Beslenme ağız zevki ve alışkanlıkları ön plana alınarak, karın doyurmak için yemek içmek değildir.Bilimsel anlamda beslenmenin tanımı “Yeterli ve dengeli beslenme” terimiyle açıklanabilir.Yeterli ve dengeli beslenmenin temel ilkeleri ise şu şekilde özetlenebilir:Kişinin yaşına, cinsiyetine ,çalışma ve özel durumuna(gebe,emzikli,sporcu) göre gereksinmesi olan enerjiyi ve her türlü besin öğesini yeterli miktarda sağlayabilmek, maliyeti yüksek olmamamak,kişinin alışkanlıklarına ters düşmemek besinlerin değerlerini yitirmeden sağlığa zararlı duruma gelmeden hazırlayıp pişirmek vücutta en elverişli şekilde kullanılması için 3-5 öğünde dengeli olarak tüketmektir.Besin öğeleri vücuda gereksinen düzeyde alınmazsa “yetersiz beslenme”durumu oluşur.
Yetersiz ve dengesiz beslenme durumlarında vücudun büyüme, gelişme ve normal çalışmasında aksaklıklar olacağından “yeterli ve dengeli beslenme” sağlığın temelidir denilebilir.Yetersiz ve dengesiz beslenme vücut direncini azalttığından hastalıklara yakalanma olasılığı artmakta, hastalıklar daha şiddetli geçmekte, büyüme ve gelişme yavaşlamakta,okul ve spor başarısı ile iş verimi azalmaktadır.
104 views
PMMA(Polimetilmetaakrilat) kemik çimentosunun başlıca kullanım alanı, kemik kırıklarının iyileştirilmesi amacıyla, kemik ile metal parça arasında dolgu maddesi olarak kullanımıdır. Ancak PMMA kemik çimentosunun hastaya uygulanmasından belirli bir süre geçtikten sonra çimentonun özelliğinden dolayı, çimento çekme davranışı gösterecektir ve çimento ile kemik yüzeyi arasında boşluk meydana gelecektir ve bu da hastanın tekrar tedavi olmasını gerektirecektir. Burada yapılan çalışmanın hedefi kemik çimentosunun göstermiş olduğu bu olumsuz davranışın giderilebilmesi amacını taşımaktadır, bu amaçla kemik çimentosunun içerisine farklı özelliklere sahip, farklı boy ve miktarlarda tekstil lifleri katılarak deneyler yapılmıştır. Deney aşamasına gelinceye kadar yapılan kaynak araştırmalarında, PMMA kemik çimentosunun özellikleri incelenmiş ve bu çimentolarla yapılmış çeşitli araştırmalara, testlere ve bunların sonuçlarına yer verilmiştir.
97 views
TASARIM
TASARIM NEDİR?
Dilimize tasarlama sözcüğü, İngilizce ve Fransızca da ki “desing” kelimesi karşılığı olarak kullanılmaktadır. Desing kelimesi de Latince kökenlidir. Tasarımın birçok tanımı yapılabilir. Bunlardan birkaçını verelim:
Tasarım, algı ile kavram arasında bir bağlama aracıdır. Nesnel gerçeklik ile doğrudan ilişkisi bulunmaz. Bu nedenle önemsiz ayrıntılar yerine, önemli özelliklere dikkat çeker. Bunun sonucu olarak ta algılardan genelleştirme yapılarak kanılara varılır.
Tasarım bilgi edinme öğesidir. Çünkü, duyumsal tasarım ile zihinsel tasarım daima birbirini etkiler. Bu nedenle duyumsal bilgi ile ussal bilgi her zaman iç içedir. Gerçek bilgi ise böylelikle oluşur.
Güzel sanatlar alanında tasarım, yaratıcı sürecin kendisi olup, bir faaliyet için gerekli olan eskiz ve planların hazırlanması süreci çalışmalarını kapsar.
Prof. Dr. Erol Eti Tasarım ve Dekor Semineri Bildiri Kitapçığı
43 views
Basit anlamda, bir grup insanın yaratıcı bir şekilde düşünerek fikir üretmesi tekniğidir. Beyin Fırtınası, mevcut bazı kural ve teknikleri kullanarak yeni fikirlerin teşvik edilmesi ve oluşturulması yöntemidir.
1941 yılında “Alex Osborn” tarafından geliştirilen bu yöntem, özel bir grup oturum şeklinde olup değerlendirme ve geliştirme için bir soruna çok sayıda çözüm bulma tekniğidir.
