Beyindeki Zihinsel Potansiyele Ulaşmanın Sırları

Mini Kurs #1

Televizyon kanallarında çeşitli üniversitelerde canlı olarak yaptığım hafıza gösterilerimi ve öğrencilerin dizdiği yüzlerce rakamı çok kısa sürede hafızama alarak hatasız olarak saydığımı gören izleyicilerden aldığım e-mail mesajlarında ortak bir soruyla karşılaşıyorum; Devamını Oku…

Değişim Yönetimi Ve Örgütsel Değişim

A.) DEĞİŞİM PSİKOLOJİSİ
1. Neden “Değişim”?
Organizasyonlarda değişime ayak uydurmayanlar yok olurlar. Bugün başarılı bir şirket hızlı değişime aya uydurmayarak aynı hızla yok olabilir. Bu nedenle organizasyonlar son yirmi yılda hızlı değişime ayak uydurabilecek şekilde yapılandırılmaktadır.
“değişimle ilgili bir çok kavram geliştirildi, bunlardan belli başlı olanları aşağıdaki gibi sıralanabilir.

a.) Değişe Uyum.
b.) Değişimin yönetimi.
c.) Büyük değişim.
d.) Esneklik; Esnek Sistemler.
e.) Değişim mühendisliği
f.) Değişimle baş etme.
g.) Bencmarking.
h.) Yaratıcılık.

Bu kavramlarla ilgili yöntemler geliştiriliyor, sistemler kuruluyor, eğitimler yapılıyor, kitaplar yazılıyor, velhasıl değişim konusu gündemde en önemli maddelerden biri.
Değişimi oluşturan sebeplerde, bunun sonuçları arasındaki ilişkiler tam olara bilinmiyor. “sebep” gibi gözüken kimi faktör, “sonuç” haline dönüşürken, terside gözlenebiliyor. Değişimi en hızlı uygulayan şirketler o konuda ciddi becerisi olmadığı halde hızlı davranmanın avantajlarıyla pazarı ele geçirmekte bunun sağladığı fırsatları zaman içinde becerilerini geliştirerek daha da güçlü konumlara gelmektedir. O zaman yarının başarılı organizasyonları değişime en iyi ayak uydurabilenlerin olacağı tartışmasız bir gerçektir. Devamını Oku…

İşe Uyum Eğitimi Önemi ve Gerekliliği Üzerine Bir Deneme

İşe yeni başladığımızda hepimizde bir tedirginlik ve kafamızda yeni işimizle ilgili binlerce soru vardır. Bir diğer kaygıda “Acaba Başarılı Olabilecek miyim?” kaygısıdır. Çünkü hepimizde başarılı bir kariyer beklentisi ve arzusu vardır. Gelişen teknoloji, gelişen piyasalar, yeni yönetim anlayışları, artan rekabet kurumların yapılarını karmaşıklaştırmakta, uzmanlaşma artmakta bunun sonucunda da çalışanlar hem kendilerine hem de işlerine yabancılaşmaktıdarlar. Bu yabancılaşma finans sektöründe ise daha fazla meydana gelmektedir. Çalışanların kuruma ve işlerine yabancılaşmaları sonucunda ise ilk bir yıl içinde kurumdan yüksek oranda ayrılmalar görülmektedir. Bu da göstermektedir ki işe girişlerde imzalatılan iş akidleri personelin kurum aidiyetini sağlamaya ve personel devir hızını düşürmeye yetmemektedir. Önemli olan çalışanla yapılan psikolojik sözleşmedir. Peki psikolojik sözleşme nedir? Psikolojik sözleşme çalışanın kurumun hedeflerini ve stratejisini benimseyerek bunları kendi hedefleri ile bütünleştirmesidir. Eğer çalışan psikolojik sözleşmesini imzalamamışsa kuruma faydalı olması zorlaşmakta, görev alma bilinci gelişmemekte, motivasyonu düşük olmaktadır. İşi uyum eğitiminin yapılmasını zorunlu kılan diğer etkende çalışanların tanınma ve tanıma ihtiyacıdır. İşe yeni başlayan personel kurumdan kimseyi tanımamakta, kimsede onu tanımamaktadır. Eğer uygun bir süre içinde çalışanın bu ihtiyacı karşılanmazsa çalışan kendisini yanlız hissetmekte ve mutsuz olmaktadır. Unutulmamalıdır ki iletişim kurmak insanı insan yapan en önemli özelliği ve ihtiyacıdır. İşe uyum eğitimlerinin bir diğer faydası ise çalışanın kurumun önemli parçası olduğunu hissetmesini sağlamaktır. Eğitim süresince çalışan kurumun işleyişini ve yapısını kavramakta, kurumu sistem bütünlüğü içerisinde algılamakta ve yaptığı işin kurum için önemini kavramaktadır. Hazırlanan programların Devamını Oku…

