Evrim Kuramı Nedir

Evrim kuramının özü maymun sorunu mudur? Darwin,maymundan geldiğimizi mi söyledi? Maymundan geliyor olmakla kurttan geliyor olmak neyi ettirir? Darwin,Evrim kuramını hangi araştırmalar sonucu ortaya koydu? Doğal seçilim nedir? Yaşamın ortaya çıkışında rastlantının rolü var mıdır? Bugün yaşamın nasıl oluştuğu konusunda sağlam sahip miyiz? Yaratılış kuramları ile Evrim kuramının farkı nedir? Erzurumlu İbrahim Hakkı,Darvin’den yüz yıl önce maymundan geldiğimizi nasıl söyledi? İslam toplumlarındaki bilimin yüzyılları olan 8. ve 12. ’larda evrim kuramının pırıltılarını savunan İslam bilgeleri var mıdır? Evrim kuramını reddetmek,bizlere Türkiye’mize neler kaybettirir?
Zümrütten Akisler :
’den bilimsel düşünme dersleri… A. M. C. Şen gör
27 Aralık 1831′de Majestelerinin Gemisi , dünyanın etrafını dolaşmak üzere İngiltere’ Plymouth limanından aldığı yolcuları arasında bulunan “geminin doğa bilimcisi” henüz 22 yaşında, teşebbüs ettiği tıp ve ilâhiyat eğitimlerinin her ikisinde de

22 views

26 Ekim 2010
Okunma 22
bosluk

Plato’nun İktisadi Düşünceleri

Çağdaşları Sofistler evreni, bugün bizim yaptığımız mantıksal kurallara, pozitivist düşünceye biçimde incelemeye yönelmişken Plato (İ.Ö. 427-317), “İdeal şehir – ” nasıl olması gerektiğini araştırmaya yönelmiştir. Plato bir aristokratın ve ticari faaliyetin artmasını ve nedenle tüccar sınıfının siyasi gücünün çoğalmasını hoş karşılamıyordu.Plato’ ekonomi ile ilgili görüşleri, onun; insanın varlığı, şehir-devletin doğuşu ve ideal devletin nasıl olması gerektiğini inceleyen felsefenin içinde yer alır. Bu nedenle çok kısa da Plato’ düşünce sistemini incelemek kaçınılmazdır. Plato, Socrates’in etkisinde kalarak, siyasal yaşama girmemeyi, kenarda kalmayı, böylelikle de “seyre dalma” ve “derin düşünme” yoluyla teori (theoria) oluşturmayı ve bu yoldan “hakikat”e ulaşmayı tercih etmiştir.

402 views

21 Eylül 2010
Okunma 402
bosluk

Doğa Felsefesinin Doğuşu

“varolan”ı bütün olarak inceler; fakat “varolan” şeylerin çeşitli varlık alanlarına ayrıldığı da fenomendir. İşte varlık alanlarından birisi, doğal varlık alanıdır. Doğal varlık alanı terimi, dilimize “doğa” olarak yerleşmiştir. Doğa terimi de genellikle canlı doğa ve cansız doğa varlık alanlarını içine alır. Doğayı , kimya, jeoloji, mineraloji vb. bilimlerle adı altında toplanan çeşitli blim dalları incelemektedir. Fakat doğanın bir varlık alanı olarak nasıl bir yapıya sahip olduğunu, canlı ve cansız varlık alnları arsında, nasıl bir bağ bulunduğunu, doğada geçerlikte olan determinasyon tipleri ve ilkelerinin ne olduğunu hiçbir bilim araştırmamaktadır. Bütün bu ve bunkara benzer problemler yine özel bir disiplininin inceleme alanıdır. İşte biz bu disiplinine “doğa felsefesi” “doğa ontolojisi” adını veriyoruz.

44 views

1 Eylül 2010
Okunma 44
bosluk

Konfüçyüsçülük

Konfüçyüsçülük,Çin’in büyük bilginlerinden ve filozoflarından olan Konfüçyüs’ün fikirlerinden oluşmuştur.Konfüçyüs,geçmişteki sosyal yaşantı ve törenlerle ilgili bilgileri biraraya getirerek ve geleneklerin yaşatılmasını sağlamak amacıyla bütün eski Çin yazılarını incelemiştir.O,böylelikle,atalar kültürüne dayalı köklü bir Çin medeniyeti meydana getirmek istemiştir.Yetiştirdiği öğrencilerine de bunun gerekliliğini anlatmıştır.Onun ölümünden sonra öğrencileri bağlılıklarını sürdürmüş ve onun sözlerini haline getirmişlerdir. kitaplar Konfüçyüsçülüğün kutsal kitapları olmuştur.(Beş Klasik ve Dört )
Konfüçyüsçülük bir dinden çok,bir ahlak sistemine benzemektedir.Bu sistemin amacı,milleti siyasi bir eğitimle mutluluğa kavuşturmaktır.Bunun için; iyilik,doğruluk,edeplilik,akıllılık ve güvenilirlikten oluşan beş erdemin yaygınlaştırılmasını öngörür.
Konfüçyüs, bir din kurmamış,Çin’in eski anlayışını yaşatmaya çalışmıştır.Bu nedenle o,yüce bir varlık olarak ,’yu etmekle birlikte,eskilerin ,ölüm,huzur,şeref gibi erdemlerin kaynağı olarak gördükleri ve “Şang-ti” diye adlandırdıkları “Tien”’i benimsemiştir. Konfüçyüsçülük,Çin’de bilginler,yazarlar,yüksek memurlar,prensler ve imparatorluk ailesi tarafından din olarak edilmiştir.M.Ö. 140 yılından başlayarak 1912 yılına kadar dini olarak tanınmıştır.Şu anda da Çin’de ve Taoizmle birlikte resmi niteliğe sahip bir dindir.

