Did Daire Başkanlığı Notu

Dünyadaki küreselleşme sürecinde enerji çok önemli bir yer tutmaktadır. Jeostratejik konumuna baktığımızda ise yakın bir gelecekte doğu ile batıyı birleştiren bir enerji köprüsü ve terminali olmaya aday olan ve ihtiyacı olan enerjinin %60’ını ithal yoluyla karşılayan ülkemizin hızla büyüyen ekonomisinin ihtiyacı olan enerji ile su ve toprak kaynaklarının geliştirilmesi için ihtiyaç duyulan yatırımları da düşündüğümüzde Bakanlığımızın dünyanın birçok ülkesi ile gerek ikili gerekse çok taraflı dış ilişkilerinin önemi ve gerekliliği açıkça görülmektedir. Yurt içi ve dışında petrol, gaz arama ve üretim faaliyetleri, Bakü-Tiflis-Ceyhan Projesi ve Kerkük- Yumurtalık Boruhattı ile petrolün taşınması projeleri,Türkmenistan, Azerbaycan, Mısır, İran, Rusya ve Mavi Akım Gaz Boruhattı Projeleri, ülkemizin artan gaz talebinin karşılanması amacıyla LNG alımı için birçok ülke ile sürdürülen görüşmeler ve ayrıca her yıl artan elektrik tüketiminin karşılanması için gereken yatırımlarda, elektrik ve gaz sektöründeki yeni yapılanma sonucu oluşacak pazarda yeralmak isteyen birçok yabancı yatırımcı ile görüşmeler dış ilişkilerimizin önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Devamını oku …

Siemens Ulaşım Sistemleri Bölümünün Sektörel Analizi

Küreselleşmenin yaşandığı günümüzde, insanlar daha fazla seyahat ediyorlar. Çünkü refah düzeyi yükseliyor, sınırlar genişliyor. Fakat yoğun ulaşım, çevreye yönelik kaygıları da beraberinde getiriyor. Her konuda olduğu gibi Ulaşım sistemleri konusunda da dünya lideri olan Siemens geliştirdiği ve sunduğu teknolojiler ile bu çelişkileri çözüme kavuşturuyor.
Siemens Ulaşım Sistemlerinin Türkiyedeki Yeri
Siemens Ulaşım Sistemleri Türkiye’de 9,5 yıl önce faaliyete geçti ve burada lider konumdadır . Gelişen Türkiye içinde ulaşım sektörü geleceği parlak ve çok önemli bir sektör olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunu çok iyi fark eden Siemens Türkiye’ye önem vermekte, yatırımlar yapmakta, büyük teknolojik gücü ile de müşterilerini de memnun edebilmektedir. Ankara ve Konya’nın kent içi ulaşımına büyük çözüm getirmeyi öngören hafif raylı sistem projeleri; konvertör ve klimaların Türkiye Demiryollarında hizmet veren yolcu vagonları için imalat ve montajının yapılması Ulaşım Sistemleri Bölümünün ülkemizdeki ilk etkinlikleri arasındadır. Başkentin çağdaş bir metropole dönüşmesi için ilk ve önemli adımlardan biri olan ANKARAY örnek bir sistem oluşturmaktadır. Konya’nın da, diğer kentlere örnek olacak şekilde başlatılan ve ilerleyen bu ulaşım sistemiyle, hızlı, güvenli, konforlu ve çevre dostu bir ulaşım modeline kavuştuğu görülmektedir. 1998’de temeli atılan, doğa dostu, çevreye uyumlu Bursa Hafif Raylı Sistemi ile artık Bursalılar da güvenli, rahat ve hızlı ulaşıma kavuşacaktır. Devamını oku …

