Bu bölüm, Hastalığı ( AH ) ile uğraşan kişilerin katkılarıyla hazırlanmıştır; Bu kişiler, günlük çalışmalarında Alzheimer türü demansın hem tıbbi, hem de psikolojik ve pratik yönleriyle iç içe olan, hasta yakını örgütlerinin üyeleri ve AH uzmanlarından oluşmaktadır. Farklı ülkelerindeki Alzheimer Hastalığına ilişkin deneyimlerini bu katılımcılar uzmanlaştıkları alanlarda yazar ve editör olarak görev aldılar.

DEĞERLİ KATKILARINDAN DOLAYI HEPSİNE TEŞEKKÜRLERİMİZİ SUNARIZ.

Tercümelere katkılarından dolayı İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi, Nöroloji Doç. Dr. Hakan Gürvit ve 9 Eylül Üniversitesi. Nöroloji ABD . Doç Dr. Görsev Yener ‘ e teşekkür ederiz.

ALZHEİMER BÖLÜMÜNDE NEYİ ARIYACAKSINIZ ? Aradığınıza ulaşabilmeniz için Alzheimer sayfalarını 4 ana bölüme ayırdık her bölümün menüsü ve her bölümden diğer bölümlere ulaşabileceğiniz linkler oluşturduk. Buna rağmen bu sayfada bölümlere bakışın yararlı olacağını düşünerek kısa özet sunuyoruz.

1. Bölümde Neler Var ?

  1. Alzheimer Hastalığı Nedir ? Nasıl Tanıyacaksınız ?
  2. Alzheimer Hastalığının Evreleri, Kim Yardım Edebilir
  3. Tedavisi Var mı ? Basit Bir Test, Size Özel
  4. Günlük Yaşamda AH, Hastanın Yıkanma ve Yatması
  5. Bir Yerden Bir Yere Gitmesi, , Giyinme
  6. Enkontinans, Ne Yapabilirsiniz ?

2. Bölümde Neler Var ?

  1. AH de Davranış Değişiklikleri, Saldırgan da Huysuz Olduğunda
  2. İletişim Sorunları Olduğunda, Uyuyamadığında, Yemek Yemediğinde
  3. Amaçsız Dolanıyorsa, Bir Şeyler Arandığında, Cinsellik ?
  4. Duygulanım Değişiklikleri, Hastalığını Kabullenmiyor
  5. Depresyonda – Yakınmaları Var, Fazla İçki, Fazla İlaç
  6. Kayıtsızlık, Kuşkular ve Hayaller, Sizi Tanımıyor Annesini İstiyor

3. Bölümde Neler Var ?

  1. Çevreyle Nasıl Başa Çıkmalı ?
  2. Üç Önemli Kural, Ev İçinde Güvenlik, Banyo, Merdivenler, Pencereler
  3. Pencereler, Dışarıda, Bahçede, Sokakta
  4. O ‘ nun Yalnız Yaşayamıyacağına Ne Zaman Karar Vermeli ?
  5. Para Konusunda Ne Zaman Yardım Edilmeli ?
  6. Araba Kullanmaktan Ne Zaman Vazgeçirilmeli ?
  7. İşi Ne Zaman Bırakmalı ? Ev Sigortası
  8. Bakımevi Düşünülmeli mi ? Hukuki Sorunlar

4. Bölümde Neler Var ?

  1. Tıbbi Sorunları, Kabızlık, Ağrı, Yatak Yaraları, Ağız ve Dişler
  2. Görme, İşitme, İlaç Tedavisi, Bakımevi / Hastane
  3. Hasta Yakınının Acı, Öfke ve Rol Değişimi, Utanç, Suçluluk
  4. Duygularınızı Paylaşın, Gündüz Bakım Evleri
  5. Duygusal Açıdan Sağlıklı Olun, Stresi Azaltın, Rahatlama

 

 

ALZHEİMER HASTALIĞINI KONUŞALIM MI ?

Alzheimer Hastalığı Nedir ?

 

Bunama ya da demans, günlük yaşamın her zamanki gibi sürdürülmesini engelleyen ilerleyici, kronik bir beyin hastalığıdır.

…Demans, beyin kabuğuna ilişkin üst düzey işlevlerin genel olarak bozulmasıdır. Bunlar, kişinin çevreyi farkındalığı ( bilinci ) bozulmaksızın, bellek, günlük yaşamın gereksinimleriyle başa çıkabilme yeteneği, algı ve devinime ilişkin işlevler, koşullara uygun düşen toplumsal davranışın korunabilmesi ve duygusal tepkilerin kontrolünde bozulma şeklinde sıralanabilir. Büyük çoğunlukla geri dönüşsüz ve ilerleyici bir durumdur.

Alzheimer Hastalığı ( AH ) en yaygın demans türlerinden biridir. Bir başka deyişle, sanayileşmiş ülkelerde en sık görülen demanstır ve nüfusun yaşlanmasına paralel olarak giderek de artmaktadır.

1. Alzheimer Hastalığının ilerleyişi genellikle çok yavaştır ve olguların çoğunda bellek problemleriyle kendini gösteren bir preklinik evre ortaya konabilir. Alzheimer Hastalığı yaşla birlikte artar, ancak daha gençleri, hatta elli yaşları içindekileri de tutabilir. Bu nedenle, sadece çok yaşlıların hastalığıdır diye düşünmemek gerekir.

2. HASTALIĞI İKİ GRUBA AYIRABİLİRİZ :

  • Ailevi Alzheimer Hastalığı, oldukça seyrektir. Bu konuda uzmanların farklı görüşleri olabiliyor : Bazıları tüm Alzheimer tipi demansların % 5 i olduğunu söylerken, diğerleri bu oranı % 1 olarak vermektedirler. Kalıtım kanıtlanmıştır, ancak tüm olgularda rol oynamamaktadır. Elli yaşlardaki genç hastalar genellikle bu gruptandır.
  • Sporadik ( kalıtsal olmayan ) türü tüm olguların % 95 ini temsil eder. Yaşlılardaki hastalığın tipik biçimidir.
  • Ailenizde bir Alzheimer hastası varsa, bu sizin de ilerde hasta olacağınız ya da hastalığı çocuklarınıza aktaracağınız anlamına gelmez.

3. Bir dizi muhtemel etken tartışılmaktaysa da, hastalığın nedeni henüz bilinmemektedir.

4. HASTALIĞIN ORTAYA ÇIKMASINDA HEPSİ BİR ARADA ROL OYNUYOR OLABİLİR

Beyindeki işlev bozukluğu iki temel süreç ile belirlenmektedir :

  1. Nöronlara ( sinir hücreleri ) hasar veren bir takım maddelerin oluşumu ;
  2. Nörotransmitterlerin ( sinirler arası iletişimi sağlayan beyin kaynaklı kimyasal maddeler ) beyin tarafından üretilmesinde azalmayla birlikte nöronlar arasındaki normal “iletişimin” bozulması.

ALZHEIMER HASTALIĞINI NASIL TANIYACAKSINIZ?

FAKAT… ALZHEİMER HASTALIĞI, pek tabii ki bulaşıcı bir hastalık değildir ( bir kişiden diğerine temas yoluyla geçirilemez ). Başka demans nedenleri de vardır. Bunlar daha seyrektir. Vasküler ( damarsal ) ya da başka bir deyişle Mültiinfarkt Demans ( VaD ), beyin kan dolaşımındaki bozuklukla ilintilidir. Demans sıklığında ikinci sırada gelir ve bazı uzmanlar AH ve VaD nin sıklıkla aynı hastada bir arada olduğuna inanırlar. VaD, doğal olarak çok nadir türleri dışında kalıtsal değildir.

AH’ yı NASIL TANIYACAKSINIZ ?

Bu hastalığın belirtileri her zaman aynı değildir; kişilik, fiziksel koşullar ve kişisel yaşam tarzının belirtiler üzerinde etkisi olabilir. Bir uzman ( nörolog, nöropsikolog, psikiyatr, geriyatr, geropsikiyatr ), bazı özel testleri de kullanarak bir klinik görüşme ile hastalığın tanısını koyabilir.

İLK ALARM ZİLİ ÇALIYOR

  1. Yakın geçmişteki olayların ve insan isimlerinin unutulmaya başlaması;
  2. Tarihleri unutma, evin yolunu bulma ya da yabancı yerlerde dolaşma güçlüğü;
  3. Karar varmada güçlük ;
  4. Çalıştığı işe ve hobilerine olan ilgisinin azalması.

EŞİNİZ, ANNENİZ, BABANIZ YA DA ARKADAŞINIZDA BU BELİRTİLERİ GÖRDÜĞÜNÜZ İÇİN BELKİ DE DOKTORUNUZA BAŞVURDUNUZ BİLE. EĞER HALA BAŞVURMADIYSANIZ, ŞİMDİ ZAMANIDIR.

ALZHEİMER HASTALIĞININ 3 EVRESİ

Üç farklı evre gözlenebilir. Bunlar özel bir takım ” problemlerle “ nitelenir. Bazıları evreye özgüyken, bir kısmı ortaya hiç çıkmayabilir. Evreler arasında uzun yıllar geçebilir.

EVRE BİR…

Hafif ve genellikle ihmal edilen belirtiler :

  1. Bellek kaybı ( genellikle yakın geçmişteki olaylara ilişkin ) ;
  2. Günün tarihini hatırlama güçlüğü ( zaman dezoryantasyonu ) ;
  3. Bilinen mekanları tanıma güçlüğü, örneğin evdedir fakat nerede olduğunu karıştırabilir ( mekan dezoryantasyonu ).
  4. Karar verme güçlüğü ( inisiyatif kaybı ).
  5. Kelime bulma güçlüğü. Bu ilk belirtiler nedeniyle, kişi ürkmüş, utanmış ya da kederli durumda olabilir.

EVRE İKİ…

  1. Belirgin bellek problemleri ( örn. aile üyelerinin isimlerini unutur );
  2. Kendine yeterliğin azalması ( örn. yıkanma, giyinme gibi işlevlerde yardım gerekir );
  3. Çevrede kaybolma ;
  4. Konuşma bozukluğunda artma;
  5. Hallusinasyonlar.

EVRE ÜÇ…

  1. Yardım edildiği halde beslenmede güçlük;
  2. Arkadaşları ve aile üyelerini tanımada güçlük ;
  3. Yürüme güçlükleri ( hasta yatağa bağımlı durumda mı ? );
  4. İdrar ve/veya gaita kaçırma ;
  5. Belirgin düzeyde davranış bozuklukları.

KİM YARDIM EDEBİLİR ?

Alzheimer hastalığına kesin tanı konulmasını sağlayacak bir test mevcut değildir. Tanı, benzer belirtiler verebilecek diğer hastalıkları ekarte etmek üzere toplanan çeşitli klinik ve laboratuvar verilerinin yardımıyla konur.

