Dünya Ve Güneş Sistemi’nin Oluşumu

Dünya, Güneş Sistemi’nde üzerinde yaşam olan tek gezegendir. Ortalama 149,6 milyon kilometre olan Dünya-Güneş uzaklığı yaşam için çok uygundur.Bu uzaklık. Dünya’nın yüzeyinin, suyun sıvı halde bulunabileceği kadar ılık olması demektir.Bu da atmosferin korunması ve buna bağlı olarak yaşamın sürmesidir. Dünya’nın oluşumu Güneş sisteminin oluşumuna bağlı olduğundan ilk önce Güneş Sistemi’nin oluşumu anlatılmalıdır. Güneş milyonlarca belki de trilyonlarca yıl önce çok büyü bir gaz ve toz bulutu idi.Ünlü bilim adamı Stephen Hawking’in doğrulanan teorisine göre, bu bulutta büyük bir patlama olmuştur. Bu teori de adını bu olaydan almıştır ve adı Big Bang yani Büyük Patlama’dır. Bu patlama sonucunda bulut çeşitli parçalar halinde dağılmıştır.Bu parçalar gezegenleri ve Güneş’i oluşturmuştu. Dünya da bu parçalardan biriydi. Hızla dönen gaz ve toz bulutu, zamanla küçülmeye ve yarı sıvı hale gelmeye başladı. Bu durumda Dünya çok sıcak kayalardan oluşan ve hızla dönmeyi sürdüren bir topa dönüştü. Yüzeyi Soğuyup katılaşan Dünya sert bir kabukla örtülmüştür. Dünyanın tüm kütlesini düşündüğümüzde bu dış kabuk, oldukça incedir.Adeta bir elma ile kabuğuna benzetilebilir. Meteorların düşmesi ve volkanik hareketler sonucu çok farklı bir atmosfer ortaya çıktı. Yerkürede ısının düşmesiyle sıkışan su buharı çok yoğun yağışlar halinde yerküreye düştü. Böylece okyanuslar oluştu.
YERYÜZÜNÜN KATMANLARI
Yeryüzünün Üçte biri karalar, üçte ikisi sularla kaplıdır. Bu ikisi, atmosfer denilen gaz tabakası ile kaplıdır.Hava ve su yeryüzünü diğer gezegenlerden farklı kılar. Bunun nedeni hava ve suyun yeryüzündeki canlıların yaşam kaynağı olmasıdır. Devamını Oku…

Yeryüzünde Hareket

AĞIRLIK VE YERİN ÇEKİM ALANI
Yerden yüksek bir noktadan bırakılan cisimlerin yere düştüklerini, bir futbol topuna vurduğumuzda onun havalandığını, daha sonra tekrar yere indiğini, aşağıdan yukarıya doğru bir taş attığımızda, taşın biraz yükseldikten sonra geriye dönerek yere düştüğünü günlük hayat tecrübelerimizden biliyoruz
Havada kaldıkları süre içinde farklı yörüngeler izlemelerine rağmen hepsinin ortak yanı yere düşmeleridir.Dışardan bir kuvvetin etkisi olmazsa durumlarında bir değişiklik olmayacağı görünür.Öyleyse bu olay-
lar, cisimleri yerin merkezine doğru çeken bir kuvvetin varlığını gösterir.
Cisimlere yerin uyguladığı çekim kuvvetine o cismin ağırlığı dendiğini ve, Devamını Oku…

