<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>nedir, tanımı, anlamı,nasıl yapılır, ne demek, Genelbilge.com &#187; jeoloji</title>
	<atom:link href="http://www.genelbilge.com/category/jeoloji/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.genelbilge.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Feb 2012 09:27:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
<xhtml:meta xmlns:xhtml="http://www.w3.org/1999/xhtml" name="robots" content="noindex" />
		<item>
		<title>Çayköy (Eğirdir – Isparta) Ve Çevresinin Jeolojisi</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/caykoy-egirdir-%e2%80%93-isparta-ve-cevresinin-jeolojisi.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/caykoy-egirdir-%e2%80%93-isparta-ve-cevresinin-jeolojisi.html/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 Apr 2011 09:55:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[jeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[511]]></category>
		<category><![CDATA[Bir]]></category>
		<category><![CDATA[Ekim]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Harita]]></category>
		<category><![CDATA[Isparta]]></category>
		<category><![CDATA[Kar]]></category>
		<category><![CDATA[Lu]]></category>
		<category><![CDATA[Lup]]></category>
		<category><![CDATA[Zaman]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category></category>
	<category></category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=18701</guid>
		<description><![CDATA[1.1.  Çalışma  Amacı Çalışma alanı Akdeniz Bölgesi kuzeybatısında Isparta İl sınırları içerisindeki Eğirdir gölü güneydoğusunda yer alan Çayköy çevresinde yer almaktadır. 1/25.000 ölçekli Isparta M25 – b2 no.lu paftanın bir bölümünü içine alan yaklaşık 42 km2 lik bir alanı kapsamaktadır (Şekil 1). 1.2.  Araştırma  Yöntemleri Çalışmalar arazi, laboratuar ve büro çalışmaları şeklinde yürütülmüştür. Araştırmaya bölgede [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-7007661218174820";
/* 336x280, oluşturulma 27.06.2010 */
google_ad_slot = "2581656522";
google_ad_width = 336;
google_ad_height = 280;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></p><p><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-7007661218174820";
/* 336x280, oluşturulma 27.06.2010 */
google_ad_slot = "2581656522";
google_ad_width = 336;
google_ad_height = 280;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></p><h2>1.1.  Çalışma  Amacı</h2>
<p>Çalışma alanı Akdeniz Bölgesi kuzeybatısında <a href="http://www.genelbilge.com/tag/isparta/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Isparta">Isparta</a> İl sınırları içerisindeki Eğirdir gölü güneydoğusunda yer alan Çayköy çevresinde yer almaktadır.</p>
<p>1/25.000 ölçekli Isparta M<sub>25</sub> – b<sub>2</sub> no.lu paftanın <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bir/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Bir">bir</a> bölümünü içine alan yaklaşık 42 km<sup>2</sup> lik bir alanı kapsamaktadır (Şekil 1).</p>
<h2>1.2.  Araştırma  Yöntemleri</h2>
<p><span id="more-18701"></span><br />
Çalışmalar arazi, laboratuar ve büro çalışmaları şeklinde yürütülmüştür. Araştırmaya bölgede daha önce yapılmış çalışmaların incelenmesiyle başlanmış ve arazi çalışmalarıyla devam edilmiştir.</p>
<p>Çalışma alanının 1 / 25.000 ölçekli jeolojik haritası yapılmıştır. Ayırtlanan kaya birimlerinden alınan örneklerden incekesitler hazırlanmış ve incelenmiştir. Çalışmada,  1/25.000 ölçekli topografik harita, Brunton pusulası, lup ve jeolog çekici kullanılmıştır.</p>
<h2>1.3.  Coğrafya  ve  Morfolojik  Durum</h2>
<p>Çalışma alanı M25-b3 paftasının bir kısmını içine alır ve topoğrafyası bölgenin  jeolojisine bağlı olarak değişiklik gösterir. Dorukların genel gidişi NW–SE  yönündedir.</p>
<p>Çalışma alanının içerisindeki yükseltiler genel olarak 1500 m. civarında olup bazı yerlerde bunun üzerine çıkmaktadır.</p>
<p>Bu yükseltiler; Sarpgen Tepe (1.511 m.), Kazancı Tepe (1.433 m.), Büyük Gümansız Tepe (1.429 m.), Gölcüktaşı Tepe (1.396 m.), Çamurlu Tepe (1.214 m.), Altaş Tepe (1094 m. dir.</p>
<h3>1.3.1.  İklim</h3>
<p>Çalışma alanı zaman zaman İç Anadolu’nun karasal iklimi zaman zaman da Akdeniz’in ılıman iklimi etkisi altındadır. Ilıman iklim ile yazları kurak, kışları soğuk İç Anadolu’nun karasal ikliminin kavuştuğu bir bölgede yer almasından dolayı her iki ikliminde etkisi altında kalmaktadır.</p>
<p>Yağışlar genellikle yağmur şeklinde olmakla birlikte yüksek kesimlerde kar şeklindedir. Yağışların etkili olduğu aylar <a href="http://www.genelbilge.com/tag/ekim/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ekim">Ekim</a> ve Nisan ayları arasındadır. Yıllık yağış ortalaması 914,3 mm<sup>3</sup> ile 639,2 mm<sup>3</sup> arasında değişmektedir. Nemlilik oranı ise %66,5 ‘dır.</p>
<h3>1.3.2.  Hidrografi</h3>
<p>Çalışma alanında akarsular mevsimlere göre değişiklik göstermektedir. Çalışma alanı <a href="http://www.genelbilge.com/tag/kuru/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kuru">kuru</a> dere ve akar dere olmak üzere  bir çok akarsu ağı ile örülmüştür.</p>
<p>Çalışma alanındaki önemli dereler Kapız Dere, Çataloluk Dere, Koca Dere, Sarman Dere, Şeytan Deresi olup çalışma alanındaki kaynaklardan beslenmektedirler.</p>
<p>Çalıma alanında birçok çeşme ve pınar yer almaktadır. Yine çalışma alanı içerisinde bahçe sulamaları için yapılmış su taşıyan kanallar vardır.</p>
<h3>1.3.3.  Bitki  Örtüsü</h3>
<p>Çalışma alanında iklime bağlı olarak gelişmiş bitki örtüsü çam ve maki şeklindedir. Yörede bulunan alüvyon alanlarda ise tarımın yanı sıra meyvecilikte gelişmiştir.</p>
<h3>1.3.4.  Ekonomik Durum</h3>
<p>Çalışma alanı, tarım ve hayvancılığa dayanan bir ekonomiye sahiptir. Tarım bakımından en önemli ürünler elma, gül ve tahıldır. Hayvancılık yönünden ise sığır, soyun, keçi ve kümes hayvanları önem kazanmaktadır. Bunun yanında sanayinin gelişmemiş olduğu bu bölgede bir geçim kaynağı da halıcılıktır.</p>
<h3>1.3.5.  Yerleşim  ve  Ulaşım</h3>
<p>Çalışma alanında başlıca yerleşim yerleri; Çayköy, Ağılköy ve Yılgıncak’tır.</p>
<p>Çalışma alanında ulaşım genel olarak; Isparta – Eğirdir,  Eğirdir – Sütçüler ve Isparta – Konya karayolları ile sağlanmaktadır. Bu ana yolların dışında köyleri birbirine bağlayan stabilize yollarda mevcuttur. Bunlar; Göktaş ve Çaköy’ü Eğirdir – Konya karayoluna ve Ağılköy’ü Çayköy’üne bağlayan stabilize yollardır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h2>1.4.  Çalışmanın  Amacı</h2>
<p>Bitirme ödevi olarak sunulan bu çalışmanın amacı, Eğirdir Gölü güneydoğusunda Çayköy çevresinde yaklaşık 42 km<sup>2</sup> lik bir alanda bulunan kaya topluluklarının litolojik karakterlerinin <a href="http://www.genelbilge.com/tag/alt/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Alt">alt</a> ve üst dokanak ilişkilerinin belirlenmesi, bölgenin jeolojik ve yapısal konumlarının ortaya konmasıdır.</p>
<h2>1.5.  Önceki  Çalışmalar</h2>
<p>Çalışma alanı ve yakın dolayları çeşitli nedenlerle birçok araştırmacı tarafından incelenmiştir.</p>
<p>Brunn ve diğ., (1971): Batı Toros’ların yapısal sorunlarına açıklık getiren bölgesel yorumlar yapmışlardır. Bunlar;</p>
<ol>
<li>Otokton birimleri      allokton konumlu Mesozoyik-Tersiyer yaşlı oluşukları ve temelin      sorunlarını tartışmışlardır.</li>
<li>Batı Toros’lardaki üç      büyük nap sisteminin varlığını ortaya koymuşlardır.</li>
</ol>
<p>Dumont ve Kerey, (1975): Çalışma alanında değişik havzalarda oluşmuş kayaları kapsayan ayrı birliklerin var olduklarını tespit etmişlerdir. Aynı araştırmacılar Dulup kireçtaşının monoton biri karbonit istif özelliği sunduğunu ve yaşının Üst Jura – Alt Kretase zaman aralığı içinde olduğunu belirtmektedirler.</p>
<p>Akay ve diğ., (1979):  Yaptıkları arazi çalışmaları sonucu Isparta bölgesinde birbirinden çok farklı yapısal birimlerin yer aldığını belirten araştırmacılar bölgedeki otoktonları doğu, batı ve merkez olmak üzere üç grupta incelemişlerdir.</p>
<p>Akbulut (1980); Batı Toros’ların jeolojisi adlı incelemesinde Toros’ların Eğirdir Gölü güneyinde kalan bölümde değişik yapısal konumlu oluşukların yer aldığını belirtmiştir.</p>
<p>Koçyiğit (1981); Toros Karbonat platformu için örnek bir alan oluşturan Hoyran Neritik karbonat platformunun Liyas sırasında ve Sultan dağının güney eteğinde yaklaşık DB  doğrultulu çekim fayı özelliğinde bir kırığın (Hoyran Fayı) gelişmesiyle biçim kazandığını belirtmiştir.</p>
<p>Waldron (1982); Eğirdir güneyinde yayılım gösteren Antalya karmaşığı içinde birbirinden farklı on üç formasyon ve iki grup tanımlamıştır.</p>
<p>Robertson ve Woodcock (1983); Antalya karmaşığının GB parçasını Mesozoyik karbonat platformu, kenar kayaçları ve ofiyolitik kayaçlardan oluşan bir topluluktur ve küçük Mesozoyik okyanus basenin oluşumu ve tektonik yerleşmesinin kanıtlarını taşımaktadır.</p>
<p>Mutlutürk (1985)’e göre çalışma alanı Eğirdir Gölü güneydoğusunda Isparta dirseğine yerleşmiş litolojik özelliklerin birbirine benzer yapısal konumları ise oldukça karışık Mesozoyik – Alt Tersiyer yaşlı otokton allokton kayalardan oluşmaktadır. Aynı çalışmada bölgedeki birimler alttan üste doğru Mesozoyik karmaşık, Dulup kireçtaşı, Çayköy Formasyonu, Ağılköy Formasyonu olarak ayırtlanmıştır. Araştırmacıya göre Alt Eosen – Miyosen aralığındaki tektonik kuvvetlerle otokton karbonat platformu yırtılma faylarıyla parçalanmış ve Dulup kireçtaşı zirvesini de içine alan geniş bir mostrası paraotokton bir konum kazanmıştır.</p>
<p>Yalçınkaya (1986); Isparta dirseğinde günümüze kadar yapılan çalışmalarında Toros’ların bu kesiminde yüzeylenen kaya birimlerinin birbiri üzerinde Stratigrafik ve yapısal kesikliklere uğramış belirgin  zamanlarda bölgeye yerleşmiş allokton ünitelerin dizilmesi şeklinde yorumlanarak bölgenin yapısal ve stratigrafik sorunlarına çözüm getirmeye çalışmıştır.</p>
<h1>2.   GENEL  JEOLOJİ</h1>
<h2>2.1.  Stratigrafi</h2>
<p>Çalışma alanın  yer alan en yaşlı <a href="http://www.genelbilge.com/tag/birim/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Birim">birim</a> Üst Triyas yaşlı Ispartaçay Formasyonudur. Formasyon üzerine Jura-Alt Kretase yaşlı Dulup kireçtaşı gelir. Dulup kireçtaşını oyumlu olarak pelajik özellikteki Çayköy Formasyonu üzerler. Çayköy Formasyonunun üzerine ise olistostromal özellikteki akdoğan Formasyonu uyumsuz olarak yerleşir.</p>
<p>Çalışma alanının en genç çökelleri Kuvaterner yaşlı alüvyon ve yamaç molozudur (Şekil 2).</p>
<h2>2.1.1.  Ispartaçay Formasyonu</h2>
<p><strong>Tanım ve Dağılım</strong></p>
<p>Çalışma alanında pelajik kireçtaşı, radyolarit-çört, bitkili kumtaşı ardalanmasından oluşmuş birim Poisson (1977) tarafından Ispartaçay Formasyonu olarak adlandırılmıştır. Çalışma alanı dışında Isparta-Antalya karayolu boyunca Ispartaçay vadisinde gözlendiğinden bu adı almıştır. Bu çalışmada da aynı isim kullanılmıştır. Formasyon çalışma alanı içerisinde tüm Litoloji toplulukları Çamurlu Tepe civarında gözlenmektedir.</p>
<p>Çalıma alanı içerisinde Formasyonun tabanı gözlenmediğinden kalınlığı saptanamamıştır.</p>
<p><strong>Litoloji</strong></p>
<p>Birim çalışma alanı içerisinde pelajik kireçtaşları, radyolarit, çört ve bitkili kumtaşı şeklinde yüzeylenir.</p>
<p>Pelajik kireçtaşları sarı bej renkli <a href="http://www.genelbilge.com/tag/ince/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ince">ince</a> ve <a href="http://www.genelbilge.com/tag/orta/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Orta">orta</a> katmanlıdır. Kireçtaşları bol Holobia fosili bulundurur (Yalçınkaya ve diğ., 1986). Pelajik kireçtaşıyla birlikte radyolarit ve çört ardalanmalı bulunmaktadır. Ispartaçay formasyonunda gözlenen çatlaklar boyunca gelişmiş sparkalsit dolguları mevcuttur. Pelajik kireçtaşıyla birlikte radyolarit ve çört ardalanmaları yeşilimsi siyahımsı renklerde çok kıvrımlı ve kırıklıdır. Bitkili kumtaşları; yeşilimsi boş besimsi, <a href="http://www.genelbilge.com/tag/ince/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ince">ince</a> orta katmanlı ve çok kıvrımlıdır. Kumtaşlarının tipik özelliklerinden biri de bitki kalıntıları içermeleridir.</p>
<h5>Dokanak  İlişkisi:</h5>
<p>Çalışma alanında Ispartaçay  Formasyonunun alt dokanağı gözlenememektedir. Ispartaçay Formasyonun üst dokanağı Dulup kireçtaşı ve Çayköy Formasyonuyla tektonik bir konumda bulunur.</p>
<p><strong><a href="http://www.genelbilge.com/tag/fosil/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Fosil">Fosil</a> Kapsamı ve Yaş:</strong></p>
<p>Ispartaçay Formasyonuna ait değişik litolojilerin bulundurdukları makro ve mikro fosiller birimin yaşını kesin olarak yansıtır. Ammonitico-Rosso fasiyesindeki kireçtaşlarından Akbulut (1980), şu fosilleri derlemiştir.</p>
<p><em>Discotropites plinii</em></p>
<p><em>Hannaoceras nasturtium</em></p>
<p><em>Hannaoceras henseli</em></p>
<p><em>Megaphyllites applanatus</em></p>
<p>Ispartaçay Formasyonuna ait kireçtaşlarında bulunan bu fosil kapsamına göre birimin yaşı Üst Karniyen-Alt Noriyen’dir.</p>
<p><strong>Ortamsal Yorum:</strong></p>
<p>Formasyonda pelajik kireçtaşları ardalanması, radyolarit, çört gibi derin denizel ortamı karakterize eden çökeller bulunduğu için ortam derin denizel olarak belirlenmiştir.</p>
<h3>2.1.2. Dulup Kireçtaşı</h3>
<p><strong>Tanım ve Yayılım:</strong></p>
<p>Çalışma alanının KB’sında gözlenen bu birim orta ile kalın katmanlı ve yer yer masif kireçtaşlarından oluşur. Dulup dağında açık olarak gözlendiğinden Dumont ve Kerey, (1975), tarafından Dulup kireçtaşı olarak isimlendirilmiş ve bu çalışmada da aynı isim kullanılmıştır. Birimin kalınlığı ise 1.500 m. Olarak tespit edilmiştir (Pekuz, 1991).</p>
<p><strong>Litoloji:</strong></p>
<p>Dulup kireçtaşları beyazımsı, bej renkli orta-kalın katmanlı ve yer yer belirsiz tabakalıdır (Foto 4). Bol çatlaklı kırıklı ve çatlakları <a href="http://www.genelbilge.com/tag/kalsit/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kalsit">kalsit</a> dolguludur. Dulup kireçtaşları alttan üste doğru Pekuz, (1991)’e göre dolomitik fasiyesi ve çamurtaşı-vaketaşı fasiyesindeki karbonatlardan yapılıdır. Dolomitik fasiyesi 200 m. Kalınlığında açık grimsi renkli, masif katmanlıdır. Dolomit fasiyesi içerisinde dolomitik kireçtaşı anadüzeyleri gözlenmektedir. Dolomitik kireçtaşları mikritik kireçtaşlarının yersel olarak ikinci dolomitleşmesi sonucu meydana gelmiştir. Dulve kireçtaşlarırın mikroskoptaki görünümünde istiftaşı olduğu gözlenmiştir (Foto 5). Dolomitik kireçtaşlarının kalınlığı 80 m. dir. Çamurtaşı-vaketaşı fasiyesine ait kireçtaşları açık grimsi-sarımsı renkli çok kalın katmanlı yersel masif özellikte mikritik dokuda ve bol çatlaklıdır. Bu fasiyese ait kireçtaşlarının kalınlığı 1.300 m. Olarak tespit edilmiştir.</p>
<p><strong>Dokanak İlişkisi</strong></p>
<p>Dulup kireçtaşlarının çalışma alanındaki alt dokanağı tektonik olarak bulunur ve Ispartaçay Formasyonu ile tektonik bir dokanak oluşturur (Foto 6). Üst dokanağı ise Çayköy Formasyonu ile uyumludur.</p>
<p>J –KD  Dulup Kçt.</p>
<p>T<sub>RI</sub> Ispartaçay fm.</p>
<p>Brunn ve diğ., (19977) bu kireçtaşlarının Antalya karmaşığının allakton bölümü olarak yorumlanmıştır. Bunların ilksel olarak Dulup kireçtaşı masifinden ayrılmış olan farklı karbonat bantları olduğunu ifade etmiştir.</p>
<p><strong>Fosil Kapsamı ve Yaş:</strong></p>
<p>Dumont ve Kerey, (1975) Dulup kireçtaşlarında Üst Jura &#8211; Alt Kretase yaşlı fosiller saptamışlardır. Akbulut, (1977) tarafından ise aynı birimin yaşı Triyas – Üst Kretase olarak yorumlanmıştır. Pekuz, (1991) tarafından;</p>
<p>Dolomitik fasiyeste</p>
<p><em>Textularia sp.</em></p>
<p><em> Pfenderina sp.</em></p>
<p><em> Diatyocons sp</em>.</p>
<p>Çamurtaşı vaketaşı fasiyesinde</p>
<p><em>Textularia sp.</em></p>
<p><em> Protopeneroplis striata</em></p>
<p><em> Thaumatoporella parvovesiculifera</em></p>
<p>fosilleri tespit etmiştir.</p>
<p>Tayin edilen fosillere göre birimin yaşı orta – Üst Jura (Dogger– Malm) olarak belirlenmiştir.</p>
<p><strong>Ortamsal Yorum:</strong></p>
<p>Pekuz, (1991)’e göre birimin alt kesimini oluşturan dolomit fasiyesine ait karbonat kayaların ikincil kökenli ve kıyıya yakın platform düzlüğünde çökelmiş oldukları belirtilir. Çamurtaşı – Vaketaşı fasiyesine ait kireçtaşlarının ise açık şelf ortamında çökelmiş olabilecekleri belirtir.</p>
<h3>2.1.3. Çayköy Formasyonu</h3>
<p><strong>Tanım ve Yayılım:</strong></p>
<p>Yarı pelajik – pelajik kireçtaşlarıyla başlayıp üste doğru radyolarit ve çörtlerle devam eden formasyon adını çalışma alanının içerisinde yer alan Çayköy’den alır.</p>
<p>Waldron, (1982), bu yörede birime ait bileşenleri Dulup kireçtaşı birimi içerisinde değerlendirilmiştir. Çayköy’ün GD’sunda ve KB’sındaki Sarman derede tipik olarak gözlenmektedir. Birimin kalınlığı 350 m. kadardır.</p>
<p><strong>Litoloji:</strong></p>
<p>Birimde ince tabakalı kireçtaşları, çört ve radyolaritle mevcuttur. Kireçtaşları sarı, bej, krem renkli ince tabakalı ve yer yer çörtlü pelajiktir. (Foto 7). Çayköy Formasyonunda gözlenen kireçtaşlarının mikroskoptaki görünümünde istiftaşının varlığı gözlenmiştir(Foto 8). Radyolaritler kırmızı kahverengi, çok kıvrımlı ve kırıklıdır. Formasyon altta kireçtaşlarıyla başlar, üste doğru radyolaritlerle devam eder ve kireçtaşı ile radyolaritler arasında çok ince seviyeler halinde çamurtaşlarına rastlanmaktadır.</p>
<h2>Dokanak İlişkisi</h2>
<p>Çalışma alanı içerisinde Çayköy Formasyonunun altdokanağı Dulup kireçtaşları ile uyumludur (Foto9). Akdoğan Formasyonu ise uyumsuz olarak bulunur.</p>
<p><strong>Fosil Kapsamı ve Yaş:</strong></p>
<p>Formasyon içerisinde bulunan yer yer çörtlü yarı pelajik – pelajik kireçtaşları <em>radiolaria</em> fosili içermektedir. Önceki araştırmacılar tarafından birimin yaşı içerisindeki <em>globotruncana </em>türlerine göre üst Kretase olarak belirlenmiştir (Aydeniz, 1984).</p>
<p><em>Globotruncana contusa</em></p>
<p><em>Globotruncana gansseri</em></p>
<p><em>Globotruncana arca</em></p>
<p><em>Globotruncana conica</em></p>
<p><em>Globotruncana sutuarti</em></p>
<p><strong>Ortamsal Yorum:</strong></p>
<p>Birim içindeki pelajik kireçtaşlarında gözlenen <em>Globotruncana</em> türleri ve çörtlü seviyelerdeki <em>radiolaria</em> fosilleri birimin derin denizel (pelajik) ortamda çökeldiğini göstergesi olarak düşünülebilir.</p>
<h3>2.1.4. Akdoğan Formasyonu</h3>
<p><strong>Tanım ve Yayılım:</strong></p>
<p>Akdoğan Formasyonu içerisinde değişik boyutta ve yaşta kaya blokları bulunduran kumtaşı, marn, çamurtaşı yer yer killi kireçtaşı merceklerinden oluşmuştur. Bölgedeki <a href="http://www.genelbilge.com/tag/ilk/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ilk">ilk</a> ofiyolit malzemesinin gözlendiği (blok ve tane olarak) olistostromal karakterli bu birimin en iyi yüzeylendiği yer akdoğan köyü olduğundan akdoğan Formasyonu olarak adlandırılmış (Bozcu, 1985) ve bu çalışmada da aynı isim benimsenmiştir. Çalışma alanının güneybatısındaki Eğirdir-Sütçüler yol yarmasında tipik olarak gözlenmektedir.</p>
<p><strong>Litoloji:</strong></p>
<p>Formasyonun gözlenebildiği yerlerde ince tabakalı killi kireçtaşları ve kumtaşları bulunmaktadır. Birim ince-orta tabakalı beyaz-pembe marn; kahverengi boz kumtaşı; krem-kahve çamurtaşı, pembe-beyaz killi kireçtaşı, dentritik kireçtaşı ardalanmasından oluşmuştur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İçerisinde cm.den km . boyutuna varan Triyas, Jura, Kretase yaşlı değişik kaya bloklarını bulunduran kayalık bir topluluk halindedir.</p>
<p><strong>Dokanak İlişkisi:</strong></p>
<p>Akdoğan Formasyonunu alt dokanağı Çayköy Formasyonu ile uyumsuz bir dokanak oluşturur. Üst sınırı ise çalışma alanında gözlenememekle birlikte çalışma alanı içerisinde Kuvaterner yaşlı alüvyon tarafından uyumsuz olarak örtülür.</p>
<p>Fosil Kapsamı ve yaş.</p>
<p>Akdoğan Formasyonunu dentritik kireçtaşı seviyeleri Nummulitli olup gerek bu seviyelerden gerekse killi kireçtaşlarından derlenen örneklerin fosil kapsamı şöyledir:</p>
<p><em>Nummullites sp.</em></p>
<p><em>Globorotalia aeuga</em></p>
<p><em>Glabigerina</em></p>
<p><em>Globorotaila psumonardi.</em></p>
<p>Bu fosil kapsamına göre formasyonun yaşı Paleosen – Alt Eosen olarak saptanmıştır (Bozcu, 1985).</p>
<p><strong>Ortamsal Yorum:</strong></p>
<p>Birimin matriksini oluşturan litoloji topluluğu genellikle sığı bir ortamı yansıtır. Birimin içinde yer alan irili ufaklı ve daha yaşlı düzensiz blokların yeralması ortamın yüksek enerjili ve sığ olduğunun göstergesi olarak düşünülebilir.</p>
<h3>2.1.5. Alüvyon ve Yamaç Molozu</h3>
<p>Çalışma alanında sınırlı bir kesimde bulunan alüvyon malzemesi tutturulmamış kil, kum ve çeşitli boyuttaki çakılları içermektedir. Alüvyonu meydana getiren malzemeler kötü boylanmalı köşeli çakıllar yanında kil ve kum boyutundaki taneleri de bulundurmaktadır. Alüvyon altta bulunan tüm birimleri uyumsuz olarak üstlemektedir.</p>
<p>Yamaç molozu çalışma alanında Kapız Dere’nin sağ ve sol yamacındadır. Genellikle çakıl ve blok boyutunda gevşek tutturulmuş malzeme olarak gözlenir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h1>3.  YAPISAL   JEOLOJİ</h1>
<p>Çalışma alanındaki litoloji grupları genel olarak devamlı ve düzenli bir istif niteliğinde olup, bazı kesimlerde uyumsuzluk ve faylarla kesiklik göstermektedir.</p>
<p>Çalışma alanının egemen tektonik hareketine bağlı olarak gelişen yapısal unsurlar arasında  kıvrımlar, uyumsuzluklar ve faylar sayılabilir.</p>
<h2>3.1.  Katmanlama</h2>
<p>Çalışma  alanında genellikle tortul birimler gözlenir. Bunlar genelde tabaka özelliğine sahiptir. Ispartaçay Formasyonundaki pelajik kireçtaşları ince-orta katmanlı olup radyolarit ve çörtler kendi içinde küçük kıvrımcıklar sunacak şekilde doğrultu ve eğimleri kısa mesafelerde değişmektedir.</p>
<p>Dulup Kireçtaşları orta-kalın katmanlı, yer yer masiftir.  Tabakaların doğrultuları genel olarak K30-35 B / 30 GB’dir.</p>
<p>Çayköy Formasyonunda çört ve radyolaritler ince katmanlı, pelajik kireçtaşları ince-orta katmanlı olup, genel olarak K35-40 B / 28 GB’dir.</p>
<p>Akdoğan Formasyonunda bulunan birimlere çalışma alanı içerisinde ölçüm yapılacak şekilde tabakalanma gözlenmez.</p>
<h2>3.2. Kıvrımlar</h2>
<p>Çalışma alanında haritalanabilecek boyutta büyük kıvrımlara rastlanmamaktadır. Ispartaçay Formasyonu oluşturan Triyas çökelleri, özellikle radyolarit ve çörtler, küçük boyutta birçok kıvrım ve kırıklara sahiptir (Foto. 10). Bu kıvrımların gidişi oldukça küçük mesafede değişiklik gösterir.</p>
<p>Jura-Kretase kireçtaşları da oldukça fazla kırık ve çatlaklar gözlenmektedir. Çayköy Formasyonunu oluşturan radyolaritler kendi içerisinde kıvrımlı bir yapıya sahiptir.</p>
<h2>3.3. Uyumsuzluklar</h2>
<p>İnceleme alanında ayırdlanan kaya stratigrafi birimleri arasında Üst Kretase yaşlı Çayköy Formasyonu ile Üst Paleosen – Alt Eosen yaşlı akdoğan Formasyonu arasında bir uyumsuzluk gözlenmektedir. Hem zaman eksikliği hem de ortam koşullarının farklılaşması bu uyumsuzluğun tanınmasında etkendir.</p>
<h2>3.4. Faylar</h2>
<p>Çalışma alanındaki yapısal unsurlardan özellikle faylanmanın yoğun gelişmiş olması bölgenin etkin bir tektonizma geçirmiş olduğunu göstermektedir.</p>
<h3>3.4.1. Normal Faylar:</h3>
<p>Yılanlı Fayı, inceleme alanı dışında bulunan Yılanlı köyünden geçtiği için adını buradan almıştır. Kapız Dere’nin üst kesiminden başlayıp Yılanlı köyüne kadar uzanan bu fay KB-GD gidişlidir. Kazancıtepe KD.sunda Triyas çökelleriyle Jura-Kretase kireçtaşlarının dokanağını oluşturur.</p>
<h3>3.4.2. Doğrultu Atımlı Faylar</h3>
<p>Kazancı Tepe’de yer alan Jura-Kretase kireçtaşlarında saptanan doğrultu atımlı fay’da düşey atımda gözlenmiş olmakla beraber doğrultu atımın daha belirgin olması nedeniyle bu şekilde isimlendirilmiştir.</p>
<p>Çalışma alanı içerisinde belirlenen, Miyosen sonrası hakim genç tektonizmanın etkisiyle geliştiği düşünülür.</p>
<h1>4.  SONUÇLAR</h1>
<p>Yapılan çalışmalar sonucunda şu sonuçlar ortaya çıkmıştır:</p>
<ol>
<li>Çalışma alanındaki litoloji toplulukları ayırtlanarak 1/25.000 ölçekli jeoloji haritası hazırlanmıştır.</li>
<li>Bölgede yüzeylenme gösteren ve daha önceki çalışmalar tarafından isimlendirilen birimlerin litolojik, stratigrafik ve tektonik özellikleri açıklanmaya çalışılmıştır.</li>
<li>Bölgenin genelleştirilmiş stratigrafik sütun kesiti hazırlanmıştır.</li>
<li>Birimlerin birbiriyle ilişkisini gösteren jeoloji enine kesitleri çizilmiştir.</li>
<li>Bölgenin tektonik yapısı kısaca açıklanmaya çalışılmıştır.</li>
</ol>
<h1>6.  YARARLANILAN  KAYNAKLAR</h1>
<p>AKAY, E. – DUMONT, J.F. – SÜREL, E. – UYSAL, Ş., 1979. “Batı Toros Platformları”, M.T.A. Enst. Temel Araştırma Dairesi, Proje Yılı No: VI/04.000.00.03, 1978.</p>
<p>AKBULUT, A., 1980. “Eğirdir Gölü Güneyinde Çandır Yöresindeki Batı Torosların Jeolojisi”, T.J.K. Bülteni, Cilt: 23, Sayı: B-1, s. 1-10.</p>
<p>BOZCU, M., 1985. “Sipahiler (Isparta İli) ve Dolayının Jeolojisi”, Yüksek Lisans Tezi (Yayınlanmamış), İ.Ü. Fen Bilimleri Enst., İstanbul, 57 s.</p>
<p>BRUNN, J.H., Argyriadis.</p>
<p>BRUNN, J.H. – DUMONT, J.F. – DE GRACİANSKY, P.C.H. – GUTNİC, M. – JUTEAU, Th. – MARCOUX, J. – MONOD, O ve POİSSON, A., 1971. “Outline of The Geology Of The Western Tourids, In Geology And History Of Turkey” (Edit, Angus S. Campbell). Petroleum. Exploration. Society Of The Libya, Tripoli, 225-255.</p>
<p>DUMONT, J.F. ve KEREY, E., 1975. “Eğirdir Gölü Güneyinin (Isparta İli) Temel Jeolojik Etüdü”, T.J.K. Bülteni, Cilt: 18, Sayı: 2, s. 1-10.</p>
<p>KOÇYİĞİT, A., 1981. “Isparta Büklümünde (Batı Toroslar) Toros Karbonat Platformunun Evrimi”, T.J.K. Bülteni, Cilt: 24, Sayı: 2, s. 15-23.</p>
<p>MUTLUTÜRK, M., 1985. “Sipahiler (Isparta) ve Dolayının Jeolojisi”, Yüksek Lisans Tezi (Yayınlanmamış), İ.Ü. Fen Bil. Enst., İstanbul.</p>
<p>PEKUZ, Ü., 1991.</p>
<p>POİSSON, A., (1997), Ispartaçay Formasyonu.</p>
<p>ROBERTSON, A.F.H. ve WOODCOCK, N.H., 1981. “Bilelyeri Group, Antalya Complex: Deposition On a Mesozoik Passive Cantinental Margin”, South-West, Turkey: Sedimantolopi, 28, 381-399.</p>
<p>YALÇINKAYA, S. – ERGİN, A. – AFŞAR, Ö.P. – TAMER, K. – DALKILIÇ, H. – ÖZGÖNÜL, E., 1986. “Batı Torosların Jeolojisi Raporu”, M.T.A. Raporu, No: 78-98 (Yayınlanmamış), Ankara.</p>
<p>WALDRON, J.W.F., 1982, “Antalya Karmaşığı Kuzeydoğu Uzanımının Isparta Bölgesindeki Stratigrafisi ve Sedimanter Evrimi”, M.T.A. Dergisi, Sayı: 97-98, Ankara, s. 2-20.</p>

<p class="sayac_bilgi">162 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/caykoy-egirdir-%e2%80%93-isparta-ve-cevresinin-jeolojisi.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çatalan Barajı Mühendislik Jeolojisi İncelemesi</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/catalan-baraji-muhendislik-jeolojisi-incelemesi.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/catalan-baraji-muhendislik-jeolojisi-incelemesi.html/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 Apr 2011 09:50:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[jeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[bu]]></category>
		<category><![CDATA[Ek 1]]></category>
		<category><![CDATA[Enerji]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Harita]]></category>
		<category><![CDATA[Koruma]]></category>
		<category><![CDATA[Memba]]></category>
		<category><![CDATA[Nde]]></category>
		<category><![CDATA[Nehir]]></category>
		<category><![CDATA[Seyhan Nehri]]></category>
		<category><![CDATA[SüLeyman Demirel]]></category>
		<category><![CDATA[Taban]]></category>
		<category><![CDATA[Teras]]></category>
		<category><![CDATA[Vadi]]></category>
		<category><![CDATA[Yeri]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category></category>
	<category></category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=18699</guid>
		<description><![CDATA[1.1.  Çalışma  Amacı Bu çalışma Aşağı Seyhan projesi uyarınca Seyhan Nehri üzerinde yapılmış olan Çatalan Barajı ve Hidroelektrik Santrali inşaatının mühendislik jeoloji durumunu ve uygulanan jeoteknik hizmetleri belirtmek amacı ile Süleyman Demirel Üniversitesi mühendislik – Mimarlık Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü’nde bitirme tezi olarak hazırlanmıştır. Aşağı Seyhan projesi kapsamına giren Çatalan Barajı ve HES, Taşkın koruma, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2>1.1.  Çalışma  Amacı</h2>
<p>Bu çalışma Aşağı Seyhan projesi uyarınca Seyhan Nehri üzerinde yapılmış olan Çatalan Barajı ve Hidroelektrik Santrali inşaatının mühendislik jeoloji durumunu ve uygulanan jeoteknik hizmetleri belirtmek amacı ile Süleyman Demirel Üniversitesi mühendislik – Mimarlık Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü’nde bitirme tezi olarak hazırlanmıştır.</p>
<p>Aşağı Seyhan projesi kapsamına giren Çatalan Barajı ve HES, Taşkın koruma, sulama ve <a href="http://www.genelbilge.com/tag/enerji/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Enerji">enerji</a> amaçlıdır. Mevcut Seyhan Barajının taşkın kontrolü bakımından yetersiz kalması nedeni ile <a href="http://www.genelbilge.com/tag/adana/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Adana">Adana</a> şehri ve Seyhan ovasında önemli ölçüde taşkın zararları söz konusudur.<span id="more-18699"></span></p>
<h2>1.2.  Çalışma  Alanının  <a href="http://www.genelbilge.com/tag/yeri/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Yeri">Yeri</a>  ve  Ulaşımı</h2>
<p>Çatalan Barajı ve Hidroelektrik Santrali, Adana İli, Karaisalı İlçesi, Çatalan Bucağının yaklaşık 10 km. güneyinde yer almaktadır (Şekil 1).</p>
<h2>1.3.  Çalışma  Yöntemi</h2>
<p>Baraj yeri ve çevresinin 1/25.000 ölçekli jeoloji haritası hazırlanmıştır.</p>
<p><a href="http://www.genelbilge.com/tag/harita/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Harita">Harita</a> alımında daha önceden yapılan çalışmalarda altimetre ve jeolog pusulası kullanılmıştır.</p>
<h2>1.4.  Coğrafya</h2>
<p>İnceleme alanı, Güney Anadolu’nun Doğu Akdeniz bölümünün Orta Seyhan havzasında yer alır.</p>
<p>Seyhan nehri vadisi; memba kısmında dar, Aşağı Çatalan’da daha yayvan şekilde ve K-G uzanımlıdır. <a href="http://www.genelbilge.com/tag/vadi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Vadi">Vadi</a> taban yüksekliği 60-160 m. arasında değişir.</p>
<h1>2.   GENEL  JEOLOJİ</h1>
<h2>2.1.  STRATİGRAFİ</h2>
<p>İnceleme alanı ve civarında genç çökeller gözlenir. Miyosen yaşlı kiltaşı-kumtaşı ve nehir vadisi boyunca izlenen kuvaterner yaşlı Teras konglomeraları ve alüvyondan oluşur (Şekil 2), (Ek 1.).</p>
<h3>2.1.1.  Çökel  Kayaçları</h3>
<h4>2.1.1.1.  Kiltaşı-Kumtaşı Ardalanması (Tm)</h4>
<p>İnceleme alanında genel olarak kiltaşı-kumtaşı ardalanması şeklinde izlenen çökel birimler, birbirleriyle yanal ve düşey yönde dereceli geçişlidir. Üç üyeye ayırtlanarak haritalanmıştır (Şekil 2), (EK 1.)</p>
<p>En altta kiltaşı arakatmanlı kumtaşı, üzerinde uyumlu olarak kumtaşı arakatmanlı kiltaşı ve en üstte – kiltaşı kumtaşı ardalanması şeklinde gözlenir.</p>
<p>Kiltaşı Arakatmanlı kumtaşı (Tmk); Kiltaşı arakatmanlı kumtaşı gözlenir. Kiltaşı; kurşuni renkli sıkı tutturulmuş, sert, genellikle ince taneli yer yer iri taneli ve orta-kalın katmanlıdır. İstifte egemen birim kumtaşıdır. Ardalanma sık aralıklarla tekrarlanmaktadır.</p>
<p>Kumtaşı Arakatmanlı Kiltaşı (Tmki); Kumtaşı arakatmanlı kiltaşı birimi gözlenir. Kumtaşı; ince iri taneli, sıkı tutturulmuş, laminalı-orta katmanlıdır. Kiltaşı; kurşuni renkli, kırılgan ve kolay ayrışabilen özelliktedir. Yersel kıvrımlar sunar. Egemen litoloji kiltaşıdır. Baraj yerinin yakın kuzeyinden Boztahta köyüne kadar uzanır.</p>
<p>Kiltaşı-Kumtaşı ardalanması (Tmkk); Kiltaşı-kumtaşı ardalanması yeralır. Kiltaşı; kahverenkli, siltli, yumuşak, yer yer silttaşı arabantlıdır. Katmanlanma belirsizdir. Kumtaşı; kurşuni ve sarı renkli, kuvars ve kireçtaşı taneli, yer yer çakıltaşı ara düzeyli olup gevşek bağlayıcılı, CaCO<sub>3</sub> çimentolu, orta-kalın katmanlıdır.</p>
<h4>2.1.1.2.  Teras  Konglomerası (Tk)</h4>
<p>Seyhan nehri ve Eğlence çayı vadileri boyunca yakın tepelerde gözlenen <a href="http://www.genelbilge.com/tag/kum/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kum">kum</a> mercekli, <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bazen/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Bazen">bazen</a> zayıf veya sıkı tutturulmuş, CaCO<sub>3</sub> çimentolu kum ve çakıllıdır. Konglomeralarda taneler birkaç desimetre çapına kadar büyüklükte olup kireçtaşı, gabro, serpantinit, kuvarsit ve radyolorit içerirler. Akarsu oluşuğudur. Katmanlanma belirsizdir. Kalınlığı en fazla 20 metredir.</p>
<h4>2.1.1.3.  Alüvyon (Qal)</h4>
<p>Seyhan nehri ve bazı akar derelerin vadi tabanları boyunca gözlenir. Killi, siltli, kumlu, çakıllı ve blokludur. Kumtaşı, serpantinit ve kireçtaşı içerirler.</p>
<h2>2.2.  YAPISAL  JEOLOJİ</h2>
<p>İnceleme alanında önemli  bir yapısal faz olmamakla beraber birimlerin miyosen sonrasında kuvvetli bir itilme geçirdiği söylenebilir. Kuzeyden ve dipten gelen itilme sonucu tabakalar bugünkü konumunu almıştır.</p>
<h3>2.2.1.   Tabakalanma</h3>
<p>Baraj alanı ve yakınında, sağ ve sol sahilde alınmış tabaka, doğrultu ve eğim ölçümlerinde uyumluluk görülmüştür. Doğrultuları K70D ile K800 arasında olup eğimleri 10-15<sup>0</sup> GD’dur. Kiltaşlarında katmanlanma belirgin olmadığından doğrultu ve eğim ölçümleri yapılamamıştır. Kumtaşı ise Çapraz katmanlanmalı ve kalın katmanlı olduğu görülmüştür. Kiltaşı ve kumtaşı içerisinde ara düzeyleri oluşturan veya kumtaşından kiltaşına geçişlerde görülen ve kalınlığı fazla olmayan silttaşları; laminalanmalı – ince katmanlı olduğu gözlenmiştir. Kiltaşı ve kumtaşı birimlerinde ayrıca mercek ve kamalanmalarda izlenmiştir.</p>
<h3>2.2.2.  Kıvrımlanma</h3>
<p>İnceleme alanında belirgin bir kıvrımlanma izlenmemiştir.</p>
<h3>2.2.3.  Eklemlenme</h3>
<p>Birimlerde eklem sistemleri gelişmemiş olmakla beraber kumtaşında çatlaklar gözlenmiştir.</p>
<h3>2.2.4.  Faylanma</h3>
<p>İncelenme alanı içerisinde <a href="http://www.genelbilge.com/tag/ana/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ana">ana</a> yapıyı etkileyecek herhangi bir fay gözlenmemiştir.</p>
<h3>2.2.5.  Diskandans &#8211; Konkordas</h3>
<p>Miyosen yaşlı birimler kendi aralarında uyumlu olarak çökelmişlerdir. Teras konglomeraları ise miyosen yaşlı istif üzerine uyumsuz olarak gelir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h1>3.  MÜHENDİSLİK  JEOLOJİSİ</h1>
<p>Çatalan Baraji ve HES Adana İli, Karaisalı İlçesi, Çatalan Bucağının 10 km. güneyinde, Seyhan nehri üzerinde  taşkın koruma, sulama ve enerji amaçlıdır.</p>
<p>Barajın tipi zonlu toprak dolgudur. Barajda kullanılan kil gereç ocağı rezervuar alanı içerisinde olup rezerv bakımından yeterli miktarda bulunmaktadır. Geçirimli-yarı geçirimli ve filtre gereci baraj mansabında yeterli miktarda bulunduğu yapılan çalışmalar sonucu tespit edilmiştir.</p>
<p>Baraj yerinin <a href="http://www.genelbilge.com/tag/temel/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Temel">temel</a> sorunlarını araştırmak amacıyla sağ sahilde 22 adet, sol sahilde 12 adet ve talvegda 3 adet olmak üzere toplam 37 adet sondaj kuyusu açılmıştır. Santral ve tünel sondaj kuyularında permeobilite, basınçlı su ve <a href="http://www.genelbilge.com/tag/penetrasyon/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Penetrasyon">penetrasyon</a> deneyleri yapılmıştır (Şekil 3. – Şekil 4.).</p>
<h2>3.1.  BARAJIN  KARAKTERİSTİKLERİ</h2>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="180" valign="top">Barajın Tipi</td>
<td width="240" valign="top">Zonlu Toprak Dolgu</td>
</tr>
<tr>
<td width="180" valign="top">Barajın Amacı</td>
<td width="240" valign="top">Enerji + Sulama + Taşkın Koruma</td>
</tr>
<tr>
<td width="180" valign="top">Talvegden Yüksekliği</td>
<td width="240" valign="top">70.00 m.</td>
</tr>
<tr>
<td width="180" valign="top">Temelden Yüksekliği</td>
<td width="240" valign="top">82.00 m.</td>
</tr>
<tr>
<td width="180" valign="top">Talveg Kotu</td>
<td width="240" valign="top">60.00 m.</td>
</tr>
<tr>
<td width="180" valign="top">Temel Kotu</td>
<td width="240" valign="top">48.00 m.</td>
</tr>
<tr>
<td width="180" valign="top">Kret Kotu</td>
<td width="240" valign="top">130.00 m.</td>
</tr>
<tr>
<td width="180" valign="top">Max. Su Kotu</td>
<td width="240" valign="top">126.44 m.</td>
</tr>
<tr>
<td width="180" valign="top">Min. Su Kotu</td>
<td width="240" valign="top">97.50 m.</td>
</tr>
<tr>
<td width="180" valign="top">Normal Su Kotu</td>
<td width="240" valign="top">118.60 m.</td>
</tr>
<tr>
<td width="180" valign="top">Aktif Hacmi</td>
<td width="240" valign="top">1079 x 10<sup>6</sup> m<sup>3</sup></td>
</tr>
<tr>
<td width="180" valign="top">Taşkın Hacmi</td>
<td width="240" valign="top">471 x 10<sup>6</sup> m<sup>3</sup></td>
</tr>
<tr>
<td width="180" valign="top">Dolgu Hacmi</td>
<td width="240" valign="top">16 x 10<sup>6</sup> m<sup>3</sup></td>
</tr>
<tr>
<td width="180" valign="top">Drenaj Alanı</td>
<td width="240" valign="top">15410 km<sup>2</sup></td>
</tr>
<tr>
<td width="180" valign="top">Yıllık Akım Ortalaması</td>
<td width="240" valign="top">5,12 x 10<sup>9</sup> m<sup>3</sup></td>
</tr>
<tr>
<td width="180" valign="top">Max. Göl Alanı</td>
<td width="240" valign="top">84.50 km<sup>2</sup></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>Derivasyon  Tünelleri</strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="192" valign="top">Yeri</td>
<td width="228" valign="top">Sol Sahil</td>
</tr>
<tr>
<td width="192" valign="top">Tünel Tipi</td>
<td width="228" valign="top">Daire Kesitli Betonarme</td>
</tr>
<tr>
<td width="192" valign="top">Tünel Çapı</td>
<td width="228" valign="top">8,50 m.</td>
</tr>
<tr>
<td width="192" valign="top">Tünel Sayısı</td>
<td width="228" valign="top">2 adet</td>
</tr>
<tr>
<td width="192" valign="top">I. No.<a href="http://www.genelbilge.com/tag/lu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Lu">lu</a> Tünel Boyu</td>
<td width="228" valign="top">709 m.</td>
</tr>
<tr>
<td width="192" valign="top">II. No.lu Tünel Boyu</td>
<td width="228" valign="top">783 m.</td>
</tr>
<tr>
<td width="192" valign="top">Memba Batadosu kret kotu</td>
<td width="228" valign="top">96 m.</td>
</tr>
<tr>
<td width="192" valign="top">Mansap Batadosu kret kotu</td>
<td width="228" valign="top">75 m.</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>Dolu Savalak ve Düşü Havuzu</strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="192" valign="top">Yeri</td>
<td width="228" valign="top">Sağ Sahil</td>
</tr>
<tr>
<td width="192" valign="top">Tipi</td>
<td width="228" valign="top">Karşıdan Alışlı Radyal Kapak</td>
</tr>
<tr>
<td width="192" valign="top">Kapak Sayısı</td>
<td width="228" valign="top">6 Adet</td>
</tr>
<tr>
<td width="192" valign="top">Kapak Boyutları</td>
<td width="228" valign="top">15.70 x 11.00 m.</td>
</tr>
<tr>
<td width="192" valign="top">Yaklaşım Kanalı Kotu</td>
<td width="228" valign="top">105 m.</td>
</tr>
<tr>
<td width="192" valign="top">Eşik Kotu</td>
<td width="228" valign="top">110 m.</td>
</tr>
<tr>
<td width="192" valign="top">Eşik Uzunluğu</td>
<td width="228" valign="top">6 x 11.66 m.</td>
</tr>
<tr>
<td width="192" valign="top">Maksimum Çıkış Depisi</td>
<td width="228" valign="top">6500 m<sup>3</sup>/sn.</td>
</tr>
<tr>
<td width="192" valign="top">Süt Genişliği</td>
<td width="228" valign="top">81 m   i: 0,03 – 0,17</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>Dipsavak  Tesisleri</strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="192" valign="top">Yeri</td>
<td width="228" valign="top">Sol Sahil</td>
</tr>
<tr>
<td width="192" valign="top">Tipi</td>
<td width="228" valign="top">Tünel İçine Deşaj</td>
</tr>
<tr>
<td width="192" valign="top">Tehlike  Vanası ve Boyu</td>
<td width="228" valign="top">Sürgülü Vana, 2.50 x 4.36 m.</td>
</tr>
<tr>
<td width="192" valign="top">Ayar Vanası ve Boyu</td>
<td width="228" valign="top">Radyal Kapak 2.50 x 3.25 m.</td>
</tr>
<tr>
<td width="192" valign="top">Kapasitesi</td>
<td width="228" valign="top">175 m<sup>3</sup>/sn. (T<sub>2</sub> Tüneline göre)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>Enerji  Santrali</strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="192" valign="top">Yeri</td>
<td width="228" valign="top">Sağ Sahil</td>
</tr>
<tr>
<td width="192" valign="top">Türbin Cinsi</td>
<td width="228" valign="top">Düşey Eksenli Francis</td>
</tr>
<tr>
<td width="192" valign="top">Ünite Sayısı</td>
<td width="228" valign="top">3 adet</td>
</tr>
<tr>
<td width="192" valign="top">Ünite Gücü</td>
<td width="228" valign="top">3 x 52 MW.</td>
</tr>
<tr>
<td width="192" valign="top">Ünite Debisi</td>
<td width="228" valign="top">101.70 m<sup>3</sup>/sn.</td>
</tr>
<tr>
<td width="192" valign="top">Yıllık Enerji</td>
<td width="228" valign="top">510 x 10<sup>6</sup> KWh.</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>&nbsp;</p>
<h2>3.2.  BARAJ YERİ MÜHENDİSLİK JEOLOJİSİ  İNCELEMESİ</h2>
<h3>3.2.1.  Baraj  Yeri  Geçirimliliği</h3>
<p>Baraj yerinde temeli oluşturan kiltaşı-kumtaşı ardalanmalı istifle genel olarak kiltaşı geçirimsiz, kumtaşı ise yarı geçirimli-geçirimlidir.</p>
<p>Kiltaşında izlenen silttaşı ve kumtaşı arabantlarında su kaçakları önemli sayılmamaktadır. Ancak geçirimlilik yönünden önemli olmayan su kaçaklar, stabilite açısından önemli sayılmaktadır.</p>
<h3>3.2.2.  Baraj Yerinin  Duraylılığı</h3>
<p>Birimin yaygın olduğu baraj yeri sağ ve sol sahilde heyelanlar gelişmiştir. Bu heyelanların oluş nedenlerini şöyle sıralayabiliriz:</p>
<ol>
<li>Vadide yamaç eğimlerinin fazla olması.</li>
<li>Kumtaşının yer altı suyu taşıması ile kiltaşı-kumtaşı dokanağının suya doygun hale gelmesi.</li>
<li>Nehir ve dere suları ile birimlerin tabanlarının oyulması.</li>
<li>Katman eğimlerinin dereye doğru olduğu yerlerde toprak akmasının fazlalaşması ve doğa dengesinin bozulması.</li>
<li>Katman eğiminin yamaç eğimine paralel olması.</li>
</ol>
<ol>
<li>Teras konglomeralarının      üst katlarda şapka <a href="http://www.genelbilge.com/tag/gibi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Gibi">gibi</a> bulunması ve yeraltı suyu yönünden kiltaşı-kumtaşı      istifini devamlı olarak beslemesi.</li>
</ol>
<p>Heyelanlar formasyonun heterojenliğini ve yukarıda açıklanan nedenlerle çeşitli tiplerde gelişmiştir. Ayrıca her iki sahilde gövdenin akış aşağı ve yukarısında dairesel heyelanlar izlenmiştir.</p>
<h2>3.3.  GÖL  ALANI  MÜHENDİSLİK  JEOLOJİSİ  İNCELEMESİ</h2>
<h3>3.3.1.  Göl  Alanı  Geçirimliliği</h3>
<p>Göl alanında görülen birimlerin geçirimsiz olması, ayrıca derin yan vadilerin bulunmaması, geçirimlikle ilgili bir sorun yaratmamaktadır.</p>
<h3>3.3.2.  Göl  Alanının  Duraylılığı</h3>
<p>Göl alanında oluşmuş heyelanlar gözlenmiştir. Ayrıca göl alanında su toplanmasından sonra yeni oluşacak heyelanlar ölü hacmi önemsenecek kadar etkilemeyeceği kabul edilmiştir.</p>
<h2>3.4. DİĞER MÜHENDİSLİK YAPILARI, MÜHENDİSLİK JEOLOJİSİ İNCELEMESİ</h2>
<h3>3.4.1.  Baraj  Gövdesi  ve  Batardolar</h3>
<p>Çatalan Barajı ana gövdesi geçirimsiz kil çekirdek, geçirimli-yarıgeçirimli dolgu filtreler ve riprop zonlarından meydana gelmektedir.</p>
<p>Baraj gövdesinin ortasındaki geçirimsiz kil çekirdek kiltaşı ve kumtaşından meydana gelen ana kayaya bağlanmıştır. Kil çekirdeğin iki tarafında filtreler düzenlenmiş olup dışta geçirimli-yarı geçirimli alüvyon malzemesinden oluşmuş zon bulunmaktadır. En dışta koruyucu örtü olarak riprap yer almaktadır.</p>
<p>En dışta koruyucu örtü olarak riprap yer almaktadır.</p>
<p>Batardolar kiltaşı-kumtaşı ardalanmalı istif ile kalınlığı 20 metreyi bulabilen alüvyon birimi üzerine oturmaktadır.</p>
<h3>3.4.2.  Derivasyon  Tünelleri</h3>
<p>Sol sahilde kiltaşı-kumtaşı birimlerinde açılmıştır. Birimlerin kalınlığı sağ sahile göre daha az olduğundan ardalanma daha sık olmaktadır. Kiltaşı tünel açımı için uygun bir birim değildir. Katman eğimlerinin tünel ekseni boyunca olması nedeniyle kiltaşı-kumtaşı birimlerinin sık sık değişmesi gözlenmiştir.</p>
<p>Tünellerin her biri net 8,50 m. iç çaplı olup beton kaplamalıdır. I. no.lu tünel 729 metre ve II. no.lu tünel 788 metre uzunluktadır. Tünel kazılarına başlandıktan sonra meydana gelen kaymalar sonuc T<sub>1 </sub> tüneli ilk planlanan yerden 20 metre, T<sub>2</sub> tüneli ise 5 metre içeriden kazılmıştır.</p>
<p>Böylece T<sub>1</sub> tüneli 709 metre, T<sub>2</sub> tüneli ise 783 metre net uzunlukta açılmıştır.</p>
<p>Sonradan yapılan proje değişikliği sonucu santralin sağ sahile alınması sonucu, enerji tüneli amacı ile açılmış olan T<sub>1</sub> tüneli de T<sub>2</sub> tüneli ile birlikte daha sonra dipsavak olarak kullanılıyor.</p>
<h3>3.4.3.  Dolusavak  ve  Düşü  Havuzu</h3>
<p>Dolusavak azami çıkış debisi 6.500 m<sup>3</sup>/sn.’dir. dolusavak kontrol kesitinde bulunan 6 adet radyal kapak taşkın kontrol amacı ile dolusavak çıkış debisinin ve göl su kotunun düzenlenmesinde kullanılmaktadır. Dolusavak bitiminde bir enerji kırma havuzu düzenlenmiş olup yan istinat duvarı 29 metre yüksekliğindedir. Dinlenme havuzu çıkışı ise riprapla korunmuştur.</p>
<p>Dolusavak kazı miktarı 1,8 milyon m<sup>3</sup> olup tüm kazının üstten 10 metrelik kısmı kumtaşında <a href="http://www.genelbilge.com/tag/geri/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Geri">geri</a> kalan kısmı ise kiltaşında yapılmıştır.</p>
<h3>3.4.4.  Dipsavak</h3>
<p>Barajın dipsavak tesisi ilk projeye göre II. no.lu derivasyon tüneline yapılması düşünülmüştü. Ancak daha sonra yapılan proje değişikliği sonucu santralin sağ sahile alınması sonucunda, enerji tüneli olarak açılmış olan T<sub>1</sub> tüneli de dipsavak olarak kullanılmaktadır. Dipsavakların kontrolünü sağlamak amacı ile konulan radyal kapaklar tünellerin baraj ekseni ile kesiştiği yerdedir.</p>
<h3>3.4.5.  Enerji  Santrali</h3>
<p>Enerji santrali baraj gövdesinin sağ sahil mansabında yer almaktadır.</p>
<p>Enerji santrali kiltaşı ve kumtaşı ardalanmalı zemin üzerinde inşaa edilmiştir.</p>
<p>Enerji santraline su üç adet 5.50 m. çapındaki cebri borularla sağlanmaktadır. Bir türbinden geçen debi  101.70 m<sup>3</sup>/sn. ‘dir. Brütdüşü 52.00 metre, net düşü 47,89 metredir.</p>
<h1>4.  HİDROLOJİ</h1>
<p>Baraj yerinde her iki sahilde de yeraltısuyu akım yönü vadiye doğru olup nehri beslemektedir.</p>
<p>Baraj yerinde önemli kaynaklar yoktur. yalnızca yağışlı mevsimler sonu kiltaşı-kumtaşı dokanağından veya kayma yüzeyi sınırlarından sızıntılar olmaktadır.</p>
<p>Baraj yeri sağ sahil mansabında Mayıs ayında 0,1 lt/sn debili iki kaynak vardır.</p>
<h1>5.  YAPI  MALZEMELERİ</h1>
<p>Çatalan Baraji ve HES zonlu toprak tipinde bir baraj olduğu için yapı gereçleri olarak kil, çakıl ve çakıltaşından oluşan geçirimli-yarı geçirimli malzeme ve kaya malzemesinden oluşmaktadır.</p>
<p>Geçirimsiz malzeme olan kil, baraj rezervuar alanından temin edilmiştir.</p>
<p>Geçirimli-yarı geçirimli malzeme, baraj yerinin mansabında bulunan sahalardan temin edilmiştir.</p>
<p>Kaya dolga malzemesi ise Karaisalı İlçesi yolundan alınmıştır.</p>
<h1>6.  İNCELEME  ALANININ  DEPREMSELLİĞİ</h1>
<p>İnceleme alanı ile ilgili deprem kayıtları, bölgenin sismite yönünden, pek hareketli olmadığını gösterdir.</p>
<p>Baraj yeri ve yöresi T.C. Bayındırlık ve İskan Bakanlığı “Türkiye Deprem Bölgeleri Haritası”na göre 2. derece deprem bölgesi içindedir (1996).</p>
<h1>7.  SONUÇLAR  VE  ÖNERİLER</h1>
<ol>
<li>Adana şehri ve Aşağı      Seyhan ovası taşkınlardan korunacaktır.</li>
<li>Baraj yerinde      kiltaşı-kumtaşı kontaktlarında kısmen de olsa su kaçakları olacaktır. Bunu      önlemek için kapak ve perde enjeksiyonları yapılmıştır.</li>
<li>Yapılan çalışmalar      sonucu göl alanında yan vadide herhangi bir su kaçağının olmayacağı      belirlenmiştir.</li>
<li>Göl alanında büyük      kitle hareketleri olmayacaktır. Kilin kalınlığı olduğu bölgelerde küçük      boyutta heyelanlar olabilir. Bunlar önemli olmayacaktır.</li>
<li>Baraj yerinde herhangi      bir duraylılık sorunu yoktur.</li>
</ol>
<h1>8.  YARARLANILAN  KAYNAKLAR</h1>
<p>BOZKURT, S. – ÖZGÜZEL, N. – KORKMAZ, C., 1984.  Çatalan Barajı Derivasyon</p>
<p>Tünellerinde Uygulanan Tünel Açma Yöntemi ve Uygulama Sonuçları,</p>
<p>DSİ Jeoloteknik Seminer, Gümüldür, İzmir.</p>
<p>BOZKURT, S. – ÖZGÜZEL, N. – KORKMAZ, C., 1984.  Çatalan Barajı ve</p>
<p>Hidroelektrik Santrali, DSİ Aylık Haber Bülteni, Sayı: 273.</p>
<p>Çatalan Barajı ve HES Jeoteknik Hizmetler ve YAS Başmühendisliği (1983-1984)</p>
<p>Yıllık Faaliyet Raporları.</p>
<p>D.S.İ. Jeoteknik Seminer, 1984. Gümüldür, İzmir.</p>
<p>D.S.İ. Jeoteknik Seminer, 1985. Cevizli, İstanbul.</p>
<p>TANRIVERDİ, İ., 1970. Kaya Mekaniği ve İnşaat İşlerinde Tatbikatı, J. Talobre’den</p>
<p>Çeviri, 442 s., Ankara.</p>
<p>YÖNDEM, C. – OĞUZBERK, U.C., 1981. Seyhan  Projesi Aşağı Çatalan Barajı Kesin</p>
<p>Proje Aşaması Mühendislik Jeolojisi Raporu, DSİ VI. Bölge Müdürlüğü,</p>
<p>Adana.</p>

<p class="sayac_bilgi">231 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/catalan-baraji-muhendislik-jeolojisi-incelemesi.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Isparta Güney Doğusunun (Isparta Direkli Köyü Ve Yakın Dolayının) Jeolojisi</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/isparta-guney-dogusunun-isparta-direkli-koyu-ve-yakin-dolayinin-jeolojisi.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/isparta-guney-dogusunun-isparta-direkli-koyu-ve-yakin-dolayinin-jeolojisi.html/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Jan 2011 09:56:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[jeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Akarsu]]></category>
		<category><![CDATA[Akarsular]]></category>
		<category><![CDATA[Akdeniz Iklimi]]></category>
		<category><![CDATA[Antalya]]></category>
		<category><![CDATA[Boya]]></category>
		<category><![CDATA[bu]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Isparta]]></category>
		<category><![CDATA[Karasal]]></category>
		<category><![CDATA[Meteoroloji]]></category>
		<category><![CDATA[Mm 2]]></category>
		<category><![CDATA[SüLeyman Demirel]]></category>
		<category><![CDATA[Temmuz]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category></category>
	<category></category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=17209</guid>
		<description><![CDATA[1.  GİRİŞ Bu çalışma 1999 – 2000 Öğretim yılında Süleyman Demirel Üniversitesi, Mühendislik – Mimarlık Fakültesi, Jeoloji Mühendisliği Bölümü’nde Bitirme Tezi Jeoloji raporu olarak hazırlanmıştır. 1.1.  Coğrafya 1.1.1.  İnceleme  Alanının  Yeri İnceleme  alanı Isparta ile güneyinde Isparta – Antalya Karayolunun 16-20 km. arasında olup doğu – batı yönlü olarak yaklaşık 16 km2 ‘yi kapsamaktadır. Çalışma [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1>1.  GİRİŞ</h1>
<p>Bu çalışma 1999 – 2000 Öğretim yılında Süleyman Demirel Üniversitesi, Mühendislik – Mimarlık Fakültesi, Jeoloji Mühendisliği Bölümü’<a href="http://www.genelbilge.com/tag/nde/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Nde">nde</a> Bitirme Tezi Jeoloji raporu olarak hazırlanmıştır.</p>
<h2>1.1.  Coğrafya</h2>
<h3>1.1.1.  İnceleme  Alanının  Yeri</h3>
<p>İnceleme  alanı Isparta ile güneyinde Isparta – <a href="http://www.genelbilge.com/tag/antalya/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Antalya">Antalya</a> Karayolunun 16-20 km. arasında olup doğu – batı yönlü olarak yaklaşık 16 km<sup>2</sup> ‘yi kapsamaktadır.</p>
<p>Çalışma alanı 1 / 25.000 ölçekli,  M<sub>25 </sub>- a2  no.lu Isparta Paftasında 91-95  meridyen ile 72-76 paralelde yer almaktadır(Şekil 1).</p>
<h3>1.1.2.  Yükseltiler</h3>
<p>Çalışma alanındaki  yükseltiler bölgenin jeolojisine bağlı olarak değişmektedir. Burçaklıtepe (1241m.), Kocataştepe (1.064m), Tepealantepe, Kocabelentepe, Delialantepe, Kocaçukurtepe, Taraklı Belentepe çalışma alanının başlıca yükseltilerini oluşturur.</p>
<h3>1.1.3.  İklim</h3>
<p>Bölge genel olarak <a href="http://www.genelbilge.com/tag/akdeniz/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Akdeniz">Akdeniz</a> iklimi ve karasal iklimin etkisi altındadır. Yazlar sıcak ve kurak,kışlar soğuk ve yağışlıdır. Isparta – Antalya meteoroloji istasyonları verilerine göre, Isparta’da ortalama yağış 605,3 mm<sup>2</sup>, ortalama sıcaklık  12 <sup>0</sup>C, en sıcak ay ortalaması 27 <sup>0</sup>C ile Temmuz, en soğuk ay ortalaması 1,7 <sup>0</sup>C ile Ocak ayıdır. En fazla ortalama yağış 91,5 mm<sup>2</sup> ile Aralık, en az ortalama yağışta 12,5 mm<sup>2</sup> ile Ağustos ayıdır.</p>
<h3>1.1.4.  Akarsular  ve  Yeraltı  Suyu</h3>
<p><span id="more-17209"></span><br />
Isparta Çayı çalışma alanını yaklaşık Kuzey Güney yönde boydan boya kateder. Isparta Çayı Isparta’daki sanayii tesislerinin atıklarıyla son derece kirlenmiş bir <a href="http://www.genelbilge.com/tag/akarsu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Akarsu">akarsu</a> görünümündedir. Diğer akarsular ise Karaağız Deresi, Uzunalan Deresi, manastır Deresidir. Bu dereler yağışlı mevsimlerde su taşıyan kuru dereler şeklindedir. Ayrıca çalışma alanında Köyke Pınar, Çürük pınar, Kızılcıklı pınar, Gölbeyi Çeşmesi, havut çeşmesi kaynakları bulunmaktadır.</p>
<h3>1.1.5.  Bitki  Örtüsü</h3>
<p>Bölgenin doğusunda ve batısında ormanlık bölge yer almaktadır. Yüksek kesimlerde, çam, ardıç, meşe ve bodur bitkiler bulunmaktadır. Yola yakın alüvyon üzerinde ise meyve ağaçları yetişmektedir.</p>
<h3>1.1.6.  Yerleşim  Merkezleri  ve  Ulaşım</h3>
<p>Sahada yerleşim alanı olarak çalışma alanının doğusunda Küçük Kışla Köyü, Kavaklı Mahallesinin batısında direkli Köyü – Apsarı Mahallesi bulunmaktadır.</p>
<p>Çalışma sahası Isparta – Antalya karayolunun üzerinde olması nedeni ile ulaşım kolayca yapılmaktadır. Kavaklı ve Apsarı Mahallelerine asfalt yoldan ulaşılmaktadır.</p>
<h3>1.1.7.  Ekonomik  Durum</h3>
<p>Çalışma alanında genelde hayvancılık ve tarım yaygındır.</p>
<h2>1.2.  Araştırmanın  Amacı  ve  Yöntemi</h2>
<p>Bu çalışma 2000 – 2001 Eğitim ve Öğretim Programı gerecince Bitirme Tezi amacıyla hazırlanmıştır. Araştırma saha ve etüd çalışmaları olmak üzere iki aşamada yürütülmüştür. Saha ve etüd çalışmalarının değerlendirilmesi sonucunda bu rapor oluşturulmuştur.</p>
<p>Saha çalışmalarında 1 / 25.000 ölçekli jeolojik haritası hazırlanmış, bölgede bulunan birimler litolojik özellikleri göz önüne alınarak ayıklanmıştır. Jeoloji haritasının yapımında 1 / 25.000 ölçekli topoğrafik harita, jeolog pusulası, jeolog çekici, lup ve şerit metre kullanılmıştır.</p>
<p>Etüd çalışmalarında, bölge hakkında bilgi edinilerek başlamış, <a href="http://www.genelbilge.com/tag/arazi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Arazi">arazi</a> çalışmalarının değerlendirilmesi, jeolojik enine kesitler, gül diyagramı, kontur diyagramı ve haritanın hazırlanması ile bu rapor gerçekleştirilmiştir.</p>
<h2>1.3.  Önceki  Çalışmalar</h2>
<p>GUTNIC (1967);</p>
<p>Isparta büklümünde yaptığı jeoloji çalışmalarında otokton ve allokton kaya birimlerini ayırtlamıştır. Gutnic ve arkadaşları (1958), Beyşehir  &#8211; Hoyran arasında yüzeylenen allokton birimlerin tümünü “Beyşehir – Hoyran Napı” olarak adlandırmıştır.</p>
<p>DESPAİRİES  VE  GUTNIC  (1972);</p>
<p>“Sultandağı Masifi”nin tepesinde “Kırmızı Greller ve Mesazoyik Örtüde Ferralitik Yükseltiler” adlı araştırmada Batı Toros’ların iki kenarında otokton tabanda karasal fasiyesler bulunduğunu belirtir. Bunların bir kısmı Mesazoyik Kireçtaşı tabanında Kimmerihsiyen’den kalma Diyabaz yükseltiler üzerinde bulunan kırmızı formasyondur.</p>
<p>AKBULUT (1980);</p>
<p>Toros’ların Eğirdir gölü güneyinde kalan bölümde değişik yapısal konumlu oluşukların olduğunu, bu oluşukların bazı fasiyes benzerlikleri gösterseler ise de, güncel yapısal konumları ile birbirinden ayrıldığını, bu oluşuklardan oluşan Davraz kireçtaşlarının Povaotokton olduğu söylenir.</p>
<p>ERCAN, GÜNAY, BAŞ (1983) – YALÇINKAYA (1985);</p>
<p>Miyosen çökelerinin üzerine açısal uyumsuzluklar ile Pliyosen yaşlı karasal çökellerin geldiğine, son olarak da kuvaterner yaşlı alüvyonun yer aldığını belirtmiştir. Miyosen çökellerini kesen volkanitler de Üst Pliyosen yaşlı oldukları düşünülmektedir.</p>
<p>KOÇYİĞİT (1983) – ÖZTÜRK (1990);</p>
<p>“Isparta Bükümü Dolaylarının Tektoniği” adını verdiği makalesinde bölgeyi üç döneme ayırmıştır;</p>
<ol>
<li>Paleotektonik dönem,</li>
<li>Geçiş dönemi,</li>
<li>Neotektonik dönem.</li>
</ol>
<p>İlk dönem sonunda bölge çok çeşitli sıkışma tektoniği etkisi altında kalmıştır. Geçiş döneminde ise sıkışma tektoniğinin etkinliğini yitirip Üst lutesiyen Neotektonik Dönem başlamıştır.</p>
<p>Neotektonik Dönemde de Alt Volkanik evrede ise bölgede tüfler yayılmıştır.</p>
<p>YALÇINKAYA (1985);</p>
<p>“Batı Torosların Jeolojisi” raporunda, bölge Lütesiyene kadar kuzeyden güneye doğru olan hareketlerin tesiri altında kalmış, her hareket sonucunda bölgenin güneyinde yükselme, kuzeyinde ise depolanmalar oluşmuştur. Triyas – Üst Kretase zaman aralığında ki güneyden kuzeye doğru süregelen transgresif ofiyolitli karmaşıkların aktarılışı ile direkt ilişkili olarak üst Paleosen – Alt Eosen ile lütesiyende kuzeyden güneye doğru yükselmiştir.</p>
<p>KARAMAN (1986);</p>
<p>“Burdur graben havzasının gelişimi ve sismo tektoniği” adlı makalesinde Burdur graben havzası dolaylarında yaptığı ayrıntılı çalışmalarda yörenin stratigrafik ve yapısal evrimini açıklamıştır.</p>
<p>KARAMAN (1988);</p>
<p>Isparta Güneyinin temel jeolojik özellikleri konusunda yaptığı araştırmalarda bölgedeki kaya topluluklarını otokton ve allokton olmak üzere ikiye ayırmıştır. Yüksek dağlık bölgeleri oluşturan allokton kayaç topluluklarının Burdigaliyen yaşlı birimler üzerine itildiğini vurgulamıştır.</p>
<p>Şekil 1.  İNCELEME  ALANININ  YER  BULDURU  HARİTASI</p>
<h1>2.  STRATİGRAFİ</h1>
<p>İnceleme alanında otokton ve allokton birimler gözlenmiştir. Senozoyik yaşlı otokton istiflerin poisson ve diğ. (1984); Isparta büklümünde, Mesozoyik yaşlı allokton istiflerin  Poisson (1985) tarafından belirtilen Antalya napları içerisinde yer aldığı görülmüştür. Tüm allokton ve otokton birimler bölgede Antalya kompleksi olarak bilinir (Woodcok Robertson, 1989; Robertson, 1993).</p>
<p>Batı Toros kuşağında yer alan sahadaki birimler için değişik araştırıcılar tarafından (Brunn ve diğ. 1971; dumanto, 1976; Gutnic ve diğ., 1979) tip kesitler sunulmadan yöntemli <a href="http://www.genelbilge.com/tag/ya/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ya">ya</a> da yöntemsiz adlamalar kullanılmıştır. Formasyonlar ile ilgili temel bilgiler arazi gözlemleri ve laboratuar verilerine dayanarak sunulmuştur.</p>
<p>Çalışma alanında temelde, Triyas-Jura yaşlı Isparta  Çay Formasyonu yer alır. Isparta Çay Formasyonunu uyumsuz bir abkonok ile Alt Miyosen yaşlı imrezi kireçtaşı örter. Alt Miyosen yaşlı Güneyce Formasyonu imrezi kireçtaşları ile uyumludur. Pliyosen yaşlı Gölcük Volkanitleri diğer birimleri keserek çıkmışlardır. Kuvaterner yaylı alüvyonlar ise bütün birimleri uyumsuzluk ile örter (Şekil 2.)</p>
<h2>2.1.  Mesozoyik  Birimleri</h2>
<h3>2.1.1.  Isparta  Çay  Formasyonu</h3>
<p><strong>Tanımı  ve Dağılımı :</strong></p>
<p>Formasyonda, ilk adlama Isparta Çay vadisinde iyi gözlenmesi nedeni ile Poisson A. (1967-1977) tarafından Batı Toros’larda (<a href="http://www.genelbilge.com/tag/orta/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Orta">Orta</a> Antalya Napı) yorumlanan Triyas yaşlı Alakır çay ünitesinin eşleniği olarak verilmiştir.</p>
<p>Çalışma alanında, bu formasyon İmrezi Köprüsünün güneydoğusunda, Apsarı Mahallesinin bir bölümünde Sağaşık Türbesi dolayları, Kavak Mahallesinin batısı ve Tepealan Tepesinin aşağı yamaçlarında yaklaşık 4 km<sup>2</sup> ‘lik bir alanda yayılım göstermektedir (Şekil 3).</p>
<p><strong>Şekil 2.  Stratigrotik Enine Dikme Kesit (Ölçeksiz)</strong></p>
<p>Şekil 3.  İmrezi Köprüsü’nün Güney Doğusunda Yer Alan</p>
<p><strong>Isparta Çay Formasyonu’ndan  Bir Görünüş</strong></p>
<p><strong>Litoloji :</strong></p>
<p>Isparta Çay Formasyonu; başlıca Çört, Radyolarit, Türbiditik Kireçtaşı ve Şeyl ardalanmalı olarak yer alır. Bu birimler birbirleriyle yanal ve düşey yönde geçişli olarak bulunmaktadır.</p>
<p>Bunlardan çört dike  yakın konumlu, yeşilimsi, kahverengi, renklerde sert, keskin köşeli, kırıklı, ince orta tabakalıdır. Çört tabakalarının arasında ise ince taneli şeyller bulunmaktadır. Katman kalınlığı 1-5 cm. ile 28-46 cm. arasında değişmektedir. Çok sayıda kıvrım ve kıvrımcıklar gelişmiştir. Çörtlerin üzerine ise açısal uyumsuzlukla geldiği belirgin bir şekilde gözlenen kireçtaşları bulunmaktadır.</p>
<p>Radyolarit çalışma alanında yer yer gözlenmektedir.</p>
<p>Türbiditli kireçtaşlarının dış rengi gri, taze yüzeyi koyu gri, sert, köşeli, kırıklı, tabakalı, belirgin eklem takımlı,mikritik dokulu, tabakalar arasında yer yer koyu gri siyahımsı çört bantlı bazı yerlerinde küçük antiklinal ve senklinal şeklinde kıvrımlar gözlenmektedir.</p>
<p>Yer yer erime boşlukları gelişmiştir. Kireçtaşının tabaka kalınlığı (3-20cm) arasında ve kalsit damarlıdır. Birimde makro fosil olarak bival kavkılarına rastlanmaktadır.</p>
<p>Şeyllerin dış rengi sarımsı, açık kahverengi, taze yüzeyi yeşilimsi, gri renklerde, dağılgan ve laminalıdır. Karbonatlı kiltaşı bazı düzlemler boyunca ayrışmış ve ufalanmıştır.</p>
<p><strong>Kalınlık:</strong></p>
<p>Birimin taban dokanağı gözlenemediği için genel kalınlığı belirlenememiştir.</p>
<p><strong>Fosil Kapsamı ve Yaş:</strong></p>
<p>Radyolarit ve çört birimlerinde eski araştırmacılar tarafından Daonelai fosillerinden bahsedilmiştir. Kireçtaşlarında ise makro fosil olarak Halobia fosilleri gözlenmiştir. Eski araştırmacılar (Poisson 1966-1967), Akbulut (1980), Yalçınkaya ve diğerleri (1986) ve Yalçınkaya (1989) inceleme alanında Jura fosillerini baz alarak formasyonun yaşını Triyas-Jura kabul etmişlerdir (Şekil 4. İnce kesit).</p>
<p><strong>Ortam :</strong></p>
<p>Isparta Çay Formasyonunu oluşturan litolojiler incelendiğinde derin denizel bir ortamda çökelmiş olduğu gözlenir.</p>
<p>Şekil 4.  Kireçtaşlarında Görülen  Fosiller</p>
<h2>2.2.  Tersiyer  Birimleri</h2>
<h3>2.2.1.  İmrezi  Kireçtaşı</h3>
<p><strong>Tanımı ve Yayılımı :</strong></p>
<p>İmrezi kireçtaşı inceleme alanında tipik olarak Isparta Antalya karayolu üzerinde İmrezi kuzeybatısındaki vadi içerisinde yüzeylenmektedir. Birim, ismini İmrezi Köyünden almaktadır.</p>
<p>İmrezi Kireçtaşı ilk kez Gutnic ve Poisson (1968) Akitaniyen kireçtaşı olarak adlanmış ve haritalanmıştır. Yalçınkaya (1989) İmrezi kireçtaşı adını vererek haritalamıştır.</p>
<p>Birim Isparta formasyonu üzerinde olup, bu birimi uyumsuz olarak örter. Çalışma alanında yer yer gözlenmekle birlikte en büyük yayılımını Tepealan Tepesinin üst kesimleri ile Kavak Mahallesi, Kocataş tepe batısında yer almaktadır.</p>
<p><strong>Litoloji :</strong></p>
<p>Çakıltaşları üzerinde, çakıltaşlarıyla uyumlu bol kalsit damarlı, dış rengi kahverengimsi, taze yüzeyi açık gri ve gri çok kalın tabakalı, bol eklemli, orta derece ayrışmış, bol kırıklı, çatlaklı ve serttir. Mikritik dokulu olup içerisinde 30 cm. çapında karstik boşluklar gözlenmektedir (Şekil 5.). (I.)</p>
<p>Şekil 5.  İmrezi Köprüsünün Güneydoğusundaki İmrezi Kireçtaşlarının Görünümü</p>
<p><strong>Dokanak İlişkisi:</strong></p>
<p>Çalışma alanında bulunan alt Miyosen yaşlı İmrezi kireçtaşının altında Kretase –Jura yaşlı Isparta Çay Formasyonu, üstünde ise yine Alt Miyosen yaşlı Güneyce Formasyonu bulunmaktadır. İmrezi kireçtaşı altındaki tüm birimleri uyumsuz olarak örtmektedir (Şekil 6.) (II).</p>
<p>Şekil 6.  İmrez Deresi’nin Kuzey Vadisinde Gözlenen Uyumsuzluk</p>
<p><strong>Kalınlık :</strong></p>
<p>İstifin kalınlığı 20-50 m. olduğu gözlenmiştir.</p>
<p><strong>Yaş :</strong></p>
<p>Birime Gutnic ve Poisson akitaniyen, Yalçınkaya Burdigaliyen yaşlarını vermişlerdir. İmrezi kireçtaşını Akitaniyen yaşlı olduğu kabul edilmiştir (Şekil 7. İnce kesit).</p>
<p>Şekil 7.  İmrezi  Kireçtaşlarında Gözlenen  Fosiller</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Ortam : </strong></p>
<p>Neojen Transgresyonuna bağlı olarak İmrezi kireçtaşı Resifal bir ortamı karakterize etmektedir.</p>
<h3>2.2.2.  Güneyce  Formasyonu</h3>
<p><strong>Tanımı ve Yayılımı :</strong></p>
<p>İnceleme alanında ve bölgede geniş bir alanda yüzeylenen birim tipik olarak Güneyce ve civarında görülmektedir. Birim adlaması buraya göre verilmiştir. eski araştırmalarda Gutnici ve poisson (1968) birimi Burdigaliyen filiş olarak tanımlamıştır. Akbulut 1980 Güneyce Formasyonu Yalçınkaya ve diğerleri (1986), Yalçınkaya (1989) Ağlasun Formasyonu olarak adlandırılmıştır.</p>
<p>Çalışma alanında bu birim en geniş yayılıma sahiptir. Kocabelen Tepe, direkli Köyünün doğusu, küçük Kışla Köyünün batısında, Delialan Tepe, Kocataş Tepe, Burçaklı Tepe ve Kavaklı Mahallesi dolayını kapsar. Güneyce Formasyonu çalışma alanında yaklaşık km<sup>2</sup> ‘lik bir alanı kapsamaktadır.</p>
<p><strong>Litoloji :</strong></p>
<p>Güneyce formasyonunda altta İmrezi kireçtaşı ile başlayıp üste doğru ise kumtaşı – killi kireçtaşı ardalanmalı olarak bulunur. bunlardan kumtaşı, dış yüzeyi yeşilimsi, açık gri, taze yüzeyi koyu kahverengidir. İçerisinde bol kaya kırıntısı bulunduğundan grovak  olarak isimlendirilmiştir. Orta derecede ayrışmış, karbonat çimentolu, sert, yer yer erime boşluklu, kalsit damarlı, sık eklemli, tabaka kalınlığı (10-100 cm) arasında, orta tabakalı, kötü boylanmalı olup, makro fosil gözlenmemektedir. Taneler, birbirine değimsiz olup iyi yuvarlaklaşmamıştır, yer yer mangan oluşukları gözlenmiştir.</p>
<p>Şeyl dış rengi yeşilimsi, mavi koyu gri renklerde, taze yüzeyi grimsidir. Birim düzensiz kırıklı olup, tabaka kalınlığı ise 2-15 cm. arasındadır. Genel olarak az ayrışmış olup, dağılgan sık çatlaklı  ve bir yönde gelişmiş belirgin eklem takımları gözlenmekte olup birim kumtaşları ile ardalanmalı olarak bulunur (Şekil.8).</p>
<p><strong>Şekil 8. Direkli Köyünün Güney Batısında Gözlenen Güneyce Formasyonunda</strong></p>
<p><strong>Gözlenen Kumtaşı &#8211; Şeyl Ardalaması</strong></p>
<p><strong>Dokanak  İlişkisi :</strong></p>
<p>Güneyce Formasyonu, İmrezi Kireçtaşı üzerine uyumlu olarak gelir (Şekil 9.) Gölcük Volkanitleri ise Güneyce Formasyonu üzerinde konkordanssız olarak gözlenmiştir.</p>
<p><strong>Şekil 9.  Güneyce Formasyonu  ile İmrezi Kireçtaşı arasında Gözlenen</strong></p>
<p><strong>Uyumlu Dokanak</strong></p>
<p><strong>Fosil Kapsamı  ve  Yaş :</strong></p>
<p>Harçer (1996) ve karaman (1990) tarafından Ağlasun Formasyonunun Değişik Seviyelerinden Alınan Numunelerde;</p>
<p><em>Miogypsina intermedia Drooger</em></p>
<p><em>Sphaerogypsina globolus (Reuss)</em></p>
<p><em>Miogypsinoides complonotus (Sclumberger)</em></p>
<p><em>Elphidium sp.</em></p>
<p><em>Ammphistegina cf. Lesson d’Orbigny</em></p>
<p><em>Amphistegina sp.</em></p>
<p><em>Asterigerina sp.</em></p>
<p><em>Miliolidae</em></p>
<p><em>Rotaliidae</em></p>
<p><em>Algae</em></p>
<p>fosilleri  gözlenmiş olup birimin yaşı bu fosil kapsamına göre Burdigaliyen (Alt Miyosen) olarak tespit edilmiştir.</p>
<p>Şekil 10.  Güneyce Formasyonundan Alınan Kumtaşının İnce Kesit Görüntüsü</p>
<p><strong>Ortam :</strong></p>
<p>İstifin fauna özellikleri derin deniz içerisinde çökeldiğini işaret etmektedir.</p>
<h3>2.2.3.  Gölcük  Volkanitleri</h3>
<p><strong>Tanımı – Dağılımı :</strong></p>
<p>İnceleme alanının kuzey batısında kalan Gölcük krater gölüne adfen Trakit Traki-andezit, Andezit, tüf ve tüfitten oluşur. Birimler ayıklanmadan Gölcük Volkanitleri olarak adlandırılmıştır.</p>
<p>Birimin adı Karaman ve kazancı (1988), Yıldız ve Toker (1991) tarafından verilmiştir. alttaki birimleri uyumsuz olarak örten volkanitlerin mineralojik bileşimi de önceki çalışmalarda ayrıntılı bir şekilde araştırılmıştır (Bilgin ve Köseoğlu, 1988; Özgür ve diğ., 1991).</p>
<p>Gölsel bir alana yayıldığı düşünülen volkanitlerin Akdağ – Isparta arasında ve Isparta – Antalya karayolu çevresinde alt birimlerle olan dokanak ilişkileri de açıkça karasal ortamı işaret eder.  Isparta çay vadisi boyuncu volkanitler küçüklü büyüklü nostralar halinde gözlenir. Mostralardan 1 / 25.000 ölçekli haritaya işlenebilecek boyutta olanlar haritalanmıştır (Şekil 11).</p>
<p><strong>Şekil 11.  İmrezi Köprüsünün Kuzeybatısında Gözlenen</strong></p>
<p><strong>Gölcük Volkanitlerinden Bir Görünüş</strong></p>
<p><strong>Litoloji :  </strong></p>
<p>Çalışma alanındaki tüfler beyaz, bej, kirli sarı renkli ve yer yer pomzalaşmıştır.</p>
<p>Ayrışma yüzeyi sarımsı renkte taze yüzeyinde daha açık beyazımsı sarımsı renkte gözlenmektedir. Masif çok kalın tabakalanma gözlenmekte olup alt seviyeleri 0,5 m. kalınlıkta gözenekli tüfler oluşturmaktadır.</p>
<p>Trakit ve traki – andezit lavlar ise küçük mostralar halinde gözlenir. Dış rengi kahverengi, grimsi taze yüzeyleri ise grimsi, siyahımsıdır. Sert  ve dayanımlı olanlar havlarda yer yer bol bol çatlaklar görülmektedir (Şekil 12. Andesit ince kesit).</p>
<p><strong>Dokanak İlişkileri :</strong></p>
<p>Gölcük volkanitleri  inceleme alanında Güneyce Formasyonu üzerinde uyumsuz olarak gözlenmiştir. Üstünde ise alüvyonlar yer almaktadır.</p>
<p>Kalınlık; tüflerin kalınlığı 20-30 m. arasında gözlenmiştir.</p>
<p><strong>Yaş :</strong></p>
<p>Stratigrafik konum ve eksi araştırmacıların verileri değerlendirilerek formasyonun Pliyosen yaşlı olduğu kabul edilmiştir.</p>
<p><strong>Ortam :</strong></p>
<p>Isparta – Antalya karayolu çevresinde alt birimlerle olan dokanak ilişkileri ile litolojik açıkça karasal ortamı işaret eder.</p>
<h2>2.3.  Alüvyon</h2>
<p>çalışma alanında Isparta Çayı’nın doğu ve batı yer alan alüvyon gevşek tutturulmuş kil, silt, kum, çakıl ve bloktan oluşmuş güncel çökelleri oluşturmaktadır. Malzemesi ise çevredeki kireçtaşı ve diğer birimlere ait sedimentlerdir. Kalınlığı          5-100 m. arasında değişmektedir.</p>
<h1>3.  YAPISAL  JEOLOJİ</h1>
<p>Çalışma alanında en önemli etkinlik çalışma alanı dışında görülen otokton konumlu kayaçların bölgeye gelişi ve bunların takibi sonunda kazanılan yapısal özelliklerdir. Genelleştirme yapılacak olursa, Pliyosen öncesi devirlerde sıkışma tektonizma etkisinde kalmıştır. Bölgenin kazandığı en önemli tektonik yapı ve olaylar allokton konumlu kayaçların yerleşimi ile ilgilidir. Bölgede Miyosen çökelleri olan en altta akitaniyen yaşlı resifal kireçtaşları ile başlar. Bunları üste doğru uyumlu olarak izleyen Burdigaliyen yaşlı Ağlasun formasyonunun çökelmesinden sonra bölgenin tekto-morfolojisini önemli ölçüde değiştiren büyük bindirme olayları meydana gelmiştir.</p>
<p>Devrik, simetrik, asimetrik ve yer yer de izoklinal kıvrımlanma gösteren kıvrımlar bindirme dokanağına yaklaştıkça küçük atımlı bazı bindirme fayları ile serbestleşmiştir. Ayrıca bindirme hattı boyunca şiddetli makaslama, ezilme ve breş zonları görmek mümkündür.</p>
<p>Bölgede yapısal jeoloji üzerine yapılan çalışmalardan Karaman (1990)’a göre iki döneme ayrılmıştır:</p>
<ol>
<li>Paleotektonik dönem</li>
<li>Neotektonik dönem</li>
</ol>
<p><strong>Paleotektonik Dönem :</strong></p>
<p>Bu dönem genellikle geç miyosen öncesindeki sıkışma tektonik rejiminin etkisi altında bulunduğu bir dönemdir. Erken miyosen sonuna kadar sürekli bir denizel tortullaşmanın varlığı göze çarpar. Örnek olarak Ağlasun dolaylarında Akitaniyen – Burdigaliyen yaşlı 1.500 – 2.000 m. kalınlıklı olduğu belirtilen denizel tortullar (Karaman, 1989) bölgede erken miyosen sonuna kadar sürekli bir tortullaşmanın, dolayısıyla bir kabuk kalınlaşmasının varlığını yansıtır.</p>
<p>Erken miyosen sonuna kadar iyece kalınlaşan kabuk kuzey-güney istikametli bir yakınlaşmayı karşılayamaz hale gelince bölgede büyük bindirme ve dağ oluşum olayları, büyük kıvrım kuşakları ile sağ ve sol yanal atımlı makaslama kırıkları meydana gelir</p>
<p>.</p>
<p><strong>Neotektonik Dönem :</strong></p>
<p>İnceleme alanı ve yakın dolaylarında meotektonik dönem üst miyosen – pliyosen yaşlı gölsel tortulların kendinden yaşlı birimleri uyumsuz olarak örtmesi ile başlar ve etkinliği gittikçe arttırarak günümüze kadar devam eder. Böylece bu dönemi karakterize eden olay ve yapılar başlıca üç gruba ayrılır. Bunlar;</p>
<ol>
<li>Karasal tortullaşma</li>
<li><a href="http://www.genelbilge.com/tag/volkanizma/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Volkanizma">Volkanizma</a></li>
<li>Normal faylardır.</li>
</ol>
<h2>3.1.  Uyumsuzluklar</h2>
<p>Akitaniyen yaşlı İmrezi kireçtaşları açısal uyumsuz olarak inceleme alanında temeli oluşturan Triyas yaşlı Isparta Çay Formasyonu üzerine gelmektedir. Uyumsuzluğun altında bulunan Isparta Çay Formasyonunu oluşturan birimler yanal ve düşey geçişlidir, bu yüzden üstteki İmrezi kireçtaşları ile açısal uyumsuzdur. Bu ilişki en iyi Isparta Çay Vadisinin sağ ve sol yamaçlarında gözlenir.</p>
<p>Pliyosen yaşlı Gölcük volkanitleri, Isparta Çay Vadisinin sağ ve sol yamaçlarında Burdigaliyen yaşlı Ağlasun formasyonu üzerine uyumsuz olarak gelir.</p>
<h2>3.2.  Kıvrımlar</h2>
<p>İnceleme alanı değişik zamanlarda, farklı kuvvetlerin etkisinde kalması nedeniyle bol kırıklı ve kıvrımlı bir yapı kazanmıştır.</p>
<p>Temeli oluşturan Triyas yaşlı Isparta Çay Formasyonu deformasyona uygun, pelajik çökellerden oluşması ve bölgedeki tüm hareketlerden etkilenmiş olması nedeniyle aşırı derecede kıvrımlanmıştır. Formasyonun farklı zamanlarda farklı kuvvetlerin etkisi altında kalması sonucu gelişen kıvrımların gidişleri de farklıdır. Özellikle formasyon içerisindeki plaketli kireçtaşları, radyolarit çörtlerde küçük boyutlu, monoklinal, izoklinal, devrik ve yatık kıvrımlar çok iyi gözlenmektedir.</p>
<p>İnceleme alanındaki gözlenebilen büyük boyutlu kıvrımlanmalar, Burdigaliyen yaşlı Ağlasun formasyonu içerisindedir. Miyosen ve sonrası hareketlerden fazlaca etkilenmiş ve deforme olmuş Ağlasun formasyonu içerisinde küçük boyutlu yatık ve devrik kıvrımlar izlenmektedir.</p>
<p>En önemli kıvrım, inceleme alanının kuzeyinde görülen Isparta Çay antiklinalidir. Bakışımlı bir antiklinal olan Isparta Çay antiklinali kuzeyde Ağlasun Formasyonu içerisinde kuzey-güney gidişli olarak gözlenmektedir.</p>
<p>Ağlasun Formasyonu içerisinde gözlenen diğer bir kıvrım kuzeybatı-güneydoğu gidişli Kışla senklinalidir.</p>
<h2>3.3.  Faylar</h2>
<p>Farklı kuvvetlerin etkisi altında kalarak karmaşık bir yapısal konum kazanan inceleme alanı neotektonik dönemde başlayan ve günümüze kadar süre gelen geç Alpin hareketleri sonucunda bugünkü konumu kazanmıştır.</p>
<p>Neotektonik dönem öncesi oluşan hareketler neticesinde teşekkül eden yapısal unsurları, bir sonraki hareketler sonucunda yok olması, neotektonik dönem ve sonrası oluşan genç çökeller tarafından örtülmesi nedeniyle eski faylanmalar pek gözlenmemektedir.</p>
<p>Neotektonik dönem içerisinde kazanılan en önemli yapısal özellikler normal faylardır. Yöredeki karasal tortullaşma ile yaşıt olan ve birbirini kesen sistematik fay takımları oluşturan faylar bölgedeki gerilme tektoniği etkisi ile ortaya çıkmıştır. Bölgede gerilme tektoniği denetiminde gelişen normal faylar başlıca iki grup altında değerlendirilmiştir (Karaman, 1986). Bunlar Pliyosen ve Kuvaterner yaşlı faylanmalardır. Neotektonik dönem sonrası geç Alpin hareketleri neticesinde bölgedeki sıkışmaya bağlı olarak faylanmalar oluşmuştur.</p>
<h2>3.4.  Bindirmeler</h2>
<p>Yalçınkaya’ya (1986) göre çalışma alanına, kuzeydoğudan gelen kuvvetler etkisiyle yörede mevcut formasyonlar <a href="http://www.genelbilge.com/tag/ters/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ters">ters</a> dönme hareketi geçirmişler ve bu günkü konumlarını almışlardır.</p>
<p>İnceleme alanının güneybatı kesiminde yer alan çalışma alanı dışındaki allokton konumlu kireçtaşları Alt miyosen yaşlı Ağlasun Formasyonu üzerine bindirmeli olarak gelmektedir. Bu bindirme Alp orojenizinden oluşmuş olan stiriyen fezi ile gelişmiştir. Bu bölgedeki bindirme hareketleri güneybatı-kuzeydoğu istikametindeki kuvvetlerin etkisi ile gelişmiştir (Karaman, 1988). Bindirme etkisi ile Ağlasun formasyonunda çeşitli kıvrımlanmalar ve dokanakta topraklaşma ile ezilme zonu meydana gelmiştir.</p>
<h2>3.5.  Çatlaklar</h2>
<p>Çalışma alanında, yüzeyleme veren volkanizma ürünlerinden traki-andezitlere de çekme kuvvetleri etkisiyle oldukça fazla miktarda tansiyon çatlakları gelişmiştir. Çatlakların hakim doğrultuları kuzeydoğu, eğim yönleri ise güneydoğu olup az çok birbirine paralel konumludurlar. Bununla beraber çok fazla miktarda olmamakla beraber kuzeybatı doğrultulu, güneybatı eğim yönlü çatlaklar da gelişmiştir.</p>
<p>Ayrıca inceleme alanında yer alan İmrezi Kireçtaşlarında  K30D / 60GD yönlü çatlaklar hakimdir. Bu çatlaklara  K30D  &#8211; G30B  yönlü  basınç  kuvvetlerinin  ve      G60D &#8211; K60B yönlü tansiyon kuvvetleri sebep olmuştur.</p>
<p>Ağlasun Formasyonun da K70B / 20 GB yönlü çatlaklar hakimdir. Çatlaklar Kalsit dolgulu, ara ara boştur.</p>
<p>Yüzeylenen birimlerden ölçülen çatlaklar doğrultu ve eğim yönlerinden yararlanılarak, hakim doğrultu ve eğim yönlerini gösteren gül ve kontur diyagramları hazırlanmıştır.</p>
<h1>4.  SONUÇ</h1>
<p>Küçük Kışla Köyünün batısı ile Direkli Köyünün doğu yamaçlarında yaklaşık  18 km<sup>2</sup> ‘lik bir alanda yapılan bu çalışma ile tekto-stratigrafik istif alttan üste doğru Isparta Çay Formasyonu, bu birimin üzerinde  Burdigaliyen yaşlı İmrezi kireçtaşı, onun üzerinde de Güneyce Formasyonu yer almaktadır. Bu birimlerin üzerinde ise Pliyosen yaşlı Gölcük Volkanitleri ve en üstte de Kuvarterner yaşlı alüvyonlar bulunmaktadır. Birimler arası ilişkilerde İmrezi Kireçtaşı ve Gölcük Volkanitleri altındaki yaşlı birimleri uyumsuz olarak örtmektedir.</p>
<p>Çalışma alanında yer alan kaya birimlerinin çoğunluğu sedimentler olarak yer almıştır. Bu birimlerdeki tabakalar ince, kalın arasında tabakalanma gösterip yataya yakın konum kazanmışlardır. Saha Alpin orojenizin etkisiyle günümüzdeki konumunu kazanmıştır. Ayrıca haritalanabilecek şekilde faylara rastlanmamıştır. Güneyce Formasyonunda kumtaşı, killi kireçtaşı ardalanmasında cm. ile m. ölçeği arasında kıvrımlanmalar gelişmiştir. </p>
<p> 5.  KAYNAKLAR</p>
<p>AKBULUT, A., 1980. Eğirdir Gölü Güneyinde, Çandır (Sütçüler, Isparta) Yöresindeki Batı Torosların Jeolojisi. T.J.K. Bülteni, 23/1.</p>
<p>GÖRMÜŞ, M. – ÖZKUL, M., 1995. Gönen – Atabey (Isparta) ve Ağlasun (Burdur) Arasındaki Bölgenin Stratigrafisi, S.D.Ü. Fen Bilimleri Enstitüsü, 1,43-45.</p>
<p>HANÇER, M., Isparta Güneyi, Ağlasun-Bucak Civarının Jeolojik ve Tektonik Özellikleri, S.D.Ü. Fen Bilimleri Enstitüsü, Jeoloji ABD Doktora Tezi (Yayınlanmamış), Isparta.</p>
<p>KARAMAN, M.E., 1986. Burdur Dolayının Stratigrafisi, Akdeniz Ün., Isparta Müh. Fak. Dergisi, No:2, 23-26.</p>
<p>YALÇIN; A., Yukarı Aksu (Isparta) Havzası mühendislik Jeolojisi İncelemesi, S.D.Ü. Fen Bilimleri Enstitüsü, Isparta.</p>

