İçinde Yaşadığımız Doğa

CANSIZ DOĞADA NELER VAR ?
İçinde yaşadığımız doğa canlı ve cansız varlıklardan oluşur. Bu varlıkların sayısı oldukça çoktur. Doğan , gelişen , büyüyen , kendisine benzer yavrular oluşturan ve ölen varlıklar canlı varlıklardır. İnsanlar hayvanlar ve bitkiler canlı varlıklardır. Doğmayan , büyümeyen , çoğalamayan , bir etki olmadan hareket edemeyen varlıklar ise cansız varlıklardır. Taş , toprak , kağıt , masa , hava , su cansız varlıklara örnektir.
Canlılar yaşamlarını sürdürebilmek için başka canlılara ihtiyaç duyarlar. Hiçbir canlı çevresinden ve diğer canlılardan uzak ve bağımsız yaşayamaz.
HAVASIZ YAŞANMAZ.
Devamını oku …

Deniz Kirliliği

Yaşadığımız Dünya’nın 3/4′ünün sularla kaplı olduğu ve insan vücudunun
%25′inin su ihtiva ettiği dikkate alınırsa, suyun insan hayatındaki önemini anlamakmümkün olacaktır. Evrende bulunan diğer gezegenlerde su olmuş olsaydı kuşkusuz bu gezegenlerde hayat da olurdu ve insanoğlu Dünya’yı terkedip, derhal diğer gezegenlere taşınırdı… Savaşlardan sonra, özellikle denizlerde ulaşım ağının, su ürünleri üretimi ve madensel kaynakların keşfi ile bu önem daha da artmış, insanoğlu
denizlere ve iç sulara geleceğin güvencesi olarak bakmayı öğrenmiştir. Bununla birlikte Dünya Ülkeleri denizlerin büyük bir bölümünü insanlığın ortak malı olarak görürken, bir bölümü de kendi sularını ilan edip sahiplenmişlerdir. Bunu sabitleştirmek için de yeni hukuk kuralları koyup, geleceklerini daha da sağlama almışlardır. Büyük Dünya Savaşlarını yaşayan ve savaş sonrası açlık tehlikesi ile karşı karşıya kalan insanlık, bir taraftan artan dünya nüfusu ve gelişen teknoloji ile birlikte yeni sorunların sahibi olurken diğer taraftan da içinde bulundukları Devamını oku …

SPOR ve ÇEVRE YAMAÇ PARAŞÜTÜ

Dünyada yamaç paraşütçülüğü 1968’de koşarak ya da ayakta kalkış makale ve el kitaplarıyla gelişimini sağladı; ancak 1980’li yıllarına kadar paraşütle yamaçtan düzenli olarak koşarak atlanılmadı.İlk olarak Fransa ve İsviçre Alp’lerinde atlamalara başlandı ve giderek yaygınlaştı. Antarktika haricinde bütün kıtalarda rengarenk yamaç paraşütleri süzülmeye başladı. Türkiye’de yamaçtan koşarak uçuş denemeleri, 1985’te ilk olarak serbest atlayış paraşütleri ile yapılmıştır. 1988’den itibaren yamaç paraşütleri sınırlı bir kitle tarafından ferdi olarak kullanılmaya başlamıştır. Zamanla bu spor dalı kendini bayağı geliştirdi. Katlanıp sırt çantasına sığacak kadar küçük ve taşınabilir olması dağcıların da ilgisini çekti. Dağcılar zirveden kendilerini yamaç paraşütüyle bırakarak gökyüzünün de tadını çıkarmaya başladılar.
Devamını oku …

Suyun Gerçekleri

NORMAL DURUMLARDA , SAF SU (H) HIDROJEN VE (O) OKSİJEN GAZLARINDAN OLUŞUR. DÜNYANIN %70′I SU İLE KAPLIDIR.%5′I TATLI SU OLUP , KALANI İSE DENIZ SUYUDUR. EN SAF SU YAGMUR SUYUDUR. EN SAF SU BILE ICINDE ERIMIS GAZ MOLEKULLERI (O2) OKSIJEN,(N2)NITROJEN VE (CO2) KARBON DIOKSIT TASIRLAR. ENDUSTRI KESIMINDE,
FABRIKALARIN COK OLDUGU YERDE (SO2) SULFUR DIOKSIT’DE SUYUN ICINDE BULUNABILIR.

