<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Genelbilge.com &#124; nedir, tanımı, anlamı,nasıl yapılır &#187; Muhasebe</title>
	<atom:link href="http://www.genelbilge.com/category/muhasebe/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.genelbilge.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Sep 2010 21:09:35 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Maliyet Muhasebesi İşçilik Giderleri</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/maliyet-muhasebesi-iscilik-giderleri.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/maliyet-muhasebesi-iscilik-giderleri.html/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Aug 2010 18:30:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Muhasebe]]></category>
		<category><![CDATA[Amaca]]></category>
		<category><![CDATA[bu]]></category>
		<category><![CDATA[Emek]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Geri]]></category>
		<category><![CDATA[Hareket]]></category>
		<category><![CDATA[Hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[Lost]]></category>
		<category><![CDATA[Maliyet Muhasebesi]]></category>
		<category><![CDATA[Parasal]]></category>
		<category><![CDATA[Veya]]></category>
		<category><![CDATA[Ya]]></category>
		<category><![CDATA[Yok]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category></category>
	<category></category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=14867</guid>
		<description><![CDATA[Maliyet Kavramı En geniş anlamı ile maliyet (lost) kavramı, bir amaca ulaşmak bir nesneye sahip olabilmek için katlanılan fedakarlıkların tümüdür. Yukarıda tanımdan hareket edildiğinde maliyet kavramının muhasebenin konusu içerisinde girebilmesi için katlanılan fedakarlıkların para değeri ile ölçülebilir olması gerekmektedir. 2563 Sayılı Vergi Usul Kanunumuzda satın alınan mal ve üretim ve üretilen mamül ya da hizmetin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-7007661218174820";
/* 336x280, oluşturulma 27.06.2010 */
google_ad_slot = "2581656522";
google_ad_width = 336;
google_ad_height = 280;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></p><p><strong>Maliyet Kavramı</strong><br />
En geniş anlamı ile maliyet (lost) kavramı, bir amaca ulaşmak bir nesneye sahip olabilmek için katlanılan fedakarlıkların tümüdür. Yukarıda tanımdan hareket edildiğinde maliyet kavramının muhasebenin konusu içerisinde girebilmesi için katlanılan fedakarlıkların para değeri ile ölçülebilir olması gerekmektedir. 2563 Sayılı Vergi Usul Kanunumuzda satın alınan mal ve üretim ve üretilen mamül ya da hizmetin maliyet hedefleri ayrı ayrı tanımlanmıştır. Maliyet bedeli 262. maddede genel olarak şöyle tanımlanmıştır. <strong> </strong><br />
Maliyet Bedeli olarak böyle bir kıymetin iktisap edilmesi ve yahut değerinin arttırılması nedeniyle yapılan ödemelerle bunlara ilişkin tüm giderlerin toplamını ifade eder.<br />
<strong>Maliyet Gideri</strong><br />
Maliyet gideri üretim işletmelerinde üretilmesi amaçlanan mamulün elde edilmesi için kullanılan veya tüketilen mal ve hizmetlerin parasal olarak ifadesidir. Tanımdan da anlaşılacağı üzere maliyet giderinin en belirgin özelliği üretim için mal ve hizmet tüketimidir. Sözü edilen tüketim biçiminde mal ve hizmetler tümü ile tüketilip  yok edilmemekte aksine, şekil değiştirerek yepyeni bir mamule dönüştürmektedir. Kısacası maliyet gideri kavramında  üretim için tüketim sözkonusu olmaktadır. Maliyet giderleri, üretilen malların satışı esnasında işletmeye tekrar gelir olarak geri dönmektedir. .<br />
<strong> </strong></p>
<h3>İŞÇİLİK GİDERLERİ</h3>
<h1>1.      İşçilik Kavramı ve Özellikleri</h1>
<p>Mamül ve hizmet üretimi için gereken üretim faktörü emek veya işgücüdür.İşçilik maliyetleri,işveren tarafından işgücü ile ilgili yapılan ödemelerin tümüdür.Emek,insanların gereksinimlerini gidermek için gelir elde etmeyi amaç edinmiş zihinsel ve bedensel çalışmalardır ücret ise insan emeğinin karşılığıdır.(Hacırüstemoğlu,1995:120)<br />
İşçilik Kavramı,bir mamülün ya da hizmetin üretilmesinde kullanılan ya da bu üretime yardımcı olan emeğin parasal tutarını ifade eder. Önce bir mamülün ya da hizmetin üretilmesinde harcanan süre belirlenir. Daha sonra bu harcanan süre, parayla ifade edilir.<br />
<span id="more-14867"></span><br />
Başka bir yerde de İşçilik Kavramı mamül üretmek için harcanan insan emeğinin parasal olarak ifadesidir. Mamül maliyetinin hesaplanmasında dikkate alınması gereken işçilik gideri diğer maliyet unsurlarından farklı bazı özellikler taşımaktadır. Bu özellikler şöyle sıralanabilir. (Üstün,1996:139)</p>
<p>1- İşçilik gideri saklanması, stoklanması, biriktirilmesi mümkün olmayan bir gider kalemidir. İşçi veya memur mesainin başlama veya bitiş saatleri arasında işletmede bulunduğu sürece  işveren tarafından yeterli miktarda iş verilip verilmediğine yüksek veya düşük verim sağlanıp sağlamadığına bakılmaksızın ücret almaya hak kazanır. Bu da işletme için mamul maliyetlerindirilmesinde bir maliyet gideridir.</p>
<p>2- İşçilik giderlerine günlük saatlik ücretlere ek olarak sosyal mevzuat hükümleri veya toplu sözleşme hükümlerine göre bazı sosyal yardım, çocuk zammı ücretli izin, giyecek ve yiyecek gibi ilaveler yapılabilir.</p>
<p>3- İşçilik gideri tüm maliyetleri etkileyen aktif karakterli bir giderdir. Her ne kadar işçilik giderlerinin toplam maliyetlerin içindeki nisbi payı son yıllarda düşmekte ise de yine de maliyet giderlerinin verimli ve etkili kullanımını olumlu veya olumsuz etkileyen bir maliyet gideri ve özelliğini korumaktadır.</p>
<p>4- Ücret gideri işveren için bir gider özelliği taşırken ücret almaya hak kazanan işçi için gelir anlamındadır. Bu gelir üzerinden kesilecek vergi ve sosyal mevzuata ilişkin primlerin takibi ve ödenmesi işletmelere çeşitli sorumluluklar yükler. (Yükçü,1999:105)</p>
<h1>2.  İşçilik Giderlerinin Sınıflandırılması</h1>
<p>İşçilik giderleri üretilen mamüller ile ilişkilerine göre direkt veya endirekt işçilik maliyeti olarak ikiye ayrılabilir.</p>
<p><strong> 2.1. Direkt İşçilik Maliyetleri</strong></p>
<p>Direkt işçilik, üretilen mamüllere doğrudan doğruya yüklenebilen ve mamülün temel yapısını oluşturan, hammaddenin biçimini, yapısını ve niteliğini değiştiren maliyetlerdir. Örneğin; bir konfeksiyon dikiş fabrikasında dikiş makinaları operatörüne bir inşaat şantiyesinde beton döken işçilere ödenen ücretler vb. (Üstün,1996:140)</p>
<p>Bu giderler,angi mamul ve mamul grubu için harcandığı izlenebilen ve herhangi bir dağıtım anahtarına gerek duymadan ,işçi başına düşen çalışma süresi ölçülebilen işcilik giderlerinden oluşur.(Ders Notları)</p>
<p>Direkt işilik giderleri 7/A seçeneğinde 720-Direkt İşçilik Giderleri Hesabında izlenirken 7/B seçeneğinde 791-İşçi Ücret ve Giderleri Hesabında izlenmektedir. (Yükçü,1999:106)</p>
<p><strong> 2.2.  Endirekt İşçilik Maliyetleri</strong></p>
<p>Nihai mamüllerin üretiminde kullanılan direkt işçilik dışında kalan ve bu mamüllere doğrudan doğruya yüklenmeleri olanaksız olan işçiliklere,  Endirekt İşçilik adı verilir . Endirekt işçilikler de aynı direkt hammadde gibi, yardımcı işçilik ve yönetici işlicilik olmak üzere ikiye ayrılır. Yardımcı işçilik, üretim faaliyetlerinin düzenli biçimdi sürdürülmesine yardım eden işçilik olup, bakım ve onarım işçileri kapıcı ve çırak vb. personele ödenen işçilik maliyetlerinden oluşur. Yönetici işçilik de; üritem faaliyetlerini yöneten ustabaşı gözlemci, atölye şefi vb. kişilere ödenen maliyetlerden oluşur. (Üstün,1996:141)</p>
<p>Endirekt işçilikler ile üretilen mamüller arasında direkt ilişki kurmak mümkün olmadığından bu giderler mamül maliyetine bazı dağıtım anahtarları veya dağıtım yöntemleri aracılığıyla dağıtılacak yüklenir.</p>
<p>Endirekt İşçilik Giderleri 7/A seçeneğinde 730-Genel Üretim Giderleri Hesabında izlenirken 7/B seçeneğinde tüm işçilik giderleri 791 &#8211; İşçi Ücret ve giderleri hesabında izlenmektedir.</p>
<h1>3.  İşçilik Giderlerinin İzlenmesi</h1>
<p>İster üretim işletmesi özelliğinde olsun isterse ticari veya hizmet türünde olsun. İşletmelerde işçilik  giderlerinin izlenmesi önem göstermektedir. İşveren için bir maliyet unsuru, çalışan işçi içinse bir gelir kaynağı işçiliğin hatasız belirlenmesi ve ödenmesi işgücü verimliliği açısından da önemlidir. (Üstün,1999:106)</p>
<p>İşçilik miktarları çoğu kez iki aşamada izlenmektedir.</p>
<ol>
<li>İşçinin bir günde ya da bir hesap döneminde işletmede geçirdiği zaman,</li>
<li>İşçinin bu zamanını hangi işler üzerinde ya da hangi gider merkezinde geçirdiği. (Yükçü,1996:143)</li>
</ol>
<p>İşçiliklerin izlenmesi prosüdür çalışma süresinin belirlenmesi hakedilen ücretin hesaplanması ücretlerin maliyetlere yansıtılması ve daha sonra ödemelerin yapılması gibi bir çok aşamadan yapılmasına rağmen burada daha çok çalışma süresinin belirlenmesi ve maliyetlere yansıtılması gibi maliyet muhasebesinin konusuna giren konulara değinilecektir.</p>
<p>İşçilerin çalışma sürelerinin belirlenmesi konusunda önceki dönemlerde puantaj kartları kullanılmasına rağmen artık günümüzde bu farksiyon daha çok işçi saat kartı (cloch card) ile görülmektedir. Bu kart her işçi için ayrı ayrı düzenlenmiştir. İşçilerin haftalık  veya aylık çalışma sürelerini günleri itibariyle göstermektedir. İşçilerin işletmede geçirdikleri toplam süreleri de içeren bu karta dayanarak ücret bordroları hazırlar.</p>
<p>Genellikle her işletmenin girişinde bulundurulan bu kartların yakınında yerel zamanı gösteren bir de saat bulunmaktadır. Her işçi işyerine giriş ve çıkışta kendi kartını saate bastırarak işe başlama ve işten ayrılma saatlerini karta yansıtır.</p>
<p>Günümüzde teknolojik gelişmelerle beraber bu sistem artık yerini bar-kod sistemine veya işçilerin el izini okuyarak giriş ve çıkışı kaydeden optik okuyucu sistemlerine dönmüştür.</p>
<p>İşçilik ücretlerinin maliyetlere yansıtılmasında kullanılan iki önemli belge de “İşçi çalışma kartı” ve “İşçi Çalışma Kartı Özeti”dır. Burada amaç işçilerin işletmede geçirdikleri süreleri hangi bölümlerde hangi işler için geçirdiklerini tespit etmek ve bu sürelerin toplamların belirlenmesi suretiyle üretimi gerçekleştirilen mamüllere veya sparişlere yüklenmesinde yardımcı olan araçlardır. (Üstün,1999:108)</p>
<h1>4.  Ücret Sistemleri</h1>
<p>Çağdaş yöneticinin en önemli amacı kontrolü altında bulunan tüm olanakları en etkili bir biçimde kullanmak ve mevcut koşullarda bunlardan en yüksek parasal faydayı elde etmek oluşturur. İnsan gücüne ise yönetmek ise kağıt üzerinde planlanıp  örgütlendiği gibi kolay gerçekleştirilemez</p>
<p>Kişileri verimli çalıştırabilmek için;</p>
<ol>
<li>Yöneticinin yetenekli olmaları ve etkin bir yönetimi yerine getirebilmeleri</li>
<li>Kişilerin kendilerinde iş yapma arzusunun oluşturulması gerekir.</li>
</ol>
<p>Bu nedenle yöneticiler, çalışanları en etkin bir biçimde çalışmaya sevk edebilmek için çeşitli uygulamalarda bulunmalıdır. Bunlar ise yönetilme, güdüleme ve teşvik gibi adlarla tanımlanmaktadır.</p>
<p>Teşvik; işçileri yaptığı işe  çalışma ortamına endustriyel çalışma yerine kültür ve öğrenim düzeyine ve benzeri unsurlara göre farklılık gösterir. İşçilerin bu durumlarına göre uygun teşvik sistemlerinin düşünülüp uygulanması özellikle değerlendirilmesi gereken noktayı oluşturur. Teşvik uygulaması dengeli bir değerlendirmeden sonra uygulamaya başlandığında işletmede her alanda çok yararlı sonuçlar doğurabilir. Ama bununla beraber yanlış bir teşvik politikası da işletmenin amaçları için yanlış sonuçlar doğurabilir. İşçilerin üretime katılmalarıyla oluşan ekonomik fedakarlıklar işçilik maliyetlerini oluşturmaktadır. İşçilik maliyetlerinin temelinide  işçilere ödenen ücreti oluşturur. Ücret;  Üretim maliyetlerinin hesaplanmasında ve dönem kar veya zararının belirlenmesinde etkili  olan bir üretim unsuru zararın belirlenmesinde etkili olan bir üretim unsuru olan emeğe ödenen bedeldir. İş kanunda belirtilen ücret kavramı ise “Genel olarak ücret, bir kimseye bir iş karşılığında ödenen meblağı içerir.” (Üstün,1996:148)</p>
<p>Ödenecek ücretin belirlenmesine ilişkin önemli kavramlardan biriside ücret haddidir. Ücret haddi; çalışılan bir saatlik sürenin veya bir birimlik ücretin karşılığı olarak belirlenmiş ücreti ifade eder örneğin; 10.000 TL/saat veya 2.000 TL/saat gibi ücret gelirini hesaplayabilmek için ücret haddi ile çalışan toplam süreyi veya üretilen toplam miktarı çarpmak gerecektir.</p>
<p>Bu noktada ücretle ilgili diğer iki önemli kavram ise Çıplak ücret ve Giydirilmiş ücrettir. Çıplak ücret işçiye çalışmasının karşılığında direkt olarak herhangi bir ilave yapılmadan ödenen miktardır. Giydirilmiş ücret ise işçinin belli bir çalışma karşılığında aldığı çıplak ücrete prim, ikramiye, yemek, yakacak ve kira gibi çeşitli ödemelerin eklenmesi suretiyle bulunan rakamdır. (Yükçü,1999:108)</p>
<p>Ücretle ilgili açıklanması gereken bir diğer kavram ise asgari ücrettir. Asgari ücret; iş kanunumuzda yer alan asgari ücret, ilgili kurullarca saptanan ve kuruluşlarca işçilere ödenmesi zorunlu olan en alt düzey ücreti ifade eder. Asgari ücret yönetmeliğinde tanım şöyledir; “İşçilere bir çalışma günü karşılığı olarak ödenen ve işçinin asgari gıda, mesken, giyim, sağlık aydınlatma, taşıt ve kültürel eğlence gibi zaruri ihtiyaçlarını cari fiyatlar üzerinden karşılanmaya yetecek miktarda olan bir ücrettir. ”(Üstün,1996:149)</p>
<p>Ücretin hesaplanması ve ödeme şekillerinin değişik biçimlerde oluşu değişik ücret sistemlerini Zaman esasını göre ücret sistemi ,Akord (parça) esasına göre ücret sistemi,Prim esasına göre ücret sistemi diye ayrılmaktadır.(Hacırüstemoğlu,1995:125)</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> 4.1.  Zaman Esasına Göre Ücret Sistemi </strong></p>
<p>Özellikle Türkiye’de en çok uygulanmakta olan bu ücret sisteminde ödenecek ücret hesaplanmasında işçinin işletmede geçirdiği süre esas alınır. Bu ücret sisteminde işçinin verimine bakılmamıştır işçinin saat gün veya ay olarak işletmede geçirdiği süre işçinin alacağı ücrette etkilidir</p>
<p>Bu sistemin özellikle üretimde kaliteyi esas alan işletmelerde veya üretim safhasının bir band üzerinde gerçekleştirildiği ve işçinin iş akışını etkileyemeyeceği durumlarda kullanıldığı söylenebilir.</p>
<p>Bu ücret sisteminde genellikle şu iki husus söz konusudur.</p>
<ol>
<li>İşçilerin zaman birimi (saat) başına aldığı ücret sabit olduğu için alınan tüm ücret verim düzeyine bakılmaksızın işin süresiyle doğru orantılı olarak artar.</li>
<li>Verim birimi (mamül) başına düşen işçilik gideri zamana göre ters orantılı olarak düşer. Başka bir ifadeyle verim yüksekliğinde birim işçilik giderleri düşerken verim düştüğünde birim işçilik gideri yükselir. (Üstün,1996:149-150)</li>
</ol>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>ÖRNEK:</strong></p>
<p>Normal üretim koşullarında 2 saatte 1 adet x mamülü üretilmektedir. 8000 TL saat ücreti alan işçi A, bir haftada 40 saatlik üretimden sonra 20 adet x mamülü üretilmiştir. Aynı ücreti alan  B ise aynı sürede 15 adet x mamülü üretebilmiştir.</p>
<p>A işçinin bir adet x mamülünü 2 saatte üretirken,</p>
<p>B işçisi bir adet x mamülünü 2 saat 40 dakikada üretebilmiştir. Bu durumda A ve B işçilerinin ürettiği x mamullerinin işçilik birim maliyetleri ayrı ayrı hesaplanabilir.</p>
<p>A işçisi (40 saat x 8.000 TL)/20 adet =16 000 TL</p>
