– Atletizmde düzenli yarışlar ilk kez 1825’te Londra’da yapıldı.

– Modern anlamdaki atletizmin başlangıcı, İngiltere’de ilk resmi yarışmaların yapıldığı 1840 yılı edilir.

– 1861’de ilk atletizm kulübü İngiltere’de, “Mincino Lane Athletic Club” ismiyle kurulmuş ve 1866’da da ilk şampiyona düzenlendi. 1877’de de İngiltere ve İrlanda atletleri ilk uluslararası karşılaşmayı yapmışlardır.

– Günümüzde tüm dünyada uygulanan atletizm kuralları, 1912’de Stockholm’de 5. Olimpiyat Oyunları yapıldıktan sonra kurulan ve bugün 181’den fazla ülkenin üye olduğu uluslararası kuruluş olan (İnternational Athletic Federation) Uluslararası Amatör Atletizm Federasyonu () tarafından saptandı. Merkezi Londra’da olan 1913’te kuruluşunu tamamlayarak Birleşmiş Milletler’in de ilk genel sekreteri olan Norveçli atlet Trygve Lie’yi genel sekreterliğe seçti.

– 1917’de ’da kurulan bir ulusal örgütle da atletizm yarışmalarına katılmaya başlamışlardır. Katılımın artması nedeniyle 1921’de de Bayan Spor Federasyonu (FSFI) kurulmuştur.

– 1928 Oyunları, IAAF ve FSFI’nın ortak gözetimi altında beş yapılmış, ancak 1936’da IAAF’in, bayan atletizm yarışmalarını da müsabakalara katmasıyla FSFI feshedildi.

Atletizm, 1896’dan olimpiyatların en temel spor dallarından biri olmuş, resmen tanınan ilk Dünya Kupası 1977’de, ilk Dünya Atletizm Şampiyonası 1983’te yapıldı.

– Olimpiyatlarda bayanlar arası yarışmalar düzenli olarak 1967’de düzenlenmeye başlandı. Olimpiyat Oyunları’nın dışında kalan uluslar arası yarışmalara katılacak atletlerin saptanması konusunda ortaya çıkan anlaşmazlıklar, 1979’da Atletizm Kongresi’nin () kurulmasına yol açtı.

– Yurdumuza atletizmi ilk sokan ise, ’nin Fransız asıllı beden eğitimi öğretmeni Curel’dir. 1870 yılında ilk idman bayramını düzenleyerek, öğrencileri Kağıthane’ye götürmüştür. Burada koşu, atma, atlama yarışları yaptırdı.

– Türkiye’de gerçek anlamda atletizm, 1896 yılında İstanbul’da Kurtuluş Kulübü’nde başladı. Bu kulübün atletlerinden Constantin Devecis ve Çelebioğlu, 1906 yılında Atina’da düzenlenen ara olimpiyat

Türkiye’de Atletizm

 

Yurdumuza atletizmi, Galatasaray Lisesi’nin Fransız asıllı beden eğitimi öğretmeni Curel getirdi. 1870 yılında ilk idman bayramını düzenleyerek, öğrencileri Kağıthane’ye götürdü. Burada koşu, atma, atlama yarışları yaptırarak başarılı olanlara ödüller verdi. O gün yenilen pilav, sonraki yıllarda “pilav günü” geleneğine dönüştü. Aynı yıllarda Robert Koleji’nde de atletizm faaliyetleri başladı.

Türkiye’de gerçek anlamda atletizm, 1896 yılında İstanbul’da Kurtuluş Kulübü’nde başladı. Bu kulübün atletlerinden Constantin Devecis ve Çelebioğlu, 1906 yılında Atina’da düzenlenen ara olimpiyat oyunlarına katıldılar.

İlk Türk atleti Çanakkale Savaşları’nda şehit düşen ve aynı zamanda futbolcu olan Galatasaraylı Celal İbrahim’dir. Bunu Şair Kazım ve Bedri Yıldırım izlediler. 1912’de Stockholm’de yapılan Olimpiyat Oyunları’na Robert Koleji atletlerinden Vahran Papazyan ile Mıgıryan katıldılar.

Birinci Dünya Savaşı sırasında diğer spor dalları gibi atleletizmde de duraklama görüldü. Bu sönük yılların atletizmdeki başarılı isimleri olarak Silifkeli Şükrü Dölek, Halil Bey, Selahattin Bey, Nurettin Otmar Savcı, Asım Bey ve Mesut Özok ön plana çıktılar.

