Havuzlarda yapılan yetiştiricilikte dalak ezmesi alabalık yavrularının keselerinden sonraki ilk beslenmelerinde yaygın olarak kullanılır. Sazan yavrularının ilk gıdalarını oluşturan küçük hayvansal canlılar (zooplanktonlar) yapay olarak üretilerek elden verilir havuzların gübrelenmesiyle sağlanır.

Bu gün alabalıkların besin maddesi isteklerinin ölçüde bilinmesiyle ve çeşitli yapay yemlerin kullanılmasına rağmen sazanlarda mide ve dolayısıyla pepsin enziminin olmayışı bugüne kadar kesin bir düzeyinin saptanamamasına yol açmıştır. Çünkü alınan doğal yemde gerekli bulunmazsa proteinler gereğince değerlendirilememektedir.

Sazanlar sindirim sistemlerinin yapısı gereği karbonhidratça zengin besinlerle beslenirler. Balıkların gereksinmeleri birinci derece bu yemlere protein ve özellikle hayvansal protein gereksinmeleri ise havuzların gübrelenmesiyle oluşan doğal gıdalarla karşılanır. Doğal yemlerin varlığı başarılı bir ön yemlemenin bir koşuludur.

Doğal yemlere olarak çeşitli tahıl ve baklagil tohumları soya ve diğer küspe tohumları verilir. Bunların yanında hazır ve yüksek proteinli yemler sazanlara devresinde ve sıcak mevsimlerde kondisyon düzeltici yemler olarak önerilmektedir. Ancak bu yemlerin fiyatları yüksek olduğundan tahıllar ve doğal yemlerin yerine kullanılmaları ekonomik olmaktadır.

Sazanlar obur balıklardır. Değerlendirebileceklerinin çok üzerinde alabilirler. Bu miktar günlük olarak canlı ağarlıklarının %10-15’ine çıkabilir. Ne var ki yemin çok fazla verilmesi halinde yemin bir kısmı değerlendirilemeden dışarı atılır. Verilecek miktarı su sıcaklığı ve balığın büyüklüğüne bağlı olarak değişebilmektedir.

Sazanlarda en iyi yem alımı 200C’ üzerindeki sıcaklıklarda olur. En uygun sıcaklık 23-240C dır. Genellikle 100C’nin altında yem alımı kesilir ve sazan bir çeşit kış uykusuna yatar. Bu nedenle kış aylarında yem miktarının azaltılması su sıcaklığının belli sınırlar altına düşünce yem verilmesinin kesilmesi yem israfını önler.Alabalık ise hayvansal proteini ve yağı daha iyi değerlendirirler. Alabalık beslenmesinde karbonhidratlar fazla bir önem taşımazlar. Çok az sindirilirler ve karbonhidratların miktarı ve etkisi az olduğundan rasyonda ancak dolgu maddesi olarak kullanılırlar.

Alabalıklar için yemde uygun protein düzeyi %40-45 arasındadır. Ayrıca fazla proteinli yemlerin hazım yorucu etkiye sahip olduğu daha fazla oksijen gerektirdiği böbrek şişmesi ciğer deformasyonu ve benzer hastalıklara yol açtığı öne sürülmektedir. Bunlar arasında solungaç hastalıkları da söz konusudur. Çünkü azotlu metabolizma artık maddelerin %90’ı solungaçlardan atılır. Alabalıklarda özellikle sıcak yaz ayları için düşük proteinli yemler önerilmektedir.

Alabalık yemlerinde özellikle hayvansal kaynaklı proteinler iyi değerlendirilir. En önemlisi balık unudur. Bitkisel proteinler bazı esensiyle aminoasitlerin yokluğu veya eksik oluşu nedeniyle daha az sindirilir. Bu nedenle rasyonlara eksikliği duyulan aminoasitlerin ilave edilmesi gerekir. Bu konudaki beslenme çalışmaları ve araştırmalar halen sürdürülmektedir.

Alabalıkların beslenmesinde karbonhidratların yeri üzerinde çeşitli görüşler ardır. Yemin sindirilme oranı karbonhidrat miktarının artması ile düşer. Bu miktarın %9-12 yi geçmesi halinde karaciğerde glikojen yığılışının başladığı fakat bunun zararlı olmadığı belirtilmektedir. Buna karşılık Doğu Almanya da alabalık yemlerinde % 40-50 oranında karbonhidrat kullanılan beslenme çalışmaları yapılmaktadır. Yağ oranının %6 dan yüksek olması gerekir. Sindirim metabolizmasından enerji sağlamak için kullanılan yağın daha fazlasının sindirimi zordur.

