Yatırımcılar, hisse senetleri sahipleri, bankerler ve diğer finansal tablo kullanıcılarının uluslararası finansal tabloları analiz etme ve uluslararası kıyaslamalar yapma ihtiyaçları günden güne artmaktadır. Birinci bölümde de tartışıldığı gibi, son yıllarda özelleştirme, ekonomik gelişmeler, sermaye kontrollerinin yumuşaması ve daha başka nedenlerden dolayı uluslararası sermaye hareketlerinde ve uluslararası ticarette önemli gelişmeler olmuştur. Uluslararası finansal tabloları anlama ve kullanma, uluslararası alanda yapılan büyük çaptaki şirket birleşmeleri(evlilikleri) ve devirlerinin artması sonucunda çok daha önemli hale gelmiştir. Uluslararası şirket birleşmeleri 1990’lı yıllarda sürekli olarak artmıştır. Bu birleşmelerin oranı 1987de %0.5 iken aynı oran 1999 yılında %2ye yükselmiştir. Bu birleşmelerin büyük bir bölümü gelişmiş ülkelerde olmaktadır. Sonuç olarak, ticaret küresel hale geldikçe, uluslararası tabloların rekabet, kredi, ticari pazarlıklar gibi bir çok yönden önemi oldukça artmıştır. Ülkeler arası ticarette uygulanan çeşitli engellerin azalması, Avrupa’nın hızla ”Birleşik Tek Pazar” haline gelmesi, tüketici zevk ve tercihlerinin birbirine yakınlaşması, ileri teknolojiye sahip firmaların kendi pazarlarının dışına çıkması sonucunda uluslararası alanda şiddetli bir rekabet ortamı oluşmuştur. Bunların hepsi uluslararası finansal tablolara olan ihtiyacı arttırmaktadır.
41 views
Şu ana kadar, çevrim metodlarında kullanılan kurların ya geçmiş ya da cari kurlar olduğunu söyledik. Kolaylık olması için gelir tablolarında sıklıkla ortalama kurlar kullanılmaktadır. Uygun bir çevrim kurunu seçmek kesin bir seçim olmayacaktır, çünkü herhangi bir zamanda birçok farklı kurın varlığı sözkonusu olabilir. Alış kurları, satış kurları, serbest piyasa kurları, resmi kurlar vb. ve kur değişiklikleri sözkonusu olur. Bizim (yazarın) inancımıza gore bir çevrim kuru ekonomik ve ticari gerçekleri mümkün olduğunca doğru şekilde yansıtmalıdır. Hesaplarda çevrimin yapılacağı bir ülkede spot işlemlerde kullanılan serbest piyasa kuru, kullanılacak en uygun, en iyi çevrim kuru olacaktır. Bazen bir ülke çeşitli işlemlerde kullanılmak üzere çeşitli çevrim kurları belirler. Bu gibi durumlarda varolan seçeneklerden en uygununu seçmek gereklidir. Birkaç tane seçenek sunulmuş olduğunda: 1) temettü dağıtım kuru 2) serbest piyasa kurları 3) ithalat veya ihracat gibi işlemlerle ilgili olarak kabul edilmiş kurlar veya anlaşmalarla kabul edilmiş cezalı kurlar.