GEREKLİ TESTLER :

  1. Standart testler aracılıgıyla uygun nöropsikolojik değerlendirme; bunları uygulayacak bir uzman gerektirir ( nörolog, nöropsikolog, psikiyatr, geriyatr, geropsikiyatr ). Testler bellek, dikkat, akıl yürütme yeteneği ve motor yetenekler gibi kognitif işlevleri araştırmayı amaçlayan bir dizi sorudan ibarettir.
  2. AH ile aynı belirtileri verme olasılığı olan hastalıkları ekarte etmek üzere bilgisayarlı tomografi ( BT ) ya da Magnetik Rezonans ( MR ).
  3. AH ile aynı belirtileri verme olasılığı olan, örneğin tiroit bozukluğu gibi hastalıkları ekarte etmek üzere ayrıntılı klinik muayene ve laboratuvar incelemeleri.

ALZHEİMER HASTALIĞININ KESİN TANISI ANCAK BEYİN BİYOPSİSİ KANITLARIYLA KONULABİLİR. YİNE DE, YUKARIDA SÖZEDİLEN TESTLER ARACILIĞIYLA TANININ DOĞRULUK OLASILIĞI OLDUKÇA YÜKSEK DÜZEYDE TUTULABİLİR.

BİR TEDAVİ VAR MI ?

Maalesef, hastalığın nedeni henüz bulunamadığından, tam düzelme ya da ” şifa ” sağlayacak bir tedavi yoktur. Yine de belirtileri azaltıp, hastaların yaşam kalitelerini yükseltecek bir dizi ilaç mevcuttur.
Buna ek olarak, hem hastanın hem de hasta yakınının bu yeni gerçeğe uyum sağlamasını amaçlayan, bir çok ilaç olmayan araç mevcuttur.

İLAÇ TEDAVİSİ
HER HANGİ BİR İLACA BAŞLAMADAN ÖNCE DOKTORUNUZUN TAVSİYESİNİ ALIN
Belirtilere yönelik ( semptomatik ) ilaçlar:

AH’nın sıkıntı verici belirtilerini ( huzursuzluk, uykusuzluk, saldırganlık,vb. ) azaltmakta faydalı olabilen bir dizi ilaç vardır. Ancak tıbbi denetim altında verilmedikleri takdirde düzeltmeleri beklenen belirtileri pekala kötüleştirebilirler de. Bunun sonucunda kafa karışıklığı, idrar kaçırma vb. yeni belirtiler ortaya çıkabilir.

DAHA FAZLA AÇIKLAMA İÇİN DOKTORUNUZA BAŞVURUN.

BİR TEDAVİ VAR MI ? FAKAT İYİ HABERLER DE VAR

YENİ KUŞAK İLAÇLAR :

AH ‘ nöron kaybı dolayısıyla azalan asetilkolin miktarının yeniden dengelenmesini hedefleyen bu yeni ilaçlara kolinesteraz inhibitörleri adı verilmektedir. Asetilkolin beyne ait süreçlerin bir çoğunda ve özellikle de belleğe ait devrelerde işlev gören bir nörotransmitterdir ( bellek kaybı AH’lı hastalarda en erken ortaya çıkan yakınmaların başında gelir ) . Bu ilaçların hastalık belirtilerini hafifleterek kognitif işlevlerin olabildiğince uzun süre korunmasına yardımcı olduğu ve böylece hastanın kendine bakabilmesini sağladığı düşünülmektedir.

İLAÇSIZ TEDAVİLER

Yurt dışında bu amaçla en sık kullanılan standart tedavi uygulamalarının başında Gerçeklik Yönelimi Tedavisi ( Reality Orientation Therapy ) ve Geçerlileştirme Tedavisi ( Validation Therapy ) sayılabilir. Her ikisi de, sizinle hasta arasındaki iletişimi kolaylaştırmayı hedefler. Bu tedaviler standart biçimleriyle henüz ülkemizde uygulanmamaktaysa da, bu tür ilaçsız yaklaşımların temel ilkelerinin, yaşam kalitesinin muhafaza edilmesinde en önemli unsurun karşıdakini anlamak ve kendini ona anlatmak anlayışı üzerine kurulduğu söylenebilir. Dolayısıyla, bir AH uzmanıyla görüşme, muayene ve ilaç tedavisi yanı sıra, ilaçsız tedavi yaklaşımlarını da içerecektir.

Kelimelerin yegane iletişim araçları olmadıklarının akılda tutulması son derece önemlidir. Yüz ifadesi, jestler, ses tonu ve temas zihinsel durumun aktarılmasını sağlayan temel iletişim araçlarıdır.

BASİT BİR TEST

BELLEK VE YÖNELİM AŞAĞIDAKİ ZİHİN TESTİ İLE BASİT BİR BİÇİMDE SINANABİLİR

  1. YAŞINI SORUN.
  2. SAATİNE BAKMADAN SAATİN KAÇ OLDUĞUNU SÖYLEMESİNİ İSTEYİN
  3. RASGELE BİR ADRES SÖYLEYİN VE HATIRLAMASINI İSTEYİN ( Testin sonunda adresi tekrarlamasını söyleyin )
  4. İÇİNDE BULUNULAN YILI SORUN.
  5. İÇİNDE BULUNULAN YERİ SORUN ( hastane adı, ev adresi, vb. )
  6. O SIRADA ÇEVRESİNDE BULUNAN VE ÖNCEDEN TANIDIĞI İKİ KİŞİNİN ADINI SORUN ( yakınları, doktoru, vb. )
  7. DOĞUM YILINI SORUN.
  8. CUMHURİYETİN KURULUŞ YILINI SORUN.
  9. CUMHURBAŞKANININ ADINI SORUN
  10. 20′ DEN GERİYE 1′ ER SAYMASINI İSTEYİN.

HER DOĞRU CEVAP İÇİN 1 PUAN VERİN

PUANI 6 YA DA DAHA AZ İSE DOKTORUNUZDAN DAHA AYRINTILI TESTLER YAPMASINI İSTEYİN.

SİZE ÖZEL

EĞER BU HASTALIKLA KARŞILAŞTINIZSA ONUNLA UĞRAŞMANIN NE DENLİ GÜÇ OLDUĞUNU ZATEN BİLİYORSUNUZ. BELKİ DE, KENDİNİZDE YETERLİ GÜCÜ BULMANIZ GEREKTİĞİNİN, ÇÜNKÜ HİÇ KİMSENİN SİZİN İSTEDİĞİNİZ GİBİ ONA YARDIM EDEMİYECEĞİNİN ZATEN FARKINDASINIZ. AH’ Yİ YAŞAMAYANLARIN ONU TAM OLARAK ANLAMAYACAKLARINI BİLİYORSUNUZ.

Günlük sorunlar bazen doktorunuzun bile cevaplayamıyacağı nitelikte olabilir. Bu sorunlarla başa çıkmada yararlı olacağını düşündüğümüz bu bölümü hazırladık. Hastalığın başlangıcından önce edinilmiş yetenekleri korumak ve böylelikle yaşam kalitesini muhafaza etmekte size yardımcı olmak üzere bazı programlar uygun olabilir. Doktorunuz önerdiğinde son bulunan ilaçların kullanımı düşünülebilir. Sizler… anne ya da babaları, eş ya da kardeşleri ya da yakın arkadaşları Alzheimer Hastalığı denilen bu garip yolculuğa çıkalı beri yaşamları kuşkusuz çok değişmiş olan hasta yakınları, evet bu bölüm sizler için.

Şu anda hissetmekte olduğunuz ya da ilerde hissedebileceğiniz, öfke, örselenmişlik ya da hatta bazen beklenmedik huzur duygusunun sizin gibi yakalanan bir çok kişi tarafından paylaşıldığını anlamanıza yardımcı olmak için bu bilgiler. Bu hastalığa karşı savunma stratejileri, tabii ki mevcuttur. Burda size sadece önerilerde bulunabiliriz. Sakın unutmayın ki, şu anda karşı karşıya olduğunuz sorunların tıpkısıyla karşılaşmış ve deneyimlerini, duygularını sizinle paylaşabilecek insanlar bulunmaktadır. Böyle insanların bir araya geldiği bir örgütlenme, size bazı yönlerden yardımcı olabilir. Bu kuruluşların adresi için doktorunuza danışın.

GÜNDELİK YAŞAMDA ALZHEİMER HASTALIĞI

Alzheimer hastası, fiziksel ve zihinsel yeteneklerini koruyabildiği sürece, yaşam kalitesini de koruyacaktır.

BİR GÜNDEN DİĞERİNE

İş görmesine yardım edin, onun yerine siz yapmayın. Böylelikle, kendine yeterliliğini bir ölçüde koruyabilecektir. Çocuk gibi davranan bir yetişkin o, fakat bir çocuk değil. Ancak hastanızı, yapamıyacağı işleri yapmaya zorlamayın.

Eğer kendine bakımındaki azalmayı izlemek istiyorsanız, Günlük Yaşam Aktiviteleri ( GYA ) ölçeğini kullanabilirsiniz. Bu ölçekte, gün boyunca genellikle hepimiz tarafından uygulanan 6 basit aktivite sıralanmıştır. Bir de, günlük yaşamda telefon gibi sıradan aygıtların kullanımını ya da sıradan faaliyetleri değerlendiren 8 puanlık Enstrümental Günlük Yaşam Aktiviteleri ( EGYA ) bulunmaktadır. Her iki ölçeği uygularken de, eğer söz konusu aktivite bağımsız olarak yerine getirilebiliyorsa 1 puan getirilemiyorsa 0 puan verin.

GYA S. KATZ, 1970

  1. Banyo
  2. Tuvalet
  3. Yatmak ve kalkmak
  4. Yemek
  5. Giyinmek
  6. İdrar ve dışkılama kontrolü

6 puan = KENDİNE BAKIMDA TAM YETERLİLİK.

Puan ne kadar düşükse, kendine bakım yeterliliği o kadar düşük demektir.

EGYA M.P NEWTON VE E.M. BRODY

  1. Telefon
  2. Alış veriş
  3. Yemek hazırlama
  4. Ev işleri
  5. Çamaşır
  6. Ulaşım
  7. İlaçlarına karşı sorumluluğu
  8. Para işleri

8 PUAN= KENDİNE BAKIMDA TAM YETERLİLİK

Puan ne kadar düşükse, kendine bakım yeterliliği o kadar düşük demektir

YIKANMA NASIL ELE ALINMALI ?

KİŞİSEL HİJYEN

Kişisel hijyenini koruması yönünde cesaretlendirin ve olağan sırayı korumaya gayret edin. Hastalığın ileri evrelerinde yıkanmayabilir ya da yıkanmak için gerekli hareketlerin sırasını unutabilir. Bu durumda şunlar yapılabilir ;

  1. Banyoyu mümkün olduğunca gevşetici ve hoş bir hale getirin.
  2. Duşu kullanın ( korkutmuyorsa )
  3. Mümkün olduğunca bırakın, kendi yıkansın;
  4. Taranması ve traş olması için yardımcı olun. Bilin ki, iyi göründüğünde kendini de iyi hissedecektir.

TUVALET NASIL ELE ALINMALI ?