Devlet İhale Sistemi

A-TARİHÇESİ

Devlet ihale sistemi ülkemizde ilk önce 1857 tarihli nizamname hazırlanmış ve içerdiği sınırlı hükümlerle satın almalar yürütülmeye çalışılmıştır. 10 Muharrem 1330 (1914) tarihli ek bir nizamname ile çeşitli satın almaların ve bazı yapım işlerinin, bakanların izniyle ihaleye çıkarılmaksızın yapılması kabul edilmiştir.

4 Haziran 1919 tarihinde çıkarılan ve kanuniyeti 1921 yılında tasdik edilen bir kararname ile de 1914 tarihli nizamnameye bir ilave yapılarak, merkezdeki devlet daireleriyle İstanbul’daki şubelerinin ve İstanbul’daki askeri kuvvetlerin ihtiyacı olan ve 500 lirayı aşan   Ievazım ve eşyanın Maliye Bakanlığında kurulmuş, Tevhidi Mübayaat Komisyonu vasıtasıyla sağlanması öngörülmüştür .

1921 yılında ek bir kararname ile dairelerin acil ihtiyaçları hususunda bazı istisnalar getirilmiştir.

22 Nisan 1925 tarihinde 661 sayılı Müzayede, Münakaşa ve İthalat Kanunu yürürlüğe konulmuştur. Bu kanun ile, hükümet adına yapılacak her tür satın alma, satma, kiraya verme, yapım, onarım, keşif, taşıma ve benzeri işlerin kapalı zarf, açık Devamını Oku…

Roket

Atış sırasında mekanik olarak yön verilen, yörüngesinin başlangıcında özitmeli olarak yol alan ve daha sonra yalnız balistik kanunlarına bağlı kalan mermi.(Özel silahlardan farklı olarak, roket güdümlü değildir.) Bazen, bu tip mermileri atan hafif füzeatarlar için kullanılır. Özellikle XIV. yy. da, itici gücünü içindeki barutun yanmasından sağlayan humbarası: İngiliz generali Congreve’in icadı olan humbaraya < > adı verilmiştir.

Roket terimi, devindirici elemanını barutlu bir tapadan meydana gelen özitmeli taktik mermiler için kullanılır. Yalnız tepkiye sağlanan ilk hareket sırasında patlama olmaması, hem geri tepme problemini ortadan kaldırır, hem de basit ve hafif atış malzemesinin kullanılmasına imkan verir: ince namlular, çok namlulu çerçeveler v.b. Atış sıhhati az olduğu için, roket ancak çok yakın veya çok büyük hedeflere karşı kullanılabilir ve güdümlü bir mermi değil de, balistik kurallarına göre yol alan bir fırlatma mermi olduğu ölçüde özel silahlardan ayrılır. Çukur imla hakkıyla doldurulmağa çok elverişli olan roket, tanksavar silahlarda çok kullanılır (müttefiklerin bazoka’sı ve Almanların Panzerfaust’u). Ayrıca, füze-radarlarla donatılmış olsun veya olmasın, roket, uçaklarda kullanılan ve gerek düşman uçaklarında taarruzda (1945’te yapılan hesaplara göre, 1 000 m mesafeden atılan her iki roket bir uçak düşürmüştü), gerek yerdeki birliklerin desteklenmesinde çok yararlı olan bir silahtır. En çok kullanılanı 127 mm çapında olan bu çeşit mermilerde geri tepmenin olmayışı, otomatik silahların uçak kanatlarına yüklediği büyük kuvvetleri ortadan kaldırmaktadır. Devamını Oku…

Deprem Öncesi Neler Yapılmalı

Deprem Durum Planı:

1-      Deprem öncesine

2-      Deprem sırasında

3-      Deprem sonrasında

  • Deprem başladığı zaman nasıl hareket edeceğinizi ve nerelere saklanacağınızı önceden planlayın.
  • Bulunduğunuz mekanı dışarı çıkarken size engel olmayacak şekilde düzenleyin.
  • Kaçış yolunuzun üzerindeki sandalye,masa,saksı,tabure gibi cisimleri kaldırın.
  • Dışarı çıktığınızda nerede bekleyeceğinizi önceden belirleyin.

