FELSEFEYE GİRİŞ
Felsefe insanı ,evreni doğayı anlamak amacıyla sürdürülen bir araştırma gayesidir .Felsefe doğruyu ve gerçeği aramaktır .Bunları ararken de “ben neyim?evren nedir?nereden geliyorum?nereye gidiyoruz?yaşamın anlamı nedir?neye inanmalıyız?gibi sorulara cevap arar
FELSEFENİN KONULARI
-Varlık Felsefesi
-Bilim Felsefesi
-Ahlak Felsefesi
-Din Felsefesi
-Sanat Felsefesi
1)Bilginin Tanımı Ve Türleri
İnsanın zihinsel faaliyetleri sonucunda elde ettiği ürünlere bilgi denir.bilene suje (öznel bilinmesi gereken nesneye obje adı verilir)
a)Gündelik Bilgi:insanın gözlem ve denemeler sonuncunda elde ettiği ürüne bilgidir.Hayatımızı kolaylaştırır.
143 views
A. Felsefenin Anlamı
Felsefe Yunanca Philia ve Sophia kelimelerinden meydana gelen bilgelik sevgisi anlamında bir kelimedir.
İlk defa Yunanlı filozof Pythagoras, insanın bilgeliğe ulaşamayacağını ancak onu sevebileceğini söyleyerek kendisine “Ben filozofum” dermiş. Philiasophia önce Latince’ye oradan diğer Avrupa dillerine, daha sonra Arapça’ya ve Türkçe’ye Felsefe olarak geçmiştir.
Felsefe terimi, gerçek anlamını Platon ve Aristoteles felsefesinde bulur. Aristo, felsefeyi “Varolanların ilk temellerini ve ilkelerini araştıran bir bilgidir.” şeklinde tanımlar.
Ayrıca felsefe;
* İnsanın içinde yaşadığı evreni anlama uğraşıdır.
* Hem sağlam bilgi üretme hem de ahlaklı ve mutlu yaşama çabasıdır, şeklinde tanımlanmıştır.
B) Felsefenin Özellikleri
47 views
S-1 Sezgicilik nedir? Bu akımın kurucusu ev önemli temsilcisi kimdir hakkında bilgi veriniz. Pozivitizm (olguculu) nedir? Analitik Felsefe (çözümleyici felsefe) nedir?
C-1 Sezgicilik: Doğru bilginin kaynağının sezgi olduğunu savunan anlayışa entuisyonizm denir. Bu akıma göre bilme konusunda sezgi akıldan daha üstündür. Sezgiyle varlığı içten içe duyup kavrayarak apaçık bir şekilde anlarız. Bu akımın kurucusu ve önemli temsilcisi Henğri Bergson ’dur.
Hengri Berkson;
- 1982’de Nobel Ödülünü almıştır. Paris’ de öğrenimini tamamlamış,orijinal felsefesini kurmuştur.
- Sezgicilik yada Bergsonculuk denilen felsefe, temelde bir değişim felsefesidir.
22 views
Fromm’un kuramı temellerini Freud’un görüşlerinden alır.Buna karşın Fromm;Horney,Sullivan gibi bilim adamlarıyla birlikte sosyolojik ekole dahildir.Bu ekolde Freud’un aksine toplumun insan kişiliğini şekillendirdiğine inanılır. Freud;insanı içgüdülerinin şekillendirdiği biyolojik bir varlık olarak görür.Bireyin toplumla olan ilişkisi; varolan içgüdülerini tatmin için topluma yönelme ve toplumdan bunları bastırması için gördüğü baskı nedeniyle onla yaşadığı çatışma şeklindedir.Bir yandan da uygarlaşmanın bedeli bu içgüdülerin yeterli derecede bastırılması,diğer adıyla nevrozlardır. Freud’un insan doğasına bakışı karamsardır,insan doğası değişemez,hep kötü kalmaya mahkumdur.Uygarlık,kültür gibi etmenler bu gerçeği bozamaz. Fromm ise insanın kültürel,toplumsal bir varlık olduğunu savunur,temel fizyolojik ihtiyaçları olduğunu kabul eder ama bunların doyumu yine toplum tarafından belirlenir. Fromm insan davranışına yön veren en önemli etkenin sevgi olduğunu savunur, dolayısıyla insan doğası hakkında Freud gibi olumsuz düşünmez, hümanisttir.Fromm’un önem verdiği nokta insanın toplumla kurduğu
37 views
1.Asıl Formu
Geliştiren: Dökmen (1988)
Kaynak:Aynur Bozkurt, Hacettepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, 1997,
“Cinsiyetleri, fakülteleri ve uyum düzeyleri farklı Hacettepe Üniversitesi örencilerinin empatik eğilim düzeyi”