TUVALETE GİTME

  1. Sıvı alımı ve lifli besinleri de içerecek şekilde olağan beslenmeyi korumaya özen gösterin.
  2. Tuvaletin kolaylıkla tanınmasını sağlayın, örn. geceleri ışığını açık bırakın ya da üzerine işaret koyun;
  3. Kabızlığı önleyin ( doktorunuzun önerisini alın ) ;
  4. Kolay açılabilecek giysiler kullanın ;
  5. Yatağa girmeden hemen önce bir şeyler içmemesine dikkat edin.
  6. Eğer idrar kaçırma devam ediyorsa doktorunuza danışın.

BİR YERDEN BİR YERE GİTMEKLE İLGİLİ SORUNLAR NASIL ELE ALINMALI ?

YATMAK VE KALKMAK

Yatağından kalkıp koltuğa geçebiliyorsa ( ya da tam tersi ), hareket bağımsızlığı oldukça iyi demektir. Bu tür basit eylemlerde güçlüğü varsa, sıkıntısı daha da artabilir. Aşağıdakiler faydalı olabilir ;

  1. Yatağının çok yüksek olmamasına dikkat edin ;
  2. Yatağının yakınında rahat bir koltuk bulundurun ; oturduğu yerden kalkma zorluğu varsa, altına yastık koyarak kalkışını kolaylaştırabilirsiniz.
  3. Evin içinde dolaşmayı kolaylaştırın, örn. yatak odasıyla banyo arasındaki engelleri kaldırın.

DÜŞMELERİ ÖNLEME

Düşmeler kendine bakım yeteneği azalmış kişiler için temel tehlikelerden biridir. Çevreyi dolaşma ve dengeyi korumadaki güçlükler motor sistemin sinirsel uyarıları normal biçimde yanıtlayamaması ile ilintilidir. Bir yerden bir yere gitmeyi kolaylaştırmaya paralel olarak, düşme riskini de en aza indirmeye çalışmalısınız;

  • Kilimleri kaldırın ( yatağın yanında ya da başka bir yerde ! )
  • Aydınlatmayı artırın ;
  • Keskin kenarlı alçak mobilyalar bulundurmayın;
  • Kayabilen ayakkabı ya da terlikten kaçının ;

DENGE SAĞLAMAKTA HALA GÜÇLÜĞÜ VARSA :

  1. Evinizi, bir odadan diğerine giderken kolaylıkla dayanabileceği bir yer bulabileceği şekilde düzenleyin ;
  2. Dengesini kazanıp, duruş şeklini düzeltebilecek eksersizleri yaptırmak üzere bir fizyoterapiste başvurun ;
  3. Yürümesine yardımcı olmak üzere, basit bir baston yerine, üç ayaklı baston ya da yürüteç kullandırın ;
  4. Birlikte yürürken sabırlı olun, sizi kolayca izleyebileceği bir hızda yürüyün.

BESLENME NASIL ELE ALINMALI ?

İŞTAHTA AZALMA VEYA ARTIŞ

Aşırı iştah, genelde hastalığın erken evrelerinde görülür. Bu yüzden aşırı kilo almaya başladıysa yüksek karbonhidrat/yağ içeren besinler ( pasta, biskuvi, vb. ) kısıtlanmalıdır. Hastalık ilerledikçe sofra aletlerini kullanmak güçleşeceğinden yardıma ihtiyaç duyabilir.
Bu durumda :

  1. Hareketlerinizi takip edebilmesi için sofrada karşınıza oturtun ;
  2. Gerekiyorsa, çatal, bıçak yerine bırakın ellerini kullansın ;
  3. Yiyeceğini küçük parçalara ayırın ( boğazına kaçmasını engellemek için ), hastalığın ileri evrelerinde yiyeceğini öğütün ya da sıvı besin kullanın ;
  4. Soğuk ile sıcağı birbirinden ayıramayabileceğini ve bu yüzden yanıklara çok yatkın olduğunu aklınızdan çıkarmayın ;
  5. Çiğneme ve yutmayla ilgili sorunlarla başa çıkamıyorsanız doktorunuza başvurun ;
  6. Sık sık yemek istiyorsa, yiyeceğini parçalara ayırın ve küçük porsiyonlar verin ya da aşırı kilo almaması için meyve yedirin.

ALTERNATİF BESLENME YÖNTEMİ

Sağlıklı ve güvenilir biçimde yemek yemek, yutma ve koordinasyon sorunları nedeniyle artık olanaksızlaştığında, ağızdan, yutak ve yemek borusu yoluyla doğrudan mideye bağlanacak bir sonda aracılığıyla uygulanan enteral beslenme konusunda doktorunuzun ne düşündüğünü öğrenin. Artık çiğneyemez duruma geldiğinde başlıca tehlike, ” aspirasyon pnömonisi ” olmaktadır. Bu pnömoni türü, küçük besin parçacıklarının yemek borusu yerine soluk borusundan akciğerlere geçmesiyle oluşur.

KORKMAYIN :

Sondanın kullanımı düşünüldüğü kadar da zor değildir. Gerçekte, sanki besinini ağzına koyuyormuş gibi ya da onun yerine, hazır şekilleri de bulunabilen sıvı besini, bir enjektörden sondaya vermekten ibarettir. Tabii ki doktorunuzun önerilerini dinlemelisiniz, ama kısa süre içinde hiç te zor bir iş olmadığını göreceksiniz.

GİYİNME NASIL ELE ALINMALI ?

GİYSİLER

Gündelik işleri yerine getirmekte güçlüğü varsa, artık kendi başına giyinmesi ve soyunması mümkün olmayabilir. Düzenli olarak giysilerini değiştirme ihtiyacını yitirebilir.

Bu durumda ;

  1. Soyunduğunda, giysilerini giyeceği sırayla, mümkünse ayrı askılara asarak yerleştirin ;
  2. Karmaşık bağlama biçimleri olan giysiler kullanmayın ( düğmeli yerine fermuarlı giysiler tercih edilmelidir ) ;
  3. Mümkün olduğunca kendi kendine giyinmeye teşvik edin ;
  4. Giyinme ve soyunma eylemlerini, bir egzersiz ya da oyunmuş gibi tekrarlatın ;
  5. Kolay giyilip çıkarılan, kaymayan tabanlı, rahat ayakkabılar kullanın.

ENKONTİNANS

(İDRAR YA DA DIŞKI KAÇIRMA )

Bu, dışkılama ve idrar yapmakla ilgili kasların kontrolünün bozukluğu sonucu gelişen bir durumdur.

OYSA Kİ, GENELLİKLE ENGELLENEBİLİR, HATTA TEDAVİ EDİLEBİLİR.

TEDAVİ EDİLEBİLEN İDRAR ENKONTİNANSI NEDENLERİ :

  1. İdrar yolu enfeksiyonu ;
  2. Ani gelişen kafa karışıklığı ( akut konfüzyon ). Bu durum hatalı ilaç kullanımı, sıvı alımında azalma ya da kendisini tanımadığı bir mekanda bulmasının şokuna bağlı olarak gelişebilir. Bilinç ya da çevrenin farkında olma durumu düzeldikçe, kasların kontrolü de düzelecektir.
  3. Prostat hiperplazisi ( büyümesi )
  4. Yürüyüş ve hareket bozukluğu.

BU DURUM, ZAMANINDA TUVALETE GİDEBİLMEYİ ENGELLEYEN SORUNLARLA İLİŞKİLİDİR VE GERÇEK ANLAMIYLA BİR ENKONTİNANS DEĞİLDİR. GÜN BOYUNCA DÜZENLİ ARALIKLARLA TUVALETE GİTMEYİ SAĞLAYAN BİR PROGRAM UYGULAYIN.

FEKAL ENKONTİNANS

( DIŞKI KAÇIRMA )

İdrar kaçırmadan daha seyrek olan dışkı kaçırma, genellikle giyinme, soyunma ve yıkanmayı olağanüstü güçleştiren bozukluklara bağlıdır. Bu durumda tuvalete götürlmeli ve gerekli hareketlerde yardımcı olunmalıdır.

Dışkı kaçırmanın başlıca nedenlerinden biri kabızlıktır. Meyve lifli besinlerin kullanımını artırın. Düzenli barsak boşaltıcı fitiller ve dışkı yumuşatıcılar kullanılabilir ( doktorunuza danışmalısınız )

LAKSATİF ( MÜSHİL ) İLAÇLAR KULLANMAYIN.

Yanlış ve aşırı kullanım, düzeltmesi güç tıbbi problemlere yol açabilir.

NE YAPABİLİRSİNİZ ?

BİRİNCİ KURAL : YAPMAYIN, YARDIM EDİN ( YARDIM ETMEK ONUN YERİNE YAPMAK DEMEK DEĞİLDİR )

  1. Açılması ya da çıkarılması kolay giysiler kullanın ( fermuar düğmeden daha iyidir )
  2. Tuvalet, gündüz ve geceleri kolayca tanınabilmelidir. Tuvaletin üzerine bir işaret koyun ve gece boyunca ışığını açık bırakın.
  3. Tuvaletin rahat ve içinde kolay hareket edilebilir olmasını sağlayın.
  4. İdrar kaçırma geceleri oluyorsa, yatmadan bir kaç saat öncesinden sıvı alımını kısıtlayın.
  5. Yatmadan tuvalete gitmesini sağlayın.
  6. Düzenli aralıklarla tuvalete götürün ( her iki üç saatte bir olabilir, özellikle sabah uyandığında, yatmadan önce ve belki de gece içinde ).
  7. Eğer, bu önlemlere karşın idrar kaçırmayı kontrol etmekte güçlük çekiyorsanız, her seferinde bir kaç saat için olmak üzere erişkin tipi alt bezlerinden kullanabilirsiniz.

KALICI MESANE SONDASI KULLANILMAMALIDIR ; ALT BEZİNİN DÜZENLİ VE KONTROLLÜ KULLANIMI DAHA UYGUNDUR.


DAVRANIŞ DEĞİŞİKLİĞİYLE NASIL BAŞA ÇIKILMALI ?

Garip ya da alışılmadık davranış biçimi, Alzheimer Hastalığının ( AH ) başlangıç belirtilerinden biri olabilir.

Çevre için sıklıkla ilk alarm zilidir. Hastalık ilerledikçe, anormal davranış biçimi, birlikte yaşamayı zorlaştırır, bazen olanaksız hale getirir. Bu tür davranış biçimi, AH ‘lı hastayı giderek daha fazla etkisi altına alan genel kafa karışıklığının bir dışa vurumu olarak görülmelidir.

SALDIRGAN YA DA HUYSUZ OLDUĞUNDA

Hiç neden yokken, size, hayatının büyük bölümünü ona adamış olan kişiye saldırganca davranabilir.

Alınmayın. Aslında öfkesi size yönelik değil, yalnızca, kendisini tüketen kafa karışıklığı ve sıkıntı hislerine tepki vermenin yegane yoludur.

NE YAPABİLİRSİNİZ ?

