I.  GİRİŞ
Sermaye bütçelemesi teorisi ile uygulaması arasında büyük farklar vardır. Geçen onbeÅŸ yıl içinde sermaye bütçelemesi teorisi; kârlılık analizi, matematiksel programlama, olasılık ve istatistik teorisinden büyük ölçüde yararlanmıştır ve bu nedenle sermaye büt-çelemesini bunlar olmaksızın düşünmemek gerekir. KuÅŸkusuz ayÂnı süre içinde sermaye bütçelemesi uygulamasında da deÄŸiÅŸiklikler olmuÅŸtur, fakat iÅŸletme yöneticileri yeni tekniklerin bir çoÄŸunu kaÂbule yanaÅŸmamışlardır. Bu makalenin amacı teori ve uygulamayı karşılaÅŸtırmak ve 1) teori ve uygulama arasındaki farkın yapısını ve farkı yaratan nedenleri araÅŸtırmak, 2) teorinin uygulamaya elÂveriÅŸli hale gelmesini saÄŸlayacak yolları göstererek bu farkın azalÂmasına yardım etmektir. Makale, anlaşılmasını kolaylaÅŸtırmak amacı ile dört bölüme ayrılmıştır : Finansal yönetimin amaçlan, yatırım kararlarında riziko analizi, yatırım seçiminde kârlılık kriteÂri ve sonuçlar.
Sermaye bütçelemesi teorisini birkaç cümlede açıklamak olaÂnaksızdır diyemeyeceÄŸiz ama çok zordur. Günümüzdeki sermaÂye bütçelemesi teorisi derken; «Management Science, Journal of Finance, Journal of Financial and Ouantitative Analysis ve Enginee-ring Economist» gibi dergilerde yayımlanan makalelerde yazılanları kastediyorum. Bu teori, genellikle modern matematiksel aletlerin
kullanamasın! gerektirir. Günümüzdeki sermaye bütçelemesi uyguÂlaması olarak 1969 yaz aylarında yönettiÄŸim örnek olay çalışmalaÂrını göstereceÄŸim. Bu çalışmada; elektronik, havacılık, petrol, ev aletleri ve büro malzemesi endüstrilerinde sekiz orta ve büyük iÅŸÂletmede görüşmeler yapılmıştır1. Görüşme yaptığım iÅŸletmelerde bütün gün süren tartışmalar yaptım. Alman örneÄŸin küçüklüğü neÂdeniyle uygulamaya ait, istatistik genellemeler yapmak istemedim, iÅŸletmeler seçilirken, yönetimlerindeki etkinlik dikkate alındığınÂdan, bu iÅŸletmeler günümüzdeki sermaye bütçelemesi hakkında geÂnel bir fikir verecektir.
194 views
İstatistik başlangıçta teknik bir disiplin olarak ele alınırken günümüzde bir bilim dalı olarak kendini kabul ettirmiş, ulusal ve uluslararası boyutta gelişmelerin temelini oluşturmuştur. Son 30 yıla damgasını vuran ve çağımızda bilgi çağı olarak adlandırılan gelişmeler istatistiği evrensel bir konuşma dili konumuna getirmiştir.
Günümüzde ulusal ve uluslararası sosyal ve ekonomik gelişme hedeflerinin belirlenmesi ve bu hedeflerin başarısı güncel, güvenilir istatistiklerle sağlanmaktadır. Doğru bilgi, doğru yorum ve doğru karar sürecinde araştırmacılar, politikacılar, karar alıcılar ve tüm bireyler çalışmalarında istatistiki bilgileri etkin olarak kullanmaktadırlar. Tarihi perspektifte istatistiğin doğuşu incelendiğinde uygulama ve metodolojiyi birbirinden ayırmak gerekir. İlk çağda bile insanlar bazı toplu olayları belirleme ihtiyacı duymuşlardır. Devletlerin kurulması ile birlikte insanlar sınır belirleme, vergi toplama, toprak dağılımına yönelik amaçlarla ayrıca dil, din farkı olan toplulukların nüfus büyüklüğünü belirleme, askere alma amaçlı bilgiler toplamaya ve bunların kayıtlarını tutmaya başlamışlardır.
Devlet İstatistik Enstitüsü’ nün Önemi ve İşlevi
48 views
İstatistiğin tanımı
İstatistik belirli olayların gözlemlenmesi yoluyla elde edilen verilerin toplanması, işlenmesi ve bu verilerden bir sonuca varılabilmesi için kullanılan tekniklerin tümünü kapsamaktadır. Bir bilim dalı olarak geçmişi ve içinde bulunulan durumu sayısal yöntemlerle analiz ederek gelecek hakkında karar vermeyi kolaylaştırmaktadır. İstatistiğin konusu olan olayları, kendi türünden olayları tam anlamıyla temsil edip edemediğine bakarak ikiye ayırabiliriz. Buna göre olaylar tipik olay ve kollektif olay olarak ayrılabilir. Tipik olay birbirinin tam benzeri olaylardır. Gerekli koşullar oluştuğunda hep aynı şekilde tekrar eden olaylardır. Fiziksel ve kimyasal olaylar tipik olay olarak örnek verilebilirler.olaylar birbirinin aynısı olduğundan bunlardan sadece bir tanesi oluşturduğu topluluğu temsil edebilir.Hidrojen ve oksijenin belirli koşullarda suyu meydana getirmesi tipik bir olaydır.
188 views
İstatistik belirli olayların gözlemlenmesi yoluyla elde edilen verilerin toplanması, işlenmesi ve bu verilerden bir sonuca varılabilmesi için kullanılan tekniklerin tümünü kapsamaktadır. Bir bilim dalı olarak geçmişi ve içinde bulunulan durumu sayısal yöntemlerle analiz ederek gelecek hakkında karar vermeyi kolaylaştırmaktadır. İstatistiğin konusu olan olayları, kendi türünden olayları tam anlamıyla temsil edip edemediğine bakarak ikiye ayırabiliriz. Buna göre olaylar tipik olay ve kollektif olay olarak ayrılabilir. Tipik olay birbirinin tam benzeri olaylardır. Gerekli koşullar oluştuğunda hep aynı şekilde tekrar eden olaylardır. Fiziksel ve kimyasal olaylar tipik olay olarak örnek verilebilirler.olaylar birbirinin aynısı olduğundan bunlardan sadece bir tanesi oluşturduğu topluluğu temsil edebilir.Hidrojen ve oksijenin belirli koşullarda suyu meydana getirmesi tipik bir olaydır. Kollektif olay ise birbirine benzemeyen , ortak yönleri olmasına karşın aralarında farklılıklar bulunan olaylardır. Genellikle canlı varlıklarla ilgili olaylar kollektif olay olarak adlandırılırlar. Nüfus kollektif olay için iyi bir örnektir. Nüfusu oluşturan bireylerin, insan olmak ve aynı bölgede veya ülkede yaşamak gibi ortak özellikleri
172 views