The Association for the Monetary Union of Europe (AMUE) was founded in 1987 by European business leaders who agreed on the objectives of a common currency and monetary stability for the success of the Single Market.
The AMUE is a private sector non-political group which is active in all 15 Member States of the European Union. Its headquarters are located in Paris. The approximately four hundred companies and banks which are members of the Association globally employ nearly 9,000,000 people. Small and medium-sized companies participate in the activities of the AMUE most often through professional organisations such as the Federations of Dutch, Greek and Swedish Industries, the French and Spanish Chambers of Commerce, the Belgian, Irish, Italian and Spanish Employers’ Confederations, as well as their European umbrella organisation, UNICE.
The AMUE is a non-profit organisation financed by yearly contributions from its members and through partnerships:
63 views
İnsan kaynakları yönetimin iki temel amacı vardır; verimliliği arttırmak ve iş yaşamının niteliğini yükseltmektir.
Günümüzde İKY’nin önemi şu sorunlar yüzünden her zamankinden daha fazla ağırlık kazanmıştır.
Verimlilik: Verimlilik kavramı işgücü verimliliğini ifade etmektedir. İşgücü saatine isabet eden üretim miktarı olarak tanımlanan işgücü verimliliğnin yükseltilmesi, özellikle giderek artan işgücü maliyetleri yüzünden, büyük bir önem kazanmaktadır.
722 views
1. GİRİŞ
İnsan kaynakları yönetiminde, başarı değerlendirmenin yeri ve önemi günümüzde de halen tartışılan en önemli sorunlardan biridir. Aslında, işgörenin bir işyerine ilk alınması ile birlikte ve çalışma yaşamının her aşamasında, çalışmaları, gözlem ve sonuç itibariyle değerlendirilmektedir. Bu tür faaliyetler, ancak başarı değerlendirme gibi bir sistem içinde yapılırsa anlam kazanabilir. Bu amaçla, çalışmanın birinci kısmında; başarı değerlendirme kavramının önemi, amaçları ve yöntemleri incelenmiştir.. Daha sonra, başarı değerlendirmenin niçin ve nasıl yapıldığı, kimlerin yaptığı, hangi sıklık derecesinde yapıldığı ve sonuçlarının aktarılma durumu yapılan bir araştırma ile ortaya konulmuştur. Çalışmanın son kısmında ise, değerlendirmelere ilişkin olarak öneriler sunulmuştur.
2. BAŞARI DEĞERLENDİRME
2.1. Başarı Değerlendirmenin Tanımı ve Önemi
Genel anlamda başarı değerlendirme; iş görenin yeteneklerini, potansiyelini, iş alışkanlıklarını, davranışlarını ve benzer niteliklerini diğerleriyle karşılaştırarak yapılan sistematik bir ölçmedir (Diverrez, 1976: 23; Ataay, 1985: 243 ; Efe, 1989: 3 ve Erdoğan, 1983: 35).
Cahit Tutum’a göre başarı değerlendirme, kişinin başarı derecesi hakkında bir yargıya varma işlemi şeklinde tanımlanmaktadır (Tutum, 1976: 167 ve Aşkın, 1978: 275).
264 views
İnsan Kaynakları yönetimini herhangi bir örgütsel ve çevresel ortamda insan kaynaklarının örgüte, bireye ve çevreye yararlı olacak şekilde, yasalara da uyularak, etkin yönetilmesini sağlayan işlev ve çalışmaların tümü olarak tanımlayabiliriz.
İnsan Kaynakları Yönetimi 1950’li yıllarda hissedilmeye başlanmasına rağmen örgütsel ortamda insana yönelik yaklaşımlar oldukça eskidir. Böylece İnsan Kaynakları Yönetimi, insanı temel alan ve onun daha etkin, verimli, yararlı ve üretken olması, diğer yandan iş doyumuna sahip ve mutlu olabilmesi için gereken düzenlemelerin tamamını kapsar. Çalışma ortamında kişinin işe alınmasından, uyum eğitimine, ücret ayarlamasına, işyeri ile olan hukuki bağına, verimliliğine, performans değerlemesine, maddi ve sosyal ihtiyaçlarının karşılanmasına ve nihayet işten ayrılmasına kadar ki tüm süreçler, insan kaynakları yönetimi uygulamaları çerçevesinde gerçekleştirilir.