18 views
Kesintisiz nakit akışı, bir işletmenin faaliyetlerini aksamadan yürütmesini sağlayan önemli bir unsurdur. Satışların artması daha fazla kar getirdiği gibi, daha fazla işgücü, hammadde, ekipman gereğini de ortaya çıkarır. Tüm bunları sağlamak ise işletmenin yaratabildiği nakite bağlı olacaktır. Bir işletme gereksinim duyduğu nakti, cari aktiflerden sağlar. Hammadde işlenir mamule dönüşür; mamül satılır alacağa dönüşür; alacak zamanında ve tam olarak tahsil edilir ve nakit olur. İşletme, üretim-satış-tahsilat-alım zincirini kontrol edebildiği durumda ve girişler ile çıkışlar arasında zaman farkı olmadığı takdirde sorun yaşamamaktadır. Ancak bu zincirde işletmenin doğrudan kontrol edemediği bir alan vardır; Alacaklar. Alacakların alıcılar tarafından ödenmediği veya geç ödendiği durumda işletmenin nakit akışı olumsuz etkilenecektir. Bu durumda işletmenin finansmanı için nakit ihtiyacı doğacaktır. Finans dünyasına yeni bir boyut getiren faktoring, işletmelerin alacaklarını garanti altına alarak tahsilatını takip eder ve nakit yönetimi ile alacakları nakde dönüştürerek işletmelere düzenli nakit akışı sağlar. Bu kapsamlı hizmet üç ayrı başlık altında açıklanabilir:
80 views
Dünya ekonomilerinin globalleşme eğilimi gelişen teknoloji ile de bütünleşince uluslararası ekonomilerin çağdaş finansman teknikleri gelişmekte olan ülkelerce de kullanılmaya başlanmıştır. Modern dünya ekonomilerinin dinamizmi, tarihsel süreç içinde finansal düşünürleri sürekli yenilikler yaratmaya yöneltmiş ve değişen ihtiyaçlara uygun finansman tekniklerini kullanıcıların hizmetine sunmalarını sağlamıştır. ithal ikamesine dayalı ekonomik büyüme anlayışından, dünya pazarlarıyla rekabet edebilecek kalite ve fiyatta üretim yaparak ihracat gelirlerini artırmak suretiyle büyümeye yönelik “dışa açılışcı” bir ekonomik anlayışın gereği olarak ulusların birbirleri ile olan ilişkileri artmış, işletmenin dış çevre faktörleri ve buna bağlı riskler de giderek büyümüştür.
Ülkeler arasındaki ekonomik dengesizlikler, ülkelerin birbirleri ile olan ticari ilişkilerinde belli para sistemlerinin oluşmasına neden olmuş ve genelde ekonomileri güçlü ülke paraları istikrar unsurları olarak sistemleri sürüklemiştir. Ancak ülkeler kalkındıkça ya da yeni dengeler kuruldukça, genelde “kur” sistemleri dediğimiz süreç değişmelere uğramıştır. Bretton Woods sabit kur sisteminin 1970′li yılların başında terkedilip, dalgalı kur sistemine geçilmesiyle, döviz kurlarının dalgalanırlığı (volatility), döviz kuru risklerinin yönetilmesi gerekliliğini gündeme getirmiştir. Finans dünyası bu aşamadan sonra hergün yeni bir finansal araçla tanışmış, işletmelerin ihtiyacına uygun olarak tasarlanan (tailor made) finansal teknikler geliştirilmiştir.
779 views
Üretim süreci sonunda elde edilen ürün dünyadaki en kaliteli ürün olabilir. Fakat müşteriler bu ürünü zamanında ve daima uygun standartta alamıyorlarsa, tercihlerini değiştireceklerdir. Hizmetler mükemmel olabilir. Fakat müşteriler beklentilerinin daima eksiksiz karşılanmadığını düşünüyorlarsa tercihlerini değiştireceklerdir. Etkin bir kalite yönetimi, esnek ve rahat uygulanabilen sağduyulu bir dokümantasyon ve kayıt sistemi geliştirilerek müşterilerin sürekli memnuniyetini kazanmayı garantiler.Bir yönetim sisteminin etkinliği yalnızca insanların yeteneklerine değil aynı zamanda bunun nasıl kullanıldığına bağlıdır. Etkin yönetim kaliteli yönetimdir.
ISO 9001
1- Mevcut durumun tespiti :
Genellikle her kuruluşta formal/ yarı formal / informal işleyen bir kalite sistemi vardır. Bu mevcut sistemi tespit etmek, işe yarayan uygun yönlerini belirlemek ve bunu kurulacak kalite sistemine temel teşkil etmek uygun bir başlangıç olacaktır.
