Mezopotamya Medeniyeti

Günümüzden binlerce yıl önce atıldı insanlık tarihindeki ilk uygarlığın temelleri. Dünyanın ilk ve en eski uygarlığı, Dicle ve Fırat nehirlerinin aşağı kıvrımları boyunca Basra Körfezi’ne kadar uzanan alüvyal ovalar üzerinde uzanan Sümer ülkesinde doğdu . Ama bunun aksine kısa bir zaman öncesine kadar özellikle batı dünyası tarafından dünyanın en eski uygarlığının “Yunan Uygarlığı” olduğu kabul ediliyordu. Yapılan arkeolojik kazılar sonucunda ele geçen materyaller “Sümer Uygarlığı”nın dünyanın en eski medeniyeti olduğunu göstermiştir bize. Devamını Oku…

Türk mitolojisi Türklere göre uzay ve insan Güneş ay ve yıldızlar

“Ne Ay, ne Güneş varmış, insanlar uçarlarmış.
“Uçanlar ısı verir, ışıklar saçarlarmış…”

Türk – Altay Efsanesinden
1. GÜNEŞ
Türk mitolojisinde güneş, önceleri daha büyük bir öneme sahipti. M.S. 763 de Uygurlar “Mani” mezhebini kabul edince, yavaş yavaş “Ay”da büyük bir önem kazanmağa başlamıştı. Bununla beraber Büyük Hun Devleti zamanında hem güneşe, hem de aya, ayrı ayrı saygı gösterildikten sonra, kurbanlar kesildiğini de biliyoruz. “Türklerde güneş doğunun, ay da batının sembolü idiler”. Tabiî olarak zaman zaman, bütün bu düşünce düzenleri değişe durmuşlardı. Meselâ, Teleüt Türklerine ait bir efsane de, “Ay kuzeyin ve güneş de, güneyin sembolü idiler”. Bu yönleme, göğün en üst katında duran “Gök kartalı”nın duruşuna göre yapılmıştı. Söylendiğine göre, “Bu kartalın sol kanadı ayı, sağ kanadı da güneşi örtüyordu”. Bu duruma göre kartalın başının doğuya bakması gerekiyordu. Bu duruş da, Türk mitolojisine uygun bir yönleme idi. Yine aynı efsaneye göre ay, karanlıklar ve geceler diyarı olan kuzeyin; güneş de aydınlığın hüküm sürdüğü ve gündüzler diyarı olan güneyin sembolü idiler. Devamını Oku…

Merkür (Mercury) Gezegeni Tanımı

Merkür (Mercury)
Güneşe uzaklığı: 46 58 69 Mio km
Yörüngesel dışmerkezlilik: 0.206
Yörüngesel eğiklik: 7 0
Eksensel eğiklik: 2 0
Çap: 4870 km
Kurtulma hızı: 4.2 km/sn
Kütle: 0.055 (Yer = 1)
Hacim: 0.056 (Yer = 1)
Yoğunluk: 5.44 (su =1)
En yüksek kadir: 1.9
Dolanım süresi: 88 gün
Eksensel dönme: 58.6 gün
Kavuşum dönemi: 116 gün
Uyduları: Yok
Devamını Oku…

Troya Mitolojisi

Troya şehrinin kurulmasıyla ilgili mitosta, Troaslı İlios günün birinde Frigya Kralı’nın düzenlediği bir yarışmaya katılarak birinci olur. Kazandığı ödüller içinde kara benekli bir inek de vardır. Biliciler İlios’a ineği izlemesini ve kentini ineğin durduğu yerde kurmasını söylerler. İnek gidip gidip Karamenderes (Skamondros) ile Dümrek (Smois) ırmaklarının arasında denize yakın bir yerde durur. Kurulan şehre önce İlios, sonra kurucunun atalarında Tros’un anısına Troya adı verilir. Bir süre sonra Zeus kente Pallas Athena heykeli indirecek, İlios da heykelin indiği yere Athena tapınağını yapacaktır. İlios soyu çoğalarak Priamos’a kadar gelir.
Devamını Oku…

Mısır Piramitleri Hakkında Herşey

Krallık ailesinin mezarlarını korumak amacıyla yapılan piramitler Mısır’da çok eski tarihlerde ortaya çıktı ve eski imparatorluk döneminin belirgin anıtları olarak kaldı. Üçüncü sülaleye dek kral mezarları mustabalardan oluşurdu. Mustabalar yamuk biçimli höyüklerdi ve tören odasını gizlemek amacıyla kuyu mezar üzerine yapılırdı. Piramitin başlangıçta çok büyük olan boyutları eski imparatorluk döneminde (M.Ö. 2780-2380) yavaş yavaş küçüldü ve orta imparatorluk döneminde (M.Ö. 2065-1785) belirli bir ölçüde kaldı. Yeni imparatorluk döneminde ise (M.Ö. 1580-1085) piramitler kral mezarı olarak ortadan kalktı.
Devamını Oku…