Balıklara verilecek yem miktarı balık büyüklüğü ve su sıcaklığına göre değişir. Alabalıklarda en iyi beslenme sıcaklığı 15-160C dir. Su sıcaklığının daha yüksek veya daha düşük olması halinde yem alımı azaldığından yem miktarı da azaltılır. Su sıcaklığının daha yüksek ve daha düşük olması halinde yem alımı azaldığından yem miktarı azaltılır.

Karnivor ve saldırgan balıklar besin olarak diğer balıkları yerler. Bu yenen balıkların ana unsuru protein olup bir kısımda yağdan oluşmaktadır. Saldırgan balıkların gıdalarında karbonhidratlar hemen hemen hiç yoktur. Bu nedenle saldırgan balıkların sindirim fermentleri büyük ölçüde protein sindirimine teksif edilmiştir. Burada iki farklılığı belirtmemiz gerekir ki; bunlardan birisi, midede asidik ortamda pepsin vasıtasıyla protein sindirimi, ikincisi bağırsakta tripsin enzimi vasıtasıyla alkali ortamdaki protein sindirimidir. Mide kapısının arkasında safra salgısı nedeniyle reaksiyon değişir. Bağırsaktaki sindirim sıvıları büyük ölçüde pankreastan sağlanmaktadır. Özellikle alabalıklarda bu sindirim enzimleri ve bunların etkileri detaylı olarak incelenmiştir. Bu balıkta yiyecek olarak karbonhidrat açıkça hiçbir rol oynamaz veya dolgu maddesi olarak katılır. Bu nedenle karbonhidrat sindirimi için gerekli enzimler midesinde çok az miktarda bulunur ve çok az etkiye sahiptir. Fakat karnior balıklarda protein sindirimi iki misli olmaktadır. Hem midede hem bağırsakta protein sindirimi olmaktadır. Burada hayvansal protein asıl rolü oynar. Bitkisel protein bariz olarak çok kötü sindirilir ve önemli bazı aminoasitler bunlarda mevcut değildir.

Yağ sindiriminde etkin olan lipaz fermenti balıkların pankreasından salgılanır ve steapsin olarak önemli etkiye sahiptir. Zor sindirilen memeli hayvanların yağı aynı zamanda bağırsak iltihabı ve sindirim bozukluklarına neden olur. Kanivor balıklarda yemler midede yumuşak bir lapa haline gelirler ve daha sonra bağırsağa geçerler. Kullanılabilir maddeler midenin ve bağırsağın mukus tabakası vasıtasıyla alınırlar.

 

Kullanışlı olmayan atıklar bağırsak suyu alınarak kalınlaştırılırlar ve dışkı halinde anüsten atılırlar. İdrar (sıvı maddeler) vücuttan idrar olarak atılır.

Buraya kadar belirtilenleri özetlersek ; karnivor balıklarda bulunan midelerin çok değişik olduğu görülür. Turnada uzun bir tulum gibi , yayında yuvarlak bir torba , yılan balığında uzun bir kör torba gibi , levrek ve sudakta kısa kapalı bir torba gibi , gökkuşağı alabalığında U şeklinde dirsek oluşturmuş şekilde mide bulunmaktadır. Büyük yırtıcılarda mide bağırsaklara göre çok uzundur. Özellikle yılan balığında bu oranlar sindirim iki fazda olduğu için çok değişkendir.

Bazı yırtıcı balıklarda pyloric keseler (kör keseler) büyük rol oynar. Bu kese sayısı yırtıcı balıklarda birinci planda protein sindirimi için önemlidir. Bunda midede asidik vasatta pepsin ve bağırsakta alkali vasatta tripsin enzimi ile sindirim görmekteyiz. Karnivorlarda karbonhidrat sindirimi önemsiz rol oynar. Çünkü bu balıklarda bu maddelerin sindirimi çok az enzim bulunur. Balıklar aldığı balıkla fazla yağ alabildiği halde genellikle % 5 den fazlası zararlı etki yapar.

