Konuyla ilgili enformasyon bilimcileri ve enformasyon profesyonellerince ”karşılıklı dayanışmaya bağımsızlık”,”bilgi devrimi” nde bir sonraki evre olarak kabul edilmektedir.Şüphesiz bildiri başlığının kapsamı çok geniştir.
Bu başlık enformasyon teknolojisinin güçlü etkisinde bulunan enformasyon meslek alanının(kütüphaneler,arşivler,bilgi-belge merkezleri) içinde bulunduğumuz zaman dilimindeki rolü, sorumluluğu ve fırsatları açılarından ele alınarak irdelenecektir.
Bu çıkış noktasından hareketle enformasyon teknolojisinin,özellikle internetin güçlü etkisinde bulunan enformasyon meslek alanının rolü,sorumluluğu ve fırsatları:
* 21.yüzyıl okur yazarlığı,
* Entellektüel özgürlük,
* Eiğtim ve sürekli/yaşam boyu öğrenme,
* Çeşitlilik
* Erişimde adalet
alt başlıkları altında ”bilgisayar çağı” ve onun en etkili ürünü olan ”internet” ve ”karşılıklı dayanışmaya bağımsızlık” kavramı ve onun altında yatan fikirlerle ilişkilendirilerek sunulacaktır.
21.YÜZYIL OKUR YAZARLIĞI
-Okur yazar olmayı
154 views
Çok ögeli sistemler isminden de anlaşılacağı gibi öge tabanlı bir yaklaşımdır. Bu yüzden sisteme geçmeden önce, sistemi oluşturan ögeleri tanımakta fayda vardır. Ögeler her yerde bulunabilir ve bir çok görevi yerine getirebilirler. Dolayısıyla bir çok çeşitleri vardır : Zeki, hareketli, kişisel yardımcı ögeler veya bilgi ögeleri gibi. Aslında onlara bu çeşitlilik içerisinde bir anlam yüklemek mümkün olmasa da genel bir çerçeve çizmek için bazı sorgulamalar yapılabilir. Örneğin, bir ögeyi yapan nedir ? Ortak özellikleri var mıdır ? Bir görevi yerine getirmek için neye ihtiyaç duyarlar? Bütün bunlara cevap aramadan önce ögelerin kısa ama hızlı gelişen geçmişlerinden biraz bahsetmekte yarar vardır. Son on yıl içerisinde bilhassa ögelerin özel bir türü olan zeki ögelerin kullanımı oldukça popüler hale gelmiştir. Bu süre zarfında öge tabanlı yaklaşımlar gelişerek, kurumsal entegrasyonu sağlamada, üretim planlama ve çizelgelemede, proses kontrolde v.b. alanlarda uygulanmaya başlanmıştır.
49 views
Ateşli silahlarda çeşitli ateşleme araçlarıyla tutuşturulması durumunda oluşturduğu gazların itme gücüyle merminin atılmasını yada herhangi bir aracın fırlatılmasını sağlayan yanıcı katı madde. Savaş malzemesi olarak yanıcı özelliğinden ötürü batıda olduğu kadar doğuda da ilk yüzyıllardan buyana kullanılıyordu. En saf biçimiyle karbonu, hidrojeni bol ve yanıcı bir mineral olan neft, tam dokunma olmadan da ateşi kendisine çekebilme özelliğine sahiptir. Yağ kükürt v.b gibi başka maddelerle karıştırılması sonucu “RUM ATEŞİ” diye bilinen daha da yanıcı ve kalıcı bir özelliğe bürünen neft insanlara, gemilere ve ağaçtan yapılmış çeşitli kuşatma araçlarına karşı kullanılan sıvı biçimindeki yanıcı maddenin özünü oluşturur. 1230’a doğru güherçilenin kullanılmasından sonra, neft yeni değerler kazandı. 12.yy’dan bu yana Çinliler güherçilenin itici özelliğini bulmuş ve onu savaş fişeği kullanmak için kullanmışlardı. İranlıların ve daha sonra Arapların bu konuda Çin ve Hint’ten etkilendikleri sanılmaktadır. Güherçile önce havai fişekler için kullanılan ve neft adını alan ve hâlâ koruyan itici barutla karıştırıldı. Kısa bir süre sonra aynı ad top barutuna geçti. Arapçada güherçileli top barutuna önceleri “dawa” (ilaç, tüfek ilacı) 1924’den sonra da “midfa” dendi. Farsçada “darû” ile eşanlamlı olan bu terim Türkçede Arabistan’ın güneyindeki Umman ve Aden’de olduğu gibi barut olarak kullanıldı. Sonra da Farsçaya ve Balkan dillerine geçti. Genellikle güherçile, kömür ve kükürtten oluşan bu bileşim karbarut olarak da bilinmektedir.
