Hastalığı (AH) en sık görülen demans (bunama) tipidir. Bunama da demans, günlük yaşam aktivitelerinin sürdürülmesini engelleyen ilerleyici, kronik bir hastalığıdır. Bellek kaybı, günlük yaşamın gereksinimleriyle başa çıkabilme yeteneğinde azalma, algılamada, toplumsal davranışların düzenlenmesinde ve duygusal tepkilerin kontrolünde bozulma sık karşılaşılan belirtilerdir. Bunama ya da demans, büyük çoğunlukla geri dönüşsüz ve ilerleyici bir durumdur.

Alzheimer Hastalığı, kadın ve erkekleri eşit tutar. Erişkinlerde, hastalıkları, kanser ve inmeden sonra en sık ölüm nedenidir. Belirlenmiş faktörleri arasında ileri yaş ve ailede Alzheimer Hastalığının bulunması yer alır. Alzheimer Hastalığının seyri genellikle yavaştır.

Alzheimer Hastalığının sıklığı yaşla birlikte artar. Alzheimer Hastalığı tanısı konan hastaların çoğunluğu 65 yaşın üzerinde olmakla beraber, kırklı ve ellili yaşlarda da görülebilir. Bu nedenle, sadece çok yaşlıların hastalığı şeklindeki kanı doğru değildir.

Alzheimer Hastalığının kalıtsal ve kalıtsal olmayan tipleri bulunur. Kalıtsal tipi oldukça seyrektir (tüm Alzheimer hastalarının %1-5’i). Ellili yaşlardaki hastalar genellikle bu gruptandır. Kalıtsal olmayan tipi, Alzheimer hastalarının % 80’nini oluşturur; yaşlı hastalar genellikle bu grupta yer alır.

Ailenizde Alzheimer hastası varsa, bu sizin de ilerde hasta olacağınız ya da hastalığı çocuklarınıza aktaracağınız anlamına gelmez. Birçok çalışma, hastalığın oluşumunda birden fazla kalıtsal özelliğin rol oynadığını göstermiştir. Alzheimer Hastalığı bulaşıcı bir hastalık değildir.

Alzheimer Hastalığının nedeni henüz olarak bilinmemektedir. Hastalığın ortaya çıkmasında birden fazla etken rol oynuyor olabilir. Olası nedenler arasında, kalıtım (genetik), beyinde anormal proteinlerin birikimi ve çevresel faktörler (zehirli maddeler vb.) sayılabilir.

Alzheimer Hastalığına kesin tanı konulmasını sağlayacak tek bir test mevcut değildir. Tanı, benzer belirtiler verebilecek diğer hastalıkları elemek için yapılan çeşitli klinik ve laboratuvar testlerin yardımıyla konur.

Alzheimer Hastalığının belirtilerden biri ya da birkaçı sizde ya da yakınlarınızda bulunuyorsa, vakit geçirmeden pratisyen hekim, aile hekimi, iç hastalıkları, nöroloji ya da psikiyatri uzmanlarına başvurmalısınız.

Alzheimer Hastalığının Belirtileri Nelerdir?

Alzheimer Hastalığının habercisi olabilecek sık karşılaşılanbelirtiler aşağıda sıralanmıştır. Kendinizde ya da yakınlarınızda bu belirtilerdenbiri ya da birkaçı bulunuyorsa, nörolojik muayene için hekime başvurmalısınız.

1- Günlük yaşam aktivitelerini etkileyen bellekkaybı
İsimleri, telefon numaralarını ya da randevuları ara sıra unutup sonratekrar hatırlamak normal bir durumdur. Alzheimer Hastalığı ya da diğerdemans tiplerinden biri bulunan hastalar, yakın geçmişteki olayları, insanisimlerini ve telefon numaralarını daha sık unuturlar ve daha sonra dahatırlayamazlar.

2- Günlük yaşam aktivitelerini yapmada güçlük
Telaşlı insanlar bazen yemeği fırında unutabilir ve yemek yandıktansonra hatırlar. Alzheimer Hastalığı bulunanlar ise, yemeği fırında unutmaklakalmaz, hazırladıklarını da hatırlamayabilirler.

3- Kelime bulmada güçlük
Hepimiz bazen doğru kelimeyi bulmada güçlük çekebiliriz. AlzheimerHastalığı bulunanlar ise çok basit kelimeleri unutabilirler ya da yerineuygun olmayan kelimeler kullanabilirler.

4- Zaman ve mekan karmaşası
Hangi günde olduğunuzu ya da nereye gideceğinizi bir an için unutmaknormaldir. Alzheimer Hastalığı bulunanlar ise, hergün geçtikleri sokaklardakaybolabilir. Nerede olduklarını, oraya nasıl geldiklerini ya da evlerinenasıl gideceklerini bilemeyebilirler.

