<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>nedir, tanımı, anlamı,nasıl yapılır, ne demek, Genelbilge.com &#187; Bilim</title>
	<atom:link href="http://www.genelbilge.com/category/bilim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.genelbilge.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Feb 2012 09:27:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
<xhtml:meta xmlns:xhtml="http://www.w3.org/1999/xhtml" name="robots" content="noindex" />
		<item>
		<title>Güneş Enerjisi</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/gunes-enerjisi.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/gunes-enerjisi.html/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Aug 2010 08:54:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Fen Bilgisi]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Air Condition]]></category>
		<category><![CDATA[Bile]]></category>
		<category><![CDATA[Elektrik Enerjisi]]></category>
		<category><![CDATA[Enerji]]></category>
		<category><![CDATA[Evin]]></category>
		<category><![CDATA[Fotovoltaik]]></category>
		<category><![CDATA[Ilk]]></category>
		<category><![CDATA[Ince]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category>pİlİ</category>
	<category>pili</category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=14773</guid>
		<description><![CDATA[Güneş ışığı ve yarı iletken silikonun etkileşimi ile artı ve eksi yükler dolayısıyla bir voltaj farkı ortaya çıkar. Metal bağlantılarla iletilen, doğru akım özelliğine sahip, çok sayıda güneş hücresinin tek ünite altında bir araya getirilmesi ile %13-17 verimle 130W&#8217;a kadar enerji sağlayabilen güneş panelleri üretilir. Bu paneller, ilk kez uzay araçlarına elektrik sağlanması amacıyla kullanılmış, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-7007661218174820";
/* 336x280, oluşturulma 27.06.2010 */
google_ad_slot = "2581656522";
google_ad_width = 336;
google_ad_height = 280;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></p><p><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-7007661218174820";
/* 336x280, oluşturulma 27.06.2010 */
google_ad_slot = "2581656522";
google_ad_width = 336;
google_ad_height = 280;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></p><p>Güneş ışığı ve yarı iletken silikonun etkileşimi ile artı ve eksi yükler dolayısıyla <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bir/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Bir">bir</a> voltaj farkı ortaya çıkar. Metal bağlantılarla iletilen, doğru akım özelliğine sahip, çok sayıda güneş hücresinin tek ünite altında <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bir/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Bir">bir</a> araya getirilmesi ile %13-17 verimle 130W&#8217;a kadar <a href="http://www.genelbilge.com/tag/enerji/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Enerji">enerji</a> sağlayabilen güneş panelleri üretilir. <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with bu">Bu</a> paneller, ilk kez <a href="http://www.genelbilge.com/tag/uzay/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Uzay">uzay</a> araçlarına elektrik sağlanması amacıyla kullanılmış, <a href="http://www.genelbilge.com/tag/zaman/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Zaman">zaman</a> içinde kapasiteleri arttıkça kullanım alanları yaygınlaşmıştır. Güneş panelleri, güneş ışığını direk olarak elektriğe çevirir. PV (<a href="http://www.genelbilge.com/tag/fotovoltaik/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Fotovoltaik">Fotovoltaik</a>) hücreleri, daha önce saat ve hesap makinelerinde kullanılmıştı. Güneş ışığı, bu maddeler tarafından emildiğinde, elektronlar bulunduğu atomlardan ayrılarak madde içinde serbest kalır ve böylece elektrik akımı oluşur. Işığın (foton), elektriğe (voltaj) dönüşümüne <a href="http://www.genelbilge.com/tag/fotovoltaik/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Fotovoltaik">fotovoltaik</a> efekt adı verilmiştir. <a href="http://www.genelbilge.com/tag/yeni/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Yeni">Yeni</a> paneller, gölgeli havalarda <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bile/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Bile">bile</a> önemli miktarda <a href="http://www.genelbilge.com/tag/elektrik-enerjisi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Elektrik Enerjisi">elektrik enerjisi</a> üretebilmektedir. Güneş enerjisi mekan ısıtma, su ısıtma, arıtma amaçlı kullanılabilir.<br />
Bir <a href="http://www.genelbilge.com/tag/evin/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Evin">evin</a> tüm elektrik ihtiyacının güneş enerjisi ile karşılanabilmesi, <a href="http://www.genelbilge.com/tag/temel/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Temel">temel</a> olarak iki parametreye bağlıdır: o bölgenin güneş durumu ve <a href="http://www.genelbilge.com/tag/evin/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Evin">evin</a> günlük elektrik tüketimi. Teorik olarak, <a href="http://www.genelbilge.com/tag/evin/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Evin">evin</a> sadece güneş enerjisi ile enerji ihtiyacını sağlaması mümkün olsa bile kalorifer, şofben, air-condition <a href="http://www.genelbilge.com/tag/gibi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Gibi">gibi</a> yüksek miktarda akım çeken cihazlar sistem maliyetini 2-3 kat arttırırlar. Bu nedenle, yazın güneş, kışın doğalgaz kullanımı en çok önerilen alternatiftir. Böyle bir sistemin ortalama maliyeti 5.000-22.000 USD arasında değişmektedir. Fotovoltaik sistemlerin bakım maliyeti yoktur. Yazın uzun süre yağmur yağmaması halinde yapılması gereken tek bakım işlemi, 15-20 günde bir güneş panellerinin üzerini silmek olabilir. Sıcak su <a href="http://www.genelbilge.com/tag/elde/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Elde">elde</a> etmek için güneş kolektörleri kullanılır. Kolektörün yapısında, <a href="http://www.genelbilge.com/tag/ince/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ince">ince</a> güneş ışınlarını soğuran bir tabaka bulunur. Soğurulan güneş plakayı ısıtır, plakaya bağlı borulardan geçen su ısınır.<br />
1. GÜNEŞ KOLLEKTÖRLERİ PROJELERİ<br />
Güneş Kollektörleri Test Standı<br />
Ülkemizde kollektör üretimini daha iyiye kanalize etmek ve standard bilincinin oluşmasına yardımcı olmak amacına yönelik olarak EİE Yenilenebilir Enerji Kaynakları Araştırma Parkına bilgisayar destekli bir güneş kollektörü test standı tesis edilmiştir. Türk Standartları Enstitüsü ile yapılan protokol çerçevesinde TS &#8211; 3680 standardının ısıl performans deneyleri bu standda gerçekleştirilmektedir. Ayrıca üreticilerin geliştirdikleri ürünler de bu standda ücretsiz olarak test edilmektedir. <span id="more-14773"></span><br />
Vakumlu Güneş Kollektörlerinin Isıtma ve Soğutmada Kullanılmasının Araştırılması<br />
Vakumlu güneş kollektörleri düzlemsel kollektörlerden farklı bir teknolojiye sahiptir. Bu tip kollektörlerde ışık enerjisinin ısı enerjisine dönüştürüldüğü absorban plaka, cam tüp içine alınmış ve vakumlanmıştır. Bu nedenle bu kollektörlerin toplam ısı kayıp katsayıları daha düşük olduğundan ulaştıkları sıcaklık ve verimleri daha yüksektir. Yurtdışından satın alınan 20 adet vakumlu tüp güneş kollektörüyle 2 m2 absorber alanı ve 200 litre deposu olan bir su ısıtma sistemi kurulmuş ve verimi incelenmektedir.<br />
2. GÜNEŞ PİLİ PROJELERİ<br />
Güneş Pili Aydınlatma Birimleri<br />
Gün boyunca güneş enerjisinden üretilen elektrik ile akü şarj edilerek, geceleri lamba çalıştırılmaktadır. Güneş pili aydınlatma birimi, 48 W&#8217;lık 2 adet güneş pili modülü, 65 Ah-12 V kuru akü ve 20 W&#8217;lık PLC lamba, 100 VA gücünde, 12VDC / 220VAC sinüs dalga invertör ve şarj regülatörü birimlerinden oluşmaktadır. Bu birimlerden 2 tanesi Ankara AOÇ Atatürk Evi önünde, 2 tanesi ise Aydın Yenihisar Güneş ve Rüzgar Enerjisi Araştırma Merkezi&#8217;nde bulunmaktadır.<br />
Güneş Pili Su Pompaj Sistemi<br />
Küçük çaplı sulamada kullanılabilecek olan bu sistemde 616 Wp gücünde güneş pili, 1400 Watt gücünde invertör ve dalgıç pompa bulunmaktadır. 7 m derinlikteki bir kuyudan yılda yaklaşık 11000 m3 su pompalayabilen bu sistem şebekeden uzak yerlerde dizel motopomplarla rekabet edebilmektedir. </p>
<p>Mobil PV Sistemi<br />
Mobil PV sistemi, güneş enerjisinden yararlanarak AC elektrik üreten bir sistemdir ve römork üzerine yerleştirilmiş olan güneş pilleri, invertör ve akülerden oluşmaktadır. Sistem, 12 adet polikristal güneş pili modülü (toplam güç 576 W), 1 kVA gücünde 48 VDC/220 VAC invertör, akü şarj regülatörü, 4 adet 65 Ah-12 V kuru aküden oluşmaktadır.<br />
Güneş Pili Trafik İkaz Sistemi<br />
Halen şehirlerarası yollarda yapılan çalışmalarda gerekli sinyalizasyon için ihtiyaç duyulan enerji, akülerden temin edilmekte olup aküler en yakın şebeke ağında şarj edilerek kullanılmaktadır. Güneş pili ile yapılan trafik ikaz sisteminin mevcut sistemden tek farkı, akülerin güneş pili ile şarj edilmesidir. Bu sistem 48 W&#8217;lık bir adet güneş pili, akü, kontrol devresi ve ikaz lambasından oluşmaktadır. Hareketli olan sistem ihtiyaç duyulan yere kolaylıkla götürülebilmektedir.<br />
Şebeke Bağlantılı PV Sistemi<br />
Güneş pilleri şebekeden bağımsız sistemler olarak kullanılabileceği gibi mevcut elektrik şebekesine bağlı olarak da kullanılabilirler. Enerji maliyetinin pahalı olması nedeniyle güneş pilleri genellikle dünyada şebekeden uzak yerlerdeki küçük güçlerdeki enerji talebinin karşılanmasında kullanılmıştır. Son yıllarda ise özellikle gelişmiş ülkelerde şebekeye bağlı güneş pili uygulamaları yaygınlaşmaktadır. Bu kapsamda EİE Didim Güneş ve Rüzgar Enerjisi Araştırma Merkezi&#8217;ne 3.5 kW gücünde şebeke bağlantılı güneş pili sistemi kurulacak ve şebeke ile uyumu, işletim problemleri, ekonomik durumu araştırılacaktır.<br />
3. GÜNEŞ ENERJİSİ GÖZLEM İSTASYONU PROJESİ<br />
Enerji üretimi amacına yönelik olarak yürütülen fizibilite çalışmaları sırasında, Ülkemizin güneş enerjisi konusunda mevcut meteorolojik verilerinin yeterli olmadığı tesbit edilmiştir. Bu amaçla İdaremiz, DMİ ile işbirliği içersinde bir proje başlatmıştır. Bu proje kapsamında Antalya, İzmir, Ankara, Aydın, Adana ve Isparta&#8217;<a href="http://www.genelbilge.com/tag/ya/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ya">ya</a> bilgisayar destekli güneş enerjisi gözlem istasyonu tesis edilmiş ve 5 yıl boyunca veri toplanması hedeflenmiştir.<br />
EİE&#8217;nin eski DMİ kayıtlarını kullanarak yaptığı hesaplara göre ülkemizin yıllık ortalama ışınım şiddeti 308 cal/cm2-gün (3.6 kWh/m2-gün) ve yıllık toplam güneşlenme süresi 2640 saattir. </p>

<p class="sayac_bilgi">216 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/gunes-enerjisi.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğal Frekans Hesabı Programı</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/dogal-frekans-hesabi-programi.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/dogal-frekans-hesabi-programi.html/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Aug 2010 07:11:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Ana]]></category>
		<category><![CDATA[Bkz]]></category>
		<category><![CDATA[Cf]]></category>
		<category><![CDATA[Frekans]]></category>
		<category><![CDATA[Frm]]></category>
		<category><![CDATA[Gn]]></category>
		<category><![CDATA[Inr]]></category>
		<category><![CDATA[Ss]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category></category>
	<category></category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=14572</guid>
		<description><![CDATA[Ana Menü FrmMain.frm Dosyası içeriği CF tuşu içeriği : Private Sub Command1_Click() frmYukCF.Show End Sub Bu tuşa basıldığında CF tipleri için yük seçimi formu ekrana gelir. ( bkz. Sayfa 3 ) SC tuşu içeriği : Private Sub Command2_Click() frmYukSC.Show End Sub Bu tuşa basıldığında SC tipleri için yük seçimi formu ekrana gelir. ( bkz. Sayfa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3><a href="http://www.genelbilge.com/tag/ana/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ana">Ana</a> Menü</h3>
<h4>FrmMain.<a href="http://www.genelbilge.com/tag/frm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Frm">frm</a> Dosyası içeriği</h4>
<p><a href="http://www.genelbilge.com/tag/cf/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Cf">CF</a> tuşu içeriği :<br />
<em>Private Sub Command1_Click()</em><br />
<em>frmYukCF.Show</em><br />
<em>End Sub</em><br />
<a href="http://www.genelbilge.com/tag/bu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with bu">Bu</a> tuşa basıldığında CF tipleri için yük seçimi formu ekrana <a href="http://www.genelbilge.com/tag/gelir/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Gelir">gelir</a>. ( <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bkz/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Bkz">bkz</a>. Sayfa 3 )<br />
SC tuşu içeriği :<br />
<em>Private Sub Command2_Click()</em><br />
<em>frmYukSC.Show</em><br />
<em>End Sub</em><br />
Bu tuşa basıldığında SC tipleri için yük seçimi formu ekrana gelir. ( bkz. Sayfa 12 )<br />
CC tuşu içeriği :<br />
<em>Private Sub Command3_Click()</em><br />
<span id="more-14572"></span><br />
<em>frmYukCC.Show</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Bu tuşa basıldığında CC tipleri için yük seçimi formu ekrana gelir. ( bkz. Sayfa 21 )</p>
<p><a href="http://www.genelbilge.com/tag/ss/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ss">SS</a> tuşu içeriği :</p>
<p><em>Private Sub Command4_Click()</em></p>
<p><em>frmYukSS.Show</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Bu tuşa basıldığında SS tipleri için yük seçimi formu ekrana gelir. ( bkz. Sayfa 30 )</p>
<p>Hakkında tuşu içeriği :</p>
<p><em>Private Sub Command6_Click()</em></p>
<p><em>frmAbout.Show</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Bu tuşa basıldığında program hakkında <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bilgi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Bilgi">bilgi</a> ekranı gelmektedir. ( bkz. Sayfa 44 )</p>
<p>Çıkış tuşu içeriği :</p>
<p><em>Private Sub Command5_Click()</em></p>
<p><em>End</em></p>
<h5>End Sub</h5>
<p>Bu tuşa basıldığında program sona erdirilmiş olur.</p>
<h3>CF Tipi için Yük Seçimi Formu</h3>
<p><strong><br />
</strong></p>
<p><strong>frmYukCF.frm dosyası içeriği :</strong></p>
<p><strong><br />
</strong></p>
<p>Composit Yük tuşu içeriği :</p>
<p><em>Private Sub Command1_Click()</em></p>
<p><em>frmCompositCF.Show</em></p>
<p><em>Unload Me</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Bu tuşa basıldığında yük seçimi olarak Composit Yük seçilmiş olur ve yük seçim formu kapanarak ekrana CF Tipi için Composit Hesap formu gelir. ( bkz. Sayfa 5 )</p>
<p>Tekil Yük tuşu içeriği :</p>
<p><em>Private Sub Command2_Click()</em></p>
<p><em>frmTekilCF.Show</em></p>
<p><em>Unload Me</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Bu tuşa basıldığında yük seçimi olarak Tekil Yük seçilmiş olur ve yük seçim formu kapanarak ekrana CF Tipi için Tekil Yük  Hesabı formu gelir. ( bkz. Sayfa 8 )</p>
<p>Ana Menü tuşu içeriği :</p>
<p><em>Private Sub Command3_Click()</em></p>
<p><em>Unload Me</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Bu tuşa basıldığında yük seçim formu kapanır ve Ana Menü’ ye dönülmüş olur.</p>
<h3>CF Tipi için Composit Hesap formu</h3>
<p><strong>frmCompositCF.frm dosyası içeriği :</strong></p>
<p><em>Option Explicit</em></p>
<p><em> Dim em As Double</em></p>
<p><em> Dim <a href="http://www.genelbilge.com/tag/inr/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Inr">inr</a> As Double</em></p>
<p><em> Dim q As Double</em></p>
<p><em> Dim <a href="http://www.genelbilge.com/tag/gn/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Gn">gn</a> As Double</em></p>
<p><em> Dim m As Double</em></p>
<p><em> Dim l As Double</em></p>
<p><em> Dim w As Double</em></p>
<p><em> Dim Ke As Double</em></p>
<p><em> Dim Se As Double</em></p>
<p>Burada tüm değişkenler Double olarak tanımlanmıştır.</p>
<p>Hesap tuşu içeriği :</p>
<p><em>Private Sub cmdHesap_Click()</em></p>
<p><em>frmKesitSec.Show</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Bu tuşa basıldığında Atalet Momenti Hesabı Kesit Seçimi formu açılır. ( Bkz. Sayfa 39 )</p>
<p>Yük etiketi yanında bulunda SpinButton içeriği :</p>
<p><em>Private Sub SpinButton1_SpinDown()</em></p>
<p><em>q = txtq.Text</em></p>
<p><em>q = q &#8211; 10</em></p>
<p><em>txtq.Text = q</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Aşağı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 10 azalır.</p>
<p><em>Private Sub SpinButton1_SpinUp()</em></p>
<p><em>q = txtq.Text</em></p>
<p><em>q = q + 10</em></p>
<p><em>txtq.Text = q</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Yukarı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 10 artar.</p>
<p>Genlik etiketi yanında bulunda SpinButton içeriği :</p>
<p><em>Private Sub SpinButton2_SpinDown()</em></p>
<p><em>gn = txtgn.Text</em></p>
<p><em>gn = gn &#8211; 0.1</em></p>
<p><em>txtgn.Text = gn</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Aşağı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 0,1 azalır.</p>
<p><em>Private Sub SpinButton2_SpinUp()</em></p>
<p><em>gn = txtgn.Text</em></p>
<p><em>gn = gn + 0.1</em></p>
<p><em>txtgn.Text = gn</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Yukarı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 0,1 artar.</p>
<p>Birim Yük Katsayısı etiketi yanında bulunda SpinButton içeriği :</p>
<p><em>Private Sub SpinButton3_SpinDown()</em></p>
<p><em>m = txtm.Text</em></p>
<p><em>m = m &#8211; 0.1</em></p>
<p><em>txtm.Text = m</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Aşağı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 0,1 azalır.</p>
<p><em>Private Sub SpinButton3_SpinUp()</em></p>
<p><em>m = txtm.Text</em></p>
<p><em>m = m + 0.1</em></p>
<p><em>txtm.Text = m</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Yukarı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 0,1 artar.</p>
<p>Kiriş Boyu etiketi yanında bulunda SpinButton içeriği :</p>
<p><em>Private Sub SpinButton4_SpinDown()</em></p>
<p><em>l = txtl.Text</em></p>
<p><em>l = l &#8211; 0.1</em></p>
<p><em>txtl.Text = l</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Aşağı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 0,1 azalır.</p>
<p><em>Private Sub SpinButton4_SpinUp()</em></p>
<p><em>l = txtl.Text</em></p>
<p><em>l = l + 0.1</em></p>
<p><em>txtl.Text = l</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Yukarı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 0,1 artar.</p>
<p>Hesapla tuşu içeriği :</p>
<p><em>Private Sub cmdHesapla_Click()</em></p>
<p><em> em = txtem.Text</em></p>
<p><em> inr = txtinr.Text</em></p>
<p><em> q = txtq.Text</em></p>
<p><em> gn = txtgn.Text</em></p>
<p><em> m = txtm.Text</em></p>
<p><em> l = txtl.Text</em></p>
<p><em> Se = 1 / 24 * em * inr * q ^ 2 * l ^ 5 * gn ^ 2</em></p>
<p><em> w = Sqr(Se / (13 / 10080 * m * gn ^ 2 * q ^ 2 * l ^ 9))</em></p>
<p><em> Ke = 13 / 10080 * m * gn ^ 2 * w ^ 2 * q ^ 2 * l ^ 9</em></p>
<p><em> txtSe.Text = Se</em></p>
<p><em> txtw.Text = w</em></p>
<p><em> txtKe.Text = Ke</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Bu tuşa basıldığında SE, KE, w değerleri hesaplanarak ekranda gerekli yerlere yazılır.</p>
<p>Formu Temizle tuşu içeriği :</p>
<p><em>Private Sub cmdTemizle_Click()</em></p>
<p><em>txtq.Text = 1000</em></p>
<p><em>txtm.Text = 5</em></p>
<p><em>txtem.Text = 200000</em></p>
<p><em>txtinr.Text = &#8220;&#8221;</em></p>
<p><em>txtgn.Text = 5</em></p>
<p><em>txtl.Text = 1</em></p>
<p><em>txtSe.Text = 0</em></p>
<p><em>txtKe.Text = 0</em></p>
<p><em>txtw.Text = 0</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Bu tuşa basıldığında bütün değerler silinerek yerine varsayılan değerler yazılır.</p>
<p>Geri tuşu içeriği :</p>
<p><em>Private Sub cmdMenu_Click()</em></p>
<p><em>frmYukCF.Show</em></p>
<p><em>Unload Me</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Bu tuşa basıldığında bu form kapanarak CF tipi için Yük Seçim formu açılır.</p>
<h3>CF Tipi için Tekil Yük  Hesabı Formu</h3>
<p><strong>frmTekilCF.frm dosyası içeriği :</strong></p>
<p><em>Option Explicit</em></p>
<p><em> Dim em As Double</em></p>
<p><em> Dim inr As Double</em></p>
<p><em> Dim p As Double</em></p>
<p><em> Dim a As Double</em></p>
<p><em> Dim gn As Double</em></p>
<p><em> Dim m As Double</em></p>
<p><em> Dim l As Double</em></p>
<p><em> Dim w As Double</em></p>
<p><em> Dim Ke As Double</em></p>
<p><em> Dim Se As Double</em></p>
<p><em> Dim b As Double</em></p>
<p><em> Dim c As Double</em></p>
<p><em> Dim d As Double</em></p>
<p><em> Dim e As Double</em></p>
<p><em> Dim f As Double</em></p>
<p><em> Dim g As Double</em></p>
<p><em> Dim h As Double</em></p>
<p><em> Dim j As Double</em></p>
<p><em> Dim k As Double</em></p>
<p>Burada tüm değişkenler Double olarak tanımlanmıştır.</p>
<p>Hesap tuşu içeriği :</p>
<p><em>Private Sub cmdHesap_Click()</em></p>
<p><em>frmKesitSec.Show</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Bu tuşa basıldığında Atalet Momenti Hesabı Kesit Seçimi formu açılır. ( Bkz. Sayfa 39 )</p>
<p>Yük etiketi yanında bulunda SpinButton içeriği :</p>
<p><em>Private Sub SpinButton1_SpinDown()</em></p>
<p><em>q = txtq.Text</em></p>
<p><em>q = q &#8211; 10</em></p>
<p><em>txtq.Text = q</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Aşağı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 10 azalır.</p>
<p><em>Private Sub SpinButton1_SpinUp()</em></p>
<p><em>q = txtq.Text</em></p>
<p><em>q = q + 10</em></p>
<p><em>txtq.Text = q</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Yukarı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 10 artar.</p>
<p>Yük Mesafesi etiketi yanında bulunda SpinButton içeriği :</p>
<p><em>Private Sub SpinButton2_SpinDown()</em></p>
<p><em>a = txta.Text</em></p>
<p><em>a = a &#8211; 0.1</em></p>
<p><em>txta.Text = a</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Aşağı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 0,1 azalır.</p>
<p><em>Private Sub SpinButton2_SpinUp()</em></p>
<p><em>a = txta.Text</em></p>
<p><em>a = a + 0.1</em></p>
<p><em>txta.Text = a</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Yukarı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 0,1 artar.</p>
<p>Genlik etiketi yanında bulunda SpinButton içeriği :</p>
<p><em>Private Sub SpinButton2_SpinDown()</em></p>
<p><em>gn = txtgn.Text</em></p>
<p><em>gn = gn &#8211; 0.1</em></p>
<p><em>txtgn.Text = gn</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Aşağı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 0,1 azalır.</p>
<p><em>Private Sub SpinButton2_SpinUp()</em></p>
<p><em>gn = txtgn.Text</em></p>
<p><em>gn = gn + 0.1</em></p>
<p><em>txtgn.Text = gn</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Yukarı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 0,1 artar.</p>
<p>Birim Yük Katsayısı etiketi yanında bulunda SpinButton içeriği :</p>
<p><em>Private Sub SpinButton3_SpinDown()</em></p>
<p><em>m = txtm.Text</em></p>
<p><em>m = m &#8211; 0.1</em></p>
<p><em>txtm.Text = m</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Aşağı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 0,1 azalır.</p>
<p><em>Private Sub SpinButton3_SpinUp()</em></p>
<p><em>m = txtm.Text</em></p>
<p><em>m = m + 0.1</em></p>
<p><em>txtm.Text = m</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Yukarı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 0,1 artar.</p>
<p>Kiriş Boyu etiketi yanında bulunan SpinButton içeriği :</p>
<p><em>Private Sub SpinButton4_SpinDown()</em></p>
<p><em>l = txtl.Text</em></p>
<p><em>l = l &#8211; 0.1</em></p>
<p><em>txtl.Text = l</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Aşağı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 0,1 azalır.</p>
<p><em>Private Sub SpinButton4_SpinUp()</em></p>
<p><em>l = txtl.Text</em></p>
<p><em>l = l + 0.1</em></p>
<p><em>txtl.Text = l</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Yukarı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 0,1 artar.</p>
<p><strong>Hesapla tuşu içeriği :</strong></p>
<p><em>Private Sub cmdHesapla_Click()</em></p>
<p><em> em = txtem.Text</em></p>
<p><em> inr = txtinr.Text</em></p>
<p><em> p = txtp.Text</em></p>
<p><em> a = txta.Text</em></p>
<p><em> gn = txtgn.Text</em></p>
<p><em> m = txtm.Text</em></p>
<p><em> l = txtl.Text</em></p>
<p><em> Se = 1 / 2 * m * ((17 / 11340 * gn ^ 2 * p ^ 2 * a ^ 7) &#8211; (1 / 324 * gn ^ 2 * p ^ 2 * a ^ 4 * (a &#8211; 3 * l ^ 3)))</em></p>
<p><em> txtSe.Text = Se</em></p>
<p><em> b = 1 / 2 * m</em></p>
<p><em> c = 17 / 11340 * gn ^ 2 * p ^ 2 * a ^ 7</em></p>
<p><em> d = 1 / 324 * gn ^ 2 * p ^ 2 * a ^ 4 * ((a &#8211; 3 * l) ^ 3)</em></p>
<p><em> w = Sqr(Se / (b * (c &#8211; d)))</em></p>
<p><em> txtw.Text = w</em></p>
<p><em> Ke = b * (c * w ^ 2 &#8211; d * w ^ 2)</em></p>
<p><em> txtKe.Text = Ke</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p><strong>Formu Temizle tuşu içeriği :</strong></p>
<p><em>Private Sub cmdTemizle_Click()</em></p>
<p><em>txtq.Text = 1000</em></p>
<p><em>txtm.Text = 5</em></p>
<p><em>txtem.Text = 200000</em></p>
<p><em>txtinr.Text = &#8220;&#8221;</em></p>
<p><em>txtgn.Text = 5</em></p>
<p><em>txtl.Text = 1</em></p>
<p><em>txtSe.Text = 0</em></p>
<p><em>txtKe.Text = 0</em></p>
<p><em>txtw.Text = 0</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Bu tuşa basıldığında bütün değerler silinerek yerine varsayılan değerler yazılır.</p>
<p><strong>Geri tuşu içeriği :</strong></p>
<p><em>Private Sub cmdMenu_Click()</em></p>
<p><em>frmYukCF.Show</em></p>
<p><em>Unload Me</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Bu tuşa basıldığında bu form kapanarak CF tipi için Yük Seçim formu açılır.</p>
<h3>SC için Yük Seçimi Formu</h3>
<p><strong>frmYukSC.frm dosyası içeriği :</strong></p>
<p><strong><br />
</strong></p>
<p><strong>Composit Yük tuşu içeriği :</strong></p>
<p><em>Private Sub Command1_Click()</em></p>
<p><em>frmCompositSC.Show</em></p>
<p><em>Unload Me</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Bu tuşa basıldığında yük seçimi olarak Composit Yük seçilmiş olur ve yük seçim formu kapanarak ekrana SC Tipi için Composit Hesap formu gelir. ( bkz. Sayfa 13 )</p>
<p><strong>Tekil Yük tuşu içeriği :</strong></p>
<p><em>Private Sub Command2_Click()</em></p>
<p><em>frmTekilSC.Show</em></p>
<p><em>Unload Me</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Bu tuşa basıldığında yük seçimi olarak Tekil Yük seçilmiş olur ve yük seçim formu kapanarak ekrana SC Tipi için Tekil Yük  Hesabı formu gelir. ( bkz. Sayfa 17 )</p>
<p><strong>Ana Menü tuşu içeriği :</strong></p>
<p><em>Private Sub Command3_Click()</em></p>
<p><em>Unload Me</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Bu tuşa basıldığında yük seçim formu kapanır ve Ana Menü’ ye dönülmüş olur.</p>
<h3>SC tipi için Composit Hesabı Formu :</h3>
<p><strong>frmCompositSC.frm dosyası içeriği :</strong></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Option Explicit</em></p>
<p><em> Dim em As Double</em></p>
<p><em> Dim inr As Double</em></p>
<p><em> Dim q As Double</em></p>
<p><em> Dim gn As Double</em></p>
<p><em> Dim m As Double</em></p>
<p><em> Dim l As Double</em></p>
<p><em> Dim w As Double</em></p>
<p><em> Dim Ke As Double</em></p>
<p><em> Dim Se As Double</em></p>
<p>Burada tüm değişkenler Double olarak tanımlanmıştır.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Hesap tuşu içeriği :</strong></p>
<p><strong><br />
</strong></p>
<p><em>Private Sub cmdHesap_Click()</em></p>
<p><em>frmKesitSec.Show</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Bu tuşa basıldığında Atalet Momenti Hesabı Kesit Seçimi formu açılır. ( Bkz. Sayfa 39 )</p>
<p><strong>Yük etiketi yanında bulunda SpinButton içeriği :</strong></p>
<p><strong><br />
</strong></p>
<p><em>Private Sub SpinButton1_SpinDown()</em></p>