1922’de kurulan İdman Cemiyetleri İttifakı’na dahil olan Atletizm Federasyonu, 13 Nisan’da faaliyete geçti ve ülkemizdeki ilk ciddi atletizm yarışmaları başladı. Bunu Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş, Kurtuluş ve Beyoğluspor’un yarışmalara getirdiği rekabet havası izledi.

Türk atletizm tarihinde ilk Türkiye Birinciliği Yarışmaları, 5 Eylül 1924’de Eskişehir’de yapıldı.

1924 Paris Olimpiyatları’na Burhan Felek başkanlığında katılan atletlerimiz hiçbir varlık gösteremediler. Bundan sonra getirilen Alman Alexy Abrahams, Amerikalı Mr. Louis ve Macar Ratkai Gula isimli antrenörler atletlerimizin eğitim ve gelişmelerinde önemli pay sahibi oldular. Bu antrenörlerin eğitim çalışmalarıyla; Ömer Besim Koşalay, Rauf Hasağası, Adil Giray, Şekip Engineri, Suat Hayri Ürgüplü, Haydar Aşan, Ünvan Tayfuroğlu, Vildan Aşir Savaşır gibi atletler yetişti. Özellikle Türkiye’nin ilk büyük atleti Ömer Besim Koşalay, 13 yıl süren atletizm yaşamında altı ayrı dalda 29 Türkiye rekoru kırdı. Bu atletleri de Raif Emergen, Füruzan Tekin, Rıza Maksut İşman gibi atletler izlediler.

1930 yılında Atina’da yapılan Balkan Oyunları’nda, 100 m’de 11.1’lik derecesiyle ikinci gelen Semir Türkdoğan gümüş madalya kazandı. Bu madalya, aynı zamanda uluslararası yarışmalarda atletizm dalında kazanılan ilk madalyadır. Semih Türdoğan’ın 1935 yılında 100 m’de kırdığı 10.6’lık Türkiye rekoru, tam 25 yıl kırılamadı. Aynı yıl İstanbul’da yapılan Balkan Oyunları Türkiye’de düzenlenen ilk uluslararası organizasyon oldu.

1932 Balkan Oyunları’nda gülle atmada Veysi Emre, 1939 Balkan Oyunları’nda 100 m ve 200 m yarışlarında Muzaffer Baloğlu altın madalya aldılar. Bu dönemin en önemli maratoncusu ise Şevki Koru’ydu.

1940 yılında atletlerimiz Balkan Şampiyonluğunu kazanırken, aynı zamanda futbolcu olan Melih Kotanca, şampiyonada 200, 400 ve 4×100 m’de birinci gelerek üç altın madalya elde etti. Savaş sonrası yıllarda, atletlerimizin en parlak derecesini ise 1948 Londra Olimpiyatları’nda üç adımda bronz madalya kazandıran Ruhi Sarıalp yaptı. Sarıalp, Londra Olimpiyatları’ndaki başarısının bir tesadüf olmadığını, 1950 yılında Avrupa Atletizm Şampiyonası’nda üç adım atlamada 14.53’lük derecesiyle üçüncü olarak kanıtladı.

1955 yılında 800 m’de Akdeniz ve Balkanların en büyük atleti olan Ekrem Koçak, Dünya Ordulararası Şampiyonluğu’nu da kazanarak, bir sezon içinde erişilmesi çok güç başarılara ulaştı. Bunu Gül Çıray, Muharrem Dalkılıç’ın başarıları izledi.

Olimpik alanda bir başka başarılı atletimiz, 1968 Meksika Olimpiyatları’nda maratonda 4. olan (2.25.18’lik derecesiyle) İsmail Akçay’dır. Aynı yıl Atina’da yapılan Balkan Oyunları’nda maraton koşan İsmail Akçay ve Hüseyin Aktaş’ın altın ve gümüş madalya kazanmaları da bu dönemin önemli başarılarıydı.