Deprem Durum Planı Uygulaması:

  • Yapmış olduğunuz planı çeşitli aralıklarla uygulayarak pekişmesini sağlayın. Böylece deprem sırasında ve sonrasında nasıl hareket edeceğiniz alışkanlık haline gelmiş olur.
  • Evinizin,işyerinizin ve okulunuzun tahliye planları için farklı senaryolar uygulayın.
  • Devamını Oku…

Deprem Ve Sigorta

Marmara depremi, bir deprem ülkesi olduğumuzu ve her alanda depreme hazırlıklı olmamız gerektiğini bize öğretti. Ülke ekonomisinin depreme hazırlıklı olmasının koşulu deprem sigortası bilincinin insanlarda oluşması ve uygulamanın yaygınlaşmasıyla mümkündü. Bu amaçla, 587 sayılı Zorunlu Deprem Sigortası’na dair Kanun Hükmünde Kararname ile tüm mesken ve mesken olarak kullanılan binalardaki ticarethaneler için deprem sigortası yaptırma yükümlülüğü getirildi. Bu amaçla kurulan Doğal Afet Sigortaları Kurumu, sigorta şirketleri aracılığı ile bu sigortayı Eylül 2000′de yapmaya başladı. Zorunlu deprem sigortası ile konutunuzu 28 milyar liraya kadar sadece deprem teminatıyla güvence altına alabilirsiniz. Bunu aşan konut değerlerinizi ve eşyalarınızı ihtiyari deprem, yangın, sel gibi diğer afetlere ve hırsızlığa karşı da güven altına almak istiyorsanız sigorta şirketlerinden konut sigortası yaptırmanız gerekmektedir. Zorunlu deprem sigortasının yaptırılmadığında ki en büyük müeyyide her hangi bir deprem hasarında devletin konut yardımı yapmayacak olmasıdır. Ayrıca zorunlu deprem sigortası yapılmamış konutlar tespit edildiğinde sigortasız geçen süre oranında normal sigorta primi ceza olarak tahsil edilecektir. Zorunlu deprem sigortası’nda, işyeri ya da konutun büyüklüğü ve bulunduğu bölgenin riskine göre sigortanın değerini ve primini belirliyor. Sakarya’da 100 metrekare büyüklüğünde bir konutun sigorta bedeli 21 milyar lira, yıllık primi 42,000,000 TL ‘dir. Devamını Oku…

Oyun Teorisi Ve Rekabet Oyunları

Kahrolsun kararsızlık, yaşasın çılgınlık
Kazanma şansınızın kalmadığını fark ettiğiniz anda yapılacak en rasyonel şey nedir?
New Scıentist’ten Robert Matthews çılgınlık yapmanızı salık veriyor.
Matematikçilerin deyişi ile ”Oyun Teorisi”, birbiriyle çelişen olasılıklar karşısında en doğru stratejiyi saptama yöntemidir. Günlük yaşamda karşılaştığımız sorunları çözümlemekte pratik yararları olan bu teori şu klasik örnekle açıklanabilir.
Bir istihbarat yetkilisi olarak size ulaşan bir ihbarı değerlendirmek durumunda kaldığınızı varsayın. İhbarda, yasadışı bir terör örgütünün ülkenin en önemli askeri üslerden birine saldırı düzenleyeceği bildirilmektedir. Bu durumda yapılacak en rasyonel şey nedir? Üssün mükemmel bir şekilde korunduğunu biliyorsunuz. Ancak birinci derece sorumlu biri olarak ihbarı göz ardı edemezdiniz. Atacağınız her adımın yeni sorunlara gebe olduğunu bile bile önlem almak zorundasınız. Harekete geçtiğiniz anda muhbirinizin can güvenliği tehlikeye girebilecek. Ayrıca söz konusu üsteki savunma önlemlerini arttırdığınız anda, diğer üslerin savunmasız kalarak teröristlerin saldısına uğraması ihtimali belirecek. Makul, mantıklı bir yetkili olarak, bütün bu olasılıkları diğer yetkililerle tartışarak en rasyonel hareket tarzını benimsemek zorundasınız.
Bu örnekte olduğu gibi Oyun Teorisinde olası her hareketin sonuçlarına bir değer biçilir ve en kötü koşullarda en yüksek değere sahip hareket tarzı benimsenir. Devamını Oku…

