<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Genelbilge.com &#124; nedir, tanımı, anlamı,nasıl yapılır &#187; Elektronik</title>
	<atom:link href="http://www.genelbilge.com/category/elektronik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.genelbilge.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Sep 2010 21:09:35 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Reaktif Güç Üreten Sistemler</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/reaktif-guc-ureten-sistemler.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/reaktif-guc-ureten-sistemler.html/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Aug 2010 17:47:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Elektronik]]></category>
		<category><![CDATA[Fizik]]></category>
		<category><![CDATA[bu]]></category>
		<category><![CDATA[Faz]]></category>
		<category><![CDATA[Gelen]]></category>
		<category><![CDATA[Gelir]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Hemen]]></category>
		<category><![CDATA[Ikaz]]></category>
		<category><![CDATA[Makina]]></category>
		<category><![CDATA[Makinalar]]></category>
		<category><![CDATA[Statik]]></category>
		<category><![CDATA[Tercih]]></category>
		<category><![CDATA[Tesis]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category></category>
	<category></category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=14663</guid>
		<description><![CDATA[Tüketicilerin reaktif güç ihtiyaçlarını karşılamak için iki tip araçtan yararlanılır: - Dinamik faz kaydırıcılar, aşırı ikaz edilmiş senkron makinalardır. (Senkron kompansatörler) - Statik faz kaydırıcılar, kondansatörlerdir. Kondansatörlerin kayıpları çok düşük olup nominal güçlerinin % 0,5&#8242; inin altındadır. Bakım masraftarı da düşüktür. Tüketicilerin hemen yanına ve istenilen büyüklükte tesis edilebilme kolaylıkları da vardır. Bu nedenle tercih [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-7007661218174820";
/* 336x280, oluşturulma 27.06.2010 */
google_ad_slot = "2581656522";
google_ad_width = 336;
google_ad_height = 280;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></p><p>Tüketicilerin reaktif güç ihtiyaçlarını karşılamak için iki tip araçtan yararlanılır:<br />
- Dinamik faz kaydırıcılar, aşırı ikaz edilmiş senkron makinalardır. (Senkron kompansatörler)<br />
- Statik faz kaydırıcılar, kondansatörlerdir.<br />
Kondansatörlerin kayıpları çok düşük olup nominal güçlerinin % 0,5&#8242; inin altındadır. Bakım masraftarı da düşüktür. Tüketicilerin hemen yanına ve istenilen büyüklükte tesis edilebilme kolaylıkları da vardır. Bu nedenle tercih edilirler.<br />
DİNAMİK FAZ KAYDIRICILAR<br />
Reaktif güç üretiminde kullanılan dinamik faz kaydırıcıların başında , aşırı uyarılmış senkron makinalar gelir. Genel olarak santrallerden gelen enerji nakil hatlarının sonunda ve tüketim merkezlerinin başında şebekeye bir senkron makina paralel bağlanır ve bölgenin reaktif güç ihtiyacı bu makina tarafından sağlanır. Şebekeye bağlanan senkron makina şebekeden boşta çalışma kayıplarını karşılıyacak kadar az bir aktif güç ve şebeke­ye istenen reaktif gücü vererek, bir reaktif güç üreticisi olarak çalışır. Bu esnada bunların ayrıca tahsir edilmesine de gerek yoktur. Senkron faz kaydırıcıların kayıpları kondansatörlere göre daha yüksek olduğu gibi bunların devamlı bir bakıma ihtiyaçları vardır. Ayrıca güçleri çok yüksek olduğu halde, ekonomik olarak yapımı ve temini mümkün olur. Bundan başka bu gibi üreticiler, bir tüketim merkezinin civarına yerleştirildiğinden sadece generatörler ve yüksek gerilim enerji iletim hatları ve buna ait transformatörler kurtarıldıkları halde tüketim merkezine bir veya iki kademeli orta gerilim şebekeleri ile alçak gerilimli dağıtım şebekesi reaktif güç nakletmek <span id="more-14663"></span>zorunda kalırlar. Onun için dinamik faz kaydırıcı­lar bugün ancak, özel hallerde ve ekonomik şartların gerçekleştiği yerler­ de kullanılırlar.</p>
<p>3.1.1        SENKRON MOTORLAR İLE GÜÇ KOMPANZASYONU</p>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="5" height="0"></td>
</tr>
<tr>
<td></td>
<td></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Güç katsayısının düzeltilerek aktif gücün (gerçek güç) artmasını sağlamak için senkron motorlar kullanılır. Bu amaçla kullanılan senkron motorlara SENKRON KOMPANSATÖR veya SENKRON KONDANSATÖR adı verilir. Şekil.3.1.a de üç fazlı bir şebekeye bağlanmış geri güç katsayılı (endüktif) bir alıcı ile aynı şebekeye bağlanmış 3 fazlı bir senkron motor görülüyor. Senkron motorun boşta fazla uyartımlı çalıştğını ve kayıplarının olmadığını düşünelim. Bu durumda senkron motorun akımı gerilimden 90 ilerdedir. Şekil.3.2.b’ de yük akımı Iy , Şebeke gerilimi Uy den  den geride gösterilmiştir. Senkron motorun akımı Is ise, gerilimden 9Oo ilerdedir. Devreye senkron motor bağlanmadan önce şebekeden çekilen akım Iy kadar iken,senkron motor bağlandıktan sonraçekilen akım I kadar olmaktadır</p>
<p>Şekil 3.1 (a)  Senkron motor ile  güç katsayısının düzeltilmesi</p>
<p>(b)  Senkron  kompansatör</p>
<p>Iy akımının iki bileşeni Iya aktif Iyf ise reaktif bileşen olarak tanımlanır. I akımının aktif bileşeni I,  reaktif bileşeni ise Ir dir. Ia=Iya olduğuna göre, senkron motor bağlandıktan sonra da çekilen güç aynı kalmıştır. Çünkü sekron motorun gerçek gücü sıfırdır.</p>
<p>Iya=Iy.Cos                        Ia=I.Cos                  Iya=Ia</p>
<p>olduğundan,</p>
<p>Iy.Cos= I.Cosdir.      Iy&gt;I olması bize senkron motor bağlandığından sonra şebekeden çekilen akımın azaldığını gösterir.</p>
<p><strong><em><span style="text-decoration: underline;">ÖRNEK1:</span></em></strong></p>
<p>100 KVA, Cos=0,6 geri güç katsayılı ve 2300 V’luk 3fazlı bir yüke kayıpları olmayan fazla uyartımlı 35kVAlık bir senkron motor boşta paralel bağlandığında sistemin güç katsayısı ne olur?</p>
<p>Yükün çektiği akım I</p>
<p>Senkron motorun akımı I</p>
<p>I=25.0,6=15A</p>
<p>I=25.0,8=20A</p>
<p>=20-8,8=11,2A</p>
<p>I=</p>
<p>Cos</p>
<p>Görüldüğü gibi senkron motor bağlanmadan önce şebekeden 25 A, çekilirken senkron motor bağlandıktan sonra aynı güç için çekilen akım 18,72 Ampere düşmektedir. Böylece hatlarda düşen gerilim ve güç kaybı azalmaktadır. Sistemin daha önceden 0,6 olan güç katsayısı, senkron motor bağlandıktan sonra 0,8&#8242;e yükselmektedir.</p>
<p>Sistemin güç katsayısınin 1 olması için reaktif akımın sıfır olması gerekir. Bunun için yük akımının reaktif bileşeni Iyr nin, senkron motor akımı Ism’ ye eşit olması gerekir. Bu durumda yani Iyr = I, olduğunda sistemin güe katsayısı 1 olur. Sistem omik olarak çalışır.</p>
<p>Yükün reaktif bileşeninin, senkron motorun akımı Ism den büyük olduğu durumlarda (Iyr&gt;Is) sistem endüktif, küçük olduğu durumlarda ise kapasitif çalışır.</p>
<p><strong><em><span style="text-decoration: underline;">ÖRNEK2:</span></em></strong></p>
<p><strong><em><span style="text-decoration: underline;"> </span></em></strong></p>
<p>Örnek 1 deki fabrikaya bir senkron motor bağlanarak sistemin güç katsayısının 1 olması isteniyor. Bunun için gerekli senkron motorun KVA. olarak görünür gücü ne kadar olmalıdır?</p>
<p>Yükün aktif bileşeni (gerçek gücü) Py ;</p>
<p>Py= Sy. Cos y =100. 0,6 = 60 kW.</p>
<p>Reaktif bileşeni (kör gücû)</p>
<p>Q=S . Sin= 100. 0,8= 80 KVAR bulunur.</p>
<p>Sistemin güç katsayısının 1 olması için Q = Qs olması gerekir. Buna göre şebekeye bağlanacak senkron motorun KVA. olarak görür gücü 80 KVA. olmalıdır. Sisteme 80 KVA. lık bir senkron motor bağlandığında, şebekeden çekilen reaktif güç sıfır olur. Reaktif gücün sıfır olması ise, sistemin omik (Cos  =1) olarak çalışması demektir.</p>
<p>3.2  STATİK  FAZ   KAYDIRICILAR</p>
<p>3.2.1        GİRİŞ</p>
<p>“Statik”adı; kullanılan techisatın döner sistemler yerine induktivite, kapasite ve tristör gibi elemanların kullanılmasından doğar. “Faz Kaydırma”deyimi ise yine bu elemanlarla gerilim ve güç faktörünün düzeltilmesinde kullanılmalarından dolayı verilmektedir.</p>
<p>3.2.2        KONDANSATÖRLER VE KONDANSATÖRLERİN HESABI</p>
<p>Reaktif güç üretiminde statik faz kaydırıcı adı verilen kondansatörlerin üstünlükleri sayılamayacak kadar çoktur. Bir kere kondansatörlerin kayıpları çok düşük olup nominal güçlerinin %0,5&#8242;inin altındadır; bakım masrafları yok denecek kadar küçüktür. Ayrıca kondansatörler ile istenen her güçte reaktif güç kaynağı teşkil edilebildiği gibi bunları tüketicilerin yanlarına kadar götürüp hemen bunların uçlarına bağlamak ve böylece orta ve alçak gerilim şebekelerini de reaktif gücün yükü altından kurtarmak mümkün olur. Onun için kondansatörler kompanzasyon için en uygun araçtır.</p>
<p>Kondansatörler bugün kuvvetli akım tesislerinde gittikçe artan bir önem kazanmıştır. Kondansatörlerin beher kvar başına maliyet bedelleri, orta büyüklükteki senkron kompanzatörlerinkinden daha düşük oldugu gibi, bu fiyatta büyük bir artış olmadan bunların her güçte imali mümkündür. Kondansatörlerin tesisi kolaydır ve  gerektiğinde kolaylıkla genişletilerek bunun gücü arttırılabilir. Ayrıca bunlarda tüketici ihtiyacına göre, rahat bir şekilde güç ayarı da yapılabilir. Kondansatörlerin işletme emniyeti çok büyüktür, ömürleri uzundur, bakımları kolay ve basittir. Bunların yerleştirilecekleri yerde hemen hemen hiçbir özellik aranmadıgından yer temini de bir sorun yaratmaz. Gerekli kapasiteyi temin maksadı birçok kondansatör elemanı bir araya getirilerek istenen değerde bir grup teşkil edilebilir. Bir arıza halinde zarar içeren bir eleman şayet kısa zamanda teşhis edilirse az bir masrafla yenisi ile degiştirilerek, işletmeye fazla ara vermeden tamir yapılmış olur.</p>
<p>Kondansatör tesisleri bir çok elemanlardan meydana geldiginden bunların nakli kolay, tesisi ve bağlanması rahat ve istenen kapasitenin elde edilmesi mümkündür Kondansatör birbirinden izole edilmiş iki metal elektroddan oluşur. Elektrodtara gerilim tatbik edilince elektrolide yüklenirler.Yüklenen elektrik miktarı Q (Q = C.U) gerilimle doğru orantılıdır. Orantı faktörü C, o kondansatörün kapasitesi olarak nitelendirilir. Bu faktör, gerilim değerine, yükleme veya boşaltma süresine bağlı değildir.</p>
<p>Iki düzey levha arasındaki kapasite degeri C:
<p>= Dielektrik sabitesi</p><p style="float: left;"><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-7007661218174820";
/* 336x280, oluşturulma 27.06.2010 */
google_ad_slot = "2581656522";
google_ad_width = 336;
google_ad_height = 280;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></p></p>
<p>F = Elektrod yüzeyi  (m2)                                                  C=      (3.1)</p>
<p>d = Elektrodlar arasındaki mesafe (m)</p>
<p>Bu eşitlik hafif kıvrımlı düzeye yakın elektrodlu kondansatörler (örneğin kagıt sarımlı kondansatörler) için de yaklaşık olarak geçerlidir. Kapasite birimi &#8220;Farad’dır. Eğer bir kondansatörün elektrodları arasında 1 v.&#8217;luk bir gerilim varsa ve 1 A ile yüklenmiş ise o kondansatörün kapasitesi 1 F&#8217;dır denilir. Pratik kullanma için 1 Farad çok büyüktür. Bu nedenle kuvvetli akım tekniğinde kullanılan büyüklük</p>
<p>dır.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Kondansatörlerin Hesabı</span></strong><strong>: </strong></p>
<p>Kondansatörler alternatif akım şebekesinde bir reaktans gibi tesir ederler. Ohm cinsinden kapasitif reaktans</p>
<p>X                                                            (3.2)</p>
<p>olup, burada C, Farad cinsinden kondensatörün kapasitesi ve w=2fdairesel frekanstır. f=50 P/s olan şebekelerde w = 314 1/s alınır. Ohm kanununa göre U gerilimine bağlanan bir kondansatörün çektigi lc kapasitif akım</p>
<p>Ic=                                                     (3.3)</p>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="110" height="0"></td>
</tr>
<tr>
<td></td>
<td></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>dir. Bu akım, U gerilimine göre 90<sup>O</sup> önde gider. Şu halde şebekeye bağlı bir kondansatörün şebekeden kapasitif bir akım çekmesi, şebekeye endüktif akım vermesine eşdegerdir. Şekil&#8217;de bir fazlı bir kondansstörün baglanması gösterilmiştir.</p>
<p>Şekil .3.2-Bir fazlı kondansatörün bağlanması</p>
<p>a=Bağlama şeması</p>
<p>b=Fazör diagramı</p>
<p>U=Gerilim</p>
<p>Ic=Kapasitif akım</p>
<p>Qc=Kondansatör gücü</p>
<p>C= Kapasite</p>
<h3>Kondansatörün gücü için</h3>
<p>Qc=U.Ic.10          (Kvar)                                                                  (3.4)</p>
<p>Q=                                                              (3.5)</p>
<p>elde olunur.</p>
<p>Qc kapasitif reaktif güç, endüktif reaktif güce göre 180&#8243; ileridedir, yani her iki reaktif güç aynı doğrultuda ve ters yöndedirler. Böylece kapasitif gücün endüktif gücü götürerek kompanzasyon tesiri yaptıgı kolayca anlaşılır.</p>
<p>Üç fazlı alternatif akım tesislerinde kondansatörler şebekeye veya tüketici uçlarına üçgen veya yıldız olarak bağlanabilirler. Üçgen bağlamada her iki hat arasındaki kondansatörün kapasitesi C ile ve yıldız baglamada her faza bağlanan kondansatörün kapasitesi Cy, ile gösterilirse, üçgen bağlama için</p>
<p>Q(kvar)            (3.6)</p>
<p>yıldız bağlama için ise</p>
<p>Q(kvar)                (3.7)</p>
<p>yazılabilirler. Burada Un volt cinsinden iki hat arası gerilimi, Ic amper cinsinden kapasitif hat akımını gösterir. Şekilde üçgen ve yıldız bağlamalar gösterilmiştir.</p>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" align="left">
<tbody>
<tr>
<td width="5" height="0"></td>
</tr>
<tr>
<td></td>
<td></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Şekil.3.3-Üç fazlı alternatif akım şebekesinde kondensatörlerin  bağlanması</p>
<p>a=Üçgen bağlama</p>
<p>b=Yıldız bağlama</p>
<p>Uh=İki hat arası gerilim</p>
<p>Ic=Kapasitif hat akımı</p>
<p>C=Üçgen bağlamada her bir kondansatörün kapasitesi</p>
<p>C=Yıldız bağlamada her bir kondansatörün kapasitesi</p>
<p>Her iki sistemde de Qc gücünün eşit oldugu kabul edilirse</p>
<p>C                                                   (3.8)</p>
<p>bulunur. Bundan çıkarılan sonuç şudur: Yıldız bağlamada her bir faza bağlanan kondansatörün kapasitesi, üçgen bağlamadaki kondansatör kapasitesinin üç katına eşittir.</p>
<p>Yıldız bağlamada C  kondansatörünün uçlarına faz nötr gerilimi uygulandıgı halde üçgen bağlamada C kondansatörünün uçlarına kadar daha büyük olan hat gerilimi uygulanır. Faz ve hat gerilimleri arasında farkın izolasyon bakımından çok önemli olmadığı alçak gerilim tesislerinde üçgen baglama, yıldız bağlamaya göre 1/3 oranında daha ucuzdur. Onun için ekonomik sebeplerden dolayı kondansatörlerin üçgen bağlamaları tercih edilir.</p>
<p style="text-align: center;"></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/reaktif-guc-ureten-sistemler.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kompanzasyon Tesislerinde Tesis Elemanları</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/kompanzasyon-tesislerinde-tesis-elemanlari.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/kompanzasyon-tesislerinde-tesis-elemanlari.html/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Aug 2010 17:44:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Elektronik]]></category>
		<category><![CDATA[Eleman]]></category>
		<category><![CDATA[Imali]]></category>
		<category><![CDATA[Kolay]]></category>
		<category><![CDATA[Kompanzasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Reaktif]]></category>
		<category><![CDATA[Sorun]]></category>
		<category><![CDATA[Statik]]></category>
		<category><![CDATA[Tamir]]></category>
		<category><![CDATA[Tesis]]></category>
		<category><![CDATA[Yok]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category></category>
	<category></category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=14661</guid>
		<description><![CDATA[Reaktif güç üretiminde statik faz kaydırıcı adı verilen kondansatörlerin üstünlükleri sayılamayacak kadar çoktur. Bir kere kondansatörlerin kayıpları çok düşük olup, nominal güçlerinin %0.5’ inin altındadır; Bakım masrafları yok denecek kadar azdır. Ayrıca kondansatörler ile istenilen her güçte bir reaktif güç kaynağı teşkil edilebildigi gibi bunları tüketicilerin yanlarına kadar götürüp hemen, bunların uçlarına bağlamak ve böylece [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Reaktif güç üretiminde statik faz kaydırıcı adı verilen kondansatörlerin üstünlükleri sayılamayacak kadar çoktur. Bir kere kondansatörlerin kayıpları çok düşük olup, nominal güçlerinin %0.5’ inin altındadır; Bakım masrafları yok denecek kadar azdır. Ayrıca kondansatörler ile istenilen her güçte bir reaktif güç kaynağı teşkil edilebildigi gibi bunları tüketicilerin yanlarına kadar götürüp hemen, bunların uçlarına bağlamak ve böylece orta ve alçak gerilim şebekelerini de reaktif gücün yükü altından kurtarmak mümkün olur. Onun için kondasatörler, kompanzasyon için en uygun araçtır. Kondansatörler bugün kuvvetli akım tesislerinde gittikçe artan bir önem kazanmıştır. Kondansatörlerin KVAr başına maliyet bedelleri orta büyüklükteki senkron kompanzatörlerinkinden daha düşük olduğu gibi, bu fiyatta büyük bir artış olmadan bunları her güçte imali mümkündür. Kondansatörlerin tesisi kolaydır ve icabında kolaylıkla genişletilerek kompanzasyon gücü arttırılabilir. Ayrıca tüketici ihtiyacına göre rahat bir şekilde güç ayarı da yapılabilir. Kondasatörlerin işletme emniyeti çok büyüktür, ömürleri uzundur, bakımları kolay ve basittir. Yerleştirilecekleri yerde hemen hemen hiç bir özellik aranmadığındın yer temini de bir sorun yaratmaz. Gerekli kapasiteyi temin maksadıyla bir çok kondansatör elemanı bir araya getirilerek istenen değerde bir grup teşkil edilebilir. Bir arıza halinde zarar gören eleman, gayet kısa zamanda tesbit edilip, az bir masrafla yenisi ile değiştirilerek, işletmeye fazla ara vermeden tamir yapılmış olur.<br />
Kondansatör tesisleri bir çok elemanlardan meydana geldiğinden, bunların nakli kolay, tesisi ve bağlanması rahat ve istenen kapasitenin elde edilmesi mümkündür.<br />
<span id="more-14661"></span></p>
<p>2.1.1  KONDANSATÖRLERİN YAPILIŞI</p>
<p>Bugün şebekelerde güç katsayısının düzeltilmesi için kullanılan kuv¬vetli akım güç kondansatörleri, dielektriği kağıt veya polipropilen film yahut da bunların karışığı olan kondansatörlerdir. Burada kullamlan kağıt üstün kaliteli selülozdan özel olarak imal edilir. Kondonsatör imali için gayet ince dielektrik şeritler kullanılırlar ve emniyeti arttırmak maksa¬dıyla işletme gerilimine göre bunlardan birkaç kat üstüste sarılırlar. Bu şeritlerin her iki tarafı aliminyum  folye ile kaplanırlar. Bunlardan son¬ra şeritler bir çekirdek veya mekik üzerine sarılırlar ve çekirdek çekil¬dikten sonra sargı sıklaştırılır. Bu şekilde elde edilen sargılardan bir kaçı saçtan yapılmış bir muhafaza içine yerleştirilir ve aralarında para¬lel bağlanırlar. Dielektriğin yüksek elektriksel dayanımını korumak için, buna bir sıvı emdirilir. Bu maksatla bütün muhafaza nebati veya madeni yağ yahut kVAr bazında sentetik yanmaz yağ ile doldurulur.</p>
<p>Yaklaşık olarak 400 V&#8217; a kadar olan gerilim bölgesinde kondansatör¬ler gayet ekonomik bir şekilde yapılabilirler. Bu bölge içinde kVAr başı¬na gerekli olan hacim sabittir. Daha yüksek gerilimlerde bu hacim değeri daha büyüktür; Zira dielektrik tabakanın kalınlığı, belirli bir değerin altına düşürülemez. Daha yüksek gerilimlerde de hacim değeri daha büyük¬tür. Yüksek gerilimlerde ekseriye 1.15 kV&#8217;luk kondansatörlerden birkaçı seri bağlanır. Bu takdirde kondasatör levhaları ile madeni muhafaza  arasında yüksek gerilimlerin meydana gelmemesi için muhafazalar, birbiri¬ne ve toprağa karşı izalatörler yardımıyla yalıtılırlar. Böylece 100 kV&#8217; dan daha yüksek gerilimler için kondansatör bataryaları teşkil olunabi¬lir.</p>
<p>    Şekil 2.1   Alüminyum gövdeli  üç fazlı  güç kondansatörü</p>
<p>Ekseriye kaynakla imal edilen saç muhafazalar, havanın ve gazların giremeyeceği bir şekilde kapatılırlar.Bu demir muhafazaları bir toprak¬lama klemensi ile donatılırlar ve buradan topraklanırlar. Bugünkü imalata göre kondonsatörlerin geçiş izalatörleri sıvı ve hava sızdırmaz bir şe¬kilde tesbit edilirler. </p>
<p>Kondansatörler, imal edici fabrikalara göre çeşit¬li güç ve gerilim kadamelerine göre yapıldıklarından, arzu edilen kapasi¬teyi elde etmek için bunlardan belirli bir sayıda eleman biraraya geti¬rilerek batarya teşkil edilir. Normalize gerilim kadameleri, alçak gerilim¬de 230,240,525,600 V&#8217;dur. Yüksek gerilim 3.3, 6.6, 10.5, 15.75, 20, 31.5 kV&#8217;dur. Kondansatörleri devamlı olarak bu gerilmelerin %10 fazlasına ve bir günde 6 saat süre ile %15 fazlasına bağlanabilirler. Bu takdirde güçleri, normal güce göre %21 veya %32 arttırılmış olur. Kondansatörler ekseriye bina içi¬ne yerleştirilirler; bu gibi kondonsatörlere dahili tip kondansatörler denir. Yüksek gerilim tesislerinde bunlar, açık havaya tesis edilebilirler. </p>
<p>Kondansatörlerin ömürleri sıcaklık derecesine bağlıdır. İç tesisler¬de kııllanılan kondansatörler, normal olarak -10°C ile +35oC arasında ol¬makla beraber -40°C/+50°C sıcaklık sınıfına sahip olacak şekilde de yapı¬lırlar. Eğer kendi kendine soğuma şartları gerçekleşmez ise ve kondansatör¬lerin yerleştirildikleri yerde sıcaklık derecesi çok yükselir ise bu du¬rumda özel havalandırma yapılır.</p>
<p>Şekil 2.2  Kondansatör Kayıplarının Sıcaklık İle Değişimi</p>
<p>2.1.2  KONDANSATÖR ÇEŞİTLERİ</p>
<p>Sanayide kullanılan kondansatörlerin doğru akım ve alternatif akım kondansatörleri olarak 2 gruba ayırmak mümkündür. Doğru akımda kullanılan¬larda kendi aralarında; aliminyum elektrolitik, mayler film, tantal elektro¬litik, seramik ve mik v.s. kondonsatörler olarak sınıflandırılabilir. Alternatif akımda kullanılan kondansatörlerin tümü yurdumuzda, üretilmektedir. Kondonsatörler kullanım amacına göre;<br />
-Güç Kondansatörleri,<br />
-Daimi devre kondonsatörleri,<br />
-Parazit giderici kondansatörler,<br />
-Demaraj kondansatörleri olarak gruplandırılırlar.</p>
<p>-Güç Kondansatörleri,</p>
<p>Düşük gerilim güç kondansatörleri (400-525-600 V-50 Hz), orta geri¬lim güç kondansatörleri (3.3.kV-34,5kV) ve endüksiyon ocak kondansatör¬leri olarak üç grupturlar. Bu güç kondonsatörlerinden beklenen özellikler şunlardır:<br />
•	Uzun ömürlü olması ,<br />
•	Elektrik şebekesinde meydana gelen anormal akım, gerilim ve harmo¬nik gibi asgari şekilde etkilenmesi,<br />
•	Geçici rejimlerde akım, gerilim darbelerinden, dengelenme akımların¬dan etkilenmemesi,<br />
•	Aktif kayıplarının en az olması ve bu kayıpları absorbe etmesi,<br />
•	Projelendirildiği asgari ve azami ortam sıcaklığında performans¬larını yitirmemesi,<br />
•	Elektroteknik boyutlarının yani anma değerlerinin zamanla değiş¬memesi,<br />
•	Can ve mal emniyeti yönünden bir tehlike kaynağı oluşturmaması,<br />
•	Kalıcı kısa devreye girme olasılığının en az olması,<br />
•	Bakımı kolay, arızası az, tamiri mümkün ve asgari bir maliyet oluş¬turması,<br />
•	Montajı kolay olması ve boyut yönünden herhangi bir yere monte edilebilecek bir modüler fireksibilite göstermesi,<br />
•	Teknik ve iktisadi bir optimizasyon ürünü olması,<br />
Günümüzde dört ayrı yapıda güç kondansatöru üretilmektedir;<br />
Kağıt yalıtkanlı yağlı tip: En eski ve ilk uygulanan sistem olup, kayıpların yüksekliği ve büyük hacim gerektirmesi nedeniyle bugün artık kullanım alanını yitirmiştir.<br />
Polipropilen yalıtkanlı tip: Gerilim dalgalanmalarına dayanıksız¬lığı ve emprenye zorlukları nedeniyle fazla tercih edilmeyen özelliklere sahiptir.<br />
Metalize Polipropilen kuru tipi: Ülkemizde son yıllarda içerisinde oldukça geniş kullanım alanı bulan bu tip kondonsatörler &#8220;kendi kendini onaran&#8221; olarak da adlandırılırlar.</p>
<p>Polipropilen film üzerine aliminyum püskürtülmek suretiyle tek katta hem iletken, hemde yalıtkan elemanların elde edilmesi sonucu oldukça küçük öl¬çülere sığdırılabilmiştir. Kaybı düşüktür. Gerilim dalgalanmalarından etki¬lenen aliminyum yoğunlaşması ilkesine dayanan,  kendini onarma özelliği avantajlı yanı olmakla birlikte, giderek kapasite değerinin düşmesi dez avantajını da barındırmaktadır. Kondonsatörün gücü, kapasitesi ile doğru orantılı olduğundan bu tip kondonsatörlerin zamanla kVAr gücü de zayıf¬lar.</p>
<p>Karma yalıtkanlı, yağlı tip: Bu sistem ile, hava kapasitesi kaybı önlenmiş, hem de kayıplar düşürü¬lerek daha küçük hacimlere sığabilme özelliği kazanılmıştır. Bu sayede, gerek görülen reaktif gücün stabil olarak uzun yıllar aynı değerde tutulması gerçekleştirilmiştir. Karmıa yalıtkanlı, yağlı kondonsatörler gerilim dalgalanmalarından etkilenmezler.</p>
<p> -Daimi Devre Kondansatörleri Trifaze ve monofaze motorların, floresan, civa ve sodyum buharlı ay¬dınlatma balanslarının komponzasyonu ve regülatör ile trifaze motorların monofaze şebekeden çalıştırılabilmeleri amacı ile kullanılırlar.</p>
<p>-Parazit Giderici Kondonsatörler Genellikle kollektörlü motorlarda kullanılırlar. Fırça kollektör sis¬teminin, eş zamanlı çalışmada iletişim cihazlarında oluşturduğu parazit¬leri süzer, aynı zamanda bu tip motorların kullanıldığı araçların toprak¬lamasını da sağlar. Taşıt araçlarında kullanılan meksefe olarak da adlan¬dırılan tipleri de birer parazit giderici kondansatördür.</p>
<p>-Demaraj (İlk Hareket) KondonsatörleriMonofaze motorların yükte kalkış yapabilmeleri için, gerekli olan moment değerini sağlayan, yüksek kapasiteli kondonsatörlerdir. Küçük hacim¬lerde büyük kapasite gerektiği için özel tipte elektrolitik olarak yapıl¬mıştır. En büyük özelliği, belirli bir süre için gerilim altında bulunma süresinin kısıtlı olmasıdır. Motorun nominal devrine ulaş¬ması, ile seri bağlı olduğu, merkezkaç anahtarının yardımcı sargı devresini açması sonucu bu kondonsatörde devreden çıkar. Dolayısıyla, tüm bu işlem¬ler 1-3 sn arasında olduğundan çalışma süreleri de bu değerlerdir.</p>
<p>2.2  KONTAKTÖRLER</p>
<p>Şekil 2.3 de yapısı verilen büyük güçteki elektromanyetik anahtarlara kontaktör adı verilir. Kontaktörler  elektromıknatıs, palet ve kontaklar olmak üzere üç kısımdan oluşurlar. Elektromıknatıs şekil 2.3 de görüldüğü gibi demir nüve ve üzerine sarılmış bobinden meydana gelir. Bobini alternatif akımda çalışan kontaktörlerin demir nüveleri, silisli sacların paketlenmesiyle yapılır. Demir nüvede dış bacakların ön yüzlerinde açılan oyuklara bakır halkalar takılır. Bakır halkalar, yön ve değer değiştiren akım nedeniyle kontaktörün titreşim ve dolayısıyla gürültü yapmasına engel olurlar. Bobini doğru akıma bağlanan kontaktörlerin demir nüveleri, yumuşak demirden ve bir parça olarak yapılir. Bobin akımı kesildiğinde, demir nüvede kalan küçük artık mıknatısıyet, paletin demir nüveye yapışık kalmasına neden olabilir. Bu sakınca demir nüvenin palete bakan yüzlerine konan plastik pullarla önlenir. </p>
<p>                       Şekil 2.3  Kontaktörltin yapısı ve görünüşleri</p>
<p>Doğru akım kontaktörlerinde palet, yumuşak demirden ve bir parça olarak yapılır. Alternatif akım kontaktörlerinde ise palet, silisli sacların paketlenmesinden meydana gelir. Palet, kontaktörde bulunan kontakların açılıp kapanmasını sağlar. Yay veya yerçekimi kuvveti, paleti demir nüveden uzakta tutar. Bobin enerjilendiğinde, demir nüve paleti çeker ve kontaklar durum değiştirir. Kontaktörlcrde normalde açık ve normalde kapalı olmak üzere iki çeşit kontak vardır. Kontakların yapımında gümüş, bakır, nikel, kadmiyum, demir, karbon, tungsten ve molibdenden yapılmış alaşımlan kullanılır</p>
<p>2.3    RÖLELER</p>
<p>2.3.1  RÖLELERİN YAPISI</p>
<p>Şekil 2.4   Röle kontakları üzerinde magnetik alanın etkisi</p>
<p>Elektromagnetik rölede bobin içinden akan, magnetik alanın sebep olduğu alan kontaklara şekil 2.4 de görüldüğü üzere ya doğrudan doğruya veya dolaylı olarak etki eder.<br />
Doğrudan doğruya etki : Bir bobin içersinden bir akım aksın. Böylece  bobinde bir magnetik akı meydana gelir. Bu sırada birbiri arkasına bulunan demir parçalar çekilir ve bunlar mıknatıslanır.<br />
Dolaylı etki : Bir elektromıknatısta demir parçalar çekilmiş durumdadır. Uygun bir mekanik düzen tarafından kontaklar açılır veya kapatılırlar.</p>
<p>Kontak şekilleri : Bütün elektromagnetik röleler uyarma akımı tarafından kapayıcı veya açıcı olarak çalışacak şekilde yapılırlar. Kapatıcılar uyarma sırasında bir akım devresini kapatırlar, açıcılar ise bu akım devresini açarlar. Açıcılar ve kapatıcılar bir araya getirilirlerse, bir değiştirici ortaya çıkar.Kapayıcı, açıcı ve değiştiriciler temel kontaklama metodları veya temel kontak şekilleridirler.</p>
<p>Değiştirici : Kısa bir anlık ters anahtarlama sırasında üç kontak birden birbiri ile bağlanırsa buna sıralı (seri) değiştirici denir.Şekil 2.4 den görüleceği üzere, kontaklar üzerine magnetik alanın dolaylı etkisi olan rölelerde, üzerinde birçok kontak bulunan, birbiri üzerinde birçok röle çubuğu bulunacak şekilde düzenlenebilir. Bundan başka aynı , şekilde kontak çubuk takımlan da yan yana düzenlenebilir.</p>
<p>Elektromagnetik rölelerin teknik özellikleri: Teknik karakteristiklerden bir kısmı kontaklan, bir kısmı uyarıcı sargıyı ve bir kısmı kontaklar ve uyarıcı sargının birlikte çalışmasını anlatır.</p>
<p>Kontakların teknik karakteristikleri: Anahtarlama tarafından ortaya çıkan endüktif gerilim tepe değerleri ortadan kalktıktan sonra kapadıktan veya açtıktan sonra kontaktaki geçerli gerilime anahtarlama gerilimi denir. Anahtar kapasitesi tarafından belirlenen anahtarlama tepe değeri ortadan kalktıktan sonra, açmadan önce veya kapattıktan sonra geçerli akıma anahtarlama akımı denir. </p>
<p>Uyancı bobin tanıtma değerleri: İstenen akım, röle paletini çeken en küçük uyancı akım değeridir. İstenen güç, istenen akımın karesi ile uyarıcı bobin sargıları direncinin çarpımına eşittir.</p>
<p>Rölelerin çok çeşitli tipleri mevcuttur.Röleler şu şekilde sıralanabilir:<br />
•	Zaman röleleri<br />
•	Empedans röleleri<br />
•	Aşırı Akım röleleri(MANYETİK-TERMİK)<br />
•	Diferansiel röleler<br />
•	Reaktif güç röleleri</p>
<p>2.3.2  REAKTİF GÜÇ RÖLELERİ VE ÇALIŞMA PRENSİBİ</p>
<p>Reaktif Güç Kontrol Rölesi, şönt kapasitörlerle yapılan otomatik reaktif güç kompanzasyon sistemlerinde, çeşitli yük durumlarında gerekli sayıda kondansatör grubunu devrede bulundurarak, güç katsayısını ayar edilen değerde tutmaktadır.<br />
IEC standartlarına uygun olarak imal edilen reaktif güç kontrol rölesinin üzerinde dijital Cos  metre bulunmaktadır. Bu sayede röle üzerinden kompanze edilen sistemin güç katsayısı izlenebilmektedir.Röle 7 kademeli olup, aynı röle herhangi bir değişiklik yapılmadan gerek 1:1:1:&#8230;.. gerekse 1:2:2: &#8230;.. sisteminde kullanılabilir.1:1:1:&#8230;.. sisteminde 7, 1:2:2:&#8230; . sisteminde I3 kombinasyon elde edilir. Rölenin anahtarlama mantığı kondansatörlerin gereksiz yere devreye girip çıkmasını minimuma indirecek şekilde geliştirilmiştir.Röle Cos  ayarlı olup, rölenin çalışması için gerekli olan akım ve gerilim aynı fazdan alınmaktadır. Sahip olduğu aşırı gerilim ve düşük gerilim koruma üniteleri sayesinde, kompanzasyon sistemini anormal işletme koşullarına karşı korumaktadır.<br />
        Çalışma İlkesi :  </p>
<p>Şekil 2.5  Rölenin  blok diyagramı</p>
<p>Röle şekil.2.5deki blok şemadan da anlaşılacağı gibi :<br />
•	Ölçme ve karşılaştırma,<br />
•	Anahtarlama,<br />
•	Aşırı ve düşük gerilim koruması,<br />
•	Cos  metre olmak üzere dört ana bölümden oluşur.</p>
<p>     A-Ölçme ve karşılaştırma ünitesi</p>
<p>           Bu ünite tesisin reaktif gücünü sürekli olarak ölçmekte ve rölenin ayar değerleri ile kıyaslamaktadır. Rölenin ön panelinde bulunan &#8220;C/k&#8221; ve &#8220;Cos &#8221; ayar Düğmeleri bu üniteye aittir.<br />
            a) C/k Ayarı<br />
&#8220;C/k&#8217; ayarı i1e kompanze edilmemiş bölgenin (yanİ kondansatör devreye sokma değeri ile kondansatör devreden çıkarma değeri arasında kalan bölge) genişliği ayarlanmaktadır. Bu nedenle ayarın çok iyi yapılması gerekmektedir.<br />
&#8220;C/k&#8221; değeri gerekenden büyük bir değere ayarlanırsa röle sağırlaşacağından iyi bir kompanzasyon sağlanamayacaktır. Tersi durumda ise röle çok fazla hassaslaşacağından kondansatör grupları gereksiz yere devreye girip çıkacak, sistem salınıma geçecektir.<br />
Uygun &#8216;C/k&#8217; değeri, kopyası cihaz üzerinde de verilen çizelgeden seçilerek ayarlanabilir. Bu durumda herhangi bir salınım tehlikesi olmaksızın en uygun kompanzasyonu yapma olanağı doğar.<br />
&#8220;C/k” ayarı 0,05 ile 1,2 arasında kesintisiz olarak  ayarlanabilmekte olup, bu değerler her rölede imalat sırasında büyük bir titizlikle kalibre edilmektedir.<br />
Bu orantıda &#8220;C&#8217; birinci kademedeki kondansatöıün kVAR cinsinden değeri,&#8217;k&#8221; ise akım trafosunun dönüştürme oranıdır.<br />
Örneğin sistemin I.kademesindeki kondansatör gücü 10 kVAR, akım trafo oranı ise I100/5 olsun. C=10, k=100/5=20 olduğundan C/k=100/20=0.5 konumuna alınmalıdır.</p>
<p>C/k  AYARI İÇİN  SEÇİM TABLOSU<br />
AKIM TRAFOSU	SİSTEMİN 1.NCİ KADEMESİNDEKİ KONDANSATÖR GÜCÜ  kVAr<br />
	5	10	12,5	15	20	25	30	40	50	60	100<br />
30/5	0,83<br />
50/5	0,50	1<br />
75/5	0,33	0,67	0,83	1<br />
100/5	0,25	0,50	0,63	0,75	1<br />
190/5	0,17	0,33	0,42	0,50	0,67	0,83	1<br />
200/5	0,13	0,25	0,31	0,34	0,50	0,63	0,75	1<br />
300/5	0,08	0,17	0,21	0,25	0,33	0,42	0,50	0,67	0,83	1<br />
400/5	0,06	0,13	0,16	0,19	0,25	0,31	0,36	0,50	0,63	0,75<br />
600/5		0,08	0,10	0,13	0,17	0,21	0,25	0,33	0,42	0,50	0,83<br />
800/5		0,06	0,08	0,08	0,13	0,16	0,18	0,25	0,31	0,36	0,63<br />
1000/5		0,05	0,06	0,06	0,10	0,13	0,15	0,20	0,25	0,30	0,50<br />
1500/5				0,05	0,07	0,08	0,10	0,13	0,17	0,20	0,33<br />
2000/5					0,05	0,06	0,08	0,10	0,13	0,15	0,25<br />
3000/5							0,05	0,07	0,08	0,10	0,17<br />