<p>B işçisi (40 saat x 8.000 TL)/15 adet =21 333 TL</p>
<p>Görüldüğü gibi A işçisi x mamülün bir adedini 16 000 TL’ye üretirken B işçisi A işçisine göre zamanı ekonomik kullanamadığından 21 333 TL’ye  üretilebilmiştir.(Yükçü,1999:109)</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> 4.2.  Parça Başına Ücret Sistemi</strong></p>
<p>Bu  sistem zaman başına ücret sisteminin tam tersidir. Burada geçen süreye bakılmayıp belirli bir zaman içerisinde fiilen üretilen mamül miktarına göre ödenir. Bu sisteme “akord sistemi”de denilmektedir. Bu sistemin en önemli özelliği yapılan işle ödenen ücret arasında doğrudan bir ilişki vardır. İşçi bu sistemde ne kadar çok üretirse o kadar çok ücret alacağını bilerek hareket etmektedir. Birim başına işçilik maliyeti sabit olduğundan çalışma verimliliğinin düşmesi direkt işçilik maliyetlerini yükseltmez. Bu sistem giderlerin hesaplarını kolaylaştırdığı gibi işçilerde gelirlerinin artmasını kolayca izleyip kontrol edebilir. (Yükçü,1999:110)</p>
<p><strong> 4.2.1.  Para Akordu </strong></p>
<p>Üretilen mamül başına bir ücret belirlenir. Bu ücretin birim başına akord değeri olarak adlandırabiliriz. Ödenecek ücret üretim miktarı ile birim başına akord değerinin çarpımı sonucu hesaplanır. Ücret günlük haftalık veya aylık ödendiğinde günlük haftalık ve aylık ücretleri şöyle olacaktır.</p>
<p>Günlük : 8 Adet x 6 000 TL/adet = 48 000 TL</p>
<p>Haftalık: 40 Adet x 6 000 TL/adet = 240 000 TL</p>
<p>Aylık: 176 Adet x 6 000 TL/adet = 1.056 000 TL</p>
<p>Bu akord sistemi genellikle evinde dışarıya fason imalat yapanlar için uygulanan bir sistemdir.</p>
<p><strong> 4.2.2.  Zaman Akordu</strong></p>
<p>Akord faktörünün hesaplanmasında akord uygulanan işletmelerde iş verimliliğinin zaman temeline göre çalışmaya genellikle %20 civarında yüksek olduğu varsayımıyla normal saat ücretine aynı oranda bir zam yapılır. Buna apre akord faktörü şu şekilde hesaplanır.</p>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="238" height="52">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>Saat Ücreti + Zam</p>
<p>60 dakika</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Akord Faktörü =</p>
<p>Örneğin ; bir işçinin saat ücreti 8 000 TL işçinin Akord zammı %20, Akord zamanı bir birim için 10 dakikadır. İşçi 8 saatlik bir çalışmanın sonucunda günde 50 adet mamül ürettiğinde işçinin günlük kazancı şöyle hesaplanabilir.</p>
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="238" height="88">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>8000 TL     + (8000 x %20)</p>
<p>60 dakika</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Akord Faktörü =</p>
<p>Akord Faktörü = 160 TL / dakika</p>
<p>Buna göre işçinin günlük kazancı</p>
<p>50 adet x 10 dakika x 160 TL/dakika = 8 000 TL</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> 4.2.3.  Grup Akordu</strong></p>
<p>Grup akordu belirli bir işin grup halinde yapılması veya belirli bir mamül grubunun yine bir grup işçi tarafından üretilmesi durumunda grup akordu uygulanır. Sistemin esası hak edilen toplan ücretin grupta yer alan işçilere normal saat ücretlerine göre çalışma sürelerini de dikkate alarak dağıtma işlemidir.</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="393" align="left">
<tbody>
<tr>
<td width="75" valign="bottom">İşçiler</td>
<td width="96" valign="bottom">Çalışma Süresi</td>
<td width="103" valign="bottom">Normal Saat Üc.</td>
<td width="120" valign="bottom">Normal Çalışma Üc.</td>
</tr>
<tr>
<td valign="bottom">A</td>
<td valign="bottom">6</td>
<td valign="bottom">6000</td>
<td valign="bottom">36000</td>
</tr>
<tr>
<td valign="bottom">B</td>
<td valign="bottom">10</td>
<td valign="bottom">7000</td>
<td valign="bottom">70000</td>
</tr>
<tr>
<td valign="bottom">C</td>
<td valign="bottom">12</td>
<td valign="bottom">5000</td>
<td valign="bottom">60000</td>
</tr>
<tr>
<td valign="bottom">D</td>
<td valign="bottom">8</td>
<td valign="bottom">10000</td>
<td valign="bottom">80000</td>
</tr>
<tr>
<td valign="bottom">E</td>
<td valign="bottom">9</td>
<td valign="bottom">8000</td>
<td valign="bottom">72000</td>
</tr>
<tr>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom">318000</td>
</tr>
<tr>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Toplam grup akordu 413.400 TL.sının dağıtımı için önce dağıtım faktörünün hesaplanması gerekmektedir.</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="217" align="left">
<tbody>
<tr>
<td width="118" valign="bottom"></td>
<td width="99">413.400 TL.</td>
</tr>
<tr>
<td valign="bottom">Dağıtım Faktörü=</td>
<td width="99" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom">318.000 TL.</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="359" align="left">
<tbody>
<tr>
<td width="61" valign="bottom">İşçiler</td>
<td width="123" valign="bottom">Normal Çalışma Üc.</td>
<td width="105" valign="bottom">Dağıtım Faktörü</td>
<td width="69" valign="bottom">Akord Üc.</td>
</tr>
<tr>
<td valign="bottom">A</td>
<td valign="bottom">36000</td>
<td valign="bottom">1.3</td>
<td valign="bottom">46800</td>
</tr>
<tr>
<td valign="bottom">B</td>
<td valign="bottom">70000</td>
<td valign="bottom">1.3</td>
<td valign="bottom">91000</td>
</tr>
<tr>
<td valign="bottom">C</td>
<td valign="bottom">60000</td>
<td valign="bottom">1.3</td>
<td valign="bottom">78000</td>
</tr>
<tr>
<td valign="bottom">D</td>
<td valign="bottom">80000</td>
<td valign="bottom">1.3</td>
<td valign="bottom">104000</td>
</tr>
<tr>
<td valign="bottom">E</td>
<td valign="bottom">72000</td>
<td valign="bottom">1.3</td>
<td valign="bottom">93600</td>
</tr>
<tr>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom">413400</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Her bir işçinin grup akordundan alacağı pay:</p>
<p>Grup akordu daha çok montaja dayalı işlerde aynı üretim hattında çalışan işçi grubu için ve ambalaj sanayiinde uygulanabilir. (Yükçü,1999:112)</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> 4.3.  Primli Ücret Sistemleri</strong></p>
<p>Günümüz işletmelerinde gelişmiş üretim teknikleri ve otomasyon sayesinde işçiler üretim hızını tek başlarına etkiler ve bu nedenle akord ücretlerinin önemi azalmaktadır. Primli ücret sisteminde normal üretim miktarı aşıldığında kök (çıplak) ücrete ek olarak prim ödenmesi yapılmaktadır. Bu sistemin amacı işletme amaçlarının gerçekleştirilmesini kolaylaştırmak için, mali teşvik yoluyla işçilerin daha fazla güdülenmesi oluşturur.</p>
<p>Primli ücret sistemlerinde üretim artışı normalin üzerine çıktığında ya da tamam tasarrufu sağlandığında bu verim artışı ve tasarrufu edilen zamanların karşılığı işçiler ve işletme arasında paylaşılmaktadır. Bu paylaşma primli ücret sistemlerinin niteliğini ve normal akord sistemlerinden en önemli farkını oluşturmaktadır. (Üstün,1996:152)</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> 4.4.  Diğer Teşvik Sistemleri </strong></p>
<p>İşçilerde sahiplenme duygusunu artırarak işletmeye bağlılığını artırmaya yönelik çeşitli teşvik sistemleri uygulanabilir. Sözkonusu teşvik sistemleri aşağıdaki gibi özetlemek mümkündür. (Yükçü,1999:113)</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> 4.4.1.  İşçilerin Kara Katılması</strong></p>
<p>Özellikle son yıllarda bazı işletmeler, ya sadece yönetim, üretim, satış bölümlerinde çalışanlara, yada işcilerin tümüne, hak ettikleri ücret dışında işletmede dönem sonunda elde edilen karın bir kısmını dağıtmaktadır. Bu sistem sayesinde de işçilerin verimi artmakta ve işçilerde bir güven duygusu oluşturmaktadır. İşçiler daha çok çalıştıkça işletmede daha fazla kar elde edeceğinden işçiler ne kadar verimli çalışılırsa kardan o kadar çok pay alacaklar bilincinin yaratılması gerekir</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>4.4.2.  Yıllık İkramiyeler</strong></p>
<p>İkramiyeler belirli zamanlarda ve özellikle dönem sonlarında ödendiğinden işletmenin maliyetleri dönem  sonlarında artar. Bu nedenle dağıtılacak ikramiyelerin yıllık tahmini tutarları 12 aya bölünerek bu giderlerin her aya eşit dağıtılması böylece maliyetlerin dönem sonunda artmaması sağlanmış olur. Bu sistem kardan pay verme sistemine göre daha etkili olabilir. Çünkü yılda 2-3 defa verilebilmektedir. Ayrıca işletme kar etmese bile işçilerine ikramiye verebilir. . (Üstün,1996:155)</p>
<h1>5.  İşçi ücret ve giderlerinin unsurları</h1>
<p>Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğinde Gider Türleri arasında ikinci sırada sayılan işçi ücret ve giderlerinin unsurları aşağıdaki gibi sıralanabilir.</p>
<p>-                                                Brüt ücret</p>
<p>-                                                Sosyal sigortalar kurumu işveren payı</p>
<p>-                                                Tasarruf teşvik fonu işveren payı</p>
<p>-                                                Kıdem tazminatı</p>
<p>-                                                İhbar tazminatı</p>
<p>-                                                Diğer sosyal yardımlar</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> 5.1. Brüt ücretin Hesaplanması</strong></p>
<p>Brüt ücret toplamının bulunabilmesi için,bir işçinin bir ay içinde (aylık hesaplanıyor ise) hakettiği ücret ve eklerin hesaplanması gerekir.İşçinin ücret ve ekleri, o işyerinin toplu sözleşmesinde ki esaslara göre hesaplanır.Bir işyerinde, toplu sözleşmede öngörülen işçilik giderleri tutarlarının aşağıdaki gibi olduğunu varsayalım.</p>
<p><em>Normal Ücret</em></p>
<p>Saat ücreti : 30.000 TL&#8230;&#8230;&#8230;Günlük Yevmiye : 30.000 TL.* 9 =270.000 TL.</p>
<p>öngörülen normal çalışma süresi, günde 9 saatten 5 gün olmak üzere haftada 45 saat, veya vardiya usulu çalışma durumunda günde 7.5 saatten 6 gün haftada 45 saat.</p>
<p><em>Fazla Çalışma Süresi</em></p>
<p>Normal çalışma süreleri dışında ve hafta tatillerindeki fazla çalışma % 100 zamlı ulusal bayram ve genel tatil günlerinde fazla çalışma % 200 zamlı ödenir.</p>
<p><em>Kıdem Zammı</em></p>
<p>İşletmede geçen her tam fiili hizmet yılı için günlüğü 5000’den kıdem zammı verilir.</p>
<p><em>Üretim ve Verimlilik Primi</em></p>
<p>İşçilerin üretimle olan ilişkilerine göre,izin ve hastalıkları hariç olmak ücret aldıkları günler için ödenen çıplak gündelikleri üzerinden % 50 üretim primi ödenmesi uygun görülmektedir.</p>
<p><em>Gece Çalışma Primi</em></p>
<p>İşçilere, gece vardiyasında çalışılması durumunda her fiili çalışma saati için 15.000 TL. gece zammı ödenir.</p>
<p><em> Çocuk Yardımı</em></p>
<p><em>İşçilere çocuk başına ayda 50.000 TL. çocuk zammı ödenir.</em></p>
<p><em> Tahsil Yardımı</em></p>
<p>İşçilerin ilkokulda okuyan çocuklarına yılda brüt 300.000 TL.,ortaokul,lise ve dengi okullarında okuyan çocuklarına yılda brüt 600.000 TL. ,yüksek okulda okuyan çocuklarına yılda brüt 900.000 TL tahsil yardımı yapılmaktadır.</p>
<p><em>Vasıta Yardımı</em></p>
<p>İşçilere işe gidip gelmesi için günde 4.000 TL. vasıta yardımı yapılmaktadır.</p>
<p><em>Yemek Yardımı</em></p>
<p>İşçilere fiilen çalıştığı günlere için bir öğün yemek parası olarak günde 20.000 TL. ödenir.</p>
<p><em>Aydınlatma Yardımı</em></p>
<p>İşletme lojmanlarında oturan işçilere toplu iş sözleşmesi uyarınca ayda nakdi olarak 50.000 TL. aydınlatma yardımı yapılır.</p>
<p><em>Aile Yardımı</em></p>
<p>Evli işçilere ayda 200.000 TL. aile yardımı yapılmaktadır.</p>
<p><em>Yakacak Yardımı</em></p>
<p>İşçilere ayda 200.000 TL. yakacak yardımı ödenir.</p>
<p><em>İkramiyeler</em></p>
<p>İşçilere yılda 60 günlük ücretleri toplamı üzerinden ilave tediye sözleşmede belirtilen durumlar hariç devamlı olarak çalışan işçilere 30 günlük brüt ücretleri tutarında devamlılık ikramiyesi ve 30 günlük brüt ücretleri tutarında tatil ikramiyesi ödenmektedir.</p>
<p>Bu esaslara göre,esas üretim gider yerinde yerinde çalışan bir işçinin Ocak ayı brüt ücret tutarını aşağıdaki verilere göre hesaplamaya çalışalım.</p>
<p>İşçinin Adı Soyadı        :  Halil Yavuz</p>
<p>Medeni Hali                  :  Evli,İki Çocukludur.</p>
<p>Çalışılan Süre        : 22 gün,günde 9 saat,toplam 99 saat/ay,bunun 90                    saati 20.00 ile 06.00 arasında gece vardiyasında çalışılmıştır.</p>
<p>Fazla Çalışma Süresi :  Hafta tatillerinde toplam 18 saat fazla mesai yapılmıştır.</p>
<p>Kıdem                            :   15 Yıl</p>
<p>Buna göre Halil Yavuz’un, Ocak ayı brüt ücret tutarı ve ekleri aşağıdaki gibi olacaktır.</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="564">
<tbody>
<tr>
<td width="146" valign="bottom"></td>
<td width="12" valign="bottom"></td>
<td width="163" valign="bottom"></td>
<td width="17" valign="bottom"></td>
<td width="117" valign="bottom"></td>
<td width="109" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="146" valign="bottom">Normal   Ücret</td>
<td width="12" valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom">8.100.000   TL.</td>
</tr>
<tr>
<td width="146" valign="bottom">Fiili   Çalışılan Süre</td>
<td width="12" valign="bottom">:</td>
<td valign="bottom">22   gün x 270.000 TL.</td>
<td valign="bottom">=</td>
<td valign="bottom">5.940.000   TL.</td>
<td valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="146" valign="bottom">Hafta   Tatili</td>
<td width="12" valign="bottom">:</td>
<td valign="bottom">8   gün   x 270.000 TL.</td>
<td valign="bottom">=</td>
<td valign="bottom">2.160.000   TL.</td>
<td valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="146" valign="bottom"></td>
<td width="12" valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="146" valign="bottom">Kıdem   Zammı</td>
<td width="12" valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom">2.250.000   TL.</td>
</tr>
<tr>
<td width="146" valign="bottom">Fiili   Çalışılan Süre</td>
<td width="12" valign="bottom">:</td>
<td valign="bottom">15   x 22 x 5.000</td>
<td valign="bottom">=</td>
<td valign="bottom">1.650.000   TL.</td>
<td valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="146" valign="bottom">Hafta   Tatili</td>
<td width="12" valign="bottom"></td>
<td valign="bottom">15   x 8 x 5.000</td>
<td valign="bottom">=</td>
<td valign="bottom">600.000   TL.</td>
<td valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="146" valign="bottom"></td>
<td width="12" valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="146" valign="bottom">Gece   Çalışma Pr.</td>
<td width="12" valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom">1.350.000   TL.</td>
</tr>
<tr>
<td width="146" valign="bottom">90   saat x 15.000</td>
<td width="12" valign="bottom">=</td>
<td valign="bottom">1.350.000   TL.</td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="146" valign="bottom"></td>
<td width="12" valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="146" valign="bottom">Fazla   Çalışma Üc.</td>
<td width="12" valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom">1.260.000   TL.</td>
</tr>
<tr>
<td width="146" valign="bottom">Normal</td>
<td width="12" valign="bottom">:</td>
<td colspan="3" valign="bottom">18   saat x ( 30.000 + 5.000 ) = 630.000 TL.</td>
<td valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="146" valign="bottom">Zamlı</td>
<td width="12" valign="bottom">:</td>
<td colspan="3" valign="bottom">18   saat x ( 30.000 + 5.000 ) = 630.000 TL.</td>
