Esnek Üretim Sistemlerine Giriş

Firmaların son zamanlarda artan rekabet, talep değişkenliği gibi problemlerle başa çıkabilmek için Esnek Üretim Sistemleri ve Tam Zamanında Üretim Sistemi (JIT) gibi ileri üretim tekniklerine yöneldikleri bilinmektedir. Bu üretim sistemlerinde parti büyüklüklerinin azaltılması, kalitenin geliştirilmesi ve bu yolla rekabet gücü elde edilmesi amaçlanır. Bu amaçların başarılması için üretimdeki temin sürelerinin olabildiğince düşük seviyelerde tutulabilmesi gereklidir. Temin sürelerinin azaltılması hedefine ulaşmada geçilmesi gereken ilk durak, hazırlık sürelerinin kısaltılmasıdır. Üretimde yığılma ve tıkanmaların yaşandığı birimlerde, hazırlık sürelerinin kısaltılmasının kapasite üzerine oldukça olumlu etkileri vardır. Bu durumda hazırlık maliyetleri de paralel biçimde aşağıya çekilebilmekte ve böylece firma israf sayılabilecek bu tip maliyetlerden kaçınmış olmaktadır. Hazırlık sürelerinin çok büyük bir kısmı, yapılan işlerin kolaylaştırılması, kalan bazı kısımları ise yapılan iş sırasının yeniden düzenlenmesi ile kısaltılabilmektedir. Bu projede öncelikle, hazırlık sürelerinin kısaltılması kavramının önemine değinilecek, konu ile ilgili bazı kavramlar açıklanacak ve gerekçeler sıralanacaktır. Daha sonra bu kısaltma işlemlerinin birkaç değişik yöntem ile –geleneksel bakış açıları,SMED (TDKD), OTED (BDKD) – nasıl başarıldığı kısaca açıklanacaktır.
A) Hazırlık Sürelerinin Kısaltılması Kavramı
A.1) Hazırlık İşleri ve Hazırlık Süreleri Kavramlarının Açıklanması
Devamını oku …

Bilgisayar Sistemlerinde Gelecek; “Sanal Gerçeklik”

Günümüzdeki bilgisayar teknolojisinin ulaşmış olduğu en uç uygulama alanlarından biri olan sanal gerçeklik; dünyanın bilişim ile açacağı yeni çağın habercisidir.
1.1 Sanal Gerçeklik Nedir?
Bilgisayar ortamında dijital bilgiler ile bir gerçeklik duyumsaması yaratma işlemine sanal gerçeklik denilmektedir.
İnsanoğlu dış çevreden gelen etkileşimleri algılarken; duyu organlarından aldığı verileri zihninde yorumlayarak bir yargıya varır ve tepki oluşturur. Sanal gerçekliğin amacı ise insan duyularını(görsel,işitsel, dokusal, koku vs..) gerçeğine çok benzer koşulları hazırlayarak yanıltarak; insanlara bilgisayar yardımıyla gerçekte olmayan fakat gerçeğine çok benzeyen ortamlar sunmaktır.
Başka bir açıklama ise sanal gerçekliği şöyle ifade etmektedir: Sanal gerçeklik, yaşadığımız fiziksel dünyada algıladığımız duyumlardan ayırt edilemeyecek duyumları bilgisayar ortamında elde etmeyi amaçlar. Böylelikle, bilgisayar ortamında tüm duyularla (görme, dokunma, koku alma, işitme v.b.) algılanabilen bir dünya yaratılır. Sanal ortam sanal gerçekliği adlandırmak için alternatif bir kavram olarak kullanılır. Devamını oku …

işletme kaynakları planlaması(ikp- enterprise resources planning :erp)

1. Tanımı ve Kapsamı
1970’li yılların sonlarından beri firmalarda uygulanmaya çalışılan MRP II sistemleri firma düzeyindeki tüm kaynakları ortak bir veri tabanında toplamakta ve firma içerisindeki tüm çalışanların aynı dilden konuşmasını sağlamaktadır. Ancak yoğun rekabet, uluslararası pazarlara açılma gereksinimi değişik coğrafi bölgelerde merkezi olan işletmeler için “uluslararası firmaların genelinde entegrasyonun sağlanması” yolunda bilişim teknolojisi için yeni bir gereksinimin doğmasına neden olmuştur.
Son yıllardaki teknolojik gelişmeler, firmaların pazarda tutunabilmelerini zorlaştırmış, klasik yaklaşımların yetersizliğinin açığa çıkması ile beraber yöneticiler kullandıkları üretim teknolojilerini ve yönetimsel yaklaşımlarını tekrar gözden geçirmek zorunda kalmışlardır. Öte yandan gümrük duvarlarının yıkılması neticesinde küresel ekonomi ve küresel rekabet kavramlarının ortaya çıkması, tedarikçiden başlayarak, tüm üretim sürecini ve müşteriyi de içine alan “tedarik zinciri yönetimi – supply chain management” kavramını ön plana çıkarmıştır. Pazardaki güçlü değişimlere ve teknolojik gelişmelere şirketlerin organizasyonel Devamını oku …