  1. Dayanıklılığını yitirmeyin. Korkmuş görünmeyin.
  2. Dikkatini başka şeylere, örneğin televizyona, ellerini kullanabileceği bir işe çekin.
  3. Azarlamayın. Yaptıklarını kısa zamanda unutacak ve davranışlarının ne denli uygunsuz olduğunu hatırlamayacaktır.
  4. “Saldırılar” sıklaşmaya başladıysa doktorunuzla görüşün. Bu durumuna ve dolaylı olarak da size yardımı olacak ilaçlar mevcuttur.
  5. Kontrolünüzü yitirirseniz, kendinizi suçlu hissetmeyin. Böyle patlamalar geriliminizin doğal bir dışavurum biçimidir. Ancak sık sık olmaya başladılarsa, bu durum, sizin de yardıma ihtiyaç duyabileceğinizi ya da en azında ” pilinizi şarj etmenin “ zamanının geldiğini gösterir. Bu amaca yönelik olarak başvurabileceğiniz kuruluşlar mevcuttur.
  6. Son zamanlarda, her zamanki davranış ya da yaşam biçiminde neyin değiştiğini bulmaya çalışın. Bu, rahatsızlığının gerçek nedenini ortaya çıkarabilir. Bazen basit bir baş ağrısı bile onu huzursuz, huysuz yapmaya yetecektir.

İLETİŞİM SORUNLARI OLDUĞUNDA

Hastalık ilerledikçe insanlarla iletişim yeteneği azalacaktır. Bir gün söylediklerinizi anlayamadığını farkedeceksiniz.

UNUTMAYIN :

O an geldiğinde, sözcükler iletişimin temel biçimi olma özelliklerini yitirecekler. El ve yüz hareketlerinizi, aranızda ilişki kurabilecek ve birbirinizi anlamanıza yardım edecek her şeyi kullanmanız gerekecek.Dokunarak, okşayarak ve ona gülümseyerek ilişki kurmaya gayret edin. Artık sözsüz iletişimin zamanı gelmiş demektir.

NE YAPABİLİRSİNİZ ?

  1. Onunla konuşurken ya da onu dinlerken daima gözlerinin içine bakın.
  2. Görme ve işitme sorunlarının kötüleşip kötüleşmediğini kontrol edin ; kötüleşmişse doktorunuzu arayın.
  3. Sözcükleri düzgün telaffuz edecek sekilde yavaş yavaş konuşun. Basit sözcükler kullanın ve ses tonunuz sevecen ve güven verici olsun ( bağırmayın ).
  4. Televizyonlu bir odada iseniz, kapatın ya da başka bir odaya geçin ki, sesiniz kolayca tanınabilsin.
  5. Tekrarlamaktan yorulmayın. İfade etmek istediğiniz kavramı en basi şekilde aktarmaya çalışın.
  6. Unutmayın ki, hastalık bazı kavrama sorunlarına yol açmış olsa da, o bir çocuk değil; saygılı davranın ve sanki orda yokmuşcasına başkalarıyla konuşmayın.
  7. Gülümseyiş, dostca mimik ve jestlerinizi esirgemeyin. Bunlar kendini güvencede hissetmesini sağlayacak ve iletişim güçlüğünü hafifletecektir.

UYUYAMADIĞINDA

Muhtemelen, “uyku düzeninin tersine çevrilmesi” denilen ( yani, gecenin büyük bölümünde uyanıkken, gündüzleri uyuklamak ) belirtileri gösterecek, ya da yemek yemek için sık sık uyanacaktır. Bu durumda, günün katmerlenerek artan işlerini göğüslemek için gereksinim duyduğunuz uykunuzdan geri kalabileceğiniz için yükünüz önemli ölçüde artacak.

NE YAPABİLİRSİNİZ ?

  1. Gününü aktif geçirmesi için gayretlendirin. Ne yaptığının çok fazla önemi yok ! ( yürümek, ortalığı toplamak gibi. )
  2. Öğleden sonra şekerleme yapmasına izin vermeyin.
  3. Gecelik bir düzen oluşturacak şekilde, hep aynı saatte yatağa girmesini sağlayın, böylelikle bir “uyku vati” anlayışı oluşsun.
  4. Yatmadan hemen önce, aşırı uyarılmaya neden olabilecek yüksek düzeyde şeker içeren besinler vermeyin.
  5. Yatmaya yakın aşırı sıve ve diüretik ( idrar sökrürücü ) ilaçlar vermeyin.
  6. Tıbbi tedavi olasılığı için doktorunuza danışın.

YEMEK YEMEDİĞİNDE

Hastalığın ileri evrelerinde beslenme ile ilgili sorunlar sıklaşmaya başlar. Gerçekten de, davranışsal bozukluklar, sıklıkla sıvıları yutma güçlüğü, apraksi ( belli bir hareketi koordine etme güçlüğü ) ya da basitçe iştahsızlık gibi fiziksel sorunlarla ilgilidir.

NE YAPABİLİRSİNİZ ?

  1. Yemeğinizi aynı saat ve aynı odada yemeye özen gösterin; böylelikle bir tür beslenme düzeni oluşacaktır.
  2. Yutma güçlüğü varsa, lokmalarını küçük parçalara ayırın.
  3. Eğer sıvıları yutmakta güçlük çekiyorsa, püre, muhallebi gibi yarı sıvı besinler verin.
  4. Çatal, bıçak kullanamıyorsa elleriyle yemesine izin verin.
  5. Yemek yerken, sıkıntı duyabileceği şekilde üzerini kirletebilir. Bunu engellemek için büyük peçeteler kullanın. Biberon, önlük benzeri şeylerden kaçının.

AMAÇSIZ DOLANIYORSA

Günün birinde evinin yolunu ya da ev içinde yolunu bulamıyabilir. Bu noktada bir şeylerin geri dönüşsüz biçimde değişmiş olduğunu anlamalısınız.

Yönelim bozukluğu ( dezoryantasyon ), ortada dolanmak ya da bitmez tükenmez biçimde bir şeyler aranmakla ilişkilidir. Bu davranışın kesin açıklaması yoksa da, hissetmekte olduğu kafa karışıklığı ve dehşetin açık ifadesidir.

NE YAPABİLİRSİNİZ ?

  1. Dolanmasının nedeninin, can sıkıntısı olup olmadığını anlamaya çalışın. Eğer öyleyse, zamanını değerlendirmesine gayret edin.
  2. Ceplerinde daima adres ve telefonunu gösteren kimliklerinin bulunmasına özen gösterin. Bu, adres ve telefonun yazdığı bir künye ya da bilezik de olabilir.
  3. Evi yalnız başına terketmemesine gayret edin. Kapı kilitlerinizi, açıp kaçamıyacağı bir şekle getirebilirsiniz.
  4. Komşularınızı haberdar edin; ancak onu tehlikeli bir deli gibi değil, sadece yönelimi bozuk bir kişi gibi görmeliler.
  5. Yeni bir mekanda ( taşınma, ziyaret ya da tatil amacıyla gidilmişse ) dolanma eğiliminin artacağını bilin.
  6. Kaybolduğunda azarlamayın. Korkutabilir ve daha üzgün hissetmesine neden olabilirsiniz.
  7. İlaçlar ancak gereğinda ve tıbbi gözetim altında kullanılmalıdır. Müsekkinlerin ( trankilizanlar, nöroleptikler ) onu sakinleştirmekle birlikte, davranış bozukluğunu artırıp kendine bakım yeteneğini daha da bozabileceğini unutmayın.

BİR ŞEYLER ARANDIĞINDA

Zihninde bugün ve geçmiş karıştıkça, birilerini ya da bir şeyleri giderek daha fazla aranır olduğunu farkedeceksiniz. Bir şeyi saklayıp daha sonra bulamadığını, hatta sizi onu çalmakla suçladığını göreceksiniz. Cüzdanını kaybedebilecek, unutmayın ki bellek ve diğer yeteneklerinin kaybı, onu son derece güvensiz ve kararsız yapacaktır.

NE YAPABİLİRSİNİZ ?

  1. Sakladığı yerleri bulup, onları doğru yerde aramasına yardım edin.
  2. Suçlamalarına saldırgan tepki vermeyin, tersine ona yardımcı olmak istediğinizi söyleyin.
  3. Suçlamayın. Hatta, aradığı şeyi sizin yanlış bir yere koyduğunuzu bile kabullenebilirsiniz.
  4. Çok sevdiği eşyaların, resimlerin yerlerini değiştirmeyin. Bunlar sizin için sadece değersiz nesneler iken, onun için artık belleğinde korumayı başaramadıklarını hatırlamak için referans noktaları olabilir.

CİNSELLİK, NE ZAMAN ?

Cinsel sorunlar çok sık değildir ve genelde hastalığın ileri evrelerinde görülürler. Ortaya çıktıklarında, doktorunuzla konuşun. Özellikle çiftler için cinsellik, yaşamdaki en önemli şeylerden biridir. Hastalığın başlarında farkedilir bir değişiklik olmayabilir. Bu durumu karşılamayı psikolojik olarak daha güç bulabilirsiniz. Kendinizi suçlu hissetmeyin, tepkiniz son derece doğal.

Herkesinki kadar normal bir cinsel yaşamı olabilir. Ancak hastalık, kişiliğinde belirgin değişiklikler yaratmaya başladıktan sonra, hiç de hoş olmayan durumlar ortaya çıkabilir. Size ya da yabancılara alışılmadık biçimde aleni cinsel tavırlar gösterebilir. Bunun nedeni, hastalığın ahlaki – toplumsal baskıları giderek kaldırma eğilimi göstermesidir.

NE YAPABİLİRSİNİZ ?

  1. Bu davranışı yumuşak biçimde caydırmaya çalışın.
  2. Sarılarak ya da elini daha sık tutarak fiziksel teması artırmaya gayret edin.
  3. Saldırgan davranmayın, durumu anlaması için yardımcı olun.
  4. Eğer eşi olarak davranışını sıkıntı verici buluyorsanız, ayrı yataklarda yatmayı deneyin.

HASTALIĞINI KABULLENMİYOR

İçinde neler hissediyor ve kendisi hakkında ne düşünüyor ?…

Sevdiğiniz bir kişinin bakımını üstlenmiş olduğunuz için Alzheimer Hastalığı ( AH ) ile tanışmış iseniz, o kişinin, geçmiş ve bugününün birbirine girdiği ve geleceğin mevcut olmadığı hayali bir dünyada yaşamakta olduğunu hissetmişsinizdir.

Geçmişi yaşayabilmek için ortada mevcut herhangi bir kişiyi kullanacak, unutkanlığının keşfedildiğini ya da kendini tekrarlamakta olduğunu, isimleri karıştırdığını farkettiğinde, zihnindeki boşlukları doldurmak üzere kendi kendine konuşacak ya da renkli öyküler anlatacaktır.

HASTALIĞINI KABULLENMİYOR

Hastalığını kabullenmeyecektir. Ona karşı karşıya olduğu sorunları anlaması için yardımcı olmakta güçlük çekeceksiniz. Kendisini kafası karışık hissedecek, bir yanlış yaptığını farkettiğinde ne olup bittiğini kavrayamayacaktır.

  1. Bu durum gerçekleştiğinde , onu dikkatle dinleyip, bir takım değişiklikler olmaktaysa da, sizin daima yanında ona yardım için hazır olacağınızı söylemelisiniz.
  2. Hiç kolay değil,ama kendine güvenini koruması için ona yardım etmelisiniz.