<td valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="146" valign="bottom"></td>
<td width="12" valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" valign="bottom">Üretim   Verimlilik Pr.</td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom">330.000   TL.</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3" valign="bottom">30.000   x 0.50 x 22 gün = 330.000 TL.</td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="146" valign="bottom"></td>
<td width="12" valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="146" valign="bottom">Çocuk   Yardımı</td>
<td width="12" valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom">100.000   TL.</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3" valign="bottom">50.000   X 2 = 100.000 TL.</td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="146" valign="bottom"></td>
<td width="12" valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="146" valign="bottom">Vasıta   Yardımı</td>
<td width="12" valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom">88.000   TL.</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3" valign="bottom">22   gün x4.000 =88.000 TL.</td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="146" valign="bottom"></td>
<td width="12" valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="146" valign="bottom">Yemek   Yardımı</td>
<td width="12" valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom">440.000   TL.</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3" valign="bottom">22   gün x 20.000 =440.000 TL.</td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="146" valign="bottom"></td>
<td width="12" valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="146" valign="bottom">Aydınlatma   Yardımı</td>
<td width="12" valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom">50.000   TL.</td>
</tr>
<tr>
<td width="146" valign="bottom"></td>
<td width="12" valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="146" valign="bottom">Aile   Yardımı</td>
<td width="12" valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom">200.000   TL.</td>
</tr>
<tr>
<td width="146" valign="bottom"></td>
<td width="12" valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="146" valign="bottom">Yakacak   Yardımı</td>
<td width="12" valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom">200.000   TL.</td>
</tr>
<tr>
<td width="146" valign="bottom"></td>
<td width="12" valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom">
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="105" valign="bottom"></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="146" valign="bottom"></td>
<td width="12" valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" valign="bottom"><strong>BRÜT   ÜCRET TOP.</strong><strong> </strong></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom">14.800.000   TL.</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Brüt ücretin hesabında ikramiyeler ve tahsil yardımı dikkate alınmamıştır.Çünkü,gerek ikramiyeler gerekse tahsil yardımı yılın belirli aylarında ortaya çıktığından Ocak ayı bordrosunda yer almamıştır.(Akdoğan,2000:294)</p>
<p><strong> 5.2.  Sosyal Sigortalar Kurumu İşveren Payı</strong></p>
<p>Sosyal sigortalar kurumu ülkemizin en önemli sosyal güvenlik kurumlarından biridir. Kurum işçilere ve varislerine iş kazası, meslek hastalığı ve diğer hastalık durumlarında, doğum, hastalık, yaşlılık ve ölüm gibi durumlarda yardım sağlar. Kurum bu yardımları sağlarken hem işçiden hem de işverenden bazı kesintiler yapar.</p>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="0" width="636">
<tbody>
<tr>
<td width="300" valign="top">Sigorta Kolu</td>
<td width="114" valign="top">İşçi Payı</td>
<td width="114" valign="top">İşveren Payı</td>
<td width="108" valign="top">Toplam</td>
</tr>
<tr>
<td width="300" valign="top">İş kazaları meslek hastalıkları sigortası</td>
<td width="114" valign="top">-</td>
<td width="114" valign="top">%1,5-7</td>
<td width="108" valign="top">%1,5-7</td>
</tr>
<tr>
<td width="300" valign="top">Hastalık sigortası</td>
<td width="114" valign="top">%5</td>
<td width="114" valign="top">%6</td>
<td width="108" valign="top">%11</td>
</tr>
<tr>
<td width="300" valign="top">Analık sigortası</td>
<td width="114" valign="top">-</td>
<td width="114" valign="top">%1</td>
<td width="108" valign="top">%1</td>
</tr>
<tr>
<td width="300" valign="top">Mamullük, yaşlılık ve ölüm sigortası</td>
<td width="114" valign="top">%9</td>
<td width="114" valign="top">%11</td>
<td width="108" valign="top">%20</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>İş kazaları ve meslek hastalıkları sigortası işyerinin  güvenlik derecesine göre değişmektedir. (Yükçü,1999:117)</p>
<p><strong> </strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="436">
<tbody>
<tr>
<td width="257" valign="bottom"><strong>İŞ   KOLU</strong><strong> </strong></td>
<td width="89" valign="bottom"><strong>Tehlike   Sınıfı</strong><strong> </strong></td>
<td width="89" valign="bottom"><strong>Prim   Oranı</strong><strong> </strong></td>
</tr>
<tr>
<td valign="bottom">Hukuki   Hizmetler</td>
<td valign="bottom">1</td>
<td valign="bottom">%1.5</td>
</tr>
<tr>
<td valign="bottom">Et   Kesilmesi,Hazırlanması ve Muhafazası</td>
<td valign="bottom">2</td>
<td valign="bottom">%2.0</td>
</tr>
<tr>
<td valign="bottom">Tarım,Hayvancılık,Ormancılık</td>
<td valign="bottom">3</td>
<td valign="bottom">%2.5</td>
</tr>
<tr>
<td valign="bottom">Kauçuk   Sanayi</td>
<td valign="bottom">4</td>
<td valign="bottom">%3.0</td>
</tr>
<tr>
<td valign="bottom">Deniz   Nehir ve Göllerde Balıkçılık</td>
<td valign="bottom">5</td>
<td valign="bottom">%3.5</td>
</tr>
<tr>
<td valign="bottom">Demir   Madenciliği</td>
<td valign="bottom">6</td>
<td valign="bottom">%4.0</td>
</tr>
<tr>
<td valign="bottom">Ham   Petrol ve Gaz Arama İşleri</td>
<td valign="bottom">7</td>
<td valign="bottom">%4.5</td>
</tr>
<tr>
<td valign="bottom">Sanayi   ve Kullanılan Kimyasal Madde İmali</td>
<td valign="bottom">8</td>
<td valign="bottom">%5.5</td>
</tr>
<tr>
<td valign="bottom">Taş,Kil   ve Kum Ocakları</td>
<td valign="bottom">9</td>
<td valign="bottom">%6.5</td>
</tr>
<tr>
<td valign="bottom">Kömür   Madenciliği</td>
<td valign="bottom">10</td>
<td valign="bottom">%7.0</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> 5.3.  İşsizlik Sigortası</strong></p>
<p>Çalışanların Tasarrufu Teşvik Edilmesi ve bu tasarrufların Doğru Değerlendirilmesine Dair Kanun 10 veya daha            fazla sayıda işçi çalıştıran işyerlerinde çalışan işçilerin ücretlerinden tasarruf kesintisi yapılmasını öngörmektedir. 10 işçi olarak belirlenmiş olan tavanın saptanmasında aynı işverene bağlı farklı işyerlerinde çalışan işçiler bir bütün olarak düşünülmektedir.</p>
<p>Tasarrufu teşvik fonu kesintisi işçide %2 işverenden %3 toplam olarak %5 tir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> 5.4.  İkramiyeler </strong></p>
<p>Daha önce de sözedildiği gibi başarılı bir çalışmanın sonucu yapılan bir ilavedir. İşverenin takdiriyle bayram, yılbaşı ikramiyesi biçiminde toplu sözleşme hükmü gereğince ve kardan pay alma biçiminde ödenebilmektedir.(Yükçü,1999:118)</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> 5.5.  Kıdem Tazminatı </strong></p>
<p>İş kanunumuzda işçinin ve işverenin haklı nedenlerle iş aktini feshedebileceği durumlar belirtilmiştir. Böyle bir durumda işverence işçiye çalışarak geçirdiği her yıl için 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yılı aşan süreler içinde aynı oran üzerinden yapılacak hesaplama ile ödeme yapılır. . (Yükçü,1999:118)</p>
<p>Kıdem tazminatı hesaplanırken alınan fiyat işçinin son aldığı ücrettir. Son bir yıl içerisinde işçi ücretine zam yapılması durumunda kıdem tazminatına esas olacak ücret, işçinin işten ayrılma tarihi ile zammın yapıldığı tarih arasında alınan ücretin aynı süre içinde çalışan günlere bölünmesiyle hesaplanır. Toplu Sözleşmeler ve iş akitleriyle belirlenen Kıdem tazminatı tutarı en yüksek dereceli devlet memurunun 5474 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre bir hizmet yılı için ödenecek en fazla emeklilik ikramiyesini geçemez. (Üstün,1996:161)
<p>Kıdem tazminatı hesaplanırken esas alınacak ücret ve giderler şunlardır.</p><p style="float: left;"><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-7007661218174820";
/* 336x280, oluşturulma 27.06.2010 */
google_ad_slot = "2581656522";
google_ad_width = 336;
google_ad_height = 280;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></p></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="257" align="left">
<tbody>
<tr>
<td width="257" valign="bottom">Esas Brüt Ücret</td>
</tr>
<tr>
<td width="257" valign="bottom">Ek Ödemeler</td>
</tr>
<tr>
<td width="257" valign="bottom">İkramiyeler</td>
</tr>
<tr>
<td width="257" valign="bottom">Kasa Tazminatları</td>
</tr>
<tr>
<td width="257" valign="bottom">Sosyal Yardımlar</td>
</tr>
<tr>
<td width="257" valign="bottom">Yemek Yardımı</td>
</tr>
<tr>
<td width="257" valign="bottom">Giyim Yardımı</td>
</tr>
<tr>
<td width="257" valign="bottom">Ulaşım Yardımı</td>
</tr>
<tr>
<td width="257" valign="bottom">Yakacak Yardımı</td>
</tr>
<tr>
<td width="257" valign="bottom">Çocuk Yardımı</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>ÖRNEK:</strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="773" align="left">
<tbody>
<tr>
<td colspan="2" width="409" valign="bottom"><strong> KIDEM TAZMİNATI HESAPLAMA   TABLOSU </strong></td>
<td width="78" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="89" valign="bottom"></td>
<td width="106" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td valign="bottom">SİCİL NO.</td>
<td valign="bottom">1969</td>
<td valign="bottom">GELİR NEVİ</td>
<td valign="bottom">YILLIK TUTAR</td>
<td valign="bottom">AYLIK TUTAR</td>
<td valign="bottom">GÜNLÜK TUTAR</td>
</tr>
<tr>
<td valign="bottom">SSK SİCİL NO.</td>
<td valign="bottom">4201199814749</td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td valign="bottom">ADI</td>
<td valign="bottom">FULYA</td>
<td valign="bottom">ÜCRETİ</td>
<td valign="bottom">2.023.999.560</td>
<td valign="bottom">168.666.630</td>
<td valign="bottom">5.622.221..00</td>
</tr>
<tr>
<td valign="bottom">SOYADI</td>
<td valign="bottom">AK</td>
<td valign="bottom">S.PRİMİ</td>
<td valign="bottom">316.176.923</td>
<td valign="bottom">26.348.077</td>
<td valign="bottom">878.269&#8230;..00</td>
</tr>
<tr>
<td valign="bottom">GİRİŞ TARİHİ</td>
<td valign="bottom">01/10/1998</td>
<td valign="bottom">YAKACAK</td>
<td valign="bottom">141.242.940</td>
<td valign="bottom">11.770.245</td>
<td valign="bottom">392.341&#8230;..00</td>
</tr>
<tr>
<td valign="bottom">CIKIŞ TARİHİ</td>
<td valign="bottom">24/11/2000</td>
<td valign="bottom">BAYRAM</td>
<td valign="bottom">169.491.528</td>
<td valign="bottom">14.124.294</td>
<td valign="bottom">470.809&#8230;..00</td>
</tr>
<tr>
<td valign="bottom">ÜCRETİ</td>
<td valign="bottom">5.622.221</td>
<td valign="bottom">YEMEK</td>
<td valign="bottom">75.000.000</td>
<td valign="bottom">6.250.000</td>
<td valign="bottom">208.333&#8230;..00</td>
</tr>
<tr>
<td valign="bottom">AYLIK KIDEM TAZ.TAVANI</td>
<td valign="bottom">558.440.000</td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td valign="bottom">YILLIK KIDEM GÜNÜ</td>
<td valign="bottom">30</td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td valign="bottom">İHBAR GÜNÜ</td>
<td valign="bottom">45</td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td valign="bottom">TOPLAM ÇALIŞMA GÜNÜ</td>
<td valign="bottom">773(2/01/23)</td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td valign="bottom">KIDEME ESAS ÇALIŞMA GÜNÜ</td>
<td valign="bottom">64.42</td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td valign="bottom">KIDEME ESAS GÜNLÜK KAZANÇ</td>
<td valign="bottom">7.571.975</td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td valign="bottom">KIDEM TAZMİNATI :</td>
<td valign="bottom">İHBAR TAZ.:</td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td valign="bottom">BRÜT TUTAR : 487.761.362</td>
<td valign="bottom">BRÜT TUTAR : 340.738.869</td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td valign="bottom">DAMGA VERGİSİ : 2.926.568</td>
<td valign="bottom">GELİR VERGİSİ : 51.110.830</td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td valign="bottom">NET TUTAR : 484.834.793</td>
<td valign="bottom">DAMGA VERGİSİ : 2.044.433</td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom">NET TUTAR : 287.583.605</td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" valign="bottom"><strong>NET TOPLAM TAZMİNAT :772.418.399</strong><strong> </strong></td>
<td valign="bottom">TOPLAM</td>
<td valign="bottom">2.725.910.951</td>
<td valign="bottom">227.159.246</td>
<td valign="bottom">7.571.975</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kombassan da çalışmakta olan ve ayrılmaya karar veren Fulya Ak isimli personelin kıdem tazminatı hesaplanmasına ilşkin bilgiler aşagıda verilmiştir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> ÖRNEK</strong></p>
<p>a)                              İzleyen dönemde işten ayrılacak personel için 200 milyon TL.kıdem tazminatı ödeneceği bütçelenmiştir.</p>
<p>b)                             İzleyen dönemde işten ayrılan personel için ödenen kıdem tazminatı karşılık tutarı 500.000.000 tl. ‘dır.</p>
<p>c)                              İzleyen cari dönem içinde ayrılan kıdem tazminatı karşılık tutarı 500.000.00 TL.’dır.</p>
<p><em> Bu verilere göre yapılacak kayıtlar şöyle olacaktır:</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em> </em></p>
<ol>
<li> I.      Kıdem tazminatı tutarının kısa vadeli yabancı kaynaklara alınması(Akdoğan,2000:314)</li>
</ol>
<p>472 KIDEM TAZMİNATI KARŞILIĞI                200.000.000</p>
<p>372 KIDEM TAZMİNATI KARŞILIĞI                200.000.000</p>
<h4>II.       Kıdem tazminatı tutarının ödenmesi</h4>
<p>372  KIDEM TAZMİNATI KARŞILIĞI               200.000.000</p>
<p>472 KIDEM TAZMİNATI KARŞILIĞI                40.000.000</p>
<p>100 KASA                                                    240.000.000</p>
<ol>
<li><strong> III. </strong><strong>Kıdem tazminatı karşılık tutarının ayrılması</strong></li>
</ol>
<p>770 GENEL YÖNETİM GİDERİ               500.000.000 TL.</p>
<p>472 KIDEN TAZMİNATI KARŞILIĞI                 500.000.000</p>
<p>950 KANUNEN KABBUL EDİL.GİD.                 260.000.000</p>
<p>950 KAN.KABUL.EDİL.GİD.AL.HS.                  260.000.000</p>
<p>Yukarıda belirtilmemiş olan tüm ek ödeme ve sosyal yardımlar kıdem tazminatının hesaplanmasında dikkate alınır.</p>
<p><strong> 5.6.  İhbar Tazminatı </strong></p>
<p>Süresi belli olmayan hizmet sözleşmelerini işçi ve işveren feshedebilir. Sözleşmenin feshinden önce karşı tarafa bildirilmesi gerekir. Biz burada maliyetler açısından işverenin feshi durumunu ele alacağız.</p>
<p>İşveren ihbar süresini işçinin işyerinde çalıştığı süreyi esas alarak hesaplamak durumundadır. Çalışma süresi arttıkça ihbar süresi de uzamaktadır.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Çalışma Süresi </span> <span style="text-decoration: underline;">İhbar Süresi</span></p>