4000/5								0,05	0,06	0,08	0,13</p>
<p>Tablo 2.1   c/k  ayarı seçim tablosu</p>
<p>Şebeke  gerilimine bağlı olarak, kompanze edilmemiş bölgenin genişliği kendiliğinden genişlemekte veya daralmaktadır.<br />
                b)Cos  ayarı:<br />
Cos   ayarı 0,80 ile 1,00 arasında kesintisiz olarak ayarlanabilmektedir.Bu ayarla, &#8216;C/k&#8217; ayarı ile seçilen kompanze edilmemiş bölgenin orta noktasının hangi Cos  değerine karşılık olacağı ayarlanmaktadır.<br />
              c)Sinyaller :<br />
Tesisin çektiği reaktif güç ayar edilen değerden fazla olduğunda rölenin ön panelindeki &#8220;kompanzasyon düşük&#8221; sinyali yanar. Bu durumda anahtarlama ünitesine kondansatörü devreye sokma kumandası gider. Röle gerekli sayıda kandansatör gıubunu devreye aldığında ise &#8220;kompanzasyon normal sinyali&#8217; yanar.</p>
<p>Tesisin çektiği reaktif enerji azalıpda kondansatör grubu sayısı gerekenden fazla olduğunda da &#8216;kompanzasyon aşırı sinyali yanacaktır. Bu durumda 12-16 sn. aralıklarla devreden kondansatör çıkaracak ve tekrar kompanzasyon normal sinyali yanacaktır.<br />
          B-Anahtarlama Ünitesi: </p>
<p>Tesisin çektiği reaktif enerji sıfırdan başlayarak artmaya başladığında öncelikle l.grup devreye girecektir. Yeterli kompanzasyon sağlandıysa ön paneldeki yeşil renkli &#8216;kompanzasyon normal&#8217; sinyali yanacak, sağlanmadıysa 12-l6 saniye sonra ikinci grup kondansatör devreye sokulacaktır. Ancak piyasadaki diğer bazı rölelerde olduğu gibi ikinci gıup devreye girerken I. grup devreden çıkmayacaktır. 2.grup yeterli kompanzasyon sağladıysa başka anahtarlama olmayacak ve &#8216;kompanzasyon normal&#8221; sinyali alınacaktır. Kompanzasyonun az olması durumunda yeni gıuplar devreye girmeye devam edecek, aşırı kompanzasyon durumunda ise ön panelde&#8221; kompanzasyon aşırı&#8217; sinyali alınacak ve l. grup devreden çıkartılacaktır. </p>
<p>         C-Aşırı ve Düşük Gerilim Koruması: </p>
<p>       a)Aşırı Gerilim Koruması:</p>
<p>Şebeke geriliminin çok yükselmesi halinde kondansatörlerin aşırı gerilim nedeni ile arızalanma ya da ömürlerinin kısalmasını önlemek için kompanzasyon sistemlerinde aşırı gerilim koruması gereklidir.</p>
<p>       b) Düşük gerilim Koruması:</p>
<p>Genellikle reaktif güç kontrol röleleri herhangi bir önlem alınmazsa, 1-2snlik ve daha kısa süıeli gerilim kesilmelerinde veya çok büyük gerilim düşmelerinde, kontaktörler sükünete dönüp kondansatörler&#8217;i devre dışı yaptığı halde,röle içindeki filtre kondansatörlerinin henüz boşalmaması nedeni ile reset olmamakta, 1-2 sn. sonra gerilim tekrar geldiğinde, gerilim kesilmeden önce kaç grup devrede ise tekrar aynı grupları devreye almaktadır.</p>
<p>Kapasitör gıupları henüz 1-2 sn önce devre dışı olduğundan deşarj olamadan tekrar gerilim uygulandığı için bir anda kondansatöılerin uçlarında nominal gerilimin iki katına varabilecek değerde biı gerilim oluşabilmektedir Bu durum gerek kapasitörlerin, gerek tesisi besleyen trafonun, gerekse tesisin beslediği teçhizatın hasarlanmasına neden olacaktır.</p>
<p>Böyle bir duıumu önlemek için geıekli olan bir düşük gerilim koruması rölenin içinde bulunmaktadır. Şebeke geriliminin 30 ms.lik kesilmelerinde bile röle reset olmakta ve 12-16 sn.den önce hiç bir grubu kesinlikle devreye sokmamaktadır. Herhangi bir nedenle düşük gerilim koruması çalıştığında mevcut bütün gruplar devre dışı olacak (sabit grup hariç) tekrar enerji geldiğinde röle 12-16 sn. sonra l.grubu ve gerekli ise diğer grupları sırasıyla devreye sokacaktır.</p>
<p>            D-Cos  Metre :</p>
<p>Blok şemadan da görüldüğü üzere, reaktif güç kontrol rölesinin çalışılabilmesi için gerekli olan, akım ve gerilim bilgileri, aynı zamanda Cos   transdüserine ve yön belirleyiciye de gelmektedir. Cos   transdüseri akım ve gerilim arasındaki faz açısının Cos&#8217;ü ile orantılı bir dc. gerilim üretmektedir.Bu dc gerilim bir analoq/dijital çevirici yardımı ile göstergede o andaki Cos   değerini sayısal olarak bize göstermektedir.</p>
<p>Yön belirleyici ise bu Cos   değerinin endüktif ya da kapasitif olduğuna karar verip, ön paneldeki &#8216;end&#8217; ya da &#8220;kap&#8217; sinyallerini yakmaktadır &#8216;end&#8217; ve &#8216;kap&#8221; sinyalleri birlikte yanıyorlarsa yük saf omik demektir. Akımın sıfır, ya da sıfır&#8217;a yakın değerlerinde yön belirıleme olanağı olmadığından &#8220;end&#8221; ve &#8216;kap&#8217; sinyallerinin ikisi birden görülecektir. Bu durum kullanıcıyı yanıltmamalıdır.<br />
          Bağlantı:<br />
Bir kopyası röle üzerinde de bulunan bağlantı şeması şekil 2.6&#8242;de verilmiştir. Bağlantı sırasında şu noktalara dikkat edilmelidir.<br />
i) Ana akım trafosu tesisin girişinde ve kondansatör gruplarından önce olmalıdır.<br />
ii)Akım bilgisi hangi fazdan alınıyorsa, gerilim bilgisi de aynı fazdan alınmalıdır.<br />
iii) Akım bilgisi doğru polarite ile alınmalıdır. Rölenin polaritesi imalat esnasında tek tek titizlikle kontrol edilmektedir.</p>
<p>Akım trafosunun uçlarını sırasıyla rölenin 1 ve 2 numaralı terminallerine, gerilimin faz&#8217;ı O, nötrü 6 numaralı terminallere bağlanmalıdır 5 numaralı terminal kontaktör bobinlerini eneıjileyen röle kontaklarının ortak ucudur. (IV) Güvenlik açısından rölenin topraklanması unutulmamalıdır.</p>
<p>                                                    Şekil 2.6<br />
Şekil 2.7 ve 2.8 ‘de Reaktif güç rölelerinin  faz-nötr ve faz-faz gerilimleri ile beslenmesi durumunda otomatik kompanzasyon panosu 3 kutup prensip bağlantı seması örnek olarak gösterilmiştir.</p>
<p>Teknik özellikler işletme değerleri :</p>
<p>- Çalışma gerilimi                                            220V AC-%20+%10<br />
- Çalışma akımı                                                ……/5A<br />
- Çalışma frekansı                                            50Hz<br />
- Çevre sıcaklığı                                              -10 C&#8212; 60 C<br />
- Akım devresinden çekilen qüç                      1VA(5A).<br />
- Gerllim devresinden çekilen qüç                   8VA(220V AC)<br />
- Termik dayanım                                            10A Sürekli,100A  1Sn<br />
-  Aşırı qerilim koruması                                  250v A.C.5Sn<br />
- Cos  metre ölçme sahası                              –0.1,1.00,+0.1<br />
-Cos   metre hata sınıfı                                   %2=1 Count</p>
<p>Şekil.2.7. Reaktif güç rölesinin faz-nötr gerilimle beslenmesi halinde otomatik kompanzasyon panosu</p>
<p>Şekil.2.8  Reaktif güç rölesinin fazlar arası gerilimle beslenmesi halinde otomatik kompanzasyon panosu  </p>
<p>2. 4   BOŞALMA DİRENCİ </p>
<p>	Kondansatörlerin devre dışı bırakılmasından sonra üzerinde bir elektrik yükü kalacaktır. Bu yüzden işletme personelinin  can emniyeti yönünden kısa zamanda boşaltılması lazımdır. Ayrıca merkez kompanzasyonda dolu bir  kondansatör üzerine ilave bir kondansatör  devreye sokulmasında aşırı dengeleme  akımları olacaktır. Dolu kondansatörlerin kendi başına bırakılmasında  boşalma,  günler ve haftalar alabilir. Bu sebeple kondansatör  boşalma dirençleri üzerinden boşalacaktır.<br />
	Tablo2.2’de muhtelif güç ve gerilimlerdeki kondansatör boşalma dirençlerinin güçleri ve ohm değerleri belirtilmektedir.</p>
<p>Qn<br />
KVAR	R 220V PR<br />
Kohm             Watt	R 400V PR<br />
Kohm             Watt	R 525V PR<br />
Kohm             Watt<br />
5<br />
10<br />
15<br />
20<br />
25<br />
30<br />
40<br />
50<br />
60<br />
75<br />
100<br />
120	291<br />
145<br />
97<br />
73<br />
58<br />
40<br />
41<br />
29<br />
24<br />
19<br />
14<br />
-	0,2<br />
0,4<br />
1<br />
1<br />
1<br />
1,5<br />
1,5<br />
2,5<br />
2,5<br />
3<br />
4<br />
-	677<br />
338<br />
225<br />
169<br />
135<br />
112<br />
84<br />
67<br />
56<br />
45<br />
33<br />
28	0,5<br />
0,5<br />
1<br />
1<br />
1,5<br />
1,5<br />
2<br />
3<br />
3<br />
4<br />
5<br />
6	1050<br />
525<br />
350<br />
262<br />
210<br />
175<br />
131<br />
105<br />
87<br />
70<br />
52<br />
43	0,5<br />
1<br />
1<br />
1,5<br />
1,5<br />
2<br />
2,5<br />
3<br />
4<br />
4<br />
6<br />
7</p>
<p>Tablo 2.2   Muhtelif güç ve gerilimdeki boşalma dirençlerinin güçleri ve değerleri</p>
<p>Bir dolu kondansatöre  bir direnç bağlandığı zaman kondansatör  bir üstel fonksiyonuna göre  t zamanında boşalacaktır. Kondansatör  uçlarında t saniye’den sonra, kalan gerilim UC2, kondansatör gerilimi UC1 ve zaman sabiti  T=RC olmak üzere ;</p>
<p>UC2=UC1. 						( 2 .1 )</p>
<p>pratikte  kontansatör   t=5T  zamanında boşalır.</p>
<p>Boşalma direnci ;</p>
<p>			 				( 2. 2 )<br />
ile hesaplanır.	Alçak gerilim  kondansatörlerinin gerilimleri devreden çıkarıldıktan sonra  1 dakika içinde 50 V ‘a düşürülmelidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/kompanzasyon-tesislerinde-tesis-elemanlari.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Reaktif Güç Kompanzasyonu</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/reaktif-guc-kompanzasyonu.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/reaktif-guc-kompanzasyonu.html/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 Aug 2010 20:29:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Elektronik]]></category>
		<category><![CDATA[bu]]></category>
		<category><![CDATA[Civa]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomik]]></category>
		<category><![CDATA[Gibi]]></category>
		<category><![CDATA[Kaynak]]></category>
		<category><![CDATA[Mekanik]]></category>
		<category><![CDATA[Termik]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category>kompanzasyonu</category>
	<category>reaktif</category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=14659</guid>
		<description><![CDATA[Elektrik tesislerinin işletme araçları olan transformatörler, motorlar, kaynak makinaları, endüksiyon ve ark fırınları, floresan lambalar, deşarj lambaları, civa ve sodyum buharlı lambalar çektikleri aktif güç yanında önemli miktarda reaktif güç çekerler. Çekilen reaktif güç kontrolsuz ve başıboş bırakıldığında , güç katsayısı o kadar düşerki bu da dağıtım tesisilerimizi , aktif güç bakımından normal kapasitenin altında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Elektrik tesislerinin  işletme araçları olan transformatörler, motorlar, kaynak makinaları, endüksiyon ve ark fırınları, floresan lambalar, deşarj lambaları, civa ve sodyum buharlı lambalar çektikleri aktif güç yanında önemli miktarda reaktif güç çekerler. Çekilen reaktif güç kontrolsuz ve başıboş bırakıldığında , güç katsayısı o kadar düşerki bu da dağıtım tesisilerimizi , aktif güç bakımından normal kapasitenin  altında çalışmak zorunda  bırakabilir. Bu suretle ekonomik olmayan bir işletme meydana geldiği gibi , enerji sıkıntısı da kendini gösterir. Bu  kötü ekonomik şartlara son vermek için elektrik işletmeleri, abonelerine güç katsayılarını  belirli bir değerin altına düşürmeleri için  tarifelerle zorlayıcı yaptırımlar getirmişlerdir. Elektrik şebekelerinde kullanılan kondansatörlerin konulduğu yerin, ihtiyacına göre reaktif güç üretirler. Teorik olarak aktif ve reaktif güç talebini generatör ile karşılamak mümkündür. Ancak, sistemin işletilmesi sırasında doğuracağı  teknik sorunlar  ve ekonomik yönden    incelendiğinde bu mümkün olmamaktadır.  Bu nedenle şebekelerde şönt kompanzasyon uygulaması  en uygun çözüm olarak görülmüştür.<br />
Dağıtım sisteminin bir veya birkaç yerleştirilecek şönt kapasitörler ile güç faktörünün düzeltilmesinin yanısıra;<br />
•	Aktif güç üretim, iletim ve dağıtım kapasitlerinin arttırılması,<br />
•	Gerilim düzenlemelerinin sağlanması,<br />
•	Sistemdeki güç kayıplarının azaltılması,<br />
•	İletim sistemlerinde geçici durumlardaki kararlılığın arttırılması <span id="more-14659"></span></p>
<p>sağlanmış olur. </p>
<p>1.2	KOMPANZASYON</p>
<p>Tüketicilerin şebekeden çektikleri alternatif akım, biri aktif akım ve diğeri reaktif akım olmak üzere iki bileşenden oluşur. Aktif akımın meydana getirdiği aktif güç, tüketici tarafından faydalı hale getirilir; örneğin motorlarda mekanik güce, ısı tüketicilerinde termik güce ve aydın¬latma tüketicilerinde aydınlatma gücüne dönüşür. Reaktif akımın meydana getirdiği reaktif güç ise faydalı güce çevrilemez. Reaktif güç, yalnız alternatif akıma bağlı bir özellik olup, elektrik tesislerine istenmeyen bir şekilde tesir eder; jeneratörlerin, transfornıatörlerin, hatların, bobin¬leri fuzuli olarak işgal ederler ve lüzumsuz yere yüklerler, ayrıca bunların üzerinde ilave ısı kayıplarına ve gerilim düşümlerine rol açarlar. Aktif güç enerjisi normal sayaçlarla tesbit edildiği halde, reaktif enerji böyle bir sayaç ile kontrol ve tesbit edilemez. Bunu kaydetmek için ayrı bir reaktif güç sayacına ihtiyaç vardır.</p>
<p>Her ne kadar reaktif güç faydalı güce çevrilemez ise de bundan tamamen vazgeçilemez. Zira elektrodinamik prensibine göre çalışan jenera¬tör, transformatör, bobin ve motor gibi bütün işletme araçlarının normal çalışmaları için gerekli olan manyetik alan reaktif akım tarafından mey¬dana getirilir. Bilindiği gibi, endüksiyon prensibine göre çalışan bütün makinalar ve cihazlar, manyetik alanın meydana getirilmesi için bir mık¬natıslanma akımı çekerler; işte bu mıknatıslanma akımı, reaktif akımdır. Onun için faydalı reaktif gücün yanında mutlaka reaktif güce de ihtiyaç vardır.Bu sebeple bütün alternatif akım tesisleri, aktif gücün yanında reaktif gücün de çekileceğini gözönünde bulundurularak boyutlandırılırlar.</p>
<p>Mıknatıslanma akımı aşağıda açıklanacağı gibi, endüktif karakterli bir akım olup, magnetik alanın teşkili esnasında şebekeden çekilir ve alan ortadan kalkerken bu akım tekrar şebekeye geri verilir. Bu sebeple reaktif güç, üretici ile tüketici arasında sürekli olarak şebeke frekan¬sının iki katı bir frekansla salınır. Bir üreticinin şebekeden çektiği görünen güç;<br />
S= 3Uf..I = UhI 				(1.1)<br />
dır. </p>
<p>Burada Uf faz gerilimi, Uh hat gerilimi, yani iki faz arası gerilim¬dir ve I hat akımıdır. Aktif güçle aktif akım, gerilim ile aynı fazda oldukları halde, çekilen gücün endüktif olması halinde S zahiri gücü ve I hat akımı ,  gerilimden açısı kadar  geride kalırlar. Buna göre</p>
<p>Aktif akım;      		     Ip= I.Cos 					(1.2)<br />
Aktif güç ;     	 		     P= S.Cos 					(1.3)<br />
Reaktif akım;      		     Iq= I.Sin 					(1.4)<br />
Reaktif güç;      		     Q= S.Sin 					(1.5)	</p>
<p>olup, ayrıca hat akımı ve görüne güç ile bunların bileşenleri  arasında şu bağıntı vardır;</p>
<p>				      I= 				(1.6)</p>
<p>				     S= 				(1.7)</p>
<p>	Şekil 1.1 ‘de yukarıda sözü geçen akım ve güç fazörlerinin birbirine göre durumları gösterilmiştir. Burada raktif akımın  ve reaktif gücün  saf endüktif karakterde  olduğu kabul edilmiştir ve gerilime göre 90o geri fazda çizilmiştir.</p>
<p>		         Uf<br />
							S<br />
			P</p>
<p>			IP	                 I<br />
	</p>
<p>                                                    Iq	   	        Q</p>
<p>                Şekil .1.1  Tesis elemanlarının çektikleri akım ve güç bileşenleri</p>
<p>Faz gerilimi doğrultusundaki Ip akımı veya P aktif gücü ile I hat akımı veya S görünen gücü arasındaki  açısına faz açısı  ve bunun cosinüsüne güç katsayısı denir. Yukarıda  verilen ifadelerden  ve şekil.1.1’den anlaşılacağı üzere  veya cos , çekilen reaktif güç için bir kriterdir.</p>
<p>Reaktif güç sarfiyatı bakımından tüketicileri iki ana gruba ayırmak mümkündür. Bunlardan birincisi, elektrik enerjisinden yararlanarak saf ısı enerjisi üreten tüketiciler ile akkor flamanlı lambalar, elektroliz ve galvanoplasti tesisleridir. Bunlar sadece aktif güç tüketirler, reaktif güç çekmezler. İkinci gruba ise, elektrik tesislerinde kullanılan ve magnetik veya statik alan ile çalışan bütün işletme araçları girerler; bunlar aktif güç yanında reaktif güç de çekerler. En önemlileri şunlardır:<br />
-Düşük uyarmalı senkron makinalar,<br />
-Tranformatörler,<br />
-Bobinler,<br />
-Hava hatları,<br />
-Senkron motorlar,<br />
-Redresörler,<br />
-Endüstri fırınlara ,ark fırınları,<br />
-Kaynak makinaları,<br />
-Florasan lamba, sodyum ve civa buharlı lamba balastları ile neon lamba transformatörleri.</p>
<p>Her ne kadar aydınlatma cihazları aktif güç çekerlerse de, bunlara ait balast ve transformatörler reaktif güç çektiklerinden ,bu tip aydın¬latma düzenleri bu ikinci sınıfa girerler.</p>
<p>Yukarıdaki tüketicilerde sözkonusu olan reaktif akım, endüktif karak¬terde olup, erilime göre 90° geridedir. Bazı özel hallerde, işletme araçları bir kondansatör gibi tesir eder¬ler ve kapasitif  reaktif güç çekerler. Örneğin; boşta çalışan havai hatlar ve kablolar.</p>
<p>Yukarıda açıklandığı gibi, elektrik tesislerinin en önemli işletme araçları olan jeneratörler transformatörler ve hatlar, sanayi işletmele¬rindeki her nevi motorlar, fırınlar ve kaynak makinaları ve bir balast yardımı ile çalışan florasan lambalar civa ve sodyum buharlı lambalar gibi deşarj lambaları çektikleri aktif güçlerin yanında oldukça önemli miktarda reaktif güçler de çekerler. Reaktif güç üretiminin santralde bir ham enerji maddesi sarfiyatına bağlı olmadığı gerekçesinden hareket edi¬lerek reaktif güç sarfiyatı kontrolsüz ve başıboş bırakılır ise, güç kat sayısı o kadar düşebilir ki, nihayet bütün üretici, iletici ve dağıtıcı tesisler, aktif güç bakımından normal kapasitelerinin çok daha altında çalışmak zorunda kalırlar. </p>
<p>Türkiye Elektrik Kurumu  aşırı miktarda tüketilen reaktif enerjiyi müşterilerin kendi olanakları ile karşılamalarını zorunlu kılmak için  enerji tarifesine  ayrıca bir reaktif enerji bedeli koymuştur. Buna göre cos’nin 0.9 ve 1 arasındaki değerler için müşterilerden reaktif enerji bedeli alınmamaktadır. Bu değer düştüğünde ise çeşitli oranlarda fiyatlandırma yapılmaktadır.</p>
<p>Tüketicilerin, normal olarak şebekeden çektikleri endüktif gücün, kapasitif yük çekmek suretiyle  özel bir reaktif güç üreticisi tarafından dengelenmesine “KOMPANZASYON”  denir. Böylece tüketicinin şebekeden çektiği güç çok azalır.</p>
<p>1.2.1	DÜŞÜK GÜÇ KATSAYISININ  SAKINCALARI</p>
<p>1)   Düşük güç katsayılı olarak çalışan Alternatör  ile transformatörlerin güçleri ve verimleri düşer. 22  kVA&#8217;lık ve 220 V luk bir fazlı alternatörü  ele alalım. Alternatörün akımı I = 22000/220 = l00 A. dır. Değişik güç katsayılı yükler bağlayarak alternatörden çekilen aktif güçleri hesaplayalım.</p>
<p>a) Güç katsayısı,1 olan omik bir yük bağlandığında alternatör en büyük aktif gücünü verir.<br />
P = U. I. Cos   = 220 .100 .1. l0 = 22 kw</p>
<p>b) Güç katsayısı 0,80 olan bir motor bağlandığında alternatörden çekilen aktif güç,<br />
P = U. I. cos  = 220.100. 0,8 =17,6 kw.</p>
<p>Görülüyorki, düşük güç katsayılı bir yük bağlandığı zaman, alternatör normal akımını, (100 A.) verdiği halde,normal gücünü verememektedir. Dolayısıyla, düşük güçte çalıştığı için verimi düşer.</p>
<p>2.) Güç katsayısının düşmesi oranında, şebekeyi besleyen alternatör ve transformatörlerin görünür güçlerinin (zahiri güçlerinin) büyümesi gerekir. Örneğin, bir fabrikadaki motorların toplam gücü 160 kw. ve güç katsayısı 0,8 olsun. Bu motorları besleyecek olan trafonun görünür gücü,</p>
<p>Sı = P/cos   =160/0,80 = 200 kVA olmalıdır.</p>
<p>Güç katsayısı 0,6 ya düşerse, aynı 160 kw&#8217;ı besleyecek  olan trafonun görünür gücü,</p>
<p>S  =160/0,60 = 266,6 kVA olmalıdır.</p>
<p>Şu halde, güç katsayısı düşünce, aynı aktif gücü, gürünür gücü (zahiri gücü) daha büyük olan bir trafo ile beslemek gerekecektir.</p>
<p>3.) Düşük güç katsayısında, besleme  hatlarındaki güç kayıpları ve gerilim düşümleri artar. Örneğin, gücü 10 kw ve gerilimi 220 V olan bir fazlı alternatöre güç katsayısı 0,90 olan bir yük bağlanırsa çekilen akım,</p>
<p>I  =P/(U. Cos  ) = 10000/(220. 0,9) = 50,5 A. olur</p>
<p>Aynı alternatöre güç katsayısı 0,60 olan tam yük (10 kw. lık yük) bağlandığında çekilen akım,</p>
<p>I = P/(U. cos  ) = l00U0/(220. 0,60) = 75,75 A. olur</p>
<p>Görülüyor ki, her iki durumda da gerilim ve harcanan güç (çekilen güç) aynı oldubu halde, güç katsayısının küçülmesi nedeniyle çekilen akım artmaktadır. Dolayısıyla, yükü besliyen hattaki (R.I ) ısı kaybı daha büyük olacak ve hattaki gerilim düşümü de artacaktır. Besleme hatlarında düşen  gerilimi ve güç kaybını azaltmak için daha büyük kesitli iletken kullanmak gerekecektir. Aynı zamanda, sigorta ve şalter akımları da yükseleceği içi tesisatın maliyeti artar.</p>
<p>1.2.2.	GÜÇ KOMPANZASYONUNUN SİSTEME GETİRDİĞİ YARARLAR</p>
<p>a-)Sistem kapasitesinin artırılması:</p>
<p>Reaktif güç kompanıasyonu yapıldığında, reaktif akım kompansatörce karşılanacağından, sistemden daha düşük değerde bir akım çekilecektir. Bu ise transformatörlerin ve ana ile tali fiderlerin daha düşük seviyede yüklenmelerini sağlayacaktır. Dolayısıyla kompansatörler, mevcut sistemlerdeki aşırı yüklenmeleri önleyecekler veya bu durum yoksa, ilâve sistem kapasitesi yaratılmasını sağlayacaklardır.Termik sınırına dayanmış bir elamanda güç faktörünün düzeltilmesi ile ortaya çıkan sistem kapasitesi Şekil .1.2 &#8216;in yardımı ile bulunabilir.</p>
<p>Şekil 1.2 Güç faktörünün düzeltilmesi ile sistem kapasitesindeki artış</p>
<p>Bu şeklin çiziminde ilâve yük kapasitesinin, T, kompanzasyon yapılmadan önceki güç faktöründe kullanılacağı varsayılmıştır. Burada,</p>
<p>Cos  = Orjinal güç faktörü,<br />
Cos   = Orjinal yükün BC = OF kapasitif reaktif güç ilâvesi  i1e düzeltilmiş yük faktörü,<br />
Cos   = Toplam yükün güç faktörü.</p>
<p>Toplam kVA yük başlangıçdaki OB yükünü geçemiyeceğinden, BB&#8217; dairesi sınırı belirlemektedir. Bunu sağlamak için:</p>
<p>OB = OB<br />
OC • T = OE = OB</p>
<p>Bu durumda sistem kapasitesindeki artış T, sisteınin ternıik sınırı kVA ve ilâve edilen kvar reaktif güç ckvar&#8217;ın bir fonksiyonu olarak ifade edildiğinde:</p>
<p>                                 ( 1.8)</p>
<p>olarak bulunmaktadır.</p>
<p>Eğer güç faktöründe fazla bir değişiklik yok ve Cos     Cos  ise, bu durumda yukarıdaki denklem sadeleşmekte ve:</p>
<p>T(k VA) = ckvar x sin  				( 1.9 )	</p>
<p>olmaktadır.</p>
<p>     b-)Sistem kayıplarının azaltılması:</p>
<p>Her ne kadar yalnız sistem enerji kayıplarının azaltılması kompansatör tesisi kurmak için yeterli bir neden değilse de, bu da önemli bir avantaj sağlamaktadır.</p>
<p>Genellikle endüstriyel ve domestik dağıtım sistemlerinde, I2Rı enerji kayıpları puant ve minimum yük saatlerine, iletken kesitlerine ve uzunluklarma bağımlı olarak toplam kullanılan enerjinin % 2.5 &#8211; 7.5 arasında bir değeri oluşturmaktadır. Kayıplar akımın karesine akım da güç faktöründeki düzeltmeye doğrudan bağımlı olduğundan, kayıplar dolayısıyle güç faktörünün karesinin tersi ile orantılıdır.</p>
<p>kW kayıplar   				(1.10)</p>
<p>(Kayıplardaki azalma oranı) =1-  		(1.11)</p>
<p>Eğer güç faktörü düzeltilerek sistem kapasitesinde bir artış getirilip kullanılmışsa, kVA değeri her iki durumda da aynı kalacağından sistemdeki kayıplarda bir değişiklik olmayacak, fakat kilowatt yükün büyümesi ile % kayıplar azalacaktır.</p>
<p>     c-) Gerilim Düzenlemelerinin Sağlanması:</p>
<p>Şekil 1.3&#8242;de T eşdeğer devresi verilen ve üzerinden aktif güç P ve reaktif güç Q iletilen devrede, direnç ihmal edildiğinde ve yollayıcı uçdaki gerilim 1.0 pu kabul edildiğinde, alıcı uçdaki gerilim </p>
<p>                           Şekil 1.3  İletim hattının  tek kutuplu gösterilişi<br />
V = 			(1.12)<br />
olarak bulunur.</p>
<p> Bu denklem incelendiğinde V2 geriliminin tayininde en büyük etkenin reaktif güç farkı (Q &#8211; Q2) olduğu, taşınan aktif gücün ise ikinci derecede önemli olduğu görülmektedir. Güç kompanzasyonu yapılmadığı takdirde, P ve Q&#8217;deki değişimler güç sistemi işletmesinde büyük boyutlara ulaşabılen gerilim değişikliklerine neden olabilmektedir. (Q – Q2) ifadesi eksi olduğu durumlarda sistemde gerilim yükselmekte, aksi takdirde gerilim düşmektedir.</p>
<p>Denklem aynı zamanda gerilim kontrolü için kullanılabilecek iki yöntemi de belirlemektedir:</p>
<p>a) Şönt kompanzasyon: kompansatörce sistemden reaktif güç emilmesi veya reaktif güç basılması, dolayısıyle (Q – Q ) faktörünün en düşük değere indirgenmesi.</p>
<p>b) Seri kompanzasyon: hatta seri kompansatörler ilâve edilerek X değerinin küçültülmesi.</p>
<p>Bu gerilim kontrol yöntemlerinde genellikle şönt kompanzasyon tercih edilmekte, seri kompanzasyon geçici durumlarda kararlılığın artırılması için kullanılmaktadır.</p>
<p>Orta ve alçak gerilim dağıtım sistemlerinde gerek hatlann büyük bir kısmının doğal güçden fazla yüklendiklerinden, gerekse kapasitif üretimden dolayı meydana gelen aşırı gerilimlerin düşük olması nedenleriyle, yalnız kapasitif şönt kompanzasyon yapılmaktadır. Endüktif şönt kompanzasyon ülkemlzde 154 ve 380 kV&#8217;luk sistemlerde kullanılmaktadır.</p>
<p>Burada bir ana noktanın gözden kaçırılmaması gerekmektedir. Bu da güç sistemlerinde gerilim kontrolünün ilk etapta generatörler ve transformatör kademeleri ile yapılması gerektiğidir. Bunlar yeterli olmadığı takdirde güç faktörü kompanzasyonuna gidilmelidir.</p>
<p>     d-) Geçici durumlarda kararlılığın artırılması: </p>
<p>Yollayıcı ve alıcı uçlardaki gerilimlerin V1 ve V  ve bunların urasındaki faz açısı   olan bir iletim hattından çekilen aktif güç, yaklaşık olarak aşağıdaki ifade ile verilir.<br />
                                P =     					(1.13)</p>
<p>Bu denklemde X hattın endüktif empedansı olup kapasitif empedans ve direnç ihmal edilmişlerdir.</p>
<p>Görüldüğü gibi, VI ve V  gerilimleri genellikle sabit olduğundan, aktif güç P&#8217;deki artış ya  ’nın büyümesi ile ya da X&#8217;ın azalması ile sağlanabilecektir. Genelde sistemin büyük yük darbelerinde tekrar kararlı rejime dönebilmesi için   değerinin mümkün olduğu kadar küçük değerlerde, örneğin 30o civarında tutulması gerekmektedir. Dolayısıyle daha fazla aktif güç taşıyabilmek için sınır O değerine ulaşılmış durumlarda tek alternatif seri kapasitörlerle X değerinin azaltılmasıdır.</p>
<p>Arızalardan dolayı meydana gelen darbelerde gerilimin de düşeceği göz önüne alınırsa, çok hızla devreye girip çıkan (tristör kontrollu) şönt reaktif kompanzasyonu da bu durumlarda gerilimleri artırarak sistem kararlılığını artırıcı yönde olacaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/reaktif-guc-kompanzasyonu.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bjt Fabrikasyonu</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/bjt-fabrikasyonu.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/bjt-fabrikasyonu.html/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 Aug 2010 20:25:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Elektronik]]></category>
		<category><![CDATA[Bipolar]]></category>
		<category><![CDATA[Epitaxial]]></category>
		<category><![CDATA[Implantation]]></category>
		<category><![CDATA[Wafer]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category>emitör</category>
	<category>epitaxial</category>
	<category>kollektör</category>
	<category>maske</category>
	<category>soyulur</category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=14655</guid>
		<description><![CDATA[BJT FABRİKASYONU Bu projede anlatılanlar ve temsili şekiller sadece bir transistör içindir. Günümüz teknolojisi bir yapıda milyonlarca transistör içeren çiplerden oluşan mimarileri kullanıyor. Fakat bu işlemler bütün çift kutuplu (bipolar) tümleşik devre fabrikasyonu için geçerlidir. Başlangıç materyali seyrek katkılı p-tipi silikondur(1015/cm3 akseptör atomu). Adım 1:Maskeleme basamağında kullanılmak için oksit tabaka yaratılır. Adım 2:[Şekil a] Maske [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>BJT FABRİKASYONU<br />
Bu projede anlatılanlar ve temsili şekiller sadece bir transistör içindir. Günümüz teknolojisi bir yapıda milyonlarca transistör içeren çiplerden oluşan mimarileri kullanıyor. Fakat bu işlemler bütün çift kutuplu (bipolar) tümleşik devre fabrikasyonu için geçerlidir. Başlangıç materyali seyrek katkılı p-tipi silikondur(1015/cm3 akseptör atomu).<br />
Adım 1:Maskeleme basamağında kullanılmak için oksit tabaka yaratılır.<br />
Adım 2:[Şekil a] Maske 1 Antimon iyonu bombardımanı ile yüksek yoğunlukla katkılandırılmış olan n+ bölgesi oluşturulur. Bu bölge transistör alanını belirler. Antimon atomları yavaşça difüzyon ettirilir çünkü sonraki basamakta gerekli yüksek sıcaklığın (gömülü) tabakanın  şeklini bozmaması gerekiyor. Kesik çizgi ile çevrelenen bölgenin dışında kalan bölgenin tümünde maske ışık geçirmez.<br />
Adım 3:Direnç soyulur ve oksijenli ortamda ısıtılarak, iyon bombardımanına(implantation) bırakılmış tabaka substrat’ ın (külçe,temel tabaka) içine yerleştirilir. Wafer(ince silikon katman) yüzeyinde bir süreksizlik oluşur. Çünkü yüksek katkılandırılmış bölge daha hızlı oksidasyon olur. Bu adım aynı zamanda ilerideki maskeler için uygun sıralama modelini oluşturur.<br />
Adım 4:Oksit tabaka soyulur.,ve 1-2m kalınlığında epitaxial(katkılı tabaka) n-tipi katman oluşturulur (1017/cm3 donör atomu).<span id="more-14655"></span></p>
<p>Adım 5:Yaklaşık 10nm’lik oksit tabaka oluşturmak için elimizdeki madde oksitlenir. Bu sayede CVD  yolu ile 0.1m’ lik silikon-nitrit tabaka meydana getirilir. Oluşturulan bu yapı belirleyici  oksidasyon maskesi olarak bombar-dıman esnasında etkilenecek bölgenin  seçimi için gereklidir.<br />
Adım 6 :[Şekil b,c] Maske 2 Transistörün çalışan kısımları belirlenir. Yaklaşık olarak epitaxial silikon tabakanın yarısına kadar, maskeleme pencerelerinin dışında kalan nitrit ve oksit katmanların tümü sökülür. Pencereler, emitör, baz ve kollektör bağlantılarının wafer yüzeyinde nerede olacağını belirler.</p>
<p>Adım 7 :Bir önceki adımda kazınan bölgeleri p+tabakasına dönüştürmek için bor atomları ile iyon bombardımanı yapılır. Bu p+katmanı izolasyon bölgesi olarak aynı waferdaki komşu transistörlerle arada, durdurucu kanal olma işini görür. Bu kanal şekil-d de görülebilir.</p>
<p>Adım 8 <img src='http://www.genelbilge.com/wp-includes/images/smilies/icon_biggrin.gif' alt=':D' class='wp-smiley' /> irenç soyulur ve tekrar oksitleme yapılır. Dışarıda kalan epitaxial tabaka oksit tabakaya dönüştürülür. Böylelikle 6.adımda kazınmamış bölgelerde izole adalar yaratılır. Transistörün çalışma bölgeleri bu izole edilmiş adaları kullanacaktır.</p>
<p>Adım 9 :Gösterilen adaların tepesindeki nitrit ve tampon oksit katmanlar kazınır ve ince bir oksit tabaka oluşturulur.</p>
<p>Adım 10 :[Şekil d] Maske 3 Baz bölgesi belirlenir. P-tipi baz implantasyonunun gerçekleştirileceği bölge dışındaki kısımlar korunur. Daha önceki gibi maske kesikli çizgi tarafından çevrelenen bölge dışındaki her yerde opaktır. N-tipi epitaxial katmanın kalan alt yarısı aktif kollektör bölgesi olacaktır. Doz, difüzyondan sonraki boron konsantrasyonu, bağlantının gerçekleştirileceği yüzeyde 1018/cm3’ten büyük;emitör ile kollektör arasındaki bölgede yaklaşık 2&#215;1017/cm3 olacak şekilde seçilir. İşlemin bu noktasında, çipin diğer alanlarında transistör bazları ile aynı implantasyonu almış p-tipi madde kullanılarak dirençler yapılır.</p>
<p>Adım 11 :[Şekil e] Maske 4 Bağlantı bölgeleri belirlenir. 9.adımda oluşturulan oksit tabakası emitör, baz ve kollektör bağlantılarının yapılacağı alanlardan uzaklaştırılır.</p>
<p>Adım 12 :[Şekil f] Maske 5 Emitör ve kollektör bölgeleri tanımlanır. Ve tanımlanan bu bölgeler ayrılır; epitaxial katman yüzeyinin hemen altında n+ katmanları oluşturmak için yüksek dozda ve düşük enerjide arsenik implantasyonuna tutulur. Kollektör ohmik bağlantı yüzeyi hazırlamak için bu n+ konsantrasyonu ile katkılandırılır.<br />
Adım 13 : Emitör hareketsiz bir atmosferde istenilen derinliğe gömülür. Derinlik çok fazla olursa, emitör bazın altındaki n-tipi kollektör bölgesinin her tarafına dağılacaktır. Emitör yüzeye çok yakın olursa , baz genişliği azalacak ve transistör küçük bir betaya sahip olacaktır.<br />
Adım 14 : Tüm çip üzerine alüminyum saçılarak örtülür.</p>
<p>Adım 15 :[Şekil g] Maske 6 Alüminyum tabakanın detayları belirlenir. Plazma, bağlantı yüzeyleri ve iç bağlantı çizgileri oluşturmak için alüminyumu kazır.<br />
 Şekil-g tamamlanmış npn transistörü gösterir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/bjt-fabrikasyonu.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>8255 İle Kart Tasarımı</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/8255-ile-kart-tasarimi.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/8255-ile-kart-tasarimi.html/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Aug 2010 12:30:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Elektronik]]></category>
		<category><![CDATA[Tasarim]]></category>
		<category><![CDATA[A1]]></category>
		<category><![CDATA[Bir]]></category>
		<category><![CDATA[Biri]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[Okuma]]></category>
		<category><![CDATA[Porta]]></category>
		<category><![CDATA[Sinyal]]></category>
		<category><![CDATA[Veri]]></category>
		<category><![CDATA[Veya]]></category>
		<category><![CDATA[Wr]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category></category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=14591</guid>