<p class="sayac_bilgi">291 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/isparta-guney-dogusunun-isparta-direkli-koyu-ve-yakin-dolayinin-jeolojisi.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>DİNAR (AFYON ) YÖRESİNİN STRATİGRAFİSİ VE NUMMULİTES’LERİN BİYOMETRİK İNCELEMESİ</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/dinar-afyon-yoresinin-stratigrafisi-ve-nummuliteslerin-biyometrik-incelemesi.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/dinar-afyon-yoresinin-stratigrafisi-ve-nummuliteslerin-biyometrik-incelemesi.html/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Jan 2011 09:53:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[jeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Afyon]]></category>
		<category><![CDATA[Asfalt]]></category>
		<category><![CDATA[Belli]]></category>
		<category><![CDATA[Denizli]]></category>
		<category><![CDATA[Ilk]]></category>
		<category><![CDATA[Izmir]]></category>
		<category><![CDATA[Kale]]></category>
		<category><![CDATA[Kuru]]></category>
		<category><![CDATA[Merkez]]></category>
		<category><![CDATA[MüHendislik FaküLtesi]]></category>
		<category><![CDATA[Saha]]></category>
		<category><![CDATA[Sistematik]]></category>
		<category><![CDATA[SüLeyman Demirel]]></category>
		<category><![CDATA[Tek Tek]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category></category>
	<category></category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=17207</guid>
		<description><![CDATA[1. GİRİŞ Bu çalışma Süleyman Demirel Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümünde lisans tez çalışması olarak hazırlanmıştır. Tez Dinar (Afyon) bentik foraminiferlerinin sistematik ve biyografik incelemesini içerir. Tez dört bölümden oluşur. İlk bölüm giriş bölümüdür. Bu bölümde çalışılan saha tanıtılmış ve çalışmanın amacına değinilmiştir. İkinci bölümde bölgenin stratigrafisi incelenmiş, birimler tek tek ele alınarak anlatılmış. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1. GİRİŞ<br />
Bu çalışma Süleyman Demirel Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümünde lisans tez çalışması olarak hazırlanmıştır.<br />
Tez Dinar (Afyon) bentik foraminiferlerinin sistematik ve biyografik incelemesini içerir.<br />
Tez dört bölümden oluşur. İlk bölüm giriş bölümüdür. Bu bölümde çalışılan saha tanıtılmış ve çalışmanın amacına değinilmiştir. İkinci bölümde bölgenin stratigrafisi incelenmiş, birimler <a href="http://www.genelbilge.com/tag/tek-tek/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Tek Tek">tek tek</a> ele alınarak anlatılmış. Üçüncü bölümde ise ölçülü kesit yerlerindeki istif özellikleri foraminifer sistematiği ile iri bentikler (nummuliteslerin) biyofabrik özelliklerini incelemiştir.<br />
Sonuç bölümünde ise elde edilen sonuçlar sunulmuştur.<br />
1.1. Coğrafya<br />
Çalışma sahası Dinar (Afyon) merkez çevresinde yer alır (Şekil 1). İnceleme alanının topografyası yörenin jeolojisine bağlı olarak değişiklik gösterir. Sert nitelikli kaya birimleri yüksek tepeleri yumuşak ve gevşek kaya birimleri ise vadileri ve alçak kesimleri oluşturmaktadır.<br />
Çalışma alanının en önemli yükseltileri, Pike Tekkesi tepesi (1310 m), Delince Kuru Tepesi (1227 m), Gözlek Tepesi (1218 m), <a href="http://www.genelbilge.com/tag/kale/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kale">Kale</a> yıkığı Tepesi (1199m), Bölme Tepesi (1032 m), Karabayır Tepesi (968 m) dir. Arazideki belli başlı dereler isandur deresi, Bölük çatı deresidir.<br />
Saha iç anadolu ve <a href="http://www.genelbilge.com/tag/akdeniz/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Akdeniz">Akdeniz</a> iklimlerinin geçiş kuşaklarında yer aldığından bu iklim tipininde bazen etkileri görülür. Fakat iç anadolu iklimi egemendir. Bölgede bitki örtüsü olarak maki toplulukları gözlenir.<br />
Çalışma alanından Denizli- İzmir karayolu ve Afyon – Isparta demiryolu geçer. Bütün yerleşim birimleri birbbirlerine asfalt ve stabilize yollarla bağlı olup sahaya ulaşım kolaylıkla sağlanmaktadır.</p>
<p>1.2. Araştırmanın Amacı ve Yöntem <span id="more-17207"></span><br />
Çalışmanın amaçları Dinar (Afyon) sahasının stratigrafisini sentez etmek ve nummuliteslerin sistematiğini vermektir.<br />
Bu çalışma 2001-2002 yılları arsında arazi laboratuvar ve büro çalışmaları sonucunda hazırlanmıştır. Arazi çalışmalarının yanısıra araziden alınan numunelerin ince kesitleri laboratuvarda hazırlanmıştır.<br />
Labaratuvar çalışmaları :<br />
Alınan örneklerden yaklaşık 680 adet Nummulites bireylerine ait ekvatoral ve aksiyal ince kesit alımları jeoloji mühendisliği bölümü incekesit laboratuvarında gerçekleştirilmiştir. İzlenecek yol şu şekildedir; her bireyin ekvatoral ya da oksiyal kesiti alınırken birey cam levha üzerinde demir tozları yardımıyla aşındırılır. İlk locanın görünüp görünmemesi mikroskop altında kontrol edilir. <a href="http://www.genelbilge.com/tag/ilk/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ilk">ilk</a> locası görünen aşınmış yüzeyi, daha önceden bir tarafı demir tozu ile matlaşmış lam üzerine ısıtıcı yardımıyla kanada balzamı ya da 404 çelik yapıştırıcı kullanılarak yapıştırılır. Bir süre soğuduktan sonra petrothin makinası ile incelenir. Mikroskop altında inceleyebilmek ve istenilen kalınlığa indirebilmek için cam üzerinde aşındırıcı tozlarla tekrar aşındırılır.<br />
Büro çalışmaları:<br />
Saha laboratuvar verilerin değerlendirilmesi büro çalışmalarında gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmalar literatür taraması fosillerin fotoğraf alımları, şekil çizimleri, levhaların hazırlanmasını ve tez yazımını kapsar.<br />
Literatür Taraması :<br />
Önceki incelemelerde verilen çalışmalara değişik kaynaklardan ulaşmaya çalışılmıştır. Yörenin jeoloji ve foraminiferlerle ilgili makaleler kitaplar Süleyman Demirel Üniversitesi Merkez Kütüphanesi, Jeoloji Mühendisliği Bölümü Kütüphanesi, Türkiye Jeoloji Kurumu, Maden Tetkik Arama Enstitüsü <a href="http://www.genelbilge.com/tag/gibi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Gibi">gibi</a> kuruluşlardan temin edilmiştir. Diğer üniversitelerdeki konu ile ilgili çalışanlardan İnternet’ten de yararlanılmıştır. Bu çalışmada temel konulardan biri sistematik Paleontolojidir.<br />
Çalışmadaki foraminifer sistematiğinde Loeblich ve Topan (1988) sınıflaması takip edilmiştir. Fosil tanımlamalarında önce fosil türünün sistematik yeri verilmiş sinonim listesi tanımlama (iç ve dış özellikler) ortamı, yaşı inceleme sahasında bulunduğu yerler tanıtılmıştır. Tüm bu bilgiler değerlendirilerek yorumlara gidilmiştir.<br />
Fotoğraf Alımları :<br />
Sahadan derlenmiş, laboratuvarda incekesitleri gerçekleştirilmiş foraminiferlerin fotoğraf alımları aşağıda belirtilen üç şekilde yapılmıştır.<br />
Sert kaya örneklerine ait ince kesitlerin genel görünümleri ile mikron boyutundaki foraminiferlerin fotoğraf alımlar Jeoloji Mühendisliği Bölümünde gerçekleştirilmiştir. Fotoğraf çekimlerinde alttan ve üstten aydınlanmalı Olympus BH- 2 model polarizan mikroskop adlı araştırmada mikroskobu kullanılmıştır.<br />
Tane fosillerin dış görünümleri ile ilgili fotoğraflar, normal Canon marka fotoğraf makinasında büyük ölçekli objektif yardımıyla çekilmiştir.<br />
Mikroskop altında büyük görünen tane fosillerin fotoğrafları da karanlık odada aranzör içerisine direk incekesitin yerleştirilmesi ve negatifinin baskı usulü alımı ile gerçekleştirilmiştir.<br />
Tez yazımı:<br />
Şekillerin çizimi, levhaların hazırlanması ve tezin yazımında Süleyman Demirel Üniversitesi Araştırma Fonu tarafından alınan <a href="http://www.genelbilge.com/tag/blgsyr/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Bilgisayar">Bilgisayar</a> ve Scanner’dan yararlanılmıştır. Fotoğrafları alınan fosiller scan edilmiş ( Photo- Shop programı ), bazı şekil çizimlerinde Corel- Draw programı kullanılmış ve tez yazımında da Winword programından yararlanılmıştır.<br />
1.3. Önceki Çalışmalar<br />
Yörede bugüne kadar değişik jeolojik amaçlı bir çok çalışma bulunmaktadır. İlk çalışma Blumenthal (1974, 1960-1963) tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha sonra Brum vd.(1971), Gutnic (1979), Dumont (1976), Alasınaz (1974) gibi yabancı araştırmalar yapmışlardır. 80&#8242;li yıllarda İngiliz araştırıcılardan Woodcock ve Robertson (1985) ile Waldron (1981-1982) sedimantolojik ve tektonik ağırlıklı çalışmalara yönelmişlerdir. Ayrıca, bölgede Özgüner (1979) ve Yalçınkaya vd. (1986)&#8217; nm MTA çalışmaları ile Torosların jeolojisine yönelik yerli doçentlik ve doktora tezleri (Koçyiğit, 1980; Yalçınkaya, 1989) de bulunmaktadır (Şekil 2.1). Diğer taraftan Marcoux (1976) Batı Torosların Triyas&#8217;ını, Juteau (1975, 1985) ofiyolitlerin özelliklerini ve petrografisini, Yılmaz vd. (1981) ile Yılmaz (1984a-b) tektonizma ile birlikte fosil ve radyometrik yaşlandırmaları incelemişlerdir. Bunlara ek olarak, Tersiyer havzalarının stratigrafi ve sedimentolojisi (Hayward, 1982; Yağmurlu, 1994), Isparta-Burdur yöresindeki mağmatik ve volkanik kayaçların mineralojisi-petrografisi (Bilgin vd., 1988; Özgür vd., 1991) ve maden yatakları (Gedikoğlu vd., 1988; Kuşçu ve Gedikoğlu, 1990) konuları da çalışılmıştır.</p>
<p>2. STRATİGRAFİ<br />
İnceleme alanında otokton ve allokton birimler gözlenir. Yüzeyde mostra veren birimler, yaşlıdan gence doğru; Alt- Üst Lütesiyen yaşlı Garipçe formasyonu, Pliyo &#8211; Kuvaterner yaşlı karasal koglomeralar ve Kuvaterner yaşlı Alüvyon bulunmaktadır. Orta- Üst Triyas yaşlı Domuzdağı birliğine ait Kireçtaşları ise bindirmeli olarak Garipçe formasyonu üzerine bindirmiştir (Şekil 3-4).<br />
2.1. Otokton Birimler<br />
2.1.1 Garipçe Formasyonu(Tg)<br />
Tanım ve Yayılım:<br />
Garipçe formasyonu olarak adlandırılan bu birimin yüzeylenme sunduğu ve yaygın olarak gözlendiği yer Dinar ve çevresidir. Bu birim Yalçmkaya ve diğerleri (1986) tarafından adlandırılmıştır. Garipçe Formasyonu, çalışma alanının güney ve güneydoğu kesimlerinde mostra vermekte ve yaklaşık 2 km2&#8242;lik bir alanda gözlenmektedir.<br />
Litoloji:<br />
Garipçe Formasyonu ofiyolitleri bölgede ilk örten birimdir. Makroskobik olarak birbirleriyle yanal ve düşey yönde geçişli, orta katmanlı, boz, kahve renkli detritik kirectaşları yer yer sığlaşan kesimlerde bol Nummulit, gri renkli orta katmanlı neritik kirectaşları yer yer derinleşen kesimlerde <a href="http://www.genelbilge.com/tag/pembe/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Pembe">pembe</a>, kırmızı renkli ince tabakalı pelajik kirectaşları, kırmızı bej renkli marnlar ve çoğu filiş özelliğinde (Kumtaşı- Marn ardışıklanması) gözlenen ve en üstte regresif konglomeralarla sonlanan seridir. Mikroskobik olarak Garipçe Formasyonunda gözlenen kirectaşları bol miktarda denizel organizma içerdiği görülmüştür.<br />
Kalınlık :<br />
Çalışma alanında birimin tabanı gözlenememekle birlikte Yalçınkaya ve diğerleri (1986) tarafından birimin kalınlığı yaklaşık olarak 300m civarında olduğu belirtilmiştir.</p>
<p>Alt &#8211; Üst ilişkisi:<br />
Formasyonun tabanında ofiyolitlerin bulunduğu bilinmekte Üst sınırda ise Triyas yaşlı Domuzdağ birliğine ait kireçtaşları gözlenmektedir.<br />
Ortam:<br />
Birim içerdiği fosil kapsamı ve litolojik özellikleri ile neritik ve yarı pelajik bir ortamda çökeldiğini söyleyebiliriz.<br />
2.1.2. Konglomeralar (K )<br />
Tanım ve Yayılım:<br />
Çalışma alanında gözlenen Konglomeralar, Garipçe formasyonu ile Domuzdağı birliğine ait kireçtaşları sınırında gözlenen karasal kökenli ve yayılımı az olan bir birimdir.<br />
Litoloji:<br />
Konglomeralar içerik olarak her iki formasyonunda malzemesini içermektedirler. Genelde içerisinde kalsit, kireçtaşı kırıntıları, kil ara katkısı hakim olan ve köşeli bir yapıya sahip olmasından dolayı karasal kökenli olduğu düşünülen bir birimdir.<br />
Kalınlık:<br />
Çalışma alanında birimin tabanı görülmemektedir. Birimin ortalama kalınlığı 25-50m arasında olduğu düşünülmektedir.<br />
Alt- Üst ilişkisi:<br />
Birim bindirme hattı boyunca iki farklı birimin dokanağı şeklinde yer almaktadır.<br />
Yaş:<br />
Birim karasal kökenli olduğu düşünüldüğü için güncel alüvyonlardan biraz daha yaşlı olacağından Pliyo &#8211; Kuvaterner yaşlıdır.<br />
Ortam:<br />
Birim içyapısı itibariyle karasal kökenli bir ortama sahiptir.<br />
2.1.3. Alüvyon<br />
Çalışma alanında geniş bir alanda yüzeylenmektedir. Gevşek sedimanlardan oluşur. Çok ince <a href="http://www.genelbilge.com/tag/kum/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kum">kum</a>, silt, <a href="http://www.genelbilge.com/tag/kum/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kum">kum</a>-silt ve kil karışımlarıyla iri olmayan çakıllardan meydana gelmiş çekellerdir.<br />
2.2. Allokton Birimler<br />
2.2.1 Kireçtaşları (k )<br />
Tanım ve Yayılım:<br />
Çalışma alanındaki kireçtaşları, Domuzdağı birliğinin ana kaya birimini ve allokton kaya biriminin en yaygını olduğu için Poisson (1968) tarafından Domuzdağına izafeten adlandırılmıştır. Domuzdağı birliği çalışma alanının kuzey , kuzeybatı ve güney kesimlerinde yüzeylenmekte olup yaklaşık 9 Km2&#8242; lik bir alanı kapsamaktadır.<br />
Litoloji :<br />
Birim rekristalize kireçtaşları ile eş zamanlı kırmızı, kahverengi renkli radyolaritler, yeşil, sarı, bej renkli çört ve türbiditik kireçtaşlarından oluşan tektonik oluşuklardır. Ofiyolitli karmaşıklarla tektonik konumlu rekristalize kireçtaşları ile yer yer yanal ve düşey yönde geçişlidir.<br />
Kalınlık:<br />
Bölgede bulunan Domuzdağı birliğine ait kireçtaşları yapılan jeolojik enine kesite göre yaklaşık 1000m kalınlık gösterir.<br />
Alt &#8211; Üst İlişkisi:<br />
Yalçınkaya ve diğerleri (1986) kireçtaşlarından derledikleri örneklerden kirectaşlarının yaşını da Orta &#8211; Üst Triyas olarak belirlemişlerdir.<br />
Ortam :<br />
Domuzdağı birliğine ait kireçtaşlarının fosil içeriğine göre sığ denizel olduğu belirlenmiştir.</p>
<p>3. PALEONTOLOJİ<br />
Çalışmanın bu bölümü Nummulites’lerin ölçülü kesitteki sistematiğini kapsar. Öncelikle Nummulit’lerin genel özellikleri anlatılmış, daha sonra sistematik paleontolojisi verilmiştir. Nummulites’lerin ölçüm değerleri Tablo 1,2,3 ve 4’te sunulmuştur.<br />
3.1. Nummulites’lerin Genel Özellikleri<br />
Kavkı merceksi, hafifçe bombe veya basık olabilir. Kenarları yuvarlak ve kes-kindir. Boyutları türlere göre büyük ayrıcalık gösterir. 3 mm çapa sahip fertler bulunduğu gibi 140-150, hatta 250 mm çapa sahip olanlara da rastlanılır. Keza, bu durum mikrosferik ve makrosferik fertler arasında gayet belirgindir. Genellikle makrosferik olanlar küçük, mikrosferik olanlar büyük boyutlara sahiptir. Kavkı yüzeyi ekvatoral düzlemdeki locaları ayıran bölmelerin kaynaşması sonucu oluşan bölme şebekesi ile kaplıdır. Bölme şebekesi farklı türlerde değişik şekillerde görülür. örnek olarak ışınsal, ondüleli, turbiyyon, menderesil ve kesişen şekiller gösterilebilir. Kavkı yüzeyinde ayrıca granüller bulunur ve bunlar aksiyal kesitlerde izlenen ve kavkının direncini arttıran pliyelerin yüzeydeki izleridir. Granüller bölme şebekesi arasında ve üzerinde asılı olarak bulunurlar. Bazen de kavkının merkezinde iri bir granül görülür ve bunun yüzeydeki görüntüsü &#8220;Beyaz leke&#8221; adını alır. Bazen de bu granül parçalanmış olabilir ve yüzeyde çatallı görüntü verir. Keza, granüllerin dağılımı tüm yüzey boyunca eş değildir. Merkezi bölgede daha fazla olabilir, keza iç içe daireler şeklinde dizilebilirler. Ayrıca, bazılarında kavkı kenarında, bölme şebekesine dik çizgiler halinde &#8220;Transvers trabekül&#8221; denen oluşumlar bulunur.<br />
Ekvatoral kesitlerde mikrosferik fertlerin ilk locası çok küçük, makrosferik fertlerinki ise oldukça büyüktür. Larnspiralin kalınlığı değişkendir. Bölmeler şekil yönünden çok farklı olabilir. Düz, eğik, yay ve dalgalı şekillerde görünüm verirler. Yine, locaların yükseklik ve genişlikleri türlere göre değişkendir. Tur sayısı da türlere göre değişim gösterir ve merkezden kenara doğru turlardaki loca sayısı devamlı olarak artar. Aksiyal kesitlerde lamspiralin bir eksen, etrafında &#8220;V&#8221; şeklinde sarıl¬dığı ve turların birbirini örttüğü izlenir. Yine, pliyeler veya kavkı merkezindeki iri pliye bu kesitlerde çok belirgindir. Duvar kalkerli olup, iki tabakadan oluşmuştur. Dışta delikli bir kalker tabaka, içte de deliksiz ikinci bir kalker tabaka bulunmak¬tadır. Bu deliksiz olan tabaka içe doğru uzanarak locaları ayıran bölmeleri mey¬dana getirir ve bu bölmelerde iki tabakalıdır.<br />
3.2 Sistematik Paleontoloji<br />
Tablo 1. Assilina exponens (Sowerby) Türüne Ait Bireylerin Ölçümleri<br />
Örnek no Kalınlık Çap Dış görünüş<br />
7-1 ( Levha 1- şekil 6) 2,3 0,7 Ek. Loca belirgin loca fazla<br />
7-2 ( Levha 1- şekil 5) 1,7 0,6 Ek. Lova belirgin loca fazla<br />
7-3 ( oksiyal kesit ) 1,9 0,2 Ek. Loca belirgin loca fazla<br />
7-4 1,8 0,5 Ek. Loca belirgin loca fazla<br />
7-5 1,7 0,5 Ek. Loca belirgin loca az<br />
7-6 2 0,6 Ek. Loca belirgin<br />
7-7 1,8 0,4 Ek. Loca belirgin<br />
7-8 ( Levha1-şekil10) 1,7 0,7 Ek. Loca belirgin<br />
7-9 1,6 0,5 Ek. Loca belirgin<br />
7-27 ( Levha1-şekil 9) 1,7 0,6 Ek. Loca belirgin<br />
8-1 0,2 0,6 Ek. Loca belirgin loca fazla<br />
8-2 0,6 0,8 Ek. Loca belirgin loca fazla<br />
8-3 0,8 0,6 Ek. Loca belirgin<br />
8-4 0,7 0,5 Ek. Loca belirgin loca fazla<br />
8-5 0,8 0,5 Ek. Loca belirgin loca az<br />
8-6 0,7 0,5 Ek. Loca belirgin<br />
8-7 0,7 0,4 Ek. Loca belirgin</p>
<p>Aile NUMMULİTİDAE de Blainville<br />
CinsAssilina sp., d&#8217; Orbigny, 1826<br />
Assilina exponens (Sowerby), 1840<br />
Levha 1 şekil 1-10<br />
1840 Nummulites exponens n. sp., Sowerby, levha 41, şekil 1-6.<br />
1976 Assilina exponens (Sowerby), Sirel ve Gündüz, levha X, şekil 9; levha XI, şekil 1-9.<br />
1992 Assilina exponens (Sowerby), Avşar, s. 139, levha VII, şekil 1-6.<br />
2000 Assilina exponens (Sowerby),Köse, s.66 levha X, şekil 1-9 ;levha XI,şekil 1-7:levha XII,şekil 1-4.</p>
<p>Tanımlama:<br />
Her iki fonda da kavkı merceksi ve yassıdır. Kavkı kenarı genellikle küttür. Dış yüzeyinde bölme şebekesi görülmez. Bölme çizgileri dıştan çok net olarak izlenebilir. Ayrıca yüzeyde çeşitli yerlerde granüller de bulunur. Özellikle kavkının tam ortasında bu granüller yoğun olarak görülür. Makrosferik formlarda ilk loca ovaldir ve çapı 0,4-0,8 mm. olarak ölçülmüştür. Mikrosferik formlarda ise ilk loca gözlenemez. Makrosferik örnekler Assilina exponens olarak tanımlanmış olmalarına rağmen bireylerde birtakım farklılıklar dikkati çekmiştir. Bu örneklerde bölmeler ince, hafif eğik ve eşit aralıklıdır. Localar dikdörtgenimsi şekillidir. Yükseklikleri (0.3 mm.) genişliklerinden (0.2-0.4 mm.) fazladır.<br />
A formlarında ilk turda loca sayısı 8-9 iken. bu sayı son turda 26-28&#8242; e çıkar. Ekvatoral kesitlerde makrosferik formlarda 6-7 tur, mikrosferik formlarda 10 tur sayılmıştır. A formlarında tur aralıkları eşit olarak, büyür. B formlarında ise başlangıçta daha sıkı bir sarılım görülürken son turlara doğru hafifçe bir açılma <a href="http://www.genelbilge.com/tag/olur/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Olur">olur</a>. Aksiyal kesitlerde lamspiral bir eksen, etrafında &#8220;U&#8221; şeklinde sarılmıştır ve turlar birbirini, örtmez. Mikrosferik bireylerin çapı 17-21 mm., kalınlıkları 2.25-3.2 mm. olarak ölçülmüştür. Makrosferik bireylerin ise çapı 0.55-7.24 mm. ve kalınlığı da Ll-1.98 mm.&#8217;dir.<br />
Benzerlik ve Farklılıklar:<br />
Dış görünüşü ve bölmeleri ile Nummulites sp.&#8217; ye <a href="http://www.genelbilge.com/tag/benzer/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Benzer">benzer</a>. Fakat Nummulites sp. de aksiyal kesitlerde turlar birbirini örter.<br />
Yaş: Lütesiyen (Avşar, 1992; Meriç, 1983)<br />
Bulunduğu yerler:<br />
Sahadaki Kale yıkığı çevresinde gözlenmiştir. Kesitteki bireylerin ölçümleri Tablo 1’de sunulmuştur.</p>
<p>Tablo 2. Nummulites atirucus (B ve A) (Joly ve Lehmerie, 1848) Türüne Ait Bireylerin Ölçümleri<br />
Örnek no Kalınlık Çap Dış görünüş<br />
5b-4 5,6 0,7 Noktalı<br />
5b-11(Levha 5- Şekil 4) 7,6 1,3 Noktalı<br />
5b-13 oksiyal kesit (levha 5-Şekil 6) 7,2 0,9 Noktalı<br />
5k-1( Levha5-Şekil 5) 2,3 0,4 Noktalı<br />
5k-2(Levha 5-Şekil 7) 2,9 0,4 Noktalı<br />
5k-3 (Levha 5-Şekil 5) 2,3 0,4 Noktalı<br />
5k-4 2,5 0,4 Noktalı<br />
5k-5 2,4 0,3 Noktalı<br />
5k-6 3,3 0,3 Noktalı<br />
5k-7 3,7 0,4 Noktalı<br />
5k-8 ( Levha 5-Şekil 9) 2,2 0,4 Noktalı<br />
5k-9 2,1 0,6 Noktalı<br />
5k-10 3,5 0,4 Noktalı<br />
5k-11 3,7 0,4 Noktalı<br />
5k-12 3,4 0,4 Noktalı<br />
5k-13 2,2 0,3 Noktalı<br />
5k-14 2,3 0,2 Noktalı<br />
5k-15 2,1 0,2 Noktalı</p>
<p>Nummulites cf aturicus (B ve A) (Joly ve Lehmerie 1848)<br />
Levha 5 şekil 1-9<br />
1848 Nummulites aturica n. sp., Joly ve Lehmerie, levha 2, şekil 1-4.<br />
1925 Nummulites aturicus (Lehmerie), Nuttall, levha 25, şekil 1.<br />
1938 Nummulites aturicus (Joly ve Lehmerie), Elandnn.<br />
1951 Nummulites aturicus (Lehmerie), Schaub, metin içi şekil 137-139.<br />
1952 Nummulites aturicus (Lehmerie), Azzaroli, levha 10, şek. 5-6 levha 12,. şekil 1.<br />
1953 Nummulites aturicus (Joly ve Lehmerie), Daci-Dizer, p. 270-299 lev. 8, şekil 9.<br />
1960 Nummulites aturicus (Joly ve Lehmerie), Schaub.<br />
1961 Nummulites aturicus (Joly ve Lehmerie), Schaub, şekil 4a-b.<br />
1962 Nummulites aturicus (Joiy ve Lehmerie), Schaub, şekil 1-2.<br />
1963 Nummulites aturicus (Joly ve Lehmerie), Herb ve Schaub, levha 8,10,11 şekil<br />
2,5,1-6,4-6,11<br />
1972 Nummulites aturicus (Joly ve Lehmerie), Blondeau, levha XXXIV, şek. 1-4.<br />
1981 Nummulites aturicus (Joly ve Lehmerie), Schaub, şek.79-80,levha XV,şek.23-<br />
26, levhaXVI,şek.L-30<br />
1986 Nummulites aturicus (Joly ve Lehmerie), Örçen, p.57, levha l,şek. 14-17<br />
1991 Nummulites aturicus (Joly ve Lehmerie), Avşar, levha II, şek. 1-5.<br />
1992 Nummulites aturicus (Joly ve Lehmerie), Avşar, levha III, şek. 1-4. 0,4-0,8<br />
Avşar, p. 280,levha I, şek. 1-4.<br />
2000 Nummulites aturicus (Joly ve Lehmerie), Köse , s.67, levha XII şekil 5-6;levha XIII,şekil 1-4; levha XIV.</p>
<p>Tanımlama:<br />
Makrosferik örnekte kavkı şişkin, merceksi ve kenarları keskindir. Mikrosferik örnekte ise kavkı merceksi, basık, kenarları yuvarlak şekilde gözlenir. B formunda ağ yapısı oldukça incedir. A formunda ise ince, ışınsal ve hafif dalgalıdır. Mikrosferik ve makrosferik bireylerde çok sayıda granül bulunmaktadır. Bu granüller bölme çizgilerinin üzerinde ve arasında homojen olarak dağılmış şekilde bulunurlar. Mikroferik fertlerin ekvatoral kesitlerinde 17 tur bulunmaktadır. İlk 3-4 tur sıkı sarılımlı iken daha sonraki turlarda hafif bir gevşeme görülür. Makrosferik fertlerin ekvatoral kesitlerinde ise 5-6 tur sayılmıştır ve turlar arasındaki açıklık yaklaşık olarak aynıdır. Bölmeler B formlarında ince ve eğik gözlenirken, A formlarında ince-orta kaim ve hafif eğiktir. Mikrosferik bireylerde ilk turda 12 tane loca sayılmıştır ve bu locaların yüksekliği 0.28 mm., genişliği 0.17 mm. dir. Aynı türlerin son turlarında yükseklikleri 0.43 mm., genişlikleri 0.93 mm. olan 43 adet loca bulunmaktadır. Bu ölçümlerden de anlaşılacağı gibi B formlarının ilk turlarında localar h&gt;l iken son turlarında hl oranı ve aksiyal kesitlerinde pliyelerin olmaması ile kolaylıkla ayrılır<br />
Yaş:<br />
Tür Haymana güneyi, Sırçasaray köyünden Üst Lütesiyen&#8217;den, Ortakale Tepe, Sanhacı Kesiti ve Malatya kuzeybatısı (Medik-Ebreme)ndan Üst Lütesiyen&#8217;den tanımlanmıştır (Özyeğin, 1978; Örçen, 1986; Aysar, 1992,1994).<br />
Bulunduğu yerler:<br />
Sahadaki Kale yıkığı çevresinde gözlenmiştir. Kesitlerdeki bireylerin ölçümleri Tablo 2’de sunulmuştur.</p>
<p>Tablo 3. Nummulites millicaput (Boubee) Türüne Ait Bireylerin Ölçümleri<br />
Örnek no Kalınlık Çap Dış görünüş<br />
7-10 2,2 0,5 Menderesli<br />
7-11( Levha 4-şekil5) 2,2 0,6 Menderesli<br />
7-12 2,7 0,5 Menderesli<br />
7-13( Levha4-şekil6) 2,2 0,5 Menderesli<br />
7-14 3,0 0,5 Menderesli<br />
7-15 2,1 0,5 Menderesli<br />
7-16 2,4 0,4 Menderesli<br />
7-17 2,3 0,5 Menderesli<br />
7-18 2,5 0,5 Menderesli<br />
7-19 2 0,6 Menderesli<br />
7-20( Levha4-şekil 3) 2,6 0,6 Menderesli<br />
7-21 2,8 0,6 Menderesli<br />
7-22 2,3 0,5 Menderesli<br />
7-23 2,1 0,5 Menderesli<br />
7-24 2 0,6 Menderesli<br />
7-25 ( Levha4-şekil2) 2,2 0,5 Menderesli<br />
7-26 2,6 0,6 Menderesli<br />
7-31( Levha4-şekil8) 2,8 0,2 Menderesli<br />
7-32 (Levha4-şekil7) 2,5 0,2 Menderesli<br />
5b-1 ( Levha3-şekil3) 7,1 1,0 Menderesli<br />
5b-2 5,4 0,7 Menderesli<br />
5b-3( Levha3-şekil5) 5,7 0,9 Menderesli<br />
5b-5 7,5 1,4 Menderesli<br />
5b-6( Levha3-şekil4) 7,2 1,6 Menderesli<br />
5b-7 7,9 0,6 Menderesli<br />
5b-8 ( levha 3-şekil6) 6,7 1,3 Menderesli<br />
5b-9 7,3 1,1 Menderesli<br />
5b-10 7,6 1,2 Menderesli</p>
<p>Nummulites cf. millecaput (B ve A) Boubee, 1832<br />
Levha 3, Şekil 1-6; Levha 4, Şekil 1-8;<br />
Levha XVI, Şekil 1-6; Levha XVII, Şekil 1.<br />
1832 Nummulites millecaput Boubee 14, levha 15, şekil 1-4.<br />
1911 Nummulites millecaput Boubee, Boussac, levha l, şekil 7, 15.<br />
1938 Nummulites millecaput Boubee, Flandrın.<br />
1946 Nummulites millecaput Boubee, Ruız de Gaona.<br />
1948 Nummulites millecaput Boubee, Cızancourt.<br />
1953 Nummulites millecaput Boubee, Daci-Dizer, pp. 207-299, pl. 4, fiğ. 6.<br />
1963 Nummulites millecaput Boubee, Bieda, levha 10, şekil 1-3, 6.<br />
1967 Nummulites millecaput Boubee, Nemkov, levha 10, şekil 1-6.<br />
1972 Nummulites millecaput Boubee, Blondeau, pp. 131, pl. 13. Fiğ. 1-9.<br />
1978 Nummulites millecaput Boubee, Kenawy, lev. 2, şek.4, lev.3, şek.1-3, 8.<br />
1981 Nummulites millecaput Boubee, Schaub, levha 37, şek. 14-16, levha 68,<br />
şek.24-30, levha 69, şek. 1-7<br />
1992 Nummulites millecaput Boubee, Avşar, s. 155, levha I, şekil 1-7.<br />
1992 Nummulites millecaput Boubee, Örçen, s. 43.<br />
2000 Nummulites millecaput Boubee, Köse, S. 70, lev. XIV, şekil 9; lev. XV, şekil<br />
1-5; lev. XVI, şekil. 1-6; levha XVII, şekil 1.</p>
<p>Tanımlama:<br />
Mikrosferik formların kavkıları düz ve basıktır. Makrosferik formların ise şişkin ve merceksi olup, kenarları az keskin gözlenir. Mikrosferik bireyin orta kesimlerinde çok net gözlenmemekle birlikte her iki formda da bölme şebekesi ince ve ondülelidir. A ve B formlarında granüller bölme çizgilerinin arasında ve çok az sayıdadır. Mikrosferik fertlerde ilk turlarda düzenli sonra giderek düzensizleşen 16-23 turlu bir sanlım görülür. İlk turda yaklaşık 30 tane loca sayılmıştır ve bu locaların yükseklikleri 0.3 mm., genişlikleri 0.1 mm (tir Son. turdaki düzensizlik, nedeni ile loca sayısı bulunamamıştır. Fakat bu turdaki locaların yükseklikleri 0.7 mm., genişlikleri 0.4-1 mm. olarak ölçülmüştür.<br />
Makrosferik. bireylerde ise spir gevşek ve düzensizdir. Yaklaşık 4-5 turlu bir sanlım dikkati çeker. İlk turdaki loca sayısı 10-14 arasındadır. Son turda ise 35 adet loca bulunmaktadır. İlk turdaki locaların yükseklikleri 0.3-0.4 mm., genişlikleri 0.2-0.4 mm. civarındadır. Son turda ise bu değerler h:0.4-0.5mm., 1:0.3-0.4 mm.ye çıkmaktadır. İncelenen örneklerde locaların hepsi h&gt;l durumundadır, A formlarında ilk loca küresel olup çapı 0.4 mm. civarındadır. Aksiyal kesitlerde pliyelere rastlanmaz. Her iki formda da bölmeler eşit aralıklı, oldukça eğik ve incedir. İncelenen 25 mikrosferik formda, çap. 19-41 mm., kalınlık 2.22-5.6 mm. arasındadır.<br />
Benzerlik ve farklılıklar:<br />
A. ve B formları yaklaşık aynı çap aralığına, sahip obuası ve bölmelerinin çok eğik gözlenmesi ile Nummulites irregularis’e benzer. Fakat Nummulites irregularis’de kavkının ortasında hafif bir kabarıklık gözlenir, kalınlığı daha azdır ve ağ yapısı ışınsal şekildedir. Ayrıca mikrosferik fertler basık olması ve bölmelerinin, eğikliği ile Nummulites maximus&#8217;a benzer. Oysa Nummulites millecaput’un boyutu daha küçüktür.<br />
Yaş:<br />
Özyeğin (1978)&#8217;e göre yaş Lütesiyen olarak verilirken, Örçen (1992) ve Avşar (1992) ise türü Orta Lütesiyen&#8217; de tanımlamışlardır.<br />
Bulunduğu yerler:<br />
Sahadaki Kale yıkığı çevresinde gözlenmiştir. Kesitteki bireylerin ölçümleri Tablo 3’de sunulmuştur.<br />
Tablo 4. Nummulites striatus (Bruguiere, 1972) Türüne Ait Bireylerin Ölçümleri<br />
Örnek no Kalınlık Çap Dış görünüş<br />
5b-12 ( Levha 2 –şekil2) 7,2 1,3 Işınsal<br />
5b-14 ( Levha 2 –şekil3) 2,4 0,4 Işınsal<br />
7-28 ( Levha 2- şekil4) 2,2 0,2 Işınsal<br />
7-29 ( Levha2-şekil6) 2,3 0,2 Işınsal<br />
7-30 ( Levha 2-şekil6) 2,2 0,2 Işınsal</p>
<p>Nummulites striatus (Bruguiere 1792)<br />
Levha XVIII, Şekil 5; Levha XIX, Şekil 1-6<br />
1792 Camerina striata Bruguiere,. s. 3 99.<br />
1834 Nummulites contortus Deshayes in Ladoucette, s. 568, lev. III, şek.7-9.<br />
1853 Nummulites striata d&#8217;Orbigny,. d&#8217;Archiac ve Haime, s. L35, lev.VIII, şekil.9a-<br />
e, 10a, ila, 12a-b, 13a-b, 14a. 1853<br />
1853 Nummulites contoria Deshayes, d&#8217;Archiac ve Haime, s.136, lev.VIII, şek.8a-b.<br />
191Ib Nummulites striatus Bruguiere, Boussac, s.40, levha 8.<br />
1967 Nummulites striatus (Bruguiere), Nemkov,s.209,lev. XXVIII,şek.1-11.<br />
1971 Nummulites striatus (Bnıguiere), Ferrer, s- 32, levha 2, şekil 17-20.<br />
1981 Nummulites striatus (Bruguiere), Schaub, s. 153, lev.53, şekil 26-31, tablo 14.<br />
2000 Nummulites striatus (Bniguiere), Köse, s. 73, lev. XVIII, şekil 5, levha XIX,<br />
şekil 1-6.<br />
Tanımlama:<br />
Tür makrosferik bireylerden tanımlanmıştır. Makrosferik türlerde kavkı şişkin, kenarları az keskin olarak gözlenir. Bölme şebekesi ışınsaldır ve ortada iri bir granül bulunmaktadır. Ekvatoral kesitlerde 4-5 turlu bir sarılım dikkati çeker. İlk turda 6-8 loca bulunmaktadır. Bu locaların yükseklikleri genişliklerinden fazladır.<br />
Son turda ise loca sayısı 20-25 arasındadır. Yine ilk turda olduğu gibi bu locaların da yükseklikleri genişliklerinden fazladır. Aksiyal kesitlerde pliyelere rastlanmaz.<br />
Benzerlik ve farklılıklar:<br />
Tür boyutunun çok küçük olması ile Nummulites distans (Deshayes)&#8217;a benzer. Fakat Nummulites distans (Deshayes)&#8217;da sanlım gevşek ve şekilsizdir. Ayrıca granüle rastlanmaz.<br />
Yaş: Arazide gözlenen, fauna kapsamına göre yaş Lütesiyen&#8217;dir.<br />
Bulunduğu yerler:<br />
Sahadaki Kale yıkığı çevresinde gözlenmiştir. Kesitlerdeki bireylerin ölçümleri Tablo 4’de sunulmuştur.</p>
<p>4. SONUÇLAR<br />
Dinar (Afyon) İlçesi ve çevresindeki bölgenin 1/25.000 ölçekli haritası sentez edilmiştir. Birimlerin ilişkileri araştırılıp stratigrafisi ele alınmıştır. Sahada otokton ve Allokton birimlere rastlanmıştır. Alt-Üst Lütesiyen Yaşlı Garipçe Formasyonu, üzerine bindirme ile yerleşmiş kireçtaşı gözlenmiştir. Pliyo-kuvaterner yaşlı konglomeralar en genç çökelleri oluşturur.<br />
Sahada Nummulites’lerin ayrıntılı incelemesi yapılmıştır. Bu inceleme sonunda Assilina exponens (Sowerby), Nummulites cf. Aturicus ( B ve A) (Jolyve Lehmerie) Nummulites cf. Millecaput (B ve A) boubee, 1832) ve Nummulites striatus (Bruguiere) cins ve türleri incelenmiştir.</p>
<p>5. KAYNAKLAR<br />
Allasınaz, A., Gutnic, M., Poisson, A., 1974. La formationde I’Isparta Çay calcaires a Halobies, gres a plantes, et radiolarites d’age Carnien (?) Norien (Taurides-Region d’Isparta-Türkquie). Sch. Erdwiss. Komm. Oster Akad. 2, 11-21.<br />
Bilgin, A., Köseoğlu, M., Özkan, G., 1988. Isparta Gölcük Yöresi Kayaçlarının Mineralojisi, Petrografisi ve Jeokimyası. Tübitak Doğa Dergisi. 14.343-360, Ankara.<br />
Brunn, J. H., Dumont, J. F., Graciansky, P. C., Gutnic, M., Juteau, T., Marcaoux, J., Monod, O., Poisson, A., 1971. Outline of the geology of the Western Taurids. In: Geology and history of Turkey (Campell, A. S., ed.) Petrol Explor. Soc. Libya, 225-255, Tripoli.<br />
Dumont,. J,F. 1976. &#8220;Isparta Kıvrımı Ve <a href="http://www.genelbilge.com/tag/antalya/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Antalya">Antalya</a> Naplarının Orijini Torosların Üst Kretase Teknojenezi İle Oluşmuş Yapısal Düzeninin Büyük Bir Dekroşman, Transtorik Arızayla İkiye Ayrılması Varsayımı” &#8221; M.T.A. Dergisi, 86,56,67, Ankara.<br />
Gedikoğlu, A., Kuşçu, M., Türker, F., 1988. Gölcük Yöresi Pomza Yataklarının Ekonomik Özellikleri. Akd. Üni. Isparta Müh. Fak. Dergisi, 4, 432, 449, Isparta.<br />
Gutnic, M., Monod, O. Poisson, A. ve Dumont, J.T. 1979. &#8220;Geologi des Taurides occindentales (Turque ) &#8221; Mem. Soc. Geol. France. 137. 112pp.. Paris.<br />
Hayward, A. B., 1982. Türkiye’nin Güneybatısındaki Bey Dağları ve Susuz Dağ Masiflerinde Miyosen Yaşlı Kırıntılı Tortulların Stratigrafisi. T.J.K. Bülteni, 25(2), 81-89, Ankara.<br />
Juteau, T., 1975. Les ophiolites des nappes d’Antalya (Taurides occidentales, Turquie). These, Doct. Sci., Mem. Sci. Tere Nancy, 32, 1-692.<br />
Koçyiğit, A. 1980. &#8220;Hoyran Gölü (Isparta Büklümü ) Dolayının Tektoniği &#8221; Ankara Üniversitesi, Fen Fakültesi, Genel Jeoloji Kürsüsü, Doçentlik Tezi, 172 s. (Yayınlanmamış), Ankara.<br />
Kuşçu, M., Gedikoğlu, A., 1990. Isparta Gölcük Yöresi Pomza Yataklarının Jeolojik Konumu. Jeoloji Mühendisliği, 37, 69-78, Ankara.<br />
Marcoux, J., 1976. Les series Triasiques des nappes a radiolarites et ophiolites d’Antalya (Turquie): homologies et significition probable. Bull. Soc. Geol. Fr., 18, 511-512.<br />
Özgüner, A., M., 1979. Burdur Gölü ve Keçiborlu Dolaylarının Jeolojisi Raporu. M.T.A. Genel Müd. Raporları, (Yayınlanmamış), Ankara.<br />
Özgür, N., Pakdeğer, A., Bilgin, A., 1991. Batı Toroslar Gölcük-Isparta yöresi Yer altı Sularında Bulunan Yüksek Florünün Kökeni. In: Göller Böl. Tatlısu Ky. Korun. Ve Çevre Sorun. Simp. (Gedikoğlu, A. ed.), 233-250, Isparta.<br />
Yağmurlu, F., 1994. Isparta Kuzeyinde Yeralan Oligosen Yaşlı Molas Tipi Kırıntılı Tortulların Tektono-sedimenter özellikleri. Ç.Ü. Müh. Fak. 15. Yıl Simp. 4/7 Nisan 1994, II. Cilt. 241-252, Adana.<br />
Yalçınkaya, S., 1989. Isparta-Ağlasun (Burdur) Dolaylarının Jeolojisi. İ. Ün. Fen Bilim. Enst. Doktora Tezi (Yayınlanmamış), 176 s. İstanbul.<br />
Yılmaz, P. O., Maxwell, J. C., Muehlberger, W. R., 1981. Antalya Kompleksinin Yapısal Evrimi ve Doğu Akdeniz’<a href="http://www.genelbilge.com/tag/deki/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Deki">deki</a> Yeri. Yerbilimleri, 7, 119-127, Ankara.<br />
Waldron, J. W. H., 1981-1982. Antalya Karmaşığı Kuzeydoğu Uzanımının Isparta Bölgesindeki Stratigrafisi ve Sedimenter Evrimi. M.T.A. Bülteni, 97-98, 1-20, Ankara.<br />
LEVHA 1<br />
1-10 Assilina exponens (Sowerby)<br />
1. Dış görünüş (Yeşilot, 2000, levha X, şekil 4).<br />
2. Dış görünüş (Yeşilot, 2000, levha XI, şekil 4).<br />
3. Dış görünüş (Yeşilot, 2000, levha X, şekil 5).<br />
4. Dış görünüş (Yeşilot, 2000, levha X, şekil 6).<br />
5. Ekvatoral kesit, makrosferik (A) formu, Garipçe Formasyonu, 7-2, Dinar-Eskikaleyıkığı, X 7,5.<br />
6. Ekvatoral kesit, makrosferik (A) formu, Garipçe Formasyonu, 7-1, Dinar-Eskikaleyıkığı, X 7,1.<br />
7. Ekvatoral kesit, makrosferik (A) formu, Garipçe Formasyonu, 7-6, Dinar-Eskikaleyıkığı, X 8,3.<br />
8. Aksiyal kesit, makrosferik (A) formu, Garipçe Formasyonu, 7-3, Dinar Eskikaleyıkığı, X 10.4.<br />
9. Aksiyal kesit, makrosferik (A) formu, Garipçe Formasyonu, 7-27, Dinar Eskikaleyıkığı, X 3,3.<br />
10. Ekvatoral kesit, makrosferik (A) formu, Garipçe Formasyonu, 7-8, Dinar-Eskikaleyıkığı, X 8,5.</p>
<p>LEVHA 2<br />
1-6 Nummulites striatus (Bruguiere)<br />
1. Dış görünüş (Yeşilot, 2000, levha XVIII, şekil 5).<br />
2. Ekvatoral kesit, makrosferik (A) formu, Garipçe Formasyonu, 5b-12, Dinar Eskikaleyıkığı, X 4,6.<br />
3. Aksiyal kesit, makrosferik (A) formu, Garipçe Formasyonu, 5b-14, Dinar Eskikaleyıkığı, X 7,5.<br />
4. Aksiyal kesit, makrosferik (A) formu, Garipçe Formasyonu, 7-28, Dinar Eskikaleyıkığı, X 20.<br />
5. Aksiyal kesit, makrosferik (A) formu, Garipçe Formasyonu, 7-30, Dinar Eskikaleyıkığı, X 15.<br />
6. Aksiyal kesit, makrosferik (A) formu, Garipçe Formasyonu, 7-29, Dinar Eskikaleyıkığı, X 10.<br />
LEVHA 3<br />
1-5 Nummulites millecaput (Boubee)<br />
1. Dış görünüş (Yeşilot, 2000, levha XVII, şekil 2).<br />
2. Dış görünüş (Yeşilot, 2000, levha XVII, şekil 3).<br />
3. Ekvatoral kesit, Makrosferik (A) Formu, Garipçe Formasyonu, 5b-1, Dinar Eskikaleyıkığı, X 9.<br />
4. Ekvatoral kesit, Makrosferik (A) Formu, Garipçe Formasyonu, 5b-6, Dinar Eskikaleyıkığı, X 5,3.<br />
5. Ekvatoral kesit, Makrosferik (A) Formu, Garipçe Formasyonu, 5b-3, Dinar Eskikaleyıkığı, X 5,5.<br />
6. Ekvatoral kesit, Makrosferik (A) Formu, Garipçe Formasyonu, 5b-8, Dinar Eskikaleyıkığı, X 4,6.<br />
LEVHA 4<br />
1-8 Nummulites millecaput<br />
1. Dış görünüş (Yeşilot, 2000, levha XV, şekil 1).<br />
2. Ekvatoral kesit, makrosferik (A) Formu, Garipçe Formasyonu, 7-25, Dinar Eskikaleyıkığı, X 4.<br />
3. Ekvatoral kesit, makrosferik (A) Formu, Garipçe Formasyonu, 7-20, Dinar Eskikaleyıkığı, X 7,5.<br />
4. Ekvatoral kesit, makrosferik (A) Formu, Garipçe Formasyonu, 7-23, Dinar Eskikaleyıkığı, X 9.<br />
5. Ekvatoral kesit, makrosferik (A) Formu, Garipçe Formasyonu, 7-11, Dinar Eskikaleyıkığı, X 6,6.<br />
6. Ekvatoral kesit, makrosferik (A) Formu, Garipçe Formasyonu, 7-13, Dinar Eskikaleyıkığı, X 8,6.<br />
7. Aksiyel kesit, makrosferik (A) Formu, Garipçe Formasyonu, 7-32 Dinar Eskikaleyıkığı, X 7,5.<br />
8. Aksiyel kesit, makrosferik (A) Formu, Garipçe Formasyonu, 7-31, Dinar Eskikaleyıkığı, X 8.<br />
LEVHA 5<br />
1-9 Nummulites aturicus (Joly ve leymerie)<br />
1. Dış görünüş (Yeşilot, 2000, levha XII, şekil 5).<br />
2. Dış görünüş (Yeşilot, 2000, levha XIV, şekil 1).<br />
3. Dış görünüş (Yeşilot, 2000, levha XIV, şekil 2).<br />
4. Ekvatoral kesit, Makrosferik (A) Formu, Garipçe Formasyonu, 5b-11, dinar Eskikaleyıkığı, X 10.<br />
5. Ekvatoral kesit, Makrosferik (A) Formu, Garipçe Formasyonu, 5k-11, dinar Eskikaleyıkığı, X 12.<br />
6. Aksiyal kesit, Makrosferik (A) Formu, Garipçe Formasyonu, 5b-13, dinar Eskikaleyıkığı, X 4,4.<br />
7. Ekvatoral kesit, Makrosferik (A) Formu, Garipçe Formasyonu, 5k-2, dinar Eskikaleyıkığı, X 6.<br />
8. Ekvatoral kesit, Makrosferik (A) Formu, Garipçe Formasyonu, 5k-3, dinar Eskikaleyıkığı, X 10.<br />
9. Ekvatoral kesit, Makrosferik (A) Formu, Garipçe Formasyonu, 5k-8, dinar Eskikaleyıkığı, X 10.</p>

<p class="sayac_bilgi">201 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/dinar-afyon-yoresinin-stratigrafisi-ve-nummuliteslerin-biyometrik-incelemesi.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şev Stabilitesinde Ankraj Tekniği</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/sev-stabilitesinde-ankraj-teknigi.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/sev-stabilitesinde-ankraj-teknigi.html/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Jan 2011 09:43:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[jeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[Benzer]]></category>
		<category><![CDATA[Beri]]></category>
		<category><![CDATA[Iksa]]></category>
		<category><![CDATA[Ilk]]></category>
		<category><![CDATA[Kule]]></category>
		<category><![CDATA[Lan]]></category>
		<category><![CDATA[Radyo]]></category>
		<category><![CDATA[Suni]]></category>
		<category><![CDATA[Zemin]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category>ankraj</category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=17205</guid>
		<description><![CDATA[1. GİRİŞ Çekme kuvvetlerini ankrajlarla temel zeminine aktararak, bu kütlenin taşıyıcı olarak  kullanılmasının büyük fayda ve ekonomi sağladığı, ilk defa 1930 yıllarındaki kaya ankrajı ile  ilgili uygulamalarda görülmüştür. 1934 ve 1935 yıllarında Cezayir&#8217;de iki barajın  yükseltilmesinde temel zeminini oluşturan kayaya ankre edilen çelik kablolara 1000 ton&#8217;a  kadar varan yüklerin taşıttırılması, zamanın modern ve ekonomik çözümleri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>1. GİRİŞ</strong></p>
<p>Çekme kuvvetlerini ankrajlarla <a href="http://www.genelbilge.com/tag/temel/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Temel">temel</a> zeminine aktararak, bu kütlenin taşıyıcı olarak  kullanılmasının büyük fayda ve ekonomi sağladığı, ilk defa 1930 yıllarındaki kaya ankrajı ile  ilgili uygulamalarda görülmüştür. 1934 ve 1935 yıllarında Cezayir&#8217;de iki barajın  yükseltilmesinde <a href="http://www.genelbilge.com/tag/temel/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Temel">temel</a> zeminini oluşturan kayaya ankre edilen çelik kablolara 1000 ton&#8217;a  kadar varan yüklerin taşıttırılması, zamanın modern ve ekonomik çözümleri sayılmışlardır  (Lendi 1969). Bundan sonra ankrajların kaya şevlerinde ve diğer kaya inşaatlarında değişik  şekilde kulla­nıldıkları görülmektedir (Müller 1963).</p>
<p>Ankrajların zeminlere uygulanması 1950 yıllarında başlar. Münih&#8217;deki Bavyera  Radyo Binası inşaatında temel çukurunun çok geniş ve derin olması nedeniyle şev yüzlerinin  iksasında klasik yöntemlerin kullanılışı güçlükler doğurmuş, bu nedenle iksa perdelerinin bir  kısmında, zemine boru içinde çelik çubuklar yerleştirilerek, bunların  içine çimento şerbeti  enjekte edilmiştir (Ostermayer 1970).</p>
<p>Bu ilk uygulamalardan beri zemin ankrajları, kazı şevlerinin tutulmasında,  desteklenmesinde, istinat duvarı, yüksek kule ve <a href="http://www.genelbilge.com/tag/benzer/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Benzer">benzer</a> yapıların çekme alan temelleri ile yer altı suyunun kaldırma etkisine karşı yapı temellerinin tespitinde, tabii ve <a href="http://www.genelbilge.com/tag/suni/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Suni">suni</a> şevlerin  güvenliğinin artırılmasında başarıyla kulla­nılmaktadır .</p>
<p>Bugünkü anlamıyla zemin ankrajlarının ankraj amacıyla kullanı­<a href="http://www.genelbilge.com/tag/lan/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Lan">lan</a> diğer yapı  elemanlarından farkı, kuvvetleri taşıyıcı zemine bütün uzunluğu boyunca değil, ankraj  gövdesi (kafası) bölge­sinden aktarmasıdır. <span id="more-17205"></span><br />
Şekil 1. Zemin Ankrajı Elemanları</p>
<h3>ANKRAJLAR İLE İLGİLİ YÖNETMELİKLER</h3>
<p>Ankrajların boyutlandırılması, uygulaması ve kontrolü ile ilgili olarak Almanya’da DIN 4125 (Bölüm 1, geçici ve Bölüm 2 sürekli ankrajları için), İsviçre’de SIA 191, Avusturya’da ÖNORM 4455 ve İngiltere’de BS I DD 81-1982 (halen taslak)’dan tasarlanmaktadır.</p>
<h3>KULLANILAN ANKRAJ TİPLERİ</h3>
<p>Zemin ankrajları kullanma süresine göre geçici veya sürekli tipten hazırlanırlar. Yönetmeliklere göre 2 sene ve daha fazla kullanılacak ankrajlar sürekli cinsten sayılmaktadır.</p>
<p>Şekil 1’de görüldüğü üzere zemin ankrajları genelde başlıca 3 kısımlardan meydana gelmektedir; çekme çubuğu, çekme çubuğunun zemine tutturan ankraj kafası (gövdesi) ve dış kuvvetleri ankraj çubuğuna aktaran ankraj başlığı.</p>
<p>Ankrajlarda çekme çubuklarından, ankraj  gövdesine, buradan da zemine kuvvet nakli   ankraj tipine göre 3 şekilde olabilir (Şekil 2). Ankraj tipi A’da ankraj gövdesi toplam boyca  çekme kuvveti altında çatlaklar meydana gelebilmektedir.</p>
<p>Ankraj tipi B’ de kuvvet ankrajın sonuna tespit edilmiş bir boruya, buradan da ankraj  gövdesine iletilir. Gövde ankraj ekseni doğrultusunda basınca çalışır. Bu tip ankrajlar daha çok sürekli amaçlar için kullanılır. C tipi ankrajlarda ankraj kuvveti ankraj çubuklarının   sonuna bağlanmış bir plâka vasıtasıyla iletilmekte olup, ankraj gövdesi basınca çalışmaktadır.</p>
<h1> </h1>
<h1> </h1>
<p> </p>
<h1>Şekil 2.Ankraj gövdesine kuvvet iletimine göre ankraj tipleri.</h1>
<p> </p>
<p>Ankrajları korozyona karşı korunması büyük önem taşımaktadır. Geçici ankrajlarda ankraj gövdesini veya donatı alanını bir miktar büyük tutmak ve serbest ankraj boyunda çekme çubuğunu plastik kılıf içine almak yeterli olmaktadır.</p>
<p>Sürekli ankrajlarda genelde hem serbest ankraj boyu, hemde ankraj gövdesi plastik kılıf içine alınır. Gövdedeki çelik donatı ayrıca çimento harcı ile sarılarak korunur.</p>
<p><strong>ANKRAJLARIN HAZIRLANMASI </strong></p>
<p><strong>Ankraj Kuyusunun Açılması</strong><strong> </strong></p>
<p>Ankrajlar için genellikle 8-15 cm çapında istenen yönde 30.0 m uzunluğa kadar kuyular açılabilmektedir. Hem darbeli hem de rotary tarzında delik açan makineler tercih edilmelidir (Toğrol 1972). Bunlar boru sürme tertibatına sahip olmalıdır­lar. <a href="http://www.genelbilge.com/tag/kuyu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kuyu">Kuyu</a> delme yönteminin seçiminde şu hususlar dikkate alınmalıdır.</p>
<p>-Zemin veya kaya tabakalarının özellikleri</p>
<p>-Yeraltı Suyu durumu</p>
<p>-Yerel Şartlar (Delik noktalarına ulaşım, su ve enerji temini)</p>
<p>Delme yönteminden dolayı zeminde meydana gelebilecek zararlı durumlar (Ankraj  taşıma gücüne veya civardaki yapılara olmak üzere)</p>
<p>-Sondaj kuyusunun doğrultusundan sapma olasılığı</p>
<p>-Ankraj kuyusu açılması hakkında literatürden aşağıdaki bilgileri özenir. (Breth/stroh l970 ,Ostermayer l970,   Littlejohn ve Bruce 1977)</p>
<p>Kohezyonsuz zeminlerde borulu darbeli veya darbeli rotary delme sistemleri başarılı olmaktadır. Genelde kuyu açma yönteminin kohezyonsuz zeminlerde ankraj taşıma gücüne  tesiri azdır. Küçük çaplı ve darbeli makinelerle sıkı zeminlerde ilerlerken doğrultudan sapma  görülebilmektedir.</p>
<p>Kohezyonlu zeminlerde su ile yıkanan borulu rotary sistemler veya bunların yüksek mukavemetli tabakalarında burgu deliciler kullanılmaktadır. Kuyunun içinin temizlenmesi   için su, kil veya çimento şerbetleri, suya karşı hassas zeminlerde ise basınçlı hava kullanılabilir. Ayrıca hassas zeminlerde delik açıldıktan kısa bir <a href="http://www.genelbilge.com/tag/zaman/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Zaman">zaman</a> sonra enjeksiyon  işlemine geçilmelidir.</p>
<p>Kaya tabakalarında açılacak ankraj deliklerinde optimum delme yönteminin mevcut yerel şartlara göre şantiyede denenerek tespit edilmesi uygun olmaktadır. Genellikle  12 cm&#8217; e   kadar kuyu çapları tercih edilmektedir.</p>
<h3>Ankraj Teçhizatının Yerleştirilmesi ve Enjeksiyon İşlemi</h3>
<p>Sondaj kuyusunun hazırlanmasından sonra çekme çubuk veya halat­ları içeri itilerek  enjeksiyon işlemine geçilir. Enjeksiyon sırasında kaplama borusu adım adım geri çekilir. Serbest ankraj boyunu, ankraj gövdesinden ayırmak için çok kere üst kısımdaki fazla enjeksiyon şerbeti su veya bentonit süspansiyonu ile yıkanarak atılmaktadır. <a href="http://www.genelbilge.com/tag/tabi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Tabi">Tabi</a> ankraj gövdenin sınırlanması elastik veya şişen tıkaçlarla da mümkün olmaktadır.</p>
<p>Kohezyonlu zeminlerde ve kaya tabakalarında kuyu açıldıktan hemen sonra  temizlenerek enjeksiyonlama işlemine geçilmelidir.</p>
<p>Kohezyonsuz zeminlerde çimento şerbeti (genelde agreya konmadan 10 kg/cm²  minimum basınçla enjekte edilmelidir. Su çimento oranı 0.4 &#8211; 0.5 arasında alınabilir.  Kohezyonlu zeminlerde ve kayada bu oran 0.4 değerini geçmemelidir, bu tabakalarda fazla  suyun emilme imkanı yoktur (Kayada çatlak olmadığı kabulüne göre).</p>
<p>Kohezyonlu ve zayıf mukavemetli kohezyonsuz zeminlerde ankraj taşıma gücünü yükseltmek amacıyla ikinci defa enjeksiyonlama işlemi Batı Avrupa’da başarıyla  uygulanmaktadır. Birinci en­jeksiyondan sonra beton prizini yapınca, özel olarak  yerleştirilmiş borudan yüksek basınçla (40 kg/cm² &#8216;e kadar çimento şerbeti verilerek mevcut  ankraj gövdesinin çatlamasına ve <a href="http://www.genelbilge.com/tag/gnl/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Genel">genel</a> olarak gövdenin büyümesine ve böylece zeminde daha fazla bir sıkışmaya sebep olunmaktadır.</p>
<p>Tabii olarak ikinci defa yapılan enjeksiyonun, civardaki bodrum veya kanallara dolabileceği, komşu temel zemini veya yapılarına zarar<em> </em>verebileceği göz önünde tutularak,   çevre devamlı kontrol  altına alınmalıdır.</p>
<h3>ANKRAJ ÇEKME DENEYLERİ</h3>
<p>Ankrajlarda yapılan çekme deneylerini üç gruba ayırabiliriz.</p>
<p>-  Ankraj sisteminin yeterliliği üzerine yapılan esas uygunluk deneyleri</p>
<p>-  Şantiyelerde yapılan uygunluk deneyleri</p>
<p>- Şantiyede her ankraj  üzerine uygulanan kabul deneyleri</p>
<p>Yeniden hazırlanan Alman Yönetmeliği DIN 4125 Bölüm l&#8217; in yeni taslağında  (Temmuz  1986)  geçici ankrajlarda esas uygun­luk deneyi zorunluluğunu kaldırmıştır,  İsviçre Normu SIA 191&#8242; de  önceden beri bu şart aranmıyordu. Deneylerden doğru sonuç alabilmek için kuvvet ve deplasman okumalarının sıhhatli bir sisteme dayandırılmasının gerektiği açıktır.</p>
<h3>Esas Uygunluk Deneyleri</h3>
<p>Halen yürürlükte bulunan DIN 4125 Bölüm l ve 2&#8242; ye göre bir ankraj sisteminin müsaade edilmesi için, en az 3 ankrajın çekme deneyine tabii tutularak, deneyden sonra  kazılarak ankraj kontrüksiyonlarının incelenmesi gerekmektedir. Bu inceleme sonuçlarından   sistemin muhtemel hataları anlaşılmak­tadır.</p>
<p>Yukarda da belirtildiği gibi İsviçre Yönetmeliğinde bu şart aranmadığı gibi, Alman Yönetmeliğinin yeni taslağında geçici maksatlı ankrajlar için bu<em> </em>deney zorunluluğu  kaldırılmıştır.</p>
<h1>Şekil 3. Ankraj çekme deneyleri</h1>
<p>a) Ankraj kuvveti/Deformasyon eğrileri</p>
<p>b) Ölçülen elastik ve plastik deformasyonlar</p>
<h3>Şantiye Uygunluk Deneyleri</h3>
<p>Şantiyede ankrajların taşıma güçleri, elastisite ve plastik deformasyonları saptanmak  üzere her zemin cinsinde 3 tane o üzere emniyetli yükün 1.5 misline kadar yüklemeli boşaltmalı deney yapılarak kontrol edilir (DIN  4125) (Şekil 3). İsviçre yönetmeliğine göre  ankraj sınıfı ve sayısına bağlı olarak<sub> </sub>deney sayısı değişmekle beraber, ortalama 3 deney   gerekmektedir.</p>
<p>(SIA 191) Geçici maksatla yapılan ankrajlarda, benzer zemin koşullarına ait deney  sonuçları mevcutsa, bu sonuçlardan faydalanılarak yeni deney yapılmayabilir.</p>
<h3>Kabul Deneyleri ve Ankrajların Gerilmesi</h3>
<p>Yönetmeliklere göre her ankraj, çimento harcı prizini tamamla­dıktan sonra (yaklaşık bir hafta) çekme deneyine tabii tutula­<a href="http://www.genelbilge.com/tag/rak/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Rak">rak</a> servis yükü kontrol edilir.</p>
<p>DIN 4125 şantiyede geçici ankrajların hesaplanan yükün 1.2 misline kadar  yüklenerek kontrol edilmesini talep etmektedir. Mevcut ankrajların %5&#8242;i de taşıyacağı yükün  1.5 misline kadar çekme deneyine tabii tutulur. <a href="http://www.genelbilge.com/tag/belli/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Belli">Belli</a> sayıda ankraj üzerinde yükleme ve  boşaltma deneyi yapılarak, ankraj başında meydana gelen elastik ve plastik ötelenmeler  ölçülür (İncecik  1977).</p>
<p>Sürekli ankrajların hepsi taşıyacağı yükün 1.5 katına kadar deneye tabii tutulur.   Ayrıca kısa bir zaman aralığında da olsa sünme miktarı kontrol edilir.</p>
<p>Aktif basınca göre boyutlandırılmış ankrajlar kullanılmaya başlanmadan evvel  genellikle hesaplanan yükün %80-%90&#8242;ı oranında gerilerek, ankrajlı sistemin deplasmanını  önceden yapması sağlanır. Bu arada duvarın bir miktarı hareketine izin verilir (Aktif toprak  basınç ötelenmesi).</p>
<p>Oturmaya karşı hassas yapıların bulunduğu bölgelerde ankrajlar genellikle  sükunetteki toprak basıncına göre boyutlandırılır, bunlar hesaplanan yükün yaklaşık %100  mertebesinde gerilirler.</p>
<h3>ANKRAJLARIN TAŞIMA GÜCÜ</h3>
<p>10-15 cm çapında ve 4-6 m uzunluğunda enjeksiyon gövdesine sahip ankrajların  kohezyonsuz zeminlerde 200 tona, kohezyonlu zeminlerde 100 tona kadar çekme  kuvvetlerini zemine emniyetle aktardıkları bilinmektedir. Kohezyonsuz zeminlerde elde  edilen yüksek çevre sürtünmesini değerlerinin ankraj çevresindeki kayma bandında meydana  gelen genleşme (dilatasyon) ve bunun sonucu ankraj  gövdesi ile zemin arasında meydana  gelen sıkışmadan doğduğu bilinmektedir. Kayma bandındaki sıkışma sırasında mey­dana  gelen progresif bir kemerlenme, çubuk boyunda belli bir uzunluktan sonra gerilmelerin ani  düşüş göstermesine neden olarak gösterilebilir (incecik 1980)(Şekil 4). Kohezyonsuz zeminlerde yukarıdaki sebeplerden ankraj gövdesinin belli bir değerden sonra artmasına  karşılık ankraj taşıma gücünde bir yükseliş görülmemektedir.</p>
<h3>Kohezyonsuz Zeminlerde Ankrajlarla İlgili Tecrübeler</h3>
<p>-         Ankraj taşıma gücü zeminin relatif sıkılığı ile orantılı olarak artmaktadır. Gevşek   zeminlerde ankraj çevresinde bir genleşme meydana gelmediğinden sürtünme  gerilmeleri daha düşük değerler almaktadır.</p>
<p>-         Ankraj çevresinde meydana gelen progresif  kemerlenme dolayısıyla, ankraj gövde  boyunun belli bir değerden sonra artması (1&gt;6~7 m), ankraj taşıma gücünü pratik  olarak değiştirme­mektedir.</p>
<p>-         Ankraj çapı büyüdükçe, çevre sürtünmesi gerilmesi azalmakta­dır, bu arada çevre alanı  da büyüdüğünden, çap artışının taşıma gücüne etkisi değişik olabilmektedir. Genelde  zeminin sıkılığına ve dane dağılımına bağlı olarak D=10-15 cm arasın­da çapları  ekonomik olduğu bilinmektedir.</p>
<p>-         Kohezyonsuz zeminlerde ankrajların taşıma gücünü zemin para­metrelerine göre veren  genel formüller henüz geliştirilmiş değildir. Daha çok deneylerde elde edilen  sonuçlardan taşıma gücü hakkında bir tahmin yürütülebilmektedir. Ostermayer deney  sonuçlarını istatistiksel olarak değerlendirerek zemin cinsine ve yerleşim sıkılığına  bağlı olarak toplam taşıma güçlerini vermiştir (Şekil 5a).</p>
<p>Şekil   4. Kohezyonsuz zeminde ankraj çubuğunun yer değiştirmesi sırasında meydana gelen  kemerlenme.</p>
<p>Şekil 5b’ de aynı araştırıcı ankraj taşıma gücünü kohezyonsuz zeminde elde edilen standart penetrasyon deneyi vuruş sayılarına bağlı olarak göstermektedir.</p>
<h1>Şekil 5. Kohezyonsuz zeminlerde ankraj taşıma gücünün değişimi   </h1>
<p>(Ostormayer 1982)</p>
<h3>Kohezyonlu zeminlerde ankrajlar ile ilgili tecrübeler</h3>
<p>-         Çevre sürtünmesi değerleri düşük plastisiteli killerde daha yüksek, yüksek plastisiteli  killerde daha düşük olarak elde edilmektedir.</p>
<p>-         Ortalama çevre sürtünmesi değerleri, ankraj gövde uzunluğuna bağlı değildir, yani  ankraj taşıma gücü gövde boyu ile orantılı olarak artmaktadır. Sert kıvamlı zeminlerde  istisnai durumlar tespit edilmiştir.</p>
<p>-         Ankraj çapının 10-15 cm arasında değiştiği değerlerde, taşı­ma gücü çapa orantılı  olarak artmaktadır.</p>
<p>-         İkinci defa enjeksiyon yapılması, ankraj çevre sürtünmesini önemli ölçüde  artırmaktadır. Bu artmaya sebep olarak, zeminde yüksek derecede sıkışma meydana gelmesi gösterilmektedir. Ayrıca çatlamalar nedeniyle ankraj çapının bir miktar  büyüdü­ğü bilinmektedir (Şekil 6). İkinci enjeksiyonlarının başarısı zemin cinsine ve uygulanan yönteme göre değişmektedir (Ehl, 1986).</p>
<p>-         Littejohn sert killerde ve ayrışmış kayalar için aşağıdaki ortalama çevre sürtünmesi  değerlerini tavsiye etmektedir (Littlejohn 1970).</p>
<p>Sert kil ve marnlarda;</p>
<p>f<sub>s</sub>  =  0.45c<sub>u</sub> – 0.60 c<sub>u</sub></p>
<p>Şekil 7: Kohezyonlu zeminlerde ikinci enjeksiyondan evvel ve sonra ortalama çevre   sürtünmesi değerleri (Ostermayer) Ayrışmış kireçtaşında</p>
<h2>Şekil 7. Kohezyonlu zeminlerde ikinci enjeksiyondan evvel ve sonra</h2>
<p>ortalama çevre sürtünmesi değerleri (Ostermayer)</p>
<p>            Ayrışmış kireçtaşında</p>
<p>f<sub>s</sub>  =  1. N<sub>30</sub> (t/m²)</p>
<p>Yukarıdaki ortalama değerlerden toplamı taşıma gücü aşağıdaki bağıntıyla hesap  edilebilir.</p>
<p>                        D<sub>T</sub>  =  p . d<sub>o</sub> . 1<sub>o</sub> . fs</p>
<p>Burada</p>
<p>C<sub>u</sub>        :   Drenajsız kayma mukavemeti</p>
<p>N<sub>30        </sub>:   Ortalama SPT vuruş sayıları</p>
<p>d<sub>o</sub>        :   Ankraj gövde çapı</p>
<p>l<sub>o</sub>         :   Gövde uzunluğunu</p>
<p>göstermektedir.</p>
<p>Yukarıda bulunan taşıma gücü değerinin bir güvenlik sayısına bölüneceği tabiidir.  Genelde bütün projelerde tahmin edilen ankraj taşıma gücüne Gs=2.0 güvenlik sayısı  uygulamak doğru olacaktır.</p>
<p>Bazı araştırıcılar arazide elde ettikleri deney sonuçlarına göre değişik zemin cinsleri  (kohezyonlu ve kohezyorısuz) için yarı ampirik taşıma gücü bağıntıları geliştirmişler olup, bunlardan uygulamada faydalanılmaktadır (Toğrol-Sağlamer 1978, Littlejohn 1980).</p>
<h3>Kayalarda ankrajlarla ilgili tecrübeler</h3>
<p>Kayalarda ankrajların yüksek taşıma gücü değerlerine ulaştıkla­rı bilinmekle beraber,  bunlarda sıyrılma sınırına kadar yapıl­mış deney sayısı, çok azdır. Az ayrışmış kayalarda   emniyetli çevre sürtünmesi değerinin</p>
<p>F<sub>m</sub>   =   10-15   kg/cm<sup>2</sup></p>
<p>mertebesinde alınabileceği ifade edilmektedir (Littlejohn/Bruce 1877; ostermayer 1982). Bu  değerler l<sub>o</sub> =  3-6 m gövde uzun­lukları için geçerli olup, G<sub>s</sub> = 2-3 arasında güvenlik  göz önüne alınmıştır.</p>
<h4>SONUÇ</h4>
<p>Zemin Ankrajları ileri teknolojiye sahip bir çok ülkede yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Türkiye&#8217; de 1970&#8242; li yılların sonlarından itibaren ankrajlı sistemler  uygulanmaya başlamış­tır. Ankrajların imali ve kontrolü itina ve tecrübe gerektirdi­ğinden,   Batı Avrupa’ da bir çok memleket bununla ilgili yönetmelikler veya tavsiyeler yayınlamıştır.</p>
<p>Türkiye&#8217; de bu konuda bir yönetmelik mevcut olmayışı nedeniyle esas alınacak  prensipler yönünden uygulamada bazı zorluklarla karşılaşılmaktadır. Karşılaşılacak zorluklar ve yapılacak hataları en aza indirmek için, ankrajlı sistemin projesi hazırlanmadan evvel iyi bir zemin etüdünün yapılması ve proje amaçlarına uygun &#8220;Ankrajların hazırlanması ve kontrolü ile ilgili esasların belirlenmesi gerekmektedir. Bu hususta  yaban­cı yönetmeliklerden   faydalanılacağı tabiidir. Bu arada yükle­nici firmaların teknik imkanları da göz önünde tutulmalıdır.</p>
<p>Şevlerin güvenliğe alınmalarında ankrajların kullanılması eko­nomik ve pratik  çözümler verilmektedir.</p>
<h4>KAYNAKLAR</h4>
<p>BRETH, H. STROH, D. (1970). Tragverhalten von Injektionsankern im Ton Vorträge  Baugrundtagung Düsseldorf.</p>
<p>EAU (1985). &#8220;Empfehlungen des Arbeitsausschousses Ufereinfassungen&#8221; M. Sohnverlag,   Berlin.</p>
<p>EHL, G. (1986). &#8220;Gezieltes Nachverpressen zur Erhöhnung der Tragfähigkeit von Verpressankern in bindigen Baden&#8221;. Die Bautechnik 63, H.8, s. 278-282.</p>
<p>İNCECİK, M. (1977) &#8220;Çok Ankrajlı Dayanma Perdelerinde Stabilite Problemleri&#8221;, İ.T.Ü.   Dergisi, Cilt 35, Sayı 5.</p>
<p>İNCECİK, M.(1980) &#8220;Kohezyonsuz Zeminlerde Ankrajların  Davranı­şı&#8221; Doktora Tezi, İTÜ.</p>
<p>LENDI, P.  (1969) &#8220;Beitrag zur Erdstatischen Berechnung im Lockergestein&#8221;, Institut für  bauwissenschaftliche Forschung, Heft  6,  Zürich.</p>
<p>LITTLEJOHN, G. S. (1970). &#8220;Soil Anchors, Proc. Conf. Grourıd Eng., London. &#8221;</p>
<p>LITTLEJOHN, G. S. (1980)  &#8220;Design Estimation of the Hetimate Load Holding Capacity of<em>  </em>Ground Anchors.</p>
<p>LITLLEJOHN, G. S. &#8211; BRÜCE, D.A.(1977) &#8220;Rock Anchors&#8221; Foundation; Publications Ltd.,   Brentwrood.</p>
<p>MÜLLER, L. (1963) &#8220;Der Felsbau&#8221; Band l, F. Enke Verlag, Stuttgart.</p>
<p>OSTERMAYER, H. (1970), &#8220;Erdanker-Tragverhalten und konstruktive Durchbildung&#8221;,   Vortrage  Baugrundtagung  Düsseldorf.</p>
<p>OSTERMAYER, U., (1982).  &#8220;Verpressanker&#8221;  Grundbau  Taschenbuch  3. Auflage, Teil 2,   Verlag W. Sohn, Berlin.</p>
<p>RANKE, R.- OSTERMAYER.H. (1968). &#8220;Beitrag zur Stabilitâtsunter-suchung  Mehrfachverankerter  Baugrubenumschliessungen&#8221;   Die Bautechnik,   H.l0.</p>
<p>TOGROL,  E.  (1972). &#8220;Zemin  Ankrajları&#8221;  Temel  Araştırma  Yayınları, İstanbul.</p>
<p>TOGROL,E.-  SAGLAMER. (1978). &#8220;Short Therm Capacity  of  Ground Anchors&#8221;   Bullettin  of   the  Technical  University   istanbul, Volume   31,   No.l.</p>
<p><strong>Yönetmelikler :</strong><strong> </strong></p>
<p>BS I DD81 (1982) &#8220;Recommendation for Ground Anchorages&#8221;</p>
<p>DIN 4125 Teil l (Norm) (1972) &#8220;Verpressanker fur vorübergehende Zwecke&#8221;</p>
<p>DIN 4125 Teil l (Entwurf)(1986) &#8220;Verpressanker Temporaranker&#8221;</p>
<p>DIN 4125 Teil 2 (Norm)  (1976)  &#8220;Verpressanker für dauernde Verankerungen&#8221;</p>
<p>ÖNORM B 4445 (1985) &#8220;Vorgespante Arıker für Festcjestein und Lockergestein&#8221;</p>

<p class="sayac_bilgi">827 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/sev-stabilitesinde-ankraj-teknigi.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zeminlerin Kompaksîyonu (Sıkıştırılması)</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/zeminlerin-kompaksiyonu-sikistirilmasi.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/zeminlerin-kompaksiyonu-sikistirilmasi.html/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Jan 2011 09:41:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[jeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Birim]]></category>
		<category><![CDATA[Biter]]></category>
		<category><![CDATA[Eden]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gibi]]></category>
		<category><![CDATA[Hacim]]></category>
		<category><![CDATA[Isabet]]></category>
		<category><![CDATA[Kava]]></category>
		<category><![CDATA[Konsolidasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Metrik]]></category>
		<category><![CDATA[Ola]]></category>
		<category><![CDATA[Rak]]></category>
		<category><![CDATA[Tabi]]></category>
		<category><![CDATA[Terk]]></category>
		<category><![CDATA[Zaman]]></category>
		<category><![CDATA[Zemin]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category>4425</category>
	<category>dara</category>
	<category>kompaksiyonunun</category>
	<category>kurunüm</category>
	<category>islaknüm</category>
	<category>kompaksiyonu</category>
	<category>kompaksiyona</category>
	<category>muhtevası</category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=17203</guid>
		<description><![CDATA[1.1. Giriş Zemin kompaksiyonu, zemini, genel olarak, mekanik vasıtalarla zorlayarak boşluklardaki kava_ hacminin azaltılması suretiyle danelerin birbirlerine daha yakın olarak kümelenmesini sağlamak ameliyesidir.Son yıllarda bu konuda oldukça büyük ilerlemeler yapılmış ve böylece, arazide zeminleri sıkıştırmak için kullanılan makinelerle daha iyi neticeler elde edilmesi sağlanmıştır. Zemin, kontrol edilmiş şartlar altında kompaksiyona tabi tutularak içindeki boşlukları hemen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>1.1. Giriş</strong><br />
<a href="http://www.genelbilge.com/tag/zemin/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Zemin">Zemin</a> kompaksiyonu, zemini, <a href="http://www.genelbilge.com/tag/gnl/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Genel">genel</a> olarak, mekanik vasıtalarla zorlayarak boşluklardaki <a href="http://www.genelbilge.com/tag/kava/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kava">kava</a>_ hacminin azaltılması suretiyle danelerin birbirlerine daha yakın olarak kümelenmesini sağlamak ameliyesidir.Son yıllarda <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with bu">bu</a> konuda oldukça büyük ilerlemeler yapılmış ve böylece, arazide zeminleri sıkıştırmak için kullanılan makinelerle daha <a href="http://www.genelbilge.com/tag/iyi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Iyi">iyi</a> neticeler elde edilmesi sağlanmıştır.<br />
Zemin, kontrol edilmiş şartlar altında kompaksiyona tabi tutularak içindeki boşlukları hemen hemen ortadan kaldırılır ve sonraları meydana gelebilecek su muhtevası değişimine karşı az müsait <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bir/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Bir">bir</a> duruma getirilir. İyi sıkıştırılmış <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bir/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Bir">bir</a> dolmada, dolgu zeminin oturması ihmal edilebilecek mertebededir. Bununla beraber dolmanın üzerine oturduğu zeminlerde konsolidasyon oturması meydana gelebilir. Bu bakımdan <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bir/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Bir">bir</a> dolma, iyi <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bir/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Bir">bir</a> şekilde sıkıştırıldığı <a href="http://www.genelbilge.com/tag/zaman/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Zaman">zaman</a>, eskiden olduğu gibi, onun oturmağa  terk olunmasına lüzum olmadığı gibi, üstyapı yapımı, toprak işi biter bitmez hemen başlayabilir. İyi sıkıştırılmış (kompaksiyona tabi tutulmuş temeller ve alt yapılarda yüksek mukavemete ve deformasyonlara kargı dirence sahip olurlar.<br />
<strong>1.2. Zeminlerin kompaksiyonunun laboratuarda incelenmesi</strong><br />
<strong>Zemin Kompaksiyonunun Ölçülmesi</strong><br />
Kompaksiyon, zeminin birim hacmine <a href="http://www.genelbilge.com/tag/isabet/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Isabet">isabet</a> <a href="http://www.genelbilge.com/tag/eden/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Eden">eden</a> dane ağırlığı ola­<a href="http://www.genelbilge.com/tag/rak/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Rak">rak</a> verilen “<a href="http://www.genelbilge.com/tag/kuru/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kuru">kuru</a> birim hacim ağırlığı” ile ifade olunur. Bu <a href="http://www.genelbilge.com/tag/metrik/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Metrik">metrik</a> birim­lerde ton/m<sup>3</sup>, İngiliz ölçülerinde libre/ft<sup>3</sup> olarak gösterilir. Zeminin su muhtevası, zeminde mevcut su ağırlığının, kuru (dane) ağırlığına oranı olarak ifade olunduğundan, kuru birim hacim ağırlığı da zeminin, tabii birim hacim ağırlığından mevcut su ağırlığının çıkarılması ile tayin olunur.<br />
<strong>1.3. Zemin kompaksiyonunu Etkileyen Faktörler</strong><span id="more-17203"></span></p>
<ol>
<li>Su Muhtevası</li>
<li>Kompaksiyon Miktarı</li>
<li>Zemin Cinsi</li>
</ol>
<p> </p>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="123" valign="top">Deney No</td>
<td colspan="2" width="123" valign="top">1</td>
<td colspan="2" width="123" valign="top">2</td>
<td colspan="2" width="123" valign="top">3</td>
<td colspan="2" width="123" valign="top">4</td>
</tr>
<tr>
<td width="123" valign="top">Islak Nüm+Kalıp</td>
<td colspan="2" width="123" valign="top">6000</td>
<td colspan="2" width="123" valign="top">6150</td>
<td colspan="2" width="123" valign="top">6360</td>
<td colspan="2" width="123" valign="top">6270</td>
</tr>
<tr>
<td width="123" valign="top">Kalıp</td>
<td colspan="2" width="123" valign="top">4425</td>
<td colspan="2" width="123" valign="top">4425</td>
<td colspan="2" width="123" valign="top">4425</td>
<td colspan="2" width="123" valign="top">4425</td>
</tr>
<tr>
<td width="123" valign="top">Islak Nüm.</td>
<td colspan="2" width="123" valign="top">1575</td>
<td colspan="2" width="123" valign="top">1725</td>
<td colspan="2" width="123" valign="top">1935</td>
<td colspan="2" width="123" valign="top">1845</td>
</tr>
<tr>
<td width="123" valign="top">Birim hac.ağ.</td>
<td colspan="2" width="123" valign="top">1.675</td>
<td colspan="2" width="123" valign="top">1.835</td>
<td colspan="2" width="123" valign="top">2.058</td>
<td colspan="2" width="123" valign="top">2.340</td>
</tr>
<tr>
<td width="123" valign="top">Kap No</td>
<td width="61" valign="top">15<sup>üst</sup></td>
<td width="61" valign="top">44<sup>alt</sup></td>
<td width="61" valign="top">60<sup>üst</sup></td>
<td width="61" valign="top">88<sup>alt</sup></td>
<td width="61" valign="top">21<sup>üst</sup></td>
<td width="61" valign="top">53<sup>alt</sup></td>
<td width="61" valign="top">78<sup>üst</sup></td>
<td width="61" valign="top">80<sup>alt</sup></td>
</tr>
<tr>
<td width="123" valign="top">IslakNüm.+Dara</td>
<td width="61" valign="top">70.63</td>
<td width="61" valign="top">93.41</td>
<td width="61" valign="top">57.84</td>
<td width="61" valign="top">76.72</td>
<td width="61" valign="top">45.97</td>
<td width="61" valign="top">50.03</td>
<td width="61" valign="top">50.61</td>
<td width="61" valign="top">55.61</td>
</tr>
<tr>
<td width="123" valign="top">KuruNüm+Dara</td>
<td width="61" valign="top">69.46</td>
<td width="61" valign="top">91.43</td>
<td width="61" valign="top">55.01</td>
<td width="61" valign="top">72.34</td>
<td width="61" valign="top">43.46</td>
<td width="61" valign="top">46.68</td>
<td width="61" valign="top">46.01</td>
<td width="61" valign="top">50.47</td>
</tr>
<tr>
<td width="123" valign="top">Su miktarı</td>
<td width="61" valign="top">10.23</td>
<td width="61" valign="top">1.98</td>
<td width="61" valign="top">2.83</td>
<td width="61" valign="top">4.38</td>
<td width="61" valign="top">2.31</td>
<td width="61" valign="top">3.35</td>
<td width="61" valign="top">4.6</td>
<td width="61" valign="top">5.14</td>
</tr>
<tr>
<td width="123" valign="top">Dara</td>
<td width="61" valign="top">28.69</td>
<td width="61" valign="top">27.54</td>
<td width="61" valign="top">26.86</td>
<td width="61" valign="top">26.65</td>
<td width="61" valign="top">28.94</td>
<td width="61" valign="top">24.81</td>
<td width="61" valign="top">25.76</td>
<td width="61" valign="top">28.51</td>
</tr>
<tr>
<td width="123" valign="top">Kuru Nümune</td>
<td width="61" valign="top">40.77</td>
<td width="61" valign="top">63.89</td>
<td width="61" valign="top">28.15</td>
<td width="61" valign="top">45.69</td>
<td width="61" valign="top">14.72</td>
<td width="61" valign="top">21.87</td>
<td width="61" valign="top">20.25</td>
<td width="61" valign="top">21.96</td>
</tr>
<tr>
<td width="123" valign="top">Su Muhtevası</td>
<td width="61" valign="top">0.251</td>
<td width="61" valign="top">0.031</td>
<td width="61" valign="top">0.100</td>
<td width="61" valign="top">0.096</td>
<td width="61" valign="top">0.157</td>
<td width="61" valign="top">0.153</td>
<td width="61" valign="top">0.227</td>
<td width="61" valign="top">0.234</td>
</tr>
<tr>
<td width="123" valign="top">Ortalama su muh</td>
<td colspan="2" width="123" valign="top">0.282</td>
<td colspan="2" width="123" valign="top">0.098</td>
<td colspan="2" width="123" valign="top">0.155</td>
<td colspan="2" width="123" valign="top">0.230</td>
</tr>
<tr>
<td width="123" valign="top">Kuru birim h.ağ.</td>
<td colspan="2" width="123" valign="top">0.306</td>
<td colspan="2" width="123" valign="top">0.167</td>
<td colspan="2" width="123" valign="top">1.781</td>
<td colspan="2" width="123" valign="top">1.902</td>
</tr>
<tr>
<td width="123" valign="top">Deney no</td>
<td colspan="2" width="123" valign="top">1</td>
<td colspan="2" width="123" valign="top">2</td>
<td colspan="2" width="123" valign="top">3</td>
<td colspan="2" width="123" valign="top">4</td>
</tr>
<tr>
<td width="123" valign="top">Islak Nüm+Kalıp</td>
<td colspan="2" width="123" valign="top">6225</td>
<td colspan="2" width="123" valign="top">4425</td>
<td colspan="2" width="123" valign="top"> </td>
<td colspan="2" width="123" valign="top"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="123" valign="top">Kalıp</td>
<td colspan="2" width="123" valign="top">1800</td>
<td colspan="2" width="123" valign="top"> </td>
<td colspan="2" width="123" valign="top"> </td>
<td colspan="2" width="123" valign="top"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="123" valign="top">Islak Nümune</td>
<td colspan="2" width="123" valign="top"> </td>
<td colspan="2" width="123" valign="top"> </td>
<td colspan="2" width="123" valign="top"> </td>
<td colspan="2" width="123" valign="top"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="123" valign="top">Birim Hac. Ağ.</td>
<td colspan="2" width="123" valign="top">1.915</td>
<td colspan="2" width="123" valign="top"> </td>
<td colspan="2" width="123" valign="top"> </td>
<td colspan="2" width="123" valign="top"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="123" valign="top">Kap No.</td>
<td width="61" valign="top">36<sup>üst</sup></td>
<td width="61" valign="top">42<sup>alt</sup></td>
<td width="61" valign="top">74<sup>üst</sup></td>
<td width="61" valign="top">84<sup>alt</sup></td>
<td width="61" valign="top"> </td>
<td width="61" valign="top"> </td>
<td width="61" valign="top"> </td>
<td width="61" valign="top"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="123" valign="top">IslakNüm.+Dara</td>
<td width="61" valign="top">77.06</td>
<td width="61" valign="top">59.86</td>
<td width="61" valign="top"> </td>
<td width="61" valign="top"> </td>
<td width="61" valign="top"> </td>
<td width="61" valign="top"> </td>
<td width="61" valign="top"> </td>
<td width="61" valign="top"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="123" valign="top">KuruNüm+Dara</td>
<td width="61" valign="top">66.46</td>
<td width="61" valign="top">52.67</td>
<td width="61" valign="top"> </td>
<td width="61" valign="top"> </td>
<td width="61" valign="top"> </td>
<td width="61" valign="top"> </td>
<td width="61" valign="top"> </td>
<td width="61" valign="top"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="123" valign="top">Su miktarı</td>
<td width="61" valign="top">10.6</td>
<td width="61" valign="top">7.19</td>
<td width="61" valign="top"> </td>
<td width="61" valign="top"> </td>
<td width="61" valign="top"> </td>
<td width="61" valign="top"> </td>
<td width="61" valign="top"> </td>
<td width="61" valign="top"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="123" valign="top">Dara</td>
<td width="61" valign="top">26.73</td>
<td width="61" valign="top">25.91</td>
<td width="61" valign="top">28.15</td>
<td width="61" valign="top">27.37</td>
<td width="61" valign="top"> </td>
<td width="61" valign="top"> </td>
<td width="61" valign="top"> </td>
<td width="61" valign="top"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="123" valign="top">Kuru Nümune</td>
<td width="61" valign="top">39.73</td>
<td width="61" valign="top">26.76</td>
<td width="61" valign="top"> </td>
<td width="61" valign="top"> </td>
<td width="61" valign="top"> </td>
<td width="61" valign="top"> </td>
<td width="61" valign="top"> </td>
<td width="61" valign="top"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="123" valign="top">Su Muhtevası</td>
<td width="61" valign="top">0.267</td>
<td width="61" valign="top">0.269</td>
<td width="61" valign="top"> </td>
<td width="61" valign="top"> </td>
<td width="61" valign="top"> </td>
<td width="61" valign="top"> </td>
<td width="61" valign="top"> </td>
<td width="61" valign="top"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="123" valign="top">Ortalama su muh</td>
<td colspan="2" width="123" valign="top">0.268</td>
<td colspan="2" width="123" valign="top"> </td>
<td colspan="2" width="123" valign="top"> </td>
<td colspan="2" width="123" valign="top"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="123" valign="top">Kuru birim h.ağ.</td>
<td colspan="2" width="123" valign="top">0.510</td>
<td colspan="2" width="123" valign="top"> </td>
<td colspan="2" width="123" valign="top"> </td>
<td colspan="2" width="123" valign="top"> </td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>V=940cm<sup>3</sup></p>
<p>Tokmak Ağırlığı:2500gr</p>
<p>Vuruş Adedi      : 25</p>
<p>Tabaka Sayısı     :3</p>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="0" width="617">
<tbody>
<tr>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top"> </td>
<td width="15" valign="top">   </td>
</tr>
</tbody>
</table>
<h2>                    5                   10                  15                   20                   25                    30                   35                 40</h2>
<h2>SU MUHTEVASI  (W)</h2>

<p class="sayac_bilgi">78 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/zeminlerin-kompaksiyonu-sikistirilmasi.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Temel Zemini</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/temel-zemini.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/temel-zemini.html/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Jan 2011 09:37:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[jeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Arazi]]></category>
		<category><![CDATA[Bir]]></category>
		<category><![CDATA[bu]]></category>
		<category><![CDATA[Daha]]></category>
		<category><![CDATA[Dolma]]></category>
		<category><![CDATA[Gelen]]></category>
		<category><![CDATA[Gravye]]></category>
		<category><![CDATA[Iyi]]></category>
		<category><![CDATA[Killi]]></category>
		<category><![CDATA[Kis]]></category>
		<category><![CDATA[Olur]]></category>
		<category><![CDATA[Orta]]></category>
		<category><![CDATA[Toprak]]></category>
		<category><![CDATA[Uygun]]></category>
		<category><![CDATA[Yani]]></category>
		<category><![CDATA[Zemin]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category>zemini</category>
	<category>zemİnİ</category>
	<category>temel</category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=17201</guid>
		<description><![CDATA[1. Tanım Üzerine gelen bina yükünü emniyetle taşıyan zemine, temel zemini denir. Binanın sabit ve sonradan eklenen yüklerinin tamamı, yer çekimine göre zemine binecektir. Bu nedenle zeminde, yüklerden doğan kuvvetlerin etkisiyle oluşan deformasyonlara karşı dengenin etüt edilmesi, büyük önem taşır. Zemin, homojen bir yapıya sahip olmayıp bazı yerlerde çürük, bazı yerlerde ise sağlamdır. Bu nedenle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1>1. Tanım</h1>
<p>Üzerine <a href="http://www.genelbilge.com/tag/gelen/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Gelen">gelen</a> bina yükünü emniyetle taşıyan zemine, <a href="http://www.genelbilge.com/tag/temel/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Temel">temel</a> zemini denir. Binanın sabit ve sonradan eklenen yüklerinin tamamı, yer çekimine göre zemine binecektir. Bu nedenle zeminde, yüklerden doğan kuvvetlerin etkisiyle oluşan deformasyonlara karşı dengenin etüt edilmesi, büyük önem taşır. Zemin, homojen bir yapıya sahip olmayıp bazı yerlerde çürük, bazı yerlerde ise sağlamdır. Bu nedenle önce zeminin etüt edilerek iyice tanınması, <a href="http://www.genelbilge.com/tag/daha/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Daha">daha</a> sonra da projelerin etüdüne ve inşaata geçilmesi uygun olur.</p>
<h1>2. Zemin Türleri (Yük Taşıma Durumlarına Göre)</h1>
<p>Zeminler, yük taşıma durumlarına göre üçe ayrılırlar:</p>
<ol>
<li>Sağlam Zemin,  2. <a href="http://www.genelbilge.com/tag/orta/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Orta">Orta</a> Zemin,  3. Çürük zemin.</li>
</ol>
<h1>2.1. Sağlam Zemin</h1>
<p>Sıkışmaya uygun olmayan, 2-3 m. Kalınlığındaki tabakalar halinde oluşmuş zeminlerdir. Basınç ve çekme gerilmelerine karşı oldukça dayanıklıdırlar. Bunlar, püskürük, tortul yada metamorfik olabilirler.<span id="more-17201"></span></p>
<p>Püskürük kayaların en belirgin olanları granit, bazalt, kalker ve ince taneli kum taşıdır. Ayrıca sıkışık çakıllı zeminler, sıkı kil, <a href="http://www.genelbilge.com/tag/kis/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kis">kis</a> ve killi toprak da bu sınıfa girer. Basınca dayanımları 5-30 kgf/cm² arasında değişir.</p>
<h1>2.2. orta Zemin</h1>
<p>Sıkışmaya uygun, 3-4 m. Kalınlığındaki zemin tabakalarından oluşur. <a href="http://www.genelbilge.com/tag/gravye/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Gravye">Gravye</a>, kumlu ve killi zeminlerdir. Basınca dayanımları 0,4-5 kgf/cm² arasında değişir.</p>
<h1>2.3.Çürük zemin</h1>
<p>fazla yük altında kayan sıkışmaya uygun ince kum, ıslak kil, killi toprak, batak <a href="http://www.genelbilge.com/tag/arazi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Arazi">arazi</a>, bitkisel ve dolma toprak zeminlerdir. Basınca dayanımları 0.2-0.8 kgf/cm² arasındadır.</p>
<h1>3. Zeminin Tanınması</h1>
<p>binanın tabandaki taşıyıcı elemanı olan temel, binanın tüm yükünü zemine yaymak durumundadır. Dolayısıyla bu yükü zemin karşılayacaktır. Bu nedenle arsanın seçiminde, zemin bilgisinin önemi de büyüktür. İyi ve sağlam bir zemin seçimi ise, bilinçli ve sağlıklı bir zemin etüdüyle mümkündür. Zeminin tanınması yani zemin etüdü, genellikle aşağıdaki bilgileri elde etmek için yapılır:</p>
<ol>
<li>Zemin tabakalarının cinsi, kalınlığı ve derinliği.</li>
<li>Zeminin taşıma gücü.</li>
<li>Zemin suyunun en yüksek düzeyi.</li>
<li>Kayma ve donma tehlikesi durumu.</li>
<li>Yeraltı suyundan dolayı zemin tabakalarında ayrışma ve erime olup olmadığı.</li>
<li>Zeminde, betonu bozucu <a href="http://www.genelbilge.com/tag/kimyasal/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kimyasal">kimyasal</a> ve <a href="http://www.genelbilge.com/tag/organik/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Organik">organik</a> maddelerin durumu.</li>
</ol>
<p>Bu bilgilerin elde edilebilmesi için ise, binanın önem ve büyüklüğüne göre, aşağıdaki zemin etütlerinin bir yada birkaçı birlikte yapılır.</p>
<h1>4. Zemin Etütleri</h1>
<h1>4.1. Soruşturma Yapmak.</h1>
<p>Yapılacak binanın bitişiğinde yada yakınında bulunan binaların zeminleri, güvenilir bir şekilde etüt edilmiş ise ve bunlara ait bilgileri elde edebiliyorsak, bu bilgileri değerlendirmek.</p>
<h1>4.2. Muayene Çukurları Açmak.</h1>
<p>Zeminde basit bir çukur, galeri yada baca açılır ve tabanından örnekler alınır. Ayrıca burada, zeminin cins ve tabakalarının durumu da kolayca görülmüş olur. Çukurların sayısı ve şekilleri, yapının büyüklüğü ve zemin tabakalarının durumuna bağlı olarak tespit edilir (Şekil 1).</p>
<p>Bu sistemle, <a href="http://www.genelbilge.com/tag/belli/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Belli">belli</a> bir derinliğe kadar inilebilir. Şekil 1 a’da çok derine inilemez. Çünkü çukurun yanları yıkılabilir. Bunun için Şekil 1b’de görüldüğü gibi çukur, kademeli olarak açılır. Her kademeden de ayrı ayrı örnekler alınır. Şayet zemin, dik kademe kazılmasına uygun olmayacak şekilde gevşekse, Şekil 1c’de görüldüğü gibi eğik (şevli) kademeler yapılır. Zemin yine de kendisini tutamayacak derecede gevşek ve kayma yapıyorsa, ileride de göreceğimiz gibi çukurun yanlarına iksa yapılır.</p>
<p>Örnekler çelikten yapılmış, altı açık silindirle alınır. Bu silindire numune silindiri denir (Şekil 2). Silindirin üst kısmına, sert ağaçtan bir başlık geçirilmiştir. Silindir, bu başlıktan vurmak suretiyle zemine dik olarak çakılır. Sonra etrafı temizlenir ve altı, bir kapakla kapatılıp örnek alınır.</p>
<p>Şekil 2 a’da görülen numune silindiri, daha çok killi ve sert zeminler için kullanılır. Kumlu ve gevşek zeminlerde ise, Şekil 2 b’deki silindiri kullanmak daha uygun olur. Burada silindir, zemin edik olarak ve yavaş yavaş itilir. Dikeyliği ise, üstteki su düzeciyle kontrol edilir. Böylece zeminden  alınan örnekler laboratuara götürülür, çeşitli deneylerden geçirilerek gerekli gözlem ve etütler yapılmış olur.</p>
<h1>4.3. Sondalama yapmak.</h1>
<p>Sondalama ile, çok büyük olmayan arsalar üzerinde çok sayıda delik açarak, zeminin etüdü yapılabilir. Sondalama işi, çapı 2-4 cm ve uzunluğu 3-5 m. olan bir deney mili ile yapılır. Mil üzerinde yer yer çıkıntılar vardır. Milin ucuna takılan sivri uç, yukarıdan vurulmak suretiyle dikey olarak zemine batırılır. Her beş vuruşta bir milin, zemine ne kadar batmış olduğu ölçülerek bir çizelgeye işlenir ve değerlendirilir. Böylece, zemin tabakalarının dayanımı hakkında bir fikir elde edilir. Ayrıca çubuk yukarı çekildiğinde de, çubuğa bulaşan zemin parçaları ve renkleri, zemin tabakalarının cinsi hakkında bir fikir verir. Örneğin çubuk temiz ise zeminin kumlu yada çakıllı, sarımsı yada gri ise killi bir tabaka olduğu anlaşılır. Şekil 3’de deney mili ve parçaları görülmektedir.</p>
<p>Daha iyi bir sondalama, sondalama aleti ile yapılır (Şekil 4). Bu alette mil üzerine yapılan basınç, ağırlıkla kontrol edilebilir. Mil kısmı, eklenebilir parçalar halindedir ve burgulu uç ile zemine daha kolay sokulabilir.</p>
<h1>4.4. <a href="http://www.genelbilge.com/tag/sondaj/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Sondaj">Sondaj</a> yapmak.</h1>
<p>Sondaj, derinlerde yapılan bir zemin araştırmasıdır. Çok derinlere inmek, <a href="http://www.genelbilge.com/tag/ya/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ya">ya</a> döndürülerek yada vurarak delmekle mümkün olur. Amaç, istenilen derinlikteki zemin parçasını, zedelemeden yukarıya çıkarmaktır.</p>
<p>Sondajlarda kullanılan sondaj parçaları şunlardır:</p>
<p>-          Sondaj uçları.</p>
<p>-          Sondaj çubukları.</p>
<p>-          Sondaj boruları.</p>
<h1>4.4.1.Sondaj Uçları</h1>
<p>Çelikten yapılan bu uçlar, sondaj çubuklarının ucuna takılarak kullanılırlar.  Şekil 5’de sondaj uçlarına ait çeşitli örnekler görülmektedir.</p>
<p>Önce Şekil 5 a’da görülen helezon delici ile zemin, 1 m. derinliğe kadar delinir. Sonra çıkarılır ve yerine, tespit edilen zemin cinsine göre uygun olan diğer uçlardan birisi takılarak, delme işlemine devam edilir.</p>
<p>Şekil 5 b, c, d ve e’deki uçlar dönerek ilerlerler. Genellikle sert kil, lös vb. zeminlerde kullanılırlar. Vantilli delici uç kumlu, nemli ve yumuşak zeminlerde kullanılır. Ucun aşağıya doğru inmesiyle açılan kapaktan içeriye zemin örneği dolar. Ucun yukarıya çekilmesiyle de, kapak kapanır ve zemin örneği de birlikte yukarıya çekilmiş olur.</p>
<p>Şekil 5 g, h ve ı  uçları vurucu uçlardır. Yukarıdan vurularak ve döndürülerek delme yapılır. Darbe anındaki batma hızı ve dayanımla, zeminin cinsi de anlaşılabilir. Sert kil, marn gibi sıkı ve oturmuş zeminlerde, ağaç kökü bulunan yada kayalık zeminlerde kullanılırlar.</p>
<h1>4.4.2. Sondaj Çubukları</h1>
<p>Sondaj çubukları, uçlarına sondaj uçları takılmış olarak, demir tel yada demir çubuklarla derinlere indirilirler. Birbirlerine dilli (Şekil 6 a) yada vidalı (Şekil 6 b) olarak eklenirler.</p>
<h1>4.4.3. Sondaj Boruları</h1>
<p>Derin sondajlarda, burgunun geçtiği zemin tabakalarının bozulmadan, şeklini koruyarak boş bir delik şeklinde kalması, çok defa mümkün olmaz. Onun için bu işin, bir muhafaza borusu ile yapılması, burgulamayla birlikte muhafaza borusunun da ilerleyerek derine inmesi v edeliğin şeklini koruması sağlanır.</p>
<p>Bu borular da birbirlerine vidalı olarak eklenirler (Şekil 7 a). Ayrıca boru kıskaçlarıyla birbirlerine sıkıştırırlar (Şekil 7 b). Boru bilezikleriyle de takviye edilerek,, boruların çarpılması ve burulması önlenir (Şekil 7 c).</p>
<h1>4.5. Sondaj Kazığı kullanmak.</h1>
<p>Bu metot, 10 m. Derinliğe kadar yapılan zemin etütlerinde hem ekonomik, hem de alınan örneklerin yerleşimi bozulmadan çıkarılabilmesi bakımından kullanışlıdır (Şekil 8).</p>
<p>Adına Burhard Sondaj Kazığı da denilen sondaj kazığı, çelikten yapılmış kalın bir dış boru ve ince bir iç borudan oluşur.</p>
<p>Kazık başı, sert bir ağaçtan yapılmış bir başlıkla takviye edilmiştir. Kazık, zemine dik olarak ve şahmerdanla çakılırken, zemin örneği de iç boruya dolar. Çakma anında açık olan kazık ucu, kazığın yukarıya çekilmesiyle kapanır. Böylece, örnek de bozulmadan alınmış olur.</p>
<p>Sondajlar, delici ucun ısınmasını önlemek, zemini yumuşatmak yada delikteki zemin parçalarını yukarıya çıkartmak için bazen açılan deliğe su dökülerek de yapılır. Ancak çok su dökmek, oradaki kitlenin özelliğini bozabilir.</p>
<p>Sondajlar sonunda alınan zemin örnekleri, doğal nemini kaybetmemesi için hemen parafinle sarılarak paketlenir, kutulara konulup numaralandırılarak laboratuara gönderilir.</p>
<p>Etüt çalışmalarının, zeminde açılan muayene çukurları <a href="http://www.genelbilge.com/tag/veya/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Veya">veya</a> sondaj deliklerinin, sonradan bina temeline zarar vermemesi için, bina oturumunun dışında yapılması uygun olur.</p>
<p>Yukarıda anlatılan zemin etütlerinden başka, önemli ve büyük yapılarda, daha derinlerdeki zemin tabakalarının durumlarını ve bazı özelliklerini öğrenmek amacıyla jeofizik veya fizyolojik metotlar da uygulanabilmektedir. Daha çok maden, petrol vb. yer altı zenginliklerinin araştırılması amacıyla uygulanan bu metotlar, özel bir teknoloji ve uzmanlık dalıdır.</p>
<p><strong>İÇİNDEKİLER</strong></p>
<p>TEMEL ZEMİNİ. 1</p>
<p>1. Tanım.. 1</p>
<p>2. Zemin Türleri (Yük Taşıma Durumlarına Göre) 1</p>
<p>2.1. Sağlam Zemin. 1</p>
<p>2.2. orta Zemin. 1</p>
<p>2.3.Çürük zemin. 1</p>
<p>3. Zeminin Tanınması 2</p>
<p>4. Zemin Etütleri 2</p>
<p>4.1. Soruşturma Yapmak. 2</p>
<p>4.2. Muayene Çukurları Açmak. 2</p>
<p>4.3. Sondalama yapmak. 3</p>
<p>4.4. Sondaj yapmak. 3</p>
<p>4.4.1.Sondaj Uçları 4</p>
<p>4.4.2. Sondaj Çubukları 4</p>
<p>4.4.3. Sondaj Boruları 4</p>
<p>4.5. Sondaj Kazığı kullanmak. 5</p>

<p class="sayac_bilgi">214 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/temel-zemini.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Jeoloji Ve Tektonik</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/jeoloji-ve-tektonik.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/jeoloji-ve-tektonik.html/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Jan 2011 09:35:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[jeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Ada]]></category>
		<category><![CDATA[Alt]]></category>
		<category><![CDATA[Birim]]></category>
		<category><![CDATA[Gence]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Konut]]></category>
		<category><![CDATA[Lav]]></category>
		<category><![CDATA[Penetrasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Renkler]]></category>
		<category><![CDATA[Zemin]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category></category>
	<category></category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=17198</guid>
		<description><![CDATA[1.   AMAÇ :  Bu zemin etüd raporu Tahsil Çağındaki Öğrencilere Yardım Derneği adına, 27. Aralık. 2010tarihinde yapımı plânlanan inşaatın oturacağı alanda hafriyat alındıktan sonra açılan iki adet 1,5 m. derinliğinde gözlem çukuru vasıtasıyla zeminin litolojik özelliklerinin belirlenmesi, alınan numunelerin S.D.Ü. Zemin mekaniği Laboratuarında incelenip, zemin tanımlamasının gerçekleştirilmesi ve gözlem çukurları tabanlarında el penetrometresi ile gerçekleştirilen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1>1.   AMAÇ : </h1>
<p><a href="http://www.genelbilge.com/tag/bu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with bu">Bu</a> <a href="http://www.genelbilge.com/tag/zemin/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Zemin">zemin</a> etüd raporu <em>Tahsil Çağındaki Öğrencilere Yardım Derneği</em> adına, 27. Aralık. 2010tarihinde yapımı plânlanan inşaatın oturacağı alanda hafriyat alındıktan sonra açılan iki adet 1,5 m. derinliğinde gözlem çukuru vasıtasıyla zeminin litolojik özelliklerinin belirlenmesi, alınan numunelerin S.D.Ü. Zemin mekaniği Laboratuarında incelenip, zemin tanımlamasının gerçekleştirilmesi ve gözlem çukurları tabanlarında el penetrometresi ile gerçekleştirilen penetrasyon deneylerinin değerlendirilmesi amacıyla hazırlanmıştır. </p>
<h1>2.   ETÜD ALANININ YERİ : </h1>
<p>İnceleme alanı <a href="http://www.genelbilge.com/tag/isparta/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Isparta">Isparta</a>, Eğirdir ilçesi, <a href="http://www.genelbilge.com/tag/merkez/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Merkez">Merkez</a>, Modernevler Mahallesi,2520  <a href="http://www.genelbilge.com/tag/ada/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ada">Ada</a>, 2 Parselde yer alır.</p>
<p>Parselin alanı 521 m<sup>2</sup> olup, koordinatları ekte bulunan İmar Çapında gösterilmiştir. (EK &#8211; 2)</p>
<p> İnceleme alanının eğimi  % 0 &#8216;dır. </p>
<h1>3.   İMAR PLÂNI DURUMU : </h1>
<p>İnceleme alanı Isparta belediyesi İmar Plânında konut olarak tahsis edilmiştir. Yapımı plânlanan binanın  yüksekliği 9.50 m. kat adeti 3 &#8216;dir.  </p>
<h1>4.   JEOLOJİ VE TEKTONİK : </h1>
<h2>4.1.        <a href="http://www.genelbilge.com/tag/gnl/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Genel">Genel</a> Jeoloji &#8211; Tektonik : </h2>
<p>İnceleme alanı ve yakın çevresindeki birimler yaşlıdan gence doğru Miyosen yaşlı Ağlasun Formasyonu, Pliyosen yaşlı Volkanikler, Piroklastiklerden oluşan Gölcük Formasyonu ve Kuvaterner yaşlı Alüvyon&#8217;dan meydana gelmiştir.<span id="more-17198"></span></p>
<p><strong><em>Miyosen Yaşlı Fliş Birimi  (Ağlasun Formasyonu) : </em></strong></p>
<p>Bu formasyon adını en iyi gözlemlendiği, <a href="http://www.genelbilge.com/tag/alt/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Alt">alt</a> ve üst dokanağın en iyi ayırt edildiği yer olan Ağlasun (Burdur) ilçesinden almıştır. Formasyonun yaşı içindeki fosillerden elde edilen bilgilere göre <a href="http://www.genelbilge.com/tag/alt/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Alt">alt</a> Miyosen (Burdigaliyen) olarak ayırtlanmıştır (Yalçınkaya, 1985).</p>
<p>Fliş karekterinde olan birim Kumtaşı, Marn ve Şeyl ardalanmasından meydana gelmiş olup, topografyada Kirli sarı, Kahverengi ve Gri renkler sunmaktadır.</p>
<p><strong><em>Pliyosen Yaşlı Volkanik ve Piroklastik Kayaçlar :</em></strong></p>
<p>Yörede <em><a href="http://www.genelbilge.com/tag/lav/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Lav">Lav</a></em>, <em>Dayk</em> ve <em>Piroklastikler</em> halinde ürünleri bulunan volkanizma sonucu<em>, Andezitik</em> ve <em>Trakiandezitik</em> kayaçlar oluşmuş, <em>Piroklastik</em> birimler ise <em>Alt volkano</em> <em>tortul birim</em>, <em>Pomza </em>düzeyleri ve <em>üs</em>t <em>volkano tortul birim</em> olarak ayırtlanmıştır.</p>
<p><strong><em>Alüvyon :</em></strong></p>
<p>Bölgenin stratigrafik diziliminin en üstünde yer alan Kuvaterner yaşlı alüvyon; <a href="http://www.genelbilge.com/tag/kum/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kum">kum</a>, silt, mil ardalanmasından ve andezitik çakıllardan oluşmuştur.</p>
<h2>4.2.        İnceleme Alanının Jeolojisi :</h2>
<p> </p>
<p>Etüd alanında yer alan birimler, genel jeoloji bölümünde tanımlanan üst volkano tortul birim ve alüvyon olarak ayırtlanmıştır.</p>
<p>Stratigrafik dizilimin üstünde yer alan birim volkanik kökenli olup, tüf, tüfit, kum, silt ve kil&#8217;den oluşmuştur.</p>
<p>Laboratuar deneyleri sonucu zeminin tanımlanması  SP &#8211; SM cinsi olarak belirlenmiştir.</p>
<p>Afet Bölgelerinde yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmeliğe göre ise inceleme alanının zemini gevşek kum oranı yüksek zemin olup, zemin grubu D, yerel zemin sınıfı  Z 4 &#8216;dür.</p>
<h1>5.   YER ALTI SUYU DURUMU :</h1>
<p> </p>
<p>D.S.İ. XVIII.  11. Sondaj Teknik Şube Müdürlüğü verilerine göre ve inceleme alanı yakınında açılan yer altı suyu sondaj çalışmaları gözlemlerinden edinilen bilgiler, inceleme alanında yer altı suyu seviyesinin yüzeyden itibaren en az 50 m. derinde olduğunu ve yer altı suyu seviyesindeki değişimlerin yapı temeline etkisi olmayacağını göstermektedir.</p>
<h1>6.   AFET DURUMU :</h1>
<p> </p>
<p>İnceleme alanında karşılaşılabilecek, heyelan, kaya düşmesi, su baskını, feyezan problemi yoktur.</p>
<h1>7.   DEPREM DURUMU :</h1>
<p> </p>
<p>Afet Bölgelerinde Yapılacak yapılar Hakkında Yönetmelik&#8217;te (2 Eylül 1997 tarih ve 23098 mükerrer sayılı Resmi Gazete&#8217;de yayınlanan) belirtildiği üzere ve ekte verilen deprem bölgeleri haritasına göre Isparta ili 1. Derece deprem bölgesi içerisinde yer almaktadır.</p>
<p>Isparta ili ve civarının sismisitesine bakıldığında bu bölgenin 60 yılda bir defa 8. Derece veya üzerinde, 180 yılda bir defa 9. Derece veya üzerinde bir şiddetle sarsılmış olabileceği daha önceden yapılan çalışmalarda belirtilmiştir.</p>
<p>Isparta ili ve civarı deprem tehlikesi gösteren kırıklı bir yapıya sahiptir.</p>
<p>Yapılardaki deprem  hasarlarının çok yakın yapılarda bile farklılıklar göstermesi, bazı yapılarda hasarın çok fazla, diğerlerinde daha az olmasının nedeni yapının üzerine inşa edildiği zeminin ve yapı temel tipinin farklı olmasından kaynaklanmaktadır.</p>
<p>Bu nedenle inceleme alanında inşa edilecek yapının temeli, depreme dayanıklı olarak projelendirilmeli, deprem yükünü yatay yönde karşılayan perde kolay ve sömel papuçları arası bağlantı kirişlerinde deprem için öngörülen detay mutlaka uygulanmalıdır.</p>
<p>Isparta ili ve civarında meydana gelen, deprem kataloglarında yer alan ve şiddeti VI MM.den büyük olanlar aşağıda gösterilmiştir:</p>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="128" valign="top"><strong> </strong></p>
<p><strong>tarih</strong></td>
<td width="113" valign="top"><strong> </strong></p>
<p><strong>şiddeti</strong></td>
<td width="161" valign="top"><strong> </strong></p>
<p><strong>magnitudu</strong></td>
<td width="174" valign="top"><strong> </strong></p>
<p><strong>yer</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="128" valign="top">.. . 9. 1900</td>
<td width="113" valign="top">           VI   M.M.</td>
<td width="161" valign="top">&#8212;</td>
<td width="174" valign="top">Isparta</td>
</tr>
<tr>
<td width="128" valign="top">.. . 9. 1904</td>
<td width="113" valign="top">VI</td>
<td width="161" valign="top">&#8212;</td>
<td width="174" valign="top">Denizli</td>
</tr>
<tr>
<td width="128" valign="top">30.10.1914</td>
<td width="113" valign="top">IX</td>
<td width="161" valign="top">6.9</td>
<td width="174" valign="top">Isparta, Dinar,  Burdur</td>
</tr>
<tr>
<td width="128" valign="top">07.08.1925</td>
<td width="113" valign="top">VIII</td>
<td width="161" valign="top">5.9</td>
<td width="174" valign="top">Dinar</td>
</tr>
<tr>
<td width="128" valign="top">16.03.1926</td>
<td width="113" valign="top">VIII</td>
<td width="161" valign="top">&#8212;</td>
<td width="174" valign="top">Denizli</td>
</tr>
<tr>
<td width="128" valign="top">19.07.1933</td>
<td width="113" valign="top">VIII</td>
<td width="161" valign="top">5.7</td>
<td width="174" valign="top">Çivril</td>
</tr>
<tr>
<td width="128" valign="top">24.07.1933</td>
<td width="113" valign="top">VII</td>
<td width="161" valign="top">&#8212;</td>
<td width="174" valign="top">Denizli</td>
</tr>
<tr>
<td width="128" valign="top">02.06.1942</td>
<td width="113" valign="top">VII</td>
<td width="161" valign="top">&#8212;</td>
<td width="174" valign="top">Denizli</td>
</tr>
<tr>
<td width="128" valign="top">25.06.1944</td>
<td width="113" valign="top">VIII</td>
<td width="161" valign="top">6.0</td>
<td width="174" valign="top">Uşak</td>
</tr>
<tr>
<td width="128" valign="top">19.12.1958</td>
<td width="113" valign="top">VI</td>
<td width="161" valign="top">&#8212;</td>
<td width="174" valign="top">Isparta &#8211; Dinar</td>
</tr>
<tr>
<td width="128" valign="top">22.11.1963</td>
<td width="113" valign="top">VII</td>
<td width="161" valign="top">&#8212;</td>
<td width="174" valign="top">Tefenni &#8211; Burdur</td>
</tr>
<tr>
<td width="128" valign="top">30.01.1964</td>
<td width="113" valign="top">VIII</td>
<td width="161" valign="top">5.7</td>
<td width="174" valign="top">Tefenni &#8211; Burdur</td>
</tr>
<tr>
<td width="128" valign="top">12.05.1971</td>
<td width="113" valign="top">VIII</td>
<td width="161" valign="top">5.9</td>
<td width="174" valign="top">Burdur</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<p>            Deprem yönetmeliğindeki zemin sınıflamasına paralel olarak zeminlerin sismik sınıflandırılması da aşağıdaki tabloda belirtildiği gibidir :</p>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="175" valign="top"><strong>Zemin Cinsi</strong></td>
<td width="132" valign="top"><strong>Vp  /  Vs</strong></td>
<td width="125" valign="top"><strong>Vs  (m/sn)</strong></td>
<td width="144" valign="top"><strong>Gs (Kg/cm<sup>2</sup>)</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="175" valign="top"><strong>Çok sıkı &#8211; Sert</strong></td>
<td width="132" valign="top">      1,5  -  2,0</td>
<td width="125" valign="top">&gt; 700</td>
<td width="144" valign="top">&gt; 20.000</td>
</tr>
<tr>
<td width="175" valign="top"><strong>Sıkı &#8211; Katı</strong></td>
<td width="132" valign="top">2,0   -  2,5</td>
<td width="125" valign="top">300 &#8211; 1000</td>
<td width="144" valign="top">1.500 &#8211; 20.000</td>
</tr>
<tr>
<td width="175" valign="top"><strong>Orta sıkı &#8211; Bozuşmuş</strong></td>
<td width="132" valign="top">      2,5  -  3,0</td>
<td width="125" valign="top">200 &#8211; 700</td>
<td width="144" valign="top">500 &#8211; 10.000</td>
</tr>
<tr>
<td width="175" valign="top"><strong>Gevşek &#8211; Yumuşak</strong></td>
<td width="132" valign="top">      3,0  -  6,0</td>
<td width="125" valign="top">&lt; 200</td>
<td width="144" valign="top">        &lt; 700</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<p>            İnceleme alanındaki zemin gevşek &#8211; yumuşak zemin olduğundan</p>
<p> Vp / Vs   =  3 &#8211; 6 ,     Vs  &lt;  200 (m/sn) &#8216;dir.</p>
<p>Vs  =  Kayma Dalgası Hızı&#8217;dır.</p>
<p>Vp / Vs Hız oranı arttıkça deprem şiddetinin, dolayısıyla deprem hasarının artmakta olduğu bir çok araştırmacı tarafından somut örneklerle belirtilmiştir.</p>
<p>            Vp / Vs  Hız oranının 1,5 &#8211; 6 arası değerleri jeolojik birimlerin sıkılık ve konsalidasyon derecesini göstermeleri zemin oturmaları ve zemin sıvılaşmaları hususunda yerel zemin koşullarını ayırt etmede çok yararlı ip uçları sağlamaktadır. Buna istinaden inceleme alanı zemini hız oranı  Vp / Vs  = 3 &#8211; 6 olduğundan deprem esnasında hasarı ve deprem şiddetini arttırıcı özelliktedir.</p>
<p>            İnceleme alanını etkileyebilecek en yakın diri fay Burdur fayı olup, etüd sahasına yaklaşık 25 km. uzaklığındadır.</p>
<p>            Etüd sahasına yakın diğer faylar yaklaşık  55 km. uzaktaki Dinar  Fayı, ve  25 km. uzaklıktaki İğdecik Fayı&#8217;dır.  Burdur ve Dinar faylarında geçmiş yıllarda meydana gelen depremler Isparta ve civarında da hissedilmiştir.</p>
<p>            Bu nedenle inşaat esnasında deprem için öngörülen detaylar hassasiyetle uygulanmalıdır.</p>
<h1>8.   JEOTEKNİK ARAŞTIRMA VE DEĞERLENDİRME :</h1>
<p> </p>
<p>Etüd alanını oluşturan zemin grubu D,  yerel zemin sınıfı Z 4 dür. </p>
<p>Yer altı suyu seviyesi zemin yüzeyinden itibaren 50 m.&#8217;den daha fazla  derinde olduğundan zemin sıvılaşma potansiyeline etkisi yoktur.</p>
<p>Zeminin kayma dalgası hızı  V<sub>S </sub>=  200 m/sn.&#8217;dir.</p>
<p>Afet bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmeliğe göre;</p>
<p>Zeminin Etkin Yer İvmesi Katsayısı  A <sub>0</sub>  =  0,40 &#8216;dır.</p>
<p>Bina önem Katsayısı    I  =  1,0</p>
<p> Spektral Katsayısı :</p>
<p>            S(<sub>T</sub>)  =  1 + 1,5 T / T<sub>A</sub>                        (0 ≤ T ≤ T<sub>A</sub>)</p>
<p>S(<sub>T</sub>)  =  2,5                                        (T<sub>A </sub>&lt;T &lt; T<sub>B</sub>)</p>
<p>S(<sub>T</sub>)  =  2,5 (T<sub>B</sub> /T) <sup>0.8</sup>                        ( T &gt; T<sub>B</sub>)</p>
<p>Spektrum Karakteristik Periyotları :</p>
<p>Z 4  Yerel Zemin Sınıfı İçin   T<sub>A  </sub>=  0,20,     T<sub>B</sub>  =  0.90 saniye.</p>
<p>A (<sub>T</sub>)  =  Ao . I . S (T)</p>
<p>A (<sub>T</sub>)  =  0,40 . 1. 2,5</p>
<p>          A (<sub>T</sub>)  =  1,00   </p>
<p>A (<sub>T</sub>)  =  Spektral İvme Katsayısı, </p>
<p>             T    =   Bina doğal periyodu,</p>
<p>                T    =   Bina Hakim Titreşim periyodu 0,40 alınabilir.</p>
<p>            Zeminin şişme, çökme potansiyeli yoktur. Temel kazısı esnasında çökme olasılığı yoktur. İnşa edilecek binaya bitişik komşu bina olmadığından, komşu binaların temeline, kazı esnasında etki gelmeyecektir.</p>
<h1>9.   JEOTEKNİK ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ :</h1>
<p> </p>
<h2>9.1.        Araştırma Çukuru :</h2>
<p> </p>
<p>İnceleme alanında 2 adet araştırma çukuru açılmıştır Bu çukurların derinliği hafriyat alındıktan sonra 1.5 m. dir. Araştırma çukurlarından numuneler alınmış ve çukurların tabanında penetrasyon deneyleri yapılmıştır.</p>
<h2>9.2.        Laboratuar Deneyleri :</h2>
<p> </p>
<p>      Araştırma çukurlarından alınan 2 adet örselenmiş numune S.D.Ü. Zemin mekaniği Laboratuarında zemin özellikleri araştırılmak üzere incelenmiş, deney sonuçları antetli ve normlara uygun formalara işlenerek rapora eklenmiştir.</p>
<h2>9.3.        Zemin Mekaniği Deneyleri :</h2>
<p> </p>
<p>        Zeminde  Kil + Silt oranı  %5 olduğu için kıvam limitleri deneyleri yapılmamıştır. Zeminde plastiklik söz konusu değildir.</p>
<h2>9.4.        <a href="http://www.genelbilge.com/tag/arazi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Arazi">Arazi</a> / İn &#8211; Situ Deneyleri :</h2>
<p> </p>
<h2>Penetrasyon Deneyi :</h2>
<p> </p>
<p>İnceleme alanında  el penetrometresi ile yapılan penetrasyon deneylerinde Temel Derinliği  D<sub>f  </sub>= 2 m. ise,</p>
<p>Ɣ<sub>nihai  </sub>=   4,5 kg / cm<sup>2</sup></p>
<p>Ɣ<sub>zem  </sub>=   1,5 kg / cm<sup>2</sup>    bulunmuştur.</p>
<p>Ɣ<sub>nihai  </sub>=   Nihai Taşıma Gücü</p>
<p>Ɣ<sub>zem   </sub>=   Zemin Emniyet Gerilmesi </p>
<p><sub> </sub></p>
<h1>10.        SONUÇLAR VE ÖNERİLER :</h1>
<p> </p>
<ol>
<li>Açılan gözlem çukurlarından alınan numunelerin incelenmesi sonucunda zemin grubu D, yerel zemin sınıfı  Z 3 &#8216;dür. (Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmeliğe göre).</li>
<li>İnceleme alanında açılacak temel kazısı esnasında zemin, hiçbir tahkimata gerek kalmadan kendi stabilitesini koruyabilecek özelliktedir.</li>
<li>İnşaatta Mütemadi temel tipi tercih edilmelidir.</li>
<li>Zeminde drenaja gerek yoktur.</li>
<li>Temel zemininde iyileştirme çalışmasına gerek yoktur.</li>
</ol>
<p>           f.   Temel Zemininin Nihai taşıma gücü:        <sub>nihai  </sub>=   4,5 kg / cm<sup>2</sup></p>
<p>Temel  Zemini  Emniyet Gerilmesi            <sub>zem  </sub>=   1,5 kg / cm<sup>2</sup>&#8216;dir.</p>
<p>(Df  =  Temel Derinliği  en az  2 m. ise).   </p>
<p>g.   Zeminin çökme, şişme, sıvılaşma potansiyeli yoktur.</p>
<p>h.   Zeminin Etkin Yer İvmesi Katsayısı   A<sub>0  </sub> =  0,40</p>
<p>Zeminin Spektral İvme Katsayısı       A(<sub>T</sub>)  =  1.00</p>
<p>T<sub>A</sub>  =  0,15,     T<sub>B</sub>   =   0,60  olduğundan</p>
<p>Statik Hesaplarda Bina Hakim Titreşim Periyodu </p>
<p>T  =  0,40 saniye olmalıdır.</p>
<ol>
<li>Zeminin  homojen yapıda olması yapılacak binada farklı oturmaların,   dilotasyon derzleri tarafından karşılanabileceği sınırlardadır.</li>
<li>İnşaat alanı civarında heyelan, kaya düşmesi, feyezan, sel baskını potansiyeli yoktur.</li>
</ol>
<p> </p>
<h1>11.       YARARLANILAN  KAYNAKLAR : </h1>
<ol>
<li><em>Isparta Güneyinin Jeolojisi ve Pomza yataklarının İncelenmesi, </em> Bitirme Tezi,  G. Güven ERKAN,  Isparta, 1989.</li>
<li><em>Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik</em>, TMMOB, İnşaat Müh. Odası, ANKARA.</li>
<li><em>S.P.T. Deneyi Sonuçlarının Zemin Emniyet Gerilmesi Tayininde Kullanılması,</em> Gönül BALKIR, Karayolları Araştırma Fen Enstitüsü, ANKARA; 1973. </li>
<li><strong>3.   </strong><strong>İMAR PLANI DURUMU :</strong></li>
</ol>
<p>İnceleme alanı Isparta Belediyesi İmar plânı içerisinde olup konut olarak tahsis edilmiştir.</p>
<p>Yapımı tamamlanmış olan binanın yüksekliği  15.50 m.,  kat adedi 5 &#8216;tir.</p>

