Erozyon Nedir ?

EROZYON; Toprağın yağmur suları ile veya rüzgarlarla aşınması ve taşınmasıdır. Daha açık ifade ile yağmur tanelerinin çıplak toprağa çarptığında kopardığı parçacıkları beraberinde aşağılara taşıması veya şiddetli esen rüzgarlarla çıplak arazilerdeki ince toprak tanelerinin sürüklenmesi olayıdır. Erozyon, toprak-su-bitki arasındaki doğal dengenin bozulması sonucu ortaya çıkar. Yurdumuzun üzerinde bulunduğu coğrafi enlemlerdeki iklim özellikleri, topografyası, jeolojik ve toprak yapısı içerisinde insanlarımızın doğal dengeye yaptığı olumsuz etkiler; yanlış arazi kullanımı, aşırı otlatma, ormanlarımızın tahrip edilmesi gibi olaylar erozyonu hızlandırmaktadır.
Erozyon oluş bakımından iki çeşittir:
1.YaÄŸmurlar sonucu meydana gelen erozyon
2.Rüzgarlar sonucu meydana gelen erozyon
EROZYONUN DERECELENDİRİLMESİ:
Bütün Dünya ülkeleri arazi üzerinde yapılmış olan gözlem ve ölçülere dayalı olarak 4 dereceli bir sınıflandırmayı kabul etmişlerdir.
1.Derece: Hiç veya hafif erozyon
2.Derece: Orta ÅŸiddetli erozyon
3.Derece: Åžiddetli erozyon Devamını Oku…

Yeşil dokunun azalması ve korunamaması

PROJENİN AMACI ve KAPSAMI
Gerek gelişmiş ve gerekse gelişmekte olan ülkelerde kentlerin belirgin ortak sorunları; İçerisinde bulundukları çevresel kirlenme ve tahribat sürecidir. Özellikle sanayileşmesini tamamlayamamış ülkelerde bu süreç çok daha hızlı yaşanmaktadır. Söz konusu ülkelerin kentlerinde bir yanda iletişim teknolojisinin sınır tanımaz hakimiyetinin dikte ettiği sanayii ötesi toplumların yaşam tarzı ve standardı gerçekleştirmeye çalışırken, diğer taraftan kısıtlı doğal kaynakların kullanılabilirlik sınırları zorlanmaktadır. Sonuçta yığılma ekonomilerinden faydalanması beklenen kentliler, bugün artık çevresel sorunların birikmesi sonucu toplum olarak yada dünya olarak ağır maliyetini ödemek zorunda kalınmaktadır.
Günümüzde şehirlerin çevre problemleri başında;
Devamını Oku…

İçinde Yaşadığımız Doğa

CANSIZ DOÄžADA NELER VAR ?
İçinde yaşadığımız doğa canlı ve cansız varlıklardan oluşur. Bu varlıkların sayısı oldukça çoktur. Doğan , gelişen , büyüyen , kendisine benzer yavrular oluşturan ve ölen varlıklar canlı varlıklardır. İnsanlar hayvanlar ve bitkiler canlı varlıklardır. Doğmayan , büyümeyen , çoğalamayan , bir etki olmadan hareket edemeyen varlıklar ise cansız varlıklardır. Taş , toprak , kağıt , masa , hava , su cansız varlıklara örnektir.
Canlılar yaşamlarını sürdürebilmek için başka canlılara ihtiyaç duyarlar. Hiçbir canlı çevresinden ve diğer canlılardan uzak ve bağımsız yaşayamaz.
HAVASIZ YAÅžANMAZ.
Devamını Oku…

Deniz KirliliÄŸi

YaÅŸadığımız Dünya’nın 3/4′ünün sularla kaplı olduÄŸu ve insan vücudunun
%25′inin su ihtiva ettiÄŸi dikkate alınırsa, suyun insan hayatındaki önemini anlamakmümkün olacaktır. Evrende bulunan diÄŸer gezegenlerde su olmuÅŸ olsaydı kuÅŸkusuz bu gezegenlerde hayat da olurdu ve insanoÄŸlu Dünya’yı terkedip, derhal diÄŸer gezegenlere taşınırdı… SavaÅŸlardan sonra, özellikle denizlerde ulaşım ağının, su ürünleri üretimi ve madensel kaynakların keÅŸfi ile bu önem daha da artmış, insanoÄŸlu
denizlere ve iç sulara geleceÄŸin güvencesi olarak bakmayı öğrenmiÅŸtir. Bununla birlikte Dünya Ülkeleri denizlerin büyük bir bölümünü insanlığın ortak malı olarak görürken, bir bölümü de kendi sularını ilan edip sahiplenmiÅŸlerdir. Bunu sabitleÅŸtirmek için de yeni hukuk kuralları koyup, geleceklerini daha da saÄŸlama almışlardır. Büyük Dünya SavaÅŸlarını yaÅŸayan ve savaÅŸ sonrası açlık tehlikesi ile karşı karşıya kalan insanlık, bir taraftan artan dünya nüfusu ve geliÅŸen teknoloji ile birlikte yeni sorunların sahibi olurken diÄŸer taraftan da içinde bulundukları Devamını Oku…