Günümüzde “İnsan Kaynakları Yönetimi”nin önemi şu sorunlar nedeniyle her zamankinden çok artmıştır.
828 views
Beklenmeyen bir durumda anîden hastalanan veya kaza geçiren kişilere doktora ulaşıncaya kadar içinde bulundukları durumlarının daha kötüye gitmesini önlemek için mevcut imkanlarla yapılan müdahalelerin tamamına ilk yardım denir.
İLK YARDIMIN A,B,C ‘Sİ
Öncelikle unutulmaması gereken nokta; ilkyardımın canlıya yapılması gerektiğidir. Bu nedenle ilk yardım gerektiren bir durumda yardım edeceğiniz kişinin canlı olup olmadığını belirlemek önemlidir. Bu amaçla solunumunu dinlemek, kalp atımlarını ya da nabız alınıp alınmadığını dinlemek önemlidir. Bilinci kapalı bir kişinin kalbinin atıp atmadığının saptanması ve nefes alıp verdiğini anlamamız için öncelikle sakin olmalı ve doğru tanı koymak için dikkatimizi bu konuya yönlendirmeliyiz. İlk yardımda birinci amaç kendimizin hasta veya yaralının biran önce tehlikeli bölgeden uzaklaştırılmasıdır. Taşıma yapılırken sakin davranılmalı, mümkünse sert bir zemin üzerinde ( kapı, sunta vb. ) fazla sarsmadan taşınmalıdır. Hasta ya da yaralının bilincinin açık olup olmadığını anlamak için hasta hafifçe sarsılır ve sorular sorulur. Kanama olup olmadığı kontrol edilir. İlk yardım uygulayan kişinin unutmaması gereken nokta ilkyardımda amacın tedavi etmek değil
hastayı sağlık ekipleri gelene kadar hayatta tutmak olduğudur.
A. ( AİRWAY) HAVA YOLUNU AÇ
Ağız açılabildiği kadar açılarak tükürük birikintileri ve yabancı cisimleri temizleyin. Hastayı sırtüstü yatırın. Hava yolunu açmak için alını geriye, çeneyi öne çekin. Çeneyi destekleyin. 112 veya 155 no lu telefondan profesyonel yardım çağırın.
B. ( BREATHİNG ) SOLUNUM
Hasta soluk alıp veriyorsa uygun pozisyonda yatırın. Hasta solumuyorsa ağızdan ağıza iki yavaş ve tam soluk verin. Verdiğiniz soluk rahatça gidiyorsa hastanın solunumunun dönüp dönmediği kontrol edin. Solunum geriye dönmediyse suni solunuma devam edin.
C. ( CIRCULATION ) DOLAŞIM
94 views
Konfüçyüsçülük,Çin’in büyük bilginlerinden ve filozoflarından olan Konfüçyüs’ün fikirlerinden oluşmuştur.Konfüçyüs,geçmişteki sosyal yaşantı ve törenlerle ilgili bilgileri biraraya getirerek ahlak ve geleneklerin yaşatılmasını sağlamak amacıyla bütün eski Çin yazılarını incelemiştir.O,böylelikle,atalar kültürüne dayalı köklü bir Çin medeniyeti meydana getirmek istemiştir.Yetiştirdiği öğrencilerine de bunun gerekliliğini anlatmıştır.Onun ölümünden sonra öğrencileri ona bağlılıklarını sürdürmüş ve onun sözlerini kitap haline getirmişlerdir.Bu kitaplar Konfüçyüsçülüğün kutsal kitapları olmuştur.(Beş Klasik ve Dört Kitap)
Konfüçyüsçülük bir dinden çok,bir ahlak sistemine benzemektedir.Bu sistemin amacı,milleti siyasi bir eğitimle mutluluğa kavuşturmaktır.Bunun için; iyilik,doğruluk,edeplilik,akıllılık ve güvenilirlikten oluşan beş erdemin yaygınlaştırılmasını öngörür.