2. Genel Tipi ve Türü: Likert tipi kişilik testidir. Grupla da uygulanabilir.
3. Ölçmeyi hedeflediği Davranış/Nitelik:Kişilerin günlük yaşamda empati kurma düzeyini ölçer.
4. Hedef Popülasyonu: Ulaşılamadı.
5. Uygulama Süresi: Ulaşılamadı.
6. Kapsamı( Alt Ölçekleri): E.E.Ö 20 maddeden oluşmuştur. Bireyin “evet”deme eğilimini denetlemek için 8 madde negatif yazılmıştır.
7. Yönergesi:
EMPATİK EĞİLİM ÖLÇEĞİ
(Doç. Dr. Üstün Dökmen)
81 views
Empati, bir insanın, kendisini karşısındaki insanın yerine koyarak onun duygularını ve düşüncelerini doğru olarak anlamasıdır. Basit gibi gözüken bu tanımın gerisinde pek çok kuramsal öğe bulunmaktadır ve belki de bu yüzden sözkonusu tanıma ulaşılması oldukça zaman almıştır. Günümüzde `empati` denildiğinde akla Carl Rogers ve onun konuya ilişkin çalışmaları gelir. Psikoterapi alanında empatik iletişim kurma becerisiyle ünlenmiş Rogers` ın adı ile empati kavramı adeta özdeş hale gelmiştir. Bir kişinin kendisini karşısındaki kişinin yerine koyarak olaylara onun bakış açısıyla bakması, o kişinin duygularını ve düşüncelerini doğru olarak anlaması, hissetmesi ve bu durumu ona iletmesi sürecine `empati` adı verilir.
Yukarıdaki empati tanımı üç temel öğeden oluşmaktadır. Bir insanın karşısındaki bir kişi ile empati kurabilmesi için gerekli olan bu öğeleri şöyle sıralayabiliriz:
14 views
Genel anlamı ile felsefe, inanç ve değer sistemlerinin oluşmasını sağlayarak, bireylerin hayatları süresince aldığı tüm kararları ve yaptıkları tercihleri belirler.İnsanlar felsefe aracılığıyla kendilerini çevreleyen dünyayı ve neyin kendileri için önemli olduğunu anlamaya çalışırlar.Felsefe, eğitim üzerinde de önemli etkileri olan uğraş alanlarından biridir.Bu bölümde felsefenin niteliği ve eğitim ile felsefe arasındaki ilişkiler üzerinde durulmaktadır.
FELSEFE NEDİR?
Grekçe philosophia teriminden kaynaklanan felsefe, iki sözcüğün birleşmesinden oluşmuştur.Phillia sevgi; sophia bilgi, bilgelik anlamındadır.
M.Ö. VI. yüzyıla gelinceye kadar Yunanlılar da zamanın diğer toplumları gibi, doğa ve insanların aynı güçler tarafından yönetildiğine inanıyor, toplum ve doğal olayların açıklanmasını ise Tanrıların iradesine bağlayarak mitolojik bir şekilde yapıyorlardı.M.Ö. VI. ve V. yüzyıldan itibaren evreni hangi güçlerin yönettiği değil, olayların nasıl cereyan ettiği üzerinde düşünülmeye başlanınca mitolojiden felsefeye geçişin de temelleri atılmış oldu.Felsefenin doğuşuyla birlikte, doğa, Tanrıların iradesine bağlı olmaktan çıkmakta, doğa ve toplum olayları farklı dünyalar olarak değil, tek bir dünya olarak ele alınmaya başlanmaktadır.