<p><em>q = txtq.Text</em></p>
<p><em>q = q &#8211; 10</em></p>
<p><em><br />
</em></p>
<p><em>txtq.Text = q</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p><em><br />
</em></p>
<p>Aşağı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 10 azalır.</p>
<p><em>Private Sub SpinButton1_SpinUp()</em></p>
<p><em>q = txtq.Text</em></p>
<p><em>q = q + 10</em></p>
<p><em>txtq.Text = q</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Yukarı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 10 artar.</p>
<p><strong>Genlik etiketi yanında bulunda SpinButton içeriği :</strong></p>
<p><em>Private Sub SpinButton2_SpinDown()</em></p>
<p><em>gn = txtgn.Text</em></p>
<p><em>gn = gn &#8211; 0.1</em></p>
<p><em>txtgn.Text = gn</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Aşağı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 0,1 azalır.</p>
<p><em>Private Sub SpinButton2_SpinUp()</em></p>
<p><em>gn = txtgn.Text</em></p>
<p><em>gn = gn + 0.1</em></p>
<p><em>txtgn.Text = gn</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Yukarı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 0,1 artar.</p>
<p><strong>Birim Yük Katsayısı etiketi yanında bulunda SpinButton içeriği :</strong></p>
<p><em>Private Sub SpinButton3_SpinDown()</em></p>
<p><em>m = txtm.Text</em></p>
<p><em>m = m &#8211; 0.1</em></p>
<p><em>txtm.Text = m</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Aşağı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 0,1 azalır.</p>
<p><em>Private Sub SpinButton3_SpinUp()</em></p>
<p><em>m = txtm.Text</em></p>
<p><em>m = m + 0.1</em></p>
<p><em>txtm.Text = m</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Yukarı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 0,1 artar.</p>
<p><strong>Kiriş Boyu etiketi yanında bulunda SpinButton içeriği :</strong></p>
<p><em>Private Sub SpinButton4_SpinDown()</em></p>
<p><em>l = txtl.Text</em></p>
<p><em>l = l &#8211; 0.1</em></p>
<p><em>txtl.Text = l</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Aşağı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 0,1 azalır.</p>
<p><em>Private Sub SpinButton4_SpinUp()</em></p>
<p><em>l = txtl.Text</em></p>
<p><em>l = l + 0.1</em></p>
<p><em>txtl.Text = l</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Yukarı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 0,1 artar.</p>
<p><strong>Hesapla tuşu içeriği :</strong></p>
<p><em>Private Sub cmdHesapla_Click()</em></p>
<p><em> em = txtem.Text</em></p>
<p><em> inr = txtinr.Text</em></p>
<p><em> q = txtq.Text</em></p>
<p><em> gn = txtgn.Text</em></p>
<p><em> m = txtm.Text</em></p>
<p><em> l = txtl.Text</em></p>
<p><em> Se = 1 / 640 * em * inr * q ^ 2 * l ^ 5 * gn ^ 2</em></p>
<p><em> w = Sqr(Se / (19 / 2903040 * m * gn ^ 2 * q ^ 2 * l ^ 9))</em></p>
<p><em> Ke = 19 / 2903040 * m * w ^ 2 * gn ^ 2 * q ^ 2 * l ^ 9</em></p>
<p><em> txtSe.Text = Se</em></p>
<p><em> txtw.Text = w</em></p>
<p><em> txtKe.Text = Ke</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Bu tuşa basıldığında SE, KE, w değerleri hesaplanarak ekranda gerekli yerlere yazılır.</p>
<p><strong>Formu Temizle tuşu içeriği :</strong></p>
<p><em>Private Sub cmdTemizle_Click()</em></p>
<p><em>txtq.Text = 1000</em></p>
<p><em>txtm.Text = 5</em></p>
<p><em>txtem.Text = 200000</em></p>
<p><em>txtinr.Text = &#8220;&#8221;</em></p>
<p><em>txtgn.Text = 5</em></p>
<p><em>txtl.Text = 1</em></p>
<p><em>txtSe.Text = 0</em></p>
<p><em>txtKe.Text = 0</em></p>
<p><em>txtw.Text = 0</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Bu tuşa basıldığında bütün değerler silinerek yerine varsayılan değerler yazılır.</p>
<p><strong>Geri tuşu içeriği :</strong></p>
<p><em>Private Sub cmdMenu_Click()</em></p>
<p><em>frmYukCF.Show</em></p>
<p><em>Unload Me</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Bu tuşa basıldığında bu form kapanarak SC tipi için Yük Seçim formu açılır.</p>
<h3>SC Tipi için Tekil Hesabı Formu</h3>
<p><strong>frmTekilSC.frm dosyası içeriği :</strong></p>
<p><em>Option Explicit</em></p>
<p><em> Dim em As Double</em></p>
<p><em> Dim inr As Double</em></p>
<p><em> Dim p As Double</em></p>
<p><em> Dim a As Double</em></p>
<p><em> Dim gn As Double</em></p>
<p><em> Dim m As Double</em></p>
<p><em> Dim l As Double</em></p>
<p><em> Dim w As Double</em></p>
<p><em> Dim Ke As Double</em></p>
<p><em> Dim Se As Double</em></p>
<p><em> Dim b As Double</em></p>
<p><em> Dim c As Double</em></p>
<p><em> Dim d As Double</em></p>
<p><em> Dim e As Double</em></p>
<p><em> Dim f As Double</em></p>
<p><em> Dim g As Double</em></p>
<p><em> Dim h As Double</em></p>
<p><em> Dim j As Double</em></p>
<p><em> Dim k As Double</em></p>
<p>Burada tüm değişkenler Double olarak tanımlanmıştır.</p>
<p><strong>Hesap tuşu içeriği :</strong></p>
<p><strong><br />
</strong></p>
<p><em>Private Sub cmdHesap_Click()</em></p>
<p><em>frmKesitSec.Show</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Bu tuşa basıldığında Atalet Momenti Hesabı Kesit Seçimi formu açılır. ( Bkz. Sayfa 39 )</p>
<p><strong>Yük etiketi yanında bulunda SpinButton içeriği :</strong></p>
<p><strong><br />
</strong></p>
<p><em>Private Sub SpinButton1_SpinDown()</em></p>
<p><em>p = txtp.Text</em></p>
<p><em>p = p &#8211; 10</em></p>
<p><em>txtp.Text = p</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Aşağı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 10 azalır.</p>
<p><em>Private Sub SpinButton1_SpinUp()</em></p>
<p><em>p = txtp.Text</em></p>
<p><em>p = p + 10</em></p>
<p><em>txtp.Text = p</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Yukarı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 10 artar.</p>
<p><strong>Yük Mesafesi etiketi yanında bulunda SpinButton içeriği :</strong></p>
<p><em>Private Sub SpinButton2_SpinDown()</em></p>
<p><em>a = txta.Text</em></p>
<p><em>a = a &#8211; 0.1</em></p>
<p><em>txta.Text = a</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Aşağı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 0,1 azalır.</p>
<p><em>Private Sub SpinButton2_SpinUp()</em></p>
<p><em>a = txta.Text</em></p>
<p><em>a = a + 0.1</em></p>
<p><em>txta.Text = a</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Yukarı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 0,1 artar.</p>
<p><strong>Genlik etiketi yanında bulunda SpinButton içeriği :</strong></p>
<p><em>Private Sub SpinButton3_SpinDown()</em></p>
<p><em>gn = txtgn.Text</em></p>
<p><em>gn = gn &#8211; 0.1</em></p>
<p><em>txtgn.Text = gn</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Aşağı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 0,1 azalır.</p>
<p><em>Private Sub SpinButton3_SpinUp()</em></p>
<p><em>gn = txtgn.Text</em></p>
<p><em>gn = gn + 0.1</em></p>
<p><em>txtgn.Text = gn</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Yukarı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 0,1 artar.</p>
<p><strong>Birim Yük Katsayısı etiketi yanında bulunda SpinButton içeriği :</strong></p>
<p><em>Private Sub SpinButton4_SpinDown()</em></p>
<p><em>m = txtm.Text</em></p>
<p><em>m = m &#8211; 0.1</em></p>
<p><em>txtm.Text = m</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Aşağı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 0,1 azalır.</p>
<p><em>Private Sub SpinButton4_SpinUp()</em></p>
<p><em>m = txtm.Text</em></p>
<p><em>m = m + 0.1</em></p>
<p><em>txtm.Text = m</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Yukarı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 0,1 artar.</p>
<p><strong>Kiriş Boyu etiketi yanında bulunda SpinButton içeriği :</strong></p>
<p><em>Private Sub SpinButton5_SpinDown()</em></p>
<p><em>l = txtl.Text</em></p>
<p><em>l = l &#8211; 0.1</em></p>
<p><em>txtl.Text = l</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Aşağı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 0,1 azalır.</p>
<p><em>Private Sub SpinButton5_SpinUp()</em></p>
<p><em>l = txtl.Text</em></p>
<p><em>l = l + 0.1</em></p>
<p><em>txtl.Text = l</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Yukarı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 0,1 artar.</p>
<p><strong>Hesapla tuşu içeriği :</strong></p>
<p><em>Private Sub cmdHesapla_Click()</em></p>
<p><em> em = txtem.Text</em></p>
<p><em> inr = txtinr.Text</em></p>
<p><em> p = txtp.Text</em></p>
<p><em> a = txta.Text</em></p>
<p><em> gn = txtgn.Text</em></p>
<p><em> m = txtm.Text</em></p>
<p><em> l = txtl.Text</em></p>
<p><em> b = 1 / 12 * gn ^ 2 * a ^ 6 * (a &#8211; 3 * l) * (3 * l ^ 2 &#8211; 4 * a * l + a ^ 2) ^ 2 * p ^ 2 / (l ^ 6 * (a ^ 2 &#8211; 2 * a * l &#8211; 2 * l ^ 2))</em></p>
<p><em> c = 1 / 12 * gn ^ 2 * a ^ 3 * (a &#8211; 2 * l) * (-3 * a * l + a ^ 2 + 2 * l ^ 2) ^ 2 * p ^ 2 / (l ^ 3 * (a ^ 2 &#8211; 2 * a * l &#8211; 2 * l ^ 2))</em></p>
<p><em> d = 1 / 12 * (-1 + a) * (3 * l ^ 2 &#8211; 4 * a * l + a ^ 2) ^ 2 * a ^ 4 * p ^ 2 * gn ^ 2 / l ^ 6</em></p>
<p><em> Se = 1 / 2 * em * inr * (b + c &#8211; d)</em></p>
<p><em> txtSe.Text = Se</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em> e = 1 / 5040 * gn ^ 2 * p ^ 2 * a ^ 7</em></p>
<p><em> f = 5 * a ^ 6 + 318 * a ^ 4 * l ^ 2 &#8211; 65 * a ^ 5 * l + 899 * a ^ 2 * l ^ 4 &#8211; 546 * l ^ 5 * a &#8211; 743 * a ^ 3 * l ^ 3 + 132 * l ^ 6</em></p>
<p><em> g = 1 / 1260 * gn ^ 2 * p ^ 2 * a ^ 4 * l</em></p>
<p><em> h = -18 * a * l + 6 * l ^ 2 + 17 * a ^ 2</em></p>
<p><em> j = 1 / 5040 * gn ^ 2 * p ^ 2 * a ^ 7</em></p>
<p><em> k = 318 * a ^ 4 * l ^ 2 &#8211; 65 * a ^ 5 * l + 5 * a ^ 6 &#8211; 525 * l ^ 5 * a &#8211; 742 * a ^ 3 * l ^ 3 + 899 * a ^ 2 * l ^ 4 + 140 * l ^ 6</em></p>
<p><em> w = Sqr(Se / (1 / 2 * m * (e * f / l ^ 6 + g * h &#8211; j * k / l ^ 6)))</em></p>
<p><em> txtw.Text = w</em></p>
<p><em> Ke = 1 / 2 * m * (e * w ^ 2 * f / l ^ 6 + g * w ^ 2 * h &#8211; j * w ^ 2 * k / l ^ 6)</em></p>
<p><em> txtKe.Text = Ke</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Bu tuşa basıldığında SE, KE, w değerleri hesaplanarak ekranda gerekli yerlere yazılır.</p>
<p><strong>Formu Temizle tuşu içeriği :</strong></p>
<p><em>Private Sub cmdTemizle_Click()</em></p>
<p><em> txtem.Text = 200000</em></p>
<p><em> txtinr.Text = &#8220;&#8221;</em></p>
<p><em> txtp.Text = 1000</em></p>
<p><em> txta.Text = 0.5</em></p>
<p><em> txtgn.Text = 5</em></p>
<p><em> txtm.Text = 5</em></p>
<p><em> txtl.Text = 1</em></p>
<p><em> txtKe.Text = 0</em></p>
<p><em> txtSe.Text = 0</em></p>
<p><em> txtw.Text = 0</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Bu tuşa basıldığında bütün değerler silinerek yerine varsayılan değerler yazılır.</p>
<p><strong>Geri tuşu içeriği :</strong></p>
<p><em>Private Sub cmdMenu_Click()</em></p>
<p><em>frmYukSC.Show</em></p>
<p><em>Unload Me</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Bu tuşa basıldığında bu form kapanarak SC tipi için Yük Seçim formu açılır.</p>
<h3>CC Tipi için Yük Seçimi</h3>
<p><strong>frmYukCC.frm dosyası içeriği :</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Composit Yük tuşu içeriği :</strong></p>
<p><em>Private Sub Command1_Click()</em></p>
<p><em>frmCompositCC.Show</em></p>
<p><em>Unload Me</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Bu tuşa basıldığında yük seçimi olarak Composit Yük seçilmiş olur ve yük seçim formu kapanarak ekrana CC Tipi için Composit Hesap formu gelir. ( bkz. Sayfa 22 )</p>
<p><strong>Tekil Yük tuşu içeriği :</strong></p>
<p><em>Private Sub Command2_Click()</em></p>
<p><em>frmTekilCC.Show</em></p>
<p><em>Unload Me</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Bu tuşa basıldığında yük seçimi olarak Tekil Yük seçilmiş olur ve yük seçim formu kapanarak ekrana CC Tipi için Tekil Yük  Hesabı formu gelir. ( bkz. Sayfa 26 )</p>
<p><strong>Ana Menü tuşu içeriği :</strong></p>
<p><em>Private Sub Command3_Click()</em></p>
<p><em>Unload Me</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Bu tuşa basıldığında yük seçim formu kapanır ve Ana Menü’ ye dönülmüş olur.</p>
<h3>CC Tipi Composit Hesabı Formu :</h3>
<p><strong>frmCompositCC.frm dosyası içeriği :</strong></p>
<p><em>Option Explicit</em></p>
<p><em> Dim em As Double</em></p>
<p><em> Dim inr As Double</em></p>
<p><em> Dim q As Double</em></p>
<p><em> Dim gn As Double</em></p>
<p><em> Dim m As Double</em></p>
<p><em> Dim l As Double</em></p>
<p><em> Dim w As Double</em></p>
<p><em> Dim Ke As Double</em></p>
<p><em> Dim Se As Double</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Burada tüm değişkenler Double olarak tanımlanmıştır.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Hesap tuşu içeriği :</strong></p>
<p><strong><br />
</strong></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Private Sub cmdHesap_Click()</em></p>
<p><em>frmKesitSec.Show</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Bu tuşa basıldığında Atalet Momenti Hesabı Kesit Seçimi formu açılır. ( Bkz. Sayfa 39 )</p>
<p>Yük etiketi yanında bulunda SpinButton içeriği :</p>
<p><em>Private Sub SpinButton1_SpinDown()</em></p>
<p><em>q = txtq.Text</em></p>
<p><em>q = q &#8211; 10</em></p>
<p><em>txtq.Text = q</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Aşağı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 10 azalır.</p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Private Sub SpinButton1_SpinUp()</em></p>
<p><em>q = txtq.Text</em></p>
<p><em>q = q + 10</em></p>
<p><em>txtq.Text = q</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Yukarı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 10 artar.</p>
<p><strong>Genlik etiketi yanında bulunda SpinButton içeriği :</strong></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Private Sub SpinButton2_SpinDown()</em></p>
<p><em>l = txtl.Text</em></p>
<p><em>l = l &#8211; 0.1</em></p>
<p><em>txtl.Text = l</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Aşağı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 0,1 azalır.</p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Private Sub SpinButton2_SpinUp()</em></p>
<p><em>l = txtl.Text</em></p>
<p><em>l = l + 0.1</em></p>
<p><em>txtl.Text = l</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Yukarı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 0,1 artar.</p>
<p><strong>Birim Yük Katsayısı etiketi yanında bulunda SpinButton içeriği :</strong></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Private Sub SpinButton3_SpinDown()</em></p>
<p><em>m = txtm.Text</em></p>
<p><em>m = m &#8211; 0.1</em></p>
<p><em>txtm.Text = m</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Aşağı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 0,1 azalır.</p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Private Sub SpinButton3_SpinUp()</em></p>
<p><em>m = txtm.Text</em></p>
<p><em>m = m + 0.1</em></p>
<p><em>txtm.Text = m</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Yukarı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 0,1 artar.</p>
<p><strong>Kiriş Boyu etiketi yanında bulunda SpinButton içeriği :</strong></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Private Sub SpinButton4_SpinDown()</em></p>
<p><em>gn = txtgn.Text</em></p>
<p><em>gn = gn &#8211; 0.1</em></p>
<p><em>txtgn.Text = gn</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Private Sub SpinButton4_SpinUp()</em></p>
<p><em>gn = txtgn.Text</em></p>
<p><em>gn = gn + 0.1</em></p>
<p><em>txtgn.Text = gn</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Aşağı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 0,1 azalır.</p>
<p><em> </em></p>
<p><strong>Hesapla tuşu içeriği :</strong></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Private Sub cmdHesapla_Click()</em></p>
<p><em> em = txtem.Text</em></p>
<p><em> inr = txtinr.Text</em></p>
<p><em> q = txtq.Text</em></p>
<p><em> gn = txtgn.Text</em></p>
<p><em> m = txtm.Text</em></p>
<p><em> l = txtl.Text</em></p>
<p><em> Se = 1 / 1440 * em * inr * q ^ 2 * l ^ 5 * gn ^ 2</em></p>
<p><em> w = Sqr(Se / (1 / 725760 * m * gn ^ 2 * q ^ 2 * l ^ 9))</em></p>
<p><em> Ke = 1 / 725760 * m * gn ^ 2 * w ^ 2 * q ^ 2 * l ^ 9</em></p>
<p><em> txtSe.Text = Se</em></p>
<p><em> txtw.Text = w</em></p>
<p><em> txtKe.Text = Ke</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Bu tuşa basıldığında SE, KE, w değerleri hesaplanarak ekranda gerekli yerlere yazılır.</p>
<p><em> </em></p>
<p><strong>Formu Temizle tuşu içeriği :</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><em>Private Sub cmdTemizle_Click()</em></p>
<p><em>txtq.Text = 1000</em></p>
<p><em>txtm.Text = 5</em></p>
<p><em>txtem.Text = 200000</em></p>
<p><em>txtinr.Text = &#8220;&#8221;</em></p>
<p><em>txtgn.Text = 5</em></p>
<p><em>txtl.Text = 1</em></p>
<p><em>txtSe.Text = 0</em></p>
<p><em>txtKe.Text = 0</em></p>
<p><em>txtw.Text = 0</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Bu tuşa basıldığında bütün değerler silinerek yerine varsayılan değerler yazılır.</p>
<p><strong>Geri tuşu içeriği :</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><em>Private Sub cmdMenu_Click()</em></p>
<p><em>frmYukCC.Show</em></p>
<p><em>Unload Me</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Bu tuşa basıldığında bu form kapanarak CC tipi için Yük Seçim formu açılır.</p>
<h3>CC Tipi Tekil Hesabı Formu :</h3>
<p><strong>frmTekilCC.frm dosyası içeriği :</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><em>Option Explicit</em></p>
<p><em> Dim em As Double</em></p>
<h6>Dim inr As Double</h6>
<p><em> Dim p As Double</em></p>
<p><em> Dim a As Double</em></p>
<p><em> Dim gn As Double</em></p>
<p><em> Dim m As Double</em></p>
<p><em> Dim l As Double</em></p>
<p><em> Dim w As Double</em></p>
<p><em> Dim Ke As Double</em></p>
<p><em> Dim Se As Double</em></p>
<p><em> Dim b As Double</em></p>
<p><em> Dim c As Double</em></p>
<p><em> Dim d As Double</em></p>
<p><em> Dim e As Double</em></p>
<p><em> Dim f As Double</em></p>
<p><em> Dim g As Double</em></p>
<p><em> Dim h As Double</em></p>
<p><em> Dim j As Double</em></p>
<p><em> Dim k As Double</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Burada tüm değişkenler Double olarak tanımlanmıştır.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Hesap tuşu içeriği :</strong></p>
<p><strong><br />
</strong></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Private Sub cmdHesap_Click()</em></p>
<p><em>frmKesitSec.Show</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Bu tuşa basıldığında Atalet Momenti Hesabı Kesit Seçimi formu açılır. ( Bkz. Sayfa 39 )</p>
<p>Yük etiketi yanında bulunda SpinButton içeriği :</p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Private Sub SpinButton1_SpinDown()</em></p>
<p><em>p = txtp.Text</em></p>
<p><em>p = p &#8211; 10</em></p>
<p><em>txtp.Text = p</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Aşağı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 10 azalır.</p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Private Sub SpinButton1_SpinUp()</em></p>
<p><em>p = txtp.Text</em></p>
<p><em>p = p + 10</em></p>
<p><em>txtp.Text = p</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Yukarı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 10 artar.</p>
<p><strong>Yük Mesafesi etiketi yanında bulunda SpinButton içeriği :</strong></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Private Sub SpinButton2_SpinDown()</em></p>
<p><em>a = txta.Text</em></p>
<p><em>a = a &#8211; 0.1</em></p>
<p><em>txta.Text = a</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Aşağı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 0,1 azalır.</p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Private Sub SpinButton2_SpinUp()</em></p>
<p><em>a = txta.Text</em></p>
<p><em>a = a + 0.1</em></p>
<p><em>txta.Text = a</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Yukarı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 0,1 artar.</p>
<p><strong>Genlik etiketi yanında bulunda SpinButton içeriği :</strong></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Private Sub SpinButton3_SpinDown()</em></p>
<p><em>gn = txtgn.Text</em></p>
<p><em>gn = gn &#8211; 0.1</em></p>
<p><em>txtgn.Text = gn</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Aşağı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 0,1 azalır.</p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Private Sub SpinButton3_SpinUp()</em></p>
<p><em>gn = txtgn.Text</em></p>
<p><em>gn = gn + 0.1</em></p>
<p><em>txtgn.Text = gn</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Yukarı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 0,1 artar.</p>
<p><strong>Birim Yük Katsayısı etiketi yanında bulunda SpinButton içeriği :</strong></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Private Sub SpinButton4_SpinDown()</em></p>
<p><em>m = txtm.Text</em></p>
<p><em>m = m &#8211; 0.1</em></p>
<p><em>txtm.Text = m</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Aşağı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 0,1 azalır.</p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Private Sub SpinButton4_SpinUp()</em></p>
<p><em>m = txtm.Text</em></p>
<p><em>m = m + 0.1</em></p>
<p><em>txtm.Text = m</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Yukarı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 0,1 artar.</p>
<p><strong>Kiriş Boyu etiketi yanında bulunda SpinButton içeriği :</strong></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Private Sub SpinButton5_SpinDown()</em></p>
<p><em>l = txtl.Text</em></p>
<p><em>l = l &#8211; 0.1</em></p>
<p><em>txtl.Text = l</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Aşağı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 0,1 azalır.</p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Private Sub SpinButton5_SpinUp()</em></p>
<p><em>l = txtl.Text</em></p>
<p><em>l = l + 0.1</em></p>
<p><em>txtl.Text = l</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Yukarı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 0,1 artar.</p>
<p><em> </em></p>
<p><strong>Hesapla tuşu içeriği :</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><em>Private Sub cmdHesapla_Click()</em></p>
<p><em> em = txtem.Text</em></p>
<p><em> inr = txtinr.Text</em></p>
<p><em> p = txtp.Text</em></p>
<p><em> a = txta.Text</em></p>
<p><em> gn = txtgn.Text</em></p>
<p><em> m = txtm.Text</em></p>
<p><em> l = txtl.Text</em></p>
<p><em> Se = 1 / 2 * em * inr * (((8 / 3 * gn ^ 2 * a ^ 6 * ((-2 * a * l) + a ^ 2 + l ^ 2) ^ 2 * p ^ 2) / (l ^ 6 * (2 * a + l))) + ((1 / 3 * gn ^ 2 * a ^ 3 * (-2 * a * l + a ^ 2 + l ^ 2) ^ 2 * p ^ 2) / (l ^ 3 * (2 * a + l))) + ((1 / 3 * gn ^ 2 * p ^ 2 * a ^ 4 * (-l + a) ^ 3) / (l ^ 3 * (-3 * l + 2 * a))) &#8211; ((8 / 3 * gn ^ 2 * p ^ 2 * a ^ 4 * (-2 * a * l + a ^ 2 + l ^ 2) ^ 3) / (l ^ 6 * (-3 * l + 2 * a))))</em></p>
<p><em> txtSe.Text = Se</em></p>
<p><em> b = 1 / 1260 * gn ^ 2 * p ^ 2 * a ^ 7</em></p>
<p><em> c = (20 * a ^ 6 + 418 * a ^ 2 * l ^ 4 &#8211; 182 * l ^ 5 * a &#8211; 512 * l ^ 3 * a ^ 3 + 33 * l ^ 6 + 353 * a ^ 4 * l ^ 2 &#8211; 130 * a ^ 5 * l) / l ^ 6</em></p>
<p><em> d = 1 / 1260 * gn ^ 2 * p ^ 2 * a ^ 4 * l</em></p>
<p><em> e = 3 * l ^ 2 + 13 * a ^ 2 &#8211; 11 * a * l</em></p>
<p><em> f = 1 / 1260 * gn ^ 2 * p ^ 2 * a ^ 7</em></p>
<p><em> g = (353 * a ^ 4 * l ^ 2 + 20 * a ^ 6 + 413 * a ^ 2 * l ^ 4 &#8211; 175 * l ^ 5 * a &#8211; 511 * a ^ 3 * l ^ 3 + 35 * l ^ 6 &#8211; 130 * a ^ 5 * l) / l ^ 6</em></p>
<p><em> k = 1 / 2 * m * (b * c + d * e &#8211; f * g)</em></p>
<p><em> w = Sqr(Se / k)</em></p>
<p><em> txtw.Text = w</em></p>
<p><em> Ke = 1 / 2 * m * (b * c * w ^ 2 + d * e * w ^ 2 &#8211; f * g * w ^ 2)</em></p>
<p><em> txtKe.Text = Ke</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Bu tuşa basıldığında SE, KE, w değerleri hesaplanarak ekranda gerekli yerlere yazılır.</p>
<p><em> </em></p>
<p><strong>Formu Temizle tuşu içeriği :</strong></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Private Sub cmdTemizle_Click()</em></p>
<p><em> txtem.Text = 200000</em></p>
<p><em> txtinr.Text = &#8220;&#8221;</em></p>
<p><em> txtp.Text = 1000</em></p>
<p><em> txta.Text = 0.5</em></p>
<p><em> txtgn.Text = 5</em></p>
<p><em> txtm.Text = 5</em></p>
<p><em> txtl.Text = 1</em></p>
<p><em> txtKe.Text = 0</em></p>
<p><em> txtSe.Text = 0</em></p>
<p><em> txtw.Text = 0</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Bu tuşa basıldığında bütün değerler silinerek yerine varsayılan değerler yazılır.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Geri tuşu içeriği :</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><em>Private Sub cmdMenu_Click()</em></p>
<p><em>frmYukCC.Show</em></p>
<p><em>Unload Me</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Bu tuşa basıldığında bu form kapanarak CC tipi için Yük Seçim formu açılır.</p>
<h3>SS Tipi Yük Seçimi Hesabı Formu :</h3>
<p><strong>frmYukSS.frm dosyası içeriği :</strong></p>
<p><strong>Composit Yük tuşu içeriği :</strong></p>
<p><em>Private Sub Command1_Click()</em></p>
<p><em>frmCompositSS.Show</em></p>
<h6>Unload Me</h6>
<p><em>End Sub</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Bu tuşa basıldığında yük seçimi olarak Composit Yük seçilmiş olur ve yük seçim formu kapanarak ekrana SS Tipi için Composit Hesap formu gelir. ( bkz. Sayfa 31 )</p>
<p><strong>Tekil Yük tuşu içeriği :</strong></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Private Sub Command2_Click()</em></p>
<p><em>frmTekilSS.Show</em></p>
<p><em>Unload Me</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Bu tuşa basıldığında yük seçimi olarak Tekil Yük seçilmiş olur ve yük seçim formu kapanarak ekrana SS Tipi için Tekil Yük  Hesabı formu gelir. ( bkz. Sayfa 35 )</p>
<p><strong>Ana Menü tuşu içeriği :</strong></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Private Sub Command3_Click()</em></p>
<p><em>Unload Me</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Bu tuşa basıldığında yük seçim formu kapanır ve Ana Menü’ ye dönülmüş olur.</p>
<h3>SS için Composit Hesabı Formu :</h3>
<p><strong>frmCompositSS.frm dosyası içeriği :</strong></p>
<p><em>Option Explicit</em></p>
<p><em> Dim em As Double</em></p>
<p><em> Dim inr As Double</em></p>
<p><em> Dim q As Double</em></p>
<p><em> Dim gn As Double</em></p>
<p><em> Dim m As Double</em></p>
<p><em> Dim l As Double</em></p>
<p><em> Dim w As Double</em></p>
<p><em> Dim Ke As Double</em></p>
<p><em> Dim Se As Double</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Burada tüm değişkenler Double olarak tanımlanmıştır.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Hesap tuşu içeriği :</strong></p>
<p><strong><br />
</strong></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Private Sub cmdHesap_Click()</em></p>
<p><em>frmKesitSec.Show</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Bu tuşa basıldığında Atalet Momenti Hesabı Kesit Seçimi formu açılır. ( Bkz. Sayfa 39 )</p>
<p><strong>Yük etiketi yanında bulunda SpinButton içeriği :</strong></p>
<p><strong><br />
</strong></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Private Sub SpinButton1_SpinDown()</em></p>
<p><em>q = txtq.Text</em></p>
<p><em>q = q &#8211; 10</em></p>
<p><em>txtq.Text = q</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Aşağı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 10 azalır.</p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Private Sub SpinButton1_SpinUp()</em></p>
<p><em>q = txtq.Text</em></p>
<p><em>q = q + 10</em></p>
<p><em>txtq.Text = q</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Yukarı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 10 artar.</p>
<p><strong>Genlik etiketi yanında bulunda SpinButton içeriği :</strong></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Private Sub SpinButton2_SpinDown()</em></p>
<p><em>gn = txtgn.Text</em></p>
<p><em>gn = gn &#8211; 0.1</em></p>
<p><em>txtgn.Text = gn</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Aşağı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 0,1 azalır.</p>
<p><em> </em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Private Sub SpinButton2_SpinUp()</em></p>
<p><em>gn = txtgn.Text</em></p>
<p><em>gn = gn + 0.1</em></p>
