<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>nedir, tanımı, anlamı,nasıl yapılır, ne demek, Genelbilge.com &#187; Maliye</title>
	<atom:link href="http://www.genelbilge.com/category/maliye/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.genelbilge.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 07 Jan 2012 01:27:41 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
<xhtml:meta xmlns:xhtml="http://www.w3.org/1999/xhtml" name="robots" content="noindex" />
		<item>
		<title>Manipülasyon ve Manipülasyona Karşı Düzenlemeler</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/manipulasyon-ve-manipulasyona-karsi-duzenlemeler.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/manipulasyon-ve-manipulasyona-karsi-duzenlemeler.html/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Feb 2010 18:08:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İktisat]]></category>
		<category><![CDATA[Maliye]]></category>
		<category><![CDATA[Gelen]]></category>
		<category><![CDATA[Mevzuat]]></category>
		<category><![CDATA[Piyasa]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category></category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=13051</guid>
		<description><![CDATA[Manipülasyon en yaygın finansal suçlardan biri olmasına ve tarihi Lale Çılgınlığı (Tulipmania) vakasına dek uzanmasına karşın, ülkelerin mevzuatları incelendiğinde bu kavramla ilgili kesin bir tanımın yapılmadığı, bunun yerine çoğu kez “yapay fiyat”, “serbest arz ve talep güçlerine müdahale” gibi kendileri de tanımlanmaya ihtiyaç duyan ifadelerden yararlanılarak bir takım işlemlerin manipülatif olarak nitelendirildiği ve mevzuattaki bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-7007661218174820";
/* 336x280, oluşturulma 27.06.2010 */
google_ad_slot = "2581656522";
google_ad_width = 336;
google_ad_height = 280;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></p><p><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-7007661218174820";
/* 336x280, oluşturulma 27.06.2010 */
google_ad_slot = "2581656522";
google_ad_width = 336;
google_ad_height = 280;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></p><p>Manipülasyon en yaygın finansal suçlardan biri olmasına ve tarihi Lale Çılgınlığı (Tulipmania) vakasına dek uzanmasına karşın, ülkelerin mevzuatları incelendiğinde bu kavramla ilgili kesin <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bir/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Bir">bir</a> tanımın yapılmadığı, bunun yerine çoğu kez “yapay fiyat”, “serbest arz ve talep güçlerine müdahale” <a href="http://www.genelbilge.com/tag/gibi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Gibi">gibi</a> kendileri de tanımlanmaya ihtiyaç duyan ifadelerden yararlanılarak bir takım işlemlerin manipülatif olarak nitelendirildiği ve mevzuattaki bu eksikliğin mahkeme içtihatları ve uzmanların yorumlarıyla aşılmaya çalışıldığı görülmektedir. Suçun tanımlanmasındaki bu belirsizliğin yanısıra, normal <a href="http://www.genelbilge.com/tag/piyasa/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Piyasa">piyasa</a> aktivitesinden ayırt edilebilmesinin zorluğu, ispatlanmasında direkt kanıtlardan ziyade dolaylı kanıtlardan yola çıkılarak işlem yapan kişinin niyetine dair çıkarsamalar yapılmasının gerekmesi, sermaye piyasasında internetin kullanımının ve bunun paralelinde internet aracılığıyla işlenen manipülasyon suçlarının artması, internette bilginin çok hızlı değişmesi ve bu durumun kanıtların edinilmesini ve muhafazasını zorlaştırması, buna mukabil kişilerin kimliklerini gizleyebilmesini kolaylaştırması hususları ile birleştiğinde manipülasyon sadece tanımlanması değil, aynı zamanda kanıtlanması da güç bir suç durumuna gelmektedir.Bu çalışmada, bir taraftan manipülasyon suçuyla ilgili farklı tanımlardan yola çıkılarak ortak bir tanıma ulaşılmaya çalışılmakta, diğer taraftan gittikçe globalleşen ve birbiriyle ilişkili hale gelen sermaye piyasalarında <a href="http://www.genelbilge.com/tag/yeni/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Yeni">yeni</a> teknolojiden beslenerek gelişen manipülasyon yöntemleri, manipülasyonun <span id="more-13051"></span>önlenmesinde, araştırılmasında ve kanıtlanmasında yararlanılan mevzuat ve düzenlemeler örnek olaylardan da yararlanılarak incelenmekte ve bu safhalar boyunca bu düzenlemelerin ne derece etkin olduğuna ve bu etkinliğin ne şekilde arttırılabileceğine ilişkin değerlendirmeler yapılmaktadır.</p>
<p>Manipülasyonun Tanımı<br />
Sözlükte sıklıkla “dolandırıcılık veya dürüstçe olmayan yöntemlerle ya da suistimal yoluyla yapay bir şekilde yönetmek ya da <a href="http://www.genelbilge.com/tag/kontrol/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kontrol">kontrol</a> etmek”; “bir şahsın kendi amaçları veya kazancı için hesapları vs. yanıltıcı bir şekilde, kötü niyetle değiştirmesi” anlamlarında kullanılan manipülasyon bir finansal terim olarak; “muvazaalı işlemler ya da anlaşmalı emirler gibi yöntemlerle menkul kıymet fiyatlarının düşmesine ya da artmasına neden olmak” şeklinde ifade edilmektedir.</p>
<p>Sözlükte bu şekillerde yer almakla birlikte, gerek Türk Sermaye Piyasası Mevzuatında, gerekse yabancı ülke mevzuatlarında manipülasyona ilişkin kesin bir tanım yapılmadığı, buna mukabil kavramın nelere işaret ettiğine ve <a href="http://www.genelbilge.com/tag/hangi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Hangi">hangi</a> fiilleri kapsadığına dair birtakım tariflerin verildiği görülmektedir.<br />
1981 yılında yürürlüğe giren 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 47/A maddesinin;<br />
2. Bendinde, “Yapay olarak, sermaye piyasası araçlarının, arz ve talebini etkilemek, aktif bir piyasanın varlığı izlenimini uyandırmak, fiyatlarını aynı seviyede tutmak, arttırmak veya azaltmak amacıyla alım ve satımını yapan gerçek kişilerle, tüzel kişilerin yetkilileri ve bunlarla birlikte hareket edenler,<br />
3. Bendinde, “Sermaye piyasası araçlarının değ erini etkileyebilecek, yalan, yanlış, yanıltıcı, mesnetsiz <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bilgi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Bilgi">bilgi</a> veren; haber yayan; yorum yapan ya da açıklamakla yükümlü oldukları bilgileri açıklamayan gerçek kişilerle, tüzel kişilerin yetkilileri ve bunlarla birlikte hareket edenler,<br />
4. Bendinde, “4. maddenin birinci ve üçüncü fıkralarına aykırı hareket edenlerle, sermaye piyasasında izinsiz olarak faaliyette bulunan veya yetki belgeleri iptal olunduğu veya faaliyetleri geçici olarak durdurulduğu halde ticaret unvanlarında, ilan veya reklamlarında sermaye piyasasında faaliyette bulundukları intibaını yaratacak kelime veya ibare kullanan veya faaliyetlerine devam <a href="http://www.genelbilge.com/tag/eden/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Eden">eden</a> gerçek kişilerle, tüzel kişilerin yetkilileri</p>
<p>ile ilgili olarak; “2 yıldan 5 yıla kadar hapis ve 10 milyar liradan 25 milyar liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılırlar. Suçun işlenmesinde, bu bentte yazılı hallerden iki veya daha fazlası birleşirse, hapis cezasının asgari haddi 3, azami haddi 6 yıldır”<br />
denilmektedir.</p>
<p>Görüleceği üzere, yukarıda yer alan maddede manipülasyonun ne olduğuna ilişkin bir tanım yapılmamış olup bunun yerine <a href="http://www.genelbilge.com/tag/gnl/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Genel">genel</a> olarak;<br />
•	yapay olarak sermaye piyasası araçlarının arz ve talebinin etkilenmesinden,<br />
•	aktif bir piyasanın varlığı izleniminin uyandırılmasından,<br />
•	fiyatların aynı seviyede tutulması, arttırılması veya azaltılması amacıyla alım ve satım yapılmasından,<br />
•	sermaye piyasası araçlarının değerini etkileyebilecek yalan, yanlış, yanıltıcı, mesnetsiz bilgi verilmesinden, haber yayılmasından, yorum yapılmasından ya da açıklamakla yükümlü olunan bilgilerin açıklanmamasından,<br />
•	doğru olmadığı halde sermaye piyasasında faaliyette bulunulduğu intibaının yaratılmasından<br />
bahsedilmektedir.<br />
Manipülasyonun tanımlanması konusundaki belirsizliğin sermaye piyasalarının <a href="http://www.genelbilge.com/tag/uzun/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Uzun">uzun</a> bir mazisinin olduğu Amerika’da da geçerli olduğu görülmektedir. Manipülasyon yasal düzenlemelerin hiçbirinde tanımlanmamış, bu sebeple mahkemeler ve uzmanlar değişik formülasyonlar sunmuşlardır. Yaygın olarak benimsenen yaklaşım manipülasyonun insanları bir hisse senedinde işlem yapmaya yönelten veya hisse senedinin fiyatını yapay bir seviyeye yükselten/düşüren işlemler olduğudur. Alternatif olarak, manipülasyon “sermaye piyasalarında arz ve talebin serbestçe eşleşmesine karşı yapılan kasıtlı müdahaleler” olarak da tanımlanabilmektedir.<br />
Buna göre, eğer bir işlem şu üç amaca yönelik olarak yapıldıysa manipülatiftir:<br />
arz ve talebin serbestçe karşılaşmasını engellemek,<br />
diğer şahısları işlem yapmaya yöneltmek,<br />
bir menkul kıymetin fiyatını yapay bir seviyeye yükseltmek.<br />
Bu amaçlar irdelendiğinde, bilinmeyen bir şeyi tanımlamak için bilinmeyen başka bir şeyden yararlanmaya çalışıldığı görülmektedir. Örneğin, birinci formülasyonda manipülatif faaliyetin “engellemeyi”, “müdahaleyi” içerdiğinden bahsedilmekte fakat bu kavramlar tanımlanmamaktadır. Diğer taraftan, “arz ve talebin serbestçe karşılaşmasına yapılan müdahale”den bahsedilirken, işlem yapan herkes arz ve talep güçlerinin bir parçası olduğu halde, bazı işlemcilerin ilgili menkul kıymete ilişkin arz ve talebinin “yasal”, bir kısmının ise “yasalara aykırı” olduğu iddia edilmektedir. Burada da “yasal olan ve olmayan arz ve talebin” tanımlanması sorunu söz konusudur.<br />
İkinci formülasyonda, “diğer şahısları işlem yapmaya yöneltmek”ten bahsedilmektedir. Bu tanımla ilgili problemlerden biri, kavramın son derece geniş olmasıdır. Burada, önemli olan husus, yatırımcıların gerçekte ortada bir amaç yokken işlem yapmaya yönlendirilmesi olup gerçekleştirilen işlemlerden hangilerinin rasyonel bir amaca yönelik olduğunu belirlemek sorunu da ortaya çıkmaktadır.<br />
Üçüncü formülasyonda ise, hangi fiyat seviyesinin “yapay”, hangisinin “gerçek” olduğunu belirleme problemi ile karşılaşılmaktadır. Fiyat değişikliği yaratmak amacıyla gerçekleştirilen işlemler sonucunda oluşan fiyatların yapay olduğu söylenebilirse de, ülkemizde geçerli olmamakla birlikte, Amerika’da ihraççıların stabilizasyon adı altında yaptıkları bazı işlemler manipülatif sayılmamaktadır.<br />
Stabilizasyon işlemleri “sermaye piyasalarında yeni yapılan ihraçla ilgili olarak şirket yöneticisinin piyasaya sürülen senetlerin değerini arttırmak ya da düşüşünü yavaşlatmak amacıyla hisse senetlerini geri satın alması ya da ilave hisse senetleri satması” şeklindeki uygulamadır. Bu işlemlerin yapılmasına gerekçe olarak; ikincil piyasadaki arz ve talep güçlerinin bazen yetersiz olduğunun düşünülmesi, ihraççının şöhretinin zarar görmesini engelleyerek yatırımcıların gelecekte yapılacak ihraçlara da katılmasının sağlanması, yatırımcıların en azından başlangıçta, ihraç edilen hisse senetlerinin bir piyasasının olacağına ilişkin güvenlerinin oluşturulması gösterilmektedir.<br />
Burada ilk olarak sorulması gereken sorular; fiyatı stabilize etme uygulaması çerçevesinde yöneticilere yasalara uydurulmuş olarak bir fiyat manipülasyonu ve kazanç olanağı yaratılıp yaratılmadığı, ihraççının şöhretinin korunmasının ve yöneticilerinin zenginleşmesinin olası etkili piyasa güçleri ve bu güçlerin arkasındaki yatırımcılar pahasına sağlanıp sağlanmadığı, stabilizasyonda taban ve tavan fiyatı belirleme kriterlerinin neler olduğu, bunların ölçülebilir olup olmadığı, stabilizasyona ihtiyaç olduğunu düşündüren piyasa güçlerinin etkinsizliğinin nasıl ve neye göre ölçüldüğü, tutarlı olmak için piyasa güçlerinin etkinsiz göründüğü her durumda stabilizasyona izin verilmesi gerekip gerekmediği, kota alınma öncesinde yönetici tarafından “yaratılan” piyasa güçlerinin neden etkin olmadığının sanıldığı, piyasa güçlerinin etkin olmadığından kotasyon tarihinde nasıl emin olunabileceği ve etkinliğin nasıl ölçülebileceğidir.<br />
Bir menkul kıymetin fiyatını yapay bir seviyeye yükseltmekten bahsedildiğinde, yapay fiyat kavramını da tanımlama ihtiyacı doğmaktadır. Yapılan işlemlerin fiyatı doğru seviyesinden uzaklaştırması durumunda yapay olduğu ileri sürüldüğünde ise, bu kez doğru, gerçek fiyat seviyesinin ne olduğu problemi ile karşılaşılmaktadır. Doğru fiyat seviyesinin uzun dönem arz ve talep koşullarını yansıtan fiyat seviyesi olduğu kabul edilirse, işlemlerin fiyatı etkilememesi ya da kısa dönem arz ve talep koşullarını yansıtması, işlem yapan kişinin fiyatla ilgili <a href="http://www.genelbilge.com/tag/belli/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Belli">belli</a> bir beklentisi sebebiyle işlem yapması fakat inancının yanlış olması sebebiyle fiyatın ters yönde hareket etmesi ve sonucunda fiyatın değişmesi gibi durumlar problem yaratacaktır. Fiyatların doğru seviyesinin “hisse senediyle ilgili bilgilerin tamamının kamuya açıklandığı durumdaki seviye” olarak tarif edilmesi de işlem yapan kişinin vekillik gibi bilgi verme yükümlülüğünü doğuran bir pozisyonunun olmaması durumunda bilgiyi açıklaması gerekmeyeceğinden genel nitelikte olmayacaktır.<br />
Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşıldığı üzere, manipülasyonun objektif bir tanımı bulunmamaktadır. Manipülasyonla ilgili anlam ifade eden tek tanım da subjektiftir ve işlem yapan kişinin niyetine odaklanmaktadır. Manipülatif işlemler kötü niyetle yapılan kazançlı işlemler; diğer bir deyişle, aşağıdaki koşulları sağlayan işlemler olarak da ifade edilebilir:<br />
işlemler fiyatları belli bir yöne hareket ettirmek, yöneltmek niyetiyle yapılmış olmalıdır.<br />
işlem yapan kişinin, kendisi bu işlemleri yapmadığı takdirde fiyatların bu yöne gideceğine dair hiçbir inancı olmamalıdır.<br />
sonuçta <a href="http://www.genelbilge.com/tag/elde/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Elde">elde</a> edilen kar işlem yapan kişinin sahip olduğu fiyata etki edici nitelikteki bir bilgiden değil, tamamen kendisinin fiyatları yönlendirebilme konusundaki becerisinden doğmalıdır.<br />
Yukarıda anlatılanların ışığında manipülasyon; “kar elde etmek veya zarardan kaçınmak amacıyla sermaye piyasası araçlarının fiyatını yapay bir seviyeye getirebilmek için fiyatının ve bu kapsamda piyasasının yapay olarak kontrol edilmesi ve etkilenmesine yönelik çabalar”; manipülatif hareket ise; “bir sermaye piyasası aracının piyasasını ve fiyatını yapay bir şekilde kontrol ederek aksi halde, piyasanın serbest arz ve talep koşulları altında oluşacak fiyatın altında veya üstünde bir fiyatı oluşturma ve menkul kıymeti bu fiyattan işlem görmeye zorlama girişimi” olarak tanımlanabilmektedir.<br />
Manipülasyon kavramına ilişkin olarak Amerika Birleşik Devletlerindeki temyiz mahkemesi içtihatlarında aşağıdaki tanımlara da rastlanmaktadır:<br />
Manipülasyon esas itibariyle, menkul kıymet piyasaları ile ilgili kullanıldığında, bir sanat terimini ifade etmektedir. Dolayısıyla yaratıcılık gerektirmektedir. Yöntem konusunda sınır konamaz. Kavram, piyasa faaliyetlerini yapay şekilde etkileyerek, yatırımcıları yanlış yönlendirmeyi amaçlayan muvazaalı satış, eşleştirilmiş emirler gibi uygulamalara karşılık gelmektedir (Santa Fe Industries Inc. v. Green Davası, 1977).<br />
Manipülasyon “bilerek ve isteyerek, menkul fiyatlarını kontrol etmek veya yapay şekilde etkilemek suretiyle yatırımcıları aldatmayı veya dolandırmayı amaçlayan davranışları” ifade eder (Ernst and Ernst v. Hochfelder Davası, 1976).<br />
Amerika’da yargıya intikal eden değişik manipülasyon vakalarına müdahil olarak katılan kamusal düzenleyici organ SEC’in iddialarında manipülasyon vakaları aşağıdaki şekillerde değerlendirilmektedir:<br />
Esas itibariyle, serbest arz ve talep güçlerine amaçlı/kasıtlı müdahale manipülasyondur (01.08.1995, Pagel Davası).<br />
“Manipülasyon, tüm yatırımcıların dayanakları olan fiyatlama sürecinin kalbine bir darbedir. Serbest piyasanın dürüstlüğünü ve temellerini hedef almaktadır. Bu nedenle, menkul kıymet yasalarının temel amaçlarına karşı gelmektedir” (Pagel Davası, 1985).<br />
Mevcut ve potansiyel yatırımcıların, aktivite gördüklerinde, bunun gerçek bir faaliyet ve/veya işlem olduğunu varsaydıklarını kabul etmek gerekir. Keza ödedikleri veya kabul ettikleri fiyatın, gerçek arz ve talebin, sekte vurulmamış karşılıklı etkileşimi ile belirlendiğini ve pazar mahallinin müşterek yargısını yansıtan bir sinyal olduğunu varsayarlar. Manipülasyon uygulamaları, bu bekleyiş ve varsayımları boşa çıkarır. Gerçeğin yerine görünüşte olanı ikame eder. Kusur, piyasanın çarpıtılması/tahrif edilmesi ve piyasanın sahnede sergilenen bir oyuna çevrilmesidir (<a href="http://www.genelbilge.com/tag/mali/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Mali">Mali</a> tablolarda yer verilmemiş bir dipnot dolayısıyla açılan Edward J. Mawod and Co. davasında, 1977).<br />
Manipülasyon, Muvazaalı Satış (Wash Sale), Eşleştirilmiş Emirler (Matched Orders) ve diğer yapay vasıtalara başvurulmaksızın da gerçekleştirilebilir. Alıcı ve satıcıların kombine bir yansıması olan piyasanın karakterini bozmak üzere aktivite yaratma, fiyat düşüşünü önleme, fiyatı yükseltme veya düşürme ve piyasayı sahnede sergilenen bir oyuna çevirme arzusuna dayalı gerçek alış ve satışlar da manipülasyondur (Holser, Stuart and Co. davası, 1949).</p>
<p>III.1. Manipülasyonun Sınıflandırılması</p>
<p>Manipülatif hareketler; kullanılan metotlara göre, yapılan aktivitenin altında yatan amaca göre ve katılımcılara göre sınıflandırılabilmektedir. </p>
<p>III.1.1. Manipülasyonun Kullanılan Metotlara Göre Sınıflandırılması:<br />
Manipülatif Metodlar</p>
<p>Göz boyamak: (painting the tape); bir menkul kıymette işlem gerçekleştirildiği ya da fiyat hareketi olduğu izlenimini vermek için kamuya açıklanan bir dizi işlem yapmaktır.<br />
Bu kategoriye giren işlemler, emirlerin eşleştirilmesi veya takas maksatlarıyla yapılan işlemler olmayıp manipüle edilmek istenen kıymette hacim yaratarak hisse senedinin işlem hacminin yüksek olduğu görüntüsünü vermek, yanıltıcı bir piyasa görüntüsü yaratarak menkul kıymetin piyasasını olduğundan farklı göstermek veya krediler vb. konularla ilgili amaçlar için menkul kıymetin piyasa fiyatını değiştirmek üzere yapılır.<br />
Muvazaalı işlemler: (wash sales); bir menkul kıymetin ya da türev ürünün sahipliğinde gerçek anlamda değişiklik yaratmayan işlemler yapmaktır.<br />
Karşılıklı işlemler: (improper matched orders); hem alış hem de satış emirlerinin sisteme aynı zamanda, aynı fiyat ve miktarda fakat bu amaçla birlikte hareket eden farklı katılımcılar tarafından girilmesidir.<br />
Fiyat teklifini yükseltmek: (advancing the bid); bir menkul kıymet ya da türev ürünün fiyatını yükseltmek amacıyla, bu kıymet ya da türev ürün için verilen fiyat tekliflerini yükseltmektir.<br />
Pompalayıp boşaltmak: (pumping and dumping); gittikçe artan fiyatlardan alım yapmak, ardından bu kıymetleri piyasaya yeni girenlere daha yüksek fiyatlardan satmaktır.<br />
Kapanışı belirlemeye çalışmak: (marking the close); menkul kıymetleri ya da türev sözleşmeleri kapanış fiyatını etkileme çabasıyla piyasanın kapanışında ya da kapanışa yakın alıp satmaktır.<br />
Köşeye sıkıştırmak: (cornering); gerek menkul kıymetler gerekse türev ürünlerle ilgili piyasalarda kontrolü ellerine geçiren kişilerin, bu pozisyonlarını fiyatları çarpıtmakta kullanarak açığa satış yapan kişilerin yükümlülüklerini kendi yararlarına değiştirdikleri yüksek fiyatlardan yerine getirmelerine sebep olmalarıdır.<br />
Sıkıştırma: (squeeze); bir menkul kıymette yaşanan arz daralmasında, talep tarafını kontrol ederek avantaj elde etmek ve piyasadaki sıkışıklığı istismar ederek yapay fiyatlar oluşturmak için kullanmaktır.<br />
Görüleceği üzere, “cornering”de manipülatörün kendi çabaları sonucunda piyasada bir sıkışıklık yaratması ve bunu kendi yararına kullanması, “squeeze”de ise piyasadaki sıkışıklığı pozisyonunu kullanarak suistimali söz konusudur.<br />
“Kaynar Kazan” teknikleri; (boiler room); çok sayıda satıcı tarafından telefonla ya da mektupla belli bir ihraççıya ilişkin menkul kıymetlerle ilgili olarak yoğun bir şekilde satış kampanyası yapılmasını içerir. Dayanaksız öngörüler, yanıltıcı mektuplar, tecrübesiz ve denetlenmeyen yetkili temsilcilerce bu amaçla yapılan telefon görüşmeleri (“cold calls”) gibi sert satış yöntemleri kullanılır.<br />
Medya, internet veya diğer yollarla yalan/yanlış veya yanıltıcı bilgilerin yayılması: (disseminating false or misleading information) bu tipteki açıklamalar ilgili menkul kıymet, türev ürün ya da bağlı olduğu menkul kıymetin fiyatını, açıklamayı yapan kişinin elinde tuttuğu pozisyon veya yapmayı planladığı iş için uygun seviyeye taşımak maksadıyla yapılırlar.<br />
İnternet aracılığıyla yapılan manipülasyona ilişkin en dikkat çekici vakalardan biri 25 Ağustos 2000 tarihinde gerçekleşen Emulex vakasıdır. Bu olayda 30 dakikadan daha kısa bir süre içerisinde piyasa kapitalizasyonunun yaklaşık %60’ı (2.5 milyar dolar) kaybedilmiştir.<br />
İnternet aracılığıyla piyasayı manipüle etmek için ;<br />
internet’ten tüyolar verilebilir, reklam yapılabilir, yalan bilgiler yayılabilir.<br />
Eski manipülatif şemalar (örneğin “pompala boşalt” gibi) internet teknolojisiyle birleştirilerek kullanılabilir.<br />
chat room”lardan yararlanılabilir.<br />
sahte kimlikler kullanılabilir.<br />
 “pegging”, “capping”, “parking”, yasalar hilafına “stabilizing”, “fixing” işlemleri yapılması: Ülkemiz mevzuatında ihraççıların yapabilecekleri işlemler arasında yer almayan “stabilizing-stabilizasyon işlemleri” yasalarla belirlenen durumlar haricinde yapıldığında uluslararası arenada da manipülatif bir faaliyet olarak adlandırılmaktadır.<br />
Sayılan diğer kavramlar aşağıda kısaca tanımlanmaktadır:<br />
Pegging: bu işlem, manipüle edilmek istenen menkul kıymetin piyasa fiyatını belli bir seviyenin üzerinde tutmak için o menkul kıymetten dikkati çekecek derecede büyük miktarlarda alış yapmak ve/veya piyasaya o kıymetle ilgili olarak büyük alış emirleri girmek anlamına gelmektedir.<br />
Capping: bu işlem, manipüle edilmek istenen menkul kıymetin piyasa fiyatını belli bir seviyenin altında tutmak için o menkul kıymetten dikkati çekecek derecede büyük miktarlarda satış yapmak ya da sisteme (cari piyasa fiyatının üzerindeki bir fiyattan verilip) gerçekleşmeden pasifte bekleyen büyük miktarlı satış emirleri girmek anlamına gelmektedir.<br />
Parking: Üç şekilde tanımlanabilmektedir.<br />
Fiyatın manipülasyonu ile ilgili olarak Parking;<br />
Hisse senetlerini piyasadan uzak tutarak fiyatın düşmesinin önüne geçmek anlamına gelmektedir. Kendisinin veya müşterilerinin hesaplarında bulunan hisse senetlerini elinde tutamayacak duruma gelen bir broker’ın bu hisse senetlerini takas tarihinden önce geri alacağı şeklinde bir anlaşmayla başka bir broker ya da müşteriye satmasıdır.<br />
Net Sermaye ile ilgili olarak Parking;<br />
Sıklıkla bir broker’ın net sermaye pozisyonunu iyileştirmek maksadıyla yapılmaktadır. Menkul kıymetler bir başka broker’a satış adı altında verilmekte ve sonra tekrar geri satın alınmaktadır.<br />
Aracılık yüklenimi ile ilgili olarak Parking;<br />
Bir yüklenicinin dağıtımı tamamlayamayarak aracılık yüklenimini yerine getiremediği durumda, sıklıkla broker’ın bu menkul kıymetleri kendi müşterilerinin hesabında bekletmesi ve daha sonra bu hisse senetlerinin piyasaya satılarak bu hesaplardan çıkartılması şeklinde gerçekleştirilmektedir.<br />
Scalping; yatırım danışmanı benzeri bir pozisyonu olan kişinin o menkul kıymeti başkalarına tavsiye etmeden önce kendisinin satın alması, ardından kendi tavsiyesini takiben artan piyasa fiyatından yararlanarak karlı bir şekilde bu hisseleri satmasıdır.<br />
Cross Trades; bir broker’ın aynı menkul kıymetle ilgili emirleri tutarak, hem alım hem de satım emirlerini aynı anda gerçekleştirdiği işlemlerdir. Büyük miktarlı blok emirlerin sıklıkla çapraza düşmesi durumunda bu çaprazlaşma manipülatif nitelikte ve fiyat hareketlerini etkilemek ya da hacim oluşturmak maksadıyla gerçekleştirilmiş olabilir.<br />
Flips; bir ofisin müşterilerine bir hisse senedini satmasını önerdiği sırada diğer ofisin müşterileri için bu kıymetleri satın almasıyla gerçekleşmektedir. Bu durumda senetler bir ofisteki müşterilerden diğer bir ofisteki müşterilere geçmektedir. Firma alış ve satış fiyatları arasındaki “spread”den; broker’lar da komisyonlardan kazanç sağlamaktadır.<br />
“flips” faaliyeti Türk Sermaye Piyasası Mevzuatında Sermaye Piyasası Kurulu’nun Seri:V, No:46 sayılı “Aracılık Faaliyetleri ve Aracı Kuruluşlara İlişkin Esaslar Hakkında Tebliği” kapsamında yasaklanmış bulunmaktadır.<br />
Free Riding; hisse senetlerini, onlar için bir ödeme yapma niyeti olmadan veya sadece takas tarihinde fiyat yükselirse ödemek niyetiyle satın almayı ve böylece bu senetlerin alış fiyatından daha yukarıda bir fiyata satılarak satıştan edinilenlerle alım yükümlülüğünün karşılanmasını ifade etmektedir.<br />
Front Running; bir menkul kıymette blok halinde yapılacak olan bir işlemi önceden öğrenerek, kamuya açıklanmamış bu bilgiyi kullanıp kar sağlamak anlamına gelmektedir. Bu bağlamda fiil “içeriden öğrenenlerin ticareti” suçuna da yaklaşmaktadır.<br />
Overhang on a market: gerçekleşmeyerek piyasada “asılı kalan”, bekleyen emirler fiyat üzerinde düşüş yönünde bir baskı oluşmasına sebep olabilir. İşlem yapan diğer kişileri ya da borsa spesiyalistlerini büyük miktardaki hisse senedini limit bir fiyattan satmaya maruz bırakmak, diğerlerinin o malı satın almaktan kaçınmalarına sebep olur. Çünkü fiyatta küçük bir artışın olduğu her seferde o büyük hisse blokunun kalan kısmının satılması fiyatı aşağıya sürecektir ve daha yüksek fiyattan satın alan kişinin zarara uğramasına sebep olacaktır. Bu sebeple, piyasada bekleyen bu kıymetlere ilişkin emirler iptal edilene ya da gerçekleşene kadar piyasa fiyatı aşağıda kalacaktır.<br />
“Uykudaki” bir halka açık şirketin halka açılmamış bir ihraççıyla birleşmeye gitmesinin manipülatif maksatla kullanılması: (merger of dormant public shell company with non-public issuer); bu yöntemde, hisse senetleri daha önce halka arz edilmiş olmakla birlikte iflas durumunda ya da “uykuda” olan -yani çok az işlem gören- bir şirketin bulunarak piyasaya sokulmak istenen belli bir varlığa sahip asıl şirketle birleştirilmesi, “uykudaki” şirketin hisse senetleri daha önce halka arz edilmiş ve tescil edilmiş olduğundan, destekçilerin ve içeridekilerin tescil muafiyetini kötüye kullanarak hisse senetlerini tekrar tescil ettirmeden aktif bir piyasa yaratmak istemeleri söz konusudur. Bazen menkul kıymetler yasalarla çatışmamak için tescil edilse de paranın kazanıldığı manipülatif aşama devam etmektedir.<br />
Türk Sermaye Piyasası Mevzuatına göre şirket birleşmeleriyle ilgili olarak, taraflardan birinin halka açık olması halindeki birleşmeler çerçevesindeki hisse senedi ihraçlarında da kayda alınma için Sermaye Piyasası Kurulu’na başvurulması gerekmektedir.</p>
<p>Yukarıda bahsedilen yöntemler ülkemizde “piyasa dilinde” şu şekillerde adlandırılmaktadır.<br />
Keriz Silkeleme: Özellikle piyasa değeri düşük olan hisse senetlerinde gerçekleştirilmektedir. İlgili hisse senedi alım gücü yüksek olan bir ya da birkaç kişi tarafından yavaş yavaş satın alınmaya başlanmakta, piyasadaki hisse senetlerinin sayısı azaldıkça değerleri de yükselmektedir. Yükselişi gören diğer küçük yatırımcılar da bu hisse senedini almaya yönelmekte, manipülatör fiyatı istediği yere çekmeyi başardığında elindeki “malları” bir anda boşaltmakta ve “kağıt dibe vurmaktadır”.<br />
Burada arzı daraltmaya ilişkin klasik “cornering” yönteminden bahsedilmektedir. Manipülatörün bu yöntemi “yalan haber yayma” gibi yöntemlerle birleştirmesi ya da hisse senedinin fiyatını gerçekte örneğin 7,000 TL’ye çekmeyi düşündüğü halde piyasaya 10,000 TL’ye çıkartmayı düşündüğü gibi bir haberi yayarak henüz bu harekete dahil olmamış diğer küçük yatırımcıları da “kağıttan çıkma”ya daha çok zaman olduğu ve kazanç imkanının sürdüğüne inandırarak hareketin içine çekmeye çalışması mümkündür.<br />
Doldur Boşalt: Yukarıda bahsedilen “keriz silkeleme” yönteminin kısa vadeli şeklidir. Gelen taleplerle bir anda fiyat artar, ardından aniden gelen satışlarla fiyat dibe vurur.<br />
Yalan Haber Yayma: Herkesin “tüyoya” aç olduğu bu piyasada özellikle “büyük spekülatörler”in söyledikleri herkesin dikkatini çekmektedir. Bu yöntemin uygulanmasında dergilerden de yararlanılabilmektedir. Sermaye Piyasası Kurulu’nun belli hisse senetlerinde alım yaptıktan sonra haftalık bir dergide bu senetlerle ilgili asılsız yorum, haber ve piyasa söylentileri yazan, bu yazının ardından satış işlemleri gerçekleştirerek hazırlanıp yayınlanmasında önemli ölçüde sorumluluk ve pay sahibi oldukları yanlış ve kaynağı olmayan haber ve yorumlardan menfaat sağlama saiki ile işlem yaptıkları belirlenen ilgili derginin Yazı İşleri Müdürü ve Borsa Editörünün bu faaliyetlerinin Sermaye Piyasası Kanunu’nun 47/A-3 maddesi kapsamında incelenmesi neticesinde bir suç duyurusu bulunmaktadır. Burada bahsedilen vaka aynı zamanda “scalping” tabir edilen metot kapsamında da düşünülebilmektedir.<br />
Yabancılar Geliyor Söylentisi: Bu söylenti küçük yatırımcıları “ateşleyecek”, kolayca aldanmalarına sebep olacaktır.<br />
Kol Kesme: Bu yöntem aracı kurumların birbirlerine komplosu şeklinde gerçekleşmektedir. Bu defa “canı yanan” taraf küçük yatırımcı değil, aracı kurumdur. Açığa satış yapan kurumun gün içinde mecburen alım yapacağını düşünen bir diğer aracı kurum fiyatı alımlarıyla bilerek yükseltmekte, açığa satış yapan taraf ise düşmeyen ve hatta yükselen hisse senedini mecburen yüksek fiyattan satın almaktadır. Silahın ters teptiği bu durumda açığa satan aracı kurum bir nevi “kendi kazdığı kuyuya kendisi düşmektedir”.<br />
Çıtır Yapma: Gün içerisinde al sat yaparak kazanç elde etmeye çalışmak, piyasada “çıtır yapmak” olarak tabir edilmektedir. </p>
<p>III.1.2. Manipülasyonun amaçlarına göre sınıflandırılması:</p>
<p>Manipülatif hareketin temel amacı gerçekleştirilen işlemler sonucunda para kazanmaktır. Bu genel amaca ulaşabilmedeki yan amaçlar arasında şunlar sayılabilir:<br />
bir menkul kıymetin veya türev sözleşmenin fiyatını veya değerini etkilemek<br />
(Böylece manipülatör daha düşük fiyattan alım, daha yüksek fiyattan satım yapma, birleşme, devralma gibi işlemleri ve diğer büyük çaplı işlemleri etkileyebilme imkanına kavuşacaktır),<br />
bir endekste yer alan menkul kıymetin fiyatını etkilemek (bu şekilde endeksi manipüle edebilecektir),<br />
halka arzlarda onay fiyatını etkilemek,<br />
şirketlerin birleşmesiyle ilgili olarak fiyat/çevrim oranını etkilemek,<br />
take-over teklifleri ile ilgili olarak bir menkul kıymetin fiyatını etkilemek,<br />
diğer şahısları alım satım yapmaya yöneltmek,<br />
kurumsal yatırımcıların hesaplarını ve bilançosunu etkilemek,<br />
kreditörler tarafından yapılmaya zorlanılan satışların limitini etkilemek,<br />
finansal tavsiyeleri veya yatırım kararlarıyla ilgili izlenimleri etkilemek.</p>
<p>III.1.3. Manipülasyonun katılımcılara göre sınıflandırılması:<br />
menkul kıymetleri ihraç eden kişiler, ihraççılar<br />
piyasa katılımcıları<br />
piyasa aracıları<br />
yukarıdakilerin herhangi bir bileşimi</p>
<p>IV. MANİPÜLASYONUN ARAŞTIRILMASI VE ORTAYA ÇIKARILMASI FAALİYETLERİ</p>
<p>IV.1. Manipülasyonu Ortaya Çıkarmada Yararlanılan Yöntemler</p>
<p>A. Piyasa Gözetimi:<br />
Gözetimin amacı piyasadaki işlemleri takip etmek ve hatalı bir oluşum durumunda engellemeye yönelik faaliyetlerde bulunabilmektir.<br />
Piyasa gözetimi faaliyeti adı altında şirketlerin ortaklık yapısına ve kontrolünü elinde bulunduran kişilere ilişkin bilgilerin dosyalanması ve gözetim sistemleri yer almaktadır.<br />
Şirketlerin ortaklık yapısına ve kontrolünü elinde bulunduran kişilere ilişkin bilgilerin edinilmesi ve saklanması kimlerin hisse senedini manipüle edecek durumda olduğunun ve manipülasyondan kimlerin dikkat çekecek düzeyde kar elde edebileceğinin bulunmasında yardımcı olması sebebiyle önem arz etmektedir.<br />
Gözetim sistemleri ise borsaların dürüst ve düzenli piyasalar olarak faaliyet gösterebilmelerini sağlamak amacıyla gerçekleşen işlemlerin izlenmesini, piyasanın genelinden sapma gösteren ve halihazırdaki bilgiler ve piyasa göstergeleriyle açıklanamayacak gelişmelerin, bunun yanısıra işlem yapan kişilerin pozisyonları ve piyasa katılımcılarının potansiyel birlikte hareketlerinin tespiti ve raporlanması amaçlarına yöneliktir. Gözetim sistemlerinin piyasadaki değişmeler ve teknolojik gelişmelere ayak uyduracak şekilde dizayn edilmesi gereklidir. Bilgiye erişmede en avantajlı pozisyonda olmaları sebebiyle borsalar önemli bir gözetim fonksiyonu görebilmektedir.<br />
İnternet ve Genel Olarak Medyanın Gözetimi<br />
Kamuya ulaştırılan bilgilerin gözetimi medyayı da (gazeteler, dergiler, TV, şirket haberlerine ilişkin diğer yayınlar, analistlerin araştırma raporları vs.) içermelidir. İncelenecek bilgiler bir kıymetin fiyatını etkileyebilecek nitelikteki “tout-tüyo” tabir edilen övücü yazıların yanısıra yalan, yanlış, yanıltıcı bilgiler de olabilir. Buna ek olarak, özellikle menkul kıymetler açısından bakıldığında internet, aynı anda çok büyük bir kitleye ulaşabilme özelliği sebebiyle özel bir ilgi ve gözetim yeteneği gerektirmektedir. İnternette bilgilerin yayılma ve değişme hızı düzenleyicilerin olayın kaynağını ortaya çıkarmasını ve kanıtları muhafaza etmesini güçleştirmektedir.</p>
<p>VI.2. Manipülasyonu Kanıtlamak İçin Gerekli Bilgilerin Toplanması ve Muhafazası</p>
<p>Borsalar, aracı kurumlar ve diğer sermaye piyasası kuruluşları tarafından tutulan kayıtlar</p>
<p>Manipülatif faaliyetlerle ilgili olarak aşağıda sayılan tipteki kanıtların incelenmesi, dikkate alınması gerekmektedir:<br />
•	manipüle edilmek istenen menkul kıymetin, türev ürün ya da türev ürünle ilişkili  kıymetin işlem kayıtları, alış satış ordinoları, konfirmasyonlar, aylık hesap durumu belgeleri, nakit ve hisse senedi transferleri ve diğer ilgili dökümanlar,<br />
•	bunlara ek olarak takas organizasyonlarından ve merkez emanetçilerden alınabilecek datalar (menkul kıymetlerle ya da türev ürünlerle ilgili pozisyon sahiplerinin ve yarar sahiplerinin belirlenmesi, gerçekleştirilen emirlerin hangi müşterilerin yararına yapıldığının tespiti açısından önemlidir),<br />
•	eğer ulaşılabiliyorsa, potansiyel olarak manipülatif faaliyete dahil olmuş olabilecek olan kişilerin telefon kayıtları.<br />
İnternetin dahil olduğu vakalarda araştırmacının ISP’lere (İnternet Service Provider) veya e-mail yollayıcıları ve alıcılarıyla ilgili web sayfalarının “author”larına da başvurma ihtiyacı olabilir.</p>
<p>Şüphelenilen işlemlere ilişkin olarak borsaların tuttuğu kayıtlar da önemli bir bilgi kaynağıdır. Eğer alınabiliyorsa Self-Regulatory Organisations-SRO’ların (kendi içlerinde düzenlemeleri olan kuruluşların) verileri de yararlı olacaktır. Bu datalardan, aşağıdaki raporlara ve analizlere de ulaşılabilmektedir:</p>
<p>piyasa yapıcının fiyat hareketlerine ilişkin rapor (kotasyondaki değişmeleri, geniş “spread”leri, yapılan kapanışları, diğer piyasa yapıcıları yönlendiren piyasa yapıcısı ve sık yapılan kapanış kotalarını görmek için),<br />
yüksek fiyattan alış, düşük fiyattan satış teklifleri,<br />
raporlanan toplam işlem hacmini ve her piyasa yapıcı tarafından raporlanan işlem hacimlerini gösteren raporlar (günlük, haftalık veya üç aylık dönemlerde),<br />
etkilenen her işlemi, işlemin “inside quote” ile (örneğin; en yüksek alış, en düşük satış) gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğini belirlemek üzere karşılaştırılan raporlar,<br />
hisse senedi izleme raporları,<br />
“Marking the close” alarmları (eğer bir menkul kıymetin kapanış fiyatı belli bir zaman periyodu için belirlenmiş parametrelerin dışında oluşursa alarm verecek sistem).<br />
Türev ürünlere ilişkin incelemelerde bunlara ek olarak sözleşmelerin fiyatlandırılması, gerçekleşen işlemlerle ilgili bilgiler (işlem tarihi, miktar, vade, taraflar, fiyat gibi), piyasa üyelerinin ve eğer pozisyonları belli bir seviyenin üstündeyse piyasa katılımcılarının pozisyonlarına ilişkin bilgiler, ilk müşteriye varana dek her pozisyon alanın kimliği, pozisyonun büyüklüğü vb. nin yanısıra, ulaşılabilir olduğu takdirde OTC pozisyon bilgileri ve işlem bilgileri de istenebilmektedir.</p>
<p>Banka Kayıtları<br />
Bu kayıtlar manipülatif faaliyete katılanlar arasında başka bir şekilde fark edilemeyecek borç-alacak, kar paylaşımı gibi ilişkileri, rüşvetleri ve karşılıklı finansman olaylarını açığa çıkarabilir. Banka kayıtları aynı zamanda manipülasyonun sonraki safhalarının izini sürmekte, dondurma ve durdurma gibi işlemlerde kolaylık sağlamaktadır.</p>
<p>Telefon Kayıtları<br />
Hesap sahipleri-yarar sahipleri; aracılar-müşterileri arasındaki telefon kayıtlarının ele geçirilmesi de başka şekillerde ortaya çıkarılamayacak “manipülasyon amaçlı birlikte hareketin” ortaya konulmasında önemlidir.</p>
<p>IV.3. Edinilen Bilgi ve Belgeler Kapsamında Araştırmaların Yapılması:</p>
<p>Manipülasyonun Varlığının Kanıtlanması<br />
Manipülasyon suçunun unsurları ve yararlanılan kanıtlar farklı yargı bölgelerinde farklılıklar göstermektedir. Piyasaların düzenli olmasını sağlamak ve manipülasyon karşıtı yasalar ile manipülasyonu önlemek durumunda olan borsaların bir kısmının araştırma yapma ve kuralları ihlal eden üyelere disiplin müeyyideleri uygulama imkanları da vardır.<br />
Manipülasyonun ortaya çıkarılmasında izlenebilecek aşamalar aşağıda anlatılmaktadır:<br />
“Yapay Fiyat”ın veya “Fiyata Etki”nin Araştırılması<br />
Eğer bir menkul kıymetin fiyatı, işlem miktarı veya her ikisi birden aniden artış gösterirse, bu durumda manipülatif aktiviteden şüphelenilecek ve araştırmacının menkul kıymetin piyasasına ve fiyatına ilişkin birtakım analizler yapması ve bu değişimlerin sebebini bulması gerekecektir.<br />
Bu aşamada araştırmacı öncelikle, söz konusu menkul kıymetin yeni ihraç edilmiş ya da uzun zamandır işlem görmekte olan bir menkul kıymet mi olduğunu belirlemeli, eğer daha önceden halka arzedilmiş bir menkul kıymet söz konusuysa ilgili kıymetin daha önceki fiyat ve miktar hareketlerini de incelemeli ve yaşanan hareketlerin söz konusu hisse senedi için normal sayılıp sayılmayacağını ortaya koymalıdır.<br />
Fiyatla ilgili incelemenin bir diğer ayağı ise, fiyatın en yüksek seviyesindeyken kaç olduğu ve bu fiyat seviyesiyle ilgili mantıklı bir açıklamanın olup olmadığıdır. Eğer hareketin incelendiği dönemde şirkete ilişkin olumlu açıklamalar yapıldıysa fiyat hareketinin bununla ilişkili olup olmadığı anlaşılmaya çalışılacaktır. Eğer fiyat ve miktar hareketlerinin yaşandığı dönemde bu tip bir açıklamaya rastlanmıyorsa, bu kez de şirketle ilgili tüm haberlerin kamuya açıklanıp açıklanmadığı yönünde bir araştırma yapılacak ve bu yönde de bir bulguya rastlanmıyorsa, hisse senedindeki fiyat ve miktar hareketlerinin piyasada yoğun işlemleri olan yatırımcıların piyasaya giriş çıkış ve alış satışlarıyla ne derece ilintili olduğu bulunmaya çalışılacaktır. Araştırmacı bu sırada piyasanın ve incelenen şirketin ait olduğu sektörün genelinde yaşanan gelişmeleri de gözden kaçırmamalıdır. Yaşanan fiyat değişikliklerinin yapay olduğu ortaya konulmak istendiğinde ise eğer manipülasyon yaptığından şüphelenilen kişinin işlemleri olmasaydı fiyatın ne yönde olacağını belirleme yönünde bir çalışma yapılması gerekecektir.<br />
Türev ürünlerle ilgili araştırmalarda da benzer bir prosedür izlenmekte olup bu kez türev ürünlerde karşılıklı pozisyonların kimlerin elinde olduğu ve talep ve teslimatla ilgili faktörlerin de dikkate alınması gerekecektir.<br />
Arz ve Talep Yasalarındaki Muhtemel Tahrifatın Araştırılması<br />
Bu aşamada öncelikle potansiyel manipülatörün piyasa fiyatını ve işlem hacmini etkileme gücü olup olmadığı belirlenmelidir.<br />
Bu güç aşağıda sayılan faktörlerden kaynaklanabilir:<br />
manipülatörün bir menkul kıymetin, türev sözleşmenin bağlı olduğu varlığın arzını kontrol edebilmesinden,<br />
türev ürünlerdeki pozisyonlarının büyüklüğünden,<br />
veya basitçe piyasaya ulaşabilme gücünden (direkt olabileceği gibi internet ya da başka aracılar yoluyla da olabilmektedir). </p>
<p>Bu maddeleri ayrıntılı olarak inceleyecek olursak;</p>
<p>Arzın kontrol edildiğinin kanıtlanması:</p>
<p>Bu durumu ortaya koymak için arz miktarını, bu miktarın ne kadarının işlem gördüğünü veya görebilir nitelikte olduğunu veya o menkul kıymetin ya da türev ürünle ilgili varlığın piyasa katılımcılarına ne oranlarda dağıldığını tespit etmek gereklidir. Örneğin bir kıymetin likiditesi azaldıkça, kişilerin arzını kontrol etmeleri kolaylaşacak ve bunun için de ihraç edilmiş olan sermayesinin çok büyük bir kısmına sahip olmaları gerekmeyecektir. Bir menkul kıymet ya da varlık ile ilgili olarak arzı kimin kontrol ettiğini belirlemek için işlem kayıtlarını incelemek ve “nominee” (kullanılan, kontrol edilen, aracı) hesaplardaki isimlerin arkasında kimin olduğunu araştırmak gerekecektir.<br />
Manipülasyon vakaları halka açıklık oranının ve dolaşımdaki senetlerin miktarının yüksek olduğu, fakat manipülasyon şüphelisinin dolaşımdaki bu senetlerin halka akışını sınırlamak maksadıyla birtakım işlemler yaptığı ve piyasadaki bu senetleri gerçekte belli bir gruba ya da gruplara dağıttığı durumlarda da söz konusu olabilir. </p>
<p>Menkul kıymetlerle ilgili olarak arzın kontrol edildiğinin gösterilmesi;<br />
Manipülatörlerin bir hisse senedinin arzını kontrol etmede kullandıkları yöntemler aşağıda kısaca anlatılmaktadır:</p>
<p>•	sıklıkla kullanılan yöntem manipülatörün “uykudaki” bir şirketi (“public shell” veya “dormant company”) ele geçirmesi ve bunu kontrolleri altındaki bir başka şirketle birleştirmesidir.<br />
•	manipülatör halka açık bir şirketin kontrolünü daha birincil halka arzlarda (IPO, Initial Public Offering) da eline geçirebilir. Piyasayı yönetme, kontrol etme ve o kıymeti desteklemek için gerekli materyallerin kullanılması sayesinde, piyasa yapıcı ve destekçi menkul kıymetin fiyatını manipüle edebilecek duruma gelir.<br />
•	Eğer manipülasyon ihraççının yönetimi tarafından gerçekleştiriliyorsa, ya da manipülatör yönetimle çok yakın bir şekilde çalışıyorsa, manipülatörler yönetimin büyük oranlardaki hisse senedini kendilerine ve kullandıkları hesaplara ihraç etmesine sebep olabilirler. Bu şekilde tescilden kaçınılarak tescil muafiyeti de kötüye kullanılır. İhraç edilen hisse senetlerini almak için gereken fonların sıklıkla manipülatör tarafından sağlandığı “nominee” hesap sahiplerinin çoğu manipülatif bir faaliyete katıldıklarını bilmemekte, aksine manipülatörün kendilerine çok önemli bir fırsat sağladıklarını düşünerek o satmalarını söyleyene dek bu senetleri ellerinde tutmaya razı olmaktadırlar.</p>
<p>Türev ürünlerle ilgili olarak arzın kontrol edildiğinin gösterilmesi;</p>
<p>Türev piyasaları da içeren bir corner’ın olması durumunda bir varlığın arzının veya nakit piyasasının kontrolünü ele geçiren piyasa katılımcısı ya da katılımcıları tuttukları bu pozisyonları, aldıkları short pozisyonlardan kaynaklanan yükümlülüklerini ifa etmeleri gereken diğer yatırımcıların pozisyonlarını kendilerinin dikte ettikleri yapay fiyatlardan kapatmalarına sebep olmada kullanacaklardır.<br />
Varlıkla ilgili arzın kontrol edildiğini göstermek için, araştırmacının manipülasyon şüphelisi tarafından elde tutulan ya da kontrol edilen varlık arzını belirlemeye de; manipülatör tarafından borsalarda ve OTC piyasalarda direkt ya da indirekt olarak tutulan uzun pozisyonları araştırmak kadar ihtiyacı vardır.<br />
Bunların yanısıra bir katılımcı bir türev sözleşmenin ya da bağlı olduğu varlığın fiyatını, arzını kontrol etmeden, o varlıkla ilgili doğal bir kıtlıktan kaynaklanan piyasa sıkışıklığını şiddetlendirerek de potansiyel olarak manipüle edebilir. Böyle bir squeeze’de (sıkıştırmada) manipülatörün türev piyasadaki “long pozisyonunu” yükselterek fiyatları etkileyebilmesi söz konusudur. Short pozisyonda olanlar teslim dönemine girdikleri ve teslimatı bekleyen long pozisyondakilerin taleplerini karşılamaya yetecek kadar yeterli arz olmadığını fark ettikleri zaman, türev sözleşmelerin ve/veya varlıkların fiyatlarını, arzı normal ticari kanallardan teslim noktalarına çekebilmek için ekonomik açıdan uygulanabilir buldukları noktaya kadar fiyat tekliflerini arttıracaklardır (Bid up the price). </p>
<p>Arz ve talebi kontrol etmeksizin piyasa fiyatını kontrol edebilme gücünün olduğunun kanıtlanması:</p>
<p>Bazı olaylarda manipülatör bir menkul kıymetin veya bir türev sözleşmenin dayandığı varlığın arzını kontrol etmediği halde şirkete ilişkin olarak yalan haber yayarak piyasayı manipüle etmeyi deneyebilir. Bu amaca yönelik açıklamalar, basın bildirileri veya başka aracılardan yararlanarak yapılabilmektedir. İnternet ise çok sayıdaki potansiyel yatırımcıya ulaşmanın çabuk, ucuz ve etkili bir yolu olması sebebiyle, gittikçe araştırmacıların üzerinde daha çok durması gereken bir faktör haline gelmektedir.<br />
İnternet anonim olarak, kendini deşifre etmeden piyasayı manipüle etmek ve bilgi yaymak isteyen kişiler için büyük fırsatlar yaratmaktadır. Bu amaçla şirket sahipleri vb. tarafından yalan finansal bilgilerin veya şirketin ürünlerine ilişkin yalan açıklamaların yer aldığı bir “web page” oluşturulabilir. Daha sonra da, şirkete müşteri bulmak için internet’ten bulunan e-mail adreslerini kullanılabilir. Web’deki yatırımlara ayrılmış tartışma sitelerinden de yararlanılabilir. Menkul kıymetlere ilişkin tavsiyelerin yapıldığı yayınların internette yayımlanması durumunda da yayıncılarına manipülatörler tarafından manipüle edilmek istenen sermaye piyasası aracının övülmesi, reklamının yapılması için para ödenebilmektedir.<br />
Bu şekilde, ihraççıyla bağlantısı olmayan bir kişi de hisseden büyük miktarda satın alıp internetteki yatırım sitelerini o kıymetle ilgili yalan haber yaymak için kullanarak manipülatif faaliyette bulunabilmektedir.<br />
Niyetin / Kastın Ortaya Konulması:<br />
Manipülatif hareketin ortaya konması için niyetin kanıtlanması gereği yargı bölgelerinin tamamında bulunmamaktadır. Niyetin manipülasyonu kanıtlamak için gerekli bir unsur olması durumunda, bazı yargı bölgeleri öncelikle incelenen hareketin dolandırıcılık niyetiyle mi, yoksa yanlış yönlendirme niyetiyle mi yapıldığına odaklanmakta, bazı yargı bölgelerinde ise yapay fiyat oluşturma niyetine ilişkin kanıtların bulunması istenmektedir.<br />
dolandırıcılık niyeti/yanıltma niyeti: bu niyet, tek belirten olmamakla birlikte, manipülatif harekete işaret eden önemli bir husustur.<br />
yapay fiyatlar oluşturma niyeti: tek başına bu unsur dahi dolandırıcılık ya da aldatmaca olmasa bile manipülatif olarak kabul edilebilmektedir. Türev ürünlere ilişkin işlemlerde niyeti ortaya koymak için piyasa katılımcısının basitçe, mevcut piyasa koşullarında elinde tuttuğu avantajlı pozisyondan yarar sağlamasının söz konusu olmadığını, örneğin, piyasadaki arzı kasıtlı olarak daralttığını veya long pozisyonunu yükselterek arz daralmasını şiddetlendirdiğini gösterebilmek önemlidir.</p>
<p>Manipülatörün Davranışının Ekonomik Olmadığının Gösterilmesi:<br />
Burada yapılması gereken, manipülasyon şüphelisinin işlemlerini yasal amaçlar doğrultusunda gerçekleştirmediğinin ortaya konulmasıdır. Bu amaçla, verilen fiyat tekliflerinin diğer yatırımcılarınkinden farklı olup olmadığı, onları yönlendirip yönlendirmediği, yatırımcının piyasada farklı fiyatların oluşmasına sebep olan kendi emirlerini destekleyici, bu hareketi sürdürücü emirler verip vermediği, portföyün ne kadarının bu kıymetten oluştuğu, bu oran çok büyükse bunu açıklayacak rasyonel bir sebebin olup olmadığı gibi hususlar incelenmelidir.</p>
<p>Bir Menkul Kıymetin Piyasa Fiyatını Etkilemek veya Bir Menkul Kıymette Aktif Olarak İşlem Yapıldığı Görüntüsünü Yaratma Motivi (nin olduğunun) nin Gösterilmesi:</p>
<p>Manipülasyonda genel saik manipüle edilen kıymetlerin satışından para kazanmaktır. Bu motivasyonu ortaya koymak için araştırmacı manipülatör ve birlikte hareket ettiği hesaplar tarafından daha sonra şişirilmiş fiyatlardan satılmak üzere büyük bir blok halinde bir kıymetten ya da opsiyon pozisyonundan satın alındığını gösterebilir. Belli yargı bölgelerinde, ihracın fiyatlanacağı piyasa fiyatı manipüle edilerek halka arz safhasında da manipülatif kazanç sağlanmaktadır. Türev ürünler açısından bakıldığında motiv her zaman manipülasyonun önemli bir unsuru olmamasına rağmen, manipülatörün bir fiyat hareketinden yarar getirebilecek büyük bir türev ürün ya da cash (nakit) pozisyonu olabilmektedir.<br />
Bir diğer muhtemel motivasyon birbirleriyle bir anlaşmadan diğerine birlikte çalışan kişilerden birinin bir manipülasyonda yaptığı yardıma karşılık, bir başka manipülasyonda daha önceden yardım ettiği kişinin katılımını sağlamaya çalışmasıdır. Bunun yanısıra bir portföyde ya da fonda yer alan varlıkların değerinin şişirilmesi de bir motivdir. Müşterilere yüksek baskılı satış teknikleri ve satış senaryoları kullanarak manipüle edilmek istenen kıymeti almaya yöneltmeye çalışmaları için verilen rüşvetler de bu görevi üstlenecek broker’lar için motivasyon niteliğindedir.</p>
<p>VI. MANİPÜLASYONU ÖNLEMEYE YÖNELİK DÜZENLEMELER<br />
Sermaye Piyasası Kanunu’nun konusu ve amacı aynı isimli 1. Maddesinde tasarrufların menkul kıymetlere yatırılarak halkın iktisadi kalkınmaya etkin ve yaygın bir şekilde katılmasını sağlamak amacıyla; sermaye piyasasının güven, açıklık ve kararlılık içinde çalışmasını, tasarruf sahiplerinin hak ve yararlarının korunmasını düzenlemek ve denetlemek olarak tanımlanmaktadır.<br />
Bu kapsamda, Türkiye’de sermaye piyasalarının dürüst, açık ve düzenli bir şekilde faaliyet göstermesini engelleyerek yatırımcıların piyasaya olan güveninin zedelenmesine sebep olan manipülatif faaliyetleri ve bilgi asimetrilerini önlemek kapsamında değerlendirilebilecek düzenlemeler aşağıda özetlenmektedir:<br />
2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununda belirtilen hususlar:<br />
•	ihraç ve halka arz edilecek sermaye piyasası araçlarının kurula kaydettirilmesinin zorunluluğu, Kurulun kayıt başvurusunda açıklamaların yeterli olmadığı veya gerçeği dürüstçe yansıtmayarak halkın istismarına yol açacağı düşünülüyorsa kayda almaktan imtina edilebilmesi,<br />
•	halka arza ilişkin olarak yayımlanacak sirküler ve ilanların esaslarının ve izahnamede yer alması gerekli bilgilerin Kurul tarafından belirlenmesi,<br />
•	ilan ve açıklamaların gerçeğe uymayan, abartılı, yanıltıcı bilgileri içerememesi, Kurulun yanıltıcı nitelikte gördüğü reklamları yasaklayabilmesi,<br />
•	izahname ve sirkülerde yer alan bilgilerin gerçeği yansıtması zorunluluğu, ihraççı ve aracıların bu kapsamdaki sorumlulukları,<br />
•	Kurul’un halka arzlarda küçük tasarruf sahibinin haklarının koruyucu tedbirlerin alınmasını isteyebilmesi ve öncelikle satın almalarını sağlayacak düzenlemeler yapabilmesi,<br />
•	Halka arz yoluyla yapılan satışların sonuçlarının Kurula bildirilmesi zorunluluğu,<br />
•	Izahname ile halka açıklanan konulardaki değişikliklerin Kurula bildirilmesi zorunluluğu,<br />
•	Yeni pay alma hakkını kısıtlama yetkisinin pay sahipleri arasında eşitsizliğe yol açacak biçimde kullanılması yasağı,<br />
•	Yönetim kontrolünün el değiştirmesine yol açacak oranda vekalet toplayan ya da pay iktisap edenlerin diğer payları satın alma yükümlülüğü ve azınlıktki ortakların da kontrolü ele geçiren kişi veya gruba paylarını satma hakkına ilişkin düzenlemelerin Kurul tarafından yapılması,<br />
•	Sermaye piyasası araçlarının ödünç alma ve verme işlemleri ile açığa satış işlemlerine ilişkin ilke ve esasların Kurulca belirlenmesi, Hazine Müsteşarlığı ile TCMB’nin görüşü alınmak suretiyle kredili işlemlerle ilgili düzenlemelerin yapılması,<br />
•	Kamuya açıklanması gereken mali tabloların gerçeğe uygun bir biçimde hazırlanıp Kurula gönderilmesine ve kamuya duyurulmasına ilişkin hükümler,<br />
•	Kamuyu aydınlatma babında bilgi verme yükümlülüğüne ilişkin düzenlemeler,<br />
•	Kurulun sermaye piyasasında medya ve elektronik ortam da dahil olmak üzere yatırım tavsiyelerinde bulunacak kişi ve kuruluşların uyacakları ilke ve esasları belirlemesi,<br />
•	Bakanlıkların, resmi ve özel kuruluşların Kurul ile işbirliği yapması gereği,<br />
•	Piyasa üyesi aracı kuruluşların manipülatif faaliyetlerde bulunmasına ilişkin olarak getirilen çeşitli yasaklar, Kurulun aracı kuruluşlar ve yöneticilerine yönelik yaptırımları.<br />
Kanunda sayılan bu hususların yanısıra İMKB Yönetmelikleri ve Kurul tebliğleriyle de manipülatif faaliyetlere ilişkin hususlarda detaylı düzenlemelerin yapıldığı görülmektedir.<br />
İMKB Yönetmeliklerinde belirtilen hususlar:<br />
•	menkul kıymetleri borsa kotuna alınan kuruluşların bilgi verme yükümlülükleri, bu kapsama giren bilgilerin ve özel durumların tanımlanması, bu yükümlülüğün ilgili kişilerce yerine getirilmemesi durumunda kottan çıkarmaya dek varabilen yaptırımlar (Menkul Kıymetler Borsalarının Kuruluş ve Çalışma Esasları Hakkında Yönetmelik, İMKB Kotasyon Yönetmeliği),<br />
•	üyelerin Borsa tarafından istenen her türlü belge, defter, kaydı usulüne göre tutması, incelenmesine müsaade etmesi ve bilgi verme zorunluluğu ve uyulmamasının yaptırımları (Menkul Kıymetler Borsalarının Kuruluş ve Çalışma Esasları Hakkında Yönetmelik, İMKB Yönetmeliği)<br />
•	üyelere uygulanabilecek disiplin cezaları ve müeyyideler (İMKB Yönetmeliği),<br />
•	yapay fiyat/piyasa kapsamında değerlendirilen faaliyetlerin varlığı halinde emir ve işlemlerin iptal edilebilmesi, bu kapsamda değerlendirilen faaliyetler (İMKB Yönetmeliği)<br />
•	sağlıklı bir piyasa teşekkül etmesini önleyecek şekilde anormal fiyat ve/veya miktarda alım satım emirlerinin borsaya intikal ettirilmesi, bir menkul kıymete ya da ihraççıya ilişkin yatırımcıların kararlarına etki edebilecek nitelikte ve yatırımcıların öğrenmesi gereken bilgiler olduğunun ve/veya açıklama yapılacağının öğrenilmesi hallerinde bir menkul kıymete ait işlemlerin geçici olarak durdurulması (İMKB Yönetmeliği, İMKB Hisse Senetleri Piyasası Yönetmeliği),<br />
•	olağandışı menfi gelişmelerin meydana gelmesi halinde borsanın geçici olarak kapatılması (Menkul Kıymetler Borsalarının Kuruluş ve Çalışma Esasları Hakkında Yönetmelik, İMKB Yönetmeliği)<br />
•	depozito şartı,<br />
•	borsa üyelerine ve temsilcilerine uygulanacak müeyyideler ve disiplin cezalarının türleri (İMKB Yönetmeliği)</p>
<p>c) Tebliğlerde belirtilen hususlar:<br />
•	menkul kıymetleri halka arz edilmiş anonim şirketlerle menkul kıymet alım satımıyla uğraşan kuruluşların ilan ve reklamlarının abartılmış, hissi, gerçeğe uymayan, yanıltıcı, istismar edici nitelikte olma yasağı, ilan ve reklamların izahname ve sirkülerler dışındaki bilgileri taşımaması ve halkı yanlış yönlendirmemesi, Kurulun bu yasaklara uymayan ilan ve reklamları durdurabilmesi, yasaklayabilmesi ve ilgili kişilerin sorumluluğu,<br />
•	kamuya açıklanması gereken özel durumlar, olağandışı fiyat ve miktar hareketlerinde, büyük miktarlı hisse senedi satışlarında, hisse senetlerinde belli oranda pay sahibi olan kişilerinin işlemlerinde açıklama yapma yükümlülüğü,<br />
•	doğrulama yükümlülüğü,<br />
•	halka arzda işlem yasağı, hisse senetlerinin kurul kaydına alınmasına ilişkin esaslar, halka açıklanan konulardaki değişikliklerin bildirilmesi,<br />
•	genel olarak aracı kurumların yükümlülükleri.</p>
<p>Bunlara ek olarak, Hisse Senetleri Piyasası Yönetmeliği’nin Borsa Emirlerine ilişkin 19. Maddesinde Yönetim Kuruluna borsa emirlerine ilişkin düzenleme yapabilme yetkisi verilmiş olup bu çerçevede alınan kararlarla bazı hisse senetlerine ilişkin olarak sisteme emir iletilirken müşteri numarası girme zorunluluğu da getirilebilmektedir. İşlem gören hisse senetleri ile ilgili olarak olağandışı durumların ortaya çıkması, şirketlerin kamunun zamanında, tam ve sürekli olarak aydınlatılması konusunda gerekli özeni göstermemesi, yatırımcıların haklarının korunması ve <a href="http://www.genelbilge.com/tag/kamu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kamu">kamu</a> yararı gereği hisse senetlerinin borsa kotundan ve/veya ilgili pazardan geçici veya sürekli çıkarılması sonucunu doğurabilecek hallerde Gözaltı Pazarı’nda işlem görmeye başlaması da bu kapsamda değerlendirilebilecek düzenlemelerdir.<br />
Menkul kıymetler piyasalarında manipülasyonu önlemede kullanılan ve Türk Sermaye Piyasasındaki genel çerçevesi çizilen bu yasakların yanısıra kullanılmakta olan diğer araçlar aşağıda yer almaktadır:<br />
Açığa Satış İşlemlerine İlişkin Yasaklar<br />
Açığa satış, bir kişinin satış esnasında sahip olmadığı veya elinde olup da alıcıya teslim etmediği bir kıymeti satması olarak tanımlanmaktadır. Açığa satış yapan kişi, işlemin karşı tarafındaki alıcıya bu kıymeti teslim edebilmek için genellikle bu kıymeti bir broker’dan veya kurumsal yatırımcıdan ödünç alacak, daha sonra bu pozisyonunu piyasadan satın aldığı hisseleri borç aldığı kişiye geri vererek kapatacaktır.<br />
Bazı yargı bölgelerinde, açığa satış kuralları satıcıların menkul kıymetlerin fiyatlarındaki düşmelerin hızlanmasına sebep olabilecek şekilde aktivitelerde bulunmalarını, açığa satış yapan kişinin niyetine bakmaksızın engelleyebilmektedir. Buna ek olarak, açığa satışlarla ilgili olarak açıklama yapılması zorunluluğunu (düzenleyici kuruma, piyasaya, ya da her ikisine birden) getiren kurallar da pek çok yargı bölgesinde manipülatif açığa satışları caydırmak veya önlemek için kullanılmaktadır.<br />
Türk Sermaye Piyasası Mevzuatına göre açığa satış emirleri, ilgili hissede en son gerçekleşen işlem fiyatı düzeyinden veya bu düzeyin bir adım üzerindeki fiyatlardan, açığa satış tuşu kullanılarak yapılabilmektedir. Henüz fiyat oluşmamış ise emrin fiyatı, kapanış fiyatının en az bir adım üzerinde olmak zorundadır. Baz fiyatı değiştirilmiş veya serbest marjlı hisselerde henüz işlem gerçekleşmeden açığa satış emri verilememektedir. Tüpraş örneğinde de belirtildiği üzere, belli koşullarda bir hisse senedine ilişkin açığa satış işlemi verilmesinin tamamen engellenmesi de mümkündür.</p>
<p>İhraçlar Sırasında Katılımı Kısıtlayan Kurallar<br />
Menkul kıymetlerin halka arzı piyasa manipülasyonu için özel fırsatlar ve güdüler sunmaktadır. Halka arz süresince manipülatif aktiviteler ihracın fiyatlanacağı piyasa fiyatını yükseltmek veya başarısız bir halka arzdan kaçınmak maksadıyla kullanılabilmektedir.<br />
Halka arzlar sırasında piyasa aktivitesini sınırlayan kurallar, menkul kıymetlerin işlem gördüğü piyasaların bağımsız bir fiyatlama mekanizması olarak bütünlüğünün korunmasına ve halka arzdan kazanç sağlayabilecek yüklenicilerin, ihraççıların, satılan hisselerin sahiplerinin ve o kıymetin halka arz sürecine katılan diğer kişilerin potansiyel manipülatif akitivitelerine karşın önlem alınmasına yöneliktir. Bu düzenlemeler olay gerçekleştikten sonra tespit etmek yerine, manipülatif faaliyeti önlemek maksadıyla yapıldığından dağıtıma katılan kişilerin manipülatif bir niyet ya da amaçları olduğunun kanıtlanmasını gerektirmezler. Türk Sermaye piyasasında bu konuya ilişkin düzenlemeler Sermaye Piyasası Araçlarının Halka Arzında Satış Yöntemlerine İlişkin Tebliği ile somutlaştırılmış olup Türk Ticaret Kanunu’nun 329. Maddesine göre şirketin kendi hisse senetlerini temellük etmesi veya rehin almasına da belli durumlar dışında yasaklanmış bulunmaktadır.</p>
<p>Endeksi Hesaplamaya Yönelik Metodlar<br />
Endeksin manipüle edilmesini önlemek için endekse dahil edilecek kıymetlerle (örneğin sermayesi büyük olan, çok sayıda paya bölünmüş ve işlem hacmi yüksek bir hisse senedinin manipüle edilmesi, sermayesi küçük, hisse senedi sayısı az ve piyasası sığ bir hisse senedine göre çok daha zordur. Bu nedenle birinci tipteki hisse senetlerinin hesaplamalar sırasında dikkate alınması endeksin manipüle edilmesini güçleştirecektir) ve hesaplama yöntemi ile ilgili olarak (hisse senetlerinin endekse hangi ağırlıkla dahil edileceğine ve endeksin hangi yönteme göre hesaplanacağına ilişkin) birtakım düzenlemelerin yapılması gerekmektedir. Borsalar bu konuda farklı hesaplama yöntemleri seçebilmekle birlikte, seçilen yöntemlerin yukarıdaki amacı sağlayıcı nitelikte olması gereklidir.<br />
Türev piyasalar söz konusu olduğunda sözleşmenin oluşturulması safhası ve pozisyon limitlerine ilişkin de düzenlemeler yapılmalıdır.</p>
<p>VIII- ETKİNLİK TARTIŞMALARI:</p>
<p>Manipülasyonu Önlemeye Yönelik Düzenlemelerin Etkinliği<br />
Kamunun piyasanın dürüstlüğüne ilişkin inancı, piyasanın likiditesini ve etkinliğini arttırır. Manipülasyon fiyatları çarpıtarak yapay bir görüntünün yaratılmasına sebep olduğu için piyasaların bütünlüğüne zarar vermekte ve halkın piyasaya olan güvenini zedelemektedir. Bu sebeple, düzenleyici otoriteler manipülasyonu tespit etmek, soruşturmak ve yasal yollardan kovuşturmak konularında yeterli sistemlere ihtiyaç duymaktadır.<br />
Manipülasyonunun piyasaya olan zararlı etkileri çok iyi bilinmekle birlikte, ardındaki motivin ve kullanılan yöntemlerin teknolojinin gelişmesi, internetin yaygınlaşması, piyasaların globalleşerek birbirine bağlı, birbiriyle ilişkili hale gelmesiyle değişmekte ve gelişmekte olduğu görülmektedir. Aynı anda çok fazla sayıda insana bilgi yaymanın kolay ve ucuz bir yolu haline gelen internet, bu özelliği sebebiyle bir menkul kıymetin fiyatını etkilemek veya aktif bir piyasanın olduğu izlenimini yaratmak konularında da benzersiz fırsatlar sunmaktadır. Global ve birbiriyle bağlantılı piyasaların varlığı piyasayı manipüle etmek konusunda fırsatları arttırırken, manipülasyonun ortaya çıkarılmasını ve hele hele internetin söz konusu olduğu durumlarda kanıtlanmasını da zorlaştırmaktadır. Manipülasyon bir yargı bölgesinde gerçekleşirken bundan sorumlu kişiler başka bir yargı bölgesinde olabilmektedir. Bu durumda, farklı yargı bölgelerindeki düzenleyicilerin manipülasyonu araştırmak konusundaki yetkilerinin ve bu düzenleyiciler arasındaki bilgi paylaşımının varlığı ve yeterliliği de önem kazanmaktadır.</p>
<p>VIII.1. Manipülasyonla Mücadeleyi Zorlaştıran Unsurlar:<br />
a) Manipülasyona ilişkin kanıtların niteliği<br />
Manipülatif vakalara ilişkin dökümanlar ve beyanlar gibi direkt kanıtlar bulmak sıklıkla hem düzenleyici otorite hem de yargı aşamasında görev alanlar için çok zordur. Manipülasyon vakaları genellikle hal ve koşullara göre, birtakım ayrıntılardan ulaşılabilen kanıtlar, ya da dolaylı kanıtlar ve bu kanıtlar baz alınarak yapılan çıkarsamalar üzerine kurulmaktadır. Bu tip çıkarsamalar hareketin modeline, suçlanan kişinin söz konusu kıymet, türev ürün ya da bağlı kıymetle ilgili olarak parasal bir çıkarının olmasına, suçlanan kişinin o menkul kıymetin fiyatında yükselme etkisi yaratmak için attığı adımlara ve işlem datasının incelenmesi sonucunda ortaya çıkan işlem modeline veya düzensizliklere bakılarak yapılacaktır. Manipülasyonun varlığını kanıtlamanın bu denli zor olmasının nedeni, manipülatif işlemi ayırdetmede en belirgin unsurun subjektif olan “yatırımcının niyeti” olması, fakat insanların beynini okumak mümkün olmadığından bunu ortaya koymanın çok zor olmasıdır.<br />
b) İncelenmesi gereken datanın çok büyük hacimlere ulaşması:<br />
Manipülasyonu ortaya çıkarmak için incelenmesi gereken datanın ve dökümanların (banka kayıtları, şirket dökümanları ve diğer kayıtlar da dahil olmak üzere) hacmi çok büyük olabilir. Bu durumda kanıtları organize edebilmek için grafiklerden yararlanılması ve detaylarda gizlenmiş bilgilerin ortaya çıkartılabilmesi için azami dikkat gösterilmesi gerekecektir. Bazı dataların analizi için ise hem kurum içinden (in-house) hem de akademisyenler dahil olmak üzere bağımsız danışmanlardan ve uzmanlardan yardım alınması gerekebilecektir.<br />
Uzman beyanlarından/tanıklığından yararlanma:<br />
Piyasadaki uzmanların hem yapılan araştırmalarda hem de yargılama süreçlerinde neyin “normal” piyasa davranışı veya “normal iş aktivitesi” olarak adlandırılması gerektiği konusunda araştırmacılara ve hukukçulara yardımı olabilmekle ve araştırmacının da bu konuda yardıma gereksinimi olmakla birlikte bazı yargı bölgelerinde dışarıdan bu şekilde yardım alınmasına izin verilmemektedir.<br />
d) Bazı kurumların, özellikle off-shore bankaların işbirliğine yanaşmaması:<br />
Manipülasyonun sadece ulusal pazarlarda gerçekleştirilen bir suç olmaması ve manipülatif faaliyetlerde off-shore kuruluşların ve mevzuatları finansal suçlar konusunda gelişmemiş olan bölgelerdeki örgütlenmelerin piyasayı manipüle etmekte kullanılması ülkeler ve düzenleyiciler arasındaki işbirliğinin önemini arttırmıştır. Bununla birlikte bazı off-shore kuruluşların, mevzuatlarının müşterilerine ilişkin bilgi ve belgeleri açıklamalarına izin vermediğini ileri sürerek bilgi vermekten kaçınması manipülatif faaliyetlerin izinin sürülmesine ve ilişkilerin ortaya çıkarılmasına engel olmaktadır.<br />
Türkiye açısından bir değerlendirme yapıldığında manipülasyonla mücadeleyi zorlaştıran unsurlar ise aşağıda yer almaktadır:<br />
i) Türkiye’deki yatırımcı profilinden kaynaklanan sorunlar<br />
Sermaye piyasası faaliyeti kapsamında sayılabilecek faaliyetlerin geçmişi Galata Bankerlerine dek uzanmasına karşın, örgütlü ve düzenli bir sermaye piyasası kültürünün oluşumu Sermaye Piyasası Kurulu’nun kurulması ve İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nın faaliyete geçmesi ile başlamıştır. Bir taraftan yatırımcıların sermaye piyasası ve sermaye piyasası araçlarına ilişkin bilgilerinin yetersizliği, diğer taraftan uzun vadeli yatırımlar yapmak yerine günlük alım satımlardan kazanç elde edilmeye çalışılması ve bu amaçla şirketlere ve hisse senetlerine ilişkin olarak kamuya duyurulan gelişmeler, mali tablolar ve analizler yerine “tüyo” tabir edilen söylentilerin dikkate alınması ve bu söylentilerin de genelde asılsız haberler olması ve piyasayı manipüle etmek isteyen kişiler tarafından yayılması küçük yatırımcıların büyük kayıplara uğramasına ve fonların sermaye piyasasından uzaklaşmasına, dolayısıyla, sermaye piyasasının birincil fonksiyonu olan fon arz ve talebinin karşılaşmasına ve sermayenin tabana yayılmasına ilişkin amaçlara ulaşılamamasına neden olmaktadır.<br />
ii) Türkiye’nin siyasi ve ekonomik ortamından kaynaklanan sorunlar<br />
Türkiye’de ekonominin rayına oturmamış olması, diğer taraftan siyasette yaşanan çalkantıların piyasaları ve uygulanmakta olan ekonomik programları olumsuz yönde etkilemesi, ekonomik ve siyasi istikrarın sağlanamamış olmasının dış piyasalarda Türk Sermaye Piyasalarına olan güveni zedelemesi sebebiyle yurt dışından fon girişinin düşük olması ve yabancı yatırımcıların uzun vadeli pozisyon almak istememeleri, siyaset ve ekonomideki bazı olumsuz gelişmelerde tuttukları büyük portföyleri satarak düşüş trendlerini şiddetlendirmeleri piyasanın manipüle edilmesini kolaylaştırmaktadır.<br />
iii) İhtisas Mahkemelerinin Bulunmaması<br />
Finansal suçlara ilişkin ihtisas mahkemelerinin bulunmaması ve yargı aşamalarında yer alan kişilerin bu konuda yeterli donanıma sahip olmaması manipülasyonun ortaya konulmasını ve cezalandırılmasını zorlaştırmaktadır. Bu güçlük mahkemeler tarafından konunun uzmanlarından bilirkişilik yapmalarının istenmesiyle aşılmaya çalışılmaktadır.<br />
iv) Bazı Hisse Senetlerinde Halka Açıklık Oranının Çok Düşük Olması<br />
İşlem gören şirketlerin bir kısmında halka açıklık oranının çok düşük olması manipülatörlerin dolaşımda bulunan hisselerin çoğunluğunu ellerine geçirerek piyasasını ve fiyatını manipüle etmelerini kolaylaştırmaktadır.</p>
<p>VIII.2. Manipülasyonla Mücadelede Etkinliğin Arttırılması<br />
Yukarıda anlatılanların ışığında, genel olarak manipülasyonla mücadelenin etkinliğinin arttırılması konusunda;<br />
manipülasyonu önlemek ve ortaya çıkarmak konusunda düzenleyici kuruluşların ve borsaların yetki ve sorumluluklarının arttırılmasının,<br />
manipülasyonu araştırmada, soruşturmada ve önlemede gerek yurt içindeki gerekse yurt dışındaki kuruluşlar arasında işbirliğinin geliştirilmesinin,<br />
manipülasyona ilişkin düzenlemelerin yeni manipülasyon yöntemlerinin de incelenmesine ve yasaklanmasına izin verecek açıklık ve esneklikte olmasının,<br />
piyasa gözetiminde teknolojik yeniliklerden yararlanılmasının, piyasa gözetiminin interneti ve genel olarak medyada yayımlanan haberleri de kapsamasının,<br />
yatırımcıların ve hukukçuların finans piyasası ve finansal suçlar konusunda bilgilendirilmesinin bu amaçla ihtisas mahkemelerinin kurulmasının,<br />
piyasa katılımcılarının yükümlülüklerini yerine getirme konusundaki hassasiyetlerinin denetlenmesi ve gerekli yaptırımların etkin bir şekilde uygulanmasının<br />
yararlı olacağı düşünülmektedir. </p>
<p>Kaynakça<br />
Pickholz, Marvin G., Pickholz, Jason R., “Manipulation”, The 18th Cambridge International Symposium, Economic Crime: Financial Markets at Risk, September 14, 2000.<br />
Technical Committee of the International Organization of Securities Commissions, “Investigating and Prosecuting Market Manipulation”, May 2000.<br />
Özbay, Remzi, “Hisse Senetleri Fiyatlarında Yükseliş ve Çöküşler: Borsalarda Spekülasyon ve Manipülasyon”, Sermaye Piyasası Kurulu, Doç. Dr. Yaman Aşıkoğlu’na armağan, Ocak, 1997<br />
Strahota, Robert D., “Investigating and Proving a Market Manipulation Case”, Market Manipulation Seminar, Zagreb, Croatia, March 22-25, 1999.<br />
Bone, Richard, “Work on Better Defining Categories of Manipulation”, International Federation of Stock Exchanges, Investigative Concepts, Sydney, 6-7 October 1998.<br />
Fischel, Daniel R., Ross, David J., “Should the Law Prohibit “Manipulation” in Financial Markets?”, Harward Law Review, Vol. 105:503, 1991.<br />
J. Carrol, Wayne, “Market Manipulation: an International Comparison”, Price Waterhouse Cooper Veltins<br />
Tezcanlı, Meral Varış, “İçeriden Öğrenenlerin Ticareti ve Manipülasyonlar”, İstanbul, 1996.<br />
Haftalık Bülten, Sermaye Piyasası Kurulu, 2000/37, 18/09/2000-22/09/2000.<br />
Sermaye Piyasası Mevzuatı.<br />
Sermaye Piyasası ve Borsa Temel Bilgiler Kılavuzu.<br />
Tüpraş Hisse Senedinin Halka Arzına İlişkin Haberlerin Yer Aldığı İlgili Tarihlere Ait Borsa Günlük Bültenleri.<br />
Türk Ticaret Kanunu.</p>

<p class="sayac_bilgi">230 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/manipulasyon-ve-manipulasyona-karsi-duzenlemeler.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>2009 Takvim Yilinda Elde Edilen Gelirlerin Beyani</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/2009-takvim-yilinda-elde-edilen-gelirlerin-beyani.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/2009-takvim-yilinda-elde-edilen-gelirlerin-beyani.html/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Nov 2009 06:50:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/genelbil/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Kpss]]></category>
		<category><![CDATA[Maliye]]></category>
		<category><![CDATA[Beyan]]></category>
		<category><![CDATA[Bir]]></category>
		<category><![CDATA[Dahi]]></category>
		<category><![CDATA[Gelir Vergisi Beyannamesi]]></category>
		<category><![CDATA[Nci]]></category>
		<category><![CDATA[Nde]]></category>
		<category><![CDATA[Olsa]]></category>
		<category><![CDATA[Olsun]]></category>
		<category><![CDATA[Smai]]></category>
		<category><![CDATA[Tabi]]></category>
		<category><![CDATA[Takvim]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=11793</guid>
		<description><![CDATA[Bilindiği üzere, Gelir Vergisi Kanununda temel vergilendirme şekli, elde edilen kazanç veya iradın yıllık beyanname ile bildirilmek suretiyle vergilendirilmesidir.Bir kazanç ve iradın gelir vergisine tabi tutulabilmesi için aşağıda sayılan yedi gelir unsurundan birine dahil olmasi gerekir. Gelir Vergisi Kanununun 85 ve 86 nci maddelerinde ise hangi gelir unsurlarının yıllık gelir vergisi beyannamesine dahil edilmesinin zorunlu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bilindiği üzere, Gelir Vergisi Kanununda temel vergilendirme şekli, elde edilen kazanç veya iradın yıllık <a href="http://www.genelbilge.com/tag/beyanname/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Beyanname">beyanname</a> ile bildirilmek suretiyle vergilendirilmesidir.Bir kazanç ve iradın gelir vergisine <a href="http://www.genelbilge.com/tag/tabi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Tabi">tabi</a> tutulabilmesi için aşağıda sayılan yedi gelir unsurundan birine dahil olmasi gerekir. Gelir Vergisi Kanununun 85 ve 86 nci maddelerinde ise hangi gelir unsurlarının yıllık gelir vergisi beyannamesine dahil edilmesinin zorunlu olduğu, hangi gelir unsurları için <a href="http://www.genelbilge.com/tag/beyanname/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Beyanname">beyanname</a> verilmeyeceği veya verilecek beyannameye dahil edilmeyeceği hüküm altına alınmıştır.<br />
Kanunun ikinci maddesinde sayılan gelir unsurları aşağıdaki gibidir:<br />
-  Ticari Kazançlar,<br />
-  Zirai Kazançlar,<br />
-  Ucretler,<br />
-  Serbest Meslek Kazançları,<br />
-  Gayrimenkul Sermaye Iradi,<br />
-  Menkul Sermaye iradi,<br />
-  Diğer kazanç ve iratlar.<br />
Bu çalışmamızda, gerçek kişilerce 2005 <a href="http://www.genelbilge.com/tag/takvim/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Takvim">takvim</a> yılında elde edilen ve yıllık beyanname ile <a href="http://www.genelbilge.com/tag/beyan/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Beyan">beyan</a> edilmesi zorunlu olan kazanç ve iratlarla ilgili olarak yıllık gelir vergisi beyannamesinin nasıl doldurulacağı, farklı gelir unsurlarından elde edilen gelirlerin toplanmasi ve gelirden yapilacak indirim ve mahsup işlemleri açıklanacaktir.<span id="more-11793"></span></p>
<p>1. GELIR UNSURLARI iTIBARIYLA BEYAN<br />
I. TiCARI KAZANCLARIN BEYANI<br />
Gelir Vergisi Kanununa gore, her tiirlii ticari ve <a href="http://www.genelbilge.com/tag/smai/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Smai">smai</a> faaliyetten dogan kazanç ticari kazanc olup, ticari kazançlarm vergilendirilmesi basit usul veya gergek usulde olmak üzere iki sekilde yapilmaktadir. (G.V.K Madde 37)<br />
Basit usul kosullanm tasimayan gelir vergisi miikelleflerinin ticari kazançları gerçek usule gore tespit edilmektedir.<br />
Ticari kazanclar için (basit usulde vergilendirilenler dahil) tutari ne olursa olsun zarar edilmis olsa <a href="http://www.genelbilge.com/tag/dahi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Dahi">dahi</a> yıllık gelir vergisi beyannamesi verilecektir. (G.V.K Madde 85, 86)<br />
Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesinin Eki&#8217;nde ticari kazanç sahiplerinin elde ettikleri kazançlarım bildirmeye yonelik dort ayn tablo bulunmaktadir. Bunlar Ticari Kazançlara iliskin Bildirim (Tablo 2), Diğer istisna ve indirimlere Ait Bildirim (Tablo 3), Basit Usulde Ticari Kazançlara iliskin Bildirim (Tablo 4) ve tsletme Hesap Ozeti (Tablo 5) tablolandir. Ticari kazanç sahipleri bu tablolardan durumlanna uygun olanlan dolduracaklardir.<br />
Ticari Kazancin Tespiti:<br />
Gerçek usulde vergilendirilen ticari kazanç sahiplerinin ticari kazançları kanunen tutmak zorunda olduklan defterler (birinci ve ikinci sinif tiiccarlar) bakimindan isletme hesabi esasi veya bilan9o esasma gore tespit edilmektedir.</p>
<p>Ticari kazancm tespitinde, Vergi Usui Kanununun degerlemeye ait hilkiimleri ile Gelir Vergisi Kanununun 40 ve 41 inci madde hiikumleri uygulanacaktir.<br />
Gerek isletme hesabi esasi gerekse bilanco esasma gore defter tutan miikellefler &#8220;Tablo 2 Ticari Kazanclara iliskin Bildirim&#8221; tablosunu, &#8220;Tablo 3 Diğer istisna ve Indirimlere Ait Bildirim&#8221; bolumilnde yer alan istisna kazanc tutarlanm da dahil etmek suretiyle toplam tutan dikkate alarak dolduracaklardir. Diğer bir anlatimla 10 no.lu satirda yer alacak kar toplarm olagan faaliyetten elde edilen kazanc ile &#8220;Tablo 3&#8243; de yer alan istisna kazanclann toplami olacaktir. Toplam tutardan oncelikle gelirin elde edildigi yilda odenmis olmasi kaydiyla Bag-Kur primi ile yatinm indirimi ve &#8220;Tablo 3&#8243; de yer alan ve 16 no.lu satira aktanlan istisna ve indirimlerin diisiilmesi sonucu kalan tutar Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesinin 17 no.lu Ticari Kazanclar satinna aktanlacaktir.<br />
&#8220;Tablo 3&#8243; de yer alan ve gelir vergisinden istisna edilen kazanclann zararla sonuclanmis olmasi halinde, bu zarann &#8220;Tablo 2 Ticari Kazanclara iliskin Bildirim&#8221;in 10 no.lu satirmdaki zarar bolumiinde veya beyannamenin 25 no.lu satmndaki zarar bolumiinde gosterilmesi soz konusu degildir. Zira gelir vergisinden istisna edilen kazanclann zararla sonuclanmasi durumunda bu zarann dikkate almmasi veya mahsubu miimkiin bulunmamaktadir.<br />
Isletme Hesabi Esasma G5re Ticari Kazancm Tespiti<br />
Ikinci smif tiiccarlar kazanclarmi isletme hesabi esasinda tespit ederler. Gelir Vergisi Kanununa gore, isletme hesabi esasinda ticari kazanc, bir hesap donemi içinde elde edilen hasilatlarla, giderler arasmdaki muspet farktan olusur. (G.V.K Madde 39) Giderlerin <a href="http://www.genelbilge.com/tag/daha/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Daha">daha</a> fazla olmasi halinde zarar dogmus olur.<br />
Kazanclan isletme hesabi esasina gore tespit edilen miikellefler tarafmdan, Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi Ekinde yer alan Tablo 2&#8242;nin yamsira &#8220;Tablo 5 isletme Hesabi Ozeti&#8221; boliimu de doldurulacaktir.</p>
<p>Bilanco Esasinda Ticari Kazancin Tespiti<br />
Birinci sinif tuccarlar kazançlarmi bilan90 esasmda tespit ederler. Gelir Vergisi Kanununa gore, bilanco esasinda ticari kazanc, tesebbiisteki 6z sermayenin hesap donemi sonunda ve basmdaki degerleri arasindaki miispet farktir.<br />
Kazançları bilan90 esasina gore tespit edilen mukellefler, Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi Ekinde yer alan Tablo 2&#8242;nin yamsira &#8220;Aynntih Bilanfo&#8221; ve &#8220;Aynntih Gelir Tablosu&#8221; ile &#8220;Bilan90 Esasina Gore Defter Tutan Mukelleflere Ait Ticari Kardan Mali Kara Ulasmak 19m Yapilan Hesaplamayi Gosteren Bildirim&#8221; i de doldurarak Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesine ekleyeceklerdir. Ancak adi ge9en bildirim ticari kar ile mali karm farkli olmasi durumunda doldurulacaktir.<br />
Bag-Kur Primi<br />
Mukellefler, beyan edecekleri ticari kazançlarmdan gelirin elde edildigi yilda Qdenmis olmasi sartiyla, 1479 sayıli Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bagimsiz Cahsanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununun (Bag-Kur) 49 uncu maddesi hiikmii geregince; Bag-Kur primi, giris kesenegi, sosyal giivenlik destek primleri ve basamak ilerlemesi için yapilan odemeleri indirebileceklerdir.<br />
Bag-Kur giris kesenegi ve sigorta primlerinin Gelir Vergisi Kanununun 89/1 maddesi hiikmii geregince, gelirin elde edildigi yilda odenmis olduğunun tevsik edilmesi kaydiyla mukellefler tarafindan ticari kazançları dolayisiyle verilecek yıllık beyannamede bildirilen gelirden indirilmesi (Adi komandit sirketlerinin komanditer ortaklan ile limited sirket ortaklan hakkinda da bu esaslar ge9erlidir.) mumkun bulunmaktadir. Adi komandit sirketlerin komanditer ortaklan ile limited sirket ortaklarının gelirleri kar payi olup, menkul sermaye iradi olarak beyan edilecek bu gelirlerde Bag-Kur primi yukandaki esaslar 9er9evesinde indirilebilecektir.<br />
Bag-Kur Kanunu kapsamina giren serbest meslek erbabmin da, Gelir Vergisi Kanununun 68/8 inci maddesi hiikmiine dayanarak hasilatlanndan <a href="http://www.genelbilge.com/tag/emekli/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Emekli">emekli</a> aidati veya sosyal sigorta primi indirmemis olmalan sartiyla, anilan kanun geregince odedikleri Bag-Kur giri§ kesenegi ve primlerini serbest meslek kazanclan ile ilgili olarak verecekleri yıllık beyannamelerinde gosterdikleri gelirden indirmeleri mumkiin bulunmaktadir.<br />
Dikkat edilmesi gereken husus, bu primlerin odenmis olmasi kosuluyla indirilebilecegidir. Dolayisiyla, basamak ilerlemesi primleri de dahil olmak üzere, Bag-Kur primleri ne zaman odenmisse o yılın gelirinden indirilebilecektir.<br />
Yatirim indirimi<br />
Bilanco esasma gore defter tutan ticari ve zirai kazanc mukelleflerinin faaliyetlerinde kullanmak üzere satin aldiklan veya imal ettikleri amortismana tabi iktisadi kiymetlerin maliyet bedellerinin % 40&#8242;i yatirim indirimi istisnasi olarak indirim konusu yapdabilecektir. indirim konusu yapilacak tutar Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi Ekinin Tablo 2 &#8220;Ticari Kazanclara iliskin Bildirim&#8221; in 15 no.lu satinnda gosterilecektir.<br />
Dikkat edilmesi gereken husus, cari yila iliskin yatirim indirimi tutan ile onceki yillardan kazancm yetersiz olmasi nedeniyle indirilemeyen devreden yatirim indirimi tutarimn topluca ayni satirda gosterilecegidir.<br />
Devreden yatirim indirimi ile ilgili olarak Gelir Vergisi Kanununda, 01/01/2004 tarihinde yiirurliige giren 5024 sayıli Kanun ile yapilan degisiklikle, endekslemede yeniden degerleme orani yerine, Devlet istatistik Enstitusu Toptan Esya Fiyatlan <a href="http://www.genelbilge.com/tag/gnl/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Genel">Genel</a> Endeksinde meydana gelen artis orani esas alınmıştır. (G.V.K Madde 19) Ancak 24/04/2003 tarihinden once tesvik belgesine baglanmis olan ve miikellefler tarafmdan yatirim indirimine iliskin eski hukiimlerin uygulanmasinin tercih edilmis olmasi halinde devreden yatirim indiriminde &#8220;TEFE&#8221; endekslemesi degil, yeniden degerleme orani endekslemesi esas alinacaktir.<br />
Yatirim indirimi istisnasi uygulamasma, istisnaya konu iktisadi kiymete iliskin harcamalann yapildigi yilda baslanacak ve indirilecek tutara ulasilincaya kadar devam edilecektir. Dolayisiyla, indirilemeyen tutarla ilgili olarak herhangi bir zaman smirlamasi soz konusu degildir.<br />
DİĞERISTISNA ve iNDIRIMLER<br />
Egitim ve Ogretim isletmelerinde Kazanc istisnasi<br />
31 Temmuz 2004 tarih ve 25539 sayıli Resmi Gazete&#8217;de yayimlanarak yurirrluge giren 5228 sayıli Kanunla, Gelir Vergisi Kanununun 20 nci maddesinde yapilan dilzenlemede, egitim ve ogretim isletmeleri ile ilgili olarak elde edilen kazanclarm 5 vergilendirme donemi gelir vergisinden istisna edilmesi ongoriilmektedir. Anilan madde hiikmii 01/01/2004 tarihinden itibaren yiiriirluge girmistir.<br />
Egitim ve ogretim isletmelerine tanman kazanç istisnasi, ticari kazanç miikellefleri ile <a href="http://www.genelbilge.com/tag/kurumlar-vergisi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kurumlar Vergisi">kurumlar vergisi</a> miikellefleri tarafmdan 625 sayıli Kanun kapsammda isletilen okul oncesi egitim, ilkogretim, ozel egitim ve orta ogretim ozel okullarmdan elde edilen kazançlara uygulanacaktir.<br />
Ayrica, kurumlar vergisi miikellefleri için Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanman vakiflar veya kamu yararma calisan derneklere bagh rehabilitasyon merkezlerinin isletilmesinden elde edilen kazançlara da istisna uygulanacaktir.<br />
Istisna kapsammda yer alan;<br />
Okul  Oncesi  Egitim   Okulu,   1739   sayıli  <a href="http://www.genelbilge.com/tag/milli/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Milli">Milli</a>  Egitim  Temel Kanununun 19, 20 ve 21 inci maddelerine gore kurulan ve mecburi ilkogretim 9agina gelmemis 90cuklarm egitimini saglayan okullan, ilkogretim Okulu, 1739 sayıli Kanunun 22-25 inci maddelerinde belirtilen ve 6-14 yaslarmdaki 90cuklarm egitim ve ogretimini saglayan okullan,<br />
Orta   Ogretim   Okullan,    1739   sayıli   Kanunun   26-30   uncu maddelerinde belirtilen ilkogretime dayali, en az 119 yıllık ogrenim veren genel, mesleki ve teknik ogretim okullarmi, Ozel Egitim Okullan, engelliler için agilan okul oncesi, ilkogretim ve ortaogretim okullarmi,<br />
Rehabilitasyon Merkezleri ise; 24/5/1983 tarih ve 2828 sayıli Sosyal Hizmetler ve £ocuk Esirgeme Kurumu Kanunu ve ilgili mevzuat 9er9evesinde kurularak faaliyet gosteren ve bedensel, zihinsel ve ruhsal oziirleri nedeniyle normal yasamin gereklerine uymama durumunda olan kişilerin, fonksiyon kayiplarmi gidermek ve toplum içinde kendi kendilerine yeterli olmasim saglayan beceriler kazandirmak veya bu becerileri kazanamayanlara devamli bakmak uzere kurulan sosyal hizmet kuruluslarmi, ifade etmektedir.<br />
\ Istisna, okullarm egitim-ogretim, merkezlerin ise rehabilitasyon faaliyetlerinden elde edilen kazançlara uygulanacaktir. Dolayisiyla, egitim tesisleri ile rehabilitasyon merkezlerinde yer alan kantin, biife, kafeterya, kitap satis yeri <a href="http://www.genelbilge.com/tag/gibi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Gibi">gibi</a> tesislerin gerek bizzat isletilmesinden gerekse kiraya verilmesinden elde edilen kazançlara istisna uygulanmasi soz konusu degildir. Ancak, yemek ve konaklama hizmetlerinin de okul biinyesinde verildigi ve yemek ve yatma bedelinin okul ucretine dahil olduğu durumlarda, herhangi bir aynma tabi tutulmaksizm elde edilen kazanca istisna uygulanacaktir.<br />
Yukanda belirtilenlerin dismda kalan; Qgrencileri istedikleri derslere yetistirmek, bilgi diizeylerini yukseltmek amaciyla faaliyet gosteren dershaneler ile kişilerin sosyal, kiilturel ve mesleki alanlarda bilgi, beceri, yetenek ve deneyimlerini gelistirmek veya serbest zamanlanni degerlendirmek üzere faaliyet gosteren ozel ogretim kurumlan (toiversiteye veya Anadolu liselerine hazirhk, bilgisayar, suriicti, dans, bale, mankenlik ve spor kurslan gibi) ile ogrenci etiit egitim merkezlerinin isletilmesinden elde edilen kazançlar hakkinda istisna uygulanmayacaktir.<br />
Aym sekilde rehabilitasyon merkezi dismdaki saghk tesislerinin isletilmesinden elde edilen kazançlara istisna uygulanmasi da s6z konusu degildir.<br />
Diğer taraftan, 01/01/2004 tarihinden once faaliyete gecmi§ bulunan okullarm isletilmesinden elde edilen kazanclar ile bu okullan 01/01/2004 tarihinden sonra devralanlar tarafmdan isletilmesinden elde edilen kazançlar istisna uygulamasi disinda bulunmaktadir.<br />
Ozel egitim ve ogretim kuramlarının istisnadan yararlanabilmeleri i?in 01/01/2004 tarihinden itibaren faaliyete gecmi!? olmalan gereklidir. Soz konusu tarihten once faaliyete ge9mis olan ozel okullar ile kalkmmada oncelikli yorelerde a9dan ozel okullarla ilgili olarak, 625 saydi Kanunun 5228 saydi Kanunla degistirilmeden onceki hiikmii uygulanacaktir.<br />
Dolayisiyla, 01/01/2004 tarihinden once faaliyete gecmif? olan ozel kresler, anaokullan ve meslek teknik okullan ile kalkmmada oncelikli yorelerde a9ilmis olan ozel okullar, ogretime basladndan tarihten itibaren be? yd, diğer bolgelerde a9dmi§ olan ozel okullar ise bir yd stire ile gelir/kurumlar vergisinden muaf tutulacaklarmdan, bu i^letmeler hakkmda 5228 saydi Kanunla yeni getirilen istisna hiikmu uygulanmayacaktir.<br />
istisnadan yararlanmak isteyen mukelleflerin faaliyete ge9melerini miiteakiben Bakanhgimiza yazih olarak basvurmalan gerekmektedir.<br />
Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarmda yapdan diizenleme 01/01/2004 tarihinden ge9erli olmak ilzere yuriirluge girmis olduğundan, 01/01/2004 tarihinden itibaren faaliyete ge9en okul ve rehabilitasyon merkezlerinin kazançları, faaliyete ge9ilen donemden itibaren 5 vergilendirme doneminde gelir ve kurumlar vergisinden istisna olacaktir. Kurum a9ma izin belgesinin daha onceki bir tarihi tasimasi, istisna uygulamasmm siiresini etkilememektedir.<br />
Ozetle, istisnadan yararlanan kazançlar, ticari kazanç mukellefleri tarafmdan Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi Ekinin &#8220;Tablo 3 Diğer Istisna ve indirimlere Ait Bildirim&#8221; boliimunun ilk satirmda gosterilccektir.</p>
<p>Serbest Bolgelerden Elde Edilen Kazanç istisnasi<br />
3218 sayıli Serbest Bolgeler Kanununda 5084 sayıli Kanunla yapilan degisiklik ile serbest bolgeler gtimriik hatti dismda sayılmis; bu bolgelerde gilmriik ve kambiyo mtikelleflyetine dair mevzuat hukumlerinin uygulanmayacağı belirtilmis; isletmeci ve kullamcilann yatmm ve tiretim safhalarmda Bakanlar Kurulunca belirlenecek vergi disi teipviklerden yararlandinlabilecegi hukme baglantmstir. (3218 sayıli Kanun Madde 6)<br />
3218 sayıli Kanuna 5084 sayıli Kanimun 9 uncu maddesiyle eklenen gecici 3 iincti maddede de, serbest bolgelerde 06/02/2004 tarihi itibariyle faaliyette bulunmak üzere ruhsat almis mukelleflerin, faaliyet ruhsatlarmda belirtilen silre ile smirh olmak tizere bolgelerde gerceklestirdikleri faaliyetler dolayisiyla elde ettikleri kazanclan gelir ve kurumlar vergisinden istisna edilmistir.<br />
\ 3218 sayıli Kanunda yapilan degisikliklerin incelenmesinden de anlasilacağı üzere, bolgelerde vergi miikellefiyetine dair mevzuat hukiimlerinin uygulanmasi saglanmis, tam ve dar mukelleflerin bfilgedeki gelir ve kurumlar vergisi muafiyetine son verilmistir.<br />
Dolayisiyla, 06/02/2004 tarihi itibariyle bolgede faaliyet gosteren mukelleflerin gelir veya kurumlar vergisi miikellefiyeti tesis ettirmeleri ve bu tarihten sonra serbest bQlgelerdeki faaliyetlerinden elde edilen kazanclarmi genel hiikumler ?er9evesinde beyan etmeleri gerekmektedir. Dolayisiyla, istisnadan yararlanan kazanclar, gelir vergisi mukellefleri tarafindan Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi Ekinin &#8220;Tablo 3 Diğer istisna ve indirimlere Ait Bildirim&#8221; boliimunun ilk satirmda gosterilecektir.<br />
Serbest bolgelerde faaliyette bulunan mukelleflerle ilgili olarak, 4 Eylill 2004 tarih ve 25573 sayıli Resmi Gazete&#8217;de yayimlanarak yilriirluge giren 85 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliginde ayrintih aciklamalara yer verilmistir.</p>
<p>4691 sayıh Teknoloji Gelistirme Bolgeleri Kanunu kapsamindaki istisna<br />
4691 Sayıh Teknoloji Gelistirme Bolgeleri Kanununa gore teknoloji gelistirme bolgelerinde faaliyet gosteren mukelleflerin, miinhasiran bu bolgedeki yazihm ve AR-GE faaliyetlerinden elde ettikleri kazanclan faaliyete basjamlan tarihten bagimsiz olmak üzere, 31/12/2013 tarihine kadar gelir ve kurumlar vergisinden istisna edilmistir. (4691 sayıh Kanun Gecici Madde 2)<br />
Gecici 2 nci maddenin yiiriirltige girdigi 01/01/2004 tarihinden once teknoloji gelistirme bolgelerinde faaliyet gosteren mukelleflerin, bolgedeki yazihm ve AR-GE faaliyetlerinden elde ettikleri kazanclar da, faaliyete basladiklan tarihten bagimsiz olmak üzere, 31/12/2013 tarihine kadar gelir ve kurumlar vergisinden miistesnadir. Dolayisiyla, istisnadan yararlanan kazanclar, gelir vergisi mukellefleri tarafmdan Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi Ekinin &#8220;Tablo 3 Diğer istisna ve indirimlere Ait Bildirim&#8221; bolumiiniin ilk satmnda gosterilecektir.<br />
4325 sayıh Kanun Kapsamindaki Gelir Vergisi i nil hi mi<br />
4325 sayıh Kanun kapsamma dahil illerde 01/01/1998 tarihinden once isyeri bulunan miikellefler ile 01/01/1998-31/12/2000 tarihleri arasmda bu illerde yeni bir isyeri acan ve gelir ve kurumlar vergisi istisnasi uygulamasmdan yararlanan miikellefler için istisna siiresinin bitiminden bajlamak ve 31/12/2007 tarihinde sona ermek üzere cahstirilan isci sayısma bagh olarak %40 &#8211; %60 arasinda degisen oranlarda vergi indiriminden yararlamlmasi miimkun bulunmaktadir.<br />
Vergi indiriminden yararlanan miikellefler &#8220;4325 sayıh Kanun Kapsamindaki Gelir Vergisi indirimine iliskin Bildirim&#8221; i doldurarak bu bildirime dayah olarak hesapladiklan gelir vergisini &#8220;Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi TABLO-3 VERGI BiLDiRIMi&#8221; nin 39 numarah satmnda yer alan hesaplanan gelir vergisi satirma aktaracaklardir.<br />
Basit Usulde Ticari Kazancin Tespiti<br />
Gelir Vergisi Kanummun 47 ve 48 inci maddelerinde yazili sartlara topluca haiz olanlarm ticari kazançları basit usulde tespit edilir.<br />
Basit usulde ticari kazanc, bir hesap donemi icerisinde elde edilen hasilattan aym donemdeki giderler ve satilan mallarm ahs bedellerinin diisulmesi suretiyle bulunacak olup, yapilan bu hesaplama sonucu bulunan tutar Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi Ekinin &#8220;Tabic- 4 Basit Usulde Ticari Kazanclara iliskin Bildirim&#8221; boliimune aktanlacaktir. Aktanlan bu tutar iizerinden ilgili yilda odenmis olmasi sartiyla Bag-Kur primi ve varsa sakathk indirimi dusillecek ve bulunan tutar Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesinin 17 No.lu Ticari Kazanclar satinna aktanlacaktir.<br />
Ancak beyana tabi geliri sadece basit usulde tespit edilen ticari kazanclardan ibaret olanlar, bu gelirlerini Subat aymin 15 inci giinii aksamina kadar 1001 C Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi ile beyan edeceklerdir.<br />
Sakathk indirimi<br />
Calisma guciiniin asgari %80&#8242;ini kaybetmis bulunan hizmet erbabi birinci derece sakat, asgari % 60&#8242;im kaybetmis bulunan hizmet erbabi ikinci derece sakat, asgari % 40&#8242;mi kaybetmis bulunan hizmet erbabi ise iicuncii derece sakat sayılmaktadir (G.V.K Madde 31)<br />
Sakathk indirimi;<br />
-  Birinci derece sakatlar için 480 YTL (2006 yih için 530 YTL)<br />
-  Ikinci derece sakatlar için 240 YTL (2006 yih için 265 YTL)<br />
-  Uciincu derece sakatlar için 120 YTL (2006 yih için 133 YTL)<br />
Sakathk indirimi miiessesesinden serbest meslek faaliyetinde bulunan veya basit usulde vergilendirilen oziirlii mukellefler ile bakmakla yukttmlu olduğu oziirlii kişi bulunan serbest meslek erbabi ve hizmet erbabi (ucretliler) yararlanmaktadir.<br />
Bu indirimi serbest meslek erbabi Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi Ekinin &#8220;Tabic- 7 Serbest Meslek Kazanclarma iliskin Bildirim&#8221; in ilgili satirmda, iicretliler ayni Ekte yer alan &#8220;Tablo 8 Ucretlere Iliskin Bildirim&#8221; boliimunun indirimler siitununda, basit usulde vergilendirilenler yine ayni Ek&#8217;in &#8220;Tablo 4 Basit Usulde Ticari Kazanclara iliskin Bildirimin&#8221; in 23 no.lu satirmda gostereceklerdir.<br />
Sakatlik indiriminden yararlanma durumunda olan miikellefler ilgili Yonetmelikte belirtilen yetkili hastanelerden alacaklan saghk raporanu <a href="http://www.genelbilge.com/tag/maliye/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Maliye">Maliye</a> Bakanhgi Gelir Idaresi Baskanhginda kurulu olan Merkez Saghk Kuruluna ibraz edecekler, Merkez Saghk Kurulunca kişilerin hangi dereceye girecegi (1,2,3) belirlendikten sonra indirimden yararlanmak miimkiin olabilecektir.<br />
II.ZIRAi KAZANCLARIN BEYANI<br />
Gelir Vergisi Kanununa gore zirai faaliyetten dogan kazanc zirai kazanctir. Zirai kazançlar <a href="http://www.genelbilge.com/tag/ya/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ya">ya</a> satis hasilatlan iizerinden tevkifat yapilmak suretiyle <a href="http://www.genelbilge.com/tag/ya/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ya">ya</a> da gercek usul kapsammda, zirai isletme hesabi veya bilanco esasina gore defter tutmak suretiyle tespit edilir. Zirai kazanc hangi usulde tespit edilirse edilsin zirai iiriinlerin ahs bedeli iizerinden her halukarda vergi tevkifati yapilmasi temel kuraldir. (G.V.K Madde 52)<br />
Ciftcilerden satin ahnan zirai mahsullerin ahs bedeli ve hizmet bedelleri iizerinden tevkifat yapilacaktir. (G.V.K Madde 94/11) Ahm satim işlemlerinin ticaret borsasinda tescil ettirilerek yapilmasi halinde tevkifat orani %50 indirimli uygulanacaktir.<br />
10 Arahk 2003 tarihli ve 2003/6577 sayıh Bakanlar Kurulu Karan ile belirlenen ve halen yurtirliikte olan tevkifat oranlan aşağıdaki gibidir:<br />
Ticaret borsalarmda tescil ettirilerek satin ahnan; zirai mahsuller ifin % 2, hayvanlar ve bunlarm mahsulleri ile kara ve su avcihgi mahsulleri için % 1,<br />
Ticaret borsalanna tescil edilmeden satin ahnan; zirai mahsuller için % 4, hayvanlar ve bunlarm mahsulleri ile kara ve su avcihgi mahsulleri için % 2,<br />
Zirai faaliyet kapsammda ifa edilen hizmetler için; Orman idaresine veya  orman  idaresine karsi  taahhiitte bulunan kurumlara   yapilan   ormanlann   agaclandinlmasi,   bakimi,  kesimi, iiriiiilerin  toplanmasi,  tasmmasi   vb.   hizmetler  için  %2   ,  diğer hizmetler için %4<br />
oranmda tevkifat yapilacaktir.<br />
Kamu kurum ve kuruluslan zirai (iriinleri kimden satm ahrsa alsm tevkifat yapmak zorundadir.Vergi Usui Kammunun 11 inci maddesi ve 164 Seri Numarah Gelir Vergisi Genel Tebligine gore, ticaret borsalan zirai iiriin ahm satiminda tevkifat yapilmasmi sagladiktan sonra tescil yapacaklardir. Dolayisiyla ahm satimi ticaret borsalarmda tescil edilmis olan bir iiriiniin satm almmasi ile kamu kurum ve kuruluslarmdan iiriin satm almmasi halinde gelir vergisi tevkifati yapilmayacağı gibi miiteselsil sorumluluk da soz konusu x    olmayacaktir<br />
Beyanname Vermeyen ve Defter Tutmayan Ciftfiter<br />
Aşağıda belirtilen ciftfilerin defter rutma ve yıllık beyanname verme yiikiimliilukleri bulunmamaktadir.<br />
-  Ziraat gruplanna gore belirlenen isletme btiyiiklugii olpusunti asmayan,<br />
-  Bir bicerdovere veya bu mahiyetteki bir motorlu araca sahip olmayan,<br />
-  On yasma kadar ikiden fazla traktore sahip olmayan,<br />
ciftciler, hasdatlan iizerinden tevkifat yapdmak suretiyle vergilendirilir.<br />
Bu gruba giren ciftciler, beyanname vermezler. Ancak, yaptiklan satis ve hizmetleri dolayisiyla miistahsil makbuzu almak ve saklamak zorundadirlar.<br />
Dolayisiyla, Gelir Vergisi Kanununun 54 tincii maddesinde yazih olgiileri asmayan fiftpilerin kazanclan 94 tincii maddeye gore tevkif suretiyle vergilendirilmekte olup, fift9iler bu kazaniplan için aynca beyanname vermemekte ve tevkif suretiyle odedikleri vergiler nihai vergileri olmaktadir.<br />
Beyanname Veren ve Defter Tutan Ciftciler<br />
Aşağıda belirtilen 9iftfiler gerçek usulde vergilendirilmektedir:<br />
-  Ziraat gruplarma gore belirlenen isletme buyiiklugu o^iisiinii asan,<br />
-  Bir bi9erdovere veya bu mahiyetteki bir motorlu araca sahip olan,<br />
-  On yasina kadar ikiden fazla traktore sahip olan (Traktorun kendi isinde kullamlmasi sartiyla, soz konusu sart 31/12/2007&#8242;ye kadar uygulanmaz) (G.V.K Ge9ici Madde 45)<br />
giftgilerin kazançları gerçek usulde tespit edilerek vergilendirilir.<br />
Bu gruba giren 9ift9iler, zirai isletme hesabi veya bilan9o esasina gore defter tutmak ve beyanname vermek, alis. ve satisjan için beige almak, vermek ve saklamak zorundadirlar.<br />
Onemli Not : Cift9iye ait olmakla beraber zirai isletmeye dahil edilmeyen bi9erdover veya bu mahiyetteki bir motorlu ara9 veya on yasjna kadar ikiden fazla traktorun isletilmesinden elde edilen gelirler ticari kazanç hükümlerine gore vergilendirilir.<br />
Cift9ilerin zirai isletme hesabi veya bilan90 esasmda defter tutmalan kendi isteklerine birakilmijtir. Bilan90 esasim kabul edenler iki yil ge9medik9e bu usulden donemezler.<br />
Zirai isletme Hesabi Esasina Gore Kazancin Tespiti<br />
Cift9iler isletme hesabi esasmda &#8220;Cift9i isletme Defteri&#8221; tutmak zorundadirlar. Zirai isletme hesabi esasina gore zirai kazanç bir hesap donemi içinde elde edilen hasilat ile yapilan giderler arasmdaki miispet farktir. Hasilat Gelir Vergisi Kanununun 56 nci maddesinde belirtilen   ve   tahsil   edilen   veya   alacak   olarak   tahakkuk   <a href="http://www.genelbilge.com/tag/eden/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Eden">eden</a> unsurlardan, giderler ise aym Kanunun 57&#8242;nci maddesinde sayılan ve odenen veya borflamlan meblaglardan olusmaktadir. Ancak aym Kanunun 41&#8242;inci maddesinde yazih giderler hasilattan indirilemeyecektir.<br />
Bilanco Esasina Gore Kazancin Tespiti<br />
Bilanfo esasinda zirai kazancm tespiti 6z sermayenin hesap donemi sonunda ve basmdaki degerlerinin kiyaslanmasi yoluyla yapihr. Zirai kazancin bilanco esasina gore tespitinde Gelir Vergisi Kanununun 56, 57 ve 58&#8242;inci maddelerinde yer alan hasilat sayılan unsurlar ve giderler ile 41&#8242;inci (Gider Kabul Edilmeyen Odemeler) maddesinde yazih indirilemeyecek giderlere iliskin hukiimler dikkate almir.<br />
Ciftxjiler elde ettikleri biitun zirai kazanclan uzerinden ister iiriin ^  satisi olsun, ister zirai hizmet karsihgi kazanc elde etmis olsun tevkifata tabi tutulmaktadir.<br />
Gercek usulde vergilendirilen zirai kazanc sahipleri gelir elde etmemis olsalar bile yıllık beyanname vermek zorundadirlar. (G.V.K Madde 85, 86)<br />
Yıllık beyanname ile beyan edilecek zirai kazanci olan mukellefler &#8220;Tablo 6 Zirai Kazançlara ilijkin Bildirim&#8221; i dolduracaklardir. Soz konusu bildirimin 26 no.lu satirma &#8220;Zirai Kazanclara Ait Bildirim&#8221; adi verilen ek foy uzerinde yapilan hesaplama sonucu bulunan zirai kazanclar toplami aktanlacaktir.<br />
Zirai kazançları defter tutmak suretiyle tespit edilen mukellefler tarafmdan Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi ekinde verilmesi gereken ve &#8220;Zirai Kazançlara Ait Bildirim&#8221; adi verilen bu ek foy, ayn ayn muhtarliklar bolgesinde bulunan veya ayn ayn isletme niteliginde olan zirai isletmeler ile adi ortaklik halindeki isletmelerden elde edilen zirai kazançlar için ayn ayn yapraklar halinde diizenlenmek zorundadir.<br />
Zirai kazanç sahipleri &#8220;Tablo 6 Zirai Kazançlara iliskin Bildirim&#8221; bolumiinun 26 no.lu satirmda yer alan tutardan Bag-kur primi ile yatinm indirimini diisecekler ve bulunacak tutan Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesinin 18 numarah Zirai Kazanclar satirma aktaracaklardir. Bag-Kur primi ve yatinm indirimi ile ilgili olarak Ticari Kazanclar boliimiinde yapilan aciklamalar bu boltimde de ge9erlidir.<br />
III. SERBEST MESLEK KAZANCLARININ BEYANI<br />
Gelir Vergisi Kanununda, her turlii serbest meslek faaliyetinden dogan kazancm serbest meslek kazanci olduğu belirtilmistir. (G.V.K Madde 65)<br />
Gelir Vergisi Kanununa gore, serbest meslek kazanci, bir hesap donemi içinde serbest meslek faaliyeti karsiligi olarak tahsil edilen para ve ayinlar ve diğer suretlerle saglanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerden bu faaliyet dolayisiyla yapilan giderler indirildikten sonra kalan fark olarak tammlanmaktadir. (G.V. Madde 67)<br />
Serbest meslek kazancmm tespitinde indirilecek giderler, Gelir Vergisi Kanununun 68 inci maddesinde bentler halinde belirtilmistir. Serbest meslek kazancmda hasilattan indirilecek giderlerin Vergi Usui Kanunu hukumlerine gore belgelendirilmesi ve odenmis olmasi ge-rekmektedir.<br />
Serbest Meslek Kazanclannda istisnalar<br />
1. Telif Kazanclan istisnasi (G.V.K. Md. 18)<br />
Gelir Vergisi Kanununda yer alan duzenlemeyle; muellif, mutercim, heykeltras, hattat, ressam, bestekar ve mucitlerin ve bunlann yasal mirascilarının siir, hikaye, roman, makale, bilimsel arastirma ve incelemeleri, bilgisayar yazilimi, roportaj, karikatiir, fotograf, film, video bant, radyo ve televizyon senaryo ve oyunu gibi eserlerini gazete, dergi, bilgisayar ve internet ortami, radyo, televizyon ve videoda yaymlamak veya kitap, resim, heykel ve nota halindeki eserleri ile ihtira beratlanm satmak veya bunlar uzerindeki mevcut haklanni devir ve temlik etmek veya kiralamak suretiyle elde ettikleri hasilat gelir vergisinden istisna edilmistir. (G.V.K Madde 18)<br />
Yukanda sozii edilen eserlerin 5846 Sayıli Fikir ve Sanat Eserleri Hakkinda Kanun hiikumlerine gore eser niteliginde olmasi ve ihtira beratlannra da tescil edilmis bulunmasi gerekmektedir. 5846 Sayıli Kanunun birinci maddesine gore, eser; &#8220;Sahibinin hususiyetini tasiyan ve kanun uyarmca ilim, edebiyat, musiki, giizel sanatlar ve sinema eserleri sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulleri&#8221; olarak tammlanmistir. Bu kanun kapsamma giren eserler: Dim ve edebiyat eserleri ile musiki eserleri, giizel sanat ve sinema eserleri ve bilgisayar yazihmi olmak üzere bes grup halinde sayılmistir.<br />
a. istisnadan Yararlanacak Olan Killer<br />
v   istisnadan yararlanma hakki, miiellif, miitercim, heykeltras, hattat, i  ressam,   bestekar   ve   mucitlerin   kendileri   ile   bunlarm   kanuni mirascilarma tanmmistir. Dolayisiyla bunlarm disinda kalan serbest meslek erbabi ve yasal mirascilar disinda kalan mansup mirascilar is¬tisnadan yararlanamayacaklardir.<br />
Bilindigi gibi yasal mirascilar; birinci derecede furuu, ikinci derecede ana ve baba ile bunlarm furuu, uctincii derecede biiyiikanneler ve biiyiikbabalar ile bunlarm furuulandir. Sag kalan es, her derecedeki miras9ilarla beraber yasal mirasci niteligini tasir.<br />
b. istisna Kapsamma Giren Eserler<br />
Istisna kapsamma; siir, hikaye, roman, makale, bilimsel arastirma ve inceleme, bilgisayar yazihmi, roportaj, karikatiir, fotograf, film, video bant, radyo ve televizyon senaryo ve oyunu gibi eserler ve ihtira berati girmektedir.<br />
c. Istisna Kapsamma Giren Hasilat<br />
Hasilatm, eserlerin; gazete, dergi, bilgisayar ve internet ortami, radyo, televizyon ve videoda yaymlanmasi, kitap, resim, heykel ve nota halindeki eserler ile ihtira beratlannm satilmasi veya bunlar iizerindeki mevcut haklann devir ve temlik edilmesi veya kiralanmasi karsiligmda elde edilmesi gerekmektedir.<br />
Bu faaliyetlerden elde edilen gelirin tutan ne olursa olsun istisnadan yararlanilacaktir. Ancak bu istisna, Gelir Vergisi Kanunu&#8217;nun 94&#8242;imcii maddesi uyannca tevkif suretiyle odenecek vergiyi kapsamamaktadir. Dolayisiyla bu hasdat iizerinden G.V.K.&#8217;mn 94/2-a maddesi uyannca % 17 oramnda tevkifat yapilacaktir.<br />
d.  Serbest Meslek Faaliyetinin Devamli veya Anzi Yapilmasinin Telif Kazanclan Istisnasi Karsisindaki Durumu<br />
Maddede istisna uygulamasma iliskin olarak serbest meslek faaliyetinin devamhligi a9ismdan herhangi bir sinirlama getirilmemistir. Bu nedenle Gelir Vergisi Kanunu&#8217;nun 18 inci maddesi kapsammdaki kazanclarm devamli veya anzi olarak elde edilmesi istisnanin uygulanmasinda engel teskil etmeyecektir.<br />
Munhasiran Gelir Vergisi Kanunu&#8217;nun 18 inci maddesinde belirtilen tttrden faaliyetlerde bulunan ve eserlerini sadece aym Kanunun 94 ilncii maddesinde belirtilen kişi veya kurumlara teslim eden serbest meslek erbabinm defter tasdik ettirme/tutma ile beige diizenleme ve beyanname verme yiikumlulukleri bulunmamaktadir.<br />
e. istisnadan Yararlanamayacak Olanlar<br />
Soz konusu istisna, Gelir Vergisi Kanunu&#8217;nun 18 inci maddesinde saydan kişilerin, bir isverene bagli olmaksizin munhasiran serbest meslek faaliyetinin kapsami içindeki sahsi mesaiye, ilmi ve mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan isleri yapmalan karsiliginda elde ettikleri kazançlara uygulamr.<br />
Bu gibi kişilerin odemeyi yapan kişi (isveren) ile iliskişi, hizmet iliskişi olduğu takdirde alman bedel serbest meslek kazanci degil, vicret olarak vergilendirilecektir. Bu durumda serbest meslek kazanclanna ait olan bu istisnadan yararlanmalan soz konusu olmayacaktir.<br />
2. Sergi ve Panayir Istisnasi (G.V.K. Md. 30)<br />
Turkiye&#8217;de yerlesmis sayılmayan (dar mukellef) serbest meslek erbabinm, hukiimetin izniyle acilan sergi ve panayirlarda yaptiklan serbest meslek faaliyetlerinden elde ettikleri kazanclan, gelir vergisi kapsami dismda birakilmistir.<br />
Serbest Meslek Kazanclannda Vergi Tevkifati<br />
Serbest meslek kazanclannda, odemeyi yapanlar tarafmdan Gelir Vergisi Kanununun 94&#8242;uncii maddesinin 2&#8242;nci ve 4&#8242;iincii bentleri uyarmca tevkifat yapilmasi gerekmektedir. Soz konusu tevkifat, telif kazanclan nedeniyle yapilan odemeler (tarn mukelleflere yapilan odemelerde % 17, dar mukelleflere telif ve patent .haklannm satisi dolayisiyla yapilan odemelerden % 25) ve diğer serbest meslek kazanclanndan dolayi yapilan Sdemeler [dar miikellef-tam mukellef ayinmi olmaksizin] % 22 olmak üzere ikiye aynlarak vergileme yapilmaktadir. (Soz konusu tevkifat oranlan 10 Arahk 2003 tarihli ve 2003/6577 sayıh Bakanlar Kurulu Karan ile belirlenen ve halen yuriirliikte olan oranlardir.)<br />
Serbest meslek kazançları, tevkif suretiyle on vergilendirmeye tabi tutulmakta olup nihai vergi ise mukellefin beyani ilzerine almmaktadir.<br />
Ancak, Gelir Vergisi Kanununun 18 inci maddesinde sayılan telif kazanclan ile dar mukelleflerin tevkif suretiyle vergilenmis serbest meslek kazanclarindan yapilan vergi kesintisi nihai vergi olup, bu kazanclar i^in yıllık beyanname verilmemektedir.<br />
Serbest meslek kazanci sahipleri gelir elde etmemis olsalar bile ydhk beyanname vermek zorundadirlar.<br />
Serbest meslek kazancmi yıllık beyanname ile beyan edecek olan miikellefler &#8220;Tablo 7 Serbest Meslek Kazanclarma iliskin Bildirim&#8221; i dolduracaklardir. Serbest meslek faaliyeti karsiligi elde edilen hasilattan giderler diisiildiikten sonra kalan tutar soz konusu bildirime yazilacak ve Bag-Kur primi veya SSK primi ile varsa sakatlik indirimi dusiildiikten soma kalan tutar Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesinin 19 numarah Serbest Meslek Kazanijlan satinna aktanlacaktir.<br />
IV.UCRET GELiRLERiNIN BEYANI<br />
Gelir Vergisi Kanununa gore ucretler gerçek usulde ve diğer ucretler olmak üzere iki sekilde vergilendirilmektedir.<br />
Gerçek iicretlerin vergilendirilmesinde genel uygulama yil içinde tevkif suretiyle yapilmakta olup, tevkif edilen vergiler isverenler tarafindan sorumlu sifatiyla beyan edilerek odenmektedir. Tevkifata tabi tutulmayan ilcret gelirlerinin ise istisna kapsammda olmadigi siirece mutlaka yıllık beyanname ile beyan edilmesi gerekmektedir. Yil içinde tevkifata tabi natulan iicret gelirleri ise belli sartlarm mevcudiyeti halinde yıllık beyanname ile beyan edilmekte ve yil içinde odenen vergiler hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilmektedir.<br />
Ger?ek Ucret Gelirlerinin Beyan Edilmeyeceği Durumlar<br />
Tek isverenden elde edilen ve yil içinde tevkif suretiyle vergilendirilen ucret gelirleri için tutan ne olursa olsun yıllık gelir vergisi beyannamesi verilmeyecektir. Dolayisiyla Gelir Vergisi Kanununun 94 iincti maddesine gore yapilan tevkifat nihai vergi olmaktadir. Birden fazla isverenden iicret geliri elde edilmesi durumunda, birden sonraki isverenden alinan iicretlerin toplammm gelir vergisi tarifesinin ikinci gelir diliminde yer alan tutan &#8211; ki bu tutar beyan smin olmaktadir. (2005 yih gelirleri için 15 bin Yeni Turk Lirasi) asmasi halinde birinci isverenden alinan da dahil olmak üzere iicret gelirlerinin tamami beyan edilecektir. (G.V.K Madde 86)<br />
Birden fazla isverenden iicret almmasi halinde, birinci isverenden alinan iicretin hangisi olacağı miikellef9e serbest9e belirlenebilecektir.<br />
Birden fazla isverenden iicret almakla beraber, birden sonraki isverenden  aldiklan  iicretleri  toplami   15   bin  YTL&#8217;yi  asmayan mtikelleflerin tamami tevkif suretiyle vergilendirilmis iicretleri beyan edilmeyecektir. Diğer gelirlerin beyani halinde de bu tutarlar beyannameye dahil edilmeyecektir. Burada dikkat edilmesi gereken husus beyan sminnm tespitinde birinci isverenden alinan iicretin toplama dahil edilmeyeceği, ancak iicret gelirlerinin beyan edilmesi durumunda birinci isverenden alman iicretin de beyana dahil edilecegidir.<br />
Dar miikellefiyette, tamami Ttirkiye&#8217;de tevkif suretiyle vergilendirilmis iicret gelirleri beyan edilmeyecektir. Dolayisiyla yapilan tevkifat nihai vergi olacaktir.<br />
Gercek    Ucret    Gelirlerinin    Beyan    Edilmesini    Gerektiren ) Durumlar<br />
Tevkifata tabi tutulmamis iicret gelirleri (Gelir Vergisi Kanununun 64 iincti maddesinde yer alan diğer ucretler haric) için tutan ne olursa olsun yıllık beyanname verilecektir.<br />
Birden fazla isverenden iicret almakla beraber, birden sonraki isverenden aldiklan iicretleri toplami 15 bin YTL&#8217;yi a§an miikellefler, birinci isverenden aldiklan ticreti de dahil etmek üzere iicret gelirlerinin tamamini yıllık beyanname ile beyan edeceklerdir.<br />
Ornek: Bayan (A), tic ayn isverenden iicret geliri elde etmekte olup, iicretlerin tamami tevkif yoluyla vergilendirilmis bulunmaktadir.<br />
Birinci isverenden alinan ucret                     35.000 YTL<br />
Ikinci isverenden alman iicret                      15.000 YTL<br />
Uctincti isverenden alman iicret                    7.000 YTL<br />
Birinci isverenden alinan ticret toplama dahil edilmeyecek olup, 2 nci ve 3 tincti isverenden alman Ucretler toplami (15 bin YTL + 7 bin YTL=) 22 bin YTL, 15 bin Yeni Turk Lirasi olan beyan simrmi astigi ifin 57 bin YTL iicret gelirinin tamami beyan edilecektir.<br />
Bilindigi üzere, Ttirkiye&#8217;de bulunan yabanci devlet elcilik ve konsolosluklarının Gelir Vergisi Kanununun 94 iincti maddesine gore gelir vergisi tevkifati yapma zorunlulugu bulunmamaktadir. Dolayisiyla, yabanci bir devlete ait e^ilik veya konsolosluktan iicret almmasi ve iki Hike arasinda istisna uygulamasina iliskin anla^ma bulunmamasi durumunda, mukelleflerin almis olduğu iicret gelirleri için yıllık gelir vergisi beyannameleri vermeleri gerekmektedir.<br />
Ucret gelirinin beyan edilmesi durumunda dikkat edilmesi gereken husus, Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi Eki&#8217;nde yer alan &#8220;Tablo 8 Ucretler iliskin Bildirim&#8221; boliimunde irtdirimler sutununda yer alacak tutarlarm (§ahis sigorta primleri, sakatlik indirimi &#8230;) yil içinde indirim konusu yapilmissa, beyanname uzerinden aynca indirilemeyeceğidir.<br />
Ucret gelirlerini yıllık beyanname ile beyan etmeleri gereken miikellefler, &#8220;Tablo 8 Ucretlere iliskin Bildirim&#8221; tablosunu dolduracaklardir. Beyan edilen iicret gelirinden Kanunun 63 iincii maddesinde sayılan indirimler ile yine aym Kanunun 31 inci maddesinde belirtilen sakatlik indirimi tutarlan diistilecek olup, kalan tutar Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesinin 20 no.lu Ucretler satirma aktanlacaktir.<br />
Gayrisafi iicret matrahindan indirim konusu yapilacak hususlar aşağıda belirtilmistir:<br />
- 657 sayıh Devlet Memurlari Kanununun 190&#8242;inci maddesi uyarinca yapilan kesintilerle, Ordu Yardimla§ma Kurumu ve benzeri kamu kurumlannca yapilan yasal kesintiler:<br />
Devlet Memurlari Kanununun 190&#8242;mci maddesi uyarmca yapilan kesintilerle, OYAK ve benzeri kamu kurumlan i^in yapilan kanuni kesintiler ticretin safi tutarimn tespitinde indirim konusu yapilmaktadir. (G.V.K Madde 63/1) Ancak 657 sayıh Devlet Memurlari Kanununun 190&#8242;mci maddesi 1/3/1982 tarihinden gecerli olmak üzere ytiriirliikten kaldinlmis olduğundan soz konusu maddeye istinaden bir kesinti yapilmamakta ve ucret matrahindan indirim konusu yapilacak bir tutar da bulunmamaktadir.<br />
-  Kanunla kurulan emekli sandiklan ile Emekli Sandigina ve Sosyal Sigortalar Kurumuna odenen aidat ve primler:<br />
Kanunla kurulan emekli sandiklan olan Tiirkiye Cumhuriyeti Emekli Sandigi ile Sosyal Sigortalar Kurumuna odenen aidat ve sosyal sigorta primlerinin gayrisafi iicret tutarmdan indirilmesi miimkiin bulunmaktadir.<br />
Aynca, Emekli Sandigi ve Sosyal Sigortalar Kurumuna odenen borclanma aidat ve primleri iicretin safi tutarmm tespitinde gayrisafi iicret tutarmdan indirilebilecektir.<br />
S6z konusu primler Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi Ekinin &#8220;Tablo 8 Ucretlere iliskin Bildirim&#8221; in indirimler siitununda gosterilecektir.<br />
-   Sahis sigorta sirketlerine odenen primler ile bireysel emeklilik sirketlerine odenen bireysel emeklilik katki paylari:<br />
Gelir Vergisi Kanununda sigortanm veya emeklilik sozlesmesinin Tiirkiye&#8217;de kain ve merkezi Tiirkiye&#8217;de bulunan bir sigorta veya emeklilik sirketi nezdinde akdedilmis olmasi sartiyla; iicretlinin sahsina, esine ve kiictik 9ocuklanna ait hayat, oliim, kaza, hastalik, sakatlik, i^sizlik, analik, dogum ve tahsil gibi sahis sigorta policeleri için hizmet erbabi tarafmdan odenen primler ile bireysel emeklilik sistemine odenen katki paylannm indirilmesine imkan tamnmistir. (G.V.K Madde 63/3 )<br />
Indirim konusu yapilacak prim, aidat ve katkilarm toplami, odendigi ayda elde edilen iicretin % 10&#8242;unu (bireysel emeklilik sistemi dismdaki §ahis sigorta poli9eleri için odenen primlerde, odendigi ayda elde edilen iicretin % 5&#8242;ini) ve yıllık olarak asgari ucretin yıllık tutarim asamaz.<br />
Buna gore;<br />
- Ucretlinin kendisi, esi ve kii9tik 9ocuklan için sahis sigorta sirketlerine odemis olduğu primler ile bireysel emeklilik sirketlerine odenen katki paylannm indirim konusu yapilmasi,<br />
- Prim, aidat ve katki paylarma ait odeme belgesinin, belgenin ait<br />
olduğu ay içinde isverene ibraz edilmesi,<br />
- Prim, aidat ve katki paylannm odendigi ayda elde edilen brut<br />
iicretin % 10&#8242;unu (bireysel emeklilik sistemi dismdaki sahis sigorta poli9eleri için odenen primlerde, odendigi ayda elde edilen brat iicretin % 5&#8242;ini) ve yıllık olarak asgari iicretin yıllık tutanni asmamasi, asmasi halinde ise asan tutarm indirim olarak dikkate ahnmamasi,<br />
-  §ahis sigorta sirketlerine ve bireysel emeklilik sirketlerine ayni<br />
donemde pirim ve katki payi odenmesi duramunda ise toplam indirim konusu yapilacak tutarm briit iicretin %10&#8242;nu gecmemesi<br />
gerekmektedir.<br />
Indirimin dogru bir sekilde uygulanabilmesi için odeme tutan ile tarihinin belgelendirilmesi gerekmektedir.<br />
Prim ve katki payi odetneleri makbuz karsihgi dogrudan sigorta veya bireysel emeklilik sirketine yapilabildigi gibi, banka subeleri, bankalann otomatik para cekme makineleri (ATM), internet veya telefon bankacihgi, kredi kartlan veya posta feki aracihgiyla da yapilabilmektedir.<br />
Odeme tutan ve tarihinin; sigorta veya bireysel emeklilik sirketlerince dtizenlenen makbuzlarla ya da odeyenin adi ve soyadi, odemenin ait olduğu donem, odenen prim veya katki payi tutan, odeme yapilan sigorta veya bireysel emeklilik sirketinin iinvam ve odemenin tiiriine (§ahis sigorta primi veya bireysel emeklilik katki payi) iliskin bilgilerin yer almasi kosuluyla banka dekontlan, otomatik para cekme makinasi makbuzlan, kredi karti ekstreleri ve posta cekleri ile tevsik edilebilmesi miimkundiir.<br />
Ayrica, sigorta policesi veya emeklilik sozlesmesinin bir orneginin (fotokopisinin) isverene verilmesi halinde sigorta veya emeklilik sirketlerince faks veya e-posta yoluyla katilimcilara gonderilen makbuz ornekleri ile internet ortammda yapilan odemelere iliskin olarak bilgisayardan alman ijiktilar esas almarak da indirim uygulanabilecektir. Bu durumda bir onceki paragrafta belirtilen belgelerden birinin ya da yapilan odemelerin tutan, donemi ve tarihini gosteren sigorta veya emeklilik sirketlerince diizenlenmis bir yazi veya ekstrenin, indirimin uygulandigi iicretin ilgili olduğu yih izleyen yilin ikinci ayi sonuna kadar isverene iletilmesi gerekmektedir. Herhangi bir sebeple isten aynlma olmasi durumunda soz konusu belgeler isten aynlmadan once isverene iletilecektir. Ancak, isverence uygun goriilmesi halinde, isten aynlma tarihinden itibaren bir ay içinde de iletilebilecektir.<br />
Sigorta primi ve katki payinm sigorta veya emeklilik sirketine hizmet erbabi tarafmdan dogrudan odenmeyip, isverenler aracihgiyla odenmesi halinde (grup sigortasi veya grup bireysel emeklilik sozlesmesi), sigorta policesi veya bireysel emeklilik sozlesmesinin bir orneginin isverende bulunmasi ve bu police veya sozlesmede sigorta priminin veya bireysel emeklilik katki paylanmn odeme donemlerinin, aynca bu donemler 19m odenecek prim ve katki payi tutarlarının belli edilmis olmasi kaydiyla, hizmet erbabi ipin isveren tarafmdan sigorta veya emeklilik sirketine odenen ve/veya hizmet erbabmm iicretinden kesinti yapilmak suretiyle tahsil edilen sigorta primi ve katki payi, her bir kişi ifin aynca yukanda belirtilen belgeler aranmaksizm iicretin vergi matrahmm tayininde indirim olarak dikkate ahnabilecektir.<br />
Gelir Vergisi Kanununun yukanda belirtilen 63/2 &#8216;nci maddesine gore, iicretlilerin kendileri için Sosyal Sigortalar Kurumuna odedikleri sigorta primleri, iicretin safi tutannm hesaplanmasmda indirim olarak dikkate alinmaktadir. Ucretlinin esi için istege bagh olarak Sosyal Sigortalar Kurumuna veya Bag-Kur&#8217;a odedigi primlere amlan bent hukmiinde yer verilmemis olduğundan, bu primlerin indirim konusu yapilmasi miimkiin degildir. Aynca, Gelir Vergisi Kanununun 63/3&#8242;iincu maddesine gore es için sahis sigorta sirketlerine odenen primler indirim konusu yapilmakta olup, Sosyal Sigortalar Kurumu ve Bag-Kur sahis sigorta sirketi niteliginde olmadigindan, odenen primlerin bu madde kapsammda degerlendirilmesi   de miimkiin degildir. Dolayisiyla es adma istege bagli olarak SSK&#8217;ya veya Bag-Kur&#8217;a odenen primler safi iicret matrahinin tespitinde indirim konusu yapilamayacaktir.<br />
-  2821 sayıh Sendikalar Kanununa gore kurulan sendikalara odenen aidatlar<br />
2821 sayıh Sendikalar Kanununa gore kurulan sendikalara odenen aidatlann gayri safi iicret tutarmdan indirilmesi mtimkiin bulunmakta olup, 4688 sayıh Kamu Gorevlileri Sendikalan Kanununa gore kurulan sendikalara odenen aidatlann, gayri safi iicret tutarmdan indirilmesi miimkiin bulunmamaktadir. Madde hiikmiine gore isci sendikalarma odenen aidatlann iicret matrahmdan indirim konusu yapilmasi, memur sendikalarma odenen sendika aidatlarmin ise indirim konusu yapilmamasi Kanunun lafzmdan kaynaklanmaktadir. Kanun hiikmiiniin konuldugu zamanlarda memur sendikalan mevcut olmadigmdan, memurlarm sendika aidati odemeleri de soz konusu degildi. Ancak, bu farkli uygulamamn yasal bir duzenleme ile ortadan kaldinlmasi ve memur sendikalarma odenen aidatlann da iicret matrahmdan indirim konusu yapilmasi gerekmektedir.<br />
Aynca, Kanun maddesinde sendika aidatimn odendiginin tevsik edilmesi sarti olmakla birlikte, aidatlar isverenler tarafmdan calisanlarm iicretlerinden iicret bordrosu tizerinden kesilmek suretiyle odenmekte ise makbuz istenmesine gerek bulunmamaktadir.<br />
Soz konusu aidatlar Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi Ekinin &#8220;Tablo 8 TJcretlere iliskin Bildirim&#8221; in Indirimler siitununda gosterilecektir.<br />
-  I§sizlik sigortasi primleri<br />
4447 sayıh issizlik Sigortasi Kanununa gore odenen issizlik sigorta primleri, sigortalmm Sosyal Sigortalar Kanununun 77 ve 78&#8242;inci maddelerinde belirtilen prime esas ayhk kazanclarmdan %2 sigortah, %3 isveren ve %2 Devlet katki payi olarak almmaktadir. 4726 sayıh 2002 Yih Biit9e Kanununun 61/f maddesine gore 2002 yılında bu oranlar isciden %1, isverenden %2 ve Devlet katki payi %1 olarak uygulanmistir. Bu uygulamaya 4833 sayıh 2003 Yih Biit^e Kanununun 51/e maddesiyle devam edilmis ve son olarak da 5027 sayıli 2005 Yih Bvitce Kanununun 49/e maddesine gore bu uygulamaya 2005 yılında da devam edilmistir. 4447 sayıli Kanunun 49&#8242;uncu maddesinde, issizlik sigortasma isverenlerce odenen primlerin kazancm tespitinde gider olarak kabul edilecegi ve sigortahlarca odenen primlerin de gercek iicretin hesaplanmasmda gelir vergisi matrahindan indirilecegi belirtilmistir. Buna gore, sigortalimn %1 nispetinde odemis olduğu issizlik sigortasi primi, sosyal sigorta primi gibi ilcret matrahindan indirilebilecektir.<br />
Soz konusu primler Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi Ekinin &#8220;Tablo 8 Ucretlere iliskin Bildirim&#8221; in indirimler siitununda gosterilecektir.<br />
-   Sosyal guvenlik destek primi<br />
Sosyal Sigortalar Kanununun 3&#8242;uncti maddesinde, kanunla kurulu sosyal guvenlik kurumlanndan maliilluk veya emekli ayhgi almakta iken bu Kanuna tabi sigortah bir iste cahsanlarm Kanunun 78&#8242;inci maddesine gore tespit edilen prime esas kazanclan uzerinden 63&#8242;iincii madde hiikmiine gore Sosyal Guvenlik Destek Primi kesilecegi hilkum altına ahnmistir. Amlan Kanunun 63&#8242;uncil maddesinde 4447 sayıli Kanunla yapilan degisiklige gore %30 oranmda kesilen sosyal guvenlik destek priminin 1/4&#8242;ii sigortah hissesi, %&#8217;u ise isveren hissesidir. 4447 sayıli Kanuna gore hesaplanan Sosyal Guvenlik Destek Primi de iicretin safi tutarimn tespitinde indirim konusu yapilacaktir.<br />
Soz konusu primler Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi Ekinin &#8220;Tablo 8 Ucretlere iliskin Bildirim&#8221; in indirimler siitununda gosterilecektir.<br />
-  Vergi Indirimi<br />
4842 sayıh Kanunun 37 nci maddesiyle, Gelir Vergisi Kanununun 63 uncii maddesinin birinci fikrasimn 5 numarah bendinde yer alan ozel gider indirimine iliskin hukum 01.01.2004 tarihinden gecerli olmak tizere yurtirlukten kaldinlmis ve 4842 sayıh Kanunun 15&#8242;inci maddesi ile Gelir Vergisi Kanununun mukerrer 121&#8242;inci maddesinde yapilan degisiklikle &#8220;iicretlilerde vergi indirimi&#8221; mtiessesesi getirilmistir.<br />
Dolayisiyla, (icretlilerde vergi indirimi kapsammda, gerçek usulde vergilendirilen iicretlilerin harcama tutarlan gayrisafi iicret tutarmdan indirim konusu yapilmayacak, belli matrahlar ilzerinden hesaplanan vergi indirimi tutarlan galisanlarm odeyecekleri gelir vergisinden mahsup edilmek suretiyle veya isverenlerce nakden iade edilmek suretiyle hak sahiplerine odenecektir. Bu sistemin ilk uygulamasi gerfek usulde iicret geliri elde edenlerin 2004 yılında yaptiklan harcamalar 19m 2005 yılında elde ettikleri iicret gelirleri tizerinden hesaplanan vergiden mahsup edilmek suretiyle gerceklesmistir.<br />
Vergi indirimi uygulamasindan ttcretleri gercek usulde vergilendirilenler yararlanabilecektir.<br />
Ucretleri diğer iicret kapsammda vergilendirilen hizmet erbabi ile gelir vergisine tabi diğer gelir unsurlarım elde edenlerin vergi indirimi uygulamasindan yararlanmalan miimkiin degildir. Ucretleri gerçek usulde vergilendirilenler vergi indirimi uygulamasindan yararlanacaklardir.<br />
Uzerinden vergi indirimi hesaplanacak harcama tutan, iicretlinin vergi indirimine konu harcamalanmn yapildigi yila iliskin iicret matrahmm yıllık toplammi asamayacaktir.<br />
Ucret gelirinin elde edildigi takvim yilina iliskin vergi indirimi kapsamma giren harcamalar, iicret gelirinin elde edildigi donemle iliskilendirilmeksizin vergi indirimi uygulamasmda dikkate alinacaktir. Bu kapsamda, yil içinde yeni ise giren, isten aynlan, emekli olan, iicretsiz izne aynlan kişilere ait harcama belgelerinin cahsilan donemle smirh olmaksizin kabul edilmesi gerekmektedir.<br />
Gelir Vergisi Kanununun 95 inci maddesi geregi iicretlerinden vergi tevkif usulii cari olmayan ve bu nedenle iicretlerini yıllık beyanname ile beyan etmek zorunda olan &#8211; ki bunlar genelde, yukanda soziinu ettigimiz elgilik ve konsolosluklarda çalışan iicretliler olmaktadir-iicretlilerde vergi indirimi, bu kişilerin bagh olduğu vergi dairesince gerçeklestirilecektir. Anilan miikellefler vergi indirimine ait bildirimi ve harcama belgelerini yıllık gelir vergisi beyanname verme siiresi iginde bagh olduğu vergi dairesine vereceklerdir. Vergi dairesi bu bildirim iizerine; harcamalann vergi indirimi konusuna girip girmedigi, belgelerin ge9erli beige olup olmadigmi kontrol ederek hesapladigi vergi indirimi tutanm Nisan ayi sonuna kadar tlcretliye nakden odeyecektir. Ucretliye nakden iadesi gereken soz konusu vergi indirimi tutarlarinin oncelikle yıllık beyannamede tahakkuk eden gelir vergisine mahsup edilecegi tabiidir.<br />
Ote yandan, tevkifata tabi olmayan iicretlerini yıllık beyanname ile beyan etmek zorunda olan iicretliler bu beyannameye tevkif suretiyle vergilendirilen iicretleri ile diğer gelir unsurlarım da dahil etmeleri halinde vergi indirimi, yıllık beyannamede hesaplanan toplam gelir vergisi matrahinin, tevkifata tabi olmayan ucret gelirlerine isabet eden kismi dikkate almarak hesaplanacaktir. Bu hesaplama [(Tevkif usulii cari olmayan ucret matrahi X Toplam gelir vergisi matrahi)/ Toplam gelir] formulime gore yapilacaktir<br />
Diğer Ucretler<br />
A^agida sayıli hizmet erbabinm safi iicretleri takvim yih ba§mda ge9erli olan ve sanayi kesiminde caiman 16 ya§mdan biiyiik i§ciler için uygulanan asgari iicretin yıllık brut tutarimn % 25&#8242;idir. Bu ucretler i^in beyanname verilmemektedir.<br />
1.  Kazanflan basit usulde tespit edilen ticaret erbabi yanmda 5ah§anlann iicretleri,<br />
2.  Ozel hizmetlerde ^ali^an §oforlerin iicretleri,<br />
3.  Ozel in§aat sahiplerinin iicretle 9ah§tirdigi in§aat i§9ilerinin iicretleri,<br />
4.  Gayrimenkul sermaye iradi elde edenlerin yanmda 9ali§anlann iicretleri,<br />
Gerçek iicretlerinin tespitine imkan olmamasi sebebiyle, Dani§tayin miispet miitalaasiyla Maliye Bakanliginca bu kapsama almanlar.<br />
Bu gruba giren mtikellefler vergi karnesi alarak matrahlarmi bu karnede belirtmek durumundadirlar.<br />
V. GAYRIMENKUL SERMAYE IRATLARININ BEYANI<br />
Gayrimenkul sermaye iradi Gelir Vergisi Kanununun 70 inci maddesinde sayılan mal ve haklann kiraya verilmesinden elde edilen gelirdir.<br />
Soz konusu mal ve haklar ticari veya zirai bir isletmeye dahil bulundugu takdirde bunlarm iratlan ticari veya zirai kazancm tespitine miiteallik hukiimlere gore degerlendirilerek vergilendirilecektir.<br />
Gelir Vergisi Kanununun 70 inci maddesinde yazm mal ve haklan kiraya veren sahipleri, mutasarnflari, zilyedleri, irtifa ve intifa haklan sahipleri ile kiracilan gayrimenkul sermaye iradi mukellefleridir.<br />
Elde edilen iradın vergilendirilecek olan safi tutan belirlenirken giderler indirilir. indirilecek giderler ise gercek usul ve gotilru usul olmak uzere iki sekilde belirlenir.<br />
Gelir Vergisi Kanununun 74 iincii maddesinde gayrisafi hasilattan indirilebilecek giderler sayılrmstir. Bu giderlerin gercek tutarlan ile belgelendirilmeleri gerekmektedir.<br />
Giderler indirilirken dikkat edilmesi gereken husus istisnaya isabet eden giderlerin indirilemeyeceğidir.<br />
GMSI&#8217;nin safi tutari= GMSI-(Gercek giderler &#8211; istisnaya isabet eden gider)<br />
istisnaya isabet eden gider = istisna tutan X toplam gider  =Toplam Hasilat<br />
GMSI elde edenler isterlerse, gercek giderlerine karsihk olmak uzere, hasilatlarının % 25&#8242;ini goturii gider olarak indirerek iratlarının safi tutanm belirleyebilirler. Bu usulti se9en miikellefler;</p>
<p>- Iki yil gecmedikce gerçek usule donemezler.<br />
-  Haklarm    iratlarma    (intifa    hakki    harii?)    gotiiru    gider uygulayamazlar.<br />
-  Biitiln gayrimenkullerin aym gider usuliinil uygulamasi gerekir.<br />
-  GMSI istisna tutan hasilattan indirildikten sonra kalan tutara gotiiru gider uygulayacaklardir.<br />
Gayrimenkul Sermaye Iratlarmda istisna<br />
Binalann mesken olarak kiraya verilmesinden bir takvim yih içinde elde edilen hasilatm 2005 takvim yih için 2.000 YTL&#8217;si gelir vergisinden mustesnadrr. (G.V.K Madde 21)<br />
Ticari, zirai ve mesleki kazancini yıllık beyanname ile bildirmek mecburiyetinde olanlar bu istisnadan faydalanamazlar.<br />
Gelirleri basit usulde tespit edilen ticari kazanc mtikellefleri de bu istisnadan faydalanamazlar.<br />
Sozkonusu istisna sahsa baghdir. Ortak olarak sahip olunan gayrimenkullerden saglanan gelirlerde istisna ayn ayn ve tam olarak uygulamr.<br />
Istisna haddi tizerinde hasilat elde edilip beyan edilmemesi veya eksik beyan edilmesi halinde bu istisnadan yararlamlamaz.<br />
Aynca, ilgili doneme iliskin beyanname vermeyip daha sonra kendiliginden pismanhk (VUK. Madde 371) hukilmleri 9er9evesinde beyanname         verilmesi         halinde,         istisna        hiikmunden yararlanilabilecektir.<br />
Gayrimenkul Sermaye iradinda Zarar<br />
Gergek gider yontemini se9en ve konutlarmi kiraya vererek, baska konutlarda kirada oturanlarm indirim konusu yapacaklan kira bedeli tutan elde ettikleri gayrimenkul sermaye iradi ile simrhdir. Indirilemeyen kişim gider fazlahgi sayılmayacağı gibi zarar olarak da kabul edilmez. Aynca, diğer gelirlerden mahsup edilemez. Ancak, alman konut kirasi kadar olan kismi gider olarak indirilebilir.<br />
Kira indirimi hari9 olmak uzere, yapilan giderlerin elde edilen gayrimenkul sermaye iradindan fazla olmasi durumunda ortaya 9ikan zarar Gelir Vergisi Kanununun 88 nci maddesi hukmii 5er9evesinde zarar mahsubu kapsaminda degerlendirilir.<br />
Gayrimenkul sermaye iratlannda sermayede meydana gelen eksilmeler zarar sayılmaz.<br />
Gayrimenkul sermaye iradini yıllık beyanname ile beyan edecek olan mtikellefler &#8220;Tablo 9 Gayrimenkul Sermaye iradına iliskin Bildirim&#8221; i dolduracaklardir. Gayrisafi irattan istisna tutan diisiildukten sonra kalan tutardan gerçek veya goturii gider indirilecek olup, bulunan safi irat veya zarar Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesinin 21 no.lu Gayrimenkul Sermaye iratlan satinna aktanlacaktir. Kiraya verilen gayrimenkullerin sayısmm fazla olmasi nedeniyle bildirimdeki satirlarm yetmemesi halinde &#8220;Gayrimenkul Sermaye iradına iliskin Ek Foy&#8221; kullamlacaktir.<br />
VI. MENKUL SERMAYE IRATLARININ BEYANI<br />
Sahibinin ticari, zirai veya mesleki faaliyeti dismda nakdi sermaye veya para ile temsil edilen degerlerden mtitesekkil sermaye dolayisiyla elde edilen kar payi, faiz, kira ve benzeri iratlar menkul sermaye iradi olarak tammlanmistir. Bu tammla, bireylerin sahip olduklan nakdi sermayeyi baskalarının kullammma birakmalan sonucu elde ettikleri donemsel nitelikteki gelirlerin menkul sermaye iradi olarak vergilendirilmesi ama9lanmaktadir.<br />
Gerçek kişilerce elde edilen menkul sermaye iratlannm beyan edilip edilmeyeceğine, beyan edilmesi halinde beyannamenin verilmesi ve verginin odenmesine iliskin a9iklamalar aşağıda yer almaktadir.<br />
Tutan Ne Olursa Olsun Beyan Edilmeyecek Menkul Sermaye Iratlan<br />
Aşağıda belirtilen gelirler tutan ne olursa olsun beyan edilmez. Diğer gelirler nedeniyle verilen beyannameye de dahil edilmez.<br />
1.  Vergi kesintisine tabi tutulmus olan, (Gelir Vergisi Kanunu Gecici 55. Madde)<br />
-  Mevduat faizleri,<br />
-  Ozel fmans kuramlannca kar ve zarara katilma hesabi karsiliginda odenen kar paylan,<br />
-  Repo gelirleri,<br />
-  Menkul kiymetler yatinm fonlanmn katilma belgelerine odenen kar paylan.<br />
2.  07/10/2001 tarihinden itibaren diizenlenen sahis sigorta policeleri ve bireysel emeklilik sistemi dolayisiyla elde edilen menkul   sermaye   iratlari.   (Gelir   Vergisi   Kanunu   86/1-a)<br />
(07.10.2001 tarihten once diizenlenen sahis sigorta poli9eleri eski hiikumlere gore iicret olarak vergilendirilmektedir.)<br />
3.  Kurumlarm karlarim sermayeye eklemek suretiyle gerceklestirdikleri kar dagitim işlemlerinde gercek kişi ortaklarca elde edilen kar paylan. (Bedelsiz hisse senetleri ile istirak paylan) (231 ve 243 Numarah Gelir Vergisi Genel Tebligleri)<br />
Belirli Bir Tutan Asmamasi Halinde Beyan Edilmeyecek Menkul Sermaye iratlari<br />
Geliri sadece menkul sermaye iratlanndan ibaret olan mukelleflerin elde ettikleri menkul sermaye iratlarının gayri safi tutarlan toplamimn 2005 yılında 15 bin Yeni Turk Lirasim asmamasi halinde, vergi kesintisine tabi tutulmus olanlar beyan edilmeyecektir.<br />
Vergi uygulamasinda, tevkifat orani sifir olarak belirlenmis kazançlar vergi tevkifatma tabi tutulmus kabul edilmektedir.<br />
Menkul sermaye iratlarının gayri safi tutarlan toplamimn belirlenen haddi asip asmadigmm tespitinde, tutan ne olursa olsun beyan edilmeyecek olan menkul sermaye iratlari dikkate almmayacaktir.</p>
<p>Elde edilen gelirin beyan smirmi asmamasi halinde beyan edilmeyecek menkul sermaye iratlan aşağıda belirtilmistir.<br />
-  Her nevi <a href="http://www.genelbilge.com/tag/tahvil/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Tahvil">tahvil</a> ve <a href="http://www.genelbilge.com/tag/hazine/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Hazine">Hazine</a> bonosu faizleri ile Toplu Konut Idaresi ve Ozellestirme Idaresince cikanlan menkul kiymetlerden saglanan gelirler.<br />
-  Tam miikellef kurumlardan elde edilen kar paylan.<br />
Elde edilen gelirin beyan simn olan 15 bin YTL&#8217;yi asmasi halinde bu gelirlerin tamami (istisna edilen tutarlar haric) yıllık beyanname ile beyan edilecektir.<br />
Menkul sermaye iratlan toplaminm beyan sinirim asm asmadigimn tespitinde indirim oram ve istisna uygulanabilecek menkul sermaye iratlarının, indirim oram ve istisna uygulandiktan sonra kalan kişimlan dikkate almacaktir. Bu iratlann beyammn gerektigi durumda ise indirim oram ve istisna uygulandiktan sonra kalan kişimlar beyan edilecektir.<br />
Devlet Tahvili ve Hazine Bonolarindan Elde Edilen Faiz Gelirlerinin Beyani<br />
Devlet ic borclanma kapsammda cikanlan bu kagitlardan Devlet tahvili 1 yil ve daha uzun vadeli olup, Hazine bonolan ise kisa vadelidir. Bu kagitlardan elde edilen faiz gelirlerinin beyan edilip edilmeyeceği hususu soz konusu menkul kiymetlerin ihrac tarihine ve TL cinsinden, doviz cinsinden ya da dovize veya baska bir degere (TEFE, TUFE vb.) endeksli olup olmadigina bagh olarak farklıhk gostermektedir. Zira ihrac tarihine bagh olarak istisna, YTL veya doviz cinsinden yada herhangi bir degere endeksli ihrac edilme durumuna bagh olarak indirim oram uygulanmasi/uygulanmamasi soz konusu olmaktadir.<br />
*tndirim Oram Uygulamasi<br />
Turk Lirasi cinsinden ihrac edilen Devlet tahvili ve Hazine bonosundan elde edilen faiz gelirlerine 2005 yih için % 53,7 lik indirim oram uygulanacaktir. Soz konusu kamu kagitlanmn doviz cinsinden, dovize altına veya baska bir degere endeksli (TTJFE, TEFE&#8217;ye endeksli ) olarak ihrac edilmesi halinde ise indirim orani uygulanmasi s6z konusu degildir.( G.V.K. Madde 76)<br />
Indirim orani uygulanmasindan sonra kalan tutar için yıllık beyanname verilip verilmeyeceğine iliskin degerlendirmede soz konusu kagidm ihra9 tarihi de onem tasimaktadir.<br />
Onemli Not: Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin 5, 6, 7, 12 ve 14 numarah bentlerinde yer alan menkul sermaye iratlarma uygulanmakta olan indirim orani, 01/01/2006 tarihinden itibaren elde edilen gelirler için uygulanmak üzere yuriirlukten kaldmlmistir.<br />
*Istisna Uygulamasi<br />
26/07/2001-31/12/2005 tarihleri arasmda ihra9 edilmis olan kagitlann (Devlet tahvili, Hazine bonosu) faiz gelirlerinde 2005 yili için 174.033 YTL&#8217;lik istisna uygulanacaktir. (G.V.K. Gecici madde 59)<br />
Bu durumda yukanda sozil edilen tarihler arasmda Turk Lirasi cinsinden ihraf edilen Devlet tahvili ve Hazine bonosu faiz gelirlerinde once % 53,7&#8242;lik indirim orani, sonra istisna uygulanacak olup, kalan tutar 15 bin YTL&#8217;yi asiyorsa beyan edilecektir. Dikkat edilmesi gereken husus 15 bin YTL&#8217;nin dusiilmesi gereken bir tutar olmayip beyanname verilip verilmeyeceğine iliskin bir smirdir. Dolayisiyla 15 bin YTL&#8217;nin asilmasi halinde asan kişim degil, indirim orani ve istisna uygulandiktan sonra kalan tutar beyan edilecektir.<br />
Soz konusu kagidm ihrac tarihinin 26/07/2001 tarihinden onceki bir tarihi tasimasi halinde istisna uygulanmayacaktir.<br />
Eski ihrac tarihli olup, (26/07/2001 tarihinden once) Turk Lirasi dismda doviz cinsinden ya da doviz veya baska bir degere endeksli kagitlarda indirim orani ve istisna uygulanmayacaktir. Bu durumda elde edilen gelir 15 bin YTL&#8217;yi asiyorsa beyan edilecektir.<br />
Devlet tahvili ve Hazine bonosu faiz gelirlerinde gelir vergisi tevkifat orani (01/10/1998 tarihinden itibaren ihra9 edilenler ifin bu tarihten ge9erli olmak ilzere) sifir (0) olup, rakamin sifir olmasi bu gelirlerin tevkifata tabi olma ozelligini etkilememektedir.<br />
Soz konusu gelirlerdeki sifir oranh tevkifat uygulamasi halen devam etmektedir. (07.10.1998 tarihli ve 98/11794 sayıh Bakanlar Kurulu Karan )<br />
Dolayisiyla, 26/07/2001-31/12/2005 tarihleri arasmda ihra9 edilen Devlet tahvili ve Hazine bonolarının faiz gelirleri ve elden 9ikanlmasindan saglanan diğer kazançlar (deger artis kazanci) toplaminm 2005 yilinda 174.033 YTL&#8217;si gelir vergisinden istisna edilmistir. Istisna kapsamina giren soz konusu kazanflar ifin yıllık beyanname verilmeyecektir.<br />
Devlet i9 bor9lanma senetlerine getirilen bu onemli ve bilyiik vergi avantajindan, dis bor9lanma senedi olan eurobondlardan elde edilen faiz gelirleri ve eurobondlarm alim satimmdan (deger artis kazanci) elde edilen kazançlar da yararlanmaktadir.<br />
Eurobond, Biit9e Kanununa dayanarak dis bor9lanma kapsammda 9ikanlan doviz cinsinden menkul kiymettir. Baska bir ifade ile eurobond, yurtdisi piyasalarmdan bor9 para temin edebilmek için, yabanci para cinsinden ihra9 edilen genellikle uzun vadeli bor9lanma ara9lan olarak tammlanabilir. Eurubondlarm, banka aracihgi ile yurtdismda bu kagitlan pazarlayan bankadan temin edilebildigi gibi i9 piyasadan da satin almmasi mumkiindur. Soz konusu tahvilleri Tiirkiye&#8217;de yasayan gerçek kişiler de satm alabilmektedir.<br />
Gerçek kişilerce satin alman eurobondlar Devlet tahvili ve Hazine bonosu kapsammda olup, bunlann 26/07/2001 (bu tarih dahil) tarihinden sonra ihra9 edilmis olmasi halinde 174.033 YTL&#8217;lik istisna uygulanacaktir. Ancak bu tahviller yabanci para cinsinden ihra9 edildigi için sadece istisna uygulanacak olup, indirim oranimn uygulanmasi soz konusu degildir. Dolayisiyla, bu kagitlarm ihra9 tarihi 26/07/2001- 31/12/2005 donemi arasmdaki bir tarihi tasiyorsa sadece istisna uygulanacak olup, kalan tutar 15 bin YTL&#8217;yi asiyorsa beyan edilecektir.<br />
Yukanda sozii edilen istisna sadece faiz gelirleri için degil, bu kagitlarm elden 9ikanlmasi dolayisiyla elde edilen diğer kazanflar (deger artis kazanci) için de uygulanacaktir. Bir gercek kişinin, hem faiz hem de elden cikarma dolayisiyla elde ettigi kazancmm bulunmasi ve gelir toplamimn istisna sininni asmasi halinde, istisnanm hangi kazanca uygulanacağı ve kalan tutann faiz geliri mi yoksa deger artis kazanci olarak mi beyan edilecegi miikellefce belirlenecektir. Diğer bir anlatimla, 174.033 YTL&#8217;lik istisna faiz gelirleri için ayn, diğer kazanclar (deger artis kazanci) için ayn degil, bu kazanclar toplamina bir kez uygulanacaktir.<br />
Istisna; faiz gelirleri acisindan indirim oram, elden cikarma dolayisiyla elde edilen diğer kazanclar acisindan ise maliyet bedeli endekslenmesi uygulandiktan sonra bulunan tutara uygulanacaktir.<br />
Gerek indirim oram, gerek endeksleme, gerekse istisna uygulamasi beyannamenin disinda yapilacak olup, en son bulunan tutar beyannameye tasmacaktir.<br />
Istisna sadece gercek kişilerce elde edilen kazanclar yoniinden gecerli olup, ticari isletmelere ait olan bu tiir gelirler ile ilgili olarak uygulanmayacaktir.<br />
Indirim Oram Uygulanarak Beyan Edilecek Diğer Menkul Sermaye iratlan<br />
Gelir Vergisi Kanununda bazi menkul sermaye iratlarının enflasyondan armdinldiktan sonra kalan tutarlarimn vergilendirilmesi ongoriilmustiir. Enflasyondan anndirmaya iliskin indirim oram 2005 yih ifin % 53,7 olarak belirlenmistir.<br />
Bu durumda, 2005 takvim yılında elde edilen menkul sermaye<br />
iratlarmdan;<br />
- Her nevi tahvil ve hazine bonosu faizleri ile Toplu Konut idaresi ve Ozellestirme idaresince 9ikanlan menkul kiymetlerden saglanan gelirler, (Bu gelirlerin a9iklamasina yukanda yer verilmistir.)<br />
-  Her nevi alacak faizleri,<br />
-  Menkul krymetler yatinm ortakhklanndan saglanan kar paylan indirim oram uygulanmak suretiyle beyan edilecektir.<br />
Beyanname verme sinin olan 15 bin YTL&#8217;nin hesabmda, indirim oram uygulanabilecek menkul sermaye iratlarmin indirim oram uygulandiktan soma kalan kişimlan dikkate almacaktir.<br />
Ticari isletmelere dahil kazanç ve iratlar için indirim oram uygulanmasi soz konusu degildir.<br />
Alacak Faizlerinin Vergilendirilmesi<br />
Alacak faizleri Gelir Vergisi Kanunu&#8217;nun 75 inci maddesinin 6 numarali bendinde adi, imtiyazh, rehinli, senetli alacaklarla kamu tiizel kişilerine bor9lamlan ve senede baglanmis olan meblaglar için odenen faizler olarak tammlanmistir. Uygulamada ise karsitmza daha 90k belediyelerce veya ilgili kurum ve kuruluslarca istimlak edilen arsa/ arazilerin bedellerinin diisiik olmasi nedeniyle a9ilan davalarla ilgili olarak verilen kararlarda karsitmza 9ikmaktadir. Soz konusu uyu§mazhklarda gayrimenkul sahibi kişilerin talepleri hakh goriilmekte, aynca bu bedelle ilgili olarak ge9en siirede paramn satin alma giicundeki eksilme nedeniyle aynca faiz odenmesine hiikmedilmektedir.<br />
Ya da ozellikle kidem tazminatlan eksik odendiginden bahisle a9ilan davalarda da aym sekilde is9inin <a href="http://www.genelbilge.com/tag/talebi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Talebi">talebi</a> yerinde gorillerek hem eksik kidem tazminatmin odenmesine, hem de aynca bir faiz odenmesine karar verilebilmektedir.<br />
Iste bu sekilde htikmolunan faizler Gelir Vergisi Kanunu uygulamasmda alacak faizi olarak adlandinlmakta olup,bu gelirler Gelir Vergisi Kanununun 94 tincii maddesinde yer alan tevkifat kapsammdaki gelirler içinde yer almadigmdan tevkifata tabi tutulmamaktadir.<br />
Alacak faizlerine % 53,7 indirim oram uygulanacak olup, kalan tutarm 800 YTL&#8217;yi asmasi halinde Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi ile beyan edilmesi gerekmektedir.<br />
Burada dikkat edilmesi gereken husus 800 YTL&#8217;nin diisulmesi gereken bir istisna degil beyanname verilip verilmeyeceğine iliskin bir smir olduğudur.<br />
Menkul Kiymet Yatirim Ortakhklanndan Saglanan Kar Paylarinin Vergilendirilmesi<br />
Menkul kiymetler yatirim ortakhklanndan saglanan kar paylarinin vergileme rejimi hisse senetlerinden elde edilcn kar paylarinin vergilendirilmesine benzerlik gostermektedir. Tek farki yatirim ortakhgi kar paylarmda once % 53,7&#8242;lik indirim oram uygulanacak olup, kalan tutarm yansi istisna edilecek, kalan yansi bcyan sinin olan 15 bin YTL&#8217;yi asiyorsa beyan edilecektir.          ( G.V.K. Madde<br />
22,75,76,86)<br />
Bu hesaplamalar daha 6nce de belirttigimiz gibi beyanname dismda yapilacaktir.<br />
Kar Paylarinin Beyani ve Kesilen Vergilerin Mahsubu<br />
Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin 1, 2 ve 3 numarali bentlerinde yer alan gelirler, vergi uygulamasi bakimmdan kar payi olarak adlandinlmaktadir. Soz konusu kar paylan aşağıda aciklanmaktadir:<br />
1.  Her nevi hisse senetlerinin kar paylan (Sermaye Piyasasi Kanununa gore kurulan yatirim fonlan katilma belgelerine odenen kar paylan da bu kapsamdadir.)<br />
Soz konusu hisse senetleri daha ziyade Anonim Sirket hisse senetleri olmaktadir.<br />
2.  Istirak hisselerinden dogan kazançlar<br />
Limited sirket ortaklarının, is ortakhklan ortaklarinm ve komanditerlerin kar paylan ile kooperatiflerin dagittiklan kazançlar bu kapsamdadir.<br />
3. Kurumlarm idare meclisi baskan ve uyelerine verilen kar paylan Gelir Vergisi Kanununun 22 nci maddesinin 2 numarah fikrasmda; tarn miikellef kurumlardan elde edilen kar paylarının yansi gelir vergisinden istisna edilmis, kar paymm beyam halinde, kann dagitimi asamasmda kurum biinyesinde yapilan tevkifatm tamaminm yıllık beyanname iizerinden hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilecegi hiikme baglanmistir.<br />
Buna gore; tam miikellef kurumlardan elde edilen ve yukanda sayılan kar paylarının yansi gelir vergisinden istisnadir. Bu hesaplamada kar paymm brut tutan esas almacaktir. Istisna sonrasi kalan tutar 2005 yib için belirlenen 15 bin YTL beyan smirini asiyor ise beyan edilecektir. Beyan edilen tutar iizerinden hesaplanan gelir vergisinden kann dagitimi asamasinda kurum biinyesinde yapilan tevkifatm tamami mahsup edilecektir. Mahsup sonrasi kalan tutar genel hükümler cercevesinde red ve iade edilecektir.<br />
4842 sayıli Kanunla yapilan diizenlemede, halka a9ik anonim sirketlerle diğer sirketlerdeki farkli tevkifat orani uygulamasi kaldinhms olup, soz konusu tevkifat oram 10/12/2003 tarih ve 2003/6577 sayıli Bakanlar Kurulu Karan ile tiimii için % 10 olarak belirlenmistir.<br />
Ornek : Bay (A), 2005 takvim yılında (Y) Anonim §irketine ait hisse senetlerinden 40.000 YTL, (Z) Anonim §irketine ait hisse senetlerinden ise 20.000 YTL kar payi elde etmistir. Elde edilen kar payi her iki kurum biinyesinde % 10 nispetinde tevkifata tabi tutulmus olup, tevkif edilen vergi toplam 6.000 YTL&#8217;dir.<br />
Yapilacak hesaplamada kar paymin brut tutan esas almacak olup, miikellefm beyam aşağıdaki gibi olacaktir:<br />
Kar Payi Toplam Tutan (Brut)                     60.000, YTL<br />
Istisna Edilen Tutar(60.000.000.000 x lA)          30.000, YTL<br />
Beyan edilen Tutar                                     30.000, YTL<br />
Hesaplanan Gelir Vergisi                            7.920, YTL<br />
Mahsup Edilecek Vergi                               6.000, YTL<br />
Odenecek Gelir Vergisi                               1.920, YTL<br />
Beyan Edilmeyecek Kar Paylan<br />
-  Gercek kişilerce elde edilen ve yukanda yazih olan kar paylan, beyana tabi baska gelirlerin bulunmamasi, Tiirkiye&#8217;de tevkifata tabi tutulmus olmasi ve beyan sinirmi asmamasi kosuluyla beyan edilmeyecektir.<br />
-  Kurumlann 31/12/1998 ve daha onceki tarihlerde sona eren hesap donemlerinde elde ettikleri kazanclanm dagitmalan halinde, gercek kişilerce elde edilen bu kar paylan, tutan ne olursa olsun yıllık beyanname ile beyan edilmeyecektir.<br />
-  Kann sermayeye ilavesi sonucu elde edilen kar paylan (kurum kazancmm dagitilmayip sermayeye ilave edilmesi nedeniyle ortaklara verilen bedelsiz hisse senetleri) için beyanname verilmeyecektir.<br />
Buraya kadar yapilan aciklamalar soz konusu gelirlerin menkul sermaye iradi olarak elde edilmesi halinde yapilacak vergilemeye yoneliktir. Bu gelirlerin ticari isletmeye bagh olarak elde edilmesi halinde ticari kazanc hukumlerine gore vergilendirme yapilacaktir.<br />
800 YTL&#8217;lik Tutan Asmamasi Halinde Beyan Edilmeyecek Menkul Sermaye iratlari<br />
Tiirkiye&#8217;de vergi kesintisine tabi olmayan ve istisna uygulanmayan aşağıda belirtilen menkul sermaye iratlannm 2005 yih için 800 YTL&#8217;lik tutan asmamasi halinde, bu iratlar beyan edilmeyecektir.<br />
-  Kiyi   bankacihgmdan   (off-shore   bankacihk)   elde   edilen   faiz gelirleri<br />
-  Hisse   senetleri   ve   tahvillerin   vadesi   gelmemis   kuponlarının satismdan elde edilen bedeller<br />
-  istirak hisselerinin sahibi adma hentlz tahakkuk etmemis kar paylarinm devir ve temliki karsihgmda alman para ve ayinlar<br />
-  Her cesit senetlerin lskonto edilmesi karsihgmda alman lskonto bedelleri<br />
-  Her nevi alacak faizleri<br />
-  Yurt dismdan elde edilen diğer menkul sermaye iratlari.<br />
800 YTL&#8217;lik tutar bir istisna olmayip, gelirin beyan edilip edilmeyeceğine yonelik tespitte dikkate alraacak bir haddir. Bu had yukanda belirtilen gelirlerin her biri için ayri ayn uygulanmayacak olup, bu gelirler ile vergi kesintisine tabi olmayan ve istisna uygulanmayan menkul ve gayrimenkul sermaye iratlanmn toplam tutan dikkate ahnacaktir.<br />
Safi iradın Tespitinde indirilecek Giderler<br />
Menkul sermaye iradınin elde edilmesi için gayrisafi irattan indirilebilecek smirh sayıdaki giderlerin neler olduğu Gelir Vergisi Kanununun 78 inci maddesinde a9iklanmis olup, gayrisafi irattan iradın elde edilmesi için yapilan giderler dusuldiikten sonra kalan net tutar safi irat olarak beyan edilecektir. Bu tutar Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesinin 22 no.lu Menkul Sermaye Iratlan satirma aktanlacaktir.<br />
VII. DİĞER KAZANC VE 1RATLARININ BEYANI<br />
Diğer kazanç ve iratlarm vergilendirilmesine iliskin olarak 01.01.2003 tarihinden gecerli olmak üzere, Gelir Vergisi Kanununun 80, mukerrer 80, 81, mukerrer 81 ve 82&#8242;nci maddeleri yuriirluge girmi§tir.<br />
Yapisi itibariyle devamlihk gostermeyen mutad meslek halinde yapilmayan, daha 90k spekulatif ve anzi denilebilecek kazanclar diğer kazanç ve irat olarak adlandinlmaktadir. Bir kazanç veya iradın &#8220;Diğer kazanç ve irat&#8221; kapsammda vergiye tabi tutulabilmesi için, bu irada ili§kin faaliyetin Kanunda a9ik9a yazili olmasi gerekmektedir.<br />
Diğer kazanç ve iratlar deger artisi kazançlari ve anzi kazançlar olmak tizere iki farkli gelir unsurundan olusmaktadir.<br />
Deger artisi kazanci olarak vergilendirilen gelir, mal ve haklarm elden 9ikarilmasmdan saglanan kazançtir.<br />
Anzi kazaiujlar ise, yapilmasi devamhhk arzetmeyen faaliyetlerden elde edilen gelirlerin vergilendirilmesine yonelik diizenlemeler i9ermektedir.<br />
Deger artisi kazançları Gelir Vergisi Kanununun 80 inci maddesinde alti bent halinde sayılmistir. Uygulamada karsimiza sik?a 9ikan menkul kiymetlerin elden fikanlmasi ile gayrimenkullerin elden 9ikanlmasi halinde dogan deger artis kazançlarıdir.<br />
Menkul Kiymetlerin Elde Cdtanlmasi Halinde Vergileme<br />
Aşağıda belirtilen menkul kiymetler vergileme dismda tutulmustur.<br />
-  Ivazsiz olarak iktisap edilen menkul kiymetler,<br />
-  Tiirkiye&#8217;de kurulu menkul kiymet borsalarmda işlem goren ve 119 aydan fazla siireyle elde tutulan hisse senetleri ile tam miikellef kurumlara ait olan ve bir yildan fazla siireyle elde tutulan hisse senetleri.<br />
Bu kazançlar için yıllık beyanname verilmeyeceği gibi diğer gelirler nedeniyle verilecek beyannameye de dahil edilmeyecektir. Yukanda belirtilenlerin disinda kalan yani ivazh olarak elde edilmis olmasi sartiyla;<br />
-  Ttirkiye&#8217;de kurulu menkul kiymet borsalarmda i§lem goren ve 119 ay içinde elden 9ikanlan hisse senetlerinden saglanan kazançlar ile tam miikellef kurumlara ait olan ve en fazla bir yil siireyle elde tutulan hisse senetlerinin elden 9ikanlmasmdan saglanan kazançlar,<br />
-  Diğer menkul kiymetlerin elden 9ikanlmasmdan saglanan kazançlar,<br />
diğer kazanç ve irat olarak vergilendirilecektir.<br />
Onemli Not: ilerideki boliimlerde a9iklanacağı üzere, 01/01/2006 tarihinden menkul kiymetlerin elden 9ikanlmasmda elde edilen gelirler uzerinden Gelir Vergisi Kanununun Ge9ici 67 inci madde hükümleri uygulanacaktir.<br />
Gayrimenkullerin Elden Cikanlmasi Halinde Vergileme<br />
Gayrimenkullerin iktisap tarihinden itibaren 4 yil içinde elden cikanlmasi halinde dogan kazanc deger artis kazanci olarak vergilendirilecektir. Dolayisiyla, 4 yildan fazla bir sure ile elde tutulduktan sonra satilan gayrimenkulla ilgili olarak vergilendirme yapilmasi soz konusu degildir.<br />
Ornegin; miras yoluyla intikal eden arsanin daire karsihgmda miiteahhide verilmesi ve elde edilen dairenin 4 yil içinde satilmasi halinde dogan kazanc vergilendirilecektir. £iinku ivazsiz intikal konusu arsa olup, satisi yapilan gayrimenkul ise dairedir. Bu durumda gayrimenkul için ivazsiz intikalden soz edilemeyeceğinden vergileme yapilacaktir.<br />
Deger artisi kazancmda vergilendirilecek kazanca &#8220;safi deger artisi&#8221; denilmektedir.<br />
Safi kazanç, elden cikarma karsihgmda ahnan para ve ayinlarla saglanan ve para ile temsil edilebilen her tilrlu menfaatlerin tutanndan, elden 9ikanlan mal ve haklarm maliyet bedelleri ile elden cikarma dolayisiyla yapilan ve saticmin uhdesinde kalan giderlerin ve odenen vergi ve harclann indirilmesi suretiyle bulunacaktir.<br />
Vergilendirilecek deger artis kazancimn tespitinde miikelleflerin enflasyondan kaynaklanan fiktif kazanclarının vergilendirilmemesi ifin iktisap bedelinin TEFE artis oramnda arttmlmasi suretiyle bulunan tutar esas ahnacaktir. Bu uygulamada mal ve haklarm elden cikanldigi aydaki TEFE artis oram dikkate ahnmayacaktir. Bu sekilde endekslemeye esas almacak oranm tespitinden sonra vergilendirilecek deger artis kazanci aşağıdaki sekilde hesaplanacaktir.<br />
Onemli Not: 5281 sayıh Kanunla, 01.01.2006 tarihinden itibaren elde edilen gelirlere uygulanmak üzere endekslemenin yapilabilmesi ifin artis orammn % 10 veya iizerinde olmasi sarti getirilmistir.<br />
Sati§ Bedeli (Elden 9ikarma bedeli) &#8211; Endekslenmis Iktisap veya Maliyet Bedeli = Deger Artis Kazanci<br />
Bu tutardan 13 bin Yeni Turk Lirahk istisna dtlsiilecek olup, kalan tutar ne olursa olsun her haliikarda yıllık beyanname ile bildirilecektir. iktisap bedeli endeksleme işlemi beyanname dismda yapilacak olup, endekslenmis tutar Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi Ekinde yer alan &#8220;Tablo 11 Diğer Kazanç ve Iratlara Iliskin Bildirim&#8221; in 54 no.lu satinna yazilacaktir. 13 bin YTL istisna soz konusu tabloda gosterilerek indirim konusu yapilacak olup, bu işlemden sonra 59 no.lu satirda yer alan vergilendirilecek safi deger artisi kazanci Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesinin TABLO- 2 GELIR BiLDiRIMi bolumumin 23 numarah satinna aktanlacaktir.<br />
Ornek: Bay (C), tarn mukellef kurum olan (X) A.§&#8217;nin hisse senetlerinin 50.000 YTL&#8217;lik kismini 21/07/2004 tarihinde satin almistir. Bay (C), (X) A.§ hisse senetlerini 01/05/2005 tarihinde 80.000 YTL bedelle elden cikarmistir. Aynca, Bay (C) bu işlemler neticesinde 2.700 YTL damga vergisi odemistir.<br />
21/07/2004&#8242;de iktisap edilen hisse senetlerinin 01/05/2005 tarihinde elden cikanlmasi sonucu olusan gelirin vergilendirilmesi aşağıdaki gibidir:<br />
Hisse senetleri, Temmuz 2004&#8242;de iktisap edildigi ve Mayis 2005&#8242;te elden 9ikanldigi için; maliyet bedeli Haziran 2004 ile Nisan 2005 arasmdaki aylardaki TEFE artis oramnda artinlarak tespit edilecektir.<br />
TEFE artis orani (Nisan 2005 TEFE oram / Haziran 2004 TEFE oram)= 8.675,43/7.982,7=1,086<br />
Hisse senetlerinin TEFE uygulanmis iktisap bedeli: 50.000 YTL* 1,086= 54.300 YTL<br />
Vergilendirme:<br />
(80.000 YTL &#8211; 54.300 YTL) &#8211; 2.700 YTL = 23.000 YTL<br />
Bir takvim yihnda elde edilen deger artisi kazancmin 13 bin YTL&#8217;lik kismi (2005 yih için istisna tutan 13 bin YTL&#8217;dir.) gelir vergisinden istisna olup, (23.000 YTL &#8211; 13.000 YTL =) 10 bin YTL deger artis kazanci olarak beyan edilecektir.<br />
Diğer kazanf ve iratlardan zarar olusmasi halinde bu zararm ertesi yila devri soz konusu olmadigi gibi, diğer gelir unsurlarından olusan kazanca mahsubu da soz konusu degildir. (G.V.K Madde 88)<br />
Ancak deger artis kazanclarindaki zararm kendi içinde mahsubu mumkun bulunmaktadir. Ornegin; (A) hisse senetlerinin satisindan zarar, (B) hisse senetlerinden kazanc dogmasi halinde bu zararm mahsubu mumkun bulunmaktadir.<br />
Burada dikkat edilmesi gereken husus, zarar ve kazanc doguran olayin vergilendirme kapsammda olmasidir. Ornegin; zarar doguran hisse senedi satisimn (Borsada işlem goren) iktisap tarihinden itibaren 4 ay sonra gerceklestigini varsaydigimizda bu satis Kanunda yazili 3 ayhk siireyi ge9tigi için verginin konusuna girmeyeceğinden zarar mahsubu da yapilamayacaktir.<br />
Devlet tahvili ve Hazine bonolarının elden 9ikanlmasi halinde elde edilen gelir deger artis kazanci olmaktadir. Gerçek kişilerin soz konusu Devlet I9 Bor9lanma Senetleri dolayisiyla deger artis kazanci elde etmeleri halinde de iktisap bedeli endeksleme işlemi yapilacak olup, bu menkul kiymetlerin ihra9 tarihinin 26/07/2001 tarihinden sonraki bir tarihi tasimasi durumunda aynca 174.033 YTL istisna da uygulanacaktir. Ancak bu istisnadan yararlananlar mukerrer 80 inci madde de yer alan 13 bin YTL istisnadan yararlanamayacaktir.<br />
