Yunus Emre Ve İnsan Sevgisi

1.YUNUS EMRE
A.YUNUS EMRE KIMDIR?
Acep dünyada varm’ola
Şöyle garip bencileyin
Bağrı yanık gözü yaslı
Şöyle garip bencileyin
Anadolu’da yeni bir sanat ve düşünce çığırı açan Yunus Emre, insanlığın ortak duygularını ve düşüncelerini dile getirdiği şiirleriyle yaşadığı cağda umut saçmakla kalmamış, yedi yüzyıldır Anadolu insanına engin bir esin ve esenlik kaynağı olmuştur.
Ne yazık ki 20.y.y.’a kadar Yunus Emre hakkında hiçbir araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Yunus Emre hakkındaki ilk makaleler Fuad Köprülü ve Rıza Tevfik Bölükbaşı tarafından 1913’te yazılmıştır. Yunus Emre’nin bugün de yaşamasının birinci nedeni,halkın diliyle konuşması,halkını kendi diliyle konuşturmasıdır. Yunus Emre’yi Yunus Emre yapan,insanlığın çağlardır özlemi olan kardeşlik ve barış çağrısını dili ve sevgisiyle bütünleyebilmesidir. Yunus Emre’nin kim olduğu,nasıl yaşadığı,nerelerde yaşadığı,nerede olduğu,mezarının nerede olduğu hiç önemli değildir. Yunus Emre halktır, Anadolu’dur,topraklarındaki insanlığı dünden alıp bugüne taşıyan ve anadil güzelliğiyle aktaran bir sanat ve yaşam ustasıdır.
Devamını Oku…

Ata Sözleri

-Anlayana Sivri sinek saz anlamayana davul zurna az
-Ac tavuk rüyasinda kendini dari ambarinda görür
-Aci patlicani kiragi calmaz
-Acin karni doyar gözü doymaz
-Adamak kolay ödemek güc
-Agac ne kadar uzarsa uzasin göge degmez
-Agac yas iken egilir
-Agaca balta vurmuslar ‘sapi bedenimde’ demis
-Ak akce kara gün icindir
-Akan su yosun tutmaz
-Akil akildan üstündür
-Akil yasta degil bastadir
-Akilsiz basin cezasini ayaklar ceker
-Akilsiz köpegi yol orspuyu yol kocadir
-Alismis kudurmustan beterdir
-Alma mazlumun ahini cikar aheste aheste
-Altin yere düsmekle pul olmaz
-Altinin kiymetini sarraf bilir Devamını Oku…

The Great Gatsby

Type of Work:
Human drama
Setting
New York City and Long Island; 1922
Principal Characters
Nick Carraway, a young bond salesman from the Midwest, and the story’s narrator
Jay Gatsby, a rich, young racketeer
Tom Buchanan, a wealthy playboy
Daisy Buchanan, his beautiful wife, and Nick’s cousin
Jordan Baker, an attractive pro golfer, and the Buchanan’s friend
George Wilson, a gas station owner
Myrtle Wilson, his wife and Tom Buchanan’s mistress
Story Overview
After his return from the “Teutonic migration known as the Great War,” Nick Carraway felt too restless to work selling hardware in his Midwestern home town. He moved east to New York and entered the “bond business.” Settling on the lowbudget side of Long Island in West Egg, Nick rented a bungalow next door to a mysterious, wealthy man-about-town known as Gatsby. Devamını Oku…