Toplam Kalite Yönetimi

Günümüz koşullarında kuruluş yöneticiliği klasik usullere göre yapılmaktadır. Yani en üst makam işin genel tanımını yapmakta, bu genel tanım daha alt kademelere inildikçe ayrıntılandırılmakta, ve en alt kademede de uygulanmaktadır. Uygulayıcının işi tarif edildiği şekilde yapmaktan başka sorumluluğu bulunmamaktadır. İş ile ilgili geliştirme faaliyetlerini düşünme ve planlama daha üst kademelerin görevidir. Oysa bir işi en iyi o işi yapan bilir. Bu nedenle işle ilgili geliştirme faaliyetlerine bizzat o işi yapanların katılımının sağlanması, işin başarı şansını artıracaktır. İşi bizzat yapanlar işin içerisinde üst kademedeki insanların hiçbir zaman göremeyeceği ve bilme olasılıklarının bulunmadığı pek çok sıkıntıyı yaşarlar ve o sıkıntının giderilmesine yönelik düşünceler geliştirirler. Aynı şekilde işte sıkıntı olmasa bile işin geliştirilmesi ile ilgili ilginç ve orijinal fikirler geliştirilir. Ancak bu düşünceleri ve ilginç ve orijinal fikirleri çoğunlukla kendilerinde saklı kalır, daha üst kademelere iletilemez. İşte bu düşünce ve fikirlerin yani yaratıcılığın özendirilmesi ve desteklenmesi işin kalitesini ve başarı oranını artırıcı yönde etki yapacaktır. Bu felsefeden yola çıkılarak, en alt kademeden üst kademelere doğru bir iletişim artışı gereği ortaya çıkmış ve neticede toplam kalite yönetimi uygulamalarına ulaşılmıştır. Böylece bir işletmede çalışanların tamamının, sorumluluklarını eksiksiz olarak yerine getiren, ancak bunun yanında yaptığı işin daha verimli yapılması, iş süreçlerinin geliştirilmesi konusunda sürekli düşünen ve belirlenmiş çeşitli sistematik katılım yöntemleri ile bu düşüncelerini ve becerilerini sisteme katan, yani yeni bir çalışan davranışı sergilemesini gerektiren, yöneticilerin de çalışanları teşvik edici, katılımını sağlayıcı, inisiyatif kullanmayı, Devamını oku …

What Is Business Process

Business Process Reengineering (Bpr) – A Tool For Change
We have heard a lot about business process reengineering recently, through business journals and trade publications, newly published books or in training workshops. It seems BPR is the latest and hottest management trend to hit the business communities. But is it more than just a passing phenomenon? Is reengineering just the latest fashionable word that comes into being to slay the ‘bureaucracy’ in the name of efficiency? Or does reengineering reach a highest point of many years of management evolution, bring a new emphasis on creativity, go where no one has gone before? The debate is almost endless. In this project we will look at the logic under BPR and we will focused on its implementation on a Turkish firm.
When we are through, we will try to answer to these questions,
• What is BPR and what is not?
• What are the key components of BPR?
• Why reengineering?
• How do we plan, organize and control BPR?
• Are there methods for effectively accomplishing BPR?
• What are the common mistakes and common themes made by implementing BPR?
• How do firms perform reengineering projects in our country?
What is business process?
Business process is a set of activities that transform a set of inputs into a set of outputs for a particular customer or market. It implies a strong emphasis on how work is done within an organization.
If you have waited in a line at the grocery store, the process begins with you stepping into line and ends with you receiving your receipt and leaving the store.