<p>Altı aydan az                                                         2 hafta</p>
<p>Altı ay-bir buçuk yıl arası                                               4 hafta</p>
<p>Bir buçuk yıl-üç yıl arası                                                6 hafta</p>
<p>Üç yıldan fazla                                                      8 hafta</p>
<p>İşverenler iş aktinin feshinde iki yol izleyebilirler;</p>
<p>1) Yukarıdaki sürelerle işveren işçiyi çalıştırmaya devam etmektedir. Böyle davranması durumunda işveren işçiye günde en az iki saat iş arama izni vermelidir.</p>
<p>2) Genellikle uygulanan yöntem ise işveren işçiye yukarıdaki sürelere ilişkin ücreti peşin olarak öder. Buna ihbar tazminatı denmektedir.</p>
<p>İhbar tazminatı hesaplanırken esas ücretle beraber diğer bütün haklarda dikkate alınarak hesaplama yapılır. İhbar tazminatı sözleşmenin feshedildiği son yevmiye üzerinden hesaplanır. Buna geçici olmayan her türlü prim ve yıllık ikramiyeler de eklenir.</p>
<p>İhbar tazminatı bir iş karşılığı olarak verilmediği için gelir ve damga vergisi dışında herhangi bir kesinti yapılmamaktadır. (Yükçü,1999:120)<strong> </strong></p>
<p><strong> 5.7.  Diğer Sosyal Yardımlar</strong></p>
<ul>
<li>Evlenme Yardımı</li>
<li>Doğum Yardımı</li>
<li>Ölüm  Yardımı</li>
<li>Yakacak Yardımı</li>
<li>Yemek Yardımı</li>
<li>Erzak Yardımı</li>
<li>Giyim Yardımı</li>
<li>Çocuk Yardımı</li>
<li>Aile Yardımı</li>
<li>Ulaşım Yardımı</li>
</ul>
<h1>6.  İşçilik Giderleriyle İlgili Bazı Özel Sorunlar</h1>
<p>Hammadde ve malzeme maliyetlerinde olduğu gibi, işçilik maliyetlerinde de özel olarak ele alınıp incelenme gereken bazı sorunlar vardır. Bu özel sorunları boş geçen zamana ilişkin işçilik fazla çalışma ödemeleri, yıllık ikramiye ve izin ödenmeleri vb. konular oluşturur. Bu işçilik maliyetleri “genel üretim giderleri arasına mı” yoksa “sonuç hesaplarına mı aktarılacaktır.” Şimdi maliyetlerle ilgili özel sorunları tek tek inceleyelim.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> 6.1. Boş Geçen Zaman Karşılığı Ücretler ve </strong></p>
<p><strong> Muhasebeleştirilmesi</strong></p>
<p>Boşa geçen  zaman bir işçinin çeşitli nedenlerle üretim faaliyetlerinde bulunmadan boşa harcadığı zamanı ifade eder  boş işçiliği oluşturan nedenler, şunlardır:</p>
<ol>
<li>Tesis, makine ya da tezgahın bozulması,</li>
<li>Hammadde ve malzemelerin ya da ara ürünlerin zamanında üretime verilmemesi,</li>
<li>Sipariş eksikliği nedeniyle üretimin normal çalışma kapasitesine ulaşamaması,</li>
<li>Yardımcı hizmetlerin ya da araç gereçlerin eksik olması,</li>
<li>Malzemenin bozuk olması,</li>
<li>İş tanımındaki ve yönetmeliklerdeki eksiklikler,</li>
<li>Enerji sıkıntısından doğan kısıtlamalar.(Üstün,1996:156)</li>
</ol>
<p>İşletmede boşa geçen zamana ilişkin giderlerin muhasebeleştirilmesinde iki yaklaşımda bulunulabilir. Birincisi; boşa geçen işçilik giderlerinin nedenleri yukarıda sayılan koşullarda gerçekleşmiş ise bunlar gider olarak genel üretim giderleri hesabına kaydedilir. Böyle yapıldığı takdirde boşa geçen işçilik giderleri o dönemde üretilmiş olan tüm mamüllere yüklenmiş olmaktadır.</p>
<p>İkinci yaklaşım ise, boşa geçen zamanın nedeni doğal üretim koşullarının dışında sayılabilecek doğal afetler, enerji kısıntısı gibi nedenlere dayanmakta ise, boşa geçen işçilik giderleri dönem giderleri olarak kaydedilir. (Yükçü,1999:122)</p>
<h1>ÖRNEK</h1>
<p>Ahmet Çalışkan X işletmesinde 1500 TL saat ücreti ile çalışmaktadır. İşçi günde 8 saat toplam 26 işgünü olan bir ay içerisinde bir üretim departmanında görev yapmıştır.</p>
<ol>
<li>Ay sonunda yapılan incelemelerde işçinin makinaların normal tanımlanması ve bakımı için 5 saatini boşa geçirdiği anlaşılmıştır.</li>
<li>Ay sonundaki incelemede işçinin 12 saat elektrik kesintisi nedeniyle çalışmadığı anlaşılmıştır.</li>
</ol>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>İstenen</strong>: Veriler iki farklı duruma ilişkin işletmenin muhasebe kayıtlarını yapınız.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Çözüm: </strong></p>
<p>a) Ahmet Çalışkan’ın ücreti: 26 gün x 8 saat x 1500 TL = 312.000TL</p>
<p>Boşa geçen zaman                            : 5saat x1500 TL                   =   7.500 TL</p>
<p>Çalışılan sürenin karşılığı ücret:                                                      304.500TL</p>
<p>Beş saatlik çalışma süresi, işletmenin kontrolündeki boşa geçtiği için G.Ü.G olarak muhasebeleştirilebilir.</p>
<p>720 – Direkt İşçilik Gideri                                  304 500</p>
<p>730 – G.Ü.G                                                               7 500</p>
<p>381 – Gider Tahakkukları                                     312 000</p>
<p>b) Ahmet Çalışkan’ın ücreti 26 gün x 8 saat x 15000 = 312 000 TL</p>
<p>Boşa geçen zaman                             12 saat x 1500                =    18 000 TL</p>
<p>Çalışılan sürenin karşılığı olan ücret                               294 000 TL</p>
<p>Bu boşa geçen süre işletmenin kontrolü dışındaki bir elektrik kesintisinde meydana geldiği için</p>
<p>720 – Direkt İşçilik Gid.                                      294 000</p>
<p>680 – Çalışılmayan Kısım Gider ve Zararlar     18 000</p>
<p>381 – Gider Tahakkukları                                           312.000 TL</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> 6.2.  Fazla Mesai Ödemelerinin Muhasebeleştirilmesi</strong></p>
<p>Bilindiği üzere iş yasalarına göre işletmelerde normal çalışma saatleri dışında çalışılan zamanlar için işçilere fazla mesai ödemesi gerekmektedir. Fazladan yapılan bu ödemelerin muhasebeleştirilmesi üretilen mamulün maliyetinin belirlenmesinde etkili olmaktadır. İşçilerin normal çalışma saatleri dışında çalışmaları halinde kendilerine ödenen ek ücretler bu hesapta izlenir.Ülkenin genel yararları yahut iş niteliği veya üretimin artırılması gibi nedenlerle yasada yazılı günlük çalışma süresinin dışında yapılan çalışmalar,fazla çalışma olarak  1475 sayılı iş kanununun 35. maddesinde belirtilir.Yasada yazılı günlük çalışma süresinden amaç iş yasasının 61/a maddesi gereğince,cumartesi günleri çalışma çalışmamasına göre belirlenen ve 7.5 saat ile 9 saat arasında değişen günlük normal çalışma süreleridir.(Genel bakımından haftalık çalışma süresi 45 saattir.)Bu sürenin dışındaki çalışmalar fazla çalışma olarak kabul edilmektedir.İş yasasına göre fazla çalışma süresi günlük normal iş süresi dışında,günde 3 saati geçemez.Ayrıca ,fazla çalışma yapılacak günlerin toplamı da bir yılda,fazla çalışmaya başlandığı günden itibaren 90 işgününden fazla olamaz.</p>
<p>Fazla çalışma ücretinin hukuki dayanağı iş yasasının 35 ve 36. maddeleridir.İşçinin fazla çalışmaya hak kazanabilmesi için günlük normal çalışma süresinden sonra ,işverene ait bir işi yapmış olması veya yapmak üzere hazır beklemesidir.(Akdoğan,2000:276)</p>
<p>Fazla çalışma ,işletme tam kapasite çalışırken yapılmış ise hangi siparişe ait olduğu biliniyor ise direkt işçilik olarak alınmalıdır.Vardiya primleri ise genel üretim giderleri içerisinde mamul maliyetlerine aktarılmalıdır.Fazla çalışmanın belli bir işle bağıntısı kurulamıyor ise genel üretim giderleri içerisinde yer almalıdır.İşletme fazla çalışmayı etkinsizliği dolayısıyla yapmış ise o zaman sonuç hesapları ile bağıntı kurulmalıdır.(ders notları)(Hacırüstemoğlu,1995:128)</p>
<p>Bu işlem 3 şekilde yapılabilir. Normal çalışma temposunda çalışırken alınan bir siparişi yetiştirmek üzere yapılan fazla mesai direkt işçilik giderleri olarak doğrudan doğruya yüklenmesi uygun olmaktadır.</p>
<p>Fazla mesai ödemelerinin muhasebeleştirilmesine ilişkin ikinci yaklaşım bunların genel üretim geliri hesabına kaydedilerek, o dönemde üretilen tüm mamullerin maliyetine yansıtılmasıdır. Bu yaklaşım çoğunlukla fazla mesaiye neden olan sipariş ile fazla mesai arasında bir ilişki kurulmadığından söz konusu olur. Bu yaklaşıma ilişkin şöyle bir örnek verilebilir. (Yükçü,1999:123)</p>
<h1>ÖRNEK</h1>
<p>Haftalık normal çalışma süresinin 40 saat (8 saat x 5 gün) olduğu bir işletmede beş işçi aynı üretim departmanında 1500 TL saat ücreti ile çalışmaktadır. İşçiler kapasite yetersizliği nedeni ile bir hafta boyunca 10’ar saat fazla mesai yapmak zorunda kalmışlardır. Fazla mesai için %50 fazla mesai ücreti almışlardır. İşletmenin bir haftalık ücret giderleri ile ilgili muhasebe kayıtlarını şu şekilde yapabiliriz.</p>
<p>Normal mesai ücreti : 5 işçi x 40 saat x 1500 TL                               =300.000</p>
<p>Fazla mesai normal ücret : 5 işçi x 10 saat x 10 saat x  1500 TL       = 75.000</p>
<p>375 000</p>
<p>Fazla mesai pirimi  :   75 000 x %50</p>
<p>720 – Direkt İşçilik Giderleri                  375 000 TL</p>
<p>730 – G.Ü.G.Hesabı                                  37 500 TL</p>
<p>381 – Gider Tahakkukları                         412 500</p>
<p>6.3.    Yıllık İzin, Tatil ve İkramiye Ödemelerinin</p>
<p>Muhasebeleştirilmesi</p>
<p>Yıllık izin ücretleri ve ikramiyeler işçilere belirli zamanlarda ödendiği için işletmenin maliyetleri bu belirli zamanlarda artar. İşçiler izinlerini genellikle yaz aylarında kullanır ve ikramiyeler de dönem sonunda dağıtılır. Bu nedenle (yıllık) izin, tatil ikramiye ve benzer sosyal nitelikli ödemelerin yıllık olarak işletmelerce tahmin edilmesi gerekir. Böylece işletmelerce tahmin edilen yıllık tutarlar, 12 aya bölünmek suretiyle bu maliyetlerin her aya eşit biçimdi dağıtılması sağlanmış olur. Yıllık izin ücretleri ve toplu olarak ödenen ikramiyeler genel üretim gideri olarak tahmin edilir. (Üstün,1996:160)</p>
<p>Söz konusu giderler sadece ödemelerin yapıldığı aylarda üretilen mamullere yüklenirse bu dönemde üretilen mamullerin maliyeti diğer dönemlerde üretilen mamullerin maliyetine göre daha yüksek olarak oluşur. Doğal olarak bu da yöneticileri yanlış yönlendirebilir.</p>
<p>Bu nedenle bu giderlerin yıllık olarak bütçelenmesi ve ödemelerin 1/12 sinin mamul maliyetine yansıtılması daha doğru bir yaklaşım olacaktır.</p>
<p>Bu yapılırken de 373- Maliyet Gider karşılıkları hesabından yararlanılması uygun olacaktır.</p>
<p>Bir üretim işletmesinde çalışan işçilere toplu iş sözleşmesi hükümleri gereğince Nisan ve Ekim aylarında birer aylık ücret tutarında ikramiye ödenmektedir. 199x yılı için bütçelenmiş ikramiye toplamı 12 000 TL’dir. Nisan ayında 7000 TL Ekim ayında ise 7200 TL fiili olarak ikramiye ödenmiştir.</p>
<p>Bütçelenen ikramiye tutarı olan 12000 TL’lik miktarının 1/12 si (12000/12=1000) kesin ikramiye tutarı belli oluncaya kadar her ay işçilik gideri olarak karşılık ayrılmak suretiyle gider kaydedilmelidir. İkramiye tutarı direk işçilik gideri niteliğinde olmayıp genel üretim gideri olarak kaydedilmesi daha doğru olacaktır. Bunun karşılığında 373-Maliyet Gideri Karşılığı Hesabı alacaklandırılmalıdır.</p>
<p>İkramiye tutarının ödendiği ay olan nisan ayına kadar her ay yapılması gereken kayıt şöyle olmalıdır.</p>
<p>730 – G.Ü.G. İkramiyeler              1.000</p>
<p>373 – Maliyet Gideri Karşılığı Hs.           1.000</p>
<p>Ocak ayı işçi ikramiyesi karşılığı</p>
<p>Nisan ayında ikramiye ödendiğinde 7 000 TL’den 950 TL Sosyal sigortalar kurumu işçi payı, 1800 TL gelir vergisi, 330 TL damga vergisi kesilmiş, ayrıca 1200 TL Sosyal Sigortalar Kurumu işveren payı hesaplanmıştır. .(Yükçü,1999:124)</p>
<p>373 – Maliyet Gider Karşılığı                 4 000</p>
<p>180 – Gelecek Aylara ait Gid.                3 000</p>
<p>730 – G.Ü.G                                               1 200</p>
<p>335 – Personele Borçlar                                    2 920</p>
<p>360 – Ödenecek Vergi ve Fonlar</p>
<p>360.00 – Gelir Vergisi                            1 800</p>
<p>360.01 – Damga Vergisi                             330</p>
<p>361 – Ödenecek Sosyal Güvenlik Kesintileri  2 150</p>
<p>361.00 – Ödenecek SSK İşçi Payı</p>
<p>361.01 – Ödenecek SSK İşveren Payı</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> 6.4.  Kıdem Tazminatının Muhasebeleştirilmesi </strong></p>
<p>Kıdem tazminatının mamul maliyetine yansıtılmasında uygulanacak muhasebeleştirme işlemi de yıllık izin, tatil ve ikramiye ödemelerinde olduğu gibidir.</p>
<p>Muhasebe Sistemi Uygulama Tebliğine göre kıdem tazminatlarının karşılık ayrılmak suretiyle gider yazılması böylece kıdem tazminat türünün yıllara dağıtılması benimsenmiştir. İlk defa kıdem tazminatı ayrılmasında kıdem yükü ne tür işçilik ile ilgili ise o hesaplar örneğin 720. Direk İşçilik Gideri Hesabı, 730. Genel Üretim Giderleri Hesabı, 770. Genel Yönetim Gideri Hesabı gibi hesaplar borçlanır 472. Kıdem Tazminatı Karşılığı Hesabı alacaklanır. İzleyen dönemde kıdem tazminatı ödeneceği zaman birinci madde 472. Kıdem Tazminatı Karşılığı Hesabı borçlanır, 372. Kıdem Tazminatı Karşılığı Hesabı alacaklanır. İkinci Madde 372. Kıdem Tazminatı Karşılığı Hesabı borçlu 100. Kasa Hesabı alacaklı olur. Bu arada ödeme yapılmayan kısım var ise Kanunen Kabul Edilmeyen Gider Hesabına aktarılır.</p>
<p>Geçmiş döneme ait ilk kez kıdem tazminatı ayrılacağı zaman toplam tutar beş yıla bölünür ve yıllık yük bulunur. Bu yük 681.Önceki Dönem Gider ve Zarar Hesabına borç 472.Kıdem Tazminatı Karşılığı Hesabına alacak yazılır. (Hacırüstemoğlu,1995:129)</p>
<p>Öncelikle kıdem tazminatı yıllık olarak bütçelenir, bütçelenmiş kıdem tazminatının bir aya düşen payı her ay karşılık hesabı kullanılarak genel üretim giderleri hesabı aracılığı ile mamul maliyetine yansıtılır. Kıdem tazminatı ödemesi yapıldığında da karşılık hesabı borçlandırılarak kapatılır.</p>
<p>Kıdem Tazminatı Tutarı = Hizmet (Kıdem) Süresi x Son Günlük Brüt Ücret Tutarı x 30</p>
<p>Ancak yasalarda kıdem tazminatına bir üst sınır getirilmiştir. Buna göre, devlet memurları kanununa tabi en yüksek devlet memurlarına T.C. Emekli Sandığı Kanunu Hükümlerine göre, bir hizmet yılı için ödenecek en yüksek emeklilik ikramiyesini aşamayacağı esasını getirmiştir. Böylece kıdem tazminatının üst sınırı devlet memuru için öngörülen emeklilik ikramiyesine bağlanmış olmaktadır. ( Akdoğan, 2000: 285)</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="686" align="left">
<tbody>
<tr>
<td width="402" valign="bottom">KIDEM TAZMİNATI TAVANININ HESAPLANMASI</td>
<td width="17" valign="bottom"></td>
<td width="116" valign="bottom"></td>
<td width="22" valign="bottom"></td>
<td width="66" valign="bottom"></td>
<td width="64" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td valign="bottom">1. En yüksek   aylık gösterge</td>
<td valign="bottom">x</td>
<td valign="bottom">Genel katsayı</td>
<td valign="bottom">=</td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom">x</td>
</tr>
<tr>
<td valign="bottom">2. En yüksek   ek gösterge</td>
<td valign="bottom">x</td>
<td valign="bottom">Genel katsayı</td>
<td valign="bottom">=</td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom">x</td>
</tr>
<tr>
<td valign="bottom">3. En yüksek   kıdem aylığı göstergesi</td>
<td valign="bottom">x</td>
<td valign="bottom">Genel katsayı</td>
<td valign="bottom">=</td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom">x</td>
</tr>
<tr>
<td valign="bottom">4. %7&#8242;lik   ilave (1.500+7.000&#8242;in %10&#8242;u)</td>
<td valign="bottom">x</td>
<td valign="bottom">Genel katsayı</td>
<td valign="bottom">=</td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom">x</td>
</tr>
