Yeni Küreselleşen Ve Gelişmekte Olan Ülkeler

Asya mali krizi hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde pek çok kişinin, küreselleşen bir ekonomide kalkınmayı teşvik etmenin gerçekliklerini anlamasını sağladı. İletişim ve yeterlikte devasa kazançlar sağlayan, zenginlik ve üretimde müthiş kaymalar meydana getiren teknolojik değişim, serbest ticaret ve yatırım kasırgasının oluşturduğu küreselleşme güçleriyle nasıl başa çıkılacağı konusu artık, politika yapıcılarının ve halkın temel kaygısını oluşturuyor. Dünya ekonomisinde açılma pek çok ekonomik yarar getirebilir. Ülke içinde karşılaştırılabilir bir maliyetle edinilmesi mümkün olmayan yatırım mallarının ve ara mallarının ithali, daha gelişmiş ülkelerden fikir ve teknoloji transferi ve yabancı tasarruflara ulaşabilme olanağı, pek çok yoksul ülkenin hızlı büyümenin önündeki geleneksel engelleri aşmasına yardım edebilir. Uluslararası ekonomik entegrasyon programcılarının iddiaları genellikle ya aşırı abartılıdır ya da yanlış savaş sonrası dönemde ticaret ve sermaye akışının önündeki engellerin azaltılmasına öncelik veren ülkeler değil, büyümeyi başlatmak için bir yerel yatırım stratejisi oluşturabilmiş ve olumsuz dış şoklarla başa çıkabilmelerini sağlayacak uygun kurumları geliştirmiş ülkeler başarılı oldular. Devamını Oku…

İklim Bilgisi

İklim:ısınma,soğuma,yağış,rüzgar,sis ve don gibi birçok atmosfer olaylarının gözlemlerlerle
elde edilen ortalama değerlerine iklim denir.
Hava durumu:Bir yerde belirli br kısa süre içinde atmosfer olaylarının gösterdiği durumdur.
a)İklim elemanları
1-Sıcaklık,basınç ve rüzgarlar
2-Nemlilik ve yağış
*Sıcaklık:En önemli kaynak Güneştir.Yeryüzünden atmosfere geri dönen enerji ile ısınır.bu nedenle atmosferin alt bölümü daha sıcaktır.
# Sıcaklığın Yeryüzünde Farklı Dağılışının Nedeni#
1-)Güneş ışığının düşme açısı
*ışınların gelme açısı enlemlere göre,
*Işınların geliş açısı günün saatlerine göre,
*Işınların geliş açısı mevsimlere göre,
*Işınların geliş açısı yerşekillerine(eğim ve bakı) göre,
*Işınların yeryüzüne ulaştırdığı sıcaklık atmosferde aldıkları yola göre değişir. Devamını Oku…

İdeoloji tezleri

1- her film belirli bir ideolojik iklim içinde oluşturulur; yine belirli bir ideolojik iklim içinde inanlara sunulur. Here film dolaylı bir şekilde ideoloji iletme aracıdır.
2- Bu ideoloji gösteri sineması söz konusu edildiğinde egemen ideolojidir.
3- Sinema bu egemen ideolojinin kalıplarını parçalayacak bir dil, konular, ve izleyici bulabilir.
4- Egemen ideoloji kitle iletişim araçlarıyla, sansürüyle, toplumda manipülasyon yoluyla oluşturduğu gündemlerle film gerçekleşmeden önceki oluşum-üretim sürecinde ve sonrasında anlamlandırma sürecindeki okuma biç,imlerine yaptığı müdahalelerle bir belirleme, etkileme, biçimlendirme olanağında sahiptir.
5- Bunu dışındaki sinema muhalif- bağımsız- alternatif sinema ise her şeyle beraber izleyicisini de oluşturmak zorundadır.
6- Eğer film bir ideoloji üretim aracıysa aynı zamanda politiktir.
7- İdeolojik ve politik bir eserin değerlendirilmesi, gözden geçirilmesi eleştirilmesi işini yapan eleştiri de ideolojik ve politik özellikler gösterir.
8- Modern sanat eleştirisinde önemli bir yere sahip olan göstergebilim yöntemi tek başına yetersizdir eksiktir. Devamını Oku…