		<description><![CDATA[Bu entegre en basit manada saklayıcılardan (register) oluşan bir arabirimdir. Dış dünya ile haberleşmesi, her biri 8-bit olan A,B,C portları yoluyla yapılır. Mikroişlemci ile haberleşmesi D0 – D7 hatları ile olmaktadır. 8255 in içinde bu üç portun programlanması için kullanılan kontrol saklayıcısı adı verilen özel bir saklayıcı vardır. Bu kontrol saklayıcısı ile beraber 8255 toplam [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu entegre en basit manada saklayıcılardan (register) oluşan bir arabirimdir. Dış dünya ile haberleşmesi, her biri 8-bit olan A,B,C portları  yoluyla yapılır. Mikroişlemci ile haberleşmesi D0 – D7 hatları ile olmaktadır. 8255 in içinde bu üç portun programlanması için kullanılan kontrol saklayıcısı adı verilen özel bir saklayıcı vardır. Bu kontrol saklayıcısı ile beraber 8255 toplam 4 saklayıcıya sahiptir.Bir 8255 üzerinde bir işlem yapılabilmesi için önce 8255 in CS girişine lojik 0 uygulanarak bu entegrenin seçilmesi gerekir. İçindeki 4 saklayıcıdan birinin seçimi ise A0 – A1 adres girişleri ile belirlenir. Entegrenin seçilip içindeki saklayıcının da belirlenmesinden sonra, seçili saklayıcı üzerinde yapılacak işlemi RD veya WR girişlerinden birine uygulanan sinyal belirler. 8255 geniş bir kullanım alanı olan, çoğu mikroişlemcili sistemlerde kullanılabilen programlanabilir, genel amaçlı ve önemli bir paralel I/O birimidir. Basit I/O dan kesmeli I/O ya kadar değişik durumlarda veri transferi için programlanabilir. Esnek ve çok yönlü olup birden fazla I/O portu gerektiğinde ekonomiktir.8255 24 I/O ucuna sahiptir. Bunlar temel olarak iki tane 8-bit paralel port A ve port B ve port C dir. Port C nin 8-biti bütün olarak veya 4-bitlik iki port olarak da kullanılabilir. Bu portların işlevi 8255 in dördüncü saklayıcısı olan kontrol saklayıcısına kontrol kelimesinin yazılmasıyla belirlenir.Bir 8255 dış dünya ile haberleşmede kullanılan iki tane 8-bit porta ve iki tanede 4-bit porta, mikroişlemci ile haberleşmesini sağlayan 8-bit veri yoluna D0 – D7 ve entegrenin seçimi, okuma/yazma,port seçimi ve resetleme kontrolüne ait uçlara sahiptir yukarıdaki tabloda bu uçlar ve görevleri verilmiştir.<span id="more-14591"></span><br />
Bir 8255 i kontrol etmek için 6 giriş bulunur. Bunların görevleri şu şekildedir.<br />
RD: Bu kontrol sinyali okuma içindir. Bu sinyal düşük (lojik 0) olduğunda mikroişlemci 8255 in seçilmiş bir I/O potundan veriyi okur.<br />
WR: Bu Kontrol sinyali yazma içindir. Bu sinyal düşük (lojik 0) olduğunda mikroişlemci 8255 in seçilmiş I/O portuna veya kontrol saklayıcısına yazar.<br />
RESET: Bu aktif yüksek (lojik 1) bir sinyaldir. Kontrol saklayıcısını temizler ve giriş modunda bütün portları 1’ler.<br />
CS, A0 – A1: Bunlar entegre ve port seçim sinyalleridir. CS kodu çözülmüş bir adrese (bir kod çözücünün çıkışına) ve A0 ve A1 ise genellikle mikroişlemcinin A0 ve A1 adres hatlarına bağlanır. CS sinyali ana entegre seçin sinyalidir ve A0 ve A1 I/O portlarından birini veya kontrol saklayıcısını aşağıda gösterildiği gibi belirler.</p>
<p>CS	A1	A0	Seçilen<br />
0	0	0	Port A<br />
0	0	1	Port B<br />
0 	1 	0	Port C<br />
0	1	1	Kontrol Saklayıcısı<br />
1 	X 	X	8255 seçilmez&#8230;.</p>
<p>Aşağıdaki şekilde 8255 in kontrol saklayıcısına yazılan kontrol kelimesindeki D7 bitine göre belirlenen BSR veya I/O modunda ki bir 8255 in bütün çalışma durumlarını gösterir. </p>
<p>Buradaki şekilde de 8255 in tüm fonksiyonları gözükmektedir. Bu fonksiyonlar iki moda göre sınıflandırılmıştır: Bit Set/Reset (BSR) modu ve I/O modu. BSR modu C portundaki bitleri 1’lemek veya 0’lamak için kullanılır. I/O modu ise Mod 0, Mod 1 ve Mod 2 olarak üçe ayrılır.<br />
Mod 0 da bütün portlar basit I/O portları olarak kullanılır. Mod 1 el sıkışmalı (Handshake) I/O modudur. Bu mod da Port A ve Port B, Port C’ nin bitlerini karşılıklı haberleşme sinyalleri olarak kullanır. Handshake I/O modunda iki çeşit veri transferi gerçekleştirilebilir: durum kontrolü ve kesmeli. Mod 2 de Port A, Port C den karşılıklı haberleşme sinyalleri kullanarak iki yönlü veri transferi yapacak şekilde ve Port B de Mod 0 veya Mod 1 de çalışmaya programlanabilir.<br />
Aşağıda ise 8255 in kontrol saklayıcısı görülmektedir. Bu saklayıcının içeriği kontrol kelimesi (control word) olarak adlandırılır ve her port için bir I/O fonksiyonu belirler. CS hattı lojik 0 olup 8255 seçildikten sonra A0 ve A1 lojik 1 iken bir kontrol kelimesi yazmak için bu saklayıcı erişilebilir. Bu saklayıcı okuma işlemi için erişilemez.<br />
Kontrol saklayıcısının D7 biti hem I/O hem de BSR fonksiyonlarını belirler. D7=1 ise D6&#8211;D0 bitleri çeşitli modlardaki I/O işlemlerini belirler. D7=0 ise Port C BSR modunda çalışır. Bir BSR kontrol kelimesi Port A ve Port B yi etkilemez.<br />
Bir mikroişlemcinin 8255 üzerinden harici birimlerle haberleşmesinde aşağıdaki üç adım uygulanır.<br />
     Entegre seçme lojiği ve A0—A1 adres hatlarına göre A,B,C portlarının ve kontrol saklayıcısının adresleri belirlenir.<br />
    Kontrol saklayıcısına bir kontrol kelimesi yazılır.<br />
    A,B,C portları üzerinden çevre birimlerle haberleşme için I/O komutları yazılır.<br />
        Sonuç olarak burada devrede kullanılan programlanabilir bir çevre birimi olan 8255 hakkında gerekli bilgiler sunulmuştur. Bu bilgiler ışığında herhangi bir port çoğullama ihtiyacını 8255 aracılığı ile rahatlıkla gerçekleştirebiliriz.<br />
      Aşağıdaki blok diyagramında görüldüğü gibi 8255 ile port oluşturmak için 8255 ile ISA yuvası arasında çeşitli arabirim kullanmak gerekir.</p>
<p>adet	Malzemenin ismi<br />
1	8255<br />
2	74LS154<br />
2	74LS244<br />
1	74LS688<br />
1	74LS04<br />
1	74LS08<br />
1	74LS32<br />
1	74LS245</p>
<p>74LS154 (4&#215;16 DECODER/DEMULTPLEXER ):</p>
<p>74LS154 entegresi G1 ve G2 uçları lojik 0 olduğunda aktif olur. Ayrıca bu entegrenin çıkışları invörslüdür. Çıkışlar invörslü olduğu için girişe uygulanan her binary sayı değerine karşılık çıkışta sadece bir tane uç lojik0 diğerleri lojik1 durumunu alır. Çıkıştaki bacakların her biri tek bir giriş değerinde lojik0 olurlar.</p>
<p>74LS244 ( TREE STATE BUFFER):</p>
<p>8 adet giriş ve 8 adet çıkış bacakları vardır. G1 ve G2 olmak üzere iki adet enble bacakları vardır. G1 ve G2 lojik0 olduğunda entegre aktif durumdadır. Bu entegrede bilgi akış yönü sadece bir yönde olur. Diğer yönde entegre yüksek empedans gösterir.</p>
<p>74LS245( ÇİFT YÖNLÜ BUFFER ):</p>
<p>Bu entegrede çift yönlü bilgi akışı olabilir. Bilginin akış yönünün belirlenmesi DIR ucuna uygulanan lojik seviyeye bağlı olarak ayarlana bilir. 8 adet giriş ve 8adet çıkış uçları vardır.</p>
<p>74LS688 ( 8 BIT MAGNITUDE COMPARATOR ):</p>
<p>Bu entegere 8 bitlik iki sayıyı karşılaştırmaya yarar.<br />
P=Q ise çıkış LOW<br />
P<Q ise çıkış HİGH<br />
P>Q ise çıkış HİGH</p>
<p>74LS04 (İNVERTER);<br />
Grişine uygulanan lojik seviyenin tersini çıkışta gösterir yani giriş sinyalini terslendirir.</p>
<p>74LS08 (İKİ GİRİŞLİ AND);<br />
Bu entegrenin içinde 4 adet iki girişli and kapısı bulunmaktadır. And kapılarında çıkış, giriş uçları sadece lojik1 olduğunda lojik1 olur. Diğer durumlarda lojik 0 olur. </p>
<p>74LS32 (İKİ GİRİŞLİ OR)<br />
Bu entegrenin içinde 4 adet iki girişli OR kapısı bulunmaktadır. OR kapılarında çıkış, giriş uçları sadece lojik0 olduğunda lojik0 olur. Diğer durumlarda lojik1 olur.</p>
<p>8255 İLE YAPACAĞIMIZ KARTIN DEVRESİ:</p>
<p>ISA SLOTUNUN YAPISI:</p>
<p>A1	/I/O CH CK<br />
I/O channel check; active low=parity error<br />
A2	D7<br />
Data bit 7<br />
A3	D6<br />
Data bit 6<br />
A4	D5<br />
Data bit 5<br />
A5	D4<br />
Data bit 4<br />
A6	D3<br />
Data bit 3<br />
A7	D2<br />
Data bit 2<br />
A8	D1<br />
Data bit 1<br />
A9	D0<br />
Data bit 0<br />
A10	I/O CH RDY<br />
I/O Channel ready, pulled low to lengthen memory cycles<br />
A11	AEN<br />
Address enable; active high when DMA controls bus<br />
A12	A19<br />
Address bit 19<br />
A13	A18<br />
Address bit 18<br />
A14	A17<br />
Address bit 17<br />
A15	A16<br />
Address bit 16<br />
A16	A15<br />
Address bit 15<br />
A17	A14<br />
Address bit 14<br />
A18	A13<br />
Address bit 13<br />
A19	A12<br />
Address bit 12<br />
A20	A11<br />
Address bit 11<br />
A21	A10<br />
Address bit 10<br />
A22	A9<br />
Address bit 9<br />
A23	A8<br />
Address bit 8<br />
A24	A7<br />
Address bit 7<br />
A25	A6<br />
Address bit 6<br />
A26	A5<br />
Address bit 5<br />
A27	A4<br />
Address bit 4<br />
A28	A3<br />
Address bit 3<br />
A29	A2<br />
Address bit 2<br />
A30	A1<br />
Address bit 1<br />
A31	A0<br />
Address bit 0<br />
B1	GND	 	Ground<br />
B2	RESET<br />
Active high to reset or initialize system logic<br />
B3	+5V	 	+5 VDC<br />
B4	IRQ2<br />
Interrupt Request 2<br />
B5	-5VDC	 	-5 VDC<br />
B6	DRQ2<br />
DMA Request 2<br />
B7	-12VDC	 	-12 VDC<br />
B8	/NOWS<br />
No WaitState<br />
B9	+12VDC	 	+12 VDC<br />
B10	GND	 	Ground<br />
B11	/SMEMW<br />
System Memory Write<br />
B12	/SMEMR<br />
System Memory Read<br />
B13	/IOW<br />
I/O Write<br />
B14	/IOR<br />
I/O Read<br />
B15	/DACK3<br />
DMA Acknowledge 3<br />
B16	DRQ3<br />
DMA Request 3<br />
B17	/DACK1<br />
DMA Acknowledge 1<br />
B18	DRQ1<br />
DMA Request 1<br />
B19	/REFRESH<br />
Refresh<br />
B20	CLOCK<br />
System Clock (67 ns, 8-8.33 MHz, 50% duty cycle)<br />
B21	IRQ7<br />
Interrupt Request 7<br />
B22	IRQ6<br />
Interrupt Request 6<br />
B23	IRQ5<br />
Interrupt Request 5<br />
B24	IRQ4<br />
Interrupt Request 4<br />
B25	IRQ3<br />
Interrupt Request 3<br />
B26	/DACK2<br />
DMA Acknowledge 2<br />
B27	T/C<br />
Terminal count; pulses high when DMA term. count reached<br />
B28	ALE<br />
Address Latch Enable<br />
B29	+5V	 	+5 VDC<br />
B30	OSC<br />
High-speed Clock (70 ns, 14.31818 MHz, 50% duty cycle)<br />
B31	GND	 	Ground<br />
C1	SBHE<br />
System bus high enable (data available on SD8-15)<br />
C2	LA23<br />
Address bit 23<br />
C3	LA22<br />
Address bit 22<br />
C4	LA21<br />
Address bit 21<br />
C5	LA20<br />
Address bit 20<br />
C6	LA18<br />
Address bit 19<br />
C7	LA17<br />
Address bit 18<br />
C8	LA16<br />
Address bit 17<br />
C9	/MEMR<br />
Memory Read (Active on all memory read cycles)<br />
C10	/MEMW<br />
Memory Write (Active on all memory write cycles)<br />
C11	SD08<br />
Data bit 8<br />
C12	SD09<br />
Data bit 9<br />
C13	SD10<br />
Data bit 10<br />
C14	SD11<br />
Data bit 11<br />
C15	SD12<br />
Data bit 12<br />
C16	SD13<br />
Data bit 13<br />
C17	SD14<br />
Data bit 14<br />
C18	SD15<br />
Data bit 15<br />
D1	/MEMCS16<br />
Memory 16-bit chip select (1 wait, 16-bit memory cycle)<br />
D2	/IOCS16<br />
I/O 16-bit chip select (1 wait, 16-bit I/O cycle)<br />
D3	IRQ10<br />
Interrupt Request 10<br />
D4	IRQ11<br />
Interrupt Request 11<br />
D5	IRQ12<br />
Interrupt Request 12<br />
D6	IRQ15<br />
Interrupt Request 15<br />
D7	IRQ14<br />
Interrupt Request 14<br />
D8	/DACK0<br />
DMA Acknowledge 0<br />
D9	DRQ0<br />
DMA Request 0<br />
D10	/DACK5<br />
DMA Acknowledge 5<br />
D11	DRQ5<br />
DMA Request 5<br />
D12	/DACK6<br />
DMA Acknowledge 6<br />
D13	DRQ6<br />
DMA Request 6<br />
D14	/DACK7<br />
DMA Acknowledge 7<br />
D15	DRQ7<br />
DMA Request 7<br />
D16	+5 V<br />
D17	/MASTER<br />
Used with DRQ to gain control of system<br />
D18	GND	 	Ground</p>
<p>BİLGİSAYARDAKİ I/O PORT ADRESLERİ:</p>
<p>Port (hex)	Port Assignments<br />
000-00F	DMA Controller<br />
010-01F	DMA Controller (PS/2)<br />
020-02F	Master Programmable Interrupt Controller (PIC)<br />
030-03F	Slave PIC<br />
040-05F	Programmable Interval Timer (PIT)<br />
060-06F	Keyboard Controller<br />
070-071	Real Time Clock<br />
080-083	DMA Page Register<br />
090-097	Programmable Option Select (PS/2)<br />
0A0-0AF	PIC #2<br />
0C0-0CF	DMAC #2<br />
0E0-0EF	Reserved<br />
0F0-0FF	Math coprocessor, PCJr Disk Controller<br />
100-10F	Programmable Option Select (PS/2)<br />
110-16F	AVAILABLE<br />
170-17F	Hard Drive 1 (AT)<br />
180-1EF	AVAILABLE<br />
1F0-1FF	Hard Drive 0 (AT)<br />
200-20F	Game Adapter<br />
210-217	Expansion Card Ports<br />
220-26F	AVAILABLE<br />
278-27F	Parallel Port 3<br />
280-2A1	AVAILABLE<br />
2A2-2A3	Clock<br />
2B0-2DF	EGA/Video<br />
2E2-2E3	Data Acquisition Adapter (AT)<br />
2E8-2EF	Serial Port COM4<br />
2F0-2F7	Reserved<br />
2F8-2FF	Serial Port COM2<br />
300-31F	Prototype Adapter, Periscope Hardware Debugger<br />
320-32F	AVAILABLE<br />
330-33F	Reserved for XT/370<br />
340-35F	AVAILABLE<br />
360-36F	Network<br />
370-377	Floppy Disk Controller<br />
378-37F	Parallel Port 2<br />
380-38F	SDLC Adapter<br />
390-39F	Cluster Adapter<br />
3A0-3AF	Reserved<br />
3B0-3BF	Monochrome Adapter<br />
3BC-3BF	Parallel Port 1<br />
3C0-3CF	EGA/VGA<br />
3D0-3DF	Color Graphics Adapter<br />
3E0-3EF	Serial Port COM3<br />
3F0-3F7	Floppy Disk Controller<br />
3F8-3FF	Serial Port COM1</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/8255-ile-kart-tasarimi.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Digital Video Broadcasting (DVB)</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/digital-video-broadcasting-dvb.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/digital-video-broadcasting-dvb.html/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Jul 2010 20:04:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Elektronik]]></category>
		<category><![CDATA[Fen Bilgisi]]></category>
		<category><![CDATA[Advanced Television Systems]]></category>
		<category><![CDATA[Atm Asynchronous Transfer Mode]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Digital Broadcasting]]></category>
		<category><![CDATA[Digital Video Broadcasting]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Tv]]></category>
		<category><![CDATA[Diye]]></category>
		<category><![CDATA[Dtv]]></category>
		<category><![CDATA[Dvb]]></category>
		<category><![CDATA[Elementary Stream]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gibi]]></category>
		<category><![CDATA[Kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[Mpeg 2]]></category>
		<category><![CDATA[Ses]]></category>
		<category><![CDATA[Television Systems Committee]]></category>
		<category><![CDATA[Transport Stream]]></category>
		<category><![CDATA[Video Mpeg]]></category>
		<category><![CDATA[Yada]]></category>
		<category><![CDATA[Yenilikler]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category></category>
	<category></category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=14184</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/digital-video-broadcasting-dvb.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Digital PC Oscilloscope</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/digital-pc-oscilloscope.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/digital-pc-oscilloscope.html/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 11 May 2010 16:19:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Elektronik]]></category>
		<category><![CDATA[Endüstri Mühendisliği]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Ingilizce]]></category>
		<category><![CDATA[Analog Digital]]></category>
		<category><![CDATA[Analog To Digital]]></category>
		<category><![CDATA[Background Information]]></category>
		<category><![CDATA[Card Interface]]></category>
		<category><![CDATA[Circuit Layout]]></category>
		<category><![CDATA[Computer Design]]></category>
		<category><![CDATA[Current Market]]></category>
		<category><![CDATA[Current Marketing]]></category>
		<category><![CDATA[Digital Oscilloscope]]></category>
		<category><![CDATA[Local Company]]></category>
		<category><![CDATA[Marketing Digital]]></category>
		<category><![CDATA[Necessary Components]]></category>
		<category><![CDATA[Necessary Program]]></category>
		<category><![CDATA[Pc Oscilloscope]]></category>
		<category><![CDATA[Personal Computer Oscilloscope]]></category>
		<category><![CDATA[Sampling Frequency]]></category>
		<category><![CDATA[System Functions]]></category>
		<category><![CDATA[System Software]]></category>
		<category><![CDATA[Visual Basic Programming]]></category>
		<category><![CDATA[Waveforms]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category></category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/digital-pc-oscilloscope.html/</guid>
		<description><![CDATA[Our group decided to pick the Personal Computer Oscilloscope because it sounded very interesting to approach. We also felt it would help us in understanding many aspects of hardware and software interfacing. We also wanted to do something that we felt was consumer electronic related to the current market and was interesting in working with. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Our group decided to pick the Personal Computer Oscilloscope because it sounded very interesting to approach. We also felt it would help us in understanding many aspects of hardware and software interfacing. We also wanted to do something that we felt was consumer electronic related to the current market and was interesting in working with.<br />
This particular digital pc oscilloscope that we produced was successful in running, although it did not meet all of our hopes and goals stated in the proposal. Briefly, the system contained many stages of operations necessary in a successful model. First of all, the system contained an external circuit layout that was used to do the Analog to Digital converting, the Digital to Analog scaling, the clocking, and the aliasing detection. The other stages are internal to the computer, such as; the I/O card interface, and the Visual Basic programming which displayed the data. In this write up we will be describing all the necessary components and how they are implemented into the system functions. We will also be describing the system software and the necessary program that allows the computer to interface with the external circuit. <span id="more-13377"></span><br />
Finally, we will give a description of the background information we received from a local company, stating the current marketing digital oscilloscope that operates on the personal computer.<br />
DESIGN AND MANUFACTURE PROCESS<br />
When we started working on the personal computer oscilloscope we first needed an excellent A/D converter. The first one we tried was a complete mistake. The problem with this integrating converter was that its sampling frequency was really slow (4Hz), which only allowed us to look at frequencies under 2Hz, and even those waveforms were ugly. Then we decided to put in a really fast 250Mhz, but we could not get that converter to work. The 250Mhz converter was very difficult to work with, for it required a lot of precision biasing. So, we installed the final converter (70kHz) which isn&#8217;t the greatest converter, yet it was easier to work with and sampled at a high enough rate for this particular project.<br />
While working on the proper A/D converter, we began the computer interfacing process. This process required a good I/O card and Visual Basic programming to read the card. This process was ever building in the project designing, we simply kept including extras in the program for ease in operating. The I/O card was easy to decide on because it provided us with the ability to upgrade and it was programmable for; read, write, or bi-directional.  Also, the I/O card had the necessary amount of bit locations to be used in our bi-directional interface programming.<br />
One problem that we found with this system was that we could only input data with maximum voltage of 3V, otherwise the A/D chip would burn up. So, in order to save the chip we put in 2.7V zener clipping diodes and built a D/A conditioner. This D/A stage circuit divides the voltage down immediately from the input signal, runs it through the A/D converter, which sends it to the computer. The program then realizes how much it needs to scale the signal such that the A/D converter gives the best resolution.<br />
And the last thing we did was the aliasing detection circuit. This circuit&#8217;s purpose was to recognize that the input frequency was to large for the sampling rate. Once this system recognized aliasing, it would send a high signal to the port and the window would display ALIAS on the graph. The circuit consisted of a frequency to DC voltage converter and a comparator.<br />
The system was surprisingly cooperative and we ran into little complications, which allowed us to have a successful working model, and a system that basically simulates the market pc oscilloscope. </p>
<p>DESIGN AND MANUFACTURE PROCESS<br />
When we started working on the personal computer oscilloscope we first needed an excellent A/D converter. The first one we tried was a complete mistake. The problem with this integrating converter was that its sampling frequency was really slow (4Hz), which only allowed us to look at frequencies under 2Hz, and even those waveforms were ugly. Then we decided to put in a really fast 250Mhz, but we could not get that converter to work. The 250Mhz converter was very difficult to work with, for it required a lot of precision biasing. So, we installed the final converter (70kHz) which isn&#8217;t the greatest converter, yet it was easier to work with and sampled at a high enough rate for this particular project.<br />
While working on the proper A/D converter, we began the computer interfacing process. This process required a good I/O card and Visual Basic programming to read the card. This process was ever building in the project designing, we simply kept including extras in the program for ease in operating. The I/O card was easy to decide on because it provided us with the ability to upgrade and it was programmable for; read, write, or bi-directional. Also, the I/O card had the necessary amount of bit locations to be used in our bi-directional interface programming.<br />
One problem that we found with this system was that we could only input data with maximum voltage of 3V, otherwise the A/D chip would burn up. So, in order to save the chip we put in 2.7V zener clipping diodes and built a D/A conditioner. This D/A stage circuit divides the voltage down immediately from the input signal, runs it through the A/D converter, which sends it to the computer. The program then realizes how much it needs to scale the signal such that the A/D converter gives the best resolution.<br />
And the last thing we did was the aliasing detection circuit. This circuit&#8217;s purpose was to recognize that the input frequency was to large for the sampling rate. Once this system recognized aliasing, it would send a high signal to the port and the window would display ALIAS on the graph. The circuit consisted of a frequency to DC voltage converter and a comparator.<br />
The system was surprisingly cooperative and we ran into little complications, which allowed us to have a successful working model, and a system that basically simulates the market pc oscilloscope.<br />
•  FINAL HARDWARE PRODUCT<br />
________________________________________<br />
Analog to Digital Stage:<br />
To display analog signal onto a digital computer, such as your PC, the continuous analog voltage needs to be converted into a discrete digital number that the computer can then take and manipulate. The conversion between analog to digital is done using an A/D converter chip. The fact that we are changing continuous signal into discrete implies that the faster of an A/D converter we have, the better we will represent the continuous analog signal into discrete digital as well as the fact that we will be able to accurately reproduce higher frequency waves. Today, two methods in A/D technologies seem to give the best speed performance.<br />
One, is sequential approximation, in which the analog voltage is approximated by sequentially moving from the most significant bit to least significant bit and comparing the digital voltage to the analog voltage. The method works similarly to a binary search in which we do a binary search for the digital number that best represents the analog voltage. One drawback to this method is the fact that the chip must also contain a digital to analog stage to transform the digital voltage into analog and compare it with the analog input.<br />
The second, and by far the most popular method for use in high speed electronics, is a flash A/D converter. Suppose that one uses an 8 bit converter. Then, 256 (2^8) comparators are stacked one on top of each other and the input voltage is passed through a 256 resistor network ladder. Without going into too much detail, the resistor network will distribute the input voltage evenly on each resistor and the comparators compare each node signal against a fixed reference voltage. Based on how many comparators are &#8220;on&#8221; at one time, a digital number representing the input voltage can be obtained.<br />
In our design, we decided to use Motorola&#8217;s triple 8-Bit Video ADC (MC44250).<br />
This flash A/D converter has the following feature which made it extremely well suited for our project:<br />
•  15MHz Sampling Rate.<br />
•  Single 5Volt Power Supply.<br />
•  3 Flash A/D converters on one chip. (Very well suited for future upgrades where we would like our digital scope to have two or three input channels).<br />
Click here for schematic.</p>
<p>If one is to use the chip at its full speed then the ground layer should be separated into an analog and a digital ground, with enough space in between them to minimize coupling (in the above drawing the triangle represents analog ground, while the 3 line triangle represents digital ground). When running at speeds around 70KHz we did not find it necessary to worry about coupling. We were able to get away with using the same power supply and same ground for both the analog and digital part of our design. Each power supply pin should be decoupled to ground as close to the package as possible (see reference 1).<br />
Depending on the environment in which the circuit is being built, a large coupling capacitors might be necessary in order to remove any excessive noise around the components (one environment in which this applies is when the circuit is built using a breadboard).<br />
R1 is used for current biasing, and 5.1K is recommended for optimal performance.<br />
________________________________________</p>
<p>Clock Circuit:<br />
Our A/D converter requires a clock running at speeds up to 15MHz. In our project our speed was not limited by the external hardware, but rather by the programming language we decided to use. Hence, using a very high speed clock would not have been of much help. Instead, for our clock we used the basic astable circuit described below (see reference 2). With R1 equal R2 and C1 = 0.01u we obtained extremely good (50 % duty cycle) square waves in the range of about 100KHz.<br />
Again, caution should be taken on where and how the clock is mounted in the circuit. On a breadboard, the high clock frequencies will cause excessive noise causing certain components to malfunction. In our setup we had to mount the clock on a circuit away from the breadboard.<br />
Click here for schematic.</p>
<p>Digital to Analog Scalar Stage:<br />
Click here for schematic</p>
<p>We decided that it would be nice to have the ability to measure a 100V peak to peak wave. However the D/A converter is rated for only 25V. By using the 3K and 1K resistors we made sure that we have a 25V input to the DAC when the original wave is 100V. The rest of the circuit acts just like an inverting amlifier where we are using the DAC as the feedback voltage. Using this setup we are able to divide the input signal by a factor ranging from 4 to 1024. (By the fact that we always divide the input signal one must realize that this is not the optimal configuration for a scalar. Ideally one would like the scalar to have the ability to both amplify and attenuate the input signal)<br />
________________________________________</p>
<p>Analog to Digital Conditioning Stage:<br />
Our A/D converter requires the input voltage for Vin to range from around 1.7 volts to about 4.9 volts, with an average range of about 3 volts. Moreover, since the A/D data specs did not contain any information on the input impedance it would be nice to have something that would provide high impedance to the analog input as well as shift the voltage in the +2V to +5V range.<br />
The below circuit provides us with exactly what we need. The two zener diodes will clamp the input voltage to plus or minus 3.4V (0.7 + 2.7). Adjusting the gain on the amplifier, via R2, we can obtain a translation in the range +2.5V, -2.5V to a range of +2.0V, +5.0V. with no input wave distortion.<br />
Click here for schematic</p>
<p>________________________________________<br />
Aliasing Detection Circuit:<br />
When sampling continuous signals caution should be taken to prevent aliasing. By definition alias is a false signal caused from beats between signal frequency and sampling frequency (see Window Display for Oscilloscope(below) : in this picture a very high frequency sine wave is sampled at a frequency lower than 1/2 its own and we see something that is perceived to be a slower frequency sine wave). In 1928 Nyquist discovered that in order to prevent aliasing the signal must be sampled at a frequency twice its own. Hence, we thought that it is only appropriate to incorporate an alias detection circuit in our PC Oscilloscope.<br />
Click here for Window Display for Oscilloscope </p>
<p>The circuit below converts frequency to voltage and then using the LM339 comparator we compare this voltage with a preset voltage adjusted by R13. The voltage at R13 is adjusted to be equal to the voltage from the frequency to voltage stage when the input frequency is at the aliasing point. The comparator will be low when we are operating in the good frequency range, and high when we are aliasing.<br />
Click here for Schematic<br />
•  C1 will filter out the DC voltage component, allowing only the frequency to go through.<br />
•  Q1 and Q2 act as two open collector high gain amplifiers.<br />
•  R1, R2, R4 and R5 are biasing transistors Q1 and Q2<br />
•  Without emitter resistors Q1 and Q2 have extremely high gain and will transform any shape ac input into a square wave of frequency equal with that of the input signal.<br />
•  C3 and R7 are used as a high pass filter to shape the square wave into spikes (still of equal frequency with the original input signal) necessary to properly trigger the 555 timer.<br />
•  On pin 3 of the 555 timer we will have a monostable positive pulse of time equal with R11 times C4 (see reference 3). As the input frequency changes so does the distance between the positive pulses (as in diagram)<br />
Click here for Diagram </p>
<p>•  R12 and C5 convert the output wave from pin 3 into DC voltage proportional with the initial input frequency (see diagram).<br />
•  R14 is required for the comparator to work.</p>
<p>________________________________________<br />
FINAL SOFTWARE PROGRAMMING:<br />
________________________________________<br />
Visual Basic and Flow Chart<br />
The Visual Basic program must accomplish the following tasks:<br />
•  Collect digital data from the A/D converter and properly display it.<br />
•  Decide if the input needs to be scaled and if so by how much?<br />
•  Write to the D/A converter a number that will properly scale the input.<br />
•  Handle the rest of the miscellaneous tasks such as:<br />
•  Provide time base control and amplitude scaling.<br />
•  Provide the ability to programmably control triggering.<br />
•  Provide support for printing the scope output<br />
The first three tasks are tightly binded together and the correlation between them can be described by the following flow chart.<br />
Click here for Flow Chart </p>
<p>Click here for Visual Basic Program </p>
<p>The program works as follows. Originally the attenuator divides the input signal by 256. If our input is a large voltage then the A/D converter will be able to display a clean wave, and the program follows path &#8220;a&#8221;. However, if the input signal was small to begin with, then the A/D converter will not be able to read a correct representation of the input signal. We will then see a mere &#8220;0&#8243;. The program will then find the maximum number coming from the A/D. This number will be much smaller than our threshold value and number 2 from the decision box turns out true. Therefore the program will tell the hardware to divide the input by a number twice as small as by what we were previously attenuating, and the program follows path &#8220;b&#8221; until the decision box turns 1 to be true and the program changes to path &#8220;a&#8221;.<br />
Now suppose the we are at a nice voltage, we see a clean wave on the scope and everything is adjusted just right (we are following path &#8220;a&#8221;) when all of a sudden the input voltage either drops or increases dramatically. How will the program behave?<br />
Well, let&#8217;s take each case one at a time. If the voltage drops bellow the threshold voltage then the collected digital data will have a number below the threshold number and the decision box turns number 2 as true and we will follow path &#8220;b&#8221; until the collected digital data is above the threshold number. Once that happens the program switches back to running path &#8220;a&#8221;.<br />
Next, if the program is going along path &#8220;a&#8221; and all of a sudden a high voltage comes at the input, the D/A converter will read a number very close to FF-hex (please note that the D/A converter will not damage because of the zener diodes on the analog to digital conditioning stage). The number read by the A/D converter will be larger than the ceiling number and the decision box will turn out number 3 as true. The program tells the attenuator to attenuate to the maximum (we are now following path &#8220;c&#8221;). As soon as this happens the next stage the program will follow path &#8220;b&#8221; (can you tell why?).<br />