1.1 SU PH
Devamını oku …

Bu raporda fabrikada, boza üretimi sırasında oluşan atık suyun arıtılması

Bu raporda fabrikada, boza üretimi sırasında oluşan atık suyun arıtılması işlemi ve arıtma tesisinin dizaynı üzerinde durulmuştur. Amaç oluşan atık suyun çevreye verilmeden önce zararlı etkilerinin yok edilmesi ve çeşitli yerlerde ( sulama vb.) kullanılmasını sağlamaktır.

Kurulucak olan arıtma tesisinde bir adet dengeleme ve havalandırma havuzu, bir adet ön çökeltme havuzu, bir adet son çökeltme havuzu ve iki adet yoğunlaştırma ( susuzlaştırma) havuzu yeralmaktadır. Günlük oluşan toplam atık su miktarı 1186,02 kg olup bunun % 0,5’i büyük partiküllü katı atıkları, % 6’ sı küçük partiküllü katı atıkları, geri kalan kısmı ise su ve suda çözünmüş halde bulunan maddeleri oluşturmaktadır. Atık su çeşitli aşamalardan geçirilerek içerdiği katı ve çözünmüş halde bulunan partiküllerden arındırılarak canlı yaşamına zarar vermeyecek hale getirilir.

Aşamalar; Devamını oku …

Asit Yağmurları

KÜKÜRT DÖNGÜSÜ VE BOZULMASI İLE OLUŞAN SORUNLAR
Kükürt yaşam için gerekli kimyasal maddelerden biridir. Tüm canlılarda bulunan bazı amino asitlerin yapısında bulunur. Taşkürede bol miktarda bulunduğundan genellikle sınırlayıcı maddelerden biri sayılamaz. Bu nedenle önemi daha çok hava kirliliği açısındandır.
Kükürdün başlıca doğal kaynakları yanardağlar ve bataklıklardan çıkan hidrojen sülfit gazı (H2S) ve kayalardaki demir sülfit (FeS) gibi kükürtlü bileşiklerdir. Bu bileşikler jeolojik aşınma sonucu taşkürenin yüzeyine çıkarlar : denizlerde sedimanter kayaların oluşması ile taşküreye geri dönerler. Taşkürenin yüzeyine çıkan kükürtlü bileşiklerdeki kükürt, havadaki oksijenle reaksiyona girerek kükürt dioksit (SO2), kükürt trioksit (SO3) ve sonunda su buharı ile temas edince sülfirik asit (H2SO4) şeklini alır. Havadaki kükürt genellikle bu biçimiyle, yani sülfirik asit olarak yağmurlarla toprağa döner ve çevrime girer.
Karadeniz’in dip suları ve Haliç’in bazı yerlerinde olduğu gibi, oksijensiz sistemlerde organik maddelerin ayrışmasından hidrojen sülfit (H2S) gazı oluşur. Tipik çürük yumurta kokusu veren madde işte bu gazdır. Oksijensiz sistemlerde kükürt, Devamını oku …