150 views

15 Ağustos 2010
Okunma 150
bosluk

Çoklu Zeka Kuramı

“Zekanın ölçüsü nedir? Zeki olup olmama durumu nasıl anlaşılır? Zeka geliştirilebilir mi?” soruların pek çok karşılığı bireyin, sorunlarını çözme becerisi, mantığını kullanabilmesi ve eleştirel düşünebilmesi çok ve dil becerileri ile ilgili olarak yanıtlanmıştır.

1980’ değin tek tip zekadan söz edilmekteydi. Bugün eğitim sürecindeki gelişmelerle birlikte bireylerin neler yapabildiğinden çok neler yapabileceği düşünülmeye başlanmıştır. Yukarıda sözü edilen tek tip zekanın, bireylerin değerlendirilmesinde yeterli olmayacağı, onların var olan yeteneklerinin ortaya çıkarılması gerektiği görüşü yaygınlaşmaktadır. Çoklu Zeka Kuramı da amaçla eğitimsel yöntemlerin düşünülmesi için ortaya atılmıştır.

Gardner, zekanın iki değil, yönü olduğunu savunmuştur. Böylece sadece matematikte ve dilde başarılı olanların değil, müzikte, sporda, dansta, iletişimde, doğada, resimde kendini gösterenlerin ve kendini iyi tanıyanların da zeki olduğunu ortaya çıkarmıştır.

Çoklu Zeka Kuramının amacı; eğitimde bireylerin neler yapabildiklerinden çok neler

184 views

11 Ağustos 2010
Okunma 184
bosluk

Birunî

Eserlerindeki yüksek fen bilgileri, kendinden sekiz asır sonra fen bilim adamlarını hayrette bırakmış, bugünkü fennin mimarlarının rehberi olmuş büyük fen ve islâm âlimidir. Arapça yazdığı kitaplarda sık sık Türkçe kelimeler kullanması , ilk astronomi gözlemlerini Türklerin oturduğu bölgelerde yapması onun Türk olduğunu göstermektedir, ve yüzden Türk bilgini olarak tanınmaktadır.İsmi Muhammed bin Ahmed el Birunî el- olup künyesi Ebû ’dır. Birunî da Beyruni ismiyle ün yapmış olup, batı dünyasında Ali adıyla tanınmaktadır. Çok yönlü bir olan Birunî matematik, astronomi, tıp, , , doğabilim, eczacılık, jeoloji, sosyoloji, , coğrafya, , etnoloji , dinler tarihi, filoloji , botanik, mineraloji gibi alanlarda 100 den fazla eser vermiştir. Birunî Türkçe, Arapça, Farsça, Sanskritçe, Yunanca, İbranice bilmekteydi ve sadece İslâm aleminde değil tüm dünyada tanınmakta ve saygıyla anılmaktadır. Vasili V. Bartold tarafından “en büyük İslâm bilgini” olarak nitelenen Birunî akılcı ve nesnel yöntemiyle yalnız İslam dünyasının değil, çağının en büyük bilginleri arasında yer alır. Eserlerinin çoğu batı dillerine çevrilmiş ve defalarca basılmıştır. 1973 yılında doğumunun 1000. yıldönümü olması nedeniyle önayak olması ile bütün dünyada anılmıştır.

