Nekrozla Arasında Ki Farklar Nelerdir
Doku yaşamı, hücresel çoğalma ve apoptozis gibi hücre ölüm işlemleri arasındaki sıkı dengeyle sürdürülür. Apoptozis hem fizyolojik hem de patolojik olarak istenmeyen, hasar görmüş ya da potansiyel olarak neoplastik hücrelerin

uzaklaştırılmasında başvurulan bir hücre intihar mekanizmasıdır2. Bu iç sel

intihar formunun temelinde genetik mekanizma vardır. Apoptozis tipik

morfolojik ve biyokimyasal özelliklere sahiptir. Göze ç arpan morfolojik

değ iºimler hücre küçülmesi, nuklear kromatinin yoğunlaşması, nukleusun

fragmantasyonu ve DNA’nın internukleozomal alandan ayrılmasıdır1,3,4,5,7.

Genomik DNA’nın (deoksiribonükleikasit) internukleozomal fragmantasyonu

son yıllarda apoptozisin en belirgin biyokimyasal işareti olarak

düşünülmektedir3. Tüm bu özelliklerin oluşumu enerjiye bağımlıdır. Bundan

dolayı apoptozis enerjiye bağımlı işlemlerle hücreyi ölüme sürükler4. Caspase

ailesi proteazları, BCL-2 ailesi proteinleri ve p53 gen ürünü apoptozisin

düzenlenmesinde merkezi rol oynar. Bu derlemede, apoptozis ve diğer hücre

ölü m mekanizmaları hakkında son zamanlardaki ç alışmalar özetlenmeye

ç alışmıştır.

Apoptozis ilk kez 1885’de Flemming tarafından gözlenmiş ve bu durum

kromatolizis (chromatolizis) olarak isimlendirilmiştir. Flemming memelilerin

ovaryum folikülleri üzerinde çalışmış ve foliküllerin epitelyal hattındaki

hücrelerde nukleusun yıkıma uğradığını ve sonuç ta ortadan kaybolduğunu

gözlemiştir. O yıllarda kromatolizis (chromatolizis) kavramı farklı araştırıcılar

tarafından farklı şekillerde kullanılmıştır. Örneğin nöropatologlar aksona

geçişten sonra nissle taneciklerinin yıkımı iç in bu terimi kullanırlarken;

Flemming vb. embriyolojistler bu terimi gerçek anlamında benimsemişlerdir.

Glücksman (1950), embriyodaki fizyolojik hücre ölü mü nü kromatolizise

dayandırmıştır. Hücre nukleusunun ve sitoplazmanın sıvı kaybıyla

küçüldüğünü , nuklear boyalar iç in affinitenin yitirildiğini, feulgen negatif hale

geldiğini, nukleusun indirgenip ortadan kaybolduğunu ve daha sonra ise

dejenere olan hücre komşusu tarafından fagosite edildiğini belirtmiºtir5.

1950’lerin sonlarına doğru DeDuve lizozomlardan kaynaklanan hücre

intiharı fikrini ortaya atmıştır. Hücrelerin kendi içlerinde intihar çantaları gibi rol

oynayan lizozomların patlamasıyla ölebileceklerini önermiştir. Ancak bugün

bilinen gerçek bunun ancak özel durumlarda gerçekleşebileceğidir. 1960’larda

serbest radikal patolojisi terimi ortaya çıkmış ve hücresel organellere zarar

verebilen serbest radikallerin intrasellüler salınımının hücre intiharının

belirmesinde rol oynadığını belirtmiştir. 1976’da ve 1981’de 3 grup,

radyasyona uğramış dokuların kromatinini elektroforetik olarak ç alışmışlar ve

fragmanlarına ayrıldığını bulmuşlardır. Bu fragmanlar ç ok sayıdaki

nükleozomlardır. 1984’de Wyllie ilk kez apoptozis terimini kullanmıştır.

Spesifik biyokimyasal markerlar ekleyerek apoptotik hü crelerin farklı morfolojik

değişiimlerini gözlemiştir. Bu buluºla birlikte apoptozisle ilgili araştırmalar

oldukça fazla artmıştır.

Apoptozisin Morfolojik İşaretleri

Apoptozis temelinde genetik mekanizma olan kasıtlı intihar formu özelliği

gösterir. Hücrede apoptozise neden olacak olaylar meydana geldiğinde

örneğin DNA herhangi bir şekilde zarar gördüğünde apoptotik süreç başlar.

Enerji gerektiren aktif işlemlerle zarar gören hücre ölüm yolunu seçer.

Apoptozisin belirlenmesinde elektron mikroskobuyla gözlenen farklı morfolojik

özellikler ilk kez Kerr ve arkadaşları tarafından belirtilmiştir. Bu şekilde

gözlenen morfolojik değişimler;

a. Nukleus

Apoptozisin başlangıcı nuklear kromatinin yoğunlaşmasıyla karakterize

edilir. Bu yoğunlaşmayla kromatin materyalinin sınırları çizilir hale gelir.

Yarım ay, at nalı, orak gibi tipik şekiller gösterir5. Daha sonra nukleus bozulur,

ayrılır ve yıkıma uğrar. Bu duruma karyorheksis (karyorrhexis) denir.

b. Hücre Morfolojisi

Apoptozisin başlangıcı hücre küçülmesi, sitoplazmanın yoğunlaşması ve

hücrenin kendisini çevreleyen dokudan ayrılması ile de karakterize edilir (ª ekil

1). Hücrenin dış taslağı düzensizleşir. Bu durum apoptozise özgü bir durum

olan tomurcuklanma sürecini baºlatır. Bu apoptotik oluşumlar hücresel

organellerce zengindir. Bundan sonra fagositoz başlar1,2,3,4,5,6,7,8. Ancak

apoptotik oluşumlar lenfositleri ya da nötrofilleri cezbetmez. Bu da apoptotik

hücre ölümünün, meydana gelen diğer hücre ölü m tiplerinden bir farkıdır. Bu

duruma getirilen aç ıklama, tek başına ölen hücrenin salgıladığı kimyasalların

etkin konsantrasyonda vasküler endotelyuma ulaşmadığı yönündedir5.