5- Yargı ve karara varmada güçlük
Bazen başka bir işe dalıp geçici olarak asıl yaptığımız işi unutabiliriz.Alzheimer Hastalığı bulunanlar ise, asıl yaptıkları işi tamamen unutabilirler.Uygun şekilde giyinemeyebilirler, birkaç gömlek ya da kazağı üst üste giyebilirler.

6- Pratik düşünme becerisinde güçlük
Pratik yöntemlerle, günlük bazı karmaşık sorunlarımızın üstesindengelebiliriz. Alzheimer Hastalığı bulunanlar ise, pratik çözüm üretmedegüçlük çekerler.

7- Sık kullanılan eşyaların yerlerini değiştirme
Hepimiz bazen cüzdan ya da anahtarlarımızı olağan dışı yerlere koyar,sonra da bir süre ararız. Alzheimer Hastalığı bulunanlar ise, eşyalarınıolmadık yerlere koyabilir: gözlüğünü buzdolabına ya da kol saatini şekerkavanozuna koymak gibi.

8- Ruh hali ya da davranışlarda değişim
Hepimiz zaman zaman üzgün ya da kaygılı bir ruh hali içinde olabiliriz.Alzheimer Hastalığı bulunanlar ise, herhangi bir neden olmaksızın anidenağlayabilir ya da çok sinirli hale gelebilir.

9- Kişilik değişimleri
İnsanların kişilikleri yaşla birlikte bir miktar değişim gösterebilir.Alzheimer Hastalığı bulunanlar ise, ani ve belirgin değişimler gösterebilir.Şüpheci, telaşlı ya da korku içinde bir kişilik sergileyebilirler.

10- Sorumluluktan kaçınma
Zaman zaman ev işlerinden, iş ve sosyal sorumluluklardan bıkıp, yorulabiliriz.Bununla beraber, bu sorumluluklarla mücadele gücümüzü tekrar kazanırız.Alzheimer Hastalığı bulunanlar ise, iş ve sosyal alanlarda çok pasif halegelebilir ve bu kalıcı bir hale dönüşebilir.

Alzheimer Hastalığının Riskleri Nelerdir?

AH için günümüzde belirlenmiş olan risk faktörleri, yaş, aile öyküsü ve kalıtımdır. Bununla beraber, bilim adamları başka risk faktörlerinin de bulunduğuna inanmaktadır.

Yaş
AH için en belirgin risk faktörü yaştır. Yaş ilerledikçe, AH gelişim riski de artar. AH nadiren 40’lı ve 50’li yaşlarda görülebilmekle beraber, tanı konan hastaların büyük bir bölümü 65 yaş üzerindedir.

Ailede demans öyküsü bulunması
Çalışmalar, Alzheimer hastalarının akrabalarında hastalık sıklığının daha yüksek olduğunu göstermektedir. Bu gözlemler, Alzheimer hastalarının yakın akrabalarının, ailesinde Alzheimer hastalığı bulunmayanlara göre daha yüksek risk altında olduğunu ortaya koymaktadır. Bunula beraber, ailenizde Alzheimer hastası varsa, bu sizin de ilerde hasta olacağınız ya da hastalığı çocuklarınıza aktaracağınız anlamına gelmez.

Kalıtım
Bazı ailelerde hastalık, kalıtsal hastalıklarda olduğu gibi geçiş gösterir. Bu ailelerde yapılan çalışmalar, AH ile ilişkili üç kromozom saptamışlardır. Bunlar 21., 14. ve 19. kromozomlardır. 21. ve 14. kromozomlar, 40’lı ve 50’li yaşlarda başlayan AH ile ilişkili bulunmuştur; ileri yaşta başlayan (65 yaş üzeri) AH ile ilişkili değildir.

Kısa bir süre önce, 19. kromozom üzerinde APOE-e4 adlı bir genin ileri yaşta başlayan (65 yaş üzeri) AH ile ilişkili olduğu saptanmıştır. Bu gen günümüzde birçok araştırmacı tarafından AH için bir risk faktörü olarak kabul edilmektedir. Bununla birlikte, bu bir hastalık geni değil, hastalığa karşı duyarlılığı artıran bir gendir. Bu gene sahip olan kişiler AH’na yakalanmadan sağlıklı bir yaşam sürebilirler.

Tartışmalı risk faktörleri

Kafa travması
Şiddetli bir kafa travması demansa neden olabilmektedir. Ayrıca sürekli kafa travmasına maruz kalan boksörlerde AH’na benzeyen bir tür demans görülmektedir.

Ailede Down sendromu ve Parkinson hastalığı bulunması
Birinci derece akrabasında Down sendromu ya da Parkinson hastalığı bulunanlarda AH riski, bulunmayanlara göre bazı çalışmalarda yüksek bulunmuştur.