DEPRESYONDA VE SIK SIK SAĞLIĞINDAN YAKINIYOR

Alzheimer hastalığının neden olduğu sorunlar açığa çıkmaya başlayıp, günlük yaşamı engeller oldukça, depresyonu artıp, sürekli sağlığından yakınır duruma gelebilir.

  1. Sersemlik ya da kafa karışıklığı gibi belirsiz yakınmaları olabilir. Hatta, sesler ya da olaylar hayal edebilir, kaybolmakta olduğu hissine kapılabilir.
  2. Depresyon, işinde, evinde ve arkadaşları arasında kendisi olmasını engelleyen, başa çıkamadığı garip hisler dolayısıyla duyduğu derin çöküntünün delilidir.

BAY ALZHEİMER ” İNSANI KENDİ KENDİSİNDEN ÇALAR”. ( N.FEİL )

  1. Depresyon, yaşamı etkiler düzeye ulaşırsa doktorunuzun fikrini alın. Bu noktada tıbbi tedavi gerekebilir.
  2. Duygu durumunu düzeltebilirseniz, yaşam kalitesini de düzeltirsiniz. Ardından da, onunla birlikte, hastalığın ileri aşamaları için gerçekci stratejiler tasarlayabilirsiniz.

FAZLA İÇKİ… FAZLA İLAÇ

Hastalığın erken evrelerinde, sizin ve onun dünyası değişmeye başladığında, alkol ve ilaçlar çare olabilir.

  1. Normal alkol tüketiminin artmaya başladığını farkederseniz, azalması için ikna etmeye çalışın. Konuşarak iknayı başaramazsanız, emredici bir tavır almayın. Sağduyunuzu kullanın ve ulaşabileceği alkol miktarını sınırlayın.
  2. Böyle durumlarda, yasaklamanın, tam ters etki oluşturabileceğini aklınızdan çıkarmayın.
  3. Örneğin, yemeklerde içme alışkanlığı varsa, yasaklamak yerine sulandırmayı deneyin.
  4. Sıkıntısını azaltmak için aşırı ilaç kullanımına yönelebilir.
  5. Böyle bir durum olduğunda, almaya başladığı ve durumunu daha da kötüleştirebilecek ilaçlardan vazgeçmesini sağlamak amacıyla en uygun tedaviyi önerecek olan doktorunuza başvurun.

KAYITSIZLIKTAN KAYGIYA

Duygu durumunda, belli bir nedeni olmaksızın sık ve ani değişikliklere tanık olacaksınız. Özellikle, bazı durum ya da taleplerle başedemediğinde ortaya çıkacak.

  1. Daima güven verin. Göreceksiniz ki, kısa zamanda herşey unutulacak.
  2. Bugünü ve geçmişi karıştırdıkça, bir zamanlar taşıdığı sorumlulukları ile ilgili kaygılar duyabilir. Örneğin,babanız iş meselelerini ya da anneniz henüz hazırlayamadığı akşam yemeğini düşünüp sıkıntı duyuyor olabilir.
  3. Böyle durumlarda, hayal kurduğunu söylemek yerine, ona karşı sevecen olduğunuzu ve hislerini anladığınızı ifade etmeye çalışın.

KUŞKULAR VE HAYALLER

Hastalık ilerledikçe, kafa karışıklığı artacak, sizi gerçek olmayan şeylerle suçlayabilecek ya da algısal sorunları olabilecek.

  1. Örneğin sizi, eşyasını çalmakla, onu zehirlemeye çalışmakla ya da ona bilerek yardım etmemekle suçlayabilir. Psikiyatrik olarak bu duruma HEZEYAN adı verilir.
  2. Başkalarının işitmediği sesleri işitip, olmayan kişileri görüyor olabilir. Bu bozukluğa HALLUSİNASYON adı verilir.

Sizin kırgınlığınız, onun güvensizlik ve korkusu, her ikisi de, şiddet gösterilerine neden olabilir.

BÖYLE BİR DURUMDA :

  1. İfadelerinin gerçekliğini sorgulamayın.
  2. Sesinizi yükseltmeyin, sadece güven vermeye çalışın.
  3. Dikkatini başka şeye çekmeye çalışın.
  4. Dayanıklılığınızı kaybetmeyin. Yersiz suçlamalar dolayısıyla alınmayın. Çok sabırlı olmalısınız.

SİZİ TANIMIYOR, ANNESİNİ İSTİYOR

Sizi ya da bir aile üyesinin yüzünü tanımayıp, kendi geçmişinden biriyle ya da hiç var olmamış biriyle karıştırabilir. Bu korkutucu bir durumdur.

  1. Alınabilir, üzülebilir hatta öfkelenebilirsiniz.
  2. Sonunda kederlenmeniz kaçınılmaz. O noktada, yalnızlık, “kaybolmuşluk” hissinin derinliğini anlamaya başlayacaksınız.
  3. Aile üyelerinin, yakınlarının yüzlerini tanıyamama durumuna, tıbbi olarak PROSOPAGNOZİ adı verilir.
  4. Bu durum için yapacağınız çok fazla bir şey yok. İhtiyacınız olan tek şey bol sabır.

ÇEVREYLE NASIL BAŞA ÇIKMALI ? ( 1 )

Alzheimer Hastalığının ( AH ) zihin karışıklığı ve bellek kaybı gibi bazı belirtileri, hastanın kendisi ve çevresine zarar vermesini engellemek üzere çevresinin zorunlu olarak değiştirilmesini gerektirebilir. Bunun için ya büyük boyutlu değişiklikler yapmanız ya da güvenli bulmadığınız eşyayı kilit altında tutmanız gerekmiyor. Kapsamlı değişiklikler, çevresini tamamen yabancılaştırarak kafasını daha fazla karıştırıp, daha küskün yapma gibi olumsuz etkiler yaratabilir.

HATIRLANMASI GEREKEN ÜÇ KURAL

  1. Çevrede çok fazla değişiklik yapmayın. Yalnızca, aile içindeki güvenlik ve konfor için gerekli değişikliklere özen gösterin.
  2. Değişiklikleri yavaş yavaş yapın. Hastalığın ilerleyişini farklı evreler boyunca izlemeye gayret edin, gereken değişiklikleri yavaş yavaş yapın. Onu korkutmayın. Mümkün olduğunca kendine yeterli olması için yüreklendirin.
  3. Yaptığınız değişiklikler aileniz için de yaşamı kolaylaştırıcı nitelikte olmalı. AH ‘ lı hasta, karşılaştığı nesneleri eline aldıktan sonra çoğu kez rasgele bir yere bırakır. Bu nedenle, anahtarlarınızı ve kolayca ortadan kaldırılabilecek eşyanızı onun erişemiyeceği bir yere kaldırın.

EV İÇİNDEKİ GÜVENLİK

MUTFAK

Mutfak, evin en tehlikeli bölümlerinden biri olabilir. Aşağıda sıralananlar tasız kaza riskini azaltabilir. Mutfak aletlerinizin güvenli bir biçimde kullanılabildiğinden emin olun. Güvenilir değilse, aşağıdaki değişiklikleri yapın.

  1. Gazlı ocağı, elektrikli bir ocakla değiştirin ya da gaz kaçaklarını tespit edecek bir güvenlik düzeneği kurun.
  2. Gece yatmadan önce gaz vanasını kapatın.
  3. Kibrit yerine elektrikli çakmak kullanın.
  4. Mutfak robotu, kahve makinası gibi çok parçalı aygıtları yatmadan önce sökün.
  5. Suyunuzun ısısı ayarlanabiliyorsa, en fazla 37 C de tutun. AH, ağrı hissini belli ölçüde değiştirebileceğinden, hasta kaynayan suyun kendisini yaktığını anlamayabilir.

BANYO

Banyoda beklenmedik tehlikeler bulunabilir. Aşağıda sıralananları gözden geçirmeniz yararlı olacaktır.

  1. Kapının anahtarını kaldırın. Kapıyı kilitleyip, sonra da açamayabilir.
  2. Kilim ya da benzeri örtüleri yerden kaldırın. Düşmesine neden olabilir.
  3. Deterjanları güvenli bir yerde tutun. İçilecek bir şey sanabilir.
  4. Banyo küveti ya da duş kabinin içine kaymaz lastik minderlerden koyun. Tabureli bir duş kabini, küvetten genellikle daha güvenlidir.

IŞIKLAR

AH, çevreyi algılamayı güçleştiren algısal bozukluklara neden olur. Gölgeli alanlar, döşemedeki “delikler” ya da yabancıların saklandığı yerler olarak algılanabilir.
Evinizi, özellikle yatak odası ile tuvalet arası ve varsa merdiven basamakları olmak üzere yeterli biçimde aydınlatın. Aşırı parlak ışık, gözünü alabileceğinden, bundan kaçının.


ÇEVREYLE NASIL BAŞA ÇIKMALI ? ( 2 )

MERDİVENLER
Evinizde merdiven basamakları varsa ve bunların sorun yaratabileceğini düşünüyorsanız :

  1. Basamakları kaymaz bir malzemeyle kaplayın.
  2. İki taraflı trabzanlar olmalı.
  3. İlk ve son basamakları farklı renklerde boyayın.

AYNALAR

Aynalarınızın üzerlerini kapayın. Kendini görüp tanıyamadığında kafası karışabilir, ürkebilir, hatta rahatsız olabilir.

TELEVİZYON

TV izlemek rahatlatıcı bir vakit geçirme aracı olabilir. Ancak bazan onu bir filmin ya da söyleşi programının oyuncularıyla konuşurken bulabilirsiniz. Hastalığın ileri aşamalarında, gerçek yaşam ile hayali olanı birbirinden ayırmakta güçlük çekecektir. İzleyeceği programlara dikkat edin. Şiddet sahneleri çok ürkütücü olabilir.

DÖŞEME

Hastalık ilerledikçe, koordinasyon da giderek bozulur ve düşme riski artar.

  1. Kilimleri kaldırın.
  2. Döşemeyi cilalamayın.
  3. Yerdeki süslemeleri ve takılabileceği kablo, tel benzeri nesneleri kaldırın.

PENCERELER

Pencere ve balkon son derece tehlikeli olabilir. Bu nedenle, pencereleri kilitli tutmak ya da demirlemek gerekebilir. Hareketlerinin bütün beceriksiz görüntüsüne karşın, tırmanırken son derece çevik olabilir.

GİRİŞ KAPISI

Kapınıza ek bir kilit koyun ve daima kilitli tutun. Herhangi bir “kaçma” girişimini engellemek için, kapıyı duvarla aynı renge ya da desene boyayabilirsiniz. Doğal olarak, sokak giysilerini kapının arkasına ya da hemen yanına asarak, “kaçış” yolunun reklamını yapmamalısınız.

DIŞARDA

Ev dışındaki tehlikelerin hepsini birden öngörebilmek, elbette olanaksızdır. Ancak, şunlar dikkat edilmesi gereken bazı hususlar olabilir :

BAHÇEDE

Kendi alanınızı terketmesini engellemek için bahçenizin çiti ve kapısı olmalı. Mangal, bahçe aletleri gibi tehlikeli olabilecek nesneleri ortada bırakmayın.

