenauer, Almanya’nın Batı politikası ile ülkenin Batıyla entegrasyonunu amaçlamıştır. Bu sırada Almanya iki tür politika geliştirmiştir. Antikomünizm ve Antitotalitarizm. Totalitarizm, Hitler Almanyası’nda yaşanmıştı ve unutulmaz sonuçlar doğurmuştu. Komünizm ise Batı kapitalizmi ve liberalizmi karşısındaydı. Anedauer bu dönemde, muhaliflerinin tersine, Almanya’nın Batı entegrasyonunun Almanya’nın birleşmesini engellemeyeceğini düşünüyor, önceliği Batı ile entegrasyona veriyordu.
1953’ten itibaren Almanya’nın ileri sürdüğü denetimli silahlanma hem Almanya ve diğer Batı Avrupa ülkelerinin Sovyetler’den gelecek tehlikeye karşı kendini savunmasını, hem de bu politikasıyla Almanya’nın dışlanmaktan kurtulmasını sağlayan bir adımdı. Adenauer denetimli silahlanma yolu ile Batı Savunma İttifakı içinde yer alarak Almanya’nın bağlantısızlar içinde yer almasını engellemek istiyordu. Devamını Oku…

Arbitraj Nedir

Girişimciler, serbest piyasa koşulları altında gerçekleştirdikleri tüm faaliyetlerde kar amacı güderler. Bir ekonomik varlığın, aynı anda iki farklı fiyatının ortaya çıkması, kar olanakları yaratarak girişimcileri harekete geçirir. ( ) Menkul kıymetler, kıymetli madenler, para gibi değerlerin iki piyasa arasındaki fiyat farklarından yararlanmak amacıyla fiyatların düşük olduğu yerlerden alınması, fiyatların yüksek olduğu yerlerde satılmasıyla arbitrajcı, bir risk üstlenmeden kar sağlar. Arbitrajcı, bu faaliyetle kendisine kar sağlamanın yanı sıra, piyasalar arasındaki fiyat farkının ortadan kalkmasına ve aynı malın tüm piyasalarda dengeye oturmasına katkıda bulunur. Serbest piyasa ekonomisinin geçerli olduğu bir dünyada faiz oranları, teorik olarak bütün dünyada birbirine eşlenir. Ancak böylesi bir dünya varsayımsal olduğu için, bir paranın faiz oranı, başka bir paranın faiz oranından yüksek olabilir. Böyle bir oran farkını fark eden yatırımcı parasını daha yüksek faiz oranına sahip paraya yatırarak arbitraj işleminden yararlanacaktır. ( ) Arbitraj işlemiyle, bir mal veya varlık, tüm piyasalarda aynı fiyat seviyesine ulaşır. Buna “tek fiyat kanunu” denir. Serbest girişimcilik ve fiyat mekanizmasının işleyişi sayesinde oluşan tek fiyat kanunu, ulusal ve uluslararası ekonominin de en temel ilkelerindendir. ( )
Devamını Oku…

Acces’in Çehresi ve Araçları

UYARI:
Microsoft Access Dersleri Aşağıda Bulunan Kategorilerde, Temel Bir Yapıda Anlatılmıştır. Eğer Microsoft Access’e Yeni Başlıyorsanız Bir Microsoft Office Kitabı’ndan Faydalanmanızı ve Bu Bölümleri de Yardımcı Olarak İncelemenizi Tavsiye Ediyoruz. Ama Unutmayın ki En İyi Öğrenme Yolu Denemeden Geçer Ve Örneklerle Anlaşılır.

Diğer Office programlarının çehresini tanıyorsanız, Access 2000’in menü ve araç çubukları size hiç de farklı görünmeyecektir. Sadece Access dosyalarının veri-tabanı dosyası olmasının sonucu farklı bir kaç menü maddesi görebilirsiniz. Buna karşılık programın çalışma alanı diğer programlardan oldukça farklıdır.