Yunus Emre Ve İnsan Sevgisi

1.YUNUS EMRE
A.YUNUS EMRE KIMDIR?
Acep dünyada varm’ola
Şöyle garip bencileyin
Bağrı yanık gözü yaslı
Şöyle garip bencileyin
Anadolu’da yeni bir sanat ve düşünce çığırı açan Yunus Emre, insanlığın ortak duygularını ve düşüncelerini dile getirdiği şiirleriyle yaşadığı cağda umut saçmakla kalmamış, yedi yüzyıldır Anadolu insanına engin bir esin ve esenlik kaynağı olmuştur.
Ne yazık ki 20.y.y.’a kadar Yunus Emre hakkında hiçbir araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Yunus Emre hakkındaki ilk makaleler Fuad Köprülü ve Rıza Tevfik Bölükbaşı tarafından 1913’te yazılmıştır. Yunus Emre’nin bugün de yaşamasının birinci nedeni,halkın diliyle konuşması,halkını kendi diliyle konuşturmasıdır. Yunus Emre’yi Yunus Emre yapan,insanlığın çağlardır özlemi olan kardeşlik ve barış çağrısını dili ve sevgisiyle bütünleyebilmesidir. Yunus Emre’nin kim olduğu,nasıl yaşadığı,nerelerde yaşadığı,nerede olduğu,mezarının nerede olduğu hiç önemli değildir. Yunus Emre halktır, Anadolu’dur,topraklarındaki insanlığı dünden alıp bugüne taşıyan ve anadil güzelliğiyle aktaran bir sanat ve yaşam ustasıdır.
Devamını Oku…

Ayasofya Müzesi

Mimarisi,ihtişami,büyüklüğü ve işlevselliği yönünden ilk ve son ünik uygulama olarak görülen Ayasofya ;Osmanlı camilerine fikir bazında da olsa esin kaynağı olmuş,doğu-batı sentezinin bir ürünüdür.Bu eser dünya mimarlık tarihinin günümüze kadar ayakta kalmış en önemli anıtları arasında yer almaktadır.Bu nedenle Ayasofya ,tarihi geçmişinin yanı sıra ,mimarisi ,mozaikleri ve Türk çağı yapıları ile yüzyıllar boyunca tüm insanlığın ilgisini çekmiştir.
Ayasofya 916 yıl kilise ,481 yıl cami olmuş,1935′ten bu yana müze olarak tarihi işlevini sürdürmektedir.Bizans tarihçileri (Theophanes ,Nikephoros,Gramerci Leon ) ilk Ayasofya ‘nın İmparator I. Konstantinos (324-337) zamanında yapıldığını ileri sürmüşlerdir.Bazilika planlı , ahşap çatılı bu yapı ,bir ayaklanma sonucunda yanmıştır.Bu yapıdan hiçbir kalıntı günümüze gelmemiştir.
İmparator II.Theodosius,Ayasofya ‘yı ikinci defa yaptırmış ve 415′te ibadete açmıştır.Yine bazilika planlı bu yapı 532′de Nika ihtilali sırasında yanmıştır.1936 yılında yapılan kazılarda bununla ilgili bazı kalıntılar ortaya çıkmıştır.Bunlar mabede girişi gösteren basamaklar ,sütunlar ,başlıklar , çeşitli mimari parçalardır.
İmparator Iustinians (527-565)ilk iki Ayasofya ‘dan daha büyük bir kilise yaptırmak istemiş ,çağın ünlü mimarlarından Miletos ‘lu İsidoros ve Tralles’i Anthemios ‘agünümüze ulaşan Ayasofya ‘yı yaptırmıştır. Anadolu’nun antik şehir kalıntılarından sütünlar ,başlıklar ,mermerler ve renkli taşlar Ayasofya’da kullanılmak üzereİstanbul’a getirilmiştir. Devamını Oku…