<tr>
<td valign="bottom">5. Taban   aylığı göstergesi x Taban aylığı katsayısı</td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom">=</td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom">x</td>
</tr>
<tr>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom">+</td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td valign="bottom">6. TOPLAM   (KIDEM TAZMİNATI TAVANI)</td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom">x</td>
</tr>
<tr>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="5" valign="bottom">Katsayı ve gösterge değişiminde kıdem tazminatı tavanı da   değişmektedir.</td>
<td valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
<td valign="bottom"></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<h1>ÖRNEK</h1>
<p>Bir üretim işletmesinde 1998 yılı başında o yıl işçilerin hak kazanacakları kıdem tazminatı tutarının 3.120 milyon TL olacağı tahmin edilmiştir. 1998 yılı sonunda Ali Yorgun adlı işçinin emekli olacağı ve yıl sonu itibari ile 850 000 000 TL kıdem tazminatı alacağı bildirilmiştir. Bu verilere göre 1998 yılı boyunca her ay yapılması gereken kayıt için aylık kıdem tazminatı karşılığının hesaplanması gerekmektedir. ( Yükçü, 1999: 127)</p>
<p>3.120.000.000 TL / 12 ay = 260.000.000 TL</p>
<p>730 – G.Ü.G                       260.000.000 TL</p>
<p>472 – Kıdem Tazminatı Karşılığı             260.000.000 TL</p>
<p>Çalışan işçilerin üretim bölümünde olduğu kabul edildiğinde 730 No’lu hesaba yükleme yapılmıştır. Pazarlama elemanları için 760, araştırma geliştirme elemanları için 750, genel yönetim elemanları için 770 Genel Yönetim Gideri Hesabı kullanılması gerekmektedir.</p>
<p>Aylık olarak gider kaydedilen yukarıdaki tutarın kanunen kabul edilen bir gider olabilmesi için ödemenin yapılmış olması gerekmektedir. Ödeme yapıldığı için yukarıdaki  tutarı nazım hesaplarda kanunen kabul edilmeyen gider olarak işlenmesi gerekmektedir.</p>
<p>900 – Kanunen Kabul Edilmeyen Gider           260.000.000</p>
<p>901 – Kanunen Kabul Edilmeyen Gider Karşılığı    260.000.000</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> 6.5.  Harekete Geçirme Maliyetinin Muhasebeleştirilmesi </strong></p>
<p>Üretime başlamadan önce makine ve işgücünün üretime geçirilmesini planlamak amacıyla üretim yapılmaksızın yapılan işçilik giderleri harekete geçirme maliyeti olarak bilinmektedir.</p>
<p>Bu işçilik maliyetleri doğrudan doğruya o sipariş veya üretimle ilişkisi kurulabilirse Direkt İşçilik Maliyetlerine aksi takdirde G.Ü.G aracılığıyla ilgili dönemdeki üretilen tüm mamul maliyetine yansıtılabilir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> 6.6. Sosyal Sigorta İşveren Hissesi Primlerinin </strong></p>
<p><strong> Muhasebeleştirilmesi </strong></p>
<p>Bilindiği gibi Sosyal sigorta primleri hem işçiden hem de işverenden kesilmektedir. İşçiden kesilen bölüm brüt ücretin içerisinde yer aldığından direkt veya endirekt işçilik gideri olarak mamul maliyetine yansımaktadır. Ancak işverenden kesilen bölüm ise brüt ücretin dışında ayrıca hesaplanmaktadır. Bu işveren primleri genel üretim giderleri ile mamul maliyetine yansımaktadır. (Yükçü, 1999: 129) <strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> 6.7.  Verimlilik Primlerinin Muhasebeleştirilmesi </strong></p>
<p>Bilindiği gibi işçilik verimini artırabilmek için çeşitli üretimi teşvik edici primlerin ödenmesi mümkündür. İster safha maliyet sistemi, isterse sipariş maliyet sistemi uygulanıyor olsun ödenen primlerle üretilen mamul arasında net bir ilişki kurulabiliyorsa, verimlilik primleri ödemeleri ilgili sipariş veya safha maliyetin yüklenmesi uygundur. (Yükçü, 1999:</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>7.  DİREKT İŞÇİLİK GİDERLERİNİN </strong></p>
<p><strong> MUHASEBELEŞTİRİLMESİ</strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td colspan="4" width="439" valign="bottom"><strong>7/A UYGULANMASINDA ŞÖYLE   OLMALIDIR</strong>.</td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td colspan="4" width="439" valign="bottom">720.Direkt İşçilik   Giderleri Hs.</td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td colspan="3" width="273" valign="bottom">-Üretim İşçilikleri</td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td colspan="3" width="348" valign="bottom">730.Genel Üretim Giderleri</td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td colspan="4" width="341" valign="bottom">-Boşa Geçen Zaman İşçiliği</td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td colspan="4" width="341" valign="bottom">-Fazla Çalışma ve Vardiya   Primleri</td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td colspan="3" width="273" valign="bottom">-Yıllık İzin ve İkramiyeler</td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td colspan="3" width="273" valign="bottom">-Kıdem Tazminatları</td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td colspan="3" width="273" valign="bottom">-Sosyal Yardımlar</td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td colspan="3" width="273" valign="bottom">-SSK İşveren primi</td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td colspan="3" width="205" valign="bottom">335.Personele Borçlar Hs.</td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td colspan="4" width="273" valign="bottom">360.Ödenecek Vergi ve   Fonlar</td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td colspan="4" width="273" valign="bottom">361.Ödenecek Sosyal   Kesintiler Hs.</td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td colspan="5" width="341" valign="bottom">369.Ödenecek Diğer   Yükümlülükler Hs.</td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td colspan="3" width="348" valign="bottom">
<h5>ücret tahakkuku</h5>
</td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td colspan="3" width="348" valign="bottom">151.Yarımamul-Üretim Hs.</td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td colspan="4" width="273" valign="bottom">721.Direkt İşçilik Yansıtma   Hs.</td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td colspan="5" width="341" valign="bottom">731.Genel Üretim Gideri   Yansıtma Hs.</td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td colspan="5" width="507" valign="bottom">YANSITMA HESAPLARI İLE   YANSITMA</td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td colspan="2" width="257" valign="bottom">152.Mamuller Hs.</td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td colspan="4" width="273" valign="bottom">151.Yarımamul Üretim Hs.</td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td colspan="4" width="439" valign="bottom">
<h5>mamul maliyetinin oluşması</h5>
</td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td colspan="4" width="439" valign="bottom">721.Direkt İşçilik Yansıtma   Hs.</td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td colspan="5" width="507" valign="bottom">731.Genel Üretim Gideri   Yansıtma Hs.</td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td colspan="4" width="273" valign="bottom">720.Direkt İşçilik   Giderleri Hs.</td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td colspan="4" width="273" valign="bottom">730.Genel Üretim Giderleri   Hs.</td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td colspan="8" width="712" valign="bottom"><em>yansıtma hesaplarının   kapatılması (dönem sononda</em>)</td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td colspan="3" width="348" valign="bottom"><strong>7/B UYGULANMASINDA İSE;</strong><strong> </strong></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td colspan="4" width="439" valign="bottom">791.İşçi Ücret ve Giderleri   Hs.</td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td colspan="3" width="205" valign="bottom">335.Personale Borçlar Hs.</td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td colspan="5" width="341" valign="bottom">360.Ödenecek Vergi ve   Güvenlik Kesintileri Hs.</td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td colspan="5" width="341" valign="bottom">361.Ödenecek Sosyal   Güvenlik Kesintileri Hs.</td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td colspan="5" width="341" valign="bottom">369.Ödenecek Diğer   Yükümlülükler Hs.</td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td colspan="3" width="348" valign="bottom">
<h5>ücret tahakkuku</h5>
</td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td colspan="3" width="348" valign="bottom">799.Üretim Maliyeti Hs.</td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td colspan="4" width="273" valign="bottom">798.Gider Çeşitleri   Yansıtma Hs.</td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td colspan="5" width="507" valign="bottom">
<h5>yansıtma hesabı ile yansıtma</h5>
</td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td colspan="2" width="257" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom">152.Mamuller Hs.</td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td colspan="3" width="205" valign="bottom">799.Üretim Maliyeti Hs.</td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td colspan="4" width="439" valign="bottom">
<h5>mamul maliyetinin oluşması</h5>
</td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td colspan="4" width="439" valign="bottom">798.Gider Çeşitleri   Yansıtma Hs.</td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td colspan="4" width="273" valign="bottom">791.İşçi Ücret ve Giderleri   Hs.</td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td colspan="7" width="644" valign="bottom"><em>yansıtma hesabının   kapatılması (dönem sonunda</em>)</td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
<tr>
<td width="4" valign="bottom"></td>
<td width="166" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="91" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
<td width="68" valign="bottom"></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p style="text-align: center;"></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/maliyet-muhasebesi-iscilik-giderleri.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İşletmenin Finansal Durumunu Gösteren Rasyolar</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/isletmenin-finansal-durumunu-gosteren-rasyolar.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/isletmenin-finansal-durumunu-gosteren-rasyolar.html/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 29 Mar 2010 16:59:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Muhasebe]]></category>
		<category><![CDATA[Araya]]></category>
		<category><![CDATA[Basit]]></category>
		<category><![CDATA[Bir]]></category>
		<category><![CDATA[Eden]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomik]]></category>
		<category><![CDATA[Haline]]></category>
		<category><![CDATA[Hammadde]]></category>
		<category><![CDATA[Hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[Ilk]]></category>
		<category><![CDATA[Iplik]]></category>
		<category><![CDATA[Kabul]]></category>
		<category><![CDATA[Karar]]></category>
		<category><![CDATA[Kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[Mu]]></category>
		<category><![CDATA[Ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[Veya]]></category>
		<category><![CDATA[Zaman]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category></category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/isletmenin-finansal-durumunu-gosteren-rasyolar.html/</guid>
		<description><![CDATA[Ekonomik faaliyetlerde bulunan işletmelerin, finansal(parasal) karakterdeki bütün işlem ve değerlerini kaydetme ve sınıflama ilmidir. Bu çeşit işlem ve değerlerin anlamlı özetlerini hazırlama, analiz etme, yorumlama ve yetkili kişilere sonuçları açıklama sanatıdır.Bu tanım muhasebenin klasik ve modern fonksiyonlarını da kap¬samaktadır. İlk zamanlarda, defter tutma şeklinde kabul edilen mu¬hasebe, işlem ve olayların kaydedilmesini, sınıflandırılmasını ve sonuçların raporlar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ekonomik faaliyetlerde bulunan  işletmelerin, finansal(parasal)  karakterdeki bütün işlem ve değerlerini kaydetme ve sınıflama ilmidir. Bu çeşit işlem ve değerlerin anlamlı özetlerini hazırlama, analiz etme, yorumlama  ve yetkili kişilere sonuçları açıklama sanatıdır.Bu tanım muhasebenin klasik ve modern fonksiyonlarını da kap¬samaktadır. İlk zamanlarda, defter tutma şeklinde kabul edilen mu¬hasebe, işlem ve olayların kaydedilmesini, sınıflandırılmasını ve sonuçların raporlar halinde sunulmasını gerçekleştirmiştir. Ancak ekonomik gelişmeler neticesinde işletme yöneticileri muhasebeden bazı bilgileri analiz etmesini, yorumlamasını ve bunlarla ilgili raporları ken¬dilerine sunmasını beklemişlerdir. Böylece zaman içinde muhasebe işlemlerin basit kayıt tekniğinden yöneticilerin karar almasına yardımcı olan ve işletme faaliyetlerini kontrol eden bir araç haline gelmiştir.<br />
İşletme<br />
    Kişi veya kurumların ihtiyaçlarını karşılamak üzere, üretim faktörlerinin bir araya getirilerek mal ve hizmet üretilmesi, pazarlanması ameliyesidir.<br />
Ekonomik çalışma türüne (işkoluna) göre işletmeler;<br />
•	Ticaret işletmeleri , ticari mal alır, ticari mal satarlar.<br />
•	Üretim (sanayi) işletmeleri,hammadde alır, mamul satarlar.<br />
•	Hizmet işletmeleri,hizmet üretir, hizmet satarlar <span id="more-13343"></span><br />
 olarak sınıflandırılırlar.<br />
İplik üretimi yapmakta olan  işletmeler üretim işletmeleri sınıfına girmekte olup, hammaddeyi(pamuğu) alarak çeşitli işlem basamaklarında sonra iplik haline getirmektedirler. </p>
<p>1.3.Muhasebenin Amacı Ve Yararları<br />
 	Muhasebede amaç ,işletme veya kuruluşun  faaliyetlerinin anlaşılması esas olan bilgilerin toparlanması ve ilgililere aktarılmasıdır. Muhasebenin bir çok yararı olmakla birlikte en önde gelenleri şunlardır ;<br />
•	İşletmenin sahip olduğu kıymetlerin tespitini sağlar.<br />
•	İşletmede meydana gelen dönem içi faaliyetlerle,dönem sonunda ulaşılan sonuçların anlaşılmasını kolaylaştırır.<br />
•	İşletme ile iş yapan üçüncü şahısların ekonomik ve sosyal durumlarının bilinmesini sağlar.<br />
•	Üçüncü şahıslarla işletme arasında meydana gelen  hukuki anlaşmazlıklarda delil teşkil eder.<br />
•	İşletmede çalışan personel ve görevlilerin suistimaline karşı işletme varlığını korur.<br />
•	İşletme sahibinin vergi karşısındaki durumunu hesap üzerinden kontrol edilip    incelenmesini sağlar.<br />
1.4.Muhasebe Bilgileri  İle İlgilenen Taraflar<br />
•	Yöneticiler : İşletme faaliyetlerini sevk ve idare eden kişilerdir.Muhasebe  servisinden her an  faaliyetlerle ilgili bilgi isteyebilir.<br />
•	İşletme Sahibi Veya Ortaklar:Teknolojik ve Ekonomik gelişmeler , işletme faaliyetlerinde kişilerin  tek başına yeterli olmadığını ortaya koymuştur. Dolayısıyla birkaç kişi emek ve sermayelerini birleştirerek ortak olup şirketleşme yoluna gitmişlerdir. Şirket ortakları Faaliyetleri sonucunda Kar elde etmeyi ve büyümeyi düşünürler. Yönetimin başarısını öğrenmek ve faaliyetlerin karlılığını bilmek için onlarda muhasebe departmanından rapor isteyebilirler.<br />
•	İşletmede Çalışanlar :İşletmede çalışan personel ve memurlar da o işletmedeki  durumu yakından izlerler. Çalışanlar  işlerinin sürekliliğini öğrenip geleceğe güvenle bakmak isterler. Onlarda muhasebe bilgilerine başvurabilirler.<br />