SOKAKTA

Daima birlikte çıkın. İyi bildiği yollardan gitmeye özen gösterin. Trafiğin yoğun olduğu ve kalabalık yerlerden kaçının. Kimliğini, adres ve telefonunu belirten belgelerini yanına aldığından emin olun. Böylelikle, kaybolsa bile biri onu geri getirecektir.

ZORLU SEÇİMLERLE NASIL BAŞA ÇIKMALI ?

Sık sık zorlu seçimlerle karşı karşıya kalacaksınız.

Durumunuzu daha iyi idare etmenize yardımcı olmakta son derece önem taşıyan seçimler. Cesaret isteyen ve acı verebilecek seçimler.
Neler olabileceğini birlikte gözden geçirelim.

SEVDİĞİNİZ BİR KİŞİNİN ARTIK YALNIZ YAŞAYAMAYACAĞINA NE ZAMAN KARAR VERMELİ ?

Bellek, dil ve günlük yaşama uyum yeteneklerindeki bozulma, kendine yeterliliğini tehdit eder duruma geldiği zaman, anne ya da babanız, akrabanız ya da yakın arkadaşınızın evde yalnız başına kalmasından endişe eder olacaksınız.
Artık yalnız başına yaşamanın mümkün olamayacağı noktanın gelip gelmediğini bir kaç soruyla anlayabilirsiniz :

  1. İlaçlarını düzenli kullanıyor mu ?
  2. Kaybolma ve kaza tehlikesine karşın dışarıda dolanıyor mu ?
  3. Ocağı açık ya da üstünde yemek varken unutuyor mu ?

Bu sorulardan herhangi birine evet cevabı verdinizse, kendi güvenliği ( ve sizin iç rahatlığınız ) için artık yalnız yaşamaktan vazgeçmesinin iyi olacağını ona anlatmalısınız.
Dirençle karşılaşacaksınız. Ona tanıdık olan evini, eşyalarını, komşularını, terketmekten hiç hoşlanmayacak.

Bu sorunu bir kaç şekilde çözebilirsiniz :

  1. ( Sizin evinize ! ) taşınmaya zorlamak ? Tehlikeli bir seçenek olabilir. Çevresinden ayırmak, onu, yaşamını dayandırdığı temellerden ve başvuru noktalarından yoksun bırakmak ve dolayısıyla hoşnutsuzluğunu artırmak anlamına gelecektir. Ancak, başka seçeneğiniz yoksa, cesaretiniz kırılmasın ve suçluluk duymayın. Unutkanlığını ve muhtemelen kısa süre içinde, evini tanıdık bir mekan olarak bile hatırlayamayacağını aklınızdan çıkarmayın.
  2. Bir bakıcı tutmak ? Eğer mali olarak karşılayabiliyorsanız, onunla birlikte yaşayacak bir bakıcı tutmak iyi bir çözüm olabilir. Ancak, bu seçenek bile, başetmesi güç durumlar yaratabilir. Yabancıları muhtemelen hoş karşılamayacak, makul olmayan korkulara kapılıp, küskün davranabilecektir.
  3. Evde bakım hizmeti sağlamak ? Ev ortamında, günlük yaşam aktivitelerinde doğrudan yardım sağlayan, sağlık ve sosyal bakım servisleri düşünülebilir. Buradaki ana fikir, kendine bakma yeteneklerini kaybetme riskiyle karşı karşıya olan hastanın kendi olağan ortamında kalmasını sağlamaktır. Bu tür bir servis, özellikle hastalığın erken evrelerinde, henüz kısmen kendine yeterli ve sürekli olarak yanında bulunmanız gerekmezken yararlı olabilir.
  4. ” Nasıl Yardım Sağlanır ” başlıklı bölüme bakmak ? Hastanız sosyal ve tıbbi destek sağlayabileceğiniz bir kasaba ya da köyde yaşıyorsa, mümkün olduğu sürece olduğu yerde kalmasına gayret edin. Büyük kentte yaşamanın sorunlu kişiler için daha güç olduğunu unutmayın.

PARA KONUSUNDA NE ZAMAN YARDIM EDİLMELİ ?

Kısa süre içinde parasal işlerini halledemez olacaktır.

AŞAĞIDAKİ SORULAR, PARA İŞLERİNDE NE ZAMAN YARDIM ETMEYE BAŞLAMANIZ GEREKTİĞİ KONUSUNDA FİKİR VERECEKTİR :

  1. Alışverişte kağıt paraları ayırdedebiliyor mu ?
  2. Paranın üstünü almayı hatırlıyor mu ?
  3. Hiç taşıdığı parayı kaybettiği oldu mu ?

EĞER SORULARIN BİRİNİ EVET OLARAK CEVAPLANDIRDIYSANIZ, AŞAĞIDAKİLERİ UYGULAMANIN ZAMANI GELMİŞ DEMEKTİR :

  1. Alışverişe giderken yanına az miktarda para verin.
  2. Sıkça gittiği dükkan sahiplerini, para kullanma konusundaki sorunları yönünde uyarın.
  3. Alışverişe birlikte gitmeye gayret edin ve para ödemesine yardımcı olun; ancak bu sırada küçük düşürmemeye özen gösterin.
  4. Bankada hesabı varsa avukatınız ile görüşün ve tavsiyelerini dinleyin.

ARABA KULLANMAKTAN NE ZAMAN VAZGEÇİRİLMELİ ?

BU GERÇEKTEN DE ZOR BİR KARAR !

Gerek sağduyu, gerekse yasalar açısından, bir kez AH tanısı konduğunda, kendisi ve başkalarının yaşamlarını tehlikeye atmamak için araba kullanması da yasaklanmalıdır.
Ancak, hastalığın erken evrelerinde, kısa ve iyi bilinen mesafelerde araba kullanırken yeterince dikkatini koruyabilecektir. Araba kullanmak bir tür “bağımsızlık” simgesi olduğundan, bundan vazgeçirmek bazan uzun tartışmaları gerektiren, son derece zorlu bir iş olabilir. Kendi görüşünüzü kabul ettirmek yerine, olayları idare etmeye çalışın, örneğin arabanın çalışmamasını sağlayın.

İŞİ NE ZAMAN BIRAKMALI ?

Neyse ki, bu kararı tek başınıza vermeniz gerekmiyor. Eğer ücretli ise, muhtemelen amirleri emekli olmasını isteyeceklerdir.
Eğer kendi işiyse, işlerini tümüyle bırakmadan önce, yavaş yavaş azaltmaya başlamalıdır. Bu kararda sorumlu durumda olmasanız da, temel bir rol üstlenebilirsiniz ; yapabileceği alternatif bir uğraşı bulmak.

Eylemsizlik, hem sizin hem de onun için son derece olumsuz olabilir. Bir işle meşgul olmasını sağlamalısınız, Hastalık ilerledikce, beynin, el ve parmakları giderek daha büyük bir güçlükle yönetebileceğini aklınızdan çıkarmayın.

Bu bozukluğa “APRAKSİ” adı verilir.

Giyinmek, yemek yemek gibi günlük işlerde kullandığı parmak hareketlerinin sürekli çalışmasını sağlayın.

BAŞKA BİR EVE TAŞINMALI MISINIZ ?

Hastalık ilerledikçe, ona yalnız başınıza bakmanın giderek güçleştiğini göreceksiniz.
Destek ve yardımlarını almak için çocuklarınızın ya da başka yakın akrabalarınızın yakınına taşınmayı düşünebilirsiniz.
Çok iyi biliyorsunuz ki, küçük bir değişiklik bile, kaygı, ajitasyon ve sıkıntı yaratabilir. Başka bir eve taşınmak, bütün bilindik mekan ve nesnelerin kaybı anlamına gelecektir.

  1. ÜRKMEYİN ve suçluluk duymayın. Eğer taşınmak size yardımcı olacaksa, o zaman TAŞININ.
  2. Onun için en önemli şey, yaşamıyla daha iyi başa çıkması için uğraşan sizsiniz. Eğer taşınmak, ONA YARDIM için KENDİNİZE YARDIM anlamına geliyorsa, tereddütsüz taşının.
  3. Odasını, eski evindeki ile aynı tarzda döşemek, hoşnutsuzluğunu azaltmaya yardımcı olacaktır. Mobilyayı yerleştirme biçimine birlikte karar verebilirsiniz. Kısa süre içinde eski evini unutacak ve yeni çevresini tanıdık bulmaya başlayacaktır. Bellek menzilinin çok kısa olduğunu aklınızdan çıkarmayın.

EV SİGORTASI

Ocağın üstünde ilk kez yemeği yaktığında mutlaka korkacak ve yaratabileceği tehlikeleri düşüneceksiniz.
Maalesef, bu tür kazalar giderek daha sık olmaya başlayacak. Artık yardım almanın zamanıdır. Bir sigortacıya danışıp uygun bir poliçe hazırlatmak iyi bir fikir olabilir.

BAKIMEVİ NE ZAMAN DÜŞÜNÜLMELİ ?

Bir zaman gelebilir ve ona evde bakamaz durumda olabilirsiniz. Bir bakımevine yerleştirmek zorunda kalabilirsiniz. Doğru zamanlamanın ne olduğu ve sizin bunu nasıl anlıyabileceğinizi söylemek zor. Bu size bağlı.
Gerçekten de, evde tedavi edilemiyecek bir tıbbi komplikasyon çıkmadığı takdirde ( ki çıkarsa, bakımevi ya da hastaneyi zaten doktorunuz önerecektir ), zamanlamayı belirleyecek olan, tümüyle sizin bu durumla başetmeye devam edip edemiyeceğinizdir. Evinizin, onu gerçekliğe en yakın tutabilecek ve kendine bakma yeteneklerinin olabildiğince uzun korunabileceği en iyi yer olduğunun zaten farkına varmış olacaksınız.
Gerçekten de evi, onun kendini SEVİLİYOR ve GÜVENDE hissettiği yegane yerdir. Ancak, tıbbi gereksinimleri, ailenizin sağlayabildiklerinin ötesine geçebilir. Böyle bir durumda, bir bakımevi ya da benzeri bir kuruluşu düşünmek söz konusu olabilir.
Son derece zor bir karar olacaktır. Yine de, bakımını sağladığınız bunca yıldan sonra, günde 24 saat bakım sağlama problemini çözmenin, artık başka birinin işi olduğunu düşünmek muhtemelen sizi rahatlatacaktır.

KENDİNİZİ SUÇLU HİSSETMEYİN
Zaten zamanınızın büyük bölümünü bakımı için adamış durumdasınız ve bu kararınızla kendinizin ve ailenizin sağlığını korumuş oluyorsunuz.


TEDAVİ NE ZAMAN KESİLMELİ ?

TEDAVİDE ISRAR, Tıbbi terminolojide, şifası olmayan, geri dönüşsüz düzeyde ağır aşamaya gelmiş bir hastalığı ( her ne pahasına olursa olsun ) tedaviyi sürdürme anlayışına verilen addır.
Hastalığın ileri aşamalarında tükenmiş olacaksınız ve herhangi bir tedavi seçeneğini uygulamak son derece güç gelecek. Pnömmonisini tedavi ederek yaşamını uzatmanın ya da yutamaz durumdayken bir mide sondası yoluyla beslemenin ahlaki açıdan ne kadar doğru olduğundan kuşku duyar olacaksınız.