Endüstri Ve Çevre İlişkileri

Çağdaş yaşamın bir sonucu olarak ortaya çıkan kirlilik, günümüzde üzerinde en çok durulan ancak, en az çözüm getirilebilen konulardan birisidir. Kirlilik, sadece kısaca hava-su-toprak olarak tanımlanan çevrenin kirlenmesi gibi konuları da içermektedir.Çevre kirliliği 16. Yüzyıldan sonra başlamıştır. Bu tarihe kadar tarımsal üretim potansiyelinin düşük olması, kıtlıklar ve salgınlar nedeni ile dünya nüfusunda kayda değer bir artış olmamıştır. Bu tarihten sonra tıpta, endüstride ve tarımda görülen gelişmeler doğrudan dünya nüfusunun artmasına yol açmış, artan nüfusun ve kentleşmenin gereksinmelerini karşılayabilmek için tarımda ve endüstride “daha çok üretim” zorunluluğu ortaya çıkmış, bu kez daha çok üretim daha çok artık ve atık oluşmasına neden olmuş ve bunun sonucu olarak çevre kirlenmesi görülmeye başlamıştır. Özellikle 1970′ li yıllarla başlayan dönemde tek-nolojideki gelişmelere bağlı olarak üretimde ve tüketimde görülen baş döndürücü artışlar ekolojik dengede ciddi bozulmalara yol açmıştır. Devamını oku …

Çevre Ve Teknoloji

Canlıların ve cansız varlıkların oluşturduğu doğal ortama çevre diyoruz. Çevre, insan ile karşılıklı bir etkileşim içerisinde olduğundan, insan faaliyetleri çevreyi olumlu yada olumsuz yönde etkilemektedir. Çağımızda hızla ilerleyen bilim ve teknoloji, bireylerin ve onu meydana getiren toplumların yaşantılarını değiştirmekte, çevreyi ise büyük ölçüde etkisi altına almaktadır.
Bilim, insanlık tarihi ile aynı yaştadır. Çünkü canlılar içerisinde alet yaparak yaşantısını kolaylaştıran tek varlık insandır. Yaptığı aletleri kullanarak yaşamını kolaylaştırmış, yaşamına yeni biçimler kazandırmıştır. İnsanın çevresini tanıyarak edindiği bilgiler ve bunların sonuçları ile uygulama alanına dönüştürmesine teknolojiyi doğurmuştur. Çevremize baktığımızda yüzlerce teknolojik ürünle karşılaşırız. Bunların her bir değişik bir işe yaramakta, yaşamımızı kolaylaştırmakta ve hayatımıza yeni biçimler vermektedir. Otomatik çamaşır ve bulaşık makinaları, mikrodalga fırın, cep telefonu, faks, bilgisayar, kara, hava ve deniz taşıtları gibi araçlara her geçen gün bir yenisi ilave edilmekte, daha gelişmiş teknolojik ürünler üretilmektedir. Devamını oku …

Alglerin Sebep Olduğu Sularda Tat Ve Koku Problemleri

Canlılar, hayvanlar ve bitkiler olmak üzere iki ana gruba ayrılırlar. Bununla beraber bu ikisi arasında protista adı verilen üçünü bir canlı grubu vardır. Bu grup atık su tasfiyesiyle ilgili mikroorganizmaların çoğunu içine alır.
Protistalar, yüksek ve alçak seviyeli olmak üzere ikiye ayrılırlar. Yüksek seviyeli olanlar,
Algler
Protozoalar (tek hücreliler)
Mantarlar
Moldlar (küf hayvancıkları)
şeklinde sınıflandırılırlar.
Alçak seviyeli olanlar ise;
Mavi-yeşil algler
Bakteriler
olarak iki grupta toplanmıştır. Devamını oku …

Hava Kirliliğinin Sağlık Üzerine Etkileri

1950 lerden beri hava kirliliğinin insan sağlığına etkilerini gösteren kanıtlar vardır. 1980 sonları 1990 larda ise yeni epidemiyolojik çalışmalarla hava kirliliğinin sağlığa etkileri gösterilmiştir. Bu çalışmalar önce ABD ve Avrupa ülkelerinde yapılmış, daha sonra pek çok ülkede de benzer çalışmalar ile sağlığın olumsuz etkilendiği gözlenmiştir. Bu çalışmalarda ölümler, hastaneye başvurular gibi sağlık göstergeleri ile havadaki kirleticilerin konsantrasyonunun ilişkisi aranmış ve her ikisinin birlikte artış veya azalış gösterdiği belirlenmiştir.
Devamını oku …