•	İşletmeye Borç Verenler : Kısa ve Uzun vadede borç verecek olanlar ; İşletmenin borç ödeme gücünü ve karlılık durumunu bilmek isterler ve muhasebe raporlarına başvururlar.<br />
•	Devlet:İşletmelerin faaliyetleri üzerinden elde ettikleri karlar, devleti yakından  ilgilendirir. Ödenecek vergilerin doğru hesaplanması devlet için önemlidir. Devlet,  kontrol elemanları ve diğer denetleme mekanizmaları ile , işletmelerin gelir ve gider durumlarını incelerken muhasebe raporlarından faydalanırlar.<br />
1.5.Muhasebede İş Akışı<br />
Maliyetlemenin tam olarak anlaşılabilmesi için bilançonun,gelir-gider tablolarının anlaşılabilmesi önemlidir bu açıdan modern muhasebecilik  anlamında karar almada ve yönetime yol göstermesi bakımından önem arz etmektedir.<br />
Muhasebe bölümünün, bir muhasebe döneminde yapması gere¬ken işlemlerini şu şekilde sıralayabiliriz:<br />
•	Muhasebe işlemleri ile ilgili muhasebe belgeleri toplanır, sıra¬ya konur ve dosyalanır.<br />
•	Muhasebe belgeleri muhasebe fişlerine kaydedilir ve onlara bağlanır.<br />
•	Yevmiye defteri yazılır.<br />
•	Defteri kebir ve diğer yardımcı defterler işlenir.<br />
•	Genellikle ay sonlarında mizan düzenlenir. Böylece hesapla¬tın aylık kontrolü    gerçekleştirilmiş olur.Yardımcı defterlerdeki yardımcı hesapların tutar ve bakiyeleri ile defteri kebirdeki ana hesap tutar ve bakiyeleri arasında mutabakat sağlanır.<br />
•	Aralık ayı sonunda düzenlenen mizanın adı Genel geçici mi¬zan olmaktadır.<br />
•	31 Aralık tarihinde mevcutların, alacakların ve borçların dö¬nem sonu sayım ve değerlemesi olan envanter işlemi yapılır. Böylece hesapların mevcut fiili tutarları tespit edilir.<br />
•	Defter kayıtları ile fiili neticeler arasındaki farkların sebepleri araştırılarak düzeltme kayıtları yapılır.<br />
•	Düzeltme kayıtları yapıldıktan sonra yine 31 Aralık tarihli Ge¬nel Kesin Mizan düzenlenir.<br />
•	Gelir ve gider hesaplarının ana sonuç hesabı olan Kâr ve Za¬rar   Hesabına devrini ifade eden Devir Kayıtları ile bilanço he¬saplarının kapanışını ifade eden Kapanış Kayıtları yapılır.<br />
•	Kâr ve Zarar Cetveli veya Gelir Tablosu ile Bilanço düzenlenir.<br />
•	Envanter defterine envanter neticeleri ve Bilanço kaydedilir.<br />
Şüphesiz, yukarda belirtilen işler muhasebe bölümünün yapması gereken en az işlemleri ifade etmektedir. Muhasebe bölümü bu işle¬rin dışında işletmenin bünyesine uygun olarak kurulmuş muhasebe sisteminin gerektirdiği bütün yardımcı kayıt ve defterleri tutar, gerekli bilgi akışını sağlayacak çeşitli mali raporları düzenler. Hatta, birçok işletmede finansman ve bütçeleme çalışmaları da bu bölüm tarafın¬dan yürütülür.<br />
1.6.Temel Muhasebe Eşitliği<br />
Günümüzde uygulanan çift taraflı kayıt sistemi olarak tanımlanan muhasebe kayıt sistemi Temel Muhasebe Eşitliği ile izah edilir. Te¬mel muhasebe eşitliği muhasebe kayıt sisteminin esasını ve mantığı¬nı oluşturur.<br />
Temel muhasebe eşitliği mali tablolardan &#8220;Bilanço&#8221;nun yazı ile ifadesi olmaktadır. Daha önce açıklandığı gibi bilançonun aktif ve pasif taraftarlarını oluşturan fon kullanım yerleri ve fon kaynaklarının birbirine eşit olması muhasebe temel eşitliğini meydana getirmiştir. Bilançonun; fon kullanım yerlerini ifade eden aktifinde Mevcutlar ve Alacaklar, fon kaynaklarını gösteren pasifinde Borçlar ve Öz kaynak¬lar yer almaktadır. Mevcutlar işletmenin sahip olduğu fiziki yapıya sa¬hip değerlerini; alacaklar bir hak şeklinde ortaya çıkan işletmenin üçüncü şahıslardan talep ettiği alacaklarını; borçlar işletmenin üçün¬cü şahıslara olan yükümlülüklerini; öz kaynaklar işletmenin esas ser¬mayesi ile dağıtılmamış kârlarının ve dönem kârının toplamını, dö¬nem zararı varsa bunun düşülmesini ifade eder.<br />
O halde, temel muhasebe eşitliğini;<br />
AKTİF = PASİF     eşitliğinden giderek,<br />
MEVCUTLAR+ALACAKLAR=BORÇLAR+ÖZKAYNAKLAR<br />
şeklinde yazabiliriz. Özkaynakların sermaye + kâr veya &#8211; zarar&#8217;a eşit olması ve kâr ve zararın toplam gelirlerle toplam giderler farkından oluşması sebebiyle temel muhasebe eşitliğini daha açık olarak:<br />
MEVCUTLAR + ALACAKLAR = BORÇLAR + SERMAYE + GELİRLER – GİDERLER<br />
 şeklinde ifade edebiliriz.<br />
Temel muhasebe eşitliğinde yer alan mevcutlar, alacaklar, borç¬lar, sermaye, gelirler ve giderler gerçekte işletme faaliyetlerinin kaba¬ca gruplandırılmasıdır.<br />
Ülkemizde 01.01.1994 tarihinden itibaren Tek düzen hesap planı kabul edilmiştir. Bu plana  göre işletmeler, muhasebe sistemlerini tekdüzen hesap planı doğrultusunda kurmak zorundadırlar.Kabul edilen bu hesap planına göre ; bütün ticari işlem değerlerinin kaydedildiği bir hesap adı ve bu hesaba ait birde kodu vardır.<br />
1.7.Mali Tabloların Açıklanması<br />
Bir işletmenin dönem içinde faaliyetleri sonucunda varlık,borç ve sermeye üzerinde değişme yaratan mali nitelikteki bilgiler kaydedilir, sınıflandırılır ve özetlenir. Daha sonra bu bilgiler anlaşılabilir ve kullanılabilir olarak değişik tablolar şeklinde özetlenir. Bu tablolara MALİ TABLOLAR veya MALİ RAPORLAR denir.<br />
1.7.1.Bilanço Ve Gelir Tablosunun Açıklanması<br />
 Bilanço  :Bir işletmenin  belirli bir süre sonunda sahip oldukları varlıklar ile bu varlıkların kaynaklarını gösteren mali tablodur.<br />
Buna ilâveten çalışma döneminin sonunda hazırlanan,<br />
Gelir Tablosu:İşletmenin bir faaliyet dönemi içindeki gelirlerinin ve giderlerinin icmali ile sonucunu kâr veya zarar olarak belirler.<br />
İki finansal tablo arasındaki en belirgin fark zaman bakımındandır. Bilanço bir anlık mali durumu saptar. Gelir Tablosu ise bir zaman dönemindeki faaliyetin ve sonucunun mali ifadesidir.<br />
Bilançonun Açıklanması<br />
İlk olarak bilançonun bir başlığı olmalıdır. Başlıkta,işletmenin tam ve yasal adı,tablonun düzenlendiği günün tarihi ve değerlerin para birimi (TL)bulunmalıdır.<br />
Bilançoya giren hesaplar iki tarafa ayrılmıştır. Sol tarafta &#8220;Aktif hesaplar&#8221; yani işletmenin varlıkları bulunur. Varlıklar likidite durumuna (yani paraya dönüşüm çabukluğuna) göre sıralanır, şöyle ki:</p>
<p>I- Dönen Varlıklar     :Bilançonun düzenlendiği tarihten itibaren normal koşullarda, bir faaliyet  döneminde (genellikle bir yıl içinde) nakde çevrilebilir veya tüketilebilir varlıkları kapsar.<br />
A- Hazır Değerler   : Kasa, bankadaki hesaplar.<br />
B- Menkul Değerler  :Hisse senetleri, tahvil, senet ve bonolar.<br />
C- Kısa Vadeli Ticari Alacaklar  :Senetli ve senetsiz alacaklar, depozitolar, teminatlar, şüpheli alacaklar.<br />
D- Stoklar : İlk madde,malzeme,yarı mamuller.</p>
<p>II- Duran Varlıklar:<br />
A-Uzun Vadeli Ticari Alacaklar: Vadesi 1 yıldan fazla olan alacaklardır. Diğer bir ifade ile, gele¬cek hesap dönemi içinde tahsil edilmeyecek olan alacaklar uzun va¬deli alacaklar olarak kabul edilmektedir.<br />
B- Finansal Duran Varlıklar : Bağlı menkul değerler,iştirakler.<br />
C- Maddi Duran Varlıklar :Arazi ve arsalar yerüstü ve yeraltı düzenleri binalar makineler ve  tesisat taşıtlar demirbaşlar.<br />
Birikmiş amortismanlar, Maddi Duran Varlıklar hesaplarının altında bir indirim kalemi olarak yer alır.<br />
D- Yapılmakta Olan Yatırımlar:Yapımı süren varlıklar için yapılmış madde, malzeme, işçilik ve genel giderler.<br />
E- Maddi olmayan Duran Varlıklar	:Kuruluş giderleri, haklar, araştırma ve geliştirme giderleri.<br />
Bilançonun sağ tarafında ise &#8220;Pasif hesaplar, yani işletmenin yararlandığı mali kaynaklar yer alır.</p>
<p>Kaynaklar geri ödeme önem ve olasılığına göre sıralanır.<br />
I- Kısa Vadeli Borçlar       : Kısa vadeli krediler bir yıl veya daha az vadeli kredileri içine almaktadır. Bu krediler ticari bankalardan temin edilebilir.<br />
Kısa vadeli krediler, daha çok işletme sermayesinin finansmanı için kullanılmaktadır. Ancak bu kredilerin faiz yükünün uzun vadeli kredilere oranla ağır olması sebebiyle sabit sermaye yatırımlarının finansmanında devamlı ve normal bir kaynak olarak kabul edilmesi mümkün değildir.<br />
Genel olarak işletme sermayesinin finansmanı için başvurulan kısa vadeli kredi oranının işletme sermayesinin % 50’sini aşmaması, geri kalan kısmın öz kaynak veya uzun vadeli kredilerle karşılanması tavsiye edilmektedir.<br />
A- Finansal Borçlar: Bankalara kısa vadeli borçlar, uzun vadeli finansal borçların anapara taksitleri ve faizleri, tahvillerin anapara taksit ve faizleri, çıkarılmış bonolar ve senetler.<br />
B- Ticari Borçlar : Ticari ilişkiler nedeniyle senetli ve senetsiz borçlar, alınan teminatlar<br />
C- Diğer Kısa Vadeli Borçlar:Ortaklara, iştiraklere borçlar, ödenecek giderler, vergi, resim, harç ve sigorta primleri.<br />
D- Alınan Sipariş Avansları</p>
<p>II- Uzun Vadeli Borçlar: Orta vadeli krediler, vadeleri 1-5 yıl arasında değişen kredileri içine alır. Uzun vadeli krediler ise 5 yıldan daha fazla kredileri kapsamaktadır. Uzun vadeli krediler için tanınan en fazla süre 25 yıl olmaktadır.<br />
Orta ve uzun vadeli krediler kalkınma bankalarından temin edilmektedir. Sabit kıymetlerin finansmanının orta ve uzun vadeli kredilerle sağlanması gerekir. Ancak sabit kıymetlerin tamamının orta ve uzun vadeli kredilerle sağlanması tavsiye edilmez. Kuruluşların piyasanın durgunluk devirlerinde güç durumda kalmamaları için borç ödeme kabiliyetlerini belli bir emniyet marjı ile kullanmaları isabetli olur.</p>
<p>A- Finansal Borçlar<br />
 B- Ticari Borçlar<br />
1.	Vadesine bir yıldan daha uzun süre kalmış bulunan yabancı kaynaklar.<br />
2.	Banka kredileri, çıkarılmış tahviller.<br />
3.	Bir yıldan uzun vadeli ticari borçlar.<br />
C- Diğer Uzun Vadeli Borçlar:Bir yıldan uzun vadeli diğer borçlar.<br />
D-Alınan Sipariş Avansları:Bir yıldan sonra yapacağı mal ve hizmet teslimlerine ait peşin tahsil edilmiş tutarlar.<br />
E- Borç ve Gider Karşılıkları:Kıdem tazminatı karşılıkları</p>
<p>III- Öz Sermaye: İşletmenin net aktif planının ortaklık tarafından karşılanan kısmı<br />
A- Sermaye: İşletme sermayesinin ekonomik açıdan tanımı, bir defalık üretim devresine katılarak her periyot sonunda piyasaya sürülen, biçim değiştiren, mal-nakil akımını oluşturan sermaye olarak verilebilir. Bu açıdan bir başka tanım, işletmenin faaliyetinde gelir hızına göre sürekli hareket halinde olan sermaye biçimindedir.<br />
B- Sermaye Taahhütleri:Ödenmemiş sermaye tutarı olup indirim kalemidir.<br />
C- Emisyon Primi: Yeni çıkarılan hisse senetlerinin primli satışından tutarlar.<br />
D- Yeniden Değerleme Değer Artışı:ilgili mevzuat uyarınca, duran varlıklardaki ve iştiraklerdeki değer artışı<br />
E- Yedekler: kanun, tüzük ve yetkili organların kararı gereğince işletmede alıkonmuş öz kaynaklar yasal yedekler, olağan üstü ve statü yedekleri<br />
F- Net Dönem Karı: vergiden sonraki ticari kar.</p>
<p>Nazım Hesaplar :İşletmenin faaliyet sonucunu etkilemeyen (kefaletten borç veya alacak, teminattan rehin ve ipotek gibi) hesaplar olarak bilançonun altında gösterilir.<br />
Dipnotlar : Stoklarda uygulanan değerleme, envanter ve amortisman ayırma yöntemleri, önemli hukuki ihtilâflar, aktif değerlerin toplam sigortası, şüpheli alacak tutarları, yeniden değerlemenin tarihleri ve önemli muhasebe politika¬ları, v.b.<br />
Bilançonun iki tarafı karşılaştırıldığında, eğer varlık¬lar fazlalık gösteriyorsa işletme kar sağlamış demektir; fark, Pasif tarafa dönem karı olarak yazılır. Eğer varlıklar daha az ise işletme zarar etmiş demektir ve fark dönem zararı olarak Aktif tarafa kaydedilir.<br />
Böylece Aktif hesaplar, Pasif hesaplara eşitlenip bilanço dengelenmiş olacaktır.<br />
Görüldüğü üzere tek düzen hesap planındaki ;<br />
100 ile 299 arasındaki hesaplar Bilançonun aktifinde ,<br />
300 ile 599 arasındaki hesaplar Bilançonun pasifinde yer alır.<br />
600 ve sonrası hesaplar kar ve  zararı belli edecek hesaplar olduğu için , bilançoda gözükmezler.<br />
Bilançonun Aktifinde yer alan bilgiler;<br />
A-Mevcutlar : İşletmenin elinde bulundurduğu faaliyeti için gerekli olan kıymetler ve varlıklardır.Borç Bakiyesi verir.  Örneğin ; Kasa, Mal, Demirbaş vb.<br />
B-Alacaklar   :İşletmenin Faaliyeti  sırasında ilişkide bulunduğu , işletme dışı kişi ve kuruluşlardan olan alacaklarıdır.Borç bakiyesi verir. Senetli veya Senetsiz alacak olabilir.<br />
C-Zarar  : İşletmenin,dönem sonunda geliri ile gideri arasındaki olumsuz farktır.<br />
Bilançonun Pasif tarafındaki bilgiler;<br />
A-Sermaye :İşletme sahibi veya ortaklarının , işletmeye koyduğu para veya ayni varlıklardır.<br />
B-Borçlar : İşletmenin faaliyetlerinden dolayı ilişkide bulunduğu  şahıs veya kuruluşlara olan borçlarıdır.<br />
C-Kar      : İşletmenin , dönem sonunda Geliri ile Gideri arasındaki olumlu farktır.<br />
Sermaye=İşletmeye tahsis edilen veya işletmenin ana sözleşmelerinde yer alan ve ticaret siciline tescil edilmiş bulunan tutarı bu hesapta yer alır.<br />
791-İşçi Ücret ve Giderleri:İşletme faaliyetlerini yürütmek ,üretim ve hizmetleri gerçekleştirmek amacıyla çalıştırılan işçiler için tahakkuk ettirilen aylık ücretler ,fazla mesai, primler,sigorta işveren primi vb. gibi işçilere ait her türlü tutarlar bu hesabın borcuna yazılır.<br />
793-Dışarıdan sağlanan fayda ve hizmetler:İşletmenin üretim pazarlama ve diğer hizmetleri gerçekleştirmek amacıyla,dışarıdan sağlanan fayda ve hizmetleri kapsar.(Elektrik,Su,Telefon,Gaz,Bakım ve onarım,nakliye vb. gibi)<br />
794-Çeşitli Giderler:Sigorta giderleri,kira giderleri,yolluk giderleri,dava,icra , noter, iştirak payı giderleri,çeşitli giderler bu hesabın borcuna atılır.<br />
796-Amortisman ve Tükenme payları:Maddi ve maddi olmayan duran varlıklar ile özel tükenmeye tabi varlıklar için ayrılan amortisman giderleri ile tükenme payları bu hesabın borcuna atılır.<br />
797-Finansman giderleri:İşletmenin gerek yatırım gerekse işletme sermayesi ihtiyacını karşılamak üzere yaptığı kısa veya uzun vadeli borçlanmaların faiz,komisyon ve kur farklarını kapsar.<br />
Gelir tablosunda ; yapmış olduğumuz bir dönemlik yurt içi ve yurt dışı satışlar  toplanır. Bu satışların bize olan maliyeti tespit edilir. Yapmış olduğumuz giderler de tespit edilir. Eğer fark pozitif ise kar, negatif ise zarar ortaya çıkartılır.<br />
1.7.2. Kar Ve Dağıtım Tablosu<br />
Kâr Dağıtım Tablosu işletmenin dönem kârının dağıtım biçimini gösteren tablodur. Bu tablo, özellikle sermaye şirketlerinde dönem kârından ödenecek vergilerin, ayrılacak yedeklerin ve ortaklara dağı¬tılacak kâr paylarının açıkça görülmesi için düzenlenir. Ayrıca bu tab¬lo yardımıyla şirketlerin hisse başına düşen kârları ve hisse başına düşen temettü tutarları hesaplanmış olur.<br />
1.7.3. Nakit Akım Tablosu<br />
Nakit Akım Tablosu, bir işletmede belli bir dönemde nakit hare¬ketlerini açıklayan bir tablodur. Bu tablo, belli bir dönemde hangi kaynaklardan ne kadar nakit sağlandığını ve nerelere ne kadar nakit harcandığını gösterir. Nakit akım tabloları işletmenin nakit yönetimini ve politikasını ifade eder.<br />
Nakit akım tablolarında sadece nakit giriş ve çıkışlar yer alır. Do¬layısıyla Fon Akım Tablosundan daha dar kapsamlı bir tablodur. Na¬kit giriş ve çıkışına sebep olmayan gider ve gelirler veya iktisadi olaylar bu tabloda yer almazlar.<br />