Business Process as a set of triangles Devamını oku …

Endüstriyel Doğal Gaz Tesisatları, Dönüşüm Ve Enstrumentasyonu

Doğal gaz, fiziksel özellikleri dolayısı ile endüstriyel kullanımı rahat, kontrolu kolay, ve gerek hava ve gerekse çevreyi en az kirleten bir yakıt olarak sanayinin en tercih edilen yakıtlarından birisi olmuştur.
Endüstriyel bir tesis içinde doğal gazın kullanılabilir duruma getirilmesi için, gazın tesise girdiği ilk noktadan, gazın fırınlarda, kazanlarda yandığı son noktaya kadar spesifik bir mühendislik gerektiren şebeke dizaynı içinde muhtelif kademelerde kontrolu, ayarı, temizlenmesi, emniyet altına alınması ve akış ve yanma proseslerinin bir düzen içnde ayarlanması gerekmektedir. Tüm bu kademeler, gazın istenilen noktaları sevki için kullanılan boru hatlarını ve bu hatlar üzerindeki enstrumentasyonu içerir. Enstrumantasyon, gaz mühendisliğinin belli-başlı bölümlerinden birini teşkil eder. Endüstriyel tesislerde gaz sistemleri enstrumantasyonları aşağıdaki şekilde nitelendirilebilir:
• Genel Sistem Enstrumentasyonu
• Ölçme Sistemleri
• Emniyet Sistemleri Devamını oku …

Bilgi teknolojilerinin türk işletmelerindeki durumu ve kullanımında ortaya çıkan olumsuzluklar

İçinde bulunduğumuz çağ geçmişten bu yana tüm insanlık tarihi boyunca biriken ve günümüze aktarılan bilgilerin en etkin şekilde kullanıldığı bilgi çağıdır. Her yeni bilgi eskilerin üzerine gelerek büyük bir bilgi birikimi oluşmuştur. Bilgisayarlardan önce bilginin toplanması, saklanması ve gelecek nesillere aktarılması çok zordu. Yazının bulunmasından önceki dönemlerde oluşan bilgiler eski nesillerden kalan resim, heykel ve diğer cisimlerle günümüze ulaşmıştır. Yazının bulunmasından sonra taşlara, yapraklara vb. yerlere kaydedilen bilgiler sonraları kağıt üzerine elyazması olarak kaydedilmiştir. Matbaanın icadıyla eski dönemlere nazaran daha hızlı ve daha fazla miktarda baskılar yapılagelmiştir. Yine bu dönemlerden sonra çeşitli kayıtlar el ile defterlere yazılarak saklanmıştır. Bilgisayarın bulunması ile gelişmiş araç gereç ve donanımla bilgilerin etkili olarak toplanması, saklanması ve kullanılması, içinde bulunduğumuz son yüzyıl içinde mümkün olmuştur. Artık yığınla bilgi çok küçük çiplerde saklanmakta, üzerinde işlem yapılarak birçok kişinin kullanımına sunulmaktadır. İşletmeler açısından temel girdilerden biri olan bilgi, çeşitli kaynaklardan işletmelere gelir veya işletme içinde üretilerek kullanılır. Bilgilerin elde edilmesi, saklanması ve etkili kullanımı için analize uygun olarak hazırlanmasında kullanılan teknolojiler “bilgi teknolojileri” olarak adlandırılır. Bu yazıda öncelikle bilgi teknolojileri konusu ele alınıp incelenecek, müteakiben ülkemizdeki bilgi teknolojisi kullanımı çeşitli fonksiyonlar itibariyle incelenecektir. Devamını oku …

Ayçiçek Yağı Üretimi Atıksuyunun Kesikli Anaerobik Reaktörle Arıtımı

Bu çalışmada ayçiçek yağı üreten bir fabrikadan alınan atıksuyun anaerobik arıtılabilirliği incelenmiştir. Fabrikada, yağ asidi ve yemeklik yağ haftada sırasıyla 1 gün ve 4 gün üretilmektedir. Bu iki atıksu debi ve KOİ bazında oldukça farklıdır. Yağ asidi ve yemeklik yağ üretimleri kaynakli atiksularin KOİ ve debileri sırasıyla 47500 mg/L 5 m3/gün ile 380 mg/L ve debisi 25 m3/gün`dür. Üretilen yağ asidi atıksuyunun, iki günlük yemeklik yağ atıksuyu ile karıştırılması sonucu elde edilen atıksuyun (4600mg/L KOİ) anaerobik arıtılabilirliği Biyokimyasal Metan Potansiyeli (BMP) deneyleri kullanılarak belirlenmiştir. BMP deneyleri sonucunda bu atıksuyun KOİ bazında %70 arıtılabildiği ve her g KOİ başına 280 mL gazın üretilebileceği bulunmuştur. Anaerobik (havasız) arıtma, organik atıkların oksijensiz ortamda biyolojik süreçlerle parçalanmasıyla, CH4, CO2, NH3 ve H2S gibi son ürünlere dönüştürülmesi olarak tanımlanır. Yakın zamana kadar hemen hemen sadece biyolojik arıtma çamurlarının çürütülmesinde uygulanan havasız arıtma süreci, son yıllarda endüstriyel ve evsel atık suların arıtılmasında da yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır. Devamını oku …