If we were to watch the program for a while one would note that path &#8220;a&#8221; is the equilibrium path. Anything that happens our software will try to bring the state of the machine in the state described by path &#8220;a&#8221;.<br />
________________________________________<br />
Decision Box:<br />
The A/D converter will always give a number between FF and 00 with 7F at equal distance between the two. Anything above 7F is positive and below 7F is negative.<br />
By taking the absolute value we can deal only with the positive part. We divide the upper range as in the following picture<br />
Click here for Picture </p>
<p>Our ADC will give the best resolution when the amplitude of the signal is between 2 and 4. (See software program on how this is solved scope55() and scal() are the functions doing this) </p>
<p>________________________________________<br />
Software Triggering:<br />
The idea behind triggering is best explained by the following picture:<br />
Click here for Picture </p>
<p>•  Because the time to sample the digital data and the time to display it are not equal we need to add a time delay to synchronize the graphed, otherwise the graphed data will be jumping around the screen as the screen is updated. </p>
<p>________________________________________<br />
BACKGROUND INFORMATION<br />
Marketing Personal Computer Digital Oscilloscopes<br />
Rapid Systems, Incorporated<br />
R2 Universal Digital Oscilloscopes<br />
A very interesting aspect of this project was talking with engineers that build these PC oscilloscopes for actual consumers. One particular place we were able to talk with was Rapid Systems. Rapid Systems was very helpful in answering all of our questions. They even provided us with a manual on the three systems, Analog to Digital Converter Chip names, and a demo disk pertaining to the actual operating window.<br />
When talking with Rapid System we learned that their system was quite similar in block diagram layout that we designed. Due to lack of necessary time and money we were unable to meet the specifications that the marketing PC oscilloscope are running at.<br />
The three PC oscilloscopes that Rapid Systems provides for the consumer are:<br />
•  R1000 Digital Oscilloscope (click for details)<br />
R1000 Digital Oscilloscope<br />
Retail Price: $1495.00<br />
Hardware:<br />
•  R1000 outboard digital scope peripheral<br />
Micro Linear 2261BCP (8-bit 500KHz A/D converter)<br />
•  R300 digital signal processing (DSP) interface card or<br />
RI-12 standard interface card (both a 20MHz)<br />
Software:<br />
•  C Assembler (I/O controlling)<br />
•  Matrix Layout (signal viewing)<br />
Features:<br />
•  500KHz maximum sample rate per channel<br />
•  32k data buffer for each channel<br />
•  From 100% pre-trigger to 100% post-trigger capability<br />
•  1 Meg ohm 30pF input impedance<br />
•  AC to DC coupling of the signal input protection to +/- 300 volts<br />
•  Software selectable gain range from 0.256V to 512V peak-to-peak<br />
•  Full analog triggering with external analog trigger input<br />
•  Trigger adjust potentiometer<br />
•  Small size case with power supply by computer<br />
•  Connect four units together for 16 channels<br />
•  Digital triggering<br />
Data Referenced from &#8220;Rapid Systems, Inc. R2 Universal Digital Oscilloscope Manual&#8221; </p>
<p>•  R1200 Digital Oscilloscope (click for details)<br />
R1200 Digital Oscilloscope<br />
Retail Price: $2695.00<br />
Hardware:<br />
•  R1200 outboard digital scope peripheral<br />
Own Design Successful Approximation (12-bit 1MHz A/D converter)<br />
•  R300 digital signal processing (DSP) interface card or<br />
RI-12 standard interface card (both at 20MHz)<br />
Software:<br />
•  C Assembler (I/O controlling)<br />
•  Matrix Layout (signal viewing)<br />
Features:<br />
•  1MHz maximum sample rate per channel<br />
•  EMI protected double-shielded metal case<br />
•  Self contained linear power supply<br />
•  From 100% pre-trigger to 100% post-trigger capability<br />
•  1 Meg ohm 30pF input impedance<br />
•  AC to DC coupling of the signal input protection to +/- 300 volts<br />
•  Programmable gain range from 0.4096V to 409.6V peak-to-peak<br />
•  Full analog triggering with external analog trigger input<br />
•  Trigger adjust potentiometer<br />
•  Digital triggering on two input channels<br />
Data Referenced from &#8220;Rapid Systems, Inc. R2 Universal Digital Oscilloscope Manual&#8221; </p>
<p>•  R2000 Digital Oscilloscope (click for details) </p>
<p>R2000 Digital Oscilloscope<br />
Retail Price: $2695.00<br />
Hardware:<br />
•  R2000 outboard digital scope peripheral<br />
Motorola MC10319 (8-bit 20MHz A/D converter)<br />
•  R300 digital signal processing (DSP) interface card or<br />
RI-12 standard interface card (both at 20MHz)<br />
Software:<br />
•  C Assembler (I/O controlling)<br />
•  Matrix Layout (signal viewing)<br />
Features:<br />
•  20MHz maximum sample rate per channel<br />
•  64k expandable to 128k data buffer for each buffer<br />
•  From 100% pre-trigger to 100% post-trigger capability<br />
•  1 Meg ohm 30pF input impedance<br />
•  AC to DC coupling of the signal<br />
•  input protection to +/- 300 volts<br />
•  Software selectable gain range from 0.256V to 1280V peak-to-peak<br />
•  Full analog triggering with external analog trigger input<br />
•  Trigger adjust potentiometer<br />
•  Outboard peripheral with a full EMI protected double shielded metal case for signal integrity<br />
•  Self contained linear power supply<br />
•  Switchable 50 Ohm input termination with warning light<br />
•  Digital triggering<br />
Data Referenced from &#8220;Rapid Systems, Inc. R2 Universal Digital Oscilloscope Manual&#8221; </p>
<p>These three oscilloscopes all use C assembler for programming the I/O port described in the details. They also use Matrix Layout as the software program that allows them to design a well detailed window for viewing purposes.<br />
Noticing the abilities of these three well thought out oscilloscopes for the PC, we now can determine what to do differently in the future. For one thing, we would like to use an I/O card that samples in the MHz range (Rapid Systems developed their own I/O card). We felt our major set back, was the Visual Basic software we used to program the I/O card and viewing window. Visual Basic is really excellent in monitoring systems or running visual programs at lower sample rates, but is absolutely terrible in running sample rates in the KHz range. The limitations of the two (interface card and software) were the main contributors to the 500Hz maximum sampling rate. Although, we were able to observe very interesting aliasing wave forms over the 500Hz range.<br />
Although we obtained detailed information regarding material used on marketing oscilloscopes, we were unable to convince them of giving out design information. This information would have been extremely helpful in answering the more specific questions, regarding the circuit design and software interfacing. One way of us obtaining this information would be to go out and purchase one of these systems, taking it apart and analyzing it.<br />
________________________________________<br />
REFERENCES<br />
(1) Motorola Semiconductor Technical Data MC44250<br />
(2) Radio Shack, Engineer&#8217;s Mini &#8211; Notebook 555 Timer<br />
(3) Rapid Systems, Inc. &#8220;R2 Digital Oscilloscope Manual&#8221; (R1000, R1200 &#038; R2000)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/digital-pc-oscilloscope.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Elektrik Devreleri</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/elektrik-devreleri.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/elektrik-devreleri.html/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 09 May 2010 09:20:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Elektronik]]></category>
		<category><![CDATA[Ampermetre]]></category>
		<category><![CDATA[Bir]]></category>
		<category><![CDATA[Devre]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Nokta]]></category>
		<category><![CDATA[Paralel]]></category>
		<category><![CDATA[Volt]]></category>
		<category><![CDATA[Voltmetre]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category>iletkenin</category>
	<category>İletkenin</category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/elektrik-devreleri.html/</guid>
		<description><![CDATA[Elektrik yüklerinin üretecin bir kutbundan çıkarak diğer kutba gitmesi için oluşturulan düzeneğe elektrik devresi denir. a) Bir Elektrik Devresinde Devre Elemanları İletken teller , üreteç , lamba , direnç , reosta , anahtar ,ampermetre , voltmetre , elektrik tüketiciler , sigorta , transformatör , kondansatörler , diod , transistör , devre elemanlarından bazılarıdır. Üreteç : [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>      Elektrik yüklerinin üretecin bir kutbundan çıkarak diğer kutba gitmesi için oluşturulan düzeneğe elektrik devresi denir.<br />
a)  Bir Elektrik  Devresinde Devre Elemanları<br />
      İletken teller , üreteç , lamba , direnç , reosta , anahtar ,ampermetre , voltmetre , elektrik tüketiciler , sigorta , transformatör , kondansatörler ,  diod  , transistör , devre elemanlarından bazılarıdır.<br />
Üreteç : Elektrik devresinde potansiyel farkı oluşturarak yük geçişini sağlayan  elemanlardır.<br />
 <span id="more-13367"></span><br />
    Şeklinde gösterilir.</p>
<p>Anahtar :  İstenildiğinde akım geçişini sağlayan veya kesen elemanlardır. </p>
<p>    Şeklinde gösterilir.</p>
<p>Direnç : Elektrik devresinde akımın geçişine karşı koyan elemanlardır.</p>
<p>      Şeklinde gösterilir</p>
<p>Reosta : Elektrik akımının şiddetini değiştirmek için kullanılır.</p>
<p>   Şekillerinden biriyle gösterilir.</p>
<p>Elektrik  Tüketiciler ( Almaç ) : Elektrik enerjisini  değişik enerjilere dönüştürür.<br />
AmpermetreS. AKÇAY :  Akım şiddetini ölçer. Devreye seri bağlanır.</p>
<p>     Şeklinde gösterilir</p>
<p>VoltmetreS. AKÇAY : Potansiyel  Farkını ölçer devreye  paralel bağlanır.</p>
<p>      Şeklinde gösterilir</p>
<p>b)  Potansiyel  Farkının  ölçülmesi<br />
       iki nokta arasındaki potansiyel farkı ( gerilim ) voltmetre ile ölçülür. Potansiyel farkı  V  ile gösterilir. Birimi  Volt tur.<br />
NOT: Seri bir devrede bütün noktalardaki akım şiddetleri eşittir. Paralel devrede bütün kollardaki potansiyel farkları eşittir.<br />
c )  Direnç  ve Ölçülmesi<br />
     Elektrik devrelerinde akımın geçişini zorlaştıran etkiye direnç denir. Direnç  R   ile gösterilir. Birimi  Ohm () dir. Direnç Ohmmetre ile de  ölçülebilir. </p>
<p>Akım , Potansiyel  Farkı  ve Direnç Arasındaki Bağıntı ( OHM   Kanunu )<br />
    Bir iletkenin potansiyel farkını  akım şiddetine oranı  sabittir. Bu sabit oran dirence eşittir. Potansiyel  farkını akım şiddetine oranına OHM   kanunu    denir.<br />
      Potansiyel Farkı / Akım Şiddeti = Direnç       V / İ = R<br />
Örnek : Direnci  50  ohm olan bir iletkenin üzerinden  5 Amperlik akım geçerse potansiyel farkı  ne olur.<br />
Çözüm :<br />
                R = 50    i = 5      V =?            V = R. i = 50. 5= 250  volt<br />
Örnek : İki  ucu arasındaki  potansiyel farkı 220 Volt olan bir iletkenden  4 amperlik akım geçerse<br />
a)  Direnç  ne kadar olur.<br />
b)  Güç  ne kadar olur.<br />
Çözüm :<br />
a)  R= V / i = 220 / 4 =55 <br />
b)  P = V. i = 220. 4 = 880  Watt         </p>
<p>Dirençlerin  Renk   Kodları </p>
<p>Dirençlerin üzerinde renk bantları bulunur.   Direnç üzerindeki renkler yada bantlar direncin değerini gösterir. Soldan sağa doğru  birinci renk sayının birinci rakamını  ikinci renk ikinci rakamı   üçüncü renk çarpan yada üslü sayıyı veriri. Dördüncü renk ise tolerans yada hata yüzdesini  verir.</p>
<p>Renkler	1.Bant<br />
(1.Rakam)	2.Bant<br />
(2.Rakam)	3.Bant<br />
(Çarpan değeri)	4.bant<br />
(Hata Yüzdesi Tolerans )<br />
 	Siyah	0	0	10o<br />
	Kahverengi	1	1	101<br />
	Kırmızı	2	2	102<br />
	Turuncu	3	3	103<br />
	Sarı	4	4	104<br />
	Yeşil	5	5	105<br />
	Mavi	6	6	106<br />
	Mor	7	7	107<br />
	Gri	8	8	108<br />
	Beyaz	9	9	109<br />
	Altın	-	-	-	  %   5<br />
	Gümüş	-	-	-	  %  10<br />
    Tabloda bazı renklerin kodları görülmektedir.</p>
<p>Örnek : Bir direncin üzerindeki bantlar soldan sağa doğru sırasıyla  mavi , sarı , kırmızı ve  Gümüş renklerinden oluşmaktadır. Buna göre direncin değeri ne kadardır.<br />
Çözüm :<br />
                   R = 64. 102  %10    =  6400  640<br />
        R =  ( 5760  ile 7040 ) ohm  arasında değişebilir. </p>
<p>İletkenin  Direncinin  Bağlı Olduğu  Faktörler  ve Öz Direnç<br />
1- Bir iletkenin direnci boyu( uzunluğu ) ile doğru orantılıdır.       R   L<br />
2- İletkenin  direnci kesiti (Alanı ) ile ters orantılıdır.     R    1 / A<br />
3- İletkenin direnci yapıldığı maddeye göre değişir.       </p>
<p>Öz direnç (   ) : Bir iletkenin birim uzunluk ve birim kesitinin direncine öz direnç denir.      </p>
<p>Direnç = Özdirenç . Uzunluk         R =  . L<br />
                        Alan                                    A </p>
<p>ÖRNEKLER S. AKÇAY</p>
<p>Örnek1 : Uzunluğu  200 metre  olan  bakırdan yapılmış  bir iletkenin kesiti  3,4.10-10m2  ise  direnci ne kadardır. ( bakır = 1,7.10-8 ohm.m  )<br />
Çözüm :<br />
                              L = 200m   A= 3,4.10-10 m2    bakır = 1,7.10-8 ohm.m           R = ?</p>
<p>           R = . L   =  1,7.10-8 . 200  = 104 ohm<br />
                   A             3,4.10-10<br />
Örnek2 : 500 metre uzunluğunda 1 milimetre     yarıçapında demirden yapılmış bir iletkenin direnci ne kadardır.  (  = 3              Demir = 9,7.10-8 ohm.m    )<br />
Çözüm :<br />
                L=500 m   r=1mm =0,001 m     Demir = 9,7.10-8 ohm.m      = 3      r = ?</p>
<p>             A =  . r2 = 3. (0,001 )2 = 3. 0,000001  = 3. 10-6<br />
      R = . L   =  9,7.10-8 . 500  = 16,1.10-6 . 106 = 16,1  Ohm<br />
              A               3. 10-6<br />
Örnek3S. AKÇAY :  Aynı maddeden yapılmış bir iletkenin uzunluğu  8  katına  alanı  2  katına  çıkarılırsa direnci ilk direncinin  kaç katına  çıkar.<br />
Çözüm :<br />
                 L2 = 8L1       A2 = 2A1     R2 = ? R1     2 = 1 =</p>
<p>         R1 = 1. L1  = . L1<br />
                   A1         A1      </p>
<p>      R2 = 2. L2  = . 8L1  = 4. . L1  = 4 .R1                 R2 =  4 .R1<br />
                   A1         A1          A1</p>
<p>Örnek4 : 0,5 metre uzunluğunda  0,01 m yarıçapındaki  bir iletken  telden  3 amperlik  akım geçiyor. İletken  telin uçları arasındaki potansiyel  farkı 300 Volt olduğuna  göre  telin öz direnci ne kadardır. (  = 3 )<br />
Çözüm :<br />
                 R = V / i = 300 / 3 =100 Ohm<br />
                 A =  . r2 = 3. ( 0,01)2  = 3. 0,0001 = 3. 10-4 m2</p>
<p>                 =  R . A  = 100. 3. 10-4   = 6.10-2 ohm. m<br />
                           L             0,5            </p>
<p>Örnek5 : Aynı maddeden yapılmış bir iletkenin uzunluğu  12  katına  yarıçapı 2    katına  çıkarılırsa direnci ilk direncinin kaç katına çıkar.<br />
Çözüm :<br />
               1 = 2 =        r1 = r         r2 =2r           L2 = 12 L1            R2  = ? R1<br />
             A1 =   . r2             A2 =  . (2 r)2   = 4 . r2   </p>
<p>      R1 =   1 . L1  =  . L1<br />
                   A1         . r2            </p>
<p>      R2 =  2 . L2  =  . 12L1  = 3. . L1  = 3.R1                      R2  = 3. R1<br />
                   A2        4. . r2            . r2             </p>
<p>Örnek6 : Direnci 70 ohm olan bir iletkenden 5 dakikada 1800 C yük geçerse potansiyel arkı ne kadar olur.<br />
Çözüm :    5 dakika = 300 saniye<br />
                İ = q / t = 1800 / 300 = 6 A<br />
                V = R. İ = 70. 6 = 420 Volt</p>
<p>Elektrik  Devrelerinde  Akım </p>
<p>1-Seri Devrede  Akım<br />
      Devre elemanlarının aynı sırada  ard arda bağlanarak oluşturulan devreye seri devre adı verilir. Seri bir devrede tüm noktalardan geçen akım şiddetleri birbirine eşittir. Potansiyel farkları değişebilir.</p>
<p>  i = i1 = i2 =i3  </p>
<p>V= V1 + V2 + V3 </p>
<p>  Seri bir devrede eşdeğer veya toplam direnç şu şekilde bulunur.</p>
<p>RT = R1 +  R2 + R3            </p>
<p>2- Paralel  Devrede  Akım<br />
    Paralel bir devrede bütün kollardaki potansiyel farkları birbirine eşittir. Akım şiddetleri değişebilir. </p>
<p>    i = i1 + i2 + i3 </p>
<p>V = V1 = V2 = V3 </p>
<p> Paralel devrede eşdeğer direnç veya toplam direnç şu yolla bulunur.</p>
<p> 1  = 1  +   1   +  1<br />
Reş   R1     R2      R3                                     </p>
<p>3-  Ana Kol  ve Paralel  Kollardan Geçen  Akım<br />
    Ana koldan geçen akım  paralel kollardan geçen akımların toplamına eşittir. </p>
<p>Dirençlerin   Bağlanması<br />
Dirençler seri , paralel ve karışık diye üç şekilde bağlanır.</p>
<p>1- Seri Bağlamada Toplam ( Eşdeğer )Direnç </p>
<p> Seri bağlı dirençlerin  toplamı şöyle bulunur.<br />
R = R1 + R2 + R3                    </p>
<p>Örnek :  Şekildeki devrede eşdeğer direnç kaç Ohm  dur. </p>
<p>Çözüm :<br />
               RT = R1 +  R2 + R3 = 5 + 10 +15 = 30    Ohm</p>
<p>2- Paralel  Bağlamada Toplam ( Eşdeğer ) Direnç </p>
<p>Paralel  bağlamda eşdeğer veya toplam direnç şöyle bulunur.</p>
<p>   1  = 1  +   1<br />
  Reş   R1     R2   </p>
<p>Örnek : Şekildeki devrede eşdeğer direnç kaç  Ohm dur.</p>
<p>  Çözüm :      1  = 1  +   1   =    1  = 1  +    1   =  3  +    1 = 4 /60<br />
                       Reş   R1     R2     Reş   20/3    60          60<br />
        1 / Reş = 4 / 60     ise    Reş =    60/ 4            Reş =  15  </p>
<p>3- Karışık  Bağlamada  toplam Direnç<br />
      Bir devrede dirençlerin hem seri    hem de paralel olarak bağlanmasıdır. </p>
<p>ÖRNEKLER </p>
<p>Örnek1 : Devrenin toplam direncini bulun.<br />
   Çözüm :  :      1  =  1  +   1          1  = 1  +    1   =  3  +    1 = 4 /60<br />
                           RT1  R1     R2      RT1    20/3     60          60<br />
        1 / RT1 = 4 / 60     ise    RT1 =    60/ 4            RT1 =  15   </p>
<p>RT = RT1 + R3  = 15 + 50 = 65   </p>
<p>Örnek2 : Şekildeki devrenin toplam direncini bulun.</p>
<p>     Çözüm :<br />
         RT1 = R1 + R2 = 6 + 14 = 20 <br />
         RT2 = R3 + R4 = 40 + 20 = 60  </p>
<p> Devre şu hale gelmiş oldu bunu yeniden çizersek</p>
<p>    1  =  1  +   1     =  1  +    1     =   4<br />
  RT      RT1    RT2      20/3    60        60</p>
<p>RT =  60 / 4  = 15 </p>
<p>Örnek3 :  Şekildeki devrenin toplam yada eşdeğer direncini bulun ?</p>
<p>Çözüm :<br />
                  1  =  1  +   1     =  1    +     1    =  5 / 40       RT1 = 40 / 5 = 8 <br />
                RT1    R1    R2        10/4      40</p>
<p>                           1  =  1  +   1     =  1    +     1    = 4 / 24       RT2 = 24 / 4 = 6 <br />
                          RT2    R3    R4        8/3        24     </p>
<p>                    RT  =RT1 + RT2  = 8 + 6  = 14 <br />
Örnek4 : </p>
<p>    Şekildeki    devrede<br />
a)    RT = ?<br />
b)   i = ?<br />
c)   i1  = ?<br />
d)   i2  = ? </p>
<p>Çözüm : </p>
<p> a)                              1  = 1  +   1   = 1  +    1   =  3  +    1 = 4 /60<br />
                                RT     R1     R2    20/3    60          60<br />
                             1 / RT  = 4 / 60     ise    RT =    60/ 4            RT =  15   </p>
<p>b)        i = V / RT = 300 / 15 = 20 Amper<br />
c)        i1 = V / R1 = 300 / 20 = 15 Amper<br />
d)        i2 = V / R2 = 300 / 60 = 5 Amper          </p>
<p>Örnek5 : Şekildeki  devrede<br />
a)  RT = ?<br />
b)   i = ?<br />
c)   V1 = ?<br />
d)   V2 = ?<br />
e)   i1 = ?<br />
f)    i2 = ?</p>
<p>Çözüm :<br />
 a)               1  =  1  +   1          1  = 1  +    1   =  3  +    1 = 4 / 60<br />
                  RT1   R2     R3      RT1    20/3     60          60<br />
                 1 / RT1 = 4 / 60     ise    RT1 =    60/ 4            RT1 =  15   </p>
<p>          RT = RT1 + R1  = 15 + 5 = 20   </p>
<p>b )     i = V / RT = 400 / 20 = 20 Amper<br />
c)      V1 = R1 . i = 5 . 20 = 100 Volt<br />
d)      V2 =  RT1 . i = 15. 20 = 300 Volt    veya       V = V1 + V2   den   V2 = V- V1 =400 – 100 = 300 Volt<br />
e)       i1 = V2 / R2 = 300 / 20 = 15 Amper<br />
f)       i2 = V2 / R3 = 300 / 60  =  5 Amper </p>
<p>Örnek6 :<br />
   Şekildeki devrede  R3  direnci üzerinden  4  Amperlik  akım geçtiğine göre  R1  direncinin iki ucu arasındaki  potansiyel farkı ne kadardır.</p>
<p>Çözüm :<br />
       RT1 = R2 + R3 = 15 + 10 = 25 <br />
   V2 = RT1. i1 = 25.4 =100 Volt<br />
    paralel kollarda potansiyel farkları eşit olduğundan  V3 = V2 = 100 Volt   dir.<br />
    i2 = V2 / R4 = 100 / 20 = 5 A<br />
      i = i1 + i2 =4 + 5 = 9A</p>
<p>  V1 = R1. i = 5. 9 = 45 Volt    olur.</p>
<p>İletkenin Direncinin Sıcaklıkla  Değişmesi</p>
<p>Bakır, alüminyum gibi bazı maddelerin sıcaklık arışıyla direnci artar. Karbon , porselen  gibi bazı maddelerin sıcaklık artışıyla direnci azalır. Konstantan  , manganin gibi alaşımların sıcaklıkla direnci değişmez.</p>
<p>       R = R0. ( 1 + α . t )  </p>
<p>R = toC deki direnç                Ro = 0oC deki direnç    α = direncin sıcaklık katsayısı    t = sıcaklık</p>
<p>Örnek : 0oC deki direnci  100    olan alüminyum telin 50oC deki direnci kaç     olur. (α = 4. 10-3 )<br />
Çözüm :<br />
                 R = R0. ( 1 + α . t ) = 100. ( 1 + 4. 10-3 . 50 ) = 120    </p>
<p>Elektrik  Devrelerinin  Emniyeti<br />
    Elektriği kullanırken gerekli şartlar sağlanmazsa insanlar  ve araçlar zarar görebilir. Yangınlar çıkabilir. İnsanların yaralanmasına  veya ölümüne yol açabilir.  elektrikli aletlerin bozulmaması için     üzerinde belirtilen akım ve gerilim değerine göre kullanılmalıdır.<br />
Elektrik Sigortası<br />
   Akımın  istenilen sınırın üstüne çıkmasını önlemek için kullanılan araçlara sigorta denir. Sigorta seri olarak bağlanır. Sigortalar eriyen ve otomatik olmak üzere iki çeşittir.<br />
Kısa  Devre : Bir elektrik devresinden geçen akım devre elemanlarını dolaşmak yerine kısa yoldan geçmesine  kısa devre denir. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/elektrik-devreleri.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Transformatörlerin Genel Yapısı</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/transformatorlerin-genel-yapisi.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/transformatorlerin-genel-yapisi.html/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Mar 2010 19:47:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Elektronik]]></category>
		<category><![CDATA[Daha]]></category>
		<category><![CDATA[Elektrik]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Kv]]></category>
		<category><![CDATA[Mantel]]></category>
		<category><![CDATA[Oto]]></category>
		<category><![CDATA[sabit]]></category>
		<category><![CDATA[Tipi]]></category>
		<category><![CDATA[Transformat]]></category>
		<category><![CDATA[Uzak]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category></category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/transformatorlerin-genel-yapisi.html/</guid>
		<description><![CDATA[Elektrik enerjisinin en önemli özelliklerinden biride üretildiği yerden çok uzaklara taşınabilmesidir.Bu taşınmanın verimli bir şekilde yapılabilmesi için gerilimin yeteri kadar yüksek olması gerekir. Santrallerde generatörler yardımı ile üretilen elektrik enerjisinin gerilimi çok yüksek değildir.Generatör çıkış gerilimleri 0,4-3,3-6,3-10,6-13,0-14,7-15,8 ve 35 Kilovolt (kV) değerlerindedir.Bu gerilimler enerjinin çok uzak bölgelere taşınabilmesini sağlayacak kadar yüksek olmadığından Gerilimi yükseltilmesi ancak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Elektrik enerjisinin en önemli özelliklerinden biride üretildiği yerden çok uzaklara taşınabilmesidir.Bu taşınmanın verimli bir şekilde yapılabilmesi için gerilimin yeteri kadar yüksek olması gerekir.<br />
Santrallerde generatörler yardımı ile üretilen elektrik enerjisinin gerilimi çok yüksek değildir.Generatör çıkış gerilimleri 0,4-3,3-6,3-10,6-13,0-14,7-15,8 ve 35 Kilovolt (kV) değerlerindedir.Bu gerilimler enerjinin çok uzak bölgelere taşınabilmesini sağlayacak kadar yüksek olmadığından Gerilimi yükseltilmesi ancak transformatör ile gerçekleştirilir.<br />
Transformatörler, gerilimi alçaltma ve yükseltme şekline göre iki çeşittir:<br />
Alçaltıcı Transformatörler:Primer sargısına uygulanan gerilimi sekonder sargısından daha alçak bir şekilde aldığımızda bu tip transformatörlere alçaltıcı tip transformatörler denir.<br />
Yükseltici Transformatörler: Primer sargısına uygulanan gerilimi sekonder sargısından daha yüksek bir şekilde aldığımızda bu tip transformatörlere yükseltici tip transformatörler denir.<span id="more-13336"></span></p>
<p>SINIFLANDIRILMASI:<br />
Transformatörler çeşitli özellikleri dikkate sınıflandırılır:<br />
1-Manyetik nüvenin yapılışı şekilnde:<br />
a-Çekirdek tipi<br />
b-Mantel tipi<br />
c-Dağıtılmış nüve tipi<br />
2-Faz sayısımna göre<br />
a-Primer ve sekonder akımı aynı sayıda faza sahip olanlar<br />
b-;Primer ve sekonder farklı sayıda faza sahip olanlar<br />
3-Soğutma şekline göre<br />
a-Kuru transformatörler<br />
b-Yağlı transformatörler<br />
4-Kuruluş yerlerine göre<br />
a-İç tipi<br />
b-Açık hava tipi<br />
5-Sargı tiplerine göre<br />
a-Silindirik sargı<br />
b-Dilimli sargı<br />
6-Çalışma prensibine göre<br />
a-Sabit akımlı<br />
b-Sabit gerilimli<br />
7-Sargı durumlarına göre<br />
a-Yalıtılmış sargılı<br />
b-Oto transformatörler<br />
8-Soğutucu cinsine göre<br />
a-Hava ile soğutma<br />
b-Yağ ile soğutma<br />
c-Su ile soğutm<br />
9-Kullanış amaçlarına göre<br />
a-Güç transformatörleri<br />
b-Ölçü transformatörleri<br />
c-Çeşitli aygıt ve makinalarda kullanılan transformatörler<br />
YAPILARI:<br />
Transformatörler ince,özel silisli saçalardan oluşan kapalı bir manyetik gövde ile bunun üzerine,yalıtılmış iletkenlerle sarılan sargılardan oluşur.En basit şekilde iki sargı bulunur.Bu sargılardan birine PRİMER veya birinci devre diğerine ise SEKONDER veya ikinci devre adı verilir. Primer ve sekonder sargılarının birbirlerine elektriksel bir bağlantısı yoktur.</p>
<p>ÇALIŞMA PRENSİBİ:<br />
Transformatörün primer sargısına alternatif bir gerilim uygulandığında,bu sargı değişken bir manyetik alan oluşturur.Bu alan,üzerinde sekonder sargısınında bulunduğu manyetik demir nüve üzerinde devresini tamamlar.Primere uygulana alternatif gerilimin zamana bağlı olarak her an yön ve şiddeti değiştiğinden oluşturduğu manyetik alanında her an yönü ve şiddeti değişir.Bu alanın sekonder sargılarını kesmesi ile sargılarda alternatif bir gerilim endüklenir.<br />
Transformatörlerin primer sargılarına doğru gerilim uygulandığında gene bir manyetik alan meydana gelir.Ancak bu manyetik alan,sabit bir alandır.Bu alanın yönü ve şiddeti değişmeyeceğinden sekonder sargılarında bir (elektro motor kuvveti) emk indüklemesi söz konusu olmaz.<br />
TRANSFORMATÖR SARGILARI<br />
Transformatör primer ve sekonder sargıları sarılışlarına göre ikiye ayrılırlar:<br />
1-Silindirik şekildeki sargılar<br />
2-Dilimli sargılardır.<br />
Transformatör nüvesi hangi tipte olursa olsun sargı şekli bu iki sargı şeklinden birisidir.Hangi sargı tipinin uygun olacağı transformatörlerin tipine,gerilimine,akım şiddetine,yalıtma ve soğutma durumlarına göre değişir.Sargıların sipir sayıları,iletken kesitleri ve yalıtkanları belirlendikten sonra,sargıların nüveden yalıtılmaları belirlendikten sonra,sargıların nüveden yalıtılmaları için ya makaralar veya başka yalıtma yöntemleri kullanılır.<br />
SİLİNDİRİK SARGILAR:<br />
Silindirik sargılar nüve üzerine makara şeklinde sarılan sargılardır.Küçük güçlü transformatörlerde alçak gerilim ve yüksek gerilim için hazırlanan makara şeklindeki sargılar,alçak gerilim sargısı altta olacak şekilde yerleştirilir.<br />
DİLİMLİ SARGILAR:<br />
Büyük akımlı transformatörlerde silindirik sargılar kullanılarak akıımın dinamik etkileri ve soğutma zorlukları bakımından sakıncalıdır.Dilimli sargı tipinde<br />
Primer ve sekonder sargıları bölümlere ayrılarak sarılır.Her bir sargı dilimi,alt ve üst sargı dilimlerinden yalıtılır.Bu sargı dilimleri bir primer sargı dilimi bir sekonder sargı dilimini izleyecek şekilde sıralanır.Yalıtkanlığı sağlamak bakımından alçak gerilim sargısı bir dilimi ikiye ayrılıp bacanın en alt ve en üst kısmına yerleştirilir.<br />
SARGILARIN YALITILMASI:<br />
Transformatörlerin primer ve sekonder sargılar değişik gerilimlerdir.Bu sargılar birbirlerinden yalıtıldıkları gibi,nüveye karşıda yalıtılırlar.Sargılar yalıtılmış iletkenlerden sarılmış olsa da sarım katları arasına ayrıca yalıtkanlar koyularak yalıtılırlar.Yalıtkan olarak presbant,kağıt,mika,bazı plastik maddeler,çeşitli yağlar,pamuk reçine,ağaç takozlar ve pertinaks gibi bazı maddeler konularak yalıtılmaktadır.8Havanın delinme gerilimi 20 kV/cm. presbantın 30 kV/cm. yağların ise 100 kV/cm. ile 200 kV/cm, arasındadır.<br />
Küçük güçlü transformatörlerde alçak gerilim sargısı ile nüve arasında presbanttan yapılan makaralar bulunur.Buna karşılık büyük güçlü transformatörlerde yalnız gövde presbantı kullanılmaktadır.Sarım katları arasında ve alçak alçak gerilim sargısında nüveden yalıtılmasında,presbant kullanılmasına karşılık,yüksek gerilim sargılarında havalandırma kanalları oluşturmak ve sargı silindirlerinin baş taraflarını nüveden yalıtmak için pertinaks levhalar kullanılır.<br />
KÜÇÜK TAROFOLAR:</p>
<p>TRANSFORMATÖRLERİN DÖNÜŞTÜRME ORANLARI<br />
Bir iletkende emk. indüklenebilmesi o iletkenin sabit bir manyetik alan içerisinde hareket ettirilmesi veya değişen bir manyetik alan içine bulundurulması gerekir.Bir transformatörün birinci devre sargılarına alternatif bir gerilim uygulandığında ikinci devre uçlarına bir yük bağlanmasa yani ikinci devre uçları açık olsa da,birinci devre sargılarında çok küçük bir boş çalışma akımı geçer.Geçen bu akımın oluşturduğu değişken (alternatif) akı,sekonder sargılarını keserek bu sargılar etrafında alternatif bir emk. endüklenir.<br />
Transformatör boştaki akımın oluşturduğu manyetik akının sekonder sargılarını kestiği ve boştaki nüve kayıplarının sıfır olduğu var sayılırsa böyle bir transformatör ideal bir transformatördür.İdeal bir transformatörde sekonder sargısın kesen kuvvet çizgilerinin tamamı primer sargısında keser.Bu durumda transformatörün her iki sargısında da sipir başına aynı gerilim indüklenir.Primer ve sekonder sargılarda indüklenen bu gerilimler aynı Q akısı tarafından oluşturulduğundan aralarında bir faz farkı yoktur.<br />
Transformatörün primerinde oluşan E1 emk. Lenz kanuna göre kendisini oluşturan U1 gerilimine ters yönde olup yaklaşık olarak eşit değerdedir.(Gerçekte E1 emk.U1 den %1 ila %2 oranında küçüktür.)<br />
Transformatörün dönüştürme oranlarının ve diğer bilgileri şu şekilde bulabiliriz:<br />
E1:Primerde indüklenen emk.<br />
E2:Sekonderde indüklenen emk.<br />
U1:Primer gerilimi<br />
U2:Sekonder gerilimi<br />
N1:Primer sipir sayısı<br />
N2:Sekonder sipir sayısı<br />
I1:Primer akımı<br />
I2:Sekonder akımı<br />
US:Sipir başına indüklenen gerilim<br />
a,K:Dönüştürme oranı<br />
f:frekans<br />
4.44:Sabit sayı<br />
10(-8):İndüklenen E.M.K.’nin Volt cinsinden çıkması için kullanılan sabit sayıyı ifade eder.<br />
Q:Manyetik akı<br />
Bir fazlı transformatörde indüklenen e.m.k. değeri genel olarak şu formülle yazılır;<br />
E=4,44 . f . Q . N . 10(-8)<br />
Bu formülden yararlanarak primer ve sekonder için;<br />
U1=4,4 . f . Q . N1 . 10(-8) &#8230;Volt<br />
U2=4,44 . f . Q . N2 . 10(-8) &#8230;Volt bulunur.<br />
Sipir başına indüklenen gerilim ise<br />
Us=U1 / N1 veya Us=U2 / N2 (Volt/sipir)’dir.<br />
K=U1 / U2=N1 / N2=I2 / I1 Bu orana dönüştürme oranı denir.<br />
PROBLEMLER:<br />
1-Dönüştürme oranı 10 olan bir transformatörün sekonder gerilimi 150 Volttur.bu transformatörün primer gerilimi hesaplayınız.<br />
a=U1 / U2 =U1= a . U2 =U1 =10 . 150 =750 Volt<br />
2-Bir fazlı transformatörün primer sargılarında N1 =500 sipir bulunmaktadır.Bu transformatörün primerine 220 V uygulandığında,sekonderde 110 V okunmaktadır.<br />
a-Bu transformatörün dönüştürme oranını<br />
b-2. devredeki sipir sayısını<br />
c-Sipir başına indüklenen gerilimi hesaplayınız.<br />
U1:220 V N1:500 US: ?<br />
U2:110 V N2: ?<br />
a- K=U1 / U2 olduğundan K=220/110 =2 bulunur.<br />
b- U1 / U2 =N2 / N2 eşitliğinden 220/110 = 500 / N2<br />
N2=500 . 110 / 220 = 250 sipir sekonder sargısıdır.<br />
c-US=U1 / N1 =220 / 500=0,44 volt/sipir<br />
3-Primer gerilimi U1220 volt,sekonder gerilimi ise U2=55 volt olan bir transformatörün primer sargılarından I1=4 Amper akım geçmektedir.Bu transformatörde sipir başına indüklenen gerilim US=0,5 volt olduğuna göre istenenleri bulunuz.<br />
a-Sekonder akımı I2 yi,<br />
b-Primer ve sekonder sipir sayılarını N1 ve N2 yi,<br />
U1220 I1=4<br />
U2=55 US=0,5<br />
a- U1 / U2 =I2 / I1 I2=U1 . I1 /U2 =220 . 4 / 55 =16 Amper.<br />
b- US = U1 / N1 N1=220 / 0,55 = 440 sipir primer sargısı<br />
US= U2 / N2 N2=55 / 0,5 = 110 sipir primer sargısı<br />
SARIM SAYILARININ BULUNMASI:<br />
Transformatörde sipir sayıları gerilimlerle doğru orantılıdır.Bir transformatörün sipir sasyılarını bulabilmek için,dönüştürme oranından faydanıldığı gibi,indüklenen emk. formülündende faydanalınır.Bunun için çalışma gerilimi,frekans,nüve kesiti ve manyetik endüksiyonun bilinmesi gerekir.Bu değerler yardımıyla sipir sayıları bulunur.<br />
TRANSFORMATÖRLERDE KAÇAK AKILAR<br />