<p><em>txtgn.Text = gn</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Yukarı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 0,1 artar.</p>
<p><strong>Birim Yük Katsayısı etiketi yanında bulunda SpinButton içeriği :</strong></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Private Sub SpinButton3_SpinDown()</em></p>
<p><em>m = txtm.Text</em></p>
<p><em>m = m &#8211; 0.1</em></p>
<p><em>txtm.Text = m</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Aşağı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 0,1 azalır.</p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Private Sub SpinButton3_SpinUp()</em></p>
<p><em>m = txtm.Text</em></p>
<p><em>m = m + 0.1</em></p>
<p><em>txtm.Text = m</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Yukarı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 0,1 artar.</p>
<p><strong>Kiriş Boyu etiketi yanında bulunda SpinButton içeriği :</strong></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Private Sub SpinButton4_SpinDown()</em></p>
<p><em>l = txtl.Text</em></p>
<p><em>l = l &#8211; 0.1</em></p>
<p><em>txtl.Text = l</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Aşağı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 0,1 azalır.</p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Private Sub SpinButton4_SpinUp()</em></p>
<p><em>l = txtl.Text</em></p>
<p><em>l = l + 0.1</em></p>
<p><em>txtl.Text = l</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Yukarı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 0,1 artar.</p>
<p><strong>Hesapla tuşu içeriği :</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><em>Private Sub cmdHesapla_Click()</em></p>
<p><em> em = txtem.Text</em></p>
<p><em> inr = txtinr.Text</em></p>
<p><em> q = txtq.Text</em></p>
<p><em> gn = txtgn.Text</em></p>
<p><em> m = txtm.Text</em></p>
<p><em> l = txtl.Text</em></p>
<p><em> Se = 1 / 240 * em * inr * q ^ 2 * l ^ 5 * gn ^ 2</em></p>
<p><em> w = Sqr(Se / (23 / 145152 * m * gn ^ 2 * q ^ 2 * l ^ 9))</em></p>
<p><em> Ke = 23 / 145152 * m * gn ^ 2 * w ^ 2 * q ^ 2 * l ^ 9</em></p>
<p><em> txtSe.Text = Se</em></p>
<p><em> txtw.Text = w</em></p>
<p><em> txtKe.Text = Ke</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Bu tuşa basıldığında SE, KE, w değerleri hesaplanarak ekranda gerekli yerlere yazılır.</p>
<p><em> </em></p>
<p><strong>Formu Temizle tuşu içeriği :</strong></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Private Sub cmdTemizle_Click()</em></p>
<p><em>txtq.Text = 1000</em></p>
<p><em>txtm.Text = 5</em></p>
<p><em>txtem.Text = 200000</em></p>
<p><em>txtinr.Text = &#8220;&#8221;</em></p>
<p><em>txtgn.Text = 5</em></p>
<p><em>txtl.Text = 1</em></p>
<p><em>txtSe.Text = 0</em></p>
<p><em>txtKe.Text = 0</em></p>
<p><em>txtw.Text = 0</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Bu tuşa basıldığında bütün değerler silinerek yerine varsayılan değerler yazılır.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Geri tuşu içeriği :</strong></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Private Sub cmdMenu_Click()</em></p>
<p><em>frmYukSS.Show</em></p>
<p><em>Unload Me</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Bu tuşa basıldığında bu form kapanarak SS tipi için Yük Seçim formu açılır.</p>
<h3>SS Tekil Hesabı Formu :</h3>
<p><strong>frmTekilSS.frm dosyası içeriği :</strong></p>
<p><em>Option Explicit</em></p>
<p><em> Dim em As Double</em></p>
<p><em> Dim inr As Double</em></p>
<p><em> Dim p As Double</em></p>
<p><em> Dim a As Double</em></p>
<p><em> Dim gn As Double</em></p>
<p><em> Dim m As Double</em></p>
<p><em> Dim l As Double</em></p>
<p><em> Dim w As Double</em></p>
<p><em> Dim Ke As Double</em></p>
<p><em> Dim Se As Double</em></p>
<p><em> Dim b As Double</em></p>
<p><em> Dim c As Double</em></p>
<p><em> Dim d As Double</em></p>
<p><em> Dim e As Double</em></p>
<p><em> Dim f As Double</em></p>
<p><em> Dim g As Double</em></p>
<p><em> Dim h As Double</em></p>
<p><em> Dim j As Double</em></p>
<p><em> Dim k As Double</em></p>
<p><em> Dim n As Double</em></p>
<p><em> Dim o As Double</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Burada tüm değişkenler Double olarak tanımlanmıştır.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Hesap tuşu içeriği :</strong></p>
<p><strong><br />
</strong></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Private Sub cmdHesap_Click()</em></p>
<p><em>frmKesitSec.Show</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Bu tuşa basıldığında Atalet Momenti Hesabı Kesit Seçimi formu açılır. ( Bkz. Sayfa 39 )</p>
<p><strong>Yük etiketi yanında bulunda SpinButton içeriği :</strong></p>
<p><strong><br />
</strong></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Private Sub SpinButton1_SpinDown()</em></p>
<p><em>p = txtp.Text</em></p>
<p><em>p = p &#8211; 10</em></p>
<p><em>txtp.Text = p</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Aşağı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 10 azalır.<em> </em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Private Sub SpinButton1_SpinUp()</em></p>
<p><em>p = txtp.Text</em></p>
<p><em>p = p + 10</em></p>
<p><em>txtp.Text = p</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Yukarı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 10 artar.</p>
<p><strong>Yük Mesafesi etiketi yanında bulunda SpinButton içeriği :</strong></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Private Sub SpinButton2_SpinDown()</em></p>
<p><em>a = txta.Text</em></p>
<p><em>a = a &#8211; 0.1</em></p>
<p><em>txta.Text = a</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Aşağı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 0,1 azalır.<em> </em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Private Sub SpinButton2_SpinUp()</em></p>
<p><em>a = txta.Text</em></p>
<p><em>a = a + 0.1</em></p>
<p><em>txta.Text = a</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Yukarı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 0,1 artar.</p>
<p><strong>Genlik etiketi yanında bulunda SpinButton içeriği :</strong></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Private Sub SpinButton3_SpinDown()</em></p>
<p><em>gn = txtgn.Text</em></p>
<p><em>gn = gn &#8211; 0.1</em></p>
<p><em>txtgn.Text = gn</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Aşağı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 0,1 azalır.<em> </em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Private Sub SpinButton3_SpinUp()</em></p>
<p><em>gn = txtgn.Text</em></p>
<p><em>gn = gn + 0.1</em></p>
<p><em>txtgn.Text = gn</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Yukarı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 0,1 artar.</p>
<p><em> </em></p>
<p><strong>Birim Yük Katsayısı etiketi yanında bulunda SpinButton içeriği :</strong></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Private Sub SpinButton4_SpinDown()</em></p>
<p><em>m = txtm.Text</em></p>
<p><em>m = m &#8211; 0.1</em></p>
<p><em>txtm.Text = m</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Aşağı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 0,1 azalır.<em> </em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Private Sub SpinButton4_SpinUp()</em></p>
<p><em>m = txtm.Text</em></p>
<p><em>m = m + 0.1</em></p>
<p><em>txtm.Text = m</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Yukarı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 0,1 artar.</p>
<p><em> </em></p>
<p><strong>Kiriş Boyu etiketi yanında bulunda SpinButton içeriği :</strong></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Private Sub SpinButton5_SpinDown()</em></p>
<p><em>l = txtl.Text</em></p>
<p><em>l = l &#8211; 0.1</em></p>
<p><em>txtl.Text = l</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Aşağı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 0,1 azalır.<em> </em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Private Sub SpinButton5_SpinUp()</em></p>
<p><em>l = txtl.Text</em></p>
<p><em>l = l + 0.1</em></p>
<p><em>txtl.Text = l</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Yukarı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 0,1 artar.</p>
<p><em> </em></p>
<p><strong>Hesapla tuşu içeriği :</strong></p>
<p><em>Private Sub cmdHesapla_Click() </em></p>
<p><em> em = txtem.Text</em></p>
<p><em> inr = txtinr.Text</em></p>
<p><em> p = txtp.Text</em></p>
<p><em> a = txta.Text</em></p>
<p><em> gn = txtgn.Text</em></p>
<p><em> m = txtm.Text</em></p>
<p><em> l = txtl.Text</em></p>
<p><em> b = l &#8211; a</em></p>
<p><em> c = 1 / 3 * p ^ 2 * b ^ 2 * a ^ 3 * gn ^ 2 / l ^ 2</em></p>
<p><em> d = 1 / 3 * gn ^ 2 * p ^ 2 * l * ((-l + b + a) ^ 3) / (l &#8211; b)</em></p>
<p><em> e = 1 / 3 * gn ^ 2 * p ^ 2 * b ^ 3 * a ^ 3 / (l ^ 2 * (l &#8211; b))</em></p>
<p><em> Se = 1 / 2 * em * inr * (c &#8211; d + e)</em></p>
<p><em> txtSe.Text = Se</em></p>
<p><em> f = 1 / 3780 * gn ^ 2 * a ^ 3</em></p>
<p><em> g = 70 * a ^ 3 * b * l ^ 2 + 15 * p ^ 2 * b ^ 2 * a ^ 4 &#8211; 700 * a ^ 3 * l ^ 3 &#8211; 42 * p * b * a ^ 5 + 210 * a * l ^ 4 * b &#8211; 210 * b * l ^ 3 * a ^ 2 &#8211; 70 * l ^ 5 * b + 525 * a ^ 4 * l ^ 2 &#8211; 210 * a ^ 5 * l &#8211; 210 * l ^ 5 * a + 126 * p * b * a ^ 4 * l + 525 * l ^ 4 * a ^ 2 + 35 * b ^ 2 * l ^ 4 + 35 * a ^ 6 + 42 * p * b * l ^ 3 * a ^ 2 + 35 * l ^ 6 &#8211; 42 * p * b ^ 2 * l ^ 2 * a ^ 2 &#8211; 126 * p * a ^ 3 * l ^ 2</em></p>
<p><em> h = 1 / 7560 * gn ^ 2 * p ^ 2 * l</em></p>
<p><em> j = 56 * a ^ 3 * b * l ^ 2 &#8211; 56 * a ^ 3 * l ^ 3 + 105 * a ^ 4 * l ^ 2 &#8211; 63 * l ^ 5 * a &#8211; 32 * l ^ 5 * b + 63 * l ^ 4 * a ^ 2 + 16 * b ^ 2 * l ^ 4 + 70 * a ^ 6 + 16 * l ^ 6 + 63 * a * l ^ 4 * b</em></p>
<p><em> k = 1 / 7560 * gn ^ 2 * p ^ 2 * a ^ 3</em></p>
<p><em> n = 70 * a ^ 6 + 70 * l ^ 6 &#8211; 147 * b * l ^ 3 * a ^ 2 + 150 * b * l * a ^ 4 &#8211; 84 * b ^ 2 * l ^ 2 * a ^ 2 + 420 * a * l ^ 4 * b &#8211; 84 * a ^ 5 * b &#8211; 833 * a ^ 3 * l ^ 3 + 861 * l ^ 4 * a ^ 2 + 30 * b ^ 2 * a ^ 4 &#8211; 231 * a ^ 5 * l &#8211; 112 * a ^ 3 * b * l ^ 2 &#8211; 140 * l ^ 5 * b + 70 * b ^ 2 * l ^ 4 &#8211; 420 * l ^ 5 * a + 618 * a ^ 4 * l ^ 2</em></p>
<p><em> w = Sqr(Se / (1 / 2 * m * (f * g / l ^ 2 + h * j &#8211; k * n / l ^ 2)))</em></p>
<p><em> txtw.Text = w</em></p>
<p><em> Ke = (1 / 2 * m * (f * w ^ 2 * g / l ^ 2 + h * w ^ 2 * j &#8211; k * w ^ 2 * n / l ^ 2))</em></p>
<p><em> txtKe.Text = Ke</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Bu tuşa basıldığında SE, KE, w değerleri hesaplanarak ekranda gerekli yerlere yazılır.</p>
<p><em> </em></p>
<p><strong>Formu Temizle tuşu içeriği :</strong></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Private Sub cmdTemizle_Click()</em></p>
<p><em> txtem.Text = 200000</em></p>
<p><em> txtinr.Text = &#8220;&#8221;</em></p>
<p><em> txtp.Text = 1000</em></p>
<p><em> txta.Text = 0.5</em></p>
<p><em> txtgn.Text = 5</em></p>
<p><em> txtm.Text = 5</em></p>
<p><em> txtl.Text = 1</em></p>
<p><em> txtKe.Text = 0</em></p>
<p><em> txtSe.Text = 0</em></p>
<p><em> txtw.Text = 0</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Bu tuşa basıldığında bütün değerler silinerek yerine varsayılan değerler yazılır.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Geri tuşu içeriği :</strong></p>
<p><em>Private Sub cmdMenu_Click()</em></p>
<p><em>frmYukSS.Show</em></p>
<p><em>Unload Me</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Bu tuşa basıldığında bu form kapanarak SS tipi için Yük Seçim formu açılır.</p>
<h3>Atalet Momenti Hesabı Kesit Seçimi Formu :</h3>
<p><strong>frmKesitSec.frm  dosyası içeriği :</strong></p>
<p>Dairesel Kesit tuşu içeriği :</p>
<p><em>Private Sub cmdDaire_Click()</em></p>
<p><em>frmDairesel.Show</em></p>
<p><em>Unload Me</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Bu tuşa basıldığında bu form kapanarak Dairesel Kesit için Atalet Momenti Hesabı formu açılır.</p>
<p>Dikdörtgen Kesit tuşu içeriği :</p>
<p><em>Private Sub cmdDortgen_Click()</em></p>
<p><em>frmDortgen.Show</em></p>
<p><em>Unload Me</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Bu tuşa basıldığında bu form kapanarak Dörtgen Kesit İçin Atalet Momenti Hesabı formu açılır.</p>
<p>Geri tuşu içeriği :</p>
<p><em>Private Sub cmdMenu_Click()</em></p>
<p><em>Unload Me</em></p>
<h5>End Sub</h5>
<p><em> </em></p>
<p>Bu tuşa basıldığında bu form kapanır ve önceki  hesap formuna geri dönülür.</p>
<h3>Dairesel Kesit için Atalet Momenti Hesabı Formu :</h3>
<p><strong>frmDairesel.frm dosyası içeriği :</strong></p>
<p><em>Option Explicit</em></p>
<p><em>Dim d As Double</em></p>
<p><em>Dim inr As Double</em></p>
<p>Burada tüm değişkenler Double olarak tanımlanmıştır.</p>
<p>Kesitin Yarıçapı etiketi yanında bulunda SpinButton içeriği :</p>
<p><em>Private Sub SpinButton1_SpinDown()</em></p>
<p><em>d = txtd.Text</em></p>
<p><em>d = d &#8211; 0.1</em></p>
<p><em>txtd.Text = d</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Aşağı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 0,1 azalır.</p>
<p><em>Private Sub SpinButton1_SpinUp()</em></p>
<p><em>d = txtd.Text</em></p>
<p><em>d = d + 0.1</em></p>
<p><em>txtd.Text = d</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Yukarı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 0,1 artar.</p>
<p>Hesapla tuşu içeriği :</p>
<p><em>Private Sub cmdHesap_Click()</em></p>
<p><em>d = txtd.Text</em></p>
<p><em>inr = 22 / 7 * d ^ 4 / 64</em></p>
<p><em>frmCompositCC.txtinr.Text = inr</em></p>
<p><em>frmCompositCF.txtinr.Text = inr</em></p>
<p><em>frmCompositSC.txtinr.Text = inr</em></p>
<p><em>frmCompositSS.txtinr.Text = inr</em></p>
<p><em>frmTekilCC.txtinr.Text = inr</em></p>
<p><em>frmTekilCF.txtinr.Text = inr</em></p>
<p><em>frmTekilSC.txtinr.Text = inr</em></p>
<p><em>frmTekilSS.txtinr.Text = inr</em></p>
<p><em>Unload Me</em></p>
<h5>End Sub</h5>
<p>Bu tuşa basıldığında Atalet Momenti hesaplanarak form kapatılır ve tüm tiplerin ilgili yerlerine yazılır.</p>
<p>Geri tuşu içeriği :</p>
<p><em>Private Sub cmdGeri_Click()</em></p>
<p><em>Unload Me</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Bu tuşa basıldığında hiçbir işlem yapılmadan form kapatılır.</p>
<h3>Dörtgen Kesit İçin Atalet Momenti Hesabı Formu :</h3>
<p><strong>frmDortgen.frm dosyası içeriği :</strong></p>
<p><em>Option Explicit</em></p>
<p><em>Dim inr As Double</em></p>
<p><em>Dim a As Double</em></p>
<p><em>Dim b As Double</em></p>
<p>Burada tüm değişkenler Double olarak tanımlanmıştır.</p>
<p>Kesitin Eni etiketi yanında bulunda SpinButton içeriği :</p>
<p><em>Private Sub SpinButton1_SpinDown()</em></p>
<p><em>a = txta.Text</em></p>
<p><em>a = a &#8211; 0.1</em></p>
<p><em>txta.Text = a</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Aşağı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 0,1 azalır.</p>
<p><em>Private Sub SpinButton1_SpinUp()</em></p>
<p><em>a = txta.Text</em></p>
<p><em>a = a + 0.1</em></p>
<p><em>txta.Text = a</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Yukarı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 0,1 artar.</p>
<p>Kesitin Yüksekliği etiketi yanında bulunda SpinButton içeriği :</p>
<p><em>Private Sub SpinButton2_SpinDown()</em></p>
<p><em>b = txtb.Text</em></p>
<p><em>b = b &#8211; 0.1</em></p>
<p><em>txtb.Text = b</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Aşağı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 0,1 azalır.</p>
<p><em>Private Sub SpinButton2_SpinUp()</em></p>
<p><em>b = txtb.Text</em></p>
<p><em>b = b + 0.1</em></p>
<p><em>txtb.Text = b</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Yukarı tarafa basıldığında Textbox’ daki değer 0,1 artar.</p>
<p><strong>Hesapla tuşu içeriği :</strong></p>
<p><em>Private Sub Command1_Click()</em></p>
<p><em>a = txta.Text</em></p>
<p><em>b = txtb.Text</em></p>
<p><em>inr = a * b ^ 3 / 12</em></p>
<p><em>frmCompositCC.txtinr.Text = inr</em></p>
<p><em>frmCompositCF.txtinr.Text = inr</em></p>
<p><em>frmCompositSC.txtinr.Text = inr</em></p>
<p><em>frmCompositSS.txtinr.Text = inr</em></p>
<p><em>frmTekilCC.txtinr.Text = inr</em></p>
<p><em>frmTekilCF.txtinr.Text = inr</em></p>
<p><em>frmTekilSC.txtinr.Text = inr</em></p>
<p><em>frmTekilSS.txtinr.Text = inr</em></p>
<p><em>Unload Me</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Bu tuşa basıldığında Atalet Momenti hesaplanarak form kapatılır ve tüm tiplerin ilgili yerlerine yazılır.</p>
<p><strong>Geri tuşu içeriği :</strong></p>
<p><em>Private Sub Command2_Click()</em></p>
<p><em>frmKesitSec.Show</em></p>
<p><em>Unload Me</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p>Bu tuşa basıldığında hiçbir işlem yapılmadan form kapatılır.</p>
<h3>Hakkında Formu :</h3>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>frmAbout.frm dosyası içeriği :</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><em>Option Explicit</em></p>
<p><em>&#8216; Reg Key Security Options&#8230;</em></p>
<p><em>Const READ_CONTROL = &amp;H20000</em></p>
<p><em>Const KEY_QUERY_VALUE = &amp;H1</em></p>
<p><em>Const KEY_SET_VALUE = &amp;H2</em></p>
<p><em>Const KEY_CREATE_SUB_KEY = &amp;H4</em></p>
<p><em>Const KEY_ENUMERATE_SUB_KEYS = &amp;H8</em></p>
<p><em>Const KEY_NOTIFY = &amp;H10</em></p>
<p><em>Const KEY_CREATE_LINK = &amp;H20</em></p>
<p><em>Const KEY_ALL_ACCESS = KEY_QUERY_VALUE + KEY_SET_VALUE + _</em></p>
<p><em> KEY_CREATE_SUB_KEY + KEY_ENUMERATE_SUB_KEYS + _</em></p>
<p><em> KEY_NOTIFY + KEY_CREATE_LINK + READ_CONTROL</em></p>
<p><em>&#8216; Reg Key ROOT Types&#8230;</em></p>
<p><em>Const HKEY_LOCAL_MACHINE = &amp;H80000002</em></p>
<p><em>Const ERROR_SUCCESS = 0</em></p>
<p><em>Const REG_SZ = 1                         &#8217; Unicode nul terminated string</em></p>
<p><em>Const REG_DWORD = 4                      &#8216; 32-bit number</em></p>
<p><em>Const gREGKEYSYSINFOLOC = &#8220;SOFTWARE\Microsoft\Shared Tools Location&#8221;</em></p>
<p><em>Const gREGVALSYSINFOLOC = &#8220;MSINFO&#8221;</em></p>
<p><em>Const gREGKEYSYSINFO = &#8220;SOFTWARE\Microsoft\Shared Tools\MSINFO&#8221;</em></p>
<p><em>Const gREGVALSYSINFO = &#8220;PATH&#8221;</em></p>
<p><em>Private Declare Function RegOpenKeyEx Lib &#8220;advapi32&#8243; Alias &#8220;RegOpenKeyExA&#8221; (ByVal hKey As Long, ByVal lpSubKey As String, ByVal ulOptions As Long, ByVal samDesired As Long, ByRef phkResult As Long) As Long</em></p>
<p><em>Private Declare Function RegQueryValueEx Lib &#8220;advapi32&#8243; Alias &#8220;RegQueryValueExA&#8221; (ByVal hKey As Long, ByVal lpValueName As String, ByVal lpReserved As Long, ByRef lpType As Long, ByVal lpData As String, ByRef lpcbData As Long) As Long</em></p>
<p><em>Private Declare Function RegCloseKey Lib &#8220;advapi32&#8243; (ByVal hKey As Long) As Long</em></p>
<p>Burada tüm değişkenler tanımlanmıştır.</p>
<p><em> </em></p>
<p><strong>System Info&#8230; tuşu içeriği :</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><em>Private Sub cmdSysInfo_Click()</em></p>
<p><em> Call StartSysInfo</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Bu tuşa basıldığında Sistem Bilgisi kodları çalıştırılarak MS Win95/98/Me için Sistem Bilgisi ekranı açılır.</p>
<p><em> </em></p>
<p><strong>OK tuşu içeriği :</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><em>Private Sub cmdOK_Click()</em></p>
<p><em> Unload Me</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Bu tuşa basıldığında bu form kapanarak Ana Menü’ye dönülür.</p>
<p><em> </em></p>
<p><strong>Sistem Bilgisi Kodları :</strong></p>
<p><em>Public Sub StartSysInfo()</em></p>
<p><em> On Error GoTo SysInfoErr</em></p>
<p><em> Dim rc As Long</em></p>
<p><em> Dim SysInfoPath As String</em></p>
<p><em> &#8216; Try To Get System Info Program Path\Name From Registry&#8230;</em></p>
<p><em> If GetKeyValue(HKEY_LOCAL_MACHINE, gREGKEYSYSINFO, gREGVALSYSINFO, SysInfoPath) Then</em></p>
<p><em> &#8216; Try To Get System Info Program Path Only From Registry&#8230;</em></p>
<p><em> ElseIf GetKeyValue(HKEY_LOCAL_MACHINE, gREGKEYSYSINFOLOC, gREGVALSYSINFOLOC, SysInfoPath) Then</em></p>
<p><em> &#8216; Validate Existance Of Known 32 Bit File Version</em></p>
<p><em> If (Dir(SysInfoPath &amp; &#8220;\MSINFO32.EXE&#8221;) &lt;&gt; &#8220;&#8221;) Then</em></p>
<p><em> SysInfoPath = SysInfoPath &amp; &#8220;\MSINFO32.EXE&#8221;</em></p>
<p><em> &#8216; Error &#8211; File Can Not Be Found&#8230;</em></p>
<p><em> Else</em></p>
<p><em> GoTo SysInfoErr</em></p>
<p><em> End If</em></p>
<p><em> &#8216; Error &#8211; Registry Entry Can Not Be Found&#8230;</em></p>
<p><em> Else</em></p>
<p><em> GoTo SysInfoErr</em></p>
<p><em> End If</em></p>
<p><em> Call Shell(SysInfoPath, vbNormalFocus)</em></p>
<p><em> Exit Sub</em></p>
<p><em>SysInfoErr:</em></p>
<p><em> MsgBox &#8220;System Information Is Unavailable At This Time&#8221;, vbOKOnly</em></p>
<p><em>End Sub</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Public Function GetKeyValue(KeyRoot As Long, KeyName As String, SubKeyRef As String, ByRef KeyVal As String) As Boolean</em></p>
<p><em> Dim i As Long                                           &#8216; Loop Counter</em></p>
<p><em> Dim rc As Long                                          &#8217; Return Code</em></p>
<p><em> Dim hKey As Long                                        &#8216; Handle To An Open Registry Key</em></p>
<p><em> Dim hDepth As Long                                      &#8216;</em></p>
<p><em> Dim KeyValType As Long                                  &#8217; Data Type Of A Registry Key</em></p>
<p><em> Dim tmpVal As String                                    &#8216; Tempory Storage For A Registry Key Value</em></p>
<p><em> Dim KeyValSize As Long                                  &#8216; Size Of Registry Key Variable</em></p>
<p><em> &#8216;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</em></p>
<p><em> &#8216; Open RegKey Under KeyRoot {HKEY_LOCAL_MACHINE&#8230;}</em></p>
<p><em> &#8216;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</em></p>
<p><em> rc = RegOpenKeyEx(KeyRoot, KeyName, 0, KEY_ALL_ACCESS, hKey) &#8216; Open Registry Key</em></p>
<p><em> If (rc &lt;&gt; ERROR_SUCCESS) Then GoTo GetKeyError          &#8216; Handle Error&#8230;</em></p>
<p><em> tmpVal = String$(1024, 0)                             &#8216; Allocate Variable Space</em></p>
<p><em> KeyValSize = 1024                                       &#8216; Mark Variable Size</em></p>
<p><em> &#8216;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</em></p>
<p><em> &#8216; Retrieve Registry Key Value&#8230;</em></p>
<p><em> &#8216;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</em></p>
<p><em> rc = RegQueryValueEx(hKey, SubKeyRef, 0, _</em></p>
<p><em> KeyValType, tmpVal, KeyValSize)    &#8216; Get/Create Key Value</em></p>
<p><em> If (rc &lt;&gt; ERROR_SUCCESS) Then GoTo GetKeyError          &#8216; Handle Errors</em></p>
<p><em> If (Asc(Mid(tmpVal, KeyValSize, 1)) = 0) Then           &#8216; Win95 Adds Null Terminated String&#8230;</em></p>
<p><em> tmpVal = Left(tmpVal, KeyValSize &#8211; 1)               &#8217; Null Found, Extract From String</em></p>
<p><em> Else                                                    &#8216; WinNT Does NOT Null Terminate String&#8230;</em></p>
<p><em> tmpVal = Left(tmpVal, KeyValSize)                   &#8216; Null Not Found, Extract String Only</em></p>
<p><em> End If</em></p>
<p><em> &#8216;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</em></p>
<p><em> &#8216; Determine Key Value Type For Conversion&#8230;</em></p>
<p><em> &#8216;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</em></p>
<p><em> Select Case KeyValType                                  &#8216; Search Data Types&#8230;</em></p>
<p><em> Case REG_SZ                                             &#8216; String Registry Key Data Type</em></p>
<p><em> KeyVal = tmpVal                                     &#8216; Copy String Value</em></p>
<p><em> Case REG_DWORD                                          &#8216; Double Word Registry Key Data Type</em></p>
<p><em> For i = Len(tmpVal) To 1 Step -1                    &#8216; Convert Each Bit</em></p>
<p><em> KeyVal = KeyVal + Hex(Asc(Mid(tmpVal, i, 1)))   &#8216; Build Value Char. By Char.</em></p>
<p><em> Next</em></p>
<p><em> KeyVal = Format$(&#8220;&amp;h&#8221; + KeyVal)                     &#8217; Convert Double Word To String</em></p>
<p><em> End Select</em></p>
<p><em> GetKeyValue = True                                      &#8216; Return Success</em></p>
<p><em> rc = RegCloseKey(hKey)                                  &#8216; Close Registry Key</em></p>
<p><em> Exit Function                                           &#8217; Exit</em></p>
<p><em>GetKeyError:      &#8216; Cleanup After An Error Has Occured&#8230;</em></p>
<p><em> KeyVal = &#8220;&#8221;                                             &#8216; Set Return Val To Empty String</em></p>
<p><em> GetKeyValue = False                                     &#8216; Return Failure</em></p>
<p><em> rc = RegCloseKey(hKey)                                  &#8216; Close Registry Key</em></p>
<p><em>End Function</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Burada işletim sistemi, doananım vb. Sistem Bilgisi toparlayacak olan kodlar bulunmaktadır.</p>
<h6><strong> </strong></h6>

<p class="sayac_bilgi">106 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/dogal-frekans-hesabi-programi.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kısaca Uzay</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/kisaca-uzay.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/kisaca-uzay.html/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Aug 2010 07:05:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[9f]]></category>
		<category><![CDATA[Almaz]]></category>
		<category><![CDATA[B1]]></category>
		<category><![CDATA[Big Bang]]></category>
		<category><![CDATA[Bile]]></category>
		<category><![CDATA[C4]]></category>
		<category><![CDATA[C5]]></category>
		<category><![CDATA[Crunch]]></category>
		<category><![CDATA[Evren]]></category>
		<category><![CDATA[Gibi]]></category>
		<category><![CDATA[Ilk]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[Kendi]]></category>
		<category><![CDATA[Penzias]]></category>
		<category><![CDATA[Proto]]></category>
		<category><![CDATA[Proton]]></category>
		<category><![CDATA[Robert Wilson]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[Yava]]></category>
		<category><![CDATA[Yok]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category>uzay</category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=14570</guid>
		<description><![CDATA[O zamanlar hiçbirşey,zaman bile yoktu.Herşey sıfırdan başladı. İnsanlar herzaman Dünya’nın oluşumunu çözmeye çalıştılar.Big Bang’de bunların en mantıklısıdır. Big Bang’dan önce insan beyninin hayal bile edemeyeceği bir kavram,mutlak bir boşluk vardı.Ve birden enerji akıl almaz biçimde bir merkezde toplandı.Bu 20 milyar yıl önce gerçekleşti.Saniyeden kısa sürede enerji maddeye dönüşmüştü.Olağan üstü bir yoğunluktu Evrenin tümü bir yüksük [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>O zamanlar hiçbirşey,<a href="http://www.genelbilge.com/tag/zaman/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Zaman">zaman</a> <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bile/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Bile">bile</a> yoktu.Herşey sıfırdan başladı.<br />
İnsanlar herzaman Dünya’nın oluşumunu çözmeye çalıştılar.Big Bang’de bunların en mantıklısıdır. Big Bang’dan önce <a href="http://www.genelbilge.com/tag/insan/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with insan">insan</a> beyninin hayal bile edemeyeceği bir kavram,mutlak bir boşluk vardı.Ve birden <a href="http://www.genelbilge.com/tag/enerji/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Enerji">enerji</a> akıl almaz biçimde bir merkezde toplandı.<a href="http://www.genelbilge.com/tag/bu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with bu">Bu</a> 20 milyar yıl önce gerçekleşti.Saniyeden kısa sürede enerji maddeye dönüşmüştü.Olağan üstü bir yoğunluktu  Evrenin tümü bir yüksük içinde yoğunlaşmştı.Patlamanın etkisiyle madde dağılmaya başlamış,başlangıç noktasında uzaklaşmaya başlıyordu.Evrenin hacmi büyüyordu.<a href="http://www.genelbilge.com/tag/bu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with bu">Bu</a> büyüme henüz tamamlanmadı.Geriye iki seçenek var:<br />