Yeni Materyallere Yatırım Yapmak: Teknoloji Yöneticileri İçin Bir Araç

Endüstri İçin Geliştirilen Teknoloji Yönetimi Metodolojileri
Güzel teknoloji ve işletme düşüncesini birleştirmek için ihtiyaç duyulan daha fazla teknoloji yönetimi aracı geliştirmektir. Bunlar pratik tekniklerdir, genellikle, teknoloji yoğun şirketlerin yöneticilerine bir çok faktörün değerlendirilmesinde yardımcı olan, karar destek prosesleridir.(Bradey, 1997). Bu tür teknik ve araçların tipik örnekleri Teknoloji Strateji formülasyon prosesleri, Teknoloji yol haritası metodolojileri, Ar-Ge proje seçim teknikleri ve yeni ürün tanıtım prosesleridir (Cooper, 2001; Gardiner et al., 1998). Geçen yıllarda bir çok benzer proses ve araçlar yayınlandı, yöneticilerin bu tür komplex konularla belli bir yapıya sahip yollarla baş edebilmesi için. Böyle bir yaklaşıma dahil edilmesi gereken bir çok faktör, sonuçta büyük bir bilgi gereksinimine ve işletme kaynaklarından yüksek bir talebe ihtayaç oluşturdu. Sonuç olarak, bunlar genellikle büyük işletmeler için tasarlandı. Bu işletmelerde üretim, Ar-Ge, finans, pazarlama, satış gibi farklı bölümlerden gelen çalışanlarla proje takımları oluşturuldu. Bununla beraber, küçük işletmelerin yeniliklere katkısının artmasıyla teknoloji yönetimi araçlarının küçük işletmelere adaptasyonu çalışmalarına ilgi arttı. Birleşik Krallık ulusal programları ve Avrupa Birliği’nde, KOBİ lerin desteklenmesine çalışıldı. Örnek olarak İngiltere’deki geçen Teknoloji Öngörü programında küçük firmalara özel bir önem verildi ve konuyla ilgili metodolojiler geliştirildi. (Future Markets—Future Business, 1998). KOBİ ler değer yaratmada merkez olarak görülmekle birlikte bir çok teknoloji yönetimi teknik ve Devamını oku …

Tüketici Kredileri

Bir mal ya da hizmetin satın alınması amacına bağlı olarak ya da olmaksızın, ticari amaçlar dışında gerçek kişilere , belli faiz, taksit ve ödeme şartlarında geri ödenmek üzere kullandırılan krediler tüketici kredisi olarak tanımlanmaktadır. Tüketici kredileri , ülkeler , bankalar ve banka dışı tüketici kredi kurumları , konu ve müşteri itibariyle farklılık arz etmektedir. Ancak esas itibariyle,
a)Doğrudan nakit şeklinde ve
b)Mal ve hizmet satın alımının finansman ihtiyacının karşılanması amacıyla , kullandırılan krediler olmak üzere iki tür tüketici kredisi tanımlanmaktadır.
Tüketici kredilerinde vade , kullanıcının ihtiyaçlarına bağlı olmakla beraber genelde3 ila 18 ay cıvarındadır. Faiz oranı , piyasa koşullarına ve bankaların plasman politikalarına bağlı olarak değişmektedir. Konut , araba ve dayanıklı tüketim malları alımının finansmanı ve daha birçok konuda tüketici kredisi kullanma imkanı bulunmaktadır. Halihazırda bankacılık sektöründe faaliyet gösteren bankaların yarısından fazlası tüketici kredisi kullandırmaktadır. Ayrıca 545 sayılı KHK ile değişik 90 sayılı KHK hükümlerine göre faaliyet gösteren finansman şirketleri de tüketici kredilerini kullandırmaya yetkilendirilmiştir. 1996 yıl sonu itibariyle 4 finansman şirketi faaliyet göstermektedir.
Devamını oku …

İş Değerleme Ve Ücret Sistemleri

Firmalar emek talep eder ve bu emeğin karşılığı olarak çalışana ücret öderken, çalışanlar emeklerini sunar ve bunun karşılığında ücret alırlar. Önceleri her şey daha kolaydı, fabrikalarda çalışan işçilerin hepsi standart işler yapıyordu -ya da öyle algılanıyordu- ve herkese aynı ücret ödeniyordu. Özellikle sendikal hareket sonrasında, zamanla, yapılan işlerde ve çalışanlardan beklentilerde farklılaşma ortaya çıktı. Ağır işlerde çalışan işçilerin yaptıkları işlerle ofislerde çalışan memurların işlerine farklı bir gözle bakılmaya başlandı. Artık şirketler her çalışana aynı ücreti ödemiyordu. Çalışan sayısındaki artış, üretim süreçlerinin kısalması, makineleşme çok farklı iş ailelerinin oraya çıkmasını dolayısıyla verilen ücretlerin yapılan işin niteliğine göre değişmesini zorunlu kılıyordu. Şirketler hangi işe, neden, ne kadar ücret ödeyeceklerini belirleyebilmek için sistematik yöntemler kullanmaya başladılar. İş değerlemesi de şirketlerin hangi işe ne kadar ücret ödeyeceklerini belirlemelerine yardımcı olan sistematik bir metot olarak bu dönemlerde ortaya çıktı. Devamını oku …

