İsveç Hakkında Genel Bilgi

İsveç’in yüzölçümü 450.000 km2 olup, ülke bu açıdan İspanya ve Irak ile aynı büyüklüktedir. Topraklarının yarısı ormanlar ile kaplı olan İsveç’de tarım alanları toplam yüzölçümün % 10’undan daha azdır. Oldukça düz arazi yapısına sahip olan ülkede 100.000’e yakın göl vardır. Girintili çıkıntılı kıyılarında binlerce ada yer almaktadır. Atlas Okyanusu’nda bulunan sıcak Gulf Stream akıntısı, İsveç’in diğer kuzey ülkelerine göre daha ılıman bir iklime sahip olmasını sağlamaktadır. Ülkenin nüfusu 9.000.000 civarındadır ve bu nüfusun % 85’i ülkenin güneyinde yaşamaktadır. Para birimi İsveç Kronu (SEK) olan ülke parlamenter bir yönetim şekline sahip olup, yönetim biçimi anayasal monarşidir. Kral Carl XIV. Gustaf bugün, Devlet Başkanı olarak, sadece törenlerde İsveç’i temsil etmektedir. Parlamento tek bir meclis’ten oluşmaktadır ve milletvekilleri nisbi temsil sistemi ile 4 yıllığına doğrudan seçilmektedirler. İsveç’te herkes, 18 yaşından itibaren oy kullanma hakkına sahiptir. Devamını oku …

Güneydoğu Anadolu Projesi Ve Önemi

GAP’la ilgili ilk çalışmalar 1936’da Fırat Irmağı’nın Keban Boğazı’ndaki akım ölçmeleriyle başlamıştır.Bu çalışmalar 1960’lı yıllarda genişletilerek yoğunlaştırılmış ve Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nce ele alınarak önce “Aşağı Fırat Projesi” diye adlandırılmıştır.1970’te Aşağı Fırat Projesi’nin fizibilite çalışmaları tamamlandı.Daha sonra Fırat’la ilgili öteki projeler ve ‘Dicle Havzası Planlanması’ da bu projeye eklendi.Dicle havzasıyla ilgili çalışmalar da eklenince,bu dev projeye “Güneydoğu Anadolu Projesi” (GAP) denilip,Fırat ve Dicle Irmakları üzerine inşa edilecek bir dizi büyük baraj ve hidroelektrik santrali ile sulama tesisleri ve proje alanında yapılacak çeşitli altyapı,tarımsal yapı,ulaştırma,sanayi,eğitim,sağlık ve diğer sektörlerin gelişme tesislerini kapsayan çok yönlü entegre bir gelişme projeleri demeti dile getirildi.Bu projeler demeti,yedisi Fırat Irmağı Havzası’nda olmak üzere 13 alt projeden oluşur.Bunlar:
1-AŞAĞI FIRAT PROJESİ:
Bu projenin sulama ile ilgili üniteleri şunlardır:
a-Şanlıurfa-Harran Ovası Sulaması: Devamını oku …

İklim Bilgisi

İklim:ısınma,soğuma,yağış,rüzgar,sis ve don gibi birçok atmosfer olaylarının gözlemlerlerle
elde edilen ortalama değerlerine iklim denir.
Hava durumu:Bir yerde belirli br kısa süre içinde atmosfer olaylarının gösterdiği durumdur.
a)İklim elemanları
1-Sıcaklık,basınç ve rüzgarlar
2-Nemlilik ve yağış
*Sıcaklık:En önemli kaynak Güneştir.Yeryüzünden atmosfere geri dönen enerji ile ısınır.bu nedenle atmosferin alt bölümü daha sıcaktır.
# Sıcaklığın Yeryüzünde Farklı Dağılışının Nedeni#
1-)Güneş ışığının düşme açısı
*ışınların gelme açısı enlemlere göre,
*Işınların geliş açısı günün saatlerine göre,
*Işınların geliş açısı mevsimlere göre,
*Işınların geliş açısı yerşekillerine(eğim ve bakı) göre,
*Işınların yeryüzüne ulaştırdığı sıcaklık atmosferde aldıkları yola göre değişir. Devamını oku …