Ayyakkabı İmalatında İzlenen Metod

Önceki İş Tanımı
 İşçiler , bir çift ayakkabı üretmek için 75 ila 100 farklı imalat aşamasını yerine getirmek zorunda .
Bu aşamalar:

• ayakkabının çeşitli bölümlerini kesmek
• dikiş işlemleri
• birleştirme/montaj aşaması
• paketleme
 İşçiler aynı zamanda her çift ayakkabıya 5 farklı etiket eklemek ve bağcıkları el gücüyle bağlamak durumunda kalıyorlardı.
“Tehlike arz eden iş” şeklinde kimliği saptanan metod
 Tıbbi kayıtlar: yaralar,hastalık oranlarındaki artış
Tehlike arz ettiği belirlenen metod
 1980-1986 yılları arasında , ayakkabı imalatında çalışanların üçte birinde yara oluşumları kaydedilmiştir.
Risk faktörlerinin tanımlanması:
• Duruş/fiziksel pozisyon:
Ayarı olmayan şartlarda çalışan işçiler , işlerini yaparken ağrı verici pozisyonlarda bulunmaktaydılar.
İşçiler işin bir bölümünü gerçekleştirebilmek için uzanmak,ayağa kalmak vs. durumunda kalıyorlardı. Devamını oku …

Endüstri Devrimi

Endüstri Devrimi ile, yani İngiltere ile başlayalım. İlk bakışta bu, kaprisli bir hareket noktası gibi görünmektedir; çünkü bu devrimin yansımaları, ele aldığımız dönemin sonlarına dek (İngiltere dışında) kendini açık ve yanılmaz bir biçimde hissettirmedi. Devrimin yansımaları, 1830-1840 civarlarında duyulmaya başlandi. Ancak 1830’larda yazin ve sanatlar, kapitalist toplumun yükselişiyle, (Carlyle’nin deyişiyle) para baginin, amansiz bir altin ve degerli kagit baginin dişinda bütün toplumsal baglarin ufalandigi bir dünyayla açikça meşgul olmaya başlamişlardir. Bu yükselişin en olaganüstü yazinsal aniti olan Balzac’in İnsanlık Komedisi, bu on yıllara aittir. Endüstri Devrimi’nin toplumsal etkileri üzerine resmi ve gayri resmi büyük bir yazın selinin ortaya çıkışı (İngiltere’de Bluebooklar ve istatistik araştırmaları, Villermé’nin Tableau de l’état physique et moral des ouvriers’i, Engels’in İngiltere’de İşçi Sınıfının Durumu, Belçika’da Ducpetiaux’un yapıtı, Almanya’dan İspanya’ya ve ABD’ye kadar [Endüstri Devrimi karşısında dehşete kapılan ya da kederlenen yığınla gözlemcinin çalışması), 1840’lara kadar gerçekleşmedi. Yine, Endüstri Devrimi’nin çocuğu olan proletaryanın ve artık kendi toplumsal hareketleriyle birleşmiş Komünizm in -Komünist Manifesto’nun hayaletinin- kıtanın her yanını arşınlaması, 1840’lara kadar gerçekleşmedi. Endüstri Devrimi adı bile, Avrupa üzerindeki görece gecikmiş etkisini yansıtmaktadır. Bu şey, İngiltere’de adından önce de vardı. İngiliz ve Fransız sosyalistlerinin -bunlar daha önce benzerleri olmayan gruplardı-, muhtemelen Fransa’nın siyasal devrimiyle benzeşim kurarak onu icat etmeleri 1820’leri buldu. Devamını oku …