<p class="sayac_bilgi">369 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/jeoloji-ve-tektonik.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yapısal Jeoloji</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/yapisal-jeoloji.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/yapisal-jeoloji.html/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Jan 2011 09:33:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[jeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Akarsular]]></category>
		<category><![CDATA[Arazi]]></category>
		<category><![CDATA[bu]]></category>
		<category><![CDATA[Dere]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Kalan]]></category>
		<category><![CDATA[Karaman]]></category>
		<category><![CDATA[Poso]]></category>
		<category><![CDATA[SüLeyman Demirel]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category>jeoloji</category>
	<category>jeolojİ</category>
	<category>yapısal</category>
	<category>yapisal</category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=17196</guid>
		<description><![CDATA[1. GİRİŞ Bu çalışma 2010 – 2011 öğretim yılında Süleyman Demirel Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi, Jeoloji Mühendisliği Bölümü, Maden Arama dersi uygulama ödevi olarak hazırlanmıştır. 1.1. Coğrafya Çalışma alanı 1/25000 ölçekli Isparta M 25–01 paftasını da 81–82 boylamlarıyla, 90–91 enlemleri arasında kalan yaklaşık 450 m2’lik bir alanı kapsamaktadır. (Şekil &#8211; 1) 1.1.1. Morfoloji Çalışma alanının [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1>1. GİRİŞ</h1>
<p>Bu çalışma 2010 – 2011 öğretim yılında Süleyman Demirel Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi, <a href="http://www.genelbilge.com/tag/jeoloji/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with jeoloji">Jeoloji</a> Mühendisliği Bölümü, Maden Arama dersi uygulama ödevi olarak hazırlanmıştır.</p>
<h1>1.1. Coğrafya</h1>
<p>Çalışma alanı 1/25000 ölçekli <a href="http://www.genelbilge.com/tag/isparta/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Isparta">Isparta</a> M 25–01 paftasını da 81–82 boylamlarıyla, 90–91 enlemleri arasında kalan yaklaşık 450 m<sup>2</sup>’lik bir alanı kapsamaktadır. (Şekil &#8211; 1)</p>
<h1>1.1.1. Morfoloji</h1>
<p>Çalışma alanının topografik durumu bölgenin jeolojik durumuna bağlı olarak değişmektedir. Bölgede küçük Söbü tep 1368 m, Erenler Tepe 1308 m katlarıyla çalışma alanının başlıca yükseltilerini temsil etmektedir.</p>
<h1>1.1.2. Akarsular</h1>
<p>İnceleme alanında Suaçığı Dere, Horozyokuşu dere gibi mevsimlik drenaj ağları bulunmaktadır.</p>
<h1>1.1.3. İklim</h1>
<p>İnceleme alanı genel olarak Akdeniz iklimi ile karasal iklimin etkisi altındadır. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve yağışlıdır. Yıllık yağış ortalaması 70 cm civarındadır. En yüksek sıcaklık 35<sup>0</sup>C, en düşük sıcaklık  -10<sup>0</sup>C’dir.</p>
<h1>1.1.4. Bitki Örtüsü</h1>
<p><span id="more-17196"></span><br />
Çalışma sahası genel olarak Akdeniz bitki örtüsü özelliği taşır.</p>
<h1>1.1.5. Yerleşim Alanları</h1>
<p>Başlıca yerleşim merkezleri güney batısında Mehmet Tönge Mahallesi, güney doğusunda Çünür mahallesidir.</p>
<h1>1.2. Amaç ve Yöntem</h1>
<p>Bu çalışma maden arama dersi uygulaması kapsamında, bir maden sahasına ait poso alanının sınırlarının belirlenmesini amaçlar. Çalışma <a href="http://www.genelbilge.com/tag/arazi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Arazi">arazi</a> ve büro çalışmaları sonucunda tamamlanmıştır. </p>
<p> 1.3. Önceki Çalışmalar</p>
<p>Çalışma alanı ve yakın çevresinde çeşitli araştırmalar tarafından jeolojik incelemeler yapılmıştır. Sahada yapılan çalışmaların çoğunluğu genel jeoloji ve stratigrafik olarak gerçekleştirilmiştir. (Karaman ve diğ.,1988 , 1989; Aşık, 1992; Görmüş ve Karaman 1992; Görmüş ve Özkul, 1995)</p>
<p>İnceleme alanının dışında Keçiborlu kükürt yatakları ile ilgili Saniz (1985); yörenin tektoniğini Koçyiğit (1984); jeolojisi Yalçınkaya ve diğ.(1986), Yalçınkaya (1989) tarafından çalışılmıştır. Bunlardan Yalçınkaya ve diğ.(1986) Antalya körfezi ile Burdur-Hoyran-Beyşehir gölleri arasında uzanan ve körfeze <a href="http://www.genelbilge.com/tag/paralel/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Paralel">paralel</a> bir ters &#8220;V&#8221; oluşturan Isparta Büklümünün jeolojik sorunlarını çözümlemeye çalışmışlardır. Ayrıca Gutnic ve diğ. (1979) çok geniş alanları kapsayan bölgesel ölçekli jeolojik incelemelerinde bölgenin stratigrafik ve tektonik evrimim aydınlatmaya yönelik sonuçlar elde etmişlerdir.</p>
<h1>2. Stratigrafi</h1>
<h1>2.1. Söbüdağı Kat (Uks)</h1>
<h1>Tanım ve Yayılım:</h1>
<p>Bölgedeki tektonizma koşullarından büyük ölçüde etkilenme olan kireçtaşları, şiddetli kırıklı ve kıvrımlı bir yapı kazanmıştır. Faylanmalar boyunca breşik zonlar gelişmiştir. Birimin en fazla yaygınlık gösterdiği Söbüdağ civarında ekseni yaklaşık KB-GD istikametinde uzanan düzensiz asimetrik bir antiklinal bir yapısı mevcuttur. Devrik bir kıvrım özelliğinde izlenen bu antiklinal&#8217;in doğu kanadı tektonik bir dokanak boyunca Eosen birimleri üstlenmektedir. Söbüdağ kireçtaşlanm kesen bir çok fay düzlemi mevcuttur. Bu faylardan en önemlisi, Isparta &#8211; Ankara karayolu boyunca gözlenen yüksek eğimli bir fay niteliğinde olanıdır. KB &#8211; GD doğrultulu bu fay boyunca batıdaki Söbüdağ kireçtaşları, doğudaki Eosen yaşlı birimler üzerine tektonik olarak bindirmiştir.</p>
<h1>Litoloji:</h1>
<p>Kireçtaşları gri renkli, kalın, çok kalın tabakalı ve masif  özelliktedir.</p>
<h1>Kalınlık:</h1>
<p>Alt sınırı belli olmamakla beraber 500 m.’den fazla olduğu tahmin edilmektedir.</p>
<h1>Dokanak İlişkisi:</h1>
<p>Söbüdağ kireçtaşlarının alt sınırı gözlenemediğinden kendinden yaşlı birimlerle olan dokanak ilişkisi bilinmemektedir. Söbüdağ kireçtaşının üstünde ise uyumlu olarak Maestrihtiyen yaşta Senirce kireçtaşı yer alır.</p>
<h1>2.2. Senirce Formasyonu</h1>
<h1>Tanım ve Yayılım:</h1>
<p>Birimin adı inceleme alanının dışında bulunan ve en iyi gözlendiği Senirce köyünden verilmiştir. İnceleme alanında Büyük Söbütepe ve Küçük Söbütepe’lerinin batı eteklerinde yüzeylenme vermektedir.</p>
<p><strong>Litoloji:</strong></p>
<p>Formasyon, pelajik kireçtaşlarıyla temsil edilmekte olup, Folk&#8217;a (1962) göre biyomikrit; Dunham&#8217;a (1962) göre çamurtaşı özelliğindedir.</p>
<p><strong>Dokanak İlişkisi:</strong></p>
<p>İstifin alt dokanağı Söbüdağ Kireçtaşı üyesi ile olan ilişkisi su altı uyumsuzluğu olarak kabul edilmektedir. Üst dokanağı ise Kocatepe formasyonu ile paralel uyumsuz olarak kabul edilmektedir. Bununla beraber Söbüdağ ve Senirce kireçtaşları uyumlu kabul edilmiştir. Çünkü saha verileri uyumluluk ilişkisini destekler.</p>
<p><strong>Kalınlık:</strong></p>
<p>Formasyonun kalınlığı 50 – 100 m. arasında olmasına rağmen Batı Toroslar&#8217;da 250 m. kalınlığında hatta Ağlasun &#8211; Bucak dolaylarında bu kalınlık daha fazla olduğu sanılmaktadır.</p>
<h1>2.3. Kızılkırma Formasyonu</h1>
<h1>Tanım ve Yayılım:</h1>
<p>Formasyon Söbüdağ’ın batısındaki vadi boyunca düzgün ve sürekli bir şekilde yaklaşık 2.5 km<sup>2</sup>&#8216;lik bir alanda yüzeyleme verir.</p>
<h1>Litoloji:</h1>
<p>Formasyonun egemen olarak 100 – 150 m. kalınlıkta, açık kırmızı &#8211; bordo ve yer yer açık yeşilimsi, gri renkli şeyl, kiltaşı, çamurtaşı, türbidik kumtaşı ve killi kireçtaşı ile bunlarla ara katkılı çakıl taşı ile detritik kireçtaşı seviyelerinden oluşur. Alt kesimlerde bulunan şeyl ve çamurtaşı laminalı, kolay kırılgan bir yapı sunar. Daha üstlere doğru genellikle iri kum tane boyutunda kalın bir türbidik seri yer alır.</p>
<p>Bu sırada bu kesimlerde kiltaşı, killi kireçtaşı ile ara katmanlı açık yeşilimsi gri renkli kumtaşı, mikrobreş çakıltaşı ve detritik kireçtaşı <a href="http://www.genelbilge.com/tag/orta/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Orta">orta</a> &#8211; kalın katmanlı bir yapı sunar. Renginden dolayı Kretase yaşta kireç taşlarından kolaylıkla ayırt edilebilir.</p>
<p>Genel olarak kırmızımsı killi kireçtaşıyla başlar. İnce laminalı, kırılgan nitelikli olan killi kireçtaşı yaklaşık 18-20 metre bir kalınlığa sahiptir. Bunun üzerine gelen boz renkli kalın tabakalı kumtaşı gelmektedir. Söz konusu <a href="http://www.genelbilge.com/tag/birim/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Birim">birim</a> içersinde kuvars, radyolarit, serpantinit ve volkanik kayaç parçacıkları bulunur. Toplam 14 &#8211; 15 m. kalınlığa sahip kumtaşı üzerine açık gri renkli, böbreğimsi ayrışma yapılı mikritik dokulu çamurtaşı gelir. Sert nitelikli olan çamurtaşı yaklaşık 10 – 12 m. kalınlık gösterir. Bunun üzerine ise kalsit, kuvars ve çört, volkanik kayaç kırıntılı mikrokonglomera gelir. Yaklaşık 8-10 metre kalınlık gösteren bu birimin üzerine ise kil bağlayıcılı çok kolay kırılabilen kalkerli kumtaşı gelir. Kalkerli kumtaşı kuvars, radyolarit, kalsit ve volkanik kayaç çakılları oluşturur.</p>
<p><strong>Dokanak İlişkisi: </strong></p>
<p>Kızılkırma formasyonu, Senirce kireçtaşıyla uyumlu; üst dokanağı ise, Isparta filişi ile geçişli olarak kabul edilmektedir.</p>
<h1>2.4. Kayıköy Formasyonu</h1>
<h1>Tanım ve Yayılım:</h1>
<p>Birimin adını Isparta &#8211; Ankara karayoluna 4 km. mesafede yer alan Kayıköy&#8217;den almıştır. Birim ilk kez Gudnich ve diğ (1979) tarafından Isparta çevresindeki Eosen filiş çökelleri için kullanılmıştır. Keçiborlu &#8211; Isparta arasında Kayıköy formasyon olarak tanımlanmıştır. (Karaman ve Diğ 1988).</p>
<h1>Litoloji:</h1>
<p>Formasyon, egemen olarak killi kireçtaşı, kiltaşı, şilt, kumtaşı ve konglomera ardalanmasından oluşur. Egemen litolojiler kumtaşı ve kireçtaşıdır. Arazi gözlemlerinde genellikle açık &#8211; koyu gri, yeşilimsi gri, kırmızımsı, kahverengimsi, yeşilimsi sarı, sarımsı renklerde gözlenir.</p>
<p>Killi kireçtaşı yüzeyde kırmızımsı gri, <a href="http://www.genelbilge.com/tag/pembe/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Pembe">pembe</a> ve bazen de gri ayrışma renkli ve çatlaklıdır. Kumtaşları yeşilimsi renkli yer yer kaba tanelidir. Tabaka kalınlıkları birkaç cm&#8217;den m. mertebesine ulaşabilmektedir.    </p>
<h1>2.5. Alüvyon ve Birikinti Konisi</h1>
<p>Kayıköy dolaylarında, Kabak tepenin batısından güneye doğru yaklaşık 6 km<sup>2</sup>&#8216;lik bir alanda yüzeylerime vermektedir. Alüvyonlar gevrek tutturulmuş, kalsit, kum- çakıl ve bloktan oluşan güncel çökelleri oluşturmaktadır. Malzemesi ise çevredeki kireç taşlan, ofiyolitli karmaşık denizel kırıntılı birimler ile Gölcük volkanizmasıdır.</p>
<p>Birikinti konisi inceleme alanında Süleyman Demire! Üniversitesi Kampus sahasının kurulduğu yerde bulunmaktadır. Kampus alanında bulunan birikinti konisini Söbüdağ kireçtaşları ile Kayıköy formasyonu dokanağında gelişen KKB uzanımlı, vadi boyunca aşınan birimlerden sağlanan malzemelerden oluşmuştur. </p>
<h1>3. YAPISAL JEOLOJİ</h1>
<p>İnceleme bölgesi tektonik yapısını Kretase sonundan itibaren, etkili olmaya başlayan Alpin orojenezi ile kazanmıştır. İnceleme alanındaki yapısal özellikler aşağıdaki sıraya göre sunulmuştur.</p>
<ol>
<li>Tabakalanma</li>
<li>Uyumsuzluklar</li>
<li>Kıvrımlar</li>
<li>Faylar</li>
<li>Eklemler</li>
</ol>
<h1>3.1. Uyumsuzluklar:   </h1>
<p>İnceleme alanında tüm birimler birbirleriyle uyumludurlar. Yalnız en üstte gözlenen alüvyon ve birikinti konileri yaşlı birimleri uyumsuz olarak örterler.</p>
<h1>3.2. Kıvrımlar:</h1>
<p>Çalışma alanında yer alan kaya birimleri değişik yönlü basınç gerilmelere etkisi ile farklı gidiş ve türde kıvrımlarıma geçirmişlerdir. İnceleme alanında Söbüdağ, Kayasivrisi tepeye Erenler tepe civarında bir çok antiklinal ve senklinal yapısı yanında küçüklü bir çok kıvrım ve kıvrımcıklar oluşmuştur.</p>
<p>İnceleme alanındaki kıvrımlar şunlardır;</p>
<h1>3.2.1. Söbüdağ Antiklinale:</h1>
<p>İnceleme alanının kuzeyinde kampus sahası bitişiğinde büyük ve küçük Söbü tepelerini birleştiren hat boyunca uzanmakta olup</p>
<p>yaklaşık K-KB, G-GB gidişlidir. Dalım yönü G-GB&#8217;ye doğru dalım miktan ise 20 civarındadır. Kanatlarının eğilimleri yaklaşık 15-30 derece civarında değişir. Düzensiz ve asimetrik kıvrım niteliğinde olan antiklmal&#8217;in doğu kanadı, Söbüdağ ters fayı nedeni ile Eosen yaşlı Kayıköy formasyonu üzerine tektonik olarak itilmiştir.</p>
<h1>3.2.2. Erenler Cevizli Burun Kıvrımları</h1>
<p>İnceleme alanının batısındaki Kayıköy formasyonunun içerisinde gelişen kıvrım paylarını kapsamaktadır. Bu kıvrımlar kuzeyde Erenler tepeden başlar çalışma alanının dışında bulunan Cevizliburun tepe arasında kalan bölgede izlenir. Her biri arasında 5-7 km. uzunluklara sahip büyük ölçekli bir çok antiklinal ve senklinallerden oluşan bu kıvrımlar birbirine paralel olup, kıvrım eksenleri ortalama KB &#8211; GD gidişlidir. KD -GB gidişli basınç gerilmelerinin etkisiyle gelişen kıvrımların kanatlarındaki eğim miktarları 25 &#8211; 45 arasında değişir. Kıvrım kanatlarındaki egemen tabaka doğrultulan birbirlerine ve kıvrım eksenlerine paraleldir.</p>
<h1>3.3. Faylar</h1>
<p>Bölgenin tektonik yapısı ile oluşmuş birçok fay jeolojik ve morfolojik belirtilerle tanınmaktadır.</p>
<p>İnceleme alanında bir çok fay tespit edilmiştir. Bunlarda eski tektonik dönemlerde bölgede meydana gelen en önemli fay, Söbüdağ ters fayıdır. Bu fay ile Üst Kreatese yaşlı kireçtaşı kütleleri, Aosen yaşlı Kayıköy formasyonu üzerine itilmiştir.</p>
<p>İnceleme alanındaki bazı faylar şunlardır:</p>
<h1>3.3.1. Söbüdağ Fayı</h1>
<p>Eğim atımlı ters bir faydır. İnceleme alanında büyük ve küçük Söbüdağlarının doğu yamacında ve Isparta &#8211; Ankara karayoluna paralel olacak şekilde yüzeylenme verir. Söbüdağ ters fayının doğrultusu K20B olup, eğim yönü GB&#8217;<a href="http://www.genelbilge.com/tag/ya/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ya">ya</a> doğrudur. Fay aynası Söbüdağ batısında bir kaç yerde gözlenmiş olup, fayın eğim miktarının 45 büyük olması nedeniyle yüksek açılı bir ters fay olarak tanımlanmıştır. Söbüdağ ters fay boyunca fayın batısında yüzeylenme veren üst Kretasa yaşlı Söbüdağ kireç taşlan doğudaki Eosen yaşlı Kayıköy Formasyonu üzerinde tektonik olarak itilmiştir. Fay güneyde, Süleyman Demire! Üniversitesi Kampusu dolaylarından daha kuzeye doğru yaklaşık 8km, izlenir. Söbüdağ fayının atımı düşüktür. Arazi ve <a href="http://www.genelbilge.com/tag/harita/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Harita">harita</a> verilerine göre 75-100 m.lik bir kalınlığa sahip olmaktadır. Çünkü bu fay sonucu, Söbüdağ kireçtaşları ile üzerindeki Kızılkırma ve Kayıköy formasyonları arasındaki ilksel düzenli stratikrafik dokanak ilişkisi bozulmadan korunabilmiştir,</p>
<h1>3.3.2. Kayıköy Fayı:</h1>
<p>Kampus güneyinden başlayarak Kayıköy ve inceleme alanı dışında yer alan Yakaöran&#8217;e doğru devam eder. İnceleme alanı yüksek topografyası ile Isparta ovasını birbirinden ayıran bir normal faydır. Kırıntılı Kayıköy formasyonu ve alüvyon dokanağında geliştiği için, devamlı, belirgin ve açık fay aynası göstermez. Ancak sert ve dayanımlı kayaçların bulunduğu bazı kesimlerde kayma düzlemlerine rastlanabilir. Paylanma dolayısıyla düzenli tabakalanmaya sahip Kayıköy formasyonunda fay sonu boyunca yer yer düzenliliğin bozulduğu görülür. Fayın arazide takibi ve aynası belirgin görülmediği için muhtemel bir dokanakla gösterilmiştir. Bu fayın varlığını, kanıtlayan en önemli olay harita alanında bulunan KB &#8211; GD uzanımlı kıvrım ekseni, faylar ve sırtların genel gidişinin alüvyon dokanağı boyunca birden kesilmesidir. Diğer yandan Kayıköy fayı gidişi her iki birim arasında eski zamanda işlemiş sıralı gidişli bir çok paleo sıcak veya soğuk su kaynaklan bulunduğu görülmüştür.</p>
<p>Ayrıca bu kaynaklar ve yakın civarında yoğun traverten oluşmalarına rastlanılması, fay sonu boyunca işleyen soğuk ve sıcak sularla ilgilidir. Günümüzde bu kaynakların kurumuş olması fay çizgisi boyunca travertenlerin varlığı ve Eosen ve Kuvaterner yaşlı iki birimin tektonik bir dokanakla karşı karşıya gelmesi bu fayın varlığına işaret etmesi bakımından önemlidir.</p>
<h1>3.4. Eklemler</h1>
<p>İnceleme alanındaki kayaçlar, değişik yanlış teknotik kuvvetleri etkisi altında kalarak bir yandan kıvrım ve faylarıma gibi önemli makro yapılarla deforme olurken, diğer yandan değişik yönlü bir çok eklem sistemi tarafından kesilmiştir (Karaman 1994).</p>
<p>Ayrıca inceleme alanındaki kayaçlar, litolojik ve fiziksel özelliklerine göre az çok eklemler gösterirken kireçtaşı, kumtaşı gibi rijit kayaçlar marn, şeyi gibi oldukça deformasyona müsait kayaçlara göre daha çok eklem bulundururlar. İnceleme alanındaki eklemler iki özellik gösterirler. Özellikle kireçtaşı ve kumtaşındaki eklemler düzgün, pürüzsüz yer yer kalsit dolgulu ve daha fazla devamlıdır. Buna karşılık bazı eklemler çok pürüzlü eklem boylan küçük orta daha az devamlıdır</p>
<p>Kireçtaşlarındaki çatlak düzlemi ölçümü sonucunda egemen çatlak düzlemleri:</p>
<p>l- K10P / 65 KD           </p>
<p>2- K45D / 75G        </p>
<p>3- K70D / 80 KB zorunludur.</p>
<p>Gerek arazi gözlemlerinde ve gerekse yapısal gerilmelerle olan jeomekanik ilişkilerinde bu çatlaklardan K10B ve K70D doğrultulu olanların muhtemelen makaslama çatlakları, K45D doğrultulu olanların ise tansiyon çatlakları olacağı öngörülmektedir (Karaman 1994).</p>
<h1>4. EKONOMİK JEOLOJİ</h1>
<h1>4.1. Maden Yatakları</h1>
<p>Çalışma alanında au – ag yatağı ENKA A.Ş. isimli özel bir şirket tarafından işletilmektedir. Haritada görülen sınırlandırılmış olan paso alanı olarak kullanılmaktadır.</p>
<h1>4.2. Endüstriyel Hammaddeler</h1>
<h1>4.2.1. Kalker</h1>
<p>Bu alanda bol miktarda kireç taşı bulunmaktadır. Bunlardan kırma taş olarak yararlanılmaktadır.</p>
<h1>4.2.2. Kil  </h1>
<p>Orta   Eosen   yaşlı   Kayıköy   formasyonundaki   killi seviyelerden fabrika için kil hammaddesi sağlanmaktadır. Yukarıda anlatılan kil ve kalker çimento sanayisinde portland çimentosu imali için gerekli olan hammaddelerdir. Burada kil ve kalkerin belirli oranlarda karıştırılarak döner çimento fırınlarında 1300 &#8211; 1450 C&#8217;ye kadar pişirilmesiyle elde edilen klinkere alçıtaşı katılarak öğütülmesiyle elde edilir. Pişirme sırasında 200 &#8211; 300 de kilin yapısındaki kristal suyu ayrılır. 700 &#8211; 900 de kalkerler CaO&#8217;e dönüşür. 950 -1000 de CaO diğer oksitlerle birleşerek,</p>
<p>Monokalsiyum slikat             (CaO, SiO)</p>
<p>Monokalsiyum alümünat        (CaO, A1O)</p>
<p>Monokalsiyum ferrit              (CaO, FeO)</p>
<p>Gibi maddeler meydana gelir. Daha sonraki aşamalarda 1100 &#8211; 1200 de Dikolsiyum silikat 2(CaO, SiO), 1250 -1300 de Trikalsiyum Alüminat 3(CaO- A1O), Tetra kalsiyum Alümina Ferrit 4(CaO , A1O) ve Trikalsiyum silikat 3( CaO , SiO) oluşturur. Bu oluşan kilin ağırlığı %1 &#8211; 3 alçıtaşı katılarak öğütülürse portland çimentosu elde edilir.</p>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="108" valign="top">
<h3>NOKTA</h3>
</td>
<td width="120" valign="top">
<h3>İSTİKAMET</h3>
</td>
<td width="168" valign="top"><strong>MESAFE (m)</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="108" valign="top">0 – 1</td>
<td width="120" valign="top">K19B</td>
<td width="168" valign="top">35,50</td>
</tr>
<tr>
<td width="108" valign="top">1 – 2</td>
<td width="120" valign="top">K50B</td>
<td width="168" valign="top">47,00</td>
</tr>
<tr>
<td width="108" valign="top">2 – 3</td>
<td width="120" valign="top">K51B</td>
<td width="168" valign="top">16,00</td>
</tr>
<tr>
<td width="108" valign="top">3 – 4</td>
<td width="120" valign="top">K44B</td>
<td width="168" valign="top">36,60</td>
</tr>
<tr>
<td width="108" valign="top">4 – 5</td>
<td width="120" valign="top">K36B</td>
<td width="168" valign="top">43,95</td>
</tr>
<tr>
<td width="108" valign="top">5 – 6</td>
<td width="120" valign="top">K34B</td>
<td width="168" valign="top">45,14</td>
</tr>
<tr>
<td width="108" valign="top">6 – 7</td>
<td width="120" valign="top">K34B</td>
<td width="168" valign="top">45,15</td>
</tr>
<tr>
<td width="108" valign="top">7 – 8</td>
<td width="120" valign="top">K61B</td>
<td width="168" valign="top">20,20</td>
</tr>
<tr>
<td width="108" valign="top">8 – 9</td>
<td width="120" valign="top">K48B</td>
<td width="168" valign="top">44,30</td>
</tr>
<tr>
<td width="108" valign="top">9 – 10</td>
<td width="120" valign="top">K5B</td>
<td width="168" valign="top">22,70</td>
</tr>
<tr>
<td width="108" valign="top">10 – 11</td>
<td width="120" valign="top">K34B</td>
<td width="168" valign="top">24,20</td>
</tr>
<tr>
<td width="108" valign="top">11 – 12</td>
<td width="120" valign="top">K57B</td>
<td width="168" valign="top">23,03</td>
</tr>
<tr>
<td width="108" valign="top">12 – 13</td>
<td width="120" valign="top">K53B</td>
<td width="168" valign="top">20,10</td>
</tr>
<tr>
<td width="108" valign="top">13 – 14</td>
<td width="120" valign="top">K65B</td>
<td width="168" valign="top">41,50</td>
</tr>
<tr>
<td width="108" valign="top">14 – 15</td>
<td width="120" valign="top">K22B</td>
<td width="168" valign="top">34,40</td>
</tr>
<tr>
<td width="108" valign="top">15 – 16</td>
<td width="120" valign="top">K12B</td>
<td width="168" valign="top">40,75</td>
</tr>
<tr>
<td width="108" valign="top">16 – 17</td>
<td width="120" valign="top">K50B</td>
<td width="168" valign="top">59,52</td>
</tr>
<tr>
<td width="108" valign="top">17 – 18</td>
<td width="120" valign="top">K5B</td>
<td width="168" valign="top">32,50</td>
</tr>
<tr>
<td width="108" valign="top">18 – 19</td>
<td width="120" valign="top">K72B</td>
<td width="168" valign="top">44,65</td>
</tr>
<tr>
<td width="108" valign="top">19 – 20</td>
<td width="120" valign="top">K60B</td>
<td width="168" valign="top">37,82</td>
</tr>
<tr>
<td width="108" valign="top">20 – 21</td>
<td width="120" valign="top">K55B</td>
<td width="168" valign="top">37,08</td>
</tr>
<tr>
<td width="108" valign="top">21 – 22</td>
<td width="120" valign="top">K26B</td>
<td width="168" valign="top">20,20</td>
</tr>
<tr>
<td width="108" valign="top">22 – 0</td>
<td width="120" valign="top">K11B</td>
<td width="168" valign="top">46,00</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<h1>KAYNAKLAR:</h1>
<p>-                BAŞARAN, M., 1991. Kayıköyü Dolayının Jeolojisi, S.D.Ü., Müh. Mim. Fak. Bitirme Tezi, Isparta.</p>
<p>-                EFE, A., 1997. Bucak (Burdur) Kuzeyinin Jeolojisi, S.D.Ü. Müh. Mim. Fak. Bitirme Tezi (yayınlanmış), Isparta.</p>
<p>-                GÖRMÜş, M., KARAMAN, E., 1992. Facies Changes and New Stratigraphical Paleontological Data in the Cretause Tertiary Boundary Around Söbüdağ (Çünür-Isparta), Çukurova Üniversitesi Yerbilimleri, Adana, 21, 43-54 p.</p>

<p class="sayac_bilgi">200 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/yapisal-jeoloji.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Metamorfik Kayaç Petrografisi Teknik Gezisi</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/metamorfik-kayac-petrografisi-teknik-gezisi.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/metamorfik-kayac-petrografisi-teknik-gezisi.html/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Jan 2011 09:31:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[jeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Bazen]]></category>
		<category><![CDATA[Belli]]></category>
		<category><![CDATA[Burada]]></category>
		<category><![CDATA[Doku]]></category>
		<category><![CDATA[Feldispat]]></category>
		<category><![CDATA[Gediz]]></category>
		<category><![CDATA[Gibi]]></category>
		<category><![CDATA[Granat]]></category>
		<category><![CDATA[Kimyasal]]></category>
		<category><![CDATA[Menderes]]></category>
		<category><![CDATA[Mineraller]]></category>
		<category><![CDATA[Renk]]></category>
		<category><![CDATA[Salihli]]></category>
		<category><![CDATA[Sular]]></category>
		<category><![CDATA[Sultanhisar]]></category>
		<category><![CDATA[Tek]]></category>
		<category><![CDATA[Turmalin]]></category>
		<category><![CDATA[Ya]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category>petrografİsİ</category>
	<category>metamorfİk</category>
	<category>kayaç</category>
	<category>kayaÇ</category>
	<category>teknİk</category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=17194</guid>
		<description><![CDATA[Durak 1: Ortakçı / Buharkent Gnaysları Menderes masifinin en yaşlı kayaçlarını oluştururlar. Gnayslar burada büyük bloklar halinde gözükürler. Biraz yukarıda ise gnayslar tek düzeliğe geçerler. Gnayslar bünyelerinde kuvars, feldispat, biyotit, muskovit, granat, piroksen, amfibol gibi kayaç yapıcı minerallere sahiptirler. Bu kayaçlar ayrıca zirkon, turmalin, apatit, titanit gibi aksesuvar mineraller içerirler. Köken kayacın kimyasal bileşimine bağlı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Durak 1: Ortakçı / Buharkent Gnaysları</strong></p>
<p>Menderes masifinin en yaşlı kayaçlarını oluştururlar. Gnayslar burada büyük bloklar halinde gözükürler. Biraz yukarıda ise gnayslar tek düzeliğe geçerler. Gnayslar bünyelerinde kuvars, feldispat, biyotit, muskovit, granat, piroksen, amfibol gibi kayaç yapıcı minerallere sahiptirler. <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with bu">Bu</a> kayaçlar ayrıca zirkon, turmalin, apatit, titanit gibi aksesuvar mineraller içerirler. Köken kayacın kimyasal bileşimine bağlı olarak gnayslar stavrolit, disten, sillimonit, ondalusit, kardiyerit, korund, skapolit ve spirel içerebilirler. Gnayslardaki yeşil renk kloritten ileri gelir. Gnayslarda bazen mafik mineraller kayboluyor ve felsik mineraller egemen oluyor. Böyle durumlarda gnays kuvarsitmiş gibi gözüküyor. Gnayslar içerdikleri koyu renkli minerallerin dizilimi sonucu belirli dokusal özellikler gösterirler. Bunlar; bantlı, çubuksal, gözlü gnays olarak adlandırılır.</p>
<p>Menderes masifi sıkışma tektoniğinden sonra yükseliyor ve gerilme tektoniğine maruz kalıyor ve graben (rift) zonları K-G’ye doğru Gediz, B. Menderes, K. Menderes olarak adlandırılıyor. Graben zonları epitermal cevher zuhurları ve jeotermal <a href="http://www.genelbilge.com/tag/sular/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Sular">sular</a> olarak kendini belli ediyor. Salihli, Kurşunlu, Çamurlu jeotermal suları K. Menderes’e en <a href="http://www.genelbilge.com/tag/iyi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Iyi">iyi</a> örnek; Bayındır, Dereköy sıcak suları K. Menderes epitermal cevher zuhurlarına en <a href="http://www.genelbilge.com/tag/iyi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Iyi">iyi</a> örnek; Emirli Antimon yatağı, Hüre arsena-piritli altın yatağı B. Menderes’e epitermal cevher zuhurlara en <a href="http://www.genelbilge.com/tag/iyi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Iyi">iyi</a> örnek; Kızıldere Germencik, Ömerdere, Salavatlı jeotermal suları B. Menderes’e en <a href="http://www.genelbilge.com/tag/iyi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Iyi">iyi</a> örnek olarak verilebilir.<span id="more-17194"></span></p>
<h1>Durak 2: Atça / <a href="http://www.genelbilge.com/tag/sultanhisar/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Sultanhisar">Sultanhisar</a> Şistleri</h1>
<p>Menderes masifinde prekambriyen yaşlı gnayslar paleozoyik yaşlı şistler, fillitler, kuvarsitler ve mermerler tarafından örtülürler. Buradaki fillitler yapraksı doku şekli ile mermerler ise çok sıkı çatlaklı masif yapısı ile tanınırlar.  Buradaki mikaşistler paleozoyik yaşlı ve tipik örnekleri yoktur. Fakat dokusu ve içerdiği mineral dolayısıyla mikaşistleri temsil ederler. Şistler kendilerini şistozite dokusu ile gösterirler. Ana mineral olarak muskovit, biyotit, klorit, kloritoid, granat, stavrolit, disten, sillimonit, kuvars, feldispat, amfibol, epidot mineralleri ile birlikte turmalin, grafit, apatit, zirkon, titanit ve demiroksit gibi tali mineraller bulunabilir.</p>
<h1>Durak 3: Kızıldere Jeotermal Alanı ve Santrali</h1>
<p>Alan Denizli / Sarayköy yakınlarında B. Menderes rift zonunun en doğusunda bulunmaktadır. Jeotermal alanda tabanda en derinde prekambriyen kambriyon yaşlı gnayslar bulunmaktadır. Gnaysların yaklaşık yaşı 570 ile 600 milyon arasındadır. Gnaysların üzerine şistler gelir ve daha sonra mermerler yer alır. Tabakaların eğimleri Kuzeye doğru, doğrultuları D-B yönündedir. Bu metomorfik kayaçlar tersiyer yaşlı sedimanter kayaçlar tarafından örtülmektedir. Bu sedimanter kayaçlar sırası ile; Kızılburun Formasyonu, Kolonkaya Formasyonu, Sazak Formasyonu, Tosunlar Formasyonu’dur.</p>
<p>Alanda D-B yönlü faylar bulunmaktadır. Bu faylar KD-GB, KB-GD yönlü çapraz faylarla tektonik olarak kesilmiş durumdadırlar. D-B yönünü kesen genç faylar jeotermal sular ve epitermnal oluşukluklarla karakaterize edilirler. Jeotermal suyun ekonomik olabilmesi için rezervuar olabilmesi gerekir. 3 farklı rezervuar kayacı var. En sığ ve  yüzeye yakın olanı Sazak Formasyonu’dur. Sazak Formasyonu kireçtaşlarından oluşmaktadır. Derinliğe gittiğimizde şistler içindeki mermerler 2. rezervuarı oluşturmakta, <a href="http://www.genelbilge.com/tag/yani/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Yani">yani</a> derin rezervuar. 3. rezervuar olarak gnayslar düşürülmekte. Şu an için gnayslardan üretim yapılmamaktadır.</p>
<p>Jeotermal sularda rezervuar sıcaklığını <a href="http://www.genelbilge.com/tag/ya/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ya">ya</a> direkt ölçerek bulabiliriz. Kuyu içine termometre indirerek ölçebiliriz <a href="http://www.genelbilge.com/tag/ya/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ya">ya</a> da jeokimyasal analizlerden faydalanarak belli formüller yoluyla rezervuarı hesaplayabiliriz.</p>
<p>Kızıldere Jeotermal Santralinde 9 adet üretim kuyusu bulunup tüm üretimler bu kuyulardan yapılmaktadır. Bu kuyuların en fazla derinliği 2261 metredir. Burada üretilen buhar sayesinde elektrik üretiliyor.</p>
<p>Jeotermal sular seracılıkta, termal hamamlar, tekstil endüstrisinde, <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bir/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Bir">bir</a> takım maddelerle renk değişiminde, kuru buz yapımında kullanılır.</p>
<p>Jeotermal alandaki en büyük sorun sular yukarı doğru çıktığında basınç ve sıcaklık azaldığında kabuklaşma = karbonatlaşma meydana geliyor. Böylece aragonit ve <a href="http://www.genelbilge.com/tag/kalsit/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kalsit">kalsit</a> oluşuyor. Aragonit yüzeye yakın yerlerde, <a href="http://www.genelbilge.com/tag/kalsit/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kalsit">kalsit</a> yerin derinliklerinde meydana geliyor.</p>
<p>Durak 4: Pamukkale, Tekke Hamam Sıcak Su Kaynakları ve Travertenler.</p>
<p>“Kırmızı su” denilen lokasyon Pamukkale jeotermal alanı içinde bulunmaktadır. 1994-1995 yıllarında bu suyun sıcaklığı 55 <sup>0</sup>C idi. O zamandan <a href="http://www.genelbilge.com/tag/beri/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Beri">beri</a> suyun sıcaklığı 5-10 <sup>0</sup>C düştü. Burada çıkan sular jeotermal su değil, yer altı suyu karışımı jeotermal sudur. Yer altı sularının karışmasıyla suyun sıcaklığı düşüyor. Kalsiyum, bikarbonat tipi sular Pamukkale’dekine <a href="http://www.genelbilge.com/tag/benzer/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Benzer">benzer</a> sıcaklık ve basıncın düşmesi ile aktif travertenler oluşuyor. Burada kaynak tektonik hareketlerle yer değiştiriyor. Pamukkale’de beyaz renk varken burada kırmızı renk hakim, çünkü fazla demir oranı olduğu için.</p>
<p>Pamukkale sıcak su kaynağı esas kaynağı oluşturmaktadır. Yüzeyde 35 <sup>0</sup>C sıcaklık vardır. Kalsiyum, magnezyum, bikarbonat suyun içinde bulunur. Bu su da diğerlerine göre radan yüksek miktardadır. En önemli özelliği beyaz travertenlerdir.</p>
<p>Beyaz travertenler basınç ve sıcaklık düşmesi özellikle basınç düşmesine bağlı olarak erimiş CO<sub>2</sub>’in gaz olarak uzaklaşması travertenlerin oluşmasına sebep oluyor. Bir başka önemli noktada sıcak suların içinde bakteriler (bitkisel) bulunur. Bu bakteriler beslenebilmek için CO<sub>2</sub>’te ihtiyaçları vardır. Buda traverten oluşumuna sebep olu.</p>
<p><strong>T.C.</strong><strong></strong></p>
<p><strong>SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ</strong><strong></strong></p>
<h6>MÜHENDİSLİK MİMARLIK FAKÜLTESİ</h6>
<p><strong>JEOLOJİ  BÖLÜMÜ</strong><strong> </strong></p>
<h2>METAMORFİK KAYAÇ PETROGRAFİSİ</h2>
<h3>TEKNİK GEZİ RAPORU </h3>
<h1>HAZIRLAYANLAR</h1>
<p><strong>Esra ERKAN                       Ebru ERKAN</strong></p>
<p><strong>99-15                         99-09</strong></p>

<p class="sayac_bilgi">198 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/metamorfik-kayac-petrografisi-teknik-gezisi.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yer Araştırmaları İçin  Elektriksel  Özdirenç Sistemleri İle Kireçtaşı Bölgelerindeki Süreksizliklerin Uygulamalı Mühendislikte Araştırılması</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/yer-arastirmalari-icin-elektriksel-ozdirenc-sistemleri-ile-kirectasi-bolgelerindeki-sureksizliklerin-uygulamali-muhendislikte-arastirilmasi.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/yer-arastirmalari-icin-elektriksel-ozdirenc-sistemleri-ile-kirectasi-bolgelerindeki-sureksizliklerin-uygulamali-muhendislikte-arastirilmasi.html/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 Jan 2011 09:43:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[jeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Anahtar]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgisayar]]></category>
		<category><![CDATA[bu]]></category>
		<category><![CDATA[Burnaby Road]]></category>
		<category><![CDATA[Elde]]></category>
		<category><![CDATA[Kalite]]></category>
		<category><![CDATA[Kuyu]]></category>
		<category><![CDATA[Mc Dowell]]></category>
		<category><![CDATA[Portsmouth]]></category>
		<category><![CDATA[Surrey Gu2 5xh]]></category>
		<category><![CDATA[Telli]]></category>
		<category><![CDATA[Zaman]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category></category>
	<category></category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=17190</guid>
		<description><![CDATA[J. Rıgby-jones,  M. C. Matthew   ve  P. W. Mcdowell Surrey  Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü,  Guıldford   Surrey  GU2 5xh     UK Portsmouth  Üniversitesi Jeoloji Bölümü,   Burnaby Road Portsmouth Hampshıre     UK   ÖZET              Klasik sistemleri  kullanan yüksek kalite özdirenç verisinin koleksiyonu, özellikle, geniş alanlar küçük elektrot aralığında gözlendiği yer  zaman kaybıdır. Çok telli kablolar  ve anahtar elektrot ile [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h5>J. Rıgby-jones,  M. C. Matthew   ve  P. W. Mcdowell</h5>
<p><strong>Surrey  Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü,  Guıldford   Surrey  GU2 5xh     UK</strong><br />
<strong><a href="http://www.genelbilge.com/tag/portsmouth/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Portsmouth">Portsmouth</a>  Üniversitesi Jeoloji Bölümü,   <a href="http://www.genelbilge.com/tag/burnaby-road/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Burnaby Road">Burnaby Road</a> <a href="http://www.genelbilge.com/tag/portsmouth/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Portsmouth">Portsmouth</a> Hampshıre     UK</strong><strong> </strong><br />
<strong> ÖZET</strong> <br />
            Klasik sistemleri  kullanan yüksek kalite özdirenç verisinin koleksiyonu, özellikle, geniş alanlar küçük elektrot aralığında gözlendiği yer  <a href="http://www.genelbilge.com/tag/zaman/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Zaman">zaman</a> kaybıdır. Çok telli kablolar  ve <a href="http://www.genelbilge.com/tag/anahtar/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anahtar">anahtar</a> elektrot ile birlikte çağdaş bilgisayar kontrollü özdirenç değerleri,  iki boyutlu görünür özdirenç sistemleri için geliştirildi. Sonuçlar, o <a href="http://www.genelbilge.com/tag/elde/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Elde">elde</a> edilen kullanma klasik özdirenç teçhizatı ile  karşılaştırılır ve yer gerçek verisi ile ilgili  <a href="http://www.genelbilge.com/tag/elde/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Elde">elde</a> edildi. <br />
GİRİŞ     <br />
Kireçtaşı, genellikle dünyanın diğer parçaları (Mortimore 1990) olduğu gibi, Avrupa’nın çok ülkelerinde  bulunulan kırıntılı, zayıf, çatlak kireçtaşıdır. Burada kireçtaşı, üst kreatese yaşındadır ve üç parça içine  bölünebilir. Aşağı kireçtaşı, %90  kalsiyum karbonatının üstünde, saf  kireçtaşları çamur mineralleri genelde orta  kireçtaşı ve üst kalkerinin oranını  kapsar ve erimeye elverişlidir. Aslında süreksizlik yüzeyi, büyük su taşıyan tabaka olan üst kireçtaşı içinde özellikle kaya kütlesi boyunca hareket etmesi için yüzey suyuna izin verir. Bu özellikler, özellikle, kuyu açma (Mc Dowell 1989, Nigby Jones vd. 1983)yi  geliştirdiği yer önemli mühendislik ve çevresel öneme sahip olabilirler. Boşluklar ve gevşetilen toprakların  sıkıştırılabilir doğasından ayrı üstte toprak örtüsünde erime özelliği  var olabilir. Yer araştırma tekniklerinin geniş menzili, başarının derecesi değişmesi ile, bu özellikleri yerleştirmek ve tanımlamak için kullanıldı. Kuyular, litolojiyi tanımlamak için gereklidir <a href="http://www.genelbilge.com/tag/ama/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ama">ama</a> uygulamayı sınırlandırdı. Yer  koşulları, dinamik araştırma, uzak algılama ve jeofiziksel araştırma tarafından genellikle  ilave edildiği bu yüzden hızla yanal yönde değişir. Radar ve mikro gravite araştırmasının içine işleyen yer, önemli potansiyele sahip olur <a href="http://www.genelbilge.com/tag/ama/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ama">ama</a>, manyetik, elektriksel özdirenç ve  metodlar (Mc Dowell 1981) nın içinden geçen elektromanyetik yer  iletkenliğinden <a href="http://www.genelbilge.com/tag/daha/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Daha">daha</a> çok  pahalıdır. Geçmiş on yıl içinde, kazanma işleminde dramatik düzeltme  ve verinin sunusu,  jeofiziksel ölçümleri  işleme tabi tutmak için geliştirilmiş jeofiziksel teçhizat ve bilgisayar donanımı ve yazılımın birleşmiş gelişmesinden dolayı geniş olarak, bu teknikler yoluyla  elde edildi.<span id="more-17190"></span></p>
<p> Özdirenç engeli, erime özelliğinin yeri için geçmişte başarılı <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bir/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Bir">bir</a> şekilde kullanıldı. İçinden geçmek için maalesef alan prosedürü, tüketen kullanma klasik teçhizat zamanlama yapılır ve veri miktarı sık sık  elde edilmiş olup daha çok teknik dikkatlerden daha ziyade zaman kaybından  belirlenir. Çok yakın geçmişte, sistemler hangi otomatikleştirilmiş anahtar imkanları  çiftleştirilen multi-core takeout kablolarının kullanımını sağladılar. Bu sistemler, aynı gözlem çizgisi boyunca gerçekleştirilmesi için aralık koyan farklı elektrotta çabuk veri kazanmasına izin verirler. Ters çevrilmiş modelcilik yazılımın kullanımı, yerin gerçek özdirenç görüntüsü ile ve iki boyutlu özdirenç kesitleri,  üretildiği zaman bu veri, sunulabilir. </p>
<p>Elektriksel görünür özdirenç, kireçtaşında erime özelliğini incelemek için önemli potansiyel  ile heyecan verici  gelişmedir. Bu kağıt, erime faaliyeti olduğu yer iki yerde farklı elektrot konfigürasyonları (Wenner ve Pole-Pole) ile görünür özdirenç yönteminin kullanımını  karşılaştırır ve elektrot konfigürasyonunun seçimi klasik engel metotlar için görünür özdirencin önemli derecede başarılı    olduğunu  ispat eder. </p>
<p><strong>Veri kazanması ve işlem</strong></p>
<p> Ham veri, her bir ölçümde elektrot aralığı arttırılarak profil çizgisi boyunca tekrarlanıp ölçüler alınarak elde edilir. Ölçülen direnç değerleri, alışılagelmiş olarak görünür özdirence çevrilirler ve sonra  yapma kesit, elektrot aralığına derinliğe karşı özdirenç istasyonu ile ilgili olarak görünür özdirenç ölçümleri ve noktaları orantılı çizerek elde edilir. </p>
<p>Wenner dizilimi, basitliğinden dolayı klasik özdirenç  yönteminde  genellikle kullanıldı. Profil boyunca elektrotlar bir bir oynanılmak için son elektrotuna  izin verir gözlem, hareket ettirilmesi için bütün elektrotlar  inilecek derinlik kadar yer değiştirilir.</p>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>       Hareketli  elektrotlar</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td><strong>a)  </strong>Pole-Pole  dizilimi</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>Elektrot  dizilimi</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td><strong>  b)  </strong>Wenner  dizilimi</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>Hareketli  elektrotlar</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>C1  ve  C2  Akım  elektrotları</p>
<p>P1  ve  P2  Potansiyel  elektrotları</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>          </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Şekil 1 :  </strong>Wenner ve Pole-Pole  elektrot dizilimlerinin özdirenç  çalışmasında kullanılışının şematik olarak gösterilmesi.</p>
<p>            Şekil de gösterildiği gibi  iki uzak elektrot için aralık ve kablo gerektirdiğinden  Pole-Pole  elektrot dizilimi, daha az popülerdir. Bu elektrot konfigürasyonu, türdeş yeryüzünün üstünde teorik olarak Wenner özdirenç yöntemidir.  Pole-Pole, iki güncel elektrot arasında  potansiyel farkı ölçen Wenner dizilimine karşı olarak nokta  güncel  kaynağın potansiyel ölçüleri  alındığında  pratikte, farkla   gerçekleşecektir. </p>
<p>Yarım elektrot aralığı ve elektrot aralığına eşit Wenner ve Pole-Pole dizilimi, görünür  derinlikiçi, yapma kesit veri göstergesi çizmek için sırasıyla sık sık  var sayılmıştır. Bu prosedür,  Griffiths ve Barker</p>
<p>(1993)  tarafından  Wenner dizilimi için daha çok detayda  bulunmuştur.</p>
<p>Görünür özdirenç, kesitin yorumlanmasına yardım etmek için  normal olarak idealdir. Genel olarak iki boyutlu yer yapısı  için, biçim verip, kenarlar farklı materyalları ile ilgili özdirençte değişiklikleri  izlemek mümkün olur. Aynı zamanda yeraltının  özelliklerini  sınırladığı yer sunulur, özdirenç bozukluğu,  yapma kesitte doğru olarak  yerleştirilir. Ancak,  görünür özdirencin yapma kesitinin, yorumunu  güçleştirilen gözlem  çizgisi,  yakın küçük ölçekli  yüzeye yakın bölgelerin özelliklerinin yalancılığı  tarafından ciddi  olarak  etkilenir. (GRIFFITHS  ve  BAERKER 1993 ) </p>
<p>Görünür özdirenç yapma kesit haritası  gözlemden çiğ veriyi  temsil eder ve yer koşulunu belirlemekte sınırlı  kullanımdadır. Birçok durumlarda görünür özdirenç yapma kesit haritaları yerine iki boyutlu gerçek özdirenç görüntüsünü üretmeğe  tercih edilir. Bu, tekrarlanan teknikleri kullanarak başarılabilir. İki teknik, alttaki  tanımlanılan yerlerde veri  elde etmek için kullanıldılar. Wenner  anketleri  tekrarlanan ileriye doğru modelcilik  kullanma sonlu uyuşmazlık yöntemi ( Morrıson 1979 ) için kullanıldı.</p>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>Diz üstü</p>
<p><strong>bilgisayar</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>Özdirenç</p>
<p><strong>            Aleti</strong></p>
<p><strong> </strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>Devre</p>
<p><strong>            Ünitesi</strong></p>
<p><strong> </strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td><strong>           Elektrotlar</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>         Multi-core</p>
<p><strong>         Takeout </strong></p>
<p><strong>          kablolar</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Şekil 2 : </strong>Tipik elektriksel  özdirenç çalışma  sisteminin baş bileşenleri  gösteren şematik çizimi.</p>
<p>Pole-Pole anketleri ise, başlangıç model, (Stefaescu ve Stenefascu  1986 )  tarafından  tanımlanılan geri tahmin tekniğini kullanmak  için üretildi ve  (Sakayama ve Shima  1986)  Oyo  ile çok yakın geçmişte  kalkındı. Bu  çalışmayı gerçekleştirmek için yazılım, <a href="http://www.genelbilge.com/tag/yazarlar/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Yazarlar">yazarlar</a> tarafından  kullanılan Oyo  21 mcohm özdirenç görüntü sistemi içine  inşa edilir. özdirenç görüntü sisteminin temel  ilkesi şekil  gösterilir. Elektrik özdirenç değerleri, yer içine güncelin girdisinin üstünde aynı zamanda ve önceki modellerden bu sistemlerde denetimin büyük derecesini ofter yüksek doğruluk ve kararlılığı  kullandılar. </p>
<p>Görünüm  50 anahtar birim ve Oyo ile  21 mcohm  sistem kampüs  değişken özdirenç  değeri, her iki test yerlerinde  kullanıldı.  Alan ölçmeleri,  görünür özdirençlere çevrilirler ve  girdiden  Wenner,  Schulumberger  ve  Pole-Pole  elektrot konfigürasyonları ile uyumlu  olan görüntü yazılımına formatlanır. Sonlu fark modelciliği, 5%  içinde her yenileme ve yakınlaşma  yaklaşık olarak 1 dakika  alır. Sistem,  hafif ve modüler  olduğundan, bir operatör, yaklaşık olarak otuz dakikada elli elektrot  sırasını  kurabilir ve  yaklaşık  yirmi dakikada da  sistemi  sökebilir. Elli  elektrotla  ve kullanma ile sekiz farklı elektrot aralığı Wenner çalışma tekniği ile özdirenç  görüntülerini  üretmek için ve verilerler elde etmek için yaklaşık  iki saat  292 ayrı okuma ve alıntı  gerektirir. İmkan dahilinde sistem, yukarı 750  elektrotun bağlantısına  izin verecek aynı zamanda 32, bu araştırma için   kullanıldı. Kullanmada 32 elektrot sırası ile kurmak için yaklaşık olarak 40 dakika olarak bir operatör  sistem  alıntısı  gerektirir.  Dahili elektrotların on farklı aralığı ile Pole-Pole çalışma tekniği, verilerleri  kaydetmek için yaklaşık olarak 55 dakika  gerektirir ve alır. </p>
<h4>Açıklama Fieldwork</h4>
<p> </p>
<p>Üstte  tanımlanılan elektrik özdirenç çalışma teknikleri, erime özellikleri olduğu   bilinen iki yerde  kullanıldılar. Yerler  Chichester’e yakın,  Guildford’a yakın, Surrey ve Fontwell Blackwell  çiftliğidir. Sussex  yerler arasında, üstte kireçtaşı  bölgenin tipidir.</p>
<h4>Blacckwell çiftliği,            Guildford Surrey</h4>
<p> </p>
<p>Bu  alanın jeolojik yapısı, çok miktarda  monoklinal  katısı tarafından hakimdir. Bu yerde önceki iş, hava fotoğraf yorumu, yersel araştırma, elektromanyetik engel ve geleneksel özdirenç ölçmelerini  içerir ve çeşitli olduğu  gibi  üstünde diğer küçük bozukluklar, yüksek bozukluk  iletkenlik  üretti. 180ohmm’un 4m kalın yüzey katmanı, yer ile  erime özelliğinden uzakta  yerinde 120ohmm’un taban katmanı gösterilen  iki tabaka  durumu Schlumberger  özdirenç sondajı Doline’nin üstünde doğrudan üç tabaka durumu  derinlikte 120ohmm’a 150ohmm, azaltmanın 8m  katmanının  üstünde  100ohmm’un  2m  kalın yüzey  katmanı ile  üretilir.</p>
<p> Sonuçlar, 180 ohmm’la  170 ohmm arası  yer özdirencini belirtir ve bozukluklar,  düşük özdirenç  değerleri  yoluyla  karakterize ettiler. İki bozukluğun genişliği, özdirenç 100 ohmm’a  düştüğü yer dolinenin üstünde  gerçekleşir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Şekil 3 :</strong> Blackwell  Çiftliğinin üç boyutlu perspektif görünüşü, düden  yüzeyin  gösteren topografik ölçüm verisi  alınan bölge  ve  özdirencin  yeri, doğru çizgilerin  içinden geçer</p>
<p>O küçük elektrot aralığı ile, böyle insan eliyle yapılan şeyler üretmemek  dikey  uzantıya  yeterli  geniş  yanaldan olduğu erime özellik bozukluğu, önerme ile ilgili hiç yanal bozuklukları  yok şekil 4’de  görülmektedir.</p>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>           Wenner  dizilimi ile  elektrot  aralığı 2m</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>             Ölçülen</p>
<p>           Özdirenç</p>
<p>               Wm</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>     Çelik</p>
<p>       boru</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>                                                     Aralık  m</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Engelin  sonuçları, şekilde zemin yüzeyi ile ilgilendiği derinliği  tarif eden  geçiş yüzeyi olarak  gösterilirler. Şekil 5c ‘de özdirenç görüntüleri ile ilişkili olmak amacıyla  kumlu  kil örtüsünün ortalama derinliği, düdenden 0.3 ile 0.4 m aralıklarda olduğu bulunuldu.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Şekil 4 :</strong> 2m elektrot aralığı bırakılarak Wenner dizisini  kullanan düden b aşırı  boyunca doğru çizgi engelin sonuçları           </p>
<p>Her ne kadar kireçtaşı, derinlik ile daha nemli  olduğu halde, an yüzey suyunun olmadığı, kuyulardan herhangi biri ile  karşılaşıldı. İki paralel  doğru çizgisi ( b doğru çizgiler ),  özdirenç görüntü taraması  için Blackwell çiftliği ( şekil3 )’de  düzenlenmiştir.   Özdirenç çalışmaları,  Wenner elektrot kurulumu  ve 2m elektrot  aralık  bırakılması ile kampüs  sistemini  kullanan her iki doğru çizgiler boyunca elde edildiler. Doğru çizgi için özdirenç çalışmaları, derinlik ile  özdirenç basamaklı azalma  sergileyen 120 ohmm hakkında ortalama özdirenci ile 160 ile 180 ohmm arasında  yüzey katmanını  gösterir.</p>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>Kil</p>
<p>Kireçtaşı</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>                  Aralık  (m)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>           A hattından  20 m uzaktan  doline</p>
<p>                          Aralık  (m)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>B hattına doğru  doline</p>
<p>        Aralık  (m)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>Gerçekten b hattına doğruluğu, sondajla kanıtlandı</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>   Derinlik</p>
<p>   (m)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>Derinlik</p>
<p>    (m)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>Özdirenç</p>
<p>Ohm-m</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>Derinlik</p>
<p>    (m)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>Kil</p>
<p>Kireçtaşı                                   </td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<p><strong>Şekil 5 a :  </strong>2  metre elektrot aralığı bırakılarak  Wenner dizisinden gerçek özdirenç bölümü </p>
<p><strong>             b :  </strong>Doğru çizgi b için gerçek özdirenç bölümü,  2m elektrot aralığı  bırakılarak  Wenner dizisinden  türetildi.</p>
<p>             <strong>c :   </strong>Yer<strong> </strong> sondajla delinerek  b doğru çizgisinin gerçekliği ispatlandı.</p>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>Aralık (m)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td> </p>
<p>Özdirenç</p>
<p>Ohm-m</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>                                 Aralık   (m)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>              B  hattına doğru  doline</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>Kil</p>
<p>Kireçtaşı</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>      </p>
<p>           Yüzey  b hattına doğru  sondajla  kanıtlandı</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>  Derinlik</p>
<p>      (m)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>  Derinlik</p>
<p>      (m)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Şekil 6 a : </strong>b  Doğru çizgi  için  40  ile 100 m  arasında  gerçek  özdirenç  bölümü,  2 metre elektrot aralığı  bırakılarak kutup ile kutup dizisinden  türetti.</p>
<p> <strong>b :  </strong>Yer sondajla delinerek b doğru çizgisine gerçekliği ispatlandı.</p>
<p>            Başka zemin gerçeği, şekil 7’de  gösterilen engel  doğru çizgisinin ilk 40m için   kuruldu ve şekil 8 de profilde  gösterilir. Boşluk ile dairesel gerilim çatlağının merkezinde açığa gevşetilen çakılın  uzatılmış kolonu  yerleştirilen kuyu 2 de 4m yüksek bulunmuş olup, kuyulardan, en genişi dörtte <a href="http://www.genelbilge.com/tag/kum/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kum">kum</a> katmanı içinde  karşılaşıldı.  </p>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td><strong> a)</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td> </p>
<p>1985  de  açılan</p>
<p>    kuyular</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>1994de açılan</p>
<p>      kuyular</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>  100 m</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>Yer özdirenç</p>
<p>            hattı</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<p><strong>b)</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Şekil 7 a : </strong>Fontwell  bölgesinin   havadan çekilmiş  fotoğrafı.</p>
<p>           <strong>b :</strong>Engelin yeri   </p>
<p>      Özdirenç çalışması,  Pole-Pole elektrot dizisi ile  Oyo sistemini  kullanarak  elde edildi ve iç elektrotların 1 m aralı (şekil 9 ), derinlikler 3m ile beklenen  derinlik ve kum formasyonunun kalınlığı çok yakındaki ile  uyuşan 7m arasında yüksek özdirenç  orta katman ile üç katman durumunu  gösterir. Bu yerde, temele olan derinlik,  kireçtaşı  katmanında özdirenci düşürür, başka bir yer daha büyükten az ve göreceli olarak yüksek özdirenç, temsilen gevşek çakılın  bölgesidir ve zemin yüzeyine kadar  uzanır. Zemin çöküşü ile ilgili dairesel gerilim çatlağı 17 ile 20m arasında zemin yüzeyinde  gözlenildi. 2m derinliğinde göreceli olarak düşük özdirencin <a href="http://www.genelbilge.com/tag/ince/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ince">ince</a> bölgesi, yüzey katmanı  olabilir.</p>
<p>. </p>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>                    Dairesel  gerilim  çatlağı</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>Aralık  (m)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>Kil</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>Çakıl</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>Boşluk</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>Kum</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>Kireçtaşı</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>        <strong>Derinlik</strong></p>
<p><strong>            (m)</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td><strong>K2</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td><strong>K4</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td><strong>K6</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td><strong>   K5</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>
<h5>K3</h5>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>
<h5>K1</h5>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Şekil 8 : </strong>Yer sondajla delinerek  ispatlanılan Fontwell Bölgesindeki  0 ile 40 m  arasında engel doğru çizgisinin  görünümü.</p>
<p>      Benzer sonuçlar, orta elektrotlar ( şekil 10 )  kum ve kireçtaşı katmanlarına  derinlikte değişkenliği  gösterir, tekrar elektrotlar arasında 2m aralık bırakılması ile bu sistem elde edildiler. Daha uzun bölüm uzunluğu ( 62i ),  en son zemin çöküşünden  sonuçlanan 36m de ölçüm ile küçük dairesel kuyu arasında bağıntıyı  seçilir kıldı. Bu yerde elde edilen sonuçlar, kireçtaşına olan derinlik  daha büyük  olduğunu  gösterirler ama üstte gevşek kum çakılların hiçbir önerisi  yoktur.</p>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td> </p>
<p>     Dairesel  gerilim</p>
<p>            çatlağı</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>
<h5>    Aralık (m)</h5>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td> </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Özdirenç</strong></p>
<p><strong>Ohm-m</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>     <strong>Derinlik</strong></p>
<p><strong>         (m)</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<h2> </h2>
<h2> </h2>
<h2> </h2>
<p> </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Şekil 9 : </strong> Gerçek özdirenç bölümü, 1 m elektrot aralığı bırakılarak kutup dizisi  türetildi. </p>
<p>      Her ne kadar engel uzunluğu farklı olursa olsun ve Wenner dizilimi tarafından araştırmanın  derinliği Pole-Pole dizisi tarafından  sağlayandan daha küçük  olduğu  not alındığı halde, kampüs teçhizatı, bu engel için farklı özdirençleri sağlar. Bunlardan birkaçı Wenner dizisinin kullanımı tarafından  üretilen  insan eliyle yapılan şeyler  olduğu  mümkündür, özdirenç anomali merkezine  yanal anomalilerine benzer  şekilde aşırı kil, Cook ve Van Nostrand ( 1956 )  tarafından tanımlanmıştır.</p>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>Dairesel  gerilim çatlağı</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td> </p>
<p>     Kuyu</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>    Aralık     (m)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td> </p>
<p>Özdirenç</p>
<p>(ohm-m)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>Derinlik</p>
<p>(m)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>Bu  büyük  kısım</p>
<p>Şekil 9 da görülmektedir</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Şekil 10 : </strong> Gerçek  özdirenç  bölümü, 2m elektrot aralık bırakılarak kutup dizisi  türetildi.</p>
<p>     Yüksek özdirenç anomalisi  20 ile 44 m arasında  değerlendirilir, 6 ile 3,5 m derinliklerde   hava boşlukları, gevşek  kum ve  çakılın bulunması ile  ilişkilidir. Yüksekse bu  bölüm, yakın  yüzey özdirençte  aynı zamanda, 36m  Pole-Pole dizilimi ( şekil10 ), yakın yüzey özdirenç değişimlerine daha çok duyarlı olması beklenen konfigürasyon ile çok açık bir şekilde  akıl karıştıran kuyuların yerinde kaydedildi.</p>
<p>      Farklı özdirenç yöntemleri  karşılaştırdığında, bölümlerin santral bölgelerinde sık sık  gösterilir ama farklılıklar, yakın kenarları  gerçekleşebilir. Bu, daha az tekrarlama modeli ile  sonuçlanan  bölümün kenarında veri göstergelerin azaltılmış sayısından  dolayıdır. Bu etki, 5m derinliğinde yüksek özdirenç katmanı modelin kenarlarının yanında son verdiği yer şekil 9 da  görülebilir. Yer gerçeği, bu yüksek özdirenç katmanı  görüntüyü karşıdan karşıya uzatmış olması gerektiğini  önerir ve bu şekil 10 da gösterilmiştir. </p>
<h4>Tartışma ve sonuçlar</h4>
<p> </p>
<h3>       Blackwell yerinde, toprak solüsyonunu  tanımlanılan bu teknik, Pole-Pole elektrot dizilimi ile özellikle kireçtaşının, boyutu ve şeklinin doğru tahakkuğu  sağlanır. Her ne kadar tamamlamak için benzer zaman  aldığı halde tek elektrot aralık bırakması ile Wenner dizisini kullanmanın  içinden geçen daha çok geleneksel özdirenç, uzak daha az  ayrıntıyı  sağladı.</h3>
<p>           </p>
<p>      Fontwell yerinde, yüksek özdirenç değeri tanımlanılan teknikle, boşluklu olan bölgelere ayırır ve toprak içinde gevşek  materyal, küçük ölçekli üç boyutlu görünümü için iki boyutlu modellerin  geliştirilen yazılımı, uygulamanın umulan problemlerine rağmen, kireçtaşı üstündedir.</p>
<h6>KAYNAKLAR</h6>
<p><strong> </strong></p>
<p>Cook,    K.  L.  ve  Van    Nostrand,  R.  G.  1954.   Özdirenç    verilerinin    yorumu     Jeofizik,      19, 761-790</p>
<p>Dey, ve  Morrison, H. F. 1979. Özdirenç   modellemesi, iki boyutlu yapılır ve şekil verir. Jeofiziksel arama, 27, 106 -136</p>
<p>Fox, R. C. Hohmann, G. W. Kıllpack, T. J. ve  Rıjo, L.1980. Yersel efektifin özdirenç araştırmaları. Jeofizik, 45, 75-93</p>
<p>Griffiths, D. H. Turnbull, J. ve  Olayınka, A. I. 1990.  Bilgisayar kontrolü ile  <a href="http://www.genelbilge.com/tag/harita/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Harita">harita</a> çizen iki boyutlu özdirenç. Frıst aralığı, 8 ( 4 )</p>
<p>Barker, R. D. 1993.Kompleks jeolojinin alanlarında iki boyutlu özdirenç yöntemi ve modelcilik. Uygulamalı  Jeofizik, 29, 211-226 nin dergisi</p>
<p>Mccann, D. M. Jackson,  P. D. ve  Culshaw,  M. G. 1987. Doğal boşlukların  belirlemesinde jeofiziksel   araştırma  metodların kullanımı.  Mühendislik Jeolojisi  20, 59-73’ nin Quartely dergisi</p>
<p>Mcdowell,  P. W. 1975. Çamurun belirlenmesi, mühendislik Jeolojisi 8, 303- 310 nin jeofiziksel  methotları  Quarterly dergisi</p>
<p>1981 Yakın yüzeyin  jeofiziksel tekniklerde verdiği  anomali ve son gelişmeler. Yer Mühendisliği, 14 (3), 20-23</p>
<p>1989 Southrn İngilterede  kireçtaşı alanlarında dolıne oluşumu ile ilgili yer çöküşü Proc 3 R D  Sınkholes ve mühendislik,  Florida, Balkema, Rotterdam, 129-134 nin çevresel etkiler konferansı</p>
<p>Mıllıtzer, H. Roster,  R. ve  Losch,  W. 1979. Boşluk için teorik olarak yer elektrik özdirenç methodları ile  araştırırlar. Jeofiziksel  araştırma, 27, 640-652</p>
<p>Mortımore,  R.  N.  1990. Uluslararası Kireçtaşı sempozyumu, Brıghton, Thomas  Telford, Londra, 15-45 nin  konferansı </p>
<p>Rıgby  Jones,  J.  Clayton,  C. R.  I. ve  Matthews,  M. C.  1993.  Erime,  kireçtaşında  özellik taşır. Tehlikeden riske </p>
<p>Skıpp,  B. O.  Proc  I. C. E.   Zemin mühendisliğinde risk ve güvenilirlikde konferans  Thomas  Telford,  Londra,  87-99 </p>
<p>Sakayama,  T. ve  Shıma,  T.   1986.  Alfalar merkezlerini  kullanan yüksek çözünürlükte iki boyutlu    özdirenç  ters dönme teknikleri  56 ncı Yıllık  Uluslar arası   S. E. G. Toplantısı  </p>
<p>Shıma,   H.  ve  Sakayama  T.  1987.  Özdirenç  tomografisi  ve  iki  boyutlu  özdirenç  ters çevrilmiş problemler yaklaşım  57 nci  Yıllık  Uluslar arası    S. E. G.  Toplantısı</p>
<p>Stefanescu,   S.  ve   Stefanescu,   D.  1974.   Elektriksel  doğru akımla  maden cevheri  bölgelerini  ortaya koymanın   matematiksel modelleri   Jeofiziksel  araştırma, 22, 246.260 </p>
<p>Taylor,  D.  I.  ve   Fursman,   D.   C.  1990.   Kireçtaşı,   Thomas   Telford,   Londra’nın jeotekhniksel araştırmalarına  jeofiziksel teknikler mühendisliğin uygulanması.</p>

<p class="sayac_bilgi">208 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/yer-arastirmalari-icin-elektriksel-ozdirenc-sistemleri-ile-kirectasi-bolgelerindeki-sureksizliklerin-uygulamali-muhendislikte-arastirilmasi.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kireçtaşlarının Bileşimsel Sınıflaması</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/kirectaslarinin-bilesimsel-siniflamasi.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/kirectaslarinin-bilesimsel-siniflamasi.html/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 Jan 2011 09:40:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[jeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Bir]]></category>
		<category><![CDATA[F J Pettijohn]]></category>
		<category><![CDATA[Gibi]]></category>
		<category><![CDATA[Kalsit]]></category>
		<category><![CDATA[Leighton]]></category>
		<category><![CDATA[Mercan]]></category>
		<category><![CDATA[Organik]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category>bileşimsel</category>
	<category>bİleŞİmsel</category>
	<category>kireçtaşlarının</category>
	<category>kİreÇtaŞlarinin</category>
	<category>sınıflaması</category>
	<category>siniflamasi</category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=17188</guid>
		<description><![CDATA[KİREÇTAŞLARININ BİLEŞİMSEL SINIFLAMASI Çeşitli ölçüler dikkate alınarak kireçtaşlarının sınıflandırılması çeşitli yazarlar tarafından yapılmıştır. Sınıflamaların pek çoğu oluşumlarına veya bileşimlerine göre yapılmıştır. Yerbilimcileri tarafından yaygın olarak kullanılan sınıflamaların başında Folk (1959-1962), Dunham (1962), Leighton – Pendexter (1962) sınıflamaları gelmektedir. A.   F. J. PETTIJOHN Sınıflaması (1949) Kalsit ve dolomit % miktarına göre yapılmış bir sınıflamadır.  100           90                                    [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>KİREÇTAŞLARININ BİLEŞİMSEL SINIFLAMASI</p>
<p>Çeşitli ölçüler dikkate alınarak kireçtaşlarının sınıflandırılması çeşitli yazarlar tarafından yapılmıştır. Sınıflamaların pek çoğu oluşumlarına veya bileşimlerine göre yapılmıştır. Yerbilimcileri tarafından yaygın olarak kullanılan sınıflamaların başında Folk (1959-1962), Dunham (1962), <a href="http://www.genelbilge.com/tag/leighton/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Leighton">Leighton</a> – Pendexter (1962) sınıflamaları gelmektedir.</p>
<h2>A.   F. J. PETTIJOHN Sınıflaması (1949)</h2>
<p>Kalsit ve dolomit % miktarına göre yapılmış <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bir/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Bir">bir</a> sınıflamadır.</p>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%"><span id="more-17188"></span></p>
<tbody>
<tr>
<td> 100           90                                    50                                10            1</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>% Kalsit</p>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td> </td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>Dolamitli Kalker</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>Kalkerli Dolomit</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>  0              10                                    50                                90           100</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<p>% Dolomit</p>
<p><strong>Şekil – Kalsit ve Dolomit Karışımı Kayaçların Sınıflaması</strong></p>
<h2>B.  R. FOLK Sınıflaması (1962)</h2>
<p>Kireçtaşını meydana getiren üç <a href="http://www.genelbilge.com/tag/temel/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Temel">temel</a> bileşene (allokem, mikrit, sparkalsit) dayanılarak yapılan sınıflama karmonat kaya petrografisinde en yaygın kullanılan sınıflama şeklidir. <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with bu">Bu</a> konuda en yeterli sınıflama Folk’a (1962) aittir.</p>
<p>Bileşim ağırlıklı sınıflamada aşağıdaki aşamalar izlenir:</p>
<ol>
<li>Tane (allokem) ve aradolgu cinsi ayırt edilir.</li>
<li>Mikrokristalin kalsit ve sparkalsit oranları saptanır. 2/3’den fazla mikrokristalin kalsit kaya için MİKRİT, 2/3’den fazla sparkalsit kapsamlı kaya için SPARİT ekleri kullanılır.</li>
<li>Ortalama tane büyüklüğü 2 mm’den büyük olan kireçtaşlarında RUDİT eki kullanılır.</li>
<li>Yersel sparkalsit dolguları içeren mikrit, DİSMİKRİT olarak tanımlanır.</li>
<li>Resif <a href="http://www.genelbilge.com/tag/gibi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Gibi">gibi</a> yerinde büyüyen organik yığınaklar BİYOLİTİT şeklinde adlanır. (Örneğin; <a href="http://www.genelbilge.com/tag/mercan/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Mercan">mercan</a> biyolititi, alg biyolititi vs.)</li>
</ol>
<p>Kireçtaşları üç temel bileşenden oluşur:</p>
<ol>
<li>Mikrit</li>
<li>Sparkalsit</li>
<li>Allokimyasal bileşenler
<ol>
<li>Biyoklast</li>
<li>İntroklast</li>
<li>Ooid</li>
<li>Onkoid</li>
<li>Pellet</li>
</ol>
</li>
</ol>
<h3>MİKRİT</h3>
<p>Karbonat çamuru gerçekte çok ince kristalli kalsit kristal yığışımından oluşur. Kireçtaşlarını meydana getiren ve 1-4 mikren büyüklüğündeki kalsit kristallerinden oluşan karbonat çamuru, mikrokristalin kalsit veya mikrit olarak adlandırılır.</p>
<p>Mikrokristalin kalsit, gel-git düzlükleri, sığ lagünler ve derin deniz düzlüğü gibi düşük enerjili ortamlarda depolanır. Bu tür ortamlarda su kütlesi içindeki kimyasal teşkimelere bağlı olarak, su içinde oluşan kristaller, kar yığışımına <a href="http://www.genelbilge.com/tag/benzer/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Benzer">benzer</a> bir şekilde, çökelerek yaygın  ve bir örnek karbonat çamurunu oluşturur.</p>
<h3>SPARKALSİT</h3>
<p>Sparkalsit 4-30 mikron arasında veya <a href="http://www.genelbilge.com/tag/daha/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Daha">daha</a> büyük olabilen çoğunlukla saydam ve sınırları gözlenebilen kalsittir.</p>
<p>İlksel sparkalsit ortaspar, ikincil olaylar sonucu gelişen kalsit psoydospar’dır.</p>
<p>Sparkalsitlerin bir bölümü tane arası gözenekleri dolduran çimento mozaiği şeklinde gelişir. Diğer taraftan kireçtaşı dokusu içinde yer alan sparkalsitlerin büyük bir bölümü, çökelme sonrası diyajenez aşamasında reksistalizasyon (tekrar kristallenme) yoluyla mikritin sparkalsite dönüşmesi sonucu meydana gelir.</p>
<h3>ALLOKİMYASAL BİLEŞENLER</h3>
<p>Karbonat <a href="http://www.genelbilge.com/tag/kayalar/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kayalar">kayalar</a> sadece <a href="http://www.genelbilge.com/tag/sudan/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Sudan">sudan</a> çökelen kristallerin yığışımıyla oluşmuş basit kristalin tortul kayalar değildir. Genellikle ALLOKEM olarak tanımlanan v ekimyasal yolla çökelmeyen taşınmış kırıntılar karbonat kayaların önemli bileşiklerinden biridir. Önemli allokemler;</p>
<ol>
<li> 
<ol>
<li>Biyoklast</li>
<li>İntroklost</li>
<li>Ooid</li>
<li>Onkoid</li>
<li>Pellet’dir.</li>
</ol>
</li>
</ol>
<h4>a. Biyoklast</h4>
<p>Kireçtaşları içinde yer alan organizmalara ait tüm iskeletsel kalıntılar biyoklast olarak tanımlanır. Ortamın derinliği, sıcaklığı, tuzluluğu ve çalkantı düzeyi biyoklastların miktarını, boylanma derecesini, çeşitliliğini etkileyen en önemli değişkenlerdir.</p>
<h4>b. İntraklast</h4>
<p>Kireçtaşları içinde yer alan karbonat kaya kırıntıları, birikim alanı dışındaki eski kireçtaşlarından aşınma yoluyla türeyebildiği gibi, birikim alanı içindeki yarı pekleşmiş karbonat tortullarının parçalanıp yer değiştirmesiyle oluşabilir. Birikim alanı dışından türemiş karbonat kaya kırıntılarına LİTOKLAST; iç türümlü kırıntılara İNTRAKLAST denir.</p>
<h4>c. Ooid</h4>
<p>Bir çekirdek ve bunu soran küresel – yarı küresel kalsit veya aragonit zarflarından oluşur. Çekirdek, herhangi bir kavkı kırıntısı pellet veya kuvars olabilir. Ooidler, çoğunlukla CaCO<sub>3</sub> (kalsiyum karbonat) yönünden doygun çalkantılı sığ denizel ortamlarda oluşurlar. Güncel ooidlerde çekirdeği saran zarflar aragonitten yapılı olmasına karşın eski ooidler egemen olarak kalsitten oluşur. Ooidlerin büyük bir bölümü konsantrik laminalardan yapılıdır. Bazı ooidler ışınsal kristalli zarflardan oluşur.</p>
<p>Işınsal ooidler olasılıkla rekistalizasyon (tekrar kristallenme) sonucu gelişmiş olabilir. Bazı ooidlerde sadece bir veya iki lamina gelişmiş olup toplam lamina kalınlığı çekirdekten küçüktür. Bu tür ooidlere YÜZEYSEL OOİD denir. Diğer taraftan 2 mm’den küçük ooidler PİSOLİT olarak adlandırılır.</p>
<h4>d. Onkoid</h4>
<p>Bir kavla parçası ya da kaya kırıntısından oluşan bir çekirdek ile bunu saran algal türümlü konsantrik laminalardan oluşan karbonat tanelerine ONKOİD denir.</p>
<p>Onkoidleri ooidlerden eayıran özellikler şunlardır;</p>
<ol>
<li>Onkoidlerde laminalar buruşuk, dalgalı ve heryerde eşit olmayan kalınlık gösterir.</li>
<li>Onkoidler çoğunlukla kötü boylanmalı olup, 2 mm’den fazla büyüklük değerine sahiptir.</li>
<li>Onkoidlerde laminalar içinde yabancı kırıntılar (örneğin; kavkı veya kaya kırıntısı) bulunabilir.</li>
</ol>
<h4>e. Pellet</h4>
<p>Başlıca mikrokristalin veya kriptokristalin kalsitten oluşan iç yapısız küresel veya yarı küresel  şekilli tanelere PELLET denir. Pelletlerin boyutları ooidlerden küçük olup genellikle silt ve ince kum (0,03-1 mm) büyüklüğündedir. Pelletler mikroorganizma atıkları olup CaCO<sub>3</sub> (kalsiyum karbonat) çamurundan yapılıdır. Yüksek oranda organik madde içeren pelletler büyük bölümüyle eşboyut ve küresel tanelerden yapılıdır. Pelletler büyüklükler i0,15 mm’den daha küçük olan kaslit goregatlarıdır.</p>
<p>Bileşimsel ağırlıklı sınıflamada;</p>
<ol>
<li>Tanelerin cinsine ve bolluk derecesine,</li>
<li>Taneler arası aradolgu maddesinin cinsine bakılır.</li>
</ol>
<p> </p>
<h1>BİRLEŞİMSEL AĞIRLIKLI SINIFLAMA</h1>
<ol>
<li>Biyolojik Kireçtaşı (biyoklast  &gt;%10 fazla olması gerekir).</li>
</ol>
<p>Biyomikrit: Mikrokristalin kireç çamuru ile çimentolanmış fosilleri.</p>
<p>Biyosporit :  Sparkalsit çimentolu biyoklastları.</p>
<ol>
<li>İntroklostik Kireçtaşı</li>
</ol>
<p>İntromikrit:  Mikrit ile çimentolanmış introklastları.</p>
<p>İntrosporit :  Sparkalsit çimentolu intraklostlar.</p>
<ol>
<li>Ooidli Kireçtaşı</li>
</ol>
<p>Oomikrit  :  Mikrit ile çimentolanmış ooidleri.</p>
<p>Oosporit :  Sparkalsit çimento içindeki ooidleri.</p>
<ol>
<li>Onkoidli Kireçtaşı</li>
</ol>
<p>Onkomikrit :  Milerit ile çimentolanmış onkoidleri.</p>
<p>Onkosporit :  Sparkalsit çimento içindeki onkoidleri.</p>
<ol>
<li>Pelletli kireçtaşı</li>
</ol>
<p>Pelmikrit:  mikrit ile çimentolanmış pelletleri.</p>
<p>Pelsporit:  Sparkalsit çimento içindeki pelletleri ifade eder.</p>
<p>Biyolitit:  organizma kavkı ve iskeletlerin birbirleriyle kaynaşması, birleşmesi ile oluşmuş kireçtaşıdır. </p>
<h1>KAYNAKLAR</h1>
<ol>
<li>Yağmurlu F. Sedimantoloji Ders notları, SDÜ, Müh. Mim. Fak. Jeo. Müh. Bölümü-1993.</li>
<li>Üşenmez, Ş. Sedimentoloji ve Sedimanter Kayaçlar, Gazi Ü. Müh. mim. Fak. Ankara – 1985.</li>
<li>Abdüsselamoğlu, M. Ş.  Tortul Kayaç Petrografisi, İ.T.Ü. Matbaası – 1992.</li>
<li>Üşenmez Ş. Karbobat Kayaçların Sınıflandırılması, Gazi Ün. Müh. Mim. Fak. Ankara – 1985.</li>
</ol>

<p class="sayac_bilgi">379 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/kirectaslarinin-bilesimsel-siniflamasi.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kireçtaşlarında Ortamlar</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/kirectaslarinda-ortamlar.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/kirectaslarinda-ortamlar.html/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 Jan 2011 09:38:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[jeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Alg]]></category>
		<category><![CDATA[bu]]></category>
		<category><![CDATA[Daha]]></category>
		<category><![CDATA[Egemen]]></category>
		<category><![CDATA[Fosil]]></category>
		<category><![CDATA[Fotosentez]]></category>
		<category><![CDATA[Gibi]]></category>
		<category><![CDATA[Kayalar]]></category>
		<category><![CDATA[Kimyasal]]></category>
		<category><![CDATA[Sudan]]></category>
		<category><![CDATA[Verim]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category></category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=17184</guid>
		<description><![CDATA[KİREÇTAŞLARINDA ORTAMLAR (Ortam Sınıflaması) Karbonat kaya terimi egemen olarak karbonat minerallerinden oluşan tortul kayalar için kullanılır. Karbonat kayalar kireçtaşı ve dolomitler (dolotaşları) olmak üzere başlıca iki grup içinde toplanır. Bileşimde %65’ten fazla kalsiyum karbonat (CaCO3) içeren kimyasal kökenli tortul kayaçlara kireçtaşı adı verilir. Kireçtaşlarının çok değişken olan doku ve yapı özellikleri ile fosil içerikleri, eski [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>KİREÇTAŞLARINDA ORTAMLAR (Ortam Sınıflaması)<br />
Karbonat kaya terimi egemen olarak karbonat minerallerinden oluşan tortul kayalar için kullanılır. Karbonat kayalar kireçtaşı ve dolomitler (dolotaşları) olmak üzere başlıca iki grup içinde toplanır. Bileşimde %65’ten fazla kalsiyum karbonat (CaCO<sub>3</sub>) içeren <a href="http://www.genelbilge.com/tag/kimyasal/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kimyasal">kimyasal</a> kökenli tortul kayaçlara kireçtaşı adı verilir. Kireçtaşlarının çok değişken olan doku ve yapı özellikleri ile fosil içerikleri, eski denizel çökelme ortamları ve paleokolojik koşulları konusunda güvenilir bilgiler kazandırır.<br />
Karbonat çökelimi için en elverişli olanlar, tektonik bakımda duraylı şelf bölgeleri üzerinde yer alan sığ ve ılık denizel sınırlardır. Karbonat kayalar başlıca kimyasal yolla ve otoktan olarak oluşurlar. Karbonat fasiyes türleri daha çok havza içi batimetrik özelliklerle ve suyun <a href="http://www.genelbilge.com/tag/enerji/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Enerji">enerji</a> düzeyi ile kontrol edilir. Diğer taraftan karbonat fasiyeslerin gelişiminde ışığın denetimi önemlidir. Işığın etkin olduğu derinliklerde (80m) organik verim yüksektir.<br />
Karbonat kayalar:</p>
<ol><span id="more-17184"></span></p>
<li><a href="http://www.genelbilge.com/tag/karasal/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Karasal">Karasal</a> ortamlarda (göllerde)</li>
<li>Denizel ortamlarda çökelirler.</li>
</ol>
<h2>Gölsel Karbonatlar:</h2>
<p>Gölsel karbonatları üç şekilde bulunabilir:</p>
<ol>
<li>İnorganik Karbonat Çökelleri.</li>
<li>Algal Çökeller.</li>
<li>İskeletsel Kumlar.</li>
</ol>
<p>İnorganik kireç çamuru, göllerde gelişen buharlaşma, fotosentez ve sıcaklık değişimlerine bağlı olarak <a href="http://www.genelbilge.com/tag/sudan/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Sudan">sudan</a> doğrudan çökelerek oluşur. Göllerde oluşan karbonat tortullarının mineralojik bileşimi, daha çok suyun Mg/Ca oranına bağlıdır.</p>
<p>Alglerin faaliyetleri sonucu oluşan stratomalitler eski gölsel tortullar içinde yer alabildiği <a href="http://www.genelbilge.com/tag/gibi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Gibi">gibi</a> bazı güncel göl karbonatları içinde de gözlenebilmektedir. <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with bu">Bu</a> tür karbonat kayalarda onkoidler yaygın olarak bulunur.</p>
<p>Organizma kavkı ve iskeletlerine ait kırıntıların oluşturduğu kumlar çoğunlukla, kalkerli alg, bivolvia ve gastropad kalıntılarından oluşur.</p>
<h1>Denizel Karbonatlar:</h1>
<p>Karbonat çökelimi için en elverişli sayılabilecek koşullar duraylı denizel şelfler üzerinde yer alan sığ ve ılık sulardır. Buna göre denizel ortamda 9 farklı karbonat kuşağı ayırt edilebilir.</p>
<h2>Karbonatlar İçin Dokuz Standart Fasiyes Kuşağı</h2>
<p>Karbonat fasiyes kuşakları kavramının tarihçesi 1950’li yıllara dayanır. Bu kavram anılan tarihten günümüze kadar gelişme göstererek bir model oluşmuştur. Oluşan model kalınlık ve düzenlikteki değişimlere, bütün tektonik gelişmelere cevap verecek şekilde uygulanabilmektedir.</p>
<h2>1. Kuşak (Türbidit ve Leptojeosenklinal Derin Su Fasiyesi)</h2>
<p>Sürekli ve hızlı olarak çökelmiş türbiditik kireçtaşları ile doldurulmuş jeosenklinal tekneler ve kesintili döküntü akmaları ile gelişen yavaş tortullaşmanın olduğu sakin derin sular olmak üzere ikiye ayrılır. Sürekli ve hızlı olarak çökelmiş türbiditik kireçtaşlarına “allodopik kireçtaşları” örnek olarak verilebilir. Bu istifler, havza dışından getirilmiş blok ve daha büyük irilikte tortulları kapsar. Allokton malzeme türbidit akıntılarla, döküntülerin kütlesel hareketleri ile <a href="http://www.genelbilge.com/tag/veya/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Veya">veya</a> volkanik püskürüklerle getirilebilir. Bu çeşit istifler, filişin tüm tortul yapılarırın ve dokularının özelliklerini gösterir. Yavaş tortullaşmanın olduğu sakin sularda gelişen istiflerde allodopik kireçtaşları yaygın olarak görülmezler. Daha çok plojik tortulları kapsarlar.</p>
<h2>2. Kuşak (Self  Fasiyesi)</h2>
<p>Su derinliği 10-100 m kadar olup normal tuzlulukta, <a href="http://www.genelbilge.com/tag/iyi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Iyi">iyi</a> akıntı ve dolaşımlıdır. Normal derinliğin dalga tabanının altında kalmasına rağmen seyrek olarak oluşan şiddetli fırtınalar dip tortullarını etkiler. <a href="http://www.genelbilge.com/tag/ama/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ama">Ama</a>, tortulları bitevi olarak gelişme gösterir. Bu kuşak, karbonatların veya şeyllerin oluşabildiği derin neritik tortullaşmasının tipik bölgesidir. Bu kuşak tortulları yedinci kuşakla benzeşirler. Ayrımları zor, bazen de mümkün olmayabilir.</p>
<h2>3. Kuşak (Havza Kenarı veya Derin Şelf Kenarı Fasiyesi)</h2>
<p>Bu kuşak yamaç karbonatlarının eteğini oluşturur. Karbonat tortullarını pelojik olarak yaşayan organizmaların kalıntıları ve sığ şelften taşınan ince döküntüler tarafından oluşturulurlar. Su derinliği genellikle dalga tabanının altında olduğundan güçlükle oksijen sağlarlar. Bu kuşakta gelişen tortullar ince taneli karadan sürüklenmiş killi ve silisli malzeme ile arakatlı olarak oluşan ince tabakalı kireçtaşlarıdır. İnce tabakalı kireçtaşlarının kalınlıkları bazen yüzlerce metreyi bulur.</p>
<h2>4. Kuşak (Karmonat Platformunun Yamaç Önü Fasiyesi)</h2>
<p>Denizel yamaç genellikle, oksijenli suların alt sınırının üstünde bulunur. Ayrıca dalga tabanının üzerine ve altına uzanır. bu kuşağın malzemesi, deniz yüzeyine doğru uzanan eğik düzlem üzerinde birikir. Biriken malzeme şekil ve boy yönünden seçilmiştir. Tortullar yumru veya tümsek şeklinde ince taneli karbonatlarla temsil edilir.</p>
<h2>5. Kuşak (Platform Kenarı organik Resifi)</h2>
<p>Ekolojik özellikleri suyun enerjisine, yamacın dikliğine, organik üretkenliğe, çatı yapımının miktarına, bağlanma veya kaplanmaya, su yüzüne çıkmanın sıklığına ve çimentolanmaya bağlı olarak gelişir. Bunlar üç tipe ayrılabilir:</p>
<ol>
<li>Karbonat çamuru ve organik döküntünün yamaç aşağı birikimleri.</li>
<li>Biyoklostik kumlarla arakatlı tepecik resiflerinin çukurları.</li>
<li>Çatı yapılı resif kenarları.</li>
</ol>
<h2>6. Kuşak (Ayıklanmış Platform Kenar Kumları)</h2>
<p>Bu kuşak çoğunlukla sığlıklar, plajlar, yelpaze ve gelgit setleri, kum yığınları şeklinde olabilir. Kıyı kumları gelgit veya kıyı akıntıları ile ayıklanır ve çökeltilirler. <a href="http://www.genelbilge.com/tag/zemin/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Zemin">Zemin</a> sık sık yer değiştirdiğinden denizel hayata müsait değildir.</p>
<h2>7. Kuşak (Açık Denizel Platform Fasiyesi)</h2>
<p>bu kuşaklar boğazlar, açık lagünler, dış platform arkasındaki körfezlerde yer almışlardır. <a href="http://www.genelbilge.com/tag/gnl/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Genel">Genel</a> olarak şelf lagünü terimi ile tanımlanabilirler. Sığ su ortamıdır. Suyun derinliği 10 m  olabilir. Organizmaların yaşaması için şartlar elverişlidir. Bu fasiyes en çok kireç çamuru ile temsil olunur.</p>
<h2>8. Kuşak (Denizel Platformlarda Sınırlı Dolaşım Fasiyesi)</h2>
<p>Denizel platformlarda sınırlı dolaşım fasiyesi çok sığı, sınırlı dolaşıma ve aşırı tuzlu sulara sahiptir. Gölcükler ve lagünler genellikle ince taneli tortulları kapsar.</p>
<p> Lagünler; resiflerin arkasında veya arasında olanlar, dar kumsal burunların arkasında olanlar atoller veya  kavisli resifler içinde olanlar diye ayrılırlar.</p>
<p>8. Kuşak aynı zamanda gelgit için ortamları da kapsar. Kireç çamuru bu fasiyesin en büyük simgesidir. Ancak gelgit kanallarında ve bölgesel plajlarda kaba taneli tortullara rastlanabilir. Bu kuşak sularının tatlı, tuzlu ve aşırı tuzlu oluları ile ayrıcalık gösterirler. Su dışında <a href="http://www.genelbilge.com/tag/kalan/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kalan">kalan</a> sahaları oksitleyici ve redükleyici şartlara sahip olup denizel tatlı su bataklık bitkilerini içerirler.</p>
<h2>9. Kuşak (Platform Evaporit Fasiyesi)</h2>
<p>Evaporit fasiyesi gelgit üstü ve kara içi gölcülüğü ortamında gelişir. Gelişen ortamda  sabkha, tabii tuzlar ve tuz düzlükleri görülür. Bu kuşakta ısı en azından mevsimsel olarak yüksek olacağından kuraklık hakim olur. Jips veya ahhidrit oluşumları çökelme ve diyojenez yoluyla meydana gelir.</p>
<p>Gelgit arası ve gelgit üstü bölgelerde karbonat çamur düzlükleri egemendir. Bu düzlüklerde oluşan mikritik algal karbonat tortullarını, kurak bölgelerde sabkha evaporitlerine derecelenir. Gelgit kanal dolgularına ait kırıntılı kireçtaşı (tane taşı) arakatkıları yersel olarak bulunur.</p>
<p>Şelf bölgesinin yüksek enerjili ve kıyı yakını sığ kesimlerinde oolidler ve iskeletsel kumlar ile bunların oluşturduğu yüksek dokusal olgunluktaki kireçtaşları çökelir. Diğer taraftan şelf kıyısı boyunca resifler ve diğer organik karbonat yığınakları yaygın olarak gelişebilir. Kıyıya koşut olarak dizilen resiflerin karaya bakan taraflarında lagünler açılır. sınırlı su dolaşımına sahip lagünlerde vake taşı, biyomikritik ve palmikritikten oluşan kireçtaşları egemendir.</p>
<p>Açık şelf ve platform düzlüklerinin kıyıya yakın bölgelerinde tane taşı, kıyıdan uzak bölgelerinde, dalga tabanının altında, vake taşı ve biyomikritik kireçtaşları egemen olarak çökelir. Malusca, bivalvia, foraminifer, <a href="http://www.genelbilge.com/tag/mercan/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Mercan">mercan</a>, alg, brakyapad ve ekinidlere alt iskeletsel bileşenler  platform tipi karbonatlarda yaygın olarak bulunur.</p>
<p>Derin düzlüklerde oluşan karbonatlar çoğunlukla koyu renkli, ince katmanlı, laminalı ve ince şelf arakatkılıdır. Çört arakatkılarına olağan olarak rastlanır. Katman düzlemleri boyunca nektonik veya pelojik organizma kalıntıları yaygın görülür. Bunun dışında makrofosil olarak graptolitler, ammonitler ve sünger içerebilir.</p>
<h1>BİRLEŞİMSEL AĞIRLIKLI SINIFLAMA</h1>
<ol>
<li>Biyolojik Kireçtaşı (biyoklast  &gt;%10 fazla olması gerekir).</li>
</ol>
<p>Biyomikrit: Mikrokristalin kireç çamuru ile çimentolanmış fosilleri.</p>
<p>Biyosporit :  Sporkalsit çimentolu biyoklastları.</p>
<ol>
<li>İntroklostik Kireçtaşı</li>
</ol>
<p>İntromikrit:  Mikrit ile çimentolanmış introklastları.</p>
<p>İntrosporit :  Sparkalsit çimentolu intraklostlar.</p>
<ol>
<li>ooidli Kireçtaşı</li>
</ol>
<p>oomikrit  :  Mikrit ile çimentolanmış ooidleri.</p>
<p>Oosporit :  Sparkalsit çimento içindeki ooidleri.</p>
<ol>
<li>Onkoidli Kireçtaşı</li>
</ol>
<p>Onkomikrit :  Milerit ile çimentolanmış onkoidleri.</p>
<p>Onkosporit :  Sparkalsit çimento içindeki onkoidleri.</p>
<ol>
<li>Pelletli kireçtaşı</li>
</ol>
<p>Pelmikrit:  mikrit ile çimentolanmış pelletleri.</p>
<p>Pelsporit:  Sparkalsit çimento içindeki pelletleri ifade eder.</p>
<p>Biyolitit:  organizma kavkı ve iskeletlerin birbirleriyle kaynaşması, birleşmesi ile oluşmuş kireçtaşıdır.</p>
<h1>KAYNAKLAR</h1>
<ol>
<li>Yağmurlu F. Sedimantoloji Ders notları, SDÜ, Müh. Mim. Fak. Jeo. Müh. Bölümü-1993.</li>
<li>Üşenmez, Ş. Sedimentoloji ve Sedimanter Kayaçlar, Gazi Ü. Müh. mim. Fak. Ankara – 1985.</li>
<li>Abdüsselamoğlu, M. Ş.  Tortul Kayaç Petrografisi, İ.T.Ü. Matbaası – 1992.</li>
</ol>