Edebi Akımlar

Bilim alanındaki yeni buluşlar, güney deniz yollarının açılması, matbaanın icadı, orta sınıfın zenginleşmesi, eski Yunan ve Latin eserlerinin yayılması, Batı dünyasında rönesans ve reform hareketlerini başlattı. Rönesans, bilim ve sanatta yeniden doğuş demektir. Eski Yunan ve Latin eserlerinin önem kazanması hümanizmin doğmasına yol açtı. Rönesans hareketleriyle birlikte edebiyat, sanat ve felsefe alanında yeni gelişmeler ortaya çıktı. Fransa’da şair Ronsard, deneme yazarı Montaigne; İngiltere’de tiyatro yazarı Shakespeare, şair Milton edebiyatta rönesansın mimarlarıdır. Toplumdaki sosyal ve siyasi gelişmeler, güzel sanatlardaki yenilikler, bilimsel ve felsefi görüşler edebiyat akımlarının ortaya çıkmasına neden olur. Edebiyat akımları; duygu, düşünce ve anlayış farklılıklarından doğarak meydana geldikleri toplumun kültür ve sanat anlayışlarını yansıtırlar. Rönesans; 18. Yüzyılın ortalarında edebiyatta klasisizm akımının doğmasına yol açmıştır. Daha sonra bu akıma tepki olarak romantizm, ona tepki olarak sırasıyla realizm, natüralizm, parnasizm, akımları ortaya çıkmıştır. Bu üç akıma tepki olarak doğan akım ise sembolizmdir. Edebiyat akımları, sanat değeri ve anlatım gücü yüksek eserlerin ortaya çıkmasına olanak sağlamıştır. Tanzimattan itibaren edebiyat akımları, bizim edebiyatımızda da etkisini göstermeye başlamıştır.
Şimdi bu akımları kısaca tanıyalım:
KLASİSİZM
Devamını Oku…

Çeviri ve Çeviri Türleri

Çeviri: “Doğal bir dildeki bildirinin anlamsal ve işlevsel eşdeğerlilik sağlanarak bir başka dile aktarılmasıdır. Çeviri,değişik toplulukların, ulusların, bilim, sanat, düşünce alanındaki çabalarını birbiriyle paylaşabilme yoludur.

Osmanlı döneminde de görüldüğü gibi ülkenin teknolojik gelişmeleri, yenilikleri izleyebilmesi için özellikle tazminat döneminde çeviriye önem verilmiştir. Çeviriyi dışa açılım olarak yada kültürler arası bir köprü gibi görmek yerinde olur. Çeviri 1935’li yıllara kadar dilbilimin bir alt alanı olan uygulamalı dilbilim bünyesinde inceleniyordu. 1940’lardan itibaren çeviri artık bağımsız bir bilim olarak incelenmeye başlamıştır (Bir alan üzerinde uzun süreli yapılan araştırmayla o alan bir bilim dalı haline gelir).

Çeviriyi yazılı ve sözlü olmak üzere ikiye ayrılır . Günümüzde gelişen teknoloji bize üçüncü bir olanak tanımıştır. Bu da elektronik çeviridir. Öncelikle sözlü çeviri üzerinde duracağız.
Devamını Oku…

Çalıkuşu Kitap Özeti

Pek küçük yaşındayken annesi ölen feride, babası da sınır sınır dolaşan bir subay olduğu için büyükannesinin yanında büyümüştür. Okul çağına gelince Feride’ yi İstanbul’ da ki bir Fransız kız yatılı okuluna yollamışlardır. Feride neşeli, zeki, çok asi, ele avuca sığmaz çok hareketli bir kızdır. Fırsat buldukça bir erkek gibi ağaçlara tırmanıp daldan dala atladığı için öğretmenlerinden biri onu çalıkuşuna benzetmiş, sonra da bu benzetme, onun adı olarak kalmıştır. Devamını Oku…

Yunus Emre Ve Gerçek Hayatı

1.YUNUS EMRE’NİN YAŞADIĞI DEVİRDE ORTA ASYA VE ANADOLUDAKİ GENEL DURUM:
Anadolu Selçuklu devletinin zamanla zayıflaması, özellikle Kösedağ savaşında Moğollar’ a yenilmesi Anadolu’daki Moğol felaketinin başlangıcı olmuştur. 1260 yılından sonra zayıflayan otorite kuramayan Anadolu Selçuklu Devleti’nin yerine Moğol egemenliği hüküm sürmeye başlamış, ancak Moğollar da her tarafta askeri üstünlük sağlayamamış, gönderilen Moğol güçleri merkezlerini tanımayarak isyan etmiş ve bağımsızlıklarını ilan etme gibi girişimlerde bulunmuşlardır. Bunun nedeni olarak o devir her iki yerde; gerek Anadolu gerekse Orta Asya’da karışıklar ve belirsizlikler hakim durumdaydı. Çünkü Yunus Emre’nin yaşadığı zaman olan (12.asrın sonları ve 13 asrın başları) Anadolu’da; Selçukluların dağılması ve beyliklerin otaya çıkmasıyla ortada tam bir kargaşalık vardı. Kısmen Anadolu’ya Moğollar hakimdi. Bu durum Karamanoğulları’ nın Devamını Oku…

