Çalışanlar niteliği itibariyle “bağımlı çalışanlar” ve “bağımsız çalışanlar” olarak ikiye ayrılır. İş hukuku bağımlı çalışanlardan sadece işçiyi ele alır ve işverenle olan ilişkisini düzenler. Bağımlı çalışanlar grubunda yer alan memurlar idare hukukunun 657 sayılı devlet memurları kanununun kapsamına girer. İş hukuku kapsam olarak “bireysel iş hukuku “ve “toplu iş hukuku” olarak ikiye ayrılır.
BİREYSEL İŞ HUKUKU: İşverenle olan ilişkilerinde işçiyi teker teker ele alır ve iş sözleşmesinin konusunu oluşturan hak ve borçları düzenler. Örnek: Ücret ,çalışma koşulları
TOPLU İŞ HUKUKU:İşçiler ve işverenin hukuki ilişkilerinin toplu düzeyde ele alındığı iş hukuku dalıdır. Bu anlamda işçi işveren sendikaları ile bunların yaptıkları toplu iş sözleşmeleri,toplu iş uyuşmazlıklarının barışçı olan veya olmayan yollardan çözümü toplu iş hukukunun konusuna girer.
İŞ HUKUKUNUN ÖZELLİKLERİ
İşçiyi koruma ve toplumsal dengeyi koruma özellikleri vardır. İktisadi açıdan bağımlı olan işçi,sermaye sahibi iş verenden iktisadi açıdan güçsüzdür. Buna ek olarak işçi geniş ölçüde iş verenin talimatlarına bağlı olup iş verene karşı bir bağlılık içerisindedir. Bu iktisadi ve kişisel bağımlılık nedeni ile işçinin özerk olarak korunması gerekmektedir.
95 views
Akreditif Nedir?
Akreditif uluslararası işlemlerde kısaca L/C – Letter of Credit olarak adlandırılmaktadır. İhraç edilen malların bedellerinin ödenmesi konusunda belirli şartların yerine getirilmesinden sonra ödemenin yapılacağına ilişkin bir çeşit teminattır.
Akreditifin açılması
Akreditifli ödeme sisteminin temel dayanağı, ithalatçı ve ihracatçının arasındaki para alışverişinde köprü görevi gören bankalardır. Bir bankanın yazılı olarak yükümlülüğe girerek ödeme işleminde aracılık etmesi gerekmektedir. Bu da akreditifin açılması anlamına gelmektedir.
Ödemenin yapılması için gerekli koşullar
İthalatçı ve ihracatçı arasında yapılan satış sözleşmesinde yer alan koşulların hepsi ödemenin yapılabilmesi için gerekli koşulları oluşturmaktadır. Bunlar çoğunlukla ticarete konu malların kalitesiyle ilgili teknik özellikleri, belli bir birim cinsinden miktarı, birim fiyatı, teslim şekli, paket ağırlığı, nakliyesi, ödeme şekli gibi hususları içermektedir. Bu hususların yerine getirildiğini doğrulayan fatura, kalite kontrol belgesi, konşimento, menşe şahadetnamesi gibi belgelerin ihracatçı tarafından bankaya sunulması gerekmektedir.
Akreditif hem ihracatçıyı, hem de ithalatçıyı koruyan bir işlemdir
İhracatçı: Malları akreditif şartlarına uygun olarak sevkettiğinde, mal bedelini tahsil edeceğinden emin olacaktır.
İthalatçı: Sevkiyatın yapılmış olduğunu ve akreditif şartlarına uygun mal gönderildiğini gösteren belgeleri ihracatçı bankaya sunmadan önce ödeme yapılmayacağından emin olacaktır.
Akreditif, uluslararası ticarette çok geniş bir alanda bir ödeme ve garanti aracı olarak kullanılmaktadır.
50 views
1. Giriş
Dağıtım, malların üreticiden tüketiciye ulaştırılmasıdır. En basit haliyle günümüz ticaret ortamında dağıtım, malların üreticiden toptancıya daha sonra da perakendecilere gönderilmesi işidir.
