Hiç şüphesiz çağımız temel fen bilimlerinin yani fizik, kimya, biyoloji, temel tıp bilimleri, jeoloji ve matematiğin damgasını taşımaktadır. Son yüzyılda insanlığa maddi refahı ve hemen her türlü modern ihtiyaç vasıtalarını sağlayan şey temel fen bilimleri alanındaki gelişmelerdir.
Teknolojideki gelişmenin temelinde fen bilimleri yer almaktadır. Endüstrinin doğması, büyümesi, ürün verip gelişmesi ancak ve ancak yeterli temel fen bilimleri potansiyelinin varlığına bağlıdır. Baş döndürücü bütün mekanik-optik ve elektronik araçların icadı bunların yeniden yapılması, geliştirilmesi, kullanılması ve bakımı ile ilgili pratik meslekler temel fizik, kimya ve matematik bilgisinin tatbikat sahasındaki
9 views
Fosil nedir?
Bazı canlılar öldükleri zaman arkalarında izlerini bırakırlar ve bu izleri yani kalıntıları milyonlarca yıl hiç bozulmadan kalabilir. Ancak bunun olabilmesi için o canlının hava ile temasının aniden kesilmesi gerekir. Örneğin bir kuş yerde dururken üzerine aniden bir kum yığını gelse ve orada kuş ölse, bu kuşun kalıntıları günümüze kadar gelebilir. Veya ağaçlardan akan amber denen sıvılar vardır. Bazen bu amber bir böceğin üzerine akar ve böcek bu amberin içinde ölür. Böylece sertleşerek milyonlarca yıl hiç bozulmadan günümüze kadar gelebilir. Biz de böylece çok eskiden yaşamış olan canlılar hakkında bilgi edinebiliriz. İşte canlılardan kalan bu kalıntılara fosil denir. İleriki sayfalarda bazı canlıların fosillerini görebilirsiniz.
42 views
Solunum kelimesi iki anlamda kullanılabilir. Hücresel düzeyde, hücresel oksidatif metabolizma anlamındadır. Organizma düzeyinde ise, gaz değişim yüzeylerinin, yani akciğerlerin atmosfer havası ile havalanması demektir. Solunum sistemi, dolaşım sisteminin atmosferle olan bağlantısını sağlar. Amfibian denilen kurbağa gibi hem karada hem de suda yasayan canlılarda metabolizma düşük olduğu için cilt solunumu yeterlidir. Eğer insanlarda kurbağalar gibi cilt solunumu yapsalardı, o zaman insanların metabolizması daha yüksek olduğu için, insan vücudunun yüzeyinin, gerçek yüzeyinden kat kat fazla olması gerekir idi. Akciğerler ağırlık olarak vücudun pek az bir kısmını oluştururlar, fakat yüzey olarak çok fazla bir yer kaplar.
92 views
• RADYO
Yayınlanan elektromanyetik dalgaları alıp, duyulabilen sese çeviren devrelerden oluşmuş cihaza radyo denir. İlk radyo yayını 1907 de Berlin ile Kopenhag arası bir söz iletiminde yapıldı. 1910 da A.B.D.de bir müzik iletimi, 1914 de Belçika’da bir konser iletimi gibi cesaret verici olmayan birkaç deneme sonrası 1920 şubatında Büyük Britanya ‘da başladı. Radyonun yaygınlaşması ise ancak 1955 yılında transistorlu alıcıların kullanımıyla başlar. Başlangıçta ulusal veya bölgesel hizmet veren radyo yayınlarında, kilometrelik dalgalar (uzun dalga) ve hektometrelik dalgalar ( orta dalga) kullanılıyordu. 1930- 35 arası, dekametrelik dalgalarla (kısa dalga) yapılan yayınlar deniz ötesi ülkelere erişme olanağı sağladı. Böylece radyo iletişim dünyasının vazgeçilmez araçlarından biri haline geldi.
Radyonun çalışma prensibi ise kısaca şöyledir;
128 views