Eurobondlarm satisindan dogan kazancinm tespitinde TL cinsinden ihra9 edilen Devlet tahvili ve Hazine bonolarmda olduğu gibi iktisap bedeli endekslemesi yapilabilecektir. Aym sekilde eurobondlarm ihra9 tarihinin 26/07/2001 tarihinden sonraki bir tarihi tasimasi halinde 174.033 YTL istisnanm da uygulanacağı tabidir.<br />
MENKUL KIYMETLERDEN ELDE EDILEN GELIRLER 01/01/2006           TARiHINDEN           iTIBAREN           NASIL<br />
VERGiLENDiRILECEK?<br />
Gelir Vergisi Kanununa 5281 sayıli Kanunun 30 uncu maddesiyle eklenen Gecici 67 nci maddeye gore, menkul kiymetler ve diğer sermaye piyasasi araclanmn elden cikanlmasi ve elde tutulmasi siirecinde elde edilen gelirler ile mevduat faizleri, repo gelirleri ve ozel fmans kurumlanndan elde edilen gelirler %15&#8242;lik tek bir oranda vergilendirilecektir.<br />
56z konusu gelirlerin vergilendirilmesini aşağıdaki bashklar altmda aciklamaya cahsacağız.<br />
Mevduat Faizleri, Repo Gelirleri ve Ozel Finans Kurumlanndan Elde Edilen Gelirler<br />
Soz konusu gelirler iizerinden odemeyi yapanlarca %15 vergi tevkifati yapilacaktir. Bu gelirlere iliskin hesaplarm 01/01/2006 tarihinden once acilmis olmasi, YTL veya doviz cinsinden acilmis olmasi veya vadeli/vadesiz hesap olmasi durumu degistirmemektedir.<br />
Dolayisiyla, ozel kanunlarmda gelir ve kurumlar vergisinden muaf olduğu belirtilen kurum ve kuruluslara (dernek ve vakiflar dahil) ait hesaplardan elde edilen gelirler iizerinden de, aym sekilde tevkifat yapilacaktir.<br />
Bu gelirler için tarn ve dar mukelleflerce tutan ne olursa olsun yıllık beyanname verilmeyecektir.<br />
Devlet Tahvili ve Hazine Bonosu Faiz Gelirleri ile Ahm-Satim Kazanclari<br />
01.01.2006 tarihinden sonra ihra? edilen Devlet tahvili ve Hazine bonolan dahil turn tahvil ve bonolar ile bu tarihten sonra iktisap edilen menkul krymetlerden elde edilecek olan faiz gelirleri ve ahm-satim kazanclari iizerinden % 15 oranmda tevkifat yapilacaktir.<br />
01.01.2006 tarihinden once ihrac/iktisap edilen her nevi tahvil ve hazine bonolan ile menkul kiymetler ve diğer sermaye piyasasi araflarının vergilendirilmesinde ise tevkifat yapilmayacak olup, bu gelirler gerek tam gerekse dar miikellefler a9isindan 31.12.2005 tarihinde ge9erli olan eski hukiimlere gore vergilendirilecektir.<br />
Eurobondlar Ge9ici 67&#8242;nci madde kapsaminda bulunmadigindan, bu kagitlardan elde edilen gelirler uzerinden anilan madde kapsammda tevkifat yapdmasi soz konusu degildir. Bu gelirler, 31.12.2005 tarihindeki ge?erli olan hükümlere gore vergilendirilmeye devam edilecektir.<br />
Hisse Senedi Kar Paylari ile Ahm-Satim Kazanclari<br />
Hisse senedi kar paylari Ge9ici 67&#8242;nci madde kapsaminda bulunmadigindan tevkifat yapilmayacaktir. Bu gelirler, 31.12.2005 tarihinde ytiriirliikte bulunan mevzuata gore vergilendirilecektir.<br />
Hisse senetlerinin ahm-satimmdan dogan kazançlar uzerinden % 15 oramnda tevkifat yapilacaktir. Ancak tam miikellef kurumlara ait olup, Istanbul Menkul Kiymetler Borsasmda işlem goren ve bir yildan fazla silreyle elde tutulan hisse senetlerinin elde 9ikanlmasinda tevkifat uygulanmayacağı gibi bu gelirler için yıllık/munferit beyanname de verilmeyecektir.<br />
01.01.2006 tarihinden once iktisap edilen hisse senetleri ile ilgili olarak 2006 yılında elde edilen kar paylari ile ahm-satim kazançlarına Ge9ici 67&#8242;nci madde hukiimleri degil, 31.12.2005 tarihinde yururliikte bulunan eski hiikumler uygulanacaktir.<br />
Menkul Kiymetler Yatirim Fonlari<br />
Sermaye Piyasasi Kanununa gore kurulan menkul kiymetler yatirim fonlari (borsa yatirim fonlari hari9) fon biinyesinde &#8211; i9erden- tevkif yoluyla vergilendigi için bu fonlann katilma belgelerinin ilgili olduğu fona iadesi durumunda tevkifat yapilmayacağı gibi beyanname de verilmeyecektir.<br />
ihtiyari Beyan<br />
Ge9ici 67&#8242;nci madde kapsaminda tevkifata tabi tutulan ve yıllık veya munferit beyanname ile beyan edilmeyeceği belirtilen gelirler için takvim yih itibanyla ihtiyari olarak yıllık beyanname verilebilecektir. Soz konusu beyan menkul krymetlerin ahm-satim kazanclarma ili§kin olarak verilecek olup, itfa gelirleri ile mevduat faizi, repo kazanclan gibi gelirlerin beyannameye dahil edilmesi soz konusu degildir.<br />
Ahm-satim kazancina iliskin ihtiyari beyanda bulunacak mukelleflerce, ayni turden menkul kiymetlere iliskin olmasi kosuluyla zarar mahsubu yapilabilecektir. Bu beyana % 15&#8242;lik tek bir oran uygulanacak olup, hesaplanan vergiden yil içinde tevkif yoluyla alman vergiler mahsup edilecek, kalan tutar olmasi halinde red ve iade yapilacaktir.<br />
VII. FARKLI GELIR UNSURLARININ BIRARADA ELDE EDILMESI HALINDE BEYAN<br />
Gelir Vergisi Kanununun 2&#8242;nci maddesinde sayılan gelir unsurlarının bir kacinin birarada elde edilmesi halinde bu gelirlerin beyan edilip edilmeyeceği belirlenirken iki husus goz oniinde bulundurulacaktir.<br />
-  2005 yih gelirleri için beyan smin olan 15 bin YTL&#8217;nin tespitinde iicret gelirleri diğer gelirler ile iliskilendirilmeksizin ayn degerlendirilecektir. Bu degerlendirme sonucu iicret gelirinin beyani halinde diğer gelirler tutan ne olursa olsun (istisna tutannm altmda kalanlar haric) beyannameye dahil edilecektir.<br />
-  Ucret geliri dismdaki diğer gelirler 15 bin YTL&#8217;lik haddin hesabmda ayn dikkate almacaktir. Indirim orani ve istisnaya isabet eden tutarlar 15 bin YTL&#8217;lik haddin hesabinda dikkate ahnmayacaktir.<br />
Tevkifat ve istisna uygulanmayan gelirler ise 800 YTL&#8217;lik haddi asiyorsa beyan edilecektir. Bu gelirler ile tevkifath olan gelirler (hangi tur gelir olursa olsun) toplanacak olup, bulunan tutar 15 bin YTL&#8217;nin    altmda    ise    tevkifath    gelirler    beyannameye    dahil edilmeyecektir. Bu gelirlerin beyan disi kalabilmesi hem kendi içinde hem de iicret geliri nedeniyle 15 bin YTL&#8217;yi asmamasma baglidir.<br />
Ucret geliri nedeniyle 15 bin YTL&#8217;nin asilmadigi, diğer gelirler nedeniyle 15 bin YTL&#8217;nin asildigi durumda sadece diğer gelirler beyan edilecek olup, ucret gelirleri beyannameye dahil edilmeyecektir.<br />
Yıllık beyannameye ucret gelirlerinin dahil edilmesi durumunda, toplam vergiye tabi gelir (matrah) uzerinden Gelir Vergisi Kanununun 103 iincii maddesinde yer alan nispetler ile 104 iincii maddesindeki diizenlemeler esas almarak gelir vergisinin hesaplanmasi, daha sonra ise matrahm iicret gelirinden tesekkiil eden kismi uzerinden % 5 nispetinde gelir vergisi hesaplanarak ilk hesaplanan gelir vergisi tutarmdan diisiilmesi gerekmektedir. Bu yontemle ulasilan gelir vergisi tutan, yıllık beyannamenin &#8220;TABLO-3 VERGI BiLDIRiMi&#8221; boltimunun 39 numarah satinnda &#8220;Hesaplanan Gelir Vergisi&#8221; olarak gosterilecektir.<br />
Sonuc olarak; beyanname verilip verilmeyeceğine iliskin durum ucret gelirlerine bagb olarak belirlenecektir.<br />
VIII. YILLIK BEYANNAMEDE iNDiRIM<br />
Yıllık beyannamenin &#8220;TABLO 2 GELIR BiLDIRiMi&#8221; boltimunde 28 numarah satirda baslayip 35 numarah satirda bitmek üzere indirim konusu yapilacak hususlara yer verilmistir.<br />
Bu indirimler, beyannamede yer alan sirasiyla aşağıda a9iklanmaktadir:<br />
1. §ahis Sigorta Primleri ile Bireysel Emeklilik Sistemine Odenen Katki Paylan:<br />
§ahis sigorta primleri ile bireysel emeklilik sistemine ait katki paylan beyannamenin &#8220;TABLO- 2 GELiR BiLDiRiMI&#8221; boliimiinun 28 numarah satinnda gosterilerek indirim konusu yapilacaktir.<br />
Soz konusu primler bireysel emeklilik sistemine ait ise indirilebilecek tutar beyan edilen gelirin % 10&#8242;nunu asamayacaktir. Bireysel emeklilik sistemi dismdaki sahis sigorta primleri için ise bu oran % 5 olarak uygulanacaktir. indirim konusu yapilacak tutarm belirlenmesinde % 10 ve % 5&#8242;lik oranin uygulanacağı tutar yıllık beyannamenin &#8220;TABLO- 2 GELIR BiLDiRJMi&#8221; bolumiinun 26 numarah satinndaki tutar olup, bu tutar indirimler ve gecmis yil zararlan toplamindan onceki tutar olmaktadir.<br />
indirim konusu yapilacak tavanm belirlenmesinde sadece bu oranlar degil, oranlarla birlikte asgari ucretin yıllık tutanni (2005 yih için 5.864,40 YTL) asmama sarti da beraber aranacaktir.<br />
Bireysel emeklilik sistemi ile diğer sahis sigortalan için odenen primlerin birlikte olmasi halinde matrahtan indirim konusu yapilabilecek tutar beyan edilen gelirin % 10&#8242;u ile simrli olacaktir. Bu durumda sahis sigorta primleri için % 5 lik sinirda aynca aranacaktir.<br />
Mukelleflerin esi ve kiifiik 90cuklannin&#8217; ayn beyanname vermeleri halinde ese ve cocuklar adma odenen prim ve katki paylan oncelikle kendi gelirlerinden indirilecektir.<br />
Ucret Gelirinden indirim<br />
Ucret geliri nedeniyle yıllık beyanname veren miikellefler vergiye tabi matrah belirlenirken soz konusu primleri indirim konusu yapacaklardir. Bu indirim bireysel emeklilik sistemine odenen katki paylan i?in odendigi ayda elde edilen brut ucretin % 10&#8242;unu, bireysel emeklilik sistemi dismdaki sahis sigorta policeleri için % 5&#8242;ini asamayacaktir.<br />
indirim konusu yapilacak olan bireysel emeklilik sistemine odenen katki payi veya diğerlerine odenen prim tutarlannm tespitinde esas almacak  ucret,   isveren   tarafmdan   cahsana  hizmeti   karsihginda<br />
1 Kiifiik focuk tabirinden, 18 ya^im doldurmami§ ve mukellef tarafmdan bakraakla yiikumlu olunan (nafaka verilmek suretiyle bakilanlar dahil) kijilerin anlajilmasi gerekmektedir.<br />
odenen aylik (maas), prim, ikramiye, sosyal yardimlar ve zamlar gibi siirekli nitelikteki brilt tutarlann toplami olacaktir. Gider karsihgi olarak odenen tutarlar (yapilan gerçek bir giderin karsihgi olsun olmasin) dikkate almmayacaktir.<br />
Ucret geliri nedeniyle indirimden yararlanan mukelleflerin yıllık beyanname ile beyan edilen gelirleri için tekrar bu indirimden yararlanmalan soz konusu degildir.<br />
2. Egitim ve Saghk Harcamalan:<br />
Mukellefler egitim ve saghk harcamalanni Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesinin &#8220;TABLO- 2 GELIR BiLDIRIMi&#8221; boliimiinun 29 numarah satinnda gostereceklerdir.<br />
Egitim ve saghk harcamalarmda da indirim konusu yapilacak rutar beyan edilen gelirin % 10 &#8216;unu asmayacaktir.<br />
Soz konusu harcamalann indirim konusu yapilabilmesi için, harcamalann Tiirkiye&#8217;de yapilmasi ve gelir ve kurumlar vergisi miikellefiyeti bulunan gercek veya tuzel kişilerden ahnacak belgelerle tevsik edilmesi gerekmektedir.<br />
Ucret gelirleri nedeniyle bu indirimden yararlanan mukellefler yıllık beyannamede tekrar bu indirimden yararlanamayacaklardir.<br />
3.   Genel ve 6zel btitceli kamu idarelerine, il ozel idarelerine, belediyelere ve koylere bagislanan okul, saghk tesisi ve yuz yatak (kalkmmada oncelikli yorelerde elli yatak) kapasitesinden az olmamak uzere ogrenci yurdu ile cocuk yuvasi, yetistirme yurdu, huzurevi, bakim ve rehabilitasyon merkezi insasi dolayisiyla yapilan harcamalar veya bu tesislerin insasi için bu kuruluslara yapilan her tiirlu bagis ve yardimlar ile mevcut tesislerin faaliyetlerini devam ettirebilmeleri için yapilan her tiirlii nakdi ve ayni bagis ve yardimlann tamami, yine ayni bildirimin 30 numarah satinnda gosterilecektir.<br />
Soz konusu bagis ve yardimlar ister nakdi ister ayni olsun tamami indirilebilecektir. Sinirsiz indirim denilen bu indirimden yararlanacak bagis ve yardimlar;<br />
-  Bagislanan okul, saghk tesisi ve ytlz yatakli kapasitesinden az olmamak uzere ( kalkinmada oncelikli yorelerde 50 yatak) ogrenci yurdu ile 9001k yuvasi, yetistirme yurdu, huzurevi, bakim ve rehabilitasyon merkezi insaasi için yapilan harcama,<br />
-  Bu tesislerin insaasi için yapilan bagis ve yardim,<br />
-  Mevcut okul, saghk tesis, ogrenci yurdu, cocuk yuvasi, yetistirme yurdu huzurevi, bakim ve rehabilitasyon merkezlerinin faaliyetlerine devam etmelerini saglamak amaciyla yapilan bagis ve yardim,<br />
niteliginde olmahdir.<br />
Aynca, bu bagis ve yardimlann;<br />
-  Genel biit9eli kamu idarelerine,<br />
-  Ozel but9eli kamu idarelerine,<br />
-  II ozel idarelerine,<br />
-  Belediyelere<br />
-  Koylere,<br />
yapilmis olmasi gerekmektedir.<br />
4. Fakirlere yardim amaciyla gida bankacihgi faaliyetinde bulunan dernek ve vakiflara Maliye Bakanhginca belirlenen usul ve esaslar 9er9evesinde bagislanan gida, temizlik, giyecek ve yakacak maddelerinin maliyet bedelinin tamami &#8220;TABLO-2 GELIR BiLDiRIMi&#8221; boliimiinun 31 numarah satirda gosterilecektir.<br />
Smirsiz indirimden yararlanabilmek için gida bankacihgi kapsammda yapilacak bagislarm gida, temizlik, giyecek ve yakacak maddesi niteliginde olmasi, aynca bedelsiz olarak ihtiya9 sahiplerine dagitilmak üzere sarth bagis olarak, dernek veya vakfa yapilmasi gerekmektedir.<br />
21 Mart 2004 tarih ve 25409 sayıli Resmi Gazete&#8217;de yayimlanan 251 seri numarah Gelir Vergisi Genel Tebligi ile gida bankacihgi kapsaminda yapilacak bagislara iliskin usul ve esaslar diizenlenmistir.<br />
5.  Bu bentte yer alan kiiltur ve sanat faaliyetlerine iliskin olarak yapilan ayni ve nakdi bagis ve yardimlann tamami da yine aym bildirimin 32 numarah satinnda gosterilerek indirim konusu yapilabilecektir.<br />
6.  Sponsorluk harcamalan adi altinda yapilan bagis ve yardimlar 33 numarah satirda gosterilerek indirim konusu yapilacaktir.<br />
3289 sayıli Gen9lik ve Spor Genel Mudurluguniin Teskilat ve Gorevleri Hakkinda Kanun ile 3813 sayıh Turkiye Futbol Federasyonu Kurulus ve Gorevleri Hakkmda Kanun ve bu Kanuna dayamlarak ?ikanlan Gen9lik ve Spor Genel Mudiirlugu Sponsorluk Yonetmeligi 9er9evesinde yapilan sponsorluk harcamalan gelir vergisi matrahmdan indirim konusu yapilabilecektir.<br />
Bu 9er9evede yapilan sponsorluk harcamalarimn amator spor dallan tamami profesyonel spor dallan için ise % 50 si indirilebilecektir.<br />
7.      Miikelleflerin isletmeleri biinyesinde gerçeklestirdikleri miinhasiran yeni teknoloji ve bilgi arayisina yonelik arastirma ve gelistirme harcamalan tutannin % 40&#8242;i oranmda hesaplanacak Ar-Ge indirimi Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi &#8220;TABLO- 2 GELIR BiLDiRIMi&#8221; boliimuniin 34 numarah satinnda gosterilecektir.<br />
8.  Genel ve ozel biit9eli kamu idareleri, il 5zel idareleri, belediyeler, koyler ile kamu yaranna çalışan dernekler ve Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tamnan vakiflara yapilan bagis ve yardimlar (Gelir Vergisi Kanunu Madde 89/4) Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi &#8220;Tablo 2 GELIR BiLDiRIMi&#8221; boliimiinun 35 numarah satinnda gosterilecektir.<br />
indirim yapilabilmesi için bagism yukanda sayılan kurum ve kuruluslara nakit olarak yapilmasi gerekmektedir.<br />
% 5 ve % 10 luk Indirimlerde Esas Ahnacak Tutar<br />
Beyan edilen gelirin % 5&#8242;i veya % 10&#8242;u ile smirh olarak yapilacak indirimlerde baz ahnacak tutar, sahis sigorta primlerinin indirimi bolumtinde soz ettigimiz gibi yıllık beyannamenin TABLO- 2 GELIR BILDIRiMi boliimiinun 26 numarah satinndaki tutar esas almacaktir. Bu tutar indirimler ve gecmis yil zararlan toplammdan onceki matrah olmaktadir.<br />
indirimlerin, Bagis ve Yardimlarm Belgelendirilmesi<br />
Yıllık gelir vergisi beyannamesi uzerinden yapilacak indirimlerde beyanname ekinde herhangi bir beige ibrazma gerek bulunmamaktadir. Ancak, bu miikellefler bagis ve yardim yaptiklan kurum veya kuruluslarca bu bagism almdigmi gosteren belgeleri vergi idaresince istenilmesi halinde ibraz etmekte yiikumltidurler. Dolayisiyla, defter kayit ve belgelerini buna gore diizenleyeceklerdir. Ornegin, Milli Egitim Bakanligma okul bagislayan ya da mevcut okulun tamiri için nakit bagismda bulunan miikellef Milli Egitim Bakanligi ya da Bakanhgin yetkili kildigi birimlerce diizenlenecek belgeyi almak ve istenildiginde ibraz etmekle yuktimludurler.<br />
Aym sekilde dernek veya vakfa gida bagismda bulunmasi halinde dernek ve vakiflar kendi mevzuatlarının ongordugii belgeleri diizenleyerek bir Qrnegini bagista bulunanlara vereceklerdir.<br />
Sponsorluk harcamalan kapsammda yapilan bagis ve yardimlarda da mukellefler gerek sponsorluk sozlesmelerin, gerekse bu sozlesme kapsammda yaptiklan harcamalan gosteren belgeleri gerektiginde ibraz edeceklerdir.<br />
Ayni bagislarda bagis yapilacak malm isletmenin kendi uriinii olmasi halinde ise bagis yapilan mal isletmeden emsal bedeli ile cekis gosterilecek ve fatura diizenlenerek belgelendirilmis olacaktir.<br />
Beyannamede Kazancin Yetersiz Olmasi veya Zarar Olmasi Durumu<br />
Miikelleflerin beyan ettikleri kazanclan indirim konusu yapilabilecek tutardan daha diisiik olabilmektedir. Diğer bir anlatimla bagis ve yardimlarm hepsini indirememe gibi bir durum ortaya cikabilmektedir. Bu durum beyan edilen gelirin % 5&#8242;i veya % 10&#8242;u ile simrh olan indirimler de s6z konusu olmamakla birlikte zarar beyamnda ya da simrsiz indirim denilen durumlarda karsimiza cikmaktadrr.<br />
Gelir Vergisi Kanununun 88&#8242;inci maddesinde faaliyetin zararla sonuclanmasi halinde bu zarann 5 yil ile simrh olmak üzere takip eden yillardaki kazanctan mahsup edilecegine iliskin hiikumlere yer verilmistir. Dolayisiyla, zarar beyam ya da beyan edilen gelirin yetersiz olmasi nedeni ile indirilemeyen bir tutann (sigorta primleri, egitim-saghk harcamalan, bagis ve yardimlar, sponsorluk harcamalan, Ar-Ge indirimi vb.) olmasi halinde indirilemeyen tutarlarm ertesi yillara devredilmesi miimkiin degildir. Cunku s6z konusu harcamanm veya bagis ve yardimm indirim konusu yapilacak gelirden fazla yapilmis olmasi veya faaliyetin zararla sonuclanmasi nedeniyle indirilememis olmasi yukanda soziinii ettigimiz Kanun hiikumlerinde yer alan zarar niteligini tasimamaktadir.<br />
Dolayisiyla, gerek zarar beyam gerekse kazancin yetersiz olmasi nedeniyle indirilemeyen bagis ve yardimlarm veya indirim konusu yapilacak harcamalann daha sonraki yillarda indirim konusu yapilmasi veya zarar olarak devredilmesi mumkiin degildir.<br />
YILLIK GELIR VERGISI BEYANNAMESINtN DOLDURULMASİ<br />
A. GELIR BiLDiRIMi TABLOSUNUN DOLDURULMASİ<br />
Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesinin &#8220;TABLO-2 GELIR BiLDiRIMi&#8221; boliimiinde yukanda sayılan yedi gelir unsurundan elde<br />
edilen gelirler 17-23 numarah satirlara yazilmak suretiyle 24 numarah satirda toplanmaktadir.<br />
Yıllık beyannamenin 17-23 numarah satirlarda yer alan gelir unsurlarına iliskin tutarlar, Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi Ekinde yer alan bildirim tablolannda belirtilen tutarlar esas almarak yazilacaktir. Aynca miikelleflerin durumuna uygun olarak Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi Ekinde yer alan &#8220;Beyannameye Eklenen Bildirim ve Belgeler&#8221; bolilmuniin doldurulmasi gerekmektedir.<br />
Amlan Tablonun 36 numarah satira ise 27-35 numarah satirlarda yer alan indirimler ve gecmis yil zararlan toplami yazilacaktir.<br />
Gelirin kar cikmasi halinde 36 numarah satirda yer alan zarar ve indirimler toplami diisulecektir. Ancak, dusulecek tutar 26 numarah satirda yer alan tutar ile simrh olacaktir. Gelirin zarar cikmasi halinde daha once de belirttigimiz gibi herhangi bir zarar mahsubu ve indirim soz konusu olmadigi gibi 89 uncu madde kapsammdaki indirimlerin sonraki yillarda indirim konusu yapilmasi veya zarar olarak devredilmesi de miimkun bulunmamaktadir.<br />
37 numarah satira, 26 numarah satirda yer alan kardan 36 numarah satirda yer alan mahsup edilecek indirimler ve gecmis yil zararlan toplaminm diisiilmesi suretiyle bulunan tutar yazilarak &#8220;Mahsup Sonrasi Kalan Tutar&#8221; a ulasilacaktir. Bu tutar aym zamanda TABLO-3 VERGI BiLDiRIMi bolumiinde yer alan vergiye tabi gelire yani matraha karsihk gelmektedir.<br />
B. VERGI BiLDiRIMi TABLOSUNUN DOLDURULMASİ<br />
Yıllık Beyanname Uzerinde Mahsup<br />
Vergiye tabi gelirlerini yıllık beyanname ile bildiren mukellefler, beyanname iizerinden hesaplanan vergiden yil içinde kesinti yoluyla Qdenen vergileri, gecici vergileri, beyannamede yabanci iilkelerden elde edilen gelir olmasi halinde bu gelirler nedeniyle o iilkelerde odedikleri vergileri mahsup edebilmektedirler.<br />
Yabanci Ulkelerde Odenen Vergilerin Mahsubu:<br />
Tarn miikellefiyet esasinda vergilendirilen kişiler gerek Turkiye&#8217;de gerekse yabanci memleketlerde elde ettikleri kazanclan iizerinden vergilendirilir.<br />
Yıllık beyannamede hem Turkiye&#8217;de hem de yabanci ulkelerde elde edilen gelirlerin bulunmasi halinde beyanname iizerinden hesaplanan gelir vergisinden yabanci iilkedeki gelire isabet eden tutar bulunur. Bu tutar iizerinden yabanci memlekette soz konusu gelir için odenen vergi mahsup edilir. Fazlalik kişim dikkate almmaz. Bu mahsubun yapilabilmesi için odenen verginin beyanname ekinde tevsik edilmesi gerekmektedir. (G.V.KMadde 123)<br />
Kesinti Yoluyla Odenen Vergilerin Mahsubu:<br />
Yil içinde kesinti yoluyla odenen vergiler yıllık beyanname iizerinden hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilir. Bu mahsup işleminin yapilabilmesi için 252 seri numarali Gelir Vergisi Genel Tebligi&#8217;nin ekinde yer alan &#8220;Kesinti yoluyla Odenen Vergilere iliskin Liste&#8221; nin yer aldigi Ek:l Tablo&#8217;nun beyannameye eklenmesi gerekmektedir.<br />
Dikkat edilecek husus yıllık beyanname ile bildirilecek gelirin tevkif yoluyla kesilen gelire ait olmasidir. Diğer bir anlatimla, tevkif yoluyla vergisi alman kazanc beyan edilmiyorsa tevkif edilen verginin mahsup ve iadesi yapilmayacaktir.<br />
Gecici Verginin Mahsubu:<br />
Ilgili olduğu yilda tiğer aylik donemler itibanyla odenen gecici vergiler kesinti yoluyla odenen vergiler gibi yıllık beyanname iizerinden hesaplanan vergiden mahsup edilir. Bu mahsubun yapilabilmesi için gecici verginin odenmis olmasi sarttir.<br />
Yıllık beyannamenin &#8220;TABLO 3 VERGI BiLDiRIMi&#8221; boliimimde gecici vergiye iliskin satirda, beyannamenin ilgili olduğu gecici vergi donemlerinde   odenen   gecici   vergi   tutan   (ilgili   gecici   vergi<br />
beyannamelerinin odenecek gecici vergi satirinda yer alan tutarlar toplami) gosterilecektir.<br />
IX.      2005 YILINDA ELDE EDILEN GELIRLERE UYGULANACAK GELIR VERGISI TARIFESt<br />
Gelir Vergisi Kanunumm 103 ilncii maddesinin birinci fikrasmda, gelir vergisine tabi gelirlere uygulanacak &#8220;Vergi Tarifesi&#8221; yer almakta olup, maddenin ikinci fikrasmda, ucret gelirlerinin vergilendirilmesinde tarifede yer alan vergi oranlarmin bes puan indirilmek suretiyle uygulanmasi ongorulmustur. Buna gore, 2005 takvim yili gelirlerine uygulanacak vergi tarifesi aşağıda gosterilmistir.<br />
2005 TAKVIM YILI GELIRLERINE UYGULANANACAK VERGI TARIFESi<br />
6.600 Yeni Turk Lirasma kadar&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.% 20<br />
15.000 Yeni Turk Lirasinm 6.600 Yeni Turk Lirasi için<br />
1.320 YTL, fazlasi&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;% 25<br />
30.000 Yeni Turk Lirasinm 15.000 Yeni Turk Lirasi için<br />
3.420 YTL,fazlasi&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.% 30<br />
78.000 Yeni Turk Lirasinm 30.000 Yeni Turk Lirasi için<br />
7.920 YTL, fazlasi&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;% 35<br />
78.000 Yeni Turk Lirasmdan fazlasimn 78.000 Yeni<br />
Turk Lirasi için 24.720 YTL, fazlasi&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..% 40<br />
X.  YILLIK BEYANNAMENIN VERILMESi ve VERGILERIN ODENMESI<br />
Gelir Vergisi Kanununun 92 ve 117 inci maddelerinde yapilan diizenleme ile bir takvim yılına ait beyanname izleyen yihn Mart aymin onbesinci giinu aksamma kadar verilecek (1-15 Mart), beyanname iizerinden hesaplanan gelir vergisi ise Mart ve Temmuz aylarmda odenecektir.<br />
Gelirin sadece basit usulde tespit edilen ticari kazanclardan ibaret olmasi halinde ise beyanname, izleyen yılın Subat ayinin onbesinci gunii aksamina kadar verilecek (1-15 Subat), beyanname uzerinden hesaplanan gelir vergisi §ubat ve Haziran aylannda olmak ilzere iki e§it taksitte odenecektir.<br />
Hesaplanan vergi, mukellefin bagli olduğu vergi dairesine odenebilecegi gibi, vergi tahsiline yetkili banka subelerine de odenebilecektir.<br />
XI. YILLIK BEYANNAMENIN SERBEST MUHASEBECI VE SERBEST        MUHASEBECI        MALI        MUSAVIRLERCE<br />
IMZALANMASİ<br />
Vergi beyannamelerinin 3568 sayıli Kanuna gore yetki almis meslek mensuplan tarafindan da imzalanmasi mecburiyetine iliskin usul esaslar 29 Haziran 1997 tarih ve 23034 sayıli Resmi Gazete&#8217;de yayimlanan 4 sira no.lu Vergi Beyannamelerinin Serbest Muhasebeci ve Serbest Muhasebeci Mali Musavirlerce imzalanmasi Hakkmda Genel Tebligle belirlenmistir. Soz konusu Genel Tebligde 1998 yili gelirlerine iliskin olarak verilecek beyannamelerin meslek mensuplan tarafindan imzalanmasi zorunlulugu belirli tutarlara baglanmistir. Aynca miiteakip yillarda yeni hadlerin Maliye Bakanliginca belirlenmemesi halinde, tebligde belirtilen hadlerin her yil Vergi Usui Kanunu hukumleri uyannca tespit edilen yeniden degerleme oramnda artinlarak uygulanacağı aciklanmistir. 2005 yili vergilendirme donemi ile ilgili olarak Gelir Vergisi Beyannamelerini imzalatmak mecburiyetinde olmayan mukellefler sirasiyla su sekildedir:<br />
1. tkinci simf tacirlerden;<br />
-  Ahm satim veya imalat faaliyetinde bulunanlardan bir onceki yil (2005) ahslan tutan 109.800 YTL&#8217;yi<br />
-  Yukanda yazih olanlar dismdaki islerle ugrasanlardan bir onceki yil (2005) gayrisafi is hasilatlarının 54.900 YTL&#8217;yi,<br />
2.  Zirai kazanci isletme hesabi esasina gore tespit eden ciftcilerden bir onceki yil (2005) hasilatlan tutan 109.800 YTL&#8217;yi<br />
3.  Serbest meslek faaliyetinde bulunanlardan bir onceki yil (2005) gayrisafi is hasilatlan tutan 76.860 YTL&#8217;yi<br />
asmayanlar ile<br />
bu   hadlere   bakilmaksizin   noterler   beyannamelerini   im/alatmak zorunda degildir.<br />
XII.     YILLIK     BEYANNAMEMN     DOLDURULMASİNDA DIKKAT EDILECEK HUSUSLAR<br />
Yıllık  Gelir Vergisi  Beyannamesinin  doldurulmasmda  aşağıdaki<br />
hususlara dikkat edilmesi gerekmektedir.<br />
Beyanname;<br />
&#8220;KARBON KAGIDI KULLANILMADAN iki ornek doldurulacaktir. Fotokopi ile cogaltilan beyannameler kesinlikle kullamlmayacaktir.<br />
&#8220;Mavi veya siyah tukenmez kalem kullamlarak BUYUK&#8221; MATBAA HARFLERI ile doldurulacaktir.<br />
&#8220;Kursun kalem kesinlikle kullamlmayacaktir.<br />
&#8220;Her kutuya bir harf veya rakam yazilacaktir.<br />
&#8220;Silinti  ve  kazmti  yapilmayacak,  beyanname  katlanmayacak  ve burusturulmayacak, okunakh diizenlemeye ozen gosterilecektir.<br />
&#8220;Rakamlar arasma herhangi bir isaret konulmayacaktir. BILGILER ILGILi ALANA SIGDIGI KADAR YAZILACAKTIR.<br />
&#8220;Sayısal ifadeler Romen Rakami ile yazilmayacaktir.<br />
&#8220;Alfabetik karakterler sola, sayısal karakterler saga yanasik olarak yazilacaktir.<br />
&#8220;Kelimeler arasmda bir karakter bosluk birakilacaktir.<br />
&#8220;Noktalama isaretinden sonra bosluk birakilmayacaktir.<br />
1- 4 No&#8217;lu alanlara kimlik bilgileri, niifus ctizdaninda yazih olduğu sekilde ve kisaltınadan aynen yazilacaktir. Kimlik bilgilerinin aynlan alana sigmamasi durumunda, isimler sigdigi kadanyla yazilacaktir.<br />
5 No&#8217;lu dogum yeri alanma, ILQE ADI YAZILACAKTIR. ILCENiN AYRI BIR ADI YOKSA IL ADI YAZILACAKTIR. KOY VE BUCAK ISMi YAZILMAYACAKTIR.<br />
6  No&#8217;lu uyrugu alanma, Tiirkiye Cumhuriyeti vatandasi olanlar T.C rumuzunu, baska iilke tabiyetinde olanlar ise, iilkelerinin Uluslararasi Traçık Kodunu yazacaklardir.<br />
7 No&#8217;lu alanda dogum tarihi giin, ay ve yil olarak belirtilecektir.<br />
9 No&#8217;lu meslegi alanma miikellefm esas ugra§ konusu yazilacaktir. Birden fazla meslekle ugras soz konusu ise agirlikli olan yazilacaktir.<br />
11-12 No&#8217;lu adres alanma mahalle, cadde / sokak bilgileri yazilacak ve POSTA KODU muhakkak belirtilecektir. Varsa telefon numarasi alan kodu ile birlikte yazilacaktir. Adres bilgileri acik bir sekilde alanlara sigiyorsa kisaltına yapmadan yazilacaktir. Alanlara sigmamasi halinde anla§ihr kisaltınalar yapilabilir.<br />
Beyannameyi imzalayan SM veya SMMM&#8217;nin kasesi ile beyanname ve eklerini tasdik eden YMM&#8217;nin muhrti ve imza yerinin altmda aynlan alana diizgiin ve okunakh bir sekilde basilacaktir.<br />
BEYANNAMENIN DOLDURULMASİNDA PARA BIRIMi OLARAK YENI TURK LIRASI ESAS ALINACAKTIR.<br />
ACIKLAMALI ORNEKLER<br />
Ornek 1. TICARI KAZANCIN BEYANI<br />
Tekirdag ilinde ikamet eden ve ikinci sinif tacir olan Bay Osman GOREN&#8217;in 2005 takvim yih beyamna iliskin bilgiler aşağıdaki gibidir.<br />
-  Mtikellef mobilya imalati faaliyeti ile istigal etmektedir.<br />
-  Milkellefin beyan ettigi ticari kazanci 30.000 YTL olup, aynca 4.500 YTL Bag-Kur primi odemistir.<br />
-  Milkellefin 2005 yilinda odedigi ve mahsubu gereken ge9ici vergi tutan 2.800 YTL&#8217;dir.<br />
-  Mtikellef kiictik cocugu için 2005 ydinda 5.000 YTL egitim harcamasi yapmi§tir.<br />
-  Miikellef (X) Bankasmdan 2005 ydinda 25.000 YTL mevduat faiz geliri elde etmistir. (Soz konusu gelir ticari isletmesine dahil bulunmamaktadir.)<br />
Ornek Hakkinda Aciklama<br />
-  Mtikellef ticari kazancmi tutan ne olursa olsun beyan etmek zorundadir.<br />
-  2005 yılında 30.000 YTL ticari kazanç elde etmi§ olup, yd içinde odedigi Bag-Kur primi de dikkate almdigmda beyan edilen safi ticari kazanç 25.500 YTL olacaktir.<br />
-  Aynca miikellefm 9 ya§mdaki 9ocugu için Tiirkiye&#8217;de yaptigi ve belgelendirdigi egitim harcamasi tutan beyan ettigi gelirin % 10&#8242;unu asmamasi sartiyla indirim konusu yapilabilecektir. Bu durumda indirim konusu yapilabilecek tutar (25.500 YTL x % 10 =) 2.550 YTL olmaktadir.<br />
-   Gelir Vergisi Kanununun Ge9ici 55 inci maddesi geregince, 1/1/1999-31/12/2005 tarihleri arasmda elde edilen mevduat faiz gelirleri ifin beyanname verilmeyeceğinden, mukellefin 2005 yılında elde ettigi faiz geliri beyannameye dahil edilmeyecektir.<br />
Miikellef 2005 yılına ait ticari kazanci ile ilgili olarak Tablo 5 isletme Hesap Ozeti ile Tablo 2 Ticari Kazanclara ili§kin Bildirimi dolduracak ve Bag-Kur primi diistildukten soma kalan tutan Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesinin 17 numarah satirma aktaracaktir.<br />
Miikellef aynca Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi Tablo &#8211; 5&#8242;de yer alan &#8220;isletme Hesabmda Defter Tutanlar ile Serbest Meslek Erbabina iliskin Performans Bilgileri&#8221; ni dolduracaktir.<br />
Yukanda yapilan a9iklamalar cercevesinde Bay Osman GOREN&#8217;in Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi ekte yer aldigi sekilde doldurulacaktir.<br />
Ornek 2. SERBEST MESLEK KAZANCI ile GAYRIMENKUL SERMAYE IRADININ BEYANI<br />
Kocaeli ilinde avukathk yapan Bayan Canan SARI&#8217;mn 2005 takvim yih beyanma iliskin bilgiler aşağıdaki gibidir.<br />
-  Miikellefin serbest meslek faaliyeti ile ilgili olarak elde ettigi hasilat 45.000 YTL&#8217;dir.<br />
-  Miikellefin faaliyetine iliskin giderleri toplami 22.000 YTL&#8217;dir.<br />
-  Miikellef 3.000 YTL Bag-Kur primi odemistir.<br />
-   Serbest meslek kazanci odemelerinden 9.900 YTL gelir vergisi tevkifati yapilmistir.<br />
-  Bursa Ilinde mesken olarak kiraya verdigi gayrimenkuliinden 2005 yılında elde ettigi gelir 3.600 YTL&#8217;dir.<br />
-  Miikellef elde ettigi gayrimenkul sermaye iradi ile ilgili olarak goturti gider yontemini secmistir.<br />
-  Miikellefin 2005 yılında odedigi ve mahsubu gereken gecici vergi tutan 3.000 YTL &#8216;dir.<br />
Ornek Hakkinda Aciklama<br />
-  Miikellef serbest meslek kazancini tutan ne olursa olsun beyan etmek zorundadir.<br />
-  2005 yılında elde ettigi serbest meslek kazanci 45.000 YTL olup, faaliyetine iliskin giderler ile yil içinde odedigi Bag-Kur primi dikkate almdigmda beyan edilen serbest meslek kazanci 20.000 YTL olacaktir. &#8211; Mukellef serbest meslek kazanci dolayisryla beyanname verdigi için  2005  yılında elde  ettigi  mesken kira  gelirini  istisnadan yararlanmaksizm beyannameye dahil edecektir.<br />
Mukellef 2005 yilina ait serbest meslek kazanci ile ilgili olarak Tablo 7 Serbest Meslek Kazanclarma iliskin Bildirimi dolduracak ve faaliyetine iliskin giderler ile Bag-Kur primi dusiildiikten soma kalan tutari Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesinin 19 numarah satirma aktaracaktir.<br />
Mukellef aynca Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi Tablo &#8211; 5&#8242;de yer alan &#8220;isletme Hesabmda Defter Tutanlar ile Serbest Meslek Erbabina Iliskin Performans Bilgileri&#8221; ni ve 2005 yilina ait mesken kira geliri ile ilgili olarak Tablo 9 Gayrimenkul Sermaye iradına iliskin Bildirimi dolduracaktir.<br />
Yukanda yapilan aciklamalar 9er9evesinde Bayan Canan SARI&#8217;mn Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi ekte yer aldigi sekilde doldurulacaktir.<br />
Ornek 3. UCRET GELIRI ile GMSI ve MENKUL SERMAYE IRADININ BEYANI<br />
Bay Sener AK izmir ilinde ikamet etmekte ve (Z) Devleti Baskonsoloslugunda gorev yapmaktadir. Bay Sener AK&#8217;in 2005 takvim yih beyanma iliskin bilgiler aşağıdaki gibidir.<br />
-  Mukellef (Z) Devleti Baskonsoloslugundaki gQrevi nedeniyle 30.000 YTL gayrisafi iicret geliri elde etmistir.<br />
-  Mukellef 2005 yilinda Sosyal Sigorta Kurumuna 4.000 YTL sigorta primi odemistir.<br />
-  Mukellef Karsiyaka il9esindeki gayrimenkuliinii bir sirkete isyeri olarak kiraya vermis olup, 4.800 YTL kira geliri elde etmistir. Bu tutar uzerinden 1.056 YTL gelir vergisi tevkifati yapilmistir.<br />
-  Miikellef ihrac tarihi 25/07/2001 olan eurobondlardan 2005 yilinda 250.000 YTL faiz geliri elde etmistir.<br />
-  Miikellef ihrac tarihi 03/08/2003 olan Turk Lirasi cinsinden Hazine Bonosundan 460.000 YTL faiz geliri elde etmistir.<br />
Ornek Hakkinda Aciklama<br />
-  Bay §ener AK, Gelir Vergisi Kanununun 16 nci maddesinde yer alan iicret istisnasi kapsamma girmeyen bir miikellef olduğundan baskonsolosluktan aldigi iicret geliri ipin tutan ne olursa olsun yıllık gelir vergisi beyannamesi vermek zorundadir. Bilindigi tizere, Tiirkiye&#8217;de bulunan yabanci devlet elcilik ve konsolosluklarının Gelir Vergisi Kanununun 94 iincii maddesine gore gelir vergisi tevkifati yapma zorunlulugu bulunmamaktadir. Bu durumda miikellef baskonsolosluktan aldigi iicret geliri için yıllık gelir vergisi beyannamesi vermek zorundadir. Dolayisiyla, miikellefin elde ettigi iicret geliri tevkifatsiz olduğu için tutan ne olursa olsun yıllık beyanname ile beyan edilecektir.<br />
-  26/07/2001 tarihinden once ihra9 edilen eurobond faiz gelirine indirim oram ve istisna uygulanmayacagmdan elde edilen faiz gelirinin tamami beyannameye dahil edilecektir.<br />
Eurobond Faiz Geliri                                250.000 YTL<br />
-  26/07/2001 tarihinden sonra ihrac edilen Hazine Bonosu faiz gelirlerinin beyan konusu yapihp yapilmayacağı aşağıdaki sekilde hesaplanmistir.<br />
Hazine bonosu faiz geliri                           460.000 YTL<br />
Indirim oram % 53,7                                   247.020 YTL<br />
KalanTutar                                               212.980 YTL<br />
(460.000 YTL- 247.020=)<br />
Istisna Tutan<br />
(212.980 YTL- 174.033 YTL =)                 38.947    YTL<br />
TOPLAM                                                 288.947 YTL<br />
Miikellef, 2005 yılına ait faiz gelirleri ile ilgili olarak beyanname dismda yaptigi bu hesaplamayi Tablo 10 Menkul Sermaye iratlanna iliskin Bildirimin 48 numarah satirma aktaracaktir.<br />
-  Miikellefm 2005 yılında elde ettigi faiz geliri ve isyeri kira geliri toplami 15 bin YTL&#8217;yi astigi için isyeri kira geliri de beyannameye dahil edilecektir.<br />
-  Yıllık beyannameye iicret geliri dahil edildiginden, toplam vergiye tabi gelir (matrah) uzerinden Gelir Vergisi Kanununun 103 iincu maddesinde yer alan nispetler ile 104 iincil maddesindeki duzenlemeler esas almarak gelir vergisi hesaplanacak, daha sonra matrahm iicret gelirinden tesekkill eden kismi uzerinden % 5 nispetinde gelir vergisi hesaplanarak ilk hesaplanan gelir vergisi tutanndan dusiilecektir. Bu yontemle ulasilan gelir vergisi tutari, yıllık beyannamede &#8220;Hesaplanan Gelir Vergisi&#8221; olarak gosterilecektir.<br />
Yıllık beyannamede 26 bin YTL&#8217;si gercek iicret gelirinden olmak tizere toplam vergiye tabi geliri (matrahi) 318.947 YTL olan Bay §ener AK&#8217;in vergi tutari aşağıdaki sekilde hesaplanacaktir:<br />
Vergiye tabi gelir (matrah)                          318.947    YTL<br />
Hesaplanan gelir vergisi                              120.938,80 YTL<br />
Ucret gelirleri için hesaplanan 5 puan vergi indirimi<br />
tutari                                                          1.300        YTL<br />
(26.000 YTL x % 5 =)<br />
Hesaplanan Gelir Vergisi Tutari                   119.638,80 YTL<br />
(120.938,80 YTL &#8211; 1.300 YTL =)<br />
Mtlkellef 2005 yihna ait iicret geliri ile ilgili olarak Tablo 8 Ucretlere Iliskin Bildirimi ve Tablo 9 Gayrimenkul Sermaye tradma iliskin Bildirimi dolduracaktir.<br />
Yukanda yapilan aciklamalar 9er?evesinde Bay §ener AK&#8217;in Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi ekte yer aldigi sekilde doldurulacaktir.</p>

<p class="sayac_bilgi">30 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/2009-takvim-yilinda-elde-edilen-gelirlerin-beyani.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kurumlar Vergisi Rehberi</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/kurumlar-vergisi-rehberi.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/kurumlar-vergisi-rehberi.html/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Nov 2009 06:47:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/genelbil/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Kpss]]></category>
		<category><![CDATA[Maliye]]></category>
		<category><![CDATA[Dernek]]></category>
		<category><![CDATA[Gayri Menkul]]></category>
		<category><![CDATA[Gelir Vergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Kamu]]></category>
		<category><![CDATA[Kooperatifler]]></category>
		<category><![CDATA[Kurumlar Vergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Nci]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=11791</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye’de kayıt dışı ekonominin vergiye yansıyan yönünü göz önüne aldığımızda özellikle dolaysız vergi olarak nitelendirdiğimiz gelir ve kurumlar vergisinin toplam vergi içindeki payının oldukça düşük olduğunu görmekteyiz. Bu anlamda vergi tabanının genişletilmesi, kayıt dışılığın önlenmesi ve gerek beyana dayanan gelir ve kurumlar vergisinin gerekse diğer vergi gelirlerinin sağlıklı bir şekilde arttırılması için mükelleflerde iyi bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de kayıt dışı ekonominin vergiye yansıyan yönünü göz önüne aldığımızda özellikle dolaysız <a href="http://www.genelbilge.com/tag/vergi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Vergi">vergi</a> olarak nitelendirdiğimiz gelir ve kurumlar vergisinin toplam <a href="http://www.genelbilge.com/tag/vergi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Vergi">vergi</a> içindeki payının oldukça düşük olduğunu görmekteyiz. <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with bu">Bu</a> anlamda vergi tabanının genişletilmesi, kayıt dışılığın önlenmesi ve gerek beyana dayanan gelir ve kurumlar vergisinin gerekse diğer vergi gelirlerinin sağlıklı <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bir/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Bir">bir</a> şekilde arttırılması için mükelleflerde iyi <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bir/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Bir">bir</a> vergi bilincinin oluşturulması ve vergi mevzuatında yapılan değişikliklerden mükelleflerin zamanında haberdar edilmesi ve eğitilmesi zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Bu hedef doğrultusunda hazırlanan bu rehberde, kurumlar vergisi mükellefiyeti, kurum kazancının tespiti, uygulanan muafiyet ve istisnalar, verginin hesaplanması ve beyanına ilişkin konular işlenmiş, gerek duyulan yerlerde uygulama örneklerine yer verilmiştir. Kurum kazançlarının tespiti ve vergilendirilmesi konusuna yer verdiğimiz bu rehber ilgili tüm <a href="http://www.genelbilge.com/tag/mevzuat/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Mevzuat">mevzuat</a> taranarak hazırlanmış olup kurumlar vergisi mükelleflerinin 2005 takvim yılı gelirlerinin beyanında geçerli olan had ve tutarlar dikkate alınmıştır. <span id="more-11791"></span><br />
II. KURUMLAR VERGİSİNİN KONUSU<br />
Kurumlar vergisi; sermaye şirketleri, kooperatifler, iktisadi kamu müesseseleri, <a href="http://www.genelbilge.com/tag/dernek/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Dernek">dernek</a> ve vakıflara ait iktisadi işletmeler ve iş ortaklıklarının safi kazançları üzerinden alınır.<br />
Kurumlar vergisi ayrıca, döner sermaye işletmeleri ve merkezi yurt dışında bulunup Türkiye’de şube ve acentası olan mükellef kurumların kazançları üzerinden de alınır.<br />
Kurumlar vergisine konu olacak kazanç Gelir Vergisi Kanununun (GVK) 2 <a href="http://www.genelbilge.com/tag/nci/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Nci">nci</a> maddesinde yer alan gelir unsurlarından oluşur. Bunlar;<br />
1. Ticari Kazanç,<br />
2. Zirai Kazanç,<br />
3. Ücret,<br />
4. Serbest Meslek Kazancı,<br />
5.Gayri Menkul Sermaye İradı,<br />
6.Menkul Sermaye İradı,<br />
7. Diğer kazanç ve iratlardır.<br />
Kurumlar vergisi yönünden burada sayılan kazanç ve iratlar ayrı ayrı ele alınmayıp tamamı kurum kazancı olarak nitelendirilir.<br />
III. KURUMLAR VERGİSİ MÜKELLEFLERİ VE MÜKELLEFİYET ÇEŞİTLERİ<br />
A. KURUMLAR VERGİSİ MÜKELLEFLERİ </p>
<p>Kurumlar Vergisi Kanununda (KVK) yer alan kurum ifadesi, tüzel kişileri ifade etmektedir. Bahsedilen kurumlar ve özellikleri KVK 1-6 ncı maddelerinde belirtilmiştir.<br />
Kollektif ve adi komandit şirketler tüzel kişilikleri olmasına rağmen şahıs şirketi olma özellikleri dolayısıyla kurumlar vergisi mükellefleri dışında bırakılmışlardır.<br />
Kurumlar vergisi mükellefleri KVK 1 inci maddesinde sayılmıştır;<br />
1. Sermaye Şirketleri ,<br />
2. Kooperatifler,<br />
3. İktisadi Kamu Müesseseleri,<br />
4. Dernek ve Vakıflara Ait İktisadi İşletmeler,<br />
5. İş Ortaklıkları.<br />
İktisadi kamu müesseseleri, dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler ve yabancı kamu idare ve müesseselerine ait iktisadi işletmelerin;<br />
-Kazanç gayesi gütmemeleri,<br />
-Faaliyetlerinin kanunla verilmiş görevler arasında bulunması,<br />
-Tüzel kişiliklerinin olmaması,<br />
-Özel muhasebeleri ve kendilerine tahsis edilmiş sermayelerinin veya işyerlerinin olmaması,<br />
mükellefiyetlerini etkilememektedir.<br />
İş ortaklığının kurumlar vergisi mükellefi sayılması için taşıması gereken şartlar 31 Seri No.lu KVK Genel Tebliğinde açıklanmıştır:<br />
- Ortaklardan en az birisinin kurumlar vergisi mükellefi olması,<br />
- Ortaklığın belli bir işi sonuçlandırmak üzere yazılı bir sözleşme ile kurulması,<br />
- Ortaklık konusunun belli bir iş olması,<br />
- Birlikte yapılacak olan işin belli bir süre içinde gerçekleştirilmesinin öngörülmesi,<br />
- İşin, birden fazla takvim yılına yaygın, inşaat, onarma, montaj ve teknik hizmetlerden olması,<br />
- İş ortaklığı ile işveren arasında bir taahhüt sözleşmesinin olması,<br />
- İş bitiminde kazancın paylaşılması,<br />
- Tarafların birlikte taahhüt edilen işin belli bir veya birden fazla bölümünden değil, tamamından işverene karşı sorumlu olmaları,<br />
- Birlikte yapılması öngörülen ve taahhüt edilen işin bitimi ve Vergi Usul Kanununda belirtilen mükellefiyetle ilgili ödevlerin tamamının yerine getirilmesiyle<br />
mükellefiyetin sona ermesi gerekmektedir şeklinde sayılmıştır.<br />
B. MÜKELLEFİYET ÇEŞİTLERİ<br />
Kurumlar Vergisi Kanunu uygulamasındaki tam mükellefiyet ve dar mükellefiyet ayrımı, kurumun kanuni veya iş merkezinin Türkiye’de bulunup bulunmadığına göre yapılmaktadır. KVK’nun 10 uncu maddesinde de kanuni merkez ve iş merkezi tanımları yapılmıştır. Buna göre; kanuni merkez, vergiye tâbi kurumların esas sözleşmelerinde veya teşkilat kanunlarında gösterilen merkez; iş merkezi ise iş bakımından muamelelerin bilfiil toplandığı ve idare edildiği merkezdir.<br />
Kanuni veya iş merkezleri Türkiye’de bulunan kurumlar “tam mükellef” sayılır ve gerek Türkiye’de gerekse yabancı ülkelerde elde ettikleri kazançları üzerinden vergilendirilirler.<br />
Kanuni veya iş merkezlerinden her ikisi de Türkiye’de bulunmayanlar “dar mükellef” sayılır ve yalnız Türkiye’de elde ettikleri kazançları üzerinden vergilendirilirler.<br />
IV. KURUM KAZANCININ TESPİTİ<br />
A. TAM MÜKELLEF KURUMLARDA<br />
Kurumlar vergisi, KVK’nun 1 inci maddesinde belirtilen mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanır.Burada GVK’nun ticari kazanç hakkındaki hükümlerine uyulur. Kurumların elde ettikleri kazanç ve iratlar, GVK’nun 2 nci maddesinde sayılan gelir unsurlarından hangisine girerse girsin ayrım yapılmaksızın ,bir bütün halinde “kurum kazancı” sayılır. Bu kazanç, ticari kazanç niteliği taşıdığından elde etmede tahakkuk esası geçerli olmaktadır. Kurum kazançları sadece gerçek usulde tespit edilir ve vergilendirme dönemi hesap dönemidir.<br />
Gerçek usulde ticari kazanç, bilanço veya işletme hesabı esaslarına göre tespit edilir. Bilanço esası 1 inci sınıf tüccarlar, işletme hesabı esası ise 2 nci sınıf tüccarlar içindir. 1 inci ve 2 nci sınıf tüccar sınıfları Vergi Usul Kanununun (VUK) 177 nci maddesindeki esaslara göre belirlenir.<br />
Bilanço esasında ticari kazanç (GVK md 38); teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müspet farktır.Bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce işletmeye ilave olunan değerler bu farktan indirilir, işletmeden çekilen değerler ise farka ilave edilir.<br />
İşletme hesabı esasında ticari kazanç (GVK md 39); bir hesap döneminde elde edilen hasılat ile giderler arasındaki müspet farktır. Burada elde edilen hasılat tahsil olunan paralarla tahakkuk eden alacakları; giderler ise, tediye olunan ve borçlanılan meblağları ifade eder.<br />
B. DAR MÜKELLEF KURUMLARDA<br />
Dar mükellef kurumlarda kurum kazancı, GVK’nun 2 nci maddesinde sayılan gelir unsurlarından Türkiye’de elde edilmiş olanları ifade eder. Kazanç veya iradın Türkiye’de elde edilmesi GVK’nun 7 nci maddesine göre belirlenir. Dar mükellefiyete tâbi kurumun kazancı;<br />
-Ticari veya zirai kazanç ya da her ikisi birlikte ise GVK’nun ticari kazanç hükümlerine göre,<br />
-Ücret, serbest meslek kazancı, gayrimenkul sermaye iradı, menkul sermaye iradı ve diğer kazanç ve iratlardan ibaret ise elde edilen iradın türüne göre,<br />
-Ticari kazanç ve zirai kazançla birlikte diğer gelir unsurlarını da içeriyorsa ticari kazanç hükümlerine göre tespit edilir.<br />
C. KURUM KAZANCININ TESPİTİNDE BAZI ÖZEL DURUMLAR<br />
1.Zirai Faaliyette Bulunan Kurumlarda Kazanç Tespiti:<br />
KVK’nun 13 üncü maddesine göre zirai faaliyetle uğraşan kurumların bu faaliyetlerinden doğan kazançlarının tespitinde GVK’nun 59 uncu maddenin son fıkrası göz önüne alınır. Buna göre zirai faaliyette kazanç tespiti işletme hesabı esasına göre de yapılabilir.İşletme hesabı esasına göre hasılat,indirilecek ve indirilemeyecek giderler GVK’nun 56, 57 ve 58 inci maddelerinde sayılmaktadır.<br />
2.Yurt Dışı Faaliyetlerde Kazanç Tespiti:<br />
Yurt dışı faaliyet sonucu sağlanan gelir GVK’nun 85 inci maddesine göre değerlendirilir. Bu maddeye göre yurt dışında elde edilen kazanç ve iratlar ;<br />
1. Mükellefin bunları Türkiye’de hesaplarına intikal ettirdiği yılda,<br />
2. Türkiye’de hesaplara intikal ettirilmesinin mükellefin iradesi dışındaki sebeplerden ileri geldiğinin ispat edilmesi halinde mükellefin bunlara tasarruf edebildiği yılda elde edilmiş sayılır.<br />
3. Yıllara Yaygın İnşaat ve Onarım İşlerinde Kazanç Tespiti:<br />
Bir yıldan fazla süren inşaat ve onarma işleri sonucu elde edilecek kazanç tespiti GVK’nun 42 nci ve 43 üncü maddelerinde belirtilmiştir. Buna göre, “Birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat (dekapaj işleri de inşaat sayılır) ve onarma işlerinde kâr veya zarar işin bittiği yıl kati olarak tespit edilir ve tamamı o yılın geliri sayılarak, mezkur yıl beyannamesinde gösterilir”.<br />
Bu tür işlerde kesin kâr veya zarar işin bitiminde belli olur. İşin devamı süresince elde edilen hasılat ve yapılan giderler izleyen yıllara devredilerek işin bittiği yıla kadar getirilir.<br />
Yıllara yaygın inşaat ve onarım işlerinde işin bitimi GVK’nun 44 üncü maddesinde şöyle belirtilmiştir; “İnşaat ve onarma işlerinde geçici ve kesin kabul usulüne tâbi olan hallerde geçici kabulün yapıldığını gösteren tutanağın idarece onaylandığı tarih , diğer hallerde işin fiilen tamamlandığı veya fiilen bırakıldığı tarih bitim tarihi olarak kabul edilir.<br />
Bitim tarihinden sonra bu işlerle ilgili olarak yapılan giderler ve her ne nam ile olursa olsun elde edilen hasılat, bu giderlerin yapıldığı veya hasılatın elde edildiği yılın kâr veya zararının tespitinde dikkate alınır”<br />
İşin bitim tarihinin belirlenmesi, kazanç tespiti yapılabilmesi ve yapılan stopajların mahsubu imkanı nedeniyle önem taşımaktadır. Bu tür işerde hasılat öncelikle GVK’nun 94/3 üncü maddesi hükümlerine göre gelir vergisi tevkifatına tâbi tutulur ve <a href="http://www.genelbilge.com/tag/daha/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Daha">daha</a> sonra işin bitim tarihinde hesaplanan gelir veya kurumlar vergisinden mahsup edilir.<br />
5024 sayılı Kanun hükümlerine göre, yıllara yaygın inşaat onarım maliyetleri ve hakedişleri parasal olmayan kıymet olarak tanımlanmış ve enflasyon düzeltmesine tâbi tutulacağı hükme bağlanmıştır. Buna göre maliyetler ve hakedişler defterlere kayıt tarihinden mali tablonun ait olduğu tarihe kadar endekslenerek düzeltilecektir. Bu düzeltmeler enflasyon düzeltme hesabına kaydedilerek işin bitiminde kâr/zarar hesabına devredilecektir.<br />
4. Yabancı Ulaştırma Kurumlarında Kazanç Tespiti (KVK md 18):<br />
Dar mükellefiyette sadece Türkiye’de elde edilen kazançlar verginin konusunu oluşturur. Kazancın Türkiye’de elde edilmiş sayılması için işyeri ve daimi temsilci olmalı ve kazancın bu yerlerde ve bu temsilciler aracılığıyla sağlanmış olması gerekir. Yabancı ulaştırma kurumlarınca yapılan işler de ticari faaliyettir. Ancak, ülkeler arasında yapılan ulaştırma işlerinde, işin Türkiye’de yapılan veya değerlendirilen kısmını tespit etmek zor olacağından, bu kurumların Türkiye’de elde ettikleri kazançlar götürü usulde vergilendirilmektedir.<br />
KVK’nun 18 inci maddesine göre, yabancı ulaştırma kurumlarının vergiye matrah olacak kurum kazancı, Türkiye’de elde edilen hasılata ortalama emsal nispetlerinin uygulanmasıyla hesaplanır.<br />
Ortalama emsal oranları Maliye Bakanlığınca tespit edilir. 19 Seri no.lu KVK Genel Tebliğinde belirtilen ortalama emsal oranları şöyledir;<br />
-Kara ulaştırmaları için % 12<br />
-Deniz ulaştırmaları için % 15<br />
-Hava ulaştırmaları için % 5<br />
olarak tespit edilmiştir. Ortalama emsal oranları KVK’nun 18 inci maddesine göre Türkiye’de daimi veya arızi olarak çalışan bütün kurumlar için aynı; kara, hava, deniz ulaştırma işleri için ayrı ayrı belirlenir.<br />
V. KURUMLAR VERGİSİNDE MUAFİYET VE İSTİSNALAR<br />
A. MUAFİYETLER<br />
1. Kurumlar Vergisi Kanununda Yer Alan Muafiyetler<br />
Muafiyet, vergiye tâbi olan gerçek veya tüzel kişilerin, kanunla vergi dışı kalmasını ifade eder. Muafiyet geçici veya devamlı olabilir. Vergiden muaf kurumlar, muafiyetleri sırasında mükellefiyet tesis ettirmez ve beyanname vermezler.<br />
Bir kurumun kurumlar vergisinden muaf olması bildirim, defter tasdiki, defter tutma ve benzeri diğer ödev ve yükümlülüklerine tesir etmez.<br />
Kurumlar vergisi ile ilgili muafiyetler KVK’nun 7 nci maddesinde sayılmıştır. Bu muaflıkların bir kısmı koşulsuz tanınırken bir kısmı bazı şartlara bağlanmıştır.<br />
Aşağıda yazılı kurumlar, kurumlar vergisinden muaftır:<br />
a. Darphane ve Damga Matbaası, <a href="http://www.genelbilge.com/tag/milli/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Milli">Milli</a> Piyango İdaresi ve Askeri Fabrika ve atelyeler (Bunlar kuruluşlarındaki maksadın dışında kalan işleri dolayısıyla vergiye tâbidirler),<br />
b. Kamu idare ve müesseseleri tarafından ilim, fen ve güzel sanatlar ile tarım ve hayvancılığı öğretmek, yaymak, ıslah ve teşvik etmek maksadıyla işletilen müesseseler (Okullar, okul atelyeleri, konservatuarlar, genel kütüphaneler, tiyatrolar,<br />
müzeler, sergiler, numune fidanlıkları, tohum ve hayvan ıslah ve üretme istasyonları, yarış yerleri, kitap , gazete ve mecmua yayınevleri ve emsali müesseseler ),<br />
c. Kamu idare ve müesseseleri tarafından genel insan ve hayvan sağlığını korumak ve tedavi maksadiyle işletilen müesseseler (Hastane, nekahathane, klinik, dispanser, prevantoryum, sanatoryum, çocuk bakımevleri, hayvan hastaneleri ve dispanserleri, hayvan bakımevleri, veteriner, bakteriyoloji, seroloji ve distofajin <a href="http://www.genelbilge.com/tag/gibi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Gibi">gibi</a> müesseseler),<br />
d. Kamu idare ve müesseseleri tarafından içtimai maksatlarla işletilen müesseseler (Şefkat, rehin ve yardım sandıkları, fukara aşhaneleri, <a href="http://www.genelbilge.com/tag/ceza/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ceza">ceza</a> ve ıslahevleri atelyeleri, içtimai sigorta kurumları, öğrenci yurtları ve pansiyonları gibi müesseseler ),<br />
e. Kamu idare ve müesseseleri tarafından Hükümetin veya yetkili idare mercilerinin müsaadesi ile açılan mahalli, milli veya milletlerarası mahiyetteki sergiler, fuarlar, panayırlar,<br />
f. Beden Terbiyesi Teşkilatına dahil derneklere veya kamu idare ve müesseselerine ait idman ve spor müesseseleri ile sadece idman ve spor faaliyetlerinde bulunan anonim şirketler,<br />
g. T.C. Emekli Sandığı, Sosyal Sigortalar Kurumu, Bağ- Kur, Ordu Yardımlaşma Kurumu gibi kanunla kurulan emekli ve yardım sandıkları ile Sosyal Sigorta Kurumları,<br />
h. Yaptıkları iş veya <a href="http://www.genelbilge.com/tag/hizmet/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Hizmet">hizmet</a> mukabilinde <a href="http://www.genelbilge.com/tag/resim/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Resim">resim</a> ve harç alan kamu müesseseleri,<br />
i. İl özel idareleri, belediyeler ve köyler ile bunların teşkil ettikleri birlikler veya bunlara bağlı müesseseler tarafından işletilen :<br />
a. Su, elektrik, havagazı ve soğuk hava deposu işletmeleri,<br />
b. Belediye sınırları içindeki yolcu taşıma işletmeleri,<br />
c. Mezbahalar (Kesim, taşıma ve muhafaza işlerine münhasır olmak şartıyla),<br />
j. Köylere, köy birliklerine ve köy belediyelerine ait tarım işletmeleri ile bunlar tarafından köylünün umumi ve müşterek ihtiyaçlarını karşılamak maksadıyla işletilen hamam, çamaşırhane ve değirmenler ile bunların bağlı oldukları il sınırı içindeki yolcu taşıma işletmeleri,<br />
k. Genel ve <a href="http://www.genelbilge.com/tag/katma/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Katma">katma</a> bütçeli dairelere ait olup sadece kamu mensuplarına hizmet veren, kâr amacı gütmeyen ve üçüncü kişilere kiralanmayan kreş, konukevleri ve bunların kantinleri,<br />
l. Münhasıran verem tedavi eden sanatoryum ve prevantoryumlar ile münhasıran kanser, cüzzam ve trahom tedavi eden hastaneler,<br />
m. Kurulduktan sonra Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflar (Bu muaflık, vakıfların iktisadi işletmelerini kapsamaz) ile bilimsel araştırma ve geliştirme faaliyetlerinde bulunan kurum ve kuruluşlar,<br />
n. Esas mukavelelerinde sermaye üzerinden kazanç dağıtılmaması, idare meclisi başkan ve üyelerine kazanç üzerinden hisse verilmemesi, ihtiyat akçelerinin ortaklara<br />
dağıtılmaması ve münhasıran ortaklar ile iş yapılmasına dair hükümler bulunması şartı ile kooperatifler (Esas mukavelelerinde bu şartlar mevcut olsa da fiilen bu kayıt ve şartlara uymayan ve faaliyete geçen üst kuruluşlara girmeyen kooperatifler muafiyetten faydalanamaz),<br />
o. Özel kanunlarla veya Devletin kanunların verdiği yetkiye dayanarak akdettiği mukavelelerle kurumlar vergisinden veya her türlü vergi ve resimden muaf tutulan kurumlar,<br />
p.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 131 inci maddesinde yer alan basılı kağıt ve plakaların satışı faaliyetinde bulunan müesseseler,<br />
r. Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı ile Toplu Konut Fonu ve Kamu Ortaklığı Fonu,<br />
s. Menkul Kıymetler Tanzim Fonu,<br />
t. Diğer günlük gazetelerin yayınlanmadığı dini bayramlarda münhasıran günlük gazete yayım ve satış faaliyetlerinde bulunan gazeteciler cemiyetlerine ait bu müesseseler<br />
u. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ve Özelleştirme Fonu,<br />
v. Yabancı ülkeler veya uluslararası finans kuruluşları ile yapılan mali ve teknik işbirliği anlaşmaları çerçevesinde münhasıran küçük ve orta ölçekli işletmelere kredi teminatı sağlamak üzere kurulan ve bu faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları teminat sorumluluk fonlarına ekleyen ve sahip oldukları bu fonları ortaklarına dağıtmayarak küçük ve orta ölçekli işletmelere kredi sağlayan banka ve kuruluşlara yatıran kurumlar,<br />
y. Organize sanayi bölgeleri ile küçük sanayi sitelerinin alt yapılarını hazırlamak ve buralarda faaliyette bulunanların arsa, elektrik, gaz, buhar ve su gibi ortak ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kamu kurumları ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilerce birlikte oluşturulan ve kazancının tamamını bu yerlerin ortak ihtiyaçlarının karşılanmasında kullanan iktisadi işletmeler.<br />
2. Diğer Kanunlarda Yer Alan Muafiyetler<br />
a. 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanununa göre bölgedeki yönetici şirketler<br />
b. 4389 sayılı Bankalar Kanununa göre Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu<br />
c. 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanununa göre Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu<br />
d. 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanununa göre Organize Sanayi Bölgeleri<br />
e. Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan Yatırımcıları Koruma Fonu<br />
f. Doğal Afet Sigortaları Kurumu<br />
g. 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununa göre İşsizlik Sigortası Fonu<br />
h. 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında kanuna göre Rekabet Kurumu<br />
i. Türkiye Futbol Federasyonu<br />
j. Siyasi partiler (Parti mal varlığından elde edilen gelirler hariç)<br />
k. Türkiye Atom Enerjisi Kurumu<br />
l. Türk Standartları Enstitüsü<br />
m. Tarımsal Üretici Birlikleri<br />
B. İSTİSNALAR<br />
1. Kurumlar Vergisi Kanununda Yer Alan İstisnalar ( KVK md 8)<br />
İstisna, vergi kanunlarına göre vergilendirilmesi gereken konuların kanunla vergi dışı bırakılmasıdır. Kurum kazançlarına ilişkin istisnalar KVK’nun 8 inci maddesinde sayılmıştır. Dar mükellef kurum kazançları da sayılan istisnalara dahildir. Aşağıda sayılan kurum kazançları kurumlar vergisinden müstesnadır;<br />
a. İştirak kazançları istisnası (KVK md 8/1) :<br />
“Kurumların tam mükellefiyete tâbi başka bir kurumun sermayesine iştiraklerinden elde ettikleri kazançlar (Yatırım fonlarının katılma belgeleri ile yatırım ortaklıklarının hisse senetlerinden elde edilen kâr payları hariç)” kurumlar vergisinden müstesnadır.<br />
Bu istisnadan yararlanmak için kâr payının elde edildiği kurumun yani iştirakin tam mükellef olması zorunludur. Dolayısıyla dar mükellef bir kurumdan kâr payı alan kurumlar bu istisnadan yararlanamayacaktır. Burada kâr payını alan kurumun mükellefiyet şeklinin bir önemi bulunmamaktadır.<br />
Ayrıca kâr payını dağıtan tam mükellefin faaliyet konusu vergiden istisna olsa bile bu faaliyetler sonucu elde edilen kazancın dağıtılmasında, kâr payını alan kurum için iştirak kazançları istisnası söz konusu olabilecektir.<br />
b. Risturn İstisnası (KVK md 8/2) :<br />
“Aşağıda yazılı kooperatiflerin ortakları için hesapladıkları risturnlardan;<br />
- İstihlak (tüketim) kooperatiflerinde; ortakların şahsi ve ailevi gıda ve giyecek ihtiyaçlarını karşılamak için satın aldıkları malların kıymetlerine göre hesaplanan risturnlar<br />
- İstihsal (üretim) kooperatiflerinde; ortakların istihsal ederek kooperatife sattıkları veya kooperatiften istihsal faaliyetinde kullanmak üzere satın aldıkları malların kıymetlerine göre hesaplanan risturnlar<br />
- Kredi kooperatiflerinde; ortakların kullandıkları kredilere göre hesaplanan risturnlar<br />
- Ortakların idare gideri karşılığı olarak ödedikleri paralardan sarf olunmayarak iade edilen kısımlar”<br />
kurumlar vergisinden istisna olacaktır.<br />
Risturn; kooperatiflerin ortakları ile yaptığı işlemlerden doğan kazancın ortaklara, yaptıkları işlemler oranında dağıtılmasıdır. Bu risturnların nakden veya aynı kıymette mal ile ödenmesi istisna uygulamasına engel değildir.<br />
Ortak olmayan kişilerle yapılan işlemler sonucu elde edilen kazançlar ve ortaklarla ortaklık konusu dışında yapılan işlemler sonucu elde edilen kazançlar bu istisna kapsamı dışındadır.<br />
Risturnların dağıtımı kâr dağıtımı sayılmadığından gelir vergisi tevkifatına tâbi tutulmaz ve ortaklarca verilen gelir vergisi beyannamesine dahil edilmez.<br />
c. Yatırım Fonları ve Yatırım Ortaklıklarının Kazanç İstisnası (KVK md 8/4) :<br />
KVK’nun 8/4 üncü maddesine göre;<br />
- Portföyünün en az %25’i hisse senetlerinden oluşan menkul kıymetler yatırım fonları (döviz yatırım fonları hariç) ile aynı nitelikteki menkul kıymetler yatırım ortaklıklarının portföy işletmeciliğinden doğan kazançları,<br />
- (a) bendi dışında kalan menkul kıymet yatırım fonları (döviz yatırım fonları hariç) ile menkul kıymetler yatırım ortaklıklarının portföy işletmeciliğinden doğan kazançları,<br />
- Risk sermayesi yatırım fonları veya ortaklıklarının kazançları,<br />
- Gayrimenkul yatırım fonları veya ortaklıklarının kazançları,<br />
- Emeklilik yatırım fonlarının kazançları (Bu kazançlar GVK md 94’e göre tevkifata tâbi tutulmaz),<br />
kurumlar vergisinden istisna edilmiştir.<br />
Menkul kıymet yatırım fonları ve ortaklıklarının sadece portföy işletmeciliğinden elde ettikleri kazançlar istisna kapsamında iken, risk sermayesi ile gayrimenkul yatırım fonları ve ortaklıklarının bütün faaliyetleri istisna kapsamına alınmıştır.<br />
Yabancı para ve altın alım satımı yapan döviz yatırım fonları istisna kapsamı dışındadır.<br />
Burada sayılan kazançlara ait istisnanın tevkif suretiyle ödenecek vergilere etkisi bulunmamaktadır.<br />
d. Rüçhan Hakkı Satışı ve Emisyon Primi İstisnası (KVK md 8/5) :<br />
KVK’nun 8/5 inci maddesine göre “Kurumların rüçhan hakkı kuponlarının satışından elde ettikleri kazançları ile anonim şirketlerin kuruluşlarında veya sermayelerini artırdıkları sırada çıkardıkları hisse senetlerinin itibari değerlerinin üzerinde elden çıkarılmasından sağlanan kazançlar” kurumlar vergisinden müstesnadır.<br />
Rüçhan Hakkı : Anonim şirketler ile paylı komandit şirketlerin sermaye artırımı durumunda, bu şirketlerin hisse senetlerini ellerinde bulunduranların yeni çıkarılan hisse senetlerini öncelikli alma hakkıdır.<br />
Emisyon Primi : Anonim şirketlerin kuruluşlarında veya sermayelerini artırdıkları sırada çıkardıkları hisse senetlerinin itibari (üzerinde yazılı) değerinden fazla bedelle elden çıkarılması halinde elde edilen kazançtır.<br />
e. Yurt Dışında Yapılan İnşaat, Onarma, Montaj İşleri ve Teknik Hizmetlerden Sağlanan Kazanç İstisnası (KVK md 8/7) :<br />
“Yurt dışında yapılan inşaat, onarma, montaj ve teknik hizmetlerden sağlanan ve Türkiye’de genel netice hesaplarına intikal ettirilen kazançlar” kurumlar vergisinden istisna edilmiştir.<br />
Kazanç 2003 ve daha önceki yıllarda elde edilmişse KVK’nun Geçici 24 üncü maddesi uygulanacaktır.<br />
Bu şekilde sağlanan kazançlarda kâr dağıtımı yapılmadıkça gelir vergisi tevkifatı yapılmayacaktır.<br />
f. Eğitim, Öğretim ve Rehabilitasyon Merk. İşletmelerinde Kazanç İstisnası (KVK md 8/8)<br />
KVK’nun 8/8 inci maddesine göre “Okul öncesi eğitim, ilköğretim, özel eğitim ve orta öğretim özel okulları ile Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflara veya kamu yararına çalışan derneklere bağlı rehabilitasyon merkezlerinin işletilmesinden elde edilen kazançlar, ilgili Bakanlığın görüşü alınmak suretiyle Maliye Bakanlığının belirleyeceği usul ve esaslar çerçevesinde beş vergilendirme dönemi kurumlar vergisinden müstesnadır. İstisna, okulların faaliyete geçtiği vergilendirme döneminden itibaren başlar.”<br />
Eğitim tesisleri ve rehabilitasyon merkezlerindeki kantin, kafeterya, kitap satış yeri ve benzeri yerlerin işletilmesinden veya kiraya verilmesinden elde edilen kazançlar istisna kapsamında değildir. Bu yerlerdeki taşıma, yemek, ve konaklama hizmetleri okul ücretine dahil edilirse burada ayrım yapılmadan istisnadan faydalanılır.<br />
Üniversiteye veya Anadolu liselerine hazırlık kursları, bilgisayar kursları, bale kursları, sürücü kursları v.b. ile öğrenci etüt eğitim merkezlerinin işletilmesinden elde edilen kazançlar istisna kapsamında değildir.<br />
01.01.2004 tarihinden önce faaliyete geçmiş veya bu tarihten sonra devralınmış okulların işletilmesinden elde edilen kazançlar da istisna kapsamında değildir.<br />
g. Yurt Dışı İştirak Kazancı İstisnası (KVK md 8/9) :<br />
KVK’nun 8/5 uncu maddesine göre “Kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan anonim veya limited şirket mahiyetindeki bir şirketin ( esas faaliyet konusu finansal kiralama veya her nevi menkul kıymet yatırımı olanlar hariç) sermayesine kazancın elde edildiği tarihe kadar devamlı olarak en az iki yıl süreyle % 25 veya daha fazla oranda iştirak eden kurumların, bu iştiraklerin kanuni veya iş merkezinin bulunduğu ülke vergi kanunları uyarınca en az %20 oranında ( esas faaliyet konusu finansman temini veya sigortacılık olanlarda en az Türkiye’de uygulanan kurumlar vergisi oranında) kurumlar vergisi benzeri vergi yükü taşıyan ve en az %75’i ticari, zirai ve serbest meslek kazancı niteliğinde olan kazançları üzerinden elde ettikleri ve elde edildiği vergilendirme dönemine ilişkin yıllık kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihe kadar Türkiye’ye transfer ettikleri iştirak kazançları” kurumlar vergisinden istisna edilmiştir.<br />
Bu hükümden de anlaşılacağı gibi, 01.01.2005 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere iştirak edilen kurumun;<br />
- Tam mükellef olmaması,<br />
- Anonim veya limited şirket olması,<br />
- Esas faaliyet konusunun finansal kiralama veya menkul kıymet alım satımı olmaması,<br />
- Sermayesine kazancın elde edildiği tarih itibariyle en az iki yıl süreyle %25 ve daha fazla oranda iştirak edilmesi,<br />
- Dağıtılan kazancın en az %20 oranında kurumlar vergisi veya benzeri vergi yükü taşıması,<br />
- Dağıtılan kazancın en az %75’inin ticari, zirai veya serbest meslek niteliğinde olması, </p>
<p>- Elde edildiği vergilendirme dönemine ait kurumlar vergisi beyannamesinin verilme tarihine kadar Türkiye’ye transfer edilmesi,<br />
şartları altında yurt dışı iştirak kazançları kurumlar vergisinden istisna edilmiştir.<br />
h. Yurt Dışında Bulunan İşyeri veya Daimi Temsilciler Vasıtasıyla Elde Edilen Kazanç İstisnası (KVK md 8/10)<br />
KVK’nun 8/10 uncu maddesine göre “Kurumların yurt dışında bulunan iş yerleri veya daimi temsilcileri (esas faaliyet konusu finansal kiralama veya her nevi menkul kıymet yatırımı olanlar hariç) aracılığı ile elde ettikleri ve iş yeri veya daimi temsilcinin bulunduğu ülke vergi kanunları uyarınca en az %20 oranında (esas faaliyet konusu finansman temini veya sigortacılık olanlarda en az Türkiye’de uygulanan kurumlar vergisi oranında) kurumlar vergisi benzeri bir vergi yükü taşıyan ve en az %75’i ticari, zirai veya serbest meslek kazancı niteliğinde olan ve elde edildiği vergilendirme dönemine ilişkin yıllık kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihi takip eden üçüncü ayın sonuna kadar Türkiye’ye transfer ettikleri kazançları” kurumlar vergisinden istisna edilmiştir.<br />
Kurumların yurt dışında bulunan iş yeri veya daimi temsilcileri vasıtasıyla elde edilen kazançlara ilişkin kurumlar vergisinden istisna olma şartları, yurt dışı iştirak kazancı istisnası şartları ile aynıdır.<br />
Aralarındaki tek fark iştirak kazancı istisnasına ilişkin istisna uygulamasında elde edilen kazancın elde edildiği vergilendirme dönemine ait kurumlar vergisi beyannamesi verilme tarihine kadar (Örnek: 15.04.2006) Türkiye’ye transfer edilmesi gerekirken, kurumların yurt dışındaki iş yeri veya daimi temsilciler vasıtasıyla elde ettikleri kazançları, elde edildiği vergilendirme dönemine ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihi takip eden 3 üncü ayın sonuna kadar (31.07.2006) Türkiye’ye transfer edilmesi gereğidir.<br />
i. Tam Mükellef Anonim Şirketlerin Yurt dışında Bulunan İştiraklerinden Elde Edilen Kazanç İstisnası (KVK md 8/11) :<br />
“Kazancın elde edildiği tarihte devamlı surette en az iki yıl süreyle aktif toplamının %75 veya daha fazlası kanuni ve iş merkezi bulunmayan anonim veya limited şirket mahiyetindeki şirketlerin (esas faaliyet konusu finansal kiralama veya her nevi menkul kıymet yatırımı olanlar hariç) her birinin sermayesine en az %25 oranında iştirakten oluşan tam mükellef anonim şirketlerin, kurum kazancının %75 veya daha fazlasını oluşturması koşuluyla bu iştiraklerin kanuni veya iş merkezinin bulunduğu ülke vergi kanunları uyarınca en az %20 oranında (esas faaliyet konusu finansman temini veya sigortacılık olanlarda en az Türkiye’de uygulanan kurumlar vergisi oranında) kurumlar vergisi benzeri bir vergi yükü taşıyan ve en az %75’i ticari, zirai veya serbest meslek kazancı niteliğinde olan kazançları üzerinden elde ettikleri ve elde edildiği vergilendirme dönemine ilişkin yıllık kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihe kadar Türkiye’ye transfer ettikleri iştirak kazançları” kurumlar vergisinden istisna edilmiştir.<br />
Bu bentte yazılı istisna kazançlar üzerinden, anonim veya limited şirket mahiyetindeki şirketlere dağıtılan kâr paylarından %5’ten fazla gelir vergisi tevkifatı yapılamaz.<br />
Bu madde hükmü ile belirtilen istisnadan yararlanabilmek için;<br />
- KVK’nun 8/9 uncu maddesindeki yurt dışı iştirak kazançları istisnası şartlarının yerine getirilmesi, </p>
<p>- İştirak kazancı elde edilen kurumun tam mükellef anonim şirket olması,<br />
- Yurt dışı iştiraklerinin bu kurumun toplam aktifi içindeki payının %75 olması,<br />
- Bu kurumun yıllık kazancının en az %75’inin yurt dışı iştirak kazançlarından oluşması gerekmektedir.<br />
KVK’nun 8 inci maddesinin (9), (10) ve (11) inci bentlerinde geçen verginin nasıl hesaplanacağı yine KVK’nun 8 incimaddesinde düzenlenmiştir; “(9), (10) ve (11)’inci bentler uyarınca vergi yükü, kanuni veya iş merkezinin bulunduğu ülkede ilgili dönemde tahakkuk eden toplam kurumlar vergisi benzeri verginin, bu dönemde elde edilen toplam dağıtılabilir kurum kazancı ile tahakkuk eden kurumlar vergisi toplamına oranlanması suretiyle tespit edilir. Bu bentlerde yer alan %20 vergi yükü oranını, %25’e kadar artırmaya veya kanuni oranına indirmeye <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bakanlar-kurulu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Bakanlar Kurulu">Bakanlar Kurulu</a> yetkilidir.”<br />
Buna göre belirtilen kazançlar üzerindeki vergi yüküne bağlı olarak istisna kapsamında değerlendirilecek kazançlar şöyle olacaktır:<br />
Vergi Yükü 	Kurumlar Vergisinden İstisna Kazanç<br />
%10&#8242;dan az 	İstisna yok<br />
%10 &#8211; %14.99 	Kazancın 1/3&#8242;ü<br />
%15 &#8211; %19.99 	Kazancın 1/2&#8242;si<br />
%20&#8242;den fazla 	Kazancın tamamı </p>
<p>ÖRNEK: “Kurum ticari kazancının 90, vergiye tâbi kazancın tespitinde gider olarak kabul edilmeyen gerçek gider tutarının 10, dolayısıyla vergiye tâbi kazancın 100 olduğunu ve bu kazancın yarısının vergiden istisna edildiğini varsayalım. Aynı zamanda bu ülkede vergi oranının %20 olması durumunda hesaplanacak kurumlar vergisi benzeri vergi 10 olacak ve bu verginin dağıtılabilir kazanç olan 80 ile hesaplanan kurumlar vergisi olan 10’un toplamı olan 90’a oranlanması sonucu bulunacak vergi yükü %11,1 olacak dolayısıyla bu kazanç üzerinden elde edilecek iştirak kazancının tamamının istisnadan yararlanması mümkün olmayacak, sadece elde edilen iştirak kazancının 1/3’ü kurumlar vergisinden istisna edilebilecektir. Buna karşılık diğer ülkede herhangi bir istisnadan yararlanılmadığı varsayılır ise bu durumda kurumlar vergisi 20 olacak, kurumlar vergisi düşüldükten sonra kalan ve dağıtılabilir kazanç olan 70 ile hesaplanan kurumlar vergisi olan 20’nin toplamı olan 90’a oranlanması sonucu ortaya çıkacak olan vergi yükü %22,2 olacağından bu kazanç üzerinden elde edilecek iştirak kazançlarının tamamının istisnadan yararlanması mümkün olacaktır.”<br />
j. İştirak Hisseleri veya Gayrimenkullerin Satışından Doğan Kazanç İstisnası (KVK md 8/12) :<br />
Kurumların en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan iştirak hisseleri ile gayrimenkullerinin satışından doğan ve sermayeye eklenmesine karar verilen kazançları kurumlar vergisinden müstesnadır.<br />
Sermayeye ilave edilme işleminin satışın yapıldığı yılı izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar gerçekleştirilmesi şarttır. Vadeli satış halinde, ilk yapılan tahsilatın iştirak hissesi veya gayrimenkulün maliyet bedeline ilişkin olduğu kabul edilir. Bu süre içinde sermayeye eklenmeyen kazanç kısmı için uygulanan istisna dolayısıyla zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler ziyaa uğramış sayılır. Bankalara borçlu durumda olanlar ile bunların </p>
<p>kefillerinin bu borçlara karşılık bankalara devrettikleri gayrimenkul ve iştirak hisseleri ile bankaların alacaklarına karşılık iktisap ettikleri gayrimenkul ve iştirak hisselerinin satışında iki tam yıl süreyle elde tutulma şartı aranmaz.Bedelsiz olarak ya da rüçhan hakkı kullanılmak suretiyle itibari değeriyle iktisap edilen hisse senetlerinin iktisap tarihi olarak, sahip olunan eski hisse senetlerinin iktisap tarihi esas alınır. Menkul kıymet veya gayrimenkul ticareti ile uğraşan kurumların bu amaçla ellerinde bulundurdukları değerlerin satışından elde ettikleri kazançlar istisna kapsamı dışındadır.<br />
İştirak hisseleri veya gayrimenkullerin bedelsiz olarak <a href="http://www.genelbilge.com/tag/devir/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Devir">devir</a>, temlik ve takası gibi işlemler istisna kapsamında değildir. Ancak bu tür kıymetlerin borca karşılık, rızaen veya icra yoluyla devredilmesi veya kamulaştırılması istisna kapsamında değerlendirilecektir.<br />
Tam mükellef sermaye şirketleri dışındaki kurumlar ile dar mükellef kurumlar için gayrimenkul ve iştirak hissesi satışından doğan kazancın sermayeye eklenmesi şartı yoktur. Bunlar, satıştan doğan kazançlarını 5 yıl özel bir fon hesabında tutup, ortaklara dağıtmayarak işletmenin amaçları doğrultusunda kullanacaktır.<br />
Örnek: 2 Şubat 2005’te bir satış yapılması durumunda bu satıştan doğan kazanç 3 Şubat 2010’dan önce işletmeden çekilemez. Buradaki tutar sermayeye eklenmeli veya fon hesabında tutulmalıdır. Eğer bu kazanç 5 yıllık süre dolmadan 2009’da işletmeden çekilirse 2005 yılında istisnaya konu edilen kazanç 2009 matrahına eklenerek vergilendirilecektir.<br />
İstisna uygulaması bütün kurumlar açısından geçerli olmakla beraber, esas faaliyet konusu menkul ve gayrimenkul ticareti olan kurumların bu şekilde elde ettikleri kazançları için istisna söz konusu değildir. Buradaki kıymetlerin 2 tam yıl envanterde kayıtlı olması da durumu değiştirmeyecektir.<br />
k. Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığına Tanınan İstisna (KVK geçici md 31):<br />
KVK’nun geçici 31 inci maddesine göre; “2001 – 2005 yılları kazançlarına uygulanmak üzere Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının faaliyet konusu ile ilgili olarak yurt dışı iştiraklerinin finansmanından doğan alacaklarının değerlemesinden kaynaklanan kur farkları pasifte özel bir karşılık hesabında gösterilerek dönem kazancına dahil edilmez. Bu karşılıklar sermayeye eklendikleri taktirde işletmeden çekiş ve kâr dağıtımı sayılmaz. Aleyhlerine oluşan kur farkları ise aktifte özel bir karşılık hesabında tutulur ve gelecek yıllarda lehlerine oluşacak kur farkları ile kapatılır. Lehte kur farkı ile kapatılamayan tutarlar yurt dışı iştirakin işi bırakması halinde zarar addolunur.”<br />
2. DİĞER KANUNLARDA YER ALAN İSTİSNALAR<br />
a. Yatırım İndirimi İstisnası ( GVK md 19) :<br />
Yatırım indirimi, yatırımların özendirilmesi ve teşviki amacıyla belli iktisadi kıymetlerin elde edilmesi sırasında yapılan harcamaların belirlenen kısmının (%40) vergiye tâbi kazançtan düşürülmek suretiyle ticari, zirai ve kurum kazançlarının bir kısmının vergileme dışı bırakılmasını sağlayan bir sistemdir. Dar mükellefiyete tâbi olanlar dahil, ticari veya zirai kazançları bilanço esasına göre tespit edilen aşağıdaki mükellefler yatırım indirimi istisnasından yararlanabilirler. </p>
<p>• Yatırım İndiriminden Yararlanabilecekler;<br />
- Ticari kazanç sahipleri (gerçek kişiler, adi ortaklıklar, kollektif şirketler, adi komandit şirketler)<br />
- Zirai kazanç sahipleri<br />
- Kurumlar vergisi mükellefleri (sermaye şirketleri, kooperatifler,iktisadi kamu müesseseleri dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler, iş ortaklıkları)<br />
- Petrol Kanunu ve Maden Kanununa göre yürütülen arama ve sondaj faaliyetleri için yapılan harcamalar<br />
• Yatırım İndiriminden Yararlanamayacaklar;<br />
- Ticari kazancı işletme hesabı esasında veya basit usulde tespit edilen ticari kazanç sahipleri,<br />
- Zirai kazancı zirai işletme hesabı esasına göre tespit edilen zirai kazanç sahipleri,<br />
- Serbest meslek erbabı,<br />
- Ücret, menkul sermaye iradı, gayrimenkul sermaye iradı ve diğer kazanç ve irat sahipleri.<br />
• Yatırım İndiriminin Başlangıcı;<br />
Yatırım indirimi istisnası uygulamasına, istisnaya konu iktisadi kıymete ilişkin harcamaların yapıldığı yılda başlanır ve indirilecek tutara ulaşılıncaya kadar devam edilir.<br />
Yurt dışından sağlanan yatırım mallarına ait harcamalar için yatırım indirimi, kesin ithalatın yapılıp gümrükten çekilerek işletmenin aktifine kaydedildiği tarihte uygulanır.<br />
Mal ve hizmet üretim yeri olmak üzere inşa edilen binalar ile parça parça satın alınıp monte edilen iktisadi kıymetlere ilişkin yatırım indirimi istisnası, harcamaların yapılmaya başlandığı yıldan itibaren uygulanır.<br />
• Yatırım İndiriminin Konusu ve Oranı ;<br />
Yatırım indiriminin konusu, mükelleflerin faaliyetlerinde kullanmak üzere satın aldıkları veya imal ettikleri amortismana tâbi iktisadi kıymetlerin maliyet bedelidir.<br />
24.04.2003 tarihinden önce yapılan müracaatlara istinaden düzenlenen yatırım teşvik belgesi kapsamındaki harcamalara ilgili belgede yazılı yatırım indirimi oranı uygulanacaktır (GVK Geçici md 61). Ancak, 24.04.2003 tarihinden sonra bu belgelere ilave edilen iktisadi kıymetlere ilişkin harcamalar için oran %40 olacaktır.<br />
24.04.2003 tarihinden itibaren, kullanılmak üzere satın alınan veya imal edilen amortismana tâbi iktisadi kıymetlerin maliyet bedelinin %40’ı yatırım indirimi istisnasını oluşturur.<br />
Mükelleflerin eski ve yeni uygulama ile ilgili olarak seçimlik hakları vardır. İsteyen mükellefler 24.04.2003 tarihinden önce yapılan müracaatlara istinaden düzenlenen yatırım teşvik belgeleri kapsamında, bu tarihten itibaren yaptıkları harcamalar için yeni uygulamayı seçebilirler. Eski hükümler çerçevesinde yatırım indirimi istisnasından yararlanan kazançlar üzerinden dağıtılsın dağıtılmasın %19,8 oranında tevkifat yapılacaktır.<br />
• Yatırım İndirimi Hesaplanmayacak İktisadi Kıymetler (GVK md 19/4);<br />
1. Bedeli 10.000 YTL’den (2005) az olan iktisadi kıymetler (iktisadi ve teknik bakımdan bütünlük arz eden iktisadi kıymetler haddin aşılıp aşılmadığının tespitinde </p>
<p>bir bütün olarak dikkate alınır). Söz konusu iktisadi kıymetlerin yenilenmesi halinde de yapılan harcamalar topluca göz önüne alınarak belirlenen limit aşılırsa yatırım indirimine konu edilecektir.<br />
2. Yurt içinde veya yurt dışında daha önce kullanılmış olan iktisadi kıymetler (yüzer havuzlar ile on iki yaşından küçük gemiler hariç).<br />
3. Gayri maddi haklar ile ekonomik ömrü 5 yıldan daha kısa olan özel maliyet bedelleri (yatırım indiriminden yararlanan iktisadi kıymetlerin kullanılabilmesi için gerekli olan bilgisayar programları hariç).<br />
4. Mal ve hizmet üretimi ile doğrudan ilgisi olmayan, alet edevat, mefruşat ve büro demirbaşları.<br />
5. Bedelsiz olarak iktisap edilen iktisadi kıymetler.<br />
6. Satın alma suretiyle iktisap edilen veya inşa edilen binalar ( mal ve hizmet üretim yeri olarak kullanılmak üzere inşa edilenler hariç).<br />
7. Arazi veya arsalar.<br />
8. Binek otomobili ve benzeri kara taşıtları, yat, kotra, tekne ve benzeri motorlu deniz araçları ile uçak ve helikopter gibi hava taşıtları (işletmenin esas faaliyet konusu ile ilgili olanlar hariç).<br />
9. Yurt dışındaki yatırımlarda kullanılmak üzere alınan iktisadi kıymetler.<br />
• Yatırım İndiriminde Endeksleme ve Enflasyon Düzeltmesi;<br />
24.04.2003 tarihinden önce yapılan müracaatlara istinaden düzenlenen teşvik belgelerine konu yatırımlarla ilgili olarak yapılan harcamalar (teşvik belgelerine bu tarihten sonra ilave edilen iktisadi kıymetler için yapılan harcamalar hariç) harcamanın yapıldığı yıla ilişkin vergi matrahından kazancın yetersiz olması nedeniyle indirilemezse, bu tutar izleyen yıllarda Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre bu yıllar için belirlenen “Yeniden Değerleme Oranı”nda arttırılarak dikkate alınacaktır.<br />
Yatırım harcamalarının yapıldığı yıldaki vergi matrahının tespitinde kazancın yetersiz olması nedeniyle indirilemeyen istisna tutarı DİE Toptan Eşya Fiyatları Genel Endeksinde meydana gelen artış oranında artırılarak dikkate alınır.<br />
Örnek: Bir işletmenin üretimde kullanmak üzere aldığı makinanın 2005 hesap dönemi sonundaki düzeltilmiş değeri 100.000 YTL’dir. Bu işletmenin 2005 yılı kazancı 30.000 YTL’dir.Buradaki iktisadi kıymet için yatırım indirimi tutarı= 100.000 x %40= 40.000<br />
2005 kazancı=30.000 </p>

<p class="sayac_bilgi">189 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/kurumlar-vergisi-rehberi.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vergi Tarhiyatına Karşı Mükelleflerin Takip Edebileceği Yollar</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/vergi-tarhiyatina-karsi-mukelleflerin-takip-edebilecegi-yollar.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/vergi-tarhiyatina-karsi-mukelleflerin-takip-edebilecegi-yollar.html/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Nov 2009 06:43:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/genelbil/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Kpss]]></category>
		<category><![CDATA[Maliye]]></category>
		<category><![CDATA[Bir]]></category>
		<category><![CDATA[bu]]></category>
		<category><![CDATA[Ceza]]></category>
		<category><![CDATA[Eden]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Nci]]></category>
		<category><![CDATA[Nev]]></category>
		<category><![CDATA[Talebi]]></category>
		<category><![CDATA[Tanzim]]></category>
		<category><![CDATA[Vergi Dairesi]]></category>
		<category><![CDATA[Vergiler]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=11788</guid>
		<description><![CDATA[213 sayılı Vergi Usul Kanununun 20’nci maddesi uyarınca Verginin tarhı, vergi alacağının kanunlarında gösterilen matrah ve nispetler üzerinden vergi dairesi tarafından hesaplanarak bu alacağı miktar itibariyle tespit eden idari muameledir.İkmalen, re’sen ve idarece tarh edilen vergiler ihbarname ile ilgililere tebliğ olunur. Nev’i ve doğuşu ayrı olan vergiler için ayrı ihbarname kullanılır. Vergi ve ceza ihbarnamelerinin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>213 sayılı Vergi Usul Kanununun 20’<a href="http://www.genelbilge.com/tag/nci/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Nci">nci</a> maddesi uyarınca Verginin tarhı, vergi alacağının kanunlarında gösterilen matrah ve nispetler üzerinden <a href="http://www.genelbilge.com/tag/vergi-dairesi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Vergi Dairesi">vergi dairesi</a> tarafından hesaplanarak <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with bu">bu</a> alacağı miktar itibariyle tespit eden idari muameledir.İkmalen, re’sen ve idarece tarh edilen vergiler ihbarname ile ilgililere tebliğ olunur. <a href="http://www.genelbilge.com/tag/nev/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Nev">Nev</a>’i ve doğuşu ayrı olan vergiler için ayrı ihbarname kullanılır. Vergi ve <a href="http://www.genelbilge.com/tag/ceza/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ceza">ceza</a> ihbarnamelerinin muhteviyatı Vergi Usul Kanununun 35 ve 366’ncı maddelerinde belirtilmiştir. Vergi ihbarnamelerinde takdir komisyonunun kararı üzerine tarh edilen vergilerde kararın ve re&#8217;sen takdiri gerektiren inceleme raporunun birer sureti ihbarnameye eklenir. <a href="http://www.genelbilge.com/tag/ceza/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ceza">Ceza</a> ihbarnamelerinde ise; cezayı gerektiren olayın tesbitine dair tutanak sureti ile inceleme raporunun birer örneği ihbarnameye bağlanır.Tarh edilen vergiler ve kesilen cezalara karşı mükelleflerin yasal haklarını ve izleyebileceği başvuru yollarını ana hatları ile izleyen bölümlerde açıklanmıştır.<br />
 <strong>II – VERGİ TARHİYATINA KARŞI MÜKELLEFİN TAKİP EDEBİLECEĞİ YOLLAR</strong><br />
A &#8211; Vergi Hatasının Düzeltilmesi <a href="http://www.genelbilge.com/tag/talebi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Talebi">Talebi</a><br />
 Düzeltme, vergi hatalarının yargı mercilerine gidilmeksizin, hatanın ilgili vergi dairesince ortadan kaldırılmasına yönelik idari bir işlemdir. Düzeltme işlemi ancak bir vergi hatasının tespit edilmesi durumunda <span id="more-11788"></span>gerçekleştirilebilecektir. “vergi hatalarını düzeltme ve reddiyat” Vergi Usul Kanununun Birinci Kitap, Altıncı Kısım, Üçüncü Bölümünde 116-126’ncı maddeleri arasında <a href="http://www.genelbilge.com/tag/tanzim/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Tanzim">tanzim</a> edilmiştir. “Vergi hatası”nın tanımı sözkonusu Kanunun 116’ncı maddesinde yer almaktadır. Madde hükmüne göre;</p>
<p>Vergi hatası, vergiye müteallik hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınmasıdır.</p>
<p>Vergi hataları, hesap hataları ve vergilendirme hataları olmak üzere, ikiye ayrılır. </p>
<p>Hesap hataları şunlardır:</p>
<p>Matrah hataları: Vergilendirme ile ilgili beyanname, tahakkuk fişi, ihbarname, tekalif cetveli ve kararlarda matraha ait rakamların veya indirimlerin eksik veya fazla gösterilmiş veya hesaplanmış olmasıdır.</p>
<p>Vergi miktarında hatalar: Vergi nispet ve tarifelerinin yanlış uygulanması, mahsupların yapılmamış veya yanlış yapılmış olması, birinci bentte yazılı vesikalarda verginin eksik veya fazla hesaplanmış veya gösterilmiş olmasıdır.</p>
<p>Verginin mükerrer olması: Aynı vergi kanununun uygulanmasında <a href="http://www.genelbilge.com/tag/belli/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Belli">belli</a> bir vergilendirme dönemi için aynı matrah üzerinden bir defadan fazla vergi istenmesi veya alınmasıdır.</p>
<p>Vergilendirme hataları ise şunlardır:</p>
<p>Mükellefin şahsında hata: Bir verginin asıl borçlusu yerine başka bir kişiden istenmesi veya alınmasıdır;</p>
<p>Mükellefiyette hata: Açık olarak vergiye tabi olmıyan veya vergiden muaf bulunan kimselerden vergi istenmesi veya alınmasıdır;</p>
<p>Mevzuda hata: Açık olarak vergi mevzuuna girmiyen veya vergiden müstesna bulunan gelir, servet, madde, kıymet, evrak ve işlemler üzerinden vergi istenmesi veya alınmasıdır;</p>
<p>Vergilendirme veya muafiyet döneminde hata: Aranan verginin ilgili bulunduğu vergilendirme döneminin yanlış gösterilmiş veya süre itibariyle eksik veya fazla hesaplanmış olmasıdır.</p>
<p>Vergi hataları şu yollarla meydana çıkarılabilir :</p>
<p>1 &#8211; İlgili memurun hatayı bulması veya görmesi ile,<br />
2 &#8211; Üst memurların yaptıkları incelemeler neticesinde hatanın görülmesi ile,<br />
3 &#8211; Mükellefin müracaatı ile,<br />
4 &#8211; Hatanın teftiş veya vergi incelemesi sırasında meydana çıkarılması. ( Vergi denetimi ile ilgili olarak <a href="http://www.genelbilge.com/tag/maliye/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Maliye">Maliye</a> Bakanlığı bünyesinde <a href="http://www.genelbilge.com/tag/denetim/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Denetim">denetim</a> birimleri teşkil edilmiş olup, <a href="http://www.genelbilge.com/tag/maliye/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Maliye">Maliye</a> Müfettişleri, Gelirler Kontrolörleri ve Vergi Denetmenleri “vergi incelemesi” “teftiş” ve “soruşturma” yetkilerini haizdirler. Hesap Uzmanları ise yalnız “vergi incelemesi” yetkisini haizdirler.)</p>
<p>İdarece tereddüt edilmeyen açık ve mutlak vergi hataları re&#8217;sen düzeltilir. Kendi aleyhlerine düzeltme yapılan kimselerin düzeltmeye karşı vergi mahkemesinde dava açma hakları mahfuzdur.</p>
<p>Mükellefler, vergi muamelelerindeki hataların düzeltilmesini vergi dairesinden yazı ile isteyebilirler. Bunların posta ile taahhütlü olarak gönderilmesi de mümkündür.</p>
<p>B – Vergi ve Cezanın İtirazsız Ödenmesi</p>
<p>İhbarnamelerde vergi mahkemesinde dava açma süresi ve vergi mahkemesinde dava açma şekli belirtilir. Mükellefe tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içerisinde mükellefler tarhiyata karşı dava açmadıkları takdirde, tarhiyat kesinleşir. Bu durumda tarh olunan vergiler Vergi Usul Kanunu’nun 112’nci maddesi uyarınca taksit zamanlarından evvel tahakkuk etmişse taksit süreleri içinde; taksit süreleri kısmen veya tamamen geçtikten sonra tahakkuk etmişse; geçmiş taksitler, tahakkuk tarihinden başlayarak bir ay içinde ödenir. Yine Vergi Usul Kanunu’nun 368’inci maddesi uyarınca cezaya karşı vergi mahkemesinde dava açılmaması halinde ceza, dava açma süresinin bittiği tarihten başlayarak bir ay içinde ödenir.  Mükellefler 30 günlük 376’ncı madde ve uzlaşma süresi ile dava açma süresi içerisinde bu eylemlerden hiçbirini gerçekleştirmezlerse vergi ve ceza ta¬hakkuk eder. Bu tahakkuktan ancak vergi hatası mevcut ise kurtulunulabilir. Aksi halde vergi ve cezalarda hiç indirim olmaz. Tamamı ödenmek durumundadır.</p>
<p>C &#8211; Cezalarda İndirim Talep Etme</p>
<p>Vergi ve ceza ihbarnamelerinin tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içerisinde, tarhiyata ve cezaya muhatap olanlar (mükellef veya vergi sorumlusu) Vergi Usul Kanunu’nun 376’ncı maddesi uyarınca cezalarda indirim yapılmasını talep edebilir. “vergi ziyaı, usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarında indirme” başlıklı sözkonusu madde aşağıdaki şekildedir.</p>
<p>“İkmalen re&#8217;sen veya idarece tarh edilen vergi veya vergi farkını ve aşağıda gösterilen indirimlerden arta kalan vergi ziyaı, usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarını mükellef veya vergi sorumlusu ihbarnamelerin tebliği tarihinden itibaren otuz gün içinde ilgili vergi dairesine başvurarak vadesinde veya 6183 sayılı Kanunda belirtilen türden teminat göstererek vadenin bitmesinden itibaren üç ay içinde ödeyeceğini bildirirse: </p>
<p>1. Vergi ziyaı cezasında birinci defada yarısı, müteakiben kesilenlerde üçte biri,<br />
2. Usulsüzlük veya özel usulsüzlük cezalarının üçte biri,<br />
İndirilir.<br />
Mükellef veya vergi sorumlusu ödeyeceğini bildirdiği vergi ve vergi cezasını yukarda yazılı süre içinde ödemez veya dava konusu yaparsa bu madde hükmünden faydalandırılmaz.<br />
Yukarıdaki hükümler vergi aslına tabi olmaksızın kesilen usulsüzlük cezaları hakkında da uygulanır.” </p>
<p>Sözkonusu hüküm dikkate alındığında ihbarnamenin tebliğini takip eden 30. günden itibaren 4 ay içerisinde ödeme imkanı vardır. Yine madde hükmünden anlaşılacağı üzere 376’ncı madde talebi dava açma hakkını ortadan kaldıramadığı için, mü¬kellefler bu talep dilekçesini ver¬dikten sonra dava açabilirler. ( Mükellefin 376’ncı madde talep edip buna göre vergi cezasını ödemesi halinde <a href="http://www.genelbilge.com/tag/dahi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Dahi">dahi</a> dava açma hakkı saklıdır.)</p>
<p>D – Uzlaşma</p>
<p>Uzlaşma müessesesi ile ilgili hükümler, Vergi Usul Kanununa, 205 sayılı Kanunla, 1963 yılında eklenmiştir. Zaman içinde, uygulamada, bazı değişiklikler de yapılmıştır.</p>
<p>1985 yılında, uzlaşma müessesesi ile ilgili olarak 3239 sayılı Kanunla, önemli bir değişiklik yapılmış ve o güne kadar sadece tarhedilmiş vergi ve cezalar üzerinde yapılabilen uzlaşmanın, henüz tarhedilmemiş vergi ve cezalar için de yapılabilmesi imkanı getirilmiştir. Halen, vergi mevzuatımızda, “tarhiyat öncesi uzlaşma” ve “tarhiyat sonrası uzlaşma” olarak iki farklı uzlaşma türü mevcuttur. Uzlaşma müessesesi ile ilgili hükümler Vergi Usul Kanunu&#8217;nun Ek 1-12’nci maddelerinde yeralmaktadır. </p>
<p>Tarhiyat öncesi uzlaşma vergi incelemesi sonucu düzenlenen vergi inceleme raporlarında, tarhı istenen vergi ve kesilmesi istenen cezalar için talep edilebilir. Tarhiyat sonrası uzlaşma ise <a href="http://www.genelbilge.com/tag/daha/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Daha">daha</a> geniş kapsamlıdır. Tarhiyat sonrası uzlaşmanın kapsamına vergi inceleme raporu ile istenen vergi ve cezalar(usulsüzlükler hariç) da girer.</p>
<p>Iki uzlaşma arasında kapsam haricinde komisyonların oluşturulmasında farklılıklar görülür. Tarhiyat öncesi uzlaşmada vergi inceleme elemanları tarafından komisyon oluşturulurken, tarhiyat sonrası uzlaşmada, uzlaşılan rakama göre, İlçe Uzlaşma Komisyonu, İl Uzlaşma Komisyonu, Vergi Dairesi Başkanlığı Uzlaşma Komisyonu ve Merkezi Uzlaşma Komisyonu bünyesinde  idari görevliler (vergi dairesi müdürü, müdür yardımcısı, defterdar, vergi dairesi başkanı,gelirler <a href="http://www.genelbilge.com/tag/gnl/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Genel">genel</a> müdürü, müsteşar, <a href="http://www.genelbilge.com/tag/gibi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Gibi">gibi</a>)   bulunur. </p>
<p>E &#8211; Dava Açma</p>
<p>Vergi incelemesi neticesinde tarh edilecek vergi ve kesilecek cezalar için mükellef veya vergi sorumluları isterlerse yargı yoluna giderek tarhiyata karşı vergi mahkemesinde dava açabilirler.</p>
<p>Vergi mahkemesinde dava açabilmek için verginin tarh edilmesi cezanın kesilmesi, tadilat ve takdir komisyonları kararlarının tebliğ edilmiş olması; tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin yapılmış ve ödemeyi yapan tarafından verginin kesilmiş olması lazımdır.</p>
<p>Mükellefler <a href="http://www.genelbilge.com/tag/beyan/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Beyan">beyan</a> ettikleri matrahlara ve bu matrahlar üzerinden tarh edilen vergilere karşı dava açamazlar. Bu Kanunun vergi hatalarına ait hükümleri mahfuzdur.</p>
<p>Vergi ve ceza ihbarnamelerinin muhataba tebliği tarihinden itibaren 30 gün içerisinde mükellef veya vergi sorumlusu uyuşmazlık konusu vergi ve cezaları tarh ettiren vergi dairesinin bulunduğu yerdeki vergi mahkemesinde doğrudan dava açabilir. Ancak mükellef daha önce uzlaşma yoluna gitmiş ve uzlaşma vaki olamamış ise ve bu arada dava açma süresi bitmiş veya 15 günden az kalmış ise dava açma süresi; uzlaşmanın vaki olamadığına dair tutanağın mükellefe tebliğ tarihinden itibaren 15 gün olarak uzar.(Vergi Usul Kanunu Ek Md.7)</p>
<p>Davalar, vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılır. Dilekçelerin muhteva etmesi gereken hususlar İdari Yargılama Usulü Kanununun 3’üncü maddesinde açıklanmıştır.</p>
<p>Dava açılması tarh edilen vergi ve cezaların dava konusu edilen bölümünün tahsil işlemini durdurur.</p>
<p>Dava mükellef lehine sonuçlanırsa, vergi dairesi, vergi mahkemesinin kararına göre gecikmeksizin işlem tesis etmeye mecburdur. Bu süre kararın vergi dairesine tebliğinden itibaren otuz günü geçemez. </p>
<p>Vergi uyuşmazlıklarına ilişkin mahkeme kararlarının idareye tebliğinden sonra bu kararlara göre tespit edilecek vergi, <a href="http://www.genelbilge.com/tag/resim/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Resim">resim</a>, harçlar ve benzeri mali yükümler ile zam ve cezaların miktarı ilgili idarece mükellefe bildirilir. Mükellef veya vergi sorumlusu vergi aslı ve cezalarını kararın kendisine tebliğinden itibaren 1 ay içinde ödemek zorundadır. </p>
<p>Vergi mahkemesi kararlarına karşı tarafların itiraz veya temyiz hakları mevcuttur.</p>
<p>Altar Ömer ARPACI<br />
Maliye Bakanlığı<br />
Gelirler Kontrolörü</p>

<p class="sayac_bilgi">378 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/vergi-tarhiyatina-karsi-mukelleflerin-takip-edebilecegi-yollar.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Stagflasyon Ve Maliye Politikası</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/stagflasyon-ve-maliye-politikasi.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/stagflasyon-ve-maliye-politikasi.html/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Nov 2009 06:32:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/genelbil/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Kpss]]></category>
		<category><![CDATA[Maliye]]></category>
		<category><![CDATA[Belli]]></category>
		<category><![CDATA[Ciddi]]></category>
		<category><![CDATA[Daha]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomik]]></category>
		<category><![CDATA[Gibi]]></category>
		<category><![CDATA[Kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[Makro]]></category>
		<category><![CDATA[Serbest Piyasa]]></category>
		<category><![CDATA[Sorun]]></category>
		<category><![CDATA[Uzun]]></category>
		<category><![CDATA[Ya]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=11785</guid>
		<description><![CDATA[Stagflasyon kavramı bir ekonominin aynı anda hem işsizlik hem de enflasyon içinde bulunması durumunu ifade eder. Yüksek bir enflasyon oranının, kullanılmayan üretim kapasitelerinin, işsizliğin ve yetersiz bir büyüme hızının birlikte yaşandığı bir ekonomik olayı ifade etmek için kullanılan stagflasyon ciddi bir ikilemi ortaya koymaktadır. Daha öncede belirtildiği gibi, daraltıcı para ve maliye politikaları bir ekonomide [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Stagflasyon kavramı bir ekonominin aynı anda hem işsizlik hem de enflasyon içinde bulunması durumunu ifade eder.<br />
Yüksek bir enflasyon oranının, kullanılmayan üretim kapasitelerinin, işsizliğin ve yetersiz bir büyüme hızının birlikte yaşandığı bir ekonomik olayı ifade etmek için kullanılan stagflasyon ciddi bir ikilemi ortaya koymaktadır. Daha öncede belirtildiği <a href="http://www.genelbilge.com/tag/gibi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Gibi">gibi</a>, daraltıcı para ve <a href="http://www.genelbilge.com/tag/maliye/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Maliye">maliye</a> politikaları bir ekonomide talep enflasyonu için çözüm olurken, yüksek işsizlik oranlarının azaltılması için genişletici politikalar izlenmesi gerekmektedir.<br />
Stagflasyon durumunda başlıca <a href="http://www.genelbilge.com/tag/makro/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Makro">makro</a> düzeyde <a href="http://www.genelbilge.com/tag/sorun/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Sorun">sorun</a> istihdam konusunda ortaya çıkmaktadır. Özellikle enflasyon oranlarının yüksek olduğu dönemlerde ortaya çıkan işsizliğe rağmen ücret baskıları tercih edilmektedir. Yine artan işsizlik, çalışanların hayat standardını korumaya yöneliktir.<br />
<strong>Stagflasyon sürecinin 4 özelliği bulunmaktadır.</strong><br />
1-Devletin maliye ve para politikası aracılığıyla enflasyonu kontrol altına almak istemesi nedeniyle ekonomik faaliyetler <a href="http://www.genelbilge.com/tag/belli/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Belli">belli</a> ölçüde daralır.<br />
2-Enflasyon oranının yüksek olduğu dönemlerde artan işsizliğe rağmen ücret baskıları ve artan işsizlik çalışanların hayat standartlarını muhafaza etmeye yeğlenir. <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with bu">Bu</a> durum ise sendikaların pazarlık güçlerini artırır.<span id="more-11785"></span></p>
<p>3-Bu dönemde kârlar azalır. Bu durum ise özellikler rekabetçi serbest <a href="http://www.genelbilge.com/tag/piyasa/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Piyasa">piyasa</a> ekonomisinin <a href="http://www.genelbilge.com/tag/uzun/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Uzun">uzun</a> dönemde temelini sarsan ciddi bir olgu haline gelmektedir.</p>
<p>4-Daha yüksek ücretler için konan baskılar toplumda artan işsizlikle birlikte firmaları işçi grevleri nedeniyle zarar ve kârların azalması tercihiyle karşı karşıya bırakmaktadır.</p>
<p><strong>STAGFLASYONLA MÜCADELE POLİTİKASINDA MALİYE POLİTİKASI TEDBİRLERİ</strong></p>
<p>Stagflasyon olgusu bir ekonomide karar birimlerini enflasyonla mücadele ederken işsizliği kötüleştirmeme ya da işsizlikle mücadele ederken enflasyonu kötüleştirmeme arasında ciddi önlemler almalarını gerektiren bir ikilemle karşı karşıya getirmektedir. Bir yandan işsizliği gidermek için genişletici maliye politikası tedbirleri uygulanması diğer yandan fiyat artışların engellemek için daraltıcı bir politikanın uygulanması gerekir ki karar vericiler (siyasal iktidarlar) için bu gerçekten zor bir seçenektir ve bir tercih sorunudur. Hangi politika seçilirse seçilsin bir amacın gerçekleştirilmesi sırasında diğer amaçtan uzaklaşılacaktır. Bu nedenle devlet politikasınca izlenilecek yol bu iki amacın optimal bir bileşimini gerçekleştirmeye çalışmaktır.</p>
<p>1970’li yılların başından beri stagflasyon olgusuna çözüm arayan gerek keynesyen iktisatçılar gerekse monetaristler ekonominin mikro yapısını daha iyi anlamız gerektiğini ileri sürmüşlerdir. Bu nedenle <a href="http://www.genelbilge.com/tag/yeni/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Yeni">yeni</a> bir takım ekonomik gelişmeler gündeme gelmiş ve Keynes devriminden bu yana ilk kez mikro temelli ekonomi politikalarının birçok iktisatçının dikkatini çekmeye başladığı görülmüştür. Bundan böyle hem keynesyenler hem de monetaristler stagflasyon olayının çözümü için ekonominin mikro yapısını daha iyi anlamamız gerektiğini ortaya koymuşlardır.</p>
<p>İşte günümüz ekonomik olaylarının çözümü için hem makro hem de mikro ekonomi araçlarını kullanma zorunluluğu böyle bir anlayışın sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Stagflasyonla mücadelede geleneksel maliye politikası araçlarının kullanılması, olayın ortaya çıkış kaynak ve türlerinin ve de bunların ekonomideki etkinlik derecelerinin belirlenmesi kaçınılmazdır. Bu belirleme yapıldıktan sonra mevcut araçlarla istikrarsızlığın kaynağına inilebilecektir. Bu araçlar bilindiği gibi vergi, harcama, borçlanma ve bütçe politikası araçlarıdır. Ayrıca stagflasyon olayı işsizlik sorununu da kapsamında bulundurduğu için stagflasyonla mücadele programları içinde ücret ve fiyat kontrolleri, sektörel ve bölgesel farklılıkların giderilmesi benzeri önlemler alınabilir<br />
.<br />
Stagflasyonla mücadele etmek için önerilen seçenek politikalarından bazıları</p>
<p><strong>1-GELIRLER POLITIKASI</strong></p>
<p>Bir ekonomideki fiyat ve ücret artışlarına karşı uygulanması düşünülebilecek politikalardan biri ücret ve fiyatların oluşum sürecine doğrudan doğruya müdahale etmektir. Gelirler politikası geniş kapsamlı bir kavramdır ve <a href="http://www.genelbilge.com/tag/kamu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kamu">kamu</a> harcamalarıyla vergileri değiştirmeksizin, toplam <a href="http://www.genelbilge.com/tag/talebi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Talebi">talebi</a> azaltmaksızın ekonomideki enflasyonist baskıları önlemek amacıyla alınan birçok önlemi tanımlamak için kullanılmaktadır. Gerçekten gelirler politikası, artan fiyat ve ücretleri azaltmak için firma ve sendikaları ikna etmeye çalışmaktan, kabul edilebilir çeşitli fiyat ve ücret artışları için çeşitli göstergeler geliştirmeye ve sonuçta fiyat ve ücretlerin <a href="http://www.genelbilge.com/tag/gnl/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Genel">genel</a> olarak dondurulmasına kadar çeşitli önlemleri kapsamaktadır.</p>
<p>Gelirler politikası içinde, yasal olarak fiyat tavanları belirlemek ve bunlara uymayanları cezalandırmak şeklinde uygulanan fiyat ve ücretlerin dondurulması önlemi diğerlerine kıyasla en kısıtlayıcı olanıdır ve enflasyonu kesin olarak aşağıya çekebilmektedir. O zaman niçin bu yolla enflasyondan kurtulunamamaktadır? Bunun nedeni, eğer ekonomide kaynakların optimum dağılımı isteniyorsa, ücret ve fiyatların değişmesi gerektiği düşüncesidir. Bir enflasyonla mücadele politikasının amacı, ortalama fiyat artış oranını, fiyatların kaynak dağılımındaki rolüne müdahale etmeden azaltmaya çalışmak olmalıdır. Kısa bir dönem için fiyat ve ücretlerin dondurulması nedeniyle bozulan kaynak dağılımın çok küçük olabilir ve fazla maliyetli de değildir. Ancak ücret ve fiyatların uzun süre sabit tutulması durumunda <a href="http://www.genelbilge.com/tag/emek/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Emek">emek</a> ve mal piyasalarında anormallikler (bozukluklar) ortaya çıkacaktır.</p>
<p><strong>2-VERGİ TEMELLİ GELİR POLİTİKASI</strong></p>
<p>Vergi temelli gelir politikaları, daha düşük parasal ücret artışlarını öneren ve kabullenen firmalarla işçileri mükafatlandıran; aşırı ücret artışlarını öneren ve kabullenen firmalarla işçileri cezalandıran bir vergi sisteminin kullanımıdır.<br />
Bu sistemde ücretleri belli bir sınırda tutan firmalara ve işçileri vergi azaltılması yoluyla mükafatlandırılmakta aksine aşırı ücret artışları öneren ve alan firmalarla işçiler yüksek <a href="http://www.genelbilge.com/tag/vergiler/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Vergiler">vergiler</a> yoluyla cezalandırılmaktadır. Böylece vergi temelli gelir politikaları, düşük parasal ücret ve fiyat artışlarını daha cazip, aşırı parasal ücret ve fiyat artışların daha az cazip kılarak nispi fiyatları değiştirmeyi planlamaktadır.<br />
(Vergi temelli gelir politikası ile parasal ücret artışlarını sınırlandırmak ve böylece dolaylı olarak fiyat artışlarını önlemek için vergi sistemini kullanmak fikri hakim )</p>
<p><strong>3-İNDEKSLEME</strong></p>
<p>Gelir vergisinin, özel ücret sözleşmelerinin, işsizlik tazminatlarının ve sosyal güvenlik yardımlarının cari enflasyon oranına göre indekslenmesinin, enflasyon oranında beklenmeyen bir azalmanın maliyeti olarak gösterilen işsizlik oranını düşüreceği ileri sürülmektedir. Çünkü enflasyon oranında beklenilmeyen bir azalmanın ekonomide işsizliği artırmasının bir nedeni, ücret sözleşmelerinin parasal olarak sabit olmasıdır. Üç yıllık bir ücret sözleşmesi beklenen bir enflasyon oranını kapsamaktadır. Bu durumda, eğer, cari enflasyon oranı beklenen enflasyon oranının altında ise, ücret maliyetleri mal ve <a href="http://www.genelbilge.com/tag/hizmet/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Hizmet">hizmet</a> fiyatlarından daha hızlı artacak ve daha az emek gücü istihdam edecektir. Ancak, parasal ücretler enflasyon oranına indekslenirse, parasal ücretlerdeki artış oranı enflasyon oranındaki azalmaya otomatik olarak karşılık verecektir.</p>
<p><strong>4-ÜRETIM TESVIKLERI POLITIKASI VE TOPLAM <a href="http://www.genelbilge.com/tag/arz/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Arz">ARZ</a></strong></p>
<p>Bazı ekonomistler özellikle arz yönlü ekonomistler, üretken faaliyetler üzerinden alınan yüksek oranlı vergilerin toplam arzı ciddi bir biçimde etkilediğine inanmaktadırlar. Onlara göre, uygulanacak bir vergi azaltılması programı ekonomide çalışmayı, tasarrufu, yatırımı, üretkenliği ve toplam arzı teşvik edecek ve böylece stagflasyon olayının çözümüne yardımcı olabilecektir.<br />
Kamu harcamalarının toplam arz üzerindeki etkisi ise, teşvikler üzerinde ters yönlü bir etkiye sahip olduğu için daha farklı olacaktır. çünkü, artan kamu harcamaları borçlanma ile finanse edildiği takdirde, ödünç verilebilir fonlar piyasasından fon çekildiği için, <a href="http://www.genelbilge.com/tag/faiz/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Faiz">faiz</a> oranları yükselmekte ve özel yatırım harcamaları azalabilmektedir. Bu durumda zamanla, ekonominin sermaye birikim oranının azalacağı ve bu nedenle ekonomik büyümenin gecikebileceği açıktır. Borçlanmaya seçenek olarak, kamu harcamalarının üreticilerin gelirleri üzerinden alınan vergilerle finanse edildiği durumda ise, teşvikler ortadan kalkacak, (yatırıma oranla cari tüketim fiyatı, çalışmaya oranla boş zaman fiyatı gibi) nispi fiyatlar değişecektir. Ekonomistler nispi fiyatların önemli olduğunu vurgulamaktadırlar. Çünkü vergilenmeyen faaliyetlere oranla (örneğin aylaklık, boş zaman gibi) vergilenebilir üretken faaliyetlerin fırsat maliyeti artarsa, karar vericiler daha çok birinciyi tercih edeceklerdir. Burada önemli olan soru, bu ikâme etkisinin ne kadar önemli olduğudur.</p>

<p class="sayac_bilgi">316 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/stagflasyon-ve-maliye-politikasi.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ücretlilerde Vergi İndirimi</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/ucretlilerde-vergi-indirimi.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/ucretlilerde-vergi-indirimi.html/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Nov 2009 06:26:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/genelbil/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Kpss]]></category>
		<category><![CDATA[Maliye]]></category>
		<category><![CDATA[bu]]></category>
		<category><![CDATA[Cevap]]></category>
		<category><![CDATA[Elde]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Giyim]]></category>
		<category><![CDATA[kira]]></category>
		<category><![CDATA[Sahte]]></category>
		<category><![CDATA[Vergi]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=11783</guid>
		<description><![CDATA[Vergi indirimi ücretlilere gelir imkanı sağlayan bir uygulama olmasının yanısıra belge düzeninin yerleştirilmesine de katkıda bulunmaktadır. Bu çalışma çalışanlara özel gider indirimi konusunda yardımcı olmak, sıkça sorulan sorulara cevap vermek ve sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgeleri harcamalar arasına dahil etmenin cezai sonuçları hakkında bilgi vermek amacıyla hazırlanmıştır. Gerçek ücretlerin vergilendirilmesinde, mükellefin kendisi, eşi ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Vergi indirimi ücretlilere gelir imkanı sağlayan <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bir/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Bir">bir</a> uygulama olmasının yanısıra belge düzeninin yerleştirilmesine de katkıda bulunmaktadır.<br />
<a href="http://www.genelbilge.com/tag/bu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with bu">Bu</a> çalışma çalışanlara özel gider indirimi konusunda yardımcı olmak, sıkça sorulan sorulara cevap vermek ve <a href="http://www.genelbilge.com/tag/sahte/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Sahte">sahte</a> veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgeleri harcamalar arasına dahil etmenin cezai sonuçları hakkında bilgi vermek amacıyla hazırlanmıştır.<br />
Gerçek ücretlerin vergilendirilmesinde, mükellefin kendisi, eşi ve çocukları ile ilgili eğitim, sağlık, gıda, <a href="http://www.genelbilge.com/tag/giyim/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Giyim">giyim</a> ve ikamet edilen konuta ait kira harcamalarının yıllık toplam tutarının;<br />
-3.300 <a href="http://www.genelbilge.com/tag/yeni/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Yeni">Yeni</a> Türk Lirasına kadar %8’i,<br />
-6.600 Yeni Türk Lirasının, 3.300 Yeni Türk Lirası için %8’i, aşan kısmı için %6’sı<br />
-6.600 Yeni Türk Lirasından fazlasının, 6.600 Yeni Türk Lirası için %7’si,aşan kısmı için %4’ü. (2005 yılı için)<br />
ücretlinin ertesi yılda ödeyeceği gelir vergisinden mahsup edilir veya işverenler aracılığı ile kendisine nakden iade edilir. <span id="more-11783"></span><br />
<strong>Vergi İndirimindeki Genel Esaslar Nelerdir?<br />
Vergi İndiriminden Kimler Yararlanır?<br />
Vergi İndirimine Konu Harcamalar Nelerdir?<br />
Vergi İndirimine Konu Harcamalarda Aranacak Şartlar Nelerdir?<br />
Vergi İndirimine Konu Olan Harcama Belgeleri Nelerdir?<br />
Vergi İndirimine Konu Olan Harcamalara İlişkin Üst Sınır var mıdır?<br />
Vergi İndirimine Konu Olan Harcamalar Ücret Gelirinin <a href="http://www.genelbilge.com/tag/elde/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Elde">Elde</a> Edildiği Dönemle İlgili Olmak Zorunda mıdır?<br />
Belgesi İndirim Konusu Yapılamayacak Kurum ve Kuruluşlar Hangileridir?<br />
Vergi İndirimine Girmeyen Harcamalar Nelerdir?<br />
Vergi İndirimi Tutarı Nasıl Hesaplanacaktır?<br />
Vergi İndiriminde Ücretliler Tarafından Yapılacak İşlemler Nelerdir?<br />
Vergi İndiriminde İşverenler Tarafından Yapılacak İşlemler Nelerdir?<br />
Bir Harcama Belgesinde Birden Fazla Harcama Çeşidinin Yer Alması Durumunda Vergi İndirimi Nasıl Yapılacaktır?<br />
Ücretlilerde Vergi İndirimine Ait Bildirim Nasıl Yapılacaktır?<br />
Aynı Zamanda Birden Fazla İşverenden Ücret Geliri Elde Edenlerde Vergi İndirimi Nasıl Yapılacaktır?<br />
Muhtasar Beyanname Vermeyen İşverenlerin Yapacağı İşlemler Nelerdir?<br />
Yıllık Beyanname Veren Ücretlilerde Vergi İndirimi Uygulaması Nasıl Yapılacaktır?<br />
Emeklilik Nedeniyle İşten Ayrılan veya Ölen Ücretlilerde Vergi İndirimi Nasıl Yapılacaktır?<br />
Bir İşyerinde Çalışmakta İken İşten Ayrılan ve Başka Bir İşte Ücretli Olarak Çalışmayanlar Hakkında Vergi İndirimi Uygulaması nasıl Yapılacaktır?<br />
İşverenlerce Emekli Olanlar veİşten Ayrılıp Başka İşveren Nezdinde Çalışmayanlarla İlgili Olarak Yapılacak İşlemler Nelerdir?<br />
İşveren Değiştiren Ücretlilerde Vergi İndirimi Uygulaması Nasıl Yapılacaktır?<br />
Ücretini Yabancı Bir Memleketteki İşverenden Alan Ücretlilerde Vergi İndirimi Nasıl Yapılacaktır?<br />
Üçer Aylık Dönemlerde Muhtasar Beyanname Veren İşverenlerin Yanında Çalışan Ücretlilerde Vergi İndirimi Uygulaması Nasıl Yapılacaktır?<br />
Mükellefiyeti Sona Eren İşverenler Yanında Çalışmış Olan Ücretlilere İlişkin Vergi İndirimi Uygulaması Nasıl Yapılacaktır?<br />
Vergi İndirimi Nedeniyle Tevkif Suretiyle Kesilerek Ödenmesi Gereken Gelir Vergisinin Eksik Hesaplanması Halinde Uygulanacak Cezai Müeyyideler Nelerdir?<br />
</strong></p>
<p> <strong> Vergi İndirimindeki Genel Esaslar Nelerdir? </strong><br />
• Vergi indirimi yalnızca ücretlileri gerçek usulde tespit edilen ücretlilerin yararlanabileceği bir indirimdir. Harcamaya göre hesaplanacak tutar matrahtan indirilecektir.<br />
• İndirim konusu harcamaların Türkiye’de yapılması, gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunan gerçek veya tüzel kişilerden alınacak belgelerle belgelendirilmesi ve bu belgelerin işverene verilmesi şarttır.<br />
• Hesaplanan indirim tutarı, harcamanın yapıldığı yıla ait ücretin yıllık vergi matrahını geçemez.<br />
• Mükellefin kendisi, eşi ve çocukları ile ilgili eğitim, sağlık, gıda, giyim ve konut kira harcamalarının yıllık toplamı vergi indiriminde esas alınır. </p>
<p><strong>  Vergi İndiriminden Kimler Yararlanır? </strong><br />
Vergi indiriminden ücretleri gerçek usulde tespit edilen ücretliler yararlanır.Bunların eş ve çocuklarının harcamaları da vergi indirimine konu olur.<br />
Eş; Medeni Kanuna göre aralarında evlilik bağı kurulmuş kadın ve erkeklerden her biridir.Eş başka bir işte çalışsa dahi adına düzenlenen belge eşinin vergi indiriminde dikkate alınır.<br />
Vergi indiriminde çocuk tabiri; yaş sınırına bakılmaksızın ücretli ile birlikte oturan veya ücretli tarafından bakılan (gelir vergisine tabi geliri bulunmayan, nafaka verilmek suretiyle bakılan,evlat edinilenler ile ana babalarını kaybetmiş torunlardan ücretli ile birlikte oturan) kişiler olarak <a href="http://www.genelbilge.com/tag/kabul/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kabul">kabul</a> edilmektedir.<br />
Aşağıda sayılan ödemelerde ücret sayılır ve vergi indiriminden yararlanırlar:<br />
• <a href="http://www.genelbilge.com/tag/gelir-vergisi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Gelir Vergisi">Gelir Vergisi</a> Kanunu’nun 23‘üncü maddenin 11 numaralı bendine göre istisna dışında kalan emeklilik, maluliyet, dul ve yetim aylıkları,<br />
• Evvelce yapılmış veya gelecekte yapılacak hizmetler karşılığında verilen para ve ayınlarla sağlanan diğer menfaatler,<br />
• Türkiye Büyük Millet Meclisi, il genel meclisi ve belediye meclisi üyeleri ile özel kanunlarına veya idari kararlara göre kurulan daimi veya geçici bütün komisyonların üyelerine ve yukarıda sayılanlara benzeyen diğer kimselere bu sıfatları dolayısıyla ödenen veya sağlanan para, ayın ve menfaatler,<br />
• Yönetim ve denetim kurulları başkanı ve üyeleriyle tasfiye memurlarına bu sıfatları dolayısıyla ödenen veya sağlanan para, ayın ve menfaatler,<br />
• Bilirkişilere, resmi arabuluculara, eksperlere, spor hakemlerine ve her türlü yarışma jürisi üyelerine ödenen veya sağlanan para, ayın ve menfaatler,<br />
Sporculara transfer ücreti veya sair adlarla yapılan ödemeler ve sağlanan menfaatler </p>
<p><strong>  Vergi İndirimine Konu Harcamalar Nelerdir? </strong><br />
a)Eğitim Harcamaları:<br />
• Okullara gidişgeliş hizmeti veren mükelleflere ödenen taşıma ücretleri,<br />
• Gelir ve kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunan öğrenci yurtları tarafından düzenlenen faturalar,<br />
• Spor okullarına yapılan ödemeler,<br />
• Sürücü kurslarına yapılan ödemeler,<br />
• Anaokulu, kreş ve dershanelere eğitim amacıyla yapılan ödemeler ve kurs ücretleri,<br />
• Makbuz karşılığı özel ders veren öğretmenlere yapılan ödemeler,<br />
• Kitap ve kırtasiye alımları için yapılan ödemeler,<br />
• Üniversiteye giriş sınavlarına hazırlık, özel okul giriş sınavlarına hazırlık, yabancı dil kursları ve bu sınavlara yönelik dergiler<br />
vergi indirimine konu olmaktadır.<br />
Ancak;<br />
• Günlük gazeteler,<br />
• Haftalık, aylık, yıllık yayımlanan dergiler, mecmualar,<br />
• <a href="http://www.genelbilge.com/tag/milli/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Milli">Milli</a> Eğitim Bakanlığına bağlı okulların okul aile birliğine veya okul koruma derneğine yapılan bağışlar,<br />
• Yabancı ülkelerde eğitim veren kurumlardan alınan belgeler,<br />
• Piyano, bilgisayar, CD ve disketler, (eğitim CD’leri hariç)<br />
• Genel ve katma bütçeli kurumlara yapılan eğitim harcamaları<br />
vergi indiriminden faydalanamazlar.<br />
b)Gıda Harcamaları:<br />
• Sigara ve alkollü içkiler dışında kalan içecekler ve her türlü yiyecek,<br />
• Otel ve benzeri konaklama yerlerinden alınacak belgelerde yiyecek ve içecek bedellerinin konaklama bedelinden ayrı gösterilmesi durumunda yiyecek ve içecek bedelleri<br />
• Otel, lokanta, kafeterya, kantin vb. yerlerde yiyecek ve içecekler için yapılan harcamalar,<br />
• Kurbanlık koyun alımı için yapılan harcamalar<br />
vergi indirimine konu olmaktadır.<br />
Ancak;<br />
• Sigara ve alkollü içkilere yapılan harcamalar,<br />
• Otel ve benzeri konaklama yerlerinden alınacak belgelerde yiyecek ve içecek bedellerinin konaklama bedelinden ayrı gösterilmemesi durumunda yiyecek ve içecek bedelleri,<br />
• Evlerde beslenen hayvanların tüketimi için alınan yem, mama vb gıda maddeleri ile temizlik maddelerine yapılan harcamalar,<br />
• Düğün, ziyafet, iftar yemeklerine yapılan harcamalar<br />
vergi indiriminden faydalanamazlar.<br />
c)Sağlık Harcamaları:<br />
• Ücretlilerin kendileri, eş ve çocuklarının yaptığı ilaç masrafları,<br />
• Sağlık malzemesi ve hastane giderleri ile muayene, tahlil, ameliyat, fizik tedavi ve diş protez ücretleri, numaralı olmak şartıyla gözlük ve lens alımları,<br />
• Ücretlinin yaptığı sağlık harcamalarının bir kısmının işverenlerce karşılanması halinde ücretlinin kendisinin yaptığı harcamalar,<br />
• Sakat ve malul arabası,<br />
• Doktor raporuyla alınan cilt sağlığına ilişkin harcamalar,<br />
vergi indirimine konu olur.<br />
Ancak;<br />
• Temizlik malzemeleri,<br />
• Makyaj malzemeleri,<br />
• Spor merkezlerine üyelik bedelleri,<br />
• İsteğe bağlı sigorta primleri,<br />
• Doktor raporu olmaksızın yapılan cilt sağlığı, parfümeri harcamaları<br />
• Sağlık Bakanlığına ve üniversitelere bağlı hastaneler ile bunların döner sermayelerine yapılan sağlık harcamaları<br />
vergi indiriminden faydalanamazlar.<br />
d)Giyim Harcamaları:<br />
• Kumaş, hazır elbise, ayakkabı, ayakkabı, şapka, iç çamaşırı, gelinlik, kemer,çorap, cüzdan, bayan çantası ve okul çantası gibi giyime ilişkin her türlü harcamalar ile bunlara ilişkin dikim,bakım,onarım,boya, kuru temizleme harcamaları vergi indirimine konu olmaktadır.<br />
Ancak;<br />
• Giyim eşyaları ile ilgili alınan temizlik maddelerine ilişkin harcamalar,vergi indirimine konu edilmezler.<br />
e)Kira Harcamaları:<br />
• İkamet edilen konut için yapılan fiili kira ödemesinin tamamı vergi indirimine konu edilmektedir. (Kiranın tek bir seferde veya birkaç aylık veya aylık dönemler itibariyle ödenmesinin önemi bulunmamaktadır. Kira kontratının fotokopisi yanında banka dekontu veya ev sahibinden alınacak ödenen kira tutarını gösteren yazı yer almalı ve kira ödemesinin kapsadığı dönemin belgede belirtilmesi zorunludur.)<br />
• Kurumlar vergisine tabi olan iktisadi <a href="http://www.genelbilge.com/tag/kamu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kamu">kamu</a> müesseseleri ile diğer müesseselere ait lojmanlar için ödenen kira bedelleri<br />
vergi indirimine konu edilebilmektedir.Ancak;<br />
• Genel bütçeye dahil kurumlara yapılan kira ödemeleri,<br />
• Yurt dışındaki konutlar için ödenen kiralar,<br />
• İkamet edilen konuta gelecek yıllar için yapılan kira ödemeleri,<br />
• Bankamatikler tarafından verilen fişler (Paranın ne için ve kimin adına yatırıldığını belirtmediğinden)<br />
vergi indirimine konu edilmezler. </p>
<p><strong>  Vergi İndirimine Konu Harcamalarda Aranacak Şartlar Nelerdir? </strong><br />
Bir harcamanın vergi indirimine konu olabilmesi için,<br />
1- Harcamaların mutlaka Türkiye’de yapılması,<br />
2- Harcamaların Gelir ve Kurumlar vergisine tabi olan mükelleflerden alınan belgelerle belgelendirilmesi,<br />
3- Yapılan harcamanın ücretlinin kendisi medeni kanun hükümlerine göre aralarında evlilik bağı kurulmuş eşi ve mükellefle beraber oturan veya mükellef tarafından bakılan (Nafaka verilerek bakılanlar dahil) çocukları (yaş sınırı kaldırılmıştır) tarafından yapılması ve satın alınan mal ve hizmetlerin bunlar tarafından tüketilmesi gerekmektedir.<br />
<strong><br />
  Vergi İndirimine Konu Olan Harcama Belgeleri Nelerdir? </strong><br />
Ücretliler vergi indirimine konu olan harcamalarını Gelir ve Kurumlar Vergisi mükelleflerinden alacakları şu belgelerle tevsik ederler:<br />
1-Fatura,<br />
2-Serbest meslek makbuzu,<br />
3-Perakende satış fişi,<br />
4- Ödeme kaydedici cihazlara ait satış fişi (yazar kasa fişi)<br />
belgeler okunaklı olmalıdır; isim kısmı karalanan, yırtılan ve mükellef, eşi veya çocukları dışındaki kişiler adına düzenlenen belgeler geçersizdir. </p>
<p> <strong> Vergi İndirimine Konu Olan Harcamalara İlişkin Üst Sınır var mıdır? </strong><br />
Üzerinden vergi indirimi hesaplanacak harcama tutarı, ücretlinin vergi indirimine konu harcamalarının yapıldığı yıla ilişkin ücret matrahının yıllık toplamını aşamayacaktır. </p>
<p><strong>  Vergi İndirimine Konu Olan Harcamalar Ücret Gelirinin Elde Edildiği </strong>Dönemle İlgili Olmak Zorunda mıdır?<br />
Ücret gelirinin elde edildiği takvim yılına ilişkin vergi indirimi kapsamına giren harcamalar, ücret gelirinin elde edildiği dönemle ilişkilendirilmeksizin vergi indirimi uygulamasında dikkate alınacaktır. Bu kapsamda, yıl içinde yeni işe giren, işten ayrılan, emekli olan, ücretsiz izne ayrılan kişilere ait harcama belgelerinin çalışılan dönemle sınırlı olmaksızın kabul edilmesi gerekmektedir. </p>
<p><strong>  Belgesi İndirim Konusu Yapılamayacak Kurum ve Kuruluşlar Hangileridir? </strong><br />
• Vergi indirimine konu olan harcamaların gelir ve kurumlar vergisine tabi olmayan kişi, kurum ve kuruluşlara yapılması halinde bu harcamalar vergi indirimine konu teşkil etmeyecektir.<br />
• Kurumlar vergisi muafiyeti tanınan kurumlardan yapılan harcamalar vergi indirimine konu harcama olarak kabul edilmeyecektir. Ancak kurumlar vergisinde yer alan istisnalardan yararlanan kurumlar ile istisna uygulaması öteden beri devam eden eğitim ve sağlık kurumlarına yapılan harcamalar vergi indirimine konu olacaktır.<br />
1-Ücretlinin yurtdışında yaptığı eğitim harcamaları, Türkiye’de yapılmadığı için, vergi indirimine konu olmayacaktır.<br />
2- Sağlık Bakanlığına ve üniversitelere bağlı hastanelerde yapılan sağlık harcamaları için, bu hastanelerin döner sermayelerine ödenen paralar vergi indirimine konu olmayacaktır.<br />
3- Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okulların okul aile birliğine veya okul koruma derneğine yapılan bağışlar da vergi indirimine konu harcamalar kapsamına girmemektedir.<br />
4- Ücretlilerin, gelir veya kurumlar vergisi mükellefi olmayan kişi, kurum ve kuruluşlara ödediği kira bedelleri de vergi indirimine konu edilmeyecektir.<br />
5-Tüketim kooperatifi kurumlar vergisinden muaf bulunmaktadır. Bu kooperatif den yapılan giyim ve gıda harcamaları, kooperatifin kurumlar vergisi mükellefi olmaması (muaf olması) nedeniyle indirime konu teşkil etmeyecektir.<br />
<strong><br />
  Vergi İndirimine Girmeyen Harcamalar Nelerdir? </strong><br />
1- Vekalet ücretleri,<br />
2- Yolcu ve yük taşıma giderleri,<br />
3- Otel, motel ve pansiyonlara ödenen konaklama ücretleri,<br />
4- Tiyatro, sinema, konser salonu, plaj, yüzme havuzu gibi yerlere yapılan giriş ücreti ödemeleri,<br />
5- Ziynet ve süs eşyası alımları,<br />
6- Temizlik madde ve malzemesi alımları,<br />
7- Her türlü kadın ve erkek tuvalet ve itriyat madde ve malzemesi alımları,<br />
8- Kozmetik maddelerin alımları,<br />
9- Çiçek alımları,<br />
10- Kuaför ve berberlere ödenen ücretler,<br />
11- Fotoğraf filmi ve tab ücreti,<br />
12- Fotokopi ücreti,<br />
13- Ampul, floresan ampul ve pil alımları,<br />
14- Plak, teyp ve video kaset alımları ile bunların kiralanması karşılığında ödenen ücretler,<br />
15- Konutların boya ve badana giderleri ile duvar kağıdı giderleri,<br />
16- Elektrik ve su tesisatı için yapılan ödemeler,<br />
17- Billuriye, züccaciye alımları,<br />
18- Çocuk oyuncakları,<br />
19- Havlu, çarşaf, nevresim alımları,<br />
20- Plastik eşya alımları,<br />
21- Çanta ve valiz alımları, (cüzdan, bayan çantası ve okul çantası hariç)<br />
22- Noter giderleri,<br />
23- Şehir şebekesi su giderleri,<br />
24- Sigara, alkollü içkiler ve bira için yapılan giderler,<br />
25- Sıhhi tesisat malzemeleri,<br />
26- Askeri ve okul kantinlerine yapılan harcamalar,<br />
27- Yurtdışı eğitim ve öğretim harcamaları,<br />
28- Kol ve duvar saati,<br />
29- Her türlü hırdavat malzemesi,<br />
30- Tüp gaz giderleri,<br />
31- Genel bütçeye giren dairelere ait lojman giderleri<br />
<strong><br />
  Vergi İndirimi Tutarı Nasıl Hesaplanacaktır? </strong><br />
Vergi indirimi,ücretlinin bir önceki yıla ait yıllık toplam vergi matrahını aşmamak üzere harcama tutarının<br />
-3.300 Yeni Türk Lirasına kadar %8’i,<br />
-6.600 Yeni Türk Lirasının, 3.300 Yeni Türk Lirası için %8’i, aşan kısmı için %6’sı<br />
-6.600 Yeni Türk Lirasından fazlasının,6.600 Yeni Türk Lirası için %7’si, aşan kısmı için %4’ü. (2005 yılı için) uygulanmak suretiyle hesaplanır.<br />
Örneğin, 2005 yılı içinde elde ettiği ücret gelirinin vergi matrahı 20.000 YTL olan ve ücret matrahının tamamı kadar vergi indirimi uygulaması kapsamında harcama yapmış bir ücretlinin hak kazanacağı vergi indirimi tutarı şu şekilde hesaplanmaktadır:</p>
<p>İlk 6.600 YTL için, 6.600*%7<br />
=462 YTL<br />
Kalan 13.400 YTL için, 13.400*%4<br />
=536YTL<br />
Toplam<br />
=998YTL</p>
<p><strong>  Vergi İndiriminde Ücretliler Tarafından Yapılacak İşlemler Nelerdir? </strong><br />
• Ücretliler, kendileri, eş ve çocukları adına düzenlenmiş, vergi indirimi kapsamına giren harcamalarına ilişkin belgeleri yıl boyunca (1 Ocak-31 Aralık 2005) biriktireceklerdir.<br />
• Ücretliler, bir yıl boyunca biriktirdikleri harcama belgelerini ertesi yılın Ocak ayının 20’sinin mesai saati sonuna kadar (20 Ocak 2006) işverenlerine vereceklerdir.<br />
• Ücretliler vergi indirimine konu olan harcama belgelerini, ‘Vergi İndirimine Ait Bildirim’ ile beyan ederler ve harcamalarını bu bildirimin arkasında yer alan bölüme grupları itibariyle kayıt ederler. Harcama belgeleri belirtilen bölüme sığmazsa yeterli miktarda yaprak kullanılması mümkündür. Zarfta yer alan bilgiler doldurulup ücretli tarafından imzalanır.<br />
• Ayrıca ücretlilerin harcama belgesinde vergi indirimine konu olan ve olmayan birden fazla harcama çeşidinin olması durumunda, vergi indirimine konu olmayan harcamalar belge toplamından düşülerek harcama tutarı tespit edilir. </p>
<p><strong>  Vergi İndiriminde İşverenler Tarafından Yapılacak İşlemler Nelerdir? </strong><br />
• İşverenler, ücretliler tarafından kendilerine verilen bildirimi ve harcama belgelerini 20 Ocak tarihine kadar alırlar. Bu belgelerin geçerli olup olmadığını, harcamaların vergi indirimi kapsamına girip girmediğini ve harcama toplamının doğru beyan edilip edilmediğini <a href="http://www.genelbilge.com/tag/kontrol/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kontrol">kontrol</a> ederler.<br />
• İşverenler, kendilerine sunulan vergi indirimine ait bildirimde yer alan harcama tutarını dikkate alarak Ocak ayı sonuna kadar ‘Vergi İndirimine Ait Bordro’yu düzenlerler. (EK 2)<br />
• İşverenler her bir ücretlinin yararlanacağı vergi indirimini ayrı ayrı hesaplayarak bordroda gösterirler. Bu bordro,fiilen çalışan ücretliler için ayrı,emekli olanlar, işten ayrılıp başka işveren nezdinde çalışmayanlar ile ölenler için ayrı ayrı düzenlenir.<br />
• İşverenler kendilerine ibraz edilen harcama belgelerini ve bildirimlerini tarh zamanaşımı süresi içinde (5 yıl) saklamak ve istendiğinde vergi incelemesine yetkili olanlara ibraz etmek zorundadır.<br />
• İşverenler Ocak ayı sonuna kadar Vergi İndirimine Ait Bordroyu düzenlerler ve her bir ücretli için hesaplanan vergi indirimi tutarını Şubat ayından itibaren ödenecek ücretlerin gelir vergisinden mahsup ederler. Bu işlem her bir ücretli için ayrı ayrı yapılır.<br />
• İşverenler yapılan bu mahsup işlemi için düzenledikleri ücret bordrosunda, ‘Vergi indiriminden doğan mahsup edilecek gelir vergisi ’ başlığı altında sütun açarak mahsup ettikleri vergi tutarını bu sütunda gösterirler. Mahsup edilecek vergi indirimi, ücretlinin o aydaki ücretinden kesilen gelir vergisinden fazla olmamalıdır. Bu tutarın aşılması halinde aşan kısım izleyen aylarda ödenecek olan gelir vergisinden mahsup edilir.<br />
• Ücret gelirleri için hesaplanan vergiden mahsup edilen vergi indirimi muhtasar beyannamede mahsuplar arasında gösterilerek kalan tevkifat tutarı işverenlerce vergi dairesine ödenir. Vergi indirimi tutarının muhtasar beyannamede gösterilebilmesi için ödenmiş olması şarttır. Mahsubu yapılan vergi farkı, işverenlerce en geç o aya ait muhtasar beyannamenin verilme süresinin sonuna kadar ücretlilere ödenecektir. Vergi farkı bu süre içinde ödenmezse eksik beyan edilmiş ve ödenmemiş gelir vergisinin hükümlerine tabi olacaktır.<br />
Mahsup işleminin takvim yılının son ayına kadar yapılamaması halinde kalan tutar, Aralık ayına ait muhtasar beyanname üzerinden mahsup edilir. Aralık ayına ait tevkif suretiyle kesilen vergilerin vergi indiriminden doğan ve mahsubu yapılamamış vergi alacağını karşılayamaması halinde, kalan tutar gerekli incelemeler yapıldıktan sonra işverenlerce hak sahiplerine ödenir. </p>
<p><strong>  Bir Harcama Belgesinde Birden Fazla Harcama Çeşidinin Yer Alması Durumunda Vergi İndirimi Nasıl Yapılacaktır? </strong><br />
• Bir harcama belgesinde birden fazla harcama çeşidinin bulunması halinde, vergi indirimine konu olmayan harcamalar belge toplamından düşülür ve indirime konu olacak harcama tutarı tespit edilir.<br />
• Aynı harcama belgesinde indirime konu harcama çeşidi birden fazla ise bu belge, miktarı yüksek olan harcama grubuna ait belge olarak gösterilecektir. </p>
<p>  Ücretlilerde Vergi İndirimine Ait Bildirim Nasıl Yapılacaktır?<br />
Ücretlilerde Vergi İndirimine Ait Bildirim Ek:1’ deki örneğine uygun olarak çoğaltılıp kullanılabilecektir </p>
<p><strong>  Aynı Zamanda Birden Fazla İşverenden Ücret Geliri Elde Edenlerde Vergi İndirimi Nasıl Yapılacaktır? </strong><br />
• Aynı zamanda birden fazla işverenden ücret geliri elde edenler vergi indirimine ait bildirimi her bir işverene ayrı ayrı vereceklerdir.<br />
• Her bir işveren kendi ödediği ücretlerin vergi matrahlarına mevzuata göre vergi indirimi uygulayacaktır. </p>
<p><strong>  Muhtasar Beyanname Vermeyen İşverenlerin Yapacağı İşlemler Nelerdir? </strong><br />
Genel bütçeye dahil olan daireler, yaptıkları gelir vergisi tevkifatı için muhtasar beyanname vermemektedir. Bu daireler, hak kazanılan vergi indirimi tutarını Şubat ayından itibaren ödeyecekleri ücretler üzerinden tevkif edeceği vergiden mahsup edecektir. Dolayısıyla, ücretlilere mahsup edilen vergi tutarı kadar ödeme yapmış olacaklardır. Mahsup işlemi sonunda arta kalan vergi indirimi tutarı, izleyen aylarda aynı esaslar çerçevesinde indirilmeye devam edilecektir<br />
Örnek:<br />
X Bakanlığında çalışan ücretli (Y)&#8217;nin, 2005 dönemine ilişkin toplam vergi matrahı 8.000 YTL dir. Bu döneme ilişkin vergi indirimine konu harcamalarının tutarı 6.000 YTL’dir.<br />
Bu ücretli, harcamalarının toplamı olan 6.000 YTL’yi, &#8220;Ücretlilerde Vergi İndirimine Ait Bildirim&#8221; ile 20/1/2006 tarihine kadar işverenine beyan etmiş ve harcama belgelerini bildirimine eklemiştir. İşveren (X) Bakanlığı, ücretlinin kendisine bildirdiği harcama tutarını dikkate alarak &#8220;Vergi İndirimine Ait Bordro&#8221;yu 2006 yılı Ocak ayı sonuna kadar aşağıdaki şekilde düzenleyecektir.<br />
Bu ücretlinin vergi indirimi bordrosunda yer alacak tutarlar aşağıdaki şekilde gösterilecektir:</p>
<p>- Ücretlinin 2005 Yılı Vergi Matrahı Toplamı<br />
8.000 YTL<br />
- Vergi İndirimine Konu Harcama Tutarı<br />
6.000 YTL<br />
- Vergi İndirimine Konu Olacak Tutar<br />
– Hesaplanan Vergi İndirimi Tutarı<br />
3.300 YTL X %8=264 YTL<br />
2.700 YTL X %6=162 YTL<br />
6.000 YTL<br />
426 YTL</p>
<p> Muhtasar beyanname vermek zorunda olmayan işveren, toplam vergi indirimi tutarını, 15/2/2006 tarihinde (Y)’ye ödeyeceği ücret üzerinden tevkif edeceği vergiden mahsup edecektir. Başka bir ifade ile işveren 15/2/2006 tarihinde mahsup edilen vergi indirimi tutarı kadar (Y)’ye daha fazla ödeme yapacaktır. Mahsup işlemi sonucu arta kalan vergi indirimi tutarı izleyen aylarda mahsup edilecektir. Ücretlinin Şubat 2006 ayında aldığı ücret üzerinden hesaplanan gelir vergisi 100 YTL olduğu varsayımı altında yapılacak işlem aşağıda gösterilmiştir:<br />
- 2005 Şubat Ayı Ücretinden Hesaplanan Gelir Vergisi<br />
:<br />
100 YTL<br />
- Şubat Ayında Mahsup Edilecek Vergi İndirimi Tutarı<br />
:<br />
100 YTL<br />
- Ödenecek Gelir Vergisi<br />
:<br />
-<br />
- Müteakip Aylarda Mahsup Edilecek Vergi İndirimi Tutarı<br />
(426- 100 = 326 YTL)<br />
:<br />
326YTL</p>
<p>  Yıllık Beyanname Veren Ücretlilerde Vergi İndirimi Uygulaması Nasıl Yapılacaktır?<br />
• Ücretlerinden vergi tevkif usulü cari olmayan ve bu nedenle ücretlerini yıllık beyanname ile beyan etmek zorunda olan ücretlilerde vergi indirimi, bu kişilerin bağlı olduğu vergi dairesince gerçekleştirilecektir. Anılan mükellefler vergi indirimine ait bildirimi ve harcama belgelerini yıllık gelir vergisi beyanname verme süresi içinde bağlı olduğu vergi dairesine vereceklerdir.<br />
• <a href="http://www.genelbilge.com/tag/vergi-dairesi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Vergi Dairesi">Vergi dairesi</a> bu bildirim üzerine; harcamaların vergi indirimi konusuna girip girmediği, belgelerin geçerli belge olup olmadığını kontrol ederek hesapladığı vergi indirimi tutarını Nisan ayı sonuna kadar ücretliye nakden ödeyecektir. Ücretliye nakden iadesi gereken söz konusu vergi indirimi tutarlarının öncelikle yıllık beyannamede tahakkuk eden gelir vergisine mahsup edileceği tabiidir. </p>
<p>  Emeklilik Nedeniyle İşten Ayrılan veya Ölen Ücretlilerde Vergi İndirimi Nasıl Yapılacaktır?<br />
• Emeklilik nedeniyle işinden ayrılan ücretliler, vergi indirimine konu mal ve hizmet alımlarına ilişkin yaptıkları harcamalara ait belgelerini belirtilen esaslar ve süreler dahilinde işverene bildirirler.<br />
• Ölüm nedeniyle işten ayrılan ücretlilerin varislerinden bir tanesi harcama belgelerini murisin işvereninin bağlı bulunduğu vergi dairesine verecektir. </p>
<p>  Bir İşyerinde Çalışmakta İken İşten Ayrılan ve Başka Bir İşte Ücretli Olarak Çalışmayanlar Hakkında Vergi İndirimi Uygulaması nasıl Yapılacaktır?<br />
Bir işveren nezdinde çalışmakta iken bu işyerinden ayrılan bir daha ücretli olarak çalışmayan ücretliler, işveren değiştirdiği takvim yılına ilişkin vergi indirimini en son çalıştığı işverene verecektir. </p>
<p>  İşverenlerce Emekli Olanlar veİşten Ayrılıp Başka İşveren Nezdinde Çalışmayanlarla İlgili Olarak Yapılacak İşlemler Nelerdir?<br />
İşverenler; emekli olanlar,işten ayrılıp da başka işveren nezdinde çalışmayanlar için ayrı ayrı vergi indirimi bordrosu düzenlerler. </p>
<p><strong>  İşveren Değiştiren Ücretlilerde Vergi İndirimi Uygulaması Nasıl Yapılacaktır? </strong><br />
• Bir işveren nezdinde ücretli olarak çalışmakta iken, iş değiştirmek suretiyle başka bir işveren nezdinde çalışmaya başlayan ücretliler, işveren değiştirdiği takvim yılına ilişkin vergi bildirimini en son çalıştığı işverene verecektir.<br />
• Ancak bu ücretliler, daha önce çalıştığı işverenden kendilerine ödenen ücretlerin vergi matrahını, bu matrahtan kesilen gelir vergisini ve bu verginin beyan edilmiş (tahakkuk fişine bağlanmış) olduğunu gösterir bir belgeyi alarak, en son çalıştığı işverene vereceklerdir. Bu yazının bir örneği yeni işveren tarafından eski işverenin muhtasar beyanname yönünden bağlı olduğu vergi dairesine bir yazıyla gönderilecektir.<br />
Yıl İçinde İstisna, Muafiyet ve İndirimler Nedeniyle Vergi Matrahı Doğmadığı İçin Ücretinden Vergi Kesilmeyenlerin Durumu:<br />
Vergi indirimi, ücretlilerin vergi matrahlarından vergi indirimine konu olan harcamaların belli bir kısmının düşülmesi suretiyle uygulanmaktadır. Buna göre, ücretlilerin yararlandığı istisna, muafiyet ve indirimler nedeniyle, vergi matrahı doğmadığı için ücretinden vergi kesilmeyenler, vergi indiriminden yararlanamayacaklardır. </p>
<p><strong>  Ücretini Yabancı Bir Memleketteki İşverenden Alan Ücretlilerde Vergi İndirimi Nasıl Yapılacaktır? </strong><br />
Bu kişiler düzenleyecekleri gelir vergisi beyannamesinde vergi indirimini ücretlerin gayrisafi tutarından indirebileceklerdir. </p>
<p>  Üçer Aylık Dönemlerde Muhtasar Beyanname Veren İşverenlerin Yanında Çalışan Ücretlilerde Vergi İndirimi Uygulaması Nasıl Yapılacaktır?<br />
• Bu işverenler, Şubat ayından itibaren vergi indirimi uygulamasını dikkate almak suretiyle ücret ödemesinde bulunacaklardır. Vergi indirimi tutarları, Ocak-Şubat-Mart aylarına ilişkin Nisan ayında verilecek muhtasar beyannamede mahsup konusu yapılarak indirilmeye başlanacaktır. Muhtasar beyannamede tevkif yoluyla kesilen vergiler toplamı üzerinden vergi indirimi tutarı mahsup edilecektir. </p>
<p>  Mükellefiyeti Sona Eren İşverenler Yanında Çalışmış Olan Ücretlilere İlişkin Vergi İndirimi Uygulaması Nasıl Yapılacaktır?<br />
1) Vergi İndirimine Ait Bildirim Verilmeden Önce İşi Bırakan Mükellefin Yanında Çalışmış Olan Ücretlilerde Vergi İndirimi Uygulaması<br />
• Çalıştığı işverenin mükellefiyetinin sona ermesi ve tekrar ücretli olarak çalışmaması nedeniyle işverenleri aracılığıyla vergi indiriminden yararlanamayan ücretliler, “Ücretlilerde Vergi İndirimine Ait Bildirimi’’ 20 Ocak tarihine kadar eski işvereninin muhtasar <a href="http://www.genelbilge.com/tag/gelir-vergisi-beyannamesi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Gelir Vergisi Beyannamesi">gelir vergisi beyannamesi</a> yönünden bağlı olduğu vergi dairesine vereceklerdir.<br />
• Vergi bildiriminin verildiği vergi dairesi; ücretlinin ilgili yılda o işyerinde çalışıp çalışmadığı, çalıştığı döneme ilişkin ücretlerinin vergi matrahı, bu ücretler üzerinden kesilen vergilerin muhtasar beyanname ile beyan edilip tahakkuk ettirildiği, vergi indirimine konu harcamaların vergi indirimi konusuna girip girmediği, belgelerin geçerli belge olup olmadığı hususlarında yapacağı inceleme sonucunda vergi indirimi tutarını hesaplayacak ve Mart ayı sonuna kadar ücretliye nakden iade edecektir.<br />
• Tasfiye haline girmiş olan kurumlarda vergi indirimi ile ilgili işlemler tasfiye memurlarınca yerine getirilecektir.<br />
2) Vergi İndirimine Ait Bildirim Verildikten Sonra İşi Bırakan Mükellefin Yanında Çalışmış Olan Ücretlilerde Vergi İndirimi Uygulaması :<br />
• Vergi indirimine ait bildirimin işverene verilmesinden sonra işverenin işi bırakması ve ücretlinin başka bir işveren nezdinde çalışmaması durumunda, mahsup edilmemiş vergi indirimi tutarı, işverenin muhtasar beyanname yönünden bağlı olduğu vergi dairesi tarafından, ücretlinin ilgili yılda o işyerinde çalışıp çalışmadığı, çalıştığı döneme ilişkin ücretlerinin vergi matrahı, bu ücretler üzerinden kesilen vergilerin muhtasar beyanname ile beyan edilip tahakkuk ettirildiği, vergi indirimine konu harcamaların vergi indirimi konusuna girip girmediği, belgelerin geçerli belge olup olmadığı ile vergi indirimi tutarının doğru hesaplanıp hesaplanmadığı hususlarında yapacağı inceleme sonucunda ücretliye nakden iade edilecektir.<br />
• Ücretlinin başka bir işveren nezdinde çalışmaya başlaması halinde, yeni işveren ücretlinin eski işverenden getirmiş olduğu yazının bir örneğini eski işverenin muhtasar beyanname yönünden bağlı olduğu vergi dairesine bir yazı ekinde gönderecektir. Ücretlinin eski işvereninden alması gereken yazıyı temin edememesi halinde, mahsup edilemeyen vergi indirimi tutarı yukarıda belirtilen hususlarda yapılacak inceleme sonucuna göre ücretliye vergi dairesince nakden iade edilecektir. </p>
<p><strong>  Vergi İndirimi Nedeniyle Tevkif Suretiyle Kesilerek Ödenmesi Gereken Gelir Vergisinin Eksik Hesaplanması Halinde Uygulanacak Cezai Müeyyideler Nelerdir? </strong><br />
Genel bütçeye dahil daireler ile muhtasar beyanname veren işverenlerin yanlarında çalışan ücretlilerin vergi indirimine konu olan harcamalarını, sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgeler kullanmak veya belgelerde tahrifat yapmak veya diğer suretlerle yüksek göstermeleri nedeniyle, vergi indirimi tutarının fazla hesaplanmasına neden olmaları halinde, bu vergi ilgililerinden <a href="http://www.genelbilge.com/tag/ceza/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ceza">ceza</a>, faiz ve gecikme zammı uygulanmak suretiyle geri alınacaktır.<br />
1)Muhtasar Beyanname Vermeyen Genel Bütçeye Dahil Dairelerde Çalışan Ücretlilerde Uygulanacak Cezai Müeyyideler :<br />
Genel bütçeye dahil dairelerde çalışan ücretlilerin haksız yere vergi indiriminden yararlanmaları durumunda, iade edilen vergi indirimi tutarı, ilgili saymanlıklarca saymanlığın bağlı bulunduğu vergi dairelerine intikal ettirilecek ve vergi daireleri de bu tutarı ücretlilerden ihbarname kuralına göre cezalı olarak tahsil edeceklerdir. Bu vergi cezasından bu dairelerin tahakkuk memurları da müteselsilen sorumlu olacaklardır.<br />
2)Muhtasar Beyanname Veren İşverenlerin Yanında Çalışan Ücretlilerde Uygulanacak Cezai Müeyyideler:<br />
• İşverenler, yanlarında çalıştırdıkları ücretlilerin ücretlerinden tevkif ettikleri vergilerin doğru olarak beyan edilip ödenmesinden sorumludurlar. Bu nedenle işverenler, tevkif suretiyle kesilen vergilerin eksik beyanı dolayısıyla yapılan ikmalen veya re&#8217;sen tarhiyatlarda vergi aslı ile buna ilişkin cezalardan sorumludur. Bu çerçevede işverenler, vergi indirimi dolayısıyla tevkif suretiyle kesilen vergilerin eksik beyanından da sorumludurlar.<br />
• Ancak, ücretlilerin sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge kullandıklarının sabit olması halinde, işverenlerin bu belgelere dayanarak eksik ödedikleri gelir vergisi için adlarına ikmalen veya re&#8217;sen tarh edilen vergi aslı, ceza ve gecikme faizini, genel hükümler çerçevesinde ücretlilere yansıtılabilecektir.<br />
EK:1/a Ücretlilerde Vergi İade Bildirimi Ön Yüz<br />
EK:1/b Ücretlilerde Vergi İade Bildirimi Arka Yüz<br />
EK:2 Vergi İndirimine Ait Bordro<br />
Konu ile ilgili yayımlanan Genel Tebliğler</p>

<p class="sayac_bilgi">62 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/ucretlilerde-vergi-indirimi.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Maliye Nedir Ne İşe Yarar</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/maliye-nedir-ne-ise-yarar.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/maliye-nedir-ne-ise-yarar.html/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Nov 2009 06:18:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/genelbil/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Kpss]]></category>
		<category><![CDATA[Maliye]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Hayata]]></category>
		<category><![CDATA[Kabul]]></category>
		<category><![CDATA[Kapitalizm]]></category>
		<category><![CDATA[Maden]]></category>
		<category><![CDATA[Piyasa Ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[yerli]]></category>
		<category><![CDATA[Yy]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=11781</guid>
		<description><![CDATA[MERKANTANİZM: 16 y.y ortalarıyla 17 yy sonları arasında Batı avrupada etkinlik kazanan bir ekonomik görüştür.Merkantalizmin doğuşunun temelinde ulusal devletin ortaya çıkması uluslar arası ticaretin gelişmesi ve ticaret sermayesinin güç kazanması bulunmaktadır. Ticaretin bireyleri ve ülkeleri zenginleştirdiği inancını savunan bir iktisadi doktirindir. Bu düşünceyi hayata geçirmenin yolu ise, ülkede kıymetli maden stokunun artırılması olarak görülmüştür. Merkantalizim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>MERKANTANİZM:</strong>  16 y.y ortalarıyla 17 yy sonları arasında Batı avrupada etkinlik kazanan <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bir/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Bir">bir</a> ekonomik görüştür.Merkantalizmin doğuşunun temelinde ulusal devletin ortaya çıkması uluslar arası ticaretin gelişmesi ve ticaret sermayesinin güç kazanması bulunmaktadır. Ticaretin bireyleri ve ülkeleri zenginleştirdiği inancını savunan <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bir/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Bir">bir</a> iktisadi doktirindir. Bu düşünceyi hayata geçirmenin yolu ise, ülkede kıymetli maden stokunun artırılması olarak görülmüştür. Merkantalizim döneminde kamu harcamalarında artış olmuştur. Devlet ticareti kolaylaştırmak amacıyla yollar yapmış  ve dış ticareti teşvik(ihracat) etmiştir.sanayide yerli hammadde kullanılması ,hammadde ihracatının yasaklanması ithalatın yüksek gümrük vergileri ile ve yasalarla kısıtlanması gibi önlemleri savunmuşlardır.Ayrıca güçlü ulusal deniz ticaret filolarının kurulmasınıda savunmuşlardır. Devlet eğitim, sağlık, yargı, gibi hizmetleri gördüğü zaman halktan bu hizmetlerin finansmanına katılmasını istemek hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.<span id="more-11781"></span><br />
<strong>FİZYOKRATLAR</strong>:  Fizyokratik iktisadi düşünce sahipleri liberal kapitalizm öncüleri sayılmaktadır. Bu düşünce akımın kurucusu fransız <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bilim/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Bilim">bilim</a> adamı Dr Quesney’(iktisadi tablo adlı çalışması vardır) dir. Üretimin gerçek kaynağı topraktır. Devletin müdahalesine karşıdırlar. Sadece iç ve dış güvenliğin sağlanması ve alt yapı hizmetlerinin yerine getirilmesini ve ekonomiye karışmamasını istemişlerdir, vergi sadece tarımdan alınmalıdır.<br />
<strong>KLASİK DÜŞÜNCE</strong> : İktisadi hayatta doğal bir düzen vardır. Ekonomik dengelerin kendiliğinden ve otomotik olarak oluştuğu,  bu tabii düzenin bozulmaması için, devletin mümkün olduğunca ekonomiye müdahalede bulunmaması gerekir. Buğünkü anlamda serbest piyasa ekonomisi teorisinin kurucuları olarak kabul edilen klasikler devletin faaliyetlerini, ülkenin ic ve dış güvenliğini sağlamakla sınırlı tutmuşlardır. Devletin vergilerini bir iktisat politikası aracı olarak kullanmalarına karşıdırlar. Kamu harcamaları hacimce dar ve devlet bütçesi denk olmalıdır.</p>
<p><strong>OSMANLI İMRATORLUĞU</strong></p>
<p><strong>ŞERİİ VERGİLER ( Müslüman ve yabancılardan)</strong></p>
<p>a)	zekat<br />
b)	öşür : topraktan 1/10 oranında alınırdı.<br />
c)	Haraç : Yabancılardan alınırdı.<br />
d)	Cizye Müslüman olmayanlardan askerlik hizmeti karşılığı alınırdı.</p>
<p>KAMUSAL MALLAR</p>
<p>1-	Tam Kamusal Mal ve Hizmetler : Öyle mal ve hizmetlerdendirki bunların faydası birimlere bölünemez ve bu yüzdende pazarlanamazlar. Birimlere bölünüp pazarlanamadıkları için bunlara karşı kişsel bir talep doğmaz. Belirtilen bu nedenler sözkonusu bu mallar için herhangi bir fiyat teşekkülünü önler.(Adalet hizmetleri ,savunma hizmetleri  v.s<br />
* Tam kamusal mal ve hizmetlerin faydası birimlere bölünemez ve pazarlanamazlar<br />
* Tam kamusal mal ve hizmetlerin faydasından kimse mahrum bırakılamaz<br />
* Tam kamusal mal ve hizmetlerin tüketiminde rekabet yoktur<br />
* Tam kamusal mal ve hizmetlerin üretimi devlet tarafından gerçekleştirilir.<br />
* Tam kamusal mal ve hizmetler dışsal ekonomilerin oluşmasına neden olur.</p>
<p>2-	Yarı Kamusal Mal ve Hizmetler : Kamusal ve sosyal nitelikte öyle mal ve hizmetler vardırki faydası birimlere bölünebilir. Bedeli yararlananlara ödettirilebilir. Bedel ödemeyenlerin ise söz konusu malların faydasından mahrum bırakılması mümkün değildir. Bu tip mallara en tipik örnek eğitim ve sağlık hizmetleridir. Ulaştırma, sosyal yardımlar, sosyal güvenlik ve benzeri bir çok hizmetler yarı kamusal mal ve hizmetler sayılır..( Sağlık ve Eğitim Hizmetleri Örnek)<br />
3-	Özel mallar:  Elektirik, su, telefon, haberleşme, ulaşım, özel mal ile kamusal mal ayırımının en önemli özelliği özel malların içsel fayda kamusal malların dışsal fayda oluşturmasıdır.</p>
<p>ERDEMLİ MERİT MALLAR:    İlk bakışta tamamen özel mal niteliğinde görülen öyle mallar vardır ki gelir ve ödeme düzeyi elverişli olmayanlar bu çeşit mallara talepte bulunmayayınca özel kesim tarafından üretilmez  Yaşlı ve kimsesizlerin bakım ve himayeleri vs Demerit mallar ise sigara alkollü içki uyuşturucu gibi kullanımı zararlı olan malların devlet tarafından tüketiminde düzenliyici rol üstlenmek istegi mallardır.</p>
<p>DIŞSALLIK TİPLERİ:</p>
<p>a)	Üreticiden üreticiye olan dışsallıklar: Bir firmanın üretim faaliyetleri diğer firmanın veya firmaların üretim olasnaklarını olumlu yada olumsuz yönde etkilediği takdirde üreticiden üreticeye dışsallık gerçekleşmektedir.*** bir akarsuyun yukarı bölümünde faaliyet gösteren bir üretim tesisinin atıkları ile sulu kirletmesi sonucu üretim sürecinde su kullanan ve su yatağının alt kısmında faaliyette bulunan fima olumsuz şekilde etkilenecektir, bu üreticiden üreticiye gerçekleşen dış maliyet niteliğinde bir etki olup, bir üreticinin diğerine olan üretim maliyetini, üretim kalitesini vb etkileyeci rol oynayacaktır.<br />
*****  Örneğin petrol araması yapan bir kuruluş <a href="http://www.genelbilge.com/tag/belli/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Belli">belli</a> bir alanda petrol bulduğu zaman, diğer araştırmacı kurumlarada değerli kullanışlı bilgiler sunmuş olmaktadır. Aynı şekilde bir firma kendi amaçları doğrultusunda istihdam ettiği iş gücünü eğittiği zaman, çeşitli nedenlere bağlı olarak. Diğer işverenler yanına geçen kişiler. İkinci işverenede fayda sağlamış olurlar. Bir balıkçının oltasını avlanma bölgesine atması diğer balıkçılırın avlanmasını güçleştirir buda olumsuz dışsallıktır.</p>
<p>b)	Üreticiden tüketiciye olan dışsallıklar. </p>
<p>Olumsuz. Bir üretim tesisinin çevreyi kirletmesinden dolayı yakında yaşayan bireylerin sağlıklarının bozulmasına neden olabilir. Böyle bir durumda bir fabrikanın faaliyetinden kaynaklanan dış maliyetin tüketici tarafından karşılanması durumunda ortaya çıkmaktadır.<br />
Olumlu : yol su ve enerji imkanlarının bulunmadığı bir yörede bir üretim kurulması o yörede ve civarında yaşayanlara yol su enerji imkanı yaratabilir. Böyle bir durumda üreticinin üretimi sırasında dikkate almadığı yararlarından da doğrudan maliyetine katlanmadıkları bir fayda omrtay çıkmış olmaktadır.</p>
<p>c)	Tüketiciden tüketiciye olan dışsallıklar:</p>
<p>Olumlu : Tüketicinin hoşnut kaldığı bir ürün nedeniyle çevresine olumlu tanıtımda bulunması bi firmanın kalitesiz yada bozuk ürününü satın almış bir tüketicinin, bu ürünü firmaya iade etmek veya zarının karşılanmasını istemek yerine bu gitmeyerek, ortaya çıkan maliyeti kendisinin karşılamış olması üretici açısından olumlu dışsallıklara örnek olarak gösterilebilir. Burada üretici tarafından taşınması gereken yükün müşteri tarafından yüklenilmesi sözkonusu olmaktadır. Böyle bir durumda üretici için dış fayda yaratılmış olur.<br />
Olumsuz. Bir üretici firamanın üretimi hakkında tüketici tarafından edinilen olumsuz yargının gerek bireysel olarak gerekse basın aracılığıyla çevreye duyurulması firma tarafından o ürün için öngörülmüş olan ekonomik ve teknik ömrün firmanın amaç ve kontrolü dışındaki önlem ve uygulamalarla değiştirilmesi “ dış maliyet şeklindeki tüketici – üretici dışssallığına örnek olarak gösterilebilir.</p>
<p>d)	Tüketiciden Tüketiciye Olan Dışsallıklar.</p>
<p>Dışssallıklar maddi veya ruhsal nitelikte olabilmektedir. Çevre kirlenmesi tüketiciyi maddi nitelikte etkiler. Otomobil kullanımının yol açtıığı çevre kirlenmesinden kaynaklanan hoşnutsuzluk ruhsal olabileceği gibi maddi nitelikte gerçekleşe bilir. Örneğin bir tatil dönemi başlanğıcı veya dönüşünde şehirler arası karayollarındaki araç sayısının artışı hem maddi hemde ruhsal açıdan tüketcilerin birbirilerin etkilemelerine dışssal maliyetrin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. </p>
<p>İÇSEL EKONOMİLER :</p>
<p>Olumlu içsel ekonomiler :<br />
a)	Üretim hacminin genişlemesi ile ortalama maliyetler düşer.<br />
b)	Üretim arttırkça çalışanlar arasında işbölümü artar ve uzmanlaşmaya gidilir, buna bağlı olarak verimlilik artar ve maliyetler düşer.<br />
c)	Üretim hacminin artması ile ürünlerin pazarlama ve dağıtım maliyetleri düşer.</p>
<p>-	Üretimdeki aşırı büyümenin yol açtığı maliyet artışları ise içsel olumsuz ekonomiler olarak nitelendirilir.</p>
<p>KAMU EKONOMİK FAALİYETLERİNİN AMAÇLARI<br />
a)	Ekonomik büyüme ve gelişmenin sağlanması<br />
b)	Ekonomik istikrarın sağlanması<br />
c)	Gelir dağılımında adaletin sağlanması</p>
<p>LORENZ EĞRİSİ </p>
<p>							Kişisel gelir dağılımdaki adaletsizlik Lorenz eğirisi<br />
							Vasıtası ile incelenir. Lorenz eğirisi 45 derecelik<br />
						Doğruya yakın olduğu ölçüde adil gelir dağılımından söz<br />
						Edilirken söz konusu eğrinin 45 derecelik doğruya uzak<br />
						Olduğu ölçüde ise gayrı adil bir gelir dağılımından söz edilir<br />
					GİNİ KATSAYISI : 45 derecelik eğrinin sağ tarafındaki alanda						lorenz eğrisinin sağ  tarafındaki alanın, sol taraftaki alana oranı						gini katsayısı olarak ifade edilir. Katsayı sıfıra yaklaştıkça gelir 						dağılımı mutlak eşitliği doğru yaklaşılır. Buna karşılık katsayı bire 					doğru yaklaştıkça gelir dağılımdaki eşitsizlik artar.</p>
<p>KİT Kuruluş Amaçları –</p>
<p>a)	Ekonomik büyümeye sağlamak<br />
b)	Tekelleri devletçe işletmek<br />
c)	Özel sektörün başaramayacağı işleri yapmak<br />
d)	Ekonomiye yön vermek ve düzenlemek<br />
e)	Özel sektöre öncülük etmek<br />
f)	Gelir dağılımını düzenlemek</p>
<p>İKTİSADİ DEVLET TEŞEKKÜLÜ(İDT)  sermayesinin tamamı devlete ait, iktisadi alanda ticari esaslara göre faaliyet göstermek üzere kurulan kamu iktisadi teşebbüsüdür.</p>
<p>KAMU İKSİTADİ KURULUŞU(KİK): Sermayesinin tamamı devlete ait olan ve tekel niteliğindeki mallar ile temel mal ve hizmet üretmek üzere kurulan kamu hizmeti niteliği ağır basan kamu iktisadi teşebbüsüdür.</p>
<p>a)	Müessese : sermayesinin tamamı bir iktisadi devlet teşebbüsüne ait olup ona bağlı işletmeler topluluğuna müessese denir.<br />
b)	Bağlı Ortaklık : Sermayesinin % 50 sinden fazlası İKT KİK ait olan işletme veya işletmeler topluğundan oluşan anonim şirketlerdir.<br />
c)	İştirak: İDT KİK veya bağlı ortaklıkların sermayelerinin en az % 15 ençok %50 sine sahip bulundukları anonim şirketlerdir.</p>
<p>1933 Yılında 1. beş yıllık sanayi planı<br />
1963-1964	1. beş yıllık kalkınma planı</p>
<p>KAMU HARCAMALARININ ARTIŞI </p>
<p>a)	Kamu harcamalarının gerçek artış nedenleri<br />
* Ekonomik ve sosyal nedenler<br />
* Savaş ve <a href="http://www.genelbilge.com/tag/milli/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Milli">milli</a> savunma harcamalarındaki artışlar<br />
* Nüfus artışı<br />
* Ekonomik gelişmeler</p>
<p>b)	Kamu harcamalarının görünüşte artış nedenleri<br />
* Kamu hizmetlerinin para ile görülmesi<br />
* Para değerinin düşmesi<br />
* Bütçe tekniğinde meydana gelen değişmeler</p>
<p>KAMU HARCAMALARININ ARTIŞINI AÇIKLAYAN YAKLAŞIMLAR.</p>
<p>a)	Wagner : Sürekli artış (kamu harcamalarındaki artış kanunu). Zamanın sanayileşmiş ülkelerini incelemiş ve bu ülkelerde sanayileşme dolasıyla üretim ve bunun soncunda milli gelir yükselirken kamu harcamalarınında arttığını saptamış ve bundan devletin mali ihtiyaçları ile mili gelir arasında bir ilişki olduğu sonucuna varmıştır. Kamu harcamalının milli gelirden daha hızlı arttığın söylemiştir. Kamu harcamalarınnı artış devlet faaliyetlerinin artışının bir soncudur. Toplumların sosyal  ilerleme istekleri devlet faaliyetlerini arttırmakta ve böylece kamu harcamaları artmaktadır.</p>
<p>b)	Peacock- Wiesman : (sıçrama tezi) Kamu harcamalarının artışındaki temel neden savaş ve benzeri olaylardır.Bu gibi olağanüstü dönemlerde vergiler ve kamu harcamaları artırılır.Ancak olağanüstü durumun geçmesine rağmen devlet olağanüstü şartlar nedeniyle yüksek vergi ödemeye alışmış halktan aynı düzeyde vergi almaya devam eder.Böylece kamu harcamaları savaş ve benzeri olaylar döneminden sözkonusu şartların kalkmasından sonraki  normal döneme göre sıçramış olur. </p>