Manipülasyon ve Manipülasyona Karşı Düzenlemeler

Manipülasyon en yaygın finansal suçlardan biri olmasına ve tarihi Lale Çılgınlığı (Tulipmania) vakasına dek uzanmasına karşın, ülkelerin mevzuatları incelendiğinde bu kavramla ilgili kesin bir tanımın yapılmadığı, bunun yerine çoğu kez “yapay fiyat”, “serbest arz ve talep güçlerine müdahale” gibi kendileri de tanımlanmaya ihtiyaç duyan ifadelerden yararlanılarak bir takım işlemlerin manipülatif olarak nitelendirildiği ve mevzuattaki bu eksikliğin mahkeme içtihatları ve uzmanların yorumlarıyla aşılmaya çalışıldığı görülmektedir. Suçun tanımlanmasındaki bu belirsizliğin yanısıra, normal piyasa aktivitesinden ayırt edilebilmesinin zorluğu, ispatlanmasında direkt kanıtlardan ziyade dolaylı kanıtlardan yola çıkılarak işlem yapan kişinin niyetine dair çıkarsamalar yapılmasının gerekmesi, sermaye piyasasında internetin kullanımının ve bunun paralelinde internet aracılığıyla işlenen manipülasyon suçlarının artması, internette bilginin çok hızlı değişmesi ve bu durumun kanıtların edinilmesini ve muhafazasını zorlaştırması, buna mukabil kişilerin kimliklerini gizleyebilmesini kolaylaştırması hususları ile birleştiğinde manipülasyon sadece tanımlanması değil, aynı zamanda kanıtlanması da güç bir suç durumuna gelmektedir.Bu çalışmada, bir taraftan manipülasyon suçuyla ilgili farklı tanımlardan yola çıkılarak ortak bir tanıma ulaşılmaya çalışılmakta, diğer taraftan gittikçe globalleşen ve birbiriyle ilişkili hale gelen sermaye piyasalarında yeni teknolojiden beslenerek gelişen manipülasyon yöntemleri, manipülasyonun Devamını oku …

Zaman Yönetimi (Time Management)

Yöneticilikte daha çok iş yapıp daha az zaman harcamak çok önemlidir. Bunun içindir ki şunlara dikkat etmek gerekir:
• Kendini yönetmek (Yönetim işinin sertlikleriyle uğraşabilmek)
• Zamandan tasarruf etmek (Eldeki zamanı akıllıca kullanabilmek)
• Başkalarını yönetmek (Herkesin yararına olacak şekilde çalışmak)
Zaman her zaman bireyler üzerinde baskı yapan evrensel bir kaynaktır. Profesyonel çalışma yapan herkes zamanı akıllıca kullanmak zorundadır. Çünkü;
• Zaman tasarruf edilmeyen
• Ödünç alınamayan, kiralanamayan
• Satın alınamayan, çoğaltılamayan
• Sadece kullanılan veya kaybedilen vaktimiz veya varlığımızdır.
Yönetimin verimini zaman açısından olumsuz etkileyen etmenler “Zaman tuzağı” denir. Yöneticilere zaman kaybettiren faktörlerin, başka bir deyişle zaman tuzaklarının belirlenmesi, zaman yönetimi açısından önemli bir başlangıçtır. Etkin bir zaman yönetimine ulaşmak için zaman tuzaklarının iyi belirlenip, bunlardan kurtulmakla sağlanır. Bunun için zaman tuzaklarını önleyici tedbirler alınmalıdır. Etkili bir zaman yönetimi olması için, yöneticinin plan yapması gerekmektedir. Plan, yöneticiye zamanı kullanmasını öğretecektir. İkinci olarak yöneticinin, zamanını başkalarının da yararlanabileceği işler yerine daha önemli işlerde kullanması amacıyla yetki devrini gerçekleştirmesi gerekir. Böylece iletişim engelleri ile gereksiz harcanan zaman engellenmiş olacaktır.
Devamını oku …