İç Anadolu Bölgesi Genel Tanıtım

Orta Anadolu adıyla da bilinen ve Doğu Anadolu’dan sonra 2. büyük bölgemiz olan İç Anadolu ‘ nun yüzölçümünün genişliğine oranla nüfusu fazla değildir. Marmara Bölgesi ‘ den iki kat geniş olan bu bölgede Marmara Bölgesi kadar nüfus yaşar .
Anadolu’nun çeşitli bölgeleri arasındaki yollar İç Anadolu’dan geçtiği için bu bölge eski yerleşme alanı olmuş ticaret yolları üzerinde yer alan yörelerde , yerleşme alanları büyüyerek büyük kentler haline dönüşmüştür.
YERŞEKİLLERİ :
Bölge yerşekilleri itibariyle sade bir görünüme sahiptir. Geniş düzlükler daha çok bölgenin ortasında yer alırken dağlar kenarlarda uzanır .
YERŞEKİLLERİN OLUŞUMU :
a) Volkanik dağların oluşumu : 3. Zamanda İç Anadolu ‘ nun bulunduğu yerde eski denizin ( The -Tis denizi ) büyük bir adası vardır .
Alp orojenezi sırasındaki yan basınçla deniz tabanındaki çamurlar kıvrılırken bu ada yan basınçların etkisiyle kırıldı . İşte bu kırıklarda yerkabuğunun ( sial tabakasının ) sima üzerindeki basıncı azalınca sima üzerindeki mağma bu kırıklardan yer yüzüne çıkarak volkan dağlarını oluşturdu . Volkanlardan çnce volkan külleri çıkarak etrafa yayıldı . Küllerin üzerine daha sonra , volkan bacasında soğuyan lavların oluşturduğu taşlar gaz basıncıyla fırlayarak düştü . Bu taşlara VOLKAN BOMBASI denir. Daha sonra da etrafa lav akıntısı yayıldı ; yeterli basınç sağlandıktan sonra volkanlar faaliyetlerini durdurdu. Volkanlar , Orta Toroslara paralel uzanırlar . Kuzeyden güneye doğru Erciyes , Melendiz , Hasan D. , Karacadağ ve Karadağ’dır. Devamını Oku…

Türkiye’de Doğal Göller Ve Oluşumları

Göl:Karalar üzerindeki çukur alanların sularla dolması sonucu oluşan su birikintisidir. Türkiye’nin yeryüzü şekillerini çeşitlendiren ve ona daha da .ok güzellik veren varlıklardan biri de göllerdir.Memleketimizde büyüklü küçüklü çok sayıdaki göllerin yüzölçümü 9243 km² yi bulur. Bu göllerden 50’ye yakını 10 km² den daha büyüktür. Sayıları 70’i geçen, kimi zaman geçici gölcükler olarak daha da çok olanların yüzölçümü ise 250 km² ye yaklaşır.Türkiye’nin gölleri çok farklı büyüklükte ve derinliktedir. İçlerinde Van Gölü 3738 km² yüzölçümünde ve 100 m. ye yaklaşan derinlikte olanı bulunduğu gibi, yüksek dağlarda ve karstik bölgelerimizde orta ölçekli haritalarda bile gösterilemeyecek kadar küçük göller de vardır.Ancak, bu pek küçük göller içinde çok derin olanları da bulunmaktadır.Buna karşılık, yüzölçümü çok fazla görünen Tuz Gölü (1642 km²) gibi bazı büyük göllerde derinlik çok yerde 2 m. yi geçmez.Sadece Koçhisar kasabası güneyindeki bölümünde 10 m. ’ye yaklaşır. Bu durumuyla Tuz Gölü yılın uzun süren kurak mevsiminde çok çekilerek küçük bir göl ve yer yer tuzlu bataklıklar halinde kalır, yağışlı mevsimde yayvan çanağına yayılarak büyük bir göl görünüşü alır.Doğal göllerimiz,n bir kısmının ayağı vardır ve bu yol ile fazla suları denize ulaşmak üzere boşaltılır. Bir kısım göllerimizin ise ayağı yoktur ve fazla suları ya yayılmak suretiyle gölün büyümesine yol açar, ya da kenarları yüksek yerlerle çevrili ise göl seviyesinde belirgin kabarmalar olur.Böylece sözgelişi Sapanca Gölünün fazla suları çark suyunun yoluyla Sakarya’ya dökülerek gölün seviyesi normale yakın bulunurken, ayağı olmayan Van Gölünün seviyesi yükselmektedir.Gerçekten Van Gölü’ne oldukça kuvvetli dereler ve Devamını Oku…

