Ataksi terimi, beyincik tarafından yönetilen duruş ve hareket kontrolünde meydana gelen bozuklukları anlatmak için kullanılmaktadır. Bu tür bozuklukların en önde gelen bulgusu, genellikle yürümede görülen anormalliklerdir. Ataksik yürüyüş sallantılı ve geniş tabanlı olup, dışarıdan bakan birisi hastayı tehlikeli bir durum içinde sanabilir. Otobüs veyâ tren gibi bir vasıtanın içerisinde yürümeye çalışmak da, benzer, bir yürümeye yol açar. Beyinciğin vermisinde bir anormallik meydana geldiği zaman, çocuk sürekli olarak vücudunu öne ve arkaya doğru hareket ettirir ve kafasını aşağıya ve yukarıya doğru sallar (titübasyon). Aksine, beyincik yarımkürelerinin rahatsızlıkları, ipsilateral tarafta dismetri ve hipotoniyle birlikte, etkilenen tarafa doğru dönme hareketlerine yol açar. İki taraflı frontal lob hasarlanması, beyincikteki rahatsızlıklardan ayırt edilemeyecek belirti ve bulgulara sebep olabilir. Beyinciğe çevresel sinirlerden ve omurilikten gelen duyusal sinyal iletiminde bir aksamanın olması, uzaysal yerleşimin algılanabilmesi için sürekli ayaklara bakılmasını gerektirir. Bu durumda, yürünürken ayaklar çok yukarıya kaldırılır ve hızla yere basılır. Gözler kapatılınca yürümede ve duruşta önemli derecede bozulmalar göze çarpar ve hasta yere düşebilir (Romberg bulgusu). Duyusal ataksinin, bir nesneye uzanmaktan ziyâde, ince parmak hareketlerinde bozulmalara yol açması ihtimâli daha yüksektir. Beyincik rahatsızlıklarının diğer özellikleri arasında, konuşma tonunda ve hızında görülen anormallikler (taramalı konuşma), hipotoni, dismetri ve tremor vardır. Akut ataksili veyâ tekrarlayan ataksi atağı olan çocuklardaki ayırıcı tanı, ilerleyici veyâ kronik statik ataksisi olanlardan oldukça farklıdır (Tablo 10 – 1 ve 10 – 2). Yalnız, yavaş olarak ilerleyen bir ataksi “akut” olarak algılanabilir ve tekrarlayan ataksi atakları olan çocuklar, her bir atak sonrasında tekrar eski durumlarına dönmeyebilirler ve bu akut atakların üzerine, ilerleyici bir ataksi durumu da binebilir