Bir transformatörün primerine alternatif bir gerilim uygulandığında,bu sargıdan geçen akımın oluşturduğu manyetik akının oluşturduğu manyetik akınını tamamı ikinci devre iletkenlerini kesmez.Akımın küçük bir kısmı devresini havadan tamamlar. Devresini havadan tamamlayan bu akıların tamamına KAÇAK AKILAR denir.Kaçak akı ne kadar çok olursa Faydalı akı o kadar azalır.bunun sonucunda ikinci devrede sipir başına indüklenen gerilim birinci devrede indüklenen gerilimden çok daha az olur.bunun sonucunda sekonderde emk. azalır.<br />
Boş çalıma durumunda kaçak akı faydalı akının % 5’i kadardır.<br />
Kaçak akıyı azaltıcı önlemler:<br />
1-primer ve sekonder sargılarının uygun bir şekilde sarılmış olmaları<br />
2-Nüve için kullanılan saçların manyetik gerginliğe ve havaya göre çok yüksek olması<br />
3-Transformatör primer ve sekonder sargılarının üst üste ve aynı ayağa sarılması kaçak akıyı azaltır.<br />
Primer ve sekonder sargılardan geçen akımların oluşturdukları kaçak akılar, faydalı akıyı azalttıklarından, primer ve sekonder iç gerilimlerinin düşmelerine neden olmaktadırlar.Bunun sonucunda sekonder çıkışında gerilim azalması görülür.kaçak akıların oluşturdukları gerilim düşümleri tam indüktif özellikte olup,akımdan 900 ileridedir.Kaçak akıları transformatör devresine seri bağlanmış reaktanslar şeklinde gösterebiliriz.Bu reaktansalar primer ve sekonder için ayrı ayrı gösterilir ve KAÇAK AKI REAKTANSI adını alırlar.<br />
Bazı özel transformatörlerde kaçak akılar istenir.<br />
Kaynak makinelerinde,kısa devre akımlarının azaltmada,paralel çalışmayı kolaylaştırmada ve ark fırınlarının güç devrelerinde kullanılan transformatörün kaçak rektansı büyük istenmektedir.<br />
TRANSFORMATÖRLERDE REGÜLASYON<br />
Bir transformatörde primer gerilimi anma akımı değerinde sabit tutulup,sekonderden anma yük akımı çekilirse sekonder geriliminin boştaki değerine göre değişme görülür.Sekonderin boş ve tam yüklü durumdaki gerilimleri arasındaki farka,transformatörün GERİLİM DEĞİŞMESİ veya GERİLİM REGÜLASYONU denir.Bu farkın tam yüklü durumdaki sekonder gerilimine oranına GERİLİM REGÜLASYONU YÜZDESİ denir.<br />
TRANSFORMATÖRLERİN KAYIPLARI<br />
KAYIPLAR:<br />
Bütün elektrik makinelerinde olduğu gibi transformatörlerinde kayıpları vardır.Bu kayıplar ikiye ayrılırlar:<br />
1-Demir Kayıpları<br />
2-Bakır Kayıpları<br />
Transformatörlerin döner parçaları olmadığından sürtünme ve rüzgar kayıpları gibi bir takım kayıpları yoktur.bu nedenle verimleri diğer elektrik makinalarına göre daha yüksektir.Demir kayıpları boş çalışma deneyi ile bakır kayıpları ise kısa devre deneyi ile bulunur.<br />
DEMİR KAYIPLARI:<br />
Transformatörde boş çalışmada oluşan kayıplara,DEMİR KAYIPLARI denir.Çok küçük olan boştaki akımın oluşturduğu bakır kayıpları dikkate alınmazsa boş çalışmada yalnız demir kayıpları söz konusu olur.demir kayıpların nüve veya çekirdek kayıplarıda denilmektedir.demir kayıpları HİSTERİSİZ ve FUKO (FUKOLT) kayıpları olmak üzere ikiye ayrılır.<br />
a)Histerisiz Kayıpları:Nüve moleküllerinin frekansa bağlı olarak yön değiştirmesi sırasında birbirleri ile sürtünmeleri sonucu isi şeklinde ortaya çıkar.<br />
b)Fuko Kayıpları:Nüve üzerine indüklenen akımların neden olduğu kayıplar ısı şeklinde ortaya çıkan kayıplardır.<br />
BAKIR KAYIPLARI:<br />
Bakır kayıplarını sargılar oluşturmaktadır.bakır kayıpları kısa devre deneyi ile bulunur.transformatörün sekonderine bir yük bağlandığı zaman hem primerden hem sekonderden bir akım geçer.Geçen akımlar primerde I12 . R1 ve sekonderde I22 . R2 şeklinde bakır kayıpları oluşur.<br />
Bakır kayıpları 1000kVA’nin altındaki güçlerde transformatörün görünür gücünün % 3 ile % 4’ü kadardır.<br />
TRANSFORMATÖRLERDE VERİM<br />
Transformatörlerde verim,diğer elektrik makinalarında olduğu gibi,alınan gücün verilen güce oranı şeklinde bulur.Buna göre verim:Palınan / Pverilen =PA/PV’dir.<br />
Kayıpları nedeni ile PA<PV dir.Transformatörde verilen güç primer gücü alınan güç ise sekonder gücüdür.Transformatörlerin güçleri büyüdükçe verimleri artar.Transformatörlerin verimleri yük ile değişirler.<br />
Transformatörlerde verimi açıklayabiliriz:<br />
a-Demir kaybı transformatörün anma yükünde,bakır kaybına eşit olursa, transformatörün verimi anma yükünde en büyük olur.<br />
b-Demir kaybı anma yükünde bakır kaybından daha küçük ise transformatörün verimi, anma yükünün altındaki bir yükte en büyük değerindedir.<br />
c-Demir kaybı anma yükünde bakır kaybından büyük ise, transformatörün verimi anma yükünün üzerinde bir yükte en büyük değerdedir.<br />
VERİMİN BULUNMASI:<br />
Transformatörlerde verim iki şekilde bulunur:<br />
a-Direkt metotla verimin bulunması;<br />
Bu metotla daha çok küçük güçlü transformatörlerde uygulanır.Sekonder yükü sıfırdan başlanarak tam yüke kadar yavaş yavaş arttırılır.Her yükte primer ve sekonderdeki wattmetreden okunan değerler alınarak n=P2 / P1 şeklinde verimi bulunuz.<br />
b-Endirekt metotla verimin bulunması;<br />
Endirekt metotla verimin bulunması büyük güçlü transformatörlerde uygulanır.Bunun için boş çalışma deneyi ile, transformatörün demir kayıpları;kısa devre deneyi ile bakır kayıpları bulunur.<br />
Bundan sonrada n=PA / PA + Ptk şeklinde verim bulunur.<br />
TRANSFORMATÖRLERDE POLARİTE VE PARALEL ÇALIŞMASI<br />
Polaritenin Önemi:Transformatörlerin primer ve sekonder sargılarının her iki uçları,alternatif gerilim frekansına bağlı olarak zaman zaman işaretleri değişir.Bunu için transformatörlerin hangi uçlarının hangi işareti taşıdığı bilinmesi gerekir.Yani polaritenin bilinmesi çok önemlidir.<br />
Sargıların polaritelerinin bilinmeleri,Transformatörlerin birbiri ile paralel bağlanmalarında büyük kolaylıklar sağlar.<br />
Polaritenin Tanımı:Transformatör sargılarının indüklenen gerilimlerinin ani yönlerini veya sargı uçlarını işaretlenmesinin belirlenmesine POLARİTE denir.<br />
PARALEL ÇALIŞMASI:<br />
ÖNEMİ:Elektrik enerjisinin beslenmesinden sürekliliğini sağlamak,transformatörlerin bakımı veya arıza hallerinde yedekte bulunan transformatörleri devreye alabilmek için transformatörler kendi aralarında paralel bağlanırlar.<br />
Transformatörlerin besledikleri yüklerde artma olursa ikinci veya çok sayıda transformatör birinciye paralel bağlanırlar.<br />
Ayın yerde bulunan transformatörler ortak bir bara sistemi,uzak mesafede bulunan transformatörler ise enterkonnekte sistemi ile paralel bağlanırlar.<br />
Paralel Bağlama Şartları:<br />
1-Transformatörlerin primer ve sekonder gerilimleri birbirine eşit olmalıdırlar.<br />
2-Transformatör normal yükündeki kısa devre gerilimleri birbirine eşit ve ya birbirine yakın olmalıdırlar.<br />
3-Transformatörlerin güçleri birbirine eşit veya yakın olmalıdırlar.<br />
4-Transformatörlerin sekonder sargılarının aynı adlı ve aynı polariteli uçlarını birbirine bağlanmalıdır.<br />
OTO TRANSFORMATÖR<br />
TANIMI:Primer sargısının bir kısmı veya tamamının sekonder sargı olarakta kullanıldığı ve aynı manyetik alanın etkisinde kalan tip transformatörlere OTO TRANSFORMATÖR denir.<br />
YAPISI:Normal transformatörlerde primer ve sekonder olmak üzere iki ayrı sargı bulunur.Oto transformatörlerde ise tek bir sargı bulunur.Primer ve sekonder sargı görevini yaparlar.Sargı sayısı bire düşürüldüğünde kaçak reaktansları azalmıştır.<br />
Oto transformatör lerinde çok sayıda dışarıya uç cıkartılarak değişik değerlerde gerilim elde edilir. Bu bakımdan oto transformatörleri potansiyometre gibi kullanılır.<br />
KAYNAK TRANSFORMATÖRLERİ<br />
TANIMI:Kaynak makinelerinde kullanılan transformatörlerin normal iki sargılı transformatör ile oto transformatörlerinden bazı farklı özellikleri vardır.<br />
Kaynak transformatörlerinde aranan özellikler şunlardır:<br />
1-Kaynak akımının mümkün olduğu kadar sabit olması,<br />
2-İlk ateşlemenin yapılması için yeterli gerimin bulunması<br />
Kaynak ve Elektrikli Kaynak Makineleri:<br />
Metallerin ve alaşımların ayrıca bir metal kullanılarak ve ya kullanmadan sıcaklık ve basınç etkileri ile birleştirilmelerine KAYNAK adı verilir.<br />
Ark kaynağı ve Direnç kaynağı olmak üzere ikiye ayrılır.<br />
AKIM TRANSFORMATÖRLERİ<br />
Akım transformatörü,sekonder akımı primer akımı ile orantılı olan ve bu akımlar arsında yaklaşık 00 faz farkı bulunan bir transformatördür.Akım transformatörünün primer sargısından ölçülmesi istenen yük akımı,sekonderden ise ölçü aletleri, röle benzeri aygıtların akımları geçer.<br />
Akım transformatörleri gerilimin yüksek veya alçak olmasına bakılmaksızın büyük akımların ölçülmesinde kullanılır.Buna göre;<br />
1-Alçak gerilim şebekelerinde ölçü aletleri ile ölçülemiyecek kadar büyük akımların ölçülmesi<br />
için,<br />
2-Yüksek gerilim şebekelerinde de akımın güvenlik içinde ölçülmesi için yani ölçü aletini<br />
yüksek gerilimden yalıtmak için akım transformatörleri kullanılır.<br />
Akım transformatörleri primer sargıları kalın telden az sipirli,sekonder sargıları ise ince telden<br />
Çok sipirli olarak sarılır.Nüveleri mantel ve çekirdek tipinde olabilir.Bu ölçme yanlışlıklarını azaltmak için önemlidir.Primer akımları 10-12,5-15-20-25-30-40-50-60-75-100-150-200-300-500-600-1000-2000 amper ve daha yüksek olabilirler.Sekonder akımları ise daha 5 amper olabilir.Ancak 1 ve 2 amper bulunabilirler.<br />
GERİLİM TRANSFORMATÖRLERİ<br />
Genel olarak 600 volttan daha büyük gerilimlerin doğrudan doğruya ölçü aletleri ile ölçülmesi tehlikelidir.Çünkü ölçü aletlerini yüksek gerilimden yalıtması çok zordur.bu nedenle yüksek gerilimin ölçülmesinde gerilim transformatörleri kullanılır.<br />
Gerilim transformatörleri yapılışı,normal iki sargılı gerilim düşürücü transformatörlere benzer.Primer ölçülmek istenen yüksek gerilim şebekesine bağlanır.Bunun için primerin çok iyi yalıtılması gerekir.Sekonder ise ölçü aletine bağlanır.<br />
Ölçü transformatörlerine gerektiğinde sekondere birden fazla ölçü aleti bağlanır.Ancak bunların güçleri toplamı,transformatörün anma gücünden büyük olamaz.Gerilim transformatörlerinin anma güçleri 10-15-25-30-50-75-100-150-200-300-400 ve 500 VA dir.Duyarlılık sınıfları ise 0,1-0,2-0,5-1-3 ve 5 dir.Gerilim transformatörlerinde sekondere bağlanan ölçü aletlerinin dirençleri çok fazladır.<br />
ÖLÇÜ TRANSFORMATÖRLERİNİN DEVREYE BAĞLANIŞI VE KONTROLU<br />
Ölçü transformatörlerinde,iki sargılı transformatörde olduğu gibi çeşitli deneyler yapılabilir.Bunlardan biride dönüştürme oranlarının kontrolüdür.<br />
Akım Transformatörlerinin Kontrolü:Primer akımı,ayarlı direnç ile yavaş yavaş arttırılır.Her durumda primer ve sekonder akımları ölçülür ve birbirlerine bölünür,dönüştürme oranı bulunur.Çıkan sonuç her yükte aynı olması gerekir.<br />
Gerilim Transformatörlerinin Kontrolü:Oto transformatörü ile primer gerilimi değiştirilir.Her durumda primer ve sekonder gerilimleri ölçülür.Dönüştürme oranları hesaplanıp kontrol edilir.Sonuçlar duyarlı şekilde kontrol edilmelidir.<br />
BİR FAZLI TRANSFORMATÖR YAPIM HESABI<br />
Yapılacak bir fazlı transformatörlerde şu ön bilgiler verilmelidir.<br />
Transformatörün sekonder gücü,(Çıkış gücü) ;<br />
S2:500 VA<br />
Verim:% 92<br />
Primer gerilimi:220 V<br />
Sekonder gerilimi:110 V<br />
Manyetik akı yoğunluğu:12000 Gaus<br />
Frekans:50 Hz.<br />
1-Manyetik Nüve Kesitinin Bulunması:<br />
Sn&#8230;Manyetik nüve kesiti (cm2)<br />
S1&#8230;Sekonder devre gücü (VA)<br />
C&#8230; Nüve kesiti ve transformatör gücü arasındaki ilişkiyi veren bir katsayısı olup 0,7 ila 1 arasında alınabilir<br />
Nüve kesitini bulmak için S=C. S2<br />
2-Primer ve Sekonder Sipir Sayılarının Bulunması:<br />
E=4,44.f.Q.N.10-8 formülünden faydalanılarak;<br />
Primer sipir sayısı: N1=U1 / 4,44.f.Q.10-8<br />
Sekonder sipir sayısı: N2=U2 / 4,44.f.Q.10-8<br />
3-Primer ve Sekonder İletken Kesitleri:<br />
Kullanılacak iletken çapı:S=¶.d2/4 = d=4.Sa /¶ formülü ile bulunur.<br />
ÜÇ FAZLI TRANSFORMATÖRLERİN GENEL YAPISI<br />
YAPISI:<br />
Üç fazlı alternatif akım sistemi aralarında 1200 faz farkı bulunan üç ayrı fazdan oluşur.Bu sistem üç adet ayrı bir fazlı transformatörlerin yıldız veya üçgen bağlanarak oluşmasıdır.Bunun için primer ve sekonder sargıları aynı ayakta olan çekirdek tipi transformatörlerden üçünün sargısız ayakları yan yana getirir.Sargısız üç ayağın oluşturduğu orta ayak her üç transformatörün manyetik akılarını bir araya getirir.Bilindiği üç fazlı yıldız bağlı sistemlerde faz akımlarının yıldız noktasındaki toplamları her an için sıfır olmaktaydı.Bu düzenlemede orta ayaktaki manyetik akı har an için sıfır olduğundan bu ayaklar kaldırılabilir.Böylece üç adet bir fazlı transformatörden oluşan bir adet üç fazlı transformatör elde edilir.BU düzenlemede transformatör özellikleri aynı olmalıdır.<br />
NÜVE YAPILIŞI:<br />
Transformatörlerin nüveleri,silisyum alaşımlı özel transformatörlerden saçlarından yapılır.Kayıplar,işçilik ve ekonomik nedenlerden dolayı nüve 0,35 mm kalınlıktaki saçlardan yapılır.<br />
Bu saçların birer yüzleri yalıtkan tabaka (lak,kağıt,karlit vb.)ile kaplanmıştır.Nüve kesiti transformatörün gücüne göre yapılır.<br />
Büyük güçlü transformatörler için soğutma kanalları açılır.Nüveyi oluşturan saç paketi,kayıpları azaltmak amacıyla saf selülozdan yapılmış ince kağıt levhalarla,küçük paketlere ayrılmıştır.Nüve sıkıştırma plakaları ile sıkıştırıldıktan sonra,epoksit yatay reçine ile emdirilmiş cam elyaflı bantlarla iyice sarılır.Daha sonra bu bantlar civatalı kilitlerle gerdirilir.<br />
SARGILAR:<br />
Sargı iletkenleri elektrolitik bakır ve alüminyumdan yapılırlar.Kesitleri dikdörtgen ve yuvarlak şeklindedir.Yağlı transformatörlerde sargı izolasyonu kağıtlarla yapılır.Saf selülozdan ince kağıt şeritler,sargı gerilimine göre iletkenlerin üzeri birkaç kat sarılır.Kuru transformatörlerde kullanılan iletkenlerin yalıtılmaları için,iletkenlerin üzerleri,pamuk veya cam elyaflı ipliklerle sarılır,daha sonra lak emdirilir.<br />
SARGI ÇEŞİTLERİ:<br />
Üç fazlı transformatörlerde 3 çeşit sargı vardır:<br />
1-Basit bobin sargılar,<br />
2-Dilimli sargılar,<br />
3-Silindirik sargılar şeklindedir.<br />
BASİT BOBİN SARGILAR:<br />
Basit bobin sargılarda yalıtkan makara üstüne ikinci kat,daha sonra üçüncü kat ve öteki katlar atılır.Bu tür sarımda her defasında,bir katın başlangıcı ile öteki katın bitimi üstüste gelir.Bu iki kat arasında yüksek gerilim meydana geldiğinden aralara presbant koyulur.Basit bobinli sargılar daha çok küçük güçlü transformatörlerde kullanılır.<br />
DİLİMLİ SARGILAR:<br />
Dilimli sargılarda önce çift bobinli dilimler sarılır.Her dilim için çok katlı iki ayrı bobin bulunur.Bu bobinler içeride birbirleri ile bağlantılıdır.Bu yüzden dilim dışında yalnız iki uç bulunur.Her iki bobinin sarım yönleri manyetik alana aynı olacak yönde olmalıdır.Hazırlanan dilimler transformatör ayağı üzerine yerleştirilen yalıtkan silindirin üzerine geçirilir.<br />
SİLİNDİRİK SARGILAR:<br />
Silindirik boru sargılar dikdörtgen şeklinde büyük kesitli iletkenlerle yapılır.bunlar tek katlı veya çok katlı olmak üzere transformatör ayağı boyunca sarılır.Boru sargılar,alt gerilim sargısı olarak,sipir az olan büyük akımlı transformatörlerde kullanılır.<br />
TRANSFORMATÖRLERİN ETİKETLERİ VE TEKNİK ŞARTNAMELERİ<br />
ETİKETLERİ:<br />
Her transformatörün atmosferik koşullara dayanıklı bir maddeden yapılmış ve aşağıdaki bilgileri içeren bir etiketi plakaları vardır.Transformatörün etiket plakalası üzerinde bulunan bilgiler,birçok konunun aydınlanmasına yardımcı olur.Kuruluş,işletme,bakım ve laboratuvar deneyleri sırasında bu bilgilere başvurulur.<br />
PLAKA ÜZERİNDEKİ GEREKLİ BİLGİLER:<br />
Transformatör plakası üzerinde bulunması gereken bilgiler neler olduğu,TÜRK STANDARTLARI’nın Mart-1978 tarihli 267. sayısında belirtmiştir.Buna göre etiket üzerinde bulunması gereken bilgiler şunlardır:<br />
Transformatörün tipi<br />
Standartın işaret ne numarası<br />
Yapımcının ticaret ünvanı veya kısa adı<br />
Yapımcının verdiği seri numarası<br />
Yapım yılı<br />
Faz sayısı<br />
Anma gücü<br />
Anma frekansı<br />
Anma akımları<br />
Bağlantı simgesi<br />
Anma akımının kısa devre gerilimi<br />
Soğutma türü<br />
Toplam ağırlık<br />
Yalıtkan yağın ağırlığı<br />
STANDART DONANIMLARI:<br />
Transformatörlerde standart donanım elemanları belirlenmiştir.Aynı şekilde eleman yerleride belirtilmiştir.Bu şekil elemanların nerede olduğunu belirtmek suretiyle açıklanmıştır.<br />
1-Üç adet yüksek gerilim çıkış ucu<br />
2-Dört adet alçak gerilim çıkış ucu<br />
3-500 KVA ve yukarı güçler için 4 adet alçak gerilim bara bağlantı pabuçları<br />
4-.Yağ genleşme deposu<br />
a-Yağ doldurma ağzı ve kapağı<br />
b-Yağ seviye göstergesi<br />
c-Yağ cinsini gösteren etiket<br />
5-Termometre cebi (315 kVA ya kadar 1 adet,315 kVA ve daha büyük güçler için iki adet)<br />
6-315 kVA ve üstü için Buchholz rölesi takılmasına uygun sökülüp takılabilen flanşlı ara parçası<br />
7-Aktif kısmı kapakla kaldırabilmek için 2 adet kaldırma halkası<br />
8-Boşta gerilim ayar komitatörüne ait kumanda kolu ve pozisyon göstergesi<br />
9-Topraklama ucu<br />
10-Yağ boşaltma ve örnek alma vanası<br />
11-900 dönebilen tekerlekler (160 kVA ya kadar istenirse konur.)<br />
12-Soğutucu radyatörler<br />
13-İsim plakası<br />
14-315 kVA ve üstü için Buchholz rölesi ek donanımı<br />
15-Alkollü termometre<br />
16-Kadranlı kontaklı termometre (0-1200 C,çift kapama kontaklıdır.)<br />
17-Hava kurutucusu (630 kVA ve altı için ½ kg üstü içinde 1 kg dır.)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/transformatorlerin-genel-yapisi.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Diyodlar</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/diyodlar.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/diyodlar.html/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Mar 2010 20:43:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Elektronik]]></category>
		<category><![CDATA[2c]]></category>
		<category><![CDATA[Andan]]></category>
		<category><![CDATA[Bir]]></category>
		<category><![CDATA[Bunun]]></category>
		<category><![CDATA[C3]]></category>
		<category><![CDATA[C5]]></category>
		<category><![CDATA[Depletion Layer]]></category>
		<category><![CDATA[Devre]]></category>
		<category><![CDATA[Elde]]></category>
		<category><![CDATA[Gelen]]></category>
		<category><![CDATA[Hareket]]></category>
		<category><![CDATA[Ilk]]></category>
		<category><![CDATA[Imal]]></category>
		<category><![CDATA[Iyi]]></category>
		<category><![CDATA[Madde]]></category>
		<category><![CDATA[Nokta]]></category>
		<category><![CDATA[Olur]]></category>
		<category><![CDATA[Pn]]></category>
		<category><![CDATA[Tipi]]></category>
		<category><![CDATA[Ucu]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category></category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/diyodlar.html/</guid>
		<description><![CDATA[Diyod, elektrik akımını bir yönde geçiren, diğer yönde ise geçirmeyen bir elektronik devre elemanıdır. Kısacası üzerinden sadece tek yönde akım geçişine izin veren elemandır. Diyod, Anot(A) ve Katot(K) olmak üzere iki uca sahiptir. Diyodun çizgiyle işaretlenmiş ucu katot, diğer ucu ise anottur. Diyod Sembolü : (A)Anot (K)Katot Diyodlar imal şekline bağlı olarak nokta temaslı diyodlar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Diyod, elektrik akımını bir yönde geçiren, diğer yönde ise geçirmeyen bir elektronik devre elemanıdır. Kısacası üzerinden sadece tek yönde akım geçişine izin veren elemandır.<br />
Diyod, Anot(A) ve Katot(K) olmak üzere iki uca sahiptir. Diyodun çizgiyle işaretlenmiş ucu katot, diğer ucu ise anottur.<br />
Diyod Sembolü :            (A)Anot           (K)Katot</p>
<p>Diyodlar imal şekline bağlı olarak nokta temaslı diyodlar ve PN yüzey birleşmeli diyodlar olmak üzere iki ana grupta toplanırlar.<br />
İlk olarak nokta temaslı diyod üretimi ile yarı iletken diyodlar ve ardından transistörler elektronik alanında kullanılmaya başlamış ve bu andan itibaren elektronik dalı çok kısa zamanda çok hızlı gelişmeler yapmıştır.<br />
Teknolojinin gelişmesiyle PN yüzey birleşmeli (jonksiyonlu) diyodlar, ardından aynı teknikle transistörler, entegreler, çipler imal edilerek elektronik dalı akıllara durgunluk verecek derecede çok kısa zamanda çok hızlı gelişmeler yapmıştır.<br />
Nokta temaslı diyodlar; düşük akım, düşük sıcaklık ve güçlerle çalıştıklarından yerlerini daha iyi özellikleri olan PN yüzey birleşmeli diyodlara bırakmışlardır. <span id="more-13285"></span></p>
<p>A.	POLARMASIZ PN BİRLEŞMESİ<br />
Bünyesinde fazla sayıda serbest elektronlar bulunan N tipi madde ile, fazla sayıda oluk bulunan P tipi madde birleştirildiğinde PN diyod elde edilmiş olur. Aşağıdaki şekilde PN birleşmesi görülmektedir.</p>
<p>P ve N maddeleri birleştirildiğinde, N maddesindeki elektronlar ve P maddesindeki oyuklar, birleşim yüzeyine (jonksiyon) doğru hareket ederler. P maddesinden gelen oyuklarla, N maddesinden gelen elektronlar birleşme yüzeyi civarında birleşirler ve nötr atomlar oluştururlar. Bunun sonucu olarak birleşme yüzeyi çevresinde bir nötr bölge (depletion layer) oluşur. Bu bölge bir bariyer gibi davranarak, elektron ve oyukların karşı bölgelere gitmesini önler. Aşağıdaki şekilde, PN birleşmesinde oluşan nötr bölge (depletion layer) görülmektedir.</p>
<p>Yukarıda anlatılan olay, PN birleşmesi ilk defa gerçekleştirildiği zaman olmaktadır. Böylece bütün PN diyodlarda bu nötr bölge bulunmaktadır. Bu nötr bölge, elektron ve oyukların akışına engel olan bir gerilim seddi durumundadır. PN birleşmesinden akım geçebilmesi için, gerilim seddinin aşılması gerekir. PN birleşmesinde oluşan nötr bölge, iki iletken (P ve N maddeleri) arasında bir yalıtkan bölgedir.<br />
P ve N maddeleri arasında elektron-oyuk hareketinin devamı için PN birleşimine dışarıdan oluşan potansiyel farkı ortadan kaldıracak kadar gerilim uygulanması gerekir. Uygulanacak bu gerilim miktarı ortam sıcaklığına göre ters orantılı olarak değişir.     </p>
<p>B.	POLARMALI PN BİRLEŞMESİ<br />
P ve N maddeleri yüzey birleşmesi yapılır ve bu maddelerden birer uç çıkarılırsa, elde edilen elektronik devre elemanına DİYOD adı verilir. P maddesinden çıkan uca anot(+), N maddesinden çıkan uca katot(-) denir.<br />
Uçlarına gerilim uygulanmış diyoda “polarmalı diyod” denir. Yapılan işleme de “diyodun polarılması” denir. Diyodun polarılması demek, diyodun istenilen durumda çalışması için sabit DC gerilimle beslenmesi demektir.<br />
Gerilim kaynağının diyod uçlarına bağlanış şekline göre polarma;<br />
	Doğru polarma,<br />
	Ters polarma  olmak üzere iki çeşittir. </p>
<p>1.	Doğru Polarma<br />
PN birleşmesindeki P maddesine, DC gerilim kaynağının pozitif kutbu bağlanırsa, PN birleşmesine doğru polarma uygulanmış olur. Aşağıdaki şekilde PN birleşmesine, doğru polarma uygulanması görülmektedir.</p>
<p>			       ++		-<br />
						          O    O<br />
				           VE		  S</p>
<p>Devrede S anahtarı kapatıldığında bataryanın negatif terminali N maddesindeki serbest elektronları birleşim yüzeyine doğru iterken, pozitif terminali de P maddesindeki oyukları birleşme yüzeyine doğru iter. N maddesinin elektronları geçiş bölgesinin aşıp P maddesindeki oyuklarla birleşirler. N maddesinden P maddesine geçen elektronlar, N maddesinde elektron eksikliği yaratırken, P maddesinde elektron fazlalığına neden olurlar. N maddesinde de kaç elektron eksilmişse bataryanın negatif ucundan o kadar elektron N maddesine geçerek bu eksikliği kapatırlar. P maddesindeki fazla elektronlar da bataryanın pozitif ucu tarafından çekilerek bataryanın pozitif ucunda hareketlerini tamamlarlar.<br />
Doğru polarma bağlantısında akım akışını sağlamak için geçiş bölgesi gerilim seddinin aşılması gerekir.  Bu gerilim seddi miktarı;  germanyum PN birleşiminde 0,3 V,  silisyum PN birleşiminde ise  0,7 V kadardır. PN birleşimine uygulanacak doğru polarma gerilimi belirtilen değerleri aşmalıdır ki gerilim seddi aşılıp devreden akım akışı sağlansın.</p>
<p>2.	Ters Polarma<br />
PN birleşmesindeki P tipi yarı iletkene gerilim kaynağının negatif(-) kutbu, N tipi yarı iletkene de pozitif(+) kutbu bağlanırsa, bu durumda PN birleşmesine ters polarma uygulanmış olur. Aşağıdaki şekillerde PN birleşmesine ters polarma uygulanması görülmektedir.  	</p>
<p>			       -		+<br />
						          O    O<br />
					VE	              S<br />
            		          Polarılmamış PN Birleşimi</p>
<p>			       -		+<br />
						          O    O<br />
					VE	              S<br />
		         Ters Polarılmış PN Birleşimi</p>
<p>PN birleşimine ters polarma uygulandığında (P maddesine negatif, N maddesine ise pozitif gerilim), P maddesindeki oyuklar, bataryanın negatif kutbu tarafından çekilirler. Bu durumda, birleşme yüzeyindeki yalıtkan (nötr) bölge genişler. PN birleşmesinden ileri yönde herhangi bir akım geçmez.<br />
Yarı iletkenlerin yapımında kullanılan germanyum veya silisyum maddeleri tam saf olarak elde edilemezler. Bu nedenle P ve N tipi maddelerde azınlık taşıyıcılar, PN birleşmesinden çok küçük bir akım geçmesine sebep olurlar. Bu akıma “sızıntı akımı” denir. Sızıntı akımı, normal mili ampermetrelerle bile ölçülemeyecek kadar küçüktür. </p>
<p>DİYODUN SAĞLAMLIK KONTROLÜ<br />
Bunun için ilk önce ölçü aleti (avometre) ohm kademesine alınır ve propları sırayla diyodun her iki ucuna temas ettirilir. Eğer avometremiz bir yönde değer gösteriyor, diğer yönde değer göstermiyorsa diyod sağlamdır. Bunun dışındaki hallerde diyod arızalıdır.</p>
<p>DİYOD ÇEŞİTLERİ VE YAPILARI<br />
Yapım tekniğine bağlı olarak;<br />
	Nokta temaslı diyodlar,<br />
	Yüzey birleşmeli diyodlar  olmak üzere iki gruba ayrılır.</p>
<p>Yapımlarında kullanılan malzemeye göre;<br />
	Germanyum diyodlar,<br />
	Silisyum diyodlar  olmak üzere iki gruba ayrılır.</p>
<p>Kullanım alanlarına göre;<br />
	Kristal diyodlar (Doğrultmaç, dedektör ve anahtar diyodları),<br />
	Zener diyodlar,<br />
	Tunnel diyodlar,<br />
	Varikap diyodlar,<br />
	LED diyodlar,<br />
	Foto diyodlar,<br />
	Gunn diyodlar,<br />
	Impatt diyodlar,<br />
	Schottky diyodlar,<br />
	PIN diyodlar  gibi çok çeşitli şekilde isimlendirilirler.</p>
<p>1.	KRİSTAL DİYOD VE KARAKTERİSTİĞİ<br />
Kristal diyodlar kullanım alanlarına göre 3’e ayrılır. Bunlar:<br />
	Doğrultmaç diyodları,<br />
	Dedektör diyodları,<br />
	Anahtar diyodları dır.</p>
<p>Doğrultmaç diyodları; diyodların tek yönde akım geçirme özelliğinden yararlanılarak DC güç kaynağı devrelerinde AC gerilimi DC gerilime çevirmede kullanılırlar. Çeşitli gerilim ve akımlarda çalışmak üzere çok değişik fiziki görünüşlerde üretilirler. Yapımlarında; yüksek akım ve gerilime dayanıklı olduğu için silisyum malzeme kullanılır.</p>
<p>Doğrultmaç diyodlarının üzerinde bir bant bulunmaktadır. Bu bandın bulunduğu taraf diyodun katodudur.</p>
<p>Günümüzde, doğrultma devrelerinde, 1N 4000 serisi diyodlar kullanılmaktadır. Aşağıdaki tabloda, 1N 4000 serisi diyodların çeşitli katalog değerleri görülüyor.</p>
<p>DİYOD	İleri yön akımı<br />
(Amper)	Ters kıvrılma gerilimi<br />
(Volt)<br />
1N4001	1	50<br />
1N4002	1	100<br />
1N4003	1	200<br />
1N4004	1	400<br />
1N4005	1	600<br />
1N4006	1	800<br />
1N4007	1	1000</p>
<p>Diyod, doğru polarma edildiğinde, iletime geçme anı ancak belli bir gerilim değerinden sonra gerçekleşmektedir. Bu gerilim değerine eşik gerilimi denir.<br />
Güç kaynağı devrelerinde AC gerilimi DC’ ye çevirmek amacıyla genelde iki veya dört adet diyod kullanılır. Kullanıldıkları yerde fazla yer kaplamamaları ve kolay montaj imkanı yaratmak için bu diyodlar tek gövdede üretilirler. Dört diyodlu bağlantı kısaca “köprü diyod” olarak isimlendirilir.</p>
<p>2.	ZENER DİYOD VE KARAKTERİSTİĞİ<br />
Zener diyod ters polarma altında çalışan ve gerilim regülasyonunda kullanılan diyod çeşididir. PN birleşiminin ters polarma altındaki devrilme noktasından yararlanılarak geliştirilmiş özel diyodlardır. </p>
<p>Zener diyodun uçlarına ters polarma uygulandığında, belli bir gerilim değerine kadar diyod yalıtkan, bu gerilim değeri aşıldıktan sonra ise diyod iletken olur.</p>
<p>		                   Zener Diyod Karakteristik Eğrisi</p>
<p>             Zener Diyodun Ters Polarması			         Zener Diyodun Doğru Polarması<br />
Zener diyodlar, uçlarındaki gerilimi sabit tutma özelliklerinden dolayı güç kaynaklarının regülatör devrelerinde, regüle elemanı olarak kullanılırlar.</p>
<p>3.	TUNNEL DİYOD VE KARAKTERİSTİĞİ<br />
Tunnel diyod, doğru polarma altında çalışan; genelde germanyum malzemeye katkı maddesi fazlaca katılarak üretilen, özellikle mikro dalga alanında yükselteç ve osilatör devrelerinde kullanılan bir yarı iletken türüdür.   </p>
<p>Yukarıdaki şekilde görüldüğü gibi tunnel diyoda doğru polarma verildiğinde; üzerinden akım akmaya başlar. VP gerilim değerinde akım IP maksimum değerine ulaşır. Vf gerilimi arttırılmaya devam edilirse, VP değerinden sonra akımın azalmağa başladığı görülür. Gerilim VV değerine ulaştığında akım minimum olur, yani IV değerine düşer.<br />
Tunnel diyodlar, osilatör devrelerinde kullanılırlar.</p>
<p>4.	VARİKAP DİYOD (VARAKTÖR)<br />
Varikap diyod, değişken kondansatör görevi yapan PN birleşmeli diyod olarak çalışır. Değişken kondansatörler, genel olarak çok yer kaplayan, pahalı ve hassas elemanlardır. Bu bakımdan varikap diyodlar, mekanik değişken kondansatörlere iyi bir alternatif oluştururlar. Varikap diyodların kapasitesi, hiçbir mekanik eleman olmaksızın, elektronik olarak değişir. Varikap diyodlar oldukça ucuz ve  küçüktür. Uçlarına uygulanan gerilim değiştirildiğinde, varikap diyodun kapasitesi değişir. Aşağıdaki şekilde varikap diyodun sembolü ve yapısı görülmektedir. </p>
<p>	 &#8211;           +<br />
             Sembol<br />
                                                                                                       VR<br />
                                                                               Varikap diyodun yapısı</p>
<p>Varikap diyodlar, günümüzde, radyo ve televizyonların kanal seçici devrelerinde yaygın olarak kullanılmaktadır. </p>
<p>5.	IŞIK VEREN DİYOD (LED – LIGHT EMITING DIODE)<br />
LED diyodlar doğru polarma altında çalışan ve uçlarına uygulanan doğru polarma gerilimi miktarı ile doğru orantılı olarak ışık veren yarı iletken elemanlardır.<br />
Uçlarına doğru yönde polarma uygulandığında, P maddesindeki oyuklar ve N maddesindeki elektronlar birleşim yüzeyine doğru hareket ederler ve burada oyuklarla elektronlar birleşir. Bu birleşme sırasında meydana gelen enerji ışık olarak açığa çıkar. Bu ışığın gözle görülebilmesi için LED diyodun birleşme yüzeyine galyum arsenid maddesi katılmıştır.<br />
LED diyodun bir ucu uzun diğer ucu ise kısadır. Uzun olan uç anot, kısa olan uç ise katottur.<br />
Genel olarak kırmızı, sarı, yeşil olmak üzere üç değişik renkte yapılırlar. Çalışma akımları 5mA ile 50mA arasındadır. Çalışma gerilimleri; kırmızının 1,5 V, sarının 1,8 V, yeşilin 2,2 V civarındadır.</p>
<p>                                                                                                                          RS</p>
<p>	LED diyodun iç yapısı	                               LED diyodun bağlantı şekli</p>
<p>LED diyodlar, bir elektronik devrede çok değişik amaçlarla kullanılabilir. Kullanım alanlarını iki grupta toplayabiliriz:<br />
1.	Bir elektronik devrede gerilimin varlığını, polaritesini ve seviyesini göstermek için kullanılırlar.<br />
2.	Dijital sistemlerde harf ve rakamları göstermek için kullanılırlar.  </p>
<p>6.	FOTO DİYODLAR<br />
Foto diyod, ters polarma altında çalışan, ters polarma akımı, üzerine gelen ışık şiddeti ile doğru orantılı olarak artan bir yarı iletken elemandır. Foto diyod üzerine ışık gelmezse yalıtkandır ve ters polarma akımı akmaz. Üzerine ışık geldiği zaman uçlarında DC gerilim oluşur.<br />
 Foto diyodun sembolü; </p>
<p>şeklindedir.</p>
<p>7.	GUNN DİYODLAR<br />
Çok yüksek frekanslarda çalışan, mikrodalga uygulamalarında kullanılan, negatif direnç bölgesine sahip bir yarı iletken elemandır.<br />
Gunn diyodun sembolü; </p>
<p>	şeklindedir.</p>
<p>8.	IMPATT (AVALANS) DİYODLAR<br />
Ters polarma altında çalışan, mikrodalga uygulamalarında çok yüksek frekanslarda kullanılan diyod türüdür. Gunn diyoda göre daha yüksek akım ve gerilimlerde kullanılırlar. Negatif direnç bölgesine sahiptir.</p>
<p>9.	ŞOTKİ (SCHOTTKY) DİYODLAR<br />
Normal diyodlar, alçak frekanslarda, uçlarına uygulanan gerilimin yönü değiştiğinde, bu değişime uygun olarak hemen iletken veya yalıtkan duruma geçebilirler. Ancak, yüksek frekanslarda (özellikle 10 Mhz ve daha üstü), diyod uçlarına gelen gerilimin yönü değiştiği halde, diyod bir durumdan ötekine hemen geçemeyebilir. Bu problemin önüne geçmek için şotki diyodlar geliştirilmiştir. Aşağıdaki şekilde, şotki diyod sembolü görülmektedir.</p>
<p>10.	PIN DİYODLAR<br />
PIN diyodu; katkılı P ve N maddeleri arasında ince bir yalıtkan tabaka olan; doğru polarmada ayarlı bir direnç ters polarmada ise sabit değerli bir kondansatör gibi çalışan diyod türüdür.<br />
PIN diyodlar, AF’lı ses sinyalleri ile doğru polarmaları değiştirilerek HF’li radyo sinyallerinin modülasyonunda, doğru polarma gerilimi değiştirilerek elektronik zayıflatıcı eleman olarak kullanılırlar. </p>
<p>   O                                                                        O                                                              CI</p>
<p>                                                                                          O                                                                   O<br />
                                Saf malzeme                                                   LS           RS</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/diyodlar.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sıcaklık Kontrollü Havya</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/sicaklik-kontrollu-havya.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/sicaklik-kontrollu-havya.html/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Mar 2010 16:41:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Elektronik]]></category>
