Somatotip, hacmi önemsemeyerek, şekil kavramına veya vücut kompozisyonunun dış uygunluğuna dayanan fiziksel sınıflamadır. Birçok somatotip belirleme sistemi vardır. Ne var ki atletik tahmin ve yol gösterme de Health-Carte metodu diğerlerinden daha üstündür. Bu metot, orantılı baskınlığı gösteren üç bileşenli sınıflama için hem fotoğraf hem de antropometrik çıkarım yapma imkanı sağlar.
1- Endomorfi veya nisbi şişmanlık
2- Mezomorfi veya nisbi kas-iskelet kuvvetliliÄŸi
3- Ektomorfi veya nisbi ince ve uzunluk
Bütün bu bileşenler şu sırayla tanımlanmıştır: Endomorfi, Mezomorfi, Ektomorfi. Antropometrik dağılımın yaygınlığıyla, bu bileşenler 1-10 arasında sınıflamada en yakın olana göre belirlenir. Örneğin: 1,4-6,0-3,2 bir ektomorfik mezomorf veya ektomezomorrftur.
111 views
Proje Kesin Raporu yazımında A4 ebadında kaliteli beyaz kağıt kullanılacak, sayfalardaki sağ, sol ve alt boşluk 2.5 cm, üst boşluk 3 cm olacaktır. Kesin Raporun herhangi bir yazılım programında yazılmış olması ve yazıların koyu renk olması şarttır.
Proje Kesin Raporu içeriği aşağıda belirlenen düzende olacaktır:
Kapak kısmı kapak ve kapak altı olmak üzere iki kısımdan oluşacak, kapak kısmı ilgili Araştırma Grubu’ndan temin edilecektir. Kapak altı ise ekteki örnekte (Ek-1) görüldüğü şekilde hazırlanacak, proje adı ve numarası ön kapak penceresini ortalayacaktır.
Önsöz, proje hakkında çok kısa ve olağan bilgiler verilip projenin Kurumca desteklendiği belirtilecektir.
İçindekiler, rapor içindeki başlıkları, alt başlıkları ve bunların sayfa numaralarını verecek şekilde hazırlanacaktır.
Tablo ve şekil listeleri, içindekiler bölümünün arkasına eklenecektir.
Özet (Abstract), hem Türkçe, hem de İngilizce hazırlanacak olan Özet, projenin ana hatlarını gösterecek olan bir metindir. En az 100, en çok 250 sözcükten oluşmalıdır. Olağandışı hallerde 400 sözcüğe kadar çıkabilir. Özet hazırlanması sırasında TÜBİTAK’nca hazırlanmış olan Özet Hazırlama Kılavuzunun incelenmesi gerekmektedir. Özet’in bitiminde anahtar kelimelerin yazılmasına dikkat edilmelidir.
Proje ana metni, giriş, gelişme ve sonuç bölümlerinden oluşan ana metin kısmıdır. Sonuç bölümünün önerileri de kapsaması gerekmektedir.
70 views
Soğuk algınlığı, astım, guatr, bronşit ve alerji tedavisi için boyun bölgesinde kullanılır. Boğaz ve tiroid enfeksiyonlarını tedavide diğer taşlardan üstündür. Sol elde oynandığında bedenin elektiriğini toplar. Elektrik yükünü azalttığı için depresyona karşı da faydalıdır. Ağrıyan yerlere koyulduğunda ağrıları hafifletir. Kullanılan kehribarın, ağrıyan yerin büyüklüğü kadar olması etkisini güçlendirir.
282 views
Nefes almanın kontrol edilmesi kekemeliğe zıt bir tepki oluşturduğundan bu önemli bir terapatik adımdır. Azrin ve Nunn’un yönteminin laboratuarlardaki tekrarlarında olumlu sonuçlar elde edilmiştir. Ancak tedavi sonrasında kekelenen kelimelerin ortalamasının %5 ‘in üzerinde olması yöntemin bazı elementlerinin tekrar gözden geçirilmesine neden olmuştur. Farkında oluş;    her bir sözel akıcılığın bozulması ve kekemeliği harekete geçiren çevresel ya da kişinin kendine ait anahtarları tanıma yetisi olarak tanımlanır. Çalışmanın amaçlarından biri daha önce yapılan çalışmayı daha sıkı kurallarla tekrarlamak ve deneklerin kekemeliklerinin farkında oluşlarının akıcı olarak söylenmeyen kelimelerin sıklığını anlamlı derecede azaltacağının tahmin edilmesiydi.