Bankacılıkta Pazarlama

Bankacılıkta Pazarlama Sektörü
Dünya bankacılık sektörü altmışlı yılların sonundan itibaren köklü ve hızlı bir değişim sürecine girmiştir. Önce gelişmiş batılı ülkelerde yaşanan bu süreç yetmişli yıllarda bazı etkenler nedeniyle söz konusu ülkelerdeki rekabet koşullarında hatırı sayılır değişiklikler getirmiştir. Önce büyük Amerikan bankalarının başı çektiği ve bankacılık sektörünün uluslar arası boyut kazandığı bir etkileşim sürecinden söz etmek mümkündür. Amerikan bankalarının yeryüzündeki yayılma hareketine karşı güçlü rakipler de A.B.D. başta olmak üzere Amerikan bankalarının etkinlik alanında faaliyet göstermeye başlamışlardır. Bu rekabetin özellikle kurumsal bankacılık piyasasında yoğunlaştığı görülmüştür. Bunun yanı sıra gerek mevcut bankalar, gerek söz konusu piyasalara yeni adım atanlar büyüyen, çokuluslu firmaların birden fazla denizaşırı ülkede yürütmekte oldukları faaliyetlerin gereği ortaya çıkan ihtiyaçlarına cevap verebilmek için yeni ürünler, yeni hizmetler ve yeni yaklaşımlar geliştirip, benimsemeye başlamışlardır. Devamını oku …

Kobi Kavramı Ve Kapsamı

KOBİ’ler, ülkemiz ekonomisinin dinamik birimleri olarak ekonomik ve
Sosyal sisteme olan katkıları nedeniyle, son yıllarda önem kazanmaya başlamışlardır. Toplumun tüm kümesini kapsayan ve her yerleşim birimine yayılmış olan KOBİ’ler, gerek kendi iç yapıları gerekse de dış çevreden kaynaklanan pek çok sorunla iç içe yaşamaktadırlar. Ülke ekonomisindeki durgunluk, yüksek enflasyon ve istikrarsızlık ve sık sık başvurulan değişen ekonomik tedbirler, sürprizleri genellikle tahmin edemeyen ve devlet tarafından yeterli danışmanlık hizmeti görülmeyen KOBİ’lerde başarısızlığa ve performans düşüklüğüne yol açabilmektedir. Bir kısmı bu sorunların üstesinden gelemeyerek ekonomik ortamdan çekilmekte, bir kısmı da yaşam mücadelesine devam edebilmektedir. Bununla birlikte, gelişmeleri ve değişmeleri yakından izleyebilen KOBİ’ler pek çok fırsatı değerlendirerek önemli avantajlar elde edip, büyüyüp gelişebilmektedirler. Devamını oku …

Yeni Küreselleşen Ve Gelişmekte Olan Ülkeler

Asya mali krizi hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde pek çok kişinin, küreselleşen bir ekonomide kalkınmayı teşvik etmenin gerçekliklerini anlamasını sağladı. İletişim ve yeterlikte devasa kazançlar sağlayan, zenginlik ve üretimde müthiş kaymalar meydana getiren teknolojik değişim, serbest ticaret ve yatırım kasırgasının oluşturduğu küreselleşme güçleriyle nasıl başa çıkılacağı konusu artık, politika yapıcılarının ve halkın temel kaygısını oluşturuyor. Dünya ekonomisinde açılma pek çok ekonomik yarar getirebilir. Ülke içinde karşılaştırılabilir bir maliyetle edinilmesi mümkün olmayan yatırım mallarının ve ara mallarının ithali, daha gelişmiş ülkelerden fikir ve teknoloji transferi ve yabancı tasarruflara ulaşabilme olanağı, pek çok yoksul ülkenin hızlı büyümenin önündeki geleneksel engelleri aşmasına yardım edebilir. Uluslararası ekonomik entegrasyon programcılarının iddiaları genellikle ya aşırı abartılıdır ya da yanlış savaş sonrası dönemde ticaret ve sermaye akışının önündeki engellerin azaltılmasına öncelik veren ülkeler değil, büyümeyi başlatmak için bir yerel yatırım stratejisi oluşturabilmiş ve olumsuz dış şoklarla başa çıkabilmelerini sağlayacak uygun kurumları geliştirmiş ülkeler başarılı oldular. Devamını oku …

