The HEAO-1 sky survey in Galactic coordinates showing 842 X-ray sources. The sizes of the dots are proportional to the log of the intensity.

X-ray astronomy is a relatively new field because earth’ s atmosphere is opaque to X-rays. The serious studies in this field really began in 1960’ s. Until this time the sun was the first and only celestial object which was an intense source in X-ray waveband. Because of earth’s atmosphere absorbs most of the rays in this waveband, it was needed to examine them above the atmosphere and in the first rocket flight the first extrasolar X-ray source Sco x-1 was detected. After that discovery, the first satellite, Uhuru, which was dedicated to X-ray astronomy was launched. It used two beryllium-window proportional counters with mechanical collimators to map the X-ray sky between 2 and 6 keV as the satellite rotated.[4] Uhuru had a time resolution of 0.1 s and was used to discover the Doppler shifts in the pulse period of Cen X-3 that revealed it as a binary system. The Einstein observatory was launched November 1978. Devamını oku …

Uzay Haberleşme Sistemleri Nelerdir Nasıl Çalışırlar

Uzay haberleşme sistemleri, karasal
sistemlerle karşılaştırılamayacak kadar
büyük alanları kapsar. Karasal sistemler genel
olarak yeryüzü şekillerini kullanırken, çok az
oranda da atmosferi kullanırlar. Karasal
sistemlerin dışındaki sistemler böylelikle
uzay sistemleri olarak adlandırılabilir.
Uzay haberleşme sistemleri aşağıdaki alt gruplara ayrılabilir :

*Sabit uydu servisleri (FSS),
*Mobil uydu servisleri (MSAT),
*Uydu yayın servisleri (BSS),
*Uydudan (uzaydan) gözlem servisleri,
*Bilimsel uydu servisleri,
*Konum belirtme uydu servisleri (GPS gibi).
Devamını oku …

Teleskop Nedir Nasıl Çalışır

Bir teleskop ile; daha doğrusu başlangıç için aldığınız küçük bir teleskop ile, görebileceğiniz gök cisimlerinin başında tabi ki ay gelmektedir.Ayın üzerindeki kraterleri ve dağları yakından görmek, ay tutulmalarını daha yakından seyredebilmek, geceleri gökyüzüne bakan herkese mutlaka daha fazla bir keyif verecektir. Ay’ın dışında gezegenleri de rahatlıkla gözlemleyebileceksiniz. Özellikle Jüpiterin bantları, lekesi ve uyduları; Satürn’ün halkaları ve Titan uydusu; Venüs’ün etkileyici görüntüsü ve Mars üzerindeki bölgeleri görmek size ayrı bir haz ve mutluluk verecektir. Tabi ki ay ve gezegenlerin yanında, derin uzay cisimleri olan; bulutsuları, gökadaları ve hatta kuyruklu yıldızları dahi 60mm lik başlangıç seviyesi bir teleskopla görmeniz mümkün olur. Ayrıca teleskoplar ile; özellikle mercekli teleskoplar ile, yeryüzü görüntülerinide rahatlıkla izleyebilirsiniz. Devamını oku …

Michelson-Morley Deneyi Nedir Nasıl Yapılır

Bilimadamları bütün uzayı dolduran esirin hareketsiz olduğunu düşünüyorlardı. Dünyamız evreni kaplayan esir içinde sanki su dolu bir kavanozdaki bir bilyeye benzetilebilir. Bilyemizi hareket ettirdiğimiz zaman suda bir dalgalanma olur. Aynı şekilde gök cisimlerinin hareketlerinden dolayı esirde dalgalanmalar olması gerekir. Bu dalgalanmalar yüzünden ışığın hızında değişmeler meydana gelmelidir. Fakat yapılan deneylerde ışığın hızı, daha önceleri bulunan hızla (300.000 km/s) aynı çıkıyor.
Devamını oku …