KAFANIZ KARIŞABİLİR ! Bu konudaki ahlaki ve bilimsel görüş açıları farklı olabilir. Bilinçsiz durumda sadece susuzluğun ( açlık değil ! ) acı olarak algılandığını unutmayın. Bu yüzden, besleyemediğinizde suçluluk duymayın, sadece su içirerek ya da dudaklarını ıslatarak ızdırabını azaltmayı ihmal etmeyin. Böyle durumlarda, doktorunuzun aile bireylerinin, arkadaşlarınızın önerilerini dinleyin. YALNIZ KALMAYIN !!!Böyle güç bir zamanda, sizi nasıl destekleyeceklerini bileceklerdir.

HUKUKİ SORUNLAR

Bu, onun yavaş yavaş yitip gitmesine neden olan bir hastalık. Her gün biraz daha gerçeklikten uzaklaştırır.
Vesayet ve mirasla ilgili hukuksal sorunlar hakkında ayrıntılı bilgi almak için bir avukata başvurmanız gerekebilir.

KLİNİK ÇALIŞMALAR

Bilimsel araştırmalar, bu alanda son derece aktif. Klinik ( ilaçlarla ilgili ) çalışmalardan haberdar olmalısınız. Bunlar, hastalar ve ailelerinin, sıkı tıbbi denetim altında, yeni ilaçları denemelerinin istendiği gerçek araştırma projeleridir. Bir çalışmaya katılmak için, ilacın türü ve yan etkileri üzerine ayrıntılı biçimde bilgilendirildikten sonra, bir rıza formu imzalamalısınız. İlaç yerine plasebo ile de tedavi uygulanabilir. Bu çalışmanın tasarımı gereğidir : yeni bir ilacın, etkili olduğunu göstermek için, etkin maddeyi içermeyen, ancak dış görünüşü tümüyle aynı olan bir hapla ( yani plasebo ile ) kıyaslanması gereklidir.

Bu tür çalışmalar, bilimsel araştırmaları doğru biçimde desteklemenin bir yolu olabilir. Çalışmayı yürüten klinisyenin bilimsel itibarı ve ciddiyetinden emin olun. Çalışmanın bir etik komite tarafından onaylandığından emin olun. Bilimsel araştırmaya katkıda bulunmanın diğer bir yolu da, yakınınızın beyninin ölümden sonra incelenmesine izin vermek olabilir. Bu, hastanın ölümünden çok önce karar verilmesi gereken bir durumdur.


TIBBİ DURUMLARLA NASIL BAŞA ÇIKMALI ? ( 1 )

Hastanızın akut ya da kronik tıbbi sorunları olabilir.
Böyle durumlarda, hastalığının ciddiyetini, hissettiği sıkıntının derecesini anlamakta güçlük çekebilirsiniz.
Yakınmalarını ifade etmekte genellikle güçlük çekecek, daha da ötesi hasta olduğunu bile kavrayamayabilecektir. Bu nedenle, beden dilini anlayabilmek son derece önemlidir.

TIBBİ DURUMLARLA NASIL BAŞA ÇIKMALI ?

Ağrı, kaşıntı, susuzluk ve açlık gibi yakınmalara, sıklıkla genel bir huzursuzluk hali olarak ifade edilecektir. Sık karşılaşılan tıbbi durumları gözden geçirelim ve böyle güç durumlarda size yardımcı olmaya çalışalım:

DEHİDRATASYON ( susuz kalma )

Sıvı alımı azaldığında ortaya çıkar. Hastalığın belli evrelerinden sonra açlık ya da susuzluk hissi ortadan kalkacağı için, yeterli sıvı alamaz duruma geldiğinde, bunu görüp anlayabilmelisiniz.

  1. Özellikle sıcak yaz aylarında, dehidratasyon belirtileri açısından uyanık olmalısınız.
  2. Derisini muayene ederek dehidratasyonu kolaylıkla anlayabilirsiniz.
  3. Derisini hafifçe çimdikleyin : eğer dehidratasyonu varsa, deri elastikiyetinin kaybolduğunu göreceksiniz. Normal düzeyde sıvı alan bir kişide çimdiklenen deri derhal normal haline döner. Dehidratasyonda ise, derinin üzeri buruşuk kalacaktır.
  4. Dil de size yol gösterecektir. Normalde nemli olmalıdır. Ancak, bedenin sıvıya ihtiyacı varsa, dil pembe rengini kaybedecek, beyazımsı bir renkle kaplanacak ve yüzeyinde yarıklar oluşacaktır.

HER ZAMANKİNDEN DAHA KÜSKÜN OLACAK VE ORTALIKTA AMAÇSIZ DOLANACAKTIR.
HER ZAMANKİNDEN DAHA FAZLA KAFASI KARIŞIK VE ORYANTASYONU BOZUK OLACAKTIR.
BU OLUP BİTENLER BİR ŞEYLERİN DÜZGÜN GİTMEDİĞİNİN AÇIK BULGULARI OLARAK DEĞERLENDİRİLMELİDİR.

KABIZLIK

Genellikle hergün büyükabdeste çıkmanın normal olduğu kabul edilirse de, özellikle eskiden beri barsakları “tembel” olarak bilinen kişilerde olduğu gibi, iki üç günde bir çıkmanın da hiç bir sakıncası yoktur.

  1. Eğer eskiye oranla dışkılama düzenini yitirmeye başladığını farkederseniz, yüksek oranda lif içeren sebze gibi besinleri tercih edin.
  2. Eğer kabızlık 5 günden uzun sürerse, doktorunuza danışın. Kabızlık, rahatsızlık hissini iyiden iyiye artırarak onu daha sinirli ve saldırgan yapabilir.
  3. Doktorunuza sormadan müshil ve benzeri kabızlık ilaçlarını kullanmayın. Bunlar, ishal, karın ağrısı, dehidratasyon ve durumu daha da ağırlaştıracak sorunlara neden olabilir.
  4. Böyle durumlarda doğal reçetelerin daima daha güvenilir olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Gerektiğinde lavman uygulaması, düzenli müshil kullanımından daha iyidir.

TIBBİ DURUMLARLA NASIL BAŞA ÇIKMALI ? ( 2 )

KABIZLIĞI ENGELLEMEK İÇİN, ŞUNLARI UNUTMAYIN :

  1. Bol lifli diyet uygulayın ( sebze ) ;
  2. Gün boyunca yeterince sıvı almasını sağlayın ;
  3. En azından yürümek gibi fiziksel egzersiz için teşvik edin.

AĞRI

Ağrı gözden kaçırılamayacak bir belirtidir, ama öyle olabilir ki, ağrı duysa bile ondan yakınamıyordur. Eğer böyleyse, ne zaman ve ne derece acı çektiğini kestiremiyeceksiniz. Hastalık, yalnızca ağrı algısını azaltmakla kalmaz, aynı zamanda ağrı uyaranına verilen tepkiyi de değiştirir. Bu nedenle, küçük bir ağrı bile bazan aşırı bir tepki uyandırabilir.

DUYARLILIĞI DEĞİŞMİŞ DURUMDADIR.

Bu nedenle, hiç ağrısı yokken yakınması ya da kemiği kırılmasına karşın ağzını bile açmaması gibi aykırı durumlar, hiç te olağan dışı değildir. Ağrı eşiği o kadar yüksek olabilir ki, kemiğini kırdığının farkına bile varmayabilir.

BEDENİNİN DİLİNDEN ANLAMAYI ÖĞRENMELİSİNİZ.

YATAK YARALARI YA DA BASINÇ YARALARI

Hastalığın ileri evrelerindeki en güç sorunlardan biri de yatak yaraları ya da basınç yaralarıdır. Bunlar, deride oluşan yırtılmalardır ve bedenin kan dolaşımının kısıtlandığı bölgelerinde görülür. Uzun süre yatakta kalmaya ya da oturduğu pozisyonu korumaya zorlandığı durumlarda, yatak ya da sandalye yüzeyi ile temas halindeki beden bölgelerinde ortaya çıkarlar.

  1. Bu tür yaralardan korunma, risk altındaki beden bölgelerinin kan dolaşımını temin ederek yapılır. Daima aynı durumda kalmasını önleyecek biçimde pozisyonunu sık sık değiştirmesini sağlayın.
  2. Hava ya da su minderleri ve özel biçimde tasarlanmış yastıklar yararlı olabilir. Bunlar yatak ve sandalyelerde kullanılabilir. En uygun çözüm için doktorunuza başvurun.
  3. Tüm gayretinize karşın, yatak yaraları yine de görülüyorsa, kendinizi suçlu hissetmeyin. Özellikle, yürümenin artık mümkün olmadığı ve bu nedenle kan dolaşımının bozulduğu durumlarda yaraları engellemek son derece güçtür.
  4. Eğer, derisinin belirgin biçimde inceldiğini farkederseniz, doktorunuza başvurun. İlaç uygulamak gerekebilecektir. Doktorunuz incelmiş derinin gerçek yaraya dönüşmesinin nasıl engelleneceğinin yollarını size gösterecektir.

AĞIZ VE DİŞLER
Ağız sağlığı, özellikle de diş sağlığı herkes için çok önemlidir. Dişimizle ilgili bir sorunumuz başlar başlamaz doğru dürüst yiyemez oluruz. Gerektiğinde dişçiye başvurma olasılığı fazla yüksek olmadığı için, diş bakımına özen göstermelisiniz. Günlük diş fırçalama düzeniyle diş çürümelerinin önüne geçmeye çalışın. Eğer, dişçiye götürmeniz gerekiyorsa, sorunu önceden anlamaya çalışın. Derdini kendi başına anlatmakta güçlük çekebilir. Sakinleştirici olarak kullanılan ilaçların birçoğunun normal tükrük salgısını bozarak, ağız sağlığını da olumsuz yönde etkilediklerini unutmayın.


TIBBİ DURUMLARLA NASIL BAŞA ÇIKMALI ? ( 3 )

GÖRME VE İŞİTME

Kendi kendine yeterli olabilme düzeyini yüksek tutabilmek için görme ve işitme bozukluklarının önlenmesi çok önemlidir. Bir işitme aygıtına ya da gözlük camlarının değiştirilmesine ihtiyaci olup olmadığından emin olmalısınız. Bunu anlamak güç olabilir ; çünkü size görmesi ya da işitmesi ile ilgili bir sorunu olduğunu muhtemelen söylemiyecektir.
Ancak, daha sık takılıp tökezlemeye başladıysa ya da artık televizyonu izlemez olduysa, gözlük camlarını değiştirmenin zamanı gelmiş olabilir. Seslenildiği zaman cevap vermiyorsa, işitmesi bozulmuş olabilir.

Muayene için bir uzmana başvurmanın bile gayet güç olabileceğini göreceksiniz. Doktor, sorunlarını kolayca değerlendiremiyecek ve doğru tanıyı koyabilmesi için neyin “değiştiğini” anlatmak yine size kalacaktır.

İLAÇ TEDAVİSİ

Kuşkusuz, türlü sorunlarını tedavi etmek için çok sayıda ilaç kullanıyor olacaktır. Halen kullanmakta olduğu ilaçların, dozlarıyla birlikte, tam bir listesini yapmalısınız.