İstatistiğin Doğuşu ve Gelişimi

İstatistik başlangıçta teknik bir disiplin olarak ele alınırken günümüzde bir bilim dalı olarak kendini kabul ettirmiş, ulusal ve uluslararası boyutta gelişmelerin temelini oluşturmuştur. Son 30 yıla damgasını vuran ve çağımızda bilgi çağı olarak adlandırılan gelişmeler istatistiği evrensel bir konuşma dili konumuna getirmiştir.
Günümüzde ulusal ve uluslararası sosyal ve ekonomik gelişme hedeflerinin belirlenmesi ve bu hedeflerin başarısı güncel, güvenilir istatistiklerle sağlanmaktadır. Doğru bilgi, doğru yorum ve doğru karar sürecinde araştırmacılar, politikacılar, karar alıcılar ve tüm bireyler çalışmalarında istatistiki bilgileri etkin olarak kullanmaktadırlar. Tarihi perspektifte istatistiğin doğuşu incelendiğinde uygulama ve metodolojiyi birbirinden ayırmak gerekir. İlk çağda bile insanlar bazı toplu olayları belirleme ihtiyacı duymuşlardır. Devletlerin kurulması ile birlikte insanlar sınır belirleme, vergi toplama, toprak dağılımına yönelik amaçlarla ayrıca dil, din farkı olan toplulukların nüfus büyüklüğünü belirleme, askere alma amaçlı bilgiler toplamaya ve bunların kayıtlarını tutmaya başlamışlardır.
Devlet İstatistik Enstitüsü’ nün Önemi ve İşlevi Devamını oku …

Ege Bölgesinin Türkiye Ekonomisindeki Yeri

Ege Bölgesi Türkiye’nin batısında olup dağlar denize dik olduğundan ulaşım ve sanayi gelişmiştir. Ege Bölgesi ilk çağlarda bile ürünlerin bolluğu, çeşitliliği, toprakların bereketi ve iklim güzelliği ile ün salmıştır. İlk madeni para Ege bölgesinde basılmış olup birçok ticaret, sanayi ve bilim merkezi olan kentler kurulmuştur. Ege Bölgesi Türkiye’de ekonomik faaliyetlerin canlılığı ve milli ekonomiye katkısı bakımından Marmara Bölgesinden sonra gelmektedir. Bölgenin verimli ovalarında ekonomik değeri yüksek sanayi bitkileri yetişir. Meyve, sebze üretimi yüksek miktardadır. Milli gelirimizin 1/7’si bu bölgenin payına düşmektedir. Bölge özellikle ihracata yönelik ürünlerle önem kazanmıştır. Türkiye’de üretilen;
• İncirin %80-82 sini Aydın çevresinde büyük ve küçük menderes ovalarında yetişir.
• Haşhaşın %75-80 ini başta Afyon olmak üzere Uşak, Kütahya, Denizli ve Manisa’nın bazı ilçelerinde tarımı yapılmaktadır. Devamını oku …

