Mahcuz Mala İstihkak Davası Prosedürü

İcra Hukuku, hukukun varoluş amacı olan “hukuki himaye” kavramını yoğun olarak uygulamaya geçiren bir daldır. İcra hukukunun temel amacı, borçlular karşısında alacaklıların haklarını korumaktır. Bu gayeye uygun olarak işleyen icra prosedüründe, maddi hukuk taleplerinin devlet kuvveti ile gerçekleştirilmesinde, diğer hak sahiplerinin menfaati ihlal edilebilir.
İşte bu sakıncayı önlemek amacıyla menfaatleri tehlikede olan hak sahiplerine, haklarını korumaları için olanaklar sağlayan müesseseler düzenlenmiştir. İstihkak davaları da bu koruyucu müesseselerden biridir. Sadece İcra ve İflas Kanunumuzda değil Medeni Kanunumuzda da düzenlenen bu dava türü, uygulamada Eşya Hukukunda “adi istihkak davası”, Miras Hukukunda “miras nedeniyle istihkak davası” ve İcra Hukukunda da “haciz ve iflas nedeniyle istihkak davası” olarak isimlendirilerek karışıklığı önleme amacı güdülmüştür. Bu çalışmamızda, istihkak davaları İcra Hukuku yönünden ele alınacak, hacizden doğan istihkak davalarının üzerinde ayrıntılı olarak durulacaktır. Çalışmamızın başında istihkak ve istihkak iddiası kavramları açıklığa kavuşturulduktan sonra istihkak davası prosedürü çeşitli alt başlıklar ve ihtimaller dahilinde incelenecektir.
Ve nihayet çalışmamız genel bir değerlendirmeyle sona erdirilecektir.
MAHCUZ MALA İSTİHKAK DAVASI PROSEDÜRÜ
I- İSTİHKAK KAVRAMI
Sözlük anlamında istihkak; hal istemek, hak ediş, bir şey üzerinde hak iddiasında bulunma demektir . Başka bir deyişle bir şeyin birisi için sabit bir hak olmasının meydana çıkmasıdır .İstihkak davası ise, taşınır veya taşınmaz bir mal üzerinde Devamını Oku…

İş Hukukunun Niteliği

Çalışanlar niteliği itibariyle “bağımlı çalışanlar” ve “bağımsız çalışanlar” olarak ikiye ayrılır. İş hukuku bağımlı çalışanlardan sadece işçiyi ele alır ve işverenle olan ilişkisini düzenler. Bağımlı çalışanlar grubunda yer alan memurlar idare hukukunun 657 sayılı devlet memurları kanununun kapsamına girer. İş hukuku kapsam olarak “bireysel iş hukuku “ve “toplu iş hukuku” olarak ikiye ayrılır.
BİREYSEL İŞ HUKUKU: İşverenle olan ilişkilerinde işçiyi teker teker ele alır ve iş sözleşmesinin konusunu oluşturan hak ve borçları düzenler. Örnek: Ücret ,çalışma koşulları
TOPLU İŞ HUKUKU:İşçiler ve işverenin hukuki ilişkilerinin toplu düzeyde ele alındığı iş hukuku dalıdır. Bu anlamda işçi işveren sendikaları ile bunların yaptıkları toplu iş sözleşmeleri,toplu iş uyuşmazlıklarının barışçı olan veya olmayan yollardan çözümü toplu iş hukukunun konusuna girer.
İŞ HUKUKUNUN ÖZELLİKLERİ
İşçiyi koruma ve toplumsal dengeyi koruma özellikleri vardır. İktisadi açıdan bağımlı olan işçi,sermaye sahibi iş verenden iktisadi açıdan güçsüzdür. Buna ek olarak işçi geniş ölçüde iş verenin talimatlarına bağlı olup iş verene karşı bir bağlılık içerisindedir. Bu iktisadi ve kişisel bağımlılık nedeni ile işçinin özerk olarak korunması gerekmektedir. Devamını Oku…