1960’lı yıllarda başlayan duraklama döneminden sonra Türk atletizmi gerilemeye başladı, 1970’li yıllarda başarılar maraton ve kır koşularına kaydı. Maratonda Mehmet Terzi ve Veli Ballı, kır koşularında (kros) ise Mehmet Yurdadön dikkatleri çeken başlıca isimler oldu. Bu dönemin en önemli başarısı ise, 1978 yılında Selanik’te yapılan Balkan Oyunları’nda yüksek atlamada Ekrem Özdamar’ın 2.20’lik dereceyle Türkiye rekoru kırarak altın madalya kazanmasıydı.

Dünya atletizmi dev adımlarla ilerlerken Türk atletizmi hayli gerilerde kalmıştı. Dugunluk 1980’li yıllarda da sürdü. Bu durgunluk Semra Aksu’nun 1983 Balkan ve 1987 Akdeniz Oyunları’nda elde ettiği ikincilik ve üçüncülük dereceleriyle biraz olsun aşıldı.

1989-1994 arası atletizmde atılım yılları oldu. Bu yıllarda çok sayıda Türkiye rekoru kırıldı.

1993 yılında yapılan 38. Balkan Kros Şampiyonası’nda Türkiye 4 bireysel, 6 takım birinciliği kazanırken; Zeki Öztürk Balkan Şampiyonu oldu. Aynı yarışmalarda 1962 yılında Gül Çıray Akbaş’ın şampiyonluğundan sonra, bayanlarda ne ferdi ne de takım şampiyonu olamayan Türkiye, 3 takım birinciliği kazandı. Aynı yıl Akdeniz Oyunları’nda Cihangir Demirel maratonda ikinci gelerek gümüş madalya kazandı.

1994 yılı Ocak ayında Atina’da düzenlenen Balkan Salon Atletizm Şampiyonası’nda güllede Ekrem Ay, üç adımda Figen Karadağ bronz madalya elde ettiler. Gülsün Durak bayanlarda yüksek atlamada Avrupa Yıldızlar rekoru kırıldı. Mart ayında Romanya’da yapılan Balkan Kros Şampiyonası’nda atletlerimiz 3 altın, 4 gümüş, 4 bronz madalya kazandılar. Yunanistan’ın Trikala kentinde düzenlenen Balkan Büyükler Atletizm Şampiyonası’nda atletlerimiz 3 altın; 3 gümüş, 7 bronz madalya kazanırken Türkiye, hem erkekler hem de bayanlarda takım halinde 4. oldu. Finlandiya’da yapılan Avrupa Gençlik Oyunları’nda yüksek atlamada Gülsün Durak, 5000 m’de Fecri İdin, altın madalya elde ettiler. Ekim ayında İstanbul’da yapılan 16. Avrasya Maratonu’nda ilk kez bir bayan atletimiz Serap Aktaş, altın madalya kazandı.

1995 yılı pistte, dünyada olduğu gibi Türkiye’de de bol rekorlu bir yıl oldu. Atletizm 153 madalya ile en çok madalya kazanan spor dalı olma özelliğini kazanırken, tüm kategorilerde 68 Türkiye rekoru kırıldı. Avrupa Milletler Kupası’nda erkek takımımız birinci lige yükseldi.

1996 yılı şubat ayında Atina’da yapılan Balkan Salonu Atletizm Şampiyonası’nda atletlerimiz 1 altın, 1 bronz madalya kazandılar. 400 m yarışmalarında Öznur Dursun 53.81’lik derecesi ile altın madalya kazanırken, salonda Balkan şampiyonu olan ilk bayan atletimiz oldu.

Önceden belirlenmiş çeşitli mesafelerde koşularak rakiplere ve zamana karşı yapılan mücadeleyi ifade eden tüm zamanların en eski ve en ilgi gören spor dallarından biridir. Koşular; pist yarışları ve yol yarışları olarak ikiye ayrılır. Pist yarışlarında belirli bir mesafede en hızlı koşan seçilir. Tüm koşular kronometre (zaman ölçer) ile ölçülür.

Pist Yarışları

  • Sürat koşuları
  • Orta mesafe koşuları
  • Uzun mesafe koşuları
  • Bayrak koşuları
  • Engelli koşular

Yol Yarışları

  • Maraton
  • Yürüyüş
  • Kır Koşusu
  • Sokak Koşusu

Birleşik Yarışlar

  • Dekatlon
  • Heptatlon

1- PİST YARIŞLARI

Pist yarışları, genelde 400 m’lik elips biçimindeki pistlerde yapılır.