<p class="sayac_bilgi">143 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/kirectaslarinda-ortamlar.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Jeotermal Enerji İle Isıtma</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/jeotermal-enerji-ile-isitma.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/jeotermal-enerji-ile-isitma.html/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 Jan 2011 09:31:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[jeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Bir]]></category>
		<category><![CDATA[Haline]]></category>
		<category><![CDATA[Ilk]]></category>
		<category><![CDATA[Jeotermal Enerji]]></category>
		<category><![CDATA[Larderello]]></category>
		<category><![CDATA[Turizm]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category></category>
	<category></category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=17182</guid>
		<description><![CDATA[İnsanoğlu sıcak su kaynakları ile birlikte buhar çıkışlarını ilk gördüğünde korkmuş, aynı zamanda yeraltının sıcak olduğunu da anlamıştır. Daha sonra sıcak sulardan korkma olayı, yerini yararlanma şeklinde almış ve insanoğlu geçmişten zamanımıza kadar gelen zaman süreci içersinde bu sıcak sulardan tıbbi ve dinlendirici olarak yararlanmıştır. Nitekim geçmişe baktığımızda antik hamam yapılarının bu suların çıktığı kaynak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanoğlu sıcak su kaynakları ile birlikte buhar çıkışlarını <a href="http://www.genelbilge.com/tag/ilk/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ilk">ilk</a> gördüğünde korkmuş, aynı zamanda yeraltının sıcak olduğunu da anlamıştır. Daha sonra sıcak sulardan korkma olayı, yerini yararlanma şeklinde almış ve insanoğlu geçmişten zamanımıza kadar gelen <a href="http://www.genelbilge.com/tag/zaman/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Zaman">zaman</a> süreci içersinde bu sıcak sulardan tıbbi ve dinlendirici olarak yararlanmıştır. Nitekim geçmişe baktığımızda antik hamam yapılarının bu suların çıktığı <a href="http://www.genelbilge.com/tag/kaynak/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kaynak">kaynak</a> yerlerinde bulunması tesadüfi değildir. Diğer mimari yapıları ile ünlü olduğu kadar Roma hamamlarının da ünlü olduğu ve bu hamamların çoğunun sıcak suların çıktığı yerlerde inşa edildikleri herkesçe bilinmektedir.</p>
<p>İnsanlar, ilk çağlardan başlayıp, 20. yüzyıla kadar sıcak su kaynaklarından yalnızca tedavi edici ve dinlendirici olarak yararlanmışlardır. Bu zengin enerji kaynağının, daha farklı ve ekonomik kullanma tarihi ise yenidir. İlk kez 1904 &#8211; 1905 yıllarında İtalya&#8217;da başladığı anlaşılan jeotermal enerji araştırmalarında, bu ülkenin Larderello kentinde bulunan <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bir/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Bir">bir</a> jeotermal kaynak, ilk defa elektrik üretimi için kullanıma alınmıştır. Çünkü enerji kaynaklarının çok büyük <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bir/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Bir">bir</a> kısmı o yıllarda ilk önce elektrik enerjisi <a href="http://www.genelbilge.com/tag/haline/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Haline">haline</a> dönüştürülmekte, sonra da insanlığın hizmetine verilmekte idi. Bundan sonra, jeotermal enerjinin potansiyelini kavrayan insanoğlu, bu yöndeki çalışmalara hız vererek, bu enerjinin kullanım yöntemlerini geliştirmiş ve uygulamaya koymuştur.<span id="more-17182"></span></p>
<p>Zamanımızda jeotermal enerji, elektrik üretimi, tıp, ziraat, ısıtma &#8211; soğutma, çeşitli sanayi kuruluşları, kurutma, turizm v.b. gibi sayısız alanlarda kullanılabilen bir enerji kaynağıdır. Bu enerji kaynağının diğer enerji kaynaklarına göre yenilenebilir özelliği, araştırma ve üretimin ucuz, dolayısıyla maliyetinin düşük olması, yatırımını kısa zamanda karşılaması önemli bir avantajdır. Bunlara ilaveten kabuklaşma, korozyon gibi sorunların çözülmesi sonucu kullanımı ile temiz bir çevre ortamı sağlaması ve enerji açısından ülkeyi dışa bağımlı kılmaması gibi üstünlüklerinden dolayı önem ve çekiciliği giderek artmaktadır.</p>
<p>Diğer yandan, enerji sorunu günümüzde ve gelecekte gerek ülkemizin gerekse diğer ülkelerin başta gelen sorunlarından biri olma özelliğini sürdürmektedir. Bunun nedenleri nüfus artışı ve sanayileşme yanında yaşam düzeyinin yükseltilmesi konusundaki çabalardır.</p>
<p>1965 yılı verilerine göre dünya nüfusu 3.3 milyar, enerji tüketimi ise 5.232 milyar ton eşdeğer taşkömürüdür. Bu durumda kişi başına düşen enerji tüketimi 1.585 ton eşdeğer taşkömürüdür. 2000 yılında dünya nüfusunun 6 milyar, toplam enerji tüketiminin 17.300 milyar ton eşdeğer taşkömürü olacağı ve kişi başına 2.889 ton eşdeğer taşkömürü tüketimi tahmin edilmektedir. 1965 yılı için kişi başına enerji tüketimi A.B.D.&#8217;nde 9.201, Fransa&#8217;da 2.931, İtalya&#8217;da 1.878, İspanya&#8217;da 1.023 iken, Türkiye&#8217;de 0.686 ton taşkömürü eşdeğeridir (Şamilgil &#8211; 1978). Bu değerler aynı zamanda gelişmişlik ölçüsü olarak kullanıldığında, ülkelerin refah düzeyini de ortaya koymaktadır.</p>
<p>Dünya&#8217;da ve Türkiye&#8217;de enerji talebi, petrol, kömür gibi dünya rezervleri 2020 yılına kadar yeterli gözüken , fosil yakıtlar ile hidrolik enerjiden karşılanmakta ve buna radyoaktif enerji kaynakları eklenmektedir. Bir süre sonra yenilenebilir özelliği olmayan ve çevreyi kirleterek insan sağlığını her geçen gün tehdit eden radyoaktif minerallerin de enerji talebini karşılamakta yetersiz kalması muhtemeldir. Bu durum, meydana çıkacak enerji açığının kapatılabilmesi için yeni enerji kaynaklarının aranmasına <a href="http://www.genelbilge.com/tag/yol/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Yol">yol</a> açmıştır. Bunun sonucu olarak da son yıllarda yeni ve yenilenebilir nitelikte olan rüzgar, güneş, dalga, biyogaz ve jeotermal enerji konuları ön plana çıkmıştır.</p>
<p>Diğer enerji kaynaklarına göre birçok üstünlüklere sahip olan jeotermal enerji, ülkelerin jeolojik, jeomorfolojik özelliklerine bağlı  olarak farklı biçimlerde ortaya çıkmakta ve gün geçtikçe kullanım alanı genişlemektedir.</p>
<p>Bu çalışmada, 20.yüzyılın yeni bir enerji kaynağı olarak ortaya çıkan  jeotermal  enerjiden  son  yıllarda birçok ülkenin yararlanmaya başlaması ve bu amaç ile dünyanın birçok yerlerinde muhtemelen gelecekte önemli bir enerji açığını karşılama imkanının mevcut olması nedeniyle, jeotermal enerji konusu her yönüyle coğrafi açıdan ele alınarak değerlendirilmeye çalışılacaktır.</p>
<h1>I. BÖLÜM</h1>
<h1>JEOTERMAL ENERJİ</h1>
<h1>Jeotermal Enerji Nedir?</h1>
<p>Jeotermal enerjinin ilk olarak kullanımından zamanımıza kadar olan süreç içerisinde birçok tanımları bulunmaktadır. Özellikle bu enerjinin nereden kaynaklandığı hemen her tanımlamada belirtilmektedir. Ancak jeotermal enerjinin kullanım alanları arttıkça tanımlamaları da genişlemekte ve çevre ile ilişkileri kurulmaktadır. Buna göre jeotermal enerjinin eskiden yeniye ve gelişimine göre şu tanımları yapmak mümkündür.</p>
<p>Jeotermal enerji yerkabuğunun çeşitli derinliklerinde birikmiş sıcaksu, buhar, gaz veya sıcak kuru kayaçların içersinde yeralan basınçlı ısıya verilen addır.</p>
<p>Jeotermal enerji arzın içinde oluşan ve arz yüzeyine ısı artışı şeklinde gelip , uzaya radyasyon şeklinde yayılan bir enerjidir (Alpan, 1973).</p>
<p>Jeotermal enerji, yerkabuğunun işletilebilir derinliklerinden, olağan dışı olarak birikmiş ısının oluşturduğu, sıcaklığı sürekli olarak 20 °C &#8216;den fazla olan ve çevresindeki normal yer altı ve yerüstü sularına oranla, daha fazla erimiş mineral, çeşitli tuzlar ve gazlar içerebilen, elektrik üretiminde, ısıtmada, çeşitli sanayi tesislerinde enerji hammaddesi olarak kullanılan, kimyasal madde üretiminde elverişli olabilen, sağlık turizm amacıyla da yararlanabilen sıcaksu, sıcaksu-buhar, buhar ve gazlardır (Hakyemez, 1986).</p>
<p>Jeotermal enerji, yerkabuğunun ulaşılabilir derinliklerinde olağan dışı olarak birikmiş ısının doğrudan ya da başka enerji türlerine dönüştürülerek ekonomik olarak yararlanabilen şeklidir (Erişen, 1987).</p>
<p>Jeotermal enerji yer kabuğunun çeşitli derinliklerinde birikmiş ısının oluşturduğu sıcaklıkları sürekli olarak bölgesel atmosferik ortalama sıcaklığın üzerinde olun ve çevresindeki normal yer akı ve yer üstü sularına göre daha fazla erimiş mineral, çeşitli tuzlar ve gazlar içerebilen basınç altındaki sıcaksu ve buhar olarak tanımlanabilir. Ayrıca herhangi bir akışkan içermemesine rağmen bazı teknik yöntemlerle ısısından yararlanılan, yerin deriliklerindeki “Sıcak Kuru Kayalar” da jeotermal enerji kaynağı olarak nitelendirilmektedir (Mertoğlu, 1996).</p>
<p>Yukarıda verilen tanımlardan da anlaşılacağı üzere, jeotermal enerji ana hatlarıyla yeraltında bulunan ve bazı yerlerde kırık ve çatlakları kullanarak doğal olarak, bazı yerlerde de sondaj yoluyla yeryüzüne çıkan, çıktığı yerde o yerin ortalama sıcaklığının sürekli olarak üstünde bulunan sıcaksu veya buharın, insan sağlığı, tarımdan sanayiye, elektrikten ısıtmaya kadar geniş kullanım alanına sahip, içersinde erimiş halde mineraller bulunduran, bir enerji olduğunda birleşilmektedir.</p>
<p>Jeotermal enerjinin çevre ile olan olumlu ilişkileri göz önüne tutularak, teknik tanımların yanında son zamanlarda sembolleşen pratik tanımları da bulunmaktadır. Bunları maddeler halinde şu şekilde sıralamak mümkündür;</p>
<p>1-   Çevre dostu enerjidir,</p>
<p>2-   Ucuz enerjidir,</p>
<p>3-   Yenilenebilir enerjidir.</p>
<h1>Jeotermal Enerjinin Tarihçesi</h1>
<p>Jeotermal enerjiden teknik bakımından yararlanan ilk ülke İtalya&#8217;dır. Bunda enerji yetersizliği nedeniyle yıllarca önce yapılan girişimlerin rolü büyük olmuştur. Günümüze kadar volkanik faaliyetlere sahne olan İtalya&#8217;da sıcak su kaynaklarına çokça rastlanmaktadır. Floransa&#8217;nın güneyinde Larderello yöresi adı verilen yerdeki kaynaklardan 1952 yılında elde edilen elektrik enerjisi, İtalya&#8217;da toplam elektrik gücünün % 6&#8242;sını oluşturmuştur. Larderello&#8217;da bu tip enerji üretiminin <a href="http://www.genelbilge.com/tag/iyi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Iyi">iyi</a> sonuç vermesi bu sanayinin ülkenin başka yerlerde de kurulmasına neden olmuştur.</p>
<p>Floransa kentinin yaklaşık 80 km güneybatısında yer alan Tuscany&#8217;nin doğal buhar kuyuları yaklaşık 160 km<sup>2</sup>&#8216;lik elipsvari bir alan işgal etmektedir. Larderello dışında, Castelnuovo, Serrazzano, Lustignano, Sasso, Lago ve Monterotondo diğer önemli merkezlerdir. Hem enerji ve hem de kimyasal madde üretimi bakımından en büyük gelişme Larderello&#8217;da görülmüştür (Sür,1976).</p>
<p>İtalya&#8217;da &#8220;saffioni&#8221; olarak isimlendirilen doğal gaz kuyuları ve &#8220;lagoni&#8221; denilen buharın yoğunlaştığı su havuzları bu bölgede asırlardan beri bilinmektedir. Ancak yöre halkı gaz kuyularını zararlı sandıklarından gereği kadar yararlanamamışlardır. 1913 yılında bir soffioni’den çıkan buhar doğrudan doğruya kullanılmak üzere ilk buhar türbünü kurulmuştur. Daha sonra bu türbüne 250 kilovatlık elektrik jeneratörü bağlanmıştır. 1916 yılında ise, her birine 3000&#8242;er kilovatlık üç ünite daha ilave edilmiştir. 1923 yılından sonra yeni birtakım ilavelerle doğal buhar doğrudan doğruya jeneratörlere verilebilmiştir. 20 yüzyılın başlarında açılmış olan kuyuların derinlikleri 150 m den azdır. Ortalama 2 atmosferik basınçla çıkan buharın sıcaklığı 100 °C den 190 °C ye kadar değişen bir değer göstermiştir. İlk buhar kuyusu Larderello&#8217;da 1931&#8242;de açılmıştır. 270 m derinliğindeki kuyu saatte 190 ton buhar vermiştir. Ayrıca sıcaklığı 250 °C, basıncı ise 3.7 atmosfer olarak ölçülmüştür (Sür, 1976)</p>
<p>Jeotermal enerjiden ilk yararlanan ülkelerden biri de İzlanda&#8217;dır. 1928 yılında bu ülkenin başkenti olan Reykjavik çevresindeki sıcak su kaynakları, Reykjavik&#8217;e pompalanarak bir hastaneyi ve okulun yüzme havuzunu ısıtmak için kullanılmıştır. Sonuç başarılı olunca sistem genişletilerek bütün şehre uygulanmasına karar verilmiştir. Ancak bu defa daha büyük bir kaynağa ihtiyaç duyulduğundan Reykjavik&#8217;in 16 km. doğusunda bulunun Reykir&#8217;<a href="http://www.genelbilge.com/tag/deki/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Deki">deki</a> bir kaynak bu iş için seçilmiştir. Dakikada yaklaşık olarak 6000 lt. su veren kaynağın sıcaklığı   80 °C olduğu görülmüştür. Çıkan suyun miktarını artırmak amacıyla kuyunun derinliği 135 m den 360 m ye çıkarılmıştır. Projenin uygulanmasına 1939 yılında başlanmış, fakat I. Dünya Savaşının çıkması ile yarıda kalmıştır. Yapımına 1943 yılında yeniden başlanarak aynı yıl içersinde tamamlanmıştır.</p>
<p>Kuzey Amerika&#8217;da dikkate değer jeotermal enerji yörelerinden en önemlisi California&#8217;da bulunmaktadır. En tanınmış yer ise San Francisco&#8217;nun 154 km kuzeyindeki &#8220;The Gaysers&#8221; ve çevresidir. Bu yörede ilk sondaj buhardan faydalanılarak elektrik elde etmek ümidiyle yapılmıştır ve 60 m derinlikte 3204 mm.lik buhar basıncı tespit edilmiştir. 1922 yılında açılan ikinci kuyunun 95 m.lik derinlikte ve basınç değeri 3153 mm olarak bulunmuştur. 1925 yılına kadar benzer 8 kuyunun açılması tamamlanmıştır ve derinlikleri 100-200 m arasında değişmektedir. 1955 yılında The Geysers&#8217;de 180 m derinlikte bir deneme kuyusu açılmış ve kayıtlara göre kuyu derinliği faylı zona kadar inmiştir. Böylece buhar çıkan faylı zonun derinliğini ölçmek mümkün olmuştur. 1880 m. derinlikte temel kayaçların sıcaklığı yaklaşık olarak 600 °C olarak tespit edilmiştir. The Geysers’lerde zamanımıza kadar doğal buhardan faydalanılarak elektrik üretilmektedir. Buhar ve sıcaksu, ısıtma ve yüzme havuzlarında da kullanılmaktadır (Sür,1976).</p>
<p>Yukarıda verilen açıklamalar ışığında jeotermal enerjinin 1900’lü yıllardan sonra önem kazanmaya başladığını görmekteyiz. Bunun en büyük nedeni, o yıllarda gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde sanayi ve teknolojinin gittikçe hızlanması ile birlikte çeşitliliğinin de çoğalması, enerjiye olan gereksinimin gittikçe artmasıdır. Fosil yakıtların aranması, çıkarılması ve işletilmesinin pahalı olması, tükenebilir olması ve çevre sorunu yaratması, insan oğlunu daha değişik enerji arayışına yöneltmiştir. Böylece enerji dar boğazında bulunan ülkeler, doğal enerji arayışı içersine girmişlerdir. Bu doğal enerji kaynaklarından biri olan jeotermal enerji, günümüzde hem elektrik hem de elektrik dışı kullanımlarla, tümüyle olmasa da ülkelerin kısmen enerji gereksinimini karşılamaktadır.</p>
<p>1900&#8242;lü yıllardan itibaren hemen tüm dünya ülkeleri, jeotermal enerji ile ilgili arama ve işletme çalışmalarına hızla başlamışlardır. Bunlardan öncülüğü yapan İtalya olmuş ve bu ülkeyi daha sonra İzlanda, Amerika Birleşik Devletleri ve daha sonra Yeni Zelanda ve Japonya takip etmiştir. Bu konuda bilgi birikimine sahip olan bu ülkeler gün geçtikçe jeotermal enerjinin çok daha değişik kullanma biçimlerini geliştirme çabası içersine girmişlerdir</p>
<p>Öyle ki bu çabaların sonucunda (1990 itibariyle), Dünya&#8217;da toplam jeotermal elektrik üretimi 6257,3 Mwe olurken, başta jeotermal ısıtmacılık olmak üzere elektrik dışı uygulamalar ise 13044 MWt&#8217;a kadar ulaşmıştır (Mertoğlu, 1994)</p>
<h1>II. BÖLÜM</h1>
<h1>JEOTERMAL ENERJİ İLE ISITMA</h1>
<h1>ÖZET</h1>
<p>Jeotermal enerji yeni ve yenilenebilir enerjidir. Yenilenebilir özelliği fosil yataklara ekonomik üstünlük sağlamaktadır ve çevre dostu bir enerjidir. Tüm ülkelerde enerji talebinin hızla artması yeni arayışları beraberinde getirmektedir. Bunların başında radyoaktif enerji gelmekte ve çevre sorunlarını da birlikte getirmektedir.</p>
<p>Tek alternatif olmasa da en büyük kayna; Türkiye coğrafi şartları da düşünülürse jeotermal enerji olmaktadır. Bu enerji kaynağının tüm Dünya’da kullanımı önemli boyutlara gelmiştir. Bugün jeotermal enerji ile ısıtılan konut sayısı 1.000.000, tüm ısı uygulaması 2.000.000 konut eşdeğerdedir.</p>
<p>Merkezi ve geniş çaplı uygulamaları yerel yönetimler organize etmek ve teknolojik sorunları da çözümleyip hem ülke ekonomisine hem de fertlerin ekonomilerine büyük katkılar sağlamaktadırlar. Bugün aylık 300-400 bin lira arasında değişen rakamlarla 24 saat sıcaksu ve dört mevsim istenildiğinde ısıtma gerçekleştirilen yerleşim yerleri mevcuttur, hızla da yaygınlaşmaktadır. Balçova, Gönen, Simav, Kırşehir’de merkezi ısıtma Havza, Haymana, Rize gibi yerlerde lokal ısıtmalar başarı ile devam etmektedir.</p>
<p>Türkiye’de ısıtma gücü 100 MW’te ulaşmıştır. Bu değer 23.000 konut ısıtma eşdeğeridir. Toplam sera ısıtma alanları ise 106.000 m<sup>2</sup>’yi bulmuştur.</p>
<p>Jeotermal enerji ile ısıtma günümüzde 200 TL/KW lı ısı olmakla birlikte elektrik ısıtmaya göre 10,14 kat, fuel-oil ısıtmaya göre 8,4 kat, kömürle ısınmaya göre 6,8 kat daha avantajlıdır. Mevcut katsayılar göreceli olarak jeotermal enerji lehine değişmektedir.  Jeotermal enerji entegre kullanımda (elektrik, ısıtma, termal tesislerde, tarımda) daha da ekonomik olmaktadır.</p>
<p>Enerjiyi kullanım safhasında çeşitli sorunları (kabuklaşma, korozyon, reenjeksiyon) vardır, fakat tüm Dünya’da olduğu gibi Türkiye’de de çözülmüş olan bu sorunları önceden fizibilite ile kullanım şeklini iyi belirleyip belirli parametreleri gözönüne alarak yatırım gerçekleştirilmelidir. Potansiyel akılcı kullanılırsa ekonomikliğini koruyacaktır.</p>
<h1>GİRİŞ</h1>
<p>Enerji   sorunu  bugün  tüm ülkelerin  bir  numaralı   sorunu  olma  yolundadır. Başlıca  nedenleri  nüfus  artışında,  sanayileşmeye  doğru  gidişte  ve  hayat  standar­dını  yükseltme  sürecinde  aramak gerek.</p>
<p>Hızla  artmakta  olan  enerji   talebi,   tüm dünyada  bir  süre  daha  fosil  yatak­lar  ve  hidrolik  enerji   ile  karşılanmak  durumundadır.  Ancak  yakın  bir  gelecekte bilhassa  fosil  yakıtların  yerini  radyoaktif  enerji  kaynaklarının  alması  yarata­bileceği   çevre  sorunlarına  rağmen  kaçınılmaz  bir  zorunluluktur.</p>
<p>Fakat  bu  da  çözüm değildir.  Yeni  kaynaklara  yönelmek  gereği  vardır.  Bu kaynakların  içinde  en  önemli  <a href="http://www.genelbilge.com/tag/yeri/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Yeri">yeri</a>  Jeotermal  Enerji  almaktadır.  Dünyada  kullanımı hızla  yaygınlaşan  jeotermal   enerjide Türkiye 8. durumdadır, fakat fizibilite, pro­je, programlanan imalatlarla  gelecek  5  yılda  dünya  sıralamasında  ilk  3. veya 4. sıralara tırmanılacaktır.</p>
<h1>Jeotermal  Enerji  Nedir  ?</h1>
<p>Jeotermal  Enerji  yerkabuğunun  çeşitli  derinliklerinde  birikmiş  sıcaksu, buhar,  gaz  veya  sıcak  kuru  kayaçların  içerisinde  yeralan basınçlı  ısıya  verilen addır. Teknik  anlatımının  yanında  sembolleşen  pratik  anlatımları  da  vardır.</p>
<p>1.  Çevre  dostu  enerjidir,</p>
<p>2.  Ucuz  enerjidir,</p>
<p>3.  Yenilenebilir  enerjidir.</p>
<p>Isıtmada  kullanımı  başlıca  3  şekilde  izah  etmek  mümkündür.</p>
<ol>
<li>Jeotermal  akışkanın  doğrudan  kullanımı,</li>
<li>Üretim  sahasına  kurulacak  ısı  eşanjörü  vasıtasıyla,  ısıtılan  suyun  kul­lanım yeri   ile  <a href="http://www.genelbilge.com/tag/saha/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Saha">saha</a>  arasında  pompalanması  ve  jeotermal  atığın  jeotermal <a href="http://www.genelbilge.com/tag/saha/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Saha">saha</a>  içinde  çözümü,</li>
<li>Jeotermal  akışkanın  kullanım yerine  kadar pompalanması  ve  ısı  eşanjörünün   kullanım yerine  kurulması  ve  atık  akışkanın  kullanım yerinde  çözül­mesi  alternatifleridir.</li>
</ol>
<p>Ege Bölgesi kaynaklarının zenginliğinden bahsederken illere göre dağılımını  şöyle sıralayabiliriz  :</p>
<ul>
<li>Afyon-Ömer-Gecek, Arapderesi, Heybeli, Gazlıgöl, Hudai.</li>
<li>Aydın-Germencik-Ömerbeyli , Çamur-Bozbay,  Salavatlı, Aydın.</li>
<li>Balıkesir-Gönen,  Hisaralan, Hisarköy, Pamukçu, Kepekler, Derman, Dağ, Güre, Kızıkköy, Yıldız,   Şamlıdağ.</li>
<li>Denizli-Kızıldere, Tekkehaman, Gölemezli, Karahayıt, Yenice-Kamara, Pamukkale</li>
<li>İzmir-Balçova,  Seferihisar, Karakoç, Doğanbeyburnu, Dikili-Nebiler, Paşa, Aliağa Dereköy.</li>
<li>Kütahya-Eynal, Nasa, Çitgöl, Abide, Yoncalı, Kızılsin, Emet, Yeniceköy, Dereli, Samrık.</li>
<li>Manisa-Kurşunlu, Urganlı,  Sart,  Saraycık, Menteşe, Şehitler.
<ul>
<li>Muğla-Velibey,  Sultaniye.</li>
</ul>
</li>
</ul>
<h1>Reenjeksiyon</h1>
<p>Merkezi  ısıtmalarda kullanılacak jeotermal akışkan debisi yüksek olacağı için sisteme verilecek jeotermal akışkanın veya eşanjörden çıkacak jeotermal akışkanın doğaya bırakılması beraberinde problemleri getireceğinden akışkanın tekrar rezervuara geri gönderilmesi mutlaka gereklidir.</p>
<p>Uzun ömürlülük ve düşük maliyet etkenlerinin yanı sıra çevre sorunları açı­sından da jeotermal enerjinin fosil enerji kaynaklarına kıyasla bir üstünlüğü vardır. Bununla beraber çekilen akışkanın debisine ve bileşimlerine bağlı olarak hava, su, <a href="http://www.genelbilge.com/tag/toprak/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Toprak">toprak</a> kirlenmelerine ve zemin hareketlerine de neden olabilir; ancak bu sakıncaların yerel şartlara göre çeşitli yöntemle giderilmesi mümkündür. Ülkemiz dahil tüm dünyada örneklerini çokça görmek mümkündür.</p>
<p>Ve nihayet  jeotermal akışkanlardan bilhassa Lityum, Asitborik, Ağırsu, Amon­yum tuzları,CO<sub>2</sub>    buzu vs. elde edilmesi de maliyetleri düşürücü etkenler arasındadır.</p>
<p>Jeotermal akışkanın tekrar rezervuara geri gönderilmesinde dikkat edile­cek bir kaç hususu belirlemekte yarar vardır.</p>
<h1>Türkiye&#8217;de Durum</h1>
<p>Türkiye&#8217;de yüksek  sıcaklıklı   jeotermal akışkan içeren sahalar Ege Bölge­sinde veya genelde Batı <a href="http://www.genelbilge.com/tag/anadolu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anadolu">Anadolu</a> da yer almakta, düşük ve orta sıcaklıklar da Orta ve Doğu <a href="http://www.genelbilge.com/tag/anadolu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anadolu">Anadolu</a>&#8217;da yer almakla birlikte Türkiye&#8217;nin kuzeyine de uzanmaktadır. Kısaca Türkiye&#8217;nin tüm sathında jeotermal  enerji az veya çok mevcuttur.</p>
<p>Türkiye&#8217;de 40 °C’nin  üzerinde jeotermal akışkan içeren 140 adet  jeotermal saha bulunmaktadır. Bunlardan Aydın-Germencik  (200-232 °C),  Denizli-Kızıldere (200-212 °C), Çanakkale-Tuzla  (173 °C), Aydın-Salavatlı   (171 °C)  elektrik üretimine yönelik olarak değerlendirilebilecek sahalar, diğerleri  ise merkezi  ısıtmaya uy­gun sahalardır. Türkiye&#8217;de jeotermal ısıtma 1964 de Gönen Park Otel&#8217;le başlayıp günümüze kadar hızla gelişerek devam etmiş ve 1994 yılında toplam kapasite 20.000 konut eşdeğerine ulaşmıştır.</p>
<p>Jeotermal  enerjide üretim maliyeti diğer enerji kaynaklarına göre çok daha düşüktür. Bu maliyet  entegre kullanımlar söz konusu olduğu zaman daha düşük ol­maktadır.</p>
<p>Türkiye&#8217;de halen İzmir-Balçova&#8217;da kuyu içi  eşanjörü marifetiyle otel, motel kapalı  yüzme havuzu, kaplıca kür merkezi yani  tüm termal komplekste 17.8 MWt kapasite kullanılmaktadır.</p>
<p>Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Kampusu Hastane ve tüm binalar (yaklaşık 3000 m<sup>2</sup>   alanlı). Bu yatırım kendisini  fuel-oil&#8217;e göre 6 ayda geri  ödemiştir. Gönen&#8217;de 1400 konut eşdeğeri  56 adet tabakhane,   2000 m<sup>2</sup> sera ve 600 yatak­lı  otellerin ısıtma,  tabakhanelerin proses sıcaksuyu merkezi  sistem olarak başarı ile çalışmaktadır.  1992 yılı  için ayda tüm bu hizmetler karşılığı   sadece 130.000 TL/Ay,   1993’te 260.000 TL/Ay ödemektedirler.</p>
<p>Simav&#8217;da jeotermal akışkan 4 km taşınarak 2 °C kayıpla şehir merkezine götürülmüş, birinci  etap 3500,  ikinci  etap 6500 konut kapasiteli  jeotermal merkezi ısıtma sistemi başarı  ile hayata geçirilmiştir. Kırşehir&#8217;de birinci  etap 1800 konut kapasiteli  jeotermal merkezi  ısıtma sistemi,   29 Ekim 1993 tarihinde 500 konut  eşdeğeri  ısıtma yapılarak devreye alın­mıştır. Bugünkü teknoloji  ile 35 °C’nin üzerindeki  jeotermal akışkanlar ile ısıtma yapılmaktadır.</p>
<ol>
<li>Dikey ve yanal  olarak üretim kuyusu,  kuyuları veya rezervuarı  olumsuz (sıcaklık, basınç)  etkilemeyecek mesafe iyi   seçilmeli.</li>
<li>Yapılacak işin ekonomik yanı düşünülmeli.</li>
<li>Reenjekte edilecek akışkan özellikle entegre kullanımlardan sonra düşünülüyor ise kimyasal yapısının da korunmasına dikkat  edilmelidir.</li>
</ol>
<h1>SONUÇ</h1>
<p>Bugün Dünya&#8217;daki jeotermal enerji kullanımı gelişmektedir. Üstün özelliklerinden dolayı çok hızlı gelişmekte ve problemlerini de birlikte getirmektedir. On yıl önce problemler daha çok idi. Bugün daha az, yarın veya on yıl sonra da­ha da azalacaktır. Problemler olması bizi gelişen teknolojiden uzaklaştırılmamalıdır. Neticede çok çaba, çok çalışma, çok araştırma ile bilimsel ve teknolojik alış-verişle gelişmeleri takip etmek gereklidir.</p>
<p>Çünkü bugün artık jeotermal enerji ekonomik midir, çevre dostu mudur, kullanımda problemlerini aşmak mı zordur gibi sorular kesinlikle ortadan kalktığına göre yarınlarda geç kalınmamak için, enerjinin kullanımına yönelmek için;</p>
<ol>
<li>Mevcut  sahaları geliştirmek için arama faaliyetlerinin devam etmesi,</li>
<li>Tespit  edilmiş ve edilecek sahaların kesin potansiyellerinin belirlen­mesi ,</li>
<li>Bu  belirlenen potansiyelin kullanılması  için gerekli  fizibilite, pro­jeler hazırlanmalı,</li>
<li>Yerel yöntemler asıl yönlendirici görevini  üstlenip gerekli   finansman­lar sağlanarak montaj,   imalat ve kullanım safhasına geçilmesi.</li>
</ol>
<p>Bu belirlenen sıralamanın her aşaması  fazlaca çaba gerektirecek konular olması nedeniyle jeotermal  enerjinin kısa sürede kullanımı  geciktirilmemelidir. Çünkü, Türkiye&#8217;mizin daha fazla kirlenmeye ve daha fazla döviz ödemeye tahammülü yoktur.</p>
<h1>Buhar ve Termal Suların Oluşumu.</h1>
<p>Jeotermal enerjiden yararlanan ülkelerin jeotermal alanlarının jeolojik ve jeomorfolojik özelliklerinin farklı yapılarda oldukları gözlenmekle beraber yeraltındaki suların ısınmasında ve hatta buhar haline dönüştürülmesinde benzer özellikler de bulunmaktadır. Ana hatlarıyla baktığımızda jeotermal alanların, faaliyette olan veya yakın bir tarihte faaliyete geçmiş ve zamanımızda sönmüş olan volkanların çevresinde yer aldığı görülmektedir. Bununla birlikte yeryüzüne kadar ulaşamamış bir volkanın, yani entrüzif magmanın doğal buhar ve sıcak suyun oluşumunda asıl neden olduğu bilinmektedir. Böyle bir oluşumun varlığı, karasal iklim koşullarının egemen olduğu yerlerde kış mevsiminde zeminin kar tutmaması ile bilinir ve jeotermal araştırmaların da en klasik yöntemi olarak kullanılır. Böyle yerlerin derinliklerinde &#8220;sıcak kuru kayalar&#8221;ın varlığından söz edilir.</p>
<p>Kısaca belirttiğimiz gibi jeotermal suların ve buharın oluşumunda yer altında bulunan sıcak kuru kayaların varlığı esastır. Bu kayaların üzerine çeşitli nedenlerle çevreden gelen suların ısınması ve doğal yollardan veya sondaj yoluyla yeryüzüne çıkması ile oluşan buhar ve termal suların kökeni hakkında bazı teoriler geliştirilmiştir. Bu teorileri şu şekilde belirtmek mümkündür (Şamilgil, 1973).</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">l- Buhar kökeninin magmatik oluşu</span> : Bu teori İtalyan Bernandio Loti tarafından ileri sürülmüştür. Loti&#8217;ye göre (Şekil -1), entrüzif magmaya kadar uzanan fayların, bu magma üzerinde ısınan su ve buhar için doğal yollar olduğu belirtilmektedir. Sondaj yoluyla da fay yüzeylerinden <a href="http://www.genelbilge.com/tag/verimli/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Verimli">verimli</a> kuyular açılabilir. Ancak bu teori zamanla önemini yitirmiş ve terk edilmiştir.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">2 &#8211; Buhar menşeinin meteorik olusu;</span> Bu teori 1953&#8242;te Goguel tarafından iki temel prensip şeklinde ortaya konmuştur.</p>
<p>a- Soğuma halindeki derin granitik bir plütonun varlığı, bu plütonun üst yüzeylerindeki kayaçların bünyesinde bulunan meteorik suları kaynama noktasına eriştirir. Bu arada buharın çok az bir yüzdesinin de aşağıda bulunan magmatik orijinden alması mümkündür.</p>
<p>b- 5000 m derinlikte soğumakta olan granitik bir plüton, üst tarafındaki kayaçlarda bulunan suyu bir konveksiyon akımına maruz bırakabilir. Böyle bir akım, jeotermik gradyan 1°C / 8 m yi geçtiği taktirde 3000 m. derinliklerde başlar.</p>
<p>Jeotermik saha sularının meteorik orijinli olduğuna dair, Goldschmidt&#8217;in Tonani&#8217;nin ve Goguel&#8217;in görüşleri, H.Craig&#8217;in 1956 yılında termal suların izotopik bileşimleri üzerinde yapmış olduğu çalışmalarla doğrulanmıştır. Bu son çalışmalar göstermiştir ki, termal suların en azından % 90 ile % 95 inin menşei meteoriktir. Daha sonra Totani&#8217;nin termal suların başka elemanları üzerinde yaptığı çalışmalarda da aynı sonucu görmüştür (Şamilgil, 1973).</p>
<p>Bu iki teoriden birinin veya diğerinin kabulü halinde buhar araştırma metotları da farklı olacaktır. Nitekim magmatik orijin teorisi kabul edildiği taktirde jeolojik ve jeofizik çalışmalar bilhassa derin magmaya ulaşabilen fayların tespitini ön plana alacaktır. Bundan başka yüzeysel hidrojeolojik koşulların araştırılmasına da gerek kalmayacaktır. Zira ağırlığının %5 ile %10’u kadar su içeren granitik magma intrüzyonlarının “genellikle çok büyük olduğu bilinen hacimleri” çok uzun süreler buhar teminini açıklamak için yeterli olmalıdır (Şamilgil,1973).</p>
<p>Buna karşılık meteorik oluşum hipotezi kabul edildiği taktirde jeotermik bir sahanın hidrolojik ve termik bilançosunun hesabını da göz önüne almak gereklidir. Çünkü bu durumda sıcak suların gerek ısıtıcı faktörlerini gerekse genellikle çok daha uzaklarda olabilen beslenme sahalarını araştırmak icap eder.</p>
<p>1961 Roma, yeni enerji kaynakları konferansında hemen hemen tüm üyeler tarafından kesinlikle kabul edilen husus, meteorik orijin teorisi lehinde magmatik orijin teorisinin terk edilmesidir. Roma konferansında Facca ve Tonani tarafından sunulmuş olan jeotermik saha şekline göre böyle bir saha üç esas unsurdan meydana gelir (Şamilgil,1976).</p>
<p>1   &#8211; Bir ısı kaynağı, yani soğuma halindeki derin bir magma,</p>
<p>2   &#8211; Bir akifer tabaka, yani geçirimli bir seri kayaç,</p>
<p>3   &#8211; Bir örtü kayaç, yani geçirimsiz bir seri kayaç.</p>
<p>a)      Birinci durum : Akifer çok sınırlı bir şekilde aflöre ediyor ise, ısı kaynağı geçirgenlik yoluyla akiferdeki meteorik suyu ısıtır. Eğer akifere erişen ısı yeterli derecede yüksek (yani normalden 10 ile 20 defa daha fazla ise), ayrıca kayacın geçirgenliği de yüksek ise, akifer içindeki su konveksiyon yoluyla harekete geçer. Konveksiyon sistemi akifer tabakasının bütün kalınlığınca üniform bir ısı dağılımı teminine çalışır. Akifer içindeki sudan başka, akifer kayacın kendisi de aynı derecede ısınır. Bu demektir ki, akifer içindeki ısı gradyanı düşüktür ve 500 m. derinlikteki A noktasının basıncı 50 atmosfer olup, kaynama noktası 263 °C civarındadır. Suyun hareketliliğini kaybetmemesi için ısısı akiferin muhtelif noktalarında birbirinden pek az farklı olmalıdır. Bu durum deneysel olarak da doğrulanmıştır. Kuyulardaki ısı ölçümleri verimli tabak içersinde derinliğe tabi bir ısı artışı göstermektedir. Oysa örtü tabakalarında yüksek bir gradyan tespit edilmektedir. Bu duruma göre 700 m. derinlikteki B noktasında basınç 70 atmosfer olduğu halde ısı A noktasında aynıdır. Maksimum 263 °C’dir. 70 atmosfer basınçtaki kaynama noktası ise 284,5 °C’dir.</p>
<p>b)      Akiferin, geniş bir yüzeyle aflöre ettiği ikinci halde sıcak kaynaklar vb. gibi yüzeysel belirtiler görülür. Bu durumda ise, basınç 1 atmosfer ve kaynama noktası da 100°C ye eşittir. Bu ikinci halde sıcak su ihtiva eden akifer tabaka geniş bir şekilde temsil edildiğinden, bu tabakanın derinliklerinde de aşağı yukarı aynı ısı, yani 100 °C ısı mevcut olmak zorundadır. Mademki atmosferik basınç altında kaynama noktası 100 °C dir, konveksiyon sisteminin herhangi bir noktasındaki ısı da 100 °C den pek farklı olamaz . Sıcak ve tuzlu suların varlığı böylece buhar sahalarının varlığı için genellikle olumsuz belirtiler olarak görünmektedir. Bununla birlikte ikinci bir örtü kayaç seviyesinin altında buhar mevcut olabilir.</p>
<p>Diğer yandan sıcaksu ve buhar oluşumuna ait delilleri gösteren jeotermik belirtiler bulunmaktadır. Bu jeotermik belirtiler halen dört kategori halinde açıklanmaktadır.</p>
<h1>l &#8211; Kontakt (temas) kaynakları</h1>
<p>Yüzeyde aflöre eden sıcak bir akifer ile geçirimsiz bir formasyon kontaktındaki kaynaklar genellikle çevrenin diğer yüzeysel sularından daha tuzludur. Nedeni de sıcak suyun yükselişi sırasında kayaçların tuzlarını daha kolaylıkla eritebilmesidir.</p>
<p>Bununla birlikte tuzlu kaynakların bulunduğu bir yerde buhar bulunmaz hükmünü vermek her zaman doğru olmaz. Çünkü yukarıda da belirttiğimiz gibi daha altlardaki bir formasyonda buhar yönünden verimli olabilir.</p>
<h1>2- Kaçak kaynakları</h1>
<p>Bir akifer üzerindeki kalın bir örtü konveksiyon akımlarının yüzeye erişmesini engelliyor ise ve fakat yüzeye kadar erişen bir fay tıpkı bir sondaj gibi akifer ile bağlantı kuruyorsa, su da kaynama noktasına sahip bir ısıya sahipse, fayın suya değdiği yerde buharlaşma olur. Çünkü bu seviyede basınç düşer, buhar yüzeysel tabakalar seviyesine kadar yükselerek orada yoğunlaşabilir. Bu nedenle tuz yönünden fakir, fakat gaz ve uçucu elemanlar bakımından bu sular zengindir. Bu tip sahalar bilhassa Larderello ve California&#8217;daki gayzerlerde ve Ülkemizde de mevcut olup, F. Tonani tarafından etüd ve tespit edilmiştir.</p>
<p>Bu tip kaynaklarda özellikle bor ve amonyum anormal derecede yoğundur. Dolayısıyla bu iki elemanca zengin bir kaynak havzası, buhar bulmak için iyi bir indis oluşturmaktadır.</p>
<h1>3 &#8211; Hipertermal olaylara bağlı soğuk kaynaklar.</h1>
<p>Hidrotermal yeni bir silis çökelimi, yeni traverten çökelimi, yeni mineralizasyonu, yeni borat çökelimi, kayaçlarm hidrotermal alterasyonu, bazı çamur çıkışları ile bazı karbondioksit ve hidrojensülfür belirtileri gibi bugüne kadar pek az inceleme konusu olan unsurların yeni inceleme ve izotopik metotlarla etüdü yapılarak jeotermik suların varlığının bulunmasıdır.</p>
<p>4 &#8211; Kaynama noktasının üstündeki çok sıcak kaynaklar ile aktif volkan fümerolleri. Bugün için aktif volkanlardan yararlanmak, endüstri ve sanayide kullanmak ve bunları işler hale getirmek mümkün değildir.</p>
<h1>III. BÖLÜM</h1>
<h1>JEOTERMAL UYGULAMALARDA KABUKLAŞMA VE KOROZYON SORUNLARI VE ALINACAK ÖNLEMLER</h1>
<h1>ÖZET</h1>
<p>Jeotermal uygulamalarda, akışkanın kimyasal içeriğine bağlı olarak oluşan kabuklaşma ve korozyon, sistemlerin işletilmesinde karşılaşılan önemli sorunlardır.Bu çalışmada, akışkanın kimyasal içeriğine bağlı olarak oluşan farklı kabuklaşma oluşumları ve korozyon türleri incelenmiş ve bu sorunların giderilme yöntemleri anlatılmıştır.</p>
<h1>GİRİŞ</h1>
<p>Jeotermal akışkanlar, kullanım sırasında termodinamik davranışlarıyla metal yüzeylere etki ederek, kabuklaşma ve korozyon sorunlarına neden olan çözünmüş gaz ve katı maddeler içermektedir. Bu akışkanların kimyasal bileşimleri; saf su veya buhardan 360000 ppm&#8217;lik eriyik katı içeren sıcak tuzlu su arasında değiştiği için, kabuklaşma ve korozyon genellikle yüzeye bağlı olup, tek bir çözüm bulmak oldukça güçtür. Bununla birlikte, jeotermal akışkanların kimyasal bileşimleri ve buna bağlı olarak kabuklaşma ve korozyon sorunları, kaynakları bulunduğu bölgeye özgü olsa da bazı genel ilke ve öneriler verilebilir.</p>
<h1> KABUKLAŞMA SORUNLARI</h1>
<p>Kabuklaşma, jeotermal kaynaklardan yararlanma sırasında oluşan en önemli sorunlardan birisidir. Silika ve silikat, karbonat, sülfat ve kükürt genel olarak kabul edilen esas kabuklaşma türleridir.</p>
<p>Silika, genellikle opal gibi amorf silis şeklinde olup, silikatlar (SO<sub>4</sub>) da amorf ile yarı amorf arasındadırlar. Karbonat kabuklaşması esas olarak, düşük magnezyum kalsitlerden oluşmakla birlikte bazı durumlarda yüksek magnezyum ve aragonit (CaCO<sub>3</sub>) içerenler de belirlenmiştir. Sülfatlar esas olarak, kalsiyum sülfat ve baritler (BaSO<sub>4</sub>) dir. Yüksek sıcaklıklarda anhidrit (CaSO<sub>4</sub>) baskındır. Kükürtlü olanlar genellikle düzgün kristalleşmişlerdir ve çok faz şeklinde oluşurlar.</p>
<h1>Kabuklaşma Oluşumu</h1>
<p>Kabuklaşma  oluşumuna  neden   olan   tam   mekanizma  hakkında  çok  az  şey bilinmekle birlikte, esas olarak üç ortam arasında ayırım yapılabilir:</p>
<p>- tek fazlı bir akışkandan kalan çökeltiler (geri dönüş boru hatları),</p>
<p>- fışkıran akışkandan kalan çökeltiler ( kuyular, ayırıcılar, iki fazlı boru hatları )</p>
<p>- buhar taşınması sonucunda kalan çökeltiler ( türbinler, buhar boru hatları).</p>
<p>Belirtilen bu çökelti türlerinden 1. ve 3. türdekiler anlaşılması en kolay olanlardır, fakat bir çok kabuklaşma sorunu 2. tür çökeltilerden kaynaklanmaktadır.</p>
<p>Tek fazlı bir akışkandan katı maddelerin çökeltilmesi uzun yıllardan günümüze kadar araştırılmıştır. Akışkan bulunduğu faza göre aşırı doymuş halde bulunduğunda çökelir. Çekirdekleşme ve birikimin kineteği; aşırı doygunluk derecesine, basınca, sıcaklığa ve bazı elementlerin bulunmasından kaynaklanan katalitik ve tutucu etkilere bağlıdır.</p>
<p>Fışkıran akışkandan kalan çökeltiler, kabuklaşmanın esas nedeni olmasına karşın bu durumdaki mekanizma çok az anlaşılmaktadır. Fışkırma, basınç düşmesiyle veya türbülanslı akış nedeniyle başlar ve kalsit kabuklaşmasına neden olur. Fışkırma aşağıdaki mekanizmalardan birisi aracılığı ile aşırı doygunluğu arttırır:</p>
<p>- Sıvı fazdan buhar kaybı, çözünen maddeleri derişimini attırır,</p>
<p>- Genleşme sırasındaki sıcaklık düşüşü ve</p>
<p>- C0<sub>2</sub> veya H<sub>2</sub>S gibi kararlı gazların kaybı, pH’ı arttırır.</p>
<p>Buhar taşınmasından oluşan birikintiler, türbinler ve buharla temas halinde olan diğer birimlerde kabuklaşmaya neden olur. Bu tür kabuklaşma tamamen buharlaşmaya bağlı olduğundan, barot ve halit gibi bazı minerallere rastlanabilir.</p>
<h1>Kalsiyum Karbonat (CaCO<sub>3</sub>) Kabuklaşması</h1>
<p>Bütün jeotermal akışkanlarda CO<sub>2</sub> bulunur ve Henry yasasına göre; bir su çözeltisindeki CO<sub>2</sub> miktarı, CO<sub>2</sub>&#8216;nin buhar basıncıyla doğru orantılıdır. Çözünmüş CO<sub>2 </sub>derişiminde H<sub>2</sub>CO<sub>3</sub> şeklinde karbonik asit de bulunur ve genellikle toplam olarak %3 kadardır. Jeotermal işletim, buhar fazı içermeyen statik CO<sub>2</sub> yüklü bir sıvıyla başlar ve üretim başladığında basınç düşer ve denge sağa kayar.</p>
<p>2HCO-<sub>3 </sub>            H<sub>2</sub>O (gaz) + CO<sub>2</sub> (gaz) + CO<sub>3</sub><sup>-2</sup> (sıvı)</p>
<p>CO<sub>3</sub><sup>-2 </sup>iyonu derişimi artar ve çözünürlük çarpanına göre [Ca<sup>+2</sup>] . [CO<sub>3</sub><sup>-2</sup>] = Kp , CaCO<sub>3</sub> çökelmesine neden olabilir. Bu nedenle CO<sub>3 </sub>çökelmesi fışkırma ile başlar. Fışkırma üretim kuyusunda başladığında, kabuklaşma kuyu içerisinde başlayacak eğer yüzeydeki aletlerde başlarsa katmanlar bu aletler üzerinde oluşacaktır.</p>
<h1>Kalsiyum Karbonat (CaCO<sub>3</sub>) Kabuklaşmasının Önlenmesi</h1>
<h1>Karbondioksit (CO<sub>2</sub>) Kısmi Basıncının Kontrolü</h1>
<p>Jeotermal akışkanın basınç ve sıcaklığı, jeotermal kuyudan doğal akışla iletim yerine akışkanın pompalanarak iletilmesiyle kolay bir şekilde düzenlenebilir. Kuyu içi pompası kullanılarak, kuyu içinde fışkırma sonucunda oluşan basınç ve sıcaklık düşmesi önlenebilir. Mekanik bir kuyu içi pompası yardımıyla, üretilen akışkan tek fazlı sistem olarak sürdürülebilir. Böylece, CaCO<sub>3</sub> gibi &#8220;basınca duyarlı&#8221; kabuklaşma oluşumu önlenebilir ve BaSO<sub>4</sub> gibi &#8220;sıcaklığa duyarlı&#8221; kabuklaşma oluşumu da geciktirilebilir. Bu tip pompaların kullanımı akışkan sıcaklığı ile sınırlı olduğundan, yaklaşık 190 °C&#8217;nin üzerindeki kuyularda bu pompaların çalışabileceği garanti edilmemektedir.</p>
<p>Kabuklaşmanın önlenmesinde diğer önemli bir yöntem de, üretilen CO<sub>2</sub>&#8216;in bir kısmının tekrardan üretim kuyusuna geri gönderilerek, yüksek CO<sub>2</sub> kısmi basıncının yapay olarak sürdürülmesidir. Bu yöntemle yapılan denemeler ABD’de başarılı sonuçlanmıştır, ancak sadece düşük CO<sub>2</sub> içeren akışkanlar için geçerlidir.</p>
<h1>Akışkan pH’nın Düzenlenmesi</h1>
<p>Kabuklaşmanın önlenmesi için diğer bir yöntem de, jeotermal akışkanın kimyasal bileşimini özellikle pH’ını düzenlemektir. Akışkanın pH&#8217;ını CaCO<sub>3</sub> kabuklaşmasının oluşmayacağı bir değere düşürmek için akışkana HCl  eklenmesi teknik olarak mümkün olmakla birlikte, ekonomik bir uygulama değildir. pH’daki  çok az bir düşüş için çok miktarda asit eklemek gerekir. Torre Alfina&#8217;da yapılan denemeler, CaCO<sub>3</sub> kabuklaşmasını önlemek için litre başına 0.l N 200 cm<sup>3</sup> HCl gerekli olduğunu göstermiştir.</p>
<h1> Kabuklaşmayı Önleyici Kimyasal Katkı Maddeleri Kullanmak</h1>
<p>Çizelge 1&#8242;de kabuklaşmayı önleyici bazı kimyasal katkı maddeleri verilmiştir. Bu kimyasalların bazıları İtalya&#8217;daki çalışmalarda denenmiş olup, en iyi sonuçlar Dequest 2066 ve Sequion 40 Na 32 gibi organik fosfanatlarla alınmıştır.</p>
<h3>Çizelge 1. CaCO3 Kabuklaşmasını Önleyici Katkı Maddeleri (Corsi ve ark.,1985)</h3>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="372" valign="top"><strong>Katkı Maddeleri                           Kimyasal Yapı</strong>sı</p>
<p>Dequest 2060                             Organikfosfanik asit</p>
<p>Dequest 2066                             Organikfosfanik asit</p>
<p>Ecostabil 4001                           Organikfosfanik asit</p>
<p>Ecostabil 4004                           Organikfosfanik asit</p>
<p>Ecostabil EP/85                         Organikfosfanik asit</p>
<p>Ecopol4014                                Poliakrilat</p>
<p>Ecopol 4022                               Poliakrilat</p>
<p>Nadar 4053                                Organikfosfanik asit</p>
<p>Nadar 4054                                Organikfosfanik asit</p>
<p>Flocon 247                                 Polikarboksilik asit</p>
<p>Chelone DPNA                          Organikfosfanik asit</p>
<p>Sequion 40 Na 32                      Organikfosfanik asit</p>
<p>Procedor ST90                           Kanşık</p>
<p>Sodium Fumate                              -                  </td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<p>Kimyasal katkı maddeleri kullanılarak günümüze kadar yapılan çalışmalardan belirlenen sonuçlar aşağıdaki gibi özetlenebilir :</p>
<p>-  Ergimiş tuzlar ve bazı eser elementlerin (Mn, Fe, As) bulunması ürün etkinliğini etkilememektedir.</p>
<p>- Kimyasal katkı maddesi, çekirdekleşmenin başlamış olduğu iki fazlı bir akışkana eklendiğinde etkili olmaktadır.</p>
<p>-  Fosfanatların etkinliği, 180-200 °C’ye kadar sürmektedir. Bazı sonuçlar 210 °C’den sonra bozulma olduğunu göstermiştir ve bu nedenle katkı maddesinden aynı etkinin sağlanması için iki misli derişim kullanılmalıdır.</p>
<p>-  Kimyasal katkı maddelerinin etkinliği bir kaç saat sürebilir, bu nedenle geri besleme sorun oluşmaksızın devam edebilir.</p>
<h1> Silikti Kabuklaşması</h1>
<p>CaCO<sub>3</sub> kabuklaşması orta sıcaklıktaki jeotermal kaynaklarda, üretim kuyularında ve yüksek sıcaklık altında çalışan ekipmanlarda oluşmasına karşın, silis kabuklaşması yüksek sıcaklıktaki kaynaklarda, özellikle geri dönüş hatlarında, ayırıcılarda ve bazen de kuyularda oluşur.</p>
<p>Silikanın sulu çözeltilerdeki davranışları ayrıntılı olarak araştırılmıştır. Jeotermal uygulamalarda önemli olan silika şekilleri, kuartz ve amorf silikadır. Genellikle jeotermal kaynaklarda akışkanın kuartz ile akışkan sıcaklığında dengede olduğu varsayılır. Jeotermal uygulamalar için, akışkan içerisinde erimiş olan kuartz miktarı sıcaklıkla artar ve derişimle azalır. pH &lt; 8 durumunda, kuartz çözünürlüğünün pH&#8217;dan bağımsız olduğu dikkate alınabilir.</p>
<p>Soğutulduğu zaman jeotermal akışkan, kuartz bakımından doygun duruma gelir. Bununla birlikte, kuartzın kinetiği çok yavaştır ve düşük sıcaklıklardaki silika birikimi, belirli sıcaklıktaki çözünürlüğü kuartzdan daha fazla olan amorf silika dengesiyle kontrol edilir. Bu nedenle silika birikimi, amorf silika dengesi için gerekli doygunluk sıcaklığının altındaki sıcaklıklarda oluşur. Amorf çözünürlüğü sıcaklıkla artar, derişimle azalır ve pH ile belirgin bir şekilde artar. Amorf silika birikimlerinin oluşma hızı, silikanın polimerleşme hızıyla kontrol edilir. Silikanın polimerleşme hızı, doygunluk derecesi ve sıcaklığa bağlıdır. Tepkimeler, klorür ve hidroksitlerle katalizlenen zincirleme tepkimeler şeklinde olabilir ve durumda sodyum, potasyum ve sülfat iyonlarının çok az etkisi vardır.</p>
<p>Ortam sıcaklıklarında kabuklaşma oranı çok yavaş olduğundan, kabuklaşmanın oluştuğu bölge aşırı doygun akışkanın tutunma süresine bağlıdır. Çalışmalar asitleşmenin çökme hızını yavaşlattığını göstermiştir.</p>
<h1>Silika Kabuklaşmasının Önlenmesi</h1>
<p>Silika kabuklaşmasının oluşumu dikkate alındığında, kabuklaşma oranını azaltmak veya ortadan kaldırmak için esas olarak çözeltinin pH’ını değiştirmek yeterli olmaktadır. Bu yöntem, jeotermal akışkana HCl veya NaOH eklenerek Meksika ve ABD&#8217;de denenmiştir.</p>
<p>Her iki durumda da ümit verici sonuçlar elde edilmiş olmakla birlikte, kullanılan kimyasalların fiyatları çok yüksek olduğundan bu konuda yeni yaklaşımların denenmesi gereklidir.</p>
<p>Basınç, sıcaklık ve akış hızı düzenlenerek ekipman içerisinde oluşan silika kabuklarını <a href="http://www.genelbilge.com/tag/hareket/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Hareket">hareket</a> ettirme olanağı vardır, ancak bu uygulamalar kabuklaşma sorununu tamamen ortadan kaldırmamaktadır.</p>
<h1>Kabuklaşmanın Önlenmesi İçin Diğer Yöntemler</h1>
<p>Kabuklaşma sorununu gidermek için kimyasal katkı maddelerinin etkili olmadığı durumlarda, farklı yöntemler denenebilir. Kabuklaşma oluşumunu önlemek yerine, üretim kuyuları başında ve enjeksiyon kuyuları arasında sıcaklık ve basıncı dikkatli bir şekilde kademeli olarak azaltarak özel olarak tasarımlanmış bir ekipman içerisinde kabuk birikimine olanak sağlanabilir. Bu yöntem için, toplam basınç ve istenilen basınç düşmesine bağlı olarak bir çok ekipman kullanılabilir. Örneğin,  kabuklaşma fışkırma tankında (flash-tank) oluşuyorsa özel bir fışkırma kristallendirici kullanılabilir</p>
<p>Bu kristallendiricinin çalışma ilkesi, çözeltinin kabuklaşmaya uygun olmayan ortamdan kabuklaşma için uygun olan ortama ani olarak gönderilmesi ve tankın iç duvarları yerine yeterli miktarda eklenen kristal çekirdeği üzerinde katı maddelerin çökelmesinin sağlanmasıdır. Bu nedenle, sıvı içerisindeki duvarlar üzerinde katı madde birikiminin önlenmesi için eklenen çekirdeklerle geniş bir yüzey alanı oluşturulmalıdır. Duvarlar üzerindeki kabuklaşma, duvar tarafından oluşturulan değişik bir çekirdekten veya eklenen çekirdeklerden bazılarının duvarlara yapışmasından kaynaklanabilir.</p>
<p>Bununla birlikte, bu yaklaşım akışkan geri dönüş borularında sıcaklık azalmasından kaynaklanan silika parçacıklarına bir çözüm sağlamamaktadır. Bu gibi durumlarda; birikintilerin yüzdürülmesi, fıltrasyon veya siklonla ayırma gibi geleneksel su arıtma yöntemleri uygulanabilir. Jeotermal uygulamalardaki yüksek akış hızları, bu yöntemlerin kullanılmasında arıtma tesislerinin büyüklüğü bakımından bazı sorunlar yaratabilir. Çizelge 2&#8242;de bu konuda uygun olabilecek bazı çözümler verilmiştir.</p>
<h3>Çizelge 2. Silika Parçalarının Ayrılması için Uygun Yöntemler</h3>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="159" valign="top"><strong>Yöntem</strong></td>
<td width="99" valign="top"><strong>Hidrolik Yük (m<sup>3</sup> / m<sup>2</sup> h)</strong></td>
<td width="258" valign="top"><strong>Öneriler</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="159" valign="top">Çökeltme   (yoğunlaştırıcı + duruluna)</p>
<p>Yüzdürme</p>
<p>Süzme</p>
<p>Tuz süzme</p>
<p>Hidrosiklon</td>
<td width="99" valign="top">1-2</p>
<p>10-15</p>
<p>0.5-1</p>
<p>10-15</p>
<p>&gt; 10</td>
<td width="258" valign="top">Hidrolik ve konvektif türbülans</p>
<p>Konvektif hareketten kısmen etkilenme Pahalı</p>
<p>Kuvvetli bağlanmış parçacıkların bulunduğu derişimler için uygun değil</p>
<p>Etkinliği düşük</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<h1>JEOTERMAL UYGULAMALRDA KOROZYON SORUNU</h1>
<h1>Jeotermal Uygulamalarda Karşılaşılan Korozyon Türleri</h1>
<p>Jeotermal uygulamalarda kullanılan malzemelerde karşılaşılan korozyon türleri aşağıda kısaca anlatılmıştır.</p>
<p><strong>Düzgün genel korozyon</strong>, metal yüzeylerin daha çok klorür, amonyaklı ürünler veya hidrojen iyonları tarafından daha sonra &#8220;pas&#8221; şekline dönüşen genel bir saldırıya uğramasıdır.</p>
<p><strong>Çukur korozyonu</strong>, metal yüzeyinde aşınmaya neden olan bölgesel bir etkidir. Genellikle yüzeydeki bir tabakanın veya kabuklaşmanın parçalanmasıyla ilgilidir. Ama başlangıcını ve oluşma hızını önceden tahmin etmek mümkün değildir.</p>
<p><strong>Aralık korozyonu</strong>, aşınma korozyonuna benzer şekilde bölgesel bir etkidir. Diğer korozyon türlerinden farklı olarak, geometriye bağlı ve ekipmanın yapımından kaynaklanan çatlaklarda veya kabuk kalıntıları altında oluşur.</p>
<p><strong>Gerilmeli korozyon çatlaması</strong>, malzemenin gerilme altında kalması ve ortamda klorür iyonunun bulunmasından kaynaklanır ve jeotermal uygulamalardaki en tehlikeli korozyon türüdür. Ortamda bulunan oksijen ve yüksek sıcaklık gerilme çatlamasını arttırır.</p>
<p><strong>Kükürtlü gerilim çatlaması</strong>, sulu fazda H<sub>2</sub>S içeren ortamlarda dayanımı yüksek çelik malzemelerin gerilme altında kalması sonucunda oluşur. Gerilme çatlamasının aksine, oksijen ve yüksek sıcaklığın etkisi yok denecek kadar azdır. pH&#8217;ın düşük olması durumunda olay hızlanmasına karşın, bu tür korozyon jeotermal uygulamalardan çok petrol endüstrisinde görülür.</p>
<p><strong>Hidrojen kabartması</strong>, düşük dirençli çeliklerin H<sub>2</sub>S içeren sulu çözeltilerle karşılaşması sonucunda oluşur. Boşluklara sıkışan hidrojen birikerek, yeterli basınç uygulandığında yırtılmalar oluşabilir. Hidrojen kabarcıklarının oluşabilmesi için, malzemenin gerilme altında bulunmasına gerek yoktur.</p>
<p><strong>Örgü arası korozyon</strong>, metalin damarlarındaki veya yakınlarındaki bölgesel etkili bir korozyondur. Uygun olmayan ısıl işlemlerde kaynaklanan bu tür korozyonda, alaşım parçalanır (damarlar ayrılır) ve dayanımını yitirir.</p>
<p><strong>Galvanik eşleme</strong>, farklı iki metalin elektriksel olarak etkileşiminden oluşur.</p>
<p><strong>Yorulmalı korozyon</strong>, korozif bir ortamda malzeme üzerine düzenli olarak gerilme uygulandığında oluşur. Korozyon yorgunluğu sınırı; gerilme, sıcaklık ve korozif koşullar altında bir kaç gerilme uygulamasından sonra yorgunluğa neden olmayacak en fazla <a href="http://www.genelbilge.com/tag/birim/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Birim">birim</a> gerilmedir. Gerilme ve korozyonun birleşik etkileri, bu olayları tek başlarına verdikleri toplam etkiden daha tehlikelidir.</p>
<p><strong>Örozyon korozyonu</strong>, yüksek hızdaki akışkanın damlacık veya parçacıklarının çarpması sonucunda hızlı bir şekilde oluşan metal kaybıdır. Türbinlerin giriş ve çıkışlarında veya iki fazlı akışın olduğu yerlerde önemli olabilir.</p>
<p><strong>Oyulma</strong>, metal yüzeylerde buhar kabarcıklarının neden olduğu bögesel bir korozyondur.</p>
<h1>Jeotermal Akışkanlardaki Korozif Etkili Maddeler</h1>
<p>Jeotermal akışkanlarda, metal yüzeylerde korozyona neden olan başlıca kimyasal maddeler; oksijen, hidrojen iyonu (pH), klorür iyonu, hidrojen sülfıt, karbondioksit, amonyak ve sülfat iyonudur. Bazı jeotermal akışkanlarda daha az rastlanan veya daha az etkili olan florür iyonu, ağır metaller ve boron gibi diğer bazı bileşenler de korozif etkiler yaratabilir. Bu maddelerin korozif etkilerinin miktarını tahmin edebilmek aşağıdaki nedenlerden dolayı güçtür:</p>
<p>- İki  yada  daha fazla korozif etkili  maddenin  birbirleriyle  etkileşimleri,  bu maddelerin tek başlarına oldukları durumda verdikleri etkiden farklı olabilir,</p>
<p>- Kkorozif etkili bir maddenin önemi, korozif etkinin türüne bağlıdır.</p>
<p>Jeotermal akışkanlardaki en önemli kirletici, çözünmüş durumda bulunan oksijen’dir. Havalandırılmış jeotermal akışkan, karbon çeliğindeki sabit korozyon hızını on kat artırır. Oksijen, klorür iyonuyla birlikte belirli sıcaklıklarda gerilme çatlamasına neden olabilir. Bazı malzemeler özellikle alüminyum alaşımları koruyucu tabakalarını devam ettirebilmek için çözünmüş oksijene gereksinim duyar. Sıcaklığın yükselebileceği geri dönüş hatlarında oksijen kirliliğinin önlenmesi çok önemlidir.</p>
<p>Karbon ve düşük alaşımlı çeliklerin korozyonu, genellikle pH (hidrojen iyonu) ile kontrol edilir. Çeliğin korozyon oranı pH arttıkça azalır. Düşük pH’lı çözeltiler; aşınma, gerilme çatlaması gibi korozyon türlerine neden olabilir.</p>
<p>Sabit korozyon oranı, akışkanda klorür iyonunun bulunmasıyla artar. Düşük ocaklıklarda ve 100.00 ppm&#8217;lik derişimlerde korozyon oranının, klorür derişiminin kare köküyle doğru orantılı olarak arttığı belirlenmiştir. Klorür iyonu, korozyona dayanıklı alaşımların dayanımlarının azalmasına ve östenit paslanmaz çeliğinde gerilme çatlamasına neden olur. Sıcaklığın 50 °C&#8217;nin üzerinde olduğu durumlarda 5-10 ppm&#8217;lik klorür iyonu derişimi, paslanmaz çeliklerde (AISI 316) gerilme çatlamasını başlatmak için yeterlidir. Klorür iyonları çok hareketli olduğundan ve çukur ve çatlaklarda doygunluğa erişebildiğinden, akışkandaki ortalama klorür iyonu derişimi yanıltıcı olabilir.</p>
<p><strong>Hidrojen sülfit</strong> <strong>(H<sub>2</sub>S)</strong>’in en şiddetli etkisi, bazı bakır ve nikel alaşımlarında görülür. Hidrojen sülfit’in etkili olduğu derişim eşiği 30 ppb&#8217;dir. Çelik malzemeler üzerindeki etkisini belirlemek güçtür. Havalandırılmış sularda hidrojen sülfit’in oksidasyonu, pH’ı azaltabilir ve korozyonu artırabilir.</p>
<p><strong>Karbondioksit (CO<sub>2</sub>)</strong>, çözünmüş durumda bir çok jeotermal akışkanda doğal olarak bulunur ve karbon çeliği ve düşük alaşımlı çelikler üzerinde korozif etkilidir. CO<sub>2</sub>, jeotermal akışkanlarda pH’ı kontrol etmek için en önemli maddedir. Bir çok durumda, yoğuşmuş buharda çözünmüş olarak bulunan CO<sub>2</sub>’den kaynaklanan düşük pH, jeotermal buhar hatlarındaki pH’ı kontrol eden en önemli etmendir. CO<sub>2</sub> kısmi basıncının artması, çözeltinin pH’ını düşürür.</p>
<p>Teorik hesaplamalar, 80 °C’ye kadar CO<sub>2</sub> ve NaCl<sub>2</sub>&#8216;lü ortamda uniform korozyon oranının yüksek olduğunu gösterir. 80 °C’nin üstünde kararlı demir katmanları oluşur ve bu tabaka korozyon oranını tahmin edilen değerlere göre daha da yavaşlatır. Amonyak, bazı bakır alaşımlarında gerilme çatlamasına neden olabilir ve soğutma suyunun pH’ını etkiler. Ağır ve geçiş metal iyonları yükseltgenmiş şekillerinde bulunursa korozif etkili olabilirler fakat, genellikle jeotermal akışkanlarda en düşük yükseltgenmiş durumlarında bulunurlar. Sülfat iyonları genellikle jeotermal akışkanlarda bulunur fakat klorür gibi bölgeselleşmiş şiddetli etkilerde bulunmazlar.</p>
<h1>SONUÇ VE ÖNERİLER</h1>
<p>Jeotermal uygulamalarda kabuklaşma ve korozyon sorunlarının önlenmesi, projenin sürekliliği için çok önemlidir. Kabuklaşmanın önlenmesi için uygulanacak yöntemler, jeotermal bölgenin kendine özgü özelliklerine bağlı olarak belirlenmelidir. Jeotermal akışkanın kimyasal içeriğinin bilinmesi, bu ortamlarda kullanılacak malzemelerin nasıl davranış göstereceklerinin belirlenmesi bakımından önemlidir. Bu nedenle, jeotermal kaynakların işletilmeye başlatılmadan önce kimyasal analizlerinin yapılması kullanılacak malzemelerin seçimi ve   uygulamanın uzun ömürlü olması bakımından büyük önem taşır.</p>
<p>Jeotermal kuyu içerisine yerleştirilen ve kaynaktaki sıcak akışkandan ikincil bir akışkana ısı aktaran, &#8220;kuyu içi ısı dönüştürücüler&#8221; kabuklaşma ye korozyon sorunlarının önlenmesinde önemli bir paya sahiptir. Bu tip ısı dönüştürücü parçalarının seçimi, yerleşimi ve temizlenmesi kolaydır. Bunların en önemli üstünlüklerinden birisi, jeotermal akışkanın basınç değerinin kullanım alanlarına gönderilen ikincil akışkanın basıncından bağımsız olmasıdır. Bu tip ısı dönüştürücülerin tasarımında; kuyu delik çapı, kolon borusu çapı, ısı dönüştürücü uzunluğu ve çapı, akış hızı ve sıcaklık değerleri dikkatli bir şekilde seçilmelidir.</p>
<p>Jeotermal uygulamalarda kabuklaşmayı önleyici kimyasal katkı maddeleri, yüksek sıcaklık ve derişimden dolayı sorun oluşturmaktadır. En önemli sorun, bir çok çeşitli kimyasal arasından en uygun olanının belirlenmesidir.</p>
<p>Jeotermal uygulamalarda karşılaşılan farklı korozyon türleri gözönüne alındığında, sistemde kullanılacak uygun malzemeleri seçmek çok zordur. Akışkanların kimyasallar bileşimleri değiştiği için genelleme yapmak mümkün değildir.</p>
<p>Kullanılan malzemelerin korozyon oranının ölçülmesi, dayanıklı malzeme seçiminde etkin bir yöntemdir. Malzeme seçiminden önce, akışkanın kimyasal analizini yaparak korozyona dayanıklı alaşım malzemeleri belirlemek, korozyona sebep olan etmenleri ortamdan uzaklaştırmak ve sistemde metalik malzeme kullanımını en aza indirmek korozyonun önlenmesi bakımından önemlidir. Akışkanın geri dönüşü düşük sıcaklıklarda gerçekleşirse, geri dönüş hatları için fiberglas malzeme bir alternatif olarak düşünülebilir. </p>
<h1>IV. BÖLÜM</h1>
<h1>JEOTERMAL KAYNAKLARDA REENJEKSİYONUN ÖNEMİ VE FİZİKSEL ANLAMI</h1>
<h1>ÖZET</h1>
<p>Dünyadaki enerji ihtiyacının büyük bir kısmı petrol, kömür hidrolik ve nükleer santrallerle karşılanmaktaydı. Endüstride ve yaşam standartlarındaki gelişme ve artan nüfusla birlikte enerji ihtiyacı her geçen gün biraz daha artmaya başladı. Öte yandan 1973’teki petrol krizi ile ortaya çıkan enerji dar boğazı bilim adamlarına yeni enerji kaynaklarına yönelmeye sevk etti. Bu enerji kaynaklarından biri de jeotermal enerji kaynağıdır. Bu kaynaklardan uzun yıllardan beri fizik tedavi amacıyla yararlanılmaktadır.</p>
<p>Ülkemizde elektrik enerjisi üretimi amacıyla 1974 yılında Kızıldere&#8217;de işletmeye alınan 0.5 MWe gücündeki pilot tesisten sonra 1984’te 20 MWe kapasiteli bir santral kurulmuş fakat şu ondaki üretim kapasitesi bu miktarın altındadır.</p>
<p>Bugün Kızıldere&#8217;deki jeotermal tesislerdeki suyun büyük bir kısmı Büyük Menderes Nehrine verilmesi sonucu nehrin kirlenmesinin yanında büyük bir enerji potansiyeli boşa harcanmış olmaktadır. Bu nedenle; bu enerji potansiyelinden Denizli ilindeki konutların büyük bir kısmının ısıtılması güncel bir konu haline gelmiştir.</p>
<p>Elektrik enerjisi üretiminde, konut ısıtılmasında veya seracılıkta kullanılan jeotermal akışkanın işlevini tamamlandıktan sonra tekrar hazneye reenjekte edilmesi suretiyle hem enerji tasarrufa ve hem de hazneden harcanarak azalan rezervenin beslenmesi suretiyle haznenin kapasitesi takviye edilmiş olacaktır.</p>
<p>Bu çalışmada; reenjeksiyonun önemi ve mekaniği basit bir şekilde açıklanmaya çalışılacaktır.</p>
<h1>GİRİŞ</h1>
<p>Dünyadaki jeotermal kaynaklar ya tektonik yapıya sahip yer katmanlarında veya İzlanda da olduğu gibi volkanik yapıya sahip alanlarda oluşmaktadırlar. Jeolojik yapı üzerinde daha önce çalışmalarda bahsedildiğinden burada bu konu üzerinde fazla durulmayacaktır.</p>
<p>Kızıldere&#8217;deki yapılaşma tektonik bir yapıya sahip olup, İtalya’daki Larderello sahasındaki kaynaklarla aynı kuşak üzerinde bulunmaktadır. Bu kaynakların önemi; geniş bir doğal ısı kaynağına sahip olmasına, yeteri kadar büyük bir besleme suyu kapasitesine, bunlara ek olarak sıcaksu veya buharın depolanacağı bir hazne ile bu haznenin üzerini kapatan bir kapak kayasının varlığına bağlıdır. Burada su derindeki ısı kaynağından daha yukarıdaki jeotermal hazneye ısı transferini sağlar.</p>
<p>Binlerce kilometre karelik havzaya düşen soğuk yağmur suları aşağı doğru sızarlar. Derinlik birkaç kilometreye kadar değişebilir. Sıcak kayalarda konveksiyonla ısınan su yukarı doğru hareket ederek daha küçük bir alanda toplanır. Bu jeotermal enerjinin depolanması veya yüzeyden çıkması gözenekli malzemenin bağına ve kapak kayasındaki çatlaklara bağlıdır. Depolanmış jeotermal enerjinin çıkarılması sondajlarla sağlanır. Eğer jeotermal kaynaktaki akışkanı beslenen miktardan fazla çıkarmağa çalışırsak bu durumda kaynaktaki su veya buharın basınç ve dolayısıyla sıcaklığının düşmesine neden olur. Bu nedenle; böyle bir durumda türbinin performansı düşer. Konut ısıtması söz konu ise yeteri kadar enerji sağlanamaz. Bugün Kızıldere’deki kaynakların hazne besleme kapasitesi 550 t/h tir. Halbuki  tüketim 800 4 1000 t/h dir. Aradaki açık kapatılmadığı takdirde haznedeki basınç ve dolayısıyla sıcaklık düşecektir. Bu nedenle kullanılan jeotermal akışkanın tekrar hazneye enjekte edilmesiyle bu ihtiyaç karşılanmış olacaktır. Bu olayın ne şekilde yapılacağı ve bunun fiziksel olarak açıklanması bundan sonraki paragraflarda verilecektir.</p>
<h1> REENJEKSİYONUN GEREKLİLİĞİ VE KIZILDERE GERÇEĞİ</h1>
<p>Jeotermal kaynakların bulunduğu haznelerin kapasitesi, o kaynağı besleyen havzaların büyüklüğüne ve o yerin jeolojik yapısına bağlı olarak değişir. O halde bu hazneler yıllardır bu havzalardaki yerüstü sularının yeraltına sızmaları ile beslenmektedir, mevsimlerin yağışsız geçmesi, yeraltı hareketleri ile oluşan yeni çatlaklar bu haznelerin kapasitesi üzerinde etken faktörlerdir.</p>
<p>Bir haznenin besleme kapasitesi sabit seyrediyorsa, buradan sondajla çekilen buhar veya sıcak suyun miktarını iyi ayarlamak gerekir. Besleme kapasitesinin altında yapılan üretim bir sorun yaratmayabilir. Eğer bir hazneden besleme kapasitesinin üzerinde bir üretim söz konusu ise o zaman büyük sorunlar ortaya çıkabilir. Çekilen miktar fazla olduğundan, haznedeki. akışkanın  basıncı ve dolayısıyla sıcaklığı düşecektir. Bunun sonucu olarak hem kapasitede bir düşüş ve hem de akışkanın beslediği kullanım yerlerinde ki işletmede aksaklıklar meydana gelecektir. Bu durumun ortaya çıkmaması için jeotermal hazneden çıkan akışkanın işlevini yaptıktan sonra reenjeksiyon yapılarak bu mahzurun önüne geçmek mümkün olacaktır.</p>
<p>Kızıldere&#8217;de maksimum üretim 2750 t/h olduğunu kabul edersek, haznenin ortalama beslenme kapasitesi 550 t/h olarak tahmin edildiği düşünülürse; haznedeki kapasitenin yukarıdaki üretimi sağlayabilmesi için hazneye 2200 t/h’lık kullanılmış su reenjekte etmemiz gerekir.</p>
<p>Burada önemli bir nokta ise; reenjeksiyon işleminin nasıl ve nerede gerçekleşmesi konusudur.</p>
<p>Reenjeksiyon meselesi çözülmeden Kızıldere&#8217;deki jeotermal kaynaktan Denizli&#8217;de konut ısıtılması için yararlanma biraz güç olacaktır. Kızıldere&#8217;de kaynaktan çıkarılan jeotermal akışkanın sadece %12 si buhar haline getirilerek türbinlere verilmekte, %8 civarında buharlaşma ile atmosfere atılmaktadır. Geriye kalan %80 civarındaki akışkan ise Büyük Menderes Nehri’ne atılmaktadır. Bu akışkanın sıcaklığı 147 °C civarındadır. Reenjeksiyon uygulaması ile bu kapasiteden yararlanıldığı gibi, suyun içindeki bol miktardaki bor mineralinin nehre zararı da önlenmiş olacaktır.</p>
<h1>REENJEKSİYONUN UYGULANMASI</h1>
<p>Reenjeksiyon için ilk akla gelen üretim sahasında üretim dışı kalan kuyular vasıtasıyla, yapılmasıdır. Fakat böyle bir uygulama; sahada halen üretim yapan kuyuların suyunu soğutmak tehlikesiyle karşı karşıya gelmemize neden olabilir. Diğer bir düşünce yine aynı sahada mevcut kuyulardan daha derin kuyular açmak suretiyle yer katmanlarındaki daha derindeki ısı kaynaklarının beslenmesi düşünülebilir. Diğer bir uygulama ise o sahadan biraz daha uzakta sondaj açmak suretiyle bu işlemin gerçekleştirilmesidir.</p>
<p>Kızıldere’de bu sonuncu fikir üzerinde durulmakta ve Büyük Menderes nehrinin diğer yakasında bulunan Tekkehamam yöresinde bu reenjeksiyon işleminin yapılması düşünülmektedir [3]. Burada önemli olan konu; yeraltından mevcut sahaya ısı akışının gerçeklenip gerçeklenmeyeceği konusunda iyi bir araştırmanın yapılması gerekmektedir. Aksi halde diğer alternatif çözümler üzerinde durulmalıdır. Bu da Doğu &#8211; Batı istikametindeki fay hatlarının dışına taşmak fikrini zorlayacaktır.</p>
<h1>V. BÖLÜM</h1>
<h1>JEOTERMAL SAHALARDA GERİBASIM (REENJEKSİYON) ÇALIŞMALARININ ÖNEMİ</h1>
<h1>ÖZET</h1>
<p>Jeotermal sahalarda karşılaşılan ilk sorun atık su problemidir. Kızıldere (Denizli) gibi kıta içi sahalarda yer alan jeotermal sistemler için bu sorun özellikle önemlidir. Jeotermal sistemlerin davranışı işletme sırasında uzun süreli gözlemler, ölçümler, ölçümlerin değerlendirilmesi ile yapılmış olan değerlendirmelerin kullanım sonuçları ekonomik değer kazanır.</p>
<p>İzlanda&#8217;daki uzun süreli çalışmaların detaylı olarak sergilendiği Laugaland jeotermal sahası geribasım çalışmalarının sergilendiği raporlardan elde edilen sonuçlar (Zhilin, 1993) gözden geçirilmiş.</p>
<p>Kızıldere atıksu problemi başta Germencik, Salavatlı (Aydın) jeotermal sahaları olmak üzere faaliyete geçirilecek diğer jeotermal sahalarda da yaşanacaktır. Atik su problemini çözümlemek, her şeyden önce rezervuarın ömrünü uzatmak, yeraltı suyu dengelerini korumak, jeotermal alanlardan daha büyük ısı çekmek için en büyük alternatif geribasımdır.</p>
<p>Bu makalede jeotermal bir alanda açılacak geribasım (reenjeksiyon) kuyularının mevcut üretim kuyularına olan uzaklığın fonksiyonu olarak rezervuarla olan ilişkisi tartışılmıştır.</p>
<h1>GİRİŞ</h1>
<p>Laugaland jeotermal alanında Rezervuar şartlarının geribasım işlemiyle iyileştirilmesi konusunu araştırmak için AQUA isimli bilgisayar programı kullanılmıştır. (Zhilin, 1993).</p>
<p>Laugaland düşük sıcaklıklı bir jeotermal sahadır. 1946&#8242;da ilk çalışmalar başlamıştır. Fakat üretime sokulması 1982&#8242;de LWN-4 kuyusundan sıcak su pompalanmasıyla başlamıştır. Programdaki model parametreleri 11 yıl boyunca LWN-4 üretim kuyusu verileriyle GN-1 gözlem kuyusundan elde edilen su seviyesi verilerinin değerlendirilmesiyle elde edilmiştir.</p>
<p>LWN-4 kuyusundaki sıcaklık ve silis ölçümleri kütle ve ısı iletim model çalışmalarının formüle edilmesinde kullanılmıştır (Zhilin, 1993). Model ve seriler arasında çok iyi bir çalışma elde edilmiş. Elde edilen verilerle geribasım lokasyonu seçilmiş, geribasım ile ve geribasım olmadan rezervuar şartları belirlenmiştir.</p>
<p>1946&#8242;da ilk çalışmalar başlamıştır. L-0 ve L-1 olmak üzere iki sığ kuyu açılmıştır. L-1 (91 m) kuyusundan 3 litre/saniye, 42 °C sıcaklıkta sıcaksu elde edilmiştir. L-2 kuyusu 1963&#8242;te açılmıştır. 206 metre derinliğindedir. 50 °C ve 4 lt/sn debilidir (Georgsson et al., 1978)</p>
<p>İlk derin kuyu 1977 de açılmıştır, LN-3 kuyusu 1308 metre derinlikte olan bu kuyu, çatlak sistemini kesecek şekilde planlanmıştır. Yapılmış olan kuyu l lt/sn üretim yapmıştır. Fakat bu kuyuda 700-1000m. derinliklerde 90 °C sıcaklıkta akışkan olduğu ölçülmüştür (Georgsson et al., 1978). 1980 yılında bu verilere uygun olarak 844 m. derinliğinde LWN-4 kuyusu açılmıştır. 21 it/sn debili ve 94°C sıcaklıkta üretim başarıyla elde edilmiş. Ancak borulama olmadığı için kuyu tıkanmıştır. 1982&#8242;de yine aynı kuyu 1014 m. derinliğe inilmiş ve 292 metre derinliğe kadar borulanmıştır. 30-40 lt/sn debili 97 °C sıcaklıkta su elde edilmiştir. 1984 yılında 1046 metre derinliğinde GN-1 kuyusu açılmıştır. 84 °C sıcaklıkta yüksek üretimli su elde edilmiş. Ancak iki kuyu arasındaki etkilenme nedeniyle bu kuyu sahanın üretimini artırmamıştır (Georgsson et al., 1987). Böylece 1982&#8242;de açılan LWN-4 kuyusu yalnız başına üretime açılmış ve kullanıma sunulmuştur.</p>
<h1>EN UYGUN GERİBASIM SAHASININ SEÇİMİ</h1>
<p>Bir jeotermal rezervuarın ömrünü uzatmak ve çok daha fazla enerji çekebilmek için tüm dünyada geribasım (Reenjeksiyon) çalışmaları gün geçtikçe önem kazanmaktadır. Geribasım işleminde en önemli nokta geribasım yapılacak sondaj kuyusunun en doğru şekilde seçimidir. Yer seçiminde her jeotermal saha için farklı faktörlerin ele alınması gerekir. Ancak tüm jeotermal sahalar için yine de birkaç ortak faktör vardır.</p>
<p>Bu faktörler aşağıda sıralanmıştır.</p>
<ol>
<li>Geribasım  işlemiyle  rezervuarda basınç  sağlanmalı,  su seviyesindeki,   ve  üretim basıncındaki düşme yavaşlatılmalıdır.</li>
<li>Planlanan zaman süreci içerisinde üretim kuyularında fazla soğuma olması önlenmelidir.</li>
<li>Geribasım işlemi kabul edilebilir ekonomik bir harcamayla gerçekleştirilmelidir.</li>
</ol>
<p>Laugaland Jeotermal alanında geribasım işlemi için 7 farklı lokasyonda model çalışması yapılmıştır. Geribasım debisi zamanla sabit 10 lt/saniye, basılan su sıcaklığı 20 °C olarak alınmıştır. Geribasım işleminin üretimle birlikte başladığı varsayılmıştır.</p>
<ol>
<li>İlk geribasım lokasyonu LWN-4 üretim kuyusuna 150 m uzaklıkta GN-1 noktasında olduğu düşünülmüştür. Bu modelin neticeleri su seviyesinde 80 m kazanç olduğu halde rezervuardaki soğuma hemen başlamış ve çok hızlı soğuma işlemi geliştirilmiştir. Bu nedenle bu nokta geribasım işlemi için uygun değildir.</li>
<li>İkinci geribasım lokasyonu LWN-4 kuyusunda 320 metre uzaklıktaki Kuzeye doğru dayk boyunca bir noktada düşünülmüştür. bozulma çok erken başlamış ve çok hızlı soğuma söz konusudur.</li>
<li>Üçüncü lokasyon dayk boyunca Kuzeye doğru LWN-4 kuyusuna 600 m uzaklıkta bir kuyu olarak düşünülmüştür. Su seviyesinde 60 metrelik bir yükselim sağlandığı ve 11 yıl geribasım süresi içerisinde üretim kuyusunda hiç soğuma olmadığı görülmektedir.</li>
<li>Geribasım kuyusu olarak 4. seçenek yine dayk boyunca Kuzeye doğru LWN-4 kuyusuna 780 metre uzaklıkta bir lokasyon düşünülmüştür. Su seviyesinde kazanımlar ve rezervuarda soğuma kabul edilir limitler içerisindedir.</li>
<li>5’inci, seçenek dayka dik doğrultu boyunca LWN-4 kuyusuna 450 metre uzaklıkta bir nokta açılacak kuyudur 4000 gün süren geribasım sürecinde sıcaklıkta olumsuz bir kırılma olmadığı ancak su seviyesinin korunamadığı gözlenmiştir. Bu nedenle bu lokasyon geribasım işlemi için uygun görülmemiştir.</li>
<li>6 ncı seçenek dayka dik doğrultuda LWN-4 kuyusuna 300 metre uzaklıkta bir kuyudur. Bu noktada da sıcaklık korunmasına karşın su seviyesinde bir kazanım olmadığı görülmüştür Şekil 13, 14.</li>
<li>7 nci seçenek dayka dik doğrultuda LWN-4 kuyusuna 180 m. uzaklıkta bir kuyudur Şekil. 15, 16&#8242;da görüldüğü gibi su seviyesinde 50 m. yükselme sağlanmıştır. 800 gün sonra sıcaklık düşmesi yalnız 6 °C olmuştur.</li>
</ol>
<p>Yukarıda açıklanan 7 model içerisinde 3, 4, ve 7 nolu lokasyonlardan geribasım işlemi olumlu sonuçlar vermiştir. Bu üç nokta içerisinde en iyisi de bulunabilir. 4 nolu lokasyon LWN-4 kuyusuna 180 m uzaklıkta olduğu için ekstra bağlantılar gerektirecektir, çok daha az ekonomik olacaktır. Diğer taraftan 7 nolu lokasyon (180 m) LWN-4 üretim kuyusuna en yakın olmasına rağmen 3 nolu lokasyona (600 m) göre su seviyesinde kazanım 10 m. daha azdır, ayrıca 6 °C sıcaklık düşmesi söz konusudur. Bu nedenlerden dolayı geribasım işlemi için en iyi seçim 3 nolu lokasyondur.</p>
<h1>KIZILDERE JEOTERMAL SAHASI</h1>
<p>Kızıldere jeotermal sahası (Çağlar, 1961) den beri 100°C sıcaklıklı kaynaklan ile dikkat çekmiştir. İlk çalışmalar (Uysallı, 1967), ile başlamış, 1969 da ilk derin sondaj yapılmıştır. Daha sonra Uysallı, Keskin, 1969 da ilk derin sondaj yapılmıştır. Tan, (1982) üretim testleri, Sahanın modelleme Çalışmaları Şimşek (1982), (1985), yapılmıştır. 1984 yılında ise ilk elektrik üretimi başlamıştır. Santralın kurulu gücü 17.5 MW dır. Kuyularda yeterli buhar elde edilemediği için 1985 ve 1986 yıllarında açılan KD-20, KD-21, ve KD-22 kuyularının katkılarıyla üretim 40-50 milyon kwh değerine ulaşabilmiştir. Kuyularda gözlenen kabuklaşma (CaCO<sub>3</sub>) üretimi hızla düşürmüştür Şekil, 17 ve 18.</p>
<p>1987 yılına kadar kuyularda mekanik temizlik ile kabuklaşma temizlenmiş, sondaj çamurunun rezervuarda oluşturduğu kil birikmesi kirlenmelere neden olmuştur. Bundan sonra asitlenme işlemleri yapılmıştır. 1987 yılında yapılan mekanik temizlik ve asitleme operasyonları ile 6 kuyuya HCL basılmıştır (Aksoy, Erkan, Durak, 1983). Yapılan asitlemelerin sonuçlan müspet olmuştur. 1987 ve 1988 yıllarında DAL, AQUATER ve ENEL firmaları ile TEK ve MTA müşterek sahanın geliştirilmesine yönelik çalışmalar yürütmüşlerdir.</p>
<p>1989 yılında test çalışmalarına devam ederken, 1990 yılında da sahadaki mekanik temizlik işlerinde KD-7 kuyusunda RCHP (Rotatting Head Control Preventer) denemesi başarılı olmuştur. 1991 yılından beri tüm kuyular bu sistemle temizlenmektedir.</p>
<p>Daha sonra sahada yapılan asitlemeler ve üretim testlerinin sonuçlan ve bulguları arazideki üretim potansiyelinin artmasına fakat arazinin üretim kapasitesinin ümitlendiği görülmüştür. 1993 yılında ise en yüksek performansa erişilmiştir.</p>
<p>Sahada sürekli olarak bulunan test ekibi çalışmalarını sürdürmekte ve çalışmaların sonucuna göre mekanik temizlik ve asitleme önerilmekte ve uygulanmaktadır. Test çalışmalarında kuyuların üretimleri, sıcaklıkları, basınç ve gaz ölçümleri yapılmakta TEK ve MTA arasındaki sözleşmede yer alan kuyu testleri periyodik olarak ve gerektikçe yapılmaktadır.</p>
<p>Saha için en uygun ve ekonomik temizlik yönetimi RCHP ile üretim halinde temizliktir. Bu yöntem 1991-1993 yılları arasında uygulanmış, üretimde artış ve süreklilik sağlanmıştır. Bu yöntemin seçeneği olan inhibitör uygulaması kullanılan yöntemden birkaç kat daha pahalı olup, başarı şansıda tartışmaya açıktır. Bunların ekonomik tartışması (Aksoy, Erkan, Durak, 1993) de tartışılmıştır. İnhibitör uygulaması pahalıdır. Dışa bağımlıdır. Başarısı kesin değildir.</p>
<h1>SAHANIN GELECEĞİ</h1>
<h4>Tablo 1: Sahadaki yıllık jeotermal akışkan ve Enerji Üretimi (Aksoy, Erkan, Durak, 1993’den alındı).</h4>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="159" valign="top">Yıllar</td>
<td width="153" valign="top">Jeotermal Akışkan (milyon ton)</td>
<td width="154" valign="top">Enerji (milyon kwh)</td>
</tr>
<tr>
<td width="159" valign="top">1984</td>
<td width="153" valign="top">1.96</td>
<td width="154" valign="top">22.1</td>
</tr>
<tr>
<td width="159" valign="top">1985</td>
<td width="153" valign="top">0.53</td>
<td width="154" valign="top">5.9</td>
</tr>
<tr>
<td width="159" valign="top">1986</td>
<td width="153" valign="top">3.84</td>
<td width="154" valign="top">43.5</td>
</tr>
<tr>
<td width="159" valign="top">1987</td>
<td width="153" valign="top">5.11</td>
<td width="154" valign="top">57.8</td>
</tr>
<tr>
<td width="159" valign="top">1988</td>
<td width="153" valign="top">6.01</td>
<td width="154" valign="top">68.3</td>
</tr>
<tr>
<td width="159" valign="top">1989</td>
<td width="153" valign="top">5.53</td>
<td width="154" valign="top">62.6</td>
</tr>
<tr>
<td width="159" valign="top">1990</td>
<td width="153" valign="top">7.07</td>
<td width="154" valign="top">80.1</td>
</tr>
<tr>
<td width="159" valign="top">1991</td>
<td width="153" valign="top">7.18</td>
<td width="154" valign="top">81.3</td>
</tr>
<tr>
<td width="159" valign="top">1992</td>
<td width="153" valign="top">6.14</td>
<td width="154" valign="top">69.6</td>
</tr>
<tr>
<td width="159" valign="top">1993</td>
<td width="153" valign="top">6.70</td>
<td width="154" valign="top">76.0</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<p>Yine aynı çalışmadan öğrendiğimize göre 1987-1993 arası yapılan üretime karşılık üretim kuyularında 4 barlık basınç düşümleri gözlenmiştir. Yıllık ortalama bazında bakıldığında 0.58 bar olmaktadır. Şekil 18&#8242;de görüleceği gibi gözlem kuyularında saha üretiminin 700 ton/saatin altına düşmesiyle seviye basınç yükselirden olduğu tespit edilmiştir. Tüm kuyulardaki test sonuçlan birbirlerine paralel sonuçlar vermekte ve incelenen 7 yıllık süre içerisinde ortalama 4 barlık düşüm göstermektedir. Ortalama yıllık 71 milyon kwh enerji üretildiğinde 0.58 barlık basınç düşümü meydana gelmektedir. (Aksoy, Erkan, Durukan, 1993) Yine aynı çalışmada görüleceği gibi üretim yapılırken birinci rezervuarda kalan gözlem kuyularında da diğer kuyulara paralel basınç düşümleri aradaki bağlantıyı kanıtlamaktadır. Şekil 19 ve Şekil 20 de ise sahada üretim miktarları ile yapılmış olan çalışmaların test, temizlik ve diğer çalışmaları yıllık kwh maliyeti gösterilmiştir.</p>
<p>Kızıldere jeotermal sahasının jeolojisini incelemiş olan Şimşek (1985) de gösterildiği gibi graben şekilli bir sistem olup dipten beslenmeli, Tekkehamam ve Kızıldere sahaları temelden irtibatlı gösterilmiştir. Ancak bölgesel jeoloji incelendiği zaman bu sistemlerin kendi içlerinde bağımsız yatay uzanımlı kırık sistemleri ile D-B uzanırdı sistemler olduğu görülmüştür. Şekil 21.</p>
<p>Aksoy ve diğerleri (1993) de Kızıldere jeotermal sahasında geribasımı tartışmışlardır. Geribasım yapılacak sahanın seçiminin çok önemli olduğu söylenmiştir. Geribasım çalışmalarında geri basılacak akışkanın çok erken üretim yapan zonlara erişmemesi çok iyi tasarlanmalıdır denmekte fakat yer önerilmemektedir. Yine aynı çalışmada geribasım çalışmalarının maliyet hesaplarının çok iyi yapılması önerilmiştir. Tekkehamam sahası en uygun geribasım sahası olarak önerilmiş. Kuzeyden yapılacak geribasımın soğuk su girişini hızlandıracağı söylenmiştir. İlk hedef olarak KD-9 kuyusunun kullanılması önerilmiş.</p>
<p>Önceki bölümde verildiği gibi Laugaland jeotermal sahasında yapılmış olan test ve bilgisayar programlarının sonuçları ile Kızıldere Jeotermal sahasının jeolojik yapısı müşterek olarak değerlendirildiği taktirde Kızıldere jeotermal sahasına yapılacak geribasım sahasının seçimi üretim zonlarına 2-3 km uzaklıkta, sistemi besleyen fay zonlarına yapılacak şekilde bir yer seçimi ile geri basım test çalışmalarına başlanması önerilebilir.</p>
<h1>SONUÇ VE ÖNEMLER</h1>
<p>11 yıl boyunca LWN-4 kuyusu sezona bağlı olarak 10 lt/sn 25 l/s debi ile üretim yapılmıştır. İlk iki yılda su seviyesinde büyük düşmeler olmuştur. Daha sonra üst akiferden beslenmeler nedeniyle rezervuarda su seviyesinde düzelmeler görülmüştür.</p>
<p>Bugünkü üretim geribasım olmadan sürdürülürse LWN-4 üretim kuyusuna su seviyesinde yılda l m. dolayında düşmeler olacaktır. Gelecek 10 yıl içerisinde sıcaklıkta düşme olmayacaktır.</p>
<p>Laugaland jeotermal sahasından daha fazla enerji sağlamak için &#8220;geribasım&#8221; iyi bir alternatiftir. Geribasım için en iyi lokasyon LWN-4 kuyusuna 600 m. uzaklıkta Dayk boyunca kuzeye doğru hat üzerindedir.</p>
<p>Geribasım&#8217;la birlikte 200 gün içerisinde su seviyesinde 50-60 m yükselme sağlanacaktır.</p>
<p>Geribasım 10 1/sn&#8217;de sabit tutulursa ve sıcaklığı 40°C olursa 10 yıl ilerisinde rezervuardaki soğuma yalnız 2-3 °C olacaktır.</p>
<p>Uygulamalı ve model çalışma sonuçlan Laugaland jeotermal sahası için yeterli ve uygun sonuçlar vermiştir.</p>
<p>Aynı yöntemlerin ve düşüncelerin ışığında Denizli-Kızıldere jeotermal sahasında yapılacak geribasım çalışmalarında seçilecek jeolojik modellemelerin çok iyi tasarlanması gereklidir. Bu tasarlanan modellere göre geribasım testlerinin planlanması önerilebilecektir. Dipten beslenmeli iki farklı sistem, veya birleşik sistem kabul edilse dahi her iki tip modellerin ayrı ayrı test edilmesi en doğru sonuçları verecektir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<h1>VI. BÖLÜM</h1>
<h1>JEOTERMAL VE PETROL SAHALARINDA CaCO<sub>3</sub> ÇÖKELMESİ</h1>
<h1>ÖZET</h1>
<p>Kalsiyum karbonat çökelmesi, jeotermal sahalarda ve bazı petrol sahalarındaki üretim veya enjeksiyon kuyularında yeraltı ve yerüstü donanımlarında daralmalara ve tıkanmalara neden olarak bir takım işletim sorunlarına ve dolayısıyla ekonomik kayıplara neden olur. Ayrıca petrol sahalarında enjeksiyon durumunda ve bazı hallerde üretim durumunda da formasyon gözeneklerinin tıkanmasına dolayısıyla geçirgenlikte azalmaya neden olarak kuyuya olan akışı veya enjeksiyonu önler.</p>
<p>Karbonat çökelimini meydana getiren iyonlar bakımından, rezervuar koşullarında, dengede olan sulu çözelti üretimden dolayı meydana gelen basınç düşümü sonucu kalsiyum karbonata göre aşın doymuş hale gelir. Gözenekler ve üretim-enjeksiyon donanımları boyunca sürekli olarak akan aşırı doymuş çözelti içerisindeki kalsiyum karbonat kristalleri uygun koşullar bulduğunda gözenek ve donanım yüzeylerine tutunarak gittikçe kalınlaşan sert tabakalar halinde çökelirler. Oluşan bu tabakalar zamanla çap daralmalarına neden olarak akışı önlerler.</p>
<p>Bu bildiride kalsiyum karbonat çökelmesi olayı ayrıntılı olarak anlatılmakta ve karbonat çökelmesiyle ilgili, bölümümüzde geliştirilen bir model sunulmaktadır. Ayrıca model sonuçlan saha sonuçlarıyla kıyaslanmaktadır.</p>
<h1>GİRİŞ</h1>
<p>Petrol ve jeotermal sahalardan üretilen suyun içerdiği minerallerin kimyasal tepkimeleri sonucunda doğal olarak çözülemeyen bazı bileşikler suyla temas eden boruların iç yüzeyinde veya diğer donanımlarda çökelerek birikebilirler.Suyun bileşimine bağlı olarak mineral çökelmesini oluşturan bileşikler arasında kalsiyum karbonat, magnezyum karbonat, kalsiyum sülfat, stronsiyum sülfat, baryum sülfat, silikat ve demir bileşikleri sayılabilir. Minerallerin çökelmesi ve birikmesi sonucunda boruların çapları azalır ve donanımlar kullanılamaz duruma gelebilirler. Dolayısıyla, petrol ve jeotermal sahalarda suyun üretimi, depolanması, enjekte edilmesi ve diğer işlemlerden geçirilmesi durumunda mineral çökelmesinin kontrolü gerekir. Ancak bu oldukça karışık bir kimyasal durum olup çökelmenin önlenebilmesi için uzman bilgisine gereksinim vardır. Genelde, kontrol etmek için çökelmenin birikimine kadar beklemek akıllı bir yaklaşım olmaz. Bu çalışmada incelenen çökelme eğilimi veya miktarını veren bazı tahmin modellerinin önceden kullanılması ileride olabilecek önemli çökelme sorunlarına bağlı olarak erken önlem alma yöntemlerini veya tekniklerini gündeme getirebilir.</p>
<p>Çökelmenin bir potansiyel sorun olması durumunda çökelmeyi engellemek amacıyla çökelmeyi geciktiren veya önleyen kimyasal maddeler (ınhibitors) kullanılabilir. Bu tür kimyasal maddeler çökelebilecek maddelerin kristallerinin büyümesini durdurur ve dolayısıyla birikimi önler. Kimyasal maddelerin kullanılmaması durumunda ise kuyu içinde biriken mineral bileşikleri mekanik işlemler veya asitleme gibi yöntemlere başvurularak temizlenir.</p>
<p>Mineral çökelmesi, su içindeki minerallerin aşın doymuşluğa (supersaturation) ulaşması, çözünmüş gazların (CO<sub>2</sub> gibi) sudan ayrışması, basınç ve sıcaklık koşullarının değişmesi ve iyonik yapılan uyumsuz olan suların karışması gibi nedenlerle oluşur.</p>
<p>Petrol sahalarında petrol ve doğal gazla birlikte önemli miktarlarda su üretilir. Orijinal rezervuar koşullarında üretilen suyun kimyasal bileşimi termodinamik dengededir. Ancak kuyu dibinden yüzeye doğru akış sırasında sıcaklıkta ve daha önemlisi basınçta azalma otur. özellikle basınçtaki azalma nedeniyle suyun termodinamik dengesi bozulur, bileşimindeki çözünmüş gaz olan CO<sub>2</sub> sıvı fazdan ayrılarak gaz fazına geçer. Dolayısıyla CO<sub>2</sub>&#8216;in kısmi basıncında azalma olurken su içindeki karbonat dengesi bozulur. Bozulan denge sonucunda CaCO<sub>3</sub> oluşur. Oluşan CaCO<sub>3</sub> hidrodinamik ve kinetik koşulların elverdiği yerlerde, özellikle ani basınç düşümleri olan ve kristal birikimine olanak sağlayan pürüzlü boru iç yüzeylerinde, çöker ve birikir.</p>
<p>Jeotermal sahalardaki CaCO<sub>3</sub> çökelmesi olayı petrol sahalarındakine benzerdir, önemli farklılıklar petrol sahalarında su ile petrol birlikte üretilirken jeotermal sahalarda sadece su üretilmektedir. Üretim kuyusu dibindeki basınç ve sıcaklık koşullarına bağlı olarak rezervuardan üretim kuyusuna giren su tek fazlı olabileceği gibi su ve buharın birlikte olduğu iki fazlı durumlarla da karşılaşılabilir. Türkiye&#8217;deki en önemli jeotermal rezervuarlar olan Kızıldere ve Germencik rezervuarlarında rezervuar basıncının yüksekliğinden dolayı yüksek basınçlı sıcak su tek faz olarak kuyu dibine girer. Kuyu içinden yüzeye doğru akış sırasında ayrışma noktası (flash point) basıncı daha yüksek olan CO<sub>2</sub> sıvı fazdan ayrılarak gaz fazına geçer. Daha sonra da su fazı buharlaşmaya başlar. Yüzeyde üretilen gaz faz içinde buhar ve CO<sub>2</sub> birlikte bulunur. Petrol sahalarından üretimde ise yüzeydeki gaz faz içinde sudan ayrılan CO<sub>2</sub> ve petrolden ayrılan hafif hidrokarbonlar birlikte bulunurlar. Jeotermal üretim kuyusunda CO<sub>2</sub>&#8216;in sıvı fazdan ayrıldığı noktada suyun kimyasal dengesi bozulur ve petrol üretim kuyusundaki duruma benzer olarak CaCO<sub>3</sub> oluşur, uygun ortam ve koşullarda çökelerek birikir.</p>
<p>Bu çalışmada önce CaCO<sub>3</sub> çökelmesini tahmine yarayan bir model tanıtılacak ve daha sonra petrol ve jeotermal sahalarında CaCO<sub>3</sub> çökelmesinin görüldüğü yerlerde model uygulanarak model sonuçlan ile saha sonuçlan tartışılacaktır.</p>
<h1>KALSİYUM KARBONAT ÇÖKELMESİ</h1>
<p>Kalsiyum   karbonat   çökelmesini   açıklamak   için   sudaki   karbonat   bileşenlerinin davranışlarının bilinmesi gerekir. Genellikle sulu çözeltilerin karbonat sistemleri</p>
<p>CO<sub>2</sub>(g)            CO<sub>2</sub>(s)                                                     (1)</p>
<p>CO<sub>2</sub>(s) + H<sub>2</sub>O             H<sub>2</sub>CO<sub>3</sub>                                                     (2)</p>
<p>H<sub>2</sub>CO<sub>3</sub>           HCO<sup>-</sup><sub>3</sub>+H<sup>+</sup>                                               (3)</p>
<p>HCO<sup>-</sup><sub>3</sub>             CO<sub>3</sub><sup>-2</sup>+H<sup>+</sup>                                                (4)</p>
<p>şeklinde iyonlara ayrışırlar. Sistemi oluşturan ana bileşen CO<sub>2</sub> olduğu için tümü CO<sub>2 </sub>bileşenleri olarak adlandırılır. Görüldüğü gibi suda çözünen CO<sub>2</sub> karbonik asidi oluşturarak çözeltiye asidik yapı kazandırmaktadır. Henry kanununa göre suda çözünen gaz kısmi basıncıyla doğru orantılı olduğu için CO<sub>2</sub>’in kısmı basıncı çözeltinin pH&#8217;ı üzerinde etkin parametere olacaktır. Denklem 3 ve 4&#8242;deki tepkimelerde çözeltiye hem H<sup>+ </sup>iyonu hem de karbonat iyonları verildiği için bu sistem aynı zamanda çözeltinin bir tampon çözeltisi gibi davranmasını sağlar.</p>
<p>CaCO<sub>3</sub> çözelti dengesi ise</p>
<p> Ca<sup>+2</sup>  +  CO<sub>3</sub><sup>-2</sup>                       CaCO<sub>3</sub>(k)                                           (5)</p>
<p>                        Ca<sup>+2</sup>  +  HCO<sup>-</sup><sub>3</sub>                       CaCO<sub>3</sub>(k) + H<sup>+</sup>                                  (6)</p>
<p>Ca<sup>+2  </sup>+  2 HCO<sup>-</sup><sub>3</sub>                    CaCO<sub>3</sub>(k) + CO<sub>2</sub>(g)+H<sub>2</sub>O                  (7)</p>
<p>şeklinde çözeltinin bulunduğu koşullara göre gerçekleşir.</p>
<p>Karbonatların çökeliminde doğal olarak en etkin parametre pH&#8217;dır. pH&#8217;ın yüksek olması çözeltideki karbonat iyonlarının derişimini artıracağı için çökelmeyi artırır. Çözünmüş karbondioksit veya karbondioksitin kısmı basıncı çözeltide karbonik asit oluşmasına neden olduğu için pH değerini düşürmekte dolayısıyla CaCO<sub>3</sub> &#8216;m çökelmesini önlemektedir. Şekil l sıcaklık ve karbondioksitin kısmi basıncının CaCO<sub>3</sub> çökelmesi üzerindeki etkisini göstermektedir. Sıcaklık arttıkça çökelme eğilimi artmakta buna karşılık kısmi basınç artıkça çökelme eğilimi azalmaktadır. Artan sıcaklık CO<sub>2</sub>&#8216;in kısmi basıncının çökelme eğilimi üzerindeki etkisini azaltmaktadır.</p>
<p>Çözeltide bulunan diğer iyonlar yani çözeltinin iyonik gerilmesi (ionic strength) çözünürlüğü artırıcı yönde etki etmektedir.</p>
<p>Çökelmeyi etkileyen diğer faktörler kinetik ve hidrodinamik faktörlerdir. Bunlar özellikle termodinamik denge sağlandıktan sonra etkili olurlar. Çökeltilerin bir yerde tutunması , kristal şeklinde büyümesi vs. kinetik etkilere; akışın laminer ve türbülanslı olması veya akışın faz davranışı hidrodinamik etkilere girer. Örneğin CaCO<sub>3</sub> çökelmesi kışın türbülanslı olduğu yerlerde daha fazla gözlenmektedir.</p>
<h1>KALSİYUM KARBONAT ÇÖKELMESİNİN MODELLENMESİ</h1>
<p>Literatürde CaCO<sub>3</sub> çökelimini tahmine yarayan korelasyonları ve modelleri sunan pek çok çalışma vardır<sup>3</sup>&#8216;<sup>9</sup>. Bu çalışmalarda genellikle çözünürlük denge denklemleri kullanılarak çökelmenin olup olmayacağını belirleyen korelasyonlar geliştirilmiştir. En genel durumda çökelme eğilimi doymuşluk göstergesi (saturation index) ile belirlenmektedir. Genellikle</p>
<p>MeAn             Me+An                                              (8)</p>
<p>şeklinde çözünen çökeltiler için doymuşluk göstergesi</p>
<p>I<sub>s </sub>= log [(Me*An)/K<sub>sp</sub>]                                              (9)</p>
<p>şeklinde tanımlanmaktadır. Burada</p>
<p>I<sub>s</sub>           : Doymuşluk göstergesi,</p>
<p>Me*An : İyonların aktivitelerinin çarpımı,</p>
<p>K<sub>sp          </sub>: Çözünürlük çarpım değeri.</p>
<p>Bu tanıma göre</p>
<p>I<sub>s</sub>   &gt;    0   Çökelme eğilimi</p>
<p>I<sub>s</sub>   =    0   Doymuşluk durumu</p>
<p>I<sub>s</sub>   &lt;    0   Çökelme olamaz</p>
<p>Bu tanım ilk defa CaCO<sub>3</sub> çökelimi için Langelier tarafından geliştirilerek</p>
<p>I<sub>s</sub> = pH-pCa-pAlk-K                                                 (10)</p>
<p>şeklinde sunulmuştur. Burada</p>
<p>pCa   : Çözeltideki Ca<sup>+2</sup> iyonu derişiminin negatif logaritması,</p>
<p>pAlk : Çözeltinin Alkalinite değerinin negatif logaritması,</p>
<p>K   : Çözeltiye ait sabit. (Basınç sıcaklık ve iyonik gerilmenin fonksiyonu.</p>
<p>Buradaki K sabiti düşük sıcaklık ve basınçlarda hesaplanarak verilmiştir. Stiff- Davis<sup> </sup>K sabitinin daha yüksek sıcaklık, basınç ve iyonik gerilmelerde hesaplanmasını sağlayan grafikler yayınladı. Oddo- Tomson Denklem 9&#8242;dan hareketle doymuşluk göstergesini pH’dan bağımsız olarak hesaplayan korelasyonlar geliştirdi. Sunulan model aynı zamanda pH değerimde hesaplamaktadır. Ayrıca geçerli olduğu basınç, sıcaklık ve iyonik gerilme aralığı çok geniştir. Valone-Skillern Stiff- Davis sabitini kullanarak çökelebilecek maksimum kalsiyum karbonat miktarını da hesap eden bir bilgisayar programı yaptıklarını açıkladılar. Uğur,Çiğ ve Satman doymuşluk göstergesi yanı sıra çökelebilecek maksimum kalsit miktarım hesaplayan bir model sundular. Satman- Alkan yine çözünürlük denge denklemlerinden hareketle geliştirdikleri modelde hem aktivite katsayılarını hesaplayan, hem de basınç, sıcaklık ve CO<sub>2</sub> in gaz fazındaki değişimini veren bir model geliştirdiler. Model doymuşluk göstergesini ve çökelme eğilimi olması durumunda çökelebilecek maksimum CaC0<sub>3</sub> miktarını hesaplamaktadır. Bu modellerden farklı olarak Englander yayınladığı çalışmasında çökelme miktarını çözeltinin iletkenliği yardımıyla nasıl hesaplanacağını açıklamaktadır. Bu çalışmada da önceden hazırlanmış bir kalibrasyon eğrisi çalışmanın koşullarını sınırlamaktadır. Bunların dışında Yeboah ve diğerleri ve Bertero ve diğerleri sadece termodinamiksel değil kinetik ve hidrodinamik etkilerinde göz önüne alındığı modeller, ayrıntılarını belirtmemekle beraber, sunmuşlardır.</p>
<p>Bu bildiride sunulan ve bölümümüzde geliştirilen model ise doymuşluk göstergesini Denklem 9&#8242;u esas alarak hesaplamakta, doymuşluk göstergesinin pozitif çıktığı durumlarda çökelebilecek maksimum CaCO<sub>3</sub> miktarını vermektedir. Gerekli olan denge sabitleri ve diğer katsayılar Oddo-Tomson tarafından geliştirilen korelasyonlar kullanılarak hesap edilmektedir. Çökelebilecek maksimum CaCO<sub>3</sub> miktarım hesaplamada çözünürlük dengesi göz önüne alınmaktadır. CaCO<sub>3</sub> çökelmesi geçekleştiğinde hem Ca<sup>+2 </sup>hem de CO<sub>3</sub><sup>-2</sup> iyonu derişiminde çökelen miktar kadar azalma olacaktır. Çökelme sonrası iyonların derişimleri çarpımı çözünürlük çarpımına eşit olacaktır;</p>
<p>(Ca<sup>+2 </sup>- Q) (CO<sub>3</sub><sup>-2 </sup>- Q) =  K<sub>sp</sub>                                              (11)</p>
<p>Burada Q çökelebilecek maksimum CaCO<sub>3</sub> miktarıdır.</p>
<p>Denklem Q&#8217;ye göre çözüldüğünde</p>
<p>elde edilecektir.</p>
<p>Daha öncede vurgulandığı gibi karbonatlar yeraltı sularının bulunduğu koşullarda genellikle HCO<sup>-</sup><sub>3</sub> formunda bulunduğu için su analizlerinde ölçülen karbonat parametresi HCO<sup>-</sup><sub>3 </sub>tır Eşitlik HCO<sup>-</sup><sub>3 </sub>a göre düzenlenirse</p>
<p>elde edilir.</p>
<p>Burada:</p>
<p>H<sup>+</sup> : Çözeltideki hidrojen iyonu derişimi( = 10<sup>-pH</sup>),</p>
<p>K  : Karbonik asidin ikinci denge sabiti.</p>
<p>Model basınç, sıcaklık, suyun iyonik bileşimi, pH veya gaz fazı olması durumunda gaz fazı içindeki olmaması durumunda sıvı fazdaki CO<sub>2</sub> oranını veya yüzey koşullarındaki CO<sub>2</sub>&#8216;in kısmı basıncının <a href="http://www.genelbilge.com/tag/veri/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Veri">veri</a> olarak girilmesi durumunda doymuşluk göstergesini, çökelme eğilimi olması durumunda çökelebilecek maksimum CaCO<sub>3</sub> miktarını vermektedir. Ayrıca kuyu içi boyunca veya yüzeyde basınç ve sıcaklık dağılımının bilinmesi durumunda basınç ve sıcaklığa bağlı olarak doymuşluk göstergesini hesaplamakta çökelme eğilimi olması durumunda çökelmeden dolayı kalsiyum iyonunda oluşan olası azalmayı saptamaktadır. Geliştirilen bu modelden elde edilen sonuçlan yukarıda sözü edilen model sonuçları ile karşılaştırmak amacı ile kaynak 5 &#8216;de verilen su örnekleri kullanıldı. Su örneklerinin kimyasal bileşimi ve modellerden elde edilen sonuçlar Çizelge 1&#8242;de verilmektedir. Sonuçlardan görüldüğü gibi burada sunulan model literatürde sunulan modellerle uyumluluk sağlamaktadır. Stiff-Davis ve Oddo-Tomson tarafından sunulan modeller yalnızca doymuşluk göstergesini hesaplamaktadırlar.</p>
<h1>SAHA UYGULAMALARI</h1>
<p>Türkiye&#8217;de Kızıldere ve Germencik jeotermal sahalarında CaCO<sub>3</sub> çökelmesi vardır. Şekil 2 &#8216;de Kızıldere jeotermal sahasında çekilmiş bir fotoğraf görülmektedir Burada boru çapı çökelmeden dolayı önemli derecede azalmıştır. Şekil 3&#8242;de ise Türkiye&#8217;de bulunan bir petrol sahasına ait kuyunun toplama tankı ile kuyu başı arasındaki boru hattında meydana gelen CaCO<sub>3</sub> çökelmesi görülmektedir. Çizelge 2 &#8216;de Germencik sahasına ait bir kuyuda yapılan su analiz sonuçları ve kuyu basınç ve sıcaklık değerleri verilmektedir. Çizelgedeki Ca<sup>+2</sup> iyonu derişimine dikkat edilecek olunursa kuyu dibinde derişim 38.6 mg/1 iken yüzeyde derişimin l ppm&#8217;in altına düştüğü görülmektedir. Ca<sup>+2</sup>  iyonu karbonatlarla birleşerek çökelmiştir. Kalsiyum iyonu derişiminde meydana gelen kayıp yardımıyla çökelen CaCO<sub>3</sub> miktarı 95 mg/1 olarak hesaplanır. Kuyu dibi koşullan modelde yerine yerleştirildiğinde yapılan işlem sonucu çökelebilecek maksimum CaCO<sub>3</sub> miktarı 96 mg/1 olarak bulunmaktadır. Şekil 3&#8242;de fotoğrafı gösterilen petrol sahasındaki durum içinde model çalıştırılmıştır. Kuyu başında alınan, yerinde ve laboratuarda analizi yapılan suyun kimyasal bileşimi ve kuyuya ait diğer bilgiler Çizelge 3&#8242;de verilmektedir.</p>
<p>Modelde elde edilen sonuçlar Şekil 4. a,b,c &#8216;de grafiksel olarak gösterilmektedir. Şekil 4a &#8216;da boru hattı boyunca oluşan basınç düşümüne karşılık doymuşluk göstergesindeki değişim gösterilmektedir. Görüldüğü gibi basıncın 90 psi &#8216;dan az olduğu değerlerden itibaren çökelme eğilimi başlamaktadır. Toplama tankına giriş basıncı 40 psi olarak ölçüldüğüne göre 90 psi dan küçük basınçların etkin olduğu boru kesimlerinde çökelme olacaktır Şekil 4b&#8217;de ise basınç düşümüne bağlı olarak çökelebilecek maksimum CaCO<sub>3 </sub>miktarı gösterilmektedir. Çökelebilecek maksimum miktar düşen basınçla artma göstermektedir. Bunun nedeni CaCO<sub>3</sub> çözünürlüğünün gittikçe azalmasıdır. Ca<sup>+2</sup> iyonu derişiminin çökelmeyle değişimi Şekil 4c&#8217;de gösterilmektedir.</p>
<p>Her iki örnekte de model sonuçlan saha sonuçlan ile uyumluluk göstermektedir. Aslında model ve saha sonuçlarının uyumlu çıkmasında sahada ve laboratuarda yapılan ölçümler önemli rol oynar. Yapılacak yanlış bir ölçüm model sonuçlarını gerçek sonuçlardan önemli derecede uzaklaştırır. Örneğin önemli bir parametre olan HCO<sup>-</sup><sub>3</sub> değerinin alkaliniteye eşit alınması fosfat, asetat , borat bileşenleri veya çözünmüş H<sub>2</sub>S içeren sularda, bu bileşenler alkaliniteyi artırdığı için, HCO<sup>-</sup><sub>3</sub> derişiminin bulunduğundan daha büyük alınması anlamına gelir. Aynı şekilde pH değeri yüksek basınç ve sıcaklıklarda zor ölçüldüğü için bu değeri hesaplamada kullanılan CO<sub>2</sub>&#8216;in de doğru olarak saptanması gerekir.</p>
<h1>SONUÇLAR</h1>
<p>Bu çalışmadan elde edilen sonuçlar aşağıda sıralanmaktadır.</p>
<p>(1)   Bölümümüzde geliştirdiğimiz modelden  elde  edilen  sonuçlar gerek jeotermal sahada gözlenen gerekse de petrol sahasında gözlenen sonuçlarla uyum sağlamıştır.</p>
<p>(2)   Model suyun   kimyasal bileşiminin   ve bulunduğu koşullar bilinmesi durumunda doymuşluk göstergesini ve çökelme eğilimi olması durumunda çökelebilecek maksimum CaCO<sub>3</sub> miktarını vermektedir. Ayrıca basınç ve sıcaklık parametrelerinin   yere göre değişimi   bilindiği   takdirde   basınç   ve   sıcaklığın   fonksiyonu   olarak   çökelebilecek maksimum CaCO<sub>3</sub> miktarını vermektedir.</p>
<p>(3)   Modellerden   doğru   sonuç   elde   etmek   her şeyden   önce   yapılan   su   analiz sonuçlarının belirtildiği koşulları doğru olarak temsil etmesine bağlıdır.</p>
<h1>VII. BÖLÜM</h1>
<h1>JEOTERMAL SAHALARIN BAZI ÖZELLİKLERİ VE JEOTERMAL SAHA MODELİ</h1>
<p>Yukarıda belirtildiği gibi Jeotermal sahalarda sıcaksu ve buharın nerede ve nasıl kaynaklandığını ana hatları ile açıkladıktan sonra, bu sahaların hangi özelliklere sahip olduğunun bilinmesi gerekmektedir.</p>
<p>Jeotermal sahaları oluşturan özellikler ve bu özelliklerin doğal sonucu olarak ortaya çıkan hususları şu şekilde açıklanabilir.</p>
<p>a &#8211; Jeotermik enerji sahalarında elde edilen akışkanlar meteorik orijinlidir. Bu durum izotopik analizler sonucu elementlerin bulundukları oranlar yardımıyla tespit edilmiştir.</p>
<p>Bunun doğal sonucu olarak, bir jeotermik enerji sahasını bir artezyen sistemi şeklinde düşünmek mümkün olmuştur. Böylece sistem, l &#8211; bir beslenme alanından, 2 &#8211; suları yeterli bir sıcaklığa ve enerji potansiyeline yükseltecek derinliklere ve alanlara yayılmasını sağlayacak bir sirkülasyon alanından ve 3 -yine, geçirimsiz ortamlar içinde yer alan geçirimli ortamlar yolu ile satha yakın yerlere kadar erişen ve &#8221; Jeotermik Enerji Sahaları&#8221; adı verilen bölümlerden oluşur. Jeotermik enerji sahalarında bu çeşit geçirimli kısımlar rezervuar veya Jeotermal akifer adını alırlar. Rezervuarların yüzeye ulaşması mümkün olduğu gibi, sıcak su ve buhar sızıntıları şeklinde belirtiler vermesi veya gözle görülür hiç bir işaret vermemesi de mümkündür.</p>
<p>Yukarıda açıklanan durumun yine doğal bir sonucu olarak, her jeotermik enerji sahasının belirli bir statik seviyesi bulunacaktır.</p>
<p>b &#8211; Jeotermal sistemlerde ısı iletimi, ısı taşıyıcısı olan suyun konveksiyonu yoluyla olmaktadır. Sistemin geçirgen kısımlarındaki geçirgenlik sekonder geçirgenliktir. Bu nedenle jeotermal akiferin her yerinde sıcaklık aynıdır.</p>
<p>c &#8211; Rezervuarın belirli bir kısmında suyun buhar veya sıvı fazında oluşu, sadece bu kısımdaki basınç ve sıcaklığa bağlıdır.</p>
<p>Aynı zamanda, kaynama noktası &#8211; derinlik eğrisini ve eğrinin modele uygulanışını da kapsamaktadır. Modeldeki düşey derecelendirme bu amaçla büyük alınmıştır (Tezcan,1973).</p>
<p>Kaynama noktası &#8211; derinlik eğrisi, çeşitli basınçlarda suyun kaynadığı sıcaklığı gösteren bir basınç &#8211; sıcaklık eğrisidir. Belirli bir basınç için suyun sıcaklığı, bu basınca ait kaynama sıcaklığından büyük ise su, buhar fazında, küçük ise sıvı fazında bulunur. Bu eğriyi jeotermal rezervuarlara uygulayabilmek için her 10 m derinlik artışının l kg/cm<sup>2</sup> lik basınç artışına karşılık geldiği hususu göz önünde tutularak, derinlik cinsinden işaretlenmiştir. Rezervuarın belirli bir derinlikteki basıncı, statik seviyeye nazaran derinliğe bağlı olduğundan, kaynama noktası &#8211; derinlik eğrisinin başlangıcı, statik seviyeye intibak ettirilerek kullanılır. Şekil &#8211; 7 de rezervuar sıcaklığının 200 °C olması halinde, rezervuarda suyun buhar ve sıvı olma durumu gösterilmiştir. Bu sıcaklıktaki su, 16 kg/cm<sup>2</sup> nin altındaki basınçlarda buhar, üstündeki basınçlarda ise sıvı durumunda olacağından, rezervuarda, su &#8211; buhar ayrım yüzeyi statik seviyenin 150 m altında bulunan, bir buhar deposu oluşacaktır.</p>
<p>Böylece, bir jeotermal sahada, kuru buhar üretim elde edilebilmesinin, sondajın alt ucunun, rezervuardaki buhar deposu içinde bulunması halinde mümkün olacağı görülmektedir. Kuyu dibinin sıcak su içinde bulunması halinde ise, kuyu başının statik seviyenin altında veya üstünde olduğuna göre, artezyen halinde fışkırır yahut da su statik seviyeye kadar yükselir ve orada kalır.</p>
<p>Diğer yandan, sahada büyük miktarda bir üretim sonucu buhar deposu, daha evvel sıcaksıı veren kuyuların diplerini de kapsayacak şekilde genişleyebilir ve bu kuyuların da buhar verir hale gelmesine neden olabilir (Tezcan,1973).</p>
<p>Bu şekilde, yukarıda verilmeye çalışılan modelle ilgili açıklamadan l &#8211; rezervuarın lokasyonu, şekli, derinliği 2 &#8211; rezervuar içindeki akışkanın sıcaklığı ve 3 &#8211; sıcak suyun statik seviyesi bilindiği taktirde, rezervuarın buhar taşıyıp taşımadığının ve buhar deposunun yerinin tespitinin mümkün olduğu sonucu çıkmaktadır.</p>
<h1>Dünya Üzerindeki Jeotermal Enerji Kaynakları</h1>
<p>Bilindiği gibi ortalama olarak yerin ısısının yüzeyden itibaren her 33 m de l °C yükseldiği kabul edilir. Fakat yapılan çalışmalarda bu ısının dünyanın bazı bölgelerinde çok yükseldiği anlaşılmıştır. Bu gibi ortalama ısının çok üstünde olan bölgeler jeotermal enerji bakımından çok önemli olduğu görülür. Bu bölgeler yeryüzünde gelişigüzel dağılmış olmayıp belirli kuşaklar gösterirler (Şamilgil &#8211; 1973)(Şekil &#8211; 8).</p>
<p>Yeryüzünde, yapılan ısı akımı (heat flow) ölçme çalışmaları ile ısı akımının yüksek olduğu sahalar tespit edilmiştir. Özellikle Amerikalıların ve Japonların yapmış olduğu çalışmalarla Pasifik ve Atlantik Okyanuslarının derin kesimlerinde ısı akımının yüksek olduğu kuşaklar ortaya çıkarılmıştır.</p>
<p>Bu ısı akımının yüksek olduğu kuşakların aynı zamanda okyanusun derinliklerinde tespit edilmiş olan eşik zonlara paralel olduğu anlaşılmıştır. Daha sonra bu zonların özel bir strüktüre sahip ve volkanizma ile de bağlı olduğu ortaya çıkarılmıştır.</p>
<p>Ayrıca yeryüzünde bugüne kadar tespit edilen deprem kuşaklarının da, bu ısı akımının yüksek olduğu aktif yarık zonlarla yakın ilişkide olduğu sonucuna varılmıştır. Yani depremler, çoğunlukla aktif fayların bulunduğu belirli kuşaklarda oluşmaktadır. Bu kuşaklar aynı zamanda bugün ve tarihi zamanlarda aktif olan volkanların bulunduğu kuşaklardır. Aynı kuşakların yüksek ısı akımının bulunduğu kuşaklar olduğu da anlaşılmaktadır.</p>
<p> Yukarıda belirtilen kuşaklar ıs; akımı ihtiva eniklerine güre aynı zamanda jeotermal imkanlar acısından da önemli sahalardır. Nitekim zamanımıza kadar jeotermal çalışmaların yapıldığı sahalar genellikle bu kuşaklara <a href="http://www.genelbilge.com/tag/isabet/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Isabet">isabet</a> etmektedir. Şu halde dünya ölçüsünde deprem zonları, aktif volkanik yer ve zonları, aktif fay zonları ile jeotermal imkanları meydana getiren yüksek ısılı zonlar birlikte mütalaa edilerek korelasyona tabi tutulduğunda, birbirleri ile yakında ilgili oldukları görülür.</p>
<p>Dünya ölçüsünde yapılan çalışmalarda özellikle aktif volkanların bulunduğu sahalar genellikle ısı akımının yüksek olduğu sahalar olduğu tespit edilmiştir. Bu gibi sahalarda magma yeryüzüne kadar çıkabildiğine göre, ısıtıcı olarak başlıca etkendir. Bu durum tarihi devirlerde aktif olup da günümüzde sönmüş görünen volkanların hemen yanında da bulunmaktadır. Volkanlar genellikle aktif faylarla bağlantılıdırlar.</p>
<p>Volkanik kayaçlar özelliklerine göre yüksek poroziteli veya düşük poroziteli olabilmektedir ve faylar, kırık ve çatlaklar bu poroziteyi arttırmaktadır.</p>
<p>Isı kaynağının yakın olduğu genç volkanik sahalarda tektonik yapının uygun olduğu ve volkanik kayaçların da rezervuar ve örtü kayaç özelliklerini taşıdığı durumlarda jeotermal imkanlar doğmaktadır.</p>
<p>Bugüne kadar yapılan jeotermal araştırmalarda birçok jeotermal sahaların volkaniklere bağlı olarak oluştuğu tespit edilmiştir. Buna göre dünyada bazı ülkelerdeki jeotermal sahaların özellikleri ana hatları ile izah edilecektir.</p>
<h1>Japonya&#8217;nın Jeotermal Sahaları</h1>
<p>Japonya&#8217;da bugün 25&#8242;in üzerinde jeotermal alan bulunmaktadır. Bunların hepsi sıcaksu kaynakları ve fümerollerin bulunduğu  sahalardır.    Ayrıca    bunlar    tamamen    Kuvaterner volkanizması ile ilişkili olarak bulunurlar.</p>
<p>Bugüne kadar yapılan çalışmalarda henüz iki sahada elektrik üretimine geçilmiştir. Bu sahalar Matsukavva ve Oteka jeotermal sahalarıdır</p>
<p>a &#8211; Matsukavva jeotermal sahası; Bu saha Honshu adasının kuzeyindedir. Burada eski bir kaldera içinde bir merkezi koni oluşmuştur. Bu koni Kuvaterner&#8217;e aittir. Eski kaldera aynı zamanda iki taraftan faylarla kesilmiştir ve bir graben şeklindedir. Sondajlar kaldera içinde yapılmıştır ve buhar Pliyosen yaşlı dasitik tüf ile onun altında bulunan şeyi ve kumlasından alınmaktadır. Bu rezervuarın üzerinde daha az gözenekli olan andezitler örtü görevi görmektedirler.</p>
<p>Sahadan halen elektrik üretilmekte olup, 20 MW’lık bir jeneratörü çalıştırmaktadır.</p>
<p>b &#8211; Otake ve Hatchoburu jeotermal sahaları ; Bu birbirine çok yakın iki saha aynı saha olarak değerlendirilebilir. Çünkü her iki sahada da jeolojik ve tektonik koşullar benzerlik gösterir.</p>
<p>Bu saha ülke güneyindeki Kuyushu adasındadır ve bu da Kuvaterner volkaniklerine bağlı olarak bulunur. Bu saha büyük bir grabenin yer almaktadır. Aynı grabenin güneybatısında Aso yanardağı zaman zaman faaliyete geçmektedir. Burada rezervuar kayaç Hohi volkanik kompleksine ait tüfidik breşlerdir.</p>
<p>Örtü olarak daha az poroz olarak yine Hohi kompleksine ait üst piroksen andezitleridir. Ancak bunlar çok çatlaklıdır. Bilhassa Otake sahasında bu andezitlerin çatlaklı zonlarından buhar da çıkmaktadır.</p>
<p>Otake sahasında 10 MW lık bir jeneratör çalışmaktadır. Hatchoburu sahasında ise testler ve sondaj çalışmaları yapılmaktadır. Burada 30 MW lık bir jeneratör kurulması planlanmış ve devreye geçirilmiştir.</p>
<h1>Rusya&#8217;da Pauzhetsk Jeotermal Sahası</h1>
<p>Bu saha Kamçatka yarımadasında bulunmaktadır. Fay zonu ve Kuvaterner volkaniklerine bağlı olarak yer alır. Günümüzde zaman zaman faaliyette bulunan Koshalev volkanı da bu bölgededir (Kurtman,1973).</p>
<p>Bu termal sahada tüfitik breşler ve aglomera &#8211; dasitik türler rezervuar kayaçlar olarak yer alırlar. Dasitik volkan külleri de örtü olarak belirtilmektedir. Bu sahada halen elektrik üretilmektedir.</p>
<h1>Yeni Zelanda&#8217;da Wairakei Jeotermal Sahası</h1>
<p>Wairakei jeotermik sahası Yeni Zelanda&#8217;da önemli bir saha olup, SW &#8211; NE yönünde uzanan büyük bir grabenin içinde yer alır. Jeotermal koşullar faylar ve volkanik kayaçların ortak etkisi ile oluşmuştur. Sahada grabenin çevresinde ve içinde, buhar ve sıcaksu çıkan birçok kaynak haricinde derin sondaj kuyuları da bulunmaktadır.</p>
<p>Bu sahada rezervuar sünger taşı ile breş nöbetleşmesinden meydana gelen Waiora formasyonudur. Burada Wairaki ignimbritleri geçirimsiz olmakla beraber fay ve çatlaklar vasıtası ile sıcak suyun aşağıdan Waiora rezervuarına gelmesini temin eder. Çamurtaşından ibaret olan üstteki Huka formasyonu da örtü tabakası rolünü oynar. Bu sahadan halen elektrik üretilmektedir.</p>
<h1>Meksika&#8217;da Pathé Jeotermal Sahası</h1>
<p>Bu saha Meksika şehrinin kuzeyindedir. Volkanik saha içersindedir. Sahada jeotermal çalışmalar halen devam etmektedir.</p>
<p>Burada rezervuar, riyolitler olarak düşünülmektedir. Çünkü buhar riyolitlere girilince fışkırmıştır. Fakat daha altta Mesozoik kalkerlerinin rezervuar olarak bulunacağı ileri sürülmektedir. Örtü belli değildir.</p>
<h1>İtalya&#8217;da Mt. Amiata Jeotermal Sahası</h1>
<p>Bu jeotermal saha volkanik tip sahalara dahil değildir. Burara rezervuar tamamen sedimanter olan kalker &#8211; dolomit ve anhidritlerden oluşmuş Tuscan formasyonudur (Sür, 1976).</p>
<p>Örtü tabakası da Tuscan formasyonu üzerine gelen şey! ve mam tabakalarıdır.</p>
<p>Bu sahayı en üstte Mt. Amiata volkanikleri örtmüştür. Burada genç volkanikler ancak ısıtıcının buraya yakın olduğunu göstermesi bakımından önemlidir. Sahanın aynı zamanda graben içinde geliştiği anlaşılmaktadır.</p>
<p>Kısaca söylemek gerekirse dünyada belirli kuşaklar jeotermal olanaklar bakımından önem taşımaktadır. Bu kuşaklar deprem ve genç volkanik kuşaklarla adeta çakışmaktadır. Bu nedenle bir bölgenin jeotermal enerji potansiyeli o bölgenin jeolojik tarihçesi, özel jeodinamik ve jeomorfolojik konumu ile yakından ilgilidir. Volkanoloji ve jeodinamik kavramlara ilişkin modern bir tez olan &#8220;Levha Tektoniği Teorisi&#8221; jeotermal araştırmaların ana objektiflerini belirlemek için yol gösterici rol oynamaktadır.</p>
<p>Avrupa&#8217;daki jeotermal alanların konumu ve oluşum süreci, aynı jeodinamik kuşaklar içinde yer alan ülkemizi de yakından ilgilendirdiğinden, ana hatları ile aşağıda verilmeye çalışılacaktır.</p>
<h1>Türkiye&#8217;nin Jeotermal Enerji Potansiyeli</h1>
<p>Yukarıdaki dağ kuşakları ve deprem kuşakları göz önüne alındığında Türkiye, jeotermal açıdan önemli bir yerdedir. (Şekil -8). Türkiye deprem kuşağı üzerindedir ve bu da Türkiye&#8217;de bulunan önemli fayların aktif olduğunu göstermektedir. Bu faylar genellikle grabenler veya doğrultu atımlı faylar şeklinde gelişmişlerdir. Türkiye&#8217;de bulunan birçok sıcaksu kaynakları bu faylarla yakından irtibatlıdır.</p>
<p>Nitekim bugüne kadar yapılan jeoloji, jeomorfoloji. jeofizik, jeokimya ve sondaj çalışmalarının sonuçlarına göre ülkemizde de önemli .bir jeotermal potansiyelin olduğu anlaşılmıştır (Şekil &#8211; 9).</p>
<p>Batı Anadolu&#8217;da mevcut bulunan çok sayıdaki sıcaksu kaynağından büyük bir kısmı graben yapılarını oluşturan kırıklar üzerinde yer almaktadır.</p>
<p>Jeoloji ve jeomorfolojik araştırma sonuçlarına göre, genç tektonik evrenin kontrolünde olan bu kırık çizgileri kabukta çok yeni bir yükselmeyi dışa vurmaktadır.</p>
<p>Jeofizik verilerine dayanılarak derin kökenli graben fayları ile yüzeylenen termal akışkanların Batı Anadolu&#8217;da yüksek entalpili (kullanıma uygun, elverişli) alanların oluşmasına neden oldukları kabul edilebilir. Bugüne kadar sürdürülen araştırmalar sonucunda bu bölgede yüksek entalpili birkaç hidrotermal sistem tespit edilmiş olup (Kızıldere, Germencik) grabenler boyunca daha başka hidrotermal sistemlerin bulunabilmesi de mümkündür.</p>
<p>Batı Anadolu&#8217;daki grabenlerle ilgili gerilme tektoniğine karşın, Orta Anadolu&#8217;da yakın zamanlara kadar etkinliğini sürdürmüş genç ve yaygın volkanizmanın izleri görülmektedir. Genç volkanizmanın ve tektoniğin yoğun olduğu alanlarda orta ve düşük entalpili hidrotermal alanların gelişmesi muhtemeldir. Isıtmacılıkta kullanım için elverişli olabilecek bu hidrotermal alanlardan başka, Orta Anadolu&#8217;da kırıklıkların yaygın olmadığı fakat ısı birikiminin bulunduğu düşünülen yöreler de mevcut olup, buraları kızgın kuru kaya türü yapay jeotermal sistemlerin geliştirilmesine uygun yerlerdir (Acıgöl &#8211; Nevşehir). Ayrıca kalın tortul istifleri içeren tortul havzalarda derin sıcaksu rezervuarlarının varlığı da güçlü ihtimaller arasındadır. Bazı petrol arama sondajlarında da böylesine rezervuarlara rastlanmıştır (Erişen, 1986).</p>
<p>Doğu Anadolu&#8217;da da yine tarihsel zamanlara kadar sürmüş yaygın volkanik etkinlik ve bu etkinliğe dayalı yüksek ısı anamolisi beklemek mümkündür. Dağınık sıcaksu kaynaklarının gözlenebilmesi, çağdaş kabuksal yayılım bölgesi olması ve buna bağlı olarak derin kırıkların çok sayıda bulunması nedeniyle önemli hidrotermal sistemlerin varlığı kesindir. Bugüne kadar düşük entalpili sistemlere rastlanmasına rağmen, orta ve yüksek entapili sistemlerin, hatta kırık sistemlerinden uzaklaştıkça, ısı birikiminin olabileceği alanlarda kızgın kuru kaya sistemlerinin bulunmaması için de herhangi bir olumsuz neden yoktur.</p>
<p>Yine &#8221;Kuzey Anadolu Fay Kuşağı&#8221; boyunca düşük entalpili de olsa değerlendirilebilecek jeotermal enerji potansiyelinin yanı sıra, Trakya ve Güneydoğu Anadolu&#8217;daki derin tortul havzalarının derinliklerinde de düşük entalpili jeotermal yatakların bulunması mümkün görünmektedir.</p>
<p>Görüldüğü gibi ülkemizin, gerek jeolojik durumu gerekse jeodinamik ve jeomorfolojik konumu nedeniyle umutlu bir jeotermal enerji potansiyeli vardır. Bugüne değin elektrik üretimine yönelik olarak Türkiye Elektrik Kurumu tarafından Kızıldere (Denizli) kurulan 20.4 MW&#8217;lık güç ünitesi dışında herhangi bir güç ünitesi kurulmuş değildir. Germencik (Aydın), Tuzla (Çanakkale) jeotermal alanlarından önemli ölçüde elektrik güç potansiyeli beklenmektedir.</p>
<h1>VIII. BÖLÜM</h1>
<h1>JEOTERMAL ENERJİDEN YARARLANMA</h1>
<p>Jeotermal kaynaklardan yeryüzüne çıktıkları sıcaklık derecelerine bağlı olarak farklı biçimlerde yararlanılmaktadır. Yukarıda da belirttiğimiz gibi yeryüzünün değişik alanlarında yer alan jeotermal kaynakların sıcaklık dereceleri farklılık göstermektedir. Bu farklılık rezervuarın jeoloji, jeofizik ve jeomorfolojik özelliklerine bağlı olarak birinden diğerine değişmektedir. Jeotermal akışkanlar dünya standartlarına bağlı olarak:</p>
<p>a &#8211; Yüksek sıcaklıklı, sıcaklığı 150 °C&#8217;den fazla,</p>
<p>b &#8211; Orta sıcaklıklı, sıcaklığı 150-70 °C arasında değişen ve</p>
<p>c &#8211; Düşük sıcaklıklı, sıcaklığı 70 °C&#8217;den düşük,</p>
<p>olmak   üzere   üç   kategoriye   göre   değerlendirilen jeotermal alanlar bulunmaktadır (Erişen, 1986).</p>
<p>Bu alanların özelliklerini şöyle açıklamak mümkündür:</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">a – Yüksek Sıcaklıklı Jeotermal Alanlar</span>: 3000 m de 150 °C nin üzerinde sıcaklık beklenen alanlardır. Levha Tektoniği&#8217;ne göre, geniş çapta jeotermal etkinlikli bu alanlar magma odalarının varlığı, kabuk incelmesi, yitim zonuna bağlı olan erime, büyük rnagmatik intrüzyonlar ve horst &#8211; graben sistemleri ile derin gerilme tektoniği ve bununla ilgili volkanizmaya bağlı alanlardır.</p>
<p>Bu kapsamda, aktif mağmatizma ve yaygın tektonikli iç alanlar, ana levha içinde Pliyosen ve Kuvaterner volkanizmasının Dikin olduğu alanlar, aktif volkanik yay alanları, okyanusa! kabuk ve incelmiş kıtasal kabuk ile bağıntılı alanlar bulunmaktadır. Bunlardan, aktif mağmatizma ve yaygın tektonikli iç alanlar içerisinde açılmış olan kuyularda, 3000 m derinlikte, kaydedilen maksimum sıcaklıklar 400 °C yi aşmakta ve bu değerler bu güne değin rastlanan en yüksek dereceler olmaktadır. Larclerello Basin&#8217;indeki (İtalya) S. Ponzano kuyusunda 2900 m derinlikteki sıcaklık değeri 460 °C dir. Söz konusu yerin jeotermal özellikleri söyle özetlenebilir: kıtasal kabuk incelmesi, post volkanik yükselmeler, mağmatizma, asit volkanik ürünlerin varlığı, mineral depoların ve çok sayıda sıcaksu kaynağının bulunması şeklinde belirmektedir (Erişen, 1986).</p>
<p>b &#8211; <span style="text-decoration: underline;">Orta Sıcaklıklı Jeotermal Alanlar</span>: 3000 m derinlikteki sıcaklıkların 120 &#8211; 150 °C olduğu alanlar olup, Tersiyer ve Kuvaterner yaşlı ve düşük volkanik etkinlikli kıtasal riftler (yarıklar), kenar ve yay gerisi havzalar, bu alanların ana birimleridir. Özellikle yay gerisi havzalarında ısı akısı değerleri fazla ve jeotermal gradyan 40 °C/km &#8216;nin üzerindedir (1.32 °C/33 m). Bu tip alanlardan ısıtmacılıkta ( konut, ahır, kümes, sera vb) ve çeşitli endüstri dallarında enerji girdisi sağlamada yaralanılmaktadır.</p>
<p>c &#8211; <span style="text-decoration: underline;">Düşük Sıcaklıklı Jeotermal Alanlar</span>: 3000 m de sıcaklıkların 40 &#8211; 120 °C arasında değiştiği bu alanlar anakaralar (kıtalar) dışındaki havzalar ve ön derinlik havzaları ile kristalize masiflerin ( L jeolojik zamana ait) ve orojenik kıvrım kuşaklarının egemen olduğu yörelerde gelişmiştir. Düşük Sıcaklıklı jeotermal alanlarda karbonatlı rezervuarlar kırık sistemleri ile kesilmiş ve sıcak karstik süreç geçirmişse, kalınlığa bağlı olarak dikkate değer konveksiyonlar içerirler. Jeotermal gradyanlar düşük olmakla beraber morfolojiye bağlı yapay izotermlerden ovalarda sıcaklıkların daha yüksek olduğu görülür. Grabenlerin kenar fayları boyunca yüzeylenen akışkanların sıcaklıkları 50 &#8211; 60 °C nin altında olarak tespit edilmesine karşın, ovalarda 1000 &#8211; 1500 m. derinlikte bulunan ve yer altı horst strüktürü karakteri gösteren yükselim bölümlerinde 100 °C yi aşkın sıcaklıklara rastlanmaktadır. Bu alanlardaki enerjiden yaralanılarak kurutmacılıkta (çimento, yosun, et, balık vb), soğutmacılıkta, ısıtmacılıkta (konut, ahır, kümes, sera, toprak vb) kullanım gerçekleştirilmektedir. Ayrıca, yine bu tip düşük sıcaklıklı jeotermal alan özelliğindeki derin sedimanter basinlerdeki yer basınçlı rezervuarlardan son derece yüksek basınç ve sıcaklıklı metan enerjisi de üretmek mümkün olmaktadır (Po vadisi &#8211; İtalya).</p>
<p>Sıcaklık sınıflamasına göre jeotermal enerji farklı biçimlerde kullanılmaktadır. Buna göre yüksek sıcaklıklı jeotermallerde daha çok elektrik enerjisi üretiminde, düşük sıcaklıklı jeotermaller ise daha yaygın bir biçimde ısıtmada, endüstriyel ve tarımsal uygulamalarda kullanılmaktadır. Böylece jeotermal enerjiyi kullanım açısından;</p>
<p>1  &#8211; Elektrik enerjisi üretiminde,</p>
<p>2 &#8211; Elektrik enerjisi üretimi dışındaki kullanımı, olmak üzere iki ana grup halinde incelemek mümkündür.</p>
<h1>Elektrik Enerjisi Üretiminde</h1>
<p>Jeotermal enerjiye sahip tüm ülkelerde elektrik enerjisi üretimi yapılmaktadır. Ancak üretim değerleri ve kurulu güçleri birbirinden farklıdır (Çizelge &#8211; 3). 1990 ve 1995 yıllarına ait kurulu güç miktarlarına (MV) baktığımızda bazı ülkelerin değerlerinde yıllara göre artış söz konusu iken. bazı ülkelerin kurulu güçlerinin değişmediğini görmekteyiz. Ayrıca bu ülkelerin 2000 yılında ne kadarlık bir kurulu güce sahip olacakları tahmini olarak verilmiştir.</p>
<h4>Çizelge &#8211; 3. Bazı Dünya ülkelerindeki Jeotermal Üretim Değerleri ile Kurulu Güç Değerleri. ( GAV.Hutter &#8211; 1995)</h4>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="156" valign="top">
<h1>ÜLKE</h1>
</td>
<td width="108" valign="top"><strong>1990</strong></td>
<td width="97" valign="top"><strong>1995</strong></td>
<td width="96" valign="top"><strong>2000</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="156" valign="top">Arjantin</td>
<td width="108" valign="top">0.67</td>
<td width="97" valign="top">0.67</td>
<td width="96" valign="top">T.B</td>
</tr>
<tr>
<td width="156" valign="top">Avustralya</td>
<td width="108" valign="top">0</td>
<td width="97" valign="top">0.17</td>
<td width="96" valign="top">T.B</td>
</tr>
<tr>
<td width="156" valign="top">Çin</td>
<td width="108" valign="top">19.2</td>
<td width="97" valign="top">28.78</td>
<td width="96" valign="top">81</td>
</tr>
<tr>
<td width="156" valign="bottom">Kosta Rika</td>
<td width="108" valign="bottom">0</td>
<td width="97" valign="bottom">55</td>
<td width="96" valign="bottom">170</td>
</tr>
<tr>
<td width="156" valign="top">El Salvador</td>
<td width="108" valign="top">95</td>
<td width="97" valign="top">105</td>
<td width="96" valign="top">165</td>
</tr>
<tr>
<td width="156" valign="top">Fransa</td>
<td width="108" valign="top">4.2</td>
<td width="97" valign="top">4.2</td>
<td width="96" valign="top">T. B</td>
</tr>
<tr>
<td width="156" valign="top">Yunanistan</td>
<td width="108" valign="top">0</td>
<td width="97" valign="top">0</td>
<td width="96" valign="top">T. B</td>
</tr>
<tr>
<td width="156" valign="top">İzlanda</td>
<td width="108" valign="top">44.6</td>
<td width="97" valign="top">49.4</td>
<td width="96" valign="top">T.B</td>
</tr>
<tr>
<td width="156" valign="top">Endonezya</td>
<td width="108" valign="top">14.75</td>
<td width="97" valign="top">309.75</td>
<td width="96" valign="top">1080</td>
</tr>
<tr>
<td width="156" valign="top">İtalya</td>
<td width="108" valign="top">545</td>
<td width="97" valign="top">631.7</td>
<td width="96" valign="top">856</td>
</tr>
<tr>
<td width="156" valign="top">Japonya</td>
<td width="108" valign="top">214.6</td>
<td width="97" valign="top">413.705</td>
<td width="96" valign="top">600</td>
</tr>
<tr>
<td width="156" valign="top">Kenya</td>
<td width="108" valign="top">45</td>
<td width="97" valign="top">45</td>
<td width="96" valign="top">T.B</td>
</tr>
<tr>
<td width="156" valign="top">Meksika</td>
<td width="108" valign="top">700</td>
<td width="97" valign="top">753</td>
<td width="96" valign="top">960</td>
</tr>
<tr>
<td width="156" valign="top">Yeni Zelanda</td>
<td width="108" valign="top">283.2</td>
<td width="97" valign="top">286</td>
<td width="96" valign="top">440</td>
</tr>
<tr>
<td width="156" valign="top">Nikaragua</td>
<td width="108" valign="top">35</td>
<td width="97" valign="top">35</td>
<td width="96" valign="top">T.B</td>
</tr>
<tr>
<td width="156" valign="top">Filipinler</td>
<td width="108" valign="top">891</td>
<td width="97" valign="top">1227</td>
<td width="96" valign="top">1978</td>
</tr>
<tr>
<td width="156" valign="top">Portekiz</td>
<td width="108" valign="top">3</td>
<td width="97" valign="top">5</td>
<td width="96" valign="top">TB</td>
</tr>
<tr>
<td width="156" valign="top">Rusya</td>
<td width="108" valign="top">11</td>
<td width="97" valign="top">11</td>
<td width="96" valign="top">110</td>
</tr>
<tr>
<td width="156" valign="top">Tayland</td>
<td width="108" valign="top">0.3</td>
<td width="97" valign="top">0.3</td>
<td width="96" valign="top">T.B</td>
</tr>
<tr>
<td width="156" valign="top">Türkiye</td>
<td width="108" valign="top">20.6</td>
<td width="97" valign="top">20.6</td>
<td width="96" valign="top">125</td>
</tr>
<tr>
<td width="156" valign="top">A.B.D.</td>
<td width="108" valign="top">2274.6</td>
<td width="97" valign="top">2816.7</td>
<td width="96" valign="top">3395</td>
</tr>
<tr>
<td width="156" valign="top">Toplam</td>
<td width="108" valign="top">5831.6</td>
<td width="97" valign="top">6796.975</td>
<td width="96" valign="top">9960</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>T.B.: Tahminler Bilinmiyor.</p>
<p>Yukarıda verilen tablodan anlaşılacağı gibi, Dünya&#8217;da gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler, jeotermal enerjiyi elektrik üretmekte kullanmaktadırlar.</p>
<p>Bu ülkelerin yanı sıra ülkemizde de elektrik üretimine uygun jeotermal alanlar bulunmaktadır. 1990 -1995 yılları arasında ülkemizde 20.6 Mwa gücünde elektrik enerjisi jeotermal alanlardan elde edilmektedir. Bu gücün 2000 yılında beş katı artacağı tahmin edilmektedir. Yani ülkemizde yüksek sıcaklıklı alanlardan gün geçtikçe yararlanma imkanı artmaktadır. Ülkemizdeki bu alanların özelliklerini ana hatları ile şu şekilde açıklamak mümkündür (ÖRME,1996).</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Kızıldere (Denizli) Sahası :</span> Bu sahada aramalar 1968 yılında başlamış ve 198 °C rezervuar sıcaklığı tespit edilmiştir. Saha daha sonra acılan 20 kuyudan 200 &#8211; 212 °C sıcaklıklı mermer rezervuarının bulunuşu ile, elektrik üretimine uygun hale gelmiştir. 1974 yılında projelendirilen bu saha MTA tarafından kurulan 500 KWe&#8217;lik pilot santralden deneme üretimi yapılmış ve çevredeki 3 köye elektrik sağlanmıştır. 1984 yılında Türkiye elektrik Kurumu (TEK) tarafından kurulan 20 Mwe’lik santralde elektrik üretimi başlamıştır. Şu anda 17.8 MWe&#8217;lik üretim sağlanmaktadır. Jeotermal akışkanda ergimiş halde bulunan (%15) CO<sub>2</sub> gazının sanayinin ihtiyacını karşılamak amacı ile özel sektör tarafından 40000 ton/yıl kapasiteli sıvı CO<sub>2</sub> (- 25 °C,  20 bar g.)  üretim, dağıtım tesis sistemi 1986 yılından beri isletilmektedir. Bu halen Dünya&#8217;daki tek uygulamadır.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Germencik (Aydın) Sahası</span>: Kızıldere sahasının yaklaşık olarak 100 km batısındaki sahada. 1932 yılında yapılan ilk derin sondaj çalışmalarında, Jeotermal rezervuar tespit edilmiştir. Sahada derinlikleri 285 ile 2398 m arasındaki 9 kuyuda 200 &#8211; 232 <sup>C</sup>C rezervuar sıcaklığı ölçülmüştür. Bu sahada da iki rezervuar ortaya çıkarılmıştır. İkinci Rezervuar Kızıldere sahasında olduğu gibi metamorfik kayalardan meydana gelmektedir. Sahada elektrik üretimi ile ilgili fizibilite çalışmaları devam etmektedir. Sahanın125 MWe kapasiteli olduğu tahmin edilmiştir.</p>
<p>Çanakkale &#8211; Tuzla sahasında 1982 yılında acılan 814 m derinliğindeki T-1 arama kuyusunda, 330 &#8211; 500 m &#8216;ler arasında 173 °C sıcaklığında Jeotermal rezervuar belirlenerek, 113 ton/saat debide akışkan üretimi sağlanmıştır.</p>
<p>Yukarıda sayılan sahalar haricinde Salavatlı &#8211; Aydın (171 °C ), Simav &#8211; Kütahya (162 °C ), Seferihisar &#8211; İzmir (150 °C) sıcaklık ölçülmüştür. Yeni tahminlere göre Jeotermal elektrik beklentisinin, gelecek 20 yıl için 500 MWe düzeyinde olabileceği anlaşılmaktadır.</p>
<h1>Elektrik Enerjisi Üretimi Dışındaki Kullanımı</h1>
<p>Jeotermal enerjinin elektrik dışı kullanımı çok çeşitlidir. Gelişen teknolojiye bağlı olarak kullanım alanları da gün geçtikçe artmaktadır. Elektrik enerjisi üretimi dışında özellikle orta (150 -70 °C) ve düşük (70 °C&#8217;den az sıcaklık değerine sahip kaynaklar değişik amaçlarla kullanılır).</p>
<h1> Jeotermal Enerji ile Merkezi Isıtma</h1>
<p>Dünyada jeotermal ısıtmalar 1900&#8242;lü yıllarda değil 1800&#8242;lü yılın sonunda Amerika&#8217;da başlamış, hızla gelişmiş ve jeotermal ısıtma konut sayısı, halen geçmiş yılda dünyada 2 milyon konut eşdeğerini geçtiği bilinmektedir. Bunun çoğunluğu Fransa&#8217;da, Amerika&#8217;da, Çin&#8217;de, İzlanda&#8217;da, İtalya&#8217;da ve Türkiye&#8217;de kullanılmaktadır. Düşük entalpili olarak değerlendirdiğimiz 70 °C den düşük sıcaklıklarda da ısıtma yapılmakladır. Isıtmanın en düşük değen 40 <sup>;</sup>C olarak sınırlandırılmıştır. Bununla birlikle, 40°C’nin altındaki termal kaynaklardan ısınma için kullanmak fazla ekonomik görünmemektedir. Ancak gün geçtikçe bu sıcaklığa sahip termal kaynakların kullanım alanları artmaktadır. Özellikle mobilya, deri sanayinde ve toprak ılıtmada bu sıcaklığa sahip termal kaynaklar tercih edilmektedir</p>
<p>Günümüzde fosil yakıtlara göre çok daha ekonomik olan jeotermal ısıtma sistemlerinin özelliklerine göz atacak olursak bunu ana hatları ile şu şekilde açıklamak mümkündür.</p>
<h1>Jeotermal Merkezi Isıtma Tesisatlarının Ana Özellikleri</h1>
<p>Bir jeotermal merkezi ısıtma sistemini, kuyular, jeotermal su taşıma hattı, eşanjör merkezi, şehir içi şebekesi, kontrol sistemi ve reenjeksiyon sistemi oluşturmaktadır.</p>
<p>Kuyubaşı sistemleri dozaj lama, üretim, pompalama (kuyu içi ve kuyu başı) ve gaz seperasyonu bölümlerini kapsamaktadır. Jeotermal akışkanın kimyasal kompozisyonuna göre gerektiğinde kuyu içi, kuyu başı ekipmanı, boru hattında meydana gelebilecek kabuklaşmayı engellemek için kuyu içine kimyasal madde dozajı yapılmaktadır.</p>
<p>Ayrıca, kuyunun artezyenik olup olmaması ve kuyu başı basıncına bağlı olarak kuyu için pompası veya kuyu başı pompalama sistemi ve malzeme seçimi yapılmaktadır.</p>
<p>Jeotermal ısıtmanın yapılacağı yerin, yani uygulama yerinin jeotermal sahanın dışında olması durumunda, jeotermal suyun nakli direkt olarak toprağa gömülen izolasyonlu özel paket borular aracılığı ile yapılmaktadır. Jeotermal su taşıma ana hattında 0,1 &#8211; 0,3 °C /km. sıcaklık kaybı gradyanı basan ile elde edilmektedir. Bu boru sistemlerinin düşük sıcaklık kaybı gradyanı özelliğinin yanısıra, düşük basınç kaybı, daha iyi boru iç yüzey kalitesi, korozyona karşı mükemmel rezistans, daha az ısılı uzama ve klasik ısı galerili sisteme göre daha düşük maliyet gibi avantajları vardır. Teknik ve ekonomik şartlara uygun olduğu durumda, jeotermal su 150 &#8211; 200 km. mesafeye teknik olarak taşınabilmektedir.</p>
<p>- Jeoterrnai merkeze gelen jeotermal akışkanın enerjisi, özel olarak dizayn edilmiş, l &#8211; 1,5 °C yaklaşım sıcaklığına sahip, çok yüksek verimli eşanjörlerle kapalı çevrimde sirküle eden temiz suya aktarılmaktadır. Bu eşanjör sistemi ise, kuyu başı ve kuyu içi eşanjörleri şeklinde sahanın ve akışkanın özelliğine göre kurulmaktadır. Enerjisi aktarılan jeotermal su, mevcut termal tesislere verilmekte veya reenjeksiyon boru hattı ile yeniden yer altına gönderilmektedir. Böylece rezervuar ömrü artmakta ve bor ve/veya tuzluluktan dolayı bitki örtüsüne zarar verilmemektedir. Jeotermal akışkan kimyasal özelliğine göre problem yaratmayacaksa ısıtma radyatör veya taban ısıtma sistemine direkt uyguluma ile sağlanmaktadır.</p>
<p>Şehir içi şebekesi, kapalı genleşmeli bir sistem olup, direkt toprağa gömülen izolasyonlu özel paket borulardan oluşmaktadır. Buna göre şehir içi şebekesinde sıcaklık kaybı sadece 0,5 °C/km olmaktadır.</p>
<p>Merkezi ısıtma sistemi şebekesinde dengeli dağıtımı sağlayabilmek, gerekli olan debinin geçmesi ve sıcaklık kontrolünün yapılabilmesi için bina girişlerine, bina kontrol cihazları monte edilmiştir.</p>
<p>Isıtma sistemlerinin verimliliği, sürekliliği veya başarısı teknolojisine uygun olarak kullanılmasına bağlıdır. Kullanılacak malzemeler jeotermal akışkanın kimyasal kompozisyonuna göre seçilmektedir. Türkiye&#8217;deki jeotermal akışkanlar çoğunlukla kalsiyum &#8211; karbonat veya kalsiyum &#8211; sülfat orijinli olmakta ve buna bağlı olarak da kabuklaşma problemleri yaratmaktadırlar. Türkiye&#8217;de bugünün teknolojisi ile kabuklaşmaya karşı jeotermal akışkanın kısmi basıncı arttırılarak, CO2 gazı sıvı hale dönüştürülmekte veya üretim kuyusunun derinliklerine kimyasal inhibitör (çözücü) enjekte edilmektedir. Korozyona karşı alınan önlemler ise kısmen inhibitörün kullanımı, PE, PVC, cam elyaf  veya polyester özel paket borular, paslanmaz çelik veya titanyum plaka tip eşanjörlerin kullanımı ile olmaktadır.</p>
<p>Jeotermal   akışkanın   üretimi,   taşınması   ve   ayrıştırılması esnasında meydana gelen CO2 veya FKS gaz korozyonuna karşı alınan önlemlerin başında ise yüksek basınç uygulaması, uygun plastik   cam   elyaf  ve   paslanmaz   çelik   boruların   kullanılması gelmektedir.</p>
<p>Sonuç   olarak,   gelişen   jeotermal   teknolojisi   kendisinin işletme problemlerini artık çözmüştür. Türkiye&#8217;de kabuklaşma ve korozyon gibi jeotermal işletme problemleri sorun olmaktan çıkmış ve jeotermal değerlendirmeler hız kazanmıştır.</p>
<p>Merkezi konut ısıtmasında, jeotermal merkezi ısıtma sistemlerinde, diğer merkezi ısıtma sistemlerine göre (katı veya sıvı yakıt kullanımlı kalorifer sistemleri) çok önemli farklılıklar vardır, jeotermal merkezi ısıtma sistemlerinde sabit sıcaklık. değişken debi esaslıdır. Halbuki klasik sistemler değişken sıcaklık, sabit debili sistemlerdir. Ayrıca, jeotermal merkezi ısıtma sistemlerinde düşük sıcaklıklarda bile çalışılmaktadır. Yani klasik merkezi ısıtma sistemleri gibi 90 &#8211; 100 °C&#8217;lerde değil, mümkün olduğu kadar daha düşük sıcaklıklar değerlendirilmektedir.</p>
<p>Ayrıca jeotermal ısıtma sistemlerinin en önemli farklılıklarından birisi de jeotermal suyun sıcaklığına, debisine, kaynağın bulunduğu yere ve değerlendirme yerinin mesafesine bağlı olarak farklı teknik ve ekonomik değerlendirmelerin ortaya çıkmasıdır. Yani kaynağın özelliklerine bağlı kalınmakta, kaynağı değerlendirirken ısıtmanın yapılacağı yeri düşünerek bunun özellikleri ile kaynağın özelliklerini birbirine paralel getirip, teknik ve ekonomik uygunluğun sağlanması gerekmektedir. Dünyada jeotermal merkezi ısıtma sistemleri ile ilgili olarak 40 &#8211; 60 km&#8217;lik taşıma mesafeleri vardır. İzlanda&#8217;da 60 km&#8217;de taşıma yapılmaktadır</p>
<p>Ülkemiz    merkezi    jeotermal    ısıtmaya    uygun    saha bakımından  çok  şanslıdır.   Çünkü   ülkemizde ısıtmaya   uygun şimdiye kadar 140 adet jeotermal saha tespit edilmiştir. bu ısıtmaya uygun sahalar ve kuyu başı sıcaklıkları şöyledir:</p>
<p><strong>JEOTERMAL SAHA                     SICAKLIK(C0)</strong></p>
<p>Afyon</p>
<p>1 &#8211; Ömer – Geçek                                          98</p>
<p>2 &#8211; Araplı deresi                                             75</p>
<p>3 – Heybeli                                                    57</p>
<p>4 – Gazlıgöl                                                   67</p>
<p>5 – Hüdai                                                       67</p>
<p>Ağrı                           </p>
<p>l &#8211; Diyadin, Köprüçermik,Yılanlı                   71</p>
<p>Amasya                                                   </p>
<p>1 &#8211; Hamamözü                                                           42</p>
<p>2 &#8211; Gözek                                                                   40</p>
<p><strong>Ankara</strong></p>
<p>1 – Kızılcahamam                                          86</p>
<p>2 &#8211; Haymana                                                  43</p>
<p>3-Seyhamamı                                                 43</p>
<p>4 –Dutluca                                                     51</p>
<p>5 &#8211; A) Ayaş                                                    30</p>
<p>5 &#8211; B) Ayaş &#8211; Çoban                                      50</p>
<p><strong>Aksaray</strong></p>
<p>l &#8211; Ziga                                                           53</p>
<p><strong>Aydın</strong></p>
<p>1 &#8211; Germencik &#8211; Ömerbeyli                            232</p>
<p>2 &#8211; Çamköy, Bozköy                                     90</p>
<p>3-Salavatlı                                                      171</p>
<p>4 &#8211; Aydın &#8211; Şehiriçi Ilıcabaşı                          88</p>
<p>5 &#8211; Gümüşköy                                                41</p>
<p>6 &#8211; Davutlar                                                   65</p>
<p>7 &#8211; Ortakçı                                                     50</p>
<p><strong>Balıkesir</strong></p>
<p>1 &#8211; Gönen                                                       82</p>
<p>2 &#8211; Hisaralan                                                  100</p>
<p>3 &#8211; Hisarköy                                                   90</p>
<p>4 &#8211; Pamukçu                                                   60</p>
<p>5 &#8211; Kepekler                                                   60</p>
<p>6 &#8211; Havran &#8211; Derman                                      60</p>
<p>7 &#8211; Dağılıcası, Ekşidere                                  41</p>
<p>8 &#8211; Güre                                                         58</p>
<p>9 &#8211; Kızıkköy, Manyas                                    51</p>
<p>10-Yıldız                                                       47</p>
<p>11 &#8211; Şamlıdağ                                                62</p>
<p>Bingöl</p>
<p>1  &#8211; Kös                                                                      47</p>
<p>2 &#8211; Hacıköy                                                    62</p>
<p>3 &#8211; Harur                                                        52</p>
<p>4 &#8211; Hozavit                                                     48</p>
<p>Bitlis</p>
<p>1 &#8211; Nemrut                                                     66</p>
<p>2 &#8211; Ilıcaköy                                                    44</p>
<p>Bolu</p>
<p>1 &#8211; Merkez                                                     44</p>
<p>2 &#8211; Sarıot                                                                    63</p>
<p>3 &#8211; Kesenözü, Seben                                                  73</p>
<p>4 &#8211; Efteni                                                       42</p>
<p>Bursa</p>
<p>1 &#8211; Çekirge                                                     47</p>
<p>2 &#8211; Karamustafa, Kaynarca                            83</p>
<p>3 &#8211; Armutlu                                                    75</p>
<p>4-Kemalpaşa                                                  46</p>
<p>5 &#8211; Oylat                                                        40</p>
<p>6 &#8211; Kaya &#8211; Şada (Orhaneli)                            68</p>
<p>Çanakkale</p>
<p>l-Tuzla                                                            174</p>
<p>2 &#8211; Kestanbol                                                             75</p>
<p>3-Mıdırlar                                                      81</p>
<p>4 &#8211; Kum ılıcası, Yenice                                  69</p>
<p>5 &#8211; Ozancık                                                                65</p>
<p>6  &#8211; Kırkgeçit                                                 52</p>
<p>7 &#8211; Kara                                                          48</p>
<p>8 – Çan                                                          46</p>
<p>9 – Küçükçetmi                                             41</p>
<p>Çankırı</p>
<p>1  &#8211; Cavundur                                                54</p>
<p>Denizli</p>
<p>1-Kızıldere                                                     212</p>
<p>2 -Tekkehamamı, Kabaağac, uyuz</p>
<p>     İnaltı Uyuz, Dcmirtaş                               100</p>
<p>3 &#8211; Gölemezli                                                 55</p>
<p>4 &#8211; Karahayıt                                                  56</p>
<p>5 &#8211; Kamarayenice                                           56</p>
<p>6 &#8211; Pamukkale                                                36</p>
<h5>Diyarbakır</h5>
<p>L-Çermik                                                       51</p>
<h5>Elazığ</h5>
<p>l &#8211; Kolan                                                         42</p>
<h5>Erzurum</h5>
<p>l &#8211; Ihça                                                           39</p>
<p>2-Pasinler                                                       41</p>
<p>3 &#8211; Kığıhazman                                              56</p>
<p>4 &#8211; Meman                                                     45</p>
<h5>Eskişehir</h5>
<p>1 &#8211; Sarıcakaya, Sakarılıca                               56</p>
<p><strong>İzmir</strong></p>
<p>l-Balçova                                                       124</p>
<p>2 &#8211; Seferihisar, Cuma, Karakoç,</p>
<p>     Doğanbey Tuzlası                                     153</p>
<p>3 &#8211; Doğanbey Burnu                                      64</p>
<p>4 &#8211; Dikili Kaynarca                                        98</p>
<p>5 &#8211; Bademli                                                    70</p>
<p>6-Çeşme                                                         56-71</p>
<p>7 &#8211; Şifne                                                         42</p>
<p>8 &#8211; Nebiler                                                      57</p>
<p>9 &#8211; Paşa                                                          43</p>
<p>10. Aliağa                                                                  58</p>
<p>l l &#8211; Bayındır, Dereküy                                   45</p>
<p><strong>Kayseri</strong></p>
<p>1  &#8211; Tekgöz                                                    40</p>
<p>2 &#8211; Bayramhacı                                                          40</p>
<p><strong>Kırşehir</strong></p>
<p>1  &#8211; Terme                                                       51</p>
<p>2 &#8211; Mahmııtlu                                                 70</p>
<p>3 &#8211; Karakurt                                                    55</p>
<p>4-Bulamaçlı                                                  44</p>
<p><strong>Konya</strong></p>
<p>l-Ilgın                                                             42</p>
<p><strong>Kütahya</strong></p>
<p>1  -Eynal-Simav                                             147</p>
<p>2 &#8211; Naşa                                                          52</p>
<p>3 &#8211; Çitgöl                                                        97</p>
<p>4 &#8211; Abide &#8211; Gediz                                           78</p>
<p>5 &#8211; Yoncalı                                                    42</p>
<p>6 &#8211; Kızılsın (Ilıcaköy)                                    44</p>
<p>7 &#8211; Emet                                                        47</p>
<p>8 &#8211; Yeniceköy                                                49</p>
<p>9 &#8211; Dereli, Günlüce                                        41</p>
<p>10-Samrık                                                      46</p>
<p>11 &#8211; Muratdağı                                               42</p>
<p>12-Hamamköy                                               51</p>
<p><strong>Manisa</strong></p>
<p>1 &#8211; Kurşunlu &#8211; Salihli                                    98</p>
<p>2 &#8211; Urganlı                                                                 83</p>
<p>3 &#8211; Şart                                                          54</p>
<p>4-Saraycık                                                      51</p>
<p>5 &#8211; Menteşe                                                    63</p>
<p>6 &#8211; Şehitler (Emir &#8211; Kula)                               55</p>
<p><strong>Muğla</strong></p>
<p>l &#8211; Velibey                                                      39</p>
<p>2-Sultaniye                                                    41</p>
<p><strong>Nevşehir</strong></p>
<p>l-Kozaklı                                                        91</p>
<p>2 &#8211; Acıgöl (Tahmini)                                      200</p>
<p><strong>Niğde</strong></p>
<p>1 &#8211; Narköy                                                                 63</p>
<p>2 &#8211; Çiftehan                                                  52</p>
<p><strong>Ordu</strong></p>
<p>l &#8211; Fatsa                                                          49</p>
<p><strong>Rize</strong></p>
<p>l &#8211; Ayder                                                       54</p>
<p><strong>K. Maraş</strong></p>
<p>l &#8211; Süleymanlı                                                 44</p>
<p><strong>Mardin</strong></p>
<p>1-Germiab                                                      61</p>
<p><strong>Sakarya</strong></p>
<p>l &#8211; Kuzuluk                                                     84</p>
<p><strong>Samsun</strong></p>
<p>l &#8211; Havza                                                        54</p>
<p>2-Ladik                                                          38</p>
<p><strong>Siirt</strong></p>
<p>1 &#8211; Billuris                                                     38</p>
<p>2 &#8211; Hastaçermiği                                                        67</p>
<p><strong>Sivas</strong></p>
<p>1 &#8211; Sıcakçermik                                              56</p>
<p>2 &#8211; Akçaağıl                                                  43</p>
<p><strong>Tokat</strong></p>
<p>1 &#8211; Sulusaray                                                  54</p>
<p>2 &#8211; Reşadiye                                                   48</p>
<p><strong>Urfa</strong></p>
<p>l &#8211; Karaali                                                       48</p>
<p><strong>Uşak</strong></p>
<p>1-Banaz                                                         61</p>
<p>2-Eşme-Örencik                                             40</p>
<p><strong>Van</strong></p>
<p>l &#8211; Hsanabdal &#8211; Zilan (Erciş)                          90</p>
<p>2-Zereni                                                         55</p>
<p><strong>Yozgat</strong></p>
<p>1  &#8211; Köhne (Sorgun)                                       78</p>
<p>2 &#8211; Cavlak (Boğazlayan)                                46</p>
<p>3 &#8211; Sarıkaya                                                    45</p>
<p>4 &#8211; Yerköy (Uyuz)                                                     45</p>
<p>5 &#8211; Karadikmen                                             40</p>
<p>6 &#8211; Karamağara (Saraykent)                          68</p>
<p><strong>Yalova</strong></p>
<p>l &#8211; Yalova                                                     66</p>
<p>Yukarıda iller bazında verdiğimiz listenin dışında 40 °C nin altında sıcaklığa sahip çok miktarda jeotermal kaynağın olduğu bilinmektedir. Jeotermal merkezi ısıtma sistemlerinde 40 °C nin üzerindeki yerlerde ısıtma için tesisler yapılmaktadır. Bu nedenle ülkemizde son 15 yıl içersinde jeotermal merkezi ısıtma tesisleri kurulmaya ve işletilmeye başlanmıştır.</p>
<p>Listede verilen yerleşim yerleri için merkezi ısıtma için girişimler devam etmektedir. Bu konu ile ilgili olarak ülkemizde yapılmış olan çalışmalar şunlardır</p>
<p>1981 yılında İzmir &#8211; Balçova jeotermal alanında kuyu içi eşanjörünün Türkiye&#8217;de ilk uygulaması sonucu otel &#8211; motel &#8211; TV salonu vb. yerler ( 250 oda muadili ) 1994&#8242;den beri işletilmektedir</p>
<p>Dokuzeylül Üniversitesi kampusu Tıp Fakültesi, hastane ve Fakülte binaları (yaklaşık 90 000 m<sup>3</sup> hacmindeki ) 2,2 MWt kapasite ile 1993 yılından bu yana Balçova Jeotermal Alanı&#8217;ndan ısıtılmaktadır. Yatırım kendisini fuel &#8211; oil&#8217;e göre 6 ayda geri ödemiştir.</p>
<p>Gönen&#8217;de 1600 konut, 56 adet tabakhane, 2000 m<sup>2</sup> sera ve 600 yataklı otellerin ısıtma, tabakhanelerin proses sıcak suyu sistemi yatırımı inşaat ve montajı Nisan 1987&#8242;de başlamış ve Ekim 1987’de işletmeye alınmıştır.</p>
<p>Kızılcahamam&#8217;da 2000 konut kapasiteli jeotermal merkezi ısıtma sistemi Kasım 1995&#8242;de 240 konut eşdeğeri ile devreye alınmıştır. Devreye alman konutların sayısı her gecen gün artmaktadır. Sistemin kapasitesi 16,5 MWt&#8217;dir.</p>
<p>Gediz kaplıca ve motelleri (200000 kcal/h kapasiteli; 78 °C&#8217;deki jeotermal su ile kasım 1987&#8242;den itibaren ısıtılmaktadır.</p>
<p>Havza kaplıcası 1000 m<sup>2</sup>, 54 °C&#8217;deki jeotermal su ile tabandan ısıtılmaktadır. Ekim 1988&#8242;de işletmeye alman tesis 60000 kcal/h kapasitelidir.</p>
<p>Aynca Rize Ay der&#8217;de 1700 m yükseklikteki kür merkezi ve kaplıca tesisi 54 °C jeotermal su ile ısıtılmaktadır.</p>
<p>Hay mana&#8217;daki iki adet cami 43 °C&#8217;deki jeotermal su ile tabandan ısıtılmaktadır. Toplam 60000 kcal/h kapasiteli sistemler, Aralık 1989&#8242;da devreye alınmıştır.</p>
<p>Salihli termal tesislerinde 50 adet apart otelin jeotermal ısıtma sistemi 220 000 kcal/h kapasite ile Kasım 1989&#8242;da devreye alınmıştır.</p>
<p>Sivas sıcak çermik kaplıcaları (2100 m ), 46 °C jeotermal akışkan ile ısıtma ve termal su ve kabuklaşmayı önleme komple sistemi ile birlikte Aralık 1993 tarihinde devreye girmiştir.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin en büyük kapalı yüzme havuzunun (Balçova Termal Tesisleri) jeotermal ısıtma sistemi l 600 000 kcal/h kapasite ile Şubat 1987&#8242;de devreye alınmıştır. Balçova Termal Tesisleri bünyesinde bulunan kaplıca tedavi merkezi (11.000m²) jeotermal ısıtma sistemi 1200000 kcal/h kapasite ile Eylül l989&#8242;da devreye alınmıştır.</p>
<p>Afyon &#8211; Ömer Termal Tesisleri&#8217;nde 35  adet apart-otel, restoran, kaplıca ve 5000 m² seraya jeotermal ısıtma uygulanmış ve 2 200 000 kcal/h kapasite ile Kasım 1939&#8242;da isletmeye alınmıştır. Bu tesise kabuklaşmayı % 100 önleyen özel sistem uygulanmıştır.</p>
<p>Afyon &#8211; Gazlıgöl Kaplıca tesisleri jeotermal ısıtma sistemi 68 °C jeotermal akışkan ile beslenmektedir. Sistem 550 000 kcal/h kapasitelidir.</p>
<p>Afyon &#8211; Bolvadin ( Kızılkilise ) kaplıcaları ve oteli 900 000 kcal/h kapasiteyle ve Simav &#8211; Eynal Termal Tesisleri Kaplıcaları ve Otelleri l 900 000 kcal/h kapasiteyle 1994 yılı başından itibaren ısıtılmaktadır.</p>
<p>2000/3500/6500 konut kapasiteli Simav jeotermal merkezi ısıtma sisteminin, inşaat ve montajı Mart 1991&#8242;de başlamış, Aralık 1992&#8242;de işletmeye alınmıştır.</p>
<p>Ayrıca, Simav&#8217;da global 80 000 m<sup>2</sup> jeotermal sera ısıtmasının fizibilite çalışmaları tamamlanmış ve yatırıma hazır hale getirilmiştir. Serada halen üretim yapılmaktadır.</p>
<p>1994 Mart ayı başında devreye alınmış olan Kırşehir Jeotermal Merkezi Isıtma sisteminde şu anda 1800 konut jeotermal enerji ile ısıtılmaktadır</p>
<p>Dokuzeylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastaneleri 2. Bölüm 110 000 m<sup>2</sup> (1100 konut eşdeğeri) jeotermal ısıtma sistemi mahal ısıtma + kullanım sıcak suyu montajı Şubat 1992&#8242;de başlamış ve sistem Kasım 1992&#8242;de devreye girmiştir. Sistem kapasitesi 6.900.000 kcal/h (9,3 MWt). dir.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin jeotermal potansiyel açısından en zengin bölgesi olan Ege bölgesinde Dünya&#8217;nın tek üniteden beslenen en</p>
<p>büyük jeotermal merkezi ısıtma ve soğutma sistemi olan İzmir 25000/34000 konut merkezi ısıtma ve 5000 konut soğutma kapasiteli jeotermal sistemin proje ve fizibilite çalışmaları tamamlanmış ve yatırıma hazır hale getirilmiştir. Bu sistem Seferihisar &#8211; Narlıbahçe &#8211; Balçova ve Hatay&#8217;ı kapsamaktadır.</p>
<p>Görüleceği üzere ülkemiz jeotermal çalışmalar ve jeotermal enerjiyi ısıtma amacıyla kullanımı bakımından gelişmiş olduğu gözlenmektedir. Başka ifadeyle ülkemiz jeotermal kaynaklar açısından şanslı bir ülkedir. Ülkemizde jeotermal ile merkezi ısıtmaya uygun olan yerleşmeleri de şu şekilde sıralayabiliriz.</p>
<p>Afyon (Halen ısıtılıyor)</p>
<p>Bolvadin</p>
<p>Sandıklı (Halen ısıtılıyor)</p>
<p>İzmir</p>
<p>Balçova</p>
<p>Seferihisar</p>
<p>Dikili</p>
<p>Bademli</p>
<p>Seben (Bolu)</p>
<p>Turgutlu (Manisa)</p>
<p>Salihli (Manisa)</p>
<p>Yenice (Çanakkale)</p>
<p>Reşadiye (Tokat)</p>
<p>Balıkesir</p>
<p>Edremit</p>
<p>Hisaralan</p>
<p>Güre</p>
<p>Pamukçu</p>
<p>Havran</p>
<p>Susurluk</p>
<p>Bigadiç</p>
<p>Balya</p>
<p>Kızılcahamam (Halen ısıtılıyor)</p>
<p>Kırşehir (Halen ısıtılıyor)</p>
<p>Sivas</p>
<p>Yozgat</p>
<p>Sorsun</p>
<p>Aydın</p>
<p>Germencik</p>
<p>Salavatlı</p>
<p>Nazilli</p>
<p>Karacasu</p>
<p>Ilgın (Konya)</p>
<p>Denizli</p>
<p>Sarayköy</p>
<p>Buldan</p>
<p>Emet (Kütahya)</p>
<p>Gediz (Kütahya)</p>
<p>Simav (Halen ısıtılıyor)</p>
<p>Bursa</p>
<p>Gönen (Halen ısıtılıyor)</p>
<p>Kozaklı</p>
<p>Sakarya</p>
<p>Akyazı</p>
<p>Kuzuluk</p>
<p>Erciş (Van)</p>
<p>Erzurum</p>
<p>Pasinler</p>
<p>Ilıca</p>
<p>Özetle söyleyecek olursak, Türkiye&#8217;de ısıtma amaçlı olarak kullanılan ve jeotermal kaynak alanlarında kurulmuş olan merkezi ısıtma sistemlerinin toplam kapasitesi 23 000 konut eşdeğeridir ve 130 000 konut eşdeğeri ısıtma projelendirilmiştir. Yukarıda verilen değerlerden ve ısıtmaya uygun olan yerlerin yoğunluğuna bakıldığında, Türkiye jeotermal kaynaklarının zenginliği açısından dünyanın sayılı ülkeleri arasında yerini almaktadır ve Dünya&#8217;da jeotermal enerji kullanımında 8. sıradadır.</p>
<p>Jeotermal akışkanın üretimi, taşınması ve ayrıştırılması sırasında meydana gelen CO<sub>2</sub> veya H<sub>2</sub>S gaz korozyonuna karşı alınan önlemlerin başında ise, yüksek basınç uygulaması, uygun ve kaliteli paslanmaz çelik boruların kullanılması gelmektedir.</p>
<h1>Tarımsal Amaçla Kullanma</h1>
<p>Tarım ve gıda işletme sanayi jeotermal enerjinin pratik olarak kullanılabileceği alanlar olarak ortaya çıkmaktadır. Çünkü pek çok teknoloji az yada çok ısı enerjisi kaynağı gerektirmektedir. Aşağıda verilen tabloda bazı tarımsal ve endüstriyel işlemlerde gereksinim duyulan sıcaklık değerleri verilmiştir. Ancak hem işleme teknolojisindeki gelişmeler, hem de yeni ısıtma şekilleri bu sıcaklık değerlerini önemli ölçüde azaltmıştır.</p>
<h4>Çizelge 4. Çeşitli Tarımsal ve Endüstriyel İşlemlerde Gereksinim Duyulan Sıcaklık Değerleri (Kaya, 1994).</h4>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="348" valign="top"><strong>TARIMSAL VE ENDÜSTRİYEL İŞLEMLER </strong></td>
<td width="128" valign="top"><strong>SICAKLIK ( C) </strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="348" valign="top">Tahılların Kurutulması</td>
<td width="128" valign="top">40-80</td>
</tr>
<tr>
<td width="348" valign="top">Yeşil Bitkilerin Kurutulması</td>
<td width="128" valign="top">80-135</td>
</tr>
<tr>
<td width="348" valign="top">Sera Isıtması</td>
<td width="128" valign="top">60-130</td>
</tr>
<tr>
<td width="348" valign="top">Toprak Isıtma</td>
<td width="128" valign="top">20-35</td>
</tr>
<tr>
<td width="348" valign="top">Kümes Ahır Isıtma</td>
<td width="128" valign="top">25-60</td>
</tr>
<tr>
<td width="348" valign="top">Süt Sağım Bölgeleri</td>
<td width="128" valign="top">40-95</td>
</tr>
<tr>
<td width="348" valign="top">Sulama</td>
<td width="128" valign="top">20-35</td>
</tr>
<tr>
<td width="348" valign="top">Balık Üretme</td>
<td width="128" valign="top">15-35</td>
</tr>
<tr>
<td width="348" valign="top">Mantar Yetiştirme</td>
<td width="128" valign="top">20-50</td>
</tr>
<tr>
<td width="348" valign="top">Gıda Koruma</td>
<td width="128" valign="top">90-150</td>
</tr>
<tr>
<td width="348" valign="top">Süt İşleme</td>
<td width="128" valign="top">70-120</td>
</tr>
<tr>
<td width="348" valign="top">Et İşleme</td>
<td width="128" valign="top">40-85</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<p>Bununla birlikte gıda sanayinde bugüne dek kullanım alanı bulamayan jeotermal enerjinin tarımdaki en başarılı ve uygulama alanı sera ısıtması olmuştur.</p>
<p>Bitkilerin normal mevsimleri dışında yetiştirilmeleri anlamına gelen, 1970&#8242;li yıllarda ortaya çıkan Dünya enerji krizine kadar ısıtmalı olarak yapılmış, ancak ısıtma harcamalarının üretim girdileri içinde % 80&#8242;lere ulaşan paya sahip olması seracılık. sektörünü önemli bir darboğaza sokmuş ve ülkemizin de içinde bulunduğu ılıman iklim kuşağı ülkelerinde soğuk seracılık devri başlamıştır. Böylece Dünya seracılığında serin &#8211; soğuk iklim kuşağı ve ılıman &#8211; sıcak iklim kuşağı seracılığı olmak üzere iki farklı görünüm ortaya çıkmıştır. Sahip oldukları ekolojik üstünlüklerden faydalanan ılıman &#8211; sıcak ülkelerinde seracılık hızlı bir şekilde gelişmiş ise de soğuk seracılıkta verim ve kalitenin ısıtmalı seracılık düzeyine ulaşması mümkün olamamıştır.</p>
<p>Türkiye’de seracılık 1940 yılında Antalya’da başlamış ve zaman içerisinde Yalova’dan Samandağı’na kadar uzanan sahil şeridinde gelişmiştir. Seralarımızın %95’inde sebze, %4’ünde süs bitkileri ve %1’inde meyve yetiştiriciliği yapılmaktadır. Sebze seralarının bölgelere göre dağılımı ekte verilmiştir. Toplam sera alanlarımızın % 95&#8242;ini oluşturan sebze seralarının % 99.41&#8242;inin Akdeniz ve Ece Bölgesinde bulunması seracılığımızın gelişiminde en önemli faktörün iklim olduğunu ortaya koymaktadır.</p>
<h4>Çizelge -5.   Bölgelerimize Göre Sera Alanları(Kaya, 1984)</h4>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="189" valign="bottom">BÖLGE</td>
<td width="26" valign="bottom">SERA</td>
<td width="148" valign="bottom">ALANI</td>
</tr>
<tr>
<td width="189" valign="bottom"> </td>
<td colspan="2" width="175" valign="bottom">Ha                         %</td>
</tr>
<tr>
<td width="189" valign="top">Akdeniz</td>
<td width="26" valign="top">96285</td>
<td width="148" valign="top">86.64</td>
</tr>
<tr>
<td width="189" valign="top">Ege</td>
<td width="26" valign="top">14195</td>
<td width="148" valign="top">12.77</td>
</tr>
<tr>
<td width="189" valign="top">Marmara</td>
<td width="26" valign="top">447</td>
<td width="148" valign="top">0.40</td>
</tr>
<tr>
<td width="189" valign="top">İç Anadolu</td>
<td width="26" valign="top">161</td>
<td width="148" valign="top">0.14</td>
</tr>
<tr>
<td width="189" valign="top">Karadeniz</td>
<td width="26" valign="top">49</td>
<td width="148" valign="top">0.04</td>
</tr>
<tr>
<td width="189" valign="top">Toplam</td>
<td width="26" valign="top">111.137</td>
<td width="148" valign="top">100</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<p>Avrupa&#8217;da jeotermal enerjinin sera ısıtmasında kullanımına 1960 yıllarda Macaristan ve Yugoslavya&#8217;da başlanılmıştır. Aşağıdaki çizelgeden de izlenebileceği gibi 1988 yılında Avrupa&#8217;da jeotermal ısıtmalı sera alanı 300 ha&#8217;yı aşmıştır. Ancak bu rakama Romanya ve Bulgaristan&#8217;da varlığı bilinen jeotermal ısıtmalı sera alanı dahil edilmemiştir.</p>
<p>Çizelgede 1988 yılında Türkiye&#8217;de jeotermal enerji ile ısıtılan sera alam 7.3 olarak görülmektedir. Elde edilen son verilere göre bu değer 10 ha&#8217;dan fazladır. Avrupa dışında sera ısıtmasında jeotermal enerjiden yararlanan ülkeler arasında eski Sovyetler Birliği, Japonya, Filipinler, Amerika Birleşik Devletleri, Çin ve İsrail sayılabilir.</p>
<h4>Çizelge &#8211; 6. Avrupa&#8217;da Jeotermal Enerji ile Isıtılan Sera alanları(Kaya,1994) (1988).</h4>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="225" valign="top"><strong>Ülke</strong></td>
<td width="189" valign="top"><strong>SERA ALANI (Ha)</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="225" valign="top">Macaristan</td>
<td width="189" valign="top">130.38</td>
</tr>
<tr>
<td width="225" valign="top">Yugoslavya</td>
<td width="189" valign="top">60.70</td>
</tr>
<tr>
<td width="225" valign="top">İtalya</td>
<td width="189" valign="top">36.70</td>
</tr>
<tr>
<td width="225" valign="top">Fransa</td>
<td width="189" valign="top">24.30</td>
</tr>
<tr>
<td width="225" valign="top">İspanya</td>
<td width="189" valign="top">20.00</td>
</tr>
<tr>
<td width="225" valign="top">İzlanda</td>
<td width="189" valign="top">14.50</td>
</tr>
<tr>
<td width="225" valign="top">Yunanistan</td>
<td width="189" valign="top">7.76</td>
</tr>
<tr>
<td width="225" valign="top">Türkiye</td>
<td width="189" valign="top">7.30</td>
</tr>
<tr>
<td width="225" valign="top">Çekoslovakya</td>
<td width="189" valign="top">İ.50</td>
</tr>
<tr>
<td width="225" valign="top">Batı Almanya</td>
<td width="189" valign="top">0.30</td>
</tr>
<tr>
<td width="225" valign="top">Belçika</td>
<td width="189" valign="top">0.05</td>
</tr>
<tr>
<td width="225" valign="top">Toplam</td>
<td width="189" valign="top">303.39</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong> </strong></p>
<p>Çizelgede 1988 yılında. Türkiye&#8217;de jeotermal enerji ile ısıtılan sera alanı 7.3 olarak görülmektedir. Elde edilen son verilere göre bu değer 10 ha&#8217;dan fazladır. Avrupa dışında sera ısıtmasında jeotermal enerjiden yararlanan ülkeler arasında eski Sovyetler Birliği, Japonya, Filipinler, Amerika Birleşik Devletleri, Çin ve İsrail sayılabilir.</p>
<p>Sera yetiştiriciliğinde jeotermal enerjiden toprak ısıtma, sera havasını ve sulama suyunu ısıtmada faydalanılmaktadır. Jeotermal kaynakların sera ısıtmasındaki kullanımı konusundaki ilk çalışmalarda, en az 60 °C sıcaklığa sahip akışkanların kullanımı önerilmiştir. Daha sonra bu limitin 20 &#8211; 25 °C olmasının yeterli olduğu belirlenmiştir. Örneğin İtalya&#8217;da 40 °C, Yunanistan&#8217;da 34 °C, Çekoslovakya&#8217;da 52 °C sıcaklıktaki jeotermal suların kullanıldığı projelerde oldukça başarılı sonuçlar alındığı bilinmektedir. İsrail&#8217;de 30 &#8211; 60 °C arasında sıcaklığa sahip jeotermal sular kışın sera ısıtmasında kullanıldığı gibi, bu kaynakların bazılarından yaz aylarında sulamada da kullanılmaktadır. Sivas&#8217;ta kaynak sıcaklığı 46 °C olan sıcak su toprak altında ve toprak üstünde bulunan plastik borularda dolaştırılarak yapılan sera ısıtmasının bitkisel üretim için yeterli olduğu ortaya konulmuştur.</p>
<h1>Sulamada kullanım</h1>
<p>Tuzluluk değeri yüksek olmayan jeotermal sular hidroponik sistemlerde yada herhangi bir sulama kaynağının bulunmadığı kıraç alanlarda kullanılabilir. Ancak düşük tuzluluk değerine sahip olan jeotermal sulara ( özellikle yüksek sıcaklıkta ise ) çok seyrek rastlanmaktadır. Ayrıca sıcaklığı 60 0C&#8221;den daha yüksek olan jeotermal suların kullanılmadan önce soğutulması gerekir. Jeotermal suların sulamada kullanımı ile ilgili örnekler İsrail ve Tunus&#8217;tadır. Özellikle suyun çok pahalı ve kıt olduğu İsrail&#8217;de çalışmalar yoğun olarak sürdürülmektedir.</p>
<h1>Açık Alanlarda Toprak Isıtmasında Kullanım</h1>
<p>Jeotermal enerjinin açık alanlarda toprak ısıtması ile ilgili uygulaması olmamakla birlikte Belçika, Fransa ve İtalya&#8217;da nükleer santrallerin düşük sıcaklıktaki atık suların bu amaçla kullanımı ve jeotermal suların seralarda toprak ısıtmasında kullanılıyor oluşu, bu sahayı da jeotermal enerji açısından cazip hale getirmektedir. Özellikle erken İlkbahar ve geç sonbahar üretimlerindeki kullanım ekonomik olabilmektedir.</p>
<h1>Hayvancılıkta Kullanım</h1>
<p>Tavukçuluk, domuz ve sığır ıslahında hayvan sağlığı ve klima kontrolü çok önemlidir. Bu nedenle tavukhane yada ahırlarda yapı içindeki kontrollü iklim koşullarını sağlamada jeotermal enerji, fuel-oil&#8217;li ısıtma sistemlerinin yerini almaktadır.</p>
<p>Avrupa’da da hayvancılık işletmelerinde jeotermal enerjinin yaygın olarak kullanıldığı biliniyorsa da elde rakamsal bir veri mevcut değildir. Macaristan&#8217;ın güney, Yugoslavya&#8217;nın kuzey -doğu bölgelerinde çeşitli projelerin yürütüldüğü bilinmektedir.</p>
<p>Örneğin, Yugoslavya&#8217;da Mokrin&#8217;de bir domuz çiftliğinde 50 °C sıcaklıktaki jeotermal suyu kullanılmaktadır. İşletmenin toplam ısı (termal) gücü 372 Kwa&#8217;dır. Jeotermal su havalandırılmadan tanktan pompalanır, geriye dönen 25 °C deki su odalardaki hava sıcaklığına bağlı olarak sistemdeki suyu tekrar karıştırabilmektedir. Isıtma sistemi bir fan yardımı ile çalışan konvektör tipi ısı. eşanjörüdür; içeri giren temiz havayı ısıtarak sıcak havayı dağıtım kanallarından üfleme deliklerine nakleder. Geriye dönen su bir rezervuarda (havuzda) toplanır.</p>
<h1>Mantarcılıkta Kullanım</h1>
<p>Mantar yetiştiriciliğinde başarı klima koşullarının özellikle sıcaklık,nem ve havalandırmanın tam olarak sağlanmasına bağlıdır. Bu nedenle üretim odalarının klima düzenlenmesinde ya da pastörizasyon odalarında jeotermal enerjiden yararlanılmaktadır.</p>
<p>A.B.D.&#8217;nin Utah eyaletinde en büyük jeotermal kaynağın bulunduğu alanda tesis edilen bir mantar işletmesinde bu enerji halen kullanılmaktadır. Ancak ülkemizde henüz bu tür bir uygulama yoktur.</p>
<h1>Tarımsal Ürünlerin Kurutulmasında Kullanım</h1>
<p>Tarımda ısı tüketiminin en yüksek olduğu teknolojilerden birisi de hububat, sebze, meyve ve diğer ürünlerin kurutulmasıdır. Jeotermal enerji kurutma sıcaklığının kontrolünde ve tüm kurutma işlemi boyunca kısmen ya da tamamen fosil yakacakların yerini alabilir. Burada jeotermal suyun sıcaklığı ile kurutma için gereksinim duyulan sıcaklık değerleri önem taşımaktadır. Oysa düşük sıcaklıkla kurutmada tamamen jeotermal akışkan ile kurutma işlemi gerçekleştirilmektedir. Jeotermal kurutma ünitesi ile ilgili olarak Yugoslavya&#8217;dan örnek verilebilir. 78 °C sıcaklıkta, düşük mineral içerikli dolayısıyla kabuklanma ve korozyon problemi taşımayan termal su pirinç kurutma amacı ile kullanılmaktadır.</p>
<h1>Balık Yetiştiriciliğinde Kullanımı.</h1>
<p>Kültür balıkçılığı hem ıslah çalışmalarını kolaylaştırdığı, hem de pazar taleplerine uygun planlama yapılmasını sağladığından hızlı bir gelişim içindedir. Özellikle ısıtmalı üretimde ıslah periyotları kısaldığı için mevsime bağımlılık ortadan kalkmış olur.</p>
<p>Isıtmalı kültür balıkçılığında çok fazla miktarda temiz suya ve ucuz ısı kaynaklarına ya da doğal ılık suya, suyu temizleme ve re-sirküle sistemlerine, sıcaklık ihtiyacını karşılamak üzere otomatik olarak kontrol edilen pompa sistemlerine ihtiyaç duyulur. Bu nedenle jeotermal sular tarımın bu dalında rahatlıkla kullanılabilir. Tuzlu olan sularda doğrudan kullanılabilme avantajı da gözönüne alınmalıdır.</p>
<p>Fransa&#8217;da (barbun balığı ve levrek ıslahında), Macaristan&#8217;da (Sazan balığı ıslah çiftliklerinde), İzlanda&#8217;da (9 balık ıslah çiftliği, deniz algleri ve morina balığı kurutma tesislerinde) ve İtalya&#8217;da örnek çiftliklerde jeotermal enerji kullanım alanı bulmuştur.</p>
<h1>Proses Sıcak Su Üretiminde Kullanım</h1>
<p>Bilindiği üzere imalathaneler, sanayi tesisleri ve fabrikalar en fazla enerjiye ve sıcak suya gereksinim duymaktadırlar. Jeotermal kaynakların yakınında kurulan işletmeler bu konuda enerji yönünden şanslı konumda olmalarına rağmen henüz faydalanma yönüne gitmemişlerdir. Bu yüzden ülkemizde jeotermal enerjiden proses ısı üretimi sisteminin geliştiğini söyleyemeyiz.</p>
<p>Jeotermal enerjiden proses ısı üretimi sayesinde özellikle deri ve kağıt sanayinde kullanılmaktadır. Ayrıca son zamanlarda gıda sanayinde de kullanılmaya başlanmıştır. Tabakhanelerde derinin temizlenmesi, yıkanması ve boyama ameliyelerde proses ısı kullanılmaktadır. Ayrıca kağıt sanayinde de selülozun ayrışma ve temizleme isleri ile birlikte boyanmasında da proses ısıdan Yararlanılmaktadır. Gıda sanayisinde genellikle şeker fabrikalarında şeker pancarının yıkanması proses ısı ile olmaktadır. Proses ısının kullanım alanları gittikçe artmakla beraber yen; teknolojik gelişmeleri de beraberinde getirmektedir. Bu nedenle jeotermal kaynaklarında yüksek entapilli değerindeki enerjiden sanayide çok amaçlı olarak yararlanılmakta ve sanayi yeri seçiminde jeotermal kaynakların artık çekici özelliği zamanla ortaya çıkmaktadır.</p>
<p>Sonuç olarak söyleyecek olursak jeotermal enerjiden proses ısı olarak kullanmak, hemen her türlü sanayi tesisinde aranan -gerekli olan enerji durumuna gelmiştir.</p>
<h1>Kaplıca Amaçlı Kullanım ( Termalizm )</h1>
<p>Jeotermal enerjinin en fazla kullanıldığı alan termalizmdir ve geçmişi tarih kadar eskidir. Jeotermal enerjiden ilk yaralanma şekli hamam ve kaplıcalar olmuştur. Gerek ülkemizde ve gerekse Dünya&#8217;da termalizm oldukça gelişme göstermiş ve hemen her sıcak su kaynağının yanma kaplıca veya hamam tesis edilmiştir.</p>
<p>Son yirmi yıl içersinde yeniden ele alınan hamam ve kaplıcalar revizyondan geçirilmiş ve çok daha modern tesisler yapılmak suretiyle, termal tesisler şekline dönüştürülmüştür.</p>
<p>Özellikle orta ve düşük entalpiliye sahip kaynaklarda tesis edilen hamam ve kaplıcalar, günümüzde giderek azalmaktadır. Hatta düşük entalpiliye sahip hamam ve kaplıcalar fazla çekici olmaktan çıkmışlardır.</p>
<p>Yeryüzüne ulaşan jeotermal akışkanların fazla bir ameliyeden geçirilmeden insan sağlığına sunulması artık bırakılmıştır. Daha modem tesislerde jeotermal akışkanın kimyasal analizleri yapılmakta ve insan sağlığına zararlı olan kimyasal bileşikler çökertilmekte ve hatta insan cildine zarar verebilecek maddeler atılmaktadır.</p>
<p>Artık modern termal tesisler çevre halkının sağlığına hitap etmekten çıkmış ve turizm yatırımı şekline gelmişlerdir. Gerek iç ve gerekse de dış turizme açılan bu tesisler önemli döviz girdilerine sahiptirler. Ülkemizdeki Yalova termik tesisleri binalarının eski olasına rağmen dışarıdan yaz ve kış mevsimleri boyunca turistlerin akınına uğramaktadır.</p>
<p>Kaplıca amaçlı termal su ülkemizin % 40 &#8211; 60 bölgesinde bulunmaktadır. Termal turizm yönünden önemli görülen 30 adet kaplıcaya ait termal kaynak suların ve sondaj kuyuların mevcut debilerine göre yapılan kabaca hesaplamada en az 40 000 yatak kapasitesi jeotermal su ortaya çıkmaktadır.</p>
<p>Japonya&#8217;da Beppu şehrine kaplıca maksatlı yılda 13 milyon turist gelmektedir. Almanya&#8217;da kaplıca turist sayısı yılda 7,3 milyon kişi olup, Almanya&#8217;daki toplam kaplıca yatağı 600 000 civarında ve kaplıca kaynak sayısı yaklaşık 200 tanedir. Almanya&#8217;ya göre 10 katı fazla kaynağa karşın Avrupa standartları ve kurallarına uygun kaplıca tesisimiz ve yatağımız maalesef yoktur.</p>
<p>Standartlara uygun ve modern ölçülerdeki bir termal tesiste üç ana bölüm bulunur;</p>
<p>1    &#8211; Kür Oteli</p>
<p>2    &#8211; Kür Merkezi</p>
<p>3    &#8211; Kür Parkı ve Çevresi</p>
<p>Türkiye&#8217;de üç ana bölümü içine alan, kurallarına tam uygun olarak kurulup işletilen l &#8211; 2 modern tesisimiz vardır.</p>
<p>Türkiye&#8217;de termal su kaynaklarının kaplıca amaçlı işletilmesi Özel İdare ve Belediyelerin elindedir, ayrıca bu kaynakların çevresinde bulunan arsalar da yine Özel idare veya Hazineye aittir.</p>
<p>Termal tesis yatırımcısının iki önemli alt yapı unsuruna sahip olması zorunludur. Birisi arsa, diğeri termal sudur. Bugüne kadar bu iki ana alt yapı unsurunun uygun, cazip şartlarda temin edebilmiş yatırımcı bulunmamaktadır.</p>
<p>Bu yüzden termal turizm, bilimsellik, tıbbi uygulama ve teknikleri açısından Türkiye&#8217;de çok geri kalmıştır. Halk iptidai tesislerde tedavi olma mecburiyetindedir. Özel İdare ve Belediyeler küçük, ucuz, basit ve tekniğine uygun olmayan tesislerin yatırımına yönelmişlerdir. Sonuçta bu yanlış yatırımlarla tesislerin işletmeciliği, yanlış, eksik ve sakıncalı neticeler doğurmuştur.</p>
<p>Bu nedenle artık hamam ile kaplıcayı ve termal tesisi birbirinden ayırmak zamanı gelmiştir. Türkiye&#8217;de termal turizmin dışa açılması, Avrupa standardında tesis yatırımı ve işletilmesi ancak boşa giden 1000&#8242;in üzerindeki termal kaynağın yabancı sermaye ve özel sektörün yatırımları ile mümkün olacağı anlaşılmıştır.</p>
<p>Bu durumda termal turizm, yerli turistin yanında dış ülkelerden de turist çekebilecektir. Bunun Dünya&#8217;da örnekleri çoktur. Örneğin, Romanya, Almanya, Fransa, Çekoslovakya ve Japonya&#8217;daki jeotermaller ucuz işletme sayesinde termal turizmde tam yıl işletme yapılmaktadır. Kurallara uygun, Avrupa standardında kurulacak termal tesislerimize, kış aylarında da yabancı turist çekebileceğimiz açıktır.</p>
<p>Bilindiği üzere Türkiye&#8217;de faaliyet gösteren Termal Tesislerin sezon doluluk oranları % 90 &#8211; 100 &#8216;lere ulaşmaktadır. Termal Tesisler bünyesinde kaplıca tedavi merkezleri, apart otel, yüzme havuzlan, çamur banyoları gibi bir çok sağlığa yönelik merkezlerin yanı sıra, turistik amaçlı bir çok faaliyet de içermektedir.</p>
<p>Günümüzde % 100 doluluk oranlarında seyreden İzmir Balçova Termal Tesisleri, termal turizme en güzel örneklerden yalnızca bir tanesidir.</p>
<p>Diğer yandan. Oruçoğlu Thermal Resurı (Afyon), Termal Yeni Otel (Sandıklı), Gönen Kaplıcaları İşletmesi A.Ş., Termal Motel Kervansaray. Colossea Motel doluluk oranlan bakımından sayılı termal otellerimiz arasındadır ve yerli &#8211; yabancı turistlere yönelik hizmet vermektedirler.</p>
<h1>Kimyasal Madde Üretiminde Kullanım.</h1>
<p>Jeotermal enerjinin bir başka kullanım şekli de kimyasal madde üretimdir. Jeotermal kaynaklar yer içinden farklı derinliklerde ve farklı jeolojik kayaçları kat ederek geldikleri için, içlerinde çok miktarda erimiş halde mineral maddeleri içerirler. Erimiş halde bulunan mineral maddenin hem çeşidi hem de oranları her kaynak için farklılık gösterir. Bu nedenle her kaynakta belli bir kimyasal maddenin fazlalığı söz konusudur.</p>
<p>Bununla ilgili olarak ülkemizde çok çarpıcı bir örnek bulunmaktadır. Daha önceleri fuel-oil ile elde edilen karbondioksit, Türkiye&#8217;de ve Dünya&#8217;da ilk defa gerçekleştirilen Kızıldere ( Denizli ) Jeotermal santraline entegre karbondioksit üretim tesisi sayesinde elde edilmektedir. Şu anda içtiğimiz Coca-Cola ve Pepsi-Cola içersinde bulunan karbondioksit, Jeotermal karbondioksitidir. Kızıldere Jeotermal santraline entegre olarak çalışan bu tesis son derece ekonomik bir uygulamadır. Özel sektör tarafından kurulmuş ve işletilmektedir. Halen Dünya&#8217;da ilk ve tek uygulama olması açısından da önemlidir.</p>
<p>Bunun yanında kimyasal madde üretiminde, Meksika&#8217;da potasyum klorür üretimini görüyoruz. Meksika potasyum klorür tüketiminin % 80&#8242;ini Jeotermal suyun içinde bulunan potasyum klorürün geri kazanılmasıyla üretmektedir. Diğer yandan Dünya ülkeleri Jeotermal kaynaklardan lityum üretimi, çeşitli mineraller üretimi, borikasit üretimine ve hatta altın üretimine bile çalışılmaktadır.Bugünkü gelişen teknoloji ile, Jeotermal suyun kimyasal kompozisyonundaki çeşitli hesaplamalarla yeraltındaki rezervuar sıcaklıklarını tespit etmek de mümkündür. Bu değer 3 -5 °C hatayla bulunmaktadır.</p>