Vergi Hukukunun Tanımı ve Kapsamı

Kamu ekonomisi, kamusal mal ve yarı-kamusal malların üretim süreci inceler. Kamusal mallarda arz ve talep ve buna bağlı olarak, piyasa ekonomisinde olduğu gibi fiyatlandırma ilkesi kural olarak geçerli değildir. Bu kamusal üretimin finansmanı sorununu beraberinde getirir. Kamu ekonomisi, finansman sorununu kamu gelirleri ile çözmeye çalışır. Kamu giderleri ise mal ve hizmetlerin arzı sorunuyla ilgilenir. Söz konusu ilişkileri inceleyen kamu ekonomisi ve ya kamu maliyesinin hukukî yönü mali hukukun inceleme alanını oluşturur. Mali hukuk, kamu gelirlerinin toplanmasına ve giderlerin yapılmasına ilişkin hukuk kurallarını içeren bir dal olarak tanımlanabilir. Kamu maliyesindeki analiz biçimine paralel olarak, malî hukukun giderlere ilişkin kuralları gider hukukunu; kamu gelirleri ise gelir hukukunu (vergi hukukunu) oluşturur.
Gider Hukuku terimine benzer biçimde, kamu gelirlerinin hukukî yönünü Gelir Hukuku biçiminde adlandırma yaygın ve olağan değildir. Bunun yerine, “Vergi Hukuku” terimi kullanılır. Vergi hukuku, devletin kamu gücüne dayanarak elde ettiği tüm kamu gelirlerini içerir. Vergilerin yanı sıra, resim, harç ve şerefiye gibi kamu gücüne, cebre dayanan diğer kamu gelirleri de geniş anlamıyla vergi hukuku içinde yer alır.
Devletin piyasa ekonomisine katılmaktan sağladığı gelirler ve mülk gelirleri “cebir unsuru” ölçütü dışında kaldıklarından, geniş anlamıyla vergi hukukunun içinde yer almazlar. Devamını Oku…

Kpss Sigorta Hukukuna Giriş

Sigortacının tazminat yükümlülüğünün doğup doğmadığını incelerken dikkat edilecek hususlar;
1. sigorta sözleşmesinin kurulmuş olması.
2. sigortacının himaye yükümlülüğünün doğmuş olması: sözleşmenin kurulması ile sigortacının yükümlülüğü hemen doğmaz. Sigortacının yükümlülüğü primin tamamının ya da ilk taksidinin ödenmesi ile doğar. Ancak bu hususun istisnaları vardır. Taşıma sigortasında sözleşmenin kurulması ile sigortacının yükümlülüğü doğar.
3. rizikonun gerçekleşmesi:
sigortacı ancak bu andan sonra doğan zararları karşılamaktadır. Sorumluluk sigortalarında rizikonun gerçekleştiğinin tespiti zordur. Bu konuyla ilgili farklı teoriler vardır.
Sebep olay teorisi  icrai hareket dolayısıyla sorumluluğu doğuran olayın yapıldığı an. Devamını Oku…

Kpss İcra Ve İflâs Hukuku Nedir

İcra iflâs hukukuna “cebri icra hukuku” veya “takip hukuku” da denilmektedir.
Cebri icra, borçların devlet kuvveti ile (zorla) yerine getirilmesidir.
Borçlarını, zamanında ve rızaları ile yerine getirmeyen borçlulara karşı; alacaklıların, devlet kuvvetinin yardımı ile alacaklarına nasıl kavuşacağını düzenleyen hukuk dalına icra ve iflas hukuku veya cebri icra hukuku denir.
Cebri icra hukuku zor kullanma yetkisini sadece devlete tanımıştır. Alacaklının alacağına kavuşması için Devlet, cebri icra organlarınca (icra dairesince) borçlunun mallarına el koyar, bu mallar satılır ve elde edilen para ile alacaklının alacağı ödenir. Kural olarak cebri icranın konusu borçlunun şahsı değil, malvarlığıdır. İstisnaen borçlunun şahsına da cebir (zor) kullanılması söz konusu olabilir. örneğin mal beyanında bulunmayan borçlunun hapisle tazyik edilmesi gibi.
CEBRİ İCRA
İcra Hukuku (Cüzi İcra) İflâs Hukuku (Külli İcra)
Devamını Oku…

