Georg Wilhelm Friedrich Hegel

27 Ağustos 1770’de Stuttgart’ ta kökenli ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Hegel on altı yaşının baharında Üniversitesi’ nin teoloji seminerinde yüksek öğrenimine başlar. Hegel’in eğilimi ne kadar teolojiden yana da, eğitimine başlayınca, kendisinde felsefeye karşı derin ilgi uyanır.
Hegel özellikle Yunanlıların kültürüne ve Kant’ ın yeni felsefisine ilgi duyar; konularda bulabildiği her şeyi okur. Hegel gerçektende birçok dahi ve sayısız sıradan tuhaf adamda da olduğu –kendi konuları hariç- de olduğu kadar diğer eğitim konularında da kendini kitaplardan geliştirmişti. Hegel, üzerinde çok çalıştığı araştırmalarını bırakmak istemediğinden geçimini evlerde özel ders vererek sağlamaya çalışır. Üç seneliğine İsviçre’ ye, Bern’ e gider. yalnızlığında etkisiyle tüm boş vakitlerini kütüphanede geçirir olur. Kant’ ın etkisi altında, içlerinde, Hristiyanlığın nasıl otoriter bir dine dönüştüğü sorusuna yanıt aradığı, din üzerine . “Das ” (İsa’ nın Yaşamı) başlıklı bir çalışmasında kaleme alır. (Bu çalışması hiçbir zaman yayımlanmamıştır.)

2 views

23 Mayıs 2010
Okunma 2
bosluk

Yunus Emre

Gönüller Sultanı, ve hoşgörü aşığı , XIII. y.y’da yaşamış Türkmen dervişidir. ’da birliğin bozulduğu, Moğol ordularının yakıp yıktığı, insanların umutsuzluğa kapıldığı dönemde, şiirleriyle sevgi oluşturmuş, insanlara manevi huzuru, sevgi ve hoşgörü değerleri anlatmıştır.
XIII. ve XIV. y.y.’lar Anadolu’nun büyük siyasal çalkantılar geçirdiği dönemlerdir. dönemde Ahmet YESEVİ ile başlayan Türk Harekatı, aynı dönemde ve aynı bölgede yaşayan Mevlana ve Yunus Emre ile doruk noktasına ulaşmıştır.
YAŞAM FELSEFESİ

70 views

23 Mayıs 2010
Okunma 70
bosluk

Desiderus Erasmus (1466-1536)

Avrupa Rönesansı’nın en büyük ustası, kilise babalarının metinleri ve klasik araştırmacısı hümanist . Hollandalı büyük Avrupa tarihinin döneminde düşünürler yüzyıllar unutulmuş ve göz ardı edilmiş olan Yunan ve Roma kültürlerini yeniden incelemeye başladılar. Bu araştırma ve bilgilenme süreci Avrupa’da düşüncelerin gelişmesine açtı. İnsanlar bilgi ve düşüncelerin ışığında olaylara eleştirel gözle bakmaya, özellikle Hristiyanlığın tartışılamaz doğrular olarak sunduğu bilgileri daha kuşkucu yaklaşımla irdelemeye başladılar. Bu gelişmeleri destekleyen , insanların kendilerine öğretilenlere güvenmekle yetinmeyip, kendilerini düşünmeye alıştırmaları gerektiğine inanıyordu. Yaşamını gerçeği olduğu söylemeye adayan çağının en büyük düşünürlerinden biridir. Din ve ahlak konularına insancıl bir yaklaşımla eğilmekle Reform hareketine de esin kaynağı olmuştur.

30 views

23 Mayıs 2010
Okunma 30
bosluk

Ahmet İnam

1947 yılında Sandıklı’da doğmuştur. 1989 yılından yana ODTÜ Bölümü’ profesördür. Mantık, , kümeler kuramı, endüktif ve model mantık, dil felsefesi, felsefesi, ahlak, estetik, iletişim felsefesi alanlarında vermiş, tez çalışmaları yaptırmıştır. 1994’ten bu yana Gönül Felsefesi adını verdiği arayışın içindedir. Çeviri ve telif 10’dan fazla kitabı, 300’e yakın yayımlanmış makalesi vardır.
ESERLERİ
Yolculuk Yazıları
Pan Y.
“Felsefenin bağrı felsefe içindedir. Giyinik, işlenmiş felsefededir. Ben, yıllardır giyeceğim giysiyi arıyorum. Bütün çaba keşfedilecek felsefenin hazırlığdır. Gemi kalafatlanmış, yelkenleri onarılmış, yolculuk başlamıştır. Söylediklerim, bir kaptanın seyir defterinin sayfasıdır. İlgilenen seyyahlar okusun diye yazılmıştır.” Yolculuk Hazırlıkları, Ahmet İnam’ın 1970-1993