İsveç Hakkında Genel Bilgi

İsveç’in yüzölçümü 450.000 km2 olup, ülke bu açıdan İspanya ve Irak ile aynı büyüklüktedir. Topraklarının yarısı ormanlar ile kaplı olan İsveç’de tarım alanları toplam yüzölçümün % 10’undan daha azdır. Oldukça düz arazi yapısına sahip olan ülkede 100.000’e yakın göl vardır. Girintili çıkıntılı kıyılarında binlerce ada yer almaktadır. Atlas Okyanusu’nda bulunan sıcak Gulf Stream akıntısı, İsveç’in diğer kuzey ülkelerine göre daha ılıman bir iklime sahip olmasını sağlamaktadır. Ülkenin nüfusu 9.000.000 civarındadır ve bu nüfusun % 85’i ülkenin güneyinde yaşamaktadır. Para birimi İsveç Kronu (SEK) olan ülke parlamenter bir yönetim şekline sahip olup, yönetim biçimi anayasal monarşidir. Kral Carl XIV. Gustaf bugün, Devlet Başkanı olarak, sadece törenlerde İsveç’i temsil etmektedir. Parlamento tek bir meclis’ten oluşmaktadır ve milletvekilleri nisbi temsil sistemi ile 4 yıllığına doğrudan seçilmektedirler. İsveç’te herkes, 18 yaşından itibaren oy kullanma hakkına sahiptir. Devamını Oku…

Güneydoğu Anadolu Projesi Ve Önemi

GAP’la ilgili ilk çalışmalar 1936’da Fırat Irmağı’nın Keban Boğazı’ndaki akım ölçmeleriyle başlamıştır.Bu çalışmalar 1960’lı yıllarda genişletilerek yoğunlaştırılmış ve Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nce ele alınarak önce “Aşağı Fırat Projesi” diye adlandırılmıştır.1970’te Aşağı Fırat Projesi’nin fizibilite çalışmaları tamamlandı.Daha sonra Fırat’la ilgili öteki projeler ve ‘Dicle Havzası Planlanması’ da bu projeye eklendi.Dicle havzasıyla ilgili çalışmalar da eklenince,bu dev projeye “Güneydoğu Anadolu Projesi” (GAP) denilip,Fırat ve Dicle Irmakları üzerine inşa edilecek bir dizi büyük baraj ve hidroelektrik santrali ile sulama tesisleri ve proje alanında yapılacak çeşitli altyapı,tarımsal yapı,ulaştırma,sanayi,eğitim,sağlık ve diğer sektörlerin gelişme tesislerini kapsayan çok yönlü entegre bir gelişme projeleri demeti dile getirildi.Bu projeler demeti,yedisi Fırat Irmağı Havzası’nda olmak üzere 13 alt projeden oluşur.Bunlar:
1-AŞAĞI FIRAT PROJESİ:
Bu projenin sulama ile ilgili üniteleri şunlardır:
a-Şanlıurfa-Harran Ovası Sulaması: Devamını Oku…

İklim Bilgisi

İklim:ısınma,soğuma,yağış,rüzgar,sis ve don gibi birçok atmosfer olaylarının gözlemlerlerle
elde edilen ortalama değerlerine iklim denir.
Hava durumu:Bir yerde belirli br kısa süre içinde atmosfer olaylarının gösterdiği durumdur.
a)İklim elemanları
1-Sıcaklık,basınç ve rüzgarlar
2-Nemlilik ve yağış
*Sıcaklık:En önemli kaynak Güneştir.Yeryüzünden atmosfere geri dönen enerji ile ısınır.bu nedenle atmosferin alt bölümü daha sıcaktır.
# Sıcaklığın Yeryüzünde Farklı Dağılışının Nedeni#
1-)Güneş ışığının düşme açısı
*ışınların gelme açısı enlemlere göre,
*Işınların geliş açısı günün saatlerine göre,
*Işınların geliş açısı mevsimlere göre,
*Işınların geliş açısı yerşekillerine(eğim ve bakı) göre,
*Işınların yeryüzüne ulaştırdığı sıcaklık atmosferde aldıkları yola göre değişir. Devamını Oku…