Biology and the Planetary Engineering of Mars

Julian A. Hiscox
Department of Microbiology,
BBRB 17, Room 361,
University of Alabama at Birmingham
Birmingham, Al 35294-2170, USA.
E-mail: Julian_Hiscox@micro.microbio.uab.edu
I. Introduction
From the perspective of biology, planetary engineering is the ability to alter the environment of a planet so that terrestrial organisms can survive and grow (McKay, 1982). The feasibility of altering planetary environments is clearly demonstrated by mankind’s activities on the Earth (Levine, 1991; Fogg, 1995a) and it is increasingly apparent that in the near term future mankind will gain the technological capability to engineer the climate of Mars. Current thought experiments/proposals for the planetary engineering of Mars differ in their methodology, technical requirements, practicality, goals and environmental impact (reviewed and discussed by Fogg, 1995b). Devamını oku …

Karadeliklerin Gizemi

Gökyüzü binlerce yıldır tutkunu olduğu muz ve anlayabilmek uğrunu büyük gayretler sarfettiğimiz meraklarımızın basında gelir, insanoğlu, başının üstündeki o sonsuz ve bir o kadar da gizemli uzayı tanıyabilmek için elinden gelen tüm imkanları seferber etmiş, geliştirdiği dürbünlerle, teleskoplarla, uydularla uzayın derinliklerinde ne olup bittiğinden haberdar olmaya çalışmıştır. Araştırmaları süresince, evrendeki konumunun ne olduğu konusunda bir karara varabilmiş, bunun yanında gittikçe artan yeni sorunlarla karşı karsıya kalmıştır. Devamını oku …

Evrenin öyküsü

Evren atomlardan galaksilere kadar var olan herşeydir. Astronomlar evreni incelemeye başladıktan beri onun nasıl ortaya çıktığını merak ettiler. Teleskoplarla uzayın derinliklerine bakarak evrenin başlangıcına ilişkin ipuçları bulmaya çalıştılar. Çevremizdeki galaksilerin bizden uzaklaştığı ve evrenin genişlediğini buldular. Eğer bu doğruysa geçmişte evren daha küçük olmalıydı. Evrenin oluşumu hakkında birçok teori vardır. Bunlardan en çok kabul göreni “Büyük Patlama” Teorisidir.
Büyük Patlama teorisine göre 15 milyar yıl önce büyük bir patlama ile evren oluştu. Devamını oku …

Karadelikler Nedir Nasıl Oluşur

Dünya’da ilk defa Fransız astrofizikçiler,bir karadeliğin,komşu bir yıldızdan kopardığı maddeleri yutuşu sırasında meydana gelen olayları gözlemlemeyi başardılar.Evren’in bu giz dolu gök cisimlerinin gizi nihayet çözülüyor mu? Kuramsal olarak karadelikler görülmezler.Kütleleri o kadar büyüktür ki oluşturdukları ışınları kendi içlerinde hapsederler.Yıldızlar gibi parlamak yerine kapkara kalırlar.Gök de kapkara olduğundan karadelikleri görmek olanaksızdır. Devamını oku …

Türk mitolojisi Türklere göre uzay ve insan Güneş ay ve yıldızlar

“Ne Ay, ne Güneş varmış, insanlar uçarlarmış.
“Uçanlar ısı verir, ışıklar saçarlarmış…”