Dağıtım kanalı ise, dağıtım sırasında ürünlerin izlediği rotadır. Bu rota üzerinde ürünlerin uğradığı her bir durak ise bir kanal seviyesini ifade etmektedir. Dağıtım kanalı seviyelerindeki aracılara kanal üyesi denir. Başka bir ifade ile dağıtım kanalı, bir ürünü ya da hizmeti tüketiciler ya da işletmeler için kullanılabilir/tüketilebilir hale getiren işletmeler setidir. Dağıtım kanalları ürünleri üreticiden tüketiciye ulaştırırken bazı işleri de yerine getirirmektedir. Bunlar; bilgi toplanması ve dağıtmı , promosyon , müzakere , fiziksel dağıtım , finansman ve risk üstlenme gibi fonksiyonlardır. Firmaların dağıtımı yalnızca fiziksel ulaştırma, depolama ve dağıtma fonksiyonu olarak görmeleri dağıtım kanallarının rekabetçi bir silah olarak kullanılmasını önlemektedir. Oysa ki firmalar , müşterilerinin ihtiyaçları doğrultusunda ; hızlı teslimatı öne çıkararak ya da yüksek miktarlarda alım yaparak stok bulunduran dağıtımcılarla çalışmayı tercih ederek dağıtımı stratejik bir unsur olarak kullanabilirler.
32 views
INTRODUCTION
Those who have ruled over seas also ruled over the world for centuries. Seas connecting continents to oceans have transformed into small lakes as a result of developping technology when entered in the 20’th century, and people have come close to each other so much that the old world has had global structure.
Technology has enabled shipping sector become the most rantable and the most economic transportation way in the transportation industry by bringing importance of shipping to a level higher than it had in the past. Due to this superiority of seas, countries using seas in a rantable way are able to control the world trade.
An important part of export is made by means of the sea. There are very close connection of the amount of export cargo and variation of export goods with economic level and development of the country. Thus the amount of export and the increase in it shows how much a country is economically grown.
40 views
A- Konunun mahiyeti
Bir ekonominin değişik kesimleri arasında olduğu gibi, ülkeler arasındada gittikçe artan yoğun ilişkiler vardır. Bu ilişkiler mal hareketleri, hizmet hareketleri ve üretim faktörleri hareketleri olarak görülmekte olup, bütün ülkeler için söz konusudur. Günümüzde hiç bir ülkenin, dış ekonomik ilişkilerden kendini tam olarak soyutlaması düşünülemez. Uluslar arası piyasada ortaya çıkan bir deyişme, bir kriz, derhal iç piyasalara yansır. 1973’ deki petrol krizi, bunun en büyük örneyidir. Uluslararası piyasadaki deyişikliklerin iç piyasa üzerindeki etkileri ülkeden elkeye farklılık arzeder. Bu ülke ekonomisinin dışa açılma derecesine ekonominin büyüklüğüne ve krizin özelliğine bağlı bir husustur. Ülkelerarası ekonomik ilişkilerin nibi önemi, 2. Dünya savaşından beri giderek artmaktadır. Zira uluslararası ticaret hacminin artış hızı, dünya üretim hızından daha fazladır. Ülke ekonomileri arasındaki karşılıklı ekonomik bağlar gittikçe artmaktadır. Gelişmekte olan ekonomilerin iktisadi kalkınma ve sanayileşme problemleri dış ekonomik ilişkilerden önemli ölçüde etkilenmektedir. Uluslararası iktisadi işbirliği kuruluşlarının dış ekonomik ilişkilerdeki etkinlikleri çok
7 views
II. Dünya Savaşı’ndan sonra dünya ticaretinin serbestleştirilmesi amacıyla önemli adımların atılması sonucu iki önemli doğrultuda ilerlenmiştir. Bunlardan biri, kısaca GATT olarak ifade ettiğimiz Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması çerçevesinde yapılan gümrük tarifeleri ve diğer dış ticaret kısıtlamalarının tüm üye ülkelere karşılıklı olarak indirilmesidir. Bunu “evrensel yaklaşım” olarak da ifade etmekteyiz. Diğeri ise bir grup ülke arasında oluşturulan iktisadi birleşme hareketleridir. Bu hareketler; genellikle bir coğrafi bölgede yer alan ülkeler arasındaki ticaretin serbestleştirilmesi amacıyla yapılmıştır.