<p>c)	Colin Clark: vergilerle karşılanan kamu harcamalarının milli gelirin % 25 aşamayacağını ileri sürmüştür.</p>
<p>d)	Sosyal refahın arttırılması yaklaşımı: Pigou ve Dalton vergilemeden sağlanan marjinal liranın harcanmasının yaratacağı sosyal fayda ile mükellefe olan maliyetin ( faydasızlığın ) eşitlenmesi suretiyle sosyal refahın kamu harcamaları yolu ile maksimize edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.</p>
<p>e)	Maksimizasyon yaklaşımı: A. Downs, jim Buchanan ve G. Tullacak gibi teorisyenler tarfından ileri sürülmüş olan bir yaklaşımdır. Bu görüşe göre demokrasi ile yönetilen bi ülkede, hükümetler kendi yaşam sürelerini maksimum kılma çabası içresindedirler. <a href="http://www.genelbilge.com/tag/gnl/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Genel">Genel</a> olarak hayat standardının yükselmesi nedeniyle talep edilen kamu faaliyetlerinin niteliğinde değişme olmaktadır. Eğitim , sağlık , konut, ulaşım konusundaki hizmetlerin ağırlık kazındığı düşüncesinden kaynakllanan bu durum, yüksek gelir esnekliğinin sonucu olarak ortaya çıkabilmektedir. Bu yönde olan yoğun talep baskısı satandartlarla ilgili kurulların revizyonununa siyasal süreç aracılığıyla ekstra harcalamalar yapılması yönünde girişimlerde bulunulmasına yol açmaktadır.<br />
f)	Niskanen ( Bürokrasinin Etkisi ). Bürokrasinin bütçe içindeki etkisini baz alarak kamu harcamalarının artabileceğini iddia etmiştir. Bürokrasi hükümete hizmet sunan monopol gücüne sahip bir hizmet sektörüdür isteyen bürokratlar maaşlarını arttırmak isteyerek kamu harcamalarının artmasına neden olabilir</p>
<p>g)	Ekonominin gelişme sürecinde kamu harcamalarını etkilediği yaklaşımı </p>
<p>Musgrave:  Bir ülke ekonomisinin gelişim sürecini tamamlamasına bağlı olarak, kamu harcamalarının bileşimide değişmekte ve bu değişim eğitim sağlık harcamaları ile diğer sosyal harcamalar lehine olmaktadır. Söz konusu değişim dolayısı ile kamu harcamaları düzeyinin yükseleceğini belirtmektedir.<br />
Musgrave göre devletin geleneksel hizmetlerin dışında şu nedenlerden dolayı bu alanlarda faaliyette bulunması gerekir.<br />
* fiat mekanizması tek başına optimum kaynak dağılımı gerçekleştirme. Çünki milli savunma ve benzeri toplumsal ihtiyaçları ki bunlara musgarave sosyal ihtiyaçlar demektedir.. karşılayarak mal ve hizmetler piyasadan tedarik edilemez.<br />
* piyasada var olan fiyat mekanizması yoluyla adil gelir dağılımının gerçekleşmesi mümkün olmaması nedeniyle devlet düşük gelir gruplarına daha adil gelir sunabilmesi için düşük fiyatlarla mal ve hizmet üretmelidir.<br />
* iktisadi kalkanmanın temini için ekonomik istikrarın ve denğenin sağlanması çin devlet <a href="http://www.genelbilge.com/tag/maliye/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Maliye">maliye</a> politikası aracı olarak bu alanlarda faaliyette bulunmalıdır.</p>
<p>Rostow : Kamu giderlerinin artışını ekonomik gelişme ve bu gelişimin sağlanmasında devletin oynadığı rolün önemi ile açıklanmaktadır. İlkel toplum düzeyinden, günümüzün gelişmiş dvlet yapısına ulaşıncaya kadar geçirilen zaman içerisinde devlet ülkelerin sosyo ekonomik ve siyasi nitelikteklerine bağlı olarak değişen büyüklüklerde üretimde bulunmuş ve bulunmaktadır. Esas itibarıyla <a href="http://www.genelbilge.com/tag/makro/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Makro">makro</a> amaçlarına yönelik olan bu mal ve hizmet üretimleri, kamu kaynaklarına daha çok başvurulması ve bunların amaçlar doğrultusunda ve gittikçe artan büyüklükler içinde sarfı zorunluğunu ortaya çıkartmaktadır.</p>
<p>KAMU MALİYESİ İLE İLGİLİ KURUMSAL YAKLAŞIMLAR ( Geleneksel )</p>
<p>a)	Kurumsal Yaklaşım : devlet faayietlerin hukuki ve idari bakış açısından incelemektedir. Vergilerin uygulamaya konulması, salınması ve toplanması ile ilgili düzenlemeler yanında kamu fonlarınnı kullanımıda ele alınmaktadır. Bu yaklaşımla kamu harcamaları teorisi ve vergi teorisinin geliştirilmesi konusundaki çabalar son derecede sınırlı düzeyde olup yok denecek kadar azdır.<br />
b)	Yapısal Yaklaşımlar: kamu maliyesi ile ilgili konulurın ekonomik açıdan incelenmesine yönelik olup, kaynak dağılımında ve kullanımında etkinlik, devlet faaliyetlerinin etkinliği ve alternatif maliyetler piyasa ekonomi si ile ilgili faaliyetlerin incelenmesi bakımından göz önünüde tutulan teorik çerçeve içerisinde kamu faaliyetlerinin ekonomik analizinin yapılması ve benzeri çalışmaları kapsamaktadır.<br />
c)	Değişim Yaklaşımı : fransa ve italyada çeşitli bilim adamları tarafından ileriye sürülmüş bir yaklaşım olup vergileri kamu hizmetlerinin bedeli olarak kabul etmektedir. Devlet faaliyetlerinin optimumum düzeyinin piyasa ekonomisine benzer bir şekilde ve vergilerin ( fiyatların ) üretilen devlet hizmetlerinin marjinal maliyetine eşit olduğu noktada oluşacağını belirtmektedir.<br />
d)	Gelir Yaklaşımı: fonksiyonel maliye ile ilgili olup her devlet faaliyetinin milli geliri azaltıcı ve arttırıcı etkileri incelenmektedir. Buna kamu harcamalarının finansmanından daha çok harcamanını düzeyini vergiler yolu ile kısmak veya benzer şekilde kamu harcamalarını fonksiyonunun hizmet sağlamak değil gelir akışını daraltmak olması örnek olarak gösterilebilir.<br />
e)	Refah Yaklaşımı: kamu maliyesi aracılığı ile toplum refahının maksimize edilmesini öngörmekte olup kimsenin durumundan fedakarlık yapılmaksızın toplum refahının arttırılması amaçlanmaktadır. . Refah ölçüsü, kamu maliyesi açısından devlet faaliyetlerinin optimum düzeyini belirlemede önem taşımakta ve vergi yükü bakımından fonksiyon görmektedir.</p>
<p>KAMU MALİYESİ İLE İLGİ YAKLAŞIMLAR ( Günümüzdeki Yaklaşımlar)</p>
<p>HUKUKİ YAKLAŞIM: Alman ve fransız ekolünün yaklaşım şekli olup siyasi ve idari sistem içinde kamu maliyesinin temel fonksiyonları üzerinde durulmaktadır. Bu yaklaşıma göre kamu tüzel kişileri anayasayla kendilerine yüklenmiş olan fonksiyonları gerçekleştirmeleri için harcama yapmak durumunda olup söz konusu harcamaların hangi  kaynaktan ve hangi usullerle sağlanacağı ile toplumsal mali yük uygulamalarının toplum kesimleri arasında adil bir şekilde dağılımının nasıl gerçekleştirileceği konuları ağırlık kazanmaktadır. </p>
<p>İKTİSADİ YAKLAŞIM: Devletin vergi ve benzeri nitelikteki kamusal mali yük uygulamaları ve borçlanma aracılığıyla yarattığı ekonomik etkileri ön planda tutmakta söz konusu uygulamaların satın alma gücü tüketim, tasarruf, gelir ve servet dağılımı ile yatırımlar üzerindeki etkilerini analize yönelik bulunmaktadır. İktisadi yaklaşımda devlet faaliyetlerinin Kamu Hukuku ile olan ilişkisi tamamen bir tarafa itilmekte ve konun sadece ekonomik yanı ile ilgilenilmekte ülkemizde kıta avrasyasının etkisiyle mali olaylar genellikle hukuki yakmaşıma göre incelenmiştir.</p>
<p>KAMU MALİYESİNİN  AMAÇLARI</p>
<p>*****Kaynak Kullanımında Etkinlik Sağlanması:  kaynak tahsisi ile ilgi olup ekonomik kaynakların paylaştırılmasında kıt kamu kaynaklarının optimum dağılımını ve kullanımını gerekli kılar. Devlet fiyat mekanizmasının fonksiyonlarındaki eksiklikleri gidermek amacıyla piyasaları piyasa koşullarını sosyal ve özel maliyetler ile dışsal ekonomileri ve ekonomik olmayan durumları gözönünde bulundurmak durumundadır.</p>
<p>******Bölüşümde Etkinlik Sağlanması: iş imkanları eğitim düzeyi, veraset sonucu intikallereyönelikpolitikalar, vergi ve kamu harcama politikaları gibi bazı faktörlere bağlı olarak gelir ve servet dağılımında etkinlik sağlanmasını ifade etmektedir.</p>
<p>******İktisadi İstikrarırın Sağlanması:</p>
<p>KAMU GİDERLERİNİN ÇEŞİTLERİ:</p>
<p>KAMU GİDERLERİNİN FONKSİYONEL AYRIMI: bu ayrım şeklinde yapılacak giderler yoluyla gerçekleştirilmesi öngörülen amaçlara yönelik hizmetler dikkate alınmaktadır. Devletin klasik ve sosyo ekonomik nitelikteki hizmetleri gözönünde tutulmakta her bir hizmet grubu için yapılan giderler dikkate alınmaktadır. Aynı hizmet birden fazla kamu kuruluşu aracılığı ile gerçekleştiriliyor ise her kuruluşun o hizmet için yaptığı giderler toplanmakta ve böylece bir hizmet için yapılan toplan gider belirlenmektedir. Eğitim giderleri, savunma giderleri, yönetim giderleri, sağlık giderleri, bayındırlık giderleri sosyal hizmet giderleri gibi çeşitli kalemler altında giderlerin sınıflandırılması yoluna gidilmektedir. Bir bütün olarak çeşitli kamu hizmetlerinin maliyetlerini göremeye bu maliyetler ile ilgili olarak karşılaştırmalara yapmaya ve dolayısı ile hizmetlerin daha verimli olamasını sağlamaya fırsat veren bu ayrım genellikle yarı toplumsal yada piyasa konusu olabilir nitelikteki hizmetlerin etkinleştirilmesi, maliyet fayda analizlerinin yapılabilmesi bakımından daha fazla yarar sağlayabilmektedir.</p>
<p>MAL VE HİZMET ALIM GİDERLERİ – TRANSFER VE YARDIM AYRIMI</p>
<p>Mal ve hizmet giderleri devletin üretim faktörü talebi dolayısıyla yapmak durumunda kaldığı giderlerdir. Bu giderler cari harcamalar ve yatırım harcamaları şeklinde ortaya çıkmaktadır. Pigau ve Colm gibi ingiliz ve alman bilim adamları ileri sürülen bu ayrımda bu grupta yer alan giderlerin temel niteliği bir hizmet veya işgücü, bir mal veya eşya dolayısılile  giderlerin yapılmış olmasıdır.</p>
<p>TRANSFER HARCAMALARI: bu harcamalar mal ve hizmet alımına yönelik olmayıp toplumun sosyal yönden güçlü kalmasına yönelik olarak yapılan ve daha çok yardım amacı güden bir niteliğe sahiptir. Transfer giderleri ekonomik, sosyal ve mali nedenlerle gerekli görülen kişilere yapılan fon aktarmalarını ifade etmektedir. Bu ödemeden yararlananların satın alma gücü artmaktadır. Sübvansiyon şeklinde yapılan taransfer ödemeleri ise çeşitli kuruluşlara ve piyasa fiyatınındüzenlenmesi amacıyla yapılmaktadır. Şekli olarak transfer giderleri bir anlamda negatif vergi olarak düşünülebilir.(Borç faiz ödemeleri tranfer harcamaları içerisinde yer alır)</p>
<p>VERİMLİ GİDERLER &#8211; VERİMSİZ GİDERLER AYRIMI: ekonominin üretim kapasitesini arttıran veya kamu gelirlerinde artış sağlayan giderler verimli diğer ise verimsiz gider olarak kabul edilmektedir.<br />
CARİ GİDERLER -YATIRIM GİDERLERİ AYRIMI: bu ayrıma göre devletin tüketim malları alımına yönelik harcamaları cari, sermaye oluşumu ile ilgili giderleri ise yatırım giderleri olarak nitelendirilmektedir.<br />
   Cari giderler niteilikleri itibarı ile her yıl tekrarlanma görünümündedirler genellikle birbütçe  dönemi   içerisinde tüketilmesi sözkonusu faydanın elde edilmesi amacıyla yapılmaktadır. Personelgiderleri, isıtma, aydınlatma, kırtasiye, yakacak vb giderler örnek gösterilebilir.<br />
Yatırım giderleri ise üretimi arttıran üretkenliği olumlu yönde etkileyen kaynakların daha iyi     kullanılmasını sağlayan üretim faktörlerinin verimliliğini arttıran genellikle dayanıklı nitelikte ve faydası birden fazlayla yaygın mallar yapılan giderlerdir.</p>
<p>KAMU HARCAMALARININ SINIFLANDIRILMASI :</p>
<p>İşlevsel Sınıflandırma( fonksiyonel).   Politik organlarca belirlenen kamu harcamalarını kapsayan ve harcamalara ulaşılmak istenen belirli hedeflerin anlamlı biçimde birleştirildiği bir sınıflandırmadır.<br />
a)	Genel Hizmetler: Genel yönetim, savunma yargı ve kolluk hizmetleri gibi <a href="http://www.genelbilge.com/tag/tbmm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Tbmm">TBMM</a> Cumhurbaşkanlığı, Anayasa Mah, Dışişleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı vs<br />
b)	Ekonomik Hizmetler: genellikle bir yere doğrudan yarar sunma yerine üretim sürecinin ilk aşamalarında hammede ve ara malları ile altyapıyı oluşturan özellikleri dolayısı ile firmalara yarar sağlanmasıdır. Tarım Enerji doğal kaynaklar ulaşım gibi hizmetler, ulaştırma Bakanlığı, Enerji Bakanlığı, DSİ gibi<br />
c)	Sosyal Hizmetler: Eğitim, sağlık, sosyal güvenlik, hizmetler = Sağlık Bakanlığı çalışma ve Sosyal güvenlik bakanlığı Milli eğitim Bakanlığı <a href="http://www.genelbilge.com/tag/diyanet/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Diyanet">Diyanet</a> İşleri Başkanlığı</p>
<p>EKONOMİK SINIFLANDIRMA<br />
a)	Gerçek Harcamalar. Toplam talebini bir ögesini ve bu niteliği ile cari dönem üretimi yada fiyat düzeyini etkileyen harcamalardır.<br />
b)	Yatırım Harcamaları<br />
c)	Cari Harcamalar. Personel giderleri büro malzemesi alımı aydınlatma ısınma küçük onarımlar<br />
d)	Transfer Harcaması : fakirlere yapılan harcamalar sübvansiyonlar.<br />
. Eğitim ve sağlık harcamaları kalkınma carisi türünden harcamalardır</p>
<p>KAMU GELİRLERİ</p>
<p>a)	Vergiler<br />
b)	Harçlar:  Bazı kamu kuruluşlarının sundukları hizmetinden yararlanalanların bu yararlanma karşılığı ödedikleri bedeldir. Harçları vergiden ayıran en önemli kriter harçlarında kısmende olsa bir kamu hizmeti karşılığı olarak alınmasıdır.<br />
c)	<a href="http://www.genelbilge.com/tag/resim/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Resim">Resim</a> : Bazen harca bazende vergiye benzemektedir. <a href="http://www.genelbilge.com/tag/resim/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Resim">Resim</a> <a href="http://www.genelbilge.com/tag/ya/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ya">ya</a> tamemen karşılıksız olarak alınmakta yada bir hizmetten yararlanmanın veya bir hakkı elde etmenin karşılığı olarak alınmaktadır. Rıhtım resmi,  ihade alının damga resmi<br />
d)	Şerefiye : Şerefiyede vergi ve harcın özelliklerini taşıyan bir kamu gelir türüdür. Buğün ülkemizde harcamalara katılma payları olarak adlandırılmakta ve belediyelerce yapılan yol kanalizasyon ve su tesisleri hizmetlerinden yararlanan gayrımenkul sahiplerinden alınmaktadır.<br />
e)	Parafiskal gelirler: kamu veya yarı kamu kurumu niteliğindeki ekonomik sosyal ve mesleki kuruluşların yaptıkları hizmetler karşılığında, kendi üyelerinden veya hizmetlerinden yararlanlardan çeşitli adlarla aldıkları paralardır. Örnek olarak <a href="http://www.genelbilge.com/tag/emekli/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Emekli">Emekli</a> sandığı, SSK Bağkur.<br />
PARAFİKSAL GELİRLER<br />
1). Kamu kuruluşu niteliğindeki bir ekonomik yada mesleki kuruluşun yaptığı hizmetlerden dolaylı veya dolaysız bir şekilde yararlanan kişilerden toplanmaktadır<br />
2). Zorunlu bir ödemedir<br />
3). Ekonomik sosyal ve mesleki kuruluşlar tarafından toplanırlar.<br />
4) . Devlet veya yerel yönetimlerin bütçelerinde yer almamaktadır.<br />
5) . Karşılıkları vardır.</p>
<p>f)	Borçlanma<br />
 g) para basımı<br />
h)mali tekeller<br />
ı) para cezaları<br />
      i ) Emlak teşebbüs gelirleri</p>
<p>VERGİNİN TANIMI VE ÖZELLİKLERİ</p>
<p>1-VERGİNİN DEĞİŞİM GÖRÜNÜŞÜNE GÖRE AÇIKLANMASI: fayda teorisi vergilerin; kamu harcamalarından sağlanan fayda göre dağıtılmasını öngörmektedir. Buna göre, nasıl alınan özel  mal ve hizmetler için ödeme yapılmaktadır. Aynı şekilde kamu sektörünün sunduğu mal ve hizmetler için de ödeme yapılması gerekir. verginin değişim teorisine göre açıklanmasında vergi: devletin gördüğü mal ve hizmetlerin karşılığı olarak alınan ve bunun için ödenemesi gereken bir bedel olarak görünmektedir. Locke PROudhon, Clemence rayer gibi mualiflerce savunulmuş bir görüştür. “ vergi bir değişimdir, kişiler arasında bu faydaların sağlanması için yapılan değişime benzer şekilde bireylerle devlet arasında da değişim vardır. “ devletin rolü herkese eşit fedakarlık yüklemek olmayıp bireylere sağladığı hizmetlerin adil fiyatını ödemektir. Gibi çeşitli ifadelerle açıklanan bu görüşün geçerliği kalmamıştır. Çünki vergi kamu hizmetlerinin gerektirdiği giderleri finanse etmek üzere alınmakla birlikte, belirli bir hizmet karşılığı değildir.</p>
<p>2- VERGİNİN SİGORTA PRİMİ GÖRÜŞÜYLE AÇIKLANMASI: toplum bireylerin mal ve mülklerini güvenlik altında bulunduran devlete bu hizmetlerin karşılığı olarak ödemiş oldukları bir sigorta primine benzetilmektedir. Devlet sanki bir sigorta şirketi gibi fertlerden vergi adı altında para almakta ve karşılığında güvenlik ve asayişi sağlamaktadır. Montesguieu, Mirabeau, Emine de Girardin bu görüşü savunmaktadır.</p>
<p>3- VERGİNİN SOSYAL ÜRETİM GİDERLERİNE KATILMA PAYI OLARAK AÇIKLANMASI: bu görüşe göre toplum bir üreticiler birliğine benzetilmekte ve vergi devlet tarafından yapılan kamu hizmetlerinin sosyal üretime katılması karşılığı olarak ödenen bir pay şeklinde kabul edilmektedir. Vergi üretimden faydalanmak için her üreticiye düşen gider payıdır. </p>
<p>4-VERGİYİ DEVLETİN EĞEMENLİK HAKKININ BİR SONUCU SAYAN GÖRÜŞ</p>
<p>VERGİLEMEYE İLİŞKİN TEMEL KAVRAMLAR</p>
<p>VERGİNİN TEMEL KONUSU:  Verginin üzerinden alındığı şeydir, bu şey ekonomik bir değer, hukuki bir muamele, fiziki bir varlık, bir fiil, bir olay ve benzedi olabilmektedir. Sadece maddi anlamdaki mal ve eşyalar değil; maddi olmayan ekonomik unsurlar, mükelleflerin fiziki varlığı veya sosyal durumları dahi vergi konusunun kapsamına girebilmektedir.</p>
<p>VERGİ MÜKKELLEFİYETİ: Vergi mükellefi yada yükümlüsü, vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu düşen gerçek veya tüzel kişi olarak tamınlanmaktadır.</p>
<p>VERGİ SORUMLULUĞU verginin ödenmesi bakımından alacaklı vergi dairesi ile muhatap olan kişidir vergi sorumlusu vergi kanunlarına göre kendisi mükellef sayılmayıp vergi mükellefi adını vergiyi ödemek ve vergiye ilişkin değer şekil ödevleri yerine getirmek zorunda olan kişidir<br />
Vergi sorumlusunun en tipik örneğini ücrelilere ilişkin gelir vergisi uygulamasında görüyoruz.işverenler yanlarında çalıştırdıkları kişilere hizmet karşılığı ödedikleri gelir vergisini kesip vergi dairesine onlar adını yatırmak zorundadır. Bu durumda ücretliker vergi mükellefi sayılırken işverenler vergi sorumlusu sayılmaktadır.</p>
<p>VERGİDE İSTİSNA VE MUAFİYET</p>
<p>	İstisna verginin konusunda muafiyet ise mükellefiyette kısıtlamayı ifade eder.<br />
-	istisnaya örnek olarak katma değer vergisinden ihracat istisnasını gösterebiliriz<br />
-	muafiyete örnek olarak gelir vergisi kanunda yer alan esnaf muaflığı, küçük çiftçi muaflığı, ve diplomat muaflığını göstermek mümkündür. </p>
<p>Advolerm matrah: Vergi konusunun ekonomik değeri alınıyorsa satış fiyatı vs advolerm matrah sözkonusudur. </p>
<p>Spessifik Matrah : Verginin konusu uzunluk, ağırlık, yüzölçümü, adet vb olarak alınıyorsa spesifik matrah sözkonusudur.</p>
<p>Vergi Matrahının Tespitini ilişkin Usuller<br />
a)	İdari Takdir Usulü : doğrudan doğruya takdir usulü olarakta nitelendirilen bu usulün esası vergi idaresinin, her bir vergi yükümlüsüne ilişkin vergi borcunu ayrı ayrı tespit etmesidir. Son derece subjektif bir uygulama, esasına dayanan ve yükümlülerin aleyhine olarak matrahın çok yüksek belirlenmesi tehlikesini taşıyan bu usul günümüzde bazı istisnai hallerde uygulanmaktadır.<br />
b)	Karine ve Dış Belirtiler Usulü. Bu usül doğrudan takdir usulünden biraz daha objekleştirilmiş bir şekildir. Bu usulde mükelleflerin gelir ve servetlerine karine teşkil eden bir takım dış belirtilerden yada göstergelerden hareketle vergi borcunun tespitine çalışır.<br />
c)	Götürü Usul : Bu usulde vergi idaresi yükümlüleri münferit olarak değil belli gruplar itibarı ile ele alarak matrahlarını tespit etmektedir. Yükümlüler belirli kıstaslara göre sınıflandırılmakta ve her sınıf için ortak bir vergi matrahı tespit edilmektedir.<br />
d)	Beyan Usülü : Beyan usulünün esas vergi matrahıın yükümlülerine veya vergi sorumluları tarafından vergi kanunlarında öngörülen ilkelere uygun olarak belirlenip <a href="http://www.genelbilge.com/tag/beyanname/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Beyanname">beyanname</a> adı verilen bir belge ile vergi idaresien bildirilmesidir. Bu usulde vergi idaresinin görevi beyan edilen matrahların doğruluğunu kontrol etmektir.</p>
<p>Vergi Tarhı : Vergi tarhı kısaca vergi borcunun hesaplanması işlemidir. Vergi usul kanunuda verginin tarhı vergi alacağının kanunlarda gösterilen matrah ve nispetler üzerinden vergi idaresi tarafından hesaplanarak bu alacağı miktar itibarıyla tespit eden idari işlemlerdir. Biçiminde tanımlamıştır. </p>
<p>Vergi tarifesi : konusu ve matarahı belli olan bir verginin miktarını belirleyebilmek için vergi tarifesi denilen unsurun bilinmesi gerekir. devlet açısından bir alacak, yükümlüler bakımından ise bir borç oluşturan verginin tutarının hesaplanabilmesi için ancak vergi tarifesi ile olur.</p>
<p>Verginin Tebliği : Vergiyi tarh eden, yani hesaplayan taraf vergi dairesi olduğuna göre, bu işlemden karşı tarafın yani yükümlülerin yada sorumluların haberdar edilmesi gerekir. iste vergi dairesinin vergilendirmeyi ilgilendiren ve hüküm ifade eden hususları yükümlülere yada sorumlulara bildirmesine tebliğ denilmektedir.</p>
<p>Verginin Tahakkuku:  Tarh ve tebliğ edilen verginin ödenecek safyahay gelmesidir. Verginin tarh edilerek yükümlüye tebliğ edilmesiyle artık yükümlü vergi borcu hakkında bilgi edinmiş olur.</p>
<p>VERGİNİN TAHSİLİ:</p>
<p>a) İltizam Usulü:   Bu usulde vergilerin kanunlara uygun olarak tahsili için devlet tarafından bir bedel karşılığında mültezim adı verilen ve nevi mütehait fonksiyonu gören bir kişiye veriliyordu. Vergi toplama işinin mültezime verilişi açık arttırma ile gerçekleştirilirdi. Buna göre vergi toplama hakkı karşılığında devlete en yüksek bedeli ödemeyi tahhüt eden kişi bu hakkı elde ederdi. Mültezimin tapladığı vergi ile ödediği bedel arasındaki fark kendi karını vveya zararını teşkil ederdi.</p>
<p>b)	İhale Usulü :  vergi toplama hakkı, toplanacak vergi hasılatından en düşük payı taahüt edene verilir. Bu usul bügünkü devlet ihale sisteminde açık eksiltme usulüne benzetilebilir.</p>
<p>c)	Halk Temsilcileri İle Tahsil Usulü :  vergi idaresinin yeterli düzeyde gelişmediği dönemlerde uyğulanmış olun bu usulde vergiler, halkın arasında bu amaçla seçilmiş kişiler vasıtasıyla toplanıyordu</p>
<p>d)	Emanet Usülü: vergilerin devlet adına onun görevlendirdiği kişiler vasıtayısla tahsil edilmesidir. Şu anda Türkiyede uygulanan sistem budur.</p>
<p>e)	Pul Veya Bondrol Yapıştırmak Yahut Değerli Kağıtlar Kullanmak Suretiyle Verginin Ödenmesi </p>
<p>MALİ AÇIDAN GELİR KAVRAMI</p>
<p>a)	Kaynak Teorisine Göre Gelir.: Belirli bir kaynaktan düzenli olarak sağlanan gelir akımını ifade eder. Örneğin bir teşebbüs sahibinin işletmesinden sağladığı <a href="http://www.genelbilge.com/tag/kar/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kar">kar</a> , emek sahiplerinin elde ettikleri ücretler, menkul ve gayrımenkul sahiplerinin sahip oldukları sermaye unsurları başkalarının kullanımına terk etmek suretiyle sağladıkları………………..kaynak teorisine göre geliri teşkil etmektedir. Bu karşılık belirli bir kaynaktan düzenli olarak sağlanmayan , örnegin miras bağış ve benzeri yollardan yad menkul ve gayrımenkul sermaye unsurlarının kendi değerinde meydana gelen artışlar bu manada vergilendirilerek gelir kapsamına dahil edilemezler.<br />
b)	Net Artış Teorisen Göre Gelir.  Net artış teorisi vergilendirilecek gelir kavramını daha geniş kapsamlı olarak ele almaktadır. Bu teoriye göre gelir, kaynak teorisine göre açıklanan gelir kavramında içine alacak biçimde bir kimsenin belli bir dönemin sonundaki servet değerinde aynı dönemin başındaki servet değerine göre meydana gelen net artıştan ibarettir. Bu artışa dönem içindeki çeşitli tüketim harcamaları dahildir.<br />
Türk gelir sistemi. Vergilendirilecek gelirleri ağırlıklı olarak kaynak teorisine göre ele almış olmakla birlikte azda olsa net artış teorisene giren gelir unusurlarınada yer verilmiştir. </p>
<p>				GELİR VERGİSİNİN UYĞULAMA ŞEKİLLERİ</p>
<p>Sedüler Gelir Vergisi : Yükümlülerin çeşitli kaynaklardan sağladığı vergilerin ayrı ayrı verğilendirilmesidir. Örneğim bir vergi yükümlüsünün aynı vergileme döneminde ticari kazanç yanında zirai kazanç ve menkul sermaye iradı elde etmesi halinde, bu gelirlerin birleştirilmeden ve birbirleriyle irtibatlandırılmadan vergilendirilmesi durumunda ortay çıkan vergilerdirme şekli sedüler gelir vergisidir.<br />
 Sedüler gelir vergisinin uygulamasında yükümlürin şahsi durumları dikkate alınmadığı gibi artan oranlı tarife yapısıda uygulanmaz bu nedenle sedüler gelir vergisi gayrı şahsi objektif nitelikte bir vergidir.</p>
<p>Üniter gelir vergisi: Çeşitli unsurlardan sağlanan gelirin birleştirilerek vergilendirilesi üniter gelir vergisi çeşitini oluşturur. Bu usulde çeşitli kaynaklardan sağlanan gelirler toplanır. Varsa zararlar mahsup edilir. Bu suretle bulunan net tutar üzerine artan oranlı vergi tarifesi tatbik edilmek suretiyle vergi borcu hesaplanır.<br />
Üniter gelir vergisi uygulamasında ayrıca, yükümlülerin  şahsi ve ailevi durumlarına göre vergi matrahından belli indirimler yapmak suretiyle vergilemede ödeme gücü ilkesini gerçekleştirmek mümkündür.</p>
<p>			HARCAMA ÜZERİNDEN ALINAN VERGİLER</p>
<p>TÜRLERİ:  muamele vergileri, vergi konusunun kapsamına genişliğine göre genel muamele ve özel  muamele vergisi olmak üzere iki ana gruba ayrılır. Genel muamele vergisi bazı istisna ve muafiyetler dışında tüm iktisadi ve hukuki düzenlemeleri kapsamına alan bir vergidir. Örneğin Katma Değer vergisi, bu manada bir genel muamele vergisi grubuna girer. Buna karşılık sadece bir kısım iktisadi ve hukuki muameleri kapsamına alan vergiler ise özel muamele vergisi grubuna girerler. Bu tür vergilere örnek olarak talep elastiki düşük olan tütün mamülleri, şeker, akaryakıt, ve benzeri maddeler üzerine konulan özel tüketim vergileri gösterilebilir. </p>
<p>UYGULAMA ŞEKİLLERİ</p>
<p>Yayılı Muamele Vergisi : vergi konusu mal ve hizmetlerin üretim ve tüketim zinciri içindeki her aşamada satış fiyatı üzerinden alınan vergidir. İlk üretim aşamasından itibaren alınmaya başlanan vergi müteakip aşamaların herbirinde,  daha önceki aşamalarda ödenmiş olan verginin malın fiyatına eklenmesi, suretiyle bulunan satış fiyatı üzerinden hesaplanarak alınır. Bu süreç, ilk üretimden parekende satış aşamasına kadar bu şekilde devam eder.<br />
Vergi Piramitleşmesi :  Ödenen vergi malın maliyetine eklenerek daha sonraki safhalarda alınacak olan verginin matrahına girmiş oluyor. Böylece verginin üzerinden vergi hesap edilip alınıyorki bu duruma mali litaratürde vergi piramitleşmesi denir.</p>
<p>Toplu Muamele Vergisi. Toplu muamele vergisiin üretim- tüketim zinciri içinde alındığı aşamanın adına göre üç çeşiti vardır. Bunlardan birincisi malın ilk üretim aşamasında vergilendirilmesidir ki. Buna istihsal vergisi adı verilir. İkincisi malın toptancıdan parekendeciye aktarılması sırasında vergilendirilmesidirki bu aşamada alınan vergiye toptan satış vergisi adı verilir. Üçüncüsü ise malın tüketiciye intikali sırasında yani parekendeciler tarafından tüketicilere yapılan mal teslimleri dolayasıyla vergi alınmasıdırki, buna parakende satış vergisi adı verilir.</p>
<p>KDV ekonomide meydana getirdiği etki bakımından toplu muamele vergisi türlerinden perakende satış vergisi ile aynıdır. </p>
<p>				KATMA DEĞER VERGİSİNİ TÜRLERİ</p>
<p>Genel olarak 		katma değer<br />
	Katma Değer		matralı             = Satışlar – Alışlar</p>
<p>1)	Gayrısafi Hasıla           MATRAH       = Ücret+Faiz+Rant+Kar+Amortisman<br />
Tipi KDV                   </p>
<p>2)	Gelir Tipi                       MATRAH      =(ücret+faiz+rant+kar)- Amortisman<br />
KDV</p>
<p>3)	Tüketim Tipi		MATRAH =( ücret+faiz+rant+kar)- Yatırım Mal Tutarı<br />
KDV	</p>
<p>	Türkiye 1999 yılında gelirtipi KDV den Tüketim tipi KDV geçmiştir.</p>
<p>VERGİLEMENİN KLASİK İLKELERİ<br />
Adam Smith tarafından ortaya konulmuş ilkelerdir.</p>
<p>1)	Adalet İlkesi : Toplum içinde bulunan ve vergi ödeme gücüne sahip bulunan herkesin ödeme güçleri dahilinde kamu harcamalarının finansmanına katılmalarını öngörür<br />
2)	Belirlilik ve kesinlik ilkesi : herkesin ödeyeceği verginin türü ve miktarı önceden belli olmalıdır. Keyfi ve rastgele kimseden vergi alınmalaıdır. Her yükümlü nezaman nerede ve nekadar vergi ödeyeceğini önceden kesin ve açık olarak bilmelidir<br />
3)	Uygunluk ilkesi : buna göre vergiler yükümlülerden en uygun zamanda ve şartlarda alınmalıdır.<br />
4)	İktisadilik ilkesi (Tasarruf İlkesi ): Yükümlülerin ödemiş olduğu vergi miktarı ile devlet hazinesine giren vergi miktarı arasındaki farkın mümkün olduğu kadar az olmasını ifade eder. </p>
<p>VERGİLEMENİN MALİ İLKELERİ</p>
<p>Verimlilik İlkesi : Belli bir dönemde örneği bütçe yılı içinde devlet tarafından yapılacak harcamaların büyük bir kısmını karşılayacak düzeyde vergi geliri elde edilmesini ifade eder. Dolayısı ile vergi gelirinin verimliği sayesinde kamu harcamaları için gerekli olan finansman kaynağının sağlanması mümkün olur.<br />
Esneklik İlkesi : Bir verginin esnekliği o vergi ile sağlanan gelirlerin belli şartlara göre çoğalıp azalabilmesini ifade etmektedir. Bir verginin esnekliği, yani hasılatının değişimi, milli gelirdeki değişmelerle mukayese edilerek ölçülür. Milli gelirdeki değişmelere bağlı olarak hasılatıda değişen bir vergi esnek olarak nitelendirilebilir</p>
<p>VERGİLEMEDE ADALETİN SAĞLANMASINA İLİŞKİN İLKELER</p>
<p>Yararlanma İlkesi : Yararlanma ölçüsüne göre devlet bireylerden kamu hizmetlerinden yararlandıkları ölçüde vergi almalıdır. Bu ölçü serbest piyasa ekonomisinde geçerli olan mübadele esasına dayanmaktadır. Nasılsa bireylerin ürettikleri mal ve hizmetlerin piyasada bir bedeli vardır. Devletin ürettiği mal ve hizmetlerinde bir bedeli olmalıdır. Ve bu bedel vergidir.</p>
<p>Ödeme gücü ilkesi : Devlet bireylerden vergi alırken onların ödeme gücünü gözönünde bulundurmaktadır. Bireylerin ödeme gücünü teşkil eden gelir ve servet harcamaları birbirinden farklıdır. Dolayısı ile bireylerin ödeyeceği vergi miktarının farklı olması adil bir vergilendirmennin gereğidir. Buna göre bireylerin kamu hizmetlerini finansmanına kamu hizmetlerinden yararlandıkları ölçüde değil sahip oldukları ödeme gücü ölçüsünde katılmaları gerekir. </p>
<p>Genellik ilkesi : vergi ödeme gücüne sahip olan herkesin herhangi bir ayrıma tutulmadan vergi ödemisini ifade eder. Vergide muafiyet ve istisnalar yer verilmesi bu ilkeyi zedeler. Ancak iksitadi ve sosyal sebebler istisna ve muafiyetleri zorulu olarak ortaya çıkartmaktadır.</p>
<p>Eşitlik ilkesi. Vergi ödeme gücü bakımından aynı olanların vergilendirme bakımından aynı tür işlemlere <a href="http://www.genelbilge.com/tag/tabi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Tabi">tabi</a> tutulması buna karşılık farklı durumda olanların ise farklı işlemlere tabii tutulması olarak açıklanabilir. Aynı durumda olanların aynı tür vergilendirme işlemlerine tabii tutulmaları vergilendirmede yatay eşitlik, buna karşılık farklı durumlarda bulunanların farklı bir biçimde vergilendirilmesi ise vergilemede dikey eşitlik olarak nitelindirilir. </p>
<p>Nispilik ilkesi. Vergi yükünün herkesin ödeme gücüne göre paylaştırımasına nispilik ilkesi denilmektedir. Vergi yükünün fertler arasında nispi olarak eşit ve adil dağılımını sağlamak için yararlanılabilecek bazı teknikler vardır. ; </p>
<p>                         ********En Az Geçim İndirimi :İnsanların geçinmeleri için gerekli olan asgari gelirin vergi dışı bırakılmasına asgari geçim indirimi veya en az geçim indirimi denir. </p>
<p>En Az Geçim İndirimi Uygulama Şekilleri</p>
<p>1)Matrahtan indirim Sistemi: Mükellefin gelirinden , en az geçim indirimi tutarının düşürülmesi ve kalan kısmın vergilendirilmesi şeklinde gerçekleştirelen uygulamadır. Burada; en az geçim indirimin düşüldüğü gelir matrahmış gibi düşüldüğünden, matrahın tanımı ve niteliğine ters düşen bir şekilde işlem yapıldığı görülür. Matrah; vergi konusunun verginin hesaplanmasına esas olan değer yada miktardır, şeklinde tanımlanmakta olup, burada dikkati çeken husus, indirimden sonra kalan tutarın vergi hesabına esas alacağıdır.<br />
2) Vergiden İndirim (Dekot)Sistemi: Bu sistemde önce mükellefin vergilendirilmesi söz konusu geliri, vergi tarifesine göre vergilendirilmekte, daha sonra en az geçim indiriminin tarifeye göre bulunan vergisi, toplam vergiden düşülmektedir.kalan kısım mükellefin ödemesi gereken vergiyi oluşturmaktadır.<br />
3) Bölme Katsayı Sistemi: Aile gelirinin aile bireyleri sayısına bölümlenmesinden sonra vergilendirilmesini ön gören bir sistemdir. Bu sistemde artan oranlı vergi tarifesinin gelir dilimleri üzerindeki etkisinden yararlanılmaktadır. Aile gelirinin bölünmeden toplam gelir üzerinden vergilendirilmesi halinde gelir vergi tarifesinin üst oranlarına girecektir. Gelirin bölünmesi halinde her bir gelir kısmının ayrı ayrı vergisi hesaplanacağından tarifenin daha düşük oranlarına tabi olmaları nedeniyle ailenin toplam vergi yükü azalacaktır.<br />
•	***********TÜRKİYEDE 1968’ DEN ÖNCE VE 1981 YILINDAN İTİBAREN MATRATAN İNDİRİM SİSTEMİ UYGULANMIŞTIR BU YILLAR ARASINDA İSE VERGİDEN İNDİRİM (DEKOT) SİSTEMİ UYGULANMIŞTIR.</p>
<p>*********** Artan Oranlılık :Vergi matrahının büyümesi ile uygulanan oranında büyüdüğü vergilerdir.Gelir vergisi artan oranlı vergilere en iyi örnektir.<br />
*********** Ayırma Sistemi   :Sermaye gelirlerinin emek gelirlerine göre daha fazla vergilendirilmesini öngören bir sistemdir.</p>
<p>Kişisel Verği Yükü. Bir kişinin ödediği toplam vergilerin kişinin toplam gelirine oranıdır</p>
<p>Toplam verği yükü. Devletin gelirlerinin toplamanın GSMH oranıdır</p>
<p>Net vergi yükü.  Ödenen vergilerin yararlanılan kamu hizmetlerinin bedelinden mahsubunun kişi toplam gelirine oranıdır</p>
<p>Vergi kapasitesi : Bir ülkenin asgari geçimini sağlayan gelir düzeyinin üzerinde kalan gayrısafi milli hasılasının büyüklüğüne eşittir. Başka bir ifadeyle bir ülkedeki vergilendirilebilir ekonomik potansiyeli ifade eder.</p>
<p>Fiili vergi gayreti. Belli bir dönemde devletin toplayabildiği vergi hasılatının gayrısagi milli hasılaya oranıdır.</p>
<p>Vergi baskısı (tazyiki). Verginin karşılıksız ve zorunlu olması onun gönülden bir istekle yerine getirilmesini engeller bu nedenle vergiyi istemeyerekte ödemek zorunda olanların duymuş oldukları. Psikolojik etkiye vergi baskısı yada vergi tazyiki denilmektedir.</p>
<p>a)	vergiden kaçınma. Vergiyi doğuran olaya sebebiyet vermemek suretiyle vergi borcundan kurtulmayı ifade eder. Vergi yasalarındaki istina ve muafiyetlerden yararlanmak örnek: yükümlülerin vergi konusuna girmeyen kaynaklardan kazanç ve irat sağlamak yada vergiye tabi olmayan mal ve hizmetleri satın almamak suretiyle verigiden kaçınmak mümkündür.<br />
b)	Vergi kaçakçılığı. Vergi kaçakçılığı vergi baskısına karşı yasa dışı bir tepkidir.</p>
<p>Verginin telafisi giderilmesi. Vergi ödemek suretiyle ödeme gücü zayıflayan bireyler, tekrar eski güçlerine kavuşabilmek için bir takım çaba ve faaliyet gösterirle. Bu çerçevede yükümlüler tüketim yatırım ve tasarruf kararlarını gözden geçirererek bazı değişiklikler yapmaya karar verebilirler. Vergi baskısı karşısında ortaya çıkan bu değişikliğe Verginin beyan etkisi denir.<br />
a)	verginin gelir etkisi. Ödedikleri vergiden dolayı gelirlerinde azalma meydana gelen bireyler, gelirlerindeki bu azalmayı daha çok çalışarak kazanmak suretiyle telafi edebilirler. Bu duruma verginin gelir etkisi denir<br />
b)	verginin ikame etkisi. Verginin yükümlülerin ekonomik karar ve tercihlerinde değişlikler meydana getirmesi durumudur. Örnek, üzerine vergi konulan yada üzerinden alınan vergi miktarı artan bir mala olan talebin artması durumuna verginin ikame etkisi denir.</p>
<p>VERGİNİN YANSIMASI</p>
<p>a)	Yansıma Şekilleri.  İleriye doğru yansıma :kısmen yada tamamen ileriye doğru yansıma, üretici yada mal ve hizmet satışını yapan kimselerin ödemiş oldukları vergiyi mal ve hizmetlerin satış fiyatına ekleyerek alıcıya devretmesi şeklinde gerçekleşir.<br />
b)	Çapraz Yansıma : Talep elastikiyeti düşük olan, temel gıda maddeleri ve tekel ürünleri gibi malların üzerine konulan bir vergi kolaylıkla fiyata eklenerek alıcılara yani ileriye doğru yansıtılabilir, buna karşılık talebi esnek olan bir malın üzerine konulan bir verginin ileri doğru yansıtılması pek kolay olmaz. Zira vergi dolayısı ile fiyatı yükselen mala karşı olan talep azalır. Bu yüzden ileriye doğru yansıma bazen vergi konusu malların fiyatının yükseltilmesi ile değilde başka malların fiyatının yükseltilmesi ile gerçekleşirki buna çarpraz yansıma denir.<br />
c)	Geriye doğru yansıma: Satılan alınan mal ve hizmetlerin fiyatı düşürülerek vergi yükü malı satanların üzerine doğru devredilmeye çalışılır. Ancak hemen belirtmek gerekirki yansımanın bu şekli daha çok işletmelerin kendilerinin satın aldıkları faktörlerin fiyatının düşürülmesi şeklinde gerçekleşir.tüketiciler açısından geriye yansıma oldukça güç bir iştir.<br />
d)	Kanuni ve fiili yansıma :Kanun koyucu vergiler ile ilgi düzenlemeleri yaparken verginin yükümlüler tarafından başkalrına devrini öngörmüşolebilir bunun sonucu olarak gerçeklekşitirlen yansımaya kanuni yansıma denirir Örneğin:; KDV vergisinde mal ve hizmet satışını yapanlar kanuni yükümlü olarak nitelendirilen tüketiciler vergi taşıyıcısı yada yüklenicisi olarak nitelendirilmektedir. Bazı hallerde kanun koyucu açık bir şekilde öngörmediği halde yasal yükümülü tarafından ödenmiş olan bir vergi çeşitli yollardan başkalarına devredilmektedir. Bu suretle oluşan yansımaya fiili yansıma adı verilir. </p>
<p>YANSIMANIN BAĞLI OLDUĞU FAKTÖRLER</p>
<p>a)Verginin mahiyeti<br />
*Dolaylı Vergiler:  Mal ve hizmet satışları üzerinden ödenen vergiler gelir ve servet unsurları üzerinden alınan dolaysız verilere göre daha kolay yansıtılabilir. Mal ve hizmet satışları üzirenden alınan vergilerin satış fiatına eklenerke alıcılara devredilmesi kolaydır.<br />
*. Verginin kapsamı ne derece geniş olursa yansıması o ölçüde kolay olur. Buna karşılık kapsamı dar olan vergilerin yansıma kabiliyeti daha azdır. Kapsamı geniş olan vergillerin ikame etkisi zayıftır. Tüm mal ve hizmetleri kapsamına alan vergi, söz konusu mal ve hizmetirin fıyatını aynı ölçüde yükselttiğinden, tüketicilerin başka mal ve hizmetlere yönleme imkanı önlenir. Bu yüzden vergi dolayısıyla fiyatı yükselen mala karşı olan talep değişmeyecektir. Bunu sonucu olarakda vergi fiyatının bir parçası olarak kolaylıkla tüketcilere yansıtılır.<br />
*. Verginin dar kapsamlı olması halinde yani sadece belli mal vey hizmetlerden vergi alınması durumunda tüketicilerin vergisiz mallara doğru yönelme ihtimali olacağıdan bu tür vergilerin yansıtılması güç olur.<br />
B) Piyasa Yapısı</p>
<p>****tam rekabet piyasasında kısa dönemde verginin yansıması oldukça sınırlı olup verginin büyük bir kısmı firmalar üzerine yerleşir.<br />
*****monopolcü, monopol güce baglı olarak maliyetleri etkiyelen bir vergi varsa fiyatları yükselterek vergiyi yansıtır.<br />
*****oligopolda az sayıda satıcı firma ile aralarında belirlenen dayanışma sonucu vergideki artışı fiyata aktararak tüketiciye yansıtabilir.</p>
<p>c)Talep Esnekliği Verginin yansımasını belirleyene en önemli faktör talep esnekliğidir. Talebin esnek olması fiyatlardaki değişmenin talep seviyesinde aynı ölçüde veya daha fazla bir değişme meydana getirmesini ifade eder. Buna karşılık, talebin esnek olmaması yada az esnek olması, fiyatlardaki değişmenin talep seviyesini etkilememesini yada az etkilemesini ifade eder. Bu durum karşınıda talebi esnek olan malların üzerine konulan verginin yansıtılması son derece güç yada imkansız olurken talebi esnek olmayan yada az esnek olan malların üzerine konulan verginin tamamının yada büyük bir bölümünün yansıtılması son derece kolay olur. Örneğin zaruri ihtiyaç maddelerinden ekmek, şeker, tuz ve benzeri gıda maddeleri üzerine konulan bir verginin yansıtılması aynı oranda gerçekleşmez.</p>
<p>                                               DEVLET BORÇLARI</p>
<p>Az Gelişmiş Ülkelerin Borçlanma Nedenleri</p>
<p> * Büyük Yatırımlar İçin<br />
 * Ekonomik Gelişme İçin Gerekli Olan Teknolojik Bilgi Birikimine Sahip Olmak İçin<br />
 * Askerlik Harcamalarının Geniş Boyutlara Ulaşması<br />
 * Yeterli Hammede Ve Ara Malına Sahip Olmak<br />
 * Ödemeler Bilançosundaki Açıklar<br />
 * Üretimin Dışa Bağımlı Olması.</p>
<p>Gelişmiş Ülkelerin Borçlanma Nedenleri</p>
<p> *  Geçici Bütçe Açıklarının Giderilmesi<br />
 *  Olağan Üstü Giderlerin Karşılanması<br />
 *  Bazı Özel Ve Büyük Projelerin Finansmanı. </p>
<p>* Proje Ve Proğram Kredileri:  belli biryatırım projesinin gerekli kıldığı ithalatın fininsmanında kullanılmak üzere alınan kredilrin temel özelliği alnıdıkları projenin finansmanında kullanılabilmesidir. Her hangi bir projeye bağlı olmadan alınan kerdilereise proje dışı yada proğram kredi adı verilir.<br />
* Bağlı Ve Serbest Krediler Krediyi açan ülke kredi vermeyi kendi mallarının satın alınma şartına bağlamış ise bu çeşit kredlier bağlı krediler bağlı krediler kredi veren ülkenin ihracatının artırır. Herhangi bir şarta bağlı olmayan krediler ise serbest kredi olarak nitelendirilir.<br />
* İMF 1944 yılında kurulmuştur. Amacı uluslararıs para sisteminin işleyişini düzenlemektir. Fon’ un fonksiyonu ise dış ödemeler açığı bulunnan ülkelere kısa vadeli kredi sağlamaktır.<br />
LEASİNG ( Finansal kiralama) : leasing bir işletmenin ihtiyaç duydugu yüksek maliyetli araçları kiralama yöntemiyle temin etmesidir. Bu sistemin uygulandığı ülkelerde bu amaçla kurulmuş şirketler vardır. Lisasinğ yoluyla araç kiralamak isteyen, söz korusu şirkete başvurur anlaşma sağlandığında leasing şirketi aracı satın alarak kullanılmak üzere ilgil işletmeye kiralar kiralan malın mülkiyeti şirkete aittir. Ancak belli bir süre sonra malın mülkiyeti kiracıya devredilebilir.</p>
<p>KISA ORTA VE <a href="http://www.genelbilge.com/tag/uzun/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Uzun">UZUN</a> VADELİ BORÇLAR</p>
<p>Hazine Bonoları. Bir borç senedi türü olup genellikle bütçe ödemeerini zamanında yapabilmek için kısa vadeli borç almaya yarayan belgelerdirvadeliri 3,6,9,12 ay şeklinde olabilmektedir. Vergiden istisna edilmiş olması sözleşmelerde teminat olarak kabul edilmesi ve bunların karşılığında Merkez Bankasından avans alınabilmesi bonoların avantajlarıdıdır. Dalgalı borçlanmada denir vadesi 1 yılı geçemez</p>
<p>Hazine Kefaletine Haiz Bonolar. Kitler ve diğer kamu kuruluşlarının hammede veya ürün alımı gibi çeşitli ihtiyaçlarını zamanında karşılaya bilmek için hazenini güvencesi ile çıkartılan bonoları , Merkez Bankasına iskonto ettirerek avans alabilmektedir.</p>
<p>Mütehhit Bonoları. Geçmiste mütahitlere yaptıkları iş karşılığında devletten alacaklarına sayılmak üzere bonolar verilmiştir.</p>
<p>Avanslar. Merkez bankasının cari yıl bütçe ödeneklerinin belli bir oranı kadar hazineye kısa vadeli natik vermesidir.</p>
<p>Bütçe emanetleri. </p>
<p>Adi emanetler. İhale teminatları, gümrük teminatları, hacizli malların satışından artan paralar, çeşitli fonlara ait kesintiler, niteliği belirlenemeyen paralar.</p>
<p>•	Borçların Tahkimi(Konsolidasyon). Borç konsolidasyonu ) vadesi gelen bir borcun vadesinin uzatılması işlemidir. Daha çok dış borçlara uygulanır.<br />
•	Konversiyon: borç belgelerinin değiştirilmesi anlamına gelir. Yüksek faizli tahvillerin daha düşük faizli tahvillerle değiştirilmesidir.<br />
•	Moratoryum: vedesi gelmiş borçlara ilişkin herhangi bir kanun yada yasal dayanağı olmamasına ragmen ödemelerin tek taraflı olarak durdurulması yada ertelenmesi işlemidir. Osmanlı döneminde ilk moratoryum 1881 yılında ilan edilmiştir. 1930 ve 1958 yıllarında da morotoryum ilan edilmiştir.</p>
<p>DEVLET TAHVİLİ SATIN ALANLARAR SAĞLANAN AVANTAJLAR.</p>
<p>1Borçlanma Faizi: Devlete borç verenlerin ilk çıkarı alacakların faizidir.</p>
<p>2 İtfa Primleri: tahvillerin anaparalarının geri ödenmesinde devlet başabaşın altında ithal ihraç ettiği tahvile’ nominal değerini ödemesi yad abaşbaştan ihraç edilen tahvile daha yüksek ödemde bulunması</p>
<p>3 İkramiye (piyangolu ) ihraç: bu tip tahvillerde, gerçek faiz oranının yükseltilmesine imkan verirler. Burada söz konusu olan yükseltme, tahvil sahipleri arasında düzenlenen piyango sonucu kazanan tahvillerin yararlanması şeklinde olmaktadır. Kazanamayanlar ise bu haktan yararlanamazlar.</p>
<p>4 Vergi İmtiyazları: bazen ihraç edilen tahviller vergiden muaf tutularak tahvil satın alanlara ek bir avantaj sağlanmıştır.</p>
<p>5 Vergi Ödemelerinde Kullanılması: devlet bazı tahvilleri satın alıcıları tarafından vergi ödemelerinde kullanabilmelerine imkan tanır. </p>
<p>6Hukuki İmtiyazlar: devlet tahvilleri ihtiyati tedbir ve hacizden muaf tutalabilir.</p>
<p>7Teminat Olarak Kabul Edilmesi: Devlet ihalelerinde tahviller teminat olarak kabul edilebilir.</p>
<p>PARA DEĞERİNDEKİ DEĞİŞMELERE KARŞI GARANTİLER.</p>
<p>a)Döviz Garantili Tahvil İhracı: Enflosyonlu ekonomilerde devlet, iç borçlanmalarda, tahvil satın alanlara, başka devletin para birimi üzerinden garanti verir. Bu tahvillerin anapara ve faizleri döviz ürerinden ödenir.<br />
b)Altın Garantili Tahvil İhracı: bu tahvillerin ana paraları altın, faizleri ulusal para üzerinden ödenmesi gerekir.<br />
c)Endeksli Tahvil İhracı: Tahvil İhracı belirli malların fiyat endeksine bağlanarak ödenmesidir.</p>
<p>İÇBORÇ DIŞ BORÇ AYRIMI:  iç ve dış borç ayrımı borcun sağlandığı piyasının uyrukluğuna göre tayin edilmektedir. Bir piyasadan o piyasanın milli parası yerine başka bir para birimi üzerinden tahvil ihraç edilmesi onun o milli piyasadan borçlanılmadığını göstermektedir. Öreneğin Türkiye Devleti milli piyasasında ABD doları üzerinden borçlanırsa bu iç borç olmaktadır. Öte yandan japonyadan TL üzerinden tahvil ihraç edilirse bu da dış borç olmaktadır. Yani bir borcun iç ve dış borç olarak nitelendirilmesi borcun sağlandığı piyasanın uyrukluğuna göre tanımlanmaktadır.</p>
<p>TEKNİK BAKIMDAN KONVERSİYON:</p>
<p>Başabaştan yapılan konversiyon: itibari değeri aynı olan yeni fakat düşük faiz oranlı bir borçla aynı değerde fakat yüksek faiz oranlı bir borçla aynı değerde fakat yüksek faiz oranlı borcun değiştirilmesidir.</p>
<p>Başabaşın altında yapılan konversiyon: piyasada faiz oranın düşmesi halinde devletin itibari değeri daha yüksek fakat faiz oranı daha düşük tahvil ihraç etmesidir.</p>
<p>Fark ödemeyi gerektiren konversiyon: Devletin faiz oranların düşürmesineinin yanında senetlerin nominal değerlerini yükseltmesi nedeniyle borçlanmamının ana paralarında arttırıldığı konversiyondurn</p>
<p>Kademeli konversiyon: piyasa faiz haddinin düşüşüne paralel olarak devlet borç stokunun kademeli olarak düşük faizli tahvillerle değiştirilmesi işlemidir.</p>
<p>BORÇLANMADA FAİZ ORANINI BELİRLEYEN UNSURLAR.; </p>
<p>•	İhtiyacın şiddeti ve aciliyeti<br />
•	Borcun vadesi<br />
•	Devlete olan güven ( güven fazla ise faiz oranı düşük)<br />
•	Halkın psikolojik durumu<br />
•	Konjoktürel durum önemlidir.</p>
<p>Borç Servisi: borç yükünün hesaplanmasında borcun yıllar itibarı ile ele alınmasınına borç serivisi denir. Devlet yıl sonunda Anapara+ faiz olarak ne kadar borç ödemesi yapmaktadır. Onu belirlemektedir.</p>
<p>**********Türkiyede devlet  tahvillerinin halka arzında ‘’ satın alma taahhüdü ile halkın devlet tahvillerine yazılması yöntemi uygulanır*********</p>
<p>                                                         DEVLET BÜTÇESİ </p>
<p>BÜTÇE: Devletin gelecek bir dönem için gelir ve gider dengesini gösteren ve parlemeter demokratik yönetim sistemi ile idare edilen ülkelerde yasama organını yürütme organına kamu gideri yapmak ve kamu gelirlerini toplam husunuda verdiği yetkiyi gösteren belgedir.<br />
Bütçenin en önemli özelliği devletin gelecek bir yıl içinde yapacağı giderler ile bu giderleri karşılayacağı gelir tahminlerini göstermesidir. Daha başka bir ifade ile bütçe kamu kesiminin gelecek bir dönemde GSMH dan alacağı payı ve bunu sarfedeceği alanı gösterir. Bunun için bütçe devlet için önemli bir planlama aracıdır.<br />
Bütçenin hukuki yönü ise bütçenin birkanun olmasını ve bütçe kanunun da yer alan tüm hümlere uyulması zorunluğunu ifade eder.</p>
<p>5018 tanım:Bütçe: Belirli bir dönemdeki gelir ve gider tahminleri ile bunların uygulanmasına ilişkin hususları gösteren ve usulüne uygun olarak yürürlüğe konulan belgeyi,</p>
<p>(5018) Kamu kaynakları: Borçlanma suretiyle elde edilen imkanlar dahil kamuya ait gelirler, taşınır ve taşınmazlar, hesaplarda bulunan para, alacak ve haklar ile her türlü değerleri,</p>
<p>(5018) Kamu gideri: Kanunlarına dayanılarak yaptırılan iş, alınan mal ve hizmet bedelleri, sosyal güvenlik katkı payları, iç ve dış borç faizleri, borçlanma genel giderleri, borçlanma araçlarının ıskontolu satışından doğan farklar, ekonomik, mali ve sosyal transferler, verilen bağış ve yardımlar ile diğer giderleri,</p>
<p>(5018) Kamu geliri: Kanunlarına dayanılarak toplanan vergi, resim, harç, fon kesintisi, pay veya benzeri gelirler, faiz, zam ve ceza gelirleri, taşınır ve taşınmazlardan elde edilen her türlü gelirler ile hizmet karşılığı elde edilen gelirler, borçlanma araçlarının primli satışı suretiyle elde edilen gelirler, sosyal güvenlik primi kesintileri, alınan bağış ve yardımlar ile diğer gelirleri,</p>
<p>(5018)Özel gelir: Genel bütçe kapsamındaki idarelerin kamu görevi ve hizmeti dışında ilgili kanunlarında belirtilen faaliyetlerinden ve fiyatlandırılabilir nitelikteki mal ve hizmet teslimlerinden sağlanan ve genel bütçede gösterilen gelirleri,</p>
<p>Kamu maliyesinin temel ilkeleri(5018)<br />
a) Kamu mali yönetimi uyumlu bir bütün olarak oluşturulur ve yürütülür.<br />
	b) Kamu maliyesi, kamu görevlilerinin hesap verebilmelerini sağlayacak şekilde uygulanır.<br />
c) Maliye politikası, makroekonomik ve sosyal hedefler ile uyumlu bir şekilde oluşturulur ve yürütülür.<br />
	d) Kamu mali yönetimi Türkiye Büyük Millet Meclisinin bütçe hakkına uygun şekilde yürütülür.<br />
e) Kamu mali yönetimi mali disiplini sağlar.<br />
f) Kamu mali yönetimi ekonomik, mali ve sosyal etkinliği birlikte sağlayacak şekilde kamusal tercihlerin oluşması için gerekli ortamı yaratır.<br />
g) Kamu idarelerinin mal ve hizmet üretimi ile ihtiyaçlarının karşılanmasında, ekonomik veya sosyal verimlilik ilkelerine uygun olarak maliyet-fayda veya maliyet-etkinlik ile gerekli görülen diğer ekonomik ve sosyal analizlerin yapılması esastır.<br />
İlgili kanunlardaki hükümler saklı kalmak kaydıyla, kamu maliyesi ilkelerinin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığınca belirlenir ve izlenir.</p>
<p>Hazine birliği (5018)<br />
 Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin  gelir, gider, tahsilat, ödeme, nakit planlaması ve borç yönetimi Hazine birliğini sağlayacak şekilde yürütülür.<br />
Bu Kanuna ekli (I) sayılı cetvelde yer alan kamu idarelerinin tüm gelirleri Hazine veznelerine girer, giderleri bu veznelerden ödenir. Bu idareler özel vezne açamaz.</p>
<p>Stratejik Planlama Ve Performans Esaslı Bütçeleme</p>
<p>Kamu idareleri; kalkınma planları, programlar, ilgili mevzuat ve benimsedikleri temel ilkeler çerçevesinde geleceğe ilişkin misyon ve vizyonlarını oluşturmak, stratejik amaçlar ve ölçülebilir hedefler saptamak, performanslarını önceden belirlenmiş olan göstergeler doğrultusunda ölçmek ve bu sürecin izleme ve değerlendirmesini yapmak amacıyla katılımcı yöntemlerle stratejik plan hazırlarlar.<br />
Kamu idareleri, kamu hizmetlerinin istenilen düzeyde ve kalitede sunulabilmesi için bütçeleri ile program ve proje bazında kaynak tahsislerini; stratejik planlarına, yıllık amaç ve hedefleri ile performans göstergelerine dayandırmak zorundadırlar.<br />
Stratejik plan hazırlamakla yükümlü olacak kamu idarelerinin ve stratejik planlama sürecine ilişkin takvimin tespitine, stratejik planların kalkınma planı ve programlarla ilişkilendirilmesine yönelik usul ve esasların belirlenmesine Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı yetkilidir.<br />
Kamu idareleri bütçelerini, stratejik planlarında yer alan misyon, vizyon, stratejik amaç ve hedeflerle uyumlu ve performans esasına dayalı olarak hazırlarlar. Kamu idarelerinin bütçelerinin stratejik planlarda belirlenen performans göstergelerine uygunluğu ve idarelerin bu çerçevede yürütecekleri faaliyetler ile performans esaslı bütçelemeye ilişkin diğer hususları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.<br />
Maliye Bakanlığı, Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı ve ilgili kamu idaresi tarafından birlikte tespit edilecek olan performans göstergeleri, kuruluşların bütçelerinde yer alır. Performans denetimleri bu göstergeler çerçevesinde gerçekleştirilir.</p>
<p>(5018)*********Bakanlar,  hükümet politikasının uygulanması ile bakanlıklarının ve bakanlıklarına bağlı, ilgili veya ilişkili kuruluşların stratejik planları ile bütçelerinin kalkınma planlarına, yıllık programlara uygun olarak hazırlanması ve uygulanmasından, bu çerçevede diğer bakanlıklarla koordinasyon ve işbirliğini sağlamaktan sorumludur. Bu sorumluluk, Yükseköğretim Kurulu, üniversiteler ve yüksek teknoloji enstitüleri için Milli Eğitim Bakanına, mahalli idareler için İçişleri Bakanına aittir.<br />
Bakanlar, kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli kullanılması konusunda Başbakana ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne karşı sorumludurlar</p>
<p>(5018)*********ÜST YÖNETİCİ:Bakanlıklarda müsteşar, diğer kamu idarelerinde en üst yönetici, il özel idarelerinde vali ve belediyelerde belediye başkanı üst yöneticidir. Ancak, Milli Savunma Bakanlığında üst yönetici Bakandır.<br />
Üst yöneticiler, idarelerinin stratejik planlarının ve bütçelerinin kalkınma planına, yıllık programlara, kurumun stratejik plan ve performans hedefleri ile hizmet gereklerine uygun olarak hazırlanması ve uygulanmasından, sorumlulukları altındaki kaynakların etkili, ekonomik ve verimli şekilde elde edilmesi ve kullanımını sağlamaktan, kayıp ve kötüye kullanımının önlenmesinden mali yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinin gözetilmesi, izlenmesi ve bu Kanunda belirtilen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden Bakana; mahalli idarelerde ise  meclislerine  karşı sorumludurlar.</p>
<p>BÜTÇE TÜRLERİ VE KAPSAMI (5018)</p>
<p>Genel yönetim kapsamındaki idarelerin bütçeleri; merkezi yönetim bütçesi, sosyal güvenlik kurumları bütçeleri ve mahalli idareler bütçeleri olarak hazırlanır ve uygulanır. Kamu idarelerince bunlar dışında herhangi bir ad altında bütçe oluşturulamaz.</p>
<p>Merkezi Yönetim Bütçesi, bu Kanuna ekli (I), (II) ve (III) sayılı cetvellerde yer alan kamu idarelerinin bütçelerinden oluşur.</p>
<p>Genel bütçe, Devlet tüzel kişiliğine dahil olan, ve bu Kanuna ekli (I) sayılı cetvelde yer alan kamu idarelerinin bütçesidir. </p>
<p>Özel bütçe, bir bakanlığa bağlı veya ilgili olarak belirli bir kamu hizmetini yürütmek üzere kurulan, gelir tahsis edilen, bu gelirlerden harcama yapma yetkisi verilen, kuruluş ve çalışma esasları özel kanunla düzenlenen ve bu Kanuna ekli (II) sayılı cetvelde yer alan her bir kamu idaresinin bütçesidir.</p>
<p>Düzenleyici ve denetleyici kurum bütçesi, özel kanunlarla kurul, kurum veya üst kurul şeklinde teşkilatlanan ve bu Kanuna ekli (III) sayılı cetvelde yer alan her bir düzenleyici ve denetleyici kurumun bütçesidir.</p>
<p>Sosyal güvenlik kurumu bütçesi, sosyal güvenlik hizmeti sunmak üzere, kanunla kurulan ve bu Kanuna ekli (IV) sayılı cetvelde yer alan her bir kamu idaresinin bütçesidir.</p>
<p>Mahalli idare bütçesi, mahalli idare kapsamındaki kamu idarelerinin bütçesidir.</p>
<p>BÜTÇE İLKELERİ(5018)</p>
<p>Bütçelerin hazırlanması, uygulanması ve kontrolünde aşağıdaki ilkelere uyulur:<br />
a) Bütçelerin hazırlanması ve uygulanmasında, makroekonomik istikrarla birlikte sürdürülebilir kalkınmayı sağlamak  esastır.<br />
b) Kamu idarelerine bütçeyle verilen harcama yetkisi, kanunlarla düzenlenen görev ve hizmetlerin yerine getirilmesi amacıyla kullanılır.<br />
c) Bütçeler, kalkınma planı ve programlarda yer alan politika, hedef ve önceliklere uygun şekilde, idarelerin stratejik planları ile performans ölçütlerine ve fayda-maliyet analizine göre hazırlanır, uygulanır ve kontrol edilir.<br />
d) Bütçeler, stratejik planlar dikkate alınarak izleyen iki yılın bütçe tahminleriyle birlikte görüşülür ve değerlendirilir.<br />
e) Bütçe, kamu malî işlemlerinin kapsamlı ve saydam bir şekilde görünmesini sağlar.(*)<br />
f) Tüm gelir ve giderler gayri safi olarak bütçelerde gösterilir.<br />
g) Belirli gelirlerin belirli giderlere tahsis edilmemesi esastır.<br />
h) Bütçelerde gelir ve gider denkliğinin sağlanması esastır.<br />
i) Bütçeler, ait olduğu yıl başlamadan önce Türkiye Büyük Millet Meclisi veya yetkili organlarca kabul edilmedikçe veya onaylanmadıkça uygulanamaz.<br />
j) Bütçelerde, bütçeyi ilgilendirmeyen hususlara yer verilmez.<br />
k) Bütçeler kurumsal, işlevsel ve ekonomik sonuçların görülmesini sağlayacak şekilde Maliye Bakanlığınca uluslararası standartlara uygun olarak belirlenen bir sınıflandırmaya tabi tutularak hazırlanır ve uygulanır.<br />
l) Bütçe gelir ve gider tahminleri ile uygulama sonuçlarının raporlanmasında açıklık, doğruluk ve mali saydamlık esas alınır.<br />
m) Kamu idarelerinin tüm gelir ve giderleri bütçelerinde gösterilir.<br />
n) Kamu hizmetleri, bütçelere konulacak ödeneklerle, mevzuatla belirlenmiş yöntem, ilke ve amaçlara uygun olarak gerçekleştirilir.<br />
o) Bütçelerde, ödenekler belirli amaçları gerçekleştirmek üzere tahsis edilir.</p>
<p>BÜTÇE İLKELERİ</p>
<p>a)	Genellik İlkesi: Devletin tüm gelir ve giderlerinin olduğu gibi yani birbirlerine mahsup edilmeden bütçede yer olmasıdır.GAYRİ SAFİ BÜTÇE USULÜ  Bütçede yer alan gelir ve giderlerin iki türlü gösterilmesi usulü vardır. SAFİ USUL Gelirler tahsil masrafları düşüldükten sonra net tutarlar itibarı ile bütçede gösterilir. Her hangi bir gider dolayısı ile gelir elde etmek mümkünse söz konus giderden bu giderlerin yapılması dolayısı ile doğan gelir düştükten sonra ortada kalan net tutarlar bütçede yer alır.<br />
Gayrı Safi Bütçe Usulü: gelirve giderler olduğu gibi eksiksiz olarak birbirlerine mahsup edilmeden bütçede gösterilir. Bu usulde tüm kamu gelirleri olduğu gibi gelir bütçesinde yer alır. Bunların tahsili için gerekli olan masraflarda  gider bütçesinde yer alır. Türkiyede bu usül uygulanır.<br />
 Belirli gelirlerin belirli giderlere ayrılmaması usulü (Adem-i Tahsis)<br />
Bu ilkeye göre kamu gelirlerinin tamamı kamu gelirleninin tamamı devlet hazineside toplanmalı ve burdan çeşitli kamu hizmetleri için bütçe kanunu ile ayrılmış ödenekler çerçevesinde harcanmalıdır. Ülkemezde bütçe uygulamalarında genel olarak bu usul uygulanmakla birlikte bazı önemli istinalarada rastlamak mümkündür. Başta katma bütçe ve döner sermaye uygulamaları olmak üzere son yıllarda sayısı önemli ölçüde artmış olan adem-i tahsisi ilkesinin önemli istisnalarını teşkil eder.</p>
<p>b)Birlik ilkesi.  Devletin tüm gelir ve giderlerinin tek bir bütçede toplanmasını ifade eder bütçede birlik ilkesi özellikle klasik görüşlerin hakim olduğu dönemde savunulmuştur.</p>
<p>c) açıklık ve alenilik ilkesi : bütçede yer alan gelir ve gider tahminlerine ilişkin bilgilerin gerek yasama organı üyeri gerekse kamuouyuna bütçe hakkında bilgi edinmek isteyen kişililer için açık ve anlaşılır şekilde düzenlenmesini ifade eder. Sadece uzmanların değil uygulayıcıların değil aynı zamanda toplum fertlerininde giderlerin çeşitli kamu hizmetlerine ayrılan miktarları hakkında ve gelirlerin mahiyeti hakkında doğru bir fikir edinilebilmesi açıklık ilkesi ile mümkün olabilir.</p>
<p>d) Doğruluk İlkesi . bütçe devletin gelecek bir yıl içinde yapacağı giderleri ve bu giderleri karşılayacak gelir tahminlerini gösterir bu yüzden bütçede yer alacak gelir ve gider ramalarının gerçeğe uygun olması büyük önem taşır.</p>
<p>e) Önceden İzin İlkesi : yasama organınca onaylanmamış hiçbir bütçe yürürlüğe giremez yasama organının onayı olmadan çeşitli vergi resim harç kanunları ile alınması gereken kamu gelirleri tahsil edilemeyeceği gibi herhangi bir kamu hizmetinden doğan giderin yapılmasıda mümkün değildir.</p>
<p>f) Giderlerde Tahsis Ayırma İlkesi : herhangi bir kamu kuruluşu bütçe kanunu ile kendisine ödenek verilmedikçe hiçbir harcamada bulunamaz.<br />
* Nitelik Yönünden Ayrım: ödeneklerin bütçe kanunnuda ayrıldığı amaç doğrultusunda kullanılmasını ifade eder.<br />
* Nicelik Yönünden Ayrım: verilen ödeneğin aşılamayacağını ifade eder<br />
* Zaman Yönünden ayrım: Verilen ödenek bütçe yılı ile sınırlıdır.</p>
<p>g) Yıllık Olma İlkesi. Bütçe bir yıllık olarak hazırlanır. Türk bütçe sisteminde mali yıl ocakta başlar aralıkta biter. </p>
<p>h) Denklik İlkesi: Bütçede yer alan gelir ve gider rakamlarının birbirine eşit olmasını ifade eder. Ancak denklik ilkesi bütçenini mali yılın başında gelir ve gider rakamları olarak denk olması değil, mali yılın sonunda bütçe gelir ve giderlerinin denk olarak gerçekleşmesidir.</p>
<p>				BÜTÇE SİSTEMLERİ </p>
<p>a)	Klasik Bütçe Sistemleri.  Klasik mali anlayışa göre önemli olan husus bütçe denkliğnin sağlanmasıdır. Bütçe ile devlet özel ekonominin işleyişini hiçbir surette etkilemeden sadece özel kesimden karşılanmayan milli savunma ve topilm asayili gibi kamu hizmetlerini yerine getirir, klasik bütçe sisteminden beklenen görev kamu harcamalarının yasama organınıca onaylandığı biçimde gerçekleştirilmesini sağlamaktır. Kamu harcamaları sadece parasal yönden denetlenir.<br />
b)	Planlama proglamlama bütçeleme sistemleri. Proğram bütçe sistemi ilk uygulandığı dönemde performans ( iş ve hizmet) bütçesi adı altında anılmıştır. Daha sonra kumu kesinde performans bütçe tabiri ile proğram bütçe tabiri eş anlamlı olarak kullanılmıştır. Bu yüzden proğram bütçe sistemi performans bütçe sisteminin bir nevi geliştirilmiş bir şekli olarak kabul edilmektedir.<br />
* proğram bütçe kamu yönetiminin belirlenen amaçlarına ulaşmak için mevcut kaynakların alternatif proğramlar arasında tahsisinide yöneticiler tafından rasyonel kararların alınmasına imkanlar sağlayan bir bütçe tekniğidir.<br />
•	proğram bütçe kamu kuruluşları tarafından yerilen getirilecek kalu hizmetlerinin amaçlarını belirten bir bütçe sistemidir.<br />
•	 Bir yönetim birimi olarak devleti rasyonel bir yapıya kavuşturmayıı, yaptığı işlerde verimliliksağlamayı, maliyet fayda analizrinden yararlanarak her proğram ve projeyi değerlendirmeyi devlet kurumları arasında koordinasyonu sağlamayı ve bütün amaçlara yönelik olarak etkin bir denetim uygulayabilmeyi gaye edinen bir bütçe sistemidir.<br />
•	Bu sistemde öncelikle devletin fonksiyonlarını ve bu fonksiyonların gerektirdiği hizmetlerin sınıflandırılması gerekir.<br />
•	Program bütçe sistem, kamu hizmetlerinin belirlenmesi, bunların üretim teknolojilerinin seçimi, kullanılacak girdi miktarlarının hesaplanması ödenek talebinin tutarının belirlenmesi hizmetlerin faydalarını maliyetlerine oranlayarak önceliklerine göre sıralama gibi aşamaları içerir.<br />
•	Devletin yapacağı çeşitli kamu hizmetleri arasında toplumuh tercihlerine en uygun birleşimin seçilimesine yardımcı olan bi bütçe tekniğidir.<br />
C Klasik Bütçe ile proğram bütçe arasındaki farklar.<br />
	Proğram bütçenin kamu kesimi için bir planlama aracı olarak kullanılmasıdır. Proğram bütçe ile devletin bir kademesinde ekonomik düşüce ve sorumluluk hakim kılınmak istenir. Planlama ile proğramlama arasındaki farak planlamanın daha geniş kapsamlı omasına karşılık proğramlamanın daha dar kapsamlı oluşudur. Planlar genelikle uzun vadeli olarak hazırlanırken , proğlarlar daha kısa süre için hazırlanırlar<br />
	Proğram bütçe orta ve uzun vadeli hedefleri gerçekleştirmeye yönelik olmasnıa karşılık, klasik bütçe sisteminin kısa vadeli kararlara göre ayarlanmasıdır. Proğram bütçe sisteminde, kalsaik bütçe sisteminden farklı olarak hangi iş için ne kadar ödenek ayrılacağı değil yapılacak işten sonuçta ne gibi faydalar sağlanacağı önem taşır. Bu yüzden proğram bütçe tabiri yerine iş bütçesi, hizmet bütçesi hatta çıktı büççesi gibi tabirler kullanılmaktadır.<br />
	Proğram bütçe yapılan harcamalın mevzuata uygun olarak gerçekleştirip gerçekleştirilmediğinin araştırılmasının yanında, kaynakların proğramlarla belirlenen hedeflere ulaşma çabasında uygun olarak kullanılıp kullanılmadığınında araştırılması öngörülmektedir.</p>
<p>ÇAĞDAŞ BÜTÇE KURUMLARI </p>
<p>a)	Telafi Edici Bütçe Kuramı : Deprosyandaki ekonomiyi genişleme safhasına sokmak ve tam çalışmaya getirmek için özel sektörün ekonomideki yetersizliğini gidererek buhran içinde bulunan ekonomiyi tekrar dengesine kavuşturmak fikri vardır.<br />
b)	Devri bütçe kuramı<br />
c)	Mili bütçe<br />
d)	Yatırım bütçesi<br />
     	e)    Proğram bütçe</p>
<p>c)	TÜRKİYEDE PROĞRAM BÜTÇE UYĞULAMASI. 1973 yılından buyana proğram bütçe esası uygulanmaktadır.- kamu hizmetlerinin belli proğramlara bağlanarak hizmetilere plan ilkelerine göre öncelikke verilmesinin sağlanması ve kamu hizmetlerindeki gecikmelerin önlenmesi – proğram bütçe sisteminde en önemli husus, ödeneklerin bu sisteme uygun bir şekilde sınıflandırılmasıdır.<br />
ÖZEL BÜTÇELER. Yerinden yönetim birimleri, il özel idareleri, belediyeler ve köy idareleridir, yerel idarelerin genel karar organları yöre halkı tarafından seçilmektedir.. bunların her biri ayrı bir kamu tüzel kişiliğine sahiptir. Yerel idareler genel bütçeye dahil değildir. Bunların herbirinin ayrı birer özel bütçeleri vardır. İşter devlet bütçesi deyimi yerel idareler için kullanılmaktadır.<br />
ÖZERK BÜTÇELER. Kamu iktisadi teşebbüsleri ile benzeri nitelikteki kuruluşların bütçeleri; özerk bütçe olarak nitelendirilmektedir. Genel ve katma bütçeden tamamı ayrı olarak hazırlanan özerk bütçeler yasama organının onayına tabi değildirler, 1050 sayılı Muhasebeyi  Umumiye Kanununa ve devlet İhale kanununada tabi olmayan özerk bütçeli kuruluşlar Sayıştay  denetiminin dışında tutulmuşlardır.<br />
	Kamu iktisadi teşebbüslerinin dışındaki özerk bütçeli kuruluşlara örnek olarak TRT, Merkez Bankası, Tübitak, TSE, Milli Provikte Merkezi gösterilir.<br />
DÖNER SERMAYE BÜTÇELERİ. Ülkemizde bütçede birlik ve genellik ilkeleri önemli istisnalardan biridir., döner sermaye işletmeleri kendi özel kuruluş kanunlarına ve işleyiş yönetmeliklerine göre yönetilirler, bunların denetimi bağlı bulundukları kuruluşun yöneticileri, Maliye Bakanlığı ile sayıştay tarafından yapılır. Döner Sermaye İşletmelerinde Maliye Bakanlığı tarafından atanmış bir sorumlu sayman bulunur. Bu sayman, diğer gelir ve gider saymanları gibi sayıştayla idare zamanı hesabı vermekle yükümlüdür. </p>
<p>                                               BÜTÇENİN HAZIRLANMASI</p>
<p>************GELİR VE GİDERLERİ ETKİLEYECEK KANUN TASARILARI (5018)<br />
Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri; kamu  gelirlerinin azalmasına veya kamu giderlerinin artmasına neden olacak ve kamu idarelerini yükümlülük altına sokacak kanun tasarılarının getireceği mali yükü, orta vadeli program ve mali plan çerçevesine, en az üç yıllık dönem için hesaplar ve tasarılara eklerler. Sosyal güvenliğe yönelik kanun tasarılarında ise en az yirmi yıllık aktüeryal hesaplara yer verilir. Ayrıca, bu kanun tasarılarına Maliye Bakanlığı ile ilgisine göre Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı veya Hazine Müsteşarlığının görüşleri eklenir.</p>
<p>Bakanlıklardan herbiri kendi bütçesini hazırlayarak temmuz ayı sonuna kadar Maliye bakanlığına gönderir, Maliye Bakanlığında kendi bütçesiyle devletin bütçesini hazırlayıp  ötekilerle birleştirirek yıllık bütçe tasarısını meydana getirir bu tasarı bakanlar kurulunca incelenip onaylandıktan sonra Engeç 15 Ekim tarihen kadar TBMM’ ine sunulur.</p>
<p>Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu</p>
<p>MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNUNUN KAPSAMI</p>
<p>Merkezi yönetim bütçe kanunu, merkezi yönetim kapsamındaki  kamu idarelerinin gelir ve gider tahminlerini gösteren, bunların uygulanmasına ve yürütülmesine yetki ve izin veren kanundur.<br />
Merkezi yönetim bütçe kanununda; yılı ve izleyen iki yılın gelir ve gider tahminleri, varsa bütçe açığının veya fazlasının tutarı, açığın nasıl kapatılacağı veya fazlanın nasıl kullanılacağı, vergi muafiyeti, istisnası ve indirimleri ile benzeri uygulamalar nedeniyle vazgeçilen vergi gelirleri, borçlanma ve garanti sınırları, bütçelerin uygulanmasında tanınacak yetkiler, bağlı cetveller, mali yıl içinde gelir ve giderlere yönelik olarak uygulanacak ve kısmen veya tamamen uygulanmayacak hükümler yer alır. Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin her birinin gelir-gider tahminleri, merkezi yönetim bütçe kanununda ayrı bölüm veya cetvellerde gösterilebilir.</p>
<p>Orta Vadeli Program, Mali Plan Ve Bütçe Hazırlama Rehberi</p>
<p>Maliye Bakanlığı, merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısının hazırlanmasından ve bu amaçla ilgili kamu idareleri arasında koordinasyonun sağlanmasından sorumludur. </p>
<p>	Merkezi yönetim bütçesinin hazırlanma süreci, Bakanlar Kurulunun Mayıs ayının sonuna kadar toplanarak kalkınma planları, stratejik planlar ve genel ekonomik koşulların gerekleri doğrultusunda makro politikaları, ilkeleri, hedef ve gösterge niteliğindeki temel ekonomik büyüklükleri de kapsayacak şekilde Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığınca hazırlanan orta vadeli programı kabul etmesiyle başlar. Orta vadeli program, aynı süre içinde Resmi Gazetede yayımlanır. </p>
<p>Orta vadeli program ile uyumlu olmak üzere, gelecek üç yıla ilişkin toplam gelir ve gider tahminleri ile birlikte hedef açık ve borçlanma durumu ile kamu idarelerinin ödenek teklif tavanlarını içeren ve Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan orta vadeli mali plan, Haziran ayının onbeşine kadar Yüksek Planlama Kurulu tarafından karara bağlanır ve Resmi Gazetede yayımlanır. </p>
<p>Bu doğrultuda, kamu idarelerinin bütçe tekliflerini ve yatırım programını hazırlama sürecini yönlendirmek üzere; Bütçe Çağrısı ve eki Bütçe Hazırlama Rehberi Maliye Bakanlığınca, Yatırım Genelgesi ve eki Yatırım Programı Hazırlama Rehberi ise Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığınca hazırlanarak Haziran ayının sonuna kadar Resmi Gazetede yayımlanır.</p>
<p>Bütçe Hazırlama Rehberi ile Yatırım Programı Hazırlama Rehberi, bütçe tekliflerinin hazırlanmasına esas olmak üzere, kamu idarelerince uyulması gereken genel ilkeleri, nesnel ve ölçülebilir standartları, hesaplama yöntemlerini, bunlara ilişkin olarak kullanılacak cetvel ve tablo örneklerini ve diğer bilgileri içerir.  </p>
<p>MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİNİN HAZIRLANMASI </p>
<p>Gelir ve gider tekliflerinin hazırlanmasında; </p>
<p>a) Orta vadeli program ve mali planda belirlenen temel büyüklükler ile ilke ve esaslar,<br />
b) Kalkınma planı ve yıllık program öncelikleri ile kurumun stratejik planları çerçevesinde belirlenmiş ödenek tavanları,<br />
c) Kamu idarelerinin stratejik planları ile uyumlu çok yıllı bütçeleme anlayışı,<br />
d) İdarenin performans hedefleri,<br />
Dikkate alınır.<br />
Kamu idareleri, merkez ve merkez dışı birimlerinin ödenek taleplerini dikkate alarak gider tekliflerini hazırlar. Genel bütçe gelir teklifi Maliye Bakanlığınca, diğer bütçelerin gelir teklifleri ilgili idarelerce hazırlanır.<br />
Gider ve gelir teklifleri, ekonomik ve malî analiz yapılmasına imkân verecek, hesap verilebilirliği ve saydamlığı sağlayacak şekilde, Maliye Bakanlığınca uluslararası standartlara uyumlu olarak belirlenen sınıflandırma sistemine göre hazırlanır.</p>
<p>Kamu idareleri, stratejik planları ile Bütçe Hazırlama Rehberinde yer alan esaslar çerçevesinde, bütçe gelir ve gider tekliflerini gerekçeli olarak hazırlar ve yetkilileri tarafından imzalanmış olarak Temmuz ayı sonuna kadar Maliye Bakanlığına gönderir. Kamu idarelerinin yatırım teklifleri, değerlendirilmek üzere aynı süre içinde Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığına verilir.</p>
<p>Bütçe teklifleri Maliye Bakanlığına verildikten sonra, kamu idarelerinin yetkilileriyle gider ve gelir teklifleri hakkında görüşmeler yapılabilir.<br />
Düzenleyici ve denetleyici kurumlar, bütçelerini üç yıllık bütçeleme anlayışı, stratejik planları ve performans hedefleri ile kurumsal, işlevsel ve ekonomik sınıflandırma sistemine göre hazırlarlar. </p>
<p>MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUN TASARISININ SUNULMASI</p>
<p>Makro ekonomik göstergeler ve bütçe büyüklüklerinin en geç Ekim ayının ilk haftası içinde Yüksek Planlama Kurulunda görüşülmesinden sonra, Maliye Bakanlığınca hazırlanan merkezi yönetim bütçe kanun tasarısı ile milli bütçe <a href="http://www.genelbilge.com/tag/tahmin/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Tahmin">tahmin</a> raporu, mali yıl başından en az yetmişbeş gün önce Bakanlar Kurulu tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulur.</p>
<p>Merkezi yönetim bütçe kanun tasarısına, Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülmesi sırasında dikkate alınmak üzere;<br />
	a) Orta vadeli mali planı da içeren bütçe gerekçesi,<br />
	b) Yıllık ekonomik rapor,<br />
	c) Vergi muafiyeti, istisnası ve indirimleri ile benzeri uygulamalar nedeniyle vazgeçilen kamu gelirleri cetveli,<br />
	d) Kamu borç yönetimi raporu,<br />
	e) Genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin son iki yıla ait bütçe gerçekleşmeleri ile izleyen iki yıla ait gelir ve gider tahminleri,<br />
	f) Mahalli idareler ve sosyal güvenlik kurumlarının bütçe tahminleri,<br />
g) Merkezi yönetim kapsamında olmayıp, merkezi yönetim bütçesinden yardım alan kamu idareleri ile diğer kurum ve kuruluşların listesi,<br />
	Eklenir.</p>
<p>*************Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Sayıştay ile (**) Düzenleyici ve denetleyici kurumlar, bütçelerini Eylül ayı sonuna kadar doğrudan Türkiye Büyük Millet Meclisine, bir örneğini de Maliye Bakanlığına gönderirler.  ***********</p>
<p>MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUN TASARISININ GÖRÜŞÜLMESİ   </p>
<p>Türkiye Büyük Millet Meclisi, merkezi yönetim bütçe kanun tasarısının metnini maddeler, gider ve gelir cetvellerini kamu idareleri itibarıyla görüşür ve bölümler halinde oylar. Merkezi yönetim bütçe kanunu mali yıl başından önce Resmi Gazetede yayımlanır. </p>
<p>KAMU YATIRIM PROGRAMI, merkezi yönetim bütçe kanununa uygun olarak Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı tarafından hazırlanır ve anılan Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren on beş gün içinde Bakanlar Kurulu Kararıyla Resmi Gazetede yayımlanır.</p>
<p>GEÇİCİ BÜTÇE :Zorunlu nedenlerle merkezi yönetim bütçe kanununun süresinde yürürlüğe konulamaması halinde, geçici bütçe kanunu çıkarılır. Geçici bütçe ödenekleri, bir önceki yıl bütçe başlangıç ödeneklerinin belirli bir oranı esas alınarak belirlenir. GEÇİCİ BÜTÇE UYGULAMASI ALTI AYI GEÇEMEZ. Cari yıl bütçesinin yürürlüğe girmesiyle geçici bütçe uygulaması sona erer ve o tarihe kadar yapılan harcamalar ve girişilen yüklenmeler ile tahsil olunan gelirler cari yıl bütçesine dahil edilir.<br />
Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin bütçelerindeki ödeneklerin yetersiz kalması halinde veya öngörülmeyen hizmetlerin yerine getirilmesi amacıyla, karşılığı gelir gösterilmek kaydıyla, kanunla ek bütçe yapılabilir. </p>
<p>BÜTÇELERİN UYGULAMA ESASLARI</p>
<p>Ödeneklerin kullanılması<br />
Bütçe ödeneklerinin kullanılmasında aşağıda belirtilen esaslara uyulur:  </p>
<p>a) Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri, ayrıntılı harcama programlarını hazırlar ve vize edilmek üzere Maliye Bakanlığına gönderir. Bütçe ödenekleri, Maliye Bakanlığınca belirlenecek esaslar çerçevesinde, nakit planlaması da dikkate alınarak vize edilen ayrıntılı harcama programları ve serbest bırakma oranlarına göre kullanılır. </p>
<p>b) Özel bütçeli idareler ve sosyal güvenlik kurumları ayrıntılı finansman programlarını hazırlar ve harcamalarını bu programa uygun olarak yaparlar. </p>
<p>c) Ayrıntılı harcama ve finansman programlarının hazırlanmasına, vize edilmesine, uygulanmasına ve uygulamanın izlenmesine dair usûl ve esaslar Maliye Bakanlığınca belirlenir.</p>
<p>d) Kamu idareleri, bütçelerinde yer alan ödeneklerin üzerinde harcama yapamaz. Bütçeyle verilen ödenekler, tahsis edildikleri amaçlar doğrultusunda yılı içinde yaptırılan iş, satın alınan mal ve hizmetler ile diğer giderlerin karşılanmasında kullanılır. Ancak, ait olduğu mali yılda ödenemeyen ve emanet hesabına alınamayan zamanaşımına uğramamış geçen yıllar borçları ile ilama bağlı borçlar, ilgili kamu idaresinin cari yıl bütçesinden ödenir.<br />
e) Cari yılda kullanılmayan ödenekler yıl sonunda iptal edilir.</p>
<p>f) Genel veya kısmi seferberlik, savaş ilanı veya Bakanlar Kurulu kararıyla zorunlu askeri hazırlıkların yapıldığı olağanüstü hallerde Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı bütçelerindeki mevcut ödenekler, bu idarelerin ödenek toplamları aşılmamak şartıyla, birleştirilerek kullanılabilir. Bu durumda da mevcut ödeneklerin yeterli olmaması halinde toplam ödenek tutarının yüzde on beşine kadar ek harcama yapılabilir. Yukarıda sayılan hallerde sevk ve intikalle ilgili giderler için, harcama yetkililerinin onayıyla görevlendirilecek mutemetlere gereken miktarda avans verilebilir ve gönderilecek ödeneğe istinaden bir ay içinde mahsup edilir.</p>
<p>Ödenek Aktarmaları</p>
<p>Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin bütçeleri arasındaki ödenek aktarmaları kanunla yapılır.<br />
Ancak, merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri, aktarma yapılacak tertipteki ödeneğin yılı bütçe kanununda farklı bir oran belirlenmedikçe yüzde beşine kadar bütçeleri içinde ödenek aktarması yapabilirler. Bu şekilde yapılan aktarmalar, yedi gün içinde Maliye Bakanlığına bildirilir.</p>
<p>************Personel giderleri tertiplerinden, aktarma yapılmış tertiplerden ve yedek ödenekten aktarma yapılmış tertiplerden, diğer tertiplere aktarma yapılamaz. *********</p>
<p>Merkez Dışı Birimlere Ödenek Gönderme</p>
<p>Kamu idarelerinin merkez teşkilatı harcama yetkilileri, merkez dışı birimlere, ihtiyaçlarında kullanılmak üzere**** ÖDENEK GÖNDERME BELGESİ**** düzenlemek suretiyle ödenek gönderirler.<br />
Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinde ödenek gönderilmesine ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanı yetkilidir.</p>
<p>YEDEK ÖDENEK</p>
<p>Merkezi yönetim bütçe kanununda belirtilen hizmet ve amaçları gerçekleştirmek, ödenek yetersizliğini gidermek veya bütçelerde öngörülmeyen hizmetler için, bu Kanuna ekli (I) sayılı cetvelde yer alan idareler ile (II) sayılı cetvelde yer alan idarelerden merkezî yönetim bütçe kanununda gösterilecek olanların(**) bütçelerine aktarılmak üzere, genel bütçe ödeneklerinin yüzde ikisine kadar Maliye Bakanlığı bütçesine yedek ödenek konulabilir. Bu ödenekten aktarma yapmaya Maliye Bakanı yetkilidir.<br />
Mali yıl içinde yedek ödenekten yapılan aktarmaların tür, tutar ve idareler itibariyle dağılımı yılın bitimini takip eden on beş gün içinde Maliye Bakanlığınca ilan edilir.</p>
<p>ÖRTÜLÜ ÖDENEK  </p>
<p>Örtülü ödenek; kapalı istihbarat ve kapalı savunma hizmetleri, Devletin milli güvenliği ve yüksek menfaatleri ile Devlet itibarının gerekleri, siyasi, sosyal ve kültürel amaçlar ve olağanüstü hizmetlerle ilgili Hükümet icapları için kullanılmak üzere**** BAŞBAKANLIK BÜTÇESİNE KONULAN ÖDENEKTİR******* Kanunlarla verilen görevlerin gerektirdiği istihbarat hizmetlerini yürüten diğer kamu idarelerinin bütçelerine de örtülü ödenek konulabilir.  Örtülü ödenek bu amaçlar dışında ve  Başbakanın ve ailesinin kişisel harcamaları ile siyasi partilerin idare, propaganda ve seçim ihtiyaçlarında kullanılamaz. İlgili yılda bu amaçla tahsis edilen ödenekler toplamı, genel bütçe başlangıç ödenekleri toplamının binde beşini geçemez.<br />
Başbakanlık ve diğer ilgili idare bütçelerinde yer alan örtülü ödeneklerin kullanılma yeri, giderin kimin tarafından yapılacağı, hesapların tutulma ve kapatılma yöntemi, gideri yapanın değişmesi halinde yeni yetkiliye hangi belgelerin aktarılacağı Başbakan tarafından belirlenir.<br />
****Örtülü ödeneklere ilişkin giderler Başbakan, Maliye Bakanı ve ilgili Bakan tarafından imzalanan kararname esaslarına göre gerçekleştirilir ve ödenir.*****</p>
<p>KAMU YATIRIM PROJELERİ</p>
<p>Kamu yatırım projeleri 19.6.1994 tarihli ve 540 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, Yatırım Programı Hazırlama Rehberi ve ilgili diğer mevzuat hükümleri çerçevesinde hazırlanır, uygulanır ve izlenir.<br />
	Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı, merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin yatırım programında yer alan proje ödeneklerinin belirlenmesi sürecinde,  bütçe bütünlüğünün sağlanması açısından Maliye Bakanlığı ile işbirliği yapar.<br />
Bu Kanuna ekli (III) sayılı cetvelde yer alan idarelerin yatırım nitelikli projelerine, bilgi için yılı yatırım programında yer verilir. Ayrıca, sosyal güvenlik kurumları ve mahalli idarelerin yatırımlarının uygulanması ve izlenmesine ilişkin usul ve esaslar Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığınca belirlenir.<br />
****Kamu yatırım projelerinin gerçekleşme ve uygulama sonuçları, ilgili kamu idaresi tarafından izleyen yılın Mart ayı sonuna kadar bir rapor halinde Sayıştay Başkanlığına, Maliye Bakanlığına ve Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığına gönderilir.****<br />
Proje maliyeti, Yılı Programının Uygulanması, Koordinasyonu ve İzlenmesine Dair Bakanlar Kurulu Kararında belirlenecek sınırın üzerinde bulunan afetlerle ilgili olanlar hariç yeni kamu yatırım projesi tekliflerinden; fayda-maliyet veya maliyet- etkinlik analizleri ile çevresel analizleri içerecek şekilde yapılabilirlik etüdü bulunmayan ve Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı tarafından incelenerek yapılabilirliği onaylanmamış projeler yatırım programına alınamaz. </p>
<p>YÜKLENMEYE GİRİŞİLMESİ </p>
<p>Yüklenme, usulüne uygun olarak düzenlenmiş sözleşme esaslarına veya kanun hükmüne dayanılarak iş yaptırılması, mal veya hizmet alınması karşılığında geleceğe yönelik bir ödeme yükümlülüğüne girilmesidir.******* Bütçede yeterli ödeneği bulunmayan işler için yüklenmeye girişilemez. ******Yüklenme süresi mali yılla sınırlıdır. Harcama yetkilileri, tahsis edilen ödenekler dahilinde yüklenmeye girebilirler. Yüklenmeye girişilen tutara ait ödenekler saklı tutulur; başka iş yaptırılması, mal veya hizmet alınması için kullanılamaz.</p>
<p>ERTESİ YILA GEÇEN YÜKLENME</p>
<p>Niteliğinden dolayı mali yılla sınırlı tutulamayan ve sürekliliği bulunan aşağıdaki iş ve hizmetler için; her iş itibarıyla, bütçelerinde öngörülen ödeneklerin yüzde ellisini, izleyen yılın Haziran ayını geçmemek ve yüklenme süresi on iki ayı aşmamak üzere, ilgili üst yöneticinin onayıyla ertesi yıla geçen yüklenmelere girişilebilir:<br />
a) Türk Silahlı Kuvvetlerinin yapım, onarım, etüt ve proje işleri, araştırma-geliştirme projeleri, giyecek ve yiyecek alımları, makine-teçhizat, silah-mühimmat-teçhizat alımlarıyla bunların bakım, onarım ve imalat işleri.<br />
b) Yiyecek, yakacak, akaryakıt ve madeni yağ ihtiyaçları.<br />
c) Temini ve korunması güç olan ilaç, aşı, serum ve tıbbi sarf malzemeleri.<br />
d) Süreli yayın alımı, taşıma, koruma ve güvenlik,(*)   temizlik ve yemek hizmetleri.<br />
e) Taşıtların malî sorumluluk sigortası ile yurt dışından tedariki yapılan silah, silah-teçhizat ve mühimmat sevkinin her türlü riske karşı sigortalanması amacıyla yaptırılan nakliyat sigortası, (**)<br />
f) Makine-teçhizat, yol ve otoyol, bilgisayar ve haberleşme sistemlerinin bakım işleri; her türlü onarım işleri ile elektronik bilgi erişim hizmetleri. (***)<br />
********Ancak (d) bendinde sayılan işler için bütçelerinde ödeneklerin yüzde ellisinin aşılmayacağı hükmü Millî Eğitim Bakanlığı için aranmaz. ********</p>
<p>Gelecek Yıllara Yaygın Yüklenmeler </p>
<p>Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdareleri, bir mali yıl içinde tamamlanması mümkün olmayan yatırım projeleri için gelecek yıllara yaygın yüklenmeye girişebilir.</p>
<p>Türk Silahlı Kuvvetleri Stratejik Hedef Planında yer alan projeler için 2.7.1992 tarihli ve 3833 sayılı Kanun çerçevesinde gelecek yıllara yaygın yüklenmelere girişmeye, ilgisine göre Milli Savunma Bakanlığı veya İçişleri Bakanlığı yetkilidir.</p>
<p>Dışişleri Bakanlığı, Maliye Bakanlığının uygun görüşünü almak kaydıyla, yabancı ülkelerde dış temsilcilik binası veya arsa satın alınması, bina yaptırılması veya kiralanması için gelecek yıllara yaygın yüklenmelere girişebilir. </p>
<p>Yılı bütçesinde ödeneği bulunması ve Maliye Bakanlığının uygun görüşünün alınması kaydıyla, satın alma suretiyle edinilmesi ekonomik olmayan her türlü makine-teçhizat, cihazlar ve taşıtlar ile yangınla mücadele amacıyla hava ve deniz araçlarının kiralanması, aşı ve anti serum alımı, orman ağaçlandırma ve amenajman işleri için süresi üç yılı geçmemek üzere üst yöneticinin onayıyla gelecek yıllara yaygın yüklenmeye girişilebilir. </p>
<p>BÜTÇELERDEN YARDIM YAPILMASI</p>
<p>Gerçek veya tüzel kişilere kanuni dayanağı olmadan kamu kaynağı kullandırılamaz, yardımda bulunulamaz veya menfaat sağlanamaz. Ancak, genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin bütçelerinde öngörülmüş olmak kaydıyla; kamu yararı gözetilerek dernek, vakıf, birlik, kurum, kuruluş, sandık ve benzeri  teşekküllere yardım yapılabilir.<br />
Bu yardımların yapılması, kullanılması, izlenmesi, denetlenmesi ve kamuoyuna açıklanmasına ilişkin esas ve usuller Maliye Bakanlığınca hazırlanarak Bakanlar Kurulunca  çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.</p>
<p>BÜTÇE POLİTİKASI, GELİR VE GİDERLERİN İZLENMESİ </p>
<p>Maliye Bakanı, merkezi yönetim bütçe kanununun uygulamasına ilişkin olarak; harcamalarda tasarrufu sağlamak, tutarlı, dengeli ve etkili bir bütçe politikası yürütmek için gelir ve giderlere ilişkin kanun, tüzük, yönetmelik ve kararnamelerle belirlenmiş konularda uygulamaları düzenlemek üzere gerekli önlemleri almaya, standartları belirlemeye, sınırlamalar koymaya, kamu istihdam politikasının belirlenmesine ve uygulanmasına yön vermeye, bütçe harcama ve gerçekleşmelerini izlemeye, ödeneklerin dağıtım ve kullanımını belirli esaslara bağlamaya ve bu hususlarda kamu idareleri için uyulması zorunlu düzenlemeleri yapmaya yetkilidir.</p>
<p>HARCAMA YAPILMASI</p>
<p>HARCAMA YETKİSİ VE YETKİLİSİ</p>
<p>****Bütçeyle ödenek tahsis edilen her bir harcama biriminin en üst yöneticisi harcama yetkilisidir.***</p>
<p>Ancak, teşkilât yapısı ve personel durumu gibi nedenlerle harcama yetkililerinin belirlenmesinde güçlük bulunan idareler ile bütçelerinde harcama birimleri sınıflandırılmayan idarelerde harcama yetkisi, üst yönetici veya üst yöneticinin belirleyeceği kişiler tarafından; mahallî idarelerde İçişleri Bakanlığının, diğer idarelerde ise Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine yürütülebilir. </p>
<p>*****Harcama yetkilileri bütçede öngörülen ödenekleri kadar, ödenek gönderme belgesiyle kendisine ödenek verilen harcama yetkilileri ise tahsis edilen ödenek tutarında harcama yapabilir. *****</p>
<p>Harcama Talimatı Ve Sorumluluk</p>
<p>*****Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır.****</p>
<p>Giderin Gerçekleştirilmesi </p>
<p>Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır.</p>
<p>Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslimalmaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler. Gerçekleştirme görevlileri, bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken iş ve işlemlerden sorumludurlar. </p>
<p>Ödenemeyen Giderler Ve Bütçeleştirilmiş Borçlar</p>
<p>Ödeme emri belgesine bağlandığı halde ödenemeyen tutarlar, bütçeye gider yazılarak emanet hesaplarına alınır ve buradan ödenir. Ancak, malın alındığı veya hizmetin yapıldığı malî yılı izleyen beşinci yılın sonuna kadar talep edilmeyen emanet hesaplarındaki tutarlar bütçeye gelir kaydedilir. Gelir kaydedilen tutarlar, mahkeme kararı üzerine ödenir.<br />
Kamu idarelerinin nakit mevcudunun tüm ödemeleri karşılayamaması halinde giderler, muhasebe kayıtlarına alınma sırasına göre ödenir. Ancak, sırasıyla kanunları gereğince diğer kamu idarelerine ödenmesi gereken vergi, resim, harç, prim, fon kesintisi, pay ve benzeri tutarlara, tarifeye bağlı ödemelere, ilama bağlı borçlara, ödenmemesi halinde gecikme cezası veya faiz gibi ek yük getirecek borçlara ve ödenmesi talep edilen emanet hesaplarındaki tutarlara öncelik verilir.<br />
***İlgili olduğu malî yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde alacaklıları tarafından geçerli bir mazerete dayanmaksızın, yazılı talep edilmediğinden veya belgeleri verilmediğinden dolayı ödenemeyen borçlar zamanaşımına uğrayarak kamu idareleri lehine düşer.******</p>
<p>Ön ödeme </p>
<p>Harcama yetkilisinin uygun görmesi ve karşılığı ödeneğin saklı tutulması kaydıyla, ilgili kanunlarda öngörülen haller ile gerçekleştirme işlemlerinin tamamlanması beklenilemeyecek ivedi veya zorunlu giderler için avans vermek veya kredi açmak suretiyle ön ödeme yapılabilir. Verilecek avansın üst sınırları merkezî yönetim bütçe kanununda gösterilir.(**)<br />
Sözleşmesinde belirtilmek ve yüklenme tutarının yüzde otuzunu geçmemek üzere, yüklenicilere, teminat karşılığında bütçe dışı avans ödenebilir. İlgili kanunların bütçe dışı avans ödenmesine ilişkin hükümleri saklıdır. </p>
<p>GELİRLERİN TOPLANMASI</p>
<p>Gelir politikası ve ilkeleri</p>
<p>Gelirlerin toplanmasında aşağıdaki ilkelere uyulur:<br />
a) Maliye Bakanlığı, gelir politikaları ve uygulamaları konusunda ilkelerini, amaçlarını, stratejilerini ve taahhütlerini her mali yıl başında kamuoyuna duyurur.<br />
b) Mükellef ve sorumlulara vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerini kolayca yerine getirebilmeleri için gerekli hizmetler sağlanır.<br />
c) Mükellef ve sorumluların vergiye uyumu teşvik edilir.<br />
d) Hakların korunması ve yükümlülükler konusunda mükelleflerin bilgilendirilmesi için ilgili idareler tarafından gerekli önlemler alınır. </p>
<p>Gelirlerin Dayanakları</p>
<p>***Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır****<br />
.<br />
Genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin gelirlerinin kanuni dayanakları bütçelerinde gösterilir. Bütçelerde yer alan gelirler, ilgili kanunlarında belirtilen usullere göre tarh, tahakkuk ve tahsil edilir</p>
<p>.**** Genel bütçe gelirlerinin tarh, tahakkuk ve tahsili Maliye Bakanlığı veya tarh ve tahakkuka ilgili mevzuatına göre yetkili idareler tarafından yapılır.**** </p>
<p>Gelirlerin Toplanması Sorumluluğu</p>
<p>Kamu gelirlerinin tarh, tahakkuk, tahsiliyle yetkili ve görevli olanlar, ilgili kanunlarda öngörülen tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin zamanında ve eksiksiz olarak yapılmasından sorumludur. </p>
<p>Özel Gelirler</p>
<p>Özel gelirler karşılığında idarelere tahsis edilen özel ödenek miktarları, ilgili idarelerin bütçelerinde gösterilir. Mali yıl içinde kullanılabilecek özel ödenek miktarı, tahsil edilen özel gelir tutarını geçemez. Tahsil edilen özel gelirlerin ödenek tutarını aşması halinde, ödenek eklenemez.</p>
<p>Bağış ve yardımlar </p>
<p>Herhangi bir gerçek veya tüzel kişi tarafından, kamu hizmetinin karşılığı olarak veya kamu hizmetleriyle ilişkilendirilerek bağış veya yardım toplanamaz, benzeri adlar altında tahsilat yapılamaz.</p>
<p>Kamu idarelerine yapılan her türlü bağış ve yardımlar bütçelerine gelir kaydedilir. Nakdi olmayan bağış ve yardımlar, ilgili mevzuatına göre değerlemeye tâbi tutularak kayıtlara alınır. Kamu yararına kullanılmak üzere kamu idarelerine yapılan şartlı bağış ve yardımlar, dış finansman kaynağından sağlananlarda 28.3.2002 tarihli ve 4749 sayılı Kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla, hizmeti yapacak idarenin üst yöneticisi tarafından uygun görülmesi halinde, bütçede açılacak bir tertibe gelir ve şart kılındığı amaca harcanmak üzere açılacak bir tertibe ödenek kaydedilir. Bu ödenekten amaç dışında başka bir tertibe aktarma yapılamaz.<br />
Bu ödeneklerden mali yıl sonuna kadar harcanmamış olan tutarlar, bağış ve yardımın amacı gerçekleşinceye kadar ertesi yıl bütçesine devir olunarak ödenek kaydedilir. Ancak, bu ödeneklerden tahsis amacı gerçekleştirilmiş olanlardan kalan tutarlar, tahsis amacının gerçekleştirilmesi bakımından yetersiz olanlar ile yılı bütçesinde belirlenen tutarı aşmayan ve iki yıl devrettiği halde harcanmayan ödenekleri iptal etmeye genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinde Maliye Bakanı, diğer kamu idarelerinde üst yönetici yetkilidir.<br />
Bağış ve yardımlar, kullanılmadığı veya amaç dışı kullanıldığı için geri istenildiği takdirde, bütçeye gider kaydıyla ilgilisine geri verilir. Şartlı bağış ve yardımın zamanında kullanılmaması nedeniyle doğacak zararlar ile amaç dışı kullanım nedeniyle yapılan harcamalar sorumluluğu tespit edilenlere ödettirilir. </p>
<p>FAALİYET RAPORLARI VE KESİN HESAP</p>
<p>Faaliyet raporları</p>
<p>*****Üst yöneticiler ve bütçeyle ödenek tahsis edilen harcama yetkililerince, hesap verme sorumluluğu çerçevesinde, her yıl faaliyet raporu hazırlanır.*** Üst yönetici, harcama yetkilileri tarafından hazırlanan birim faaliyet raporlarını esas alarak, idaresinin faaliyet sonuçlarını gösteren idare faaliyet raporunu düzenleyerek kamuoyuna açıklar. </p>
<p>Merkezî yönetim kapsamındaki kamu idareleri ve sosyal güvenlik kurumları, idare faaliyet raporlarının birer örneğini Sayıştaya ve Maliye Bakanlığına gönderir. </p>
<p>Mahallî idarelerce hazırlanan idare faaliyet raporlarının birer örneği Sayıştay ve İçişleri Bakanlığına gönderilir. İçişleri Bakanlığı, bu raporları esas alarak kendi değerlendirmelerini de içeren mahallî idareler genel faaliyet raporunu hazırlar ve kamuoyuna açıklar. Raporun birer örneği Sayıştaya ve Maliye Bakanlığına gönderilir. </p>
<p>Merkezî yönetim kapsamındaki idareler ile sosyal güvenlik kurumlarının bir malî yıldaki faaliyet sonuçları, Maliye Bakanlığınca hazırlanacak genel faaliyet raporunda gösterilir. Bu raporda, mahallî idarelerin malî yapılarına ilişkin genel değerlendirmelere de yer verilir. Maliye Bakanlığı, genel faaliyet raporunu kamuoyuna açıklar ve bir örneğini Sayıştaya gönderir.</p>
<p>Sayıştay, mahallî idarelerin raporları hariç idare faaliyet raporlarını, mahallî idareler genel faaliyet raporunu ve genel faaliyet raporunu, dış denetim sonuçlarını dikkate alarak görüşlerini de belirtmek suretiyle Türkiye Büyük Millet Meclisine sunar. Türkiye Büyük Millet Meclisi bu raporlar ve değerlendirmeler çerçevesinde, kamu kaynağının elde edilmesi ve kullanılmasına ilişkin olarak kamu idarelerinin yönetim ve hesap verme sorumluluklarını görüşür. Bu görüşmelere üst yönetici veya görevlendireceği yardımcısının ilgili bakanla birlikte katılması zorunludur.</p>
<p>KESİN HESAP KANUNU</p>
<p>****Türkiye Büyük Millet Meclisi, merkezi yönetim bütçe kanununun uygulama sonuçlarını onama yetkisini kesin hesap kanunuyla kullanır.***</p>
<p>Kesin hesap kanunu tasarısı, muhasebe kayıtları dikkate alınarak, merkezi yönetim bütçe kanununun şekline uygun olarak Maliye Bakanlığınca hazırlanır. Bu tasarı, bir yıllık uygulama sonuçlarını karşılaştırmalı olarak gösteren değerlendirmeleri içeren gerekçesiyle birlikte izleyen mali yılın Haziran ayı sonuna kadar Bakanlar Kurulunca Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulur ve bir örneği Sayıştaya gönderilir. </p>
<p>Kesin hesap kanun tasarısının ekinde;<br />
a) Genel mizan,<br />
b) Bütçe gelirleri kesin hesap cetveli ve açıklaması,<br />
c) Bütçe giderleri kesin hesap cetvelleri ve açıklaması,<br />
d) Bütçe gelir ve giderlerinin iller ve idareler itibarıyla dağılımı,<br />
e) Devlet borçları ve Hazine garantilerine ilişkin cetveller,<br />
f) Yılı içerisinde silinen kamu alacakları cetveli,<br />
g) Mal yönetim hesabı icmal cetvelleri,<br />
h) Maliye Bakanlığı tarafından gerekli görülen diğer belgeler,<br />
Yer alır.<br />
Merkezî yönetim kapsamındaki kamu idareleri bütçelerinin kesin hesabının düzenlenmesine ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığınca belirlenir. </p>
<p>İdarelerin faaliyet raporları, genel faaliyet raporu, dış denetim genel değerlendirme raporu ve kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı birlikte görüşülür. Ancak, bu raporlar ile genel uygunluk bildirimi Türkiye Büyük Millet Meclisi komisyonlarında öncelikle görüşülür.<br />
Mahalli idare bütçeleri ile sosyal güvenlik kurumları bütçelerinin uygulama sonuçlarının kesin hesaba bağlanması, ilgili kanunlarındaki hükümlere göre yapılır. </p>
<p>GENEL UYGUNLUK BİLDİRİMİ</p>
<p>SAYIŞTAY, merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri için düzenleyeceği genel uygunluk bildirimini, kesin hesap kanun tasarısının verilmesinden başlayarak en geç yetmiş beş gün içinde Türkiye Büyük Millet Meclisine sunar.<br />
Genel uygunluk bildirimi; dış denetim raporları, idare faaliyet raporları ve genel faaliyet raporu dikkate alınarak hazırlanır. </p>
<p>*************Kesin hesap kanunu tasarısı ve genel uygunluk bildiriminin Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olması, ilgili yıla ait Sayıştayca sonuçlandırılmamış denetimleri önlemez ve hesapların kesin hükme bağlandığı anlamına gelmez. **********</p>
<p>KAMU HESAPLARI VE MALİ İSTATİSTİKLER</p>
<p>Muhasebe sistemi</p>
<p>Genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinde uygulanacak muhasebe ve raporlama standartları, uluslararası standartlara uygun olarak Maliye Bakanlığı bünyesinde; Sayıştay Başkanlığı, Maliye Bakanlığı, Devlet Planlama Teşkilâtı Müsteşarlığı, Hazine Müsteşarlığı ve diğer ilgili kuruluş temsilcilerinin katılımıyla oluşturulacak olan Devlet Muhasebesi Standartları Kurulu tarafından belirlenir. Bu standartlar Resmî Gazetede yayımlanır. Kurulun yapısı, çalışma usûl ve esasları ile diğer hususlar Maliye Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.</p>
<p>Kamu gelir ve giderlerinin yılı ve mahsup dönemi</p>
<p>****Kamu gelir ve giderleri tahakkuk ettirildikleri mali yılın hesaplarında gösterilir. *****<br />
*****Bütçe gelirleri tahsil edildiği, bütçe giderleri ise ödendiği yılda muhasebeleştirilir.******<br />
Kamu hesapları mali yıl esasına göre tutulur. Mali yılın bitimine kadar fiilen yapılmış olan ödemelerden mahsup edilememiş olanların, ödenekleri saklı tutulmak suretiyle, mahsup işlemleri mali yılın bitimini izleyen bir ay içinde yapılabilir. Zorunlu hallerde bu süre, Maliye Bakanlığı tarafından bütçe giderleri için bir ay, diğer işlemlerde beş ayı geçmemek üzere uzatılabilir. </p>
<p>MALİ İSTATİSTİKLER</p>
<p>Kapsam, temel ilkeler ve kurumsal çevre<br />
Mali istatistikler, genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin mali işlemlerini kapsar.<br />
Mali istatistikler, uluslararası standartlara uygun olarak bütünlük, güvenilirlik, kullanışlılık, yöntemsel geçerlilik ve ulaşılabilirlik ilkeleri çerçevesinde; yeterli mesleki eğitimi almış personel tarafından muhasebe kayıtlarındaki verilere dayanılarak ve istatistiksel yöntemler kullanılarak hazırlanır.<br />
Mali istatistiklerin hazırlanmasında kamu idarelerinin yöneticileri uygun kurumsal çevrenin oluşturulması için gerekli önlemleri alır. </p>
<p>Mali istatistiklerin hazırlanması ve açıklanması</p>
<p>Genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerine ait mali istatistikler, Maliye Bakanlığınca derlenir. Merkezi yönetim kapsamı dışındaki kamu idareleri mali istatistiklerini belirlenmiş ilkelere uygun olarak hazırlar ve belirlenen süreler içinde Maliye Bakanlığına gönderir.<br />
Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerine ait mali istatistikler, Maliye Bakanlığınca aylık olarak yayımlanır. Sosyal güvenlik kurumları ve mahalli idarelere ait mali istatistikler ile merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerine ait mali istatistikler Maliye Bakanlığınca birleştirilerek, genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerine ait mali istatistikler elde edilir ve üçer aylık dönemler itibarıyla yayımlanır.<br />
Mali istatistiklerin anlaşılabilir ve kullanıcılar için kolayca ulaşılabilir olması esastır. </p>
<p>Mali istatistiklerin değerlendirilmesi</p>
<p>*******Bir yıla ait mali istatistikler izleyen yılın Mart ayı içinde; hazırlanma, yayımlanma, doğruluk, güvenilirlik ve önceden belirlenmiş standartlara uygunluk bakımından Sayıştay tarafından değerlendirilir ve bu amaçla düzenlenen değerlendirme raporu Türkiye Büyük Millet Meclisine ve Maliye Bakanlığına gönderilir. Bu raporda yer alan değerlendirmelere ilişkin olarak Maliye Bakanı gerekli önlemleri alır. *******</p>
<p>İÇ KONTROL SİSTEMİ</p>
<p>İç kontrolün tanımı </p>
<p> İç kontrol; idarenin amaçlarına, belirlenmiş politikalara ve mevzuata uygun olarak faaliyetlerin etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde yürütülmesini, varlık ve kaynakların korunmasını, muhasebe kayıtlarının doğru ve tam olarak tutulmasını, malî bilgi ve yönetim bilgisinin zamanında ve güvenilir olarak üretilmesini sağlamak üzere idare tarafından oluşturulan organizasyon, yöntem ve süreçle iç denetimi kapsayan malî ve diğer kontroller bütünüdür. (*)<br />
Görev ve yetkileri çerçevesinde, mali yönetim veiç (**) kontrol süreçlerine ilişkin standartlar ve yöntemler Maliye Bakanlığınca, iç denetime ilişkin standartlar ve yöntemler ise İç Denetim Koordinasyon Kurulu tarafından belirlenir, geliştirilir ve uyumlaştırılır. Bunlar ayrıca, sistemlerin koordinasyonunu sağlar ve kamu idarelerine rehberlik hizmeti verir. </p>
<p>İç kontrolün amacı</p>
<p>a) Kamu gelir, gider, varlık ve yükümlülüklerinin etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde yönetilmesini,<br />
b) Kamu idarelerinin kanunlara ve diğer düzenlemelere uygun olarak faaliyet göstermesini,<br />
c) Her türlü mali karar ve işlemlerde usulsüzlük ve yolsuzluğun önlenmesini,<br />
d) Karar oluşturmak ve izlemek için düzenli, zamanında ve güvenilir rapor ve bilgi edinilmesini,<br />
e) Varlıkların kötüye kullanılması ve israfını önlemek ve kayıplara karşı korunmasını, Sağlamaktır.</p>
<p>Kontrolün yapısı ve işleyişi</p>
<p>Kamu idarelerinin malî yönetim ve kontrol sistemleri; harcama birimleri, muhasebe ve malî hizmetler ile ön malî kontrol ve iç denetimden oluşur. (****)</p>
<p>Ön malî kontrol<br />
Ön malî kontrol, harcama birimlerinde işlemlerin gerçekleştirilmesi aşamasında yapılan kontroller ile malî hizmetler birimi tarafından yapılan kontrolleri kapsar.<br />
Ön malî kontrol süreci, malî karar ve işlemlerin hazırlanması, yüklenmeye girişilmesi, iş ve işlemlerin gerçekleştirilmesi ve belgelendirilmesinden oluşur.</p>
<p>Mali Hizmetler Birimi</p>
<p>Kamu idarelerinde aşağıda sayılan görevler, malî hizmetler birimi tarafından yürütülür:<br />
a) İdarenin stratejik plan ve performans programının hazırlanmasını koordine etmek ve sonuçlarının konsolide edilmesi çalışmalarını yürütmek.<br />
b) İzleyen iki yılın bütçe tahminlerini de içeren idare bütçesini, stratejik plan ve yıllık performans programına uygun olarak hazırlamak ve idare faaliyetlerinin bunlara uygunluğunu izlemek ve değerlendirmek.<br />
c) Mevzuatı uyarınca belirlenecek bütçe ilke ve esasları çerçevesinde, ayrıntılı harcama programı hazırlamak ve hizmet gereksinimleri dikkate alınarak ödeneğin ilgili birimlere gönderilmesini sağlamak.<br />
d) Bütçe kayıtlarını tutmak, bütçe uygulama sonuçlarına ilişkin verileri toplamak, değerlendirmek ve bütçe kesin hesabı ile malî istatistikleri hazırlamak.<br />
e) İlgili mevzuatı çerçevesinde idare gelirlerini tahakkuk ettirmek, gelir ve alacaklarının takip ve tahsil işlemlerini yürütmek.<br />
f) Genel bütçe kapsamı dışında kalan idarelerde muhasebe hizmetlerini yürütmek.<br />
g) Harcama birimleri tarafından hazırlanan birim faaliyet raporlarını da esas alarak idarenin faaliyet raporunu hazırlamak.<br />
h) İdarenin mülkiyetinde veya kullanımında bulunan taşınır ve taşınmazlara ilişkin icmal cetvellerini düzenlemek.<br />
i) İdarenin yatırım programının hazırlanmasını koordine etmek, uygulama sonuçlarını izlemek ve yıllık yatırım değerlendirme raporunu hazırlamak.<br />
j) İdarenin, diğer idareler nezdinde takibi gereken malî iş ve işlemlerini yürütmek ve sonuçlandırmak.<br />
k) Malî kanunlarla ilgili diğer mevzuatın uygulanması konusunda üst yöneticiye ve harcama yetkililerine gerekli bilgileri sağlamak ve danışmanlık yapmak.<br />
l) Ön malî kontrol faaliyetini yürütmek.<br />
m) İç kontrol sisteminin kurulması, standartlarının uygulanması ve geliştirilmesi konularında çalışmalar yapmak.<br />
n) Malî konularda üst yönetici tarafından verilen diğer görevleri yapmak.<br />
.</p>
<p>****Harcama yetkilisi ile muhasebe yetkilisi görevi aynı kişide birleşemez. Malî hizmetler biriminde ön malî kontrol görevini yürütenler malî işlem sürecinde görev alamazlar.****</p>
<p>Muhasebe hizmeti ve muhasebe yetkilisinin yetki ve sorumlulukları</p>
<p>Muhasebe hizmeti; gelirlerin ve alacakların tahsili, giderlerin hak sahiplerine ödenmesi, para ve parayla ifade edilebilen değerler ile emanetlerin alınması, saklanması, ilgililere verilmesi, gönderilmesi ve diğer tüm malî işlemlerin kayıtlarının yapılması ve raporlanması işlemleridir. Bu işlemleri yürütenler muhasebe yetkilisidir. Memuriyet kadro ve unvanlarının muhasebe yetkilisi niteliğine etkisi yoktur. (**)<br />
Muhasebe yetkilisi, bu hizmetlerin yapılmasından ve muhasebe kayıtlarının usulüne uygun, saydam ve erişilebilir şekilde tutulmasından sorumludur. 9.12.1994 tarihli ve 4059 sayılı Kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla, genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinin muhasebe hizmetleri Maliye Bakanlığınca yürütülür. Muhasebe yetkilileri gerekli bilgi ve raporları düzenli olarak kamu idarelerine verirler.<br />
Muhasebe yetkilileri ödeme aşamasında, ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde;<br />
a) Yetkililerin imzasını,<br />
b) Ödemeye ilişkin ilgili mevzuatında sayılan belgelerin tamam olmasını,<br />
c) Maddi hata bulunup bulunmadığını,<br />
d) Hak sahibinin kimliğine ilişkin bilgileri,<br />
Kontrol etmekle yükümlüdür.<br />
Muhasebe yetkilileri, ilgili mevzuatında düzenlenmiş belgeler dışında belge arayamaz. Yukarıda sayılan konulara ilişkin hata veya eksiklik bulunması halinde ödeme yapamaz. Belgesi eksik veya hatalı (*)  olan ödeme emri belgeleri, düzeltilmek veya tamamlanmak üzere en geç bir iş günü içinde gerekçeleriyle birlikte harcama yetkilisine yazılı olarak gönderilir. Hataların düzeltilmesi veya eksikliklerin giderilmesi halinde ödeme işlemi gerçekleştirilir.<br />
Muhasebe yetkilileri işlemlerine ilişkin defter, kayıt ve belgeleri muhafaza eder ve denetime hazır bulundurur. </p>
<p>Muhasebe yetkilisi adına ve hesabına para ve parayla ifade edilebilen değerleri geçici olarak almaya, vermeye ve göndermeye yetkili olanlar muhasebe (yetkilisi) mutemedidir. Muhasebe (yetkilisi) mutemetleri doğrudan muhasebe yetkilisine karşı sorumludur. Muhasebe  (yetkilisi) mutemetlerinin görevlendirilmeleri, yetkileri, denetimi, tutacakları defter ve belgeler ve diğer hususlara ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir. </p>
<p>İç denetim </p>
<p>İç denetim, kamu idaresinin çalışmalarına değer katmak ve geliştirmek için kaynakların ekonomiklik, etkililik ve verimlilik esaslarına göre yönetilip yönetilmediğini değerlendirmek ve rehberlik yapmak amacıyla yapılan bağımsız nesnel güvence sağlama ve danışmanlık faaliyetidir.Bu faaliyetler, idarelerin yönetim ve kontrol yapıları ile mali işlemlerinin risk yönetimi, yönetim ve kontrol süreçlerinin etkinliğini değerlendirmek ve geliştirmek yönünde sistematik, sürekli ve disiplinli bir yaklaşımla ve genel kabul görmüş standartlara uygun olarak gerçekleştirilir.<br />
İç denetim, iç denetçiler tarafından yapılır. Kamu idarelerinin yapısı ve personel sayısı dikkate alınmak suretiyle, İç Denetim Koordinasyon Kurulunun uygun görüşü üzerine, doğrudan üst yöneticiye bağlı iç denetim birimi başkanlıkları kurulabilir. (**)</p>
<p>. </p>
<p>İÇ DENETİM KOORDİNASYON KURULU</p>
<p>Maliye Bakanlığına bağlı İç Denetim Koordinasyon Kurulu, yedi üyeden oluşur. Üyelerden biri Başbakanın, biri Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanın, biri Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanın, biri İçişleri Bakanının, başkanı dahil üçü Maliye Bakanının önerisi üzerine beş yıl süre ile Bakanlar Kurulu tarafından atanır. Bunların 67 nci maddede belirtilen görevleri yapabilecek niteliklere sahip olması şarttır. Maliye Bakanı tarafından önerilecek adaylardan birinin ekonomi, maliye, muhasebe, işletme alanlarından birinde doktora derecesine sahip öğretim üyeleri arasından olması şartı aranır. Üyeler, bu sürenin sonunda yeniden atanabilirler.<br />
Gerekli görülen hallerde İç Denetim Koordinasyon Kurulu, oy hakkı olmamak kaydıyla teknik yardım almak ve danışmak amacıyla uzman kişileri de toplantılara davet edebilir. Kurulun çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar İç Denetim Koordinasyon Kurulunun önerisi üzerine Maliye Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir. </p>
<p>DIŞ DENETİM</p>
<p>SAYIŞTAY tarafından yapılacak harcama sonrası dış denetimin amacı, genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin hesap verme sorumluluğu çerçevesinde, yönetimin mali faaliyet, karar ve işlemlerinin; kanunlara, kurumsal amaç, hedef ve planlara uygunluk yönünden incelenmesi ve sonuçlarının Türkiye Büyük Millet Meclisine raporlanmasıdır. </p>
<p>Türkiye Büyük Millet Meclisi Ve Sayıştayın Denetlenmesi</p>
<p>Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Sayıştayın denetlenmesi, her yıl Türkiye Büyük Millet Meclisi adına Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı tarafından görevlendirilen ve gerekli mesleki niteliklere sahip denetim elemanlarından oluşan bir <a href="http://www.genelbilge.com/tag/komisyon/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Komisyon">komisyon</a> tarafından, hesaplar ve bunlara ilişkin belgeler esas alınarak yapılır. </p>
<p>************Kamu zararının meydana geldiği ve bu Kanunda belirtilen para cezalarının verilmesini gerektiren fiilin işlendiği yılı izleyen mali yılın başından başlamak üzere (zamanaşımını kesen ve durduran genel hükümler saklı kalmak kaydıyla) onuncu yılın sonuna kadar tespit ve tahsil edilemeyen kamu zararları ile para cezaları zamanaşımına uğrar. *************</p>
<p>Gelirlerin Tahmin Edilmesinde Çeşitli Usuller Vardır.</p>
<p> 1) Otomatik Tahmin Usulü<br />
*Bir Önceki Yıl Usülü<br />
* Ortalama Usus<br />
* Ortalama Artış Usulü</p>
<p>2) Doğrudan Takdir Usulü: Maliye Bakanlığı kendisi bütçenin hazırlanasını  bizzat kendisi yapar . Türkiyede sistem uygulanır.</p>
<p>BÜTÇE GEREKÇESİ:  Yasama organında görüşülüp onaylanmak üzere hazırlanan tüm kanun tasarılarında olduğu gibi bütçe kanunun tasarısı içinde bir gerekçe hazırlanır. Her bakanlık ve kuruluş mendi gider bütçe tasarısını hazırlarken, bununla birlikte ödenek taleplerinin nedenlerini açıklayan bir gerekçeyide Maliye Bakanlığına sunar. Maliye Bakanlığı diğer bakanlıl ve kuruluşlardan tapladığı bu gerekçeler ışığında dvlet bütçesinin gerekçesini hazırlar.</p>
<p>BÜTÇE KANUN METNİ: Bütçe kanunun metini taçenin uygulanacağı mali yıl içinde, devlet adına gider yapmak ve kamu gelirlerini toplamak hususunda hükümet verilen yetkiler ile bütçe uygulamalarına ilişkin çeşitli hükümleri ihtiva eder</p>
<p>a)	Bütçe kanununa bağlı cetveller<br />
ACetveli. Bakanlıkların vediğer genel ve katma bütçeli kuruluşların betçelirindeyer alan ödeneklerin programa alt proğram ödenek türü harcama kalemi düzeyinde gösterildiği tablolar yer alır.</p>
<p>B Cetveli. Genel bütçe gelirleri tek bir cetvelde, katma bütçeli idarelerin gelirleri ayrı ayrı cetvellerde gösterilir.</p>
<p>C Cetveli. Devlet gelirlerinin dayandığı temel hükümler bu cetvelde gösterilir.</p>
<p>			BÜTÇENİN GÖRÜŞÜLÜP ONAYLANMASI</p>
<p>Bakanlar kurulu MERKEZİ BÜTÇE KANUN TASARISINI mali yıl başından en az 75 gün önce TBMM sunmalıdır. Bütçe tasarı <a href="http://www.genelbilge.com/tag/meclis/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Meclis">meclis</a> başkanı tarafından önce bütçe komisyonuna havale edilir.</p>
<p>bütçe komisyonunda bütçe tasarının görüşülmesi. Komisyon 40 üyeden oluşur. Üyelerin en az 25 i   iktidar kalan 15” i ise muhalefetten seçilir. Komisyon üyeleri görüşmeler esasında bütçe tasarısı üzerinde her türlü değişiklik önerisinde bulunabilir. Bu görüşmeler 55 günde tamamlanır. Komisyon hükümet tarafından hazırlanmış olan bütçe tasarısı üzerinde gider artırıcı ve gelir azaltıcı değişiklikler yapmak yetkisine sahiptir. Oysa genel kurulda milletvekilleri gider artırıcı ve gelir azaltıcı önerilerde bulunamazlar.</p>
<p>Bütçenin TBMM Genel Kurulunda Görüşülmesi ve Onaylanması. Bakanlıklar ve kuruşların bütçeleri proğramlar itibarıile görüşülüp onaylanır. Bütçe satl çoğunluk ile kabul yada reddedilir. Görüşülüp kabul edilen bütçe kanunun 1 Ocak tan itibaren yürürlüğe girmek üzere Cumhurbaşkanın onayına sunulur. Cumhurbaşkanının bütçe kanununu veto yetkisi yoktur. </p>
<p>				MALİ YIL SONUNDA BÜTÇENİN SONUÇLANDIRILMASI</p>
<p>Hesap dönemi (eğrezsiz)usulü: Hesap dönemi yada eğrezsiz usulünde süresi dolan bütçenin hesapları kapatılamaz, yeni mali yılda eski bütçe döneminden kalma gelirler tahsil edildikçe bunlara ait oldukları yılın bütçesine gelir olarak yazılır. Bunun yanında süresi dolan bütçeye ait olan ödeneklerin harcanmasına yeni mali yıldada devam edilir ve bunlar hesapları henüz kapatılmamış olan geçmiş yıl bütçesine gider olarak kaydedilir.</p>
<p>İdare zamanı (jestiyon ) usulü :  idare zamanı usulünde yapılan işlemler günü gününe hesaplara kaydedilir, mali yıl sonunda işlemler durdurulur, gelir ve gider hesapları mali yıl sonu itibarıyle kapatılır. Türk Bütçe Sisteminde küçük bazı istisnalar dışında Jestiyon usulü benimsemmiştir.</p>
<p>BÜTÇE UYGULAMALARININ DENETİMİ</p>
<p>BÜTÇENİN İDARİ DENETİMİ: Bütçenin idari denetim ita amirleri Maliye Bakanlığı ve Sayıştay tarafından yapılmaktadır. Bu denetim bütçenin uygulanması esasında yani giderlerin taahhüt tahakkuk ve ödeme aşamalarında yapılan denetimdir. Bu denetim maksat dvlet adına henüz ödeme yapılmadan önce doğabilecek yanlışlık ve suistimalleri önlemektir.</p>
<p>Taahhüt denetimi: giderlerin taahüt aşamasında idari bakımdan gerek Maliye Bakanlığı gerekse Sayıştay tarafından denetime tabi tutulur. Nedeni bu aşamada yapılması gereken işlemlerin mevzuatta uygun olarak gerçekleştirip gerçekleştirilmediğinin belirlenmesidir.<br />
Tahakkuk denetimi: giderlerin tahakkuku kamu hizmetlerinden doğan bir borcun kesinleşmesi aşamasındır. Burada tahakkuk memurları hizmetin yada malın tahahüt şartlarına uygun olarak araştırırlar tahakkuk memurları belirtilen hususlardan dolayı ita amirleri taranıdan denetlenirler.</p>
<p>BÜTÇENİN YARGI DENETİMİ : Bütçe uygulamalarının yargı denetimi sayıştay tarafından yapılır. Sayıştayın bütçe üzerindeki denitimi iki türlüdür. Birincisi bütçeimn uygulanması esnasındaki idari denetimi ikincisi uygulamadan sonraki yargı denetimidir.</p>
<p>BÜTÇENİNİ YASAMA ORĞANI TARAFINDAN DENETİMİ. Uygulama esasında ve uygulamanın bitiminde olmak üzere iki çeşit denetim vardır.<br />
Uygulama sırasında denetim. TBMM soru meclis araştırması, genel görüşm, gensoru ve meclis soruşturması yoluyla yapılan denetimleri kapsar<br />
Uygulamada sonraki denetim: kesin hesap kanunu tasarısını görüşüp onaylamak suretiyle gerçekleştirilir. Kesin hesap kanunu tasarısı mali yılın sonundan başlayarak en geç 7 ay sonra bakanlar kurulunca TBMM sine sunulur. Sayıştay genel uygunluk Bildirimini ilişkin olduğu kesin hesap kanunu tasarısının verlimesinden başlayarak en geç 75 gün içinde TBMM ye sunar.</p>
<p>VERGİ HUKUKU</p>
<p>Tarh İşleminin Çeşitleri </p>
<p>Beyana dayanan tarh: vergi yükümlüsünün beyanı üzerine yazılı veya sözlü beyanı üzerine tarh işlemi tahsis edilir. Asıl olan beyandır. Beyan usulünde tarh işlemi ile tahakkuk aşaması birlikte gerçekleşir. Tarh tebliğ tahakkuk aynı anda tamamlanır.</p>
<p>İkmalen vergi tarhı: daha önce bir vergi tarh edilmiş olmalıdır. Ek tarhiyatla matrah yada matrah farkının defter kayıt ve belgeler gibi maddi delillerle yada kanuni ölçülere göre saptanması gerekir örneğin yükümlü beyan dönemi içinde beyannamemesini vermiş ancak defter kayıt ve belgelerde yapılan inceleme sonucunda gelirini eksik gösterdiği anlaşılmışsa bu maddi delillerin orta çıkan matrah farkı üzerinden ek vergi tarhı edilecektir.<br />
Resen Vergi Tarhı: vergi tarhının tamamen veya kısmen defter kayıt ve belgelerle veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah yada matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunmasıdır.</p>
<p>Verginin idarece tarhı: yükümlünün vergi borcuna ilişkin ödevlerini yerine getirmediği ve vergi usul kanununa göre resen ve ikmalen tarhiyatın geçerli olmadığı bir kısım durumlarda matrah yine idare tarafından saptanır. Bu tarh işlemi türünü idarce yapılan diğer matrah saptama yöntemlerinden ayıran nokta, idarece tarh usulünün beyan esasının uygulanmadığı durumlarda söz konusu olmasıdır.</p>
<p>Terkin için Bakanlar Kuruluna başvurma süresi 6 aydır. Vergi mahkemelerine başvurma süresi 30 gündür<br />
Vergi Usul Kanun Uyarınca Sürelerin Uzaması. </p>
<p>mücbir neden. Ağır hastalık, ağır kaza,afet halleri ve yükümlünün defter ve belgeleri üzerinde tasarruf edememesi hali örnek verilebilir.</p>
<p>Zor durum: zor durumda olmaları nedeniyle vergi işlemleri ile ilgili ödevleri süresi içinde yerine getiremeyecek durumda olanlara yasal sürenin bir katını geçmemek üzere Maliye Bakanlığınca izin verilebilir.</p>
<p>Ölüm: ölüm nedeniyle mirasçılara geçen ödevlerin yerine getirilmesinde bildirme, beyanname verme sürelerine 3 ay eklenir.</p>
<p>VERGİ BORCUNU ORTADAN KALDIRAN NEDENLER:<br />
a)	Ödeme<br />
b)	Zamanaşımı<br />
c)	Takas<br />
d)	Terkin<br />
e)	Hata düzeltme<br />
f)	Uzlaşma<br />
g)	Yargı kararları<br />
h)	Ölüm</p>
<p>Beyana dayanan vergilerde vergileme süreci</p>
<p>Tarh – Tebliğ – Tahakkuk – Tahsil</p>
<p>VERGİ ALACAĞININ GÜVENCE ALTINA ALINMASI</p>
<p>a)	Rüçhan Hakkı: kamu alacaklısının rüçhan hakkı rehinli alacaklılarda geçerli değildir. Üçüncü kişilerin haciz koydurduğu bir mal paraya çevrilmesinden önce kamu alacaklısıda takibe geçtiği takdirde satış bedeli özel alacaklı ile garameten paylaştırılır.<br />
b)	Teminat: kaçakçılık ve ağır kusur suçlarının işlenmesi halinde resen ve ikmalen vergi tarhı işlemlerine, tevessül edildiğinde gerek kayba uğratılan verginin gerek kesilerek cezanın tahsilini güvence altına almak üzere borçlundan teminat istenir.<br />
c)	İhtiyati haciz: teminat vermeyi gerektiren durumlar varsa, borçlunun belli bir ikametgahı yoksa borçlu kaçmışsa veya kaçma ihtimali yada mal kaçırma ihtimali varsa, mal bidirimindede bulunmamışsa mahallin en yüksek mülki amiri karır ile ihtiyati haciz uygulanır. Sonradan teminat gösterilirse ihtiyati haciz kalkar. 7 gün içinde vergi matrahına itiraz edilebilr.<br />
d)	İhtiyati tahakkuk: sadece vergi borçları için uygulanır. İleride tahakkuk edebilecek vergi borcunun tahsilini güvenme için uygulanır.</p>
<p>VERGİ TÜRLERİ VE KONUSU</p>
<p>a)	gelir verğisi : Gelir bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarıdır . gelir kapsamına giren kazanç ve iratlar 7 ayrı kalemden oluşur.<br />
1-Ticari Kazançlar: Maden taş ve kireç ocakları kum çakıl ve istihsal yerleri ile tuğla ve kiremit harcamalarının işletilmesi, ………….işleri,özel okul ve hastane ve benzeri yer işletmesi gayrımenkul alım satım ve inşa işleriyle devamlı uğraşanların işlerinde kendi nam ve hesabına menkul kıymet alımı satımı ile devamlı uğraşanlanı bu işlerden elde ettiği kazançlar ticari kazançtır.<br />
Maliyet Bedeli: Bir iktisadi değerin edinilmesi yada değerinin arttırılması için yapılan ödemelerle buna ilişkin giderlerin toplamıdır.<br />
Borsa rayici: menkul kıymetler ile kambiyo borsasına ve ticaret borsasına kayıtlı olan iktisadi kıymetlerin değerlemeden önceki son işlemlerinin ortalama  değerini ifade eder.<br />
Muhayyet değer: Bir iktisadi kıymetin muhasebe kayıtlarındaki değeri<br />
Nominal itibari değer: senetlerin üzerindeki değer.<br />
Rayiç bedel: bir iktisadi kıymetin değerleme günündeki normal alım satım değeri.<br />
2) Zirai Kazanç: ziraat faaliyetlerinden doğan kazançlara zirai kazanç denir. Zirai faaliyetle uğraşsalar bile kollektif ve komandit şirketlerin bu faaliyetlerinden elde ettikleri kazanç ortakların ticari kazancı ( komanditer hariç  hükmündedir. Sermaye şirketleri için aynı durum geçerlidir. Gayrımenkul ve gayrımenkul sermaye hükmündeki hakların zirai bir işletmeye dahil bulunması halinde bunların getirdiği iratlar zırai kazanç sayılır.<br />
3)Ücretler: işgörme akitlerinden olan hizmet akti karşılığında çalışma karşılığı elde edilen kazanç türüdür.<br />
4) Serbest Meslek Kazançları : Fikri ve sinai hakların sahipleri tarafından devir ve temliki ile kiralamalarından elde edilen kazançlar, gümrük komisyoncuları, borsa ……..ve …….. kazançları, kollektif ve adi şirketlerin ortakları ile komandit şirkette kondite ortakların kazançları serbest meslek kazancı sayılır.<br />
5) Gayrımenkul İratları<br />
6) menkul Sermaye İratları. Sahibinin ticari zirai yada mesleki faaliyetleri dışında nakdi sermaye veya para ile temsil edilen değerlerden oluşan sermaye dolayısı ile elde ettikleri kar paya faiz kira ve benzeri iratlar menkul sermaye iratıdır. Üretim sürecine fiilen katılmaksızın bu işleri yürüten işletmelere mali yatırım yaparak kazanç elde eden kişilerin geliri menkul sermaye iradıdır.<br />
7) Sair Kazanç ve İratlar.; Menkul kıymetlerin elden çıkarılmasından doğan kazançlar, bir kısım hakların elden çıkarılmasından doğan kazanlar telif hakları ve ihtira beratlarının elden çıkarılmasından doğan kazançlar, ortaklık haklarının yada paylarının elden çıkarılmasından doğan kazançlardır.<br />
6) Kurumlar Vergisi : Kurumlar vergisinin yükümlüleri sermaye şirketleri, koperatifler, iktisadi kamu müesseseleri, dernek ve vakıflara ait iş ortaklıkları mükelleftir. Adi komandit ve kollektif şirketler kurumlar vergisi mükellefi değildirler. Anonim, paylı komandit ve limidet şirketler kurumlar vergisi mükellefidir.<br />
Kurumlar vergisi istisnaları.<br />
İştirak kazançları istisnaları<br />
………..istisnası sadce üretim tüketim ve tüketici kooperatifleri için<br />
turizm istisnası<br />
menkul kıymet portföy işletmeciliği istisnası.<br />
b)	Servet üzerinden alınan vergiler<br />
*. Emlak vergisi<br />
*. Veraset ve intikal vergisi : vergi 5 yılda yılda iki taksit olarak ödenir.<br />
*. Motorlu taşıtlar vergisi spesifik matraha göre alınır.</p>
<p>KATMA DEĞER VERİGİSİ: Türkiyede ticari, zirai ve sinai, meslek faaliyetleri çerçevesinde yapılan mal teslimlei, hizmet ifalır ile her türlü mal ve hizmet ithalatıdır. Ayrıca bir kısım teslim ve hizmetlerde KDV konusu içene girer<br />
1 Mal Teslimi. Trampa,elektirik, gaz, ısıtma, sogutma, su dağtımlarında mal teslimi hükmündedir.<br />
2 Hizmet İfası: bir şeyi yapmak, işlemek, meydana getirmek, imal etmek, onarmak, temizlemek, muhafazaetmek, hazırlamak, değerlendirmek, kiralamak, bir şeyi yapmayı taahüt etmek şekilende gerçekleşebilir.</p>
<p>Vergilemede dikey Eşitlik : farklı gelir gruplarının farklı vergilendirilmesidir. Yani gelir düzeyi fazla olandan daha fazla vergi alınmasısınnı amaçlandığı uygulamadır.<br />
Vergilemede yatay eşitlik: Aynı gelir gruplarına dahil kişilerin aynı vergilemeye tabii tutulmasıdır. Ayırma kuramı yatay eşitliğin bir istisnasını oluşturur.<br />
Vergilemede verimlilik: verginin tahsil edilebilmesi için devlet tarafından yapılması gereken masrafların en alt seviyede oluşmasının sağlanması şeklinde tanımlanan ilkedir. Bir verginin verimli olarak  addedilebilmesi için bu verginin şu özellikere sahip olması gerekir.<br />
Genel Olmalıdır. Yani vergi vergi geliri elde edilebilecek her türlü gelir, harcama ve servet üzerinden alınmalıdır.<br />
Vergileme tasarruflu olmalıdır. Vergi toplanması açısından vergi idaresi en az masraflar vergi gelirlerini topluyor olması gerekir.<br />
Mutedil (ılıman) olmalı: Gelirle ödenen vergi arasında aşırı bir oransızlık olmamalıdır.<br />
Görünmez olmalıdır. Verği ödeyicisi olan mükelleflerin vergi ödemelerini farkına varmadan yapmalılar, yani vergi yükünü hissetmeden vergi ödemelerini yapmalıdırlar bu şarta en iyi uyan vergi dolaylı vergidir.<br />
Negatif gelir vergisi : devletin yüksek gelirlirden vergi  yoluyla bir kaynak oluşturması ve bu kaynağın düşük gelirlire mali yardımlar ve sübvansiyonlar yolu ile transfer etmesidir. Devlet nasılki ödem gücene sahip bireylerden vergi alıyorsa aynı doğrultuda vergi ödeme gücüne sahip olmayan bireylerede ödeme gücüne ulaşıncaya kadar gelir transferi yapması gerekmektedir. Yapılan bu işleme M. Friedman Negatif gelir vergisi demektedir.</p>
<p>VERGİ İLE İLGİLİ BAZI KAVRAMLAR </p>
<p>Vergi Maliyeti: Bir vergi uygulaması dolayısıyla katlanılması gereken açık ve gizli<br />
maliyet unsurları. Açık maliyet gelir örgütünün merkez ve taşra kuruluşlarının faaliyetlerini sürdükleri binaların yapımı, alım, kiralama, tüm personel giderleri, demirbaşlar, vs gizli maliyet ise mükellefin vergi dolayısı ile yaptığı harcamalardır.</p>
<p>Vergi Harcaması: tannan vergi indirimleri, imtiyazlar ve önecelikler nedeniyle toplanamıyan geliri ifade etmektedir.<br />
Vergi Erozyonu: Vergi hasılatının aşınması olarak kullanılan vergi erezyonu iki nedeni vardır. Vergiharcamarının artması ve vergi kaçınması ile kaçakçılığın artmasıdır.</p>
<p>Vergi Kapasitesi: ülke düzeyinde, tüm mükelleflerin vergi ödeme güçlerinin toplamına vergi kapasitesi denir.</p>
<p>Vergi gayreti: Bir ülkede bulunduğu tahmin edilen vergi kapasitesi ile fiili vergi hasılatı arasındaki oransal ilişkiye vergi gayreti denir. Bu vergi idaresinin etkinliği ile yakından ilgilidir.</p>
<p>Mali Anestezi: Mali yükümlülüklerin muhatapları tarafından farkına varılmadan yerine getirilmesini ifade eder. Özellikle dolaylı vergilerin fiyat içeresinde gizlenmiş olmaları nedeniyle verginin önleyicisi tarfından açıkça hissedilmemesi en iyi örneği oluşturur</p>
<p>Vergi Görevi: vergiye kartşı toplumsal olrak tekpi şiklinde yükümlülükleri yerine getirmeme davranışıdır.</p>
<p>Olivera tanzi etkisi: gelir vergisi uygulamasında vergiyi doğuran olayın gerçekleştiği yıl yerine gelecek yıl tahsil ediliyor olmasından dolayı, enflasyonist ortamda reel olarak devlet gelirlerinin düşmesine denir.</p>
<p>Verginin karar veya beyan etkisi: vergi mükelleflerin satın alma güçlerini etkilediği gibi, aynı zamanda bireyin tüketim tasarruf ve yatırım kararlarınıda etkilemektedir. Uygulanan bir vergi nedeniyle kişilerin kararlarının etkilenmesinde verginin karar veya beyan etkisi denir.</p>
<p>Verginin amortismanı: taşınır veya taşınmaz malların sermaye değeri; veya  geliri üzerine konulan vergiler, belli koşullar altında bir tür geriye yansıma olayı meydana getirerek, sermaye değerinin düşmesine neden olurlar, buna verginin amortismanı denir. Bu olay ile vergi konus malın değerinin azalması ile sonuçlanır.</p>
<p>Verginin kaptilazsyonu: Bir dayanıklı malın sermaye değeri yada geliri üzerinden alınnan verginin kaldırılması ile sermaye değerinin yükselmesidir.</p>
<p>Tevzii ( Dağıtma ) Vergileri: Elde edilmek istenen vergi hasılatının global tutar olrak önceden saptanması, sonrada bu tutarın mükellefler arasından bölüştürülmesidir.</p>
<p>Laffer eğrisi : vergi hasılatını vergi oranı ile ilişkilendirmekte vergi oranlarıın yükselmesi ile başlangıçta artan vegi ve vergi oranlarının yükselmeleri ile başlanğıçta artan vergi hasılatının belli bir sınırdan sonra azalacağını iddia eden teori </p>
<p>Mali Tevzin : geniş anlamıyla hem hizmetlerin hemde gelirlerin farklı idare kademeliri arasında bölüştürülmesidir.</p>
<p>Mali sürükleme (Fiscal druğ- Vergi çengeli- mali fren: Ekonominin gelişme döneminde kişilerin  gelirleri artar, bu artan gelirler ya tüketime yada tasarrufa dönüşecektir. Eğer bu gelirler tüketime dönüşebilecekse ki genişleme döneminde ekonominin enflasyonist bir döneme girişini sağlayan bir dönemdir. Vergi sistemlerinin artan bir döneme girişini sağlayan bir dönemdir. Vergi sistemlerinin artan oranlı bir tarifiye sahip olması halinde, gelirlerin büyük bir bölümü en yüksek vergi oranı ile vergilendirileceğinden, kişiler tüketime ayırmak isteyecekleri gelirlerin büyük bir kısmını devlete aktarmış olacaklardır. Bu durumda ekonomide talep sıkıntısı çekeceğinden ekonomi duraklama dönemine girecektir. Ayrıca mali sürüklenme otomatik stabilizatörlük görevide görmektedir.</p>
<p>Decot Sistemi( Vergide indirim): indirim uygulanmaksızın matraha vergi oranı tetbik edelir. Bulanan vergiden en az geçim indirimi indirilir. Buna decot sistemi denir.</p>
<p>Muafiyet subjektiflik: vergi yükümlülüğü verginin mükellefidir. Subjektif vergi yükümlülüğünün kaldırılması muafiyettir. Muafiyet vergi yükümlüsü olması geretigi halde kanun konuycunun ekonomik ve sosyal nedenlerle bazı kişi veya kişi gruplarını vergi yükümlüsü olmasından çıkarmasıdır, örnek olarak diplomat ve esnaf muaflığını gösterebiliriz.</p>
<p>İstisna : objektif vergi yükümlüğü verginin konusunu tanımlamaktadır. İstisna vergi konusunun sınırlanmasıdır. Bu itibarla istisana verginin konusnua girdiği halde kanun koyucunun bazı nedenlerden dolyı verginin konusundan çıkarılmasıdır. Örnek ihracatın KDV den istisna olmasıdır.</p>
<p>Verginin Yansımasının Aşamaları:</p>
<p>****Verginin Ödenmesi:<br />
****Vurgu: Kanuni mükellef tarafından ödenen verginin kişi tarafından yükü algılanması sonucu buverginin bir başkasına aktarmalarına varmasıdır.<br />
****Aktarma<br />
****Yerleşme</p>
<p>Mutlak Yansıma: Belirli bir vergideki artışın gelir dağılımı üzerindeki etkisini ifade etmektedir. Devlet harcamalarında ve vergilerde bir değişiklik olmadığı durumda, bir verğide yapılan değişiklikle veya özel bir vergi uygulamasının oluşturduğu etkilerin gelir dağılını nasıl etkilediğini inceleyen yansımadır.</p>
<p>Diferansiyel Yansıma: Kamu harcamalır sabit varsayıldığında belirli bir vergi ile diğer bir verginin daegiştirmesi halendi gelir dağılında meydana gelen değişmeyi inceleyen yansıma şeklidir. </p>
<p>Objktif vergiler: Yükümlülerin kişisel ve ailevi özellikleri dikkate alınmadan yapılan vergilemedir. Aynı gelir elde eden kişilerden aynı miktarda vergi alınmasını alaçlamaktadır. Bu vergilere genelde dolaylı vergiler örenk gösterilebilir. Bunlar katma değer vergisi banka ve sigorta muamele vergisi, damga vergisi ve gümrük vergisi gibi dolaylı vergiler ile mortlu taşıtlar vegisi ve kurumlar vergisi gibi dolaysız vergilerdir.</p>
<p>Subjektif vergiler: vergilendirilen mükelleflerin ailevi ve şahsi özelliklerinde dikkate alınarak yapılan vergilemedir. Bu tür vergiler daha adil vergiler diye adlandırılırlar. Bu vergilere en iyi örnek gelir vergisi ile veraset intikal vergisidir.</p>
<p>Verginin dönüştürülmesi: vergi öncesi duruma kıyasla maliyetinin yükseldiğin ve safi kazıncının düştüğünü gören bir kısım girişimcilerin ödedikleri vergiyi telafi edebilmek yani giderebilmek amacayla giriştikleri bazı işlemler sonucunda konulan verginin yükü mükellefler açısından ortadan kaldırılmış olmaktadır. Böylece verginin baskısı oransal olarak azaltılmış. Olmakta yani mükellef vergi ödemekle birlikte üretim işlemlerini rasyonelleştirmek çalışma düzenini yoğunlaştırmak veya daha uzun bir süre çalışmak suretiyle verginin kar veya ücret üzerendeki etkesin olanak ölçüsünde gidermeye çalışmaktadır.<br />
		VERGİ HUKUKU<br />
				VERGİ HUKUKUNUN KAYNAKLARI<br />
A)ASLİ KAYNAKLAR:  Anayasa, Kanun, Kanun hükünde kararname, içtihatı birleştirme kararları, bakanlar kurulu kararları, tüzükler yönetmelikler<br />
B)YARDIMCI KAYNAKLAR: doktirin yargı kararları ve ayrıca vergi hukukuna özgü olan ve bağlacı birniteliği olmayan sadece açıklayacı bir vazife gören muktezalar, genelğeler, izahatlar ve benzerleri yer alır. Vergi hukukuna özgü kaynaklar olan genelge mukteza ve izaahtalar yeni bir yükümlülük getirmediklerinden idare hururu anlamında kesin ve yürütülmesi zorunlu idari bir işlem olmadığından iptal davalarına konu olamazlar<br />
Vergi sorumluları vergi ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmezlerse vergi idaresi mükellefi değilvergi kesenleri sorumlu tutup vergiyi ve buna bağlı ceza ve faiz zamları bunlardan alır. Fakat daha sonra sorumlu verginin aslı için yasal mükellefe rücu edebilir. Ama ceza faiz ve zamları rücu edemez. Çünki bu ek yükümlülükler sorumlununun görevini tam olarak yerine getirmemesinden doğan yükümlünün kusuru olmadan ortaya çıkan kalemlerdir.<br />
	Tüzel kişilerin kanuni ödev ve sorumluluklarını kanuni temsilciler yerine getirir. Tüzel kişilerin vergi borçgeçikme zammı gibi borçları öncelikle tüzel kişilikten istenir eğer tüzel kişilikten alınamazsa bu halde aciz vesikasına bağlanır daha sonra temsiciden istenir bu halde temsicilerin rücu hakkı saklıdır.<br />
Şirketlerin devredilmes durumunda birleşen şirketin vergi borçlarından birleşilen şirket sonumludur.<br />
Tasfiyesine girişilmiş şirketin vergi borçlarından tasfiye memurları sorumludur. Tasfiye memurları öncelikle şirketin vergi borçlarını ödemekle sorumludurlar. Eğer buna uymazlarsa kamu alacağı kamu alacağı tasfiye memurlarından ve paraları dağıttıkları kişilerden alınır.<br />
	Serbest muhasebeci, mli müşavir ve YMM imza ve tastik ettikleri işlerden dolayı ortaya çıkacak vergi ziya, durumunda vergi ceza ve geçikme faizlerinin ödenmesinden bu kişiler mükelleflerle birlikte müteselsilen sorumludurlar.<br />
Veraset ve intika vergisinden tapu memuru eğer VİV ödenmesini  gerektiren bir işlem yapar ise bu işlemden mükellefle birlikte müteselsilen sorumludurlar.</p>
<p>VERGİ USUL KANUNUNDAKİ TEBLİĞ YÖNTEMLERİ<br />
•	Posta yolu ile tebliğ<br />
•	İlan yoluyla<br />
•	Memur vasıtayısla<br />
•	Mükellefin kabul etmesi şartıyla dairede veya komisyonda tebliğ</p>
<p>VERGİ USUL KANUNUNA GÖRE HESAP HATALARI</p>
<p>•	Matrahta hata<br />
•	Miktarda hata<br />
•	Vergi mükerrerliği</p>
<p>VERGİ USUL KANUNA GÖRE VERGİLENDİRME HATALARI<br />
•	Mükellefin şahsında hata<br />
•	Mükellefiyette hata<br />
•	Mevzuatta hata<br />
•	Vergilendirme veya muafiyet döneminde hata</p>
<p>*vergi hatalarının düzeltilmesi ile ilgili vergi dairesi müdürü kararı ile olur</p>
<p>*kaçakçılık cezasını gerektiren bir fiile maddi menfaat gözetecek şekilde iştirak edenlere cezanın aynısı maddi menfaat gözetmeksizin iştirak edenlere ise bu fiile ait cezanını ¼ uygulanır.</p>
<p>*VUK na göre veriz ziyana kaçakçılık suçunu gerektiren bir fiil ile sebebiyet verilmesi durumunda kesilecek olan vergi ziya cezası 3 kat olarak uygulanır.</p>
<p>*VUK göre tek fiil ile vergi ziyanına ve genel usulsüzlük cezasına sebebiyet vermesi halinde bunlardan sadece yüksek olan ceza uygulanır. Ancak vergi ziya ve özel usulsüzlük birlikte ise cezalarda da birleşme olmaz ve cezalar ayrı ayrı verilir burada da mükellefin fiili dolayısı ile kesilecek olan vergi ziyan cezası usulsüzlük ( genel usulsüzlük) cezasından fazla olduğu için sadece vergi ziya cezası kesilecek ve buna ek olarakta özel usulsüzlük cezası kesilecektir. Böylece genel usulsüzlük cezası, kesilmiş olacaktır.</p>
<p>*VUK’ na göre yapılan usulsüzlük resen taktiri gerektiren bir davranış olduğu taktirde kesilecek olan ceza iki kat olarak uygulanır.</p>
<p>*VUK ‘ na göre 1 ve 2 . derece usulsüzlük aynı takvim yılı içinde aynı türden birden fazla yapıldığı takdirde birden fazlasının herbiri için birincisine ait cezanın ¼ kesilir.</p>
<p>*Vergi ziya ve usulsüzlük suçlarında bu suçların işlendiği tarihi takip eden yılın başından başlayarak vergi ziyaında 5 yıl usulsüzlükte 2 yıl içinde tekrar cezakesilmesi halinde vergi ziya cezasında % 50 usulsüzlükte % 25 arttırılarak uygulanır. </p>
<p>*Vergi mahkemesine dava açma otuz gündür.</p>
<p>ÖNEMLİ(son değişiklik) **************1 OCAK 2006 TARİHİNDE ÖNCEKİ DÖNEMLERE İLİŞKİN OLARAK BU TARİHTEN SONRA ORTAYA ÇIKAN VE VERGİ ZİYAI CEZASI KESİLMESİNİ GEREKTİREN FİİLLER İÇİN ZİYAA UĞRATILAN VERGİNİN 1 KATI TUTARINDA VERGİ ZİYA CEZASI KESİLECEKTİR.(ÖNCEDEN VERGİ ASLI+GECİKME FAİZİNİN YARISI VERGİ ZİYAI CEZASI OLUYORDU)BU CEZA VERGİ ZİYAINA VERGİ KAÇAKÇILIĞI DOLAYISLA YOL AÇANLARA 3 KAT İŞTİRAK EDENLERE 1 KAT ,VERGİ İNCELEMESİNE VEYA TAKDİR KOMİSYONUNA SEVK EDİLMESİNDEN SONRA VERİLENLER HARİÇ OLMAK ÜZERE KANUNİ SÜRESİ GEÇTİKTEN SONRA VERİLEN VERGİ BEYANNAMELERİ İÇİNDE %50 ORANINDA UYGULANACAKTIR.*************</p>
<p>*************** Azalan Bakiyeler sisteminde amortisman ayırma oranı üst sınır %50 oldu.(Önceden normal amortisman oranının iki katına kadar dı normal amortisman oranı %20 yani %40 dı)  2005 kpss sorusu******</p>
<p>*Vergiyle ilgili uyuşmazlıklarda vergi mahkemelerinin vermiş oldukları kararlara karşı danıştaya temyiz için başvuru süresi 30 gündür</p>
<p>*VUK’ na göre gerçek kişilerde iş başlama bildirimleri işe başlama tarihinden itibaren 10 gün içinde vergi dairesine kendilerince veya avukatlarca veya muhasebeciler tarafından yapılır. Şirketlerin işe başlamaları ise kuruluş aşamasında işe başlama tarihinden itibaren 10 gün içinde ticaret sicil memurluğunca vergi dairesine yapılır. Şirketlerin ve gerçek kişilerin işe başlama bildirimleri dışında yapılacak bildirilmeler bildirilecek olayın vuku tarihinden itibaren 1 ay içinde mükklef tarafından vergi dairesine yapılır.</p>
<p>VUK na göre tastike tabi deftereler:<br />
•	Yevmiye ve encanter defteri<br />
•	İşletme defteri<br />
•	Çiftçi işletme defteri<br />
•	Basit istihsal defteride dahil olmak üzere imalat ve isihsal defteri<br />
•	Nakliyat vergisi defteri<br />
•	Yabancı nakliyat kurumlarının hasılat defteri<br />
•	Serbest meslek kazanç defteri</p>
<p>*VUK göre defter ve belgeleri saklama süresi 5 yıldır</p>
<p>*VUK ‘nda yer alan değerleme ölçüleri<br />
•	Maliyet bedeli<br />
•	Borsa raici<br />
•	Tasarruf değeri<br />
•	Mukayyet değeri<br />
•	İtibari değeri<br />
•	Vergi değeri<br />
•	Raiç  değeri<br />
•	Emsal bedel<br />
•	Emsal ücret<br />
•	Alış bedeli</p>
<p>****gelir vergisi kanunda elde etme esası kabul edilmiştir. Bu esas tahsil ve tahakkuk esasına göre uygulanmaktadır. Buna göre gelir vergisi kanununa tabi olan kazanç ve unsurlardan ticari ve zirai kazançlardan elde etme tahakkuk esasına bağlanmış serbest meslek kazancı, ücret kazancı, gayrımenkul ve menkul sermaye iratları ile diğer kazanç ve iradlarda elde etme tahsil esasına bağlanmıştır.</p>
<p>****Kollektif, adi ve adi komantid şirketlerin ticari faaliyetleri neticesinde ortakların elde ettikleri kazançlar ticari kazanç sayılır. Adi komandit şirkette komandite ortağın elde ettiği kazanç ticari kazançtır. Ancak komanditer ortağın kazancı menkul sermaye iradıdır.</p>
<p>******Kollektif ve adi komandit şirketler zirai faaliyette bulunsalar dahi çiftçi sayılmazlar. Kazançlar ticari kazanç sayılır. Adi şirketler zirai faaliyetlerler ile uğraşırlarsa çiftçci sayılırlar ve ortakların şirket karından elde edeceği kazançlarda zirai kazanç olarak kabul edilir.<br />
******Kollektif şirketler ve adi şirketler serbest meslek faaliyetlerinde bulundukları takdirtde ortakların elde ettikleri kazanç serbest meslek kazancı olarak vergilendirilir. Adi komandit şirketlerde ise Komandite ortağın kazancı serbest meslek kazancı, komanditer ortağın kazancı menkul sermaye iradı olarak verilendirilir.<br />
Not : Komanditerin durumu ticari, zirai ve serbest meslek kazancında hep aynıdır ( Menkul sermaye iradı )</p>
<p>VERGİDE EŞİTLİK İLKESİ:  Vergide eşitlik ilkesi mükelleflerin vergi ödeme güçlükleri dikkate alınmak suretiyle vergilendirmenin yapılmasını öngörür vergi yükünün mükelleflerin kişisel ve ekonomik durumlarına göre eşit bir şekilde dağıtılmasını gerekli kılmaktadır. Vergide eşitlik yatay eşitlik ve dikey eşitlik olarak incelenebilir. Teoride mükelleflerin vergi ödeme gücünün belirlenmesi bakımından vergi sonucu katlanacağı fedakarlığın dikkate alınmasınının yerinde olacağı ileri sürülmüştür. Bu konuda ileri sürülen görüşler eşit fedakarlık, eşit oranlı fedakarlık ve en az  fedakarlık görüşleridir.<br />
  1-Eşit fedakarlık görüşü: ödemmesi söz konusu vergi dolayısı ile mükelleflerin sahip oldukları toplam faydadaki azalışın aynı düzeyde olması bu yolla katlanılan fedakarlığın eşit kılınmasını öngörmektedir. Bu durumda matrahın büyüklüğüne bakılmakzısın farlı gelire veya varlığa sahip olan kişiler aynı miktarda vergi ödeyebilecektir.<br />
 2-Eşit oranlı fedakarlık görüşü: mükelleflerden varlıkları yada gelirleri yüksek olanların az olanlara      kıyaslatoplumdan daha fazla fayda sağladıkları varsıyılarak ilk gruba giren mükelleflerin diğerlerine kıyasla daha fazla vergilendirimesi gerektiği düşüncesine dayanmaktadır.<br />
 3-Minimum Fedakarlık( En az Toplam Fedakarlık): vergileme suretiyle sağlanan toplam hasılatın    toplumun tüm kesimleri üzerinde yarattığı toplam fekadarlığın en az düzeyde olmasını öngörmektedir. Böylece verginin reel yükü mükellefler üzerinde olanaklar ölçüsünde az hissedilebilir. Şekilde dağıtılmış olacaktır.</p>
<p>KISA NOTLAR</p>
<p>*Eğitim ve sağlık harcamaları yatırım carisi olarak adlandırılır<br />
*borç ödemelirinin faizleri tranfser harcamaları olarak ödenir<br />
*fonksiyonel (İşlevsel ) kamu harcamalrını gerçekleştiren hizmetler itibarı ile sınıflandırır<br />
*erdemli mallar kavramı Musgrave ortaya atmıştır. Bu mallara örnek olarak öğrenci bursları,tarımsal yardımlar, sağlık hizmetleri, ücretsiz eğitim gösterilebilir.<br />
*bir şahsa piyangodan para çıkması net artış kavramına göre gelir sayılır.<br />
*kamu harcamalarında gerçek harcama transfer harcaması ayrımını ilk defa PİGOU yapmıştır<br />
*tam kamusal mallara yapılan kamu harcamalarının gelir dağılımı üzerindeki etkisi nörttür<br />
*negatif gelir vergisi transfer harcaması olarak kabul edilir.<br />
*Kamu harcaması büyüklügü: Kamu harcaması büyüklüğü / GSMH<br />
*dar anlamda kamu harcamaları konsolide bütçeyi oluşturan genel ve katma bütçeli kuruluşların harcamaları olup buna yerel yönetim harcamalarıda dahil edilmiştir. KİTLER ve İDT ‘ de dahil edildiğinde geniş anlamda kamu harcamalarına ulaşılır.<br />
*cari harcamalar = her yıl tekrar ederler, her yıl bütçede görülür, yararları kullanıldığı yıl içerisinde tükenir, tüketime yöneliktir, tüketim dengesi ile ilgilidir.<br />
*kamu harcamaları 1930 yılından sonra önem kazanmaya başlamıştır.<br />
*fonksiyonel tasnif kamu hizmetlerinin birim maliyetlerinin hesaplanarak ortaya çıkartılmasında en uygun yöntemdir.</p>
<p>*MALİ TEVZİN: merkezi yönetim ile mahalli yönetim arasında gelir ve giderlerin nasıl ve  ne şekilde paylaşılacağına denir.</p>
<p>*DİFRANSİYEL YANSIMA: sabit kamu harcamaları varsıyımı ile bir verginin kaldırılıp yerine başka bir verginin getirilmesi durumunda gelir dağılımında oluşan değişmeye denir. </p>
<p>*POZİTİF GELİR VERGİSİ : belli bir düzeyin üstüde gelir elde edenlerden vergi alınmasını öngörür.<br />
*MALİ TEVZİNİN FAYDALARI:<br />
•	Hizmet tekrarı önlenir.<br />
•	Aynı kaynak üzerinde birden fazla idarenin gelir elde etmesi önlenir.<br />
•	Hizmet paylaşımı ile yerel ihtiyaçları daha etkin olarak karşılayabilecek idarenin görevlendirilmesidir.<br />
•	Yerel düzeyde dışsallık yaratan hizmetlerin maliyetine sadece o bölgede oturanların katılmasını sağlar<br />
VERGİ ARBİTRAJI:  Bir vergiden kaçınma yöntemi olarak, farklı vergi konularına farklı  muamelelerin yarattığı vergi avantajından yararlandırılmasıdır. Örneğin bir kişi devlet tahvilini parasıyla almak yerine bankadan kredi kullanarak alır. Tahvil gelirinden geliri  kazanmanın maliyeti olarak kredi için ödenen faiz indirilir. Dolayısı ile vergilendirilecek gelir azaltılmış olur, oysa kişi kendi parasını kullansaydı tahvil gelirinin tümü üzerinden vergilendirilecekti.</p>
<p>Ödenmiş Olan Verginin Yükünün Kısmen Veya Tamamen Yok Etmek İçin<br />
•	verginin dönüştürülmesi<br />
•	verginin kapitilasyonu<br />
•	verginin amortismanı<br />
•	verginin yansıtılması<br />
Yollarından biri denenir.</p>
<p>İÇ BORÇ MONETİZASYONU( PARASALLAŞTIRMA): Merkez bankasının açık piyasa  işlemleri ile piyasadan  tahvil satın alması ve piyasaya ulusal para akmasıdır.</p>
<p>DIŞ PORÇ SERVİS ORANI: Bir ülkenin cari işlemlerden (mal ve hizmet ihracatından ) sağladığı döviz gelirlerinin  ne kadarının dış borç anapara ve faiz ödemelerine harcandığını  gösterir orandır.</p>
<p>HARCAMALARIN YAPILIŞ SIRASI. Taahüt – Tahakkuk- Verile Emri- Bağlama – Ödeme</p>
<p>*kamu harcamalarını üst sınırı milli gelirdir.</p>
<p>*HAVALEMO TEOREMİ:  denk bütçe çarpanını açıklar.</p>
<p>*il özel idare bütçesini içişleri bakanı onaylar</p>
<p>*dolaysız transfer ve dolaylı transfer harcamaları kişilerin direkt olarak gelirlerini arttırıcı kamu harcamaları dolaysız, tüketicinin alacağı mal ve hizmetlerin fiyatlarını düşürmek veya üreticinin karının arttırılması için yapılan kamu harcamaları dolaylı tranfer harcamasıdır.</p>
<p>VERGİ KAPASİTESİ (Vergilenebilir Kapasite) Kamu giderlerinin karşılanması bakımından vergiyedayanma gücünün sınırlarını ifade eden vergi kapasitesi teorik olarak mükellefler kendilerinin ve ailerinin yaşamlarını asgari düzeyde sürdürmeye yetecek finansal gücün üzerindeki kısmı yansıtmaktadır. Vergi kapasitesi üzerindeki gelir düzeyi ve gelirin yapısının gelir dağılımının, vergi gayretinin önemli etkisi vardır.</p>
<p>VERGİ BİLİNCİ: Kamu hizmetlerinin gerçekleştirilebilmesi bakımından verginin önemini bilen toplum bireylerinin vergi ile ilgili ödevlerini yerine getirmektedeki istekliliklerinin düzeyine vergi bilinci denilmektedir.</p>
<p>VERGİ AHLAKI: mükelleflerin vergi yasalarından doğan yükümlülüklerini gerçeğe uygun şekilde yerinde getirme konusundaki davranışlarının düzeyine vergi ahlakı denilmektedir.</p>
<p>MALİYE POLİTİKASI</p>
<p>KLASİK YAKLAŞIM: bütün piyasalarda tüm rekabet koşullarını geçerli olması her arzın kendi talebini yaratması ,bücret , faiz ve fiyatların esnek olması ve miktar kuramının geçerliliği gibi temel varsayımlar üzerine kurulu olan klasik kuram. Bu varsayımlara dayalı olarak, ekonomi politikası yönünden bazı önemli sonuçlara varmıştır.<br />
Bir ekonomide ekonomik ve sosyal alandaki aksaklıklar geçici ve bunları giderecek yeterli güçler piyasa ekonomisinin yapısı içinde mevcut olduğu için, devletin ekonomik ve sosyal anlamda herhangi bir müdahalede bulunmasının gereksiz olmasıdır. Gerçekten tam rekabet ücret ve faiz esnekliği varsayımları gerçekleştiği takdirde ekonomi kendilğinden ve sürekli olarak tam istihdama ulaşarak, üretilen her mal satılarak ve fiyatlar genel düzeyi istikrarlığını koruyacaktır.</p>
<p>Devlet faaliyetlerinin temel hizmetlerle sınırlı tutulması , bunun sonucu olarak devlet bütçesinin mümkün olduğu kadar küçük olması ve denk bütçe ilkesinin gerçekleştirilmesidir.</p>
<p>En etkin politik araç olarak para politikası araçlarını belirlemişlerdir. Ekonomide geçici bir dengesizlik hali ortaya çıktığında, kamu harcamaları ve vergiler gibi maliye politikası araçları, değil, para politikası araçları kullanılmalıdır.örneğin kamu harcamalarının arttırılması, par arzı arttırılmadan vergilerin onlara göre kamu harcamaları, vergilerin arttırılması yada halktan borçlanma yolu ile finanse edilirse bu durumda, kişilerin harcamaları azalarak ve bu fonlar devlet eliyle harcanmış olacaktır., bu durumda ekonomi açısından düşünücek olursak harcanan miktar değişmemekte, yanlızca harcayan taraf devlet olmaktadır. Kamu harcamalarındaki artışın ekonomide gerçek bir talep artışına neden olabilmesi için, bu artışın para arzının arttırılması yoluyla finanse edilmesi gerekmektedir. Kamu harcamalarının kaşılanması için para arzının arttırılması olayı ise para politikası olayıdır.</p>
<p>KEYNESEN YAKLAŞIM: klasik kuramda kabul edilen varsayımların geçerliliğini tartışarak klasiklerin ileri sürdüğü gibi ekonomik hayatın otomatik olarak tam istihdama ulaşmasının neden mümkün oamıyacağını açıklamaktadır.</p>
<p>Keynese göre ücretlerin düşme yönünde esnek olmaması ekonominin kendiliğinden ve sürekli olarak tam istihdamda dengede olmasını önlemektedir<br />
.<br />
Keynesen modelde denge tam istihdama düzeyine bağlı değildir. Bir ekonomide işsizlik söz konusu olduğu zaman düşün ücretler tam istihdamı gerçekleştiremeyecektir. Ücretlerdeki bu düşşük gelirin azalmasına neden olacak böylece toplam telep azalmış olacaktır.<br />
Bir ekonomide faiz oranı muhakkak tasarruf ve yatırımı eşitlemiyecektir. Tasarruf düzeyi öncelikle gelir tarafından belirnecek, yatırım ise faiz oranı yanında sermayenin marjinal verimliliğine bağlı olacaktır.<br />
Keynesen yaklaşımda toplam talep çok önemlidir. Çünkü, bir ekonomide üretim ve istihdam hacmi toplam talep düzeyine bağlıdır.<br />
	ÖRNEĞİN: 		Toplam talebin yetersiz olduğu bir ekonomide yüksek düzeyde bir işsizlik meydan gelmekte, hemen hemen tam istihdamda çalışan bir ekonomide ise aşırı toplam talep enflasyona neden olmaktadır.<br />
		Bir ekonomide toplam talep dalgalanmalarının çoğunun özel sektörün harcama isteğindeki değişmelerin kaynaklandığını, bu talep dalgalanmalarının para arzında dalgalanmalara neden olduğunu ileri süren çağdaş keynesen görüşün bu dalgalanmalar karşısında para politikasının rolü konusundaki düşünceleri şöyle özetleye bilir.<br />
Ekonomimin durgunluk döneminde: bütçe açığı proğramı ile birlikte daraltıcı bir para politikasının uygulanması doğru olacaktır. Bununla birlikte yani para politikasının önemeni belirtmelerine karşın çağdaş keynesenler ekonomiyi istikrara kavuşturma konusunda maliye politikası araçlarına daha fazla önem vermektedirler.</p>
<p>MONETARİST YAKLAŞIM: bir ekonomide istikrarsızlıkların hemen hemen yanlızca para arzındaki düzensiz dalgalanmalar sonucu meydana geldiğini ileri sürerler<br />
: para arzındaki bir artış kısa dönemde temel olarak üretimi etkiyleyecek böylece para arzındaki bir artış gerçek milli gelir düzeyi üzerinde geçici olarak bir artışa neden olacaktır. Uzun dönemde ise para arzındaki bir değişikliğin temel etkisi gerçek üretim üzerinde değil, fiyatlar genel düzeyi üzerinde olacaktır.<br />
	: onlara göre bir ekonomideki ekonomik dalgalanmaların genel nedeni uygulanan yanlış para politikalarıdır.<br />
	: milli gelirin temel bir berleyeni olan tüketim cari gerçek kullanılabilir gelirin (Keynes) değil, gelcekteki gelir tahminleri olarak ifade edilen uzun dönem beklenen ( sürekli ) gelirin bir fonksiyonudur.<br />
DIŞLAMA ETKİSİ: ( Crowding- out effect) Bir ekonomide par arzınca babit olması halinde kamu haracamalır çarpanının yıl içinde belirli bir dönem boyunca pozitif bir değer alacağını, uzun dönemde ise çarpan değerinin sıfır olacağını savunmuşlardır.<br />
Kamu harcamalarındaki artışın kişilerden borçlanma ile karşılanması: bu takdirde piyasada ödünç verilebilir, fonlara olan talep artacak, buna bağlı olarak faiz oranlarında bir artış meydana gelecektir. Faiz oranlarınn yükselmesi ile özel yatırım harcamalarının azalmasına neden olacaktır. Böylece faiz oranındaki yükselme sonucu özel yatırım harcamalarının azalması ( dışlanma etkisi ) nedeniyle kamu harcamalarının artışına bağlı olarak milli gelir düzeyinde meydana gelmesi gereken genişletici etki azalacaktır.<br />
Vergilerle finansmanı durumunda: ek vergi gelirleri harcamalarının ekonomiye getireceği canlılığı kısmen gidereceği için kamu harcamalarının milli gelir düzeyi üzerindeki etkisi genellikle en az olacaktır.<br />
Merkez bankasından borçlanma yolu ile finansman: (Parasal genişleme politikası) Kamu harcamalarının milli gelir üzerindeki genişletici etkisinin en fazla olduğu durumdur. Çünkü para arzındaki artış genellikle faiz oranının düşmesine ve sonuçta özel yatırımların artmasına neden olmaktadır.</p>
<p>RASYONEL BEKLENTİLER KURAMI: kişilerin buğünkü davranışlarını belirleyen temel öğe gelecek ile ilgili beklentilerdir. Kişiler bu beklentilerinde rasyoneldirler. yani üretici ve tüketici olarak bütün kişiler piyasa göstergelerinin hepsini yakından izlerler ve ellerindeki bütün bilgileri kullanarak geleceğe ilişkin beklentilerini biçimlendirirler. Bu durumda onlar  beklentileride sürekli sistemli hatalar değil istemli olmayan  hatalar yapacaklardır. Bu kuram kişilerin hiç hata yapmayaccaklarını değil aynı tür hatayı gerekli bilgiye sahip oldukları sürece uzun süre tekrarlamayacaklarını ileri sürmektedir.</p>
<p><a href="http://www.genelbilge.com/tag/arz/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Arz">ARZ</a> EKONOMİSİ YAKLAŞIMI : <a href="http://www.genelbilge.com/tag/arz/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Arz">arz</a> ekonomisi yaklaşımına göre devletin ekonomik faaliyetlerinin ilk etkisi nisbi fiyat değişiklikleri üzerinde olamaktadır. Bu durumda ise ilk önce ekonomide kaynakların dağılımı değişmekte gelir değişiklikleri daha sonra ortaya çıkmaktadır. Onlara göer yüksek vergi oranları ve hatta taransfer harcamaların kişileri bu harcamalardan yararlanmak için gelirlerinin düşük tutamaya iterek bir bir ekonomide verimli faaliyetlere girmek açısından olumsuz etkileri olamaktadırlar. Onlara göre bir ekonomide gerçek gelirin artışı tolam <a href="http://www.genelbilge.com/tag/arz/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Arz">arz</a> miktarının artışına bağlı olmakta ve devletin cari gelir ve harcama politikalır ile bu ilişki etkilenebilmektedir.</p>
<p>POST KEYNESEN YAKLAŞIM: post keynesen kuram birbiri ile doğrudan ilişkili olan ekonomik büyüme ve gelir dağılımı kavramları konusunda bir açıklama getirmektedir. Önlara göre bu iki kavram içinde temel belirleyici yatırım oranıdır. Nisbi fiyatlar yerine, yatırımı anahtar belirleyici olarak kabul etmektedirler. Talepteki değişklikler nisbi fiyatlardaki değişikliklerden daha çok gelirdeki değişklikler ile ilgilidir. Toplam talebi kısmanın işsizliği arttıracağı ve büyümeyi yavaşlatacağı için tehlikeli olduğunu ileri sürerler.</p>
<p>OTOMATİK STABİLİZATÖRLER:<br />
•	Vergi hasılatındaki otomatik degşmeler<br />
•	Kurum ve aile içi tasarruflar<br />
•	İssizlik sigortası ve yardımlar<br />
•	Tarımsal sübvansiyonlar<br />
•	Otomatik bütçe açık ve fazlalıkları<br />
•	Ekonomik stoklardaki artış ve azalışlar</p>
<p>       MALİYE POLİTİKASANIN AMAÇLARI:<br />
•	İktisadi kalkınmayı gerçekleştirmek<br />
•	Ekonomideki enflasyonist eğilimlere karşı koymak<br />
•	Ekonomideki deflasonist eğilimlere karşı koymak<br />
•	Ekonomideki servet dağılımı ve yaşama düzeylerin iyileştirmek<br />
•	Ödemeler bilonçosu denğesi </p>
<p>	MALİYE POLİTİKASININ ARAÇLARI: maliye politakası temel olarak devlet bütçesi aracılığı ile gerçekleştirilmekte, bu nedenle bir taratan kamu harcamalanın ve kamu gelirlerinin miktar ve bileşimleri diğer taraftan harcama ve gelirindeki değişmelerin tümüyle ilgili olması nedeniyle bütçe açığı veya fazlası maliye politikasının amaçlarına ulaşmakta kullanabileceği  en önemli araçlar olmaktadır.<br />
. bir ekonomide bütçe açığı genişletici bütçe fazlası ise daraltıcıbir etki yapar</p>
<p>DOĞAL İŞSİZLİK ORANI: tam istihdam düzeyinde dahi var olan ve ekonominin reel üretim gücünden bağımsızişsizliktir. Monetarist görüş tarafından açıklanmaya çalışılmıştır. </p>
<p>Maliye politikasının sınırları:</p>
<p>a)İşlemsel Sınırlamalar Gecikmeler Sorunu: bir maliye politikası değişikliğine gerek duyulduğunda bunagerek duyulan zaman ile, bu işlemin başlatılabildiği ve bu işlemin ekonomi üzerindeki etkilerinin hissedilmeye başlandığı zaman arasında geçikmeler mevcuttur.</p>
<p>•	konjoktör ortamı doğrudan tahmin edememek<br />
•	alınan önlemlerin dozu<br />
•	maliy politikası aracının türü<br />
•	alınan önlemlerin zamanlaması</p>
<p>b) Yapısal sınırlamalar.<br />
c) politik sınırlamalar: bir ekonomide kamu harcamalanın arttırılması ve vergilerin azaltılması proğramı politikacılar için çekici oluduğu halde kamu harcamalarının azaltılması ve vergilerin arttırlması proğramı çekici olmamaktadır.</p>
<p>STAĞFLASYONUN NEDENLERİ:<br />
	****sendikaların enflasyon dönemlerinde artan işsizlik oranlarına karşın işçilerin hayat standartlarında yüksleme yapılabilmesi için daha fazla ücret talebinde bulunmaları.<br />
	*****eksik rekabet piyasayasında çalışan firmaların yüksek fiyat politikaları<br />
	****enflasyona karşı uygulanan yanlış maliye ve para politikaları.</p>
<p>Formül esnekliği. Kısmen iradi maliye politikası kararlarındaki geçikmelerden kurtulmak , kısmende otomatik stabilizatörlerin yetersizliğini gidermek için formül esnekliği denilen bir kavram oluşturulmuştur. Bu yöntemde bir ekonomide ekonomik hayatla ilgili göstergeler  belli bir değeri aşınca türü ve büyüklüğü önceden saptanmış olan bir takım önlemler devreye girmekte ve böylece, örneğin vergi oranlarıdaki değişiklikler iradi bir maliye politikası kararı olmaktan çıkırtılarak kısmen otomatikleşmektedir. </p>
<p>Ekonomik kalkınmanın göstergeleri.</p>
<p>****Kişibaşına düşen gelir<br />
****Sanayi sektörünün GSMH aldığı pay<br />
****Eğitim ve sağlık harcamalarının düzeyi</p>
<p>*************Durgunluk döneminde yapılan kamu harcamaları ekonomide genişletici etki yaparak milli gelirin artışını olumlu yönde etkiler<br />
*************Kamu harcamalarının merkez bankasından borçlanma yolu ile finanse edilmesi durumunda ekonomi üzerindeki genişletici etki en fazla olacaktır. Geri ödeme ise ekonomi üzerinde daraltıcı etki yaratır.</p>
<p>				MALİYE POLİTİKASI<br />
Klasiklerin kamu maliyesi görüşü<br />
•	Kamu harcamaları hacim itibarıyla dar olmalıdır.<br />
•	Devlet bütçesi mutlaka denk olmalıdır. Kalsikler devlet bütçesinin açık vermesini istemediği gibi fazlalık vermesinide istememektedir. Bütçenini açık vermesi halinde bu açığın kapatılması için devletin borçlanmak zorunda olacağı borçlanmanın ise normal bir kamu geliri olmadığı savunulmuştur. Buna karşılık bütçenin fazlalık vermesi durumda ise ekonomide durgunluk meydana geleceği ileri sürülmüştür.<br />
•	Kamu harcamaları mümkün olduğu ölçüde doyalı vergi gelirleri ile finansa edilmelidir. Dolaysız vergilerin ekonomi üzerinde derhal olumsuz etkiler gösterileceği ileri sürülmüştür. Ayrıca dolaylı, harcamalar üzerinden alınan vergilerin harcamaları kısarak tasarrufları artırmak gibi olumlu etkilerinden söz etmişlerdir.<br />
•	Durgunluğu giderici maliye politikası : Keynes gelir artışı ile üretim ve istihdam artışı arasında yakın bir ilişki kurmuş ve ekonominin durgunluktan kurtulması için komu harcamalarının arttırılarak vergilerin azaltılmasını ve bu suretle toplam talebin arttırılmasını önermiştir. Kamu harcamalarından transfer harcamaları halkın satınalma gücünün ve dolayısı ile tüketim eğilimlerinin artmasını sağlar . vergilerin azaltılmasında kullanılabilir gelirin artması sonucunu doğurur. Böylece devletin kamu harcamaları ile toplam talep doğrudan etkilenir. Gelir ve dolayısı ile toplam talep dolaylı yoldan etkilenmiş olur. Durgunluk döneminde izlenen maliye politikasına telafi edici maliye politikası denir.<br />
•	Stagflasyonun Nedenleri:<br />
a)Yapısal İşsizlik<br />
b) Ücretlerin aşağıya doğru esnek olmayışı<br />
c). Eksik rekabet<br />
d) Dış ekonomik faktörler.<br />
Çağdaş Keynes Yaklaşım. Keynesen görüşü simgeleyen temel görüşleri benimsemekle birlikte genel olarak hem para hemde maliye politikasının etkinliği üzenide durulmaktadır. Bir ekonomide toplam talep dalgalanmalarının çoğunun özel sektörün harcama isteğindeki değişmelerin kaynaklandığını bu talep dalgalanmalarının para arzında dalgalanmalarına neden olduğu savunurlar.<br />
Durgunluk döneminde: Bütçe açığı proğramı ile birlikte bir parasal genişleme proğramı uygulanmalıdır. Demişler<br />
Enflasyon döneminde: bütçe fazlası proğramı ile birlikte bir parasal daraltıcı proğram uygulanmalıdır.</p>
<p>MONETERİST YAKLAŞIM ( Friedman): Ekonomik dalgalanmaların temel nedeni uygulanan yanlış para politikalarıdır. Milli gelirin temel belirleyeni olan tüketim, cari kullanılabilir gelirin ( keynes görüşü ) değil gelecekteki gelir tahminleri olarak ifade edilen uzun dönem beklenen gelirin bir fonksiyonudur.<br />