93 views

8 Ağustos 2010
Okunma 93
bosluk

Bilginin Toplumsal Tarihi

Tarihte kavramın değeri, duyulan ilgiyle artmıştır ve o kavrama duyulan ilgiyle beraber, bahsi geçen kavramın bir tarihini sorgulamak da kaçınılmaz olmuştur. Örneğin; Fransız İhtilali, milliyetçilik akımlarına olan ilgiyi ve milliyetçiliğin tarihini incelemeye; Amerika’nın keşfiyle birlikte, orada yaşayan yerlilerin tarihini; nüfus patlaması, demografiyi incelemeyi doğrusu demografinin tarihini, ve konumuza dönecek olursak da patlamasıyla birlikte, izleyen yıllarda, bilginin tarihi incelenmeye değer bulunmuştur. “Bilginin Toplumsal Tarihi” konusunun seçilmesinin nedeni, yazar tarafından bilim yazınında böyle bir boşluk bulunduğunu farketmesinden ibarettir. Ortaya çıkan bu eser, bilgi konusunda çok değişik, önce hiç duymadığım ve bilginin toplumlar arasında ne kadar büyük bir önem taşıdığını görmemi sağladı. Bu eser, oluşturduğum bir sistemde de hemen yerini aldı. Bahsettiğim sistem, kendime ait olan kitaplığımda bir başyapıtımın olmasından ileri gelmektedir. Şimdiye kadar, kitaplığımın başyapıtlarını edebiyat ve felsefi türde yayınlar oluşturuyordu. “Bilginin Toplumsal Tarihi” adlı , mesleğimle yakından alakalı ve ona hakettiği değeri veren Sümerli Ludingirra’dan sonraki ikinci kitaptı. Bu eserin diğerlerinden süreli bir şekilde başyapıt olarak duracağını düşünüyorum. Çünkü bu kitaptan esinlenerek okuyacağım yayınları taradığımda, konuyla ilgili geniş kapsamlı eserlerin olduğunu görmüş bulunmaktayım. Bilgi kavramının, belirli bir zaman aralağında çeşitlendiğini, ve Mısır’da gündelik bilgiden tutun da, günümüzde bilimsel bilginin kulanımına kadar geldiğini görüyoruz.

11 views

6 Ağustos 2010
Okunma 11
bosluk

Oyun Teorisi’nin Gelişimi Ve Uygulama Alanları

(1755) “oyun” kelimesini, herhangi şeyin eğlencesi olarak tanımlar. Modern düşünceler, tanıma ek olarak belirli kuralları da birleştirmiştir. Mesela, atletik oyunlardan golf, basketbol, ve ; kart oyunlarından briç, ; tahta oyunlarından satranç ve tavla . Bu oyunlardan çoğu karşılıklı etkileşimi ve rekabeti getirir, oyundaki diğer oyuncudan üstün olmak için çabalar ve onun başarısı, diğer oyuncuların hareketlerine ve hareketlerine bağlıdır. Bu tanımlama ve örnekler oyun kelimesinin algılanışı olup, gündelik hayatta kullanışına düşer.

227 views

1 Temmuz 2010
Okunma 227
bosluk

Bilimsel Bilgi:Kavramsal Yaklaşım

Çocuklar günlük hayatlarında teknolojiyle kuşatılmışlardır. İçinde yaşadıkları kültür ne olursa çocukların yaşamlarının niteliği ya da onun yokluğu tarafından derinden etkilenmektedir. Toplum, problemlerle ilişkili sürü kritik teknoloji ile yüzyüze gelmiştir. Teknoloji hem sorunların hem de çözümlerin kaynağıdır. sorunların gelecekteki çözümü, şimdiki çocukları tarafından yapılacaktır. sorunları çözmeleri için çocukların uygulanabilir öğrenme deneyimlerine ihtiyaçları vardır. Çözüm getirecek anlama için ve beceri, yaşta ilkokulda verilmelidir.Geleneksel fen bilgisinden farklı olarak düzenleyici yapılar vardır. Güneş sistemi, hava, madde, ve diğerleri , Kimya ve eski disiplinlerden çıkıp büyümüştür. Modern bilimde çok disiplinli problemler bilimsel araştırmalara açmaktadır. Bilimsel dünya dramatik bir şekilde değişmiştir ve programı yeni açılımları yansıtmalıdır.

711 views

18 Haziran 2010
Okunma 711
bosluk

Belirsizlik İlkesi

“.. Bilimciler, şüphe ve kesinsizlikle iş görmeye alışıktırlar. Tüm bilimsel kesinsizdir. Şüphe ve kesinsizlikle ilgili deneyim önemlidir. Ben deneyimin çok büyük değer taşıdığına ve bilimin ötesinde de genişletilmesi gerektiğine inanıyorum. İnanıyorum ki, önce çözülememiş herhangi problemi çözmek için, kapıyı bilinmeyene aralık bırakmak zorundasınız. Tam olarak doğru biçimde kestiremediğiniz olasılığa fırsat vermek zorundasınız. Aksi takdirde, eğer zihniniz önceden hazırlarsanız, problemi çözemeyebilirsiniz.”

Belirsizlik İlkesi.
Belirsizlik İlkesi nedir? İnsanoğlu olarak bizler her şeyi bilebilir miyiz? Yoksa bilme yetimiz sınırlı mı? Kuantum kuramının Yorumu, “öznel ” bir yorum mudur? Elektron aynı anda iki delikten geçer mi?çift yarık deneyi

30 views

16 Haziran 2010
Okunma 30
bosluk
 Son Yazılar FriendFeed

Tavsiye Bağlantılar