Mısır Piramitleri Nasıl Yapıldı

Ehramlar olarak da bilinen Mısır piramitleri,çoğu eski ve orta krallık döneminde Mısır krallarının (Firavun) mezarları üstüne yapılmış büyük anıtsal yapılardır.Orta ve Güney Amerika’da Mayalar, Aztekler ve İnkalar tarafından benzer yapılar yapılmıştır, ama gerçek piramitler Mısır’dadır.Yunanca pyramis sözcüğünden türemiş olan piramitlerde genellikle taş ya da tuğla kullanılmıştır.Dörtgen bir taban üzerinde yükselen piramitlerin üçgen biçimli dört kenar yüzeyi tepede bir noktada birleşir. Mezar odası çoğunlukla piramidin üzerine oturduğu kayanın içine oyulmuştur. Devamını Oku…

Eski Mısır İnançlarında Osiris Kültü

Mısır , tarihinin ilk dönemlerinde farklı kabilelerden , daha sonra da farklı nomoslardan oluştuğu için , Mısır panteonu çok sayıda tanrı ile doludur.
Aşağı ve Yukarı Mısır’ın birleşmesinden önce yerel bir çok kült vardı ve her kabile farklı bir tanrıya tapardı. Bu kültler en sonunda , Aşağı Mısır ve Yukarı Mısır krallıklarının dinini oluşturmuştur. Bu sistem her kabilenin inançlarından izler taşıyordu. Ayrıca , bir savaş sonrasında , yenen kabile , yenilen kabilenin tanrısını da kendi panteonuna dahil ediyordu.
Birleşme olduğu zaman ise hanedan soyunun en büyük tanrısı Horus , en büyük tanrı olarak kabul edilmiştir. Horus hakkında çok fazla bilgimiz yoktur. Fakat Horus’un bir Gök-tanrı olduğu sanılmaktadır. Ayrıca firavunun da yaşayan Horus olarak görülmesi de bu kült ile ilintilidir.
Horus kültünün yanında Seth kültü de halk kitleleri arasında varlığını korumuştur. Yukarı Mısır’da yaygınlığını koruyan Seth kültü hanedanlar zamanında da devam etmiş , özellikle de İkinci Hanedan zamanında Seth bir süre Horus’un yerine en büyük tanrı olarak tanınmıştır. Devamını Oku…

Author’s study notes on archaeology

The science of Archaeology, in the narrow sense, is the systematic discovery and examination of the physical remains left by human being. On the other hand, Archaeology is a science that has to deal with many other related sciences and objects as well. When this man’s interest in ancient remains began, we don’t know for sure. But we can still have some idea from some evidence. For example, Fatih Mehmet II the conqueror, the sultan who captured Istanbul from Byzantine empire, was known for his interest in antique pieces, and used to collect such objects. A much earlier example comes from Mesopotamia, Nabonide the King of Babylon ( 559-529 BC ), had a hall in his palace where he had exhibited the pieces left by the earlier civilizations. And the same king had sent out this exhibition to Our (another ancient city of Mesopotamia) to be displayed for the town people. Devamını Oku…

Anadoluda Antik Şehirler

Anadolu’da eski çağlardan beri birçok uygarlıklar gelişmiştir. Araştırmalar sonucunda zengin bir Anadolu kültürü ortaya çıkmıştır.
Taş Çağı’nda insanlar mağaralarda otururlardı. Antalya yakınlarındaki Beldibi ve Belbaşı mağaralarında 10-12 bin yıl önce böyle insan toplulukları yaşıyordu. İnsanlar ev yapmaya köyler kurmaya başladılar. Diyarbakır yakınındaki Çayönü’nde 9 bin yıl önce kurulmuş, bir köyün kalıntıları vardır. Konya’ya yakın Çatalhöyük ve Burdur’a yakın Hacılar da bundan 7-8 bin yıl önce insanların yaşadığı köylerdir. Devamını Oku…

Eski Anadolu Dillerine Toplu Bir Bakış

Ölü diller hakkında bize bilgi veren kaynaklar, tamamen yazılı belgelerden ibarettir. Bu belgeler iki ayrı yazı sistemi göstermektedir: Çivi yazısı ve Hiyeroglif. Çivi yazısı, bilgimizin temelini teşkil eden kil tabletlerin yazıldığı dillerin kullanmış olduğu sistemdir. Hiyeroglif yazısı ise, genellikle taş eserlerdeki, mühürlerdeki ve nadiren de keramik kaplardaki yazıtlarda görülen dilin sistemidir. Anadolu’ ya yazı MÖ 2. binin başlarında Asurlu tüccarlar aracılığı ile gelmiştir. Ve yazılı kaynaklar da ilk bu tarihlerde ortaya çıktığı için daha önceki bin yıllarda Anadolu’da hangi etnik grupların yaşadığı ve hangi dillerin konuşulduğu hakkında doğrudan bir bilgiye sahip değiliz. Devamını Oku…