Dışlama Etkisi : Monetaristler bir ekonomide para arzının sabit olması halinde kamu harcamaları çarpanının yıl içinde belirli bir dönem boyunca pozitif bir değer alacağını, uzun dönemde ise çarpan değerinin sıfın olacağını savunmuşlardır. Monetaristlere göre devlet artan harcamalarını vergilerle finanse ederse ekonomi üzerindeki genişletici etki en az olur</p>
<p>ARZ EKONOMİSİ YAKLAŞIM. Bir ekonomide maliye politakasının etkinliğinin onun toplam talep düzeyi üzerindeki etkisinden kaynaklandığını ileri süren keynes görüşünün yetersiz olduğuna inanmaktadır. Keynes görüşünü yetersiz görürler çünki bu analizde dikkatler temel olarak kısa dönemdeki olaylar üzerinde yoğunlaşmakta ve nisbi fiyat değişikleri ikincil bi rol oynamaktadır. Ancak arz ekonnomi yaklaşımına göre devletin ekonomik faaliyetlerinin ilk etkisi nisbi fiyat değişikleri üzerine olmaktadır.</p>
<p>STAGFLASYON: Yüksek bir enflasyon oranının, kullanılmayan üretim kapasitesinin işsizliğin ve yetersiz bir büyüme hızının, birlikte yaşandığı bir ekonomik olayı ifade etmek için kullanılan stagflasyon ciddi bir ikilemi ortaya koymaktadır. Daraltıcı para ve maliye politikaları bir ekonomide talep enflasyonu için bir çözüm olurken yüksek işsizlik oranının azaltılması için genişletici politikalar izlenmelidir.</p>
<p>STAGFLASYON AÇIKLAMALARI:</p>
<p>Moneterist Görüş: (doğal işsizlik oranı). Friedman ve philps’ e göre enflasyon işsizlik ilişkisi yanlızca, beklenen enflasyon oranı değişmediği zaman istikrarlı olarak, ancak beklenen enflasyon oranı değişirse   tüm philips eğrisi yukarı doğru kayacaktır.<br />
Monetariste açıklamaya göre bir ekonomide uygulanan genişletici makro ekonomik politikalar başlangıçta işsizlik oranı geçici olarak düşecektir. Çünki işaretçilerin artan talebe bağlı olarak üretimi arttırma çabaları emekte dahil olmak üzere ekonomik kaynaklara olan talebide arttıracaktı. İşçiler emek arzlarını gerçek ücretlerini sabit tutmak amacıyla ayarlayacakları varsayımı ekonomiye dengeye getirir.</p>
<p>ÇAĞDAŞ KEYNESEN AÇIKLAMA ( ücret ve fiyat esnekliği ). ( Ücret ve fiyat esnekliği): talep ve arz yönünden gelen şokların ekonomiyi sürekli olrak etkilemesi görünüşe ve ücret fiyatların aşağıya doğru esnek olmaması varsayımına dayanmaktadır.<br />
Toplam: talep yönünden glen şoklara örnek bir ekonomide herhangi bir zamanda özel ve kamu sektörünün mal ve hizmetlere olan talep birleşimlerinin değişebilmesini gösterir.</p>
<p>RİCARDİON YAKLAŞIMI ( BÜTÇE AÇIĞI GÖRÜŞÜ) . bir ekonomide ekonomik birimlerin tüketim ve tasarrruf kararlarını verirken tüm yaşam boyu gelirlerini dikkate aldıklarıdır. Bu durumda bütçe açığının borçlanma ile finansmanı bu birimlerin yaşamları boyunca ödeyebildikleri vergilerin yanlızca yeniden dağılımı olarak düşünülerek ve ekonomik birimler açığı kaptmak için gelecekte daha fazla vergi ödeyeceklerini bilerek buğün harcamak yerine tasarruf edeceklerdir. Tasarrufların artması sonucunda ise faiz oranları artmayacak ve yatırımlar dışlanmış olacaktır.<br />
Dışlanma etkisi: kamu harcamalarındaki bir artışın halka tahvil satılması yoluyla finansmanı durumunda dışlanma etkisi oluşur ve özel sektör yatırımları azalır.</p>
<p>Stağflasyonla mücadele politikaları<br />
a)	gelirler politikası<br />
b)	vergi temelli gelirler politikası<br />
c)	ücretlerin indekslenmesi<br />
d)	üretim teşvikleri</p>
<p>Enflasyon hedeflemesiyle bilgiler<br />
*Enflasyon hedeflemesi rejiminde, Para Politikası Kurulu para politikası kararlarında “tavsiye veren” konumdan “karar alıcı” konuma geçmiştir.<br />
*enflasyon hedeflemesi rejimine geçilene kadar “örtük enflasyon hedeflemesi” uygulanmıştır.<br />
*enflasyon hedeflemesi rejiminin bu ilk asamasında hedefler üç yıllık olarak ilan edilmektedir.<br />
*üç yıllık bütçe planlarıyla uyumlu olarak, 2006, 2007 ve 2008 için yıl sonu hedefleri sırasıyla yüzde 5, yüzde 4 ve yüzde 4 olarak belirlenmistir.<br />
*son olarak enflasyon hedeflemesindeki sorumluluk ve hesap verme durumu MB üzerindedir.</p>
<p>KAMU EKONOMİSİ </p>
<p>Dışsallıkları Düzenleyici Önlemler</p>
<p>***   Vergi Koyma<br />
***   Dışssallık Yayan Malın Miktarının Azaltılması İçin Sübvanse Etmek<br />
***  Verilen Zararlar İçin Sorumluluk Yükleme<br />
***   Mal Varlığı Hakkı Verme </p>
<p>Coose Teoremi: bireyler arasındaki görüşmelerin  maliyetsiz oluduğu varsıyımı altında mal varlığı hakkı kime verilirse verilsin dışsallık sorunu ortadan kalkar fikrini savunur.</p>
<p>Kamu Malları&#8212; Kaynak tahsisi Mekanizmaları </p>
<p>OYLAMA MODELLERİ : **</p>
<p>a)optimal çoğunluk.***</p>
<p>b)bowen – black çoğunluk oylama modeli : Veri payları veri iken kamu mallarının çoğunluk tarafından tercih edilen tek bir düzeyde belirlenebileceği ve bazı varsayılmalar altında optimal bile olabileceğini göstermiştir.</p>
<p>c)Buchanon – Tullock modeli: Bowen- black doğrudan demokrasilerde basit çoğunluk kuralını dahada geliştirmişlerdir. Siyasi karar almanın iki önemli özelliğinin yansımalarını araştırmışlardır.</p>
<p>d) Downs Modeli: </p>
<p>e)Bürokratlar- Sermaye Seçmenler Romer – Rosenthal  Modeli : </p>
<p>TERCİH AÇIKLAMA MEKANİZMALARI </p>
<p> A) Grovs – Loeb<br />
       B)Tideman – Tullock</p>
<p>Sistem Analizi: Karar alma durumunda bulunanlarla çeşitli seçenekler arasında bir tercih yapmada yardım etmek üzere planlanmış düzenlenmiş her düzenli analitik çalışmadır. Amaçlar ve bu amaçlara ulaşmak için türlü seçenekler saptamak bu seçeneklerin maliyet, etkenlik ve risklerin, rakamsal karşılaştırılmasının yapılmasıdır.</p>
<p>Sistem Analizlerinin Unsurları: </p>
<p>** Amaç<br />
*** seçenekler<br />
*** seçeneklerin maliyeti<br />
*** model<br />
**** ölçeğin seçilmesi</p>
<p>Planlamanın gerçekleştirilmesi dört aşamada olmaktadır.<br />
. amaçların tanımı&#8212;fiziksel analiz&#8212;-maliyet tahmini&#8212;-model tespiti&#8212;</p>

<p class="sayac_bilgi">202 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/maliye-nedir-ne-ise-yarar.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Menkul Sermaye İradı Elde Edenlerin Gelir Vergisi Beyanname Düzenleme Rehberi</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/menkul-sermaye-iradi-elde-edenlerin-gelir-vergisi-beyanname-duzenleme-rehberi.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/menkul-sermaye-iradi-elde-edenlerin-gelir-vergisi-beyanname-duzenleme-rehberi.html/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Nov 2009 06:15:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/genelbil/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Kpss]]></category>
		<category><![CDATA[Maliye]]></category>
		<category><![CDATA[Beyan]]></category>
		<category><![CDATA[Beyanname]]></category>
		<category><![CDATA[Devir]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet]]></category>
		<category><![CDATA[Emekli]]></category>
		<category><![CDATA[Faiz]]></category>
		<category><![CDATA[Hangi]]></category>
		<category><![CDATA[Hazine Bonosu]]></category>
		<category><![CDATA[Kar]]></category>
		<category><![CDATA[Tahvil]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=11779</guid>
		<description><![CDATA[Gerçek kişilerce 2005 yılında elde edilen menkul sermaye iratlarının beyan edilip edilmeyeceğine, beyan edilmesi halinde beyannamenin verilmesi ve verginin ödenmesine ilişkin açıklamalar bu kitapçıkta yer almaktadır. KİTAPÇIKTA HANGİ GELİRLERİN BEYANINA İLİŞKİN AÇIKLAMALAR YER ALIYOR? Menkul sermaye iratlarına yönelik olarak hazırlanan bu kitapçıkta, aşağıda belirtilen gelirlerin beyanına ilişkin açıklamaları bulacaksınız. - Mevduat faizleri - Devlet tahvili [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gerçek kişilerce 2005 yılında elde edilen menkul sermaye iratlarının beyan edilip edilmeyeceğine, beyan edilmesi halinde beyannamenin verilmesi ve verginin ödenmesine ilişkin açıklamalar bu kitapçıkta yer almaktadır.<br />
KİTAPÇIKTA HANGİ GELİRLERİN BEYANINA İLİŞKİN AÇIKLAMALAR YER ALIYOR?<br />
Menkul sermaye iratlarına yönelik olarak hazırlanan bu kitapçıkta, aşağıda belirtilen gelirlerin beyanına ilişkin açıklamaları bulacaksınız.<br />
- Mevduat faizleri<br />
- <a href="http://www.genelbilge.com/tag/devlet/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Devlet">Devlet</a> tahvili ve <a href="http://www.genelbilge.com/tag/hazine-bonosu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Hazine Bonosu">Hazine bonosu</a> faizleri ile diğer her türlü <a href="http://www.genelbilge.com/tag/tahvil/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Tahvil">tahvil</a> ve bono faizleri<br />
- Hisse senedi kar payları (temettü gelirleri)<br />
- İştirak hisselerinden doğan kazançlar<br />
- Kurumların idare meclisi başkan ve üyelerine verilen kar payları<br />
- Özel finans kurumlarınca kar ve zarara katılma hesabı karşılığında ödenen kar payları <span id="more-11779"></span><br />
- Menkul kıymetler yatırım fonlarının katılma belgelerine ödenen kar payları<br />
- Repo gelirleri<br />
- Kıyı bankacılığından (off-shore bankacılık) elde edilen faiz gelirleri<br />
- Alacak faizleri<br />
- Hisse senetleri ve tahvillerin vadesi gelmemiş kuponlarının satışından elde edilen bedeller<br />
- İştirak hisselerinin sahibi adına henüz tahakkuk etmemiş kar paylarının devir ve temliki karşılığında alınan para ve ayınlar<br />
- Her çeşit senetlerin ıskonto edilmesi karşılığında alınan ıskonto bedelleri<br />
- Tüzel kişiliği haiz emekli sandıkları, yardım sandıkları ile emeklilik ve sigorta şirketleri tarafından çeşitli adlar altında yapılan ödemeler.</p>
<p>BÜTÜN MENKUL SERMAYE İRATLARININ YILLIK <a href="http://www.genelbilge.com/tag/beyanname/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Beyanname">BEYANNAME</a> İLE BEYAN EDİLMESİ ZORUNLU MUDUR? </p>
<p>2005 yılında elde edilen menkul sermaye iratlarının bir kısmı tutarı ne olursa olsun, bir kısmı ise elde edilen gelirin belirli bir tutarı aşmaması halinde yıllık beyanname ile beyan edilmeyecektir. </p>
<p>Menkul sermaye iratlarının yıllık beyanname ile beyan edilip edilmeyeceğine ilişkin açıklamalar aşağıda yer almaktadır. </p>
<p>TUTARI NE OLURSA OLSUN BEYAN EDİLMEYECEK MENKUL SERMAYE İRATLARI </p>
<p>Aşağıda belirtilen gelirler tutarı ne olursa olsun beyan edilmez. Diğer gelirler nedeniyle verilen beyannameye de dahil edilmez. </p>
<p>1. Vergi kesintisine tabi tutulmuş olan; </p>
<p>- Mevduat faizleri,<br />
- Özel finans kurumlarınca kar ve zarara katılma hesabı karşılığında ödenen kar payları,<br />
- Repo gelirleri,<br />
- Menkul kıymetler yatırım fonlarının katılma belgelerine ödenen kar payları veya bu fonların katılma belgelerinin İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında alım satımından elde edilen kazançlar ile Türkiye’de kurulu vadeli işlem ve opsiyon borsalarında yapılan işlemler sonucunda elde edilen kazançlar. </p>
<p>2. 07/10/2001 tarihinden itibaren düzenlenen şahıs sigorta poliçeleri dolayısıyla elde edilen menkul sermaye iratları. </p>
<p>3. <a href="http://www.genelbilge.com/tag/kurumlar-vergisi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kurumlar Vergisi">Kurumlar vergisi</a> mükelleflerince 31/12/1998 ve daha önceki tarihlerde sona eren hesap dönemlerinde elde edilen kazançların dağıtımı halinde, gerçek kişilerce elde edilen kar payları. </p>
<p>4. Kurumların karlarını sermayeye eklemek suretiyle gerçekleştirdikleri kar dağıtım işlemlerinde gerçek kişi ortaklarca elde edilen kar payları. </p>
<p>BELİRLİ BİR TUTARI AŞMAMASI HALİNDE BEYAN EDİLMEYECEK MENKUL SERMAYE İRATLARI </p>
<p>Geliri sadece menkul sermaye iratlarından ibaret olan mükelleflerin elde ettikleri menkul sermaye iratlarının gayri safi tutarları toplamının 15 bin YTL’yi aşmaması halinde, vergi kesintisine tabi tutulmuş olanlar beyan edilmeyecektir.</p>
<p>Vergi uygulamasında, kesinti oranı sıfır olarak belirlenmiş kazançlar vergi kesintisine tabi tutulmuş kabul edilmektedir. </p>
<p>Menkul sermaye iratlarının gayri safi tutarları toplamının belirlenen haddi aşıp aşmadığının tespitinde, tutarı ne olursa olsun beyan edilmeyecek olan menkul sermaye iratları dikkate alınmayacaktır. </p>
<p>Elde edilen gelirin 15 bin YTL’yi aşmaması halinde beyan edilmeyecek menkul sermaye iratları aşağıda belirtilmiştir. </p>
<p>- Her nevi tahvil ve Hazine bonosu faizleri ile Toplu Konut İdaresi ve Özelleştirme İdaresince çıkarılan menkul kıymetlerden sağlanan gelirler.</p>
<p>-Tam mükellef kurumlardan elde edilen kar payları.</p>
<p>Elde edilen gelirin 15 bin YTL’yi aşması halinde bu gelirlerin tamamı (istisna edilen tutarlar hariç) yıllık beyanname ile beyan edilecektir. </p>
<p>Menkul sermaye iratları toplamının 15 bin YTL’yi aşıp aşmadığının tespitinde indirim oranı ve istisna uygulanabilecek menkul sermaye iratlarının, indirim oranı ve istisna uygulandıktan sonra kalan kısımlarının dikkate alınması, bu iratların beyan edilmesinin gerektiği durumlarda ise indirim oranı ve istisna uygulandıktan sonra kalan kısımlarının beyan edilmesi gerekmektedir. </p>
<p>Yukarıda belirtilen gelirlerden, dövize, altına veya başka bir değere endeksli olanlar ile döviz cinsinden ihraç edilenler hariç her nevi tahvil ve Hazine bonosu faizleri ile menkul kıymetler yatırım ortaklıklarından sağlanan kar payları, indirim oranı uygulamasından, Devlet tahvili ve Hazine bonosu faizleri (26/07/2001 tarihinden önce ihraç edilenler hariç) ile tam mükellef kurumlardan elde edilen kar payları, ayrıca istisna uygulamasından yararlanmaktadır. </p>
<p>İndirim oranı ve istisna uygulamasına ilişkin açıklamalara ileride yer verilmiştir. </p>
<p>800 YTL’lik TUTARI AŞMAMASI HALİNDE BEYAN EDİLMEYECEK MENKUL SERMAYE İRATLARI </p>
<p>Türkiye’de vergi kesintisine tabi olmayan ve istisna uygulanmayan aşağıda belirtilen menkul sermaye iratlarının 800 YTL’lik tutarı aşmaması halinde, bu iratlar beyan edilmeyecektir. </p>
<p>- Kıyı bankacılığından (off-shore bankacılık) elde edilen faiz gelirleri,<br />
- Hisse senetleri ve tahvillerin vadesi gelmemiş kuponlarının satışından elde edilen bedeller,<br />
- İştirak hisselerinin sahibi adına henüz tahakkuk etmemiş kar paylarının devir ve temliki karşılığında alınan para ve ayınlar,<br />
- Her çeşit senetlerin ıskonto edilmesi karşılığında alınan ıskonto bedelleri,<br />
- Her nevi alacak faizleri,<br />
- Yurt dışından elde edilen diğer menkul sermaye iratları. </p>
<p>800 YTL’lik tutar bir istisna olmayıp, gelirin beyan edilip edilmeyeceğine yönelik tespitte dikkate alınacak bir haddir. Bu had yukarıda belirtilen gelirlerin her biri için ayrı ayrı uygulanmayacak olup, bu gelirler ile vergi kesintisine tabi olmayan ve istisna uygulanmayan gayrimenkul sermaye iratlarının toplam tutarı dikkate alınarak hesaplanacaktır. </p>
<p>İNDİRİM ORANI UYGULANARAK BEYAN EDİLECEK MENKUL SERMAYE İRATLARI HANGİLERİDİR? </p>
<p>Gelir Vergisi Kanununda bazı menkul sermaye iratlarının enflasyondan arındırıldıktan sonra kalan tutarlarının vergilendirilmesi öngörülmüştür. Enflasyondan arındırmaya ilişkin indirim oranı 2005 yılı için %53,7 olarak belirlenmiştir.</p>
<p>2005 <a href="http://www.genelbilge.com/tag/takvim/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Takvim">takvim</a> yılında elde edilen menkul sermaye iratlarından; </p>
<p>- Her nevi tahvil ve Hazine bonosu faizleri ile Toplu Konut İdaresi ve Özelleştirme İdaresince çıkarılan menkul kıymetlerden sağlanan gelirler,<br />
- Her nevi alacak faizleri,<br />
- Menkul kıymetler yatırım ortaklıklarından sağlanan kar payları,<br />
indirim oranı uygulanmak suretiyle beyan edilecektir. </p>
<p>Beyanname verme sınırı olan 15 bin YTL’nin hesabında, indirim oranı uygulanabilecek menkul sermaye iratlarının tutarı, indirim oranı uygulandıktan sonra kalan kısımlar itibariyle dikkate alınacaktır. Bu durumda, başkaca beyanı gereken gelirlerin bulunmaması halinde, indirim oranı uygulamasından yararlanabilecek menkul sermaye iratlarından, gayri safi tutarları toplamı 32.397,41 YTL’yi aşmayan tutarlar için yıllık beyanname verilmeyecektir. </p>
<p>Ticari işletmelere dahil kazanç ve iratlar için indirim oranı uygulanması söz konusu değildir. </p>
<p>DEVLET TAHVİLİ VE HAZİNE BONOLARINDAN ELDE EDİLEN GELİRLERDE İSTİSNA UYGULAMASI NASIL OLACAKTIR? </p>
<p>26/07/2001-31/12/2005 tarihleri arasında ihraç edilen Devlet tahvilleri ve Hazine bonolarının faiz gelirleri ile elden çıkarılmasından sağlanan diğer kazançlar toplamının 2005 yılında 174.033,88 YTL gelir vergisinden istisna edilmiştir. İstisna kapsamına giren söz konusu kazançlar için yıllık beyanname verilmeyeceği gibi, diğer gelirler dolayısıyla verilecek yıllık beyannameye de bu kazançlar dahil edilmeyecektir. </p>
<p>2005 yılında elde edilen ve gayrisafi tutarı (26/07/2001 tarihinden itibaren TL cinsinden ihraç edilenler) 408.280,52 YTL’yi aşmayan Devlet tahvili ve Hazine bonosu faiz gelirleri beyan edilmeyecektir. </p>
<p>İstisna, faiz gelirleri ile elden çıkarma dolayısıyla elde edilen diğer kazançlar toplamına uygulanacaktır. Bir gerçek kişinin, hem faiz hem de elden çıkarma dolayısıyla elde ettiği kazancının bulunması ve gelir toplamının istisna sınırını aşması halinde, istisnanın hangi kazanca uygulanacağı serbestçe belirlenebilecektir. </p>
<p>İstisna; faiz gelirleri açısından indirim oranı, elden çıkarma dolayısıyla elde edilen diğer kazançlar açısından ise maliyet bedeli endekslenmesi uygulandıktan sonra bulunan tutara uygulanacaktır. </p>
<p>İstisna, sadece gerçek kişilerce elde edilen kazançlar yönünden geçerli olup, ticari işletmelere ait olan bu tür gelirlere uygulanmayacaktır. </p>
<p>KAR PAYLARININ VERGİLENDİRİLMESİ VE BEYANI NASIL OLACAKTIR? </p>
<p>Gerçek kişilerce, tam mükellef kurumlardan elde edilen ve Gelir Vergisi Kanunu uygulaması bakımından kar payı sayılan gelirler aşağıdaki gibidir: </p>
<p>- Her nev’i hisse senetlerinin kar payları,<br />
- İştirak hisselerinden doğan kazançlar,<br />
- Kurumların idare meclisi başkan ve üyelerine verilen kar payları. </p>
<p>Tam mükellef kurumlardan elde edilen ve yukarıda sayılan kar paylarının yarısı gelir vergisinden istisna olup, kalan tutar vergiye tabi gelir olarak dikkate alınacaktır. Beyana tabi başka gelirlerin bulunmaması halinde, gelir 15 bin YTL’yi aşıyor ise beyan edilecektir. </p>
<p>Beyan edilen tutar üzerinden hesaplanan gelir vergisinden, kurum bünyesinde karın dağıtımı aşamasında yapılan vergi kesintisinin tamamı mahsup edilecektir. Söz konusu kesinti oranı, halka açık olan ve olmayan tüm şirketler için %10 olarak uygulanmakta olup, mahsup sonrası kalan tutar genel hükümler çerçevesinde ret ve iade edilecektir.</p>
<p>Kurumların 31/12/1998 ve daha önceki tarihlerde sona eren hesap dönemlerinde elde ettikleri kazançlarını dağıtmaları halinde, gerçek kişilerce elde edilen bu kar payları, tutarı ne olursa olsun yıllık beyanname ile beyan edilmeyecektir. </p>
<p>01/01/1999-31/12/2002 tarihleri arasında sona eren hesap dönemlerine ilişkin olup, kurumlar vergisinden istisna edilmiş kazançlar ile Gelir Vergisi Kanununun Geçici 61 inci maddesi kapsamında vergi kesintine tabi tutulmuş olan yatırım indirimi istisnasından yararlanan kazançların dağıtılması halinde, gerçek kişilerce elde edilen kar paylarının net tutarına elde edilen kar payının 1/9’u eklendikten sonra bulunan tutarın yarısı vergiye tabi gelir olarak dikkate alınacaktır. Beyan edilen tutarın 1/5’lik kısmı hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilecektir. </p>
<p>KİMLER BEYANNAME VERECEK? </p>
<p>2005 yılında beyan edilmesi gereken menkul sermaye iradı elde edenler yıllık beyanname verecektir. Yıllık beyanname ile beyan edilmesi gereken menkul sermaye iratlarından bazılarına ilişkin bilgiler aşağıda tablo halinde gösterilmiştir. </p>
<p>Bu tablo, mükelleflerin menkul sermaye iratları dışında, beyanı gereken başkaca gelirlerinin olmadığı varsayılarak hazırlanmıştır. </p>
<p>MENKUL KIYMETLER VE DİĞER SERMAYE PİYASASI ARAÇLARI 1/1/2006 TARİHİNDEN İTİBAREN NASIL VERGİLENDİRİLECEK?</p>
<p>Menkul kıymetler ve diğer sermaye piyasası araçlarının elden çıkarılması ve elde tutulması sürecinde elde edilen gelirler ile mevduat faizleri, repo gelirleri ve özel finans kurumlarından elde edilen gelirler banka ve aracı kurumlar vasıtasıyla tevkifat yapılmak suretiyle tek bir oranda (%15) vergilendirilecek olup, bu gelirler için tutarı ne olursa olsun gerçek kişilerce yıllık ve münferit beyanname verilmeyecektir. Diğer gelirlerin beyanı halinde de bu gelirler beyannameye dahil edilmeyecektir. </p>
<p>Ancak; </p>
<p>- 01/01/2006 tarihinden önce ihraç edilmiş her nevi tahvil ve Hazine bonoları ile Toplu Konut İdaresi ve Özelleştirme İdaresince çıkarılan menkul kıymetlerin elde tutulması veya elden çıkarılması suretiyle sağlanan gelirler ile,</p>
<p>- 01/01/2006 tarihinden önce iktisap edilmiş menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının elden çıkarılması ve elde tutulması sürecinde elde edilen gelirlerin, </p>
<p>vergilendirilmesinde <a href="http://www.genelbilge.com/tag/yeni/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Yeni">yeni</a> sisteme göre %15 oranında tevkifat yapılmayacak olup, söz konusu gelirler 31/12/2005 tarihinde geçerli olan eski hükümlere göre vergilendirilecektir. </p>
<p>YURT DIŞINDA YAŞAYAN VATANDAŞLARIMIZ HANGİ DURUMDA BEYANNAME VERECEK? </p>
<p>Çalışma veya oturma izni alarak altı aydan daha fazla bir süredir yurt dışında yaşamakta olan Türk vatandaşları, Türkiye’de elde ettikleri vergi kesintisine tabi menkul sermaye iratları için tutarı ne olursa olsun beyanname vermeyeceklerdir. Bu vatandaşlarımız Türkiye’de elde ettikleri ve vergi kesintisine tabi tutulmamış menkul sermaye iratları için beyanname vereceklerdir. </p>
<p>AİLE BİREYLERİNİN ELDE ETTİĞİ MENKUL SERMAYE İRATLARININ BEYANI NASIL OLACAK? </p>
<p>Menkul sermaye iradı elde <a href="http://www.genelbilge.com/tag/eden/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Eden">eden</a> aile bireylerinin (eş ve çocuk) beyanname verip vermeyeceği, her bireyin kendi durumu önceki bölümlerde yapılan açıklamalar çerçevesinde değerlendirilerek belirlenecektir. Beyan edilmesi gereken herhangi bir gelirin varlığı halinde beyanname, geliri elde <a href="http://www.genelbilge.com/tag/eden/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Eden">eden</a> aile bireyi adına düzenlenerek imzalanacaktır. </p>
<p>Beyanname vermek zorunda olan kişinin küçük veya kısıtlı olması ya da mümeyyiz olmaması hallerinde beyanname, yine geliri elde eden adına düzenlenmekle birlikte, bu kişiler adına veli, vasi veya bu kişileri temsile yetkili kayyım tarafından imzalanacak ve hangi sıfatla imzalandığı beyannamede belirtilecektir. </p>
<p>BEYANNAME NE ZAMAN VE NEREYE VERİLECEK? </p>
<p>1 Ocak- 31 Aralık 2005 döneminde elde edilen beyana tabi menkul sermaye iratlarının 2006 yılının Mart ayının (1 Mart – 15 Mart) onbeşinci günü akşamına kadar verilecek gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilmesi gerekmektedir. </p>
<p>Beyanname mükellefin ikametgahının bulunduğu yer vergi dairesine verilecektir. </p>
<p>KESİLEN VERGİLERİN MAHSUBU NASIL YAPILACAK? </p>
<p>Menkul sermaye iratları üzerinden kesilen vergilerden beyannameye dahil edilen gelire isabet eden kısım, beyanname üzerinden hesaplanan vergiden mahsup edilecektir.<br />
Kar paylarının beyan edilmesi durumunda ise, beyan edilen tutar üzerinden hesaplanan gelir vergisinden, kar paylarının dağıtımı aşamasında kurum bünyesinde yapılan vergi kesintisinin tamamı mahsup edilecektir. </p>
<p>BEYANNAMENİN DOLDURULMASINDA PARA BİRİMİ OLARAK YENİ TÜRK LİRASI ESAS ALINACAKTIR. </p>
<p>2005 yılında elde edilen gelirler için 2006 yılında verilecek gelir vergisi beyannamelerinin doldurulmasında Yeni Türk Lirası para birimi esas alınacaktır. </p>
<p>VERGİ NE ZAMAN VE NEREYE ÖDENECEK? </p>
<p>Beyanname üzerinden hesaplanan gelir vergisi, 2006 yılının Mart ve Temmuz aylarında iki eşit taksitte ödenecektir. </p>
<p>Hesaplanan vergi, mükellefin bağlı olduğu vergi dairesine ödenebileceği gibi, vergi tahsiline yetkili banka şubelerine de ödenebilecektir. </p>
<p>KONUYA İLİŞKİN ÖRNEKLER </p>
<p>ÖRNEK 1: (26/07/2001 Tarihinden Önce TL Cinsinden İhraç Edilen Devlet Tahvili Faiz Gelirinin Beyanı) </p>
<p>Bay (A) 26/07/2001 tarihinden önce ihraç edilmiş olan Devlet tahvilinden 2005 yılında brüt 35 bin YTL tutarında faiz geliri elde etmiştir. Elde edilen Devlet tahvili faiz gelirine indirim oranı uygulandıktan sonra kalan tutar [35.000 YTL– (35.000 YTL X %53,7) ] = 16.205 YTL </p>
<p>Söz konusu tahvilin ihraç tarihi 26/07/2001 tarihinden önce olduğundan 174.033,88 YTL istisna da uygulanmayacak olup, elde edilen gelir beyan sınırı olan 15 bin YTL aştığından beyan edilecektir. </p>
<p>Bu durumda ödenecek vergi aşağıdaki gibi olacaktır.</p>
<p>Devlet tahvili faizi &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.<br />
:<br />
35.000 YTL<br />
İndirim oranına isabet eden tutar<br />
(35.000 YTL x %53,7=)</p>
<p>18.795 YTL<br />
İndirim oranına isabet eden tutar<br />
(35.000 YTL x %53,7=) &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;<br />
:<br />
16.205 YTL<br />
Hesaplanan vergi (ödenecek vergi) &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;<br />
:<br />
3.781,5 YTL</p>
<p>ÖRNEK 2: (26/07/2001 Tarihinden Önce Döviz Cinsinden İhraç Edilen Devlet Tahvili (Eurobond) Faiz Gelirinin Beyanı) </p>
<p>Bay (B), 26/07/2001 tarihinden önce ihraç edilmiş olan döviz cinsinden Devlet tahvilinden 2005 yılında 13 bin YTL faiz geliri elde etmiştir.</p>
<p>Devlet tahvili faiz geliri sıfır oranda vergi kesintisine tabidir. </p>
<p>Bay (B)’nin elde ettiği faiz geliri, döviz cinsinden Devlet tahvilinden kaynaklandığı için bu gelire indirim oranı uygulanmayacaktır. Devlet tahvili faiz geliri, sıfır oranında vergi kesintisine tabi olduğundan ve tutarı beyan sınırı olan 15 bin YTL’yi aşmadığından yıllık beyanname verilmeyecektir. </p>
<p>ÖRNEK 3: (26/07/2001 Tarihinden Sonra İhraç Edilen Devlet Tahvili Faiz Geliri ile İşyeri Kira Gelirinin Beyanı) </p>
<p>Bayan (C), 2005 yılında ihraç tarihi 30/09/2004 olan Devlet tahvilinden 400 bin YTL faiz geliri ile işyeri olarak kiraya verdiği gayrimenkulundan 30 bin YTL brüt kira geliri elde etmiştir. İşyeri için ödenen kira bedelleri üzerinden 6.600 YTL’lik gelir vergisi kesintisi yapılmıştır. </p>
<p>Bayan (C) işyeri kira geliri ile ilgili olarak götürü gider yöntemini seçmiştir. </p>
<p>Bayan (C)’nin elde ettiği faiz geliri, Devlet tahvili Türk Lirası cinsinden olduğu ve ihraç tarihi 26/07/2001 tarihinden sonraki bir tarihi taşıdığından hem indirim oranı hem de istisna uygulanacak olup, kalan tutar ile işyeri kira geliri tutarı 15 bin YTL’lik beyan sınırını aştığı için Devlet tahvili faiz geliri ve işyeri kira geliri beyan edilecektir.<br />
Hesaplama aşağıdaki gibi olacaktır. </p>
<p>Devlet tahvili faizi<br />
:<br />
400.000 YTL<br />
İndirim oranına isabet eden tutar<br />
:<br />
214.800 YTL<br />
(400.000 YTL x %53,7=)</p>
<p>Kalan Tutar<br />
:<br />
185.200 YTL<br />
(400.000 YTL-214.800 YTL)</p>
<p>İstisna<br />
:<br />
174.033,88 YTL<br />
Kalan tutar<br />
:<br />
11.166,12 YTL<br />
(185.200 YTL-174.033,88 YTL)</p>
<p>Gayrimenkul sermaye iradı (işyeri)<br />
:<br />
30.000 YTL<br />
Götürü gider (%25)<br />
:<br />
7.500 YTL<br />
Safi kira geliri<br />
:<br />
22.500 YTL<br />
TOPLAM GELİR<br />
:<br />
33.666,12 YTL<br />
(11.166,12 YTL + 22.500 YTL =)</p>
<p>Hesaplanan vergi<br />
:<br />
9.203,14 YTL<br />
Kesinti Yoluyla Ödenen Vergi<br />
:<br />
6.600 YTL<br />
Ödenecek Vergi<br />
:<br />
2.603,14 YTL</p>
<p>ÖRNEK 4: (26/07/2001 Tarihinden Önce TL Cinsinden İhraç Edilen Devlet Tahvili Faiz Geliri ile Birden Fazla İşverenden Elde Edilen Ücret Gelirlerinin Beyanı)</p>
<p>Bayan (D) 26/07/2001 tarihinden önce ihraç edilmiş olan Devlet tahvilinden 2005 yılında 60 bin YTL tutarında faiz geliri elde etmiştir. Bayan (D) ayrıca üç ayrı işverenden ücret geliri elde etmekte olup, ücret gelirlerinin tamamı tevkif suretiyle vergilendirilmiştir. (Yıl içerisinde tevkif suretiyle ödenen vergilerin, hesaplanan vergiden düşüleceği tabiidir.)</p>
<p>Ücret gelirleri aşağıdaki gibidir:<br />
Birinci işverenden alınan ücret …………..:<br />
40.000 YTL<br />
İkinci işverenden alınan ücret ……………:<br />
7.000 YTL<br />
Üçüncü işverenden alınan ücret ………&#8230;:<br />
9.000 YTL</p>
<p>Birinci işverenden alınan ücret geliri hariç, diğer ücretlerin toplamı 15 bin YTL beyan sınırını aştığı için her halükarda ücret gelirleri beyan edilecektir. Ayrıca, diğer gelir unsurlarıyla birlikte ücret gelirinin de beyan edilmesi durumunda toplam vergiye tabi gelir üzerinden genel tarifeye göre gelir vergisi hesaplanacak daha sonra ise matrahın ücret gelirinden teşekkül eden kısmına %5 oranında gelir vergisi hesaplanarak ilk hesaplanan gelir vergisi tutarından düşülecektir.</p>
<p>Bayan (D)’nin 26/07/2001 tarihinden önce ihraç edilmiş olan Devlet tahvili faiz gelirine indirim oranı uygulandıktan sonra kalan tutarı [60.000 YTL – (60.000 YTL x %53,7) ]= 27.780 YTL olmaktadır. Söz konusu tahvilin ihraç tarihi 26/7/2001 tarihinden önce olduğundan 174.033,88 YTL’lik istisna uygulanmayarak beyana dahil edilecektir.</p>
<p>Buna göre Bayan (D)’nin 2005 yılı beyanı aşağıdaki gibi olacaktır.<br />
Devlet tahvili faizi<br />
:<br />
60.000 YTL<br />
İndirim oranına isabet eden tutar<br />
:<br />
32.220 YTL<br />
(60.000 YTL x % 53,7=)</p>
<p>Kalan Tutar<br />
:<br />
27.780 YTL<br />
(60.000 YTL – 32.200 YTL=) </p>
<p>Üç işverenden alınan ücret geliri toplamı<br />
:<br />
56.000 YTL<br />
TOPLAM GELİR<br />
:<br />
83.780 YTL<br />
(27.780 YTL+56.000 YTL =)</p>
<p>Hesaplanan vergi<br />
:<br />
27.032 YTL<br />
Mahsup Edilecek Ücret Vergisi</p>
<p>2.800 YTL<br />
(56.000.000.000x % 5=) </p>
<p>Hesaplanan Vergi<br />
:<br />
24.232 YTL</p>
<p>ÖRNEK 5: (Kar Paylarının Beyanı) </p>
<p>Bay (E), tam mükellef bir kurum olan (Z) Anonim Şirketinden 2005 yılında brüt 100 bin YTL tutarında kar payı (temettü) elde etmiştir. Bu mükellefin başkaca geliri bulunmamaktadır. </p>
<p>Elde edilen kar payı kurum bünyesinde %10 nispetinde vergi kesintisine tabi tutulmuş olup, bu tutar 10 bin YTL dir. </p>
<p>Bay (E)’nin elde ettiği kar payının yarısı gelir vergisinden istisna olup, kalan yarısı 50 bin YTL dir. Bu tutar beyan sınırı olan 15 bin YTL’yi aştığı için beyan edilecektir. Kurum bünyesinde yapılmış olan vergi kesintisinin tamamı hesaplanan vergiden mahsup edilecektir. </p>
<p>Bu durumda, ödenecek vergi aşağıdaki gibi olacaktır:<br />
Kar payı<br />
:<br />
100.000 YTL<br />
İstisna tutarı<br />
:<br />
50.000 YTL<br />
(100.000 YTLx1/2=)</p>
<p>KALAN TUTAR<br />
:<br />
50.000 YTL<br />
Hesaplanan vergi<br />
:<br />
14.920 YTL<br />
Mahsup edilecek vergi<br />
:<br />
10.000 YTL<br />
Ödenecek vergi<br />
:<br />
4.920 YTL</p>
<p>ÖRNEK 6: (26/07/2001 Tarihinden Önce TL Cinsinden İhraç Edilen Devlet Tahvili ve 26/07/2001 Tarihinden Sonra TL Cinsinden İhraç Edilen Hazine Bonosu Faiz Gelirlerinin Beyanı) </p>
<p>Bayan (F), 26/07/2001 tarihinden önce ihraç edilmiş Devlet tahvilinden 2005 yılında 25 bin YTL, 30/11/2004 tarihinde ihraç edilmiş olan Hazine bonosundan ise 380 bin YTL faiz geliri elde etmiştir. </p>
<p>Devlet tahvili faiz gelirine 26/07/2001 tarihinden önce ihraç edilmesi nedeniyle sadece indirim oranı uygulanacak olup, 174.033,88 YTL’lik istisnanın uygulanması mümkün değildir. 26/07/2001 tarihinden sonra ihraç edilmiş olan Hazine bonosu faiz gelirine ise, hem indirim oranı hem de 174.033,88 YTL’lik istisna uygulanacak olup, bu durumda hesaplama aşağıdaki gibi olacaktır:<br />
Devlet tahvili faizi<br />
:<br />
25.000 YTL<br />
İndirim oranına isabet eden tutar<br />
:<br />
13.425 YTL<br />
(25.000 YTL x %53,7 =)</p>
<p>Kalan Tutar<br />
:<br />
11.575 YTL<br />
(25.000 YTL –13.425 YTL =)</p>
<p>Hazine bonosu faizi<br />
:<br />
380.000 YTL<br />
İndirim oranına isabet eden tutar<br />
:<br />
204.060 YTL<br />
(380.000 YTL x %53,7 =)</p>
<p>Kalan tutar<br />
:<br />
175.940 YTL<br />
(380.000 YTL – 204.060 YTL =)</p>
<p>İstisna<br />
:<br />
174.033,88 YTL<br />
Kalan tutar<br />
:<br />
1.906,12 YTL<br />
(175.940 YTL – 174.033,88 YTL =) </p>
<p>TOPLAM FAİZ GELİRİ<br />
:<br />
13.481,12 YTL<br />
(11.575 YTL + 1.906,12 YTL =) </p>
<p>Bayan (F)’nin 2005 yılında elde ettiği faiz gelirleri toplamı beyan sınırı olan 15 bin YTL’nin altında kaldığından beyan edilmeyecektir. </p>
<p>ÖRNEK 7: (26/07/2001 Tarihinden Önce İhraç Edilen Dövize Endeksli Devlet tahvili Faiz Geliri ile 26/07/2001 Tarihinden Sonra TL Cinsinden İhraç Edilen Hazine Bonosu Faiz Gelirlerinin Beyanı) </p>
<p>Bay (G), 26/07/2001 tarihinden önce ihraç edilmiş olan dövize endeksli Devlet tahvilinden 2005 yılında 40 bin YTL, 26/07/2004 tarihinde ihraç edilmiş Türk Lirası cinsinden Hazine bonosundan ise 450 bin YTL’lik faiz geliri elde etmiştir.</p>
<p>Devlet tahvili faiz gelirine söz konusu tahvil dövize endeksli olduğu için indirim oranı (%53,7) uygulanmayacağı gibi, 26/07/2001 tarihinden önce ihraç edilmesi nedeniyle 174.033,88 YTL’lik istisna da uygulanmayacaktır. </p>
<p>Türk Lirası cinsinden olan Hazine bonosu faiz gelirine ise hem indirim oranı hem de 174.033,88 YTL liralık istisna uygulanacak olup, bu durumda hesaplama aşağıdaki gibi olacaktır:<br />
Devlet tahvili faizi<br />
:<br />
40.000 YTL<br />
(Dövize endeksli)<br />
:<br />
13.425 YTL<br />
Hazine bonosu faizi<br />
:<br />
450.000 YTL<br />
(TL cinsinden)</p>
<p>İndirim oranına isabet eden tutar<br />
:<br />
241.650 YTL<br />
(450.000 YTL x %53,7 =) </p>
<p>Kalan tutar<br />
:<br />
208.350 YTL<br />
(450.000 YTL – 241.650 YTL =) </p>
<p>İstisna<br />
:<br />
174.033,88 YTL<br />
Kalan tutar<br />
:<br />
34.316,12 YTL<br />
(208.350 YTL – 174.033,88 YTL=) </p>
<p>TOPLAM FAİZ GELİRİ<br />
:<br />
74.316,12 YTL<br />
(40.000 YTL + 34.316,12 YTL=) </p>
<p>Hesaplanan vergi (ödenecek vergi)</p>
<p>23.430,64 YTL</p>
<p>ÖRNEK 8: (26/07/2001 Tarihinden Sonra TL Cinsinden İhraç Edilen Hazine Bonosu Faiz Geliri ve Değer Artış Kazancının Beyanı) </p>
<p>Bay (K), 02/02/2005 tarihinde iktisap ettiği (20/10/2004 tarihinde ihraç edilmiş) Hazine bonosundan 500 bin YTL faiz geliri ile aynı bonoların 800 bin YTL kısmının 10/06/2005 tarihinde 1.000.000 YTL elden çıkarılmasından 200 bin YTL değer artış kazancı elde etmiştir. </p>
<p>Bay (K)’nın elde ettiği menkul sermaye iradı (faiz geliri) ile değer artış kazançlarına ilişkin Hazine bonolarının ihraç tarihi 26/07/2001 tarihinden sonraki bir tarihi taşıdığından 174.033,88 YTL liralık istisna uygulanacaktır. </p>
<p>İstisna; faiz gelirleri açısından indirim oranı, elden çıkarma dolayısıyla elde edilen diğer kazançlar açısından maliyet bedelinin (iktisap bedeli) endekslenmesi uygulandıktan sonra bulunan tutara uygulanacaktır.<br />
Tefe Oranları;<br />
2005 Ocak- 8.328,42</p>
<p>2005 Mayıs-8.647,64</p>
<p>Bu durumda, Bay (K)’nın beyanı aşağıdaki gibi olacaktır:<br />
Hazine bonosu faizi:	500.000 YTL<br />
İndirim oranına isabet eden tutar:	268.500 YTL<br />
(500.000 YTL x %53,7=)</p>
<p>Kalan tutar : 	231.500 YTL<br />
(500.000 YTL –268.500 YTL =) </p>
<p>Elden çıkarma bedeli :	1.000.000 YTL<br />
Artış katsayısı(8.647,64/8.328,42=) 1,0383 </p>
<p>Endekslenmiş maliyet bedeli : 	830.640 YTL<br />
(800.000 YTL x 1,0383 =) </p>
<p>Değer artış kazancı:	169.360 YTL<br />
(1.000.000 YTL – 830.640 YTL =)</p>
<p>TOPLAM TUTAR:	400.860 YTL<br />
(231.500 YTL +169.360 YTL =) </p>
<p>İstisna:	174.033,88 YTL<br />
Kalan tutar:	226.826,12 YTL<br />
(400.860 YTL – 174.033.88 YTL =) </p>
<p>Hesaplanan vergi (ödenecek vergi):	84.250,45 YTL</p>
<p>GMSİ</p>
<p>v Kira Gelirleri Olanlar, Bu Gelirlerini Mart Ayının 15 inci Günü Akşamına Kadar Beyan Edeceklerdir.</p>
<p>v Sadece Kira Gelirlerini Beyan Edecek Olanlar, Tek Sayfalık Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesini Dolduracaklardır. </p>
<p>v Mesken Kira Gelirlerinin 2.000 Yeni Türk Lirası Vergiden Müstesnadır.</p>
<p>v Kira Geliri Elde Edenler, Bu Gelirlerini Beyan Etmedikleri veya Eksik Beyan Ettikleri Takdirde 2.000 Yeni Türk Liralık İstisnadan Yararlanamayacaktır.</p>
<p>v Kira Gelirinin Yanında Ticari, Zirai veya Mesleki Kazancını Beyan Etmek Zorunda Olanlar, 2.000 Yeni Türk Liralık İstisnadan Yararlanamazlar. </p>
<p>KİRA GELİRİ NEDİR?</p>
<p>Gelir Vergisi Kanununun 70 inci maddesinde yazılı mal ve hakların (Arazi, bina, haklar, motorlu taşıtlar vs.) kiraya verilmesinden elde edilen gelirler “gayrimenkul sermaye iradı” olarak adlandırılırlar ve belli koşullarda gelir vergisine tabi tutulurlar. Bu mal ve hakların kira gelirlerinin hangi hallerde ve nasıl vergilendirileceği konusu Gelir Vergisi Kanununun 70 inci maddesini izleyen maddelerinde açıklanmaktadır.</p>
<p>KİRA GELİRİ ELDE EDEN KİŞİNİN VERGİ MÜKELLEFİYETİ HANGİ HALLERDE DOĞAR?</p>
<p>Vergi mükellefiyeti, yukarıda yazılı mal ve hakların sahipleri, mutasarrıfları, zilyedleri, irtifa ve intifa hakkı sahipleri ile kiracıları tarafından işyeri, mesken ve benzeri şekillerde kullanılmak üzere bu mal ve hakların kiraya verilmeleri sonucunda kira geliri elde etmeleri nedeniyle doğar. Elde edilen bu kira gelirleri “gayrimenkul sermaye iradı” olarak vergiye tabi tutulur. </p>
<p>KİRA GELİRİ NE ZAMAN ELDE EDİLMİŞ SAYILACAKTIR?<br />
Mükelleflerce bir takvim yılı içinde o yıla veya geçmiş yıllara ait olarak nakden veya aynen tahsil edilen kira bedelleri o yılda elde edilmiş gelir kabul edilecektir. Örneğin 2002, 2003 ve 2004 yılları kira gelirleri topluca 2005 yılında tahsil edilirse; 2005 yılının geliri olarak dikkate alınacaktır.<br />
Ancak, gelecek yıllara ait olup peşin tahsil edilen kira bedelleri, ilgili yılın geliri olarak kabul edilerek ilgili yıllarda beyan edilir. Örneğin; 2005, 2006 ve 2007 yılları kira gelirleri topluca 2005 yılında tahsil edilirse; her yıla ait kira bedeli ilgili yılda beyan edilecektir.<br />
Döviz cinsinden kiraya verme işlemlerinde tahsilatın yapıldığı tarihteki T.C. Merkez Bankası döviz alış kuru esas alınarak gayri safi hasılat belirlenir. Borsada rayici yoksa Maliye Bakanlığı tarafından saptanan kur üzerinden Yeni Türk Lirası’na çevrilir.<br />
Kiranın ayni olarak alınması halinde, tahsil edilen kiralar Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre emsal bedeli ile paraya çevrilir. </p>
<p>GAYRİMENKUL SERMAYE İRADINDA VERGİ TEVKİFATI<br />
Gayrimenkulleri işyeri olarak kiralayan kişi ve kuruluşlar, kira ödemeleri üzerinden gelir vergisi kesintisi yapacaklardır. Yani işyerinin kiracıları, ödeyecekleri kira üzerinden vergi keseceklerdir.<br />
Kimlerin vergi kesintisi yapmak zorunda olduğu Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinde sayılmıştır. Buna göre işleriyle ilgili olarak yapmış oldukları ödemelerden vergi kesintisi (tevkifat) yapmak zorunda olanlar şunlardır.</p>
<p>- <a href="http://www.genelbilge.com/tag/kamu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kamu">Kamu</a> idare ve müesseseleri,<br />
- İktisadî kamu müesseseleri,<br />
- Sair kurumlar,<br />
- Ticaret şirketleri,<br />
- İş ortaklıkları,<br />
- Dernekler, vakıflar, <a href="http://www.genelbilge.com/tag/dernek/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Dernek">dernek</a> ve vakıfların iktisadî işletmeleri,<br />
- Kooperatifler,<br />
- Yatırım fonu yönetenler,<br />
- Gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı,<br />
- Zirai kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler.<br />
Kiracı olan bu kişi ve kuruluşlar, yaptıkları kira ödemelerinin brüt tutarı üzerinden %22 oranında gelir vergisi kesintisi yapmak zorundadırlar.<br />
Bu vergi kesintisi, gelecek aylara veya yıllara ait olmak üzere peşin ödenen kira bedeli üzerinden de yapılacaktır. Örneğin 3 aylık veya 2 yıllık işyeri kirası peşin tahsil edildiğinde, bu durumda peşin tahsil edilen kiranın tamamı vergi kesintisine tabi tutulacaktır.<br />
Ancak, gayrimenkulü kiralayan mükellef basit usulde vergiye tabi ise; kira ödemesi üzerinden her hangi bir vergi kesintisi yapılmaz. Bu durumda gayrimenkulden elde edilen kira geliri ikinci şekilde vergilendirilir. Yani yıllık beyanname ile beyan edilir.<br />
Kiraya verilen gayrimenkulün hem mesken ve hem de işyeri olarak kullanılması halinde ise; kiralanan yerin tamamı veya bir kısmı işyeri olarak kullanıldığı sürece, kira bedelinin tamamı vergi kesintisine tabi olacaktır.<br />
Diğer taraftan, 2005 takvim yılında elde edilen işyeri kira gelirlerinin brüt tutarının 15.000 YTL’yi aşması halinde, yıllık beyanname verilecektir. Ancak, bu durumda daha önce kesinti yoluyla ödenen vergiler beyanname üzerinden mahsup edilecektir. </p>
<p>KİMLER BEYANNAME VERECEK?</p>
<p>Beyana tabi geliri sadece gayrimenkul sermaye iradından ibaret olan mükelleflerden;</p>
<p>¨ Bir takvim yılı içinde elde ettiği konut kira geliri, istisna tutarını [2.000 Yeni Türk Lirasını] aşanlar,<br />
¨ İşyeri kira gelirleri üzerinden vergi kesintisi yapılanlardan, kira gelirlerinin brüt tutarı beyanname verme sınırını [2005 yılı için 15 bin Yeni Türk Lirasını] aşanlar,</p>
<p>Beyanname verme sınırı olan 15 bin Yeni Türk Lirasının aşılıp aşılmadığının tespitinde, gelir vergisi tevkifatına tabi kira gelirleri ile mesken kira gelirinin gelir vergisinden istisna edilen tutarı aşan kısmı birlikte dikkate alınacaktır.</p>
<p>¨ Bir takvim yılı içinde elde ettiği, tevkifata ve istisna uygulamasına konu olmayan gayrimenkul sermaye iratları toplamı 800 Yeni Türk Lirasını aşanlar,</p>
<p>¨ Diğer mal ve haklardan kira geliri elde edenler.</p>
<p>Eşler ve çocukların kira gelirleri ayrı beyanname ile beyan edilir.</p>
<p>KİMLER SADECE GAYRİMENKUL SERMAYE İRADINI BEYAN EDECEK?</p>
<p>Bir önceki bölümde belirtilen mükellefler kira gelirlerini, “beyana tabi geliri sadece gayrimenkul sermaye iradından ibaret olanlar için” hazırlanmış olan yıllık gelir vergisi beyannamesi (1001 B) ile beyan edeceklerdir.</p>
<p>Beyana tabi geliri ile birlikte aşağıdaki gelirlerin de elde edilmesi halinde, yukarıda belirtilen beyanname doldurulur ve sadece kira geliri beyan edilir.</p>
<p>¨ Tevkifata tabi tutulmuş mevduat faizleri, repo gelirleri, özel finans kurumlarınca kâr ve zarara katılma hesabı karşılığında ödenen kâr payları ile menkul kıymetler yatırım fonları katılma belgelerine ödenen kâr payları,</p>
<p>¨ Tek işverenden alınan tevkif suretiyle vergilendirilmiş ücretler,</p>
<p>¨ Gerçek usulde tespit edilmeyen zirai kazançlar, </p>
<p>¨ İstisna hadleri içinde kalan kazanç ve iratlar.</p>
<p>DAR MÜKELLEFLER HANGİ DURUMDA SADECE KİRA GELİRİNE İLİŞKİN YILLIK GELİR VERGİSİ BEYANNAMESİ VERECEKLER?</p>
<p>Türkiye’de yerleşmiş olmayan gerçek kişiler (çalışma veya oturma izni alarak 6 aydan daha fazla bir süredir yurtdışında yaşayan Türk vatandaşları bu kişilere dahildir) Türkiye’de elde ettikleri kazanç ve iratlar bakımından dar mükellefiyet esasında vergilendirilirler.</p>
<p>Bu kapsamda vergilendirilen mükelleflerden, Türkiye’de elde ettiği beyana tabi geliri, sadece gayrimenkul sermaye iradından ibaret olanlardan;</p>
<p>¨ Bir takvim yılı içinde elde ettiği konut kira geliri istisna tutarını [2005 yılı için 2.000 Yeni Türk Lirasını] aşanlar,</p>
<p>¨ Bir takvim yılı içinde elde ettiği, tevkifata ve istisna uygulamasına konu olmayan gayrimenkul sermaye iratları,</p>
<p>¨ Diğer mal ve haklardan kira geliri elde edenler,<br />
sadece kira geliri beyannamesi vereceklerdir.</p>
<p>Bu kapsamda vergilendirilen mükelleflerden, Türkiye’de tevkif (vergi kesintisi) suretiyle vergilendirilmiş olan kira geliri elde eden mükellefler, tevkif edilmiş kira gelirlerinin tutarı ne olursa olsun beyanname vermeyecekler ve diğer gelirleri dolayısıyla beyanname vermeleri halinde de bu gelirlerini beyannameye dahil etmeyeceklerdir.</p>
<p>HANGİ HALLERDE EMSAL KİRA BEDELİ ESASI UYGULANIR?</p>
<p>Kira bedelinin hiç olmaması veya düşük olması halinde, “emsal kira bedeli” esas alınır.<br />
Buna göre;</p>
<p>- Kiraya verilen gayrimenkulün kira bedelinin emsal kira bedelinden düşük olması,<br />
- Gayrimenkulün bedelsiz olarak başkalarının kullanımına bırakılması, </p>
<p>hallerinde emsal kira bedeli esası uygulanacaktır.</p>
<p>HANGİ HALLERDE EMSAL KİRA BEDELİ ESASI UYGULANMAZ?</p>
<p>Aşağıda belirtilen hallerde emsal kira bedeli esası uygulanmaz:</p>
<p>- Boş kalan gayrimenkullerin korunması amacıyla bedelsiz olarak başkalarının kullanımına bırakılması,<br />
- Binaların mal sahiplerinin çocuklarının, anne ve babalarının veya kardeşlerinin ikâmetine tahsis edilmesi (Ancak, bu kimselerin ikâmetine birden fazla konut tahsis edilmişse bu konutların yalnız birisi hakkında emsal kira bedeli hesaplanmaz),<br />
- Mal sahibi ile birlikte akrabaların da aynı evde veya dairede oturması,<br />
- Genel bütçeye dahil daireler ve <a href="http://www.genelbilge.com/tag/katma/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Katma">katma</a> bütçeli idareler, il özel idareleri ve belediyeler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılan kiralamalar.</p>
<p>EMSAL KİRA BEDELİ NASIL HESAPLANIR?<br />
Kiraya verilen bina ve arazilerde emsal kira bedeli, varsa yetkili özel makamlarca veya mahkemelerce saptanmış kira bedelidir. Böyle bir makam yoksa, o bina ya da arazi için kira takdiri veya tespiti yapılmamışsa; emsal kira bedeli, emlâk vergisi değerinin %5’idir. Örneğin; bir kimse, emlak vergisi değeri 100.000 Yeni Türk Lirası olan bir apartman dairesini arkadaşına kirasız (bedelsiz) olarak vermişse; kira geliri elde etmediği halde, emsal kira bedeli olarak en az (100.000 x %5)= 5000 Yeni Türk Lirası kira geliri beyan edecektir.<br />
Bina veya arazi dışında kalan mal ve haklarda emsal kira bedeli, bunların maliyet bedelinin %10’udur. Bu bedel bilinmiyorsa, Vergi Usul Kanununun servetlerin değerlendirilmesi hakkındaki hükümlerine göre belli edilen değerlerinin %10’udur.</p>
<p>BEYANNAME NE ZAMAN VE NEREYE VERİLECEK?</p>
<p>¨ Mükellefler, 1 Ocak 2005 &#8211; 31 Aralık 2005 dönemine ait beyana tabi gayrimenkul sermaye iradı gelirleri için 2006 yılının MART ayının 15 inci günü akşamına kadar beyannamelerini vereceklerdir.</p>
<p>Beyanname, mükellefin bağlı olduğu vergi dairesine verilecektir. Mükellefler normal olarak ikametgahlarının bulunduğu yerin vergi dairesine bağlıdırlar. Ancak bunun iki istisnası vardır:</p>
<p>1- Ölüm,<br />
2- Ülkenin terk edilmesi.<br />
Ülkeyi terk edenler, yurt dışına çıkma tarihinden önceki 15 gün içinde beyanname vermek zorundadırlar. Ölüm halinde ise beyanname ölüm tarihinden itibaren 4 ay içinde mirasçılar tarafından verilir.<br />
Beyanname verme süresinin son gününün tatil gününe rastlaması halinde, tatilden sonraki ilk iş günü akşamına kadar beyanname verilebilir.</p>
<p>¨ Gayrimenkul sermaye iradının yanında beyana tabi diğer gelirlerin de olması halinde, gayrimenkul sermaye iradı, beyana tabi geliri sadece gayrimenkul sermaye iradından ibaret olanlar için hazırlanmış olan yıllık gelir vergisi beyannamesi (1001 B) ile beyan edilmeyecek, bu gelirler bütün gelirlerin beyanı için kullanılan yıllık gelir vergisi beyannamesine (1001 A) dahil edilecektir.</p>
<p>VERGİ NE ZAMAN, NEREYE ÖDENECEK?</p>
<p>¨ Beyanname üzerinden hesaplanan gelir vergisi MART ve TEMMUZ aylarında olmak üzere 2 eşit taksitte ödenecektir.</p>
<p>¨ Hesaplanan vergi aşağıdaki yerlere ödenebilir:</p>
<p>§Mükellefin bağlı bulunduğu vergi dairesine,</p>
<p>§Bağlı olunan vergi dairesinin bulunduğu yerin belediye sınırları dışındaki vergi dairelerine,</p>
<p>§Yetkili banka şubelerine.</p>
<p>KİRA GELİRİ ELDE EDİLDİĞİ HALDE BEYANNAME VERİLMEZ VEYA EKSİK BEYAN EDİLİRSE NE OLUR?</p>
<p>¨ Konutlardan elde edilen kira gelirleri beyan edilmez veya eksik beyan edilirse, 2.000 Yeni Türk Liralık istisnadan yararlanılamaz.</p>
<p>¨ Beyan edilmesi gereken kira gelirinin bildirilmemesi halinde, mükellef adına iki kat I’inci derece usulsüzlük cezası kesilir ve gelir takdir komisyonunca takdir edilir.</p>
<p>¨ Takdir edilen gelir üzerinden, gelir vergisi ile vergi cezası hesaplanır. Ayrıca gecikilen her ay için gecikme faizi talep edilir.</p>
<p>¨ Bu şekilde tahakkuk eden vergi, <a href="http://www.genelbilge.com/tag/ceza/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ceza">ceza</a> ve gecikme faizinin tahakkuk tarihinden itibaren bir ay içinde ödenmesi zorunludur. Ödenmediği takdirde, vergi dairesince ayrıca her ay için (Ay kesirlerine isabet eden gecikme zammı günlük olarak hesap edilir.) ayrı ayrı gecikme zammı hesaplanmak suretiyle cebren tahsil yoluna gidilir.</p>
<p>¨ Geçmiş takvim yıllarına ait kira gelirlerini ilgili beyan döneminde hiç beyan etmeyen veya eksik beyan eden kira geliri sahibinin bu gelirlerini, Vergi Usul Kanunu’nda yer alan Pişmanlık ve Islah hükümlerinden yararlanarak beyan etmeleri mümkündür. Kira gelirlerini pişmanlık yoluyla beyan eden mükellefler istisnadan yararlanacak ve Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre vergi cezaları kesilmeyecektir. Bu mükellefler hakkında sadece pişmanlık zammı uygulanacaktır.</p>
<p>KİRA GELİRİNDEN İNDİRİLEBİLECEK GİDERLER</p>
<p>Gayrimenkul sermaye iradında safi iradın saptanması için, kira gelirlerinden indirilecek giderler konusunda seçilebilecek iki yöntem vardır.</p>
<p>¨Gerçek Gider Yöntemi<br />
¨Götürü Gider Yöntemi</p>
<p>Götürü veya gerçek gider yönteminin seçimi, taşınmaz malların tümü için yapılır. Bunlardan bir kısmı için gerçek gider, diğer kısmı için götürü gider yöntemi seçilemez. </p>
<p>GERÇEK GİDER YÖNTEMİNİN SEÇİLMESİ DURUMUNDA İNDİRİLECEK GİDERLER NELERDİR?</p>
<p>¨ Gerçek gider yönteminin seçilmesi durumunda;</p>
<p>1- Kiraya veren tarafından, kiraya verilen gayrimenkul için ödenen; aydınlatma, ısıtma, su ve asansör giderleri,</p>
<p>2- Kiraya verilen malların idaresi için yapılan ve gayrimenkulün önemi ile mütenasip olan idare giderleri,</p>
<p>3- Kiraya verilen mal ve haklara ait sigorta giderleri,</p>
<p>4- Kiraya verilen mal ve haklar dolayısıyla yapılan ve bunlara sarf olunan borçların faizleri ile konut olarak kiraya verilen bir adet gayrimenkulün iktisap yılından itibaren 5 yıl süre ile iktisap bedelinin %5’i (iktisap bedelinin %5’i tutarındaki bu indirim, sadece ilgili gayrimenkule ait hasılata uygulanacak, indirilmeyen kısım gider fazlalığı sayılmayacaktır. 2001 yılından önce iktisap edilen konutlar için indirimden yararlanılması mümkün bulunmamaktadır.),</p>
<p>5- Kiraya verilen mal ve haklar için ödenen, emlak vergisi, resim, harç ve şerefiyelerle kiraya veren tarafından belediyelere ödenen harcamalara katılma payları, </p>
<p>6- Amortismanlar,</p>
<p>7- Kiraya veren tarafından, kiraya verilen gayrimenkul için yapılan onarım giderleri ile bakım ve idame giderleri ,</p>
<p>8- Kira ile tuttukları mal ve hakları kiraya verenlerin ödedikleri kiralar ve diğer gerçek giderler, </p>
<p>9- Sahibi bulundukları konutları kiraya verenlerin kirayla oturdukları konut veya lojmanların kira bedeli [Dar mükelleflerin (yurt dışında işçi olarak çalışan Türk vatandaşlarımız da dar mükellef kapsamındadır) yabancı ülkelerde ödedikleri kira bedelleri hariç],</p>
<p>(Kirayla oturdukları konutlar için yapılan kira giderlerinin bu hükme göre indirilebilmesi için, söz konusu kira giderlerinin vergi iadesinde kullanılmamış olması gerekmektedir.)</p>
<p>10- Kiraya verilen mal ve haklarla ilgili olarak sözleşmeye, kanuna veya ilama istinaden ödenen zarar, ziyan ve tazminatlar,</p>
<p>brüt kira tutarından indirilir.</p>
<p>Ancak, bu giderlerin vergiden istisna edilen tutara isabet eden kısmı indirilemez. Vergiye tabi hasılata isabet eden yani indirilebilecek gider kısmı aşağıdaki formül kullanılarak bulunacaktır.<br />
Vergiye Tabi Hasılat x Toplam Gider<br />
Toplam Hasılat</p>
<p>GÖTÜRÜ GİDER YÖNTEMİNİN SEÇİLMESİ DURUMUNDA GİDER İNDİRİMİ NASIL YAPILIR?</p>
<p>¨ Götürü gider yöntemini seçen mükellefler, (hakları kiraya verenler hariç) kira gelirle-rinden istisna tutarını düştükten sonra kalan tutarın %25’i oranındaki götürü gideri gerçek giderlere karşılık olmak üzere indirebilirler.</p>
<p>¨ Ancak, bu usulü seçen mükellefler iki yıl geçmedikçe gerçek gider yöntemine dönemezler.</p>
<p>KİRA GELİRLERİNE İSTİSNA NASIL UYGULANACAK?</p>
<p>¨ Bir konuta birden fazla kişinin ortak olması halinde, bu konuttan elde edilen kira gelirlerinin vergilendirmesinde, her bir ortak için 2.000 Yeni Türk Liralık istisna ayrı ayrı uygulanacaktır. Mirasın paylaşılmamış olması halinde de her bir mirasçı istisnadan ayrı ayrı yararlanacaktır.</p>
<p>¨ Bir mükellefin birden fazla konuttan kira geliri elde etmesi halinde, istisna kira gelirleri toplamına bir defa uygulanacaktır. </p>
<p>KİRA GELİRLERİNE UYGULANACAK DİĞER İNDİRİMLER NELERDİR?<br />
Kira geliri elde eden gayrimenkul sermaye iradı sahibi mükellefler, Gelir Vergisi Kanununun 89 uncu maddesinde yer alan ve aşağıda özetlenen bağış ve yardımlar ile harcamalarının tamamını veya belli bir tutarını verdikleri beyanname üzerinde safi iratlarından indirim konusu yapabileceklerdir. İndirimlerin hesaplanmasıyla ilgili olarak 5 numaralı örnek verilmiştir. (Bu indirimler hakkında tereddüde düşen mükellefler Gelir Vergisi Kanununun 89 uncu maddesine bakabilirler.)</p>
<p>1- Şahıs ve Bireysel Emeklilik Sigorta Primleri(1)</p>
<p>Beyan edilen gelirin (safi iradın) %10’unu (bireysel emeklilik sistemi dışındaki şahıs sigorta primleri için beyan edilen gelirin %5’ini) ve asgari ücretin yıllık tutarını aşmamak şartıyla, mükellefin şahsına, eşine ve küçük çocuklarına ait hayat, ölüm, kaza, hastalık, sakatlık, analık, doğum ve tahsil gibi şahıs sigorta primleri ile bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı payları, (Sigortanın veya emeklilik sözleşmesinin Türkiye’de kain ve merkezi Türkiye’de bulunan bir sigorta şirketi nezdinde akdedilmiş, prim ve katkı payı tutarlarının gelirin elde edildiği yılda ödenmiş olması gerekir.Ayrıca, prim ve katkı tutarları gelirin elde edildiği yılda ödenmiş olmalı ve ücret geliri elde edenlerin ücretlerinin safi tutarının hesaplanması sırasında indirilmemiş olmalıdır.)</p>
<p>2- Eğitim ve Sağlık Harcamaları </p>
<p>Beyan edilen gelirin (safi iradın) %10’unu aşmaması, Türkiye’de yapılması ve gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunan gerçek veya tüzel kişilerden alınacak belgelerle tevsik edilmesi şartıyla, mükellefin kendisi, eşi ve küçük çocuklarına ilişkin olarak yapılan eğitim ve sağlık harcamaları, (Eğitim ve sağlık harcamaları nedeniyle vergi indiriminden yararlanan ücretliler, aynı harcamalarını bu hükümden yararlanarak matrahlarından indiremezler).</p>
<p>3- Okul, Yurt ve Sağlık Tesisleri İçin Yapılan Bağış ve Yardımlar(2)</p>
<p>Genel ve özel bütçeli kamu idarelerine, il özel idarelerine, belediyelere ve köylere bağışlanan okul, sağlık tesisi ve yüz yatak (kalkınmada öncelikli yörelerde elli yatak) kapasitesinden az olmamak üzere öğrenci yurdu ile çocuk yuvası, yetiştirme yurdu, huzurevi, bakım ve rehabilitasyon merkezi inşası dolayısıyla yapılan harcamalar veya bu tesislerin inşası için bu kuruluşlara yapılan her türlü bağış ve yardımlar ile mevcut tesislerin faaliyetlerini devam ettirebilmeleri için yapılan her türlü nakdî ve aynî bağış ve yardımların tamamı.</p>
<p>4- Diğer Bağış ve Yardımlar</p>
<p>1- Genel ve özel bütçeli kamu idareleri, il özel idareleri, belediyeler, köyler ile kamu yararına çalışan dernekler ve Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflara yıllık toplamı beyan edilen gelirin (safi iradın) %5’ini (kalkınmada öncelikli yöreler için %10’unu) aşmamak üzere, makbuz karşılığında yapılan bağış ve yardımlar.</p>
<p>2- Genel ve özel bütçeli kamu idareleri, il özel idareleri, belediyeler, köyler, kamu yararına çalışan dernekler, Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflar ve bilimsel araştırma faaliyetinde bulunan kurum ve kuruluşlar tarafından yapılan ya da Kültür ve Turizm Bakanlığınca desteklenen veya desteklenmesi uygun görülen kültür ve sanat faaliyetleri, kültürel varlıkların korunması, yapımı, onarımı vb. ilişkin olarak Gelir Vergisi Kanununun 89 uncu maddesi çerçevesinde yapılan her türlü bağış ve yardımların tamamı.</p>
<p>3- Bakanlar Kurulunca yardım kararı alınan doğal afetler dolayısıyla Başbakanlık aracılığıyla makbuz mukabili yapılan aynî veya nakdî bağışların tamamı.</p>
<p>GAYRİMENKUL SERMAYE İRADINDA ZARAR DOĞMASI HALİ</p>
<p>Gayrimenkul sermaye iradına konu olan sermayenin kendisinde meydana <a href="http://www.genelbilge.com/tag/gelen/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Gelen">gelen</a> eksilmeler zarar sayılmaz ve iradın gayrisafi miktarının tespitinde gider olarak kabul edilmezler.</p>
<p>Gayrimenkul sermaye iradının gider indirim hesabında gider fazlalığı dolayısıyla doğan zararlar, gelecek yıllarda elde edilen kira gelirinden gider olarak düşülebilir. Ancak, sahibi bulundukları konutları kiraya verenlerin kira ile oturdukları konut veya lojmanların kira bedelini indirim konusu yapması durumunda, zarar doğması halinde, bu zararın gelecek yıllarda elde edilen gayrimenkul sermaye iradından indirim konusu yapılması söz konusu değildir. </p>
<p>Gerçek Gider Yöntemini seçen mükelleflerin, yaptıkları giderlerle ilgili vesikaları 5 yıl süresince saklamaları ve vergi dairesince istenilmesi halinde ibraz etmeleri gerekmektedir ancak, söz konusu vesikalar beyannameye eklenmeyecektir.</p>
<p>ÖRNEK 1</p>
<p>Mükellef Görkem YILMAZ, Antalya’da bulunan dairesini konut olarak kiraya vermesi sonucu, 2005 takvim yılında 6.000 Yeni Türk Lirası kira geliri elde etmiştir.</p>
<p>Beyana tabi başka geliri bulunmayan mükellef, götürü gider yöntemini seçmiştir.</p>
<p>Mükellefin kira gelirine ilişkin gelir vergisi aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.</p>
<p>Gayrisafi İrat Toplamı<br />
6.000 YTL<br />
Vergiden İstisna Tutar<br />
2.000 YTL<br />
Kalan (6.000 – 2.000)<br />
4.000 YTL<br />
%25 Götürü Gider (4.000 x %25)<br />
1.000 YTL<br />
Vergiye Tabi Gelir (4.000-1.000)<br />
3.000 YTL<br />
Hesaplanan Gelir Vergisi (*)<br />
600 YTL<br />
Ödenecek Gelir Vergisi<br />
600 YTL</p>
<p>(*) Hesaplanan gelir vergisi, Vergiye tabi gelire (matraha) 2005 takvim yılı gelirleri için uygulanacak vergi tarifesinde yer alan oranların uygulanması ile bulunacaktır.</p>
<p>ÖRNEK 2</p>
<p>Mükellef Duygu AYDIN, Ankara’da bulunan dairesini konut olarak kiraya vermesi sonucu, 2005 yılında 8.400 Yeni Türk Lirası kira geliri elde etmiştir.</p>
<p>Beyana tabi başka geliri olmayan mükellef, gerçek gider yöntemini seçmiş olup, bu konut ile ilgili gerçek giderleri toplamı 4.200 Yeni Türk Lirasıdır.</p>
<p>(Gerçek gider usulünü seçen mükellefler, vergiden istisna edilen kısma isabet eden giderleri hasılatlarından gider olarak indiremeyecekler, sadece vergiye tabi hasılata isabet eden giderleri indirebileceklerdir. Bunun için toplam gider tutarından vergiye tabi hasılata isabet eden kısmının hesaplanması gerekir. Vergiye tabi hasılata isabet eden gider aşağıdaki formüle göre hesaplanacaktır.)<br />
Vergiye Tabi Hasılat x Toplam Gider<br />
Toplam Hasılat</p>
<p>6.400 YTL x 4200 YTL<br />
= 3200 YTL<br />
8.400 YTL</p>
<p>Mükellefin kira gelirine ilişkin gelir vergisi aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.<br />
Gayrisafi İrat Toplamı<br />
8.400 YTL<br />
Vergiden İstisna Tutar<br />
2.000 YTL<br />
Kalan (8.400 – 2.000)<br />
6.400 YTL<br />
İndirilebilecek Gerçek Gider Tutarı<br />
3.200 YTL<br />
Vergiye Tabi Gelir (6.400-3.200)<br />
3.200 YTL<br />
Hesaplanan Gelir Vergisi (*)<br />
640 YTL<br />
Ödenecek Gelir Vergisi<br />
640 YTL</p>
<p>(*) Hesaplanan gelir vergisi, Vergiye tabi gelire (matraha) 2005 takvim yılı gelirleri için uygulanacak vergi tarifesinde yer alan oranların uygulanması ile bulunacaktır.</p>
<p>ÖRNEK 3</p>
<p>Mükellef Veli EKİZ, İstanbul’da bulunan dairesini konut olarak kiraya vermesi sonucu, 2005 yılında 7.200 Yeni Türk Lirası, işyeri olarak kiraya verdiği daireden ise 13.000 Yeni Türk Lirası brüt kira geliri elde etmiştir. İşyeri için ödenen kira bedelleri üzerinden 2.860 Yeni Türk Lirası tevkifat yapılmıştır.</p>
<p>Beyana tabi başka geliri olmayan mükellef, götürü gider yöntemini seçmiştir.</p>
<p>Mesken kirası gelirinin istisna haddini aşan kısmı ile tevkifata tabi tutulan işyeri kirasının toplamı 15.000 Yeni Türk Lirasını aştığından, mesken ve işyeri kira gelirleri birlikte beyan edilecek olup, buna ilişkin gelir vergisi aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.<br />
Gayri Safi İrat Toplamı<br />
20.200 YTL<br />
Vergiden İstisna Tutar<br />
2.000 YTL<br />
Kalan (20.200-2.000)<br />
18.200 YTL<br />
%25 Götürü Gider (18.200 x %25)<br />
4.550 YTL<br />
Vergiye Tabi Gelir (18.200-4.550)<br />
13.650 YTL<br />
Hesaplanan Gelir Vergisi (*)<br />
3.082,50 YTL<br />
Kesinti Yoluyla Ödenen Vergiler<br />
2.860 YTL<br />
Ödenecek Gelir Vergisi<br />
222,50 YTL</p>
<p>(*) Hesaplanan gelir vergisi, Vergiye tabi gelire (matraha) 2005 takvim yılı gelirleri için uygulanacak vergi tarifesinde yer alan oranların uygulanması ile bulunacaktır.</p>
<p>ÖRNEK 4</p>
<p>Mehmet SARI ve eşi Gülay SARI 1/2 hissesine sahip oldukları, Denizli’de bulunan dairelerini konut olarak kiraya vermeleri sonucu, 2005 yılında 6.000 Yeni Türk Lirası kira geliri elde etmişlerdir.</p>
<p>Ayrıca Gülay SARI 2005 takvim yılında işyeri olarak kiraya verdiği gayrimenkulden ise 9.000 Yeni Türk Lirası brüt kira geliri elde etmiştir. İşyeri için ödenen kira bedeli üzerinden 1.980 Yeni Türk Lirası gelir vergisi tevkifatı yapılmıştır.</p>
<p>Her iki mükellef de, götürü gider yöntemini seçmiştir.</p>
<p>Mükelleflerin kira gelirlerine ilişkin gelir vergisi aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.</p>
<p>Gülay SARI’nın Beyanı: </p>
<p>Gülay SARI’nın gelir vergisi tevkifatına tabi tutulan iş yeri kira geliri ile mesken kira gelirinin gelir vergisinden istisna tutarı aşan kısmı birlikte dikkate alındığında, 15.000 Yeni Türk Lirasını aşmadığından, iş yeri kira geliri beyannameye dahil edilmeyecek olup, sadece hissesine düşen (6.000 x 1/2 =) 3.000 Yeni Türk Lirası mesken kira geliri beyan edilecektir.</p>
<p>Gayri Safi İrat Toplamı<br />
3.000 YTL<br />
Vergiden İstisna Tutar<br />
2.000 YTL<br />
Kalan (3.000-2.000)<br />
1.000 YTL<br />
%25 Götürü Gider (1.000 x %25)<br />
250 YTL<br />
Vergiye Tabi Gelir (1000-250)<br />
750 YTL<br />
Hesaplanan Gelir Vergisi (*)<br />
150 YTL<br />
Ödenecek Gelir Vergisi<br />
150 YTL</p>
<p>Mehmet SARI’nın Beyanı:</p>
<p>Mehmet SARI’nın geliri sadece konut olarak kiraya verilen daireden hissesine düşen kira geliri olan 3.000 Yeni Türk Lirasıdır. Bu tutar, istisna tutarını aştığından, mükellef kira gelirini beyan edecek ve istisnadan yararlanacaktır.</p>
<p>Gayri Safi İrat Toplamı<br />
3.000 YTL<br />
Vergiden İstisna Tutar<br />
2.000 YTL<br />
Kalan (3.000-2.000)<br />
1.000 YTL<br />
%25 Götürü Gider (1.000 x %25)<br />
250 YTL<br />
Vergiye Tabi Gelir (1000-250)<br />
750 YTL<br />
Hesaplanan Gelir Vergisi (*)<br />
150 YTL<br />
Ödenecek Gelir Vergisi<br />
150 YTL</p>
<p>(*) Hesaplanan gelir vergisi, Vergiye tabi gelire (matraha) 2005 takvim yılı gelirleri için uygulanacak vergi tarifesinde yer alan oranların uygulanması ile bulunacaktır.</p>
<p>ÖRNEK 5</p>
<p>Mükellef Aysel ERTUNÇ, İzmir’de bulunan dairesini konut olarak kiraya vermesi sonucu, 2005 yılında 9.000 YTL kira geliri elde etmiştir. Mükellef 2005 yılı içinde bireysel emeklilik sistemine 600 YTL katkı payı ödemiş ve Devlete ait bir hastaneye 20.11.2005 tarihinde 725 YTL nakit olarak bağışta bulunmuştur. </p>
<p>Beyana tabi başka geliri bulunmayan mükellef, götürü gider yöntemini seçmiştir.</p>
<p>Not: Vergiye tabi gelirden yapılacak indirimlerle ilgili açıklamalar rehberin “Kira Gelirlerine Uygulanacak Diğer İndirimler Nelerdir” başlıklı bölümünde yapılmıştır. Dikkat edilmesi gereken husus, bazı bağış ve yardımlar ile harcamaların tamamı indirim konusu yapılabilirken, bazı bağış ve yardımlar ile harcamaların ise beyan edilen gelirin (safi iradın) belirtilen oranlarına kadar olan kısmının indirim konusu yapılabileceğidir.</p>
<p>Mükellefin kira gelirine ilişkin gelir vergisi aşağıdaki gibi hesaplanacaktır</p>
<p>Gayri Safi İrat Toplamı<br />
9.000 YTL<br />
Vergiden İstisna Tutar<br />
2.000 YTL<br />
Kalan [9.000 YTL-2.000 YTL]<br />
7.000 YTL<br />
%25 Götürü Gider [7.000 YTL X %25]<br />
1.750 YTL<br />
Safi İrat [7.000 YTL -1.750 YTL]<br />
5.250 YTL<br />
Bireysel Emeklilik Sistemine</p>
<p>Ödenen Katkı Payı(3)<br />
525 YTL<br />
Okul, Yurt ve Sağlık Tesisleri için</p>
<p>Yap. Bağış ve Yardımlar (4)<br />
725 YTL<br />
Vergiye Tabi Gelir</p>
<p>(5.250 YTL -1250 YTL)<br />
4.000 YTL<br />
Hesaplanan Gelir Vergisi (*)<br />
800 YTL<br />
Ödenecek Gelir Vergisi<br />
800 YTL</p>
<p>(*) Hesaplanan gelir vergisi, Vergiye tabi gelire (matraha) 2005 takvim yılı gelirleri için uygulanacak vergi tarifesinde yer alan oranların uygulanması ile bulunacaktır.</p>
<p>(1) Bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı paylarının beyan edilen gelirden indirimine ilişkin gerekli açıklamalar 13.08.2003 tarih ve 2003/3 sayılı Gelir Vergisi Sirkülerinde yer almıştır.<br />
(2) Okul, sağlık tesisi ve öğrenci yurtlarına ilişkin bağış ve yardımların gelir vergisi matrahının tespitinde indirimine yönelik açıklamalar 10.03.2004 tarih ve 2004/21 sayılı Gelir Vergisi Sirkülerinde yer almıştır.<br />
(3) Bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı payının indirim konusu yapılabilecek yıllık toplam tutarı beyan edilen gelirin (safi iradın) %10’u (5.250 x %10) olan 525 Yeni Türk Lirasını aşamayacağından sadece 525 YTL’lik kısmı indirim konusu yapılabilecektir.<br />
(4)Okul, yurt, sağlık tesisleri ve huzurevleri için genel ve özel bütçeli kamu idarelerine, il özel idarelerine, belediyelere ve köylere yapılan bağışların tamamı indirim konusu yapılabilecektir. Bu nedenle örneğimizdeki, devlete ait hastaneye nakit olarak yapılan 725 YTL bağışın tamamı indirim konusu yapılabilecektir.</p>
<p>2005 TAKVİM YILINDA ELDE EDILEN GELiRLERİN BEYANI</p>
<p>Bilindiği üzere, Gelir Vergisi Kanununda temel vergilendirme şekli, elde edilen kazanç veya iradın yıllık beyanname ile bildirilmek suretiyle vergilendirilmesidir.<br />
Bir kazanç ve iradın gelir vergisine tabi tutulabilmesi için aşağıda sayılan yedi gelir unsurundan birine dahil olmasi gerekir. Gelir Vergisi Kanununun 85 ve 86 nci maddelerinde ise hangi gelir unsurlarının yıllık gelir vergisi beyannamesine dahil edilmesinin zorunlu olduğu, hangi gelir unsurları için beyanname verilmeyeceği veya verilecek beyannameye dahil edilmeyeceği hüküm altına alınmıştır.</p>
<p>Kanunun ikinci maddesinde sayılan gelir unsurları aşağıdaki gibidir:<br />
-  Ticari Kazançlar,<br />
-  Zirai Kazançlar,<br />
-  Ucretler,<br />
-  Serbest Meslek Kazançları,<br />
-  Gayrimenkul Sermaye Iradi,<br />
-  Menkul Sermaye iradi,<br />
-  Diğer kazanç ve iratlar.</p>
<p>Bu çalışmamızda, gerçek kişilerce 2005 takvim yılında elde edilen ve yıllık beyanname ile beyan edilmesi zorunlu olan kazanç ve iratlarla ilgili olarak yıllık gelir vergisi beyannamesinin nasıl doldurulacağı, farklı gelir unsurlarından elde edilen gelirlerin toplanmasi ve gelirden yapilacak indirim ve mahsup işlemleri açıklanacaktir.</p>
<p>1.	GELIR UNSURLARI İTİBARİYLA BEYAN<br />
l. Ticari Kazanç &#8230;<br />
II.ZIRAi KAZANCLARIN BEYANI<br />
Gelir Vergisi Kanununa gore zirai faaliyetten dogan kazanc zirai kazanctir. Zirai kazançlar ya satis hasilatlan iizerinden tevkifat yapilmak suretiyle ya da gercek usul kapsammda, zirai isletme hesabi veya bilanco esasina gore defter tutmak suretiyle tespit edilir. Zirai kazanc hangi usulde tespit edilirse edilsin zirai iiriinlerin ahs bedeli iizerinden her halukarda vergi tevkifati yapilmasi temel kuraldir. (G.V.K Madde 52)<br />
Ciftcilerden satin ahnan zirai mahsullerin ahs bedeli ve <a href="http://www.genelbilge.com/tag/hizmet/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Hizmet">hizmet</a> bedelleri iizerinden tevkifat yapilacaktir. (G.V.K Madde 94/11) Ahm satim işlemlerinin ticaret borsasinda tescil ettirilerek yapilmasi halinde tevkifat orani %50 indirimli uygulanacaktir.<br />
10 Arahk 2003 tarihli ve 2003/6577 sayıh <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bakanlar-kurulu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Bakanlar Kurulu">Bakanlar Kurulu</a> Karan ile belirlenen ve halen yurtirliikte olan tevkifat oranlan aşağıdaki gibidir:<br />
Ticaret borsalarmda tescil ettirilerek satin ahnan; zirai mahsuller ifin % 2, hayvanlar ve bunlarm mahsulleri ile kara ve su avcihgi mahsulleri için % 1,<br />
Ticaret borsalanna tescil edilmeden satin ahnan; zirai mahsuller için % 4, hayvanlar ve bunlarm mahsulleri ile kara ve su avcihgi mahsulleri için % 2,<br />
Zirai faaliyet kapsammda ifa edilen hizmetler için; Orman idaresine veya  orman  idaresine karsi  taahhiitte bulunan kurumlara   yapilan   ormanlann   agaclandinlmasi,   bakimi,  kesimi, iiriiiilerin  toplanmasi,  tasmmasi   vb.   hizmetler  için  %2   ,  diğer hizmetler için %4<br />
oranmda tevkifat yapilacaktir.<br />
Kamu kurum ve kuruluslan zirai (iriinleri kimden satm ahrsa alsm tevkifat yapmak zorundadir.Vergi Usui Kammunun 11 inci maddesi ve 164 Seri Numarah Gelir Vergisi Genel Tebligine gore, ticaret borsalan zirai iiriin ahm satiminda tevkifat yapilmasmi sagladiktan sonra tescil yapacaklardir. Dolayisiyla ahm satimi ticaret borsalarmda tescil edilmis olan bir iiriiniin satm almmasi ile kamu kurum ve kuruluslarmdan iiriin satm almmasi halinde gelir vergisi tevkifati yapilmayacağı gibi miiteselsil sorumluluk da soz konusu x    olmayacaktir<br />
Beyanname Vermeyen ve Defter Tutmayan Ciftfiter<br />
Aşağıda belirtilen ciftfilerin defter rutma ve yıllık beyanname verme yiikiimliilukleri bulunmamaktadir.<br />
-  Ziraat gruplanna gore belirlenen isletme btiyiiklugii olpusunti asmayan,<br />
-  Bir bicerdovere veya bu mahiyetteki bir motorlu araca sahip olmayan,<br />
-  On yasma kadar ikiden fazla traktore sahip olmayan,<br />
ciftciler, hasdatlan iizerinden tevkifat yapdmak suretiyle vergilendirilir.<br />
Bu gruba giren ciftciler, beyanname vermezler. Ancak, yaptiklan satis ve hizmetleri dolayisiyla miistahsil makbuzu almak ve saklamak zorundadirlar.<br />
Dolayisiyla, Gelir Vergisi Kanununun 54 tincii maddesinde yazih olgiileri asmayan fiftpilerin kazanclan 94 tincii maddeye gore tevkif suretiyle vergilendirilmekte olup, fift9iler bu kazaniplan için aynca beyanname vermemekte ve tevkif suretiyle odedikleri vergiler nihai vergileri olmaktadir.<br />
Beyanname Veren ve Defter Tutan Ciftciler<br />
Aşağıda belirtilen 9iftfiler gerçek usulde vergilendirilmektedir:<br />
-  Ziraat gruplarma gore belirlenen isletme buyiiklugu o^iisiinii asan,<br />
-  Bir bi9erdovere veya bu mahiyetteki bir motorlu araca sahip olan,<br />
-  On yasina kadar ikiden fazla traktore sahip olan (Traktorun kendi isinde kullamlmasi sartiyla, soz konusu sart 31/12/2007&#8242;ye kadar uygulanmaz) (G.V.K Ge9ici Madde 45)<br />
giftgilerin kazançları gerçek usulde tespit edilerek vergilendirilir.<br />
Bu gruba giren 9ift9iler, zirai isletme hesabi veya bilan9o esasina gore defter tutmak ve beyanname vermek, alis. ve satisjan için beige almak, vermek ve saklamak zorundadirlar.<br />
Onemli Not : Cift9iye ait olmakla beraber zirai isletmeye dahil edilmeyen bi9erdover veya bu mahiyetteki bir motorlu ara9 veya on yasjna kadar ikiden fazla traktorun isletilmesinden elde edilen gelirler ticari kazanç hükümlerine gore vergilendirilir.<br />
Cift9ilerin zirai isletme hesabi veya bilan90 esasmda defter tutmalan kendi isteklerine birakilmijtir. Bilan90 esasim kabul edenler iki yil ge9medik9e bu usulden donemezler.<br />
Zirai isletme Hesabi Esasina Gore Kazancin Tespiti<br />
Cift9iler isletme hesabi esasmda &#8220;Cift9i isletme Defteri&#8221; tutmak zorundadirlar. Zirai isletme hesabi esasina gore zirai kazanç bir hesap donemi içinde elde edilen hasilat ile yapilan giderler arasmdaki miispet farktir. Hasilat Gelir Vergisi Kanununun 56 nci maddesinde belirtilen   ve   tahsil   edilen   veya   alacak   olarak   tahakkuk   eden unsurlardan, giderler ise aym Kanunun 57&#8242;nci maddesinde sayılan ve odenen veya borflamlan meblaglardan olusmaktadir. Ancak aym Kanunun 41&#8242;inci maddesinde yazih giderler hasilattan indirilemeyecektir.<br />
Bilanco Esasina Gore Kazancin Tespiti<br />
Bilanfo esasinda zirai kazancın tespiti 6z sermayenin hesap donemi sonunda ve basmdaki degerlerinin kiyaslanmasi yoluyla yapihr. Zirai kazancin bilanco esasina gore tespitinde Gelir Vergisi Kanununun 56, 57 ve 58&#8242;inci maddelerinde yer alan hasilat sayılan unsurlar ve giderler ile 41&#8242;inci (Gider Kabul Edilmeyen Odemeler) maddesinde yazih indirilemeyecek giderlere iliskin hukiimler dikkate almir.<br />
Ciftxjiler elde ettikleri biitun zirai kazanclan uzerinden ister iiriin ^  satisi olsun, ister zirai hizmet karsihgi kazanc elde etmis olsun tevkifata tabi tutulmaktadir.<br />
Gercek usulde vergilendirilen zirai kazanc sahipleri gelir elde etmemis olsalar bile yıllık beyanname vermek zorundadirlar. (G.V.K Madde 85, 86)<br />
Yıllık beyanname ile beyan edilecek zirai kazanci olan mukellefler &#8220;Tablo 6 Zirai Kazançlara ilijkin Bildirim&#8221; i dolduracaklardir. Soz konusu bildirimin 26 no.lu satirma &#8220;Zirai Kazanclara Ait Bildirim&#8221; adi verilen ek foy uzerinde yapilan hesaplama sonucu bulunan zirai kazanclar toplami aktanlacaktir.<br />
Zirai kazançları defter tutmak suretiyle tespit edilen mukellefler tarafmdan Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi ekinde verilmesi gereken ve &#8220;Zirai Kazançlara Ait Bildirim&#8221; adi verilen bu ek foy, ayn ayn muhtarliklar bolgesinde bulunan veya ayn ayn isletme niteliginde olan zirai isletmeler ile adi ortaklik halindeki isletmelerden elde edilen zirai kazançlar için ayn ayn yapraklar halinde diizenlenmek zorundadir.<br />
Zirai kazanç sahipleri &#8220;Tablo 6 Zirai Kazançlara iliskin Bildirim&#8221; bolumiinun 26 no.lu satirmda yer alan tutardan Bag-kur primi ile yatinm indirimini diisecekler ve bulunacak tutan Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesinin 18 numarah Zirai Kazanclar satirma aktaracaklardir. Bağ-Kur primi ve yatırım indirimi ile ilgili olarak Ticari Kazançlar bölümünde yapılan açıklamalar bu bölümde de geçerlidir.<br />
III. SERBEST MESLEK KAZANCLARININ BEYANI<br />
Gelir Vergisi Kanununda, her turlii serbest meslek faaliyetinden dogan kazancın serbest meslek kazanci olduğu belirtilmistir. (G.V.K Madde 65)<br />
Gelir Vergisi Kanununa gore, serbest meslek kazanci, bir hesap donemi içinde serbest meslek faaliyeti karsiligi olarak tahsil edilen para ve ayinlar ve diğer suretlerle saglanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerden bu faaliyet dolayisiyla yapilan giderler indirildikten sonra kalan fark olarak tammlanmaktadir. (G.V. Madde 67)<br />
Serbest meslek kazancınm tespitinde indirilecek giderler, Gelir Vergisi Kanununun 68 inci maddesinde bentler halinde belirtilmistir. Serbest meslek kazancında hasilattan indirilecek giderlerin Vergi Usui Kanunu hukumlerine gore belgelendirilmesi ve odenmis olmasi ge-rekmektedir.<br />
Serbest Meslek Kazanclannda istisnalar<br />
1. Telif Kazanclan istisnasi (G.V.K. Md. 18)<br />
Gelir Vergisi Kanununda yer alan duzenlemeyle; muellif, mutercim, heykeltras, hattat, ressam, bestekar ve mucitlerin ve bunlann yasal mirascilarının siir, hikaye, roman, makale, bilimsel arastirma ve incelemeleri, bilgisayar yazilimi, roportaj, karikatiir, fotograf, film, video bant, radyo ve televizyon senaryo ve oyunu gibi eserlerini gazete, dergi, bilgisayar ve internet ortami, radyo, televizyon ve videoda yaymlamak veya <a href="http://www.genelbilge.com/tag/kitap/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kitap">kitap</a>, resim, heykel ve nota halindeki eserleri ile ihtira beratlanm satmak veya bunlar uzerindeki mevcut haklanni devir ve temlik etmek veya kiralamak suretiyle elde ettikleri hasilat gelir vergisinden istisna edilmistir. (G.V.K Madde 18)<br />
Yukanda sozii edilen eserlerin 5846 Sayıli Fikir ve Sanat Eserleri Hakkinda Kanun hükümlerine gore eser niteliginde olmasi ve ihtira beratlannra da tescil edilmis bulunmasi gerekmektedir. 5846 Sayıli Kanunun birinci maddesine gore, eser; &#8220;Sahibinin hususiyetini tasiyan ve kanun uyarmca ilim, edebiyat, musiki, giizel sanatlar ve sinema eserleri sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulleri&#8221; olarak tammlanmistir. Bu kanun kapsamma giren eserler: Dim ve edebiyat eserleri ile musiki eserleri, giizel sanat ve sinema eserleri ve bilgisayar yazihmi olmak üzere bes grup halinde sayılmistir.<br />
a. istisnadan Yararlanacak Olan Killer<br />
v   istisnadan yararlanma hakki, miiellif, miitercim, heykeltras, hattat, i  ressam,   bestekar   ve   mucitlerin   kendileri   ile   bunlarm   kanuni mirascilarma tanmmistir. Dolayisiyla bunlarm disinda kalan serbest meslek erbabi ve yasal mirascilar disinda kalan mansup mirascilar is¬tisnadan yararlanamayacaklardir.<br />
Bilindigi gibi yasal mirascilar; birinci derecede furuu, ikinci derecede ana ve baba ile bunlarm furuu, uctincii derecede biiyiikanneler ve biiyiikbabalar ile bunlarm furuulandir. Sag kalan es, her derecedeki miras9ilarla beraber yasal mirasci niteligini tasir.<br />
b. istisna Kapsamma Giren Eserler<br />
Istisna kapsamma; siir, hikaye, roman, makale, bilimsel arastirma ve inceleme, bilgisayar yazihmi, roportaj, karikatiir, fotograf, film, video bant, radyo ve televizyon senaryo ve oyunu gibi eserler ve ihtira berati girmektedir.<br />
c. Istisna Kapsamma Giren Hasilat<br />
Hasilatm, eserlerin; gazete, dergi, bilgisayar ve internet ortami, radyo, televizyon ve videoda yaymlanmasi, kitap, resim, heykel ve nota halindeki eserler ile ihtira beratlannm satilmasi veya bunlar iizerindeki mevcut haklann devir ve temlik edilmesi veya kiralanmasi karsiligmda elde edilmesi gerekmektedir.<br />
Bu faaliyetlerden elde edilen gelirin tutan ne olursa olsun istisnadan yararlanilacaktir. Ancak bu istisna, Gelir Vergisi Kanunu&#8217;nun 94&#8242;imcii maddesi uyannca tevkif suretiyle odenecek vergiyi kapsamamaktadir. Dolayisiyla bu hasdat iizerinden G.V.K.&#8217;mn 94/2-a maddesi uyannca % 17 oramnda tevkifat yapilacaktir.<br />
d.  Serbest Meslek Faaliyetinin Devamli veya Anzi Yapilmasinin Telif Kazanclan Istisnasi Karsisindaki Durumu<br />
Maddede istisna uygulamasma iliskin olarak serbest meslek faaliyetinin devamhligi a9ismdan herhangi bir sinirlama getirilmemistir. Bu nedenle Gelir Vergisi Kanunu&#8217;nun 18 inci maddesi kapsammdaki kazanclarm devamli veya anzi olarak elde edilmesi istisnanin uygulanmasinda engel teskil etmeyecektir.<br />
Munhasiran Gelir Vergisi Kanunu&#8217;nun 18 inci maddesinde belirtilen tttrden faaliyetlerde bulunan ve eserlerini sadece aym Kanunun 94 ilncii maddesinde belirtilen kişi veya kurumlara teslim eden serbest meslek erbabinm defter tasdik ettirme/tutma ile beige diizenleme ve beyanname verme yiikumlulukleri bulunmamaktadir.<br />
e. istisnadan Yararlanamayacak Olanlar<br />
Soz konusu istisna, Gelir Vergisi Kanunu&#8217;nun 18 inci maddesinde saydan kişilerin, bir isverene bagli olmaksizin munhasiran serbest meslek faaliyetinin kapsami içindeki sahsi mesaiye, ilmi ve mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan isleri yapmalan karsiliginda elde ettikleri kazançlara uygulamr.<br />
Bu gibi kişilerin odemeyi yapan kişi (isveren) ile iliskişi, hizmet iliskişi olduğu takdirde alman bedel serbest meslek kazanci degil, vicret olarak vergilendirilecektir. Bu durumda serbest meslek kazanclanna ait olan bu istisnadan yararlanmalan soz konusu olmayacaktir.<br />
2. Sergi ve Panayir Istisnasi (G.V.K. Md. 30)<br />
Turkiye&#8217;de yerlesmis sayılmayan (dar mukellef) serbest meslek erbabinm, hukiimetin izniyle acilan sergi ve panayirlarda yaptiklan serbest meslek faaliyetlerinden elde ettikleri kazanclan, gelir vergisi kapsami dismda birakilmistir.<br />
Serbest Meslek Kazanclannda Vergi Tevkifati<br />
Serbest meslek kazanclannda, odemeyi yapanlar tarafmdan Gelir Vergisi Kanununun 94&#8242;uncii maddesinin 2&#8242;nci ve 4&#8242;iincii bentleri uyarmca tevkifat yapilmasi gerekmektedir. Soz konusu tevkifat, telif kazanclan nedeniyle yapilan odemeler (tarn mukelleflere yapilan odemelerde % 17, dar mukelleflere telif ve patent .haklannm satisi dolayisiyla yapilan odemelerden % 25) ve diğer serbest meslek kazanclanndan dolayi yapilan Sdemeler [dar miikellef-tam mukellef ayinmi olmaksizin] % 22 olmak üzere ikiye aynlarak vergileme yapilmaktadir. (Soz konusu tevkifat oranlan 10 Arahk 2003 tarihli ve 2003/6577 sayıh Bakanlar Kurulu Karan ile belirlenen ve halen yuriirliikte olan oranlardir.)<br />
Serbest meslek kazançları, tevkif suretiyle on vergilendirmeye tabi tutulmakta olup nihai vergi ise mukellefin beyani ilzerine almmaktadir.<br />
Ancak, Gelir Vergisi Kanununun 18 inci maddesinde sayılan telif kazanclan ile dar mukelleflerin tevkif suretiyle vergilenmis serbest meslek kazanclarindan yapilan vergi kesintisi nihai vergi olup, bu kazanclar i^in yıllık beyanname verilmemektedir.<br />
Serbest meslek kazanci sahipleri gelir elde etmemis olsalar bile ydhk beyanname vermek zorundadirlar.<br />
Serbest meslek kazancıni yıllık beyanname ile beyan edecek olan miikellefler &#8220;Tablo 7 Serbest Meslek Kazanclarma iliskin Bildirim&#8221; i dolduracaklardir. Serbest meslek faaliyeti karsiligi elde edilen hasilattan giderler diisiildiikten sonra kalan tutar soz konusu bildirime yazilacak ve Bag-Kur primi veya SSK primi ile varsa sakatlik indirimi dusiildiikten soma kalan tutar Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesinin 19 numarah Serbest Meslek Kazanijlan satinna aktanlacaktir.<br />
IV.UCRET GELiRLERiNIN BEYANI<br />
Gelir Vergisi Kanununa gore ucretler gerçek usulde ve diğer ucretler olmak üzere iki sekilde vergilendirilmektedir.<br />
Gerçek iicretlerin vergilendirilmesinde genel uygulama yil içinde tevkif suretiyle yapilmakta olup, tevkif edilen vergiler isverenler tarafindan sorumlu sifatiyla beyan edilerek odenmektedir. Tevkifata tabi tutulmayan ilcret gelirlerinin ise istisna kapsammda olmadigi siirece mutlaka yıllık beyanname ile beyan edilmesi gerekmektedir. Yil içinde tevkifata tabi natulan iicret gelirleri ise belli sartlarm mevcudiyeti halinde yıllık beyanname ile beyan edilmekte ve yil içinde odenen vergiler hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilmektedir.<br />
Ger?ek Ucret Gelirlerinin Beyan Edilmeyeceği Durumlar<br />
Tek isverenden elde edilen ve yil içinde tevkif suretiyle vergilendirilen ucret gelirleri için tutan ne olursa olsun yıllık gelir vergisi beyannamesi verilmeyecektir. Dolayisiyla Gelir Vergisi Kanununun 94 iincti maddesine gore yapilan tevkifat nihai vergi olmaktadir. Birden fazla isverenden iicret geliri elde edilmesi durumunda, birden sonraki isverenden alinan iicretlerin toplammm gelir vergisi tarifesinin ikinci gelir diliminde yer alan tutan &#8211; ki bu tutar beyan smin olmaktadir. (2005 yih gelirleri için 15 bin Yeni Turk Lirasi) asmasi halinde birinci isverenden alinan da dahil olmak üzere iicret gelirlerinin tamami beyan edilecektir. (G.V.K Madde 86)<br />
Birden fazla isverenden iicret almmasi halinde, birinci isverenden alinan iicretin hangisi olacağı miikellef9e serbest9e belirlenebilecektir.<br />
Birden fazla isverenden iicret almakla beraber, birden sonraki isverenden  aldiklan  iicretleri  toplami   15   bin  YTL&#8217;yi  asmayan mtikelleflerin tamami tevkif suretiyle vergilendirilmis iicretleri beyan edilmeyecektir. Diğer gelirlerin beyani halinde de bu tutarlar beyannameye dahil edilmeyecektir. Burada dikkat edilmesi gereken husus beyan sminnm tespitinde birinci isverenden alinan iicretin toplama dahil edilmeyeceği, ancak iicret gelirlerinin beyan edilmesi durumunda birinci isverenden alman iicretin de beyana dahil edilecegidir.<br />
Dar miikellefiyette, tamami Ttirkiye&#8217;de tevkif suretiyle vergilendirilmis iicret gelirleri beyan edilmeyecektir. Dolayisiyla yapilan tevkifat nihai vergi olacaktir.<br />
Gercek    Ucret    Gelirlerinin    Beyan    Edilmesini    Gerektiren ) Durumlar<br />
Tevkifata tabi tutulmamis iicret gelirleri (Gelir Vergisi Kanununun 64 iincti maddesinde yer alan diğer ucretler haric) için tutan ne olursa olsun yıllık beyanname verilecektir.<br />
Birden fazla isverenden iicret almakla beraber, birden sonraki isverenden aldiklan iicretleri toplami 15 bin YTL&#8217;yi a§an miikellefler, birinci isverenden aldiklan ticreti de dahil etmek üzere iicret gelirlerinin tamamini yıllık beyanname ile beyan edeceklerdir.<br />
Ornek: Bayan (A), tic ayn isverenden iicret geliri elde etmekte olup, iicretlerin tamami tevkif yoluyla vergilendirilmis bulunmaktadir.<br />
Birinci isverenden alinan ucret                     35.000 YTL<br />
Ikinci isverenden alman iicret                      15.000 YTL<br />
Uctincti isverenden alman iicret                    7.000 YTL<br />
Birinci isverenden alinan ticret toplama dahil edilmeyecek olup, 2 nci ve 3 tincti isverenden alman Ucretler toplami (15 bin YTL + 7 bin YTL=) 22 bin YTL, 15 bin Yeni Turk Lirasi olan beyan simrmi astigi ifin 57 bin YTL iicret gelirinin tamami beyan edilecektir.<br />
Bilindigi üzere, Ttirkiye&#8217;de bulunan yabanci devlet elcilik ve konsolosluklarının Gelir Vergisi Kanununun 94 iincti maddesine gore gelir vergisi tevkifati yapma zorunlulugu bulunmamaktadir. Dolayisiyla, yabanci bir devlete ait e^ilik veya konsolosluktan iicret almmasi ve iki Hike arasinda istisna uygulamasina iliskin anla^ma bulunmamasi durumunda, mukelleflerin almis olduğu iicret gelirleri için yıllık gelir vergisi beyannameleri vermeleri gerekmektedir.<br />
Ucret gelirinin beyan edilmesi durumunda dikkat edilmesi gereken husus, Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi Eki&#8217;nde yer alan &#8220;Tablo 8 Ucretler iliskin Bildirim&#8221; boliimunde irtdirimler sutununda yer alacak tutarlarm (§ahis sigorta primleri, sakatlik indirimi &#8230;) yil içinde indirim konusu yapilmissa, beyanname uzerinden aynca indirilemeyeceğidir.<br />
Ucret gelirlerini yıllık beyanname ile beyan etmeleri gereken miikellefler, &#8220;Tablo 8 Ucretlere iliskin Bildirim&#8221; tablosunu dolduracaklardir. Beyan edilen iicret gelirinden Kanunun 63 iincii maddesinde sayılan indirimler ile yine aym Kanunun 31 inci maddesinde belirtilen sakatlik indirimi tutarlan diistilecek olup, kalan tutar Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesinin 20 no.lu Ucretler satirma aktanlacaktir.<br />
Gayrisafi iicret matrahindan indirim konusu yapilacak hususlar aşağıda belirtilmistir:<br />
- 657 sayıh Devlet Memurlari Kanununun 190&#8242;inci maddesi uyarinca yapilan kesintilerle, Ordu Yardimla§ma Kurumu ve benzeri kamu kurumlannca yapilan yasal kesintiler:<br />
Devlet Memurlari Kanununun 190&#8242;mci maddesi uyarmca yapilan kesintilerle, OYAK ve benzeri kamu kurumlan i^in yapilan kanuni kesintiler ticretin safi tutarimn tespitinde indirim konusu yapilmaktadir. (G.V.K Madde 63/1) Ancak 657 sayıh Devlet Memurlari Kanununun 190&#8242;mci maddesi 1/3/1982 tarihinden gecerli olmak üzere ytiriirliikten kaldinlmis olduğundan soz konusu maddeye istinaden bir kesinti yapilmamakta ve ucret matrahindan indirim konusu yapilacak bir tutar da bulunmamaktadir.<br />
-  Kanunla kurulan emekli sandiklan ile Emekli Sandigina ve Sosyal Sigortalar Kurumuna odenen aidat ve primler:<br />
Kanunla kurulan emekli sandiklan olan Tiirkiye Cumhuriyeti Emekli Sandigi ile Sosyal Sigortalar Kurumuna odenen aidat ve sosyal sigorta primlerinin gayrisafi iicret tutarmdan indirilmesi mümkün bulunmaktadir.<br />
Aynca, Emekli Sandigi ve Sosyal Sigortalar Kurumuna odenen borclanma aidat ve primleri iicretin safi tutarmm tespitinde gayrisafi iicret tutarmdan indirilebilecektir.<br />
S6z konusu primler Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi Ekinin &#8220;Tablo 8 Ucretlere iliskin Bildirim&#8221; in indirimler siitununda gosterilecektir.<br />
-   Sahis sigorta sirketlerine odenen primler ile bireysel emeklilik sirketlerine odenen bireysel emeklilik katki paylari:<br />
Gelir Vergisi Kanununda sigortanm veya emeklilik sozlesmesinin Tiirkiye&#8217;de kain ve merkezi Tiirkiye&#8217;de bulunan bir sigorta veya emeklilik sirketi nezdinde akdedilmis olmasi sartiyla; iicretlinin sahsina, esine ve kiictik 9ocuklanna ait hayat, oliim, kaza, hastalik, sakatlik, i^sizlik, analik, dogum ve tahsil gibi sahis sigorta policeleri için hizmet erbabi tarafmdan odenen primler ile bireysel emeklilik sistemine odenen katki paylannm indirilmesine imkan tamnmistir. (G.V.K Madde 63/3 )<br />
Indirim konusu yapilacak prim, aidat ve katkilarm toplami, odendigi ayda elde edilen iicretin % 10&#8242;unu (bireysel emeklilik sistemi dismdaki §ahis sigorta poli9eleri için odenen primlerde, odendigi ayda elde edilen iicretin % 5&#8242;ini) ve yıllık olarak asgari ucretin yıllık tutarim asamaz.<br />
Buna gore;<br />
- Ucretlinin kendisi, esi ve kii9tik 9ocuklan için sahis sigorta sirketlerine odemis olduğu primler ile bireysel emeklilik sirketlerine odenen katki paylannm indirim konusu yapilmasi,<br />
- Prim, aidat ve katki paylarma ait odeme belgesinin, belgenin ait<br />
olduğu ay içinde isverene ibraz edilmesi,<br />
- Prim, aidat ve katki paylannm odendigi ayda elde edilen brut<br />
iicretin % 10&#8242;unu (bireysel emeklilik sistemi dismdaki sahis sigorta poli9eleri için odenen primlerde, odendigi ayda elde edilen brat iicretin % 5&#8242;ini) ve yıllık olarak asgari iicretin yıllık tutanni asmamasi, asmasi halinde ise asan tutarm indirim olarak dikkate ahnmamasi,<br />
-  §ahis sigorta sirketlerine ve bireysel emeklilik sirketlerine ayni<br />
donemde pirim ve katki payi odenmesi duramunda ise toplam indirim konusu yapilacak tutarm briit iicretin %10&#8242;nu gecmemesi<br />
gerekmektedir.<br />
Indirimin dogru bir sekilde uygulanabilmesi için odeme tutan ile tarihinin belgelendirilmesi gerekmektedir.<br />
Prim ve katki payi odetneleri makbuz karsihgi dogrudan sigorta veya bireysel emeklilik sirketine yapilabildigi gibi, banka subeleri, bankalann otomatik para cekme makineleri (ATM), internet veya telefon bankacihgi, kredi kartlan veya posta feki aracihgiyla da yapilabilmektedir.<br />
Odeme tutan ve tarihinin; sigorta veya bireysel emeklilik sirketlerince dtizenlenen makbuzlarla ya da odeyenin adi ve soyadi, odemenin ait olduğu donem, odenen prim veya katki payi tutan, odeme yapilan sigorta veya bireysel emeklilik sirketinin iinvam ve odemenin tiiriine (§ahis sigorta primi veya bireysel emeklilik katki payi) iliskin bilgilerin yer almasi kosuluyla banka dekontlan, otomatik para cekme makinasi makbuzlan, kredi karti ekstreleri ve posta cekleri ile tevsik edilebilmesi miimkundiir.<br />
Ayrica, sigorta policesi veya emeklilik sozlesmesinin bir orneginin (fotokopisinin) isverene verilmesi halinde sigorta veya emeklilik sirketlerince faks veya e-posta yoluyla katilimcilara gonderilen makbuz ornekleri ile internet ortammda yapilan odemelere iliskin olarak bilgisayardan alman ijiktilar esas almarak da indirim uygulanabilecektir. Bu durumda bir onceki paragrafta belirtilen belgelerden birinin ya da yapilan odemelerin tutan, donemi ve tarihini gosteren sigorta veya emeklilik sirketlerince diizenlenmis bir yazi veya ekstrenin, indirimin uygulandigi iicretin ilgili olduğu yih izleyen yilin ikinci ayi sonuna kadar isverene iletilmesi gerekmektedir. Herhangi bir sebeple isten aynlma olmasi durumunda soz konusu belgeler isten aynlmadan once isverene iletilecektir. Ancak, isverence uygun goriilmesi halinde, isten aynlma tarihinden itibaren bir ay içinde de iletilebilecektir.<br />
Sigorta primi ve katki payinm sigorta veya emeklilik sirketine hizmet erbabi tarafmdan dogrudan odenmeyip, isverenler aracihgiyla odenmesi halinde (grup sigortasi veya grup bireysel emeklilik sozlesmesi), sigorta policesi veya bireysel emeklilik sozlesmesinin bir orneginin isverende bulunmasi ve bu police veya sozlesmede sigorta priminin veya bireysel emeklilik katki paylanmn odeme donemlerinin, aynca bu donemler 19m odenecek prim ve katki payi tutarlarının belli edilmis olmasi kaydiyla, hizmet erbabi ipin isveren tarafmdan sigorta veya emeklilik sirketine odenen ve/veya hizmet erbabmm iicretinden kesinti yapilmak suretiyle tahsil edilen sigorta primi ve katki payi, her bir kişi ifin aynca yukanda belirtilen belgeler aranmaksizm iicretin vergi matrahmm tayininde indirim olarak dikkate ahnabilecektir.<br />
Gelir Vergisi Kanununun yukanda belirtilen 63/2 &#8216;nci maddesine gore, iicretlilerin kendileri için Sosyal Sigortalar Kurumuna odedikleri sigorta primleri, iicretin safi tutannm hesaplanmasmda indirim olarak dikkate alinmaktadir. Ucretlinin esi için istege bagh olarak Sosyal Sigortalar Kurumuna veya Bag-Kur&#8217;a odedigi primlere amlan bent hukmiinde yer verilmemis olduğundan, bu primlerin indirim konusu yapilmasi mümkün degildir. Aynca, Gelir Vergisi Kanununun 63/3&#8242;iincu maddesine gore es için sahis sigorta sirketlerine odenen primler indirim konusu yapilmakta olup, Sosyal Sigortalar Kurumu ve Bag-Kur sahis sigorta sirketi niteliginde olmadigindan, odenen primlerin bu madde kapsammda degerlendirilmesi   de mümkün degildir. Dolayisiyla es adma istege bagli olarak SSK&#8217;ya veya Bag-Kur&#8217;a odenen primler safi iicret matrahinin tespitinde indirim konusu yapilamayacaktir.<br />
-  2821 sayıh Sendikalar Kanununa gore kurulan sendikalara odenen aidatlar<br />
2821 sayıh Sendikalar Kanununa gore kurulan sendikalara odenen aidatlann gayri safi iicret tutarmdan indirilmesi mtimkiin bulunmakta olup, 4688 sayıh Kamu Gorevlileri Sendikalan Kanununa gore kurulan sendikalara odenen aidatlann, gayri safi iicret tutarmdan indirilmesi mümkün bulunmamaktadir. Madde hiikmiine gore isci sendikalarma odenen aidatlann iicret matrahmdan indirim konusu yapilmasi, memur sendikalarma odenen sendika aidatlarmin ise indirim konusu yapilmamasi Kanunun lafzmdan kaynaklanmaktadir. Kanun hiikmiiniin konuldugu zamanlarda memur sendikalan mevcut olmadigmdan, memurlarm sendika aidati odemeleri de soz konusu degildi. Ancak, bu farkli uygulamamn yasal bir duzenleme ile ortadan kaldinlmasi ve memur sendikalarma odenen aidatlann da iicret matrahmdan indirim konusu yapilmasi gerekmektedir.<br />
Aynca, Kanun maddesinde sendika aidatimn odendiginin tevsik edilmesi sarti olmakla birlikte, aidatlar isverenler tarafmdan calisanlarm iicretlerinden iicret bordrosu tizerinden kesilmek suretiyle odenmekte ise makbuz istenmesine gerek bulunmamaktadir.<br />
Soz konusu aidatlar Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi Ekinin &#8220;Tablo 8 TJcretlere iliskin Bildirim&#8221; in Indirimler siitununda gosterilecektir.<br />
-  I§sizlik sigortasi primleri<br />
4447 sayıh issizlik Sigortasi Kanununa gore odenen issizlik sigorta primleri, sigortalmm Sosyal Sigortalar Kanununun 77 ve 78&#8242;inci maddelerinde belirtilen prime esas ayhk kazanclarmdan %2 sigortah, %3 isveren ve %2 Devlet katki payi olarak almmaktadir. 4726 sayıh 2002 Yih Biit9e Kanununun 61/f maddesine gore 2002 yılında bu oranlar isciden %1, isverenden %2 ve Devlet katki payi %1 olarak uygulanmistir. Bu uygulamaya 4833 sayıh 2003 Yih Biit^e Kanununun 51/e maddesiyle devam edilmis ve son olarak da 5027 sayıli 2005 Yih Bvitce Kanununun 49/e maddesine gore bu uygulamaya 2005 yılında da devam edilmistir. 4447 sayıli Kanunun 49&#8242;uncu maddesinde, issizlik sigortasma isverenlerce odenen primlerin kazancın tespitinde gider olarak kabul edilecegi ve sigortahlarca odenen primlerin de gercek iicretin hesaplanmasmda gelir vergisi matrahindan indirilecegi belirtilmistir. Buna gore, sigortalimn %1 nispetinde odemis olduğu issizlik sigortasi primi, sosyal sigorta primi gibi ilcret matrahindan indirilebilecektir.<br />
Soz konusu primler Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi Ekinin &#8220;Tablo 8 Ucretlere iliskin Bildirim&#8221; in indirimler siitununda gosterilecektir.<br />
-   Sosyal guvenlik destek primi<br />
Sosyal Sigortalar Kanununun 3&#8242;uncti maddesinde, kanunla kurulu sosyal guvenlik kurumlanndan maliilluk veya emekli ayhgi almakta iken bu Kanuna tabi sigortah bir iste cahsanlarm Kanunun 78&#8242;inci maddesine gore tespit edilen prime esas kazanclan uzerinden 63&#8242;iincii madde hiikmiine gore Sosyal Guvenlik Destek Primi kesilecegi hilkum altına ahnmistir. Amlan Kanunun 63&#8242;uncil maddesinde 4447 sayıli Kanunla yapilan degisiklige gore %30 oranmda kesilen sosyal guvenlik destek priminin 1/4&#8242;ii sigortah hissesi, %&#8217;u ise isveren hissesidir. 4447 sayıli Kanuna gore hesaplanan Sosyal Guvenlik Destek Primi de iicretin safi tutarimn tespitinde indirim konusu yapilacaktir.<br />
Soz konusu primler Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi Ekinin &#8220;Tablo 8 Ucretlere iliskin Bildirim&#8221; in indirimler siitununda gosterilecektir.<br />
-  Vergi Indirimi<br />
4842 sayıh Kanunun 37 nci maddesiyle, Gelir Vergisi Kanununun 63 uncii maddesinin birinci fikrasimn 5 numarah bendinde yer alan ozel gider indirimine iliskin hukum 01.01.2004 tarihinden gecerli olmak tizere yurtirlukten kaldinlmis ve 4842 sayıh Kanunun 15&#8242;inci maddesi ile Gelir Vergisi Kanununun mukerrer 121&#8242;inci maddesinde yapilan degisiklikle &#8220;iicretlilerde vergi indirimi&#8221; mtiessesesi getirilmistir.<br />
Dolayisiyla, (icretlilerde vergi indirimi kapsammda, gerçek usulde vergilendirilen iicretlilerin harcama tutarlan gayrisafi iicret tutarmdan indirim konusu yapilmayacak, belli matrahlar ilzerinden hesaplanan vergi indirimi tutarlan galisanlarm odeyecekleri gelir vergisinden mahsup edilmek suretiyle veya isverenlerce nakden iade edilmek suretiyle hak sahiplerine odenecektir. Bu sistemin ilk uygulamasi gerfek usulde iicret geliri elde edenlerin 2004 yılında yaptiklan harcamalar 19m 2005 yılında elde ettikleri iicret gelirleri tizerinden hesaplanan vergiden mahsup edilmek suretiyle gerceklesmistir.<br />
Vergi indirimi uygulamasindan ttcretleri gercek usulde vergilendirilenler yararlanabilecektir.<br />
Ucretleri diğer iicret kapsammda vergilendirilen hizmet erbabi ile gelir vergisine tabi diğer gelir unsurlarım elde edenlerin vergi indirimi uygulamasindan yararlanmalan mümkün degildir. Ucretleri gerçek usulde vergilendirilenler vergi indirimi uygulamasindan yararlanacaklardir.<br />
Uzerinden vergi indirimi hesaplanacak harcama tutan, iicretlinin vergi indirimine konu harcamalanmn yapildigi yila iliskin iicret matrahmm yıllık toplammi asamayacaktir.<br />
Ucret gelirinin elde edildigi takvim yilina iliskin vergi indirimi kapsamma giren harcamalar, iicret gelirinin elde edildigi donemle iliskilendirilmeksizin vergi indirimi uygulamasmda dikkate alinacaktir. Bu kapsamda, yil içinde yeni ise giren, isten aynlan, emekli olan, iicretsiz izne aynlan kişilere ait harcama belgelerinin cahsilan donemle smirh olmaksizin kabul edilmesi gerekmektedir.<br />
Gelir Vergisi Kanununun 95 inci maddesi geregi iicretlerinden vergi tevkif usulii cari olmayan ve bu nedenle iicretlerini yıllık beyanname ile beyan etmek zorunda olan &#8211; ki bunlar genelde, yukanda soziinu ettigimiz elgilik ve konsolosluklarda çalışan iicretliler olmaktadir-iicretlilerde vergi indirimi, bu kişilerin bagh olduğu vergi dairesince gerçeklestirilecektir. Anilan miikellefler vergi indirimine ait bildirimi ve harcama belgelerini yıllık gelir vergisi beyanname verme siiresi iginde bagh olduğu vergi dairesine vereceklerdir. <a href="http://www.genelbilge.com/tag/vergi-dairesi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Vergi Dairesi">Vergi dairesi</a> bu bildirim iizerine; harcamalann vergi indirimi konusuna girip girmedigi, belgelerin ge9erli beige olup olmadigmi kontrol ederek hesapladigi vergi indirimi tutanm Nisan ayi sonuna kadar tlcretliye nakden odeyecektir. Ucretliye nakden iadesi gereken soz konusu vergi indirimi tutarlarinin oncelikle yıllık beyannamede tahakkuk eden gelir vergisine mahsup edilecegi tabiidir.<br />
Ote yandan, tevkifata tabi olmayan iicretlerini yıllık beyanname ile beyan etmek zorunda olan iicretliler bu beyannameye tevkif suretiyle vergilendirilen iicretleri ile diğer gelir unsurlarım da dahil etmeleri halinde vergi indirimi, yıllık beyannamede hesaplanan toplam gelir vergisi matrahinin, tevkifata tabi olmayan ucret gelirlerine isabet eden kismi dikkate almarak hesaplanacaktir. Bu hesaplama [(Tevkif usulii cari olmayan ucret matrahi X Toplam gelir vergisi matrahi)/ Toplam gelir] formulime gore yapilacaktir<br />
Diğer Ucretler<br />
A^agida sayıli hizmet erbabinm safi iicretleri takvim yih ba§mda ge9erli olan ve sanayi kesiminde caiman 16 ya§mdan biiyiik i§ciler için uygulanan asgari iicretin yıllık brut tutarimn % 25&#8242;idir. Bu ucretler i^in beyanname verilmemektedir.<br />
1.  Kazanflan basit usulde tespit edilen ticaret erbabi yanmda 5ah§anlann iicretleri,<br />
2.  Ozel hizmetlerde ^ali^an §oforlerin iicretleri,<br />
3.  Ozel in§aat sahiplerinin iicretle 9ah§tirdigi in§aat i§9ilerinin iicretleri,<br />
4.  Gayrimenkul sermaye iradi elde edenlerin yanmda 9ali§anlann iicretleri,<br />
Gerçek iicretlerinin tespitine imkan olmamasi sebebiyle, Dani§tayin miispet miitalaasiyla Maliye Bakanliginca bu kapsama almanlar.<br />
Bu gruba giren mtikellefler vergi karnesi alarak matrahlarmi bu karnede belirtmek durumundadirlar.<br />
V. GAYRIMENKUL SERMAYE IRATLARININ BEYANI<br />
Gayrimenkul sermaye iradi Gelir Vergisi Kanununun 70 inci maddesinde sayılan mal ve haklann kiraya verilmesinden elde edilen gelirdir.<br />
Soz konusu mal ve haklar ticari veya zirai bir isletmeye dahil bulundugu takdirde bunlarm iratlan ticari veya zirai kazancın tespitine miiteallik hukiimlere gore degerlendirilerek vergilendirilecektir.<br />
Gelir Vergisi Kanununun 70 inci maddesinde yazm mal ve haklan kiraya veren sahipleri, mutasarnflari, zilyedleri, irtifa ve intifa haklan sahipleri ile kiracilan gayrimenkul sermaye iradi mukellefleridir.<br />
Elde edilen iradın vergilendirilecek olan safi tutan belirlenirken giderler indirilir. indirilecek giderler ise gercek usul ve gotilru usul olmak uzere iki sekilde belirlenir.<br />
Gelir Vergisi Kanununun 74 iincii maddesinde gayrisafi hasilattan indirilebilecek giderler sayılrmstir. Bu giderlerin gercek tutarlan ile belgelendirilmeleri gerekmektedir.<br />
Giderler indirilirken dikkat edilmesi gereken husus istisnaya isabet eden giderlerin indirilemeyeceğidir.<br />
GMSI&#8217;nin safi tutari= GMSI-(Gercek giderler &#8211; istisnaya isabet eden gider)<br />
istisnaya isabet eden gider = istisna tutan X toplam gider  =Toplam Hasilat<br />
GMSI elde edenler isterlerse, gercek giderlerine karsihk olmak uzere, hasilatlarının % 25&#8242;ini goturii gider olarak indirerek iratlarının safi tutanm belirleyebilirler. Bu usulti se9en miikellefler;</p>
<p>- Iki yil gecmedikce gerçek usule donemezler.<br />
-  Haklarm    iratlarma    (intifa    hakki    harii?)    gotiiru    gider uygulayamazlar.<br />
-  Biitiln gayrimenkullerin aym gider usuliinil uygulamasi gerekir.<br />
-  GMSI istisna tutan hasilattan indirildikten sonra kalan tutara gotiiru gider uygulayacaklardir.<br />
Gayrimenkul Sermaye Iratlarmda istisna<br />
Binalann mesken olarak kiraya verilmesinden bir takvim yih içinde elde edilen hasilatm 2005 takvim yih için 2.000 YTL&#8217;si gelir vergisinden mustesnadrr. (G.V.K Madde 21)<br />
Ticari, zirai ve mesleki kazancini yıllık beyanname ile bildirmek mecburiyetinde olanlar bu istisnadan faydalanamazlar.<br />
Gelirleri basit usulde tespit edilen ticari kazanc mtikellefleri de bu istisnadan faydalanamazlar.<br />
Sozkonusu istisna sahsa baghdir. Ortak olarak sahip olunan gayrimenkullerden saglanan gelirlerde istisna ayn ayn ve tam olarak uygulamr.<br />
Istisna haddi tizerinde hasilat elde edilip beyan edilmemesi veya eksik beyan edilmesi halinde bu istisnadan yararlamlamaz.<br />
Aynca, ilgili doneme iliskin beyanname vermeyip daha sonra kendiliginden pismanhk (VUK. Madde 371) hukilmleri 9er9evesinde beyanname         verilmesi         halinde,         istisna        hiikmunden yararlanilabilecektir.<br />
Gayrimenkul Sermaye iradinda Zarar<br />
Gergek gider yontemini se9en ve konutlarmi kiraya vererek, baska konutlarda kirada oturanlarm indirim konusu yapacaklan kira bedeli tutan elde ettikleri gayrimenkul sermaye iradi ile simrhdir. Indirilemeyen kişim gider fazlahgi sayılmayacağı gibi zarar olarak da kabul edilmez. Aynca, diğer gelirlerden mahsup edilemez. Ancak, alman konut kirasi kadar olan kismi gider olarak indirilebilir.<br />
Kira indirimi hari9 olmak uzere, yapilan giderlerin elde edilen gayrimenkul sermaye iradindan fazla olmasi durumunda ortaya 9ikan zarar Gelir Vergisi Kanununun 88 nci maddesi hukmii 5er9evesinde zarar mahsubu kapsaminda degerlendirilir.<br />
Gayrimenkul sermaye iratlannda sermayede meydana gelen eksilmeler zarar sayılmaz.<br />
Gayrimenkul sermaye iradini yıllık beyanname ile beyan edecek olan mtikellefler &#8220;Tablo 9 Gayrimenkul Sermaye iradına iliskin Bildirim&#8221; i dolduracaklardir. Gayrisafi irattan istisna tutan diisiildukten sonra kalan tutardan gerçek veya goturii gider indirilecek olup, bulunan safi irat veya zarar Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesinin 21 no.lu Gayrimenkul Sermaye iratlan satinna aktanlacaktir. Kiraya verilen gayrimenkullerin sayısmm fazla olmasi nedeniyle bildirimdeki satirlarm yetmemesi halinde &#8220;Gayrimenkul Sermaye iradına iliskin Ek Foy&#8221; kullamlacaktir.<br />
VI. MENKUL SERMAYE IRATLARININ BEYANI<br />
Sahibinin ticari, zirai veya mesleki faaliyeti dismda nakdi sermaye veya para ile temsil edilen degerlerden mtitesekkil sermaye dolayisiyla elde edilen kar payi, faiz, kira ve benzeri iratlar menkul sermaye iradi olarak tammlanmistir. Bu tammla, bireylerin sahip olduklan nakdi sermayeyi baskalarının kullammma birakmalan sonucu elde ettikleri donemsel nitelikteki gelirlerin menkul sermaye iradi olarak vergilendirilmesi ama9lanmaktadir.<br />
Gerçek kişilerce elde edilen menkul sermaye iratlannm beyan edilip edilmeyeceğine, beyan edilmesi halinde beyannamenin verilmesi ve verginin odenmesine iliskin a9iklamalar aşağıda yer almaktadir.<br />
Tutan Ne Olursa Olsun Beyan Edilmeyecek Menkul Sermaye Iratlan<br />
Aşağıda belirtilen gelirler tutan ne olursa olsun beyan edilmez. Diğer gelirler nedeniyle verilen beyannameye de dahil edilmez.<br />
1.  Vergi kesintisine tabi tutulmus olan, (Gelir Vergisi Kanunu Gecici 55. Madde)<br />
-  Mevduat faizleri,<br />
-  Ozel fmans kuramlannca kar ve zarara katilma hesabi karsiliginda odenen kar paylan,<br />
-  Repo gelirleri,<br />
-  Menkul kiymetler yatinm fonlanmn katilma belgelerine odenen kar paylan.<br />
2.  07/10/2001 tarihinden itibaren diizenlenen sahis sigorta policeleri ve bireysel emeklilik sistemi dolayisiyla elde edilen menkul   sermaye   iratlari.   (Gelir   Vergisi   Kanunu   86/1-a)<br />
(07.10.2001 tarihten once diizenlenen sahis sigorta poli9eleri eski hükümlere gore iicret olarak vergilendirilmektedir.)<br />
3.  Kurumlarm karlarim sermayeye eklemek suretiyle gerceklestirdikleri kar dagitim işlemlerinde gercek kişi ortaklarca elde edilen kar paylan. (Bedelsiz hisse senetleri ile istirak paylan) (231 ve 243 Numarah Gelir Vergisi Genel Tebligleri)<br />
Belirli Bir Tutan Asmamasi Halinde Beyan Edilmeyecek Menkul Sermaye iratlari<br />
Geliri sadece menkul sermaye iratlanndan ibaret olan mukelleflerin elde ettikleri menkul sermaye iratlarının gayri safi tutarlan toplamimn 2005 yılında 15 bin Yeni Turk Lirasim asmamasi halinde, vergi kesintisine tabi tutulmus olanlar beyan edilmeyecektir.<br />
Vergi uygulamasinda, tevkifat orani sifir olarak belirlenmis kazançlar vergi tevkifatma tabi tutulmus kabul edilmektedir.<br />
Menkul sermaye iratlarının gayri safi tutarlan toplamimn belirlenen haddi asip asmadigmm tespitinde, tutan ne olursa olsun beyan edilmeyecek olan menkul sermaye iratlari dikkate almmayacaktir.</p>
<p>Elde edilen gelirin beyan smirmi asmamasi halinde beyan edilmeyecek menkul sermaye iratlan aşağıda belirtilmistir.<br />
-  Her nevi tahvil ve Hazine bonosu faizleri ile Toplu Konut Idaresi ve Ozellestirme Idaresince cikanlan menkul kiymetlerden saglanan gelirler.<br />
-  Tam miikellef kurumlardan elde edilen kar paylan.<br />
Elde edilen gelirin beyan simn olan 15 bin YTL&#8217;yi asmasi halinde bu gelirlerin tamami (istisna edilen tutarlar haric) yıllık beyanname ile beyan edilecektir.<br />
Menkul sermaye iratlan toplaminm beyan sinirim asm asmadigimn tespitinde indirim oram ve istisna uygulanabilecek menkul sermaye iratlarının, indirim oram ve istisna uygulandiktan sonra kalan kişimlan dikkate almacaktir. Bu iratlann beyammn gerektigi durumda ise indirim oram ve istisna uygulandiktan sonra kalan kişimlar beyan edilecektir.<br />
Devlet Tahvili ve Hazine Bonolarindan Elde Edilen Faiz Gelirlerinin Beyani<br />
Devlet ic borclanma kapsammda cikanlan bu kagitlardan Devlet tahvili 1 yil ve daha <a href="http://www.genelbilge.com/tag/uzun/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Uzun">uzun</a> vadeli olup, Hazine bonolan ise kisa vadelidir. Bu kagitlardan elde edilen faiz gelirlerinin beyan edilip edilmeyeceği hususu soz konusu menkul kiymetlerin ihrac tarihine ve TL cinsinden, doviz cinsinden ya da dovize veya baska bir degere (TEFE, TUFE vb.) endeksli olup olmadigina bagh olarak farklıhk gostermektedir. Zira ihrac tarihine bagh olarak istisna, YTL veya doviz cinsinden yada herhangi bir degere endeksli ihrac edilme durumuna bagh olarak indirim oram uygulanmasi/uygulanmamasi soz konusu olmaktadir.<br />
*tndirim Oram Uygulamasi<br />
Turk Lirasi cinsinden ihrac edilen Devlet tahvili ve Hazine bonosundan elde edilen faiz gelirlerine 2005 yih için % 53,7 lik indirim oram uygulanacaktir. Soz konusu kamu kagitlanmn doviz cinsinden, dovize altına veya baska bir degere endeksli (TTJFE, TEFE&#8217;ye endeksli ) olarak ihrac edilmesi halinde ise indirim orani uygulanmasi s6z konusu degildir.( G.V.K. Madde 76)<br />
Indirim orani uygulanmasindan sonra kalan tutar için yıllık beyanname verilip verilmeyeceğine iliskin degerlendirmede soz konusu kagidm ihra9 tarihi de onem tasimaktadir.<br />
Onemli Not: Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin 5, 6, 7, 12 ve 14 numarah bentlerinde yer alan menkul sermaye iratlarma uygulanmakta olan indirim orani, 01/01/2006 tarihinden itibaren elde edilen gelirler için uygulanmak üzere yuriirlukten kaldmlmistir.<br />
*Istisna Uygulamasi<br />
26/07/2001-31/12/2005 tarihleri arasmda ihra9 edilmis olan kagitlann (Devlet tahvili, Hazine bonosu) faiz gelirlerinde 2005 yili için 174.033 YTL&#8217;lik istisna uygulanacaktir. (G.V.K. Gecici madde 59)<br />
Bu durumda yukanda sozil edilen tarihler arasmda Turk Lirasi cinsinden ihraf edilen Devlet tahvili ve Hazine bonosu faiz gelirlerinde once % 53,7&#8242;lik indirim orani, sonra istisna uygulanacak olup, kalan tutar 15 bin YTL&#8217;yi asiyorsa beyan edilecektir. Dikkat edilmesi gereken husus 15 bin YTL&#8217;nin dusiilmesi gereken bir tutar olmayip beyanname verilip verilmeyeceğine iliskin bir smirdir. Dolayisiyla 15 bin YTL&#8217;nin asilmasi halinde asan kişim degil, indirim orani ve istisna uygulandiktan sonra kalan tutar beyan edilecektir.<br />
Soz konusu kagidm ihrac tarihinin 26/07/2001 tarihinden onceki bir tarihi tasimasi halinde istisna uygulanmayacaktir.<br />
Eski ihrac tarihli olup, (26/07/2001 tarihinden once) Turk Lirasi dismda doviz cinsinden ya da doviz veya baska bir degere endeksli kagitlarda indirim orani ve istisna uygulanmayacaktir. Bu durumda elde edilen gelir 15 bin YTL&#8217;yi asiyorsa beyan edilecektir.<br />
Devlet tahvili ve Hazine bonosu faiz gelirlerinde gelir vergisi tevkifat orani (01/10/1998 tarihinden itibaren ihra9 edilenler ifin bu tarihten ge9erli olmak ilzere) sifir (0) olup, rakamin sifir olmasi bu gelirlerin tevkifata tabi olma ozelligini etkilememektedir.<br />
Soz konusu gelirlerdeki sifir oranh tevkifat uygulamasi halen devam etmektedir. (07.10.1998 tarihli ve 98/11794 sayıh Bakanlar Kurulu Karan )<br />
Dolayisiyla, 26/07/2001-31/12/2005 tarihleri arasmda ihra9 edilen Devlet tahvili ve Hazine bonolarının faiz gelirleri ve elden 9ikanlmasindan saglanan diğer kazançlar (deger artis kazanci) toplaminm 2005 yilinda 174.033 YTL&#8217;si gelir vergisinden istisna edilmistir. Istisna kapsamina giren soz konusu kazanflar ifin yıllık beyanname verilmeyecektir.<br />
Devlet i9 bor9lanma senetlerine getirilen bu onemli ve bilyiik vergi avantajindan, dis bor9lanma senedi olan eurobondlardan elde edilen faiz gelirleri ve eurobondlarm alim satimmdan (deger artis kazanci) elde edilen kazançlar da yararlanmaktadir.<br />
Eurobond, Biit9e Kanununa dayanarak dis bor9lanma kapsammda 9ikanlan doviz cinsinden menkul kiymettir. Baska bir ifade ile eurobond, yurtdisi piyasalarmdan bor9 para temin edebilmek için, yabanci para cinsinden ihra9 edilen genellikle uzun vadeli bor9lanma ara9lan olarak tammlanabilir. Eurubondlarm, banka aracihgi ile yurtdismda bu kagitlan pazarlayan bankadan temin edilebildigi gibi i9 piyasadan da satin almmasi mumkiindur. Soz konusu tahvilleri Tiirkiye&#8217;de yasayan gerçek kişiler de satm alabilmektedir.<br />
Gerçek kişilerce satin alman eurobondlar Devlet tahvili ve Hazine bonosu kapsammda olup, bunlann 26/07/2001 (bu tarih dahil) tarihinden sonra ihra9 edilmis olmasi halinde 174.033 YTL&#8217;lik istisna uygulanacaktir. Ancak bu tahviller yabanci para cinsinden ihra9 edildigi için sadece istisna uygulanacak olup, indirim oranimn uygulanmasi soz konusu degildir. Dolayisiyla, bu kagitlarm ihra9 tarihi 26/07/2001- 31/12/2005 donemi arasmdaki bir tarihi tasiyorsa sadece istisna uygulanacak olup, kalan tutar 15 bin YTL&#8217;yi asiyorsa beyan edilecektir.<br />
Yukanda sozii edilen istisna sadece faiz gelirleri için degil, bu kagitlarm elden 9ikanlmasi dolayisiyla elde edilen diğer kazanflar (deger artis kazanci) için de uygulanacaktir. Bir gercek kişinin, hem faiz hem de elden cikarma dolayisiyla elde ettigi kazancınm bulunmasi ve gelir toplamimn istisna sininni asmasi halinde, istisnanm hangi kazanca uygulanacağı ve kalan tutann faiz geliri mi yoksa deger artis kazanci olarak mi beyan edilecegi miikellefce belirlenecektir. Diğer bir anlatimla, 174.033 YTL&#8217;lik istisna faiz gelirleri için ayn, diğer kazanclar (deger artis kazanci) için ayn degil, bu kazanclar toplamina bir kez uygulanacaktir.<br />
Istisna; faiz gelirleri acisindan indirim oram, elden cikarma dolayisiyla elde edilen diğer kazanclar acisindan ise maliyet bedeli endekslenmesi uygulandiktan sonra bulunan tutara uygulanacaktir.<br />
Gerek indirim oram, gerek endeksleme, gerekse istisna uygulamasi beyannamenin disinda yapilacak olup, en son bulunan tutar beyannameye tasmacaktir.<br />
Istisna sadece gercek kişilerce elde edilen kazanclar yoniinden gecerli olup, ticari isletmelere ait olan bu tiir gelirler ile ilgili olarak uygulanmayacaktir.<br />
Indirim Oram Uygulanarak Beyan Edilecek Diğer Menkul Sermaye iratlan<br />
Gelir Vergisi Kanununda bazi menkul sermaye iratlarının enflasyondan armdinldiktan sonra kalan tutarlarimn vergilendirilmesi ongoriilmustiir. Enflasyondan anndirmaya iliskin indirim oram 2005 yih ifin % 53,7 olarak belirlenmistir.<br />
Bu durumda, 2005 takvim yılında elde edilen menkul sermaye<br />
iratlarmdan;<br />
- Her nevi tahvil ve hazine bonosu faizleri ile Toplu Konut idaresi ve Ozellestirme idaresince 9ikanlan menkul kiymetlerden saglanan gelirler, (Bu gelirlerin a9iklamasina yukanda yer verilmistir.)<br />
-  Her nevi alacak faizleri,<br />
-  Menkul krymetler yatinm ortakhklanndan saglanan kar paylan indirim oram uygulanmak suretiyle beyan edilecektir.<br />
Beyanname verme sinin olan 15 bin YTL&#8217;nin hesabmda, indirim oram uygulanabilecek menkul sermaye iratlarmin indirim oram uygulandiktan soma kalan kişimlan dikkate almacaktir.<br />
Ticari isletmelere dahil kazanç ve iratlar için indirim oram uygulanmasi soz konusu degildir.<br />
Alacak Faizlerinin Vergilendirilmesi<br />
Alacak faizleri Gelir Vergisi Kanunu&#8217;nun 75 inci maddesinin 6 numarali bendinde adi, imtiyazh, rehinli, senetli alacaklarla kamu tiizel kişilerine bor9lamlan ve senede baglanmis olan meblaglar için odenen faizler olarak tammlanmistir. Uygulamada ise karsitmza daha 90k belediyelerce veya ilgili kurum ve kuruluslarca istimlak edilen arsa/ arazilerin bedellerinin diisiik olmasi nedeniyle a9ilan davalarla ilgili olarak verilen kararlarda karsitmza 9ikmaktadir. Soz konusu uyu§mazhklarda gayrimenkul sahibi kişilerin talepleri hakh goriilmekte, aynca bu bedelle ilgili olarak ge9en siirede paramn satin alma giicundeki eksilme nedeniyle aynca faiz odenmesine hiikmedilmektedir.<br />
Ya da ozellikle kidem tazminatlan eksik odendiginden bahisle a9ilan davalarda da aym sekilde is9inin talebi yerinde gorillerek hem eksik kidem tazminatmin odenmesine, hem de aynca bir faiz odenmesine karar verilebilmektedir.<br />
Iste bu sekilde htikmolunan faizler Gelir Vergisi Kanunu uygulamasmda alacak faizi olarak adlandinlmakta olup,bu gelirler Gelir Vergisi Kanununun 94 tincii maddesinde yer alan tevkifat kapsammdaki gelirler içinde yer almadigmdan tevkifata tabi tutulmamaktadir.<br />
Alacak faizlerine % 53,7 indirim oram uygulanacak olup, kalan tutarm 800 YTL&#8217;yi asmasi halinde Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi ile beyan edilmesi gerekmektedir.<br />
Burada dikkat edilmesi gereken husus 800 YTL&#8217;nin diisulmesi gereken bir istisna degil beyanname verilip verilmeyeceğine iliskin bir smir olduğudur.<br />
Menkul Kiymet Yatirim Ortakhklanndan Saglanan Kar Paylarinin Vergilendirilmesi<br />
Menkul kiymetler yatirim ortakhklanndan saglanan kar paylarinin vergileme rejimi hisse senetlerinden elde edilcn kar paylarinin vergilendirilmesine benzerlik gostermektedir. Tek farki yatirim ortakhgi kar paylarmda once % 53,7&#8242;lik indirim oram uygulanacak olup, kalan tutarm yansi istisna edilecek, kalan yansi bcyan sinin olan 15 bin YTL&#8217;yi asiyorsa beyan edilecektir.          ( G.V.K. Madde<br />
22,75,76,86)<br />
Bu hesaplamalar daha 6nce de belirttigimiz gibi beyanname dismda yapilacaktir.<br />
Kar Paylarinin Beyani ve Kesilen Vergilerin Mahsubu<br />
Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin 1, 2 ve 3 numarali bentlerinde yer alan gelirler, vergi uygulamasi bakimmdan kar payi olarak adlandinlmaktadir. Soz konusu kar paylan aşağıda aciklanmaktadir:<br />
1.  Her nevi hisse senetlerinin kar paylan (Sermaye Piyasasi Kanununa gore kurulan yatirim fonlan katilma belgelerine odenen kar paylan da bu kapsamdadir.)<br />
Soz konusu hisse senetleri daha ziyade Anonim Sirket hisse senetleri olmaktadir.<br />
2.  Istirak hisselerinden dogan kazançlar<br />
Limited sirket ortaklarının, is ortakhklan ortaklarinm ve komanditerlerin kar paylan ile kooperatiflerin dagittiklan kazançlar bu kapsamdadir.<br />
3. Kurumlarm idare meclisi baskan ve uyelerine verilen kar paylan Gelir Vergisi Kanununun 22 nci maddesinin 2 numarah fikrasmda; tarn miikellef kurumlardan elde edilen kar paylarının yansi gelir vergisinden istisna edilmis, kar paymm beyam halinde, kann dagitimi asamasmda kurum biinyesinde yapilan tevkifatm tamaminm yıllık beyanname iizerinden hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilecegi hiikme baglanmistir.<br />
Buna gore; tam miikellef kurumlardan elde edilen ve yukanda sayılan kar paylarının yansi gelir vergisinden istisnadir. Bu hesaplamada kar paymm brut tutan esas almacaktir. Istisna sonrasi kalan tutar 2005 yib için belirlenen 15 bin YTL beyan smirini asiyor ise beyan edilecektir. Beyan edilen tutar iizerinden hesaplanan gelir vergisinden kann dagitimi asamasinda kurum biinyesinde yapilan tevkifatm tamami mahsup edilecektir. Mahsup sonrasi kalan tutar genel hükümler cercevesinde red ve iade edilecektir.<br />
4842 sayıli Kanunla yapilan diizenlemede, halka a9ik anonim sirketlerle diğer sirketlerdeki farkli tevkifat orani uygulamasi kaldinhms olup, soz konusu tevkifat oram 10/12/2003 tarih ve 2003/6577 sayıli Bakanlar Kurulu Karan ile tiimii için % 10 olarak belirlenmistir.<br />
Ornek : Bay (A), 2005 takvim yılında (Y) Anonim §irketine ait hisse senetlerinden 40.000 YTL, (Z) Anonim §irketine ait hisse senetlerinden ise 20.000 YTL kar payi elde etmistir. Elde edilen kar payi her iki kurum biinyesinde % 10 nispetinde tevkifata tabi tutulmus olup, tevkif edilen vergi toplam 6.000 YTL&#8217;dir.<br />
Yapilacak hesaplamada kar paymin brut tutan esas almacak olup, miikellefm beyam aşağıdaki gibi olacaktir:<br />
Kar Payi Toplam Tutan (Brut)                     60.000, YTL<br />
Istisna Edilen Tutar(60.000.000.000 x lA)          30.000, YTL<br />
Beyan edilen Tutar                                     30.000, YTL<br />
Hesaplanan Gelir Vergisi                            7.920, YTL<br />
Mahsup Edilecek Vergi                               6.000, YTL<br />
Odenecek Gelir Vergisi                               1.920, YTL<br />
Beyan Edilmeyecek Kar Paylan<br />
-  Gercek kişilerce elde edilen ve yukanda yazih olan kar paylan, beyana tabi baska gelirlerin bulunmamasi, Tiirkiye&#8217;de tevkifata tabi tutulmus olmasi ve beyan sinirmi asmamasi kosuluyla beyan edilmeyecektir.<br />
-  Kurumlann 31/12/1998 ve daha onceki tarihlerde sona eren hesap donemlerinde elde ettikleri kazanclanm dagitmalan halinde, gercek kişilerce elde edilen bu kar paylan, tutan ne olursa olsun yıllık beyanname ile beyan edilmeyecektir.<br />
-  Kann sermayeye ilavesi sonucu elde edilen kar paylan (kurum kazancınm dagitilmayip sermayeye ilave edilmesi nedeniyle ortaklara verilen bedelsiz hisse senetleri) için beyanname verilmeyecektir.<br />
Buraya kadar yapilan aciklamalar soz konusu gelirlerin menkul sermaye iradi olarak elde edilmesi halinde yapilacak vergilemeye yoneliktir. Bu gelirlerin ticari isletmeye bagh olarak elde edilmesi halinde ticari kazanc hukumlerine gore vergilendirme yapilacaktir.<br />
800 YTL&#8217;lik Tutan Asmamasi Halinde Beyan Edilmeyecek Menkul Sermaye iratlari<br />
Tiirkiye&#8217;de vergi kesintisine tabi olmayan ve istisna uygulanmayan aşağıda belirtilen menkul sermaye iratlannm 2005 yih için 800 YTL&#8217;lik tutan asmamasi halinde, bu iratlar beyan edilmeyecektir.<br />
-  Kiyi   bankacihgmdan   (off-shore   bankacihk)   elde   edilen   faiz gelirleri<br />
-  Hisse   senetleri   ve   tahvillerin   vadesi   gelmemis   kuponlarının satismdan elde edilen bedeller<br />
-  istirak hisselerinin sahibi adma hentlz tahakkuk etmemis kar paylarinm devir ve temliki karsihgmda alman para ve ayinlar<br />
-  Her cesit senetlerin lskonto edilmesi karsihgmda alman lskonto bedelleri<br />
-  Her nevi alacak faizleri<br />
-  Yurt dismdan elde edilen diğer menkul sermaye iratlari.<br />
800 YTL&#8217;lik tutar bir istisna olmayip, gelirin beyan edilip edilmeyeceğine yonelik tespitte dikkate alraacak bir haddir. Bu had yukanda belirtilen gelirlerin her biri için ayri ayn uygulanmayacak olup, bu gelirler ile vergi kesintisine tabi olmayan ve istisna uygulanmayan menkul ve gayrimenkul sermaye iratlanmn toplam tutan dikkate ahnacaktir.<br />
Safi iradın Tespitinde indirilecek Giderler<br />
Menkul sermaye iradınin elde edilmesi için gayrisafi irattan indirilebilecek smirh sayıdaki giderlerin neler olduğu Gelir Vergisi Kanununun 78 inci maddesinde a9iklanmis olup, gayrisafi irattan iradın elde edilmesi için yapilan giderler dusuldiikten sonra kalan net tutar safi irat olarak beyan edilecektir. Bu tutar Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesinin 22 no.lu Menkul Sermaye Iratlan satirma aktanlacaktir.<br />
VII. DİĞER KAZANC VE 1RATLARININ BEYANI<br />
Diğer kazanç ve iratlarm vergilendirilmesine iliskin olarak 01.01.2003 tarihinden gecerli olmak üzere, Gelir Vergisi Kanununun 80, mukerrer 80, 81, mukerrer 81 ve 82&#8242;nci maddeleri yuriirluge girmi§tir.<br />
Yapisi itibariyle devamlihk gostermeyen mutad meslek halinde yapilmayan, daha 90k spekulatif ve anzi denilebilecek kazanclar diğer kazanç ve irat olarak adlandinlmaktadir. Bir kazanç veya iradın &#8220;Diğer kazanç ve irat&#8221; kapsammda vergiye tabi tutulabilmesi için, bu irada ili§kin faaliyetin Kanunda a9ik9a yazili olmasi gerekmektedir.<br />
Diğer kazanç ve iratlar deger artisi kazançlari ve anzi kazançlar olmak tizere iki farkli gelir unsurundan olusmaktadir.<br />
Deger artisi kazanci olarak vergilendirilen gelir, mal ve haklarm elden 9ikarilmasmdan saglanan kazançtir.<br />
Anzi kazaiujlar ise, yapilmasi devamhhk arzetmeyen faaliyetlerden elde edilen gelirlerin vergilendirilmesine yonelik diizenlemeler i9ermektedir.<br />
Deger artisi kazançları Gelir Vergisi Kanununun 80 inci maddesinde alti bent halinde sayılmistir. Uygulamada karsimiza sik?a 9ikan menkul kiymetlerin elden fikanlmasi ile gayrimenkullerin elden 9ikanlmasi halinde dogan deger artis kazançlarıdir.<br />
Menkul Kiymetlerin Elde Cdtanlmasi Halinde Vergileme<br />
Aşağıda belirtilen menkul kiymetler vergileme dismda tutulmustur.<br />
-  Ivazsiz olarak iktisap edilen menkul kiymetler,<br />
-  Tiirkiye&#8217;de kurulu menkul kiymet borsalarmda işlem goren ve 119 aydan fazla siireyle elde tutulan hisse senetleri ile tam miikellef kurumlara ait olan ve bir yildan fazla siireyle elde tutulan hisse senetleri.<br />
Bu kazançlar için yıllık beyanname verilmeyeceği gibi diğer gelirler nedeniyle verilecek beyannameye de dahil edilmeyecektir. Yukanda belirtilenlerin disinda kalan yani ivazh olarak elde edilmis olmasi sartiyla;<br />
-  Ttirkiye&#8217;de kurulu menkul kiymet borsalarmda i§lem goren ve 119 ay içinde elden 9ikanlan hisse senetlerinden saglanan kazançlar ile tam miikellef kurumlara ait olan ve en fazla bir yil siireyle elde tutulan hisse senetlerinin elden 9ikanlmasmdan saglanan kazançlar,<br />
-  Diğer menkul kiymetlerin elden 9ikanlmasmdan saglanan kazançlar,<br />
diğer kazanç ve irat olarak vergilendirilecektir.<br />
Onemli Not: ilerideki boliimlerde a9iklanacağı üzere, 01/01/2006 tarihinden menkul kiymetlerin elden 9ikanlmasmda elde edilen gelirler uzerinden Gelir Vergisi Kanununun Ge9ici 67 inci madde hükümleri uygulanacaktir.<br />
Gayrimenkullerin Elden Cikanlmasi Halinde Vergileme<br />
Gayrimenkullerin iktisap tarihinden itibaren 4 yil içinde elden cikanlmasi halinde dogan kazanc deger artis kazanci olarak vergilendirilecektir. Dolayisiyla, 4 yildan fazla bir sure ile elde tutulduktan sonra satilan gayrimenkulla ilgili olarak vergilendirme yapilmasi soz konusu degildir.<br />
Ornegin; miras yoluyla intikal eden arsanin daire karsihgmda miiteahhide verilmesi ve elde edilen dairenin 4 yil içinde satilmasi halinde dogan kazanc vergilendirilecektir. £iinku ivazsiz intikal konusu arsa olup, satisi yapilan gayrimenkul ise dairedir. Bu durumda gayrimenkul için ivazsiz intikalden soz edilemeyeceğinden vergileme yapilacaktir.<br />
Deger artisi kazancında vergilendirilecek kazanca &#8220;safi deger artisi&#8221; denilmektedir.<br />
Safi kazanç, elden cikarma karsihgmda ahnan para ve ayinlarla saglanan ve para ile temsil edilebilen her tilrlu menfaatlerin tutanndan, elden 9ikanlan mal ve haklarm maliyet bedelleri ile elden cikarma dolayisiyla yapilan ve saticmin uhdesinde kalan giderlerin ve odenen vergi ve harclann indirilmesi suretiyle bulunacaktir.<br />
Vergilendirilecek deger artis kazancimn tespitinde miikelleflerin enflasyondan kaynaklanan fiktif kazanclarının vergilendirilmemesi ifin iktisap bedelinin TEFE artis oramnda arttmlmasi suretiyle bulunan tutar esas ahnacaktir. Bu uygulamada mal ve haklarm elden cikanldigi aydaki TEFE artis oram dikkate ahnmayacaktir. Bu sekilde endekslemeye esas almacak oranm tespitinden sonra vergilendirilecek deger artis kazanci aşağıdaki sekilde hesaplanacaktir.<br />
Onemli Not: 5281 sayıh Kanunla, 01.01.2006 tarihinden itibaren elde edilen gelirlere uygulanmak üzere endekslemenin yapilabilmesi ifin artis orammn % 10 veya iizerinde olmasi sarti getirilmistir.<br />
Sati§ Bedeli (Elden 9ikarma bedeli) &#8211; Endekslenmis Iktisap veya Maliyet Bedeli = Deger Artis Kazanci<br />
Bu tutardan 13 bin Yeni Turk Lirahk istisna dtlsiilecek olup, kalan tutar ne olursa olsun her haliikarda yıllık beyanname ile bildirilecektir. iktisap bedeli endeksleme işlemi beyanname dismda yapilacak olup, endekslenmis tutar Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi Ekinde yer alan &#8220;Tablo 11 Diğer Kazanç ve Iratlara Iliskin Bildirim&#8221; in 54 no.lu satinna yazilacaktir. 13 bin YTL istisna soz konusu tabloda gosterilerek indirim konusu yapilacak olup, bu işlemden sonra 59 no.lu satirda yer alan vergilendirilecek safi deger artisi kazanci Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesinin TABLO- 2 GELIR BiLDiRIMi bolumumin 23 numarah satinna aktanlacaktir.<br />
Ornek: Bay (C), tarn mukellef kurum olan (X) A.§&#8217;nin hisse senetlerinin 50.000 YTL&#8217;lik kismini 21/07/2004 tarihinde satin almistir. Bay (C), (X) A.§ hisse senetlerini 01/05/2005 tarihinde 80.000 YTL bedelle elden cikarmistir. Aynca, Bay (C) bu işlemler neticesinde 2.700 YTL damga vergisi odemistir.<br />
21/07/2004&#8242;de iktisap edilen hisse senetlerinin 01/05/2005 tarihinde elden cikanlmasi sonucu olusan gelirin vergilendirilmesi aşağıdaki gibidir:<br />
Hisse senetleri, Temmuz 2004&#8242;de iktisap edildigi ve Mayis 2005&#8242;te elden 9ikanldigi için; maliyet bedeli Haziran 2004 ile Nisan 2005 arasmdaki aylardaki TEFE artis oramnda artinlarak tespit edilecektir.<br />
TEFE artis orani (Nisan 2005 TEFE oram / Haziran 2004 TEFE oram)= 8.675,43/7.982,7=1,086<br />
Hisse senetlerinin TEFE uygulanmis iktisap bedeli: 50.000 YTL* 1,086= 54.300 YTL<br />
Vergilendirme:<br />
(80.000 YTL &#8211; 54.300 YTL) &#8211; 2.700 YTL = 23.000 YTL<br />
Bir takvim yihnda elde edilen deger artisi kazancınin 13 bin YTL&#8217;lik kismi (2005 yih için istisna tutan 13 bin YTL&#8217;dir.) gelir vergisinden istisna olup, (23.000 YTL &#8211; 13.000 YTL =) 10 bin YTL deger artis kazanci olarak beyan edilecektir.<br />
Diğer kazanf ve iratlardan zarar olusmasi halinde bu zararm ertesi yila devri soz konusu olmadigi gibi, diğer gelir unsurlarından olusan kazanca mahsubu da soz konusu degildir. (G.V.K Madde 88)<br />
Ancak deger artis kazanclarindaki zararm kendi içinde mahsubu mumkun bulunmaktadir. Ornegin; (A) hisse senetlerinin satisindan zarar, (B) hisse senetlerinden kazanc dogmasi halinde bu zararm mahsubu mumkun bulunmaktadir.<br />
Burada dikkat edilmesi gereken husus, zarar ve kazanc doguran olayin vergilendirme kapsammda olmasidir. Ornegin; zarar doguran hisse senedi satisimn (Borsada işlem goren) iktisap tarihinden itibaren 4 ay sonra gerceklestigini varsaydigimizda bu satis Kanunda yazili 3 ayhk siireyi ge9tigi için verginin konusuna girmeyeceğinden zarar mahsubu da yapilamayacaktir.<br />
Devlet tahvili ve Hazine bonolarının elden 9ikanlmasi halinde elde edilen gelir deger artis kazanci olmaktadir. Gerçek kişilerin soz konusu Devlet I9 Bor9lanma Senetleri dolayisiyla deger artis kazanci elde etmeleri halinde de iktisap bedeli endeksleme işlemi yapilacak olup, bu menkul kiymetlerin ihra9 tarihinin 26/07/2001 tarihinden sonraki bir tarihi tasimasi durumunda aynca 174.033 YTL istisna da uygulanacaktir. Ancak bu istisnadan yararlananlar mukerrer 80 inci madde de yer alan 13 bin YTL istisnadan yararlanamayacaktir.<br />
Eurobondlarm satisindan dogan kazancinm tespitinde TL cinsinden ihra9 edilen Devlet tahvili ve Hazine bonolarmda olduğu gibi iktisap bedeli endekslemesi yapilabilecektir. Aym sekilde eurobondlarm ihra9 tarihinin 26/07/2001 tarihinden sonraki bir tarihi tasimasi halinde 174.033 YTL istisnanm da uygulanacağı tabidir.<br />
MENKUL KIYMETLERDEN ELDE EDILEN GELIRLER 01/01/2006           TARiHINDEN           iTIBAREN           NASIL<br />
VERGiLENDiRILECEK?<br />
Gelir Vergisi Kanununa 5281 sayıli Kanunun 30 uncu maddesiyle eklenen Gecici 67 nci maddeye gore, menkul kiymetler ve diğer sermaye piyasasi araclanmn elden cikanlmasi ve elde tutulmasi siirecinde elde edilen gelirler ile mevduat faizleri, repo gelirleri ve ozel fmans kurumlanndan elde edilen gelirler %15&#8242;lik tek bir oranda vergilendirilecektir.<br />
56z konusu gelirlerin vergilendirilmesini aşağıdaki bashklar altmda aciklamaya cahsacağız.<br />
Mevduat Faizleri, Repo Gelirleri ve Ozel Finans Kurumlanndan Elde Edilen Gelirler<br />
Soz konusu gelirler iizerinden odemeyi yapanlarca %15 vergi tevkifati yapilacaktir. Bu gelirlere iliskin hesaplarm 01/01/2006 tarihinden once acilmis olmasi, YTL veya doviz cinsinden acilmis olmasi veya vadeli/vadesiz hesap olmasi durumu degistirmemektedir.<br />
Dolayisiyla, ozel kanunlarmda gelir ve kurumlar vergisinden muaf olduğu belirtilen kurum ve kuruluslara (dernek ve vakiflar dahil) ait hesaplardan elde edilen gelirler iizerinden de, aym sekilde tevkifat yapilacaktir.<br />
Bu gelirler için tarn ve dar mukelleflerce tutan ne olursa olsun yıllık beyanname verilmeyecektir.<br />
Devlet Tahvili ve Hazine Bonosu Faiz Gelirleri ile Ahm-Satim Kazanclari<br />
01.01.2006 tarihinden sonra ihra? edilen Devlet tahvili ve Hazine bonolan dahil turn tahvil ve bonolar ile bu tarihten sonra iktisap edilen menkul krymetlerden elde edilecek olan faiz gelirleri ve ahm-satim kazanclari iizerinden % 15 oranmda tevkifat yapilacaktir.<br />
01.01.2006 tarihinden once ihrac/iktisap edilen her nevi tahvil ve hazine bonolan ile menkul kiymetler ve diğer sermaye piyasasi araflarının vergilendirilmesinde ise tevkifat yapilmayacak olup, bu gelirler gerek tam gerekse dar miikellefler a9isindan 31.12.2005 tarihinde ge9erli olan eski hukiimlere gore vergilendirilecektir.<br />
Eurobondlar Ge9ici 67&#8242;nci madde kapsaminda bulunmadigindan, bu kagitlardan elde edilen gelirler uzerinden anilan madde kapsammda tevkifat yapdmasi soz konusu degildir. Bu gelirler, 31.12.2005 tarihindeki ge?erli olan hükümlere gore vergilendirilmeye devam edilecektir.<br />
Hisse Senedi Kar Paylari ile Ahm-Satim Kazanclari<br />
Hisse senedi kar paylari Ge9ici 67&#8242;nci madde kapsaminda bulunmadigindan tevkifat yapilmayacaktir. Bu gelirler, 31.12.2005 tarihinde ytiriirliikte bulunan mevzuata gore vergilendirilecektir.<br />
Hisse senetlerinin ahm-satimmdan dogan kazançlar uzerinden % 15 oramnda tevkifat yapilacaktir. Ancak tam miikellef kurumlara ait olup, Istanbul Menkul Kiymetler Borsasmda işlem goren ve bir yildan fazla silreyle elde tutulan hisse senetlerinin elde 9ikanlmasinda tevkifat uygulanmayacağı gibi bu gelirler için yıllık/munferit beyanname de verilmeyecektir.<br />
01.01.2006 tarihinden once iktisap edilen hisse senetleri ile ilgili olarak 2006 yılında elde edilen kar paylari ile ahm-satim kazançlarına Ge9ici 67&#8242;nci madde hukiimleri degil, 31.12.2005 tarihinde yururliikte bulunan eski hükümler uygulanacaktir.<br />
Menkul Kiymetler Yatirim Fonlari<br />
Sermaye Piyasasi Kanununa gore kurulan menkul kiymetler yatirim fonlari (borsa yatirim fonlari hari9) fon biinyesinde &#8211; i9erden- tevkif yoluyla vergilendigi için bu fonlann katilma belgelerinin ilgili olduğu fona iadesi durumunda tevkifat yapilmayacağı gibi beyanname de verilmeyecektir.<br />
ihtiyari Beyan<br />
Ge9ici 67&#8242;nci madde kapsaminda tevkifata tabi tutulan ve yıllık veya munferit beyanname ile beyan edilmeyeceği belirtilen gelirler için takvim yih itibanyla ihtiyari olarak yıllık beyanname verilebilecektir. Soz konusu beyan menkul krymetlerin ahm-satim kazanclarma ili§kin olarak verilecek olup, itfa gelirleri ile mevduat faizi, repo kazanclan gibi gelirlerin beyannameye dahil edilmesi soz konusu degildir.<br />
Ahm-satim kazancina iliskin ihtiyari beyanda bulunacak mukelleflerce, ayni turden menkul kiymetlere iliskin olmasi kosuluyla zarar mahsubu yapilabilecektir. Bu beyana % 15&#8242;lik tek bir oran uygulanacak olup, hesaplanan vergiden yil içinde tevkif yoluyla alman vergiler mahsup edilecek, kalan tutar olmasi halinde red ve iade yapilacaktir.<br />
VII. FARKLI GELIR UNSURLARININ BIRARADA ELDE EDILMESI HALINDE BEYAN<br />
Gelir Vergisi Kanununun 2&#8242;nci maddesinde sayılan gelir unsurlarının bir kacinin birarada elde edilmesi halinde bu gelirlerin beyan edilip edilmeyeceği belirlenirken iki husus goz oniinde bulundurulacaktir.<br />
-  2005 yih gelirleri için beyan smin olan 15 bin YTL&#8217;nin tespitinde iicret gelirleri diğer gelirler ile iliskilendirilmeksizin ayn degerlendirilecektir. Bu degerlendirme sonucu iicret gelirinin beyani halinde diğer gelirler tutan ne olursa olsun (istisna tutannm altmda kalanlar haric) beyannameye dahil edilecektir.<br />
-  Ucret geliri dismdaki diğer gelirler 15 bin YTL&#8217;lik haddin hesabmda ayn dikkate almacaktir. Indirim orani ve istisnaya isabet eden tutarlar 15 bin YTL&#8217;lik haddin hesabinda dikkate ahnmayacaktir.<br />
Tevkifat ve istisna uygulanmayan gelirler ise 800 YTL&#8217;lik haddi asiyorsa beyan edilecektir. Bu gelirler ile tevkifath olan gelirler (hangi tur gelir olursa olsun) toplanacak olup, bulunan tutar 15 bin YTL&#8217;nin    altmda    ise    tevkifath    gelirler    beyannameye    dahil edilmeyecektir. Bu gelirlerin beyan disi kalabilmesi hem kendi içinde hem de iicret geliri nedeniyle 15 bin YTL&#8217;yi asmamasma baglidir.<br />
Ucret geliri nedeniyle 15 bin YTL&#8217;nin asilmadigi, diğer gelirler nedeniyle 15 bin YTL&#8217;nin asildigi durumda sadece diğer gelirler beyan edilecek olup, ucret gelirleri beyannameye dahil edilmeyecektir.<br />
Yıllık beyannameye ucret gelirlerinin dahil edilmesi durumunda, toplam vergiye tabi gelir (matrah) uzerinden Gelir Vergisi Kanununun 103 iincii maddesinde yer alan nispetler ile 104 iincii maddesindeki diizenlemeler esas almarak gelir vergisinin hesaplanmasi, daha sonra ise matrahm iicret gelirinden tesekkiil eden kismi uzerinden % 5 nispetinde gelir vergisi hesaplanarak ilk hesaplanan gelir vergisi tutarmdan diisiilmesi gerekmektedir. Bu yontemle ulasilan gelir vergisi tutan, yıllık beyannamenin &#8220;TABLO-3 VERGI BiLDIRiMi&#8221; boltimunun 39 numarah satinnda &#8220;Hesaplanan Gelir Vergisi&#8221; olarak gosterilecektir.<br />
Sonuc olarak; beyanname verilip verilmeyeceğine iliskin durum ucret gelirlerine bagb olarak belirlenecektir.<br />
VIII. YILLIK BEYANNAMEDE iNDiRIM<br />
Yıllık beyannamenin &#8220;TABLO 2 GELIR BiLDIRiMi&#8221; boltimunde 28 numarah satirda baslayip 35 numarah satirda bitmek üzere indirim konusu yapilacak hususlara yer verilmistir.<br />
Bu indirimler, beyannamede yer alan sirasiyla aşağıda a9iklanmaktadir:<br />
1. §ahis Sigorta Primleri ile Bireysel Emeklilik Sistemine Odenen Katki Paylan:<br />
§ahis sigorta primleri ile bireysel emeklilik sistemine ait katki paylan beyannamenin &#8220;TABLO- 2 GELiR BiLDiRiMI&#8221; boliimiinun 28 numarah satinnda gosterilerek indirim konusu yapilacaktir.<br />
Soz konusu primler bireysel emeklilik sistemine ait ise indirilebilecek tutar beyan edilen gelirin % 10&#8242;nunu asamayacaktir. Bireysel emeklilik sistemi dismdaki sahis sigorta primleri için ise bu oran % 5 olarak uygulanacaktir. indirim konusu yapilacak tutarm belirlenmesinde % 10 ve % 5&#8242;lik oranin uygulanacağı tutar yıllık beyannamenin &#8220;TABLO- 2 GELIR BiLDiRJMi&#8221; bolumiinun 26 numarah satinndaki tutar olup, bu tutar indirimler ve gecmis yil zararlan toplamindan onceki tutar olmaktadir.<br />
indirim konusu yapilacak tavanm belirlenmesinde sadece bu oranlar degil, oranlarla birlikte asgari ucretin yıllık tutanni (2005 yih için 5.864,40 YTL) asmama sarti da beraber aranacaktir.<br />
Bireysel emeklilik sistemi ile diğer sahis sigortalan için odenen primlerin birlikte olmasi halinde matrahtan indirim konusu yapilabilecek tutar beyan edilen gelirin % 10&#8242;u ile simrli olacaktir. Bu durumda sahis sigorta primleri için % 5 lik sinirda aynca aranacaktir.<br />
Mukelleflerin esi ve kiifiik 90cuklannin&#8217; ayn beyanname vermeleri halinde ese ve cocuklar adma odenen prim ve katki paylan oncelikle kendi gelirlerinden indirilecektir.<br />
Ucret Gelirinden indirim<br />
Ucret geliri nedeniyle yıllık beyanname veren miikellefler vergiye tabi matrah belirlenirken soz konusu primleri indirim konusu yapacaklardir. Bu indirim bireysel emeklilik sistemine odenen katki paylan i?in odendigi ayda elde edilen brut ucretin % 10&#8242;unu, bireysel emeklilik sistemi dismdaki sahis sigorta policeleri için % 5&#8242;ini asamayacaktir.<br />
indirim konusu yapilacak olan bireysel emeklilik sistemine odenen katki payi veya diğerlerine odenen prim tutarlannm tespitinde esas almacak  ucret,   isveren   tarafmdan   cahsana  hizmeti   karsihginda<br />
1 Kiifiik focuk tabirinden, 18 ya^im doldurmami§ ve mukellef tarafmdan bakraakla yiikumlu olunan (nafaka verilmek suretiyle bakilanlar dahil) kijilerin anlajilmasi gerekmektedir.<br />
odenen aylik (maas), prim, ikramiye, sosyal yardimlar ve zamlar gibi siirekli nitelikteki brilt tutarlann toplami olacaktir. Gider karsihgi olarak odenen tutarlar (yapilan gerçek bir giderin karsihgi olsun olmasin) dikkate almmayacaktir.<br />
Ucret geliri nedeniyle indirimden yararlanan mukelleflerin yıllık beyanname ile beyan edilen gelirleri için tekrar bu indirimden yararlanmalan soz konusu degildir.<br />
2. Egitim ve Saghk Harcamalan:<br />
Mukellefler egitim ve saghk harcamalanni Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesinin &#8220;TABLO- 2 GELIR BiLDIRIMi&#8221; boliimiinun 29 numarah satinnda gostereceklerdir.<br />
Egitim ve saghk harcamalarmda da indirim konusu yapilacak rutar beyan edilen gelirin % 10 &#8216;unu asmayacaktir.<br />
Soz konusu harcamalann indirim konusu yapilabilmesi için, harcamalann Tiirkiye&#8217;de yapilmasi ve gelir ve kurumlar vergisi miikellefiyeti bulunan gercek veya tuzel kişilerden ahnacak belgelerle tevsik edilmesi gerekmektedir.<br />
Ucret gelirleri nedeniyle bu indirimden yararlanan mukellefler yıllık beyannamede tekrar bu indirimden yararlanamayacaklardir.<br />
3.   Genel ve 6zel btitceli kamu idarelerine, il ozel idarelerine, belediyelere ve koylere bagislanan okul, saghk tesisi ve yuz yatak (kalkmmada oncelikli yorelerde elli yatak) kapasitesinden az olmamak uzere ogrenci yurdu ile cocuk yuvasi, yetistirme yurdu, huzurevi, bakim ve rehabilitasyon merkezi insasi dolayisiyla yapilan harcamalar veya bu tesislerin insasi için bu kuruluslara yapilan her tiirlu bagis ve yardimlar ile mevcut tesislerin faaliyetlerini devam ettirebilmeleri için yapilan her türlü nakdi ve ayni bagis ve yardimlann tamami, yine ayni bildirimin 30 numarah satinnda gosterilecektir.<br />
Soz konusu bagis ve yardimlar ister nakdi ister ayni olsun tamami indirilebilecektir. Sinirsiz indirim denilen bu indirimden yararlanacak bagis ve yardimlar;<br />
-  Bagislanan okul, saghk tesisi ve ytlz yatakli kapasitesinden az olmamak uzere ( kalkinmada oncelikli yorelerde 50 yatak) ogrenci yurdu ile 9001k yuvasi, yetistirme yurdu, huzurevi, bakim ve rehabilitasyon merkezi insaasi için yapilan harcama,<br />
-  Bu tesislerin insaasi için yapilan bagis ve yardim,<br />
-  Mevcut okul, saghk tesis, ogrenci yurdu, cocuk yuvasi, yetistirme yurdu huzurevi, bakim ve rehabilitasyon merkezlerinin faaliyetlerine devam etmelerini saglamak amaciyla yapilan bagis ve yardim,<br />
niteliginde olmahdir.<br />
Aynca, bu bagis ve yardimlann;<br />
-  Genel biit9eli kamu idarelerine,<br />
-  Ozel but9eli kamu idarelerine,<br />
-  II ozel idarelerine,<br />
-  Belediyelere<br />
-  Koylere,<br />
yapilmis olmasi gerekmektedir.<br />
4. Fakirlere yardim amaciyla gida bankacihgi faaliyetinde bulunan dernek ve vakiflara Maliye Bakanhginca belirlenen usul ve esaslar 9er9evesinde bagislanan gida, temizlik, giyecek ve yakacak maddelerinin maliyet bedelinin tamami &#8220;TABLO-2 GELIR BiLDiRIMi&#8221; boliimiinun 31 numarah satirda gosterilecektir.<br />
Smirsiz indirimden yararlanabilmek için gida bankacihgi kapsammda yapilacak bagislarm gida, temizlik, giyecek ve yakacak maddesi niteliginde olmasi, aynca bedelsiz olarak ihtiya9 sahiplerine dagitilmak üzere sarth bagis olarak, dernek veya vakfa yapilmasi gerekmektedir.<br />
21 Mart 2004 tarih ve 25409 sayıli Resmi Gazete&#8217;de yayimlanan 251 seri numarah Gelir Vergisi Genel Tebligi ile gida bankacihgi kapsaminda yapilacak bagislara iliskin usul ve esaslar diizenlenmistir.<br />
5.  Bu bentte yer alan kiiltur ve sanat faaliyetlerine iliskin olarak yapilan ayni ve nakdi bagis ve yardimlann tamami da yine aym bildirimin 32 numarah satinnda gosterilerek indirim konusu yapilabilecektir.<br />
6.  Sponsorluk harcamalan adi altinda yapilan bagis ve yardimlar 33 numarah satirda gosterilerek indirim konusu yapilacaktir.<br />
3289 sayıli Gen9lik ve Spor Genel Mudurluguniin Teskilat ve Gorevleri Hakkinda Kanun ile 3813 sayıh Turkiye Futbol Federasyonu Kurulus ve Gorevleri Hakkmda Kanun ve bu Kanuna dayamlarak ?ikanlan Gen9lik ve Spor Genel Mudiirlugu Sponsorluk Yonetmeligi 9er9evesinde yapilan sponsorluk harcamalan gelir vergisi matrahmdan indirim konusu yapilabilecektir.<br />
Bu 9er9evede yapilan sponsorluk harcamalarimn amator spor dallan tamami profesyonel spor dallan için ise % 50 si indirilebilecektir.<br />
7.      Miikelleflerin isletmeleri biinyesinde gerçeklestirdikleri miinhasiran yeni teknoloji ve bilgi arayisina yonelik arastirma ve gelistirme harcamalan tutannin % 40&#8242;i oranmda hesaplanacak Ar-Ge indirimi Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi &#8220;TABLO- 2 GELIR BiLDiRIMi&#8221; boliimuniin 34 numarah satinnda gosterilecektir.<br />
8.  Genel ve ozel biit9eli kamu idareleri, il 5zel idareleri, belediyeler, koyler ile kamu yaranna çalışan dernekler ve Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tamnan vakiflara yapilan bagis ve yardimlar (Gelir Vergisi Kanunu Madde 89/4) Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi &#8220;Tablo 2 GELIR BiLDiRIMi&#8221; boliimiinun 35 numarah satinnda gosterilecektir.<br />
indirim yapilabilmesi için bagism yukanda sayılan kurum ve kuruluslara nakit olarak yapilmasi gerekmektedir.<br />
% 5 ve % 10 luk Indirimlerde Esas Ahnacak Tutar<br />
Beyan edilen gelirin % 5&#8242;i veya % 10&#8242;u ile smirh olarak yapilacak indirimlerde baz ahnacak tutar, sahis sigorta primlerinin indirimi bolumtinde soz ettigimiz gibi yıllık beyannamenin TABLO- 2 GELIR BILDIRiMi boliimiinun 26 numarah satinndaki tutar esas almacaktir. Bu tutar indirimler ve gecmis yil zararlan toplammdan onceki matrah olmaktadir.<br />
indirimlerin, Bagis ve Yardimlarm Belgelendirilmesi<br />
Yıllık gelir vergisi beyannamesi uzerinden yapilacak indirimlerde beyanname ekinde herhangi bir beige ibrazma gerek bulunmamaktadir. Ancak, bu miikellefler bagis ve yardim yaptiklan kurum veya kuruluslarca bu bagism almdigmi gosteren belgeleri vergi idaresince istenilmesi halinde ibraz etmekte yiikumltidurler. Dolayisiyla, defter kayit ve belgelerini buna gore diizenleyeceklerdir. Ornegin, Milli Egitim Bakanligma okul bagislayan ya da mevcut okulun tamiri için nakit bagismda bulunan miikellef Milli Egitim Bakanligi ya da Bakanhgin yetkili kildigi birimlerce diizenlenecek belgeyi almak ve istenildiginde ibraz etmekle yuktimludurler.<br />
Aym sekilde dernek veya vakfa gida bagismda bulunmasi halinde dernek ve vakiflar kendi mevzuatlarının ongordugii belgeleri diizenleyerek bir Qrnegini bagista bulunanlara vereceklerdir.<br />
Sponsorluk harcamalan kapsammda yapilan bagis ve yardimlarda da mukellefler gerek sponsorluk sozlesmelerin, gerekse bu sozlesme kapsammda yaptiklan harcamalan gosteren belgeleri gerektiginde ibraz edeceklerdir.<br />
Ayni bagislarda bagis yapilacak malm isletmenin kendi uriinii olmasi halinde ise bagis yapilan mal isletmeden emsal bedeli ile cekis gosterilecek ve fatura diizenlenerek belgelendirilmis olacaktir.<br />
Beyannamede Kazancin Yetersiz Olmasi veya Zarar Olmasi Durumu<br />
Miikelleflerin beyan ettikleri kazanclan indirim konusu yapilabilecek tutardan daha diisiik olabilmektedir. Diğer bir anlatimla bagis ve yardimlarm hepsini indirememe gibi bir durum ortaya cikabilmektedir. Bu durum beyan edilen gelirin % 5&#8242;i veya % 10&#8242;u ile simrh olan indirimler de s6z konusu olmamakla birlikte zarar beyamnda ya da simrsiz indirim denilen durumlarda karsimiza cikmaktadrr.<br />
Gelir Vergisi Kanununun 88&#8242;inci maddesinde faaliyetin zararla sonuclanmasi halinde bu zarann 5 yil ile simrh olmak üzere takip eden yillardaki kazanctan mahsup edilecegine iliskin hükümlere yer verilmistir. Dolayisiyla, zarar beyam ya da beyan edilen gelirin yetersiz olmasi nedeni ile indirilemeyen bir tutann (sigorta primleri, egitim-saghk harcamalan, bagis ve yardimlar, sponsorluk harcamalan, Ar-Ge indirimi vb.) olmasi halinde indirilemeyen tutarlarm ertesi yillara devredilmesi mümkün degildir. Cunku s6z konusu harcamanm veya bagis ve yardimm indirim konusu yapilacak gelirden fazla yapilmis olmasi veya faaliyetin zararla sonuclanmasi nedeniyle indirilememis olmasi yukanda soziinii ettigimiz Kanun hükümlerinde yer alan zarar niteligini tasimamaktadir.<br />
Dolayisiyla, gerek zarar beyam gerekse kazancin yetersiz olmasi nedeniyle indirilemeyen bagis ve yardimlarm veya indirim konusu yapilacak harcamalann daha sonraki yillarda indirim konusu yapilmasi veya zarar olarak devredilmesi mumkiin degildir.<br />
YILLIK GELIR VERGISI BEYANNAMESINtN DOLDURULMASİ<br />
A. GELIR BiLDiRIMi TABLOSUNUN DOLDURULMASİ<br />
Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesinin &#8220;TABLO-2 GELIR BiLDiRIMi&#8221; boliimiinde yukanda sayılan yedi gelir unsurundan elde<br />
edilen gelirler 17-23 numarah satirlara yazilmak suretiyle 24 numarah satirda toplanmaktadir.<br />
Yıllık beyannamenin 17-23 numarah satirlarda yer alan gelir unsurlarına iliskin tutarlar, Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi Ekinde yer alan bildirim tablolannda belirtilen tutarlar esas almarak yazilacaktir. Aynca miikelleflerin durumuna uygun olarak Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi Ekinde yer alan &#8220;Beyannameye Eklenen Bildirim ve Belgeler&#8221; bolilmuniin doldurulmasi gerekmektedir.<br />
Amlan Tablonun 36 numarah satira ise 27-35 numarah satirlarda yer alan indirimler ve gecmis yil zararlan toplami yazilacaktir.<br />
Gelirin kar cikmasi halinde 36 numarah satirda yer alan zarar ve indirimler toplami diisulecektir. Ancak, dusulecek tutar 26 numarah satirda yer alan tutar ile simrh olacaktir. Gelirin zarar cikmasi halinde daha once de belirttigimiz gibi herhangi bir zarar mahsubu ve indirim soz konusu olmadigi gibi 89 uncu madde kapsammdaki indirimlerin sonraki yillarda indirim konusu yapilmasi veya zarar olarak devredilmesi de miimkun bulunmamaktadir.<br />
37 numarah satira, 26 numarah satirda yer alan kardan 36 numarah satirda yer alan mahsup edilecek indirimler ve gecmis yil zararlan toplaminm diisiilmesi suretiyle bulunan tutar yazilarak &#8220;Mahsup Sonrasi Kalan Tutar&#8221; a ulasilacaktir. Bu tutar aym zamanda TABLO-3 VERGI BiLDiRIMi bolumiinde yer alan vergiye tabi gelire yani matraha karsihk gelmektedir.<br />
B. VERGI BiLDiRIMi TABLOSUNUN DOLDURULMASİ<br />
Yıllık Beyanname Uzerinde Mahsup<br />
Vergiye tabi gelirlerini yıllık beyanname ile bildiren mukellefler, beyanname iizerinden hesaplanan vergiden yil içinde kesinti yoluyla Qdenen vergileri, gecici vergileri, beyannamede yabanci iilkelerden elde edilen gelir olmasi halinde bu gelirler nedeniyle o iilkelerde odedikleri vergileri mahsup edebilmektedirler.<br />
Yabanci Ulkelerde Odenen Vergilerin Mahsubu:<br />
Tarn miikellefiyet esasinda vergilendirilen kişiler gerek Turkiye&#8217;de gerekse yabanci memleketlerde elde ettikleri kazanclan iizerinden vergilendirilir.<br />
Yıllık beyannamede hem Turkiye&#8217;de hem de yabanci ulkelerde elde edilen gelirlerin bulunmasi halinde beyanname iizerinden hesaplanan gelir vergisinden yabanci iilkedeki gelire isabet eden tutar bulunur. Bu tutar iizerinden yabanci memlekette soz konusu gelir için odenen vergi mahsup edilir. Fazlalik kişim dikkate almmaz. Bu mahsubun yapilabilmesi için odenen verginin beyanname ekinde tevsik edilmesi gerekmektedir. (G.V.KMadde 123)<br />
Kesinti Yoluyla Odenen Vergilerin Mahsubu:<br />
Yil içinde kesinti yoluyla odenen vergiler yıllık beyanname iizerinden hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilir. Bu mahsup işleminin yapilabilmesi için 252 seri numarali Gelir Vergisi Genel Tebligi&#8217;nin ekinde yer alan &#8220;Kesinti yoluyla Odenen Vergilere iliskin Liste&#8221; nin yer aldigi Ek:l Tablo&#8217;nun beyannameye eklenmesi gerekmektedir.<br />
Dikkat edilecek husus yıllık beyanname ile bildirilecek gelirin tevkif yoluyla kesilen gelire ait olmasidir. Diğer bir anlatimla, tevkif yoluyla vergisi alman kazanc beyan edilmiyorsa tevkif edilen verginin mahsup ve iadesi yapilmayacaktir.<br />
Gecici Verginin Mahsubu:<br />
Ilgili olduğu yilda tiğer aylik donemler itibanyla odenen gecici vergiler kesinti yoluyla odenen vergiler gibi yıllık beyanname iizerinden hesaplanan vergiden mahsup edilir. Bu mahsubun yapilabilmesi için gecici verginin odenmis olmasi sarttir.<br />
Yıllık beyannamenin &#8220;TABLO 3 VERGI BiLDiRIMi&#8221; boliimimde gecici vergiye iliskin satirda, beyannamenin ilgili olduğu gecici vergi donemlerinde   odenen   gecici   vergi   tutan   (ilgili   gecici   vergi<br />
beyannamelerinin odenecek gecici vergi satirinda yer alan tutarlar toplami) gosterilecektir.<br />
IX.      2005 YILINDA ELDE EDILEN GELIRLERE UYGULANACAK GELIR VERGISI TARIFESt<br />
Gelir Vergisi Kanunumm 103 ilncii maddesinin birinci fikrasmda, gelir vergisine tabi gelirlere uygulanacak &#8220;Vergi Tarifesi&#8221; yer almakta olup, maddenin ikinci fikrasmda, ucret gelirlerinin vergilendirilmesinde tarifede yer alan vergi oranlarmin bes puan indirilmek suretiyle uygulanmasi ongorulmustur. Buna gore, 2005 takvim yili gelirlerine uygulanacak vergi tarifesi aşağıda gosterilmistir.<br />
2005 TAKVIM YILI GELIRLERINE UYGULANANACAK VERGI TARIFESi<br />
6.600 Yeni Turk Lirasma kadar&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.% 20<br />
15.000 Yeni Turk Lirasinm 6.600 Yeni Turk Lirasi için<br />
1.320 YTL, fazlasi&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;% 25<br />
30.000 Yeni Turk Lirasinm 15.000 Yeni Turk Lirasi için<br />
3.420 YTL,fazlasi&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.% 30<br />
78.000 Yeni Turk Lirasinm 30.000 Yeni Turk Lirasi için<br />
7.920 YTL, fazlasi&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;% 35<br />
78.000 Yeni Turk Lirasmdan fazlasimn 78.000 Yeni<br />
Turk Lirasi için 24.720 YTL, fazlasi&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..% 40<br />
X.  YILLIK BEYANNAMENIN VERILMESi ve VERGILERIN ODENMESI<br />
Gelir Vergisi Kanununun 92 ve 117 inci maddelerinde yapilan diizenleme ile bir takvim yılına ait beyanname izleyen yihn Mart aymin onbesinci giinu aksamma kadar verilecek (1-15 Mart), beyanname iizerinden hesaplanan gelir vergisi ise Mart ve Temmuz aylarmda odenecektir.<br />
Gelirin sadece basit usulde tespit edilen ticari kazanclardan ibaret olmasi halinde ise beyanname, izleyen yılın Subat ayinin onbesinci gunii aksamina kadar verilecek (1-15 Subat), beyanname uzerinden hesaplanan gelir vergisi §ubat ve Haziran aylannda olmak ilzere iki e§it taksitte odenecektir.<br />
Hesaplanan vergi, mukellefin bagli olduğu vergi dairesine odenebilecegi gibi, vergi tahsiline yetkili banka subelerine de odenebilecektir.<br />
XI. YILLIK BEYANNAMENIN SERBEST MUHASEBECI VE SERBEST        MUHASEBECI        <a href="http://www.genelbilge.com/tag/mali/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Mali">MALI</a>        MUSAVIRLERCE<br />
IMZALANMASİ<br />
Vergi beyannamelerinin 3568 sayıli Kanuna gore yetki almis meslek mensuplan tarafindan da imzalanmasi mecburiyetine iliskin usul esaslar 29 Haziran 1997 tarih ve 23034 sayıli Resmi Gazete&#8217;de yayimlanan 4 sira no.lu Vergi Beyannamelerinin Serbest Muhasebeci ve Serbest Muhasebeci Mali Musavirlerce imzalanmasi Hakkmda Genel Tebligle belirlenmistir. Soz konusu Genel Tebligde 1998 yili gelirlerine iliskin olarak verilecek beyannamelerin meslek mensuplan tarafindan imzalanmasi zorunlulugu belirli tutarlara baglanmistir. Aynca miiteakip yillarda yeni hadlerin Maliye Bakanliginca belirlenmemesi halinde, tebligde belirtilen hadlerin her yil Vergi Usui Kanunu hukumleri uyannca tespit edilen yeniden degerleme oramnda artinlarak uygulanacağı aciklanmistir. 2005 yili vergilendirme donemi ile ilgili olarak Gelir Vergisi Beyannamelerini imzalatmak mecburiyetinde olmayan mukellefler sirasiyla su sekildedir:<br />
1. tkinci simf tacirlerden;<br />
-  Ahm satim veya imalat faaliyetinde bulunanlardan bir onceki yil (2005) ahslan tutan 109.800 YTL&#8217;yi<br />
-  Yukanda yazih olanlar dismdaki islerle ugrasanlardan bir onceki yil (2005) gayrisafi is hasilatlarının 54.900 YTL&#8217;yi,<br />
2.  Zirai kazanci isletme hesabi esasina gore tespit eden ciftcilerden bir onceki yil (2005) hasilatlan tutan 109.800 YTL&#8217;yi<br />
3.  Serbest meslek faaliyetinde bulunanlardan bir onceki yil (2005) gayrisafi is hasilatlan tutan 76.860 YTL&#8217;yi<br />
asmayanlar ile<br />
bu   hadlere   bakilmaksizin   noterler   beyannamelerini   im/alatmak zorunda degildir.<br />
Beyannameyi imzalayan SM veya SMMM&#8217;nin kasesi ile beyanname ve eklerini tasdik eden YMM&#8217;nin muhrti ve imza yerinin altmda aynlan alana diizgiin ve okunakh bir sekilde basilacaktir.<br />
BEYANNAMENIN DOLDURULMASİNDA PARA BIRIMi OLARAK YENI TURK LIRASI ESAS ALINACAKTIR.<br />
ACIKLAMALI ORNEKLER<br />
Ornek 1. TICARI KAZANCIN BEYANI<br />
Tekirdag ilinde ikamet eden ve ikinci sinif tacir olan Bay Osman GOREN&#8217;in 2005 takvim yih beyamna iliskin bilgiler aşağıdaki gibidir.<br />
-  Mtikellef mobilya imalati faaliyeti ile istigal etmektedir.<br />
-  Milkellefin beyan ettigi ticari kazanci 30.000 YTL olup, aynca 4.500 YTL Bag-Kur primi odemistir.<br />
-  Milkellefin 2005 yilinda odedigi ve mahsubu gereken ge9ici vergi tutan 2.800 YTL&#8217;dir.<br />
-  Mtikellef kiictik cocugu için 2005 ydinda 5.000 YTL egitim harcamasi yapmi§tir.<br />
-  Miikellef (X) Bankasmdan 2005 ydinda 25.000 YTL mevduat faiz geliri elde etmistir. (Soz konusu gelir ticari isletmesine dahil bulunmamaktadir.)<br />
Ornek Hakkinda Aciklama<br />
-  Mtikellef ticari kazancıni tutan ne olursa olsun beyan etmek zorundadir.<br />
-  2005 yılında 30.000 YTL ticari kazanç elde etmi§ olup, yd içinde odedigi Bag-Kur primi de dikkate almdigmda beyan edilen safi ticari kazanç 25.500 YTL olacaktir.<br />
-  Aynca miikellefm 9 ya§mdaki 9ocugu için Tiirkiye&#8217;de yaptigi ve belgelendirdigi egitim harcamasi tutan beyan ettigi gelirin % 10&#8242;unu asmamasi sartiyla indirim konusu yapilabilecektir. Bu durumda indirim konusu yapilabilecek tutar (25.500 YTL x % 10 =) 2.550 YTL olmaktadir.<br />
-   Gelir Vergisi Kanununun Ge9ici 55 inci maddesi geregince, 1/1/1999-31/12/2005 tarihleri arasmda elde edilen mevduat faiz gelirleri ifin beyanname verilmeyeceğinden, mukellefin 2005 yılında elde ettigi faiz geliri beyannameye dahil edilmeyecektir.<br />