Endüstri Mühendisliği Ve Tarihçesi

Endüstri Mühendisliğinin Tarihçesi:
Mühendislik tarihinin medeniyet tarihi ile aynı olduğu söylenebilir. 19. Yüzyılda bilim ve mühendislikteki gelişmelerin yanı sıra buhar gücünden de yararlanmanın sonucunda endüstri devrimi gerçekleşmiştir. Endüstri devriminin başlangıcı buhar enerjisinin mekanik enerjiye dönüştürüldüğü 1776 yılı kabul edilir. Bu tarihte bir İskoç olan James Watt buharlı motoru bulmuştur. Bu yıla kadar üretim, usta ya da sanatkar olan kişilerin bir ürünün tüm parçalarını ayrı ayrı sezgi ve deneyimlerine dayalı işlemesi ve bu parçaların birleştirilmesi şeklinde gerçekleştirilmiştir.
James Watt’ın buluşu ile büyük mekanik güçlerin üretimde kullanılması mümkün olunca 1776 yılından itibaren önce ABD ve İngiltere’de olmak üzere fabrika sistemleri kurulmaya başlanmıştır. İlk fabrikalar tekstil ve metal işletme alanlarında olmuştur. Endüstri Mühendisliği’nin temelleri 1750 ve 1850 yılları arasında özellikle işbölümü kavramı ile ortaya atılmıştır. 1750 yılına kadar aynı kişi işi planlar, malzeme ve takımını, tertibatını seçer, temin eder, işlemini ve kontrolünü yapardı. 1776 yılında İngiltere’de Adam Smith yayınladığı ‘The Wealth Of Nations’ adlı kitabında üretimde iş bölümünün ekonomik yararlarından söz ederek fabrika sistemine yönelik bir model önermiştir. İskoçya’da bir tekstil Devamını oku …

Cumhuriyet Döneminde Sanayi Sektörü

SANAYİ
Mal hizmet ve gelir kaynağı üreten veya sağlayan teşebbüsler veya teşkilatlar gurubu. Bu masasıyla, genelde sanayinin dışında düşünülen resmi istatistiklerde de böyle sınıflandırılan tarım ve hizmet sektörlerini de içine alır; endüstri olarak bilinir.
İnsan nüfusunun artmasıyla birlikte, her işi yapan insanların teknik bilgi kapasitesi çok yüksek,elemanların sayıları az olduğundan ihtiyaca cevap verilemedi. Üretimlerin ihtiyaçlara cevap verememesi de zamanla sadece bir işi yapabilen uzman zanaatçıların ortaya çıkmasını sağladı. Bu ise ürünlerde önemli verimlilik artışlarına sebep oldu.
BİRİNCİL SANAYİ
Bugün bir ülke ekonomisinin birincil sanayi sektörü; tarım, ormancılık ve balıkçılığın yanında ikincil sanayiler ve ham maddeciliği, petrol ve tabii gaz çıkarılmasını içine alır. Bunlardan birinciler, üretim esasında müdahale yoluyla arttırıla bilen ham maddelerin üretimini; genel olarak madenciliğin sınırları içine giren ikincil ise insan eliyle çoğaltılamayan tükenebilir ham maddelerin üretimini ihtiva eder.
İKİNCİL SANAYİ Devamını oku …

Yüksek hızda talaşlı imalat

Havacılık/ uzay sanayi, otomotiv ve kalıpçılık konularında CNC tezgahlarda parça işleyen firmalarda kullanılmaya başlanan yeni bir işleme yöntemidir. Bu yöntem genel anlamda yüksek devir ve ilerlemelerde, düşük kesme pasosu ile küçük takımlar kullanılarak yapılan kesme işlemidir. Bu işlem, az sayıda paso ve büyük takımlar ile yavaş ve daha fazla talaş kaldırılarak yapılan kesme işlemi ile yer değiştirmeye başlamıştır. Yüksek hızda talaşlı imalat teknolojisinde kaldırılan talaş miktarı az olmasına rağmen genel ortalamada parçanın işleme süresi % 30 daha az olmakta ve hatta bazı durumlarda polisaj işlemine bile gerek kalmadan CNC tezgahtan çıkan parça kullanıma hazır hale gelmektedir.Yüksek devir ve yüksek hızla işleme düşüncesindeki değerler, genel anlamda kesici takım imalatçılarının, kesici takımlar için verdikleri devir ve ilerleme tablolarından ağaç malzeme için olan değerlerin çelik malzemeler için uygulanması olarak düşünülebilir.
Yüksek Hızda işleme yapılabilmesi için gerekli şartlar olan CNC tezgahın mekanik yapısı, CNC kontrol sistemi, CAM sistemi, DNC sistemi ve Devamını oku …

Parça Malzemesine Göre Hız Ve İlerleme Seçimi

Firmalardan aldığımız bilgilere göre çelik malzemeler için Vc=150 m/dak (T=240 dak ve f=0,25 mm için) ve buna bağlı olarak S=1500 dev/dak F=375 mm/dak seçilmesi uygundur. Bu değerler vida açma işlemi hariç tüm işlemler için kullanılabilir. Vida açmada çelik malzemeler için n=300 dev/dak seçilmesi uygundur.