<p class="sayac_bilgi">228 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/jeotermal-enerji-ile-isitma.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Elektriksel Görüntüleme Ve Bunun  Uygulamalı Mühendislikteki Araştırmaları</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/elektriksel-goruntuleme-ve-bunun-uygulamali-muhendislikteki-arastirmalari.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/elektriksel-goruntuleme-ve-bunun-uygulamali-muhendislikteki-arastirmalari.html/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 Jan 2011 10:20:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[jeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Ana]]></category>
		<category><![CDATA[Beri]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgisayar]]></category>
		<category><![CDATA[Derinlik]]></category>
		<category><![CDATA[Kaynak]]></category>
		<category><![CDATA[Kuyu]]></category>
		<category><![CDATA[Pratik]]></category>
		<category><![CDATA[Ters]]></category>
		<category><![CDATA[Tomografi]]></category>
		<category><![CDATA[Toprak]]></category>
		<category><![CDATA[Uzun]]></category>
		<category><![CDATA[Veri]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni]]></category>
		<category><![CDATA[Zemin]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category></category>
	<category></category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=17176</guid>
		<description><![CDATA[Elektriksel  tomografi  alan  çalışması  ve  veri  ters  dönme  teknolojisinde son gelişmeler, daha doğru olarak  yeryüzünün  gösterdiği  elektriksel  görüntülerin  üretimi ile  yorumlanırlar. Klasik özdirenç araştırmaları ile bu yargıya varıldı. Bu, yeryüzü akıcı akış izlemekte  kaynak ve kirletici çalışmasında,  ana kayaya  olan  derinliğin  belirlenmesi   örneklerle  kanıtlanmıştır. GİRİŞ Elektriksel  özdirenç  araştırmaları, çok tiplerin alışılagelmiş mühendislik araştırmalarında uzun  yıllardan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Elektriksel  <a href="http://www.genelbilge.com/tag/tomografi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Tomografi">tomografi</a>  alan  çalışması  ve  veri  ters  dönme  teknolojisinde son gelişmeler, daha doğru olarak  yeryüzünün  gösterdiği  elektriksel  görüntülerin  üretimi ile  yorumlanırlar. Klasik özdirenç araştırmaları ile <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with bu">bu</a> yargıya varıldı. <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with bu">Bu</a>, yeryüzü akıcı akış izlemekte  kaynak ve kirletici çalışmasında,  <a href="http://www.genelbilge.com/tag/ana/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ana">ana</a> kayaya  olan  derinliğin  belirlenmesi   örneklerle  kanıtlanmıştır.</p>
<p><strong>GİRİŞ</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Elektriksel  özdirenç  araştırmaları, çok tiplerin alışılagelmiş mühendislik araştırmalarında <a href="http://www.genelbilge.com/tag/uzun/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Uzun">uzun</a>  yıllardan beri  kullanılmıştır. Pratik Elektriksel tomografi alan sistemleri ve efektif işlem ve ters dönme yazılımının son gelişmesi, yeni çağ içine bu jeofiziksel teknikte bir çağ  yaratmıştır.</p>
<p><strong>Elektriksel   Tomografinin   İlkeleri</strong></p>
<p><strong> </strong>Elektriksel  tomografi,  çok  farklı yollar  ve  ölçüm boyunca elektriksel günceli geçerek yeraltı yapısının elektriksel özelliklerinin  resmini  oluşturmak için birleşmiş  voltajları  hedefleyen araştırma  tekniğidir. Toprak bağlantılarının  dizileri, eşit aralıklarda zemin içine metal kazık  aralara eklenerek bir  doğru  çizgi  boyunca sıralanırlar.</p>
<p>Kuyu içi ölçümlerde,   istenilmemesinin  nedeni, bütün yer temasları yeryüzünün yüzeyinde bulunduğu  içindir. Elektrotlar arasında mühendislik araştırmaları için aralık, 1 ile 10 metre  arasındadır,  modelin derinlik menziline bağlı olarak  ise anahtarlama birimler, herhangi biri zamanda direnç metresine bağlanılarak dört elektrotun herhangi bir kombinasyonuna  izin verirler. Sistemin planı,  şekiıl1 de  gösterilmektedir. Teçhizat,  IBM  işletmek için  uyumlu dizüstü bilgisayar ile  tasarlanılır.<span id="more-17176"></span></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Şekil1:</strong> Yukarı inşa etmek için yapma kesit ve elektrot dizisi.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Görünür  Özdirenç  Yapma Kesit</strong></p>
<p>Yer özdirencinin ölçümü,  iki elektrot  boyunca yer içine  enjekte edilen akımla, elektriksel  görüntü için  veri  oluşturulur.P1 ve P2  akım  elektrotları olup,  C1 ve C2 ‘de  potansiyel  gerilimi  ölçen elektrotlardır. Yerin özdirenci  fiziksel olarak   R = V / I  şeklinde tanımlanabilir. Özdirencin birimi ohm, gerilimin birimi volt ve akımın birimi de amperdir.</p>
<p>Elektrotlar arası  mesafe 2a’ <a href="http://www.genelbilge.com/tag/ya/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ya">ya</a>  kadar  arttırılır ve ölçümlerin ikinci profili,  yapılır. Her bir ölçümde alete  bağlanılan elektrotların seçimi, bilgisayar yazılımı  tarafından  kontrol edilir. Her ne kadar 2 &#8211; 3 <a href="http://www.genelbilge.com/tag/veya/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Veya">veya</a> 4 elektrot ayarlamasının  değişikliğini kullanmak  aynı zamanda mümkün  olduğu halde  şekil1’de dört  elektrotlu   olan  Wenner  ölçü  alma  tekniği   kullanılmıştır. Bu  çizim derinlik, derinlik ile gerçek  özdirenç  değişikliğe yaklaşmak için  ölçülen  görünür  özdirenç dik değişimlere  tırmanır.</p>
<p>Görünür özdirençle alınan veriler  derinlik bölümü veya  tabakaları  üretmek için   konturlanır. Veri kazanmasının biçimi, mineral araştırmasında  dıpol-dıpol elektrot  açılımı  ile birlikte kullanılır.  Nitelikli bir   gösterim  için,  işlemsel olarak elektriksel  özdirencin dağıtımını  yansıtır. Bu, bütün potansiyel alan ölçümlerinin temel   limitidir ve işlenmemiş veri, ölçümlerin yoğunluğu artarak  geliştirilmez.</p>
<p><strong>Otomatik  Görünüm</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Yeryüzü  jeolojisi, aynı  olmasına rağmen araştırma, farklı bölümler  ile  gerçekleştirildi. Deneyimimizde wenner açılımı,  model  amaçları için çok tatmin edici  konfigürasyondur ve her ne kadar anomalilerin karmaşıklığı, biraz  özdirenç  değeri  negatif veya pozitif olduğuna  bağlı olduğu halde,  bilgi miktarı adaletli,  işlenmemiş görüntülerin görülebilir  incelemesinden  kazanılabilir. Bazı yolla sürece veri gerekli  olduğu görüntünün kararlılığını geliştirmek amacıyla,  yine de  teknik, geometrik etkileri oynatmakta oldukça yetersiz  oluşu  ispatladığı kabul edilmiş ve kompleks alanlarda <a href="http://www.genelbilge.com/tag/ama/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ama">ama</a> basit stuatıonsda hızlı ve yararlı olduğu  ispatlanılan  McCann Barker  tarafından  yakın geçmişte saptanmıştır. Loke ve Barker  tarafından  geliştirilen daha çok son teknik,  tamamen farklı yaklaşım  alır ve  elektrot geometri etkilerini ortadan kaldırmakta olup önemli derecede başarılarını  ispatladılar. Son  işleme tabi tutulan görüntü,  yeryüzünün  iyi temsili  sağlaması için  her ne kadar algoritma,  görüntüyü ve  özdirenç  derinlik değişimini doğruladığı  halde, hareketsiz  olan keskin sınırlar,  anomalide  dereceli  belirti verirler  ve  özdirenç  değeri   gerçekten daha az  olabilir.</p>
<p>Mühendislik  Araştırmalarında  Uygulamalar</p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Mühendislik ölçeğinde problemler çalışmakta  elektriksel tomografinin  büyük  bir   potansiyel  kullanımı  vardır.  Jeofiziğin uygulamalarının menzilinin bazılarını   kapsayan örnekleri  seçtiğim aşağıdaki csetıonsda mühendislik yer  araştırmasında bs5930de  listelenilir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Toprağın  Altındaki  Ana Kayaya Derinlik</strong></p>
<p>Tabakalanmanın  yatay  olduğu  alanlarda toprağın altındaki asıl kayaya  olan derinliğin  belirlenmesi   için   elektrik  özdirenç  yöntemleri  veya diğer <a href="http://www.genelbilge.com/tag/uygun/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Uygun">uygun</a> jeofiziksel   teknikleri  kullanılır. Düzensiz toprağın altındaki asıl kaya topoğrafyasının alanlarında,  ise daha çok yararlı sonuçlar  elektriksel topoğrafya ile  <a href="http://www.genelbilge.com/tag/elde/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Elde">elde</a> edilebilir.  Leıcestershırede   triasik devir mercıa mudstonenin  altında bulunan precambrıan mıcrodıorıteyi karşıdan karşıya önerilen tünel yolu boyunca araştırmadan  <a href="http://www.genelbilge.com/tag/elde/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Elde">elde</a> edilen sonuçlar 2 gösteri  yer al.İşlem olmadan, bu bölüm, toprağın altındaki asıl kaya topoğrafyasının şeklinin  ve  özdirencinin  aşağıya doğru  arttığını  belirtir.</p>
<p>Yaklaşık derinlik ölçeği, derinlik yarım  elektrot  aralığına eşit  olduğu   farz edilerek  verilebilir.  Ancak,  bu,  nihayet sadece  yaklaşılır bu yüzden veri, ters dönme süreci  bağlı olunmalıdır.  Bunun sonucu,  gerçek derinlik  ölçeği  ile gerçek hacim özdirencinin   görüntüsü  olan  şekil2b‘de  gösterilir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Şekil 2a :</strong> Önerilen tünelin rotası ölçülen boyunca görünen özdirenç  yapma kesit çevre çizgisi</p>
<p><strong> b</strong> <strong>: </strong>Dört kuyuda yeraltındaki kayaya elektriksel görüntü ve gözlenen  derinlikler</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Zenginleştiricinin Çalışması</strong></p>
<p>Bilindiği  <a href="http://www.genelbilge.com/tag/gibi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Gibi">gibi</a>  materyallar  içinde  litolojik  değişimini incelemek için  elektriksel tomografların  çok yararlıdır.  Örneğin,  kum  ve  çakıl,  genellikle yüksek  özdirençli  değişimlerde  yansıtılan heterojen  doğalarının tarafından sık  sık  karakterize edilirler. Herhangi  bir  dikkate değer alanda  özdirenç,  nem içeriğine olduğu <a href="http://www.genelbilge.com/tag/gibi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Gibi">gibi</a>   tane  boyutu ve  sıralama ile ilgili  olacaktır.  Şakil3a’ nın  parçası,  Trent   Nehir  vadisinde  asfalt  yol  ltdin tarafından  Hoverıngham avına komşu ırmaklara ait snads  ve  çakıllı  alanın  üstündeki  yakın Nottıngham  işletmesi  ölçüldü.  63 elektrotun  doğru çizgi,  hemen  hemen  11 metre derinliğine  inme  amacı  ile  5 metre  <a href="http://www.genelbilge.com/tag/birim/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Birim">birim</a>  elektrot   aralık bırakılarak  sağlanıldı.  İşleme tabi tutulan  model,   şekil3b’de  hesaplanılan  kısmın  elde edildiği  gerçek  derinlik  ve  formasyon  özdirenç  modelini  sağlar.  Gözlenen  veri  çok  iyidir  ve  3.1 %’in hatasını  eşleyen alçak rms,  bunu  doğrular.  Kumlar  ve  çakıllar,  en azından 100 ohmmetre’nin yüksek  özdirenci  tarafından   kabullenirler.</p>
<p>Triasik  devirli   meriıa  mudstonesi  bu   ölçümlerde,   özdirenci  düşürür ve bu,  derinlik  imge  ile özdirençte  azalmada  yansıtılır.  Çakıl   özdirençte  yanal değişimler,   çizgi boyunca  litolojik  değişiklikleri  belirtirler ve   kuyu   yakında  ölçülen  hidrolik  iletkenlik, parametrede değişimlere uymak aynı zamanda  bulunulurlar. Görüntü,  az  bir   şişkinlikle belirir  iken  aynı   kuyular,  kumun  kalınlığı   ve  6m  etrafındaki  çakılını  belirtir. Yine de,  o bunlardan  açık hale getirilir ve diğer araştırma,   sonuç verir,  o  ayrıntılı  elektriksel tomografi,  planlama  gelecek  çakıl  ekstraksiyonunda  yararı   kanıtlamalı   olarak   hidrojeoloji   belirtilmiştir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Sekil 3a :</strong> Hoveringham’da ölçülen kumlu ve çakıllı alanda aşırı gözlenen değerler<strong> </strong></p>
<p><strong> b : </strong>Hesaplanılan  yapma kesit modelle</p>
<h1><strong>c :</strong> Gerçek formasyon özdirencin ters çevrilmiş imgesi  elektrot aralığı, 2m dir.</h1>
<p><strong>Kirletici   Çalışması</strong></p>
<p>Gözenek suyunun  elektrik  özdirence  bağlı  olduğunda  kirli  yer altı  suyunun  bulunması, formasyon  özdirencinde  azalması  tarafından  sık sık   tanınılabilir.  Görüntü çizgisi,  arazinin sadece  mevcut  açık  şeridi  boyunca  nehir  ile   kıyı  arasında  eski  demiryolu  yatağı yerleştirildi.  Her  ne  kadar  çatı,  taramanın  uzunluğunun  çoğunu  aşırı  kaldırıldığı  halde, 15 metre  etrafındaki  kısa uzunluğu,  kaldırılmamıştır.  Koy   yükleyen geniş metal altında asfalt  yer edildiğinde, Fıty  elektrotları,  20 metre  derinlikte  aşağı  inmek  amacı ile beş metre  aralık  bırakılarak   yerleştirildiler.  40 cm  uzun  yumuşak  çelik  elektrotu  çakmadan  önce iyi elektrot  ilişkisi,  çamur  ve  tuzun  karışımı  ile  balast  cevap  asfaltı  ve  dolgu  bunları  içine  delikleri  döverek  elde  edildi.  200 ohmmetre’den daha azın bu yol  kontak direncilerinde  bütün  elektrotlarda  kaydedildiler.  Ölçümler,  tam  dolu   bilgisayar  denetimi altında  otomatik  olarak   tamamlandılar.  Şekil 4a’nın   görünen  özdirenç   kısmını  üretmek  için   gözlenen   görünen  özdirençler  çevre çizgisi  boyuncadır.  Yer altı  suyu  kirlenmesinin uzantısı,  bölümün   sağında  düşük  özdirenç  alanının tarafından  tarif edildiği   açık bir biçimdedir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Sekil 4 a :</strong> Demiryolu boyunca ölçülen görünür özdirençle  kirli zemin suyu alanını ölçüldü.</p>
<p><strong> b :</strong> Leachaten alanı ve  geometrik etkilerini gösteren elektriksel görüntü</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Akışkan  Akışını Takip  Etmek</strong></p>
<p>Akıcı  veya  kirleticilerin  hareketi,  uzatılmış  zaman  diliminin  üstünde  ölçümlerinin tarafından  takip edilebilir.  Ölçümler,   kampüs   geopulse  yeryüzü  özdirenç  mertebesi  ve bilgisayar  kullanılarak   kontrol  edilmiş  anahtar  modül   yapılmıştır.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Şekil5 :</strong> Yeryüzünde  akıcının  hareketi   izleyen dört elektriksel  görüntüde   elektrot aralığı, 1.5  metredir.</p>
<p>Suyun  kırk  bin  litreleri,  4000/saat  oranında  elektrotlar 14  bölgesinde düz yer üstüne 19/saat  pompalandı.  Bu  su,  çakılın  olası  yüksek permabilitesiniı  onaylayan  yer  içine acele  drene etti.  Pompalamanın  kesilmesini   izlediğinden  hemen sonra  yeraltının görüntüleri,  rechargeandın  periyodu  sırasında  yaklaşık  olarak  30 dakika  aralıkta üretildiler. Görüntüler  arasında  aralık,  logaritmik  olarak  arttırıldı.  Yeraltındaki  akışkanın  bulunması,  belirtme  görüntü  ile  sonradan  <a href="http://www.genelbilge.com/tag/gelen/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Gelen">gelen</a>  görüntüler  arasında  özdirenç değerinde yüzde  değişikliği  gösteren  görüntülerde  görülen  en iyidir.  Şekil5’in  görüntüleri,   iki haftanın  periyodunun  60’ın  birkaç  üstünde üretilmiştir.  Açıkça  bunlar,  çakıllarda akışkanın  uzantısının  taslağını  çizerler  ve  3.5 metre  etrafında  burada   gerçekleşen  su yatağına  aşağıya  doğru  hareketi  izlemekte  başarılı  sonuçlar  vermektedir.  Az  veya  düşük  özdirençte  bu  derinlik  hiçbir  değişiklik  göstermediği  sanıldı.  İki  hafta   sonra bundan  dolayı,  suyun  çoğu   dağıtmıştılar,  her  ne  kadar bazı  rezidüel  fazla  nemi,  gözlenilen  hareketsiz  olduğu  halde  izlemenin  iki  haftası,  alan  özdirencin  düşmesi  ile  sonuçlanan  ağır  fırtına  yoluyla  verilerin alınmasına engel olduklarından dolayı  sonra  verinin  rezidüel  etkilerinin maskelemesinden  dolayı  deney,  durduruldu.</p>
<p><strong>Sonuçlar</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Zemin taramalarında özellikle kompleks yüzey araştırmalarında  elektrikse tomografi sistemi ile  daha detaylı olarak mühendislik yer araştırması yapılabilir. Bu yazılım sayesinde yüzey jeolojisinden daha kesin ve daha çok bilgi elde edilebilir. Teknik,   kaya   sınırlarını   ve   hidrojeolojiksel    araştırmaları    için  aynı  zamanda   kullanılabilir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Kaynaklar</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>De Groot &#8211; Hedline,  C  ve  Polis memuru,  S.  1990.  Manyetotellürik  verisinden  düzgün,  iki boyutlu     modelleri  üretmek  için fırsat  üretilmesi.</p>
<p>Barker, R. D.  1989 Generlısed  Colınear  4 elektrotla  araştırmasının  derinliği,  dizer. İngiliz Standart  Kurumu.  1981.</p>
<p>Grıffıths,  D.  H.  ve  Barker,  R.  D.  1993  Kompleks  jeolojiksel  alanlarında  iki  boyutlu   özdirenç  çalışma  ve  modelcilik  1994  Arkeolojide  elektriksel  çalışmalar.</p>
<p>Turnbull,  J.  1985.   Çok  elektrotlu  özdirenç  araştırması  için   dizer.</p>
<p>Olayinka,  I. 1990.  Bilgisayar   kontrolü  ile  iki  boyutlu   özdirenç  haritaları,  dizer.</p>
<p>Hallof,  P. G. 1957.  Phd  tezi,  m-ı-t-,  Cambrıdge,  Massachusetts,  Amerika  Birleşik  Devletleri.</p>
<p>Loke,  M.  H.  ve  Barker, R.  D.  1995  Görünür  özdirenç  çalışmaları   Barker  dekonvolüsyonu 1996. Quası &#8211; Newton  metodu  yoluyla  görünür özdirenç  çalışmalarının  hızlı hızlı  ters  dönmesi.</p>
<p>.Neol, M. ve  Walker,  R.  1990   Arkeolojik  çalışmalar  için  elektriksel  özdirenç  tomografi sisteminin gelişmesi.</p>
<p>Sasakı, Y.  1992.  Özdirenç  tomografisinin  kararlılığı, sayısal  simülasyondan  anlaşılır.</p>

<p class="sayac_bilgi">81 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/elektriksel-goruntuleme-ve-bunun-uygulamali-muhendislikteki-arastirmalari.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dik İnme Ve Dik Çıkma İşlemi</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/dik-inme-ve-dik-cikma-islemi.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/dik-inme-ve-dik-cikma-islemi.html/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 Jan 2011 10:15:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[jeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Belli]]></category>
		<category><![CDATA[Biz]]></category>
		<category><![CDATA[Deki]]></category>
		<category><![CDATA[Hareket]]></category>
		<category><![CDATA[Inme]]></category>
		<category><![CDATA[Iz]]></category>
		<category><![CDATA[Jalon]]></category>
		<category><![CDATA[Nokta]]></category>
		<category><![CDATA[Paralel]]></category>
		<category><![CDATA[Tutan]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category>inme</category>
	<category>çıkma</category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=17173</guid>
		<description><![CDATA[A ve B noktalarına birer jalon çekilir. AB doğrusuna dik hareket edilerek prizmada A ve B’deki jalonların üst üste gelmesi sağlanır. Her iki jalon üst gelmiş ise yani prizmanın içinde tek bir jalon gibi görülüyor ise prizmaya takılan şakülün izdüşümü A ve B noktalarını birleştiren doğru üzerindedir. Doğrultuya girdikten sonra AB doğrusu üzerinde hareket edilerek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>A ve B noktalarına birer <a href="http://www.genelbilge.com/tag/jalon/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Jalon">jalon</a> çekilir. AB doğrusuna dik <a href="http://www.genelbilge.com/tag/hareket/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Hareket">hareket</a> edilerek prizmada A ve B’<a href="http://www.genelbilge.com/tag/deki/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Deki">deki</a> jalonların üst üste gelmesi sağlanır. Her iki <a href="http://www.genelbilge.com/tag/jalon/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Jalon">jalon</a> üst gelmiş ise <a href="http://www.genelbilge.com/tag/yani/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Yani">yani</a> prizmanın içinde <a href="http://www.genelbilge.com/tag/tek/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Tek">tek</a> <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bir/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Bir">bir</a> <a href="http://www.genelbilge.com/tag/jalon/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Jalon">jalon</a> <a href="http://www.genelbilge.com/tag/gibi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Gibi">gibi</a> görülüyor ise prizmaya takılan şakülün izdüşümü A ve B noktalarını birleştiren doğru üzerindedir. Doğrultuya girdikten sonra AB doğrusu üzerinde hareket edilerek karşımızdaki jalonun da A ve B noktalarındaki jalonlarla üst üste gelmesini sağlarız. <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with bu">Bu</a> şart gerçekleştikten sonra prizmanın ucundaki şakülün izdüşümünü zeminde işaretleriz. Dik <a href="http://www.genelbilge.com/tag/inme/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Inme">inme</a> işleminde <a href="http://www.genelbilge.com/tag/biz/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Biz">biz</a> hareket halinde iken <a href="http://www.genelbilge.com/tag/nokta/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Nokta">nokta</a> sabittir.<span id="more-17173"></span></p>
<p>Dik çıkma işleminde dik çıkılacak AB doğrusu üzerinde ölçüleri <a href="http://www.genelbilge.com/tag/belli/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Belli">belli</a> olduğundan arazide bellidir. Prizmaya takılı şakül ile dik çıkılacak bu nokta üzerinde ayrılmadan durur. Bu durumda A ve B’deki jalonlar, prizmada üst üste görülür. Karşımızda jalonu <a href="http://www.genelbilge.com/tag/tutan/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Tutan">tutan</a> kişi AB doğrusuna <a href="http://www.genelbilge.com/tag/paralel/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Paralel">paralel</a> hareket ettirerek bu jalonun da diğer jalonlarla üst üste gelmesi sağlanır. Bu şart sağlandığında karşımızdaki jalonun <a href="http://www.genelbilge.com/tag/iz/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Iz">iz</a> düşümü arazide işaretlenir.</p>