Miikellef 2005 yılına ait ticari kazanci ile ilgili olarak Tablo 5 isletme Hesap Ozeti ile Tablo 2 Ticari Kazanclara ili§kin Bildirimi dolduracak ve Bag-Kur primi diistildukten soma kalan tutan Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesinin 17 numarah satirma aktaracaktir.<br />
Miikellef aynca Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi Tablo &#8211; 5&#8242;de yer alan &#8220;isletme Hesabmda Defter Tutanlar ile Serbest Meslek Erbabina iliskin Performans Bilgileri&#8221; ni dolduracaktir.<br />
Yukanda yapilan a9iklamalar cercevesinde Bay Osman GOREN&#8217;in Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi ekte yer aldigi sekilde doldurulacaktir.<br />
Ornek 2. SERBEST MESLEK KAZANCI ile GAYRIMENKUL SERMAYE IRADININ BEYANI<br />
Kocaeli ilinde avukathk yapan Bayan Canan SARI&#8217;mn 2005 takvim yih beyanma iliskin bilgiler aşağıdaki gibidir.<br />
-  Miikellefin serbest meslek faaliyeti ile ilgili olarak elde ettigi hasilat 45.000 YTL&#8217;dir.<br />
-  Miikellefin faaliyetine iliskin giderleri toplami 22.000 YTL&#8217;dir.<br />
-  Miikellef 3.000 YTL Bag-Kur primi odemistir.<br />
-   Serbest meslek kazanci odemelerinden 9.900 YTL gelir vergisi tevkifati yapilmistir.<br />
-  Bursa Ilinde mesken olarak kiraya verdigi gayrimenkuliinden 2005 yılında elde ettigi gelir 3.600 YTL&#8217;dir.<br />
-  Miikellef elde ettigi gayrimenkul sermaye iradi ile ilgili olarak goturti gider yontemini secmistir.<br />
-  Miikellefin 2005 yılında odedigi ve mahsubu gereken gecici vergi tutan 3.000 YTL &#8216;dir.<br />
Ornek Hakkinda Aciklama<br />
-  Miikellef serbest meslek kazancini tutan ne olursa olsun beyan etmek zorundadir.<br />
-  2005 yılında elde ettigi serbest meslek kazanci 45.000 YTL olup, faaliyetine iliskin giderler ile yil içinde odedigi Bag-Kur primi dikkate almdigmda beyan edilen serbest meslek kazanci 20.000 YTL olacaktir. &#8211; Mukellef serbest meslek kazanci dolayisryla beyanname verdigi için  2005  yılında elde  ettigi  mesken kira  gelirini  istisnadan yararlanmaksizm beyannameye dahil edecektir.<br />
Mukellef 2005 yilina ait serbest meslek kazanci ile ilgili olarak Tablo 7 Serbest Meslek Kazanclarma iliskin Bildirimi dolduracak ve faaliyetine iliskin giderler ile Bag-Kur primi dusiildiikten soma kalan tutari Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesinin 19 numarah satirma aktaracaktir.<br />
Mukellef aynca Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi Tablo &#8211; 5&#8242;de yer alan &#8220;isletme Hesabmda Defter Tutanlar ile Serbest Meslek Erbabina Iliskin Performans Bilgileri&#8221; ni ve 2005 yilina ait mesken kira geliri ile ilgili olarak Tablo 9 Gayrimenkul Sermaye iradına iliskin Bildirimi dolduracaktir.<br />
Yukanda yapilan aciklamalar 9er9evesinde Bayan Canan SARI&#8217;mn Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi ekte yer aldigi sekilde doldurulacaktir.<br />
Ornek 3. UCRET GELIRI ile GMSI ve MENKUL SERMAYE IRADININ BEYANI<br />
Bay Sener AK izmir ilinde ikamet etmekte ve (Z) Devleti Baskonsoloslugunda gorev yapmaktadir. Bay Sener AK&#8217;in 2005 takvim yih beyanma iliskin bilgiler aşağıdaki gibidir.<br />
-  Mukellef (Z) Devleti Baskonsoloslugundaki gQrevi nedeniyle 30.000 YTL gayrisafi iicret geliri elde etmistir.<br />
-  Mukellef 2005 yilinda Sosyal Sigorta Kurumuna 4.000 YTL sigorta primi odemistir.<br />
-  Mukellef Karsiyaka il9esindeki gayrimenkuliinii bir sirkete isyeri olarak kiraya vermis olup, 4.800 YTL kira geliri elde etmistir. Bu tutar uzerinden 1.056 YTL gelir vergisi tevkifati yapilmistir.<br />
-  Miikellef ihrac tarihi 25/07/2001 olan eurobondlardan 2005 yilinda 250.000 YTL faiz geliri elde etmistir.<br />
-  Miikellef ihrac tarihi 03/08/2003 olan Turk Lirasi cinsinden Hazine Bonosundan 460.000 YTL faiz geliri elde etmistir.<br />
Ornek Hakkinda Aciklama<br />
-  Bay §ener AK, Gelir Vergisi Kanununun 16 nci maddesinde yer alan iicret istisnasi kapsamma girmeyen bir miikellef olduğundan baskonsolosluktan aldigi iicret geliri ipin tutan ne olursa olsun yıllık gelir vergisi beyannamesi vermek zorundadir. Bilindigi tizere, Tiirkiye&#8217;de bulunan yabanci devlet elcilik ve konsolosluklarının Gelir Vergisi Kanununun 94 iincii maddesine gore gelir vergisi tevkifati yapma zorunlulugu bulunmamaktadir. Bu durumda miikellef baskonsolosluktan aldigi iicret geliri için yıllık gelir vergisi beyannamesi vermek zorundadir. Dolayisiyla, miikellefin elde ettigi iicret geliri tevkifatsiz olduğu için tutan ne olursa olsun yıllık beyanname ile beyan edilecektir.<br />
-  26/07/2001 tarihinden once ihra9 edilen eurobond faiz gelirine indirim oram ve istisna uygulanmayacagmdan elde edilen faiz gelirinin tamami beyannameye dahil edilecektir.<br />
Eurobond Faiz Geliri                                250.000 YTL<br />
-  26/07/2001 tarihinden sonra ihrac edilen Hazine Bonosu faiz gelirlerinin beyan konusu yapihp yapilmayacağı aşağıdaki sekilde hesaplanmistir.<br />
Hazine bonosu faiz geliri                           460.000 YTL<br />
Indirim oram % 53,7                                   247.020 YTL<br />
KalanTutar                                               212.980 YTL<br />
(460.000 YTL- 247.020=)<br />
Istisna Tutan<br />
(212.980 YTL- 174.033 YTL =)                 38.947    YTL<br />
TOPLAM                                                 288.947 YTL<br />
Miikellef, 2005 yılına ait faiz gelirleri ile ilgili olarak beyanname dismda yaptigi bu hesaplamayi Tablo 10 Menkul Sermaye iratlanna iliskin Bildirimin 48 numarah satirma aktaracaktir.<br />
-  Miikellefm 2005 yılında elde ettigi faiz geliri ve isyeri kira geliri toplami 15 bin YTL&#8217;yi astigi için isyeri kira geliri de beyannameye dahil edilecektir.<br />
-  Yıllık beyannameye iicret geliri dahil edildiginden, toplam vergiye tabi gelir (matrah) uzerinden Gelir Vergisi Kanununun 103 iincu maddesinde yer alan nispetler ile 104 iincil maddesindeki duzenlemeler esas almarak gelir vergisi hesaplanacak, daha sonra matrahm iicret gelirinden tesekkill eden kismi uzerinden % 5 nispetinde gelir vergisi hesaplanarak ilk hesaplanan gelir vergisi tutanndan dusiilecektir. Bu yontemle ulasilan gelir vergisi tutari, yıllık beyannamede &#8220;Hesaplanan Gelir Vergisi&#8221; olarak gosterilecektir.<br />
Yıllık beyannamede 26 bin YTL&#8217;si gercek iicret gelirinden olmak tizere toplam vergiye tabi geliri (matrahi) 318.947 YTL olan Bay §ener AK&#8217;in vergi tutari aşağıdaki sekilde hesaplanacaktir:<br />
Vergiye tabi gelir (matrah)                          318.947    YTL<br />
Hesaplanan gelir vergisi                              120.938,80 YTL<br />
Ucret gelirleri için hesaplanan 5 puan vergi indirimi<br />
tutari                                                          1.300        YTL<br />
(26.000 YTL x % 5 =)<br />
Hesaplanan Gelir Vergisi Tutari                   119.638,80 YTL<br />
(120.938,80 YTL &#8211; 1.300 YTL =)<br />
Mtlkellef 2005 yihna ait iicret geliri ile ilgili olarak Tablo 8 Ucretlere Iliskin Bildirimi ve Tablo 9 Gayrimenkul Sermaye iradına iliskin Bildirimi dolduracaktir.<br />
Yukanda yapilan aciklamalar 9er?evesinde Bay §ener AK&#8217;in Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi ekte yer aldigi sekilde doldurulacaktir.</p>

<p class="sayac_bilgi">92 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/menkul-sermaye-iradi-elde-edenlerin-gelir-vergisi-beyanname-duzenleme-rehberi.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vergi Hukukunun Tanımı ve Kapsamı</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/vergi-hukukunun-tanimi-ve-kapsami.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/vergi-hukukunun-tanimi-ve-kapsami.html/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Nov 2009 06:12:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/genelbil/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Kpss]]></category>
		<category><![CDATA[Maliye]]></category>
		<category><![CDATA[Arz]]></category>
		<category><![CDATA[Hdi]]></category>
		<category><![CDATA[Hs]]></category>
		<category><![CDATA[Kamu]]></category>
		<category><![CDATA[Mali]]></category>
		<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[Vergi]]></category>
		<category><![CDATA[Ya]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=11776</guid>
		<description><![CDATA[Kamu ekonomisi, kamusal mal ve yarı-kamusal malların üretim süreci inceler. Kamusal mallarda arz ve talep ve buna bağlı olarak, piyasa ekonomisinde olduğu gibi fiyatlandırma ilkesi kural olarak geçerli değildir. Bu kamusal üretimin finansmanı sorununu beraberinde getirir. Kamu ekonomisi, finansman sorununu kamu gelirleri ile çözmeye çalışır. Kamu giderleri ise mal ve hizmetlerin arzı sorunuyla ilgilenir. Söz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.genelbilge.com/tag/kamu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kamu">Kamu</a> ekonomisi, kamusal mal ve yarı-kamusal malların üretim süreci inceler. Kamusal mallarda arz ve talep ve buna bağlı olarak, piyasa ekonomisinde olduğu gibi fiyatlandırma ilkesi kural olarak geçerli değildir. Bu kamusal üretimin finansmanı sorununu beraberinde getirir. <a href="http://www.genelbilge.com/tag/kamu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kamu">Kamu</a> ekonomisi, finansman sorununu <a href="http://www.genelbilge.com/tag/kamu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kamu">kamu</a> gelirleri ile çözmeye çalışır. <a href="http://www.genelbilge.com/tag/kamu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kamu">Kamu</a> giderleri ise mal ve hizmetlerin arzı sorunuyla ilgilenir. Söz konusu ilişkileri inceleyen <a href="http://www.genelbilge.com/tag/kamu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kamu">kamu</a> ekonomisi ve ya <a href="http://www.genelbilge.com/tag/kamu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kamu">kamu</a> maliyesinin hukukî yönü <a href="http://www.genelbilge.com/tag/mali/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Mali">mali</a> hukukun inceleme alanını oluşturur. <a href="http://www.genelbilge.com/tag/mali/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Mali">Mali</a> hukuk, <a href="http://www.genelbilge.com/tag/kamu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kamu">kamu</a> gelirlerinin toplanmasına ve giderlerin yapılmasına ilişkin hukuk kurallarını içeren <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bir/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Bir">bir</a> dal olarak tanımlanabilir. <a href="http://www.genelbilge.com/tag/kamu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kamu">Kamu</a> maliyesindeki analiz biçimine paralel olarak, malî hukukun giderlere ilişkin kuralları gider hukukunu; <a href="http://www.genelbilge.com/tag/kamu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kamu">kamu</a> gelirleri ise gelir hukukunu (<a href="http://www.genelbilge.com/tag/vergi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Vergi">vergi</a> hukukunu) oluşturur.<br />
Gider Hukuku terimine benzer biçimde, kamu gelirlerinin hukukî yönünü Gelir Hukuku biçiminde adlandırma yaygın ve olağan değildir. Bunun yerine, “Vergi Hukuku” terimi kullanılır. Vergi hukuku, devletin kamu gücüne dayanarak <a href="http://www.genelbilge.com/tag/elde/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Elde">elde</a> ettiği tüm kamu gelirlerini içerir. Vergilerin yanı sıra, resim, harç ve şerefiye gibi kamu gücüne, cebre dayanan diğer kamu gelirleri de geniş anlamıyla vergi hukuku içinde yer alır.<br />
Devletin piyasa ekonomisine katılmaktan sağladığı gelirler ve mülk gelirleri “cebir unsuru” ölçütü dışında kaldıklarından, geniş anlamıyla vergi hukukunun içinde yer almazlar. <span id="more-11776"></span><br />
Dar anlamıyla vergi hukuku ise yalnız vergilere ilişkin kurallara ilişkin olup, ilke olarak bu yılki derslerde, dar kapsamıyla, vergilere ilişkin kurallar üzerinde durulacaktır. Dar anlamıyla vergi hukukunun pek çok ilkesinin diğer cebre dayanan kamu gelirleri için de geçerli olduğuna işaret etmek gerekir.<br />
Bir tanım vermek gerekir ise, Vergi Hukuku, vergi ödevinin niteliğine, vergi borcunun doğması ve ortadan kalkmasına ilişkin maddî ve şeklî hukuk kuralları bütünüdür”.<br />
Vergi Hukukunun Hukuk Bütünü İçindeki Konumu<br />
Devlet vergiler alanında bir işleme giriştiğinde doğrudan bireyin “kese” sine el atmakta, onun gelirine, hatta servetine ortak olmaktadır. Kolayca anlaşılacağı gibi, akçalı bir konuda devlet ile birey karşı karşıya gelmektedir. Vergi ilişkisinin alacaklı’ sıfatıyla harekete geçmek devlet açısından, belli anlayışlara göre bir hak, bir zorunluluk ya da bir yetkidir. Belli kamu hizmetlerini yürütme ödevini üstlenen devletin, bu hizmetlerin finansmanını sağlaması da bir görev olarak düşünülmelidir.<br />
Birey açısından ise kamu hizmetlerinin finansmanına, vergiler aracılığıyla katılmak hem teknik bir zorunluluk hem de anayasalarla bireylere yüklenen bir ödevdir. 1982 Anayasasında vergi ödevini siyasal haklar ve ödevler bölümünde düzenlenmesi de bunu göstermektedir.<br />
Vergi ilişkisinin, ilişkinin tarafları açısından belli düzenlemelere bağlanması bir hukukî gerekliliktir.Bu düzenlemeler bir yandan vergi alacaklısının, yani devletin kamu hizmetlerini yürütmek için gerekli fonları toplamasını güvenceye bağlarken öte yandan vergi borçlusuna akçalı konularda, devlet karşısında belli güvenceler sağlamakta; vergi ilişkisi tümüyle, belli bir hukukî çerçeveye oturtulmaktadır.Anayasal gelişmelerde verginin somut bir hareket noktası oluşturması bu gerekliliğe işaret etmektedir. 1215 tarihli Magna Carta Libertatum’da bile hükümdarın keyfi vergilendirme yetkisinin sınırlandırılmasını amaçlayan ilkelere yer verilmesi bunu teyit etmektedir.<br />
Sonuç olarak vergi hukuku, kamu hukuku-özel hukuk ayrımı çerçevesinde kamu hukuku içinde yer alır. Vergilendirme ilişkisinde taraflar eşit durumda değildir; özel hukukta olduğu gibi yatay ilişkiler değil, dikey hukukî ilişkiler söz konusudur. Vergilendirme işlemine girişirken devletin otoritesini kullanması, vergi hukukunu kamu hukukunun bir dalı olduğunu göstermektedir.<br />
Vergi Hukukunun Diğer Hukuk Dallarıyla İlişkisi<br />
Vergi hukuku, kamu hukuku içinde yer alan diğer hukuk dallarıyla, özellikle anayasa hukuku, idare hukuku, devletler umumi hukuku, ceza hukuku, yargılama ve takip hukuklarıyla yakın ilişkiler söz konusudur.<br />
Anayasa hukuku-Vergi Hukuku<br />
Anayasal gelişmelerde önemli bir yeri olan yasasız vergi olmaz (vergilerin yasallığı) (temsilsiz vergi olmaz) ilkesi vergi hukukunun olduğu kadar anayasa hukukunun da bir temel kuralıdır. Anayasa hukuku- vergi hukuku ilişkisinin en somut göstergesi anayasamızda yer alan hükümlerin yaklaşık üçte birinin vergilerle doğrudan ya da dolaylı olarak ilintili olmasıdır.<br />
İdare hukuku-Vergi Hukuku<br />
Vergi hukukunun idare hukuku ile iç içeliği açıktır. Bireysel bir vergi işleminin bir idarî işlem niteliğinde olması, Vergi Usul Kanunun tarh işlemini idari işlem olarak tanımlaması; idari işlemlerin unsurlarının vergilendirme işlemleri için de büyük ölçüde geçerli olması bunun göstergesidir. Türkiye’de vergi yargısının idarî yargı bünyesinde yer alması, vergi uyuşmazlıklarında uygulanacak usul hükümlerinin İdarî Yargılama Usulü Kanununda düzenlenmesi de vergi hukuku idare hukuku ilişkilerinin yoğunluğunu göstermektedir. İki hukuk dalı arasındaki yoğun ilişki, iki alanın aynı olduğuna yönelik görüşlere neden olmuştur. Klâsik Fransız öğretisi, vergi hukukunu ya kamu maliyesi içinde ya da idare hukukunda özel bir konu olarak ele almaktadır. Alman öğretisi ise vergi hukukunu ayrı bir dal olarak <a href="http://www.genelbilge.com/tag/kabul/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kabul">kabul</a> etmek eğilimindedir.<br />
Vergi hukukunun bağımsız bir dal olup olmadığı, uzun tartışmalara neden olmuştur. Vergi hukuku şovenizmi bir yana bırakıldığında vergi hukukunun ayrı bir uzmanlık alanı olduğu, idare hukukunun, çok özel, kendine özgü kavramları, kuralları ve ilkeleri üzerine kurulu ayrı bir alt dalı olduğu söylenebilir.<br />
Vergi hukuku- devletler hukuku<br />
Bu iki alanda yoğun ilişki içindedir. Devletin egemenlik alanının saptanması, vergi yasalarının uygulanması, yasaların şahsiliği ve mülkiliği ilkeleri çerçevesinde belirleneceğinden, birden fazla devletin vergilendirme yetkisinin çakışması halinde sorun, ilgili devletlerin iç mevzuatı ile birlikte, uluslararası hukuk ilkelerine göre çözümlenir. Özellikle çifte vergi konusunda çıkan bu çakışmalar, uluslararası ikili ya da çok taraflı anlaşmalarla çözümlenmeğe çalışılmaktadır. Yine Uluslararası kuruluşlara üye olma durumunda katılma payları, uluslarüstü kuruluşlara ortaklık durumlarının vergilendirme yetkisi bakımından yüklediği sınırlandırmalar, vergi hukuku ile devletler hukukun kesişme alanını oluşturmaktadır.<br />
Ceza hukuku- Vergi Hukuku<br />
Vergi hukukunun, Vergi Ceza Hukuku olarak adlandırılan alt dalı iki hukuk alanı arasındaki ilişkilerin yoğunluğunun göstergesidir. Vergi ceza hukukunda, bir kısım vergi suç ve cezaları vergi hukuku ilkeleri çerçevesinde, idarî yaptırım niteliği taşıyan malî ihlâller esasına göre düzenlenirken, diğer bir kısmının doğrudan Türk Ceza Kanunu anlamında suç ve ceza niteliği taşıması, özellikle suçun oluşması, cezanın tayini ile yargılama usulü açısından ceza hukuku ve ceza yargılaması hukuku hükümlerinin vergi hukukunda da uygulama alanı bulması sonucunu doğurur (İştirak, tekerrür)<br />
Vergi Hukukunun Özel Hukuk ile İlişkisi<br />
Vergi hukuku ile özel hukukun hukukî biçimler ve kavramlar yönünden ilişkileri girifttir. Vergilendirmenin ödeme gücü ilkesi dikkate alınarak yapılmak zorunda olmasına ilişkin anayasal kurallar gereği, vergilendirme iktisadi sonuç ve durumlar üzerine kurulur. Her iktisadi sonucun veya durumun dış dünyaya yansımasının özel hukuk formlarında olması, vergicilikte verginin bağlandığı olay ve olgular tanımlanırken özel hukuk kurum ve kavramlarının kullanılması sonucunu doğurur. Vergi hukuku ya doğrudan iktisadi ilişkileri ya da iktisadi ilişkinin sonuçlarını veya iktisadi ilişkiye ilişkin hukuki muamelenin belgelendirilmesini vergilendirme konusu yapar. Türk vergi sisteminde vergiler, Gelirden-Servetten-Harcamalar üzerinden alınır. Vergi hukuku normlarında birçok özel hukuk kavramına yer verir. Bu hem vergi hukukunun genç bir hukuk dalı olmasının hem de iktisadi ilişkilerin dış dünyaya özel hukuk formlarında yansımasının sonucudur. Bu çerçevede Verginin kamu hizmetlerinin finansmanı için özel ekonomiden kamu ekonomisine karşılıksız aktarım niteliği, bu aktarımın ödeme gücü ölçütüne göre gerçekleşmesini öngören tarihsel ve anayasal ilkelerin (Any. m. 73) varlığı, iktisadi ilişkilerin özel hukuk formlarında dış dünyaya yansıması, vergi hukuku &#8211; özel hukuk ilişkilerini giriftleştiren temel nedenler olarak sayılabilir.<br />
Henüz gelişimini tamamlamış, göreceli genç bir hukuk dalı olan vergi hukukunda özel hukuk kavramlarının yoğunluklu olarak kullanılması, gelişen iktisadi ilişkilerde irade özgürlüğünün sunduğu olanaklardan yararlanılarak kamu hukuku karakterli vergilendirme ilişkisinin etkilenmeye çalışılması olgusunu karşımıza çıkarmaktadır. Yukarıda da değinildiği gibi bireylerin mali gücünü, dolayısıyla olası vergi yüklerini negatif ya da pozitif anlamda etkileyen iktisadi olgular ve olaylar günlük yaşamda ağırlıklı olarak özel hukuk formlarında dış dünyaya yansır. Ekonomik değerlerin (mülkiyet, ipotek, intifa, borç veya ortaklık ilişkilerinden kaynaklanan haklar vb.) ve ekonomik olayların (satış, kira, istisna, vekâlet vb.) neredeyse tümünün özel hukuk kavramlarıyla ifade edilmesi de bu saptamayı doğrulamaktadır. Kişilerin mal varlığını etkileyen tüm faaliyetlerin özel hukuk tarafından düzenlenmiş alanlarda gerçekleşmesi, vergilendirmenin doğrudan ya da dolaylı olarak özel hukuk ilişkilerine bağlanması sonucunu beraberinde getirir.<br />
Yasa koyucunun tekelinde bulunan norm koyma yetkisini normun konulması esnasında etkileme olanağından yoksun potansiyel vergi yükümlüleri, kendi bünyelerinde gerçekleşecek somut maddi olayı farklı formüle ederek normun uygulanması sırasında etkide bulunmaya çalışırlar. Bu çerçevede bireylerin vergi yükünü etkileme gayretlerinin özel hukuk işlemlerinde odaklanmasının üç temel nedeni bulunduğu saptanabilmektedir. Bunlardan ilki, yasa koyucunun vergi normunu oluştururken verginin doğumunu bağladığı olgu veya olayların tanımında özel hukuk kurum ve kavramlarını doğrudan ya da dolaylı olarak kullanmasıdır. İkinci neden, özel hukuk işlemlerinin vergi normunun uygulanma sürecinde somut maddi olayı -vergiyi doğuran olayı- oluşturmalarıdır. Üçüncü ve son neden de, normdaki soyut tanımda yer alan özel hukuk kurum ve kavramlarının temsil ettikleri iktisadi sonuçlara, irade özgürlüğünün -sözleşme özgürlüğünün- sunduğu olanaklardan yararlanılarak farklı veya yeni özel hukuk işlemleri ile ulaşılmasının mümkün olmasıdır. Bu durum bireyleri sözleşme özgürlüğünün sunduğu olanaklardan yararlanarak normdaki soyut tanımla örtüşen ya da örtüşmeyen özel hukuk işlemleri oluşturmak suretiyle vergi yükünü kaldırma ya da azaltma çabası içine sokar.<br />
Mali gücün göstergelerini oluşturan unsurların -gelir,servet-harcama- dış dünyaya yansımalarında özel hukuk formlarına bürünmeleri, özel hukuk işlemlerinin vergilendirme ilişkisinde somut maddi olayı -vergiyi doğuran olay- oluşturmaları sonucunu doğurur. Burada vergi hukuku bakımından özellik taşıyan ve vurgulanması gereken, bir özel hukuk işleminin ait olduğu alandaki tekemmülünün çoğu kez vergi hukukunu ilgilendirmediği hususudur. Asıl olan özel hukuk işlemiyle hedeflenen iktisadi sonucun, taraflarca üstlenilen edimlerin ifası suretiyle eylemli olarak yerine getirilmiş olmasıdır. Bir başka ifadeyle ayrıksı düzenlemeler -örn. hukuki muamele vergileri- dışında vergi hukukunun özel hukuk işlemlerini vergilemede esas alması iktisadi sonuçları açısındandır. İlke olarak özel hukuk bakımından tekemmül etmiş, ancak öngörülen edimleri taraf veya taraflarca ifa edilmemiş bir özel hukuk ilişkisinden vergisel sonuçlar doğmaz. Yine özel hukuk açısından değişik nedenlerle batıl sayılan veya iptal edilebilir işlemlerde, taraflar üstlendikleri edimleri yerine getirmişlerse vergisel sonuçlar doğacağına işaret etmek gerekir. Öngörülen edimleri taraflarca ifa edilmiş bir özel hukuk işlemi vergi normundaki soyut tanıma uygunsa, tek başına verginin doğumu için yeterlidir. Bir bağışlama işleminde bağış konusu mameleki değer, bağışlanana aktarılmış ise -diğer koşulların da bulunduğu varsayılarak- veraset ve intikal vergisi borcunun doğduğundan söz etmek gerekir. Kısa bir biçimde ifade etmek gerektiğinde, özel hukuk işlemleri çoğu kez somut maddi olayı, dar anlamda vergiyi doğuran olayı oluşturur.<br />
Bir özel hukuk işlemi tek başına, vergilendirmede somut maddi olayı oluşturabildiği gibi, aynı özel hukuk işleminin değişik boyutları birden fazla vergi borcunun doğumuna da temel teşkil edebilir. Vergi hukuku özel hukuk işleminde somutlaşan ilişkinin tüm boyutlarına -örn: ilişkinin belgelendirilmesi, ilişki neticesinde edinilen hukuki statü ve ilişkinin iktisadi sonuçları- veya salt bir boyutuna vergisel sonuçlar bağlayabilir. Söylenenler çerçevesinde vergileme konusu edilen iktisadi olgu ve olayların dış dünyaya özel hukuk formlarında yansıması nedeniyle özel hukuk işlemlerinin vergi borcunun doğumu bakımından somut maddi olayı -vergiyi doğuran olayı- oluşturduğu saptaması yapılabilmektedir. Salt tekemmül etmiş işlemlerin değil, daha sonra tesis edilecek özel hukuk işlemi için taraf iradelerinin beyanı niteliğindeki ön işlemlerin de -gayrimenkul satış vaadi- vergilendirme bakımından sonuçlar doğurması mümkündür. Bu noktada ilk bakışta iktisadi boyutu olmadığı düşünülebilecek özel hukuk işlemlerinin de vergilendirme bakımından sonuçlar doğurabileceğine işaret etmek gerekir. Örneğin tipik aile hukuku ilişkisi olarak nitelenen evlenme, boşanma veya evlat edinme <a href="http://www.genelbilge.com/tag/gnl/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Genel">genel</a> planda vergilendirme ilişkisini özel planda mevcut veya gelecekteki vergi borcu ilişkisini etkileyebilmektedir.<br />
İrade özgürlüğü (muhtariyeti), bireylerin özel hukuk ilişkilerini kendi özgür iradelerine göre doğrudan doğruya düzenleyebilmeleri yetkisini ifade eder. İrade özgürlüğünün sunduğu olanakların vergisel amaçlarla kullanılmasında hedef, verginin doğumunun engellenmesi, bunun mümkün olmaması halinde vergi yükünün minimize edilmesidir. Özel hukuktaki irade özgürlüğü, potansiyel vergi yükümlülerine, vergilendirme ilişkisinde önem taşıyan unsurları, somut maddi olayı farklı formüle etmek suretiyle etkileme, dolayısıyla da vergisel sonuçları etkileme olanağı sunar. Bireyler öngördükleri iktisadi amaca ulaşmayı mümkün kılan özel hukuk işlemlerini genel planda hukuki, özel planda vergisel sonuçları bakımından avantaj ve dezavantaj açısından değerlendirdikten sonra kendileri için yük getirmeyen veya en az yükü getireni tercih ederler. Bu arada özellikle sözleşmelerin hazırlanması sırasında, tarafların üstlendikleri edimlerin yanı sıra olası vergisel yüklerinin değerlendirilerek, risk planlaması yapılmasının, alternatif çözüm olanaklarının araştırılıp taraflara optimal getiriyi sağlayan öneriler geliştirilmesinin ayrı bir disiplin olarak ortaya çıktığına da işaret etmek gerekir Bireylerin olası vergisel sonuçları dikkate alarak özel hukuk işlemlerini olağan kullanımlarından farklı biçimlendirmeleri, böylelikle de arzuladıkları sonuçlara ulaşma, istemedikleri sonuçlardan kaçınma girişimlerinde tümüyle özel hukuktaki irade özgürlüğünün sunduğu olanaklardan yararlandıkları; bu yolla vergi borcunu etkileme yönündeki sonu gelmeyen bir çaba içinde oldukları, alacaklı tarafın bu çabaları boşa çıkarma yönündeki girişimleri nedeniyle, vergilendirme ilişkilerinde vergi idaresi ile mükellefler arasında adeta bir satranç müsabakasının süregeldiği saptaması iddialı olmasa gerektir.<br />
Özel hukuktaki irade özgürlüğü, yasaklanmamış ahlâk ve adaba aykırı olmayan her işlemin yapılmasını mümkün kılar. İrade özgürlüğünün belli, somut bir iktisadi amaca ulaşılması bakımından farklı yollar izlenmesine, yeni yollar kullanılmasına olanak vermesi, bireyleri hedefledikleri iktisadi sonuca, vergi normunda vergi borcunun doğumu için öngörülen soyut tanımda yer alan özel hukuk işleminin dışındaki işlemlerle ulaşmaya yöneltir. Örn. Bir menkul veya gayrimenkul mal üzerindeki kullanım hakkı, malın satılması, başka malla takas edilmesi, bağışlanması veya malı kullanma yetkisi veren diğer sözleşmeler (kira, intifa, leasing vb) neticesinde edinilebilir veya aktarılabilir. Hukuki açıdan farklı hak ve borçları içeren bu seçeneklerin her birine bağlanan vergisel sonuçlar da farklıdır. Bir mal üzerindeki kullanım hakkını, bir özel hukuk işlemine taraf olanın sahip olduğu yetkilerle edinmek isteyen, ancak bu işlem biçimini vergisel nedenlerle arzulamayan bireyin, özel hukuk işlemiyle edinemediği yetkileri kendisine sağlayan -geri alma, geri satma, süre sonunda sembolik bedelle mülkiyeti aktarma, süre sonunda sözleşmeyi yenileme vb.- eş zamanlı başka işlemler yapmak suretiyle hedeflediği iktisadi sonuca ulaşması mümkündür. Bir başka ifade ile yapılan işlemle edinilmeyen veya aktarılmayan yetkilerin, işlemle eş zamanlı, başka işlem veya işlemler kombinasyonu ile fiilen ve devamlı kullanımı sağlanabilir. Yönlendirme amaçlı vergi normlarının içerdiği vergisel seçimlik haklarda da. -normal-hızlandırılmış amortisman; yatırım indirimi; götürü gider-gerçek gider vb.- her ne kadar vergisel bir seçim hakkının kullanımı söz konusu ise de dolaylı olarak yine özel hukukun düzenleme olanaklarından yararlanılmaktadır. Burada değinilmesi gereken bir başka nokta da, hedeflenen iktisadi amaca ulaşılmasında vergi yükünün kaldırılamayacağı ya da azaltılamayacağı sonucuna varılması halinde, işlem taraflarından birinin kendisi bakımından ortaya çıkacak vergi yükünü hukuki düzenlemelere konu ederek karşı tarafa aktarması halidir. Vergi idaresi bakımından sonuç doğurmayan ancak taraflar arası iç ilişkide geçerli olduğu kanısında olduğumuz vergi yükümlülüğü ve sorumluluğunun devrine ilişkin bu işlemlerin gerçekleştirilmesinde yine irade özgürlüğünün sunduğu olanakların vergisel amaçla kullanıldığı görülmektedir.<br />
Vergi Hukukunun Bölümlenmesi<br />
Genel vergi hukuku- Özel vergi hukuku<br />
Genel vergi hukukunda, vergi hukukunun tümüne ilişkin ve bütün vergilerde uygulanacak temel ilkeler ve kurallar, vergi borcu ve vergi ilişkisinin niteliği, vergi borcunun doğması ve sona ermesi, vergilendirme alanında çıkan uyuşmazlıklar ve çözüm yolları incelenir.<br />
Özel vergi hukukunda ise konularına göre tek tek vergiler ve bunları düzenleyen yasalar incelenir. Örneğin Türk Vergi Sisteminin tek tek vergiler itibariyle ele alınması, işlenmesi özel vergi hukuku içine giren bir inceleme biçimi olmaktadır. Türk Vergi Sistemi” denildiğinde Türk Özel Vergi Hukuku olarak anlaşılmalıdır.<br />
maddî vergi hukuku-şeklî vergi hukuku<br />
Maddî vergi hukuku, vergi borcu konusunda hak ve ödevlerin doğumunu, sona ermesini ve bunların içeriğine ilişkin hukukî ilkeleri inceleyen dadır.<br />
Şeklî vergi hukuku ise, maddî hukukça belirlenen vergi ilişkisinde hak ve yükümlülüklerin gerçekleştirilme usullerini düzenleyen daldır.<br />
Yukarıdaki ayrım çerçevesinde maddî vergi hukukunun tüm olarak özel vergi hukuku ile genel vergi hukukunun bir kısmını, şeklî vergi hukukunun ise genel vergi hukukunun geri kalan kısmını kapsadığı görülür. Bir başka ifade ile maddi vergi hukuku, vergi borcunun doğumuna vücut veren tüm vergi normlarını, şekli vergi hukuku da bu borcun doğumu ve sona ermesi sürecinde izlenecek kuralları belirleyen vergi normlarını ifade eder.<br />
Vergi hukuku, konuları itibariyle bazı alt dallara da bölünmektedir. Vergi usul hukuku, vergi icra hukuku, vergi yargılama hukuku ve vergi ceza hukuku olarak adlandırılan dallar, yukarıda verilen dörtlü ayırım içinde: vergi usul hukuku, vergi icra hukuku ve vergi yargılama hukuku şeklî vergi hukukunun, vergi ceza hukukunun belli konuları ise maddî vergi hukukunun kapsamına girmektedir. Yapılan tüm bölümleme çabalarının çok büyük ölçüde öğretiseldir.<br />
VERGİ HUKUKUNUN TARİHSEL GELİŞİMİ<br />
Batı Demokrasilerinde<br />
Mutlakiyetçi dönemde iktidar sahipleri, ülkeleri üzerindeki mülkiyet haklarına dayanarak üstün yetkilere sahipti; vergi koyma güçleri de egemenlikleri ölçüsünde mutlak ve sınırsızdı. Bu dönemde tek hukuk düzeni vardı. Mutlak iktidarın halk tarafından sınırlandırılmak istenen ilk yetkisi, vergilendirme yetkisi olmuştur. Tarihte ilk demokrasi mücadelesi, iktidarların keyfi vergi koymalarına tepki olarak başlamıştır. Günümüzde batılı ülkelerin anayasalarında yer alan yasasız vergi olma’ kuralının kökeninde onyedinci ve onsekizinci yüzyılların temsilsiz vergi olma” ve rızasız vergi olmaz sloganları vardır. Bu sloganların anlamı, yükümlü temsilcilerinden oluşan parlamentoların onayı bulunmaksızın vergi alınamayacağı, aksi halde söz konusu vergilere halkın rıza göstermemiş sayılacağıdır.<br />
Kralın vergilendirme yetkisine karşı ilk tepkiye 1215 yılında İngiltere’de rastlanmıştı. İmzalanan Büyük Özgürlük Fermanı (Magna Carta Libertatum) ile kralın vergilendirme yetkisi soylular ve din adamları yararına sınırlandırılmıştır. Bu ferman bir halk hareketine dayanmamakla birlikte ‘temsilsiz vergi olmaz’ ilkesi yönünde dolaylı da olsa atılan ilk adımdır.<br />
İngiltere’de kralın vergilendirme gücünü bir halk hareketi sonucu sınırlandıran anayasal belgeler, 1628 tarihli Haklar Dilekçesi (Petition of Rights) ve 1689 tarihli Haklar Demeci (Bill of Rights) dir. Haklar Demeci, kralın parlamentonun onayı olmaksızın vergi koymasını yasaklıyordu.<br />
Amerika Birleşik Devletleri’<a href="http://www.genelbilge.com/tag/nde/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Nde">nde</a> ulusal bağımsızlığın kazanılmasında ve demokratik rejimin kurulmasında hareket noktasını anavatan İngiltere’nin uyguladığı vergilere karşı gösterilen tepkiler oluşturmuştur.<br />
1789 Fransız Devriminin önemli nedenlerinden biri kralın keyfi vergiler koymasıdır. Devrimden sonra ilân edilen İnsan ve Vatandaş Hakları Demecinde (m.13, 14) vergilendirmede genellik ve eşitlik ilkeleri ile vergilerin yasallığı ilkesi hükme bağlanmıştı.<br />
Vergi hukuku doğduktan sonra, demokratik gelişmeye koşut, sürekli bir evrim göstermiştir. 10 Aralık 1948 tarihli İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 17 <a href="http://www.genelbilge.com/tag/nci/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Nci">nci</a> maddesinde (f.2) hiç kimsenin keyfi olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılamayacağı hükme bağlanmış, 20 Mart 1952 tarihli İnsan Hakları ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmeye Ek Protokol’ün 1 inci maddesinde de devletlerin vergi ve diğer malî yükümlülük koyma yetkilerine saygı gösterilmekle birlikte bu yetkilerin insan haklarına aykırı olarak keyfi kullanılamayacağı belirtilmiştir.<br />
Türkiye’de<br />
Osmanlı Devleti, islâm dininin ilkelerine dayanan teokratik bir devletti. İslâm dininin vergilendirmeye ilişkin bazı kuralları vardı. Bu kurallar uyarınca alınan vergilere şer’i vergiler (zekât, öşür, haraç, cizye) adı veriliyordu. Öte yandan mutlak egemenliğin sahibi olan padişahın da sınırsız vergilendirme gücü bulunmaktaydı. Şeriat dışında padişah tarafından konulan vergilere örfi vergiler adı verilmişti; bu vergiler konulurken örf ve gelenekler gözönüne alınarak bölgesel farklılaştırmalara gidilebiliyordu.Osmanlı devleti gelirleri düzenli ödenen vergilere dayanan bir devlet, bir başka deyişle vergi devleti değildi.Bunun başlıca nedeni Osmanlı Vergi Sisteminin, toprak düzeni ve askerî düzenle iç içe geçmesidir. Tımar sistemi çerçevesinde vergi gelirlerinin önemli bir bölümü belli kamu görevlilerine (vali, sipahi, kadı, subaşı vb.) ayrılmıştı. Tımar sistemi dışında kalan vergiler ise iltizam yöntemi ile tahsil ediliyordu. Bu yöntemde belli bölgelerin vergilerini toplama hakkı arttırma yolu ile mültezimlere devrediliyordu. İltizam yönteminin kapsamı onyedinci yüzyıldan sonra genişledi; mültezimler daha fazla vergi tahsil edebilmek için halka baskı yaptılar. 1804 yılında Sened-i İttifak olarak adlandırılan belge ile padişahın vergilendirme gücü sınırlandırıldı. Bu sınırlandırma bir halk hareketi sonucunda gerçekleşmemiştir. Sened-i İttifak, Osmanlı İmparatorluğunun merkezi otoritesinin zayıfladığını gösteren bir belgedir; ancak hükümlerine hiçbir zaman uyulmamıştır. Sened-i İttifak gerek vergilendirme gücünün sınırlandırılış biçimi, gerek etkileri yönünden Magna Carta ile yakın benzerlik göstermektedir.<br />
Türkiye’de demokratik gelişim batılı ülkelere göre oldukça geç başlamıştır. 1839 yılında ilân edilen Gülhane Hatt-ı Hümayunu ile padişah, tek taraflı iradesi ile vergilendirme gücünü sınırlandırmıştır. Gülhane Hattı Hümayununda vergi adaleti ile ilgili hükümler yer almıştı. Ayrıca padişah, uygulamayı denetlemek üzere kendi atayacağı ve görevlerine son verebileceği kişilerden oluşan <a href="http://www.genelbilge.com/tag/meclis/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Meclis">Meclis</a>-i Ahkâmı Adliye adlı demokratik nitelik taşımayan bir <a href="http://www.genelbilge.com/tag/meclis/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Meclis">meclis</a> kurmuştur. Daha sonra padişah, 1856 ve 1875 yıllarında ilân edilen İslahat ve Adalet Fermanları ile vergilendirme konusunda yabancı ülkelerin baskısı ile belli ilke ve kurallara uymayı üstlenmiştir.<br />
Osmanlı İmparatorluğunda ilk parlamento 1876 da Kanun-u Esasî ile kurulmuştur. Kanun-u Esasî, yasaya dayanmadıkça vergi ve diğer malî yükümlülükler konulmasını yasaklıyordu. Daha sonraları Osmanlı imparatorluğu bir yandan kapitülasyonlar, öte yandan dış borçlara iç kamu gelirlerinin güvence olarak gösterilmesi nedeniyle malî egemenliğini giderek yitirmiştir. 1881 yılında Osmanlı Devleti dış borçlarını ödeyemez duruma gelince siyasal ve malî egemenlikten ödünler verilmesi sonucunu yaratan “Muharrem Kararnamesi” ilân edildi. Bu kararname ile bazı vergilerin tarh ve tahsil yetkileri alacaklı temsilcilerinden oluşan ve devlet içinde ikinci bir <a href="http://www.genelbilge.com/tag/maliye/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Maliye">maliye</a> bakanlığı gibi görev yapan Düyunu Umumiye İdaresine verildi. Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşından yenik çıktıktan sonra, 1920 yılında Sevr anlaşmasını imzaladı. Bu anlaşma, Düyunu Umumiye İdaresinin yetki alanı dışında kalan kamu gelirlerini İngiliz, Fransız ve İtalyan temsilcilerinden oluşan bir malî komisyonun yönetimine bırakıyordu. Böylece Osmanlı İmparatorluğu malî egemenliğini tümüyle yitirmişti.<br />
1921 yılında hazırlanan anayasa bütün yetkileri Büyük Millet Meclisi’nde topluyor; ancak vergilendirme ile ilgili bir hükme yer vermiyordu. Aynı yıl Başkomutanlık Kanunu çıkartılarak Büyük Millet Meclisi bütün yetkilerini üç ay süre ile başkomutan seçilen Mustafa Kemal’e devretti. Bu kanuna göre başkomutanın yasa gücünde emir verme yetkisi vardı. Mustafa Kemal, bu yetkisini kullandı ve on tane “Tekâlifi Milliye” (ulusal yükümlülükler) emri yayınlayarak malî yükümlülükler koydu. Türkiye, Kurtuluş Savaşından galip çıktıktan sonra 1923 yılında imzalanan Lozan antlaşması ile malî bağımsızlığını yeniden kazandı.<br />
Türkiye’de gerçek anlamda vergi hukuku Cumhuriyetle doğmuştur. Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra Osmanlı Vergi Sistemi tasfiye edilerek çağdaş batı Avrupa ülkelerinin vergi yasaları model alındı. Aşârın kaldırılmasından doğan boşluk temettü vergisi, kazanç vergisi, veraset ve intikal vergisi ve umumi istihlak vergisi ile doldurulmaya çalışıldı. Dünya ekonomik buhranının ve İkinci Dünya Savaşının etkisi ile malî yükümlülüklere yapılan zamların yanı sıra 1942 ve 1943 yıllarında antidemokratik hükümler taşıyan varlık vergisi ve toprak mahsulleri vergisi gibi olağanüstü vergiler kabul edilmiştir.<br />
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde en önemli vergi reformu 1949 ve 1950 yıllarında gerçekleştirilmiştir. Bu tarihlerde Federal Almanya Cumhuriyeti yasaları esas alınarak Gelir Vergisi, Kurumlar Vergisi ve Vergi Usul Kanunları kabul edildi. 1953’te Tahsili Emval Kanununun yerine Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun çıkartıldı. 1960’lı ve 1970’li yıllarda yeni bazı vergiler (motorlu taşıtlar vergisi, işletme vergisi, gayrimenkul kıymet artışı vergisi vb.) getirildi; mevcut vergilere zamlar yapıldı.<br />
12 Eylül 1980’den sonra hemen hemen bütün vergi yasalarında önemli değişiklikler yapılmıştır. Bunlar arasında reform niteliği taşıyan en önemlisi 1.1.1985’ten itibaren uygulamaya konulan katma değer vergisidir.<br />
Türk Vergi Hukuku köken olarak ulusal değildir. Vergi yasalarımızın önemli bir bölümü Batı Avrupa, özellikle Federal Alman yasaları örnek alınarak hazırlanmıştır.<br />
VERGİ HUKUKUNUN KAYNAKLARI<br />
Vergi hukukunda, yeni norm koyan kaynaklar aslî (bağlayıcı), diğerleri ise yardımcı (tali) kaynaktır.<br />
Aslî- (Bağlayıcı) kaynaklar<br />
Anayasa:<br />
Anayasa hükümleri temel norm niteliği taşır. Anayasanın “Vergi ödevi” başlığını taşıyan 73 üncü maddesi vergi hukuku bakımından temel dayanaktır. Bu düzenleme, Herkesin kamu giderlerini karşılamak üzere, malî gücüne göre, vergi ödemekle yükümlü olduğunu; Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacı olduğunu; Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülükler kanunla konulup, değiştirileceğini veya kaldırılacağını; vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Bakanlar Kuruluna verilebileceğini hükme bağlamaktadır.<br />
Yasa:<br />
Anayasanın 73 üncü maddesinin 3 üncü fıkrası hükmü vergilerin yasallığı ilkesine ilişkindir. Vergi hukukunda yasalar temel kaynaktır. Yasallık ilkesi, düzenlemelerin sadece yasa olarak nitelenen bir formatta yapılmasını değil, verginin temel unsurlarının (konu, matrah, yükümlü, oran, muafiyet ve istisnalarda alt ve üst sınırlar gibi) yasada açıkça belirlenmesini de gerektirir. Bu ilke özel hukuk sözleşmeleri ile yükümlülük ve sorumluluğun (VUK. m.8/3) devredilememesinin, kıyas yasağının da dayanağını oluşturur.<br />
Anlaşmalar:<br />
Anayasanın 90 ıncı maddesi çerçevesinde, usulüne göre yürürlüğe konulan anlaşmalar da yasa hükmünde olduğundan usulüne göre yürürlüğe konulan anlaşmaların vergilere ilişkin hükümleri de vergi yasası hükmündedir. Çifte verginin önlenmesine ilişkin iki taraflı anlaşmalarla vergi hukukunda sık karşılaşılır.<br />
Kanun Hükmünde Kararname:<br />
Anayasanın 91 inci maddesi gereği, siyasal haklar ve ödevler bölümünde yer alan vergi ödevi, kural olarak kanun hükmünde kararname konusu yapılamaz. İstisnası: sıkıyönetim ve olağanüstü haller de çıkarılacak olağanüstü hal kanun hükmünde kararnameleridir.<br />
Yürütme organının özel düzenleyici işlemleri:<br />
Anayasanın 73/ son, yasanın belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülüklerin muaflık, istisna, indirim ve oranlarına ilişkin düzenlemeler yapma yetkisinin yasayla Bakanlar Kuruluna verilmeini düzenlemektedir. Yasa ile böyle bir yetki verilir ise, yürütme organı vergi ilişkisinin bir kısım unsurlarında yasada belirtilen sınırlar içinde, yeni düzenlemeler yapabilecektir. Anayasa 73/ son daki düzenlemenin KHK ile karıştırılmaması gerekir..<br />
Diğer düzenleyici işlemler:<br />
Tüzük ve yönetmelikler de vergi hukukunun birer kaynağını oluşturur. Örnek olarak emlâk vergisine ilişkin olarak çıkarılan tüzük ve yönetmelikleri gösterebiliriz. Yine Çeşitli vergi yasalarının belli konularda verdiği yetkiye dayanılarak çıkarılan Bakanlar Kurulu kararnameleri de vergi hukukunun bir kaynağıdır. Çeşitli bakanlık kararları da (örn. katma değer vergisinde beyannamenin şekil ve içeriğinin düzenlenmesine ilişkin Maliye Bakanlığı) kaynak oluşturabilir.<br />
İçtihadı birleştirme kararları:<br />
İçtihadı birleştirme kararları vergi hukukunda da aslî kaynaktır.<br />
Tali Yardımcı kaynaklar<br />
Doktrin ve yargı kararları, Maliye Bakanlığınca çıkartılan genel tebliğler, genelgeler, izahlar ve görüşler (mukteza) tali kaynaklardır.<br />
Genel tebliğler, Vergi uygulamasında birliği sağlamaya yönelik olarak Maliye Bakanlığınca çıkartılır İdare hukuku açısından iç işlem niteliğinde olduklarından kesin ve yürütülmesi zorunlu (lâzımülicra) işlem değildirler, kural olarak iptal davasına konu edilemezler. Ancak yükümlülerin hukukî durumunu doğrudan etkileyen genel tebliğlerde mevcuttur, bu nitelikte olanlar davaya konu edilebilir. Muktezalar (özelgeler), vergi ödevlilerinin vergi ile ilgili tereddüte düşmeleri halinde vergi iaderseine başvurarak açıklama talep etmeleri mümkündür. Bu hallerde yapılan açıklamalara mukteza adını alır.<br />
VERGİ NORMLARININ UYGULANMASI VE YORUM<br />
Hukuk Normunun Uygulanması Süreci<br />
Bir hukuk normunun uygulama alanı bulması, normda soyut olarak tarif edilmiş olayların, yaşamda somut olarak gerçekleşmesine bağlıdır. Ancak bu gerçekleşmeden sonra normda öngörülen hukuki sonucun ortaya çıktığından söz edilebilir.<br />
Hukuk uygulayıcısının belli bir hukuki sonucun doğduğuna ilişkin saptaması, yasa koyucunun normda soyut biçimde tanımladığı bir olayın, yaşamda bütün unsurlarıyla gerçekleştiğine ikna olma sürecinin tamamlanmasıyla mümkün hale gelir. Hukuk uygulayıcısının görevi, normdaki soyut olayın unsurları ile gerçekleşen -somut, maddi- olayın unsurlarının çakışıp çakışmadığını -örtüşme- saptamaktır. Örtüşme ya da örtüşmeme yönündeki karar, normdaki hukuki sonucun doğup doğmadığının veya normun uygulanma olanağı bulunup bulunmadığının saptanması için bir önkoşuldur.<br />
Bir normda öngörülen hukuki sonucun doğması, normda ifadesini bulan soyut olaya uygun somut, maddi olayın yaşamda gerçekleştiğine ilişkin bir saptamanın yapılmasını gerektirir. Normdaki soyut olay ile gerçekleşen olayın aynı ya da farklı olduğunun saptanması, bir mantıksal çıkarım ya da bir matematik formülünün uygulanmasında olduğu gibi, sıralaması önceden belli bir süreç olmayıp, aksine soyut ve gerçekleşen olay arasında unsurlar itibariyle karşılaştırma yapılması, unsurlardan birinin farklı olduğunun görüldüğü noktada, normun uygulanamayacağı kararının verilmesi; unsurların aynılığı saptandıkça diğer unsurların karşılaştırılmasına geçilmesi; tüm unsurların örtüştüğüne ikna olunduğunda ise normun somut olaya uygulanacağı, dolayısıyla da hukuki sonucun doğduğu kararı verilmesi biçiminde gerçekleşir.<a href="http://www.genelbilge.com/tag/basit/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Basit">Basit</a> bir benzetmeyle, normun uygulanması -veya uygulanmaması- sürecinde, hukukçu terazinin bir gözüne normdaki olayı, diğer gözüne de gerçekleşen olayı koyarak aynılığını ya da farklılığını tespit etmektedir. Normun uygulanma sürecinde:<br />
Normda tanımlanan soyut olayın, unsurlarının ve kapsamının belirlenmesi -hukuk normunun anlamlandırılması, yorum;<br />
Yaşamda gerçekleşen -somut, maddi- olayın saptanması ve normla ilişkilendirilebilen olayın hukuki nitelendirilmesi.<br />
Olmak üzere teorik olarak birbirinden ayrı iki safha söz konusudur. Yorum, hukuk normunda yer alan soyut olayın, unsurlarının ve kapsamının tespiti faaliyetidir. Yorum faaliyeti sonucunda, hukuk normundaki soyut olayın unsurları ve kapsamı, bir başka deyişle normun uygulama koşulları belirlenir.<br />
Normun anlamının belirlenmesi diyebileceğimiz yorum faaliyetinde, normu koyan yasa koyucunun iradesinin mi -sübjektif teori-, yoksa yürürlüğe girmesiyle yasa koyucunun iradesinden bağımsız bir kimlik kazanan normun iradesinin mi -objektif teori- esas alınacağı ilk sorun olarak karşımıza çıkar. Bu sorunun içinde ve yanında yer alan bir başka sorun da, normun anlamının algılanmasında öncelik verilecek yöntemlere ilişkindir.<br />
Yorum faaliyetinde, normu koyan organın iradesini esas tutma tarihi yorum yöntemini; normu içinde yer alan kelimelere göre anlamlandırma lafzi -deyimsel- yorum yöntemini, normu yer aldığı normlar bütünü içinde anlamlandırma sistematik yorum yöntemini, içinde bulunulan sosyal ve ekonomik koşullara göre normdan algılanan bütünsel amacı esas tutmak da amaçsal -gai- yorum yöntemini ifade etmektedir. Bu noktada hukukçunun karşılaştığı güçlük, bu değişik yorum yöntemlerinden hangi durumlarda, hangi ölçütler çerçevesinde yararlanılacağı konusundaki belirsizliktir.<br />
Kısaca özetlemek gerekirse, bir normun uygulanması sırasında normun anlamı -yorum-, gerçekleşen olayın ne olduğu saptanır; somut, maddi olaydaki unsurlar hukuken doğru biçimde nitelenir. Bu faaliyetler arasında öncelik sonralık ilişkisi bulunmayıp, çoğunlukla eş zamanlıdır. Hukuk uygulayıcısının gerek normun yorumlanması gerek olayın saptanması ve unsur veya unsurlarının nitelendirilmesi işleminde, pozitif bir dayanak olmaksızın normu kendi adalet anlayışına uygun anlama veya yorum faaliyetiyle ulaşamadığı sonuçlara, somut olayı değiştirerek -manipüle ederek- ulaşma çabaları, normun doğru biçimde uygulanmasını engeller.<br />
İlke olarak vergi normlarının uygulanması faaliyeti diğer hukuk normlarının uygulanması faaliyetiyle aynıdır. Diğer hukuk alanlarından farklı olarak vergi hukukunda normun uygulanma işlemi açık bir yasal düzenlemeye konu edilmiştir. Vergi Usul Kanununun 19 uncu maddesinin 1 inci fıkrası, “Vergi alacağı, vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın vukuu veya hukuki durumun tekemmülü ile doğar.” hükmüyle genel planda vergi normlarının özel planda da vergi borcunun doğumuna vücut veren vergi normlarının uygulanma sürecine ilişkin bir düzenleme getirmektedir.<br />
Yukarıda da işaret edildiği gibi, bir vergi normunun doğru biçimde uygulanabilmesi, normda yer alan soyut olayın doğru anlamlandırılmasına -yorum- gerçekleşen olayın doğru saptanmasına ve saptanan olayın ve unsurlarının hukuki nitelendirilmesinin doğru yapılmış olmasına bağlıdır.<br />
Özellikle irade özgürlüğünün (irade muhtariyeti) sunduğu olanakların kullanılarak, vergi normunda tanımlanan soyut olaydan farklı işlem tesisi suretiyle olası yükümlendirici vergisel sonuçların kaldırılmaya veya soyut olaya uygun işlem tesis edilerek yararlandırıcı vergisel sonuçlara ulaşılmaya çalışıldığı hallerde yorum ve hukuki niteleme problemleri kendini daha net gösterir. Normda kendisine hukuki sonuçlar bağlanan soyut olayların özel hukuk ya da başka hukuk alanlarının kavramlarıyla ifade edildiği hallerde, kavram kapsamında ya da dışında işlem tesisiyle vergisel avantajlara ulaşmayı hedefleyen -vergisel motivasyonlu- özel hukuk işlemlerinde, vergilemede dış dünyaya yansıyan hukuki formun mu yoksa iktisadi içeriğin mi esas alınacağı vergi normlarının uygulanmasında karşılaşılan temel sorunlardan biridir.<br />
Kamu maliyesi teorisinde adil bir vergilemeyi sağlamak bakımından geçerli kriterler olarak kabul edilen gelir, servet ve harcamanın dış dünyaya yansımalarının özel hukuk formlarında gerçekleşmesi, mali güce göre vergilendirme ilkesine uygun yapılmak zorunda olan (Any. m. 73) vergi yasalarında da bu özel hukuk formlarının doğrudan ya da dolaylı olarak kullanımı sonucunu doğurur. Bu nedenle vergi normunun uygulanmasında karşılaşılan problemlerin temelinde, vergilendirme ilişkisinin doğası gereği vergi normunda başka hukuk alanlarının -çoğunlukla da özel hukukun- verilerinin kullanılması ve normu uygulayacakların irade özgürlüğünün geçerli olduğu özel hukuk alanındaki işlem veya olguları somut olay olarak saptamak ve nitelendirmek zorunda olmaları yatmaktadır.<br />
Vergi normunun uygulanmasıyla ilgili olarak değinildiği üzere soyut boyutuyla, vergi doğuran olayda, hukuk uygulayıcısının faaliyeti, normdaki bu soyut tanımın anlamını belirlemeyle; daha teknik bir ifadeyle &#8220;yorum&#8221;la sınırlıdır. Oysa somut, maddi olay boyutuyla vergiyi doğuran olayda, hukuk uygulayıcısı kural olarak gerçekleşen olayı saptar -fotoğrafını çeker- ve saptadığı olaydaki unsurları niteler; bunlar dışında maddi olaya yönelik hiçbir işlevi olamaz ve olmamalıdır da. “Başka işlev” den kasıt, maddi olaya eklemeler yapılması, bazı hususların yok sayılması, en önemlisi de gerçekleşen olay yerine gerçekleşmeyen başka bir olayın ikame edilmesidir.<br />
Vergi Normlarının Yorumu<br />
Teorik Çerçeve<br />
Yorumda normda kullanılan ifadelerin kavranmasına yönelik bir çaba söz konusudur. Normunun yorumunda, normun içerdiği gerçek anlamın saptanması söz konusudur.<br />
Normun ifadesi ile içeriğinin aynı olmadığı hallerde yorumun kaçınılmaz olduğu, ifade ile içerik arasında fark bulunmayan hallerde ise yorum faaliyetine gerek olmadığı düşünülebilir. Ancak, yorum faaliyetine başvurulması ya da başvurulmaması için öngörülen, &#8220;ifade ile içeriğin aynı veya farklı olması&#8221; ön koşulunun dahi yorum faaliyetini gerektirmesi bu saptamanın yerindeliğini tartışılabilir hale getirmektedir. Normun veya normda yer alan ifadenin anlamının açık olduğu, yorum gerektirmediği yolundaki saptama bile yorum faaliyetinin neticesidir. Bu da tüm hukuk normlarının anlamının belirlenmesinde yorum faaliyetinin gerekliliğini açık biçimde ortaya koymaktadır.<br />
yorumda amaç normun gerçek anlamını ya da başka bir deyişle normun gerçek iradesini saptamaktır. Bu noktada temel sorun, gerçek anlama ulaştıracak &#8220;gerçek irade&#8221;nin araştırılması bakımından ortaya çıkar. Hangi irade esas alınacaktır ? Normu koyan eden organın normu koyması sırasındaki iradesi mi, ya da normlaştırılmakla onu ihdas eden organdan bağımsız bir niteliğe bürünen normun iradesi mi ?<br />
Normun yorumunda hangi iradenin esas tutulacağına ilişkin objektif ve sübjektif teori olmak üzere iki teori geliştirilmiştir.<br />
Sübjektif teori, normu ihdas eden organın normu koyma sırasındaki iradesini yorum bakımından esas tutar. Bu nedenle normlaştırma nedenine, normlaştırma sürecindeki belgelere iradenin belirlenmesi bakımından özel bir önem atfeder ve yorumda tarihi yorum yöntemini ön plana çıkarır.<br />
Objektif teori ise, normu ihdas eden organın iradesinden ve tasavvurlarından bağımsız biçimde normun iradesini araştırır. Bu teoriye göre, norm, normlaştırma süreci tamamlandıktan sonra bağımsız bir yapıya kavuşur ve değişen sosyal, iktisadi, kültürel vb. koşullar dikkate alınarak normun yorumlanması gerekir; yorumda normu koyan organın iradesiyle bağlı kalınması hukuku durağan hale getirir.<br />
Bir yanda norm koyucunun iradesinin diğer yanda toplumsal gelişmelerin tamamen göz ardı edilmesinin yaratacağı sakıncalar iki teoriyi bağdaştırmaya çalışan yeni bir yaklaşımı beraberinde getirmiştir. Normun anlamlandırılmasında &#8220;Yasa koyucunun normda somutlaşan iradesi&#8221;nin belirleyici olması gerektiği yönündeki bu yaklaşımda, normlaşma sürecine ilişkin verilerin tali, yardımcı bir işleve sahip olduğu kabul edilmektedir. Yorumda yükümlü lehine ya da hazine lehine sonuçlara ulaşmak gibi bir amaç kesinlikle söz konusu olmamalıdır.<br />
Yasal Çerçeve<br />
Türk Vergi hukukunda yoruma ilişkin genel düzenleme, 30.12.1980 tarihli 2365 sayılı Kanunla Vergi Usul Kanununun 3 üncü maddesi değiştirilerek yapılmıştır. &#8220;Vergi Kanunlarının Uygulanması ve İspat&#8221; başlıklı hüküm:<br />
&#8220;A) Vergi Kanunlarının Uygulanması: Bu kanunda kullanılan &#8220;vergi kanunu&#8221; tabiri işbu kanun ile bu kanun hükümlerine tabi vergi resim ve harç kanunlarını ifade eder.<br />
Vergi kanunları lâfzı ve ruhu ile hüküm ifade eder. Lâfzın açık olmadığı hallerde vergi kanunlarının hükümleri, konuluşundaki maksat, hükümlerin kanun yapısındaki yeri ve diğer maddelerle olan bağlantısı gözönünde tutularak uygulanır.&#8221;<br />
biçimindedir. Vergi Usul Kanununun bu maddesi eski bir deyimle &#8220;malumu ilân&#8221;dır. Hatta yasadaki bu düzenleme yorum yöntemleri arasında bir sıralama olduğunu çağrıştıran ifade biçimiyle, yorum teorisinden ayrılındığı izlenimi vermektedir.<br />
Yorum Yöntemleri ve Değerlendirilmesi<br />
Tam bir görüş birliği olmamakla birlikte yorum yöntemleri lâfzi, tarihi, sistematik ve amaçsal yorum olmak üzere dört ana başlık altında incelenmektedir.<br />
Hareket noktasını normda yer alan kelimelerin oluşturduğu lafzi yorum yöntemi, normun gerçek iradesinin normdaki kelimelere yansıdığı temel varsayımına dayanır. Bu yönteme göre normun anlamı, normda yer alan kelimelere, bu kelimelerin cümle içinde yerlerine, kısaca dilbilim kurallarına göre belirlenir. Tüm normlarda yorum faaliyetine, doğası gereği normda yer alan kelimelerden başlanır ise de lafzi yorumu diğer yöntemlerden ayıran özellik, normun sözleri ile bağlı kalınması ve onun dışına çıkılmasının istenmemesidir.<br />
Tarihi/genetik yorum yönteminde normu koyan organın normu koyması sırasındaki iradesi araştırılarak normun anlamı belirlenir. Bunun için de yasalaştırma faaliyetine ilişkin dokümanlar asıldır. Yasa koyucunun psikolojisinin belirlenmesini gerektiren bu yöntemin işlevsellikten uzak olduğu açıktır. Yasa koyucunun neyi arzulandığını saptamak ve buna göre normu anlamlandırmak neredeyse imkansızdır.<br />
Sistematik yorumda norm, ait olduğu bütün -sistem- içindeki yeri, diğer normlarla olan ilişkisi dikkate alınarak anlamlandırılır. Normların tutarlı bir sistem oluşturdukları kabulüne dayalı bu yöntem çeşitli mantık kurallarından (karşıt kavram, evleviyet, tümevarım, tümden gelim vb) yararlanmayı da içerir.<br />
Objektif yorum teorisine dayalı amaçsal yorum yönteminde normun değişen sosyal ve ekonomik koşullar altında kazandığı anlama; normda ifadesini bulan değerlendirmeler ve çıkar çatışması araştırılarak, normun öngördüğü çözüme, ulaşmak istediği amaca uygun yorum yapılır. Normların zamanla değişen koşullara uygun anlamlandırılmasını, adalet duygularını tatmin edecek sonuçlara ulaşılması için normun ihmal edilerek, somut maddi olayın özelliklerinin dikkate alınmasını gerektiren bu yorum yöntemi, normun amacını belirlemede hukuk uygulayıcısına tanıdığı serbestinin hukuki güvenlik ilkesinin sarsılmasına neden olabileceği gerekçesiyle eleştiriye uğramaktadır.<br />
Hukuk Metodolojisinde genel yaklaşım, normun anlamlandırılmasına normda yer alan kelimelerle başlanması; kelimelerle ilgili tereddütler varsa veya anlamlı bir sonuca ulaşılamıyorsa diğer yorum yöntemlerine başvurulması yönündedir. Yorum yöntemleri arasında bir öncelik sonralık ilişkisi bulunup bulunmadığı, böyle bir ilişki varsa sıralamanın nasıl yapılacağı hususlarında görüş birliği yoktur. Bu tartışmaların ayrıntılarına girmeksizin belirtilmesi gerekir ki, anlama faaliyeti olarak tanımlanan yorumda, yöntemler arasında bir öncelik ve değer sıralaması yapılamaz. Tüm yorum yöntemleri normun anlamını belirlemede kullanılan araçlar olup, birbirlerini tamamlarlar. Kural olarak, normun doğru anlamına ulaşıldığından söz edilebilmesi, saptanan anlamın tüm yorum yöntemleriyle veya bu yöntemlerin çoğunluğuyla teyit edilmesine bağlıdır. Örneğin, normun lâfzının açık olduğu yönündeki bir vargıda, lâfzi yorum dışında, amaçsal, tarihi ve sistematik yorum yöntemlerinin de eş zamanlı kullanıldığı; bu yöntemlerin de çıkarımı doğruladığı örtülü ifadesi mevcuttur. Yorum yöntemlerinin birbirlerini tamamlayıcı olmadığı veya varılan sonuçların doğruluğunun teyidi için her yorum faaliyetinde tümünden yararlanılmadığı yönündeki bir kabul, yorumun doğasına aykırı olup hukuk uygulayıcısının tercihlerine bağlı -hatta- keyfi uygulamalara neden olur.<br />
Normun yorumunda normu koyan organın normda somutlaşan iradesi esas alınmalı, normu koyan organın (yasama) görüşmeleri ve gerekçelerinde ifade edilen normu ihdas nedenleri normdan çıkarılan bütünsel amaçla bağdaştığı ölçüde ikincil öneme sahip olmalıdır. Normdan algılanan bütünsel anlam tüm yorum yöntemlerinin birlikte kullanılmasıyla saptanılmalı ve saptanan anlamının doğruluğu tüm yöntemlerce ya da bunların çoğunluğunca teyit edilmelidir. Bir başka ifade ile yorum yöntemlerinin birbirini tamamlayıcı nitelikte olduğu, aralarında bir öncelik sonralık ilişkisi bulunmadığı gözardı edilmemelidir. Bir norm anlamlandırılırken işin doğası gereği, lâfızdan başlanmakla birlikte, lafızdan elde edilen verilerle normun amacı arasında farklılık olup olmadığına bakılmalı; farklılık yoksa diğer yöntemlerin de bir farklılık olmadığı yönündeki tesbiti doğrulayıp doğrulamadığı araştırılmalıdır. Normun lafzı ile amacı arasında bir fark olduğu saptanıyor ise normun ait olduğu hukuk alanına göre çözümler geliştirilmelidir.<br />
Vergi hukuku açısından yorum faaliyetinin ilke olarak diğer hukuk alanlarındakinden farklı olmadığı söylenebilir. Ancak yasallık ilkesinin istisnasız geçerli olduğu maddi vergi hukuku normlarının yorumunda yükümlü lehine ya da aleyhine ayrımı yapılmaksızın aşılamayacak belli sınırlar vardır. Kıyas yasağı, hakimin hukuk yaratamaması olarak bilinen sınırlar bir yana bırakıldığında, vergi normlarının yorumunda en önemli sınır, normda kullanılan kelimelere, verilmesi mümkün anlamların dışında anlam yüklenemeyecek olmasıdır. Amaçsal yorumun da sınırını oluşturan bu çerçeve, normda bulunan her kelimenin dikkate alınmasını gerektirir. Normdaki bir kelimeye yüklenmesi mümkün olmayan bir anlamın yorum yoluyla verilmesi, bir yorum faaliyetinden ziyade hukuk yaratma, yasayı düzeltme veya tamamlama faaliyetidir. Böyle bir durum hukuk uygulayıcısının yasama organının tekelinde bulunan bir yetkiyi kullanması anlamına gelir ve vergi hukuku alanında böyle bir yetkinin kullanılması mümkün değildir.<br />
Bir kelime veya kavrama yüklenmesi mümkün anlam, kelimenin günlük dildeki veya teknik dildeki veya hukuk terminolojisindeki anlamını içerir. Bu noktada yorum yöntemlerinden yararlanılması da imkân dahilinde olup bu yöntemlerin yardımıyla kelimenin ya da kavramın nasıl anlaşılması gerektiği yönünde belirlemeler yapılabilecektir. Örneğin bir vergi normunda, vergi yükümlüsünün matrahından herbir çocuğu için 100.000.000,- TL indirim yapabileceği öngörülmüş ise, vergi borcunun miktarını etkileyen bir unsur olarak &#8220;çocuk&#8221; kavramına yüklenebilecek anlamlar: a) Sulbünden <a href="http://www.genelbilge.com/tag/gelen/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Gelen">gelen</a> nesebi sahih, b) Sulbünden <a href="http://www.genelbilge.com/tag/gelen/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Gelen">gelen</a> nesebi gayri sahih, c) Sulbünden gelmemekle birlikte hukuki bir bağla çocuk statüsüne sokulan (evlatlık) erişkin olmayan kişilerle sınırlıdır. Biyolojik ya da hukuki bir bağla yükümlüye bağlanmamış kişileri, -örn. insani nedenlerle bakımını üstlendiği erişkin olmayan bir kişiyi- &#8220;çocuk&#8221; saymak ve norm kapsamında değerlendirmek hukuk yaratmaktır. Burada yine belirtmek gerekir ki, normdaki kelimeye yüklenebilecek alternatif anlamların dar ya da geniş kapsamlı olanından birinin tercih edilmesi -daraltıcı, genişletici yorum- yorum faaliyeti içinde olup hukuk yaratma olarak değerlendirilemez.<br />
Yorum konusunda son olarak değinilmesi gereken bir nokta da normu yorumlamak adına, normda yer alan ifadeyle bağdaşmayan hatta normda saptanan iradeyle çatışan anlamları norma yüklemektir.Vergi adaleti ve benzeri gerekçelerle de olsa yorumla norma atfı mümkün olmayan bir anlam verilerek, yasa sınırlarının aşılması vergi hukukunda kabul edilemez.<br />
Ekonomik yaklaşım<br />
Vergi hukukunda yasanın amacından hareket edilerek yorum yapılması ekonomik yaklaşımın uygulanması sonucunu doğurur. Ekonomik yaklaşım, vergi doğurucu olayların saptanmasında ve vergi yasası hükümlerinin yorumlanmasında hukukî biçimlerin ötesine geçilerek gerçek ekonomik nitelik ve içeriklerin esas alınması anlamını taşır. Ekonomik yaklaşım, vergi hukukuna özgü bir yorum yöntemidir ve gerek maddî olayın saptanmasını gerek hukuk kuralının yorumunu içerdiğinden bir üst kavram olarak kullanılır. Vergiyi doğuran olayın ekonomik niteliği ve işlerliğine göre saptanmasına ve değerlendirilmesine vergi hukukunda ekonomik irdeleme denir. Vergiyi doğuran olaya uygulanacak hukuk kuralının ekonomik gerçekler göz önüne alınarak saptanması ise ekonomik yorumdur.<br />
Ekonomik yaklaşımla ilgili analizlere geçmeden önce, vergisel perspektiften böyle bir yaklaşıma gereksinim duyulmasının arka planına göz atmak gerekir.<br />
Bireylerin olası vergisel sonuçları dikkate alarak özel hukuk işlemlerini olağan kullanımlarından farklı biçimlendirmeleri, böylelikle de arzuladıkları sonuçlara ulaşma, istemedikleri sonuçlardan kaçınma girişimlerinde tümüyle özel hukuktaki irade özgürlüğünün sunduğu olanaklardan yararlandıkları; bu yolla vergi borcunu etkileme yönündeki sonu gelmeyen bir çaba içinde oldukları görülmektedir. Özel hukuktaki irade özgürlüğü, yasaklanmamış ahlâk ve adaba aykırı olmayan her işlemin yapılmasını mümkün kılar. İrade özgürlüğünün belli, somut bir iktisadi amaca ulaşılması bakımından farklı yollar izlenmesine, yeni yollar kullanılmasına olanak vermesi, bireyleri hedefledikleri iktisadi sonuca, vergi normunda vergi borcunun doğumu için öngörülen soyut tanımda yer alan özel hukuk işleminin dışındaki işlemlerle ulaşmaya yöneltir. Örn. Bir menkul veya gayrimenkul mal üzerindeki kullanım hakkı, malın satılması, başka malla takas edilmesi, bağışlanması veya malı kullanma yetkisi veren diğer sözleşmeler (kira, intifa, leasing vb) neticesinde edinilebilir veya aktarılabilir. Hukuki açıdan farklı hak ve borçları içeren bu seçeneklerin her birine bağlanan vergisel sonuçlar da farklıdır. Yönlendirme amaçlı vergi normlarının içerdiği vergisel seçimlik haklarda da. -normal-hızlandırılmış amortisman; yatırım indirimi; götürü gider-gerçek gider vb.- her ne kadar vergisel bir seçim hakkının kullanımı söz konusu ise de dolaylı olarak yine özel hukukun düzenleme olanaklarından yararlanılmaktadır.<br />
Özel hukuk işlemlerinin vergi yükünden kurtulmak, vergi yükünü azaltmak veya vergisel avantajlara erişmek; ya da bir başka ifade ile vergileme bakımından etkili soyut unsurlardan birini ya da birkaçını etkilemek amacıyla olağan işlevleri dışında kullanılmaları ya da farklı biçimlendirilmeleri halinde vergisel motivasyonlu (saikli) özel hukuk işlemlerinden söz edilir.<br />
Vergilendirmede mali gücün esas alınması, bu güce sahip olan herkesin öngörülen yükümlülüğe katlanmak zorunda bulunması ve vergilemede eşitlik -aynı durumda olanların aynı, farklı durumda olanların farklı muameleye tabi tutulması- iktisadi güce sahip olmasına rağmen legal ya da illegal yollarla bu yükümlülüğünü yerine getirmekten kaçınmaya yönelik girişimlerin boşa çıkartılmasını; vergilendirmede gerçek iktisadi boyutun dikkate alınmasını gerektirir.<br />
Hem vergi normunun anlamlandırılması hem de somut maddi olayın -vergiyi doğuran olayın- nitelendirilmesi sürecinde iktisadi boyutun esas alınması ekonomik yaklaşım neticesinde mümkün olabilmektedir.<br />
Ekonomik yaklaşımla ilgili olarak bu noktada hemen vurgulanması gereken husus, ekonomik yaklaşımın takdire yer bırakmayan, anayasal ve yasal vergileme ilkeleriyle sınırlanmış bir yöntem olduğudur. Yine belirtmek gerekir ki, ekonomik yaklaşım vergilemede iktisadi boyutun dikkate alınması adına bütün kapıları açan bir maymuncuk; ya da yasa koyucunun vergi uygulamacısına dilediği gibi doldurmak üzere verdiği açık bono değildir.<br />
Çoğu kez vergi hukuku ile özdeşleştirilmiş biçimde kullanılan ve vergi hukukuna özgü olduğu vurgulanan &#8220;ekonomik yaklaşım&#8221;, vergi normları anlamlandırılırken ve vergiyi doğuran olay saptanıp, nitelenirken biçimlerin ötesine geçilerek özün -iktisadi boyutun- esas alınmasını öngörmektedir.<br />
Ekonomik yaklaşımın vergi hukukundaki asıl işlevi, &#8220;mali güce göre vergilendirme&#8221; temel ilkesinin özel hukuk işlemleriyle işlemez hale getirilmesini önlemek ve aynı iktisadi güce sahip olanları aynı biçimde vergilendirerek vergilemede eşitliği sağlamaktır. Öz olarak vergi hukukunun kendini ve ilkelerini koruma refleksi olarak da nitelenen ekonomik yaklaşımın, kavramda yer alan &#8220;ekonomik&#8221; kelimesinden hareketle amaçsal yorumun bir parçasına indirgenerek &#8220;vergi normlarının uygulanmasında, normların ekonomik amaçlarının dikkate alınması&#8221; olarak algılanması, yorum sürecinin giriftleşmesi, kararması sonucunu doğuracak; en önemlisi de &#8220;hazineci yaklaşım&#8221;a dayanak oluşturabilecektir. Aynı şekilde vergiyi doğuran olayın saptanması ve nitelenmesinde de ekonomik içeriğin dikkate alınması adına gerçekleşen maddi olay yerine, gerçekleşmemiş varsayımsal bir başka olayın ikame edilmesi riski de gözardı edilemeyecek kadar büyüktür. Değinilen bu riskin tipik bir örneğini Alman İmparatorluk Mali Mahkemesinin &#8220;fenik kararı&#8221; adıyla bilinen bir kararı oluşturmaktadır. İşsizliği azaltma amaçlı vergi yasası aylık geliri 500 mark ve üzerinde ücretlilerden % 5, bunun altında olanlardan % 4 vergi alınmasını öngörmüştür. Karara konu olayda işveren çalışanlarının % 5 yerine % 4 oranında vergi ödemesini sağlamak üzere, çalışanların da rızasıyla, yeni bir hizmet sözleşmesi yaparak aylıklarını 1 fenik azaltmış ve fiilen 499, 99 mark ödemeye başlamıştır. Vergi idaresi, yeni anlaşmayı ve fiilen 499,99 marklık ödeme yapıldığını kabul etmesine rağmen, 1 feniğin iktisadi önemi bulunmadığı gerekçesiyle % 5 lik oranı uygulayarak cezalı vergi tarhiyatı yapmış, bu tarhiyat ta yargı tarafından onanmıştır. Bu örnek te göstermektedir ki, işlevi, niteliği,uygulama alanı ve sınırları net çizgilerle belirlenmemiş ekonomik yaklaşım, yasallık, hukuki güvenlik başta olmak üzere vergi hukukuna hakim tüm anayasal ilkeleri zedeleyen bir araç haline gelebilecektir.<br />
Vergilendirme ilişkisinde ilke olarak özel hukuk işleminin iktisadi boyutu esas alınır. Fakat vergi normunda bu iktisadi boyutun çoğu kez özel hukuk kavramlarıyla ifade edilmesi, yorumda ne zaman iktisadi içeriğin esas alınacağı ne zaman alınmayacağı konusunda bir ön saptama yapılmasını gerektirir. Dolayısıyla ekonomik yaklaşım aşağıda da inceleneceği üzere her vergi normunun ve her somut olayın uygulanmasında kullanılacak bir yöntem değildir. Soyut vergiyi doğuran olayın iktisat ya da vergi hukukuna özgü kavramlarla ifade edildiği ya da özel hukuk kavramlarının özel hukuktaki anlam ve içerikleriyle kullanıldığı durumlarda ekonomik yaklaşıma başvurulamaz. Özel hukuk kavramlarının iktisadi içeriklerinden bağımsız vergileme konusu yapıldığı hallerde iktisadi boyutun vergilemede esas alınmaya çalışılması amacı aşan uygulamaları da beraberinde getirir. Örneğin &#8220;Evlenme veya boşanma&#8221; terimlerine yer verilerek, bunlara vergisel sonuçlar bağlanmış bir vergi normunun uygulamasında, kavramların medeni hukuktaki anlamlarıyla kullanıldığı konusunda bir tereddüt yoksa, iltica saikiyle yapılmış medeni hukuk anlamında muvazaalı bir evliliği vergisel anlamda geçersiz saymak; evlenme akdi olmaksızın evli gibi yaşayan çiftleri vergi hukuku anlamında evli gibi değerlendirmek ya da geçerli evlilik birliği tesis etmiş olmasına rağmen fiilen ayrı yaşayan çiftleri boşanmış saymak olanağı yoktur.<br />
Vergiyi Dolanmaya Yönelik Özel Hukuk İşlemleri: Peçeleme<br />
Vergileme konusu iktisadi olgularla ilişkiye girmeme veya vergi borcunun doğumuna ilişkin soyut olay tanımı kapsamında işlemleri gerçekleştirmeme ya da vergisel avantajlar getiren normlara uygun somut maddi olayları oluşturma yahut da ilişkilerini vergi normlarınca kavranmayan alanlarda yoğunlaştırma vergi yükümlüsünün doğal hakkıdır. Vergi hukuku hukuk düzeninin sunduğu olanakların kullanılmasına ve kişilerin iktisadi özgürlüklerini serbestçe kullanmasına saygılı olmak zorundadır. Ancak diğer taraftan hukuk düzeninin tanındığı düzenleme olanaklarının hukuk düzeniyle çatışan biçimde, öngörüldükleri amaçlara aykırı, kötüye kullanımı hiçbir hukuk dalında himaye edilmez.<br />
Vergisel motivasyonun özel hukuk ilişkilerini biçimlendirmesi, vergi normlarında verginin bağlandığı olayların soyut tanımında özel hukuk kurum ve kavramlarının yoğun kullanımı vergi yükümlülerini ve potansiyel vergi yükümlülerini aslında iktisadi içeriği vergi normlarınca kapsandığı kuşkusuz olan ilişkilerini, normun kapsamı dışında tutacak veya bunu tartışılabilir hale getirecek özel hukuk biçimlerini tercihe yöneltir. Bu yöndeki tercihler vergi hukukunda vergiden kaçınma, vergi tasarrufu ve verginin dolanımı kavramlarının sınırlarının belirlenmesi zorunluluğunu beraberinde getirir. İktisadi sonuçtan vazgeçmek suretiyle vergi konusu ile ilişkiye girmemek -vergiden kaçınma- veya vergi yasalarınca sunulan olanaklardan yararlanmak -vergi tasarrufu- vergi hukuku bakımından reddedilmeyen davranış biçimleridir.<br />
Ancak özel hukuk biçimlerinin vergisel avantajlara ulaşmak için, vergi normlarının konuluşlarındaki amaçlarla bağdaştırılamayacak biçimde kötüye kullanımı -verginin dolanımı, peçeleme- tüm vergi sistemlerinde reddedilir. Vergiden kaçınmada, vergi normundaki soyut olay tanımına giren işlemin oluşması engellenmektedir. Verginin dolanımında (peçeleme) ise, doğması olası vergi yükümlülüğünün önlenmesi veya bir vergi kolaylığından yararlanma amacıyla somut maddi olayın iktisadi özden vazgeçmeksizin, soyut olay tanımına uygun, yani olduğundan farklı biçimde sergilenmesi söz konusudur. Bu çerçevede, peçeleme, vergi yükümlülerinin ve sorumlularının özel hukuk biçimlerini olağan kullanımları dışında vergi kaçırma amacı ile kötüye kullanmaları; vergi yasasının iktisadi içeriğiyle vergileme konusu yaptığı bir özel hukuk işlemi yerine vergileme konusu yapılmayan bir özel hukuk işleminin olağan ve doğal kullanımı dışında kullanımı olarak tanımlanabilir.<br />
Kanuna karşı hilenin vergi hukukundaki yansıması veya özel bir türü olarak değerlendirilen peçeleme işlemleri mali güce göre vergilendirme ve eşitlik ilkeleri için ciddi bir tehdit oluşturur. Peçeleme işlemlerinin vergi hukuku bakımından geçerli sayılması, bu işlemleri sergileyenlerin gerçekte mali güçleri olmasına rağmen vergilendirilmemeleri ve dolayısıyla aynı mali güce sahip kişilerin farklı vergilendirilmesi sonucunu doğurur. Bu nedenle peçeleme işlemleriyle vergi yasalarının dolanılmasının önlenmesi vergi hukukunun en önemli ve öncelikli görevleri arasında sayılmaktadır.<br />
Bir özel hukuk işleminin, peçeleme oluşturup oluşturmadığının tartışılabilmesinin veya peçelemenin varlığından söz edilebilmesinin ön koşulu, vergi normunun vergiyi bağlandığı soyut olayın tanımında özel hukuk kurum ve kavramının temsil ettiği iktisadi içeriğiyle kullanılmış olmasıdır. Belli bir iktisadi amaca ulaşmada tipik kabul edilen ya da belli bir vergi kolaylığından yararlanılması için amaca uygun bulunan bir özel hukuk kavram veya kurumu vergi normunda yer almalıdır. Özel hukuk kavramlarının iktisadi içeriklerinden bağımsız biçimde vergi normunda kullanılması durumunda peçeleme işlemi yoktur. Örneğin: verginin bağlandığı soyut olay tanımında &#8220;evlilik, boşanma&#8221; terimlerine aile hukukundaki anlamlarıyla yer verilmiş ise, bu tür özel hukuk işlemlerinde vergisel çıkar elde etme amacı gözlense dahi, ait oldukları alanlardaki anlamla bağlı kalınacağından; imam nikahı, fiili birliktelik halinde evlenmenin, fiili ayrılıkta boşanmanın varlığından dolayısıyla da peçelemeden söz edilemez. Yine aynı biçimde Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu&#8217;na göre vergi yükümlüsünün &#8220;sicilde adına araç kayıtlı olanlar&#8221; biçiminde belirlenmiş olması, vergisel amaçlarla adına kayıt tescilden kaçınarak, malik imişcesine aracı fiilen kullananların vergi yükümlüsü sayılması sonucunu doğurmaz.<br />
Verginin bağlandığı soyut olayın tanımında vergi hukukuna özgü kavramların ya da vergi hukukunca içeriği ait olduğu alanlardan farklı belirlenmiş kavramların kullanılmış olması durumunda somut maddi olayın peçeleme işlemi olduğundan söz edilemez. Bir başka ifade ile normdaki vergisel sonucu ortaya çıkaracak somut maddi olay mutlaka bir özel hukuk işlemi veya hukuki işlem benzeri davranış olmalıdır. İşlemin özel hukuk bakımından da geçerli olmaması onun peçeleme olarak değerlendirilmesini engeller; geçersizlik durumunda işlemin vergisel konumu geçersiz işlemler için öngörülen kurallar çerçevesinde belirlenir.<br />
Özel hukukun düzenleme olanaklarından yararlanılma koşulu, hukuki işlemler ve benzerleri (örn. temerrüt ihtarı) dışında kalan davranış biçimlerinin peçeleme olarak nitelenmesini engeller. Örneğin şarap üzerine konulan vergi nedeniyle bira içilmeye başlanmasında salt bir davranış söz konusu olup hukukun düzenleme olanaklarının kullanılması bahis konusu değildir. Bu unsur, vergiden kaçınma ile verginin dolanımı arasındaki sınırlardan biri olarak değerlendirilebilir.<br />
Vergi yasalarının sunduğu düzenleme olanaklarından veya seçimlik haklardan yararlanılması -götürü gider-gerçek gider; hızlandırılmış amortisman-normal amortisman vb.- durumunda bir peçeleme işlemi yoktur.<br />
Özel hukukun düzenleme olanaklarının kötüye kullanılmamış olması durumunda bir peçelemenin varlığından söz edilemez.<br />
Hukuk düzeni iktisadi amaçlara ulaşmada basit tipler öngörmüştür. Bir iktisadi amaç için tipik ve en basit sayılan yolun seçilmiş olması &#8220;ölçülü&#8221; bir seçim yapıldığının kanıtıdır.Bu bağlamda basit, amaca uygun, sarih, içeriği açık işlemlerin ölçülü; komplike, yapay, alışılmışın dışında, lüzumsuz, karmaşık, zor kavranır, rasyonel olmayan, akla aykırı, etki ve biçim açısından oransız işlemlerin ölçüsüz olduğu ileri sürülebilir.<br />
Bir özel hukuk işleminin ölçülü olup olmadığı &#8220;işlemin büründüğü hukuki biçimle gerçek iktisadi içeriğinin örtüşüp örtüşmediği, saptanan iktisadi amacın tipik addedilen bir formda olup olmadığı, tarafların gerçek iradeleri araştırılarak&#8221; saptanabilir. İşlem taraf veya taraflarının gerçek iradelerinin de dikkate alınmasını öngören bu yaklaşım, her somut olayın kendi özellikleri içinde değerlendirilmesini gerektirir; genellemeler yapılmasına engel oluşturur. Ulaşılmak istenen iktisadi sonuçla, seçilen yol arasında makul bir bağlantının mevcudiyeti söz konusu ise, seçilen yolun salt vergisel nedenlerle tercih edilmiş olması da peçeleme sayılamaz.<br />
Ölçülülük kriteri açısından yapılacak denetim, hukuki ölçülülükle sınırlıdır. Bir başka ifade ile, yükümlü davranışı, iktisadi rasyonellik, iktisadi uygunluk açısından denetim yapılamaz. Ekonomik açıdan makul olmayan, zararına satış yapma, ulaşabileceği kârdan vazgeçme türündeki yükümlü davranışları salt bu nedenle peçeleme oluşturmaz. Bu çerçevede peçelemenin sadece özel hukuk biçimlerinin kötüye kullanılması halinde ortaya çıkabileceğine işaret etmek gerekir. Özel hukukun düzenleme olanaklarının kötüye kullanılıp kullanılmadığının saptanması bakımından kanımızca en tutarlı kriter, peçelemenin varlığı tartışılabilecek bir özel hukuk işleminde, vergisel avantaj sağlama amacı dışta tutulduğunda geride hâlâ anlamlı bir iktisadi bütünlük kalıyorsa, seçilen form ölçülüdür ve &#8220;kötüye kullanma koşulu gerçekleşmemiştir. Buna karşın vergisel avantaj sağlama amacı dışta tutulduğunda geride anlamlı bir iktisadi bütünlük kalmıyorsa seçilen form ölçüsüzdür.<br />
Peçelemenin varlık koşullarından biri de, işlem neticesinde vergisel bir çıkarın ortaya çıkmış olmasıdır. Vergisel çıkar sağlanması, vergi borcunun doğumunun engellenmesi veya bir vergi kolaylığından yararlanılması biçiminde gerçekleşebilir.<br />
Peçelemenin varlığı saptandığında, taraf veya taraflarca seçilen ölçüsüz işlem yerine ikame edilen varsayımsal ölçülü işlem vergilemede esas tutulur. Bir başka ifadeyle, vergiyi dolanma yönündeki amaç elimine edilerek, işlem olağan koşullarında yapılsaydı, nasıl vergilendirilecek idiyse o şekilde vergilendirilir. Vergi hukuku açısından bir işlemin peçeleme olarak nitelendirilmesi, işlemin özel hukuktaki geçerliliğini hiçbir surette etkilemez..<br />
Kıyas yasağı (Boşluk Doldurma)<br />
Hukukta kıyas, bir olay hakkında yasada yer alan kuralın, nitelikleri ve kuruluşları ona benzeyen fakat yasada düzenlenmemiş diğer bir olaya uygulanmasıdır.<br />
Vergi hukukunda kıyas yolu ile yoruma başvurulması hukuk devletinin hukukî güvenlik ilkesine ve vergilerin yasallığı ilkesine ters düşer. Aksi halde vergi koyma açısından yetkisiz olan yürütme ve yargı organları tarafından vergi doğurucu olaylar yaratılabilir veya mevcut vergi yükleri değiştirilebilir.<br />
Vergi hukukunda yükümlü lehine boşluk doldurma veya kıyas da mümkün değildir. Vergilendirme ilişkisinin özüne ilişkin olmayan, yükümlüler için güvence niteliği taşımayan biçim ve usule ilişkin vergisel düzenlemelerde yasa boşluğu olması halinde bunun hukuk yaratma yoluyla çözülmesi mümkündür.<br />
Vergi hukukunda, özel hukukta olduğunun tersine yargıcın hukuk yaratma yetkisi yoktur. Yargıç, vergi yasalarını özü (ruhu) ile yorumlarken yeni vergi doğurucu olaylar ya da yeni vergi muaflık ve istisnaları yaratamaz. Vergi yasalarında görülen boşlukların ya da eksik yasal düzenlemelerin yasama süreci içinde doldurulması ve tamamlanması gerekir.<br />
VERGİLENDİRME YETKİSİ VE SINIRLARI<br />
Vergilendirme yetkisi, devletin ülkesi üzerindeki egemenliğine dayanarak vergi alma konusunda sahip olduğu hukukî ve fiili güçtür. Kamu hizmetlerinin finansmanı için gereksinim duyulan mali kaynaklar vergilendirme yetkisi kullanılarak karşılanır. Vergilendirme yetkisinin hukukî niteliği zaman içinde devlet anlayışına ve biçimine göre değişiklik göstermiştir.<br />
Jandarma devlet anlayışında vergilendirme yetkisi aynı egemenlik gibi mutlak ve sınırsız bir yetkidir. Liberal devlette vergilendirme karşılık ve mübadele ile açıklanmaya çalışılmıştır. Çağdaş anlayış, vergilendirme yetkisini devlet egemenliği temeline dayandırmaktadır.<br />
Vergilendirme yetkisi, devletin kamu gelirleri içinde sadece vergi koymaya ilişkin yetkisini (dar anlamda vergilendirme yetkisi) ifade ettiği gibi, devletin kamu giderlerini karşılamak üzere gerçek ve tüzel kişiler üzerine koyduğu her çeşit mali yükümlülüğe ilişkin yetkisini de (Geniş anlamda vergilendirme yetkisi) ifade eder.<br />
Vergilendirme yetkisi, devlet tüzel kişiliği tarafından bizzat kullanılacağı, gibi yerel idarelere ve federal devletlerde federe devletlere belli ölçüler içinde devredilebilir. Bu çeşit yetki devrine ilişkin kurallar genellikle anayasalarda yer alır.<br />
Vergilendirme yetkisinin sahibi olan devlet, bu yetkisini uygun göreceği sınırlar içinde yerel idarelere devredebilir. Yerel idareler kendilerine devredilen vergilendirme yetkisi ölçüsünde mali özerkliğe sahip olurlar. Bu çerçevede üç sistemden bahsedilebilir: (1) Geniş mali özerklik, (2) Sınırlı mali özerklik, (3) Merkezi devlete bağlılık.<br />
Geniş mali özerklikte, yerel idarelere belli vergi alanları bırakılır. Yerel idarelerin organları bu vergilerin konularını, yükümlülerini, matrahlarını, oranlarını ve diğer koşullarını saptayabilir. Devlet genel bir denetleme yetkisine sahiptir.<br />
Sınırlı mali özerklikte, Devlet, yerel idarelere vergilendirme konusundaki yasama yetkisini devretmez; fakat bir kısım vergilerin tarh, tahakkuk ve tahsil yetkisini devreder. Bir kısım vergiler bakımından ise, yerel idarelerin sadece, kendi uygulayacakları oranları belli sınırlar içinde belirleme yetkisi vardır.<br />
Merkezi devlete bağlılıkta, vergilendirme yetkisinin yerel idarelere devri söz konusu değildir. Yerel idareler merkezi devlet tarafından konulan, tarh ve tahsil edilen vergilerden çeşitli ölçütlere göre (nüfus, yüzölçümü, ulusal gelirden aldıkları pay vb.) pay alırlar. Bu halde yerel idarelerin mali özerkliğinden söz edilemez.<br />
1982 Anayasası yerel idarelerin mali özerkliği konusunda”&#8230; Bu idarelere görevleri ile orantılı gelir kaynakları sağlanır” hükmünü (m.127, f.6) öngörmektedir. Mevcut sistem merkezi idareye bağımlılık olarak nitelenebilir.<br />
VERGİLENDİRME YETKİSİNİN HUKUK DEVLETİ İLKESİ AÇISINDAN SINIRLARI<br />
Anayasaya göre (m.2) Türkiye Cumhuriyeti” &#8230;sosyal bir hukuk devletidir”.<br />
Hukuk devleti, hukukun egemen olduğu ve vatandaşların hukukî güvenliğe sahip bulunduğu devlet olarak tanımlanmaktadır. Hukuk devletinin belli başlı nitelikleri olarak, Yasal idare ilkesi, yasaların genelliği ilkesi, yasa önünde eşitlik ilkesi, kazanılmış haklara saygı ilkesi, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı, yasaların anayasaya uygunluğunun yargısal denetimi, idari eylem ve işlemlerin yargısal denetimi ve devletin mali sorumluluğu sayılmaktadır.<br />
Devletin vergilendirme yetkisi aracılığı ile kişilerin hak ve özgürlük alanlarına müdahale etmesi vergi hukuku açısından hukuk devleti kavramını bir sınır haline getirmektedir. Böylelikle vergilendirme yetkisinin yasama ya da yürütme organı tarafından keyfi kullanımının önüne geçilir.<br />
Yasal İdare İlkesi<br />
Vergi hukukunda yasal idare ilkesi, idarenin vergilendirme işlemlerini yalnız yasalara uygun ve doğru olarak yerine getirmesini değil, aynı zamanda yürütme organına yetki devrinin anayasal koşulları gerçekleşmişse Bakanlar Kurulunun düzenleyici işlemlerine ve yasaya eşit ve daha üstün kaynaklara (Anayasa, Danıştay İçtihadı Birleştirme Kararı, uluslar arası vergi anlaşmaları) uygun olarak davranmasını da içerir. vergilendirme işleminin sebep unsurunu oluşturan vergiyi doğuran olayın yasada açık olarak belirtilmesi zorunluluğu yasallık ilkesini daha da sertleştirmektedir.<br />
Genellik ve Eşitlik İlkeleri<br />
Vergilendirmede genellik ilkesi bir toplumda yaşayan herkesin mali gücüne göre vergi ödemesini gerektirir. Hukuk devleti kavramı açısından vergilendirmede genellik ilkesi ile yasa önünde eşitlik ilkesi çakışmaktadır. Anayasanın 10 uncu maddesine göre, herkes dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin yasa önünde eşittir; hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz; devlet organları ve idare bütün işlemlerinde yasa önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar. Bu hükümler uyarınca vergi yasalarının genel nitelikte olması gerekir; başka bir deyişle bu yasalar sadece şeklî yasa değil, aynı zamanda maddî yasa özelliği taşıması gereği ortaya çıkar.<br />
Vergilendirmenin genel olması, eşit olmasının da ön koşuludur. Ancak vergilendirmede eşitlik ilkesi daha geniştir. Vergilendirmede eşitlik ilkesi yatay adalet-dikey adalet ayırımı içinde incelenir. Yatay adalet vergilendirme yönünden benzer durumda (gelir, gider, servet, aile durumu vb.) bulunan kişilerin eşit işleme tabi tutulmasını, dikey adalet ise benzer durumda olmayan, farklı koşullar altındaki kişilere, farklılıkları ölçüsünde, değişik işlem yapılmasını gerektirir. Yatay adalet, hukuk devleti kavramının yasa önünde eşitlik ilkesi ile ilgili bulunmaktadır. Buna karşılık dikey adalet, yasa koyucunun tercihlerine ve sosyal devlet anlayışına göre belirir.<br />
Temel Hak ve Özgürlükler Açısından Sınırlandırmalar<br />
Devlet vergilendirme yetkisini kullanırken kişilerin çeşitli hak ve özgürlüklerini sınırlandırabilir. Temel hak ve özgürlüklerin vergi yasaları ile de olsa sınırlandırılması ölçüsüz ve aşırı boyutlara ulaştığı takdirde, bu hak ve özgürlükler kullanılamaz bir hale gelebilir ya da bu hak ve özgürlükler konusuz kalabilir. Hukuk devleti ilkesi, yukarıda da belirtildiği üzere kişilerin temel hak ve özgürlüklerinin güvence altına alınmasını gerektirir.<br />
Vergi yasaları, salt mali amçlı değildir. Bazı hallerde yasalarla bir kısım vergi doğurucu olayların özendirilmesi, önlenmesi ya da caydırılması amaçlanabilir. Bu da temel hak ve özgürlüklerin zedelenmesine neden olabilir. Vergilendirme yetkisine karşı duyarlı olan temel hak ve özgürlükler arasında ilk akla gelenler özel hayatın gizliliği, yerleşme ve seyahat özgürlüğü, mülkiyet ve miras hakkıdır.<br />
Anayasanın 13 üncü maddesi (f.1, 2), temel hak ve özgürlüklerle ilgili genel sınırlama nedenlerini belirtmektedir. Bu nedenler devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün, <a href="http://www.genelbilge.com/tag/milli/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Milli">milli</a> egemenliğin, Cumhuriyetin, <a href="http://www.genelbilge.com/tag/milli/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Milli">milli</a> güvenliğin, kamu düzeninin, genel asayişin, kamu yararının, genel ahlâkın ve genel sağlığın korunması gibi amaçlara ilişkindir. Anayasanın 13 üncü maddesi, gerek bu genel sınırlandırma nedenlerinin, gerek temel hak ve özgürlüklerle ilgili maddelerde yer alan özel sınırlandırma nedenlerinin Anayasanın sözüne ve ruhuna uygun olarak yasa ile yapılmasını ve bu sınırlandırmaların demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olamayacağını ve öngörüldükleri amaç dışında kullanılamayacağını hükme bağlamıştır. Dolayısıyla Anayasanın tümüne egemen olan ilkelere ve öncelikle sosyal hukuk devleti ilkesine aykırı, antidemoratik nitelik taşıyan keyfi vergi yasaları Anayasa Mahkemesinin takdir yetkisi çerçevesinde iptal edilebilecektir.<br />
Hukukî Güvenlik İlkesi<br />
Hukukî güvenlik ilkesi, herkesin bağlı olacağı hukuk kurallarını önceden bilmesi, tutumunu ve davranışlarını buna göre güvenle düzene sokabilmesi anlamına gelir. Bu güvenliğin sağlanabilmesi herşeyden önce, devletin kendi koyduğu hukuk kurallarına kendisinin de uyması bağlıdır. Hukukî güvenlik ilkesinin vergi hukukunda özel bir önemi vardır. Bu ilke vergi yükümlülerinin, hak ve özgürlük alanlarına devletin vergilendirme aracılığı ile yaptığı müdahaleleri önceden görmelerini ve durumlarını buna göre ayarlamalarını gerektirmektedir. Kişiler böylece geleceğe yönelik planlarını buna göre yapabilecekler, vergilendirmede keyfilik de önemli ölçüde önlenebilecektir. Hukukî güvenlik ilkesi, vergilendirmenin belirliliğini, vergi hukukunda kıyas yasağını ve vergi yasalarının geriye yürümezliği ilkesini içermektedir.<br />
Vergilendirmede belirlilik i<br />
Adam Smith’in geleneksel vergilendirme ilkelerinden olan belirlilik ilkesi vergilerin miktarlarının, tarh ve tahsil zamanlarının ve biçimlerinin hem idare, hem de kişiler yönünden belli ve kesin olması anlamına gelir. Vergilerle ilgili kurallar ve işlemler açık ve anlaşılabilir olduğu ölçüde keyfilik önlenecektir. Belirlilik ilkesi bir yandan yükümlülerin hukukî güvenliğini korurken diğer yandan da vergi idaresinde istikrarı sağlar.<br />
Vergilerin yasallığı ilkesi ve idarenin vergiyi doğuran olayla bağlılığı belirlilik ilkesinin ön koşuludur. Vergi yükümlülerinin hukukî güvenliklerinin sağlanabilmesi için kişisel vergi yükünün açık olarak önceden hesaplanabilmesi ve <a href="http://www.genelbilge.com/tag/tahmin/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Tahmin">tahmin</a> edilebilmesi gerekir. Ayrıca belirlilik için vergi yasalarının dilinin de açık ve yalın olması zorunludur.<br />
Vergi hukukunda kıyas yasağı belirlilik ilkesini tamamlayıcı nitelik taşır. Hukuk devletinin hukukî güvenlik ilkesi ve vergilerin yasallığı ilkesi, vergi hukukunda kıyas yoluna başvurulmasını engeller. Aksi halde idare ve yargı organlarının bu yoldan yeni vergi doğurucu olaylar yaratmaları veya vergi yükünü arttırmaları olasılığı doğabilir. Bu durum da hukukî güvenliğe ve barışa ters düşer.<br />
Vergi yasalarının geriye yürümezliği<br />
Hukukî güvenlik ilkesi, vergi yasalarının geçmişte meydana gelen olaylara uygulanmamasını engeller. Kişiler gelecek dönemlere ilişkin plânlarını yürürlükteki vergi yasalarına göre yaparlar. Sonradan çıkartılan yasalarla geçmiş dönemler için vergi yükünün arttırılması, yükümlülerin devlete ve hukuk düzenine olan güvenlerini sarsar; ekonomik ve ticarî hayatta bulunması gereken belirlilik ve istikrar bozulur.<br />
Türk anayasalarında vergi yasalarının geriye yürümezliği ilkesi ile ilgili bir hüküm yer almamıştır. Vergi yasalarının geriye yürümezliği ilkesi ile ilgili olarak “gerçek geriye yürütme-gerçek olmayan geriye yürütme” ayrımı yapılmaktadır. Gerçek geriye yürüme, bir vergi yasasının eski yasa döneminde tamamlanmış ve hukukî sonuçlarını doğurmuş hukukî durum, ilişki ve olaylara uygulanmasıdır. Gerçek olmayan geriye yürüme ise yeni yasanın, eski yasa yürürlükte iken başlamakla beraber henüz sonuçlanmamış hukuki durum, ilişki ve olaylara uygulanması anlamına gelmektedir. Bu ayrım çerçevesinde kural olarak gerçek geriye yürüme geçersiz, gerçek olmayan geriye yürüme ise geçerli sayılmaktadır. Ancak her iki kurala da istisnalar getirilmektedir. Gerçek olmayan geriye yürümenin kabul edilebilmesi için: (1) Kişiler yasa değişikliğini ve bu değişikliğin geriye yürüyeceğini tahmin etmek durumunda iseler, örneğin yasa değişikliği basında haber olarak yer almışsa, (2) Eski yasa döneminde hukukî durum belirsiz, anlaşılmaz idi ise, (3) Daha önce yürürlükteki kural yok hükmünde ise veya bu kuralın Anayasaya aykırılığı tereddüt yaratmayacak kadar açık idi ise, örneğin yürütme organına eski yasa ile anayasal koşul ve sınırları aşan ölçüde geniş yetki verilmiş ise, (4) Kamu yararı geriye yürürlüğü zorunlu kılıyorsa ve bu neden kişilerin hukukî güvenliklerinden daha baskınsa geriye yürüme geçerlidir.<br />
Türk hukukunda ve yabancı hukuk sistemlerinde çeşitli zamanlarda vergi yasaları geriye yürütülmüştür. 1982 Anayasasında vergi yasalarının geriye yürümezliği ilkesi ile ilgili bir hüküm bulunmamakla beraber Anayasa Mahkemesi, geriye yürütülen vergi yasalarını hukuk devleti ilkesi ve ölçülülük açısından yargısal denetime tâbi tutabilir. Şimdiye dek Anayasa Mahkemesinin önüne böyle bir konu gelmemiştir. Türk hukukunda vergilendirme işleminin “sebep” unsurunu oluşturan vergiyi doğuran olay (VUK. m.19) meydana geldikten sonra vergi yükünü artıran bir vergi yasası hükmü, gerçek geriye yürüme olarak nitelendirilebileceğinden Anayasa Mahkemesince iptal edilebilecektir. Buna karşılık vergiyi doğuran olayın tamamlanmasından önce vergi yükünü arttıran bir yasa hükmü gerçek olmayan geriye yürüme olarak nitelendirilecek ve gerek geriye yürütüldüğü dönemin uzunluğu, gerek getirdiği ek vergi yükü açısından ölçüsüz değilse hukukî güvenlik ilkesine ters düşmeyeceğinden geçerli sayılabilecektir. Anayasa Mahkemesi her somut olayı kamu yararı ile yükümlülerin hukukî güvenliklerini karşılaştırarak irdeleyecektir. Öte yandan vergi yasalarında yükümlülerin yararına olarak yer alan geriye yürütülmüş hükümler hukuk devletinin hukukî güvenlik ilkesi açısından herhangi bir sakınca yaratmazlar. Ancak bu çeşit hükümlerde yükümlüler arasında eşitlik ilkesine aykırılık yaratabilecek uygulamalardan kaçınmak gerekir.<br />
Vergi hukukunda geriye yürümezlik ilkesi sadece vergi yasaları yönünden değil, aynı zamanda yürütme organının vergilendirme alanında düzenleme yetkisine sahip olduğu durumlarda da geçerlidir. Bakanlar Kurulunun yükümlülük yükleyici işlemlerle geçmiş önemlere ilişkin mali yükümlülükler getirmesi ya da mevcutları arttırması idari işlemlerin geriye yürümezliği ilkesine de ters düşer. Aksi halde söz konusu işlem, yetki öğesi açısından sakatlanır.<br />
Başvurma Hakkı ve Yargısal Denetim<br />
Hukuk devleti ilkesi ve buna bağlı ilkeler tek başına kişiler için bir güvence oluşturmaz.Yeterli güvence, bu ilkelere işlerlik kazandıracak başvurma hakkı ve yargısal denetimle sağlanabilir. Örneğin yasaya aykırı bir vergilendirme işlemi ile karşı karşıya kalan bir yükümlünün yasal idare ve eşitlik ilkelerinden yararlanabilmesi için idari ve yargısal başvurma olanaklarına sahip olması gerekir. Anayasanın 36 nci maddesi (f.1) ile 40 ıncı maddesi hak arama özgürlüğü ve başvurma hakkı ile ilgilidir. Anayasanın 74 üncü maddesi ise vatandaşların dilekçe ile yetkili idari makamlara veya Türkiye Büyük Millet Meclisine dilek veya şikâyetlerini bildirme hakkını düzenlemiştir.<br />
Kendisi hakkında Anayasa veya yasalara aykırı bir işlem yapılan yükümlünün bu işlemi yargı organlarına götürme hakkı vardır. Sakat vergilendirme işlemine karşı yükümlülerin mahkemeye başvurma olanağı kaldırılamaz. Vergilendirme işlemlerinin yargısal denetimi vergi mahkemeleri, bölge idare mahkemeleri ve Danıştay tarafından gerçekleştirilmektedir.<br />
Vergilendirme yetkisinin yargısal denetiminin ikinci yönü de vergi yasalarının Anayasa yargısının denetimine tâbi olmasıdır. Türk hukukunda vergi yasaları da diğer yasalar gibi anayasa Mahkemesinin yargısal denetimine tabidir.<br />
VERGİLENDİRME YETKİSİNİN SOSYAL DEVLET İLKESİ AÇISINDAN SINIRLARI<br />
1982 Anayasası, 1961 Anayasasında da olduğu gibi Türkiye Cumhuriyetini sadece “hukuk devleti” olarak değil, “sosyal bir hukuk devleti” olarak nitelendirmiştir. Sosyal devletin temel amaç ve görevleri sosyal adaletin, sosyal refahın ve sosyal güvenliğin sağlanmasıdır. Bu amaçlar çerçevesinde devlet bir yandan ekonomik bakımdan zayıfları koruyacak, vatandaşları sosyal güvenliğe kavuşturacak, diğer yandan da ekonomik kalkınmayı sağlayacaktır. Hukuk devletinin eşitlik anlayışının yasa önünde eşitlik olmasına karşılık sosyal devletin benimsediği eşitlik anlayışı, sosyal adalete uygun fırsat eşitliğidir. Hukuk devleti, vergi adaletinin yatay adalet yönü ile ilgilenmekte, sosyal devlet ise gelir, servet, harcama, aile durumu vb. yönlerden farklı durumlarda olanların ne ölçüde farklı vergilendirilecekleri, yani dikey adalet sorunu ile ilgilenmektedir. Sosyal devlette vergilendirmenin kamu giderlerine karşılık bulmak olan geleneksel mali amacının yanı sıra ekonomik amaçları da önem kazanmıştır. Anayasanın 73 üncü maddesinin 1 inci fıkrası herkesin kamu giderlerini karşılamak üzere mali gücüne göre vergi ödemekle yükümlü olduğunu hükme bağlamaktadır. Bu maddede yer alan “kamu giderleri” deyimini devletin ekonomik ve sosyal amaçlarla yaptığı giderleri de kapsayacak şekilde geniş yorumlamak gerekir. Öte yandan 1961 anayasasında yer almayan 1982 Anayasasındaki, “Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır” hükmü (m.73, f.2), vergilendirmenin sosyal amacı açısından yasama organına yön gösterici niteliktedir.<br />
Sosyal devlet, vergilendirme aracını bir yandan sosyal adaletin, gelirin ve servetin yeniden dağılımının gerçekleştirilmesinde, diğer yandan da plânlı kalkınma için gerekli özendirici tedbirleri alırken kullanmaktadır. Ancak bu hedefler birbirine ters düşen tedbirleri gerektirdiğinden çoğu kez çelişmektedir; dolayısıyla sosyal devlet ilkesinin ne dereceye kadar hukukî bağlayıcılığa sahip olduğu sorunu ortaya çıkmaktadır.<br />
Mali Güce Göre Vergilendirme İlkesi<br />
Mali güce göre vergilendirme (Ana, m.73, f.1) sosyal devletin vergi adaleti ile ilgili ilkesidir. Mali güce göre vergilendirme kişilerin ekonomik ve kişisel durumları göz önüne alınarak vergilendirilmeleridir. Bu ilkeye uyulması ile vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı da sağlanır. Mali güce göre vergilendirme ilkesi, dar anlamda vergi için geçerlidir. Yararlanma vergileri olarak adlandırılan harç, resim ve katılma paylarında bu ilke geçerli değildir. Bir başka ifade ile,Vergiler dışındaki mali yükümlülüklerde kısmen de olsa karşılık ve yararlanma ilkesi geçerli olur. Çünkü bu yükümlülüklere konu olan hizmetlerin kişiler yönünden özelleştirilmesi ve mali bir karşılığa dayandırılabilmesi olanağı vardır. Anayasanın 73 üncü maddesi de mali güce göre vergilendirme ilkesini sadece dar anlamda vergi için hükme bağlamıştır.<br />
Anayasanın 73 üncü maddesi vergilerin mali gücüne göre konulacağını hükme bağlamakla beraber, mali gücün tanımını yapmamış ve hangi göstergelere göre belirleneceğini öngörmemiştir. Kamu maliyesinde kişilerin mali güçlerinin ana göstergelerinin gelir, servet ve harcama olduğu kabul edilmektedir.<br />
Gelirin ve Servetin Vergilendirme Yolu ile Yeniden Dağıtılması.<br />
Sosyal devletin vergilendirme yolu ile ekonomiye müdahale etmesinde temel amaç, gelir ve servet dağılımındaki adaletsizlikleri giderme düşüncesidir. Serbest rekabete dayanan piyasa ekonomisinde çok çeşitli nedenlerle (ekonomik bakımdan üstün durum, tekelleşme, piyasa oyunları vb.) başarıya bağlı gelir ve servet dağılımı gerçekleşememekte, kişiler arasında fırsat ve olanak eşitsizlikleri meydana gelmektedir. Sosyal devlet vergiyi ekonomik bakımdan tarafsız bir mali araç olarak ele almamakta tersine bu aracı sosyal dengeyi sağlamak ve sosyal sınıf ve gruplar arasındaki gerginlikleri azaltmak amacı ile kullanmaktadır.<br />
Gelirin ve servetin daha adaletli yeniden dağılımının gerçekleştirilebilmesi için mali güce göre vergilendirmeye yönelen tedbirleri daha yoğun biçimde kullanmak gerekir. Örneğin gelir vergisi tarifesine daha belirli bir artan oranlılık kazandırabilir; geliri belli bir düzeyin altında olanlara devlet yardımı yapılabilir (negatif gelir vergisi); lüks mallardan alınanlar dışında muamele ve özel tüketim vergileri hafifletilebilir, zorunlu gereksinim maddeleri üzerinden alınanlar kaldırılabilir; veraset ve intikal vergilerinin oranı yükseltilebilir; sosyal amaçlı vergi muaflık ve istisnalarının kapsamı genişletilebilir.<br />
Sosyal Devlette Planlı Kalkınma ve Vergilendirme<br />
Sosyal devletin, sosyal adalet ve gelirin ve servetin yeniden dağılımı hedeflerinin yanında planlı kalkınmayı gerçekleştirme hedefi de vardır. Sosyal adaleti gerçekleştirme ve gelirin ve servetin yeniden dağıtılması yönünde alınacak tedbirler tasarruf ve sermaye oluşumuna, dolayısıyla kalkınmaya engel olabilir. Örneğin, sosyal adaletle ilgili vergi düzenlemeleri orta ve yüksek gelir sahiplerinin tasarruflarına ve yatırımlarına engel olurken, düşük gelir gruplarının daha fazla tüketimde bulunmalarına yol açarsa bu olumsuz sonuç kaçınılmaz olacaktır. Sosyal devletin en zor görevi bu çelişen hedefler arasında uygun bir dengeyi bulmaktır.<br />
Plânlı kalkınmaya ilişkin vergi tedbirleri başlıca yatırımları ve ihracatı geliştirmek ve özendirmek amaçlarını hedef almaktadır.<br />
Sosyal Devlet İlkesinin Vergilendirme Yetkisini Sınırlandırmada Hukukî Değeri<br />
Sosyal devlet ilkesi, hukuk devleti ilkesine göre hem daha az belirli ölçütlere dayanmakta, hem de siyasal tercihe daha çok yer vermektedir. Bununla beraber, sosyal devlet ilkesinin hukukî değer taşımadığı sonucuna varmamak gerekir. Yasa koyucu, vergi sistemini düzenlerken mali güce göre vergilendirme yönergesine uyacak (olumlu ödev) ve kişilere mali güçlerini aşan ölçüde vergi yükü yüklemeyecektir. Mali güce göre vergilendirme ilkesi, yasama organına yüklediği olumlu ödev açısından, vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımının maliye politikasının sosyal amacı olduğunu belirten hükümle (Ana. m. 73, f.2) birlikte yön gösterici değere sahiptir. Başka bir deyişle mali güce göre vergilendirme ilkesi yasama organına yüklediği kaçınma ödevi açısından pozitif anayasa hukukunda değer taşımaktadır. Yasa koyucu kişilere mali güçlerini aşan ölçüde vergi yükü yüklediğinde, ileri sürülecek anayasaya aykırılık iddiası Anayasa Mahkemesi tarafından ne ölçüde yargısal denetime tabi tutulabilecektir? Böyle bir denetimde hukukî denetim-yerindelik denetimi geniş çapta kendini gösterecek ve yasa koyucunun takdirine müdahale edilecektir. Ancak bu denetim çok açık ihlaller için sınırlı durumlarda yapılabilir ve yerindelik denetiminden ince bir çizgi ile ayrılır.<br />
Gelirin ve servetin yeniden dağılımı konusunda yasa koyucunun takdir yetkisi mali güce vergilendirme ilkesine göre daha serbest ve geniştir. Gelir ve servet dağılımını olumsuz etkileyen vergi yasaları öncelikle mali güce göre vergilendirme ilkesine aykırılık taşıyacağından, bu yönü ile yargısal denetime tabi tutulabilir. Yasa organı vergilendirme yetkisini gelirin ve servetin yeniden dağılımında kullanırken temel hak ve özgürlüklerin sınırlarına dikkat etmek, ölçülü olmak zorundadır. Aksi takdirde sosyal devlet ilkesinin bir gereğine uymaya çalışılırken hukuk devleti ilkesinin ihlâl edilmesi olasılığı ortaya çıkabilir.<br />
VERGİLENDİRME YETKİSİNİN ULUSLARARASI ALANDA SINIRLARI.<br />
Devlet egemenliği gibi onun içerdiği yetkilerden biri olan vergilendirme yetkisi de kural olarak devlet ülkesinin sınırları içinde geçerlidir. Devletlerin kendi vergilendirme yetkilerini iradi olarak yasalarla ya da uluslararası anlaşmalarla sınırlandırmaları mali egemenliklerinin doğal bir sonucudur.<br />
Bir devletin vergi yasaları kural o devletin egemenlik alanı içinde geçerlidir. Bir ülkenin mali sınırları gümrük sınırlarına eşittir. Gümrük sınırları açısından, ülkenin coğrafi sınırları içinde bulunan serbest bölge, serbest liman ve antrepolar ülke dışı sayılır. Devletler kurumsal olarak vergilendirme yetkilerinin kapsamını diledikleri kadar geniş tutabilirler. Ancak devletler hukuku kuralları uyarınca bir devletin vergi yasalarının başka devletlerin ülkelerinde uygulanması olanaksızdır. Dolayısıyla devletler vergilendirme yetkilerinin sınırlarını gerçekçi bir şekilde belirlemek durumundadırlar. Vergilendirme yetkisini kullanan devlet ile vergi yükümlüsü ya da vergi konusu arasında asgari ve yeterli bir ilişkinin bulunması gerekir. Vergi yasalarının mülkiliği, vergilendirmede kaynak ilkesinin uygulanması anlamını taşır. Bu ilkeye göre, bir devletin ülkesinde bulunan vergi konuları ve vergi doğurucu olaylar o devletin vergilendirme yetkisine tabidir. Vergilendirmede kaynak ilkesi tek başına kabul edildiği takdirde vergi yükümlüsünün uyrukluğu ya da ikametgâhının bulunduğu yer önemli değildir. Ancak bir ülke vergi sisteminde kaynak ilkesi yerine uyrukluk veya ikamet ölçüt alınmışsa vergi yasalarında mülkilik ilkesi değil, şahsîlik ilkesi kabul edilmiş olur.<br />
Birçok ülkenin vergi sisteminde kaynak ve ikametgâh ilkeleri değişen ağırlıklarda birlikte uygulanır. Çeşitli ülkelerin şahsîlik ve mülkîlik ilkelerini aynı vergiler bakımından aynı şekilde kabul etmemeleri birden fazla devletin vergilendirme yetkisinin aynı yükümlüler ve aynı vergi konuları üzerinde çakışması sonucunu doğurur. Örneğin, bir kişi vergilendirmede ikamet ilkesini kabul eden bir ülkede yerleşmişse ve kaynak ilkesini kabul eden bir ülkedeki ekonomik faaliyeti sonucunda gelir elde etmişse, her iki devletin de vergilendirme yetkisi vardır. Bu, hukukî anlamda uluslar arası çifte vergilendirmedir. Hukukî anlamda çifte vergilendirme birden fazla devletin vergilendirmede değişik ilkeleri kabul etmesinden kaynaklanır. Buna karşılık aynı vergi konusu üzerinden birden fazla kişinin birden fazla devlet tarafından vergi yükümlüsü tutulması ise ekonomik anlamda uluslar arası çifte vergilendirmeyi oluşturmaktadır. Devletlerin hukukî anlamda çifte vergilendirmeyi önlemeleri için vergilendirme yetkilerini sınırlandırmaları, ekonomik anlamda çifte vergilendirmeyi önlemek için ise buna ek olarak vergi sistemlerini belli ölçüde uyumlaştırmaları gerekir.<br />
Bu çerçevede Devletlerin vergilendirme yetkilerini yasalarla tek yanlı olarak sınırlandırmaları, hukukî anlamda çifte vergilendirmeyi önlemek için başvurulacak ilk yoldur. Vergilendirmede ikamet ilkesini kabul eden devletler, gelir veya servetin kaynağı olan devletlerin vergilendirme yetkisini tanıyarak çifte vergilendirmeyi önleyecek tedbirleri alabilirler. Bu konuda iki ana yöntem vardır: Mahsup yöntemi, istisna yöntemi . Mahsup yönteminde vergilendirmede ikamet ilkesini kabul eden devlet vergiyi, yükümlülerin gerek ülke içinde gerek ülke dışında sahip olduğu kaynaklar üzerinden hesaplar, fakat yabancı ülkede ödenmiş olan vergi, hesaplanan toplam vergiden mahsup edilir. İstisna yönteminde ise, vergi yalnız ülke içinde sahip olunan kaynaklar üzerinden hesaplanır; yabancı ülkelerdeki gelir ve servet unsurları göz önüne alınmaz. Bu iki ana yöntem dışında başka yöntemlerle de çifte vergilendirmeyi önlemeye çalışmalısı da olanaklıdır.<br />
Uluslararası Anlaşmalarla Sınırlandırma<br />
Devletlerin vergilendirme yetkilerini tek yanlı olarak yasalarla sınırlandırmaları çifte vergilendirmeyi tamamen önlemek bakımından yeterli olmamaktadır. Devletler uluslararası anlaşmalarla vergilendirme yetkilerini karşılıklı olarak sınırlandırırlar. Çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları genellikle gelir, servet ve veraset ve intikal vergileri alanlarında yapılır. Bu anlaşmalar iki taraflı ya da çok taraflı olarak imzalanabilir. Ancak iki taraflı anlaşmalar çok daha yaygın olarak kullanılmaktadır. Uluslararası vergi anlaşmalarının amacı sadece çifte vergilendirmenin önlenmesi değildir. Bu anlaşmalarda devletlerin mali idareleri arasında işbirliği ve bilgi alışverişine ilişkin hükümler de yer alır; uluslararası vergi kaçakçılığı bu yoldan önlenmeye çalışılır.<br />
Devletler vergilendirme yetkilerini sadece iki taraflı anlaşmalarla değil, çok taraflı anlaşmalarla da sınırlandırabilirler. Ancak şimdiye dek çifte vergilendirmeyi önlemek amacıyla çok taraflı bir anlaşma imzalanamamıştır.<br />
Uluslararası Bütünleşmelere Katılma Suretiyle Vergilendirme Yetkisinin Sınırlandırılması<br />
Devletler vergilendirme yetkilerini uluslararası ya da uluslarüstü ekonomik bütünleşmelere üye olarak da sınırlandırabilirler. Ekonomik bütünleşmeler devletlerin uluslar arası ekonomik ilişkilerini geliştirmek ve dış ticareti serbestleştirmek amaçları ile kurdukları, ekonomik işbirliği boyutlarını aşan uluslar arası birliklerdir. Vergilendirme yetkisinin ekonomik bütünleşmeler içinde sınırlandırılması, bu yetkinin üye devletler arasında belli alanlarda karşılıklı olarak kullanılmasından “vazgeçilmesi” ya da bütünleşme ile oluşturulan kurumlara “devredilmesi” şeklinde olabilir.<br />
Şimdiye dek gerçekleştirilmiş ekonomik bütünleşmeler içinde en başarılı olanı çeşitli özellikleri ile Avrupa Birliği (AB) dir. Avrupa Birliği siyasal bütünleşme hedefine yönelmiş bir ekonomik birliktir. Birliğe üye devletler egemenliklerinin içerdiği yetkileri belli ölçülerde sınırlandırmışlar ve böylece Birlik kurumlarına uluslarüstü yetkiler verilebilmiştir. Avrupa Birliği, bir yandan bu topluluğu kuran Roma Anlaşmasının hükümleri ile diğer yandan da Birlik kurumlarının anlaşmanın öngördüğü hedefler doğrultusundaki işlemleri ile üye devletlerin vergilendirme yetkilerini sınırlandırmaktadır. Ancak üye devletlerin izledikleri birkısım ekonomik ve sosyal politikalar kendi alanlarında kaldığından vergilendirme yetkisi, Birlik düzeyinde bu politikaların aracı olarak kullanılmamaktadır.<br />
Türkiyenin, ileride Avrupa Birliği’ne tam üye olarak katılması halinde, egemenliğinin içerdiği yetkilerde daha büyük ölçüde sınırlama yapması gerekli olacaktır. 1982 Anayasası, başta 6 ncı maddesinde yer alan “egemenlik kayıtsız şartsız Milletindir” hükmü ve yasama yetkisinin devredilemeyeceği hükmü (m.7) ile Türkiye’nin Avrupa Birliğine tam üye olarak katılması bakımından elverişli değildir. Öte yandan, Anayasanın vergilerin yasallığı ilkesini hükme bağlayan 73 üncü maddesi (f.3) de Birlik Hukukunun uluslarüstü niteliği ile bağdaşmamaktadır. Çünkü Türkiye Birliğe tam üye olarak katıldığı takdirde “vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler” sadece Türkiye Cumhuriyeti yasaları ile değil Birlik kurumlarının işlemleri ile de konulabilecektir. Ayrıca, belli sanayi kollarını ve bölgesel yatırımları özendirici vergi teşvik tedbirlerinin uygulanması önemli ölçüde sınırlandırılacaktır.<br />
Uluslararası ve Uluslarüstü Kuruluşların Vergilendirme Yetkisi<br />
Çağımızda devletler ekonomik, siyasal, askeri çeşitli ortak amaçlarını gerçekleştirebilmek için uluslararası örgütler kurarlar. Bu örgütlerden önemli bir bölümünün gelirleri üye devletlerin malî katkılarından oluşur. Örneğin, Birleşmiş Milletler UN., Dünya Sağlık Örgütü WHO., Dünya Posta Birliği UPU., Gıda ve Tarım Örgütü FAO., Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü OPEC gibi bazı uluslararası örgütlerde, üye devletlerin örgüt giderlerine katkıları eşittir. Bu şekilde eşit mali katkı ilkesi, örgüt giderlerinin düşük olması ve üye devletlerin örgüt faaliyetlerinden eşit yarar sağlamaları durumunda söz konusudur. Ancak genellikle uluslararası örgütlerde üye devletler örgüt giderlerine, örgüt hizmetlerinden yararlanma derecelerine bakılmaksızın ödeme güçlerine göre katılırlar. Üye devletlerin ödeme güçleri ulusal gelirlerine ve nüfuslarına göre belirlenir. Uluslararası örgüt üyeliğinin tam üyelik, ortak üyelik ya da kısmi üyelik oluşuna göre değişik mali katkı yöntemleri kabul edilmektedir. Uluslararası örgütlerin üye devletlerden, örgüt hizmetlerinden yararlanma derecelerine bakılmaksızın ödeme güçlerine göre mali katkı sağlaması geniş anlamda vergilendirme yetkisi olarak nitelendirilebilir. Ancak mali katkı yöntemi uluslar arası bir örgüte mali özerklik vermez.<br />
VERGİ ÖDEVİ<br />
İdare ile kişiler arasında vergilendirmeden doğan ilişkilere vergi hukuku ilişkisi denir. Bu ilişki genel idare hukuku ilişkisinin vergi hukuku alanına özgü olan çeşididir.<br />
Vergi hukuku ilişkisi, vergi ödevi ilişkisi ve vergi borcu ilişkisi olmak üzere iki türlüdür. Vergi ödevi ilişkisinin konusu bir şeyi yapmak veya yapmamak veya bir şeye katlanmaktan oluşan haklar ve görevlerdir. Vergi borcu ilişkisi ise mamelekle ilgili (maddî edime ilişkin) hak ve yükümleri içine alır. Vergi ödevi ve vergi borcu ilişkileri arasındaki fark, her ikisi de kamusal nitelikte olan bu ilişkilerden ilkinin genel, diğerinin özel nitelikte oluşudur. Vergi ödevi ilişkisi kamu idaresinin yükümlüler dışındaki kişilerle olan ilişkilerini de içerir. Vergi ödevlisi, vergi hukuku ilişkisi içindeki hak ve ödevlere sahip olan kişileri ifade eder. Söz konusu ödevler bir vergi borcunun ödenmesine veya vergilendirmenin şeklî görevlerinin yerine getirilmesine ilişkin olabilir. Bu nedenle bir verginin borçlusu, sorumlusu, bir vergiyi üçüncü kişi hesabına keserek yatırmak zorunda olan kimse, vergi beyannamesi vermek, bir güvenlik önlemini almak, defter ve kayıt tutmak veya yasalarla emredilen diğer ödevleri yerine getirmek zorunda olan kimseler birer vergi ödevlisidir. Görevleri dolayısıyla yükümlüler hakkında öğrendikleri sırları saklamak zorunda olan memurlar (VUK.m.5), yasa ile belirlenen hısımlarının davalarına bakamayan vergi mahkemesi yargıçları veya hısımlarının vergilendirmeye ilişkin işlerinde görev yapamayan vergi elemanları da (VUK. m.6) bu anlamda vergi ödevlisi sayılırlar. Açıklanan nedenlerle vergi ödevi daha geniş bir kavram olup vergi borcunu da kapsamaktadır.<br />
Vergi Yükümlülüğü<br />
Vergilendirmeden doğan kamu hukuku ilişkisinin pasif tarafını oluşturan “vergi borçlusu” belli miktarda vergiyi kamu alacaklısına ödemek zorunda olan kişidir. Vergi borçlusunun vergiyi ödemek görevi (maddî görev) yanında, defter tutmak, beyanname vermek, bildirimlerde bulunmak, belgeleri belli bir süre saklamak gibi çeşitli şeklî görevleri de vardır. Genellikle vergi borçluluğu yalnız maddi edimde bulunma gereği şeklinde anlaşılır.<br />
Yükümlülük ise hem maddî görevi hem de şeklî görevleri içine alan daha geniş bir kavramdır. Vergilendirmeden doğan ilişkide maddî görev ile şeklî görevler bir arada bulunur. Bununla birlikte bir kimsenin vergi borçlusu olmadan da yerine getirmek zorunda olduğu şeklî ödevleri bulunabilir. Örneğin zarar eden bir ticarî işletme sahibi yalnız şeklî ödevleri olan bir vergi yükümlüsüdür; vergi borcu doğmadığı halde gelir vergisi beyannamesi vermek (GVK. m.85/2), işi bıraktığını bildirmek (VUK. m.160) gibi ödevleri devam eder. Öte yandan şeklî ödevlerin bulunmadığı, devlete sadece belli bir miktarın borçlu olunduğu yükümlülük durumları da düşünülebilir. Örneğin damga vergisinde veya harçlarda yükümlü sadece borçlu olunan miktarı ödemekle yükümlüdür; herhangi bir şeklî görevi söz konusu değildir.<br />
Vergi yükümlüsü vergilendirmeye ilişkin ödevleri her zaman kendisi yerine getirmez. Ödevlerden bazan biri, bazan diğeri, bazı durumlarda ise her ikisi de (ölenin vergi borçlarının ödenmesinde olduğu gibi) asıl vergi yükümlüsünden başkası tarafından yerine getirilebilir.<br />
Kendi vergi borcu için vergilendirmenin maddî-şeklî ödevlerini yerine getiren kişi (yükümlü) ile, başkasının borcu için bu işlemleri yapan üçüncü kişiler (sorumlu ) arasında bir ayırım yapmak gerekir. Vergi yükümlüsünün başlıca belirleyici nitelikleri vergiyi doğuran olayı kendi kişiliğinde gerçekleştirmiş bulunması ve malvarlığından vergi borcunu ödemek zorunda olmasıdır. Bu nitelikler yükümlüyü aşağıda ayrıntılı olarak ele alacağımız sorumlulardan ayırmada kullanılacak iki önemli ölçütü oluşturur.<br />
Vergi yükümlülüğü vergiyi doğuran olayla birlikte gerçekleşir; vergiyi doğuran olay da her vergi bakımından yasalarla belirlenmiştir.Vergi yükümlüsü gerçek veya tüzel kişi, özel bir kişi veya bir kamu kurumu, vatandaş yahut yabancı bir gerçek ya da tüzel kişi olabilir. Gerçekten gelir vergisinin yükümlüsü gerçek kişiler olduğu halde, kurumlar vergisine tabi tutulan anonim, limited ve paylı komandit ortaklıklar birer tüzel kişidir. Kurumlar vergisi yükümlüsü olan iş ortaklıklarının tüzel kişilikleri de yoktur. Türkiye’de ticarî, ziraî veya meslekî faaliyet çerçevesinde bir mal teslimi veya hizmet ifasında bulunan bir yabancı bir Türk vatandaşı gibi katma değer vergisi öder. Aynı şekilde özel kişiler yanında, birer kamu kuruluşu olan kamu iktisadî kuruluşları ve iktisadî devlet teşekkülleri örneğin Posta İşletmesi, DDY, hem kurumlar vergisi, hem de katma değer vergisi yükümlüsüdürler.<br />
Vergi yasaları gereğince kendisinden vergi alınan kimseye “yasal yükümlü” denir. Ancak, vergi her zaman bunu ödeyen kişinin üzerinde kalmaz. Yükümlüler ödedikleri vergiyi çeşitli ekonomik durumlardan yararlanarak başkalarına geçirebilirler. Bu durumda verginin yasal yükümlüsü ile gerçek taşıyıcısı ayrı kimselerdir. Örneğin gümrük vergisini ödeyen ithalatçı, bunu, sattığı malın fiyatına ekleyerek alıcılara geçirmişse, gümrük vergisinin yasal yükümlüsü kendisi olduğu halde gerçek taşıyıcısı tüketici olmuştur.<br />
Bir verginin yasal yükümlüsü ile gerçek taşıyıcısı arasındaki fark vergilendirmeden doğan hakların kullanılması ve ödevlerin yerine getirilmesi bakımından önem taşır. Yasa koyucunun gerçek amacı bir verginin ekonomik yükünü onu ödeyenden farklı kişilere yüklemek olsa bile, vergilendirmeye ilişkin ödevler bakımından vergi dairelerine muhatap olanlar yasal yükümlülerdir. Bu konuda yasaların tanıdığı haklar da sadece yasal yükümlüler tarafından kullanılabilir.<br />
Yükümlülük yasadan doğan bir hukukî durumdur; sözleşme ile yasalara aykırı olarak değiştirilemez. Yasada öngörülen istisnalar dışında yükümlülüğe ilişkin özel sözleşmeler vergi dairesini bağlamaz (VUK. m.8/3). Yükümlülüğün ve sorumluluğun devrine ilişkin sözleşmeler, ilke olarak iç ilişkide hüküm ifade eder.<br />
Vergiyi doğuran olayın yasalarla yasaklanmış olması yükümlülüğün doğumuna engel değildir. (VUK. m.9/2). Bu nedenle örneğin izinsiz olarak haşhaş yetiştiren bir kimse için zirai kazanç, bundan uyuşturucu madde çıkartarak satan kişi için de ticarî kazanç nedenleriyle gelir vergisi yükümlülüğü doğar.<br />
Yükümlü, vergi borcunun ödenmesinden tüm malvarlığı ile ve kişisel olarak sorumludur. İstisnai olarak aynî sorumluluk da söz konusu olabilmektedir.<br />
EHLİYET VE TEMSİL<br />
Vergi hukukunda yükümlülük ve sorumluluk için kanunî ehliyet şart değildir. (VUK. m.9/1). Bu nedenle vergiyi doğuran olayla iradi veya gayri iradi bir ilişki kurmak vergi yükümlüsü olmak için yeterlidir; çünkü vergi hukukunda ehliyetin temeli vergi ödeme gücüdür. Medenî hukuktaki fiil ehliyetine sahip olmayanlar vergiyi doğuran olayla ilişki içinde iseler vergi yükümlüsü olurlar; ancak tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar, cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan kuruluşların yükümlü veya sorumlu olmaları halinde bunlara düşen ödevler kanunî temsilcileri tarafından yerine getirilir (VUK. m.10). Yasal temsilciler vergi yükümlüsü veya sorumlusu olup da fiil ehliyeti bulunmayan bu kişilerin vergilendirmeden doğan tüm ödevlerinin yerine getirilmesi bakımından vergi dairesine muhatap tutulurlar. Yasal temsilciler bu ödevleri yerine getirmemeleri halinde temsil ettikleri kişilerin malvarlığından kısmen ya da tamamen alınamayan vergi borçlarından sorumlu olurlar; yani asıl yükümlüden alınamayan vergiler bunların malvarlıklarından tahsil edilir. Ancak bu vergiler temsilcilerin kendi kişisel borçları olmadığı için asıl vergi borçlusuna rücu hakları vardır. Yasal temsilciler, tüzel kişiliğin vergi yasalarına aykırı düşen fiillerinden dolayı, cezaların şahsiliği ilkesi uyarınca bizzat cezanın muhatabı olurlar. . İstisnai olarak tüzel kişilerin idare ve tasfiyesinde yasalara aykırı hareketlerden doğacak vergi cezaları temsilci adına değil, tüzel kişi adına kesilir; fakat temsilcilerin görevlerini yerine getirmemeleri nedeniyle doğmuş olan cezalar tüzel kişiden alınamadığı takdirde kanunî temsilciden tahsil edilir (VUK. m.333/2). Hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren kaçakçılık suçlarına (VUK. m.359) öngörülen hapis cezaları bu fiilleri işleyenler adına hükmolunur. (VUK. m.333/3); çünkü hapis cezasının tüzelkişiye uygulanması mümkün değildir.<br />
Vergi mevzuatımızda iradi temsile ilişkin genel bir hüküm bulunmamakla birlikte, iradi temsil yasaklanmış da değildir.<br />
Vergi Sorumluluğu<br />
Vergi hukukunda sorumluluk ise vergiyi doğuran olayla ilişkisi olmayan üçüncü kişilerin yasalarla, vergiye ilişkin maddî ya da şeklî ödevlerin yerine getirilmesi bakımından vergi dairesine muhatap tutulmalarını, bazı koşullarda ise asıl vergi borçlusu ile birlikte veya onun yerine geçerek vergiyi kendi malvarlıklarından ödemelerini ifade eder. Başkasının vergi borcu için vergilendirmenin maddî-şeklî ödevlerini yerine getirmekle görevli tutulan üçüncü kişilere vergi sorumlusu denilir.<br />
Kural olarak sorumlu, yükümlü ile devlet arasındaki alacak-borç ilişkisinde üçüncü kişi durumundadır.<br />
Sorumlunun ödevleri yükümlünün yalnız maddî veya şeklî edimine ilişkin olabileceği gibi her ikisini de içeriyor olabilir. Örneğin küçük ve mahcurların yasal temsilcileri de temsil ettikleri kişilere ait maddî ve şeklî ödevlerin tümünü yerine getirmekle görevlidirler. Noterler, trafik memurları gibi taşıtların her türlü satış veya <a href="http://www.genelbilge.com/tag/devir/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Devir">devir</a> işlemini yapanları bu işlemleri yapmadan önce söz konusu taşıtlara ait ödenmemiş motorlu taşıtlar vergisi ile zam ve cezalarının ödendiğini gösterir belge istemekle sorumlu tutan hüküm, adı geçen sorumlular açısından sadece şekli ödevi (belge isteme) içermektedir. (MTV. m.13/c).<br />
Yukarıdaki örneklerde sorumluların yükümlüye ait maddî edimi yerine getirmeleri normalde yükümlünün malvarlığından aldıkları parayı vergi idaresine yatırmalarını ifade eder. Ancak bazı durumlarda sorumlular vergiye ilişkin maddî ve şekli ödevlerin yapılması bakımından vergi dairesine muhatap olmakla kalmayıp vergi yükümlüsü ile birlikte veya onun yerine geçerek vergi borcunu bizzat kendi malvarlıklarından ödemek zorunda kalabilirler. Örneğin bir taşıtı trafiğe kaydetmeden önce bunun taşıt alım vergisinin ödendiğini gösteren belgeyi aramak zorunda olan trafik şube veya bürolarındaki memurlar belirtilen ödevi yerine getirmedikleri takdirde verginin ödenmesinden yükümlü ile birlikte müteselsilen sorumlu tutulurlar (TAVK. m.9). ,<br />
Vergi Usul Kanununda mal alım satımı ya da hizmet ifası dolayısıyla vergi kesintisi yapmak zorunda olanların bu yükümlülüklerini yerine getirmemeleri halinde, alım satıma taraf olanlar, hizmetten yararlananlar, aralarında zımnen dahi olsa ilişki bulunduğu saptananlar verginin ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutulmuştur (VUK. m.11/3).<br />
Vergi Sorumluluğuna Girmeyen Durumlar<br />
Yükümlünün kendi borcundan sorumluluğu, her vergi borçlusu kendi borcunun ödenmesinden sorumludur. Ancak vergi hukukunda sorumluluk kavramı bu geniş anlamı değil, başkasının borcu için kovuşturulmayı, görevlendirilmeyi öngören bir anlamı ifade etmektedir.<br />
Tüketime dayalı vergiler. katma değer vergisi, banka ve sigorta muameleleri vergisi, gümrük vergisi gibi mal ve hizmetlerin fiyatlarına eklenerek alınan vergilerde sorumluluktan söz edilemez; çünkü bu vergilerden herbirinde, vergi yükümlüsünün yasada öngörülen malı veya hizmeti satan kişiler olduğu açıkça belirtilmektedir. Vergi yükümlülüğü için gerekli olan vergiyi doğuran olayı kendi kişiliğinde gerçekleştirmek ve vergi borcunu ödemek koşulları bu kimseler ve işletmeler bakımından birarada bulunmaktadır. Bunların ödedikleri vergileri müşterilere yansıtmakta olmaları değiştirmez. Bir verginin yansıtılması büyük ölçüde fiyat mekanizmasına bağlıdır. Koşulları bulunmadığı zaman yasanın açık niyetine rağmen satıcı vergiye kendisi katlanıp onu yansıtmaz; ya da yansıtamaz. Vergi idaresi yükümlünün vergiyi yansıtıp yansıtmadığı ile ilgilenmez<br />
Birden çok kişinin aynı borcun borçlusu olması, bir vergi alacağı ilişkisinde birden fazla asıl borçlunun bulunduğu durumlarda da sorumluluktan söz etmemek gerekir. Emlâk Vergisi Kanununun 3 ve 13 üncü maddelerinde bir bina ya da araziye iştirak halinde sahip olanların vergiden müteselsilen sorumlu oldukları hükme bağlanmaktadır. Burada vergi sorumluları değil, vergiyi doğuran olayı birlikte gerçekleştirmiş, aynı borcun borçlusu olan birden fazla yükümlüler söz konusudur.<br />
Sorumluluğun Hukukî Niteliği<br />
Sorumluluk, vergi yükümlülüğü gibi, kamu hukuku ilişkisinden doğar. Yükümlülükte olduğu gibi, yasalarla kabul edilen durumlar dışında sorumluluğa ilişkin özel sözleşmeler vergi dairelerini bağlamaz. Bu nedenle yasada aksine hüküm olmadıkça sözleşme yolu ile sorumluluk yaratılamaz ya da bir kimse bu yolla sorumluluktan kurtulamaz (Bkz. KVK. m.37-39).<br />
Sorumluluk, sorumluluğun ilgili olduğu vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesi ile doğar. Örneğin işveren ücret ödemesi yapmadıkça vergi kesmek, muhtasar beyanname ile vergi dairesine yatırmak görevi de doğmaz. Borcun ödenmesi ile sorumluluk da son bulur. Miktar olarak da sorumluluk asıl borçla bağımlıdır; sorumlu olunan miktar asıl borçtan fazla olamaz. Sorumluluğun vergi borçluluğu ile birlikte doğup, borcun edimi ile birlikte ortadan kalkmasına sorumluluğun bağımlılığı ilkesi denilmektedir.<br />
Sorumluluğun diğer bir özelliği de fer’i nitelikte oluşudur. Sorumlulara ancak görevlerini yerine getirmedikleri durumda ve vergi borcu asıl yükümlüden alınamadığı takdirde başvurulması gerekir. Borcun asıl yükümlüden istenmedikçe sorumluya başvurulmaması gereğine sorumluluğun fer&#8217;iliği ilkesi denilir.<br />
Sınırlı ve sınırsız sorumluluk ayırımı vergi hukukunda bulunmamaktadır. Yükümlü gibi sorumlu da bütün malvarlığı ile sorumluluktan doğan borcu yerine getirmek zorundadır. Bunun bir istisnası 6183 sayılı Yasanın 35 inci maddesinde yer almaktadır. Limited ortaklıkların kamu borçları hakkındaki bu maddeye göre limited ortaklıkların ödenmeyen ve tahsil olanağı bulunmayan borçlarından dolayı ortaklar sermaye payları oranında doğrudan doğruya sorumludurlar.<br />
Vergi Usul Kanununun ve vergi yasalarının hükümleri ile bazan yükümlüler ile sorumlular arasında (MTVK. m.13, TAVK. m.19, HK. m.128, DVK. m.24), bazı durumlarda birden fazla sorumlunun kendi aralarında (KDVK. m.34, 6183 SK. m.33) maddî ve şeklî ödevlerin yerine getirilmesi bakımından teselsül öngörülmüş, bazı durumlarda ise sorumlu doğrudan doğruya yükümlünün yerine geçirilerek vergi idaresine muhatap kılınmıştır. (VUK. m.251/b, DVK. m.24, 25). Sorumlunun, yasaların açık hükmü gereği yükümlünün yerine geçtiği durumlar vergide ikame olarak isimlendirilmektedir.<br />
Sorumlunun Yetkileri<br />
Sorumluların hak ve yükümlülükleri hakkında genel bir yasa hükmü bulunmamaktadır. Bununla birlikte Vergi Usul Kanununun vergi yükümlüsünü ve sorumlusunu tanımlayan 8 inci maddesi, bu yasanın müteakip maddelerinde geçen yükümlü (mükellef) deyiminin sorumluları da kapsadığını öngördüğünden (m.8/4), yükümlülere tanınan hak ve ödevlerin sorumlular için de geçerli olduğu söylenebilir. Ancak, yerleşik içtihatlar sorumlulara tanınan yetkilerin yükümlülerinki kadar geniş tutulmadığını ortaya koymaktadır.<br />
Sorumluların dava açma yetkisi gibi hata düzeltme isteminde bulunma yetkileri de tartışma konusudur. Maliye Bakanlığının görüşü, düzeltmeye konu olan hatalı vergilendirmelerde sorumluların kendisinden fazla vergi istenen veya alınan kişi olmadıkları, dolayısıyla düzeltme başvurusu yapma yetkilerinin bulunmadığı yolundadır. Son yıllarda yargı sorumlunun düzeltme istemek yetkisine sahip olduğu kabul eden karalarda vermektedir.<br />
Vergi Hukukunda Teselsül<br />
Zincirleme borçluluk da diyebileceğimiz teselsül, birden fazla kişinin ayni bir borcun tamamının borçlusu olmasını ifade eder (BK.m.141). Vergi hukukunda da teselsül birden fazla yükümlünün ayni bir verginin tamamının borçlusu olmaları demektir. Ancak, teselsül yalnız yükümlülere özgü bir durum değildir. Yükümlü (ya da yükümlüler) ile birlikte sorumlu (ya da sorumlular) veya sadece birden fazla sorumlular vergilendirmenin maddi veya şekli ödevlerini yerine getirmekten yahut cezalardan vergi dairesine müselsilen muhatap tutulabilir. Bu durumları ayrı aynı inceleyelim:<br />
Yükümlüler arasında teselsül birden fazla yükümlünün ayni bir verginin tamamının borçlusu olmaları demektir. Vergi dairesi alacağını borçluların birinden tahsil ettiğinde diğerlerinin borcu da son bulur. Emlak vergisinde iştirak halinde mülkiyette yükümlüler arasında teselsül vardır; bir bina ya da araziye iştirak halinde malik olanlar emlak vergisinden müteselsilen sorumlu olurlar (m.3,13).<br />
Yükümlü ile sorumlu arasındaki teselsülde vergiyi doğuran olayla ilişkisi olmayan üçüncü kişiler verginin yükümlüsü ile birlikte verginin ödenmesinden ya da şekli ödevlerden sorumlu tutulurlar. Örneğin motorlu taşıt vergisinin ödendiğini gösterir belge aramadan motorlu taşıtların her türlü satış veya devir işlemini yapan noterler, memurlar ödenmeyen ya da noksan ödenen vergilerden yükümlülerle birlikte müteselsilen sorumludurlar (MTVK.m.13/d).<br />
Sorumlular arasında teselsül ise birden fazla sorumlunun vergilendirmeye ilişkin ödevlerin yerine getirilmesinde vergi dairesine karşı müteselsilen muhatap tutulmalarıdır Örneğin kurumların tasfiyesinde kurumun tahakkuk etmiş vergileri ya da davalı tarhiyat için karşılık ayırmadan ortaklara paylaştırma yapan tasfiye memurları vergilerin asıl ve zamlarından ve vergi cezalarından şahsen ve müteselsilen sorumlu olurlar (KVK.m.34, AATUHK.m 33).<br />
Vergilendirmeye ilişkin özel anlaşmalar, istisnalar dışında, vergi dairelerini bağlamadığından vergi hukukunda teselsül yalnız yasadan doğar. Yükümlü ya da sorumlu sıfatıyla bir verginin ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutulan kişilerden birinin suç işlemesi halinde, cezaların şahsiliği ilkesi gereğince cezanın sadece o kişi adına kesilmesi gerekir.<br />
VERGİLENDİRME İŞLEMLERİ<br />
Vergilendirme Süreci<br />
Herhangi bir vergi borcunun doğması için ön koşul, yasallık ilkesinin gereği olarak bir vergi yasası hükmünün bulunmasıdır. Ayrıca bu vergi yasası hükmünün uygulanabilmesi için bütçe ile ön-izin verilmiş olması, başka bir anlatımla, o vergi yasasının belirli bir malî yılda uygulanacağı yolunda bütçe yasasında hüküm bulunması, C cetvelinde yer verilmesi zorunludur.<br />
Bu ön koşullar sağlandıktan sonra, herhangi bir somut vergi ilişkisi vergiyi doğuran olay ile başlar. Vergi Usul Kanununa göre, “Vergi alacağı, vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın vukuu veya hukukî durumun tekemmülü ile doğar” (m.19). Vergiyi doğuran olay vergilendirme işleminin sebep unsurunu oluşturur. Vergi işleminde hukukî sebep yürürlükteki yasa hükmüdür (soyut norm); maddî sebep ise vergiyi doğuran olaydır (somut tip). Somut olay norma uygun olarak gerçekleşmişse sebep unsuru tümüyle ortaya çıkmış demektir. Vergiyi doğuran olay kişiliğinde gerçekleşmiş olan kimse yükümlü statüsüne girer. Soyut yükümlü statüsündeki kişinin vergi borcunun somut olarak saptanması için vergi tarhı gereklidir. Verginin tarh edilebilmesi için ise vergi konusunun, üzerinden vergi hesaplanacak ekonomik biriminin, kısmının yani matrahın bilinmesi zorunludur.<br />
Matrah çeşitli yöntem ve tekniklere göre saptanır.<br />
Matrah yükümlünün beyanı ile saptanabileceği gibi, idarî bir işlemle de saptanabilir. Yükümlünün gerekli bilgileri yazılı ya da sözlü olarak vergi dairesine bildirmesi olarak tanımlayabileceğimiz <a href="http://www.genelbilge.com/tag/beyan/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Beyan">beyan</a> usulünde yükümlünün beyanı esas tutulmakla birlikte idarenin bu beyanın doğruluğunu araştırma yetkisi vardır.<br />
Matrahın idarî işlem ile saptanması çeşitli biçimlerde olabilir. Bu konuda yapılan ilk ayırım genel-objektif matrah saptama işlemleri ile özel-sübjektif matrah saptama işlemleri şeklinde karşımıza çıkmaktadır.<br />
(Genel-objektif matrah saptaması eskiden gelir vergisinde uygulanan götürü usulde görülür. Bu usulde matrah belli sınıf ve dereceler üzerinden genel olarak saptanmaktaydı- kalktı).<br />
Özel sübjektif saptama, ikmalen, re&#8217;sen vergi tarhı ile idarece tarh işlemlerinde yapılan matrah saptamalarında görülür. özel-sübjektif işlemlerde matrah ilgili yükümlünün durumuna göre, özel olarak saptanmaktadır.<br />
Çeşitli yöntemlere göre belirlenen matraha vergi oranının uygulanması suretiyle vergi borcunun miktarının hesaplanması işlemine tarh işlemi adı verilir. Tarh edilen verginin yükümlüye tebliğinden sonra süresinde vergi davası açılmaması ya da açılan davanın reddi ile vergi borcu tahakkuk eder; ödenmesi gereken bir aşamaya gelmiş olur (VUK. m.22). Tahakkuk eden verginin süresinde ödenmesi, yani tahsil edilmesi üzerine vergilendirme ilişkisi sona erer; o somut vergi borcu ortadan kalkar. Bu teorik şemaya uymayan vergilendirme işlemleri de mevcuttur. Örneğin beyan usulüne göre alınan vergilerde yükümlüye ayrıca tarh işleminin tebliği gerekmez; tarh ve tahakkuk aşamaları birlikte gerçekleşir. Bunun gibi tahakkuku tahsile bağlı vergilerde de tahakkuk ve tahsil aşamaları pratik olarak birbirinden ayrılmaz. Vergi borcunun ortadan kalkmasında tek neden ödeme değildir. Kendiliğinden ödenmeyen vergiler için tahsil aşamasında birkısım güvence mekanizmaları sağlanmıştır. Vergilere ilişkin ilkeler vergi cezaları bakımından da geçerlidir. Tarh ve tahakkuk aşamaları Vergi Usul Kanununda, tahsil aşaması ise Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda düzenlenmiş bulunmaktadır. Tüm bu aşamalarda ortaya çıkabilecek idarî ve yargısal uyuşmazlıklar ise Vergi Usul Kanunu, İdarî Yargılama Usulü Kanunu ve vergi yargısı mercilerinin kuruluş yasalarına göre çözümlenir.<br />
Tarh İşlemi<br />
Verginin tarhı vergi alacağının kanunlarda gösterilen matrah ve nisbetler üzerinden vergi dairesi tarafından hesaplanarak bu alacağı miktar itibariyle tesbit eden idarî muameledir” (VUK. m.20). Bu tanımdan tarh aşamasının bir idarî işlem olduğu anlaşılmaktadır. Tarh işlemi idari işlem olarak nitelenince idare hukukunda idarî işlemler için yapılan analizlerin tümünün tarh işlemi bakımından da geçerli olduğu görülecektir.<br />
Tarh işlemi, bireysel (sübjektif), belirtici bir işlemdir. Taşıdığı kesin ve yürütülmesi zorunlu (lâzımülicra) işlem niteliğiyle bir aslî işlem görünümündedir. Buna karşılık matrah saptanması, yoklama, arama, vergi incelemesi gibi işlemler aslî olmayıp, nihaî işlemi oluşturan tarh açısından hazırlayıcı işlemler niteliğindedirler.<br />
Vergi borcunun doğum zamanı: Vergiyi doğuran olayın vukuu ile mi, yoksa tarh işlemi ile mi ile mi? Vergi Usul Kanununun vergiyi doğuran olayı düzenleyen 19 uncu maddesinin “vergi alacağı vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın vukuu veya hukukî durumun tekemmülü ile doğar” hükmü tarh işleminin belirtici niteliğini ve vergi borcunun vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesiyle doğduğunu açık biçimde ortaya koymaktadır.<br />
Tarh işleminin inşaî mi yoksa belirtici mi olduğunun saptanması (dolayısıyla vergi borcunun doğumu zamanı), vergi hukukunda yürürlükteki yasa hükümlerinin uygulanması, zamanaşımının işlemeğe başlaması ve ceza yaptırımlarının geçerlik kazanması gibi üç önemli noktada önem taşır. Vergi borcu vergiyi doğuran olay ile doğduğuna göre, uygulanacak yasa hükümlerinin saptanmasında, zamanaşımının hesabında ve ceza yaptırımlarının işlemeğe başlamasında vergiyi doğuran olayın vukuu zamanı esas tutulacaktır. Böyle olmayıp da tarh işlemi inşai (yapıcı) nitelikte olsa idi, yukarıda değinilen hususlarda tarh işleminin tamamlanması zamanı esas alınırdı. Başka bir anlatımla, bu son durumda o vergi ilişkisine vergiyi doğuran olay sırasında değil, tarh işlemi sırasında yürürlükte olan yasa hükmü uygulanırdı; zamanaşımı tarh işleminin tarihine göre işlemeğe başlardı.<br />
Bir idarî işlem olarak nitelenince, tarh işleminin unsurlar bakımından incelenmesi yargısal denetimde kolaylık sağlar. İdarî işlemin beş unsuru tarh işlemi bakımından da analiz edilebilir. Maksat unsuru prensip olarak vergilendirme işlemleri bakımından söz konusu olmaz. çünkü vergilendirme işlemleri, genel amaç olan kamu yararını gerçekleştirmek üzere, idarenin yerine getirmekle yükümlü olduğu kamu hizmetlerini finanse etmek amacıyla tesis olunur. Vergi idaresinin her türlü işleminde geçerli olan, bu en genel amaçtır. Kamu yararı dışında, özel bir yarar için vergi tarhedilmesi durumunda yetki saptırması söz konusu olur. Sebebi yasada açıkça belirtilmiş bir işlemin kamu yararı amacıyla yapılıp yapılmadığı araştırılmaz; sebep varsa işlem yapılır. Yani verginin yasallığı ilkesi çerçevesinde vergi borcu doğarsa, vergi alınır. Böylece tarh işleminde ilke olarak maksat denetimi gerekmeyecektir. Sebep unusuru kanunda açık değilse, işlemin genel amaç doğrultusunda tesisi gerekir. Bu durumda sebep ve maksat unsurları birbirine karışmaktadır. Tarh işlemini “esas” yönünden hukuka aykırı kılan sakatlık sebep ve konu unsurlarında ortaya çıkar. Vergiyi doğuran olay tarh işleminin sebep unsurunu oluşturur.Tarh işleminin sebep unsurunda bir sakatlık bulunmaması için somut olayın (maddî olay) soyut norma (yasa hükmü) uygun olması gerekir. Başka bir deyişle norm ve maddî olay arasındaki tipiklik ilişkisinin doğru kurulması, işlemin sebep unsurunda düzgünlük için bir zorunluluktur. Somut tip (maddî olay) vergi idaresince yanlış nitelendirilip aslında yükümlü olmaması gereken bir kimseye vergi salınması, işlemi sebep unsuru bakımından sakat kılar; çünkü tipiklik gerçekleşmemiştir.<br />
Gelir elde eden kişiden gelir vergisi alınır. Burada vergi tarhı işleminin konu unsurunu gelir vergisi yükümlülüğü oluşturmaktadır. Gelir elde eden kişiden gelir vergisi yerine, örneğin servet vergisi alınması işlemi konu unsuru bakımından sakat kılar. Ayni şekilde gelir elde eden A&#8217;dan vergi almak yerine gelir elde etmemiş B&#8217;nin vergi yükümlüsü sayılmasında işlem yine konu unsuru açısından sakat olur. Tarh işlemi, bu işleme konu olan vergi türü, vergi miktarı ve yükümlü bakımından kanuna uygun olmak zorundadır.<br />
Yukarıdaki açıklamaları daha da somutlaştırmak üzere bir örnek ele alabiliriz. Soyut norm (büyük önerme, kanun hükmü) gelir elde edenin vergilendirilmesini öngörmektedir. Somut olayda (küçük önerme, maddî olay, vergiyi doğuran olay), A adlı kişi belli bir gelir elde etmiştir. A&#8217;nın durumu soyut norm kapsamına girdiğinden tipiklik ilişkisi kurulmuş olup işlem sebep unsuru bakımından düzgündür. Yorum ile ulaşılan “vargı” da (sonuç, vergilendirme, tarh işlemi) A&#8217;dan belli miktarda gelir vergisi alınması gereği ortaya çıkar. Vargıda yapılan bir yanlışlık, işlemi konu unsuru açısından sakatlar. A yerine B&#8217;den vergi alınması (yükümlüde yanlışlık), belli miktar yerine daha az ya da çok vergi alınması (vergi miktarında yanlışlık), gelir vergisi yerine bir servet ya da gider vergisi istenmesi (vergi türünde yanlışlık), işlemi konu unsuru bakımından sakat kılacaktır.<br />
İdarî usuller içinde malî unsurlar önemli bir yer tutmaktadır. Genel olarak idarî usullerin yasalaştırılmamış olmasına karşılık vergiler alanında ayrıntılı usul hükümlerine yer verildiği görülür. Nitekim Vergi Usul Kanunu (ve ayni şekilde Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun) idarî usulün belli bir alanının kodu olarak nitelenebilir. Vergilendirme işlemlerinde usul hükümlerine sıkı sıkıya bağlanılmasının nedeni bir yandan verginin yasallığı ilkesi gereği hazine karşısında bireylere tanınan güvencenin sağlamlaştırılması, bir yandan da hazinenin vergi alacağını güvenceye bağlamak düşüncesidir. İşte idarî işlemin “usul” kategorisinde topladığımız diğer iki unsurunda, yetki ve şekil unsurlarında herhangi bir yanlışlık da ayni şekilde tarh işleminin sakatlığına (usul sakatlığı) yol açar. Örneğin vergi yasalarında, belli vergileri tarha (ve tahsile) yetkili vergi daireleri öngörülür. Tarh işleminin yetkili olmayan bir vergi dairesince yapılması durumunda yetki unsuru bakımından sakatlık söz konusu olacaktır. Yetki yatay-dikey, vergi türü itibariyle, zaman itibariyle, yer itibariyle yetki olmak üzere çeşitli ölçütlere göre geçerli olur.<br />
Vergilendirme işlemlerinde yasalarca öngörülen şekillere uyulmaması işlemi şekil unsuru açısından sakat kılar. Buna örnek olarak yasalarda öngörülen şekil ve usul kuralları, yazılı şekil esası, tebligat işlemlerine ilişkin usuller gösterilebilir. Şekil koşullarına aykırılık talî veya aslî olmak üzere ikiye ayrılır. Talî şekil koşullarına aykırılık işlemi sakatlamaz. Vergi memurunun ihbarnamede parafının bulunmamasını talî şekil noksanlığı olarak gösterebiliriz. Vergi Usul Kanununa göre, “Tebliğ olunan vesikalar, esasa müessir olmayan şekil hatalarından dolayı hukukî kıymetlerini kaybetmezler” (m.108/1). Buna karşılık aslî şekil koşullarına aykırılık işlemi sakat kılar. Vergi Usul Kanunu bu son durumu da şöyle hükme bağlamaktadır: “&#8230; vergi ihbarı ile ilgili vesikalarda mükellefin adının, verginin nevi veya miktarının, vergi mahkemesinde dava açma süresinin hiç yazılmamış olması veyahut bu vesikaların görevli bir makam tarafından <a href="http://www.genelbilge.com/tag/tanzim/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Tanzim">tanzim</a> edilmemiş bulunması vesikayı hükümsüz kılar” (m.108/2).<br />
Vergi idaresi ilke olarak bağlı yetki ile donatılmış bulunduğundan, takdir yetkisinin geçerli olması söz konusu değildir. Bilindiği gibi takdir yetkisi çeşitli çözümler arasında idarenin seçme serbestisi olarak tanımlanır. Vergilendirme işlemlerinde sınırlı olarak kullanılabilecek takdir yetkisi örnekleri arasında verginin tecili, mühlet verme, uzlaşma, muafiyet tanıma sayılabilir. Vergiler alanındaki bu sınırlı takdir yetkisinin de kuşkusuz genel amaç olan kamu yararı doğrultusunda kullanılması gerekir.<br />
İdarî işlemin çeşitli unsurları açısından takdir yetkisinin geçerli olup olmadığı vergi işlemlerinde şöyle değerlendirilebilir: Bir kere maksat unsurunda herhangi bir takdir kullanımı söz konusu olamaz. Öte yandan yetki ve şekil unsurları bakımından da takdir yetkisi geçerli değildir.<br />
Tarh İşleminin Çeşitleri<br />
Matrah ya yükümlüce (beyan) ya da idarece saptanmaktadır. Söz konusu matrah saptama yöntemlerine koşut olarak, saptanan matrahlar üzerinden yürütülen tarh işlemleri de belli kategorilerde toplanabilir. Vergi Usul Kanununun getirdiği düzenlemeye uygun biçimde, tarh işlemlerini beş kategoride toplayabiliriz:<br />
Beyana dayanan tarh<br />
İkmalen vergi tarhı<br />
Re&#8217;sen vergi tarhı<br />
Ayrıca İdarece vergi tarhı ve düzeltme yoluyla tarhiyattan söz edilebilir. Düzeltme yoluyla tarhiyat düzeltme işleminin doğal bir sonucu olarak, önceki hatalı vergilendirmenin yerine doğru işlemin konulmasına ilişkin bir işlemdir;daha sonra incelenecektir.<br />
Beyana Dayanan Tarh: Beyana dayanan tarh işleminde vergi matrahı yükümlüce saptanıp bildirilir. Bu bildirim bir itiraf niteliği taşımakla birlikte ayrıca vergi dairesi tarafından denetlenir. Yükümlüler ilke olarak kendi beyanları üzerine yapılan tarhiyata karşı dava açamazlar. İşlemde vergi hatası bulunması ve ihtirazi kayıtla beyan durumları bu ilkenin istisnalarını oluşturmaktadır.<br />
Türk vergi sisteminde ilke olarak beyan esası geçerlidir. Beyan usulünde vergi yükümlünün yazılı veya sözlü beyanı üzerine tarh edilir. Aslolan yazılı beyandır; Beyan usulüne tarh işlemi ile tahakkuk aşaması birlikte gerçekleşir. Matrah bizzat yükümlüce saptanmış bulunduğundan, yükümlünün kendi saptaması üzerine yapılacak tarh işlemine ilke olarak bir itirazının bulunmayacağı gerekçesiyle bu usulde vergi, tarhiyatla birlikte tahakkuk da etmiş sayılır; beyan üzerine tahakkuk fişi kesilir. Böylece vergilendirme sürecinin ayrı birer teknik aşaması olarak düşünülen tarh-tebliğ-tahakkuk aşamaları ayni anda tamamlanmış olmaktadır.<br />
İdeal bir vergilendirme sisteminin tekniği olarak nitelediğimiz beyan usulünde yükümlünün beyanı asıl olmakla birlikte vergi dairesinin de bunu ayrıca denetlediği yukarıda belirtilmişti. Vergi idaresinin zayıf olması durumunda beyanın doğruluğunu araştırma işlevi kuşkusuz yeterince yerine getirilemez. Yükümlü ile vergi idaresi arasında objektif iyiniyet kurallarına dayanan, yakın işbirliği sağlandığı ölçüde sistem iyi işleyecektir. Matrahın eksik bildirilmesi ya da tümüyle gizlenmesi durumlarında vergi idaresi yükümlünün yerine geçerek matrahı saptayacaktır. İdarenin yasal koşullara göre saptayacağı matrah bütünü ya da matrah farkı üzerinden tarhiyata gidildiğinde aşağıda anahatlarıyla incelenecek olan ikmalen ve re&#8217;sen vergi tarhı yöntemleri işletilmiş olur.<br />
İkmalen Vergi Tarhı : Ek ya da tamamlayıcı vergi tarhı olarak da adlandırılan bu işlem beyan usulünde belli bir vergi tarhiyatından sonra ortaya çıkan ve idarece saptanan matrah farkı için yapılan bir vergilendirmedir. İkmalen vergi tarhı için gerekli iki koşul madde metninden çıkartılabilir. Buna göre ikmalen vergi tarhına gidilebilmesi için a) Daha önceden bir vergi tarh edilmiş olması, b) ek tarhiyatta matrah ya da matrah farkının defter, kayıt ve belgeler gibi maddî delillere ya da kanunî ölçülere göre saptanması gerekir. Örneğin yükümlü beyan dönemi içinde beyannamesini vermiş ancak defter, kayıt ve belgelerinde yapılan inceleme sonucunda gelirini eksik gösterdiği anlaşılmışsa bu maddî delillerden ortaya çıkan matrah farkı üzerinden ek vergi tarh edilecektir.<br />
İkmal tarhiyatı ihbarname ile yükümlüye bildirilir (VUK. m.34). Yükümlünün dava hakkını kullanıp kullanmamasına ya da açılan davanın sonucuna göre tarh işlemi tahakkuk eder, kesinleşir, ya da iptal edilir (terkin edilir). Görüldüğü gibi yükümlünün beyanına dayalı tarhiyattan farklı olarak ikmalen vergi tarhında verginin tahakkuku, tarh işleminden ayrı bir aşama biçiminde karşımıza çıkar. Bunun nedeni ikmalen vergi tarhında matrahın saptanması konusunda inisiyatifin vergi idaresinde bulunmasıdır.<br />
Re&#8217;sen Vergi Tarhı: Matrahın maddî delillere, kanunî ölçülere dayanılarak kısmen ya da tamamen saptanmasına olanak bulunmayan durumlarda ve zamanında beyanname verilmemesi gibi birkısım yasal koşullar gerçekleştiğinde matrah yine idarece saptanıp re&#8217;sen vergi tarhı yoluna gidilir. Vergi Usul Kanununa göre, “Re&#8217;sen vergi tarhı vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanunî ölçülere dayanılarak tesbitine imkân bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunmasıdır” (m.30/1). Resen vergi tarhı, yasal süre içinde vergi beyannamesinin verilmemiş olması; süresinde verilen beyannamede matraha ilişkin bilgilerin gösterilmemesi, kanunen tutulması zorunlu defterlerin tutulmaması, tasdik ettirilmemiş olması ya da inceleme elemanına ibraz edilmemesi; defter kayıtları ve ilgili belgelerin noksan, usulsüz ve karışık olması; defter ve beyannamelerin gerçeği yansıtmadığı yolunda delil bulunması, her türlü harcama ve tasarrufların vergisi ödenmiş veya vergiye tabi olmayan kazançlardan sağlandığının mükellefçe kanıtlanamaması gibi durumlar da söz konusudur.<br />
Re&#8217;sen vergi tarhını gerektiren yasal koşullar bulunduğu takdirde matrah ya takdir komisyonunca saptanır; ya da vergi inceleme elemanının raporunda gösterdiği miktar re&#8217;sen takdir olunmuş matrah sayılır (m.30/1). Re&#8217;sen vergi tarhının yanı sıra ilgili hükümler çerçevesinde ayrıca ceza da kesilir. İkmalen tarhiyatta olduğu gibi re&#8217;sen tarh işleminde de vergi idaresi inisiyatif kullandığından, tarh işleminin kendiliğinden tahakkuku esası geçerli değildir. Re&#8217;sen tarhiyat, yükümlünün dava hakkını kullanabilmesi için ihbarname ile tebliğ edilir (VUK. m. 34).<br />
Vergi Tarhında Ön (Hazırlayıcı) İşlemler<br />
Verginin idarece tarh edildiği işlem türlerinde (re&#8217;sen, ikmalen, verginin idarece tarhı gibi), beyana dayalı tarhiyatın aksine, matrah vergi dairesince saptanır. Matrahın idare tarafından saptanması, aslî işlem olan vergi tarhına hazırlayıcı işlem niteliği taşır. Vergi alınmasında aslî idarî işlem, yani kesin ve yürütülmesi zorunlu (lâzımülicra) işlem tarh işlemidir. Ancak kendisi hazırlayıcı nitelikteki matrah saptaması için de birkısım ön işlemlere, ön inceleme ve çalışmaya gerek vardır. Bunlar arama, yoklama, inceleme, bilgi toplama gibi vergi dairesinin vergi kaçağını yakalamasına yönelik araştırma eylem ve işlemleridir. Bu işlemler, matrah saptama işleminin hazırlayıcı işlemleri olmaktadır.<br />
Yoklama<br />
Vergi Usul Kanununa göre yoklama, vergi idaresinin yükümlüleri ve yükümlülükle ilgili maddî olayları, kayıtları ve konuları saptamaya yönelik araştırma işlemidir (m.127). Örneğin veraset vergisinde beyan konusu bir gayrimenkulün varlığının yerinde saptanması, gelir vergisinde serbest meslek erbabının işe başladığının işyerinde araştırılması ya da işi bırakma bildiriminin doğruluğunun yine işyerinde araştırılması, herhangi bir gayrimenkulün kiraya verilip verilmediğinin soruşturulması yoklama işleminin konusunu oluşturur. Yoklama ile araştırılacak diğer konular arasında ödeme kaydedici cihaz kullanma mecburiyetine uyulup uyulmadığı, defterlere usulüne göre kayıt yapılıp yapılmadığı, faturasız mal bulunup bulunmadığı, levha asılıp asılmadığı, taşıtlarda gerekli belgelerin (yolcu listesi, fatura, sevk irsaliyesi vb.) bulunup bulunmadığı gibi hususlar da yer almaktadır. Yoklamanın ne zaman yapılacağı ilgiliye bildirilmez; yoklama her zaman yapılabilir (VUK. m.130). Yoklama sonucu tutanak niteliğindeki yoklama fişine geçirilir; bu fiş ilgili kişiye imzalatılıp bir nüshası da ona verilir (VUK. m.131, 132). Toplu yoklama için yasada ayrıca hüküm getirilmiştir (VUK. m.133).<br />
İnceleme<br />
Bu işlem, beyanların ve ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu sağlamak amacıyla yükümlünün defter kayıtları, belgeleri ve envanteri üzerinde yapılan derinlemesine bir araştırmadır. Vergi Usul Kanununa göre incelemeye tâbi olanlar, yasa ile öngörülen defter ve hesapları tutmak, evrak ve belgeleri muhafaza ve gerektiğinde ibraz etmek zorunda olan gerçek ve tüzel kişilerdir (m.137). İnceleme zamanının önceden haber verilmesi zorunlu değildir; ancak yükümlünün hazırlık yapması gerekli ise haber verilir. Kanun, sonucu alınmamış hesap dönemi de dahil olmak üzere tahakkuk zamanaşımı süresi içinde inceleme yapma olanağı tanımaktadır (m.139). İnceleme ile ilgili usul ayrıntılı hükümlerle düzenlenmiştir (VUK. m.134-141).<br />
İnceleme sonucunda gerektiğinde vergilendirme ile ilgili olaylar ve hesap durumları tutanakla saptanır; varsa ilgililerin itirazları da bu tutanağa geçirilir. Vergi Usul Kanununun 30 uncu maddesine göre, inceleme elemanının raporunda belirtilen matrah farkı üzerinden, ayrıca takdir komisyonuna sevketmeden, re&#8217;sen vergi tarh edilebilmektedir.<br />
Arama<br />
Bir ihbar ya da inceleme sonucu vergi kaçırdığı yolunda kuvvetli belirtiler bulunan kişinin ve olayla ilgili bulunan üçüncü kişilerin nezdinde ve üzerlerinde vergi kaybı ve vergi suçuna ilişkin delillerin toplanması için yapılan bir araştırmadır. Ceza yargılama hukukunun delil toplama araçlarından biri olan bu yol böylelikle vergi usulünde de yer almaktadır. Vergi Usul Kanunu arama ile ilgili olarak hakkında hüküm bulunmayan durumlar için Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununa açık atıfta bulunmaktadır (m.147). Anayasal kişi hakları ile doğrudan ilgili bu konuda ceza yargılama usulüne paralel bir düzenleme yasada kabul edilmiştir. Buna göre, arama için inceleme elemanının sulh yargıcından karar alması zorunludur (VUK.m.142/2). Aramanın ilgili kişilerin nezdinde ve üzerinde yapılabileceği hükmünden (VUK.m.142/1), kişinin üzeri olduğu gibi konutu ve işyerinin de arama kararı ve uygulaması kapsamına girdiği anlaşılmaktadır. Arama sonucunda el konulan defter ve belgeler en geç üç ay içinde incelenir. Haklı nedenler varsa sulh yargıcı bu süreyi uzatabilir (VUK.m.145). İnceleme ve arama sırasında denetim elemanınca belli vergi suçlarını (VUK.m.359) oluşturan maddi unsurlar bulunduğu takdirde durum Cumhuriyet Savcılığına intikal ettirilir (VUK.m.367) .<br />
Bilgi Toplama<br />
Vergi Usul Kanunu vergi dairesine, yükümlü ile ilgili araştırmalarını yürütürken yükümlüden, yükümlü ile herhangi bir işlem yapan üçüncü kişilerden, kamu idare ve müesseselerinden bilgi almak yetkisini tanımaktadır. Kamu idare ve müesseseleri, mükellefler, mükelleflerle muamelede bulunan diğer gerçek ve tüzel kişiler, Maliye Bakanlığının veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanların isteyecekleri bilgileri vermeye mecburdurlar. Doğrudan yükümlü sıfatını taşıyan kişinin yanı sıra onunla işlem yapan üçüncü kişiler için de bilgi verme ödevi öngörülmektedir. Örneğin ticari kazancının gerçek miktarı araştırılan bir müteahhidin daire sattığı kişilerden daireleri satın alma bedelleri sorulabilir.<br />
Bilgi vermekten çekinme hakkına sahip olanlar yasada ayrıca belirtilmiştir. Buna göre haberleşmenin gizlilği ilkesi gereği Posta, Telgraf ve Telefon İdaresi, mesleklerinin icrası nedeniyle öğrenip açıklamama yükümü altında bulundukları meslek sırrı dolayısıyla doktor, avukat gibi birkısım serbest meslek erbabı ve CMUK. nun 88 inci maddesi kapsamına giren durumlar için bilgi verme yükümü geçerli değildir (VUK.m.151). Yasanın çekinme olanağı tanımadığı durumlarda bilgi verme yükümünü yerine getirmeyenlere uygulanacak yaptırım olarak Vergi Usul Kanununun mükerrer 355 inci maddesinde özel usulsüzlük cezası hükme bağlanmıştır.<br />
Takdir Komisyonlarınca Matrah Saptanması<br />
Takdir komisyonları yetkili makamlarca istenen matrah ve servet takdirlerini yapmakla görevli, vergi idaresi ve yükümlü kesiminin temsilcilerinden oluşan sürekli ya da geçici komisyonlardır. Komisyonların matrah saptama konusundaki görevleri iki ana noktada toplanır: Genel- objektif nitelikteki matrah saptamaları, bireysel-sübjektif nitelikteki matrah saptamaları. Emlak vergisinde arsalar için kabul edilen asgari birim değerlerinin saptanması bu komisyonların görevine giren bir genel matrah saptama işlemi olmaktadır (VUK.m.72, 74 EVK, m.20). Bireysel &#8211; sübjektif matrah saptamaları ise tek yükümlü hakkında ikmalen, re&#8217;sen ya da idarece vergi tarhına gidildiğinde söz konusu olur.<br />
İdarenin üç,yükümlü kesiminin iki temsilcisinin oluşturduğu karma niteliği ile takdir komisyonları merkezî idare örgütlenmesi dışında yer alan kuruluşlardır. Vergi idaresinin komisyon kararlarını değiştirme yetkisi yoktur;ancak bu kararlara karşı dava açabilir.<br />
Tebliğ<br />
Yükümlünün, adına salınan vergiden haberdar olması için tarh işleminin kendisine bildirilmesi gerekir. Tebliğ adı verilen bu uygulama işleminden sonra yükümlü ya borcu kabul edip öder ya da işleme karşı hukuki yollara başvurur. Tebliğ, vergi borcunun daha somutlaşması, iyice belirginleşmesi bakımından tahakkuk aşaması ile bir köprü kurduğundan vergilendirme sürecinde büyük önem taşır. Bunun gibi idari ve yargısal sürelerin işlemeye başlamasında da belirleyici unsur tebliğ tarihi olmaktadır. Tarh işleminin yanısıra vergilendirmeye ilişkin çeşitli belgeler, yazılar, belli ödevlerin ifası için vergi dairesince yapılan bildirimler de tebligata tabidir. Ayni şekilde yargılama aşamasında çeşitli işlemler ve kararlar tebliğ usulleri çerçevesinde ilgililere bildirilir.<br />
Tebligat Kanunu, Türk hukukunda tebliğ işlemlerini düzenleyen bir genel yasa olarak yer almıştır. Ancak vergilendirme işlemi kişilerin temel hak ve özgürlükleriyle yakından ilgili olduğundan bu konuda bazı özel düzenlemeler getirilmiştir. Vergi Usul Kanunu vergilendirme sürecine ilişkin tebligat işlemlerini özel hükümlere bağlamaktadır (m.21, 93-109). Vergilerin tarh ve tahakkuku aşamalarında Vergi Usul Kanununun tebligata ilişkin hükümleri geçerlidir. Tahsili düzenleyen 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 8 inci maddesinde yapılan açık atıf gereği, bu aşamada Vergi Usul Kanunu hükümleri uygulanmaktadır. Böylece vergilendirme sürecine ilişkin tüm idari aşamalarda Vergi Usul Kanununun tebligat hükümleri esas tutulmuş olmaktadır. Buna karşılık vergilendirme sürecinin herhangi bir aşamasında yargısal uyuşmazlığı çıktığı takdirde tebligat işlemleri İdari Yargılama Usulü Kanununun 60 ıncı maddesi uyarınca, Tebligat Kanunu hükümleri çerçevesinde yürütülür.<br />
Tebliğ işleminde yazılı şekil esastır. Tebligat yükümlüye, yasal temsilciye, umumi vekile, ceza muhatabına, tüzel kişilerde yasal temsilcilere, tüzel kişiliği olmayan kuruluşlarda idareci veya temsilcilere, kamu idare ve müesseselerinde en büyük amirlere, bunların yardımcılarına ya da yetkili kılınan memurlara yapılır(VUK.m.94,95,98). Muhatap bulunmadığı takdirde, tebligat ikametgah adresinde bulunanlardan birine ya da işyerinde memur, müstahdemden birine yapılır (VUK. m.94/3). Ancak ikametgah veya işyerinde muhatap yerine tebliğ yapılacak kişilerin görünüşüne göre 18 yaşından aşağı olmaması ve açıkça ehliyetsiz bulunmaması gerekir.<br />
Vergi Usul Kanununda düzenlenen şekliyle tebliğ usulleri üç kısımda toplanabilir:<br />
İlgilinin kabul etmesi koşuluyla tebligat vergi dairesinde yapılabilir (VUK. m.93/2).<br />
İkinci usul, tebligatın adreste yapılmasıdır. Adreste tebligat ya posta ile (VUK.m.99,100) ya da memur vasıtasıyla (VUK.m.107) yapılır. Adreste tebilgatın yapılması için muhatabın bilinen adresleri olarak nelerin kabul edildiği Vergi Usul Kanununda sayılmıştır. Örneğin işe başlarken işi bırakırken ya da değişiklik üzerine bildirilen adresler, vergi beyannamelerinde, dava dilekçelerinde bildirilen adresler vb. bilinen adresler arasındadır (VUK.m.101/1). Bu adreslerden, tarih itibariyle en son bildirilmiş veya ilgili makamca tesbit edilmiş olanı esas tutulur (VUK.m.101/2).<br />
Yasada öngörülen son usul ilan yoluyla tebliğdir. Adresin bilinmemesi ya da başka nedenlerle muhataba tebligat yapılamadığı takdirde ilan yoluyla tebliğ yoluna gidilir (VUK.m.103). İlan yerel gazetelerde yayınlanır; gazete çıkmayan yerlerde mutad vasıtalar bu amaçla kullanılır.<br />
Tahakkuk<br />
Vergilendirme sürecinin önemli bir aşaması da tahakkuktur. Vergi borcunun ödenecek duruma gelmesini ifade eden bu aşama, vergilendirme sürecinde hukuk tekniği açısından ayrı bir idari işlem niteliği taşımamaktadır. Tahakkuk, tarh edilen verginin ödenecek aşamaya gelmesini ifade eden bir durumdur, bir saptamadır. Vergi Usul Kanununun tanımına göre “Verginin tahakkuku, tarh ve tebliğ edilen bir verginin ödenmesi gereken bir safhaya gelmesidir” (m.22). Bu aşama ya belli dava süresinin geçirilmesi ile kendiliğinden yada yargı organının açılan davayı red kararı üzerine gerçekleşir. Bu kendiliğinden gerçekleşme özelliği tahakkuku birer idari işlem olarak tarh ve tahsil işlemlerinden ayıran en önemli noktadır.<br />
Beyana dayalı vergilendirmede tahakkukun tarh işlemiyle birlikte gerçekleşmesi de ona ayrı bir işlem niteliği kazandırmamaktadır. Beyan usulünün daha önce belirtilen özelliği gereği tarh işlemiyle birlikte vergi tahakkuk eder. Buna karşılık örneğin ikmalen ya da resen vergi tarhında idarenin inisiyatifiyle gerçekleştirdiği işlemlerden haberdar edilerek belli hukuki yolları kullanma olanağı yükümlüye tanınmakta; tahsil ertelenmekte, yani ayrı bir aşama olarak araya tahakkuk aşaması girmektedir.<br />
Vergi idaresinin tek yanlı bir işlemi olan tarh işlemi ile hesaplanıp pek belirgin olmayan hatlarla oldukça ham bir şekilde ortaya çıkan vergi borcu tahakkuk aşamasında yükümlünün tutumuna göre (dava açmaması) ya da vergi mahkemesinin red kararına göre, daha somutlaşır, daha büyük ölçüde şekillenir, duruma göre kesinlik kazanır. Yükümlünün ve vergi mahkemesinin, idarenin tek yanlı işlemine şu veya bu şekilde katılması suretiyle işlem, taşıdığı istem hakkı bakımından daha geçerli, daha sağlam bir nitelik kazandığından, tahakkuk ile birlikte artık vergi borcunun ödenmesi gerekir. Ancak ödeme yapıldıktan sonra vergi mahkemesinin kararına karşı üst yargı mercilerine gidilerek işlemin ve mahkeme kararının yeniden denetlenmesini sağlama olanağı ayrıca vardır. Üst yargı organının kararı yükümlü lehine ise, ödenmiş verginin iadesi yoluna gidilir. Üst derece mahkemesinde yürütmenin durdurulması kararı alınmış olup da vergi henüz ödenmemiş ise, üst mahkeme kararı üzerine terkin yoluna gidilir.<br />
Tahakkuk- kesinleşme<br />