Fagositozu meydana getiren hücreler fagositik hale gelen doku makrofajları

veya parenkimal hücrelerdir3,4,5. Eğ er bu hücreler fagosite edilmezlerse ikincil

nekrozis olarak adlandırılan indirgenmeye uğrarlar3,5. Apoptozisin erken

safhasında ve yeni oluşturulmuş apoptotik oluşumlarda hücresel ince yapı

oldukça iyi korunmuştur.

3. İnsan organizmasında apopitozun izlendiği durumlar

Embriyonal ve fötal gelişimde,

Hormon azalmasına bağlı involusyonlarda,

Dokulardaki hücre homeostazinin sağlanmasında,

İmmun reaksiyonlarda, defansif olarak,

Hücrelerin herhangi bir nedenle hasarlanmaları durumunda,

Yaşlılıkta

a) Embriyogenez ve fötogenez sırasında normal

gelişimin sağlanabilmesi amacıyla, oluşmuş olan

hücrelerin bir kısmı apopitoza gitmektedir. Özellikle

sinir sisteminin ve immün sistemin gelişiminde

apopitoz önemli rol oynamaktadır. Sinir sistemi

gelişirken çok fazla sayıda nöron ve sinaps oluşur.

Apopitoz ile nöronal havuz hedef olan miktara

indirilmekte, aksonları hedeflerine ulaşmayan nöronlar

ortadan kaldırılarak nöronlarla hedef organlar arasında

oluşan bağlantı hataları onarılmaktadır. İmmun

sistemde ise, oluşan fazla ve otoreaktif hücreler

ortadan kaldırılarak, bunların embriyo/fötusa zarar

vermesi engellenmektedir.

İntrauterin gelişim sırasında el ve ayak parmaklarının

arası başlangıçta kapalı iken parmaklar arasındaki

hücrelerin apopitoz ile yıkılması ile parmaklar

birbirlerinden ayrılmaktadır. Embriyonun

gelişmekte olan epidermisinin en üst sırasındaki bazı

hücreler (periderm) de apopitoza giderek amnion

sıvısına atılırlar. Apopitoz embriyonal gelişmenin

erken dönemlerinde de izlenmekte, ayrıca böbrek

taslaklarının dejenerasyonunda da önemli rol

üstlenmektedir.

b) Erişkinlerde hormon yetmezliğine bağlı olarak

gelişen organ gerilemelerinde apopitoz rol almaktadır.

Örn: mensturasyonda endometrial hücre yıkımı,

menapozda ovaryum folliküllerinin atrezisi, laktasyon

sonrasında meme bezi gerilemesi, orşiektomi

sonrasında prostat atrofisi gelişmesi gibi.4,14,20

c) Proliferasyona uğrayan hücre topluluklarında (örn:

barsak kript epiteli) apopitoz sık oluşur.

d) Tümörlerde, özellikle regresyona gittikleri

dönemlerde apopitoz görülür.

e) T ve B lenfositler sitokin yetersizliğine bağlı olarak

apopitoza gidebilirler.

f) Hücresel immun red ve graft vs host

reaksiyonlarýnda sitotoksik T lenfositler (CTL) aracılığı

ile apopitoz oluşur.

g) Pankreas, parotis ve böbrek gibi organlarda kanal

obstriksiyonlarına bağlı olarak gelişen atrofilerde

apopitoz izlenir.

h) Çeşitli viral hastalıklarda apopitoz görülür. Örn:

Viral hepatitte karaciğerde oluşan apopitotik hücreler

(Concilman cisimcikleri ) gibi.

ı) Hücrelerde hasar oluşturan çeşitli etkenler normalde

nekroza neden olurken düşük dozlarda apopitosis

oluşturabilmektedir. Örn: Isı, radyasyon, antikanser

ilaçlar, hipoksi gibi

?

Patolojik olaylar sonucu gelişen hücre ölüm şeklidir.hücre hasarını oluşturan travma,hücre kanlanmasının,dolayısıyla oksijenlenmenin bozulması,enfeksiyon gibi nedenlere bağlı olarak gerçekleşir.organeller şişer,hücre sınırları düzensiz hale gelirve bunların sonucu olarak hücrenin bütünlüğü kimyasal ve yapısal olarak bozulur.Hücre ölümü ya apoptozis veya nekroz ile olur. Nekroz dışardan gelen

hasarla plazma membranında oluşan değişiklikler sonucu oluşur. Nekrotik

hücre; şişme ve plazma membranının yıkılması sonucunda sitoplazmik

içerigini dışardaki doku aralıgına salar. Hücrenin nekrotik artıkları inflamatuar

hücreleri dokuya çekerek bu dokunun parçalanmasına yol açar ve bu

inflamasyon olarak bildigimiz histolojiye neden olur.

Hücre zedelenmesi sonucu hücrede gelişen geri dönüşü olmayan (irreversibl) harabiyet hücrenin ölümüne neden olur. 4 tip nekroz çeşidi mevcut olup hepsi farklı histomorfolojik bulgular içerirler