Access 2000, bütün Windows 95/98 programları gibi çeşikli yollarla başlatılabilir. Masaüstü’nde Access simgesi varsa, bu simgeyi iki kere tıklayarak programı açabileceğiniz gibi, Başlat menüsünden Programlar’ı ve açılacak listede Microsoft Access’i seçebilirsiniz. Office 2000, Başlat menüsüne Yeni Ofis Belgesi ve Ofis Belgesi Aç maddelerini de koyar. Bu maddeleri kullanarak Ofis ailesine ait herhangi bir programı çalıştırabilirsiniz. Tabiî, Access’in oluşturduğu (uzatması “.mdb” olan) herhangi bir dosyayı iki kere tıklayarak da Access’i başlatmanız mümkündür. Devamını Oku…

Küreselleşen Dünyada Kriz – Korumacılık Ve Ulusal Kalkınma İdeolojisi – Üçüncü Yol Kemalizm

The Economist dergisinin 24 Mart tarihli sayısının başlığı şöyleydi “Dünya Resesyondan Kaçabilecek mi ?” Dergide, geride bıraktığımız 10 yıl içinde ilk defa ABD ve Japonya’nın eşzamanlı olarak resesyon uçurumunun kenarında birlikte bulundukları belirtiliyor. 1990′ların ortalarından bu yana istikrarlı büyümeyi başaran ABD ekonomisi yarattığı yüksek taleple Asya Krizi’nde de olduğu gibi krize giren ülkeleri ve dünya ekonomisini sürükleyebilmişti (1). Oysa bugün 1990′ların başından bu yana durgunluk içinde olan Japonya ile birlikte ABD ekonomisinde de bir yavaşlama söz konusu (2). Japonya ihracatının %31′ini ABD’ye yapıyor. Bunu göz önüne alırsak Japonya’nın ve genel olarak krizi tam anlamıyla aşamamış Güneydoğu Asya ülkelerinin de bundan olumsuz etkilenebileceğini söyleyebiliriz. IMF’nin Mayıs 2001, “Dünya Ekonomisinin Görünümü” (WORLD ECONOMIC OUTLOOK May 2001) raporuna göre küresel ekonomi, Amerikan ekonomisindeki yavaşlamadan dolayı birçok riskle karşı karşıya bulunuyor. Avrupa’nın küresel ekonomide yavaşlamayla mücadele için pek az şey yaptığı belirtiliyor. Son raporda 2000 yılı için %4,8 olarak tahmin edilen dünya ekonomisinin bu yılki büyüme hızı tahmini %3,2’ye çekildi. ABD için büyüme oranının son on yılın en düşük seviyesi olan 1,5’e revize edildiği belirtilen raporda, ABD’ye bağlı olarak gelişen Asya ve Latin Amerika ekonomilerinde (Çin ve Hindistan’ın sürdürmeleri beklenen istikrara rağmen) (3) de ciddi düşüşlerin olacağı yorumu yapılıyor. Öte yandan Ortadoğu, Orta ve Doğu Avrupa ve eski Sovyet bölgesi ülkeleri ile Afrika’nın bu süreçten (Türkiye’nin son krizin sonucunda büyümesinde yaşanan sert düşüşe rağmen) daha az etkilendikleri belirtiliyor. Devamını Oku…

Doğalgaz nedir? Kullanım alanları

Doğalgaz yanıcı,kokusuz,renksiz ve havadan hafif bir gazdır.Metan,etan,propan azot ve az miktarda karbondioksit gazlarının birleşiminden meydana gelen bir enerji türüdür.Doğalgaz doğada bağımsız yataklarda,petrol yataklarının üstünde yada civarında bulunur.Doğalgaz hidrokarbonların karışımından meydana gelen bir gazdır.Çoğunlukla metan ihtiva eder.Çıktığı yere göre metan dışındaki diğer hidrokarbonlar da az miktarda bulunabilir.Yine çıktığı yere göre karbondioksit,azot ve kükürtlü hidrojen de içerebilir.Havadan hafif olan doğalgaz basınç altında sıvılaştırılabilir,depolanabilir.Enerji üretim sektöründe doğalgaz kullanımı ilk olarak ABD’de olmuştur.Modern üretim ve tüketim teknikleri ile yeryüzünde yakın kaynaklardan elde edilen doğalgaz borularla tüketim yerlerine taşınarak şehir aydınlatmasında kullanılmıştır.Fakat 1950’lere gelindiğinde doğalgazın toplam enerji sektöründeki payı o/o10’un altında olmuştur. Doğalgaz,konutlarda ısıtma ve soğutma,sıcak su elde etme ve pişirmede kullanılırken,küçük sanayi atölye ve fırınlarda üretim amaçlı olarak kullanılır.Cam ve kiremit imalatında da yararlanılan doğalgaz,tekstil sektörü için de önemli bir enerji kaynağıdır.Ayrıca Türkiye’nin elektrik ihtiyacının küçümsenemeyecek bir kısmı doğalgazla çalışan santrallerden üretilmektedir.
Devamını Oku…