Davranışları ya da görünüşünde bir değişiklik olduğunda, bunun bir ilaç yan etkisi olup olmadığını anlamak çok önemlidir. İlaçlarını doğru zamanda ve doğru miktarda aldığından emin olmalısınız.

Tedavisinde değişiklik yapmadan önce, mutlaka doktorunuza danışın. Özellikle, güç ya da hassas koşullarda, ilaçlar kontrol edilmesi gereken ciddi yan etkilere neden olabilirler. İlaç tedavisinin sürdürülmesinin son derece hassas bir iş olduğunu ve bu tür ayrıntılara özen ve dikkatinizin, doktorunuzun gerekli değişiklikleri yapabilmesi için büyük önem taşıdığını aklınızdan çıkarmayın.

BAKIMEVİ / HASTANE

Belli bir noktada, kendi kendinize “onu artık bir bakımevine yatırmanın zamanı geldi” diyebilirsiniz.

BAKIMEVİ
Bunu, tükendiğinizi hissettiğiniz anlarda söylemeniz kaçınılmaz. Ancak, bilmelisiniz ki, hastane tedavisini gerektiren acil bir sorun ortaya çıkmadığı takdirde, ona bakabileceğiniz en iyi yer evinizdir.

HASTANE
Söz konusu sorunu doktorunuzla birlikte çözmeniz gerekebilir. Uzayan zihin karışıklığı ( örn. hallusinasyonlar ), acil beslenme desteği, idrar yolu infeksiyonu, zatürre, vb durumlarda doktorunuz hastaneyi önerebilir.
Ancak bazen, durumla başedemiyecek noktaya geldiğinizi düşünür ve onu bakımevine yatırmaya karar verirseniz, kendinizi suçlamayın. Bu, çok doğaldır. Bakımı için harcadığınız bunca yılın sonunda kendinizi fiziksel ve duygusal olarak tükenmiş hissedebilirsiniz.


SAYIN HASTA YAKIN BU BÖLÜM SİZİN İÇİN

Bu hastalık, yalnızca anne ya da babanızın, kardeşinizin ya da eşinizin değil, kuşkusuz sizin ve ailenizin yaşamını da alt üst etti.

Hastalığı ilk kez duyduğunuzda, muhtemelen dünya başınıza yıkılıyormuş gibi geldi. Ancak, hastalık hakkında çok şey öğrendikçe, yol açtığı değişikliklerle birlikte yaşayabileceğinizi görüyor ve daha az ürküyorsunuz.

İnancınızı yitirmemek son derece önemlidir !!!!

Seyrek rastlanan bir hastalık olmadığını ve bir çok insanın aynı deneyimi yaşadığını biliyorsunuz.Başvurabileceğiniz kuruluşlar var. Bu alandaki bilimsel araştırmaların yol almakta olduğunu da biliyorsunuz. Bu yüzden, umudunuzu yitirmeyin. Önünüzde sizi bekleyen sıkıntıları göğüslerken yalnız olmayacaksınız.

ACI

“..o, artık bambaşka bir kişi” şeklinde kendi kendinize kaç kez tekrarladınız ? Eski hali için acı duyabilirsiniz : geçmişteki iyi zamanlar için acı duymanız çok doğal. Ama, kendinizi de anılar içinde yitirmemelisiniz. Şimdi artık size her zamankinden daha çok ihtiyacı var.

ROL DEĞİŞİMİ

Hastalık ortaya çıkalı beri, rolleriniz tersine çevrilmiş olabilir. Ana-babanızdan biri Alzheimer hastası ise, ana-baba-çocuk ilişkisinin tersine çevrilmesi oldukça sorunlu olabilir. Bir zamanlar ona bağımlıyken, şimdi onun size bağımlı hale geldiğini görüyorsunuz. Bu rol değişimine ayak uydurması için ona yardımcı olun; bu aynı zamanda size de yardımcı olacaktır.

ÖFKE

Kendinizi örselenmiş ve öfkeli hissetmeniz çok doğal. Öfkeleniyorsunuz, çünkü bu sizin başınıza geldi; öfkeleniyorsunuz, çünkü sizin bakıcı olmanız gerekiyor; öfkeleniyorsunuz, çünkü başkaları size yardımcı olmuyor; ve öfkeleniyorsunuz, çünkü gerçek ihtiyaçlarınızı karşılayabilecek yeterince hizmet mevcut değil.

Bazı durumlarda o denli öfkelenebilisiniz ki, aşırı tepki verip kabalaşabilirsiniz. Böyle durumlarda duygularınızı başka biriyle paylaşmak son derece yardımcı olabilir.

SAYIN HASTA YAKIN BU BÖLÜM SİZİN İÇİN

UTANÇ

Davranışları sizi utandırıyor olabilir. Dostlarınızı evinize artık davet etmez olacaksınız. Onunla sokağa çıkmaktan kaçınacaksınız. Böyle yapmayın !!
Bazı davranışlarından sıkıntı duymanız, utanmanız çok doğal. Ama, kendinizi çevrenizden yalıttıkça, günlük sorunlarla başa çımanızın da o derece güçleşeceğini aklınızdan çıkarmayın. Çok sabırlı olmalısınız.

SUÇLULUK

Kendinizi suçlu hissetmek son derece olağandır. Ona karşı geçmişteki davranış biçiminiz nedeniyle suçluluk; garip davranışları yüzünden utanç duyduğunuz için suçluluk; hasta bir insana öfkelendiğiniz için suçluluk; sorumluluğu istemediğiniz için suçluluk; onu bir hastaneye ya da bakımevine yatırmayı tasarladığınız için suçluluk. Başka bir çok şey nedeniyle suçluluk. Hastalığa yol açan şeyin, ailenin yaptığı ya da yapmadığı bir şey olmadığını kavramanız çok önemlidir.

DUYGULARINIZI PAYLAŞIN

Duygularınızı diğer hasta yakınları ile paylaşmak yardımcı olabilir. Yalnız değilsiniz! Diğer hasta yakınları, talepleri bitmek bilmeyen, sürekli aynı şeyleri tekrarlayan, inatçı bir demanslıya sürekli bakmak zorunda olmanın yükünü anlayacaklardır.

Duygularınızı paylaşabileceğiniz yakın arkadaşlarınız yoksa, diğer bir seçenek, yerel destek grupları aracılığıyla diğer hasta yakınları ile görüşmek olabilir. Hasta yakınlarının çoğu, diğer hasta yakınlarının deneyimlerini öğrenerek büyük yardım sağladıklarını düşünürler.

AKRABA TOPLANTILARINA GİTMEK SORUNLARINIZI ORTADAN KALDIRMAZ, AMA SORUNLARINIZ HAKKINDA KONUŞMAK RAHATLATICIDIR.

ERİŞKİNLER İÇİN GÜNDÜZ BAKIMEVLERİ

Erişkinler için gündüz bakım evlerinde, diğerleriyle birlikte, gözetimli bir ortamda gününü geçirebileceği bir bakım hizmeti sağlanır. Böyle merkezlerde hastalar için uyarıcı, teşvik edici faaliyet programları uygulanırken, bu aynı zamanda, hasta yakınlarının kendilerine zaman ayırabilecekleri anlamına gelir. Bu merkezler, genellikle resmi makamlarca onaylanmış ya da tanınmış olur. Bünyelerinde ayrıca revirleri ve sürekli bakımevleri de bulunabilir. Bu gibi yerlere “ihtiyaç oldukça”, düzenli şekilde ya da “haftada bir” gibi farklı sıklıklarda katılım mümkündür.

KENDİNİZE DİKKAT EDİN, FİZİKSEL VE DUYGUSAL SAĞLIĞINIZ BU DURUMDA GERÇEKTEN ÇOK ÖNEMLİ!!!

FİZİKSEL SAĞLIĞINIZ YERİNDE OLSUN

YETERİNCE DİNLENEBİLMELİSİNİZ!!! Eğer hastanız geceleri dolanıyor ve başkalarının uykularını bozuyorsa, siz uyurken yerinize nöbet bekliyecek bir başkasını bulun. Bunu sağlamak maddi olarak güç olacaksa, siz akşam üstü biraz uyuklarken bir akraba ya da arkadaşınız bir kaç saat için yerinize bakarak yardımcı olabilir. Hiçbiri olmuyorsa, ihtiyacınız olan rahatlamayı destek grubunuzdan sağlayabilirsiniz.

YARDIM NEREDEN GELİRSE GELSİN, ÖNEMLİ OLAN ONU ALABİLMENİZDİR.

SAYIN HASTA YAKIN BU BÖLÜM SİZİN İÇİN

DENGELİ BESLENİN

Çok açık değil mi ? Sürekli bakım vermek zorunda olan ve dolayısıyla yorgun düşen bir kişi, kolaylıkla çay ve tost gibi kolaycı bir beslenme alışkanlığına kapılabilir. Buna karşı kendinizi koruyun. Günlük temel gıdanızı alabilmek için elinizden geleni yapmalısınız.

DUYGUSAL AÇIDAN SAĞLIKLI OLUN

Pek çok şey duygusal sağlığınıza bağlıdır. Sürekli olarak onu düşünmek ve onun için kaygılanmak yerine, kendinize, yapmaktan hoşlandığınız şeyleri yapabileceğiniz bir özel zaman ayırabilmelisiniz.

Hoşlandığınız şeyleri yapmak için ayırdığınız zaman için suçluluk duymayın, çünkü duygusal sağlığınız, genel sağlığınız için çok önemlidir, çünkü ancak böylelikle daha iyi bir bakıcı olabileceksiniz.

STRESİ AZALTIN

Günlük hasta bakımının stresi ve yükü, enerjinizi tüketmeye başladığında biraz ara verin. Yürüyüşe çıkın; müzik dinleyin, kendinize gevşeyecek bir yol bulun.

RAHATLAMA

Kendinize dikkat etmeniz, sevdiğiniz kişinin bakımını paylaşmayı da içeriyor ki, böylelikle ilgilerinizi sürdürmek, arkadaşlıklarınızı, biraz olsun sosyal yaşamınızı ve hatta belki de işinizi korumak için zamanınız olsun. Rahatlamanın çeşitli yolları var. Hasta yakınına bir tatil yapmaya da nefes alma fırsatı verecek olan gündüz bakımı, kısa süreli huzurevi veya hastane bakımı ya da profesyonel bir bakıcı, değişik rahatlama yollarından bazıları.

Alzheimer Derneği, farklı hizmet çeşitleri açısından size yardımcı olabilir.

Bakımın paylaşılması konusunda karmaşık duygular taşıyor olabilirsiniz. Bir yandan kimsenin ona sizin kadar iyi bakamıyacağını düşünebilirsiniz. Diğer yandan da, hastaların gündüz bakımevlerinde ya da bakıcıların yanında daha iyi davrandıkları da iyi bilinen bir gerçektir.

ÖNEMLİ OLAN NOKTA, DÜZENLİ ARALIKLARLA KAFANIZI DİNLEMEYE İHTİYAÇ DUYMANIZ!!!