İç Anadolu Bölgesi Genel Tanıtım

Orta Anadolu adıyla da bilinen ve Doğu Anadolu’dan sonra 2. büyük bölgemiz olan İç Anadolu ‘ nun yüzölçümünün genişliğine oranla nüfusu fazla değildir. Marmara Bölgesi ‘ den iki kat geniş olan bu bölgede Marmara Bölgesi kadar nüfus yaşar .
Anadolu’nun çeşitli bölgeleri arasındaki yollar İç Anadolu’dan geçtiği için bu bölge eski yerleşme alanı olmuş ticaret yolları üzerinde yer alan yörelerde , yerleşme alanları büyüyerek büyük kentler haline dönüşmüştür.
YERŞEKİLLERİ :
Bölge yerşekilleri itibariyle sade bir görünüme sahiptir. Geniş düzlükler daha çok bölgenin ortasında yer alırken dağlar kenarlarda uzanır .
YERŞEKİLLERİN OLUŞUMU :
a) Volkanik dağların oluşumu : 3. Zamanda İç Anadolu ‘ nun bulunduğu yerde eski denizin ( The -Tis denizi ) büyük bir adası vardır .
Alp orojenezi sırasındaki yan basınçla deniz tabanındaki çamurlar kıvrılırken bu ada yan basınçların etkisiyle kırıldı . İşte bu kırıklarda yerkabuğunun ( sial tabakasının ) sima üzerindeki basıncı azalınca sima üzerindeki mağma bu kırıklardan yer yüzüne çıkarak volkan dağlarını oluşturdu . Volkanlardan çnce volkan külleri çıkarak etrafa yayıldı . Küllerin üzerine daha sonra , volkan bacasında soğuyan lavların oluşturduğu taşlar gaz basıncıyla fırlayarak düştü . Bu taşlara VOLKAN BOMBASI denir. Daha sonra da etrafa lav akıntısı yayıldı ; yeterli basınç sağlandıktan sonra volkanlar faaliyetlerini durdurdu. Volkanlar , Orta Toroslara paralel uzanırlar . Kuzeyden güneye doğru Erciyes , Melendiz , Hasan D. , Karacadağ ve Karadağ’dır. Devamını oku …

Türkiye’de Doğal Göller Ve Oluşumları

Göl:Karalar üzerindeki çukur alanların sularla dolması sonucu oluşan su birikintisidir. Türkiye’nin yeryüzü şekillerini çeşitlendiren ve ona daha da .ok güzellik veren varlıklardan biri de göllerdir.Memleketimizde büyüklü küçüklü çok sayıdaki göllerin yüzölçümü 9243 km² yi bulur. Bu göllerden 50’ye yakını 10 km² den daha büyüktür. Sayıları 70’i geçen, kimi zaman geçici gölcükler olarak daha da çok olanların yüzölçümü ise 250 km² ye yaklaşır.Türkiye’nin gölleri çok farklı büyüklükte ve derinliktedir. İçlerinde Van Gölü 3738 km² yüzölçümünde ve 100 m. ye yaklaşan derinlikte olanı bulunduğu gibi, yüksek dağlarda ve karstik bölgelerimizde orta ölçekli haritalarda bile gösterilemeyecek kadar küçük göller de vardır.Ancak, bu pek küçük göller içinde çok derin olanları da bulunmaktadır.Buna karşılık, yüzölçümü çok fazla görünen Tuz Gölü (1642 km²) gibi bazı büyük göllerde derinlik çok yerde 2 m. yi geçmez.Sadece Koçhisar kasabası güneyindeki bölümünde 10 m. ’ye yaklaşır. Bu durumuyla Tuz Gölü yılın uzun süren kurak mevsiminde çok çekilerek küçük bir göl ve yer yer tuzlu bataklıklar halinde kalır, yağışlı mevsimde yayvan çanağına yayılarak büyük bir göl görünüşü alır.Doğal göllerimiz,n bir kısmının ayağı vardır ve bu yol ile fazla suları denize ulaşmak üzere boşaltılır. Bir kısım göllerimizin ise ayağı yoktur ve fazla suları ya yayılmak suretiyle gölün büyümesine yol açar, ya da kenarları yüksek yerlerle çevrili ise göl seviyesinde belirgin kabarmalar olur.Böylece sözgelişi Sapanca Gölünün fazla suları çark suyunun yoluyla Sakarya’ya dökülerek gölün seviyesi normale yakın bulunurken, ayağı olmayan Van Gölünün seviyesi yükselmektedir.Gerçekten Van Gölü’ne oldukça kuvvetli dereler ve Devamını oku …