Denekler, gazete ilanına cevap veren 12 kekemedir.
57 views
Kekemelik laboratuar çalışmaları nedeniyle hakkında çok şey bilinen ancak üzerinde görüş birliğine varılmış etkili bir tedavi yöntemi olmayan bir rahatsızlıktır. Laboratuar koşullarında en çok uygulanan yöntem ritim ya da metronom prosedürüdür. Her vuruştan önce kelimeyi kesme, vuruşla tekrar başlama vb. Golddiamond Jones ve Azrin’in yöntemlerini geliştirmiş ve buna ekleme tekniğini bulmuştur. Kekemeliği konuşma bozukluğu olarak değil de nörolojik bir rahatsızlık olarak görenler de vardır. Bu görüşe göre kekemeliğin tedavisinde alışkanlığı tersine çevirme prosedürü yararlı olabilir. Bu prosedür tırnak yeme, saç yolma vb. durumlarda kullanılmıştır. Alışkanlık, alışkanlıkla birlikte olan davranışların farkına varma, alışkanlığa eğilimli durumları tanımlama, düzelme gösterilmesinin ardından aile ve arkadaşların toplumsal desteğini sağlama bu eğitim programının sağladıklarındandır. Tedavinin temel özelliği birbirine zıt olan aktivitenin kullanılmasıydı. Danışan; alışkanlığı düzeltici bir tepki olarak ve alışkanlığa eğilimli durumlarda koruyucu olarak bu zıt aktiviteyi kullanmayı öğrenir.
Bu mantık kekemeliğe uygulandığında kekemeliğe zıt bir aktivite bulunmalıdır.
v     Kuvvetlendirilmiş duraklama,
v     Solunum örüntüsündeki değişiklikler,
v     Kendi kendine gevşeme,
v     Düşünceleri biçimlendirme gibi aktivitelerin kekemeliği ketlediği bilinmektedir.
Geliştirilecek prosedür günlük yaşamdaki kekemeliği elemine edebilmeli, bütün danışanlar için hemen ve etkili olmalı, en az danışma süresini gerektirmeli ve sürekli yarar sağlamalıdır.
46 views
10-11 Aralık 1999 tarihlerinde Helsinki’de toplanan Avrupa Konseyi, Komisyonun Türkiye ile ilgili ilerleme Raporunu ve BileÅŸik Kağıtta (her bir aday ülke tarafından katılım yönünde kaydedilen ilerlemeler hakkındaki Raporlar) belirtilen tavsiyelerini önemli ölçüde kabul etmiÅŸtir. Helsinki Sonuçları özellikle aÅŸağıdaki hususları kaydetmiÅŸtir: ‘Türkiye AB’ne diÄŸer aday ülkelere uygulanan aynı kriterler temelinde BirliÄŸe katılması mukadder bir aday ülkedir. Mevcut Avrupa Stratejisi temelinde Türkiye, (…) bir katılım öncesi stratejisinden faydalanacaktır (…) Bu da, insan hakları, sınır uyuÅŸmazlıkları ve Kıbns konularına özellikle atıfta bulunarak, katılıma iliÅŸkin siyasi kriterlerin karşılanması yönündeki ilerlemeye ağırlık vermek suretiyle geliÅŸtirilmiÅŸ siyasi diyalogu içerecektir. Türkiye ayrıca, Topluluk Programlarına ve ajanslarına ve aday ülkelerle Birlik arasında katılım süreci çerçevesinde yapılan toplantılara katılma imkanına sahip olacaktır. Müktesebatın analitik inceleme süreci, diÄŸer araçlar meyanında, Komisyon tarafından Ortaklık AnlaÅŸması kapsamında kurulan alt komiteler vasıtasıyla gerçekleÅŸtirilecektir.