Toplam Kalite Yönetimi içerisinde yer alan ve İstatistiksel Süreç Kontrolü’nün de uygulanması için bilinmesi gereken yedi temel sorun çözme tekniği, diğer adıyla “7 Kalite Aracı” bulunmaktadır. Bu kalite araçları, karşılaşılan problemlerin:
- – Belirlenmesi,
- – Çözümlenmesi,
- – Yönlendirilmesi,
109 views
Endüstri devriminin getirdiği önemli yeniliklerden biri olan işbölümü ve onun doğal uzantısı uzmanlaşma ve diğer etkenler, işgörenlerde, zaman içinde işe ve işletmeye karşı ilgisizlik ve isteksizlik yaratmıştır. Taylor’dan Mayo’ya ve günümüze dek birçok araştırmacı bu ilgisiz ve isteksiz insanı yeniden ilgili ve istekli kılmanın yollarını araştırmış ve motivasyon konusunda kuramsal boyutlara ulaşan araştırma ve incelemeler yapmışlardır. Araştırmacıların üzerinde durdukları en önemli konu işgörenlerin davranışlarını, işe olan farklı bağıntılarını ve bunların gerçek nedenlerini bulmaktır. Özellikle yanıtını aradıkları soru şuydu: İşletmede işgörenlerin bir bölümü işlerini büyük bir ilgi ve arzu ile yaparken, aynı koşullarda ve benzer yeteneklere sahip diğer bir bölüm işgörenlerin isteksiz ve düşük verimle çalışmalarının nedenleri nelerdi? Bu soru işletmelerde motivasyon konusunun özünü oluşturan, fakat yanıtı aranırken, bir başka deyişle işgörenleri işlerine istekli olarak bağlamanın, yeniden kazanmanın gerçek güdüleri araştırılırken çeşitli görüşler ortaya atılmıştır.
Geliştirilen motivasyon kuramlarını incelemeden önce bu kuramların doğmasında önemli rolü bulunan ve endüstri devrimiyle başlayan teknolojik gelişmelerin yarattığı çalışma isteksizliği incelenmelidir. 19. Yüzyılın başından bu yana endüstrinin hızlı gelişme göstermesi, üretimin görülmemiş boyutlara ulaşmasına yol açarken çalışan kesimde , daha ilk yıllarda huzursuzluk, hoşnutsuzluk ve işe karşı isteksizlik baş göstermiştir. 18. yüzyılın ikinci yarısında makinalaşmayla başlayan teknolojik gelişmelerin ilk dönemini “birinci endüstri devrimi” olarak tanımlamak yerinde olur.
68 views
Sürekli beslemeli tam karışımlı tank reaktörü (CSTR) kinetik çalışmasından besi (subsrat) tüketim hızı ( dS/ dt)C,
( dS/ dt)C = – m X / YX/S (3, 7)
bu denklemde m, methanojenlerin spesifik büyüme hızı (günlük), X methanojenlerin yoğunluğu, (litrede gram olarak kuru madde), ve YX/S methanojenlerin hücresel verimi (negatif).
Şekil (3,7) de görüldüğü gibi besi tüketim hızını artırmak için, m sabitken, methanojenlerin yoğunluğu daha yüksek seviyede tutulmalıdır. m monod denklemi (şekil 3,8) ile gösterildiği zaman amonyum inhibisyonundan etkilenir ve spesifik büyüme hızını kaybeder.
43 views
İnsanların gereksinimlerini karşılayan mal ve hizmetlerin ortaya çıkarılması,miktar ve faydalarının arttırılarak ekonomik kıtlığın azaltılması yönündeki faaliyetlere ‘üretim’ denir.Zamanımızda insanlar yoksulluğa rıza göstermemekte,sahip olduklarıyla yetinmemektedir.Bu durum kıt malları artırmayı,yani daha fazla üretimi gerekli kılmaktadır.Üretim kesintisiz bir süreçtir.Çünkü insanların gereksinimleri süreklilik gösterir.Bu nedenle tüm mal ve hizmetlerin sürekli olarak üretilmesi gerekmektedir.
İlk iktisatçılara göre yalnızca tarım,maden ve balıkçılık gibi asıl endüstrilerdeki çalışmalar verimli sayılırdı.Buna Adam Smith 1776 da yazdığı Milletlerin Zenginliği adlı eserinde imalatı ilave etmiştir.Ancak Adam Smith,emeği üretim dışında tutmuştur.Kuşkusuz bu yaklaşım mantıklı değildi;emek,isteklerin tatmini için üretim yapmaktadır.Sonuç olarak hizmet gören halk prodüktif olarak değerlendirmelidir.Askerler,aktörler ve futbolcular hep istekleri tatmin etmektedir.Benzer şekilde fabrikada ücretleri hesaplayan muhasebeciler civata,ve somun yapanlar kadar prodüktiftir.Bunların hepsi istekleri tatmin eden bir nihai malı üretmeye yardım etmektedir.
76 views
İŞLETME TİPİ: 2-) 100 adet 220 cm eninde (60’ı armürlü 40’ı jakarlı ) , 100 adet 340 cm eninde (60’ı armürlü ,40’ı jakarlı) dokuma tezgahına sahip, tüm iplik çeşitlerini (kesikli ve sürekli) kullanarak 100-300 gram/m2 arasında kumaş dokuyan bir işletme (dokuma hazırlık beraber )
KONU: 5-) İşletmeniz için misyon ve vizyon belirleyiniz. Hedefler planını stratejileri ile birlikte oluşturunuz.Her strateji için bir yıllık aksiyon planı hazırlayınız.