1)Büyüme tamamlanmayacak,<br />
2)Genleşme gücü zayıflayıp,ufalıp,kendi kendini <a href="http://www.genelbilge.com/tag/yok/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Yok">yok</a> edecek.(Big Crunch)<br />
                            TAM OLUŞUM<span id="more-14570"></span><br />
Big Bang’den sonra genleşme başlıyor.Saniyenin milyarda biri kadar kısa sürede ısı birkaç milyar derece birden düşüyor.Sonra yerçekimi yayılmayı,genleşmeyi yavaşlatmaya başlıyor.Big Bang den saniyenin milyonda biri kadar sonra maddenin <a href="http://www.genelbilge.com/tag/ilk/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ilk">ilk</a> <a href="http://www.genelbilge.com/tag/temel/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Temel">temel</a> taşları oluşuyor.Kısa bir süre sonra iki proton ile iki nötron birleşiyor.İlk atom meydana geliyor<br />
Bu helyumdur.Isı artık sadece 3 milyon derececik kadardır. Big Bang den bir dk sonra yoğunluğun baş döndürücü bir hızla düşüşü,azalışı elektronların serbestçe atom çekirdekleri etrafında dönmesine izin vermişti. Bu ilk 5dk dan sonra <a href="http://www.genelbilge.com/tag/evren/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Evren">evren</a> yavaş yavaş yayılmaya ve soğumaya başladı. Bu madde çağıydı.Bir milyon yıl içinde ısı 3000 dereceye<br />
düştü.Bu koşullar yıldızları doğurdu. Big Bang’den 500.000 yıl sonra evrenin hidrojen ve helyumları dev pıhtılar gibi gruplaştılar. 500.000 yıl sonrada yıldızlar yoğunlaştı.3 milyar yıl sonrada yıldız kütleleri <a href="http://www.genelbilge.com/tag/proto/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Proto">proto</a> </p>
<p>galaksi için ergirler.Bunlarda yerçekimi etkisiyle GALAKSİ oldular.Uzayda hiçbirşey kaybolmaz!1965’te Arno Penzias ve <a href="http://www.genelbilge.com/tag/robert-wilson/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Robert Wilson">Robert Wilson</a>,evrende 3 kelvinlik artık bir ısıl enerjiye karşılık gelen bir fon ışıması keşfettiler.1992’de de Bu artık ışının Big Bang’den kaldığı kanıtlandı.(COBE uydusu tarafından)<br />
Bu buluş için İngiliz fizikçi Hawkins ”Tüm insanlık tarihinin değilsede,<br />
Yüzyılın buluşu olduğu kesindir.”dedi.<br />
YERÇEKİMİ<br />
Newton Evrensel yerçekimi yasasını 1687 yılında yayınladığı ’Principia’adlı kitabında açıkladı.Bu teoriye göre iki kütle arasındaki<br />
Çekim gücü,kütlelerin büyüklüğü ile doğru orantılı; aralarındaki uzaklığın karesi ilede ters orantılıdır.Yani kütleler büyüdükçe çekim gücü artacak,aralarındaki uzaklık arttıkça azalacaktır.<br />
300yıldan daha uzun bir süre önce açıklanan bu basit denklem bütün fizik ve gökbilimin temel taşıdır.Einstein 1915 yılında yayınladığı <a href="http://www.genelbilge.com/tag/gnl/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Genel">genel</a> görelilik kuramını yayınladığı zaman Newton’un kuramını güncellediBaşlangıçta bilim adamlarının bile anlamakta zorluk çektiği teoriye göre yerçekimi iki cismin arasındaki uzaklıktaki çekim gücü değil;<a href="http://www.genelbilge.com/tag/uzay/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Uzay">uzay</a>-zaman eğiminin bir sonucudur.Güneşte ağırlığı ile uzayı eğmiştir.Gezegen güneş etrafında dönerken eğilerek yörüngeye girmiştir.<br />
Peki Einstein’in teorisi doğruysa neden hala Newton’unkileri kullanıyoruz?<br />
Bunun iki sebebi var:<br />
1)Einstein’in denklemi daha çok uzayda ve dev kütleler için önemli;<a href="http://www.genelbilge.com/tag/ama/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ama">ama</a> yeryüzünde ve gündelik yaşamda Newton’un kuramı yeterli.<br />
2)Einstein’in denklemi çok karışık.Bilim adamları bile zor anladı.Bir düşünsenize bunları çocuklarımıza öğretmeye çalıştığımızı…								GALAKSİ<br />
Her gökcismi belirli bir yere aittir,komşuları ile fiziksel veya manyetik ilişki içindedirler.Bunların oluşturduğu topluluklara galaksi denir. Galaksiler evrenin sonsuzluğundaki adacıklar gibidir.<br />
        Bir galakside milyarlarca yıldız vardır.Evrende 50 milyar galaksi olduğu sanılıyor.Güneşimizin yıldız olduğunu düünürsek,bizimki gibi<br />
Milyarlarca yıldız ve doğal olarak o yıldızın yörüngesinde bulunan<br />
gezegen,uydu ve göktaşları ile birlikte bulunur.</p>
<p>Samanyolu;evrende bizim güneş sistemimizin içinde bulunduğu galaksinin adıdır.Dünyadan yalnızca bir kısmı gözükür.Galaksimizde<br />
Bizimki gibi milyarlarca sistem vardır.Galaksimiz sistemimizden 500kez<br />
Büyüktür.Diğer galaksiker gibi galaksimizde kendi etrafında döner.Güneşimiz galaksi merkezinden 30000 ışık yılı uzaklıktadır. O,galaksimizdeki bir kaç yüz milyar yıldızdan biridir yalnızca.Yıldız ile gezegen arasındaki <a href="http://www.genelbilge.com/tag/fark/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Fark">fark</a> şudur:Yıldızlar ışık yayar fakat gezegenler yaymazlar.<br />
                           BİR YILDIZ DOĞUYOR!<br />
Yıldız önce bir toz bulutudur.Yerçekimi ile toz bulutu merkeze doğru sıkışır.Bu süreç içinde ortaya çıkan yerçekimi enerjisi ile yıldız ısınmaya başlar.Bu ısı belli bir ısıya ulaşırsa nükleer erime başlar.(Güneş için 15 milyon derece)Bu süreç,iki hidrojen atomunun birleşerek bir helyum çekirdeği oluşturma sürecidir.Yıldız genellikle %75hidrojen, %25 helyumla ısınma sürecine başlar.Sonra süreç bütün hidrojen atomlarının yanarak helyuma dönüşünceye kadar sürer.Güneş’te 10 milyar yıllık sürecini yarıladı.Yıldız yakıtını bitirince ani bir patlamayla 10 katına genişler.Yıldızın bu durumuna ‘Kızıl dev’denir.Güneş yakıtını bitirince atmosferi Merkür’ü içine alacak.Eğer yıldız yeteri kadar büyükse sonuç farklıdır.Yıldız hidrojeni bitirince bu kez karbon atomunu yakar ve neon atomları oluşturur.Sonrada neon ve oksijen birlikte yanarak sülfür oluşturur.Böylece yıldızın içinde katman katman farklı atomlar yanarak daha ağır atomlara dönüşürler.Yıldızın çekirdeğinde yavaş yavaş demir birikir.Bundan sonrası da büyüklüe bağlıdır.Yıldız küçükse yanma biter ve ‘Beyaz Cüce’adında içine çökmüş yıldız olur.Beyaz cüce birkaç km çapında ancak metre küpüne milyonlarca ton basınç düşen sönmüş bir yıldızdır.Bu zaman içinde soğuyarak’Kara Cüce’ye dönüşür.<br />
Yıldızımız çok küçük ama çok yoğun nötron yıldızına dönüşebilir.Böylesi    ne ani bir çöküş dalgası yaratarak yıldız,bir ışık kümesi halinde galaksinin ötelerine doğru fırlar.Buna’Süpernova’denir.Nötron yıldızlar görünmezler;ancak dönerken,bu deniz feneri gibi çevrelerine radyasyon yayarlar.Bu güne kadar 400 nötron yıldızı bulunmuştur.Yıldız yeteri kadar büyükse ani çöküş dramatik olur.Yani yıldız bir anda tek bir noktaya sıfıra indirgenebilir.Böylesine büyük yıldızın böyle küçük bir<br />
alana sıkışmasının doğal sonucu olarak,çekim gücü o kadar büyük olur ki,bu yıldızdan ışık bile çıkamaz.Herşey girebilir ama hiçbirşey </p>
<p>çıkamaz.Girenlerin akıbetinin ne olduğu bilinmiyor.Bunlara karadelik denir.<br />
          KARADELİK<br />
Hepimiz biliyoruz;karadeliklerin bir türü,büyük kütleli yıldızların  merkezdeki hidrojen yakıtlarını kısa sürede tüketip çökmeleriyle ortaya çıkıyor.Kabullenmekte zorlandığımız şey,Güneş’mzden kat kat büyük bir yıldızın nasıl olup da inanılmaz boyutlara küçülebilmesi ve nanılmaz bir güç kazanması.Örneğin;Güneş’imizden 10 kat büyük bir yıldızın karadelik <a href="http://www.genelbilge.com/tag/haline/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Haline">haline</a> geldikten sonra aldığı boyut,60km çaplı bir küre.Üstelik bu küre, deliğin kendiside değil.İçine düşen hiçbirşeyin,hatta ışığın bile kaçamayacağı bir ‘olay ufku’.Örnek için;Dünyamızı düşünelim. Böylesine küçük kütleli bir cismin karadelik olamayacağını biliyoruz, ama oldu diyelim.Bu durumda Dünya’nın olay ufkunun çapı 9 mm’den az olacaktı!Asıl karadelik,yani fizkteki adıyla ‘tekillik’,olay ufkunun tam merkezinde.Ama artık çap falan yok.İçine düşen madde ve enerjiyi yutan bu cismin boyutları,matematiksel bir nokta kadar!Dünya asla bir karadelik olamaz dedik ama aslında olabilir!…Yeterki;Onu yeteri kadar sıkıştırabilelim!Dolayısıyla kuramsal bir karadelik oluşturmak için bir sınır yok.Ama oluştuğu maddenin böyle büyük bir ölçüde sıkışabilmesi için gerekli koşullar büyük   yıldızlarda kendiliğinden var.Dolayısıyla en çok görülen karadelikler,10üssü31 kg kadar!Karadeliklerin öbür türleri hakkında kuramcılar;13-15milyar yıl önce BigBang’in hemen ardından mikroskobik karadelikler oluştuğunu sanıyorlar.Ama karadelik dinamiğine göre bunların çoktan yok olması gerekiyor.Bir karadeliğin kütlesi ne kadar büyükse,kapladığı alanda o ölçüde büyük oluyor. Yani‘SCHWARZSCHİLD yarıçapı’ denen olay ufkunun yarı çapıyla,karadeliğin kütlesi birbiriyle doğru orantılı.Peki,şöyle irisinden bir karadelik tüm evreni yok etmez mi?Bilim adamlarına göre korkulacak bir şey yok.Tek koşul var:olay ufkundan uzak duracaksınız…Eğer kazara ufku geçerseniz;kurtuluş yok!Bir Güneş kütlesindeki bir karadeliğin çekim gücü,aynı kütledeki Güneş’ten fazla ve az olamaz.Peki  Güneş bir karadelik olursa?Olamaz!Çünkü;kütlesi bir karadelik için yeterli düzeyin çok çok altında…Benzerleri gibi Güneş.5milyar yıl sonra yakıtını tüketince kırmızı dev <a href="http://www.genelbilge.com/tag/haline/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Haline">haline</a> gelerek şişecek.Sonrada atmosferi Merkür ve Venüs’ü içine alacak.Sonra dış katmanlarını yavaş yavaş uzaya bırakacak.Sıkışıp ısınan merkezi,Dünya’mız boyutlarında bir ‘beyaz cüce’ olacak!Zaman içinde </p>
<p>soğuyarak kaybolacak.Diyelimki;karadelik oldu,gezegenler yörüngelerini kaybetmeyecekler ve aynı uzaklıkta dönmeye devam edecek.<br />
Çünkü;Karadeliğin olay ufkunun çapı yalnızca 3km olacak.Ama genede yaşama veda edebiliriz.Nedeni:<br />
Artık buraların eskisindende çok soğuk ve karanlık olacağı!…<br />
   KARADELİĞİN İÇİNDE…<br />
Bir uzay gemisinde olduğumuzu varsayalım,bilmeden Güneş kütleli karadeliğin olay ufkuna düşmüşüz.Malesef;geri çıkamayacağımızda biliyoruz.İçindeyken bazı şeyleri değişik göreceğiz.Çünkü;bir milyon Güneş kütleli karadelik gelen ışık demetlerini bükecek.Peki,ama neden güçlü bir cismin içinde olduğumuz halde kütleçekimini hissetmememiz.<br />
Nededi;hala serbest düşüşteyizve deliğin güçlü çekim alanı,bedenimizin ve gemimizin her noktasına aynı  şiddetle etki yapıyor.Ancak merkeze 600 000 km. Sokulduğumuzda,bir gariplik olacak. Ayaklarımız, başımızdan büyük bir kuvvetle çekiliyormuş gibi olacak.Merkeze yaklaştıkça bu etki artacak ve uzamışız gibi hissettikten sonra son anımsadığımız bedenimizin parçalanmak  üzere olduğu…Fakat bütün bunlar çok kısa sürecek. Merkezdeki tekilliğe olan uzaklığımızın,olay ufkunun yarıçapının 10 katı olduğunu  varsayalım.Yani;merkeze 30milyon,olay ufkunaysa 27milyon uzaklıktayız.Buradan,olay ufkunun içine çekilmemiz 8dk. sürüyor.Bundan sonra tekilliğin içinde kaybolmamız için sadece 7sn. var.Bütün bu süre yani;ufuktan tekilliğe düşme düresi,karadeliğin kütlesine orantılı olarak artıyor.</p>
<p>VE DIŞINDA…<br />
Dünya’dan bizi seyredenler ise işlerin kötüye gittiğini çok geç anlayacaklardı.Çünkü onlar,bizi karadeliğin olay ufkuna yaklaştıkça giderek yavaşlıyor anlayacaklardı.Fizik kurallarına göre biz öldükten sonra bile arkadaşlarımız,olay ufkuna vardığımızı bile  göremeyeceklerdi. Sonsuza kadar bekleseler bile…Bizde yeni oluşmakta olan bir karadeliğe yaklaşıyor olsaydık,ölmekte olan yıldızın giderek küçüldüğünü görecek, ama karadelik oluştuktan sonra dahi çöken maddenin olay ufkunu aşıp gözden kaybolmasını göremeyecektir. Bu Einstein’in kuramında saklı.Genel göreliliğin temel öngörüsü,kütlesi olan her cismin uzay-zaman dediğimiz 4 boyutlu dokuyu,tıpkı üzerine ağır bir top konmuş esnek bir kumaş gibi çukurlaştırılması.Bu çukurun üzerinden geçen herhangi bir cisim,hatta ışık,çukurun büktüğü düzlemden geçtiği<br />
için biraz eğrileşecek, <a href="http://www.genelbilge.com/tag/ya/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ya">ya</a> da bükülecekti.Karadelikler çok büyük kütleli olduğundan çukurlar dipsiz bir kuyuyu andırıyor.Bu nedenle bizim için zaman daha yavaş geçerken,uzaktaki arkadaşlarımız için daha hızlı akıyor. Eğer zamanında uyanabilseydik ve karadeliğe düşmeden olay ufkunun kenarında bir süre araştırma yaptıktan sonra dönebilseydik,kavuştuğumuz arkadaşlarımızı bizden daha fazla yaşlanmış bulacaktık.Gerçekte arkadaşlarımız kayboluşumuzu görebilecekti. Nedeni; ışığın kırmızıya kayma olgusu. Karadeliğin yakınlarında uzaya saçılan ışıkigiderek daha uzun dalga boylarına doğru ‘kırmızıya’ kayar.Bu görünür ışık,onlarca daha uzun dalagboyu olarak anlanılacak. Onlarda bizi özel aygıtlarla izleyebilecekti. Fakat; sonraları dalgaboyları öylesine uzayacaktıki ,arkadaşlarımız için biz artık tümüyle görünmez ve algılanamaz olacaktık.<br />
Peki;şöyle büyükçe bir karadelik tüm evreni yok etmezmi? Tek şartla kurtulabiliriz:Olay ufkundan uzak durmak kaydıyla. Karadeliği saran kütle çekim alanının,aynı kütledeki bir başka cismin çevresindeki kütle çekim alanından farkı yoktur.<br />
       Bilim adamlarına göre,olası en küçük karadeliğin çapı<br />
10 üzeri eksi 35 civarında olabilir.Ama bunun kütlesi 10mikrogram kadar(bir toz zerreciği)ağırlığında olur.Böyle cisimler yaratabilmek için<br />
10üzeri19 giga-elektronvolt düzeyinde enerjiler gerekir.Demek ki;<br />
bir karadelik yaratabilmek için Dünya’nın en güçlü parçacık hızlandırıcısından 10 katrilyon kat daha güçlü bir makine gerekiyor.<br />
Ve bu makinenin boyutları bir samanyolu kadar olacak!… Üstelik bu çaba </p>
<p>ve masraf boşa gidecek.Çünkü ‘Hawkins Işımı’denen bir süreç  sonucu laboratuvar ürünü kara delik 10üzeri eksi 42saniyeiçinde buharlaşıp yok olacak.Bir toz zerreciği yerine Everet tepesi kütlesinde  bir karadelik yaratılsa bile,(bunun yarı çapı 10üzeri eksi 15 metre olur.) bir atom çekirdeği büyüklüğündeki böyle bir cisim bir proton veya nötron bile yutamaz.Karadelikler kütlelerine,renklerine,dönmesine ,elektrik yüklü olan diye sınıflandırılıyorlar.Bir de akdelikler vardır, bunlarda gelen herşeyi dışarı atarlar.Nasıl ki;karadelikler yutuyorsa…</p>
<p>UZAY KİRLİLİĞİ<br />
  Dünya’da pek çok sorun ile karşıkarşıyayız.En önemlisi ise kirliliktir. Kirlilik deyince hemen aklımıza kirli su ve denizler,çöpler ve atıklar gelebilir.Şimdi olmasa bile önümüzdeki 10 yıl içinde ciddi bir tehlike haline gelebilecek bir tehditle karşıkarşıyayız.<br />
    Dünya’nın çevresinde dolanan çok küçük göktaşları var.Bunlar, atmosferde yok oldukları için bize bir zararları yok.Ama bu uydular için söylenemez.Saniyedeki hızları 70-80km’yi bulan bu göktaşları birkaç cm çapındada olsa ciddi bir tehlike yaratıyor.Örnek olarak 1993’te ESA        nın Olympus adlı uydusu,çarpan minik bir göktaşı yüzünden yön denetim birimi parçalanınca kullanılamaz hale gelmişti.Günümüzde ise<br />
Dünya’nın çevresinde 500’ün üzerinde çalışır durumda uydu bulunuyor. Ancak bu tehdit yalnız burdada kalmıyor.<br />
Yörüngedeki Hurdalar<br />
Dünya’nın çevresinde,değişik yörüngelerde dolanan ve artık hiçbir işlevi olmayan,insan yapımı cisimlerin tümü uzar kirliliğini oluşturur.<br />
     Uzay kirliliğinin iki nedeni var:<br />
1)Ömrü tükenen uydular<br />
2)Fırlatılan roketlerin yörüngede terk ettikleri üst aşamaları.<br />
Sputnik1’den günümüze değin geçen 40yıl içinde uzay araştırmaları alanında çok önemli gelişmeler yaşandı:Ay’a,Mars’a ve Venüs’e sondalar, uzay araçları gönderildi.Ay’a inildi,Mars’ın çevresine uydular yerleştirildi.Jüpiter’e,Satürn’e,astreoidlere,kuyrukluyıldızlara ve hatta Güneş Sistemi’nin dışına uzay araçları yollandı.Değişik amaçlı binleerce uydu Dünya’nın çevresine yerleştirildi.Uzay istasyonları kuruldu,farklı dalgaboylarında uzayı inceleyen uzay teleskopları yörüngeye yerleştirildi.Tüm bunları gerçekleştirmak için 4000’den fazla  çok aşamalı roket uzaya gönderildi.Bunların üst aşamaları <a href="http://www.genelbilge.com/tag/hep/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Hep">hep</a> uzaya bırakıldı.Bu yolculuklar esnasında kimi zaman roketlerde,kimi zaman da taşıdıkları yüklerde patlamalar oldu;patlamaların enkazı uzaya yayıldı .Yörüngedeki uydularınbüyük bir bölümünün ömrü tükendi;şu anda başıboş dolanıyorlar.Tüm bu işe yaramayan cisimler,roket parçaları,ölü uydular,yakıt tankları ve uzay aracı artıkları günümüzde Dünya çevresinde dolanan bir çeşit hurda yığını oluşturdular.Bugün uzay çalışmalrı tüm hızıyla büyüyor ve ne yazıkki,bu hurda yığınıda giderek </p>
<p>büyüyor.Bilim adamları bu tehlikeyi 20yıl kadar önce gördüler.Bundan yola çıkarak bu parçaları izlemek için sistemler kudular.Örneğin ABD’de yirmiden fazla radar ve optik algılayıcıdan oluşamn bir Uzay İzleme Ağı var.Rusya’dakindeyse on radar ve oniki optik bulunuyor. Dünya çevresinde dönen 10cm’den büyük bütün cisimler sürekli izleniyor.Gönderilen radar sinyalleri çarpıp yansıyor vealgılandığında hakkında bilgiler edinilip,kataloglara ayrılıyor.On dört yıl yörüngede kalan Mir’e 1cm’den küçük çaplı onbinlerce uzay döküntüsü çarpmıştır. Ama hiçbirisi çalışmaları aksatacak derecede olmadı.Aynı şey 4-5yıla kadar bitirilecek olan Uluslararası Uzay İstasyonu içinde geçerli olduğundan,özek güvenlik önlemleri alınıyor.Yüksek hızla başıboş dolaşan enkaz parçaları aynı zamanda uzay yürüyüşü yapan astronotlar içinde tehlikeli.Araçlara kendilerini koruyacak zırhlar yapılabilir ama astronot giysilerine yapılmaları olanaksızdır.Yinede o giysiler,birkaç mm’lik parçalara dayanabilirler.Ama 1cm çapında ve sn’de 10km hızla çarpan parça,astronotu öldürebilir.Bu döküntülerin bir bölümü zamanla yerçekimi yada güneş ışıması basıncıyla Dünya’ya düşer.600km’nin altındaki yörüngelerde dolanan enkaz parçalarının yerçekimi etkisiyle Dünya’ya düşmesi(ve kirlilik olmaktan çıkması)bir kaç yıl alıyor.800km dolayındakiler ise 10-15yıl kalabiliyor.1000km’nin üzerindekilerse yüzyılı aşkınbir süre dönmeyi gerçekleştirecekler.Bir başka deyişle, kirliliği oluşturan parçalar eninde sonunda Dünya’ya düşüyor.Büyük parçalar,atmosferde yok olmaktan kurtularak küçülmüş olarak yeryüzüne ulaşabilirler.Ama yörüngedeki döküntülerin gökbilimcilerce yarattığı asıl kaygı gelecekteki uzay çalışmalarına yönelik Döküntü sayısındaki artış zamanla eşik değerini aşacak ve bir dizi zincirleme çarpışma başlayacak.Bilimadamları bına çığ etkisi diyorlar ve onları korkutanda bu!Çünkü bu çarpışmalar sonucunda büyük parçalar binlerce küçük parçalara dönüşecek ve döküntü sayısıda çok artacak.Bu artış,bir gün uzay çalışmalarına onlarca yıllık  bir ara verilmesine yol açabilir!&#8230;</p>
<p>Çözüm<br />
Bu günkü çalışmalar şimdilik sorunu anlamaya yönelik.Hergeçen gün büyüyen bu sorunun çözümüne yönelik yapılan birşey yok.Bu konuda uluslararası bir anlaşma bile yapılmadı.Kirlilik konusunda ortaya atılan değişik öneriler var,ama üzerinde anlaşılan ve uygulamaya konulan ciddi bir plan yok.Tüm uzay ajanslarının anlaştıkları nokta ilk aşamada,uzay kirliliğinin artış hızının önünü kesmek.Uzay ajansları, </p>
<p>bundan büyle uzaya çıkacak araçların,fırlatılışları ve yörüngeye yerleştirilmeleri sırasında uzayı en düşük düzeyde kirletmelerini sağlayacak.Ve bundan böyle ömrü tükenen uyduların Dünya’ya düşmeleri sağlanacak.İkincil olarak yapılması gereken,bugünkü kirliliğinin temizlenmesi.Ancak bu “temizlik” daha çok teknolojik ve ekonomik konu.Değişik öneriler var.Birine göre;temizlik iki koldan yapılmalı.Birinci kolda,uzay mekikleriyle yada geliştirilecek bir araçla,büyük parçalar toplanıp Dünya’ya getirilecek.Geriye kalan milyonlarca küçük cisimde geliştirilecek bir “uzay süpürgesi”ile toplanacak.Bir başka öneride tüm hurdaları Dünya yörüngesinde belirli bir bölgede ,bir “uzay aracı mezarlığı”nda toplamak.Ama tüm bunlar şimdilik sadece birer düşünceden ibaret!…</p>
<p>DÜNYA UZAY HAVACILIĞINDAKİ ÖNEMLİ OLAYLAR<br />
1957<br />
4Ekim:Yer’in ilk yapay uydusu Sputnik’inRuslar tarafından fırlatılması.<br />
3Kasım:Sputnik2’nin içindeki Layka adlı köpekle birlikte yörüngeye oturması.<br />
1958<br />
1Şubat:Yapay Amerikan uydusu Explorer1’in fırlatılması.<br />
15Mayıs:Ağır jeofizik gözlemevi Sputnik3’ün uydulaştırılması.<br />
1959<br />
2Ocak:İlk Ay sondası Luna1’in fırlatılası,4ocakta 6000kmlik uzaklıktan geçti.<br />
3Mart:Pioneer4 ile amerikalıların Ay’a doğru yaptığı başarılı atış.<br />
13Eylül:Ay üzerine Luna2(kozmik sonda)’nin başarılı inişi.<br />
7Ekim:Luna3 ileAy’ın karanlık yüzünden alınan ilk fotoraflar.<br />
1960:<br />
1Nisan:ABD tarafından ilk meteoroloji uydusu,Tiros1’in fırlatılması.<br />
13Nisan:ABD tarafından ilk seyir uydusu,Transit1’in yörüngeye oturtulması.<br />
11Ağustos:İlk kez,uzaydan gelen bir taşıtın yere indirilmesi: amerikan<br />
Discoverer13 uydusunun kapsülü.<br />
12Ağustos:(ABD)İlk telekominikasyon uydusu,Echo1’in fırlatılması.<br />
20Ağustos:(RUS)Uzaydan iki köpek yere indirildi.<br />
1961:<br />
12Şubat:(RUS)Venera1 sondası ile Venüs’e yapılan ilk atış.<br />
12Nisan:(RUS)Vostok1 ile ilk insanlı uçuş.Süre:108dk.(Yuri Gagarin)<br />
1962<br />
20Şubat:(ABD)MercuryMA-G kapsülüyle uzaya ilk uçuş.(John Glenn)<br />
16Mart:Kozmos serisinden ilk Rus aracının yörüngeye oturtulması.18 yılda 1000’den fazla.<br />
10Temmuz:(ABD)ilk telekominikasyon rölesi,Telstar’ın uydulaştırılması.<br />
27Ağustos:İlk başarılı gezegen uçuşunu yapan Mariner2’nin fırlatılması.<br />
1Kasım:(RUS)Mars1 ile Mars’a yapılan ilk atış.<br />
1963<br />
14Şubat:Yermerkezli ilk uydu Syncom1’in fırlatılması.<br />
16Haziran:Vostok6 ile ilk kadının uzaya gidişi.(Valentina Tereşkova)<br />
1964<br />
12Ekim:3Rus kozmonotunun,pilotlu uzay aracı Voshod ile ilk uçuş.<br />
1965<br />
18Mart:Voshod gemisiyle yapılan uçuş sırasında,Aleksey Leonov’un uzaya çıkması.<br />
6Nisan:İlk uluslararası İntelsat telekominükasyon uydusunun fırlatılması<br />
26Kasım:İlk kez ne ABD,ne RUS olmayan FransızAsterix uydusunun yörüngeye oturması.<br />
15Aralık:(ABD)Gemini6 ve7 ile olan başarılı ilk uzay buluşması.<br />
1966<br />
3Şubat:(RUS)Luna 9’un Ay’yaptığı ilk yumuşak iniş.<br />
16Mart:Gemini8 ile Angea arasında yapılan ilk uzay birleşmesi.<br />
1967<br />
24Nisan:(RUS)Soyuz1 ile geri dönen kozmonot Vladimir Komarov’un ölümü<br />
9Kasım:Dev Satürn5 füzesinin fırlatılması.<br />
1968<br />
21Eylül:Ay’dan gelen rus Zond-s’nin indirilmesi<br />
21Aralık:Ay yörüngesine oturacak ilk insanlı Apollo8 gemisinin yola çıkması.<br />
1969<br />
20Temmuz:İnsanlı uzay gemisi Apollo11’in Ay’inişi<br />
21Temmuz:Ay üzerine ilk çıkış.(Armstrong,Aldrin)<br />
1970<br />
11Şubat:Japonya’nın kendi olanaklarıyla uydu fırlatması.<br />
24Nisan:Çin’in kendi olanaklarıyla uydu fırlatması.<br />
24Eylül:Otomatik Luna 16’nın Ay’dan aldığı örnekleri getirişi.<br />
16Kasım:İlk otomatik uzay taşıtı Lunahod1’in Ay’inişi.<br />
1971<br />
19Nisan:(RUS)İlk yörünge istasyonu Salyut1’in fırlatılışı.<br />
30Haziran:Salyut1 ile Yer’r gelen 3kozmonotun ölümü<br />
1972<br />
3Mart:(ABD)Pioneer10’un Jüpiter’e fırlatılması.<br />
23Temmuz:NASA’nın fırlattığı Landsat1’in yörüngeye oturması.<br />
1973<br />
14Mayıs:İlk Amerikan yörünge istasyonu Skylab’ın uydulaştırılması.<br />
3Kasım:(ABD)Mariner10’un Merkür’e doğru fırlatılması.<br />
16Kasım:84gün ile uzayda kalma rekoru kıran Skylab istasyonunun 3. Mürettebatının yola çıkışı<br />
1975<br />
17Temmuz:Apollo-Soyuz uzay randevusu<br />
22Ekim:Rus sondası Venera9 aracılığıyla Yer’e iletilen Venüs yüzeyinin ilk resimleri.<br />
1976<br />
20Temmuz:Amerikan Viking1’in Mars’a yaptığı ilk yumuşak iniş.<br />
1977:<br />
20Ağustos:(ABD)Voyager2’in Satürn’e fırlatılışı.<br />
29Eylül:2. kuşak Rus yörünge istasyonu Salyut6’ın fırlatılması.<br />
1978<br />
22Ocak:Otomatik Progress1 ile Salyut6’ya yapılan ilk ikmal.<br />
3Mart:Bir çek olan Vladimir Remek’in ilk uzay uçuşu.<br />
1979<br />
17Ağustos:6ay uzayda kalarak rekor kıran Lyahov ve Ryumin’în Salyut  6ile Yer’e dönmesi.<br />
24Aralık: FR.-Avrupa yapımı Ariane füzesinin başarılı fırlatılışı.<br />
1981<br />
12-14Nisan:Amerikan Columbia ‘nın ilk uçuşu.<br />
1982<br />
10Aralık:Uzayda 211gün kalarak rekor kıran kozmonotların dönüşü.<br />
1983<br />
13Haziran:Pioneer10’un 11yıllık yolculuktan sonra güneşsisteminde bilinen en uzak gezegendende uzağa gidişi…<br />
28Kasım:Spacelab’taki ilk Alman astronot:Ulf Merbold</p>

<p class="sayac_bilgi">294 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/kisaca-uzay.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şarkiyatçlık</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/sarkiyatclik.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/sarkiyatclik.html/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Jun 2010 18:00:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Ama]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[Barbar]]></category>
		<category><![CDATA[Bile]]></category>
		<category><![CDATA[Bizans]]></category>
		<category><![CDATA[bu]]></category>
		<category><![CDATA[Discourse]]></category>
		<category><![CDATA[Grek]]></category>
		<category><![CDATA[Hegel]]></category>
		<category><![CDATA[Hep]]></category>
		<category><![CDATA[Kapitalist]]></category>
		<category><![CDATA[Korku]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Ya]]></category>
		<category><![CDATA[Yani]]></category>
		<category><![CDATA[Zaman]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category></category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/sarkiyatclik.html/</guid>
		<description><![CDATA[Şarkiyatçılık, bir bilim dalı, bir söylem tarzı (discourse), bir siyasi ideoloji ya da bir dünya görüşü olarak değerlendirilebilir. Ama en geniş tanımıyla, şarkiyatçılığın temeli “biz-onlar” dualizmine dayanır. Şarkiyatçılık, kendini Batı (occident) denilen bir siyasi-kültürel oluşuma ait hisseden birinin Doğu (orient) olarak betimlediği bir oluşumun öğeleri hakkında konuşmasıdır. Bu bağlamda şark nosyonunun, Avrupa’da 18. yüzyıldan itibaren [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Şarkiyatçılık, <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bir/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Bir">bir</a> bilim dalı, <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bir/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Bir">bir</a> söylem tarzı (discourse), <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bir/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Bir">bir</a> siyasi ideoloji <a href="http://www.genelbilge.com/tag/ya/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ya">ya</a> da bir dünya görüşü olarak değerlendirilebilir. <a href="http://www.genelbilge.com/tag/ama/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ama">Ama</a> en geniş tanımıyla, şarkiyatçılığın temeli “biz-onlar” dualizmine dayanır. Şarkiyatçılık, kendini Batı (occident) denilen bir siyasi-kültürel oluşuma ait hisseden birinin Doğu (orient) olarak betimlediği bir oluşumun öğeleri hakkında konuşmasıdır. <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with bu">Bu</a> bağlamda şark nosyonunun, Avrupa’da 18. yüzyıldan itibaren geliştirilen söylemden üretilen bir yapı (construct) olduğu vurgulanmaktadır. Böyle bir dualizmin kökeninde, maddi bir koşul olarak Avrupa’nın siyaseten ancak Doğu ile çelişki düzleminde, yani Doğu’nun antagonizması olarak gelişebildiği gerçeğini aramak gerekir. Antik çağdaki <a href="http://www.genelbilge.com/tag/grek/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Grek">Grek</a> veya Helen gücünün Perslerle savaşında kendi kimliğini oluşturduğunu varsaymasak bile -ki o zaman Grekler açısından Avrupa veya Batı diye bir fikir yoktu. Antik çağın sonunda farklı <a href="http://www.genelbilge.com/tag/barbar/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Barbar">barbar</a> boyları ile boğuşan Batı Roma bile yani başkenti Bizans’la sürekli rekabet <span id="more-13604"></span>içerisinde Hıristiyanlığın merkezi olma gayretindeydi. Böyle olmakla birlikte Avrupa, Ortadoğu uygarlığının değişik uzantılarıyla çatışarak kendini şekillendirdi. Şarkiyatçılık tartışmalarında bu siyasi paradigmasal gerçeklik <a href="http://www.genelbilge.com/tag/hep/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Hep">hep</a> akılda tutulmalıdır. Çünkü bu, fikirsel bir oluşumun maddi temelini teşkil ediyor.<br />