Hava, atmosferi meydana getiren gazların karışımıdır

Saf hava, başta azot ve oksijen olmak üzere argon, karbondioksit, su buharı, neon, helyum, metan, kripton, hidrojen, azot monoksit, ksenon, ozon, amonyak ve azotdioksit gazlarının karışımından meydana gelmiştir. Bu gazların dağılımı ise % 78’i azot, hacim olarak %21’ni ve ağırlık olarak %23’ ünü oluşturan oksijen ise oldukça reaktif bir gazdır. Diğer gazlar ise atmosfer hacminin %1’ini oluştururlar. Atmosferi oluşturan bu gazların, en kararsız olanları su buharı ve karbondioksittir. Atmosferdeki su buharı miktarı, denizler, göller, nehirler ve bitkilerden buharlaşma ile artar ve bulutlardan sis, çiğ, yağmur oluşumu ile de azalır. Su buharının bu değişkenliği, bu olaylarla birbirini öyle takip dengeler ki , su buharının atmosferdeki miktarı değişmez. Karbondioksit ise normalde çok küçük yer teşkil eden bir birleşendir. İnsan ve hayvanların teneffüsü ve bitkilerin fotosentez olayı ile atmosferdeki miktarı dengede tutulur. Devamını oku …

“Çevresel deniz turizminde devamlılık ; gerçek bir örnek”

Denizcilik turizmi, uluslararası çapta giderek büyüyen bir sektör durumundadır. Başarılı ve sürekli bir turizm altyapısına ulaşmak için, sosyo-ekonomik, kültürel ve çevresel unsurların sürekli irdelenmesi, ve denetim altında tutulması gerekir. Bu makalede, denizcilik turizminin çevresel etkileri belirtilerek, olası strateji ve yaklaşımlar, hem bölgesel hem de operatörler cephesinden ele alınmıştır. Denizcilik turizminde, çevresel etkilere karşı son dönemlerde bir hareketlilik gözleniyorsa da, bu gecikmiş bir adımdır. Karar alma yetkisine sahip merciler, hem bölgesel hem sosyal yapıya yönelik bir bütünlük içerisinde iletişim kurarak, geçici ve ekonomik çözümler yerine, atık yöntemi konusunda uluslararası çapta ciddi çözümler sağlamalıdırlar. 1970’li yılların başından itibaren görülen destekleyici hareketler, çevresel planlamayı tek çatı altında toplamaya başlamıştır. 1987’de UNCED konferansında sunulan idealler, konunun siyasi boyuttaki önemini vurgulamaktadır. Kavramsal olarak, çevresel koruma ve yaşam standartları arasında önemli Devamını oku …

Deprem Öncesi Alınması Gereken Önlemler

A.Evimizin depreme hazırlanması
*konutlar depreme dayanaklı şekilde yapılmalıdır
*Evlerdeki raflar,duvara sıkıca monta edilmelidir
*Cam eşya,yanıcı ve patlayıcı maddeler dolapların alt gözlerinde saklanmalı
*Evlerde mutlaka yangın söndürme aleti bulundurulmalıdır
*Tablolar ve aynalar oturulan ve yatılan yerlerden uzakta bulundurulmalıdır
*Duvardaki çatlaklar tamir ettirilmelidir
*Aydınlatma araçları oturulan yerin uzağına monta edilmelidir
*Kombi,şofben gibi ağır ev aletleri duvara sıkıca sabitleştirilmelidir
*Evlerimizim depreme karşı dayanıklılığı uzman kişilere veya kuruluşlara kontrol ettirilmelidir
*acil durumlarda kullanılabilecek malzemeler kolayca ulaşabileceğimiz bir yerde bulundurulmalıdır Devamını oku …

Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik

Resmi Gazete Tarihi : 26.07.2002
Resmi Gazete Sayısı : 24827 (asıl)
BİRİNCİ KISIM
Genel Hükümler, Tanımlar, Binaların Kullanım Sınıfları ve Bina Tehlike Sınıflandırması
BİRİNCİ BÖLÜM
Genel Hükümler
Amaç
Madde 1- Bu Yönetmeliğin amacı; kamu ve özel kurum ve kuruluşlar ile gerçek kişilerce kullanılan her türlü yapı, bina, tesis ve işletmelerin, tasarımı, yapımı, işletimi, bakımı ve kullanımı aşamalarında, herhangi bir şekilde çıkan yangının, can ve mal kaybını en aza indirerek söndürülmesini sağlayacak yangın öncesinde ve sırasında alınacak tedbirler ile organizasyon, eğitim ve denetimi sağlamaktır.
Kapsam Devamını oku …

İçinde Yaşadığımız Doğa

İçinde yaşadığımız doğa canlı ve cansız varlıklardan oluşur. Bu varlıkların sayısı oldukça çoktur. Doğan , gelişen , büyüyen , kendisine benzer yavrular oluşturan ve ölen varlıklar canlı varlıklardır. İnsanlar hayvanlar ve bitkiler canlı varlıklardır. Doğmayan , büyümeyen , çoğalamayan , bir etki olmadan hareket edemeyen varlıklar ise cansız varlıklardır. Taş , toprak , kağıt , masa , hava , su cansız varlıklara örnektir.
Canlılar yaşamlarını sürdürebilmek için başka canlılara ihtiyaç duyarlar. Hiçbir canlı çevresinden ve diğer canlılardan uzak ve bağımsız yaşayamaz. Canlıların yaşayabilmesi için hava , su ve besin gereklidir. Besin ve su olmadan bir süre yaşanabilir. Hava olmadan bitki , hayvan ve insanların yaşaması imkansızdır. Ay ve diğer gezegenlerde yaşam olmamasının sebebi havanın bulunmamasıdır. Yaşadığımız her yer hava ile kaplıdır. Dünyamızı çevresini saran bu hava tabakasına
“ atmosfer ” adı verilir . Havanın canlılar için ne kadar önemli olduğunu basit bir deneyle anlayabiliriz. Ağzımızı ve burnumuzu kapatarak , soluk almadan durmaya çalışalım . Bir süre sonra zorlanmaya başlarız. Çünkü havasız yaşanmaz. Akarsu , göl ve denizlerde yaşayan canlılar suyun içinde bulunan havayı solurlar ve yaşantılarına devam ederler. Bu da suyun içinde de hava olduğunu gösterir. Devamını oku …

Günlük Yaşamda Çevre

Evimizdeki tehlikeler….
Çevre sorunları insanlardan kaynaklanan sorunlardır. İnsanın çevre konusunda doğru davranışlar kazanabilmesi, bu doğrultuda eğitilmesi büyük önem taşımaktadır. Biz çevre korumacılığını kendi yaşantımızdan başlatırsak bu yönde yapılacak çalışmalara katkıda bulunmuş oluruz.
Şimdi günlük yaşantımızda devamlı kullandığımız fakat farkında olmadığımız bazı zararlı ürünleri tanıyalım.
KADMİYUM: Bu madde insanlarda yüksek tansiyona, kalp hastalıklarına, akciğer kanserlerine ve kansızlığa neden olur. Bulunduğu ortamlar sanayi kuruluşlarının atıkları, çay, kahve, sigara ve otomobil egzoz dumanları.
KURŞUN: Bu maddenin meydana getirdiği olumsuzluklar, vücudun hassaslaşması, kuvvetten düşme, uykusuzluk, kabızlık, zihin bulanıklığı, böbrek hastalıkları ve felç. Bulunduğu ortamlar: Başta egzoz gazları olmak üzere, çeşitli mutfak kapları, cilalı kap yüzeyleri, plastik ve benzeri eşyalar. Devamını oku …

