Bu kitap A.Adler’in 1907-1937 yılları arasında yazmış olduğu notlardan derlenmiş ve bir üniversite kitabına benzer şekilde düzenlenmiştir. Adler’ in son zamanlarında yazmış olduğu toplam 21 raporu kesintisiz şekilde vermekte ve böylelikle Adler’in sorunlara yaklaşım biçimini daha iyi yansıtmaktadır. Ayrıca Adler’in çeşitli konferanslarından alınmış olan bu notlar hiç değiştirilmeden konuşma diliyle kitaba aktarılmıştır.Bu da bize Adler’in üslubunu ve akıcılığını yakından tanıma imkanı vermiştir. Önemli bir nokta da kitabın adeta bir Freud-Adler karşılaştırması şeklinde kısıtlanmış olduğudur.
74 views
“Herhalde siz de dikkat etmişsinizdir, günümüzde iyi konuşan kadar iyi dinleyen de azaldı. Adeta kalmadı. Çünkü ortamın, biraz da çağın, yüzeysel, acele, hoyrat ve savruk üslubu, konuşan kadar dinleyeni de ister istemez etkiliyor. Konuşan iyi konuşsa boş konuşmasa, dinleyen de iyi niyetle dinlemeye kararlı olsa bile, bir kere çevredeki radyo, televizyon, trafik ve konuşma gürültüleri dikkatinizi dağıtıyor. Bu gürültü ortasında konuşan avaz avaz bağırır, siz de kulağınızı elinizle yelkenleyip dinlemeye uğraşırken ortada ne tabii konuşma tınısı, ne yerine göre ses yükseltip alçaltma nüansı, ne de dinleyende o konuşulanı şurup gibi içme zevki kalıyor. O “Bayram haftası” der, siz “Mangal tahtası” anlarsınız.
65 views
Fransa’da, ağır işçilerin işleri hakkında ne düşündüklerini incelemek üzere araştırmayı yürüten bir görevli, bir inşaat alanına gönderilir. Görevli, ilk işçiye yaklaşır ve sorar:
“Ne yapıyorsun?”
“Nesin sen, kör mü?” diye öfkeyle bağırır işçi.
“Bu parçalanması imkansız kayaları ilkel aletlerle kırıyor ve patronun emrettiği gibi bir araya yığıyorum. Cehennem sıcağında kan ter içinde kalıyorum. Bu çok ağır bir iş, ölümden beter.”
47 views
33 views
İnsan hayatın içerisinde çeşitli zorluklarla karşılaşıyor. Bu zorluklar karşısında insanların kimileri pes ediyor kimileri ise ümitlerini soldurmadan , kendinden emin bir şekilde tüm zorluklara göğüs gererek hayata devam ediyor. Peki neden olaylar karşısında iki farklı grup ortaya çıkıyor. Neden kimileri pes ediyor, kimileri ise ümidini yitirmeden azmiyle yürüyor, ikinci grubun farkı ne ki ümidini yitirmiyor.
32 views
Analiz, çözmek ; analitik düşünme, sorun çözme, kavramsal düşünme, çözüm bulmaya yönelik ve problem çözmeye yönelik düşünme anlamlarına gelmektedir Analitik (çözme), doğal dildeki anlamında yalın bir ayırmayı, salt dışsal yan yanalığın ortadan kaldırılmasını değil, ama tam olarak çözme eyleminin imlediği gibi bir bağ, bağ, bağlılık ya da ‘bireşim’ durumunun ortadan kaldırılmasını anlatır. Çözümleme her durumda bireşimi içerir, kendinde bireşimdir Aristoteles, analitik düşünmeyi tam, sağın, ve gerçek işlevinde düşüncelerin kavramların ve olayların ilişkilerini göstermek için kullanır. Kant çözümleme ve bireşim kavramlarını dilbilgisi düzlemine, özne ve yüklem ilişkisine benzetir Analitik düşünme yani problem çözmeye yönelik düşünmeyi eğitimde temel kaide olarak alan Avrupalı gelişmiş devletler, bu gün bu eğitimin meyvelerinden faydalanmaktadırlar. Bizde de uygulanmaya başlanan eğitimde problem çözme (analitik düşünme) bir süreden beri uygulanmaktadır. Bu uygulamayla eğitim sistemimizde gözle görülür bir gelişme meydana gelmiştir.
