X-ray astronomy is a relatively new field because earth’ s atmosphere is opaque to X-rays. The serious studies in this field really began in 1960’ s. Until this time the sun was the first and only celestial object which was an intense source in X-ray waveband. Because of earth’s atmosphere absorbs most of the rays in this waveband, it was needed to examine them above the atmosphere and in the first rocket flight the first extrasolar X-ray source Sco x-1 was detected. After that discovery, the first satellite, Uhuru, which was dedicated to X-ray astronomy was launched. It used two beryllium-window proportional counters with mechanical collimators to map the X-ray sky between 2 and 6 keV as the satellite rotated.[4] Uhuru had a time resolution of 0.1 s and was used to discover the Doppler shifts in the pulse period of Cen X-3 that revealed it as a binary system. The Einstein observatory was launched November 1978.
14 views
Uzay haberleşme sistemleri, karasal
sistemlerle karşılaştırılamayacak kadar
büyük alanları kapsar. Karasal sistemler genel
olarak yeryüzü şekillerini kullanırken, çok az
oranda da atmosferi kullanırlar. Karasal
sistemlerin dışındaki sistemler böylelikle
uzay sistemleri olarak adlandırılabilir.
Uzay haberleşme sistemleri aşağıdaki alt gruplara ayrılabilir :
*Sabit uydu servisleri (FSS),
*Mobil uydu servisleri (MSAT),
*Uydu yayın servisleri (BSS),
*Uydudan (uzaydan) gözlem servisleri,
*Bilimsel uydu servisleri,
*Konum belirtme uydu servisleri (GPS gibi).
518 views
Bir teleskop ile; daha doğrusu başlangıç için aldığınız küçük bir teleskop ile, görebileceğiniz gök cisimlerinin başında tabi ki ay gelmektedir.Ayın üzerindeki kraterleri ve dağları yakından görmek, ay tutulmalarını daha yakından seyredebilmek, geceleri gökyüzüne bakan herkese mutlaka daha fazla bir keyif verecektir. Ay’ın dışında gezegenleri de rahatlıkla gözlemleyebileceksiniz. Özellikle Jüpiterin bantları, lekesi ve uyduları; Satürn’ün halkaları ve Titan uydusu; Venüs’ün etkileyici görüntüsü ve Mars üzerindeki bölgeleri görmek size ayrı bir haz ve mutluluk verecektir. Tabi ki ay ve gezegenlerin yanında, derin uzay cisimleri olan; bulutsuları, gökadaları ve hatta kuyruklu yıldızları dahi 60mm lik başlangıç seviyesi bir teleskopla görmeniz mümkün olur. Ayrıca teleskoplar ile; özellikle mercekli teleskoplar ile, yeryüzü görüntülerinide rahatlıkla izleyebilirsiniz.
708 views
Bilimadamları bütün uzayı dolduran esirin hareketsiz olduğunu düşünüyorlardı. Dünyamız evreni kaplayan esir içinde sanki su dolu bir kavanozdaki bir bilyeye benzetilebilir. Bilyemizi hareket ettirdiğimiz zaman suda bir dalgalanma olur. Aynı şekilde gök cisimlerinin hareketlerinden dolayı esirde dalgalanmalar olması gerekir. Bu dalgalanmalar yüzünden ışığın hızında değişmeler meydana gelmelidir. Fakat yapılan deneylerde ışığın hızı, daha önceleri bulunan hızla (300.000 km/s) aynı çıkıyor.
83 views
Julian A. Hiscox
Department of Microbiology,
BBRB 17, Room 361,
University of Alabama at Birmingham
Birmingham, Al 35294-2170, USA.
E-mail: Julian_Hiscox@micro.microbio.uab.edu
I. Introduction
From the perspective of biology, planetary engineering is the ability to alter the environment of a planet so that terrestrial organisms can survive and grow (McKay, 1982). The feasibility of altering planetary environments is clearly demonstrated by mankind’s activities on the Earth (Levine, 1991; Fogg, 1995a) and it is increasingly apparent that in the near term future mankind will gain the technological capability to engineer the climate of Mars. Current thought experiments/proposals for the planetary engineering of Mars differ in their methodology, technical requirements, practicality, goals and environmental impact (reviewed and discussed by Fogg, 1995b).
