Çalışma alanı Akdeniz Bölgesi kuzeybatısında Isparta İl sınırları içerisindeki Eğirdir gölü güneydoğusunda yer alan Çayköy çevresinde yer almaktadır.
1/25.000 ölçekli Isparta M25 – b2 no.lu paftanın bir bölümünü içine alan yaklaşık 42 km2 lik bir alanı kapsamaktadır (Şekil 1).
161 views
Bu çalışma Aşağı Seyhan projesi uyarınca Seyhan Nehri üzerinde yapılmış olan Çatalan Barajı ve Hidroelektrik Santrali inşaatının mühendislik jeoloji durumunu ve uygulanan jeoteknik hizmetleri belirtmek amacı ile Süleyman Demirel Üniversitesi mühendislik – Mimarlık Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü’nde bitirme tezi olarak hazırlanmıştır.
Aşağı Seyhan projesi kapsamına giren Çatalan Barajı ve HES, Taşkın koruma, sulama ve enerji amaçlıdır. Mevcut Seyhan Barajının taşkın kontrolü bakımından yetersiz kalması nedeni ile Adana şehri ve Seyhan ovasında önemli ölçüde taşkın zararları söz konusudur.
227 views
Bu çalışma 1999 – 2000 Öğretim yılında Süleyman Demirel Üniversitesi, Mühendislik – Mimarlık Fakültesi, Jeoloji Mühendisliği Bölümü’nde Bitirme Tezi Jeoloji raporu olarak hazırlanmıştır.
İnceleme alanı Isparta ile güneyinde Isparta – Antalya Karayolunun 16-20 km. arasında olup doğu – batı yönlü olarak yaklaşık 16 km2 ‘yi kapsamaktadır.
Çalışma alanı 1 / 25.000 ölçekli, M25 - a2 no.lu Isparta Paftasında 91-95 meridyen ile 72-76 paralelde yer almaktadır(Şekil 1).
Çalışma alanındaki yükseltiler bölgenin jeolojisine bağlı olarak değişmektedir. Burçaklıtepe (1241m.), Kocataştepe (1.064m), Tepealantepe, Kocabelentepe, Delialantepe, Kocaçukurtepe, Taraklı Belentepe çalışma alanının başlıca yükseltilerini oluşturur.
Bölge genel olarak Akdeniz iklimi ve karasal iklimin etkisi altındadır. Yazlar sıcak ve kurak,kışlar soğuk ve yağışlıdır. Isparta – Antalya meteoroloji istasyonları verilerine göre, Isparta’da ortalama yağış 605,3 mm2, ortalama sıcaklık 12 0C, en sıcak ay ortalaması 27 0C ile Temmuz, en soğuk ay ortalaması 1,7 0C ile Ocak ayıdır. En fazla ortalama yağış 91,5 mm2 ile Aralık, en az ortalama yağışta 12,5 mm2 ile Ağustos ayıdır.
291 views
1. GİRİŞ
Bu çalışma Süleyman Demirel Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümünde lisans tez çalışması olarak hazırlanmıştır.
Tez Dinar (Afyon) bentik foraminiferlerinin sistematik ve biyografik incelemesini içerir.
Tez dört bölümden oluşur. İlk bölüm giriş bölümüdür. Bu bölümde çalışılan saha tanıtılmış ve çalışmanın amacına değinilmiştir. İkinci bölümde bölgenin stratigrafisi incelenmiş, birimler tek tek ele alınarak anlatılmış. Üçüncü bölümde ise ölçülü kesit yerlerindeki istif özellikleri foraminifer sistematiği ile iri bentikler (nummuliteslerin) biyofabrik özelliklerini incelemiştir.
Sonuç bölümünde ise elde edilen sonuçlar sunulmuştur.
1.1. Coğrafya
Çalışma sahası Dinar (Afyon) merkez çevresinde yer alır (Şekil 1). İnceleme alanının topografyası yörenin jeolojisine bağlı olarak değişiklik gösterir. Sert nitelikli kaya birimleri yüksek tepeleri yumuşak ve gevşek kaya birimleri ise vadileri ve alçak kesimleri oluşturmaktadır.
Çalışma alanının en önemli yükseltileri, Pike Tekkesi tepesi (1310 m), Delince Kuru Tepesi (1227 m), Gözlek Tepesi (1218 m), Kale yıkığı Tepesi (1199m), Bölme Tepesi (1032 m), Karabayır Tepesi (968 m) dir. Arazideki belli başlı dereler isandur deresi, Bölük çatı deresidir.
Saha iç anadolu ve Akdeniz iklimlerinin geçiş kuşaklarında yer aldığından bu iklim tipininde bazen etkileri görülür. Fakat iç anadolu iklimi egemendir. Bölgede bitki örtüsü olarak maki toplulukları gözlenir.
Çalışma alanından Denizli- İzmir karayolu ve Afyon – Isparta demiryolu geçer. Bütün yerleşim birimleri birbbirlerine asfalt ve stabilize yollarla bağlı olup sahaya ulaşım kolaylıkla sağlanmaktadır.