Kondensasyon Nedir Nasıl Dizayn Edilir

Bir buhar turbininde iş görüp genişledikten sonra dışarı çıkan çürük buhar, havaya atılacak yerde, hususi bir hazneye gönderilip burada soğutularak yoğuşturulduğu taktirde, hazne içinde atmosferden daha düşük bir basınç elde edilmiş olur. Buharın içinde yoğuştuğu hazneye: kondenser adı verilir. Bilindiği gibi bu sistemle çalışan turbinler de : kondensasyon turbinleri adını taşır. Bu gibi tesislerde soğutucu madde olarak, hemen daima su kullanılır. Turbin tesislerine mahsus kondenserler daima: yüzey kondenseri tipinde yayılır. Bu sistemde, yoğuşan buharla soğutma suyu birbirlerine karışmadıklarından elde edilen yoğuşum suyunu, kazan besleme suyu olarak kullanmak mümkündür. Bu sayede hem yüksek bir vakum temin edilmiş, hem de yoğuşum suyunun ısısından istifade edilmiş olur. Pistonlu buhar makinesiyle çalışan bazı tesislerde rastlanan karışım kondenseri tipi ise, soğutan ve soğuyan maddelerin birbirlerine karışmasından dolayı turbin tesislerinde hemen hemen hiç kullanılmaz. Çünkü bu taktirde, hem daha düşük bir vakum temin edilmekte, hem de yoğuşum suyunu kazan besleme suyu olarak kullanmak mümkün olmaktadır. Devamını oku …

CE İşaretinin Anlamı Nedir

Avrupa Birliği (Eski ismiyle Avrupa Topluluklarında) iç pazarın gerçekleştirilmesiyle ortadan kalkan sorunlar , malların serbest dolaşımı açısından Avrupa sanayi standartlarının uyumlu hale getirilmesini gerektirmiştir.CE işaretlemesi, Topluluk direktiflerine göre imalatçıları yükümlü kılan, üretimle ilgili tüm zorunluluklara uygunluğu temsil eden bir düzenlemedir. CE işareti taşıyan her ürün, AB sınırları içinde serbest dolaşım içindedir. Bu açıdan “ürünün pasaportu” niteliğindedir. CE işareti taşıyan ürünler, AB ülkeleri tarafından “standartlara uymuyor”diye geri çevrilemez. İşaret bir kalite belgesi olmadığından, ürünün kalitesine ilişkin hiçbir bilgi vermez.Fakat hiçbir üretici de CE işareti koyduğu bir ürünün kalitesiz olma riskini üzerine almak istemez.Çünkü CE işareti taşıyan bir ürünün tüketicinin can ve malına yada çevreye zarar vermesi durumunda, herbir ürün için 7,000 ve 70,000,000 euro arasında cezai yaptırım uygulanmaktadır. Avrupa içinde her çeşit ürünün serbest dolaşımı ve büyük bir iş pazarın kurulması için ticarette teknik engellerin kaldırılması gerekmektedir. “Yeni Yaklaşım” olarak adlandırılan emniyet, sağlık, çevre ve tüketiciyi korumaya yönelik hazırlanan sisteme göre yürürlüğe giren direktifler kullanılmaktadır. Bu direktiflerde belirtilen koşullara uyulması yasalarla zorunlu kılınmıştır. AB’ne üye ülkeler, bu direktifleri genellikle iki yıllık geçiş süresinde ulusal yasaları konumuna getirmekle yükümlüdürler. Üreticiler bu direktiflere uygunluğu, ürünlerine iliştirdikleri “CE İşareti” ile ispatlarlar. Ürünün tüm özellikleri, teknik çizimleri, uygulanan standartlar v.b. konuları içeren bilgileri de hazırladıkları “Teknik Dosya”larda belirtirler. Devamını oku …

Çalışanlar gerçekten ne istiyor?

Araştırmalar gösteriyor ki; güven, esnek bir iş programı ve işin zorluk derecesi gibi somut olmayan şeyler yarının iş başvurularında ve çalışanları işte tutmakta göz önünde tutulacak en temel özellikler olacak.

Arthur Andersen Chicago ofisinde deneyimli yönetici olan Christopher Ryan, “İşte tutma problemleri her zaman ücretle ilgili değildir. Bu mesele güven, işin zorluğu ve hayat-iş dengesi konuları ile çok daha yakından ilgilidir” diyor.

Ryan, en gözde olan firmaların en tepedeki danışmanlarına çalışanları yönetme becerileri kazanmaları için eğitim verdiklerini belirtmektedir. “Eğer bir çalışan üst yönetime inanır ve güvenirse, firmanın daha önemli olarak çok fazla birşey yapmasına gerek kalmaz” ifadesini kullanmaktadır.