1-Vizyonumuz;
Yaşama renk ve rahatlık katan ürünlerimizi mükemmel kalite ve hizmet anlayışı ile en uygun fiyata sunarak, işletmemizi dünyanın en ön sıralarına taşımak,globalleşen dünyada en iyi dokuma işletmelerinden biri olmak .
Varlığımızı sağlıklı bir şekilde büyüyerek devam ettirmek.
Yeni sektörlere ve başka ülkelere genişlemek.
Direk müşteriye bitmiş ürün ve hizmet veren sektörlerde markalaşmak.
40 views
Türkiye’nin sanayileşme hareketi Osmanlı İmparatorluğu zamanında başlamıştır.Batı Avrupa ülkelerinin henüz makineli bir üretim devrine girmediği XV-XVII’inci yüzyıllarda Osmanlı İmparatorluğu, sanayi yönünden dünyanın ileri gitmiş ülkelerinden birisi kabul ediliyor ve bazı lüks maddeler hariç, genellikle bütün sanayi ürünleri İmparatorluk sınırları içinden karşılanıyordu.Özellikle, Lonca adı verilen ve imal edilen malların satış fiyatları ile satış yöntemlerini düzenleyen ve belirleyen yerel kuruluşlar sayesinde çinicilik, dokumacılık ve gemi yapımı gibi sanatlar çok ileri bir düzeye yükselmişti.Düzenli ve kontrollü bir biçimde yürütülen sanayi faaliyetleri sonunda üretilen tekstil ürünleri, silahlar, deri ve cam eşya dış piyasalara çok kolaylıkla ihraç ediliyor ve tersanelerde Venedikliler için savaş ve ticaret gemileri yapılıyordu.
Osmanlı İmparatorluğu devrinde göze çarpan sanayi faaliyetlerinin ulaştığı düzeyi kısaca şöyle belirtmek mümkündür:
Osmanlı İmparatorluğunda ilk fabrikalar II.Mahmut devrinde savaş sanayi ile başlamıştır.Bu devirde Sinop, İzmit, İstanbul tersanelerinde buharlı gemilerin yapıldığı ve bazı ahşap teknelerin Londra’ya götürülerek içine makine konulduğu gözlenebilmektedir.Ancak kurulan bu fabrikalar için kömüre duyulan gereksinim çok fazlaydı.Çünkü o zamana kadar dışarıdan getirilen kömür, bütçeden önemli bir payı dışarı akıtıyordu.Bu dönemde işletmeye açılan Ereğli Kömür İşletmeleri, Osmanlı sanayinde bir başlangıçtır.Türkiye’nin ilk kömür havzası 1829’da işletmeye açılmıştır.Aynı işletme giderek Evkafı Şahane’ye devredilmiş fakat kömür havzaları iyi işletildiği için Rum ve İngiliz işletmecilerine borç karşılığında işletilmek üzere kiraya verilmiştir.
30 views
Dünya iklim sistemi çok karmaşık bir bulmaca gibidir. Atmosfer, okyanuslar, okyanus akıntı sistemleri, kutup bölgeleri, ormanlar, çöller, buzullar, yanardağlar, insan etkileri dünya iklim sistemini etkilemektedir. Dünya’da karbondioksit oranında bir artışın meydana gelmesi dünyanın yavaş yavaş ısısının artmasına neden olacaktır. Böylece küresel ısınma dediğimiz kavram ortaya çıkacaktır. Küresel ısınmanın temel nedeni, sera gazlarının artışıdır. Bunların başında su buharı gelmektedir. Ancak insanların su çevrimine karşı yapabilecekleri birşey yoktur. Bunun yanında atmosferdeki öteki sera gazlarını insan etkileri arttırmaktır. Bu etkilerin başında da fosil yakıtlarının kullanılması gerekmektedir. Küresel ısınma bundan yüzelli yıl önce başlamış, bugün itibarıyla hızı artmıştır. Küresel ısınma, dünya yüzeyinde her bölgede aynı ölçüde olmayacaktır. Sıcaklık artışı kutup bölgelerinde daha fazla olacaktır. Neticede dağınık alanlardaki ve kutup bölgelerindeki buzullar eriyecektir. Neticede deniz seviyelerinde yükselmeler olacaktır. Deniz düzeyinin yükselmesi, kıyılarda toprak kaybına sebep olacak, aynı zamanda kıyılara yakın temiz su kaynakları denizle bütünleşecektir. Yazla kış, geceyle gündüz arasındaki sıcaklık farkının azalması gündeme gelebilecek, neticede bütün dünyadaki rüzgar desenleri etkilenecek, fırtınaların sıklığı, şiddeti ve yönleri değişebilecektir. Küresel ısınma neticesinde sıcaklıkların artmasıyla, aşırı sıcaktan insan ölüm oranlarında artışlar meydana gelecektir. Küresel ısınmayla böceklerin yaşam süreleri yaşam süreleri uzayabilecek bu da insanlar için büyük bir tehlike olabilecektir.
7 views