Türk – Altay Efsanesinden
1. GÜNEŞ
Türk mitolojisinde güneş, önceleri daha büyük bir öneme sahipti. M.S. 763 de Uygurlar “Mani” mezhebini kabul edince, yavaş yavaş “Ay”da büyük bir önem kazanmağa başlamıştı. Bununla beraber Büyük Hun Devleti zamanında hem güneşe, hem de aya, ayrı ayrı saygı gösterildikten sonra, kurbanlar kesildiğini de biliyoruz. “Türklerde güneş doğunun, ay da batının sembolü idiler”. Tabiî olarak zaman zaman, bütün bu düşünce düzenleri değişe durmuşlardı. Meselâ, Teleüt Türklerine ait bir efsane de, “Ay kuzeyin ve güneş de, güneyin sembolü idiler”. Bu yönleme, göğün en üst katında duran “Gök kartalı”nın duruşuna göre yapılmıştı. Söylendiğine göre, “Bu kartalın sol kanadı ayı, sağ kanadı da güneşi örtüyordu”. Bu duruma göre kartalın başının doğuya bakması gerekiyordu. Bu duruş da, Türk mitolojisine uygun bir yönleme idi. Yine aynı efsaneye göre ay, karanlıklar ve geceler diyarı olan kuzeyin; güneş de aydınlığın hüküm sürdüğü ve gündüzler diyarı olan güneyin sembolü idiler. Devamını oku …

Güneş ve ay Tutulmaları Nedir

TUTULMALARIN DOĞAL NEDENLERİ
Tutulmanın oluşması için Ay, Dünya ve Güneş üçlüsünün bir doğru boyunca dizilmiş olması gerekir. Buna göre; Güneş tutulması yeniay evresinde karşımıza çıkar, Ay tutulması ise Dolunay evresinde. Ancak, Ay’ın Dünya etrafındaki dolanma hareketini gerçekleştirdiği düzlem (Ay’ın yörünge düzlemi) ile ekliptik (tutulum) düzlemi arasındaki 8.5’lik bir eğim yüzünden her yeniay günü Güneş tutulması olmaz ve her Dolunay günü Ay tutulması olmaz. Dünya’dan görüldüğü şekliyle güneş kolay görülür biçimde, bir elips olarak düşünülebilecek bir yörüngede hareket eder. Bu elipsin içbükey tarafındaki odak noktalardan birinde Dünya bulunur. Bu yörüngenin düzlemi bizim ekvatorumuza doğru 23 derecelik bir açıyla eğilmiştir. Ama Ay da Dünya’nın çevresinde eliptik bir yörüngede hareket eder, odak noktası dünyadır ve bu yörüngenin Devamını oku …

Kepler Kanunları Nelerdir

Tarih boyunca birçok bilim adamı astronomi ile uğraşmıştır. Milattan önce yaşayan Eratostanes ve Aristarchus ile milattan sonra astronomi üzerinde çalışan Ptolemy ve Copernic bu bilim adamları arasında sayılabilir. Copernic’ten sonra Danimarkalı bir bilim adamı olan Tycho Brahe astronomide çok önemli çalışmalar yapmıştır. Brahe’nin ölçme konusundaki ustalık ve duyarlılığı kendi çağdaşı olan Kepler’de yoktu. Kepler’in üstün yanı matematiksel yapılara nüfuz kabiliyetidir. Başlangıçta kendisini din ve felsefe ilgilendiriyordu. Fakat parasal sıkıntılarını hafifletmek için, açık bulunan bir astronomi kürsüsünde ders vermeye başlayan Kepler, öğrendiği astronomi konularındaki altyapı eksikliğini farketti. Bu eksikliği gidermek için de çalışmalarını yoğunlaştırdı. Devamını oku …

Kepler (Yörüngeler) Kanunu Nedir

Her gezegen odaklarından birinde güneşin bulunduğu elips yörüngede hareket eder.
Aşağıdaki şekilde Dünya ve Mars gezegenleri için birinci kanun gösterilmiştir. Dünyanın elips yörüngesinin odak noktaları F1 ve F2, Mars gezegeni yörüngesi olan elipsin odak noktaları ise F1 ve F’2 olarak gösterilmiştir. Güneş bu gezegenlere ait yörüngelerin her ikisinin de odak noktası olan F1’de bulunur. F1 noktası diğer gezegenlerin yörüngelerinin de odak noktasıdır. Devamını oku …