Dünya ticaretini serbestleştirme çabaları sanayileşmiş ülkeler arasında ortaya çıkmış ve giderek az gelişmiş ülkeler de bu akıma katılmışlardır. Bu gelişmelerin temelinde 1930’larda dünya ekonomisinde görülen yoğun koruyuculuk ve iktisadi milliyetçilik hareketlerine bir tepki olarak düşünülebilir. Büyük Depresyonu izleyen yıllarda dünya ticaretinde uluslararası işbirliğinden tümüyle uzak bir dönem yaşanmış, ülkeler içinde bulundukları dış ödemeler dengesi ve işsizlik sorunlarını çözümlemek için bireysel hareket etmekte bu da rekabetçi devalüasyonlara ve karşılıklı tarife yükseltmelerine yol açmaktaydı. Böylece, dış ticaret, ikili anlaşmalar kanalıyla yürütülüyor ve uluslararası ticarette en düşük düzeylere inmiş bulunuyordu.
121 views
1999 YILINDA DÜNYA EKONOMİSİ VE DÜNYA DENİZ TİCARETİ
DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER
1999 YILININ GENEL DEĞERLENDİRMESİ
1997′de başlayıp 1998′de globalleşme eğilimi gösteren krizin etkisinde kalan dünya ekonomisinin 1999 yılında iyileşme sürecine girdiği gözlenmiştir. Bu gelişme’de merkez bankaları ve uluslararası para otoritelerince alınan ekonomik tedbirlerin dünya finans piyasalarında güveni yeniden tesis etmesi ve ABD ekonomisinin hızlı büyüme trendini sürdürmesi etkili olmuştur. 1999 yılında AB ülkelerinde büyümenin yavaşlamasına karşılık, Japonya ekonomisi son yıllardaki resesyon ortamından çıkarak büyümeye başlamış, başta petrol olmak üzere hammadde fiyatlarının uluslararası piyasalarda yükselmesi ise bu ürünleri ihraç eden birçok gelişmekte olan ülkede büyümeyi hızlandırmıştır. 1998 yılında %2,4 olan global büyüme hızının 1999′da %3,1′e, dünya ticaret hacmindeki genişleme hızının da 1998′deki %3,5′ten %4′e yükseldiği tahmin edilmektedir. Özellikle Euro alanı ülkelerinde tek para birimine
145 views
GİRİŞ: SÜREKLİLİK VE DEĞİŞİKLİK
Birleşik Devletler XXI. Yüzyıl’a bugüne kadar olandan daha büyük ve çok açıdan daha başarılı bir ekonomiyle girdi.XX. Yüzyıl’ın ilk yarısında iki dünya savaşı ve bir küresel bunalım atlatmakla kalmadı, Yüzyıl’ın ikinci yarısında da Sovyetler Birliği ile arasında 40 yıl süren Soğuk Savaş’tan yüksek enflasyona, büyük işsizliğe ve muazzam federal bütçe açıklarına kadar yayılan sorunlara karşı giriştiği uzun mücadeleden de başarıyla çıktı. Ulus nihayet 1990’larda bir ekonomik rahatlama dönemi yaşadı; fiyatlarda istikrara kavuşuldu, işsizlik son on yılın en düşük düzeyinde gerçekleşti ve sermaye piyasasında da görülmemiş bir patlama oldu.
Amerika’nın gayrı safi milli hasılası – toplam mal ve hizmet üretimi – 1998’de 8,5 trilyon doları aştı.Birleşik Devletler dünya nüfusunun yüzde 5’inden azına sahip olmasına karşın, dünya ekonomik üretiminin yüzde 25’inden fazlasını gerçekleştirdi. Dünyanın ikinci en büyük ekonomisine sahip bulunan Japonya, bunun ancak yarısını üretebildi. Ayrıca, Japonya ve diğer dünya ülkeleri 1990’larda ekonomilerindeki yavaş büyüme ile ve başka sorunlarla uğraşırken, Amerikan ekonomisi tarihindeki en uzun ekonomik büyüme dönemini yaşadı.
13 views