7.4. İşleme Zamanı Ve Boşta Geçen Zamanların Hesabı: [5]
-İşleme Zamanının Hesabı:
İşleme zamanın hesabında kullanılacak formül: t= la+l+lu dir.
f.n
Burada F= f.n olduğuna göre ; th=la+l+lu dir.
F
th1=2+17,5+1= 0,054 dak =3,28 s Devamını oku …

Bir Parçanın Maliyetini Oluşturan Kriterler

Genelde parça maliyetinin sınıflandırılması birçok kriterlere göre yapılır. Parça maliyetini, sabit maliyet ve değişken maliyet olarak iki gruba ayırabiliriz.
a) Sabit Maliyet:Tezgah, tesisat (su, elektrik), bina amortismanları, faiz ve kredi faizleri, sigorta gibi masrafları kapsar. Sabit maliyetin belirli bir zaman diliminde sabit kaldığı düşünüldüğünde; sabit maliyet, geçerli olduğu zaman dilimi içerisinde üretilen parça sayısına bölünürse, bir parça üzerine düşen sabit maliyet payı bulunur. Parça sayısı arttıkça bu maliyet azalmaktadır.
b) Değişken Maliyet: Değişken maliyet parça sayısıyla direkt olarak bağlantılıdır. İşçilik, işçilik sigortası, malzeme, diğer imalat masrafları, enerji ve yardımcı malzeme masraflarını kapsar.
Bu iki maliyet bir araya getirilirse parça maliyeti bulunmuş olur.
Maliyet Devamını oku …

Camın Yapısı Ve Özellikleri

Camın en yaygın tanımı:Soğuma sonucunda kristalleşmeden sertleşen inorganik bir ergitme ürünüdür.

Camın başka bir tanımı da Morey tarafından şöyle yapılmıştır:Cam sıvı hali ile sürekli bir geçiş aşamasında ve bu hale benzer bir yapıda bulunan,fakat ergimiş durumdan soğuma sonucunda,pratik bakımdan katı olarak kabul edilebilecek viskoziteye sahip inorganik bir maddedir. Malzemeciler camı aşırı soğutulmuş bir sıvıya benzetirler.Gerçekten de cam ısıtılmaya başlandıktan sonra sıcaklığın artmasına paralel olarak önce yumuşar ve daha sonra da akıcı hale gelir.Bu hali ile adeta sıvı gibidir. Cam,elle tutulursa sert ve durgun bir etki yapar.Kırılganlığı nedeniyle de sert bir yere vurulunca kırılır. Böyle olmakla birlikte kimyacılar içinden su içtiğimiz kabın kendisinin bir sıvı gibi olduğunu söylerler. Bütün bunlar soğumuş,durgunlaşmış camın belli başlı özellikleridir. Oysa yüksek ısılarda camın bu özellikleri tümüyle değişiverir.Önce yumuşamaya başlar,sonrada akıcılık kazanır. Hatta eğer yeterli olan ısı sağlanırsa su gibi akar. Cam,bir maden olarak tanımlanır.Ama diğer madenlere göre de çok önemli bir değişikliği vardır.O da erime noktası olmasıdır. İşte bu önemli özelliği nedeniyle camın içinde bulunduğu ortamın ısısı artırılırsa gittikçe daha çok sıvılaşır ve akıcılık kazanır.Açıkça görüleceği gibi bu durumu,camın çok değişik yöntemlerle biçimlendirmeye,üfleyerek şişirmeye uygun olan noktasıdır. Cam sabit bir erime noktası olmayan amorf bünyeli bir silikat bileşimi olarak tanımlanmaktadır. Ana maddelerin ısıtılarak erimesi, biçimlendirilmesi ve biçimlendirilen hamurun kriştalleşme olmaksızın soğuması sonucunda cam elde edilmektedir. Erime derecesi, bileşime ve bileşime giren maddelere giren maddelere göre değiştiği için belirli sıcaklıkta eriyen metal ve benzeri malzemeler gibi canın sabit bir erime sıcaklık derecesi mevcut değildir.Cam gerçekte yapısı açısından şaşırtıcı yalınlıkta bir maddedir.Silisyum dioksit ve maden oksitlerinin bir karışımıdır. Ama cama özelliklerin i kazandıran onun atom yapısındaki ilginç durumudur. Çünkü bu ilginç özelliğinden dolayı cam ne tam bir sıvıdır, ne de kristal yapılı gerçek bir katıdır. İkisinin arasında yer alan çok özel bir konumdadır.Böyle bir konuma, katılaşma derecesinin altında dondurulmuş bir sıvı tanımlaması yapılabilir. Camın iç yapısı özel araçlarla incelendiği zaman, diğer katılardaki atomların düzgün kristal dizilişinin camda bulunmadığı görülür. Devamını oku …