SÜRAT KOŞULARI

Pist va alan sporlarında; kısa mesafe atletlerinin bütün güçleriyle koşmasına dayanan, en süratli olanı belirleyen yarışmalardır. Sürat koşularının tamamında yarışma alanı olarak 400 m uzunluğundaki standart pist kullaanılır. Bu pistlerde tartaan denilen sentetik yapay bir zemin vardır. Pist üzerinde 8 kulvar işaretlenrek, yarışmacıların birbirinden ayrılmaları sağlanmıştır. Atletlet, çıkış için takoz kullanırlar. Bu çıkış takozları başlangıç çizgisinin hemen arkasına vidalanan, yarışmacının ayaklarını basarak takozu itmesiyle ilk hızını almasını sağlayan, genellikle metal bir araçtır. sürat koşularında atletler, ıslanma ile şeffaflaşmayan atlet ve şort giyerler. Numaraları görülecek büyüklükte (15 x 15) sırta ve göğüse tutturulur. Çorapların pamuklu, beyaz ve dikişsiz olması gerekir. Spor ayakkabıları ise özel çivilidir. Çivilerin uzunluğu da 2.5 cm uzunluğunu geçemez.Bu çivilerek yere basıldığında yeri tutarak ayağın geri kaymasını engeller.

Sürat koşuları mesafelerine göre 3 ana yarıştan oluşur.

  1. 100 metre
  2. 200 metre
  3. 400 metre
  • 100 metre koşusu

Sürat koşularının en kısası olup, tüm kuvvetin bir hamlede harcanmasını gerektirir. Bu koşular pistin düz kısmında koşulur. İnsan hayatında önemli yer tutmayan zaman birimi saliseler 100 m koşularında çok önemlidir. 1912 yılında dünya 100 m rekoru 10.6 sn iken 1969’da Jim Hines 9.9’a, 1991 yılında Carl Lewis 9.86’ya, 1994’de ise Leroy Burrell 9.85 sn’ye düşürmüştür.

100 metre yarışlarında en yüksek hız erkeklerde 45 km/saat, bayanlarda 40 km/saat olup bu hızlara ancak 40 metreden sonra ulaşılabilir.

  • 200 metre koşusu

BU koşu 100 metrenin devamıdır. Ancak 200 m atletleri ile 100 m atletleri arasındaki en önemli fark, nefes kapasiteleridir. 200 metreci başlangıçta 20 metrede bir nefes alır, sonlara doğru nefes alışı daha da sıklaşır. Ayrıca, 100 metrecilerden daha yumuşak bir koşu tarzına gerek duyarlar. Daha dayanıklıdırlar. 200 metre yarışı virajlı parkurda yapılır. Yarış kuralları diğerlerindeki gibidir.

  • 400 metre koşusu

400 metre güçlü bir vücudun bile ancak teknikle koşabileceği bir mesafedir. Sürat koşucuları ve yarı mukavemet koşucuları, 400 metreyi başarıyla koşarlar. En iyi 400 metre sonuçları, normal ritmik bir şekilde nefes alıp verme ve her 100 metrenin aynı sürede geçilmesi ile olur. Bu yarışlarda çıkış çok önemlidir.

ORTA MESAFE KOŞULARI

Günümüzde büyük gelişme gösteren ve baştan sona süraatle koşulmaya başlayan otra mesafe koşularının bir adı da ” uzun sürat koşuları”dır.

Orta mesafe koşuları mesafelerine göre ikiye ayrılır.

  • 800 metre koşuları

Büyük bir efor ve sürat harcanılan bu koşular, hafif atletizm koşularıdır. İyi bir 800 m koşucusu dayanıklı, süratli ve zeki olmalıdır. Çömelerek yapılan çıkıştan sonra, ilk 50 – 60 metreyi süratle geçmek ve ilk virajı iyi almak çok önemlidir. Çok yorucu olan bu yarışta atletin adımları uzun, serbest ve yumuşak olmalı, sürekli rakiplerini kontrol etmelidir.

  • 1500 metre koşuları

Bu koşu kuvvetli, dayanıklı ve süratleneceği yeri iyi bilen atletlerin başarabileceği bir koşudur.Atletin vücudu ahenkli ve uyumlu olmalı, ayakların tabanı ile basarak koşmalı nefes alma ritmi düzgün olmalıdır. Son 100-300 metrede süratlenmelidir.

