Güneş Enerjisi

Güneş ışığı ve yarı iletken silikonun etkileşimi ile artı ve eksi yükler dolayısıyla voltaj farkı ortaya çıkar. Metal bağlantılarla iletilen, doğru akım özelliğine sahip, çok sayıda güneş hücresinin tek ünite altında araya getirilmesi ile %13-17 verimle 130W’a kadar sağlayabilen güneş panelleri üretilir. paneller, kez araçlarına elektrik sağlanması amacıyla kullanılmış, içinde kapasiteleri arttıkça kullanım alanları yaygınlaşmıştır. Güneş panelleri, güneş ışığını direk olarak elektriğe çevirir. PV () hücreleri, daha önce saat ve hesap makinelerinde kullanılmıştı. Güneş ışığı, bu maddeler tarafından emildiğinde, elektronlar bulunduğu atomlardan ayrılarak madde içinde serbest kalır ve böylece elektrik akımı oluşur. Işığın (foton), elektriğe (voltaj) dönüşümüne efekt adı verilmiştir. paneller, gölgeli havalarda önemli miktarda üretebilmektedir. Güneş enerjisi mekan ısıtma, su ısıtma, arıtma amaçlı kullanılabilir.
Bir tüm elektrik ihtiyacının güneş enerjisi ile karşılanabilmesi, olarak iki parametreye bağlıdır: o bölgenin güneş durumu ve günlük elektrik tüketimi. Teorik olarak, sadece güneş enerjisi ile enerji ihtiyacını sağlaması mümkün olsa bile kalorifer, şofben, air-condition gibi yüksek miktarda akım çeken cihazlar sistem maliyetini 2-3 kat arttırırlar. Bu nedenle, yazın güneş, kışın doğalgaz kullanımı en çok önerilen alternatiftir. Böyle bir sistemin ortalama maliyeti 5.000-22.000 USD arasında değişmektedir. Fotovoltaik sistemlerin bakım maliyeti yoktur. Yazın uzun süre yağmur yağmaması halinde yapılması gereken tek bakım işlemi, 15-20 günde bir güneş panellerinin üzerini silmek olabilir. Sıcak su elde etmek için güneş kolektörleri kullanılır. Kolektörün yapısında, ince güneş ışınlarını soğuran bir tabaka bulunur. Soğurulan güneş plakayı ısıtır, plakaya bağlı borulardan geçen su ısınır.
1. GÜNEŞ KOLLEKTÖRLERİ PROJELERİ
Güneş Kollektörleri Test Standı
Ülkemizde kollektör üretimini daha iyiye kanalize etmek ve standard bilincinin oluşmasına yardımcı olmak amacına yönelik olarak EİE Yenilenebilir Enerji Kaynakları Araştırma Parkına bilgisayar destekli bir güneş kollektörü test standı tesis edilmiştir. Türk Standartları Enstitüsü ile yapılan protokol çerçevesinde TS – 3680 standardının ısıl performans deneyleri bu standda gerçekleştirilmektedir. Ayrıca üreticilerin geliştirdikleri ürünler de bu standda ücretsiz olarak test edilmektedir.

216 views

14 Ağustos 2010
Okunma 216
bosluk

Doğal Frekans Hesabı Programı

Menü

FrmMain. Dosyası içeriği

tuşu içeriği :
Private Sub Command1_Click()
frmYukCF.Show
End Sub
tuşa basıldığında CF tipleri için yük seçimi formu ekrana . ( . Sayfa 3 )
SC tuşu içeriği :
Private Sub Command2_Click()
frmYukSC.Show
End Sub
Bu tuşa basıldığında SC tipleri için yük seçimi formu ekrana gelir. ( bkz. Sayfa 12 )
CC tuşu içeriği :
Private Sub Command3_Click()

105 views

1 Ağustos 2010
Okunma 105
bosluk

Kısaca Uzay

O zamanlar hiçbirşey, yoktu.Herşey sıfırdan başladı.
İnsanlar herzaman Dünya’nın oluşumunu çözmeye çalıştılar.’de bunların en mantıklısıdır. ’dan önce beyninin hayal bile edemeyeceği kavram,mutlak boşluk vardı.Ve birden akıl biçimde bir merkezde toplandı. 20 milyar yıl önce gerçekleşti.Saniyeden kısa sürede enerji maddeye dönüşmüştü.Olağan üstü bir yoğunluktu Evrenin tümü bir yüksük içinde yoğunlaşmştı.Patlamanın etkisiyle madde dağılmaya başlamış,başlangıç noktasında uzaklaşmaya başlıyordu.Evrenin hacmi büyüyordu. büyüme henüz tamamlanmadı.Geriye iki seçenek var:
1)Büyüme tamamlanmayacak,
2)Genleşme gücü zayıflayıp,ufalıp, kendini edecek.(Big )
TAM OLUŞUM