Kpss Kütüğe Kaydı Gerekmeyen Taşınmazlar

Medenî Kanun’un 999. maddesine göre, “Özel mülkiyete tabi olmayan ve kamunun yararlanmasına ayrılan taşınmazlar, bunlara ilişkin tescili gerekli bir aynî hakkın kurulması söz konusu olmadıkça, kütüğe kaydolunmaz.” Bu hükümde kastedilen taşınmazlar, özel mülkiyet altında bulunmayan, kamu malı niteliğindeki taşınmazlardır. Eğer bu taşınmazlar lehine veya aleyhine tescili gerekli bir aynî hak bulunursa, bu takdirde bunlar da tapu kütüğüne kaydedilecektir.
Tapu Sicili Tüzüğü’nün 7. maddesinin II. fıkrasında ise “mevzuat çerçevesinde tescilleri zorunlu hâle gelmedikçe Devlet’in hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerle, kamunun ortak kullanımına ayrılmış taşınmaz mallar kütüğe yazılamaz” hükmü yer almaktadır.
Kamu mallan, daha önce de belirtildiği gibi, hizmet mallan, orta mallan ve sahipsiz mallar olarak üçlü bir ayınma tâbidir. Bu mallar kamu malı niteliğini taşıdıkları sürece Medenî Kanun’un uygulanma alam dışında kalır ve bu nedenle de bunlann tapulanmalan gerekmez. Ne var ki, Devamını Oku…

Kpss Türk Hukuk Tarihi

TAZİMATTAN SONRA TÜRK HUKUKUNDA GELİŞMELER
GİRİŞ
Osmanlı devletini çökmesine yol açan iç ve dış nedenler:
Devletin temeli olan toprak rejimini bozdu. Devletin tüm gelirlerine iltizam(mukataa) yönteminin uygulanması.hazinenin dış tehlikeler karşısında paraya sonsuz bir gereksinme duyması sonucu devletin en küçüğünden en büyüğüne değin bütün gelirleri peşin para ile mültezimlere satılmasıdır. Eğitim yetersizliği, devlette hukuk birliğinin olmaması, batı kapitalizminin geliştikçe Osmanlıyı Pazar olarak görmesi.
Avrupa hukukunun gelişmesi
Canlılık kazanan roma hukuku ulusal hukuklarla çarpışırken, düşünürlerin türlü kuramları da bu gelişmeyi etkilemiş, sonunda 18.yy. dan başlayarak bugünkü batı hukuku doğmuştur. Osmanlı da ise hukuk fıkıh’ın içinden ayrılıp bağımsız bir bilim konumuna gelmemiştir. Kamu hukuku ve özel hukuk ayrımını Tanzimat dönemine kadar bilememişlerdir.
Avrupa’da hukuk düşünüşü üzerinde çalışmalarda en belli başlı yeri almış ve bütün kuram ve okullardan daha uzun ömürlü olmuş olan okul doğal hukuk okuludur.
Doğal hukuk okulu Devamını Oku…

Kpss Hileli İflas Suçları

Kredi sistemi borçlunun malvarlığını alacaklılannın teminatı say¬maktadır. Cebri icranın amacına ulaşmasına yönelik takip işlem¬lerinde borçluya, külli takipte müflise ve üçüncü şahıslara yüklenmiş olan sorumlulukların ihlali cezai yaptırıma bağlanmıştır. Borçlunun hacizde veya malvarlığının defteri tutulurken hazır bulunması veya bir temsilci bulundurması, mallarını göstermesi, mahcuz mal üzerinde caiz görülmeyen tasarruftan yapmaması, defterde yazılı mallan her halükarda değeri ile koruması, müflisin iflas idaresine bütün mallannı bildirmesi ve emre amade bulundurması ve iflas işlemleri sırasında kural olarak iflas idaresi emrinde bulunması gerekir. Müflisten başka üçüncü şahsa da ceza tehdidi altında belirli yükümlülükler getirilmiştir^.
Borçlunun herhangi bir alacaklısına zarar verecek şekilde bu tem¬inatı ortadan kaldırması, azaltması veya alacaklılar arasındaki mevcut eşitliği bozacak işlemler yapması, tasarrufta bulunması şeklinde teza¬hür eden hileli işlemler, hacizden veya iflastan önce veya sonra yapılmış olsalar dahi duruma göre hileli iflas veya haciz hilesi (dolandıncılığı), haczolunan mallan kaçırma (haciz ihtilası)^ olarak nitelendirilir^.
Hileli iflas suçlan günümüzde ticari (ekonomik) suçlar arasında
1 HlCdaki icra suçlan: m.331,332,335,3371,337a, 338-344,345a. iflas suçlan: Devamını Oku…