Barbar tehlikesi konusundaki neredeyse mitolojik denilebilecek <a href="http://www.genelbilge.com/tag/korku/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Korku">korku</a>, elbette şarkiyatçı bakış açısının merkezi bir boyutu, mesela <a href="http://www.genelbilge.com/tag/hegel/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Hegel">Hegel</a>’in <a href="http://www.genelbilge.com/tag/tarih/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Tarih">tarih</a> felsefesini anlamak için bir mihenk taşıdır. Ama ilginç olan, bu korku Avrupa’nın üstünlük kazandığı <a href="http://www.genelbilge.com/tag/kapitalist/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kapitalist">kapitalist</a> döneme ait olan bir olgu olarak, yani korkulacak bir şeyin olmadığı, Doğu’nun gerilediği 18. ve 19. yüzyılda oluşmasıdır. Bu, Batı egemenliğinin pekiştirmeyi amaçlayan bir rivayettir. Yoksa bahsedilen süreç için her uygarlığın başka bir güç tarafından istila edilme korkusunu kayda değer ölçüde aşan bir algılayış söz konusu değildir.<br />
Doğu ve Batı’nın hangi anlamlara geldiklerini açıklamak şarkiyatçılık tartışmalarını açık bir şekilde ortaya koyabilmek açısından gereklidir. Günümüz yapılanmasına bakıldığı zaman Japonya, Amerika, ve Kanada <a href="http://www.genelbilge.com/tag/gibi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Gibi">gibi</a> ülkeler Batı kavramı içerisine girmekteyken, Doğu Avrupa veya Latin Amerika’da yer alan ülkeler Batılı olmayan (Batılı olmaya çalışan) bir mekânı ifade etmektedir. Coğrafi olarak bakıldığında,  belirtilen ülkelerin neyin batısı veya neyin doğusu olarak ifade edildiği kafa karıştırıcı hale gelmektedir. Bu durum, bu kavramların açıklanmasında coğrafi referansın yeterli olamayacağını göstermektedir.<br />
Yukarıda yer alan tespit bizi Doğu ve Batı’nın coğrafi mekânının dışında bir kurgu olarak simgeleştirildiği sonucuna ulaştırmaktadır. Edward Said’in Şarkiyatçılık’ı (1978) bu nokta üzerinde durmaktadır. Said, bu kurgunun Batı düşünce tarzından kaynaklanmakta olduğunu, dil ve söylemin kullanımda bulunduğu mekanizmalar aracılığıyla Batı’nın bu işlevi yerine getirdiğini söylemektedir. Bu mekanizmalar aracılığıyla toplumlar çeşitli nitelemelere tâbi tutulmakta değişik kategoriler altında toplanmaktadır (Kahraman ve Keyman, 1998:68). Bunun sonucunda Batılı ve Doğulu nosyonlar hem akademik dilde hem de günlük dilde kullanılmaya başlanmaktadır. Artık; çalışkan, rasyonel ve modern Batılı karşısında durağan, tarihsiz, pasif, despot Doğulu imajı vardır.<br />
Said’in de belirttiği gibi bu kurgu içerisinde Batı; kültür, edebiyat, siyaset, mantık ve bilimi ile doğu mistizminin “saçmalıkları” arasında ayrım oluşmakta, Batı düşüncesinden uzaklaşmak yanlış ölçümler, yanlış kafalar, kötü tasarımlar, özensiz gözlemlerden oluşan Doğu düşüncesine sebep olmaktadır (Alatlı, 1998:85). Bu tasnif, sadece imaj düzeyinde kalmaz, bilgi ile iktidarın birlikte işlediği bir oluşuma işaret eder. Kahraman ve Keyman (1998:66), bu noktadan hareketle global tarihin Batı modernitesinin dünya üzerindeki farklı kimlikleri ötekileştirerek kurduğu hegemonyanın tarihi olduğunu ifade etmektedirler.<br />
Doğulu mu Batılı mıyız? Biz kimiz ve neyiz sorusu, <a href="http://www.genelbilge.com/tag/ilk/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ilk">ilk</a> bakışta dorudan bir kimlik sorusu olarak çıkar karşımıza. Ama bunun yanı sıra, başka bir özelliği daha vardır: Birbirini besleyen iki kendiliğin birbirlerinden hareketle benzerliklerini ve farklılıklarını aradıklarını ifade eder; bir şeye benzer ya da o şeyden farklı olmayı, <a href="http://www.genelbilge.com/tag/temel/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Temel">temel</a> bir sorunsal olarak gündeme getirir. Bu nedenle Batılılıktan söz etmeden Doğululuktan ya da Doğululuktan söz etmeden Batılılıktan söz etmek imkansızmış gibi görünür.<br />
Said’in kitabı varlığını böyle bir imkânsızlığa borçlu gibi. Doğu’nun ve Batı’nın söylemsel iç içe geçmişliğini Doğu’ya ayrı bir bütünlük olarak varolma imkânı tanımamasının yarattığı “çıkmazla” boğuşan Edward Said, çareyi adlandırmakta bulur. İmkânsızlığın adını şarkiyatçılık koyar, böylece bir düşünme tarzının isim babası haline <a href="http://www.genelbilge.com/tag/gelir/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Gelir">gelir</a>.<br />
Edward Said’in Orientalism adlı eseri 1978 yılında basıldığından beri bir çok akademik alanda yeni araştırmalara ve yeni bakış açılarına ilham verdi. Antropoloji, sosyoloji, siyaset bilimi, tarih, edebiyat gibi alanlarda son 20 yılda “doğu” üzerine yapılan araştırmalarda Said’in katkısı oldukça belirgindir. Özellikle Avrupalı olmayan sosyal bilimciler ve edebiyatçılar için oldukça kışkırtıcı ve teşvik edici bir iddiası olan bu eser toplumlar arası veya kültürler arası ilişkilere bakışımıza yeni bir soluk getirmiştir. Örneğin 1970’lerde doğu-batı ilişkisini gelişme, az gelişmişlik, emperyalizm ve kolonyalizm gibi sosyo-ekonomik kavramlarla irdeleyen birçok sosyal bilimci aslında doğu-batı ilişkisinin kültürel bir hegemonya ile de şekillendiğini ve emperyalizm, kolonyalizm gibi süreçleri önceleyen Oryantalisyt söylemin, yani batının doğuyu Avrupa-merkezci bir şekilde algılamasının bu süreçler üzerinde bugün göz ardı edilemez etkilerinin olduğunu kabul edip, bu kitabın etkisi altında konuyu yeniden incelemeye yönelmişlerdir. Bu nedenle son 20 yıldır çağdaş toplumsal ve siyasal düşüncede diğer kültürleri ve yaşam biçimlerini nasıl algıladığımız üzerine artan bir ilgi görülmektedir.<br />
Said’in kalkış noktası felsefi veya sosyo-psikolojik bir sorundan yani ötekini algılama ve anlama sonsalından kaynaklanmakla beraber, sonuç itibariyle Said düşünce tarihine yönelik ciddi bir iddiada bulunmaktadır: Said’e göre çağlar boyunca batılıların doğulular hakkında her türlü bilgisi ve bu bilginin temsili çarpık, eksik ve yanlış algılamalara dayanır. Ötekini algılama ve anlama sorunsalına özellikle bir tarihçi olarak yaklaşıldığında Said’in önermesi inandırıcı olamayacak kadar kapsamlı ve iddialı bir genellemedir. Dahası Said’e göre, batının doğu fikri her zaman batıyı yücelten ve batının üstünlüğünü yineleyen bir söylemdir. Bu söylem değişen çağlar ve metinler boyunca devam eden, hem düşünsel hem de eylemsel düzeyde ortaya çıkan egemen bir konuma yaslanmaktadır. Batının doğuyla her karşılaşmasında bu iktidar ilişkisi, yani oryantalizm söylemi kendini yeniden üretir. Bu nedenle Said’in anlayışına göre batıda doğuyu yansıtan ve temsil eden her düşünce aslında yanlıştır ve doğru olma imkanı da yoktur. Böylece Said yaptığı büyük genellemeyi bir indirgeme ile irdelemek ister gibidir. Şöyle ki batının (çarpık, yanlış veya eksik) doğu tasarımları ışığında yürüttüğü eylemler Said’e göre kaçınılmaz bir şekilde batının doğuya hakimiyetini pekiştirmeye yöneliktir.  Öncelikle Said Oryantalizm söylemini tekdüze, tutarlı ve bütüncül olarak yansıtır. İkinci olarak Oryantalizm tarih-aşırı bir söylemsel bütünlük olarak tanımlanır. Üçüncü olarak Said batının egemen ve üstünlük iddiasını böyle bir pozisyonun olmadığı dönemler için de varsayar.<br />
1978 yılında Said Orientalism’i yayınladıktan sonra artık <a href="http://www.genelbilge.com/tag/pek/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Pek">pek</a> çok şey eskisi gibi olmayacaktı ve olmadı da. Aslında kitaba adını veren Orientalism kelimesi, yıllardır vardı biliniyordu ve kullanılıyordu. Said’in de ayrıntılı biçimde temellendirdiği ve belgelediği şekliyle bu kelime, batı dünyasının, yani Avrupa’nin, Haçlı Seferleri’nden bu yana Şark dünyasını, özellikle İslami Şark’ı, tasvir etmede, var etmede ve temsil etmede kullandığı bir kavramdı. Kitabın alt başlığından da anlaşılacağı üzere yazarın temel amacı, Batı dünyasının Şark’a nasıl baktığını, onu nasıl algıladığını ve yorumlayıp yeniden “dolaşıma soktuğunu” ele almaktır. Yüzyıllar öncesine dayanan Doğu Batı ayrımı Said’e göre sadece coğrafi bir farklılığın çok ötesine geçmiş Batı kültürünün ürünleri vasıtasıyla imgesel bir farklılığa dönüşmüştü. Doğu, Batı için farklı bir mekan, medeniyet ya da kültür değil, farklı bir “nesne” olagelmişti. Said’in yaptığı iş, 20.yüzyılın sonuna doğru bu nesneleştirme sürecinin hangi sahnede, hangi aktörlerle ve nasıl bir mizansenle tasavvur edilip sahnelendiğini izleyerek senaryoyu kağıda dökmek olarak özetlenebilir: Üründen yola çıkarak hammaddeye doğru bir köküne iniştir. Yüzlerce yıllık kültürel bir birikimin yarattığı akıntılara karşı bu derin nehirde yüzebilme ayrıcalığı iki farklı dünyanın keyfiyetini birden zihninde yaşayan bir usta yüzücüye ait olabilirdi ancak. Bu tam da Lübnan doğumlu Protestan bir ailenin Mısır’da okumuş, A.B.D’de akademisyen olmuş oğluna, Edward W. Said’e göre bir işti. Şarklılık bilincini Batılı tarzda eğitim almış olmasına karşın kaybetmeyen Said, kitabının giriş kısmında şöyle der: bu çalışmadaki kişisel yönelimlerin çoğu, iki İngiliz sömürgesinde geçmiş çocukluğumdan kalma bir “Şarklılık” bilincinden gelir. Bu sömürgelerde (Filistin ve Mısır) ve A.B.D’de gördüğüm eğitim, baştan sona Batı usulü bir eğitimdi, ama derinde yatan o ilk bilinç varlığını hep korudu.<br />
Kitap bir giriş ve üç ana bölümden oluşur. Yazarın genel olarak kavramlara açıklık getirdiği amacını ve yöntemini izah ettiği ve gelecek sayfalarda okuyucuyu bekleyen çetrefil problemlere hazırladığı bir hazırlık sınıfı olan Giriş’in ardından, Şarkiyatçılığın kökenini ve uygulama alanlarını ayrıntılı olarak belgeleyen ilk bölüm gelir. İkinci bölüm 18. yüzyıl sonu ile 19. yüzyıl başına gelindiğinde Avrupa’nın siyasi, kültürel ve akademik olarak Şark’a bakışını, ilişkilerini, bilimsel yeniliklerini ve bunların kurumsal yapılanmasını masa üstüne yatırır ve haritasını çıkarır. Üçüncü bölüm ise 20. yüzyılın sonuna doğru Şarkiyatçılığın bugünkü duruşuna ve geldiği noktaya ayrılmıştır.<br />
Giriş bölümünde Said, öncelikle Şark kavramını çözümlemeyi amaçlar. Coğrafi bir bölgeden çok imgesel bir anlam taşıyan Şark, Avrupa’nın karşıt ve öteki imgesi, aynı zamanda da maddi uygarlığının tamamlayıcı bir parçasıdır. Bundan dolayı Şarkiyatçılık bir söylem olarak incelenmelidir. Ancak ondan sonra Avrupa’nın onu nasıl ele alıp yeniden ürettiğini anlayabiliriz. Bu haliyle Şarkiyatçılık sistemli bir disiplin, yaratılmış bir kuram ve uygulama bütünü olarak karşımıza çıkar. Ancak bu sistemli disiplin, Avrupa’nın görece üstünlüğünü koruyarak Şark’la kurulabilecek makul ve gerektiğinde mesafeli bir ilişkinin varlığını benimser. Bu nedenle Şark araştırmaları, yani Şark üzerinde yazan, araştırma yapan herkesin ortaya koyduğu üretim, iki farklı kültür ve medeniyetin bir araya gelip birbirlerini tanımaya ve anlamaya çalıştıkları masum bir karşılaşmanın, bugünkü popüler deyişle, bir uygarlıklar buluşması yada diyalogunun meşru zemini olamayacaktır, Şarkiyatçılığın tabiatı ve mizacı buna aykırıdır. Bu durum, şarkiyat araştırmalarının ve Avrupa’nın Şark’a yaklaşımının temeline, kaçınılmaz olarak Batı’nın lehine bir egemenlik ve üstünlük konumu oturtur. Böylece Şark’ın ve Şark insanının “biz Avrupalılar” tarafından hazırlanan, gerçekleştirilen, her defasından pekiştirilen kimliği kesinleşir: Şark, ötekidir.<br />
18. yüzyıldan itibaren bu kimlik, Avrupa’nın elinde ve zihninde defalarca yoğrulacak, biçimlendirilecek, yeniden üretilecek ve, Said’in deyişiyle, tekrar dolaşıma sokulacaktır. İki taraf arsında kurulan her ilişki türü, Avrupa’nın üstünlüğünü yitirmemesi önkoşulu ile gerçekleşir. Muhtemel bir ilişkiyi kabul edilebilir kılan tek gerçek budur, bu almalıdır. Said, Rönesanstan bu yana Batılı insanın hiçbir direniş görmeksizin Şark’ta bulunma veya Şark’ı düşünme imkanına sahip olduğu için Şark’ta bulunduklarını, Şark’ı düşündüklerini söyler. Bu “imkan”, 18. yüzyılın sonuna gelindiğinde kendini farklı bir ortamda yaşatma fırsatı bulacaktır. Bilimsel gelişmeler ve hızlı kurumsallaşma süreci içinde yerini almakta zorlanmayan Şarkiyatçılık, artık üniversitede araştırılan, müzede sergilenen, sömürge yönetimince yeniden yapılandırılan, antropoloji, biyoloji, dil bilim, ırk ve tarih tezleri içinde açıklanan bir Şark’ın ortaya çıkmasını sağlar. Bu gerçek bizi nereye götürür? Said’e göre kültür-bilim-siyaset arasında göz ardı edilemeyecek bir bağın, bağlılığın mevcudiyeti, teorik olarak hepimizin benimseyip düstur edindiği “bilimsel tarafsızlığı” etkileyip lekelemektedir.<br />
Tarihi ve coğrafi kimliğin ötesinde bir başka gerçeklik vardır bu ikiliğin ardında. Çünkü Şark karşısında Batılı, neredeye Homeros’tan beri Şark’a müdahale etmeden duramayan bir medeniyetin temsilcisi ve üyesidir. Bundan dolayıdır ki Doğu’ya olan ilgi siyasi olmakla beraber, bu ilginin altında yatan güç kültürüdür. Şarkiyatçılık ise salt bir siyasi hesaplar yığını ya da emperyalizmin kaba maşası değil, Şark’ı yeniden üretme niyetinin, yönetiminin ve sonucunun ta kendisidir. Bu haliyle de Doğu’dan ziyade batı dünyası ile ilgilidir ve siyasi, düşünsel, kültürel ve hatta ahlaki alt ve üst yapıların iç içe geçtiği bir yumak halindedir.<br />
Said için Şark’la uğraşan herhangi bir yazarın, araştırmacının sorunu, Şark karşısında kendini bir yere konumlandırma zorunluluğundan gelmektedir. Yazar, Şark’ı çerçeveleme, onu temsil etme veya onun adına konuşma biçimini seçerken muhakkak bir dayanak bulmaktadır kendisine. Bu da, daha önce yapılmış çalışmalarla, izleyicilerle, kurumlarla kurduğu bağda ortaya çıkar. Eski Şark’a gönderme yapmak Homeros’ta bile vardır. Öyleyse Şark araştırmaları, temel anlamda “Şark’ın seslendirilmesi, betimlenmesi, gizemlerinin Batı için anlaşılır kılınması” dır. Şark’ın gerçekte nasıl olduğuyla değil, nasıl temsil edildiğiyle ilgilidir. Şark’ın varlığı, onu çeşitli şekillerde temsil etme tekniklerinin kullanılıp Batı tarafından anlamlandırılmasından sonra tasdik edilmekte ve bir kavram halini almaktadır. Böylece elde edilen sonuç, kurumlara, geleneklere, ve üzerinde fikir birliğine varılmış şifrelere dayanan bir Şark’tır.<br />
Said, Şarkiyatçılığın tarihçesini iki döneme ayırır. 18. yüzyılın sonlarına doğru yaşanan dönüm noktası, eski Şarkiyatçılığın sona erdiğine ve yazarın modern Şarkiyatçılık diye adlandırdığı ikinci dönemin başlangıcına işaret eder. Bu dönüm noktası, Napoleon’un 1798 Mısır seferidir. Batı her zamankinden daha bilimsel ve incelikli bir Şark bilgisi üretmeye, daha disiplinli teknikler kullanmaya başlamıştır. İbranicenin kutsiyetine halel getiren ve onu tahtından indiren filoloji çalışmaları, Goethe, Byron, Hugo gibi Şark’ı sanatlarıyla yeniden yapılandıran, hakiki Şark ile, temsili, hayali Şark arasında bir yer edinen sanatçılar, Şark’ı Avrupa’nın iktidar mücadelelerinin sahnesi kılan siyasetçiler, modern Şarkiyatçılığın temellerini atmış oldular.<br />
Said Şark karşısında Batı’nın kendi üstünlüğünü kurma arzusuna dayandırdığı bakış açısının temelinde kökleri Bacon’a kadar uzanan bir temanın izlerini bulur. Bilgi-güç ilişkisidir bu tema. Bundan dolayı Alfred James Balfour’un 1910 yılında Avam Kamarası’nda Mısır ile ilgili olarak yaptığı konuşma Said’in Şarkiyatçılık söylemini kültür-siyaset ilişkisine dayandırarak çözümleme yolunu haklı çıkarır niteliktedir. “Çünkü onu (Mısır’ı) biliriz,” der Said, “o, bir bakıma biz onu nasıl biliyorsak öyle var olur. Bir tarafın kendisini yönetebilme becerisi ve tecrübesi, diğer tarafın ise bu beceriden mahrum olması, bilgi-iktidar prensibine aşikâr bir gönderme içermektedir. Çünkü bilgi, yönetebilme becerisini, bu beceri de “öteki” karşısında doğal bir üstünlüğü getiri kuşkusuz. Said bu saptamayı, “İngiltere Mısır’ı biliyor; Mısır, İngiltere’nin bildiği şey; İngiltere Mısır’ın kendi kendini yönetemediğini biliyor; bunu Mısır’ı işgal ederek kesinliyor,” formülüyle sıraya koyar ve okuyucuya sunar. Şark’ın ötekiliği ve ötekileştirilmesi süreci, bilginin getirdiği gücün verdiği enerjiyle meydana gelmiştir. Said’e göre, bir “bilgi nesnesi” olarak Şark, bu tür irdelemeler karşısında “savunmasızdır.<br />
Şark’ın nesneleştirilmesi ve katlanarak büyütülen bilgisi yoluyla “Şarklaştırılması”, yani tek tip haline indirgenmesi, Şarkiyatçılığın ana düşüncesini oluşturur. Bir yandan nesneleştirilen, bir yandan basmakalıp haline getirilen Şark, kendi hakikatinden koparılarak “temsili” birikimliğe büründürülür, Batı’nın ürettiği bir “bilgi” kıvamına getirilir, sonuç olarak her defasında bu mevcut bilgiye dayanarak, yeni nesiller yeni “bilgiler” üretir. Ancak hammaddenin özü değişmez, sadece ortaya çıkan ürün çeşitlenir. Bu tür bir üretim tarzı, Avrupalı insanın kafasında yıllarca var ettiği, beslediği, kimi zaman korktuğu, kimi zaman nefret ettiği, küçük gördüğü, meraklandığı bu imge, dolaylı olarak otoritede ve devlet aygıtında da kendisini gösterir. Şark’a ilişkin en değişmez ve beylik ifadelerden birisinin, bu yoldan geçerek İngiliz yönetici zihniyetinde kendini nasıl gösterdiğini Said, şöyle örneklendirir:1882 ve 1907 yılları arasında İngiltere’nin Mısır’daki temsilcisi olan Cromer Lordu Evelyn Baring, Batılı zihniyet ile şarklı zihniyet arasında, tecrübelerine dayanarak yaptığı karşılaştırmada, Avrupalı insanın sağlam akıl yürütmesi, belirsizlikten kaçınması, doğuştan mantıkçılığı, doğası gereği kuşkuculuğu, bir önermenin doğruluğunu kabul etmek için önce kanıt istemesi gibi saygın özelliklerine karşın, kesinlikten nefret eden zihniyeti, pitoresk sokaklara benzeyen simetri yoksunu aklı, fena halde zayıf mantık yetisi, bıktırıcı ve muğlak ifadeleriyle bir Şarklının ne kadar farklı olduğunu “bilimsel” bir biçimde ortaya koyar. Öyle anlaşılıyor ki Cromer’a göre, o güne kadar bir Descartes çıkartamamış olan Şark, üstelik Avrupa’nın çıkardığı Descartes’tan da bi-haber olmakla, kartezyen düşünmenin nimetlerinden yoksun olmanın bedelini, Mısır’ın İngiltere tarafından yöneltilmesi gerektiği gerçeğini sineye çekerek ödemeliydi ve ödemekteydi.<br />
Avrupa’nın Şark’a ilişkin bu kavrayışının oluşumu uzun bir dönemi kapsar. Said, Cromer’da bir örneğini gördüğümüz zihniyetin, sık sık bu “güvenilir bilgi dağarına” baş vurulmasının, yerleşik Şarkiyatçı görüşün sürekli olarak nesilden nesile aktarımının altında, insanın kendisi gibi olmayanı daima farklı görme ve “ötekileştirme” tavrının yattığını söyler. Sınırlar bir kere çizildikten sonra geri dönüş artık çok zordur. Ancak bu farklılığın bir şekilde beslenmesi ve gelişmesi gerekir. Bu da 18. yüzyılın ortalarından itibaren Şark’a ilişkin bilginin düzenli olarak artmasıyla gerçekleşti. Bu bilgi yığınağına devamlı olarak ebedi bir üretim de ekleniyordu. Öte yandan Batı’nın son iki yüzyılda “ çok daha güçlü” olması kaçınılmaz sonu kesinleştiren en önemli etken oldu. Batı hem bilgi hem de güç sahibiydi. Avrupa’nın elindeki bilgi ve güç, Şark’ı “akıl dışı” ve “farklı” yaparken, Avrupa’yı da “normal” ve “aklı başında” kılmaktaydı.<br />
İşte tam bu noktada, Said’in en can alıcı iddiası gün yüzüne çıkıyor. Bilgi-güç ikilisinin birbirini doğal olarak besleyen ortaklığının doğurduğu sonuç, aslında bir yeniden yaratış sürecidir. Batı’nın Şark’a ilişkin ürettiği bilgiler yığınını anlamlı ve düzenli bir sınıflandırmaya tabi tutması, “disipline etmesi”, Said’in değişiyle bir kültürel güç uygulanmasıdır. Bu şekilde Batı Şark’ı, Şarklıyı, ve o dünyayı yaratmaktadır. Böylece Batı’nın ıslah etmesi gereken bilgilerden oluşan bir çalışma alanı, yani Şarkiyatçılık ortaya çıkar. Doğu, insani değil, bilimsel nedenlerle incelenmeyi hak eden bir araştırma alanıdır. Bu gerçeğin en dikkat çekici tezahürü, Şarkiyatçılığın hem kurumsal bakımdan hem de içerik bakımından hızla geliştiği dönemin, Avrupa’nın Afrika ve Asya’daki hızlı yayılma dönemiyle çakışıyor olmasıdır. “Böylece paylaşılan sadece toprak olmadı”, der Said. Aynı zamanda onun Şarkiyatçılık adını verdiği “düşünsel bir güç” de paylaşılmıştır.<br />
Bu iki yönlü paylaşımın zihinsel bir proje olmaktan çıkıp da tarihte vücut bulduğu zaman Napoleon’un 1798 Mısır istilasıdır. Siyaset ile kültürün birbirini işler kıldığı ve desteklediği bu sistem, hem kuruları hem de aktörleri bakımından Said’in, “gerçekliğin siyasi tasavvuru” olarak tanımladığı Şarkiyatçılığın eliyle, “biz” olan Avrupa ile, “onlar” olan Doğu arasındaki maddi ve insani farkları daha da keskinleştirmek amacına hizmet etti. Ancak buradaki mesele ilk bakışta görünenden daha derinlere inerek Doğu-Batı ayrımının daha soyut daha kapsamlı ve tamamen öze ilişkin bir sorunun parçası olarak değerlendirerek, asıl büyük sorunun tartışılacağı zemine geçiş sağlıyor. Said tarafından “temel düşünsel mesele” olarak ilan edilen bu tez, dünyadaki toplumların tarihsel, kültürel, geleneksel, ve hatta en ciddi ayrımlardan biri olarak- ırksal farklılıklarıyla bölünebilmesini onaylamaktan başka bir anlama gelmeyecektir. Diyelim ki makul ve olabildiğince masum bir bölümlemenin yapılabileceğine inandık ve razı olduk, o halde bunun ardından doğabilecek problemlere, Said’in deyişiyle “insanca göğüs germek” mümkün olabilecek midir? Bu tür bölümlemelerin yaratacağı kutuplaşmalar, Şarklılığın daha Şarklı, Batılının daha Batılı olmasına hizmet ederken, öte yandan bir tarafın diğerine olan üstünlüğü bilimsel bir hakikatmişçesine zihinlerde yer etmeye başlar. Bu “tarihselleştirme-bilimselleştirme” çabasına Said’in verdiği ilginç modern bir örnek, Amerikalı ünlü siyasetçi Henry Kessinger’dır. Kessinger, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler diye ikiye ayırdığı dünyanın, bu ayrıma gitmesindeki temel neden olarak Newton’u gösterir. “Newton’cu düşüncenin ilk etkisinden kaçan kültürler” ampirik gerçeklik denen kavrama yabancı kaldıklarından uluslar arası düzende, ampirik gerçekliği iliklerine kadar özümsemiş olan Batı’nın denetimi altında olmaları gerekmektedir. İşte böylece Descartes’tan sonra Newton’un da eksikliği, Şark’ın içler acısı halini bizim için daha anlaşılır kılmaktadır.<br />
Şarkiyatçılığın işleyişindeki en önemli mekanizmalarından birisi olan bu genelleştirme yöntemi, Şark’ın nesneleştirme ve sınıflandırma sürecinin olmazsa olmazıdır. Daha sonraki aşamada Batı’dan çıkıp yayılan bu kurgu, genelleştirme zihniyetine dayalı Şark incelemelerinin çoğuna ruhunu veren formülleri birer atasözü gibi gündelik hayatın içine sokar: “Şark kurnazlığı, Şark geriliği, Şark zorbalığı, Şark zihniyeti” gibi coğrafi bir nitelemeden ziyade, muğlak bir genellemeyi tasvir eden, yine de tam olarak nereyi/ney/kimi kastettiği pek bilinmeyen, anacak Batılı insanın kendisinden olmayanı, -ve ne ilginçtir ki aynı zamanda “kendisinde” olmayanı –tanımlamada, özetlemede ve aşırı basitleştirmede birer kimyasal formül gibi başvurduğu bir kısa tanımlar dağarıdır bu. Üstelik günümüzde Şark’ı tanımlamak için hala en gözde ve yaygın tavırdır. Genelleştirmeler ve basitleştirmelerle yeniden örülen Şark’ın 20. yüzyıla geldiğinde Batı karşısında fazla bir söz hakkı olmadı. Çünkü o zamana kadar Şarkiyatçılığın kurumları ve kuralları çoktan yerleşmiş ve sağlamlaşmıştı. Bundan dolayı Said’in haklı olarak sorduğu soru hayati bir anlam kazanır: 20. yüzyılda Şark’ın, Batılı devlet adamları tarafından hala aynı ölçütlerle, aynı bakış açısıyla devam etmektedir. Neden ve nasıl?<br />
Şarkiyatçılık’ta Edward Said’in cevaplandırmaya çalıştığı bu soru, kitabının yazılışından bu yana yaklaşık 25 yıl geçmiş olmasına karşın hala sorulmaya devam ediyor. Hem Doğu’da hem Batı’da tartışılıyor. Said’in bakış açısını, kitabındaki ana fikri ve yöntemi eleştiren pek çok akademisyen olduğu gibi, öncelikle yazanın düşüncelerini değil tavrını dikkatte alan ve baştan Said’in notunu verenler de var. Ancak genel olarak baktığımızda kitabın zayıf noktasıyla ilgili en yaygın eleştiri, Said’in sıkça yakındığı Şarkiyatçılık çalışmalarında görülen genelleştirme-özdeşleştirme-tektipleştirme (essentialism) tavrının, Said tarafından da şarkiyatçılara ve Şarkiyatçılığa uygulandığı; çeşitliliğe, farklı çalışmalara ve değişimlere hemen hiç yer verilmediği düşüncesine dayanır.<br />
Öze ya da biçime ilişkin pek çok eleştiri yapıldı bugüne kadar. Ancak genel olarak kabul gören bir gerçek var ki, kitabın kültür-siyaset ilişkisine dayalı Batı-Doğu algılamalarına göz ardı edilemez bir vurgu yaptığı ve beşeri bilimler için temel sayılabilecek bir tartışmayı -kimilerine göre eksik ve hatalı yönlerine karşın- başlatma cesaretini gösterdiğidir. </p>

<p class="sayac_bilgi">4 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/sarkiyatclik.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kriyojenik Malzemeler</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/kriyojenik-malzemeler.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/kriyojenik-malzemeler.html/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 May 2010 15:38:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Bir]]></category>
		<category><![CDATA[bu]]></category>
		<category><![CDATA[Celsius]]></category>
		<category><![CDATA[De 1920]]></category>
		<category><![CDATA[Elde]]></category>
		<category><![CDATA[Element]]></category>
		<category><![CDATA[Gelir]]></category>
		<category><![CDATA[Iletkenlik]]></category>
		<category><![CDATA[Kabul]]></category>
		<category><![CDATA[Kelvin]]></category>
		<category><![CDATA[Mekanik]]></category>
		<category><![CDATA[Ter]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category></category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/kriyojenik-malzemeler.html/</guid>
		<description><![CDATA[Aldığımız her solukta yaşayan hücreleri kaskatı donduracak kadar güçlü bir madde vardır.Bu havadaki temel bileşenlerden biridir ve normal olarak gaz halindedir.Sıvı halinde ise çok özel bir madde ‘Kriyojen’ haline gelir.Bilim,tıp ve sanayi zaman zaman çok düşük sıcaklıklara gereksinim duyar ve bununda kolayca ve ucuz olarak elde edilmesi gerekir.Kriyojenik sıcaklıklar -273C altındaki sıcaklıklardır ve en yaygın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aldığımız her solukta yaşayan hücreleri kaskatı donduracak kadar güçlü <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bir/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Bir">bir</a> madde vardır.<a href="http://www.genelbilge.com/tag/bu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with bu">Bu</a> havadaki <a href="http://www.genelbilge.com/tag/temel/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Temel">temel</a> bileşenlerden biridir ve normal olarak gaz halindedir.Sıvı halinde ise çok özel bir madde ‘Kriyojen’  haline <a href="http://www.genelbilge.com/tag/gelir/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Gelir">gelir</a>.Bilim,tıp ve sanayi <a href="http://www.genelbilge.com/tag/zaman/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Zaman">zaman</a> zaman çok düşük sıcaklıklara gereksinim duyar ve bununda kolayca ve ucuz olarak elde edilmesi gerekir.Kriyojenik sıcaklıklar -273C altındaki sıcaklıklardır ve en yaygın kriyojense sıvı azotudur.<br />
2.DÜŞÜK SICAKLIKLAR<br />
-150C ile mutlak sıfır (-273C) arasındaki sıcaklıklar olarak tanımlanır.Düşük sıcaklıklarda genellikle <a href="http://www.genelbilge.com/tag/kelvin/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kelvin">Kelvin</a> sıcaklık ölçeği kullanılır.Bu ölçekte mutlak sıfır,derece simgesi kullanılmaksızın 0K olarak gösterilir.<a href="http://www.genelbilge.com/tag/celsius/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Celsius">Celsius</a> (Santigrat) ölçeğinden <a href="http://www.genelbilge.com/tag/kelvin/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kelvin">Kelvin</a> ölçeğine geçmek için Celsius derecesine 273 eklenmesi gerekir.Düşük sıcaklık koşullarında cisimlerin <a href="http://www.genelbilge.com/tag/mekanik/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Mekanik">mekanik</a> dayanımı ısıl <a href="http://www.genelbilge.com/tag/iletkenlik/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Iletkenlik">iletkenlik</a>,süneklilik ve elektriksel direnç <a href="http://www.genelbilge.com/tag/gibi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Gibi">gibi</a> özelliklerinde önemli değişiklikler ortaya çıkar.<span id="more-13407"></span></p>