Ege Bölgesi

85.000km2 dolayındaki yüzölçümüyle Türkiye topraklarının yaklaşık %11’ini kaplayan, kuzeyde Marmara Bölgesi’ne, doğuda İç Anadolu Bölgesi’ne, güneydoğuda Akdeniz Bölgesi’ne komşu olan bölgemiz batıda da Ege Denizi’yle çevrilidir (adını komşu olduğu denizden alır). Marmara Bölgesi’yle olan sınırı batıda Baba Burnu’ndan başlayarak Edremit Körfezi’nin kuzeyinde yükselen Kaz Dağı’na uzanır. İç Anadolu Bölgesi’yle olan sınırı ise İnönü’nün güneybatısından başlayıp Sultan Dağları’nın kuzey ucuna ulaşır. O noktadan başlayarak Ege Bölgesi Akdeniz Bölgesi’ne komşu olur ve bu bölgeyle olan sınır ise Köyceğiz Gölü’nün batısına kadar uzanır. Ege Bölgesi asıl Ege ve İçbatı Anadolu olmak üzere iki bölüme ayrılır. Ege Bölümü’ndeki illerimiz; İzmir, Manisa, Aydın, Denizli,Muğla İçbatı Anadolu’daki iller; Uşak, Kütahya, Afyon’dur.

NÜFUS
Ege Bölgesi sık nüfuslanmışır. 1990 sayımına göre bölge nüfusu 8.2 milyondur. Nüfus yoğunluğu bakımından Marmara Bölgesi’den sonra ikinci sırada yer alır. Bölge nüfusunun yarısından çoğu kentlerde yaşamaktadır. Devamını oku …

Coğrafi Keşifler Ve Sonuçları

Ortaçağın sonuna kadar Avrupalılar, dünyanın pek az yerini tanıyorlardı.
Coğrafya bilgisinin artması ve gemicilikteki gelişmeler sonucu açık denizlere çıkan Avrupalılar, yeni kıtalar ve ülkeler keşfetmeye başladılar.
İşte xv. ve xvı. yy’da Avrupa’da ortaya çıkan Dünya’yı tanıma ve kaynaklardan daha fazla yararlanma hareketlerinin genel adına coğrafi keşifler denir.Keşiflerin Nedenleri :
1-)Zengin doğu ülkeleriyle ticaret yapmak için yeni yolların aranması :
Ortaçağ’da Avrupa’nın ihtiyacı olan baharat,altın,gümüş,elmas,inci,pamuk ve
ipekli kumaşlar gibi değerli mallar Avrupa’ya 2 önemli yoldan ulaşıyordu:
Birincisi; Orta Asya üzerinden kara yolu ile Hazar Denizi’nin güney ve
kuzeyinden Trabzon ve Kırıma ulaşan İpek Yolu idi.Bu yol Türklerin elinde idi. Devamını oku …

Türkiye’deki Akarsuların Genel Özellikleri

AKARSU: Yer altında yada yer yüzünde belirli bir doğal yatak içinde,sürekli yada dönemli akışı bulunan su kütlelerine akarsu denir.Akarsular;okyanus,deniz ve göllerle,atmosfer ve karalar arasındaki su dolaşımının önemli bir unsurudur.
Türkiye, iklim koşulları ve yer şekillerinin doğal yapısına bağlı olarak sık bir akarsu ağına sahiptir.ancak akarsularımızın uzunlukları fazla değildir.Türkiye’nin bir yarımada oluşu ve dağların genellikle kıyılara paralel sıralar halinde uzanması, uzun akarsuların oluşmaını engellemiştir.Kıyılardaki dağlardan kaynağını alan akrsular, kısa bir yol aldıktan sonra denize ulaşır.En uzun akarsuyumuz olan Kızıl ırmak’ın boyu (İç Anadolu’da genişçe bir kavis çizdiği halde)1355 km’yi ancak bulur.
Akarsularımızın diğer bir özelliği de, taşıdıkları su miktarının az olmasıdır.Türkiye’nin büyük bir bölümünün yarı kurak iklimin etkisinde olması nedeniyle az yağış alması bunun başlıca nedenidir.Akarsularımızın taşıdıkları su miktarı azlığının diğer Devamını oku …