Faaliyetlerini yüksek miktarda dış kaynaklarla finanse eden bir işletme için, mevcut borçlarının ne kadarını operasyonlarından yarattığı nakitle, ne kadarını da yeni borçlar alarak kapattığını görebilmek  için bilanço veya gelir tablosu yeterli midir?  Bilanço borçlanmanın azalması veya artmasıyla borçların değişim yönü hakkında muhakkak bir fikir verecektir ama bu borcun operasyonlardan yaratılan nakitle mi, şirketin sermaye artırımı yoluyla sağlanan nakit girişiyle mi  veya büyük miktarda bir sabit kıymet satışı ile elde edilen nakitle mi ödendiğini, ancak doğru hazırlanmış bir nakit akım tablosu sunacaktır. Katma değer sağlamayan hiçbir işletme hayatını devam ettiremez. Katma değer sağlayabilmenin baş unsurlarından birisi de yeterli  mali yapıya sahip olmaktır. Bu bağlamda mali veriler ve bunların doğru bir biçimde yorumlanması da büyük öneme haizdir. Dolayısı ile burada şirket yöneticilerine,  ilgili verilerin şirket ihtiyaçları doğrultusunda irdelenmesi ve etkin çıkarımların yapılması konusunda önemli görevler düşmektedir.<br />
1.8. İşletmenin Finansal Durumunu Gösteren Rasyolar<br />
Cari Oran ( İşletme Sermayesi Oranı )<br />
Cari oran, döner değerlerin ( cari aktifler ) kısa süreli borçlara ( cari borçlar ) bölünmesi yoluyla hesaplanır.</p>
<p>Cari Oran=	Cari Aktifler<br />
	Cari Borçlar</p>
<p>Cari oranın amacı, işletmenin kısa süreli borçlarını ödeme yeterliliğini ölçmek ve net işletme sermayesinin yeterli olup olmadığını göstermektedir.<br />
Çok genel bir kural olarak, cari oranın 2:1 olması yeterli olarak kabul edilir. Fakat bazı durumlarda bunun çok üstünde bir oran, yetersiz olarak yorumlandığı halde, bazı durumlarda bu oranın altında bir rakam da yeterli görülebilir.<br />
Likidite Oranı ( Hazır Değerler )<br />
Cari oranı tanımlayan diğer bir orandır. Bu oranın hesaplanabilmesi için, cari aktiflerin iki grup altında toplanması gerekir.<br />
a.	Nakit veya kolaylıkla nakde çevrilebilen değerler ( örneğin alacaklar ve serbest menkul değerler )<br />
b.	Likiditesi nispeten düşük değerler ( örneğin stoklar, peşin ödenmiş giderler )<br />
Cari aktiflerin içinde yer alan nakit ve kolaylıkla nakde çevrilebilen değerlere hazır değerler denilmektedir. Likidite oranı veya hazır değerler oranı, hazır değerlerin kısa süreli borçlara ( cari borçlara ) oranıdır.<br />
Likidite Oranı    =	Nakit + Alacaklar + Serbest Menkul Değerler<br />
	Kısa Süreli Borçlar<br />
Genellikle bu oranın 1:1 olması yeterli kabul edilmektedir. Gerçekten bu oranın 1:1 olması, işletmenin kısa süreli borçlarının tamamının nakit ve hızla nakde çevrilebilir değerlerle karşılanabileceğini gösterir. Ancak bu oranın çok genel bir kural olduğunu dikkate almak gerekir. Bir işletmenin likidite oranı 1:1 olduğu durumlarda, eğer işletme alacaklarını tahsilde güçlükle karşılaşıyorsa ve hesaplamalara tahsilat güçlüğüyle karşılaştığı alacakları da katıyorsa, elde edilen oranın yeterli sayılması sakıncalıdır. Diğer bir yandan, bir işletmenin likidite oranı 1:1 oranından daha düşük olduğu halde, bu işletme stoklarını hızla nakde çevirip, bunları kısa süreli borçların ödenmesinde kullanabiliyorsa, likidite oranı düşük olmasına rağmen, işletmenin borç ödeme yeterliliği iyi sayılmalıdır.<br />
Net İşletme Sermayesinin Devir Hızı</p>
<p>Net İşletme Sermayesinin Devir Hızı =	Net Satışlar<br />
	Net İşletme Sermayesi</p>
<p>Net satışlar ve net işletme sermayesi arasındaki ilişki, işletmenin satışlarına oranla, az veya çok, ne miktarda net işletme sermayesiyle çalıştığını gösterir. Bu oran veya devir hızıyla aynı şirketin daha önceki yıllarına ait verileri ve aynı sanayi dalının verileri karşılaştırılmalıdır.<br />
Alacak ve stoklara yatırılması gereken net işletme sermayesinin az olması, net işletme sermayesi devir hızının yükselmesine yol açar. Diğer yandan, yüksek bir net işletme sermayesi, net işletme sermayesinin yetersizliğini, stokların ve alacakların devir hızlarının yavaş olduğunu yansıtabilir.</p>
<p>Stok Devir Hızı<br />
Sınai işletmelerde hammadde, yarı mamul ve mamul stokları olmak üzere üç türlü stok vardır. Bu üç ayrı stok için ayrı devir hızları hesaplanabilir.<br />
Hammadde Stoku Devir Hızı   =	Hesap Döneminde İmalata Verilen Hammadde Maliyeti<br />
	Ortalama Hammadde Stoku<br />
Yarı Mamul Stoku Devir Hızı     =  	İmal Edilen Mallar Maliyeti<br />
	Ortalama Yarı Mamul Stoku<br />
Mamul Stok Devri                       =  	Satılan Mamul Mal Maliyeti<br />
	Ortalama Mamul Stoku<br />
Stok devir hızının fazla olması, daha az sermayenin stoklara yatırılmış olduğunu, o işletmenin daha fazla rekabet olanaklarına sahip olabileceğini belirler. Stok devir hızının fazla oluşu bir işletmeye rekabet olanakları yarattığından, böyle bir işletme daha düşük bir fiyatla mal satarak satış hacmini genişletebilir ve kar marjı düşük olsa bile daha yüksek bir kar sağlayabilir.<br />
Alacakların Devir Hızı<br />
Bir işletmede alacakların devir hızı, genellikle ilgili işletmenin satış hacmine, kredili satış uygulamasına ve tahsilat politikasının etkenliğine bağlıdır. Alacakların devir hızının düşük oluşu, bir yandan hızlı bir stok devir hızından sağlanacak fayda ve karlılığın azalmasına, diğer yandan işletme sermayesi ihtiyacının artışına yol açar. Bir bakıma alacakların devir hızı, stokların devir hızından daha önemlidir. Bol ve ucuz kredi politikasıyla stokların eritilmesi mümkündür. Ancak yeniden kazanılan alacakların tahsili ve zamanında yeni ihtiyaçların finansmanından kullanılmasının da mümkün olması gerekir.<br />
 Alacakların Ortalama Tahsil Süresi ( Tahsilat Oranı )<br />
Alacakların ortalama tahsil süresi, işletmenin temel faaliyetinden doğan senetli veya senetsiz alacaklarının, ortalama günlük kredili satışlara bölünmesi suretiyle bulunur.</p>
<p>Alacakların ortalama tahsil süresi     =	Alacaklar	x 360<br />
	Kredili satışlar<br />
Bu oranın hesaplanabilmesi için, satışların peşin ve kredili olarak sınıflandırılabilmesi mümkün olmalıdır. Çünkü oranın hesaplanışında yalnız kredili satışların göz önüne alınması gerekmektedir.<br />
Stokların Net İşletme Sermayesine Oranı<br />
Stoklar, işletme sermayesini oluşturan bilanço kalemleri içinde likiditesi, nakde çevrilebilme yeteneği nispeten düşük olan bir kalemdir. Bu oran, girişim veya girişimcilerin stoklara ne genişlikte yatırım yaptıklarını ortaya koyar.<br />
Bu oranı;	Stoklar	biçiminde ifade edebiliriz.<br />
	 Net İşletme Sermayesi<br />
Stoklara yatırılan nakit fonlar arttıkça oran büyür. Bu durum ise işletme sermayesine duyulacak ihtiyacın artacağını ifade eder.</p>
<p>BÖLÜM 2<br />
2.Maliyet Muhasebesi</p>
<p>Maliyet kavramı en geniş anlamı ile, bir amaca ulaşmak, bir nesneye sahip olabilmek için katlanılan fedakarlıkların tümüdür. Maliyet kavramının muhasebe konusu içerisine girebilmesi için, katlanılan fedakarlıkların para değeri ile ölçülebilir olması gerekmektedir. Ticari işletmeler için; satın alınan mal bedeli ile bu malın elde edilmesi için yapılmış tüm giderler toplamı (Taşıma, sigorta, komisyon, depolama v.b. gibi) o malın maliyetini oluştururken, üretim işletmeleri için ise; üretilen malın tamamen mamul hale gelmesi için katlanılan üretimle ilgili tüm fedakarlıklar üretilen malın maliyetini oluşturur. Maliyet giderinin en belirgin özelliği üretim için mal ve hizmet tüketimidir. Sözü edilen tüketim biçiminde mal ve hizmetler tümü ile tüketilip yok edilmemekte, aksine şekil değiştirip yepyeni bir mamule dönüşmektedir. Maliyet giderleri, üretilen malların satışı esnasında işletmeye tekrar gelir olarak geri dönmektedir.<br />
Maliyet muhasebesi sistemleri yoğun işgücüne dayanan faaliyetler ile büyük ölçüde otomasyona dayanan maliyet merkezlerine uygulanması ve birbirlerine uyumlu hale getirilmesi için geliştirilmelidir.<br />
Maliyet muhasebesi  ise üretim faktörlerinin mal ve hizmetler şekline dönüşmesi için yapılan bütün faaliyetleri takip ve bu faaliyetler için katlanılan fedakarlıkların para ile ölçülen değerlerini elde edilen ürünler üzerinde maliyet birikimleri halinde tespit ve hesap etme tekniğidir.<br />
Maliyet çeşitleri , Maliyet hesabında hedef alınan unsurların faaliyetlerinde yada oluşumlarında, bir çok farklı özelliklere sahip maliyetlerdir. Bir işletmede tüm faaliyetler, farklı fonksiyonlara sahip organizasyon birimlerinde yürütülür. Bu birimler fonksiyonel amaçları doğrultusunda maliyet girdilerini tüketen birimlerdir. Bu nedenle her bir organizasyon merkezi aynı zamanda bir maliyet yeri olarak adlandırılır. Maliyet yerlerinin ayrımlanmasında; farklı yöneticiye bağlı olma, fiziksel ayırım, fonksiyonel farklılık gibi ölçütlerden yararlanılır.<br />
Maliyet muhasebesi sisteminde veri akış sürecinin son aşamasını maliyet taşıyıcıları oluşturur. Maliyeti hesaplanacak nihai unsurlar üretim çıktıları, (mamuller, yarı mamuller, satılan mamuller) maliyet taşıyıcıları olarak adlandırılırlar.<br />
Gider kavramı maliyet kavramından sonra ortaya çıkmaktadır. Yani satın alınan her mal yada hizmetin işletmeye giriş değeri maliyet olarak kabul edilmekte, bu mal yada hizmetlerin doğrudan satılması veya bunların kullanımıyla da gider kavramı ortaya çıkmaktadır<br />
2.1 Başlıca Maliyet Kavramları<br />
2.1.1. Sabit Ve Değişken Maliyetler<br />
Bir mamulün üretimi için üretim faktörleri olarak da nitelenen çeşitli gir¬dilerin kullanımı gerekir. Bunlar, bir veya daha fazla sayıda hammadde, çeşit¬li makine ve teçhizatlar, fabrika-depo ve benzeri amaçlı binalar, çeşitli alt ya¬pı tesisleri, iş gören, müteşebbis vb. dır. Bunların her biri için çeşitli ödemeler yapılır, ödemelerin bir kısım üretim miktarı ne olursa olsun sabit kalmakta, diğer bir kısım ise üretim miktarı ile birlikte azalıp çoğalmaktadır. Çoğunluk¬la, arazi, bina, makine-teçhizat ve maliyetler sabit; işçilik, su, enerji, yakıt, hammadde vb. maliyetler değişir maliyetler olarak kabul edilirler.<br />
Maliyetlerin üretimle veya genel olarak işletmenin faaliyet hacmi ile ilişkisi<br />
bakımından,değişik türleri vardır.<br />
2.1.1.1.Sabit Maliyetler<br />
Belirli bir zaman dönemi içinde, faaliyet hacminin azalıp çoğalmasına karşın, toplam olarak aynı kalan maliyetlere sabit maliyetler denir. Sabit maliyetlerde üretim ne olursa olsun bir değişme olmaz.Kira Giderleri,Sigorta Giderleri,Amortismanlar,Yönetim Ücretleri,Genel Yönetim Giderleri (Kırtasiye, telefon),İdari kısım elektrik giderleri,İdari kısım yakıt giderleri,tamir,bakım (Binaların)…vs</p>
<p>Şekil 1-Sabit Maliyetin Üretime Göre      Değişimi</p>
<p>2.1.1.2.Değişken Maliyetler</p>
<p>•	Direkt Hammadde ve Malzemeler<br />
•	Direkt İşçilikler<br />
•	Değişken Genel Üretim Giderleri:Endirekt Hammadde Malzeme,Endirekt İşçilikler,Elektrik,Yakıt,Sigorta (Malların),Tamir Bakım (Makinelerin)<br />
Üretim arttıkça, ona paralel olarak artan maliyetlere değişken maliyetler denir.<br />
Hammadde maliyeti bu maliyet türüne örnektir.</p>
<p>Şekil 2-Değişken Maliyetin Üretime Göre      Değişimi</p>
<p>2.1.1.3. Sabit Ve Değişken Maliyetler<br />
İşletmelerde kullanılan üretim güçlerinden bazıları belli bölgelerde sabit, belli bölgelerde artan maliyetler oluştururlar. Örneğin; işletmede elektrik enerjisinin maliyeti; aydınlatma için sabit ve minimum, üretimle orantılı artan kuvvet için değişken maliyetler oluşur<br />
Şekil 3-Sabit Ve Değişken Maliyetlerin Üretime Göre Değişimi</p>
<p>2.1.1.4. Yarı Değişken Maliyetler<br />
Yarı değişken maliyetler hem sabit, hem değişken maliyet özelliklerine sahiptir.Bu maliyetler, olağan değişken tanımına uymazlar çünkü faaliyet hacminin sıfır olduğu noktada bu maliyetler sıfır değildir. Yarı değişken maliyetler sabit sabit maliyet tanımına da uymazlar; çünkü faaliyet hacmindeki değişmeler karşısında değişirler. Örneğin:Atölyenin belirli bir minimum maliyeti vardır, işletmenin faaliyeti arttıkça atölyenin maliyeti de artar<br />
2.1.1.5.Kademeli Maliyetler<br />
Üretim belli bir düzeye ulaştığında yükselmeler gösteren maliyetlerdir. Kalite kontrol personeli kademeli maliyete örnek gösterilebilir</p>
<p>Şekil 4-Kademeli Maliyetin Üretime Göre      Değişimi</p>
<p>2.1.2. Genel Ve İdari Maliyetler<br />
Sabit ve değişir maliyetlerin dışında bir üçüncü grup olarak ortaya çıkan genel ve idari maliyetler, fabrikada, idari bürolarda ve satış bölüm ve örgütün¬de ortaya çıkan ve üretimle doğrudan ilişkili olmayan maliyetlerdir. Bu mali¬yet kalemlerini grupları içinde şu şekilde sıralanabilir.<br />
a) Fabrika&#8217;da: Bakım-onarım giderleri, Teçhizat ve bina amortismanları, sigortalar, arazi ve bina vergileri, dolaylı emeğe ödenen ücretler, yardımcı te¬sisler, fabrika-içi naklediciler ve çeşitli yardımcı aletler ve gereçler vb.<br />
b)	İdari Bürolarda: Üst yöneticiler ve büro bina ve teçhizatlarının amor¬tismanları, harçlar ve resimler, kurumlar vergisi, büro bina ve malzemelerinin sigortası, kiralar ve PTT giderleri vb.<br />
c)	Satış Bölüm ve örgütünde: Satış yönetici ve personelinin maaş ve ücretleri, satış büro ve teçhizatlarının kiraları, sigortaları, amortisman paylan ve bakım-onarım giderleri, nakliye ve seyahat giderleri, reklam ve benzeri satış artı¬rıcı çabalar için yapılan harcamalar, PTT giderleri, teşhir, sergi, fuar masrafları.<br />
Üretim maliyetlerini, genel ve idari maliyetleri bir kenara bırakarak yalnız¬ca, sabit ve değişir maliyetler şeklinde ikili bir ayırıma tabi tutmamız halinde işletme yöneticileri açısından oldukça kullanışlı bir analiz yöntemine sahip olabiliriz. Bu, başabaş noktası (Kâra Geçiş Noktası) analizidir.<br />
Başabaş Fiyat: Bir malın üretiminden satış aşamasına kadar yapılan tüm harcamalar, üretim miktarına bölündüğünde, ortaya çıkan değer başabaş fiyatı oluşturmaktadır. Söz konusu fiyatın altında yapılacak her satış firmaya zarar, bu fiyatın üstünde yapılacak her satış ise firmaya kâr sağlayacaktır.<br />
Üretim maliyeti, gerçekleşen üretim miktarına göre değişebilmektedir. Örneğin, 5000 çift ayakkabının maliyeti, 500 çift ayakkabının üretim maliyetinden daha fazladır. Fakat çift başına maliyet, üretim arttıkça düşmektedir. Bir başka deyişle, üretim miktarı arttıkça, birim maliyet düşmektedir.<br />
Ana maliyeti oluşturan işgücü ve malzeme maliyetleri dolaysız maliyetler¬dir. Fabrika masrafları, satış maliyetleri ve idari masraflar ise belirli bir ürüne ait olduğu öne sürülemeyecek dolaylı maliyetlerdir.<br />
2.1.3. Marjinal Maliyetler<br />
İlave bir birim üretim artışında yapılması gereken ilave harcamaları ifade eder.Bu maliyet kavramı, çoğunlukla karar alma sürecinde alternatifler arası seçim yapma amacıyla yaygın olarak kullanılır.<br />
Karar almada birim maliyetlerin kullanılması yanıltıcı sonuçlar verebilir, örneğin:100 birim üretim yapılması işletmeye 1 $ mal olmakta¬dır. O halde, üretim kapasitesi 150 birime çıkarıldığında maliyetler 1.5 $ olacaktır, şeklinde bir ifade yanıltıcıdır. Buna dayanarak alınacak kararlar ha¬talı olacaktır. Zira, üretim miktarındaki bir artış, maliyet kalemlerini oluştu¬ran tüm sabit, yarı sabit ve değişken maliyetleri aynı oranda artırmayacaktır. Bir üretim artışında, eğer yeterli kapasite mevcutsa yalnızca, işçilik, hammad¬de, enerji ve bazı genel giderler artacaktır. Yeni makine-teçhizat ve ilave bina giderleri ortaya çıkmayacaktır. Bu nedenle, marjinal maliyetler, ortalama ma¬liyetlerin altında kalacaktır.<br />
