Balıkların çoğu besinlerini günlük olarak ve büyük bir çoğunlukla istemli olarak alır. Yenilen besinin günlük miktarı ve besinin günde kaç kez alınacağı  bir çok etkene bağlıdır. Etkin predatörler, metabolizmalarının hızının yüksek olması nedeniyle yavaş hareket edenlerden besine gereksinim duyarlar. Küçük organizmalarla beslenen predatörler, gerekli enerjiyi sağlayabilmek için büyük organizmalarla beslenen predatörlere oranla daha uzun av yakalamaya çalışmak zorundadır. Metabolizmanın hızı sıcaklıkla değiştiğinden, gibi soğuk su predatörleri, Thummus gibi sıcak su predatörlerinden daha az besine gerek duyarlar. Günlük veya haftalık sıcaklık değişimleri bir çok türün aldığı besin miktarını etkiler.

Kimi türler, başlıca görme yoluyla besin alırlar ve gündüzleri etkilidirler. Fakat en fazla sabahları ve akşam üstü besin alırlar. Buna karşılık daha çok kimyasal uyartılardan etkilenen balıklar alacakaranlıkta yada gece besin alırlar. Yani sabahleyin gün doğmadan önce ve akşam gün batımından sonra daha etkilidirler.

Çeşitli balıklar üzerinde yapılan araştırmalar sonucu küçük bireylerin aldıkları günlük besin miktarının vücut ağırlığına oranla büyük bireylerinkinden daha fazla olduğu saptanmıştır. 2-5 gr ağırlığındaki küçük bireylerin aldıkları günlük besin miktarının vücut ağırlıklarının %610’u arasında olmasına karşılık, 30 gr da daha ağar balıklar için bu miktar, vücut ağırlıklarının %2-3’ü arasındadır. Balıkların bir çoğunun ortalama olarak günlük miktarda besin aldığı fakat uzun periyot boyunca ölçüldüğünde bu miktarın mevsimlere, göç yada üreme sikline bağlı olarak bir takım değişiklikler gösterdiği saptanmıştır. Genellikle alınan besin miktarının besinlerin besleyici değerlerine göre  de değiştiği yani besi değeri az olan besinlerin besi değeri çok olanlara oranla daha fazla miktarda tüketildiği de gözlemlenmiştir.

AĞIZ VE AĞIZ TİPLERİ
Ağız genellikle başta ve başın ön ucunda olmakla beraber muhtelıf gruplarda pozisyonu oldukça büyük değişiklikler gösterir. Alt ve üst çenelerle desteklenmiş olan ağız bazı balıklarda terminal konumludur. Örneğin Cyprinid’ ler de Leuciscus, Cyprinus gibi. Bazılarında alt çenenin üst çeneye nazaran daha fazla uzamış olmasından dolayı yukarıya doğru yönelmiştir. Örneğin Chalcalburnus, Aphanius, Aspius gibi. Bazı balıklarda ise bunun aksine üst çene daha uzun olup alt çene kısa kalmıştır. Dolayısıyla ağız altta yer almaktadır. Örneğin Acipenser, Chondrostoma. Bazı formlarda ise çeneler oldukça fazla uzayarak bir gaga şeklini almıştır örneğin Esox lucius . Bazı formlarda ise bir hortum şeklini almıştır örneğin Syngnathus. Çok nadir olarakda çeneler uzayıp kısalabilen bir özellik kazanmıştır. Protraktil tip denilen bu ağız şeklinde ise Abramis cinsinde rastlanır.

Ağzın konumu farklı olabildiği gibi büyüklüğüde türlere göre çok değişebilir örneğin Cyprinidler den Leuciscus Rutilus Scardinius gibi. Özellikle otçul formlarda ağız oldukça küçük iken karnivor olanlarda ağız örneğin Turna ( Esox lucius ) Sudak      ( Stizostedion lucioperca ) ve Alabalıklar ( Solmo trutta ) geniş yarıklı ve gayet büyük olabilir. Bazı türlerde ise ağız etrafındaki dudaklar oldukça etlenmiş bir hal alabilir. Barbus, Varicorhinus türlerinde olduğu gibi. Bazen de yosunları kazımaya yarayan keskin kenarlı keratinleşmiş bir durum kazanabilirler. Chondrostoma türlerinde olduğu gibi. Bunlardan başka ilkel balıklar olarak dikkate alınan yuvarlak ağızlı formlarda Cyclostomata da ise ağız adeta bir vantuz şeklinde gelişmiş olup diğer balıkların vücuduna yapışarak onların kanlarını emebilecek şekil kazanmıştır.