Firmalar önceki yıllarda duyulmadık ek kazançlar yoluyla, günlük giysiler, esnek çalışma programları, sağlık paketleri vs. ile becerikli ve yetenekli olan çalışanları çekmeye çalışmaktadır. Özellikle teknik tecrübe ve deneyimli bir iş özgeçmişi sahibi olanlar çalışanların ilgisini çekmektedir. Bu çalışanlar, uzmanlıklarından ve bu zamanda yüksek uzmanlık isteyen iş pozisyonlarını doldurma konusunda artan ihtiyaçtan dolayı geleneksel ücretlerden daha fazlasını hak etmektedirler.
Devamını oku …

Portföy Yönetimi

Geleceğin bugünden kesin olarak bilinememesi nedeniyle gelecekle ilgili tüm kararlarda, kararın istenilen sonucu vermemesi tehlikesi vardır. Bir finansal varlık yatırımcısının, yapacağı yatırımdan beklediği bir verim vardır. Fakat beklenen verimin sağlanıp sağlanamayacağını yatırımı yapmadan bilmek imkansızdır. Yatırımcı, yapacağı her yatırımın taşıdığı bu tehlikeye karşı, kendisini kısmen veya tamamen korumaya çalışır. Bu koruma yatırım araçları arasında herhangi bir verim seviyesinde en az tehlike taşıyanı seçme şeklinde veya herhangi bir tehlike seviyesinde yatırımının daha büyük verim sağlamasını talep etme şeklinde olabilir. Gerek daha az tehlike taşıyan yatırım araçlarını seçmek, gerekse yüksek tehlike taşıyan yatırımdan daha yüksek verim talep edebilmek için tehlikenin büyüklüğünü ölçmek gerekir. Bu yazının amacı, risk olarak adlandırılan bu tehlikenin türleri hakkında bilgi vermek ve riski ölçme yöntemlerini incelemek olacaktır. Devamını oku …

Bütün dünyada arz ve talep teorisi

Piyasa fiyatlarının nasıl belirlendiğini ve bu fiyatların üretim ve tüketim kararlarını nasıl şekillendirdiğini anlamada ilk basamak olarak kabul edilir. Avusturyalı ekonomistler tamamen bu düşüncededirler. Fakat bu arz ve talep kanununun biraz detayına indiğimizde, Avusturya ekolünü, doğrudan ya da dolaylı olarak, anlatılandan daha farklı şekilde bu fiyatları açıklamaya yönelten (en azından üstü kapalı olarak) problemlerle karşılaşırız. Ben burada, Avusturya ekolünün, arz ve talebin ders kitaplarında anlatılış tarzından duydukları memnuniyetsizliklerinin nedenlerini açıklamaya çalışacağım. Hemen belirtmeliyim ki, onlar, yine de arz ve talebin, ekonomiyi anlamada anahtar olduğu konusunda tamamen hemfikirdir.
Temel Önerme
Arz-talep kanununun altında yatan temel espri, herhangi bir zamanda, ‘çok yüksek’ bir fiyatın potansiyel satıcıları, mallarını satamadıkları için; ‘çok düşük’ bir fiyatın da potansiyel alıcıları, almak istedikleri malları satın alamadıkları için hayal kırıklığına uğratacak olmasıdır. Bütün bu satmak isteyenlerle almak isteyenleri, almak isteyenlerle de satmak isteyenleri buluşturan bir ‘doğru fiyat’ (right price) vardır. Buna, ‘piyasa denge fiyatı’, (market-clearing price) adı verilir. Devamını oku …

AMERİKAN EKONOMİSİNİN ANA HATLARI

EKONOMİK TERİMLER SÖZLÜĞÜ
Açık Ticaret Sistemi: Ülkelerin birbirlerinin piyasalarına adil olarak ve ayırımcılık gözetilmeden giriş sağladıkları ticaret sistemi.
Adi Hisse Senedi: Bir şirketin mülkiyetindeki payı gösteren belge.
Alivre Satışlar: Belirli nitelikte ve miktarda malın belirli bir fiyattan belirli bir tarihte teslim edileceğine ilişkin sözleşme yapılması.
Altın Standardı: Para değerlerinin belirli ağırlıktaki altının fiyatına göre saptandığı parasal sistem.
Amerikan Menkul Kıymetler Borsası: Birleşik Devletler’deki anahtar menkul kıymetler borsalarından biridir. Büyük anonim şirketlerin New York Menkul Kıymetler Borsası’nda alınıp satılan hisse senetlerine karşılık söz konusu borsada küçük ve orta boy şirketlerin hisse senetleri ve bonoları işlem görür.
Devamını oku …