Gelgit Nedir

Bir gök cismi üzerinde başka gök cisimlerinin uyguladığı kütleçekimi kuvvetleri nedeniyle oluşan çevrimsel biçim bozulmaları.En çok bilineni,Ay ve Güneş’in göreli konumlarındaki değişmelerin etkisiyle Yer yüzeyinde deniz düzeyinde otaya çıkan dönemli değişmelerdir.
Gel-git oluşturan kuvvetler yerçekimine oranla çok küçüktür.Buna karşılık bu kuvvetlerin,özellikle yatay bileşenleri nedeniyle,denizlerdeki etkisi büyük olurç.Karalar ve denizler Yer yüzeyinde düzenli dağılmadığından,denizlerin ve okyanusların gelgit kuvvetlerine tepkisi çok karmaşıktır.Yer’in kendi ekseni etrafında dönmesinden kaynaklanan saptırıcı Coriolis kuvveti de bu karmaşıklığı arttırır.Antarktika Okyanusunda gelgit kabarması,Yer çevresinde doğu-batı doğrultusunda yayılır.Ama kıtalar arasında,örneğin Atlas okyanusunda,kısmen kuzeye doğru ilerleyen bir dalga ile kısmen doğu-batı doğrultusunda salınan bir duran dalga biçiminde kendini gösterir;Coriolis kuvveti her iki dalga hareketini de etkiler.Kurumsal çalışmalar ve gözlemler kabarma ve alçalmaların sıfır olduğu noktaların bulunduğunu ortaya Devamını oku …

İklim Ve İklim Elemanları

İKLİM
Oldukca geniş bir sahada devam eden atmosfer olaylarının ortalamasına, iklim denir. Günlük atmsofer olayları, kısa sureler içinde ve dar alanlarda meydana geldiği halde, iklimler oldukça geniş alanlarda ve cok uzun zaman içinde değişmeyen hava karakterlerini belirler. İklim, doğal çevreyi ve insan yaşamını etkileyen bir faktördür. Göllerin oluşumu, seviye değişimleri ve kimyasal özellikler önemli ölçüde iklime bağlıdır. Herhangi bir yerde yetişen doğal bitki örtüsünün türü, miktarı ve yayılış alamı iklime bağlıdır. Dolayısı ile iklim, tarım faaliyetlerini de etkileyen en önemli faktördür. İklim, insanların yasayışını, kültürünü, giyimlerini, fizyolojik özelliklerini, karakterlerini, yer yüzüne dağılışını ve ekonomik faaliyetlerini etkilemektedir. İklim şartları insanları etkilediği gibi hayvan turlerini, yaşama alanlarını, sayılarının artması ve türlerinin tükenmesi de etkiler. Kısacası iklim olayları, dogal cevreyi ve insanları doğrudan ya da dolaylı etkilemekte hatta kontol etmektedir.
Devamını oku …

Doğu Anadolu Bölgesi Tanıtımı

Türkiye’nin yedi coğrafî bölgesinden biri olan Doğu Anadolu Bölgesi; doğuda Ağrı Dağı’ndan, batıda Uzun- yayla’ya, kuzeyde Doğu Karadeniz Sıradağları’nın iç sı- nırlarından, güneyde Güneydoğu Torosları’na kadar u-zanır.Bir üçgeni andıran bölge yaklaşık 163.000km2’lik yüzölçümüyle Türkiye’nin en büyük coğrafî bölgesidir. Türkiye’nin %21’ini kaplar.
Kars,Ağrı,Van,Hakkari,Muş,Bingöl,Elazığ ve Tunceli illerinin tümü bölge sınırı içindedir.Bitlis ve Malatya il- lerinin bazı küçük bölümleri Güneydoğu Anadolu Bölge- si’ne, Erzurum ve Erzincan illerinin bazı bölümleri de Karadeniz Bölgesi’ne taşar.Merkezleri komşu illerde yer alan Siirt,Diyarbakır,Adıyaman,Kahramanmaraş,Kay- seri ve Sivas illerinin de bazı bölümleri Doğu Anadolu Bölgesi’nin sınırları içinde kalır.
a) YÜZEY ŞEKİLLERİ: Yerşekillerini; sıradağlar,geniş plâtolar ve ovalarla çukur alanlar oluşturur.Ovaların çoğu genç faylarla Devamını oku …