UZUN MESAFE KOŞULARI

Uzun mesafe koşuları, finişte atağa kalkmanın orta mesafede olduğu kadar önem taşımadığı, herşeyin tempoya bağlı olduğu son derece sağlam yapı isteyen koşulardır. Üçe ayrılır;

1. 3000 metre koşusu : Pistin 400 m uzunluğundaki bölümünün 7.5 tur olarak koşulduğu uzun mesafe koşusudur.

2. 5000 metre koşusu : 400 metrelik pisti 12.5 tur atarak koşulur.

3. 10000metre koşusu : 400 metrelik pisti 25 tur atarak koşulur. Önde koşan atletin, arkasından gelen atlete 400 m fark yapmasına “tur bindirme” denir.

BAYRAK KOŞULARI

Takımların 30 cm boyundaki tahta veye metal sopayı, elden ele geçirerek ve sırayla koşarak yaptıkları koşulardır. Takımlar 4 atletten oluşur. İkiye ayrılır.

  • 4 x 100 m bayrak yarışı: Çıkış yapan atlet bayrağı sağ eliyle taşır, ilk yüz metrenin sonunda bekleyen takım arkadaşına bayrağı teslim eder. 400 m’lik pistte, her yüz metrede başka bir atlet bulunur bayrak tam üç kez el değiştirir. Her kulvarda 20 m’lik bayrak değiştirme alanı vardır, atletler bu alanı geçirirlerse ve kulvar değiştirirlerse diskalifiye olurlar.
  • 4 x 400 m bayrak yarışı: Bu yarışmada ikinci koşucudan itibaren iç kulvara geçiş serbesttir. Ancak bayrak değiştirmeden önce kendi kulvarlarına geri dönerler. Kuralları 4×100 koşusundaki gibidir.

 

ENGELLİ KOŞULAR

Eşit aralıklarla yerleştirilmiş engelleri özel bir teknikle aşarak koşmaya dayanan, hafif atletizm sınıfından pist ve alan sporudur. Engel koşusu sırasında atlet, geçiş ayağını veya bacağını, kendi kulvarından olmayan bir engeli atlarsa, el veya geçiş ayağıyla kasıtlı olarak engel devirirse diskalifiye olur. Uluslarası Amatör ’nun kararına göreengelli yarış mesafeleri dörde ayrılır.

1. 100 metre engelli bayanlar : Engelin yüksekliği 84 cm ve on engelin yer aldığı teknik bir koşudur. İlk engele olan mesafe 13 m, engeller arası 8.5 metredir. Her yarışmacı ayrı kulvarlarda koşar.

2. 110 metre engelli erkekler : Engelin yüksekliği 106.7 cm’ dir. İlk engele olan mesafe 13.72 m, engeller arası 9.14 m,son engelle bitiş çizgisi arasındaki mesafe de 14.02 metredir. Engeller arası 3 adımla geçilir.

3. 200 metre engelli erkekler : Olimpiyat yarışmalarına dahil değildir. Engel yüksekliği 76.2 cm ve 18.29 m arayla yerleştirilmiştir. Başlangıç çizgisiyle ilk engel arası 18.29 m, son engel ile bitiriş çizgisi arası 17.1 m’dir.

4. 400 metre engelli erkekler : Olimpiyat yarışmalarına dahildir. Bu koşu atletin atletik bütün özelliklerini otraya koyduğu bir koşudur. Atlet engeller arası kaç adım atacağını hesaplamalıdır. En ideal olanı 13-17 adımdır. Engel yüksekliği 91.4 cm ve engeller arası 35 m’dir. İlk engele olan mesafe 45 m, son engelle bitiş çizgisi arasındaki mesafe de 40 metredir. Her atlet kendi kulvarında yarışır. Bayanlarda sadece engel yüksekliği 76.2 cm ile farkeder. Diğer ölçüler ve kurallar aynıdır.

2- YOL YARIŞLARI

1– MARATON : En uzun mesafeli 42.195 m sert tabanlı yollarda gidiş-dönüş olarak yapılan mukavemet koşusudur. Maraton parkurları aynı nitelikte olmadığı için dünya rekorları kayıt edilmez, sadece en iyi derece vardır. Mesafeler km ve mil olarak yol boyunca gösterilir. Her 5 km’de yiyecek ve içecek bulundurulur, atletler koşarken bunlardan faydalanır.