SPOR ve ÇEVRE YAMAÇ PARAŞÜTÜ

Dünyada yamaç paraşütçülüğü 1968’de koşarak ya da ayakta kalkış makale ve el kitaplarıyla gelişimini sağladı; ancak 1980’li yıllarına kadar paraşütle yamaçtan düzenli olarak koşarak atlanılmadı.İlk olarak Fransa ve İsviçre Alp’lerinde atlamalara başlandı ve giderek yaygınlaştı. Antarktika haricinde bütün kıtalarda rengarenk yamaç paraşütleri süzülmeye başladı. Türkiye’de yamaçtan koşarak uçuş denemeleri, 1985’te ilk olarak serbest atlayış paraşütleri ile yapılmıştır. 1988’den itibaren yamaç paraşütleri sınırlı bir kitle tarafından ferdi olarak kullanılmaya başlamıştır. Zamanla bu spor dalı kendini bayağı geliştirdi. Katlanıp sırt çantasına sığacak kadar küçük ve taşınabilir olması dağcıların da ilgisini çekti. Dağcılar zirveden kendilerini yamaç paraşütüyle bırakarak gökyüzünün de tadını çıkarmaya başladılar.
Devamını Oku…

Suyun Gerçekleri

NORMAL DURUMLARDA , SAF SU (H) HIDROJEN VE (O) OKSİJEN GAZLARINDAN OLUÅžUR. DÜNYANIN %70′I SU İLE KAPLIDIR.%5′I TATLI SU OLUP , KALANI İSE DENIZ SUYUDUR. EN SAF SU YAGMUR SUYUDUR. EN SAF SU BILE ICINDE ERIMIS GAZ MOLEKULLERI (O2) OKSIJEN,(N2)NITROJEN VE (CO2) KARBON DIOKSIT TASIRLAR. ENDUSTRI KESIMINDE,
FABRIKALARIN COK OLDUGU YERDE (SO2) SULFUR DIOKSIT’DE SUYUN ICINDE BULUNABILIR.

1.1 SU PH
Devamını Oku…

Bu raporda fabrikada, boza üretimi sırasında oluşan atık suyun arıtılması

Bu raporda fabrikada, boza üretimi sırasında oluşan atık suyun arıtılması işlemi ve arıtma tesisinin dizaynı üzerinde durulmuştur. Amaç oluşan atık suyun çevreye verilmeden önce zararlı etkilerinin yok edilmesi ve çeşitli yerlerde ( sulama vb.) kullanılmasını sağlamaktır.

Kurulucak olan arıtma tesisinde bir adet dengeleme ve havalandırma havuzu, bir adet ön çökeltme havuzu, bir adet son çökeltme havuzu ve iki adet yoğunlaştırma ( susuzlaştırma) havuzu yeralmaktadır. Günlük oluşan toplam atık su miktarı 1186,02 kg olup bunun % 0,5’i büyük partiküllü katı atıkları, % 6’ sı küçük partiküllü katı atıkları, geri kalan kısmı ise su ve suda çözünmüş halde bulunan maddeleri oluşturmaktadır. Atık su çeşitli aşamalardan geçirilerek içerdiği katı ve çözünmüş halde bulunan partiküllerden arındırılarak canlı yaşamına zarar vermeyecek hale getirilir.