5 views

23 Mayıs 2010
Okunma 5
bosluk

Düşünceyi Değil Düşünmeyi Öğrenmek

öğrencilerine hitaben “ hazır düşünceleri değil, düşünmeyi öğreneceksiniz” diyerek; felsefenin asıl amacının hali hazırdaki bilgileri öğrencilere aktarmaktan ziyade onları düşünmeye sevk etmek olduğunu belirtir. M.A. “ Yalnız bilgi ortadan kalkmalıdır” sözü ile öğrenciyi doldurulacak vazodan ziyade tutuşturulması gereken ateş olarak görür. görüşler etrafında temel olarak eğitim anlayışını eleştiren Prof.Dr. İhsan ; mevcut eğitim anlayışlarındaki tek tip birey yetiştirme ve standart anlayışını eleştirerek; eğitimin her şeyden önce kişinin kendisini bulması ve sınırlarını zorlaması gerektiğini ifade eder. Aklın en önemli özelliğinin eleştirmek, sorgulamak olduğunu belirterek, mevcut anlayış akla sadece körü körüne sorgulamadan inanma anlamını yüklediğini belirtiyor. Oysa aklın fonksiyonunun; seçenekleri görmek ve bunlar arasında çözüm yolunu bulmak olduğuna inanıyor.

12 views

23 Mayıs 2010
Okunma 12
bosluk

Görelilik Teorisi

Zaman Nedir?
Çok az sayıda düşünce insan bilincine zaman kadar şekilde nüfuz etmiştir. Zaman ve fikri, insan düşüncesini binlerce yıl işgal etmiştir. Bunlar, bakışta basit ve kavranılması kolay şeylermiş görünebilirler, çünkü günlük deneyimimizle çok sıkı bağları vardır. Her şey uzay ve zaman içinde varolur, nedenle de kavramlar tanıdık kavramlar gibi görünürler. Ne var ki, tanıdık olan şeyin mutlaka kavranmış olması gerekmez. yakından bakıldığında, zaman ve uzay, kavranması o kolay olan şeyler değildirler. 5. yüzyılda, St. Augustine şunu etmişti: “O nedir zaman? Eğer birileri sormazsa, zamanın ne olduğunu bilirim. eğer onun ne olduğunu soran birine zamanı açıklamak istersem, bilmiyorum.” Sözlükler de noktada pek yardımcı olmuyor. Zaman, “bir süre” olarak tanımlanıyor ve süre de “zaman” olarak. bir adım ileri götürmez! Gerçekte, zaman ve uzayın doğası, oldukça karmaşık bir felsefi sorundur.

4 views

23 Mayıs 2010
Okunma 4
bosluk

Yeni Çağ Felsefesi

Sorumluluk – Vazife
, salt pratik aklın yönettiği istemelerden gelen eylemlere “ ödeve dayanan eylemler ” der. Bizim yapıp ettiklerimiz içimizde mevcut ahlak yasalarına uygunluğu ve ahlaklı davranışlarımızın ahlak yasalarına uymak zorunluluğu ödev, yani ödev ahlakıdır. başka deyişle, “ ahlak kaynağı us olan yasaya, kesin buyruğa ( kategorik imparatif )’e dayanır, buyrukta yapısı gereği öhseldir. buyruğun özünü kuran ise, tek salt değer olan ‘ iyi istenç’ tir. Öte yandan ‘ iyi istenç ’, yalnız insanı ilgilendiren bir ödevdir; ödev ise, ‘ usun sesidir. ’ En yüksek değeri içeren bir öğedir. ”

Emmanuel Kant, ‘ Pratik Us’un Eleştirisi ’ adlı eserinde ödev konusunda şöyle diyor :

Ödev 1 – maksimlerin salt yasa koyma biçiminin, tek başına bir istenci belirlemede yeterli neden olduğu varsayılarak, yalnız bu biçimde belirlenen istencin yapısını bulmak.