Beyaz Eşya Sektörü Ve Gelişimi

Türkiye’de beyaz eşya sektörü, gelişen teknolojisi, her geçen gün artan üretimi, ihracat kapasitesi ve bunlara bağlı olarak genişleyen yan sanayii, servis, bayi ağları ve istihdam imkanları açısından Türk ekonomisine önemli katkılarda bulunmaktadır. Bu bağlamda beyaz eşya sektörü yaklaşık 500 bin kişinin geçimini sağlamaktadır.

Tüketicinin bilinçlenmesi ve araştırma geliştirme çalışmalarına verilen önemin artmasıyla başlayan kalite yarışı ve rekabet ortamı son 10 yılda beyaz eşya sektörünün büyük aşamalar kaydetmesini sağlamıştır.

Beyaz eşya sektörünün büyüme hızında etkili olan pek çok faktör bulunmaktadır. Bunlardan en önemlileri ilk satın alma talebi ve yenileme-değiştirme talebidir. Bu iki bileşen sonucunda oluşan toplam talep ise pazarın dinamiklerini belirlemektedir. Bunun yanında pazarın büyümesinde etkin ve tüketiciye uygun imkanlar sunan kampanyalarda etkili olmaktadır.

Beyaz eşyada yıllar içinde sağlanan iyileştirmeler ve geliştirilen teknolojilerle ulaşılan kalitenin yanısıra, kullanımdaki enerji tasarrufu ortalama %40′lara varmıştır. 1990′lı yılların başına kadar kapasitenin büyük bir kısmını iç pazar için kullanan beyaz eşya sektörü özellikle bu tarihten itibaren yurtdışı pazarlara da yönelmiş, uzun vadeli ve kalıcı bir müşteri ağı oluşturmuştur. Buna karşın ülkemizde de gerek şirket satın alma yolu gerekse doğrudan yatırım yolları ile yabancı sermayeli dünya ölçeğindeki üreticilerin sayısı artmıştır. Gerek yurtiçinde, gerekse yurtdışındaki satış rakamlarının artması neticesinde kapasite yatırımları da artış göstermiştir. Devamını oku …

Kereste Endüstrisi ve Kurutma

1989’da Ankara’da kurulan Kahramanlar kereste fabrikası şu anda bulundukları yere geçmeden önce sitelerde kereste satışı ve sunta satışı yapmaktaymışlar.
1989’da kurulmasın rağmen 1990’da kereste imalatına başlamışlardır.1996’da parke,1998 sonunda ahşap panel imalatına 2000’de ise panel üretimine başlamışlardır.Sitelerde hala iki tane yerleri bulunmakta ve bunların biri kereste üzerine diğeri ise parke üstüne satış yapmaktadır.Buralarda bütün ağaç türleri bulundurmalarına rağmen genelde piyasanın durumuna,isteğine ,ihtiyacına göre ağaç bulundurmaktalar.
Fabrikanın şu anda bulunduğu yerde olmasının başlıca nedenleri;şehre yakın olması,ulaşımda her türlü kolaylığın bulunması,fabrikanın gelişimini kolayca sağlıcak bir mekana oturtturulmuş olması ve belediye imkanlarından her şekilde yararlanabilme kolaylığının bulunması.
Fabrika şu anda %60 kapasitede çalışıyor.Bu oranı yükseltmek için girişimler yapılıyor ve şu andaki verimin kendilerine yetmediğini savunuyorlar.Sınırlarını genişletmek için her türlü yola başvurduklarını söylüyorlar.
Ürünlerin %99’unu yurt dışına ihraç ediyorlar.En fazla İtalya ve Fransa’ya ihraç ediliyor.İtalya ve Fransa’ya ihraç edilenler,Düzce ve Kastamonu’dan Kanada Kavağı yollanıyor.Bu ülkeler yollanılan keresteleri kendi fabrikalarında sert bir macun çekerek ve üstlerine boya sürerek genelde kitaplık ve raf sistemlerinde kullanıyorlar. Devamını oku …