35 views
a.)Sully Prudhomme: Asıl adı;RENÉ-FRANÇOIS-ARMAND PRUDHOMME (d. 16 Mart 1839, Paris – ö. 7 Eylül 1907 , Châtenay,Fransa),Romantizmin aşırılıklarına tepki olarak şiire incelik,denge ve estetik standartlar getirmeyi amaçlayan Parnaşçı akımının öncülerinden Fransız şair.1901’de Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanmıştır. Şiir yazmaya bir aşkın getirdiği düş kırıklığıyla başlamıştır. Şiirleri ilk kez 1865’te yayınlandı. Daha sonra şiirlerinde aşktan uzaklaşıp Parnasçı tutumunu benimsemiştir ve bu şiirlerde felsefi fikirlere yer vermiştir, La Justice (Adalet, 1878) felsefi konulu en ünlü eserlerinden biridir.
b.)Coppée, François: (d.26 Ocak 1842, Paris – ö. 23 Mayıs 1908, Paris ),yoksulların yaşamını biraz duygusal tavırla ele alan Fransız şair. Savaş Bakanlığı’nda çalışırken yazdığı Le Passant (1869;Yoldan Geçen) adlı oyunuyla başarı kazandı. En tanınmış kitabı,Les Humbles (1872; Alçakgönüllüler) üslup özelliklerini en iyi yansıtan eseridir. Coppée’nin milliyetçi ve ırkçı siyasal hareketler karışması ününe gölge düşürdü. Katolikliği benimsemesinden sonra dine dönüşü, yurtseverlik duygularını da güçlendirmiş gibiydi. İhanet suçu ile yargılanan Yahudi subay Alfred Dreyfus’ün davası nedeniyle ikiye bölünmüş olan Fransa’da Coppée,
51 views
Düşünme; içinde bulunulan durumu anlayabilmek amacıyla yapılan aktif, amaca yönelik organize zihinsel sürece verilen addır. Her şey düşüncede yatar, düşüncelerle yönetilir ve üretilir. Zihin, beden ve ruh arasındaki dengeyi oluşturarak düşünceleri bütünleştiririz. Bilinçaltımız düşünceleri oluşturur. Ancak bu düşüncelerden etkili olanının seçilmesi için elemeler yapılmalıdır. Bu da eleştirel düşünerek gerçekleştirilir. Sorunların çözümünde etkili bir yoldur. Genel geçer, daha önce düşünülmemiş fikirleri ortaya koyarken yaratıcılık ön plana çıkar. Yaratıcılığın yapıcı olarak kullanılması ve kendini yönetme yoluyla düşünce gücünün nasıl kullanılacağı yolunda adımlar atılır. Hayatı oluşturan şeyler düşüncenin sürekli değişen kreasyonlarıdır.
Düşünce; düşünmenin ürünüdür ve yaşamımızın her yönünde kullanırız. İnsanların düşünme sürecini bilinçli olarak en sık kullandıkları dört alan vardır:
1. Sorunu Çözme
2. Belirli Amaçları Gerçekleştirme
3. Bilgi ve Olayları anlamlandırma
4. Karşılaştığımız Kişileri Daha İyi Tanıma
6 views
Türümüz var oluşunu büyük ölçüdeduyguların insan ilişkilerindeki gücüne borçludur.Kararlarımızı ve hareketlerimizi şekillendirirken hislerimiz çoğu zaman düşüncelerimize baskın çıkar.Duygular bize hakim olduğu sürece,zeka iyi ya da kötü hiç bir yere varamaz. Tüm duygular harekete geçmemizi sağlayan dürtülerdir.Aslında biz iki zihne sahibiz;
birisi düşünüyor,diğeri ise hissediyor. Birbirinden tamamen farklı bu iki kavrama tarzı,zihinsel yaşantımızı oluşturmak için etkileşim halindedir.Akılcı zihin,bilincimize daha yakındır,düşüncelidir ve tartıp yansıtabilir. Bunun yanında fevri ve güçlü,bazen de mantıksız olan bir kavrama sistemi daha vardır;buda duygusal zihindir.Hisler yoğunlaştıkça duygusal zihin devreye girer ve akılcı zihin etkisini yitirir. Duyguların,akıl üzerindeki etkisini anlamak için beynin gelişimine bakmamız gerekir.
11 views