Bulanık Mantığın Tarihçesi

Japonya’daki Senday Metrosu dünyanın en gelişmiş metrosu olarak kabul edilmektedir. Yaklaşık 14 KM boyunca 16 istasyonda duran tren o kadar yumuşak hareket etmektedir ki ayaktaki yolcular bile hareketten etkilenmezler. Bu metroda ayakta hiçbir yere tutunmadan kahvenizi rahatlıkla içebilirsiniz. Bu sistemin temelinde Bulanık Mantık ( Fuzzy logic) yatmaktadır. Temelleri eski yunan felsefelerine dayanan, uygulamda ise Yapay Zekanın yönlendirici bir unsuru olan Bulanık sistemler ( Fuzzy Systems) Aristoteles’ten günümüze gelişen klasik küme üyeliğine ve mantığınına karşı oluşturulmuş bir alternatiftir. Çok eskilere dayanan temellerine karşı göreceli olarak yeni bir bilim sahasıdır ve gelişimini sürdürmektedir.
Bulanık Mantığın TarihçesiMatematiğin doğruluğundaki ve bütünlüğündeki başarısında Aristoteles’in ve onun izinden giden düşünürlerin büyük katkısı olmuştur. Onların mantık teorisini oluşturma çabaları ile matematik gelişmiş ve “Düşüncenin Yasaları” oluşturulmuştur. Bu yasalardan biri her önermenin “Doğru” yada “Yanlış” olması gerektiğini öngörmüştür. Bu kavramı Perminedes ilk ortaya attığı zaman bile (yaklaşık M.Ö. 400) karşı görüşlerin oluşması uzun sürmedi. Heraclitus bazı şeylerin aynı anda hem doğru olmasının hem de doğru olmamasının mümkün olabileceğini savunmuştur. Devamını oku …

Bulanık Mantık

Diyelim ki kanarya, kartal, tavuk, penguen, ve yarasadan bahsediyoruz. ‘A’, bunlardan her hangi birisinin yerini tutacak şekilde, söze “A bir kuştur” diye başlıyoruz. İlk bakışta bu ifademiz hepsi için doğruymuş gibi görünebilir. Bu ifademizi yanlış bulup rahatsızlık hissedenler de çıkacaktır. Çünkü, kanarya, kartal, ve yarasa uçabilirler, fakat tavuk ancak bir kaç metre uçabilir. Penguense yüzmeyi tercih eder. Yarasa memelidir, doğurarak ürer, diğer hepsi yumurtlar. Kanarya ve kartal için bu cümle, diğerleri için olduğuna göre, daha doğru görünmektedir. Bu hayvanların her biri için bu cümle farklı derecelerde doğru gibi görünmektedir.Şu kıyaslamaya bakalım :
Socrates bir insandır.
Tüm insanlar ölümlüdür.
————————
Öyleyse, Socrates ölümlüdür.
Bunu aşağıdaki gibi değiştirelim:
Socrates çok sağlıklıdır.
Sağlıklı insanlar çok uzun zaman yaşarlar.
———————————-
Öyleyse, Socrates çok uzun zaman yaşayacaktır, Devamını oku …

İonia Okulu Veya Miletos Okulu “THALES, ANAKSİMANDROS, ANAKSİMENES “

Mitolojiye göre Girit’ten sürülen Miletos (Apollon ile Deione’nin oğlu) tarafından kurulan, Hitit belgelerinde adı Milavandas diye anılan kent veya Girit’te bir şehir adı olan Milatos ile ilgili olduğu sanılan Miletos, İÖ 1000’lerde Neleus adlı önderlerinin yönetiminde Orta Yunanistan’dan gelen İonların kenti ele geçirmelerinden sonra, 12 İonia kentinin en büyüğü oldu. Ticaretiyle, uygarlığıyla ve felsefe okuluyla (İonia okulu veya Miletos okulu) ün saldı.Miletos Okulu (İonia Okulu) M.Ö. VI. yy.da Miletos’ta ders veren İonia’lı filozoflara verilen addır.Felsefe tarihinin ilk okul ya da düşünce geleneğini oluşturan İonia’lı filozoflar, Thales, Anaksimandros ve Anaksimenes olarak sıralanır. İonia Okulu, felsefenin ilk okulu olarak ortaya çıkarken, Batı Anadolu kıyılarındaki İonia da, Yunan felsefesinin ilk merkezi olarak seçkinleşir. Devamını oku …

İlkçağ Maddecileri Kimlerdir

Thales’ten Demokritos’a kadar uzanan ve coğrafya olarak Anadolu’da yaşayan düşünürlere verilen addır. Maddeci düşünürler; evrenin bir yaratıcısı olmadığı ve ezeli bir var oluş içinde olduğu düşüncesindedirler. Onlara göre “Hiçten bir şey olmaz.” Evrenin de bir ilk biçimi, ilkolanı, arkhé’si vardır. Her şey arkhénin dönüşümü sonucu bugünkü halini almıştır. İÖ 6.yüzyılda İonia adı verilen bölgede (bugün İzmir ve Aydın illeri ile karşılarındaki adalar) “fizikçiler” ya da doğa filozofları diye bilinen Sokrates öncesi filozoflar, evrenin ve maddenin yapısını araştırmış, bu yapıyı oluşturan ilk öğe ya da temel ilkeyi (arkhe) bulmaya çalışmış, maddenin niteliği üzerine sordukları soruları da ilk kez, içindeki öğelerle yanıtlamışlardır. Ancak bu felsefeciler Sokrates sonrası düşünce akımlarından farklı olarak Kozmolojiye ve doğa felsefesine yönelmişler, temel konularını, evrenin gerçek doğası, ilk maddesi ve kompozisyonu, değişme olgusu gibi sorulardan seçmişlerdir. Devamını oku …

Felsefenin Doğuşu

Günümüzden beş bin yıl öncesine kadar, yani yazının bulunmasına kadar olan süre içerisinde insanlar birikimlerini gelecek kuşaklara sağlıklı ve tam olarak aktaramıyorlardı. Ancak yazının bulunması da tıpkı diğer insan başarıları gibi toplumsal ve tarihsel koşulların olgunlaşması ile gerçekleşti.İnsanın yeryüzünde görülmeye başladığı günden bu güne yaklaşık elli bin yıl geçti. Bu sürenin yaklaşık ilk kırk bin yılı insanın toplayıcılık ve avcılık yaparak yaşamını sürdürdüğü ilkel kominal toplum ve aşiret dönemi olarak yaşandı. Avlanarak ve toplayarak tükettiği doğayı, yeniden üretmeyi başaran insan dünyanın her tarafında varlığını da sürdürdü. Ancak bu dönemde temel olarak iki farklı kültür yarattı; toprağı işleyerek ziraat yapan uygar toplum ve hayvancılık yaparak yaşamını sürdüren barbar toplum. Uygar toplumlar yerleşik köy yaşamı sürdürürken, barbarlar göçer bir hayat yaşamaktaydılar. Devamını oku …

|