<p class="sayac_bilgi">116 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/dik-inme-ve-dik-cikma-islemi.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atabey-Gönen-Keçiborlu Atabey Tüneli Mühendislik  Jeolojisi  İncelemesi</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/atabey-gonen-keciborlu-atabey-tuneli-muhendislik-jeolojisi-incelemesi.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/atabey-gonen-keciborlu-atabey-tuneli-muhendislik-jeolojisi-incelemesi.html/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 Jan 2011 10:08:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[jeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Atabey]]></category>
		<category><![CDATA[bu]]></category>
		<category><![CDATA[Daha]]></category>
		<category><![CDATA[Dr Ali]]></category>
		<category><![CDATA[Dr Aziz]]></category>
		<category><![CDATA[Eden]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Iksa]]></category>
		<category><![CDATA[Isparta]]></category>
		<category><![CDATA[Prof Dr]]></category>
		<category><![CDATA[Sondaj]]></category>
		<category><![CDATA[Sulama]]></category>
		<category><![CDATA[Temel]]></category>
		<category><![CDATA[Yeri]]></category>
		<category><![CDATA[Yol]]></category>
		<category><![CDATA[Yrd]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category></category>
	<category></category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=17171</guid>
		<description><![CDATA[1.  GİRİŞ 1.1.  Çalışma  Amacı Bu çalışma Isparta ili, Atabey Ovasında mevcut pompaj tesisleriyle sulanamayan tarım alanlarının Eğirdir Gölünden pompayla sulanması için açılan Atabey tünelinin Mühendislik Jeolojisi çalışmalarını içermektedir. Çalışma,tünellerde kaya kütlesi sınıflama sistemlerinden Q sisteminin Gönen-Keçiborlu Sulama Tüneline uygulanması ve bu sistem yardımı ile tünelin jeolojik ve jeoteknik koşullarının değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. 1.2.  Çalışma  Alanının  [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1>1.  GİRİŞ</h1>
<h2>1.1.  Çalışma  Amacı</h2>
<p>Bu çalışma <a href="http://www.genelbilge.com/tag/isparta/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Isparta">Isparta</a> ili, Atabey Ovasında mevcut pompaj tesisleriyle sulanamayan tarım alanlarının Eğirdir Gölünden pompayla sulanması için açılan Atabey tünelinin Mühendislik Jeolojisi çalışmalarını içermektedir.</p>
<p>Çalışma,tünellerde kaya kütlesi sınıflama sistemlerinden Q sisteminin Gönen-Keçiborlu Sulama Tüneline uygulanması ve bu sistem yardımı ile tünelin jeolojik ve jeoteknik koşullarının değerlendirilmesi amaçlanmaktadır.</p>
<h2>1.2.  Çalışma  Alanının  Yeri</h2>
<p>Çalışma alanı Eğirdir Gölü ile Atabey-Harmanören (Göndürle) Köyü arasında yer almaktadır. Tünel girişi Isparta İline 40 km, çıkışı ise 25 km.’dir. Giriş, Eğirdir &#8211; Bedre Köyünün 1 km. güneyinde, çıkışı Atabey-Harmanören Köyünün 1,5 km. kuzeyindedir (Şekil 1. Yer Bulduru Haritası).</p>
<h2>1.3.  Çalışma  Yöntemi  ve  Süresi</h2>
<p>Yapılan çalışmada önce bölgenin genel ve yapısal özellikleri arazi çalışmaları ve önceki çalışmalardan yararlanılarak hazırlanmıştır. Daha sonra birimlerin mühendislik özellikleri belirlenerek tünel güzergahının 1/25.000 ölçekli jeoloji haritası ve en kesiti hazırlanmış, kaya kütlesi sınıflamaları ve iksa önlemleri için Q sistemi kullanılmıştır.</p>
<p>Sınıflamaya temel teşkil eden veriler, I.S.R.M. (Uluslar arası Kaya mekaniği Deneyi) önerileri doğrultusunda toplanmış ve değerlendirilmiştir. <a href="http://www.genelbilge.com/tag/sondaj/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Sondaj">Sondaj</a> verileri ise D.S.İ. XVIII. Bölge Müdürlüğü’nden temin edilmiştir. 2000 Eylül ayında başlayan çalışma arazi ve büro çalışmaları şeklinde 2001 Mayıs ayına kadar devam etmiştir.<span id="more-17171"></span></p>
<p>Şekil 1.  Yer Bulduru Haritası</p>
<h2>1.4.  Teşekkür</h2>
<p>Bu çalışmamda başta arazi ve büro çalışmalarımda ve problemlerimin çözümünde <a href="http://www.genelbilge.com/tag/yol/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Yol">yol</a> gösteren Danışman Hocam Sayın Prof. Dr. Aziz ERTUNÇ’a, öneri ve fikirlerinden dolayı sayın Yrd. Doç. Dr. Ali YALÇIN’a ve Bölümün diğer öğretim üyesi ve yardımcılarına, D.S.İ. XVIII. Bölge Jeoloji Yüksek Mühendisi Mahmut CAN’a, ayrıca yaşamım boyunca desteklerini eksik etmeyen aileme teşekkür ederim.</p>
<h1>2. COĞRAFYA</h1>
<h2>2.1. Doruklar ve Akarsular</h2>
<p>Çalışma alanında görülen yükseklikler ; Sivritepe, İmamtarlasıtepe, Uluderetepe, Kaletepe, Hüyüktepe.</p>
<h2>Bu tepelerin yükseklikleri ise;</h2>
<p>Sivritepe                     &#8211; 1576m</p>
<p>İmamtarlasıtepe          &#8211; 1329m</p>
<p>Uluderetepe                &#8211; 1300m</p>
<p>Kaletepe                     &#8211; 1108m</p>
<p>Hüyüktepe                  &#8211; 750m</p>
<p>Öpencik ve Akçapınar dereleri inceleme alanında bulunan derelerdir.</p>
<h2>2.2. İklim ve Bitki Örtüsü</h2>
<h1>Çalışma alanında Akdeniz ve İç <a href="http://www.genelbilge.com/tag/anadolu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anadolu">Anadolu</a>’nun karasal ikliminin karışımı gözlenmektedir. İklim oldukça sert olmakla beraber, karasal iklimden daha çok yumuşak bir iklim ve yağış hüküm sürer.</h1>
<p>Kışları soğuk ve yağışlı, yazları ise sıcak ve kuraktır. Gece ile gündüz arasındaki sıcaklık farkı oldukça fazladır.</p>
<h2>2.3. Ulaşım</h2>
<p><strong> </strong>Tünel girişi Eğirdir-Bedre köyünün 1km güneyinde, çıkışı Atabey-Harmanören köyünün 1,5 km kuzeyindedir. Giriş ağzına asfalt yoldan 1km’lik stabilize yolla, çıkışa ise tamamen asfalt yolla ulaşım her mevsim mümkündür.</p>
<h1>3.  GENEL JEOLOJİ</h1>
<h2>3.1. Önceki Çalışmalar</h2>
<p>İnceleme alanı Türkiye’nin güney batısındaki Batı Toroslar’da bulunmaktadır. Karmaşık jeolojik özeliğe  sahip olan bölge yerli ve yabancı bilim adamları tarafından farklı amaçlarla araştırılmıştır.</p>
<p>-Poisson, (1968-1979); Isparta, Burdur, Antalya, Korkuteli dolaylarında araştırmalar yapan çalışmacı Likya ve Antalya nap birimleri ile Beydağları otoktonunun stratigrafisini ve yapısal konumlarını ortaya koymaya çalışmıştır. Çalışmacı, Likya naplarının Langiyen’de Neotetis kuzey kolundan, Antalya naplarıın ise maestrihtiyen Daniyen’de Neotetis güney kolundan kaynaklandığını ve bölgeye yerleştiğini savunmuştur.</p>
<p>-Halit Özden Yatkın, Atilla Topçam, (1976); Enerji ve tabi kaynaklar Bakanlığı, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan raporda Atabey Ovası için 1/100 000 ölçekli hidrojeoloji haritası yapılmıştır. Haritada jura kireçtaşı, Kretase filişleri, üst Kretase kireçtaşları, Eosen filiş, Eosen kireçtaşı, Oligosen konglomeraları, Neojen ve Pliyo-Kuvaterner birimleri ayırtlanmıştır. Atabey Ovası için yeraltı suyu bilançosu yapılmıştır. Beslenme, üst Kretase kireçtaşlarına yağıştan süzülme 8,5&#215;10<sup>6 </sup>m<sup>3</sup>/yıl alınmıştır. Boşalma miktarları kaynaklarla 1,5&#215;10<sup>6 </sup>m<sup>3</sup>/yıl, kireçtaşlarıyla yeraltından ovaya akış 7&#215;10<sup>6 </sup>m<sup>3</sup>/yıl olarak hesaplanmıştır. Emniyetli verim boşalmanın %60’ı olan 5&#215;10<sup>6 </sup>m<sup>3</sup>/yıl alınmıştır. Atabey Ovasında yeraltı suyu kalitesinin sulamaya uygun ve suların C<sub>2 </sub>S<sub>1 </sub>sınıfında olduğu belirtilmiştir.</p>
<p>-Gutnic ve diğerleri, (1979); Batı Toroslar’ın jeolojisini inceleyen Fransız çalışma grubu Isparta bölgesinde temelde alt otokton adı altında Davrazdağı, Erenlertepe formasyonunun üzerine Çamlıdere Olistrosromonun geldiğini belirtmişlerdir. Kretase sonunda Antalya Napları Isparta çay ünitesinin allokton olarak bölgeye yerleştiğini vurgulamışlardır.</p>
<p>-Koçyiğit, (1981); Batı Toroslar’da karbonat platformunun evrimini incelemiştir. Araştırmacı Toroslarda gözlenen ve egemen kaya türü genelde sığ denizel özellikli Paleozoyik, Mesozoyik ve Alt Tersiyer yaşlı karbonatlarda oluşan yüzlekleri Toros Karbonat platformu olarak adlandırılmıştır.</p>
<p>Platformdaki stratigrafik boşlukların genelde üst Karbonifer – Alt Triyas’a rastladığını belirtmiştir. Araştırmacı, tüm Mesozoyik istifinin egemen kaya türünün sığ denizel kökenli karbonatlar olduğunu ve transgrasyonla başladığını söylemektedir.</p>
<p>-Yalçınkaya ve diğerleri: , (1986); Batı Toroslar’ın jeolojisi ile ilgili yaptıkları araştırmada, Antalya Napları, Beyşehir-Hoyran Napları ve Lisiyen Napları’nın Menderes Masifi’nin kuzeyinde Ankara zonunda oluşan ofiyolitlerin üst Kretase-üst Paleosen’de masifin güneyine, üst-Paleosen Alt Eosen’de Anatolid-Torid Platformunun güneyine aktarılması sonucu oluştuklarını, bunların aynı kökenli kuzeyden gelen ofiyolitler olduğunu tespit etmişlerdir. Bölgenin güneyindeki D-B yönlü sıkışma rejimi, kuzeyde çekme gerilmelerine karşılık birçok horst ve grabenin oluşmasını ve bu yapıların çukurluklarında günümüze kadar ulaşan göllerin çanaklarının meydana gelmesini sağlamıştır.</p>
<p>-Hilmi ÖZKÜÇÜK, (1968); DSİ.13. Bölge Müdürlüğünce Atabey ovasının sulanmasına yönelik Atabey –I tüneli 1974 yılında tamamlanmıştır. Hilmi ÖZKÜÇÜK, güzergahta geçilen kireçtaşlarının karstik yapıda olduğunu belirtmiştir. Altıntaş Göndürle tünel güzergahındaki ofiyolit-kireçtaşı dokanakları ile fay zonlarından boşalımların olduğunu vurgulamaktadır.</p>
<p>-IRLAYICI (1998); Çalışmada önemli yer altı suyu rezervuar özelliği taşıyan Eğirdir ve Burdur gölleri arasındaki bölgenin hidrojeolojik özellikleri belirlenmeye çalışılmıştır. Bölgenin jeolojik haritası hazırlanarak litolojik birimler tanımlanmıştır. Litolojik birimler hidrojeolojik özellikleri açısından değerlendirilmiş ve bölgenin hidrojeoloji haritası yapılmıştır. Akifer niteliğindeki birimlerin hidroloji parametreleri belirlenmiştir. Bölgede kapalı bir havza niteliğinde bulunan Atabey ovası için su bilançosu hazırlanmıştır. İnceleme alanında 3 dönem yer altı suyu seviye haritaları hazırlanarak, yeraltı suyunun mevsimlere göre değişimi ve akım yönü belirlenmiştir. Çalışma alanının komşu havzalarla ilişkilerinin belirlenmesi amacıyla jeolojik kesitler hazırlanmıştır (yayınlanmamış).</p>
<h2>3.2.  Stratigrafi</h2>
<p><strong>Çökel Kayaçlar</strong></p>
<p><strong>Paleozoyik : </strong>Pkçt: Girimsi siyah renkli, orta-kalın katmanlı bol kırıklı ve çatlaklı Permiyen yaşlı kireçtaşları, çalışma alanının en yaşlı çökel topluluğunu oluşturmaktadır. Tabanı gözlenmeyen kireçtaşları, üstten alt Triyas’ın marnları tarafından örtülmüştür.</p>
<p><strong>Mesozoyik :</strong> TRm: Triyas killi kireçtaşı-marn: Beyaz, bej, killi sarı renkli, ince katmanlı alt Triyas yaşlı killi kireçtaşı ve marnlar, Mesozoyik denizinin tabanını oluşturur. Tipik gel-git düzü ortamını yansıtan bu çökellerin içerisinde yer yer jipsli düzeyler gözlenir. Altta Permiyen kireçtaşını örten <a href="http://www.genelbilge.com/tag/birim/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Birim">birim</a>, üstten orta Triyas’ın kireçtaşları ile sınırlandırılmıştır.</p>
<p>TRa: Birim, birbirleriyle yanal ve düşey yönde geçişli kırmızı-kahve renkli radyolaritler ve çörtler, bunların aralarında spilitik ve sarı-bej renkli ince katmanlı kireçtaşları halinde sedimantasyona karışan bitkili kumtaşları ve bu katmanların değişik seviyelerinde gözlenen türbiditik kireçtaşları, çamurtaşlarından oluşmuştur. Formasyonun kalınlığı 500-750 m’dir.</p>
<p>Birimin en yaygın bileşenini oluşturan radyolaritler ve çörtler, başlıca Kırmızımsı koyu kahve, yersel yeşilimsi, ince-orta katmanlı, ileri ölçüde kıvrımlanmış olup <em>Daonella </em>kalıntıları içerir. Formasyon içerisinde bulunan plaketli kireçtaşları beyazımsı, yerel sarımsı, ince-orta kalın katmanlı ve oldukça sık kırıklıdır ve yaygın olarak <em>Halobia</em> kalıntıları içerir. Bitkili kumtaşları kirli sarı, boz kahve renkli, orta katmanlı, türbiditik akmalar halinde oluşmuş ve üzerinde bitki izleri bulundururlar. Birim içinde  <em>Ammonit, Halobia, Daonella</em>, <em>Miliolipara </em>fosilleri tespit edilmiştir.<em> </em></p>
<p>TRkçt<sub>1</sub>: Triyas plaketli kireçtaşları; Beyaz, bej, kirli sarı renkli, ince-orta katmanlı içerisinde H<em>obbia </em>kavkıları bulunduran orta-üst Triyas yaşlı plaket kalkerler, ayrılmamış Triyas çökellerinin içerisinde yer alan ve kısmen ayırtlanabilen düzeylerini oluştururlar.</p>
<p>Trkçt<sub>2</sub>:<sub> </sub>Triyas kireçtaşı; Açık girimsi, orta-kalın katmanlı, kırılgan bir yapıya sahip, bol kırık ve çatlaklı üst Triyas yaşlı kireçtaşları, orta-üst Triyas yaşlı rift çökellerinin üzerine gelirler ve üste doğru Jura-Kretase kireçtaşlarına geçerler. <em><a href="http://www.genelbilge.com/tag/mercan/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Mercan">Mercan</a></em> ve <em>Megalodon</em> fosili içerirler. Birimin kalınlığı, yaklaşık 100-150 m’dir.</p>
<p>J-K : Kretase kireçtaşları; Gri, koyu gri, siyah, bej renkli, orta-kalın katmanlı, bol eklemli ve çatlaklı, Jura Kretase yaşlı, neritik kireçtaşları, Mesozoyik denizinin en kalın platform çökenlerini oluştururlar. Birim, 1000 m’ye kadar ulaşan değişik kalınlıklara sahiptir. <em>Alg, Mercan, Gastropod</em> fosillerine rastlanır.</p>
<p>Ü<sub>Kr </sub>: Kretase kireçtaşı : Beyaz, bej, kirli sarı, yer yer pembe renkli, ince orta katmanlı, bol kırık ve çatlaklı, yer yer çörtlü, üst Kretase yaşlı pelajik yarı pelajik kireçtaşları, Mesozoyik  kireçtaşlarının en üst seviyesini oluştururlar. Birimin kalınlığı 150 m civarındadır. Birimde <em>Globotruncana arca</em>, <em>Globotruncana stuarti</em>, <em>Gansserina gansseri, Globotruncanella</em> sp. <em>Rugoglobigerina</em> sp. gözlenmiştir.</p>
<h4>SENOZOYİK</h4>
<p><strong>Kuvaterner: </strong>Alüvyon (Qal): Birim, gevşek tutturulmuş, çakıl, kum, silt ve kilden meydana gelmiştir. Bu malzemelerin kökeni çevrede bulunan litolojik birimlerdir. Alüvyon kalınlığı Harmanören yakınlarında 58m civarındadır. Birimin yaşı stratigrafik konumuna göre kuvaterner olarak belirlenmiştir.</p>
<p><strong>Yamaç Molozu (Qy), birikinti konisi (Qb): </strong>Yamaç molozu dik yamaç önlerinde birikinti konileri şeklinde görülmektedir. Kil boyutundan büyük bloklara kadar değişik malzemelerden oluşmaktadır.</p>
<p><strong>Teras (Eski Alüvyon)(Qt): </strong>Birim konglomera, marn, kumtaşı ardalanmasına uyumsuz olarak yerleşmiştir. Eski alüvyon kil, silt, kum, çakıl ve bloklardan oluşmaktadır.</p>
<p><strong>Filiş (Ne):</strong> Birim beyaz, bej renkli, ince-orta katmanlı, konglomera, marn, kumtaşı, yer yer kırmızı renkli konsolide killer ve gölsel kireçtaşı ardalanmasından oluşmuştur. Birim uyumsuz olarak yerleşmiştir. Birimin kalınlığı 1.500 m. kadardır. Birimde <em>Nummulites </em>ve <em>Lepidocyelina</em> sp. Fosillerine rastlanır.</p>
<h2>3.3. Ofiyolitik  Karmaşık</h2>
<p>Ofiyolitik Karmaşık (Of): Birim inceleme alanı çevresinde belli bölgelerde gözlemlenmiştir. Birim içinde değişik boyutta kireçtaşı bloğu bulunduran, çok renklilik sunan genelde yeşil rengin hakim olduğu kuvvetli tektonikle karışmış bazik-ultrabazik kaya topluluğudur. Birimin kalınlığı 500-750 m kadardır.</p>
<p>Şekil 2. Genelleştirilmiş Stratigrafik Sütun Kesit</p>
<h1>3.4. Deprem Durumu</h1>
<p>Proje sahası 1.derece deprem bölgesinde yer almaktadır. İnceleme alanında görülen belirgin ve etkili faylar Burdur fayı ve İğdecik fayıdır.</p>
<p><strong>Burdur Fayı :</strong> Burdur Gölünün doğusundan iğdecik kuzey-doğusuna kadar uzanan fay, sol atılım oblik fay ve bazı bölgelerde doğrultu atımlı fay olarak çalışır. Burdur fayı yaklaşık 400 km. uzunluğunda görülmektedir. Fay Pliyo-Kuvarterner sedimentleri ve daha sert kayaçları keser. Burdur fayına bağlı olarak pek çok neojen havzası gelişmiştir. Fay zonu boyunca episantr merkezleri oldukça sık dizilim gösterir.Burdur İlinde meydana gelen depremlerin nedeni bu faydır.</p>
<p>(Yağmurlu v.d. 1997).</p>
<p><strong>İğdecik Fayı :</strong> İğdecik Fayı, inceleme alanının batısında Karatepe kuzeyinden İğdecik batısına kadar KB-GD doğrultusunda uzanmaktadır. Kadıköy formasyonu üzerinde uzanan fay doğrultu atılımdır. İğdecik fay hattında açılan sondaj kuyularında H<sub>2</sub>O çıkışları görülmektedir. Bu türden gaz çıkışlarına farklı yörelerde de rastlanılmıştır (Koçyiğit, 1984).</p>
<h2>3.5.  Ekonomik Jeoloji</h2>
<p>İnceleme alanında ekonomik olarak işletilebilecek herhangi bir yeraltı zenginliği bulunmamaktadır. Ancak Atabey-Akçay Deresi kum-çakıl depozitlerinin mühendislik özellikleri beton agregasına uygun geldiğinden inşaatlarda kullanılmakta ve yaklaşık 3-4 milyon metreküp muhtemel rezerv sunmaktadır.</p>
<h2>3.6.  Jeolojik Tarihçe</h2>
<p>İnceleme alanı, Paleozoyik-Mesozoyik arasında ve Mesozoyik sonunda transgressif olarak ölçülmüştür. Senozoyik başlarında, Alt Eosen sonrasında  gelişen üçüncü transgresyonu takiben yöreye ofiyolitik karmaşık yerleşmiştir. Oligosen ve Miyosen evrelerinde birbirini takip eden transgresyonlar sonrasında bölge yükselmeye başlamış, bunun sonucu Pliyosen evresinde yöre parçalanıp kırıklı bir yapı kazanmıştır. Bir yanda oluşan çanaklarda gölsel çökeller depolanırken, diğer yandan <a href="http://www.genelbilge.com/tag/volkanizma/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Volkanizma">volkanizma</a> yörede etkisini göstermeye başlamıştır. Pliyosen sonlarında başlayarak tüm Kuvaterner evresi boyunca yükselmesi devam eden bölge bugünkü morfolojisini kazanmıştır.</p>
<h2>3.7. Hidrojeoloji</h2>
<p>Çalışma alanında büyük debili kaynaklar bulunmamaktadır. Geniş yayılım sunan Mesozoyik kireçtaşları bol kırık ve çatlaklı olduklarından ve geçirimsiz bariyerlerle sınırlanmadıklarından boşalım vermemektedirler. Ancak lokal olarak ofiyolitik karmaşık üzerinde bulunan Triyas yaşlı  kireçtaşları ile Eosen ve Triyas çökellerinin tortul  seviyeleri ile dokanak teşkil eden kireç taşlarının yer yer boşalımlar verdiği gözlenmiştir.</p>
<h1>4. YAPISAL  JEOLOJİ</h1>
<h2>4.1. Tabakalama</h2>
<p><strong> </strong>İnceleme alanında yüzeylenen çökel kaya birimleri genel olarak ince-orta katmanlıdır. Yer yer geniş yayılım sunan Jura-Kretase ve Triyas kireçtaşları ile orta-kalın katmanlıdır. Bölgenin çok hareketli olması ve kuvvetli tektonizmaya maruz kalması sonucu tabakalarda deformasyon çok fazladır.</p>
<h2>4.2.  Kıvrımlanma</h2>
<p><strong> </strong>İnceleme alanında belirgin kıvrım görülmemekle beraber kuvvetli tektonizma sonucu Eosen ve Miyosen’in tortulları içerisinde yer yer küçük boyutlu kıvrımcıklar gözlenmektedir.</p>
<h2>4.3.  Eklemlenme</h2>
<p>İnceleme alanı içerisindeki bazı birimlerde çeşitli doğrultu ve eğimlere sahip çatlak düzlemleri gelişmiştir. Bunların oluşumunda bölgesel tektonik hareketlerin önemli rolü bulunmaktadır. Tünel güzergahı boyunca çatlak düzlemlerinden alınan ölçümlere göre tünel girişinde hakim doğrultu ve eğimler K82D / 76KB ve K36B / 70KD, tünel ortasında hakim doğrultu ve eğim K40D / 17GD, tünel çıkışında hakim doğrultu ve eğimler K50B / 62GB, K30B / 70KD, K9D / 71GD, K19D / 58 KB olarak tespit edilmiştir.</p>
<h2>4.4.  Faylanma</h2>
<p><strong> </strong>Kuvvetli tektonizmaya maruz kalan bölgede, özellikle Atabey-Eğirdir gölü arasında hakim litoloji topluluğunu oluşturan Triyas, Jura ve Kretase kireçtaşları içerisinde, ayrıca bu birimlerin diğer birimlerle olan dokanaklarında faylanmalar sıkça görülmektedir. Faylar genel olarak çekim fayı karakterinde olup, yer yer doğrultu atımlı faylarda görülmektedir. Bölgede görülen büyük faylar; Burdur fayı ve İğdecik fayıdır.</p>
<h2>4.5.  Diskordans – Konkordans</h2>
<p><strong> </strong>Mesozoyik çökelleri Permiyen Kireçtaşlarına diskordons olup, kendi içerisinde konkordonsdır. Mesozoyik çökellerine diskordons olan Eosen üzerine ise ofiyolitik karmaşık şariye olmuştur. Eosen ve sonrası bölgeye yerleşen ofiyolitik karmaşık ile Kireçtaşları üzerine Oligosen birimleri Oligosenide Miyosen ve üst Miyosen- pliyosen, karasal-görsel çökelleri diskordons olarak örtmektedir. Pliyosende başlayan volkanik etkinlik sonucu oluşan kaya birimlerine ise Pliyo-Kuvaterner ve Kuvaterner yaşlı genç çökeller açısal diskordanstır.</p>
<h1>5.  MÜHENDİSLİK JEOLOJOSİ</h1>
<h2>5.1. Giriş</h2>
<p><strong> </strong>Sulama amaçlı inşa edilmekte olan GÖNEN-KEÇİBORLU-ATABEY sulaması Atabey II tüneli Gönen, Keçiborlu, Atabey ve çevre ilçelerdeki tarım için gerekli su ihtiyacının karşılanmasını amaçlamaktadır.</p>
<p>Tünel güzergahında yapılan çalışmalara göre, güzergah boyunca ofiyolit, killi kireçtaşı-marn ve kireçtaşlarının yüzeylenmeleri vardır. Tünelde 0-480 km ofiyolit, 480-1095 km killi kireçtaşı-marn, 1095-1770 km. ofiyolit, 1770-4170 km kireçtaşı ve 4770-4800 km ofiyolit düzeyleri geçilecektir. Tünel güzergahında geçilecek birimlerin fiziksel, litolojik özellikleri ve YAS durumlarını açığa kavuşturmak için daha önce çalışan Göndürle tüneli (mevcut Atabey-I tünelinin çıkışından kuzeye doğru 910,50 m uzunlukta ve taban kotu 953,01m) ile Atabey-I tüneli (5424 km uzunlukta, giriş kotu 960m, çıkış kotu 956m) için açılan temel sondaj verilerinden yararlanılmıştır. Her iki güzergahta açılmış kuyular, açılacak yeni tünel güzergahına yansıtılarak destekleme tipleri belirlenmiştir. Bu değerlendirmelerde tünel çıkışı için Göndürle tüneli güzergahında açılan TSK-1 ve TSK-5 nolu kuyulardan,  giriş ve orta bölümler için ise Atabey –I tüneli güzergahında açılan SK-7-10-11 nolu kuyulardan yararlanılmıştır.</p>
<p>Projenin özellikleri</p>
<p>Amacı                         : Sulama</p>
<p>Doluluk Oranı            : %80</p>
<p>Tünel Eğimi                : 0,0005 (<a href="http://www.genelbilge.com/tag/ters/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ters">Ters</a> eğim)</p>
<p>Fiziki Gerçekleşme     : <sup>m</sup> %12</p>
<p>Debisi                         : 15,4 m<sup>3</sup> /s</p>
<p>Giriş Galerisi              : 118m</p>
<p>Çıkış Galerisi              : 100m</p>
<p>Çıkış Kolu                  : 953,25m</p>
<h2>5.2.  Gönen-Keçiborlu-Atabey sulaması Atabey II Tüneli Mühendislik Jeolojosi</h2>
<h3>Tünel Karakteristikleri</h3>
<h1>Tipi                             :  Atnalı</h1>
<p>Çapı                            :  3,5</p>
<h1>Uzunluğu                    :  4800 m</h1>
<p>Tünel Giriş Kotu        :  958,05 m</p>
<h1>Tünel Çıkış Kotu        :  954,015 m</h1>
<p>Bu çalışmada tünel güzergahı boyunca yapılan incelemelerle jeolojik birimler ve Mühendislik özellikleri değerlendirilmiş bu değerlendirmelerden elde edilen sonuçlara göre kaya kütlesi sınıflamaları yapılmış ve iksa önlemleri belirlenmiştir.</p>
<h2>5.3. Tünel Güzergahında Yer Alan Birimlerin Mühendislik Özellikleri</h2>
<p>Bu bölümde yapılan arazi ve labaratuvar çalışmalarıyla tünel ve tünel güzergahında yer alan kayaçların fiziksel ve mekanik özellikleri ile aynı yapısal bölge içindeki birimlerin süreksizliklerinin jeoteknik özellikleri sunulmuştur.</p>
<p>Süreksizliklerin Mühendislik özellikleri kaya kütlesinin davranışını denetler ve kaya kütlesi sınıflamalarını temel teşkil eder.</p>
<p>Çalışma alanında görülen süreksizlikler üzerinde Tünel girişi ağzında 30, Tünel ortasında 32, Tünel çıkışında 40 nokta olmak üzere tüm tünel güzergahı boyunca toplam 102 noktada yapılan gözlem ve ölçümler istatiksel olarak değerlendirilip, sonuçlar çizelgeyle ve şemalarla sunulmuştur.</p>
<h2>5.4.  Konum</h2>
<p><strong> </strong>Süreksizliklerin konumları eğim yönü değerleri ile tanımlanır. Alınan ölçümler yardımıyla hazırlanan kontur diyagramları sonucunda tünel giriş ağzında iki, tünel ortasında bir, tünel çıkışında dört tane olmak üzere toplam yedi tane süreksizlik ölçülmüştür.</p>
<p>Tünel girişinde ; K82D/76KB, K36B/70KD ve gelişigüzel eklemler (şekil 3-4)</p>
<p>Tünel ortasında ; K40D/17GD ve gelişigüzel eklemler (şekil 5-6)</p>
<p>Tünel çıkışında; K50B/62GB, K30B/70KD, K90/71GD, K19D/58B ve gelişigüzel eklemler (şekil 7-8)</p>
<h2>5.5.  Aralık</h2>
<p><strong> </strong>Aralık iki süreksizlik arasındaki dik mesafe olarak tanımlanmıştır.</p>
<p>Tünel güzergahı boyunca belirlenen aralık değişimleri şöyledir.</p>
<p>Tünel girişi      : Tünel giriş ağzındaki birimlerin “çok kapalı” aralıkta (şekil 9a) olduğu belirlenmiştir.</p>
<p>Tünel ortası : Tünel ortasındaki birimlerin “kapalı” aralıkta (şekil 10a) olduğu belirlenmiştir.</p>
<p>Tünel çıkışı     : Tünel çıkışındaki birimlerin “çok kapalı” aralıkta (şekil 11a) olduğu belirlenmiştir.</p>
<h2>5.6.  Devamlılık</h2>
<p><strong> </strong>Bir mostrada süreksizlik izinin gözlenen uzunluğu devamlılık olarak tanımlanır.  Devamlılık bir düzlem içerisindeki bir süreksizliğin boyutunun <a href="http://www.genelbilge.com/tag/veya/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Veya">veya</a> alansal yayılımın kaba ölçüsüdür. Bir süreksizliğin sağlam bir kayaçta son bulması <a href="http://www.genelbilge.com/tag/veya/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Veya">veya</a> diğer süreksizliklerle kesilmesi devamlılığı azaltan faktörlerdendir. Çalışma alanında süreksizliklerin devam ettiği yatay mesafe miktarı ölçülüp sonuçlar çizelgede histogramlar halinde verilmiştir.</p>
<p>Tünel güzergahı boyunca belirlenen devamlılık değişimleri şöyledir.</p>
<p>Tünel girişi      : Tünel girişindeki birimlerin “orta devamlı” olduğu (şekil 9b) belirlenmiştir.</p>
<p>Tünel ortası     : Tünel ortasındaki birimlerin “orta devamlı” olduğu (şekil 10b) belirlenmiştir.</p>
<p>Tünel çıkışı     : Tünel ortasındaki birimlerin “düşük devamlı” olduğu (şekil 11b) belirlenmiştir.</p>
<h2>5.7. Pürüzlülük</h2>
<p>Bir süreksizlik yüzeyinin küçük veya büyük ölçekte düzlemsellik sapmasının ölçüsüdür. Pürüzlük kayacın makaslama dayanımı üzerinde etkin rol oynar.</p>
<p>Tünel güzergahı boyunca belirlenen pürüzlülük değişimi şöyledir.</p>
<p>Tünel girişi : Tüle girişindeki birimlerin %60 “Pürüzlü dalgalı”, %40 “Pürüzlü basamaklı” olduğu görülmüştür ( Şekil 9c).</p>
<p>Tünel ortası: Tünel ortasınaki birimlerin %70 “pürüzlü basamaklı”, %30 “pürüzlü dalgalı” olduğu görülmüştür (Şekil 10c).</p>
<p>Tünel çıkışı: Tünel çıkışındaki birimlerin “Pürüzlü dalgalı” olduğu görülmüştür (Şekil 11c).</p>
<h2>5.8.  Kaya Duvarı (Bozunma derecesi)</h2>
<p>Kaya duvarı genel olarak; test çukurlarında, şev aynalarında, tünel veya galerilerde ve sondaj karot örneklerinde ayırtlanabilir. Kaya kütlelerinin bozulması bozunmaya uğramış malzemenin kütledeki dağılımına, bozunmanın süreksizlikler üzerindeki etkisine ve kayaçtaki renk değişimlerine göre değerlendirilir. Çalışma alanında süreksizliklerin bozunma derecesi incelenmiş ve histogramları çizilmiştir. Tünel güzergahı boyunca saptanan bozunma dereceleri şöyledir:</p>
<p>Tünel girişi : %30 “orta ayrışmış”, %70 “az ayrışmış” (Şekil 9d).</p>
<p>Tünel ortası: “Az ayrışmış” (Şekil 10d).</p>
<p>Tünel çıkışı: %60 “Temiz (taze)”, %40 “Az ayrışmış” (Şekil 11d).</p>
<h2>5.9.  Açıklık</h2>
<p>Bir süreksizliğin birbirine komşu iki yüzeyi arasındaki dik mesafe “açıklık” olarak tanımlanır. Mesafe açıklık olarak da tanımlanır. Arazide yapılan ölçümlerin sonucu çizelgede histogram halinde verilmiştir. Yapılan çalışma sonucunda tünel güzergahı boyunca incelenen süreksizliklerin açıklıkları ise şöyledir.</p>
<p>Tünel girişi      : “Çok Dar” açıklıkta (şekil 9e)</p>
<p>Tünel ortası     : “Geniş” açıklıkta (şekil 10e)</p>
<p>Tünel çıkışı     : “Çok Dar” açıklıkta (şekil 11e)</p>
<p>Şekil 3. Tünel Giriş Ağzında Ölçülen Süreksizlerin Kontur Diyagramı</p>
<p>Şekil 4. Tünel Giriş Ağzında Ölçülen Süreksizlerin Küresel Projeksiyonda Gösterimi</p>
<p>Şekil 5. Tünel Arasındaki  Süreksizlik Düzlemlerinin Kontur Diyagramı</p>
<p>Şekil 6. Tünel Arasında Ölçülen Süreksizlik Düzlemlerinin Küresel Projeksiyonda Gösterimi</p>
<p>Şekil 7. Tünel Çıkışındaki Süreksizlik Düzlemlerinin Kontur Diyagramı</p>
<p>Şekil 8. Tünel Çıkışındaki Süreksizlik Düzlemlerinin Küresel Projeksiyonda Gösterimi</p>
<p>Fotoğraf :  Çalışma Alanındaki Kireçtaşlarından Genel Görünümler</p>
<p>Kaya Duvarı Sınıflaması</p>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="115" valign="top"><strong>Terim</strong></td>
<td width="293" valign="top"><strong>Tanımlama</strong></td>
<td width="72" valign="top"><strong>Derece</strong></td>
<td width="68" valign="top"><strong>Simge</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="115" valign="top">Taze</td>
<td width="293" valign="top">Kayaç materyalinde gözle   görülebilir bir bozunma işareti yok.</p>
<p>Önemi : Süreksizlik yüzlerinde   önemsiz renk değmişimi söz konusudur.</td>
<td width="72" valign="top">I</td>
<td width="68" valign="top">W<sub>1</sub></td>
</tr>
<tr>
<td width="115" valign="top">Az Bozulmuş</td>
<td width="293" valign="top">Renk bozukluğu kayaç materyali ve   süreksizlik yüzeylerinin bozunduğunu belirtir. Tüm kayaç materyalinde bozunma   nedeniyle renk değişir. Kayaç taze durumundan biraz daha zayıftır.</td>
<td width="72" valign="top">II</td>
<td width="68" valign="top">W<sub>2</sub></td>
</tr>
<tr>
<td width="115" valign="top">Orta Bozunmuş</td>
<td width="293" valign="top">Kayaç materyalinin yarıdan daha az   toprağa ayrışmış ve veya parçalanmış taze veya renkli değişmiş kayaç ya   çekirdek yada süreksizlik yapısı olarak bulunur.</td>
<td width="72" valign="top">III</td>
<td width="68" valign="top">W<sub>3</sub></td>
</tr>
<tr>
<td width="115" valign="top">Çok Bozunmuş</td>
<td width="293" valign="top">Kayaç materyalinin yarıdan çoğu   toprağa ayrışmış ve veya parçalanmış. Taze veya rengi değişmiş kayaç ya   çekirdek yada süreksizlik yapısı olarak bulunur.</td>
<td width="72" valign="top">IV</td>
<td width="68" valign="top">W<sub>4</sub></td>
</tr>
<tr>
<td width="115" valign="top">Tamamen Bozunmuş</td>
<td width="293" valign="top">Tüm kayaç materyali ayrışarak   ve/veya parçalanarak toprağa dönüşmüş, orijinal kütle yapısı hala büyük   ölçüde sağlam.</td>
<td width="72" valign="top">V</td>
<td width="68" valign="top">W<sub>5</sub></td>
</tr>
<tr>
<td width="115" valign="top">Artık Toprak</td>
<td width="293" valign="top">Tüm kayaç materyali toprağa   dönüşmüş kayaç kütle yapısı ve materyal fabriji yıkılmış hacimde büyük   değişiklikler olmuştur. Ancak toprak önemli ölçüde taşınmamıştır.</td>
<td width="72" valign="top">VI</td>
<td width="68" valign="top">W<sub>6</sub></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Çizelge 1.  Aralık  Sınıflaması</p>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="25" valign="top">1</td>
<td width="158" valign="top">Oldukça Kapalı</td>
<td width="108" valign="top">&lt; 20 mm</td>
</tr>
<tr>
<td width="25" valign="top">2</td>
<td width="158" valign="top">ÇOK KAPALI</td>
<td width="108" valign="top">20-60 mm</td>
</tr>
<tr>
<td width="25" valign="top">3</td>
<td width="158" valign="top">KAPALI</td>
<td width="108" valign="top">60-200 mm</td>
</tr>
<tr>
<td width="25" valign="top">4</td>
<td width="158" valign="top">ORTA DERECEDE</td>
<td width="108" valign="top">200-600 mm</td>
</tr>
<tr>
<td width="25" valign="top">5</td>
<td width="158" valign="top">GENİŞ</td>
<td width="108" valign="top">600-2000 mm</td>
</tr>
<tr>
<td width="25" valign="top">6</td>
<td width="158" valign="top">ÇOK GENİŞ</td>
<td width="108" valign="top">2000-6000 m</td>
</tr>
<tr>
<td width="25" valign="top">7</td>
<td width="158" valign="top">OLDUKÇA GENİŞ</td>
<td width="108" valign="top">&gt; 6000 mm</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" align="left">
<tbody>
<tr>
<td width="30" height="6"></td>
</tr>
<tr>
<td></td>
<td></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="52" height="32" bgcolor="white">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>%</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="52" height="309" bgcolor="white">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>100</p>
<p>90</p>
<p>80</p>
<p>70</p>
<p>60</p>
<p>50</p>
<p>40</p>
<p>30</p>
<p>20</p>
<p>10</p>
<p>0</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="136" height="40" bgcolor="white">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>Aralık Değişimi</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="364" height="40" bgcolor="white">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>1       2         3          4          5          6          7</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Şekil 9.a.  Tünel Girişinde Ölçülen Süreksizliklerin Aralık Değerlerinin            Histogramda Görünümü</p>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" align="left">
<tbody>
<tr>
<td width="30" height="9"></td>
</tr>
<tr>
<td></td>
<td></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="52" height="32" bgcolor="white">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>%</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="52" height="316" bgcolor="white">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>100</p>
<p>90</p>
<p>80</p>
<p>70</p>
<p>60</p>
<p>50</p>
<p>40</p>
<p>30</p>
<p>20</p>
<p>10</p>
<p>0</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="136" height="40" bgcolor="white">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>Aralık Değişimi</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="364" height="40" bgcolor="white">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>1        2         3         4          5           6          7</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Şekil  10.a.  Tünel Ortasında  Ölçülen Süreksizliklerin Aralık Değerlerinin            Histogramda Görünümü</p>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" align="left">
<tbody>
<tr>
<td width="30" height="6"></td>
</tr>
<tr>
<td></td>
<td></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="52" height="32" bgcolor="white">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>%</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="52" height="308" bgcolor="white">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>100</p>
<p>90</p>
<p>80</p>
<p>70</p>
<p>60</p>
<p>50</p>
<p>40</p>
<p>30</p>
<p>20</p>
<p>10</p>
<p>0</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="136" height="40" bgcolor="white">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>Aralık Değişimi</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="364" height="40" bgcolor="white">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>1        2          3           4          5         6          7</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Şekil  11.a.  Tünel Çıkışında Ölçülen Süreksizliklerin Aralık Değerlerinin            Histogramda Görünümü</p>
<p>Çizelge 2.  Devamlılık  Sınıflaması</p>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="25" valign="top">1</td>
<td width="120" valign="top">ÇOK DÜŞÜK</td>
<td width="84" valign="top">&lt; 1 m</td>
</tr>
<tr>
<td width="25" valign="top">2</td>
<td width="120" valign="top">DÜŞÜK</td>
<td width="84" valign="top">1-3 m</td>
</tr>
<tr>
<td width="25" valign="top">3</td>
<td width="120" valign="top">ORTA</td>
<td width="84" valign="top">3-10 m</td>
</tr>
<tr>
<td width="25" valign="top">4</td>
<td width="120" valign="top">YÜKSEK</td>
<td width="84" valign="top">10-20 mm</td>
</tr>
<tr>
<td width="25" valign="top">5</td>
<td width="120" valign="top">ÇOK YÜKSEK</td>
<td width="84" valign="top">&gt; 20 m</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="52" height="32" bgcolor="white">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>%</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" align="left">
<tbody>
<tr>
<td width="30" height="6"></td>
</tr>
<tr>
<td></td>
<td></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="52" height="309" bgcolor="white">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>100</p>
<p>90</p>
<p>80</p>
<p>70</p>
<p>60</p>
<p>50</p>
<p>40</p>
<p>30</p>
<p>20</p>
<p>10</p>
<p>0</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="160" height="40" bgcolor="white">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>Devamlılık Değişimi</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="364" height="40" bgcolor="white">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>1       2         3          4          5          6          7</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Şekil 9.b.  Tünel Girişinde Ölçülen Süreksizliklerin Devamlılık Değerlerinin            Histogramda Görünümü</p>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" align="left">
<tbody>
<tr>
<td width="30" height="9"></td>
</tr>
<tr>
<td></td>
<td></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="52" height="32" bgcolor="white">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>%</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="52" height="316" bgcolor="white">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>100</p>
<p>90</p>
<p>80</p>
<p>70</p>
<p>60</p>
<p>50</p>
<p>40</p>
<p>30</p>
<p>20</p>
<p>10</p>
<p>0</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="160" height="40" bgcolor="white">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>Devamlılık Değişimi</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="364" height="40" bgcolor="white">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>1        2         3         4          5           6          7</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Şekil  10.b.  Tünel Ortasında  Ölçülen Süreksizliklerin Devamlılık Değerlerinin            Histogramda Görünümü</p>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" align="left">
<tbody>
<tr>
<td width="30" height="6"></td>
</tr>
<tr>
<td></td>
<td></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="52" height="32" bgcolor="white">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>%</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="52" height="308" bgcolor="white">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>100</p>
<p>90</p>
<p>80</p>
<p>70</p>
<p>60</p>
<p>50</p>
<p>40</p>
<p>30</p>
<p>20</p>
<p>10</p>
<p>0</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="160" height="40" bgcolor="white">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>Devamlılık Değişimi</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="364" height="40" bgcolor="white">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>1        2          3           4          5         6          7</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Şekil  11.b.  Tünel Çıkışında Ölçülen Süreksizliklerin Devamlılık Değerlerinin            Histogramda Görünümü</p>
<p>Çizelge 3.  Pürüzlülük   Sınıflaması</p>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="25" valign="top">1</td>
<td width="240" valign="top">PÜRÜZLÜ BASAMAKLI</td>
</tr>
<tr>
<td width="25" valign="top">2</td>
<td width="240" valign="top">DÜZ BASAMAKLI</td>
</tr>
<tr>
<td width="25" valign="top">3</td>
<td width="240" valign="top">KAYMA YÜZEYİ BASAMAKLI</td>
</tr>
<tr>
<td width="25" valign="top">4</td>
<td width="240" valign="top">PÜRÜZLÜ DALGALI</td>
</tr>
<tr>
<td width="25" valign="top">5</td>
<td width="240" valign="top">DÜZ DALGALI</td>
</tr>
<tr>
<td width="25" valign="top">6</td>
<td width="240" valign="top">KAYMA YÜZEYİ DALGALI</td>
</tr>
<tr>
<td width="25" valign="top">7</td>
<td width="240" valign="top">PÜRÜZLÜ DÜZLEMSEL</td>
</tr>
<tr>
<td width="25" valign="top">8</td>
<td width="240" valign="top">DÜZ DÜZLEMSEL</td>
</tr>
<tr>
<td width="25" valign="top">9</td>
<td width="240" valign="top">KAYMA YÜZEYİ DÜZLEMSEL</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="52" height="32" bgcolor="white">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>%</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" align="left">
<tbody>
<tr>
<td width="30" height="6"></td>
</tr>
<tr>
<td></td>
<td></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="52" height="309" bgcolor="white">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>100</p>
<p>90</p>
<p>80</p>
<p>70</p>
<p>60</p>
<p>50</p>
<p>40</p>
<p>30</p>
<p>20</p>
<p>10</p>
<p>0</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="184" height="40" bgcolor="white">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>Pürüzlülük Değişimi</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="364" height="40" bgcolor="white">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>1       2         3          4          5          6          7</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Şekil 9.c.  Tünel Girişinde Ölçülen Süreksizliklerin Pürüzlülük  Değerlerinin            Histogramda Görünümü</p>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="52" height="32" bgcolor="white">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>%</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" align="left">
<tbody>
<tr>
<td width="30" height="9"></td>
</tr>
<tr>
<td></td>
<td></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="52" height="316" bgcolor="white">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>100</p>
<p>90</p>
<p>80</p>
<p>70</p>
<p>60</p>
<p>50</p>
<p>40</p>
<p>30</p>
<p>20</p>
<p>10</p>
<p>0</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="160" height="40" bgcolor="white">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>Pürüzlülük Değişimi</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="364" height="40" bgcolor="white">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>1        2         3         4          5           6          7</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Şekil  10.c.  Tünel Ortasında  Ölçülen Süreksizliklerin Pürüzlülük Değerlerinin            Histogramda Görünümü</p>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="52" height="32" bgcolor="white">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>%</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" align="left">
<tbody>
<tr>
<td width="30" height="6"></td>
</tr>
<tr>
<td></td>
<td></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="52" height="308" bgcolor="white">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>100</p>
<p>90</p>
<p>80</p>
<p>70</p>
<p>60</p>
<p>50</p>
<p>40</p>
<p>30</p>
<p>20</p>
<p>10</p>
<p>0</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="160" height="40" bgcolor="white">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>Pürüzlülük Değişimi</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="364" height="40" bgcolor="white">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>1        2          3           4          5         6          7</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Şekil  11.c.  Tünel Çıkışında Ölçülen Süreksizliklerin Pürüzlülük Değerlerinin            Histogramda Görünümü</p>
<p>Çizelge 4.  Kaya  Duvarı  Sınıflaması</p>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="25" valign="top">1</td>
<td width="180" valign="top">TAZE</td>
</tr>
<tr>
<td width="25" valign="top">2</td>
<td width="180" valign="top">AZ AYRIŞMIŞ</td>
</tr>
<tr>
<td width="25" valign="top">3</td>
<td width="180" valign="top">ORTA AYRIŞMIŞ</td>
</tr>
<tr>
<td width="25" valign="top">4</td>
<td width="180" valign="top">ÇOK AYRIŞMIŞ</td>
</tr>
<tr>
<td width="25" valign="top">5</td>
<td width="180" valign="top">TAMAMEN AYRIŞMIŞ</td>
</tr>
<tr>
<td width="25" valign="top">6</td>
<td width="180" valign="top">ZEMİN</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="52" height="32" bgcolor="white">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>%</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" align="left">
<tbody>
<tr>
<td width="30" height="6"></td>
</tr>
<tr>
<td></td>
<td></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="52" height="309" bgcolor="white">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>100</p>
<p>90</p>
<p>80</p>
<p>70</p>
<p>60</p>
<p>50</p>
<p>40</p>
<p>30</p>
<p>20</p>
<p>10</p>
<p>0</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="184" height="40" bgcolor="white">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>Kaya Duvarı Değişimi</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="364" height="40" bgcolor="white">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>1       2         3          4          5          6          7</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Şekil 9.d.  Tünel Girişinde Ölçülen Süreksizliklerin Kaya Duvarı  Değerlerinin            Histogramda Görünümü</p>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="52" height="32" bgcolor="white">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>%</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" align="left">
<tbody>
<tr>
<td width="30" height="9"></td>
</tr>
<tr>
<td></td>
<td></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="52" height="316" bgcolor="white">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>100</p>
<p>90</p>
<p>80</p>
<p>70</p>
<p>60</p>
<p>50</p>
<p>40</p>
<p>30</p>
<p>20</p>
<p>10</p>
<p>0</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="172" height="40" bgcolor="white">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>Kaya Duvarı Değişimi</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="364" height="40" bgcolor="white">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>1        2             3         4          5           6          7</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Şekil  10.d.  Tünel Ortasında  Ölçülen Süreksizliklerin Kaya Duvarı Değerlerinin            Histogramda Görünümü</p>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="52" height="32" bgcolor="white">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>%</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" align="left">
<tbody>
<tr>
<td width="30" height="6"></td>
</tr>
<tr>
<td></td>
<td></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="52" height="308" bgcolor="white">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>100</p>
<p>90</p>
<p>80</p>
<p>70</p>
<p>60</p>
<p>50</p>
<p>40</p>
<p>30</p>
<p>20</p>
<p>10</p>
<p>0</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="172" height="40" bgcolor="white">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>Kaya Duvarı Değişimi</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="364" height="40" bgcolor="white">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>1        2          3           4          5         6          7</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Şekil  11.d.  Tünel Çıkışında Ölçülen Süreksizliklerin Kaya Duvarı Değerlerinin            Histogramda Görünümü</p>
<p>Çizelge 5.  Açıklık   Sınıflaması</p>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="25" valign="top">1</td>
<td width="147" valign="top">ÇOK DAR</td>
<td width="108" valign="top">&lt; 0,1 mm</td>
</tr>
<tr>
<td width="25" valign="top">2</td>
<td width="147" valign="top">DAR</td>
<td width="108" valign="top">01-0,25 mm</td>
</tr>
<tr>
<td width="25" valign="top">3</td>
<td width="147" valign="top">KISMEN AÇIK</td>
<td width="108" valign="top">0,25-0,50 mm</td>
</tr>
<tr>
<td width="25" valign="top">4</td>
<td width="147" valign="top">AÇIK</td>
<td width="108" valign="top">0,50-2,5 mm</td>
</tr>
<tr>
<td width="25" valign="top">5</td>
<td width="147" valign="top">ORTA GENİŞ</td>
<td width="108" valign="top">2,5-10 mm</td>
</tr>
<tr>
<td width="25" valign="top">6</td>
<td width="147" valign="top">GENİŞ</td>
<td width="108" valign="top">&gt;10 mm</td>
</tr>
<tr>
<td width="25" valign="top">7</td>
<td width="147" valign="top">ÇOK GENİŞ</td>
<td width="108" valign="top">1-10 cm</td>
</tr>
<tr>
<td width="25" valign="top">8</td>
<td width="147" valign="top">OLDUKÇA GENİŞ</td>
<td width="108" valign="top">10-100 cm</td>
</tr>
<tr>
<td width="25" valign="top">9</td>
<td width="147" valign="top">BOŞLUK</td>
<td width="108" valign="top">&gt; 1m</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="52" height="32" bgcolor="white">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>%</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" align="left">
<tbody>
<tr>
<td width="30" height="6"></td>
</tr>
<tr>
<td></td>
<td></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="52" height="309" bgcolor="white">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>100</p>
<p>90</p>
<p>80</p>
<p>70</p>
<p>60</p>
<p>50</p>
<p>40</p>
<p>30</p>
<p>20</p>
<p>10</p>
<p>0</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="184" height="40" bgcolor="white">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>Açıklık Değişimi</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="364" height="40" bgcolor="white">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>1       2         3          4          5          6          7</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Şekil 9.e.  Tünel Girişinde Ölçülen Süreksizliklerin Açıklık  Değerlerinin            Histogramda Görünümü</p>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" align="left">
<tbody>
<tr>
<td width="30" height="9"></td>
</tr>
<tr>
<td></td>
<td></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="52" height="32" bgcolor="white">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>%</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="52" height="316" bgcolor="white">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>100</p>
<p>90</p>
<p>80</p>
<p>70</p>
<p>60</p>
<p>50</p>
<p>40</p>
<p>30</p>
<p>20</p>
<p>10</p>
<p>0</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="160" height="40" bgcolor="white">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>Açıklık Değişimi</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="364" height="40" bgcolor="white">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>1        2         3         4          5           6          7</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Şekil  10.e.  Tünel Ortasında  Ölçülen Süreksizliklerin Açıklık Değerlerinin            Histogramda Görünümü</p>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" align="left">
<tbody>
<tr>
<td width="30" height="6"></td>
</tr>
<tr>
<td></td>
<td></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="52" height="32" bgcolor="white">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>%</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="52" height="308" bgcolor="white">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>100</p>
<p>90</p>
<p>80</p>
<p>70</p>
<p>60</p>
<p>50</p>
<p>40</p>
<p>30</p>
<p>20</p>
<p>10</p>
<p>0</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="160" height="40" bgcolor="white">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>Açıklık Değişimi</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="364" height="40" bgcolor="white">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>1        2              3           4          5         6          7</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Şekil  11.e.  Tünel Çıkışında Ölçülen Süreksizliklerin Açıklık Değerlerinin            Histogramda Görünümü</p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Fotoğraf :   Giriş  Ağzı</p>
<p>Fotoğraf :  Tünel  Giriş Ağzı</p>
<h2>5.10.  Tünel Güzergahında Yer Alan Birimlerin Değerlendirilmesi</h2>
<p>Gönen-Keçiborlu-Atabey Sulama Projesi Atabey II Tüneli, güzergahında yer alan birimlerin süreksizlik özellikleri incelenmiştir.</p>
<p>İnceleme sonucunda elde edilen sonuçlar aşağıdaki tablo halinde verilmiştir.</p>
<p><strong>Şekil 12. Süreksizliklerin Mühendislik Değerlendirme</strong><strong> </strong></p>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="101" valign="top"><strong> </strong></td>
<td width="163" valign="top"><strong>Tünel Girişi</strong></td>
<td width="171" valign="top"><strong>Tünel Ortası</strong></td>
<td width="135" valign="top"><strong>Tünel Çıkışı</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="101" valign="top">Konum</td>
<td width="163" valign="top">K82D / 76 KB</p>
<p>K36B / 70 KD</td>
<td width="171" valign="top">K40D / 17GD</td>
<td width="135" valign="top">K50B / 62GB</p>
<p>K30B / 70KD</p>
<p>K9D / 71GD</p>
<p>K19D / 58 KB</td>
</tr>
<tr>
<td width="101" valign="top">Aralık</td>
<td width="163" valign="top">Çok Kapalı</td>
<td width="171" valign="top">Kapalı</td>
<td width="135" valign="top">Çok Kapalı</td>
</tr>
<tr>
<td width="101" valign="top">Devamlılık</td>
<td width="163" valign="top">Ota Devamlı</td>
<td width="171" valign="top">Orta Devamlı</td>
<td width="135" valign="top">Düşük Devamlı</td>
</tr>
<tr>
<td width="101" valign="top">Pürüzlülük</td>
<td width="163" valign="top">%60 Pürüzlü Dalgalı</p>
<p>%40 Pürüzlü Basamak</td>
<td width="171" valign="top">%70 Pürüzlü Basamaklı</p>
<p>%30 Pürüzlü Dalgalı</td>
<td width="135" valign="top">Pürüzlü Dalgalı</td>
</tr>
<tr>
<td width="101" valign="top">Kaya Duvarı</td>
<td width="163" valign="top">%30 Orta</p>
<p>%70 Az     Ayrışmış</td>
<td width="171" valign="top">Az Ayrışmış</td>
<td width="135" valign="top">%    Taze</p>
<p>%40 Az Ayrışmış</td>
</tr>
<tr>
<td width="101" valign="top">Açıklık</td>
<td width="163" valign="top">Çok Dar</td>
<td width="171" valign="top">Geniş</td>
<td width="135" valign="top">Çok Dar</td>
</tr>
<tr>
<td width="101" valign="top">Dolgu</td>
<td width="163" valign="top">Yok</td>
<td width="171" valign="top">Yok</td>
<td width="135" valign="top">Yok</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<h2>5.11.  Sondaj  Çalışmaları</h2>
<p>Gönen-Keçiborlu-Atabey sulama Projesi, Atabey II Tüneli için kullanılmış temel sondajlar:</p>
<p>TSK.1 (Kot: 980,71 m., 30.00 m., YASS: 20.00 m.)</p>
<p>Kuyuda 30 m. radyolarit-ofiyolitik karmaşa (silex) geçilmiştir. Alterasyon ve eklem sistemleri boyunca kırmızı plastik kil mevcuttur. Karot  yüzdesi yüksektir. YASS 20.00 m. olup, tünel taban kotunun (952.93 m.) üstündedir.</p>
<p>SK. 5 (Kot: 988,63 m., 40 m., YASS: 19.00 m.)</p>
<p>SK.1 gibi, açılacak tünelin giriş bölümlerinde geçilecek ofiyolit ve kireçtaşlarının (J-K) litolojik ve fiziksel özellikleri belirlemek amacıyla TSK-5 no.lu kuyu verilerinden faydalanılmıştır.</p>
<p>Kuyuda 0-19,50 m., 22,5-25,5 m. kireçtaşı (J-K) diğer bölümlerde ise ofiyolit geçilmiştir. 20,5-21,5 m.‘lerinde fay zonu tespit edilmiş, eklem sistemleri boyunca kırmızı plastik kil mevcuttur. Karot yüzdeleri kireçtaşlarında %30-100, ofiyolitlerde %60-100 arasındadır. Ancak kaya kalitesi (RQD) bölgenin hareketliliğinden dolayı oluşan deformasyonlara bağlı olarak her iki kayaç topluluğunda  da zayıftır. YASS 19 m. olup, tünel taban kotunun üzerinde kalmaktadır.</p>
<p>SK-7 (Kot: 1090 m., 132 m., YASS: 16,46 m.)</p>
<p>Diğer iki kuyuda marn-fliş geçilmiştir. Yeni güzergahta geçilecek T<sub>R</sub>m (Triyas-marn-killi kireçtaşı) birimiyle aynı olan bu birimin içerisinde jipsli düzeyler mevcuttur. Karot yüzdeleri genel olarak düşük, ince tabakalı yapı sunmalarından dolayı kaya kalitesi zayıftır. Yer altı suyu mevcut ve tünelin taban kotunun üzerindedir. Kuvvetli tektonizma sonucu, geçilen formasyonlarda sıkça ezilme zonlarına rastlanılmaktadır.</p>
<p>SK-10 (Kot: 081 m., 126,50 m., YASS: Yok)</p>
<p>Üst Kretase kireçtaşlarının tabanında Jura-Kretase kireçtaşları yer almaktadır. Pembe-kirli sarı ve ince dokulu üst Kretase kireçtaşları geçilmiştir. Tünel bu bölümde Jura-Kretase kireçtaşlarında ilerleyecektir. Stabilite açısından sorun çıkarmayacak olmalarına karşın şiddetli deformasyon sonucu kaya kalitesi (RQD) zayıftır. Kuyuda yer altı suyu bulunmamaktadır.</p>
<p>SK-11 (Kot: 1218,67 m., 210 m., YASS: 22,50 m.)</p>
<p>Bu kuyu tünelin orta kesiminde (yaklaşık 2.000 km.’lik uzunlukta) geçilebilecek Jura-Kretase kireçtaşlarının litolojik ve fiziksel özelliklerini yansıtmaktadır. 87 m.’de masif kireçtaşlarına girilmiştir. Oldukça sert ve sağlam bir yapıda olan kireçtaşlarını kateden  zayıflık zonları ve boşluklar sondajlarla tespit edilebilmiştir. Kaya kalitesi niteliği (RQD) bölgenin hareketliliği nedeniyle kayaçlarda oluşan kırık ve çatlak sistemine bağlı olarak zayıftır. Yer altı su seviyesi 22,50 m.’dir. ancak bu tünelin üst kotlarında (1196,17 m.’de) ve tünel kotuna düşey olarak yaklaşık 243 m. uzaklıktadır. Bu bakımdan etkilemesi söz konusu değildir.</p>
<h2>5.12.  Q  Sisteminin  Tünel  Güzergahında  Uygulanması</h2>
<p>Yapılan çalışmada Gönen-Keçiborlu-Atabey sulama projesi Atabey Tüneli güzergahı boyunca yer alan bölge litolojik, yapısal ve mühendislik açısından incelenip tünel güzergahı üç ayrı yapısal bölgeye ayrılmıştır.</p>
<p>Bu çalışmada  Q  sınıflama sistemini temel teşkil edecek süreksizliklerin konum, aralık, devamlılık, pürüzlülük, kaya duvarı, dolgu gibi özellikleri incelenmiş elde edilen veriler istatistiksel olarak değerlendirilmiş ve histogramları çizilmiştir.</p>
<h2>5.13.  Güzergahında Yapılan Kaya Kütlesi Sınıflandırmaları</h2>
<p>Kaya kütlesi sınıflamaları, kaya kütlesinin karmaşık olan doğal yapısını en iyi tanımlayan ve rakamlarla ifade edilmesine yarayan bir sistemdir. Kaya kütlesi sınıflamaları özellikle kayada açılan tünellerde yaygın bir şekilde kullanımda olup, iksa hesaplamaları yapılırken önemli bir yer tutar. Çok çeşitli kaya kütlesi sınıflamaları mevcut olup bu çalışmada en yaygın olan Q sınıflama sistemi kullanılacaktır.</p>
<h2>5.14.  Q  Sistemi</h2>
<p>Kaya kütlesi kalitesi (Rock Mass Qualıty  =Q) Borton. Lien ve Lunde (1974) tarafından ortaya konmuş. Q sistemi olarak da bilinen bir kaya kütlesi sınıflama sistemidir. Bu sistemin temeli, Deere (1963) tarafından belirtilen RPQ tanımlamasının kaya kütlesini tam olarak tanımladığı ve aynı RQD değerine sahip iki kayada açılan tünelde farklı davranış görüldüğü (Bjerrum 1970) RQD tanımlamasının geliştirilmesi gerektiği esasına dayanır.</p>
<p>Barton, Lien ve Lunde;</p>
<ol>
<li>Yüksek RQD ve 1 &#8216; den fazla      eklem takımı içeren bir kaya ile düşük       RQD  ve 1 eklem takımı içeren      bir kayanın aynı duyarlılığa sahip olabileceğini, eklem takımı sayısının      RQD ile ters orantılı olduğunu.</li>
<li>Kaya kalitesinin ufak veya      orta boylu eklem pürüzlülüklerinin olumlu alterasyon ve dolgu      malzemelerinin olumsuz etkilendiğini.</li>
<li>Eklem  suyu ve buna bağlı su basıncı ile kaya      yükünün göz önünde bulundurulması gerektiğini söylemişler ve kaya kütlesi      kalitesini (Q)&#8217;ni aşağıda tanımlamışlardır.</li>
</ol>
<p>RQD = Kaya kalitesi tanımlaması</p>
<p>Jn = Eklem takım sayısı</p>
<p>Jr = Eklem pürüzlülük sayısı</p>
<p>Ja = Eklem alterasyon sayısı</p>
<p>Jw = Eklem su indirgeme faktörü</p>
<p>SRF =  Gerilme indirgeme faktörü</p>
<p>Kaya kütlesi kalitesi (Q) belirlenirken Tablo-1&#8242; de    verilen değerlerle ilgili göz önüne alınması gereken ek notlar şöyledir:</p>
<ol>
<li>RQD tanımlaması Deere (1963)&#8217; den alınmıştır ancak sondaj karotlarının bulunmaması halinde birim hacimdeki eklem sayısı toplanarak Plamström (1974)&#8217; ün verdiği bağıntı ile hesaplanır. Bu bağıntı kil içermeyen kayalar için geçerlidir.</li>
</ol>
<p>RQD = I15-3.3 Jv</p>
<p>Jv= lm<sup>3</sup>&#8216; teki eklem sayısı</p>
<ol>
<li>Ekem takımı sayısını (Jn) şistozite, tabakalanma yüzeyi gibi süreksizlikler etkiler. Bunların belirgin şekilde paralel olarak gelişenleri bir eklem takımı olarak alınmalıdır. Bir paralellik sunmayanlar gelişigüzel eklemler olarak alınmalıdır.</li>
<li>Jr ve Ja  parametreleri makaslama mukavemetini temsil eder. (Jr/Ja) değeri  minimum o!an süreksizlik zonu veya eklem takımı duraylılık için uygun doğrultudaysa bu durumda daha az uygun doğrultu eklem takımı veya süreksizlik zonu duraylılık yönünden daha önemli olabilir.  Q  hesaplanırken (Jr/Ja)’nın yüksek değeri kullanılmalıdır.</li>
<li>Kil içeren kayalarda Gerilme İndirgeme Faktörü (Stress Reduction Factor-SRF) hesaplanmalıdır. SRF zayıflık zonlarının kil yada ayrışmış malzeme içermesi halinde gecşeyen yüklerle ilgilidir. Bu durumda kayanın mukavemeti göz önüne alınmaz, ancak zayıflık zonları minimum ve kil tamamen yoksa SRF hesabında kayanın mukavemeti (basınç ve çekme)’ye bakılır.</li>
<li>Genel olarak yerli kayanın basınç ve çekme mukavemetleri (s<sub>ç</sub> ve s<sub>z</sub>) duraylılık yönünden uygun olmayan doğrultuda hesaplanmalıdır. Bu durum özellikle çok fazla anizotropik ortamlar için önemlidir.</li>
</ol>
<p>Kaya kütlesi kalitesi (Q) hesabında yer alan altı parametre çift olarak değerlendirilirse:</p>
<ol>
<li>(RQD/Jn) kayanın      genel yapısını belirler ve blok boyutunun kabaca ölçüsünü gösterirler.      Örneğin RQD ve Jn parametrelerinin uç değerlerini (100-10 ve 0,5-20) ve      birimi cm. alırsak 200 cm. ve 0,5 cm. değerlerini elde ederiz. Bu da bize      yaklaşık en iri blok boyutu 200 cm. ve en küçük parçada 0,5 cm.      olabileceğini gösterir.</li>
<li>(Jr/Ja) terimi eklem      pürüzlülüğünü ve eklem dolgusunun derecesini belirler. Bu iki paremetrenin      çeşitli kombinasyonlarının tan-1 (Jr-Ja) değerleri beklenen hakiki      makaslama kuvvetine oldukça yakın olduğu belirlenmiştir.</li>
<li>(Jw/SRF) terimi iki gerilme      parametresinden oluşur. Jw eklemlerinin mukavemetini ters yönde etkileyen      su basıncının ölçüsüdür. SRF toplam gerilmenin bir parametresi olarak      nitelendirilebilir. Bu terim aktif gerilimi belirleyen bir faktördür.</li>
</ol>
<p>Bu nedenlerden dolayı Q&#8217;nun üç maddenin bir fonksiyonu olduğu görülmektedir.</p>
<p>=   Blok boyutu</p>
<p>=   Bloklar arası kayma direnci</p>
<p>=   Aktif gerilme</p>
<p>Bütün bu açıklamalardan sonra diğer sınıflama sistemlerinde yer alan destekleme önlemlerinin  Q  sisteminde nasıl bulunduğuna bakalım.</p>
<p>Öncelikle Tablo &#8211; 1&#8242; in yardımı ile hesaplanan  Q  değerinin dokuz sınıftan hangisine dahil olduğuna bakılır. Bunlar;</p>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="0" width="580">
<tbody>
<tr>
<td width="96" valign="top">Kaya Kütlesi   Kalitesi (Q)</td>
<td width="55" valign="top">1000</p>
<p>400</td>
<td width="55" valign="top">400</p>
<p>100</td>
<td width="55" valign="top">100</p>
<p>40</td>
<td width="57" valign="top">40</p>
<p>10</td>
<td width="52" valign="top">10</p>
<p>4</td>
<td width="53" valign="top">4</p>
<p>1</td>
<td width="53" valign="top">1</p>
<p>0.1</td>
<td width="53" valign="top">0.1</p>
<p>0.01</td>
<td width="53" valign="top">0.01</p>
<p>0.001</td>
</tr>
<tr>
<td width="96" valign="top">Kaya   Kütlesi Sınıfı</td>
<td width="55" valign="top">Son derece sağlam</td>
<td width="55" valign="top">Çok fazla sağlam</td>
<td width="55" valign="top">Çok sağlam</td>
<td width="57" valign="top">Sağlam</td>
<td width="52" valign="top">Orta</td>
<td width="53" valign="top">Zayıf</td>
<td width="53" valign="top">Çok zayıf</td>
<td width="53" valign="top">Çok fazla zayıf</td>
<td width="53" valign="top"></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Q sisteminin destek hesabı için temel özelliklerinde biri destek hesabında kaya kütlesi kalitesi (Q)&#8217; nin kazı boyutlan ve kazı amacına bağlı olduğudur. Kazı boyutlan (en, çap veya yükseklik)&#8217; mn kazı amacı (ESR)&#8217; na oranı.Eş Boyut olarak tanımlanmış ve kaya kütlesi kalitesi (Q) ile eş boyuta bağlı 38 destek sınıfı Tablo-3&#8242; de verilmiştir.</p>
<p>Destek sınıfı belirlenirken tavan desteği için kazı eni veya çapı duvar desteği için kazı yüksekliği veya çapı kullanılır. Kazı Destek Oram (Excavation Support      Ratio = ESR) kazı amacını belirleyen bir faktördür. ESR değerleri deneme yanılma ile belirlenmiş ve destek seçimine  yardımcı önemli faktörlerdendir. ESR değerleri ve belirlenmesine yardımcı o!an uygulama örneklerinin sayısı verilmiştir.</p>
<p>Tavan ve duvar için ayrı ayrı belirlenen destek sınıfları için destek sınıfları için destek önlemleri Tablo  4.  yardımı ile belirlenir. Duvar destek önlemleri belirlenirken, Qt &gt; 10 için  5.Q,  0.&lt;Q&lt;10 2.5.Q,  Q&lt;0.1  için aynı Q değeri kullanılır.</p>
<p>Barton, Lien ve Lunde sadece kaya kütlesi kalitesi (Q) ve destek önlemlerini belirtmekle kalmayıp, destek basıncı, Bulonlama ve Ankraj Beton kaplama hesaplan ile sürekli iksasız maksimum proje açıklığı ve kendi kendini tutma süresi, kavramlarına ayrıntılı olarak değinmiştir.</p>
<p>Destek basıncı bulunan Q değeri ile doğrudan ilişkilidir. Tavan ve duvar desteği basıncı olarak iki şekilde sunulmuştur.</p>
<p>P<sub>tavan</sub> =   Tavan desteği basıncı (kg/cm<sup>2</sup>) olmak üzere</p>
<p>şeklinde hesaplanır, ancak eklem takımı sayısı 3&#8242; ten azsa</p>
<p>olarak iki formül geliştirilmiştir. Destek basıncı ile Q arasındaki ilişki şekil &#8211; 11&#8242; de daha iyi görülmekedir. Duvar desteği basıncı duvar destek önlemlerinde de olduğu gibi  Q&gt; 10 için  5.Q,  0.1&lt;Q&lt;10  için  2.5.Q  ve  Q&lt;0.1  için aynı  Q değeri kullanılarak Şekil 11&#8242; den değeri okunabilir.</p>
<p>Bulonlama için destek basıncı kapasitesinin bulun açıklığının karesine bölünmesine eşit olduğu belirtilmiş ve 20 mm. Çâplı bir bulon için 10 tonluk aktif yük kabul edildiğinde bulonun destek basıncı kapasitesi (P);</p>
<p>P = 1/a<sup>2</sup> dir.</p>
<p>a = Bulon açıklığı</p>
<p>P = Destek basıncı kapasitesi (kg/cm<sup>2</sup>)</p>
<p>Bulon ve ankraj uzunluklanrı kazı boyutlan ile ilgilidir. Tavanda kullanılanlar kazı enine, duvarda kullanılanlar ise kazı yüksekliğine bağlıdır.</p>
<p>Tavan için L = 2 &#8211; 0.15 B/HSR</p>
<p>L<sup>1</sup> =  0.40 B/ESR</p>
<p>B    =  Kazı eni (m)</p>
<p>H    =  Kazı yüksekliği (m)</p>
<p>Beton kaplama sistematik bulonlama ile beraber uygulandığında eşit dağılmayan yükler veya kesiti dairesel olmayan kaplama nedeniyle oluşan gerilmeler en aza indirilebilir. Fakat düzensiz dağılmış gerilmelerin etkisini azaltmak için beton içine çelik takviyede gereklidir. Beton kaplamanın kalınlığı aşağıdaki formülde verilmiştir.</p>
<p>P = Dış basınç (kg/cm<sup>2</sup>)</p>
<p>b = Kaplama içindeki basınç gerilimi (kg/cm<sup>2</sup>)</p>
<p>R = Kaplamanın içi yarıçapı (cm)</p>
<p>t = Denge hali için duvar kalınlığı</p>
<p>Bunlara ilaveten püskürtme beton tek veya çift kat olarak sistematik bulonlama ile beraber uygulandığında bulonlar arası zemin gevşemesini önler.</p>
<p>Lauffer (1958) tarafından ortaya atılan sürekli iksasız maksimum açıklık ile, iksasız kendi kendini tutma süreci kavramları Barton, Lien ve Lunde tarafından 200&#8242; e yatan gözlem sonucunda yeniden düzenlenmiştir. Şekil 5. &#8216;de iksasız açıklık ile Q arasındaki  ilişki ESR değerine bağlı olarak verilmiştir. İksasız açıklık aynı zamanda,</p>
<p>Açıklık   =   2. ESR.Q<sup>0.4 </sup></p>
<p>bağıntısıyla bulunabilir. Aynı bağıntıdan yararlanarak,</p>
<p>Q =      <span style="text-decoration: underline;">Açıklık</span> <sup>-2,5</sup> bağıntısında geliştirilebilir.</p>
<p>2. ESR</p>
<p>İksasız kendi kendini tutma süresi ile Q arasındaki ilişkide ilgili şekilde verilmiştir.</p>
<p>Tablo 3. Q Sistemine Göre Önerilen Destek Önlemleri (Barton vd. 1974)</p>
<p>Recommended Support Based Upon  Q  System</p>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="0" width="580">
<tbody>
<tr>
<td width="37" valign="top">Destek Kategori  si</td>
<td width="41" valign="top">Q</td>
<td width="37" valign="top">Açıklık / ESR (m.)</td>
<td width="38" valign="top">RQD / Jn</td>
<td width="37" valign="top">Jr / Ja</td>
<td width="46" valign="top">P (yaklaşık) kg / cm<sup>2</sup></td>
<td width="37" valign="top">Lokal Gerdirmesiz Bulon</td>
<td width="37" valign="top">Gerdrimesiz Bulon (m.)</td>
<td width="37" valign="top">Gerdirmeli Bulon (m.)</td>
<td width="37" valign="top">Zincir Takviye</td>
<td width="37" valign="top">Püskürtme Beton (m.)</td>
<td width="39" valign="top">Çelik Hasır Takv.iye.   Püsk.  Beton</td>
<td width="37" valign="top">Beton Takhimat (cm.)</td>
<td width="40" valign="top">Çelik Takviyeli Beton   Tahkimatı</td>
<td width="41" valign="top">Not</td>
</tr>
<tr>
<td width="37" valign="top">1-4</td>
<td width="41" valign="top">1000 -400</td>
<td width="37" valign="top">20-  100</td>
<td width="38" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="46" valign="top">&lt;0,01</td>
<td width="37" valign="top">P</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="39" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="40" valign="top"></td>
<td width="41" valign="top"></td>
</tr>
<tr>
<td width="37" valign="top">5-8</td>
<td width="41" valign="top">400 –100</td>
<td width="37" valign="top">12- 88</td>
<td width="38" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="46" valign="top">0,05</td>
<td width="37" valign="top">P</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="39" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="40" valign="top"></td>
<td width="41" valign="top"></td>
</tr>
<tr>
<td rowspan="2" width="37" valign="top">9</td>
<td width="41" valign="top">100 –40</td>
<td width="37" valign="top">8.5 –19</td>
<td width="38" valign="top">≥20</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="46" valign="top">0,25</td>
<td width="37" valign="top">P</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="39" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="40" valign="top"></td>
<td width="41" valign="top"></td>
</tr>
<tr>
<td width="41" valign="top">100 -40</td>
<td width="37" valign="top">8.5 –19</td>
<td width="38" valign="top">&lt;20</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="46" valign="top">0,25</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top">2,5 3</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="39" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="40" valign="top"></td>
<td width="41" valign="top"></td>
</tr>
<tr>
<td rowspan="2" width="37" valign="top">10</td>
<td width="41" valign="top">100 -40</td>
<td width="37" valign="top">14  -30</td>
<td width="38" valign="top">≥30</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="46" valign="top">0,25</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top">2    -3</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="39" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="40" valign="top"></td>
<td width="41" valign="top"></td>
</tr>
<tr>
<td width="41" valign="top">100 -40</td>
<td width="37" valign="top">14  -30</td>
<td width="38" valign="top">&lt;30</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="46" valign="top">0,25</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top">1,5 -2</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top">P</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="39" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="40" valign="top"></td>
<td width="41" valign="top"></td>
</tr>
<tr>
<td rowspan="2" width="37" valign="top">11</p>
<p>12</td>
<td width="41" valign="top">100 -40</td>
<td width="37" valign="top">23  -72</td>
<td width="38" valign="top">≥30</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="46" valign="top">0,25</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top">2   &#8211; 3</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="39" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="40" valign="top"></td>
<td width="41" valign="top"></td>
</tr>
<tr>
<td width="41" valign="top">100 -40</td>
<td width="37" valign="top">23  -72</td>
<td width="38" valign="top">&lt;30</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="46" valign="top">0,25</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top">1,5 -2</td>
<td width="37" valign="top">P</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="39" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="40" valign="top"></td>
<td width="41" valign="top"></td>
</tr>
<tr>
<td rowspan="4" width="37" valign="top">13</td>
<td width="41" valign="top">40      -10</td>
<td width="37" valign="top">5-   14</td>
<td width="38" valign="top">≥10</td>
<td width="37" valign="top">≥15</td>
<td width="46" valign="top">0,5</td>
<td width="37" valign="top">P</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="39" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="40" valign="top"></td>
<td width="41" valign="top">I</td>
</tr>
<tr>
<td width="41" valign="top">40      -10</td>
<td width="37" valign="top">5-   14</td>
<td width="38" valign="top">≥10</td>
<td width="37" valign="top">≥15</td>
<td width="46" valign="top">0,5</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top">1,5 -2</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="39" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="40" valign="top"></td>
<td width="41" valign="top">I</td>
</tr>
<tr>
<td width="41" valign="top">40      -10</td>
<td width="37" valign="top">5-   14</td>
<td width="38" valign="top">&lt;10</td>
<td width="37" valign="top">≥15</td>
<td width="46" valign="top">0,5</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top">1,5 -2</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="39" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="40" valign="top"></td>
<td width="41" valign="top">I</td>
</tr>
<tr>
<td width="41" valign="top">40      -10</td>
<td width="37" valign="top">5-   14</td>
<td width="38" valign="top">&lt;10</td>
<td width="37" valign="top">≥15</td>
<td width="46" valign="top">0,5</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top">1,5 -2</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top">2   &#8211; 3</td>
<td width="39" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="40" valign="top"></td>
<td width="41" valign="top">I</td>
</tr>
<tr>
<td rowspan="3" width="37" valign="top">14</td>
<td width="41" valign="top">40      -10</td>
<td width="37" valign="top">15- 23</td>
<td width="38" valign="top">≥10</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="46" valign="top">0,5</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top">1,5 -2</td>
<td width="37" valign="top">P</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="39" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="40" valign="top"></td>
<td width="41" valign="top">I,II</td>
</tr>
<tr>
<td width="41" valign="top">40      -10</td>
<td width="37" valign="top">15- 23</td>
<td width="38" valign="top">&lt;10</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="46" valign="top">0,5</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top">1,5 -2</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="39" valign="top">5-  10</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="40" valign="top"></td>
<td width="41" valign="top">I,II</td>
</tr>
<tr>
<td width="41" valign="top">40      -10</td>
<td width="37" valign="top">9-  15</td>
<td width="38" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="46" valign="top">0,5</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top">1,5 -2</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top">P</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="39" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="40" valign="top"></td>
<td width="41" valign="top">I,III</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="0" width="580">
<tbody>
<tr>
<td width="35" valign="top">Destek Kategori  si</td>
<td colspan="2" width="36" valign="top">Q</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">Açıklık / ESR (m.)</td>
<td colspan="3" width="47" valign="top">RQD / Jn</td>
<td colspan="2" width="54" valign="top">Jr / Ja</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">P (yaklaşık) kg / cm<sup>2</sup></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">Lokal Gerdirmesiz Bulon</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">Gerdrimesiz Bulon (m.)</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">Gerdirmeli Bulon (m.)</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">Zincir Takviye</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">Püskürtme Beton (m.)</td>
<td width="35" valign="top">Çelik Hasır Tak. Püs. Beton</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">Beton Takhimat (cm.)</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">Çelik Takv. Beton Tahkim.</td>
<td colspan="2" width="50" valign="top">Not</td>
</tr>
<tr>
<td rowspan="2" width="35" valign="top">15</td>
<td colspan="2" width="36" valign="top">40-10</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">15-  40</td>
<td colspan="3" width="47" valign="top">&gt;10</td>
<td colspan="2" width="54" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">0,5</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">1.5 -2</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">P</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="50" valign="top">I.II.  IV</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="36" valign="top">40 –10</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">15- 40</td>
<td colspan="3" width="47" valign="top">£10</td>
<td colspan="2" width="54" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">0,5</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">1.5 -2</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td width="35" valign="top">5- 10</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="50" valign="top">I.II. IV</td>
</tr>
<tr>
<td rowspan="2" width="35" valign="top">16</td>
<td colspan="2" width="36" valign="top">40 –10</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">30 –65</td>
<td colspan="3" width="47" valign="top">&lt;15</td>
<td colspan="2" width="54" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">1.5 -2</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">P</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="50" valign="top">I.V. VI.</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="36" valign="top">40 –10</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">30 –65</td>
<td colspan="3" width="47" valign="top">£15</td>
<td colspan="2" width="54" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">1.5 -2</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td width="35" valign="top">10-15</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="50" valign="top">I.V. IV</td>
</tr>
<tr>
<td rowspan="4" width="35" valign="top">17</td>
<td colspan="2" width="36" valign="top">10 –4</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">3.5  -9</td>
<td colspan="3" width="47" valign="top">&lt;30</td>
<td colspan="2" width="54" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">1,0</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">P</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="50" valign="top">I</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="36" valign="top">10 –4</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">3.5  -9</td>
<td colspan="3" width="47" valign="top">≥10</p>
<p>£30</td>
<td colspan="2" width="54" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">1,0</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">1–1.5</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="50" valign="top">I</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="36" valign="top">10 –4</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">6  -9</td>
<td colspan="3" width="47" valign="top">&lt;10</td>
<td colspan="2" width="54" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">1,0</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">1-  1.5</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">2-   3</td>
<td width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="50" valign="top">I</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="36" valign="top">10 –4</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">&lt;6</td>
<td colspan="3" width="47" valign="top">&lt;10</td>
<td colspan="2" width="54" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">1,0</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">2-   3</td>
<td width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="50" valign="top">I</td>
</tr>
<tr>
<td rowspan="4" width="35" valign="top">18</td>
<td colspan="2" width="36" valign="top">10      -4</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">10-   15</td>
<td colspan="3" width="47" valign="top">&gt;5</td>
<td colspan="2" width="54" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">1,0</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">1-  1.5</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">P</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="50" valign="top">I.III</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="36" valign="top">10      -4</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">7-   10</td>
<td colspan="3" width="47" valign="top">&gt;5</td>
<td colspan="2" width="54" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">1,0</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">1-  1.5</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">P</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="50" valign="top">I</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="36" valign="top">10      -4</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">10-   7</td>
<td colspan="3" width="47" valign="top">£5</td>
<td colspan="2" width="54" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">1,0</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">1-  1.5</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">2-   3</td>
<td width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="50" valign="top">I.III</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="36" valign="top">10      -4</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">7-   10</td>
<td colspan="3" width="47" valign="top">£5</td>
<td colspan="2" width="54" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">1,0</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">1-  1.5</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">2-   3</td>
<td width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="50" valign="top">I</td>
</tr>
<tr>
<td rowspan="2" width="35" valign="top">19</td>
<td colspan="2" width="36" valign="top">10      -4</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">20- 29</td>
<td colspan="3" width="47" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="54" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">1,0</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">1-   2</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td width="35" valign="top">10-15</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="50" valign="top">I.II IV</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="36" valign="top">10      -4</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">12- 20</td>
<td colspan="3" width="47" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="54" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">1,0</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">1-  1.5</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td width="35" valign="top">5-  10</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="50" valign="top">I.II</td>
</tr>
<tr>
<td width="35" valign="top">20</td>
<td colspan="2" width="36" valign="top">10      -4</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">35-  52</td>
<td colspan="3" width="47" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="54" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">1,0</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">1-   2</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td width="35" valign="top">20-25</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="50" valign="top">I.V. VI</td>
</tr>
<tr>
<td width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="36" valign="top">10  -4</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">24- 35</td>
<td colspan="3" width="47" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="54" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">1,0</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">1-   2</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td width="35" valign="top">10-20</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="50" valign="top">I.II. IV</td>
</tr>
<tr>
<td width="35" valign="top">Destek Kategori  si</td>
<td colspan="2" width="36" valign="top">Q</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">Açıklık / ESR (m.)</td>
<td colspan="3" width="47" valign="top">RQD / Jn</td>
<td colspan="2" width="54" valign="top">Jr / Ja</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">P (yaklaşık) kg / cm<sup>2</sup></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">Lokal Gerdirmesiz Bulon</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">Gerdrimesiz Bulon (m.)</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">Gerdirmeli Bulon (m.)</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">Zincir Takviye</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">Püskürtme Beton (m.)</td>
<td width="35" valign="top">Çelik Hasır Takviyeli Püsk. Beton</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">Beton Takhimat (cm.)</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">Çelik Takviyeli Beton Tahkimatı</td>
<td colspan="2" width="50" valign="top">Not</td>
</tr>
<tr>
<td rowspan="3" width="35" valign="top">21</td>
<td colspan="2" width="36" valign="top">4-1</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">2.1-6.5</td>
<td colspan="3" width="47" valign="top">≥1.25</td>
<td colspan="2" width="54" valign="top">£0.75</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">1.5</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">1</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">2-   3</td>
<td width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="50" valign="top">I</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="36" valign="top">4-1</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">2.1-6.5</td>
<td colspan="3" width="47" valign="top">1.25</td>
<td colspan="2" width="54" valign="top">£0.75</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">1.5</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">2-   3</td>
<td width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="50" valign="top">I</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="36" valign="top">4-1</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">2.1-6.5</td>
<td colspan="3" width="47" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="54" valign="top">&gt;0.75</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">1.5</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">1</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="50" valign="top">I</td>
</tr>
<tr>
<td rowspan="4" width="35" valign="top">22</td>
<td colspan="2" width="36" valign="top">4-1</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">4.5-11.5</td>
<td colspan="3" width="47" valign="top">&gt;10</td>
<td colspan="2" width="54" valign="top">&lt;30 &gt;1</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">1.5</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">1</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">P</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="50" valign="top">I</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="36" valign="top">4-1</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">4.5-11.5</td>
<td colspan="3" width="47" valign="top">£10</td>
<td colspan="2" width="54" valign="top">&gt;1</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">1.5</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">2.5-7.5</td>
<td width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="50" valign="top">I</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="36" valign="top">4-1</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">4.5-11.5</td>
<td colspan="3" width="47" valign="top">&lt;30</td>
<td colspan="2" width="54" valign="top">£1</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">1.5</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">1</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td width="35" valign="top">25-50</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="50" valign="top">I</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="36" valign="top">4-1</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">4.5-11.5</td>
<td colspan="3" width="47" valign="top">≥30</td>
<td colspan="2" width="54" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">1.5</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">1</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="50" valign="top">I</td>
</tr>
<tr>
<td rowspan="2" width="35" valign="top">23</td>
<td colspan="2" width="36" valign="top">4-1</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">15-14</td>
<td colspan="3" width="47" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="54" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">1.5</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">1-  1.5</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td width="35" valign="top">10-15</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="50" valign="top">I.III.   IV.VII</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="36" valign="top">4-1</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">8-15</td>
<td colspan="3" width="47" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="54" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">1.5</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">1-  1.5</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td width="35" valign="top">5-  10</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="50" valign="top">I</td>
</tr>
<tr>
<td rowspan="2" width="35" valign="top">24</td>
<td colspan="2" width="36" valign="top">4-1</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">30-46</td>
<td colspan="3" width="47" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="54" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">1.5</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">1-  1.5</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td width="35" valign="top">15-30</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="50" valign="top">I.V. IV</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="36" valign="top">4-1</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">18-30</td>
<td colspan="3" width="47" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="54" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">1.5</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">1-  1.5</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td width="35" valign="top">10-15</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="50" valign="top">I.II. IV</td>
</tr>
<tr>
<td rowspan="3" width="35" valign="top">25</td>
<td colspan="2" width="36" valign="top">1- 0.4</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">1.5-4.2</td>
<td colspan="3" width="47" valign="top">&gt;10</td>
<td colspan="2" width="54" valign="top">&gt;0.5</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">2.25</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">1</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">P</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="50" valign="top">I</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="36" valign="top">1- 0.4</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">1.5-4.2</td>
<td colspan="3" width="47" valign="top">£10</td>
<td colspan="2" width="54" valign="top">&gt;0.5</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">2.25</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">1</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td width="35" valign="top">5</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="50" valign="top">I</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="36" valign="top">1- 0.4</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">1.5-4.2</td>
<td colspan="3" width="47" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="54" valign="top">£0.5</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">2.25</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">1</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td width="35" valign="top">5</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="50" valign="top">I</td>
</tr>
<tr>
<td width="35" valign="top">Destek Kategori  si</td>
<td colspan="2" width="36" valign="top">Q</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">Açıklık / ESR (m.)</td>
<td colspan="3" width="47" valign="top">RQD / Jn</td>
<td colspan="2" width="54" valign="top">Jr / Ja</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">P (yaklaşık) kg / cm<sup>2</sup></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">Lokal Gerdirmesiz Bulon</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">Gerdrimesiz Bulon (m.)</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">Gerdirmeli Bulon (m.)</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">Zincir Takviye</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">Püskürtme Beton (m.)</td>
<td width="35" valign="top">Çelik Hasır Tak. Püs. Beton</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">Beton Takhimat (cm.)</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">Çelik Takv. Beton Tahkimatı</td>
<td colspan="2" width="50" valign="top">Not</td>
</tr>
<tr>
<td rowspan="2" width="35" valign="top">26</td>
<td colspan="2" width="36" valign="top">1- 0.4</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">3.2-7.5</td>
<td colspan="3" width="47" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="54" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">2.25</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">1</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td width="35" valign="top">5</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="50" valign="top">VIII, X,XI</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="36" valign="top">1- 0.4</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">3.2-7.5</td>
<td colspan="3" width="47" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="54" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">2.25</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">1</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">2.5 -5</td>
<td width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="50" valign="top">I,IX</td>
</tr>
<tr>
<td rowspan="4" width="35" valign="top">27</td>
<td colspan="2" width="36" valign="top">1- 0.4</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">12-18</td>
<td colspan="3" width="47" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="54" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">2.25</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">1</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td width="35" valign="top">7.5-10</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="50" valign="top">I,IX</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="36" valign="top">1- 0.4</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">6- 12</td>
<td colspan="3" width="47" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="54" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">2.25</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">1</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td width="35" valign="top">5- 7.5</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="50" valign="top">I,IX</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="36" valign="top">1- 0.4</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">12-18</td>
<td colspan="3" width="47" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="54" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">2.25</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">1</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">20-40</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="50" valign="top">VIII, X,XI</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="36" valign="top">1- 0.4</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">6- 12</td>
<td colspan="3" width="47" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="54" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">2.25</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">1</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td width="35" valign="top">10-20</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="50" valign="top">VIII, X,XI</td>
</tr>
<tr>
<td rowspan="4" width="35" valign="top">28</td>
<td colspan="2" width="36" valign="top">1- 0.4</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">30-38</td>
<td colspan="3" width="47" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="54" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">2.25</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">1</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td width="35" valign="top">30-40</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="50" valign="top">I,IV, V,IX</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="36" valign="top">1- 0.4</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">20-30</td>
<td colspan="3" width="47" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="54" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">2.25</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">1</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td width="35" valign="top">20-30</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="50" valign="top">I,II, IV,IX</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="36" valign="top">1- 0.4</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">15-20</td>
<td colspan="3" width="47" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="54" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">2.25</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">1</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td width="35" valign="top">15-20</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="50" valign="top">I,II, IX</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="36" valign="top">1- 0.4</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">15-38</td>
<td colspan="3" width="47" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="54" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">2.25</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">1</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">0.3-1</td>
<td colspan="2" width="50" valign="top">IV,VIII X,XI</td>
</tr>
<tr>
<td rowspan="3" width="35" valign="top">29</td>
<td colspan="2" width="36" valign="top">0.4- 0.1</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">1-   3.1</td>
<td colspan="3" width="47" valign="top">&gt;5</td>
<td colspan="2" width="54" valign="top">£0.25</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">3.0</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">1</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">2-3</td>
<td width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="50" valign="top">-</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="36" valign="top">0.4- 0.1</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">1-   3.1</td>
<td colspan="3" width="47" valign="top">£5</td>
<td colspan="2" width="54" valign="top">£0.25</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">3.0</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">1</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td width="35" valign="top">5</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="50" valign="top">-</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="36" valign="top">0.4- 0.1</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">1-   3.1</td>
<td colspan="3" width="47" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="54" valign="top">£0.25</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">3.0</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">1</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td width="35" valign="top">5</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="50" valign="top">-</td>
</tr>
<tr>
<td rowspan="3" width="35" valign="top">30</td>
<td colspan="2" width="36" valign="top">0.4- 0.1</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">2.2  -6</td>
<td colspan="3" width="47" valign="top">≥5</td>
<td colspan="2" width="54" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">3.0</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">1</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td width="35" valign="top">2.5  -5</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="50" valign="top">IX</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="36" valign="top">0.4- 0.1</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">2.2  -6</td>
<td colspan="3" width="47" valign="top">&lt;5</td>
<td colspan="2" width="54" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">3.0</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td width="35" valign="top">5- 7.5</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="50" valign="top">IX</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="36" valign="top">0.4- 0.1</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">2.2  -6</td>
<td colspan="3" width="47" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="54" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">3.0</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">1</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td width="35" valign="top">5- 7.5</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="50" valign="top">VIII, X,XI</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="37" valign="top">Destek Kategori  si</td>
<td colspan="2" width="38" valign="top">Q</td>
<td colspan="2" width="38" valign="top">Açıklık / ESR (m.)</td>
<td width="38" valign="top">RQD / Jn</td>
<td colspan="2" width="46" valign="top">Jr / Ja</td>
<td colspan="2" width="38" valign="top">P (yaklaşık) kg / cm<sup>2</sup></td>
<td colspan="2" width="38" valign="top">Lokal Gerdirmesiz Bulon</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">Gerdrimesiz Bulon (m.)</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">Gerdirmeli Bulon (m.)</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">Zincir Takviye</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">Püskürtme Beton (m.)</td>
<td colspan="3" width="39" valign="top">Çelik Hasır Takv. Püskü. Beton</td>
<td colspan="2" width="36" valign="top">Beton Takhimat (cm.)</td>
<td colspan="2" width="39" valign="top">Çelik Takviyeli Beton Tahkimatı</td>
<td width="43" valign="top">Not</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" rowspan="4" width="37" valign="top">31</td>
<td colspan="2" width="38" valign="top">0.4- 0.1</td>
<td colspan="2" width="38" valign="top">4-   14.5</td>
<td width="38" valign="top">&gt;4</td>
<td colspan="2" width="46" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="38" valign="top">0.3</td>
<td colspan="2" width="38" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">1</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="3" width="39" valign="top">5- 12.5</td>
<td colspan="2" width="36" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="39" valign="top"></td>
<td width="43" valign="top">IX</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="38" valign="top">0.4- 0.1</td>
<td colspan="2" width="38" valign="top">4-   14.5</td>
<td width="38" valign="top">≥4  ³1.5</td>
<td colspan="2" width="46" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="38" valign="top">0.3</td>
<td colspan="2" width="38" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="3" width="39" valign="top">7.5  -25</td>
<td colspan="2" width="36" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="39" valign="top"></td>
<td width="43" valign="top">IX</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="38" valign="top">0.4- 0.1</td>
<td colspan="2" width="38" valign="top">4-   14.5</td>
<td width="38" valign="top">&lt;1.5</td>
<td colspan="2" width="46" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="38" valign="top">0.3</td>
<td colspan="2" width="38" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">1</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="3" width="39" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="36" valign="top">20- 40</td>
<td colspan="2" width="39" valign="top"></td>
<td width="43" valign="top">IX,XI</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="38" valign="top">0.4- 0.1</td>
<td colspan="2" width="38" valign="top">4-   14.5</td>
<td width="38" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="46" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="38" valign="top">0.3</td>
<td colspan="2" width="38" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">1</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="3" width="39" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="36" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="39" valign="top">0.3- 0.5m</td>
<td width="43" valign="top">VIII, X,XI</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" rowspan="3" width="37" valign="top">32</td>
<td colspan="2" width="38" valign="top">0.4- 0.1</td>
<td colspan="2" width="38" valign="top">20-34</td>
<td width="38" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="46" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="38" valign="top">0.3</td>
<td colspan="2" width="38" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">1</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="3" width="39" valign="top">40- 60</td>
<td colspan="2" width="36" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="39" valign="top"></td>
<td width="43" valign="top">II,IV, IX,XI</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="38" valign="top">0.4- 0.1</td>
<td colspan="2" width="38" valign="top">11-20</td>
<td width="38" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="46" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="38" valign="top">0.3</td>
<td colspan="2" width="38" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">1</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="3" width="39" valign="top">20- 40</td>
<td colspan="2" width="36" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="39" valign="top"></td>
<td width="43" valign="top">III,IV, IX,XI</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="38" valign="top">0.4- 0.1</td>
<td colspan="2" width="38" valign="top">11-34</td>
<td width="38" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="46" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="38" valign="top">0.3</td>
<td colspan="2" width="38" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">1</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="3" width="39" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="36" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="39" valign="top">0.4- 1.2m</td>
<td width="43" valign="top">IV,VIII, X,XI</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" rowspan="3" width="37" valign="top">33</td>
<td colspan="2" width="38" valign="top">0.1- 0.01</td>
<td colspan="2" width="38" valign="top">1-  3.9</td>
<td width="38" valign="top">≥2</td>
<td colspan="2" width="46" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="38" valign="top">0.6</td>
<td colspan="2" width="38" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">1</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="3" width="39" valign="top">2.5  5</td>
<td colspan="2" width="36" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="39" valign="top"></td>
<td width="43" valign="top">IX</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="38" valign="top">0.1- 0.01</td>
<td colspan="2" width="38" valign="top">1-  3.9</td>
<td width="38" valign="top">&lt;2</td>
<td colspan="2" width="46" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="38" valign="top">0.6</td>
<td colspan="2" width="38" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="3" width="39" valign="top">5-10</td>
<td colspan="2" width="36" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="39" valign="top"></td>
<td width="43" valign="top">VIII,X</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="38" valign="top">0.1- 0.01</td>
<td colspan="2" width="38" valign="top">1-  3.9</td>
<td width="38" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="46" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="38" valign="top">0.6</td>
<td colspan="2" width="38" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="3" width="39" valign="top">7.5 –15</td>
<td colspan="2" width="36" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="39" valign="top"></td>
<td width="43" valign="top">IX</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" rowspan="3" width="37" valign="top">34</td>
<td colspan="2" width="38" valign="top">0.1- 0.01</td>
<td colspan="2" width="38" valign="top">2-   11</td>
<td width="38" valign="top">≥2</td>
<td colspan="2" width="46" valign="top">≥0.25</td>
<td colspan="2" width="38" valign="top">0.6</td>
<td colspan="2" width="38" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">1</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="3" width="39" valign="top">5- 7.5</td>
<td colspan="2" width="36" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="39" valign="top"></td>
<td width="43" valign="top">IX</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="38" valign="top">0.1- 0.01</td>
<td colspan="2" width="38" valign="top">2-   1</td>
<td width="38" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="46" valign="top">&lt;0.25</td>
<td colspan="2" width="38" valign="top">0.6</td>
<td colspan="2" width="38" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="3" width="39" valign="top">15- 25</td>
<td colspan="2" width="36" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="39" valign="top"></td>
<td width="43" valign="top">VIII,X, XI</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="38" valign="top">0.1- 0.01</td>
<td colspan="2" width="38" valign="top">2-   1</td>
<td width="38" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="46" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="38" valign="top">0.6</td>
<td colspan="2" width="38" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top">1</td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="37" valign="top"></td>
<td colspan="3" width="39" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="36" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="39" valign="top">0.2- 0.6</td>
<td width="43" valign="top">VII, X,XI</td>
</tr>
<tr height="0">
<td width="35"></td>
<td width="2"></td>
<td width="33"></td>
<td width="4"></td>
<td width="33"></td>
<td width="5"></td>
<td width="38"></td>
<td width="4"></td>
<td width="43"></td>
<td width="8"></td>
<td width="27"></td>
<td width="11"></td>
<td width="27"></td>
<td width="8"></td>
<td width="29"></td>
<td width="6"></td>
<td width="31"></td>
<td width="4"></td>
<td width="33"></td>
<td width="2"></td>
<td width="34"></td>
<td width="1"></td>
<td width="35"></td>
<td width="3"></td>
<td width="32"></td>
<td width="4"></td>
<td width="36"></td>
<td width="5"></td>
<td width="53"></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="0" width="580">
<tbody>
<tr>
<td width="37" valign="top">Destek Kategori  si</td>
<td width="45" valign="top">Q</td>
<td width="37" valign="top">Açıklık / ESR (m.)</td>
<td width="37" valign="top">RQD / Jn</td>
<td width="37" valign="top">Jr / Ja</td>
<td width="37" valign="top">P (yaklaşık) kg / cm<sup>2</sup></td>
<td width="37" valign="top">Lokal Gerdirmesiz Bulon</td>
<td width="37" valign="top">Gerdrimesiz Bulon (m.)</td>
<td width="37" valign="top">Gerdirmeli Bulon (m.)</td>
<td width="37" valign="top">Zincir Takviye</td>
<td width="37" valign="top">Püskürtme Beton (m.)</td>
<td width="38" valign="top">Çelik Hasır Takv. Püsk.    Beton</td>
<td width="36" valign="top">Beton Takhimat (cm.)</td>
<td width="42" valign="top">Çelik Takv. Beton Tahkimatı</td>
<td width="48" valign="top">Not</td>
</tr>
<tr>
<td rowspan="4" width="37" valign="top">35</td>
<td width="45" valign="top">0.1- 0.01</td>
<td width="37" valign="top">15- 28</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top">0.6</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top">1</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="38" valign="top">30- 100</td>
<td width="36" valign="top"></td>
<td width="42" valign="top"></td>
<td width="48" valign="top">II,IX, XI</td>
</tr>
<tr>
<td width="45" valign="top">0.1- 0.01</td>
<td width="37" valign="top">15- 28</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top">0.6</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top">1</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="38" valign="top"></td>
<td width="36" valign="top"></td>
<td width="42" valign="top">0.6- 2m</td>
<td width="48" valign="top">VII,X XI,II</td>
</tr>
<tr>
<td width="45" valign="top">0.1- 0.01</td>
<td width="37" valign="top">6.5- 15</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top">0.6</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top">1</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="38" valign="top">20- 75</td>
<td width="36" valign="top"></td>
<td width="42" valign="top"></td>
<td width="48" valign="top">IX,XI, III</td>
</tr>
<tr>
<td width="45" valign="top">0.1- 0.01</td>
<td width="37" valign="top">6.5- 15</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top">0.6</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top">1</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="38" valign="top"></td>
<td width="36" valign="top"></td>
<td width="42" valign="top">0.4- 1.5m</td>
<td width="48" valign="top">VII,X, XI,III</td>
</tr>
<tr>
<td rowspan="2" width="37" valign="top">36</td>
<td width="45" valign="top">0.01-0.001</td>
<td width="37" valign="top">1-2</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top">12</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="38" valign="top">10-20</td>
<td width="36" valign="top"></td>
<td width="42" valign="top"></td>
<td width="48" valign="top">IX</td>
</tr>
<tr>
<td width="45" valign="top">0.01-0.001</td>
<td width="37" valign="top">1-2</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top">12</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top">0.5  -1</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="38" valign="top">10-20</td>
<td width="36" valign="top"></td>
<td width="42" valign="top"></td>
<td width="48" valign="top">VIII, X,XI</td>
</tr>
<tr>
<td rowspan="2" width="37" valign="top">37</td>
<td width="45" valign="top">0.01-0.001</td>
<td width="37" valign="top">1-  6.5</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top">12</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="38" valign="top">20-60</td>
<td width="36" valign="top"></td>
<td width="42" valign="top"></td>
<td width="48" valign="top">IX</td>
</tr>
<tr>
<td width="45" valign="top">0.01-0.001</td>
<td width="37" valign="top">1-  6.5</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top">12</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top">0.5  -1</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="38" valign="top">20-60</td>
<td width="36" valign="top"></td>
<td width="42" valign="top"></td>
<td width="48" valign="top">VIII, X,XI</td>
</tr>
<tr>
<td rowspan="4" width="37" valign="top">38</td>
<td width="45" valign="top">0.01-0.001</td>
<td width="37" valign="top">10- 20</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top">12</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="38" valign="top"></td>
<td width="36" valign="top"></td>
<td width="42" valign="top">1-3m</td>
<td width="48" valign="top">IX</td>
</tr>
<tr>
<td width="45" valign="top">0.01-0.001</td>
<td width="37" valign="top">10- 20</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top">12</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top">1</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="38" valign="top"></td>
<td width="36" valign="top"></td>
<td width="42" valign="top">1-3m</td>
<td width="48" valign="top">VIII,X,   II,XI</td>
</tr>
<tr>
<td width="45" valign="top">0.01-0.001</td>
<td width="37" valign="top">4-  10</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top">12</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="38" valign="top">70- 200</td>
<td width="36" valign="top"></td>
<td width="42" valign="top"></td>
<td width="48" valign="top">VIII,X</td>
</tr>
<tr>
<td width="45" valign="top">0.01-0.001</td>
<td width="37" valign="top">4-  10</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top">12</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top">1</td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="37" valign="top"></td>
<td width="38" valign="top">70- 200</td>
<td width="36" valign="top"></td>
<td width="42" valign="top"></td>
<td width="48" valign="top">III,IX</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Tablo 1.  Q  Sistemi Sınıflama parametreleri (Barton vd. 1974)</p>
<p><strong>Classification parameters Used İn The  Q  System)</strong></p>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="0" width="598">
<tbody>
<tr>
<td width="300" valign="top"><strong>Tanımlama</strong></td>
<td width="125" valign="top"><strong>Değerlendirme</strong></td>
<td width="173" valign="top"><strong>Not</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="300" valign="top">1. Kaya kalitesi tanımlaması</p>
<ol>
<li>Çok   fena</li>
<li>Fena</li>
<li>Orta</li>
<li>İyi</li>
<li>Pekiyi</li>
</ol>
</td>
<td width="125" valign="top">RQD</p>
<p>0-25</p>
<p>25-50</p>
<p>50-75</p>
<p>75-90</p>
<p>90-100</td>
<td width="173" valign="top">1- Q hesaplanırken RQD£10 ise “=” dahil 10 olarak   alınır.</p>
<p>2- RQD 5 aralıklı olarak alınmalıdır (65,70,75 vb.).</td>
</tr>
<tr>
<td width="300" valign="top">2. Eklem takımı sayısı</p>
<ol>
<li>Masif,   eklem çok az yada hiç yok</li>
<li>Bir   eklem takımı</li>
<li>Bir   eklem takımı ve gelişigüzel eklemler</li>
<li>İki   eklem takımı</li>
<li>İki   eklem takımı ve gelişigüzel eklemler</li>
<li>Üç   eklem takımı</li>
<li>Üç   eklem takımı gelişigüzel eklemler</li>
<li>Dört   veya daha fazla eklem takımı, gelişigüzel çok sayıda eklemler, küp şeker   şeklinde vb.</li>
</ol>
<p>İ.            Paralanmış   kaya, toprak görünümünde.</td>
<td width="125" valign="top">Jn</p>
<p>0,5-10</p>
<p>2</p>
<p>3</p>
<p>4</p>
<p>6</p>
<p>9</p>
<p>12</p>
<p>15</p>
<p>20</td>
<td width="173" valign="top">1- Kesişme yerlerinde (3.0xJn)</p>
<p>2- Giriş, çıkış (kapılarda) (2.0xJn) kullanın.</td>
</tr>
<tr>
<td width="300" valign="top">3. Eklem pürüzlülük sayısı</p>
<p>a.  Kaya duvar kontağı ve</p>
<p>b. Kesme   kuvvetleriyle 10 cm.den küçük parçalara ayrıldığında kaya duvar kontağı</p>
<ol>
<li>Süreksiz   eklemler</li>
<li>Pürüzlü   yada düzensiz, dalgalı</li>
<li>Düz,   dalgalı</li>
<li>Sürtünme   izli, dalgalı</li>
<li>Pürüzlü   yada düzensiz, düzlemsel</li>
<li>Düz   düzlemsel</li>
<li>Sürtünme   izli, düzlemsel</li>
</ol>
<p>c. Kaya duvar   kontağı yok</p>
<ol>
<li>Kaya   duvar kontağını önleyebilecek kalınlıktaki kil minerali içeren zon</li>
</ol>
<p>İ.            Kaya   duvar kontağını önleyebilecek kalınlıktaki kumlu, çakıllı ezilmiş zon.</td>
<td width="125" valign="top">
<h1>Jr</h1>
<p>4</p>
<p>3</p>
<p>2</p>
<p>1.5</p>
<p>1.5</p>
<p>1.0</p>
<p>0.5</p>
<p>1.0</p>
<p>1.0</td>
<td width="173" valign="top">1- İlgili eklem takımla-rının ortalama ara mesafesi 3   m.’den büyük ise 1. ilave edilir.</p>
<p>2- Lineasyon içeren düzlemsel fay aynalı eklemler için,   Lineas-yonların uygun olması koşulu ile, Jr=0,5 kullanılabilir.</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="0" width="624">
<tbody>
<tr>
<td width="336" valign="top"><strong>Tanımlama</strong></td>
<td width="108" valign="top"><strong>Değerlendirme</strong></td>
<td width="180" valign="top"><strong>Not</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="336" valign="top">4.  Eklem alterasyon   sayısı</p>
<p>a. Kaya duvar   kontağı</p>
<ol>
<li>Sıkıca   bağlanmış, sert, yumuşamaz, geçirimsiz dolgu (örneğin kuvars, epidot)</li>
<li>Altere   olmamış eklem yüzeyleri sadece yüzeysel paslanma.</li>
<li>Hafifçe   altere olmuş eklem yüzleri, yumuşamayan mineral kaplamaları, kum taneleri,   kil içermeyen kaya parçaları.</li>
<li>Siltli   veya kumlu kil kaplamaları, düşük kil oranı(yumuşamayan)</li>
<li>Yumuşamayan   veya düşük sürtünmeli kil mineral kaplamalı, kaolinit, mika gibi. Ayrıca   klorit, talk, jips, grafit ve az miktarlarda şişen killer (1-2 mm. veya daha   az kalınlıkta kesikli kaplamalar)</li>
</ol>
<p>b. Kesme   kuvvetleriyle 10 cm. den küçük</p>
<p>parçalara   ayrıldığında kaya duvar kontağı.</p>
<ol>
<li>Kum   taneleri kil içermeyen kaya parçaları</li>
<li>Çok   fazla konsolide olmuş, yumuşamayan kil mineral dolguları (kesiksiz, kalınlığı   5 mm.den az)</li>
<li>Orta   veya düşük derecede konsolide olmuş, yumuşamayan kil mineral dolgulu   (kesiksiz, kalınlığı 5 mm.den az)</li>
</ol>
<p>İ.            Şişen   kil dolgulu, örneğin montmorillonit (kesiksiz, kalınlığı 5 mm.den az). Ja’nın   değeri, şişen kil boyutundaki tanelerin yüzdesine ve su etkisinde kalıp   kalmayacağına göre değişir.</p>
<p>c. Kaya duvar   kontağı yok.</p>
<ol>
<li>Dağıtılmış   kaya ve kil bölge veya bantları.</li>
<li>(Kil   şartları tanımlaması</li>
<li>için   G,H,I maddelerine bakın)</li>
<li>Siltli   veya kumlu kil bölge veya bantları, düşük kil oranı (yumuşamayan)</li>
<li>Kalın   sürekli kil bölge</li>
<li>Veya   bantları (kil şartları</li>
<li>tanımlaması   için G,H,I maddelerine bakın)</li>
</ol>
</td>
<td width="108" valign="top">JaØ<sub>r</sub> (yaklaşık)</p>
<p>0,75 –</p>
<p>1.0 (25<sup>0</sup>-35<sup>0</sup>)</p>
<p>2.0 (25<sup>0</sup>-35<sup>0</sup>)</p>
<p>3.0 (20<sup>0</sup>-25<sup>0</sup>)</p>
<p>4.0 (8<sup>0</sup>-16<sup>0</sup>)</p>
<p>4.0 (25<sup>0</sup>-30<sup>0</sup>)</p>
<p>6.0 (16<sup>0</sup>-24<sup>0</sup>)</p>
<p>8.0 (12<sup>0</sup>-16<sup>0</sup>)</p>
<p>8.0-12.0</p>
<p>(25<sup>0</sup>-35<sup>0</sup>)</p>
<p>6.0 (16<sup>0</sup>-24<sup>0</sup>)</p>
<p>8.0 (12<sup>0</sup>-16<sup>0</sup>)</p>
<p>8.0–12.0(6-12<sup>0</sup>)</p>
<p>5.0 –</p>
<p>10.0 – 13.0</p>
<p>veya (6<sup>0</sup>-24<sup>0</sup>)</p>
<p>13.0-20.0</td>
<td width="180" valign="top">1 -Ø<sub>r</sub> , kalıntı iç sürtünme açısı, eğer varsa   alteras-yon ürünlerinin minera-lojik özelliklerine yaklaşık bir rehber olarak   kullanıla bilir.</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="0" width="635">
<tbody>
<tr>
<td width="324" valign="top"><strong>Tanımlama</strong></td>
<td width="204" valign="top"><strong>Değerlendirme</strong></td>
<td width="107" valign="top"><strong>Not</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="324" valign="top">5.  Eklem Su   İndirgeme Faktörü</p>
<ol>
<li>Kuru kazılar yada 5   lt/dak.gelen kazılar</li>
<li>Orta   derecede su gelişi veya basınç, eklem dolgularının yer yer yıkanması</li>
<li>Dolgusuz   eklemli dayanımlı kayada çok miktarda su gelişi veya yüksek basınç</li>
<li>Çok miktarda su gelişi veya   yüksek basınç ile eklem dolgularının fazlaca yıkanması</li>
<li>Patlatma   sırasında çok fazla su gelişi veya su basıncı, fakat zamanla azalması</li>
<li>Zamanla   azalmayan çok fazla su gelişi veya su basıncı</li>
</ol>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p>6.  Gerilme   İndirgeme Faktörü</p>
<p>a. Kazıyı kesen zayıflık zonları, tünel kazılırken kaya   kütlesinin gevşemesine neden olabilirler.</p>
<ol>
<li>Kil   veya <a href="http://www.genelbilge.com/tag/kimyasal/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kimyasal">kimyasal</a> olarak parçalanmış kaya kapsayan birden fazla zayıflık zonu   (herhangi bir derinlikte)</li>
<li>Kil   veya kimyasal olarak parçalanmış kaya kapsayan tek bir zayıflık zonu (kazı   derinliği £50m)</li>
<li>Kil   veya kimyasal olarak parçalanmış kaya kapsayan tek bir zayıflık zonu (kazı   derinliği &gt;50)</li>
<li>Kil   kapsamayan dayanımlı kayada birden fazla makaslama zonu, gevşek çevre kayacı   (herhangi bir derinlikte)</li>
<li>Kil   kapsamayan dayanımlı kayada tek bir makaslama zonu (kazı derinliği £50m)</li>
<li>Kil   kapsamayan dayanımlı kayada tek bir makaslama zonu (kazı derinliği &gt;50m)</li>
<li>Gevşek   ve açık eklemler, fazla eklemli, küp şekeri görünümlü (herhangi bir   derinlikte).</li>
</ol>
</td>
<td width="204" valign="top">Jw          Su basıncı  (kg/cm<sup>2</sup>)</p>
<p>1.0                   &lt;1.0</p>
<p>0.66               1.0-2.5</p>
<p>0.5                2.5-10.0</p>
<p>0.33              2.5-10.0</p>
<p>0.2-0.1              &gt;10.0</p>
<p>0.1-0,05             &gt;10.0</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p>SRF</p>
<p>10.0</p>
<p>5.0</p>
<p>2.5</p>
<p>7.5</p>
<p>5.0</p>
<p>2.5</p>
<p>5.0</td>
<td width="107" valign="top">1- C’den F’ye   kadar olan maddeler kaba tahminlerdir. Drenaj ölçüm leri yapıldıkça Jw’yi   arttırınız</p>
<p>2.Buz oluşma- sı ile meydana   gelen özel problemler göz önüne alınma-mıştır.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>1.Bahsi geçen zayıflık zonları   kazıyı kesme-yip sadece etkiliyorsaSRF değerlerini %25-50 oranın da   azaltınız.</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="0" width="624">
<tbody>
<tr>
<td width="324" valign="top"><strong>Tanımlama</strong></td>
<td width="156" valign="top"><strong>Değerlendirme</strong></td>
<td width="144" valign="top"><strong>Not</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="324" valign="top">b.  Dayanımlı kaya, kaya gerilmesi sorunları</p>
<ol>
<li>Düşük   gerilme yüzeye yakın</li>
</ol>
<p>İ.            Orta   derecede gerilme</p>
<ol>
<li>Yüksek   gerilme, çok sıkı yapı (genellikle duraylılık yönünden uygun, fakat duvar   duraylılığı yönünden uygun olmayabilir)</li>
<li>Az   kaya patlaması (masif kaya)</li>
<li>Fazla   kaya patlaması (masif kaya)</li>
</ol>
<p>c. Yüksek basınç altında dayanımsız kayanın plastik akması</p>
<ol>
<li>Az   sıkışan kaya basıncı</li>
<li>Fazla   sıkışan kaya basıncı</li>
</ol>
<p>d.  Suyun varlığına   bağlı kimyasal şişme</p>
<ol>
<li>Az   şişen kaya basıncı</li>
<li>Fazla   şişen kaya basıncı</li>
</ol>
</td>
<td width="156" valign="top">s<sub>c</sub>/ s<sub>1 </sub> s<sub>t</sub>/ s<sub>1</sub></p>
<p>&gt;200   &gt;13     2.5</p>
<p>200-10 13-0.66  1.0</p>
<p>10-5 0.66-0.33 0.5-20</p>
<p>5-25 0.33-0.16 5-10</p>
<p>&lt;25    &lt;0.16    10-20</p>
<p>5-10</p>
<p>10-20</p>
<p>5-10</p>
<p>10-15</td>
<td width="144" valign="top">2. Fazlaca   hetorojen ortamlarda</p>
<p>5£s<sub>1</sub>/s<sub>3</sub>£1<sub>x</sub>0  ise</p>
<p>0.8s<sub>c</sub>, 0,8s<sub>t</sub></p>
<p>s<sub>1</sub>/ s<sub>3</sub>&gt;10 ise</p>
<p>0.6s<sub>c</sub> , 0.6 s<sub>t</sub> alınız.</p>
<p>3.Tünel<sub> </sub> üzerindeki örtü kalınlığı tünel   genişliğinden az ise SRF’yi 2.5 yerine 5 alınız (bak.H).</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Tablo 2.  Yer altı  Kazılarına  Uygun ESR Oranları ve Uygulama Örneklerinin</p>
<p>Sayısı (Barton vd., 1974).</p>
<p>The ESR appropriate to a variety of underground excavation</p>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="0" width="564">
<tbody>
<tr>
<td width="360" valign="top"><strong>Kazı Cinsi</strong></td>
<td width="84" valign="top"><strong>ESR</strong></td>
<td width="120" valign="top"><strong>Örnek Sayısı</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="360" valign="top">
<ol>
<li>Geçici   maden kazıları</li>
<li>Dikey   bacalar</li>
</ol>
<p>1. Dairesel kesit</p>
<p>2.   Dikdörtgen/kare kesit</p>
<ol>
<li>Kalıcı   maden kazıları, HES için su tünelleri (yüksek basınçlı cebri borular hariç)   pilot tünelleri ve maden galerileri</li>
<li>Depolar,   su tasfiye odaları, ufak yol ve demiryolu tünelleri, denge bacaları, yaklaşım   tünelleri vb.</li>
<li>Santral   binaları, ana karayolu ve demiryolu tünelleri, sivil savunma sığınakları,   giriş-çıkış ağızları ve kesişme noktaları</li>
<li>Yer   altı nükleer santralleri, metro istasyonları, fabrikalar ve sosyal tesisler</li>
</ol>
</td>
<td width="84" valign="top">3-5</p>
<p>2,5</p>
<p>2,0</p>
<p>1,6</p>
<p>1,3</p>
<p>1,0</p>
<p>0,8</td>
<td width="120" valign="top">2</p>
<p>0</p>
<p>0</p>
<p>83</p>
<p>25</p>
<p>79</p>
<p>2</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>Destekleme Tabloları İçin Ek Notlar:</strong></p>
<ol>
<li>Kaya patlamaları veya kavlaklanma halinde genellikle genişletilmiş taşınma plakalı gerilmeli bulonlar yaklaşık 1m. aralıkla (<a href="http://www.genelbilge.com/tag/bazen/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Bazen">bazen</a> 0,8 m.) kullanılmaktadır. Nihai destekleme kavlaklanma sona erdiğinde yapılmalıdır.</li>
<li>Aynı kazıda çeşitli uzunlukta bulonlar kullanılır (3,5 ve 7 m.).</li>
</ol>
<p>III. Aynı kazıda çeşitli uzunlukta bulonlar kullanılır (2,5 ve 4 m.).</p>
<p>IV. Bulon destek basıncını takviye için genellikle gerilmeli tel ankrajlar kullanılır. Tipik Aralık 2-4 m.</p>
<ol>
<li>Bazı kazıda çeşitli uzunlukta bulonlar kullanılır (6, 8 ve 10 m.).</li>
</ol>
<p>VI. Bulon destek basıncını takviye için genellikle gerilmeli tel ankrajlar kullanılır. Tipik aralık 4-6 m.</p>
<ol>
<li>Bu kategorideki eski tip santrallerin kazılarında tel kafesli ve serbest açıklıklı beton kemer tavanlı (25-40 cm.) sistematik veya noktasal bulonlama kalıcı destek olarak kullanılmıştır.</li>
<li>Şişen killerin, örneğin montmorillonitik killerin varlığı halinde (fazla su bulunan ortamda) fazla şişme halinde destek arkasına genişleme için yer bırakılır. Mümkün olduğu takdirde drenaj önlemleri alınır.</li>
</ol>
<p>IX. Şişen veya sıkışan kayaçların olmaması halinde.</p>
<ol>
<li>Sıkışan kayaçların verlığı halinde kalıcı destek olarak çok sağlam ve rijit destek kullanılır.</li>
</ol>
<p>XI. Yazarın tecrübelerine göre, şişen veya sıkışan kayaçların varlığı halinde, beton (veya şatkirt) kemerlenmeden önce gerekli olan geçici destekleme eğer RQD/Jn yeterli derecede yüksekse (1.5) genleşen tip bulon ve şatkrit kullanarak sağlanabilir. Eğer kayaç fazla eklemli ise (RQD/Jn &lt; 1.5) örneğin kuvarsit içinde küp biçiminde bir makaslama zonunda geçici destek birkaç kat şatkritle sağlanabilir. Beton veya şatkritin tatbikinden sonra beton üzerinde düzensiz dağılabilecek yükü azaltmak için gerilmeli sistematik bulon, buna da uygulanabilir. Ancak fazla miktarda kil mevcutsa veya RQD/Jn 1.5 ise, gerilmeden önce bulonlar enjekte edilmedikçe bu yöntem etkili olmayabilir. Bu tip çok zayıf zeminlerde, bulonun yeterli bir kısmının ankrajı, çabuk katılaşan reçineli ankrajlar kullanarak da sağlanabilir. Fazla miktarda şişen veya sıkışan kayaçların varlığı halinde beton kemerlerin aynaya kadar uzatılması gerekebilir. Bu gibi hallerde, ayrıca çalışılan aynanın da geçici desteklenmesi gerekir.</p>
<ol>
<li>Güvenlik nedeniyle, kazı ve tavan kemeri desteklemesi sırasında çoğunlukla ışınsal bulonlama yöntemi kullanılır. 16, 20, 24, 28, 32, 35. ‘nci kategoriler (sadece kazı eni / ESR &gt; 15 m.).</li>
<li>Fazal sıkışan kayaçlarda, kazı ve tavan duvar ve taban desteklemesi sırasında ışınsal bulonlama yöntemi gereklidir. Kategori 38 (Sadece kazı eni / ESR &gt; 10 m.).</li>
</ol>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" align="left">
<tbody>
<tr>
<td width="492" height="132"></td>
</tr>
<tr>
<td></td>
<td></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" align="left">
<tbody>
<tr>
<td width="508" height="156"></td>
</tr>
<tr>
<td></td>
<td></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="10" height="0"></td>
</tr>
<tr>
<td></td>
<td></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>Şekil 15.  Q  Sistemi, İksasız Açıklık ile Kaya Kalitesi Arasındaki İlişki</strong></p>
<p>(Barton vd. 1974). Q – System – unsupported span versus rock mass quality.</p>
<p><strong>Şekil 16. Q Sistemi, İksasız Kendi Kendini Tutma Süresi İle Kaya Kalitesi Arasındaki İlişki</strong> (Barton vd. 1974). (Q System – stand – up time versus rock mass quality.</p>
<p>Fotoğraf : Temel Giriş Ağzındaki Desteklemeden Görünüm</p>
<p>Fotoğraf : Tünel Giriş Ağzındaki Desteklemeden Görünüm</p>
<p>Fotoğraf : Tünel Çıkış Ağzındaki Desteklemeden Görünüm</p>
<p>Fotoğraf : Tünel Giriş Ağzındaki Tel Kafes Desteklemeden Görünüm</p>
<p>Destekleme tipi için  Q  sınıflaması kullanılmıştır.</p>
<p>RQD   =          20</p>
<p>Jn        =          6</p>
<p>Jr         =          0,5</p>
<p>Ja         =          4</p>
<p>Jw       =          2,5</p>
<p>SRF     =          125,5</p>
<p>Q         =          0,083 (Kaya kütlesi çok fazla zayıf)</p>
<p>Tava Destek Basıncı    =         Pt   =   7,41 kg/cm<sup>2</sup></p>
<p>Duvar Destek Basıncı              =        Pd   =   3,70 kg/cm<sup>2</sup></p>
<p>Eş Boyut Sınır Değeri  =        De   =   0,74</p>
<p>Yukarıdaki sonuçlara bağlı olarak ofiyolit killi kat-marn düzeylerinde destek kategorisi 33 olup önerilen destekleme  1m. aralıklı sistematik bulanlama, tel kafes takviyeli 5-7,5 cm. püskürtme betonudur.</p>
<p>Bulan boyu: Tavan ve duvar için aynı derinlikte olacaktır.</p>
<p>L     =     2 / 0,13  (B/ESR)</p>
<p>L      =     1,5 m.</p>
<p>Bulan boyunun 2,5 m. olması uygun olacaktır. 15 cm.’si bulon başlığı için, 2,35 m.’lik kısmı da zemine ankre edilecektir. Her kesitte 5 adet ve 2435 m.’lik bölümde 28611 m. bulon ile 1826 m. bulon başlığı kullanılacaktır. Bulon yerleştirmesi için  1/1 ‘lik karışım hazırlanarak, bu işlem için toplam 27 ton çimento ile  17 m<sup>3</sup> kum kullanılacaktır. Ofiyolit ve killi kat-marn bölümünde beton kalınlığı 45 cm, ödeme hattı 20 cm.’dir.</p>
<p>Tünelin orta kesimlerinde ve 2365 m.’lik bölümünde yüzeylenen Jura-Kretase yaşlı kireçtaşlarındaki destekleme tipinin belirlenmesinde Atabey -I Tüneli için açılmış olan SK –10-11 no.lu kuyu verilerinden yararlanılmıştır.</p>
<p>RQD   =          30</p>
<p>Jn        =          3</p>
<p>Jr         =          1,5</p>
<p>Ja         =          3</p>
<p>Jw       =          1</p>
<p>SRF     =          2,5</p>
<p>Q   =    2 (Kaya kütlesi orta)</p>
<p>Tava Destek Basıncı    =         Pt   =   0,6 kg/cm<sup>2</sup></p>
<p>Duvar Destek Basıncı              =        Pd   =   0,3 kg/cm<sup>2</sup></p>
<p>Eş Boyut Sınır Değeri  =        De   =   2,62</p>
<p>P ve De’ye bağlı olarak destek kategorisi  21 olup önerilen destekleme 2,5-5 cm. püskürtme betonudur. Bu bölümde kaplama beton kalınlığı 30 cm, ödeme hattı 15 cm.’dir.</p>
<p>Birimlerin içerisinde tektonik hareketler sonucu oluşan ezilme zonlarında birim özelliği taşımayan bölgelerde geçilecektir. Serbest akmaya müsait ve kendisini tutamayan bölgelerde destekleme kazı ile birlikte götürülecektir. Bu destekleme tipi, akma ve göçükleri önleyecek, hemen yük alabilecek şekilde olmalıdır. Bu destekleme böyle zeminlerde yaygın uygulaması olan (Çelik iksa + tel kafes + püskürtme betonu) biçimindedir.</p>
<p>İksa aralıkları yerinde tespit edilecek, tel kafes iksa arkasına yerleştirilecek ve püskürtme betonu iksa arkasında tabaka oluşturacak kalınlıkta (yaklaşık 10 cm.) olacaktır. Tünel boyunca böyle zeminin uzunluğu yaklaşık 300 m.’dir.</p>
<h1>6. SONUÇ VE  ÖNERİLER</h1>
<p>Gönen-Keçiborlu-Atabey Sulama Projesi, Atabey Tüneli boyunca yapılan çalışmada şu sonuçlara varılmıştır:</p>
<ol>
<li>Atabey Tüneli      güzergahında eksen çizgisi boyunca 1/5000 ölçekli Mühendislik Jeolojisi      kesiti hazırlanmıştır.</li>
<li>Tünel güzergahında      süreksizliklerin konum, aralık, devamlılık, açıklık, pürüzlülük, kaya      duvarı özellikleri istatistiksel olarak değerlendirilmiştir.</li>
<li>Tünel güzergahı  Q       sınıflama sistemiyle sınıflandırılmış ve uygun iksa önlemleri      bulunmuştur.</li>
<li>Tünel girişinin büyük      bir bölümünde Bulon + Kafes + Şatkrit (5-7,5 cm.), ezilme zonlarında Çelik      iksa + Kafes + Şatkrit (10 cm.), kireçtaşlarında ise Şatkrit (2,5-5 cm.)      kullanılacaktır.</li>
<li>Kontak enseksiyonu      bütün tünel boyunca yapılacaktır. Uzunluğu 1280 m, derinliği 0,20 m.’dir.</li>
<li>Tünel betonunda      kullanılacak agrega  Atabey-Akçay      dereden temin edilecektir.</li>
</ol>
<h1>KAYNAKLAR</h1>
<p>-         GUTNİC ve Diğerleri, 1979. “Batı Toros’ların Jeolojisinin İncelenmesi.”</p>
<p>-         IRLAYICI, A., 1998. “Eğirdir-Burdur Gölleri Arasının Hidrojeolojisinin İncelenmesi.” S.D.Ü. Jeoloji Mühendisliği Anabilim Dalı, Doktora Tezi (Yayınlanmamış), Isparta.</p>
<p>-         KOÇYİĞİT, A., 1981. “Isparta Büklümünde (Batı Toroslar) Toros Karbonat Platformunun Evrimi.” TJK Bülteni, 24 (2), 15-23, Ankara.</p>
<p>-         ÖZDEN, H., 1976. “Atabey Ovası Hidrojeodoji İncelemesi.” Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Ankara.</p>
<p>-         ÖZKÜÇÜK, H., 1968. “Atabey Tüneli Jeoteknik İnceleme Raporu.” DSİ XVIII. Bölge Müdürlüğü, Isparta.</p>
<p>-         POİSSON, A. – Akay, E.- CRAVETTE, J. – MÜLLER, C. – UYSAL, Ş., 1984. “Antalya Naplarının Isparta Büklümü Merkezine Yerleşme Zamanı Üzerine Yeni Veriler.” Yeryuvarı ve İnsan, 8 (1).</p>
<p>-         YALÇINKAYA, S. – AVŞAR, Ö.P. ve TANER, K., 1986. “Batı Torosların Jeoloji Raporu.” M.T.A. Genel Müdürlüğü, Ankara.</p>
<p>-         BARTON, (1974).  Q  Sisteminde Kullanılan Tablolar.</p>
<p>-         “Birimlerde Gözlenen Fosiller” POİSSON, A. – YALÇINKAYA, S. – GUTNİC tarafından tespit edilmiştir.</p>
<ol>
<li><strong>7. </strong><br />
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="66" height="66" bgcolor="white">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>T.C.</strong></li>
</ol>
<ol>
<li><strong>8. </strong><strong>SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ</strong></li>
<li><strong>10. </strong><strong>JEOLOJİ MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ</strong></li>
</ol>
<h6>9.     MÜHENDİSLİK &#8211; MİMARLIK FAKÜLTESİ</h6>
<p>11.</p>
<ol>
<li>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" align="left">
<tbody>
<tr>
<td width="227" height="3"></td>
</tr>
<tr>
<td></td>
<td></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</li>
</ol>
<h6>23.                      ATABEY-GÖNEN-KEÇİBORLU PROJESİ</h6>
<h6>24.                      ATABEY  II  TÜNELİ</h6>
<h6>25.                      MÜHENDİSLİK  JEOLOJİSİ  İNCELEMESİ</h6>
<h6>26.</h6>
<ol>
<li>(BİTİRME       ÖDEVİ)<strong> </strong></li>
<li><strong> </strong></li>
<li><strong> </strong></li>
<li><strong> </strong></li>
<li><strong> </strong></li>
<li><strong> </strong></li>
<li><strong>YÖNETEN</strong></li>
<li><strong> </strong></li>
<li><strong>Prof. Dr. Aziz       ERTUNÇ</strong></li>
<li><strong> </strong></li>
<li><strong> </strong></li>
<li><strong> </strong></li>
<li><strong>HAZIRLAYAN</strong></li>
<li><strong> </strong></li>
</ol>
<p>43.  Hatice  ÖZDEMİR</p>
<ol>
<li><strong>9721003001</strong></li>
<li><strong> </strong></li>
<li><strong> </strong></li>
<li><strong> </strong></li>
<li><strong> </strong></li>
<li><strong> </strong></li>
<li><strong> </strong></li>
<li><strong>ISPARTA  &#8211;      2001</strong><strong> </strong></li>
<li><strong> </strong></li>
<li>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="64" height="52" bgcolor="white">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong> </strong></li>
<li><strong> </strong></li>
<li><strong> </strong></li>
<li><strong> </strong></li>
<li><strong> </strong></li>
<li><strong> </strong></li>
<li><strong> </strong></li>
<li><strong> </strong></li>
<li><strong> </strong></li>
<li><strong> </strong></li>
<li><strong> </strong></li>
<li><strong> </strong></li>
<li><strong> </strong></li>
<li><strong> </strong></li>
<li><strong> </strong></li>
<li><strong> </strong></li>
<li><strong> </strong></li>
<li><strong> </strong></li>
<li><strong> </strong></li>
<li><strong> </strong></li>
<li><strong> </strong></li>
<li>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" align="left">
<tbody>
<tr>
<td width="96" height="0"></td>
</tr>
<tr>
<td></td>
<td></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</li>
</ol>
<h1>77.</h1>
<ol>
<li>Bu çalışma, Süleyman      Demirel Üniversitesi, Mühendislik &#8211; Mimarlık Fakültesi, Jeoloji      Mühendisliği Bölümü Bitirme Ödevi Yönergesi uyarınca hazırlanmış ve ilgili      bölüme sunulmuştur.</li>
<li>Mayıs  – 2001                                                                     Hatice ÖZDEMİR</li>
</ol>
<p>85.  ONAY</p>
<ol>
<li><strong> Tez Yöneticisi                                             Bölüm Başkanı</strong></li>
<li> Prof. Dr. Aziz ERTUNÇ                         Prof. Dr. Fuzuli YAĞMURLU</li>
<li><strong> Jüri       Üyesi                                                               Jüri  Üyesi</strong></li>
<li>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;                &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;</li>
</ol>
<h1>100.                     ÖZ</h1>
<ol>
<li>Bu çalışma Süleyman      Demirel Üniversitesi, Mühendislik Mimarlık Fakültesi, Jeoloji Mühendisliği      Bölümü, Uygulamalı Jeoloji Anabilim Dalında Bitirme Ödevi olarak      hazırlanmıştır.</li>
<li>Arazi ve büro      çalışmaları sekiz aylık bir süre içinde tamamlanmıştır. 4.800 km.      uzunluğundaki tünel güzergahının yakınından geçen ve çalışır durumdaki      Atabey-I Tüneli üzerinde açılan temel sondaj kuyularından faydalanılarak      destekleme tipi belirlenmiştir. Tünel, kireçtaşı (Jura-Kretase), Ofiyolit      (geliş yaşı Eosen ve sonrası) ve killi kireçtaşı-marn (Triyas) içerisinde      açılacaktır. Tünelin giriş ve çıkış bölümlerinde yüzeylenen ofiyolit  ile killi kireçtaşı-marn düzeylerinde      önerilen destekleme  1m. aralıklı      sistematik bulonlama ile tel kafes takviyeli 5-7,5 cm. püskürtme betonu,      orta bölümde geçilecek Jura-Kretase kireçtaşlarında önerilen destekleme      ise 2,5-5 cm. püskürtme betonudur. Açım sırasında geçilerek olan ve      kendisini tutamayan ezilme zonlarındaki (yaklaşık 300 m.) destekleme ise      çelik iksa, tel kafes ve püskürtme betonu biçiminde olacaktır.</li>
<li>Tünel genel olarak      yer altı suyunun üstünde açılacaktır. Ancak ofiyolit-kireçtaşı dokanakları      ile fay zonlarında su gelimi beklenmektedir.</li>
</ol>