AÅŸamalar; Devamını Oku…

Asit Yağmurları

KÜKÜRT DÖNGÜSÜ VE BOZULMASI İLE OLUŞAN SORUNLAR
Kükürt yaşam için gerekli kimyasal maddelerden biridir. Tüm canlılarda bulunan bazı amino asitlerin yapısında bulunur. Taşkürede bol miktarda bulunduğundan genellikle sınırlayıcı maddelerden biri sayılamaz. Bu nedenle önemi daha çok hava kirliliği açısındandır.
Kükürdün başlıca doğal kaynakları yanardağlar ve bataklıklardan çıkan hidrojen sülfit gazı (H2S) ve kayalardaki demir sülfit (FeS) gibi kükürtlü bileşiklerdir. Bu bileşikler jeolojik aşınma sonucu taşkürenin yüzeyine çıkarlar : denizlerde sedimanter kayaların oluşması ile taşküreye geri dönerler. Taşkürenin yüzeyine çıkan kükürtlü bileşiklerdeki kükürt, havadaki oksijenle reaksiyona girerek kükürt dioksit (SO2), kükürt trioksit (SO3) ve sonunda su buharı ile temas edince sülfirik asit (H2SO4) şeklini alır. Havadaki kükürt genellikle bu biçimiyle, yani sülfirik asit olarak yağmurlarla toprağa döner ve çevrime girer.
Karadeniz’in dip suları ve Haliç’in bazı yerlerinde olduÄŸu gibi, oksijensiz sistemlerde organik maddelerin ayrışmasından hidrojen sülfit (H2S) gazı oluÅŸur. Tipik çürük yumurta kokusu veren madde iÅŸte bu gazdır. Oksijensiz sistemlerde kükürt, Devamını Oku…

Endüstri Ve Çevre İlişkileri

ÇaÄŸdaÅŸ yaÅŸamın bir sonucu olarak ortaya çıkan kirlilik, günümüzde üzerinde en çok durulan ancak, en az çözüm getirilebilen konulardan birisidir. Kirlilik, sadece kısaca hava-su-toprak olarak tanımlanan çevrenin kirlenmesi gibi konuları da içermektedir.Çevre kirliliÄŸi 16. Yüzyıldan sonra baÅŸlamıştır. Bu tarihe kadar tarımsal üretim potansiyelinin düşük olması, kıtlıklar ve salgınlar nedeni ile dünya nüfusunda kayda deÄŸer bir artış olmamıştır. Bu tarihten sonra tıpta, endüstride ve tarımda görülen geliÅŸmeler doÄŸrudan dünya nüfusunun artmasına yol açmış, artan nüfusun ve kentleÅŸmenin gereksinmelerini karşılayabilmek için tarımda ve endüstride “daha çok üretim” zorunluluÄŸu ortaya çıkmış, bu kez daha çok üretim daha çok artık ve atık oluÅŸmasına neden olmuÅŸ ve bunun sonucu olarak çevre kirlenmesi görülmeye baÅŸlamıştır. Özellikle 1970′ li yıllarla baÅŸlayan dönemde tek-nolojideki geliÅŸmelere baÄŸlı olarak üretimde ve tüketimde görülen baÅŸ döndürücü artışlar ekolojik dengede ciddi bozulmalara yol açmıştır. Devamını Oku…

Çevre Ve Teknoloji

Canlıların ve cansız varlıkların oluşturduğu doğal ortama çevre diyoruz. Çevre, insan ile karşılıklı bir etkileşim içerisinde olduğundan, insan faaliyetleri çevreyi olumlu yada olumsuz yönde etkilemektedir. Çağımızda hızla ilerleyen bilim ve teknoloji, bireylerin ve onu meydana getiren toplumların yaşantılarını değiştirmekte, çevreyi ise büyük ölçüde etkisi altına almaktadır.
Bilim, insanlık tarihi ile aynı yaÅŸtadır. Çünkü canlılar içerisinde alet yaparak yaÅŸantısını kolaylaÅŸtıran tek varlık insandır. Yaptığı aletleri kullanarak yaÅŸamını kolaylaÅŸtırmış, yaÅŸamına yeni biçimler kazandırmıştır. İnsanın çevresini tanıyarak edindiÄŸi bilgiler ve bunların sonuçları ile uygulama alanına dönüştürmesine teknolojiyi doÄŸurmuÅŸtur. Çevremize baktığımızda yüzlerce teknolojik ürünle karşılaşırız. Bunların her bir deÄŸiÅŸik bir iÅŸe yaramakta, yaÅŸamımızı kolaylaÅŸtırmakta ve hayatımıza yeni biçimler vermektedir. Otomatik çamaşır ve bulaşık makinaları, mikrodalga fırın, cep telefonu, faks, bilgisayar, kara, hava ve deniz taşıtları gibi araçlara her geçen gün bir yenisi ilave edilmekte, daha geliÅŸmiÅŸ teknolojik ürünler üretilmektedir. Devamını Oku…