69 views
Eski İspanyol haritacıların sevgilileri harita çizilirken,”Benim için de bir ada çiz ” derlermiş.İspanyol haritacısı da sevgilisi için gerçekte olmayan bir ada çizermiş .Eski İspanyol haritalarında böyle “Sevgiliye armağan adacıklar” olurmuş . Kristof Kolomb bir deniz seferinde,haritadan anlayan bir İspanyol’a gemide suların azaldığını, haritada görülen şu adacıkta içme suyu bulunup bulunmadığını sorunca İspanyol gülümsemiş “Efendim, o adanın var olduğunu sanmıyorum. Onu çizen haritacı sevgilisine çizmiştir” demiş ve gerçek ortaya çıkmış. Akşit Göktürk’ ün “Edebiyatta Ada” yapıtını okuduğumda çok gülmüştüm. Sevgilisinden”Haritada bir ada” isteyen İspanyol kadını da, ona adayı armağan eden İspanyol haritacısı da ne güzel bir şey yapmışlar. İngiliz Kralı Edward da sevdiği kadına bir “Krallık” armağan etmiştir de nice kadını heyecandan titretmiştir. Bayan Simpson için krallığından vazgeçmesi zamanının Leyla-Mecnun öyküsünü yaşatmıştır .
13 views
İş dünyamızın önde gelen isimlerinden Sakıp Sabancı, iş hayatında başarının ve para kazanmanın çeşitli sırlarını her fırsatta kamuoyu ile paylaşmaktan çekinmez ve soranlara anlatır. Hatta Sabanı, bu konuda öyle rahattır ki iş yaşamındaki 40 yılı aşkın birikimini aktardığı “Para Başarının Mükafatıdır” isimli bir kitap bile hazırlamıştır.
Kitabında para kazanmak için hazır bir reçete yazılamayacağını vurgulayan Sakıp Sabancı, “Ben sadece para kazanmak için mutlaka aşılması gereken yolları gözlerinizin önüne serebilirim.” diyor. Biz de sizler için Sabancı’nın teccrübe ve bilgilerine dayanarak bir araya getirdiği tavsiyelerini sunuyoruz. Ancak, Sakıp Ağa’nın son sözlerine biz de katılıyor ve “Para kazanmak başarının maddi mükafatıdır. Onun için asıl olan başarıdır. Başarılı olun, mükafatını nasıl olsa görürsünüz. Para için değil, başarı için koşun.” diyor.
50 views
Düş gücü, bir insanın en yükseklere uçurabildiği bir uçurtmadır.
Birkaç hafta önce başıma çok değişik bir şey geldi.Yatak odamda bebeklerden birinin altını değiştirirken, beş yaşındaki kızım Alyssa yanıma geldi ve kendisini yatağa attı.
“Anneciğim, büyüdüğün zaman ne olmak istiyorsun?”dedi.
Önce bir tür oyun oynadığını düşündüm ve oyunu sürdürmek için, “Hımmm. sanırım büyüdüğüm zaman anne olmak istiyorum.” dedim.
“O sayılmaz,çünkü zaten annesin. Ne olmak istiyorsun?”
Peki, belki büyüdüğüm zaman papaz olurum.” dedim bu kez.
“Anneciğim, o da olmaz, zaten öyle sayılırsın!”
34 views
Her başarıyı başkalarının tapulu malı olarak görmek, her başarıya hep başkalarının layık olduğunu düşünmek içinizdeki aslanı bir koyun gibi yönetmektir.
İnsanın ve unutmayın ki herkesin içinde bir aslan vardır. Fakat kimi o aslanı kükretmesini bilir, kimi o aslanı kükreyecek diye korkar.
22 views