1.2. Araştırmanın Amacı ve Yöntem
200 views
1. GİRİŞ
Çekme kuvvetlerini ankrajlarla temel zeminine aktararak, bu kütlenin taşıyıcı olarak kullanılmasının büyük fayda ve ekonomi sağladığı, ilk defa 1930 yıllarındaki kaya ankrajı ile ilgili uygulamalarda görülmüştür. 1934 ve 1935 yıllarında Cezayir’de iki barajın yükseltilmesinde temel zeminini oluşturan kayaya ankre edilen çelik kablolara 1000 ton’a kadar varan yüklerin taşıttırılması, zamanın modern ve ekonomik çözümleri sayılmışlardır (Lendi 1969). Bundan sonra ankrajların kaya şevlerinde ve diğer kaya inşaatlarında değişik şekilde kullanıldıkları görülmektedir (Müller 1963).
Ankrajların zeminlere uygulanması 1950 yıllarında başlar. Münih’deki Bavyera Radyo Binası inşaatında temel çukurunun çok geniş ve derin olması nedeniyle şev yüzlerinin iksasında klasik yöntemlerin kullanılışı güçlükler doğurmuş, bu nedenle iksa perdelerinin bir kısmında, zemine boru içinde çelik çubuklar yerleştirilerek, bunların içine çimento şerbeti enjekte edilmiştir (Ostermayer 1970).
Bu ilk uygulamalardan beri zemin ankrajları, kazı şevlerinin tutulmasında, desteklenmesinde, istinat duvarı, yüksek kule ve benzer yapıların çekme alan temelleri ile yer altı suyunun kaldırma etkisine karşı yapı temellerinin tespitinde, tabii ve suni şevlerin güvenliğinin artırılmasında başarıyla kullanılmaktadır .
Bugünkü anlamıyla zemin ankrajlarının ankraj amacıyla kullanılan diğer yapı elemanlarından farkı, kuvvetleri taşıyıcı zemine bütün uzunluğu boyunca değil, ankraj gövdesi (kafası) bölgesinden aktarmasıdır.
816 views
1.1. Giriş
Zemin kompaksiyonu, zemini, genel olarak, mekanik vasıtalarla zorlayarak boşluklardaki kava_ hacminin azaltılması suretiyle danelerin birbirlerine daha yakın olarak kümelenmesini sağlamak ameliyesidir.Son yıllarda bu konuda oldukça büyük ilerlemeler yapılmış ve böylece, arazide zeminleri sıkıştırmak için kullanılan makinelerle daha iyi neticeler elde edilmesi sağlanmıştır.
Zemin, kontrol edilmiş şartlar altında kompaksiyona tabi tutularak içindeki boşlukları hemen hemen ortadan kaldırılır ve sonraları meydana gelebilecek su muhtevası değişimine karşı az müsait bir duruma getirilir. İyi sıkıştırılmış bir dolmada, dolgu zeminin oturması ihmal edilebilecek mertebededir. Bununla beraber dolmanın üzerine oturduğu zeminlerde konsolidasyon oturması meydana gelebilir. Bu bakımdan bir dolma, iyi bir şekilde sıkıştırıldığı zaman, eskiden olduğu gibi, onun oturmağa terk olunmasına lüzum olmadığı gibi, üstyapı yapımı, toprak işi biter bitmez hemen başlayabilir. İyi sıkıştırılmış (kompaksiyona tabi tutulmuş temeller ve alt yapılarda yüksek mukavemete ve deformasyonlara kargı dirence sahip olurlar.
1.2. Zeminlerin kompaksiyonunun laboratuarda incelenmesi
Zemin Kompaksiyonunun Ölçülmesi
Kompaksiyon, zeminin birim hacmine isabet eden dane ağırlığı olarak verilen “kuru birim hacim ağırlığı” ile ifade olunur. Bu metrik birimlerde ton/m3, İngiliz ölçülerinde libre/ft3 olarak gösterilir. Zeminin su muhtevası, zeminde mevcut su ağırlığının, kuru (dane) ağırlığına oranı olarak ifade olunduğundan, kuru birim hacim ağırlığı da zeminin, tabii birim hacim ağırlığından mevcut su ağırlığının çıkarılması ile tayin olunur.
1.3. Zemin kompaksiyonunu Etkileyen Faktörler
78 views
Üzerine gelen bina yükünü emniyetle taşıyan zemine, temel zemini denir. Binanın sabit ve sonradan eklenen yüklerinin tamamı, yer çekimine göre zemine binecektir. Bu nedenle zeminde, yüklerden doğan kuvvetlerin etkisiyle oluşan deformasyonlara karşı dengenin etüt edilmesi, büyük önem taşır. Zemin, homojen bir yapıya sahip olmayıp bazı yerlerde çürük, bazı yerlerde ise sağlamdır. Bu nedenle önce zeminin etüt edilerek iyice tanınması, daha sonra da projelerin etüdüne ve inşaata geçilmesi uygun olur.