Değişim Mühendisliği Diğer Tanım

Bu kitapta, günümüze dek gelişmiş ve kabullenilmiş tüm yönetim kavram ve yöntemlerini temelinden değiştirmeye yönelik yepyeni bir yaklaşım getirmektedir. Bu çerçeve içinde , günümüzün kurumlarının, organizasyonlarının ana hedefi “müşteriler için değer yaratmak” olmalıdır. Çünkü bu gün her şey son derece büyük bir hızla değişmektedir. Bu günün dünyasında başarının arkasında, değişim rüzgarları karşısında direnen değil, değişimi seven, kabullenen ve yöneten kültürler yatmaktadır.
Amerikalı girişimciler, yetkiler ve yöneticiler kütle pazarı ürünleri ve hizmetleri için artan talebi yüz yılı aşkın bir süre boyunca karşılayacak şirketler yaratıp işletmişlerdi. Amerikalı yöneticiler ve şirketleri, iş dünyasının geriye kalan kısmı için de geçerli olacak performans standardını belirlemişlerdi. Bu kitapta yeni bir iş modeli ile, Amerikan yetkili ve yöneticilerinin şirketlerini, yeni bir dünyada rekabet edebilecek şekilde yeniden yaratırken kullanmak zorunda kalacakları teknikleri tanımlamaktadır.
Yeni organizasyonlar günümüzdeki şirketlere pek benzemeyecekler; ürün ve hizmet satın alma, üretme, satma ve sunma yöntemleri çok değişik olacak. Bunlar, geçmişteki o muhteşem ama artık geçerliliğini yitirmiş dönemde işletilen kurumlar gibi değil; bugünün ve yarının dünyasında faaliyet gösterecek şekilde tasarlanmış şirketler olacaklar.
BÖLÜM 1
Kriz Geçmeyecek Yönetimler çevik, atik, esnek, uyumlu, rekabetçi,yenilikçi,etkili,müşteri odaklı ve kârlı şirketler istiyorlarsa Amerikan şirketlerinin çoğu neden beceriksiz, hantal, katı, ağır, etkisiz, ve çoğunun neden yaratıcılıkları ve rekabet güçleri yok, neden müşterinin ihtiyaçlarına tepeden bakıyorlar ve para kaybediyorlar?Yanıt, bu şirketlerin işlerini nasıl yaptıklarında ve neden bu şekilde yaptıklarında saklı. Şirketlerin elde ettikleri sonuçların, yönetimlerinin istediği sonuçlardan ne kadar farklı olabileceğini birkaç örnekle gösterebilir. Devamını oku …

İş Etüdü Ve Endüstriyel Psikoloji Arasındaki İlişkiler

Endüstri Psikolojisi enerjinin sakınımı prensibine dayanır: Bu prensip özetle işin analiz edilerek gereksiz hareketlerin elemine edilmesidir. Endüstri psikoloğu düşük maliyet yüksek kar (veya az masraf çok üretim) anlayışını sergiler. Bu anlamda Endüstri Psikoloğu, alet ve makinelerin insan fizyolojisine uygun biçimde tasarlanmasında da Endüstri Mühendisiyle ortak çalışır. Endüstri psikoloğu iş ortamında problemlere geçerli ve pratik faydalar bulmak üzere bu ortamlarda iş ve insan ilişkisini araştırır. Yani Endüstri Psikoloğu, bir Endüstri Mühendisi gibi (genelde bir mühendis gibi) pragmatik davranır. Endüstri psikoloğu işe elverişli adamı seçmek ve bu çalışanın işe adaptasyonunu sağlamakla yükümlüdür. Endüstri psikoloğu farklı bazı konularda bir Endüstri Mühendisi ile ortak çalışabilmekte, hatta bazen Endüstri Mühendisinin yaptığı işi yapabilmektedir. Örneğin İş Etüdünün sağlıklı olabilmesi için öncelikle yapılması gereken Ergonomik iyileştirme çalışmalarında ve peşi sıra yapılması gereken İş Etüdü çalışmasında Endüstri Psikoloğu, Endüstri Mühendisi ile ortak çalışabilmektedir. İş etüdünün bir öğesi olan Zaman Etüdü sonrası yapılan personel değerlendirme, ücretlendirme ve üretim planı oluşturma safhalarında bu psikoloji disiplini de Endüstri Mühendisine yardımcı olabilmektedir. Bu konuları açmadan önce iş etüdüne bakmak gerekir.
İş Etüdü
Devamını oku …