Balıklarda sindirim sistemi ağız, yemek borusu, mide, bağırsak ve anüsten ibarettir.Bunların özellikleri kısaca şöyle belirtilebilir; balıkların dilli diğer omurgalı hayvanlardaki dil gibi esnek değildir. dil çizgili kasları da ihtiva etmez. Bu nedenle, balıklarda dilin sindirimle herhangi bir ilgisi yoktur. Balığın ağzında besini saran ve bir nevi yağlayan mukus bezleri bulunur. Buna rağmen tükürük bezleri yoktur. Diğer bir ifade ile, ağızda sindirim başlamaz. Balık tarafından ağza alınan besinler kısa olan farinkse gelir. Farinks devamlı kapalıdır. Böylece balığın ağzına aldığı suyun mideye gitmesi engellenir. Farinks ancak besinler geçerken açılır. Bazı balıklarda solungaç kemeri ve solungaç yarıklarının boğaz bölgesinde bulunan farinks dişleri, farinksin içeriye doğru açılan kısmında bir kapak gibi görev yapar.

Alınan besinler farinksten yemek borusuna geçer. Yemek borusu kıvrımlı, büzülüp açılabilen bir yapıda olup, uzunluğu türlere göre değişir. Çok genişleyebilen yemek borusu, bir balığın ağzına alabileceği her çeşit besini yerleştirebilecek ölçüdedir. Fakat nadir de olsa balığın ağzına aldığı herhangi bir besinden dolayı boğazı tıkayarak öldüğü de olabilir. Bu durum özellikle karnivor ve saldırgan balıklarda görülebilir.

Kemikli balıklarda kısa ve geniş olan özafagus kuvvetli kaslardan yapılmış olduğundan solunum için ağza alınan suyun mideye geçmesini engeller. Özellikle osmotik basıncı ayarlamak için alınan su hariç. Kasların içi bir epitelle örtülü olan özafagus dıştan mideden ayırt edilemez. Diğer bir ifade ile özafagusun çevresi yapısal olarak midedeki gibidir. Hatta bazı balıklarda mide ile yemek borusu arasında kesin bir sınır yoktur. Ancak histolojik olarak incelendiğinde midede sindirim bezlerinin bulunmaması en önemli farktır.

Besinler yemek borusundan mideye geçerler. Mideli balıklarda özafagusun mideye bağlı koluna kardium veya kardial mide midenin bağırsağa bağlı koluna ise pilor veya plorik mide adı verilir. Bazı yılan balığı ve mugil türlerinde midenin alt kısmında torba şeklinde bir kısım oluşur ki buna Sökal mide adı verilir. Mugil sp. Anguilla ve pek çok balık türünde plorik mide ile hepatopankreatik kanal arasında büzgen kaslar mevcuttur ki bunlara plorik kaslar adı verilir. Bu meydana gelen plorik valvüller vasıtasıyla bağırsağa geçen besinlerin geri dönmesi engellenmiş olur. plorik büzgen kaslar ve bu bölgedeki epitel katlanmasından meydana gelen plorik valvüller vasıtasıyla bağırsağa geçen besinlerin geri dönmesi engellenmiş olur.

Midesi olan balıklarda mide yapısı şekli ve büyüklüğü türler arasında büyük farklılıklar gösterir. Bu farklılıklar balıkların yaşam şekilleri ve beslenme tarzlarına uyum sağlayacak bir şekilde ortaya çıkar. Zira saldırgan balıklar büyük sivri ve geriye doğru kıvrımlı dişlere sahiptir. Bu dişler avı yakalama görevi yaparlar. Fakat alınan besin maddelerini küçültme ufalama ve öğütme görevi yapmazlar. Alınan veya yakalan av genellikle bütün olarak mideye indirilir. Bu nedenle sindirim sisteminin ön kısmını oluşturan yutak gırtlak ve yemek borusu alınan büyük avı mideye indirmek için genişleme özelliğinden başka bir özellik göstermez. Buna karşı hiç midesi bulunmayan balıklarda midenin görevini üstlenmiş olan bir kursak veya çok tesirli öğütücü dişler gibi yardımcı organlar bulunur. Bu dişler besini bağırsak tarafından kolayca sindirebilecek şekilde güzelce öğütürler. Bazı balık türlerinde ise midede özel bir öğütücü bölüm bulunur.

Bazı derin deniz yutucu balıklarının büyük ölçüde genişleme kabiliyeti bulunan mideleri vardır. Bu suretle bu balıklar oldukça büyük balıkları midelerine alabilme gücündedirler.