Konfüçyüs,yeni bir din kurmamış,Çin’in eski dini anlayışını yaşatmaya çalışmıştır.Bu nedenle o,yüce bir varlık olarak ,Tao’yu kabul etmekle birlikte,eskilerin hayat,ölüm,huzur,şeref gibi erdemlerin kaynağı olarak gördükleri ve “Şang-ti” diye adlandırdıkları “Tien”’i benimsemiştir. Konfüçyüsçülük,Çin’de bilginler,yazarlar,yüksek memurlar,prensler ve imparatorluk ailesi tarafından din olarak kabul edilmiştir.M.Ö. 140 yılından başlayarak 1912 yılına kadar devlet dini olarak tanınmıştır.Şu anda da Çin’de Budizm ve Taoizmle birlikte resmi niteliğe sahip bir dindir.
241 views
İNSAN, TOPLUM VE İLETİŞİMİN ANLAMI
Elinde dolu sandığı boş kadehiyle, kalabalık meyhanenin yalnızlığında, kendini, kaybolanı ve düşlediğini arayan bir sarhoş. Bulutlar arasında yalpalayarak yolunu bulmaya çalışırken, olduğu yerde fırtınadaki ağaç gibi sallanıyor çaresiz. Sarhoşun dengesini yitirmiş dünyasının bulanık köşe başında bir kadın… Sarhoş buğulu gözlerle kadına bakıp iştahla söylenir: İletişimin süper highway’inde kayıp gidiyorum… Bir hoşum, Nonoşum!
Kendi dediğine inanamaz sarhoş: “iletişimin süper highway’i de ne demek?” diye sorar kadına.
Kadın sessiz.. Oralı bile değil. Şehvetli gülümsemesi bütün vücudunu yapıştırdığı yanındaki adama asılıp kalmış.
Kuru kuru yutkunan sarhoşun gözleri, kadının yapıştığı adama kayar. Adam genç ve yakışıklı. Sağ elinde sevgilisi gibi kavradığı bir bilgisayar; Üzerinde kocaman IBM yazılı. Öbür eliyle kadının belini sarmış; IBM’den fışkıran ve şeritler halinde önlerinde uzanan rengarenk ışıklı bir yolda kayar gibi gidiyorlar. Bu reklam-afişin altında “Süper highway’de iletişim” yazılı…
Sarhoş sigarasını hırsla dişlerinin arasına alıp, derin bir çekişle ciğerini nikotinle doldurur. Mahmurlaşan bakışlarını saplayıp kadına, “ben de insanım” diye söylenir kendi kendine. Ardından, kadının vücudunun kıvrıntılarına tutuna tutuna ayakta durmaya çalışarak hayallenmeye devam eder…
Sarhoş, kadının kırmızı boyayla doğallıktan ayırdığı ve gerçeği yapayla yeniden-biçimlendirdiği dudaklarına yapışırken, ansızın alkollü nefesi tükürüğüne karışıp, çöl toprağı gibi yanan boğazına takılır. Kurtulmak için öksürür sarhoş. Öksürüğü dumanlı havayı yırtarak, “viraneyim, divaneyim, mahvolmuşum, felek vurmuş kahrolmuşum” diye ağlayan arabeskle çarpışır. Arabeski için için inleyerek dinleyen kulakların dumanlı gözleri hoşnutsuzlukla sarhoşa çevrilir. Sarhoş, gözlere, bir kez daha öksürerek, erkekçe karşılık verir…
270 views
İletişim, bir şahıstan başkabir şahısa olan bilgi, veri ve anlayış aktarmasıdır. Ya da birbirlerine ortamlarındaki nesneler, olaylarla ilgili değişmeleri haber veren, bunlara ilişkin bilgilerini birbirine aktaran aynı olgular, nesneler, sorunlar karşısında benzer yaşam deneyimlerinden kaynaklanan, benzer duygular taşıyan, bunları birbirini ifade eden insanların oluşturduğu topluluk içinde gerçekleştirilen tutum, yargı, düşünce, duygu bildirim işlemlerine iletişim denir. İletişim yalnızca sözel bir süreç değildir. İnsan ile insanın karşılaştığı ilişki kurduğu her yerde, her durumda, her mekanda bir iletişim süreci yaşanır. Örneğin karşılaşma ortamlarında kimin kim olduğunu söyleyen insanlar arasındaki sözel iletişim değil, nesnelerin görünümlerinden doğan dilsel kodlamadır. İletişim kuramama gibi bir olay söz konusu değildir. Watzlawick, Beavin ve Jackson “davranışın” karşıtının bulunamadığını başka bir ifadeyle “hiçbirşey yapmamanın” dahi bir davranış olduğunu ifade ederler. Bu nedenle hareket etmek ya da birşey söylemek kadar hareket etmemek ya da susmak da bir davranıştır. Ve anlamlı bir mesaj oluşturur. Bu tip gözlemlerden sonra vardıkları sonucu bir varsayım olarak şöyle ifade ederler; aynı sosyal ortamda birbirlerini algılayan kişilerin iletişim kuramamaları olanaksızdır. Örneğin bir otobüs yolculuğu sırasında yanınıza konuşkan bir yaşlı bayan oturdu. Uygar bir insanın gereği olarak ona bir tebessümde bulundunuz daha sonra gözlerinizi kapatıp uykuya ihyiyacınız varmış ya da başınız ağrıyormuş gibi davranıyorsunuz bu durumda ne yaparsanız yapın ya da yapmayın, yaptığınız ya da yapmadığınız davranışın bir anlamı vardır ve öbür kişi için bir mesaj oluşturur. Gözlerinizi kapamanız “uykum var ya da başım ağrıyor sizinle konuşamam” mesajını verir. Elinizdeki dergi ya da kitabı okumaya devam etmeniz “okuduğum kitap (dergi) daha çok ilgimi çekiyor, kitap okumayı sizinle konuşmaya yeğeliyorum”, mesajını verir.