Göç Tanımı

Kuşların hareket ve davranışları yüzyıllar boyunca insanların ilgisini çekmiş, özellikle mevsimlik hareketleri merak konusu olmuştur. Göç sorunu, insanlar için günümüzde bile ilgi çekiciliğini korumaktadır. Bilim adamlarının büyük bölümü, kuşları göç etmeye iten dürtülerin çift yönlü olduğu konusunda görüş birliğine varmışlardır. Bunlardan birisi, çeşitli dış etkenlere, diğeri ise hormonsal niteliklerine bağlıdır. Tehlikeli bir yolculuğa kalkışma alışkanlığı, kuzey bölgelerin, kışa oranla yazın daha fazla bireyi besleyecek olmasının sonucudur. Sıcaklıklarına ve gün ışığının daha uzun olmasına bağlı olarak ve daha rahat yiyecek bulma amacıyla yaz aylarında kuzeye, kış aylarında ise güney bölgelerine göç ederler. Özellikle böceklerle beslenen kuşların sıcak bölgelerde daha fazla yiyecek bulabilecekleri bir gerçektir. Araştırmacı William Rowan’ın 1920’de yaptığı klasik bir deney, bazı kuşların mevsimlerin değişme döneminde, gün ışığında ortaya çıkan farklılaşmaların etkisinde kaldığını kesin biçimde ortaya koymuştur. W.Rowan, sert Kanada kışı sırasında, söz konusu bölgelerde doğal olarak ilkbaharda görülen ışık artışına benzeyecek gün ışığını yapay yolla artıran kayağantajı (ar-duvaz) rengi hasırotlarını açık bir kafese serdi. Öte yandan deneyin doğruluğundan emin olmak için , yakındaki başka bir kafese , ışık artmasının etkisinde kalmayan aynı türden kuşlar yerleştirdi. Birinci kafestekilerin eşeylik organları, İlkbahar mevsiminde olduğu gibi hızla büyüdü. Devamını Oku…

Kuzey Kutbundaki Bilinmeyen Ve Ulaşılamayan Gizli Bir Ülke

Amiral Byrd 1930′lu yıllarda 1967 yılında Brezilya’nın 22 mil üzerinde çekildi. Resmin üste sağda görüldüğü gibi dairesel bir yoğunlaşma vardı. ( NASA 67 nolu fotoğraf -HC-723) ATS-111 tarafından çekilen bir resim. Dairesel açıklık çok daha net olarak görülüyor. Aşağıda yazacağımız anılar 1947 yılının Şubat ve Mart Aylarında yazılmıştır. Kutup Kaşifi Amiral Byrd’ın içinde buluınduğu koşullar dayanılabilir ve güvenilirdi. Başka kişiler tarafından da bir hayal olayının yaşanmadığı yönünde güvence verildi. Aşağıda yazılanlar Amiral Byrd’nin birebir sözcükleridir. Kuzey Kutbu’nun uzun bir gecesinde yazılmış ve ciddi bir kaşifin ve bilim adamının parlak gün ışığı altında yaşadığı gerçeği anlatmaktadır.
ADMİRAL RİCHARD B. BYRD’IN GÜNLÜĞÜ ŞUBAT-MART 1947
“Kuzey Kutbu’nda bir keşif uçuşu İç Dünya ; Benim Gizli Günlüğüm ”
Bu günlüğü gizlilik içinde yazmalıyım. Yazdıklarım Artrik’de 1947 yılı Şubat’ının 19.gününde yaptığım uçuşla ilgili. Zamanı geldiğinde , muhakkak insanlar daha akıllı olacaklar ve kaçınılmaz gerçeği kabul edecekler. Yazdıklarımı açıklama özgürlüğüne sahip değilim , belki de bunlar asla toplumsal bir incelemenin ışığını göremeyecektir ama bir gün herkesin okuyabilmesi için bunları kaydetmek benim görevim. Bu açgözlü ve sömürücü dünyada kesin eminim ki , insanoğlu gerçekleri daha fazla bastıramayacaktır.
Devamını Oku…

Girit’in Tarihteki Yeri

Girit Adası hemen hemen hiçbir ada gibi tarihin milattan önceki zamanlarından başlayarak bugüne kadar olan türlü devirlerinde bir çok fetihlerin hırslı bakışlarını üzerine çekmiştir. Hiç şüphe yok ki bu keyfiyet onun Avrupa, Asya ve Afrika gibi dünyanın üç eski kara parçası arasında uzanmış olan Akdeniz’deki coğrafi durumdan ileri gelmektedir. Girit Akdeniz’in Kıbrıs’tan sonra en büyük adasıdır. Batı dillerinde “Krete, Creta, Crete” şeklinde yazılan ve Arapların “ikritiyye, Akritiş, ikridiş, ikritiş” adını verdikleri Girit adası Akdeniz’i Ege denizinden ayıran bir konumda olup,8259 km2 büyüklüğündedir. Girit adası Akdeniz’den geçen veya Eğe denizine girip çıkan tüm deniz yollarına egemendir. Batı-doğu istikametinde uzunluğu yaklaşık 260 km. genişliği ise 15-50 km. arasında değişmektedir. Yüzey şekilleri açısından oldukça parçalanmış olan ada, Mora yarımadası ile Anadolu’nun güneyindeki Toros sıradağları arasında bir bağ oluşturmaktadır. En yüksek dağları Ak dağlar “Leuka Ore, Aspra Vauna, Madaras, 2482 m” ve İda’dır. “Psiloritis, 2498 m.” Girit adası bilhassa doğu Akdeniz’ in kilidi durumunda olup, 25.20 ve 23,31 boylam derecesi ile 34,55 ve 35,41 enlem dereceleri arasındadır. Devamını Oku…