		<category><![CDATA[Ama]]></category>
		<category><![CDATA[Bile]]></category>
		<category><![CDATA[Bir]]></category>
		<category><![CDATA[Bunun]]></category>
		<category><![CDATA[Daha]]></category>
		<category><![CDATA[Devre]]></category>
		<category><![CDATA[En Iyi]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Havya]]></category>
		<category><![CDATA[Kare]]></category>
		<category><![CDATA[Lehim]]></category>
		<category><![CDATA[Maksimum]]></category>
		<category><![CDATA[Tam]]></category>
		<category><![CDATA[Triyak]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category>havya</category>
	<category>havyanın</category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/sicaklik-kontrollu-havya.html/</guid>
		<description><![CDATA[Dirençler sıcaklığa bağımlıdır. Havyanın ısıtıcı direnci de istisna değildir. Böylece her havyanın sıcaklığı kontrol edilebilir. Ancak, elde 24V’la çalışan bir havya olmalıdır ve maksimum 60 W tüketmelidir. Yoksa şebeke trafosu çöker. En iyi lehim sıcaklığı bölgesi 280&#8230;.370 derece sayılmaktadır. Sıcaklık, isteğe göre ayarlanabilir. Havyanın sıcaklığı ısıtma sargısının direncinden elde edilebilir. SICAKLIK KONTROLÜ SIFIR GEÇİŞLERİNDE YAPILIR [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dirençler sıcaklığa bağımlıdır. Havyanın ısıtıcı direnci de istisna değildir. Böylece her havyanın sıcaklığı kontrol edilebilir. Ancak, elde 24V’la çalışan bir havya olmalıdır ve maksimum 60 W tüketmelidir. Yoksa şebeke trafosu çöker. En iyi lehim sıcaklığı bölgesi 280&#8230;.370 derece sayılmaktadır. Sıcaklık, isteğe göre ayarlanabilir.<br />
Havyanın sıcaklığı ısıtma sargısının direncinden elde edilebilir.<br />
SICAKLIK KONTROLÜ SIFIR GEÇİŞLERİNDE YAPILIR<br />
      Sıcaklığın kontrol edilebilmesi için havya ısıtıcısının direnci ölçülmelidir. Bu, havya ısıtılmadığı sürece zor değildir; ısıtma sırasında bile direncin sürekli ölçülmesi gerekir. Maliyeti düşük tutmak ve olası elektro-kimyasal etkiler nedeniyle havya direnci değişken akımla ısıtıldığından blok şemada da görüldüğü gibi değişken akımın sıfırdan geçişleri kontrol için elverişlidir. Değişken akın eğrisi triyak’ın altında solda gösterilmiştir. Bir mili saniyeden daha kısa bir sürede ölçme yapılmaktadır. Bunun için 1K‘luk direncin üzerinden yaklaşık 18mA’lik bir sabit akım akar ve ısıtma direncinde düşen gerilim ölçülür. Havya ısıtıcısının direnci henüz 10’un altında bulunduğundan LED yanmaz ve ölçüm sonucunu değiştirmez.  Tabii ki önemli olan sıfırdan geçişi tam zamanında yakalamaktır. Bu yüzden şebeke trafosunun 24V sargısına <span id="more-13219"></span>dörde bölen bir gerilim bölücüsünün ardından iki yollu doğrultucu olarak düzenlenmiş bir işlemsel kuvvetlendirici ve karşılaştırıcı bağlanmıştır. Bunların ikisi, bir sıfırdan geçiş detektörü  teşkil etmektedir.</p>
<p>ŞEKİL 2 – Devre şeması.<br />
        Detektörün çıkışlarında sıfırdan geçiş sırasında kısa kare dalga darbeleri meydana gelmektedir. Negatif darbeler ölçme kuvvetlendiricisini, pozitif darbeler de triyak’ın ateşleme katını kısa bir süre açar. Ama ancak ölçme kuvvetlendiricisinin ardından gelen karşılaştırıcı, havya sıcaklığının düşük olduğunu bildirdiği zaman karşılaştırıcı, triyak katını açan 18V’luk bir gerilim sağlar. Havyanın beklenen sıcaklığına erişilir. Erişilmez karşılaştırıcının çıkışı –12V’a sıçrar ve ateşleme katı kapatılır.<br />
       Blok şemada önemli eğrilerde görülmektedir. Blok şemada görülen bir şey daha var: sıcaklık ayarı ve 100K‘luk bir direnç; yarı iletkenlerin statik bir elektrik yüzünde tehlikeye girmemesi için bu direnç üzerinden havyanın toprağı elemanınkine bağlanır. Öte yandan kontrol devresinin besleme geriliminin nasıl üretildiği de görülmektedir. Ancak şebeke trafosu şemada yoktur. Tam devre şeması, devrenin devre’nin blok şemada görüldüğünden daha karmaşık olduğunu kanıtlamaktadır. Bu devre OP1 işlemsel kuvvetlendiricisinin sıradan bir temel devresidir ve OP2’nin ne yazık ki yalnızca bir tane çıkışı vardır. Bu nedenle OP2’nin çıkışına T1 ve C8 üzerinden T2 ( ikisi de PNP transistoru ) bağlanmıştır. C8 kondansatörü, darbelerin türevini alıp triyak için gereken kısa ateşleme darbeleri haline getirir, T1 ise kısaltılmamış kesim darbelerini OP3 ölçme ölçme kuvvetlendiricine iletir. Blok şemada her iki darbe şekli de gösterilmektedir.<br />
       Ateşleme darbeleri D13 üzerinden kesilmediği sürece triyak, her yarım dalganın başında yeniden ateşlenir ve ardından havyanın ısıtma akımını açar. Böylece triyak’ın A1 anodundaki gerilim neredeyse 24V’a kadar çıkar ve D18 diyodu yanar. R17 üzerinden OP3’e sıcaklığa uygun bir direnç değeri verir. Dolayısıyla OP3 elemanının çıkışında, pozitif bileşeni ısıtma direnciyle eş orantılı olan bir kare dalga gerilimi meydana gelir. Bu gerilim C9’la tümlevlenir ve histerezisli bir karşılaştırıcı olan OP4’te P3 ile ayarlanan kontrol kontrol gerilimi ile karşılaştırılır ve duruma göre ısıtıcı ya açılır yada kapatılır.</p>
<p>ŞEKİL 3 – Baskı devre üzerinde elemanların dizilişi.</p>
<p>       24V’luk değişken gerilim ısıtıcıya varmadan ve stabilize edilmiş bir doğru gerilim haline getirilmeden önce sekonder taraftaki güç kaynağında bir sigortayla korunur. +18V’luk doğru gerilimi 7818 gerilim regülatörü, &#8211; 12V’luk gerilimi de Z diyodu sağlamaktadır. Hem pozitif hem de negatif bir besleme gerilimi elde etmek amacı ile iki dalda da yalnız tek yollu bir doğrultma yapılır.d17 LED’i kontrol devresinin açılmış olduğunu gösterir. 220V’luk şebeke gerilimi nedeniyle bir kutu kullanmak şarttır. Fişli şebeke kablosu kutunun arkasındaki kablo deliğinden sokulur. Şebeke trafosu, lehim bağlantıları aşağıya bakacak şekilde monte edilirse dokunma olasılığı yüzde doksan azalır. Şebeke anahtarına giden kablolar büzülen lastikle yalıtılır, koruyucu hat da ön pano ve plaket toprağına bağlanır. Açıp kapama LED’i ön panoya yerleştirilebilir. P3 düğmesi de ön panoda yer almalıdır.</p>
<p>ŞEKİL 4 – Devre elemanlarının üstten görünüşü.</p>
<p>ŞEKİL 5 – Baskı devre şeması.</p>
<p>PARÇA LİSTESİ</p>
<p>Yarı İletkenler                                                                  Kondansatörler</p>
<p>1	 7818, IC1                                                                  2        22nF,  C7,C8<br />
1	 LM 324, IC2                                                             2        220nF,  C2, C4<br />
1	 BC 558B, T1                                                             1        330nF,   C10<br />
1	 BC 557B, T2<br />
1	 TIC 236 ,TY1<br />
1	 1N4001, D1<br />
14	1N4148, D3&#8230;..D16<br />
1	ZPD 12, D2<br />
2     LED, D17, D18<br />
Dirençler                                                                             Elektrolitik kondansatörler</p>
<p>1	    47  , R21                                                            1     4,7 μF/16V  , C9<br />
1	   330 , R15                                                           1     10 μ F/16V, C6<br />
1	1K , R19                                                            2    10 μ F/ 50V, C3, C5<br />
2	1K/0.5W, R16                                                   1    100 μ F/40V, C1<br />
3	1,5K,  R26, R29<br />
1	 2K, R27                                                                   Diğerleri<br />
4	2,2K,  R3, R10, R31<br />
1	   3,6K,  R25                                                         1     Havya Ersa TE 40 veya benzeri<br />
1	    3,9K,  R1                                                           1     Plaket<br />
1	    4,7K, R14                                                          1     Kutu<br />
1	    6,8K, R2                                                            1     Trafo 220V/24V,60W<br />
5	10K,  R5, R17, R18, R28                                  1     Jak priz<br />
2	    18K,  R6, R11                                                   1     4mm’likgiriş jakı<br />
2	    22K,  R4, R9                                                     2     Sigorta tutucusu<br />
1	     33K,  R13                                                          6    Bağlantı ucu<br />
4          47K, R8, R20, R23, R30                                   1     soğutucu<br />
2         100K, R12, R32<br />
1         1M,  R22<br />
2         1K,  Trimpot,yatık,  P1, P2<br />
1         22K,  Potansiyometre , P3<br />
( R32 ve R33 plakette değildir. )</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/sicaklik-kontrollu-havya.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mikrokontrolörler</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/mikrokontrolorler.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/mikrokontrolorler.html/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 05 Jan 2010 08:37:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Elektronik]]></category>
		<category><![CDATA[Anolog]]></category>
		<category><![CDATA[Birim]]></category>
		<category><![CDATA[Central Proccesing Unit]]></category>
		<category><![CDATA[Dair]]></category>
		<category><![CDATA[Gibi]]></category>
		<category><![CDATA[Ilk]]></category>
		<category><![CDATA[Pic16f84]]></category>
		<category><![CDATA[Veri]]></category>
		<category><![CDATA[Veya]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category></category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=12721</guid>
		<description><![CDATA[I. PIC16C84/PIC16F84 I. 1 &#8211; Mikroişlemci : Ön belleğine yazılan programı işleterek istenilen çıkışlara yönlendiren birimdir. Mikroişlemci veya sayısal bilgisayarlar üç temel kısımdan (CPU-Merkezi işlem ünitesi, I/O ve bellek) ve bunlara ek olarak bazı destek devrelerden oluşur. Her bir temel kısım en basitten en karmaşığa kadar çeşitlilik gösterir. 1.1.2 I/O (Giriş/Çıkış-Girdi/çıktı): Sayısal anolog ve özel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>I.	PIC16C84/PIC16F84<br />
I. 1 &#8211; Mikroişlemci : Ön belleğine yazılan programı işleterek istenilen çıkışlara yönlendiren birimdir. Mikroişlemci veya sayısal bilgisayarlar üç temel kısımdan (CPU-Merkezi işlem ünitesi, I/O ve bellek) ve bunlara ek olarak bazı destek devrelerden oluşur. Her bir temel kısım en basitten en karmaşığa kadar çeşitlilik gösterir. 1.1.2 I/O (Giriş/Çıkış-Girdi/çıktı): Sayısal anolog ve özel fonksiyonlardan oluşur. Mikroişlemcinin dış dünya ile ilişkisini sağlar. Mikroişlemciye verilen ve işlemlerden alınan veriler bu hat üzerinden sağlanır. 1.1.3 CPU (Central Proccesing Unit-Merkezi işlem birimi): Sistemin kalbidir. Birim hesapları yapmak ve verileri idare etmek için 4.8 veya 16 bitlik veri formatında çalışır. Bir mikroişlemcide temelde kullanılan üç yol vardır.<br />
1-) Veri yolu : Bu yol ; işlemci, bellek ve çevre birimleri arasında veri iletmek için        kullanılır.<br />
 2-) Adres yolu : Bu yol, işlemcinin program komutlarına ve veri saklama alanlarına erişimi sağlayan bellek adreslerini, ROM ve RAM belleklerine göndermek için kullanılır. <span id="more-12721"></span><br />
3-) Denetim yolu: Bu yol Ram belleğine veri yazıldığı veya ondan veri okunduğuna dair bilgi vermek gibi, denetim amaçları için kullanılır. Bu yol aynı zamanda kesmelerin kullanımına olanak tanıyan bağlantıları da içerir. Tipik bir mikroişlemci komutunun yürütülmesi her üç yolunda kullanımını gerektirebilir. Böylelikle kullanılan ek devreler artarak maliyet yükselir ve tasarım çok karmaşık hal alır. İşlemci ilk olarak komuta, komut adresini adres yoluna koyarak erişir. İkili kodlardan oluşan bu adres, buna karşılık gelen bellek konumu tarafından tanınır ve bu konum istenen komutu veri yolundan işlemciye gönderir. Örneğin eğer bu komut  verinin işlemciden gönderilmesini ve bir RAM konumunda saklanmasını gerektiriyorsa işlemci, adres yolunu istenen konumu belirtmek, veri yoluna veriyi iletmek ve denetim yoluna da RAM a yazıyor olduğunu belirtmek için kullanılır.<br />
I. 2 &#8211;<br />
 Mikrokontrolcü : Bir yazılım olmadan hiçbir işe yaramayan bir plastik metal ve temizlenmiş kum yığınıdır. Mikrokontrolcüyü kontrol eden bir yazılım olduğundaysa neredeyse sınırsız bir uygulamaya sahiptir.<br />
Mikrokontrolcünün Avantajları : Mikrokontrolörler’ in mikroişlemcilere olan üstünlükleri oldukça fazladır. Örneğin mikroişlemcili bir sistem yapıldığında mikroişlemcinin yanısıra hafızalar (RAM, ROM veya EPROM) , I/O giriş çıkış birimi ve buna benzer birçok sistem kullanılmaktadır. Bu karışık sistemin hem tasarlanması ve yapımı zordur hem de maliyeti oldukça yüksektir. Mikrokontrolcüler de bir sistemin çalıştırılabilmesi için yalnızca bir mikrokontroller ve osilatör devresi kafi gelmektedir. Sistemde gerekli olan ön bellek ve I/O birimi mikrokontroller içinde bir yonga halindedir.<br />
I. 3 &#8211;  PIC MİKROKONTROLÖRLERİNE GİRİŞ<br />
PIC’ in kelime anlamı PERIPHERAL INTERFACE CONTROLLER giriş-çıkış işlemcisidir. İlk olarak 1994 yılında 16 bitlik ve 32 bitlik büyük işlemcilerin , giriş ve çıkışlarındaki yükü azaltmak ve denetlemek amacıyla çok hızlı ve ucuz bir çözüme ihtiyaç duyulduğu için geliştirilmiştir.<br />
     I. 3. 1 &#8211;  PIC İKROKONTROLERLERİNİN TERCİH SEBEBEPLERİ :<br />
a)	Lojik uygulamalarının hızlı olması<br />
b)	 Fiyatının oldukça ucuz olması<br />
c)	8 bitlik mikrokontroller olması ve bellek ve veri için ayrı yerleşik bus’ ların kullanılması<br />
d)	Veri ve belleğe hızlı olarak erişimin sağlanması<br />
e)	PIC’ e göre diğer mikrokontrolcülerde veri ve programı taşıyan bir tek bus bulunması, dolayısıyla PIC’ in bu özelliği ile diğer mikrokontrolörlerden iki kat daha hızlı olması.<br />
f)	Herhangi bir ek bellek veya giriş/çıkış elemanı gerektirmeden sadece 2 kondansatör ve bir direnç ile çalışabilmeleri.<br />
g)	 Yüksek frekanslarda çalışabilme özelliği<br />
h)	Standby durumunda çok düşük akım çekmesi.<br />
i)	İntterrupt kapasitesi ve 14 bit komut işleme hafızası.<br />
j)	Kod sıkıştırma özelliği ile aynı anda birçok işlem gerçekleştirebilmesi PIC mikrokontrolörlleri çeşitli özelliklerine göre PIC16C6X, 16C7X, 16C5X gibi gruplara ayrılırlar.<br />
     I. 3. 2 &#8211;  PIC’ İN KULLANIMI İÇİN GEREKLİ AŞAMALAR<br />
        I. 3. 2. 1 &#8211;  I/O (Giriş / Çıkış) : Mikrokontrolcünün dış dünya ile ilişkisini sağlayan, girdi ve çıktı şeklinde ayarlanabilen bir bağlantı pinidir. I/O çoğunlukla mikrokontrolcünün iletişim kurmasına, kontrol etmesine veya bilgi okumasına izin verir.<br />
       I. 3. 2. 2 &#8211;  Yazılım : Mikrokontrolcünün çalışmasını ve işletilmesini sağlayan bilgidir. Başarılı bir uygulama için yazılım hatasız (bug) olmalıdır. Yazılım C, Pascal veya Assembler gibi çeşitli dillerde veya ikilik(binary) olarak yazılabilir.<br />
        I. 3. 2. 3 &#8211;  Donanım : Mikrokontrolcü, bellek, arabirim bileşenleri, güç kaynakları, sinyal düzenleyici devreler ve bunları çalıştırmak ve arabirim görevini üstlenmek için bu cihazlara bağlanan tüm bileşenlerdir.<br />
       I. 3. 2. 4 &#8211;  Simülatör : PC üzerinde çalışan ve mikrokontrolcünün içindeki işlemleri simüle eden MPSIM gibi bir yazılım paketidir. Hangi olayların ne zaman meydana geldiği biliniyorsa bir simülatör kullanmak tasarımları test etmek için kolay bir yol olacaktır. Öte yandan simülatör, programları tümüyle veya adım adım izleyerek bug’lardan arındırma fırsatı sunar. Şu anda en gelişmiş simülatör programı Microchip firmasının geliştirdiği MPLAB programıdır.<br />
        I. 3. 2. 5 &#8211;  ICE : PIC MASTER olarak da adlandırılır. (In- Circuit Emulator / İç devre takipçisi) PC ve Mikrokontrolcünün yer alacağı soket arasına bağlanmış yararlı bir gereçtir. Bu gereç yazılım, PC de çalışırken devre kartı üzerinde bir mikrokontrolcü gibi davranır. ICE, bir programa girilmesini, mikro içinde neler olduğunu ve dış dünyayla nasıl iletişim kurulduğunun izlenilmesini mümkün kılar.<br />
       I. 3. 2. 6 &#8211;  Programcı : Yazılımın mikrokontrolcü belleğinde programlamasını ve böylece ICE’ nin yardımı olmadan çalışmasını sağlayan bir birimdir. Çoğunlukla seri port ’a (örneğin PICSTART, PROMASTER) bağlanan bu birimler çok çeşitli biçim, ebat ve fiyatlara sahiptir.<br />
       I. 3. 2. 7 &#8211;  Kaynak Dosyası : Hem asembler’ in hem de tasarımcının anlayabileceği dilde yazılmış bir programdır. Kaynak dosya mikrokontrolör’ ün anlayabilmesi için önceden assemble edilmiş olmalıdır.<br />
       I. 3. 2. 8 &#8211;  Assembler : Kaynak dosyayı bir nesne dosyaya dönüştüren yazılım paketidir. Hata araştırma bu paketin yerleşik bir özelliğidir. Bu özellik assemble edilme sürecinde hatalar çıktıkça programı bug’lardan arındırırken kullanılır. MPASM, tüm PIC ailesini elinde<br />
tutan Microchip’ in son assemble edicisidir.<br />
I. 3. 2. 9 &#8211;  Nesne dosyası (object file) : Assembler tarafından üretilen bu dosya; programcı, similatör veya ICE’ nin anlayabilecekleri ve böylelikle dosyanın işlevlerinin çalışmasını sağlayabilecekleri bir dosyadır. Dosya uzantısı assemble edicinin emirlerine bağlı olarak , .OBJ veya .HEX olur. </p>
<p>I . 4 &#8211;  PIC MİKROKONTROLÖRLERİNİN ÖZELLİKLERİ</p>
<p>I. 4. 1 &#8211;  Güvenirlik: PIC komutları bellekte çok az yer kaplarlar. Dolayısıyla bu komutlar 12 veya 14 bitlik bir program bellek sözcüğüne sığarlar. Harward mimarisi teknolojisi kullanılmayan mikrokontrollörler de yazılım programının veri kısmına atlama yaparak bu verilerin komut gibi çalıştırılmasını sağlamaktadır. Bu da büyük hatalara yol açmaktadır. PIC’ ler de bu durum engellenmiştir.<br />
I. 4. 2 &#8211; Hız : PIC oldukça hızlı bir mikrokontrolör’ dür. Her bir komut döngüsü 1µsn’ dir. Örneğin 5 milyon komutluk bir programın 20Mhz’ lik bir kristalle işletilmesi yalnız 1sn sürer. Bu süre 386SX33 hızının yaklaşık 2 katıdır. Ayrıca RISC mimarisi işlemcisi olmasının hıza etkisi oldukça büyüktür.<br />
I. 4. 3 &#8211; Komut seti : PIC’ in 16C5X ailesinde bir yazılım yapmak için 33 komuta ihtiyaç duyarken 16CXX araçları için bu sayı 35’ tir. PIC tarafından kullanılan komutların hepsi yazmaç (register) temellidir. Komutlar 16C5X ailesinde 12 bit, 16CXX ailesindeyse 14 bit uzunluğundadır. PIC’ te CALL, GOTO ve bit test eden BTFSS ve INCFSZ gibi komutlar dışında diğer komutlar 1 saykıl çeker. Belirtilen komutlar ise 2 saykıl çeker.<br />
I. 4. 4 &#8211; Statik İşlem : PIC tamamıyla statik bir işlemcidir. Yani saat durdurulduğunda da tüm yazmaç içeriği korunur. Pratikte bunu tam olarak gerçekleştirebilmek mümkün değildir. PIC mikrosu programı işletilmediği zaman uyuma (sleep) moduna geçirilerek micronun çok düşük akım çekmesi sağlanır. PIC uyuma moduna geçirildiğinde , saat durur ve<br />
PIC uyuma işleminden önce hangi durumda olduğunu çeşitli bayraklarla ifade eder. (elde bayrağı, 0 (zero) bayrağı &#8230; vb.) PIC uyuma modunda 1µA’den küçük değerlerde akım<br />
çeker. (Standby akımı).<br />
 I. 4. 5 &#8211; Sürme özelliği (Sürücü kapasitesi): PIC yüksek bir çıktı kapasitesine sahiptir. Tek bacaktan 40mA akım çekebilmekte ve entegre toplamı olarak 150mA akım akıtma kapasitesine sahiptir. Entegrenin 4mHz osilatör frekansında çektiği akım<br />
çalışırken 2mA, stand-by durumunda ise 2µA kadardır.<br />
I. 4. 6 &#8211; Seçenekler : PIC ailesinde her türlü ihtiyaçların karşılanacağı çeşitli hız, sıcaklık, kılıf, I/O hatları, zamanlama (Timer) fonksiyonları, seri iletişim portları, A/D ve bellek kapasite seçenekleri bulunur.<br />
I. 4. 7 &#8211; Çok yönlülük : PIC çok yönlü bir mikrodur ve ürünün içinde, yer darlığı durumunda birkaç mantık kapısının yerini değiştirmek için düşük maliyetli bir çözüm bulunur.<br />
I. 4. 8 &#8211; Güvenlik : PIC endüstride en üstünler arasında yer alan bir kod koruma özelliğine sahiptir. Koruma bitinin proglamlanmasından itibaren, program belleğinin içeriği, program kodunun yeniden yapılandırılmasına olanak verecek şekilde okunmaz.<br />
       I. 4. 9 &#8211; Geliştirme: PIC program geliştirme amacıyla proglamlanabilip tekrar silinebilme özelliğine sahiptir. (EPROM, EEPROM) Aynı zamanda seri üretim amacıyla bir kere programlanabilir (OTP) özelliğine sahiptir.<br />
       I. 4. 10 &#8211; Liste dosyası : Assembler tarafından yaratılan ve kaynak dosyadaki tüm komutları hexadecimal sistemdeki değerleri ve tasarımcının yazmış olduğu yorumlarıyla birlikte içeren bir dosyadır. Bir programı bug’lar dan arındırırken araştırılacak en yararlı dosya budur. Çünkü bu dosyayı izleyerek yazılımlarda neler olup bittiğini anlama şansı kaynak dosyasından daha fazladır. Dosya uzantısı .LST dir.<br />
       I. 4. 11 &#8211; Diğer dosyalar : Hata dosyası ( Error file: uzantısı .ERR) hataların bir listesini içerir ancak bunların kaynağı hakkında hiç bir bilgi vermez. Uzantısı .COD olan dosyalar emülatör tarafından kullanılırlar.<br />
       I. 4. 12 &#8211; Bug ‘ lar : Tasarımcının farkında olmadan yaptığı hatalardır. Bu hatalar, basit yazılım hatalarından, yazılım dilinin yanlış kullanımına kadar uzanır. Hataların çoğu derleyici tarafından bulunur ve bir .LST dosyasında görüntülenir. Kalan hataları bulmak ve düzeltmek te geliştiriciye düşer. </p>
<p>II.	PIC MİKROKONTROLÖRLERİNİN DONANIMSAL İNCELENMESİ<br />
       II. 1 &#8211; PIC MİKROKONTROLÖRLERİNİN İÇ YAPISI<br />
CPU bölgesinin kalbi ALU dur. (Aritmetic Logic Unit-Aritmetik mantık birimi) ALU, W (Working-Çalışan) adında bir yazmaç içerir. PIC, diğer mikroişlemcilerden, aritmetik ve mantık işlemleri için bir tek ana yazmaca sahip oluşuyla farklılaşır. W yazmacı 8 bit genişliğindedir ve CPU’da ki herhangi bir veriyi transfer etmek üzere kullanılır.<br />
CPU alanında ayrıca iki katagoriye ayırabileceğimiz Veri Yazmaç dosyaları (Data Regıster Files) bulunur. Bu veri yazmaç dosyalarından biri, I/O ve kontrol işlemlerinde kullanılırken, diğeri RAM olarak kullanılır.<br />
PIC’ ler de Harward Mimarisi kullanılır. Harward mimarisi mikrokontrolcülerde<br />
veri akış miktarını hızlandırmak ve yazılım güvenliğini arttırmak amacıyla<br />
kullanılır. Ayrı bus’ ların kullanımıyla veri ve program belleğinde hızlı bir<br />
şekilde erişim sağlanır.<br />
Şekil 2.1: Temel PIC blok diyagramı<br />
     PIC mikrokontrolör’ lerini donanımsal olarak incelerken PIC 16C84 veya yeni adıyla PIC 16F84 üzerinde durarak bu PIC’ i temel alıp donanım incelenecektir. Bellek ve bazı küçük farklılıklar dışında burada anlatılanlar bütün PIC’ ler için geçerlidir.<br />
II. 2 &#8211;  GENEL TANIMLAMA<br />
     PIC 16C84 veya F84 düşük maliyetli, yüksek performanslı, CMOS, full-statik, 8 bit mikrodenetleyicidir. Tüm PIC 16/17 mikrodenetleyiciler RISC mimarisini kullanmaktadır. PIC16CXX mikroları birçok esas özelliklere sahiptir. 8 seviyeli, derin küme ve çoklu iç ve dış kesme kaynaklarına sahiptir. Harward Mimarisinin ayrı komut ve veri taşıyıcısıyla ayrı 8 bitlik geniş veri taşıyıcılı, 14 bitlik geniş komut kelimesine imkan vermektedir. 2 aşamalı komut hattı tüm komutların tek bir saykıl’ la (çevrimle) işlenmesini sağlamaktadır. Yalnızca bazı<br />
özel komutlar 2 saykıl çekerler. Bu komutlar dallanma komutlarıdır. PIC16CXX Mikrodenetleyicileri tipik olarak 2:1 oranında kod sıkıştırmasına erişmektedir ve sınıflarındaki 8 bit mikrodenetleyicilerden 2:1 oranında hız arttırılmasına olanak sağlanmaktadır. (10MHZ) PIC16C84 microchip’ i 36 bitlik RAM belleğine, 64 bayt EEPROM belleğine ve 13 I/O pin’ ine sahiptir. Bunun yanı sıra, timer ve sayaç ta mevcuttur.<br />
     PIC16CXX ailesi dış elemanları azaltacak spesifik özelliklere sahiptir ve böylece maliyet minimuma inmekte, sistemin güvenirliği artmakta, enerji sarfiyatı azalmaktadır. Bunun yanı sıra tüm PIC ler de 4 adet osilatör seçeneği mevcuttur. Bunlarda tek pin li RC osilatör, düşük maliyet çözümünü sağlamakta (4 MHZ) , LP osilatör (Kristal veya seramik rezonatör) , enerji sarfiyatını minimize etmekte (asgari akım) (40 KHZ), XT kristal veya seramik rezonatör osilatörü standart hızlı ve HS kristal veya seramik rezonatörlü osilatör çok yüksek hıza sahiptir (20 MHZ). PIC mikrokontrolörlerinin en büyüközelliği sleep modu özelliğidir..<br />
     Bu mod ile PIC işlem yapılmadığı durumlarda uyuma moduna geçerek çok düşük akım çeker. (5m A). Kullanıcı bir kaç iç ve dış kesmelerle PIC’ i uyuma modundan çıkarabilmektedir. Yüksek güvenilirlikli Watchdog Timer kendi bünyesindeki chip üstü RC osilatörü ile yazılımı kilitlemeye karşı korumaktadır. PIC16C84 (16F84) EEPROM program belleği , aynı aygıt paketinin orjinali ve üretimi için kullanılmasına olanak vermektedir. Yeniden programlanabilirliği mikroyu uygulamanın sonundan kaldırmadan kodu güncelleştirmeye izin vermektedir. Bu aygıtın kolayca erişilemediği, fakat prototipinin kod güncelleştirmesi gerekli olduğu durumlarda, bir çok uygulamanın geliştirilmesinde yararlıdır. Bunun yanı sıra bu kodun güncelleştirilmesi diğer ayrı uygulamalarda da yararlıdır. Aşağıda tablo 2.1 de PIC16C8X’ ailesinin özellikleri ve şekil 2.1’ de de basitleştirilmiş iç yapısı gösterilmektedir. </p>
<p>Tablo 2.1 : PIC16C8X ailesi özellikleri </p>
<p>Daha ayrıntılı görmek için mouse un sağ tuşundan &#8220;view image&#8221; i seçin. </p>
<p>Şekil 2.2 : PIC 16C84’ ün basitleştirilmiş iç yapısı<br />
PIC’ ler özellikle de PIC16C84 yüksek hızlı otomobillerden, motor kontrolü uygulamaları, düşük enerji sarfiyatlı uzaktan çalışan sensörler, elektronik kilitler, güvenlik aygıtları ve akıllı kartlara kadar bir çok uygulamalarda kullanılırlar. EEPROM teknolojisi uygulama programların<br />
(Transmitter kodları, motor hızları, alıcı frekansları, güvenlik kodları vb.) uygulamasını son derece hızlı ve uygun hale getirmektedir. Küçük boyutlarıyla bu mikrodenetleyiciler alan sınırlaması bulunan uygulamalarda kusursuzdur. Düşük maliyet, düşük enerji sarfiyatı,<br />
yüksek performans, kullanım kolaylığı ve I/O esnekliği özellikle de PIC 16C84 mikrosunun daha önce kullanılması hiç düşünülmeyen alanlarda kullanılmasını sağlamaktadır. (Bunlar ; timer fonksiyonları, seri kominikasyon, PWM fonksiyonları ve birlikte işlemci uygulamaları) Seri sistem içi programlama özelliği (iki pinin üzerinden) ürünün tamamen toplanması ve test edilmesinden sonra ürünün alıştırılmasının esnekliğine olanak vermektedir. Bu özellik sayesinde ürün serileştirilebilmekte ve veriler saklanabilmektedir.<br />
         II. 3 &#8211;  GELİŞME DESTEĞİ<br />
     PIC16CXX sınıfı tam özellikli mikrobirleştirici, yazılım simülatörü, devre içi emülatör, düşük maliyetli program geliştirme ve tam özellikli programlayıcı ile desteklenmiştir. PIC 16F84 PIC16C5X mikrokontrolerlerinin geliştirilmiş halidir. PIC16C5X için yapılan devrelerde kolaylıkla PIC16C84 (16F84) kullanılabilir.<br />
II. 4 &#8211; ELEKTRİKLE SİLİNEBİLEN MİKROKONTROLÖRLER<br />
     Bu mikrolar, programının silinip yeniden yazılabilme özelliğine sahiptir ve oldukça düşük maliyetli plastik ambalajlar halinde bulunmaktadır. Aynı zamanda bu tip mikroların üretimi kadar prototipinin geliştirilmesi ve pilot programlar için kullanılmasına olanak sağlamaktadır. Bunun daha ötesindeki avantajlarından biri, bunların devre içi veya Microchip’s PICSTARTÒ plus veya PROMATE II programlayıcıları tarafından silinebilmesi ve yeniden programlanabilmesidir.<br />
II. 5 &#8211;  MİMARİ OLARAK İNCELENMESİ<br />
     PIC16CXX sınıfının üstün performansı genellikle RISC mikroçiplerinde bulunan birçok mimari özelliklere sahiptir. Başlangıç olarak PIC16CXX Harward mimarisini kullanmaktadır. Bu mimari ayrı belleklerden erişilen program ve verilere sahiptir. Böylece PIC mikrosu program belleği ve veri belleği taşıyıcılarına sahipken programların ve verilerin aynı bellekten getirilen geleneksel Von Neuman mimarisi üzerinde bant genişliği iyileştirilmektedir. Programların ve veri belleklerinin ayrılması komutların 8 bitlik geniş veri kelimesinden farklı boyutlandırılmasına olanak vermektedir. PIC16CXX mikroları tekli kelimeye imkan veren 14 bit taşıyıcı üzerinden 14 bit komutu tek bir süreçte uygulamaktadır. İki aşamalı hat komut sürecini ve yürütülmesini biraraya getirmektir. (örnek 3-1). Bunun sonucu olarak, program bölünmeleri dışında tüm komutlar tek bir süreçle yürütülmektedir (400ns @ 10MHZ).<br />
     PIC 16CXX aygıtları,kayıt dosyalarına ve veri belleğine doğrudan veya dolaylı olarak yönlenebilmektedir. Program Sayacı dahil bütün özel fonksiyon kayıtları veri belleğine yerleştirilmiştir. Adres modunu kullanarak herhangi bir kaydın üstüne herhangi bir işlemin gerçekleşmesini mümkün kılan Ortogonal (simetrik) komutlarda kurulmuştur. Simetrik özelliği ve “özel optimal durumların”eksikliği PIC 16CXX ile programlamayı daha da etkin kılmaktadır.<br />
     İlaveten enformasyon eğrisi önemli ölçüde azaltılmıştır. PIC16CXX mikroları 8 bitlik ALU ya ve W(working) registerine sahiptir. W registerindeki veri ile herhangi bir kayıt dosyası arasında aritmetik ve boolean fonksiyonları uygulanmaktadır. ALU 8 bit enindedir ve toplama, çıkarma , değiştirme ve çeşitli lojik işlemleri içerir. İki bilgili komutlarda bir bilgi tipik olarak W registeridir diğer bilgi ise dosya kaydı veya hazır sabit değerdir. Tekli komutlarda bilgi ya W kaydı ya da dosya kaydıdır. Yürütülen komutlara dayanarak ALU, STATUS kaydındaki Caryy(C), Digit Caryy(DC) ve Zero(Z) bitlerini etkileyebilmektedir. C ve DC bitleri, çıkarmalarda, nispeten çıkarma işleminde ödünç alan ve sayısal ödünç alan bit olarak işlemektedir.<br />
II. 6 &#8211; SAAT ÖLÇÜM ŞEMASI / KOMUT SÜRECİ<br />
     Saat girişi (OSC1 den) içten dörde bölünmüştür ve Q1, Q2, Q3 ve Q4 olarak gelmeyen 4 kare dalga sinyali ortaya çıkar. İçten olarak, program sayacı (PC) her Q1 de bir arttırılmakta ve komutlar program belliğinde sürece sokularak Q4 sürecinde komut kaydına katılmaktadır.<br />
     Komutlar Q1 ve Q4 aralığı boyunca decode edilir ve yürütülür. Saat palsi ve komut yürütme akımı şekil 2.3 de görülmektedir. </p>
<p>Şekil 2.3: Saat palsi ve komut yürütme akımı</p>
<p>II. 7 &#8211; KOMUT AKIMI / BİLGİ İLETİMİ<br />
     ‘Komut süreci’ dört Q sürecinden oluşmaktadır. (Q1, Q2, Q3 ve Q4). Komut devri ve yürütülmesi şöyle iletilmektedir. Devir bir komut sürecini üstlenirken decode ve yürütme diğer komut sürecini üstlenmektedir. Bununla birlikte bilgi iletim nedeniyle , her bir komut etkin olarak bir süreçte yürütülür. Eğer komut program sayacının değişmesine neden olmuşsa ( örn. GOTO komutu) o zaman komutun tamamlanması için iki süreç gereklidir. Devir süreci her Q1 e değeri bir artan program sayacı (PC) ile başlar. Yürütme sürecinde işleyen komut Q1 sürecindeki<br />
‘Komut kaydı’na gönderilir. Daha sonra bu komut Q2, Q3 ve Q4 süreçleri boyunca decode edilir ve yürütülür. Veri belleği Q2 boyunca okunur (Bilgi okunması) ve Q4 boyunca yazılır ( Yazım hedefi). </p>
<p>II. 8 &#8211; BELLEK ORGANİZASYONU<br />
     PIC16C84` de 2 bellek bloğu mevcuttur. Bunlar program belleği ve veri belleğidir. Her bir bellek kendi taşıyıcısına sahiptir; böylece her bir bloğa erişim aynı osilatör süreci boyunca meydana gelebilmektedir. Bunun ötesinde, veri belleği genel amaçlı RAM ve özel fonksiyon kayıtları (SFRS) olmak üzere ikiye bölünür. . SFR`ler her bir bireysel özelleşmiş modülü ele alan bölümde açıklanan özel modülleri kontrol etmek için kullanılmaktadır. Veri belleği EEPROM veri belleğini de içermektedir. Bu bellek, direkt veri belleğine planlanmamış, fakat indirekt olarak planlanmıştır; ve indirekt adres göstergeleri okumak/yazmak için EEPROM belleğinin adresini belirlemektedir. EEPROM belleği 64 bayt ve 10h-3Fh. adres enine sahiptir. </p>
<p>Şekil 2.4: Program hafızası ve küme(Yığın)</p>
<p>II. 9 &#8211; VERİ BELLEK ORGANİZASYONU<br />
      Veri belleği ikiye ayrılır. Birincisi özel fonksiyon kayıt alanı (SFR), diğeri ise genel amaçlı kayıt alanıdır. SFR’ ler aygıtın işlemini kontrol eder. Veri belleğinin bölümleri kümelenmiştir. Bu kümeler BANK adını alırlar. Bu hem SFR alanı hem de GPR alanı içinde geçerlidir. GPR alanı genel amaçlı RAM`in 16 bayt` ından daha fazlasına olanak sağlanabilmesi için kümelenmiştir. SFR` nin kümelenmiş alanı özel fonksiyonları kontrol eden kayıtlara aittir. Kümeleme küme seçimi için kontrol bitleri gerektirmektedir. Bu kontrol bitleri STATUS kaydında yer almaktadır. Şekil 2.4 veri belleği haritası organizasyonunu göstermektedir. Veri belleğin tümüne ya direkt her kayıt dosyasının mutlak adreslerini kullanarak, yada, dolaylı yoldan dosya seçim kaydı (FSR) üzerinden erişilebilir. Dolaylı adresleme, veri belleğinin kümelenmiş alanına<br />
erişmek için RP1: RPO` un şimdiki değerlerini kullanmaktadır. Veri belleği genel amaçlı kayıt ve özel fonksiyon kaydını içeren iki kümeye bölünmektedir. RPO bitinin (STATUS <5>) (Yani 5. Bit RPO bitidir.) silinmesiyle BANK 0 seçilir. RPO` in kurulması BANK 1`i seçer.<br />
     Her bir BANK (küme) 7Fh (128 bytes) kadar uzanır (genişler). Her bir kümenin ilk on iki yerleşimi özel fonksiyon kaydı için rezerve edilmiştir. Kalanı ise statik RAM olarak genel amaçlı kayıt yürütebilmektedir.<br />
       II. 9. 1 &#8211;  GENEL AMAÇLI KAYIT DOSYASI<br />
     Bütün aygıtlar belirli bir miktarda genel amaçlı kayıt (GPR) alanına sahiptir. Her bir GPR 8 bit enindedir ve dolaylı yada doğrudan FSR üzerinden erişilmektedir. BANK 1` deki GPR adresleri BANK 0`daki adreslere planlanır. Örnek olarak, 0Ch veya 8Ch adresleme yerleşimi aynı GPR` ye erişecektir<br />
       II. 9. 2 &#8211;  ÖZEL FONKSİYON KAYITLARI<br />
     Özel fonksiyon (Şek 2.5 ve Tablo2.1) kayıtları, aygıtın işlemini kontrol etmek için CPU ve özel fonksiyonlar tarafından kullanılmaktadır. Bu kayıtlar statik RAM`lerdir. </p>
<p>       II. 10.  &#8211; PORTB ve TRISB KAYITLARI<br />
