Şarbonun en çok etkilediği hayvanlar sığır, at, domuz, keçi ve koyundur. Fillerin, develerin, kedi ve köpeklerin de bu hastalığa tutulmaları mümkündür. Ancak bu hayvanların beslenme alışkanlıkları bu imkanı sınırlandırmaktadır.
Şarbon hastalığından ölmüş olan hayvanların leşlerinin bulunduğu yerlerde otlanan ve bu hastalığa yakalanmış hayvanların sidik ve dışkılarıyla kirletilmiş otlaklarda gezinen hayvanlar arasında bir süre sonra bu hastalık baş gösterir. Bazı bilim adamları ise mikrobun etkili türünün, toprağın oksijen tarafından etkilenmeyecek kadar derinliklerinde spor şekline dönüşmeden çoğalmaya devam edebileceğini öne sürerek, hastalığın yayılmasında bu tür çoğalmanın da rol oynadığını belirtmektedirler. Çoğalma mekanizması ve yayılma metodu ne olursa olsun, bazı alanlarda bulunan otlakların hayvanlar için sık sık tehlikeli bir hale gelebileceği kesindir.
Bacillus Anthracis’e en duyarlı hayvanlar, at, geviş getirenler ve domuzlardır. Geviş getirenlerde, önceden hiçbir belirti vermeden ortaya çıkan ve ölümle son bulan çok akut bir hastalıktır. Salgın hastalıklar arasında sayıldığından bir yerde ortaya çıkar çıkmaz resmi makamlara bildirilmesi zorunludur.

Sığır ve öbür çiftlik hayvanları bakteri sporlarını genellikle otlaklardan sindirim yoluyla alırlar. Bu durumda bağırsakları tutan hastalık ileri derecede bitkinliğe, iç organlarda kanamalara yol açar ve hastalanan hayvanların yüzde 70’i ya da 80’i ölür.

Akciğer ya da yolu ile vücuda girmiş olan şarbon mikrobu deride tipik bir yara oluşumuna sebep olmayacağından teşhis oldukça güçleşir. Bu durumlarda hastanın mesleğinin bilinmesi ve bu sebeple hekimin şarbon asalağını düşünmesi teşhise ulaşmasını sağlar.
Şarbon hastalığının sonucu, teşhisin erken konulmasına bağlıdır. Çünkü bugün, bu hastalıkla mücadeleyi sağlayacak etkili ilaçlar vardır. Klinik belirtilerle kuşkulanılan şarbonun teşhisi püstülde, kan kültüründe ya da balgamda Bacillus Anthracis bulunmasıyla doğrulanır. Yaradan kabuğun kaldırılması ve altından sızan serumun alınarak bir mikroskopta incelenmesi teşhisin doğrulanması yolunu açar. Ayrıca, bu sıvıdan alınan bir örneğin kültür tüpünde uygun şartlarda bekletilmesi mikrobun çoğalmasına sebep olur.
İlkin penisilin bu hastalıkla savaşta olumlu sonuçlar sağlamış, onu aureomisin (klortekrasiklin) takip etmiştir. Deride ilk beliren yara hasta tarafından sıradan bir yara olarak yorumlanırsa, hastanın hayatı tehlikeye girebilir. Fakat basit çıbanların tedavisi amacıyla kullanılan antibiyotiklerin, aynı zamanda şarbona da etkili olması teşhisin yanlış olması halinde bile kurtulma ümidini yükseltir.