105 views
Atatürk’ten Özdeyişler…
Atatürk Şiirleri…
Anılarla Atatürk…
Biz Türkler,bütün tarihimiz boyunca hürriyet ve istiklale timsal olmuş bir milletiz.
Ne kadar zengin ve münevveh olursa olsun istiklalden mahrum bir millet,medeni insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muammeleye layık sayılamaz.
Milli egemenlik öyle bir nurdur ki onun karşısında zincirler erir,taç ve tahtlar batar,mahvolur.Milletlerin esirliği üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkumdurlar.
Cumhuriyet fikir serbestliği taraftarıdır.Samimi ve meşru olmak şartıyla her fikre saygı duyarız.
Gerçi bize milliyetçi derler.Ama biz öyle milliyetçileriz ki,işbirliği eden bütün milletlere hürmet ve riayet ederiz.Onların milletlerinin bütün
197 views
İstanbul’un sahip olduğu doğal semboller başka hiçbir kente nasip olmayacak kadar çoktur. Boğaz gibi bir doğa harikasının bir uzantısı olan HALİÇ, bunlardan birisidir. Yüzyılladır İstanbul’u biçimlendirmiş olan haliç, son yıllarda bir takım yanlış uygulamaların kurbanı olmuş ve onlar tarafından biçimlendirilmiştir. Kentin eşsiz bir incisi olan Haliç, yıllar önce yapılan yanlış planlar sonucu bir endüstri merkezi olmuş; bu durum Haliç’in endüstri atıklarıyla kirlenmesine neden olmuştur. Böylece yılların atığı, Haliç diplerinde birikmiş, zamanla bölgenin endüstri merkezi olmaktan çıkarılması bile Haliç’in kurtuluşuna yetmemiştir; çünkü haliç çoktan atıklarla ve balçıklarla dolmuştu. Böylece, Haliç, bu kez de İstanbul’u ve İstanbulluyu olumsuz bir biçimde etkilemeye başlamıştır. Haliç yıllarca çevre sağlığını tehdit eder boyutta kalmış, rehabilitasyonu için hiçbir çalışma yapılmamıştır. Düne kadar bölgede yapılan çalışmalar sadece Haliç çevresinin peyzajına ilişkindi. Haliç için inşa edildiği söylenen kollektörler çamurla dolup tıkanmıştı.
924 views
-20.Yüzyılın Modern Mimarlık Akımları:
1897 yılında J.J. Thomson elektronu buldu. Artık atom Grek asıllı adından sanıldığı gibi bölünmez değildi ve böylelikle yeni bir çağ açılmış ve beraberinde modern fiziğin temelleri atılmış oluyordu. Sanat tarihçiler modern sanatla modern fiziğin aynı zamanda doğduğunu çünkü ikisinin de aynı düşünceden başladığını savunurlar. Mimari akımların her birinin de yaşandığı dönemde görülen sanat akımlarıyla bağlantıları vardır.