Alkol tüketimi
Alkolizm demansa neden olmaktadır, bununla beraber araştırıcılar alkol tüketiminin AH ile ilişkisiz olduğunu düşünmektedir.

Çevresel / mesleki etkenler
Kimyasalların, metallerin ya da diğer toksik maddelerin AH riskini artırıp artırmadığı araştırılmaktadır. Şu ana kadar, hastalık riskini artırdığı saptanan bir madde saptanmamıştır. Alüminyum, risk faktörü olarak güncelliğini korumakla beraber, kanıtlanmış herhangi bir veri bulunmamaktadır.

Cinsiyet
Alzheimer hastalığı her iki cinste eşit oranda görülmektedir.

Alzheimer Hastalığının Evreleri ve Tedavisi Nelerdir?

ALZHEIMER HASTALIĞININ 3 EVRESİ BULUNMAKTADIR

Hastalık gelişiminde üç farklı evre gözlenebilir. Bazı belirtler evrelere özgüyken, bir kısmı ortaya hiç çıkmayabilir. Evreler arasında uzun yıllar geçebilir:

1. EVRE
Hafif ve genellikle ihmal edilen belirtiler:

A. Bellek kaybı (genellikle yakın geçmişteki olaylara ilişkin);
B. Zaman disoryantasyonu (günün tarihini hatırlama güçlüğü);
C. Mekan disoryantasyonu (bilinen mekanları tanıma güçlüğü, örneğin evdedir fakat nerde olduğunu karıştırabilir).
D. İnisiyatif kaybı.
E. Kelime bulma güçlüğü. Bu ilk belirtiler nedeniyle, kişi ürkmüş, utanmış ya da kederli durumda olabilir.

2. EVRE
Günlük yaşam aktivitelerinin sürmesini engelleyen belirgin düzeyde belirti ve problemler :

A. Belirgin bellek problemleri (örn. aile üyelerinin isimleri);
B. Kendine yeterliğin azalması (örn. yıkanma, giyinme gibi işlevlerde yardım gerekiyor);
C. Çevrede kaybolma;
D. Konuşma bozukluğunda artma;
E. Halusinasyonlar.

3. EVRE
Tam bağımlılık. Zihinsel bozukluklar belirgin fiziksel bozuklukla birliktedir.

A. Yardım edildiği halde beslenmede güçlük;
B. Arkadaşları ve aile üyelerini tanımada güçlük;
C. Yürüme güçlükleri (hasta yatağa bağımlı durumda olabilir);
D. İdrar ve/veya gaita kaçırma;
E. Belirgin düzeyde davranış bozuklukları.

TEDAVİ
Maalesef, hastalığın nedeni henüz bulunamadığından, tam düzelme ya da “şifa” sağlayacak bir tedavi yoktur. Yine de, belirtileri azaltıp, hastaların yaşam kalitelerini yükseltecek ilaçlar mevcuttur.

Buna ek olarak, hem hastanın hem de hasta yakınının hastalığa uyum sağlamasını amaçlayan bir çok ilaç dışı yöntem bulunmaktadır.

İLAÇ TEDAVİSİ
Belirtilere yönelik ilaçlar : AH’nın sıkıntı verici belirtilerini (huzursuzluk, uykusuzluk, saldırganlık, vb.) azaltmakta faydalı olabilen bir dizi ilaç vardır. Ancak, tıbbi denetim altında verilmedikleri takdirde düzeltmeleri beklenen belirtileri kötüleştirebilir. Bunun sonucunda konfüzyon, inkontinans, vb. yeni belirtiler ortaya çıkabilir. Bu tür ilaçlar arasında şunlar sayılabilir:
-ANTİDEPRESANLAR
-NÖROLEPTİKLER
-ANTİ-ANKSİYETE İLAÇLAR
-ANTİ-PARKİNSON İLAÇLAR
-TRANKİLİZANLAR
-BARBİTURATLAR

YENİ İLAÇLAR :
AH’da sinir hücresi kaybı dolayısıyla azalan asetilkolin miktarının yeniden dengelenmesini hedefleyen yeni ilaçlara, kolinesteraz inhibitörleri adı verilmektedir. Asetilkolin beyne ait süreçlerin bir çoğunda ve özellikle de belleğe ait olanlarda işlev gören bir kimyasal maddedir.