Güneş Sisteminin Tanımı

Evrendeki düzenliliği en açık olarak gözlemlediğimiz alanlardan biri de, Dünyamızın içinde bulunduğu Güneş Sistemi’dir. Güneş Sistemi’nde 9 ayrı gezegen ve bu gezegenlere bağlı 54 ayrı uydu yer alır. Bu gezegenler, Güneş’e olan yakınlıklarına göre; Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Jüpiter, Satürn, Neptün, Uranüs ve Pluton’dur. Bu gezegenlerin ve 54 uydularının içinde yaşama uygun bir yüzey ve atmosfere sahip olan yegane gök cismi ise Dünya’dır. Ne Güneş’in Ay’a erişip-yetişmesi gerekir, ne de gecenin gündüzün önüne geçmesi. Her biri bir yörüngede yüzüp gitmektedirler.
(Yasin Suresi, 40) Devamını oku …

Evrenin Doğuşu

1930′lu yıllara kadar bir sır olarak kalmış olan yaşamın kökenini oluşturan Güneş’in enerji kaynağını ortaya çıkarmayı başaran insanoğlu, Dünya üzerinde etkinliklere ve olaylara çabucak katılabilecek şekilde bir haberleşme ve ulaşım ağını oluşturabildi. Dünya’nın çekim ivmesinden kurtulmayı başararak, Dünya’nın yuvarlak olduğunu anladı. Ay’a adım attı ve gezegenlere uzay araçları gönderdi. Bu şekilde gelişen akılcı düşünme utkusu, batı Avrupa’ya eşi görülmemiş 50 yıllık bir barış getirdi.
Binlerce yıldır, insan yaşamı 40 yıllık aralıklar ile açlık ve donma tehlikesi geçirmiştir. Bilim bu süreyi iki katına çıkartabilmiş ve bugün Bilim, insanoğlu için ağrısız, rahat ve keyif verici bir yaşam sunma çabasındadır. Yüzyılın başında, Bilim Dünya’yı değiştirmiş, yüzyılın sonunda da insanoğlu, kendisini bilimler ile değişen bir Dünya’da bulmuştur. Sadece Dünya değişmedi aynı zamanda insanoğlunun kendisi de değişti ve Dünya sadece fiziksel bir boyutta kaldı. Devamını oku …

Evren Ve Uzay Nedir

Evren,varolan herşeyi anlatan bir kelimedir. Gördüğümüz,bildiğimiz,duyduğumuz herşey evrenin içindedir.Evren uzaydan ve uzayda bulunan sayısız varlıklardan meydana gelmiştir.
İnsanlar çok eski zamanlardan beri evren ve onun oluşu hakkında çeşitli şeyler düşünmüşler ve kendilerince ona bir anlam vermeye çalışmışlardır.
Evrenin oluşu hakkında çeşitli şeyler düşünmüşler ve kendilerince ona bir anlam vermeye çalışmışlardır.
Evrenin oluşu hakkında çeşitli araştırmalar yapan bilginler,bunun önce bir gaz kütlesi halinda meydana geldiği sonra yavaş yavaş maddelerin doğmaya başladığı fikrinde birleşmişlerdir.Yine ileri sürülen bir teoriye göre evren gittikçe genişlemektedir.
Genişleme dünyadan uzaklaştıkça artmaktadır. Devamını oku …

Yıldızların Doğduğu Yer Orion Nedir

Hubble Uzay Teleskobu’nun bulanık görüntü özünün, sekiz yıl önce, düzenlenen olağanüstü başarılı bir uzay seferiyle, düzeltilmesiyle birlikte astronomi araştırmaları için yeni bir dönem başlamış oldu. 29 Aralık 1993 tarihinde, göyüzünün en parlak bulutsusu olan Orion Bulutsusu’nu araştırmak üzere yönlendirilen Hubble, bulutsuyla ilgili birçok gizemin ortaya çıkarılmasını sağladı. OrionYıldızları da bizler gibi doğar, yaşar, yaşlanır ve ölürler. Yıldızları oluşturan ham madde ise, yıldızlararası boşlukta bulunan gaz ve tozdur. Bu gaz ve tozun daha yoğun bulunduğu bölgelere ise bulutsu ismi verilir. Bulutsular, evrendeki temel madde olan hidrojenin dışında, daha ağır elementleri de içerirler. Bu ağır elementler, daha önce yıldızların içinde üretilmişler ve bir süpernova patlaması ya da diğer nedenlerle uzaya savrulmuşlardır. Devamını oku …