72 views
Merkantilist dönem dünya ticaretinin çok hızlı geliştiği bir dönem olması nedeniyle küreselleşme olgusunun başlangıcı olarak da kabul edilebilir çünkü kapitalist üretim ilişkilerinin,üretim tarzının ilk olarak görülmeye başlandığı dönem bu dönem olmuştur.Yaklaşık üç yüz yıl sürecek olan(1500-1770) bu dönemde Avrupa’nın batısı ticari sermaye birikimiyle zenginleşirken,dünyanın diğer bölgeleri yoksullaşmaya ve zenginliklerini Batı Avrupa lehine kaybetmeye başladılar.1Böylece Ernest Mandel’in “eşit olmayan değerlerin eşit olmayan değişimi” dediği süreç başlamış oluyordu.2Amerikanın keşfinden önce sadece Doğu ticaret yolu biliniyordu.Bu yol üzerinde,Doğudan Batıya baharat,bir kısım sanayi ürünleri(ipekli.yünlü dokumalar vb)ithal ediliyor,bu mallar Avrupa parasıyla ödeniyordu.Eğer Doğu-Batı ticareti bu haliyle devam etseydi Avrupa’nın hızlı zenginleşmesi de gerçekleşmezdi.XVI. yüzyılda Afrika ve Amerikanın da dünya ticaretine dahil edilmeleriyle durum birdenbire değişti.Asya’dan ithal edilen malların önemli bir bölümü,Amerikaya ve Avrupaya ihraç edilmeye başlandı.Mal yüklü gemiler Afrika kıyılarına yanaşıyor;mallar köleleştirilmiş zencilerle değiştiriliyor;zenci yüklü gemiler Amerikada ki zengin altın,gümüş madenlerinde çalıştırılmak üzere yine mal karşılığı satılıyordu.Gemiler altın,gümüş,pamuk,şeker,tropikal ürünler vb. yüklü olarak Avrupanın batısına dönüyorlardı.Böylece dünyanın zenginliği sürekli Avrupanın batısına akıyordu.”1800’lü yıllarda Doğu-Batı ticaret üçgeninden sadece İngiltereye akan zenginlik,1 milyar sterlinin üstüne çıkmıştı.Bu rakam aynı dönemde tüm Avrupa’da faaliyet gösteren,buharla çalışan sanayinin sermayesinden daha fazlaydı.1760-1780 yılları arasında sadece Hindistan ve Batı Hint Adalarından elde edilen kar,sanayiyi finanse edecek parayı iki katına çıkarmıştı.”3
3 views
Bir ekonominin değişik kesimleri arasında olduğu gibi, ülkeler arasındada gittikçe artan yoğun ilişkiler vardır. Bu ilişkiler mal hareketleri, hizmet hareketleri ve üretim faktörleri hareketleri olarak görülmekte olup, bütün ülkeler için söz konusudur. Günümüzde hiç bir ülkenin, dış ekonomik ilişkilerden kendini tam olarak soyutlaması düşünülemez. Uluslar arası piyasada ortaya çıkan bir deyişme, bir kriz, derhal iç piyasalara yansır. 1973’ deki petrol krizi, bunun en büyük örneyidir. Uluslararası piyasadaki deyişikliklerin iç piyasa üzerindeki etkileri ülkeden elkeye farklılık arzeder. Bu ülke ekonomisinin dışa açılma derecesine ekonominin büyüklüğüne ve krizin özelliğine bağlı bir husustur. Ülkelerarası ekonomik ilişkilerin nibi önemi, 2. Dünya savaşından beri giderek artmaktadır. Zira uluslararası ticaret hacminin artış hızı, dünya üretim hızından daha fazladır. Ülke ekonomileri arasındaki karşılıklı ekonomik bağlar gittikçe artmaktadır. Gelişmekte olan ekonomilerin iktisadi kalkınma ve sanayileşme problemleri dış ekonomik ilişkilerden önemli ölçüde etkilenmektedir. Uluslararası iktisadi işbirliği kuruluşlarının dış ekonomik ilişkilerdeki etkinlikleri çok artmıştır.