Tarh edilen bir vergi borcu kendisine tebliğ edilen yükümlü ya bu borcu kabul edip öder ya da hakkında tesis edilen işlemin hukuka aykırı olduğu kanısında ise belli hukuki yollara başvurur. Birinci durumda, yani otuz günlük süreyi dava açmadan geçirerek vergi borcunu kabul etmiş olan yükümlü bakımından vergi tahakkuk eder; ayni zamanda artık hukuken süresinde kullanılabilecek herhangi bir olağan yargısal başvuru olanağı kalmamış olduğundan tahakkuk eden vergi kesinlemiş de olur. Buna karşılık yükümlü haksız bir işleme muhatap olunduğu gerekçesiyle süresinde vergi davası açarsa tahakkuk, yani ödenecek duruma gelme, mahkeme kararına kadar ertelenir (VUK.m.112/3, İYUK.m.27/3). Ancak ihtirazi kayıtla verilen beyannameler için erteleme söz konusu değildir (İYUK.m.27/3). Vergi mahkemesi yükümlünün iddiasını kabul ederse vergi tahakkuk etmez; buna karşılık vergi mahkemesi davayı reddederse, vergi işleminin doğruluğu yolundaki belirtiler artık iyice kuvvetlendiğinden ve mahkeme kararı işlem lehine adeta bir karine oluşturduğundan vergi borcu tahakkuk eder, ödenmesi gerekli aşamaya gelir (İYUK.m.28/5). Davası reddedilip borcu tahakkuk eden yükümlü bir yandan vergisini öder, öte yandan tarh işlemi ve mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu kanısını hala taşıyorsa üst yargı mercilerine başvurur. Kanun yollarına başvurma yürütmeyi durdurmaz. Meğerki üst yargı mercilerinde bu yolda bir karar verilmiş <a href="http://www.genelbilge.com/tag/olsun/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Olsun">olsun</a> (İYUK.m.52). Görüldüğü gibi tahakkuk etmiş ve ödenmiş olan vergi henüz kanun yolları tüketilmediğinden, kesinleşmemiştir.<br />
Sonuç olarak tüm olağan kanun yollarına başvuru olanaklarının tüketilmesi anlamına gelen kesinleşme ve tahakkuk kavramları farklıdır.<br />
Tahsil<br />
Somut, sübjektif bir vergilendirme işleminde vergiyi doğuran olay ile ortaya çıkan vergi ödevi ilişkisi verginin tahsili ile sona erer. tahsil işlemi ile yani ödeme ile o vergi borcu ortadan kalkmış olur. Tahakkuk aşamasının aksine, tahsil ayrı bir idari işlem niteliği taşır. Dolayısıyla tahsil aşamasında yapılan yanlışlıklar idari ve yargısal denetim konusu olabilir. Tarh ve tahsil işlemleri arasında temel işlem &#8211; sonuç işlem (bağlı işlem, zincirleme işlem) bağıntısı vardır. Vergi Usul Kanunu verginin tahsilini, “kanuna uygun surette ödenme” şeklinde tanımlar (VUK.m.23). Her vergi yasasında o verginin tahsili hakkında özel bazı düzenlemeler bulunur. Vergi sistemimizde tahsil aşamasını düzenleyen asıl kaynak, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanundur. Bu kanun Vergi Usul Kanunundan daha geniş olan kapsamıyla, yalnız vergilerin değil, tüm kamu alacaklarının tahsil aşamasını düzenleyen ilke ve hükümleri öngörmektedir.<br />
Tahsil işlemiyle vergi borcunun ortadan kalkmasında insiyatif yükümlüde ya da alacaklı vergi dairesinde bulunur. Başka bir anlatımla, ya yükümlü iradî olarak borcunu vadesinde öder; ya da yine iradi olmakla birlikte borç vâdeden sonra ödenir. Bu son durumda asıl borca ayrıca gecikme zammı eklenir. Yükümlüce kendiliğinden ödenmeyen borcun tahsili için vergi dairesi harekete geçer. Bu durumda ise verginin cebren tahsili söz konusudur.<br />
VERGİ HUKUKUNDA SÜRELER<br />
Süreler, belirli olarak sınırlandırılmış ya da önceden saptanabilir zaman kesitleridir. Hukukta süreler hakların ve yetkilerin kazanılması, kullanılması ve yitirilmesi yönünden önem taşırlar. Vergi hukukunda gerek vergi alacaklısının yetkileri, gerek vergi yükümlü ve sorumlularının hakları ve yükümlülükleri ile ilgili çeşitli süre hükümleri düzenlenmiştir. Bu hükümler arasında maddî vergi hukukunda yer alanların yanı sıra şeklî vergi hukuku kapsamına girenler de önemli yer tutarlar.<br />
Vergi hukukunda yer alan değişik hukukî niteliklerdeki süre hükümleri ortak özellikleri gözönüne alınarak sınıflandırılabilir.<br />
Organik sınıflandırma: Süreleri koyan devlet organına göre yapılan tasniftir. Vergi hukukunda süreler yasama organınca, yürütme organınca, ya da yargı organlarınca saptanabilir. Buna göre organik bakımdan yasal, idari ve yargısal sürelerden sözedilebilir. (1) Yasal süreler: Kural olarak vergilerin yasallığı ilkesi gereğince süreler yasa ile belirlenir. Özellikle hak düşürücü nitelikte olan sürelerin yasa ile düzenlenmesi zorunluluğu kişilere güvence verilmesi amacına yönelmiştir.Yasal süreler, doğrudan doğruya yasadan ötürü işlemeye başlarlar. Bu sürelere uyulup uyulmadığı yargı organlarınca re&#8217;sen denetlenir. Yasal sürelerin bir özelliği de kural olarak kesin oluşlarıdır. Bu süreler ancak yasalarda belirtilen nedenlerle uzatılabilir; idare ve yargı organları kural olarak bu süreleri uzatmaya ya da kısaltmaya yetkili değildir. (2) İdari süreler: İdare tarafından belirlenen sürelerdir. Vergi yasaları, idareye bazen süreyi belirleme konusunda yetki vermiştir. İdari sürelerle ilgili genel hükme Vergi Usul Kanununun 14 üncü maddesinde (f.2) yer verilmiştir. Buna göre yasada açıkça yazılı olmayan durumlarda onbeş günden aşağı olmamak koşuluyla bu süreyi tebliği yapacak olan idare belli ve ilgiliye tebliğ eder İdari süreler, sona ermeden bu süreleri koyan organlar tarafından uzatılabilecekleri gibi sürenin dolması halinde yeni bir süre verilebilir. (3) Yargısal süreler: Vergi yargısı organı tarafından belirlenen sürelerdir. İdari Yargılama Usulü Kanununda, vergi yargısı organları tarafından da sürelerin belirlenebileceği öngörülmüştür. Örneğin bu yasanın 16 ıncı maddesine göre (b.2), idari davalarda ve vergi davalarında kural olarak davalının vereceği ikinci savunmaya karşı davacının <a href="http://www.genelbilge.com/tag/cevap/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Cevap">cevap</a> vermesi için bir süre verilir. Bu süre yargı organı tarafından verileceğinden yargısal bir süredir.<br />
Hukuki niteliklerine göre süreler<br />
Süreler hukuki niteliklerine göre, hak düşürücü süreler, vergi ödevleri ile ilgili süreler, müsamaha süreleri ve düzenleyici süreler olarak sınıflandırılabilir.<br />
(1) Hak düşürücü süreler: Hak düşürücü süreler bir hakkın kullanılmasını belirli bir zaman ile sınırlandırır. Vergi hukukunda hak düşürücü süreler, gerek vergi yükümlülerinin ve sorumlularının, gerek idarenin çeşitli talepleri için konulmuştur. Bu sürelere uyulmadığı takdirde artık söz konusu haktan yararlanma olanağı kalmaz. Yasada bir süreye uyulmaması halinde sürenin ilişkin bulunduğu hakkın “düşeceği”, “ortadan kalkacağı”, “kullanılmayacağı” belirtilmişse bu süre hak düşürücü niteliktedir; ya da süre ile ilgili düzenlemenin içeriğinden o sürenin hak düşürücü nitelikde olduğu anlaşılır. Örn. yargısal başvurma (dava açma) süreleri. Hak düşürücü süreler yasa ile belirlenen bir zaman noktasından itibaren işlemeye başlar ve yasa ile belirlenen bir anda sona ererler. Hak düşürücü sürelere uyulup uyulmadığı yargı organları tarafından re&#8217;sen denetlenir; çünkü bu hükümler kamu düzenine ilişkindir. Bu sürelere uyulmadığı takdirde, sürenin ilişkin bulunduğu hak sona erer ve bununla ilgili işlemleri yapma olanağı kalmaz. Örneğin vergi davası açılırken süre aşımı söz konusu olmuşsa, dava reddedilecektir.<br />
(2) Vergi ödevleri ile ilgili süreler: Belirli vergi ödevlerinin yasayla veya idare ya da yargı organlarınca saptanan süreler içinde yapılması gerekmektedir. Sürenin geçirilmesi halinde uygulanacak yaptırım her olay bakımından değişiklik gösterir. Örneğin Vergi Usul Kanununun 168 inci maddesine göre işi bırakanlar bunu vergi dairesine bir ay içinde bildirmek zorundadırlar. İşi bıraktıklarını bildirmeyen yükümlüler adına beyanname vermemeleri nedeniyle re&#8217;sen vergi tarhı yoluna başvurulabilir. Vergi ödevleri ile ilgili sürelerin hak düşürücü sürelerden farkı, hak düşürücü sürelerin en belirgin özelliği olan zamanın geçmesi yoluyla bir hakkın yitirilmesinin burada söz konusu olmamasıdır. Bu sürelere çeşitli vergi yasalarında yer alan ödeme sürelerini de örnek gösterebiliriz. Vergi ödevleri ile ilgili süreler, uygulamada doğurdukları hüküm ve sonuçları açısından hak düşürücü sürelere eşit tutulmuştur.<br />
(3) Müsamaha süreleri: Vergi Usul Kanununda vergi yükümlü ve sorumlularının yararına bazı müsamaha hükümleri yer almıştır. Bu yasanın 371 inci maddesine göre, belirli koşullar altında vergi suçu işleyen kişiler, bunu kendiliklerinden yetkili makamlara bildirdikleri takdirde haklarında vergi cezası kesilmez. Pişmanlık hükmünden yararlanabilmek için maddede yer alan diğer koşullar yanında, hiç verilmemiş beyannamelerin haber verme tarihinden itibaren onbeş gün içinde verilmesi ve eksik ya da yanlış beyandan doğan vergi farkının haber verme tarihinden itibaren onbeş gün içinde ödenmesi gerekmektedir. Aynı şekilde Vergi Usul Kanununun 376 ncı maddesine göre, re&#8217;sen ikmalen veya idarece tarhedilen vergilerde, haklarında vergi cezası kesilen yükümlü veya vergi sorumlusu, dava açma süresi içinde vergi dairesine başvurarak cezaları vadesinde veya 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda belirtilen neviden teminat göstererek vadenin bitiminden başlamak üzere üç ay içinde ödeyeceğini bildirirse vergi ziyaı cezasında birinci defada yarısı, daha sonra kesilenlerde üçte biri ve usulsüzlük veya özel usulsüzlük cezalarının üçte biri indirilir. Bu müsamaha hükümlerinden yararlanmak için yasada öngörülen süreler içinde belirli işlemlerin yapılması gerekir; bu işlemler ödev niteliğindedir. Öte yandan bu sürelere uyulmadığı takdirde pişmanlık ve ceza indirimi hükümlerinden yararlanma hakkı düşer.<br />
(4) Zamanaşımı süreleri: Vergi hukukunda zamanaşımı, vergi idaresinin vergi alacağını tahakkuk ettirme ve tahsil edebilme yetkisini kaldıran bir nedendir. Zamanaşımı sürelerinin geçirilmesi vergi alacağının esasını doğrudan etkilediği için, bu süreler yasa koyucu tarafından diğer sürelerden farklı olarak hükme bağlanmıştır. Vergi hukukunda zamanaşımı süreleri etkileri yönünden hak düşürücü sürelere çok yakındır. Bunun nedeni vergi hukukunun bir kamu hukuku kolu oluşudur. Vergi hukukunda tahakkuk zamanaşımı (VUK.m.113,114), tahsil zamanaşımı (AATUHK.m102,103) ve düzeltme zamanaşımı (VUK.m.126) olmak üzere başlıca üç çeşit zamanaşımı süresi vardır. Bu sürelerin hüküm ve sonuçlarını vergi alacağının kalkması ve vergi hatalarının düzeltilmesi konularında ayrıntılı olarak inceleyeceğiz.<br />
(5) Düzenleyici (uyarıcı) süreler: Bu süreler idare ve yargı organlarının görevleri ile ilgili bazı işlemlerini belirli süreler içinde yapmaları amacıyla konulmuştur. Örneğin, Vergi Usul Kanununun 132 nci maddesine göre (f.1) yoklama fişlerinin birinci nüshası yoklama yapılan kişi veya yetkili adamına bırakılır. Bunlar bulunmazsa bilinen adresine yedi gün içinde posta ile gönderilir. Düzenleyici (uyarıcı) sürelerin diğer sürelerden farkı, yaptırımlarının olmamasıdır. Bu sürelere uyulmadığı takdirde ne olacağı yasada gösterilmemiştir. Bunların amacı idare ve yargı organlarının ihmallerine engel olmaktır. Düzenleyici sürelere uyulmaması esasa ilişkin bir şekil noksanı sayılmamakta ve bu süreler, kamu görevlilerinin görevlerini savsaklamadan daha dikkatli yapmaları için konulmuş bulunmaktadır<br />
Sürelerin Hesaplanması<br />
Vergi Usul Kanununun 18 inci maddesi vergi yasalarında yer alan sürelerin gün, hafta, ay olarak ya da sonlarının belli bir günle ifade edilmelerine göre nasıl hesaplanacaklarını hükme bağlamıştır:<br />
Süre gün olarak belli edilmişse başladığı gün hesaba katılmaz ve son günün tatil saatinde biter;<br />
Süre hafta veya ay olarak belli edilmişse başladığı güne son hafta veya ayda tekabül eden günün tatil saatinde biter. Sürenin bittiği ayda, başladığı güne tekabül eden bir gün yoksa süre o ayın son gününün tatil saatinde biter;<br />
Sonu belli bir gün ile tayin edilen sürelerde, süre o günün tatil saatinde biter; 4. Resmi tatil günleri süreye dahildir. Şu kadar ki, sürenin son günü resmi tatile rastlarsa tatili takibeden ilk iş gününün tatil saatinde biter.<br />
Sürelerin Uzaması<br />
Mücbir sebep (zorlayıcı neden)<br />
Vergi Usul Kanununda mücbir sebeplerin bulunması halinde, bu sebepler ortadan kalkıncaya kadar sürelerin işlemeyeceği ve tahakkuk zamanaşımının işlemeyen süreler kadar uzayacağı belirtilmiştir (VUK.m.15). Yasada mücbir sebebin bir tanımı yapılmamış, ancak mücbir sebep sayılabilecek bazı hallere örnekler verilmiştir (m.13). Bu hükme göre “Mücbir sebepler: 1. Vergi ödevlerinden herhangi birinin yerine getirilmesine engel olacak derecede ağır kaza, ağır hastalık ve tutukluluk; 2. Vergi ödevlerinin yerine getirilmesine engel olacak yangın, yer sarsıntısı ve su basmasi gibi afetler; 3. Kişinin iradesi dışında vukua gelen mecburi gaybubetler; 4. Sahibinin iradesi dışında sebepler dolayısıyla defter ve vesikaların elden çıkmış bulunması gibi hallerdir.”<br />
İdari Yargılama Usulü Kanununun 31 inci maddesi belirli konularda (ehliyet, teminat, bilirkişi vb.). Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yollama yapmıştır. Bunların dışında kalan konularda vergi uyuşmazlıkları ile ilgili olarak Vergi Usul Kanunu hükümlerinin uygulanacağını belirtmiştir. Bu hüküm uyarınca Vergi Usul Kanununun mücbir sebeplerin sürelerin işlemesini durdurmasını öngören 13 üncü ve 15 inci maddeleri hükümleri vergi yargısı ile ilgili olarak İdari Yargılama Usulü Kanununda yer alan süreler bakımından da geçerli sayılmalıdır.<br />
Mücbir sebepin en belirgin, üzerinde tartışma yapılmayan özelliği kişilerin iradesi dışında meydana gelen kaçınılmaz ve karşı konulamaz bir olay oluşudur. Ayrıca mücbir sebep ile sürelerin geçirilmesi arasında bir nedensellik bağının da bulunması gerekir. Mücbir sebep konusunda çok çeşitli ölçütler ileri sürülmesine rağmen, belirli nitelikteki olayların önceden mutlak bir şekilde mücbir sebep olarak kabul edilmesi söz konusu değildir. Her olay kendi koşulları ve özellikleri içinde ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Vergi Usul Kanununda mücbir sebep sayılacak hallere örnek verilmekle yetinilmesi bu nedene dayanmaktadır.<br />
Vergi hukukunda mücbir sebeplerin, sürelerin işlemesini durdurucu etkisi değişik hukuki niteliklerdeki bütün süreler bakımından geçerlidir. Vergi yargısı organları önceleri mücbir sebeplerin sadece vergi ödevleri ile ilgili sürelerin işlemesini durduracağını kabul ediyorlardı. Yargı organları daha sonra verdiği kararlarda mücbir sebeplerin etkisini diğer süreler bakımından da kabul etmiştir<br />
Mücbir sebeplerin sürelerin işlemesini durdurucu etkisi, kural olarak vergi yükümlüleri ve sorumluları bakımından kendisini gösterir. Vergi yükümlü ve sorumlularının yakın akrabalarına yönelen mücbir sebepler vergi yükümlü ve sorumlularının vergi ile ilgili ödev veya işlemlerinin süresi içinde yerine getirilmesini engellese bile, bu durum mücbir sebep sayılmaz.<br />
Mücbir sebebin meydana geldiği, vergi yükümlüleri ve sorumluları tarafından kanıtlandığı takdirde vergi işlemleri ve ödevleri ile ilgili süreler engel durum devam ettiği sürece durur. Bir olayın mücbir sebep olup olmadığını vergi idaresi takdir eder. Vergi idaresi takdir yetkisini kullanarak mücbir sebep iddiasını kabul etmemişse vergi yükümlüleri bu konuda vergi yargısı organlarına başvurabilirler.<br />
Mücbir sebebin sürelerin işlemesini durdurucu etkisinin bir sonucu olarak, mücbir sebep ortadan kalktıktan sonra yapılan işlemler ve ödevler zamanında yapılmış gibi geçerli sayılır. Öte yandan, mücbir sebeplerin meydana geldiğinin kanıtlanması halinde vergi cezası da kesilmez (VUK.m.373).<br />
Zor durum<br />
Vergi Usul Kanununun 17 nci maddesine göre zor durumda olmaları nedeniyle vergi işlemleri ile ilgili ödevleri süresi içinde yerine getiremeyecek olanlara yasal sürenin bir katını geçmemek üzere Maliye Bakanlığınca uygun bir süre (mühlet) verilebilir. Süre talebinde bulunanların yasal süre dolmadan idareye başvurmaları ve idarenin de gösterilen mazereti kabul etmesi gerekir. Ayrıca sürenin uzatılması halinde kamu alacağı tehlikeye girmemelidir. Vergi Usul Kanunu zor durumun koşullarını belirtmemiştir. Mücbir sebep sayılmamakla birlikte yükümlünün vergi işlemlerini ve ödevlerini yerine getirmesini engelleyen bir çok neden “zor durum” kavramına girebilecektir. Örneğin, annesinin ağır hastalanması yükümlü yönünden mücbir sebep sayılmasa da Maliye Bakanlığınca zor durum sayılabilecektir.<br />
Ölüm<br />
Vergi Usul Kanununun 16 ncı maddesine göre, vergi yasalarında hüküm bulunmayan hallerde, ölüm dolayısıyla mirasçılara geçen ödevlerin yerine getirilmesinde bildirme, beyanname verme sürelerine üç ay eklenir. Bu hüküm Medeni Kanunun 546 ncı maddesinde yer alan mirası red süresi ile uyum kurmak amacıyla kabul edilmiştir. Çünkü Medeni Kanunun bu hükmü uyarınca mirasçıların üç ay içinde mirası reddetmek hakları vardır. Mirasın reddi halinde miras bırakana ait yükümlülüklerin yerine getirilmesi söz konusu olmayacaktır. Özel durumlar<br />
Vergi Usul Kanununda öngörülen genel hükümlerin yanı sıra vergi yasaları da özel durumlarla ilgili olarak belirli sürelerin uzayacağını hükme bağlamıştır. Örneğin Maliye Bakanlığı beşyüzden fazla yükümlüsü bulunan vergi dairelerine para yatırma sürelerini vadenin bitmesini izleyen tarihten başlayarak onbeş gün uzatmaya yetkilidir. </p>
<p>Vergi Borcunun Sona Ermesi<br />
Ödeme<br />
Ödeme, vergi borcunun yükümlü tarafından yasalara uygun biçimde yerine getirilmesidir (VUK. m.23). İşlemin vergi alacaklısı yönünden ifadesine tahsil denilir. Tahsil vergilendirmenin son aşamasıdır; muaccel bir vergi borcu ödenmek suretiyle sona erer. Genel olarak bir borcun muaccel olması, ödeme zamanının gelmiş bulunması demektir. Vergi alacağının muacceliyeti de alacaklı idarenin alacağın ödenmesini isteyebileceği ve vergi borçlusunun bunu yerine getirmek zorunda olduğu durumu ifade eder. Verginin muaccel olmasında ölçüt verginin tahakkukudur. Henüz tahakkuk etmemiş, başka deyimle muaccel olmamış vergiler, kural olarak ödenemez.<br />
Muacceliyet anına genellikle verginin ödenmesi için bir ödeme süresi eklenir; fakat bu, muacceliyet anını değiştirmez; vergi borçlusuna bu süre içinde temerrüt sonuçlarını doğurmayacak şekilde ödemede bulunabilme olanağı sağlar. Ödeme süresinin son günü verginin vade tarihidir; yükümlüler muaccel olmuş vergilerini vade gününden önce ödeyebilirler (6183 SK. m.37/3, 4). Bir verginin tahsil edilebilmesi için tahakkuk etmiş olması gerekmekle birlikte bazı vergilerde bu iki aşama çakışmakta, vergi, tahsil edildiği anda tahakkuk etmiş olmaktadır. Örneğin pul yapıştırmak suretiyle alınan damga vergisinde tahakkuk ve tahsil pulun kullanıldığı anda gerçekleşir. Tahakkuku tahsile bağlı vergiler denilen bu gibi vergilerde, verginin tahsili tahakkuku da içine alır (VUK. m.24).<br />
Ödeme Zamanı<br />
Özel hukukta borçların ödeme zamanlarının belirlenmesi tarafların iradesine bırakılmıştır. Vergiler, yasalarda gösterilen süreler içinde ödenir; bu konuda yükümlünün iradesi rol oynamaz. Ödeme süresinin son günü verginin vade tarihidir. Örneğin kurumlar vergisi Nisan, Temmuz ve Ekim aylarında üç eşit taksitte (KVK. m.40) ödenir.<br />
Özel ödeme zamanları<br />
Ödeme zamanları yasalarla belirtilmekle birlikte, istinaen, bazan yasalar koydukları genel kuralın dışında özel ödeme zamanları öngörürler; bazan da yasalarda yazılı ödeme zamanları uzatılır.<br />
Özel ödeme zamanlarına ilişkin hükümler hem Vergi Usul Kanununda, hem de tek tek vergi yasalarında yer almaktadır. Vergi Usul Kanununa göre (m.112):<br />
- Resen veya ikmalen tarh edilen vergiler taksit zamanlarından önce tahakkuk etmişse taksit süresi içinde, taksit süreleri kısmen veya tamamen geçtikden sonra tahakkuk etmişse, geçmiş taksitler tahakkuk tarihinden başlayarak bir ay içinde ödenir. (m.112/1). Resen veya ikmalen tarh edilen vergilere karşı yükümlü vergi mahkemesine başvurabileceğinden bu vergiler ancak 30 günlük dava açma süresinin geçirilmesinden sonra tahakkuk ederler. Tahakkuk tarihinden itibaren de bir aylık ödeme süresi tanındığına göre, taksit süreleri geçtikten sonra tahakkuk eden resen veya ikmalen tarh edilen vergiler tebliğ tarihinden itibaren iki ay içinde ödenmiş olurlar.<br />
- Ülkeyi terk ve ölüm gibi yükümlülüğü kaldıran durumlarda beyan üzerine tarh edilen vergiler beyanname verme süreleri içinde ödenir. Yükümlünün, vadesi bu süreden sonra gelen vergileri de bu sürede alınır (VUK.m.112/2).<br />
- Vergi mahkemesinde dava açıldığı için tahsili durdurulan vergilerden taksit süresi geçmiş olanlar mahkemenin kararına göre hesaplanan vergi ihbarnamesinin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde ödenir. (m.112/3); taksit süreleri henüz geçmemiş olanlar ise taksit zamanlarında ödenir.<br />
Vergi Usul Kanununun 112 nci maddesinin öngördüğü yukarıdaki hükümler dışında vergi yasalarında da özel ödeme zamanları da mevcuttur.<br />
Ödeme zamanlarının uzatılması<br />
Vergi yasalarında belirlenen ödeme süreleri bazı durumlarda Vergi Usul Kanununun veya diğer yasaların emredici hükmü gereğince uzamakta, bazı durumlarda ise yasanın verdiği yetkiye dayanarak Maliye Bakanlığınca uzatılmaktadır. Vergi Usul Kanununda (m.13) sayılan mücbir sebeplerden birinin bulunması halinde bu sebep ortadan kalkıncaya kadar süreler işlemez (VUK. m.15). Bu durumda ödeme süreleri uzar; vade uzayan sürenin bittiği gündür (VUK. m.111/3). Yine veraset intikal vergisinde, emlak vergisinde ve zor durumda bulunmaları nedeniyle vergiye ilişkin ödevleri süresi içinde yerine getiremeyecek olanlar bakımından belirli koşullara uyulması kaydıyla süreler uzayabilir.<br />
Vergi Borcunun Ödenmemesinin Hukukî Sonuçları<br />
Yasaların belirlediği süreler içinde borcunu ödemeyen vergi yükümlüsü, idarenin herhangi bir işlemine gerek olmadan mütemerrit duruma düşer. Vergilendirmeden doğan alacak ve borç ilişkisi kamusal nitelikte olduğundan ödeme süresinin son bulması ile birlikte, vergi yasalarının öngördüğü yaptırımlar yükümlü hakkında kendiliğinden işlerlik kazanır. Vergi sistemimizde yükümlünün temerrüdü başlıca şu sonuçlar doğar.<br />
Vadesinde ödenmeyen alacağa gecikme zammı uygulanması<br />
Vergi borcunun zamanında ödenmemesinin doğurduğu hukukî sonuçlardan biri ödenmesi geciken alacağa gecikme zammı uygulanmasıdır. Gecikme zammı özel hukuktaki geçmiş günler faizine benzetilebilir (BK.m.103). Alacağın süresi içinde ödenmeyen kısmına vade gününü izleyen günden itibaren her aylık süre için ayrı ayrı olarak % 7 gecikme zammı uygulanır; ay kesirleri tam ay olarak alınır. Vergi ziyaı cezası hariç olmak üzere ceza niteliğindeki kamu alacaklarına ayrıca gecikme zammı uygulanmaz. Gecikme zammı 500.000 liradan az olamaz. (AATUHK. m. 51).<br />
Yasa koyucu 1996 da getirdiği bir düzenleme ile kamu alacağının vadesinden önce ödenmesini özendirmek amacıyla erken ödemelerde ödeme tarihinden kanunî ödeme süresinin son gününe kadar her gün için aylık % 4 oranında indirim öngörmüştür (6183 SK, Ek. m.1). Başlangıçta yıllık gelir ve kurumlar vergisi, gelir ve kurumlar vergisi tevkifatı ile dahilde alınan katma değer vergisinde uygulanması öngörülen indirimin oranlarını Bakanlar Kurulu yasanın verdiği yetkiye dayanarak farklılaştırmıştır. Buna göre 1 aya kadar yapılacak erken ödemelerde aylık % 6, dört aya kadar olanlarda aylık % 5,5, yedi aya kadar olanlarda % 5.2, yedi ayı aşanlarda % 4,5 oranı uygulanacaktır. İndirim miktarı, ödenen verginin erken ödenen gün sayısı ve aylık oranın bir günlük miktarı ile çarpımı suretiyle bulunacaktır. Bu uygulama başlatılmasından bir yıl sonra, indirim oranlarının sıfırlanması suretiyle, fiilen durdurulmuştur.<br />
Ödeme emirlerine karşı dava açılmasında tahsilat durmadığından, gecikme zammı dava açma tarihi ile ödeme tarihi arasındaki süreye uygulanmalıdır. Pişmanlık dilekçesi ile bildirilen vergiler 15 gün içinde ödenmediği takdirde gecikme zammı uygulanır. Buna karşılık alacağın mücbir sebepler yüzünden vadesinde ödenmemesi halinde gecikme zammı uygulanmaması gerekir.<br />
Temyiz veya itiraz yoluna başvurulması halinde temyiz ya da itirazı incelemeye yetkili yargı mercii teminat karşılığında mahkeme kararının yürütülmesinin durdurulmasına karar verebilir (İYUK.m.52/1). Bu durumda esas hakkında karar verilinceye kadar verginin tahsili duracağından, karar tarihi ile vade tarihi arasındaki süre içinde gecikme zammı istenilemez. Ancak bu kural Anayasaya uygunluğu tartışılabilecek bir yasal düzenleme ile değiştirildi (VUK. M. 112/son)<br />
Gecikme zammının ceza niteliğinde olup olmadığı tartışmalıdır. Devlete, il özel idarelerine, belediyelere ait vergi, resim, harç&#8230; gibi aslî ve gecikme zammı, faiz gibi fer’i kamu alacaklarından söz eden yasa maddesinden (AATUHK.m.1), zammın ceza niteliği taşımadığı, yasa koyucunun gecikme zammına asıl borca bağlı bir fer’i borç niteliği tanıdığı sonucu çıkarılabilir. Gecikme zammının cezai nitelik taşımaması ölüm halinde cezalarla birlikte gecikme zammının da düşmesine engel olur.<br />
Gecikme zammı- gecikme faizi<br />
Vergi Usul Kanununun 112 nci maddesi, re’sen ikmalen veya idarece yapılan tarhiyatlarda dava konusu yapılmadan kesinleşen vergilere, kendi vergi kanunlarında belirtilen ve tarhiyatın ilgili bulunduğu döneme ilişkin normal vade tarihinden itibaren son yapılan tarhiyatın tahakkuk tarihine kadar, dava konusu yapılan vergilerde ise yargı organı kararının tebliğ tarihine kadar geçen süreler için, 6183 sayılı yasada belirtilen gecikme zammı oranında gecikme faizi uygulanacağını (b.3) belirtmektedir. Bu ifadelerle 1986 yılından itibaren vergi uygulamamıza gecikme zammının yanında bir de gecikme faizi girmiştir. Bu iki kavramı karıştırmamak gerekir. Gecikme zammı muaccel hale gelmiş her çeşit kamu alacağına vade tarihini izleyen günden itibaren uygulandığı halde, gecikme faizi sadece re’sen, ikmalen ve idarece tarh edilen vergilerde uygulama alanı bulmaktadır; yani tarhedilmiş ve tahakkuk etmiş, ancak vadesinde ödenmemiş vergilere değil, hiç tarhedilmemiş veya eksik tarh edilmiş vergilere uygulanır.<br />
Cebri icra yoluyla tahsil<br />
Vergi borcunun vadesinde ödenmemesinden doğan bir diğer hukukî sonuç ta bu alacağı cebrî icra yoluyla tahsil edebilme olanağının doğmasıdır. Kamu alacağını vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları gereği “ödeme emri” ile tebliğ olunur. Ödeme emrine borcun asıl ve ferilerinin mahiyet ve miktarı, nereye ödeneceği, süresinde ödenmediği veya mal bildiriminde bulunulmadığı takdirde borcun cebren tahsil edileceği ve borçlunun mal bildiriminde bulununcaya kadar üç ayı geçmemek üzere hapis ile tazyik olunacağı yazılır (AATUHK.m.55). Cebren tahsil şu yollardan birinin uygulanması suretiyle yapılır: Vergi borçlusu teminat göstermiş ise teminat paraya çevrilir veya kefile başvurulur; borçlunun borcuna yetecek miktardaki malları haczedilerek paraya çevrilir.<br />
Ödeme Yeri<br />
Vergi hukukunun kamusal niteliği bu konuda yükümlünün iradesini tanımaz; vergi borcu, yükümlünün bu bakımdan bağlı olduğu vergi dairesine ödenir. (VUK.m.110/1). Vergi dairesi yükümlüyü tesbit eden, vergi tarh eden, tahakkuk ettiren ve tahsil eden kamu idaresidir. (VUK.m.4/1).Yükümlülerin vergi uygulaması bakımından hangi vergi dairesine bağlı oldukları vergi yasalarıyla, bu yasalarda açıkça yazılı olmayan hallerde Maliye Bakanlığınca belirlenir (VUK.m.4/2).<br />
Verginin Tahsil Şekilleri<br />
Vergilerin toplanmasında başvurulan usuller çeşitli evrelerden geçmiştir. Bir zamanlar halkın temsilcileri eliyle veya iltizam usulü ile toplanan vergiler günümüzde devlet tarafından alınmaktadır.<br />
İltizam usulü, vergi toplama işinin ihale yolu ile üçüncü kişilere yaptırılmasını ifade eder; bu yolla vergi toplama işini yüklenenlere mültezim denilir. Bu usul İmparatorluk devrinde bizde de uygulanmıştır. Günümüzde yükümlüler vergilerini doğrudan doğruya vergi dairelerine yatırmakta, bazan da vergi, tahsildarlar eliyle toplanmaktadır. Ödeme tahsil dairelerinin yetkili ve sorumlu memurları tarafından verilecek makbuz karşılığı yapılır. Vergiler doğrudan doğruya tahsil dairelerine yatırılabileceği gibi Maliye Bakanlığının belirleyeceği bankalar aracılığı ile de ödenebilir. Bankalardan yararlanılan durumlarda vergi dairesinin veya merkez bankasının hesabı bulunan bankalara vergi daireleri adına para yatırılabilir veya yükümlünün hesabından vergi dairesinin veya merkez bankasının ayni bankadaki hesabına aktarma yapılabilir ya da çizgili çek kullanılabilir (AATUHK.m.41). Postane vasıtasıyla yapılan ödemelerde, paranın postaya veriliş tarihi ödeme tarihi sayılır (AATUHK.m.44). Yerleşik içtihatlar kamu alacağının yasal sürenin son bulduğu gün mesai saati dışında posta idaresine ödenmesi halinde, posta idaresi bu ödemeyi kabul ettiği takdirde gecikme zammının uygulanamayacağı yolundadır.<br />
Başka bir tahsil şekli de verginin kaynakta kesilmesidir. En geniş biçimde gelir vergisinde uygulanan bu tahsil şeklinde, ödeme konusu para hak sahiplerine verilmeden önce vergi ödemeyi yapanlarca kesilerek yatırılır. Bu usulün hem vergi kaçırılmasını önlemek, hem de yükümlü sayısını en aza indirmek gibi yararları vardır. Fakat uygulama alanı daha fazla genişletilemediğinden kaynakta vergilendirmeye tabi yükümlüler ile diğerleri arasında birinciler (ücretliler) aleyhine ayırıma neden olur. ücretler dışındaki kazançların doğdukları yıl değil de ertesi yıl beyan edilerek vergilerinin ödenmesi yıl içinde doğan gelirinin vergisini ertesi yıl içinde ödeyen yükümlülere bir yıl boyunca faizsiz kredi sağlamak anlamına gelir. Bu tür haksızlıkları önleyip, uygulamada bütünlüğü sağlamak için çağdaş vergi sistemleri “kazandıkça öde” denilen peşin ödemeler usulünü benimsemişlerdir. Bizde de uygulanan bu usulde örneğin bir avukat, belli bir miktarda peşin vergiyi çalışmakta olduğu yıl içinde öder. Faaliyet yılı sonunda vereceği beyannamedeki kesin kazanç durumu daha fazla vergi ödemesini gerektiriyorsa üzerini tamamlar; aksi durumda ise fazla ödediği miktar kendisine iade edilir.<br />
Zamanaşımı<br />
Ödeme dışında vergi borcunu sona erdiren en önemli nedenlerden biri zamanaşımıdır. Bu nedenle alacaklı kamu idaresi yasaların belirlediği süreler içinde vergiyi tahakkuk ettirmediği ya da tahsil etmediği takdirde artık bu işlemleri yapma olanağını kaybeder. Devletin vergi alma yetkisinin zamanaşımı süreleri ile sınırlandırılması vergiden doğan hukukî ilişkinin uzun zaman askıda kalmasını önler;<br />
Vergi Usul Kanunu zamanaşımının yükümlünün bu hususta bir müracaatı olup olmadığına bakılmaksızın hüküm ifade edeceğini öngörmektedir (m.113/2). Belirtilen yararlarına karşılık zamanaşımı, borcunu düzenli biçimde ödeyen yükümlüler aleyhine adalet ve eşitlik ilkelerini zedeler.<br />
Vergi hukukunda vergi idaresinin vergiyi isteme yetkisini sınırlandıran iki tür zamanaşımı vardır: Bunlar tahakkuk ve tahsil zamanaşımıdır.<br />
Tahakkuk zamanaşımı<br />
Tahakkuk zamanaşımına ilişkin hükümler Vergi Usul Kanununda düzenlenmiştir. Vergi Usul Kanunu, vergi alacağının doğduğu takvim yılını izleyen yılın başından başlayarak beş yıl içinde tarh ve yükümlüye tebliğ edilmeyen vergilerin zamanaşımına uğrayacağını öngörmektedir (m.114/2). Beş yıllık süre, aksine hüküm bulunmadıkça, Vergi Usul Kanununa giren bütün vergiler için geçerlidir. Bununla birlikte Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu ile Emlâk Vergisi Kanunu koydukları istisnai hükümlerle ( zamanaşımının başlangıcını idarenin öğrendiği tarihe bağlamak suretiyle) bu süreyi sonsuza dek uzatmışlardır.<br />
Vergi cezalarında ise vergi ziyaı suçu için 5 yıl olan zamanaşımı süresi usulsüzlük suçları için iki yıl olarak saptanmıştır. (VUK.m.374). Vergi ziyaı suçu ile usulsüzlük suçunun birleşmesi halinde ceza, vergi ziyaı cezası için belli edilen zamanaşımı süresi içinde kesilir.<br />
Vergi Usul Kanunu vergi alacağının doğduğu yılı izleyen yılın birinci gününü tahakkuk zamanaşımı süresinin başlangıcına esas almıştır (m.114/1). Ayni kanuna göre vergi alacağı, vergi kanunlarının verginin doğumunu bağladıkları olayın meydana gelmesi veya hukukî durumun tamamlanması ile doğacağından (m.19), tarh ve tebliğ gibi usul ile ilgili işlemlerin yapılması soyut vergi borcunun doğuş zamanı bakımından etkili değildir; yükümlülük vergiyi doğuran olayla birlikte ortaya çıkar. Vergiyi doğuran olay, yükümlülerin vergi yasalarında gösterilen vergi konuları ile bir ilişki ve bağlılık kurmaları anlamına gelir.<br />
Tahakkuk zamanaşımı süresinin dolmasıyla alacaklı vergi dairesinin vergiyi tarh ve tebliğ etme yetkisi sona erer; artık yükümlüye vergi ihbarnamesi veya ödeme emri gönderilemez. Vergi hukukunda sorumlular için ayrı bir zamanaşımı yoktur ve ilke olarak yükümlü için zamanaşımı süresinin dolması vergi sorumluları için de etki doğurur.<br />
Zamanaşımı kurumu alacak-borç ilişkisinde yükümlünün çıkarlarına hizmet ettiği için, alacaklının da çıkarını korumak üzere zamanaşımı süresinin işlemesini durduran ve kesen nedenler kabul edilmiştir. Alacaklının alacağını izleme olanağının kalmaması veya bunun çok zor olması halinde zamanaşımı süresi durur; zamanaşımı, sürenin işlemesine engel durumun kalkmasıyla kaldığı yerden işlemeğe başlar. Zamanaşımının durması fiilî veya hukukî zorunluluklar gereği kabul edilmiştir. Ancak zamanaşımının durması alacaklı lehine tanınmış bir olanaktır. Buna rağmen alacaklı yükümlüyü izleyebilir. Yükümlü zamanaşımının durduğunu öne sürerek bu takibi geciktiremez. Vergi Usul Kanununa göre (m.114/2) matrah takdiri için vergi dairesince takdir komisyonuna başvurulması zamanaşımını durdurur. Duran zamanaşımı, takdir komisyonu kararının vergi idaresine gelmesini izleyen günden itibaren yeniden işlemeğe başlar. Ancak, zamanaşımının durabilmesi için, vergi dairesinin başvurduğu takdir komisyonunun yetkili olması ve usulüne uygun olarak kurulmuş olması gerekir. Takdir komisyonu kararının zamanaşımı süresinin dolmasından önce veya bu süre dolduktan sonra vergi dairesine gelmesi arasında fark yoktur; iki durumda da zamanaşımı takdir komisyonunda geçen süre kadar durur. Bir vergi tarhının usule aykırı olarak yapıldığının vergi yargısı organları tarafından saptanması durumunda da yargı organlarında geçen süre içinde zamanaşımının duracağı veya kesileceği yolunda yasal bir hüküm bulunmamaktadır. İdare, yargı organlarının kararına uygun olarak yeniden vergi tarh etmek istediğinde zamanaşımı dolmuş bulunuyorsa artık vergi tarhı yapılamayacaktır. Bu sakıncalı sonucu ortadan kaldırmak için, vergi dairelerinin takdir komisyonu kararlarına karşı yargı organlarına başvurmaları veya yükümlülerin resen ve ikmalen tarh edilen vergilere karşı dava açmaları durumlarında yargı organlarında geçen süre içinde zamanaşımının duracağına ilişkin yasal bir hüküm konulmasında yarar vardır.<br />
Türk vergi hukukunda tahakkuk zamanaşımını durduran başka bir neden de mücbir sebeplerdir (VUK. m.15/1). Vergi Usul Kanunu mücbir sebeplerin meydana gelmesi halinde sürelerin, bu sebeplerin kalkmasına kadar işlemeyeceğini, tahakkuk zamanaşımının da işlemeyen süreler kadar uzayacağını öngörmektedir. Vergi Usul Kanununda tahakkuk zamanaşımının kesilmesine ilişkin bir başka hüküm yoktur. Yalnız 374 üncü maddede (f.3) vergi cezaları bakımından ceza ihbarnamesi tebliğinin zamanaşımını keseceği öngörülmüştür.<br />
Tahsil Zamanaşımı<br />
Tahsil zamanaşımı vergiler ve diğer bütün kamu alacakları için geçerli olarak Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda düzenlenmiştir. Bu kanuna göre kamu alacağı, vadesinin rastladığı yılı izleyen takvim yılı başından itibaren beş yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrar (m.102/1). Aynı maddede para cezalarına ait özel kanunlardaki zamanaşımı hükümlerinin saklı olduğu belirtildiğinden, Türk Ceza Kanununda ve diğer para cezası hükmü taşıyan kanunlarda yer alan para cezalarına zamanaşımı bakımından bu hükmün uygulanmayacağı açıktır.<br />
Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun tahsil zamanaşımının başlangıcını, alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını izleyen takvim yılı olarak belirlemiştir. Verginin vadesi, o verginin ödeme süresinin son gününü ifade eder (AATUHK.m.37/3, VUK.m.111/2). Vergilerin ödeme süreleri tek tek vergi yasalarında belirlenmiş ve özel durumlar için de ayrı süreler saptanmıştır. Tahsil zamanaşımının işlemeğe başlaması bakımından vade tarihinin değil de vadeyi izleyen takvim yılının esas alınmasının nedeni, bütün yükümlülerin tabi oldukları zamanaşımını ayrı ayrı incelemekten idareyi kurtararak daha kolay çalışmasını sağlayabilmek düşüncesidir.<br />
Tahsil zamanaşımı süresi dolduktan sonra alacaklı kamu idaresinin vergiyi tahsil edebilme yetkisi kalkar; ancak zamanaşımı süresinin dolmasından sonra yükümlünün rızası ile yapacağı ödemeler kabul edilir (m. 102/2).<br />
Tahsil zamanaşımı süresinin işlemesine engel olan nedenler<br />
Tahsil zamanaşımı süresini durduran ve kesen nedenler Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 103 ve 104 üncü maddelerinde gösterilmiştir. 104 üncü maddede tahsil zamanaşımı süresini durduran nedenler üç grupta toplanmıştır. Bunlar:<br />
- Vergi yükümlüsünün yabancı ülkede bulunması,<br />
- Hileli iflas etmesi,<br />
- Terekesinin tasfiyesi dolayısıyla hakkında takibat yapılmasına olanak bulunmamasıdır.<br />
Tahsil zamanaşımını kesen nedenler ise yasanın 103 üncü maddesinde on bent halinde gösterilmiştir.<br />
- Ödeme, Haciz uygulaması, Cebren tahsil ve takip işlemleri sonunda yapılan her çeşit tahsilat, Ödeme emri tebliği, Mal bildirimi, mal edinme ve artmalarının bildirilmesi, ödeme, haciz vb işlemlerden herhangi birinin kefile veya yabancı kişi ve kurumlar mümessillerine uygulanması veya bunlar tarafından yapılması, Uyuşmazlık konusu kamu alacaklarında yargı organlarınca bozma kararı verilmesi, Kamu alacağının teminata bağlanması, Yargı organlarında yürütmenin durdurulmasına karar verilmesi, İki kamu idaresi arasında mevcut bir borç için alacaklı kamu idaresi tarafından borçlu kamu idaresine borcun ödenmesi için yazı ile başvurulması.<br />
Zamanaşımı süresi kesilmenin rastladığı takvim yılını izleyen takvim yılı başından itibaren yeniden işlemeğe başlar. Ancak zamanaşımının bir bozma kararı ile kesilmesi halinde, sürenin başlangıcı yeni vade gününün rastladığı yılı izleyen takvim yılının ilk günü olmaktadır. Kamu alacağının teminata bağlanması veya yürütmenin yargı organlarınca durdurulması hallerinde zamanaşımı süresi teminatın kalktığı, yürütmenin durma süresinin sona erdiği tarihin rastladığı takvim yılını izleyen takvim yılının ilk günü işlemeğe başlar.<br />
Vergi Hukukunda Zamanaşımı Hükümlerinin Zaman Bakımından Uygulanması<br />
Vergi yasalarının ve özellikle bu yasalarda yer alan zamanaşımı hükümlerinin zaman bakımından uygulanması gerek yazında, gerekse uygulamada tartışmalara konu olmaktadır. Yürürlüğe giren bir vergi yasasının hükümleri hangi andan itibaren uygulama alanı bulabilecektir? Hukukun bütün kollarında yasaların açık hükümleriyle getirilen istisnalar saklı kalmak kaydıyla yeni yasa hükümlerinin, eski yasa zamanında tamamlanmış ve hukukî sonuçlarını doğurmuş işlemlere uygulanmayacağı kabul edilmektedir (Gerçek geriye yürümenin yasak oluşu). Vergi hukukunda zamanaşımı hükümlerinin zaman bakımından uygulanması konusu bu çerçeve içinde değerlendirilebilir.<br />
Örneğin bir vergiyi doğuran olay 1959 yılında meydana gelmişse, bu vergi bakımından tahakkuk zamanaşımı süresi yürürlüğe giren 213 sayılı yeni Vergi Usul Kanununa göre mi belirlenecektir? Eski yasa hükümleri uygulandığı takdirde vergi borcu 1962 yılı sonunda, 213 sayılı yasa hükümleri uygulandığı takdirde ise 1964 yılı sonunda zamanaşımına uğrayacaktır. 213 sayılı Vergi Usul Kanununun yürürlüğe girdiği 1961 yılında eski yasaya göre zamanaşımı süresi henüz dolmadığı için olaya yeni yasa hükümlerini uygulamak gerekir. Danıştayın yerleşik kararları bu yöndedir. Danıştayın görüşüne göre objektif hukuk kuralları yürürlüğe girdikleri tarihten itibaren hüküm ifade eder ve ilişkin bulundukları her olaya uygulanırlar. Bunların yürürlüklerinden önce geçmiş olaylara uygulanmaları kazanılmış bir hakkın bulunmaması halinde mümkündür. Yükümlüler için zamanaşımı ancak meydana geldiği tarihte kazanılmış bir hak doğurur; yine hukukun temel ilkelerine göre mali yasalar hemen etki gösteren yasalardır. Aksine açık hüküm bulunması durumu hariç, yalnız yasaların yürürlüğe girmesinden sonra doğacak olaylara değil, halen mevcut öteki durumların gelecekteki sonuçlarına da uygulanırlar; bu geçmişe yürüme değildir. Bu görüşe dayanan Danıştay, konu ile ilgili davada, zamanaşımı süresini beş yıla çıkaran 213 sayılı Vergi Usul Kanunu yükümlü için kazanılmış bir hak doğmadan yürürlüğe girdiği için, yargı organının olaya eski yasanın uygulanması gerektiği ve üç yıllık zamanaşımının dolmuş bulunduğu yolundaki kararını yerinde bulmamıştır. Vergiyi doğuran olay 1959 yılında değil de 1957 yılında meydana gelmiş bulunsaydı, bu takdirde yeni yasa henüz yürürlüğe girmeden önce 1960 yılı sonunda zamanaşımı süresi tamamlanmış olacağından bu durum bir kazanılmış hak sayılacak ve zamanaşımı süresi yeni yasa hükümlerine göre uzamayacaktı. Yeni yasa hükmünün bu durumda geçmişe yürütülmesi hukukî güvenlik ilkesine aykırı “gerçek geriye yürüme” özelliği taşırdı.<br />
TAKAS<br />
Takas (ödeşme) özel hukukta olduğu gibi vergi hukukunda da borçluluğu sona erdiren bir neden olup, ayni cinsten olan karşılıklı ve muaccel iki borcu, daha küçük olanı oranında sona erdiren bir hukukî işlemdir. Borçlar Kanununa göre takas beyan edebilmek için “ayni cinsten” ve “muaccel”karşılıklı iki alacağın varlığı gereklidir (BK: m. 118). Bu durumda bulunan karşılıklı iki alacağın sahibi, birbirlerine olan borçlarını ayrı ayrı ifa etmek yerine, bir beyanla alacaklarını hesaben tahsil eder ve borç ilişkilerini sona erdirirler.<br />
Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun (m. 23), kamu idarelerince yükümlüden tahsil edilmiş olup, yasal nedenlerle red ve iadesi gereken kamu alacaklarının, yükümlünün reddiyatı yapacak kamu idaresine olan muaccel borçlarına mahsup edilmek suretiyle reddolunacağını öngörmektedir. Bu hükümde mahsup deyimi ile ifade edilmek istenilen şey aslında takas işlemidir. İki farklı deyimin birbirinin yerine kullanılması doğru değildir; çünkü takas ve mahsup hukukî nitelikleri itibariyle birbirlerinden farklıdırlar. Örneğin yurt dışında edinilen kazançlar üzerinden mahallinde ödenmiş bulunan gelir vergisi yıllık beyannamede gösterilen toplam vergiden indirilir; bu, takas değil mahsup işlemidir.<br />
Vergi hukukunda tarafların takas isteminde bulunabilmesi için yükümlünün alacağının kesinlik kazanmış bulunması ve borcunun da muaccel olması gerekir. Bu nedenle örneğin idare, yükümlünün kendisinden olan muaccel alacağını onun halen vergi mahkemesinde bakılmakta olan ve dolayısıyla henüz tahakkuk etmemiş bulunan borcu ile takas edemez. Ayni nedenle yükümlü de hataen fazla ödeyip düzeltme dilekçesiyle idareden iadesini istemiş bulunduğu, fakat red ve iadesine henüz karar verilmemiş bir alacağının muaccel bulunan bir vergi borcuna takas edilmesini isteyemez. Fakat yükümlünün idareden olan alacağı kesinlik kazanmış, başka deyimle kamu alacağı tahsil edilipte yasal nedenlerle iadesine karar verilip kendisine tebliğ edilmiş ve borcu da muaccel ise, verginin vadesi gelmeden önce yaptığı takas isteminin kabulü gerekir. Hatta yükümlü böyle bir istemde bulunmasa bile idarenin, muaccel olan vergi taksidini ödemediği için yükümlüye ödeme emri düzenlemeden önce, onun red ve iadesine karar verilmiş olan muaccel alacağını vergi taksidine mahsup etmesi gerektiği içtihatlarca kabul edilmektedir.<br />
Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda kimlerin takas beyanına yetkili olduğunu açıklayan bir hüküm yoktur. Buna karşılık Borçlar Kanunu (m. 123), devlet, il idareleri ve köyler lehine kamu hukukundan doğan alacakların, alacaklının rızası dışında takas ile ortadan kaldırılamayacağını öngörmektedir. Bu hükme dayanarak uygulamada takas beyan etme hakkının yalnız kamu alacaklısına tanınmış olduğu, yükümlünün takas isteyemeyeceği ileri sürülmüş, bunun sonucu vergi idaresi ile yükümlüler arasında sürekli uyuşmazlıklar doğmuştur. Borçlar Kanununun 123 üncü maddesi vergi borcunun, sadece, yükümlünün devlet ile olan bir başka ilişkisinden, örneğin özel hukuk ilişkisinden doğan alacağı ile takas edilmesini önleyebilir; çünkü Borçlar Kanunundan daha yeni ve daha özel bir yasa olan Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun (m. 23) kamu alacakları arasında takası mümkün görmektedir.<br />
Bununla birlikte Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ile tanınmış olan takas isteyebilme hakkı sınırlı bir haktır; idarenin ve yükümlülerin karşılıklı ve muaccel her türlü borçları birbiri ile takas edilemez. İdare ve yükümlü arasında iki taraf için de özel hukuk ilişkisinden veya taraflardan biri için özel hukuka, diğeri için kamu hukukuna dayanan ilişkiden doğan alacak ve borçlar 23 üncü maddeye dayanarak takas edilemez.<br />
Takası istenebilen borçlar, tahsil edilip te yasal nedenlerle yükümlüye red ve iadesi gereken kamu alacakları ile, yükümlünün reddiyatı yapacak idareye olan muaccel borcudur; bunlar iki taraf için de kamu hukuku ilişkisinden doğar.<br />
Kamu alacağı, devlet, il özel idareleri ve belediyelere ait vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait yargılama masrafı, vergi cezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi fer’i alacaklar ile bu idarelerin sözleşme, haksız fiil ve haksız iktisaptan doğanlar dışında kalan ve kamu hizmetleri uygulamasından doğan diğer alacakları ile bunların takip masraflarıdır (AATUHK. m. 1), Yukarıda belirlenen sınırlara göre yükümlünün bir kamu idaresine olan muaccel borcu ile diğer bir kamu idaresinden olan muaccel alacağının birbiri ile takas edilememesi gerekir. Bu hüküm hazine birliği ilkesi ile çelişmektedir. Nitekim Danıştay, alacaklı ve borçlu bulunulan vergi dairelerinin ayrı ayrı olmasının yükümlünün takas isteminde bulunmasına engel oluşturmayacağı görüşündedir.<br />
Alacaklılık-borçluluk sıfatlarının birleşmesi sonucu yükümlünün takas isteminde bulunması ödemenin hukukî sonuçlarını doğurur; borç ortadan kalkar.<br />
Vergi kesmek durumunda olanların, vergi sorumlusu sıfatı ile yatırmak zorunda oldukları vergileri hazineden olan kendi alacakları ile takas isteminde bulunup bulunamayacakları konusu tartışmalıdır. İçtihatlar sorumlunun yatırması gereken vergi kesintileri ile devletten olan kişisel vergi alacağı arasında takas hakkını tanımanın, onu, kesilen verginin yasal yükümlüsü yerine koymak anlamına geleceği düşüncesi ile bu konuda olumsuz görüş taşımaktadır. Bu görüşü paylaşmak zordur.<br />
TERKİN<br />
Terkin, bazı koşulların varlığı halinde vergi alacağını bütün hukukî sonuçları ile birlikte ortadan kaldıran bir idari işlemdir. Hernekadar bir verginin terkin edilebilmesi için şeklî olarak yükümlünün başvurusu gerekirse de bu, terkinin tek taraflı bir işlem olma niteliğini etkilemez. Terkin özel hukuktaki ibra, alacaktan feragat, alacaklının borçlusuna karşı alacak hakkını kullanmayacağını taahhüt etmesi, borcun bulunmadığının kabulü, hatta konkordato müesseselerine benzetilebilir. Ancak, terkin tek taraflı bir işlem olması bakımından özel hukuktaki alacaklının alacağından feragatına benzemektedir.<br />
Bir verginin terkini için tahsil edilmiş olması gerekli değildir. Yasalarda yazılı nedenler var ise tahakkuk etmiş, henüz tahsili yapılmamış vergiler de terkin edilir.<br />
Terkin Nedenleri<br />
Vergi hataları dolayısıyla yapılan terkinler, Yükümlü aleyhine doğmuş olan vergi hatalarının düzeltilmesi halinde vergi henüz tahakkuk etmemişse hatalı işlem düzeltilir; tahakkuk etmiş vergiler ise terkin edilir. Vergi ayni zamanda tahsil edilmiş ise terkin edilen vergi, yükümlüye red ve iade edilir.<br />
Yargı organlarının kararına dayanan terkinler Vergi yargı organlarının kararları uyarınca da tarh olunmuş veya tahakkuk etmiş vergiler terkin olunur. Bu yolla verginin terkin edilebilmesi için yargı organının verdiği kararın kesin nitelikte olması yahut süresi içinde üst mercie başvurulmadığı için kararın kesinleşmiş bulunması veya süresi içinde üst yargı organına başvurulmuş ise vergi mahkemesi kararının onaylanmış bulunması gerekir.<br />
Vergi Usul Kanununun öngördüğü terkin nedenleri Yangın, yer sarsıntısı, su basması, don, kuraklık&#8230; ve benzeri doğal afetler sonucu malvarlıklarının enaz üçte birini kaybeden yükümlülerin bu afetlerin zarar verdiği gelir kaynaklarıyla ilgili bulunan vergi borçları ve vergi cezaları zararla orantılı olmak üzere Maliye Bakanlığınca kısmen veya tamamen terkin olunur (VUK.m.115). Terkin edilecek vergiler, doğal afetlerin vukubulduğu tarihten önce kapanmış olan vergi dönemine ait ve henüz ödenmemiş bulunan vergilerdir; çünkü afetin doğduğu dönem içinde zaten zarar nedeniyle vergi matrahı ve vergi borcu doğmaz. Kapanmış döneme ait olsa bile doğal afetin vukuundan önce ödenmek suretiyle ortadan kalkmış olan vergi de terkin edilemez. Ancak yükümlü kapanmış döneme ait vergiyi afetin vukuundan sonra ödemiş ise bunun terkinini isteyebilmelidir. Doğal afetler sonucu mahsullerinin enaz üçte birini kaybetmiş yükümlüler için de, zararın doğduğu hasat ve devşirme zamanına rastlayan yıla ait olmak üzere afete uğrayan arazi için tahakkuk ettirilen arazi vergisi borçları ve vergi cezaları zararla orantılı olarak terkin olunur (VUK. m.115).<br />
Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun öngördüğü terkin nedenleri<br />
Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda da (m.105) doğal afetler nedeniyle yapılacak terkine ilişkin bir hüküm bulunmaktadır. Bu maddenin son fıkrasında Vergi Usul Kanunu kapsamına giren kamu alacakları hakkında anılan yasa hükümlerinin uygulanacağı belirtilmektedir. Bu nedenle Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun hükmü Vergi Usul Kanununun kapsamına girmeyen kamu alacakları için düzenlenmiştir; terkin yetkisi Maliye Bakanlığına değil, Bakanlar Kuruluna verilmiştir. Yine Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre, yapılan takip sonunda tahsili imkânsız veya tahsili için yapılacak giderlerin alacaktan fazla bulunduğu anlaşılan 5 milyon liraya (dahil) kadar kamu alacakları kamu idarelerinde terkin yetkisini haiz olanlar tarafından terkin edilir (m.106) Ayni düzenleme Vergi Usul Kanununda 1.500.000 lira sınırı ile “tahakkuktan vazgeçme” adı altında yer almaktadır (VUK. mük. m. 115).<br />
Vergi Borcunu Sona Erdiren Diğer Nedenler<br />
Hata Düzeltme, Vergi hatası, vergiye ilişkin hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınmasıdır (VUK. m. 116) Yükümlü aleyhine yapılmış olan hesap ve vergilendirme hatalarının düzeltilmesi halinde düzeltilen miktar kadar vergi borcu sona erer.<br />
Uzlaşma, Resen, ikmalen ve idarece tarh edilen vergilerde idare ile yükümlüler karşı karşıya gelerek anlaşabilirler (VUK.3 üncü Bölüm, Ek. m.1). Uzlaşma gerçekleştiği takdirde idarenin vazgeçtiği miktardaki vergi borcu ve vergi borcu aslına bağlı olarak vergi cezası belli miktar itibariyle sona ermiş olur. Uzlaşma talebinin vergi mahkemesinde dava açma süresi içinde yapılması gerektiğinden (Ek m.1), uzlaşma sonucunda , henüz tahakkuk etmemiş, yani tarh edilmekle birlikte ödenmesi gerekli duruma gelmemiş borç son bulur. Uzlaşmaya ilişkin ayrıntılar vergi uyuşmazlıkları ile ilgili kısımda ayrıca incelenecektir.<br />
Yargı Kararları, Yükümlüler tarh edilen vergi ve cezalara karşı süresi içinde vergi yargısı organlarına başvurabilirler. Yargı organlarının kararı vergi borcunun ve cezasının kısmen ya da tamamen kaldırılması yönünde olduğu takdirde yapılan idari işlem geri alınacağından vergi veya ceza o oranda sona erer.<br />
Vergi cezasını sona erdiren nedenler<br />
Ölüm, vergi cezalarının sona erme nedenidir (VUK. m.372). Ölümle vergi cezalarının son bulması cezaların şahsiliği ilkesinin sonucudur; buna karşılık ölenin vergi borçları devam eder, mirası reddetmemiş yasal veya mansup mirasçılara geçer. Sermaye şirketlerinin vergisiz birleşmesinde (KVK.m.37), birleşme nedeniyle kişiliği son bulan kurumun vergi borçları da, gerçek kişilerin ölümünde olduğu gibi, külli halefiyet nedeniyle birleşen kuruma geçer. Burada da vergi borcunun son bulması söz konusu değildir.<br />
Ceza İndirimi, Vergi cezalarına özgü sona erme nedenlerinden biri de cezalarda indirimdir. Resen, ikmalen veya idarece tarh edilen vergilerde yükümlü veya sorumlu vergi mahkemesinde dava açma süresi içinde ilgili vergi dairesine başvurarak tarh edilen vergi veya vergi farkını ve yasada belirtilen indirimlerden arta kalan vergi ziyaı, usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarını vadesinde veya teminat göstererek vadenin bitiminden itibaren üç ay içinde ödeyeceğini bildirirse vergi ziyaında kesilen cezanın birinci defada yarısı, daha sonra kesilen cezaların üçte biri, üsulsüzlük cezalarının üçte biri indirilir (VUK. m.376). Yükümlü veya sorumlu cezada indirimden yararlandığı ölçüde vergi cezası sona erer.<br />
Af, Devletin tek taraflı olarak alacağından vazgeçmesi demek olan af vergi cezalarının sona erme nedenlerindendir. Tarhedilmiş vergilerin belli süreler içinde ödenmesi kaydıyla bunlara ilişkin cezaların veya gecikme zamlarının affedileceği öngörülür. Af esas itibariyle vergi cezalarını sona erdiren bir neden olmakla birlikte bazen cezanın yanında vergi aslının bir kısmı da affedilmektedir.</p>

<p class="sayac_bilgi">363 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/vergi-hukukunun-tanimi-ve-kapsami.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ticari Kazançların Vergilendirilmesi</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/ticari-kazanclarin-vergilendirilmesi.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/ticari-kazanclarin-vergilendirilmesi.html/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Nov 2009 18:36:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/genelbil/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Kpss]]></category>
		<category><![CDATA[Maliye]]></category>
		<category><![CDATA[Arada]]></category>
		<category><![CDATA[Basit]]></category>
		<category><![CDATA[Belli]]></category>
		<category><![CDATA[Emek]]></category>
		<category><![CDATA[Gelir Vergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Gvk]]></category>
		<category><![CDATA[Md 70]]></category>
		<category><![CDATA[Md 80]]></category>
		<category><![CDATA[Nci]]></category>
		<category><![CDATA[Tabi]]></category>
		<category><![CDATA[Vergi]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=11774</guid>
		<description><![CDATA[Bu rehber, gelir unsurlarından ticari kazancın elde edilmesi, hesaplanması, diğer gelir unsurları ile bir arada değerlendirilmesi ve yıllık beyannameye aktarılması konusunda ilgili mevzuat esas alınarak hazırlanmıştır.Bu rehberde, gerçek usulde gelir vergisine tabi mükellefler ile basit usulde gelir vergisine tabi mükelleflerin 2005 takvim yılı gelirlerine ait yıllık gelir vergisi beyannamelerinin doldurulmasında geçerli olan had ve tutarlar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu rehber, gelir unsurlarından ticari kazancın elde edilmesi, hesaplanması, diğer gelir unsurları ile <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bir/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Bir">bir</a> arada değerlendirilmesi ve yıllık beyannameye aktarılması konusunda ilgili mevzuat esas alınarak hazırlanmıştır.Bu rehberde, gerçek usulde gelir vergisine tabi mükellefler ile basit usulde gelir vergisine tabi mükelleflerin 2005 takvim yılı gelirlerine ait yıllık gelir vergisi beyannamelerinin doldurulmasında geçerli olan had ve tutarlar dikkate alınmıştır.<br />
2. GELİR VERGİSİNİN KONUSU<br />
Gelir Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde gerçek kişilerin gelirlerinin gelir vergisine tabi olduğu belirtildikten sonra gelirin, bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarı olduğu açıklanmıştır. Kanunun 2 <a href="http://www.genelbilge.com/tag/nci/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Nci">nci</a> maddesinde ise “gelire giren” kazanç ve iratlar aşağıdaki şekilde sıralanmıştır.<br />
1.Ticari kazançlar, (GVK. Md.37)<br />
2.Zirai kazançlar, (GVK. Md.52)<br />
3.Ücretler, (GVK. Md.61)<br />
4.Serbest meslek kazançları, (GVK. Md.65)<br />
5.Gayrimenkul sermaye iratları, (GVK. Md.70)<br />
6.Menkul sermaye iratları, (GVK. Md.75)<br />
7.Diğer kazanç ve iratlar. (GVK. Md.80) <span id="more-11774"></span><br />
Geniş Anlamda Gelir: bir kimsenin belli bir dönemde yaptığı tüketim toplamına o dönem içinde varlığında meydana gelen artışın eklenmesi suretiyle bulunan meblağdır.<br />
Kazanç: Yalnız emekten veya emek ile sermayenin birleşmesinden elde edilen hasılattır. Bunlar; ücretler, ticari ve zirai kazanç, serbest meslek kazancı, sair kazanç ve iratlardır.<br />
İrad: Nakdi sermaye veya para ile temsil edilen değerler ile mal ve hakların karşılığında elde edilen gelirlerdir. Bunlar; menkul ve gayrimenkul sermayeden elde edilen hasılatlardır.<br />
Kanunun bu gruplara girecek gelir unsurları ile ilgili hükümlerinin sınırlandırıcı niteliği ağırlık taşımaktadır. Bu maddedeki gelir unsurlarından hiçbirisine girmesi mümkün olmayan gelir unsurları vergiye tabi tutulmamaktadır. Bir gelirin vergiye tabi tutulması için, Kanundaki 7 gelir unsurundan birine girmesi, ferdin sosyal hasılanın oluşumuna katkısı karşılığında elde edilmiş olması gerekmektedir.<br />
3. GELİR VERGİSİNİN ESASLARI </p>
<p>3.1. Şahsi Olması: Gelir vergisi bakımından gerçek kişi, Medeni Kanun hükümleri (Md.28) çerçevesinde şahsiyet sahibi yani hak ve borçlara ehil olan insandır. Gerçek kişi bakımından medeni ehliyet veya yaşın gelir vergisine etkisi yoktur.<br />
3.2. Yıllık Olması: Vergilemede gerçek kişiye ait olan gelirin bir yıllık tutarı gözönüne alınır. Bir yıllık dönemden takvim yılının anlaşılması gerekir. Takvim yılı, 1 Ocakta başlayıp 31 Aralıkta sona eren 12 aylık dönemdir. Faaliyetin kıst dönem olması bu durumu değiştirmez. Bir yıla ilişkin beyanname ertesi yılın Mart ayının onbeşinci günü akşamına kadar (geliri sadece basit usulde tespit edilen ticari kazançlardan ibaret olanlar için Şubat ayının onbeşinci günü akşamına kadar) verilmektedir. Bu hükmün istisnası ölüm ve memleketi terk halleridir. Gelir Vergisi Kanununun 92 nci maddesi hükmü uyarınca; takvim yılı içerisinde memleketi terk edenlerin beyannameleri memleketi terke tekaddüm eden 15 gün, ölüm halinde ise ölüm tarihinden itibaren 4 ay içerisinde verilmektedir.<br />
Örnek: Tuhafiyecilik faaliyeti ile uğraşan Bay (B) 15 Şubat 2005 tarihinde ölmüştür. Mükellefin 2004 ve 2005 takvim yılı yıllık gelir vergisi beyannameleri adı geçenin varisleri tarafından ölüm tarihini izleyen 4 ay içerisinde (15 Haziran 2005 tarihine kadar) verilmesi gerekmektedir.<br />
3.3. Safi Olması: Bir gelirin elde edilmesi ve kaynağının idamesi için yapılan giderlerin indirilmesinden sonra kalan tutardır. Her gelir unsuru itibarıyla indirilecek giderler Gelir Vergisi Kanununda ayrı ayrı belirtilmiştir.<br />
3.4. Gerçek Olması: Gerçek gelirden kasıt, vergilemenin bazı belirtilere göre değil mükelleflerin gerçekten elde etmiş olduğu gelir üzerinden yapılmasıdır.<br />
3.5. Genel Olması: Bir takvim yılı içinde gerçek kişiler tarafından elde edilen kazanç ve iratların tamamının toplanarak vergilendirilmesidir.<br />
3.6. Elde Edilmiş Olması: Elde etme vergiyi doğuran olaydır. Gelir fiilen veya hukuken bir kişinin tasarruf edebildiği zaman elde edilmiş sayılır. Gelirin elde edilmesiyle vergiyi doğuran olay ortaya çıkar.<br />
Gelir Vergisi Kanununda gelirin elde edilmesi “tahakkuk” ve “tahsil” esasına bağlanmıştır.<br />
Tahakkuk Esası: Mahiyet ve tutarı itibarıyla hukuken o gelirin sahibi tarafından talep edilebilir olmasıdır.<br />
Hukuki Tasarruf: Sahibinin gelir üzerinde talepte bulunma hakkının doğuşunu ifade eder.<br />
<a href="http://www.genelbilge.com/tag/ekonomik/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ekonomik">Ekonomik</a> Tasarruf: Ödemeyi yapacak olan tarafından gelirin sahibinin emrine amade kılınmasıdır. Talep edilebilir hale gelmesidir. Hukuki tasarruftan sonra <a href="http://www.genelbilge.com/tag/ekonomik/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ekonomik">ekonomik</a> tasarruf gelir. Hukuki ve <a href="http://www.genelbilge.com/tag/ekonomik/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ekonomik">ekonomik</a> tasarruf birlikte değerlendirilir.<br />
Fiili Tasarruf (Tahsil Esası): Gelirin sahibinin mal varlığına dahil olmasını ifade eder.<br />
4. GELİR VERGİSİNİN MÜKELLEFİ </p>
<p>Mükellef, vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu terettüp eden gerçek veya tüzel kişidir. Gelir Vergisi Kanunu, gelir vergisi mükelleflerini tam mükellef ve dar mükellef olmak üzere ikiye ayırmıştır.<br />
Tam Mükellefiyet; Tam mükellef sayılan gerçek kişiler, Türkiye içinde ve dışında elde ettikleri kazanç ve iratların tamamı üzerinden vergilendirilirler. (GVK. Md.3)<br />
Dar Mükellefiyet; Türkiye’de yerleşmiş olmayan gerçek kişiler sadece Türkiye’de elde ettikleri kazanç ve iratlar üzerinden vergilendirilirler. (GVK. Md.6)<br />
4.1.Tam Mükellefiyet Esası<br />
Gelir vergisi şahsa bağlı bir vergidir. Verginin mükellefi gerçek kişilerdir. Tam mükellefiyet şahsı esas alır. Mükellefiyeti Devletin egemen olduğu saha içerisinde tespit etmek gerekir.<br />
Ancak, mükerrer vergilendirmeyi önlemek amacıyla yabancı ülkelerde, elde edilen kazanç ve iratlardan mahallinde ödedikleri benzeri <a href="http://www.genelbilge.com/tag/vergiler/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Vergiler">vergiler</a>, Türkiye’de tarh edilen gelir vergisinin yabancı ülkelerde elde edilen kazanç ve iratlara isabet eden kısmından indirilir. (GVK. Md.123)<br />
Gelir Vergisi Kanununun 3. maddesine göre Türkiye’de yerleşmiş olanlar tam mükellefiyete tabidirler. Bir gerçek kişinin Türkiye’de yerleşmiş sayılması için, ikametgahının Türkiye’de bulunması veya bir takvim yılı içinde Türkiye’de devamlı olarak altı aydan fazla oturması gerekir. Ancak, geçici ayrılmalar bu süreyi etkilemez. (GVK. Md.4)<br />
Türkiye’de yerleşmenin bir ölçüsü olan ikametgah, Medeni Kanunun 19. maddesine göre, bir kimsenin yerleşmek niyetiyle oturduğu yerdir. Uyruğu ne olursa olsun bir gerçek kişinin Türkiye’de yerleşme maksadıyla bir ikametgahı saptandığı takdirde ayrıca başka nitelik ve koşullar aranmaksızın, bu gerçek kişi Türkiye’de yerleşmiş sayılacaktır.<br />
Aşağıda yazılı gerçek kişiler Türkiye içinde ve dışında elde ettikleri kazanç ve iratların tamamı üzerinden vergilendirilirler. (GVK. Md.3)<br />
1. Türkiye’de yerleşmiş olanlar.<br />
2. Resmi daire ve müesseselere veya merkezi Türkiye’de bulunan teşekkül ve teşebbüslere bağlı olup, adı geçen daire, müessese, teşekkül ve teşebbüslerin işleri dolayısıyla yabancı memleketlerde oturan Türk vatandaşları (Bu gibilerden bulundukları memleketlerde elde ettikleri kazanç ve iratları dolayısıyla gelir vergisine veya benzeri bir vergiye tabi tutulmuş bulunanlar mezkur kazanç ve iratları üzerinden ayrıca vergilendirilmezler.)<br />
4.1.1. Türkiye’de Yerleşme<br />
1. İkametgahı Türkiye&#8217;de bulunanlar (İkametgah, Türk Medeni Kanununun 19 uncu ve müteakip maddelerinde yazılı olan yerlerdir),<br />
2. Bir takvim yılı içinde Türkiye&#8217;de devamlı olarak altı aydan fazla oturanlar (Geçici ayrılmalar Türkiye&#8217;de oturma süresini kesmez.).<br />
Örnek: Alman vatandaşı Bay (Y), 2004 Aralık ayında Türkiye’ye gelmiş ve 2005 Mayıs ayında Türkiye’den ayrılmıştır. Bay (Y), bir takvim yılı içinde Türkiye’de altı aydan fazla oturmadığı için dar mükellefiyet esasına göre vergilendirilecektir.<br />
Örnek: Aynı Alman vatandaşı eğer Türkiye’de ikamet etse ve yukarıdaki sürelerle bağlı kalarak Türkiye’den ayrılsaydı, ikametgahı Türkiye’de olduğu için tam mükellefiyet esasına göre vergilendirilecekti.<br />
4.1.2. Yerleşme Sayılmayan Haller<br />
Aşağıda yazılı yabancılar memlekette altı aydan fazla kalsalar <a href="http://www.genelbilge.com/tag/dahi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Dahi">dahi</a>, Türkiye&#8217;de yerleşmiş sayılmazlar: (GVK. Md.5)<br />
1. Belli ve geçici görev veya iş için Türkiye&#8217;ye gelen iş, ilim ve fen adamları, uzmanlar, memurlar, basın ve yayın muhabirleri ve durumları bunlara benzeyen diğer kimselerle tahsil, tedavi, istirahat veya seyahat maksadıyla gelenler,<br />
2. Tutukluluk, hükümlülük veya hastalık <a href="http://www.genelbilge.com/tag/gibi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Gibi">gibi</a> elde olmayan sebeplerle Türkiye&#8217;de alıkonulmuş veya kalmış olanlar.<br />
4.2. Dar Mükellefiyet Esası<br />
Türkiye’de yerleşmiş sayılmayan gerçek kişiler dar mükellefiyet esasında vergilendirilirler. Dar mükellef sayılan gerçek kişiler, sadece Türkiye’de elde ettikleri kazanç ve iratlar üzerinden vergilendirilirler. (GVK.Md.6)<br />
Dar mükellefiyette gelirden hareket edilir. Yurt dışında çalışan Türk işçileri dar mükellef kapsamında değerlendirilmektedir.<br />
Örnek: Belçika vatandaşı olan Bay (D) Türkiye’ye gezi maksadıyla gelmiş arızi kazanç elde etmiştir. Bay (D) dar mükellef kapsamında değerlendirilerek sadece elde ettiği arızi kazancını beyan edecektir. Bay (D)’nin elde ettiği kazanç için bu kazancın iktisap edildiği tarihten itibaren 15 gün içinde faaliyetin yapıldığı yerin vergi dairesine münferit beyanname vermesi ve bu sürede söz konusu vergiyi ödemesi gerekmektedir. </p>
<p>5. TİCARİ FAALİYET ve TİCARİ KAZANCIN TANIMI</p>
<p>Gelir Vergisi Kanununun 37 nci maddesinde; “her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançlar ticari kazançtır” denilmektedir.<br />
Ancak, GVK`da ticari ve sınai faaliyetlerin neler olduğu tanımlanmamış, sadece genel bir kapsam belirtilmiştir. Söz konusu kavramlara açıklık getirmek amacıyla Türk Ticaret Kanunundan (TTK) yararlanılmaktadır.<br />
TTK`nun 3 üncü maddesinde “ticari işler” başlığı altında; “ticarethane veya fabrika yahut ticari şekilde işletilen diğer bir müesseseyi ilgilendiren muamele, fiil ve işlerin ticari işler” olduğu belirtilmekte, ayrıca aynı Kanunun 11 inci maddesinde; “ticarethane veya fabrika yahut ticari şekilde işletilen diğer müesseseler ticari işletme sayılır” denilmektedir.<br />
5.1. Ticari Faaliyetin Kapsamı<br />
GVK`nun 37 nci maddesinde 7 bent halinde sayılan ticari faaliyetten elde edilen kazançların ticari kazanç olduğu belirtilmiştir.<br />
Bunlar;<br />
1. <a href="http://www.genelbilge.com/tag/maden/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Maden">Maden</a>, taş ve kireç ocakları, kum ve çakıl istihsal yerleri ile tuğla ve kiremit harmanlarının işletilmesinden;<br />
2. Coberlik işlerinden (Coberlik; borsaya kayıtlı olarak ve kendi nam ve hesabına hisse senedi ve tahvil alım satımı yapılmasıdır);<br />
3. Özel okul ve hastanelerle benzeri yerlerin işletilmesinden;<br />
4. Gayrimenkullerin alım satım ve inşa işleriyle devamlı olarak uğraşanların bu işlerinden;<br />
5. Kendi nam ve hesaplarına menkul kıymet alım-satımı ile devamlı olarak uğraşanların bu faaliyetlerinden;<br />
6. Satın alınan veya trampa suretiyle iktisap olunan arazinin iktisap tarihinden itibaren 5 yıl içinde parsellenerek bu müddet içinde veya daha sonraki yıllarda kısmen veya tamamen satılmasından elde edilen kazançlar;<br />
7. Diş protezciliğinden elde edilen kazançlar.<br />
Ayrıca, kollektif ortaklıklarda ortakların, adi veya eshamlı komandit ortaklıklarda komandite ortakların, ortaklık karından aldıkları paylar şahsi ticari kazanç hükmündedir.<br />
5.2. Ticari Faaliyetin Özellikleri<br />
Bir faaliyetin ticari faaliyet olarak değerlendirilebilmesi için taşıması gereken bazı özellikler bulunmaktadır. Bunlar;<br />
§ Emek-Sermaye Özelliği,<br />
§ Devamlılık Özelliği,<br />
§ Organizasyon Özelliği,<br />
§ Hacim Özelliği,<br />
§ Gelir ve Kazanç Elde Etme Özelliği.<br />
Emek-Sermaye Özelliği<br />
Ticari faaliyet sermaye ve emek organizasyonuna dayanmaktadır. Yapılan bir faaliyetin ticari faaliyet olarak değerlendirilmesi için öncelikle söz konusu faaliyetin ifasının sermaye ve emeğe dayanıyor olması gerekmektedir. Sadece sermayeye bağlı olarak doğan gelir unsurları, menkul sermaye iradı ve gayrimenkul sermaye iradı; emeğe bağlı olarak doğan gelir unsurları, ücret ve serbest meslek kazancı olup, ticari ve zirai kazançlar emek ve sermaye karışımı bir kaynağa bağlı olarak doğar.<br />
Devamlılık Özelliği<br />
Yapılan faaliyetin ticari faaliyet olarak kabul edilebilmesi için faaliyetin devamlı olması gerekmektedir. Devamlılığın tespitinde devamlılık kasıt ve niyetinin bulunması yeterli bir unsurdur.<br />
Arızi olarak yapılan bir faaliyet ise ticari faaliyet değil diğer kazanç ve iratlar olarak değerlendirilecektir. Ayrıca, bir takvim yılı içerisinde birden fazla tekrarlanan veya birden fazla takvim yılında tekrarlanan işlemlerde de devamlılık kasıt ve niyetinin olduğu varsayılacaktır.<br />
Organizasyon Özelliği<br />
Gerçek kişiler tarafından yürütülen faaliyetler sonucu elde edilen gelirlerin ticari kazanç olarak değerlendirilmesi için söz konusu gelir getirici faaliyetlerin bir organizasyon dahilinde yapılmış olması gerekmektedir. Organizasyonun varlığı bazı emarelerin gerçekleşmesine bağlıdır. Bunlar;<br />
§ İşyeri açma,<br />
§ İşçi çalıştırılması,<br />
§ Ticaret siciline kaydolunması,<br />
ve benzeri emarelerdir.<br />
Hacim Özelliği<br />
TTK`nun 13 üncü maddesinde; “Aşağıdaki işleri görmek üzere açılan bir müessesenin işlerinin hacim ve ehemmiyeti ticari bir müesseseyi gerektirdiği ve ona ticari veya sınai bir müessese şekil ve mahiyetini verdiği takdirde bu müessese de ticari işletme sayılır.” denilmektedir.<br />
Bir müessesenin, yukarıda yer alan madde hükmü uyarınca ticari ve sınai bir müessese şekil ve mahiyetinde olup olmadığının tespit edilebilmesi için bazı kıstaslardan yararlanılmaktadır.<br />
Bunlar;<br />
§ Gelir getirici faaliyetin devamı için işyerinin, deposunun ve <a href="http://www.genelbilge.com/tag/hizmet/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Hizmet">hizmet</a> yerinin olması,<br />
§ Söz konusu faaliyetin ticaret ünvanı altında yapılması,<br />
§ Ticari yardımcılardan yararlanılması,<br />
§ Ticari amaçlı haberleşmenin kullanılması,<br />
§ Reklam yapılması,<br />
§ Tabela alınması.<br />
Gelir ve Kazanç Elde Etme Özelliği<br />
Bir müesseseye ticari olma özelliği veren en önemli ölçütlerden biri de organizasyonu kuran kişi veya kişilerin bir gelir ve kazanç elde etme kasıt ve niyetiyle hareket etmesidir. Böyle bir gaye yoksa ticari faaliyetten bahsedilemez. </p>
<p>5.3. Ticari Kazancın Elde Edilmesi<br />
Ticari kazancın elde edilmesi, “tahakkuk” esasına bağlanmıştır. Elde etmenin gerçekleşmesi için, ticari işlemin eksiksiz olarak yerine getirilmiş olması gerekir. Kısaca, mükellefin ticari kazancının tespitinde, sadece tahsil edilen gelirleri anlamamak gerekir. Gelirin miktar ve mahiyet itibarıyla kesinleşmesi, alacaklıları açısından, tahakkukun gerçekleştiğini ifade eder. Bu durumda vergiyi doğuran olay da ortaya çıkmış sayılır.<br />
Gayrimenkul satışlarında satış aktinin yapılması ve satılan gayrimenkulün alıcıya teslimi (ekonomik tasarrufun alıcıya bırakılması) ticari kazancın tahakkuk esasında elde edilmesi için yeterli sayılmaktadır. Gayrimenkul satışı, tapu siciline tescile bağlı olmaksızın, mahiyet ve tutar itibarıyla kesinleşmektedir. Dolayısıyla satıştan doğan gelirin, satış aktinin yapıldığı ve gayrimenkulün alıcıya teslim edildiği hesap dönemi ticari kazancına dahil edilerek beyan edilmesi gerekmektedir. </p>
<p>5.4. Şahıs Şirketlerinin Gelir Vergisi Karşısındaki Durumu<br />
Şirket ortaklarının gelir vergisi karşısındaki durumları, ortağı bulundukları şirketin, şahıs <a href="http://www.genelbilge.com/tag/ya/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ya">ya</a> da sermaye şirketi olmasına göre farklılık gösterir.<br />
Sermaye şirketleri ile kooperatifler, iktisadi kamu müesseseleri, dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler ve iş ortaklıkları, Gelir Vergisi Kanunu kapsamı dışında bırakılmışlardır. Bunların sağladıkları kazançlar “kurum kazancı” olarak kurumlar vergisine tabi tutulmuştur. (İş ortaklığında mükellefiyet şekli ortakların isteğine bırakılmıştır.)<br />
Şahıs Şirketleri<br />
a) Adi Şirketler,<br />
b) Kollektif Şirketler,<br />
c) Adi Komandit Şirketler.<br />
GVK`nun 37 nci maddesinde kollektif şirketlerde ortakların, adi ve eshamlı komandit şirketlerde komandite ortakların, ortaklık karından aldıkları payların da GVK`nun 66 ncı madde hükmü (serbest meslek faaliyetinde bulunan kollektif ve adi şirketlerde ortaklar, adi komandit şirketlerde komanditeler bu işleri dolayısıyla serbest meslek erbabı sayılırlar) saklı kalmak şartı ile şahsi ticari kazanç hükmünde olduğu belirtilmiştir.<br />
Ayrıca, şahıs şirketlerinin ortakları gelir vergisi mükellefi olmalarına rağmen, <a href="http://www.genelbilge.com/tag/katma/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Katma">katma</a> değer vergisi ve gelir vergisi stopajı açısından ortaklık sorumlu tutulmaktadır.<br />
Adi Şirketler<br />
Adi şirketler; Borçlar Kanununda düzenlenmiş olup, birden fazla gerçek kişinin ortak bir amaca erişmek için bir araya gelmeleri ile ortaya çıkar ve TTK`da düzenlenmiş bulunan ticaret şirketlerinin niteliklerini haiz olmayan, bununla beraber özel kanunla kurulmuş olmayan şirketlerdir.<br />
Ticari faaliyette bulunan adi ortaklıklarda ortakların payına düşen kazançlar ayrı ayrı ticari kazanç sayılmıştır. Ortaklar kendi paylarına düşen karlarını ayrı ayrı beyan etmek zorundadırlar.<br />
Adi ortaklıklarda ortaklar, basit usulde gelir vergisine tabi olabileceği gibi ikinci sınıf tüccar olarak işletme hesabı defteri veya birinci sınıf tüccar olarak bilanço esasına göre de defter tutabilirler.<br />
Kollektif Şirketler<br />
TTK`nun 153 üncü maddesinde hüküm altına alınan kollektif şirket, gerçek kişilerin ortak olabildiği ve üçüncü şahıslara karşı şirket borçlarından dolayı ortaklarının sınırsız sorumlu olduğu şirketlerdir.<br />
Kollektif şirketlerin özellikleri:<br />
§ Ticari bir işletmenin işletilme maksadının olması,<br />
§ Bir ticaret ünvanının bulunması,<br />
§ Ortakların gerçek kişilerden oluşması,<br />
§ Şirket ortaklarına karşı ortakların sınırsız sorumlu olması.<br />
Kollektif şirketler, tüzel kişiliğe sahip ayrı varlıklar olmalarına rağmen gelir vergisi yönünden bu tüzel kişilik dikkate alınmamış, doğrudan doğruya şirketin ortağı olan gerçek kişiler vergiye muhatap tutulmuşlardır. Bu bakımdan, Gelir Vergisi Kanunu karşısında, kollektif şirket ortağının kişisel teşebbüs sahibi olan mükelleflerden farkı yoktur.<br />
Vergi Usul Kanunu, kollektif şirketleri birinci sınıf tüccar saymış bulunduğundan, bunlar iş hacmi ve sair hususlara bakılmaksızın bilanço usulüne göre defter tutmak zorundadırlar. Ayrıca, şirket ortaklarının aldıkları kar payları ticari kazanç sayılmaktadır.<br />
Adi Komandit Şirketler<br />
TTK`nun 243 üncü maddesinde düzenlenmiş olan adi komandit şirketler “ticari bir işletmeyi bir ticaret ünvanı altında işletmek maksadıyla kurulan ve şirket alacaklılarına karşı ortaklardan bir veya bir kaçının sorumluluğu sınırlandırılmamış ve diğer ortak veya ortaklarının sorumluluğu koydukları sermaye ile sınırlandırılmış olan şirket komandit şirkettir.”<br />
Sınırsız sorumlu ortaklar komandite ortak, koydukları sermaye ile sınırlı sorumlu olan ortaklar ise komanditer ortak olarak adlandırılırlar.<br />
Komanditer ortakların şirket kazancından aldıkları pay, vergisi tevkif suretiyle alınmamış menkul sermaye iradı, komandite ortakların payı ise ticari kazançtır.<br />
Kollektif şirketler gibi adi komandit şirketlerde birinci sınıf tüccar sıfatıyla bilanço esasına göre defter tutarlar ve tarımsal faaliyette bulunsalar dahi kazancın saptanmasında, GVK`nun ticari kazançlara ilişkin hükümlerine tabi olurlar. </p>
<p>6. TİCARİ KAZANCIN TESPİT ŞEKİLLERİ<br />
Ticari kazanç elde eden mükellefler Gelir Vergisi Kanununa göre iki gruba ayrılırlar,<br />
§ Esnaf muaflığından yararlanan ve gelir vergisine tabi olmayanlar.<br />
§ Esnaf muaflığından yararlanmayan ve gelir vergisine tabi olanlar.<br />
Gelir vergisine tabi olan ticaret ve sanat erbabı ise kazancın tespit usulü bakımından ikiye ayrılmaktadır.<br />
Basit usulde gelir vergisine tabi olanlar,<br />
• Gerçek usulde gelir vergisine tabi olanlar.</p>
<p>Basit usulde vergilendirme, gerçek usulde vergilendirmeye göre bir takım avantajlara sahiptir.<br />
Basit usulde vergilendirmenin sağladığı bazı avantajlar şunlardır.</p>
<p>Defter tutulmamaktadır,<br />
- Vergi Tevkifatı yapılmamakta ve muhtasar beyanname verilmemektedir,<br />
- Geçici vergi ödenmemektedir,<br />
- Alınan ve verilen belgelerin kayıtları mükelleflerin bağlı oldukları meslek odalarındaki bürolarda tutulmaktadır. Ancak, isteyen mükellefler kayıtlarını hiçbir yerden izin almadan kendileri tutabilecekleri gibi meslek mensuplarına da tutturabilmektedirler,<br />
- Basit Usulde vergilendirilen mükelleflerin teslim ve hizmetleri katma değer vergisinden istisna tutulmuştur,<br />
- Ticari kazancın tespitinde amortismana tabi iktisadi kıymet alışları ve satışları dikkate alınmamaktadır.<br />
6.1. Basit Usulde Vergileme<br />
6.1.1. Kimler Basit Usulde Vergilendirilecektir<br />
Gelir Vergisi Kanununun 46 ncı maddesine göre; 47 ve 48 inci maddelerinde yazılı şartları topluca haiz olanların ticari kazançları basit usulde tespit olunur.<br />
Gelir Vergisi Kanununun 51 inci maddesinde yazılı faaliyetlerde bulunanlar, basit usulün şartlarını taşısalar dahi basit usulde vergilendirmeden yararlanamazlar.<br />
6.1.2. Basit Usule Tabi Olmanın Şartları<br />
§ Genel şartlar<br />
§ Özel şartlar<br />
Basit Usule Tabi Olmanın Genel Şartları<br />
GVK`nun 47 nci maddesinde basit usule tabi olmanın genel şartları belirtilmiştir.<br />
Bunlar;<br />
1. Kendi işinde bilfiil çalışmak veya bulunmak, (işinde yardımcı işçi ve çırak kullanmak, seyahat, hastalık, ihtiyarlık, askerlik, tutukluluk ve hükümlülük gibi zaruri ayrılmalar dolayısıyla geçici olarak bilfiil işinin başında bulunmamak bu şartı bozmaz. Ölüm halinde, iş sahibinin dul eşi veya küçük çocukları namına işe devam olunduğu takdirde, bunların bilfiil işin başında bulunup bulunmamalarına bakılmaz.) </p>
<p>2. İşyeri mülkiyetinin iş sahibine ait olması halinde, emsal <a href="http://www.genelbilge.com/tag/kira/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with kira">kira</a> bedeli, kiralanmış olması halinde, yıllık <a href="http://www.genelbilge.com/tag/kira/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with kira">kira</a> bedeli toplamı büyükşehir belediye sınırları içinde (01.01.2005 tarihinden itibaren 3.200 YTL, 01.01.2006 tarihinden itibaren 3.500 YTL.) diğer yerlerde (01.01.2005 tarihinden itibaren 2.300 YTL. 01.01.2006 tarihinden itibaren 2.500 YTL.) yi aşmaması. </p>
<p>3. Ticari, zirai veya mesleki faaliyetler dolayısıyla gerçek usulde gelir vergisine tabi olmamak.<br />
Basit Usule Tabi Olmanın Özel Şartları<br />
GVK`nun 48 inci maddesinde basit usule tabi olmanın genel şartları belirtilmiştir.<br />
Bunlar;</p>
<p>1.Satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satanların yıllık alımları tutarının (01.01.2005 tarihinden itibaren 47.000 YTL, 01.01.2006 tarihinden itibaren 50.000 YTL.) veya yıllık satışları tutarının (01.01.2005 tarihinden itibaren 66.000 YTL, 01.01.2006 tarihinden itibaren 72.000 YTL.) yi aşmaması.</p>
<p>2.(1) numaralı bentte yazılı olanların dışındaki işlerle uğraşanların bir yıl içinde elde ettikleri gayri safi iş hasılatının, (01.01.2005 </p>
<p>1. tarihinden itibaren 23.000 YTL, 01.01.2006 tarihinden itibaren 25.000 YTL.) yi aşmaması.<br />
2. (1) ve (2) numaralı bentlerde yazılı işlerin birlikte yapılması halinde, yıllık satış tutarı ile iş hasılatı toplamının (01.01.2005 tarihinden itibaren 47.000 YTL, 01.01.2006 tarihinden itibaren 50.000 YTL.) yi aşmaması.<br />
Milli piyango bileti, akaryakıt, şeker ve bunlar gibi kar hadleri emsallerine nazaran bariz şekilde düşük olarak tespit edilmiş bulunan emtia için, bu maddenin (1) ve (3) numaralı bentlerinde yazılı hadler yerine ilgili bakanlıkların mütalaası alınmak suretiyle, Maliye Bakanlığı&#8217;nca belirlenecek alım satım hadleri uygulanır.<br />
Yukarıda yer alan maddelerin ticaretini yapanların 2005 yılında basit usulden yararlanmaları için alış satış ve hasılat hadleri 28 seri Nolu Gelir Vergisi sirküleri, 2006 yılında basit usulden yararlanmaları için alış satış ve hasılat hadleri 41 ve 43 Nolu Gelir Vergisi sirküleri ile belirlenmiştir.<br />
6.1.3. Basit Usulden Yararlanamayacak Olanlar<br />
GVK`nun 51 inci maddesine göre aşağıda yazılı olanlar, basit usulden faydalanamazlar:<br />
1. Kollektif şirket ortakları ile, komandit şirketlerin komandite ortakları;<br />
2. İkrazat işleriyle uğraşanlar;<br />
3. Sarraflar ile kıymetli maden ve mücevherat alım satımı ile uğraşanlar;<br />
4. GVK`nun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında sayılan kişi ve kurumlara karşı inşaat ve onarma işini taahhüt edenler ile bu mükelleflere karşı derece derece taahhütte bulunanlar;<br />
5. Sigorta prodüktörleri;<br />
6. Her türlü ilan ve reklam işleriyle uğraşanlar veya bu işlere tavassut edenler;<br />
7. Gayrimenkul ve gemi alım satımı ile uğraşanlar;<br />
8. Tavassut işi yapanlar (dayıbaşılar hariç);<br />
9. Maden işletmeleri, taş ve kireç ocakları, kum ve çakıl istihsal yerleri, tuğla ve kiremit harmanları işletenler;<br />
10. Şehirlerarası yük ve yolcu taşımacılığı yapanlar ile treyler, çekici ve benzerlerinin sahip veya işleticileri, (Yapısı itibarıyla sürücüsünden başka on dört ve daha aşağı oturma yeri olan ve insan taşımaya mahsus motorlu kara taşıtları ile yolcu taşıyanlar hariç);<br />
11. Maliye Bakanlığınca teklif edilen ve Bakanlar Kurulunca kararlaştırılan iş grupları, sektörler, il ve ilçeler, büyükşehir belediyeleri dahil olmak üzere il ve ilçelerin belediye sınırları (mücavir alanlar dahil), belediyelerin nüfusları, yöreler itibarıyla veya sabit bir işyerinde faaliyette bulunulup bulunulmadığına göre gerçek usulde vergilendirilmesi gerekli görülenler.<br />
Bu yetkiye istinaden çıkarılan 8/5521 sayılı, 92/2683 sayılı ve 95/6430 sayılı Bakanlar Kurulu Kararları ile bir kısım mükellefler gerçek usulde vergilendirilme kapsamına alınmıştır.<br />
Bakanlar Kurulu Kararları İle Gerçek Usule Alınan Mükellefler<br />
§ 95/6430 Sayılı BKK İle Gerçek Usulde Vergilendirme Kapsamına Alınan Mükellefler<br />
Gelir Vergisi Kanununun 51 inci maddesinin Bakanlar Kurulu’na verdiği yetkiye istinaden yayımlanan 95/6430 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile büyükşehir belediyesi olan illerin (Erzurum, Diyarbakır ve Sakarya ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisine alınan yerlerden, <a href="http://www.genelbilge.com/tag/yeni/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Yeni">yeni</a> bağlanan mahallelerle birlikte 2000 yılı genel nüfus sayımındaki nüfusu 30.000’den az olan yerler hariç) mücavir alan sınırları dahil olmak üzere büyükşehir belediye sınırları içinde aşağıda belirtilen faaliyetleri yapan mükellefler, 01.05.1995 tarihinden itibaren gerçek usulde vergilendirilme kapsamına alınmıştır.<br />
a) Her türlü emtia imalatı ile uğraşanlar,<br />
b) Her türlü emtia alım-satımı ile uğraşanlar,<br />
c) İnşaat ile ilgili her türlü işlerle uğraşanlar,<br />
d) Motorlu taşıtların her türlü bakım ve onarım işleriyle uğraşanlar,<br />
e) Lokanta ve benzeri hizmet işletmelerini işletenler,<br />
f) Eğlence ve istirahat yerlerini işletenler. </p>
<p>Bu mükellefler, basit usulden yararlanmaya ilişkin genel ve özel şartları taşıyıp taşımadıklarına bakılmaksızın gerçek usulde vergilendirileceklerdir.</p>
<p>Ancak, Gelir Vergisi Kanununun 9 uncu maddesinde yer alan esnaf muaflığına ilişkin şartları topluca taşıyanlar, 95/6430 sayılı kararname kapsamına girmediklerinden, esnaf muaflığından yararlanabilmektedirler.</p>
<p>Bu kararın uygulanmasında, mükelleflerin faaliyette bulundukları yörelerin ekonomik özellikleri, işyerlerinin durumu ve iş hacimleri de dikkate alınmaktadır. </p>
<p>2004/8269 sayılı kararname ile yapılan değişiklik sonucu, 5216 sayılı kanun ile büyükşehir belediye sınırları içine alınan yerlerden nüfusu 30.000’den az olan yerlerde yukarıda sayılan işlerle uğraşan mükellefler basit usulde vergilendirilmeye devam edeceklerdir.<br />
Diğer yandan, büyükşehir belediye sınırları içine talebe bağlı olarak alınan köylerin bir ilçe veya ilk kademe belediyesine katılımıyla 30.000’den az nüfuslu olan bu yerlerin nüfusunun 30.000’in üzerine çıkması halinde, bu yerlerde 95/6430 sayılı kararnamede belirtilen faaliyetlerde bulunan ve basit usulde vergilendirilen mükellefler basit usule tabi olmanın şartlarını kaybederler. İzleyen takvim yılı başından itibaren gerçek usulde vergilendirilirler.<br />
§ 8/5521 Sayılı BKK İle Gerçek Usulde Vergilendirme Kapsamına Alınan Mükellefler</p>
<p>Zirai mahsul satın alarak bu mahsulleri kısmen veya tamamen tüketici dışında kalanlara satan ticaret erbabı 8/5521 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 01.01.1983 tarihinden itibaren gerçek usulde vergilendirme kapsamına alınmışlardır.<br />
Canlı hayvan alım-satımı faaliyeti anılan kararname kapsamında değerlendirildiğinden, bu şekilde faaliyette bulunan mükellefler gerçek usulde vergilendirilecektir.<br />
Zirai mahsulün toptancı hallerinden veya ticari faaliyette bulunan sebze komisyoncularından sonraki teslim aşamaları 8/5521 sayılı kararname kapsamında kalmamaktadır.<br />
§ 92/2683 Sayılı Kararname İle Gerçek Usulde Vergilendirme Kapsamına Alınan Mükellefler<br />
Her türlü televizyon, video, radyo, teyp, müzik seti, disk-çalar, kamera, bilgisayar, soğutucu, çamaşır ve bulaşık makinası, elektrikli süpürge, elektronik müzik aletleri, elektrikli dikiş makinası ile elektrikle çalışan benzeri eşyaların alım-satımı ve üretimi ile uğraşan mükellefler 92/2683 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile gerçek usulde vergilendirme kapsamına alınmışlardır.</p>
<p>Kararnamede yazılı malların yanında, diğer mal ve hizmetleri satan mükellefler de gerçek usulde vergilendirilmektedir.</p>
<p>Bakanlar Kurulu Kararında belirtilen elektrikle çalışan benzeri eşyalar ibaresinden, doğrudan elektrik enerjisiyle çalışan veya elektrikle şarj edildikten sonra çalışan emtianın anlaşılması gerekmektedir.</p>
<p>Bu kararnamede belirtilen emtianın alım-satımı yoluyla ticaretinin yapılmasında, eski, yeni veya kullanılmış olma ayrımına gidilmeksizin, kararnamede yer alan emtiaların ticaretini yapanlar ile belirtilen işlerle uğraşan bütün mükellefler girmektedir.</p>
<p>Örnek:</p>
<p>Muğla ilinde ikinci el cep telefonu alım-satımı faaliyetinde bulunan Tarık Koç’un bu faaliyeti, 92/2683 sayılı kararname kapsamında kaldığından bu mükellef gerçek usulde vergilendirilecektir. </p>
<p>6.1.4. Ortaklıklarda Basit Usule Tabi Olmanın Şartları</p>
<p>Ortaklıkların basit usule tabi olup olmadığının tespitinde, GVK’nun 48’inci maddesinde yazılı iş hacmi ölçüleriyle 47’inci maddesinde yazılı yıllık kira bedelleri toplu olarak, diğer koşullar ortakların her biri için tek tek aranır.</p>
<p>Ortaklıklarda, ortakların birinin gerçek usule tabi olması diğer ortakları da gerçek usule tabi hale getirir.<br />
Adi ortaklık halinde çalışanların aynı zamanda şahsi bir işle de iştigal etmeleri durumunda tespit, GVK’nun 47’nci maddesinin 2 numaralı bendi ile 48’inci maddesinde yer alan ölçülerden şahsi işine ait olanlara, ortaklıklardan payına düşen kısmın ilave edilmesiyle yapılır.</p>
<p>Bir mükellefin birden fazla ortaklıkta hissesinin bulunması durumunda, ortaklıklardaki paylarına düşen işyeri kirası ve iş hacmi ölçüleri tek tek toplanır ve böylece basit usulden yararlanabilme şartlarının aşılıp aşılmadığı tespit edilir. </p>
<p>Örnek:</p>
<p>Bay (A), Muğla’da Bay (B) ile Adi ortaklık kurmuştur. Bay (A) nın hissesi %50, Bay (B) nin hissesi %50 dir. Ortaklığa ait işyeri kira tutarı 01.01.2005 tarihi itibarıyla 1.500 YTL olup, 2005 yılındaki alışları 50.000 YTL, satışları ise 62.000 YTL dir. Ayrıca Bay (A) nın kendine ait işletmesi nedeniyle 1.200 YTL kira ödemesi, 39.000 YTL mal alışı bulunmaktadır. </p>
<p>Bay (A) nın ortaklıktan payına 750 YTL kira düşmektedir. Kendi işyerinin yıllık kirası 1.200 YTL olup ikisinin toplamı 1.950 YTL olduğundan yıllık kira tutarı bakımından basit usulün şartlarına haizdir. </p>
<p>Bay (A) ya ortaklık alışlarında 25.000YTL düşmektedir. Kendi işletmesindeki alışları 39.000 YTL dir. İkisinin toplamı 64.000 YTL olup, (2005 yılı için belirlenen 47.000 YTL lik haddi aştığından) Bay (A), 48 inci maddede belirtilen şartları ihlal etmiştir. </p>
<p>Bay (A), 31.12.2005 tarihi itibarıyla basit usule tabi olmanın şartlarını kaybettiğinden, 2006 vergilendirme döneminden itibaren gerçek usulde vergilendirilecektir. </p>
<p>Ortaklığın devam etmesi halinde, bay (B) nin kazancıda, ortağının kazancı gerçek usulden vergilendirildiğinden, hadleri aşıp aşmadığına bakılmaksızın 2005 yılından itibaren gerçek usulden vergilendirilecektir.<br />
6.1.5. Basit Usulde Ticari Kazancın Tespiti<br />
Basit usulde ticari kazanç, bir hesap dönemi içinde elde edilen hasılat ile giderler ve satılan malların alış bedelleri arasındaki müspet farktır. Bu fark, faaliyetle ilgili olarak alınması ve verilmesi mecburi olan alış ve giderler ve hasılatlara ilişkin belgelerde yazılı tutarlara göre hesaplanacaktır.<br />
Kazancın bu şekilde tespiti sırasında emtia ticareti ile uğraşanlarca;<br />
§ Hesap dönemi sonundaki emtia mevcudunun değeri hasılata,<br />
§ Hesap dönemi başındaki emtia mevcudunun değeri giderlere,<br />
ilave edilecektir.<br />
Ancak, kullanılan sabit kıymetler gider yazılmayacak ve üzerlerinden amortisman hesaplanmayacaktır.<br />
Kazancı basit usulde tespit edilen mükelleflerin defter tutma yükümlülükleri bulunmamaktadır. Bu mükellefler, kazancın tespiti ve Vergi Usul Kanununun defter tutma hükümleri hariç, bildirme, vesikalar, muhafaza, ibraz diğer ödevler ceza hükümleri ile bu Kanun ve diğer kanunlarda yer alan ikinci sınıf tüccarlar hakkındaki hükümlere tabidirler.<br />
6.1.6. Basit Usulden Gerçek Usule Geçiş<br />
Basit usule tabi olmanın genel ve özel şartlarından herhangi birini takvim yılı içinde kaybedenler, ertesi takvim yılı başından itibaren gerçek usulde vergilendirileceklerdir.<br />
Basit usulün şartlarına haiz olanlardan, bu usulden yararlanmak istemediklerini yazı ile bildirenler bu talepleri doğrultusunda takip eden ay başından veya izleyen takvim yılı başından, yeni işe başlayanlar ise işe başlama tarihinden itibaren gerçek usulde vergilendirilirler.<br />
Yapılan denetimlerde basit usulde vergilendirilen mükelleflerden sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenledikleri veya kullandıkları tespit edilenler basit usulden yararlanamazlar. Bu hususun kendilerine tebliğ tarihini takip eden aybaşından itibaren işletme hesabı esasına göre defter tutmak kaydı ile gerçek usulde vergilendirilirler.<br />
Herhangi bir şekilde gerçek usulde vergilendirilecek olanlar ve gerçek usulde vergilendirilen mükellefler, bir daha hiçbir şekilde basit usulden yararlanamazlar. Daha önce gerçek usulde vergilendirilmekte iken işini terk eden mükellefler bu tarihten sonra işe başlamaları halinde yine gerçek usulde vergilendirileceklerdir.<br />
Gerçek usulde vergilendirilen kişilerin aynı türden iş yapan eş ve çocukları da bu faaliyetleri nedeni ile basit usulden yararlanamazlar.<br />
Örnek<br />
Tokat ili sınırları içerinde öteden beri bakkallık faaliyetinde bulunan ve gerçek usulde vergilendirilen Bay (A), bu faaliyetini 2002 yılında terk etmiştir. Bu mükellef, herhangi bir faaliyeti nedeniyle yeniden mükellefiyet tesis ettirmesi halinde, GVK`nun 46 ncı maddesinin son fıkrasında yer alan, “herhangi bir şekilde gerçek usulde vergilendirilecek olanlar ve gerçek usulde vergilendirilen mükellefler bir daha hiçbir şekilde basit usulden yararlanamazlar” hükmü uyarınca basit usulden yararlanamayacağından, gerçek usulde vergilendirilecektir. </p>
<p>6.1.7. Basit Usule Tabi Mükelleflerde Belge Düzeni</p>
<p>6.1.7.1. Kullanılacak Belgeler<br />
Basit usulde vergilendirilen mükellefler, hasılatları ile ilgili olarak Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura, perakende satış vesikaları ve ilgili mevzuatta sayılan diğer belgeleri düzenlemek ve kullanmak zorundadırlar.<br />
6.1.7.2.Belge Temini<br />
Basit usule tabi mükelleflerin kullandıkları belgeler ve zarflar sadece Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) tarafından bastırılmaktadır.</p>
<p>Bu mükelleflerin kayıtları ister odalar bünyesinde oluşturulan muhasebe bürolarında tutulsun, ister kendileri tutsun, belgelerini bağlı oldukları oda veya birlikten temin edeceklerdir.</p>
<p>Mükelleflerin bulunduğu yerde bağlı oldukları oda veya birlik yoksa veya bulunduğu yerde bağlı olacağı oda veya birlik kurulmamış ise; en yakın oda veya birliğe veya karma odaya kayıt yaptıracaktır. Belgelerini de kayıt yaptırdığı bu odadan temin edeceklerdir. </p>
<p>Basit usulde vergilendirme kapsamında bulunup, meslek odalarına üye kayıtları yapılamayan, traktörle nakliyecilik yapanlar, hususi oto ile ticari faaliyette bulunanlar, biçer döver işletmecileri ile inşaat ustaları gibi mükellefler, kullanacakları belgeleri ikinci sınıf tüccarların tabi oldukları esaslar çerçevesinde (anlaşmalı matbaalara bastırmak veya noterlere tasdik ettirmek suretiyle) temin edebilmektedirler. Anılan mükellefler, diledikleri takdirde kullanacakları belgeleri faaliyette bulundukları yerdeki herhangi bir oda veya birlikten de temin edebilmektedirler.<br />
6.1.7.3. Kayıtların Tutulması<br />
Basit usule tabi mükelleflerin kayıtları, bağlı oldukları oda veya birlikler bünyesinde kurulan muhasebe bürolarında tutulmaktadır. Bu bürolarda 3568 sayılı Kanuna göre yetki almış yeterli sayıda meslek mensubunun çalıştırılması zorunludur.</p>
<p>İsteyen mükellefler, kayıtlarını hiçbir izne gerek olmadan kendileri de tutabilmektedir. Bu takdirde, vergilendirme ile ilgili ödevlerin tamamı kendilerince yerine getirilecektir. İsteyen mükellefler ise kayıtlarını meslek mensubuna da tutturabilirler.</p>
<p>Mükellefler, satış ve hizmetleri için düzenledikleri hasılat belgelerini bir zarfta, faaliyetleri ile ilgili olarak mal ve hizmet alışları ile giderleri için aldıkları gider belgelerini başka bir zarfta toplayıp saklayacaklardır. Kayıtları odalarda tutulan mükellefler ise her aya ait zarfları izleyen ayın 10’una kadar kaydının tutulduğu büroya teslim edeceklerdir.</p>
<p>Mükelleflerden zarf içinde alınan belgeler bürolarda işletme hesabı defterinin gelir ve gider sayfalarındaki işlem başlıkları esas alınarak bilgisayar ortamına aktarılacaktır. Bu belgeler cari yıl sonuna kadar bürolarda saklanacaktır.<br />
6.1.7.4. Belge Düzenlenmesinde Uyulacak Esaslar<br />
Basit usulde vergilendirilen mükellefler ikinci sınıf tüccarların tabi olduğu usul ve esaslar dahilinde belge düzenlemek durumundadırlar.</p>
<p>Ancak; </p>
<p>Vergi Usul Kanununun mükerrer 257 nci maddesindeki yetkiye istinaden, basit usulde vergilendirilen mükelleflerin yeni düzenlemeye intibak edebilmeleri ve gerekli hazırlıkları yapabilmeleri için;<br />
– Belge vermedikleri günlük hasılatları için gün sonunda tek bir fatura düzenlemeleri,<br />
– Düzenlenen faturanın alıcıya ilişkin bilgiler yerine &#8220;&#8230; tarihli toplam hasılat&#8221; ibaresinin yazılması,<br />
şeklinde kolaylık sağlanmış ve konuya ilişkin açıklamalar 215 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde yapılmıştır. </p>
<p>Söz konusu uygulama aynı usul ve esaslar dahilinde 41 seri No`lu Gelir Vergisi Sirküleri ile 31.12.2006 tarihine kadar uzatılmıştır.<br />
Bu imkandan yararlanmak isteyen mükellefler, müşterilerinin istemeleri halinde fatura veya perakende satış vesikası (dolmuş işletenler hariç) vermek zorundadırlar.<br />
6.1.7.5. Ödeme Kaydedici Cihaz Kullanılması<br />
Gelir Vergisi Kanununun 51 inci maddesinin Ödeme Kaydedici Cihazları kullanan mükelleflerin basit usulden faydalanamayacağına ilişkin 11 numaralı bent hükmü, 4444 sayılı Kanunun 14 üncü maddesiyle 14.08.1999 tarihinden itibaren yürürlükten kaldırıldığından, basit usulde vergilendirilen mükelleflerden isteyenler, bu tarihten itibaren ödeme kaydedici cihaz kullanabileceklerdir.<br />
6.1.7.6. İktisadi Kıymetlerin Satışında Belge Düzenlenmesi<br />
Basit usulde vergilendirilen mükelleflerin taşıt ve diğer sabit kıymetlerini satmaları dolayısıyla fatura düzenleme yükümlülükleri bulunmamaktadır. Bu mükelleflerce yapılan taşıt satışlarının noter satış sözleşmesi ile, diğer sabit kıymet satışlarının ise gider pusulası düzenlenerek tevsik edilmesi mümkündür.<br />
6.1.7.7. Belgelerin İptali<br />
Basit usulde vergilendirilen mükelleflerden işlerini terk edenlerin kullanmadıkları belgelerin iptal işlemleri, belgeleri veren oda veya birliklerce yapılmaktadır. Belgelerini anlaşmalı matbaalara bastırmak veya noterlere tasdik ettirmek suretiyle temin eden mükelleflerin belgelerinin iptali, vergi dairelerince yapılmaktadır.</p>
<p>İşini terk edenlerden, söz konusu belgeleri ibraz edemeyenler ile eksik belge ibraz edenler veya belgelerini kaybettiğini bildiren mükelleflerin durumu, belgeyi veren oda veya birliklerce düzenlenen tutanak ile tespit edilecektir. Bu mükellefler hakkında ikinci sınıf mükelleflerde olduğu gibi bir taraftan usulsüzlük cezası kesilirken, diğer taraftan dönem vergi matrahlarının tespiti için takdir komisyonuna sevk edilir.<br />
6.1.7.8. Muhafaza ve İbraz Yükümlülüğü<br />
Basit usulde vergilendirilen mükelleflerin, bir takvim yılı içinde aldıkları mallara ve hizmetlere ait alış belgeleri ve yaptıkları giderler ile hasılat belgeleri kayıtlarının tutulduğu bürolarda muhafaza edilecektir. Cari takvim yılına ilişkin belgelerin ibrazı da bu bürolardan talep edilecektir.<br />
Cari takvim yılı kayıtlarının tutulması ve vergilendirmeyle ilgili tüm ödevler bürolarca yerine getirilecektir. Yıllık beyannamenin verilmesinden sonra o yıla ilişkin belgeler muhafaza edilmek üzere mükellefe teslim edilecektir. Teslim alınan belgeler, ilgili bulundukları yılı takip eden takvim yılı başından başlayarak 5 yıl süre ile mükelleflerce muhafaza edilecektir.<br />
6.1.7.9. Sahte veya Muhteviyatı İtibarıyla Yanıltıcı Belge Düzenlediği veya Kullandığı Tespit Edilen Mükelleflerin Durumu<br />
Basit usule tabi ticaret erbabından, sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenlediği veya kullandığı tespit edilenler, bu hususun kendilerine tebliğ edildiği tarihi takip eden aybaşından itibaren ikinci sınıf tüccarlara ilişkin hükümlere tabi olurlar.<br />
6.1.7.10. Basit Usule Tabi Mükelleflerce Düzenlenen Belgelerin Vergi İadesi ve Özel Gider İndirimi Karşısındaki Durumu<br />
Basit usulde vergilendirilen mükelleflerce düzenlenen fatura ve fatura yerine geçen belgeler, 2978 sayılı Vergi İadesi Hakkında Kanunu uyarınca vergi iadesine ve Gelir Vergisi Kanunu hükümleri uyarınca vergi indirimine konu harcama belgesi olarak kabul edilecektir.<br />
6.1.8. Basit Usule Tabi Mükelleflerin Yanında Çalışanların Durumu<br />
Basit usulde vergilendirilen mükelleflerin kendi işyerlerinde bilfiil çalışmaları veya bulunmaları şarttır. Ancak, bu mükelleflerin işlerinde yardımcı işçi çalıştırmaları veya çırak kullanmaları bu şartı bozmayacaktır.<br />
Basit usulde vergilendirilen mükelleflerin yanında çalışan kişiler diğer ücretli olarak vergilendirilecektir. Diğer ücret kapsamında vergilendirilenler vergi karnesi almaya mecburdurlar.<br />
Kazançları basit usulde vergilendirilen ticaret erbabı, yanında çalışanların vergi karnesi almalarını ve karnelerinde yazılı vergilerini ödemelerini temin etmeye mecburdurlar. </p>
<p>6.1.9. Basit Usulde Katma Değer Vergisi Uygulaması</p>
<p>Basit Usulde vergilendirilen mükelleflerin teslim ve hizmetleri 4842 sayılı Kanunla 01.07.2003 tarihinden itibaren katma değer vergisinden istisna tutulmuştur. </p>
<p>Buna göre;</p>
<p>Basit usulde vergilendirilen mükellefler, mal teslimleri ve hizmet ifalarında katma değer vergisi hesaplamayacaklar, bunlardan mal ve hizmet alan mükellefler de katma değer vergisi indirimi yapmayacaklardır.</p>
<p>Gerçek usulde vergilendirilen mükelleflerden mal ve hizmet satın alan basit usulde vergilendirilen mükellefler, ödedikleri katma değer<br />
vergisini gider veya maliyet olarak dikkate alacaklardır.</p>
<p>6.1.10. Basit Usulde Vergi Tevkifatı ve Geçici Vergi</p>
<p>Gelir Vergisi Kanununun 94 ncü maddesinde, yaptıkları ödemelerden vergi tevkif edecekler arasında basit usulde vergilendirilen mükellefler sayılmamıştır. Bu nedenle, bu mükellefler yaptıkları ödemeler üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapmayacaklar ve muhtasar beyanname vermeyeceklerdir.</p>
<p>Basit usulde vergilendirilen mükellefler geçici vergi ödemeyeceğinden buna ilişkin beyanname vermeyecekler ve bildirim de bulunmayacaklardır<br />
6.2. GERÇEK USULDE VERGİLENDİRME<br />
Basit usul koşullarını taşımayan gelir vergisi mükelleflerinin ticari kazançları gerçek usule göre tespit edilir.<br />
Gerçek usule tabi mükellefler tutacakları defterler yönünden iki sınıfa ayrılırlar:<br />
•Birinci sınıf tacirler<br />
•İkinci sınıf tacirler<br />
6.2.1.Birinci Sınıf Tacirler<br />
6.2.1.1. Bilanço Esasında Defter Tutanlar<br />
§ Satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satanlardan yıllık alımları veya satımları tutarları VUK`da belirtilen miktarlardan fazla olanlar (2005 yılı için yıllık alımlarda 88.000 YTL veya yıllık satımlarda 120.000 YTL, 2006 yılı için yıllık alımlarda 96.000 YTL veya yıllık satımlarda 130.000 YTL.)</p>
<p>§ Diğer işlerle uğraşanlardan bir yıl içinde elde ettikleri gayri safi iş hasılatı VUK`da belirtilen miktarı aşanlar (2005 yılı için 48.000 YTL, 2006 yılı için 52.000 YTL)</p>
<p>§ İlk iki bentlerde yazılı işleri beraber yapanlardan 2 nci bentte anılan iş hasılatının beş katı ile yıllık satış tutarının toplamı VUK`da belirtilen miktarı aşanlar (2005 yılı için 88.000 YTL, 2006 yılı için 96.000 YTL.)</p>
<p>§ Her çeşit ticaret şirketleri ile kooperatifler</p>
<p>§ Kurumlar vergisine tabi diğer tüzel kişiler</p>
<p>§ Kendi istekleri ile bilanço esasına göre defter tutanlar<br />
6.2.1.2. Bilanço Esasında Ticari Kazancın Tespiti<br />
Bilanço esasında ticari kazancın tespiti, GVK nun 38 inci maddesinde yer almaktadır. Birinci sınıf tacirler, hesaplarını bilanço esasında tutacakları defterlerde takip ederler.<br />
Bilanço esasına göre ticari kazanç, teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müspet farktır. Bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce: </p>
<p>§ İşletmeye ilave olunan değerler bu farktan indirilir;<br />
§ İşletmeden çekilen değerler ise farka ilave olunur.<br />
Ticari kazancın bu suretle tespit edilmesi sırasında, Vergi Usul Kanunu&#8217;nun değerlemeye ait hükümleri ile bu Kanunun 40 ve 41 inci madde hükümlerine uyulur.<br />
Bilanço esasına tabi olan mükellefler aşağıda yazılı olan defterleri tutmak zorundadır:<br />
§ Yevmiye defteri<br />
§ Defteri kebir<br />
§ Envanter defteri</p>
<p>Bu defterlerin yanısıra sürekli imalat işiyle uğraşanlar imalat defteri, banka, banker ve sigorta şirketleri banka ve sigorta muameleleri defteri, depo (ardiyeler) işletenler ambar defteri, yabancı nakliyat ve ulaştırma kurumları veya Türkiye’deki temsilcileri hasılat defteri tutmak mecburiyetindedirler. Ayrıca, 16 Seri No.lu Damga Vergisi Genel Tebliği ile yapılan düzenlemeye göre anonim şirketler, damga vergisi defteri tutmak zorundadır. (32 ve 33 Seri No.lu Damga Vergisi Genel Tebliği ile anonim şirket dışındaki diğer <a href="http://www.genelbilge.com/tag/kurumlar-vergisi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kurumlar Vergisi">kurumlar vergisi</a> mükellefleri ile kollektif ve adi komandit şirketler ve bilanço esasına göre defter tutan gerçek kişiler istemeleri halinde damga vergisi defteri tutabileceklerdir.)<br />
Birinci sınıf tacirler, hesap dönemi sonunda bilanço çıkarırlar. Bunun için işletmeye dahil mevcutları, alacakları ve borçları saptarlar ve VUK hükümlerine göre değerlendirirler.<br />
Ticari bilançonun vergi kanunlarına uyumlaştırılmış haline <a href="http://www.genelbilge.com/tag/mali/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Mali">mali</a> bilanço denir. Ticari kazanç, çıkarılan <a href="http://www.genelbilge.com/tag/mali/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Mali">mali</a> bilançolar üzerinden hesaplanır ve hesap dönemi sonunda ve başındaki öz sermaye tutarlarının karşılaştırılması ile bulunur. Dönem sonundaki öz sermayenin dönem başındakine göre fazla olan kısmı o dönemin ticari kazancı sayılır. Tersi durumda ise fark, zararı gösterir. </p>
<p>6.2.2. İkinci Sınıf Tacirler<br />
Birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar, ikinci sınıf tacir sayılırlar ve ticari işletme hesabına göre defter tutarlar.<br />
6.2.2.1. İşletme Hesabı Esasında Ticari Kazancın Tespiti<br />
İşletme hesabı esasında ticari kazancın tespiti, GVK`nun 39 uncu maddesinde yer almaktadır. İkinci sınıf tacirler, kazançlarını işletme hesabı esasında tespit ederler. Bu usulde kazanç, bir hesap dönemi içinde elde edilen hasılatlarla, giderler arasındaki müspet farktan oluşur. Giderlerin daha fazla olması halinde zarar doğmuş olur.<br />
Elde edilen hasılat, tahsil olunan paralarla tahakkuk eden alacakları ifade eder. Giderler de, yapılan ödeme ve borçlanılan meblağlardan ikisini de kapsar.<br />
Emtia alım satımı ile uğraşanlar her hesap dönemi sonunda, emtia envanteri çıkarırlar. İşletme hesabı esasında, emtia envanter kayıtları, işletme defterinin sonundaki boş sayfalarda veya ayrıca tasdikli olarak tutulacak envanter defterinde gösterilir.<br />
Hesap dönemi sonundaki emtia mevcudunun değeri hasılata, hesap dönemi başındaki emtia mevcudu giderlere ilave olunur.<br />
İşletme hesabı esasına tabi mükelleflerin genel olarak tutmak zorunda oldukları tek defter, işletme hesabı defteridir. Bunun yanında mükellefler yaptıkları işin niteliğine göre aşağıdaki defterleri tutacaklardır.</p>
<p>§ Bitim işleri defteri (VUK Md.200)<br />
§ Ambar defteri (VUK Md.209)<br />
İşletme hesabı defterinin sol tarafı gider, sağ tarafı hasılat kısmı olup, satışlar ister peşin ister taksitle yapılmış olsun satış tutarının tamamı hasılat olarak kaydedilecektir.<br />
Gider tablosuna;<br />
§ Çıkarılan envantere göre hesap dönemi başındaki emtia mevcudunun değeri<br />
§ Hesap dönemi zarfında satın alınan emtianın değeri ile yapılan bilumum giderler<br />
Hasılat tablosuna;<br />
§ Hesap dönemi zarfında satılan emtianın değeri ile hizmet karşılığı ve sair suretle alınan paralar<br />
§ Çıkarılan envantere göre hesap dönemi sonundaki emtia mevcudunun değeri kaydedilir.<br />
6.2.2.2.Ticari Kazancın Tespitinde İndirilecek Giderler<br />
Gelir Vergisi Kanunun 1 inci maddesinde belirlenen esaslara göre gelir safi tutarları üzerinden vergiye tabi tutulmaktadır. Safi tutarı tespit edebilmek için, gayri safi hasılattan indirilebilecek giderler GVK`nun 40 ıncı maddesinde sayılmış olup, aşağıda açıklanmıştır.<br />
a) Ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderler,</p>
<p>b) Hizmetli ve işçilerin iş yerinde veya iş yerinin müştemilatında iaşe ve ibate giderleri, tedavi ve ilaç giderleri, sigorta primleri ve emekli aidatı, 27 nci maddede yazılı giyim giderleri,</p>
<p>c) İşle ilgili olmak şartıyla, mukavelenameye veya kanun emrine istinaden ödenen zarar, ziyan ve tazminatlar,</p>
<p>d) İşle ilgili ve yapılan işin ehemmiyeti ve genişliği ile mütenasip seyahat ve ikamet giderleri,</p>
<p>e) Kiralama yoluyla edinilen veya işletmeye dahil olan ve işte kullanılan taşıtların giderleri,</p>
<p>f) İşletme ile ilgili olmak şartıyla; bina, arazi, gider, istihlak, damga, belediye vergileri, harçlar ve kaydiyeler gibi ayni vergi, resim ve harçlar,</p>
<p>g) VUK hükümlerine göre ayrılan amortismanlar,</p>
<p>h) İşverenlerce, Sendikalar Kanunu hükümlerine göre sendikalara ödenen aidatlar,</p>
<p>i) İşverenler tarafından ücretliler adına bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı payları,</p>
<p>j) Fakirlere yardım amacıyla gıda bankacılığı faaliyetinde bulunan dernek ve vakıflara Maliye Bakanlığınca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde bağışlanan gıda, temizlik, giyecek ve yakacak maddelerinin maliyet bedeli.<br />
a) Ticari Kazancın Elde Edilmesi ve İdame Ettirilmesi İçin Yapılan Genel Giderler<br />
Ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin; kazancın elde edilmesi ve idamesi açısından bir illiyet bağının bulunması, giderlerin kazancın elde edilmesine yönelik olması, harcamaların yapıldığı geliri doğuran olayın vergiye tabi bulunması karşılığında gayrı maddi bir kıymet iktisap edilmemiş olması ve maliyete girecek giderlerden olmaması gerekir.<br />
Genel olarak;<br />
§ Kırtasiye, temizlik, ısıtma, aydınlatma, su ve telefon giderleri,<br />
§ İşyeri, araç vb. giderleri,<br />
§ Yapılan işle orantılı temsil ve ağırlama giderleri,<br />
§ Bina, taşıt, emtia ve bunlara yönelik sigorta giderleri,<br />
§ Finansman giderleri,<br />
§ Pazarlama, satış ve dağıtım giderleri,<br />
§ Reklam giderleri,<br />
§ Yurt dışındaki kişilere ödenen komisyonlar, reklam giderleri, sorunlu ürün iadesi ve <a href="http://www.genelbilge.com/tag/komisyon/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Komisyon">komisyon</a> giderleri,<br />
Bu türden giderlerdir.<br />
Götürü Gider<br />
GVK`nun 40 ıncı maddesinin 1 numaralı bendinin parantez içi hükmü ile, ihracat, yurtdışında inşaat, onarma, montaj ve taşımacılık faaliyetinde bulunan mükelleflere, bu bentte yazılı giderlere ilaveten, bu faaliyetlerden döviz olarak elde ettikleri hasılatın binde beşini aşmamak şartıyla, yurt dışındaki bu işlerle ilgili giderlerine karşılık olmak üzere götürü olarak hesapladıkları tutarı gider olarak indirebilme imkanı getirilmiştir.<br />
Ticari kazançlarda vergilendirilecek kazancın tespitinde indirim konusu yapılacak giderlerin VUK hükümlerine göre belgelendirilmesi gerekmektedir. Götürü gider uygulaması bunun bir istisnası olup, mükelleflerin bu uygulamaya yönelik olarak herhangi bir belge ibraz etme yükümlülükleri bulunmamaktadır.<br />
Söz konusu uygulamadan ihracat, yurt dışında inşaat, onarım, montaj, taşımacılık ile uğraşanlar yararlanabilecektir.<br />
Götürü gider uygulamasından GVK 45 inci madde kapsamındaki işleri yapan dar mükellefler hariç olmak üzere tam ve dar mükellefler yararlanabilecektir.<br />
b) Hizmetli ve İşçilerin İş Yerinde veya İş Yerinin Müştemilatında İaşe ve İbate Giderleri, Tedavi ve İlaç Giderleri, Sigorta Primleri ve Emekli Aidatı, 27. Maddede Yazılı Giyim Giderleri<br />
Bu giderler sigorta primi ve emeklilik aidatları; kanunla kurulan sigorta şirketleri ve emekli sandıklarına işveren payı olarak ödenen tutarlardır. Özel sigortalar için yapılan ödemeler bu kapsamda değildir. SSK primlerinin gider yazılabilmesi için SSK`ya fiilen ödenmiş olması gerekir. Sigorta primleri bu nedenle, dönemine ve ait olduğu yıla bakılmaksızın, fiilen ödendiği tarihte gider yazılır.<br />
Hizmet erbabına yapılan giyim giderleri işin icabına uygun olarak verilen ve bunların işten ayrılması halinde geri alınan eşyalardır. Ancak, hizmet erbabına özel yaşamında kullanılması için verilen giyim eşyası ayın şeklindeki ücret olarak değerlendirilir.<br />
c) İşle ilgili Olmak Şartıyla, Mukavelenameye; İlama veya Kanun Emrine İstinaden Ödenen Zarar, Ziyan ve Tazminatlar<br />
Söz konusu zarar, ziyan ve tazminatların gider olarak dikkate alınabilmesi için;<br />
§ İşle ilgili olması,<br />
§ Kanun hükmüne veya sözleşmeye veya ilama bağlı olması<br />
şarttır.<br />
Ancak, teşebbüs sahibinin suçlarından doğan tazminatların kanunen kabul edilmeyen gider olduğu hükme bağlandığından, GVK 40/3`de belirtilen zarar, ziyan ve tazminatların teşebbüs sahibinin suçlarından doğmamış olması gerekmektedir.<br />
d) İşle ilgili ve Yapılan İşin Ehemmiyeti ve Genişliği ile Mütenasip Seyahat ve İkamet Giderleri<br />
Söz konusu giderler;</p>
<p>§ işle ilgili,<br />
§ işin ehemmiyeti ve genişliği ile orantılı,<br />
§ seyahat maksadının gerektirdiği süre ile sınırlı olarak indirilebilir.<br />
Ancak turistik mahiyetteki gezi harcamaları ile eşle çıkılan iş seyahatlerinde yapılan harcamaların eşe isabet eden kısmı gider olarak dikkate alınmaz.<br />
e) Kiralama Yoluyla Edinilen veya İşletmeye Dahil Olan ve İşte Kullanılan Taşıtların Giderleri<br />
Taşıtın işletmeye dahil olması demek, bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerde, taşıtın bilançonun aktifinde yer alması demektir.İşletme hesabı esasına göre defter tutulması halinde ise taşıt, işletme hesabı defterinin demirbaşlarının kaydedildiği sayfada yer almalıdır. Ayrıca amortisman defteri tutuluyor ise orada da yer almalıdır.<br />
Taşıtlar için yapılan harcamanın gider olarak kaydedilebilmesi için taşıtların kesinlikle işte kullanılması gerekmektedir. Ayrıca işletme aktifinde bulunmamakla beraber kiralama yolu ile edinilen ve işte kullanılan taşıtların giderleri de indirilebilecektir.<br />
f) Ayni Vergi Resim ve Harçlar<br />
İşletme ile ilgili olmak şartı ile ödenen bina, arazi, gider, istihlak, damga, belediye vergileri, harçlar ve kaydiyeler gibi ayni vergi, resim ve harçlar ticari kazancın tespitinde indirim konusu yapılabilmektedir.Buna göre;<br />
§ İşletme ile ilgili olan<br />
§ Maddede sayılanlarla aynı mahiyette olan vergiler (banka ve sigorta vergileri, emlak vergileri, işletme ile ilgili olan taşıt vergileri) gider olarak kabul edilebilmektedir.<br />
Ancak, Motorlu Taşıtlar Vergisinin 14 üncü maddesine göre, I-III-IV sayılı listelerde yer alan taşıtlardan alınan vergi ve cezalar ile gecikme zamları gelir ve kurumlar vergisi matrah tespitinde gider olarak kabul edilmez. Sözü edilen tarifelerde yer alan taşıtlardan sadece ticari maksatla kullanılan uçak ve helikopterler ile taşıt kiralama faaliyeti ile uğraşan işletmelerin bu amaçla kiraya verdikleri taşıtların vergileri gider yazılabilir.<br />
g) VUK Hükümlerine Göre Ayrılan Amortismanlar<br />
Amortisman ayırabilmek için amortismana tabi kıymetin;<br />
§ İşletmede kullanılması<br />
§ İşletmede 1 yıldan fazla kullanılması ve yıpranmaya, aşınmaya veya kıymetten düşmeye maruz bulunması gerekmektedir.<br />
Değeri VUK`da belirtilen meblağları aşmayan peştamallıklar (2005 yılı için 480 YTL) ile işletmede kullanılan ve değeri VUK`da belirtilen meblağları aşmayan (2005 yılı için 480 YTL) alet ve demirbaşlar amortismana tabi tutulmayarak doğrudan doğruya gider yazılabilir. İktisadi ve teknik bakımdan bütünlük gösterenlerde bu sınır topluca dikkate alınır.<br />
h) İşverenlerce, Sendikalar Kanunu Hükümlerine göre Sendikalara Ödenen Aidatlar<br />
Bu aidatların bir aylık tutarı, işyerinde işçilere ödenen çıplak ücretin bir günlük toplamını aşamaz.<br />
Çıplak ücret; fazla mesai, prim, ikramiye, sosyal yardım gibi ek ödemeleri ihtiva etmeyen ücrettir. Çıplak ücretin brütlerinin aylık toplamının 30 a bölünmesi suretiyle ilgili ay için gider yazılabilecek aidat tutarı bulunur. Ancak aidatların işveren tarafından gider yazılabilmesi için aidatın ilgili olduğu yılda sendikaya ödenmesi gerekir.<br />
i) İşverenler Tarafından Ücretliler Adına Bireysel Emeklilik Sistemine Ödenen Katkı Payları<br />
4697 sayılı Kanunla 07.10.2001 tarihinden geçerli olmak üzere, GVK`nun 40 ıncı maddesine eklenen hükümle işverenler tarafından ücretliler adına bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı payları ticari kazancın tespitinde gider olarak indirilebilecektir.<br />
Bu kapsamda indirim konusu yapılabilecek tutar, ücretlinin elde ettiği brüt ücretin %10’unu ve yıllık bazda asgari ücretin brüt yıllık tutarını aşamayacaktır.<br />
Aynı hüküm ücretliler tarafından ödenen katkı payı tutarı içinde geçerlidir.<br />
Hem işveren hem de ücretli tarafından katkı payı ödenmesi ve toplam tutarın yukarıda belirtilen sınırı (ücretin %10`nu ve asgari ücret tutarı) aşması halinde, indirimin öncelikli olarak ücret matrahının tespitinde mi yoksa ticari kazancın tespitinde mi yapılacağı konusu taraflarca serbestçe belirlenebilecektir.<br />
Gider olarak dikkate alınacak tutarın tespitinde yıllık asgari ücret ve aylık ücret ifadelerinden brüt ücretin anlaşılması gerekmektedir<br />
Örnek 1: Bir işverenin Nisan 2004 döneminde çalışanı adına bireysel emeklilik sistemine ödediği katkı payı tutarı 200 milyon liradır.<br />
Aylık Brüt Ücret<br />
1.800.000.000 TL</p>
<p>Bireysel Emeklilik Sistemine İşveren Tarafından Ödenen Katkı Payı Tutarı<br />
200.000.000 TL</p>
<p>Önceki Dönemlerde (Ocak-Mart/2004) İndirim Konusu Yapılmış Toplam Tutar<br />
120.000.000 TL</p>
<p>Asgari Ücretin Yıllık Tutarı<br />
5.202.900.000 TL</p>
<p>Brüt Ücretin %10 u<br />
180.000.000 TL</p>
<p>Brüt Ücretin %5 i<br />
90.000.000 TL<br />
Ödenen katkı payı toplam tutarı 200 milyon lira olmasına rağmen brüt ücretin %10’unun 180 milyon lira olması nedeniyle, işveren tarafından ücretle ilişkilendirilmeksizin ticari kazancın tespitinde gider olarak indirilebilecek katkı payı tutarı 180 milyon lira olacaktır.<br />
İşveren tarafından ödenen ancak GVK`nun 40/9. maddesine göre indirilemeyen 20 milyon lira ise ücret olarak vergilendirilmek suretiyle ticari kazancın tespitinde dikkate alınacaktır.<br />
j) Gıda Bankacılığı Faaliyetinde Bulunan Dernek ve Vakıflar<br />
5035 sayılı Kanunla GVK’nun 40 ıncı maddesine eklenen 10 numaralı bent hükmü ile gıda bankacılığı kapsamında yapılan yardımlar 01.01.2004 tarihinden itibaren ticari kazancın tespitinde gider olarak dikkate alınabilecektir.<br />
Gıda, temizlik, giyecek ve yakacak maddelerinin bağışının dernek veya vakfa yapılmış olması gerekmektedir. İhtiyacı bulunanlara doğrudan veya başka organizasyonlar aracılığıyla yapılacak anılan maddelerin yardımının yukarıda belirtilen maddeler kapsamında yapılmış bağış olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.<br />
Bağışı kabul edecek dernek veya vakfın tüzüğünde veya senedinde ihtiyacı bulunanlara gıda yardımı yapabilmesine ilişkin hükümlerin bulunması gerekmektedir. Bununla beraber, dernek veya vakfın başka alanlarda da faaliyet gösteriyor olmasının, kamuya yararlı dernek veya vergiden muaf vakıf olup olmamasının uygulama açısından herhangi bir önemi bulunmamaktadır.<br />
İndirim konusu yapılacak bağışlar, bağışa konu mal bedeli Vergi Usul Kanununun 232 nci maddesinde belirtilen fatura düzenleme sınırının altında kalsa dahi mutlaka fatura ile belgelendirilecek ve ayrıca taşıma için sevk irsaliyesi düzenlenecektir.<br />
Bağışlanan mala ilişkin bilgileri eksiksiz olarak içerecek fatura, bağış yapılan dernek veya vakıf adına düzenlenecektir. Mal bedeli olarak faturada, bağışa konu malın maliyet bedeli (yüklenilen katma değer vergisi hariç) yazılı olacaktır.<br />
Faturada “İhtiyaç sahiplerine yardım şartıyla bağışlandığından KDV hesaplanmamıştır” ibaresinin yer alması zorunludur.<br />
Ticari işletmeye dahil malların (gıda, temizlik, giyecek ve yakacak maddelerinin) bağışlanması durumunda bu malların maliyet bedeli Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesi çerçevesinde gider kaydedilir. Bu işlem, faturanın bir yandan gelir bir yandan da gider kaydedilmesi suretiyle gerçekleştirilir.<br />
Bağışlanan maddelerin işletmeye dahil olmaması halinde ise, söz konusu malın maliyet bedeli Gelir Vergisi Kanununun 89 uncu maddesi çerçevesinde yıllık beyannamenin bağış ve yardımlara ilişkin bölümüne yazılarak gelir vergisi matrahının tespitinde indirim olarak dikkate alınacaktır.<br />
6.2.2.3. Ticari Kazancın Tespitinde İndirilemeyecek Giderler<br />
Gelir Vergisi Kanununun 41 inci maddesinde sayılan aşağıdaki ödemeler ticari kazancın tespitinde gider kabul edilemez:<br />
a) Teşebbüs sahibi ile eşinin ve çocuklarının işletmeden çektikleri paralar veya aynen aldıkları sair değerler;</p>
<p>b) Teşebbüs sahibinin kendisine, eşine, küçük çocuklarına işletmeden ödenen aylıklar, ücretler, ikramiyeler, komisyonlar ve tazminatlar; </p>
<p>c) Teşebbüs sahibinin işletmeye koyduğu sermaye için yürütülecek faizler; </p>
<p>d) Teşebbüs sahibinin, eşinin ve küçük çocuklarının işletmede cari hesap veya diğer şekillerdeki alacakları üzerinden yürütülecek faizler; </p>
<p>e) Her türlü para cezaları ve vergi cezaları ile teşebbüs sahibinin suçlarından doğan tazminatlar;</p>
<p>f) Her türlü alkol ve alkollü içkiler ile tütün ve tütün mamullerine ait ilan ve reklâm giderlerinin %50 si ;</p>
<p>g) Kiralama yoluyla edinilen veya işletmede kayıtlı olan yat, kotra, tekne, sürat teknesi gibi motorlu deniz, uçak ve helikopter gibi hava taşıtlarından işletmenin esas faaliyet konusu ile ilgili olmayanların giderleri ile amortismanları;</p>
<p>h) Basın yoluyla işlenen fiillerden veya radyo ve televizyon yayınlarından doğacak maddî ve manevî zararlardan dolayı ödenen tazminat giderleri.<br />
Bu maddenin uygulanmasında, kollektif şirketlerin ortakları ile adi ve eshamlı komandit şirketlerin komandite ortakları teşebbüs sahibi sayılır.<br />
a) Teşebbüs Sahibi ile Eşinin ve Çocuklarının İşletmeden Çektikleri Değerler ile Bu Kişilere Yapılan Bazı Ödemeler<br />
GVK`nun 41 inci maddesinin ilk dört bendinde teşebbüs sahibi ile eşi ve çocuklarının işletmeden çektikleri paralar veya aldıkları sair iktisadi değerler ile teşebbüsten bu kişilerce yapılan bazı ödemelerin ticari kazancın tespitinde gider olarak indirilemeyeceği hükme bağlanmıştır.<br />
Bu bentlerde yer alan düzenlemeler, işletmenin ticari varlığı ile işletme sahip ya da yakınlarının kişisel varlıklarının birbirinden ayrılması, ticari işletmeye ilişkin giderlerle, işletme sahip ya da yakınlarının özel tasarruflarının giderlerinin birbirinden ayrılması amacını taşımaktadır.<br />
b) Her Türlü Para Cezaları, Vergi Cezaları, Gecikme Zamları ve Faizleri, Teşebbüs Sahibinin Suçlarından Doğan Tazminatlar ile Bu Gibi Şahsi Vergiler<br />
GVK`nun 41 inci maddesinin 1 inci fıkrasının 5 inci bendinde yer alan;<br />
§ Her türlü para cezaları,<br />
§ Vergi cezaları,<br />
§ Teşebbüs sahibinin suçlarından doğan tazminatlar sayılmakla beraber,<br />
Gelir Vergisi Kanununun 90 ıncı maddesinde,<br />
§ Gelir vergisi ile diğer şahsi vergiler,<br />
§ Her ne şekilde olursa olsun vergi cezaları ve para cezaları,<br />
§ Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre ödenen cezalar, gecikme zamları ve faizler,<br />
§ Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ödenen cezalar, gecikme faizleri,<br />
gelir vergisi matrahından ve gelir unsurlarından indirilmez denilmektedir.<br />
Ancak, ticari bir sözleşmeye cezai şart konmuşsa, bu çeşit bir tazminat cezai mahiyette tazminat sayılmaz, gelir vergisinden indirilebilir.<br />
Ticari faaliyet nedeni ile ödenen müeyyideler, faizler, zamlar safi kazanç tutarının hesaplanmasında gider unsuru olarak kabul edilebilir. Kamu kurumları tarafından verilen hizmet bedellerinin geç ödenmesi nedeniyle gecikme cezası olarak adlandırılan ve tahsil edilen bedeller sözleşmeye dayanan tazminat veya ticari faaliyet nedeniyle ödenen gecikme faizi mahiyetinde bulunduğundan ticari kazancın tespitinde gider olarak dikkate alınabilecektir.<br />
c) Her Türlü Alkol ve Alkollü İçkiler ile Tütün ve Tütün Mamullerine Ait İlan ve Reklam Giderlerinin %50 si<br />
Söz konusu giderlerin yarısı indirim konusu yapılırken Bakanlar Kurulu Kararı ile yapılan düzenleme ile oran (0) sıfır olarak belirlendiğinden bu harcamaların tamamı gider olarak indirilebilecektir.<br />
d) Motorlu Deniz Taşıtları ve Hava Taşıtlarından İşletmenin Esas Faaliyet Konusu ile İlgili Olmayanların Giderleri ile Amortismanları<br />
Kiralama yolu ile edinilen veya işletmede kayıtlı olan yat, kotra, sürat teknesi gibi motorlu deniz; uçak, helikopter gibi hava taşıtlarında işletmenin esas faaliyet konusu ile ilgili olmayanların giderleri ile amortismanları Gelir Vergisi Kanununun 40/7. maddesine göre ticari kazancın tespitinde indirim konusu yapılamaz.<br />
6.2.2.4. Diğer Kanunlara Göre İndirilebilecek ve İndirilemeyecek Giderler<br />
Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununa göre, söz konusu Kanunun I-III-IV sayılı tarifelerinde yer alan taşıtlardan alınan vergi ve cezalar ile gecikme zamlarının gider olarak indirilmesi mümkün bulunmamaktadır (Ticari amaçla kullanılan uçak, helikopter ile taşıt kiralama faaliyeti ile uğraşan işletmelerin bu amaçla kiraya verdikleri taşıtlara ait giderler indirilebilecektir.)<br />
Özel işlem ve özel iletişim vergilerinin ticari kazancın tespitinde gider olarak indirilmesi mümkün bulunmamaktadır.<br />
Katma Değer Vergisi mükellefleri kullanmak üzere satın aldıkları ödeme kaydedici cihazların her biri için %100 e kadar amortisman oranı seçebilirler. Amortisman ayırma imkanı bulunmayanlar ise alış bedelinin tamamını vergiye tabi kazançlarının tespitinde indirim konusu yaparlar. (3100 Sayılı Kanun Md. 7)<br />
6.2.3. Yıllara Sari İnşaat ve Onarma İşlerinin Vergilendirilmesi<br />
6.2.3.1.Yıllara Sari inşaat ve Onarım İşinin Özellikleri<br />
Gelir vergisinde takvim yılı esastır. Bir takvim yılına ait gelirler ertesi yılın Şubat-Mart ayında beyan edilir. Bu vergilendirme ve beyan sisteminin istisnası Gelir Vergisi Kanununun 42, 43 ve 44 üncü maddelerinde yer alan yıllara yaygın inşaat ve onarım işidir.<br />
Bir yıldan fazla süren (birden fazla takvim yılına taşan) inşaat ve onarma işlerinden elde edilen kazançlar işin bitiminde tespit edilir, tamamı o yılın geliri sayılarak takip eden yılın Mart ayının 15 inci gününe kadar beyan edilir.<br />
Bir işin 42 nci madde kapsamında değerlendirilebilmesi için aşağıdaki koşulları taşıması gerekmektedir.<br />
§ Faaliyet konusu iş, inşaat ve onarım işi olmalıdır.<br />
§ İnşaat ve onarım işi başkalarının hesabına ve taahhüde bağlı olarak yapılmalıdır.<br />
§ İnşaat ve onarım işi birden fazla takvim yılına sirayet etmelidir.<br />
6.2.3.2.İnşaat ve Onarım İşinde İşin Başlangıç Tarihi<br />
GVK`nun 42 nci maddesi kapsamına giren işlerde, inşaat ve onarım işinin başlangıç ve bitim tarihi önem arz etmektedir.<br />
Bu çerçevede;<br />
§ Yapılan sözleşmede yapılacak işin yer teslimi öngörülmüş ise yerin teslim edildiği tarih,<br />
§ Sözleşmede yer teslim tarihi belirtilmemiş ise sözleşmede belirtilen işin başlangıç tarihi,<br />
§ Sözleşmede bunların hiçbiri belirtilmemiş ise sözleşme tarihi, işin başlangıç tarihi olarak kabul edilir.<br />
Örnek: Mükellef A, belediye ile 29.08.2001 tarihinde yapılan sözleşme gereğince mezarlık ek gömü alanı işini yüklenmiş ve işe 12.09.2001 tarihinde başlaması gerekirken, söz konusu alanın SİT alanı içinde olması nedeni ile iş yapımı ertelenmiştir. İlgili alanın SİT alanından çıkarılması ile 31.01.2002 tarihinde işe başlama talimatı alan mükellef A, işi aynı yıl içinde bitirmiştir. Bu durumda söz konusu iş, GVK`nun 42 inci maddesi kapsamında yıllara sari inşaat ve onarım işi olarak değerlendirilemeyecektir.<br />
6.2.3.3. İnşaat ve Onarım İşinde İşin Bitim Tarihi<br />
§ Geçici ve kesin kabule tabi olan işlerde geçici kabulün yapıldığını gösteren tutanağın onaylandığı tarih,<br />
§ Geçici ve kesin kabul usulüne tabi olmayan işlerde işin fiilen tamamlandığı veya fiilen bırakıldığı tarih,<br />
işin bittiği tarih olarak kabul edilir. Diğer bir ifadeyle, yıllara sari işlerde geçici kabul tutanağının düzenlenerek onaylanması ile iş bitmiş sayılır ve bu tarih itibarıyla kar-zarar tespit edilerek takip eden yıl beyan edilir.<br />
Geçici ve kesin kabul yönteminde yıllara sari inşaat ve onarma işlerinde iş, geçici kabulün yapıldığını gösteren tutanağın idarece onaylandığı tarihte bitmiş sayılır. Elde edilen kazanç veya zarar, geçici kabul tutanağının idarece onaylandığı yılı izleyen Mart ayının 15 inci günü akşamına kadar beyan edilir.<br />
Geçici kabulden kesin kabul tarihine kadar bu işle ilgili olarak yapılan giderler ile her türlü hasılat bu giderlerin yapıldığı veya hasılatın elde edildiği yılın kar-zarar hesabına intikal ettirilir.<br />
Geçici ve kesin kabul usulüne tabi olmayan işlerde işin fiilen tamamlandığı yıl, işin bittiği tarih olarak kabul edilir. Bu hallerde fiili bir ölçü söz konusu olup, her olay kendine ait özellikler taşıyabilir. Genel planda önem taşıyan unsur, inşası tamamlanan yapının, sahibinin istifade ve tasarrufuna sunulmuş olmasıdır.<br />
İşin ifa edilerek son bulması için aşağıdaki şartların birlikte bulunması gerekir.<br />
§ İşin yapılmış olması,<br />
§ Yapılan şeyin teslim edilmiş olması,<br />
§ Yapılan şeyin kabul edilmiş olması gerekir.<br />
6.2.3.4. İnşaat ve Onarma İşlerinde Ortak Genel Giderlerin Dağıtımı<br />
Yıllara sari inşaat ve onarma işi yapan yükümlüler, bu işlerine ait kayıtlarını ayrı bir defterde veya tutmakla yükümlü oldukları defterlerin ayrı sayfalarında göstermek ve kar-zararlarını ayrı ayrı saptamak zorundadırlar.<br />
Hangi işle ilgili olduğu saptanamayan veya bütün işler için yapılan giderler ortak genel gider olarak kabul edilip yapılan işlere dağıtılırlar.<br />
Yıl içinde birden fazla inşaat ve onarım işinin birlikte yapılması halinde her yıla ait müşterek genel giderler bu işlere ait harcamaların birbirine olan nispetine göre dağıtılacaktır. Enflasyon düzeltmesi uygulanan dönemlerde ise harcamaların düzeltilmiş değerlerinin dikkate alınacağı tabidir.<br />
Tek veya birden fazla inşaat ve onarım işi diğer işlerle birlikte yapılıyor ise, her yıla ait müşterek genel giderler bu işlere ait harcamalar ile diğer işlere ait satış veya hasılat tutarlarının birbirlerine olan nispeti dahilinde dağıtılacaktır.<br />
Örnek<br />
Mükellef (B), hepsi yıllara sari inşaat ve onarım işi yapmakta olup,<br />
§ A işinden 60 milyar TL.<br />
§ B işinden 36 milyar TL.<br />
§ C işinden 24 milyar TL. istihkak almıştır.<br />
Üç ayrı iş için müştereken 9.6 milyar TL. genel gider yapılmıştır. Bu genel giderlerin işlere dağılımı alınan istihkakların, toplam harcama içindeki payı arasında yapılacaktır.<br />
İşler<br />
Yapılan Harcama Tutarları (milyar TL)<br />
Harcama Oranı (%)<br />
İşlere Düşen Ortak Genel Giderler<br />
A İşi<br />
60<br />
50<br />
4.800.000.000<br />
B İşi<br />
36<br />
30<br />
2.880.000.000<br />
C İşi<br />
24<br />
20<br />
1.920.000.000<br />
Toplam<br />
120<br />
100<br />
9.600.000.000<br />
6.2.3.5. İnşaat ve Onarma İşlerinde Amortismanların Dağıtımı<br />
GVK.43/3 üncü maddesine göre ortak olarak kullanılan makine, tesisat ve ulaştırma araçlarının amortismanları bunların her bir işte kullanıldıkları gün sayısına göre inşaatların maliyetlerine dağıtılır.<br />
Amortisman dağıtımında aşağıdaki konulara dikkat edilmelidir:<br />
§ Mobilya, hesap ve yazı makinesi gibi büro malzemelerinin amortismanı; ortak genel giderlere eklenerek dağıtıma tabi tutulur.</p>
<p>§ Yıl içinde alınan tesisat, makine ve ulaştırma araçlarının satın alındığı tarihten önceki günlere isabet eden amortismanları, yine ortak genel giderlere eklenerek dağıtıma tabi tutulur.</p>
<p>§ Tesisat, makine ve ulaştırma araçlarının kullanılmayıp boş kaldığı günlere isabet eden amortismanları, ortak genel giderlere eklenerek dağıtıma tabi tutulur. Söz konusu araçların kullanılmadığı veya kullanılmasının mümkün olmadığı işlere pay verilmez.<br />
Örnek: Değeri 30 milyar TL olan kamyon aşağıdaki sürelerde belirtilen faaliyetlerde kullanılmıştır. Amortisman oranı %20 dir. (30.000.000.000 * %20 = 6.000.000.000)<br />
İşler<br />
Kullanıldığı Gün Sayısı<br />
Gün Sayısının Oranı<br />
Ayrılacak Amortisman Payı</p>
<p>A İnşaat<br />
60<br />
2/12<br />
1.000.000.000</p>
<p>B İnşaat<br />
120<br />
4/12<br />
2.000.000.000</p>
<p>Nakliye<br />
90<br />
3/12<br />
1.500.000.000</p>
<p>Nalburiye<br />
90<br />
3/12<br />
1.500.000.000<br />
TOPLAM<br />
360<br />
12/12<br />
6.000.000.000<br />
6.2.3.6. Yıllara Sari İnşaat ve Onarma İşlerinde Tevkifat Uygulaması<br />
Yıllara sari ve onarım işi yapanlara zaman zaman söz konusu işlere ilişkin olarak düzenlenen istihkak raporuna dayanarak istihkak ödemesi yapılmaktadır. Bu ödemeler geçici kabulün veya işin fiilen bitiminden sonraki ana ödemeye mahsuben yapılan bir ödeme olmaktadır.<br />
Vergilemedeki gecikmeyi telafi etmek ve müteahhidin ödemedeki mali yükünü azaltmak amacıyla, yıllara yaygın inşaat ve onarma işlerinde ödenen istihkak bedellerinden vergi kesintisi yapılmaktadır. Vergi tevkifatı, Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinde düzenlenmiştir. Anılan madde hükmü uyarınca vergi kesintisi yapmak mecburiyetinde olanlar, yıllara yaygın inşaat ve onarma işini yapanlara (kurumlar dahil) ödedikleri istihkak bedellerinden istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben (avans olarak ödenenler dahil) %5 nispetinde vergi kesintisi yapmakla yükümlüdürler. Yıllara sari inşaat ve onarım işlerinde gelir vergisi tevkifatının matrahı, bu işleri yapanlara ödenen istihkak bedelleridir. Kesilen bu vergiler verilecek yıllık gelir vergisi beyannamesinde bildirilen kazanç üzerinden hesaplanacak gelir kurumlar vergisinden mahsup edilir. İşin devam etmesi nedeniyle kazancı beyannameye dahil edilmemiş olan inşaatlara ilişkin istihkaklardan kesilen gelir vergisi tevkifatları diğer kazanç unsurları üzerinden hesaplanan gelir ya da kurumlar vergisinden mahsup edilemez.<br />
Diğer taraftan, geçici kabulden sonra kesin kabulü sağlamak üzere yapılan işler nedeniyle alınan istihkaklar, biten inşaat işiyle ilgilendirilmeksizin elde edildikleri yılın kar veya zararının tespitinde dikkate alınırlar ve gelir vergisi tevkifatına tabi tutulmazlar.<br />
Yıllara sari inşaat ve onarma işinden elde edilen istihkaklar nedeniyle oluşan faiz gelirlerinin, inşaat işinin değil faiz gelirlerinin ait olduğu yılın kazancı olarak beyan edilmesi gerekmektedir.<br />
GVK’nun 42 nci maddesi kapsamına giren birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat ve onarma işleri dolayısıyla alınan istihkak bedellerinden tevkif edilmiş bulunan vergilerin, yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannamesinde gösterilen gelire dahil kazançlar üzerinden hesaplanan gelir veya kurumlar vergisinden mahsubu neticesinde, mükellefe iadesi gereken bir verginin kalması halinde, bu vergi mükellefin talebi doğrultusunda nakden ve/veya diğer vergi borçlarına mahsup edilmek suretiyle iade edilecektir.<br />
Sözleşme yapılırken işin yıl içinde bitmesinin öngörülmesine karşın iş değişik nedenlerle yıl içinde bitmeyip sonraki yıla sarkabilir. Yeni sözleşmenin yapılması veya sözleşmede değişikliğin yapılmasıyla birlikte ya da fiilen iş yıllara yaygın duruma gelebilir. Bu durumda yeni sözleşmenin veya sözleşmede değişikliğin yapıldığı ya da fiilen yıllara yaygın hale geldiği tarihten sonra yapılan hakediş ödemelerinden vergi kesintisi yapılması gerekir.<br />
Örnek: İlköğretim Okulu bina inşaatı yapım işi 30.12.2004 tarihinde sözleşmeye bağlanmış, 05.01.2005 tarihinde yer teslimi yapılmış, ayrıca işin 180 günde tamamlanacağı sözleşmeye bağlanmıştır. Söz konusu inşaat işi ile ilgili olarak müteahhide zaman zaman istihkak (hakediş) ödemesi yapılmıştır.<br />
Örnek olayımızda okul inşaatı için yer teslimi 05.01.2005 tarihinde yapıldığından işin başlangıç tarihi 05.01.2005 olup, işin 180 günde tamamlanacağı öngörüldüğünden bitim tarihinin de aynı yılda olması nedeniyle işin GVK`nun 42 nci maddesi kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. Dolayısıyla söz konusu istihkaklardan gelir vergisi tevkifatı yapılmayacaktır. </p>
<p>7. TİCARİ KAZANCIN MUAFİYET VE İSTİSNALARI</p>
<p>7.1. Esnaf Muaflığı</p>
<p>Aşağıda yazılı şekilde çalışanlar GVK’nun 9 uncu maddesine göre gelir vergisinden muaf tutulmuşlardır. </p>
<p>1. Motorlu nakil vasıtaları kullanmamak şartı ile gezici olarak veya bir işyeri açmaksızın perakende ticaret ile iştigal edenler (Giyim eşyalarıyla zati ve süs eşyaları, değeri yüksek olan ev eşyaları Pazar takibi suretiyle gıda bakkaliye ve temizlik maddelerini ve sabit iş yerlerinin önünde sergi açmak suretiyle o iş yerlerinde satışı yapılan aynı neviden malları satanlar hariç) </p>
<p>2. Bir iş yeri açmaksızın gezici olarak ve doğrudan doğruya müstehlike iş yapan hallaç, kalaycı, lehimci, musluk tamircisi, çilingir, ayakkabı tamircisi, kundura boyacısı, berber, nalbant, fotoğrafçı, odun ve kömür kırıcısı, çamaşır yıkayıcısı ve hamallar gibi küçük sanat erbabı; </p>
<p>3. Köylerde gezici olarak her türlü sanat işleri ile uğraşanlar ile aynı yerlerde aynı işleri bir iş yeri açmak suretiyle yapanlardan 47&#8242;inci maddede yazılı şartları haiz bulunanlar (51&#8242;inci madde şümulüne girenler bu muafiyetten faydalanamazlar); </p>
<p>4. Nehir, göl ve denizlerde ve su geçitlerinde toplamı 50 rüsum tonilatoya (50 rüsum tonilato dahil) kadar makinesiz veya motorsuz nakil vasıtası işletenler, hayvanla veya bir adet hayvan arabası ile nakliyecilik yapanlar (Bu bentte yazılı ölçüler, birlikte yaşayan eşlerle velayet altındaki çocuklar hakkında veya ortaklık halindeki işletmelerde, bu kimselerin veya ortaklığın işlettiği vasıtalar toplu olarak nazara alınmak suretiyle tespit edilir); </p>
<p>5. Ziraat işlerinde kullandıkları hayvan, hayvan arabası, motor, traktör gibi vasıtalar veya sandallarla nakliyeciliği mutat hale getirmeksizin ara sıra karşılığında eşya ve insan taşıyan çiftçiler; </p>
<p>6. Hariçten işçi almamak, muharrik kuvvet kullanmamak kayıt ve şartı ile oturdukları evlerde imal ettikleri havlu, örtü, çarşaf, çorap, halı, kilim, dokuma mamulleri, örgü, dantel, her nevi nakış işlerini ve her nevi turistik eşya, hasır, sepet, süpürge, paspas, fırça, yapma çiçek, ip ve urganları dükkan açmaksızın satanlardan 47&#8242;inci maddenin 1 ve 3 numaralı bentlerinde yazılı şartları haiz bulunanlar;</p>
<p>7. Yukarıdaki 1-6 numaralı bentlerde sözü edilen işlere benzerlik gösterdikleri, Danıştay&#8217;ın muvafık mütalaası üzerine, Maliye Bakanlığınca kabul ve ilan olunan ticaret ve sanat işleri ile iştigal edenler. (Ticari, zirai veya mesleki kazancı dolayısı ile gerçek usulde Gelir Vergisine tabi olanlar ile yukarıda sayılan işleri Gelir ve Kurumlar Vergisi mükelleflerine devamlılık ve bağlılık arz edecek şekilde yapanlar esnaf muaflığından faydalanamazlar.)</p>
<p>Esnaf muaflığından faydalananlar faaliyetleri ile ilgili olarak satın aldıkları mallara ve giderlerine ilişkin, gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinden aldıkları belgeleri saklamak zorundadırlar. </p>
<p>Bir işyeri açmaksızın münhasıran gezici olarak; milli piyango bileti satanlar ile 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanuna göre gerçek ve tüzel kişilerin mallarını iş akdi ile bağlı olmaksızın bunlar adına kapı kapı dolaşmak suretiyle tüketiciye satanlar yukarıdaki şartlarla sınırlı olmaksızın gelir vergisinden muaftır.</p>
<p>7.2. PTT Acentelerinde Kazanç İstisnası</p>
<p>PTT acenteliği faaliyetinden elde edilen kazançlar, gelir vergisinden müstesnadır. Ancak bu kazanç istisnasının GVK’nun 94. madde uyarınca yapılan tevkifata etkisi yoktur</p>
<p>7.3. Sergi ve Panayır İstisnası<br />
Gelir Vergisi Kanununun 30. maddesine göre dar mükellefiyete tabi olanların hükümetin izni ile açılan sergi ve panayırlarda yaptıkları ticari faaliyetlerden elde ettikleri kazançlar, Türkiye’de başkaca işyeri veya daimi temsilcileri bulunmamak şartıyla gelir vergisinden istisna edilmiştir.</p>
<p>Bu sergi ve panayırlarda yapılan serbest meslek faaliyetinden elde edilen kazançlar da gelir vergisinden müstesnadır.</p>
<p>7.4. Serbest Bölgelerde Elde Edilen Kazançlara İlişkin İstisna</p>
<p>3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanununda 5084 sayılı Kanunla yapılan değişiklik ile serbest bölgeler gümrük hattı dışında sayılmış; bu bölgelerde gümrük ve kambiyo mükellefiyetine dair mevzuat hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilmiş; işletmeci ve kullanıcıların yatırım ve üretim safhalarında Bakanlar Kurulunca belirlenecek vergi dışı teşviklerden yararlandırılabileceği hükme bağlanmıştır. (3218 sayılı Kanun Madde 6)</p>
<p>3218 sayılı Kanuna 5084 sayılı Kanunun 9 uncu maddesiyle eklenen geçici 3 üncü maddede de, serbest bölgelerde 06.02.2004 tarihi itibarıyla faaliyette bulunmak üzere ruhsat almış mükelleflerin, faaliyet ruhsatlarında belirtilen süre ile sınırlı olmak üzere bölgelerde gerçekleştirdikleri faaliyetler dolayısıyla elde ettikleri kazançları gelir ve kurumlar vergisinden istisna edilmiştir.</p>
<p>3218 sayılı Kanunda yapılan değişikliklerin incelenmesinden de anlaşılacağı üzere, bölgelerde vergi mükellefiyetine dair mevzuat hükümlerinin uygulanması sağlanmış, tam ve dar mükelleflerin bölgedeki gelir ve kurumlar vergisi muafiyetine son verilmiştir.</p>
<p>Serbest bölgelerde faaliyette bulunan mükelleflerle ilgili olarak, 4 Eylül 2004 tarih ve 25573 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 85 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinde ayrıntılı açıklamalara yer verilmiştir.</p>
<p>Bununla birlikte 5084 sayılı Kanundan önce veya sonra faaliyet ruhsatı almış olanların Serbest Bölgelerdeki imalatlarının satışı sonucu elde edilen kazançları Avrupa Birliğine tam üyeliğin gerçekleştiği tarihi içeren yıllık vergilendirme döneminin sonuna kadar gelir vergisinden istisnadır.</p>
<p>7.5. Eğitim ve Öğretim İşletmelerinde Kazanç İstisnası</p>
<p>Eğitim ve öğretim işletmelerinde kazanç istisnası 5228 sayılı Kanunla ve GVK’nun mülga 20’inci maddesi başlığı ile yeniden düzenlenmiştir. Buna göre, “okul öncesi eğitim, ilköğretim, özel eğitim ve orta öğretim özel okullarının işletilmesinden elde edilen kazançlar, ilgili Bakanlığın görüşü alınmak suretiyle Maliye Bakanlığının belirleyeceği usul ve esaslar çerçevesinde beş vergilendirme dönemi gelir vergisinden müstesnadır. İstisna, okulların faaliyete geçtiği vergilendirme döneminden itibaren başlar.”</p>
<p>Eğitim ve öğretim işletmelerine tanınan kazanç istisnası; okul öncesi eğitim, ilköğretim, orta öğretim ve özel eğitim okullarının işletilmesinden elde edilen kazançlar için geçerlidir. Bu istisnadan 01.01.2004 tarihinden itibaren faaliyete geçen eğitim ve öğretim kurumları yararlanabilecektir. Bu tarihten önce faaliyete geçen okulların işletilmesinden elde edilen kazançlara bu istisnayı uygulamak mümkün değildir.</p>
<p>Kişilerin bilgi düzeyini yükseltmek amacıyla kurulan dershaneler, sosyal-kültürel ve mesleki alanda yetenek, bilgi, beceri ve deneyimlerini geliştirmek, boş zamanlarını değerlendirmek ve öğrencileri istedikleri derslere yetiştirmek amacıyla faaliyet gösteren özel öğretim kurumları (Anadolu liselerine, üniversiteye hazırlık kursları, bilgisayar kursları, dans-bale okulları vb.) ile öğrenci etüt eğitim merkezlerinin işletilmesinden elde edilen kazançlar da bu istisna kapsamı dışındadır.</p>
<p>İstisna faaliyete başlanılan vergilendirme döneminden itibaren 5 vergilendirme dönemi için geçerlidir. Eylül 2005 tarihinde faaliyete geçen bir ortaöğretim okulu için 2005-2009 vergilendirme dönemlerinde elde edilen kazançlara istisna uygulanacaktır. Kurum açma izin belgesinin daha önceki bir tarihi taşıması, istisna uygulamasının süresini değiştirmez. Yukarıdaki örnekte kurum için izin belgesi 2004 yılında verilmiş olsa dahi istisna 2005 yılından itibaren yani faaliyete geçilen dönemden itibaren uygulanacaktır.</p>
<p>Eğitim tesislerinde yer alan büfe, kantin vb. işletilmesi veya kiraya verilmesinden elde edilen kazançlar da istisna kapsamı dışındadır. Fakat yemek, yatma ve taşıma bedelleri okul ücretine dahilse bu faaliyet gelirleri de istisnadan faydalanabilecektir.</p>
<p>7.6. Teknoloji Geliştirme Bölgelerinde Yapılan Faaliyetler Sonucu Elde Edilen Kazançlara İlişkin İstisna</p>
<p>4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanununa göre teknoloji geliştirme bölgelerinde faaliyet gösteren mükelleflerin, münhasıran bu bölgedeki yazılım ve AR-GE faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları faaliyete başlanılan tarihten bağımsız olmak üzere, 31.12.2013 tarihine kadar gelir ve kurumlar vergisinden istisna edilmiştir. (4691 sayılı Kanun Geçici Madde 2)</p>
<p>Geçici 2 nci maddenin yürürlüğe girdiği 01.01.2004 tarihinden önce teknoloji geliştirme bölgelerinde faaliyet gösteren mükelleflerin, bölgedeki yazılım ve AR-GE faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlar da, faaliyete başladıkları tarihten bağımsız olmak üzere, 31.12.2013 tarihine kadar gelir ve kurumlar vergisinden müstesnadır.<br />
7.7. 4325 sayılı Kanun Kapsamındaki Gelir Vergisi İndirimi<br />
4325 sayılı Kanun kapsamına dahil illerde 01.01.1998 tarihinden önce işyeri bulunan mükellefler ile 01.01.1998 &#8211; 31.12.2000 tarihleri arasında bu illerde yeni bir işyeri açan ve gelir ve kurumlar vergisi istisnası uygulamasından yararlanan mükellefler için istisna süresinin bitiminden başlamak ve 31.12.2007 tarihinde sona ermek üzere çalıştırılan işçi sayısına bağlı olarak %40 &#8211; %60 arasında değişen oranlarda vergi indiriminden yararlanılması mümkün bulunmaktadır.<br />
7.8. Yatırım İndirimi<br />
Gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin yararlanabileceği yatırım indirimi müessesesi 4842 sayılı Kanunla değişmeden önce GVK’nun 1-6 ncı maddelerinde düzenlenmişti. Ancak, 4842 sayılı Kanunla GVK’nun Ek 1-6 maddeleri yürürlükten kaldırılmış, buna karşılık yatırım indirimi aynı Kanunun 19 uncu maddesi ile “Ticari ve Zirai Kazançlarda Yatırım İndirimi İstisnası” başlığı altında yeniden düzenlenmiştir.<br />
7.8.1. Yatırım İndiriminin Tanımı ve Amacı<br />
Yatırım indirimi, belirli şartlar altında yapılan yatırım harcamalarının belli bir oranının vergi matrahından indirilmesini sağlayan bir teşvik müessesesidir.<br />
Yatırım indirimi ile;<br />
Ø Yatırımın teşvik edilmesi,<br />
Ø İstihdam imkanlarının arttırılması,<br />
Ø Yabancı sermaye yatırımlarının arttırılması<br />
Ø Gelişmiş ve yeni teknoloji kullanımının teşviki<br />
amaçlanmaktadır.<br />
7.8.2. Yatırım İndiriminin Konusu ve Oranı<br />
Yatırım indiriminin konusu, yatırım indirimi istisnasından yararlanma şartlarını taşıyan mükelleflerin faaliyetlerinde kullanmak üzere satın aldıkları veya imal ettikleri amortismana tabi iktisadi kıymetlerden yeni olanlarıdır. Oranı ise, bu iktisadi kıymetlerin maliyet bedellerinin %40’ıdır. Ayrıca Petrol Kanunu ve Maden Kanununa göre yürütülen arama ve sondaj faaliyetleri için yapılan ve aktifleştirilen harcamalar yatırım indirimi istisnası uygulamasından yararlanacaklardır.<br />
7.8.3. Yararlanma Koşulları<br />
a- Kazancın bilanço esasına göre tespiti,</p>
<p>b- Harcamaların;</p>
<p>Ø İşletme faaliyetlerinde kullanılan</p>
<p>Ø Yurt içinde kullanılan</p>
<p>Ø Yeni olan</p>
<p>Ø Bedeli 5 Milyardan az olmayan (1.1.2005 tarihinden itibaren 10.000 YTL.)<br />
amortismana tabi iktisadi kıymetlerin satın alınması veya imali suretiyle yapılmış olması gerekmektedir. </p>
<p>7.8.4.Yararlanacak Mükellefler<br />
Yatırım indirimi istisnasından;<br />
Ø Gelir vergisi mükelleflerinden;<br />
bilanço esasına göre defter tutan ticari kazanç sahiplerinden, gerçek kişiler, kollektif şirketler, adi komandit şirketler, adi ortaklıklar,<br />
bilanço esasına göre defter tutan zirai kazanç sahiplerinden çiftçiler, zirai işletmeler,</p>
<p>Ø Kurumlar vergisi mükelleflerinden;<br />
sermaye şirketleri, kooperatifler, iktisadi kamu müesseseleri, iş ortaklıkları, dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler,<br />
yararlanırlar. </p>
<p>7.8.5. Yararlanamayacak Olanlar</p>
<p>2005 takvim yılı için bedeli 10.000 YTL’den az olan iktisadi kıymetler</p>
<p>Yurt içinde veya dışında daha önce kullanılmış olan iktisadi kıymetler</p>
<p>Gayri maddi haklar ve ekonomik ömürleri 5 yıldan kısa olan özel maliyet bedelleri</p>
<p>Mal ve hizmet üretimiyle doğrudan ilgili olmayan; alet, edevat, mefruşat ve büro demirbaşları</p>
<p>Bedelsiz olarak iktisap edilen iktisadi kıymetler</p>
<p>Satın alma suretiyle iktisap edilen veya inşa edilen binalar</p>
<p>Arazi veya arsalar</p>
<p>Binek otomobili ve benzeri kara taşıtları, yat, kotra vb. motorlu deniz araçları ile helikopter gibi hava taşıtları</p>
<p>Yurt dışındaki yatırımlarda kullanılmak üzere alınan iktisadi kıymetler</p>
<p>7.8.6. Yatırım İndirimi Hesaplanmayacak İktisadi Kıymetler<br />
Gelir Vergisi Kanunu’nun 19 uncu maddesinin 4 üncü fıkrasında belirtilen harcamalar yatırım indirimi istisnasından yararlanamayacaktır.<br />
1) Bedeli 5 milyar liradan (01.01.2005 tarihinden itibaren 10 milyar liradan) az olan iktisadi kıymetler (iktisadi ve teknik bakımdan bütünlük arz eden iktisadi kıymetler haddin aşılıp aşılmadığının tespitinde bir bütün olarak dikkate alınır).<br />
İktisadi ve teknik bakımdan bütünlük arz eden iktisadi kıymetler, bir işletmede belli bir fonksiyon etrafında birleşerek bir üretimde bulunan veya üretime herhangi bir aşamada değer kazandıracak nitelikteki bir fonksiyonu birbirini tamamlayarak yerine getiren iktisadi kıymetler olarak tanımlanmıştır.<br />
Örneğin;<br />
à bir bilgisayar sistemini oluşturan donanım malzemeleri,<br />
à yazar kasalar ve barkot okuyucu cihazlar,<br />
à lokanta işletmesi için alınan tabak, çatal, bıçak ve bardaklar,<br />
à okul sıra ve masaları<br />
aynı fonksiyona hizmet ettiklerinden iktisadi ve teknik bakımdan bütünlük oluşturmaktadır.<br />
2) Yurt içinde veya yurt dışında daha önce kullanılmış olan iktisadi kıymetler (yüzer havuzlar ve oniki yaşından küçük gemiler hariç).<br />
3) Gayri maddi haklar ile ekonomik ömrü 5 yıldan daha kısa olan özel maliyet bedelleri (yatırım indirimden yararlanan iktisadi kıymetlerin kullanılabilmesi için gerekli olan bilgisayar programları hariç).<br />
Gayri maddi haklardan sadece yatırım indiriminden yararlanan iktisadi kıymetlerin kullanılabilmesi için gerekli olan bilgisayar programları yatırım indirimine konu edilebilecektir.<br />
Ayrıca, ekonomik ömrü 5 yıldan daha kısa olan özel maliyet bedellerinin yatırım indiriminden yararlanamayacaktır.<br />
4) Mal ve hizmet üretimi ile doğrudan ilgili olmayan; alet, edevat, mefruşat ve büro demirbaşları.<br />
Yatırımın üretkenliğini arttıran ve üretim sürecine doğrudan katılan alet, edevat, mefruşat ve büro demirbaşları yatırım indirimine konu edilebilecektir.<br />
Örneğin, otel işletmeciliğinde kullanılan televizyon, masa, sandalye vb. demirbaşlar hizmet üretimi ile doğrudan ilişkili bulunduğundan yatırım indirimi istisnasından yararlanacaktır.<br />
5) Bedelsiz olarak iktisap edilen iktisadi kıymetler.<br />
Bedelsiz iktisapta, herhangi bir harcama bulunmadığı için bedelsiz olarak iktisap edilen iktisadi kıymetler indirime de konu olamaz.<br />
6) Satın alma suretiyle iktisap edilen veya inşa edilen binalar (mal ve hizmet üretim yeri olarak kullanılmak üzere inşa edilenler hariç).<br />
Bina harcamalarının yatırım indirimine konu edilebilmesi için mal ve hizmet üretim yeri olarak kullanılmak üzere inşa edilmiş olma şartı aranmaktadır.<br />
Mal veya hizmet üretim yeri olarak kullanılmakta olan veya başka amaçla inşa edilmiş olmasına rağmen, mal veya hizmet üretim yerine dönüştürülen binalar için yapılan tadilat ve tamirat harcamalarına yeni bir bina inşa edilmemiş olduğu için yatırım indirimi uygulanamaz. Ancak, mevcut üretim yerinin genişletilmesi amacıyla yapılan binalara yatırım indirimi uygulanır.<br />
Örneğin; bilgisayar donanımları üretimi ile iştigal eden (A) Ticaret ve San. A.Ş.’nin tamamı idari hizmetlerinde kullanılmak üzere, kendi arsası üzerinde yapmayı düşündüğü idare merkezi binasına ilişkin harcamaları, söz konusu bina mal ve hizmet üretim yeri niteliğinde olmadığından yatırım indirimi istisnasından faydalanamayacaktır.<br />
7) Arazi veya arsalar<br />
Arazi veya arsalar her ne kadar binanın maliyet unsuru içerisinde yer alsa da, GVK 19 uncu maddesinin 47 nci bendinde yatırım indiriminden yararlanmayacak iktisadi kıymetler arasında sayıldığından, binalar için yatırım indirimi uygulanırken arsa bedeli hariç değerleri dikkate alınacaktır.<br />
Örneğin; Tohumculuk faaliyeti ile iştigal eden (C) A.Ş., faaliyetini genişletmek amacıyla satın aldığı arazi hariç olmak üzere, söz konusu faaliyetinde kullanacağı diğer amortismana tabi iktisadi kıymetleri için yatırım indirimi istisnasından yararlanabilecektir.<br />
8) Binek otomobili ve benzeri kara taşıtları, yat, kotra, tekne ve benzeri motorlu deniz araçları ile uçak ve helikopter gibi hava taşıtları (işletmenin esas faaliyet konusu ile ilgili olanlar hariç).<br />
Yukarıda belirtilen taşıtlar için yatırım indirimi hesaplanmaz. Ancak, işletmenin esas faaliyet konusunun bu taşıtların kısmen veya tamamen işletilmesi olması halinde yatırım indirimi istisnası uygulanabilecektir.<br />
Örneğin; taşıt kiralama (rent a car) konusunda faaliyet gösteren şirketlerin kiralanmak üzere aktifine aldığı binek otomobilleri yatırım indirimi istisnası kapsamında değerlendirilecektir.<br />
Esas faaliyet konusu, yukarıda belirtilen taşıtların kısmen veya tamamen işletilmesi olmayıp, başka alanlarda faaliyet göstermekte olan işletmelerin satın aldığı taşıtlar ise yatırım indirimi istisnasından yararlanamazlar.<br />
Örneğin; otomobil alım-satımı faaliyetinde bulunan şirketin, satış öncesi test sürüşü yaptırmak amacıyla satın aldığı binek otomobilleri, işçilerin servisi için satın alınan panel van, sigara veya ilaç satış, dağıtım ve pazarlaması yapan mükellefin işletmesinde kayıtlı olan, dağıtım ve pazarlama faaliyetinde kullanmak üzere satın aldığı binek otomobili, işletmelerin faaliyetlerinde kullanılmış olsa bile, işletmelerin esas faaliyeti söz konusu araçların işletilmesi olmadığından yatırım indirimi istisnası uygulanmayacaktır.<br />
Binek otomobili ve benzeri kara taşıtları dışında kalan kamyon, kamyonet, otobüs, minibüs, tır, tanker gibi araçlar, işletmelerin faaliyetlerinde kullanılmak üzere satın alınmış veya imal edilmiş olmaları koşuluyla, belirtilen kısıtlamalara tabi olmaksızın yatırım indirimi istisnası kapsamında değerlendirilecektir. (Esas faaliyet konusu ile ilgili olması şartı aranmaz).<br />
Örneğin; meşrubat dağıtım ve pazarlama işi ile uğraşan firmanın ürünlerinin dağıtımı amacıyla satın aldığı kamyon veya kamyonet bu kapsamdadır.<br />
7.8.7. İndirimin Başlangıcı ve Süresi<br />
GVK 19 uncu maddenin 5024 sayılı Kanunla değiştirilen 2 nci fıkrasında, “Yatırım indirimi istisnası uygulamasına, istisnaya konu iktisadi kıymete ilişkin harcamaların yapıldığı yılda başlanır ve indirilecek tutara ulaşılıncaya kadar devam olunur.” hükmü yer almaktadır.<br />
Dolayısıyla, indirim, harcamanın yapıldığı yılda başlayacak, tamamlanıncaya kadar devam edecektir.<br />
Bu uygulama bakımından, “harcama”, yatırım indirimine konu iktisadi kıymetlere ilişkin bedelin ödenmesi ya da borçlanılması, bu iktisadi kıymetlerin işletmenin aktifindeki herhangi bir hesaba kaydedilmesi ve iktisadi kıymetlere yatırımcı tarafından tasarruf edilebilir duruma gelinmesi anlamına gelmektedir.<br />
Maliye Bakanlığı, ithal edilen yatırım mallarının yatırım indirimi istisnasından yararlanmasına ilişkin tayin ettiği özelgede; “&#8230;&#8230;.187 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin (IV/B-a) bölümünde ‘&#8230;..Yurt dışından ithal edilen yatırım mallarının akreditif (gayri kabili rücu akreditif olsa dahi) tutarlarının iktisadi kıymetlerin kat’i ithalleri yapılmadan harcama kabul edilerek yatırım indirimi uygulamasında nazara alınması mümkün değildir.<br />
Buna göre, yurt dışından sağlanacak yatırım mallarının kat’i ithalleri yapılıp gümrükten çekilerek işletmenin aktifindeki bir hesaba alınması halinde, bunlara ait harcamalara yatırım indirimi uygulanması mümkündür’ denilmektedir.<br />
Bu itibarla, söz konusu montaj bandı ve otomatik test cihazının kat’i ithalleri yapılıp gümrükten çekilerek işletmenin ambarına veya stoklar arasına girmesi dolayısıyla envanter ve bilançoda aktif değerler arasına alınması ve bunların işletmede kullanılması açısından tüm hukuki ve fiziki engellerin kaldırılmış olması durumunda, harcamanın yapılmış olacağı kabul edileceğinden, yatırım indiriminden yararlanılması mümkün bulunmaktadır.”<br />
Mal ve hizmet üretim yeri olarak kullanılmak üzere inşa edilen bina yatırımlarında veya yatırım indirimine tabi iktisadi kıymetlerin parça parça satın alınıp monte edilmesi durumunda yatırım indirimi istisnası, harcamaların yapılmaya başlandığı yıldan itibaren uygulanır.<br />
7.8.8. İndirim Konusu Kıymetlerin Satış ve Devri<br />
Gelir Vergisi Kanununun 19 uncu maddesinin 5 inci fıkrasında, “yatırım indirimi istisnasına konu iktisadi kıymetleri aktife alındıkları tarihten itibaren iki yıl içinde elden çıkaran mükellefler, bu iktisadi kıymetlerle ilgili olarak yatırım indirimi istisnası uygulama hakkını kaybederler. Bu durumda daha önce yararlanılan yatırım indirimi istisnası için herhangi bir işlem yapılmaz.” hükmü yer almaktadır.<br />
Buna göre;<br />
Yatırım indirimi istisnasına konu iktisadi kıymetlerin iki yıldan önce elden çıkarılması halinde, yararlanılamayan istisna tutarı yatırım indirimine tabi olmayacaktır.<br />
Söz konusu iktisadi kıymetlerin iki yıldan sonra elden çıkarılması halinde, satan veya devreden, yararlanılmayan istisna tutarından satıştan sonra da yararlanmaya devam edecektir.<br />
Yatırım indiriminden kısmen faydalanılmış veya hiç faydalanılmamış aktif değerleri satın veya <a href="http://www.genelbilge.com/tag/devir/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Devir">devir</a> alanların istisnadan yararlanmaları mümkün değildir.<br />
İnşaatı devam eden binaların satın veya devir alınmasından sonra yapılan harcamalara, bina yatırımları için gerekli koşulların sağlanması halinde, satın veya devir alanlarca yatırım indirimi istisnası uygulanacaktır.<br />
Örneğin; 25.08.2004 tarihinde 120 Milyar TL’ye, faaliyetlerinde kullanmak üzere amortismana tabi yeni bir iktisadi kıymet satın alan bir ticari işletmenin, söz konusu iktisadi kıymeti 12.05.2005 tarihinde satması halinde, iki yıllık süre dolmamış olduğundan bu iktisadi kıymetle ilgili varsa henüz yararlanamadığı yatırım indirimi istisnası uygulama hakkını kaybedecektir. (Yatırım indirimi istisnası tutarı: 120 Milyar TL x %40 = 48 Milyar TL) 2004 yılı kazancının yetersizliği nedeniyle bu tutarın ancak 26 Milyar TL’lik kısmı için yatırım indirimi istisnasından yararlanmış olması halinde, kalan 22 Milyar TL’lik kısım dolayısıyla artık yatırım indirimi istisnasından yararlanamayacaktır. Mükellefin daha önce yararlanmış olduğu 26 milyar TL’lik yatırım indirimi istisnası için ise herhangi bir işlem yapılmayacaktır.<br />
7.8.9. Yatırım Konusu İktisadi Kıymetlerin Finansal Kiralama Yoluyla Edinilmesi<br />
Yatırımların tamamının veya bir bölümünün finansal kiralama yoluyla gerçekleştirilmesi halinde kiralayan, finansal kiralamaya konu olan iktisadi kıymetlerle ilgili olarak bunların satın alınması halinde uygulanan teşviklerden yararlanır. (3226 s. Finansal Kiralama Kanunu madde 28)<br />
Ayrıca 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanununun 28 inci maddesi kapsamı dışında kalan, ancak Vergi Usul Kanununun mükerrer 290. maddesi uyarınca finansal kiralama sayılan hallerde de kiralayan, Gelir Vergisi Kanununun 19. maddesindeki şartları taşımak kaydıyla yatırım indirimi istisnasından yararlanabilecektir.<br />
Örneğin; yatırım indirimi istisnasından yararlanma hakkı bulunmayan bir serbest meslek erbabının veya gerçek kişinin finansal kiralama yolu ile iktisap edeceği bir iktisadi kıymet nedeniyle finansal kiralama şirketinin yatırım indiriminden yararlanması mümkün değildir. </p>
<p>7.8.10. Mükelleflerin Eski ve Yeni Hükümlere Tabi İndirim Hakkının Bir Arada Bulunması<br />