İç Anadolu Bölgesi Genel Tanıtım

Orta Anadolu adıyla da bilinen ve Doğu Anadolu’dan sonra 2. büyük bölgemiz olan İç Anadolu ‘ nun yüzölçümünün genişliğine oranla nüfusu fazla değildir. Marmara Bölgesi ‘ den iki kat geniş olan bu bölgede Marmara Bölgesi kadar nüfus yaşar .
Anadolu’nun çeşitli bölgeleri arasındaki yollar İç Anadolu’dan geçtiği için bu bölge eski yerleşme alanı olmuş ticaret yolları üzerinde yer alan yörelerde , yerleşme alanları büyüyerek büyük kentler haline dönüşmüştür.
YERŞEKİLLERİ :
Bölge yerşekilleri itibariyle sade bir görünüme sahiptir. Geniş düzlükler daha çok bölgenin ortasında yer alırken dağlar kenarlarda uzanır .
YERŞEKİLLERİN OLUŞUMU :
a) Volkanik dağların oluşumu : 3. Zamanda İç Anadolu ‘ nun bulunduğu yerde eski denizin ( The -Tis denizi ) büyük bir adası vardır .
Alp orojenezi sırasındaki yan basınçla deniz tabanındaki çamurlar kıvrılırken bu ada yan basınçların etkisiyle kırıldı . İşte bu kırıklarda yerkabuğunun ( sial tabakasının ) sima üzerindeki basıncı azalınca sima üzerindeki mağma bu kırıklardan yer yüzüne çıkarak volkan dağlarını oluşturdu . Volkanlardan çnce volkan külleri çıkarak etrafa yayıldı . Küllerin üzerine daha sonra , volkan bacasında soğuyan lavların oluşturduğu taşlar gaz basıncıyla fırlayarak düştü . Bu taşlara VOLKAN BOMBASI denir. Daha sonra da etrafa lav akıntısı yayıldı ; yeterli basınç sağlandıktan sonra volkanlar faaliyetlerini durdurdu. Volkanlar , Orta Toroslara paralel uzanırlar . Kuzeyden güneye doğru Erciyes , Melendiz , Hasan D. , Karacadağ ve Karadağ’dır. Devamını Oku…

Türkiye’de Doğal Göller Ve Oluşumları

Göl:Karalar üzerindeki çukur alanların sularla dolması sonucu oluşan su birikintisidir. Türkiye’nin yeryüzü şekillerini çeşitlendiren ve ona daha da .ok güzellik veren varlıklardan biri de göllerdir.Memleketimizde büyüklü küçüklü çok sayıdaki göllerin yüzölçümü 9243 km² yi bulur. Bu göllerden 50’ye yakını 10 km² den daha büyüktür. Sayıları 70’i geçen, kimi zaman geçici gölcükler olarak daha da çok olanların yüzölçümü ise 250 km² ye yaklaşır.Türkiye’nin gölleri çok farklı büyüklükte ve derinliktedir. İçlerinde Van Gölü 3738 km² yüzölçümünde ve 100 m. ye yaklaşan derinlikte olanı bulunduğu gibi, yüksek dağlarda ve karstik bölgelerimizde orta ölçekli haritalarda bile gösterilemeyecek kadar küçük göller de vardır.Ancak, bu pek küçük göller içinde çok derin olanları da bulunmaktadır.Buna karşılık, yüzölçümü çok fazla görünen Tuz Gölü (1642 km²) gibi bazı büyük göllerde derinlik çok yerde 2 m. yi geçmez.Sadece Koçhisar kasabası güneyindeki bölümünde 10 m. ’ye yaklaşır. Bu durumuyla Tuz Gölü yılın uzun süren kurak mevsiminde çok çekilerek küçük bir göl ve yer yer tuzlu bataklıklar halinde kalır, yağışlı mevsimde yayvan çanağına yayılarak büyük bir göl görünüşü alır.Doğal göllerimiz,n bir kısmının ayağı vardır ve bu yol ile fazla suları denize ulaşmak üzere boşaltılır. Bir kısım göllerimizin ise ayağı yoktur ve fazla suları ya yayılmak suretiyle gölün büyümesine yol açar, ya da kenarları yüksek yerlerle çevrili ise göl seviyesinde belirgin kabarmalar olur.Böylece sözgelişi Sapanca Gölünün fazla suları çark suyunun yoluyla Sakarya’ya dökülerek gölün seviyesi normale yakın bulunurken, ayağı olmayan Van Gölünün seviyesi yükselmektedir.Gerçekten Van Gölü’ne oldukça kuvvetli dereler ve Devamını Oku…