2- YÜRÜYÜŞ : Yürümek ile yürüyüşü karıştırmamak gerekir. Yürüyüş başlı başına bir spor olup; kuralları, tekniği ve taktiği olan, karın kaslarının yardımıyla ayaklar ve bacaklarla yapılan, kollarla dengelendirilen bir ilerleme hareketidir.

Türkiye’de ilk yürüyüş yarışması 10 km üzerinden Fenerbahçe stadında yapılmıştır.

Gerek pistte gerekse yollarda yapılan yürüyüş sporunda ayklar zeminle teması kaybetmemeli, öne doğru atılan ayak topuğu, diğer ayak yeden kalkmadan yere temas etmelidir. Önce zemine ayak topuğu, sonra taban, sonra da ayak değer. Bu da ayakları kalçadan hareket ettirmek ile mümkündür. Yürüyüş sporu yapanların giydikleri ayakkabılar, zorlanmaya dayanıklı ve hafif olmalıdırlar. Yürüyüş yapanların bacak ve baldır kasları çok gelişir. Bu spor kan dolaşımını hızlandırır, kasları geliştirip iç organların çalışmasını düzene sokar.

3KIR KOŞUSU : Kırsal alanlarda, inişli-çıkışlı toprak üzerinde yapılan uzun mesafe koşusudur. Kros olarak da bilinir.

4- YOL KOŞUSU : Kır koşularının değişik bir türü olup, şehir içindeki ana cadde ve sokaklarda koşulur.

3- BİRLEŞİK YARIŞLAR

1- DEKATLON : Sürat, kuvvet ve beceri isteyen karışık yarışlardır. Erkekler arasında yapılan on yarışma dalından oluşan birleşik yarışmalardır. İki gün süren bu yarışmalarda 1. gün; 100 metre, uzun atlama, gülle atma, yüksek atlama ve 400 metre koşulur. 2. gün; 110 metre engelli, disk atma, sırıkla atlama, cirit atma ve 1500 metre koşulur. Kurallar ve ölçümler IAAF tarafından belirlenir.

2- HEPTATLON : Dekatlon gibi sürat, kuvvet ve beceri isteyen , bayanlar arasında yapılan yedi daldan oluşan kombine yarışmalardır. Yarışmalarda 1. gün; 100 metre engelli, gülle atma, yüksek atlama ve 200 metre koşulur. 2. gün ise; uzun atlama, cirit atma ve 800 metre koşulur. Kurallar ve ölçümler IAAF tarafından belirlenir.

 

Atletizmin bir dalı olan atlamalarda, gerek yüksek ve sırıkla yüksek atlama, gerekse uzun atlama bir koşu sonunda sıçrama ile yapılır.

Atlamalar 4 bölümden oluşur.

1- YÜKSEK ATLAMA

Koşarak hız aldıktan sonra, sağlam iki dik sehpanın arasındaki çıtanın üzerinden atlayarak yapılır. Bu atlama da prensip, vücudun çıta üzerinden çıtayı düşürmeden geçebilmesidir. Bu atlamayı diğerlerinden ayıran 3 özellik vardır. 1. si; mesafe dikey olarak ölçülür, 2.si; başarı ve başarısızlık belli bir yükseklikteyi çıtayı aşmaya bağlıdır, 3.sü ise atlet başarılı olduğu sürece sınırsız deneme hakkına sahiptir.

Hızlanma sahası 15 metreden az olamaz. Atlama sehpası düz, sert ve bükülmez ağaçtan veya madendendir. Sehpa üzerindeki çıta yarışmacı dokunduğu anda düşecek şekildedir. Çıtanın arkasında süngerle doldurulmuş düşme minderi, en az 5×4 m boyutunda ve yeterli kalınlıktadır.

Atlamadan önce hız kazanabilmek için koşulması gerekir. Yarışmacı, 7-11 adım arası yaklaşma koşusunu, 30-40 derecelik bir açı ile giderek artan bir koşuyla yapar. Sıçrayış tek ayakla ve geriye alınmış vücudun gergin bacak üzerine alınmasıyla başlar. Çıta üzerine gelince vücudun ekseni etrafında dönmesi, başın göğüs hizasına alınması ile sürer. Önce dış kol ile savurma bacağının mindere değmesi, sonra da gövdenin kalça ve omuz üzerinde dönüşü ile atlama tamamlanır.