1-FÜTÜRİZM: (1909)
20.yüzyılın ilk on yılı içinde gelişen sanat ve mimarlık dünyasının en ilerici , en yenilikçi , özgün ve ileri hareketidir. 20 şubat 1909 ‘da yayınlanan 1.fütürist manifestosu (bildirgesi) onların estetik anlayışlarını şöyle ifade eder. “Biz tehlike , enerji ve yalınlığın şarkısını söyleyeceğiz ve açıklıyoruz ki dünya yeni bir güzellikle zenginleşmektedir. Hızın güzelliğiyle, yılankavi egzos borularından çıkan patlayıcı nefesiyle bir yarış otomobili kükreyerek giderken makinalı tüfek gibi sesler çıkaran bir otomobil antik güzelliğin simgesi olan Yunan heykellerinden kat kat
253 views
1 Ocak 1995 tarihinde faaliyete geçen DTÖ,Uruguay Görüşmeleri’nde oluşturuldu ve dünya ticaretini serbestleştirme çabalarına sürdürmek üzere GATT anlaşmasını değiştirip geliştirerek kendi bünyesine aldı. Başka bir değişle, aşağıda belirteceğimiz gibi, DTÖ’nün yasala dayanağı geliştirilmiş biçimiyle yeni GATT sözleşmesidir. GATT, geçici bir anlaşma olarak ortaya çıkmıştı; ana ilke olarak da sanayi malları üzerindeki dünya ticaretini serbestleştirmeye yönelik çalışmalar yapmıştır. Oysa DTÖ, yasal zemine oturtulan, yaptırım gücü arttırılmış, sanayi mallarıyla tarım, tekstil ve hizmetler ticaretinin serbestleştirilmesi yanında fikri mülkiyet haklarını da bünyesine alan bir kuruluş niteliğindedir. Uruguay toplantılarında GATT sözleşmesinde değişiklik yapılmış ve yeni ortaya çıkan anlaşma metnine GATT99 adı verilmiştir. Bu yeni anlaşma metni ilk sözleşme olan GATT47’den çok daha geniş kapsamlıdır. Anlaşmada yapılan bu değişikliklerden sonra GATT94 yukarıda değinildiği gibi DTÖ’ ye bağlandı. Böylece dünya ticaretini serbestleştirme amacıyla GATT’ ın yerine kurulan DTÖ, Bretton woods ‘un 2 temel kuruluşları olan Dünya Bankası ile İMF’ nin yanında 3. bir örgüt biçiminde ortaya çıktı ve bir anlamda üçlü sayacağı tamamlanmış oldu.
376 views
ULUSAL BAYRAM VE GENEL TATİLLER HAKKINDA KANUN
Kanun No: 2429 Kabul Tarihi: 17.3.1981
Madde 1 - 1923 yılında Cumhuriyetin ilan edildiği 29 Ekim günü Ulusal Bayramdır. Türkiye’nin içinde ve dışında Devlet adına yalnız bugün tören yapılır. Bayram 28 Ekim günü saat 13.00′den itibaren başlar ve 29 Ekim günü devam eder.
Madde 2 - Aşağıda sayılan resmi ve dini bayram günleri ve yılbaşı günü genel tatil günleridir.
a) Resmi bayram günleri şunlardır:
1) 23 Nisan günü Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramıdır.
2) 19 Mayıs günü Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı günüdür.
3) 30 Ağustos günü Zafer Bayramıdır.
39 views
“15. yüzyılın sonlarından başlayarak çeşitli Avrupa devletlerinin dünyanın geniş alanlarını keşif, fetih ve ilhak ve iskan etmeleriyle ortaya çıkan siyasal ve ekonomik süreç yada olgudur.”
Ana Britanica sf.580
Avrupalıların hazır emek ve servetleri yağmalaması sonucunda sermaye birikiminde artış meydana gelmiştir.
Sömürgecilik belirli evreler geçirmiştir. Bu evreler 1763 Paris Antlaşması, diğer bir evre 1763 Paris Antlaşması’ndan 1875 kadar sürmüş, diğer bir evre ise 1875 – 1894 yılları arasında olmuştur. Bu evrelerde sömürgecilik değişen koşullara çeşitli ülkeler arasında liderlik yada fazla sömürme yarışı olmuştur. Bu yarışta çeşitli savaşları ortaya çıkarmıştır. Sömürge devletler ilk evrede Portekiz, İspanya, ikinci evrede Fransa ve Hollanda daha sonra ise İngiltere ortaya çıkmıştır.
330 views
I. TAŞITLARDA YAĞLAMA
Taşıtlarda kendinden beklenen bazı görevleri yerine getirmesi için yağlar kullanılır. Motorların yağ haznesine konurlar buradan bir pompa yardımı ile krank ve piston kolu yatakları,kam mili ve tertibatına,eğer varsa kompresör ve türbin mili yataklarına gönderilir. Pompalandıkları yerde yerlerde yağlama görevini tamamladıktan sonra kartere geri dönerler. Otomotiv sektörünün taleplerini karşılamak için belli miktarda katıklar içerebilir.
II. YAĞLARIN GÖREVLERİ
Motorlu taşıtlarda kullanılan yağların görevlerini şu başlıklar altında toplayabiliriz.
• Sürtünme ve aşınmayı azaltırlar.
• Soğutmaya yardımcı olurlar.
• Sızdırmazlık sağlarlar.
• Kirlenme ve birikinti oluşumunu kontrol altında tutarlar.
Aşınma
Aşınma olayı en belirgin olarak krank
139 views