Deprem Nedir? Nasıl Oluşur

Depremlerin önemli bir bölümü yeryüzünden yaklaşık 12km derinliklere kadar uzanan elastik kısımda üst kabuk içinde meydana gelmektedir. Bu derinlikten daha derinliklerde sıcaklık 400 derecenin üzerinde olduğu için yerdeğiştirme hareketi depremsiz, krip denilen yavaş plastik şekil değiştirme enerjisi şeklinde yutulur. Buna karşılık elastik üst kısımda ise her yıl birkaç cm’lik yerdeğiştirme yüzyıllarca birikerek birkaç metre birden büyük bir depremle meydana gelmektedir. Depremler sırasında ilk kırılma başlangıcının bu elastik alan sınırında meydana geldiği anlaşılmaktadır. Deprem yer içinde fay olarak adlandırılan kırıklar üzerinde biriken biçim değiştirme enerjisinin aniden boşalması sonucunda meydana gelen yerdeğiştirme hareketinin neden olduğu karmaşık elastik dalga hareketleridir. Bu yerdeğiştirme miktarı depremin büyüklüğü ile doğru orantılı olup özellikle sığ depremlerde belli bir büyüklükten sonra faylanma ile ilgili kırıklar yeryüzünde görülmektedir.
Hangi şiddet, ne etki doğurur?
Depremin ölçüsünü belirlemek amacıyla depremlerin etkilerinin sınıflandırılmasıyla ortaya çıkmış bir ölçek türü olarak “şiddet” kullanılıyor. Belli başlı 12 şiddet grubu ve etkileri ise şöyle gruplanabilir: Depremler, Devamını oku …

Dünyanın Oluşumu ve Depremler

Üzerinde yaşadığımız dünyanın 5 milyar yıllık tüm oluşum süreci içerisinde depremler meydana gelmiştir. Dünyanın oluşumunun büyük bir bölümünü tamamladığı süreç olan Arkeozoik Dönem de 4 milyar yıl boyunca yeryüzünün şeklini tamamen değiştirecek güçte depremler olmuştur. Ayrıca bu süre içerisinde kıta çekirdekleri meydana gelmiş ve yerküre üzerindeki ilk kıvrımlar yani dağlar oluşmuştur. Paleozoik Dönem’de yeryüzündeki ilk büyük kıvrımlar; Hersinyen ve Kaledoniyen kıvrımları ortaya çıkmıştır. Yine bu dönemde de Arkeozoik dönemdeki kadar olmasa da şiddetli tektonik hareketler, kıvrılmalar ve volkanik olaylar meydana gelmiştir. Süper Kıta adını verdiğimiz “Pangea” kıtası bu oluşumlar sonucunda büyümeye daha sonra da kıtalara ayrılmaya başlamıştır. Mezozoik zamanda ise Pangea kıtası parçalanmaya başlamış ve yavaş yavaş bugünkü kıtalar ortaya çıkmıştır. Yine bu dönemde Alp-Himalaya kıvrımlarının oluşması için gerekli olan tortullaşma meydana gelmiştir. Neozoik zamanda ise çok şiddetli tektonik ve volkanik hareketlenmeler olmuştur. Mezozoik dönemde birikmiş olan tortullar ile Alp-Himalaya kıvrımları oluşmuştur. Bu dönemde Pangea kıtası tamamen yok olarak yerini bugünkü kıtalara bırakmış; Devamını oku …

Coğrafya Ya Yardımcı Bilim Dalları

ASTRONOMİ:UZAY BİLİMİ
JEOFİZİK:DÜNYANIN İÇ YAPISINI İNCELEYEN BİLİM
JEOLOJİ:YER BİLİMİ
HİDROLOJİ:SULAR BİLİMİ
METEOROLOJİ:AYMOSFER OLAYLARINI İNCELEYEN BİLİM
KARTOĞRAFYA:HARİTA BİLİMİ
FİZİKİ COĞRAFYANIN BÖLÜMLERİ
JEOMORFOLOJİ:YÜZEY ŞEKİLLERİ BİLİMİ
KLİMATOLOJİ:İKLİM BİLGİSİ
BİYOCOĞRAFYA:CANLILAR COĞRAFYASI
HİDROĞRAFYA:SULAR COĞRAFYASI
GÜNEŞ,GEZEGENLER,BU GEZEGENLERİN UYDULARI,KUYRUKLU YILDIZLAR VE METEORLARDAN OLUŞAN SİSTEME GÜNEŞ SİSTEMİ DENİR.
GEZEGENLER,GÜNEŞE YAKINLIK SIRASINA GÖRE ŞÖYLE SIRALANIR Devamını oku …