Kemikli balıklarda bağırsakların kısalığı ve emilme yüzeyinin az olmasını telafi için daha çok karnivor balıklarda olmak üzere plorik midenin bağırsağa bağlandığı yerde sayıları türler arasında değişen eldiven parmakları şeklinde uzantılar bulunur. Bu uzantılara plorik uzantılar veya plorik çekum adı verilir. Bu plorik uzantıların her biri mideye ayrı bir delikle açılabildiği gibi müşterek bir delikle veya kendi aralarında irtibatlı olarak birleştikleri bir delikle bağırsağa açılabilmektedirler. Plorik çekumlar tek tek olabileceği gibi bazı balıklarda bir kütle şeklinde bir araya toplanmış olabilirler.

Ön bağırsak son solungaç yayından midenin sonuna kadar uzanır. Fakat çoğu kez arka sınırın belli olmaması nedeniyle bu bölgenin sonu safra kanalının bağırsağa açıldığı yer olarak kabul edilir. Son solungaç yayı ile mide arasında kalan yemek borusu balıklarda kısa ve kalın bir boru şeklindedir. Bazı türlerde yemek borusunun başlangıcında tat alma tomurcukları da bulunabilir. Yemek borusu çeperlerinin karakteristik bir biçimde hem dairesel hem de boyuna uzanan çizgili kas tabakasıyla donanmış olması nedeniyle elastikiyeti fazladır. Lepisosteus, Amia , Esox’ta olduğu gibi mide sifon biçiminde Cottus’ta olduğu gibi torba biçiminde, Salmo ve Coregonus’ta olduğu gibi ‘U’ harfi biçiminde, Anguilla, Perca, Scomber’de olduğu gibi ‘V’ harfi biçiminde yada ‘Y’ harfi biçiminde olabilir.

Balıklarda son bağırsak (rektum) bağırsaktan zor ayırt edilir. Bir kloak bulunmaz anüsle son bulur. Karnivor balıklarda mide yapıları önemli farklar arz eder. Önemli yırtıcı balıklardan turna balığında yemek borusu uzun kıvrımlı mukos zarlarından oluşmuştur. Mideleri uzamış ve kalınlaşmıştır. Mide içerisinde zikzaklar oluşturan ve dalgalı büklümler bulunur. Bu kıvrımlar midenin alanını genişletmekte ve uzatmaktadır.

Mide kapısı sıkıca daralarak bir kapak oluşturmuştur. Bu kapı zaman zaman açılarak midedeki besinlerin bir kısmı bağırsağa geçer. Turna balığında midenin uzunluğu boş durumda sindirim sisteminin yaklaşık ¼’ünü oluşturur. Mide kapısından sonra genişlemiş olan bağırsak giderek incelir ve anüste sonlanır. Turna balığının midesindeki bu düz ve uzun görünüm aldığı canlılarla dolu olduğu zaman bir torba gibi şişerek balon gibi olur. Bu doymak bilmeyen obur balık büyükçe bir balık yuttuğunda yalnız midesi değil yemek borusu da dolar, hatta ağzı bile açık kalır. Bu durumda önce alınan balığın midedeki bir kısmı hazmedilir. Daha sonra geri kalan kısmı hazmedilir. Balık bu şekilde sindirilir.

Tatlı su balıklarının mideleri türlere göre farklı şekil ve büyüklüktedir Siluris glanis de mide yuvarlak şekilli iken Esox lucius da mide daha çok uzun bir boru şeklindedir ve bağırsakları daha incedir. Mugil cephalus da mide ise diğer mide şekillerine göre farklılık gösterir ve daha küçük ve daha kısadır. Omnivor balıklarla karnivor balıklar arasındaki bu şekil farklılıklar beslenmede kullandıkları besinlerin türlerine göre de değişiklik gösterir.

Yayın balığında kısa kalın uzunlamasına kıvrımları olan bir yemek borusu torba biçiminde büyük çok kıvrımlı dalgaları olan torba biçiminde bir mide takip eder. Mide çok daralan bir mide kapısı ile sonlanır. Boş bir durumda midenin bağırsaklara oranı 1/6’dır.

Bağırsağın mideye bağlanan kısmı kıvrım kısmına nazaran çok kalınlaşmıştır. Bağırsak anüsle sonlanır. Yılan balığında mide uzun kıvrımlar içeren kapalı bir torba şeklindedir. Yemek borusu uzun kıvrımlar ihtiva eder. Üst üste kıvrımlar ihtiva eden mide kısa olan başlangıç kısmı (cardia), ve aşağı doğru torba şeklinde sarkmış asıl mide kısmından (fundus) ibarettir. Bunu daha sonra mide kapısı (pylorus) takip eder. Mide kapısı ile farklılık görülmez.