Bir mükellefin hem 24.04.2003 tarihinden önce geçerli olan hükümlere hem de bu tarihten sonra geçerli olan hükümlere göre tespit edilen yatırım indirimi istisnası bulunması halinde, eski ve yeni hükümlere tabi harcamalar mükellef tarafından öncelikle iki gruba ayrılacak ve bu iki grup arasından hangisine öncelik vereceğini mükellef kendisi belirleyecektir.<br />
Grup içi sıralamada ise;<br />
Ø Öncelikle, önceki dönemlerde yapılan harcamalar üzerinden hesaplanan ancak kazancın yetersizliği dolayısıyla indirimi mümkün olmadığı için cari dönemde dikkate alınabilecek yatırım indirimi tutarları, </p>
<p>Ø Daha sonra beyannamenin ilgili olduğu yılda gerçekleşen yatırım harcamaları üzerinden hesaplanan yatırım indirimi tutarları,<br />
dikkate alınacaktır.<br />
Birden fazla teşvik belgesi olması halinde aynı gruba giren yatırım indirimi tutarlarına ilişkin olarak yatırım teşvik belgelerinin tarihi esas alınarak indirim sırası belirlenecektir.<br />
Bu sıraya uyulması yıllık beyanname üzerinden yararlanılan yatırım indirimi tutarının ve esasen kullanılmayarak devreden yatırım indirimi tutarlarının kaynağını belirlemek açısından önemlidir.<br />
7.8.11. Yatırım İndiriminde Endeksleme<br />
Yatırım indirimi, kazanç yetersizliği nedeniyle uygulanmadığında izleyen yıllarda endekslenerek dikkate alınacaktır.<br />
24.04.2003 tarihinden önce yapılan müracaatlara istinaden düzenlenen yatırım teşvik belgeleri kapsamındaki harcamalar (teşvik belgelerine bu tarihten sonra ilave edilen iktisadi kıymetler için yapılan harcamalar hariç) harcamanın yapıldığı yıla ilişkin vergi matrahından indirilecek, ancak kazancın yetersiz olması nedeniyle dikkate alınamayan istisna tutarları izleyen yıllarda Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre bu yıllar için<br />
belirlenen yeniden değerleme oranında arttırılarak dikkate alınacaktır. GVK’nın 19 uncu maddesinde, 01.01.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5024 sayılı kanun ile yapılan değişiklikle, endekslemede yeniden değerleme oranının yerine, Devlet İstatistik Enstitüsü Toptan Eşya Fiyatları Genel Endeksinde meydana gelen artış oranı esas alınmıştır.<br />
Dolayısıyla,<br />
Mükelleflerin Gelir Vergisi Kanununun 19 uncu maddesi kapsamında yaptıkları yatırım harcamaları ile,</p>
<p>24.04.2003 tarihinden önce yapılan müracaatlara istinaden düzenlenen yatırım teşvik belgeleri kapsamında 24.04.2003 tarihinden itibaren yaptıkları harcamalar için GVK 19. maddede yer alan şekilde yatırım indirimi istisnasından yararlanmayı tercih eden mükelleflerin söz konusu harcamaları,<br />
harcamanın yapıldığı yıla ilişkin vergi matrahından indirilecek, ancak kazancın yetersiz olması nedeniyle dikkate alınamayan istisna tutarları izleyen yıllarda TEFE oranında artırılarak dikkate alınacaktır. </p>
<p>Endeksleme</p>
<p>24.04.2003 tarihinden önce yapılan müracaatlara istinaden düzenlenen teşvik belgesi kapsamında bu tarihten sonra yapılan yatırım harcamaları<br />
Eski hükümler kapsamında ise<br />
Yeniden Değerleme oranı</p>
<p>Yeni hükümler kapsamında ise<br />
TEFE</p>
<p>GVK 19 m. kapsamındaki yatırım harcamaları</p>
<p>TEFE<br />
7.8.12. Yatırım İndirimi Uygulamasında YMM Tasdiki<br />
3568 Sayılı Kanunun 12 nci maddesi, YMM’lerin Tasdik Edecekleri Belgeler, Tasdik Konuları, Tasdike İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 7 nci maddesinin ve VUK mükerrer 227 nci maddesinin Maliye Bakanlığına vermiş olduğu yetkiye dayanılarak çıkarılan 35 ve 37 Seri No.lu Genel Tebliğlere göre,<br />
Gelir ve Kurumlar Vergisi mükelleflerinin Gelir Vergisi Kanununun 19 uncu maddesi kapsamında 2005 yılı içinde yaptıkları 274.000 YTL’yi aşan yatırım harcamalarının istisnadan yararlanabilmesi için,<br />
Gelir Vergisi Kanununun Geçici 61 nci maddesinin birinci fıkrası hükmü uyarınca, 24.04.2003 tarihinden önce yürürlükte bulunan hükümlere göre yatırım indirimi istisnasından devam etmek isteyen mükelleflerin de, 2005 yılı içinde yaptıkları 274.000 YTL’yi aşan yatırım harcamalarının istisnadan yararlanabilmesi için,<br />
bu işlemlerini YMM’lere tasdik ettirmeleri zorunludur.<br />
Yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyanname ve eklerinin tasdiki için tam tasdik sözleşmesi düzenlemiş olan mükelleflerin yatırım indirimi istisnasından yararlanmaları için ayrıca yatırım indirimi tasdik raporu ibraz etmelerine gerek yoktur.</p>
<p>Yeminli Mali Müşavirlerce düzenlenecek yatırım indirimi tasdik raporları ve içerisinde yatırım indirimi istisnasının değerlendirildiği tam tasdik raporlarının; beyanname verme konusunda kendilerine süre verilip verilmediğine bakılmaksızın, Gelir Vergisi mükellefleri için Mayıs ayı sonuna kadar, Kurumlar Vergisi mükellefleri için ise Haziran ayı sonuna kadar ilgili vergi dairelerine verilmesi gerekmektedir.<br />
7.9. Türk Uluslararası Gemi Siciline Kayıtlı Gemilerin İşletilmesinden ve Devrinden Elde Edilecek Kazançlara İlişkin İstisna<br />
4490 sayılı Türk Uluslararası Gemi Sicili Kanunu ile 491 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 12’inci maddesinin birinci fıkrasında, “Bu kanun uyarınca oluşturulan Türk Uluslararası Gemi Siciline kayıtlı gemilerin işletilmesinden ve devrinden elde edilen kazançlar, gelir ve kurumlar vergileriyle fonlardan istisnadır.” hükmü yer almaktadır.<br />
Bu istisnadan yararlanmak isteyen gerçek ve tüzel kişiler gemilerini Türk Uluslararası Gemi Siciline kayıt ettirmekle yükümlüdürler.</p>
<p>8. YILLIK BEYANNAMENİN VERİLMESİ VE GELİRİN TOPLANMASI</p>
<p>Gelir Vergisi Kanununun 85 ve 86 ncı maddelerinde, tam ve dar mükellefiyet esasında hangi gelirlerin hangi koşullarda beyan edileceği veya edilmeyeceği hükümlerine yer verilmiştir.<br />
Bu hükümler çerçevesinde beyan edilecek/edilmeyecek gelirler aşağıda tablo halinde gösterilmektedir. </p>
<p>Örnek 1: Ticari kazanç mükellefi olan Bay (E), aynı zamanda çiftçilik yapmakta olup, 2005 yılında elde ettiği zirai kazancı 5.000 YTL’dir.<br />
Zirai kazancın gerçek usulde vergilendirilmesine yönelik şartları taşımayan Bay (E)’nin bu geliri tevkif suretiyle vergilendirilmiştir.<br />
Bay (E) ticari kazancı nedeniyle tutarı ne olursa olsun 2006 yılı Mart ayında yıllık beyanname verecektir. Zirai kazancı gerçek usulde (defter tutmak suretiyle) vergilendirilmediği için bu gelirini beyannameye dahil etmeyecektir.<br />
Ø Tek işverenden alınan ve tevkif yoluyla vergilendirilmiş olan ücretler tutarı ne olursa olsun beyan edilmeyecektir. Birden fazla işverenden ücret geliri elde edilmesi halinde, ücretlerin toplanması sırasında birinci işverenden alınan ücret dikkate alınmayacak (toplama dahil edilmeyecek), bulunan tutarın beyan sınırını aşması halinde ilk işverenden alınan da dahil olmak üzere tamamı beyan edilecektir.</p>
<p>Ø Elde edilen gelirin tevkifata tabi tutulmuş, birden fazla işverenden alınan ücret, menkul sermaye iradı ve gayrimenkul sermaye iradı olması halinde ücret gelirleri ayrı değerlendirilecektir. Birden sonraki işverenden alınan ücretlerin toplamı beyan sınırını aşıyorsa birinci işverenden alınan ücret de dahil olmak üzere, ücret gelirleri ve diğer tüm gelirler beyan edilecektir.</p>
<p>Ø Tevkifata tabi tutulmuş menkul sermaye iradı ve gayrimenkul sermaye iradı gelirleri ücret gelirlerinden ayrı toplanacak olup, toplamın beyan sınırını aşmaması halinde, ücret gelirleri nedeniyle sınırın aşılmaması koşuluyla, bu gelirler beyan edilmeyecektir.</p>
<p>Ø Birinci işveren ücretinin hangisi olacağı mükellefçe serbestçe belirlenebilecektir.</p>
<p>Ø Beyan sınırı olarak 2005 yılı gelirleri için 103’üncü maddede yazılı tarifenin ikinci gelir diliminde yer alan 15.000 YTL dikkate alınacaktır.</p>
<p>9. ZARARLARIN KARLARA TAKAS VE MAHSUBU<br />
9.1. Genel Açıklama<br />
Gelir Vergisi Kanununun 88 inci maddesine göre; gelirin toplanmasında gelir unsurlarından bazılarından doğan zararlar (80 inci maddede yazılı diğer kazanç ve iratlardan doğanlar hariç) diğer kaynakların kazanç ve iratlarına mahsup edilir. Buna göre;<br />
Zarar olarak mahsup edilecek olanlar:<br />
Ø Diğer Kazanç ve İratlar Dışındaki Kazanç ve İratlar<br />
Ø Yurt Dışındaki Faaliyetten Doğan Zarar (İlgili Ülkedeki <a href="http://www.genelbilge.com/tag/denetim/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Denetim">Denetim</a> Elemanlarınca Rapora Bağlanmalıdır.)<br />
Ø 5 Yılla Sınırlıdır.<br />
Zarar olarak mahsubu yapılamayacak olanlar:<br />
Ø Diğer Kazançlardan Doğan Zararlar<br />
Ø Menkul ve Gayrimenkul Sermaye İratlarında, Sermayede Vukua Gelen Eksilmeler<br />
Ø Türkiye’de Gelir Vergisinden İstisna Edilen Kazançlarla İlgili Yurt Dışı Zararlar<br />
9.2. Yurtdışı Faaliyetlerden Doğan Zararların Mahsubu<br />
Tam mükellefiyete tabi kişiler, yurt dışı faaliyetlerinden doğan zararlarını, faaliyette bulunulan ülkenin vergi kanunlarına göre denetim yetkisi verilen kuruluşlarca rapora bağlanması ve raporun aslı ve tercüme edilmiş bir örneğinin Türkiye’deki ilgili vergi dairesine ibrazı halinde mahsup edebileceklerdir.<br />
Türkiye’de mahsup edilen yurt dışı zararın, ilgili ülkede de mahsup edilmesi halinde, Türkiye’de beyannameye dahil edilecek yurt dışı kazanç, mahsuptan önceki tutar olacaktır.<br />
Türkiye’de Gelir Vergisinden istisna edilen kazançlarla ilgili yurt dışı zararlar, yurt içindeki kazanç ve iratlardan mahsup edilmez.</p>
<p>10. GEÇİCİ VERGİ </p>
<p>Vergi Kanunlarında yer alan bazı düzenlemelerle kişilerin enflasyondan kaynaklanan fiktif kazançların vergilendirilmemesine ilişkin hükümlere yer verilerek adil bir vergileme yapılması amaçlanmıştır. Menkul sermaye iratlarında indirim oranı uygulaması, enflasyon düzeltmesi gibi düzenlemeler bunlardan bir kaçıdır. Devlet de vergi gelirlerinin enflasyondan kaynaklanan aşınmasını önlemeye yönelik tedbirleri almak durumundadır. Tevkif yoluyla alınan vergilerle geçici vergiler bu tedbirlerden birkaçını oluşturmaktadır.<br />
Gerçek kişilerin bir takvim yılında elde ettikleri gelirler, ertesi yılın Mart ayında (kurumlar vergisi Nisan ayında) beyan edilmekte olup, tahakkuk eden vergi, gelir vergisinde iki eşit taksitte, kurumlar vergisinde ise tek taksitte ödenmektedir. Ertesi yıla sarkan beyanı ve taksitlendirme nedeniyle vergilerin de ileri bir zamanda tahsil edilmesi vergi gelirlerinin enflasyon nedeniyle erimesine yol açmaktadır. Söz konusu erimeyi telafi edebilmek amacıyla, 3505 sayılı Kanunla getirilen geçici vergi uygulaması 01.01.1989 tarihinden itibaren mevzuatımıza girmiş bulunmaktadır.<br />
Geçici vergi bir nihai vergilendirme sistemi olmayıp sadece, daha sonra ödenecek olan gelir vergisinden mahsup edilmek üzere alınan bir vergidir. Yani bir peşin ödeme veya ön ödeme sistemidir.<br />
Gelir Vergisine ilişkin geçici vergi, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 120’inci maddesinde, kurumlar vergisine ilişkin geçici vergi ise 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 25’inci maddesinde düzenlenmiştir.<br />
Gerçek usulde gelir vergisine tabi ticari kazanç sahipleri ile serbest meslek erbabı cari vergilendirme döneminin gelir vergisine mahsup edilmek üzere, üçer aylık dönemler halinde tespit edilecek kazançları üzerinden %20 oranında geçici vergi öderler.<br />
10.1. Geçici Verginin Mükellefleri<br />
* Ticari Kazanç Sahipleri<br />
* Serbest Meslek Kazanç Sahipleri<br />
* Kurumlar Vergisi Mükellefleri<br />
10.2. Geçici Vergi Kapsamına Girmeyen Kazançlar:<br />
Ø Basit Usulde tespit edilen ticari kazançlar,<br />
Ø Yıllara Yaygın İnşaat ve Onarma İşlerinden Elde Edilen Kazançlar, (GVK.Md.42)<br />
Ø Geçici Noter Yardımcılarının Kazançları<br />
10.3. Geçici Vergi Dönemleri<br />
-Hesap Dönemi Takvim Yılı Olanlar İçin:<br />
DÖNEMLER<br />
BEYAN ZAMANI<br />
ÖDEME ZAMANI</p>
<p>Ocak-Şubat-Mart</p>
<p>10 Mayıs</p>
<p>17 Mayıs</p>
<p>Nisan-Mayıs-Haziran</p>
<p>10 Ağustos</p>
<p>17 Ağustos</p>
<p>Temmuz-Ağustos-Eylül</p>
<p>10 Kasım</p>
<p>17 Kasım</p>
<p>Ekim-Kasım-Aralık</p>
<p>10 Şubat</p>
<p>17 Şubat<br />
- Özel Hesap Dönemi Tayin Edilenler İçin:<br />
Özel hesap döneminin başlangıç tarihinden itibaren üçer aylık dönemler olarak hesaplanır.<br />
- İşe Başlama, İşi Bırakma veya Hesap Döneminin Değişmesi:<br />
Ø İşe başlanılan tarihin içinde bulunduğu dönemin sonuna kadar olan süre,<br />
Ø İşin bırakıldığı tarihe kadar olan süre,<br />
Ø Yeni hesap döneminin başladığı tarihe kadar olan süre,<br />
ayrı vergilendirme dönemi sayılır.<br />
10.4. Geçici Vergiye Esas Kazancın Tespiti<br />
Ø Ticari kazanç ve serbest meslek kazancının tespitine ilişkin hükümler geçerlidir.</p>
<p>Ø Dönemsellik esasına uyulması gerekir. Örneğin; geçici vergi matrahının belirlenmesinde peşin tahsil edilen bir yıllık abonelik bedelinin sadece beyan edilen geçici vergi dönemine isabet eden kısmı dikkate alınacaktır.</p>
<p>Ø Vergi Usul Kanununun değerlemeye ilişkin hükümleri geçici vergi döneminin kapandığı tarih itibarıyla uygulanır</p>
<p>Ø Yabancı paralar ve yabancı para cinsinden olan borç ve alacaklar Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasınca geçici vergi döneminin kapandığı tarih itibarıyla ilan edilen döviz alış kurları ile değerlenir.</p>
<p>Ø Vadesi gelmemiş senede bağlı alacak ve borçlar değerleme günü kıymetine irca edilebilirler.</p>
<p>Ø Bir dönem reeskont yapılması ikinci dönem de yapılmasını gerektirmez. Ancak alacak senetleri reeskont yapılmışsa borç senetleri de yapılmak zorundadır.</p>
<p>Ø Yıllık olarak seçilen maliyet tespit yönteminin geçici vergi uygulamasında da aynı olması gerekir.</p>
<p>Ø Amortismana tabi iktisadi kıymetler yeniden değerlemeye tabi tutulabilirler ve yeniden değerlenmiş bedeller üzerinden amortisman ayrılır. İstenilen dönem başlanabilir, ancak hesap dönemi sonuna kadar değişmez.</p>
<p>Ø Yıllık olarak hesaplanan amortisman tutarının ilgili döneme isabet eden kısmı dikkate alınır. Yıllık olarak seçilen usul geçici vergi döneminde de geçerlidir.</p>
<p>Ø İndirim, istisna ve zararlar dikkate alınacaktır. Örneğin; Bağ-Kur primleri ilgili dönemlere ilişkin olup, ödenmiş olması şartıyla geçici vergiye ilişkin kazancın tespitinde indirim konusu yapılabilecektir.<br />
10.5.Geçici Verginin Eksik Beyan Edilmesi<br />
Geçmiş dönemlere ait geçici verginin %10 u aşan tutarda eksik beyan edilmesi halinde tespit edilen bu kısım için re’sen veya ikmalen geçici vergi tarh edilir. Bu durumda tarh edilecek ek vergi için vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi uygulanır. Mahsup süresi geçtikten sonra kesinleşen geçici vergi için ise vergi aslı yönünden tarhiyat yapılmayacak olup, gecikme faizi ve vergi ziyaı cezası uygulanır. Geçici vergi beyannamesi vermeyen mükellefler için %10 luk yanılma payı uygulanmayacaktır.<br />
%10 luk yanılma payının, beyan edilmesi gereken (beyan edilmiş olan değil) geçici vergi matrahı üzerinden hesaplanması gerekmektedir. Ayrıca, verilen geçici vergi beyannamesinde matrah beyan etmeyen mükellefler için de beyan edilmesi gereken vergi matrahının %10 u kadar bir yanılma payı söz konusu olacaktır.<br />
10.6. Geçici Vergi Beyannamesine Eklenecek Belgeler<br />
n Bilanço esasında defter tutan mükellefler gelir tablosunu,<br />
n İşletme esasına göre defter tutan mükellefler işletme hesabı özeti,<br />
n Serbest meslek kazanç defteri tutan mükellefler serbest meslek kazanç bildirimini geçici vergi beyannamelerine eklerler.<br />
11. YILLIK BEYANNAMEYE DAHİL EDİLEN KAZANÇ VE İRATLARDAN İNDİRİMLER<br />
Yıllık beyanname ile bildirilecek gelirlere ilişkin indirimler Gelir Vergisi Kanununun 89 uncu maddesinde belirtilmiştir. Söz konusu indirimlerin yapılabilmesi için;<br />
Yıllık beyanname ile bildirilecek bir gelirin bulunması,<br />
-<br />
Gelirden yapılacak indirimlerin kanunda açıkça yazılan ve belirtilen şartları taşıması<br />
gerekmektedir.<br />
Söz konusu maddeye göre indirim konusu yapılacak hususlar;<br />
1- Şahıs sigorta primleri ve bireysel emeklilik sistemine ödenen primler,<br />
2- Eğitim ve sağlık harcamaları<br />
3- Sakatlık indirimi,<br />
4- Bağış ve yardımlar,<br />
5- Sponsorluk harcamaları<br />
6- Ar-Ge Harcamaları<br />
11.1. Sigorta Şirketlerine ve Bireysel Emeklilik Sistemine Ödenen Katkı Payları<br />
Yıllık beyanname veren mükellefler, vergi matrahlarının tespitinde bireysel emeklilik sistemine ödedikleri katkı payının beyan edilen gelirin %10 una kadar olan kısmını gelir vergisi matrahlarının tespitinde indirim konusu yapabileceklerdir. Bireysel emeklilik dışında kalan şahıs sigortaları için ödenen primlerin ise beyan edilen gelirin %5 ine kadar olan kısmı matrahın tespitinde indirim konusu yapılacaktır. İndirim konusu yapılacak tutarın hesaplamasında beyan edilen gelir olarak, yıllık gelir vergisi beyannamesinde yer alan indirimler ve geçmiş yıl zararları toplamından önceki tutar esas alınacaktır.<br />
Bireysel emeklilik sistemi ile diğer şahıs sigortaları için ödenen primlerin birlikte olması halinde matrahtan indirim konusu yapılabilecek tutar beyan edilen gelirin %10 u ile sınırlı olacaktır. Bu durumda şahıs sigorta primleri için %5 oranındaki sınır ayrıca aranacaktır.<br />
11.2. Eğitim ve sağlık harcamaları<br />
Gelir Vergisi Kanununun 89 uncu maddesinin 2 numaralı bendi gereğince, aşağıda belirtilen şekilde yapılan eğitim ve sağlık harcamaları beyan edilen gelirin %10 unu aşmaması şartıyla yıllık beyanname ile bildirilecek gelirlerden indirilir:<br />
Eğitim ve sağlık harcamaları Türkiye’de yapılmalıdır.<br />
Gelir veya kurumlar vergisi mükellefi olan gerçek veya tüzel kişilerden alınacak belgelerle tevsik edilmelidir.<br />
Söz konusu harcamalar mükellefin kendisi, eşi ve küçük çocuklarına ilişkin olmalıdır.<br />
Ücretliler yaptıkları eğitim ve sağlık harcamaları nedeniyle, Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 121 inci maddesi çerçevesinde vergi indiriminden yararlanmışlar ise aynı harcamalarını bu hükümden yararlanarak matrahlarından indiremezler.<br />
11.3. Sakatlık İndirimi<br />
Gelir Vergisi Kanununun 89/3 maddesine göre, sakatlık indirimi müessesesinden serbest meslek kazancı elde edenler veya basit usulde vergilendirilen özürlü mükellefler yararlanabileceklerdir. 5228 Sayılı Kanunla değiştirilmeden önce bu kişilerin tüccar veya ücretli durumuna girmeksizin imalat, tamirat ve küçük sanat işleriyle uğraşmaları gerekmekteyken anılan kanunla birlikte bu gereklilik ortadan kaldırılmıştır.<br />
Bu kişilerin yanı sıra bakmakla yükümlü olduğu özürlü kişi bulunan serbest meslek erbabı ve ücret geliri elde edenler için de sakatlık indirimi uygulanır.<br />
G.V.K 31 inci maddesinde yer alan esaslara göre hesaplanan yıllık indirim, yukarıda belirtilen şartları taşıyan özürlülerin gelir vergisi matrahına esas kazançlarına uygulanır.<br />
Sakatlık indirimi hizmet erbabının tevkifat matrahına uygulanır.<br />
11.4. Bağış ve Yardımlar<br />
Gelir vergisi mükellefleri Gelir Vergisi Kanununun 89/4 üncü maddesinde yer alan şartlara uymak kaydıyla, yaptıkları bağış ve yardımları yıllık beyanname ile bildirilecek gelirlerinden indirim konusu yapabilirler.<br />
11.5. Sınırlı İndirilecekler<br />
a) İndirim konusu yapılacak bağış ve yardımlar beyan edilecek gelirin %5 i (Kalkınmada Öncelikli Yörelerde %10 u) ile sınırlı olarak,</p>
<p>b) Genel ve Özel Bütçeli Kamu İdarelere, İl Özel İdarelerine, Belediyelere ve Köylere, Kamu Menfaatine Yararlı Derneklere, Bakanlar Kurulunca Vergi Muafiyeti Tanınan Vakıflara yapılan bağış ve yardımlar olmaktadır. (89/4)<br />
Örneğin; Okul koruma dernekleri yukarıda belirtilen kurum ve kuruluşlar arasında yer almadığından, bu derneklere yapılan bağış ve yardımların beyan edilecek gelirden indirilmesi mümkün değildir. Ancak söz konusu derneklerin kamu menfaatine yararlı bir dernek olması halinde bu derneklere yapılan bağış ve yardımlar beyan edilen gelirin %5 ini aşmaması koşuluyla indirim olarak dikkate alınabilecektir.<br />
11.6. Sınırsız İndirilecekler<br />
a) Genel ve özel bütçeli kamu idarelerine, il özel idarelerine, belediyelere ve köy tüzel kişiliklerine bağışlanan okul, sağlık tesisi ve 100 yatak kapasiteli öğrenci yurdu (Kalkınmada Öncelikli Yörelerde 50 yatak kapasiteli) ile çocuk yuvası, yetiştirme yurdu, huzurevi, bakım ve rehabilitasyon merkezi inşası dolayısıyla yapılan harcamalar veya bu tesislerin inşası için bu kuruluşlara yapılan her türlü bağış ve yardımlar ile mevcut tesislerin faaliyetlerini devam ettirebilmeleri için yapılan her türlü nakdi ve ayni bağış ve yardımların tamamı beyan edilen gelirden indirilebilecektir. (89/5)<br />
Okul, sağlık tesisi ve öğrenci yurdu yapımı veya bu tesislerin faaliyetlerine devam edebilmeleri için yapılan bağış ve yardımların (harcamaların) herhangi bir sınırlamaya tabi olmaksızın vergi matrahının tespitinde dikkate alınabilmesi, bu bağış ve yardımların aşağıda belirtilen kamu idare ve müesseselerine yapılması gerekmektedir:<br />
-Genel bütçeye dahil daireler,<br />
-Özel bütçeli kamu idareleri,<br />
-İl özel idareleri,<br />
-Belediyeler,<br />
-Köyler.<br />
Dolayısıyla, bu düzenleme sadece doğrudan kamu müesseselerine yapılacak bağış ve yardımlar açısından geçerlidir.<br />
Düzenlemede yer alan “okul” ifadesinden, doğrudan eğitim-öğretim hizmetlerinin verildiği temel birimlerin anlaşılması gerekmekte olup, rehberlik ve araştırma merkezi, mesleki eğitim merkezi, iş eğitim merkezi, mesleki ve teknik eğitim merkezi ve akşam sanat okulları da bu kapsamda değerlendirilecektir. Örneğin; genel bütçeli bir kurum olan Milli Eğitim Bakanlığına ait öğretmen evi veya hizmet içi eğitim binası inşaatlarının yapımına “Eğitime %100 Destek Projesi” çerçevesinde mükelleflerce yapılan nakdi veya ayni yardımların tamamının, söz konusu öğretmen evi veya hizmet içi eğitim binasının “okul” kapsamında değerlendirilerek indirim konusu yapılması mümkün bulunmamaktadır.<br />
Düzenlemede yer alan “sağlık tesisi” ifadesinden ise Sağlık Bakanlığınca sağlık tesisi kapsamında değerlendirilen kurum ve kuruluşların anlaşılması gerekmektedir.<br />
b) Fakirlere yardım amacıyla gıda bankacılığı faaliyetinde bulunan dernek ve vakıflara Maliye Bakanlığınca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde bağışlanan gıda, temizlik, giyecek ve yakacak maddelerin maliyet bedellerinin tamamı beyan edilecek gelirden indirilebilecektir. (89/6)<br />
c) 5228 sayılı Kanunla Gelir Vergisi Kanununa eklenen 7 numaralı bent ile kültür ve sanat faaliyetlerine ilişkin olarak yapılan harcamaların indirilmesine imkan tanınmıştır. Söz konusu bent hükmüne göre, genel ve özel bütçeli kamu idareleri, il özel idareleri, belediyeler, köyler, kamu yararına çalışan dernekler, Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflar ve bilimsel araştırma faaliyetinde bulunan kurum ve kuruluşlar tarafından yapılan ya da Kültür ve Turizm Bakanlığınca desteklenen veya desteklenmesi uygun görülen;<br />
Kültür ve sanat faaliyetlerine ilişkin ticari olmayan ulusal veya uluslararası organizasyonların gerçekleştirilmesine,<br />
Ülkemizin uygarlık birikiminin kültürü, sanatı, tarihi, edebiyatı, mimarisi ve somut olmayan kültürel mirası ile ilgili veya ülke tanıtımına yönelik <a href="http://www.genelbilge.com/tag/kitap/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kitap">kitap</a>, katalog, broşür, film, kaset, CD ve DVD gibi manyetik, elektronik ve bilişim teknolojisi yoluyla üretilenler de dahil olmak üzere görsel, işitsel veya basılı materyallerin hazırlanması, bunlarla ilgili derleme ve araştırmaların yayınlanması, yurt içinde ve yurt dışında dağıtımı ve tanıtımının sağlanmasına,<br />
Yazma ve nadir eserlerin korunması ve elektronik ortama aktarılması ile bu eserlerin Kültür ve Turizm Bakanlığı koleksiyonuna kazandırılmasına,<br />
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamındaki taşınmaz kültür varlıklarının bakımı, onarımı, yaşatılması, rölöve, restorasyon, restitüsyon projeleri yapılması ve nakil işlerine,<br />
Kurtarma kazıları, bilimsel kazı çalışmaları ve yüzey araştırmalarına,<br />
Yurt dışındaki taşınmaz Türk kültür varlıklarının yerinde korunması veya ülkemize ait kültür varlıklarının Türkiye’ye getirtilmesi çalışmalarına,<br />
Kültür envanterinin oluşturulması çalışmalarına,<br />
2863 sayılı Kanun kapsamındaki taşınır kültür varlıkları ile güzel sanatlar, çağdaş ve geleneksel el sanatları alanlarındaki ürün ve eserlerin Kültür ve Turizm Bakanlığı koleksiyonuna kazandırılması ve güvenliklerinin sağlanmasına,<br />
Somut olmayan kültürel miras, güzel sanatlar, sinema, çağdaş ve geleneksel el sanatları alanlarındaki üretim ve etkinlikler ile bu alanlarda araştırma, eğitim veya uygulama merkezleri, atölye, stüdyo ve film platosu kurulması, bakım ve onarımı, her türlü araç ve teçhizatın tedariki ile film yapımına,<br />
Kütüphane, müze, sanat galerisi ve kültür merkezi ile sinema, tiyatro, opera, bale ve konser gibi kültürel ve sanatsal etkinliklerin sergilendiği tesislerin yapımı, onarımı veya modernizasyon çalışmalarına,<br />
ilişkin harcamalar ile bu amaçla yapılan her türlü bağış ve yardımların tamamı (%100 ünün) beyan edilen gelirden indirim konusu yapılabilecektir. Bakanlar Kurulu, bölgeler ve faaliyet türleri itibarıyla bu oranı yarısına kadar indirmeye veya kanuni oranına kadar çıkarmaya yetkilidir.<br />
11.7. Diğer Kanunlara Göre Tamamı İndirilecek Bağış ve Yardımlar<br />
a) Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara İlişkin 7269 Sayılı Kanuna Göre Oluşturulan Fona Yapılan Nakdi Bağışların Tümü İle Milli Yardım Komiteleri veya Mahalli Yardım Komitelerine Makbuz Karşılığı Yapılan Ayni/Nakdi Bağışlar</p>
<p>b) Yüksek Öğretim Kanununa Göre Üniversitelere ve Yüksek Teknoloji Enstitüsüne Makbuz Karşılığı Yapılan Nakdi Bağışlar İle Vakıf Üniversitelerine Yapılan Bağış ve Yardımlar</p>
<p>c) Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Teşvik Kanununa Göre Yapılan Bağış ve Yardımların Tamamı</p>
<p>d) Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumunun Kuruluşu Hakkındaki Kanuna Göre Yapılan Nakdi Bağışlar</p>
<p>e) Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanununa Göre Yapılan Nakdi Bağışlar</p>
<p>f) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Kanununa Göre Yapılan Ayni/Nakdi Bağışlar </p>
<p>g) Türk Silahlı Kuvvetleri Güçlendirme Vakfı Kanununa Göre Yapılan Ayni/Nakdi Bağışlar</p>
<p>h) Milli Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Seferberlik Kanununa Göre Yapılan Ayni/Nakdi Bağışlar</p>
<p>i) İlköğretim ve Eğitim Kanununun 76 ncı Maddesine Göre İlköğretim Kurumlarına Yapılan Nakdi Bağışlar<br />
11.8. Sponsorluk harcamaları<br />
Gelir Vergisi Kanununun 89 uncu maddesine 5105 sayılı Kanunla eklenen hüküm gereğince, 3289 sayılı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’nün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile 3813 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun kapsamında yapılan sponsorluk harcamalarının;<br />
-Amatör spor dalları için tamamı,<br />
-Profesyonel spor dalları için %50 si<br />
yıllık beyanname ile bildirilecek gelirlerden indirim konusu yapılabilecektir.<br />
11.9. Araştırma ve Geliştirme Harcamaları<br />
31.07.2004 tarih ve 5228 sayılı Kanunla Gelir Vergisi Kanununun 89 uncu maddesinde yapılan değişiklikle araştırma geliştirme harcamalarıyla ilgili olarak yapılan vergi ertelemesine son verilerek mükelleflerin, işletmeleri bünyesinde gerçekleştirdikleri münhasıran yeni teknoloji ve bilgi arayışına yönelik araştırma ve geliştirme harcamaları tutarının %40 ı oranında hesaplanacak “Ar-Ge İndirimi” uygulamasına geçilmiştir.<br />
Diğer taraftan, 5228 sayılı Kanunun geçici 5 inci maddesiyle yapılan düzenleme uyarınca Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar yapılan Ar-Ge harcamaları, eski düzenleme çerçevesinde işlem görecektir.<br />
12. BEYANNAMEYE DAHİL EDİLECEK VE DAHİL EDİLMEYECEK GELİRLER<br />
12.1.Yıllık Beyannameye Dahil Edilecek Gelirler<br />
Ticari, Zirai ve Mesleki Kazançlar </p>
<p>Tam mükellefiyette;<br />
Basit usulde vergilendirilen ticari kazançlar ile gerçek usulde vergilendirilen ticari, zirai ve serbest meslek kazançları tutarı ne olursa olsun (zarar edilmiş olsa dahi) yıllık beyanname ile beyan edilecektir.<br />
Tasfiye halinde bulunanlar da dahil olmak üzere kollektif şirket ortakları ile komandit şirketlerin komandite ortaklarının kazançları için de tutarı ne olursa olsun yıllık beyanname verilecektir.<br />
Dar mükellefiyette;<br />
Dar mükellef gerçek kişiler ticari kazançları ve gerçek usulde tespit edilen zirai kazançları ile tevkif yoluyla vergilendirilmemiş serbest meslek kazançları için yıllık beyanname vermek zorundadır.<br />
Tevkif yoluyla vergilendirilmiş serbest meslek kazançları için yıllık beyanname verilmeyecektir.<br />
12.2. Beyannameye Dahil Edilmeyecek Gelirler<br />
Tam Mükellefiyette<br />
Aşağıdaki gelirler için beyanname verilmeyecektir.<br />
Gerçek usulde vergilendirilmeyen zirai kazançlar,</p>
<p>Vergi kesintisine tabi tutulmuş olan mevduat faizleri,</p>
<p>Özel finans kurumlarınca kar ve zarara katılma hesabı karşılığında ödenen kar payları ile repo gelirleri,</p>
<p>Menkul kıymetler yatırım fonlarının katılma belgelerine ödenen kar payları, </p>
<p>07.10.2001 tarihinden itibaren düzenlenen şahıs sigorta poliçeleri dolayısıyla elde edilen menkul sermaye iratları,</p>
<p>Kurumların 31.12.1998 ve daha önceki tarihlerde sona eren hesap dönemlerinde elde ettikleri kazançların dağıtımı dolayısıyla elde edilen kar payları,</p>
<p>Kurumların karlarını sermayeye eklemek suretiyle gerçekleştirdikleri kar dağıtım işlemleri sonucunda elde edilen kar payları,</p>
<p>Kazanç ve iratların istisna hadleri içinde kalan kısmı,</p>
<p>Toplamı 800 YTL yi aşmayan, tevkifata ve istisna uygulamasına konu olmayan menkul ve gayrimenkul sermaye iratları,</p>
<p>Tek işverenden alınmış ve tevkif suretiyle vergilendirilmiş ücretler,</p>
<p>Birden fazla işverenden alınan ve birden sonraki işverenden alınanların toplamı 15.000 YTL’yi aşmayan tevkif suretiyle vergilendirilmiş ücretler,</p>
<p>Tevkif suretiyle vergilendirilmiş ve toplamı 15.000 YTL’yi aşmayan gayrimenkul ve menkul sermaye iratları.<br />
Diğer gelirler dolayısıyla yıllık beyanname verilmesi durumunda da bu gelirler yıllık beyannameye dahil edilmeyecektir.<br />
Dar Mükellefiyette<br />
Dar mükellefiyette her bir gelir unsuru itibarıyla yapılan açıklamalar dikkate alınarak yıllık beyannameye dahil edilecek gelirler belirlenecektir. </p>
<p>13. GELİR VERGİSİNDE MAHSUP VE İADELER<br />
Gelir Vergisi Kanununun 121 ve Kurumlar Vergisi Kanununun 44 üncü maddelerinde; beyannamede gösterilen gelire dahil kazanç ve iratlardan Gelir/Kurumlar Vergisi Kanunlarına göre kesilmiş bulunan vergilerin, beyanname üzerinden hesaplanan gelir/kurumlar vergisine mahsup edileceği, mahsubu yapılan miktarın gelir/kurumlar vergisinden fazla olması halinde aradaki farkın vergi dairesince mükellefe bildirileceği ve mükellefin tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde müracaatı üzerine kendisine red ve iade olunacağı belirtilmiştir.<br />
İadesi gereken vergiler ile ilgili olarak düzenleme yapma konusunda 5035 sayılı Kanunla Maliye Bakanlığına yetki verilmiş olup, bu çerçevede yayımlanan 252 seri numaralı Gelir Vergisi Genel Tebliğinde de konuya ilişkin açıklamalar yapılmıştır. Buna göre;<br />
Beyanname Üzerinden Hesaplanan Vergiden Mahsup ve Kalan Kısmın İadesi<br />
Yıllık beyanname ile beyan edilen gelir veya kurum kazancı üzerinden hesaplanan vergiden yıl içinde tevkif yoluyla kesilen vergiler mahsup edilir. Mahsup işleminin yapılabilmesi için, tevkif yoluyla kesilen verginin beyannameye dahil edilen gelir veya kazanca ilişkin olması gerekmektedir. Bu durumda gelir veya kazanç türünün bir önemi bulunmamakta olup, mükelleflerin kendilerinden yapılan vergi tevkifatı ile ilgili olarak kesintiyi yapan vergi sorumlularının adı-soyadı veya unvanını, bağlı olduğu vergi dairesini ve vergi kimlik numaralarını, kesintiye esas alınan brüt tutarları, kesilen vergileri ve kesinti yapılan dönemleri gösteren bir tabloyu yıllık beyannamelerine eklemeleri yeterli olacaktır.<br />
13.1. Mahsuben İade<br />
Tevkif yoluyla kesilen vergilerin yıllık beyannamedeki mahsuplar sonunda kalan kısmının diğer vergi borçlarına mahsup talebi ;<br />
Ø tutarına bakılmaksızın,<br />
Ø inceleme raporu ve teminat aranılmadan<br />
yerine getirilir.<br />
Mahsup talebinin dilekçe ile yapılması ve yıl içinde yapılan tevkifatlara ilişkin listenin dilekçe ekinde yer alması gerekmektedir.<br />
Ortaklar, ortağı oldukları adi ortaklık veya kollektif şirketlerin müteselsilen sorumlu oldukları vergi borçlarına da mahsuben iade talebinde bulunabilirler.<br />
Mahsuben iade işlemi, aranan tüm belgelerin tamamlanması koşuluyla, yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannamesinin verildiği tarih itibarıyla yapılacaktır. Bu tarihten itibaren mükelleflerin mahsubunu talep ettikleri vergi borçları için gecikme zammı uygulanmaz.<br />
Mükellefin muaccel hale gelmiş vergi borcunun bulunmaması halinde, iade alacağının sonraki dönemlerde muaccel hale gelecek vergi borçlarına mahsubu mümkündür.<br />
Mahsup taleplerinin yerine getirilmesinde, zamanaşımı hükümleri (VUK madde 114 ve 126) göz önünde bulundurulur.<br />
13.2. Nakden İade<br />
Nakden iade taleplerinin dilekçe ile yapılması şarttır. Tevkif yoluyla kesilen vergilere ilişkin nakden iade edilecek tutarın 10 milyar lirayı geçmemesi halinde iade talebi, yıl içinde yapılan tevkifatlara ilişkin tablo ile birlikte;<br />
Ø Ücret ve gayrimenkul sermaye iradına ilişkin olması halinde ücretlere ilişkin olarak işveren tarafından verilen ve kesintinin yapıldığını gösteren yazının, gayrimenkul sermaye iradına ilişkin olarak kira kontratının,</p>
<p>Ø Menkul sermaye iradına ilişkin olarak kesintiyi yapan bankalar, özel finans kurumları, aracı kurumlar ve diğer kurumlar tarafından düzenlenen ve vergi kesintisinin yapıldığını gösteren belgenin,</p>
<p>Ø Serbest meslek kazancına ilişkin olarak vergilerin sorumlu adına tahakkuk ettiğini gösteren ilgili saymanlık yazısının,</p>
<p>Ø Ticari kazançlar ve zirai kazançlara ilişkin olarak tevkif yoluyla kesilen vergilerin vergi sorumlusu tarafından ilgili vergi dairesine ödenmiş olduğuna ilişkin belgenin ilgili kurumca onaylanan bir örneğinin dilekçeye eklenmesi koşuluyla inceleme raporu ve teminat aranmaksızın yerine getirilir.<br />
Nakden yapılacak iade taleplerinin 10 milyar lirayı aşması halinde, 10 milyar lirayı aşan kısım vergi inceleme raporuna göre iade edilir.<br />
10 milyar liraya kadar olan kısım ise, teminat aranmaksızın ve inceleme raporu beklenmeksizin iade edilir. (Dilekçe ve eki belgelerin verilmesi koşuluyla)<br />
Teminat gösterilmesi halinde inceleme sonucu beklenmeksizin iade yapılır.<br />
Nakden iade talebinin 100 milyar liraya kadar olan kısmı, yeminli mali müşavirce düzenlenecek tam tasdik raporu uyarınca iade edilir.<br />
İade talebinin 100 milyar lirayı aşan kısmının iadesi her halükarda vergi inceleme raporu sonucuna göre yerine getirilir.<br />
Genel ve katma bütçeli idarelere, il özel idarelerine, belediyelere, köylere ve sermayelerinin en az %51 veya daha fazlası bu kurumlara ait işletmelere yapılacak iadeler, gerekli belgelerin ibrazı üzerine miktara bakılmaksızın inceleme raporu ve teminat aranılmadan yerine getirilir.<br />
Nakden iade edilebilir aşamaya gelen alacağın üçüncü şahısların vergi borçlarına mahsubu talep edilebilir.<br />
13.3. Tevkif Yoluyla Kesilen Vergilerin Geçici Vergiye Mahsubu<br />
İlgili dönemler halinde hesaplanan geçici vergiden varsa o hesap dönemi ile ilgili olarak daha önce ödenmiş geçici vergi ve geçici vergiye tabi kazançlarla ilgili olarak tevkif edilmiş vergiler mahsup edilmekte, mahsuptan sonra kalan tutar o dönem için ödenmesi gereken geçici vergi olmaktadır.<br />
Yıllık beyannamenin vergi bildirimi tablosunda yer alan geçici vergiye ilişkin satırda, beyannamenin ilgili olduğu geçici vergi dönemlerinde ödenen geçici vergi tutarı (ilgili geçici vergi beyannamelerinin ödenecek geçici vergi satırında yer alan tutarlar toplamı) gösterilir. Yıllık beyannamenin vergi bildirimi tablosunun kesinti yoluyla ödenen vergiler satırında ise, o yıl içinde tevkif yoluyla kesilen vergilerin tamamı (geçici vergiden mahsubu yapılan tevkifat tutarları dahil) gösterilir.<br />
Yıllık beyanname üzerinden hesaplanan vergiden, yukarıda sözü edilen geçici vergi tutarı ile yıl içinde tevkif yoluyla kesilen vergilerin tamamı mahsup edilir, kalan tutar tevkif yoluyla kesilen vergilerin diğer vergi borçlarına mahsubu ve nakden iadesi kuralları çerçevesinde red ve iade edilir.<br />
13.4. Geçici Verginin Mahsubu Ve İadesi<br />
Üçer aylık dönemler halinde tahakkuk ettirilerek tahsil edilen geçici vergi, yıllık beyanname üzerinden hesaplanan gelir vergisinden mahsup edildikten sonra mahsup edilemeyen tutar mükellefin diğer vergi borçlarına mahsup edilir. Bu mahsuplara rağmen kalan geçici vergi tutarı o yılın sonuna kadar yazılı olarak talep edilmesi halinde mükellefe red ve iade edilir. (GVK mük.120) Bu esaslar kurumlar vergisi mükellefleri açısından da geçerlidir.<br />
Yıllık beyanname üzerinden hesaplanan gelir veya kurumlar vergisinden ilgili hesap dönemine ilişkin geçici vergi dönemlerinde ödenen geçici vergi mahsup edilir.<br />
Mahsup işleminin yapılabilmesi için, tahakkuk ettirilmiş geçici verginin ödenmiş olması gerekmektedir. Geçici vergi dönemleri itibarıyla tahakkuk ettirilmiş, ancak ödenmemiş bulunan geçici verginin yıllık beyanname üzerinden hesaplanan gelir veya kurumlar vergisinden mahsup edilmesi mümkün değildir.<br />
Tahakkuk ettirilmiş ancak ödenmemiş olması dolayısıyla yıllık beyanname üzerinden hesaplanan vergiden mahsup imkanı bulunmayan geçici vergi tutarları terkin edilir. Terkin edilen geçici vergi tutarı için vade tarihinden terkin edilmesi gereken tarih olan yıllık beyannamenin verilmesi gereken kanuni sürenin başlangıç tarihine kadar gecikme zammı uygulanır.<br />
Ödenen geçici vergi tutarının, geçici verginin ilgili olduğu döneme ilişkin olarak verilen beyanname üzerinden hesaplanan gelir veya kurumlar vergisinden fazla olması halinde, mahsup edilemeyen tutar mükellefin diğer vergi borçlarına mahsup edilir.<br />
Mahsup işleminin yapılabilmesi için yazılı başvuru şartı aranmaz. Söz konusu mahsup işlemi 6183 sayılı Kanunun 47 nci maddesi hükmü de dikkate alınarak ilgili vergi dairesince re’sen yapılır.<br />
Mahsup işlemi yıllık beyannamenin verildiği tarih esas alınarak yerine getirilir. Mahsubu yapılacak vergi borçları için vade tarihinden, yıllık beyannamenin verildiği tarihe kadar gecikme zammı uygulanır. (Bu tarihten sonra vergi borcu için gecikme zammı uygulanmaz.)<br />
Mahsup sonucu iadesi gereken miktarın bulunması ve bu tutarın beyannamenin ilgili tablosuna yazılmış olması mükellefçe yazılı olarak yapılmış iade talebi olarak kabul edilir. Yıllık beyannamenin ilgili tablosunda/satırında gösterilmeyen geçici verginin mahsuben veya nakden iade edilebilmesi için o yılın sonuna kadar yazılı olarak başvurulması gerekir.<br />
Geçici verginin gerek mahsuben gerekse nakden iadesinde herhangi bir tutar sınırlaması olmayıp, geçici verginin ödenmiş olması yeterlidir. Geçici vergiye ilişkin iade taleplerinde teminat ve inceleme raporu aranmaz.<br />
13.5. Gelir ve Kurumlar Vergisi İle İlgili Vergi Hatalarından Kaynaklanan İade İşlemleri<br />
Nakden veya mahsuben tahsil edilen ancak fazla veya yersiz olarak tahsil edildiği anlaşılan vergilerin iade ve mahsup işlemlerinde, düzeltmeye dayanak teşkil edecek belgeler ile bu işlemlere ait usul ve esasları belirleme konusunda Maliye Bakanlığı yetkili kılınmıştır. (VUK 120)<br />
Fazla veya yersiz olarak vergi tahakkuk ettirilmesine neden olan vergi hatasının düzeltilmesi halinde, vergi hatası nedeniyle fazla olarak tahakkuk ettirilmiş verginin ödenmiş olması şartıyla, verginin mükellefe iadesi gerekmektedir.<br />
Vergi borçlarına mahsup talebi halinde bu talebin bir dilekçe ile vergi dairesine bildirilmesi gerekmektedir. Düzeltme işlemi ile iade işleminin aynı vergi dairesi tarafından gerçekleştirilmesi durumunda iade işlemi için dilekçe dışında ayrıca bir belge ibrazına gerek yoktur. Vergi dairelerinin farklı olması halinde hata nedeniyle fazladan tahakkuk etmiş olan verginin ödendiğini gösteren belgenin ibrazı gereklidir.<br />
Mahsubu talep edilen vergi borçları için, mükellefin vergi hatasının düzeltilmesini ilgili vergi dairesine dilekçe ile haber verdiği tarih itibarıyla mahsup işlemi yapılmış sayılır ve mahsubu talep edilen vergi borçları için bu tarihten itibaren gecikme zammı hesaplanmayacaktır. </p>
<p>14. VERGİ TARİFESİ<br />
Gelir Vergisi Kanununun 103 üncü maddesi uyarınca 2005 takvim yılı gelirlerine uygulanacak vergi tarifesi:<br />
6.600 Yeni Türk Lirasına kadar&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.. %20<br />
15.000 Yeni Türk Lirasının 6.600 lirası için 1.320 lira, fazlası &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230; %25<br />
30.000 Yeni Türk Lirasının 15.000 lirası için 3.420 lira, fazlası &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.. %30<br />
78.000 Yeni Türk Lirasının 30.000 lirası için 7.920 lira, fazlası &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.. %35<br />
78.000 Yeni Türk Lirasından fazlasının 78.000 lirası için 24.720 lira, fazlası &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230; %40<br />
oranında vergilendirilir.</p>
<p>15. YILLIK BEYANNAMEDE TARH MUAMELELERİ<br />
15.1.Tarh Yeri<br />
Genel Kural gelir vergisinin mükellefin ikametgahının bulunduğu yer vergi dairesince tarh edilmesidir. Ancak, işyeri ve ikametgahı ayrı ayrı vergi daireleri bölgesinde bulunan mükelleflerin vergileri, Maliye Bakanlığınca uygun görüldüğü takdirde ve mükellefe de evvelden bildirilmek kaydıyla işyerinin bulunduğu yerin vergi dairesince tarh olunur. Maliye Bakanlığı bu yetkisini kullanmış olup, münhasıran nakliyecilik faaliyeti ile iştigal eden kişiler hariç olmak üzere, ticari ve mesleki faaliyetlerde tarha yetkili vergi dairesini işyerinin bulunduğu yer vergi dairesi olarak belirlemiştir. İşyerinin birden fazla olması halinde ise iş merkezinin bulunduğu yer vergi dairesi tarha yetkili vergi dairesi olacaktır.<br />
Diğer ücretlerle, gezici olarak çalışanların ticaret ve serbest meslek kazançlarının vergileri, bu ücret ve kazanç sahiplerinin ikametgahlarının bulunduğu yerin vergi dairesince tarh edilmemişse, faaliyetlerini icra ettikleri yerin vergi dairesince tarh olunacaktır.<br />
Dar mükellefiyete tabi olanların vergileri ise beyannamelerini vermeye mecbur oldukları yerin vergi dairesince tarh olunur. Türkiye’de işyeri bulunduğunda, beyannamenin verileceği vergi dairesi işyerinin bulunduğu yerdeki vergi dairesidir.<br />
15.2. Tarhiyatın Muhatabı<br />
Gelir vergisi, bu vergiyle mükellef olan gerçek kişiler namına tarh edilir. Ancak bazı istisnai durumlarda tarhiyatın muhatabı değişmektedir.<br />
Bunlar; </p>
<p>Küçüklerle kısıtlılarda, bunların nam ve hesabına kanuni temsilcileri tarhiyatın muhatabı tutulur. Kanunî temsilci veli, vasi ve kayyımdır. </p>
<p>Dar mükellefiyette tarhiyata muhatap Türkiye&#8217;deki daimi temsilcidir. Türkiye&#8217;de daimi temsilci yok ise kazanç ve iratları yabancı kişiye sağlayanlar, tarhiyatın muhatap tutulur.<br />
Ayrıca Türkiye&#8217;de birden fazla daimi temsilci bulunması halinde, mükellefin tayin edeceği, tarhiyat tarihine kadar böyle bir tayin yapılmamış ise temsilcilerden herhangi birisi tarhiyata muhatabı tutulur.<br />
Kaynakta kesinti suretiyle alınan vergilerde muhatap, mükellef esabına tevkifat yapmaya mecbur olanlardır.<br />
15.3. Vergilendirme Dönemi<br />
Gelir vergisinde vergilendirme dönemi geçmiş takvim yılıdır. Bu genel prensibin istisnasını mükellefiyetin takvim yılı içerisinde kalkması oluşturmaktadır. Mükellefiyetin takvim yılı içerisinde kalkması halinde, takvim yılı başından mükellefiyetin kalktığı tarihe kadar geçen süre (kıst dönem) vergilendirme dönemi olarak kabul edilecektir.<br />
Mükellefiyetin takvim yılı içerisinde kalkması hallerine verilebilecek en bariz örnekler memleketi terk ve ölüm hâlidir. Söz konusu mükellefiyetin sona ermesi şekillerinde beyanname verme ve ödeme sürelerine ilerleyen bölümlerde yer verilecektir.<br />
Genel prensibin diğer bir istinasını ise diğer ücretlerde vergilendirme önemi, hizmetin ifa olunduğu takvim yılı olmasıdır. </p>
<p>15.4.Tarh Zamanı<br />
Gelir vergisi beyanname verilmesi gereken hallerde beyannamenin verildiği günde tarh olunur. Yıllık gelir vergisi beyannamesinin hangi hallerde ne zaman verileceği (ilerleyen bölümlerde ayrıntıları ile açıklanacağı üzere) Gelir Vergisi Kanununda yer almış olup belirtilen sürelerde beyannamenin ver-ilmemesi vergi ziyaına sebebiyet verecek ve tarhiyatın cezalı olarak yapılmasını gerektirecektir.<br />
Beyannamenin posta ile gönderilmesi hallerinde ise vergiyi tarh edecek daireye geldiği tarihi takip eden yedi gün içerisinde gelir vergisi tarh olunur. Posta ile göndermede, beyanname verme süresinin son günü taahhütlü olarak gönderilmesi beyannamenin kanuni süresi içerisinde verilmiş sayılmasını gerektirir. Yani taahhütlü olarak posta ile gönderilen beyannameler posta idaresine verildiği gün vergi dairesine verildiği gün olarak kabul edilir. Buna karşılık adi posta ile göndermelerde vergi dairesi kayıtlarına girdiği gün esas alınır. </p>
<p>16. YILLIK BEYANNAMENİN VERİLMESİ</p>
<p>16.1. Beyannamenin Verileceği Yer</p>
<p>Yıllık <a href="http://www.genelbilge.com/tag/gelir-vergisi-beyannamesi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Gelir Vergisi Beyannamesi">gelir vergisi beyannamesi</a>; tam mükellefler için, vergiyi tarha yetkili vergi dairesine verilir veya taahhütlü olarak posta ile gönderilir. Tarha yetkili olan vergi dairesi ise yukarıdaki bölümde açıklandığı üzere mükellefin ikametgahının bulunduğu yerdeki vergi dairesi olmakla beraber Maliye Bakanlığı ticari ve mesleki faaliyetlerde tarha yetkili vergi dairesini işyerinin bulunduğu yer vergi dairesi olarak belirlemiştir.<br />
Dar mükellefiyette ise yıllık beyanname, Türkiye&#8217;de vergi muhatabı mevcut ise onun Türkiye&#8217;de oturduğu yerin/Türkiye&#8217;de vergi muhatabı yoksa işyerinin bulunduğu yer vergi dairesine verilir veya taahhütlü olarak posta ile gönderilir. İşyeri birden fazla ise bu işyerlerinden herhangi birisinin bulunduğu yer vergi dairesine verilir. </p>
<p>16.2. Beyannamenin Verileceği Süre<br />
16.2.1. Ticari Kazancın Basit Usulde Tespit Edilenlerin Yıllık Beyanı<br />
Gelirin sadece basit usulde tespit edilen ticari kazançlardan ibaret olması halinde izleyen yılın Şubat ayının on beşinci günü akşamına kadar vergiyi tarha yetkili vergi dairesine yıllık beyannamenin verilmesi gerekmektedir.<br />
16.2.2. Diğer Haller<br />
Bir takvim yılında elde edilen gelir sadece basit usulde tespit edilen ticari kazançlardan ibaret ise yukarıda yapılan açıklamalara göre beyanname verilmesi gerekmektedir. Söz konusu hallerin dışında bir takvim yılında elde edilen kazanç ve iratların beyan edilmesi gerekenler izleyen yılın Mart ayının on beşinci günü akşamına kadar vergiyi tarha yetkili vergi dairesine yıllık beyannamenin verilmesi gerekmektedir.<br />
16.2.3. Özellik Arz Eden Durumlar<br />
16.2.3.1. Ölüm Hali<br />
Takvim yılı içinde ölüm halinde, ölüm tarihinden itibaren 4 ay içinde yıllık gelir vergisi beyannamesinin yetkili vergi dairesine verilmesi gerekmektedir.<br />
Beyannamenin kapsayacağı dönem ölüm tarihi ile takvim yılının başı olan kıst dönemdir.<br />
16.2.3.2. Memleketi Terk Hali<br />
Takvim yılı içinde memleketi terk edenlerin beyannameleri memleketi terke takaddüm eden 15 gün içinde yetkili vergi dairesine verilmek durumundadır.<br />
17. YILLIK BEYAN ESASINDA VERGİNİN ÖDENMESİ<br />
17.1. Ticari Kazancın Basit Usulde Tespit Edilmesi Halinde<br />
Gelirin sadece basit usulde tespit edilen ticari kazançlardan ibaret olması halinde izleyen yılın Şubat ayının 15 nci günü akşamına kadar yıllık beyannamenin verilmesi gerekmektedir. Verilen yıllık beyanname ile tahakkuk ettirilen vergi Şubat ve Haziran aylarında olmak üzere iki eşit taksitte ödenecektir.<br />
17.2. Diğer Haller<br />
Yedi gelir unsurundan birinden veya bir kaçından veya tamamından bir takvim yılında elde edilen kazanç ve iratları beyan edilmesi gerekenler izleyen yılın Mart ayının 15 nci günü akşamına kadar yıllık beyannamede toplanarak beyan edilmesi gerekmektedir. Mart ayında beyan edilen gelir üzerinden tahakkuk ettirilen vergi Mart ve Temmuz aylarında olmak üzere iki eşit taksitte ödenecektir.<br />
17.3. Diğer Ücretlerde Ödeme<br />
Diğer ücretlerin vergisi,<br />
Öteden beri işe devam edenlerde, yıllık verginin yarısı takvim yılının ikinci (Şubat), diğer yarısı sekizinci (Ağustos ) ayında;</p>
<p>Takvim yılının birinci yarısında işe başlayanlarda, yıllık verginin yarısı verginin karneye yazıldığı ayda; diğer yarısı takvim yılının sekizinci (Ağustos) ayında; </p>
<p>Takvim yılının ikinci yarısı içinde işe başlayanlarda, verginin karneye yazıldığı ayda; </p>
<p>ödenir.<br />
18. BEYANNAMEYE EKLENECEK BİLDİRİM VE BELGELER<br />
Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesine:<br />
§ Ayrıntılı Bilanço ve Ayrıntılı Gelir Tablosu,</p>
<p>§ Bilanço Esasına Göre Defter Tutan Mükelleflere Ait Ticari Kardan Mali Kara Ulaşmak İçin Hesaplamayı Gösteren Bildirim,</p>
<p>§ Yabancı Ülkelerde Ödenen Vergilere İlişkin Bildirim,</p>
<p>§ Varsa, Kesinti Yoluyla Ödenen Vergilere İlişkin Belgeleri,</p>
<p>§ 4325 Sayılı Kanun Kapsamındaki Gelir Vergisi Bildirimine İlişkin Bildirimi,</p>
<p>ekleyeceklerdir. </p>
<p>19. VERGİNİN ÖDENECEĞİ YER </p>
<p>Vergi; </p>
<p>§ Bağlı bulunulan vergi dairesine, </p>
<p>§ Bağlı bulunulan vergi dairesinin belediye sınırları dışındaki herhangi bir vergi dairesine, </p>
<p>§ Vergi tahsiline yetkili banka şubelerine, </p>
<p>ödenebilir. </p>
<p>20. BEYANNAME VERMEYENLERE UYGULANACAK YAPTIRIMLAR</p>
<p>2005 takvim yılı kazançlarına ait olup, 2006 yılında verilmesi gereken beyannamenin süresinde verilmemesi durumunda mükelleflere, </p>
<p>§ Usulsüzlük cezası, </p>
<p>§ Vergi ziyaı cezası, </p>
<p>§Gecikme faizi,</p>
<p>uygulanır.<br />
ÖRNEKLER<br />
22.1.Basit Usulde Ticari Kazancın Beyanına İlişkin Örnekler<br />
Örnek: 1 </p>
<p>Kayseri ilinde taksi işletmeciliği faaliyetinde bulunan ve basit usulde vergilendirilen Yalçın Tekeş, 2005 yılında 12.500 YTL kar elde etmiştir. Mükellef bu yıl içinde 2.020 YTL Bağ-Kur primi ödemiştir.</p>
<p>Mükellefin Beyanı Aşağıdaki Gibi Olacaktır. </p>
<p>Ticari Kazanç<br />
12.500 YTL<br />
Bağ-Kur Primi<br />
2.020 YTL<br />
Kalan (12.500 YTL-2.020 YTL)<br />
10.480 YTL<br />
Hesaplanan Gelir Vergisi (6.600 YTLX %20)<br />
(3.880 YTLX %25) </p>
<p>2.290 YTL<br />
Ödenecek Gelir Vergisi<br />
2.290 YTL</p>
<p>Örnek: 2</p>
<p>Niğde ilinde büfe işletmeciliği faaliyetinde bulunan ve basit usulde vergilendirilen Burak Koç, 2005 yılında 9.600 YTL kar elde etmiştir. Burak Koç, milli piyango bayiliği faaliyeti nedeniyle, 910 YTL kesinti yoluyla vergi, 2.245 YTL de Bağ-Kur primi ödemiştir.</p>
<p>Mükellefin Beyanı Aşağıdaki Gibi Olacaktır. </p>
<p>Ticari Kazanç<br />
9.600 YTL<br />
Bağ-KurPrimi<br />
2.245 YTL<br />
Kalan (9.600- 2.245 YTL)<br />
7.355 YTL<br />
Hesaplanan Gelir Vergisi (6.600 YTL X %20)<br />
( 755 YTL X %25)<br />
1.508,75 YTL<br />
Kesinti Yoluyla Ödenen Vergi </p>
<p>910 YTL<br />
Ödenecek Gelir Vergisi (1508,75-910YTL)<br />
598,75 YTL</p>
<p>Örnek : 3</p>
<p>Tekirdağ ilinde bakkallık faaliyetinde bulunan ve basit usulde vergilendirilen Bülent Koçak, 2005 yılında 12.000 YTL kar elde etmiştir. Bülent Koçak çalışma gücünün asgari %40 ını kaybetmiş olup, üçüncü derece sakatlık indiriminden yararlanmaktadır. Üçüncü derece sakatlar için yıllık indirim tutarı, (120 YTLx12=1.440 YTL) dir. Mükellef bu yıl içinde 2.500 YTL Bağ-Kur primi ödemiştir.</p>
<p>Mükellefin Beyanı Aşağıdaki Gibi Olacaktır. </p>
<p>Ticari Kazanç</p>
<p>12.000 YTL<br />
Bağ -Kur Primi<br />
2.500 YTL<br />
Kalan (12.000 YTL – 2.500 YTL)<br />
9.500 YTL<br />
Sakatlık İndirimi<br />
1.440 YTL<br />
Vergiye Tabi Gelir (Matrah)<br />
(9.500 YTL &#8211; 1.440 YTL)<br />
8.060 YTL<br />
Hesaplanan Gelir Vergisi (6.600 YTLX%20)<br />
(1.460 YTL X %25) </p>
<p>1.685 YTL<br />
Ödenecek Gelir Vergisi<br />
1.685 YTL<br />
22.2.Gerçek Usulde Ticari Kazancın Beyanına İlişkin Örnekler<br />
Örnek 1:<br />
Ankara Büyükşehir Belediye sınırları içinde ikamet eden Süleyman İMREN lokanta işletmeciliği faaliyetinde bulunmaktadır.<br />
Bay İMREN, lokanta işletmeciliğinden dolayı 2005 yılında 12.000 YTL. kar elde etmiştir. Mükellef işletme hesabı esasına göre defter tutmaktadır. Ayrıca mükellefin, 2005 yılı içinde ödenen 1.500 YTL. geçici vergi tutarı bulunmaktadır.<br />
Örnek Hakkında Açıklama;<br />
Bu örnekte işletme hesabı esasına göre defter tutan bir mükellefin durumu açıklanmaktadır. Mükellef ticari kazancı nedeniyle yıllık gelir vergisi beyannamesi vermek zorundadır.<br />
Mükellef 2005 yılında 12.000 YTL. ticari kazanç elde etmiştir.<br />
Mükellefin Beyanı Aşağıdaki Gibi Olacaktır:<br />
Ticari Kazanç<br />
12.000 YTL</p>
<p>Safi Ticari Kazanç<br />
12.000 YTL</p>
<p>Vergiye Tabi Gelir (Matrah)<br />
12.000 YTL<br />
Hesaplanan Gelir Vergisi (6.600 YTL X %20)<br />
(5.400 YTL X %25)<br />
2.670 YTL</p>
<p>Mahsup Edilecek Vergiler Toplamı<br />
1.500 YTL</p>
<p>(Geçici Vergi 1.500 YTL)</p>
<p>Ödenmesi Gereken Gelir Vergisi<br />
1.170 YTL</p>
<p>Örnek 2:<br />
Muğla ilinde ikamet eden ve birinci sınıf tüccar olan Mehmet AK’ın 2005 yılı beyanına ilişkin bilgiler aşağıdaki gibidir.<br />
¨Mükellef toptan gıda ticareti ile iştigal etmektedir.<br />
¨<br />
Mükellefin beyan ettiği ticari kazancı 17.750 YTL olup, ayrıca 2.750 YTL Bağ-Kur primi ödenmiştir.</p>
<p>Mükellef 1.600 YTL şahıs sigorta primi ödemiştir.</p>
<p>Mükellefin 2005 yılında ödediği ve mahsubu gereken geçici vergi tutarı 1.750 YTL’dir.<br />
Örnek Hakkında Açıklama;<br />
Mükellef 2005 yılında 17.750 YTL ticari kazanç elde etmiştir. Mükellef ayrıca 2.750 YTL bağ-kur primi ödemiştir. Ayrıca kazancın yeterli olması nedeniyle ödenen şahıs sigorta primi de ticari kazançtan düşülebilecektir. Ancak indirim konusu yapılabilecek şahıs sigorta primi beyan edilen gelirin %5’ini aşamayacağından, indirim konusu yapılacak şahıs sigorta primi ödenen 1.600 yerine (15.000 x %5) 750 YTL olacaktır.<br />
Mükellefin Beyanı Aşağıdaki Gibi Olacaktır:<br />
Ticari Kazanç<br />
17.750 YTL<br />
Bağ-Kur Primi<br />
2.750 YTL<br />
Safi Ticari Kazanç<br />
15.000 YTL<br />
KAR<br />
15.000 YTL<br />
Mahsup Edilecek İndirimler<br />
750 YTL<br />
(Şahıs Sigorta Primi 750 YTL)</p>
<p>Mahsup Sonrası Kalan Tutar<br />
14.250 YTL<br />
Vergiye Tabi Gelir (Matrah)<br />
14.250 YTL<br />
Hesaplanan Gelir Vergisi<br />
(6.600 YTL X %20)<br />
(7.650 YTL X %25)<br />
3.232,50 YTL<br />
Mahsup Edilecek Vergiler Toplamı<br />
1.750 YTL<br />
(Geçici Vergi 1.750 YTL)</p>
<p>Ödenmesi Gereken Gelir Vergisi<br />
1.482,50 YTL</p>
<p>Örnek 3:<br />
İstanbul Büyükşehir Belediye sınırları içinde lokantacılık faaliyetinde bulunan ve işletme hesabı esasına göre defter tutan Faruk Koçak’ın 2005 yılı karı 10.500 YTL’dir. Mükellef 2005 yılında 2.245 YTL Bağ-Kur Primi, 1.500 YTL geçici vergi ödemiştir.<br />
Mükellefin ayrıca tevkif yoluyla vergilendirilmiş brüt 55.000 YTL mevduat faizi ve repo geliri (bu gelirler ticari işletmesine dahil bulunmamaktadır) ile Elazığ’da bulunan ve emlak vergisi değeri 40.000 YTL olan apartman dairesinden (meskenden) 4.800 YTL kira geliri bulunmaktadır. (Mesken kira gelirinde götürü gider yöntemi seçilmiştir.)<br />
Mükellef ticari kazancı nedeniyle yıllık beyanname vermek zorunda olup, beyannameye mesken olarak kiraya verdiği gayrimenkulden elde ettiği kira gelirini de dahil edecektir. Ticari, zirai ve mesleki kazancı nedeniyle yıllık beyanname verenler konut kira gelirine ilişkin istisnadan yararlanamayacağından bu gelire istisna uygulanmayacaktır. Kira gelirinde safi irat hesaplanırken %25 oranındaki götürü gider düşüldükten sonraki kalan tutar beyan edilecektir.<br />
Mükellefin 2005 yılında elde ettiği tevkif yoluyla vergilendirilmiş bulunan mevduat faizi ve repo geliri Gelir Vergisi Kanununun geçici 55 inci maddesi hükmü uyarınca verilecek beyannameye dahil edilmeyecektir.<br />
Ticari Kazanç<br />
10.500 YTL<br />
Bağ-Kur Primi<br />
2.245 YTL<br />
Safi Ticari Kazanç<br />
8.255 YTL<br />
GMSİ (4.800-(4.800 x %25)<br />
3.600 YTL<br />
Beyan Edilen Gelirler Toplamı<br />
11.855 YTL<br />
Vergiye Tabi Gelir (Matrah)<br />
11.855 YTL<br />
Hesaplanan Gelir Vergisi<br />
(6.600 YTL X %20)<br />
(5.255 YTL X %25)<br />
2.633,75 YTL<br />
Mahsup Edilecek Vergiler Toplamı<br />
1.500 YTL<br />
(Geçici Vergi 1.500 YTL) </p>
<p>Ödenmesi Gereken Gelir Vergisi<br />
1.133,75 YTL</p>
<p>Özet:</p>
<p>I. TİCARİ KAZANCLARIN BEYANI<br />
Gelir Vergisi Kanununa gore, her türlü ticari ve <a href="http://www.genelbilge.com/tag/smai/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Smai">smai</a> faaliyetten dogan kazanç ticari kazanc olup, ticari kazançlarm vergilendirilmesi basit usul veya gergek usulde olmak üzere iki sekilde yapilmaktadir. (G.V.K Madde 37)<br />
Basit usul kosullanm tasimayan gelir vergisi miikelleflerinin ticari kazançları gerçek usule gore tespit edilmektedir.<br />
Ticari kazanclar için (basit usulde vergilendirilenler dahil) tutari ne olursa olsun zarar edilmis olsa dahi yıllık gelir vergisi beyannamesi verilecektir. (G.V.K Madde 85, 86)<br />
Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesinin Eki&#8217;nde ticari kazanç sahiplerinin elde ettikleri kazançlarım bildirmeye yonelik dort ayn tablo bulunmaktadir. Bunlar Ticari Kazançlara iliskin Bildirim (Tablo 2), Diğer istisna ve indirimlere Ait Bildirim (Tablo 3), Basit Usulde Ticari Kazançlara iliskin Bildirim (Tablo 4) ve tsletme Hesap Ozeti (Tablo 5) tablolandir. Ticari kazanç sahipleri bu tablolardan durumlanna uygun olanlan dolduracaklardir.<br />
Ticari Kazancin Tespiti:<br />
Gerçek usulde vergilendirilen ticari kazanç sahiplerinin ticari kazançları kanunen tutmak zorunda olduklan defterler (birinci ve ikinci sinif tiiccarlar) bakimindan isletme hesabi esasi veya bilan9o esasma gore tespit edilmektedir.</p>
<p>Ticari kazancın tespitinde, Vergi Usui Kanununun degerlemeye ait hilkiimleri ile Gelir Vergisi Kanununun 40 ve 41 inci madde hükümleri uygulanacaktir.<br />
Gerek isletme hesabi esasi gerekse bilanco esasma gore defter tutan miikellefler &#8220;Tablo 2 Ticari Kazanclara iliskin Bildirim&#8221; tablosunu, &#8220;Tablo 3 Diğer istisna ve Indirimlere Ait Bildirim&#8221; bolumilnde yer alan istisna kazanc tutarlanm da dahil etmek suretiyle toplam tutan dikkate alarak dolduracaklardir. Diğer bir anlatimla 10 no.lu satirda yer alacak kar toplarm olagan faaliyetten elde edilen kazanc ile &#8220;Tablo 3&#8243; de yer alan istisna kazanclann toplami olacaktir. Toplam tutardan oncelikle gelirin elde edildigi yilda odenmis olmasi kaydiyla Bag-Kur primi ile yatinm indirimi ve &#8220;Tablo 3&#8243; de yer alan ve 16 no.lu satira aktanlan istisna ve indirimlerin diisiilmesi sonucu kalan tutar Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesinin 17 no.lu Ticari Kazanclar satinna aktanlacaktir.<br />
&#8220;Tablo 3&#8243; de yer alan ve gelir vergisinden istisna edilen kazanclann zararla sonuclanmis olmasi halinde, bu zarann &#8220;Tablo 2 Ticari Kazanclara iliskin Bildirim&#8221;in 10 no.lu satirmdaki zarar bolumiinde veya beyannamenin 25 no.lu satmndaki zarar bolumiinde gosterilmesi soz konusu degildir. Zira gelir vergisinden istisna edilen kazanclann zararla sonuclanmasi durumunda bu zarann dikkate almmasi veya mahsubu mümkün bulunmamaktadir.<br />
Isletme Hesabi Esasma Göre Ticari Kazancın Tespiti<br />
Ikinci smif tiiccarlar kazanclarmi isletme hesabi esasinda tespit ederler. Gelir Vergisi Kanununa gore, isletme hesabi esasinda ticari kazanc, bir hesap donemi içinde elde edilen hasilatlarla, giderler arasmdaki muspet farktan olusur. (G.V.K Madde 39) Giderlerin daha fazla olmasi halinde zarar dogmus olur.<br />
Kazanclan isletme hesabi esasina gore tespit edilen miikellefler tarafmdan, Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi Ekinde yer alan Tablo 2&#8242;nin yamsira &#8220;Tablo 5 isletme Hesabi Ozeti&#8221; boliimu de doldurulacaktir.</p>
<p>Bilanco Esasinda Ticari Kazancin Tespiti<br />
Birinci sinif tuccarlar kazançlarmi bilan90 esasmda tespit ederler. Gelir Vergisi Kanununa gore, bilanco esasinda ticari kazanc, tesebbiisteki 6z sermayenin hesap donemi sonunda ve basmdaki degerleri arasindaki miispet farktir.<br />
Kazançları bilan90 esasina gore tespit edilen mukellefler, Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi Ekinde yer alan Tablo 2&#8242;nin yamsira &#8220;Aynntih Bilanfo&#8221; ve &#8220;Aynntih Gelir Tablosu&#8221; ile &#8220;Bilan90 Esasina Gore Defter Tutan Mukelleflere Ait Ticari Kardan Mali Kara Ulasmak 19m Yapilan Hesaplamayi Gosteren Bildirim&#8221; i de doldurarak Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesine ekleyeceklerdir. Ancak adi ge9en bildirim ticari kar ile mali karm farkli olmasi durumunda doldurulacaktir.<br />
Bag-Kur Primi<br />
Mukellefler, beyan edecekleri ticari kazançlarmdan gelirin elde edildigi yilda Qdenmis olmasi sartiyla, 1479 sayıli Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bagimsiz Cahsanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununun (Bag-Kur) 49 uncu maddesi hiikmii geregince; Bag-Kur primi, giris kesenegi, sosyal giivenlik destek primleri ve basamak ilerlemesi için yapilan odemeleri indirebileceklerdir.<br />
Bag-Kur giris kesenegi ve sigorta primlerinin Gelir Vergisi Kanununun 89/1 maddesi hiikmii geregince, gelirin elde edildigi yilda odenmis olduğunun tevsik edilmesi kaydiyla mukellefler tarafindan ticari kazançları dolayisiyle verilecek yıllık beyannamede bildirilen gelirden indirilmesi (Adi komandit sirketlerinin komanditer ortaklan ile limited sirket ortaklan hakkinda da bu esaslar ge9erlidir.) mumkun bulunmaktadir. Adi komandit sirketlerin komanditer ortaklan ile limited sirket ortaklarının gelirleri kar payi olup, menkul sermaye iradi olarak beyan edilecek bu gelirlerde Bag-Kur primi yukandaki esaslar 9er9evesinde indirilebilecektir.<br />
Bag-Kur Kanunu kapsamina giren serbest meslek erbabmin da, Gelir Vergisi Kanununun 68/8 inci maddesi hiikmiine dayanarak hasilatlanndan emekli aidati veya sosyal sigorta primi indirmemis olmalan sartiyla, anilan kanun geregince odedikleri Bag-Kur giri§ kesenegi ve primlerini serbest meslek kazanclan ile ilgili olarak verecekleri yıllık beyannamelerinde gosterdikleri gelirden indirmeleri mumkiin bulunmaktadir.<br />
Dikkat edilmesi gereken husus, bu primlerin odenmis olmasi kosuluyla indirilebilecegidir. Dolayisiyla, basamak ilerlemesi primleri de dahil olmak üzere, Bag-Kur primleri ne zaman odenmisse o yılın gelirinden indirilebilecektir.<br />
Yatirim indirimi<br />
Bilanco esasma gore defter tutan ticari ve zirai kazanc mukelleflerinin faaliyetlerinde kullanmak üzere satin aldiklan veya imal ettikleri amortismana tabi iktisadi kiymetlerin maliyet bedellerinin % 40&#8242;i yatirim indirimi istisnasi olarak indirim konusu yapdabilecektir. indirim konusu yapilacak tutar Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi Ekinin Tablo 2 &#8220;Ticari Kazanclara iliskin Bildirim&#8221; in 15 no.lu satinnda gosterilecektir.<br />
Dikkat edilmesi gereken husus, cari yila iliskin yatirim indirimi tutan ile onceki yillardan kazancın yetersiz olmasi nedeniyle indirilemeyen devreden yatirim indirimi tutarimn topluca ayni satirda gosterilecegidir.<br />
Devreden yatirim indirimi ile ilgili olarak Gelir Vergisi Kanununda, 01/01/2004 tarihinde yiirurliige giren 5024 sayıli Kanun ile yapilan degisiklikle, endekslemede yeniden degerleme orani yerine, Devlet istatistik Enstitusu Toptan Esya Fiyatlan Genel Endeksinde meydana gelen artis orani esas alınmıştır. (G.V.K Madde 19) Ancak 24/04/2003 tarihinden once tesvik belgesine baglanmis olan ve miikellefler tarafmdan yatirim indirimine iliskin eski hukiimlerin uygulanmasinin tercih edilmis olmasi halinde devreden yatirim indiriminde &#8220;TEFE&#8221; endekslemesi degil, yeniden degerleme orani endekslemesi esas alinacaktir.<br />
Yatirim indirimi istisnasi uygulamasma, istisnaya konu iktisadi kiymete iliskin harcamalann yapildigi yilda baslanacak ve indirilecek tutara ulasilincaya kadar devam edilecektir. Dolayısıyla, indirilemeyen tutarla ilgili olarak herhangi bir zaman sınırlamasi söz konusu değildir.</p>
<p>DİĞER İSTISNA ve iNDIRIMLER<br />
Egitim ve Ogretim isletmelerinde Kazanc istisnasi<br />
31 Temmuz 2004 tarih ve 25539 sayıli Resmi Gazete&#8217;de yayimlanarak yurirrluge giren 5228 sayıli Kanunla, Gelir Vergisi Kanununun 20 nci maddesinde yapilan dilzenlemede, egitim ve ogretim isletmeleri ile ilgili olarak elde edilen kazanclarm 5 vergilendirme donemi gelir vergisinden istisna edilmesi ongoriilmektedir. Anilan madde hiikmii 01/01/2004 tarihinden itibaren yiiriirluge girmistir.<br />
Egitim ve ogretim isletmelerine tanman kazanç istisnasi, ticari kazanç miikellefleri ile kurumlar vergisi miikellefleri tarafmdan 625 sayıli Kanun kapsammda isletilen okul oncesi egitim, ilkogretim, ozel egitim ve orta ogretim ozel okullarmdan elde edilen kazançlara uygulanacaktir.<br />
Ayrica, kurumlar vergisi miikellefleri için Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanman vakiflar veya kamu yararma calisan derneklere bagh rehabilitasyon merkezlerinin isletilmesinden elde edilen kazançlara da istisna uygulanacaktir.<br />
Istisna kapsammda yer alan;<br />
Okul  Oncesi  Egitim   Okulu,   1739   sayıli  Milli  Egitim  Temel Kanununun 19, 20 ve 21 inci maddelerine gore kurulan ve mecburi ilkogretim 9agina gelmemis 90cuklarm egitimini saglayan okullan, ilkogretim Okulu, 1739 sayıli Kanunun 22-25 inci maddelerinde belirtilen ve 6-14 yaslarmdaki 90cuklarm egitim ve ogretimini saglayan okullan,<br />
Orta   Ogretim   Okullan,    1739   sayıli   Kanunun   26-30   uncu maddelerinde belirtilen ilkogretime dayali, en az 119 yıllık ogrenim veren genel, mesleki ve teknik ogretim okullarmi, Ozel Egitim Okullan, engelliler için agilan okul oncesi, ilkogretim ve ortaogretim okullarmi,<br />
Rehabilitasyon Merkezleri ise; 24/5/1983 tarih ve 2828 sayıli Sosyal Hizmetler ve £ocuk Esirgeme Kurumu Kanunu ve ilgili mevzuat 9er9evesinde kurularak faaliyet gosteren ve bedensel, zihinsel ve ruhsal oziirleri nedeniyle normal yasamin gereklerine uymama durumunda olan kişilerin, fonksiyon kayiplarmi gidermek ve toplum içinde kendi kendilerine yeterli olmasim saglayan beceriler kazandirmak veya bu becerileri kazanamayanlara devamli bakmak uzere kurulan sosyal hizmet kuruluslarmi, ifade etmektedir.<br />
\ Istisna, okullarm egitim-ogretim, merkezlerin ise rehabilitasyon faaliyetlerinden elde edilen kazançlara uygulanacaktir. Dolayisiyla, egitim tesisleri ile rehabilitasyon merkezlerinde yer alan kantin, biife, kafeterya, kitap satis yeri gibi tesislerin gerek bizzat isletilmesinden gerekse kiraya verilmesinden elde edilen kazançlara istisna uygulanmasi soz konusu degildir. Ancak, yemek ve konaklama hizmetlerinin de okul biinyesinde verildigi ve yemek ve yatma bedelinin okul ucretine dahil olduğu durumlarda, herhangi bir aynma tabi tutulmaksizm elde edilen kazanca istisna uygulanacaktir.<br />
Yukanda belirtilenlerin dismda kalan; Qgrencileri istedikleri derslere yetistirmek, bilgi diizeylerini yukseltmek amaciyla faaliyet gosteren dershaneler ile kişilerin sosyal, kiilturel ve mesleki alanlarda bilgi, beceri, yetenek ve deneyimlerini gelistirmek veya serbest zamanlanni degerlendirmek üzere faaliyet gosteren ozel ogretim kurumlan (toiversiteye veya Anadolu liselerine hazirhk, bilgisayar, suriicti, dans, bale, mankenlik ve spor kurslan gibi) ile ogrenci etiit egitim merkezlerinin isletilmesinden elde edilen kazançlar hakkinda istisna uygulanmayacaktir.<br />
Aym sekilde rehabilitasyon merkezi dismdaki saghk tesislerinin isletilmesinden elde edilen kazançlara istisna uygulanmasi da s6z konusu degildir.<br />
Diğer taraftan, 01/01/2004 tarihinden once faaliyete gecmi§ bulunan okullarm isletilmesinden elde edilen kazanclar ile bu okullan 01/01/2004 tarihinden sonra devralanlar tarafmdan isletilmesinden elde edilen kazançlar istisna uygulamasi disinda bulunmaktadir.<br />
Ozel egitim ve ogretim kuramlarının istisnadan yararlanabilmeleri i?in 01/01/2004 tarihinden itibaren faaliyete gecmi!? olmalan gereklidir. Soz konusu tarihten once faaliyete ge9mis olan ozel okullar ile kalkmmada oncelikli yorelerde a9dan ozel okullarla ilgili olarak, 625 saydi Kanunun 5228 saydi Kanunla degistirilmeden onceki hiikmii uygulanacaktir.<br />
Dolayisiyla, 01/01/2004 tarihinden once faaliyete gecmif? olan ozel kresler, anaokullan ve meslek teknik okullan ile kalkmmada oncelikli yorelerde a9ilmis olan ozel okullar, ogretime basladndan tarihten itibaren be? yd, diğer bolgelerde a9dmi§ olan ozel okullar ise bir yd stire ile gelir/kurumlar vergisinden muaf tutulacaklarmdan, bu i^letmeler hakkmda 5228 saydi Kanunla yeni getirilen istisna hiikmu uygulanmayacaktir.<br />
istisnadan yararlanmak isteyen mukelleflerin faaliyete ge9melerini miiteakiben Bakanhgimiza yazih olarak basvurmalan gerekmektedir.<br />
Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarmda yapdan diizenleme 01/01/2004 tarihinden ge9erli olmak ilzere yuriirluge girmis olduğundan, 01/01/2004 tarihinden itibaren faaliyete ge9en okul ve rehabilitasyon merkezlerinin kazançları, faaliyete ge9ilen donemden itibaren 5 vergilendirme doneminde gelir ve kurumlar vergisinden istisna olacaktir. Kurum a9ma izin belgesinin daha onceki bir tarihi tasimasi, istisna uygulamasmm siiresini etkilememektedir.<br />
Ozetle, istisnadan yararlanan kazançlar, ticari kazanç mukellefleri tarafmdan Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi Ekinin &#8220;Tablo 3 Diğer Istisna ve indirimlere Ait Bildirim&#8221; boliimunun ilk satirmda gosterilccektir.</p>
<p>Serbest Bolgelerden Elde Edilen Kazanç istisnasi<br />
3218 sayıli Serbest Bolgeler Kanununda 5084 sayıli Kanunla yapilan degisiklik ile serbest bolgeler gtimriik hatti dismda sayılmis; bu bolgelerde gilmriik ve kambiyo mtikelleflyetine dair mevzuat hukumlerinin uygulanmayacağı belirtilmis; isletmeci ve kullamcilann yatmm ve tiretim safhalarmda Bakanlar Kurulunca belirlenecek vergi disi teipviklerden yararlandinlabilecegi hukme baglantmstir. (3218 sayıli Kanun Madde 6)<br />
3218 sayıli Kanuna 5084 sayıli Kanimun 9 uncu maddesiyle eklenen gecici 3 iincti maddede de, serbest bolgelerde 06/02/2004 tarihi itibariyle faaliyette bulunmak üzere ruhsat almis mukelleflerin, faaliyet ruhsatlarmda belirtilen silre ile smirh olmak tizere bolgelerde gerceklestirdikleri faaliyetler dolayisiyla elde ettikleri kazanclan gelir ve kurumlar vergisinden istisna edilmistir.<br />
\ 3218 sayıli Kanunda yapilan degisikliklerin incelenmesinden de anlasilacağı üzere, bolgelerde vergi miikellefiyetine dair mevzuat hukiimlerinin uygulanmasi saglanmis, tam ve dar mukelleflerin bfilgedeki gelir ve kurumlar vergisi muafiyetine son verilmistir.<br />
Dolayisiyla, 06/02/2004 tarihi itibariyle bolgede faaliyet gosteren mukelleflerin gelir veya kurumlar vergisi miikellefiyeti tesis ettirmeleri ve bu tarihten sonra serbest bQlgelerdeki faaliyetlerinden elde edilen kazanclarmi genel hükümler ?er9evesinde beyan etmeleri gerekmektedir. Dolayisiyla, istisnadan yararlanan kazanclar, gelir vergisi mukellefleri tarafindan Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi Ekinin &#8220;Tablo 3 Diğer istisna ve indirimlere Ait Bildirim&#8221; boliimunun ilk satirmda gosterilecektir.<br />
Serbest bolgelerde faaliyette bulunan mukelleflerle ilgili olarak, 4 Eylill 2004 tarih ve 25573 sayıli Resmi Gazete&#8217;de yayimlanarak yilriirluge giren 85 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliginde ayrintih aciklamalara yer verilmistir.</p>
<p>4691 sayıh Teknoloji Gelistirme Bolgeleri Kanunu kapsamindaki istisna<br />
4691 Sayıh Teknoloji Gelistirme Bolgeleri Kanununa gore teknoloji gelistirme bolgelerinde faaliyet gosteren mukelleflerin, miinhasiran bu bolgedeki yazihm ve AR-GE faaliyetlerinden elde ettikleri kazanclan faaliyete basjamlan tarihten bagimsiz olmak üzere, 31/12/2013 tarihine kadar gelir ve kurumlar vergisinden istisna edilmistir. (4691 sayıh Kanun Gecici Madde 2)<br />
Gecici 2 nci maddenin yiiriirltige girdigi 01/01/2004 tarihinden once teknoloji gelistirme bolgelerinde faaliyet gosteren mukelleflerin, bolgedeki yazihm ve AR-GE faaliyetlerinden elde ettikleri kazanclar da, faaliyete basladiklan tarihten bagimsiz olmak üzere, 31/12/2013 tarihine kadar gelir ve kurumlar vergisinden miistesnadir. Dolayisiyla, istisnadan yararlanan kazanclar, gelir vergisi mukellefleri tarafmdan Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi Ekinin &#8220;Tablo 3 Diğer istisna ve indirimlere Ait Bildirim&#8221; bolumiiniin ilk satmnda gosterilecektir.<br />
4325 sayıh Kanun Kapsamindaki Gelir Vergisi i nil hi mi<br />
4325 sayıh Kanun kapsamma dahil illerde 01/01/1998 tarihinden once isyeri bulunan miikellefler ile 01/01/1998-31/12/2000 tarihleri arasmda bu illerde yeni bir isyeri acan ve gelir ve kurumlar vergisi istisnasi uygulamasmdan yararlanan miikellefler için istisna siiresinin bitiminden bajlamak ve 31/12/2007 tarihinde sona ermek üzere cahstirilan isci sayısma bagh olarak %40 &#8211; %60 arasinda degisen oranlarda vergi indiriminden yararlamlmasi miimkun bulunmaktadir.<br />
Vergi indiriminden yararlanan miikellefler &#8220;4325 sayıh Kanun Kapsamindaki Gelir Vergisi indirimine iliskin Bildirim&#8221; i doldurarak bu bildirime dayah olarak hesapladiklan gelir vergisini &#8220;Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi TABLO-3 VERGI BiLDiRIMi&#8221; nin 39 numarah satmnda yer alan hesaplanan gelir vergisi satirma aktaracaklardir.<br />
Basit Usulde Ticari Kazancin Tespiti<br />
Gelir Vergisi Kanummun 47 ve 48 inci maddelerinde yazili sartlara topluca haiz olanlarm ticari kazançları basit usulde tespit edilir.<br />
Basit usulde ticari kazanc, bir hesap donemi icerisinde elde edilen hasilattan aym donemdeki giderler ve satilan mallarm ahs bedellerinin diisulmesi suretiyle bulunacak olup, yapilan bu hesaplama sonucu bulunan tutar Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi Ekinin &#8220;Tabic- 4 Basit Usulde Ticari Kazanclara iliskin Bildirim&#8221; boliimune aktanlacaktir. Aktanlan bu tutar iizerinden ilgili yilda odenmis olmasi sartiyla Bag-Kur primi ve varsa sakathk indirimi dusillecek ve bulunan tutar Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesinin 17 No.lu Ticari Kazanclar satinna aktanlacaktir.<br />
Ancak beyana tabi geliri sadece basit usulde tespit edilen ticari kazanclardan ibaret olanlar, bu gelirlerini Subat aymin 15 inci giinii aksamina kadar 1001 C Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi ile beyan edeceklerdir.<br />
Sakathk indirimi<br />
Calisma guciiniin asgari %80&#8242;ini kaybetmis bulunan hizmet erbabi birinci derece sakat, asgari % 60&#8242;im kaybetmis bulunan hizmet erbabi ikinci derece sakat, asgari % 40&#8242;mi kaybetmis bulunan hizmet erbabi ise iicuncii derece sakat sayılmaktadir (G.V.K Madde 31)<br />
Sakathk indirimi;<br />
-  Birinci derece sakatlar için 480 YTL (2006 yih için 530 YTL)<br />
-  Ikinci derece sakatlar için 240 YTL (2006 yih için 265 YTL)<br />
-  Uciincu derece sakatlar için 120 YTL (2006 yih için 133 YTL)<br />
Sakathk indirimi miiessesesinden serbest meslek faaliyetinde bulunan veya basit usulde vergilendirilen oziirlii mukellefler ile bakmakla yukttmlu olduğu oziirlii kişi bulunan serbest meslek erbabi ve hizmet erbabi (ucretliler) yararlanmaktadir.<br />
Bu indirimi serbest meslek erbabi Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi Ekinin &#8220;Tabic- 7 Serbest Meslek Kazanclarma iliskin Bildirim&#8221; in ilgili satirmda, iicretliler ayni Ekte yer alan &#8220;Tablo 8 Ucretlere Iliskin Bildirim&#8221; boliimunun indirimler siitununda, basit usulde vergilendirilenler yine ayni Ek&#8217;in &#8220;Tablo 4 Basit Usulde Ticari Kazanclara iliskin Bildirimin&#8221; in 23 no.lu satirmda gostereceklerdir.<br />
Sakatlik indiriminden yararlanma durumunda olan miikellefler ilgili Yonetmelikte belirtilen yetkili hastanelerden alacaklan saghk raporanu Maliye Bakanhgi Gelir Idaresi Baskanhginda kurulu olan Merkez Saghk Kuruluna ibraz edecekler, Merkez Saghk Kurulunca kişilerin hangi dereceye girecegi (1,2,3) belirlendikten sonra indirimden yararlanmak mümkün olabilecektir.</p>

<p class="sayac_bilgi">257 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/ticari-kazanclarin-vergilendirilmesi.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bütçe Terimleri Sözlüğü</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/butce-terimleri-sozlugu.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/butce-terimleri-sozlugu.html/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Nov 2009 18:13:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/genelbil/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Kpss]]></category>
		<category><![CDATA[Maliye]]></category>
		<category><![CDATA[Abs]]></category>
		<category><![CDATA[Ademi]]></category>
		<category><![CDATA[Adi]]></category>
		<category><![CDATA[Akreditif]]></category>
		<category><![CDATA[Belli]]></category>
		<category><![CDATA[bu]]></category>
		<category><![CDATA[Eden]]></category>
		<category><![CDATA[Havuzlar]]></category>
		<category><![CDATA[Hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[Kamu]]></category>
		<category><![CDATA[Kod]]></category>
		<category><![CDATA[Tahmin]]></category>
		<category><![CDATA[Ya]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=11771</guid>
		<description><![CDATA[ABS : ( Bkz. Analitik Bütçe Sınıflandırması) A Cetveli: Bütçe kanunlarının birinci maddesi ile verilen ödeneğin bütçe kod yapısı dahilinde hizmetlere dağılımını gösteren “harcama ve borç vermenin” yani giderin cetvelidir. Açık Bütçe Politikası: Devletin, ekonomik durgunluğu ve işsizliği önlemek gibi bir takım ekonomik hedeflere ulaşmak amacıyla bütçe açığını bir ekonomi politikası aracı olarak kullanmasıdır. Açıklık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>ABS : ( Bkz. Analitik Bütçe Sınıflandırması)<br />
A Cetveli: Bütçe kanunlarının birinci maddesi ile verilen ödeneğin bütçe <a href="http://www.genelbilge.com/tag/kod/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kod">kod</a> yapısı dahilinde hizmetlere dağılımını gösteren “harcama ve borç vermenin” yani giderin cetvelidir.<br />
Açık Bütçe Politikası: Devletin, <a href="http://www.genelbilge.com/tag/ekonomik/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ekonomik">ekonomik</a> durgunluğu ve işsizliği önlemek <a href="http://www.genelbilge.com/tag/gibi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Gibi">gibi</a> bir takım ekonomik hedeflere ulaşmak amacıyla bütçe açığını bir ekonomi politikası aracı olarak kullanmasıdır.<br />
Açıklık İlkesi: Bütçe tahminleri ile uygulama sonuçları, gerek milletvekilleri tarafından gerekse mükellefler tarafından yani bütçeyi incelemek isteyenler tarafından kolayca anlaşılabilecek bir şekilde olmalıdır. Bu ilke tüm hizmet programlarının gerçek içerik ve maliyetleri ile bütçede yer almasını ifade etmektedir. Giderlerin ve gelirlerin, (havuzlar oluşturmak, başka ihtiyaçlar için gizli yedekler ayırmak, bütçenin onaylanmasını kolaylaştırmak amacıyla giderleri olduğundan <span id="more-11771"></span>küçük, gelirleri olduğundan büyük tahmin etmek gibi aldatıcı yollara tevessül etmeden) tam, doğru ve samimi bir şekilde tahmin edilerek bütçeye konulmasını öngörmektedir.<br />
Ademi Tahsis İlkesi: Bütçeyle öngörülen tüm kamu gelirlerinin, tüm kamu giderlerinin karşılığı olduğunu ifade <a href="http://www.genelbilge.com/tag/eden/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Eden">eden</a> bütçe ilkesidir. Bu ilkeye göre <a href="http://www.genelbilge.com/tag/belli/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Belli">belli</a> gelirlerin, <a href="http://www.genelbilge.com/tag/belli/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Belli">belli</a> giderlere tahsisi söz konusu değildir.<br />
Adi Emanet: Gerçek ya da tüzel kişilerin, kamu ihalelerine girerken yatırdıkları geçici veya kesin teminatlar ile temyiz depozitoları, ilgililerin peşin ödedikleri bilirkişi ücreti gibi kanuni zorunluluklarla hazineye yatırılan değerlere adi emanet denilmektedir.<br />
<a href="http://www.genelbilge.com/tag/akreditif/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Akreditif">Akreditif</a>: İthalatçının talimatı üzerine, ithalata aracılık eden yetkili bankanın, dış ülkelerdeki muhabir banka nezdinde ihracatçı lehine açtırdığı itibar hesabıdır. Akreditifler, belirli süre ve koşullara bağlı olarak açılır. Uluslar arası ticarette en çok kullanılan ödeme biçimi olan akreditifli ödemede özel ithalatçıların yerini aracı bankanın itibarı alır.<br />
Akreditif işlemleri şöyle yürütülür: Akreditifli ödeme, ithalatçıyla ihracatçı arasındaki satış sözleşmesinde yer alıyorsa, ithalatçı kendi bankasına, dış ülkelerdeki ihracatçı lehine akreditif açma talimatı verir.<br />
İthalatçının bankasının (amir banka) talimatı uyarınca, muhabir bankada akreditif açtırıldığı, muhabir banka tarafından ihracatçıya bildirilir. İhracatçı, kendisine bu bilginin iletilmesinden sonra malını yollar ve ithalatçının malı devralmasını sağlayacak olan sevk evrakını muhabir bankaya teslim eder. Bu işlemden sonra muhabir banka ihracatçıya, satış bedelini ulusal para cinsinden öder, sevk evrakını da ithalatçının ülkesindeki amir bankaya gönderir. Amir banka sevk evrakını aldığı durumdan ithalatçıyı haberdar eder ve ithalatçının mal bedelini <a href="http://www.genelbilge.com/tag/yerli/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with yerli">yerli</a> parayla ödemesini ister. İthalatçı bu ödemeyi yaptıktan sonra sevk evrakıyla malı teslim alır.<br />
Akreditif Artıklarının Devri: Yabancı ülkelerden yapılacak satın almalar için dairesinin göstereceği lüzum üzerine Maliye Bakanlığının izniyle milli bankalar nezdinde akreditif karşılığı kredi açtırılabilmektedir. Açılmış akreditiflere ilişkin kredi artıkları ertesi yıla devredilmekle birlikte ödenekleri iptal olunur. Devredilen kredi artıklarının karşılığı, yeni yılda ilgili kuruluş bütçesinde açılacak özel bir tertibe ödenek kaydolunur.<br />
Aktarma: Belli bir tertibe tahsis edilmiş olan ödeneklerin; 1050 sayılı Kanun veya 5018 sayılı Kanun ile yılı bütçe kanunları ve diğer kanunların hükümlerine göre, bir tertipten düşülüp başka bir tertibe eklenmesi işlemine denir. (Bkz. Ödenek aktarması)<br />
Aktarmada Yasaklar: Aktarmalarda yasaklar asıl olarak 1050 sayılı Kanunun 57 <a href="http://www.genelbilge.com/tag/nci/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Nci">nci</a> maddesinde ve 5018 sayılı Kanunun 21 <a href="http://www.genelbilge.com/tag/nci/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Nci">nci</a> maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre; personel giderleri tertiplerinden ve aktarma yapılmış tertiplerden diğer tertiplere ödenek aktarılamayacağı gibi yedek ödenekten aktarılan tertiplerden de aktarma yapılamaz. Başka bir ifadeyle; aylık ve ücret tertiplerinden diğer gider tertiplerine aktarma yapılamaz. Burada amaçlanan Devletin asli ve sürekli görevlerini yürüten personelin aylık ve ücretlerinin zamanında ve aksatılmadan sağlıklı olarak ödenmesini sağlamaktır. Aktarma yapılmış tertiplerden diğer tertiplere ödenek aktarılamaz. Yedek ödenekten aktarılan tertiplerden de aktarma yapılamaz. Aktarma yapılarak ödenek ilave edilmiş tertibin kendisinin ödeneğe ihtiyacı varken bu tertipten diğer tertiplere veya yedek ödenekten, ödenek yetmemesi nedeniyle ilave yapılan tertipten bu amaç dışında harcama yapılabilecek diğer tertiplere aktarma yapılmasını yasaklamak suretiyle kötü ve amaç dışında kullanımlar engellenmiştir. Burada yasaklama iki yönlü çalışmaktadır. Hem ödenek ilave edilen tertipten <a href="http://www.genelbilge.com/tag/daha/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Daha">daha</a> sonra ödenek düşülemeyecektir, hem de ödenek düşülen tertibe <a href="http://www.genelbilge.com/tag/daha/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Daha">daha</a> sonra ödenek ilave edilemeyecektir. 1050 ve 5018 sayılı Kanunlarda yer alan bu yasakların yanı sıra bütçe kanunlarında da bazı yasaklamalar getirilmektedir.<br />
Analitik Bütçe Sınıflandırması: Kamu Mali Yönetimi Projesi kapsamında yürütülen çalışmalar neticesinde oluşturulan, Devletin mali istatistiklerinin daha düzenli, daha güvenilir, daha tutarlı, analize ve ölçmeye elverişli bir şekilde tutulmasını hedefleyen ve uluslararası GFS (Government Finance Statistics) esaslarında hazırlanarak 2004 yılından itibaren uygulanmaya başlanan bütçe kod yapısıdır. Harcama ve borç vermenin, gelirin ve finansmanın sınıflandırıldığı kod yapısında kurumsal, fonksiyonel, finansman tipi ve ekonomik olmak üzere dört çeşit alt kod grubu bulunmaktadır.<br />
Anti-enflasyonist Politika: Enflasyona karşı alınan tedbirlere “anti-enflasyonist politika” denir. Bu politikanın uygulanmasında ve başarıya ulaşmasında zamanlama büyük önem taşımaktadır. Anti-enflasyonist politika, enflasyonun belirtileri ortaya çıkmaya başladığında ekonomik dengenin bozulmasını önlemeye yöneliktir.<br />
Arazi Tazminatı: Memur ve hizmetlilere asıl görevlerinin bulunduğu il sınırları içinde her türlü arazi üzerinde fiilen çalıştıkları günler için harcırah gündeliği yerine kadro derece ve görevlerinin özelliklerine göre, bütçe kanunlarında belirlenecek miktarlarda ödenen gündelik tazminat.<br />
Asgari Ücret: İşçilere normal bir çalışma günü karşılığı olarak ödenen ve işçinin beslenme, ikamet, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden geçinebilecek düzeyde karşılamaya yetecek ücrettir.<br />
Aşırı Yatırım: Makro dengenin zorunlu tasarrufla bozulduğu hallerde karşılaşılır. Devlet kuruluşlarına ait iktisadi ve sosyal harcamaların emisyonla karşılanması, vergi politikasının özel sektör tüketimini daraltıcı baskı yapması, firmaların öz kaynak ölçüsüzlüklerine sürüklenmeleri veya bankacılık sisteminin yetersizliği yüzünden doğal faiz ile piyasa faizi arasında fark belirmesi yatırım hacmi ile iradi tasarruf miktarı arasındaki eşitliği bozabilir.<br />
Atıl Para: Para piyasasının dışına çıkarak kullanılmayan paradır.<br />
Avans: Tahakkuk ve verile emri işlemlerinin tamamlanması beklemeyecek derecede ivedi giderler ile muhtelif giderler için ita amirlerinin gösterecekleri lüzum üzerine, görevlendire-cekleri mutemetlere, üst sınırları yılları bütçe kanunlarıyla saptanacak tutarlarda verilen para.<br />
Ayrıntılı Harcama Programı: (1050) İcmal harcama programlarına uyulmak suretiyle kuruluşlarca hazırlanarak maliye başkanlıklarınca veya bütçe dairesi başkanlıklarınca vize edilen ve tertiplerin aylık dönemler itibariyle kullanımına ilişkin dağılımını gösteren program.<br />
Ayrıntılı Harcama Programı: (5018) 5018 sayılı Kanunun I, II ve IV sayılı cetvellerinde yer alan kamu idarelerinin Maliye Bakanlığınca belirlenecek esaslar dahilinde, nakit planlamasını da dikkate alarak hazırladıkları ve vize ettirdikleri harcama programı.<br />
Ayrıntı Kodu: Program bütçe sınıflandırmasında harcama kaleminde yer alan ödenekler esas alınarak tahakkuk ettirilecek giderlerin, (R) işaretli cetvelde yer alan kodlamalar itibariyle devlet muhasebesi kayıtlarında gösterileceği alt ayırım.<br />
Azami Sosyal Fayda Teorisi : Devlet harcamalarının sınırını tayin etmek ve kamu ekonomisi ile piyasa ekonomisi arasında kaynakların dağılımını sağlayacak kriterler belirlemek için ortaya atılan teorileridir. Azami Sosyal Fayda Teorisi, devlet ile fert çıkarlarının birbiri ile çatıştığı varsayımından hareket etmekte, bu itibarla devletin ne gibi faaliyetler yapması gerektiğine bizzat kendisinin karar vermesi gerekliliğini savunmaktadır. Ancak devlete bu kararında rehberlik edecek ilke, toplum için azami sosyal faydanın sağlanması olmalıdır. Başka bir deyimle devlet, kamu harcamalarını sosyal faydayı maksimum seviyeye çıkaracak şekilde tespit etmeli, faaliyetlerini de buna göre belirlemelidir. </p>
<p>Babalar Gibi Satmak (!) : Türkiye ye özgü bir durum.</p>
<p>Bağımsız Harcamalar: Tüketim hacmindeki veya milli gelir seviyesindeki değişikliklerin etkisinde kalınmadan yapılan harcamalardır.<br />
Harcamalar tamamen bağımsız olabildiği gibi belli bir seviyeden sonra milli gelir değişmelerinin etkisinde kalarak da değişebilir.<br />
Harcamalar fonksiyonu aşağıdaki şekilde yazılabilir: </p>
<p>E = Ea + Ei = Ea + eY<br />
Yukarıda yazılı fonksiyonun; bağımsız kısmı Ea ile, milli gelir tarafından etkilenmiş kısmı Ei ile gösterilmektedir. Etkilenmiş harcamalar milli gelir değişmelerine bağlı varsayıldığından, Ei yerine eY ifadesi de yazılabilir. Burada Y milli geliri, e harcamalar ile milli gelir arasındaki ilişkiyi ifade etmektedir.<br />
Bağımsız Yatırım: Kamu kesimi ve özel kesimin , tüketim hacmindeki veya milli gelir seviyesindeki değişikliklerin etkisinde kalmadan yaptıkları yatırım harcamalarıdır.<br />
Barem: Memurların maaş tutarlarının sınıf ve derecelere göre belirlenmesi temeline dayalı bir sistemdir. Maaş derece ve tutarlarını içeren bir çizelge ilk önce Bertrand François Barreme (1640-1703) adında bir Fransız matematikçisi tarafından yapıldığı için, benzerlerine de bu ad verilmiştir.<br />
Basit Faiz: Belli ve sabit bir sermaye üzerinden belli bir dönem için hesaplanan faizdir.<br />
B cetveli: Yılı bütçesi kapsamında tahsil edilecek gelir, hibe ve geri ödemelerin tahminini kodlamalar itibariyle gösteren cetvel.<br />
Bedelli Sermaye Artırımı: Anonim ortaklıkların, artırdıkları sermaye karşılığı çıkardıkları hisse senetlerini, belirli bir bedelle nakit karşılığı olarak ortaklarına dağıtmalarına denir.<br />
Bedelsiz Sermaye Artırımı: Anonim ortaklıkların, iç kaynaklarından yaptıkları sermaye artırımı karşılığı çıkardıkları hisse senetlerini bir bedel almaksızın ortaklarına dağıtarak gerçekleştirdikleri sermaye artırımlarıdır.<br />
Belediye: Beldenin veya belde halkının mahalli mahiyette ortak ve medeni ihtiyaçlarını karşılamakla görevli bir kamu tüzel kişisidir. Belediyeler, 1580 sayılı Kanun hükmü gereğince belde halkının ihtiyaçlarını gidermede, genel yetkili kurumlardır.<br />
Bileşik Faiz: Herhangi bir sermayeye verilen faize de faiz verilmesidir. Yani belirli bir dönem sonundaki faiz artı ilk sermaye toplamına tekrar faiz işlemi uygulanması işlemidir.<br />
Birlik İlkesi: Devletin tek bir bütçesi olması, tüm devlet gelir ve giderlerinin tek bir bütçede toplanmasıdır. Devletin mali durumunun açıklığı ancak bu yolla incelenebilir. Kamu kesiminin tek bir üretim birimi olarak düşünülmesi ve kamu hizmetlerinin ülke çapında düzenlenmesi de ilke kapsamındadır. Her bir kamu hizmeti ayrı bütçeler ve daireler tarafından yürütülse bile tümü konsolide edilerek, kamunun gelir, gider, hizmet ve harcama durumu görülebilmelidir.<br />
I Sayılı Cetvel: 5018 sayılı Kanuna göre Genel Bütçe kapsamındaki kamu idarelerinin yer aldığı cetveldir.<br />
Bloke ödenek: İcmal harcama programına bağlanmış olan ikinci düzey ekonomik kodlardaki ödenekler ile ayrıntılı harcama programına bağlanmış olan tertiplerdeki ödeneklerin kullanımına izin verilmeyen kısımlarını ifade eder.<br />
Bono: Geniş anlamda hükmi veya hukuki bir şahıs tarafından imza edilip ihraç edilen ve belirli vade hitamında belirli bir tutarın ödeneceğini ifade eden borç senedidir.<br />
Boş Kadro: Henüz atama yapılmamış olup, kurum gereksinimlerine göre atama amacıyla kullanılabilecek kadroyu ifade eder.<br />
Borcun reddi: Devletin tek taraflı bir kararla borcunun tamamını veya bir kısmını ortadan kaldırdığını ilan etmesidir.<br />
Borçlanma Genel Giderleri: Devlet borcunun yürütülmesi ve yönetilmesi için yapılan kayıt ve tescil giderleri, kredi derecelendirme kuruluşlarına ödenen ücretler, avukatlık ücreti, müşavirlik ücreti, kur farkları, komisyon ödemeleri, Devlet iç borçlanma senetleri basım ve ilan giderleri ile benzeri tüm masraf ve giderlerdir.<br />
Borç Servisi: Devlet iç borcu ve Devlet dış borcundan doğan anapara ve faiz ödemeleri ile bu borçlara ilişkin iskonto giderleri ile ücret ve diğer ödemelerdir.<br />
Borç Servis Oranı: Bir ülkenin borçlarını geri ödeme kapasitesini ortaya koyan göstergelerden biridir. Borç servis oranında genellikle borç ana para ve faiz ödemelerinin yıllık toplamları ihracat gelirlerine oranlanır. Ancak ihracat geliri yerine toplam mal ve hizmet ihracından elde edilen gelirler de kullanılabilir.<br />
Borç Stoku: Bir ülkenin belli bir dönemdeki iç ve dış borçlarının toplam miktarıdır. Faizler bu kapsama dahil değildir.<br />
Borç Verme &#8211; Geri Ödeme : Ö ğrencilere öğrenim kredisi verilmesi, vatandaşa konut sahibi olabilmesi için kredi verilmesi, çiftçiye ucuz mazot için kredi verebilmesi gibi bütçeden yapılan bir takım borç verme ödemeleri ile karşılığı geri ödemelerdir. Borç verme bir gider olmadığı gibi karşılığı geri ödemeler de bir gelir değildir. Bir mali varlık karşılığında yapılan ödemeler ve tahsilatlardır.<br />
Borç Yönetimi: Borcun sağlanmasından geri ödemenin yapılmasına kadar geçen süredeki ödeme ve buna ait faaliyetlere verilen ad.<br />
Borç Yükü: Ekonomik anlamda borç yükü; borcun ekonomide meydana getirdiği faydalı ve zararlı etkilerin net sonucudur. Başka bir deyişle, borcun ekonomiye yüklediği zarar, sağladığı faydadan daha büyükse, borç yükünden söz edilecek, aksi durumda devlet borcu bir yük olarak görünmeyecektir.<br />
Teknik manada borç yükü, toplam borç stokunun GSMH’ya oranıdır.<br />
Bütçe: (1) Belli bir zaman dilimi içinde gerçekleştirilmesi öngörülen programlanmış faaliyetlerin rakamsal ve finansal olarak ifadesi. Bütçe gelecekteki faaliyetleri planlar ve elde edilen sonuçları bunlar gerçekleştikten sonra kontrol eder.<br />
(2) Devlet daire ve kurumlarının yıllık gelir ve gider tahminlerini gösteren ve bunların uygulanmasına ve yürütülmesine izin veren bir kanundur.<br />
(3) Belirli bir dönemdeki gelir ve gider tahminleri ile bunların uygulanmasına ilişkin hususları gösteren ve usulüne uygun olarak yürürlüğe konulan belge.<br />
Bütçe Açığı: B ütçenin gelir ve giderlerinin eşit olmasıyla bütçe denkliği sağlanır. Ancak bazen elde edilen gelirler, yapılması öngörülen giderlere yetecek düzeyde olmayabilir. İşte bütçe gelirlerinin, bütçe giderlerinden daha az olması halinde oluşan aradaki farka bütçe açığı denir.<br />
Bütçe Avansı: Bir kamu giderinin yapılabilmesi için bütçeye gider yazılmaksızın verilen nakit tutardır. Bu avansın karşılığı olan iş yapılıp da harcama belgeleri getirildiğinde bütçeye gider yazılarak avans kapatılır.<br />
Bütçe Çağrısı: 5018 sayılı Kanundan önce Başbakanlık tarafından Mayıs ayında yayımlanan, 5018 sayılı Kanundan sonra Maliye Bakanlığınca Haziran ayında yayımlanacak olan; bütçesi hazırlanacak yıla ait bir nevi hükümetin manifestosu niteliğinde olan ve nihayet bütçe hazırlama sürecini fiilen başlatan duyurudur. Bütçe çağrısı diğer ülkelerde farklı isimler halinde mevcut bulunmaktadır. Örneğin ABD’de bütçe çağrısının fonksiyonunu “Başkanın Bütçe Konuşması” yerine getirmektedir.<br />
Bütçe Dairesi Başkanlığı: Görevlendirildiği kurumca hazırlanan bütçe tekliflerini Maliye Bakanlığınca belirlenen ilke ve standartlar açısından inceleyerek, bunlara uygunluğunu sağlayan ve süresi içinde Maliye Bakanlığına ulaştırılmasını sağlayan ve bunun yanında kurumun bütçe uygulamasına ilişkin talep ve tekliflerini değerlendirerek görüş belirtmek suretiyle Maliye Bakanlına iletmek, Kurumun merkez ve taşra teşkilatında kullanılacak ödeneklere ait ödeme emirlerini düzenlemek ve göndermek, bütçe kayıtlarını tutmak, kurumun kesin hesabını düzenlemek, bu amaçla tüm birimlerinin bütçe hesaplarını toplamak ve birleştirmek, katma bütçeli idarelerin taşınır ve taşınmaz mallarının kiraya verilmesi, trampa edilmesi, satılması, mülkiyetin gayri ayni hak tesis edilmesi ile ilgili işlemlerinin etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesini sağlamak, bunların gelirlerinin tahakkukunu takip etmek, kuruma ait memur, sözleşmeli personel, işçi ve geçici işçilerin serbest ve tutulu kadro ve pozisyonlarının ve bunlardan fiilen dolu olanların ünvan, derece, sınıf ve görev yerlerine göre kayıtlarını tutmak, 6245 sayılı Harcırah Kanununun 48 ve 49 uncu maddeleri gereğince Bakanlıkça vize edilen kadro ve görevlerin, merkez ve taşra birimleri itibariyle dağıtımına ilişkin kayıtları tutmak ve dağılım listelerini vize etmek, kurumun taşıt, lojman, sosyal tesis, hizmet binası ve benzeri hususlara ilişkin olarak kayıtlarını tutmak ve istatistiki bilgileri toplamak görevlerini yürüten Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün harcamacı kurumlardaki birimleridir. 1050 sayılı Kanun ile oluşturulmuş olan bu birimler, 5018 sayılı Kanunla yerlerini nispeten Mali Kontrol Yetkililerine bırakmışlardır.<br />
Bütçe Denetimi: Yasama organı tarafından, yürütme organına verilen gelir toplama ve harcama yapma yetkisinin, alınan yetkinin içeriğine uygun şekilde kullanılıp kullanılmadığının araştırılmasıdır.<br />
Bütçe Denkliği: Devlet gelirlerinin toplam devlet harcamalarına eşit olması demektir. Maliye literatüründe uzun yıllar başlı başına bir amaç olarak benimsenen bütçe dengesinin sağlanması, daha sonra konjonktürel bütçe kavramının geliştirilmesi ile eski önemini kaybetmiştir.<br />
Bütçe Dışı Avans: Ödeneği olup olmadığına bakılmaksızın açılan avanstır.<br />
Bütçe Dışı Fonlar: Özel yasalarıyla oluşturulmuş, kendilerine ait özel gelirleri olan bütçe ilkeleri ve bütçe yasalarının hükümleri dışında yönetilen ve uygulanan fonlardır.<br />
Bütçe Dönemi: Bütçenin uygulandığı süreyi ifade eden bir tabirdir. Genel olarak bütçe dönemi bir yıldır. Gerçekte bir yıllık süre ne fazla uzun ne de fazla kısadır. Daha uzun bir dönem için yapılacak tahminlerde isabet sağlamak zorlaşır. Daha kısa süre için bütçe hazırlamak ise, onu hazırlayacak makamları ve bürokratları gereğinden fazla uğraştırır. Bununla birlikte bütçenin bir yıldan kısa dönemlerle sınırlandırıldığı ya da bir yılı aşan dönemleri kapsadığı durumlar mevcuttur. Bir yıldan kısa dönemli bütçeler geçici bütçeler ile olağanüstü bütçelerdir. Bir yıldan fazla süreli olan bütçeler konjonktürel bütçelerdir.<br />
Bütçe Emaneti: Bütçe giderlerinden verile emrine bağlandığı halde yıl sonuna kadar sayman tarafından ödenememiş meblağlar, bütçeye gider kaydedilerek karşılığı emanet hesabına alınır.Yılı geçmiş olmasına rağmen imkan bulunduğunda emanete alınan paralar hak sahibine ödenerek hesap kapatılır. Bütçe emaneti işlemleri, 5018 sayılı Kanunun 34’üncü maddesinde düzenlenmiştir.<br />
Bütçe Gerekçesi: Her yasa tasarısında olduğu gibi bütçe yasa tasarısının da bir gerekçesi hazırlanmak zorundadır. Maliye Bakanlığınca oluşturulan Bütçe Gerekçesinde; bütçe kanun tasarısı ile istenmekte olan gelir toplama ve gider yapma yetkisinin nedenlerini oluşturan ekonomik ortamla ilgili tablolar yer almaktadır. Bunun yanında harcamacı kurumların kadro sayıları ile muhtelif fiziki imkanları da rakamlar halinde gerekçede yer alabilir. Kanun metninde bulunan maddelerin açıklamaları “madde gerekçeleri” başlığı altında tasarı ekinde yer almakta olup Bütçe Gerekçesi kapsamında bulunmamaktadır.<br />
Bütçe Hakkı: Kamu hizmetlerinin cinsi ve tutarı ile bu hizmetleri karşılayacak kamu gelirlerinin toplanması hakkında karar verme yetkisi bütçe hakkıdır. Bütçe hakkı üç unsurdan oluşmaktadır.<br />
Toplum içinde toplumsal ihtiyaç sayılan ihtiyaçlar ve bunların kamu hizmetine konu yapılması sorunu,<br />
Toplumsal ihtiyaçların karşılanmasında kullanılacak kamu gelirlerinin çeşidi ve bunların toplanma sorunu,<br />
Karar yetkisini kimin, nasıl ve ne zaman kullanacağı sorunu.<br />
Bütçe Hazırlama Rehberi: Bütçenin; personel giderleri, sosyal güvenlik kurumlarına Devlet primi giderleri, mal ve hizmet alımı, cari transfer ve borç vermeye ait ödenek teklifleri hususunda, kurumlara yol gösteren, referanslar veren, kriterler belirten ve tüm ödenek teklifleri ile ilgili raporlama örnekleri sunan dokümandır. Maliye Bakanlığı tarafından her yıl Haziran ayı içerisinde hazırlanmaktadır.<br />
Bütçe İçi Avans: Tahakkuk ve verile emri işlemlerinin tamamlanması beklenilemeyecek ivedi ve çeşitli giderler için, ita amirlerinin gösterecekleri lüzum üzerine, görevlendirecekleri mutemetlere, üst sınırları yılları bütçe kanunlarıyla saptanacak tutarlarda verilen ön ödeme.<br />
Bütçe İçi Fonlar: Genel olarak ekonomik kaynağını bütçe ödeneklerinden alan ve bütçede tertibi olan, ancak ödeneğin kullanılmasında özelliği olan fonlardır.<br />
Bütçe İçi Kredi: Verilebilme koşulları avans sınırlarını aşan giderler için dairesinin göstereceği lüzum ve Maliye Bakanlığının izni üzerine, ita amiri mutemetleri adına banka veya saymanlık nezdinde açılan kredi.<br />
Bütçe İlkeleri: Yıllık Olma İlkesi (Bkz)<br />
Gayrisafilik İlkesi (Bkz)<br />
Ademi Tahsis İlkesi (Bkz)<br />
Birlik İlkesi (Bkz)<br />
Genellik İlkesi (Bkz)<br />
Açıklık ve Samimilik İlkesi (Bkz)<br />
Giderlerin Önce Onaylanması İlkesi (Bkz)<br />
Bütçe Kodlaması: Devlet faaliyetlerinin ekonominin geneli ve kesimleri üzerindeki etkilerinin tespit edilerek seçici bütçe politikaları uygulamaya imkan veren ve bu faaliyetlerin kurumsal, fonksiyonel ve ekonomik ayırımlara tabi tutulduğu sınıflandırmadır.<br />
Bütçeleme Sistemleri: Bütçeleme sistemleri beş başlık altında incelenir.<br />
•	Milli Bütçe: Belli bir dönem içinde ulusal ekonominin kamu sektörü ile özel sektörün bir bütün olarak gelir ve giderlerinin ulaşacağı toplamlarını tahmin eden bütçedir. Amaçlarına göre üç ayrı tip milli bütçe görülür.<br />
o	Var olan planların uygunluğunu araştıran bir teşhis aracı olarak kullanılan bütçe,<br />
o	Gelecekteki ekonomik gelişmeyle ilgili tahminlerin ilişkilerini gören bütçe,<br />
o	Hükümetin ekonomik politikası için bir program hizmeti gören bütçe.<br />
•	Geleneksel Devlet Bütçesi: Bu bütçede ödenekler, belli bir kamu hizmetlerini yerine getirmek üzere kurulmuş olan devlet dairelerinin ihtiyaçları göz önünde bulundurularak tespit edilir. Kuruluşun yapacağı kamu hizmeti ise genel bir biçimde belirlenmiştir. Bu nedenle verilen emekler, nicelik ve nitelikleri kesin bir biçimde belirtilmiş hizmetler için değil, devlet dairesinin devamlılığını sağlamak amacıyla verilmektedir.<br />
•	Performans Bütçe: Kamu hizmetleri için ayrılan ödeneklerden yüksek hizmet çıktısı elde etmek için geliştirilmiş yöntemlerdendir. Buna iş bütçesi de denir. İş bütçesi ile devlet kesiminde yapılan bütün faaliyetlerde belli bir maliyet ile en yüksek hizmet düzeyini gerçekleştirmek hedeflenmektedir. Başlıca özelliği giderlerin gruplar şeklinde değil de girişilen kamu hizmetleri itibariyle sınıflandırılmasıdır. Performans bütçenin uygulanmasıyla erişilmek istenen amaç, devlet faaliyetlerinin etkinlik derecesini artırmaktır. Her bir hizmet türü için ayrı ayrı düzenlenen bir bütçedir.<br />
•	Program Bütçe: Bütçe işlemlerinin yürütülmesine, uygulanmasına ve ekonomik etkinliğe yer veren bütçe tipidir. Devletin üstlendiği görevler bir plana bağlanır. Planın uygulanması da bütçe de yer alan programlar aracılığıyla olur. Programlar, bütçede alt programlara ve bunların alt bölümlerine ayrılır. Ve buna göre ödenek tahsis edilir. Program bütçenin amacı, kamuda karar alma mekanizmasını geliştirmektir.(Bkz. Program Bütçe Sistemi)<br />
•	Sıfır Tabanlı Bütçe: Bütçenin hazırlanmasıyla ilgili sistemler de, her yeni mali yılın bütçesi büyük oranda bir önceki yıl bütçesindeki ödeneklere orantılı olarak hazırlanır. Sıfır Tabanlı Bütçeleme sistemi bu bağımlılığı ortadan kaldırmayı amaçlar. Yeni bir bütçe tasarısı hazırlanırken, cari yıl bütçesinde çeşitli kuruluş ve hizmetler için ayrılan ödenekler hiç yokmuş veya sıfırmış gibi hareket edilir. Bu şekilde her hangi bir daireye ya da hizmete adeta yeni kuruluyormuş gibi, yani sıfırdan başlıyormuş gibi değerlendirilmesi yapılarak, ödenek ayrılacak ya da ayrılmayacaktır.<br />
Bütçenin Aklanması: Bütçe uygulamasının son bulmasının ardından, yıl içinde yapılan tüm işlem ve hesapların hukuka uygunluğu ve bunlardan sorumlu kişilerin yaptığı işlemlerin doğruluğunun tescil edilmesi olup, kesin hesap yasalarının yürürlüğe girmesiyle olmaktadır.<br />
Bütçenin İşlevleri: Bütçenin klasik işlevleri dört grupta toplanır.<br />
Ekonomik ve Mali İşlevi: Devletin kamu hizmetlerini ifa ederken, hizmetlerin bir mali plan içinde sıralanmasıyla bu hizmetlerin en etkin biçimde yerine getirilmesini sağlayabilmesidir. En az mali kaynak ayırarak en çok faydayı elde etme imkanının yaratılmasıdır.<br />
Yasal İşlevi: Bütçe ile hükümete gelir toplama ve gider yapma yetkisi verilmektedir. Buna göre, bütçenin hazırlanması ve uygulanması dönemlerinde yapılan bütün işlemlerin yasal dayanağa göre yerine getirilmesi, tüm kamu yönetiminin bütçenin hazırlanması ve uygulanmasını bu mali yasalar çerçevesinde sağlaması gerekir.<br />
Siyasal İşlevi: Bütçenin, kamu yönetimini etkileyecek bir araç olarak meclise ve hükümete yol gösterme ve yönetme imkanını vermesidir. Bütçenin hükümetlerin kamu hizmetini yapabilmesi için adeta bir mali plan olması, hükümetin bütçe ile ortaya koyduğu siyasi tercihini parlamentonun da onayıyla icra etmesini sağlar.<br />
<a href="http://www.genelbilge.com/tag/denetim/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Denetim">Denetim</a> İşlevi: Diğer işlevlerini tamamlayan ve onların sonucu olan önemli bir işlevdir. Bu <a href="http://www.genelbilge.com/tag/denetim/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Denetim">denetim</a>, bütçenin hazırlanması ile uygulanması arasındaki karşılaştırmayla bütçenin gerçekleşmesinin en doğru biçimde nasıl olabildiğinin saptanması şeklinde olur.<br />
Yönetim Aracı Olma İşlevi: Kamu yönetiminde verimliliği artırmak ve etkinliği sağlamak için devlet bütçesi önemli rol oynamaktadır. Plan-bütçe ilişkileriyle yönetsel ve mali denetim, bütçe aracıyla etkin bir şekilde gerçekleşmektedir. Bütçe politikasının esnekliği, bölgeler ve sektörler arası dengesizliğin düzenlenmesi, kamuoyuna hükümetin yerine getirdiği kamu hizmetleri ve bunların verimliliği hakkında <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bilgi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Bilgi">bilgi</a> verme de bütçe işlevleri arasına girmiştir.<br />
Bütçenin Kontrolü: Bir kuruma bütçe veren makamın, bu bütçenin tahminlere, verilen izinlere ve kurallara uygun olarak uygulanmış olduğunu sağlama bakımından yaptığı kontrol.<br />
Bütçe Politikası: Kamunun yapmış olduğu giderler ile bu giderlerin finansmanı için uygulanan yöntemi ortaya koyar. Gelişimine bakıldığı zaman bütçe politikalarının zaman içinde değiştiği görülmektedir. Geleneksel maliye politikası, ilgili bütçe yılı için kabul edilen ve devlet görevlerinin gerçekleşmesi bakımından gerekli olan giderlerin, vergi, resim ve servet hasılatından elde edilecek gelirlerle finanse edilmesi gerektiğini öne sürer. Bunun dışına ancak bir savaş söz konusu olduğunda çıkılabilir. Bir de verimli kamu yatırımları için borçlanmaya başvurulabilir.<br />
Denk olmayan bütçe politikası ise, klasik finansman prensibini geniş manada yorumlayarak, bütçede açık ve fazlalara izin verilebileceğini savunur. İstemeyerek uygulanmakla beraber, zararlı görülmeyen bu tür denk olmayan bütçe politikası ile konjonktürün çöküntü zamanlarında bir açığı göze alan, refah zamanında oluşması beklenen gelir fazlası ile açığın kapatılacağını öngören denk olmayan bütçe politikasıyla açığın kapatılacağını öngören denk olmayan bütçe politikası arasında fark vardır. Bu anlayışa göre, tüm konjonktür devresi içinde açık ve fazlaların birbirini dengelemesi gerekmektedir.<br />
Bütçe Tekniği: Bütçenin teklif edilerek hazırlanmasından uygulanmasına kadar olan tüm aşamaları ve bu aşamalarda izlenen yolu kapsar. Bütçenin:<br />
•	Bütçenin hazırlanması,<br />
•	Bütçenin onanması,<br />
•	Bütçenin uygulanması,<br />
•	Bütçenin kontrol ve denetimi<br />
Süreçlerinin olduğu dikkate alınırsa bütçe tekniği bu süreçlerde izlenen usulü belirtmektedir.<br />
Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü : Maliye Bakanlığına bağlı ana hizmet birimi olup başlıca görevleri şunlardır.<br />
a) Bütçe hazırlık çalışmaları sırasında göz önünde bulunduracakları teknik ilkeleri tespit etmek ve bütçe hazırlık çalışmalarını koordine etmek,<br />
b) Kuruluşlarca hazırlanan bütçe tekliflerini inceleyerek bunların kalkınma planları ve yıllık programlara uygunluğunu sağlamak, teklifleri konsolide ederek bütçe kanunu tasarılarını gerekçesi ile birlikte hazırlamak,<br />
c) Bütçenin kalkınma planları ve yıllık programlarda belirlenen hedefler doğrultusunda ve takip edilen ekonomi ve maliye politikalarıyla uyumlu bir şekilde uygulanmasını sağlamak, uygulamaya ait bütçe işlemlerini yapmak,<br />
d) Yıl içinde ortaya çıkan ihtiyaçlar üzerine dairelerince teklif edilecek ek ve olağanüstü ödenek taleplerini ve bütçe uygulamasına dair diğer kanun tekliflerini inceleyerek bunlardan uygun bulunanları tasarı haline getirmek,<br />
e) Ödenek, gelir ve nakit verilerini derleyerek bunları harcama politikaları açısından değerlendirmek ve uygulamayı yönlendirmek; genel bütçeye dahil dairelerle katma bütçeli idarelerin ve fonların her mali yılın başında o yıl için hazine nakit akımını da dikkate alarak ayrıntılı harcama programlarını yapmak, gerekli görülen hallerde bu programları değiştirmek ve ilgili kuruluşlar nezdinde uygulamaları izlemek,<br />
f)Kamu harcamalarında tasarruf sağlanması, tutarlı, dengeli ve etkili bir bütçe politikasının yürütülmesi amacıyla kamu istihdam politikası ve giderlerle ilgili kanun, tüzük, kararname ve yönetmeliklerin uygulanmasını düzenlemek, standartları tespit etmek ve sınırlamalar koymak;bu hususlarda tüm kamu kurum ve kuruluşları için uyulması zorunlu düzenlemeleri yapmak ve tedbirleri almak,<br />
g) Harcama politikalarını etkiliyebilecek her türlü kanun, tüzük, kararname ve yönetmelik tekliflerini inceleyerek bunlar hakkında Maliye Bakanlığının görüşünü hazırlamak,<br />
h) Maliye Bakanlığınca teklif edilecek kamu giderlerine ilişkin kanun, tüzük, kararname ve yönetmelik tasarılarını hazırlamak,<br />
i) Yürürlükte bulunan mevzuatın mali hükümlerinin uygulanmasını yönlendirmek, bu konuda ortaya çıkacak her türlü meseleyi çözmek,tereddütleri gidermek,<br />
j) Bütçenin geliştirilmesi, etkin ve verimli bir şekilde uygulanması yönünde araştırmalar yapmak veya yaptırmak ve gerekli tedbirleri almak,<br />
l) Devlet harcamaları konusunda diğer <a href="http://www.genelbilge.com/tag/mevzuat/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Mevzuat">mevzuat</a> ile Maliye Bakanlığına verilen görevleri yapmak,<br />
m) Kamu personeline sağlanan sosyal servis ve hizmetler karşılığında alınacak bedelleri belirlemek; kamu hizmetlerinden bedeli karşılığında verilebileceklerin fiyatlandırma esas ve ilkelerini tespit etmek; bu suretle elde edilen gelirlerin ilgili bütçelere mal edilmesi ve gerektiğinde ödenek şeklinde kullandırılmasına ilişkin esas ve usulleri düzenlemek.<br />
Büyüme: Ülke ekonomisinde işgücünün çoğalması, üretim araçları ve GSMH’nin artması vb. genel verilerin yükselmesidir. Büyüme ekonominin fiziksel olarak gövdesel genişliğe uğramasıdır. Her ülkede nüfus, işgücü, kaynaklar, sermaye teçhizatı vb. yıldan yıla değişik oranlarda büyümektedir. Üretimi artırmak için yatırım harcamaları yapıldıkça istihdam seviyesi yükselmekte, sermaye stoku genişlemekte, işlenmemiş topraklar üretime açılmakta ve sonuç olarak milli hasıla çoğalmaktadır. Bu kadar karmaşık olayın bir <a href="http://www.genelbilge.com/tag/arada/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Arada">arada</a> cereyan ettiği büyüme sürecinde, kesin sonucu belirtecek ölçünün bulunması çok güçtür. İktisadi unsurların çoğundaki değişmeleri rakamlandırmak nispeten kolaydır. Oysa toplumsal değişiklikleri rakamlara dökmek güçtür. Rakamlarla ifade edilebilen iktisadi unsurlarda dalgalanmaların meydana gelmesi mümkündür. Uluslar arası alanda en yaygın olarak kullanılan ölçü, üretim hacmi ve milli gelirdir. Milli gelirin artışının ulusal bir ekonominin topyekün büyümesini yansıtmadığını, fert başına refah artışına bir ölçü sayılamayacağını da belirtmek gerekir. Çünkü nüfus artışı, yükselen milli gelirin bir kısmını yutmaktadır. Şu halde büyümeyi fert başına milli gelir rakamıyla ölçmek gerekecektir.<br />
İktisadi büyüme: milli gelirde bir yıldan ötekine meydana <a href="http://www.genelbilge.com/tag/gelen/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Gelen">gelen</a> artış oranından ibarettir. Örneğin, bir ülkenin milli geliri 2002 yılında 100 katrilyon lira iken 2003 yılında 107 katrilyon liraya çıkmışsa büyüme hızı % 7’dir. Aynı ülkede yıllık nüfus artış hızı % 3 ise, 2002-2003 arasında fert başına milli gelir % 4 artmıştır.<br />
Yazı ve konuşma dilinde “büyüme” kavramı yerine bazen “gelişme”, “kalkınma” gibi kavramların da kullanıldığı görülmektedir. Büyüme sadece bir gövde genişlemesini ifade etmekte, gelişme ve kalkınma ise ulusun iktisadi, sosyal ve siyasal hayatındaki genel gelişimi belirtmektedir.<br />
Bütçe Yönetim Enformasyon Sistemi: Analitik Bütçe Sınıflandırmasının otomasyon tabanını oluşturan ve kapsamında esas olarak; bütçe hazırlama ile bütçe uygulama süreçlerinin yer aldığı yazılımdır.<br />
Büyüme Hızı: Bir ülkenin toplam reel gelirinde oluşan yıllık yükselme oranına denir.<br />
BYES : (Bkz. Bütçe Yönetim Enformasyon Sistemi)</p>
<p>Cari Borçlar: Yakın gelecekte (genellikle bir yıl içinde) karşılanması gereken yükümlülükleri ifade eder.<br />
Cari Gider: Kamu giderleri sınıflandırmasında yer alan bir tür giderdir. Cari gider- Sermaye Gideri ayırımı, kamu giderlerinin tüketim ve üretim için kullanılması esasına dayanır. Personel giderleri, sosyal güvenlik kurumlarına Devlet primi giderleri, faiz giderleri ve bütçe kanunları ile belirlenmiş asgari değeri aşmayan ve normal ömrü bir yıl ve daha az olan mal ve hizmet alımları cari giderleri oluşturur.<br />
Cari Harcama: Sermaye varlıkları veya sermaye varlıklarının üretiminde kullanılacak mal veya hizmetler için yapılan ödemeler dışında kalan, karşılıklı ödemeleri ve alıcıların mali sermayesinin artırılması dışındaki amaçlarla yapılan karşılıksız ödemeleri kapsar. Cari harcamalar; cari giderler ve cari transferler olarak ikiye ayrılır.<br />
Cari İşlemler Bilançosu : Bir ülkenin mal ve hizmet ihracından elde ettiği kazançlarla, mal ve hizmet ithali için yaptığı ödemeler arasındaki farktır. Cari işlemler bilançosu; dış ticaret ve görünmeyen kalemler toplamından bulunur.<br />
Cari Kalemler: Ödemeler bilançosunun önemli bölümlerinden birisidir.<br />
Sürekli ve oransal olarak belirli birer akım halindeki döviz girişleri ve çıkışları, dış ödeme hesaplarının cari kalemlerini teşkil eder. Cari kalemler şunlardır:<br />
o	Dış Ticaret;<br />
	İthalat,<br />
	İhracat,<br />
o	Faiz, Kar, Temettü ve Komisyon Transferi;<br />
	Yabancı gerçek ve tüzel kişiler yararına faiz, kar, temettü ve komisyon olarak dışarıya gönderilen döviz,<br />
	Ülkedeki gerçek ve tüzel kişilere dışarıdan gönderilen faiz, kar, temettü ve komisyon karşılığı döviz,<br />
o	Hizmetler;<br />
	Deniz, hava, kara ve demiryolu taşıtlarına yolcu ve yük karşılığı olarak ödenen ücretler ile dışarıda eğitim, turizm veya tedavi gibi nedenlerle vatandaşların yaptıkları harcamalar,<br />
	Turizm veya başka nedenlerle ülkemize gelenlerin harcamaları ve yolcu yük taşıması karşılığında milli ulaştırma örgütünün dış seferlerden elde ettiği döviz,<br />
o	Devlet faaliyetlerine bağlı işlemler;<br />
	Dış ülkelerde görevli olanların ödenekleri ve sair harcamaları ile dışarıda satın alınan taşınmazların, kurulan tesislerin bedelleri,<br />
	Yabancı diplomatik askeri ve kültürel misyonların ülkedeki harcamaları,<br />
o	Emek gelirlerinin ve teknik bilgi bedellerinin transferleri;<br />
	Yabancı işçilere, teknisyenlere, uzmanlara, müşavirlere ve know-how vermiş firmalara yapılan ödemeler,<br />
	Yabancı ülkelerde emek ve fikir karşılığı elde edilmiş kazançlardan memlekete getirilen kısım,<br />
Cari Kur: Gerçek kur, döviz piyasasında günlük olarak döviz alım, satım işlemleriyle oluşur.<br />
Cari Transferler : Sermaye birikimi hedeflemeyen ve cari nitelikli mal ve hizmet alımlarının finansmanı amacıyla yapılan karşılıksız ödemelerdir.<br />
C Cetveli: Devlet gelirlerinin dayandığı temel hükümlerin gösterildiği cetveldir.<br />
Cebri Tasarruf: Bireylerin iradeleri dışındaki etkenler yüzünden tüketimden fedakarlığa mecbur kalmaları neticesinde oluşan tasarruf.<br />
Ceza Faizi: Bir ödemeyi zamanında yapmayan borçluya uygulanır. Kanunun veya mukavelenin tayin ettiği ceza faizi, ödemenin vade günü ile fiilen yapıldığı tarih arasında işletilir.<br />
CIF : İthalatta malın bedeline, sigorta ve taşıma giderlerinin de eklenmesiyle oluşan fiyattır. </p>
<p>Çapraz Kur: Bir ulusal paranın dışında iki yabancı paranın birbiri karşısındaki değiştirilme oranıdır.<br />
Ç Cetveli: Kanunlar ve kararnamelerle bağlanmış vatani hizmet aylıklarının gösterildiği cetvel.<br />
Çekirdek Enflasyon: Tüketici ve Toptan Eşya Fiyat Endeksleri gibi genel kullanıma açık mal ve hizmet sepetlerinden oluşan enflasyon endekslerinin, temel enflasyonist eğilimleri tam olarak yansıtmadığı varsayımı ile, bazı mal grupları ile fiyat değişimlerine yol açan bir takım unsurların enflasyon endeksinden çıkarılması sonucu ulaşılan bir enflasyon tanımıdır. Bu amaçla, dışsal etkilere (enerji fiyatlarındaki artış, mevsimsel koşullar, maliye politikası vs.) daha açık olan ve geçici nitelikler taşıyabilen, enerji, temel gıda maddeleri fiyatları ve dolaylı vergiler bu tür enflasyon hesaplamaları içerisine katılmamaktadır. Amaç, fiyatlar genel seviyesindeki değişimi sürekli kılan unsurları tespit etmek ve bunlara yönelik daha gerçekçi politikalar oluşturmaktır. Ülkelerin özelliklerine göre fiyat endekslerinde belirli ağırlığa sahip olan bazı grup fiyatları çekirdek enflasyon göstergesi olarak değerlendirilmektedir. Türkiye’de bu gösterge özel imalat sanayi grubu fiyat endeksidir.<br />
Çevre Koruma Hizmetleri: Fonksiyonel sınıflandırmanın birinci düzeyinde bulunan ana fonksiyonlardan biridir. Kapsamına atık yönetimi, kirliliğin azaltılması ve doğal ortamın korunması gibi hizmetler girmektedir.<br />
Çıplak Ücret: Genel anlamda ücret, bir çalışana bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve nakden ödenen tutarı kapsar.<br />
Çıplak ücret, ücret niteliğindeki ödemeler (fazla mesai ücreti, gece zammı, yolluklar gibi),<br />
Ücret benzeri ödemeler, (bayram harçlığı temettü, teşvik ikramiyesi gibi),<br />
Sosyal yardımlar (yemek yardımı, taşıt yardımı, evlenme yardımı gibi)<br />
Dışında işçiye ödenen, esas temel ücreti ifade eder.<br />
Çoğaltan: Yatırım, tüketim, ihracat ve kamu harcamaları gibi toplam <a href="http://www.genelbilge.com/tag/talebi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Talebi">talebi</a> oluşturan faktörlerin her hangi birindeki bir değişimin milli gelir üzerindeki etkisini hesaplamaya yarayan bir kavram.<br />
Çok Yıllı Bütçe: Dar anlamda, çok yıllı bir süreç için devlet gelirlerini ve ödenek miktarlarını belirleyen bir bütçe olarak tanımlanır. Kavram çoğunlukla, yıllık bütçe sürecinin, özellikle çok yıllı gelir ve harcama tahminleri veya çok yıllı bir mali plan gibi çok yıllı nitelikler ile birlikte değerlendirildiği bir bütçe yaklaşımını açıklamakta kullanılmaktadır. </p>
<p>Dalgalı Borçlar: Bir bütçe dönemindeki gelir ve giderlerin zaman açısından farklılığını bertaraf edebilmek için Hazinenin genellikle para piyasasından sağladığı kredilerdir.<br />
Darboğaz: Herhangi bir üretim faktörünün teminindeki geçici sıkıntı nedeniyle ekonominin tıkanmasıdır. Söz konusu sıkıntı, döviz yokluğu nedeniyle üretimde kullanılan hammadde ve ara mallarının ithalatının durması şeklinde olabileceği gibi faizlerin yükselmesi nedeniyle işletme sermayesi temininin zorlaşması şeklinde de ortaya çıkabilir. Darboğaz teşhisi, ekonominin büyüme hızının sadece bir çeyrek dönemde yüzde 2&#8242;nin altında kalması, izleyen dönemde yeniden yükselmesi halinde konulur.<br />
D Cetveli: Hazine garantilerinden kaynaklanan yükümlülüklerden Hazinece (2001 yılında) üstlenilmesi muhtemel ödemeler “D” işaretli cetvelde gösterilmiştir.<br />
Deflasyon: Genel fiyat düzeyleri düşerken ulusal gelir, üretim ve istihdamın da düşmesidir. Canlılığını kaybetmiş ve sönük duruma girmiş bir piyasa durumunu ifade etmek üzere deflasyon kelimesi kullanılır. Deflasyon çeşitli nedenlerden ileri gelebilir. Para ve kredi darlığı, prodüktivitenin gelirlere ve ihracata kıyasla aynı anlarda daha hızlı artması, ihracat tıkanıklığı dolayısıyla dış ticaret çarpanının tersine işlemesi, tüketimin ve devlet harcamalarının temposunda yavaşlama olması, yatırımların bir yıldan diğerine kaydettiği artış oranının düşmesi deflasyonun sebebi olabilir.<br />
Deflatör: Nominal verileri reel verilere çevirmek için kullanılan endekslerdir.<br />
Defterdar: B ulunduğu ilde Maliye Bakanlığının en büyük memuru ve il ve bağlı ilçeler teşkilatının amiri olup, işlemlerin kanun hükümlerine göre yürütülmesi, denetlenmesi, merkez ve taşradan sorulan soruların cevaplandırılması, kanuna aykırı hareketi görülenler hakkında takibatta bulunulması, atamaları il&#8217;e ait merkez ve bağlı ilçeler maliye memurlarının sicillerinin tutturulması ile görevli ve sorumludur.<br />
Değişir Faizli Tahvil: Tahvil sahiplerini enflasyon baskısına karşı korumak ve tahvil talebini yükseltmek amacıyla uygulanan ve tahvillerin faizlerini 6 veya 1 yıl gibi dönemlerle yeniden ayarlamayı kapsayan yöntemdir.<br />
Denk Bütçe: Adam Smith ve onu izleyenlerin liberal ekonomi kuramını ileri sürmelerinden 1929 buhranına kadar geçen dönemde egemen görüş, ekonomik faaliyetlerin özel teşebbüslerle kendiliğinden en yüksek düzeye ulaşacağı ve ekonominin kendi kendini dengeleyeceği yolundaydı. Bu düşünce paralelinde maliyeciler de bütçe dengesi ilkesini kabul etmişler ve devletin bütçe yoluyla yaptığı harcamaların devletin gelirlerinden fazla olmaması gerektiği benimsenmiştir. Bunun iki nedeni olduğu savunulmaktadır. Birincisi, devletin bütçe açıklarını kapamak için borçlanmaya gitmesi, borcun ise borç ana parasını ve faizlerini ödemek için gelecekteki bütçe giderini arttırması, diğeri de devlet bütçesinin açık olmasının enflasyona sebebiyet vermesidir.<br />
Denk Bütçe Çarpanı: Kamu harcamalarındaki bir artış karşısında vergiler de aynı miktar artırılarak devlet bütçesinde bir denklik sağlanmış olabilir. Böyle bir denk bütçe milli geliri harcamalardaki (vergilerdeki) artış miktarı kadar genişleticidir.<br />
Denklik İlkesi: Bütçe ilkelerinden olan bu ilke, mutlak anlamda bir bütçeye giren gelir ve giderlerin eşit olmasını gerektirir. Kamu giderlerinin açık finansmana ihtiyaç kalmadan normal devlet gelirleri ile karşılanması ilke olarak benimsenmişse de, iktisadi durum açık finansmanı daha yararlı kılıyorsa bu ilkeden fedakarlık yapılabilir.<br />
Depresyon: Ekonominin büyümek yerine küçülmesidir. Türkiye&#8217;de büyüme hızının dört çeyrek dönemde negatif değer alması halinde depresyon teşhisi konulmaktadır.<br />
Devalüasyon: Sabit kur sistemlerinde ödemeler bilançosu açık veren ülkelerin hükümetçe alınan bir kararla, ulusal paranın dış satın alma gücünün düşürülmesidir Ancak günümüzde serbest kur sisteminin uygulandığı ülkelerde kurlarda yüksek kabul edilebilecek bir artışın yaşanması da devalüasyon olarak tanımlanıyor. Bu yolla ithal malları pahalılaşırken yerli malların fiyatı da aşağı çekilmiş olur. İhracatta artış sağlanmasına karşın aynı yabancı para karşılığında daha çok ürünün değiştirilmesi ulusal ekonomi için sömürülme anlamındadır.<br />
Devlet Borcu: Türkiye Cumhuriyeti adına Hazine Müsteşarlığının borçlu sıfatı ile taraf olduğu ya da üstlendiği her türlü mali yükümlülük Devlet borcudur.<br />
Devlet Dış Borcu: Hazine Müsteşarlığı tarafından herhangi bir dış finansman kaynağından belirli bir itfa planına göre geri ödenmek üzere sağlanan finansman imkanları ile Hazine garantileri kapsamında adı geçen Müsteşarlık tarafından üstlenilen her türlü mali yükümlülükleri kapsar.<br />
Devlete Ait Nakit: Hazine veznelerinde ve devletin banka hesaplarında bulunan paralar Devlete ait nakdi oluşturur.<br />
Devlet Bütçe Uzmanı: Devlet bütçesinden finanse edilen bütün kurumlarda organizasyon ve metot araştırmaları, kadro analizleri ve diğer gerekli bütün incelemeleri yapmaya, kadro ve ödenek talepleri ile ilişkili her türlü incelemeleri yapmaya ve evrakı tetkik etmeye yetkili olan Maliye Bakanlığı personelidir.<br />
Devlet İç Borcu: Hazine Müsteşarlığı tarafından yurt içinde ihraç olunan Devlet iç borçlanma senetleri, Hazinenin geçici nakit ihtiyacını karşılamak için yurt içi piyasalardan yaptığı borçlanmalar ve senede bağlı olup olmadığına bakılmaksızın aynı Müsteşarlık tarafından üstlenilen her türlü mali yükümlülükleri kapsar.<br />
Devlet İç Borçlanma Senetleri: Hazine Müsteşarlığı tarafından yurt içinde ihraç edilen borçlanma senetlerini ifade eder.<br />
Devlet Primi Giderleri: Devletin İşveren sıfatıyla ödediği sosyal güvenlik katkı paylarıdır.<br />
Devlet Tahvili: Hazine tarafından itibari kıymetleri eşit ve ibareleri aynı olmak üzere çıkartılan borç senetleridir. Devletin gerçek ve tüzel kişilerden aldığı borçlar karşılığında verdiği, bu kişilerin devletten alacaklı olduğunu gösteren belgedir. Özellikle uzun vadeli borçlar için kullanılır. (İhraç edildikleri tarih itibarıyla 364 gün ve daha uzun vadeli Devlet iç borçlanma senetlerini) kapsar.<br />
Devri Bütçe Kuramı: Dönemsel inip çıkmalara paralel olarak bütçenin yıllık dengesini sağlamaya çalışan mali politikanın başarısız olduğu düşüncesinden hareketle, ekonomik hayatın refah dönemlerinde sağlanan bütçe fazlaları ile ekonominin depresyon zamanlarındaki açığını karşılamanın mümkün olduğunu düşünen bütçeleme anlayışı.<br />
Dezenflasyon: Sert olmayan deflasyonist önlemlerle enflasyonun sınırlandırılmaya çalışılmasıdır.<br />
Dış Borcun Devri: Hazine Müsteşarlığı tarafından herhangi bir dış finansman kaynağından sağlanan dış finansman imkanlarının ekonominin çeşitli sektörlerinde gelişmeyi sağlamak ve/veya finansman ihtiyacını karşılamak üzere genel ve katma bütçe dışındaki kamu kurum ve kuruluşları ile bankalara, anlaşmanın mali şartları ile birlikte, asıl borçlusu bu kuruluşlar olmak kaydıyla aktarılmasıdır.<br />
Dış Borcun İkrazı: Hazine Müsteşarlığı tarafından herhangi bir dış finansman kaynağından sağlanan dış finansman imkanlarının ekonominin çeşitli sektörlerinde gelişmeyi sağlamak ve/veya finansman ihtiyacını karşılamak üzere genel ve katma bütçe dışındaki kamu kurum ve kuruluşları ile yatırım ve kalkınma bankalarına gerektiğinde anlaşmanın mali şartlarına bağlı kalmaksızın aktarılmasıdır.<br />
Dış Borcun Tahsisi: Hazine Müsteşarlığı tarafından herhangi bir dış finansman kaynağından sağlanan dış finansman imkanlarının ekonominin çeşitli sektörlerinde gelişmeyi sağlamak ve/veya finansman ihtiyacını karşılamak üzere, genel ve katma bütçeli kamu kurum ve kuruluşlarına anlaşmadaki amaca sadık kalınarak kullandırılmasıdır.<br />
Dış Borçlanma: Ülkenin kaynaklarına ek bir kaynak sağlamak, döviz olarak yeni ödeme gücü elde etmek gibi amaçlarla ülke dışındaki yabancı hükümet ya da finans kuruluşlarından karşılıklı ya da karşılıksız geri ödemeli kaynak bulunmasıdır. Türkiye’de dış borç kavramı içinde kamu sektörünün yanı sıra, özel kesimin dış borçları da birlikte anılır.<br />
Dış Denetim : Genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin hesap verme sorumluluğu çerçevesinde, yönetimin malî faaliyet, karar ve işlemlerinin; kanunlara, kurumsal amaç, hedef ve planlara uygunluk yönünden Sayıştay tarafından incelenmesi ve sonuçlarının Türkiye Büyük Millet Meclisine raporlanmasıdır.<br />
Dış Denge: Bir ekonominin dışalım ve dışsatım sonucunda ödemeler bilançosunun açık verip vermemesidir. Dış denge, milli gelir, döviz kuru ve döviz sınırları değişkenlerine bağlıdır.<br />
Dış Finansman: Herhangi bir dış finansman kaynağından sağlanan Devlet dış borcu, garantili imkan ve hibe veya münferiden bunların her biridir.<br />
Dış Finansman Kaynağı: Dış finansman sağlayan yabancı ülkeler, ülkelerce oluşturulan birlikler, resmi finansman fonları, uluslararası ve bölgesel kuruluşlar ile uluslararası sermaye ve finansman piyasalarında faaliyet gösteren yatırım bankaları da dahil olmak üzere bankalar, satıcı veya alıcı kredisi sağlayan kuruluşlar ile firmalar veya münferiden bunların her birini ifade etmektedir.<br />
Dış İmkan: Bu Kanun kapsamında yer alan kuruluşların kendi adına herhangi bir dış finansman kaynağından Hazine garantileri olmaksızın sağladıkları finansman imkanı ve hibeyi ifade etmektedir.<br />
Dış Ödemeler Bilançosu : Bir ülke sakinlerinin bir yıl içinde dış ülke sakinleriyle gerçekleştirdiği tüm ekonomik işlemlerin sistematik kaydıdır.<br />
Dış ödemeler bilançosu çift kayıtlı muhasebe sistemine göre tutulur. Yabancılardan ödeme yapılmasını sağlayan işlemler alacak, yabancılara ödeme yapılmasına yol açan işlemler ise borçlu olarak kaydedilir.<br />
Dinlenme Kültür ve Din Hizmetleri: Fonksiyonel sınıflandırmanın birinci düzeyinde bulunan ana fonksiyonlardan biridir. Fonksiyonun kapsamına bireysel ve toplumsal moral hizmetleri girmektedir.<br />
Dolu Kadro: Serbest kadrolardan, atama amacıyla kullanılmış olanları ifade eder. Kadrosuz memur çalıştırılması mümkün değildir. Bu nedenle her bir memurun işgal etmekte olduğu bir kadrosunun bulunması gerekmektedir. Bu kadrolara dolu kadro denilmektedir.<br />
Dönemsellik Kuralı: Muhasebenin temel kavramlarından birisidir. Dönemsellik kuralı, mali işlemlerin sonuçlarının belli aralıklarla çıkartılarak hesaplarda yer almasıdır. Mali yönetimle ilgili olarak birbirinden farklı, ancak birbirini tamamlayan iki temel kavram “mali yıl” ve “Yönetim Dönemi” kavramlarıdır. “Mali yıl” kavramı hesap dönemini, “yönetim dönemi” kavramı ise bu dönem içinde görevliler açısından hizmetin görüldüğü, dolayısıyla sorumluluğun üstlenildiği zaman dilimini göstermektedir. (Bkz: Mali Yıl, Yönetim Dönemi).<br />
Döner Sermaye Bütçeleri: Genel ve katma bütçeli idarelerin ayrı tüzel kişilik olmadan bu idareler içinde sınai, zirai, ve ticari faaliyette bulunmalarının hukuki ve mali çerçevesidir. Döner sermayeler, kamu hizmetinin finansman şekillerinden biridir. Genel bütçeye dahil dairelerin sınai ve ticari faaliyetleri hammadde ve malzeme alım bedelleri ile uzman ve işçi ücretleri döner sermaye adıyla bütçeye konulan ödeneklerle yürütülür. Bu ödeneklerden kullanılmayan miktarlar yıl sonunda iptal olunur. Sermayenin kullanımından bir gelir fazlası hasıl olmuş ise bu da genel bütçeye gelir kaydedilir.<br />
IV sayılı Cetvel: 5018 sayılı Kanuna göre Sosyal Güvenlik Kurumlarının yer aldığı cetvel.<br />
Döviz Borsası: Döviz arz edenlerle döviz talep edenlerin karşılaştıkları, ulusal paraların birbirlerine çevrildikleri standartlaştırılmış piyasalar.<br />
Döviz Kuru: Bir ülkenin ulusal parasının yabancı ülkelerin parası cinsinden değeridir.<br />
Döviz Tevdiat Hesabı: Yurtiçi ve yurtdışında yerleşik kişilerin, ticari bankalarda açmış oldukları yabancı para cinsinden mevduata verilen isimdir.<br />
Dünya Bankası: Bretton-woods sisteminin ortaya çıkardığı uluslararası imar ve kalkınma bankası’dır. Dünya Bankası ya da Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası azgelişmiş ülkelerin kalkınması amacıyla borç para vermek ve sermaye yatırımlarını kolaylaştırmak için kurulmuştur. Bu amaçla üye ülkelerin gelişmesine yardımcı olacak mali kaynakları sağlar.<br />
Düşünülmeyen Giderler Ödeneği: Bütçenin hazırlanması sırasında öngörülmeyen, dolaysıyla tahmin edilemeyen ve bu nedenle de bütçede tertibi bulunmayan hizmetler için Maliye Bakanlığı bütçesinin (A) cetveline “Düşünülmeyen Giderler” adıyla bir tertibe ödenek konulur. Konulan bu ödeneğe düşünülmeyen giderler ödeneği denir.Düşünülmeyen giderler ödeneği Maliye Bakanlığının bütçesinde yer almaktadır. Yani bütçede tertibi vardır. Maliye Bakanlığının bütçesine konulan bu ödenek, bütçenin hazırlanması sırasında düşünülmeyen dolaysıyla tertibi oluşturulmayan, ancak bütçenin uygulanması sırasında ortaya çıkan hizmetler için harcanacaktır.<br />
Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar: 5018 sayılı Kanuna ekli (III) sayılı cetvelde yer alan kurumlarıdır.<br />
Düzenleyici ve Denetleyici Kurum Bütçesi : Özel kanunlarla kurul, kurum veya üst kurul şeklinde teşkilatlanan ve 5018 sayılı Kanuna ekli (III) sayılı cetvelde yer alan her bir düzenleyici ve denetleyici kurumun bütçesidir. </p>
<p>E Cetveli: Program bütçe uygulamasında R Cetvelinde yer alan ve hüküm ihtiva etmesi nedeniyle bütçenin uygulanmasında gerekliliğine ihtiyaç duyulan hususların, Analitik Bütçe Sınıflandırmasına geçilen 2004 yılından itibaren yer aldığı cetveldir.<br />
Efektif: Banknot ve madeni sikke halindeki hazır parayı ifade eder. Kaydi paranın ve kredinin karşıt kavramıdır. Kavram genellikle kambiyo işlemlerinde kullanılmaktadır. M erkez Bankasınca alım ve satımı yapılan ve Türk Lirası olarak kurları belirlenen yabancı ülkelere ait kağıt para anlamında da kullanılır.<br />
Eğitim Hizmetleri: Fonksiyonel sınıflandırmanın birinci düzeyinde bulunan ana fonksiyonlardan biridir. Bu fonksiyon kapsamında örgün ve yaygın eğitim hizmetleri yer almakta olup, hizmet içi eğitim kapsam dışındadır.<br />
Ekonomik İşler ve Hizmetler: Fonksiyonel sınıflandırmanın birinci düzeyinde bulunan ana fonksiyonlardan biridir. Kapsamına ticari ve sınai faaliyetlerin düzenlenmesi ve sürdürülmesine ilişkin kamu hizmetleri girmektedir.<br />
Ekonomik Sınıflandırma: Analitik bütçe sınıflandırmasında gelirin ve finansmanın sınıflandırması tamamı ile harcama ve borç vermenin sınıflandırıldığı alanın dördüncü kod grubudur. Devlet faaliyetlerinin milli ekonomi üzerindeki etkilerine göre gruplanmasıyla oluşturulmuştur. Devlet faaliyetlerinin, milli gelir ve piyasa ekonomisi üzerindeki etkilerinin ölçülmesini amaçlar. Bütçe politikalarının seçici bir şekilde uygulanmasını sağlar.<br />
Ek Ödenek: Tertibi bütçede bulunup yetersizliğinden dolayı ilave olarak alınan ödeneğe “ek ödenek” denir. Ek ödenek ancak mali yıl içinde alınabilir. Bütçede ek ödenek adıyla bir tertip olmayıp, bütçede yer alan ödeneklerin yetmemesi nedeniyle ve T.B.M.M.’den ek bütçe kanunu istihsali suretiyle alınır.<br />
Eksi Yatırım: Sermaye stokunun bir kısmının kullanılması ya da elden çıkarılması halidir. Üretimde pozitif bir durumun söz konusu olabilmesi için yeni yatırımların eksi yatırımdan büyük olması gerekmektedir. Yenileme yatırımlarının eskime ve aşınmadan az olması halinde de eksi yatırım hali meydana gelmektedir.<br />
Emanet Hesapları: (5018) Malî yıl içinde ödeme emri belgesine bağlandığı halde, hak sahibinin talep etmemesi veya başka nedenlerle ödenemeyen tutarların, bütçeye gider yazılarak alındığı hesaplardır. Söz konusu tutarlar alındığı emanet hesaplarından ödenir. Hesaba alındığı malî yılı izleyen beşinci yıl sonuna kadar talep edilmeyen emanet hesaplarındaki tutarlar bütçeye gelir kaydedilir.<br />
Emisyon: Merkez Bankalarınca piyasaya banknot sunulmasıdır.<br />
Enflasyon: Genel fiyat düzeyinin devamlı artması ve para değerinin düşmesidir. Toplam mal ve hizmet arzının toplam talebi karşılayamaması, yani arz talep dengesinin kurulamaması enflasyonun temel özelliğidir. Enflasyon; talep, maliyet, ılımlı ve hiper olarak dörde ayrılır. En çok görülen talep enflasyonudur. Hızla artan talep karşısında onu dengeleyecek üretimin yapılamaması, piyasayı daha yüksek bir fiyat seviyesinde dengeye getirdiğinden enflasyon oluşmaktadır. Devlet İstatistik Enstitüsü’nün her ay açıkladığı toptan eşya fiyat endeksi (TEFE) artış oranı enflasyon rakamı olarak belirlenmektedir.<br />
Enflasyon Hedeflemesi: Merkez Bankalarının genellikle hükümetlerle birlikte, para politikası amacı olarak belli bir enflasyon rakamını hedeflemeleridir. Bu tür bir uygulamada hedeflenen enflasyonun, beklentileri etkileyebildiği ölçüde nominal çapa görevini üstlenmesi öngörülür. Diğer politikalardan farkı, enflasyon hedefinin net bir şekilde kamuoyuna duyurulması ve bu konu ile ilgili doğrudan sorumluluk alınmasıdır. Merkez Bankaları kur ve faiz politikalarını enflasyonu kontrol altına almak amacı ile istedikleri biçimde kullanabilmektedir.<br />
Enflasyon Vergisi: Para arzının artışı fiyat artışlarına ve giderek enflasyona neden olmaktadır. Böylece kişilerin parasal gelirleri azalmaktadır. Yani devlet, kişilerin gelirlerinin parasal değerini düşürme pahasına harcamalarını finanse etmektedir. Böylece kişilerin vazgeçmiş oldukları ve devletin giderlerini finanse eden böyle bir kaynağa enflasyon vergisi denilmektedir.<br />
Ertesi Yıla Geçen Yüklenme: Sürekliliği ve özelliği bulunan TSK’nın ihtiyaçları ile yiyecek, yakacak, akaryakıt, ilaç gibi bazı ihtiyaç ve hizmetlerin yıl sonu itibariyle kesilmesinin imkansızlığı göz önünde tutularak ertesi yıla geçici yüklenmeye girişilmesidir.<br />
ESA : Kullanılması Avrupa Birliğince tavsiye edilen istatistik yaklaşımı ve bütçe kod yapısıdır.<br />
Eşel Mobil: Ücretli ve maaşlıları, enflasyon karşısında korumak amacıyla fiyat artışlarıyla doğru orantılı olarak ücretlerin ve maaşların artmasının sağlanmasıdır.   </p>
<p>Faaliyet Raporu : Kurumların, stratejik planlama ve performans planları uyarınca yürütülen faaliyetleri, belirlenmiş performans göstergelerine göre hedef ve gerçekleşme durumu ile meydana gelen sapmaların nedenlerini açıklayan rapordur.<br />
Factoring: Müşteri (şirket) alacaklarının “factor” denilen gerçek ya da tüzel bir kişi tarafından bedeli peşin ödenerek satın alınmasıdır. Mal ve hizmet satışı yapan bir ticari işletmenin vadeli alacaklarının “factor” denilen bir mali kuruluş tarafından alacaklıya rücu hakkı olmaksızın satın alındığı finansal hizmettir. Alacak hakkının bir başka kuruluşa devri sonucunda likit fon sağlanmış olur.<br />
Faiz: Ödünç alınan fonun kullanma bedelidir.<br />
Faiz Dışı Fazla: Bütçe gelirlerinden, faiz giderleri dışında kalan giderlerin çıkartılması neticesinde kalan net değer faiz dışı fazlayı vermektedir. Faiz dışı fazlanın bütçe politikası açısından önemi, Devletin gelirlerinin gerçek giderlerini karşılayıp fazla vermesi halinde bu fazlalığın finansmana aktarılarak daha az borçlanma gereğinin oluşması ve döndürülebilir bir borç yapısının oluşmasının sağlanmasıdır.<br />
Faiz Giderleri: Faiz, ödünç alınan paranın kullanımı karşılığında yapılan ödeme olarak tanımlanır. Bu nedenle faiz ödemeleri borç alınan paranın anapara geri ödemesinden ve borçlanma için ödenen komisyon ve ihraç giderlerinden ayrı olarak sadece Devlet borçlarına ilişkin faiz ödemelerini kapsamaktadır.<br />
Faiz Oranı Riski: Yatırım yapılan değerin fiyatının piyasadaki faiz oranlarından olumsuz olarak etkilenmesi durumunda oluşan risktir.<br />
F Cetveli: Bütçe kapsamına alınan fonların gösterildiği cetveldir. Fonların tasfiyesinden sonra kullanılmamıştır.<br />
Faaliyet Raporu: Üst yöneticiler ve bütçeyle ödenek tahsis edilen harcama yetkilileri tarafından idari sorumlulukları çerçevesinde hazırlanan, stratejik planlama ve performans programları uyarınca yürütülen faaliyetleri, belirlenen performans durumlarına göre hedef ve gerçekleşme durumu ile meydana gelen sapmaların nedenlerini açıklayan ve her yıl düzenlenen rapor.<br />
Fasıl ve Bölüm: Klasik bütçe kodlamasında kullanılan ve Program bütçe sınıflandırmasında, “Program”ı, Analitik Bütçe Sınıflandırmasında Fonksiyonel Sınıflandırmanın birinci düzeyini ifade eden tanımdır.<br />
Finansal Kiralama: Makine veya teçhizatın mülkiyet hakkının yasal olarak kiraya verende kalmasına rağmen, ekonomik açıdan kiralanan varlık üzerindeki kontrolü kiracıya devreden ve sözleşme sonunda kiracıyı varlığın fiili sahibi haline getiren uzun süreli bir leasing türüdür.<br />
Finansman Tipi Sınıflandırma: Analitik bütçe sınıflandırmasında harcama ve borç vermenin sınıflandırıldığı alanın üçüncü kod grubudur. Genel devlet tanımına giren bütün kurumları kavrayabilmek üzere oluşturulan ve özellikle devirli ödeneklerin gider cetvelinde takibine imkan sağlayan bir alandır. Harcamanın hangi kaynaktan finanse edildiğini gösterir. 2005 yılı için sırasıyla; Genel Bütçe, Katma Bütçe, Sosyal Güvenlik Kurumları, Özerk Kuruluşlar, Döner Sermayeler, Özel Ödenekler, Dış Proje Kredileri ve Bütçe Dışı Fonlardan oluşur.<br />
Fiyat Destekleme: Devlet, bazı tarım ürünlerinin piyasasında fiyat istikrarı sağlamak amacıyla, fiyatların oluşumuna doğrudan müdahale yapabilirler. Bu nedenle, hükümetler, desteklenen ürünün asgari fiyatını doğrudan belirleyip açıklarlar. Devlet adına destek alımları yapmak üzere görevlendirilen kuruluş, hükümetin ilan ettiği taban fiyattan ürünleri almaya başlar. Üreticiler bu fiyatın üstünde fiyat veren alıcılara mallarını satabilirler.<br />
Fiyat Dışı Destekleme: Devletin, tarım ürünleri piyasalarında uyguladığı müdahaleci politikanın etkin araçlarından biridir. Devlet bazı tarım ürünlerinin fiyatlarına müdahale etmeden, o malların üreticilerini koruyucu, yönlendirici ve özendirici nitelikte önlemler yürürlüğe koyabilir. Bu tür faaliyetlere fiyat dışı destekleme denir.<br />
Fiyat İndeksleri: Ekonominin durumunu izlemek, uygulanan politikaların sonucunu görmek, geçmiş dönemlerle gelecek dönemler arasında mukayese yapmak için kullanılan endekslerden biridir.<br />
FOB: “Güvertede teslim” tanımlamasının kısaltılmışıdır. FOB satışta satıcı, malı sözleşmede belirtilen kendi ülkesinde bir limana kadar taşımak ve orada geminin güvertesine yüklenmiş olarak alıcının emrine sunmakla yükümlüdür.<br />
Fon: Belirli bir amacın gerçekleştirilmesi için ayrılmış bulunan ve gerektiği zaman kullanılmak üzere belli bir hesapta toplanan ve harcanabilen paralar fonu oluşturur.<br />
Fonksiyonel Bütçe: Kamu harcamalarının devletçe görülen faaliyet nevilerine bölünmesinden ortaya çıkan bütçe türüdür.<br />
Fonksiyonel Sınıflandırma: Analitik bütçe sınıflandırmasında harcama ve borç vermenin kodlandığı alanın ikinci kod grubudur. Devlet faaliyetlerinin türünü göstermek üzere tasarlanmıştır. Dört düzeyli ve altı hanelidir. Birinci düzeyde devletin faaliyetleri 10 ana fonksiyona ayrılmıştır. Bunlar: Genel Kamu Hizmetleri, Savunma Hizmetleri, Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri, Ekonomik İşler ve Hizmetler, Çevre Koruma Hizmetleri, İskan ve Toplum Refahı Hizmetleri, Sağlık Hizmetleri, Dinlenme Kültür ve Din Hizmetleri, Eğitim Hizmetleri ve son olarak da Sosyal Güvenlik ve Sosyal Yardım Hizmetleri.<br />
Fonlama: Özkaynaklarını kullanarak kaynak sağlama yöntemidir. Senet ihraç edilmesidir. Şirketler, borç alarak ya da özkaynaklarını kullanarak kaynak sağlarlar.<br />
Forfaiting: Alacak hakkının kayıtsız ve şartsız olarak teslim edilmesi anlamındadır. Vadeli mal ve hizmet ihracatından doğan ve belirli bir ödeme planına bağlı olarak tahsil edilecek olan alacakların daha önce bu hakkı elinde bulunduranlara rücu edilmeksizin (kayıtsız şartsız ve vazgeçilmez olarak), bir banka veya bu alanda uzmanlaşmış bir finans kuruluşu (forfaiter) tarafından satın alınarak iskonto edilmesidir. Uygulamada forfaiting işlemi daha çok yatırım mallarını kapsamaktadır. 1950’li yıllarda ABD ve Avrupalı ülkelerin SSCB ile dış ticaretlerinde doğdu. Uzakdoğu ve Latin Amerika ülkelerinde yaygınlaştı. </p>
<p>Garanti Ücreti: Hazine garantileri nedeniyle lehine garanti verilen taraftan verilecek her garanti için bir defaya mahsus olmak kaydıyla alınan ücret.<br />
Garantili İmkan: 4749 sayılı Kanun kapsamında yer alan kuruluşlara sağlanan Hazine geri ödeme garantisi, Hazine yatırım garantisi ve Hazine ülke garantisini ifade etmektedir.<br />
Gayrimenkul Sermaye Üretim Giderleri: Gayrimenkulün kurum tarafından üretilmesi durumunda örneğin kurumun ihtiyacı olan bir hizmet binasının, gerekli malzemeler piyasadan temin edilerek ve kurum personelinin teknik bilgisinden ve işgücünden, kurumun iş makinelerinin kapasitesinden faydalanmak suretiyle inşa edilmesi durumunda üretim sürecinde kullanılan hammaddeler, ara mallar, bu malların taşıma giderleri, üretim sürecinde kullanılan enerji bedelleri ve mamul malların alım giderleri ile projelerin fizibilitesi ve kontrollüğü için müşavir firma ve kişilere yapılan ödemeler ile gayrimenkul üretiminin üçüncü şahıslara ihale suretiyle için müteahhide yapılacak ödemelerdir.<br />
Gayri Safi Bütçe: Genellik ilkesine uyularak hazırlanan bütçe türüdür. Bu bütçe türünde tüm kamu gelir ve harcamaları bütün ayrıntılarıyla bütçede yer alır. Bu bütçe, bütün kamu gelirleri, bütün kamu giderlerinin karşılığı kabul edilerek hazırlanır. Belirli bir kamu geliri, belirli bir kamu gideriyle ilişkilendirilmez.<br />
Gayrisafilik İlkesi (Genellik İlkesi): Tüm gelirlerin ortak bir havuzda toplanmasını ve giderlerin tamamının bu havuzdan harcanmasını ifade etmektedir. Gelirler ve hasılat, bütçeye tamamen gayri safi olarak gelir yazılır. Bunların toplama ve yönetim giderleri ilgili ödeneklerden karşılanır.(Bkz. Genellik İlkesi)<br />
Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH): Bir ekonomideki yerli üretici birimlerin belli bir dönemde toplam faaliyetleri sonucu yaratmış oldukları tüm mal ve hizmetlerin üretim değeri toplamından bu mal ve hizmetlerin üretiminde kullanılan girdiler toplamının çıkarılmasıyla elde edilen değerdir. Milli gelir, bir ekonomide bir yıl içindeki toplam mal ve hizmetin para ile ölçülmesidir. Safi milli hasıla tüketim malları ve safi yatırım harcamaları gibi nihai ürünlerin toplamı olarak belirtilebilir. Safi yatırım yerine yıl boyunca yıpranmış olan bina ve teçhizatı da içeren veri kullanılırsa, bu takdirde gayri safi milli hasıla söz konusudur. GSMH, tüketim malları ve gayri safi yatırım gibi nihai ürünlerin toplamı olarak tanımlanmaktadır. Yıpranmanın hesabının güvenilir bir şekilde elde edilememesinden dolayı GSMH rakamları daha çok itibar edilen verilerdir. GSMH’yı biri faktör fiyatlarıyla diğeri de piyasa fiyatlarıyla olmak üzere iki şekilde ifade etmek mümkündür.<br />
Gayri Safi Milli Hasıla Açığı: Tam istihdam düzeyinde ve enflasyonist bir ortama girmemiş olan bir ekonominin üretebileceği potansiyel üretim ile fiili üretim arasındaki farktır.<br />
Gayri Safi Milli Hasıla Deflatörü: Nominal GSMH rakamının reel GSMH rakamına bölünmesiyle elde edilen fiyat endeksi.<br />
Gayri Safi Milli Harcama: Harcamalar yöntemiyle gayri safi milli hasılanın hesaplanmasında harcamalar dört gruba ayrılmaktadır.<br />
Tüketim Harcamaları : Yıl içerisinde üretilen ve hane halkına satılan bütün mal ve hizmetleri kapsamaktadır. Tüketim harcamaları sağlık ve ulaştırma gibi hizmetleri, gıda maddeleri gibi dayanıksız tüketim mallarını ve otomobil ve beyaz eşya gibi dayanıklı tüketim mallarını kapsamakta konut gibi harcamalar bu kapsamda yer almamaktadır.<br />
Yatırım Harcamaları: Kısa vadede tüketilmeyecek mal üretimine yatırım denilmektedir. Firmalar ya stoklara ya da sermaye mallarına (makine-teçhizat gibi) yatırım yaparlar. Firmalar hem girdilerini hem de çıktılarını stok halinde bulundururlar. Stoklar üretim bandının düzenli olmasını ve tüketim talebinin zamanında karşılanmasını sağlar. Ekonominin toplam sermaye stokunu artıran net yatırımdır. Yenileme yatırımları, aşınan sermayenin yerine geçmekte ve mevcut sermaye stokunu sabit tutmaktadır.<br />
Devletin Mal ve Hizmetlere Yaptığı Harcamalar: Devletin yol, baraj, hizmet binası gibi harcamalarından elektrik tüketimine kadar yaptığı tüm harcamaları kapsar.<br />
Devletin Transfer Ödemeleri: Devletin belli bir karşılık olmaksızın yaptığı ödemelere transferler harcamaları denmekte olup, bu harcamalar milli gelir hesaplamalarına dahil değildir.<br />
Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (Faktör Fiyatlarıyla): Bir ekonomide üretim faktörlerinin bir yıl içinde dış ekonomik ilişkiler bulunmaksızın elde ettikleri gayri safi gelirlerin toplamıdır. (Ücret +Faiz + Kira + Kar = SMH (FF) + Amortismanlar = GSYİH (FF))<br />
G Cetveli: Gelecek yıllara geçici yüklenmelere girişmeye yetki veren kanunların gösterildiği cetvel.<br />
Geçen Yıllar Borçları: Program bütçe uygulamasında eski yılın borcu yeni yılın bütçesindeki “ilgili geçen yıllar borcu” tertibindeki ödenekten karşılanmakta ve o yılın hesabına kaydedilmekte idi. Dolayısıyla ödenek yokluğu veya bildirimin zamanında yapılamaması gibi nedenlerle yılı içinde tahakkuka bağlanamayan giderler, cari yıl bütçesi açısından geçen yıllar borcu olarak anılmakta idi.<br />
Geçici Bütçe: Bütçe Kanununun mali yıl başına kadar yasalaşması gereken süreçlerden geçerek mali yıl başında yürürlüğe girmesi gerekir. Seçimlerin yeni yapılmış olması, hükümetin çekilmesi, bütçe tasarısının TBMM’de reddedilmesi veya başka herhangi bir sebepten dolayı bütçenin bu tarihe kadar yasalaşmaması ve dolayısıyla yürürlüğe girememesi nedeniyle devlet faaliyetlerinin kesintiye uğramamasını teminen uygulanan bütçeye geçici bütçe denir. Bütçe Kanununun, T.B.M.M. tarafından yapılan oylama sonucunda kabul edilmemesi durumunda; mevcut hükümet teamüller gereği istifa eder ve yerine yeni bir hükümet kurulur. Bütçenin reddi, hükümete karşı bir güvensizliğin göstergesidir. Bütçenin reddedilmesi nedeniyle kamu hizmetlerinin durmaması, yani gelirlerin toplanması ve giderlerin yapılabilmesi için yasama organından izin ve yetki alınması gerekmektedir. Bu nedenle, Bakanlar Kurulu Genel ve Katma Bütçeler kanunlaşıncaya kadar Devlet harcamalarının yapılmasına ve Devlet gelirlerinin tahsiline yetki verilmesine dair kanun tasarısını T.B.M.M.’ne sunar. İşte Bakanlar Kurulunun Meclise sunduğu ve Meclisin kabul ettiği bu bütçeye, Geçici Bütçe denilmektedir. Geçici Bütçe uygulamasıyla, bir yıl önce kabul edilmiş ödeneklerin, bütçe uygulama süresine uygun oranlarda kullandırılması suretiyle harcama yetkisinin, ayrıca gelirlerin toplanmasına devam olunacağı belirtilmek suretiyle de gelir toplama yetkisinin verildiği görülmektedir. Geçici Bütçe ile yapılan harcamalar ile toplanan gelirler, uygulandığı yılın Bütçe Kanununa ilave edilir. Geçici Bütçeler, mali yıl başında yürürlüğe girer ve kanunla verilen yetki süresi kadar hüküm icra ederler.<br />
Geçici Bütçe: (5018) Zorunlu nedenlerle merkezi yönetim bütçe kanunun süresinde yürürlüğe konulamaması halinde, bir önceki yıl bütçe başlangıç ödeneklerinin belirli bir oranı esas alınarak yürürlüğe konan, en fazla altı aylık bir süreyi kapsayan ve cari yıl bütçesinin yürürlüğe girmesiyle yapılan harcamaların ana bütçeye mal edildiği bütçe uygulamasıdır.<br />
Gelecek Yıllara Yaygın Yüklenmeler: Merkezî yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin, bir malî yıl içinde tamamlanması mümkün olmayan yatırım projeleri için Maliye Bakanlığı ve Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığının görüşü üzerine, gelecek yıllara yaygın yüklenmeye girişmeleridir.<br />
Gelirlerin Yılı: Bir mali yıl içinde tahakkuk eden gelirler ve hasılat o yıl bütçesinin gelirini oluşturur. Ancak mali yıl sonunda kalan (tahakkuk) artığı gelecek yıl bütçesine mal edilir.<br />
Gelirli Ödenek Kaydı: İlgili kanunları gereğince belli iş ve hizmetlerde kullanılmak üzere “özel gelir” kaydedilmiş olan gelirlerin bütçe ile ilişkisinin kurulması ve kullanımına imkan sağlanması amacıyla, “(6) özel ödenekler” finansman kodunda mevcut veya yeni açılan bir tertibe ödenek kaydedilmesi işlemine denir.<br />
Gelirli Ödenek Eklemesi:(Bkz. Gelirli Ödenek Kaydı)<br />
Gelirsiz Ödenek Eklemesi: (Bkz. Ödenek Eklemesi)<br />
Genel Bütçe: (5018) Devlet tüzel kişiliğine dahil olan ve 5018 sayılı Kanuna ekli (I) sayılı cetvelde yer alan kamu idarelerinin bütçesi.<br />
Genel Bütçe: (1050) Merkezi idare içerisinde yer alan Devlet daire ve kurumlarının yıllık gelir ve gider tahminlerinin gösterildiği bütçeye genel bütçe denir.<br />
Genel Kabul Görmüş Muhasebe Prensipleri: Muhasebe standartlarına uyumla ilgili olarak mesleki kuruluşların ya da organların kabul ettiği ve muhasebenin dayandığı genel prensipler. Örneğin: para biriminin değerinde istikrar prensibi, uygulanan metotlarda süreklilik prensibi, ihtiyatlılık kavramı, samimiyet prensibi, gayrisafilik prensibi vs.<br />
Genel Kamu Hizmetleri: Fonksiyonel sınıflandırmanın birinci düzeyinde bulunan ana fonksiyonlardan birisidir. Y asama, dışişleri, dış ekonomik yardımlar, genel hizmetler, borç yönetimi ve temel araştırmalar gibi devletin yönetimi ile doğrudan ilişkili fonksiyonları kapsar.<br />
Genellik İlkesi: Devletin bütün gelir ve giderlerinin bütçede ayrı ayrı ve tam olarak gösterilmesi demektir. Bu ilkenin hareket noktası devlet maliyesinin bir bütün halinde tek bir varlık olarak ele alınmasıdır. Bu nedenle devletin bütün gelirlerinin hazineye girmesi ve oradan devletin tüm ihtiyaçları için harcanması gerekir. Bu şekilde belli gelirlerin belli giderlere bağlanması önlenmiştir. Genellik ilkesinin istisnası iktisadi devlet teşekkülleridir. Belli gelirlerin belli giderlere tahsis edilmemesi; gelirlerin genelliği, tüm hizmet ödeneklerinin bütçede gösterilerek harcamaların bununla sınırlı yapılması; giderlerin genelliği ilkesi olarak düşünülmektedir.<br />
Genel Uygunluk Bildirimi : Sayıştay tarafından, dış denetim raporları, idare faaliyet raporları ve genel faaliyet raporu dikkate alınarak merkezî yönetim kapsamındaki kamu idareleri için hazırlanan ve kesin hesap kanun tasarısının verilmesinden başlayarak en geç yetmiş beş gün içinde Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan bildirimdir.<br />
Genel Yönetim Kapsamındaki Kamu İdareleri: Uluslararası sınıflandırmalara göre belirlenmiş olan, merkezî yönetim kapsamındaki kamu idareleri, sosyal güvenlik kurumları ve mahallî idareleridir.<br />
Gerçekleştirme Görevlileri: Harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürüten personel.<br />
GFS (Government Finance Statistics): Bütçe açısından bakıldığında, Ekonomik analiz yapmak amacıyla devletin nakit alındılarını ve ödemelerini (muamelelerini) kayıt eden uluslar arası kabul edilmiş bir sistemdir. Daha çok IMF ve üyeleri tarafından kullanılmaktadır.<br />
Giderin Gerçekleştirilmesi: (5018) Harcama yetkilisinin ödeme emri belgesini imzalaması ve tutarın hak sahibine ödenmesi ile tamamlanan süreç.<br />
Giderlerin Gerçek Gereksinim Karşılığı Olması: Belli bir gider yapılırken, ilgili kuruluşun yasalarla kendisine verilmiş hizmetleri yürütebilmesi için ‘o anda’ ya da hiç değilse ‘yakın bir gelecekte’ söz konusu mal ya da hizmete uygun miktar ya da tutarda ihtiyacı bulunması gerekir. Yani, giderin yapılması ile hizmet arasında bir illiyet bağının varlığı ve bu bağın zaman açısından anlamlı bir aralıkta, miktar bakımından da yeterli ölçüde olması gerekir. Özellikle mali yılın sonlarında sırf ödenek yanmasın diye yapılan harcamalar bu nitelikte harcamalar olup; dikkat edilmesi gerekir.<br />
Giderlerin Önce Onaylanma İlkesi : Hizmet ve ihtiyaçların önce belirlenmesini ve buna uygun kaynak tahsisi için sonradan yetki istenmesini ifade etmektedir.<br />
Görev Zararı: Devlet tarafından ilgili mevzuatı çerçevesinde, kamu teşebbüslerine, sosyal güvenlik kurumlarına, mali kurumlara, döner sermayeli işletmelere, fonlara veya diğer teşekküllere kendi mevzuatları ile verilen görevler dışında bir görev verilmesi durumunda müdahale alımları ve destekleme zararları için yapılacak ödemeler de dahil olmak üzere, verilen bu görevin ifası sonucu oluşan ve mahrum olunan kârı da içeren zararı ifade eder. Görev zararının oluşabilmesi için şu unsurların bir arada gerçekleşmesi gerekmektedir:<br />
•	Verilen görev, kurumun kendi mevzuatıyla verilen olağan görevleri dışında ilave bir görev olmalıdır.<br />
•	Görevin ifası sonucunda bir zararın ve/veya mahrum kalınan kârın ortaya çıkması gerekir.<br />
•	Verilen görev sonucu oluşan zararın ve/veya mahrum kalınan kârın bütçeden karşılanacağının görev verilmesine ilişkin düzenlemeyle önceden belli edilmiş olmalıdır.<br />
•	Ödemeler, karşılıksız diğer bir ifadeyle geri dönüşümsüz olmalıdır. Yani borç verme kategorisine girecek bir ödeme olmamalıdır. </p>
<p>Haber Alma Ödeneği: Gümrük Müsteşarlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı bütçelerine, hizmetin gerektirdiği ve Bakanın takdir edeceği gizli istihbarat hizmetleri için konulan ödeneklerdir.<br />
Halka Arz: Sermaye piyasası araçlarının satın alınması için her türlü yoldan halka çağrıda bulunulmasını, halkın bir anonim ortaklığa katılmaya ve kurucu olmaya davet edilmesini, hisse senetlerinin borsa da işlem görmesini ifade eder. Şir ketlerin kaynak ihtiyacını karşılamak amacıyla öz kaynak yoluyla senet ihraç ederek kaynak sağlamasıdır. Şirketler kaynak ihtiyaçlarını faiz karşılığı yabancı kaynaklardan borçlanarak ya da öz kaynaktan (ortaklardan) sermaye yoluyla veya faaliyetler sonucu kazanç yoluyla sağlar. Öz kaynak yoluyla fonlama yani senet ihraç ederek toplanacak fonların maliyeti, borçlanmadan daha ucuz ise, şirketler halka arza başvurma yolunu tercih edecektir.<br />
Harcama: Geri ödenmeyen başka bir deyişle herhangi bir mali hak yaratmayan veya mevcut bir mali hakkı ortadan kaldırmayan devlet ödemeleridir. Harcama, cari ya da sermaye nitelikli olabilir. Mal veya hizmet alımında olduğu gibi bir şey karşılığında yapılabileceği gibi karşılıksız harcama da yapılabilir. Bu nedenle harcama, kamu borçlarının geri ödemelerini ve devlet tarafından verilen borçları kapsamaz.<br />
Harcama Birimi: Kamu idaresi bütçesinde ödenek tahsis edilen ve harcama yetkisi bulunan birimdir.<br />
Harcama Değiştirici Politikalar : Bir ülkede dış dengenin sağlanması amacıyla kullanılan maliye ve para politikalarıdır. Dış ödemeler bilançosu açık veren bir ülke, bu açığı gidermek amacıyla daraltıcı maliye politikaları ve sıkı para politikaları izleyebilir. Örneğin harcamaları kısar veya vergileri artırır. Diğer yandan faiz hadlerini yükseltir. Bu yolla milli gelir düzeyini düşürerek, milli gelirin bir fonksiyonu olan ithalatı kısmaya çalışabilir.<br />
Harcama Kalemi: Program bütçe sınıflandırmasında (A) işaretli cetvelde yer alan ödeneklerin 100, 200, &#8230; 900 düzeyindeki ayrımını ifade etmektedir.<br />
Harcama Kaydırıcı Politikalar : Dış dengenin sağlanması amasıyla kullanılan politikalar olup devalüasyon ve revalüvasyondan oluşur. Devalüasyon bir dış açığın, revalüasyon ise bir dış fazlanın giderilmesi amacıyla kullanılabilecek araçlardır. Devalüasyonla ihracat gibi döviz kazandırıcı önlemler özendirilmeye, ithalat gibi döviz ödemesi gerektiren önlemler azaltılmaya çalışılır.<br />
Harcama Programına Bağlanmayan Ödenek: Bir tertipte yer alan ödeneğin tamamının ayrıntılı harcama programında bloke tutulması halinde tertipte yer alan ödeneğe harcama programına bağlanmayan ödenek denir.<br />
Harcama Öncesi Kontrol: Ödenek tahsis edilmesi, yüklenmeye girişilmesi, ihale yapılması, sözleşme yapılması, mal veya hizmetin teslim alınması, işin gerçekleştirilmesi, ödeme emri belgesi düzenlenmesi ve harcama yetkilisi tarafından alınacak benzeri malî kararların kontrolü.<br />
Harcama Talimatı: Üzerinde hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve türleri, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgilerin yer aldığı ve harcama yapılmasına imkan veren harcama yetkilisince onaylanan talimat.<br />