Coğrafi Keşifler

Orta Çag’ın sonuna kadar Avrupalılare,dünyanın pek az yerini tanıyorlardı.Coğrafya bilgisinin artması ve gemicilikteki gelişmeler sonucu açık denizlere çıkan Avrupalılar,yeni kıtalar ve ülkeler keşfetmeye başladılar.İşte Avrupalıların 15.yüzyılın sonunda başlatıp 16.yüzyıl boyunca da devam ettirdikleri yeni yerler bulma girişimlerine Çografi Keşifler denir.
Keşiflerin Nedenleri:
Keşiflerin nedenleri arasında,doğu ülkeleriyle doğrudan ticare yapmak için yeni yolların aranması başta gelir.Orta Çağ’da Doğudan gelen ipek,baharat,altın,elmas,inci gibi değerli mallar,Avrupa’ya iki önemli yoldan ulaşıyordu.Bu yollardan birincisi,Çin’den başlayıp Karadeniz kıyılarına ulaşan İpek Yolu’ydu.Bu yol Türklerin elindeydi.İkinci yol olan Baharat Yolu ise Hindistan’dan başlıyor,bir kolu Basra Körfezi
‘ne ulaşıyor,diğerkolu ise Mısır ve Suriye limanlarında sona eriyordu.Türk ve Müslüman tüccarların bu yolları izleyerek Hindistan ve Çin’den getirdiği mallar,Venedik ve Cenevizliler tarafından Avrupa’ya Devamını oku …

Adana Ceyhan İlçe Tanıtımı

Ceyhan’ın kuruluşu oldukça eski olmamakla beraber, Ortaçağ’ da Misis’in gelişmesi Ceyhan’ın aleyhine olmuştur. 1097′de Haçlılar’ın işgaline uğrayan Ceyhan, daha sonra sırasıyla Küçük Ermenistan Krallığı, Mısır Kölemenleri, Dulkadirli Beyliği ve Osmanlı egemenliğini yaşamıştır.Osmanlı idaresinde Cey¬han,”Yarbisi” “Yarsuvat” adlarını almıştır. Ceyhan, 1866′da Halep ve Adana vilayetleriyle Kozan, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa sancaklarının birleşmesi ile yeniden oluşturulan Halep vilayetine bağlanmıştır. Ceyhan’da vakıf anıt ve eski eser olarak iki cami ve bir türbe vardır. Geniş bir meydan ortasında bulunan Ulu Cami, aynı zamanda Abdulkadir Ağa Cami ismiyle de tanınmaktadır. 1295 Hicri ( 1868 ) tarihinde muhacir Nogaylardan Abdulkadir Ağa tarafından yaptırılmış olan Ulu Cami, önce üç sıra halinde kıble duvarına paralel beşerden, on beş kubbeli tuğla bir yapı iken, 1946 yılında bu caminin ihtiyaca yetmemesi sonunda kıble yönünde genişletilerek iki sıra kubbe Devamını oku …

Erzincan İli Tanıtımı

Köklü bir tarihi geçmişe sahip olan Erzincan’ ın Türk tarihinde yeri ve önemi büyüktür. Özellikle sahip olduğu coğrafi konumu nedeniyle, eski çağlardan bu yana büyük uygarlıkları sinesinde barındıran Doğunun kale kapısı Erzincan yakın tarihimizde de büyük çarpışmalara ve önemli siyasi olaylara sahip olmuştur. Doğu Anadolu’ nun batı bölümünde Yukarı Fırat Havzasında yer alan Erzincan ’ ın ilk dönemlerine ait kesin bilgiler henüz bulunmamıştır. Bölgenin fiziki coğrafyasının belirgin temelini, Orta Toroslar’ ın uzantısı olan Munzur silsilesi ile çok dolambaçlı Karasu ile birlikte batıdan doğuya çıkıp, bilahare Çaltı suyu ile birleştiği yerden güneye yönelip çıkan bölgenin önemli düzlüklerini yer yer çevresinde toplayan Fırat ırmağını teşkil eder. Adı geçen bölge kuzeyden Murit dağları, Keşiş dağları, Sipikar dağı, “Akdağ” denilen ve bazen ayrılan bazen bir silsile halinde birleşen dağlarla; batıdan Karadağ, Çimen dağı dağlarıyla çevrilmiş olup, dağlar özellikle doğu – batı doğrultusunda uzanmaktadır. Bölgenin yaklaşık % 65 i dağ, % 35 i ise plato ve ovalardan müteşekkildir. Bölgenin % 25 kadarını teşkil eden platolar çeşitli akarsular tarafından yarılmış müsavi olmayan yüksek düzlüklerdir. Ova ve düzlükler daha ziyade Fırat ve ona bağlı akarsuların çevresinde Devamını oku …