<p>3.KRİYOJENİ NEDİR?</p>
<p>	Kriyojeni düşük sıcaklıklar fiziği olarak da bilinir.Düşük sıcaklıklarda gerçekleşen olayları oluşturmayı ve bunların uygulamalarını konu edilen bilim dalıdır.</p>
<p>4.KRİYOJENİN TARİHÇESİ</p>
<p>	Bu malzemeler maddenin statik ve çok düzenli haline olabildiğince yakındır.Kriyojenin 1877’de doğduğu kabul edilir.Bu oksijenin 90K’ye (183C) kadar soğutularak sıvılaştırıldığı yıldır.1895’te 40K’ye ulaştığında havanın sıvılaştırılması ve ana bileşenlerine ayrılması olanaklı oldu.1908’dehelyum sıvılaştırıldı.(4,2K).Aşırı soğutulan metallerin çoğunun elektriğe karşı dirençlerini tümüyle yitirdikleri keşfedildi (1911’de).1920’lerde ve 30’lara gelindiğinde mutlak sıfıra yakın sıcaklıklara ulaşıldı. </p>
<p>5.1.OKSİJEN (O)</p>
<p>Periyodik tablonun V 1 a grubunda ter alan,a metal özelliğinde kimyasal element.Renksiz,kokusuz ve tatsız bir gaz olan oksijen yer kabuğunda en bol bulunan elementtir.Oksijen yer atmosferinin ağırlıkça %23’ünü,deniz suyunun %85,8’ini ve yer kabuğunun %46,6’sını oluşturur.<br />
	Oksijen -183C nin altında açık mavi renkli bir sıvı,-218C de de katı hale geçer.Yerdeki ve atmosferin alt katmalarındaki oksijen gazı hemen hemen tümüyle iki atomlu oksijen moleküllerinden  (O2)oluşur.Ozon (O3) adı verilen 3 atomlu oksijen ile tek atomlu oksijen (O) ise daha çok atmosferin üst katmanlarında bulunur.<br />
	Sanayide oksijen üretiminde yararlanılan en önemli kaynak havadır.<br />
	1970 lerden sonra başlıca çelik üretimi olmak üzere metalürji sanayiinde ve kimya sanayisinde normal hava yerine oksijen yada oksijence zenginleştirilmiş hava kullanılmaya başladı ve gittikçe yaygınlaştı.Oksijen tıpta da yaygın bir şekilde kullanılmaktadır.<br />
OKSİJENİN ÖZELLİKLERİ:<br />
Atom numarası:8<br />
Atom ağırlığı:15,9994<br />
Erime noktası:-218,4C<br />
Kaynama noktası:-183C<br />
Yoğunluğu:1,429gr/litre</p>
<p>5.2	AZOT</p>
<p>Nitrojen olarak da bilinir.Periyodik tablonun Va grubunda yer alan a metal özelliğinde kimyasal element,yer atmosferinin beşte dördünü  oluşturan ve bütün canlı maddelerin bileşiminde bulunan renksiz,kokusuz ve tatsız bir gazdır.Azot 1722 yılında bulunmuştur.<br />
Azot evrendeki bolluğu açısından elementler arasında altıncı sırayı alır.Yer atmosferinin (havanın)hacimce %78’ini,ağırlıkça%75’ini oluşturur.azot tüm canlıların yapısında da bulunur.<br />
Sanayide üretilen azotun hemen hemen tümü sıvı havanın ayrımsal damıtılmasıyla elde edilir.Kaynama noktası (-195.8C)oksijeninkinin den (-183C)daha düşük olan azot damıtma sırasında en önce buharlaşır.Azot gazı eylemsiz bir maddedir.Bu özelliği nedeniyle simya sanayiinde seyreltici,neme ve paslanmaya karşı koruyucu örtü olarak kullanılır.Çok düşük sıcaklıklarda sıvılaşan ve kolayca kimyasal tepkimelere girmeyen sıvı azot düşük sıcakların (kriyojeni)incelenmesinde de son derece elverişlidir.<br />
Element halindeki azotun en çok tüketildiği alan azot bileşiklerinin üretimidir.Amonyak (NH3) üretiminde,hidrojenle birlikte bol miktarda azot kullanılır.<br />
Nitrit asit (Kezzap)azotun amonyaktan sonra en önemli ticari bileşiğidir.<br />
Azotun genellikle yüksek sıcaklarda metallerle doğrudan doğruya birleşmesiyle oluşan katı haldeki nitrürler de önemli azot bileşikleridir.Alaşım çeliklerinin nitrürleme denen metalürji işleminde,çeliğin yüzeyinde oluşarak alaşıma sertlik kazandıran bu nitrürlerdir.<br />
Azot numarası:7<br />
Atom ağırlığı:14,0067<br />
Erime noktası:-210C<br />
Kaynama noktası:-195,8C<br />
Yoğunluğu:(1 atm.OC) 1,2506 gr/litre<br />
Elektronların yerleşimi:2-5<br />
En yaygın kullanılan sıvı azottur.Sıvı azot suya benzeyen berrak ve renksiz bir sıvıdır.Bunu üretmek için önce hava sıvı hale getirilir,daha sonra kaynama noktalarının farklı oluşumdan (sıvı oksijen-183C ve sıvı nitrojen-196C)yararlanılarak oksijen ve azot ayrı tanklarda toplanır.Normal atmosfer basıncında sıvı azot sürekli olarak kaynadığı için hacmi de azalır.Tümüyle buharlaşıp uçmasını önlemek için özel kaplarda saklanır.Bu kaplar özel olarak yapılmış büyük termoslardır ve bunları bulan kişinin adıyla ‘Dewar’kapları olarak anılırlar.<br />
Kriyojen olarak sıvı azotun avantajları kolayca bulunur olması diğerlerine oranla daha ucuz (sıvı oksijene oranla)daha eylemsiz ve elim olmasıdır.Diğer avantajları ise <a href="http://www.genelbilge.com/tag/pek/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Pek">pek</a> çok kriyojenik uygulama için yeterli soğukluğu sağlayabilmesi ve kullanımın kolay olmasıdır.<br />
Daha düşük derecelere ulaşmak için elde edilmesi ve kullanılması teknik olarak çok daha zor ve pahalı olan sıvı helyum kullanılmaktadır.<br />
Sıvı helyum sıvı azottan 73C kadar daha soğuktur ve mutlak sıfıra (-273C) çok yakındır.Ancak biyoloji ve Tıptaki çoğu kriyojenik uygulamada sıvı azot yeterli sonuç vermektedir.<br />
Bazı biyolojik araştırmalarda hücreleri çok daha hızla dondurmak,sıcaklığı saniyeden çok daha kısa bir sürede mutlak sıfıra indirmek gerekmektedir.Bu yüksek hızı sağlamak için sıvı azot (temofiziksel özellikleri nedeniyle)ultra hızlı soğutmalarda kullanılmaya uygun değildir.Bu durumlarda başka yöntemler kullanılmaktadır.Örneğin soğutulacak maddenin üzerine çok soğuk sıvı olan propan püskürtülmektedir.Soğuk propan (erime noktası -189C)ile örnek arasındaki ısı transferi,sıvı azotla örnek arasındaki transferden çok daha iyidir.Yine de sıvı azot hemen hemen birinci soğutucudur.Sıvı azot bazen elektron mikroskobu gibi düşük basınçlı aletlerde daha iyi bir vakum elde etmek,bazen de ‘X’ ışını detektörü gibi aletlerde sabit bir sıcaklık sağlamak içinde kullanılır.Dolayısıyla elektron mikroskobu ‘X’ ışını detektörleri,soğuk klişe makinaları ve başka pek çok laboratuar aletlerinde sıvı azot kullanılır.<br />
Sıvı azot Tıpta kriyoşirurji (soğuk cerrahi )alanında da giderek daha yaygın olarak kullanılmaktadır.Ayrıca sinir cerrahisi,göz cerrahisi ve genel cerrahide de yaygın kullanılmaktadır.<br />
Sıvı azot soğuk kurutma ve dondurulmuş besin sanayisinde püskürtme dondurma yöntemi ile dondurma işlemlerinde de geniş çapta kullanılmaktadır.<br />
Dolayısıyla bu harika sıvı hepimizin yaşamını dolaylı yada dolaysız etkilemektedir.Atmosferin büyük bölümünü oluşturan azotun bu kadar değişik kullanım alanı olan  yararlı,emin ve doğal olarak dünyanın herhangi bir yerinde görülebilecek sıcaklıklarda çok daha düşük sıcaklıktaki bir sıvıya dönüşebilmesi doğanın bize güzel bir armağanıdır.</p>
<p>5.3	HELYUM</p>
<p>Sembolü:He<br />
Kütle numarası:4<br />
Atom numarası:2 olan bir soygazdır.<br />
Çekirdeğinde 2 <a href="http://www.genelbilge.com/tag/proton/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Proton">proton</a> ve 2 nötron bulunur,çekirdeği pozitif 2 yüklüdür.He-3 ve He-4 olarak 2 tane izotopu vardır.Helyum molekülü yek atomlu bir gaz olduğundan şimdiye kadar kararlı bir bileşiği elde edilmemiştir.<br />
Helyum ilk defa güneş etrafındaki atmosferde keşfedilmiştir.(Helios=Güneş)<br />
Helyum havada çok azdır.Helyum atomları arasındaki çekim kuvveti zayıftır.Sıvılaştırmak için –268,9C’ ye kadar soğutmak gerekir.Başka hiçbir elementin kaynama noktası bu dereceden düşük değildir.26 atmosfer basınç altında –272,2C katı hale gelen en hafif gaz helyumdur.Yanıcı olmadığından balon doldurulmakta,hidrojene tercih edilir.Helyum kaynama noktası düşük olduğundan en düşük sıcaklıkta soğutmak için kullanılmaktadır.<br />
Helyum renksiz,kokusuz,tatsız ve eylemsiz (tepkimeye girmeyen)bir gazdır.-268,6C’ de sıvılaşır ve ancak yüksek basınç (25 atm) altında katılaşır.2,17K’nin altında Helyum-4 izotopu benzersiz özellikler kazanır.Üstün akışkan durumuna geçer ve ısıl iletkenliği bakırınkinin bin katı olur.Bu durumdaki helyuma normal akışkan Helyum I’den  ayırt edilebilmesi için Helyum II adı verilir.<br />
Evrende hidrojenden sonra en çok bulunan ikinci element olan Helyum yıldızlarda yoğunlaşmış durumdadır.Yer atmosferinin yalnızca %0,0005’ini oluşturur ve demirli göktaşı gibi bazı radyoaktif minerallerde ve mineral yataklarında az miktarda bulunur.Helyum,argon gazının tersine,atmosferde bol miktarda bulunmaz.Yer’in kütle çekimi kuvvetini aşarak yavaş yavaş uzaya yayılır.<br />
%98,2 arılıktaki helyum gazı,doğal gazdan öteki bileşenlerin düşük sıcaklıkta ve yüksek basınç altında sıvılaştırılarak ayrılması yoluyla elde edilir.Soğutulmuş ve etkinleştirilmiş odun kömüründen öteki gazların soğutulması yöntemiyle de %99,995 aralıkta helyum elde edilir.Helyumdan Alüminyum gibi metallere örtülü kaynak yapılırken eylemsiz gaz atmosferi olarak yararlanılır.Ayrıca roketlerde özellikle sıvı hidrojenli yakıt tanklarının basıncının arttırılmasında kullanılır,çünkü sıvı hidrojen sıcaklığında Helyum gaz halini korur.<br />
Sıvı helyum en soğuk madde olduğundan kriyojeni (düşük sıcaklıklar fiziği) alanında da kullanılır.<br />
Helyumun kandaki çözünürlülüğü çok düşüktür,bu nedenle yüksek basınçlı ortamlarda,örneğin tüple dalışlar sırasında <a href="http://www.genelbilge.com/tag/ya/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ya">ya</a> da kesonlu inşaat çalışmalarında rahat solunum sağlamak amacıyla oksijenle karıştırılmış helyumdan yararlanılır.<br />
Atom Sayısı:2<br />
Atom Ağırlığı:4,0026<br />
Elektronların Yerleşimi:2<br />
Erime noktası:<a href="http://www.genelbilge.com/tag/yok/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Yok">Yok</a><br />
Kaynama Noktası:-266,6C<br />
Yoğunluk(1 atm.0C)0,1785 gr/litre<br />
Birleşme Değeri:0</p>
<p>5.4 ARGON (-AR)</p>
<p>Periyodik tablonun 0 (soygazlar)grubunda yer alan kimyasal elementtir.Yeryüzünde en bol bulunan ve sanayide en çok kullanılan soygaz olan argon eylemsiz (tepkimeye girmeyen) renksiz,kokusuz ve tatsız bir gazdır.<br />
Atmosferin ağırlıkça %1,3 ünü,hacimce %0,94 ünü oluşturan argon,yer kabuğundaki kayaçların yapısında da bulunur.<br />
Sıvı havanın ayrımsal damıtılmasıyla elde edilen argon,elektrik ampullerinde,radyo lambalarında,alüminyum ve paslanmaz çelik gibi metallere ark kaynağı uygulamasında,sıvı çeliğin kaynatılmasında,titon zirkonyum ve uranyum gibi metallerin üretiminde ve işletilmesinde eylemsiz ortam sağlamak için kullanılır.<br />
Argon gazı –185,8C de yoğunlaşarak renksiz bir sıvıya,-189,4C de kristalleşmiş bir katıya dönüşür.Ancak –122,3C de ve en az 48 atmosferlik bir basınç altında sıvılaştırılabilir.<br />
Atom Numarası:18<br />
Atom Ağırlığı:39,948<br />
Erime noktası:-189,4C<br />
Kaynama Noktası: -185,7C<br />
Yoğunluğu:1,784 gr/litre</p>
<p>5.5	 SOĞUTMA ARACI</p>
<p>Düşük sıcaklıklara ulaşmak için soğutma aracı olarak en başta sıvı hidrojen veya helyum gibi soğutma araçları gereklidir.Hidrojen -253C de,helyum -269C de sıvı haline dönüşmektedir.Onları bu sıcaklıklara düşürmek için iki işlem yapılır.<br />
Birincisi basit dondurma olayıdır.İkincisi bir vakum pompası aracılığıyla gerçekleştirilir.Hava basıncı ne kadar düşük olursa sıvının kaynama noktası da o kadar düşük olur.</p>
<p>6.KRİYOJENİK MADDELERİN KULLANIMI<br />
İnsanoğlunun bildiği en düşük sıcaklık mutlak sıfır derece kelvin veya -273C’dir.Bu sıcaklığa yaklaşan her şeyde fiziksel özellikler,bir takım olağan üstü değişikliklere uğrar.Böylesine derin bir donma seviyesinde bir tel üzerinde herhangi bir voltaj uygulamadan elektriği sonsuza kadar geçirir.(Direnç sıfırlanır)Atomlar gözle görülür şekilde hareketsiz kalarak bilim adamlarına kendilerini incelemelerine olanak tanırlar.Bütün bunlar Kriyojeni (Cryogenics)denen olağan üstü düşük sıcakların inceleme biliminden kaynaklana olaydır.<br />
-265C(veya 8.15K)de bir elektriksel geçirgen inanılmaz büyüklükte elektrik yükü taşıyabilen bir süper geçirgen ve çok düşük bir güç tüketimiyle muazzam manyetik alanlar üretebilen bir elektromıknatıs haline dönüşür.<br />
Bilim adamları maddenin gizemin çözmek için kullandıkları atom parçalayıcıların da bu süper geçirgen elektromıknatısları kullanmaktadırlar.parçacıkların böylesine bir hıza ulaşmasını ve o hızı korumasını sağlamak için bu elektromıknatıslar kullanılmasaydı,bu iş için küçük bir şehrin tükettiği kadar elektriğe ihtiyaç olurdu.3K’nin altındaki sıcaklıklar daha çok laboratuar çalışmalarında,özellikle helyumun niteliklerinin araştırılmasında kullanılmaktadır.Helyum 4,2K’de sıvılaşır ve Helyum I olarak bilinen hale gelir.2,19K’ye inildiğinde ise birdenbire Helyum-II’ye dönüşür.<br />
Helyum-II normal sıvıların ve Helyum-I’in geçmesi olanaksız mikroskobik deliklerden geçebilir.Helyumun bu özelliğine üstün alışkanlık denir.<br />
Düşük sıcaklıklarda gaz sıvılaştırma tekniğinin en önemli ticari uygulaması sıvılaştırılmış doğal gazın depolanması ve taşınmasıdır.Metan,etan ve başka yanıcı gazların karışı olan doğal gaz 110K’de sıvılaşır ve hacmi oda sıcaklığındaki gaz hacminin 600’de birine iner,böylece özel yalıtılmış tankerlerde (kriyojenik tanklar) hızlı bir şekilde taşınması olanaklı olur.<br />
Çok düşük sıcaklıklardan besinlerin basit ve ucuz bir biçimde saklanmasında da yararlanılmaktadır.<br />
Bu amaçla besin maddesi kapalı bir tanka konur ve üzerine sıvı azot püskürtülür.Azot besin maddesinin ısısını soğutarak buharlaştırır.<br />
Kriyojeniden Tıpta da yararlanılmaktadır.Düşük sıcaklıklı bir neşter ya da sonda hastalıklı dokuyu dondurma amacıyla kullanılabilir.Sıvı azotla soğutulmuş neşterler düşük sıcaklıklar cerrahisinde kullanılır.<br />
Bu yöntem bademcik,basur siğil,katarakt bazı urların alınmasında başarıyla uygulanmıştır.Parkinson hastalığı olan hastalar beyinde bu hastalığa yol açtığı sanılan küçük bölgelerin dondurulması  yöntemiyle tedavi edilmiştir.<br />
Düşük sıcaklıklar fiziği uzay araçlarında da uygulama alanı bulmuştur.1981’de ABD Uzay Mekiği “Columbia” sıvı hidrojen-sıvı oksijen incilerle fırlatılmıştır.<br />
Maddenin çok düşük sıcaklıklarda gözlenen özelliklerinden en önemlisi üstün iletkenliktir.<br />
İçinden elektrik akımı geçen kabloların sıvı helyum yardımıyla 4K’ye soğutulması,elektriksel direncin yol açtığı ısı oluşumunu ortadan kaldırır ve iletkenlerden çok daha yüksek şiddette akımların geçirilmesine olanak sağlanır.<br />
Bu sıcaklıklara gerçekten nasıl ulaşılır?<br />
En başta sıvı hidrojen veya helyum gibi soğutma araçları gereklidir.Hidrojen -253C’ da sıvı haline dönüşmektedir.Onları bu sıcaklıklara düşürmek için iki işlem yapılır.<br />
Birincisi basit dondurma olayıdır.İkincisi ise bir vakum pompası aracılığıyla gerçekleşir.Hava basıncı ne kadar düşük olursa sıvının kaynama noktası da o kadar düşük olur.Bir helyum-3(Helyum izotopu) ve helyum-4(bildiğimiz helyum) karışımı kullanılır.Bir pompa içinde erimiş Helyum-3 bulunan Helyum-4’ü çeker diğer pompa da aynı anda kaba Helyum-3 pompalar.Aynı kaba soğutulacak olan madde de yerleştirilir.Sıvı kriyojenler,biyolojik saklama elektron mikroskopisi ve cerrahide <a href="http://www.genelbilge.com/tag/yeni/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Yeni">yeni</a> ufuklar açıyor.<br />
Sıvı azot pek çok değişik işte kullanılabilmekteyse de bunları bazı kategoriler içinde incelemek mümkündür.Birincisi,dolaylı yada dolaysız olarak biyolojik hücre yada dokuların dondurulmasıdır.Örneğin kan hücrelerini,spermayı,doku hücrelerinin kültürlerini ve hatta embriyoları ve bütün küçük organizmaları dondurmak için sıvı azot üzerindeki soğuk azot buharından yararlanılır.<br />
Bu yöntemlerin gözle görülür başarısı spermlerin dondurularak saklanması ve daha sonra çözülerek yalnızca çiftlik hayvanlarında değil başka türlü çocuk sahibi olamayan kadınlarda da yapay döllenmede kullanılabilmesidir.<br />
Dondurma işlemi hakkındaki bilgilerimiz geliştikçe daha karmaşık doku ve organları öldürmeden dondurmak mümkün olmaktadır.<br />
Bununla birlikte büyük bir organizmayı bütün olarak dondurma ve daha sonra canlı olarak çözülmesini sağlamak henüz başarılamamıştır.Bunun insan vücuduna uygulanabilmesi için,ilk olarak beyinde kesintisiz olarak oksijen sağlanması sorununun çözülmesi gerekmektedir.<br />
Sıvı azotun kullanıldığı bir diğer alan da çeşitli madenlerle düşük sıcaklıklarda çalışmak zorunda olan aygıtların soğutulmasıdır.<br />
Pek çok elektron mikroskobunda  örneklerin düşük derecelerde incelenebilmesi için soğutucu olarak hemen hemen sıvı azottan yararlanılır.<br />
Sıvı azotun elektron mikroskopisindeki önemli uygulamalarından biri de soğuk klişedir.Soğuk klişe aygıtları incelenerek örneğin düşük sıcaklıkta kırılarak açılmasını sağlar.Hücre biyologları bu yöntemle hücre ve zarındaki moleküllerin dağılımını,hücrenin canlı halindekine oldukça yakın bir biçimde inceleyebilmektedir.<br />
Sıvı azot hücreleri öldürmek yada ağrıyı yok etmek amacıyla;soğutmadan yararlanılması insan ve hayvan tedavisinde gittikçe yaygınlaşmaktadır.<br />
Kriyoşirurji(soğuk cerrahi) bazı kanser türlerin ve emoroit tedavisinde de oldukça yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır.<br />
Sıvı azot,dondurulmuş besin sanayiinde püskürtme dondurma yöntemiyle dondurulmasında da geniş çapta kullanılmaktadır.</p>
<p>7.KRİYOJENİK MALZEMELERİN DEPOLANMASI VE TAŞINMASI</p>
<p>Havayı ayrıştırarak elde edilen oksijen,azot ve argon gibi gazların depolamanın ve taşımanın en pratik ve en yaygın yollarından biri onları sıvı olarak depolamak ve taşımaktır.Kriyojenik sıcaklıklar dediğimiz -196C,-183C gibi hayli düşük sıcaklıklarda sıvı olarak  bulunan bu gazlar, ancak ısı yalıtımı çok iyi sağlanmış ve bu sıcaklıklara dayanıklı malzemelerden yapılmış kaplarda depolanabilir ve taşınabilir.Pratikte en iyi izolasyon vakumlu sistemlerde sağlanır.<br />
Tank ve tankerlerin dizaynında iç tank ostenitik paslanmaz çelikten,dış tank karbon çelik malzemelerden yapılmakta olup,bu içi içe iki tank arasına perlit doldurularak 0,03 milibar değerine kadar vakumlanıp mükemmel izolasyon sağlanmaktadır.Tank ve tankerlerde buharlaşmayı en düşük seviyelerde tutmak için (%0,20 civarlarında)otomatik sistemler kullanılmaktadır.Tank ve tankerler kriyojenik şartlara göre ve uluslar arası kabul görmüş dizayn normlarına  göre   imalat edilmektedir.Ayrıca bunlar uluslar arası kabul gören kuruluşlarca denetlenip sertifikalandırılmaktadır.<br />
Tankların dizaynında<br />
a)AD-Merkblaster<br />
b)ASME-Boiler and Pressuie Vessel code seetion VIII<br />
c)BS 5500 Category 1<br />
d)TS 3362 standart ve normlar kullanılır.<br />
Vakum izoleli tanklar (VİT) sıvılaştırılmış gazların minimum kayıp ile depolanması için kullanılan en uygun tanklardır.<br />
Piyasada 3000-60.000 litre kapasiteli 15-30 bar basınçlı tank ve tankerler mevcuttur.</p>
<p>8.KRİYOJENİK ŞARTLARDA KULLANILAN MALZEMELER</p>
<p>-20C olan sonra karbonlu çelik malzeme kırılganlaştığı için kriyojenik çalışma sıcaklıklarında (-50C ve altı) ancak alüminyum,bakır ve alaşımları (bronz,pirinç)ve paslanmaz çelik AISI, 364,316 pratik olarak kullanılacak malzemelerdir.Sızdırmazlık elemanı olarak pratikte en uygun teflon ve alaşımlı teflon (%30 cam takviyeli,bronzlu gibi)kullanılmaktadır.</p>
<p>9.SONUÇ</p>
<p>Düşük sıcaklıklarda garip şeyler oluyor.Elektriksel geçirgenler süper geçirgen haline dönüşmekte ve atomlar hareketsiz kalarak onlara daha yakından bakmamıza ve incelememize olanak tanıyor.<br />
İnsanoğlunun bildiği en düşük sıcaklık mutlak sıfır -0 derece kelvin veya –273,15C dir.Bu sıcaklığa yaklaşan her şeyde fiziksel özellikler bir takım olağanüstü değişikliklere uğrar.<br />
Kriyojenin sayesinde bilim adamları aşırı soğuğun yeni ve garip dünyasını inceleme ve bunu sanayi ve tıpta uygulama olanaklarını bulmuşlardır.</p>
<p>ÖZET  </p>
<p>Sıvı kriyojenler, biyolojik saklama elektron mikroskopisi ve cerrahide oldukça yaygın kullanım alanlarına sahip malzemelerdir.Bu malzemeler havadaki temel bileşenlerdendir ve normal olarak gaz halindedir.Sıvı halinde ise çok özel bir madde kriyojen haline gelir.<br />
Bilim,tıp ve sanayide zaman zaman çok düşük sıcaklıklara gereksinim oluyor ve bununda kolayca ve ucuz olarak elde edilmesi gerekir.Kriyojenik sıcaklıklar -73C nin altındaki sıcaklıklardır ve en yaygın kriyojen sıvı azot,sıvı helyum,sıvı propan,sıvı oksijen ve sıvı argondur.<br />
Bu çalışmada bu malzemelerin özellikleri bunların kullanımı elde edilmesi,depolanması ve taşınması gibi konular yer almaktadır.Sonuç olarak kriyojenik malzemeleri tıp ve sanayide yaygın bir şekilde kullanıldığı gösterilmiştir.</p>

<p class="sayac_bilgi">115 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/kriyojenik-malzemeler.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkiye’de Bilim ve Teknolojinin Durumu</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/turkiye%e2%80%99de-bilim-ve-teknolojinin-durumu.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/turkiye%e2%80%99de-bilim-ve-teknolojinin-durumu.html/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 09 May 2010 09:19:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Arts And Humanities]]></category>
		<category><![CDATA[Arts Humanities]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim Ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet Planlama]]></category>
		<category><![CDATA[Dpt]]></category>
		<category><![CDATA[Fark]]></category>
		<category><![CDATA[Francis Bacon]]></category>
		<category><![CDATA[Gsyih]]></category>
		<category><![CDATA[Haline]]></category>
		<category><![CDATA[Ilk]]></category>
		<category><![CDATA[Kabul]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Pek]]></category>
		<category><![CDATA[Safi]]></category>
		<category><![CDATA[Science Citation Index]]></category>
		<category><![CDATA[Social Science Citation]]></category>
		<category><![CDATA[Social Science Citation Index]]></category>
		<category><![CDATA[Temel]]></category>
		<category><![CDATA[Yurt]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category></category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/turkiye%e2%80%99de-bilim-ve-teknolojinin-durumu.html/</guid>
		<description><![CDATA[Bilimin insanlığın refah ve gelişmesi açısından önemi ilk kez 17. Yüzyıl başlarında İngiliz düşünürü Francis Bacon tarafından dile getirilmiştir. “Bilgi güç kaynağıdır” diyen Bacon’ı sonraki yüzyıllardaki gelişmeler doğrulamıştır. Günümüzde pek çok ülke, 1960’lı yıllardan itibaren geliştirilmeye başlanan teknoloji odaklı iktisat teorilerine uygun olarak, bilim ve teknolojiyi kalkınma modellerinin ana ekseni haline getirmiş bulunmaktadır. Türkiye, bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bilimin insanlığın refah ve gelişmesi açısından önemi ilk kez 17. Yüzyıl başlarında İngiliz düşünürü <a href="http://www.genelbilge.com/tag/francis-bacon/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Francis Bacon">Francis Bacon</a> tarafından dile getirilmiştir. “<a href="http://www.genelbilge.com/tag/bilgi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Bilgi">Bilgi</a> güç kaynağıdır” diyen Bacon’ı sonraki yüzyıllardaki gelişmeler doğrulamıştır. Günümüzde pek çok ülke, 1960’lı yıllardan itibaren geliştirilmeye başlanan teknoloji odaklı iktisat teorilerine uygun olarak, bilim ve teknolojiyi kalkınma modellerinin ana ekseni haline getirmiş bulunmaktadır. Türkiye, <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with bu">bu</a> durumu <a href="http://www.genelbilge.com/tag/fark/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Fark">fark</a> edip bunun için gerekli organları <a href="http://www.genelbilge.com/tag/kuran/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kuran">kuran</a> ülkeler arasında ilk sıralarda yer almaktadır. 1961’de kurulan <a href="http://www.genelbilge.com/tag/devlet-planlama/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Devlet Planlama">Devlet Planlama</a> Teşkilatı (DPT), 1963’te kurulan Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ve nihayet 1993’te kurulan Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA), Türkiye’de bilim ve teknolojiyi belirlenmiş bazı sosyal hedeflere ulaşmak için yönlendirmekten, finansal destek sağlamaktan ve gerekli alt yapı ve kurumları tesis etmekten sorumlu bilim koordinasyon organlarıdır. <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bilim-ve-teknoloji/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Bilim Ve Teknoloji">Bilim ve teknoloji</a> söz konusu olduğunda, belki de en başta zikredilmesi gelen kurumlar üniversitelerdir. Aynı dönemde, Türkiye’de bu alanda da hızlı <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bir/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Bir">bir</a> gelişme meydana gelmiştir: 1960’da sadece altı olan üniversite sayısı, 17’si vakıf (özel) olmak üzere bugün toplam 72’dir.<br />
    Peki, tesis edilen bütün bu bilim ve teknoloji kurumlarına karşılık, Türkiye’nin bilim ve teknoloji üretimi açısından geldiği nokta nedir? Bu yazıda bu soruya cevap aranmaktadır. <span id="more-13366"></span><br />
    Bilim ve teknoloji alanındaki gelişmeyi değerlendirmede ve diğer ülkelerle karşılaştırmada, uluslararası kabul gören bazı göstergeler kullanılmaktadır. Bunlar, araştırma ve geliştirme (AR-GE) harcamalarının Gayri <a href="http://www.genelbilge.com/tag/safi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Safi">Safi</a> Yurt İçi Hasılaya (GSYİH) oranı, her on bin çalışan nüfus başına düşen AR-GE personeli sayısı, <a href="http://www.genelbilge.com/tag/temel/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Temel">temel</a> atıf indeksleri (<a href="http://www.genelbilge.com/tag/science-citation-index/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Science Citation Index">Science Citation Index</a>, <a href="http://www.genelbilge.com/tag/social-science-citation-index/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Social Science Citation Index">Social Science Citation Index</a> ve Arts and Humanities Citation Index), kapsamına giren uluslararası bilimsel dergilerde yayınlanan makale sayıları ve verilen patent sayılarıdır.<br />
Bilim ve teknoloji alanındaki faaliyetlerin bir sistem içinde yapıldığı varsayıldığında, bunlardan ilk iki gösterge, <a href="http://www.genelbilge.com/tag/yani/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Yani">yani</a> AR-GE Harcaması / GSYİH ve AR-GE personel sayıları, bu sistemin girdileri, son iki gösterge, <a href="http://www.genelbilge.com/tag/yani/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Yani">yani</a> temel atıf indeksleri kapsamındaki makale sayıları ve patent sayıları ise sistemin çıktıları olarak düşünülebilir.<br />
    AR-GE harcamaları ve AR-GE personeli ile ilgili istatistikler 1990 yılından itibaren Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE) tarafından derlenmektedir. Patent istatistikleri ise bu işle ilgili kurum olan Türk Patent Enstitüsü (TPE) tarafından tutulmaktadır. </p>
<p>    En son yayınlanan DİE istatistiklerine göre, Türkiye’de AR-GE harcamalarının GSYİH içindeki payı 1990-1996 yılları arasında %03.2 ile %05.3 arasında değişmektedir (Grafik 1). Oysa, gelişmiş ülkelerde bu oran hemen hemen on kat daha fazladır (bazı ülkelerle karşılaştırma için Grafik 2). </p>
<p>    Yine DİE istatistiklerine göre, Türkiye’de 1996 yılında Tam <a href="http://www.genelbilge.com/tag/zaman/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Zaman">Zaman</a> Eşdeğeri olarak hesaplanmış 21.983 araştırma personeli vardır. Buna göre, 10.000 iktisaden faal nüfusa düşen toplam AR-GE personeli ve araştırmacı sayısı sadece 10’dur. Bu sayı gelişmiş ülkelerde 130’a kadar çıkabilmektedir.<br />
    Yukarıda tasvir edilen girdi değerlerine karşılık, acaba, sistemin bilim ve teknoloji üretimindeki performansı nedir? Yukarıda açıklandığı üzere temel atıf indeksleri tarafından taranan bilimsel dergilerde yayınlanan Türkiye adresli makaleler ve Türkiye’de verilen patentler bu değerlendirmede kullanılan göstergelerdir.<br />
Tablo 1: Türkiye Adresli Bilimsel Yayınların Yıllara Göre Değişimi<br />