Cumhuriyet Neden İlan Edildi

Halkın , egemenliği elinde tuttuğu ve belli süreler için seçtiği milletvekilleri aracılığıyla kullandığı devlet biçimi.
Cumhuriyet bir demokrasi biçimidir ama, demokrasiyle yönetilen her ülkede devlet biçimi olarak cumhuriyetin geçerli olduğu söylenemez. Yeni Türk devletinin yönetim biçiminin ne olacağı konusu, gündenim ilk sırasındaydı: 1921 Teşkilatı Esasiye Kanunu’nda , yönetim biçiminin ulusun idaresine dayalı bir devlet olacağı belirtilmiş, ama adı konmamıştı. Mecliste değişik devlet biçimlerini savunanlar vardı. Mustafa Kemal arkadaşlarıyla görüşüp Türkiye Devleti’ hükümet biçiminin cumhuriyet olduğuna ilişkin bir yasa tasarısı hazırladı ve 29 Ekimde yapılan B.M.M. oturumda, uzun tartışmalar sonucunda yasa tasarısı kabul edilerek, Mustafa Kemal cumhurbaşkanı seçildi. Yaptığı konuşmada “Türkiye Cumhuriyeti, cihanda işgal ettiği mevkie layık olduğu yapıtlarıyla ispat edecektir(…) Türkiye Cumhuriyeti mesut, muvaffak ve muzaffer olacaktır” diyen Mustafa Kemal , yapmayı tasarladığı bir dizi devrim hareketine , halifeliğin karşı çıkacağını çok iyi biliyordu.
T.B.M.M’nin 3Mart 1924 günü kabul ettiği bir yasayla halifelik kaldırılıp, Osmanlı hanedanı üyeleri sınır dışı edilmesiyle, artık siyaset alanında etkili olabilecek en önemli engeller ortadan kaldırılmış oldu. Mustafa Kemal’in amacı Türke Cumhuriyeti halkını bütünüyle çağdaş ve uygar bir toplum haline getirmekti. Bu amaçla iktisat, toplum ve kültür yaşamını düzenleyecek bir dizi girişmde bulunmayı tasarladı. T.B.M.M‘nin 3 Mart 1924 tarihli oturumunda öğretimin birleştirilmesine Şeriye ve Evkaf vekaletinin kaldırlmasına ilişkin yasalar kabul edildi. 20 Nisan 1924’te yeni anayasa(1924 Teşkilatı Esasiye Kanun) yürüllüğe girdi. Sonraki yıllarda bu anayasanın bazı maddelerinde değişiklik yapılarak, Türkiye Cumhuriyeti’nin laik bir devlet olduğu kesinlik kazandı. Devamını Oku…

Avrupa Birliği Konseyi

Avrupa Birliği Konseyi, topluluk üyesi ülkelerin bakanlık düzeyinde temsil edildiği başta hukuk koyma yetkisi olmak üzere birçok önemli yetki ve görevleri olan topluluğun önemli kurumlarındandır. Konsey’in çalışmaları Avrupa Birliği Konseyi Usul Kuralları tarafından şekillendirilir. Konsey’de yapılan toplantılar, toplantıların konusuna göre üye devletlerin o konuyla ilgili bakanlarının katılımıyla gerçekleşir. Konsey’in toplantıya çağrılması Konsey başkanının görevidir. Konsey başkanının diğer görevleri Konsey’in Avrupa Parlamentosu’nda temsil edilmesi, Konsey tasarruflarının imzası, tüzüklerin yürürlüğe sokulması, yönergelerin, kararların ve tavsiyelerin muhataplarına bildirilmesi şeklinde özetlenebilir. Devamını Oku…