<p class="sayac_bilgi">281 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/atabey-gonen-keciborlu-atabey-tuneli-muhendislik-jeolojisi-incelemesi.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yer Yüzündeki Başlıca Volkanik Bölgeler</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/yer-yuzundeki-baslica-volkanik-bolgeler.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/yer-yuzundeki-baslica-volkanik-bolgeler.html/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 Jan 2011 09:47:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[jeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Afrika]]></category>
		<category><![CDATA[Akdeniz]]></category>
		<category><![CDATA[Akla]]></category>
		<category><![CDATA[Akma]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu]]></category>
		<category><![CDATA[Atlas]]></category>
		<category><![CDATA[Gelen]]></category>
		<category><![CDATA[Krater]]></category>
		<category><![CDATA[Orta]]></category>
		<category><![CDATA[Plato]]></category>
		<category><![CDATA[Veya]]></category>
		<category><![CDATA[Volkanizma]]></category>
		<category><![CDATA[Volkanlar]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category>volkanizma</category>
	<category>volkan</category>
	<category>lavların</category>
	<category>karacadağ</category>
	<category>dağı</category>
	<category>volkanik</category>
	<category>akıcılığı</category>
	<category>yükseltisi</category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=17168</guid>
		<description><![CDATA[Mağmanın yerin derinliklerinden hareket ederek yer yüzüne çıkması veya yer yüzüne yakın derinliklere kadar gelerek soğuması olayına volkanizma denir. *Volkanizma denilince daha çok yer yüzünde meydana gelen mağmatik faaliyetler akla gelmektedir. Çünkü volkanik şekiller yer yüzünde oluşmaktadır. *Volkanizma sırasında mağma katı, sıvı ve gaz halinde yer yüzüne çıkar. Çıkan sıvı maddelere lav, katı maddelere tüf [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Mağmanın yerin derinliklerinden <a href="http://www.genelbilge.com/tag/hareket/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Hareket">hareket</a> ederek yer yüzüne çıkması veya yer yüzüne yakın derinliklere kadar gelerek soğuması olayına <a href="http://www.genelbilge.com/tag/volkanizma/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Volkanizma">volkanizma</a> denir.</p>
<p>*Volkanizma denilince daha çok yer yüzünde meydana gelen mağmatik faaliyetler akla gelmektedir. Çünkü volkanik şekiller yer yüzünde oluşmaktadır.</p>
<p>*Volkanizma sırasında mağma katı, sıvı ve gaz halinde yer yüzüne çıkar. Çıkan sıvı maddelere lav, katı maddelere tüf denir. Gazların çoğu ise su buharıdır.</p>
<p>*Volkandan çıkan maddeler lav ise, volkan bacasından akma şeklinde hareket eder. Tüf veya gaz çıkışı olursa patlama olur.</p>
<p>*Volkanizma ile çıkan malzemeler çıktığı yerde birikerek volkan konilerini oluşturur.<span id="more-17168"></span></p>
<p>*Yanardağların yükseltisinin az veya çok olmasında lavların akışkanlığı etkilidir. Lavların akıcılığı fazla ise geniş alanda birikme olur. Yükseltisi az olan yayvan görünüşlü volkan konisi oluşur. Bunlara tabla veya <a href="http://www.genelbilge.com/tag/plato/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Plato">plato</a> volkanlar denir. ör: Karacadağ volkan dağı (G.D Anadolu)</p>
<p>*Lavların akıcılığı az ise yükseltisi fazla olan volkan dağları oluşur. Bunlara da kalkan volanları denir. ör: Ağrı dağı</p>
<p>*Volkan konilerinin tepesinde bulunan çukurluğa <a href="http://www.genelbilge.com/tag/krater/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Krater">krater</a> denir.</p>
<p>*Bazı yanardağlarda ana koni üzerinde oluşmuş yan koniler de olabilir. Bunlara parazit koni denir. Ör: Erciyes dağı</p>
<p>*Volkanik patlamalarla bazı volkanların tepe kısmı uçarak çok büyük çanak oluşur. <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with bu">Bu</a> çanaklara kaldera denir. Ör: Nemrut dağı</p>
<p><strong>Yer Yüzündeki Başlıca Volkanik Bölgeler: </strong></p>
<p>1)Atlas Okyanusunun <a href="http://www.genelbilge.com/tag/orta/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Orta">orta</a> kesimi,</p>
<p>2)<a href="http://www.genelbilge.com/tag/akdeniz/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Akdeniz">Akdeniz</a> ve çevresi</p>
<p>3)Doğu <a href="http://www.genelbilge.com/tag/afrika/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Afrika">Afrika</a></p>
<p>4)Büyük Okyanus çevresi (en fazla bu bölgede görülmektedir. Bu sebeple buraya Pasifik Ateş Çemberi denir.)</p>
<p>Türkiye’deki Başlıca Volkanik Dağlar Doğu Anadolu Bölgesindekiler: Ağrı , Tendürek, Süphan, Nemrut.</p>
<p>İç Anadolu Bölgesi: Erciyes, Hasan dağı</p>
<p>Melendiz dağı, Karadağ , Karacadağ.</p>
<p>Akdeniz Bölgesi: Hassa ve çevresi</p>
<p><strong>G.D Anadolu Bölgesi: Karacadağ </strong></p>
<p><strong>Ege Bölgesi: Kula volkanları </strong></p>

<p class="sayac_bilgi">69 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/yer-yuzundeki-baslica-volkanik-bolgeler.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Petrolün Oluşumu</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/petrolun-olusumu.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/petrolun-olusumu.html/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 Jan 2011 09:43:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[jeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Abd]]></category>
		<category><![CDATA[Ama]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Edwin Drake]]></category>
		<category><![CDATA[Halde]]></category>
		<category><![CDATA[Ilk]]></category>
		<category><![CDATA[İran]]></category>
		<category><![CDATA[John Rockefeller]]></category>
		<category><![CDATA[Kum]]></category>
		<category><![CDATA[Plankton]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category>petrolün</category>
	<category>oluŞumu</category>
	<category>oluşumu</category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=17163</guid>
		<description><![CDATA[Çok koyu renkli, özgün kokulu bir doğal mineral olan petrol katı halde çok uzun süredir bilinmekle birlikte, ilk olarak ancak 19. yüz yılın ortalarında ABD’de, Edwin Drake’in Kızılderililerin romatizma ve damla hastalığına karşı ilaç olarak sattıkları ‘taş yağı’nı yerin derinliklerinde aramayı düşünmesiyle ve ilk petrol kuyusunu açarak Kaliforniya’daki ‘altına hücum’a benzeyen en büyük serüvenlerden birini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çok koyu renkli, özgün kokulu bir doğal mineral olan petrol katı halde çok uzun süredir bilinmekle birlikte, ilk olarak ancak 19. yüz yılın ortalarında ABD’de, <a href="http://www.genelbilge.com/tag/edwin-drake/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Edwin Drake">Edwin Drake</a>’in Kızılderililerin romatizma ve damla hastalığına karşı ilaç olarak sattıkları ‘taş yağı’nı yerin derinliklerinde aramayı düşünmesiyle ve ilk petrol kuyusunu açarak Kaliforniya’daki ‘altına hücum’a benzeyen en büyük serüvenlerden birini başlatmasıyla, sıvı halde ele edilmeye  başlandı. 1870’de <a href="http://www.genelbilge.com/tag/john-rockefeller/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with John Rockefeller">John Rockefeller</a>, ilk petrol şirketi Standart Oil’i kurdu. 19. yüz yılın sonunda, petrolün sanayi yöntemleriyle çıkarılması, Avrupa ülkelerinde ve Rusya’ da da yaygınlaştı. Ortadoğu’daysa petrol, ilk olarak Birinci Dünya Savaşı öncesinde bulundu ve İran’da çıkarılmaya başlandı; onu Irak ve Kuveyt izledi.</p>
<p><strong>OLUŞUMU</strong></p>
<p>Petrol, deniz hayvanları, bitkiler ve <a href="http://www.genelbilge.com/tag/plankton/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Plankton">plankton</a> tipi organizma çökeltilerinin, deniz dibinde, kum içinde yavaş yavaş mayalanmasından doğmuş, kahverengiye çalan kara renkli, yağımsı bir maddedir. Birkaç milyon yıl sonra,yer bilim tabakalarının kayması sonucunda <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with bu">bu</a> hammadde, yerini karmaşık bir karbonhidrojen karışımına bırakmıştır. <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with bu">Bu</a> karışım, sıvı haldeyken petrolü, gaz haldeyken doğal gazı oluşturmaktadır.</p>
<p>Milyonlarca yıl boyunca yer kabuğunun geçirdiği sarsıntılar, petrolün, doğduğu deniz kayaçlarından dışarı çıkmasına yol açmış, böylece komşu kayaçlara sızdıktan sonra açık havaya ulaşan petrol sızıntıları, bitüm örtüleri oluşturmuştur. Ama genellikle, geçirimsiz sert kayaçlarla karşılaşarak, alttaki tabakalara sızıp kararlı bir hal almış ve yoğunluk sırasına göre yayılmış, böylece, sünger <a href="http://www.genelbilge.com/tag/gibi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Gibi">gibi</a> gözenekli kayaçlar içine yerleşerek, ‘petrol yatakları’nın doğmasına yol açmıştır.<span id="more-17163"></span></p>
<p><strong>ARANMASI VE ÇIKARILMASI</strong></p>
<p>Bir yatağın yerini belirlemek için, havadan çeşitli fotoğraflarla bölgenin oluşumu incelenip, yüzeyden yada derinden alınan kayaç örnekleri, X ışınlarıyla kimyasal çözümlemeden geçirilir. Kayaç tabakalarının konum ve doğasını belirlemek için sismik yöntemlere baş vurulur; dinamit patlatılarak küçük çaplı yer sarsıntıları yaratılır ve sismograf üzerindeki kayıtlar incelenir. Ayrıca, magnetometre, gravimetre, Geiger sayacı gibi araçlardan yararlanılır. Yatağın yeri belirlendikten sonra, yer kabuğunu delecek güçte kuyu açma gereçleriyle çalışmalara başlanılır ve büyük bir kule kurulur.</p>
<p>40-50 metre yüksekliğinde olan petrol kulesi, 100 tonu aşan ağırlıkta donanım taşır. Bir matkap, 9 metre boyunda içi oyuk çelik çubuk dizisinin ucuna bağlanır. Bu çubuklar, derine inildikçe birbirlerine vidalanır.yüzeyde dakikada 50-250 turluk hızla döndürülen bir dönel tabla, matkabın çalışmasını sağlar.</p>
<p>Kuyu açma sırasında çubukların içinden özel bir çamur yollanır; delme noktasına ulaşan çamur, o yeri yağlar; araçları soğutur ve matkap ağzında toplanan döküntülerin boşalmasını sağlar. Ayrıca, ağırlıyla petrolün yada gazın fışkırmasını engeller.</p>
<p>Petrol derinliğine ulaşıldığında, kuyu ağzına sağlam bir kapak yerleştirilir. Bu kapağın, yatak basıncına dayanacak ve gaz yada petrolün ölçülü bir basınçla akışını sağlayacak nitelikte olması zorunludur.</p>
<p>İran’da açılan ilk kuyudan (1980) petrol 350 metre yüksekliğe kadar fışkırmıştır; günümüzde böyle bir fışkırma kaza sayılır ve bir vanalar düzeniyle kuyu kapatı- larak, aşırı petrol akışı önlenilir.</p>
<p>İnsanoğlu, beş kıtada da petrol bulduktan sonra, ‘kara altın’ bakımından zengin <a href="http://www.genelbilge.com/tag/yeni/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Yeni">yeni</a> bir alan olan deniz dibi yataklarına da el atmış, sözgelimi Kuzey denizinde, pek çok kuyu açılmıştır. Kuleler, kuyu açma platformunu oluşturan dev dubalarla yada kazık ayaklarla su üstünde tutulmaktadır.</p>
<p>200 metreyi aşan derinliklerde, yalnızca kuyu açma gemileri çalışabilir.                          Gemi, gövdesine yerleştirilen ses ötesi vericiler sistemiyle, demir atmadan su üstünde durabilir.</p>
<p><strong>TAŞINMASI VE İŞLENMESİ</strong></p>
<p>Petrol çıkarılır çıkarılmaz boru hatlarıyla <a href="http://www.genelbilge.com/tag/ya/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ya">ya</a> da tankerlerle rafinerilere ulaştırılır.</p>
<p>Petrol yataklarından çıkan ham petrol, rafinerilerde <a href="http://www.genelbilge.com/tag/elde/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Elde">elde</a> edilen ürünlerden ( akaryakıt, yağ ) çok değişiktir. Ham petrol, yataktan yatağa ayrılık gösteren bir çok hidrojen karbürün karışımıdır. Çok büyük moleküllerden oluşan ‘ağır’ hidrojen karbürler, bitüm ya da parafin gibi aşağı yukarı katı olan maddeler verirler. Daha küçük moleküllerden oluşanlar ise, gazları sağlarlar. Dolayısıyla, ham petrolün, katkı maddelerinden arındırıldıktan sonra, çeşitli hidrojen karbürlere ayrıştırılması gerekir. Bu nedenle, 40-60 metre yükseklikteki kuleler- de kısmi ( ayrımsal ) damıtmadan geçirilir. Petrolün bileşenleri, kaynama noktasına getirilip ayrıştırılır.</p>
<p>Kulelerin çeşitli katlarında gazlar ( propan ya da bütan ), renksiz benzin, hafifçe sarı renkte kerosen ya da gaz yağı ( uçaklarda kullanılır. ), daha koyu sarı mazot ( dizel yakıtı ) toplanır. Kulenin altında ise, ham petrolden daha kalın bir çökelek kalır.</p>
<p>Yakın döneme kadar fuel oil ve ağır mazotun ticari alanda değerlendirile- mediği günlerde benzinden daha bol miktarda ağır ürünler elde <a href="http://www.genelbilge.com/tag/eden/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Eden">eden</a> rafinerilerde, ağır moleküller kraking denilen bir işlemden geçirilmiştir.</p>
<p>Bu işlem, sıcaklık ( 500 derece dolayında ) ve basıncın ( 50 kg / santimetre küp ) birlikte etkisiyle, ağır molekülleri kimyasal olarak parçalayıp, daha hafif moleküller ( gaz, benzin ) elde etmek için uygulanılır. Bir başka işlem olan reforming ile de benzin gibi hafif maddeler, sözgelimi gazlar elde edilir.</p>
<p>Damıtmadan sonra ortaya çıkan petrol ürünleri, katışıklardan ( kükürt, azot ) arındırılmıştır. Bundan sonra benzin, sodyum hidroksit ya da sülfürik asit banyosunda yıkanır. Gazlar temizlenir ve yağlar filitreler yardımıyla süzülür. Böylece, çağdaş dünya ve sanayi için vazgeçilmez olan arındırılmış ürün elde edilir.</p>
<p><strong>ELDE EDİLEN ÜRÜNLERİN KULLANIM ALANLARI</strong></p>
<p>Petrolün bütün türevleri günümüzde büyük önem taşımaktadırlar ve her ürünün ya da yan ürünün bir kullanım alanı vardır. Benzin, patlamalı motorlarda yakıt olarak kullanılır. Isıl gücü fazla olan kerozen ( metre küpte 10,5 termiden çok ) tepkimeli uçak yakıtıdır. Gazyağı yanmalı motorlarda kullanılır. ( ağır yağlı diesel motorları ) ilk damıtma kalıntısı bir sıvı olan mazot, önemli bir yakıttır; çoğu durumda taşkömürü- nün yerini almıştır. Yağlardan mekanik yağlamada yararlanılır. Ham  petrol, kimi kez, tedavide kullanılır ( uyuza karşı ovma işleminde, safra taşına karşı iç kullanımda ). Parafinden kağıt üretiminde yararlanılır. Vazelin, pomatların bileşimine girer. Vazelin yağının büyük bir çözücü gücü vardır; kabızlığa karşı yararlı olduğu kadar, zehirsiz bir mikrop kırıcıdır da. Katran tortusunun yüksek sıcaklıkta yükseltgenmesiyle elde edilen bitüm ya da <a href="http://www.genelbilge.com/tag/asfalt/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Asfalt">asfalt</a>, su geçirmez yol kaplamaları hazırlamaya yarar. Petrol, kimya sanayisinin bir dalı olan petrokimya için de önemli bir hammadde kaynağıdır. Ayrıca günümüzde petrolden, yapay lif, gübre, kozmetik ürünleri, filmler, plakalar, besin maddeleri, vb 80.000 ürün elde edilir. Hidrojen karbür ( hidrokarbon ) ürünlerinin beslenmedeki önemi de gün geçtikçe artmaktdır.</p>

<p class="sayac_bilgi">134 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/petrolun-olusumu.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>General Informations About Boron Minerals</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/general-informations-about-boron-minerals.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/general-informations-about-boron-minerals.html/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 22 Jan 2011 17:35:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[jeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Average Annual Precipitation]]></category>
		<category><![CDATA[Boron]]></category>
		<category><![CDATA[Bushes]]></category>
		<category><![CDATA[Climate]]></category>
		<category><![CDATA[Cm 3]]></category>
		<category><![CDATA[Foundations]]></category>
		<category><![CDATA[General Informations]]></category>
		<category><![CDATA[Geographical Position]]></category>
		<category><![CDATA[Marmara]]></category>
		<category><![CDATA[Mineral Processing]]></category>
		<category><![CDATA[Minerals]]></category>
		<category><![CDATA[Moors]]></category>
		<category><![CDATA[Open Pit Mines]]></category>
		<category><![CDATA[Open Pit Mining]]></category>
		<category><![CDATA[Vegetation]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category></category>
	<category></category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=17160</guid>
		<description><![CDATA[CHAPTER 1  1. GENERAL INFORMATION ABOUT THE ESTABLISHMENT          1.1. Subject Of The Summer Practice             The subject of the summer practice is to investigate and observe the workings and productions in the establishment and to observe that which technics are used for mineral processing and open pit mining.          1.2. The Name Of The [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>CHAPTER 1 </p>
<p>1. GENERAL INFORMATION ABOUT THE ESTABLISHMENT<strong> </strong></p>
<p><strong>        1.1. Subject Of The Summer Practice</strong> </p>
<p>           The subject of the summer practice is to investigate and observe the workings and productions in the establishment and to observe that which technics are used for <a href="http://www.genelbilge.com/tag/mineral-processing/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Mineral Processing">mineral processing</a> and <a href="http://www.genelbilge.com/tag/open-pit-mining/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Open Pit Mining">open pit mining</a>. </p>
<p><strong>        1.2. The Name Of The Establishment</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>           The name of the establishment is ETİ BOR A.Ş. BİGADİÇ BOR İŞLETME MÜDÜRLÜĞÜ.<span id="more-17160"></span></p>
<p><strong>        1.3. The Location Of The Establishment</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>           The establishment is located in the Bigadiç that is related to Balıkesir city.The establishment is located at 12 km. north-east of the Bigadiç.</p>
<p>           Administrative <a href="http://www.genelbilge.com/tag/foundations/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Foundations">foundations</a> are there, Simav Open Pit is far about 2.5 km. from the <a href="http://www.genelbilge.com/tag/foundations/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Foundations">foundations</a>, Acep Open Pit is far about 3 km., Tülü Open Pit is far about 1km., Crushing-Grinding foundation is far about 2 km.</p>
<p>           Bigadiç takes one’s place both south of <a href="http://www.genelbilge.com/tag/marmara/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Marmara">Marmara</a> and north of Ege Regions as geographical position so it is effected the <a href="http://www.genelbilge.com/tag/climate/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Climate">climate</a> of these two regions.The winters are cold and rainy and the summers are warm and dry.July and August are the most warm months.January and February are the most difficult months for open pit mines to working.<a href="http://www.genelbilge.com/tag/average-annual-precipitation/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Average Annual Precipitation">Average annual precipitation</a> is about 62 cm<sup>3</sup>.Average annual heat is about 14.4 degree.</p>
<p>           There are some hills and ridges that’s height are not too much which is about 250-300 m.</p>
<p>          Vegetation is not very dense but the most of the hills are coated by <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bushes/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Bushes">bushes</a>, <a href="http://www.genelbilge.com/tag/moors/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Moors">moors</a>, oaks and squat pines.</p>
<p>           Simav Brook is the most important stream of the region that flow from south to north.It has not too much water.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>         1.4. The Organisation Scheme Of The Establishment  </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>DIRECTOR OF THE COMPANY</p>
<p>                                                               LAW CONSULTANCY                  MEDICAL OFFICE OF THE COMPANY</p>
<p>                                 CİVİLİON DEFENSE SPECIALIZATION                  PRIVATE SECURITY ORGANIZATION</p>
<p>ASSISTANCE OF DIRECTORY OF THE COMPANY                                  ASSISTANCE OF DIRECTORY OF THE COMPANY                  </p>
<p>                          (ADMINISTRATIVE)                                                                                    (TECHNICAL-QUALITY)</p>
<p>    STAFF DIRECTORY                                   BORON DIRECTORY</p>
<p>                                                                                                                                                                            MAINTENANCE-REPAIR AND</p>
<p>          OFFICIAL REGISTER CHIEFNESS                                                                                                      COMPLETION DIRECTORY</p>
<p>                                                                                        STOCK AND TRANSPORTATION</p>
<p>           WORKER REGISTER CHIEFNESS                </p>
<p>                                                                                         HEAD ENGINEERING                                               MECHANICS HEAD</p>
<p>             CORRESPONDENCY AND                                                                                                                   ENGINEERING</p>
<p>              ARCHIVES CHIEFNESS                                 CRUSHING-GRINDING</p>
<p>                                                                                          HEAD ENGINEERING</p>
<p>                                                                                                                                                                        MACHINE COMPLETION AND </p>
<p><strong>                    </strong>                                                                                                                           STORAGE HEAD ENGINEERING  </p>
<p>   ACCOUNTANCY DIRECTORY</p>
<p><strong>                                        </strong> CONCENTRATE HEAD                  </p>
<p><strong>          </strong>ACCOUNTANCY CHIEFNESS                                                                                                          </p>
<p>                                                                                            ENGINEERING                                                  CIVIL HEAD ENGINEERING</p>
<p>           TREATMENT CHIEFNESS</p>
<p>           COST CHIEFNESS</p>
<p>                                                                            PRODUCTION DIRECTORY                                                               </p>
<p>           INVESTMENT CHIEFNESS                                                                                                                </p>
<p><strong> </strong>COMMERCE DIRECTORY                                            </p>
<p><strong>                                          </strong>SİMAV OPEN-PIT                                          PLANNING AND</p>
<p><strong>    </strong>  PURCHASE CHIEFNESS                                                                                        </p>
<p><strong>                            </strong>                                HEAD ENGINEERING                                 COORDINATION ENGINEERING</p>
<p><strong>    </strong>   MARKETING SALE CHIEFNESS</p>
<p>            INSURANCE CHIEFNESS                                    </p>
<p>                                                                                               TÜLÜ-ACEP OPEN-PIT                                              RESEARCH CONTROL</p>
<p>      ADMINISTRATION AND                                              HEAD ENGINEERING                                              HEAD ENGINEERING</p>
<p>      SOCIAL DUTY CHIEFNESS</p>
<p><strong>                                                    </strong>                                                            </p>
<p>                                                                                                                                                                                   LABORATORY AND <strong> </strong></p>
<p><strong>              </strong>                                                                                                                                AR-GE HEAD ENG.</p>
<p>                                                                                                                                                                                    <strong> </strong></p>
<p><strong>                                   </strong>                                                                                                  QUALITY CONFIDENCE</p>
<p><strong>                                                            </strong>                                              SYSTEM UNIT</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>                                                         </strong>                                                     DATA PROCEEDING</p>
<p><strong>           </strong>                                                                                                                                         UNIT</p>
<p><strong>                                                                              </strong>  </p>
<p>                                                                                                                                                                                 EDUCATION SAFETY AND</p>
<p>                                                                                                                                                                                 ENVIRONMENTAL H.ENG.</p>
<p><strong>                  </strong></p>
<p><strong>                                            </strong>                                                  ENERGY DIRECTORY</p>
<p><strong>         1.5. The Technical Staff</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>         </strong><strong>At Acep Open-Pit: </strong>There are 97 technical staff, four mining engineers one of them is head engineer and one geology engineer.</p>
<p><strong>            At Crushing-Grinding Head Engineering: </strong>There are 20 technical staff, two mining engineers, one of them is chief engineer and one mechanical engineer.</p>
<p>            <strong>At Concentrator Head Engineering: </strong>There are 151 technical staff, one chief engineer and three mining engineer.<strong> </strong></p>
<p>            <strong>At Laboratory: </strong>There are three laboratory assistant, six assistants of laboratory assistant, eleven sampler, one lab head engineer, one chief chemical engineer and one official.</p>
<p><strong>            </strong></p>
<p><strong>        </strong><strong>  1.6. History Of The Company</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>           An amateur miner has collected some samples near Çamköy at the years of 1950 and that  samples were observed by Dr. H. Yakal and he has established that samples were colemanite.With this way, bed of borates were found.</p>
<p>           With the beginning of searching, this region has developed fastly and seventeen mine were opened by four Turkish, one French companies.Due to disagreement about the border that was AR. 106/89 which was relating to French company (Kemad Ltd.), this region was given to ETİ HOLDİNG A.Ş..At the beginning, Etibank Bigadiç building site had been connected to Emet           Directory but after it was transformated to establishment directory.</p>
<p>            The boron regions, that were being operated by private companies, were revolved to Etibank at 04.10.1978.</p>
<p>            The revolved regions, revolving dates and revolved companies:</p>
<h1><span style="text-decoration: underline;">Field No</span>         <span style="text-decoration: underline;">Name </span>                      <span style="text-decoration: underline;">Revolved Company</span>               <span style="text-decoration: underline;">Revolving Date</span></h1>
<p>IR.599            Avşar Mine              Rasih-İhsan Company           28.06.1979</p>
<p>     744            Mezarbaşı Mine       Rasih-İhsan Company           31.07.1979</p>
<p>     311            Simav Mine              Şayakçı Company                 01.08.1979</p>
<p>     166            Yeniköy Mine           Mortaş Company                  12.04.1979</p>
<p>     184            Acep Mine                Yakal Company                    22.05.1979</p>
<p>     183            Günevleri Mine         Yakal Company                    21.05.1979</p>
<p>     223            Kireçlik Mine            Yakal Company                    21.05.1979</p>
<p>           After, region that’s name was Işıklarbaşı (AR7/644) has been revolved from Bigadiç Borasit Mining Company at 07.12.1983.</p>
<p>           Directory of company, that had been working to Etibank General Management, begins its activity as Eti Holding A.Ş. at 04 02 1998.</p>
<p><strong>CHAPTER 2</strong></p>
<p><strong>2. </strong><strong>GEOGRAPHY OF THE AREA</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>         2.1. The Geology Of The Field</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>         2.1.1. Tectonic</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>           General direction of neogen old deserts of Bigadiç volcanosedimanter catchment area is northeast-southwest.The units, that have stratified structure, angle of dip of layer is about 0-30 degree.Generally, the direction of inclination is northwest-southeast.Due to developed faults, angle of dip becomes right at the plant that limited by Avşar-Simav mine and Kadıköy.</p>
<p>           Main tectonic elements of catchment area are faults, bends and discordances.At the regions at there production is made, there are Simav, Dombaydere and South faults.</p>
<p><strong>        a) Bends: </strong>Upper unit with borate in the Acep Open Pit shows rough structure especially, from south to north as the results of formation of many and small scale anticlinal and synclinals.</p>
<p>     At the upper unit with borate that is effected by fault, it shows a synclinal</p>
<p> structure that is big scale and elongate from west to east.</p>
<p><strong>         b) Faults: </strong>Upper unit with borate shows a structure is that 5-20 inclination from south to north under İskele Kasabası.In the border of open pit, it shows sharp londing with 75-90 inclination.<strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>         2.2. The Geology Of Boron Deposits</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>           Boron deposits are generally in the neogen sedimanter layers.</p>
<p>           Formations of boron mainly shows three development:</p>
<p>           a) As a layer from a few cm. to 6 m. thickness.</p>
<p>           b) As lumps with diameter between a few cm. to a few m. of a form of circular agglomerate with clay of crystals.</p>
<p>           c) Lens’ that reach with clays consecutively and as composed lumps and in these formations as a prismatic radial boron minerals.</p>
<p>           Borate deposits in Turkey took form in lakes.In these lakes, marl and clay and sometimes limestone had been stored and boron have been comprised in miocene period an pliyocene period sedimantary series as an intermediate level with these minerals.</p>
<p>            The area, coated with boron deposits in Bigadiç, inside pondid tectonic units.The base of the catchment area is formed by metamorphits that exposed to palaeonzoyic old, low degree metamorphism, recrystalline limestone, antiyorites and mesozoyic old ophiolite series of rocks.On these layers, neogen old volcanic, volcanosedimentary and sedimentary rocks came with discordances. Borate deposits formed on these layers.</p>
<p><strong>         2.3. Formation Of Boron Deposits</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>            Boron deposits are existing at these forms on the earth:</p>
<p><strong>            a) </strong>Inside old lakes in beddings.</p>
<p><strong>            b) </strong>In swamp and beds of salt lakes.</p>
<p><strong>            c) </strong>Around playa and lakes as strong layers.</p>
<p><strong>            d) </strong>Hot sources and fumarols.</p>
<p>            The boron that is necessary for boron deposits are generally:</p>
<p><strong>            a) </strong>From vapour and solutions that take form from volcanic activity.</p>
<p><strong>           b) </strong>From boric acid and soluable borates that take form when boron, inside the rocks, are decomposed from rocks by physical and chemical factors.</p>
<p><strong>            c) </strong>There are a relation between borate deposits and volcanism.Because, there are too much volcanic material inside the rocks that contain boron deposits and there are clay and tufa that existing consequtively with borate series.</p>
<p>            Boron deposits in Turkey, A.B.D. and Argentina take one’s place in accumulation lakes of closed flow system at dry regions.</p>
<p>            A part of boron from the magma, remain as boron silicate in magmatic rocks, the others mix to atmosphere as vapour (as halide) with volcanic activity at high temperature.At low temperature, boron mix to hidrosphere as solution and gas at hydrothermal phase.</p>
<p>            Boron halides in the atmosphere return to hydrosphere as boric acid.This revolution becomes with condensation.</p>
<p>            BF<sub>3</sub> + 3H<sub>2</sub>O               H<sub>3</sub>BO<sub>3</sub> + 3HF</p>
<p>            BCL<sub>3</sub> + 3H<sub>2</sub>O                H<sub>3</sub>BO<sub>3</sub> + 3HCL</p>
<p>            Ca(HCO<sub>3</sub>)<sub>2</sub> and NaHCO<sub>3</sub> was came in the form of solution from the surface water at lake.</p>
<p>            The conditions that control the precipitation of borate at lake are temperature, speed of vaporization of medium, acidity of the water (PH 8.5-11), pressure, flow of bottom and surface.</p>
<p>            6H<sub>3</sub>BO<sub>3</sub> + 2Ca(HCO<sub>3</sub>)<sub>2</sub> + 2H<sub>2</sub>O              Ca<sub>2</sub>B<sub>6</sub>O<sub>11</sub>13H<sub>2</sub>O + 4CO<sub>2</sub></p>
<p>            5H<sub>3</sub>BO<sub>3</sub> + Ca(HCO<sub>3</sub>)<sub>2</sub> + NaHCO<sub>3</sub>            NaCaB<sub>5</sub>O<sub>9</sub>8H<sub>2</sub>O + 3CO<sub>2 </sub>+ H<sub>2</sub>O</p>
<p>           10H<sub>3</sub>BO<sub>3</sub> + 4Ca(HCO<sub>3</sub>)                      Ca<sub>2</sub>B<sub>10</sub>O<sub>9</sub>7H<sub>2</sub>O + 8CO<sub>2</sub> + 12H<sub>2</sub>O</p>
<p>           With this way, after the precipitation of primary borate with continuity of sedimentation at lake, top of the layer of borate are coated with sedimentary.The effect of heat and pressure will change, consequently, primary boron minerals will convert to borates that are low water molecules.Or, if there are the effect of underground water, they will convert to secondary borates that are high water molecules.</p>
<p>            There are Ca<sup>2+</sup> in the medium of the precipitation.These Ca<sup>2+</sup> ions show the reaction with ulexite and hydroboracid and with these reactions, colemanite comprises.</p>
<p>            3NaCaB<sub>5</sub>O<sub>6</sub>(OH)<sub>6</sub>5H<sub>2</sub>O + 2Ca          5CaB<sub>3</sub>O<sub>4</sub>(OH)<sub>3</sub>H<sub>2</sub>O + 3Na + H</p>
<p>            CaMgB<sub>3</sub>O<sub>4</sub>(OH)<sub>5</sub>23H<sub>2</sub>O + 2Ca          2CaB<sub>3</sub>O<sub>4</sub>(OH)<sub>5</sub>H<sub>2</sub>O + Mg + 2H<sub>2</sub>O</p>
<p><strong>         2.4. Lithologic Units Of ACEP Open Pit</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>            The working side of ACEP Open Pit is at the centre of the Bigadiç boron catchment area and in the upper unit which contains borate.The bottom of this unit consists of upper tufa unit that is at the south side of the mine.There are plioquvaterner old sediments and alluvion that are discordant in the upper unit with borate.</p>
<p><strong>         a) Upper Unit With Borate: </strong>Upper unit with borate is at the south of the open pit, on the upper tufa unit that form the ACEP brook valley.</p>
<p>This lithologic unit is formed by consequtivity of clay with borate, marl, tufa, limestone, claystone-marl-limestone with clay-dolomite-tufa-clay with borate, rocks with clay and carbonate and tufa.The thickness of these unit is about 130 m.Upper unit with borate is formed with the formation of limestone, dolomite, claystone-marl and tufa on the upper tufa.The thicknesses of layers change from meter to millimeter.Mineral zone is in the centre of the unit.Sliding is exist between the layers.</p>
<p>The thickness of borate level changes between 10-15 meter.The thickness and elongation of intermediate level (claystone-marl) show changes both horizontal and vertical directions.</p>
<p><strong>         b) Plioquvaterner Sediments: </strong>Plioquvaterner sediments are formed by sandstone and siltstone, that contain clay and mica which are fine and loose particles, and limestone with clay, sand, clay and marl with tufa.The thickness of these levels are between 0-12 m.</p>
<p><strong>2.5.      </strong><strong>Reserves Of Bigadiç Boron Deposits</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>            Borates exist in clay, limestone, marl series as consequtive.Turkey provides about 60-70% necessity of boron reserve in the World.About all colemanite reserves is in the Turkey.35-40% of this reserve is in Bigadiç.</p>
<p>            Valuable minerals are colemanite and ulexite in working area.</p>
<p>            Melting of colemanite is difficult in water but it melts in acid easily.When it is heated, it rattles and dyes flame as green.It has glassy brightness.</p>
<p>            Ulexite melts less in cold water, it melts in hot water more than from cold water.It melts in acid easily.When it is heated, it dyes flame as crimson-yellow color.It has silken brightness.</p>
<p><strong>         2.5.1. Total Reserve Amounts In Region</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>         </strong>Total Colemanite                     : 29561000 tons.</p>
<p>            Total Ulexite                           : 10013000 tons.</p>
<p>            Total (Colemanite + Ulexite) : 39575000 tons.</p>
<p><strong>2.5.2. The Distribution Of Reserves According To      </strong></p>
<p><strong>          Fields</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>            TÜLÜ Open Pit:</p>
<p>Total Colemanite: 8880000 tons.</p>
<p>Total Ulexite       : 764 tons.</p>
<p>            ACEP Open Pit:</p>
<p>Total Colemanite: 505000 tons.</p>
<p>Total Ulexite       : 1656000 tons.</p>
<p>            SİMAV Open Pit:</p>
<p>Total Colemanite: 20185000 tons.</p>
<p>Total Ulexite       : 7600000 tons.</p>
<p><strong> </strong></p>
<h3>CHAPTER 3</h3>
<p> </p>
<p>3. <a href="http://www.genelbilge.com/tag/general-informations/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with General Informations">GENERAL INFORMATIONS</a> ABOUT BORON MINERALS</p>
<p>        3.1. Elemental Boron</p>
<p>            Boron, B, atomic weight 10.811, is the fifth element in the periodic table, in third group.It is composed of two stable isotopes with mass numbers of 10 and 11.Although widespread in nature, it has been estimated to constitude only 0.001% of the earth’s crust and in seawater, its amount is about 3-5 ppm.The Clark Number, that belongs the boron element, is 3ppm. İn volcanic rocks and it is 110 ppm. İn water.It occurs naturally only in combined form, usually as alkali or alkaline earth borates or as boric acid.</p>
<p>           Boron was discovered as an element almost concurrently by the English chemist Davy and by the French chemist Gay-Lussac and Thenard in June of 1808.The dark, combustible material isolated by these researchers was probably no more than 50% pure, and almost 100 years passed before the element was obtained in 80% purity.Weintroub, in 1909, finally was able to obtain high purity elemental boron (&gt;99%) by passing repeated aerares through a mixture of boron triehloride and hydrogen.Since that time numerous other methods have been developed and a significant amount of research effort continues to be expended on methods for obtaining massive amounts of ultra pure boron.</p>
<p>         3.2. Structure</p>
<p>           Boron exists in an amorphous form and in at least three crystalline forms.The approximate stability ranges of the established forms are given in Table 1.</p>
<p>           Table 3.1: Structural Modification of Boron</p>
<p>Approx. Preparation Temp.<sup>o</sup>C            Modification                           Density</p>
<p>               &gt;1300                                 B-rhombohedral                           2.35</p>
<p>           1100-1300                              tetragonal                                     2.31</p>
<p>            800-1100                              A-rhombohedral                           2.46</p>
<p>               &lt;800                                   amorphous                                   &lt;2.3</p>
<p>           Along with the density reported for each form.Numerous other crystalline polymorphs have been claimed, but single crystal x-ray data are lacking for substantiation of the claimed structures.It has been postulated that boron is particularly susceptible to formation of apparent polymorphs or unstable monotropes especially when prepared by pyrolytic deposition on metallic substrates.It is possible that chemical attack by boron on the substrate causes the first structure established in the deposit to be that of a metllic boride.Since higher borides are quite capable of having the structure of an unstable boron can, therefore, be obtained in a crystalline modification different from any of the three established forms. </p>
<p>         3.3. Preparation</p>
<p>            Boron may be prepared from its compounds in a wide variety of ways involving three general techniques:</p>
<p>            1) Chemical reduction with active elements.</p>
<p>            2) Nonaqueous electrolytic reduction.</p>
<p>            3) Thermal decomposition.</p>
<p>           Reduction of boron compounds to elemental boron has been carried out with the following elements:H, Li, Be, Na, Mg, Al, Si, P, K, Ca, Fe, Zn, Hg.Among the boron compounds were borates, boron oxides, boron halides, fluoborates and borohydrites.The most common method for producing large amounts of elemental boron is the exothermic reduction of boron trioxide with magnesium.The product of this reaction known as “Moissan’s boron” is amorphous, as is boron produced from any of the chemical reduction methods except for the high temperature hydrogen reduction.The latter method, especially that involving hot filament reaction of hydrogen with boron tribromide, has become a conventional means for obtaining boron with purity of 99% and above.</p>
<p>           Electrolytic preparation of boron has usually involved passage of current through fused melts of boron trioxide in potssium halides or oxides.</p>
<p>           Boron compounds that can be thermally decomposed to high purity forms of the element are essentially limited to halides and hydrides.Boron tribromide, boron triiodide and boron hydrides have been decomposed on a wide variety of substrates ranging from glass to tungsten at temperatures from 800 to 1500<sup>o</sup>C.</p>
<p>         3.4. Purification</p>
<p>            Various leaching techniques are effective for removing gross impurities from boron; for example, iron, often introduced into boron in crushing operations, can be leached away with hydrochloric acid as can certain other active metals.However, all methods involving reaction in aqueous media tend to contaminate the product with oxygen and thus, most high purity boron has been obtained by vacuum-fusion refining or more recently by zone melting.Great care must be observed in selecting curicible materials for these methods because of the extreme reactivity of boron at temperatures above 1500<sup>o</sup>C.Boron nitride and amorphous boron have both been successfully used to contain boron melts.</p>
<p>          3.5. Physical Properties</p>
<p>            The melting point of boron is not known accurately but is considered to be near 2190<sup>o</sup>C and its boiling point near 3660<sup>o</sup>C.The density is about 2.33 gr./cm<sup>3</sup>.Mohs hardness for crystalline boron is 9.3 and the Knoop value (K<sub>100</sub>) is 2600.The room temperature resistivity, given as 4&#215;10<sup>6</sup> ohm cm. for float-zoned crystalline boron, decreases approximately one-millionfold as the temperature is increased to 1000<sup>o</sup>K.Amorphous boron ranges from yellow to brown in color.Crystalline forms of the element are usually shiny, black and completely opaque, although isolated crystals of the rhombohedral forms have been found which transmit visible red light.</p>
<p>            The chemical properties of elemental boron apparently depend strongly on its state of subdivision.In general, massive samples of crystalline boron are relatively unreactive, whereas powdered specimens of amorphous boron react readily and sometimes violently with a variety of chemical agents.These differences are illustrated in Table 2.</p>
<p>           Table 3.2: Chemical Reactions of Boron With Various Agents</p>
<p>                                                                    Form of boron</p>
<p>Agent                              Crystalline                            Powdered, amorphous</p>
<p>Hydrogen                                                                      reaction at 840<sup>o</sup>C</p>
<p>Oxygen                            stable at 750<sup>o</sup>C                     pyrophoric at 700<sup>o</sup>C</p>
<p>Chlorine                           begins to react at 550<sup>o</sup>C      complete reaction at 400<sup>o</sup>C</p>
<p>Water                               inert at 100<sup>o</sup>C                       slow reaction at 100<sup>o</sup>C</p>
<p>Nitric acid, dil                  inert                                      slow reaction</p>
<p>Nitric acid, cone              slowly reacts with hot acid   vigorously reacts with hot </p>
<p>                                                                                       acid</p>
<p>Sodium hydroxide,fused   inert at 500<sup>o</sup>C                   </p>
<p>Sodium carbonate,fused   reacts completely at 850<sup>o</sup>C  reacts completely at 850<sup>o</sup>C</p>
<p>           Also of importance are the reactions of boron with various oxidizing agents.These may be summarized with the statement that powdered boron reacts readily and in some cases ignites or explodes with oxidizing agents, whereas crystalline boron is much more stable in their presence.Boron reacts with its oxide, B<sub>2</sub>O<sub>3</sub>, at high temperatures to form boron monoxide and probably other suboxide.</p>
<p>        3.6. Usage Places Of Boron Minerals</p>
<p>            Boron minerals and compounds are used as commercial at so wide and different places.It is used to production of so much materials.</p>
<p>            Large part of producing boron minerals are used to obtain of boron compounds and so little part are used as mineral.</p>
<p>            Industry branches that consume boron minerals and compounds in the world:</p>
<p>            1) Glass industry</p>
<p>            2) Ceramic industry (Enamelled, Pyrite and Glaze)</p>
<p>            3) Cleaning industry</p>
<p>            4) Materials that prevent combustion</p>
<p>            5) Agriculture</p>
<p>            6) Metallurgy</p>
<p>            7) Nuclear application</p>
<p>            8) The other usage places.</p>
<p>           At present, few applications for boron involve direct use of the pure element.For example, boron is used in the ppm. range as a p-type doping agent for semiconductor silicon or germanium and as an additive for increasing hardenability of steel.Nuclear applications involve thin films of elemental boron for neutron counters and powdered boron dispersions in various media such as polyethylene for shielding use.Chemical uses include those of a deoxidizer and degasifier in metllurgical reactions and raw material for the synthesis of borides.</p>
<p>           The main obstacle to application of ultrapure crystalline boron in optical and electrical devices has been the lack of suitable production and analytical techniques for this material.Boron has been investigated as a thermistor material an intrinsic semiconductor a hear-resistant infrared window material and a photoconductor; in each of these applications, difficulties have been experienced with impurity effects and reproducibility has often been low.However, in view of the steady progress being made in purification techniques for elemental boron, this substance may have vast potential as a heat and oxidation resistant raw material for space age electronic and optical devices.</p>
<p>           The U.S. Geological Survey estimates that the mineral content of the Great Salt Lake in Utah includes from 21 to 36 parts Per million (ppm.) of elemental boron (equivalent to a “reserve” of about 4.2 million short tons of contained B<sub>2</sub>O<sub>3</sub>).</p>
<p>         3.6.1. Glass And Ceramic Uses</p>
<p>            U.S. demand for basic and derived boron chemicals by the glass and ceramics industries for the manufacture of borosilicate glasses, insulation glass fibers and porcelain enamels and ceramic glazes constitutes about 47% of total domestic B<sub>2</sub>O<sub>3</sub> consumed as basic and derived chemicals.Each of these product groups is unique in terms of the chemical (or mineral) used to provide the B<sub>2</sub>O<sub>3</sub> requirements and in terms of end-use patterns and future demand.</p>
<p>           Regardless of the form used, borates can be troublesome and expensive components in the manufacture of glass and ceramic products.Close production control must be maintained to avoid excessive losses of input B<sub>2</sub>O<sub>3</sub> in stack gases. (These losses could be as much as 10% of the feed B<sub>2</sub>O<sub>3</sub> in some cases.) Because the probability of such losses is enhanced if water is present, anhydrous borate materials are strongly preferred. (Despite this preference, many glass producers have switched to hydrated boraxes because of their lower cost Per unit of contained B<sub>2</sub>O<sub>3</sub>.) In addition to the loss of raw material values that may occur, the B<sub>2</sub>O<sub>3</sub> component of stack gases, while not toxic, is to some degree an industrial pollutant.Even when losses are minimized, borates are expensive components in the manufacture of glass and ceramic products, particularly in those that require the larger amounts of borates, e.g., in borosilicate glasses and frits for enamels and glazes; borates are often the most costly raw material item per batch.</p>
<p>           Glass fiber, insulation. When ordinary glass is turned into fiber, the surface area is increased so much that borates are added to enhance durability by inhibiting the leaching out of fluxes; virtually all glass fiber products contain some borates.However, the two basic grades of glass fiber insulation and textile differ in the amount and type of borate materials required.</p>
<p>            For most insulation-grade glass fibers, which currently constitute the largest borate market, the B<sub>2</sub>O<sub>3</sub> content ranges from 5% to 7%. (Input requirements, including manufacturing losses, are about 6.5-7.5%.) The average percentage declined toward the low end of this range because of tight borate supplies and increased borate prices.However, the glass insulation industry was able to shift to less expencive borate raw materials (minerals), so the decline in B<sub>2</sub>O<sub>3</sub> use Per unit of production was reversed.</p>
<p>           The anhydrous and hydrated boraxes still supply more than 90% of the B<sub>2</sub>O<sub>3</sub> used to make the insulation glass fibers, although about 85% of this 90% now seems to be in the form of borax penhydrate.</p>
<p>            Glass fiber, textile. Textile-grade glass fibers have a higher B<sub>2</sub>O<sub>3</sub> content than insulation material because greater weathering properties are needed; the industry average ranges from 8 to 9%. (Input requirements, including manufacturing losses, are about 9.5-10.5%.) Borate compounts containing little or no sodium are preferred; boric acid and oxide and colemanite.</p>
<p>            Major fiberglass reinforced plastics markets are recreation vehicles and supplies and industrial equipment (tanks and pipes).</p>
<p>            Uses of borates, boric acid and colemanite should increase more or less proportionally with the increases in textile glass fiber production, although colemanite is expected to provide a larger share of the total.Consumption of B<sub>2</sub>O<sub>3</sub> in this use should reach 73-100 thousand short tons.</p>
<p>            Glasses. Basic and derived boron chemicals are added to certain glasses (borosilicate or ‘hard’ glasses) primarily to improve the thermal properties of products in which heat resistance is desirable.The most important function of borates in glass is to decrease the coefficient of thermal expansion.Borates in glasses also enhance refraction, color and brilliance; decrease the tendency to crystallize; can aid in melting during manufacture and may increase resistance to some acids in certain compositions.The amount of borate contained may range from 0.5% to 23%, depending on the proprties required.In most large-volume uses in which thermal control is needed, the average is about 12-15%. (A minimum of 12% B<sub>2</sub>O<sub>3</sub> appears to be necessary to achieve desired thermal resistance properties.) Because purity and control of composition are very</p>
<p>important, glassmakers tend to use more “refined” products, such as boric acid and boron oxide, than are used in insulation glass, although borax pentahydrate is now the major source of B<sub>2</sub>O<sub>3</sub>.</p>
<p>            The major applications for boron-containing glasses are in automotive lighting (sealed beam lamps), in chemical ware, in consumer ovenware and in specialty lighting equipment.Small amounts of borates are also used in optical glasse, in a few flat or rolled glass products, in some container glass and in glasses used in nuclear shielding.</p>
<p>             To increase the resistance of wool, in the production of glass fiber, colemanite is used range from 5-7%.Glass wool is used as additive to increase the resistance of plastics, some rubbers, industrial textiles and papers which used in industry.Glass wool contain 5-7% B<sub>2</sub>O<sub>3</sub> (ulexite) that is used for insulation.</p>
<p>         3.6.2. Porcelain Enamels And Ceramic Glazes </p>
<p>            Borates are used as fluxing agents in all porcelain enamels and most ceramic glazes.Most commonly incorporated in the frits from which porcelain enamels and glazes are compounded, borates render the frits insoluble in aqueous suspension for application to the appropriate substrate.Properties imparted by borates are principally lower melting temperatures, lower surface tension in the molten state and lower thermal expansion.The quantity of borates used is balanced with other constituents such as silica and alkalis to produce desired processing and end-use properties.</p>
<p>            Porcelain enamels for steel consume the largest amounts of B<sub>2</sub>O<sub>3</sub>.The B<sub>2</sub>O<sub>3</sub> content of the porcelain enamels varies over a wide range, depending on the application, but on the average they contain 11-13% B<sub>2</sub>O<sub>3</sub>.</p>
<p>            Ceramic glazes applied to ceramic tiles, sanitary ware, dinnerware and other ceramics are not made in as large quantities and do not consume as much B<sub>2</sub>O<sub>3</sub> in their manufacture.There are two types, high fire and low fire; each has about 50% of the market.High fire glazes do not contain as much B<sub>2</sub>O<sub>3</sub> as the low fire glazes, which average about 11% B<sub>2</sub>O<sub>3</sub>.</p>
<p>            Refractories and abrasives. Boron carbide and boron nitrides are the most important compounds in this category.Both boron carbide and boron nitride are used as abrasives and as high-temperature refractories in mold liners and blast nozzles.Because of its high boron content, boron carbide is used in nuclear reactors for control and as a poison.There are only two major domestic producers of each chemical; they are most often sold as shapes (nozzles, crucibles, grinding wheels).</p>
<p>         3.6.3. Fire Retardants</p>
<p>            Cellulosics. Borates and boric acid are effective flame retardants for cellulosic materials.Apparantly the borate removes water molecules from cellulose before ignition and the resulting char tends to serve as a barrier to further combustion.Treatment of cotton batting in mattresses and upholstered furniture is an important fire retardant application for boric acid but the major use since 1976 has been in cellulosic insulation.</p>
<p>           Plastics.Boron compounds are also used as fire retardants in plastics.The most prominent compounds in this group are zinc borate, barium metaborate, boron phosphates and ammonium fluoborate.Zinc borate is used in chlorinated plastics, in which heat promotes the formation of zinc chloride and releases the water of hydration.</p>
<p>        3.6.4. Cleaning And Bleaching</p>
<p>           Borax can be used in surface-active agents directly as a germicidal agent and as a source of active oxygen after conversion to sodium perborate.Sodiumperborate is also the active ingredient in dry bleaches, some detergents, dentifrices and other minor applications.</p>
<p>            Borax. Sodium tetraborate’s germicidal (and water softening) properties are the basis for its application as a “sweetening” adjunt to a variety of household and industrial soaps, detergents and cleaners.</p>
<p>            Sodium perborate. Sodium perborate, usually the tetrahydrate (NaBO<sub>3</sub>.4H<sub>2</sub>O or NaBO<sub>2</sub>.H<sub>2</sub>O<sub>2</sub>.3H<sub>2</sub>O), is used as a bleaching agent or source of active oxygen in laundry products.</p>
<p>            Perborate can be used as the active ingredient in dry bleaches.An amount of perborate is used in detergant formulations.Smaller amounts of perborate are consumed in cleaners for dentures, hair preparations, deodorants, textile bleaches, vat dyes and electroplating.</p>
<p>         3.6.5. Biological Growth Control</p>
<p>            Boron occupies a position in biology similar to that of other metals; small quantities are essential nutrients but larger amounts are toxic.</p>
<p>             Fertilizers.Boron is an identified nutrient required by plants in small quantities.Many soils, especially sandy soils, have been becoming deficient in boron because of extensive and continuous cropping and leaching.</p>
<p>Most fertilizers borates are incorporated into mixed goods; some quantities are also used in sprays if quick correction of deficiencies is necessary.Highly soluble sodium metaborate tetrahydrate and disodium octaborate tetrahydrate materials are used in crop sprays.Solid, slowly soluble, borosilicate frits are available for use when controlled nutrient release over a period of time is desired or potential toxicity must be avoided.</p>
<p>            Pesticides. When boron is present in the soil in quantities larger than the relatively minor amounts required for plant nutrition, it acts as a nonselective herbicide or soil sterilant. (Toxicity levels vary from plant to plant.) Because of this property, borates have been used separately or in combination with other materials as agricultiral herbicides and industrial weed control agents.</p>
<p>            Fungicides, fuel oil. Fungi of a tenacious nature tend to grow in hydrocarbon fuels, especially those contamined with water.Aircraft jet fuel and truck diesel fuels are susceptible to the fungi that clog filters and generally cause poor motor operation.An organoboron compound has been developed that, when added in small amounts to the fuel, will prevent the growth of these fungi.</p>
<p>         3.6.6. Antifreeze</p>
<p>            Borates are used specially for corrosion prevention in products such as antifreeze.Corrosion inhibition is a bonus property provided in a number of other applications for which borates are used (e.g., as algicides in cooling tower water).</p>
<p>         3.6.7. Metallurgical</p>
<p>            The use of boron chemicals in metallurgical applications has been increasing, albeit from a small base.Amorphous metals containing boron have useful properties.For example, amorphous iron-nickel-boron and iron-boron-silicon have been shown to have a very low magnetic loss and are being used for motor or transformer cores and in electronic applications in which this property is desired.The amorphous metals are formed by extremely rapid cooling of the molten metal.Because the cooling is so rapid, little or no crystallization occurs on solidification.</p>
<p>           New hard metals containing boron are also being developed.The most widely used hard metals are tungsten carbide-cobalt system.A ternary alloy of molybdenum, boron and boron carbide has been demonstrated to be superior in some properties to the tungsten carbide-cobalt.</p>
<p>           Fluxes. The ability of borates to form a smooth, adherent, protective and cleansing liquid at elevated temperatures has resulted in their use as shielding slag fluxing material, particularly in nonferrous metallurgy.</p>
<p>            Plating. Borate compounds are used by the electroplating industry as components in plating baths.Boric acid is used in nickel plating and fluoborates and fluoboric acid are used in a number of other nonferrous metal plating operations, e.g., tin, lead, zinc, copper and nickel.</p>
<p>           Alloys. Ferroboron has been made for many years from boraxes as a mechanism for adding small amounts of boron to specialty steels.</p>
<p>Nonferrous alloys containing boron have also been produced for specialty applications such as surfacing metal that is subjected to heavy wear; one such alloy contains nickel, chromium and boron.</p>
<p>         3.6.8. Miscellaneous</p>
<p>            Borax and boric acid products are consumed directly or as precursors to many other chemicals in a wide variety of other applications and industries.</p>
<p>            Catalysts. Boric acid is a catalyst in the air oxidation of hydrocarbons, particularly in the oxidation of cyclohexanol and in the oxidation of high molecular weight paraffins to secondary higher alcohols.</p>
<p>            Borohydrides. Borohydrides are reductants.The most common compound in this class is sodium borohydride (NaBH<sub>4</sub>), a liquid source of hydrogen that can be provided as required through a variety of chemical reactions.The four major markets for borohydrides are in pulp mills, textile mills, alcohol purification and waste heavy metals separation.In the first two markets, the borohydride is used to make sodium hydrosulfite from sodium bisulfite.The hydrosulfite bleaches groundwood pulp, thermomechanical pulp and refiner mechanical pulp and it reduces textile mill wastes.</p>
<p>           Other uses. Boric acid is being used in small quantities as a conditioning agent during the manufacturing of ammonium nitrate.Various boric acid esters are produced for use as epoxy resin curing agents.</p>
<p>           Various boron products are used in pharmaceuticals; paper, textile and leather treatment; nuclear shielding; photography; paints and varnishes; adhesives; sizes; pyrotechnics and in other applications.A few commercial automotive fuels contain boron esters.These additives are used primarily to inhibite the surface ignition and spark plug fouling associated with gasoline&#8217;’ lead content, although they are said to be less effective than the most popular phosphorus-based additives.Some borates are also used in storage batteries.</p>
<p>         3.7. Boron And Turkey</p>
<p>            There are more than 150 boron minerals in the nature.The best economic ones are colemanite (calcium borate), borax (sodium borate), ulexite (sodium-calcium borate) and tincal (sodium borate).</p>
<p>             Boron reserves in Turkey are belived to be as large or larger than those in the United States.Turkey is second to the United States in production of borate minerals.Four major deposits are known.Emet is the largest of the producing deposits (colemanite).Colemanite is also recovered from deposits in the Bigadiç and Mustafakemalpaşa regions.The deposits in the Kirka region are estimated to contain 500 million short tons of tincal with an average B<sub>2</sub>O<sub>3</sub> content of 24-27%.The deposits belong to state- owned Eti Holding, which is establishing a major beneficiation complex at Kirka.</p>
<p>            Boron deposits in Bigadiç were apparently formed from boron-rich volcanic exhalations and yield glass-grade colemanite and ulexite.</p>
<p>CHAPTER 4</p>
<p>4. OPEN PIT HEAD ENGINEERING</p>
<p>         4.1. ACEP Open Pit</p>
<p>         4.1.1. The Shape Of The Mine Deposit</p>
<p>            This mine is in the upper borate unit and seams lie to the direction of east-west with the inclination of 5-10 degree to north.At some places this inclination becomes 70 degree.The thickness of mineral zone changes between 20-25 m.There are a main seam thats thickness change between 2-12 m. in the zone and there are three lenticular seams thats thicknesses change between 0.5-2 m.There are intermediate levels that contain limestone with clay, limestone-marl and clay thats thicknesses change between 0.5-7 m. among seams in mineral zone.The thickness of average surface layer is 56 m., the thickness of mineral zone is about 15 m. and net mineral thickness is 8 m.At west and centre of mine, most of the seams contain ulexite mineral.At top and bottom of these seams, colemanite is in the seam or it exists sequentially with ulexite.There are colemanite, which lies as lateral, at east and south-east of the mine.</p>
<p>            Pickling was started at 1986 in ACEP Open Pit and production was started at 1987 firstly.</p>
<p>In determining the bench height and width, main factors are rock and loader booms.</p>
<p>           The thicknesses of benches are 5-7 m., the height of benches is 10 m., general slope angle of slide region is 23 degree at south and it is 30 degree at south and north, bench slope angle is 30 degree at slide region and 43-50 degree at other parts.Water income is 20 m<sup>3</sup>/h.</p>
<p>         4.2. Excavation Properties Of Rocks In ACEP Open</p>
<p>                 Pit</p>
<p>            There are plioquvaterner and quvaterner formations at ACEP.This series are formed by clay, sand, gravel, limestone, marl and tufa particles so it shows loose structure.These parts could be loosend easily by rippering.Consequently, drilling and blasting are not necessary at these regions.</p>
<p>            Partially altered, yellow-grey colored tufa, marl, limestone with clay have not shown any difficulties.The thickness of this layer is about 10-12 m.Under this level, there are tufa bends which contain clay lamina and siliceous-clay limestone.The thickness of this layer is about 80 cm. and this level shows lateral and vertical changes.At these level, ripper dozers are using with high horsepower.And, if necessary, some small pulses are doing.</p>
<p>         4.3. Precipitation And Water Income To Open Pit</p>
<p>            Precipitation is, generally, rain in the region.Annual precipitation average is 609 mm./m<sup>2</sup>, maximum precipitation is 118 mm./m<sup>2</sup> when precipitation quantity is calculated to month that gets the most precipitation:</p>
<p>Q = A*y*h/z   (m<sup>3</sup>/h.)</p>
<p>Q: Water income, m<sup>3</sup>/h.</p>
<p>A: Water collection area, m<sup>2</sup> = 1.5*10<sup>6</sup></p>
<p>y: Average precipitation, mm/m<sup>2</sup>, kg/m<sup>2</sup>.</p>
<p>z: Time (hour-h.)</p>
<p>Q = [(1.5*10<sup>6</sup>*118)/(30*24*1000)]*1/3 = 81 m<sup>3</sup>/h.</p>
<p>When average water income safety coefficient is taken 2, for 81*2 = 162 m<sup>3</sup>/h average water income, pump or drainage channel is used.</p>
<p>It was understood that there are no water income and artesian.But, an amount of water income was retained, that’s source was fault.Especially, in colemanite mineralization, pore spaces can be a source for water income.</p>
<p>         4.3.1. Water Income Casting And Pumps</p>
<p>            Surface precipitation water is flowed by derivation channels.Water casting is done by pumps for the precipitation water that was flowing to the region under the +240 elevation.For this operation, there were two electrical pumps that were 150 m. (one is spare) and one diesel pump that was 160 m. in the pond, on the base elevation.</p>
<p>            Pump calculations:</p>
<p>N = (Q*H*d)/(3600*102*n)</p>
<p>N: Pump motor power, kW</p>
<p>Q: Water quantity, m<sup>3</sup>/h</p>
<p>H: Total transportation height, m</p>
<p>d: Water density, kg/m<sup>3</sup></p>
<p>n: Motor efficiency</p>
<p>There are two centrifuge pump in the mine, one of them is spare.</p>
<p>         4.4. Mining Method</p>
<p>         4.4.1. Selection Of Open Pit Mining Method</p>
<p>            Mining methods that applied in this mine are pickling and production benches.This made as inverse cone, elevations of ore formation parts to lower elevations.So, pickling and pit-run ore production has been started.</p>
<p>            In determining the mining method in open pit, the properties of rocks and characteristics of ore play important roles.The rocks in ACEP is generally sedimentary so they shows soft formations.Single layer thicknesses are excess (30-80 cm.) and there are clay-limestone.So, strong rock mining method was selected.Another important reason to select this method is that being not economic of the high capacity working machines to strong rock mining method.</p>
<p>         4.5. Working Area</p>
<p>           Working area of ACEP Open Pit is in among of İskele Kasabası and old ACEP Mine that had been worked as underground mining.Altitudes of south part of this area decrease towards north.Altitude increases from west to east.Working area covers the place about 0.5 km.Shape of the mine is ellipse and wide and length is about 1100*440 m.</p>
<p>         4.6. Formation Of Ore Deposit</p>
<p>            Boron salt mineralization shows both vertical and lateral changes in ACEP Open Pit.The mineralization is transported to sediment area of hydrothermal solutions and this mineralization changes dependent on its content.So, due to the difference of material that comes to the catchment area, different minerals were formed.As a result, lenticular and variable deposits were formed.This supply the formation of colemanite and ulexite.</p>
<p>The economic minerals of ore deposit are colemanite and ulexite.</p>
<p>         4.7. Reserve And Grade Of The Mine</p>
<p>            Reserve:</p>
<p>                            Ulexite       :1656000 ton</p>
<p>                            Colemanite: 505000 ton</p>
<p>                            Total           : 2161000</p>
<p>            Grade:</p>
<p>                            Ulexite       : 32.90% B<sub>2</sub>O<sub>3</sub></p>
<p>                            Colemanite: 32.19% B<sub>2</sub>O<sub>3</sub></p>
<p>                            General      : 32.64% B<sub>2</sub>O<sub>3</sub></p>
<p>            4.8. Pickling And Production</p>
<p>            Pickling borders are determined according to sounding datas and stripping ore ratio.To stripping, dozers and loader-truck system was preferred, because amount of pickling excavation is less, consequently, loaders were preferred due to its low capacity.</p>
<p>            At the years of 1986-2000:</p>
<p>Pickling     : 14815500 m<sup>3</sup> by the establishment.</p>
<p>                   : 8222300 m<sup>3</sup> by contractor.</p>
<p>Total          : 23037800 m<sup>3</sup></p>
<p>Production: Colemanite: 5583000 tons.</p>
<p>                    Ulexite      : 2268900 tons.</p>
<p>                    Total          : 2827200 tons.</p>
<p>            At the years of 1988-2000:</p>
<p>Production: Colemanite: 5583000 tons.</p>
<p>                    Ulexite      : 2268900 tons.</p>
<p>                    Total          : 2827200 tons.</p>
<p>            At the years of 2001:</p>
<p>Pickling     : 1650000 m<sup>3</sup></p>
<p>Production: Colemanite: 70000 tons/year, 28.82% B<sub>2</sub>O<sub>3</sub>.</p>
<p>                    Ulexite      : 260000 tons/year, 29.1% B<sub>2</sub>O<sub>3</sub>.</p>
<p>            The total pickling amount in the Bigadiç is 42864000 m<sup>3</sup> at the years of 1977-2000.20418808 m<sup>3</sup> pickling has been done by establishment, 22448365 m<sup>3</sup> has been done by contractor.In Bigadiç, total 4271962 tons (1550194 colemanite + 2721768 tons ulexite) ore has been produced from five mine until the years of 2001.</p>
<p>             For one ton ore, 7.5 m<sup>3</sup> pickling is making, now.</p>
<p>         4.9. Ore-Pickling Ratio</p>
<p>           Ore pickling ratio has been allowed as possible as small in ACEP Open Pit project.Its main reason is that, clay percent in the ore deposit changes between 40-60%.The other reasons are consumption and marketing and boron mineral differences.</p>
<p>             Average amount of excavation of pit-run ore Per ton is 2.86 m<sup>3</sup>/tons.When working loss is taken as 10%, excavation ratio becomes 3.17/1 m<sup>3</sup>/tons.</p>
<p>         4.10. Pickling Casting Areas</p>
<p>            There are some important points in determining the casting areas for stripping materials; it should be away from residential district, it should not be near the agricultural lands to prevent the destruction of these regions.And the other important factors are transportation distance, topographic situation and the amount of transporting material.</p>
<p>           Pickling casting has been doing in to the area from there, ore has been taken in advance.As a result, in that free area, precipitation water accumulates and it become useful for safety of residential district.</p>
<p>         4.11. Pickling Transportation Ways</p>
<p>            When the planning of pickling ways, the inclination of ways should be considered for the utilize of full trucks.Inclination has been calculated maximum 6-8% in these ways for ACEP Open-Pit area.</p>
<p>         4.12. Loosening Of Stripping Layer</p>
<p>            Loosening of stripping is being made by ripper.If the thickness of stripping rock is more than one meter and the cracks of rock are poor, loosening is made by drilling and with using by AN/FO and gelatine dynamit, blasting is applied.</p>
<p>The loosened material, done by rippering and loosening, is casted to a lower bench so overburden has been became prepared for loading.</p>
<p>         4.13. Loading System And Selection</p>
<p>            During the selection of true machine before mining, some parameters should be considered:</p>
<p>            a) Geological conditions</p>
<p>            b) The type of stripping rock (hardness, amount, blocking, dimensions, adhesiveness)</p>
<p>            c) The type of mineral</p>
<p>            d) Whether blasting is necessary or not</p>
<p>            e) Amount of stripping and ore</p>
<p>            f) Methods of transportation and distance of roads</p>
<p>            g) Mining system</p>
<p>            h) Climate conditions and safety of environment.</p>
<p>            The electrical machines are more cheaper than others.So, electrical excavators are selected for ACEP Open Pit.But, due to the closeness of residential district, excavation-loosening are done by ripper dozers.Loading is done by loaders because of their high movement capability and elasticity.And also, selective mining becomes possible with loaders at thin seams.</p>
<p>            Selection of suitable loaders:</p>
<p>            Open Pit (recognitions)</p>
<p>n<sub>k</sub>: Stripping swelling factor = 1.5</p>
<p>Q<sub>y</sub>: Amount of pickling (in-situ)</p>
<p>    : Amount of pickling (swelled)</p>
<p>n<sub>d</sub>: Efficiency of filling of bucket = 80%</p>
<p>n<sub>ç</sub>: Efficiency of working = 75%</p>
<p>T: Annual working time = 317 days</p>
<p>T<sub>p</sub>: Daily working (3 shift) = 24 hour</p>
<p>t<sub>p</sub>: Period of loader bucket</p>
<p>An amount of material that would transported by loader:</p>
<p>Q = (Q<sub>y</sub>*n<sub>k</sub>)/(T*T<sub>P</sub>) , m<sup>3</sup>/h   (swelled)</p>
<p>            Bucket volume:</p>
<p>V = (Q*t<sub>p</sub>)/(3600*n<sub>d</sub>*n<sub>ç</sub>) , m<sup>3</sup></p>
<p>         4.14. Transportation</p>
<p>            Due to the low amount of pickling material in ACEP Open Pit and probability of large blocks from rippering, using of trucks have been became compulsory.At the selection of trucks, volume of buckets was considered.</p>
<p>Sufficient truck number should be determined.An important manner is that, height of trucks crate should be compatible with casing height of bucket of loader.Casing height of loaders bucket should be heigher than the height of trucks crate (40-50 cm.).</p>
<p>         4.15. Production Method</p>
<p>            Production of ore is done by from benches.At production of ore, method of loader-truck is used.To prevent the crumble, drilling-blasting method has been selected in production.</p>
<p>         4.16. Excavation</p>
<p>            To load the ore, it should be loosened.To supply this, drilling-blasting should be done.But it was restricted, because, residential district close to the mine.Selective excavation is being done with ripper dozers.Because, ore is excavated easily if ore is in thin layer and excavation is cheaper than drilling-blasting.</p>
<p>         4.17. Determination Of The Benches</p>
<p>            The main factors in determination of the height and the width of the benches are the properties of rock and the booms of the loaders.</p>
<p>            The height of the benches are 10m, width of the benches are at final slopes 7-10m; according to bench working conditions without being lower than 15m; at working benches 20-30m, slope angle 70<sup>0</sup>.</p>
<p>         4.18. The Properties Of Vehicles</p>
<p>            ELECTRICAL EXCAVATOR:</p>
<p>Type: Electrical-tracked</p>
<p>Model: EKG-9A Y3 TM</p>
<p>Production year: 1984</p>
<p>Bucket volume: 5m<sup>3</sup></p>
<p>Power: 340 H.P./250 kW/3300 V</p>
<p>Boom length: 10.5 m.</p>
<p>Maximum scanning length: 10.4 m.</p>
<p>Maximum excavation height: 10.3 m.</p>
<p>Maximum loading height: 6.25 m.</p>
<p>Weight: 195 ton</p>
<p>Excavation rope: 1.5 inch steel rope, length is 58 m.</p>
<p>Boom guy: 1.25 steel rope, length is 125 m.</p>
<p>Lid opening rope: 0.375 inch steel rope, length is 11 m.</p>
<p>Pushing-pulling power: 54 kW</p>
<p>Loading power: 200 kW</p>
<p>Revolution power: 60 kW</p>
<p>Movement power: 54 kW</p>
<p>Lid opening: 3.3 kW</p>
<p>            CAT 345 BEKO (Excavator, hydraulic-dizel):</p>
<p>Power: 425 H.P.</p>
<p>Production year: 1999</p>
<p>Bucket volume: 2.8 m<sup>3</sup></p>
<p>Fuel consumption: 35 lt/h</p>
<p>            CAT D8 L DOZER (2-piece) :</p>
<p>Type:Tilt type with ripper, triangular tracked, altitude traction geared.</p>
<p>Production year: 1986</p>
<p>Power: 335 H.P.</p>
<p>Fuel consumption: 35-40 lt/h.</p>
<p>           KOMATSU DOZER:</p>
<p>Production year: 1973</p>
<p>Power: 320 H.P.</p>
<p>Type: Angle dozer</p>
<p>Fuel consumption: 35-40 lt/h.</p>
<p>            CAT 988 LOADER:</p>
<p>Type: Hydraulic, tired.</p>
<p>Production year: 1981</p>
<p>Power: 375 H.P.</p>
<p>Bucket capasity: 5.4 m<sup>3</sup></p>
<p>Fuel consumption: 30-33 lt/h</p>
<p>            CAT 988 LOADER (3-pieces) :</p>
<p>Production year: 1986</p>
<p>Power: 270 H.P.</p>
<p>Bucket volume: 4 m<sup>3</sup></p>
<p>Fuel consumption: 30-33 lt/h.</p>
<p>           D75 KOMATSU LOADER:</p>
<p>Type: Tracked, diesel.</p>
<p>Model: 1989</p>
<p>Bucket volume: 2.2 m<sup>3</sup></p>
<p>Power: 200 H.P.</p>
<p>Fuel consumption: 15-20 lt/h.</p>
<p>           CAT 955 LOADER:</p>
<p>Type: Tracked, diesel.</p>
<p>Production year: 1979</p>
<p>Bucket volume: 1.5 m<sup>3</sup></p>
<p>Power: 130 H.P.</p>
<p>Fuel consumption: 30-33 lt/h.</p>
<p>           KOMATSU GRADER:</p>
<p>Production year: 1984</p>
<p>Power: 165 H.P.</p>
<p>Fuel consumption: 19 lt/h.</p>
<p>           CHAMPION GRADER:</p>
<p>Type: Tracked, diesel.</p>
<p>Production year: 1993</p>
<p>Power: 187 H.P.</p>
<p>Fuel consumption: 15 lt/h.</p>
<p>            DM-25-1 6 İNCH DRİLLER (2-pieces) :</p>
<p>Type: Tracked, diesel.</p>
<p>Model: 1985</p>
<p>Motor power: 304 H.P.</p>
<p>            CRAWLER:</p>
<p>Type: ECM 440-Tracked, diesel.</p>
<p>Hole diameter: 4 inch.</p>
<p>Hole length:15 m.</p>
<p>Power: 121 H.P.</p>
<p>Production year: 1986</p>
<p>Fuel consumption: 25 lt/h.</p>
<p>            BELAZ TRUCK:</p>
<p>Model: 1993 (7-pieces).</p>
<p>Power: 360 H.P.</p>
<p>Weight: 27 ton</p>
<p>Model: 1999 (3-pieces).</p>
<p>Power: 420 H.P.</p>
<p>Weight: 30 ton.</p>
<p>             ECM 440 TRACKED DRILLER</p>
<p>Diameter: 4inch</p>
<p>Power: 131 H.P.</p>
<p>Hole Drilling Capability: 15m.</p>
<p>Fuel Consumption: 15lt.</p>
<p>            DEEP DRAIN OPENING MACHINE</p>
<p>Type: DM-Tracked</p>
<p>Hole Length: 45m.</p>
<p>Hole Diameter: 6.25m.</p>
<p>Production Date: 1985</p>
<p>Power: 304 H.P.</p>
<p>Fuel Consumption: 40lt.</p>
<p>             SOUNDING MACHINE</p>
<p>Type: DMS 17 wire-line.</p>
<p>            4.18.1. Cycle Times Of Vehicles</p>
<p>            Truck:</p>
<p>                 Maneuver  Filling   Departure    Maneuver   Discharge   Rotation</p>
<p>1.Cycle:      55.00s      65.00s      4.10min          20.00s          17.00s       4.00min</p>
<p>2.Cycle:      45.00s      2.00min   4.30min          65.00s           20.00s       3.50min</p>
<p>3.Cycle:      52.00s      1.10min   4.00min          35.00s           25.00s       3.50min</p>
<p>             Electrical Tracked Excavator</p>
<p>1.Measurement:1.00 min</p>
<p>2.Measurement:1.45 min</p>
<p>3.Measurement:1.20 min</p>
<p>Turning Upside Down Displacement:1.50km</p>
<p>Average  30-35 cycle</p>
<p>               Loader:</p>
<p>1.Measurement: 1.58 min</p>
<p>2.Measurement: 1.29 min</p>
<p>3.Measurement: 1.36 min.</p>
<p>CHAPTER 5</p>
<p>5. CRUSHING-GRINDING HEAD ENGINEERING</p>
<p>            Crushing-Grinding plant have been established to grind the 40%-42% B<sub>2</sub>O<sub>3</sub> graded colemanite mineral to a particle size of –25mm cast and to micronize it until –45 micron.</p>
<p>             To make micronize grinding, ore should be crushed to –25mm and it should be made homogenize.Homogenize is made to supply the selling of mineral that show different characteristics so minerals of different pits are mixed.</p>
<p>            Processed minerals that are washed in concentrator, are stocked according to their grade and characteristics into stock areas.The minerals, which have desired properties to grinding are mixed in definite composition and fed to crushing-grinding silo (1) by trucks.From there, minerals are fed to vibratory screen (3) with cableway type feeder (2).Vibratory screen sieve the –25mm minerals and fed these minerals to belt conveyor (5).Vibratory screen fed the +25mm minerals to conic crusher (4).At conic crusher, minerals are crushed to</p>
<p>-25mm and fed into belt conveyor (5).Tail belt can be mounted to belt conveyor, crushed minerals to –25mm can be taken to stock area.For micronize grinding, crushed minerals are dispersed as a thin layer to closed stock area (9) with triper belt (6,7,8).In there, triper belt run as two axis (reciprocation and right-left) and disperse the mineral with homogeneously into four stock areas.Minerals are fed in belt conveyor (10) at micronize grinding unit with the opening of cover (9A) of stock areas.Belt conveyor fed the minerals to transfer belt (12) and from there, colemanite is fed into colemanite silos and ulexite is fed into ulexite silos.When –25mm silos (13) are filled too much, its writing is shown by computer (MAX) and computer warns.As same, when silos are empty (MIN) computer warns.</p>
<p>            When micronize grinding would be done, first, filters (23,24), seperator (20) and fan (22) work.When the temperature of gas that circulates, reaches to desired temperature (for colemanite 95<sup>o</sup>C, for ulexite 50<sup>o</sup>C), mill works and alternately as back, magnetic dedector (18), magnetic seperator (17), belt conveyor (16), belt weighing machines (15) work.Whether Big-Bag unit (16,27,28,29) can be worked independently or not, that can be worked when grinding is made.</p>
<p>            From weighing belt (15), mineral is fed.An amount of this mineral is set from computer.Weighing belt rotates fastly or slowly and with this motion, it adjusts the amount of fed mineral and fed the mineral to belt conveyor (15). Magnetic seperator (17), that is on the belt conveyor, takes the magnetic metals from into mineral.Because, magnetic metals can interfere in minerals. Nonmagnetic metals, such as copper, nickel, are noticed by magnetic dedector (18), tipper (19A) of the mill is opened so enterence of metals into mill and mixing into mineral are prevented.The minerals, that is fed to mill (19), is dried during grinding.Grinding in mill is done by rollers that is on the revolving tray and it applies a definite pressure.There are air channels around the tray.They supply dispersence of warm air in the mill smoothly.This warm air comes from warm gas furnace (21).The air, that comes from fan, is heated in warm gas furnace and comes to mill (19).The warm air passes from air channels that around the mill.After, this warm air raises the grinded mineral and comes to seperator (20).With revolution adjustment of seperator, particle size is adjusted (at fast revolution, fine particles; at slow revolution, grain size; e.g.; for –75 micron, 65rpm).If the mineral reaches to wanted particle size, it passes the separator but if not it does not pass the seperator and it is supplied that being at desired size on the tray with revolution.</p>
<p>            There are two line on the system after mill:</p>
<p>1)    Colemanite line</p>
<p>2)    Ulexite line.</p>
<p>            If colemanite is being grinded, colemanite line is opened and ulexite line is closed (computer program makes this operation otomatically when selection of material is done).</p>
<p>            The mineral, that passes to the seperator, comes to filter (23).Together air and mineral comes to filter and in filter, air and dust are seperated.Dust is fed to silo (25) from under the filter.Air is absorbed from filter and pushed into warm gas furnace.System works as closed circuit.When the temperature of glass get high, warm gas is discharged to out by the opening of tipper of chimney so air is absorbed from medium.</p>
<p>            Filters comprise the compartments.One of these compartments works to seperate dust.Another conpartments does cleaning and stays in waiting.With this operation, dust of each compartment is held.Aftr, it is supplied that the releasing of dust by pressured air and it becomes clean.These operations are done by the electronic control panel which is on the filter.When coming of mineral from the filter to silo (25) at desired grinding size, sampling is done at definite time and until definite time by sampler (30) and sample comes to sample container.The samplers adjustment is done on own electronic box.Colemanite comes to colemanite silo and ulexite comes to ulexite silo at desired grinding size.And they are stocked to packing.There are some instruments on silos to warm the being full or empty of silo.These imstruments warn the operator at computer display (as MAX. or MIN).Product is fed to vibrotory conveyor and magnetic drum (26) by means of spiral conveyor.Vibratory conveyor supplies the passing of thin and smooth spreaded product over magnetic drum.Magnetic drum catchs the metals that could interfere into the product during process.From there, product comes to Big-Bag (27) or Kraft packing (28) silo by means of spiral conveyor.There are an eject (29) under the packing silo.That ejector collects dust that pours during packing and it feds again.</p>
<p>            Getting dusty is prevented in the plant by dust arrester filters (24) which sucks dust.After packing of products in Big-Bags or Krafts, the products are stocked in close stock plants for consignment.</p>
<p>            Crushing-grinding plant is working with the capacity of 60000 tons.</p>
<p>             5.1. Process Control Procedure</p>
<p>            With the aim of control of product size, MASTERSIZER appararus is used that is about 20 tons.</p>
<p>            Crushing: +25-125mm sized ore is crushed in close stocks.20 pieces sample are taken at each 500 tons</p>
<p>            Grinding: Sample is taken at each 20 tons for –75 and –45 micron.</p>
<p>            Acceptance criterions for colemanite (For crushing):</p>
<p>+25-125: B<sub>2</sub>O<sub>3</sub>: 42%</p>
<p>                CaO: 26%</p>
<p>                SiO<sub>2</sub>: 6.50% max.</p>
<p>                Al<sub>2</sub>O<sub>3</sub>: 0.50% max.</p>
<p>                MgO: 3.00% max.</p>
<p>                SrO: 1.50% max.</p>
<p>                Na<sub>2</sub>O: 0.5% max.</p>
<p>                Fe<sub>2</sub>O<sub>3</sub> :0.50% max.</p>
<p>                As<sub>2</sub>O<sub>3</sub>: 50% ppm max.</p>
<p>            Acceptance criterions for colemanite (for grinding):</p>
<p>-75 and –45 micron: B<sub>2</sub>O<sub>3</sub>: 42%</p>
<p>                                  CaO: 26%</p>
<p>                                  SiO<sub>2</sub>: 6.50% max.</p>
<p>                                  Al<sub>2</sub>O<sub>3</sub>: 0.50% MAX.</p>
<p>                                  MgO: 3.00% max.</p>
<p>                                  SrO: 1.50% max.</p>
<p>                                  Na<sub>2</sub>O: 0.50% max.</p>
<p>                                  Fe<sub>2</sub>O<sub>3</sub>: 0.080% max.</p>
<p>                                  SO<sub>3</sub>: 0.50% max.</p>
<p>                                  As<sub>2</sub>O<sub>3</sub>: 50% ppm max.</p>
<p>          5.2. Working Plan Of Crushing-Grinding Unit</p>
<p>Silo</p>
<p>                                         Crushing            Crusher Operator</p>
<p>                                        Stock Chamber           (25mm) sampling</p>
<p>Silo</p>
<p>Schenk</p>
<p>Mill</p>
<p>Separator</p>
<p>          Fan            Filter            Dust Filter</p>
<p>Product Silo</p>
<p>Big-Bag              Magnetic Drum                   Packing</p>
<p>Sampling from grinded product</p>
<p>Production preparation dispatch worker</p>
<p>Close Stock</p>
<p>          5.3. The Properties Of Machines</p>
<p>            VIBRATORY SCREEN</p>
<p>Capacity: 100t/h</p>
<p>Feed Size: 25-125mm</p>
<p>Weight: 3500</p>
<p>Electrical Motor Power: 5.5kW</p>
<p>Motor Revolution: 1460 rev/min</p>
<p>Screen Area: 4.8m<sup>2</sup></p>
<p>Screen Type: E52, two storied.</p>
<p>Working Slope: 15<sup>0</sup></p>
<p>Screen Size: 1200*4000mm</p>
<p>             CABLEWAY TYPE FEEDER</p>
<p>Capacity: 100t/h</p>
<p>Type: Vargelli feeder cam gear.</p>
<p>Slope: 0%</p>
<p>Horizontal Length: 4.5m</p>
<p>Width: 1000mm</p>
<p>            MOTOR TROLLEY</p>
<p>Type: Chain driven</p>
<p>Power: 18.5kW</p>
<p>Outlet Speed: 67 rev/min.</p>
<p>Length: 200-380mm.</p>
<p>Pivot Revolution: 31 min.</p>
<p>Minimum Capacity: 40m<sup>3</sup>/s.</p>
<p>Revolution Adjustment: By variator.</p>
<p>Length Adjustment: By pin.</p>
<p>            CRUSHER</p>
<p>Capacity: 100t/h</p>
<p>Belt No: 17-3500</p>
<p>Feed Size: +3mm ulexite, 25-125mm colemanite.</p>
<p>Electrical Motor Power: 113kW</p>
<p>Ağız Aperture: 160mm</p>
<p>Jaw Aperture: 25-30mm adjustible.</p>
<p>Type: Cone crusher.</p>
<p>CHAPTER 6</p>
<p>6. CONCENTRATOR HEAD ENGINEERING</p>
<p>         6.1. Working Principle Of Concentrator Unıt</p>
<p>            Pit-run ore is fed to silo (1).It is passed from 125 mm. apertured and 40<sup>0</sup> inclined grizzly (3) by tracked feeder (2) and +125 mm. pit-run ore is fed to jaw crusher (4).-125 mm. pit-run ore, that was crushed in jaw crusher, and the –125 mm. pit-run ore, that passed under the grizzly (3), are transfered to shuttle belt (6) conveyor.This transformation is done by belt conveyor (5).With this shuttle belt conveyor, crushed pit-run ore is fed to wetting pools (7).If the amount of gangue mineral and the other minerals are excess in pit-run ore, front-sorting circuit is worked and it is fed into front-sorting silo.The same operations, that are explained at upper are applied at front-sorting circuit (1A, 2A, 3A, &#8230;&#8230;, 7A) and ore is fed into wetting pool.The difference of this system from others is making the sorting of pit-run ore at sorting belt.</p>
<p>            -125 mm. pit-run ore is waited in wetting pools, so, it is supplied that the swelling of clay and mud which are on the pit-run ore.After, it is fed to silo (9) of washing unit by gantry crane (8).Pit-run ore is fed to washing trommel (11) from silos with scraper-feeders (10).Here, ore is washed with water.And that ore is sieved at trommel screen (12).Oversize +25-125 mm. sized concentrations are fed to sorting belt (13) to sorting and after sorting, concentrations are transfered to concentrate product silo (25).Selected gangue minerals from the ore is discarded to gang silo (26) with belt conveyors (14 and 14A).</p>
<p>            Undersize (12), which is -25 mm. particle sized ore, is given to vibratory screen (16), from there, oversize +3-25 mm. sized concentrate ore is fed to belt conveyor (18) by spiral classificator (17).And ore is transfered to concentrate product silo (24).</p>
<p>            -3 mm. particle sized concentrate ore, that is undersize of vibratory screen (16), is taken into storage tanks (19 and 20).From there, ore is taken to belt (22) by means of classificator (21 and 21A).At the end, ore is transfered into  concentrate ore silo (23).</p>
<p>            Some Utilities And Attendances That Would Be Supplied The Other Units:</p>
<p>1)    Roll-back line of concentrator process water from Çamköy Dam.</p>
<p>2)    Cleaning of precipitation pool to prevent the flowing of slime and water to drainage channels of stock area.</p>
<p>3)    Repairement or replacement of grizzlies and drainage channels of stock area.</p>
<p>4)    Repairement of weared concrete of wetting pools and feeding silos.</p>
<p>5)    Electrical energy: 3600000 kwh.</p>
<p>          6.2. Crushing Unit In The Concentrator Unit</p>
<p>Feed</p>
<p>Grizzly (600mm)</p>
<p>Tracked Feeder</p>
<p>                  (+125mm)</p>
<p>                                                Grizzly (125mm)                           Jaw Crusher</p>
<p>Collection Belt</p>
<p>Wetting Pool</p>
<p>             6.3. Washing Unit In The Concentrate Unit</p>
<p>                  Wetting Pool (-125mm)</p>
<p>                               (by crane)</p>
<p>                           Silo</p>
<p>                      Trommel</p>
<p>               Trommel Screen (25mm)        Sorting Belt      25-125mm product silo</p>
<p>              Vibratory Screen (3mm)      Spiral Classificator (+3mm)        3-25mm</p>
<p>                                                                                                      product silo</p>
<p>                               (-3mm)</p>
<p>             Spiral Classificator (-3mm)          -3mm product silo</p>
<p>                  Slime Pool</p>
<p>             Çamköy Waste Dam</p>
<p>         6.4. Properties Of Trommel</p>
<p>            It is used as an autogeneous mill to clean the ore from clay.İts inside is coated by fibers.Fibers prevent the abrasion.Separation of clay from the ore is supplied by pressure water.It is working with the capacity of about 100t/h. Approximately, it works with the efficiency of 250-300 tons at a shift.</p>
<p>             6.5. Front-Sorting Unit</p>
<p>            This system is used for the separation of big gangue minerals from the ore before feeding to the crusher.Because, these gangue minerals will go into the crusher with the ore, so, after size reduction, it will mix to the ore and the grade of the ore will decrease.</p>
<p>            6.6. Process Control Unit</p>
<p>            Process control unit is constructed because, the grade of the crushed and wasched ore is determined after chemical analysis at after day, so, there are not anything to do on the grade of the ore.For this reason, process control unit is constructed in concentrator unit.At this unit, firstly, sample is taken from output of the trommel (25-125mm, before sorting) and secondly after from sorting (during the flowing from sorting belt).With this way, waste percentages are controlled both at input and output.Thus, it is determined that falling in the grade value caused from workers or feeding.These measurements are taken at four times at a day.</p>
<p>            Sampling For Process Control:</p>
<p>         An example:</p>
<p>From input: W<sub>sample</sub>: 34300gr.</p>
<p>                    W<sub>waste</sub>: 4900gr    </p>
<p>From output: W<sub>sample</sub>: 37800gr</p>
<p>                       W<sub>waste</sub>: 900gr</p>
<p>Input:          (4900*100)/34300 = 14.29%</p>
<p>Output:       (900*100)/37800 = 2.38%</p>
<p>Efficiency:  14.29-2.38 = 11.91%</p>
<p>          6.7. Pilot Plant</p>
<p>             This system is not using yet.It is in testing stage since three months.With the addition of the “KÜTÜKLÜ WASHER” to the system it has been thought that clay will separated from the ore with more efficiency, with less energy and with high capacity.It is working with the capacity of about 30t/h. At this capacity, 80% of clay can be separated from the ore.However, workings are continue to increase the capacity of KÜTÜKLÜ WASHER.</p>
<p>           6.8. Working Program Of Concentrator Head </p>
<p>                Engineering At 2001</p>
<p>            The capacity of the concentrator plant is 600.000 tons.</p>
<p>            6.8.1. Amount Of Production And Grades</p>
<p>            Colemanite:</p>
<p>             Table 6.1:</p>
<p>Kind                         Amount     Grade    Humidity  Concentrate      B<sub>2</sub>O<sub>3</sub></p>
<p>                                    (tons)       (B<sub>2</sub>O<sub>3</sub>)       (H<sub>2</sub>O)           Ratio           Income</p>
<p>Pit-run                       180.000       29.44        10.00          </p>
<p>25-125mm Conc.        70.000       42.00          4.30             2.571              58.99</p>
<p>    3-25mm Conc.        34.000       34.00          9.50             5.294              21.94</p>
<p>   0.2-3mm Conc.        15.000       27.00        25.00             12.00                6.37</p>
<p>Total Conc.                119.000       37.82         8.39                1.51             87.30</p>
<p>Waste                          61.000       11.43</p>
<p>            Ulexite:</p>
<p>             Table 6.2:</p>
<p>Kind                         Amount     Grade     Humidity   Concentrate    B<sub>2</sub>O<sub>3</sub></p>
<p>                                    (tons)       (B<sub>2</sub>O<sub>3</sub>)        (H<sub>2</sub>O)            Ratio         Income</p>
<p>Pit-run                       300.000      29.10         10.000</p>
<p>3-25mm Conc.          190.000      37.00             6.00             1.58            84.11</p>
<p>0.2-3mm Conc.          11.200       26.00           25.00           26.79              2.78</p>
<p>Total Conc.                201.200     36.38             7.06             1.49            86.89</p>
<p>Waste                          98.800      12.41</p>
<p>Total of input pit-run ore          : 480.000 tons.</p>
<p>Total of output concentrate ore: 320.200 tons.</p>
<p>            6.8.2. Unit Material Consumption</p>
<p>         Table 6.3:</p>
<p>Kind                                    Amount                             Unit Consumption</p>
<p>Energy(kwh)                     3.600.000                         7,500 kwh/tons pit-run</p>
<p>                                                                          11,243 kws/tons concentrate</p>
<p>Mineral oil(kg)                       7.000                            14,583 gr/tons pit-run</p>
<p>                                                                             21,861 gr/tons concentrate</p>
<p>             6.9. Investigate The Selection Of Crusher In                  </p>
<p>                 Concentrate Unit</p>
<p>         6.9.1. Problems In Crushing Operations</p>
<p>            Crushing operation is making by jaw crusher in concentrator.At this crusher, due to pelletizing, clay can not pass to under the screen, so, clay minerals would be pressed with fine ore.At the result of this undesired effect:</p>
<p>1)    Efficiency of washing would decrease.</p>
<p>2)    Clogging of crusher would be seen.</p>
<p>3)    Due to being not suitable the crushing principle, brittle mineral would crumble.</p>
<p>             6.9.2. Sort Of Crushers</p>
<p>1)    Jaw crushers: Generally, they are used for crushing of the materials that contain clay and that shows moist and plastic property.Crumble ratio changes between 3-11.</p>
<p>2)    Gyratory crushers: Especially, they are used for crushing of strong and abrasive materials.They are not prefered for the crushing of moist and clay contained minerals.There are no any difference about crumble ratio between jaw crushers and gyrator crushers.</p>
<p>3)    Impact crushers: These crushers are used both in primary and secondary crushing.They are not prefered the minerals which if mineral contain more than 15% silica.However, due to the high crumble ratio (40:1), if there are not too much fine material into crushing product and mineral is not too abrasive, it can be prefered for primary crushing.</p>
<p>          6.9.3. Laboratory Testing</p>
<p>            Samples have been crushed in jaw and impact crushers at laboratory and sieving has been done.Results:</p>
<p>            Ulexite Sample:</p>
<p>            Ulexite sample has been crushed in 25mm. apertured jaw crusher and after, sieving has been done:</p>
<p>            Table 6.4: Pit-run Ulexite Mineral, Jaw crusher sieving.</p>
<p>            Outlet: -25mm.</p>
<p>            Size (mm.)     Weight (gr.)      Weight (%)     Cumulative Undersize (%)</p>
<p>              +16                     690                   26.84                       73.16</p>
<p>              -16+8                 523                    20.34                       52.82</p>
<p>               -8+4                  358                    13.92                       38.90</p>
<p>               -4+2                  303                    11.79                       27.11</p>
<p>               -2+1                  226                     8.79                        18.32</p>
<p>               -1+0.5               164                     6.38                        11.94</p>
<p>                -0.5                  307                     11.94                         &#8211;</p>
<p>            Firstly, ulexite mineral has been crushed at 25mm. apertured crusher, after, -25mm. sized ulexite mineral have been crushed again at 5mm. apertured jaw crusher.Sieving results are:</p>
<p>            Table 6.5: Ulexite Mineral, Jaw Crusher Sieving.</p>
<p>             Intake: -25mm.                                Outlet: 5mm.</p>
<p>             Size (mm.)      Weight (gr.)      Weight (%)      CumulativeUndersize (%)</p>
<p>                +8                     111                     4.55                          95.45</p>
<p>                -8+4                  728                    29.81                         65.64</p>
<p>                -4+2                  397                    16.26                         49.38</p>
<p>                -2+1                  347                    14.21                         35.17</p>
<p>                -1+0.5               304                    12.45                         22.72</p>
<p>                -0.5                   555                     22.72                           &#8211; </p>
<p>             -25mm. ulexite mineral has been crushed in impact crusher (without grizzly) and sieving has been done.</p>
<p>            Table 6.6: Ulexite Mineral, Impact Crusher Sieving.</p>
<p>             Intake: -25mm.</p>
<p>             Size (mm.)    Weight (gr.)    Weight (%)    Cumulative Undersize (%)</p>
<p>                +8                     230                11.70                       88.30</p>
<p>                -8+4                  331                16.84                       71.46</p>
<p>                -4+2                  327                16.63                       54.83</p>
<p>                -2+1                  340                17.29                       37.54</p>
<p>                -1+0.5               295                15.01                       22.53</p>
<p>                -0.5                   443                22.53                           &#8211;</p>
<p>             Colemanite Sample:</p>
<p>             Colemanite sample has been crushed in 25mm. apertured jaw crusher, after, sieving has been done.</p>
<p>             Table 6.7: Pit-run Colemanite, Jaw Crusher Sieving.</p>
<p>            Outlet: -25mm.</p>
<p>            Size (mm.)      Weight (gr.)     Weight (%)    Cumulative Undersize (%)</p>
<p>               +16                     639                 24.23                      75.77</p>
<p>               -16+8                  602                 22.83                      52.94</p>
<p>               -8+4                    340                 12.89                      40.05</p>
<p>               -4+2                    282                 10.69                      29.36</p>
<p>               -2+1                    246                   9.33                      20.03</p>
<p>               -1+0.5                 201                   7.62                      12.41</p>
<p>                -0.5                    327                  12.41                        &#8211;</p>
<p>             -25mm. colemanite has been crushed in 5mm. apertured crusher and sieving has been done.</p>
<p>            Table 6.8: Colemanite Mineral, Jaw Crusher Sieving.</p>
<p>             Intake: -25mm.                                      Outlet: 5mm.</p>
<p>             Size (mm.)     Weight (gr.)     Weight (%)       Cumulative Undersize (%)</p>
<p>                 +8                  77                  2.92                          97.08</p>
<p>                 -8+4             722                27.42                            69.66</p>
<p>             -4+2               388                 14.74                             54.92</p>
<p>                 -2+1                 337                 12.80                             42.12</p>
<p>                 -1+0.5            325                 12.34                             29.78</p>
<p>                 -0.5                  784                 29.78                                &#8211;</p>
<p>           -25 mm colemanite mineral has been crused in impact crusher (without grizzly) and sieving has been done.</p>
<p>            Table 6.9: Colemanite Mineral,- Impact Crusher Sieving</p>
<p>            Intake: -25mm.                                      </p>
<p>             Size (mm)      Weight (gr)      Weight (%)       Cumulative Undersize (%)</p>
<p>                +8                 133                 4.95                          95.05</p>
<p>                 -8+4             297                11.06                         83.99</p>
<p>                -4+2              441                16.42                         67.57</p>
<p>                -2+1              552                20.56                         47.01</p>
<p>                 -1+0.5              540                 20.12                            26.89</p>
<p>                 -0.5                  722                 26.89                                &#8211;</p>
<p>           6.9.4. Results</p>
<p>            1) Results of laboratory testings show that for both ulexite and colemanite, impact crusher crumbles the material more then jaw crusher.It is undesired at concentrator.Because, when material crumble so much, fine particles would goes to the waste dam, so, leakage would increases and efficiency of plant would decreases.</p>
<p>            2) It is defined that colemanite has been crumbled more than ulexite at both jaw and impact crusher.</p>
<p>            As a result, because of all these reasons, jaw crusher is using in the concentrator plant now.</p>
<p>             6.11. Processing Of Boron Minerals</p>
<p>             Processing is the selection of ore from gang minerals according to its kind,physical, chemical and physico-chemical properties and size distribution.</p>
<p>             Generally, borate minerals exist together with calcit, dolomite, anhydrite, gypsum, quartz, clorite, biotite, sölestin and clay minerals.</p>
<p>              Processing by sorting, classification according to sizes, calcination and flotation are the main methods that atr used in processing of boron minerals as processing method at the world.</p>
<p>          6.11.1. Processing By Sorting</p>
<p>             This method is applied by the using of color and structure differences between boron minerals and gang minerals.Sorting process is applied, either during the extraction of mineral from mine or after crushing operation at sorting belt.If workmanship is cheap at somewhere, this method is used sometimes at housekeeping operation, sometimes as front-processing or as final-processing and before processing plant for large sized concentrate production or residual discharge.Efficiency is so low and residuals are stocked to appreciate after.</p>
<p>        6.11.2. Processing By Classification According To Size</p>
<p>                    And Disperse By Mixing</p>
<p>            During size contruct, the minerals that form the ore can be crushed at different size and shape dependent on their structural properties such as durability, breaking type and cleavage.Sometimes, as valuable mineral stays large, gang minerals can crumble so much or opposite can be.At this time, valuable mineral can be processed partially by classification according to size.During crushing and dispersion of boron minerals although its minerals reduce into small sizes, other minerals stay large.</p>
<p>            Processing by classification according to size is applied either after size reduction directly or by following the washing and dispersion operations.Here, properties of ore is an important factor.In Turkey, processing by classification is being used commonly after washing and dispersion at processing plant of boron minerals.</p>
<p>             There are clay in boron minerals everytime.Clay has the property of swelling and dispersion after taking water.Because of these properties, mineral is washed in trommel screens or in discharging developer.At this operation, gang minerals such as calcit and gypsum are not discarded, so, the grade of concentrate becomes low.</p>
<p>            From colemanite residuals of Bigadiç region concentrates have been produced with 86.4% efficiency and 32.5% B<sub>2</sub>O<sub>3</sub> content by denudation classification method.</p>
<p>          6.11.3. Gravity Concentration Process</p>
<p>             Gravity concentration process is a process in which gravity difference between boron minerals and gangue minerals cause movement difference in fluid medium, so, boron minerals is selected from gangue minerals.</p>
<p>            Gravity concentration process contains, heavy mediumseparation, jigging and shaking tabling.</p>
<p>            To take successful results such methods, concentration criteria (CC) should be equal or greater than 2.5.</p>
<p>              CC = (d<sub>1</sub>-d<sub>3</sub>)/(d<sub>2</sub>-d<sub>3</sub>)</p>
<p>              d<sub>1</sub>: Density of heavy mineral </p>
<p>              d<sub>2</sub>: Density of light mineral</p>
<p>              d<sub>3</sub>: Density of fluid medium</p>
<p>            Gangue minerals in boron minerals are generally, calcit (d = 2.4) and clay (d = 2.1).At water media (d = 1), concentration criteria for calcit-colemanite and clay-colemanite is that:</p>
<p>                                            <span style="text-decoration: underline;">CC</span></p>
<p>Colemanite-clay                1.29</p>
<p>Colemanite-calcit              1.19</p>
<p>These two values are smaller than 2.5.</p>
<p>             The density of minerals, which could be separated from colemanite in water media, should not be greater than 1.56.However, separation can be supplied by increasing the density of fluid media.Applying of this method in fine minerals is difficult.</p>
<p>          6.11.4. Processing By Magnetic Separation</p>
<p>            Magnetic separation is a process in which mineral particles, that have different magnetic susceptibility, are separated at suitable magnetic field by the influence of mainly magnetic force and some forces (gravity, friction,centrifugal forces).</p>
<p>            It has been considered that, some boron minerals contain some paramagnetic minerals such as F<sub>2</sub>O<sub>3</sub> content biotite and chloride, so, these minerals and nonmagnetic boron minerals could be separated by magnetic separator.</p>
<p>          6.11.5. Processing By Electrostatic Separation</p>
<p>          Electrostatic separation is applied between boron mineral (colemanite) and gangue minerals (gypsum, calcit, quartz) that have different electrostatic properties and this properties are dependent on temperature.</p>
<p>             This method has been applied in Bigadiç colemanite remains and successful results have not been supplied.</p>
<p>          6.11.6. Processing By Calcination</p>
<p>          When some mineral masses or single crystals are heated or cooled suddenly or at definite heat degrees, they crumble as blasting.This is called as decrapitacion.Some minerals such as barite (BaSO<sub>4</sub>), calcit (CaCO<sub>3</sub>), fluorite (CaF<sub>2</sub>) and quartz (SiO<sub>2</sub>) show this property.</p>
<p>             Colemanite mineral blasts at about 450-500<sup>o</sup>C and lose the crystal water from in it.So, colemanite particles crumble and pass to the fine size and it has been liberated from gangue minerals.At the end of calcination process, with doing the sieving or classification at definite particle size, gangue minerals stay oversize and high graded minerals are taken from undersize.</p>
<p>            At Bigadiç region, when the decrapitation properties of pure and clay content colemanite minerals have been studied, it has been observed that the result is effected by mineral coarseness, purity degree, heat and time factors.When optimum conditions were adjusted, 58%B<sub>2</sub>O<sub>3</sub> grade concentrates were taken with 82% efficiency.</p>
<p>CHAPTER 7</p>
<p>7. LABORATORY</p>
<p>         7.1. Determination Of B<sub>2</sub>O<sub>3</sub> In Ulexite And</p>
<p>                 Colemanite Minerals</p>
<p>            This process is applied for the determination of B<sub>2</sub>O<sub>3</sub> in pit-run concentrate minerals and it’s waste.Colemanite and ulexite contain minimum 1% B<sub>2</sub>O<sub>3</sub>.</p>
<p>            7.1.1. Principle</p>
<p>            When borate minerals react with acid, boricacid is had and it is transmitted to a solution.It is converted to monoacid by the addition of glycerine which is used as bond loosener.With the adjusted solution of strong base and with the existing of indicator, it is titrated.</p>
<p>            Carbonate, bicarbonate, NH<sub>3</sub>, Fe and Al are effected by NaOH, so, such materials and ions should not be in the medium.</p>
<p>            Due to the volatile property of acidboric, 80<sup>0</sup>C should not be exceeded during heating.</p>
<p>            7.1.2. Chemical Materials</p>
<p>1)    (1:3) H<sub>2</sub>SO<sub>4</sub>: It is prepared by the addition and mixing of a volume of H<sub>2</sub>SO<sub>4</sub> at analytical purity and three volume of distilled water.</p>
<p>2)    Methyl’s red indicator: 1gr methyl’s red is solved in the mixture of 600ml ethyl alcohol and 400ml pure water.</p>
<p>3)    6N NaOH solution: 240gr. NaOH in analytic purity is completed to a liter with pure water and it is solved.</p>
<p>4)    Phenolphatalein indicator (1%): 10gr phenolphatalein is solved in ethylalcohol and it is completed to a liter with ethylalcohol.</p>
<p>5)    Mannitol: Extra pure.</p>
<p>6)    0.5 N NaOH solution: 20gr. NaOH in analytic purity is solved in pure water, after, it cooled and it is completed to a liter with pure water.</p>
<p>         7.1.3. Determination Of Factor</p>
<p>            Potassium hydrogen flatat is dried about two hours at 110<sup>0</sup>C.2gr potassium hydrogen is weighted at 0.0001gr sensibility and put into each erlen (4 erlen).100ml distilled water is added into the each erlen and they are boiled and cooled .4 drop phenolphatalein are added to each.It is titrated until it takes pink color and heated until it boil.If it takes light color, it is titrated with NaOH solution until it takes fixed color.</p>
<p>             F = (T*100)/(e*S*N)</p>
<p>F: Factor of NaOH solution.</p>
<p>T: Weight of potassium hydrogen flatat.</p>
<p>e: Equivalent gram of potassium hydrogen flatat = 204.2291.</p>
<p>S: Consumption of NaOH solution.</p>
<p>N: Normality of NaOH solution (0.5)</p>
<p>         7.1.4. B<sub>2</sub>O<sub>3</sub> Analysis</p>
<p>          -75 micron sized and about 1gr weighted samples are mixed with 75cc water and 10cc sulfuricacid which solves the boron.This mixture is boiled at 200-250<sup>0</sup>C about 10 minutes.With this operation, impurities are decomposed from the mixture.After, with the addition of 10 drip methyl orange, neutralization of the solution is supplied.Solution takes red color.When red color of solution loss, solution is filtered.Neutralized solution by acid is boiled about 5 minutes.After cooling, solution is neutralized again by acid with the addition of sodiumcarbonate, solution would take yellow color.Solution is heated again to supply the melting of sodiumcarbonate and filtering, after solution is filtered.After filtering, 1+3 sulfiricacid solution is added into the solution, so, solution takes red color and purify the solution fromCO<sub>2</sub>, solution is boiled about 5 minutes.If purification of the solution from CO<sub>2</sub> is not supplied, grade of the ore would be higher from it’s real value at the end of the analysis.Source of CO<sub>2</sub> is water that was added to the solution.After, 6N NaOH is added to the cooled solution to supply the neutralization.Thus, acid-base balance is supplied.Again, 1+3 sulfiric acid is added to this solution and it takes red color.At this stage, before, titration, neutralization is supplied by 0.5 N NaOH.100cc glycerine is added into the solution.This glycerine contains phenolphataline that gives color to glycerine.Glycerine is used as bond loosener.Titration of the solution is supplied by 0.5N NaOH.If glycerine is added into a solution and color change is continuous, titration is continued.When color change become fixed, titration is stopped.</p>
<p>            With titration, grade of the ore would be determined.25-125mm sized colemanite has about 41-45%; 3-25mm sized colemanite has 33-35% and –3mm sized colemanite has about 32-33% grades.</p>
<p>            To take the humidity from ores; ulexite is heated at 45<sup>o</sup>C about 24 hours, colemanite is heated at 105<sup>0</sup>C about 4 hours.</p>
<p>            Example: Titration results:</p>
<ol>
<li>sample: 24.43            25-125mm</li>
<li>sample: 24.13            25-125mm</li>
<li>sample: 19.65                3-25mm</li>
<li>sample: 18.88                    -3mm</li>
<li>sample: 25.63                 +25mm</li>
</ol>
<p> </p>
<ol>
<li>sample: 23.35                3-25mm</li>
<li>sample: 20.17                    -3mm</li>
<li>sample: 21.31                3-25mm</li>
<li>sample: blunt</li>
</ol>
<p>            Grade calculation:</p>
<p>B<sub>2</sub>O<sub>3</sub>% = {[0.017405*(S-S<sub>0</sub>)*F]/T}*100 =    </p>
<p>             = [(0.017405*24.43*1.002)*100]/0.9903 = 42.94% B<sub>2</sub>O<sub>3</sub> (wet)</p>
<p>B<sub>2</sub>O<sub>3</sub> (dry) = B<sub>2</sub>O<sub>3</sub>% (wet)/(10000-H<sub>2</sub>O%)</p>
<p>H<sub>2</sub>O% = A/m</p>
<p>M<sub>1</sub>: Weight of the sample and container (wet)</p>
<p>M<sub>2</sub>: Weight of the sample and container (dry)</p>
<p>A = M<sub>2 </sub>– M<sub>1</sub>         </p>
<p>m: Weight of the sample</p>
<p>T: Weight of the sample (gr)</p>
<p>S: 0.5 N NaOH consumption (ml)</p>
<p>S<sub>0</sub>: 0.5 N NaOH consumption (ml) for blunt.</p>
<p>F: Factor of 0.5 N NaOH.</p>
<p>         7.2. Determination Of Moisture Content Of Mining</p>
<p>                Products</p>
<p>            Sample is dried to until it reachs to a constant weight.Sample is put into a drying container.Before the weight of drying container is determined (m<sub>1</sub>).After weight of sample+drying container is determined (m<sub>2</sub>).Drying container with sample are placed into a stove and dried at 105<sup>0</sup>C(+/- 0.5<sup>0</sup>C).At firs stage, sample is dried 4 hours.After it taken as one hour interval and weighted.Drying is continued until the weight of the sample become constant.When drying process is completed, sample is cooled at desicator and then weighted (m<sub>3</sub>).</p>
<p>            Weight lossing due to heating at drying stage is:</p>
<p>M = [(m<sub>2 </sub>- m<sub>3</sub>)/(m<sub>2</sub> – m<sub>1</sub>)]*100</p>
<p>M: Moisture content as sample weight percentage</p>
<p>Moisture Content, % = [(100 – A)*M]/100</p>
<p>A: Moisture lossing at front-drying process.</p>
<p>         7.3. Determination Of Particle Size Distribution</p>
<p>            Sample sieved at screens so, sample has been became separated at some different parts.Every oversize and the amount that passes to under the smallest screen are weighted and each weight are divided to all weight of the sample so the weight percentage of each part is determined.Sieving can be dry or wet.</p>
<p>P.S.(%) = [(Weight of part of particle size)*100]/Sample weight before sieving</p>
<p>P.S.: Particle size.</p>
<p>CHAPTER 8</p>
<p>CONCLUSION</p>
<p>            InBigadiç, there was making the extraction and the processing of colemanite and ulexite minerals that are the most valuable boron minerals.Boron is known as “the salt” of the industry.This name comes from the property of boron to being usable at every stage of industry and at everywhere, even the body of the human.And Turkey is “the paradise” of the boron.But, I think, this so many valuable source is not evaluated usefully sufficiently.This mineral is processing at low grade and could said that the important amount of the mineral is wasted as slime.Even mainly the U.S.A., Japan and other countries buy this mineral from Turkey and storage at sea.It means that it is so important mineral.But Turkey does not use and operated this mineral when comparing with its value.</p>
<p>            I saw that, there were some wrong workings and personal mistakes in Bigadiç region.There could be slide at open pit at any moment.Bigadiç has not so bad geological conditions.I think, the sources of mistakes are personal.</p>
<p>            The best working unit was concentrator unit in Bigadiç region.This unit was so consistent.</p>
<p>             The new and computer technology was using at crushing-grinding unit.The process was achieving and controlling by advanced equipments</p>
<p>            The capacity of production can be increased with more working and by supplying new technologies in every partof  this region.So, the life of the region could be increased by this way to next engineers and workers.</p>