PortB 8 bit eninde iki yönlü porttur. Buna uygun veri yönlendirici kaydı TRISB`dir. TRISB kaydındaki herhangi bir bit “1” ise, buna uygun çıkış sürücüsü yüksek direnç moduna getirilecektir. TRISB kaydındaki herhangi bir bitin “0” olması, çıkış mandalının<br />
içeriğini seçilen pinin üzerine getirir. Her bir PORTB pini iç direnç düşürücü engellere sahiptir.<br />
Tekli kontrol biti tüm engelleri devreye sokabilir. Bu RBPU(OPTION – REG<7) bitinin silinmesiyle yapılır. Düşürücü engeller, port pini çıkış olarak konfigüre edildiği<br />
zaman otomatik olarak kapanmaktadır. Engeller güç reset üzerinde etkinsizleştirilmektedir. Dört PORTB pini, RB7: RB4 değişim özelliklerinde kesmelere sahiptir. Yalnızca giriş olarak konfigüre edilen pinler kesmenin meydana gelmesine sebep olabilirler. (yani, herhangi bir çıkış<br />
olarak şekillendirilen RB7:RB4 pini değişim ilişkisi üzerindeki kesmeden hariç tutulmuştur. ) Giriş modundaki pinlerin değeri PORTB` nin önceki okunmasındaki eski değeri ile karşılaştırılır.<br />
     Pinlerin “uyuşmayan” kısımları RB port değişim kesmesini üretmek için birlikte OR’lanır.<br />
     Bu kesme aygıtı SLEEP` ten çıkarabilir. Kullanıcı, kesme servis programında, kesmeyi aşağıdaki metotlarla temizleyebilir. a PORTB`yi okuma (veya yazma). Bu uyuşmazlık durumuna son verir. b RBIF bayrak bitini temizler. Uyuşmazlık durumu RBIF bitini kurmaya devam edecektir. PORTB'nin okunması bu uyuşmazlık durumuna son verecek ve RBIF bitinin temizlenmesine olanak verecektir. Bu uyuşmazlık özelliğindeki kesme bu pindeki şekillendirilebilir  yazılı<br />
engelleri ile birlikte anahtar depresyonundan çıkmaya olanak sağlamaktadır. Not 1: Eğer I/O pininde, PORT B` nin okuma işlemi yürütüldükten sonra (Q2 sürecinin başlaması ile) değişme meydana geliyorsa, RBIF kesme bayrak biti kurulmayabilir.<br />
 Şekil 2.11 : RB3:RBO Pinlerinin Blok Diyagramı<br />
Değişme özelliklerindeki kesmeler anahtar depresyon işlemlerinde kalkma ve PROTB` nin yalnızca değişim özelliklerinde kesmeler için kullanıldığında tavsiye edilmektedir. Değişim özelliklerinde kesmeler kullanılırken, PORTB` nin ayrılması tavsiye edilmemektedir. </p>
<p>Tablo 2.4 : PortB kaydedicileri<br />
       II. 10. 1-  I/O PROGRAMLAMA DEĞERLERİ<br />
     Herhangi bir okuduğu gibi yazan ve içten çalışan komutun arkasından yazma işlemi gelmektedir. Örneğin BCF ve BSF komutları CPU için kayıtları okumakta, bit işlemini yürütmekte ve sonuçları tekrar kayda yazmaktadır. Bu önlem, komutların hem girişi hem de çıkışı tanımlanan portlara uygulandığından kullanılmalıdır. Örneğin, PORTB` nin 5. bitindeki BSF işlemi PORTB'nin tüm sekiz bitinin CPU içine yönelik okunmasına neden olur.<br />
     Daha sonra, BSF işlemi bit 5 üzerinde yer alır ve PORT B çıkış mandallarına yazılır. Eğer diğer bir PORT B` nin biti iki yönlü I/O pini olarak kullanıldıysa ve bu zamanda giriş olarak tanımlandıysa, pindeki giriş sinyali CPU` yu okuyacaktır ve daha önceki içeriğin üzerine yazılmak suretiyle belirli pinlerin veri mandallarına yeniden yazacaktır. Pin, giriş modunda olduğu sürece hiçbir problem çıkmayacaktır. Bununla birlikte eğer o pin çıkış modunda açıldıysa, veri mandalının içeriği bilinmeyen olacaktır. Port kaydının okunmasıyla port pinlerinin değerleride okunur. Port kaydına yazmada ise port mandalına yazılır. Eğer portla bu düzenle yaz komutu kullanıldıysa (yani BCF, BSF) port pinlerinin değerleri okunur, istenen işlem port pinlerinin değerine kadar yerine getirilecek ve ondan sonra bu değer port mandalına yazılacaktır.<br />
Aktif olarak yüksek ve düşük çıkış yapılan pinler aynı zamanda dış aygıtlarından çıkarılmamalıdır. Sonuçta yüksek çıkış akımı çipe zarar verebilir.<br />
       II. 10. 2 -  I/O PORTLARINDAKİ ARDIŞIL İŞLEMLER<br />
     I/O portuna fiili yazımı, komut sürecinin sonunda geçerli olurken, okuma da komut sürecinin başında geçerli olması gerekmektedir. (şek 2.12) Böylelikle, okuma tarafından takip edilen yazma aynı I/O portunda yürütüldüyse, tedbirleri mutlaka alınmalıdır. Komutların ardışıklığı öyle olmalıdır ki, pin voltajları, sıradaki komuttan daha erken stabilize olmalıdır.(yükleme bağımlılığı) Bunun yanı sıra bu pinin daha önceki hali, yeni haline nispeten CPU'ya okunabilir. Örnek 2.1 I/O portundaki iki ardışık oku-düzenle-yaz komutunun etkileri gösterilmektedir.<br />
Örnek 2.1: OKU-DÜZENLE-YAZ KOMUTLARI (I/O Portu üzerinde)<br />
; Başlangıç Port Ayarları : PORT B<7:4> girişler<br />
PORT B<3:0> çıkışlar </p>
<p>; PORT<7;6> dış engellere sahiptir ve diğer devrelere bağlı değildir. ; Kullanıcı pin değerini 00pp ppp olarak da bekleyebilir. 2.nci BSF RB7` nin pin değeri (yüksek) olarak gönderilmesine<br />
sebep olmaktadır.<br />
II. 11 TİMER0 MODÜLÜ VE TMR0 KAYDI<br />
Timer0 modül, timer/sayaç aşağıdaki özelliklere sahiptir.<br />
•	8 bitlik timer/sayaç Okunabilir ve yazılabilir<br />
•	8 bitlik programlanabilir prescaler.<br />
•	İçten veya dıştan saat ayarı<br />
•	FFh` tan 00h` ye taşma üzeri kesme<br />
•	Dış saatin sınır seçimi </p>
<p>     Timer modu, TOCS bitinin (OPTION<5>) temizlenmesiyle seçilir. Timer modunda Timer0 modülü her bir komut sürecini uzatır. (Prescaler olmaksızın) (Şek 2.11) Eğer TMR0 kaydı yazılıysa, uzama takip eden 2 süreci engeller. (şek 2.12 ) Kullanıcı ayarlanan değeri TMR0 kaydına yazarak, bunun etrafından çalışabilir. Sayaç modu TOCS bitinin (OPTION<5>) ayarlanmasıyla seçilir. Bu modda, TMR0, RA4/TOCK1 pininin sınırlarının herbir artışında ya da düşüşünde artacaktır. Genişleyen sınır, TO kaynak sınır seçim biti tarafından, TOSE (OPTION<4>) tarafından belirlenmektedir. TOSE bitinin temizlenmesi artan sınırları seçecektir.<br />
Prescaler, Timer0 modülü ile Watchdog Timer arasında paylaşmaktadır. Prescaler ataması, yazılımda PSA biti kontrolü tarafından denetlenmektedir. (OPTION<3>) PSA<br />
bitinin temizlenmesi, prescaler’ ı Timer0 modülüne atayacaktır. Prescaler okunabilir veya yazılabilir değildir. Prescaler Timer0 modülüne atandığında prescaler değeri (1:2, 1:4 &#8230;; 1:256) yazılım tarafından seçilebilirdir.<br />
Şekil 2.13 :TMR0 blok diyagramı </p>
<p>II. 11. 1 &#8211;  TMR0 KESMESİ<br />
    TMR0 kesmesi, TMR0 kaydı FFH`dan 00h`ye akışında üretilmektedir. Bu fazla akım TOIF bitini ( INTCON<2>) kurar (ayarlar). Kesme, aktif TOIE bitinin (INTCON<5>) temizlenmesi ile gizlenebilir. (INTCON<5>) TOIF biti, Timer0 modülü tarafından, bu kesmenin yeniden aktifleştirilmesinden önce yazılımdan silinmelidir. TMR0 kesmesi (şek.2.13) işlemciyi SLEEP` ten çıkaramaz, çünkü, SLEEP boyunca timer kapalıdır.<br />
       II. 11. 2 &#8211; TMR0’ NUN DIŞTAN SAAT İLE KULLANIMI<br />
     Dıştan saat girişleri TMR0 için kullanıldığında, bazı ön şartların gerçekleştirilmesi gerekir. Dıştan saat gereksinimi , içten faz saati senkronizasyonundan kaynaklanmaktadır. Bunun yanısıra, TMR0 kaydının senkronize edilmesinden sonra, fiili artmada gecikme mevcuttur.<br />
     II. 11. 2. 1 &#8211;  Dıştan saat senkronizasyonu Hiç bir prescaler kullanılmadığı taktirde , dıştan saat girişi prescaler çıkışındaki gibidir. RA4/TOCKI pininin içten faz saati ile senkronize edilmesi iç faz saatlerinin Q2 ve Q4 süreçlerindeki prescaler çıkışını örneklemek yoluyla yerine getirilir. (Şekil 2.13) . Bunun için , TOCKI’ nin düşük değerinin en azından 2TOSC (artı ufak RC gecikmesi) olması gerekir. Prescaler kullanıldığında, dış saat girişi asenkron sayıcı tipi prescaler’ a bölünür ve böylece prescaler çıkışı simetrik olur. Dış saatin örnekleme gereksinmelerini karşılamak için sayaç(counter) dikkate alınmalıdır. Böylece prescaler değerine bölünen en azından 4 TOSC peryot uzunluğuna sahip olmalıdır.<br />
     II. 11. 2. 2 &#8211;  TMR0 gecikme uzatılması<br />
     Prescaler çıkışı , iç saat ile senkronize edildiği için, dış saat sınırlarının meydana gelmesindeki zamandan TMR0 modülünün fiili olarak uzatılması zamanına kadar küçük bir gecikme vardır.<br />
Şekil 2.14 dış saat sınırından Timer uzamasına kadar gecikmeyi göstermektedir.<br />
II. 12 &#8211;  PRESCALER( BÖLÜCÜ)<br />
     8 Bitlik sayaç Timer0 modülünde veya Watchdog timer’ında bulunur. Prescaler dışarıdan verilen sinyali 256 ya kadar bölmeye yarar. Timer0 modülü ile Watchdog timer’ı arasında<br />
karşılıklı istisna tutulan yalnızca birtek prescaler mevcuttur. Böylece Timer0 modülüne prescaler ataması, watchdog timer’ın prescaleri olmadığı anlamına gelmektedir.<br />
PSA ve PS2 : PSO bitleri (option <3:0>) prescaler atamasını ve prescaler oranını belirlemektedir.<br />
     Timer0 modülüne yazılan bütün komutlar, timer0 modülüne atandığında prescaler’i ölçecektir. WDT ye atandığında , CLRWDT komutu Watchdog Timer boyunca prescaler’ i temizleyecektir. Prescaler yazılabilir veya okunabilir değildir. </p>
<p>II. 13. &#8211;   EEPROM VERİ BELLEĞİ<br />
     EEPROM veri belleği normal işlem boyunca okunabilir ve yazılabilirdir. Bu bellek direkt olarak kayıt dosya boşluğuna planlanmamıştır. Bunun yerine bu bellek, özel fonksiyon kaydı üzerinden dolaylı olarak adreslenir. Burada bu belleği okuyan ve yazan 4 özel kaydedici (SFR) mevcuttur.<br />
Bu kayıtlar : EECON1 EECON2 EEDATA EEADR EEDATA yazma/okuma için 8 bitlik veri tutar ve EEADR erişilen EEPROM adreslerini saklar. PIC16C84 aygıtı 0H ile 3FH<br />
genişliğindeki adresli EEPROM belleğinin 64 bitine sahiptir. EEPROM veri belleği byte’ ları okuma ve yazmaya olanak verir. Byte’lar otomatik olarak veri siler ve yeni veri yazar.<br />
(yazmadan önce siler). EEPROM veri belleği yüksek silme/yazma süreçlerine oranlanmıştır. Yazma zamanı chip üzeri timer tarafından denetlenmektedir. Yazma zamanı chipten chipe<br />
göre değiştiği gibi, voltaj ve ısı değerlerine görede değişebilir. Aygıt kod korumalı olduğu zaman , CPU EEPROM belleğini okumaya ve yazmaya devam edebilir. PIC programlayıcısı<br />
artık bu belleğe erişemeyebilir.<br />
     II. 13. 1 &#8211;  EEADR EEADR kaydı EEPROM verisinin maximum 256 byte’ ını adresleyebilir. Üstteki iki bit adresi decode edilmiştir. Bu şu anlama gelmektedir ki , 64 bitin bellek boşluğunda olduğundan emin olmak için bu iki bit her zaman 0 olmalıdır. </p>
<p>R = Okunabilir. W = Yazılabilir. S = Kurulabilir bit<br />
U = Kullanılmayan bit, ‘0’ olarak okunur. ^n = POR resetindeki değer.<br />
Bit 7 : 5 : Kullanılmayan : ‘0’ olarak okunur.<br />
Bit 4 EEIF : EEPROM Yazma işlemi kesme bayrak biti.<br />
1 = Yazma işlemi tamamlanmıştır.<br />
0 = Yazma işlemi tamamlanmamıştır veya başlamamıştır.<br />
Bit 3 WRERR : EEPROM hata bayrak biti<br />
1 : Yazma işlemi erkenden sona ermiştir. (MCLR veya WDT normal işlem boyunca resetlenir.)<br />
0 : Yazma işlemi tamamlanmıştır. Bit 2 WREN : EEPROM yazma aktifleştirme biti<br />
1 : Yazma sürecine olanak verir. 0 : EEPROM verisine yazmayı engeller.<br />
Bit 1 WR : Yazım kontrol biti 1 : Yazım sürecini başlatır. (Yazım bitirildikten sonra bit donanım<br />
tarafından silinir. WR biti yalnızca yazılıma kurulabilir.(silinmez) ) 0 : EEPROM a veri yazım süreci tamamlanmıştır. Bit 0 RD : Okuma kontrol biti. 1 : EEPROM’ un okunmasını başlatır. (okuma yalnızca bir devirde yer alır. RD donanımda silinir. RD biti yalnızca yazılıma<br />
kurulabilir. ( silinmez) ) 0 : EEPROM okumasını başlatmaz.<br />
     II. 13. 2 &#8211;  EECON1 ve EECON2 kayıtları (registerleri)<br />
     EECON1 , fiziksel olarak yerine getirilen 5 düşük sıralı bitli kontrol kaydıdır. Üst üç biti mevcut değildir ve ‘ 0 ‘ olarak okunur. RD ve WR kontrol bitleri okuma ve yazmayı başlatırlar. Bu bitler silinemezler, yalnızca yazılıma kurulabilirler. Bu bitler, okuma ve yazım işlemlerinin tamamlanması olarak donanımdan silinirler. WR’nin yazılımdan silinmesinin olanaksızlığı , yazım işleminin tesadüfi vaktinden evvel sona erdirilmesini önler. WREN biti, kurulduğunda lazım işlemine başlamaya izin verilir. Yüksek güçte, WREN biti temizlenir. Yazım işlemi normal işlem süresinde MCLR, RESET veya WDT- zaman aralığı reset tarafından kesildiğinde WRERR biti kurulur. Bu durumlarda, resetin ardından kullanıcı WRERR bitini kontrol edebilir ve yerleşimi yeniden yazabilir. EEDATA ve EEADR kayıtlarındaki veri ve adresler değişmeyecektir. Yazım tamamlandığında EEIF bayrak biti kesmesi kurulur. Bu kesme yazılımdan silinmelidir. EECON2 fiziksel kayıt değildir. EECON2 okuması tüm ‘0’ ları<br />
okuyacaktır. EECON2 kaydı harici olarak data EEPROM yaz serisinde kullanılır.<br />
II. 13. 3 &#8211;  EEPROM VERİ BELLEĞİNİN OKUNMASI<br />
     Veri bellek yerleşimini okumak için , kullanıcı, adresi EEADR kaydına yazmalıdır ve RD kontrol bitini kurmalıdır. (EECON1<0>). Veri sıradaki devirde, EEDATA kaydında mevcuttur , bunun için bu sıradaki komutta okunabilmektedir. EEDATA bu değerleri diğerleri okununcaya kadar veya kullanıcı tarafından yazılıncaya kadar tutmaktadır. (yazım işlemi boyunca)<br />
II. 13. 4 &#8211;  EEPROM VERİ BELLEĞİNE YAZIM<br />
     EEPROM veri yerleşimini yazmak için kullanıcı ilkin adresleri EEADR kaydına, verileri EEDATA kaydına yazmalıdır. Daha sonra kullanıcı her bit’ e yazımın başlatması için spesifik ardışıkları takip etmelidir. </p>
<p>Örnek 2.3 : EEPROM’ a veri yazımı Yukarıdaki seri her bir bit için tam tamına takip edilmediği sürece (55h yi EECON2 ye yaz, Aah yi EECON2 ye yaz ve WR bitini kur) yazım başlatılmayacaktır. Bu kod segmenti boyunca kesmelerin etkinsizleştirilmesi yerinde olur.<br />
     İlaveten EECON1 deki WREN biti aktif yazıma kurulmalıdır. Bu mekanizma beklenmeyen kod yürütülmesinden kaynaklanan tesadüfi EEPROM verilerin üzerine yazımı önler. Kullanıcı, EEPROM un güncelleştirilmesi hariç her zaman WREN bitini temiz tutmalıdır. WREN biti donanım tarafından silinmektedir. Yazım serisi başlatıldıktan,WREN bitinin temizlenmesi bu yazım şeklini etkilemektedir. WREN biti kurulmadıkça, WR bitinin kurulması engellenir.<br />
    Yazım şeklinin tamamlanmasından sonra, donanımdaki WR biti temizlenir ve EE yazım bitini bayrak biti (EEIF) kurulur. Kullanıcı bu kesmeyi aktifleştirebilir yada etkinleştirebilir.<br />
EEIF yazılım tarafından silinmelidir.<br />
NOT: EEPROM veri bellek E/W cycle zamanı 10ms aşabilmektedir. (tipik) Yazım şeklinin bitiminden emin olmak için EE kesmesi kullanılmalı veya WR biti seçilmelidir. (EECON<1>).<br />
Her iki durum şeklinin tamamlandığını ifade eder.<br />
II. 13. 5 &#8211; YAZIM DOĞRULANMASI<br />
     EEPROM verisine yazılan değerlerin yazılması istenen değerlerle doğrulanması gerekmektedir. Bu EEPROM birirnin spesifikasyon limitine yakın uygulamalarda kullanılmalıdır. Toplam kaldırma diski , uygunluk (rahatlık) derecesini belirlemeye yardımcı olacaktır. Genel olarak EEPROM lazım başarısızlığı ”1” olarak yazılan, fakat geriye “0” olarak okunan bitten kaynaklanmaktadır. </p>
<p>II. 13. 6 &#8211;  TAKLİT YAZILIMLARA KARŞI KORUMA<br />
     Şöyle durumlar olabilir ki , aygıt EEPROM veri belleğine yazmak istemeyebilir. Taklit yazılımlara karşı korunmak için, değişik mekanizmalar monte edilmiş, kurulmuştur. Yüksek güçte WREN temizlenir. Bunun yanı sıra , yüksek güç timer’ i (72 msn süreli) EEPROM yazımını önler. Yazılımı başlatan ardışık ve WREN biti ikisi birlikte ‘Brown-Out’, güç arızası veya yazılım aksamasında tesadüfi yazılımları önlemeye devam eder.<br />
II. 13. 7 &#8211;  KOD KORUMA SÜRESİNCE EEPROM VERİ İŞLEMİ<br />
Micro, kod korumalı durumdayken düzene sokulan verileri okuyabilir ve EEPROM verisine yazabilir. ROM aygıtlarında iki koruma biti mevcuttur. Birisi ROM program<br />
     II. 14 &#8211;  GÜÇ SARFİYAT BİLGİLERİ<br />
Not: EADRR <7:6> biti temizlenmelidir. Bu bitlerden herhangi birisi kurulduğunda micronun maximum IDD si her iki bitin de temizlenmiş olması halindekinden daha yüksektir. Spesifikasyon 400mA’ dir. Silinen EADRR<7:6> ile maximum 150mA civarındadır.<br />
İşaretler: x =bilinmeyen, u = değişmeyen, &#8212;&#8211; = ‘0’ olarak tamamlanmamış okuma<br />
Q = Şartlara bağımlı değer. Bölgelendirilen hücreler EEPROM tarafından kullanılmamaktadır.<br />
     II. 15 &#8211; CPU’ NUN SPESİFİK ÖZELLİKLERİ   : Mikrokontrolör’ ü diğer işlemcilerden ayıran şey , gerçek zaman uygulamalarının gereksinmeleri ile ilgili özel devrelerdir. PIC16C84’ te sistem güvenliğini maximize eden, dış elemanları ayırarak maliyeti minimize eden , güç tasarrufu, çalışma modu ve kod koruma gibi özellikleri taşımaktadır. Bu özellikler;<br />
	OSC seçimi<br />
	Reset<br />
	Güç kaynağı reseti (POR)<br />
	Yüksek güç timerı (PWRT)<br />
	Osilatör başlangıç Timer ı (OST)<br />
	Kesmeler<br />
	Watchdog Timer<br />
	Sleep<br />
	Kod koruma<br />
	ID yerleşimleri </p>
<p>III.	PIC 16F84 İLE TASARLANMIŞ TIMER DEVRESİ</p>
<p>Zamanlayıcı devreleri bir sistemi önceden belirlenmiş bir zaman sonunda aktive etmek için kullanılan, zamana bağlı fonksiyonları yerine getiren devrelerdir.<br />
Bu tip zaman bazlı devrelere evlerimizde, fırın, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi gibi ev aletlerinde, fabrikalarda, otomobillerde sıkça rastlarız.<br />
         En basit zaman kontrolü iki transistörlü bir multivibratörle yapılabilir. Zaman ayarı bir potansiyometre yani değişken dirençle sağlanır. Bu tip zamanlayıcılar yaygın olarak apartman merdiven ışıklarının yanık kalma süresini ayarlamakta kullanılır.Bu tip bir multivibratörün en büyük dezavantajı hassas zaman tutmanın imkansız olmasıdır. Zaman katsayısı bir RC-direnç, kondansatör çiftinin üzerinden boşalan akıma bağlıdır ki her iki eleman da ısıyla karakteristiklerini değiştirirler bu da ön görülen zamanın ortam ısısıyla değişmesi anlamına gelir. Bir başka dezavantaj da sürenin uzaması için yüksek değerli kondansatör veya direnç kullanmakla toleransların kötü yönde zorlanmasıdır.<br />
Biraz daha kararlı ve basit ama aynı zamanda modern bir zamanlayıcı<br />
için bir entegre olan 555’i kullanmamız gerekir.<br />
 555, içinde opamp ve zamanlayıcı için gerekli elemanları barındıran 8 bacaklı bir entegredir. Çok küçük zaman birimlerinden dakika ölçekli zaman aralıklarına kadar transistörlü multivibratorden daha güvenle kullanılabilir. Ama hassasiyet konusunda<br />
gene RC devresinin ısıl kararlılığı kadar güvenilirdir. Kararlılıktan anlamamız gereken her çalıştığında, 1 dakikalık tasarlanmış bir zamanlayıcının hep bir dakika sonunda işlevini yerine getirmesidir. Transistörlü devrelerde ve 555‘de bu zaman RC ısıl kararlılığına göre her aktivasyonda ileri gitmesi veya geri kalmasıdır.<br />
Kesin bir hassasiyet gerektiren işlerde, örneğin film tab etme sırasındaki banyo işlemleri süreleri için tasarlanmış zamanlayıcılarda quartz kristalli osilatörler kullanılır. Quartz kristaller rezonans frekansına göre kesilmiş ve iki metal plaka arasına hapsedilmiş titreşim cambazlarıdır. Bir kristal ile kurulmuş osilatörün ısıl kararlılığı bir RC osilatarüne göre çok daha fazladır, neredeyse ısı etkisini sıfır kabul edebiliriz; gerçekte kristal osilatörlerde ısı değişimlerinden etkilenirler. Böyle bir kristal kullanmak maliyeti ve karmaşıklığı da peşinden sürükler.<br />
Transistörlü multivibratör ve 555 osilatörlerinin salınımının frekansını bir potansiyometre yardımıyla yani R değeriyle oynayarak değiştirebiliriz fakat bir quartz kristalli osilatör söz konusu olunca frekansı kristalin kesildiği değer dışında bir salınıma ayarlamak pek mümkün değildir, pratik olarak istediğimiz zaman gecikmelerini sağlayacak değerlerde, örneğin bir dakikada bir titreşecek bir kristal teorik olarak mümkünse de pratikte bulunması mümkün değildir.<br />
Hemen hemen tüm mikroişlemciler, pic de dahil, programlarını ilerletmek için kristal bir osilatör kullanırlar. Dolayısıyla zamanlayıcı tasarımında mikroişlemci kullanmak ilk etapta osilatör sorununu halletmek açısından oldukça caziptir, iyi ama bölücü sorununu nasıl halledeceğiz ve bu bölücüleri nasıl yaratıp programlayacağız? Gene her mikroişlemcinin bir saat çevriminde işleyebileceği komut miktarı bellidir yani kristalin her vuruşunda mikroişlemçi belli sayıda komut işler. Örneğin pic 16F84 4 mhzlik bir kristalle çalıştırılırsa bu kristalin ürettiği salınımlar önce pic’in içinde dörde bölünür -ki bu tüm picler için geçerlidir- daha sonra programı ilerletmek için kullanılır. Pic bir RISC tabanlı işlemci olduğundan kristalin her vuruşunda bir komut işler. 4 mhz / 4 = 1mhzlik gerçek osilatör frekansında 1 mikrosaniyede 1 komut işlenir. Bunu bilmek bize müthiş bir avantaj sağlar, artık yazacağımız programda baz alacağımız bir zaman sabiti vardır. Programlanabilir bir zamanlama  maddeleri kapsamalıdır:<br />
1.	Bölme değerini pic portları aracılığıyla pic’e okut<br />
2.	1 saniyelik bir çevrimi bir komutun bir mikrosaniyede<br />
işlendiğini göz önüne alarak yarat.<br />
3.	Bir saniyelik çevrimi pic portundan okuduğun bölme<br />
yani tekrar değeri kadar çevir .<br />
4.	Tekrar değerine ulaşıldığında çıkışı (örneğin bir röleyi) aktif hale getir.<br />
5.	Programı bitir.</p>
<p>Böyle bir algoritmanın oluşturacağı bir şekildeki gibi olmalıdır. </p>
<p>         Bu şekilde gösterilen dip switchler(anahtarlar) ikili (binary) sayı düzeninde<br />
bölme oranını girmemizi sağlar. Çıkışta bulunan yeşil ve kırmızı led’ler devrenin çalışması hakkında bize fikir vermesi için konmuştur.<br />
Yeşil led devre çalışırken her bir saniyede bir yarım saniye ışıldayarak<br />
bize devrenin çalıştığını ve herşeyin yolunda olduğunu belirtir.<br />
Kırmızı led ise istenilen zaman gecikmesine erişildiğinde yanıp bize<br />
programın sonuna gelindiğini ve rölenin aktif olduğunu gösterir. Bu esnada yeşil led sönerek sayma işleminin bittiğini belirtir.<br />
Pic çok küçük REED röleleri transistör kullanmaksızın tek başına sürebilir ama genel maksatlı röleleri sürebilmek için bir transistör eklenmiştir. Vcc voltajı rölenin voltajıyla aynı olmalıdır eğer 12 voltluk röle kullanıyorsak Vcc = 12 V olmalıdır. Bu rölenin ucuna aklınıza gelen herşeyi bağlayabilirsiniz.<br />
Bölme oranlarının hesaplanmasında dikkat etmemiz gereken bir, iki noktaya bakalım. Bölme oranı dip switchleri, pic 16f84’ün 8 bitlik RB portunu kullanır. 8 bitlik bir seçme şansına sahip olduğumuza göre verebileceğimiz bölme oranı aralığı 0 ile 255 dir.<br />
         Pic için üç adet program bulunmaktadır,<br />
saniye.hex,<br />
         dakika.hex,<br />
         saat.hex,<br />
Eğer zaman ayarını saniye aralıkla yapmak istiyorsanız o halde saniye.hex dosyası ile pic’i programlamanız gerekir. Dakika aralığı sizin için yeterli ise dakika.hex kullanılmalıdır. Saat bazında bir hassasiyet içinse saat.hex kullanılır. Saniye bazında bir ayarla 255 saniyeye kadar bir saniye aralıkla zaman ayarı yapmak mümkündür. Bu da yaklaşık olarak 4.30 dakikalık maksimum zaman ayarı sağlar. Dakika bazında bir ayarla 255 dakikaya kadar bir dakika aralıkla zaman ayarı yapmak mümkündür. Bu da yaklaşık olarak 4.30 saatlik maksimum zaman ayarı sağlar. Saat bazında bir ayarla 255 saate kadar bir saat aralıkla zaman ayarı yapmak mümkündür. Bu da yaklaşık olarak 10 günlük maksimum zaman ayarı sağlar. Pic üzerinde RB portu bacakları 4k7 ohmluk dirençlerle +5 voltabağlanmıştır, bunun nedeni boşta kalan bacağın salınım yapıp iki değer arasında gidip gelmesini önlemektir fakat bu bize hesapladığımız zaman bölme değerini switchlere girerken dikkatli olmamızı söyler. Artık low yani 0 değeri açık anahtara karşılık gelmez çünkü açık anahtar o hattın +5volta çekilmesi demektir yani High – 1 &#8211; dır. Örneğin 40 saniyelik bir zaman gecikmesi için switchleri programlayalım, 40 = 00101000 dir. Burada en soldaki sayı RB7 portundaki switchdir,aynı mantıkla en sağdaki ise RB0 portuna karşılık gelen switchdir. KAPALI anahtar = 0, AÇIK anahtar = 1 kuralını uygularsak 40 sayısı kapalı, kapalı, açık, kapalı, açık, kapalı, kapalı, kapalı olarak RB7 den RB0 ‘ a doğru girilmelidir.<br />
Önemli bir nokta önce switchleri programlamamız daha sonra devreye voltaj<br />
uygulamamız gerekir. Çünkü pic voltaj uygulandığı andan itibaren zamanı geriye saymaya başlar.</p>
<p>FİAT LİSTESİ</p>
<p>TIMER HEX. KODLARI</p>
<p>Saniye.hex<br />
:1000000021288001840AFF3E031D01281C288D0140<br />
:10001000E83E8C008D09FC30031C11288C07031866<br />
:100020000E288C0764008D0F0E280C1817288C1CC6<br />
:100030001B2800001B28080083130313831264008D<br />
:10004000080083168501831285018316FF30860020<br />
:10005000831286010C308400443001200608A80079<br />
:100060002808FF3CA800A901640029082802031CF5<br />
:100070004528051001308D00F430082005140130AA<br />
:100080008D00F4300820A90F3428051085140515BB<br />
:040090006300482899<br />
:084000007F007F007F007F00BC<br />
:04400E00F53F010079<br />
:00000001FF</p>
<p>Dakika.hex<br />
:1000000021288001840AFF3E031D01281C288D0140<br />
:10001000E83E8C008D09FC30031C11288C07031866<br />
:100020000E288C0764008D0F0E280C1817288C1CC6<br />
:100030001B2800001B28080083130313831264008D<br />
:10004000080083168501831285018316FF30860020<br />
:10005000831286010C308400443001200608A80079<br />
:100060002808FF3CA800AA0164002A082802031CF3<br />
:100070004D28A90164003C30290203184B280510C3<br />
:1000800001308D00F4300820051401308D00F4306B<br />
:100090000820A90F3A28AA0F342805108514051541<br />
:0400A0006300502881<br />
:084000007F007F007F007F00BC<br />
:04400E00F53F010079<br />
:00000001FF<br />
Saat.hex<br />
:1000000021288001840AFF3E031D01281C288D0140<br />
:10001000E83E8C008D09FC30031C11288C07031866<br />
:100020000E288C0764008D0F0E280C1817288C1CC6<br />
:100030001B2800001B28080083130313831264008D<br />
:10004000080083168501831285018316FF30860020<br />
:10005000831286010C308400443001200608A80079<br />
:100060002808FF3CA800AB0164002B082802031CF1<br />
:100070005528AA0164003C302A0203185328A9011C<br />
:1000800064003C30290203185128051001308D000E<br />
:10009000F4300820051401308D00F4300820A90F39<br />
:1000A0004028AA0F3A28AB0F3428051085140515EF<br />
:0400B0006300582869<br />
:084000007F007F007F007F00BC<br />
:04400E00F53F010079</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/mikrokontrolorler.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Analog Haberleşme</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/analog-haberlesme.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/analog-haberlesme.html/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Dec 2009 19:01:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Elektronik]]></category>
		<category><![CDATA[Analog]]></category>
		<category><![CDATA[Belli]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Bir]]></category>
		<category><![CDATA[bu]]></category>
		<category><![CDATA[Cn]]></category>
		<category><![CDATA[Fo]]></category>
		<category><![CDATA[Fourier]]></category>
		<category><![CDATA[Frekans]]></category>
		<category><![CDATA[Inin]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[Kalan]]></category>
		<category><![CDATA[Kaslar]]></category>
		<category><![CDATA[Olur]]></category>
		<category><![CDATA[Pg]]></category>
		<category><![CDATA[Sonsuz]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category>haberleşme</category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=12469</guid>
		<description><![CDATA[1-) Bir işaretin iletim oranı, o işaretin alıcı tarafından alındığı andaki enerjisinin, başlangıç enerjisine oranı ile bulunur. Sorudaki işaret bir güç işaretidir ve güç işaretlerinde enerji Fourier katsayılarının karelerinin toplamı ile verilir. Pg = &#124;Cn&#124;^2 (0 < n < sonsuz) Enerjisi böyle ifade edilebilen bir enerjinin %95'inin karşı tarafa ulaşması alçak geçirgen bir filtre gibi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1-)	Bir işaretin iletim oranı, o işaretin alıcı tarafından alındığı andaki enerjisinin, başlangıç enerjisine oranı ile bulunur. Sorudaki işaret bir güç işaretidir ve güç işaretlerinde enerji Fourier katsayılarının karelerinin toplamı ile verilir. </p>
<p>			Pg = |Cn|^2 (0 < n < sonsuz)</p>
<p>	Enerjisi böyle ifade edilebilen bir enerjinin %95'inin karşı tarafa ulaşması alçak geçirgen bir filtre gibi davranan bir iletim ortamı ile sağlanabilir. Bu ortam işareti fo gibi belli bir frekans değerine kadar geçirip geri kalan kısmını yutar, böylece işaretin enerjisi azalmış olur. Filtreden geçen işaretin enerjisi de:<br />
<span id="more-12469"></span><br />
			Pç =  |Cn|^2	(0 < n < k) </p>
<p>	olarak yazılabilir. Burada filtreyi ayarlarken dikkat edilecek nokta fo parametresi (dolayısıyla k parametresi) öyle ayarlanmalıdır ki, Pç/Pg > 95/100 olarak kalsın. Böyle bir alçak geçiren filtrenin frekans spektrumu sinc fonksiyonu ile ifade edilebilir.  </p>
<p>2-) 	Haberleşme sistemleri, herhangi bir biçimdeki bilginin, zaman ve uzay içinde kaynak adı verilen bir noktadan kullanıcı adı verilen diğer bir noktaya aktarılmasında rol oynayan aygıt ve etkenlerin tümüne verilen addır.<br />
	Tipik bir haberleşme sisteminde mesaj aktarımı sırasında geçirilen aşamalar şöyle sıralanabilir :  Haber kaynağı &#8211; Giriş Dönüştürücü &#8211; Kodlama ve Modülasyon &#8211; Vericinin Kuvvetlendiricisi &#8211; İletim Ortamı &#8211; Alıcının Kuvvetlendiricisi &#8211;  Demodülasyon,  Kod Çözücü &#8211; Çıkış Dönüştürücüsü &#8211; Haber Değerlendiricisi.<br />
	Bütün bu aşamaları basit bir örnekte anlatalım. Haberleşme sistemimiz iki  insan<br />
arasında geçen konuşma olsun. Öncelikle konuşacak kişinin ileteceği bilgi o kişinin beyninin ilgili bölümünde hazırlanır (haber kaynağı) ve buradan elektriksel bir işarete dönüştürülerek nöronlar aracılığında gerekli kaslara yollanır. İlgili kaslar elektriksel işaretlere yanıt vererek göğüs kafesinin yarattığı basıncı (sesin genliğini etkiler), gırtlaktaki ses tellerinin gerilimini ve gırtlak ve yutaktaki ses boşluklarını (frekans ayarı) ayarlarlar. Kodlama, modülasyon ve kuvvetlendirme işlemleri basınç etkisiyle akciğerden çıkan havanın gırtlak ve yutaktan geçerken biçimlendirilmesine karşılık düşer. Bu aşamadan sonra ses iletim ortamına ulaşır ve ses dalgaları halinde sistemin alıcısına yani dinleyicinin kulak kepçesine ulaşır. Kulak kepçesi gelen ses dalgalarını uygun şekilde kulak zarına odaklayarak adeta bir kuvvetlendirici işlemi görür. Kulak zarı, örs, çekiç ve üzengi kemiklerinden oluşan düzenek titreşerek salyangoz ismi verilen kısımdaki sıvıda dalgalanmalar oluşturur (Bu sistemimizin demodülasyon ve kod çözme işlemine karşılık gelir.). Bu dalgalanmalar korti organı (çıkış dönüştürücüsü) denen bir organı uyarır ve burdan çıkan elektriksel işaretler sinir hücreleri tarafından beyne, yani haber değerlendiricisine, ulaşırlar. </p>
<p>3-)	Modülasyon : İletilecek işaretin, taşıyıcı bir dalga -ki bu dalga genelde yüksek frekanslı sinüzoidal bir dalga ya da dikdörtgen darbe katarı biçimindedir- yardımı ile iletim işlemine modülasyon adı verilir.	</p>
<p>	Haberleşme sistemi üzerindeki yeri : Modülasyon bilginin iletiminde önemli bir yer tutar. Modülasyon yapılmasının başlıca sebepleri şöyle sıralanabilir:<br />
	I- Birden fazla işareti aynı anda, birbirlerine karıştırmadan aktarmak için         	II- Aktarılacak işareti iletişim ortamının özeliklerine göre ayarlamak için (örnek: yüksek geçiren filtre gibi davranan bir ortamda alçak frekanslı bir işaret modüle edilerek daha yüksek frekanslara çıkarılıp en az kayıpla aktarılabilir.)<br />
	III- Dalga boyuyla anten uzunluğuyla uyumlu hale getirme</p>
<p>	Modülasyon tipleri :</p>
<p>	I- Eğer işaretin genliği f(t) mesaj işaretinin lineer bir fonksiyonu olarak değiştirilirse bu olaya genlik modülasyonu (GM)denir.<br />
	II- Taşıyıcı dalganın ani frekansı, mesaj işaretinin lineer bir fonksiyonu olarak değişebilir. buna da frekans modülasyonu (FM) denir.<br />
	III- Taşıyıcının fazı, mesaj işaretinin lineer bir fonksiyonu olarak değiştirilirse bu da faz modülasyonudur (PM).</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/analog-haberlesme.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kısa Devre Hesabı</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/kisa-devre-hesabi.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/kisa-devre-hesabi.html/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 Dec 2009 19:43:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/genelbil/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Elektronik]]></category>
		<category><![CDATA[Adaya]]></category>
		<category><![CDATA[Devre]]></category>
		<category><![CDATA[Kesit]]></category>
		<category><![CDATA[Kv]]></category>
		<category><![CDATA[Pcu]]></category>
		<category><![CDATA[Sk]]></category>
		<category><![CDATA[Tr1]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=12229</guid>
		<description><![CDATA[Katalog Değerleri S = 1600 KVA Sk = 1000 MVA L = 65 metre % Uk = %6 x = 0,1 ohm/km 3&#215;70+35mm2 Po = 2800 watt Dyn5 (Bağlantı Şekli) Pcu = 17000 watt Us = 34,5 KV A TR1 B A Noktası İçin B Noktası İçin B noktasına ait kısa devre hesabını yaparken trafonun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Katalog Değerleri</p>
<p>S        = 1600     KVA                           Sk    =    1000   MVA                   L  =  65   metre</p>
<p>% Uk  =  %6                                         x      =     0,1      ohm/km            3&#215;70+35mm2</p>
<p>Po      =  2800    watt                            Dyn5    (Bağlantı Şekli)  </p>
<p>Pcu    =  17000  watt                            Us   =     34,5    KV</p>
<p> <span id="more-12229"></span></p>
<p>A</p>
<p>TR1</p>
<p>B</p>
<p>A Noktası İçin</p>
<p>B Noktası İçin</p>
<p>B noktasına ait kısa devre hesabını yaparken trafonun en yakınındaki adaya ait kesit ve mesafe değerleri aldım.</p>
<p>Primer  tarafta;</p>
<p>Seçilecek  olan  sigorta  değeri                                 3&#215;25 A</p>
<p>Seçilecek  olan  akım  trafosu  değeri                     25/5 A</p>
<p>Sekonder  tarafta;</p>