152 views
Avrupa Birliğinin kurulmasındaki temel prensiplere bağlı kalınarak , öngörülen hedeflere ulaşılabilmesi ve üye ülkelerin mevzuat ve uygulamaları arasında yeknesaklığın sağlanabilmesi amacıyla bazı alanlarda ortak politikalar tespit etmiştir. Bu politikalardan biri ticaret politikasıdır. Ortak Ticaret Politikası , gümrük birliği çerçevesinde giderek gelişen bir şekilde ortak kuralların geçerli olduğu bir birleşik Pazar yaratmak amacıyla bir araya gelen üye ülkelerin dış ticaret politikalarının , Topluluk organlarının münhasır yetkisi dahilinde ortak kurallar ve politikalar haline getirilmesi zorunluluğundan doğmuştur. Ortak Ticaret Politikası, dış ticaretin tüm üyeler için haiz olduğu önemi göz önünde bulundurarak, özellikle üçüncü ülkeler kaynaklı malların iç pazarda serbest dolaşım ilkesinin herhangi bir şekilde bozulmasını veya ortaya çıkabilecek trafik sapmalarının üye ülkeler arasında sorun yaratmasını engelleme amacını gütmektedir. Dış ticaret karşılaşılması muhtemel haksız uygulamaların neden olabileceği rekabeti bozucu etkilere karşı tüm üyeleri koruyucu önlem alınmasını gereği ve arzusu da Ortak Ticaret Politikasını yön veren önemli bir noktayı oluşturmaktadır. bunun dışında üye ülkelerin üçüncü ülke pazarlarında kendi aralarındaki rekabeti bozucu haksız eylem girişimlerinin önlenmesi de Ortak Ticaret Politikasının amaçlarından biridir.
24 views
1947 yılında kurulmuş olan ISO (Uluslararası Standardizasyon Organizasyonu) 138 ülkenin ulusal standart hazırlama kuruluşlarını bünyesinde toplayan sivil bir federasyondur. ISO’nun misyonu , tüm dünyada standardizasyonu teşvik ederek entellektüel, bilimsel, teknolojik ve ticari faaliyetlerde işbirliğini geliştirirken, ürün ve hizmetlerin uluslararası dolaşımını sağlamaktır. ISO’nun yayınladığı bir uluslararası standart üyesi olan tüm ülkeleri temsil eden kuruluşların anlaşması sonucunda ortaya çıkar. Uluslararası standartlar ISO bünyesinde yer alan Teknik Komiteler (TC) ve Alt Komiteler (SC) tarafından 6 adımlı bir süreç sonunda oluşturulur:
119 views
Yoğun bir rekabetin varolduğu günümüz global pazarlarında başarılı olabilmek için bu pazarlara açılmak isteyen tüm kişi veya kuruluşların her şeyden önce, rekabet ortamını iyi tanımaları ve çağdaş bir pazarlama anlayışını benimsemeleri gerekir. 21. yüzyılda dünyada hızla meydana gelen küreselleşme süreciyle beraber, işletmelerin uluslararası hale gelmesi eğilimi her zaman olduğundan daha fazladır. Özellikle gelişmiş ülkelerdeki işletmeler uluslararası pazarlara doğru genişlemektedirler. Artık günümüz gelişen teknolojisiyle, her gün etkisini üzerimizde daha fazla hissettiğimiz küreselleşmenin, işletmeleri de yeni ve daha çağdaş ticaret ve pazarlama anlayışları benimsemek ve uygulamak durumunda bıraktığı görülmektedir. Küreselleşmenin dışında kalan, globalleşen pazarları görmezden gelen işletmelerin ayakta kalamadıkları, başarıyı yakalayamadıkları açıkça görülmektedir. Küreselleşen pazarlarda, alışılmış ulusal ve bölgesel farklılıklar ortadan kalkmaktadır. Bir işletmenin, modası geçmiş, geçen yılın modellerini az gelişmiş ülkelere sattığı günler tarihe kavuşmaktadır. İşletmeler, yüzeysel, bölgesel ve uluslararası farklılıkları görmezlikten gelerek dünyayı tek büyük bir pazar olarak kabul edip, öyle faaliyet göstermeyi öğrenmelidirler. Günümüzde hem Türkiye’de hem diğer ülkelerde –özellikle 1980’lerin başından beri- hayli yoğun biçimde işletmelerin uluslar arası pazarlara açılması, uluslararasılaşma, hatta globalleşme eğilimi görülmektedir. Bu gelişmelerin başlıca nedenleri arasında iç pazarların durgunluğu, ülke içinde hükümet sınırlamaları veya dış pazarlara açılmaya verilen teşvikler, dış ülkelerde yabancılara konulan ticari engellerin gitgide azalması ve pazarların globalleşme eğilimi sayılabilir.
609 views