Su Örneklerinde Sülfat Tayini Nasıl Yapılır

Deneyin Amacı
- Türbidimetrik yöntem ve sülfat tayini hakkında bilgi edinmek

2) Deney İçin Gerekli Alet Ve Malzemeler
- Türbidimetre
- Cam Malzemeler

3) Deney İçin Gerekli Kimyasallar
- Baryum klorür (BaCl2) kristal şeklinde
- Standart sülfat çözeltisi : 0.1479gr susuz sodyum sülfat (Na2SO4) 105 derecede
1 saat kurutulur.1 litrelik balon jojede 800mL distile su ile çözülür.1 litreye tamamlanır. Bu çözeltinin 1mL’si 100µgr sülfat içerir.
- Yardımcı çözelti : Yardımcı çözelti gliserin (50mL), konsantre hidroklorik asit (30mL), 300mL distile su, izopropil alkol (100mL) ve sodyum klorür (75gr) den oluşan bir çözeltidir.Çözeltinin bileşenlerinin yukarıdaki sıra ile birbirine karıştırılması gerekmektedir. Bu çözelti BaSO4 kolloidlerinin analiz süresi boyunca stabil kalmalarını sağlar. Devamını oku …

Output and Waste Water

Characterization of Slaughterhouse
In slaughter house industry, water used in every process and about 16 m3 water used for 1 ton animal. It is often possible to make considerable reductions in polluting load by good housekkeping within the factory or by modifications to the process. In particular the separate recovery of blood and paunch contents can considerably reduce the BOD load.
Waste waters from killing and butchering operations usually contain a high proportion of coarse suspended matter, whilst those from processing operations contain less suspended matter but considerable quantities of fat. In modern killing
and processing plants the two streams are often kept separate for pretreatment. Devamını oku …

Sürdürülebilir Yaşam Nedir

KONULAR
Sürdürülebilir Tarım
• Tarım Topraklarının Günümüzdeki Durumu
• Su ve Su Ürünlerinin Günümüzdeki Durumu
• Hayvancılığın Günümüzdeki Durumu
• Sürdürülebilir Tarım İçin Gerekli Koşullar
Sürdürülebilir Ormancılık
• Ormanların Günümüzdeki Durumu
• Ormanlardan Yararlanma ve Ormanları Koruma Yolları
Sürdürülebilir Meracılık
• Meraların Dünyadaki ve Ülkemizdeki Durumu
• Meraların Kullanımı ve Korunması
Özet Devamını oku …

Kent Zararlıları İle Mücadelenin Amaçları

Kentlerde sağlıklı bir çevrenin oluşturulması.
Ekonomik ve sosyal gelişmenin sağlanmasına katkıda bulunmak.
Halkın haşere ile karşılaştığı olumsuz sağlık riskini ortadan kaldırmak.
Sürekli olarak çevre-sağlık eğitimi ile halkın ve ilgili sektörlerin katılımını sağlamak.
VEKTÖR KONTROL UYGULAMALARI
A- GELİŞMİŞ ÜLKELERDEKİ UYGULAMALAR
Tropik ve sub-tropik iklim bölgelerinde önemli bulaşıcı hastalıklar,insektisitler tarafından yayılmakta ve bu bölgelerde Vektör Mücadelesi hem hükümetlerce hemde uluslararası kuruluşlarca ciddi ele alınmakta ve önemli projeler uygulanmaktadır.

Gelişmiş ülkeler,kıtalararası ve ülkelerarası insan hareketleri nedeni ile kendi ülkelerinde bulaşıcı hastalıklar ve bu hastalıkları bulaştıran vektörlerin kontrolü konusunda önemli tedbirler almaktadır.
Avrupa,Amerika ülkelerinde ve Türkiye’de Vektör Kontrol Uygulamalrı hizmetleri uzman kuruluşların danışmanlığında yürütülmektedir.Örneğin;
Devamını oku …