Zeminler, yük taşıma durumlarına göre üçe ayrılırlar:
Sıkışmaya uygun olmayan, 2-3 m. Kalınlığındaki tabakalar halinde oluşmuş zeminlerdir. Basınç ve çekme gerilmelerine karşı oldukça dayanıklıdırlar. Bunlar, püskürük, tortul yada metamorfik olabilirler.
210 views
Bu zemin etüd raporu Tahsil Çağındaki Öğrencilere Yardım Derneği adına, 27. Aralık. 2010tarihinde yapımı plânlanan inşaatın oturacağı alanda hafriyat alındıktan sonra açılan iki adet 1,5 m. derinliğinde gözlem çukuru vasıtasıyla zeminin litolojik özelliklerinin belirlenmesi, alınan numunelerin S.D.Ü. Zemin mekaniği Laboratuarında incelenip, zemin tanımlamasının gerçekleştirilmesi ve gözlem çukurları tabanlarında el penetrometresi ile gerçekleştirilen penetrasyon deneylerinin değerlendirilmesi amacıyla hazırlanmıştır.
İnceleme alanı Isparta, Eğirdir ilçesi, Merkez, Modernevler Mahallesi,2520 Ada, 2 Parselde yer alır.
Parselin alanı 521 m2 olup, koordinatları ekte bulunan İmar Çapında gösterilmiştir. (EK – 2)
İnceleme alanının eğimi % 0 ‘dır.
İnceleme alanı Isparta belediyesi İmar Plânında konut olarak tahsis edilmiştir. Yapımı plânlanan binanın yüksekliği 9.50 m. kat adeti 3 ‘dir.
İnceleme alanı ve yakın çevresindeki birimler yaşlıdan gence doğru Miyosen yaşlı Ağlasun Formasyonu, Pliyosen yaşlı Volkanikler, Piroklastiklerden oluşan Gölcük Formasyonu ve Kuvaterner yaşlı Alüvyon’dan meydana gelmiştir.
364 views
Bu çalışma 2010 – 2011 öğretim yılında Süleyman Demirel Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi, Jeoloji Mühendisliği Bölümü, Maden Arama dersi uygulama ödevi olarak hazırlanmıştır.
Çalışma alanı 1/25000 ölçekli Isparta M 25–01 paftasını da 81–82 boylamlarıyla, 90–91 enlemleri arasında kalan yaklaşık 450 m2’lik bir alanı kapsamaktadır. (Şekil – 1)
Çalışma alanının topografik durumu bölgenin jeolojik durumuna bağlı olarak değişmektedir. Bölgede küçük Söbü tep 1368 m, Erenler Tepe 1308 m katlarıyla çalışma alanının başlıca yükseltilerini temsil etmektedir.
İnceleme alanında Suaçığı Dere, Horozyokuşu dere gibi mevsimlik drenaj ağları bulunmaktadır.
İnceleme alanı genel olarak Akdeniz iklimi ile karasal iklimin etkisi altındadır. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve yağışlıdır. Yıllık yağış ortalaması 70 cm civarındadır. En yüksek sıcaklık 350C, en düşük sıcaklık -100C’dir.
200 views
Durak 1: Ortakçı / Buharkent Gnaysları
Menderes masifinin en yaşlı kayaçlarını oluştururlar. Gnayslar burada büyük bloklar halinde gözükürler. Biraz yukarıda ise gnayslar tek düzeliğe geçerler. Gnayslar bünyelerinde kuvars, feldispat, biyotit, muskovit, granat, piroksen, amfibol gibi kayaç yapıcı minerallere sahiptirler. Bu kayaçlar ayrıca zirkon, turmalin, apatit, titanit gibi aksesuvar mineraller içerirler. Köken kayacın kimyasal bileşimine bağlı olarak gnayslar stavrolit, disten, sillimonit, ondalusit, kardiyerit, korund, skapolit ve spirel içerebilirler. Gnayslardaki yeşil renk kloritten ileri gelir. Gnayslarda bazen mafik mineraller kayboluyor ve felsik mineraller egemen oluyor. Böyle durumlarda gnays kuvarsitmiş gibi gözüküyor. Gnayslar içerdikleri koyu renkli minerallerin dizilimi sonucu belirli dokusal özellikler gösterirler. Bunlar; bantlı, çubuksal, gözlü gnays olarak adlandırılır.
Menderes masifi sıkışma tektoniğinden sonra yükseliyor ve gerilme tektoniğine maruz kalıyor ve graben (rift) zonları K-G’ye doğru Gediz, B. Menderes, K. Menderes olarak adlandırılıyor. Graben zonları epitermal cevher zuhurları ve jeotermal sular olarak kendini belli ediyor. Salihli, Kurşunlu, Çamurlu jeotermal suları K. Menderes’e en iyi örnek; Bayındır, Dereköy sıcak suları K. Menderes epitermal cevher zuhurlarına en iyi örnek; Emirli Antimon yatağı, Hüre arsena-piritli altın yatağı B. Menderes’e epitermal cevher zuhurlara en iyi örnek; Kızıldere Germencik, Ömerdere, Salavatlı jeotermal suları B. Menderes’e en iyi örnek olarak verilebilir.
196 views