İLAÇ DIŞI TEDAVİLER
Yurtdışında bu amaçla en sık kullanılan standart tedavi uygulamalarının başında Gerçeklik Yönelimi Tedavisi (Reality Orientation Therapy) ve Geçerlileştirme Tedavisi (Validation Therapy) sayılabilir. Her ikisi de, hasta yakını ve hasta arasındaki iletişimi kolaylaştırmayı hedefler. Bu tedaviler standart biçimleriyle henüz ülkemizde uygulanmamaktadır. Bu tür ilaç dışı yaklaşımların temel ilkesi, karşıdakini anlamak ve kendini ona anlatmaktır. Dolayısıyla, bir AH uzmanıyla görüşme, muayene ve ilaç tedavisi yanı sıra, ilaçsız tedavi yaklaşımlarını da içerecektir.

Kelimelerin yegane iletişim araçları olmadıklarının akılda tutulması son derece önemlidir. Yüz ifadesi, jestler, ses tonu ve temas, zihinsel durumun aktarılmasını sağlayan temel iletişim araçlarıdır.

Alzheimer Hastalığının İlk Hastası Kimdir?

İnsanoğlu bilimin ışığında hızlı adımlarla ilerlerken, insan bedeni ve onu etkileyen hastalık nedenleri ile ilgili araştırmalarında da hergün yeni şeyler öğreniyor. Yüzyıllarca dünyayı kırıp geçiren infeksiyon hastalıklarına, genetik bozukluklara, yaşlılıkla ortaya çıkan organ yetmezliklerine ve daha nice soruna karşı etkili çözümler bulurken, bir yandan da daha önce tanımadığı hastalık tablolarıyla karşılaşıyor. Bunların bir kısmı yeni yaşam koşullarının (örneğin atmosferdeki değişiklikler, hormonlu veya katkı maddeli besinler gibi) beraberinde getirdiği sorunlar, ama bir kısmı da belki binlerce yıldır varolan, ancak hekimlerin ve bilgi yetersizliği nedeniyle bilim adamlarının hiç bir zaman tanı koyamadığı, gizli kalmış hastalıklar.

Bundan tam 96 yıl önce, Alman Dr. Alois Alzheimer, çalışmakta olduğu Frankfurt Akıl Hastalıkları Hastanesi’nde 51 yaşındaki kadın hastasını muayene ederken, tespit ettiği bulgu ve belirtilerin nasıl yorumlanması gerektiğini henüz bilmiyordu, çünkü o günün tıp kitaplarında böyle bir bilgi yer almıyordu.

Özellikle bunama, epilepsi (sara) ve ağır psikiyatrik bozukluklar üzerinde yeni geliştirilen tekniklerle araştırmalarını sürdüren Dr. Alzheimer, Auguste D adındaki bu hastada bellek bozukluğu, halüsinasyonlar, paranoya, oryantasyon bozukluğu, konuşma bozukluğu ve beklenmedik psikososyal davranışlar farkederek hastaneye yatırdı ve yakın takip altına aldı. Yaklaşık beş yıl kadar izlediği hastasını 1906 Nisanında ne yazık ki kaybeden Dr. Alzheimer, o sırada çalışmakta olduğu Münih Kraliyet Psikiyatri Kliniği’de Auguste D’nin beyin otopsisini yaparak çok önemli bazı beyin dokusu değişiklikleri saptadı. Bu hastadaki bozukluğu, hem klinik tablosu hem de mikroskopik bulgularıyla tıp dünyasının dikkatine sunan Dr. Alzheimer, böylelikle yeni keşfettiği bir hastalığa adını veren hekim olmuştu.

Alzheimer hastalığına yakalanan Auguste D, bundan 96 yıl önce ilk tanı konan hasta olarak kabul edilebilir. Tanı konması, onun daha fazla yaşamasını sağlamadı, ama Dr. Alzheimer’e sunduğu bilgiler sayesinde kendisiyle aynı kaderi paylaşacak olan tüm insanlar için bir umut ışığı yaktı. Bugün Alzheimer tanısı konan hastalar çok daha şanslı, çünkü Dr. Alzheimer’in izinde yürüyen yüzlerce, belki binlerce bilim adamı, onun bilgilerini çok ilerilere taşıdılar ve artık bugün Alzheimer hastaları için yapılacak çok şey var…

Dr. Alzheimer’in doğduğu ev, müze ve konferans merkezi oldu…

Auguste D ismindeki kadın hastasında tanımladığı bulgularla Alzheimer hastalığının tıp literatüründe kendi adıyla anılmasını sağlayan Alman Doktor Alois Alzheimer’in Marktbreit’taki şirin evi, ölümünün 80. Yıldönümü olan 19 Aralık 1996’da müze ve konferans merkezi olarak ilk konuklarını ağırladı.

Renove edilerek 18. yüzyıl tarzında yeniden dekore edilen bu evin açılışında, Uluslararası Alzheimer Derneği (ADI) Başkanı Dr. Nori Graham ve Robert Gomez’in yanısıra Avrupa Alzheimer Derneği’ni (AE) temsilen Dr. Henk ter Haar da bulundu.