294 views

1 Ağustos 2010
Okunma 294
bosluk

Şarkiyatçlık

Şarkiyatçılık, bilim dalı, söylem tarzı (), siyasi ideoloji da dünya görüşü olarak değerlendirilebilir. en geniş tanımıyla, şarkiyatçılığın temeli “biz-onlar” dualizmine dayanır. Şarkiyatçılık, kendini Batı (occident) denilen siyasi-kültürel oluşuma ait hisseden birinin Doğu (orient) olarak betimlediği oluşumun öğeleri hakkında konuşmasıdır. bağlamda şark nosyonunun, ’da 18. yüzyıldan itibaren geliştirilen söylemden üretilen yapı (construct) olduğu vurgulanmaktadır. Böyle dualizmin kökeninde, maddi koşul olarak Avrupa’nın siyaseten ancak Doğu ile çelişki düzleminde, Doğu’nun antagonizması olarak gelişebildiği gerçeğini aramak gerekir. Antik çağdaki veya Helen gücünün Perslerle savaşında kimliğini oluşturduğunu varsaymasak -ki o Grekler açısından Avrupa veya Batı diye fikir yoktu. Antik çağın sonunda farklı boyları ile boğuşan Batı Roma bile yani başkenti ’la sürekli rekabet

4 views

15 Haziran 2010
Okunma 4
bosluk

Kriyojenik Malzemeler

Aldığımız her solukta yaşayan hücreleri kaskatı donduracak kadar güçlü madde vardır. havadaki bileşenlerden biridir ve normal olarak gaz halindedir.Sıvı halinde ise çok özel madde ‘Kriyojen’ .Bilim,tıp ve sanayi zaman çok düşük sıcaklıklara gereksinim duyar ve bununda kolayca ve ucuz olarak edilmesi gerekir.Kriyojenik sıcaklıklar -273C altındaki sıcaklıklardır ve en yaygın kriyojense sıvı azotudur.
2.DÜŞÜK SICAKLIKLAR
-150C ile mutlak sıfır (-273C) arasındaki sıcaklıklar olarak tanımlanır.Düşük sıcaklıklarda genellikle sıcaklık ölçeği kullanılır.Bu ölçekte mutlak sıfır,derece simgesi kullanılmaksızın 0K olarak gösterilir. (Santigrat) ölçeğinden Kelvin ölçeğine geçmek için derecesine 273 eklenmesi gerekir.Düşük sıcaklık koşullarında cisimlerin dayanımı ısıl ,süneklilik ve elektriksel direnç özelliklerinde önemli değişiklikler ortaya çıkar.

114 views

13 Mayıs 2010
Okunma 114
bosluk

Türkiye’de Bilim ve Teknolojinin Durumu

Bilimin insanlığın refah ve gelişmesi açısından önemi kez 17. Yüzyıl başlarında İngiliz düşünürü tarafından dile getirilmiştir. “ güç kaynağıdır” diyen Bacon’ı sonraki yüzyıllardaki gelişmeler doğrulamıştır. Günümüzde çok ülke, 1960’lı yıllardan itibaren geliştirilmeye başlanan teknoloji odaklı iktisat teorilerine uygun olarak, bilim ve teknolojiyi kalkınma modellerinin ekseni getirmiş bulunmaktadır. Türkiye, durumu edip bunun için gerekli organları ülkeler arasında sıralarda yer almaktadır. 1961’de kurulan Teşkilatı (), 1963’te kurulan Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ve nihayet 1993’te kurulan Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA), Türkiye’de bilim ve teknolojiyi belirlenmiş bazı sosyal hedeflere ulaşmak için yönlendirmekten, finansal destek sağlamaktan ve gerekli alt yapı ve kurumları tesis etmekten sorumlu bilim koordinasyon organlarıdır. söz konusu olduğunda, belki de en başta zikredilmesi gelen kurumlar üniversitelerdir. Aynı dönemde, Türkiye’de bu alanda da hızlı gelişme meydana gelmiştir: 1960’da sadece altı olan üniversite sayısı, 17’si vakıf (özel) olmak üzere bugün toplam 72’dir.
Peki, tesis edilen bütün bu bilim ve teknoloji kurumlarına karşılık, Türkiye’nin bilim ve teknoloji üretimi açısından geldiği nokta nedir? Bu yazıda bu soruya cevap aranmaktadır.

