, kişinin kendini geliştirmesi, bedenini, aklını ve ruhunu eğitmesidir. Bu yolla başkalarına ve kendinize karşı içten, dürüst ve saygılı olmak çok önemlidir. Batıdakinden farklı olarak hocalık, bu sporda büyük bir onur ve saygıdeğer bir konumdur. Hocayı yalnızca size teknikleri gösteren kişi olarak görmeyiniz. O, size yaşamınız boyunca kullanacağınız bilgileri aktaran kişi, bir yol göstericidir. Ona her zaman saygı gösteriniz.

Aikido uyum üzerine kurulmuştur. Çalışma alanında hiçbir zaman kavgaya, güç denemelerine, yarışmaya yer yoktur. Aikido okulu egonuzu tatmin edeceğiniz bir yer değil; kişiliğinizi geliştireceğiniz, bilincinizi daha yüksek bir düzeye çıkarmayı öğreneceğiniz yerdir.

Çalışmalarda değişik yaş, cinsiyet ve güçte insanlar bulunacaktır. Her ne kadar teknikleri tüm benliğimizle, kendimizi vererek ve gerçekçi yapmak gerekiyorsa da, karşımızdaki insanın bedensel sınırlarını ve bize aktardığı gücü göz önünde tutarak çalışmalıyız. Aikido’ özü uyum olduğuna göre çalıştığımız kişiyle uyum içinde olmalıyız.

Selamlama, Aikido’da çok önemli olan saygılı olmanın,bunu göstermenin en güzel ve birinci yoludur. Aikido’da selamlama ayakta Japon tarzında eğilerek olur da seiza otururken yapılır. Selamlama saygınızı gösterirken bir yandan egonuzu eğitmenize de yardımcı olur. Dojo’ girerken Dojoyu, tatamiye çıktığınızda tatamiyi; çıkarken de önce tatamiyi sonra dojoyu selamlamalısınız. Her dersin başındaki ve sonundaki seremoniler öncelikle Aikido’nun kurucusu O’SENSEİ (büyük ) MORİHEİ UESHİBA’ya olan saygımızı göstermek ve teşekkür etmek, sonra da birbirimize bu duygularımızı göstermek amacıyla yapılan bir selamlama sürecidir. Dersin başında tüm öğrenciler kıdem sırasına göre, seiza oturarak, sağdan sola doğru dizilirler. Sağ başta en kıdemli öğrenciler, sola doğru gelenler sıralanırlar. Her katılan, sıranın soluna, en sona geçer. Bu sıralamadan sonra ‘MOKSO’ adı verilen küçük bir meditasyon yapılır. Mokso kendinizi derse hazırlamak amacıyla, bedenimizi ve zihnimizi sakinleştirmek için yapılır. Sonra, Ueshiba’ya ve birbirimize selam vererek ısınma hareketlerine geçilir. Dersin sonunda da aynı sıralama düzeni içinde önce mokso yapılır ve selam verilerek ders biter. Mokso ve selamlama bizi derse hazırlayan en önemli süreçtir. Bu nedenle geç kalmamaya çalışınız. Geç kaldığınızda eğer mokso ya da selam süreci başlamışsa dojoya girmeyip dışarıda bekleyiniz. Selamlama bittikten sonra içeri girip sessizce mindere çıkıp Ueshiba’ya ve hocaya selam verip derse katılınız.

Temizlik, hem kendinize hem başkasına duyduğunuz saygının bir diğer göstergesidir. Elbiselerimiz ve kendimiz her zaman temiz, bakımlı ve hoş kokulu olmalıdır. Tırnaklar kısa (ve kadınlar için makyajsız) olmalıdır. Saçlar uzun ise dağılmayacak şekilde toplanmalıdır. Eğer tırnaklar uzun, makyajlı ya da saçlar dağınık olursa, hem çalıştığımız kişiye ya da kendimize zarar verebilir, hem de arkadaşımızın ya da kendimizin elbisesini kirletebiliriz. Böylece dikkatimiz, kendimizi ya da arkadaşımızı incitmemek ya da kirletmemek konusunda yoğunlaşacak ve konudan uzaklaşmış olacağız. Saçların toplandığı malzeme de, aynı şekilde zarar vermeyecek malzemeden seçilmeli, çalışırken her türlü saat, süs eşyası, takı vb. çıkarılmalıdır. Tırnaklar diğer kişilere zarar vermemesi açısında kesilmiş olmalıdır. Erkekler ceket pantolon ve kemerden oluşan Aikido elbisesini giyerken ceketin içine fanila vb. gibi şeyler giymeyecekler, kadınlar ise ceketin içine beyaz bisiklet yaka fanila giyeceklerdir. Kıyafetler de, kendimiz de zihnimizi ve ruhumuzu sadeleştirme çabamız gibi sade ve temiz olmalıdır.

Bu sanata dair başka öğe de sempai-kohai ilişkisidir. Kohai yeni öğrenci, sempai eski öğrencidir. Sempailer kohailere yardım etmek, yol göstermek; kohailer de sempailere saygı göstermek, onların bu yolda kendilerinden ilerde ve deneyimli olduğunu unutmamakla yükümlüdürler. Kohailer, çekinmeden; ama saygılı bir biçimde selam vererek sempailerle çalışabilir, soru sorabilirler. Ancak antrenman sırasında konuşmanın en az düzeyde tutulması gerektiğini her iki taraf da hatırlamalıdır. Çalışmalar sırasında genellikle eşli çalışılır. Bir saldırgan (uke), bir de savunan (tori ya da nage) olmak üzere iki kişi beraber çalışır. Bir antrenmanda birçok kez hem saldıran, hem de savunan oluruz. Hem arkadaşımızın iyi öğrenebilmesi ve çalışabilmesi, hem de bizim öğrenmemiz için saldırırken mümkün olduğunca gerçekçi, dikkatli ve uyumlu olmalıyız. Saldıran olduğumuzda, teknik bize uygulanıyor olduğundan iyi düşmek ve kendimizi incitmeyecek şekilde uyumlu olmakla, arkadaşımızın hareketi en iyi şekilde yapmasın sağlamakla yükümlüyüz. Rolleri değişip savunan (hareketi uygulayan) olduğumuzda da saldırganın gücünü, fiziksel durumunu, Aikidodaki düzeyini dikkate alarak son derece uyumlu ve dikkatli çalışmalıyız. Arkadaşımızın iyi düşebilmesi, düşerken kendine ve başkalarına zarar vermemesi savunan kişinin sorumluluğundadır.

Aikido derslerinde zaman zaman ufak incinmeler, yaralanmalar olabilir. En basitinden bazen nefesinizi kontrol edemeyebilir ya da lensinizi düşürebilirsiniz, bu gibi durumlarda eğer antrenmana ara vermek gerçekten zorunlu olursa, mümkün olduğunca sessiz, dikkat dağıtmadan hocadan izin alınmalıdır. Sadece çalışmaya ara vermesi gereken kişi izin istemeli, diğerleri ise çalışmaya devam etmelidir. Çok nadiren olmakla birlikte eğer incinen kişi kıpırdayamayacak durumda ise sadece onunla çalışan kişi kendisine yardımcı olmalıdır.

Tüm bu kurallar ve esaslar bir Aikido dersinin ve kişiler arası ilişkilerin uyumlu ,düzenli ve sağlıklı olması için gereklidir. Bunlar yüzyılların deneyimi ile oluşturulmuştur. Bu kurallara uymak öncelikle kişinin kendi gelişimi için gereklidir. Tüm kural ve esaslara uyulduğu sürece herkes gerçek ilerleme imkanına sahip olacaktır.