İşletme Yönetiminde Planlama Sorunu Ve Önemi

Endüstri devrimini takiben ve kısmen sanayi devriminden sonra Amerika Birleşik Devletleri‘nde montaj tekniği vasıtasıyla ortaya çıkan değişimle ve bilimsel yönteme dair Taylor’ın prensiplerinin ortaya çıkmasıyla planlamanın yönetimin daha önemli bir özelliği olması kaçınılmaz hale gelmiştir.Bu eğilim, kaynaklara olan talebin artması ve de gelişen modern teknolojiyle daha uzun vadeli yönetim gereksinmesiyle ortaya çıkmıştır.
Planlama sürekli değişkenlik gösteren çevremizde, kendileri de zamanla değişecek olan amaç ve geleceğe dönük hedefler ile bunlara ulaşma yollarını , seçeneklerini de gözeterek belirleme sanatıdır. Amacı gerçekleştirmek için en iyi hareket şeklini seçme ve geliştirme niteliği taşıyan bilinçli bir süreçtir. Başka bir deyişle neyin,ne zaman, nerede ve kim tarafından yapılacağını önceden kararlaştırarak bulunduğumuz yer ile varmayı tasarladığımız yer arasında köprü kurmaktır. Planlama geniş çapta zihinsel bir faaliyettir. Organizasyon, yöneltme,koordinasyon ve denetleme gibi işletme fonksiyonların önünde yer alır ve yönetimin vazgeçilmez bir unsurudur. (Management Concepts and Appilications)
PLANLAMANIN ÇEŞİTLİ ÖZELLİKLERİ:
1) Planlama bir seçim ve tercih sürecidir. Bu seçim ve tercihi en uygun şekilde gerçekleştirmek için gerekli bilgileri araştırma yoluyla toplamamız gerekir.
2)Planlama bir karar sürecidir. Planlama ile elde edilen verilerin değerlendirilmesi ile çıkan alternatifler hakkında en uygununun seçileceği yönde karar vermek gerekir. Devamını Oku…

Yeni Ekonomide Şirketlerin Yeniden Yapılanması

Günümüzde küreselleşme ile birlikte , dünyadaki tüm ekonomik sınırlar ortadan kalkmış , başarının en önemli koşulu olan rekabetin artmasıyla da işletmeler ve şirketler için yapısal değişimler zorunluluk haline gelmiştir.Bu değişim sürecine uyum sağlamaya çalışan şirketler , kendi bünyelerinde birtakım değişimler gerçekleştirmektedirler. Bugünün küresel rekabet ortamında , müşterinin değerleri yerine , ürünün veya hizmetin fiyatına ya da üretim yöntemine bağlı kalan şirketler her zaman karlılığı öldürmüşlerdir.Müşteriye odaklanan şirketler ise kendileri için güvenli , sürekli kazanç kapısı bulmuşlardır.Burada bilinen “ Memnun olmayanın parasını iade ederiz. “ kuralı yerine “ Kazanamayanın parasını iade ederiz. “ sloganını uygulamaktadırlar. Japon mucizesinin mimarı Dr.Deming’e göre , bir şirketin rekabette odaklandığı nokta müşteri olmalıdır.Şirketler sürekli olarak ürettikleri mal ve hizmetleri , çalışanlarını , sistemlerini daima geliştirmenin yollarını aramalıdırlar.Müşterinin ihtiyaçlarını karşılayarak toplumun hayat standartlarını arttırmalıdırlar.Günümüzde rekabetin bir tek odağı vardır ; o da müşteridir.Müşterinin istekleri doğrultusunda hizmet verme görevini üstlenen şirketlerin bu yönde yenilenmeye ve reorganizasyona gitmeleri gerekecektir.Ayrıca günümüzde rekabette kalıcılık ve süreklilik , rakiplerden daha iyiyi yapmaya değil , daha kaliteli ve daha farklı yapabilmeye dayanmaktadır. Devamını Oku…