Daniel Defoe

Dünya üzerinde tanımayan var mıdır Robinson Crusoe’yu ve onun sadık kölesi Cuma’yı? Belki kısaltılmış bir baskısı, belki çizgi romanı, belki de sinemaya, TV’ye uyarlanmış biçimi ile, her zaman ilgi çekmeyi sürdürmüştür Robinson’un öyküsü. Ancak pek de ciddiye alınmaz, nedense ortak bir yargıya varılmıştır üzerinde; o çocuklar içindir! Oysa, adı kahramanının gölgesinde kalan yazarların ilki olan Daniel Defoe, “Robinson Crusoe”su ile, modern İngiliz romanının başlatıcısıdır.
Daniel Defoe, 1660’da Londra’da doğdu. Hollanda kökenli ailesi, Protestan kilisesine mensuptu. Kiliseye girmek üzere, iyi bir eğitim alarak yetişti ama tercihi ticarete atılmak oldu. Yaşamı boyunca fırsat Devamını Oku…

Edebi Sanatlar

Sanata önem veren bir yapıya sahip olan divân şirinin en belirgin özelliklerinde biri de üslup olarak edebî sanatlara olabildiğince fazla yer vermesidir. Hatta divân şairlerinin sanat anlayışlarında edebî sanatlar aracılığıyla hüner, mârifet ve ustalıklarını ortaya koyma, genel ve yaygınca benimsenen bir esastır. Hemen her sözün sanatla süslendiği bu edebiyatı, iyi anlamak ve ondan zevk almak için bu sanatları bilmek gerekir. Bazen bir beyitte birkaç sanatla birden karşılaşmak mümkündür. Ancak hemen belirtmek gerekir ki sanat yapmak için dilin ille de sanatlı ve ağır olmasına gerek yoktur. Çok yalın bir dil ile de güzel sanatlar yapılabilir. Bunun en güzel örneği ise, hem de derin bir düşünce olan tasavvuf konusunu halka anlatmayı başaran, bunu yaparken de edebî sanatları büyük bir başarıyla kullanmış olan Yunus Emre’dir. Ondan bir dörtlük vererek, edebî sanatın şiire nasıl bir anlam genişliği ve derinliği kazandırdığını, ifadeyi nasıl güçlendirdiğini birlikte görelim.
Erenler meydanında
Yuvarlanır top idim
Pâdişâh çevgânında
Kaldım ise ne oldu
Yunus EMRE Devamını Oku…

Dünya Edebiyatı Ödevi

Aşk, bunaltıcı ve baskılı bir hayat yaşayan iki kadının hayatlarından kaçmak için kullandıkları bir kaçış yolu mudur? Emile Zola’nın “Therese Raquin” ve Balzac’ın “Eugènie Grandet” romanlarında iki kadın karakter, Therese ve Eugènie, birer erkeğe aşık olurlar fakat aşk onları gerçekten monoton ve sıkıcı yaşamlarından kurtarmış mıdır yoksa onları bir tuzağa mı sürüklemiştir? Aşk, Therese ve Eugènie için bir kurtuluş gibi gözükse de aslında onları bir tuzağa itmiştir. Eugènie ve Therese’in hayatları birçok benzerlik göstermektedir. İkisi de evde bunalmış dolayısıyla bir kaçış yolu ve hayatlarında bir heyecan aramaktadırlar. Eugènie’nin hayatı Therese’e nazaran daha düzenli olsa da, üzerinde karşı çıkamadığı ve bazı yönlerden kendi istediği gibi yaşamasını engelleyen babası Bay Grandet vardır. Eugènie’yi kısıtlayan, üzerinde büyük bir baskı kuran ve hayatını bunaltıcı yapan bu adamdır. Devamını Oku…