Ege Bölgesi

85.000km2 dolayındaki yüzölçümüyle Türkiye topraklarının yaklaşık %11’ini kaplayan, kuzeyde Marmara Bölgesi’ne, doğuda İç Anadolu Bölgesi’ne, güneydoğuda Akdeniz Bölgesi’ne komşu olan bölgemiz batıda da Ege Denizi’yle çevrilidir (adını komşu olduğu denizden alır). Marmara Bölgesi’yle olan sınırı batıda Baba Burnu’ndan başlayarak Edremit Körfezi’nin kuzeyinde yükselen Kaz Dağı’na uzanır. İç Anadolu Bölgesi’yle olan sınırı ise İnönü’nün güneybatısından başlayıp Sultan Dağları’nın kuzey ucuna ulaşır. O noktadan başlayarak Ege Bölgesi Akdeniz Bölgesi’ne komşu olur ve bu bölgeyle olan sınır ise Köyceğiz Gölü’nün batısına kadar uzanır. Ege Bölgesi asıl Ege ve İçbatı Anadolu olmak üzere iki bölüme ayrılır. Ege Bölümü’ndeki illerimiz; İzmir, Manisa, Aydın, Denizli,Muğla İçbatı Anadolu’daki iller; Uşak, Kütahya, Afyon’dur.

NÜFUS
Ege Bölgesi sık nüfuslanmışır. 1990 sayımına göre bölge nüfusu 8.2 milyondur. Nüfus yoğunluğu bakımından Marmara Bölgesi’den sonra ikinci sırada yer alır. Bölge nüfusunun yarısından çoğu kentlerde yaşamaktadır. Devamını Oku…

Coğrafi Keşifler Ve Sonuçları

Ortaçağın sonuna kadar Avrupalılar, dünyanın pek az yerini tanıyorlardı.
Coğrafya bilgisinin artması ve gemicilikteki gelişmeler sonucu açık denizlere çıkan Avrupalılar, yeni kıtalar ve ülkeler keşfetmeye başladılar.
İşte xv. ve xvı. yy’da Avrupa’da ortaya çıkan Dünya’yı tanıma ve kaynaklardan daha fazla yararlanma hareketlerinin genel adına coğrafi keşifler denir.Keşiflerin Nedenleri :
1-)Zengin doğu ülkeleriyle ticaret yapmak için yeni yolların aranması :
Ortaçağ’da Avrupa’nın ihtiyacı olan baharat,altın,gümüş,elmas,inci,pamuk ve
ipekli kumaşlar gibi değerli mallar Avrupa’ya 2 önemli yoldan ulaşıyordu:
Birincisi; Orta Asya üzerinden kara yolu ile Hazar Denizi’nin güney ve
kuzeyinden Trabzon ve Kırıma ulaşan İpek Yolu idi.Bu yol Türklerin elinde idi. Devamını Oku…

Türkiye’deki Akarsuların Genel Özellikleri

AKARSU: Yer altında yada yer yüzünde belirli bir doğal yatak içinde,sürekli yada dönemli akışı bulunan su kütlelerine akarsu denir.Akarsular;okyanus,deniz ve göllerle,atmosfer ve karalar arasındaki su dolaşımının önemli bir unsurudur.
Türkiye, iklim koşulları ve yer şekillerinin doğal yapısına bağlı olarak sık bir akarsu ağına sahiptir.ancak akarsularımızın uzunlukları fazla değildir.Türkiye’nin bir yarımada oluşu ve dağların genellikle kıyılara paralel sıralar halinde uzanması, uzun akarsuların oluşmaını engellemiştir.Kıyılardaki dağlardan kaynağını alan akrsular, kısa bir yol aldıktan sonra denize ulaşır.En uzun akarsuyumuz olan Kızıl ırmak’ın boyu (İç Anadolu’da genişçe bir kavis çizdiği halde)1355 km’yi ancak bulur.
Akarsularımızın diğer bir özelliği de, taşıdıkları su miktarının az olmasıdır.Türkiye’nin büyük bir bölümünün yarı kurak iklimin etkisinde olması nedeniyle az yağış alması bunun başlıca nedenidir.Akarsularımızın taşıdıkları su miktarı azlığının diğer Devamını Oku…