Yüksek atlamada yarışmacının uyması gereken önemli kural; sıçramada tek ayağını kullanmasıdır. Atlayıcıların kullandıkları atlama stilleri 4 tanedir.

  1. Scissor ( Makaslama )
  2. Straddle ve dive straddle ( Binme )
  3. Fosbury Flop ( Sırt tekniği )
  4. California ( Western Roll )
STRADDLE – BİNME TEKNİĞİ
FOSBURY FLOP- SIRT TEKNİĞİ

Bunlardan en popüler olanları, Binme ve Fosbury Flop teknikleridir. Binmede atletin yüzü aşağıya bakar biçimde olur, vücudunu çıtanın etrafında döndürerek atlar. Fosbury Flash tekniğinde ise çıtayı atletin önce başı geçer ve omuzlar üzerine düşülür.

STRADDLE-BİNME TEKNİĞİ :

SIÇRAMA ; sıçrama bacağı topuk önde olmak üzere hamle yapar. Kollar, kalça ve gövde uzantısı geriye yatık bir pozisyon alır. Buradan yükselme hareketi başlar. Ağırlık merkezi, sıçrama bacağı üzerine gelir. Savurma bacağı tam gergin kuvvetlice yukarıya savrulur. Öncelikle ağırlık merkezi dikey destek üzerindedir, sıçrama bacağı dik olarak uzanmıştır, kollar öne ve yukarı fırlatılır, omuzlar da yukarıya çekilir böylece gövde de yukarıya alınmış olur.

UÇUŞ ; çıta üzerine savurma bacağı geldiğinde, kolların geçişiyle ve omuzlarla başın dalmasıyla düşüş başlar. Aynı zamanda kalça döner ve sıçrama bacağı geriye-yukarıya açılır.

KONUŞ ; çıta geçildikten sonraki hareketler önemli değildir. Dalış yapılan mindere yuvarlanılır.

Yarışmacı, atlama sırasında ;

  1. Çıtayı aşmadan düşerse
  2. İki ayağını üzerinde sıçrarsa
  3. Atlama anında çıtaya çarpar ve desteklerinden düşürürse

başarısız sayılır.

2- UZUN ATLAMA

Tek sıçrayışta en uzak mesafeye ulaşmaya dayanan pist ve alan sporudur. Yaklaşık 45 metreyi bulan hız alma mesafesinden koşularak, zemin hizasındaki gerilme sahasını geçmeden, kum havuzuna atlanılarak yapılır.

Kum havuzunun boyutları en az 2.75 x 10 metredir. Koşuya, ayaklar bitişik, hafif koşu ritmiyle başlanır. Son hıza, basma tahtasına yaklaşıldığında ulaşılması ve tahtaya iyi bir şekilde basılması önemlidir. Sıçramayı takiben dizler kolların altından çekilip uçuş yapılır. Bunu ayaklar ileri doğru denge temin ederken konma izler.

Uzun atlamada atletlerin 6 ‘şar deneme hakları vardır. Atlayanın ayağı basma tahtasını geçerse bu atlayış geçersiz olur. Ölçülen alan , basma tahtası ile atletin kum havuzundaki en yakın izi arasındaki mesafe esas alınarak yapılır.

3- ÜÇ ADIM ATLAMA

Sıçrama, adım atma ve atlama biçimindeki üç ayrı kesintisiz hareketin ardarda yapılarak, en uzak mesafeye ulaşmaya dayalı pist ve alan sporudur.

Atlama sahası olarak kullanılan atlama havuzu ve atlama tahtası, uzun atlamadakinin aynısıdır. Yalnız üç adım atlamada atlama havuzu ile atlama tahtasının arası 11 metredir.

Tek adımın aksine, üç adımda basmadan önce fazla sürat önemli değildir. Sıçrama; çabuk ve koşu yönünde olup tek adımdan daha alçak olmalıdır.

Yarışmacı tek ayağının üzerinde havalanır ve aynı ayağı üzerine iner. Bunu yerde atılan ikinci adım izler. Adım için diğer ayağının üzerine düşmelidir. Üçüncü ve son atlamayı yapıp iki ayağıyla havuza düşer. Üç adım atlamada atletlerin 6’şar deneme hakları vardır. Altı hakta en iyi dereceyi yapan 1. olur. Atletler atlayış sırasında yanlış ayağıyla, kasten yere dokunursa atlayış geçersiz olur.