Katılım öncesi mali yardımlarına iliÅŸkin tüm AB kaynaklarının eÅŸgüdümüyle ilgili tek bir çerçeve Komisyon tarafından 26 Temmuz 2000 tarihinde kabul edilmiÅŸtir. Komisyonun bu önerisi (COM(2000) 502 final) Türkiye için bir Katılım Ortaklığı oluÅŸturmak için gerekli hukuki temeli oluÅŸturmakta ve Türkiye’ye yönelik tüm katılım öncesi AB mali yardımlarının koordinasyonuna iliÅŸkin tek çerçeveyi tanımlamaktadır. Bu öneri halen diÄŸer Kurumlar tarafından tezekkür edilmektedir. (hukuki temeli AB AntlaÅŸmasının 308. maddesi) Katılım Ortaklığı kısa ve orta vadeli öncelikleri, ara hedefleri ve siyasi ve ekonomik kriterler ışığında katılım hazırlıklarının hangi koÅŸullar altında gerçekleÅŸeceÄŸini ve Üye Devletin Topluluk
74 views
Alman sosyalist kuramcı ve önder.Düşüncesi felsefe,iktisat,sosyoloji ve siyaset bilimi boyutlarını içerir. YaÅŸamını kapitalizm eleÅŸtirisine ve devrimci mücadeleye adamı; Friedrich Engels ile birlikte yazdığı Manifest der kommunistisehen Partei (1848; Komilnist Manifesto, 1920/Komilnist Manifesto ve Komilnizmin İlkeleri, 1991) cağımızın en etkili akımlarından birine adini ve temel siyasal programını vermiÅŸ; Das Kapital adli incelemesi bu programın ekonomik temelini oluÅŸturmuÅŸtur. KiÅŸisel yapıtlarıyla olduÄŸu kadar Engels ile ortak çalışmalarıyla da temellerini attığı Marksizm, yalnızca bir kuram ya da yöntem deÄŸil, bütünsel bir dünya görüşünün ifadesi olmuÅŸtur. GençliÄŸi ve düşüncesinin oluÅŸumu. Yahudi asilli bir ailenin yedi çocuÄŸundan biriydi. Avukatlık yapan babası büyük olasılıkla mesleÄŸinde ilerleyebilmek için Protestanlığı benimsemiÅŸ, oÄŸlunu da altı yaşına geldiÄŸinde vaftiz ettirmiÅŸti. Ortaöğrenimini (1830-35) Trier’de tamamlayan Marx, Ekim 1835′te Bonn Üniversitesi’ne girdi. Orada bir yıl beÅŸeri bilimler okuduktan sonra, 1836′da Berlin Üniversitesi’nde hukuk ve felsefe öğrenimine baÅŸladı. Berlin’deki en önemli deneyimi Hegel’in felsefesiyle tanışmak oldu. BaÅŸlangıçta itici bulduÄŸu Hegelci öğretinin devrimci öğrenci kültürünü derinden etkilediÄŸi bu dönemde , sonunda o da Doktorlar Kulübü olarak bilinen Genç Hegelci çevreye katildi. Grubun baÅŸlıca sözcüsü olan Bruno Bauer’ in üniversitedeki ilahiyat derslerini izledi. Bu arada Prusya yönetimi, hızla ateizme yönelen ve siyasal eylem den söz etmeye baÅŸlayan Genç Hegelcileri üniversitelerden uzaklaÅŸtırmaya giriÅŸmiÅŸti. 1832′de Ludwig Feuerbach’tan sonra, 1839′da Bauer de görevden alindi. Marx’in bu yıllardaki en yakın dostu olan Adolph Rutenberg ise, Genç Hegelcileri daha köklü bir toplumsal katliyama çağırıyordu.
52 views
Suç ile menfaat arasındaki ilişki belki de insanlığın tarihi kadar eskidir. Tüm menfaatleri temsil edebilecek ortak bir standardın, yani paranın bulunmasıyla bu ilişki daha da somutlaşmıştır. Asurlular’dan kalan ticari yazışmaları çözen bilim adamları, Anadolu’ya ihraç edilecek malların devlete ödenecek vergilerinden kurtulmak isteyen iş adamlarının sahte beyan yoluna giderek devleti aldattıklarını görmüşlerdir. Para, tarih boyunca suçun en önde gelen motivlerinden biri olma özelliğini korumuştur. Suçlular yakalansa ve cezalandırılsa bile genelde suç kazançları suçu işleyenin yanına kar kalmıştır. Oysa suçtan elde edilen kazançların araştırılması, bulunması ve bu kazançlara el konulması, suçun tekrar işlenmesini önleme adına en az suçlunun cezalandırılması kadar önemlidir. Suç gelirlerinin takibinin yapılmaması, suçluya göre geri planda kalması özellikle organize ve örgütlü suçların gelişmesinde ve yayılmasında önemli bir rol oynamıştır. Çünkü suçu işleyen hapse girse bile, suçtan elde edilen gelir sayesinde suç örgütü varlığını korumakta; suçu işleyen, hapisten çıktıktan sonra hatta hapisteyken suç örgütündeki rolünü sürdürebilmektedir. 18.yy. sonlarından itibaren bu konudaki duyarlılık artmaya başlamıştır. İlk olarak Alman polisi ve adli makamları, bu tarihlerde sadece suçları geleneksel yollarla soruşturmakla kalmayıp suçlulara ait mal varlığına el koyma yoluyla suçlularla mücadeleye başlamışlardır.