Daha sonra midenin yüzük şeklinde kapağı görülür. Bağırsaklar boş midenin yaklaşık iki mislidir. Ancak bu oranlar sindirim sisteminin herhangi bir kısmı çalıştığında önemli derecede değişirler. Yılan balığında sindirim iki fazda olmaktadır. Birinci fazda yemek borusu, midenin ön kısmı, midenin ana kısmı, mide çıkışı, besinle tam dolmuş ve mide enlemesine ve boylamasına şişmiş durumdadır. Bu durumda midenin uzunluğu hemen hemen bağırsakların uzunluğuna eşittir. Buna karşılık sindirimin ikinci fazında durum tam terstir. Yemek borusu ve mide diğer kısımlarıyla boş ve aşırı derece kısalmış küçülmüş ve incelmiştir ki bu durumda mide uzunluğu bağırsakların uzunluğunun yaklaşık 1/5’i kadardır. Besinle dolan bağırsak büyük ölçüde uzuyor ve kalınlaşıyor. Yılan balığında sindirimin birinci fazında mide tam dolu ve tam faaliyette olduğundan bağırsak istirahattedir ve büzülmüş, küçülmüştür. İkinci fazda bağırsak tam dolu ve faaliyette iken mide istirahattedir ve çok küçülmüştür. Yılan balığının vücudunun uzun yılan şeklinde olması nedeniyle hacim dardır. Bunlarda sindirimin çift fazda olması yer tasarruf yöntemi olarak kabul edilir.

Tatlı su levreğinde mide yılan balığınınkine benzer şekilde kapalı bir torba biçimindedir. Levrekte midenin uzunluğu boş durumda takriben bağırsağın 1/7’si kadardır. Yemek borusundan sonra Cardia, Fundus, Pylorus, olarak üç kısımlı mide bulunur. Midenin sonunda üç uzantı görülmektedir. Bunlar mide kapısı uzantıları olarak isimlenilirler. Levrek gibi bazı karnivor balıklarda bu sayılar farklı sayıda olabilir. Bunlar bağırsağın mukus tabakasını genişletmede görev yaparlar. Levrek yavaş büyüyen ve gençlik evresinde uysal bir balıktır. Yaşlı devrede çok karnivor olur. Fakat küçük avlarla beslenir bundan dolayı midesi aşırı derece büyümez. Sudak balığında da mide levrekte olduğu gibi kapalı bir torba şeklinde oluşmuştur. Fakat mide levreğe göre nispeten büyüktür. Midenin uzunluğu sindirim sisteminin yaklaşık ¼’ü kadardır. Büyük sudaklarda mide aşırı derece genişleme yeteneğinde olup mukus deri kıvrımlarının içine kadar nüfus eder.Mide kapısının hemen arkasında bağırsak üzerinde 7 adet kör uzantı bulunur. Bağırsak kör uzantıların yakınında ve anüse yakın yerde önemli derecede kalınlaşmaktadır. Sudak saldırgan bir balıktır ve hatırı sayılabilir büyüklükteki avları yutabilir.

Diğer bir karnivor ve ekonomik balık olan gökkuşağı alabalığında mide U şeklindedir. Boş durumda çok sayıda uzun kıvrımlara sahiptir. Bu kıvrımlar midenin önemli derece uzayabilmesini ve genişleyebilmesini sağlar. Bağırsak midenin 1/2’si kadardır. Midenin sonunda 50 adet kadar kör uzantı bulunur. Bunlar midenin bitişiğinde özellikle uzundurlar ve bir peçem şeklinde her tarafta bulunurlar. Daha sonraki kısımlarda bulunan uzantılar nispeten kısa olup yalnız bir tarafta bulunurlar. Bu çok sayıdaki kör uzantıların nispeten kısa olan bağırsağın sathını genişlettikleri söylenebilir.

Sazangillerde gerçek bir mide yoktur. Cyprius carpio L. ve Tinca tinca L. gibi balıklarda bağırsağın baş kısmı genişleyerek yemek borusuna bağlanırlar. Bu kısım bağırsaklardan farklı bir yapı göstermekte geniş olup asit salgılaması yapar. Bu balıklarda çok kısa bir yemek borusu bulunur. Bu yemek borusu kadifelerde azami 2cm sazanda ise 2,5-3,0 cm kadardır.