 	SCI	SSCI	A&#038;HCI<br />
1988	828	46	14<br />
1989	979	57	11<br />
1990	1117	79	11<br />
1991	1206	69	20<br />
1992	1653	85	23<br />
1993	1928	71	23<br />
1994	2308	97	16<br />
1995	2652	103	20<br />
1996	3774	166	25<br />
1997	4410	184	33<br />
1998	4820	-	-</p>
<p>    Söz konusu bu atıf indekslerinde yayınlanan Türkiye adresli makale sayıları on yıllık dönem için (1988-1998) Tablo 1’de verilmiştir. Grafik 3, bu tablodaki verilerin grafiğidir. Tablo’da görüldüğü üzere, son on yılda fen ve teknik bilimler alanlarındaki bilimsel yayın sayımız yaklaşık altı, sosyal bilim alanlarındaki yayın sayımız ise yaklaşık dört kat artmıştır. Özellikle fen bilimleri alanlarındaki artış çok hızlıdır. Bu artış Grafik 3’te daha çarpıcı olarak görünmektedir. Türkiye, bu alanda dünya ülkeleri arasında 1988 yılında 41. sırada iken, 1998’de 25.liğe yükselmiştir.<br />
    Bu tablodaki verilerden, daha açıkçası, SCI kapsamındaki makale sayılarında görülen hızlı artıştan hareketle, Türkiye’deki AR-GE sisteminin durumuyla ilgili olarak, sistemde ciddi reformlar yapılmasını engelleyebilecek ölçüde iyimser yorumlar yapılmaktadır. Bunun en son örneği, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı  başkanı Kemal Gürüz’ün “Türk Yükseköğretim Sistemi”  başlıklı Cumhurbaşkanına yaptığı sunuşta görülmektedir. </p>
<p>Grafik 3: Türkiye Adresli Bilimsel Yayınların Yıllara Göre Değişimi</p>
<p>    Makale sayılarında bu hızlı artışın gerçekleştiği dönemde, sistem girdilerinde herhangi bir önemli artış yoktur. Dahası, araştırmalar göstermektedir ki, yine bu dönemde bilimsel araştırmanın vazgeçilmez unsuru olan bilgi-işlem alt yapısı da son derece yetersizdir. Peki o zaman, bilimde mucizeye yer olmadığına göre, acaba bu artış nereden kaynaklanmaktadır?<br />
    Bu soruya cevap verebilmek için başka faktörlere bakmak gerekmektedir. Bunlardan birincisi, temel atıf indekslerinde yayınlanan söz konusu makalelerin niteliksel incelenmesidir. Yayınlanan bu makaleler gerçekte bilime bir şey katmakta mıdır, yoksa büyük ölçüde, uygulanan “yayınla veya <a href="http://www.genelbilge.com/tag/yok/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Yok">yok</a> ol” politikasının bir sonucu mudur? Bu araştırılması gereken bir konudur.<br />
    İncelenmesi gereken ikinci ve en önemli faktör ise, aynı dönemde yurtdışına gönderilen öğrencilerdir. 1983’ten sonra, üniversitelere öğretim elemanı yetiştirmek amacıyla YÖK tarafından yurt dışına mastır ve doktora yapmak üzere çok sayıda öğrenci gönderilmiştir. Bu öğrencilerin büyük çoğunluğu, 4-5 yıl içinde öğrenimlerini tamamlayarak yurda dönmüştür. SCI’deki Türkiye adresli makale sayılarındaki hızlı artışın başladığı 1988 yılı bu öğrencilerin yurda dönmeye başladıkları zamana denk gelmektedir. Bu öğrencilerin doktora çalışmaları kapsamında yaptıkları araştırmaları, yurda döndükten sonra yayınlamalarından tabii bir şey olamaz ve yüzeysel gözlemler de bunun böyle olduğunu göstermektedir. Burada sorulması gereken soru, acaba bu öğrencilerin yurt dışında yaptıkları doktora çalışmalarına dayalı yayınları, ne dereceye kadar Türkiye’de yapılmış AR-GE sonucu sayılabilir?<br />
    Bu sorulara tatmin edici cevaplar verilebilmesi için yurt dışına gönderilmiş olan bu öğrencilerle ilgili kapsamlı verilerin derlenmiş olması gerekmektedir. Türkiye, yurt dışına öğrenci gönderme sürecinde yılda 70 milyon Amerikan Doları harcama yapıyor olmasına rağmen, bu sürecin optimal etkinliğini incelemeye yarayacak kapsamlı veriler henüz derlenmemiştir. Sadece bu değil, Türkiye’de AR-GE siteminin sağlıklı bir değerlendirmesini yapmaya yarayacak diğer alanlardaki temel veriler de derlenmemiştir. Mesela, şu anda Türkiye’de kimin hangi projeyi hangi bütçe ile yaptığını gösteren toplu bir envanter yoktur.<br />
    Patent istatistikleri Türkiye’de AR-GE sisteminin çıktıları hakkında daha gerçekçi fikir vermektedir. Bu istatistikler Tablo 2’de verilmiştir. Tabloda da görüldüğü üzere, 1988-1998 yılları arasında Türkiye&#8217;de toplam 7277 patent verilmiştir. Ancak, bunun sadece %6.9&#8242;u Türkiye&#8217;de ikamet edenler tarafından alınmıştır. Bu yüzdeye giren patentlerin yıllara göre dağılımında ise herhangi bir artış gözlenmemektedir.<br />
Tablo 2: Türkiye&#8217;de Patent İstatistikleri<br />
PATENT BAŞVURULARI	VERİLEN PATENTLER<br />
YILLAR	YERLİ	YABANCI	TOPLAM	YERLİ	YABANCI	TOPLAM<br />
1988	154 	746	900	53	319	372<br />
1989	154 	894	1048	31	450	481<br />
1990	138 	1090	1228	48	438	486<br />
1991	136 	1073	1209	60	632	692<br />
1992	190 	1062	1252	54	621	675<br />
1993	168 	1071	1239	52	740	792<br />
1994	148 	1244	1392	61	1138	1199<br />
1995	178 	1520	1698	64	661	725<br />
1996	187 	718	905	47	554	601<br />
1997	210 	1329	1539	7	451	458<br />
1998	213 	2279	2492	32	764	796<br />
    Yukarıdaki incelemeden Türkiye’de bilim ve teknolojinin durumu ile ilgili şu sonuç çıkartılabilir: Bilim politikası alanında dünyadaki gelişmeler iyi takip edilmiş, ancak Türkiye için belirlenen hedeflere ulaşılmasında, başka bir deyişle uygulamada tamamen başarısız olunmuştur. Hiç olmazsa mevcut kaynakların etkili ve verimli kullanılmasını sağlayacak mekanizmalar oluşturulamamış, bu mekanizmaların işleyişini sağlayacak temel veriler derlenememiştir. Derlenenler ise standart yokluğundan kullanışsız durumdadır. Kısaca ifade etmek gerekirse, AR-GE alanında kimin ne yaptığı bilinmemekte, zaten kıt olan kaynaklar böylece çarçur edilmektedir.<br />
    Bu duruma göre, Türkiye’de AR-GE alanında ilk yapılması gereken iş, mevcut AR-GE kaynaklarının (finansal ve <a href="http://www.genelbilge.com/tag/insan/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with insan">insan</a> gücü) etkili ve verimli kullanılmasına yönelik olarak sistem içinde bilgi akışı, koordinasyon, denetim ve değerlendirme mekanizmalarının tesis edilmesidir. Bu çerçevede, öncelikle yapılması gereken bir proje AR-GE birimleri arasında güçlü bir bilgisayar ağı ve bu ağ üzerinde uygun biçimlerde kullanıma sunmak üzere temel verileri bulunduran bir dizi bilgi bankasının oluşturulmasıdır. Bu bilgi bankaları arasında bir Türkiye Proje Bilgi Bankası mutlaka yer almalıdır.<br />
    Bundan sonra yapılması gereken ikinci iş, <a href="http://www.genelbilge.com/tag/gnl/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Genel">genel</a> bütçe hazırlanırken bilim ve teknoloji alanındaki yatırımlara öncelik verilmesidir; AR-GE harcaması / GSYİH en az %2’ye çıkartılmalıdır. 21. Yüzyılda varlığını güçlenerek sürdürmek isteyen Türkiye, önceliklerini iyi belirlemek zorundadır.</p>

<p class="sayac_bilgi">207 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/turkiye%e2%80%99de-bilim-ve-teknolojinin-durumu.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Modern Bilmin Tarihçesi</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/modern-bilmin-tarihcesi.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/modern-bilmin-tarihcesi.html/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Mar 2009 06:42:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/genelbil/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=4347</guid>
		<description><![CDATA[-Bilim- Bilime “ doğayı, özellikle doğaya ilişkin kuram yada beklentilerimizi, sürekli sorgulama etkinliği” yada klasik bir tanım olan “doğayı anlama ve ona hakim olma çabası” diyebiliriz. İnsan için, yaşam çevresi, giderek tüm evreni anlamak köklü bir ihtiyaçtır. Bu ihtiyaç bilim öncesi dönemlerde günlük gözlemlerle, basit tahmninlerle yada kişinin kültürel ortamından edindiği hazır bilgi ve önyargılarla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>-Bilim-<br />
	Bilime “ doğayı, özellikle doğaya ilişkin kuram yada beklentilerimizi, sürekli sorgulama etkinliği” yada klasik bir tanım olan “doğayı anlama ve ona hakim olma çabası” diyebiliriz. İnsan için, yaşam çevresi, giderek tüm evreni anlamak köklü bir ihtiyaçtır. <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with bu">Bu</a> ihtiyaç bilim öncesi dönemlerde günlük gözlemlerle, basit tahmninlerle yada kişinin kültürel ortamından edindiği hazır <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bilgi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Bilgi">bilgi</a> ve önyargılarla karşılanmıştır. Günümüzde bile insanların büyük çoğunluğu benzer davranış içindedir. <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bilgi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Bilgi">Bilgi</a> birikimimizin önemli bir bölümü sağduyu düzeyinde kalan bu yaklaşıma borçluyuz. (Bilimin Öncüleri,Cemal Yıldırım – sf:15) Einstein’in söylediği <a href="http://www.genelbilge.com/tag/gibi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Gibi">gibi</a> “Tüm bilim, günlük yaşantının bir uzantısıdır”.<span id="more-4347"></span><br />
	Tüm canlılar gibi insanın yaşamını sürdürebilmesi doğal çevresiyle arasındaki uyuma bağlıdır. <a href="http://www.genelbilge.com/tag/ama/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ama">Ama</a> insanlar sadece uyum kurmakla kalmamış aynı zamanda düşünme, iletişim kurma ve araç yapma gücüyle, doğaya egemen olma sürecine girmiştir. Günümüzdeki üstün teknolojik ve bilimsel başarılara, tarihin derinliğinde, eski taş devrinden itibaren insanın bu yetilerini kullanması ve geliştirmesiyle ulaşılabilmiştir.  	</p>
<p>-Modern Bilim-</p>
<p>	“ Modern bilimin doğuşu insanlık tarihinin belkide en önemli olayıdır. Bir kez bilim, bir araştıma yöntemi olarak insan düşüncesine güçlü bir nitelik kazandırmıştır. Sonra, ortaya koyduğu sonuçlar, <a href="http://www.genelbilge.com/tag/ilk/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ilk">ilk</a> uygarlıklara yol açan icat ve  buluşlar ölçüsünde önemlidir.” (Bilimin Öncüleri, Cemal Yıldırım &#8211; Sf: 7). Ayrıca; modern bilimin doğuşu, bugünkü ulaştığımız göz kamaştıran bilimsel ve teknolojik başarıların temelini sağlamlaştırmıştır.</p>
<p>	Yukarıda önemini belirttiğimiz, bilim tarihinde bir dönüm noktası olarak kabul edilen Modern Bilim’in ortaya çıkışını hazırlayan sosyo-ekonomik süreçlere bu bölümde genel olarak yer verilmiştir.</p>
<p>A)  (14 &#8211; 16.yy ) ORTAYA ÇIKIŞ KOŞULLARINI HAZIRLAYAN    TOPLUMSAL,             POLİTİK VE İKTİSADİ SÜREÇLER:</p>
<p>	Modern bilimin doğuşunu ve gelişimini daha analaşılabilir kılmak bakımından, döneme özelliğini veren toplumsaL, politik, ve iktisadi süreçleri incelemek gereklidir. Modern bilimin ortaya çıkışını hazırlayan süreçler -tüm yaşamı tanrısal bir ışık altında gören- ortaçağda oluşmaya başlamıştır.</p>
<p>Ortaçağ</p>
<p>Ortaçağ, MÖ 5.yy’da Batı Roma İmparatorluğunun yıkılışı ile Türklerin İstanbul’u fethi arasındaki sürece verilen addır. Bu dönemde, üretici güçlerin gelişmesi ile devlet iktidarının parçalanmış olması, kavimler göçü nedeniyle ticaret yollarının kapanmış olması, ticaretin ve para kaynaklarının azalmasıyla, kentler önemini yitirdi. Böylece kentlerden tarım alanlarına göç başladı. Bütün bunlar “<a href="http://www.genelbilge.com/tag/avrupa/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Avrupa">Avrupa</a>’da ve Asya’nın bazı yörelerinde soylu toprak sahiplerinin egemenliğine dayanan feodalizmi doğurdu.</p>
<p>	Feodalizmle birlikte köleler ve köylüler serflere, büyük toprak sahipleri ise feodal beylere dönüştü. Ve ortaçağ boyunca toplumsal yapının temlini oluşturan feodalizm gelişti. “Feodalizm’de toplum bir piramitgibi örgütlenmiştir. Piramitin en tepesinde yörenin en büyük toprak sahibi yada kralı vardı, altında vergi ödeme koşulları ile toprağı üstlenen soylular ve piramitin en altında ise toprakla alınıp satılabilin serfler yer alıyordu.(Temel Britanica,Cilt :6 – Sf: 272).Kısacası feodal düzene, özel mülkiyetin yeniden şekillenmesi gözüyle bakılabilir.<br />
	“ Ortaçağ’da hristiyanlık Avrupa’da tek bir görüş <a href="http://www.genelbilge.com/tag/haline/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Haline">haline</a> geldi ve ortaçağ diyince birleştirici bir güç olarak hristiyanlık akla <a href="http://www.genelbilge.com/tag/gelir/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Gelir">gelir</a> oldu ” (Sofi’nin dünyası – Sf: 193).Çünkü ortaçağ uygarlığı hristiyan bir uygarlıktı ve bunu temsil eden kilise önemli bir role sahipti. Kilise, hiyerarşik yapılanma ile “Katolik Kilisesi” adını aldı ve ruhani otoritesini benimsetmeye başladı. “ Bu dönemde kilise, tanrı-devlet deyimi ilke özleştirildi” (Sofi’nin dünyası – Sf: 201).Bununla beraber kilise sadece inanışla değil bütün alanlara müdahil olmaya başladı ve bundan bilim nasibini aldı.<br />
	“ Ortaçağ’da bilim kilisenin tekelinde, teolojinin buyruğu altına girdi. Bu ortamda daha sonra ortaya çıkan skolastik felsefe’de her ne kadar Aristotales mantığı çevresinde ussal bir dizge idiyse de, temelde, teolojik içerikli bir metafizik olmaktan başka bir şey değildi. Nitekim bu düşüncenin zamanla özgür arayışlara kapalı, olgusal dünyayı anlamaya değil, dinsel dogmaları ispatlamaya yönelik kısır bir geleneğe dönüştü. 16. Ve 17.yy’larda bilimsel atılımlar ölüm cezasıyla sindirmeye yönelen –engizyon- bu geleneğin bir aracıydı”(Bilimin Öncüleri, Cemal Yıldırım – Sf: 12)<br />
	Din ve büyünün düşünce üzerinde baskısı çok ağırdı. Manastırlar, bir tür üniversite işlevi görüyordu. “Ayrıca üniversiteler de kilise ile fazla içli dışlı olduğu için 16.yy’da ölmeye yüz tutmuş kurumlar haline geldi”(Sosyal Bilimleri Açın, Gulbenkian Komisyonu, Sf: 15). Din dışı bilimsel çalışmalar “pagan”(çoktanrılı, dinsiz)  sayılır oldu.<br />
	“Yine hristiyanlığın egemen olduğu bu ortamda doğaya ilişkin bilimler ve bu arada bilim, kilise öğretisini pekiştirdiği oranda himaye gördü. Ortaçağ, bilimsel gelişme bakımından avrupa üzerine serilmiş karanlık bir dönem olarak nitelendirilmiştir. Ancak okul sisteminin bu dönemde gelişmeye ve biçimlenmeye başlamış olduğu için kimilerine göre bu dönem bin yıllık gelişme dönemidir.”Sofi’nin Dünyası, Sf:152)</p>
<p>Ortaçağ Bu Karanlık Dönemi Yaşarken İslam Dünyasındaki Durum</p>
<p>	Ortaçağ bu karanlık dönemi yaşarken doğuda yeşeren İslam Uygarlığında ise bilimsel alanda dikkat çekici bir hareketlenme görülür. Arapların, insanlığın bilimsel ürünlerini toplama ve koruma yolundaki çabaları bilim ve düşünce tarihinde önemli bir yer tutar. Bu dönemde Simya (bayağı maddeleri altına ve gümüşe çevirme) alanına yoğunlaşmışlardır. Matematik, fizik ve astronomi alanlarında ise Öklit’in geometrisi ve Batlamyus’un eserleri çevrilmiştir.Sayı sisteminin tamamlanması ile roma rakamalrının yerini almıştır. İbn-i yunus güneş ve ay tutulmaları ile ilgili çalışmalar yapmıştır. İbn-i Sinan özellikle hekimlik alanında önemli bir gelişme halini alan Kanun adlı eserini yazmnıştır. Gazali, astronomi  ve cebir alanındaki üstün çalışmaları ile; Ömer Hayyam ise büyük bir şair olduğu kadar, astronomi ve cebir ile ilgili çalışmaları ile tanınırlar.(İslam felsefesi tarihi, Henry Carbin Sf: 131-154)</p>
<p>Yeniçağ</p>
<p>Başlangıçta üretimin düşük olması, az üretilen ürünün ancak üretildiği yuerin ihtiyacını karşılaması ve teknolojik üstülüğün yerini teknolojik durgunluğa bıraktığı bu dönemde tarımsal üretim ile köyler kentlerden üstün hale gelmişti. Ama kentlerde zanaatte hareketlenmelerin ve gelişmelerin başlaması ile, kentlerin önemini arttırmaya başlar. Kentlerdeki zanaatçilerin ürünleri ile köylülerin tarımsal ürünlerini sattıları pazarlar, panayır halini alarak önem kazanır. Bunlarla birlikte para ticareti, sanayi ve bankacılık baş göstermeye başlar.<br />
	“Ticari amaçla yapılan üretimin yüksek olması ile bazı kişilerin, tacirlerin (özellikle burjuvaların) elinde büyük servetler oluşmaya başladı. Bu da sermayenin ortaya çıkış koşullarından biri oldu.”(İlkel köleci Feodal Toplum, Sol Yayınları, Sf: 194).Ayrıca haçlı seferlerinin ticaret burjuvazisinin gelişmesini körüklemesi, altın elde etmek için yapıulan buluşlar servetlerin artmasına sebep oldu. Bununla birlikte burjuvalr hak satın almaya ve böylece ayrıcalıklı konum elde etmeye başlarlar.<br />
Sermayenin birikmesi ve ticaretin gelişmesiyle zanattaki üretim yetersiz kalır. Böylece zanaaetten ticarete ve ticarettende manifaktüre geçiliyor. Manikaftür:” uzun süre anlamı belirsiz kalan bu kelime, bir ürünün yapımının parça parça işler halinde ayrı işailere verilmesi ve işçilerin usta başlarının gözetimi altında aynı bşnada yoğunlaşmalarını ifade etmektedir. (uygarlık grameri syf : 418). Üretimi ve sermayeyi artırmak yolu, araç halindeki ticareti amaç haline getirdi.</p>
<p>Ulus Devletlerin Ortaya Çıkışı<br />
Bu anlattığımız <a href="http://www.genelbilge.com/tag/kapitalist/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kapitalist">kapitalist</a> ilişkilerde ilerleme (özellikle ticaret alanındaki) ve toplumsal – siyasi ilişkilerde gelişme, var olan halklardan  başlayarak, ulusların billurlaşması olayını doğurdu. Bu, iktisadi birliğin ve devletlerin siyasal merkezleşmelerinin sonucuydu. Ülkelerin ayrı ayrı bölgeleri arasında iktisadi bağların güçlenmesi, dillerin ve ulusal kimliklerin oluşmasına elverişli koşullar yaratıyordu. Ulus – Devletler, bu bağlamda <a href="http://www.genelbilge.com/tag/kapitalist/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kapitalist">kapitalist</a> üretim ilişkilerinin gelişmesi ile oluştular. Oluşan ulus- devletlerde nüfusun bütün sınıf ve tabakaları, ulustan sayılıyordu. Ama iktisadi ve siyasal bakımdan burjuvazi bu nüfus üzerinde bir egemenlik taşıyordu. (ilkel Köleci Feodal Toplum syf:193) </p>
<p>Coğrafi Keşifler</p>
<p>15. ve 16. yy.larda avrupalılar tarafaından <a href="http://www.genelbilge.com/tag/yeni/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Yeni">yeni</a> ticaret yollarının, okyanusların ve kıtaların bulunmasına “coğrafi keşifler” denmiştir. Önceleri dini ve ilmi amaçlar taşıyan bu dünyaya yayılma hareketi  15.yy ikinci yarısında açık bir şekilde ekonomik amaçlara yönelmiştir. <a href="http://www.genelbilge.com/tag/yeni/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Yeni">Yeni</a> çağ avrupasında ticaretin gelişmesi ile paraya ve madenlere olan ihtiyacı artmıştır. Avrupalıların gerek değerli madenlere ulaşmak, gerek ticareti geliştirmek, gerekse kazançlar elde etmek için asya ve avrupa’ <a href="http://www.genelbilge.com/tag/ya/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ya">ya</a> seferler düzenlemişlerdir. İşte bu çoğrafi keşifler avrupalının dünyasında ve giderek insanlık düşüncesine büyük boyutlar kazandırdı. Okyanus, kıta, uygarlıklar, bitki gibiyepyeni kavramların farkına varıldı. Sosyal düşüncede, bilimde devrimin kapıları çalındı. </p>
<p>Teknik Gelişmeler</p>
<p>Bu dönemdeki önemli teknik gelişmeler pusulanın, barutun, teleskobun ve özellikle matbaanın keşfidir. Çünkü bu keşifler döneme özelliğini veren ve döneme damgasını vuran olaylar olmuştur.<br />
* Pusulanın keşfi ile gemiyle yolculuk yapmak kolaylaşmış ve biraz önce dediğimiz     coğrafi keşifler için bir temel oluşturmuştur.<br />
*Barut’un ve top’un keşfi, feodalitenin yıkılışını hızlandırması bakımından dönem için önemli keşiflerdendir.<br />
*Teleskop’un bulunması ile astronomide önemli atılımlar gerçekleşmiştir.<br />
*Matbaanın keşfi ise gerek doğu’nun biligisinin avrupa’ya taşınmasına, gerek rönesans hümanistlerinin fikirlerinin yaymasına ve en önemlisi kilise’nin bilgi üzerindeki tekelinin ortadan kalkmasına katkıda bulunması ile bilimin önünü açaması açısından büyük önem taşır.(Sofi’nin dünyası, Sf:224-225)</p>
<p>Rönesans </p>
<p>	Feodalizm’den kapitalizm’e geçiş ile iktisadi ve siyasal mücadelelerin değişmesi, coğrafi ve teknikl gelişmelerin yarattığı sosyo-ekonomik sürecin aktörü burjuvazimin yeni konumu ile; ortaçağın geri-tutucu geleneği arasındaki farklılığın bilim, edebiyat, ve sanatı etkilemesi kaçınılmazdı. Yeniden doğuş anlamına gelen rönesansla kilise’nin gücü giderek azalmaya başladı. Bununla birlikte teolojinin ve skolastik düşünce yerini gerçek bilime, özgür araştırmaya ve öğrenmeye bırakmıştır.<br />
	“Rönesans, herşeyden önce rönesans hümanixzmi ile yeni bir insan görüşü yarattu. Rönesans hümanizm görüşü, insanın günaha yatkın yanının tek taraflı biçimde vurgulandığı –tanrıdan yola çıkan- ortaçağ insan görüşüyle taban tabana zıt bir görüştü. Bu görüş insanı sonsuz ve değerli bir varlık olarak gören insan ve dünya ile ilgili bir felsefe anlayışıydı.(Sofi’nin dünyası, Sf: 226)</p>
<p>Reform</p>
<p>	Reform 16.yy boyunca tüm avrupayı etkileyen dinsel bir harekettir. Bu hareket katolik kilisesinin aşırı zenginleşmesi ve yozlaşmasına karşı gelişmiştir. Amaç olarak dini ve kiliseyi ortadan kaldırmayı değil, bunları iyileştimeyi, <a href="http://www.genelbilge.com/tag/yani/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Yani">yani</a> katoliği yeni bir dinle değiştirmeyi öne sürüyordu. Böylece hristiyanlık’ın en büyük üç mehzebinden biri olan Protestanlık’ın kurulmasına yol açmıştır. En önemli önderleri Martin Luther ve Jean Calin’dir.(İlkel Köleci Feodal Toplum, Sol yayınları,  Sf:202)<br />
	“Reform, ortaçağın öğretisel birliği umudunu bırakmayı gerekli bulmuş ve bu, insana <a href="http://www.genelbilge.com/tag/kendi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kendi">kendi</a> düşünme, dahası <a href="http://www.genelbilge.com/tag/kendi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kendi">kendi</a> temel sorunlarını düşünme özgürlüğü vermiştir. Değişik ülkelerdeki değişik inançlar, eziyet çekilen nülkenin dışına çıkarak kurtulma olanağı sağlamıştır. Teolojik savaştan dolayı öğrenme, yetenekli kişilerin dikkatini din dışı bilgilere özellikle matematik ve bilime çevirmiştir.(Batı Felsefesi Tarihi 2.cilt, Ortaçağ, Sf:263-272)</p>
<p>B) (17-18.YY) BİLİM DALLARININ UZMANLAŞMA SÜREÇLERİNİ BELİRLEYİCİ DÜŞÜNCE VE TEORİLER</p>
<p>B.1) DOĞA BİLİMLERİ</p>
<p>	“17. ve 18.yy’lardaki biçimiyle doğa bilimleri öncelikle gökyüzü mekaniğinin incelenmesinden yola çıkılarak kuruldu. Başlangıçta, doğa yasalarını saptamanın meşruluğu ve önceliğini kabul ettirmek isteyenler, bilimle felsefe arasında bir ayrım yapmıyorlardı. İki alanı ayırdıkları durumda da, bu iki dalın dünyevi gerçeği aramakta elele verdiklerini düşünüyorlardı. Ancak deneysel, amprik çalışmalar bilimin vizyonunda merkezi bir yer edindikçe, felsefe doğa bilimlerine giderek, gerçek hakkında a priori,deneye tabi tutulmaya n önermeler geliştimekle suçlanan teolojinin yerini alan bir dal olarak görünmeye başladı.” (Sosyal Bilimleri Açın, G. Komisyonu, Sf:14)-</p>
<p>Bilim akımlarının ayrılması</p>
<p>“17. yy’ bilimsel devrimine iki önemli görüş egemen oldu. Bunlar, doğaya geometrici bir anlayış ile bakan, evrenin matematiksel düzen ilkelerine göre yapılandığını kabul eden Platoncu ve Pythagorasçı gelenek ile doğayı muazzam bir makina olarak kabul eden görüngülerin arkasındaki gizli mekanizmaları açıklamaya çalışan mekanikçi felsefe ‘ydi.<br />
	Pythagorasçı gelenek, görüngülere bir düzenlilik anlayışı içinde yaklaşıyordu. Bu geleneği benimsiyenler için, evrenin nihayi yapısının ifadesi demek olan, kesin, matematiksel bir betimleme keşfetmek yetiyordu. Buna karşılık mekanikçi felsefe tek tek  görüngülerin nedenselliğiyle ilgileniyordu” (B.Ö giriş bölümü)<br />
Bu iki görüşün beraberliği sanıldığının tersine her <a href="http://www.genelbilge.com/tag/zaman/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Zaman">zaman</a> uyum içinde olmadı. 17.yy’ ın başından sonra bu iki görüşün karşı karşıya geldiği görüldü. Bununla birlikte pythagorasçı geleneğin akımı pozitifizim; ister gözle görünmeyen gerçeklerin varlığını yadsınsın, ister bilimin bunlara ulaşamayacağı açıklansın, yalnızca algılanabilir gerçeklerle ilgileniyordu. Daha 17. yy’ ın ilk yarısında rahip mersenne ‘ in öne sürdüğü olguculuk, fiziği anlamsız kurgulardan kurtarıp, eşyanın doğasına yöneltme onuru kazandırmıştır. Ancak olguculuk 19. yy’ da bir çok bakımdan fiziğin gelişimini, özellikle, moleküller ve atomlar konusunda gerçeklerin öğrenilmesini geciktirdi. Ayrıca termo dinamik ve <a href="http://www.genelbilge.com/tag/enerji/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Enerji">enerji</a> bilime üstünlük tanıyarak istatistiksel mekaniğin gelişmesine engel olanda bu olgucu tutum olmuştur. (20. yy. Düşünce tarihi syf: 306, Necat Bozkurt)<br />
“Öte yandan 17. yy. Başında fizik, büyük gelişme gösteren matematiksel aracı kullanmaya başlamıştır. Ardından matematiksel fizik ya da kuramsal fizik hızla gelişti ve yaygınlaştı. Nitekim newton mekaniği daha iyi açıklandı. Ve özellikle hidrodinamik kuramlarına, ıs yayılmasına, esnekliğe ve elektromanyetikliğe uygulandı. Bu genel tutumların yanı sıra fizik yöntemi daha güzel ve ayırt edici niteliklerde gösterir. Bunların bir kısmı 17. yy.  Başlarında çağdaş bilimin doğuşuyla ortaya çıkmıştır. Öbürleri ise uzun süre içinde işlenerek gitmiştir”. (20. yy.  Düşünce akımları, Necat Bozkurt syf : 307)</p>
<p>17. ve 18. yy’ larda bilim dallarının uzmanlaşma süreçlerinde bilim adamlarının belirleyici düşünceleri ve teorileri:</p>
<p>Kepler (1571 – 1634)</p>
<p>Kepler astronomiye modern niteliği kazandran kişidir. Keplerin bilimsel gelişmeye katkısı iki yüzlüdür. Güneş sistemiyle bulguları ile daha kapsamlı Newton teorisinin ortaya çıkmasına zemin hazırlar ayrıca hipotez veya teorilerin gözlemsel oldulara uygun düşmesi üzerindeki uğraşıya bilimsel araştırma ve yöntem anlayışına yeni bir boyut getirir.<br />
Gençlik coskusuyla işe koyulduğunda amacı mistik inancı doğrultusunda ‘ göksel alemin müzikhal uyumu’ geometrik olarak belirmekti. Çalışması noktalandığında astronomi matematiksel düzlemenin ötesinde fiziksel bir gerçeklik kazanmıştı.<br />
Kepler, henüz öğrenci iken Copernicus sistemini benimser ve ispatına koyulur. Gözlemci-astronomi bilgini Tycu Brunenin Copernicus sistemini çürütmek üzere topladığı veriler Brahenin ölümü ile asistanı keplerin eline geçti. Keplerde bu verileri kendi sistemini oluşturmak için kullanmıştır. Böylece gençlik yıllarından beri yaptığı çalışmaları başarılı kılan temel, gezegenler ile ulaştığı yasalardır.<br />
1.yasa( gezegenlerin yörüngeleriyle ilgili ): Bir gezegen, odaklarından birinde güneş olan elips çizer.<br />
2.yasa( gezegen hareketleriyle ilgili ) : Bir gezegeni güneşe birleştiren doğru parçası eşit sürelerde eşit alanlar alır. ( Hız, güneşe yakın iken artar, uzak iken azalır. )<br />
3.yasa : Bir gezegenin yörüngesini tamamlamak için geçildiği sürenin karesi onun güneşe olan uzaklığının kübü ile orantılıdır.<br />
İlk iki yasa platoncu geneleksel düşünce ters düşmeleri bakımından 3. Yasa ise göksel nesnelerin matematiksel olarak ifade edilebileceğini göstermesi bakımından önemlidir. (B.Ö sf: 92-97)</p>
<p>Horwey William (1572-1657)</p>
<p>Astronomide Kopernikin , fizikte Galileonun  başattığı devrimci atılımı da tıpta horwey gerçekleştirir. Kanın dolaşımı üzerindeki çalışmasıyla bilim tarihine geçen Horwey, yalnız bu çalışmasıyla değil, tıptaki yerleşik önyargıları kırmakta gösterdiği dirençle de öncü kişiliğini kanıtlamıştır.<br />
Akciğerde ve vücutta kanın dolaşımını düzenleyen kalbin çalışma şeklinin açıklanması Horwey ile olmuştur.<br />
Ve şu yargıyı elde etmiştir: ‘ Kalp, içi boş pompa gibi çalışan bir kastır. Harekete geçtiğinde boşluk daralır, kan dışa pompalanır. Gevşediğinde, kan tam tersine, iç boşluğa yönelmektedir. ‘ Ayrıca Harwey kalbe taşınan kanın miktarını da saptamıştır.<br />
Gerçeği ön yargılarla değil, nesnel gözlem verilerinde arıyan, kutsal da sayılsa doğmalara boyun eğmeyen Ho rwey, bilimdeki başarılarının yanı sıra özgür araştırma geleneğinin kurulmasın da ödün vermez kişiliği ile de bilim tarihin de saygın yerini almıştır. (B.Önciler 98-103)</p>
<p>Galileo Galilei (1564-1642)</p>
<p>Modern bilimin oluşumun da ilk atılımlar astronomi de kendini gösterdi; ama daha kapsamlı devrim, galileo’ nun aristotales fiziğinden modern fizik bilimine geçişi sağlamasıyla temeli atılan ve Newton da tamamlanan mekanikle yetkinliğe ulaştı. Fiziğin “babası” diye anılan Galileo aynı zaman da, güneş merkezli sistem için sürdürdüğü mücadele ile düşünce özgürlüğüne öncülük etmiştir. Onun düşüncemize büyük bir katkısı da, deney sonuçları ile matematiği birleştirmesi, öylece bilimsel yöntemin bugün kü anlamda işlemiş olmasıdır.<br />