Harcama Yetkilisi: Bütçeyle ödenek tahsis edilen her bir harcama biriminin en üst yöneticisi.<br />
Harcama Yetkisi: Harcama Yetkilisi için, bütçeyle öngörülen (aktarma ve ekleme dahil) kadar, Ödenek Verilen Harcama Yetkilisi için ise gönderilen ödenek kadar harcama yetkisi vardır.<br />
Harcırah: Harcırah Kanununa göre ödenmesi gereken yol masrafı, gündelik, aile masrafı ve yer değiştirme masrafından birini, birkaçını veya tamamını ifade eder.<br />
Harcırahın Unsurları: Harcırah; yol masrafı, yevmiye, aile masrafı ve yer değiştirme masrafını ihtiva eder.<br />
Harç: Devletin yapmış olduğu bazı hizmetler nedeniyle, vergilerin aksine kişilerin bu hizmetlerden yararlanma dereceleri dikkate alınarak, kişilerden alınan tutarlardan oluşmaktadır.<br />
Hazine: İki anlam taşıyan bir kelimedir. İlk anlamı, kişi, kurum veya devletlerin sahip oldukları taşınır veya taşınmaz mal varlıkları ile çeşitli hakları gösteren belgeleri; ikinci anlamı ise devletlere ait değerlerin saklandığı yerleri ve bunların yönetiminden sorumlu kurumları ifade eder. Devlet tek bir tüzel kişi olduğu için ayrı ayrı bakanlıkların tüzel kişilikleri yoktur. Dolayısıyla bu kurumların kendi başlarına taşınmaz mal sahibi olmaları, kendi adlarına borçlanmaya girişmeleri söz konusu değildir. Devletin tüzel kişiliğinin mali yönünü Hazine temsil eder. Devlete ait taşınmaz mallar tapuda hazine adına tescil edilir ve kullanacak kamu kurumu ya da devlet dairelerine kullanım süresince bedelsiz tahsis edilir.<br />
Hazine Açığı: Hazine, devletin harcama ve gelirlerinin gerçekleştiği soyut bir kasa olan kurumdur. Belli bir dönemde Hazinenin kamusal giderlerinin finansmanı için yapılan ödemeler, toplanan kamu gelirlerini aşması durumunda Hazine açığı ortaya çıkar.<br />
Hazine Alacağı : Herhangi bir dış finansman kaynağından temin edilen finansman imkanları için verilen Hazine garantileri veya bu imkanların ikrazı suretiyle kullandırılması ya da bunlar dışında olmakla birlikte ilgili mevzuattan kaynaklanan işlemler nedeniyle doğan ve Hazine tarafından üstlenilen her türlü ödemeye ve/veya Hazine tarafından ikrazen ihraç edilen Devlet iç borçlanma senetlerine ilişkin olarak ortaya çıkan alacak.<br />
Hazine Birliği: Devletin her türlü gelirlerinin Hazine havuzunda toplanması ve bütün giderlerin bu havuzdan ödenmesidir. Hazine birliği ilkesi kamu mali yönetimini disiplin altına alır ve kamu fonlarının atıl kalmaksızın en gerekli yerlerde, en hızlı biçimde kullanılmasına imkan sağlar. Merkezî yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin gelir, gider, tahsilat, ödeme, nakit planlaması ve borç yönetiminin birliğini sağlayacak şekilde yürütülmesi sağlanır. 5018 sayılı Kanuna ekli (I) sayılı cetvelde yer alan kamu idarelerinin tüm gelirleri Hazine veznelerine girer, giderleri bu veznelerden ödenir.<br />
Hazine Bonosu: Hazine tarafından vadesi 1 yıldan kısa (364 güne kadar) süreli olarak çıkarılan Devlet iç borçlanma senetleridir.<br />
Hazine Garantileri: Hazine geri ödeme garantisi, Hazine yatırım garantisi, Hazine karşı garantisi ve Hazine ülke garantisi veya münferiden her birini ifade etmektedir.<br />
Hazine Genel Hesabı: Hazine genel hesabı aşağıdaki metin ve cetvellerden oluşur.<br />
1 -Kesin Hesap Kanun Tasarısının Metni<br />
2- Gerekçe<br />
3- Mizan<br />
4- Gelir Kesin Hesap Cetveli ve İzahname<br />
5- Bakanlık Gider Kesin Hesap Cetvelleri ve İzahnameler<br />
6- Gelir ve Giderlerin Daireler ve İller İtibariyle Dökümleri<br />
Hazine Geri Ödeme Garantisi: Kamu iktisadi teşebbüsleri, özel hukuk hükümlerine tabi olmakla beraber sermayelerinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait olan kuruluşlar, fonlar, kamu bankaları, yatırım ve kalkınma bankaları, büyükşehir belediyeleri, belediyeler ve bunlara bağlı kuruluşlar ile sair yerel yönetim kuruluşları lehine bu kuruluşların dış finansman kaynağından sağladıkları dış borçlarının geri ödenmesi hususunda verilen garantilerdir.<br />
Hazine Karşı Garantisi: Herhangi bir dış finansman kaynağının ihdas ettiği garanti programları çerçevesinde kamu iktisadi teşebbüsleri, özel hukuk hükümlerine tabi olmakla beraber sermayelerinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait olan kuruluşlar, fonlar, kamu bankaları, yatırım ve kalkınma bankaları, büyükşehir belediyeleri, belediyeler ve bunlara bağlı kuruluşlar ile sair yerel yönetim kuruluşlarının borçlu sıfatıyla uluslararası piyasalardan temin edecekleri finansman imkanları için bir dış finansman kaynağı tarafından verilen garantiye karşı verilen garantiler ile herhangi bir dış finansman kaynağının ihdas ettiği garanti programları çerçevesinde yap-işlet-devret, yap-işlet ve işletme hakkı devri ile benzeri finansman modelleri kapsamında gerçekleştirilecek projelerle ilgili olarak, mevzuatta öngörülen Hazine garantileri ile sınırlı olmak ve şartları Hazine Müsteşarlığı tarafından müzakere edilmek üzere, bir dış finansman kaynağı tarafından verilen garantiye karşı verilen garantilerdir.<br />
Hazine Ülke Garantisi: Yabancı ülkelerin herhangi bir dış finansman kaynağından sağlayacakları finansmanın geri ödenmesi hususunda verilen garantilerdir.<br />
Hazine Saymanlığı: Hazine Müsteşarlığı Devlet Borçları, İç Ödemeler ve Dış Ödemeler Saymanlıklarının her birini ifade etmektedir.<br />
Hazine Yardımları: Bütçeden, karşılıksız olarak, ilgili mevzuatına göre ve kaynak aktarılan kurumların bütçe açıklarının finansmanı gibi amaçlarla katma bütçeli idarelere, mahalli idarelere, özerk kurumlara, fonlara ve sosyal güvenlik kurumlarına yapılan ödemelerdir.<br />
Hazine Yatırım Garantisi : Yap-işlet-devret, yap-işlet ve işletme hakkı devri ve benzeri finansman modelleri kapsamında ilgili mevzuat hükümlerine dayanan ve bunlarla sınırlı olmak üzere verilen garantilerdir.<br />
H Cetveli: 6245 sayılı Harcırah Kanunu hükümleri uyarınca verilecek gündelik ve tazminat miktarlarının gösterildiği cetvel.<br />
Hesap Dönemi Yöntemi: Bütçe döneminin belirlenmesinde kullanılan yöntemlerden biridir. Bu yöntemde bütçe dönemi ile ilgili işlemler bir bütün oluşturmakta ve yıl sona erse de bütünlük korunmaktadır. Mali yılla ilgili iş ve işlemler ertesi yılda veya yıllarda tamamlanabilmiş ise buna ait giderler, yapıldığı yıla değil, ait olduğu yılın bütçesine mal edilmektedir. Bu yöntemin, bütçe hizmetlerinin öngörülen ve gerçekleşen maliyetlerini daha iyi görme ve değerlendirme üstünlüğünün yanında; kesin hesapların gecikmesine yol açma gibi önemli bir zaafı da vardır.<br />
Hesap Verme Sorumluluğu: Kendisine emanet edilen fonların, bu fonların verilme şartları çerçevesinde yönetildiğini ve kontrol edildiğini göstermek üzere denetlenen bir kişi ya da kuruluşa yüklenen sorumluluk. Her türlü kamu kaynağının elde edilmesi ve kullanılmasında görevli ve yetkili olanlar, kaynakların etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak elde edilmesinden, kullanılmasından, muhasebeleş-tirilmesinden, raporlanmasından ve kötüye kullanılmaması için gerekli önlemlerin alınmasından sorumlu olmaları ve yetkili kılınmış mercilere hesap verme zorunda olmalarıdır.<br />
Hibe: Herhangi bir dış finansman kaynağından geri ödeme yükümlülüğü olmaksızın Devletin aldığı ayni ve/veya nakdi mali yardım ile Devletin yabancı ülkelere verdiği nakdi mali yardımı ifade etmektedir.<br />
Hiperenflasyon: Aşırı parasal genişleme nedeniyle fiyat artışlarının çok yüksek düzeylere çıkmasıdır. Enflasyonun hangi düzeyden sonra hiperenflasyon olarak tanımlanacağı konusunda bir görüş birliği yoktur. Ancak genelde yıllık enflasyonun 3-4 haneli hale gelmesi hiperenflasyon olarak tanımlanır. D örtnala enflasyon olarak da adlandırılır. Paranın değerinin yitirildiği en şiddetli enflasyon biçimidir. İktisat tarihinde çoğunlukla savaş ya da sonrasında ortaya çıkmış ve yeni bir para biriminin kurulmasını zorunlu hale getirmiştir </p>
<p>IMF (Uluslararası Para Fonu ) : Uluslararası ticaretin gelişmesi, tam istihdam, gelişim hızının artırılması, sabit kur sisteminin gerçekleşmesi, kurlarda kararlılığın sağlanması, tek yönlü devalüasyonu önlemek ve ödemeler dengesi sorunlarını çözmek, kredi sağlamak gibi çok amaçlı kurulmuş bir örgüttür. Uluslararası para sistemi ile ilgili doğan gelişme ve sorunlar konusunda üyeler arasında dayanışma sağlar, çok yanlı bir uluslararası ödeme sistemini geliştirir, üye ülkelerin kısa dönemli kredi gereksinimlerini sağlar, üye ülkelerin dış ödemeler bilançosunda ortaya çıkan dengesizliklerin giderilmesine yardımcı olur.</p>
<p>İ Cetveli: Çeşitli kanunlara göre bütçe kanunlarında gösterilmesi gereken parasal sınırların gösterildiği cetvel.<br />
İcmal Harcama Programı: Bütçe ödeneklerinin kullanımına yönelik olarak 2004 yılında uygulanmaya başlanmış olan, ekonomik kodlamanın ikinci düzeyi itibariyle ve aylık dönemler halinde ödeneklerin kullanımına ilişkin dağılımını gösteren programdır.<br />
İç Borçlar: Hükümetin ülke sınırları içindeki kişi ve kurumlara ulusal para cinsinden borçlanmasıdır. Bu borçlanmanın iktisadi niteliği, satın alma gücünün özel ve kamusal kesimler arasında el değiştirmesidir. İç borçlanmada ülkenin kullanabileceği kaynaklara bir ek söz konusu değildir. Devlet, en yaygın yöntemle halka ve kurumlara sattığı kağıda bağlı bono, tahvil ve kağıda bağlı olmayan yöntemlerle borçlanabilir. Kısa-uzun vadeli, teminatlı-teminatsız ve zorunlu-gönüllü olarak üç gruba ayrılabilir.<br />
İç Denetim (1) : Kurum bünyesinde bulunan ve kurum yönetimi tarafındanolası yolsuzlukları, hataları ve verimiz uygulamaları en aza indirmek amacıyla kurumun sistemlerini ve prosedürlerini kontrol etmek ve değerlendirmek üzere görevli bulunan birim, faaliyet.<br />
İç Denetim (2): K amu idaresinin çalışmalarına değer katmak ve geliştirmek için kaynakların ekonomiklik, etkililik ve verimlilik esaslarına göre yönetilip yönetilmediğini değerlendirmek ve rehberlik yapmak amacıyla yapılan bağımsız ve nesnel güvence sağlayan danışmanlık faaliyetidir.<br />
İhraç Tutarı: Her bir menkul kıymetin satış fiyatı ile nominal tutarının çarpılması suretiyle hesaplanan değerdir.<br />
II sayılı Cetvel: 5018 sayılı Kanuna göre Özel Bütçe kapsamındaki idarelerin yer aldığı cetvel.<br />
İkraz Ücreti: Dış borcun ikrazı nedeniyle ikraz edilen taraftan ikraz edilen tutar üzerinden bir defaya mahsus olmak kaydıyla alınan ücret.<br />
İlgili Hizmet Tertibi: Hizmet veya harcamanın ait olduğu tertibi ifade etmektedir.<br />
İl Özel İdareleri: Devlet görevlerinden bir kısmını mahalli olarak yerine getiren hizmet birimleridir. Çalışma esas ve usulleri 3360 sayılı Kanun ile düzenlenmiştir.<br />
İskan ve Toplum Refahı Hizmetleri: Fonksiyonel sınıflandırmanın birinci düzeyinde bulunan ana fonksiyonlardan biridir. K işi ve ailelerin iskanı ile temel ihtiyaçlara yönelik hizmetler bu fonksiyon kapsamında yer almaktadır. Otoyollar ve sulama sistemleri fonksiyon kapsamında değildir.<br />
İş Değerlendirmesi : Bir kuruluşta görülmesi gerekenişlerin belirli ölçütlerbakımından birbirleriylekarşılaştırmalı olarak değerlerinin belirlenmesine denir. İş değerleme sayesinde işler zorluk ve önem durumuna göre hiyerarşik olarak sıralanabilmektedir.<br />
İş Ölçümü: Nitelikli bir iş görenin, belirli bir işi, belli bir çalışma hızıyla yapması için gereken zamanı saptamak amacıyla geliştirilmiş tekniklerin uygulanmasıdır.<br />
İş Tanımlaması: Örgüt içinde bir grubun veya bir kişinin yerine getireceği faaliyetlerin belirlenmesi ve tasarlanmasıdır.<br />
İta Amiri: (1050)Devlet hizmetlerine ilişkin giderlerin geçici ya da kesin olarak ödenmesi için saymanlara yazılı emir ve izin verenlere ita amiri denir.<br />
İtfa: Bir borcun ödenerek kapanmasıdır.<br />
Jestiyon (Yönetim Dönemi ) Yöntemi Kadro: Kamu hizmetlerinin yürütülmesinde görev alan kamu kurum ve kuruluşlarının personel istihdamı için kullanabileceği ve atanacak kişilerin nitelik, görev, yetki ve sorumluluklarını belirten yetkilendirme belgesi.<br />
Kadro Değişikliği: Dolu kadroda sadece derece, boş kadroda unvan, sınıf ve derece değişikliği yapılmasıdır.<br />
Kadro İhdası: Kadro yaratılması anlamına gelir. Kamu kurum ve kuruluşlarının toplam kadro sayısında artış meydana getirir.<br />
Kadro Kullanımı: Kadronun atama amacıyla kullanılmasıdır.<br />
Kadronun İptali: Boş kadro bakanlar kurulu kararı ile, dolu kadro kanunla iptal edilir.<br />
Kadronun Serbest Bırakılması: Tutulu kadroların kullanılabilmesi için öncelikle serbest bırakılması gerekmektedir. Tutulu kadroların serbest bırakılması bakanlar kurulu kararı ile olur.<br />
Kambiyo: Madeni ve kağıt para seklindeki tüm yabancı ülke paraları ve bu paralarla ödeme yapabilen her tür hesap, belge, bono, poliçe, çek vb. parasal araçların tümüne kambiyo denir.<br />
Kamu İktisadi Teşebbüsü: Sermayesinin yarısından fazlası devlete ait olan ve mal ve hizmet üretmek üzere kurulmuş, ticaret kanununa tabi olarak çalışan, tüzel kişiliğe sahip işletmeler.<br />
Kamu Borç Yönetimi Raporu: Hazine Müsteşarlığı tarafından üç ayda bir yayınlanan ve ülkenin borç yönetimine ilişkin bir takım verilerin kamuoyu ile paylaşılmasını hedefleyen rapor.<br />
Kamu Düzeni ve Güvenlik: Fonksiyonel sınıflandırmanın birinci düzeyinde bulunan ana fonksiyonlardan biridir. Kapsamına asayiş, itfaiye, yargı, cezaevi hizmetleri girmekte olup, bu fonksiyonu icra eden birimlere bağlı hastaneler ve okullar ile sivil savunma hizmetleri kapsam dışındadır.<br />
Kamu Geliri: Devletin kamu harcamalarını karşılamak amacıyla elde etmiş olduğu değerlerdir. Kanunlarına dayanılarak toplanan vergi, resim, harç, fon kesintisi, pay veya benzeri gelirler, faiz, zam ve ceza gelirleri, taşınır ve taşınmazlardan elde edilen her türlü gelirler ile hizmet karşılığı elde edilen gelirler, sosyal güvenlik primi kesintileri, alınan bağış ve yardımlar başlıca gelir kalemleridir.<br />
Kamu Gideri: Geniş anlamda, devlet ve diğer kamu kuruluşlarının bütçe ödemeleri ile kamu iktisadi teşebbüsleri (KİT), sosyal sigorta ödemeleri, vergi muaflık ve istisnaları ve özel kişilere yapılan teşvikleri de içerir. Kanunlarına dayanılarak yaptırılan iş, alınan mal ve hizmet bedelleri, sosyal güvenlik katkı payları, iç ve dış borç faizleri, borçlanma genel giderleri, borçlanma araçlarının iskontolu satışından doğan farklar, ekonomik, malî ve sosyal transferler, verilen bağış ve yardımlar ile diğer gideri kapsar. Dar anlamda da kamu hizmetlerinin bedeli olarak, devlet ve diğer kamu tüzel kişilerinin (belediye, il özel idaresi gibi) yaptıkları ödemelerdir.<br />
Kamu İdaresi: Vatandaşların genel ve ortak ihtiyaçlarını gerek ülke çapında gerekse belli bir yerle sınırlı olarak karşılayan ve genel idare ilkelerine göre yönetilen merkezi idare (Devlet) ile mahalli idarelerdir.<br />
Kamu Kaynakları: Borçlanma suretiyle elde edilen imkânlar dahil kamuya ait gelirler, taşınır ve taşınmazlar, hesaplarda bulunan para, alacak ve haklar ile her türlü değer.<br />
Kamu Kesimi Borçlanma Gereği: Kamu giderlerinin kamu gelirlerinden fazla olması nedeniyle ortaya çıkan açıktan dolayı meydana gelen, toplam kamu gelirleriyle giderleri içinde borçlardaki değişmeler dışında ortaya çıkan fark olarak verilebilir. Toplam Kamu Kesimi Açığının GSMH’ya oranlanması sonucunda elde edilen rakam.<br />
Kamu Kurumları : Genellikle merkezi idarenin kendi tüzel kişiliğinden ayrı olarak kurduğu hizmet yönünden yerinden yönetim kuruluşlarıdır. Devlet ve mahalli idareler dışında, belli hizmet veya hizmet grupları ile görevlendirilmiştir. Kamu kurumları tüzel kişiliğe sahip kurumlar olarak, kanunla veya kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanarak kurulmuş olan “hizmet bakımından yerinden yönetim kuruluşları”dır. Bu kurumlar tek tip kurumlar değildirler. Faaliyet konuları, işleyiş şekilleri, görev çevreleri farklılıklar göstermektedir.<br />
Kamu Maliyesi: Gelirlerin toplanması, harcamaların yapılması, açıkların finansmanı, kamunun varlık ve borçları ile diğer yükümlülüklerinin yönetiminidir.<br />
Kamu Malî Yönetimi: Kamu kaynaklarının tanımlanmış standartlara uygun olarak etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasını sağlayacak yasal ve yönetsel sistem ve süreç.<br />
Kamu Malları: Piyasa tarafından hiç arz edilmeyecek ya da arz edildiğinde yeterli miktarda olmayacak bazı mallar vardır. Bu mallara büyük ölçekte örnek, milli savunma, küçük ölçekte çevre koruma faaliyetleridir. Bunlara saf kamu malı denir. Bunların iki özelliği vardır. İlki, faydalanan ek bir kişi ek bir maliyete sebep olmaz, ikincisi bu kamu mal veya hizmetlerinden kişileri mahrum etmek mümkün değildir.<br />
Kamu Tüzel Kişiliği: Kamu idaresi ile kamu kurumların tümünü kapsayan genel bir terimdir.<br />
Kamu Zararı: Mevzuata aykırı karar, işlem, eylem veya ihmal sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.<br />
Kara Para: Yasal işlerden elde edilmemiş veya vergisi ödenmemiş paraya denir.<br />
Katma Bütçe: Giderleri özel gelirleriyle karşılanan ve genel bütçe dışında yönetilen bütçelere katma bütçe denilir.(1050/115).<br />
Katma Bütçeli İdarelere Hazine Yardımı : Katma bütçeler giderleri ile gelirleri eşit olarak hazırlanır ve kanunlaşırlar. Ancak, burada bir denkleştirme işlemi gerçekleştirilir. Hazırlanan tasarıya göre önce ilgili katma bütçeli idarenin (A) cetveli yani gider tahmini belirlenir, diğer taraftan kurumun öz gelirleri tahmin edilir. Giderin fazla olması durumunda aradaki fark “Hazine Yardımı” ile kapatılır ve bütçenin giderleri ile gelirleri eşitlenir. İşte katma bütçenin (B) cetvelinde Hazine Yardımı olarak görünen miktarları tahakkuk ettirebilmek için Maliye Bakanlığı bütçesine de Hazine Yardımı tertipleri açılarak aynı miktarda ödeneklere burada da yer verilir. Bu denkleştirme işlemi nedeniyle konsolide bütçe hesaplanırken genel bütçe ve katma bütçe toplanır ve Maliye Bakanlığı bütçesinde yer alan Hazine Yardımları mükerrer kaydın önüne geçmek için toplamdan düşülür. İşte bu denklik yıl içinde yapılan tüm bütçe işlemlerinde de korunur. Yani, bir kurumlar arası aktarma veya ödenek eklemesi gibi kurumun toplam ödeneğini değiştiren bütçe işlemlerinde kurumun (B) cetvelinde ve Maliye Bakanlığı bütçesinde yer alan Hazine Yardımları tertipleriyle de ilişki kurulur.<br />
Kayıt Dışı Ekonomi: Devletten gizlenen, kayda geçirilmeyen/geçirilemeyen ve bu sebeple denetlenemeyen faaliyetler olarak tanımlanabilir. Enformel ekonomi, illegal ekonomi, gayri resmi ekonomi, gizli ekonomi diye de adlandırılır. Genel olarak kayıt dışı ekonominin, mal ve hizmet üretimine konu olmasına karşılık ekonominin geleneksel ölçüm yöntemleriyle bütünüyle tespit edilemeyen ve GSMH hesaplamalarına yansımayan alanları kapsadığı kabul edilmektedir.<br />
Kayıtlı Sermaye: Bir anonim şirketin kuruluşu aşamasında kararlaştırılan ve ortakların ödemeyi taahhüt ettikleri şirketin sermayesi olarak belirtilen para, şirketin kayıtlı sermayesidir.<br />
Kaynak İhtiyaç Planı: Kuruluşlar misyonlarında belirttikleri her faaliyet alanı için kaynak planlaması yapmalıdır. Kurumların daha önce belirledikleri stratejik amaçları üzerinden tespit etmiş olduğu performans hedefleri kullanılarak hazırlanan plan, kaynak ihtiyaç planıdır.<br />
K Cetveli: Ek ders, konferans ve fazla çalışma ücretleri ile diğer ücret ödemelerinin miktarının gösterildiği cetvel.<br />
Kesim: Program bütçe sınıflandırmasında “Altprogramı” ifade etmektedir.<br />
Kesin Hesap Kanunu Tasarısı: Muhasebe kayıtları dikkate alınarak, merkezî yönetim bütçe kanununun şekline uygun olarak Maliye Bakanlığınca hazırlanan, bir yıllık bütçe uygulama sonuçlarını karşılaştırmalı olarak gösteren, değerlendirmeleri içeren ve gerekçesiyle birlikte izleyen malî yılın Haziran ayı sonuna kadar Bakanlar Kurulunca Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulun kanun tasarısı.<br />
Kişi Başına Milli Gelir: Bir ülkenin milli gelirinin o ülkenin nüfusuna bölünmesiyle elde edilen oran.<br />
Konjonktürel Bütçe: Maliye literatüründe uzun yıllar başlı başına bir amaç olarak benimsenen bütçe dengesinin sağlanması, daha sonra konjonktürel bütçe kavramının geliştirilmesi ile eski önemini kaybetmiştir. Ekonomik dengenin korunması için, klasik anlamda bütçe dengesinden vazgeçilebileceği düşüncesi ağırlık kazanmıştır.<br />
Ekonomik istikrarı sağlayabilmek için bütçeden yararlanırken, depresyon yıllarında bütçenin açık vermesi, enflasyon yıllarında ise fazlayla kapanması ile konjonktür devresi sonunda dengenin sağlanması amaçlanmaktadır. İşte bütçenin konjonktüre paralel olarak sergilediği bu yaklaşıma konjonktürel bütçe denilmektedir. </p>
<p>Konsolidasyon: Uluslararası borç işlemlerinde bankaların ya da direkt olarak borçlu olan ülkenin, vadesi gelen bir borcun daha uzun süreli bir vadeye uzatılması işlemidir. Ödeme güçlüğü içine düşen devletin, iç borçlarının vadesini uzatması da bu kapsamda değerlendirilir. Genellikle kısa vadeli hazine bonoları geri alınıp yerine uzun vadeli devlet tahvilleri verilerek uygulanır. Alacaklılara yeni vade için de faiz ödenir. Fakat buna rağmen devlete güvenlerinin sarsılması önlenemez. Konsolidasyona giden bir hükümet, yeniden iç borç almakta çok zorlanır. Eğer vadede bir değişiklik yapılmıyorsa TL cinsi iç borç senetlerinin döviz cinsi iç borç senetleriyle değiştirilmesi konsolidasyon anlamına gelmez.<br />
Konsolide Bütçe: Devletin farklı bütçelerinin toplanarak bir araya getirilmesi sonucunda oluşan bütçe büyüklüğüdür. 1050 sayılı Muhasebei Umumiye Kanununun yürürlükte olduğu dönemde konsolide bütçe; genel bütçe ve katma bütçenin toplamından ibaretti. Katma bütçeli kuruluşların genel bütçeli bir kuruluş olan Maliye Bakanlığı bütçesinden aldıkları hazine yardımlarıyla yaptıkları harcamaların, hem genel bütçede hem de katma bütçede yer almasından kaynaklanan mükerrerliği ortadan kaldırmak amacıyla bu toplamdan hazine yardımı düşülmektedir. 5018 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesiyle beraber konsolide bütçeden kasıt tüm bütçe türlerinin toplamından oluşan yekun olacaktır. Aynı şekilde “hazine yardımları” ve “gelir fazlalarının genel bütçeye aktarılması” gibi mükerrerliğe neden olacak kalemlerin toplamdan düşülmesi gerekmektedir.<br />
Konvertibilite: Bir ülkenin yerel parasının serbest döviz piyasasında diğer yabancı paralara ve altına dönüşebilme özelliğidir. Ulusal paranın, dış ticaret gereksinimlerinin karşılanmasında, resmi bir makamın ya da yasanın iznine gerek kalmaksızın bir başka ulusal paraya dönüştürülmesi ve uluslararası mübadele aracı olarak kullanılabilmesi halinde konvertibiliteden söz etmek mümkündür.<br />
Köy İdaresi: 442 sayılı Köy Kanunu ile düzenlenen idarelerdir.<br />
Kredi: Belirli miktardaki satın alma gücünün, belirli bir süre için ve geri verilmek üzere bir bedel (genellikle faiz) karşılığı gerçek ya da tüzel kişilere verilmesidir. Kredi çeşitleri: kullanıcısına göre; özel ve kamu; güvencesine göre teminatlı ve teminatsız; süresine göre kısa ve uzun; veriliş yerine göre üretim ve tüketim; kullanım alanına göre ticari, tarım, sanayi, yapı ve orman gibi ayrılır.<br />
Kronik Enflasyon: Enflasyonun uzun yıllar boyunca yüksek bir düzeyde kalmasıdır. Ülkemizdeki enflasyonun 2004 yılına kadarki seyri çift haneli olduğu için, kronik enflasyon tanımına örnek oluşturur.<br />
Kurucu Hisse Senedi: Şirket kurucularına ya da şirket açısından önem arz eden şahıslara genellikle bedelsiz olarak verilen, oy hakkından yoksun ve sadece temettü hakkı olan &#8220;adi senet&#8221;.<br />
Kurum İçi Aktarmalar: Aynı kurum bütçesi içinde bir tertipteki ödeneğin bir başka tertibe aktarılması işlemidir. Bu işlem kurum bütçesinin toplamını değiştirmez, konsolide bütçe toplamını değiştirmez ve dolayısıyla konsolide bütçe dengesini de etkilemez ancak, kurumun birimleri ile fonksiyonlarında yer alan ödenek dağılımını değiştirir.<br />
Kurumlar Arası Aktarmalar : Bir kurum bütçesi içinde bir tertipteki ödeneğin bir başka kurum bütçesinde yer alan bir tertibe aktarılması işlemidir. Böyle bir işleme genellikle işi ihtisas sahibi daireye yaptırmak amacıyla başvurulur. Bu işlem kurum bütçesinin toplamını aktarılan ödenek kadar artırır veya eksiltir. Konsolide bütçe toplamını ise değiştirmez ve dolayısıyla konsolide bütçe dengesini de etkilemez ancak, kurumların ödenek dağılımını değiştirir.<br />
Kurumsal Sınıflandırma: Analitik bütçe sınıflandırmasında harcama ve borç vermenin kodlandığı alanın ilk kod grubudur. Siyasi ve idari sorumluluğun belirlenmesini ve performans sorumlularının tespitini hedefler, aynı anayasal otoriteye tahsis edilen kaynakların aynı kodda yer almasını benimsemiş olmakla beraber bütçe türlerini de göstermektedir. Dört düzeyli ve sekiz hanelidir. Birinci düzey bakanlıklar ile bütçe açısından eşdeğer birimlere, ikinci düzeyde birinci düzeye bağlı en üst düzey yetkililere, üçüncü düzeyde ana hizmet birimlerine, dördüncü düzeyde de destek ve lojistik birimlere yer verir.<br />
Leasing (Finansal Kiralama): Firmaların ticari ve sınai faaliyetlerini gerçekleştirebilmek için gereksinim duydukları duran varlıkları satın almak yerine belirli kira ödentisi karşılığında kullanım olanağı tanıyan ve banka kredilerine alternatif olarak doğan orta dönemli finansman yöntemidir. Bu yöntem, 1930’lu yıllarda dünya ekonomik krizindeki finansman zorluğu ve 2. Dünya Savaşı sonrasında teknolojik gelişmelerin yenileşme ve modernleşme harcamalarına çözüm olarak geliştirildi. Ülkemizde de 1985’te yaygınlaşmış ve daha çok KOBİ’ler tarafından kullanılmaktadır.<br />
L Cetveli: Kurumların mevcut lojman, sosyal tesis, telefon, faks ve kadro sayılarının gösterildiği cetveldir. 2004 Mali Yılı Bütçesinden itibaren Bütçe Gerekçesine taşınmıştır. </p>
<p>Madde: Klasik bütçe kodlamasında kullanılan bir terim olup, program bütçe sınıflandırmasında harcama kalemlerini de kapsayacak şekilde “Faaliyet” veya “Proje”yi ifade etmektedir.<br />
Mahallî İdare: Yetkileri belirli bir coğrafi alan ve hizmetlerle sınırlı olarak kamusal faaliyet gösteren belediye, il özel idaresi ve bunların kurdukları birlik ve idarelerdir.<br />
Mahallî İdare Bütçesi: Mahallî idare kapsamındaki kamu idarelerinin bütçesi.<br />
Mahsup Dönemi İşlemleri: Mali yılın bitimine kadar fiilen yapılmış olan ödemelerden mahsup edilememiş olanların, mahsup işlemlerine saymanlarca mali yılın bitiminden itibaren bir ay süre ile devam edilebilir. Bu uygulamada mali yıl içinde verilen avans veya açılan kredilerden harcandığı halde belgeleri saymanlığa verilmemesi nedeniyle mahsubu yapılamayan tutarlar yeni yıla aktarılmakta, yeni yılda yapılan mahsuplar özel hesaplar aracılığıyla bir önceki yıla mal edilmektedir.<br />
Mali Hizmetler Birimi : Bütçeyi hazırlamak, izleyen iki yılın bütçe tahminlerini yapmak, bütçe kayıtlarını tutmak bütçe ilke ve esasları çerçevesinde, ayrıntılı harcama programı ve hizmet gereksinimleri dikkate alınarak ödenek gönderme belgelerini düzenlemek, harcama yapılması ve gelir elde edilmesine ilişkin malî işlemleri yürütmek, bütçe uygulama sonuçlarına ilişkin verileri toplamak, değerlendirmek ve bunların raporlanmasını sağlamak, idarenin bütçe kesin hesabını hazırlamak, stratejik plan ve performans programlarının hazırlanmasını koordine etmek ve sonuçlarının konsolide edilmesi çalışmalarını yürütmek, idarenin mülkiyetinde veya kullanımında bulunan taşınır ve taşınmazlara ilişkin kayıtları tutmak ve malî kanunlar ile ilgili diğer mevzuatın uygulanması konusunda harcama yetkililerine gerekli bilgileri sağlamakla görevli birim.<br />
Mali İstikrar: Geniş anlamda mali sistemin ya da altyapısının, dar anlamda da mali piyasanın dengede olmasıdır. Mali sistem, tasarrufların toplanarak yatırımcılara ya da tüketicilere aktarılmasını sağlayan mekanizmalar (banka, kooperatif ya da para, tahvil gibi&#8230;) bütünüdür.<br />
Mali Kontrol: Kamu kaynaklarının belirlenmiş amaçlar doğrultusunda, ilgili mevzuatla belirlenen kurallara uygun, etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde kullanılmasını sağlamak için oluşturulan kontrol sistemi ile kurumsal yapı, yöntem ve süreçlerdir.<br />
Mali Kontrol Yetkilisi: Harcama öncesi kontrol göreviniilgili kamu idaresinin yönetim sorumluluğu çerçevesinde yerine getiren yetkilidir. Genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinin merkez dışı birimlerinde harcama öncesi kontrol görevi il defterdarlıkları tarafından yerine getirilir.<br />
Mali Politika: Kamunun; vergi, masraf ve borç idaresiyle piyasadaki para miktarını kontrol etmesine yönelik politikaların bütünüdür.<br />
Maliye Başkanı: Bulunduğu kurum nezdinde Maliye Bakanlığının temsilcidir. Kendisine bağlı birimlerin işlemlerinin kanun hükümlerine göre yürütülmesini sağlamak, Maliye Bakanlığı ile kurum arasındaki ilişkilerde işbirliği ve koordinasyonu sağlamak, bulunduğu kurumun harcama, mali işlem, karar ve tasarruflarını Bakanlığın amaç ve politikalarına, kalkınma planlarına ve yıllık programlara uygunluğu açısından izlemek, görev alanına giren konularda kurumca sorulan hususları cevaplandırmak görevleri arasındadır.<br />
Mali Yıl: Devlet mallarının yönetiminde hesap dönemi olarak mali yıl esas alınır. Mali yıl on iki aylık mutlak bir süreyi ifade etmektedir. Devlet mallarının yönetiminin sonuçları, on iki aylık bir dönem sonucunda çıkartılmaktadır. </p>
<p>Mal Müdürü: İ lçe Maliye teşkilatının amiri olup işlemlerin mevzuata uygun olarak yürütülmesini sağlamakla görevli Maliye Bakanlığı personelidir.<br />
Mal ve Hizmet Alım Giderleri: Analitik Bütçe Sınıflandırmasında; faturalı olarak alınan mal ve hizmet bedellerinin gider kaydedildiği ve ekonomik sınıflandırmanın birinci düzeyinde bulunan kod grubudur.<br />
Mamul Mal Alımları: Ekonomik sınıflandırmanın ikinci düzeyinde yer alan; üretim süreçlerinde kullanılmak suretiyle kısmen veya tamamen değişime uğrayarak yarı mamul veya mamul mal haline gelecek olanlar dışında kalan, tüketime yönelik mal ve malzeme alımları kapsamında yer almayan, kullanıma hazır mallardan bedeli her yıl bütçe kanunlarıyla belirlenecek limitin üstünde kalan diğer bir ifadeyle cari nitelikli olmayanların kodlandığı alandır.<br />
M Cetveli: Milli Eğitim Bakanlığı tarafından idare edilecek okul pansiyonları ile Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık okulları öğrencilerinden alınacak pansiyon ücretlerinin gösterildiği cetveldir.<br />
Memur: 657 sayılı kanunun 4/a maddesine göre, devlet ve diğer kamu tüzel kişilerince genel idare esaslarına göre yürütülen asli ve sürekli kamu hizmetlerini ifa ile görevlendirilenlere memur denir.<br />
Memuriyet Mahalli: Harcırah Kanunu açısından memur ve hizmetlinin asıl görevli olduğu veya ikametgahının bulunduğu şehir ve kasabaların belediye sınırları içinde bulunan mahaller ile bu mahallerin dışında kalmakla birlikte yerleşim özellikleri bakımından bu şehir ve kasabaların devamı niteliğinde bulunup belediye hizmetlerinin götürüldüğü veya kurumlarınca sağlanan taşıt araçları ile gidilip gelinebilen yerleri ifade etmektedir.<br />
Menkul Sermaye Üretim Giderleri: Ekonomik sınıflandırmanın ikinci düzeyinde yer alan; menkul sermaye üretimi sürecinde kullanılan hammaddeler ile ara mallar ve mamul malların alım giderleri ile projelerin fizibilitesi ve kontrollüğü için müşavir firma ve kişilere yapılan ödemeler ile gayri maddi hak alımlarının kodlandığı alandır.<br />
Merkez Bankası: Banknot ihraç eden, hükümetin para ve kredi politikasını yürütmede yardımcı olan, veznedarlık görevini üstlenmiş, devletin iktisadi ve mali danışmanlığını yapan kurumdur.<br />
Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdareleri: 5018 sayılı Kanuna ekli (I), (II) ve (III) sayılı cetvellerde yer alan kamu idareleridir.<br />
Mevduat: Belirli dönem için geri ödemek koşuluyla belirli bir bedel karşılığında mevduat sahibi kişilerce bankalara tevdi edilen paradır.<br />
Mevkufat: Yıl sonunda ödenek üstü harcamalar iki şekilde ortaya çıkmaktadır. Yurt çapında çeşitli saymanlıklarda yapılan harcamalarda, bazılarında ödenek aşımı (ödeme emirlerinde yer alan miktarlardan fazla harcama) bazılarında ise ödenekten daha az harcama olabilmektedir.Ödeneğinden az harcayan saymanlıklardan, fazla kısım tenkis belgeleri ile geri alınıp merkezde toplanmakta; daha sonra aşımı olan saymanlıkların aynı bütçe içinde ve aynı tertiplerdeki ödenek aşımlarına karşılık gösterilmektedir. Fazlalıklar bazen aynı bütçe içinde olmakla birlikte farklı tertiplerde de olabilmektedir. Aktarma işleminde aranan şartların bulunması halinde, bunlar diğer bir tertipteki aşımlara karşılık da gösterilebilmektedir. İşte bu her iki halde de aşımların, ödenek fazlaları ile karşılanması uygulamasına “Mevkufat” denilmektedir. Mevkufat müessesesi, mevzuatta yer almamakta ve kanuni dayanağı bulunmamaktadır.<br />
Milli Bütçe Kuramı: Devletin ekonomik hayatta büyük bir rolü ve sorumluluğu yüklenmesinin bir sonucu olarak, bütçe ekonomi politikası aracı olmuştur. Milli bütçe kavramı II. Dünya Savaşından sonra kullanılmaya başlanmıştır ve milli ekonominin bütün faaliyetlerinin giderler ve gelirler olarak meydana getireceği sonuçların bir tahminidir.<br />
Milli Bütçe Tahmin Raporu: Anayasaya göre bütçe kanun tasarısı ile birlikte Meclise sunulması gereken, gelecek mali yıldaki kaynaklar ve bunların kullanılma durumları gösteren ve DPT Müsteşarlığı tarafından hazırlanarak bütçe kanun tasarısına konulma üzere Maliye Bakanlığına gönderilen rapordur.<br />
Milli Gelir: Bir ülkede üretilen mal ve hizmetlerin oluşumuna katılan üretim faktörlerinin bu üretime katılmalarına karşılık aldıkları payın toplam parasal değeri milli geliri meydana getirir. Kısaca belli bir ülkede ve belli bir zamanda emek, müteşebbis, sermaye ve topraktan alınan ücret, kar, faiz ve rantın toplam parasal değeridir.<br />
Misyon: Bir kuruluşun varlık sebebidir. Kuruluşun ne yaptığını, nasıl yaptığını ve kimin için yaptığını ifade eder.<br />
Mizan: Mali yılın başlangıcından sonuna kadar Devletin bütçe içi ve dışı işlemleri nedeniyle varlıklarda meydana gelen değişikliklerin Yasama Organının bilgisine sunulabilmesi için düzenlenen hesaptır.<br />
Monetizasyon: Zaman zaman iç borçtan kurtulma çaresi olarak sunulan monetizasyon, para basılarak iç borçların ödenmesidir. Genellikle monetizasyon denilince basılan parayla iç borçların tamamının bir seferde ödenmesi kastedilir. Ancak monetizasyonu, iç borçları vadesi geldikçe para basarak ödemek şeklinde yumuşatanlar da var. Hangi yöntem uygulanırsa uygulansın, monetizasyonun sonu hiperenflasyondur. Piyasaya çıkacak olan muazzam büyüklükteki bu para, aylık enflasyonu yüzde 50&#8242;nin, yıllık enflasyonu yüzde 5000&#8242;in üzerine taşıyabilir.<br />
Moratoryum: Konsolidasyonun dış borçlar için uygulanan şekli olarak tanımlanabilir. Vadesi gelen dış borçlarını ödemek için kaynak bulamayan devletler, moratoryum ilan ederek ödemeyi daha sonra yapacağını beyan eder. Moratoryum ilanının sonuçları da konsolidasyondaki gibidir. Moratoryum ilan eden devlete olan güven sıfırlanır ve bu devletin yeni dış borç bulması imkansız hale gelir. Türkiye&#8217;de Osmanlı döneminden bu yana moratoryum ilanı olmadı. 1958 ile 1979-80 dönemindeki dış borç ertelemeleri, alacaklıların rızası alınarak yapılmıştı. Ancak buna rağmen bu borç ertelemelerinden sonra Türkiye, uzun süre dış borç almakta zorlandı.<br />
Muhasebat Genel Müdürlüğü: Maliye Bakanlığı ana hizmet birimi olup görevleri şunlardır:<br />
a) Devlet hesaplarının kayıtlarını tutmak, uygulamaları izlemek, dönem sonuçlarını çıkarmak, değerlendirmek ve yayımlamak,<br />
b) Genel bütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler ve özel bütçeli dairelerle bunlara bağlı döner sermayeli işletmelerin, Devlet sermayesi ile kurulmuş işletmelerin ve fonların muhasebe sistemlerini, gerektiğinde ilgili dairelerle birlikte belirlemek, bu konudaki mevzuat düzenlemeleri ile ilgili hazırlıkları yapmak,<br />
c) Genel bütçeye dahil daireler ile katma bütçeli idarelerde ve gerektiğinde bunlara bağlı döner sermayeli işletmeler ile fonlarda; gelirlerin toplanması, giderlerin ödenmesi, değer ve emanetlerin alınması, saklanması, ilgililere verilmesi, gönderilmesi ve bunların muhasebeleştirilmesi işlemlerini yapmak üzere saymanlıklar kurmak ve kaldırmak, vezneler açmak ve kapamak, sayman mutemetleri görevlendirmek veya görevlendirmeye izin vermek, bu işlemleri yetkisiz bir şekilde yapanlar veya yaptıranlar hakkında kanuni takibatta bulunulmasını sağlamak.<br />
d) Genel bütçeye dahil daireler ile katma bütçeli idarelere bağlı döner sermayeli işletmelerin sermaye kaynaklarına, bütçe ve harcama ilkelerine, mali yönetim ve denetimlerine ilişkin esasları düzenlemek, bunların gayri safi hasılatı üzerinden genel bütçeye aktarılacak miktarın tespitine esas oranları belirlemek ve uygulamaya yön vermek, bu işletmelerin vergi mükellefiyet ve sorumluluğu ile diğer kanuni kesintilere ilişkin yükümlülüklerini tam ve zamanında yerine getirip getirmediklerini incelemek ve denetlemek, nakit varlıkları, gelir ve giderleri ile dönem karları üzerinde tasarrufta bulunmak, yeni kurulacak döner sermayeli işletmelerin kurulmasına izin vermek, tahsis edilecek sermayeyi belirlemek.<br />
e) Saymanlık hizmetlerine ve Devlet muhasebesine ilişkin olarak doğacak tereddütleri gidermek,<br />
f) Genel bütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler, bunlara bağlı döner sermayeli işletmeler ve fonların hesaplarına ilişkin Sayıştay ilamlarını saymanlıklara tebliğ etmek, bu ilamları ve diğer kişi borçlarını izlemek,tahsilatını sağlamak ve gerektiğinde terkin işlemlerini yaptırmak,<br />
g) Devlet muhasebesinin geliştirilmesi, etkin ve verimli bir şekilde uygulanması yönünde araştırmalar yapmak veya yaptırmak ve gerekli tedbirleri almak,<br />
h) Saymanlıkların ve kurumların hesap ve işlemlerini merkezde ve gereken yerlerde incelemek ve denetlemek,<br />
i) Genel bütçeye dahil daireler ile katma bütçeli idarelerin kesin hesaplarını almak, incelemek, Hazine genel hesabını çıkarmak, kesin hesap kanun tasarılarını hazırlamak,<br />
j) Genel bütçeye dahil daireler ile katma bütçeli idarelere bağlı döner sermayeli işletmelerin hesaplarını almak, incelemek, yıl sonlarında sermayelerine eklenecek tutarları belirlemek ve bunların muhasebe kayıtlarına geçirilmesini sağlamak, gerektiğinde fonların ve özel bütçeli kuruluşların hesaplarını almak,<br />
k) Kamu kurum ve kuruluşlarında hizmetin gereği olarak kullanılan malzeme, ilk ve hammadde,demirbaş,araç ve gereçlerin muhase-beleştirilmesi ve idaresine ait konularda düzenlemeler yapmak, bu konuda doğacak tereddütleri gidermek,<br />
l) Görev alanına giren konularda diğer mevzuat ile Bakanlığa verilen görevleri yapmak,<br />
Muhasebe Hizmetleri: Gelirlerin tahsili, giderlerin hak sahiplerine ödenmesi, para ve parayla ifade edilebilen değerler ile emanetlerin alınması, saklanması, ilgililere verilmesi, gönderilmesi ve diğer tüm malî işlemlerin kayıtlarının yapılması ve raporlanmasıdır.<br />
Muhasebe Müdürlükleri: İldeki veya Bakanlığın görevlendirilmesi halinde il dışındaki genel bütçeli dairelerin saymanlık hizmetlerini yürüten görevlilerdir.<br />
Muhasebe Yetkilisi: Muhasebe hizmetlerinin yapılmasından ve muhasebe kayıtlarının usulüne uygun, saydam ve erişilebilir şekilde tutulmasından sorumlu olan personeldir . </p>
<p>Nakdi Teminat: Kamuya verilen hizmetlerin görülmesini belli bir fiyat karşılığı üslenen kişinin, bu hizmet nedeniyle sözleşme sonuna kadar doğabilecek kusurlarının telafi edilmesinde kullanılacak olan ve ilgili idarece cezai şart niteliğinde bloke tutulan para.<br />
Nakit Bütçesi: Geleceğe ait nakit giriş ve çıkışlarını öğrenmek, giriş ve çıkışlar arasında dengesizlik olan dönemlerde denge sağlayıcı önlemleri planlamaktır.<br />
Nakit Devlet İç Borçlanma Senetleri: Karşılığında Hazineye nakit imkanı sağlayan Devlet iç borçlanma senetleridir.<br />
Negatif Faiz Oranı: Mevcut enflasyon oranından daha düşük olan faiz oranıdır.<br />
Negatif Tasarruf: Gelirin tüketilmeyen kısmına tasarruf denir. Gelir ile giderin eşit olması halinde bir tasarruftan söz edilemez. Eğer söz konusu olan ekonomik birim gelirinden daha fazla bir harcamada bulunmuşsa buna negatif tasarruf denilmektedir.<br />
Negatif Yatırım: Belli bir hesap dönemi içinde gerçekleşen toplam yatırım, mevcut sermayenin eskimesi ve aşınmasından daha az ise negatif yatırımdan söz edilir.<br />
Net Borç Kullanımı: Yıl içinde yapılan iç ve dış borçlanmalardan yıl içinde vadesi gelen anapara ödemelerinin düşülmesi ile elde edilen tutardır.<br />
Net Bugünkü Değer: Bir yatırımın, yatırım dönemi boyunca sağladığı getirinin piyasa faizi veya kendi faizi ile iskonto edilmesi, bugüne indirgenmesi sonucu ulaşılan değerdir.<br />
Nihai Performans Planı : TBMM tarafından kabul edilen bütçe kanununa göre yeniden düzenlenmiş, son hali verilmiş plan. </p>
<p>O Cetveli: 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanunu uyarınca alınacak hayvanların alım değerlerinin gösterildiği cetveldir.<br />
Olağanüstü Bütçe: Devletin normal gelirleriyle karşılanmayan, her yıl istihsal edilmeyip sadece olağanüstü durum gösteren harcamalar için hazırlanan bütçelerdir.<br />
Olağanüstü Ödenek: Bütçenin hazırlanması ve kabulü sırasında öngörülmeyen yeni bir hizmet için alınan ödenek “olağanüstü ödenek” olarak adlandırılır. Olağanüstü ödenek ancak mali yıl içinde alınabilir. Olağanüstü ödenek adı altında bütçede bir ödenek çeşidi yoktur. Bütçenin hazırlanması aşamasında düşünülmemiş bir giderin, bütçenin uygulanması sırasında ortaya çıkması nedeniyle, bu yeni ihtiyacı karşılamak için T.B.M.M.’den alınan bu ödeneğe olağanüstü ödenek denilmektedir.<br />
Operasyonel Bütçe Dengesi: Faiz hariç ve dahil bütçe dengesini gösteren geleneksel tanımların, özellikle ekonomik istikrara sahip olmayan ülkelerde açığın etkilerini tam olarak yansıtmadığı düşüncesi ile oluşturulmuş bir kavramdır. Esas olarak bütçe açığının önemi, açığın ekonomideki toplam büyüklükler (toplam talep, toplam arz) üzerinde yarattığı etkiden kaynaklanmaktadır. Operasyonel bütçe açığı kavramı, toplam talep üzerinde etkili olan açığın, bütçe dönemi içerisinde ödenen faiz ödemelerinin reel kısmı olduğunu, nominal kısmın, toplam talep üzerinde etkili olmadığı varsayımından hareket eder. Bu çerçevede nominal faiz ödemleri, faiz ödemesini elde eden birimler tarafından dönem başındaki servetlerinin reel değerinin amortismanında (korunmasında) kullanılmakta ve aynı amaçla yeniden yatırıma tabi tutulmakta, dolayısıyla tüketim harcamalarına yönelmemekte ve toplam talep üzerinde bu anlamı ile etkili olmamaktadır. Dolayısıyla, talep artışı sadece reel faiz ödemelerinden kaynaklanmakta ve operasyonel bütçe açığı bu anlamı ile açığı ifade etmektedir.<br />
Orta Vadeli Mali Plan: Orta vadeli program ile uyumlu olmak üzere Maliye Bakanlığınca hazırlanan, gelecek üç yıla ilişkin toplam gelir ve gider tahminleri ile hedeflenen açık ve borçlanma durumunu, kamu idarelerin ödenek tavanlarını gösteren plandır. YPK kararı eki olarak Resmi Gazetede yayımlanmaktadır.<br />
Orta Vadeli Program: Kalkınma planları, stratejik planlar ve genel ekonomik koşulların gerekleri doğrultusunda Mayıs ayı sonuna kadar DPT tarafından hazırlanan ve makro politikaları, ilkeleri, hedef ve gösterge niteliğindeki temel ekonomik büyüklükleri kapsayan programdır.<br />
Ortodoks İstikrar Programı: Uluslararası Para Fonu IMF’nin 1970’li yıllardan bu yana enflasyonla mücadele eden ülkelere tavsiye ettiği programlara genel olarak verilen addır. Ortodoks kelimesi burada klasikleşmiş, klişeleşmiş istikrar programları anlamında kullanılmaktadır. Bu programda IMF, ücretlerin dondurulmasını, program öncesi belirli bir oranda devalüasyon sonrası yavaşlatılmış kur politikasını tavsiye eder ve tüketimi kısarak enflasyonun kontrol altında tutulmasını önerir. Bu klasik program bir çok uygulayıcı ülkede başarıya ulaşamamış, hatta enflasyonun daha da hızlanmasına neden olmuştur.<br />
Otomatik Stabilizatörler: Yöneticilerin kullanabileceği temel maliye politikalarının otomatik olarak işleyenlerine verilen addır. Vergiler, devletin mal ve hizmet alımları ve devletin transfer harcamaları en önemlilerindendir.<br />
Otonom Tüketim: Tüketim harcamaları milli gelire bağlıdır. Oysa bir kısım tüketim harcamaları milli gelirle ilgili değildir. Gelir sıfır olsa bile sabit bir harcama yapılır. Bunlar daha önce yapılan tasarrufların tüketime yönlendirilmeleridir. Bunlara otonom harcamalar denir.<br />
Otonom Yatırımlar: İçinde bulunulan ekonomik yatırımlardan bağımsız olarak gerçekleşen yatırımlardır. Otonom yatırımlar arasında yeni ürünlerin ve yeni üretim tekniklerinin geliştirilmesi amacıyla yapılan yatırımlar yer almaktadır. Öte yandan sosyolojik, psikolojik ve politik koşullarca uyarılan yatırımlar da otonom yatırımlar arasında yer almaktadır. </p>
<p>Ödeme: (1050) Tahakkuk eden Devlet giderlerinin, sayman tarafından gerekli inceleme yapılarak, hak sahiplerine ödenmesidir.<br />
Ödeme Emri: (1050) Hizmet yerlerindeki (ikinci derece) ita amirlerine “Bütçenin &#8230;&#8230;&#8230;.tertibinden, &#8230;&#8230;&#8230;. hizmetleri (iş ve maksatları) için &#8230;&#8230;&#8230;.lira harcama yetkisi verilmiştir.” anlamında düzenlenmiş form belgedir.<br />
Ödeme Emri: (5018) Giderin gerçekleştirilebilmesi amacıyla düzenlenen; tertip, hesap kodu, hak sahibi hakkında bilgiler ve harcama yetkilisinin onayını taşıyan belgedir.<br />
Ödenek: Bir taahhüt veya para olmayıp, verilen harcama yetkisini gösteren bir ölçüdür. Anayasanın 163’ncü maddesinde, bütçe ile verilen ödeneğin, harcanabilecek miktarın sınırını gösterdiği ifade edilmiştir.<br />
Ödenek Aktarması: Bütçe, bir tahminler bütünüdür. Uygulamada, gerek makro ekonomik tahminler, gerekse kurumun hizmet ihtiyaçlarına yönelik tahminler yıl içinde ortaya çıkan çeşitli sebeplerle gerçekleşmeyebilir. Bunun sonucunda toplam olarak ödenekler yeterli olsa bile, hizmetin gerektirdiği ödenek ihtiyacı ilgili bütçe tertibinde yer alan ödenekten fazla olabileceği gibi noksan da olabilir. İşte bu durumlarda, tasarrufu mümkün bütçe tertiplerinden veya Maliye Bakanlığı bütçesinde bulunan “Yedek Ödenekler”den, noksanlık duyulan bütçe tertiplerine ödeneğin kaydırılması işlemine aktarma denilmektedir. Böylece, kanun koyucu bütçenin büyüklüğü ve denkliği bozulmadan bu tür ödenek yetersizliklerini diğer bir ifadeyle tahminlerde meydana gelen yanılgıları ve sapmaları gidermek için aktarma yapılmasına imkan sağlamaktadır. (Bkz. Aktarma)<br />
Ödenek Devri: Akreditif, taahhüt artığı veya özel ödenek nedeniyle oluşan ve harcanmayan kısmının ertesi yıla devredeceği ilgili kanunlarla hüküm altına alınmış olan her türlü ödeneğin, bütçe ile ilişkisinin kurulması ve kullanımına imkan sağlanması amacıyla mevcut veya yeni açılan bir tertibe eklenmesi işlemidir. Genel kurala göre; bir sene bütçesiyle verilen ödenekler ancak o sene zarfında ifa edilen iş ve hizmetlerin karşılığıdır. Senesi içinde yerine getirilemeyen hizmetlere ait ödenekler sene sonunda kesin hesapla iptal olunur. Ödenek devri bu kuralın istisnalarından kaynaklanmaktadır.<br />
Ödenek Eklemesi: İlgili kanunları gereğince, bütçede mevcut veya yeni açılan bir tertibe belli bir (gelir karşılığı veya) gelir karşılığı olmaksızın ödenek ilave edilmesini ifade eder. Ödenek eklemesi; gelirli ve gelirsiz ödenek eklemesi olmak üzere ikiye ayrılmakla birlikte uygulamada daha çok gelirsiz ödenek eklemesi anlamında kullanılır.<br />
Ödenek Gönderme Belgesi: Kamu idarelerinin merkez teşkilatı harcama yetkililerinin merkez dışı birimlere ihtiyaçlarında kullanılmak üzere ödenek göndermek amacıyla düzenledikleri belge.<br />
Ödeneklerde Kesinti : Gelir tahsilatı, ödemeler dengesi ve genel ekonomik koşullar göz önünde tutularak ödeneklerin her yıl bütçe kanunlarında gösterilen oranlara kadarki kısmını kullandırmamaya Bakanlar Kurulu yetkili kılınabileceği gibi bütçe kanunlarına konan bir hükümle de kesinti yapılabilmektedir. Uygulamada daha ziyade bütçe kanunları ile yapılan kesintilere rastlanmaktadır. Hükümetin tasarı haline getirip meclise sunduğu bir bütçede kendi uygun görüşü ile kesinti yaptırması ilk görüşte anlamsız gelmektedir. Ama kesintinin amacının, Plan ve Bütçe Komisyonunda verilen ve kabul edilen gider artırıcı önergelerin getirmiş olduğu yükü karşılama amacına yönelik olarak yapılan bir politika olduğu unutulmamalıdır.<br />
Ödeneklerin Yerinde Kullanılması : Ödeneklerin kullanımında göz önünde bulundurulması gereken en önemli husus ödeneklerin tefrik edilme amacıdır. Terim, bir yandan ödeneklerin birimler arasında dengeli biçimde dağıtılması, bir yandan da belli bir harcama kalemine ait ödeneklerin alternatif kullanım yerleri arasında işin gereğine uygun olarak harcanmasını ifade etmektedir.<br />
Ödeneklerin Zamanında Kullanılması : Belli bir giderin süresinden önce ya da gecikmeli olarak yapılmamasıdır.<br />
Ödenek Verilen Harcama Yetkilisi: Ödenek Gönderme Belgesiyle kendisine ödenek tahsis edilen kişi.<br />
Ödenmemiş Sermaye: Ticaret ortaklıklarında, ortaklar tarafından işletmeye konması taahhüt edilen nakit sermayeden ortaklığa henüz ödenmemiş olan kısmını ifade eder.<br />
Ödenmiş Sermaye: Esas sermaye sistemine tabi ortaklıklarda, ortaklarca taahhüt edilen sermayenin nakden ödenmiş kısmıdır.<br />
Önceden İzin Alma İlkesi: Bu ilke, bütçenin ait olduğu mali yıla girmeden önce mecliste kabul ve tasdik edilmesini gerektirir.<br />
Ön Ödeme: Harcama yetkilisinin uygun görmesi ve karşılığı ödeneğin saklı tutulması kaydıyla; ilgili kanunlarda öngörülen haller ile gerçekleştirme işlemlerinin tamamlanması beklenilemeyecek ivedi giderler ve her yıl merkezî yönetim bütçe kanununda belirlenecek tutarların altında kalan giderler için avans vermek veya kredi açmak suretiyle yapılan ödemedir.<br />
Örtülü Ödenek: Kapalı istihbarat ve kapalı savunma hizmetleri, Devletin millî güvenliği ve yüksek menfaatleri ile Devlet itibarının gerekleri, siyasi, sosyal ve kültürel amaçlar ve olağanüstü hizmetlerle ilgili Hükümet icapları için kullanılmak üzere Başbakanlık bütçesine konulan ödenektir.<br />
Özel Bütçe: (1050)Yerel gelir ve giderleri kapsayanbütçelere özel bütçe denir. Belediyeler, il özel idareleri ve köylerin bütçeleri özel bütçelerdir.<br />
Özel Bütçe : (5018) Bir bakanlığa bağlı veya ilgili olarak belirli bir kamu hizmetini yürütmek üzere kurulan, gelir tahsis edilen, bu gelirlerden harcama yapma yetkisi verilen, kuruluş ve çalışma esasları özel kanunla düzenlenen ve 5018 sayılı Kanuna ekli (II) sayılı cetvelde yer alan her bir kamu idaresinin bütçesi.<br />
Özel Gelir: Genel bütçe kapsamındaki idarelerin kamu görevi ve hizmeti dışında ilgili kanunlarında belirtilen faaliyetlerinden ve fiyatlandırılabilir nitelikteki mal ve hizmet teslimlerinden sağlanan ve genel bütçede gösterilen gelirleridir.<br />
Özel Ödenek: Belli gelirlerin, belli hizmet ve amaçlar için tahsisi amacıyla sonradan bütçeye ilave ve kaydedilen ödeneklerdir. Bu ödeneklerin harcanmayan kısımları ertesi mali yıla devredilmektedir. Ademi tahsis ve dönemsellik ilkelerinin istisnasını teşkil etmektedirler. K onsolide bütçenin bir yandan (A) cetveli diğer yandan (B) cetveli aynı miktarda artmakta olup, bütçe dengesini bozmamakta ve bütçe açığını artırmamaktadır. İlgili kanununda hüküm olması halinde özel ödeneklerden kullanılmayan kısımlar ertesi yıla devrettiğinden ödeneklerin yıllık olduğu ve ertesi yıla devredilemeyeceğine ilişkin kurala da aykırılık teşkil etmektedir. Özel ödenek uygulamasına dayanak teşkil eden çeşitli yasal düzenlemeler vardır.<br />
Özel Ödeneklerin Devri : . Bütçeye özel gelir ve özel ödenek kaydedilen şartlı bağış ve yardımlardan yıl sonunda harcanamayan tutarlar yine aynı madde hükmüne göre, ertesi yıllarda açılacak özel bir bölüme devredilir ve harcanır. Bunun dışında, gerek bütçe kanunlarında yer alan hükümlere göre, gerekse özel kanunlarında yer alan hükümlere göre özel gelir ve özel ödenek kaydedilen tutarlardan yılı içinde harcanamayan tutarlar da kanunlarında hüküm olması kaydıyla ertesi yıla devren gelir ve devren özel ödenek kaydedilmektedir. Özel ödenek devirlerinde, işlemin ödenek ayağı ile birlikte gelir ayağı da olduğu için kurum bütçesinin ödenekleri ve konsolide bütçe ödeneği artmakla birlikte bütçe açığı değişmemektedir. Ödeneklerin ertesi yıla devredilmesi uygulaması bütçenin yıllık olması ilkesinin istisnasını teşkil etmektedir.<br />
Özel Ödeneklerin İptali : Özel ödenek kaydı yapılan tutarlardan yılı içinde harcanamayan tutarların devredilmesi esastır. Ancak, bu <a href="http://www.genelbilge.com/tag/devir/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Devir">devir</a> konusunda da zaman açısından bir sınır olması gerekiyor. Yani kullanılamayan ödenekler yıllar boyu devredilmemelidir. Bu gerekçeden hareketle bütçe kanunlarıyla bu husus düzenlenmektedir. Bunun dışında bütçe dengesinin sağlanması veya hizmetin ifasının lüzumunun kalmaması gibi nedenlerden dolayı Maliye Bakanına yetki verilmesi halinde de özel ödenekler iptal edilebilir.<br />
Özel Tertip Devlet İç Borçlanma Senetleri: İlgili yıl bütçe kanunu ve ilgili mevzuat çerçevesinde ihraç edilmiş olan ve karşılığında herhangi bir nakit girişi sağlanmayan Devlet iç borçlanma senetlerini ifade etmektedir.<br />
Özerk Bütçe: Tüzel kişiliğe sahip Kamu Kurumlarının bütçeleri ile 233 sayılı KHK ile oluşturulan KİT’lerin bütçeleri özerk bütçe niteliğindedir. Kamu İktisadi Teşebbüsleri esas olarak özel hukuka ve piyasa kurallarına göre mal ve hizmet üretimi ile uğraştıklarından, tam anlamıyla kamu bütçesi kapsamında değerlendirilmemekle birlikte; bunlar sermaye teşkili ve artırımları, olağan veya görevden doğan zararları ve gelir fazlaları dolaysıyla bütçe ile ilişkileri ve kamu dengesi içinde pay ve rolleri nedeniyle Kamu Tüzel Kişiliğine sahip bağımsız bütçeli kuruluşlardır. İdari ve mali özerklikleri ve belli kamu hizmetleri bakımından bazılarının taşıdığı önem ve özellik dolaysıyla bu tür bütçelere özerk bütçe denilmektedir. Bazı kaynaklarda, özerk bütçeli kuruluşlara “Bağımsız Bütçeli İdareler”de denilmektedir.<br />
Para: Mal ve hizmetlerin değişim aracı. Ekonomide madeni, banknot para birimlerinin yanı sıra vadesiz mevduatlar ve kredi kartları da para unsurları içinde sayılır. Değişim aracı, değer ölçütü ve saklama işlevi vardır. Vadeli mevduat, devlet tahvili gibi değişim araçları da para benzeri olarak değerlendirilir.<br />
Para Arzı: Para stoku anlamında da kullanılır. Belirli bir anda ekonomide dolanımda bulunan ve para olarak kullanılan araçların toplamıdır.<br />
Para Piyasası: Kısa vadeli fon (kredi) arz ve talebinin karşılaştığı, genellikle merkez bankaları tarafından yönlendirilen piyasalardır.<br />
Para Piyasası Nakit İşlemleri: Hazinenin kısa vadeli nakit ihtiyacını karşılamak üzere Devlet iç borçlanma senedi çıkarmaksızın yapılan azami otuz gün vadeli borçlanmalar ile kısa vadeli Hazine nakit fazlasını değerlendirmek üzere yapılan azami otuz gün süreli işlemleri ifade etmektedir.<br />
Para Politikası: Bir ülke ekonomisindeki para arz hacmini değiştirmeye yönelik politikalar bütünüdür. Uygulama yöntemleri arasında; Merkez Bankası’nın senetleri nakde çevirdiği açık piyasa müdahalesi, banka işlemleri ve kredi tavanının değiştirilmesi sayılabilir.<br />
P Cetveli: 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanunu uyarınca alınacak Motorlu taşıtların ortalama alım değerleri ile günlük kira bedelleri gösteren cetvel.<br />
Performans Denetimi: Yönetimin bütün kademelerini, bunların programlanmaları ve izlenmeleri aşamalarındaki tutumluluk, verimlilik ve etkinlik açısından kavrayan denetim.<br />
Performans Esaslı Bütçeleme : Kamu kurum ve kuruluşlarının ana fonksiyonlarını ve bu fonksiyonların yerine getirilmesi ile gerçekleştirilecek amaç ve hedefleri belirleyen ve kaynakların bu amaç ve hedefler doğrultusunda tahsisini ve kullanılmasını sağlayan, performans ölçümü yaparak ulaşılmak istenilen hedeflere ulaşılıp ulaşılamadığını değerlendiren bir bütçeleme tekniğidir. Performans esaslı bütçelemenin unsurları, stratejik planlama, performans planı, kaynak ihtiyaç planı ve faaliyet raporudur.<br />
Performans Göstergesi : Çıktı veya sonuca ilişkin hedeflere ne derece ulaşıldığının değerlendirilmesi için kullanılan belirli bir değerdir.<br />
Performans Hedefi : Kurumların, stratejik amaçları çerçevesinde, stratejik hedeflerine ulaşmak için bir yılda gerçekleştirmeyi amaçladıkları performans seviyelerini içeren hedeflerdir.<br />
Performans Planı : Bir kurumun gelecek bir yıl için hazırladığı ve faaliyetlerinin belirlenen performans göstergeleri çerçevesinde ulaşmayı hedeflediği performans seviyelerini, bu seviyelere ulaşabilmek için ne kadar kaynak ihtiyacı olduğunu belirleyen ve bütçe ile program sonuçları arasında bağlantı oluşturan plandır.<br />
Personel Giderleri: Kamu personeli ile kamu personeli olmasa bile bunlar gibi çalıştırılan veya hizmetinden faydalanılan kişilere bordroya dayalı olarak yapılan ödemelerdir.<br />
Piyasa Yapıcılığı: Devlet iç borçlanma senetleri ihalelerinde ve söz konusu senetlerin ikincil piyasa işlemlerinde etkinliğin artırılması amacıyla önceden belirlenen kriterlere göre seçilmiş bankalara Hazine Müsteşarlığı tarafından bazı hak ve görevler verilmesini içeren sistemi ifade etmektedir.<br />
Piyasa Yapıcısı: Devlet iç borçlanma senetleri ihalelerinde ve söz konusu senetlerin ikincil piyasa işlemlerinde etkinliğin artırılması amacıyla önceden belirlenen kriterlere göre seçilmiş banka.<br />
Planlama-Programlama-Bütçeleme Sistemi: Kamu hizmetlerinin çıktı esasına göre değerlendirilecek nitelikte olması gerektiği hususundaki görüşler ağırlık kazandıktan sonra teoride ve uygulamada Performans Bütçe Programlama-Bütçe giderek Planlama-Programlama-Bütçeleme Sistemi (PPBS) şeklinde geliştirilmiştir. PPBS, aslında bütçeyi oluşturmanın bir şekli, bütçe dokümanının belirli bir tipidir. Ancak uygulanması, kamu faaliyetlerinin uzun süreli planlarının yapılması, bunların birleştirilmesi ve yıllık bütçeler ile belirli faaliyetlerin programlanmasına dayanmaktadır. Program bütçe sistemi, kamu kesimine tahsis edilen kaynakların kamu hizmetine dağılırken alınacak kararlara yardımcı olmak ve bu kararların en iyi şekilde alınmasını sağlamak için oluşturulmuş bir sistemdir.<br />
Planlı Ekonomi: Kaynakların kullanımının Devlet tarafından tespit edildiği ve denetlendiği ekonomidir. Planlı ekonomilerde üretim, yatırım ve dağıtım kararlarının tamamı veya büyük bir kısmı merkezi yönetimce alınmaktadır.<br />
Prodüktivite: Girdi çıktı ilişkisi olarak tanımlanır. (Prodüktivite = Çıktı / Girdi) Üretim faaliyetleri sonucu elde edilen ile bu faaliyet için konan miktarların birbirine oranıdır.<br />
Program Bütçe Sistemi: ABD’de 1912 yılında “Tasarruf ve Prodüktivite” adlı komisyon; devlet bütçesinden ayrılacak ödeneklerin, devlet tarafından ifa edilecek fonksiyonlar göz önünde tutulmak şartıyla saptanmasını önermiş, 1950’li yıllarda aynı ülkede devlet harcamalarının nelerden ibaret olduğundan daha çok, niçin sorusu cevaplandırılmaya çalışılmıştı. Her iki sorunun da cevabı olan fonksiyonel sınıflandırma, yasama organına ve halka sadece yapılan kamu hizmetlerinin maliyeti hakkında bir bilgi edinmek ve kontrolde bulunmak imkanını vermez aynı zamanda devlet bütçesinin hükümet programı haline gelmesini sağlar ve hükümetin yaptığı hizmetler daha belirgin hale gelmektedir.<br />
1968’li yıllarda ülkemizde uygulanmakta olan klasik bütçe sisteminin, devletin nihai amaçlarına önem vermeyip ödenekleri geleneklere bağlı olarak tahsis etmesi, etkinlikten çok kontrole yönelmesi, sadece yıllık faaliyetlere yer vermesi gibi olumsuzlukları ile yukarda sayılan çağdaş ülkelerdeki yaklaşımların bir araya gelmesi sonucunda oluşturulan ve 1973-2003 yılları arasında uygulanan bütçe sistemi program bütçedir.<br />
Program bütçede plan-program-bütçe ilişkisi vardır. Planda uzun dönemde ve bir zaman süresi içinde gerçekleştirilecek amaçlar yer alır. Program belirli amaçlar yörüngesinde yer alan faaliyetleri içerir. Bütçe programlardan oluşur ve her bir program belirli program değerlendirmelerine tabi tutulur.<br />
Kod yapısı; daire ve kurum kodları başlığında Program, Alt program, Ödenek Türü, Faaliyet/Proje, Harcama Kalemi şeklindedir.<br />
Program Değerlendirmesi: Bir programın performansını ve performansının neden o seviyede olduğunun nedenlerini tayin edebilmek için bilginin sistematik olarak toplanması, analiz edilmesi ve raporlanmasıdır<br />
Program Kredisi: Hazine Müsteşarlığı tarafından ülkenin makro ekonomik programları çerçevesinde, doğrudan veya Hazine garantisi altında, kamunun finansman ihtiyacının karşılanması amacıyla herhangi bir dış finansman kaynağından sağlanan finansman imkanı.<br />
Programlanmış Hizmetlerin Zamanında Yerine Getirilmesi: Kamu hizmetlerinden bazılarının, yasalar ve diğer düzenleyici metinler tarafından belli zaman kesitleri içinde gerçekleştirilmesi öngörülmüştür. Tarımsal faaliyetler, her türlü eğitim faaliyetleri&#8230;.gibi. Düzenleyici metinlerle zamanlanmış hizmetleri olduğu kadar, yıllık yatırım programlarında aşamaları belirtilmiş yatırımların süresinde tamamlanması gerekmektedir.<br />
Proje Kredisi: Proje yıllık yatırım programlarında yer alan projeler, milli savunma projeleri ile yap-işlet-devret, yap-işlet, işletme hakkı devri ve benzeri finansman modelleri çerçevesinde gerçekleştirilen projeleri ifade etmekte olup, projelerin gerçekleşmesi için herhangi bir dış finansman kaynağından sağlanan finansman imkanına proje kredisi denilmektedir.<br />
Pump-priming: Ekonominin durgunluk dönemlerinde bir anda fazla harcama yaparak ekonomide hızlandıran ve çarpan mekanizmalarına yeniden işlerlik kazandırarak ekonomideki durgunluğun giderilmesine yönelik politikadır. </p>
<p>Repo: Bir menkul kıymetin işlem başlangıç valöründe satılıp, bitiş valöründe geri alınmasını ifade eder.<br />
Resesyon: Türkçe’ye durgunluk olarak çevirmek mümkündür. Ekonominin büyüme hızının, nüfus artış hızının altına inmesi ve dolayısıyla kişi başına milli gelirin sabit kalmasıdır. Yılın iki çeyreğinde büyüme hızının sıfıra yaklaşması halinde ABD’de resesyon teşhisi konulmaktadır. Avrupa&#8217;da ve ülkemizde ise üç çeyrek dönemde büyüme hızının yüzde -1 ile yüzde 2 arasında kalması durgunluk olarak tanımlanır.<br />
Resim: Kamu kuruluşlarının belli bir işi yapmak üzere kişilere izin ve yetki vermeleri karşılığında alınan bedellere resim denilmektedir.<br />
Resmi Rezervler: Merkez Bankasınca tutulan ülkenin sahip olduğu döviz, altın stoku ve IMF rezerv pozisyonu toplamıdır.<br />
Revalüasyon: Bir ülke parasının diğer ülkelerinin paraları karşısında değer kazanması sürecidir.<br />
Revize işlemi : Bloke ödeneklerin kullanımına izin veren veya ayrıntılı harcama programına bağlanmış ödeneklerin, yıl içindeki gelişmeler neticesinde programdan daha erken bir dönemde veya daha sonraki bir dönemde kullanımına imkan veren veya kullanılmamasını sağlayan işleme revize işlemi denilmektedir.<br />
Rezerv Para: Uluslararası mali kuruluşlar ile hükümetlerin ellerinde bulundurdukları altın ve dövize verilen addır.<br />
Risk Hesabı: 4749 sayılı Kanunun hükümleri çerçevesinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası nezdinde oluşturulan hesap.<br />
Rüçhan Hakkı: Bedelli sermaye artırımlarına mevcut ortakların öncelikle katılma hakkıdır. Söz konusu hak hisse senedine bağlı yeni pay alma kuponları karşılığında ve ayrıca hisse senedi ibrazına gerek kalmaksızın yapılır. </p>
<p>Sabit Döviz: Belirli bir ülkenin ulusal parasının, belli bir parite üzerinden konvertibl bir dövize bağlanarak değerinin ayarlanmasıdır.<br />
Sağlık Hizmetleri: Fonksiyonel sınıflandırmanın birinci düzeyinde bulunan ana fonksiyonlardan biridir. B ireysel ve toplumsal sağlık hizmetleri ve yaygın sağlık eğitimi hizmetleri sağlık hizmetleri fonksiyonunun kapsamda yer almaktadır.<br />
Satın Alma Gücü Paritesi: Ülkeler arasındaki fiyat düzeyi farklılaşmasını ortadan kaldıran para birimi dönüştürme oranıdır. Eldeki toplu bir para parite oranı ile farklı bir para birimine dönüştürüldüğünde, tüm ülkelerde aynı sepetteki mal ve hizmetler satın alınabilir. SGP ülkeler arasındaki fiyat farklılıklarını yok ederek, ulusal para birimlerini birbirlerini dönüştüren orandır.<br />
Savunma Hizmetleri: Fonksiyonel sınıflandırmanın birinci düzeyinde bulunan ana fonksiyonlardan biridir. Kapsamında a skeri ve sivil savunma idaresi ile dış askeri yardımlar bulunmaktadır. Askeri hastaneler ve okullar kapsam dışındadır.<br />
Sayman: (1050)Gelirleri toplama, nakit ve malları saklama, giderleri hak sahiplerine ödeme ve teslim ve bu işlerle ilgili her türlü göndermeler ile bunlara bağlı bütün nakit ve mal işlemlerini yapan ve Sayıştay’a yönetim dönemi hesabı verenlere sayman denir.<br />
Bu çerçevede sayman:<br />
1) -Nakit Saymanları<br />
a-Gelir saymanları<br />
b-Gider saymanları<br />
2) -Mal Saymanları<br />
Saymanlık Müdürlükleri: B ulundukları yerde bölge müdürlüğü ve baş müdürlük şeklinde örgütlenmiş olan daireler ile askeri birimlerin ve diğer dairelerin saymanlık hizmetlerini yerine getiren Maliye Bakanlığı görevlilerdir.<br />
Sayman Mutemedi: (1050)Veznedar, tahsil memuru, tahsildar, ambar memuru, tevzi memuru, konsolos, kançılar gibi unvanlarla sayman adına ve hesabına geçici olarak değerleri almaya ve sarf etmeye mezun olan memurlara sayman mutemedi denir.<br />
Serbest Bırakma (Kadro): Kadro ihdasını gerektiren gerekçelerin mevcut olması ve bu ihtiyacın kadro değişikliği yoluyla sağlanamaması halinde serbest bırakma işlemi yapılır. Serbest bırakma işlemi bakanlar kurulu kararı ile yılda bir kez yapılır.<br />
Serbest Bırakma İşlemi: Ayrıntılı harcama programına bağlanmayan ödeneklerin, ihtiyaca uygun olarak kullanılabilir duruma getirilmesi işlemini ifade eder.<br />
Serbest Dalgalanma : Serbest dalgalanan kur sisteminde ülke parasının değeri piyasa tarafından belirlenmektedir. Döviz piyasasına yapılan müdahaleler, kurların istenilen düzeyde oluşmasını sağlamak yerine, bu piyasadaki gereksiz dalgalanmaları önlemek ve değişimleri daha ılımlı hale getirmek için yapılmaktadır. Bu sistemde para politikası, daha etkin hale gelmekte ve ülkenin tutması gereken uluslararası rezerv miktarı azalmaktadır. Serbest dalgalanan döviz kuru sisteminden kaynaklanan olumsuzluk ise, dış ekonomik ilişkilerde belirsizlikleri ve riskleri artırması nedeniyle kaynak dağılımını olumsuz etkilemesidir.<br />
Serbest Döviz: Konvertibl ulusal para. Yurtiçinde başka ulusal paralara tahvili serbest olup, yurtdışına transferlerine çeşitli sınırlar konmuş olabilir.<br />
Serbest Kadro: Kurumun tutulu olmayan kadrosunu ifade eder. Serbest kadro dolu veya boş olabilir.<br />
Sermaye: Üretimde kullanılan ve kendileri de üretilmiş olan mallardır.<br />
Sermaye Artırımı: Bir şirketin esas sermayesine karşılık olan hisse senetlerinin bedelleri ödendikten sonra genel kurul kararı ile yeni hisse senedi çıkarılarak şirket sermayesinin arttırılmasıdır.<br />
Sermaye Giderleri: Bütçe kanunları ile belirlenmiş asgari değeri aşan ve normal ömrü bir yıl veya daha uzun olan mal ve hizmet alımlarıdır.Sermaye giderleri Devlet mal varlığını artıran ödemelerdir.<br />
Sermaye Harcaması : Sabit sermaye edinimleri, gayri menkuller ya da gayri maddi aktiflerin edinimi için yapılan ödemeleri ve alıcıların bu tür aktifleri elde etmelerine izin vermek, alıcıların sermaye kıymetlerindeki zarar ya da kayıplarını tazmin etmek ya da alıcıların mali sermayesini artırmak amacı dahilinde yapılan karşılıksız ödemeleri kapsar. Askeri amaçlar dışında üretim amaçlarıyla kullanılacak olan yeni ya da mevcut dayanıklı malların piyasadan satın alınması ya da devlet dahilinde üretilmesi için yapılan ödemeler sabit sermaye varlıklarının edinimi kapsamında yer alırlar. Sermaye harcaması sadece normal ömrü bir yıldan fazla olan ve hem de her yıl bütçe kanunlarıyla belirlenecek asgari değerden fazla olan mal ve hizmetler için yapılan harcamaları içerir. Sermaye harcaması; sermaye giderleri ve sermaye transferi olarak ikiye ayrılır.<br />
Sermaye Malları: Üretim aşamasında kullanılan tüm araç gereç, mal ve tesisler sermaye malları kapsamındadır. Toprak ve nakit para fonları sermaye malı olarak kabul edilemez.<br />
Sermaye Piyasası: Genellikle uzun vadeli fon ihtiyaçlarının karşılandığı ve hazine tarafından kontrol edilen piyasadır.<br />
Sermaye Stoku: Belli bir dönemde bir firmanın, bir endüstrinin veya bir ekonominin sahip olduğu toplam fiziki sermayedir.<br />
Sermaye Transferleri: : Bütçe dışına, sermaye birikimi amaçlayan veya sermaye nitelikli mal ve hizmetlerin finansmanı amacıyla yapılan karşılıksız ödemelerdir.<br />
Seyyar Görev Tazminatı: Asli görevleri gereği memuriyet mahalli dışında ve belirli bir görev bölgesi içinde fiilen gezici olarak görev yapan memur ve hizmetlilerden Maliye Bakanlığınca görev unvanları ile iş ve çalışma özellikleri uygun görülenlere; bu Bakanlıkça vize edilen cetvellere dayanılarak fiilen gezici görev yaptıkları günler için almakta oldukları aylık/kadro derecelerine göre müstehak oldukları yurtiçi gündeliklerinin üçte biri oranında ödenen günlük tazminat.<br />
Sosyal Güvenlik Kurumları: 5018 sayılı Kanuna ekli (IV) sayılı cetvelde yer alan kamu kurumlarıdır.<br />
Sosyal Güvenlik Kurumu Bütçesi : Sosyal güvenlik hizmeti sunmak üzere, kanunla kurulan ve 5018 sayılı Kanuna ekli (IV) sayılı cetvelde yer alan her bir kamu idaresinin bütçesi.<br />
Sosyal Güvenlik Kurumuna Devlet Primi Giderleri: Devletin işveren sıfatıyla ödediği sosyal güvenlik katkı paylarının gider kaydedildiği ekonomik sınıflandırma grubudur.<br />
Sosyal Güvenlik ve Sosyal Yardım Hizmetleri: Fonksiyonel sınıflandırmanın birinci düzeyinde bulunan ana fonksiyonlardan biridir. Genel olarak sosyal güvenlik hizmetleri ile sosyal yardım programları bu fonksiyon kapsamında yer almaktadır.<br />
Stagflasyon: Durgunluk içinde enflasyon olarak tanımlanır. Normalde ekonomi durgunluğa girdiğinde fiyat artışlarının hız kesmesi ve enflasyonun gerilemesi gerekir. Ancak bazen, örneğin bir devalüasyon sonrasında, maliyetlerin artması nedeniyle ekonomi durgunluğa girerken enflasyonun yükseldiği görülebilir.<br />
Stand-By Düzenlemeleri: Dış ödeme güçlükleri içindeki IMF üyesi ülkelere, IMF kaynaklarını, uygulanacak istikrar programlarına bağlı olarak ve belirlenmiş bir takvime göre aktarmak amacıyla IMF ile üye ülkeler arasında imzalanan sözleşmedir.<br />
IMF ile Stand-by düzenlemesine gidilmesi şöyle gerçekleşmektedir.<br />
Kredi talep eden ülke önce IMF’ye bir niyet mektubu hazırlayıp verir. Bu belgede borçlandığı süre boyunca izleyeceği iktisat politikalarını ve alacağı istikrar önlemlerini açıklar. Mektupta yer alan bu politika ve önlemler IMF yönetimince yerinde bulunulursa, IMF tarafından açılacak krediler bir takvime dökülür. Bu kredilerin sırasıyla serbest bırakılması bir gün niyet mektubunda taahhüt edilen önlemlerin tam ve kesintisiz olarak uygulanmasına bağlıdır.<br />
Strateji: Kurumun faaliyetleri kapsamında temel amaçları belirleyen, bu amaçlar doğrultusunda farklı yönetim tercihleri oluşturan, uygun ortamlarda kurumun en iyi duruma geçmesini sağlayacak tercihleri uygulamaya koyacak kararlardan oluşan bir süreçtir. Strateji, bir kurumun amaçları doğrultusunda fırsatçı hareket etmesine de imkan tanır. Kurumların varlıklarını devam ettirmesi ve rekabette kalıcı üstünlük sağlaması, stratejik hareket etmeleri ve kurum stratejilerinin sürekli yenilenerek yeniden ortaya konulmasıyla mümkündür.<br />
Stratejik Amaç : Stratejik amaçlar,bir kurumunbelirli bir süre itibariyle misyonunu nasıl yerine getireceğini ifade eden amaçlardır. Stratejik amaçlar, sonuca yönelmiş ve orta vadeli amaçlardır. Amacın yapılıp yapılmadığının ileride değerlendirilebileceği şekilde oluşturulmalıdır.<br />
Stratejik Hedef : Stratejik amaçtan daha spesifik olarak aynı işlevi görür. Stratejik hedefler, stratejik amaçların yerine getirilebilmesi için ulaşılması gereken hedeflerdir. Genellikle bir stratejik amacın birkaç tane stratejik hedefi olur.<br />
Stratejik Plan: Kamu idarelerinin orta ve uzun vadeli amaçlarını, temel ilke ve politikalarını, hedef ve önceliklerini, performans ölçütlerini, bunlara ulaşmak için izlenecek yöntemler ile kaynak dağılımlarını içeren plandır. Kuruluşun misyonunu, vizyonunu içeren, amaçlarını, hedeflerini sonuç odaklı bir şekilde ifade eden ve bunlara ulaşmayı mümkün kılacak yöntemleri kapsayan uzun vadeli plandır.<br />
Stratejik Yönetim: Kurumların genel yönetim sürecini kapsayan ve üst yönetim kademelerinin öne çıktığı özel bir yönetim biçimidir. Kurumun dış çevresiyle ilgili teşhis ve çözümlemeler dikkate alınarak faaliyetlerinin düzenlenmesi, kurum amaçlarına ulaşmak için faaliyetlerin planlanması, koordinasyon ve uygulanmaya konulması ve kontrol edilmesi sürecidir.<br />
Sübjektif Doğruluk (Samimilik) İlkesi : Bütçeyi hazırlamakla görevli organların (genel olarak Maliye Bakanı’nın) davranışlarında aranan dürüstlük ve samimiyet sübjektif doğruluk ilkesinin içeriğidir.<br />
Sübvansiyon: Devlet tarafından çeşitli sosyal ve ekonomik amaçları gerçekleştirmek için kişilere veya kurumlara yapılan para, mal ya da hizmet yardımları sübvansiyon kavramı ile ifade edilir. Sübvansiyon dolaylı ve dolaysız yollarla gerçekleştirilir.<br />
Swap: Faiz oranları ile döviz kurlarındaki değişmeler sonucunda ortaya çıkan riski en aza indirmek amacıyla geliştirilmiş işlemdir. </p>
<p>Şartlı Bağış ve Yardımlar: Gelir bütçesinde özel bir bölüme konulup, şart kılındığı hizmetin gider bütçesinde ödeneği varsa bu ödeneğe eklenerek, yoksa ayrı bir bölüme kaydolunarak şart kılınan yere harcanmak üzere yapılan bağış ve yardımlardır. Şartlı bağış ve yardımlar; şart kılındığı hizmetin gerçekleşmesini sağlayamayacak kadar az ise, şart kılındığı hizmet gerçekleşmiş ve bir fazlalık söz konusu ise veya üst üste bütçe kanununda belirtilen süre kadar devir etmiş ise bütçeye gelir kaydedilir.</p>
<p>Taahhüt: Devlet adına bir giderin yapılması için ita amirince karar verilmesidir. Taahhüt aşaması, ita amiri onay belgesinin (harcama talimatının) hazırlanması ve izninin alınmasıyla başlar.<br />
Taahhüt Artıklarının Devri: Yıllık sözleşmeler ile yıllara sari sözleşmelerin bitim tarihlerinde, henüz bir kısım hizmet yerine getirilememiş ve idarece verilen ek süre de ertesi yıla taşmış ise, yıl sonunda harcanamamış olan taahhüt artığı tutarları ertesi yıla devredilir. Taahhüt artıkları yeni mali yıla devredilmekle birlikte ödenekleri kesin hesapta iptal edilecek ve yeni mali yılda devreden taahhüt artığı kadar ödenek ilgili kuruluş bütçesinde açılacak özel bir tertibe ödenek kaydedilecektir. Yurt içinde ve yurt dışında bağıtlanan sözleşmeler olduğu ve bu hükmün sadece sözleşmelerin bitim yıllarında uygulanabileceği, ayrıca, bağıtlanan sözleşme gereğince bir kısım işin yapılmış ve parasının ödenmiş olması hususlarına dikkat edilmesi gerekmektedir. Yıl içinde hiçbir iş yapılmadan, yer teslimi yapılamaması, vizelerin gecikmesi gibi nedenlerle süre uzatımı verilerek bir sonraki yıla sarkan işler için bu hükmün uygulanması mümkün bulunmamaktadır.<br />
Tahakkuk: İşin yapılması, malın alınması, hizmetin gördürülmesi dolaysıyla Devlet adına doğan borcun miktarının ve ödenme gereğinin tespiti ile borcun kabulü işlemine giderin tahakkuku denir.<br />
Tahakkuk Memurları: (1050) Kanun ve tüzüklere uygun olarak Devlet gelirlerini gerçekleştirip tahsil edilebilir duruma getirenlere gelir tahakkuk memuru ve Devlet giderlerini mevzuata uygun biçimde gerçekleştirenlere de gider tahakkuk memuru denir.<br />
Tahvil: Anonim şirketlerin kaynak bulmak amacıyla ticaret ya da sermaye piyasası kanunlarına göre, itibari kıymetleri eşit ve ibareleri aynı olmak üzere çıkardıkları borç senedidir.<br />
Takas: Devlet borcuna ilişkin nakit akışlarının, taraflardan birisi Hazine Müsteşarlığı olmak kaydıyla, iki taraf arasında doğrudan veya dolaylı olarak değişimine imkan tanıyan finansal araç.<br />
Tamamlayıcı Ödenek (Mütemmim ödenek): Mevzuatın öngördüğü haller dışında, ödenekten fazla yapılan harcamanın, yasama organınca yerinde görülerek kesin hesap kanunu ile onaylanması şeklinde verilen ödeneğe tamamlayıcı ödenek denilmektedir. Ödenek aşımları, kesin hesap kanun tasarısına konulmakta ve TBMM’nin onayına sunulmakta ve <a href="http://www.genelbilge.com/tag/meclis/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Meclis">Meclis</a> tarafından kabul edilen bu ödeneğe tamamlayıcı ödenek denilmektedir. TBMM, kesin hesabı görüşürken bu hususları da dikkate alır. Ödenekten fazla yapılan harcama, yasama organınca yerinde görülürse, tamamlayıcı ödenek verilir. Tamamlayıcı ödenek başlangıç ödeneği mahiyetinde olup; ilgililerin bu konudaki sorumluluğunun kalkması anlamını taşır. Buna göre, tamamlayıcı ödenek TBMM’ce (bütçe kanunu ile olmasa da) kesin hesap kanunu ile verilmiş bir ödenek mahiyetindedir. Tamamlayıcı ödeneğin kanuni bir dayanağı bulunmamakla beraber, uygulamanın getirmiş olduğu bir zorunluluk olarak kabul edilebilir.<br />
Taslak Performans Planı : Maliye Bakanlığında yetkililer ve kurum arasında yapılan görüşmeler sonucunda karara bağlanacak olan performans planı.<br />
T Cetveli: Kurumların sahip oldukları taşıtlar ve yılında Taşıt Kanunu uyarınca satın alacakları taşıtların cinsi, adedi, hangi hizmetlerde kullanılacağı ve azami satın alma bedellerinin gösterildiği cetvel.<br />
TEFE: Toptan eşya fiyat endeksi. Ülke ekonomisinde üretim faaliyetleri içinde yer alan maddelerin fiyatlarında aydan aya ortaya çıkan değişimleri ölçmekte kullanılan endekstir.<br />
Tek Hazine Hesabı: Gelir ve giderin zaman ve mekan itibariyle uyumlandırılması amacıyla yapılan çalışmalara denir.<br />
Telafi Edici Bütçe Kuramı: Harcamalar ve gelirler arasındaki bağ devam etmekle beraber geniş çapta ekonomik dengenin gerçekleştirilmesi için uğraşılan bütçeleme anlayışı.<br />
Tel Emri : Değişik amaçlar için tel emri oluşturulmakla birlikte bütçe açısından tel emri genellikle harcamaya izin vermek için kullanılmaktadır. Mali yıl başında ödeneklere ilişkin harcama programı vizeleri hemen yapılamadığından bu işlem gerçekleştirilinceye kadar geçecek sürede bazı önemli ve acil işlerin aksamaması ve ödemelerin geciktirilmemesi için Tel Emri ile belirtilen giderler için kurumlara, yılı bütçesinin ilgili tertiplerinde yer alan ödeneklerin belirlenecek azami oranlarına kadar olan tutarları belirtilen ay için ödeme emri beklemeksizin kullanmaya yetki verilmektedir. Daha sonra hazırlanan ve vize edilen ayrıntılı harcama programlarında bu Tel Emri ile izin verilen giderler ve tutarlar göz önünde bulundurulmakta ve buna ilişkin yapılan giderler ayrıntılı harcama programından mahsup edilmektedir.<br />
Teklif Performans Planı : Kurumların hazırlayıp, Temmuz ayının sonuna kadar Maliye Bakanlığına sunacakları performans planı. </p>
<p>Temettü(kar payı): Ortakların dönem içinde elde ettikleri kardan mevcut ortakların pay alma hakkıdır.<br />
Teminat Mektupları: Alıcı ile satıcı arasındaki güvenin sağlanması için bir banka aracılığına ihtiyaç duyulur. Bankalar borçluya kefil olarak bu güveni sağlar.<br />
Tertip: Program Bütçe Sınıflandırmasında hizmet veya harcamanın yapılacağı program, altprogram, ödenek türü, faaliyet-proje ve harcama kalemi bileşimini, Analitik Bütçe Sınıflandırmasında Kurumsal, Fonksiyonel, Finansman Tipi sınıflandırmalar ile Ekonomik sınıflandırmanın ilk iki düzeyini ifade etmektedir.<br />
Ticaret Odaları: İş hayatının resmi makamlara karşı kolektif mesleki temsil organlarıdır.<br />
Toplam Cari Giderler: Personel giderleri, sosyal güvenlik kurumuna Devlet primi giderleri, mal ve hizmet alımı ve faiz giderleri toplam cari gideri oluştururlar. Toplam cari giderleri, cari gider olarak anmak ta mümkündür.<br />
Toplam Kamu Kesimi Açığı: Konsolide Bütçe Açığı + KİT’lerin Finansman Açıkları + Bütçe Dışı Fonların Finansman Açıkları + Mahalli İdarelerin Finansman Açıkları + Sosyal Güv. Kur. Finansman Açıkları + Dön. Ser. Kur. Finansman Açıkları toplamı kamu kesimi toplam açığını vermektedir.<br />
Transferi Mümkün Olmayan Konsolosluk Gelirleri : Konsolosluklar bulundukları ülkelerde bir takım gelir getirici faaliyetlerde bulunmaktadırlar. Eğer konsolosluğun bulunduğu ülkenin ulusal para birimi uluslar arası geçerliliği olmayan bir para ise yani konvertibl değil ise bu paraları Türkiye’ye transfer etmek anlamsızdır. Konvertibl olmayan konsolosluk gelirlerinden transferi mümkün olmayan ve yıl sonu itibarıyla kullanılmayan miktarlar, Dışişleri Bakanlığı bütçesinde açılacak özel bir tertibe, bu Bakanlığın gerekli gördüğü mal ve hizmet alımlarında kullanılmak üzere, yılı bütçesine ödenek ve gerektiğinde gelir kaydedilir. Böylece elde edilen gelir hem bütçe ile ilişkilendirilmiş olur hem de aynı konsolosluğun ihtiyaçlarında kullanılması yolu açılmış olur.<br />
Tutulu Kadro: Serbest bırakma işlemi yapılmadıkça kullanılamayan kadroyu ifade eder. Kamu kurumlarının uzun vadeli kadro gereksiniminin sağlanabilmesini teminen ihdas edilmektedir.<br />
TÜFE: Tüketici fiyatları endeksi. Belli bir dönem içinde belirli bir kitle tarafından satın alınan mal ve hizmetlerle belirlenen bir sepetin fiyat değişikliklerini zaman içinde ölçen endekstir.<br />
Tüketime Yönelik Mal Ve Malzeme Alımları: Analitik Bütçe Sınıflandırmasında Ekonomik sınıflandırmanın ikinci düzeyinde bulunan kod gruplarındandır. Üretim sürecinde kullanılmadan doğrudan tüketime yönelik olarak kullanılan nihai mal ve hizmetlerdir.<br />
Türev Ürün: Devlet borcunun etkin bir şekilde idare edilebilmesi ve risk yönetimi amacıyla yurt içi veya uluslararası sermaye piyasalarında kullanılan her türlü finansal araca verilen isimdir.<br />
Ücret: Bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve nakden ödenen meblağı kapsar.<br />
III sayılı Cetvel: 5018 sayılı Kanuna göre Düzenleyici ve Denetleyici Kurumların yer aldığı cetvel.<br />
Üretime Yönelik Mal Ve Malzeme Alımları: Doğrudan tüketime yönelik olmayıp, nihai mal ve hizmetlerin üretiminde kullanılarak bu süreç sonrasında kısmen veya tamamen nitelik değiştirecek olan hammaddeler, ara mallar ve malzemeler ile üretimde kullanılan enerji bedelleri gibi giderler.<br />
Üst Yönetici : Bakanlıklarda müsteşar, Millî Savunma Bakanlığında Bakan, diğer kamu idarelerinde en üst yönetici, il özel idarelerinde vali ve belediyelerde belediye başkanı üst yöneticidir.<br />
Vergi: Anayasanın 73. maddesinde yer alan hüküm gereğince, kamu giderlerini karşılamak amacıyla kanunla konulan ve yine kanunla değiştirilip, kaldırılabilen ve herkesin mali gücüne göre alınan gelir kaynakları.<br />
Verimlilik: Mali beşeri ve maddi kaynakların belli miktarda kaynakla çıktıları azami dereceye çıkaracak ya da belli kalite ve miktarda çıktı için girdileri en aza indirecek şekilde kullanımı.<br />
Vizyon: Bir Kuruluşun geleceğini sembolize eder. Kuruluşun uzun vadede neler yapmak istediğinin güçlü bir anlatımıdır. </p>
<p>Yatırım: Belli bir getiri sağlamak amacıyla, belirli vadelerde birikimlerin yatırım araçlarına bağlanmasıdır. Yatırımcı yaptığı yatırımın maliyetini üstlenir. Bu onun riskidir. Eğer yatırımcı kendi öz fonlarını kullanarak yatırım yapıyorsa, en azından bu fonların maliyetini karşılaması gerekir. Yatırımcı, elindeki bu fonlarla tahvil alış satışı veya vadeli mevduat ile faiz geliri de sağlayabilir. Faiz hadleri, gelir seviyesi, borçlanabilme imkanları ve yatırımcının sahip olduğu risk anlayışı, yatırımı etkileyen unsurlardandır.<br />
Yatırım Bütçesi: Devlet yatırımlarının sürekli artması ve önem göstermesi, ayrı bir bütçe sisteminin gelişmesine neden olmuştur. Çift bütçe ile devlet harcamalarının maliyet ve özelliğine göre farklı analiz ve tetkik olanağı ortaya çıkar. Yatırım bütçesi ve bu bütçenin hazırlanma şekli uzun vadeli planlamayla ilgili olduğundan, kaynakların etkili bir biçimde geliştirilmesine yardımcı olduğu gibi bir yılı aşan harcamaların düzenlenmesine hizmet eder. Yatırım bütçesi devletin net değerlerindeki değişiklikleri göstermede kullanılabileceği gibi yatırımların toplanmasındaki seyri belirterek milli hasıladaki devletin yatırım unsurlarının tahmini için faydalı bilgiler sağlanmasına araç olur.<br />
Yatırım Genelgesi: DPT tarafından her yıl Haziran ayında yayımlanan ve bütçesi hazırlanacak yıla ait yatırım ödenekleri hakkında uyulması gereken hususları içeren genelgedir. Ekinde Yatırım Programı Hazırlama Rehberi bulunmaktadır.<br />
Yatırım Programı Hazırlama Rehberi: Bütçenin; Sermeye giderleri ile sermaye transferine ait ödenek teklifleri hususunda, kurumlara yol gösteren, referanslar veren, kriterler belirten ve raporlama örnekleri sunan dokümandır. DPT tarafından her yıl Haziran ayı içerisinde hazırlanmaktadır.<br />
Yedek Ödenek: Merkezî yönetim bütçe kanununda belirtilen hizmet ve amaçları gerçekleştirmek, ödenek yetersizliğini gidermek veya bütçelerde öngörülmeyen hizmetler için, 5018 sayılı Kanuna ekli (I) sayılı cetvelde yer alan idarelerin bütçelerine aktarılmak üzere Maliye Bakanlığı bütçesine konulan ve genel bütçe ödeneklerinin yüzde ikisini geçmeyen ödenektir. Bütçe kanunlarında belirtilecek hizmet ve amaçlar için gerektiğinde genel ve katma bütçelere aktarma yapılmak üzere Maliye Bakanlığı bütçesinin ilgili tertiplerinde yedek ödenek bulundurulabilir. Bu ödeneklerden aktarma yapmaya Maliye Bakanı yetkilidir. Personel Giderleri Ödeneği, Yatırımları Hızlandırma Ödeneği, Kur Farklarını Karşılama Ödeneği, Yedek Ödenek, İlama Bağlı Borçları Karşılama Ödeneği, Özellikli Giderleri Karşılama Ödeneği örnek olarak sayılabilir.<br />
Yeni Tertip, Harcama ve Gelir Kalemleri Açılması : Devlet hizmetlerinin gerektirdiği her türlü gider yılı bütçesine konulan ödeneklerle belli edilir. Bu itibarla, bütçe hazırlanırken öngörülmeyen birtakım faaliyetlerin ve hizmetlerin yıl içinde ortaya çıkması durumunda bütçede tertibi bulunmayan bu hizmet ve ihtiyaçlar için yılı içinde yeni tertipler açılması ve bu tertiplere gerekli ödeneklerin aktarılması veya eklenmesi gerekmektedir. Yeni tertipler açmaya, bütçe kanunlarıyla Maliye Bakanı yetkili kılınabilir. Buna yönelik yasal düzenlemeler her yıl bütçe kanunları ile yapılmaktadır.<br />
Yıllık Ekonomik Rapor: Türkiye ve dünya ekonomisi hakkında bilgi vermek amacıyla Maliye Bakanlığınca hazırlanarak bütçe tasarısı ekinde Meclise sunulan rapordur. Raporda ülkemiz ekonomisi hakkındaki gelişmelere, milli gelir, üretim, işgücü, ve istihdam gibi hususlar ile devlet borçları, para, banka, ödemeler dengesi gibi konuları içermektedir.<br />
Yıllık Olma İlkesi: Yürütme programı olarak bütçenin belirli zaman dilimleri için yapılması; uygulamanın yürütülmesi ve sonuçların izlenip denetlenebilmesi bakımından çok önemlidir. Bu yüzden hem hizmet programı tahmin edilebilir bir süre için planlanmalı, hem sonuçlar periyodik olarak alınıp ölçülebilmeli ve değerlendirilebilmelidir. Bu düşünce ile bütçeler, yıllık zaman dilimleri için hazırlanmakta ve uygulanmaktadır.<br />
Yönetim: İnsanların işbirliği yapmasını ve onların belli bir amaca doğru yöneltilmesini sağlayan faaliyet ve çabaların tümüdür. Bu faaliyetler, planlama, organizasyon, yöneltme, koordinasyon ve kontrol fonksiyonlarından oluşan karmaşık bir bütündür.<br />
Yönetimde Strateji: Kurumun mevcut durumunu muhakeme etmenin, geleceği gerçekçi tahmin etmenin ve yönetimin iyileştirilmesinin en önemli unsurudur. Kısaca yönetimde strateji, kurumda gelişme, esneklik ve dinamiklik sağlayan en iyi yönetim araçlarından biridir.<br />
Yönetim Dönemi : Mali yıl içerisinde görevliler açısından hizmetin yürütüldüğü, dolaysıyla sorumluluğun üstlenildiği zaman dilimini ifade eder. Yönetim dönemi mali yılla beraber yürür. Fakat, bu süre dilimi içersinde birden fazla kişi görev almış ve sorululuk yüklenmiş, dolaysıyla yönetim dönemi birkaç zaman kesitinden oluşmuş olabilir.<br />
Yönetim Dönemi (Jestiyon) Yöntemi : Bütçe döneminin belirlenmesinde kullanılan yöntemlerden biridir. Bu yöntemde hesaplar bütçe yılı itibariyle tutulur ve bütçe dönemi sonunda kapatılır. Bütçenin yıllık olma prensibine (veya muhasebenin dönemsellik ilkesine) uygun bir yaklaşımdır. “Devlet mallarının hesabı, yönetim dönemi ve mali yıl itibariyle görülür” ve “bütçe yılı takvim yılıdır” şeklindeki hükümler, bütçe döneminin belirlenmesinde bu ikinci yöntemin benimsendiğini göstermektedir.Yönetim dönemi yöntemi, gelirler bakımından tam olarak uygulanır. Bir mali yıl içinde tahakkuk eden gelirlerin o yılın gelirini oluşturduğu, ancak yıl sonuna kalan tahakkuk artıkları gelecek yıl bütçesine mal edilmektedir. Gelir tahakkuklarından tahsil edilen kısım, bütçeye mal edilir. Yıl sonunda hesap kesilip kapatılır. Sonraki yıllarda yapılan tahsilat, tahsil edildiği yılın geliri sayılır. Ancak, bu yöntem giderler bakımından gelirler kadar kesin uygulanmamaktadır. Bu yöntemin en önemli istisnası olarak mahsup dönemi işlemleri gösterilebilir.<br />
Yüklenme: Usulüne uygun olarak düzenlenmiş sözleşme esaslarına veya kanun hükmüne dayanılarak iş yaptırılması, mal veya hizmet alınması karşılığında geleceğe yönelik bir ödeme yükümlülüğüne girilmesidir. </p>
<p>Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdare Linkleri<br />
Adalet Bakanlığı<br />
Aile Araştırma Kurumu Başkanlığı<br />
Anayasa Mahkemesi<br />
Avrupa Birliği Genel Sekreterliği<br />
Basın &#8211; Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü<br />
Başbakanlık<br />
Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu<br />
Bayın. ve İskan Bak.<br />
Cumhurbaşkanlığı<br />
Çalışma ve Sos.Güv.Bak.<br />
Çevre Bakanlığı<br />
Danıştay<br />
Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü<br />
Denizcilik Müsteşarlığı<br />
Devlet İst. Enstitüsü<br />
Devlet Meteor.İş.Gn.Müd.<br />
Devlet Personel Başkanlığı<br />
Devlet Planlama Teşkilatı<br />
Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü<br />
Dış Ticaret Müsteşarlığı<br />
Dışişleri Bakanlığı<br />
Diyanet İşleri Başkanlığı<br />
Emniyet Gen.Müd.<br />
Enerji ve Tab.Kay.Bak.<br />
Gümrük Müsteşarlığı<br />
Hazine Müsteşarlığı<br />
İçişleri Bakanlığı<br />
Jandarma Gen.Kom.<br />
Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü<br />
Karayolları Genel Müdürlüğü<br />
Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü<br />
Kültür Bakanlığı<br />
Maliye Bakanlığı<br />
Milli Eğitim Bakanlığı<br />
Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği<br />
Milli İstihbarat Teşkilâtı<br />
Milli Savunma Bakanlığı<br />
Müsteşarlığı<br />
Orman Bakanlığı<br />
Orman Genel Müdürlüğü<br />
Özürlüler İdaresi Başkanlığı<br />
Petrol İşleri Genel Müdürlüğü<br />
Sahil Güvenlik Kom.<br />
Sağlık Bakanlığı<br />
Sanayi ve Ticaret Bak.<br />
Sayıştay<br />
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı<br />
Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü<br />
T.B.M.M.<br />
Tapu ve Kadastro Gn.Müd.<br />
Tarım Reformu Genel Müdürlüğü<br />
Tarım ve Köy İşl.Bak.<br />
Turizm Bakanlığı<br />
Uyuşmazlık Mahkemesi<br />
Ulaştırma Bakanlığı<br />
Yargıtay<br />
Yüksek Seçim Kurulu </p>
<p>Özel Bütçe Kapsamındaki İdareler<br />
Üniversiteler<br />
Yüksek Öğretim Kurulu<br />
Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi<br />
Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanlığı<br />
Atatürk Araştırma Merkezi<br />
Atatürk Kültür Merkezi<br />
Türk Dil Kurumu Başkanlığı<br />
Türk Tarih Kurumu Başkanlığı<br />
Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü<br />
Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu<br />
Türkiye Bilimler Akademisi Başkanlığı<br />
Türkiye Adalet Akademisi Başkanlığı<br />
Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı<br />
Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü<br />
Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü<br />
Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü<br />
Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü<br />
Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu Genel Müdürlüğü<br />
Vakıflar Genel Müdürlüğü<br />
Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü<br />
Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu<br />
Türk Akreditasyon Kurumu<br />
Türk Standartları Enstitüsü<br />
Milli Prodüktivite Merkezi<br />
Türk Patent Enstitüsü<br />
Türkiye Sanayi Sevk ve İdare Enstitüsü<br />
Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü<br />
Türkiye Atom Enerjisi Kurumu<br />
Savunma Sanayi Müsteşarlığı<br />
Milli Savunma Bakanlığı Akaryakıt İkmal ve NATO POL Tesisleri İşletme Başkanlığı<br />
Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı<br />
İhracatı Geliştirme Etüt Merkezi<br />
Ekonomik Kültürel Eğitim ve Teknik İşbirliği Başkanlığı<br />
Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı<br />
GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı<br />
Özelleştirme İdaresi Başkanlığı<br />
Toplu Konut İdaresi Başkanlığı<br />
Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü<br />
Doğal Afet Sigortaları Kurumu<br />
Elektrik İşleri Etüt İdaresi Genel Müdürlüğü<br />
Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü<br />
Ceza ve İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İş Yurtları Kurumu<br />
Adli Tıp Kurumu Başkanlığı<br />
Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı<br />
Yüksek İhtisas ve Araştırma Hastanesi<br />
Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğü<br />
Spor-Toto Genel Müdürlüğü<br />
Kefalet Sandıkları</p>
<p>Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar</p>
<p>Radyo ve Televizyon Üst Kurulu<br />
Telekomünikasyon Kurumu<br />
Semaye Piyasası Kurulu<br />
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu<br />
Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu<br />
Kamu İhale Kurumu<br />
Rekabet Kurumu<br />
Şeker Kurumu<br />
Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkiler Piyasası Düzenleme Kurumu<br />
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu </p>
<p>Sosyal Güvenlik Kurumları</p>
<p>T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü<br />
Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı<br />
Bağ-Kur Genel Müdürlüğü<br />
Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü<br />
Ereğli Kömür Havzası Amele Birliği Biriktirme ve Yardım Sandığı Başkanlığı </p>
<p>2006-2008 DÖNEMİ BÜTÇE ÇAĞRISI</p>
<p>Kamu mali yönetiminin modern bir yapıya kavuşturulması yönünde son yıllarda önemli bir mesafe alan ülkemiz, yeni bir bütçe hazırlık dönemine girmiş bulunmaktadır. </p>
<p>Bilindiği üzere, 1927 tarihli Muhasebe-i Umumiye Kanununun yerini alan ve kamu mali yönetimi ve kontrol sistemimizin uluslararası standartlara uyumunu sağlamayı amaçlayan 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu, 10 Aralık 2003 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilmiştir. </p>
<p>5018 sayılı Kanun, 2006 mali yılından itibaren üç yıllık bir dönemi kapsayan çok yıllı bütçeleme sistemine geçilmesini öngörmekte ve konsolide bütçe sistemine son vermek suretiyle merkezi yönetim bütçe uygulamasını getirmektedir.  </p>
<p>Merkezi yönetim bütçe uygulamasına geçilmesiyle, bütçe sistemimiz uluslararası standartlara uygun bir kapsama kavuşurken, çok yıllı bütçeleme sisteminin bütçe sistemimize entegre edilmesiyle de, daha saydam ve öngörülebilir bir bütçe politikası uygulamaya konulmaktadır.</p>
<p>Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı hazırlık çalışmalarını yönlendirmek üzere Bakanlar Kurulunca kabul edilen Orta Vadeli Program 31 Mayıs 2005, Yüksek Planlama Kurulunca kabul edilen Orta Vadeli Mali Plan ise 2 Temmuz 2005 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanmıştır.  </p>
<p>	Bakanlığımız tarafından hazırlanan Bütçe Hazırlama Rehberi ile Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığınca hazırlanan Yatırım Genelgesi ve eki Yatırım Programı Hazırlama Rehberinin yayımlanmasıyla birlikte, merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri 2006, 2007 ve 2008 yıllarına ilişkin bütçe tekliflerini hazırlamaya başlayacaklardır. </p>
<p>Ülkemiz, son yıllarda ekonominin sağlıklı bir yapıya kavuşturulması, sürdürülebilir büyüme ortamına girilmesi, mali disiplinin sağlanması, kamu borç stokunun azaltılması ve toplumun gelir düzeyi düşük kesimlerinin desteklenmesi açısından önemli ilerlemeler kaydetmiştir. </p>
<p>Kuşkusuz, 2006-2008 yıllarını kapsayacak ilk çok yıllı bütçe döneminde, son yıllarda büyük çaba ve fedakarlıklarla sağlanan mali disiplinden hiçbir şekilde taviz verilmeyecek, maliye politikası uygulamalarında makro ekonomik istikrarın ve dengenin güçlendirilmesine odaklanılacak ve ekonomik programın kararlı bir şekilde uygulanmasına devam edilecektir. </p>
<p>	Ekonomik programın kararlı bir şekilde uygulanmaya devam edilmesi ve mali disiplinin güçlendirilmesi, nominal ve reel faizlerdeki düşüş eğilimini hızlandıracak ve kamu borçlanma maliyetlerini düşürecek, faiz ödemelerinin bütçe üzerindeki baskısını hafifletecek ve ekonomideki yatırım ortamı iyileşecektir.</p>
<p>	Kamu borçlanma gereğindeki düşüş eğiliminin sürdürülmesi ve kamu borç stokunun gayri safi yurtiçi hasılaya oranının makul düzeylere indirilmesi amacıyla, 2003-2005 döneminde olduğu gibi 2006-2008 yıllarında da yüksek oranlı faiz dışı fazla sağlanması en önemli önceliklerden biri olarak kalacaktır. </p>
<p>Kamu sektörünün asli fonksiyonlarına odaklanmasının sağlanması, ekonomik etkinliğin artırılması, sermayenin tabana yaygınlaştırılması ve kamu sektörüne ilave kaynak yaratılması amacıyla, özelleştirme girişimlerine hız verilecektir.</p>
<p>Önümüzdeki dönemde, sosyal güvenlik ve sağlık sistemindeki yeniden yapılanmanın tamamlanarak sistemin açıklarının azaltılması yönünde önemli bir adım atılacaktır. Kurulacak yeni sosyal güvenlik sistemiyle, bütün çalışanları kavrayan tek bir sosyal güvenlik sistemi oluşturulması, norm ve standart birliği sağlanması ve sürdürülebilir bir mali yapıya sahip, daha esnek ve yeni gelişmelere daha kolay uyum sağlayabilir bir sosyal güvenlik sistemine sahip olunması amaçlanmaktadır. Ayrıca, getirilmesi planlanan genel sağlık sigortası sistemiyle de bütün toplumu kapsayan ve Devlet açısından finansmanı daha öngörülebilir ve sürdürülebilir bir yapı oluşturulması sağlanacaktır. </p>
<p>	Oluşturulacak sosyal yardım politikası yoluyla, sosyal harcamaların bütçeden aldığı pay artırılarak toplumun sosyal sorunları asgari düzeye indirilmiş olacak ve sosyal dengesizliklerin giderilmesi konusunda dikkate değer bir gelişme kaydedilecektir.    </p>
<p>Personel sistemimizin tüm kamu idarelerini kapsayacak, maaş ve ücret sistemini sadeleştirecek, maaş ve ücret ödemelerinde performans ölçütünün de göz önüne alınmasını sağlayacak ve uluslararası uygulamaları dikkate alacak şekilde yeniden düzenlenmesine yönelik çalışmalar tamamlanacak; böylece, yeni personel sistemimiz modern ve kamu sektöründe verimliliği teşvik edici bir yapıya kavuşturulmuş olacaktır. </p>
<p>Diğer taraftan, 2006-2008 döneminde tarım sektörünün istihdam ve üretim içindeki önemi dikkate alınarak, Bakanlar Kurulunca ödemelerin daha rasyonel bir yapıya kavuşturulması amacıyla kabul edilen ve 2006-2010 dönemini kapsayan Tarım Stratejisine uygun olarak destek uygulamasına devam edilecektir. Diğer taraftan, destek uygulamalarının tarım sektöründeki verimliliğin yükseltilmesini sağlayacak şekilde yürütülmesi ve destek ödemelerinin gerçek hak sahiplerine yapılmasının sağlanmasına yönelik tedbirlerin alınmasına da devam edilecektir.</p>
<p>Türkiye’nin beşeri sermayesinin kalitesinin artırılması, eğitime bütçeden ayrılan kaynakların artırılmasından geçmektedir. Bu amaçla, bir yandan genel olarak eğitimin toplam bütçe ödeneklerinden aldığı payın artırılması hedeflenirken, bir yandan da bilimsel araştırma-geliştirme projelerine yönelik destekler artırılarak sürdürülecektir.</p>
<p>	Kamu harcamalarının sağlam gelir kaynaklarıyla finanse edilmesi ve bu kapsamda vergi gelirleri performansının artırılması amacıyla, kayıt dışı ekonomiye karşı yürütülen mücadele yoğun bir şekilde sürdürülecek, gelir idaresinin teknolojik altyapısı güçlendirilecek ve gelir idaresindeki yeniden yapılanma süreci tamamlanacaktır. </p>
<p>Çok yıllı bütçe döneminde, kamu idarelerinin karar verme süreçlerini güçlendirmek, mali saydamlık ve hesap verilebilirliği artırmak amacıyla devam etmekte olan stratejik planlama ve performans esaslı bütçeleme çalışmaları yaygınlaştırılacak ve bütçe yönetim enformasyon sistemi (BYES) ile say2000i sistemi, performans esaslı bütçeleme sistemine uyumlu hale getirilecektir. Ayrıca, analitik bütçe sınıflandırması, merkezi yönetim kapsamı dışındaki kamu idarelerinde de uygulamaya konularak genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin bütçe büyüklüklerinin konsolide edilmesi mümkün hale gelecek ve diğer ülkelerle daha sağlıklı karşılaştırmalar yapılabilecektir. </p>
<p>Aynı şekilde, tahakkuk esaslı muhasebe uygulaması, genel yönetim kapsamındaki tüm kamu idarelerinde uygulanacak şekilde yaygınlaştırılacak ve Maliye Bakanlığınca, merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerine ait mali istatistikler aylık, genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerine ait mali istatistikler ise üçer aylık dönemler itibarıyla yayımlanmaya başlanacaktır. </p>
<p>2006-2008 döneminde, merkezi yönetim bütçe giderleri ile gelirlerinin GSYİH’ya oranının azaltılması öngörülmektedir. Merkezi yönetim bütçe giderleri içinde, faiz giderlerinin payında azalma eğilimi sürecek ve 2008 yılı sonunda faiz giderlerinin bütçe üzerindeki baskısı büyük ölçüde ortadan kalkacaktır. Aynı şekilde, bütçe açığındaki düşüş eğilimi de devam edecek ve 2008 yılı sonunda merkezi yönetim bütçe açığının GSYİH’ya oranı %0.67’ye düşecektir. </p>
<p>Kamu idareleri, Orta Vadeli Program, Orta Vadeli Mali Plan, Bütçe Çağrısı ve eki Bütçe Hazırlama Rehberi ile Yatırım Genelgesi ve eki Yatırım Programı Hazırlama Rehberinde yer alan makro politikalar, hedef ve gösterge niteliğindeki temel ekonomik büyüklükler, ödenek teklif tavanları, genel ilkeler ve standartları esas alarak gider ve gelir tekliflerini hazırlayacaklardır.</p>
<p>Çok yıllı bütçeleme anlayışı, kamu harcamalarının etkin bir şekilde önceliklendirilmesine dayandığından, kamu idarelerinin tekliflerini hazırlarken Orta Vadeli Program ve Mali Plana uygun olarak hizmet önceliklerini iyi belirlemeleri ve kaynak dağılımını sağlıklı bir şekilde yapmaları gerekmektedir.</p>
<p>Orta Vadeli Program ve Orta Vadeli Mali Plan’da yer alan politika öncelikleri ve stratejilerin etkili bir şekilde uygulanması amacıyla, ilgili kamu idarelerinin bütçe tekliflerini titizlik içinde hazırlamaları ve her türlü tedbiri almaları gerekmektedir. </p>
<p>2006-2008 yılları bütçe hazırlık çalışmalarına katılacak personel ile kamu idarelerine, yoğun emek ve mesai isteyen bu süreçte üzerlerine düşecek görevi en iyi şekilde yerine getirecekleri inancıyla başarılar diler, bilgi ve gereğini önemle arz ve rica ederim. </p>
<p>Ek: 2006-2008 Dönemi Bütçe Hazırlama Rehberi</p>
<p>2006 – 2008 DÖNEMİ BÜTÇE HAZIRLAMA REHBERİ</p>
<p>5018 sayılı Kanuna ekli (I), (II) ve (III) sayılı cetvellerde yer alan idareler ödenek tekliflerini; Orta Vadeli Program, Orta Vadeli Mali Plan ve bu Rehber ile Yatırım Genelgesinde yer alan esaslara göre hazırlayacaklardır.<br />
A. GENEL İLKELER<br />
1. 2006 yılı bütçe hazırlıkları 5018 sayılı Kanun hükümlerine göre yürütülecektir. İdareler bütçe hizmet gerekçelerini, Kanunun öngördüğü ilke ve esasları dikkate alarak mali saydamlığa, hesap verilebilirliğe katkı sağlayacak şekilde ve somut hizmet öncelikleri ve hedeflerini ortaya koyacak şekilde düzenleyeceklerdir.<br />
2. 2006 yılı Bütçe Kanun Tasarısı merkezi yönetim bütçesi modeli ile 2006-2008 yıllarını kapsayacağından hizmet planlamalarının, ödenek tekliflerinin ve gelir tahminlerinin hizmet öncelikleriyle kurum hedeflerine uygun olarak hazırlanması gerekmektedir.<br />
3. Ödenek teklifleri ile gelir tahminlerine ilişkin bütçe fişleri, ayrıntılı ve hizmet maliyeti ile gelir tahminlerinin hesaplanmasına ilişkin somut verilere dayandırılacaktır.<br />
4. Bütçe teklifleri; merkezi yönetim bütçesi ve çok yıllı bütçeleme anlayışı çerçevesinde 2006-2008 dönemini kapsayacak şekilde hazırlanacaktır.<br />
5. Merkezi Yönetim Bütçesine dahil olan idareler, bütçelerini Orta Vadeli Mali Plan ekinde yer alan ödenek tavanlarını dikkate alarak hazırlayacaklardır.<br />
6. Bütçe teklifleri hazırlanırken,<br />
         &#8211; Yıl sonu tüketici fiyatları endeksindeki artış 2006 yılı için % 5, 2007 yılı için % 4, 2008 yılı için % 4,<br />
         &#8211; GSYİH deflatörü 2006 yılı için % 6, 2007 yılı için % 4,5 ve 2008 yılı için % 4,<br />
         &#8211; GSYİH’daki büyüme oranı 2006 yılı için % 5, 2007 yılı için % 5, 2008 için yılı % 5,<br />
olarak dikkate alınacaktır.<br />
7. Performans esaslı bütçe uygulamaları 2006 yılında pilot olarak sürdürülecektir. Performans esaslı bütçe uygulamalarında pilot olan idareler bu hususu dikkate alacaklardır.<br />
8. İdareler, bütçe tekliflerini Analitik Bütçe Sınıflandırmasına (ABS) göre ve izleyen bölümlerde belirtilen esas ve usullere uygun olarak hazırlayacaklardır.<br />
9. Analitik Bütçe Sınıflandırmasının bir gereği olarak teklif edilecek ödenek cetveli, birimler bazında belirli bir yapı esas alınarak düzenlenmektedir. Bu nedenle, her bir birimin yapmakta olduğu hizmetler gözden geçirilerek ihtiyaç duyulmayan, öncelik taşımayan veya mükerrerlik arz eden hizmetler için ödenek teklif edilmeyecek, devamına ihtiyaç duyulan hizmetler için önceki yıl verileri de ortaya konularak bu rehberde belirtilen esaslar dahilinde ödenek teklif edilecektir.<br />
10. Oluşturulan yeni yapı aynı zamanda performans esaslı bütçelemenin de alt yapısını teşkil edeceğinden, teklifler ilgili birim yöneticilerinin bilgisi dahilinde ve sorumluluğunda hazırlanacak ve talep edilen ödeneklerle ulaşılması düşünülen hedefler arasında sürekli bir ilişki aranacaktır.<br />
          11. Döner sermaye gelirleri ile bütçe kaynakları birlikte kullanılarak yürütülen hizmetlerde, döner sermayeler aracılığı ile karşılanabilecek ihtiyaçlar için bütçeden ödenek talebinde bulunulmayacaktır.<br />
          12. Yüksek öğretim kurumları dışında kalan özel bütçeli idareler ile düzenleyici ve denetleyici kurumlar son üç yıla ait bilanço, gelir tablosu ve yıl sonu kesin mizanını ile 2005 yılı altı aylık bilanço,  gelir tablosu ve mizanını tekliflerine ekleyeceklerdir.<br />
          13. Genel bütçenin (B) cetveli yani gelir tahminleri Maliye Bakanlığınca yapılacak, genel bütçenin dışında kalan diğer idareler (özel bütçeli idareler ile düzenleyici ve denetleyici kurumlar) ise kendi (B) cetvellerini hazırlayarak bütçe tekliflerine ekleyeceklerdir.<br />
Daha önceki yıllarda katma bütçeli idare iken 5018 sayılı Kanun ile genel bütçeli idare olan kurumlar ayrıca (B) cetveli düzenlemeyeceklerdir. İdareler, gelir tahminlerinde döner sermaye ve fon gelirleri dışında kalan tüm gelir kaynaklarını dikkate alacaklardır. İdarelerle yapılacak bütçe görüşmelerinde ödenek teklifleri kadar gelir tahminleri de dikkate alınacaktır.<br />
         Kamu idarelerinin, bütçe tekliflerini yukarıda ifade edilen yeni yaklaşımları dikkate alarak hazırlamaları ve bütçe görüşmelerine bu hususlara göre hazırlık yapmaları sistemin yerleşmesine ve beklenilen faydaya ulaşılmasına katkıda bulunacaktır.</p>
<p>B. ANALİTİK BÜTÇE SINIFLANDIRMASI<br />
1. GİRİŞ<br />
Bütçeler; ekonomide fiyat istikrarının sağlanması, gelir dağılımının düzeltilmesi, yatırımların teşvik edilmesi gibi hedeflerin gerçekleştirilmesinde kullanılan en önemli mali araçlardan biridir. Bütçe harcamalarının nitelikleri ve etkileri farklı olduğundan bütçenin etkin bir mali araç olarak kullanılabilmesi için harcamaların temel kriterlere göre sınıflandırılması gerekmektedir.<br />
Bütçe sınıflandırması; ekonomik ve mali politikaların planlanması, uygulanması ve sonuçlarının analiz edilebilmesi için Devlet faaliyetlerinin kurumsal, fonksiyonel ve ekonomik kriterlere göre tasnif edilmesidir.<br />
Analitik Bütçe Sınıflandırması; kurumsal sınıflandırma, fonksiyonel sınıflandırma, finansman tipi sınıflandırma ve ekonomik sınıflandırma olmak üzere dört bölümden oluşmaktadır.<br />
Bu bölümlerle ilgili olarak 2006-2008 dönemi bütçe teklifleri hazırlanırken dikkat edilecek hususlar izleyen kısımlarda yer almaktadır.<br />
2.  KURUMSAL SINIFLANDIRMA<br />
2.1. Genel Esaslar<br />
Analitik Bütçe Sınıflandırmasının ilk bölümünü oluşturan kurumsal sınıflandırmada, siyasi ya da bürokratik olarak yönetim yetkisi temel kriter kabul edilmiştir. Kurumsal sınıflandırmayla siyasi ve idari sorumluluğun belirlenmesi ve program sorumlularının tespiti hedeflenmektedir. Böyle bir sorumluluk tespiti, beraberinde performans esaslı bütçeleme anlayışında hedeflenen performanstan kimin sorumlu olacağının ortaya konulmasını da mümkün kılacaktır. Ayrıca kurumsal sınıflandırmayla, değişik idarelerdeki aynı görev tanımlı birimler arasında bir mukayese yapılabilmesi de sağlanmış olacaktır.<br />
Kurumsal sınıflandırma, dört düzeyli bir kod yapısından oluşmaktadır. Sınıflandırmanın birinci düzeyinde, bakanlıklar ve anayasal olarak eşdeğer idareler ile bütçe türleri itibariyle bir sınıflandırma yer almaktadır. İkinci düzeyde, birinci düzeyde tanımlanan yöneticilere karşı doğrudan sorumlu birimler; üçüncü düzeyde, ana hizmet birimleri gibi ikinci düzeye bağlı olan ve kurumsal politikanın uygulanmasından sorumlu olan birimler; dördüncü düzeyde ise, destek ve lojistik birimler ile politikaları uygulayan ve hizmetten yararlananlarla doğrudan muhatap olan birimler yer almaktadır.<br />
Yukarıda yer alan prensipler ve 5018 sayılı Kanuna ekli cetveller esas alınarak revize edilmiş olan Kurumsal Sınıflandırma Anahtarı EK: KS1, birinci düzeyde yer alacak olan idarelerin kodları EK: KS2, bağlı kuruluşların birinci ve ikinci düzey kurumsal kodları EK: KS3, yükseköğretim kurumlarına ait kurumsal sınıflandırma anahtarları EK: KS4, yükseköğretim kurumları kurumsal sınıflandırması ise EK:KS5’de yer almaktadır.<br />
Daha önce ayrı bütçeli kurum değil iken 5018 sayılı Kanun hükümlerine göre ayrı bütçe haline gelen idarelerin, bütçe tekliflerini hazırlamaya başlamadan önce kurumsal sınıflandırmanın 3. ve 4. düzey (birim) detaylarını Maliye Bakanlığı (Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü) ile görüşerek belirlemeleri gerekmektedir.<br />
Kurumsal sınıflandırmada teşkilat yasaları esas alınacaktır. Zorunlu haller dışında teşkilat yasalarında bulunmayan birimlere kodlamada yer verilmeyecektir.<br />
“Özel Kalem”, üst yönetimi kapsayacak şekilde bütçelenecektir.<br />
Birim maliyetlerinin tespitinde kadronun tahsis edildiği birim esas alınacaktır. Ancak kurumsal sınıflandırmada ayrı birim olarak gösterilemeyen müşavirler “Özel Kalem”de izlenecektir.<br />
İdarelerince yurt dışına eğitim-öğrenim amacıyla gönderilen personelin yurt dışı aylıkları “Özel Kalem”den, yurt içi maaşları ise ilgili biriminden ödenecektir. Yurt dışı maaş ödemeleri “Özel Kalem”de ve ekonomik sınıflandırmanın 01.5.1.05 bölümünde, yollukları ilgili bölümünde, diğer giderleri ise 03.5.9.02 bölümünde izlenecektir.<br />
Memurların öğle yemeğine yardım ödenekleri İdari ve Mali İşler Dairesi Başkanlığı altında izlenecektir.<br />
Maliyetlerin birimler itibariyle ayrı ayrı istenmesi ve teklif edilmesi esas olmakla birlikte, fiili, fiziki veya hukuki zorunluluklar gibi sebeplerle ayrılması mümkün olmayan veya ayrıldığı zaman anlamlı bir sonuca ulaşılamayan maliyetlerde, maliyetin tamamı tek bir birimde gösterilebilecektir. Örneğin, elektrik veya su saati ortak olan idarelerde tüm maliyet, İdari ve Mali İşler Dairesi Başkanlığı veya benzer görevleri yürüten bir birim altında gösterilebilecek veya maliyet, harcamayı ağırlıklı olarak yapan birim hesaplarında yer alabilecektir.<br />
2.2. Yüksek Öğretim Kurumları<br />
Üniversiteler, yukarıda belirtilen genel esaslarla birlikte izleyen paragraflarda belirtilen özel esaslara da uyacaklardır.<br />
Yüksek öğretim kurumlarında rektörlük altındaki “Özel Kalem”de; rektör, rektör yardımcıları ve üniversite senatosunun maliyetleri ile araştırma projeleri; genel sekreterlik altındaki “Özel Kalem”de ise, genel sekreter, genel sekreter yardımcıları ile genel idare kurulu maliyetleri izlenecektir. Herhangi bir fakülteye bağlı yüksek okullar “Yüksek Okullar” bölümünde değerlendirilecektir.<br />
Üniversite adına yurt dışında eğitime gönderilen araştırma görevlilerinin yurt içi maaşları ilgili biriminden ödenecektir. Yurtdışı maaş ödemeleri rektörlüğün altındaki “Özel Kalem”de ve ekonomik sınıflandırmanın 01.5.1.05 bölümünde, yollukları ilgili bölümünde, diğer giderleri ise 03.5.9.02 bölümünde izlenecektir.<br />
Rektörlüğe bağlı merkezlerden ayrı izlenmesi uygun görülenler, üniversiteler için EK: KS4’de yer alan kurumsal sınıflandırma anahtarındaki kodu ile ayrı olarak izlenecektir. Diğerleri ise toplu olarak sağlık, fen ve sosyal bilimler ayırımına göre  “diğer merkezler”de izlenecektir.<br />
Meslek yüksek okulları program ve öğrenci sayılarındaki ağırlık dikkate alınmak suretiyle sağlık, fen veya sosyal bilimler olduğuna karar verilerek sınıflandırılacaktır.<br />
Yüksek öğretim kurumlarında öğrenci tedavilerine ilişkin ödenekler Sağlık, Kültür ve Spor Dairesi Başkanlığı altında izlenecektir. Bu ödenek teklifleri sadece 2006 yılı için yapılacak olup, 2007 ve 2008 yılları için ödenek teklifinde bulunulmayacaktır.<br />
Yüksek öğretim kurumlarında, toplu projelerden;<br />
- Gayrimenkul sermaye üretim giderleri ve büyük onarımları, Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanlığı altında,<br />
- Makine-teçhizat ve bilgisayar alımı ile büyük onarımlar ise, İdari ve Mali İşler Dairesi Başkanlığı veya ilgili diğer yardımcı birimler altında,<br />
izlenecektir.<br />
Diğer projeler ise ilgili biriminde ve fonksiyonuna göre ayrı ayrı izlenecektir.<br />
3.  FONKSİYONEL SINIFLANDIRMA<br />
Fonksiyonel sınıflandırma, devlet faaliyetlerinin türünü göstermektedir. Devlet faaliyetlerinin ve bu faaliyetlere yönelik harcamaların zaman serileri boyunca izlenmesi ve uluslararası karşılaştırma imkanının elde edilmesi, fonksiyonel sınıflandırma ile mümkün olabilmektedir. Ayrıca, bütçe politikalarının oluşturulmasında sektörel ayrımların yapılabilmesi de bu sınıflandırmanın hedefleri arasındadır.<br />
Fonksiyonel sınıflandırma, dört düzeyli bir kod grubundan oluşmaktadır. Birinci düzey, Devlet faaliyetlerini on ana fonksiyona ayırmaktadır. Ana fonksiyonlar, ikinci düzeyde alt fonksiyonlara bölünmektedir. Üçüncü düzey kodlar ise, nihai hizmetleri göstermektedir. Fonksiyonel sınıflandırmanın dördüncü düzeyi de, özel olarak izlemeyi gerektiren bazı kurumsal planlama ihtiyaçlarının karşılanması ve izlenmesi amacıyla yapıya dahil edilmiş olup, böyle bir ihtiyaç ortaya çıktığında dördüncü düzeye ilişkin kodlar ve bu kodların açıklamaları, Bakanlığımızla mutabakat sağlanarak belirlenecektir.<br />
Bütçe teklifleri hazırlanırken fonksiyonel sınıflandırma ile ilgili olarak takip edilmesi gereken yardımcı kılavuz EK: FS1, 2 ve 3’te gösterilmiştir. Bir çok kurumda aynı veya benzer isimlerle teşkilatlandığı tespit edilen ve kurumsal kodlamada ortak kod ve isimle belirlenmiş olan yardımcı hizmet birimleri ile danışma ve denetim birimlerinin fonksiyonel kodlarını gösteren anahtar çizelge EK: FS4’de yer almaktadır. Ancak, bu birimlerin yürüttükleri hizmetlerin, anahtar çizelgede gösterilen fonksiyonel kodlarla örtüşmemesi durumunda, birimin yürüttüğü ilgili hizmete göre fonksiyonel kod verilmesi gerekmektedir.<br />
Bununla birlikte söz konusu sınıflandırma ile ilgili olarak aşağıda yer alan hususlara da ayrıca uyulacaktır.<br />
İdarelerin merkez ve taşra birimlerince yürütülen hizmetlerin birden fazla fonksiyon içermesi halinde maliyetler itibariyle ayrılabilen ve anlamlı veri üretilebilen her bir fonksiyon için ayrı kod açılacaktır. Bu durumda, yardımcı hizmet birimleri için kodlama anahtarında belirtilen fonksiyonun yanında yürütülen hizmetler dikkate alınarak gerekli diğer fonksiyonlar da ayrıca gösterilecektir.<br />
Maliyetlerin birimler itibariyle ayrı ayrı istenmesi ve teklif edilmesi esas olmakla birlikte, fiili, fiziki veya hukuki zorunluluklar gibi sebeplerle ayrılması mümkün olmayan veya ayrıldığı zaman anlamlı bir sonuca ulaşılamayan maliyetler, ödeneğin konulduğu birimin fonksiyonunda değil kurumun ana fonksiyonunda gösterilmesi gerekmektedir.<br />
Yüksek öğretim kurumlarında, rektörlük altında yer alan “Özel Kalem”e 09.9.9, genel sekreterliğin altında yer alan “Özel Kalem”e 01.3.9, özel güvenlik koruma hizmetlerine 03.1.4, Kütüphane ve Dokümantasyon Dairesi Başkanlığına 08.2.0, Sağlık Kültür ve Spor Dairesi ile Öğrenci İşleri Başkanlığına da 09.6.0 fonksiyonları verilecektir.<br />
4.  FİNANSMAN TİPİ SINIFLANDIRMA<br />
Analitik Bütçe Sınıflandırması, genel idare tanımına giren tüm kamu kurum ve kuruluşlarının kullanacağı bir kod yapısıdır.<br />
Finansman tipi sınıflandırma, yapılan harcamaların hangi kaynaktan finanse edildiğini göstermektedir. Finansman tipinin belirlenmesinde ödemenin nereye yapıldığı hususu önem taşımamaktadır. Örneğin, herhangi bir genel bütçeli idareden döner sermayeye, özel bütçeli bir idareye veya sosyal güvenlik kurumuna yapılan yardım ve ödemelerde, ödemeyi yapan, genel bütçeli bir kurum olduğundan finansman tipi sınıflandırmada bütçe kodu “1-Genel Bütçe” olacaktır.<br />
Finansman tipi sınıflandırma aynı zamanda dış proje kredileri ile özel ödenekler ile bağış ve yardımların da takibine imkan vermekte olup, özellikle mali mevzuatımız gereği ayrı tertiplerde izlenmesi gereken ödeneklerin takibine de olanak sağlamış olacaktır. Finansman tipi sınıflandırma ile ilgili kodlar 5018 sayılı Kanunda yer alan bütçe türlerine göre revize edilmiş olup, EK: FTS1’de yer almaktadır.<br />
5.  EKONOMİK SINIFLANDIRMA<br />
Ekonomik sınıflandırmayla, Devletin görev ve fonksiyonlarını yerine getirirken yürüttüğü faaliyetlerin, milli ekonomiye, piyasalara ve gelir dağılımına etkilerinin planlanması, izlenmesi ve değerlendirilmesi hedeflenmektedir. Ekonomik sınıflandırma; gelirlerin, harcama ve borç vermenin, finansmanın (gelir-gider farkı)  sınıflandırması şeklinde üç bölümden oluşmaktadır.<br />
Gelir ile harcama ve borç vermenin sınıflandırılmasında, karşılıklı veya karşılıksız, cari veya sermaye ayırımı öncelik taşımaktadır. Karşılıksız işlemler, kanunun emrettiği hususlarda bir mal veya hizmet karşılığı olmadan yapılan, burs ödemeleri veya vergi gelirleri gibi tahsilat ve ödemeleri kapsar. Sermaye ve cari ayırımında ise, bütçe hazırlama rehberi ile bütçe kanununda belirlenmiş asgari değer ile kullanım ömrü dikkate alınmaktadır.<br />
Finansmanın (gelir-gider farkının) sınıflandırması, bütçe gelirleri ile giderleri arasındaki açığın hangi kaynaklardan, hangi şartlarla finanse edildiğini gösterir. Aynı şekilde bütçe gelirleri ile giderleri arasında bir fazlalığın söz konusu olması halinde de bu fazlalığın nasıl değerlendirildiği hususu, finansman sınıflandırması kapsamına girer. Özel bütçeli idareler ile düzenleyici ve denetleyici kurumlar kendi bütçelerine ilişkin olarak finansman sınıflandırmasını esas alarak (F) cetvelini hazırlayacaklardır (Form 18).<br />
Ekonomik sınıflandırma, çalışanlara sağlanan ayni imkanlar örneğinde olduğu gibi nihai kullanım amacı ve yeri üzerinde durmaz; mal ve hizmet alımında olduğu gibi işlem gerçekleştiğinde işlemin ilk niteliği üzerinde durur. Ekonomik sınıflandırma birimi işlem olup, bu genellikle Devlet bütçesinde ve hesaplarda farklı bir kodla tanımlanır.</p>
<p>5.1. Harcama ve Borç Vermenin Sınıflandırması<br />
Harcamaların ekonomik sınıflandırmasında, harcamanın cari veya sermaye, karşılıklı veya karşılıksız, karşılıklı ise hangi mallar ve hizmetler karşılığında, karşılıksız ise yerleşiklerle veya yerleşik olmayanlarla bağlantısı, harcamaların Devlet içi veya Devlet dışı kesimlere yapılması, teşebbüslere veya bunun dışındaki sektöre yapılması gibi özellikler dikkate alınır.<br />
Harcama, geri ödenmeyen, bir başka deyişle herhangi bir mali hak yaratmayan veya mevcut bir mali hakkı ortadan kaldırmayan devlet ödemeleri olarak tanımlanabilir. Harcama, cari ya da sermaye nitelikli olabilir; mal veya hizmet alımında olduğu gibi bir şey karşılığında yapılabileceği gibi karşılıksız olarak da yapılabilir. Devletin itfa ödemeleri (kamu borçlarının ana para geri ödemeleri), finansman kısmında; kamusal amaçlarla verilen borçlar ise, borç verme bölümünde sınıflandırılacaktır.<br />
Harcamalar ve borç verme, bu ilkeler ve kriterler çerçevesinde, üç ana başlık altında incelenebilir:<br />
5.1.1. Cari Giderler<br />
Bu gider grubu, cari giderler ile cari transferlerden oluşmaktadır.<br />
Personel giderleri, sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi giderleri, bütçe kanunları ile belirlenmiş asgari değeri aşmayan ve normal ömrü bir yıl veya daha uzun olmayan mal ve hizmet alım giderleri ile faiz giderleri cari giderlerdir. Askeri lojman alımı, yapımı ve büyük onarımı için yapılan harcamalar hariç, savunmaya yönelik harcamalar cari nitelikli harcamalardır.<br />
         Ekonomik sınıflandırmada, her bir alım için;<br />
-    Menkul mal alımlarında 12 bin Yeni Türk Lirasına kadar,<br />
- Bilimsel araştırma projelerine ilişkin menkul mal alımlarında 23 bin Yeni Türk Lirasına kadar,<br />
- Gayrimaddi hak alımında 8 bin Yeni Türk Lirasına kadar,<br />
- Menkul malların bakım ve onarımlarında 12 bin Yeni Türk Lirasına kadar,<br />
- Gayrimenkullerin bakım ve onarımlarında 30 bin Yeni Türk Lirasına kadar,<br />
olan ödenek ihtiyaçları cari başlığı altında teklif edilecektir.<br />
Bütçe dışındaki idarelerin cari nitelikli giderlerini finanse etmek amacıyla bütçeden yapılan karşılıksız ödemeler, cari transfer giderleridir.<br />
5.1.2. Sermaye Harcamaları<br />
Bu gider grubu, sermaye giderleri ve sermaye transferlerinden oluşur.<br />
Sermaye giderleri, bütçe kanunları ile belirlenmiş asgari değeri aşan ve normal ömrü bir yıl veya daha uzun olan mal ve hizmet alımları ile sabit sermaye edinimleri ve gayrimenkullerin ya da gayrimaddi aktiflerin edinimi için yapılan ödemelerdir.<br />
Sermaye transferleri ise, ödemenin yapıldığı kesimin sermaye nitelikli harcamalarını karşılamak amacıyla yapılan ve ödemeyi yapan kurum için karşılıksız olan ödemelerdir.<br />
Askeri amaçlar dışında üretim amaçlarıyla kullanılacak olan yeni ya da mevcut dayanıklı malların piyasadan satın alınması ya da üretilmesi için yapılan ödemeler sermaye giderleri kapsamında yer alır. Bu bölüme dahil olan dayanıklı mal türleri, silahlı kuvvetler mensuplarına tahsis edilen lojmanları da içeren ikamete mahsus binalar, ikamete mahsus olmayan binalar ve diğer inşaat ve inşaat işlerini kapsayan gayrimenkul sabit sermaye malları ile ulaşım araçları, makineler ve diğer teçhizat gibi menkul sabit sermaye mallarıdır.<br />
Sermaye giderleri aynı zamanda, mevcut sabit sermaye mallarına dahil edilen mal ve hizmetler için bunları geliştirmek, ekonomik ömürlerini uzatmak, verimlerini artırmak, performanslarını geliştirmek veya bunları yeniden oluşturmak veya yapılandırmak amacıyla yapılan ödemeleri de kapsar. Mutad bakım-onarım ödemeleri ise, cari giderlere dahil edilecektir. Bu gruba aynı şekilde, gayrimenkule dahil olan mal ve hizmetler için yapılan harcamalar, araziler, binalar ve diğer sabit sermaye malları ile gayrimaddi aktifler üzerindeki mülkiyetin devredilmesi sırasında maruz kalınan masraflar ile iktisap edilmiş sabit sermaye aktiflerinin değeri içinde bulunan tüm hizmetler için yapılan harcamalar da dahildir.<br />
Öte yandan, amortismana tabi kıymetler arasında yer alsalar bile, küçük aletler, iş kıyafetleri, mutat bakımda kullanılan yedek parçalar, normal ömürleri bir yıldan fazla olsa dahi düşük değerli alet ve edevat ile benzeri kıymetler, sermaye giderleri arasında yer almayacaktır.<br />
Sabit sermaye aktifleri için yapılan harcamanın miktarı, bunların satın alınması durumunda devlet tarafından ödenen fiyattır. Devlet tarafından üretildiği takdirde harcama miktarı, emek de dahil olmak üzere üretim faktörleri ile malzemeler için yapılan ödemeler toplamıdır. Ancak, ülkemizdeki mevcut istihdam ve ücret rejimimizde çalışanlara yapılan ödemeler üretimle ve üretim dönemi ile doğrudan bağlı olmadığından, diğer bir ifadeyle üretim olmasa bile ücretler ödendiğinden ücretlerin tamamı cari harcamalar bölümüne dahil edilmiştir.<br />
5.1.3. Borç Verme-Geri Ödeme<br />
Kamusal bir amaçla ve bir mali hakka ya da taahhüde dayalı olarak yapılan işlemlerdir.<br />
Bu bölüm, bir mali hakka veya devletin teşebbüs mülkiyetinde hisse (sermaye) katılımına neden olan ödemeleri, nakit yönetimi ya da gelir elde etme amaçları dışında, kamu politikası amaçlarıyla elde tutulan hisseyi azaltan ya da sona erdiren gelirleri kapsar. Bu bölüme, devlet tarafından verilen krediler (orman köylüsüne iş imkanı yaratmak için veya vatandaşın konut sahibi olabilmesi için kredi verilmesi vb. krediler), alınan hisseler, verilen kredilerden devlete yapılan geri ödemeler, satılan hisselerden elde edilen gelirler dahildir. Verilen borçlar, giderler bölümünde sınıflandırılırken, geri ödemeler de gelirler bölümüne dahil edilecektir.<br />
5.1.4. Birinci Düzey Ekonomik Kodlar<br />
Önceki kısımlarda değinilen tanım ve açıklamalar çerçevesinde, giderlerin ekonomik sınıflandırması dört düzeyli bir kod grubundan oluşmakta olup, birinci düzeyde yer alan gider gruplarının açıklamaları ve bunlara ilişkin bütçe hazırlama esasları aşağıda yer almaktadır:<br />
01-  Personel Giderleri<br />
Kamu personeli ile kamu personeli olmamakla birlikte mevzuatı gereğince ilgililere bordroya dayalı olarak yapılan ödemeleri (er-erbaş harçlıkları, öğrenci harçlıkları vb.) kapsamaktadır. 2005 yılında olduğu gibi, Devletin işveren sıfatıyla ödediği sosyal güvenlik primleri “02- Sosyal Güvenlik Kurumuna Devlet Primi Giderleri”ne dahil edilecektir. Tedavi ödemeleri (sadece 2006 yılı için) ve ayni nitelikteki ödemeler ile işçilere ödenen seyyar görev tazminatı ise “03- Mal ve Hizmet Alımları”na dahil edilecektir.<br />
a)     Kuruluşlar bütçe tekliflerinde, 01- Personel Giderleri ve 02- Sosyal Güvenlik Kurumlarına Devlet Primi Giderleri tertipleri için bütçe fişi doldurmayacaklardır. Bu giderlere ilişkin ödenekler, rehberde belirtilen diğer tablolar kullanılmak suretiyle kurum toplamı üzerinden hesaplanacak ve tertiplere dağılımı yapılacaktır.<br />
b)    Personel için ödenek tekliflerinin belirlenmesinde, Orta Vadeli Mali Planda belirtilen ödenek tavanları esas alınacaktır.<br />
c)     Mevcut personelin etkin ve verimli çalışmasını sağlamak üzere, yerleşim merkezleri ve birimler arasında personel dağılımındaki dengesizliği giderecek tedbirler alınacak ve açıktan atama talepleri asgari seviyede tutulacaktır.</p>
<p>d)    Kuruluşlar, 2006-2008 yılları için atama izni almayı planladıkları memur kadroları ve sözleşmeli personel pozisyonlarının tutar olarak ilave ödenek ihtiyacını her bir yıl için yükünü hesaplayacaklar ve yeni personel alımı için birimler itibariyle değil kurumun tümü için ödenek teklifinde bulunacaklardır.<br />
e)     Döner sermayelere ait vizeli kadro ve pozisyonlarda görev yapan personelin ücretleri bu kaynaklardan ödenmesi gerektiğinden, söz konusu personel için bütçeden ödenek talebinde bulunulmayacaktır.<br />
02-  Sosyal Güvenlik Kurumuna Devlet Primi Giderleri<br />
Devletin işveren sıfatıyla ödediği sosyal güvenlik katkı payları, bu bölümde izlenecektir. Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündeminde yer alan Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Tasarısıyla mevcut sosyal güvenlik kurumlarının birleştirilmesi ve prim kesenek matrahlarının değiştirilmesi öngörülmektedir. Bu nedenle, 2006 yılı Sosyal Güvenlik Primi Ödemeleri mevcut emekli keseneği matrahı ve oranı üzerinden, 2007 ve 2008 yılları Sosyal Güvenlik Primi Ödemeleri ise anılan Kanun Tasarısında  yer alan sosyal güvenlik primi matrahı ve oranı üzerinden hesaplanacaktır.<br />
Öte yandan, söz konusu Kanun Tasarısıyla çalışanların ilaç ve tedavilerine ilişkin ödemelerin+ artık Sosyal Güvenlik Kurumu aracılığıyla yapılması öngörüldüğünden idareler, 2007 ve 2008 yılları için ilaç ve tedavi giderlerini karşılamak amacıyla ödenek teklif etmeyeceklerdir. Bu amaçla, ihtiyaç duyulan ödenekler birinci düzeyde “02- Sosyal Güvenlik Kurumlarına Devlet Primi Giderleri” altında 3. düzeyde yeni açılan “6-Sosyal Güvenlik Kurumuna” kodu ile 4. düzeyde yeni açılan “01- Sağlık Primi ödemeleri” ekonomik kodundan teklif edilecektir. 2007 ve 2008 yılları Sağlık Primi Ödemeleri Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Tasarısında  yer alan sosyal güvenlik primi matrahı ve sağlık primine ilişkin oran üzerinden hesaplanacaktır.<br />
03-  Mal ve Hizmet Alım Giderleri<br />
Bu kısımdaki giderler, bir mal ve hizmet karşılığında yapılan faturalı ödemeleri kapsayacaktır. Devletin, karşılığında herhangi bir mal veya hizmet almadığı karşılıksız ödemeler ile sermaye giderleri kapsam dışındadır. Bu kısımda, büro malzemesi alımları, kira, yakıt, elektrik, normal bakım-onarım, telefon vb. haberleşme giderleri, düşük değerli veya bir yıldan az kullanım ömrü olan ekipmanlar, her türlü askeri amaçlı inşaat, tesis, mal ve malzemeler (askeri lojmanlar hariç) vb. alımlar yer alacaktır.<br />
Mal ve hizmet alımları ile ilgili ödenek tekliflerinde aşağıdaki esaslara uyulacaktır:<br />
a)     Sosyal güvenlik sisteminin yeniden yapılandırılmasına ilişkin çalışmalar çerçevesinde 2007 ve 2008 yılları için kamu personeli tedavi giderleri için (03) ekonomik kodundan ödenek teklif edilmeyecektir.<br />
b)    Yurt içi ve özellikle yurt dışı görevlendirmelerde azami tasarruf  anlayışı esas alınacak, görevlendirmeler titiz bir şekilde sorgulanmak suretiyle asgari süre ve sayıda  tutulacak ve  buna göre ödenek teklifinde bulunulacaktır.<br />
c)     Kurum ve kuruluşlar, asli görevleri gereği memuriyet mahalli dışında ve belli bir görev bölgesi içinde fiilen gezici olarak görev yapan memur ve işçiler için seyyar görev tazminatı ödeneği talebinde bulunacaklardır. Bu tekliflerle birlikte, “Seyyar Görev Tazminatından Yararlanacak Personel Sayısı” Formu da düzenlenecektir.<br />
d)    Eğitim ve dinlenme tesisleri ile benzeri sosyal tesislerin işletme giderlerinin kendi gelirleriyle karşılanması zorunludur. Mevcut tesislerin bakım ve onarımları için çok zorunlu haller dışında ödenek talebinde bulunulmayacaktır.<br />
e)     Hizmet genişlemesi dışında, temizlik ihaleleri için bir önceki yıl ihale kapsamında çalıştırılan eleman sayısı aşılmayacaktır.<br />
f)      Hizmetler, mevcut hizmet binalarında sürdürülecek ve kesinleşmiş mahkeme kararı veya tahliye kararı olan hizmet binaları dışında yeni kiralama, satın alma veya yeni inşaatlar için ödenek istenilmeyecektir.<br />
g)     Telefon, mobil telefon, uydu bağlantılı mobil telefon, faks ve benzeri haberleşme imkanları için ödenek talep edilirken azami tasarruf anlayışıyla hareket edilecek, Tasarruf Genelgelerine uygun olarak mevcut cihazların ekonomik kullanımı sağlanacaktır.<br />
h)    Personelin işe gidiş ve gelişine yardımcı olmak amacıyla ilave servis aracı kiralanmasına ilişkin ödenek teklif edilmemesi esas olacaktır.<br />
i)       Temsil, ağırlama, tören, fuar, kongre ve benzeri faaliyet ve etkinlikler için katılım sayısı asgari seviyede tutulmak suretiyle ödenek talep edilecek ve mali yıl içinde bu alandaki uygulama tasarruf anlayışı içerisinde yürütülecektir.<br />
j)       Döşeme ve demirbaş alımı için ödenek talep edilirken demirbaş standardizasyonu ilkelerine uyulacak ve mevcut imkanlarla yetinme gayreti içinde olunacaktır.<br />
k)    Bazı hizmet ve malzeme maliyetlerinin hesaplanmasında EK:Standart 1, 2, 3, 4 ve 5’de yer alan listelerde gösterilen tutarlar; büro makineleri ve demirbaş alımları ile ilgili ödenek tekliflerinde ise Devlet Malzeme Ofisi Genel Müdürlüğünün 30/06/2005 tarihi itibariyle geçerli olan satış fiyatları dikkate alınacaktır.<br />
l)       Bilgisayar ve bilgi işlem sistemlerinin yenilenmesi ve genişletilmesine ilişkin olarak mevcut kapasitenin etkili, ekonomik ve verimli kullanımı esas alınacaktır. Bu amaçla teklif edilecek ödeneklerde mevcut kapasite ile hizmet hedefleri arasındaki ilişki göz önünde bulundurulacaktır.<br />
m)  Yayın alımlarında azami tasarruf anlayışı içerisinde hareket edilecektir.<br />
n)    Eğitim, kurs, seminer, panel vb. faaliyetler personelin görev mahallinde düzenlenmek suretiyle yolluk ödeneği ihtiyacı asgari seviyeye indirilecektir.</p>
<p>04-    Faiz Giderleri<br />
Faiz, ödünç alınan paranın kullanımı karşılığında yapılan ödeme olarak tanımlanmaktadır. Bu itibarla, faiz ödemeleri borç alınan paranın anapara geri ödemesinden ve borçlanma için ödenen komisyon ve ihraç giderlerinden ayrılır. Sadece Devlet borçlarına ilişkin faiz ödemeleri bu bölümde yer alacaktır. Borçlanmaya ilişkin olarak ödenen komisyon ve ihraç giderleri ise mal ve hizmet alımları kapsamında ve genel bütçeli idareler için sadece Hazine Müsteşarlığı bütçesinde gösterilecektir. Bunun dışında, 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun hükümleri çerçevesinde genel bütçeli idarelerin dışında kalan ve borç alma yetkisine sahip idarelerin borçlanmaları halinde bu borçlara ilişkin faizlerini kendi bütçelerinde göstereceklerdir.<br />
İskontolu işlemlerde faiz, ihraç fiyatı ile geri ödeme fiyatı arasındaki farktır. Bu bölüm, devletin garantör veya kefil olarak ödediği faiz giderlerini kapsamaz. Böyle bir ödeme, devletin borç verme işlemi olarak sınıflandırılır.<br />
05-  Cari Transferler<br />
Sermaye birikimi hedeflemeyen ve cari nitelikli mal ve hizmet alımını finanse etmek amacıyla yapılan karşılıksız ödemelerdir. Genel olarak ayni işlemler Analitik Bütçe Sınıflandırmasının kapsamı dışında olduğundan ayni transferler de bu kapsamda yer almayacaktır. Transferler nihai olarak kimin yararlandığına göre değil, kime ödendiğine göre sınıflandırılmalıdır.<br />
a.  Transfer ödemelerinin cari veya sermaye nitelikli olduğu hususunda bir ayırım yapılamıyorsa gider, cari transferler arasında yer alacaktır.<br />
b.  Her kuruluş, üyesi bulunduğu uluslararası kuruluşları yeniden gözden geçirecek ve gerekli olmayanlar için ödenek teklifinde bulunmayacaktır.<br />
c. Sosyal güvenlik kuruluşlarının tahsilatlarını artıracak ve giderlerinde tasarruf ve etkinlik sağlayacak tedbirlere ağırlık verilecek ve bütçeden bu kuruluşlara yapılacak transferler asgari düzeyde tutulacaktır.<br />
d.  Emekli Sandığı Kanununa göre ödenecek emekli ikramiyeleri, makam tazminatları ve diğer tazminatlar karşılığı yapılacak ödemeler ve yüzde 4 ek karşılıklar görev zararlarında (05.1.2.01); yönetim giderlerine katılma payı ise, hazine yardımlarında (05.2.4.01) yer alacaktır.<br />
e. Memurların öğle yemeğine yardım ödenekleri (05.3.1.05) kodunda teklif edilecektir.<br />
f.   Türk Cumhuriyetleri ile Türk Topluluklarından ve diğer ülkelerden gelen orta ve yükseköğretim öğrencileri ile diğer personele yapılan hizmetlerle ilgili ödenekler, kuruluş bütçelerinin ekonomik sınıflandırma bölümünde (05.4) kodu altında amacına göre ilgili üçüncü ve dördüncü düzey kodlarda gösterilecektir.<br />
06-  Sermaye Giderleri<br />
Bu bölümde teklif edilecek ödenekler, Cari Giderler bölümünde belirtilen limitlerin üzerinde kalan ve kullanım ömürleri bir yıl veya daha uzun süreli olan mal ve hizmet alımlarını kapsamalıdır.<br />
Sermaye giderleri ile ilgili ödenek tekliflerinde aşağıdaki esaslara uyulacaktır.<br />
a.  2006-2008 dönemi yatırım tahsislerinde, eğitim, sağlık, teknolojik araştırma, ulaştırma, sulama, içme suyu ve e-Devlet yatırımlarına öncelik verilecektir.<br />
b.  Yatırım Programına, 2006 yılında da acil ve çok zorunlu haller dışında çok yıllı yeni proje alınmayacağından kamu idarelerince bu hususa dikkat edilecek; çok zorunlu hallerde yapılacak yeni proje teklifleri ise sağlıklı yapılabilirlik etütleri ile gerekçelendirilecektir.<br />
c.  2006 yılında kamu hizmet binalarına yapılacak ödenek tahsislerinde, önemli oranda fiziki gerçekleşmesi bulunan projelere öncelik verilecektir. Çok zorunlu haller dışında yeni idari nitelikli kamu hizmet binaları ile  mevcut kamu hizmet binalarının büyük bakım ve onarımları için ödenek tahsis edilmeyecektir.<br />
d.  2006 yılında zorunlu haller dışında, kaynağı ne olursa olsun, ambulans, itfaiye aracı gibi sağlık, savunma ve güvenlik açısından özel nitelikli taşıtlar dışında taşıt alımı yapılmayacaktır.<br />
e.  Güvenlik nedeni ve işin yürütülmesi açısından mutlak zorunluluk bulunması hali dışında lojman, memur evi, kamp, kreş, misafirhane ve benzeri yeni sosyal tesis yatırımı için ödenek teklifinde bulunulmayacaktır. Çok zorunlu haller dışında mevcut tesislerin bakım ve onarımları için ödenek talep edilmeyecektir.<br />
f.   Kamu yatırım projelerinin yatırım programına alınmasında sağlıklı yapılabilirlik etütlerine dayanan fayda-maliyet (veya bazı hallerde maliyet-etkinlik) analizi sonuçları temel ölçüt olarak alınacağından, güncelliğini yitirmiş projelerin ilgili kuruluşlarca revize edilmesi gerekmektedir.<br />
g.  Kamu yatırım programının rasyonelleştirilmesi çalışmaları önümüzdeki dönemde de sürdürülecektir. Kuruluşlar, yatırımlarla ilgili diğer hususlarda ve rasyonelleştirme çalışmalarında Orta Vadeli Programda, Orta Vadeli Mali Planda ve Yatırım Genelgesi ve eki Yatırım Programı Hazırlama Rehberinde yer alan ilke, esas ve önceliklere uyacaklardır.<br />
h.  2003 yılı başından itibaren yürürlüğe giren Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkındaki Kanunda yer alan borçlanma limitleri de dikkate alınarak, halen yatırım programında devam eden dış kredili projelerin kredi kullanımlarında ve dolayısıyla uygulamada yaşanan sorunların azaltılması için projelerin ihtiyaç duyacağı yıllık ödenekler mevcut yatırım tavanları içinde kullanılacak şekilde yatırım programına konulacaktır. Yıl içi revizyonlar da adı geçen Kanunda belirtilen limitler ile sınırlandırılmış durumdadır.<br />
i.   Kamulaştırma Kanunu uyarınca, yeterli ödenek temin edilmeden kamulaştırma işlemine başlanamayacağından, ödenek teklifleri projelerin gerçek kamulaştırma ihtiyacını yansıtacak şekilde yapılacaktır.<br />
07-  Sermaye Transferleri<br />
Bütçe dışına sermaye birikimi amaçlayan ve sermaye nitelikli mal ve hizmetlerin finansmanı amacıyla yapılan karşılıksız ödemelerdir. Transferin cari nitelikli mi yoksa sermaye nitelikli mi olduğunu belirlemek için cari–sermaye ayrımında esas alınan kriterler kullanılmalıdır.<br />
a.  Sermaye transferi niteliğindeki tekliflerde, sermaye giderleri için geçerli olan hususlar dikkate alınacak ve sermaye giderleri teklifleriyle birlikte DPT Müsteşarlığına iletilecektir.<br />
b.    Kamu iktisadi teşebbüslerine bütçeden yapılacak transferler, bu kuruluşların verimlilik ve karlılıklarını artırmalarını teşvik etmek amacıyla ve özelleştirme uygulamaları da dikkate alınarak en az seviyede tespit edilecektir.<br />
08-  Borç Verme<br />
Bir mali hakka veya devletin mülkiyetinde hisse (sermaye) katılımına neden olan ödemeleri kapsar. Devlet tarafından verilen krediler ve alınan hisseler borç verme olarak sınıflandırılırken, KİT’lerin görev zararları cari transferler içerisinde yer alacaktır. </p>
<p>09-  Yedek Ödenekler<br />
Bütçede başlangıçta öngörülemeyen hizmet karşılıkları olarak veya yapılan tahminlerin yıl içi gelişmeler neticesinde tutmaması ihtimaline karşılık hizmetlerin aksamaması için ihtiyat olarak ayrılan ödeneklerdir. Bu ödenekler, Maliye Bakanlığı bütçesinde yer almaktadır.<br />
Özel bütçeli idareler ile düzenleyici ve denetleyici kurumlar bütçe tekliflerinde yedek ödeneklere yer vermeyeceklerdir.<br />
Yukarıda 9 grupta gösterilen I. düzey ekonomik kodların II. III. ve IV. düzey ayrıntıları EK:ES1,2,3 ve 4’de yer almaktadır.<br />
- Harcamaların ekonomik sınıflandırması yapılırken, fiziki ve fiili olarak ayrılabilen ve ayrı izlenmesi anlamlı olan bütün giderler ayrı tertiplerde bütçelenmelidir.<br />
- Geçen yıl borçları ve ilama bağlı borçlar ayrı tertiplerde izlenmeyecek ve borcun kaynağına göre cari yıl bütçesinin ilgili tertiplerinden ödenecektir.<br />
-   Red ve iadeler bütçede gider olarak gösterilmeyecek, iadesi gereken tutarlar gelirlerden düşme şeklinde ve muhasebe sisteminde gösterilecektir.<br />
2006-2008 dönemi bütçe hazırlıklarında esas alınacak olan;<br />
- Giderin ekonomik kodları ve açıklamaları,<br />
- Gelirin ekonomik kodları ve açıklamaları,<br />
- Fonksiyonel kodlar ve açıklamaları,<br />
eklerde (EK: ABS-R) yer almaktadır.<br />
Bu listeler ve açıklamalar, giderlerin ekonomik sınıflandırmasında esas alınacak, ödenek tekliflerinin hazırlanmasında ve harcamaların gider kaydının yapılmasında bu açıklamalara titizlikle uyulacaktır.<br />
5.2. Gelirlerin Ekonomik Sınıflandırması<br />
Karşılıklı veya karşılıksız olarak her hangi bir mali hakka dayanmaksızın yapılan tahsilatlar olarak tanımlanan gelirlerin ekonomik sınıflandırması EK: ES5’de yer almakta olup, B Cetvellerinin hazırlanmasında esas alınacaktır.<br />
5.3. Finansmanın Ekonomik Sınıflandırması<br />
Devletin finansman açıklarını karşılamak amacıyla, kendi yükümlülükleri karşılığında yaptığı ödeme ve tahsilatlar olarak tanımlanan finansmanın ekonomik sınıflandırması EK: ES6’da yer almakta olup, genel bütçe açısından Hazine Müsteşarlığınca hazırlanacaktır. Özel bütçeli idareler ile düzenleyici ve denetleyici kurumlar da bu sınıflandırmayı esas alarak hazırlayacakları (F) cetvelini bütçe tekliflerine ekleyeceklerdir.<br />
C. DİĞER HUSUSLAR<br />
1. Bütçeler, çok yıllı bütçeleme anlayışıyla 2006-2008 dönemini kapsayacak şekilde hazırlanarak teklif edilecektir.<br />
2. Bütçe kanununa eklenecek belgelere esas olmak üzere idareler bünyelerinde bulunan döner sermaye ve fonlara ait bilgileri 25 ve 26 no’lu formları doldurmak suretiyle bildireceklerdir.<br />
          3.  Bütçeler, tüm sınıflandırma bölümlerinde (kurumsal, fonksiyonel, finansman tipi, ekonomik) kullanılan kodların en detay düzeyinde hazırlanacak ve Maliye Bakanlığı ve Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı ile idareler arasındaki bütçe görüşmeleri üç yılı da kapsayacak şekilde ve bu detay üzerinde gerçekleştirilecektir.<br />
4.  Tüm sınıflandırma bölümlerinde (kurumsal, fonksiyonel, finansman tipi, ekonomik) kullanılan kodların en detayını içerecek düzeyde hazırlanacak olan bütçeler, ekonomik sınıflandırmanın ilk iki düzeyini içerecek şekilde kanunlaşacak ve uygulanacaktır.<br />
5.  Kuruluşlar 2006-2008 dönemi bütçe tekliflerini, Ekonomik Sınıflandırmanın dördüncü düzeyine ilişkin listeyi (EK:ES4) esas alarak hazırlayacaklardır.<br />
6.  2005 yılında olduğu gibi 2006-2008 dönemi bütçe teklifleri ile görüşmeler sonucu oluşacak bütçe tasarılarında yer alacak ödenek miktarları YTL olarak gösterilecek, formlarda önceki yıllara ilişkin istenilen veriler de YTL’ye dönüştürülecektir. Hesaplamalarda 1 YTL’nin altındaki tutarlar dikkate alınmayacaktır.<br />
7.  E-bütçe sistemine girişi sağlanacak ve Bütçe Hazırlama Rehberinde tekliflere eklenmesi istenen tablolardan sistem tarafından üretilenler, e-bütçe sisteminden alınarak tekliflere eklenmesi sağlanacaktır.<br />
8.  Özel bütçe kapsamındaki kamu idareleri, gider teklifleri yanında 2006-2008 dönemine ilişkin gelir tahminlerini de hazırlayarak bütçe tekliflerine ekleyeceklerdir. Gelir cetvelinin e-bütçe’ye girişi, teklif aşamasından itibaren tüm aşamaları kapsayacak şekilde yapılacaktır.<br />
9.  İdarelerce, sermaye nitelikli ödeneklerin bütçe tertiplerine dağılımı ekonomik sınıflandırmanın dördüncü düzeyini de içerecek şekilde hazırlanarak sınıflandırmaya uygunluğu açısından ilgili Devlet Bütçe Uzmanıyla mutabakat sağlandıktan sonra vize için DPT Müsteşarlığına müracaat edilecektir.<br />
10.                           2547 sayılı Kanun gereğince lisans üstü eğitim-öğretim için yurtdışına gönderilecek araştırma görevlilerinin sayısı 2006 yılında 80’i geçmeyecektir.<br />
11.  Milli Eğitim Bakanlığınca 2006 yılında yurtdışına ilk defa gönderilecek burslu öğrenci sayısı 50’yi geçmeyecektir.<br />
12.  Bütçe teklifleri hazırlanırken “Bütçe Hazırlama Rehberi” doğrultusunda tüm formlar eksiksiz ve doğru bir şekilde doldurularak belirtilen ilke ve standartlar ile kodlama sistemine uyulacaktır. Ekonomik sınıflandırmanın dördüncü düzeyinde hazırlanan bütçe fişlerinin gerekçelerinde genel ifadeler yerine hesaplamalara dayanan detaylı bilgilere yer verilecektir. Bu zorunluluğa uymadığı tespit edilen bütçe teklifleri, noksanlıkları giderildikten sonra değerlendirmeye alınacaktır.<br />
13.  Maliye/Bütçe Dairesi Başkanlıkları bulunan genel bütçeli ve özel bütçeli idareler, ödenek tekliflerini bu birimlerin teknik yardımları ile hazırlayacaklardır.<br />
14.  Merkezi yönetime dahil kamu idareleri, ekonomik sınıflandırmanın birinci düzeyinde yer alan “06-Sermaye Giderleri” ile “07-Sermaye Transferleri”ne ait tekliflerini DPT Müsteşarlığına iletecekler; DPT Müsteşarlığına iletilen bu teklifler de dahil olmak üzere tüm ödenek tekliflerini en geç Temmuz ayı sonuna kadar tek nüsha olarak, görüşmeler sonucunda kesinleşen bütçe tasarılarını ise (4) nüsha olarak Maliye/Bütçe Dairesi Başkanlıkları bulunan idareler bu birimler vasıtasıyla, diğerleri doğrudan Maliye Bakanlığına teslim edeceklerdir. Düzenleyici ve denetleyici kurumlar ise bu Rehbere göre hazırlayacakları bütçe tekliflerini 30 Eylül 2005 tarihine kadar doğrudan Türkiye Büyük Millet Meclisine ve bir örneğini de Maliye Bakanlığına (Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü) göndereceklerdir.<br />
15.  Sosyal Güvenlik Kurumları da 2006-2008 dönemi bütçelerini bu Rehberde yer alan sınıflandırma kriterleri ve Rehber ekindeki sınıflandırma listelerini esas alarak hazırlayacaklar ve merkezi yönetim bütçe kanun tasarısına eklenerek Türkiye Büyük Millet Meclisine gönderilmek üzere Temmuz ayı sonuna kadar Maliye Bakanlığına (Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü) göndereceklerdir.<br />
16.  Genel bütçeli ve özel bütçeli idarelerin hazırlayacakları bütçe teklifleri, Maliye Bakanlığı (sermaye giderleri ve sermaye transferlerine ait teklifler Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı) tarafından incelendikten sonra ilgili kuruluşlarla Maliye Bakanlığı (sermaye gideri ve sermaye transferi teklifleri için Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı) arasında görüşmeler yapılarak sonuca bağlanacaktır.<br />
17.  Ödenekler arasında gerekli uyumu sağlayabilmek için Maliye Bakanlığındaki görüşmeler sırasında Devlet Planlama Teşkilatı Uzmanları; Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığındaki görüşmeler sırasında da Devlet Bütçe Uzmanları gözlemci olarak hazır bulunacaklardır. Bu ilkeye titizlikle uyulacak, kuruluşların bütçe görüşme takvimleri Maliye Bakanlığı (Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü) ve Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı arasında müştereken belirlenecektir.<br />
18.  Kuruluşlar, projelerinin gerçekleştirilmesi ile ilgili olarak alınmış ve alınacak dış proje kredilerinin 2005 Haziran sonu uygulama durumlarını, yıl sonu tahminlerini ve 2006 yılında kullanacakları dilimlerle ilgili bilgileri, bütçe teklifleri ile birlikte hem Maliye Bakanlığına hem de Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığına teslim edeceklerdir.<br />
19.  Rehberde değişiklik yapılması halinde bu değişiklikler bütün daire ve idarelere ayrıca duyurulacaktır.</p>

<p class="sayac_bilgi">34 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/butce-terimleri-sozlugu.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bütçe ve türleri</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/butce-ve-turleri.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/butce-ve-turleri.html/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Nov 2009 18:10:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/genelbil/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Maliye]]></category>
		<category><![CDATA[Bakanlar Kurulu]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Denetim]]></category>
		<category><![CDATA[Diyanet]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Hazine]]></category>
		<category><![CDATA[Kamu]]></category>
		<category><![CDATA[Katma]]></category>
		<category><![CDATA[Komisyon]]></category>
		<category><![CDATA[Mali]]></category>
		<category><![CDATA[Meclis]]></category>
		<category><![CDATA[Milli]]></category>
		<category><![CDATA[Tbmm]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=11768</guid>
		<description><![CDATA[S-1 Türkiye de kamu kesiminde uygulanmakta olan bütçeler nelerdir? Genel bütçeye dahil olan kuruluşlar nelerdir? Genel Bütçenin hazırlanması ve onaylanması hakkında bilgi veriniz. C-1 Türkiye de kamu kesiminde uygulanmakta olan bütçeler: * Genel Bütçe * Özerk Bütçe * Özel bütçe, * Katma Bütçe olmak üzere dörde ayrılır. Genel bütçeye dahil olan kuruluşlar şunlardır: • TBMM [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>S-1 Türkiye de <a href="http://www.genelbilge.com/tag/kamu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kamu">kamu</a> kesiminde uygulanmakta olan bütçeler nelerdir? <a href="http://www.genelbilge.com/tag/gnl/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Genel">Genel</a> bütçeye dahil olan kuruluşlar nelerdir? <a href="http://www.genelbilge.com/tag/gnl/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Genel">Genel</a> Bütçenin hazırlanması ve onaylanması hakkında <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bilgi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Bilgi">bilgi</a> veriniz.<br />
C-1 Türkiye de kamu kesiminde uygulanmakta olan bütçeler: * Genel Bütçe * Özerk Bütçe * Özel bütçe, * Katma Bütçe   olmak üzere dörde ayrılır.<br />
Genel bütçeye dahil olan kuruluşlar şunlardır:<br />
•   <a href="http://www.genelbilge.com/tag/tbmm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Tbmm">TBMM</a>                         * Danıştay<br />
•   Cumhurbaşkanlığı      * Yargıtay<br />
•   Sayıştay         * <a href="http://www.genelbilge.com/tag/devlet/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Devlet">Devlet</a> Planlama Teşkilatı<br />
•   Anayasa Mahkemesi   * Devlet İstatistik End.<br />
•   Başbakanlık         * Bakanlıklar<br />
•   Diyanet işleri başkanlığı    * Hazine Müsteşarlığı<br />
Genel bütçe şu aşamalardan oluşur: Hazırlama, onaylama, uygulama ve <a href="http://www.genelbilge.com/tag/denetim/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Denetim">denetim</a> aşamalarından oluşur. Genel bütçe hükümetin 1 yıllık programıdır.Genel Bütçenin hazırlanması: Genel bütçeye dahil olan kuruluşlar 1 yıl içerisinde yapacakları yatırımları ve ihtiyaç duydukları bütçeyi Maliye Bakanlığına bildirirler. Maliye Bakanlığında; <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with bu">bu</a> bütçeleri bir araya getirerek gerekli incelemeler yapıldıktan sonra 1 yıllık bütçe kanun tasarısını meydana getirir. <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with bu">Bu</a> tasarı Bakanlar Kurulunun onayından geçtikten sonra TBMM’ye sunulur. <a href="http://www.genelbilge.com/tag/bakanlar-kurulu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Bakanlar Kurulu">Bakanlar kurulu</a> genel ve katma bütçe tasarıları ile milli bütçe tahminlerini gösteren raporu mali yıl başından en az 75 gün önce TBMM’ne ulaştırmalıdır. Bu maddeye göre; bütçe tasarıları en geç 15 Ekim’e TBMM’ne sunulmalıdır.<span id="more-11768"></span></p>
<p>Genel Bütçenin Onaylanması: Mali yıl başından önce TBMM’ye <a href="http://www.genelbilge.com/tag/gelen/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Gelen">gelen</a> kanun tasarısı önce Plan ve Bütçe Komisyonuna gelir,bu komisyonda toplam 40 tane üye bulunur. Bunların 25 tanesi iktidar partisi 15 tanesi de Muhalefet Partisi Milletvekillerinden oluşur. <a href="http://www.genelbilge.com/tag/komisyon/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Komisyon">Komisyon</a> kanun tasarısı üzerinde çalışmalarını 55 gün içinde tamamlamak zorundadır. Komisyonda son şeklini alan bütçe kanun tasarısı Meclis Genel Kuruluna gelir. Genel kurulda 20 gün içinde onaylayarak Cumhurbaşkanına gönderir. Cumhur başkanının onaylamasından sonra Resmi gazetede yayınlanarak 1 Ocak da yürürlüğe girer. </p>
<p>   Bütçe kanunu Meclis ’de kabul edilmezse geçici bütçe uygulamasına geçilir. Geçici bütçenin süresi 3 aydır. </p>
<p>S-2 Genel Bütçenin Uygulanması hakkında bilgi veriniz. Bir giderin hak sahibine ödenmesi için kaç aşamadan geçmesi gerekir bu aşamalar hakkında bilgi veriniz. </p>
<p>Genel Bütçenin Uygulanması: Hükümet tarafından uygulanır. Hükümet adına uygulamayı ise Maliye Bakanlığı yürütür. Kamu kuruluşlarının ön görülen harcamaları yapabilmeleri için ödeneklerin Maliye Bakanlığı tarafından serbest bırakılması gerekir. </p>
<p>Bir giderin hak sahibine ödenmesi için 4 aşamadan geçmesi gerekir bunlar:<br />
a.   Giderlerin taahhüdü: Taahhüt kamu giderlerinin yapılabilmesi için ilgili Bakanın yada yetkili kıldığı kişinin veya 2 dereceden ita amirinin kabul ve imza ettiği karar ve sözleşmelerdir. Bütçede yer almayan giderler için ita amirleri taahhüt işlemi yapamazlar. Bu tür giderlere Donmuş Giderler adı verilir. Örneğin: ek ders ücretleri ,okul, yol yapımı tamir ve tadilat işlemleri.<br />
b.   Giderlerin tahakkuku: Borç miktarının saptanması ve devletin borçlu olduğunun kabulü aşamasıdır. Burada devlete karşı yapılan taahhütler yerine getirilmiş ancak devlet borcunu ödememiştir.<br />
c.   Giderlerin verile emrine bağlanması: Borcun hak sahibine ödenmesi amacıyla tahakkuk memuru tarafından hazırlanan ve ita amirince onaylanan yazılı emirdir.<br />
d.   Giderlerin Ödenmesi: Verilen emrine bağlanmış olan giderler saymanlıklar tarafından ödenir. Ancak yasal yönden incelenir. Eksik, usulsüz ve yanlış ödemelerde saymanlar ve ita amirleri sorumlu tutarlar. </p>
<p>S-3 Hazine Nedir? Hazine işlemleri Kaça ayrılır? Kısaca açıklayınız. </p>
<p>C-3 Hazine: Devletin gelirlerinin toplanması işletilmesi giderlerin gereken yerde ve zamanda yapılması görevlerini yerine getiren soyut bir kasadır. Gelir ve gider denkliğinin sağlanmasında, bütçenin sağlıklı bir şekilde uygulanmasında hazinenin önemi büyüktür. Hazine işlemleri yer ve zaman bakımından olmak üzere 2’ye ayrılır:</p>
<p>•   Yer bakımından hazine işlemleri: Gelir ve giderler arasındaki dengesizliklerin ortadan kaldırılması için yapılan işlemlerdir. Örn: Geliri fazla olan Marmara Bölgesinde ihtiyaç fazlası paranın geliri az olan Güney Doğu bölgesine aktarılması gibi.<br />
•   Zaman Bakımından hazine işlemleri: Kamu giderlerinin giderlerle uyumlu olarak toplandığı zamanlarda yapılan işlemlerdir. Hazine yapılan giderleri karşılayabilmek için bazı borç kaynakları başvurur. Bunlar; Merkez Bankası Avansları, <a href="http://www.genelbilge.com/tag/adi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Adi">Adi</a> emanetler ve Hazine Bonolardır.</p>
<p>S-4 Denetim nedir? Genel Bütçenin denetimini gerçekleştiren organlar nelerdir? Bunlar hakkında bilgi veriniz.<br />
C-4  Denetim: Yürütme organına gelirlerin toplanması ve giderlerin yapılması için verilen yetkilerin yasalara uygun olarak kullanılıp kullanılmadığının araştırılmasına denetim denir.</p>
<p>   Genel Bütçenin denetimini gerçekleştiren organlar:<br />
1-   İdari denetimi: Hükümetin yetkili organları ve Sayıştay tarafından gerçekleştirilir. İdari denetim gelirler ve giderler yönünden olmak üzere 2’ye ayrılır:</p>
<p>a.   Gelirlerin denetimi:<br />
•   Sayıştay alacakların hakların kanunlara tüzüklere ve yönetmeliklere uygun şekilde tahsil edilip edilmediğini denetler.<br />
•   Maliye müfettişleri hesap uzmanları, gelir kontrolörü, defterdarlıklar, <a href="http://www.genelbilge.com/tag/vergiler/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Vergiler">vergiler</a> konusunda denetim yapmaya yetkililerdir.<br />
•   Üstler astlarını sürekli olarak denetlerler. </p>
<p>b.   Giderlerin denetimi :<br />
•   Taahhütlerin denetlenmesi: Bütçe ve mali <a href="http://www.genelbilge.com/tag/kontrol/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kontrol">kontrol</a> genel müdürlüğüne bağlı olarak çalışan bütçe daire başkanları ile Sayıştay tarafından gerçekleştirilir.<br />
•   Tahakkuk denetimi: Tahakkuk memurları ve onların bağlı oldukları ita amirleri tarafından yapılır. Ayrıca tahakkuklar Sayıştay tarafından da denetlenir.<br />
•   Verile emrinin denetimi: Maliye Bakanlığı Sayıştay tarafından yapılır. Maliye Bakanlığı adına denetimi illerde defterdarlıklar ilçede ise Mal Müdürlükleri yapar.<br />
•   Ödemelerin denetimi: Bu denetimi sayman tarafından gerçekleştirilir. </p>
<p>2-   Yargı Denetimi: Sayıştay tarafından gerçekleştirilir. Saymanlar mali yılı izleyen 7 ay içinde geçmiş yıla ait olan hesapları Sayıştay’a göndermek zorundadırlar. Sayıştay’a gelen hesaplar denetçiler tarafından incelenir ve bir rapor hazırlanarak bunlara ilişkin belgelerle birlikte Sayıştay 1. başkanlığı tarafından ilgili dairelere gönderilir. Daireler raporları incelerken Sayıştay savcısının görüşlerini alırlar. İnceleme sonunda hesapların yargılanmasına geçilir. Yargılama beraat, tazmin veya zimmet şeklinde sona erer. </p>
<p>3-   Yasama Denetimi; TBMM’nin kendisine verdiği yetki ile bütçenin uygulanası ile ilgili aşamaları denetleyebilmektedir. Bu denetim, soru, gensoru, meclis araştırması, genel görüşme ve meclis soruşturması yollarından biri ile gerçekleştirilir. </p>
<p>•   Kesin Hesap Kanunu: Uygulaması bitmiş olan bütçenin kapatılması için bakanlar kurulu tarafından hazırlanır. Bütçe kanun tasarısı ile birlikte meclise sunulur. Bu kanunun sonuna Sayıştay tarafından hazırlanan raporlar eklenir. Bu kanunun meclis tarafından kabul edilmesi hükümetin geçmiş uygulamalarının meclis tarafından onaylanması anlamına gelir.  </p>
<p>B. Katma Bütçeler: Kendilerine ait gelirleri olan ve giderleri bu gelirlerden karşılayan bütçelerdir. Gelirleri giderlerini karşılamadığında hazineden yardım alırlar. Katma bütçeli kuruluşlarda katma bütçenin; Üniversiteler, Vakıflar genel müdürlüğü, gençlik ve spor Gene müdürlüğü, sosyal <a href="http://www.genelbilge.com/tag/hizmet/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Hizmet">hizmet</a> ve çocuk esirgeme kurulu. Bu saydığımız kurullar aynı zamanda sosyal ve kültürel nitelik taşıyan katma<br />
bütçeli kuruluşlardır. Katma bütçeli kuruluşlar yönetim bakımından yarı özerkliğe sahiptir. Hazırlanması ve onaylanması genel bütçeyle aynı aşamalardan geçer.</p>
<p>•   Konsolide Bütçe; Genel ve Katma Bütçelerin birleşmesiyle konsolide bütçe ortaya çıkar. Genel ve Katma bütçenin toplamından hazine yardımları çıkartarak konsolide bütçe çıkarılır.</p>
<p>C. Özerk Bütçeler : Giderlerini tamamen kendi imkanlarından karşılayan devletten yardım almayan gelirlerini kendi iktisadi ve ticari faaliyetlerinden sağlayan kamuya ait devlet kuruluşlarının bütçeleridir. Bu kuruluşları kamu iktisadi teşekkülleri olarak adlandırırız. Özerk Bütçenin özellikleri şunlardır;<br />
•   Genel ve katma bütçelerden ayrı düzenlenirler. Genel muhasebe kanunlarına, artırma eksiltme ve ihale kanunu ayrıca Sayıştay vizesine <a href="http://www.genelbilge.com/tag/tabi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Tabi">tabi</a> değildir. </p>

<p class="sayac_bilgi">223 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/butce-ve-turleri.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