Uzay Çalışmaları Hakkında Bilgi

Bütün sınırlı genişlikleri içine alan sınırsız boşluğa uzay denir. Uzayın büyük bir kısmında hiçbir şey yoktur: Ne gaz, ne sıvı, ne katı; ne de herhangi bir atom veya molekül. Uzaya çıktığımızda dünyanın koruyucu atmosferinin dışına çıkmış oluruz. Uzay, yaşamı sürdürmenin çok zor olduğu bir yerdir. 1968’de Ay’ın fethine doğru yeni bir aşama gösterildi. 15 Eylülde fırlatılan SSCB uzay aracı Zond-5, ilk Yer-Ay-Yer gidiş gelişini gerçekleştirirken, ABD’nin de Apollo tasarısına başlanmıştır. Temmuz 1969’da Apollo-9 içinde Armstrong, Aldrin ve Collins ile uzaya fırlatıldı. 21 Temmuz’da Türkiye saati ile 04.56’da Neil Armstrong, Ay üstüne ayak basan ilk insan oldu. Onu hemen Edwin Aldrin izledi. Bunlardan sonra Apollo-11, Apollo-12 ve Apollo-13 uçuşları gerçekleştirildi. Devamını oku …

Plüto (Pluto) Gezegeni Tanımı

Güneşe uzaklığı: 4450.5 5898.5 7374 Mio km
Yörüngesel dışmerkezlilik: 0.248
Yörüngesel eğiklik: 17.10
Eksensel eğiklik: 1220
Çap: 2323 km
Kurtulma hızı: 1.1 km/sn
Kütle: 0.002 (Yer = 1)
Hacim: 0.007 (Yer = 1)
Yoğunluk: 2.02 (su =1)
En yüksek kadir: 14
Dolanım süresi: 248 yıl
Eksensel dönme: 6 gün 9 s
Kavuşum dönemi: 367 gün
Uyduları: 1 tane Charon
Devamını oku …

Neptün (Neptune) Gezegeni Tanımı

Güneşe uzaklığı: 4455.3 4494 4532.5 Mio km
Yörüngesel dışmerkezlilik: 0.009
Yörüngesel eğiklik: 1.8 0
Eksensel eğiklik: 28.8 0
Çap: 50.538 km
Kurtulma hızı: 24.1 km/sn
Kütle: 17.2 (Yer = 1)
Hacim: 57 (Yer = 1)
Yoğunluk: 2.1 (su =1)
En yüksek kadir: 7.7
Dolanım süresi: 164.8 yıl
Eksensel dönme: 16 s 7 dk
Kavuşum dönemi: 367.5 gün
Uyduları: 8 tane Naiad, Thalassa, Despina, Galatea, Larissa, Proteus, Triton, Nereid
Devamını oku …

Uranüs (Uranus) Gezegeni Tanımı

Uranüs (Uranus)
Güneşe uzaklığı: 2733.6 2868.8 3004 Mio km
Yörüngesel dışmerkezlilik: 0.047
Yörüngesel eğiklik: 0.8 0
Eksensel eğiklik: 98 0
Çap: 51.120 km
Kurtulma hızı: 22.5 km/sn
Kütle: 14.6 (Yer = 1)
Hacim: 67 (Yer = 1)
Yoğunluk: 1.3 (su =1)
En yüksek kadir: 5.6
Dolanım süresi:84 yıl
Eksensel dönme: 7 s 14 dk
Kavuşum dönemi: 370 gün Devamını oku …