Galileo nun en özgün çalışması fizikte dinamik diye bilinen nesnelerin devinimlerine ilişkin etkinliğidir. Aritotales, hareket halindeki bir cisim itilmesse ergeç durur demişti. Bu görünüşte doğru varsayım uzun süre geçerliliğini korudu. Fakat bu varsayım, temel de sakat tı. Çünkü hareket halindeki bir cismin durmasının sebebi itilmemesi değil, hareketi engelleyen takim dinamiklerin varlığından ileri geliyordu. Bu engeller yok olduğun da, cismin hareket etmesi beklenir. Tüm engellerin giderildiği ideal bir ortam oluştuğunda cisimlerin sonsuza kadar hareket etmesi beklenir.<br />
Bu ilke eskiden kopusu da belirtiyordu:<br />
1-hareketsizlik gibi harekette doğal bir özelliktir.<br />
2-doğrusal hareketin nazara alınması zorunludur.<br />
Galileo, cisimlerin düşme (ivme) olayını da aynı yaklaşım ile ele aldı.Günümüzde, atmosferde serbest bırakılan iki cismin ağır olanı daha önce yere ulaşır. İdeal bir durumda (tam bir boşlukta), yoğunlukları ne olursa olsuntüm cisimler aynı düşme mesafesini aynı sürede tamamlar. Gözlemler, düşmenin sabit bir hızla değil saniyede (10 metre) artan bir hızla meydana geldiğini göstermiştir. Burada hareketin doğrusal değil, nesnel olduğunu gösterir. Demekki boşlukta dahi bir etki vardır ki bu yer çekimidir.<br />
Galileo’nun ayın yüzünün sanıldığının tersine pürüzlü olduğu gözlemi onu Engizisyon mahkemesinin karşısına çıkarır. Çünkü bu gözlemler. “ tanrısal düzen” diye bakılan gökyüzünün hiç te kusursuz, yetkin bişey olmadığı demekti. Otuz yıl önce Bruno’ yu yakarak cezalandıran engizizyon, Galileo daha yumuşak davranır, onu ev hapsine mahkum etmekle yetinir.<br />
Engizisyon Galileo’ yu mahkum eder; ama o mahkumiyet Galileo nun değil, dinsel bağnazlığın kendi ölüm fermanı olur. Kilise işlediği ayıbın ezikliğinden bugün bile tam kurtulmuş değildir. (B.Ö syf : 84 – 91)</p>
<p>Sır Izaok NEWTON (1642-1727)</p>
<p>Bilim öncüleri tarihinin iki parlak yıldızı vardır:  Newton ve Einstein yaklaşık iki yüzyıl arayla ikiside fiziğin entemel sorunlarını ele aldılar. İkisinin de getirdiği çözümlerin madde ve enerji dünyasına bakışımızı kökten değiştirdiği söylenebilir. Nweton, Galileo ile Kepler’ in: Einstein, Newton ile Max well’ in omuzlarına yükselmiştir.<br />
Newton çok canlı bir araştırmacıydı: matematik, mekanik, gravitasyon ve optik alanlarının her birindeki başarısı tek başına bir bilim adamını ölümsüz yapmaya yeter de. Yüzyılımıza girinceye dek her alanda bilime model oluşturan fiziksel dünyanın mekanik açıklamasını büyük ölçüde ona borçluyuz.<br />
Newton ulaştığı sonuçları, bilim dünyasının en büyük yapıtı sayılan “Princida” da topladı. Bu eserin:</p>
<p>İlk bölümde devinimden bahsedilir. Galileonun eylemsizlik ves erbest düşme yasasını<br />
Newton kapsamlı bir teoriyle incelemekteydi. Galileo nun eylemsizlik ilkesine Newton “kütle” yasasıyla  daha net bir bakış kazandırır. Değişik kütleye sahir iki nesne , sıkışık bir yayıp karşıt uçlarına bastırılıp bırakıldığında kütlesi büyük olanın ivmesi daha azdır.<br />
Bu mekanikçi kuramın bir yasası da “kuvvet”tir. Kuvvet, hız veya yön değiştirmenin nedeni olarak tanımlanmakta ve bunun kütle ile ivmenin çarpımından oluştuğu belirtilmektedir.<br />
Mekaniğin gücü yasası ise: çoğumuzun günlük deneyimlerinden bildiği bir ilişkiyi içermektedir. Her etkiye karşı, eşit bir “tepki” vardır. Kütle ve kuvvetin sonra mekaniğin son yasası budur.<br />
Galileo ile Newton mekaniğinde yalnızca aynı doğrultuda tek-düze devinim doğuldar. Denenmenin yön ve hız değiştirmesi ancak bir dış kuvvetin etkisiyle olanaklıdır.<br />
Newton “gravitasyon” kuramını yasaya dönüştürmüştür. Buna göre evrende var olan herhangi iki nesne birbirini kütlelerinin çarpımıyla doğru, aralarındaki mesafenin karesiyle ters orantılı olarak çeker. İşte bir elmanın yere düşmesiyle, Dünya güneş etrafında dolaşması gibi birbirinden uzak olguları bir tek kategoride açıklama olanağı bu ilke ile mümkün kılınmıştır.(Evrensel Çekim Yasası)<br />
Newton’un ulaştığı sonuçlar sonuçlar onun modern bilimin gelişmesinde ne kadar büyük bir önemi olduğunu kanıtlıyor. (Bilimin Öncüleri sy:115-122)</p>
<p>Francis Bacon (1561-1626)</p>
<p>Bilimsel yöntem anlayışı, bilimin uygar yaşam için önemini uygulamaya yönelik bilgin<br />
in güç ve değerini işleyen yapıtları; “kısır diye nitelediği skolastik düşünce geleneğine karşı yüreklice ortaya koyduğu tepkisiyle bilim tarihine yön çizen bir öncü vardır. Francis Bacon.<br />
İçinde doğduğu dünya çelişkilerle dolu bir dönemden geçmekteydi: bir yandan da insanoğlunun yeni keşiflerle bilinmeyene açıldığı: öbür taraftan büyü, fal türünden aldatıcı uygulamaların yaygınlık kazandığı, kilise buyruğuna ters düşenlerin yakıldığı ve afaroz edildiği bir dönemin nesnelliği içinde yaşadığından, bu çabası daha anlaşılır oluyor. Yani Bacon bir değişim-dönüşüm sürecinde yaşıoyordu ve yaptığıda bunu anlama yorumlama ve yönlendirme çabasıydı.<br />
Bacon’a göre her türlü deney ve gözlem sonuçlarını topluma; kaydetme, sınıflama doğanın sırlarını bize verir. Yani bilimsel yöntem, gözlem-deney yolundan veri toplama ve sınıflama şeklindedir(Tümevarım). Bacon karşı çıktığı geri skolastik anlayışın insanların üzerinde yarattığı bilgisizliğe doğru bu yöntemle karşı çıkılabileceğini söyler.<br />
Ancak Bacon’un bu yöntem anlayışı, olguları açıklamakla değil, betimlemekle kalınacağını, bununda bilimin önemli bir işlevini eksik bıraktığını, doğadaki olup biten bütün olguların gözleme olanak vermediği, ve bilimsel yöntem anlayışındaki bazı yetersizlikler gerekçeleriyle yoğun bir eleştiriye tutulmuştur.<br />
	Değindiğimiz tüm bu yetersizliklere karşın, Bacon’un bilimsel gelişme için gerekli ortamın hazırlanmasında oynadığı büyük rolün önemi tartışılamaz. Unutmamak gerekirki, Bacon bir bilim adamı olmaktan çok, bilimi bağnazlığın tekelinden kurtarma savaşı veren bir düşünürdü. (Bilimin Öncüler, Tübitak Y., Sf: 78-83)</p>
<p>Antoine Laurent Lavosier (1743-1794)</p>
<p>	Lavosier’in Kimya Bilimine Giriş adlı kitabı, kimyanın gerçek anlamda nitelik kazanmasını sağlamıştır.<br />
	Lavosier, bilim dünyasında ilk önce yanma olayına ilişkin geliştirdiği kuramıyla ün kazanır. Lavosier, araştırmalarına başladığında kimyada Antik Yunan’ım maddeye ait dört element olan su, hava, toprak, ateş öğretisinin yanısıra, ateş ile yanmaya ilişkin flogistan kuramı geçerliydi (yani yanma maddenin yanarken “ateş maddesi” flogistan çıkarması demektir). O zamana kadar yanma olayını açıklamadaki güçlüğün sebebi gazlara ilişkin bilgi eksikliğindendi.<br />
	Lavosier, kapalı kapta fosfor yakınca gazın ağırlığının değişmediğini, oysa havanın içeri girmesiyle birlikte, gazın ağırlığının arttığını saptamıştı. Bu gözlemini, Prestley’in deneylerini tekrarlayarak, yanmamnın maddenin flogistan çıkarması ile değil, oksijenle birleşmesiyle meydana geldiğini ispatlamasıyla kuramına kavramsal ve doyurucu bir nitelik kazandırmıştır.<br />
	Ne ki, kimya devrimini oluşturmada başka önemli çalışmalarda vardır. Ayrıca, deneylerinde özellikle ölçme işleminde gösterdiği olağanüstü duyarlılık kendisini izleyen yeni kuramsal araştırmacılar için özenilen bir örnek olmuştur.<br />
	Kimya dil, mantıksal düzen ve kuramsal açıklam yönlerinden bilimsel kimliğini Lavosier’e borçludur.<br />
	Bu bağlamda Lavosier’in bir şey keşfettiğinden bahsedilemez. Daha çok başkalarının bulduğu nesne ve olguları açıklayan, kimyasal bileşime açıklık getiren bir kuram oluşturmak, nesneleri adlandırmada yeni bir sistem kurmasından bahsedilebilir. (Bilimin Öncüleri, Tübitak Y. Sf:123-128)</p>
<p>AYDINLANMA ÇAĞINA GENEL BAKIŞ</p>
<p>	Avrupada düşünce alanında köklü bir değişimin yaşandığı 18.yy’a aydınlanma çağı denir. 17.yy sonlarında başlayan ve 18.yy da gelişen aydınlanma çağının kökeni, orta çağ feodalizmine kadar dayanır. Felsefe, siyaset ve edebiyat alanında etkili olan bu akım kısaca aydınlanma diye adlandırıldı. (Temel Britanica, cilt2, sf:228)<br />
	Rönesans çağında, Avrupa insanı, kendini geleneklerden ve kalıplaşmış yargılardan kurtarmaya başlamıştır. Bilim alanındaki yeni buluışlar ve araştırmalar, kilisenin evren hakkında söylediklerini doğru olmadığını ispatlamaya, en önemlisi Avrupa’yı kilisenin monarşisinden kurtarma mücadelesi vermiştir.<br />
18.yy aydınlanma çağı, rönesans ve modern bilim başlığı altında incelemeye çalıştığımız feodalizmin içinde gelişen kapitalizmin, alt yapıda ve üst yapıda feodal üretim ilişkilerine ve kiliseye karşı verilen mücadelenin başarıya ulaştığını belirtir. 18.yy da ise bu mücadele yerini siyasal savaşıma bırakır.<br />
		Aydınlanma döneminin, bilimdeki gerçek aydınlanma dönemi olarak kabul edilebilecek 16.ve 17.yy’ların birikimine dayandığını söylemek yerinde olacaktır. Çünkü düşün alanındaki devrim bu dönemdeki bilim adamlarının (özellikle Newton, Gallileo ve Bacon’ın) yarattığı birikim ve cesaretle meydana gelmiştir. Zaten mekanikçi bilimin düşün alanındaki etkisi kesin bir gerçektir. (Adım Dergisi-1Kasım 1998 tarihli 1. Sayısı, Yaşar Aydın)</p>
<p>B.2)BAĞIMSIZ BİR SOSYAL BİLİMİN KURULUŞU</p>
<p>“18.yy dan önce, bilimsel tutum, felsefi tutuma oranla daha önem kazanmaya başlamıştır. 18yy da ise bilimle felsefenin birbirinden ayrılmasını öngören düşünceler yaygınlaşmıştır. Yine bu yy da sosyal olgunun düzenli bir karakteri olduğu, bu nedenle fiziksel evreni yönetenlere benzeyen doğal yasalara bağlı olduğu düşüncesine varılmıştır. Toplumsal yasalar anlayışına ulaşılması, bilimin amacı denemelerle sınanabilecek yasalara varabilmek olduğu için önemli bir ilerlemenin belirtisi olmuştur.</p>
<p>	Bu bakımdan 18.yy’ın katkısı büyük önem kazanmıştır. Fakat felsefi yaklaşım bu yy da önemini korumuştur. Sosyal yasa düşüncesi, bağımsız bir sosyal bilim anlayışı genel bir kabul görmemiştir. Aynı şekilde 18.yy yazarlarının sosyal bilimin sınırlarını ve amacını tanımlayabildikleri söylenemez” (20.yy Düşünce Akımları, Nejat Bozkurt, sy:13)</p>
<p>	Auguste Comte’un yaptığı katkı işte bu noktada önem taşımaktadır. Çünkü A.Comte, sosyolojinin kurucusu sayılır ve bir kurucu olarakta sosyoloji terimi ilk defa onunla ortaya çıkmıştır. Ayrına Comte’un temel katkısı sosyal bilimlerin amacını tam olarak tanımlamak olmuştur. (Bununla birlikte Comtu sosyal bilimlerin gelişmesine yaptığı katkı sanıldığı kadar önemli olmamıştır. (20yy Düşünce Akımları, sy:15-16)</p>
<p>	“Karl Marx’ın katkılarıysa sosyal olgunun amacını ve göreceli karakterde oluşunu aydınlığa çıkardığı için aynı şekilde önem taşımaktadır. Bir bilim olarak sosyolojinin kuruluş ve oluşumunda Marx’ın getirdiği katkılar temel teşkil etmiştir” (20.yy Düşünce Akımları sy:13) </p>
<p>18.yy’da Uzmanlaşmaya Başlayan Sosyal Bilimler </p>
<p>	Ayrı ayrı sosyal bilimlerin ortaya çıkışı 20.yy a özgü bir oluşum değildir. Bu oluşum sosyal bilimlerin felsefeden ayrılmalarına bile öngelmiştir.<br />
		Sosyal bilimlerde ilk uzmanlaşma 18.yyda gerçekleşmiştir. Sosyal bilimlerin metafizik, ahlaki ölçüleri metafizik ahlaki ölçülerin ve değerlerin etkisinde kalmaya devam ettiği dönemdede deneysel yöntemlere dayanan bazı uzmanlaşmış disiplinler kurulmuştur. Buna verilebilecek ilk örnekler ekonomi politik, demografi ve <a href="http://www.genelbilge.com/tag/tarih/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Tarih">tarih</a> sosyolojisidir.<a href="http://www.genelbilge.com/tag/tarih/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Tarih">Tarih</a> sosyolojisi, ekonomi politik ve demografi kadar gelişmesede ayrı bir disiplin olmaya başlamış bulunuyordu.(20.yy Düşünce Akımı, Nejat Bozkurt sy:20)</p>
<p>Not: Araştırma ödevinin son bölümünde (c) uzmanlaşmayı izleyen dönemde, uzmanlaşmaya gelen tepkiler ve bununla ilgili konulara yer verilmiştir.</p>
<p>C) (20.YY SON ÇEYREĞİNDEN BU GÜNE) GÜNÜMÜZ MODERN BİLİMİNİN ÇIKMAZLARI, OLANAKLARI VE GELİŞİM OLASILIKLARI</p>
<p>Teknolojik gelişmelerin giderek ivme kazandığı 20.yyda gelişme bu yyın son çeğreğinde baş döndürücü bir hıza ulaşmıştır. Teknoloji, bilimselüretimin yaşama geçirilmesidir. Öte yandan, bilimsel araştırmalardan elde edilensomut ve yararlı sonuçler, verimleri ve bunlara ilişkin araç, yöntem ve süreçlerin bütününü ifade eden bir anlaşma sahiptir teknoloji. Ama teknolojinin her zaman somut ve yararlı sonçlera ulaştığı özellikle 1945de Hiroşima’ya atılan atom bombası ile oluşan facia, kafalarda bu tanım için soru işaretleri oluşmasına neden olmuştur. </p>
<p>	20yy’ın son çeğreğini etkileyen en önemli olay transistörün bulunması sayılabilir. Çünkü transistör, elektroniğin her alanını büyük ölçüde etkiledi; ama bu etki en çok bilgisayarlarda gözlendi. Sonraki yıllarda integral devrenin geliştirilmesi, micro işlemcileri, sanayinin; bilimsel araştırmaların giderek günlük yaşamın ayrılmaz parçası durumuna getirdi. Otomasyon, robotlar ve <a href="http://www.genelbilge.com/tag/yapay-zeka/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Yapay Zeka">yapay zeka</a> bu alandaki en önemli gelişmeler oldu.</p>
<p>	“1957’de Sputnik ile başlayan uzay serüveninde 2003 yılının ikinci yarısında Amerika ve Rusya’dan sonra kendi gücüyle insanlı uzay uçuşunu gerçekleştirmeyi düşünen Çin’in de  bu serüvene katılmasını önayağı olması sebebiyle büyük önem taşır. (Turkish Daily News, Ocak3,Associated Express)</p>
<p>	230.yydaki en önemli ve tartışmalı gelişmelerden biride genetik mühendisligi olmuştur. Ve tartışmalar, genetik mühendisliğinin gelişim ile devam edeceğe benziyor.</p>
<p>	Teknolojinin çeşitli uygarlıklarda tarih boyunca gösterdiği gelişmeler, toplumla ilişkiler açısından, başlıca üç özellik dikkati çekmektedir: bu özellikleri toplumsal gereksinim, toplumun kaynakları, ve toplumsal ortam ile ilgili başlıkları altında toplayabiliriz. Teknolojik gelişme günümüzde pek çok sorunu beraberinde getirmiş olmakla birlikte; onun egemenliği altına girmeden, teknoloji ile uyum içinde yaşamanın yollarını aramak gerekmektedir. Zaten günümüz toplumları bu gelişmeler karşısında önemli karalar almak zorundadırlar. Teknolojik gelişmeyi toplumsal amaçlarla uyumlu olacak şekilde denetleyip düzenlemenin gerekliliği ve yaşamın her alanında onsuz olunamayacağı göz önünde bulundurulmalıdır. Öte yanda teknolojinin günümüzde çok büyük birhızla ilerlediği dikkate alındığında, birey ve toplumları büyük bir sorumluluk yüklenmektedir. Teknolojik gelişmenin ortaya çıkardığı temel sorunları dört ana başlık altında özetleyebiliriz: Nükleer teknolojinin yol açtığı sorunlar, nüfus patlaması, doğal kaynakların hızla tükenmesi, çevre sorunları ve öbür toplumsal sorunlar (açlık, salgın hastalıklar, savaş ve terörizm.) Nükleer teknolojinin denetim sorunu, temel olarak siyasal bir sorun biçiminde karşımıza çıkmaktadır. Bu sorunun temelinde, dünyanın, her biri bir devlet biçminde örgütlenmiş olan çeşitli uluslara ayrılmış yapısı yatmaktadır. Soğul savaş döneminde nükleer silahlar ulusların tepesinde Demokles’in kılıcı gibi sallanmışlar ve uzun yıllar toplumlara korkular yaşatmışlardır. Atom bombasının gezegenimizi yok edecek sayıda olması bilim adamının topluma karşı sorumluluğu konusu ciddi bir biçimde gündeme getirmiştir. Teknolojinin sadece bir araç olduğu, yapıcı amaçlar için de, yıkıcı amaçlar için de kullanılabileceği genel olarak kabul gören bir görüştür. Buradaki temel sorun bu kullanım biçmini toplumların hangi süreçlerle belirleyeceği sorundur.Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra hiç değilde şimdilik böyle bir tehlike gündemde çıkmış gibi görünmektedir. Ama yinede atom bombası hammadesi kaçakçılığı, nükleer silahların teröristlerin eline geçme tehlikesi gündemdedir. </p>
<p>Bunlarla birlikte Amerikanın önümüzdeki günlerde Irak ile girişeceği savaşta yine nükleer silahlar gündemde. Bu silahların kullanılıp kullanılmayacağı, yeniden bir hiroşima olayının gerçekleşip gerçekleşmeyeceği kafalarda oluşan soru işareti olmaya devam ediyor. Nükleer tehlike sorununun nereye gideceği başka bi soru işaretidir.</p>
<p>İnsanlık eğer nükleer yıkım tehlikesini atabilirse, çok yakın bir gelcekte büyük bir nüfus patlaması sorunu ile karşı karşıya kaacaktır.Bu sorunun çözümünde, modern teknolojinin de yardımıyla, tutulabilecekk iki yol var gibi görünmektedir. Bunlardan birincisi doğum kontrolü yöntemlerinin geliştirilmesi ve uygulamsıdır. Ne varki teknolojinin bu konuda sunduğu olanaklarla, kimi ahlaksal değerlere ve dinsel tabulara dayanılarak karşı çıkmaktadır.<br />
Öte yandan en iyimser tahminler bile uygulanacak doğum kontrol programlarıyla nüfus artış hızında 20.yy sonunda ancak küçük bir azalma sağlanabileceğine öngörmektedir. Bu durumda dünya gıda üretiminin arttırılması için çok yoğun çabaların harcanması gerekmektedir. Modern teknolojinin bu çabada çok büyük katkısının olacağı kuşkusuzdur. Çağdaş toplumların, modern teknolojininde etkisiyle, karşılasştıkları en önemli sorunlardan bir başkası çevre sorunu olarak karşımıza çıkmakta. İnsan oğlu yylardan beri çevreye zarar veren etkinlikler içinde bulundu. Ama günümüzde, bir yandan nüfüsün aşırı biçimde artmış olması öteki yandan sanayileşmenin ulaştığı, çevre sorununu dünya çapında bir bunalıma dönüştürmüştür. Bunalıma yol açan temel nedenin teknolojinin kendisi değil, insan tarafından kullanılış ve uygulanış biçimi olduğunu vurgulamakta yarar var. Tarihin varılan bu noktasında insanlık yok olma yada sağlıklı gelişmeye giden yollardan biri aslında bir seçim yapma durumundadır. Bu seçimde ona felsefi düşünmenin problem çözen ve yok gösterici etkinliğinin yararlı olacağı kuşku götürmez.</p>
<p>	20.yyda bu yaşananlar sanki uyumlu uyumsuzluklar’dan oluşan bir süreci andırmaktadır. </p>
<p>C.2)SOSYOLOJİDE UZMANLAŞMA</p>
<p>19.yy’da Sosyoloji’nin Kurucularının Uzmanlaşmaya Tepkileri</p>
<p>19.yy boyunca sosyolojinin kurucuları sosyal bilimlerin birbirinden ayrılıp parçalanmasına ısrarla karşı çıkmıştır.Auguste Comte “Sosyal olguların esas itibarıyla birbiriyle yakından bağlantılı olduğunu” ve sadece belirli bir kategorideki olguların verimsiz ve kısır olacağını öne sürmüştür.</p>
<p>	Sosyal bilimin bir bütün olduğu görüşünü Marx daha şiddetle savunmuştur. Marxist sosyolojinin temelinde tüm sosyal olgunun (kendi içindeki öğeleri arasında) tam bir karşılıklı bağıntı olduğu düşüncesi bulunmaktadır. Marxizme göre, sosyal olgulardan hiç biri tek başına alınıp incelenemez. </p>
<p>UZMANLAŞMIŞ DİSİPLİNLERİN ÇAĞDAŞ ARTIŞI</p>
<p>Sosyolojinin kurucularının direnişleri başarılı olamamıştır. Uzmanlaşmış sosyal bilimi günümüzde git gide daha çok sayıda uzmanlaşmış dallara ayrılmıştır: etnoğrafya, antrapolaji, sosyal psikoloji, hukuk, ekonomi, demografi, ekoloji, siyasal bilim vb..            </p>
<p>1-Uzmanlaşma ihtiyacı: Sosyal olguların karmaşıklığı ve bu olguların gözlenmesi için kullanılar tekniklerin farklılıkları uzmanlaşmayı kaçınılmaz kılmıştır. Günümüzde hiçbir sosyolog, sosyal gerçeklerin tümünü, uzmanlaşmış araştırmalarınelde ettikleri sonuçlara dayanarak ikinci elden bir çalışma yapmaksızın, inceleyebilecek durumda değildir. Bu ihtiyaç açısından sosyal bilimin çeşitli dallarının ayrı ayrı ele alınması gerekir.<br />
2-Genel bir sosyal bililer teorisinin bulunamayışı:<br />
3-Üniversitelerdeki Bölümleşme: Üniversitelerdeki bölümler ve sosyal bilimlerdekiuzmanların yetişmesinde farklılık bölümüne eğiliminin daha da güçlenmesine yolaçmıştır. Sosyal bilimlere gelenler istatistik, felsefe, etnografya, psikoloji, psikiyatri,tıp vb., değişik alanlarda uzmanlaşmış kimseler olarak gelmektedir.<br />
4-Sosyal bilimlerdeki parçalanmaya karşı en son tepkiler: Sosyal olgunun parçalanmazlığı ve sosyal bilimlerin köklü birliği hiç bir zaman ciddi bir kuşku konusu olmamış , bu nedenle de daima uzmanlaşmış disiplinlerin ufalanıp parçalanmasına karşı bir çare bulunmak istenmiştir. Bunlardan biri  Auguste Comte’un önerdiği genel konularda uzmanlaşmış kimseler yetiştirmektir. Genel sosyoloji sosyal bilimlerin sonuçlarını sentez ederek bu yönde çalışmaktadır.</p>

<p class="sayac_bilgi">185 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/modern-bilmin-tarihcesi.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Güneş Sistemi</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/gunes-sistemi.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/gunes-sistemi.html/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Mar 2009 19:15:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category></category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=4236</guid>
		<description><![CDATA[Güneş Sistemi, Güneş adını vermiş olduğumuz bir yıldız , bu yıldızın çevresindeki belirli yörüngelerde bulunan 9 gezegen ve çok sayıda küçük gökcisminden oluşmaktadır. Güneş Sistemi&#8217;nde yer alan gezegenlerin  isimleri sırası ile Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs, Neptün ve Plüton dur. Evrende sayısız yıldız olduğu tahmin edilmektedir. Bu yıldızlar belli galaksilerde yer alır. Güneş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Güneş Sistemi, Güneş adını vermiş olduğumuz <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bir/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Bir">bir</a> yıldız , <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with bu">bu</a> yıldızın çevresindeki belirli yörüngelerde bulunan 9 gezegen ve çok sayıda küçük gökcisminden oluşmaktadır. Güneş Sistemi&#8217;nde yer alan gezegenlerin  isimleri sırası ile Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs, Neptün ve Plüton dur. Evrende sayısız yıldız olduğu tahmin edilmektedir. <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with bu">Bu</a> yıldızlar belli galaksilerde yer alır. Güneş Sistemi de  Samanyolu Galaksisi&#8217;nin bir elemanıdır. Samanyolu Galaksisi içinde %90&#8242;nının  büyüklüğü güneş kadar olan 100 milyar yıldız olduğu tahmin edilmektedir. <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with bu">Bu</a> yıldızlardan her birinin çevresinde 9 gezegen olduğunu düşünürsek (bazı yıldız sistemlerinde çok daha fazla gezegen vardır.) sadece Samanyolu Galaksisi&#8217;nde 1 trilyona yakın gezegen olduğu sonucuna ulaşırız. Tüm evreni ele alırsak sayılarla ifade edemeyeceğimiz bir sonuç ortaya çıkar. Evrende keşif bekleyen sayısız gezegen olmasına rağmen <a href="http://www.genelbilge.com/tag/insan/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with insan">insan</a> oğlunun henüz Güneş Sisteminde ki gezegenler hakkındaki bilgileri <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bile/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Bile">bile</a> çok yetersizdir. İnsan oğlunun evren ve gezegenler hakkındaki araştırmaları çok eskilere dayansa da ancak günümüzde bu araştırmalar bilimsel boyut kazana bilmiştir. Son yıllarda uzaya yollanan uzay araçları  ve sondalar sayesinde çok değerli bilgiler edinilmişse de bu güne kadar uzay bilimi konusunda yapılabilen en büyük gelişme Ay&#8217;a ayak basmak olmuştur.<br />
 <br />
      Güneş sisteminde, diğer tüm galaksi ve sistemlerde de olduğu <a href="http://www.genelbilge.com/tag/gibi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Gibi">gibi</a> belli bir düzen vardır. Her gezegen kendisine ait yörüngesinde hiç bir sapma yapmadan dönmektedir. Aynı zamanda yörüngesi yada ekseni etrafındaki dönme süresi hiç değişmeden sabit kalmaktadır. Bu yörüngeler ve periyotların hepsi matematiksel bir düzen içerisindedir. Bu düzeni  <a href="http://www.genelbilge.com/tag/ilk/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ilk">ilk</a> olarak keşfedin kişi Kepler&#8217;dir. Kepler çalışmaları sonucunda Güneş Sistemi&#8217;ndeki tüm gezegenlerin periyotlarının bir formüle bağlı olduğunu bulmuştur. Bu formül deki orantı &#8220;BodeYasası&#8221; olarak bilinir. <br />
      Bilim adamları evrenin yaradılışını, evrenin yoktan var edildiğini <a href="http://www.genelbilge.com/tag/kabul/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kabul">kabul</a> eden &#8220;<a href="http://www.genelbilge.com/tag/big-bang/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Big Bang">Big Bang</a>&#8221; teorisi ile açıklamaktadırlar. Bu teoriye göre; &#8220;Evren, yaklaşık 15 milyon yıl önce sıfır hacim ve sonsuz yoğunluğa sahip olan bir yokluğun şiddetle patlaması sonucunda oluşmuştur&#8221;. &#8220;<a href="http://www.genelbilge.com/tag/big-bang/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Big Bang">Big Bang</a>&#8221; teorisi evrenin yaradılışı ile ilgili teoriler arsında en çok kanıtı bulunan ve en çok <a href="http://www.genelbilge.com/tag/kabul/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kabul">kabul</a> edilenidir. Güneş Sisteminin oluşumu hakkında ise hiç biri tam olarak <a href="http://www.genelbilge.com/tag/kabul/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kabul">kabul</a> görememiş bir çok teori bulunmaktadır. Güneş Sistemi&#8217;nin oluşumuyla ilgili bilinen ilk teori Decartes&#8217;e aittir. En çok destek toplayan teoriye ise, Samanyolu Galaksisi&#8217;nde yer alan büyük bir gaz toz bulutunun bir kısmı zamanla yoğunlaşarak Güneş&#8217;i ve diğer gezegenleri oluştuğunu iddia etmektedir. Bu teori en mantıklı teori olarak <a href="http://www.genelbilge.com/tag/kabul/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kabul">kabul</a> edilse de cevaplayamadığı bir çok soru vardır.<br />
     Günümüzde uzay araştırmalarının devam ettiğini söylemiştik. Şimdilik bu araştırma ve çalışmalar  yetersizmiş gibi görünse de muhakkak  insan oğlunun içinde var olan araştırma ve bilinmeyeni öğrenme isteği, bu çalışmaların artarak devam etmesini sağlayacaktır. Kim bilir belki bir gün evren hakkındaki tüm sorulara cevap buluna bilinir.<br />
<span id="more-4236"></span><br />
Dünya<br />
Üzerinde yaşadığımız gezen, dünyanın yarıçapı 6400 km ve yoğunluğu 5,52 kg/m3&#8242;dür. Güneşe yakınlık bakımından üçüncü sırada yer alan dünya ile güneş arasındaki uzaklık 1.5 x 10 8 km&#8217;dir. Ve bu uzaklık 1 AB. (Astronomik Birim) olarak kabul edilmiştir. Güneş sistemindeki diğer gök cisimleri arasındaki mesafeler de genellikle bu birim kullanılarak belirtilir. Yapay uyduların kullanılmaya başlaması ile dünyanın tam şekli belirlenmiş ve bu şekle Geoit adı verilmiştir. Dünyanın konumu, atmosferi ve iç yapısı üzerinde yaşam barındırabilmesi için en uygun şekildedir. Güneş sisteminde ve bilinen tüm gezegenler arasında yaşama el verişli tek gezegen dünyadır. Koruyucu bir kılıf görevi gören atmosferi sayesinde meteor çarpmalarına ve güneşin yaydığı zararlı ışınlara karşı gezegen korunur.<br />
Dünyanın iç yapısı üç katmandan oluşmaktadır. Bu katmanlardan en dışta bulunan ve yaşamaya elveriş olana kabuk adı verilmektedir. Tüm canlı yaşamını üzerinde bulunduran, o bu katmanın ortalama kalınlığı 30 km kadardır. Kabuğun hemen altından başlayıp çekirdeğe kadar devam eden tabakaya manto adı verilir. 5100 km derinliğe kadar inen manto tabakasının kabuğa yakın olan bölümü kırılgan kayalardan oluşmaktadır. Dünyanın merkezindeki ısı 5000 C° civarında olduğundan mantonun çekirdeğe yakın bölümü erimiş kayalardan oluşmaktadır. Manto tabakasındaki basınç nedeni ile erime noktaları yükselen demir ve magnezyum katı halde bulunurlar. Dünyanın merkezini oluşturan çekirdek ise %90 oranında sıvı demirden oluşmaktadır. Bunun nedeni çekirdekte tahminen 3 milyon Atm olan basınç altında demirin erime noktasının 8000 C°&#8217;yi bulan çekirdek ısısından düşük olması olarak açıklaya biliriz.<br />
Çekirdekte bulunan sıvı demirin konveksiyon akımları ile ortaya çıkardığı dinamo etkisi, Dünyanın manyetik alanını oluşturur. Dünya yüzeyini 100km yukarısından başlayan manyetik alan yaklaşık 6500km yüksekliğe kadar uzanır. Son yıllarda <a href="http://www.genelbilge.com/tag/elde/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Elde">elde</a> edilen veriler ile bu manyetik alanın bir zırh gibi dünya yüzeyini ısı ve benzeri tehlikelerden koruduğu anlaşılmıştır.</p>

<p class="sayac_bilgi">53 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/gunes-sistemi.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