Boğazlar Bölgesi

İstanbul ve Çanakkale boğazları ve Marmara denizini çevreleyen arazi üzerine kurulmuş ve askersizleştirilmiş bölge. Sevr ve Lozan antlaşmalarıyla boğazlar etrafında askeri olmayan bir bölge kurulmuş,Montreux(Montrö) antlaşması ile bu bölge üzerindeki kayıtlar kaldırılmıştır. Sevr antlaşması ile Fransa,İngiltere ve İtalya tarafından birlikte kullanılmak üzere ayrılan bu bölgeyi lüzum gördüklerinde bu devletler işgâl edebileceklerdi. Ancak bu hükümler Kurtuluş Savaşı’nın başlamasıyla uygulanmadı. Lozan antlaşmasına bağlı olarak imzalanan “Boğazların tabi olacağı usule dair mukavelename” ile Boğazların etrafında ve Ege Denizi’ndeki bazı Türk ve Yunan adalarına askerlikten arınmış bir bölge tesis edilmişti. Bu mukavelenin 4.maddesinde bölge şu şekilde sınırlandırılmıştır.
1. Çanakkale Boğazı:Saroz körfezinde Bakla burnunun kuzeydoğusundan başlayan hudut,güneydoğuya doğru seyrederek Kumbağı yakınlarında Marmara denizine varır. Bu hattın Devamını oku …

Türkiye’nin Şaheserleri

(Akdeniz)
1-Karain Mağarası
Katran Dağları üzerinde doğal bir mağaradır.Yapılan arkeolojik kazılarda bu mağaranın insanlarca barınak olarak kullanıldığı anlaşılmıştır.
2-Kınık-Xanthos
Kınık köyü yakınlarında antik bir kenttir.Bu kent İlk çağda en büyük idari ve dini merkezdi.Roma ve Bizans dönemlerinde önemli yapıtlarla donatılmıştır.
3-PERGE
M.Ö.3000 yıllarında kurulmuş antik bir kenttir.İki katlı takı, direkli caddesi en önemli kalıntılarıdır.
4-ASPENDOS
Bir adıda Belkıs’tır.140 yıllarında kurulmuş antik bir kenttir. En önemli yapısı tiyatrosudur.Bu tiyatro günümüze kadar ulaşabilen Anadolu’daki Roma tiyatrolarının en sağlam örneğidir.
5-ALANYA KALESİ Devamını oku …

Akdeniz Bölgesi Tanıtımı

A.GENEL ÖZELLİKLERİ
1.Konum ve sınırları
Akdeniz Bölgesi ismini güneyindeki Akdeniz’den alır. Batısında Köyceğiz Gölü kuzeyinde Toros dağları’nın kuzey etekleri, doğusunda ise Gaziantep Pla-tosu uzanır. Ülkemiz topraklarının % 15 ine sahip olup, dördüncü büyük bölge-mizdir. Bölge doğu-batı istikametinde uzun, kuzey-güney istikametinde dardır.
2.Yeryüzü Şekilleri
a. Dağları:Akdeniz Bölgesi genel olarak dağlık ve engebelidir. Bölgenin genel
hatlarını Toros dağları ve yüksek platolar oluşturur. Kıyıya paralel olarak uzanan dağlar Batı ve Orta Toroslar olmak üzere ikiye ayrılır. Batı Toroslar Antalya körfezi çevresinde yer alır. Antalya Körfezi’nin batı kesimine Teke Yöresi denir. Devamını oku …