<p class="sayac_bilgi">77 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/general-informations-about-boron-minerals.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Jeotermal Enerji</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/jeotermal-enerji.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/jeotermal-enerji.html/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 Jan 2011 07:05:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[jeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Milyon]]></category>
		<category><![CDATA[Geri]]></category>
		<category><![CDATA[Hot Dry Rock]]></category>
		<category><![CDATA[Jeotermal Enerji]]></category>
		<category><![CDATA[Nin]]></category>
		<category><![CDATA[Projeler]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Verimli]]></category>
		<category><![CDATA[Verme]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category>jeotermal</category>
	<category>enerji</category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=17158</guid>
		<description><![CDATA[Jeotermal Enerji ülkemiz için önemli bir yenilenebilir kaynaktır. Türkiye jeotermal enerji potansiyeli açısından dünyanın yedinci ülkesidir. Muhtemel jeotermal enerji potansiyelinin kullanımının getirebileceği ekonomik kazanım yılda 9 milyon $’dır. Yüzey sıcaklığı 40oC&#8217;nin üzerinde 140 jeotermal saha mevcuttur. Ancak, bunlardan sadece dört tanesi elektrik üretimine uygundur. Bu sahalardan Denizli-Sarayköy&#8217;de 20.4 MW kurulu elektrik gücünde bir santral mevcuttur. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Jeotermal <a href="http://www.genelbilge.com/tag/enerji/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Enerji">Enerji</a> ülkemiz için önemli <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bir/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Bir">bir</a> yenilenebilir kaynaktır. Türkiye jeotermal enerji potansiyeli açısından dünyanın yedinci ülkesidir. Muhtemel jeotermal enerji potansiyelinin kullanımının getirebileceği ekonomik kazanım yılda 9 milyon $’dır. Yüzey sıcaklığı 40oC&#8217;<a href="http://www.genelbilge.com/tag/nin/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Nin">nin</a> üzerinde 140 jeotermal saha mevcuttur. Ancak, bunlardan sadece dört tanesi elektrik üretimine uygundur. <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with bu">Bu</a> sahalardan Denizli-Sarayköy&#8217;de 20.4 MW kurulu elektrik gücünde <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bir/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Bir">bir</a> santral mevcuttur. Diğer üç sahada da elektrik santralleri kurulmalıdır. Ayrıca, bu sahalarda elektrik üretimine entegre olarak, merkezi ısıtma vb. jeotermal uygulamalar gerçekleştirilmelidir.</p>
<p><a href="http://www.genelbilge.com/tag/geri/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Geri">Geri</a> <a href="http://www.genelbilge.com/tag/kalan/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kalan">kalan</a> sahaların ısıtma amaçlı olarak ve düşük sıcaklıkta ısı enerjisi gerektiren uygulamalarda değerlendirilmesi teşvik edilmelidir. Türkiye’nin teorik jeotermal toplam kapasitesi 31500 MWt dir ve bunun eşdeğeri de 5 milyon konuttur. Ancak, bu muhtemel bir değer olup, hedef olarak <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bir-milyon/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Bir Milyon">bir milyon</a> konut öngörülebilir.<br />
Jeotermal enerjinin çevre dostu karakterde kullanılması için tüm dünyada yasalarla zorunlu hale getirilmiş olan  <strong>re enjeksiyon</strong> (akışkanı yeraltına geri <a href="http://www.genelbilge.com/tag/verme/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Verme">verme</a>) tekniğinin uygulanması, hem rezervuar parametrelerinin korunması hem de jeotermal suyun çevreye zarar vermemesi için şarttır.<span id="more-17158"></span></p>
<p>Jeotermal kaynakların gelişmiş teknoloji ile yüksek <a href="http://www.genelbilge.com/tag/verimli/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Verimli">verimli</a> ve entegre kullanılmalarına yönelik Araştırma-geliştirme çalışmaları artırılmalıdır. Özellikle, jeotermal enerjinin elektrik enerjisine dönüşüm verimini artıran <strong>(çift buharlaştırmalı sistemler)</strong> ve düşük sıcaklıktaki jeotermal akışkanlardan elektrik üretimine imkan sağlayan <a href="http://www.genelbilge.com/tag/yeni/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Yeni">yeni</a> teknolojiler <strong>(ikili çevrim teknolojileri)</strong> üzerinde durulmalıdır. Bugün dünyada yaygın olarak kullanılan bu teknolojiler ülkemiz santrallarında da mutlaka uygulanmalıdır. Ayrıca, sıcak kuru kaya (<em>hot dry rock</em>) jeotermal olanakları da araştırılmalıdır.</p>
<p>Jeotermal projeler, ÇED raporu alındıktan sonra, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı&#8217;ndan izin alınmak suretiyle uygulamaya sokulmalı, sektör standart altına alınarak disipline edilmeli ve kötü projelerin uygulanmasına engel olunmalıdır. Bu konuda &#8220;Enerji Teknolojileri Politikası Çalışma Grubu&#8221; tarafından geliştirilen diğer bir öneri de, jeotermal projelere uygulanma izni verilmesi yetkisinin, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Çevre Bakanlığı ve üniversite temsilcilerinden oluşturulacak bir &#8220;Jeotermal Değerlendirme Komisyonu&#8221; tarafından yürütülmesidir.                                       Etkileyici değişken olarak enerji tüketimi ile etkilenen değişken gayrisafi milli hasıla arası nda güçlü bir korrelasyonla geçerli regresyon ilişkisi vardır. Bir diğer deyişle, enerji tüketiminin artması gayrisafi milli hasılayı büyütmekte ve ekonomiyi geliştirmektedir. Bu nedenle ülkelerin gelişmişlik düzeylerinin belirlenmesinde kullanılan kriterlerden biri kişi başına düşen yıllık birincil enerji (genel enerji) tüketimidir. Kişi başına düşen yıllık elektrik tüketimi de bu amaçla kullanılabilmekte olup, ayrıca yaşam düzeyinin bir göstergesidir.</p>
<p>Dünya Enerji Konseyi’nin yayınladığı en son istatistiklere göre (1994 verileri ile) sanayileşmiş yedi büyük ülkenin (<a href="http://www.genelbilge.com/tag/abd/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Abd">ABD</a>, <a href="http://www.genelbilge.com/tag/almanya/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Almanya">Almanya</a>, Fransa, İngiltere, İtalya, Japonya ve Kanada) kişi başına yıllık birincil ticari enerji tüketimleri ortalaması 4721 kEP (207.9 GJ) düzeyinde iken, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler ayrımından ötürü dünya ortalaması 1395 kEP/kişi.yıl (61.4 GJ/kişi.yıl) olmuştur. Yani dünya ortalaması yedi gelişmiş ülke ortalamasının % 30’u kadardır. Türkiye’nin düzeyine gelince, kişi başına düşen yıllık birincil enerji (ticari olan ve olmayan) tüketimi dünya ortalamasının % 58’i ile 809 kEP (35.6 GJ/kişi.yıl) kadardır. Elektrik tüketimi açısından da benzer bir durum görülmektedir. Dünya ortalaması olarak kişi başına yıllık elektrik net tüketimi 2245 kWh iken, G7 lerin ortalaması 8885 kWh/kişi.yıl ve Türkiye ortalaması 1173 kWh/kişi yıl düzeylerindedir. Avrupa Ekonomik topluluğu’nun bazı ülkelerinin enerji tüketimleri ile Türkiye’deki enerji tüketimleri karşılaştırmalı biçimde Tablo 1 de gösterilmiştir.</p>
<p>Tablo 1. Bazı AET ülkeleri ve Türkiye’de enerji tüketim düzeyleri (1994)</p>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="109" valign="top"></td>
<td width="85" valign="top">İTALYA</td>
<td width="96" valign="top">İSPANYA</td>
<td width="105" valign="top">PORTEKİZ</td>
<td width="136" valign="top">YUNANİSTAN</td>
<td width="98" valign="top">TÜRKİYE</td>
</tr>
<tr>
<td width="109" valign="top">Birincil   enerji, kEP/kişi.yıl</td>
<td width="85" valign="top">2764</td>
<td width="96" valign="top">2109</td>
<td width="105" valign="top">1494</td>
<td width="136" valign="top">2257</td>
<td width="98" valign="top">855</td>
</tr>
<tr>
<td width="109" valign="top">Elektrik,   kWh/kişi.yıl</td>
<td width="85" valign="top">4711</td>
<td width="96" valign="top">4129</td>
<td width="105" valign="top">3283</td>
<td width="136" valign="top">3937</td>
<td width="98" valign="top">1280</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><a href="http://www.genelbilge.com/tag/kaynak/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kaynak">Kaynak</a>: Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi 1996 Enerji Raporu, 1997.</p>
<p>Türkiye henüz tarım toplumu olmaktan kurtulamamış, endüstrileşmesini tamamlayamamış bir gelişme sürecindeki ülke konumundadır ve kalkınma için enerji açlığı çekmektedir. Türkiye’nin gelişmişlik çizgisini yakalayabilmesi, endüstrileşmiş ülke konumuna geçebilmesi için birincil enerji ve elektrik tüketimlerinin, kişi başına yıllık baz ile en az bugünkü düzeyin 3 katına çıkarılması gerekmektedir.</p>
<p>Türkiye’nin taşkömürü, linyit, asfaltit, petrol, doğal gaz, hidrolik, jeotermal, güneş, odun ve tezek ile karşılanan birincil enerji tüketimi 68 035 x 10<sup>3</sup> TEP (3.00 EJ) kadardır. Bu tüketimin 26 887 x 10<sup>3</sup> TEP (1.18 EJ) kadarı yerli kaynaklardan sağlannmıştır. Tüketimin yerli kaynaklarla karşılanma oranı % 39.5’dur. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (ETKB) nın planlamalarına göre brincil enerji talebi 2000 yılında 91 014 x 10<sup>3</sup> TEP (4.01 EJ), 2010 yılında 167 457 x 10<sup>3</sup> TEP (7.38 EJ) ve 2020 yılında da 307 612 x 10<sup>3</sup> TEP (13.55 EJ) olması beklenmektedir.</p>
<p>Ankara Üniversitesi’nde uzun dönem için bir simülasyon çalışması yapılmış olup, bu çalışmada 2050 yılına kadar enerji tüketim düzeyi araştırılmıştır. Kullanılan model ekonomik gelişme hızı, nüfus artış hızı, çevre etkisi parametrelerini içermekte olup, modelin çalıştırılmasında üç değişik senaryo üzerinde durulmuştur:</p>
<p><em>Senaryo A: % 3 gelişme hızlı minimum tüketim düzeyi.</em></p>
<p><em>Senaryo B: % 4.5 gelişme hızlı orta tüketim düzeyi.</em></p>
<p><em>Senaryo C: 2020-2030 arasında % 5.5, 2030-2040 arasında % 5 ve</em></p>
<p><em>2040-2050 rasında % 4.5 gelişme hızlı maksimum tüketim düzeyi.</em></p>
<p>Model çözümünden elde olunan sonuçlar 2000-2050 döneminde Cumhuriyetimizin</p>
<p>kuruluşunun 100. yılı olacak 2023 yılı da ayrıca gösterilerek Tablo 2’de verilmiştir.</p>
<p>Tablo 2. Türkiye’nin enerji tüketiminde beklenen gelişmeler.</p>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="85" valign="top">YILLAR</td>
<td width="163" valign="top">SENARYO A</p>
<p>(minimum tüketim)</td>
<td width="163" valign="top">SENARYO B</p>
<p>(orta tüketim)</td>
<td width="158" valign="top">SENARYO C</p>
<p>(maksimum tüketim)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="64" valign="top"></td>
<td width="85" valign="top">MTEP</td>
<td width="85" valign="top">EJ</td>
<td width="85" valign="top">MTEP</td>
<td width="90" valign="top">EJ</td>
<td width="79" valign="top">MTEP</td>
<td width="80" valign="top">EJ</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="64" valign="top">2000</td>
<td width="85" valign="top">91.0</td>
<td width="85" valign="top"><em>4.01</em></td>
<td width="85" valign="top">91.0</td>
<td width="90" valign="top"><em>4.01</em></td>
<td width="79" valign="top">91.0</td>
<td width="80" valign="top"><em>4.01</em></td>
</tr>
<tr>
<td width="64" valign="top">2005</td>
<td width="85" valign="top">121.0</td>
<td width="85" valign="top"><em>5.33</em></td>
<td width="85" valign="top">121.0</td>
<td width="90" valign="top"><em>5.33</em></td>
<td width="79" valign="top">121.0</td>
<td width="80" valign="top"><em>5.33</em></td>
</tr>
<tr>
<td width="64" valign="top">2010</td>
<td width="85" valign="top">167.5</td>
<td width="85" valign="top"><em>7.38</em></td>
<td width="85" valign="top">167.5</td>
<td width="90" valign="top"><em>7.38</em></td>
<td width="79" valign="top">167.5</td>
<td width="80" valign="top"><em>7.38</em></td>
</tr>
<tr>
<td width="64" valign="top">2015</td>
<td width="85" valign="top">227.8</td>
<td width="85" valign="top"><em>10.04</em></td>
<td width="85" valign="top">227.8</td>
<td width="90" valign="top"><em>10.04</em></td>
<td width="79" valign="top">227.8</td>
<td width="80" valign="top"><em>10.04</em></td>
</tr>
<tr>
<td width="64" valign="top">2020</td>
<td width="85" valign="top">307.6</td>
<td width="85" valign="top"><em>13.55</em></td>
<td width="85" valign="top">307.6</td>
<td width="90" valign="top"><em>13.55</em></td>
<td width="79" valign="top">307.6</td>
<td width="80" valign="top"><em>13.55</em></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kaynak: Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi 1996 Enerji Raporu, 1997.</p>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="130" valign="top"><strong>2023</strong></p>
<p>Cumhuriyetin</p>
<p>100.yılı</td>
<td width="74" valign="top"><strong>346.8</strong></td>
<td width="74" valign="top"><em>15.28</em></td>
<td width="74" valign="top"><strong>352.1</strong></td>
<td width="79" valign="top"><em>15.51</em></td>
<td width="68" valign="top"><strong>362.8</strong></td>
<td width="69" valign="top"><em>15.98</em></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="64" valign="top">2025</td>
<td width="85" valign="top">375.7</td>
<td width="85" valign="top"><em>16.56</em></td>
<td width="85" valign="top">385.2</td>
<td width="85" valign="top"><em>16.97</em></td>
<td width="85" valign="top">405.0</td>
<td width="80" valign="top"><em>17.84</em></td>
</tr>
<tr>
<td width="64" valign="top">2030</td>
<td width="85" valign="top">458.9</td>
<td width="85" valign="top"><em>20.22</em></td>
<td width="85" valign="top">482.4</td>
<td width="85" valign="top"><em>21.25</em></td>
<td width="85" valign="top">533.2</td>
<td width="80" valign="top"><em>23.49</em></td>
</tr>
<tr>
<td width="64" valign="top">2035</td>
<td width="85" valign="top">560.5</td>
<td width="85" valign="top"><em>24.69</em></td>
<td width="85" valign="top">604.2</td>
<td width="85" valign="top"><em>26.62</em></td>
<td width="85" valign="top">684.6</td>
<td width="80" valign="top"><em>30.16</em></td>
</tr>
<tr>
<td width="64" valign="top">2040</td>
<td width="85" valign="top">651.2</td>
<td width="85" valign="top"><em>28.69</em></td>
<td width="85" valign="top">756.6</td>
<td width="85" valign="top"><em>33.33</em></td>
<td width="85" valign="top">879.1</td>
<td width="80" valign="top"><em>38.73</em></td>
</tr>
<tr>
<td width="64" valign="top">2045</td>
<td width="85" valign="top">756.6</td>
<td width="85" valign="top"><em>33.33</em></td>
<td width="85" valign="top">947.5</td>
<td width="85" valign="top"><em>41.74</em></td>
<td width="85" valign="top">1 100.9</td>
<td width="80" valign="top"><em>48.50</em></td>
</tr>
<tr>
<td width="64" valign="top">2050</td>
<td width="85" valign="top">879.1</td>
<td width="85" valign="top"><em>38.73</em></td>
<td width="85" valign="top">1 186.6</td>
<td width="85" valign="top"><em>52.27</em></td>
<td width="85" valign="top">1 378.6</td>
<td width="80" valign="top"><em>60.73</em></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="96" valign="top">Dönemin</p>
<p>kümülatif</p>
<p>toplamı</td>
<td width="79" valign="top">20 980.3</td>
<td width="79" valign="top"><em>924.24</em></td>
<td width="79" valign="top">23 731.8</td>
<td width="79" valign="top"><em>1045.45</em></td>
<td width="79" valign="top">26 415.6</td>
<td width="78" valign="top"><em>1163.68</em></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kaynak: Ankara Üniversitesi Enerji Çalışma Grubu Enerji Trendi Araştırması, 1997 (Prof.Dr.M.Ö.Ültanır).</p>
<p>MTEP: Milyon ton eşdeğer petrol, EJ: Eksa-joule (1 EJ = 22.7 MTEP)</p>
<p>Türkiye’nin 1996 yılındaki yerli toplam birincil enerji üretimi 26 887 x 10<sup>3 </sup>TEP<sup> </sup>olup, bunun 1997 yılında 28 906 x 10<sup>3 </sup>TEP olması planlanmıştır. Ancak, planlanan enerji üretiminin sağlanabileceği kuşkulu görünmektedir. Planlanan birincil enerji üretimleri 2000 yılı için 31 168 x 10<sup>3</sup> TEP, 2005 yılı için 40 367 x 10<sup>3</sup> TEP, 2010 yılı için 50 586 x 10<sup>3</sup> TEP, 2015 yılı için 62 195 x 10<sup>3</sup> TEP ve 2020 yılı için 81 063 x 10<sup>3</sup> TEP düzeyindedir.</p>
<p>Birincil enerji tüketiminin yerli üretimle karşılanma oranı 1996 yılında % 39.5 olarak gerçekleşmişken, 2000 yılında % 34.2, 2005 yılında % 33.4, 2010 yılında % 27.6, 2015 yılında % 27.3 ve 2020 yılında % 26.3 düzeyine düşecektir. Yerli üretim-talep açığını kapatmak için 1996 yılında 41 148 x 10<sup>3</sup> TEP enerji ithali yapılmış olup; bu ithalatta 27 264 x 10<sup>3</sup> TEP ile petrol, 6 999 x 10<sup>3</sup> TEP ile doğal gaz ve 4 178 x 10<sup>3</sup> TEP ile taşkömürü önemli kalemleri oluşturmaktadır.</p>
<p>Türkiye geçmişte bir kısım çevrelerce savlandığı gibi klasik enerji kaynakları bakımından zengin bir ülke değildir. Bilinen taşkömürü, linyit (Elbistan + diğer), asfaltit, bitümlü şist, ham petrol, doğal gaz ve uranyum görünür, mümkün ve muhtemel rezervleri toplamının enerji eşdeğeri 3 672.5 MTEP ( 161.78 EJ) kadardır. Bu değer madde 5, tablo 2’de açıklanan 2000 &#8211; 2050 dönemi için kümülatif enerji tüketimimizin % 17.5 inden daha azdır. Bir başka değerlendirme ile toplam tükenebilir enerji rezervimiz, Cumhuriyetimizin 100. yılı olacak 2023 yılına dek kümülatif enerji tüketimimizin % 76-79’unu karşılayacak düzeydedir. Bir başka anlatımla tükenebilir rezervlerimizin toplamı, 2000-2050 periyodundaki birinci enerji minimum kümülatif tüketiminin % 17.5’i kadardır.</p>
<p>Tükenebilir yerli fosil kaynaklarımızın rezervlerini tam olarak tüketmek, yenilenebilir kaynaklarımızı teknolojik olanaklar ölçüsünde ekonomik potansiyelleri ile kullanmak koşulu ile sağlanabilecek yerli enerji üretimi, 2000 &#8211; 2050 periyodundaki birinci enerji minimum kümülatif tüketiminin % 20’sini karşılayabilecektir. Geriye kalan % 80’i ithal edilerek sağlanabilecektir. Üretilmiş mal ithali yerine enerji ithal ederek yerli mal üretimi sağlamak ulusal ekonomi açısından daha prodüktif olacağından, enerji kaynakları fakir endüstriyel ülkelerde örnekleri görüldüğü gibi, enerji ithali korkulması gereken bir olgu değildir. Bu nedenle, enerji politikalarının <em>“</em><em>öncelikle yerli kaynak</em>” ilkesine dayandırılması doğru olmaz. Enerji ucuz ve güvenilir her kaynaktan ithal olunmalıdır. Birincil enerji ithalinde güvenceyi sağlamak için, gerek enerji kaynağı çeşitlendirmesi ve gerekse enerji alınacak ülke çeşitlendirilmesine önem verilmesi gerekmektedir.</p>
<p>Türkiye’nin kurulu elektrik gücü 1996 yılında 21 164 MW idi. Bu güçle 94.9 TWh üretim yapılmış ve kayıp-kaçaklardan arta kalan 74.2 TWh net tüketim gerçekleşmiştir. 1993 yılından sonra sektörde yapılan üretim yatırımlarının olması gerekenin dörtte biri düzeylerinde gerçekleşmesinden ötürü, 1997-2000 dönemi üretim kapasitesinin brüt talebi karşılamada zorlandığı bir dönem olacaktır. Bu kısa döneme ilişkin ulusal elektrik bütçesi Tablo 3 de özetlenmiştir. Tablodan görüleceği gibi 1997-1999 kısa dönemi, üretim kapasitesinin brüt talebin altında kaldığı ve elektrik açığının olduğu yıllardır. Planlanan santralların gerçekleşmesi ile 2000 yılında üretim kapasitesi brüt talebin üzerine çıkacaktır. Elektrik açığı özellikle 1998 yılı için büyük düzeyde görülebilecektir.</p>
<p>Ükemizdeki elektrik açığı hiçbir zaman kesintilerle kapatılmaya kalkışılmamalıdır. Elektriğin kesilmesi ekonomik gelişmeyi, yalnızca yapılamayan üretimle değil, onun birkaç kat çarpan etkisi ile olumsuz etkilemektedir. Elektriğin kaliteli sunumu da sağlanmalıdır.Toplu kesintiler yerine kısa dönem elektrik açığının kapatılması için alınabilecek önlemler şöyle sıralanabilir: <strong></strong></p>
<p><strong>1-) </strong>Elektrik ithal olanaklarının geliştirilmesi ve bu amaçla dış enterkonnekte sistem bağlantısında trafo kapasitesinin artırılması.</p>
<p><strong>2-) </strong>Doğal gaz santrallarının yakıt gereksinimlerinin aksaksızca karşılanması.</p>
<p><strong>3-) </strong>Mevcut termik santralların bakımı ve rehabilitasyonu yoluyla verimliliklerinin artırılması. Bu santrallar için % 56.6 gibi düşük düzeyde olan kullanım oranlarının yükseltilmesi. Böylece 10 milyar kWh’ı aşabilen yeni üretim kapasitesi yaratılması.</p>
<p><strong>4-)</strong>İletim ve dağıtım şebekelerinin iyileştirilmesi ve iletim kayıplarının OECD ülkeleri ortalaması düzeyine çekilmesi.</p>
<p><strong>5-)</strong>Büyük tüketicilere uygulanan günlük puantın yayılmasına yönelik gündüz/gece/gece yarısı tarife sisteminin tüm abonelere uygulanması.</p>
<p><strong>6-)</strong>Büyük ölçüde elektrik tüketen Seydişehir Aluminyum Fabrikası’nın üretiminin geçici olarak durdurulması.</p>
<p><strong>7-)</strong>Kaçak elektrik kullanımını önleyici yeni bir yasal düzenleme yapılması.</p>
<p><strong>8-)</strong>Elektrik tarifeleri yönetmeliğinde bulunan 12 kW’a kadar olan reaktif güç kompanzasyon muafiyetinin kaldırılması.</p>
<p><strong>9-)</strong>Otoprodüktör üretim ünitelerinin kojenerasyon üniteleri biçiminde geliştirilmesi. Özel sektörün kojenerayon ünitelerinde doğal gaz dışında fuel oil, motorin, nafta, LPG kullanılabilmesi için gerekli vergi muafiyetleri sağlanması. Ayrıca, bu tür otoprodüktörlerden üretilecek elektriğin talep fazlasının, son tüketiciye elektrik satış fiyatının % 85’i ile TEDAŞ tarafından satın alınması.</p>
<p><strong>10-)</strong>Elektriğin verimli kullanılması için kamuoyunun bilinçlendirilmesi</p>
<p><strong>11-)</strong>Sanayide ısıtmada (özellikle çeşitli fırınlarda) elektrik yerine doğal gaz ve diğer yakıtların kullanılmasına yönelik uygulamalar geliştirilmesi.</p>
<p>Aşağıdaki tablda2000-2050 döneminde elektrik sektöründe beklenen ve planlanan gelişme gösterilmiştir.</p>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="158" valign="top"></td>
<td width="85" valign="top"><strong>2000</strong></td>
<td width="79" valign="top"><strong>2005</strong></td>
<td width="85" valign="top"><strong>2010</strong></td>
<td width="90" valign="top"><strong>2015</strong></td>
<td width="69" valign="top"><strong>2020</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="158" valign="top">Kurulu   Güç (MW)</td>
<td width="85" valign="top">30 156</td>
<td width="79" valign="top">46 789</td>
<td width="85" valign="top">64 655</td>
<td width="90" valign="top">85 170</td>
<td width="69" valign="top">108 770</td>
</tr>
<tr>
<td width="158" valign="top">puant   Güç (MW)</td>
<td width="85" valign="top">21 588</td>
<td width="79" valign="top">31 850</td>
<td width="85" valign="top">46 219</td>
<td width="90" valign="top">64 122</td>
<td width="69" valign="top">88 100</td>
</tr>
<tr>
<td width="158" valign="top">Üretim   (TWh)</td>
<td width="85" valign="top">134.3</td>
<td width="79" valign="top">199.6</td>
<td width="85" valign="top">289.8</td>
<td width="90" valign="top">398.2</td>
<td width="69" valign="top">547.1</td>
</tr>
<tr>
<td width="158" valign="top">Kişi   Başına Tüketim</p>
<p>(kWh/yıl.fert)</td>
<td width="85" valign="top">1 900</td>
<td width="79" valign="top">2 600</td>
<td width="85" valign="top">3 500</td>
<td width="90" valign="top">4 400</td>
<td width="69" valign="top">5 500</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kaynak: TEAŞ-Elektrik Enerjisi Gelişimi Raporu, 1996.</p>
<p>Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi 1996 Enerji Raporu, 1997.</p>
<p>Günümüz dünyasında güneş, rüzgar, jeotermal, modern biyomas ve küçük hidrolik kaynaklar gibi yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanan enerji, toplam enerji talebinin ancak % 1.9’unu karşılamaktadır. Buna geleneksel biomas ve büyük güçlü hidroelektrik santralların üretimi katıldığı zaman, oran % 17.7’ye yükselmektedir. Geri kalan enerji talebi birincil fosil yakıt kaynaklarından sağlanmaktadır. Bu talebin karşılanmasında hızla tükenen ve bilinen rezervlerinin ömrü 60 yılı geçmeyen petrol ve doğal gaz kaynakları yanında, rezervi gelecek 200 yıldan fazla yetecek düzeyde olan kömür yatakları önem taşımaktadır. Konuya Türkiye boyutunda bakıldığında, ülkemiz hemen hemen tüm konvansiyonel enerji kaynaklarına sahip bulunmaktadır. Ancak, bu kaynaklar dünya rezervleri ile karşılaştırıldığında kalite ve miktar olarak yetersiz oldukları görülmektedir. Türkiye, özellikle akışkan fosil yakıt (petrol + doğal gaz) rezervleri bakımından fakir bir ülkedir. Buna karşın ülke çapında önemli sayılacak kömür rezervleri vardır. Türkiye’deki linyit rezervi dünya linyit rezervinin % 2’sini oluşturmaktadır. Yenilenebilir kaynaklar grubunda yer alan hidrolik, jeotermal ve güneş enerjisi potansiyeli açısından Türkiye, varlıklı ülkeler grubuna girmekte olup, brüt hidroelektrik potansiyeli ile dünya hidrolik potansiyeli içerisinde % 1.2 paya sahiptir. Ekonomik hidroelektrik potansiyeli de Avrupa potansiyelinin % 14’ü kadardır.</p>
<p>Türkiye jeotermal enerji potansiyeli bakımından zengin görünmekte ise de jeotermal kaynaklarımızın büyük çoğunluğu düşük entalpilidir. Ülkemizde bugüne kadar yapılan çalışmalar sonucu kesinleşen potansiyel elektrik üretimi için 200 MW, ısıtma uygulamaları için 2 250 MW kadardır. Elektrik üretim potansiyelinin toplam 4 500 MW’a, ısıtma uygulamaları potansiyelinin de 31 500 MW’a yükselmesi olanaklı görülmektedir. Ülkemizde bulunan 140 jeotermal alanın 137 tanesi merkezi ısıtmaya, yalnızca 3 tanesi elektrik üretimine uygundur. Elektrik üretimine uygun alanlar Aydın-Germencik ve Salavatlı ile Denizli-Sarayköy jeotermal alanlarıdır. Türkiye’nin ısı+elektrik biçiminde jeotermal teknik potansiyeli 180 TWh/yıl düzeylerinde kestirilmektedir. Jeotermal enerjiden elektrik üretimi için Türkiye’de yalnız 20 MW’lık bir santral (Denizli-Kızıldere) vardır ve 1996 yılı üretimi 84 GWh olarak gerçekleşmiştir. Şu anda Türkiye’de yaklaşık 50 000 konut eşdeğeri olmak üzere 350 MW kurulu güce karşılık jeotermal ısıtma yapılmaktadır. Ancak, jeotermal ısıtmaya uygun 42 yerleşim bölgesi ile 1 000 000 konut eşdeğeri hedef potansiyel söz konusudur. Yukarıda sözü edilen 31 500 MW ısıtma potansiyeli ise 5 000 000 konut eşdeğerine karşılıktır. Yapılan uygulamalar jeotermal ısıtmanın ekonomik olduğunu ve yaygınlaştırılması gerektiğini göstermiştir. Ancak, bu konuda yasal boşluk, ısıtma amaçlı kaynakların 927 sayılı kanunla İl Özel İdareleri’ne verilmiş olmasına karşın jeotermal kaynak sahibinin belli olmaması sorunları vardır. Jeotermal alanların aranması, rezerv tesbiti ve kuyuların açılması MTA tarafından gerçekleştirilmekte, kuyuyu kullanan kuruluşlar kuyuya hiçbir şekilde müdahale edememektedirler. Petrol aramalarında ve petrol üretiminde olduğu gibi, jeotermalin aranması, kuyuların açılması ve kuyulardan üretim yapılmasında özel sektör çalışabilmelidir. Gerek kurulacak jeotermal santralların ve gerekse jeotermal ısıtma sistemlerinin işletilmesinde özel sektöre olanak tanınmalıdır.</p>

<p class="sayac_bilgi">109 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/jeotermal-enerji.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Leçelik Gerecinin Jeolojik Formasyonu</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/lecelik-gerecinin-jeolojik-formasyonu.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/lecelik-gerecinin-jeolojik-formasyonu.html/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 Jan 2011 07:01:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[jeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Deneyler]]></category>
		<category><![CDATA[Ilk]]></category>
		<category><![CDATA[Ince]]></category>
		<category><![CDATA[Iskenderun]]></category>
		<category><![CDATA[Otoyol]]></category>
		<category><![CDATA[Yol]]></category>
		<category><![CDATA[Zemin]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category></category>
	<category></category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=17154</guid>
		<description><![CDATA[1.ÖN BİLGİ Leçelik yol gereci ülkemizde ilk ve en kapsamlı olarak TAG otoyol projesinin bir bölümü olan Toprakkale-İskenderun kesiminde kullanılmıştır. Otoyolun bu kesiminde, 30 km lik bir bölümünde, Delihalil Volkanik formasyonuna ait bozalt kökenli, püskürük cüruf kullanılmıştır. Bu volkanik oluşum, boşluklu katlardan ve üstte püskürme yarıklarından oluşan, volkanik cüruf görünümündedir. Bu görünümünden bolayı bu malzeme [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>1.ÖN BİLGİ</strong><br />
Leçelik <a href="http://www.genelbilge.com/tag/yol/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Yol">yol</a> gereci ülkemizde ilk ve en kapsamlı olarak TAG otoyol projesinin bir bölümü olan Toprakkale-İskenderun kesiminde kullanılmıştır. Otoyolun bu kesiminde, 30 km lik bir bölümünde, Delihalil Volkanik formasyonuna ait bozalt kökenli, püskürük cüruf kullanılmıştır. Bu volkanik oluşum, boşluklu katlardan ve üstte püskürme yarıklarından oluşan, volkanik cüruf görünümündedir. Bu görünümünden bolayı bu malzeme için LEÇELİK deyimi kullanılmıştır. Leçelik gereci üzerinde yapılan laboratuar ve arazi deneyleri sonucunda, bu materyalin, özellikle dolgu ve <a href="http://www.genelbilge.com/tag/yol/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Yol">yol</a> temeli gibi yapılarda faydalı olacağı anlaşılmıştır.<br />
<strong>2. GİRİŞ</strong><br />
Leçelik gerecinin, GT ve ÇBTG teşkilindeki katkılarının yanında, poroz özelliklerinden dolayı <a href="http://www.genelbilge.com/tag/kum/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kum">kum</a> dren, emici katman, filtre malzemesi, ve hafif oluşu nedeniyle istinat duvarları arkasının dolgu materyali ve puzolanik özellikleri ile de belirli oranda çimento ve kireç karıştırılarak, stabilizasyon materyali olarak kullanılması söz konusudur.<br />
Ülkemizde ve dünyada leçelik gibi puzolanik özellik gösteren bu tip materyaller, traslı çimento yapımında kullanılır.<br />
Ayrıca TAG otoyol projesinin km:179 + 500 ile km: 186 + 100 arasında karşılaşılan otoyol tabanı, bazalt akıntılarından oluşan düzensiz bir yapıya sahiptir. Bu otoyolun <a href="http://www.genelbilge.com/tag/taban/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Taban">taban</a> kayasının dokusu, boşluklu olmakla birlikte lav akıntıları nedeniyle formasyonda büyük boşluklar olmuştur. Bu tabanın iyileştirilmesi için zemin sıyrılması mümkün olmadığından, bu kısma önceden ölçülenebilir düzlükte bir yüzeyin oluşturulması düşünülmüştür. Buradaki boşlukların doldurulabilmesi için kohezyonsuz, <a href="http://www.genelbilge.com/tag/ince/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ince">ince</a> taneli, mümkün olduğunca homojen bir malzeme gerekmektedir. Civarda bulunan doğal bir malzeme olan leçelik gereci, üzerinde yapılan deneyler sonucunda yukarıda anlatılan özelliklere uygun olduğu görülmüştür.<span id="more-17154"></span><br />
<strong>3 Leçelik Gerecinin Jeolojik Formasyonu</strong><br />
Daha önce belirttiğimiz gibi leçelik yol gereci, Toprakkale-İskenderun yolu üzerinde Hamatepe ve Delihalil volkan bacaları civarında bulunmuştur. Bu bölgede bulunan tek zemin çeşidi leçelik değildir, bundan başka, bölgede 5 adet lito-strografik zemin ve kaya formasyonu da bulunmaktadır. Bu formasyonlar yaşlıdan gence doğru;</p>
<p>1-    spilitler (Seyittepe formasyonu)</p>
<p>2-    fliş formasyonu (Kuzgun formasyonu)</p>
<p>3-    konglameralar (Haydar formasyonu)</p>
<p>4-    bozoltlar (Delihalil formasyonu)</p>
<p>5-    kuvaterner yaşlı kollüvyol birimler (Q<sub><a href="http://www.genelbilge.com/tag/alg/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Alg">alg</a></sub> , Q<sub>als</sub> , Q<sub>ak</sub> ) olarak dizilirler.</p>
<p>(şekil 1 )</p>
<p>Olivin bazalt birleşimindeki formasyon kendi içinde şu alt birimlere ayrılmıştır.</p>
<p>Bu alt birimler alttan üste doğru;</p>
<p>a-Masif bazalt</p>
<p>b-Gaz boşluklu bazaltik cüruf</p>
<p>c-Koyu siyah renkli bazaltik cüruf (Leçelik gereci)</p>
<p>şeklinde sıralanır.</p>
<p>Bu bazaltik volkanizmanın yörede yer alan KD  -   GB uzanımlı Yumurtalık-Karataş faylarına bağlı olarak oluştuğu tahmin ediliyor. Delihalil formasyonunun tabanını oluşturan masif bazaltlar , koyu morumsu , siyah renkli az çatlaklı , dayanımlı , oldukça yoğun ve ender ayrışma göstermektedir.</p>
<p>Masif bazaltların üzerinde yer alan ve yörede oldukça geniş bir yayılım sunan ‘gaz boşluklu bazaltik lavlar’, koyu kahverengi, mor renkli, ortaç dayanımlı, altıgen çatlaklı, yer yer boşluklu, bol gaz boşluklu, ortaç ayrışmış olup düşük yoğunluktadır.</p>
<p>En üst bölgede bulunan ve en genç volkanizma ürünü olan ‘Leçelik gereci’ ise koyu kahverengi, siyah renkli , granüler , yer yer iri bloklu, kırılgan bol gaz boşluklu ve oldukça hafif bir malzeme olarak arazide gözlenmiştir.</p>
<p>Yer yer düşük sıcaklıklı demir ve kükürtçe zengin sıvıların oluşturduğu daha dayanıklı kabuksu düzeyler ile yer yer de masif bazalt düzeylerinin bolca yer alması ‘Leçelik Gerecinin’ çok aşamalı çok aşamalı ve değişik sıcaklıklı bir püskürme olduğunu gösterir.</p>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="161" valign="top"></td>
<td width="57" valign="top">SiO<sub>2</sub></td>
<td width="76" valign="top">Al<sub>2</sub>O<sub>3</sub></td>
<td width="76" valign="top">F<sub>2</sub>O<sub>3</sub></td>
<td width="94" valign="top">Na<sub>2</sub>O-K<sub>2</sub>O</td>
<td width="113" valign="top">SO<sub>3</sub> ve diğer</td>
</tr>
<tr>
<td width="161" valign="top">Siyah leçelik</td>
<td width="57" valign="top">65-72</td>
<td width="76" valign="top">14-20</td>
<td width="76" valign="top">1-4</td>
<td width="94" valign="top">7-10</td>
<td width="113" valign="top">Eser</td>
</tr>
<tr>
<td width="161" valign="top">Kahverengi leçelik</td>
<td width="57" valign="top">60-70</td>
<td width="76" valign="top">12-18</td>
<td width="76" valign="top">1-3</td>
<td width="94" valign="top">7- 8</td>
<td width="113" valign="top">miktarda</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Tablo 1: Leçelik Gerecinin Kimyasal Bileşimi</p>
<p>Yapılan kesme deneyleri leçelik gerecinin içsel sürtünme açısının yüksek olduğu ve doneler arasındaki kenetlenme direncinin, malzemenin sıklığına bağlı olduğu görülmektedir. Leçelik gereci ile ilgili yapılan deneylerde bulunan bazı geoteknik özellikler ise tablo-2 de verilmiştir.</p>
<p>Leçelik gerecinin bir diğer özelliği de yüksek porozite değerine sahip olmasıdır. Bu özellik sonucu leçelik gereci önemli ölçüde su emme ve bununla birlikte su saklama özelliğini gösterir.</p>
<p>Leçelik bu özelliği ile özellikle yol inşaatlarında , aşırı su ihtiva eden kısımlarda kullanılarak başarılı sonuçlar alınmıştır.</p>
<p>Leçelik gerecinin su emme özelliği , danelerin içindeki boşluklardan dolayı doğmaktadır. Suyun boşlukları içinde genleşmesi, boşluk hacminin büyük olmasından dolayı bu boşlukların içinde kalır ve  böylece katı kısma doğrudan iç basıncı uygular.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>4.2 Leçelik gerecinin puzolanik özelliği</strong></p>
<p>Leçelik gerecinin volkanik bir cüruf olmasından dolayı puzolanik özelliğin irdelenmsinin bu araştırmanın amaçlarından biri oldyğu göz önüne alınarak, yapılan deneyler sonucunda öğütülme derecesi ve katkı maddeleri oranında belirli miktarlarda, puzolanik özellik gösterdiği anlaşlımıştır.</p>
<p>Leçelik gerecinin sahip olduğu, fiziksel ve kimyasal özellikler sonucu, bu özelliğinin daha <a href="http://www.genelbilge.com/tag/iyi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Iyi">iyi</a> anlaşılabilmesi için özellikle puzolan nedir diye araştırılması gerekir. Böylece doğal bir puzolan olan leçeliğin tüm özellikleri daha <a href="http://www.genelbilge.com/tag/iyi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Iyi">iyi</a> anlaşılmış <a href="http://www.genelbilge.com/tag/olur/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Olur">olur</a>.</p>
<p>Puzolan sözcüğü veya diğer tüm dillerde kullanılan karşılığı olan Tras sözcüğü ilk defa milattan önce Vitro Vius tarafından kullanılmıştır. Puzolan volkanik menşeili bir malzemedir ve volkanlardan çıkan lavlar , tüfler yüksek sıcaklığa maruz kaldıkları ve ani olarak soğudukları için içlerinde bulunan silis ve aliminyum aktif bir hale geçer, camlaşır amorf bir yapıya bürünür.</p>
<p>(Aktif hal: kireçle birleşir özellik ). Bu malzemeye puzolanik özellikli malzeme adı verilir.</p>
<p>Puzolanlar yapısal olarak aşağıdaki gibi sıralanır.</p>
<p>Puzolan</p>
<p>Doğal                    Yapay</p>
<p>Piroklastik   Karışık  Klastik</p>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" align="left">
<tbody>
<tr>
<td width="418" height="0"></td>
</tr>
<tr>
<td></td>
<td></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Uçucu kül      Isısal işlem görmüş</p>
<p>Maddeler (silisli toprak)</p>
<p>Yapışık olmayan       Yapışık olan</p>
<p>( Gevşek )</p>
<p>Killeşmiş                   Zeolit</p>
<p>Maddeler                 maddeler</p>
<p>Puzolanik malzemeler, kendi başlarına bağlayıcı özellikleri olmayan veya çok az bağlayıcılık değeri olan silisli ve alüminyumlu malzemelerdir. Bu malzemeler , ince daneli durumda olduklarında (veya öğütüldüklerinde) ve kalsiyum hidroksitle rutubetli bir ortamda birleştirildikleri takdirde , hidrolik bağlayıcılık değeri kazanmaktadırlar. Doğal puzolanların başında, volkanik küller, volkanik tüfler ve traslar örnek gösterilebilinir. Yapay puzolanlar için termik santrallerde, elektrik üretiminde yakılan polverize kömürden yan ürün olarak <a href="http://www.genelbilge.com/tag/elde/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Elde">elde</a> edilen uçucu küller ve ferrokrom tesislerinden <a href="http://www.genelbilge.com/tag/elde/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Elde">elde</a> edilen mikrosilis örnek gösterilebilir.</p>
<p>Leçelik materyali içerdiği puzolanik özellikler nedeniyle, özellikle traslı çimento yapımında oldukça çok kullanılır.</p>
<p>Leçelik ve benzeri puzolanik özellikli malzemelerin katılmasıyla üretilen çimentolarda, hidratasyon mekanizması şu şekilde yer almaktadır. Öğütülmüş durumdaki portland çimentosu klinkerinin içerisinde bulunan <a href="http://www.genelbilge.com/tag/ana/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ana">ana</a> bileşenler, su ile birleştirildiği andan itibaren , aynen portland çimentosunda olduğu gibi, kimyasal reaksiyonlara başlamaktadır. Kalsiyum silikatlı <a href="http://www.genelbilge.com/tag/ana/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ana">ana</a> bileşenler ( C<sub>2</sub>S  ve  C<sub>3</sub>S ) bağlayıcılık özellikli C-S-H jeli ve kalsiyum hidroksit üretmektedir. Çimento içerisinde, öğütülme nedeniyle ince daneli durumda bulunan leçelik , bağlayıcılık değeri kazanabilmek için gereksinim duyduğu kalsiyum hidroksiti, kalsiyum silikatlı ana bileşenlerin ürettiği kalsiyum hidroksitten sağlar. Hidratasyon esnasında buradaki kalsiyum hidroksitle birleşen silisli ve alüminyumlu puzolanik malzemeler kendi aralarında reaksiyona girerek yeni C-S-H jellerinin oluşmasına yol açmakta ve böylece dayanıma katkıları olmaktadır.</p>
<p>Çimento üretim süresince önce kireçtaşı ve kil öğütülerek pişirilir ve klinker üretilir. Daha sonra klinkere alçıtaşı ve bazen de leçelik gibi puzolanik özellikli malzemeler ilave edilerek yapılan öğütme işleminden sonra çimento veya traslı çimento üretilir.</p>
<p>Leçelik gibi puzolanik özellik gösteren katkı maddelerinin kullanılmasının üç ana yararı vardır. Bunlar;</p>
<p>1-    enerji tasarrufu</p>
<p>2-    çevre sağlığı</p>
<p>3-    çimento kalitesinde yükselme</p>
<p>1-Enerji tasarrufu: Çimento üretiminde, puzolanik malzemeler üretimin ikinci safhasında klinkere katılır. Dolayısıyla katılan bu malzeme kadar çimento nihai ürünü de artmış olur. Böyle olunca da katılan puzolanik malzeme kadar klinker eksik üretilmiş anlamına gelir. Ülkemizde 1991 yılında 25.300.000 ton klinker 31.600.000 ton çimento üretilmiştir. Kullanılan katkı maddesi miktarı % 24,9’dur. Aynı yıl Avrupa ülkelerinde üretilen çimento katkı oranı % 50-55 civarındadır.</p>
<p>Ülkemizde katkı miktarı aynı olsaydı 31.600.000 ton çimento üretmek için 25.300.000 ton klinker yerine 21.066.000 ton klinker üretilmesi yeterli olacaktı. O <a href="http://www.genelbilge.com/tag/halde/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Halde">halde</a> 25.300.000 – 21.066.000 = 4.230.000 ton klinker üretilmeyecekti.</p>
<p>Bir ton klinker üretimi için yaklaşık, fırında 950 Kcal enerji gerekli olduğuna göre toplam klinker için yaklaşık 4 milyar Kcal tasarruf sağlanacaktı. Kullanılan kömürün ısı değeri 4.000 Kcal/kg olarak kabul edilir. Yılda 1.000.000 ton kömür tasarruf edilmiş olacaktı. Bunun dışında leçelik vb. puzolanik malzeme klinkere göre daha yumuşak olduğundan öğütme sırasında daha az enerji kullanılmış olacaktı.</p>
<p>2- Çevre Sağlığı: 1991 yılı itibariyle % 50  puzolan katkısı ile 4.230.000 ton klinker üretiminden tasarruf sağlanmış olacaktır.</p>
<p>Klinker üretiminde hammaddenin % 80i CaCO<sub>3</sub> ve % 20’si kildir. Bir ton klinker için yaklaşık olarak 200 kg kömür kullanıldığı kabul edilirse , gerek CaCO<sub>3</sub> ’ün disasiyosyonu ve gerekse kömürün yanması sonucu</p>
<p>CaCO<sub>3</sub> CaO + CO<sub>2</sub></p>
<p>(100)                      (56)    (44)</p>
<p>C + O<sub>2</sub> CO  + CO<sub>2</sub></p>
<p>Kömür + O<sub>2</sub> CO<sub>2</sub> + CO +SO<sub>3</sub> + CH<sub>4</sub></p>
<p>(100)                                                ( 44 )</p>
<p>gazları oluşur.</p>
<p>4.230.000 ton klinker üretiminde;</p>
<p>4.230.000 x  0,8 x 0,44  = 1.522.000 ton CO<sub>2</sub> , CaCO<sub>3</sub>‘ün dekarbonizasyonundan 4.230.000 x 0,2 x 0,4 = 388.000 ton kömürden CO<sub>2</sub> oluşur. Toplam olarak 1.522.000+388.000 = 1.860.000 ton CO<sub>2 </sub>ve diğer gazlar atmosfere atılmış olur. CO<sub>2</sub> ‘nin  atmosferdeki sera etkisi göz önüne alınırsa bu miktarın önemli bir katkı yaptığı gözlenmiş olur.</p>
<p>3-Çimento kalitesindeki yükselme: Portland çimentosunun hidratasyonu sonucu oluşan kalsiyum silikatlar ve kalsiyum alüminyum silikatlar ile birlikte önemli miktarda Ca(OH)<sub>2</sub> (portlandit) açığa çıkar. Ca(OH)<sub>2</sub>’nin bağlayıcı özelliği olmadığından hem çimentonun zayıf noktalarını oluşturur , hem de sülfat v.b. maddelerle çimento sertleştikten sonra reaksiyona girip betonun zarar görmesine sebep olabilirler.</p>
<p>Portland çimentosuna katılan puzolanik malzemeler hidratasyon süresince açığa çıkan Ca(OH)<sub>2 </sub>ile reaksiyona girerek portland çimentosu hidratasyon ürünlerine benzer karakterde hidrolik bağlayıcı özelliği olan ürünler oluşmasını sağlayarak ortamdaki Ca(OH)<sub>2</sub> ‘i kısmen veya tamamen yok eder. Bu reaksiyonlar sayesinde betondaki zayıf noktalar ortadan kaldırıldığı gibi portland çimentosu hidratasyon ürünlerine ek olarak daha fazla bağlayıcı üretildiği için çimentonun veya betonun mekanik, fiziksel ve kimyasal özelliklerinde iyileşme olur.</p>
<p>Leçelik v.b. katkı maddeleri ile yapılan traslı çimentonun yukarıda saydığımız avantajlarının yanı sıra dezavantajları da vardır.</p>
<p>Bu dezavantajlar içinde en çok göze çarpanı ise bu çimentonun erken zamanda yeterli dayanımı almıyor olmasıdır. Erken dayanımdan kasıt iki günlük dayanımdır. TS 9 da verilen  PÇ 32.5 tür çimentonun iki günlük dayanımı 10 N/mm²’dir. İnşaat sektöründe, iki günlük dayanımdan amaç kalıp sökme, başka bir deyişle, kendi kendini taşıma süresidir. Kalıp alma süresinin yani iki günlük PÇ 32.5 dayanımına TÇ 32.5 den iki günden biraz daha geç varması ekonomik bir problemdir. Yani inşaatın kalıplarının bir miktar geç alınması, işlerin akışını geciktirecektir.</p>
<p><strong>5. Leçelik Yol Gereci İle Yapılan Deneme Dolguları </strong></p>
<p>Daha önce belirttiğimiz fiziksel ve kimyasal özelliklerden dolayı, leçelik malzemesiyle gerek belirgin bir taban yüzeyinin oluşturulup oluşturulamayacağının araştırılması, gerekse doğal cürufun yol dolgusunda kullanılıp kullanılmayacağını tespit etmek üzere leçelik yol gereci ile deneme dolguları yapılmıştır.</p>
<p>Bunlardan biri, düzensiz bazalt topoğrafyasının bu malzeme ile örtülmesi ve işlem niteliğinin gözlenmesi biçminde gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla ocaktan getirilen malzeme bazaltik formasyon üzerine dökülerek dozerle sürülmüş ve çiğnenmiş daha sonra da vibrasyonlu silindirle sıkıştırılmıştır. Bu malzemenin boşlukları doldurması <a href="http://www.genelbilge.com/tag/gnl/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Genel">genel</a> olarak gözlenmiş ve ortaya çıkan yüzey üzerinde ağır kamyonların taşıma zorluğu çekmediği görülmüştür. Bu deneme dolgusu sonunda elde edilen yüzeyin biçiminden anlaşılan yatay yol tabanı elde etmek için yapılan dolguya ‘teğetsel dolgu’ denilmiştir.</p>
<p>Leçeliğin bol bulunduğu, Hamatepe eteklerinde bu malzemenin otoyol dolgusu olarak kullanılabilirliğini araştırmak için  20 x 60 metrelik bir alanda yapılan deney dolgusunda, sırayla 30, 45, 60 cm.’lik tabaka   kalınlıklarında gerçekleştirilmiştir. Sıkıştırma işleminden sonra yapılan deneyler sonucunda en uydun sıkışmanın 45 cm.’lik tabakalarda olduğu saptanmıştır. Fakat maksimum done çapının 20 mm.’yi aşmaması için 30 cm.’lik tabaka kalınlığı yeterli olmuştur.</p>
<p>Yapılan bu deneme dolguları sonucunda , leçelik malzemesi ile dolgu yapılmasında bir sakınca görülmemiştir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>6. Leçelik Gerecinin Sahip Olduğu Puzolanik Aktivite :</strong></p>
<p>Puzolanik aktivite hem kimyasal ve minerolojik yapılarına hem de kaynaklarına göre önemli ölçüde değişiklikler gösteren çeşitli maddelerde görülür.</p>
<p>Bu gerçek puzolanların yalnızca tersimi olmayan ve her çeşit maddeye uygulanabilecek değerlendirme metotları veren, gerçekçi sınıflandırmalarını yapmayı aşırı derecede güçleştirir. Bütün puzolanlar, basit ve olabildiğince standart bir şemayı oluşturmak için ortak olarak taşıdıkları temel özellik ve karateristikleri tanımlanarak örgütlenebilir.</p>
<p>Puzolanik aktivite ile bir takım maddelerde var olan kalsiyum hidroksitle sulu ortamda reaksiyona girme ve sertleşme kapasitesi kastediliyor. Gerçek puzolanik aktiviteden bahsedebilmek için bu iki öğenin aynı anda oluşmalarının gerekliliği vurgulanmalıdır. Dolayısıyla leçelik gerecinin de sahip olduğu puzolanik aktivite özelliğinin daha iyi kavranması için aşağıda çimento için bağlayıcı maddeler teorisi açıklanmıştır.</p>
<p><strong>7.Bağlayıcı Maddeler Teorisi :</strong></p>
<p>Bir çimentoyu su ile karıştırarak elde edilen plastik hamur zamanla katılaşır ve bundan sonra da sertleşir veya mukavemet kazanır. İşte bu olayı açıklamak isteyen teoriye ‘bağlayıcı madde teorisi’ denir.</p>
<p>Puzolanik aktivitenin oluşması için veya çimento gibi bir bağlayıcı maddenin mukavemet kazanması için şu üç olayın;</p>
<p>-         hidratasyon olayının</p>
<p>-         katılaşma olayının</p>
<p>-         sertleşme olayının</p>
<p>birbirini izlemesi gerekmektedir. Bunlardan ilki çimentoyu oluşturan maddelerin su ile yapmış olduğu kimyasal reaksiyondur. İkincisi priz olayıdır ve bir fiziksel olay karakteristiğine sahiptir. Sertleşme veya mukavemet kazanma ise doğrudan doğruya mekanik olaydır.</p>
<p><strong>7.1. Hidratasyon olayı:</strong></p>
<p><strong>7.1.1. Olayın Genel Karakteristikleri:</strong></p>
<p>Çimentoyu oluşturan bileşimlerin su ile yaptığı kimyasal reaksiyondan başka bir şey olmayan hidratasyon olayının üç önemli özelliği vardır. Bunlardan birincisi çimentonun klinker halindeyken yani öğütülmemiş iken su karşısında reaksiyon yapmamasıdır. Çimentonun hidratasyon olayını yapabilmesi için gayet ince bir şekilde öğütülmesi gerekir. Bu özellikten dolayı klinkerin açık havada bırakılmasında hiçbir sakınca yoktur. Aynı olay leçelik için de geçerlidir.</p>
<p>Hidratasyonun ikinci karateri bu olayın zamanın bir fonksiyonu olmasıdır. Başka bir deyişle materyaldeki karmaşık bileşimlerin su ile yaptıkları kimyasal reaksiyon kısa zamanda sona eren bir reaksiyon değildir, tam bunun aksine senelerce süren bir olaydır. İşte zamanla gelişmekte olan bu olaya hidratasyon sinetiği adı verilir. Hidratasyon sinetiği birçok faktörün etkisi altındadır ve hidratasyon sinetiğinden dolayı sertleşmiş çimento ile ilgili birçok özellikler bu arada özellikle mukavemet geçen zamanla (yani çimentonun su ile karıştığı andan itibaren geçen zamanla) devamlı bir değişme halindedir. Hidratasyon sinetiğinin hızlanması mukavemet artışının hızlanmasına yol açmaktadır. Sinetik bazı nedenlerle yavaşlarsa, mukavemet artışında da aynı yavaşlama olur.</p>
<p>Hidratasyon olayının üçüncü özelliği bunun ekzotermik bir olay olması başka bir deyişle olay esnasında çimento hamurundan dışarıya ısı verilmesidir. Dışarıya çıkan bu ısı hidratasyon başında fazla olup zamanla ısı artış hızı azalarak, artmakla devam eder.</p>
<p><strong>7.1.2. Hidrate Bileşimleri </strong></p>
<p>karmaşık bileşiklerin su ile yaptıkları reaksiyon sonunda hidrate bileşimleri meydana gelir. Bu maddelerin özünü anlamak için suyun hangi türlerde cisim içinde bulunduğunu anlamakta yarar vardır. Su genellikle cisimlerde şu dört şekilde bulunur.</p>
<p>a-     Serbest su: Bir cismin boşluklarında yer alan su cismi <a href="http://www.genelbilge.com/tag/kuru/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kuru">kuru</a> bir yerde tutmak veya ısıtmak suretiyle bu suyu buharlaştırma yolu ile kolaylıkla ortadan kaldırmak mümkündür.</p>
<p>b-    Absorbsiyon suyu: Cisimlerin yüzeyi tarafından tutulan suya verilen isimdir. Bu tür suyun, cismin kimyasal bileşimi ile hiçbir ilgisi yoktur. Kristal yapıya sahip cisimlerin yüzeyindeki suya zeolitil su denir. Gerek bu su ve gerek kolloidal yapılı cisimlere ait absorbsiyon suyu bazı farklarla aynı karakteristiklere sahiptir.</p>
<p>c-     Hidratasyon veya kristalleşme suyu: Bu haldeki su, cismin yapısında yer almakla beraber, cisim ile su arasında kimyasal bakımdan bir birleşme bulunmamaktadır. Su molekülü cismin molekül sisteminde belirli bir şekilde yer almıştır. Herhangi bir şekilde suyun cisimden ayrılmasıyla cismin fiziksel yapısı tamamen bozulur. İşte karmaşık bileşimlerinin su ile yaptıkları reaksiyon sonunda meydana <a href="http://www.genelbilge.com/tag/gelen/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Gelen">gelen</a> hidrate elemanlarla su şu şekilde bulunmaktadır.</p>
<p>d-    Oluşma suyu: Bu haldeki su artık cisim içinde molekül halinde yani H<sub>2</sub>O olarak bulunmuyor. Su tek valanslı ve negatif elektrik ile yüklü olarak (OH) halinde cisim içinde yer almaktadır. Bazı hallerde bu oluşma suyunun ayrılması ile cismin yapısı tamamen değişir. Buna en iyi örnek kaolanit’in durumudur. Kaolonitin formülü Al<sub>2</sub>Si<sub>2</sub>O<sub>5</sub>(OH)<sub>5</sub> şeklinde yazılmaktadır. Bu cisim 500 ºC de suyunu kaybettiğinde kaolonit ayrışım yaparak alümin ve silis birbirinden ayrılır.</p>
<p>Çimento hamurunda yukarıda açıklandığı  gibi dört şekilde bulunan her bir tür suyun miktarları tüm hidratasyonun süresi boyunca değişir. Sertleşmenin başlangıcında suyun yaklaşık % 50’si çimento partikülleri tarafından tutulan absorbe sudur. Çimento hamurunun başlangıçtaki mukavemet değerleri elde edilmesi bu absorbe suyu sayesinde gerçekleşmektedir. Fakat zamanla hidratasyon ilerledikçe absorbe suyun kalınlığı azalır. Su hidratasyon ve oluşma suyu haline dönüşür. Böylelikle hidrate elemanların miktarlarının artmasıyla mukavemet zamanla artış gösterir.</p>
<p><strong>7.1.3. Hidratasyon Sinetiği:</strong></p>
<p>Hidratasyon sinetiğinin genellikle şu üç şekilde izlenmesi mümkündür.</p>
<p>a-     Hidratasyon sonunda C-S-H sembolü ile gösterilen hidrate elemanlarla serbest kireç veya Ca(OH)<sub>2</sub> meydana gelir. Bu reaksiyonların bir sonucu olarak silikatların anhidrit türleri çimento içinde azalır. İşte azalan anhidrit elemanlarının miktarlarının ölçülmesiyle hidratasyon sinetiği izlenebilir. Çimentonun su ile karşılaşmasından sonra geçen belirli bir zaman sonunda çimentodaki C<sub>3</sub>S miktarı ne kadar az ise hidratasyon o kadar ilerlemiştir.</p>
<p>b-     Bu konuda uygulanan başka bir metot meydana gelen kireç miktarının saptanmasıdır. Bu miktarların fazla olması hidratasyon olayının fazla ilerlediğini gösterir.</p>
<p>c-      Üçüncü metot hidratasyon ısısının ölçülmesiyle hidratasyon sinetiğinin izlenmesidir. Hidratasyon ısısı hidratasyon devam ettiği sürece artar. Hidratasyon tamamlanınca bu artış sona erer.</p>
<p>Hidratasyon sinetiğini dört devreye ayırmakl mümkündür.</p>
<p>Birinci devrede kuvvetli bir reaksiyon meydana gelerek daha ziyade kalsiyum hidroksit kristalleri oluşmaya başlar. Bunu uyuyan devre denilen ve reaksiyonların çok azaldığı bir devre izler.</p>
<p>İlk defa yüz sene kadar önce Le Chatelier klinkeri meydana getiren karmaşık bileşimlerin çimento içinde birbirinden bağımsız reaksiyonlar yaptığını öne sürmüştür. Le Chatelier’in bu görüşünün doğru olduğunu Stenour, Bogue ve Lerch iç yapıyı elektronik mikroskopta yaptıkları incelemelere dayanarak ortaya koymuşlardır. Bu durum reksiyonların ne şekilde cereyan etmekte olduğunu saptama işinde büyük kolaylık sağlamış ve bunun sonunda çimentonun hidratasyonu konusunda bazı kesin sonuçlara varılabilmiştir. Ayrıca, iç yapının inceleme tekniğinde büyük ilerlemeler kaydedilmesine rağmen bazı hususlarda ve özellikle hidrate bileşimlerin yapıları hakkında açık ve birçok araştırmacının hemfikir olduğu bir sonuç elde edilmiştir.</p>
<p><strong>7.2. Priz Veya Katılaşma Olayı:</strong></p>
<p>Hidratasyon olayının gelişerek belirli bir mertebeye ulaşması durumunda bağlayıcı madde hamurunun plastik özelliğinde önemli bir azalma ve viskozitesinde önemli bir artış meydana gelir ki buna prizin başlaması denilir. Olayın devam etmesi sonucunda hamurun plastikliğini tamamen kaybetmesi ile çimento hamuru katılaşmış veya prizini yapmıştır.</p>
<p>Çimentonun hidratasyonu üzerinde son senelerde muhtelif tür elektronik mikroskoplarla yapılan incelemeler sonunda bu olayın gelişmesini oldukça yakından izlemek mümkün olmuştur. Bu konuda yapılan çalışmaları değerlendirmek üzere priz olayını açıklayan muhtelif teoriler öne sürülmüştür. Bunlardan biri ve birçok araştırmacının katıldığı ‘çözünme-çökelme’ adı ile anılan teoriyi şu şekilde açıklayabiliriz;</p>
<p>Priz çimentoyu oluşturan karmaşık bileşimlerin ve özellikle C<sub>3</sub>S çözünmesiyle başlar. Bu olay sonunda oluşan iyonlar hareket ederek çimento danelerinin üzerine yerleşir. Çözelti doygun hale gelince meydana gelen çökelme sonunda bu iyonlar karmaşık bileşimlerinin hidrate elemanlarını meydana getirir. Çökelme ile birlikte çözelti doygun halden çıkar ve bundan dolayı yine bir çözünme olayı meydana gelir. Çözeltinin tekrar doygun hal almasıyla oluşan çökelme olayı iç tabakanın üstünde bir dış tabakayı oluşturur. Birkaç aylık çimento hamurlarında bu iki tabakayı fiziksel yönden birbirinden ayırmak mümkündür. Buna karşılık 20 yılı aşan çimento hamurlarında bu iki tabaka birbirinden ayırt edilemez.</p>
<p>Yukarıda açıklanan çözünme ve çökelme olaylarının birbirini izlemesi sonunda oluşan hidrate elemanlar taneleri köprü şeklinde birbirine bağlayarak hamurun plastik özelliğinde bir azalma meydana getirir ve bu şekilde priz başlamış olur.</p>
<p>Çözünme ve çökelme olaylarının devam etmesi sonunda da katılaşma meydana gelir. Bu teori ilk defa 1890 yılında Le Chatelier tarafından ortaya atılmıştır. Daha sonra elektronik mikroskoplarla yapılan incelemeler sonunda elde edilen bulguların büyük ölçüde bu teoriyi destekledikleri anlaşılmıştır.</p>
<p>Hidrolik bağlayıcı maddenin sahip olduğu en önemli iki özellik şunlardır;</p>
<p>Bağlayıcı madde elemanların su karşısında çözünmeleri</p>
<p>Hidratasyon sonunda meydana gelen karmaşık hidrate bileşimlerinin <a href="http://www.genelbilge.com/tag/pratik/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Pratik">pratik</a> bakımdan suda çözünmemesi.</p>
<p><strong>7.3. Sertleşme Olayı:</strong></p>
<p>hidratasyon ve onu izleyen katılaşma olayı sonunda sertleşmekte olan çimento hamurunun iç yapısı, bu konuda değişik türde elektronik miksoskoplarla yapılan incelemeler sonunda şu şekilde belirlenmiştir.</p>
<p>Bu yapıda evvela hidratasyon sonunda meydana gelen hidrate elemanlar yer almaktadır. Bunlar gelişmesini tamamlamış ve bu nedenle düzenli bir kristal yapıya sahip değildir. Bundan dolayı bu hidrate elemanlar iç yapısı jel ile kristal yapı arasında olan kristalit denilen yeni bir iç yapı türü oluşturmaktadır. Hidratasyon sonunda meydana gelen bütün cisimler arasında muhtelif türde boşluk bırakarak biraraya gelmiş durumdadır. Başka bir deyişle sertleşmiş çimento hamurunun gayet belirgin boşluklu bir iç yapısı vardır.</p>
<p>Çimento hamurundaki boşlukları boyut bakımından şu şekilde sınıflandırmak mümkündür.</p>
<p>a- Makro boşluk</p>
<p>b- Kılcal boşluk</p>
<p>c- Mikro boşluk</p>
<p>d- Jel boşlukları</p>
<p>Zamanla makro boşluk azalır, buna karşılık mikro boşluk ve jel boşluklar artar.</p>
<p>Aşağıdaki şekilde (şekil 2) görüldüğü gibi kristalit veya jel yüzeylerinde absorpsiyon yolu ile su molekülleri tespit edilir. Yalnız evvela zannedildiği gibi b su molekülleri tüm kristalitler arası boşlukların karakteristiklerini açığa kavuşturmak da henüz mümkün olmamıştır.</p>
<p><strong>7.4. Sertleşme Olayı- Mekanik Mukavemetler:</strong></p>
<p>İç yapısında yukarıda açıklandığı gibi önemli miktarda ve değişik türde boşluklar içeren hidrate çimentonun sertleşmesini veya mukavemet kazanmasını açıklayan muhtelif teoriler vardır. Bunlar arasında gerçeğe en yakın olanı Rebinder-Segalova tarafından ileri sürülen teoridir. Bu teoriye göre çimento hamuru mukavemetini hidrate elemanlarının veya başka bir deyişle kristalitlerin başka bir <a href="http://www.genelbilge.com/tag/doku/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Doku">doku</a> meydana getirmesi sonunda kazanmaktadır. Hidratasyonun gelişmesiyle büyüyen kristalitler birbirine değmekte ve değdikleri noktalarda kimyasal ve fiziksel olayların etkisiyle birbirleriyle birleşerek veya kaynayarak bu <a href="http://www.genelbilge.com/tag/doku/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Doku">doku</a> oluşmaktadır. Hidrate elemanların birbirine değme olasılığı muhtelif faktörlerin etkisi altındadır. Aşırı doygunluk derecesi, kristalitlerin birbirine değme süreleri, partiküller arasında uygulanan kuvvet bu faktörler arasında yer alır. Ayrıca kristalitlerin oluşmasının meydana getirdiği bir takım iç gerilmeler vardır ki bunlar kolaylıkla anlaşılabileceği gibi, bazen mukavemeti azaltacak yönde etkiler.</p>
<p>Hidratasyon olayının zamanla devam etmesi ve bunun sonunda kristalitlerin gelişmesi ve büyümesinin iki önemli sonucu vardır. Bunlardan biri hidrate elemanlarının kaynak noktalarının sayısının artması, ikincisi ise boşluğun azalması veya serbest suyun kombine su veya absorbe su haline geçmesidir. Bu iki değişik yönde gelişmelerin bir sonucu olarak çimento kullanılarak üretilen cisimlerin mukavemetleri zamanla artmaktadır. Çimentonun türüne ve ortam koşullarına ve bileşime bağlı olarak bu tür malzemelerde mukavemet artışı aylarca ve hatta senelerce devam edebilir.</p>
<p>Puzolanik özellik gösteren leçelik materyalinin katkısıyla oluşan traslı çimentoda ise sertleşme olayının ilk zamanlarda mukavemet portland çimentosuna göre düşüktür, ama zamanla traslı çimento portland çimentosundan daha iyi bir mukavemet değerine ulaşabilir.</p>
<p>8. Türkiye’de Üretilen Puzolanik (Traslı) ve Diğer Çimentoların Kullanım Alanları:</p>
<p>Türkiye’de P.Ç.32.5 , P.Ç.42.5, P.Ç. 52.5 olarak üç tip Portland çimentosunun ve diğer çimento tiplerinin üretimi için Türk Standartları bulunmaktadır. Bu çimentolarda aranan fiziksel ve kimyasal özellikler aşağıdaki tabloda verilmektedir. (Tablo:3)</p>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" align="left">
<tbody>
<tr>
<td></td>
<td width="658" height="400" bgcolor="white">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>
<h3>Tabl</h3>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>K.Ç. 32.5, T.Ç. 32.5, UÇK 32.5, CÇ 32.5 ve H.Ç. 16 tip çimentolar puzolanik özellikli malzeme katılarak elde edilen çimento tipleridir. Ancak bu çimentoların üretiminde kullanılan puzolanik özellikli malzeme türü ve miktarı değişiklik gösterir. K.Ç. 32.5, T.Ç. 32.5 ve H.Ç. 16 üretiminde uçucu kül, leçelik vb. puzolanik özellik gösteren malzemeler kullanılır. CÇ 32.5 üretiminde granüle yüksek fırın cürufu kullanılmaktadır.</p>
<p>Türkiye’de yılda 30 milyon tonun üzerinde çimento üretilmektedir. Bu miktarın % 80-90’ını katkılı çimento oluşturmaktadır. Bunların yanı sıra en çok üretilen portland çimentosu ve traslı (puzolanlı) çimento olmaktadır.</p>
<p>Katkılı çimento (K.Ç. 32.5) ile traslı çimento (T.Ç. 32.5) üretimi arasındaki tek fark kullanılan puzolanın farklı oluşundandır. Şöyle ki;</p>
<p>Portland çimentosu klinkeri (en az % 81) + alçı taşı + puzolanik madde (en çok % 19) ise K.Ç. 32.5.</p>
<p>Portland çimentosu klinkeri (% 80-60) + alçı taşı + doğal puzolan (% 20-40) ise T.Ç. 32.5.</p>
<p>Üretimde kullanılan puzolan miktarı daha yüksekte tutulan T.Ç. 32.5’in reaksiyon hızı, hidratasyon ısısı ve ilk zamanlarda dayanım kazanma hızı katkılı çimentoya göre biraz daha azdır.</p>

<p class="sayac_bilgi">130 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/lecelik-gerecinin-jeolojik-formasyonu.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fluorit Tanıtımı</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/fluorit-tanitimi.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/fluorit-tanitimi.html/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Feb 2010 09:43:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[jeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Bir]]></category>
		<category><![CDATA[bu]]></category>
		<category><![CDATA[Caf2]]></category>
		<category><![CDATA[Nadir]]></category>
		<category><![CDATA[Pembe]]></category>
		<category><![CDATA[Renk]]></category>
		<category><![CDATA[Seramik]]></category>
		<category><![CDATA[Siyah]]></category>
		<category><![CDATA[Talebini]]></category>
		<category><![CDATA[Yatak]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category></category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=13062</guid>
		<description><![CDATA[Fluorit çok çeşitli jeolojik ortam ve şartlarda oluşabilen bir mineraldir. Demir-Çelik, kimya, seramik ve cam sanayinin önemli hammaddesidir. Türkiye&#8217;de ilgili sanayi dallarının talebini karşılamak ve fluorit potansiyelini belirlemek amacıyla yapılan araştırmalar sonucu bir çok yatak bulunmuş ve bunların çoğu özel şirketlerce işletilerek tüketilmiştir. Genellikle düşük rezervli olan söz konusu sahalarda yapılan üretimler yetersiz olduğundan endüstriyel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Fluorit çok çeşitli jeolojik ortam ve şartlarda oluşabilen <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bir/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Bir">bir</a> mineraldir. Demir-Çelik, kimya, seramik ve cam sanayinin önemli hammaddesidir.<br />
Türkiye&#8217;de ilgili sanayi dallarının talebini karşılamak ve fluorit potansiyelini belirlemek amacıyla yapılan araştırmalar sonucu bir çok yatak bulunmuş ve bunların çoğu özel şirketlerce işletilerek tüketilmiştir. Genellikle düşük rezervli olan söz konusu sahalarda yapılan üretimler yetersiz olduğundan endüstriyel talep çoğu zaman karşılamamıştır.<br />
Gelişmiş ülkelerde çelik sanayiinde eritken olarak fluorit yerine kolemanit kullanılması, fluoriti bu sektörden kısmen uzaklaşmıştır. Halbuki kolemanit hem daha pahalı, hem de toz ve nem oranın fazla olması nedeniyle olumsuz etkileri olan bir ikame maddesidir. Ülkemizde de demir-çelik fabrikalarında fluorit yerine kolemanit kullanılması fluorit madenciliğini olumsuz etkilemiş, bunun sonucu olarak da fluorite dayalı sanayiler (hidrofluorik asit, kriyolit vb) kurulamamıştır. Gelişen kimya, alüminyum ve seramik endüstrisi ise bu ara ürünlerini gittikçe artan oranlarda ithal etmeye başlamıştır.<br />
FLUORİT</p>
<p>•	Kimyasal Bileşimi : CaF2<br />
•	Kristal Sistemi : Kübik<br />
•	Sertlik : 4<br />
•	Özgül Ağırlık : 3.2<br />
•	Dilinim : { 111} mükemmel<br />
•	Renk ve Şeffaflık : Morun değişik tonları, mavi, yeşil, sarı, beyaz, pembe, kahverengi, mavimsi siyah; şeffaf-yarışaffaf<br />
•	Ayırıcı Özellikleri : Ultraviyole ışık altında mavi, sarı, beyaz ve kırmızımsı renkler gösterir. Kalsitten daha serttir. Sülfirik asitte çözünür.<br />
•	Bulunuşu : Hidrotermal maden yataklarında yaygın olarak oluşan bir mineraldir. Sedimanter kayaların boşluklarında, pnömatolitik yataklarda, sıcak su kaynaklarının oluşturduğu çökellerde, Alpin tipi damarlarda, bazı granitlerde ve çok <a href="http://www.genelbilge.com/tag/nadir/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Nadir">nadir</a> olarak pegmatitlerde oluşabilir. Birçok metalik maden yatağının gang minerali olarak da gözlenebilir.<br />
<span id="more-13062"></span></p>
<p>1.GİRİŞ</p>
<p>Tanım ve Sınıflandırma </p>
<p>	Fluorit, kalsiyum florür bileşiminde (CaF2) olup saf olduğunda %51.1 kalsiyum ve %48.9 fluor ihtiva eder.  Uluslararası ticari ismi  &#8220;fuorspar&#8221; olan fluoritin esas elementi fluordur. Doğal fluorit kuvars, barit kalsit, galenit, sfalerit, siderit, sölestit, kalkopirit ve diğer sülfid mineralleri ile birlikte bulunur. Magmatik, metamorfik ve sedimanter kayaçlar içerisinde hidrotermal damar, dolgu ve metasomatik yataklar şeklinde oluşur. Kristal şeklinde olduğu zaman genellikle renksiz bazende mor, sarı, mavi, yeşil, gül rengi, kırmızı, mavimsi ve morumsu siyah ve kahverengi renklerde de görülebilmektedir. Mohs skalasına göre sertliği 4 tür. Spesifik gravitesi 3.01 ile 3.60 arasında değişir. Erime sıcaklığı 1378 oC dir.</p>
<p>	Fluor içeren başlıca mineraller ; fluorit (CaF2) fluorapatit [Ca5 (PO4)3F] ve kriyolit (Na3AIF6)&#8217; tir.</p>
<p>Ticari anlamda fluorit üç <a href="http://www.genelbilge.com/tag/ana/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ana">ana</a> sınıfta incelenir :<br />
1- Asit sanayiinde kullanılan  (Asitspar veya Asitgrade)<br />
2- Seramik sanayiinde kullanılan  (Seramikspar veya ceramic grade)<br />
3- Metalurji sanayiinde kullanılan  (Metspar) </p>
<p>2. TÜRKİYE’DE  DURUM</p>
<p>Dünya rezervlerine bakıldığında Türkiye dokuzuncu sırayı almaktadır.</p>
<p>TABLO 1. Dünya fluorit rezervi<br />
Ülke	İşletilebilir Fluorit 	Toplam Fluorit<br />
Kanada	2000		5000<br />
Meksika	19000		23000<br />
ABD	    -		10000<br />
Fransa	10000		14000<br />
İtalya	6000		 7000<br />
İspanya	6000		8000<br />
Eski SSCB	62000		94000<br />
İngiltere	2000		3000<br />
Türkiye	12800		13000<br />
Kenya	2000		3000<br />
Namibya	3000		5000<br />
Güney Afrika C.	30000		36000<br />
Çin	27000		46000<br />
Moğolistan	50000		59000<br />
Tayland	1000		2000<br />
Diğer Ülkeler	19000		25000<br />
TOPLAM	251.800		353.000	</p>
<p>2.1. FLUORİTİN TÜRKİYE’DE BULUNUŞ ŞEKİLLERİ</p>
<p> 	Fluorit Türkiye&#8217;de yoğun olarak Orta Anadolu bölgesinde Kırşehir, Yozgat ve Eskişehir yörelerinde bulunmaktadır.<br />
	Kırşehir ve Yozgat fluoritleri asidik magma kayalarına bağlı olarak gelişmiş hidrotermal damar tipi şeklinde oluşmuştur.<br />
	Eskişehir-Sivrihisar civarında bulunan yatak ise kompleks cevher (barit ve nadir toprak elementleri ile birlikte) şeklinde meta kumtaşları içerisinde yer almakta olup, asit volkanizma ve karbonatitlere bağlı olarak gelişmiş hidrotermal damar tipi cevherleşme tipini yansıtmaktadır.<br />
Türkiye&#8217;de daha çok Kırşehir (Çiçekdağı ve Kaman) yörelerinde üretilen fluoritlerin kalitesi dünya spesifikasyonlarına uygundur. Fiyat teşekkülünde dünyanın her yerinde olduğu gibi ülkemizde de arz-talep durumu, sektördeki darboğaz, ocakların ve rezervlerin azlığı, işletmede karşılaşılan güçlükler ve yatağın konumu gibi unsurlar rol oynamaktadır.<br />
TABLO 2. Türkiye fluorit yatakları ve rezervleri<br />
Yatağın Yeri	Rezerv (Ton)<br />
(% 100 CaF2)	Ortalama Tenör<br />
(% CaF2)<br />
Elazığ-Keban<br />
Kırşehir-Karakütük<br />
Kırşehir-Çiçekdağı<br />
Kırşehir-Kaman, Bayındır<br />
Kırşehir-Kaman, Avutkaya T.<br />
&#8221;           &#8221;   , Hamitköy<br />
&#8221;           &#8221;   , Yeniyapan<br />
&#8221;           &#8221;   , İsahocalı<br />
&#8221;           &#8221;   , Alişar<br />
Sivas-Divriği<br />
&#8221;    &#8211; Yıldızeli<br />
Yozgat-Şefaatli<br />
Eskişehir-Sivrihisar<br />
Giresun-Şebinkarahisar<br />
Kütahya-Tavşanlı	606<br />
330.000<br />
200.000<br />
18.000<br />
5.700<br />
11.500<br />
18.000<br />
42.000<br />
103.000<br />
3.600<br />
38.000<br />
50.000<br />
11.368.000<br />
22.000<br />
25.000	(Gör + Muh.)<br />
(   &#8221;        &#8221;   )<br />
(   &#8221;        &#8221;   )<br />
(Müm.)<br />
(Gör + Muh.)<br />
(   &#8221;        &#8221;   )<br />
(   &#8221;        &#8221;   )<br />
(   &#8221;        &#8221;   )<br />
(Gör+Muh.+Müm.)<br />
(Gör+Muh.)<br />
(Müm.)<br />
(Gör + Muh.)<br />
(   &#8221;        &#8221;   )<br />
(Gör+Muh.+Müm.)<br />
(Gör + Muh.)	60<br />
-<br />
80<br />
35<br />
-<br />
-<br />
75<br />
67<br />
20-70<br />
-<br />
60<br />
36<br />
37,4<br />
-<br />
51<br />
TOPLAM	12.235.400		-</p>
<p>2.2. ÜRETİM </p>
<p>2.2.1. Üretim Yöntemi ve Değerleri</p>
<p>Türkiye&#8217;deki fluorit yatakları genellikle yeraltı işletmeleri şeklinde değerlendirilmektedir. Uygulanan üretim metodu da çoğu zaman göçertme yada rambleli ayak sistemi şeklindedir. Ülkemizdeki fluorit yataklarının genellikle yüzeye dik ve paralel olarak uzanan damarlar şeklinde olması nedeniyle işletme önce açık olarak yapılmakta ve sonraki aşamalarda galeri şeklinde yapılmaktadır.<br />
	Ülkemizde konsantrasyon tesisleri olmadığından ocaklardan çıkarılan fluorit cevheri genellikle usta işçiler tarafından kabaca ayıklanarak ve triyaj yolu ile arındırılmak suretiyle satışa hazırlanmaktadır.<br />
Eskişehir-Sivrihisar sahası açık işletmeye uygun bir yataktır. Buradaki kompleks cevherden MTA teknoloji laboratuvarlarında flotaston ve gravimetrik metodlarla yapılan cevher zenginleştirme çalışmaları çok iyi sonuç vermiş ve tüketim alanlarına uygun konsantreler <a href="http://www.genelbilge.com/tag/elde/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Elde">elde</a> edilebilmiştir.</p>
<p>2.2.2. Ürün Standartları<br />
Tüm Standartları Enstitüsünce hazırlanan standartlara göre demir-çelik (metalurji), kimya (asit sanayi) ile seramik ve cam sanayiinde kullanılan fluoritlerin ürün spesifikasyonları aşağıda verilmiştir.</p>
<p>Metalurji Sanayii :<br />
	CaF2 (Min)	 %	: 60<br />
		S   (Max)   	 &#8221;	: 0.30<br />
		PbS           	 &#8221;	: 0.50<br />
		BaSO 		 &#8221;	: 0.20<br />
		ZnS			: 0.50<br />
		SiO2			: 10.00<br />
		Tane Boyu		: 1 mm göz açıklığı olan elek altı en çok % 15<br />
		Nem Oranı		: En çok % 15<br />
(Kaynak : TS-6175. )<br />
Asit Sanayii :<br />
		CaF2 (Min) %		: 97<br />
		SiO2 (Max)			: 1.5<br />
		S (Sülfür halinde)		: 0.1<br />
		CaCO3 (Max)		: 1.25<br />
		P	  &#8221;			: 0.2<br />
		Metal Oksitler (Max)<br />
		(Fe2O3, Al2O3)		: 1.5<br />
		BaSO4 (Max)		: 0.5<br />
		Organik Madde (Max)	: 0.25<br />
		Nem Oranı (Max)		: 0.1<br />
		Tane Büyüklüğü	: 75 mikron göz açıklığı olan elek üstü en çok % 25 ,<br />
(Kaynak : TS 6334 )<br />
Seramik ve Cam Sanayii :<br />
		CaF2 (Min) %		: 93-95<br />
		SiO2  (Max)			: 3.0 (Yalnız seramik için)<br />
		Fe2O3	  &#8221;		: 0.12<br />
		CaCO3   &#8221;  			: 1.5<br />
		R2O3 	  &#8221;			: 0.5-0.25 (oksit ve sülfitlerin toplamı)<br />
		Organik madde (Max)	: 0.3<br />
		Nem oranı (Max)		: 1.0<br />
		Ateş Zaiyatı  “	       	: 1.0<br />
		Tane Büyüklüğü		: 1 mm&#8217;den küçük olmalıdır.<br />
(Kaynak: TS 6335)</p>
<p>2.3. TÜKETİM </p>
<p>2.3.1. Tüketim Alanları</p>
<p>	Kısa bir zamana kadar daha çok izabe (izabe: madenleri eritme, sıvı duruma getirme) fırınlarında ergime sıcaklığını düşürücü yardımcı hammadde ve fluorik üretiminde kullanılan fluoritin kullanım alanları son zamanlarda genişlemiştir.<br />
Fluorit başlıca demir-çelik sanayinde, alüminyum sanayinde, kimya sanayinde (HF asit ve türevleri yapımında) ve seramik sanayiinde olmak üzere cam, mobilya ve çimento sanayii dahil 30 dan fazla sanayi dalında kullanılmaktadır. Kullanım yerlerine göre fluoritin belirli CaF2 konsantrasyonunda olması istenir.</p>
<p>Fluorit konsantrelerini üç ana grupta toplayabiliriz. Bunlar ;<br />
1)İZABE FLUORİTİ;<br />
	%85-95 CaF2 içeren konsantredir. Çelik alüminyum izabesinin yardımcı hammaddesidir.<br />
2) SERAMİK FLUORİTİ;<br />
%95-96 CaF2 içerir. Cam ve seramik endüstrisinde kullanılır.<br />
3) ASİT FLUORİTİ ve KİMYEVİ FLUORİT ;<br />
	Fluorik asit oluşumu için %97 ‘den fazla CaF2 konsantresi gereklidir. Bugün dünya fluorit tüketiminin %50 sine yakın kısmı kimya sanayii ürünlerinden olan ve çeşitli fluor bileşiklerinin elde edilmesinde kullanılan, fluorik asit üretimi için harcanır. </p>
<p>Fluorit’in önemli kullanım alanlarından birisi Hidrofluorik asit (HF)’dir. Hidrofluorik asit (HF): Asit kalitesindeki fluoritin fırında H2SO4 ile reaksiyonundan elde edilir. Bu asit büyük miktarlarda, sentetik kriyolit ve alüminyum kriyolit üretimi için alüminyum endüstrisinde kullanılır.  Hidrofluorik asit ayrıca uçak ve otomobiller için yüksek oktanlı benzin imali ve çelik parlatılması dahil birçok kimya endüstrisinde kullanılmaktadır.<br />
	Hidroflorik asit, hızla gelişen florokarbon kimyasını kapsayan kimya endüstrisinde fluorun başlıca kaynağıdır. Floru kapsayan birçok ürün arasında; belli plastikler, böcek ilacı,soğutucu ve dondurucular sayılabilir.<br />
Demir-Çelik sanayiinde,  yüksek fırınlarda demir ve elektrik fırınlarında çelik elde ederken cürufu akışkanlaştırıcı olarak fluorit kullanılmakta ve böylece demirdeki kükürt ve fosfor cürufa karışmış olmaktadır.<br />
	<a href="http://www.genelbilge.com/tag/bir-milyon/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Bir Milyon">Bir milyon</a> ton sıvı maden elde etmek için yaklaşık 1700 ton metalurji kalitesinde fluorite ihtiyaç vardır. Türkiye Demir-Çelik İşletmeleri Fabrikalarında (İsdemir ve Karabük) yılda ortalama 3,5 milyon ton maden üretildiğine göre yaklaşık 6000 ton fluorite ihtiyaç var demektir.<br />
	Fluorit seramik sanayiinde sır yapımında, cam sanayiinde beyaz ve renkli opal cam imalinde, portland çimentosu imalinde klinker elde etmek amacıyla, soba, buzdolabı ve pişirme araçlarının çelik kısımlarının kaplanmasında, suni kauçuk ve aerosol üretimi olmak üzere birçok sanayi dalında kullanıldığı gibi elektrod kaplamalarında rutil yerine ikame maddesi olarak da kullanılmaktadır.</p>
<p>2.3.2. Tüketim Miktar ve Değerleri</p>
<p>Ülkemizde demir-çelik fabrikalarında fluorit yerine kolemanit kullanılmaktadır. Yılda 5-6 bin ton fluorit ihtiyacı olan bu sektör sözkonusu ihtiyacını yaklaşık 12-15 bin ton/yıl kolemanit tüterek karşılamaktadır.</p>
<p>Seramik sanayii de fluorit yerine kolemaniti tercih etmektedir. Cam sanayii ise cam yünü imali için yılda 80 ton fluorit tüketmektedir. Öte yandan emaye sanayii son yıllarda teknolojik gelişmelere bağlı olarak önemli oranlarda fluorit tüketmeye başlamıştır. Bu sektör de faaliyet gösteren Ege Ferro firmasının yılda 300-350 ton CaO: 63,5%, F: 44,5 % ve SiO2: Max 3 % kalitesinde fluorit tükettiği belirtilmektedir. Ancak önceleri yurt içinden temin edilen sözkonusu fluorittin pahalı oluşu ve standartlara uyamaması nedeniyle İngiltere ve Çin&#8217;den ithal yolu ile temin edildiği belirtilmiştir.</p>
<p>3. DÜNYA’DA MEVCUT DURUM</p>
<p>3.1. ÜRETİM<br />
Fluorit madenlerindeki işletme yöntemleri münferit fluorit yataklarındaki jeolojik şartlara bağlı olarak değişir. Derin yataklarda genellikle yeraltı işletme teknikleri uygulanırken sığ ve geniş yataklarda açık işletme yöntemi uygulanmaktadır. Eğer jeolojik yapı yeraltı madenciliğine uygun şartları sağlamıyorsa yatak üzerindeki aşırı kalınlıktaki örtünün kaldırılması pahasına açık işletmecilik bile sözkonusu olabilir.<br />
 	İnce damar madenciliği genellikle sağlam duvar oluşturabilen yantaşların olduğu yerlerde yapılırken stratiform yada tabakalı fluorit yataklarında oda-topuk metodu ile işletme yapılmaktadır. </p>
<p>TABLO 3. Dünya fluorit üretimi</p>
<p>ÜLKE	1990 Üretimi (Ton)	1991 Üretimi (Ton)<br />
Arjantin<br />
Brezilya<br />
Kanada<br />
Çin<br />
Çekoslavakya<br />
Mısır<br />
Fransa<br />
Almanya (D+B)<br />
Yunanistan<br />
Hindistan<br />
<a href="http://www.genelbilge.com/tag/iran/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with İran">İran</a><br />
İtalya<br />
Kenya<br />
Kuzey Kore<br />
Güney Kore<br />
Meksika<br />
Moğolistan<br />
Fas<br />
Namibya<br />
Romanya<br />
Güney Afrika C.<br />
İspanya<br />
İsveç<br />
Tayland<br />
Tunus<br />
Türkiye<br />
Eski SSCB<br />
İngiltere<br />
ABD	20.000<br />
70.383<br />
25.000<br />
1.700.000<br />
46.966<br />
1.249<br />
201.000<br />
155.300<br />
200<br />
21.700<br />
4.767<br />
122.503<br />
112.295<br />
40.000<br />
560<br />
634.000<br />
614.000<br />
86.500<br />
25.980<br />
15.000<br />
311.032<br />
100.000<br />
150<br />
94.757<br />
40.974<br />
13.000<br />
380.000<br />
118.498<br />
63.500		20.000<br />
90.000<br />
-<br />
1.600.000<br />
40.000<br />
1.200<br />
200.000<br />
135.000<br />
200<br />
22.000<br />
6.000<br />
100.000<br />
90.000<br />
41.000<br />
600<br />
352.000<br />
520.000<br />
86.000<br />
29.246<br />
14.000<br />
270.340<br />
90.000<br />
150<br />
100.000<br />
40.000<br />
13.000<br />
350.000<br />
80.000<br />
58.000<br />
GENEL TOPLAM	5.024.626		4.354.036<br />
3.2. TÜKETİM </p>
<p>3.2.1. Tüketim Alanları</p>
<p> 	% 97&#8242;den daha çok kalsiyum florür ihtiva <a href="http://www.genelbilge.com/tag/eden/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Eden">eden</a> fluorit, asit sanayiinde hidrofluorikasit üretiminde kullanılır. Muhtevası %85-95 CaF2 olan fluorit seramik, cam ve emaye üretiminde kullanılır. CaF2 içeriği % 60-85 olan fluorit ise çelik endüstrisinde akışkanlığı artırıcı madde olarak kullanılmaktadır.</p>
<p>3.2.2. Tüketim Miktar ve Değerleri</p>
<p>Yapılan araştırmalardan dünya fluorit tüketiminin yaklaşık % 55-60&#8242;ı demir-çelik sanayiinde, % 20-25&#8242;i kimya sanayiinde, % 15&#8242;i alüminyum sanayiinde ve % 5&#8242;i de diğer sanayii dallarında tüketildiği anlaşılmaktadır.</p>

<p class="sayac_bilgi">67 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/fluorit-tanitimi.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