19 views
Gökyüzü binlerce yıldır tutkunu olduğu muz ve anlayabilmek uğrunu büyük gayretler sarfettiğimiz meraklarımızın basında gelir, insanoğlu, başının üstündeki o sonsuz ve bir o kadar da gizemli uzayı tanıyabilmek için elinden gelen tüm imkanları seferber etmiş, geliştirdiği dürbünlerle, teleskoplarla, uydularla uzayın derinliklerinde ne olup bittiğinden haberdar olmaya çalışmıştır. Araştırmaları süresince, evrendeki konumunun ne olduğu konusunda bir karara varabilmiş, bunun yanında gittikçe artan yeni sorunlarla karşı karsıya kalmıştır.
12 views
Evren atomlardan galaksilere kadar var olan herşeydir. Astronomlar evreni incelemeye başladıktan beri onun nasıl ortaya çıktığını merak ettiler. Teleskoplarla uzayın derinliklerine bakarak evrenin başlangıcına ilişkin ipuçları bulmaya çalıştılar. Çevremizdeki galaksilerin bizden uzaklaştığı ve evrenin genişlediğini buldular. Eğer bu doğruysa geçmişte evren daha küçük olmalıydı. Evrenin oluşumu hakkında birçok teori vardır. Bunlardan en çok kabul göreni “Büyük Patlama” Teorisidir.
Büyük Patlama teorisine göre 15 milyar yıl önce büyük bir patlama ile evren oluştu.
8 views
Dünya’da ilk defa Fransız astrofizikçiler,bir karadeliğin,komşu bir yıldızdan kopardığı maddeleri yutuşu sırasında meydana gelen olayları gözlemlemeyi başardılar.Evren’in bu giz dolu gök cisimlerinin gizi nihayet çözülüyor mu? Kuramsal olarak karadelikler görülmezler.Kütleleri o kadar büyüktür ki oluşturdukları ışınları kendi içlerinde hapsederler.Yıldızlar gibi parlamak yerine kapkara kalırlar.Gök de kapkara olduğundan karadelikleri görmek olanaksızdır.
112 views
“Ne Ay, ne Güneş varmış, insanlar uçarlarmış.
“Uçanlar ısı verir, ışıklar saçarlarmış…”
Türk – Altay Efsanesinden
1. GÜNEŞ
Türk mitolojisinde güneş, önceleri daha büyük bir öneme sahipti. M.S. 763 de Uygurlar “Mani” mezhebini kabul edince, yavaş yavaş “Ay”da büyük bir önem kazanmağa başlamıştı. Bununla beraber Büyük Hun Devleti zamanında hem güneşe, hem de aya, ayrı ayrı saygı gösterildikten sonra, kurbanlar kesildiğini de biliyoruz. “Türklerde güneş doğunun, ay da batının sembolü idiler”. Tabiî olarak zaman zaman, bütün bu düşünce düzenleri değişe durmuşlardı. Meselâ, Teleüt Türklerine ait bir efsane de, “Ay kuzeyin ve güneş de, güneyin sembolü idiler”. Bu yönleme, göğün en üst katında duran “Gök kartalı”nın duruşuna göre yapılmıştı. Söylendiğine göre, “Bu kartalın sol kanadı ayı, sağ kanadı da güneşi örtüyordu”. Bu duruma göre kartalın başının doğuya bakması gerekiyordu. Bu duruş da, Türk mitolojisine uygun bir yönleme idi. Yine aynı efsaneye göre ay, karanlıklar ve geceler diyarı olan kuzeyin; güneş de aydınlığın hüküm sürdüğü ve gündüzler diyarı olan güneyin sembolü idiler.
337 views
TUTULMALARIN DOĞAL NEDENLERİ
Tutulmanın oluşması için Ay, Dünya ve Güneş üçlüsünün bir doğru boyunca dizilmiş olması gerekir. Buna göre; Güneş tutulması yeniay evresinde karşımıza çıkar, Ay tutulması ise Dolunay evresinde. Ancak, Ay’ın Dünya etrafındaki dolanma hareketini gerçekleştirdiği düzlem (Ay’ın yörünge düzlemi) ile ekliptik (tutulum) düzlemi arasındaki 8.5’lik bir eğim yüzünden her yeniay günü Güneş tutulması olmaz ve her Dolunay günü Ay tutulması olmaz. Dünya’dan görüldüğü şekliyle güneş kolay görülür biçimde, bir elips olarak düşünülebilecek bir yörüngede hareket eder. Bu elipsin içbükey tarafındaki odak noktalardan birinde Dünya bulunur. Bu yörüngenin düzlemi bizim ekvatorumuza doğru 23 derecelik bir açıyla eğilmiştir. Ama Ay da Dünya’nın çevresinde eliptik bir yörüngede hareket eder, odak noktası dünyadır ve bu yörüngenin
217 views