Karnivor balıklarda midenin olması, bunlarda diğer midesiz balıklara nazaran yapısal farklılığın ötesinde, pepsin enzimi ve düşük pH değerinin oluşu ile karakterize edilirler.

Et yiyen balıklarda mide genellikle uzunlamasına bir yapı göstermesine rağmen ot yiyen balıklarda ise insanların midesine benzer şekilde kese biçimindedir. Bazı balık türlerinde ise midede özel öğütücü bir bölüm ardır;örneğin Mugil cephalus (kefal) ve Acipenseridae (mersin balıkları) de olduğu gibi. Bunlarda mide küçük fakat oldukça kalın bir kas tabakası ile kaplıdır.

Bağırsaklar da balıklarda büyük farklılıklar gösterirler. Turna balığı gibi gerçek karnivor balıklarda bağırsağın kısa oluşu muhtemelen et nevi yiyeceklerin ot nevi yiyeceklere nazaran daha hızlı hazmedilmeleridir. Diğer bir ifade ile bitkisel yiyeceklerin uzun zamanda hazmedilmesi söz konusudur. Köpek balıkları (Chondrichthyes) ve nispeten diğer bazı kıkırdaklı balıklar, bağırsak içinde helezon şeklinde spirallere sahiptirler, veya uzun bölümler bulunur ki bunlar bağırsağın absorpsiyon gücünü yükseltmektedirler.

Bağırsaklar pilorik kör keselerin açıldığı kısımdan başlar. Bu keselerden safra ve pankreas salgılarını alarak geniş bir kırımda son bağırsak kısmına ulaşır. Balıklarda orta bağırsak gerçek sindirimin yapıldığı kısımdır. Bu kısımda çeşitli sindirim enzimleri salgılanır. Bu enzimler proteini parçalayan tripsin, nişastayı parçalayan amilaz ve lipaz enzimleridir. Bağırsaklar yukarıda da belirtildiği gibi genellikle karnivor balıklarda kısa herbivor balıklarda ise uzundur. Anüs balıkların büyük çoğunluğunda vücudun ikinci yarısında anal yüzgecin önünde yer almıştır. Bazı balıkların son bağırsak kısmı kan damarlarınca zengin olan respirasyon (bağırsak solunumu) görevini üstlenmiştir.Balıklar doğada eriyik halindeki besleyici maddeler, bitkisel ve hayvansal konaklar dahil olmak üzere çok çeşitli kaynaklardan besin alırlar. Suda eriyebilen besleyici maddelerin balıklarca doğrudan alınışına ilişkin az şey bilinir, fakat glikozun, ortam suyundan dolaysız olarak alındığına ilişkin kantlar vardır. Kimi bileşiklerle iyonlar da sudan doğrudan solungaçlarla alınır ya da besinle yutulduktan sonra absorbe edilirler.

Kimi balıklar yalnızca hayvansal besinlerle beslenir, yani karnivordur, kimileri yalnız bitkisel besinlerle beslenir yani herbivordur büyük bir çoğunluğu ise hem hayvansal hem de bitkisel kaynaklardan besin alırlar yani omnivordur. Ender olarak da parazitik yaşama uyarlanmış olup diğer canlıların kanları ya da vücut sıvılarıyla beslenirler.Balıklar, besinlerin çeşitlerine göre de üçe ayrılırlar. Çok çeşitli besinlerle beslenenler öyrifag; belli tür besinlerle beslenenler stenofag; tek bir çeşit besinle beslenenlere de monofag denir. Balıkların çoğu öyrifagdır. Kesin bir biçimde karnivor ya da herbivor olanların sayısı da çok azdır. Bir çok tür balık, besinin çeşidini kolaylıkla değiştirebilir ve genellikle ortamlarında en bol olan besinden yararlanır.Ayrıca bu beslenme şekilleri dışında yiyeceklerini farklı şekilde temin eden ve buna göre isimlendirilen pek çok balık vardır. Yırtıcılar avlarını iyi gelişmiş dişlerinin yardımı ile yakalarlar.bazı balıklar deniz dibindeki organizmalarla beslenirler ki bunlara ‘otlayıcılar’ veya ‘yiyiciler’ adı verilir. Uzun solungaç tırmıklarını kullanmak suretiyle küçük organizmaları sudan süzmek suretiyle beslenen balıklara ‘süzgeççiler’ adı verilir. vardır. Etli gerilir dudakları olan ve besini dipten emen emiciler ve mersin balıkları gibi balık türleri ‘emiciler’ olarak sınıflandırılırlar.