28 views

23 Mayıs 2010
Okunma 28
bosluk

Varoluşçu Düşünürlerde Ölüm Problemi

ve Jean-Paul Sartre’da Ölüm Problemleri
İnsanlık tarihine baktığımızda ölüm, insanın varoluşundan itibaren en önemli fenomenleri arasında yer almış ve yer almakta alan fenomenlerden biridir. Bunun en belirgin örneğini “ yapmak, ölmeyi öğrenmektir” diyen İlkçağın en büyük düşünürlerinden biri olan Platon’da görmekteyiz. Ölümün varoluşçu düşünürlerde konumuna geçmeden önce onunla ilgili soruların bazılarını ortaya koymak gerekiyor: Ölüm nedir? Ölüm gerçekten oluş ? Yoksa hayatın başlangıcı mı? Ölüm korkusu nedir ve niçin etkiler? açık ifadeyle teorik olduğu kadar pratik vakıa olan ölüm materyalistlere ve spiritualistlere göre nedir? Varoluşçu düşünürlerin ölüm hakkında düşünceleri nelerdir? Ölümü nasıl açıklamaktadırlar?… işte tüm soruları ve benzerlerini Martin Heidegger ve Jean-Paul Sartre felsefesinde alacağız.

20 views

23 Mayıs 2010
Okunma 20
bosluk

Metafizik Felsefe Üzerine Genel Bir Değerlendirme

İnsan, tabiatı gereği daima gerçeğin arayıcısı olarak görünmüştür ve görünecektir. Çünkü onun yaratılışında , belki de yaratılış gayesinde, , bu arayış veya başka deyişle, en güzele, en iyi olana susamışlık bulunmaktadır. Onun düşünce hayatında, daima duyularla algılanan duyularla algılanamaz olanı, görünen görünmeyeni, gizli olanı, gerçekle ideal olanı istemiş, gerektirmiştir. Böylece insan, bu kavramlardan en kolay olan da kendine asla yeterli görmemiş; her buluş, biliş ve görüşten sonra bununda gerisinde şeyler, hâlâ gizli kalan hususlar bulunduğunu düşünmüştür. Bu şekildedir ki, insanlık dediğimiz ve gerçek olanın ideal olanın, en güzel olanın, gizli olanın arayışı demek olan bilimi ortaya çıkarmıştır. çağlardan beri devam bu arayış ve düşünüş hâlâ devam etmekte ve devam edecektir; yani insanlık felsefe yapmaktan asla kalmayacaktır.
Eskiden felsefe bütün bilimleri içine alıyordu; diğer bilimleri ondan ayırmak veya ayrı düşünmek mümkün değildi. Onun için eski çağ filozoflarının bir çoğu sadece felsefe ile değil, onun yanında matematik, mantık, tabiat, musiki, tıp vs. bilimlerde söz sahibi idiler. Daha sonra ilimler Felsefeden ayrılarak kendi alanlarını ve bu alanda geçerli olan prensipleri belirlediler. Böylece ilimler bir tasnife tutulurlar. Fakat felsefe daima meşruiyetini devam ettirmiştir.

184 views

23 Mayıs 2010
Okunma 184
bosluk

Materyalizm Nedir ?

İngilizce’si materilalism, Fransızca’sı materialisme, Almanca’sı materialismus olan kelimenin dilimizdeki karşılığı maddeciliktir. görüşü benimseyene maddeci veya materyalist denir. Materyalizm, varlık veya gerçeklik hakkında görüştür. görüşe göre varolan veya gerçek olan sadece maddedir. Madde evrenin asli veya temel kurucu unsurudur. Sadece duyumlarla algılanabilen varlıklar, süreçler veya muhtevalar vardırlar ve gerçektirler. ; , gaye ve nihai sebepler tarafından yönetilmez veya yönlendirilmez. görüşe göre her şeyin kesin sebebi, (cansız, zihni olmayan veya belirli temel fiziki güçler) süreçler veya (mekanizm)’dir. Zihni entitelerin, süreçlerin veya olayların yegane sebebi entitelerdir.Tabiat üstü hiçbir şey var değildir. Zihni hiçbir şey var değildir.
“Maddiyyun mezhebi ki, her şeyin madde yahut hiç değilse maddi olduğunu iddia edenlerin mezhebidir. Materyalistler her zaman fikrin tezahürlerini, madde ve maddenin hareketiyle izah etmeye

50 views

23 Mayıs 2010
Okunma 50
bosluk
 Son Yazılar FriendFeed

Tavsiye Bağlantılar