<p>Seçilecek  olan  akım  trafosu  değeri                      2500/5 A</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/kisa-devre-hesabi.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Basit Devreler Nedir</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/basit-devreler-nedir.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/basit-devreler-nedir.html/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Nov 2009 17:14:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Elektronik]]></category>
		<category><![CDATA[Ada]]></category>
		<category><![CDATA[Adi]]></category>
		<category><![CDATA[Ala]]></category>
		<category><![CDATA[Alar]]></category>
		<category><![CDATA[Alg]]></category>
		<category><![CDATA[Alt]]></category>
		<category><![CDATA[Ama]]></category>
		<category><![CDATA[Ana]]></category>
		<category><![CDATA[Anahtar]]></category>
		<category><![CDATA[Ara]]></category>
		<category><![CDATA[Arka]]></category>
		<category><![CDATA[Asit]]></category>
		<category><![CDATA[Aya]]></category>
		<category><![CDATA[Ayan]]></category>
		<category><![CDATA[b]]></category>
		<category><![CDATA[Ba]]></category>
		<category><![CDATA[Bas]]></category>
		<category><![CDATA[Basit]]></category>
		<category><![CDATA[bu]]></category>
		<category><![CDATA[Bul]]></category>
		<category><![CDATA[Bulu]]></category>
		<category><![CDATA[Cak]]></category>
		<category><![CDATA[Daki]]></category>
		<category><![CDATA[Deni]]></category>
		<category><![CDATA[Devre]]></category>
		<category><![CDATA[Devreler]]></category>
		<category><![CDATA[Ede]]></category>
		<category><![CDATA[Eden]]></category>
		<category><![CDATA[Edi]]></category>
		<category><![CDATA[Ek]]></category>
		<category><![CDATA[Ele]]></category>
		<category><![CDATA[Elek]]></category>
		<category><![CDATA[elektron]]></category>
		<category><![CDATA[Ev]]></category>
		<category><![CDATA[Evre]]></category>
		<category><![CDATA[Hadi]]></category>
		<category><![CDATA[Idir]]></category>
		<category><![CDATA[Ilm]]></category>
		<category><![CDATA[Indi]]></category>
		<category><![CDATA[Indir]]></category>
		<category><![CDATA[Iz]]></category>
		<category><![CDATA[Ize]]></category>
		<category><![CDATA[Ka]]></category>
		<category><![CDATA[Kar]]></category>
		<category><![CDATA[Kare]]></category>
		<category><![CDATA[Ki]]></category>
		<category><![CDATA[Kla]]></category>
		<category><![CDATA[Ku]]></category>
		<category><![CDATA[Kul]]></category>
		<category><![CDATA[Kulla]]></category>
		<category><![CDATA[Kullan]]></category>
		<category><![CDATA[Lam]]></category>
		<category><![CDATA[Lama]]></category>
		<category><![CDATA[Lan]]></category>
		<category><![CDATA[Lara]]></category>
		<category><![CDATA[Layan]]></category>
		<category><![CDATA[Lek]]></category>
		<category><![CDATA[Lem]]></category>
		<category><![CDATA[Lemel]]></category>
		<category><![CDATA[Leri]]></category>
		<category><![CDATA[Lerin]]></category>
		<category><![CDATA[Lt]]></category>
		<category><![CDATA[Lu]]></category>
		<category><![CDATA[Mak]]></category>
		<category><![CDATA[Makta]]></category>
		<category><![CDATA[Malar]]></category>
		<category><![CDATA[Mek]]></category>
		<category><![CDATA[Meler]]></category>
		<category><![CDATA[Miz]]></category>
		<category><![CDATA[Mizi]]></category>
		<category><![CDATA[Ml]]></category>
		<category><![CDATA[Nda]]></category>
		<category><![CDATA[nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Nik]]></category>
		<category><![CDATA[Ola]]></category>
		<category><![CDATA[Ra]]></category>
		<category><![CDATA[Rak]]></category>
		<category><![CDATA[Rans]]></category>
		<category><![CDATA[Res]]></category>
		<category><![CDATA[Resi]]></category>
		<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[Resimler]]></category>
		<category><![CDATA[Rin]]></category>
		<category><![CDATA[Rm]]></category>
		<category><![CDATA[Sel]]></category>
		<category><![CDATA[Sim]]></category>
		<category><![CDATA[Simler]]></category>
		<category><![CDATA[Siz]]></category>
		<category><![CDATA[Sy]]></category>
		<category><![CDATA[Tar]]></category>
		<category><![CDATA[Tec]]></category>
		<category><![CDATA[Temi]]></category>
		<category><![CDATA[Temiz]]></category>
		<category><![CDATA[Ter]]></category>
		<category><![CDATA[Tl]]></category>
		<category><![CDATA[Tron]]></category>
		<category><![CDATA[Ulu]]></category>
		<category><![CDATA[Workbench]]></category>
		<category><![CDATA[Ya]]></category>
		<category><![CDATA[Yal]]></category>
		<category><![CDATA[Yan]]></category>
		<category><![CDATA[Yap]]></category>
		<category><![CDATA[Yaz]]></category>
		<category><![CDATA[Yen]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni]]></category>
		<category><![CDATA[Yete]]></category>
		<category><![CDATA[Yeter]]></category>
		<category><![CDATA[Yle]]></category>
		<category><![CDATA[Zi]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category>devreler</category>
	<category>dosyaları</category>
	<category>elekroniğe</category>
	<category>flaŞÖr</category>
	<category>sitemizin</category>
	<category>Üretecİ</category>
	<category>yÜkselteÇ</category>
	<category>workbench</category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=11904</guid>
		<description><![CDATA[Basit Devreler : Bu bölümde elekroniğe yeni başlayan arkadaşlar için basit çapta öğrenme amaçlı devreler bulunmaktadır. Aşağıda devrelerin şemaları ve Elektronik WorkBench 5.0 dosyaları bulunmaktadır. Dosyaları indirmek için resimlerin altlarındaki yazıyı tıklamanız yeterlidir. Sitemizin yeni açılması nedeniyle devre sayısı ve çeşidi az sayıdadır. İleride tüm eklemeler yapılacaktır. Hadi size başarılar. YÜKSELTEÇ DEVRESİ TRANSİSTÖRÜN ANAHTAR OLARAK [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Basit Devreler :<br />
Bu bölümde elekroniğe yeni başlayan arkadaşlar için basit çapta öğrenme amaçlı devreler bulunmaktadır. Aşağıda devrelerin şemaları ve Elektronik WorkBench 5.0 dosyaları bulunmaktadır. Dosyaları indirmek için resimlerin altlarındaki yazıyı tıklamanız yeterlidir. Sitemizin yeni açılması nedeniyle devre sayısı ve çeşidi az sayıdadır. İleride tüm eklemeler yapılacaktır. Hadi size başarılar.</p>
<p>YÜKSELTEÇ DEVRESİ</p>
<p>TRANSİSTÖRÜN ANAHTAR OLARAK KULLANILMASI</p>
<p>FLAŞÖR</p>
<p>KARE DALGA ÜRETECİ</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/basit-devreler-nedir.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kompanzasyon Hesabı Nedir Nasıl Yapılır</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/kompanzasyon-hesabi-nedir-nasil-yapilir.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/kompanzasyon-hesabi-nedir-nasil-yapilir.html/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Nov 2009 12:57:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/genelbil/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Elektronik]]></category>
		<category><![CDATA[Bir]]></category>
		<category><![CDATA[Buna]]></category>
		<category><![CDATA[Defa]]></category>
		<category><![CDATA[Fi]]></category>
		<category><![CDATA[Frekanslar]]></category>
		<category><![CDATA[Harmonik]]></category>
		<category><![CDATA[Ilk]]></category>
		<category><![CDATA[Kompanzasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Kva]]></category>
		<category><![CDATA[Kvar]]></category>
		<category><![CDATA[Reaktif]]></category>
		<category><![CDATA[Tek]]></category>
		<category><![CDATA[Tg]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=11637</guid>
		<description><![CDATA[Yeni kurulan bir tesisin projesinde kullanılan yaklaşık kompanzasyon hesabı (örnegi) Kompanzasyon Hesabı Tesiste bulunacak yüklerin ihtiyacı olan Reaktif yükün yaklaşık olarak bulunması:Tesis kurulma aşamasında olduğundan ;ölçme ve hesap yöntemleri için gerekli doneler bulunmamaktadır. Bu nedenle Tesisin;yaklaşık İlk Cosf değeri olarak 0,74 alınacaktır. İyileştirilmiş Cos f 0,97 yapılacaktır.(yönetmelik geregi iyilestirilmis cos f güç katsayisi degeri 0,95&#8242;den [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni kurulan bir tesisin projesinde kullanılan yaklaşık kompanzasyon hesabı (örnegi)                                                         Kompanzasyon Hesabı<br />
Tesiste bulunacak yüklerin ihtiyacı olan Reaktif yükün yaklaşık olarak bulunması:Tesis kurulma aşamasında olduğundan ;ölçme ve hesap yöntemleri için gerekli doneler bulunmamaktadır.                                                                 Bu nedenle Tesisin;yaklaşık İlk Cosf değeri olarak 0,74 alınacaktır.                                                                         İyileştirilmiş Cos f  0,97 yapılacaktır.(yönetmelik geregi iyilestirilmis  cos f  güç katsayisi  degeri 0,95&#8242;den daha düsük olamaz)<br />
Tesisin varsayılan İlk Cos f değeri = 0,74  &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..tan.f l = 0,908                             İstenen Cos f &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230; = 0,97&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.tan f 2 = 0,250<span id="more-11637"></span><br />
Kompanzasyon hesabına esas Aktif gücün tesbiti için; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı&#8217;nın konuya ilşkin tebliğinin: 5.1.2 maddesinde kompanzasyon hesabına esas Aktif güç eşzamanlılık faktörü ile çarpılarak bulunur diyor ise de;Bu defa 5.1.7 maddesinde de Kompanzasyon projesi; Başlangıçta talep gücü düşük dahi olsa tam yüke göre hesaplanarak projelendirilmelidir denmektedir.Bu nedenle Trafodan çekilebilecek maksimum Aktif güç; yükseltilecek güç faktörüne bağlı olacağından; kompanzasyon hesabında kullanılacak aktif güç;aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.<br />
TESİSTE KULLANILACAK TRAFO : 250KVA.<br />
P=250 xO,97 = 243KW.<br />
Q = P x (tg fi &#8211; tg f 2 )       Q = 243.( 0,908 &#8211; 0,250 ) = 160 KVAr<br />
Sabit Gurubun Tesbiti:    Trafo gücünün % 4&#8242;ü    250&#215;0,04 = 10 KVAr<br />
Buna göre 10 KVAr   SABİT;<br />
         17/02/200 tarih ve 23967 sayılı resmi gazetede yayınlanan güç faktörünün iyileştirilmesine ilişkin tebliğin; değişik 5.1.6 maddesi uyarınca;<br />
Sabit gurup için Harmonik tahkiki:<br />
TR: 250 KVA<br />
%Uk = 4,5	Sn x 100                         250&#215;100<br />
Q = (Sn x 100) / (n2xUk) n =    —&#8211;———        n =      —————   = 23,57 = 24 &#8216; üncü harmonik<br />
Q x Uk                            10 x 4,5<br />
Genellikle Alternatif akımlı sistemleri etkileyen tek rakkamlı harmoniklerdir yüksek genlikli frekanslar 13. ve altındaki harmoniklerde ; (3.,5.,7.,9. ve 11.) bulunduğundan secilen sabit gurup Uygundur.</p>
<p>    OTOMATİK KADEMELERİ :   1     2     3     4      5      6      7     8    9    10<br />
                GRUPLAR   (KVAr)  :  10    20   20   20    20    20    20   20   yd.   yd.  Olmak üzere TOPLAM    160 KVAr 8 Kademeli otomatik kompanzasyon tesis edilecektir.<br />
            Kompanzasyon sisteminde; kondansatör bağlama sistemleri için imal edilmiş ; Ön şarj dirençli veya Endüktividite dönüş kablo sistemi olan özel kontaktörler kullanılması tavsiye edilir.<br />
 STANDART KOMPANZASYON KURULUMU : a+2a+&#8230;&#8230;+2a ŞEKLİNDEDİR.</p>
<p>           Not: Enerji trafonun sekonder tarafından ölçüleceği için Sabit gurup mühürlü bölüme konulacak ve ölçü akım trafolarından önce AG.barasına projesindeki gibi bağlanacaktır.              Sabit gurup ana şalterden önce bağlanması nedeni ile Kondansatörde sürekli enerji olduğunu belirten dikkat çekecek biçimde uyarıcı bir işaret, sabit etiket veya levha konulacaktır.<br />
uzman<br />
Mukerrem Aslan<br />
Elektrik müh.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/kompanzasyon-hesabi-nedir-nasil-yapilir.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>PIC Microcontoller Memory Method</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/pic-microcontoller-memory-method.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/pic-microcontoller-memory-method.html/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Oct 2009 09:08:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/genelbil/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Elektronik]]></category>
		<category><![CDATA[Programlama]]></category>
		<category><![CDATA[Aha]]></category>
		<category><![CDATA[Cursor Location]]></category>
		<category><![CDATA[Data0]]></category>
		<category><![CDATA[Data2]]></category>
		<category><![CDATA[Demo]]></category>
		<category><![CDATA[Dispatcher]]></category>
		<category><![CDATA[Elements]]></category>
		<category><![CDATA[Lcd Module]]></category>
		<category><![CDATA[Memory]]></category>
		<category><![CDATA[Mr Ed]]></category>
		<category><![CDATA[Nixon]]></category>
		<category><![CDATA[Output Speech]]></category>
		<category><![CDATA[Pointer]]></category>
		<category><![CDATA[Pps]]></category>
		<category><![CDATA[R2r Ladder]]></category>
		<category><![CDATA[Ru]]></category>
		<category><![CDATA[S Scott]]></category>
		<category><![CDATA[Scott Dattalo]]></category>
		<category><![CDATA[Speech Data]]></category>
		<category><![CDATA[Table Lookups]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=11059</guid>
		<description><![CDATA[Big Table lookups Tony Nixon says: Table can access 1 to 8178 bytes (assuming max ROM of 8K) Table movlw High(TStart) movwf PCLATH movf OffsetH,W addwf PCLATH movlw Low(TStart) addwf OffsetL,W btfsc STATUS,C incf PCLATH movf OffsetL,W call DoTable movlw High(here) movwf PCLATH ; reset PCLATH here goto here org 0x???? DoTable addwf PCL TStart [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>
Big Table lookups<br />
Tony Nixon says:<br />
Table can access 1 to 8178 bytes (assuming max ROM of 8K)<br />
Table   movlw High(TStart)<br />
        movwf PCLATH<br />
        movf OffsetH,W<br />
        addwf PCLATH<br />
        movlw Low(TStart)<br />
        addwf OffsetL,W<br />
        btfsc STATUS,C<br />
        incf PCLATH</p>
<p>        movf OffsetL,W<br />
        call DoTable</p>
<p>        movlw High(here)<br />
        movwf PCLATH    ; reset PCLATH<br />
<span id="more-11059"></span><br />
here    goto here</p>
<p>        org 0x????</p>
<p>DoTable addwf PCL<br />
TStart  Retlw d&#8217;0&#8242;<br />
        etc<br />
As an example of how to use it, say you want to output speech data at 5K samples per second. A simple R2R ladder is on PortB. The speech table has 3000 data points<br />
Start   clrf OffsetH<br />
        clrf OffsetL</p>
<p>SoundLoop       ; 200uS loop time = 5000 samples per second</p>
<p>        movlw High(Table)<br />
        movwf PCLATH<br />
        call Table      ; get sound data<br />
        movwf PORTB</p>
<p>        movlw High(here)<br />
        movwf PCLATH    ; reset PCLATH</p>
<p>here    incf OffsetL    ; add 1 to data pointer<br />
        btfsc STATUS,C<br />
        incf OffsetH</p>
<p>NoUp    movlw Low(d&#8217;3000&#8242;)<br />
        xorwf OffsetL,W<br />
        btfss STATUS,Z<br />
        goto SoundLoop</p>
<p>        movlw High(d&#8217;3000&#8242;)<br />
        xorwf OffsetH,W<br />
        btfss STATUS,Z<br />
        goto SoundLoop<br />
        goto Start<br />
;<br />
; SOUND DATA TABLE 3000 ELEMENTS<br />
;<br />
Table   movlw High(TStart)<br />
        movwf PCLATH<br />
        movf OffsetH,W<br />
        addwf PCLATH<br />
        movlw Low(TStart)<br />
        addwf OffsetL,W<br />
        btfsc STATUS,C<br />
        incf PCLATH</p>
<p>        movf OffsetL,W<br />
DoTable addwf PCL<br />
TStart  DT &#8220;Hello. I&#8217;m Mr Ed&#8221;</p>
<p>; plus another 2984 data points</p>
<p>        end<br />
PS: the text won&#8217;t sound like that coming from PORTB <img src='http://www.genelbilge.com/wp-includes/images/smilies/icon_wink.gif' alt=';-)' class='wp-smiley' /><br />
PPS :if you want an easy way to create a 3000 point data table ready for MPASM see </p>
<p>http://www.bubblesoftonline.com/demo/dtimg.html</p>
<p>Dmitry Kiryashov [zews at AHA.RU] says:<br />
AFAIK it can be done in more straight way.<br />
        call    Dispatcher<br />
; will be returned here</p>
<p>Dispatcher:<br />
        movlw   High    TStart<br />
        addwf   OffsetH,W<br />
        movwf   PCLATH</p>
<p>        movlw   Low     TStart<br />
        addwf   OffsetL,W<br />
        skpnc<br />
        incf    PCLATH,F</p>
<p>        movwf   PCL     ;computed goto with right PCLATH</p>
<p>TStart:<br />
        dt      data0,data1,data2,&#8230;   ;retlw&#8217;s</p>
<p>Scott Dattalo says:<br />
;*******************************************************************<br />
;write_string<br />
;<br />
;  The purpose of this routine is to display a string on the LCD module.<br />
;On entry, W contains the string number to be displayed. The current cursor<br />
;location is the destination of the output.<br />
;  This routine can be located anywhere in the code space and may be<br />
;larger than 256 bytes.<br />
;<br />
; psuedo code:<br />
:<br />
; char *string0 = &#8220;foo&#8221;;<br />
; char *string1 = &#8220;bar&#8221;;<br />
;<br />
; char *strings[] = { string0, string1};<br />
; char num_strings = sizeof(strings)/sizeof(char *);<br />
;<br />
; void write_string(char string_num)<br />
; {<br />
;   char *str;<br />
;<br />
;   str = strings[string_num % num_strings];<br />
;<br />
;   for( ; *str; str++)<br />
;     LCD_WRITE_DATA(*str);<br />
;<br />
; }<br />
;<br />
; Memory used<br />
;    buffer2, buffer3<br />
; Calls<br />
;    LCD_WRITE_DATA<br />
; Inputs<br />
;    W = String Number<br />
;<br />
write_string</p>
<p>        andlw   WS_TABLE_MASK           ;Make sure the string is in range<br />
        movwf   buffer3                 ;Used as an index into the string table<br />
        addwf   buffer3,w               ;to get the string offset<br />
                                        ;<br />
        addlw   LOW(ws_table)           ;First, get a pointer to the string<br />
        movwf   buffer3                 ;<br />
                                        ;<br />
        movlw   HIGH(ws_table)          ;<br />
        skpnc                           ;<br />
         movlw   HIGH(ws_table)+1       ;</p>
<p>        movwf   PCLATH</p>
<p>        movf    buffer3,w<br />
        call    ws2                     ;First call is to get string offset in<br />
table<br />
        movwf   buffer2</p>
<p>        incf    PCLATH,f<br />
        incfsz  buffer3,w<br />
         decf   PCLATH,f</p>
<p>        call    ws2                     ;get the high word (of the offset)</p>
<p>        movwf   PCLATH                  ;<br />
ws1:                                    ;Now loop through the string<br />
        movf    buffer2,w<br />
        call    ws2</p>
<p>        andlw   0xff<br />
        skpnz                           ;If the returned byte is zero,<br />
         return                         ;   we&#8217;ve reached the end</p>
<p>        call    LCD_WRITE_DATA</p>
<p>        incf    PCLATH,f                ;Point to the next character in the<br />
string<br />
        incfsz  buffer2,f<br />
         decf   PCLATH,f</p>
<p>        goto    ws1</p>
<p>ws2<br />
        movwf   PCL</p>
<p>#define WS_TABLE_MASK  1   ; This should equal 2^number of strings</p>
<p>; The first part of the table contains pointers to the start of the<br />
; strings. Note that each string has a two word pointer for the low<br />
; and high bytes.</p>
<p>ws_table:<br />
        retlw   LOW(string0)<br />
        retlw   HIGH(string0)</p>
<p>        retlw   LOW(string1)<br />
        retlw   HIGH(string1)</p>
<p>string0:        dt      &#8220;GPSIM WROTE THIS&#8221;,0<br />
string1:        dt      &#8220;A STRING ON ROW 2&#8243;,0</p>
<p>also:<br />
•	Wave to data table converter<br />
•	PIC DSP / filters<br />
•	PIC Microcontoller Audio Input / Output<br />
David A Cary of Motorguide Pinpoint Says:<br />
Someone mentioned SoundLoop: &#8230; incf OffsetL ; add 1 to data pointer btfsc STATUS,C incf OffsetH<br />
but my little cheat sheet claims that `incf&#8217; only affects the Z bit, not the C bit. Is my cheat sheet leaving something out ? Or is there a bug in this code ? Or am I missing something ? SoundLoop: &#8230; incf OffsetL ; add 1 to data pointer btfsc STATUS,Z incf OffsetH<br />
The heavy use of btfsc STATUS,C ; also known as skpnc elsewhere on this page looks OK, because they follow the &#8220;addwf&#8221; or &#8220;addlw&#8221; instructions, which do affect the carry bit. &#8212; David Cary<br />
Comments:<br />
•	The &#8220;write_string&#8221; subroutine wouldn&#8217;t even compile until I made this little tweak:<br />
•	write_string:<br />
•	&#8230;.<br />
•	        movlw   HIGH(ws_table)          ;<br />
•	        skpnc                           ;<br />
•		addlw 1		; because my assembler choked on &#8220;movlw   HIGH(ws_table)+1&#8221;<br />
Interested:<br />
•	</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/pic-microcontoller-memory-method.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Diyot’un Tanimi Ve Görevi</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/diyot%e2%80%99un-tanimi-ve-gorevi.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/diyot%e2%80%99un-tanimi-ve-gorevi.html/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 04 Oct 2009 18:47:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/genelbil/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Elektronik]]></category>
		<category><![CDATA[Anoda]]></category>
		<category><![CDATA[Artan]]></category>
		<category><![CDATA[Belli]]></category>
		<category><![CDATA[Birim]]></category>
		<category><![CDATA[Burada]]></category>
		<category><![CDATA[Diyot]]></category>
		<category><![CDATA[Eksi]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Iz]]></category>
		<category><![CDATA[Katoda]]></category>
		<category><![CDATA[Katolog]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Kod]]></category>
		<category><![CDATA[sabit]]></category>
		<category><![CDATA[Ters]]></category>
		<category><![CDATA[Tipi]]></category>
		<category><![CDATA[Trafo]]></category>
		<category><![CDATA[Vz]]></category>
		<category><![CDATA[Ya]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=10936</guid>
		<description><![CDATA[Diyot, basit olarak tek yönlü akım geçiren iki uçlu bir devre elemanıdır.Bu iki uç Anod ( A ) , Katot ( K ) uçlarıdır.Burada Anoda artı ,katoda eksi uçlar bağlanarak gerilim verilirse diyot Doğru polarize olur ve bir akım akmaya başlar.Ters yönde bağlanırsa ( yani; anod eksi ,katot artı ) o zaman bir akım geçişi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Diyot, basit olarak tek yönlü akım geçiren iki uçlu bir devre elemanıdır.Bu iki uç Anod ( A ) , Katot ( K )<br />
uçlarıdır.Burada Anoda artı ,katoda eksi uçlar bağlanarak gerilim verilirse diyot Doğru polarize olur ve<br />
bir akım akmaya başlar.Ters yönde bağlanırsa ( yani; anod eksi ,katot artı ) o zaman bir akım geçişi olmaz.Buna Ters  polarizasyon denir.Ters polarizasyon yöntemi sadece bazı özel diyotlarda uygulanır.<br />
Diyotlar genel olarak &#8221; D &#8221; harfi ile sembollendirilir.Fakat diyotlarda birim yoktur.Eldeki diyotun özel- likleri ELEKTRONİK KATOLOG &#8216;dan( Kitap karıştırmaya uğraşmadan ) bakılarak öğrenilebilir.<span id="more-10936"></span></p>
<p>Diyotlar Germanyum ve Silisyum tipi maddelerden yapılmıştır.Germanyum tipi diyotlar anahtarlama ve<br />
dedektör olarak kullanılırlar.İletime geçme gerilimleri 0,2-0,3 V arasıdır.Silisyum tipi diyotlar ise doğrulma devrelerinde ( AC&#8217;yi DC&#8217;ye çevirmek için ) kullanılır.İletime geçme gerilimleri 0,6-0,7 V arasıdır.Diyoda ters polarizasyonda zamanla artan bir gerilim verilirse belli bir zaman sonra diyot ya-<br />
nar ,delinir veya kısa devre olur.Bundan sonra diyottan çok büyük akım geçmeye başlar. </p>
<p>Yukardaki grafikte ise diyodun iletime geçmesi ve delinme gerilimi görülmektedir.<br />
Diyot Çeşitleri</p>
<p>1-Zener Diyotlar :Zener diyot normal doğrultma diyotlarının ters delinme gerilimi esasıyla çalışırlar. Regüle devrelerinde çıkış gerilimini sabit tutmak için kullanılırlar.Ters polarizasyon altında çalışırlar.<br />
Zener diyodların gerilimleri üzerinde yazar veya verilen bir kod numarasıyla ELEKTRONİK KATOLOG &#8216;dan( Kitap karıştırmaya uğraşmadan ) bakılarak öğrenilebilir.</p>
<p>	RS = Zenere Seri Direnç	Vz = Zener  Diyot Gerilimi	Rs =	  VT-VZ<br />
	VT = Trafo Gerilimi	Iz = Zener Diyot Akımı ( Yaklaşık 10-30 mA arası )		IZ<br />
Yukarıdaki devrede bir Zener Diyot uygulaması görülmektedir.Bu devrede yaklaşık 18 V olan DC çıkış gerilimi 12 V sabit olarak dış devreye verilmektedir.Burada gerilimin sabit olmasını  Zener Diyot sağlar.<br />
Zener diyoda yardımcı olmak için seri bir direnç bağlanmıştır.Bu dirence sadece büyük güçlü devrelerde<br />
çok fazla akım çekildiğinde kullanılır.Yük akımı bu direnç üzerinden geçer.<br />
2-Köprü Diyotlar :Aslında bu diyotlar özel bir çeşit değildir.4 tane normal diyodun uygun bağlanmasıyla<br />
oluşturulur.Fakat piyasada artık hazır olarak ( paketlemiş ) 4 ucu dışarıya çıkmış köprü diyotlar bulun- maktadır.Bu 4 uçtan ikisi alternatif akım girişi ,bir ucu + çıkış ,son ucu ise &#8211; çıkıştır.Sadece doğrulma devrelerinde kullanılır.<br />
Bu elemanın uygulaması konunun sonuna doğru gösterilecektir.<br />
3-Led Diyotlar :Led diyodlar doğru polarizasyonda çevresine ışık veren devre elemanıdır.3 renkte imal edilirler.Bunlar Kırmızı; 1,5 Volt ,Sarı; 1,8 Volt ,Yeşil; 2,2 Volt şeklindedir.<br />
Led diyotlar iki ve üç renkli olarakta yapılırlar.İki renkliler ters paralel bağlı kırmızı ve yeşil ledler- den ,Üç renkli de kırmızı ,yeşil ledlerden oluşur,iki led birden yakıldığında ise sarı renk elde edilir.</p>
<p>Led diyotların devrede koyulağı yerde eğer gerilim değeri yüksek ise bir direnç yardımıyla istenen değere indirilir.<br />
4-Foto Diyotlar :Foto diyotlarda zener diyotlar gibi ters polarizasyonda çalışırlar.Üzerinden geçen akım ışık şiddetiyle doğru orantılı olarak artan bir elemandır.Foto diyotlar ayrıca kızıl ötesi ışınlara duyarlı olarakta imal edilirler.Bunlar hem ışını alan hem de ışını gönderen olarak iki çeşittir.Daha çok<br />
el kumandalarında kullanılırlar<br />
Alternatif Akım niçin Doğru Akıma çevrilir?<br />
Elektrik enerjisinin üretildiği yerden tüketilecek yerlere ekonomoik olarak iletmek için yüksek gerilim halinde verilmesi gerekmektedir.Yüksek gerilimi doğru akım makinelerinde belirli bir değerden sonra<br />
üretemeyiz.Alternatif akımın generatörlerde üretilmesi ,trafolar ile yükseltilip-alçaltılması DC ye göre kat kat daha kolay ve ucuzdur.Bunun için alternatif akım kullanılacak yere kadar getirilir ve orada doğrultmaçlar veya generatörler aracılığıyla Doğru akıma çevrilip kullanılır. </p>
<p>Alternatif Akım zamanla yönü ve şiddeti değişen bir akımdır.Bir an artı olan uç diğer anda eksi olabilir,<br />
buna bağlı olarak devamlı olarak akımın yönüde değişir.<br />
Alternatif akımın yönünün değişmesi gelişi güzel olan birşey değildir.Alternatif akım bir saniyede 50 saykıllık hareket yapar.Bir saniyede oluşan saykıl sayısınada frekans denir. &#8221; f &#8221; ile sembollendirilir.<br />
Birimi ise saykıl/saniye veya Hertz&#8217;dir.<br />
Aşağıdaki şekil bir saykıllık hareketi gösterir.Diğerinde ise hareketin devamı görülmektedir.</p>
<p>Diyotlarla İlgili AC &#8211; DC Devreleri<br />
1- Yarım Dalga Doğrultmaç: Bu devrede 9 V çıkış veren bir Transformatör ,bir diyot ,bir adet kondansatör bulunur.</p>
<p>Yarım dalga doğrultmaçta 9 V&#8217;a indirilen alternatif akım pozitif alternansta diyot üzerinden geçerek aşağıdaki hali alır.Yani negatif alternansları yok edilerek yerine sıfır değeri konmuş olur.</p>
<p>Daha Sonra Elektronlitik Kondansatör aracılığıyla aşağıdaki DC&#8217;ye daha yakın değere gelir ve oradan da<br />
yük tarafından kullanılır.</p>
<p>Yarım Dalga Doğrultmaçlar bazı dezavantajları sebebiyle pek kullanılmazlar.<br />
a-Büyük Dalgalanma Gerilimleri oluşur.<br />
b-Trafo gereksiz yere ısınır ,zorlanır.<br />
c-Çok büyük değerde kondansatör gerektirir.<br />
2-Tam Dalga Doğrulmaçlar :Bu devrede 9 V çıkış veren üç uçlu bir Transformatör ,iki diyot ,bir adet kondansatör bulunur.</p>
<p>Tam dalga doğrultmaçta ,yarım dalgada olduğu gibi 9 V&#8217;a indirilen alternatif akım iki alternanstada mut-<br />
laka bir diyodun  üzerinden geçerek aşağıdaki hali alır.Yani negatif alternansları yok edilerek yerine de yine pozitif alternans konmuş olur.</p>
<p>Daha Sonra Elektronlitik Kondansatör aracılığıyla aşağıdaki DC&#8217;ye daha yakın değere gelir ve oradan da<br />
yük tarafından kullanılır.</p>
<p>Tam Dalga Doğrultmaçlar daha çok küçük güçlü adaptörlerde kullanılır.<br />
3-Köprü Tipi Doğrultmaçlar :Bu devrede 9 V çıkış veren bir Transformatör ,dört diyot ,bir adet kondansatör bulunur.</p>
<p>Şekilde görüldüğü gibi trafo çıkışlarının herbirine bir anod bir katod ucu olmak üzere ikişer diyot bağlanmıştır.Bu 4 diyodun boşta kalan anod uçları birleştirilerek artı ,kalan katot uçları da birleşti- rilerek eksi uç çıkarılır.Burada alternatif akımın hangi alternansı gelirse gelsin diyotlardan geçebi- lecektir.Yani eksi alternans gelirse katotlardan girecek ,artı alternans gelirse anodlardan girecektir.<br />
Gerilim bu işlemler sonucunda aşağıdaki hali alır.</p>
<p>Daha Sonra Elektronlitik Kondansatör aracılığıyla aşağıdaki DC&#8217;ye daha yakın değere gelir ve oradan da<br />
yük tarafından kullanılır.</p>
<p> Diyot Anahtarlama Sureleri<br />
İleri öngerilimleme durumunda n-tipi malzemeden p-tipi malzemeye doğru ilerleyen çok sayıda elektron olur ve n-tipi malzemede çok sayıda ( + ) yük bulunur. Bu iletkenlik için bir gerekliliktir. p-tipi malzemedeki elektronlar ile n-tipi malzemede ilerleyen ( + ) yükler herbir tarafta çok sayıda azınlık taşıyıcısı oluşturur. Uygulanan gerilim tersine öngerilimleme durumu yaratmak üzere ters çevrildiğinde, ideal olarak diyotun, iletme durumundan iletmeme durumuna anında geçtiğini görmeyi bekleriz. Ancak her iki malzemedeki çok sayıda azınlık taşıyıcısı nedeniyle diyot, şekil 3 deki gibi ters dönecek ve azınlık taşıyıcıların karşı malzemede çoğunluk taşıyıcısı durumuna dönmeleri için gereken Ts zamanı kadar ( saklama süresi ) bir süreyle bu ölçülebilir düzeyde kalacaklardır. Özünde diyot, devre parametreleri ile belirlenen bir I_ters ters akımı ile kısa devre durumunda kalacaktır. Bu saklama süresi geçtikten sonra akım, iletmeme durumu düzeyine inecektir. Bu ikinci süre Tt ( geçiş aralığı ) ile gösterilir. Tıkanma süresi Trr bu iki sürenin toplamıdır. Trr = Ts + Tt Doğal olarak bu parametre yüksek hızlı switching ve rectifier uygulamalarında önemlidir.</p>
<p>Şekil 1 : Anahtarlama süresinin tanımlanması</p>
<p> Diyotlarda Geçiş ve Difüzyon Kapasitansi<br />
Elektronik devre elemanları yapısal olarak çok yüksek frekanslara karşı duyarlıdır. Xc=1/(2.f.C) reaktansının çok yüksek olması dolayısıyla ( açık devre eşdeğeri ) alçak frekanslarda gözardı edilebilen şönt ( paralel ) kapasitif etkilerin bir çoğu, çok yüksek frekanslarda gözardı edilemeyecek düzeylere çıkar. Bu durumda Xc, yüksek f değeri nedeniyle düşük reaktanslı bir &#8221; kısa devre &#8221; yolu açmaya yetecek kadar küçük olacaktır.<br />
P-N yarıiletken diyodunda gözönünde bulundurulması gereken iki kapasitif etki vardır. Her iki tip kapasitans hem ileri hem de ters öngerilimleme bölgesinde görülmekle beraber biri diğerine göre daha baskındır. Ters öngerilimleme bölgesinde geçiş veya boşaltılmış bölge ( CT ) kapasitansı mevcutken, ileri öngerilimleme bölgesinde difüzyon ( CD ) veya saklama kapasitansı ağır basar.<br />
Paralel plakalı bir kondansatörün kapasitansı için temel denklem C = A/d dir. Burada C aralarında d mesafesi bulunan A alanlı iki plakanın arasındaki dielektriğin permitivitesidir. Ters öngerilimleme bölgesinde ters yükle yüklü iki plaka arasında , bir yalıtkan olarak işlev gören, boşaltılmış (yüksüz) bir bölge vardır. Şekil 1 de gösterildiği gibi, boşaltılmış bölge, geri öngerilim potansiyelinin artması ile birlikte büyüyeceğinden bunun sonucunda ortaya çıkan geçiş kapasitansı azalacaktır. Kapasitansın, uygulanan ters öngerilimleme potansiyeline bağlı olması bazı elektronik sistemlerde uygulama alanı bulmaktadır. Örneğin, bazı TV şaselerinde Teletext senkronizasyon devresinde BB405B ve benzeri diyotların bu özelliğinden faydalanılır. Bahsedilen etki, ileri öngerilimleme bölgesinde de mevcutdur. Boşaltılmış bölgenin hemen dışındaki bölgeler, elektron akış hızına bağımlı bir kapasitans etkisinin gölgesinde kalmaktadır. Başka bir deyişle bu, doğrudan doğruya diyottan geçen akıma bağlıdır. Akım şiddetinin artması, difüzyon kapasitans düzeylerinin artmasına neden olacaktır. Ancak, akım şiddetinin artması, ilgili direnç düzeylerinin azalmasına yol açar ve sonuçta yüksek hız uygulamalarında çok önemli olan zaman sabiti (= R.C ) aşırı artmaz.</p>
<p>Şekil 1 : Uygulanan öngerilimin fonksiyonu olarak geçiş ve difüzyon kapasitansı<br />
Yukarıda bahsedilen kapasitif etkiler, ideal bir diyota paralel bağlı bir kondansatörle gösterilebilir.( Şekil2 ) Bu etkiler alçak ve orta düzeyli frekans uygulamalarında ( güç alanı hariç ) ihmal edilebilir. Ancak özellikle SMPS devresi çıkışındaki rectifier noktalarında ve Horizontal devrelerinde bu parametreye dikkat edilmelidir. Ayrıca uygulamada diyotlara paralel olarak kullanılan kondansatörler, diyot üzerindeki voltajı daha da eğimli hale getirir ve anahtarlama hızı iyice düşer. Yüksek frekanslarda, diyodun kapasitif etkisi bu diyoda paralel bağlanacağından bu etki artar ve diyot üzerinde harcanan güç çoğalır, ısı olarak ortaya çıkar.</p>
<p>Şekil 2 : Geçiş veya difüzyon kapasitansının diyot üzerindeki etkisinin gösterilmesi</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/diyot%e2%80%99un-tanimi-ve-gorevi.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