207 views

9 Mayıs 2010
Okunma 207
bosluk

Modern Bilmin Tarihçesi

-Bilim-
Bilime “ doğayı, özellikle doğaya ilişkin kuram yada beklentilerimizi, sürekli sorgulama etkinliği” yada klasik tanım olan “doğayı anlama ve ona hakim olma çabası” diyebiliriz. İnsan için, yaşam çevresi, giderek tüm evreni anlamak köklü ihtiyaçtır. ihtiyaç bilim öncesi dönemlerde günlük gözlemlerle, basit tahmninlerle yada kişinin kültürel ortamından edindiği hazır ve önyargılarla karşılanmıştır. Günümüzde insanların büyük çoğunluğu benzer davranış içindedir. birikimimizin önemli bölümü sağduyu düzeyinde kalan bu yaklaşıma borçluyuz. (Bilimin Öncüleri,Cemal Yıldırım – sf:15) Einstein’in söylediği “Tüm bilim, günlük yaşantının bir uzantısıdır”.

183 views

17 Mart 2009
Okunma 183
bosluk

Güneş Sistemi

Güneş Sistemi, Güneş adını vermiş olduğumuz yıldız , yıldızın çevresindeki belirli yörüngelerde bulunan 9 gezegen ve çok sayıda küçük gökcisminden oluşmaktadır. Güneş Sistemi’nde yer alan gezegenlerin  isimleri sırası ile Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs, Neptün ve Plüton dur. Evrende sayısız yıldız olduğu tahmin edilmektedir. yıldızlar belli galaksilerde yer alır. Güneş Sistemi de  Samanyolu Galaksisi’nin elemanıdır. Samanyolu Galaksisi içinde %90′nının  büyüklüğü güneş kadar olan 100 milyar yıldız olduğu tahmin edilmektedir. Bu yıldızlardan her birinin çevresinde 9 gezegen olduğunu düşünürsek (bazı yıldız sistemlerinde çok daha fazla gezegen vardır.) sadece Samanyolu Galaksisi’nde 1 trilyona yakın gezegen olduğu sonucuna ulaşırız. Tüm evreni ele alırsak sayılarla ifade edemeyeceğimiz sonuç ortaya çıkar. Evrende keşif bekleyen sayısız gezegen olmasına rağmen oğlunun henüz Güneş Sisteminde ki gezegenler hakkındaki bilgileri çok yetersizdir. İnsan oğlunun ve gezegenler hakkındaki araştırmaları çok eskilere dayansa da ancak günümüzde bu araştırmalar bilimsel boyut kazana bilmiştir. Son yıllarda uzaya yollanan araçları  ve sondalar sayesinde çok değerli bilgiler edinilmişse de bu güne kadar bilimi konusunda yapılabilen en büyük gelişme Ay’a ayak basmak olmuştur.
 
      Güneş sisteminde, diğer tüm galaksi ve sistemlerde de olduğu belli bir düzen vardır. Her gezegen kendisine ait yörüngesinde hiç bir sapma yapmadan dönmektedir. Aynı zamanda yörüngesi yada ekseni etrafındaki dönme süresi hiç değişmeden sabit kalmaktadır. Bu yörüngeler ve periyotların hepsi matematiksel bir düzen içerisindedir. Bu düzeni  olarak keşfedin kişi Kepler’dir. Kepler çalışmaları sonucunda Güneş Sistemi’ndeki tüm gezegenlerin periyotlarının bir formüle bağlı olduğunu bulmuştur. Bu formül deki orantı “BodeYasası” olarak bilinir. 
      Bilim adamları evrenin yaradılışını, evrenin yoktan var edildiğini eden “” teorisi ile açıklamaktadırlar. Bu teoriye göre; “Evren, yaklaşık 15 milyon yıl önce sıfır hacim ve sonsuz yoğunluğa sahip olan bir yokluğun şiddetle patlaması sonucunda oluşmuştur”. “” teorisi evrenin yaradılışı ile ilgili teoriler arsında en çok kanıtı bulunan ve en çok edilenidir. Güneş Sisteminin oluşumu hakkında ise hiç biri tam olarak görememiş bir çok teori bulunmaktadır. Güneş Sistemi’nin oluşumuyla ilgili bilinen ilk teori Decartes’e aittir. En çok destek toplayan teoriye ise, Samanyolu Galaksisi’nde yer alan büyük bir gaz toz bulutunun bir kısmı zamanla yoğunlaşarak Güneş’i ve diğer gezegenleri oluştuğunu iddia etmektedir. Bu teori en mantıklı teori olarak edilse de cevaplayamadığı bir çok soru vardır.
     Günümüzde uzay araştırmalarının devam ettiğini söylemiştik. Şimdilik bu araştırma ve çalışmalar  yetersizmiş gibi görünse de muhakkak  insan oğlunun içinde var olan araştırma ve bilinmeyeni öğrenme isteği, bu çalışmaların artarak devam etmesini sağlayacaktır. Kim bilir belki bir gün evren hakkındaki tüm sorulara cevap buluna bilinir.

51 views

16 Mart 2009
Okunma 51
bosluk
 Son Yazılar FriendFeed

Tavsiye Bağlantılar