4- SIRIKLA ATLAMA

Yatay bir çıtanın üstünden bir sırık yardımıyla atlamaya dayanan bir atletizm dalıdır. Sırıkla atlamad kullanılan en önemli malzeme atlama sırığıdır. Atletler yaklaşık 5 m uzunluğunda, 2 kg ağırlığında cam elyaflı fiber glass sırık kullanırlar. Ancak uzunluğu ve ağırlığı konusunda bir sınırlama yoktur. Atlet bu sırıkla havaya yükselerek iki direk arasındaki metal çıtayı aşmaya çalışır. Sırğı 2.2kg ağırlığındaki metal çıtayı geçerken bırakır ve 1 m yükseliğindeki özel mindere düşer. Sırıkla atlayan atletler topuklarında süngerli lastik bulunan ya da bu atlayışlar için özel hazırlanmış aykkabılar kullanırlar. Bu ayakkabılar aynı zamanda ayak bileklerini de koruyucu özellik taşırlar.

 

Atletizmin bir dalı olan atmalar mesafeye karşı yapılan bir alan sporudur.

Gülle ve cirit düz olarak ileri atılırken, disk ve çekiç atışlarında atlet bir dönüşü takiben atışını tamamlar. Atışlar daha önce işaretlenmiş olan “sektör” adı verilen alana düşmelidir. Atmalar dört bölümden oluşur.

A- GÜLLE ATMA

Metalden yapılmış küre şeklindeki güllenin, erkekler ve bayanlar tarafından omuz hizasından en uzak mesafeye atılmasını içeren hafif atletizm sporudur.

Güllede atma alanı beton olup ; etrafında çember bulunmaktadır. Çemberin ön tarafında, atış sırasında atletin içeride kalmasını sağlayan çarpma tahtası bulunur. Gülle düzgün ve yuvarlak olup demir, pirinç gibi yumuşak olmayan bir metalden yapılır. İçi kurşun veya benzeri bir madde ile doldurulur. Erkekler için en az 7.257 kg, baynalr için en az 4 kg ağırlığındadır. Atış yapılan daire beton olduğundan ayakkabılarda çivi yoktur. Yarışmacı atış hareketine sabit duruşla başlar. Gülle tek elle çeneye yakın tutulmalı, atış süresince bu el başlangıç durumundan aşağıya düşmemelidir. Gülle hiçbir zaman omuz çizgisini geçmemelidir. Süzülüş ile gülle atışına geçilmesi arasındaki hareketler tempolu ve kesintisiz yapılır. Yarışmacı gülle yere düştükten sonra yarışma alanını çemberin arka yarısından ve ayakta terk eder.

Yarışmacılar, üç atış hakkına sahiptirler. İlk üç atıştan sonra en iyi 8 yarışmacı daha sonra 3’er atış yaparlar. Atış sırasında yarışmacı çemberden dışarı çıkar, dengesini kaybedip ayak veya elinin biri ile dahi çemberin dışına dokunursa, gülle takozunun üstüne değerse bu atış geçerli sayılmaz. Atma uzaklığı; güllenin ilk düştüğü yerin izi ile, direğin iç köşesine kadar olan doğru mesafesi ölçülerek bulunur.

B- CİRİT ATMA

Cirit, ağaçtan veya metalden yapılan bir mızrağın hız alınarak, koşulup atılmasını içeren hafif bir atletizm spor dalıdır.

Cirit atma yarışmalarında kural; ciritin 25-30 m’lik bir pistte koşarak hız alındıktan sonra 29 derecelik açı dilimi içerisina düşecek biçimde omuz üzerinden atılmasıdır.

Cirit metalden ve ağaçtan yapılır, üç bölümden oluşur.

Sivri uçlu metal başlık (ağırlığı 80 gr, uzunluğu 25-33 cm), metal veya tahtadan çubuk ve sicim (ip) sarılı tutma bölümü.

Ciritin uzunluğu erkeklerde 260-270 cm ağırlığı ise 800 gr’dır. Bayanlar arası karşılaşmalarda kullanılan cirit ise daha kısa ve hafiftir. Uzunluğu 220-230 cm, ağırlığı ise 600 gr’dır.