Ermeni Sorununun Ortaya Çıkışı Türk-Ermeni İlişkileri

Asya ve Avrupa kıtaları arasında köprü konumunda olan Türkiye, Karadeniz’i Akdeniz’e bağlayan boğazları, Orta Asya, Kafkasya ve Orta Doğu’daki doğal enerji kaynaklarının kesiştiği noktadaki jeopolitik konumuyla bütün dünyanın dikkatini çekmektedir.Geçmişte Osmanlı devleti, bugün de Türkiye, bu jeopolitik ve jeostratejik konumundan dolayı çeşitli entrikaların çevrildiği bir alan olmuştur. Osmanlı devletini parçalayarak tarih sahnesinden silmek isteyen sömürgeci devletler, bu entrikalarında yüzlerce yıldır Türklerle dostça yaşayan Ermenileri de kullanmışlardır.Tarihte olduğu gibi günümüzde de, Ermeni toplumu üzerinden siyasi ve ekonomik çıkar sağlamaya çalışan ülkeler bulunmaktadır. Bazı ülkelerde Türkleri ve Türkiye’yi sözde soykırımla suçlayan anıtlar dikilmekte, bazı ülkelerde de soykırım iddiasını tanımaya yönelik kararlar parlamento gündemlerine getirilmekte, hatta kimi ülke parlamentolarında kabul edilmektedir. Gerçekte tarihçilere bırakılması gereken bu konular, siyasetçilerin elinde çıkar aracı haline dönüştürülmektedir.Tarih boyunca Romalılar, Persler ve Bizanslılar tarafından Anadolu’nun bir yerinden diğerine sürülen, savaşlara itilen ve çoğu kez üçüncü sınıf vatandaş muamelesi gören Ermeniler, Türklerin Anadolu’ya girişlerinden sonra Türklüğün adil, insani, hoşgörülü, birleştirici anlayış ve inancından yararlanmışlardır. Bu ilişkilerin gelişme ve doruğa ulaşma çağı olan 19. Yüzyıl sonlarına kadar süren devir, “Ermenilerin altın çağı” olmuştur. Osmanlı devletinin çalışan, liyakatli, dürüst ve becerili her vatandaşına sağladığı imkanlardan gayr-i müslimler içinde en çok faydalananlar Ermeniler olmuştur. Devamını Oku…

İyon Değiştiriciler

1.1. Tarihçe
Doğadaki sürekli değişimin önemli nedenlerinden biri iyon değişimidir.toprak, kum ve kayalar gibi cansız varlıklarda ve canlı organizmalardaki yaşamsal fonksiyonlarda iyon değişimine ait bir çok örnek mevcuttur.
Bir çok organik inorganik madde iyon değiştirici olarak kullanılmaktadır.Örneğin; protein, selüloz, karbon, basit balçık ve birçok mineral gibi doğal ürünler ile çevrelenmiş bir ortamdaki diğer iyonları değiştiren taşınabilir iyon içerirler. Bu doğal maddeler düşük bir değiştirme kapasitesine sahiptir.Bu özelliklerde pek tercih edilmeyen fiziksel ve kimyasal özelliklerdir ki iyon değiştirici maddelerin pratik kullanımı sınırlandırırlar.sonuç olarak,1935 yılından önce iyon değiştirme tekniğine laboatuvarlarda ne de endüstiriyel alanlarda geniş bir birim düzeni kullanılmıyordu.
1850’de Thompson ve Way işlenmiş toprakta amonyum gibi çeşitli iyonların,kalsiyum ve magnezyum iyonlarıyla yerdeğiştirebildikleri şeklindeki gözlemlerini yayınladılar.Thompson’unçalışmasından yararlanarak Spence bir cam kolonda amonyum sülfatla işleme tabi tutulmuş kumlu kil yatak hazırlayıp yataktan suyu geçirdiği zaman,yatakta amonyum sülfat yerine alçı bulunduğunu Devamını Oku…