4 views
Pazarlama aktivitesi bir ürünün hazırlanması, dağıtım şekli ve fiyat seçimini belirlemekle sınırlı kalmaz. Şirket daha da ileri giderek ürünleri hakkında bilgiler almalı ve vermelidir. Doğaları gereği aslında her işletme birer iletişim ajanıdır.
Her firma kompleks bir ticari iletişim sisteminin içindedir. Şirket, tüketicileri, dağıtıcıları ve onların çevresiyle, dağıtıcılar tüketicilerle ve tüketiciler de kendi aralarında iletişim kurarlar. Dört büyük iletişim yolu vardır.
Bütün iletişim alıcı ile verici arasındaki sinyal değişimine dayanır.
- Verici (kaynak): iletişimin merkezindeki kişi ya da organizasyon.
410 views
1918
Birinci Dünya Savasi 1918 yilinda sona erdiginde ortaya çikan bilanço 37 milyon yarali ve 9 milyon ölüydü.Savaştan maglup olarak çikan Almanya’da hayat standarti adeta yikima ugramis hayat felç olmustu.Meclisteki demokratik partiler yikilan kraliyetin enkaziyla karsi karsiya kalmisti.Komünist-Muhafazakar çatismalari kisa zamanda sokaklara yayildi.Yeni Weimar rejimi ekonominin çökmüslügünü,sokak kavgalarini,siddet gösterilerini,kanunsuzlugu önleyecek gibi degildi dogrusu…
1919
Birinci Dünya Savasi sonunda Müttefikler maglup devletlere çok agir baris antlasmalari imzalattirdilar.Osmanlı Imparatorlugunun imzaladigi Sevr antlasmasi kadar agir sartlari olan bir antlasmayida Almanlar imzaladilar.(Versay Ant.)Bu antlasmaya göre Alman Deniz ve Hava Kuvvetleri tamamen ortadan kaldirildi ve Alman Ordusu 100.000 kisiyle sinirlandirildi.Buna bir ordu demektense paramiliter bir grup demek daha dogru olurdu çünkü bu grupda her türlü agir silahtan arindirilmisti.Buna ek olarakda Almanlar galip devletlere 33milyar dolar savas tazminati ödemeye mahkum edildi.Bu dönemlerde göze çarpan Alman Isçi Partisi , Nazi Partisinin atasi olup Birinci Dünya Savasinin issiz askerlerini bünyesinde barindiyor ve sagci bir politika güdüyordu.Adolf Hitler bu partiye 1919′da katildi ve etkileyici demeç ve söylevleriyle liderligine kadar yükseldi.Hitler ulusal gururu,militarizmi ve de %100 saf bir Alman Ulusunu savunuyor ve de tabiki Yahudi düsmanligi güdüyordu.Daha sonralari Hitler partinin ismini Nazyonel Sosyalist Alman Isçi Partisi (NSDAP) sekline degistirdi ve 1921′de parti liderligine yükseldi.Üye sayisida 3000′lere gelmis Almanyanin Führerligine giden yol açilmisti.
1923
30 views