Tahminleme Zorluk Ve Perspektif

Ekonomik değerlendirmeleri tahminlemedeki temel zorluk, bir ürünün üretimiyle ilgili kritik elementlerin ya da bir hizmetin taşınmasının tahminin kaçınılmaz olmasıdır. Diğer bir zorluk ise tahminleme yapılacak en mümkün projenin tek olmasıdır. Yani, benzer projeler gelecekte beklenen şartların geçmişteki ile aynı olmasını garanti etmez. Bu yüzden, tahminlemede modifikasyonsuz, direkt kullanılabilecek çıktı datalarına pek rastlanmaz. Ancak yine de tahmin edilen çıktılar ile ilgili belirli geçmiş çıktıları toplamak ve beklenen gelecek şartlara dayalı datalara uyarlamak ve yansıtmak mümkün olabilir. Tahmin datalarını toplama ve yansıtma teknikleri ile olası tahminleme teknikleri istatistik biliminin alanına girer. Eğer bir ekonomik analiz majör, yeni bir mal veya süreç için yapılıyorsa bu analizin tahmini kapsamlı planlama prosedürünün integral bir parçası olmalıdır. Böyle geniş kapsamlı planlamalar pazarlama, dizayn mühendisliği, üretim, finans ve yüksek yönetim fonksiyonlarının aktif katılımını gerektirir. Bu planlamalar genellikle aşağıdaki özellikleri içerirler.
1. Ürün gelişimi, üretim test aşaması ve operasyon için gerçekçi master planı,
2. Çalışan sermaye ve yetenek gereklilikleri için hazırlık, Devamını oku …

Reel Faiz – Büyüme Oranı İlişkisi

Türkiye ekonomisi geçtiğimiz yirmi yılda reel faiz ve büyüme oranları açısından çok da istikrarlı olmayan bir dönem geçirmiştir. Reel faizlerle büyüme oranları arasında nasıl bir ilişki olduğu bu raporda incelenmiştir. Merkez Bankası Yıllık Raporları, Devlet İstatistik Enstitüsü verileri, ve bu verilerin grafik üzerinde dağılımları incelenerek bu iki makroekonomik değişken arasında bir bağlantı kurulmaya çalışılmıştır. Bu çalışmada temel noktayı; formülü oluşturmuştur. Bu formülde i, devlet tahvili/hazine bonosunun yıllık faiz ortalaması, e TÜFE, r ise yıllık reel faiz oranını temsil etmektedir. Bu faiz oranı ile aynı yıllara yönelik büyüme oranları zaman grafiği içerisinde gösterilip ilişki o dönemdeki makroekonomik olaylar çerçevesinde değerlendirilmiştir. Bu konu ile ilgili daha önceden yapılan çalışmalar reel faiz oranı ile büyüme oranı arasında kuvvetli bir ilişkinin olduğunu savunmaktadır. DPT Müsteşarı Dr.Akın İzmirlioğlu 27.Haziran.2000 tarihli raporunda şöyle der:
Türkiye ekonomisi, son 10 yıllık dönemde, artan kamu açıkları, yüksek enflasyon seviyesi ve dalgalı büyüme yapısı ile istikrarsız bir görünüm arzetmiştir. Sürekli artan kamu kesimi açıkları yeterince derin olmayan yurt içi mali piyasalar üzerinde baskı oluşturmuş ve reel faiz oranlarının yükselmesine neden olmuştur. Yüksek reel faiz oranları kamu açıklarını daha da artırmış ve borç-faiz kısır döngüsü sürdürülemez boyutlara ulaşmıştır. Nitekim, 1999 yılında kamu finansman dengesi önemli ölçüde bozulmuş, iç borç stoku hızla artmış, fiyat artışları hızlanma eğilimine girmiş ve ekonomik aktivitede önemli bir daralma yaşanmıştır. Devamını oku …