Kpss Ticaret Hukuku Ders Notları

TİCARİ İŞLETME HUKUKU
TİCARİ İŞLETME
Ticaret Kanunu “Ticari İşletme” esasına dayanmaktadır. Bununla beraber ticari işletme kavramı kanunda tanımlanmış değildir. Sadece kanunun 11.maddesinin 1.fıkrasında “ticarethane veya fabrika yahut ticari şekilde işletilen diğer müesseseler, ticari işletme sayılır.” denilmektedir. Kanunun 12. maddesinin 1.fıkrasında ticarethane sayılacak müesseseleri sıralanarak aynı maddenin 2.fıkrasında “hammadde veya diğer malların makine veyahut sair teknik vasıtalarla işlenerek yeni veya değerli mahsuller vücuda getirilmesi ” fabrikacılık olarak tanımlanmıştır. 13. maddede ise ticari şekilde işletilen diğer müesseselerden söz edilerek bunların hangi hallerde ticari işletme sayılacağına ilişkin dolaylı da olsa bir takım ölçüler verilmiştir.Ticaret Kanunundaki bu hükümleri yanında, Ticaret Sicil Nizamnamesinin 14. maddesinin 2. fıkrası da “bir gelir sağlamayı hedef tutmayan veya devamlı olmayan faaliyetlerle Ticaret Kanununun 17. maddesinde tarif edilen esnaf faaliyeti sınırlarını aşamayan faaliyetler ticari işletme sayılmaz“ hükmünü getirmiştir.
Devamını Oku…

Kpss Medeni Usul Hukukunda Alenilik İlkesi

Günümüzün birçok uygar devletinde demokratik rejimler uygulanmaktadır. Devletler çağdaş dünyanın hakim ilkelerinin en önemlilerinden biri olan demokrasiye, kendi rejimlerinin benimsediği şekilde bakıyorlar ve hemen hemen hepsi demokratik olduklarını ileri sürüyorlar. Kimisi liberal demokrasi, kimisi batı demokrasisi, kimisi de hürriyetçi demokrasi türünü benimsiyor.
Demokratik rejimlerin temel ilkelerinden biri hukuk devleti anlayışıdır. Hukuk devletinin kapsamı çok geniştir. Anayasa Mahkemesi, hukuk devletini “insan haklarına saygılı ve bu hakları koruyucu adil bir hukuk düzeni kuran ve bunu devam ettirmekle kendini yükümlü sayan, bütün işlem ve eylemleri yargı denetimine bağlı olan devlet” şeklinde tanımlamıştır. (E.1976/1, K.1976/8, k.t. 25.5.1976, AMKD, Sayı:14, s.189) Gerçekten de, devlet öyle bir hukuk devleti mekanizması kurmalıdır ki halk devlete karşı güven duymalıdır ve kendi gelişimlerini korkusuzca devam ettirebilmelidirler. Buda, devletin işlemlerinin hukuk kurallarına bağlayıp, bu kurallara sadık kalarak ve bunu kamuya yansıtarak, aynı zamanda da yargı denetimi altında bu işlem ve eylemlerin devamlılığını sağlamakla olur. Anayasamızın 2. maddesi ile de Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik bir hukuk devleti olduğu anlayışı Devamını Oku…