35 views
Kanun No. 4735 Kabul Tarihi: 5.1.2002
BİRİNCİ KISIM
Genel Hükümler
BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç, Kapsam, Tanımlar ve İlkeler
Amaç
MADDE 1.- Bu Kanun’un amacı, Kamu İhale Kanununa göre yapılan ihalelere iliÅŸkin sözleÅŸmelerin düzenlenmesi ve uygulanması ile ilgili esas ve usulleri belirlemektir.
Kapsam
MADDE 2.- Bu Kanun, Kamu İhale Kanununa tabi kurum ve kuruluşlar tarafından söz konusu Kanun hükümlerine göre yapılan ihaleler sonucunda düzenlenen sözleşmeleri kapsar.
119 views
İstanbul M.Ö 658 yılında Sarayburnu ve çevresinde küçük bir yerleÅŸim merkezi olarak kurulmuÅŸtur. Asırlar boyunca insanoÄŸlunun yaÅŸadığı en eski yerleÅŸim merkezlerinden birisi olmuÅŸtur. Asya ve Avurpa arasında bir köprü görevi görmesi ve etrafını çevreleyen denizleri, İstanbul BoÄŸazı ve Haliç gibi tabii limanlara sahip olması önemini daha da artırmıştır.Tarih boyunca askeri ve ticari yönden çok büyük bir cazibe merkezi olmuÅŸtur. Bu sebeplerde bir çok kavim ve milletin akınlarına maruz kalmış zaman zaman da tahrip edilmiÅŸtir. İstanbul Romalıların hakimiyetine girdikten sonra geliÅŸmeye baÅŸlamıştır. Özellikle 330 yılında İmparator Konstantin’in, ÅŸehri Roma İmparatorluÄŸunun merkezi yapması ve kıymetli eserlerle mamur hale getirmesi, bu ÅŸehre olan alakayı daha da artırmıştır. 395 yılında İmparatorluÄŸun ikiye bölünmesiyle DoÄŸu Roma’nın merkezi haline gelmiÅŸtir.
Fetih Öncesi İstanbul’da Yapılan Su Tesisleri
Tarihi kaynakalrdan edinilen bilgilere göre ÅŸehrin kuruluÅŸ dönemlerinde su ihtiyacı yeraltı kaynaklarından saÄŸlanmaktaydı. Romalılar ve Bizanslılar ÅŸehrin çevresinde çeÅŸitli su bentleri ve suyun taşınabilmesi için muhtelif kemerler ve ÅŸehrin içinde de su sarnıçları inÅŸa ettiler. Hadriyen tarafından (117-138) surlar dışındaki bir kaynaktan Haliç’in kenar mahallelerine kadar su yolu yaptırıldığı, Valens tarafından (368-378) Halkalı civarından Bayezıt’e kadar bir su yolu yapıldığı ve bu yol üzerinde Atışalanı Köyü civarındaki Mazul Kemerle, BozdoÄŸan (Valens) Kemerinin bu maksatla inÅŸa edildiÄŸi kayıtlarda mevcuttur. Kağıthane Deresi’nin sularının havuzlarda toplanarak, vadilerden kemerlerle aşırılarak ÅŸehre isale edilmesi, İmparator Teodoryos (378-395) tarafından Mazul ve BozdoÄŸan Kemerlerinden geçirilmesiyle 3.bir su yolunun yapıldığı ve yine aynı imparator döneminde Belgrad Ormanından SultanAhmet’e kadar 4.bir su yolu yapıldığı bildirilmektedir.Harp hali ve kuraklık gibi durumlarda kullanılmak üzere üstü kapalı veya açık sarnıçlar inÅŸa edilmiÅŸtir. Günümüze kadar bunlardan sadece Mazul Kemeri ve BozdoÄŸan Kemeri gelebilmiÅŸtir. Bu Kemerler Türkler tarafından çok iyi inÅŸa edilmiÅŸ ve yıkılmaktan kurtarılmıştır.
90 views