Diğer taraftan, eğer üretim artışı amacıyla kullanılabilecek kapasite fazla¬sı mevcut değilse, yeni makine-teçhizat, bina ve benzeri sabit yatırımlara ve ilave genel ve idari hizmetlere gerek duyulacaktır. Bu durumda, marjinal mali¬yetler ortalama maliyetleri aşacaktır, özellikle, makine teçhizatta teknolojik bölünmezlik söz konusu olduğunda bu durum ortaya çıkar.<br />
2.1.4. Fırsat Maliyetleri<br />
Fırsat maliyeti veya alternatif maliyet, işletmenin sahip olduğu kaynak¬ları belirli bir alana yöneltmekle vazgeçmek zorunda kaldığı diğer kullanım alanlarının muhtemel getirilerdir. Diğer bir ifadeyle, belirli bir davranış yolu¬nun seçilmesi ile vazgeçilmiş olan diğer bir alternatifin getirebileceği muhte¬mel kazançtır.<br />
İşletme yöneticilerinin karar alma sürecinde alternatiflerin tümünün fayda ve maliyetlerini dikkatle değerlendirmeleri, ilgili maliyet faktörlerin tümünü ele alarak net kazancı doğru olarak hesaplamaları ve alternatif maliyeti en dü¬şük düzeyde tutacak seçimi yapmaları gerekir.<br />
2.1.5. Sermaye Maliyetleri<br />
Üretim yöneticileri sermaye kavramı ile işletmenin sahip olduğu makine-teçhizat, bina, arazi, hammadde, malzeme ve ürünleri ifade ederler. Sermaye maliyeti ise, bunların elde edilişi sırasında yapılan harcamalardır.<br />
Sermaye, nakde dönüştürülebilme kolaylığı açısından üçe ayrılabilir:<br />
a)	Sermaye Malı: Kolayca nakde çevrilebilen ve zamanla değer kazanan<br />
mamuller bu gruba girer.<br />
b)	Sabit Sermaye: Nakde çevrilebilmesi güçtür ve zamanla değerleri azalır.<br />
Bazı özel amaçlı makineler ve araçlar bu gruba girerler.<br />
c)	Gömülü sermaye: Başka bir kullanım alanına sahip olmayan ve nakde<br />
çevirebilme olanağı bulunmayan malzeme, bina, alt yapı tesisleri ve benzeri<br />
yatırımlardır.Bir sermaye malının maliyeti, o malın satın alma bedeli, işletme giderleri ve bakım onarım masrafları toplamından oluşur.<br />
2.1.6. Amortisman<br />
Eskime, bir sermaye malının fonksiyonlarını gereği gibi yapıp yapmaması ile ilgilidir. Malın dayanıklılığı ve kalitesi eskimeyi geciktirir ve doğal ömrü uzatır. Bir sermaye malının ömrü genellikle 10 ilâ 20 yıl arasında kabul edi¬lir. Bu süre, dayanıklı tüketim mallan için beş, binalar için ise 50 yıl olarak belirlenmiştir.<br />
Ekonomik ömür ise, dış etkenlere bağlıdır. Teknolojik buluş ve yenilikler-mevcut makine-teçhizatı ekonomik olmaktan çıkarır ve rekabet gücünü zayıf¬latır. Daha ucuz ve etkin üretim yapabilen makine-teçhizatın geliştirilmesi ha¬linde evvelce mevcut olan makine ve teçhizatın ekonomik anlamda ömrü sona erer. Teknolojik gelişmelerin hızlı olduğu bazı endüstrilerde ekonomik ömür çok kısadır.Bu endüstrilerde çalışan işletmeler makine-teçhizatı satın almak yerine çoğunlukla kiralama yoluna giderler.<br />
2.2.Üretim Süreci Açısından Maliyetler<br />
İşletmeler tür itibari ile ister ticari ister üretim işletmesi olsun, faaliyetlerini aksatmadan sürdürebilmek için birtakım mal ve hizmetleri tüketmek zorundadırlar, işletmelerin faaliyetlerini sürdürmek, gelir elde etmek için bu giderlerden kaçınmaları mümkün olmamaktadır, işletmelerin normal faaliyetlerini sürdürebilmesi için; bina kiralamak, elektrik parası, su parası, işçilik, vergi resim ve harçlar gibi giderlerle her zaman karşılaşabilirler. Bu giderler hem ticari hem de üretim işletmeleri için söz konusudur.<br />
Üretim süreci yönünden maliyet giderleri üç&#8217;e ayrılır:<br />
•	Üretim Öncesi Maliyetler: İlk madde ve malzeme benzeri üretim girdileri ve finansal olanakları sağlamak için katlanılan ve para ile ifade edilebilen fedakarlıklardır. Bunlardan üretimde kullanılacak olan girdilerin maliyetleri,daha   sonra  üretim  maliyetleri   içine  katılmaktadır.   Finansmana  ilişkin maliyetler ise, faaliyet giderleri içinde kalıp, gelir tablolarına aktarılır. Bu da üretim öncesi katlanılan fedakarlıkların maliyet olarak değil gider olarak düşünüldüğünü  göstermektedir.Söz  konusu  üretim  öncesi  maliyetleri içerisine; yükleme, taşıma, boşaltma, paketleme ücretleri, vergi, resim ve harçlar gibi maliyetler girmektedir.<br />
•	Üretim Sonrası Maliyetler: Üretim çalışmasının bitiminden sonra başlayan iş ve  işlemlere  ilişkin  maliyetleri  içerir.  Bu tür maliyetler temel  olarak işletmenin tüm pazarlama ve satış maliyetlerini içerir. Ancak dikkat edilmesi gereken; yönetsel ve finansal maliyetlerin büyük bir bölümünün üretim çalışması sırasında oluştuğudur. Bunun doğal bir sonucu olarak, bu tür maliyetlerin   yalnız   üretim   yada   yalnız   dağıtım   maliyetleri   içerisine<br />
girmemeleri gerektiği düşünülebilir.<br />
•	Üretim Maliyetleri: Bu konuya aşağıda detaylı olarak değinilmiştir.<br />
2.2.1.Üretim Maliyetleri Ve Maliyet Kontrolü<br />
Üretim yöneticileri, görevlerini yürütürken değişik konularda çeşitli ka¬rarların alınması gerekliliğini duyarlar. Kuruluş yerinin, fabrika içi yerleşme düzeninin, üretilecek mamul türünün, üretim teknolojisinin ve kapasitesinin seçimi, satın alma veya üretme tercihinin yapılması, makine-teçhizat tipleri¬nin ve mamul kalitesinin belirlenmesi, yenileme yatırımları ve benzeri karar¬ların alınması, üretim yöneticilerinin yetki ve sorumluluk alanlarına girmek¬tedir. Bütün bu kararlarda üzerinde durulacak en önemli nokta, alternatiflerin beraberlerinde getirdiği maliyet faktörüdür. Maliyetlerin tam ve açık olarak an¬laşılmaması halinde alternatifleri gerçekçi bir biçimde karşılaştırmak ve akıl¬cı bir karara ulaşmak oldukça güçtür.<br />
Maliyetlerin belirlenmesi ve denetlenmesi, bir sınai ve/veya ticari işletme¬nin tüm faaliyetleri için temeldir. Maliyetlerin denetimi, işletmenin sahip olduğu tüm parasal değerlerin ve zamanın en iyi bir biçimde kullanımı ama¬cını taşır. Bu amacın gerçekleştirilmesinde bir noktaya kadar işletme persone¬linin ortak sorumluluğu vardır.<br />
Maliyetlerin denetimi amacı ile çeşitli yönetim araçları kullanılabilir. İşletme, bütün parasal işlemlerine ait kayıtlarını biriktirebilir ve bunları mali¬yetlerin denetimi amacıyla analiz edebilir. Bu muhasebe olarak bilinen süreç¬tir, işletme, ele aldığı çeşitli projelerle ilgili mali özellikleri yönetim ekonomi¬sinin aletleri ile de analiz edebilir, îşletme yöneticileri, bunların dışında mali¬yetleri belirleyebilmek ve denetlemek amacıyla finansal plânlar hazırlayabilir veya işlemleri yönlendirecek ve harcamaları sınırlandıracak kotaları hazırlaya¬bilirler. Bu da bütçeleme işlemidir.</p>
<p>2.2.2.Üretim Maliyetlerinin Tanımı Ve Önemi<br />
Maliyet, ürün veya hizmet üretmek için yapılan üretim faktörleri harcama¬sının parasal olarak ölçülebilen değeridir, üretim maliyetinin tanımlanmasın¬da üç noktaya özellikle dikkat edilmelidir.<br />
 Bir faktör harcamasının üretim maliyeti kapsamına alınabilmesi için bunun işletmenin faaliyet alanına giren bir ürün veya hizmeti üretme amacıyla yapılmış olması gerekir.<br />
2-	Üretim faktörü harcamasının maliyet olarak kabul edilebilmesi için parasal anlamda ölçülebilir bir değerinin bulunması gerekir.<br />
3-	Yalnızca belirli üretim faktörleri harcamaları değil, belirli bir üretim faaliyetini sürdürebilmek için gerekli diğer bazı maliyetler de üretim maliyetleri kapsamı içinde yer alır.<br />
Maliyet bilgisinin üretim yönetiminde akılcılığın ve etkinliğin sağlanması açısından büyük rolü ve önemi bulunmaktadır, üretim yöneticileri tarafından maliyet konularının ayrıntılı incelenmesinin temel amaçları şunlardır:<br />
1-	Üretim amacıyla yapılan tüm harcamaların belirlenmesi, kaydedilmesi, sınıflandırılması, farklı işler, bölümler ve fonksiyonlar arasında dağıtılması.<br />
2-	Maliyetlerin fiyatların sağlanmasında yol gösterici olarak kullanılması.Satış fiyatlarının uzun dönemde en azından maliyetlere eşit olmasının sağlan¬ması.<br />
3-	Yönetim kararlarında maliyetlerin hareket noktası olarak alınması.Yeni ürün geliştirme, ürün kuşağına ekleme veya çıkarma karan, üretme veya satın alma arasında seçim yapma, satış alanım genişletme veya daraltma gibi yönetim kararlarında maliyetlerden hareket edilmesi.<br />
4-	İşgücü, malzeme ve makine-teçhizatın kullanımında etkinliğin sağlan¬ması amacıyla maliyetlerin denetiminin sağlanması.<br />
Bu amaçların gerçekleşebilmesi için öncelikle temel maliyet kavramları¬nın tam ve doğru olarak bilinmesi ve daha sonra üretim maliyetlerini etkileyen faktörlerin ayrıntılarıyla incelenmesi gerekir.</p>
<p>2.2.3. Üretim Maliyetlerini Etkileyen Faktörler<br />
Endüstriyel işletmelerde üretim maliyetleri çeşitli faktörler tarafından be¬lirlenir. Bunların başlıcaları ana hatlarıyla şunlardır:<br />
a)	Üretim Girdilerinin Fiyatları:Üretim için gerek duyulan hammadde, malzeme, enerji, makine, bilgi, iş gören ve benzeri girdilerin fiyatları maliyetle¬ri belirleyen temel faktörlerdendir. Bunlardaki artış veya azalışlar üretim mali¬yetlerini doğrudan etkileyecektir.<br />
b)	Üretim Teknolojisi: Yararlanılan teknik bilgi düzeyi ve bunun makine teçhizata yansıtılma oranı, diğer bir ifadeyle içinde bulunulan teknolojik geliş¬me aşaması, belirli bir ürün miktarının mal oluş bedelini önemli ölçüde etkile¬yecektir. Aynı endüstri dalındaki farklı işletmeler arasında ortaya çıkan mali¬yet farkları, genellikle kullanılan değişik üretim yöntem ve teknolojilerinden kaynaklanır.<br />
c)	Verimlilik: Kullanılan bir girdinin belirli bir dönem içinde sağladığı çık¬tı miktarı onun verimliliğini ifade eder. Girdi miktarı değişmeksizin çıktının arttırılması verimliliğin yükselmesidir. Bu da birim ürün başına maliyetin dü¬şürülmesi anlamına gelir.<br />
d)	Üretim Kapasitesi: Teknolojiye bağlı olmakla birlikte, işletmelerde ka¬pasitenin büyümesi &#8220;ölçeğe artan getiriler&#8221; nedeniyle birim maliyetleri düşü¬recektir. Birçok endüstride kapasite sınırına ulaşıncaya kadar kapasite artışı ile sağlanan &#8220;ölçek ekonomisi&#8221; önemli boyutlara ulaşabilmektedir.<br />
e)	Kapasite Kullanım Oranı: üretim olanaklarının tam kapasite&#8217;de kulla¬nılması maliyetleri düşürür. Kullanılmayan üretim kapasitesinin işletmeye yük¬lediği maliyetlere üretilen ürünlere yansıtılacağından üretim maliyetleri önemli ölçüde yükselecektir.<br />
f)Bunların dışında, satın alma ve üretim bölümlerinin örgütlenme biçimleri, uygulanan yönetim tarzları, iş görenlerin eğitim ve moral düzeyi ve ürünün ta¬sarım ve kalite özellikleri gibi faktörlerde maliyetleri etkileyen diğer bazı fak¬törlerdir. Dolayısıyla, tüm bunların bir araya en uygun bir biçimde getirilebil¬mesi ve maliyetleri düşürülmesi için üretim yöneticisinin finansman, tedarik, personel ve pazarlama bölümleri yöneticileri ile işbirliği yaparak yoğun çaba göstermesi gerekir.</p>
<p>2.3. Maliyet Kontrolü<br />
Maliyet kontrolü, endüstri işletmelerinde üretim maliyetlerini yükselten işlemler ve üretim girdileri üzerinde kontrol sağlamayı ve bunları kabul edile¬bilir düzeylere indirmeyi amaçlayan bir fonksiyondur. Temelde muhasebe bölümü tarafından derlenen maliyet bilgilerin analizi yoluyla maliyet artırıcı nedenlerin incelenmesi, etkin bir maliyet plânlama ve kontrolüne olanak sağ¬layacaktır.<br />
Maliyet planlama, ilke olarak bütçeleme ile ilgili bir fonksiyondur. Para¬sal kaynakları kullanan ana birim olması nedeniyle üretim bölümünün bütçe¬nin hazırlanması sırasında karar ve sorumluluklara katılması gerekir. Genellik¬le, finansman yöneticisi tarafından hazırlanan bütçe, üretim yöneticisinin gö¬rüş ve önerileri alınarak üst yönetimin onayına sunulur, işletme plânının bir kısmı olarak kesinleşen ve yürürlüğe konulan bütçe, maliyet kontrolü için bir standart görevini yerine getirir.<br />
Planlanan harcamalar ile gerçek harcamalar arasındaki farklar maliyet muhasebesi raporları ile ortaya konulur. Bu farkların nedenlerinin analiz edil¬mesi, plânlamadan veya uygulamadan kaynaklandığının belirlenmesi gerekir. Daha sonra yapılacak çalışma, düzeltici önlemlerin belirlenmesi ve gerekli öne¬rilerin üst yönetime raporlanmasıdır.<br />
Maliyet kontrolü, belirli bir program çerçevesinde başlatılacak ve sonuç¬landırılacak bir çalışma değildir. Bu daha çok, maliyet bilgisinin tam ve doğ¬ru olarak kavranmasını amaçlayan ve süreklilik gösteren bir anlayışın yerleştirilmesidir. Maliyet düşürme, nakit gereksinimini azaltacak, yönetim hatala¬rını düzeltecek ve yepyeni fikirler yaratacak bu çaba olarak görülmemelidir.Bu arada, maliyet kontrolünden olağandışı çözümlerin beklenmemesi ve bü¬yük umutlarla bu çalışmaların içinde boğulmaktan kaçınılması gerekir.<br />
2.3.1. İşçilik Ve Malzeme Maliyetlerinin Kontrolü<br />
Hiçbir maliyet sistemi, kendisine verilen bilgilerden daha kesin ve güveni¬lir değildir. Bununla beraber, belirli bir bilgi birikiminden sonra maliyet kont¬rol birimine getirilen bilgilerdeki eksiklerin ve hataların görülmesi ve bilgi kaynağına yeniden başvurulması olanağı sağlanır. Maliyet biriminde kullanı¬lan tüm bilgiler, başka yerlerden kaynaklanır. Dolayısıyla, maliyet analizleri¬nin ve yanlışlıklara ilişkin eleştirilerin başka yerlere yöneltilmesi gerekir. Ma¬liyet kontrolünde bilinmesi gereken üç temel bilgi bulunmaktadır. Bunlar,<br />
Harcanan zaman ve kim tarafından harcandığı;işgücü maliyeti,<br />
a)	Kullanılan malzeme;malzeme maliyeti,<br />
b)	Ortaya çıkan genel ve idari masraflar.<br />
İşgücü; harcanan zaman kayıtları, elle günlük veya haftalık olarak dolduru¬lan ve çalışılan toplam saati belirten zaman kartlarında tutulur. Bu kayıtlar,her iş için ayrı ayrı hazırlanan iş kartlarından da çıkarılabilir. Bu durumda maliyet kontrol birimi, özellikle kesikli üretim yapan işletmelerde her iş görenden her iş için ayrı bir kart gelmesi nedeniyle çok sayıda işlemi gerçekleştir¬mek durumunda kalacaktır. Ancak, özet tabloların hazırlanması ve sürekli üre¬timlerde işin de tek ve belirli olması bireysel zaman kayıtlarını azaltmaktadır. Zaman kayıtlarının tutulmasında doğruluğun sağlanması için bazı özendirici¬lere gerek duyulur. Zaman kayıtlarının tam ve doğru tutulmamasının belirli bazı nedenleri vardır.<br />
a)	İş görenler, zaman kayıtlarının tutulmasını gereksiz ve usandırıcı bula¬rak isteksizlik gösterebilirler.<br />
b)	&#8220;Bekleme&#8221;, &#8220;boş&#8221; ve &#8220;kaybedilen&#8221; zamanı kaydetmek arkadaşlara ve ustabaşılara karşı sadakatsizlik olarak düşünülebilir.<br />
c)	Öngörülen süreden daha uzun bir zamanda bitirilen işlerde arkadaşlara ve ustabaşılara karşı mahcup olmamak için ek zamanın kaydedilmesinde is¬teksizlik gösterilebilir,<br />
Ustabaşıların kayıt formlarının altlarını imzalamaları, kendilerine ek bir ¬yük getirmekle beraber kayıtların doğru tutulmasını sağlayan bir çözümdür. Ayrıca, primli ücret sistemi, zaman kayıtlarının gerçekçi tutulmasını kolaylaş¬tıran bir uygulamadır.<br />
Malzeme: Malzeme kayıtlan, genellikle istek fişlerinden elde edilmektedir. Bu uygulama, depolardan hiçbir şekilde uygun yetkiye sahip olarak yapılma¬yan malzeme isteklerinin karşılanmaması genel kuralına titizlikle bağlı kalın¬masını gerektirir. Depolardan çıkarılan malzemenin  çok önemsiz olanlar dışında maliyetlendirilmesi ayrıca önem taşır. Malzemenin miktarı bilindiği¬ne göre birim fiyatın ne olacağının belirlenmesi toplam maliyetin hesaplanma¬sına olanak sağlayacaktır. Eğer, söz konusu malzeme için, gerçekten ödenen fiyat biliniyorsa bir sorun doğmayacaktır.<br />
Ödenen Bedel = Kullanılan Birim Sayısı x Birim Fiyat<br />
olacaktır. Ancak, aynı malzemenin farklı fiyatlarla satın alınmış olması durumunda ortaya çı¬kan sorunu çözebilecek çeşitli yöntemler bulunmaktadır.<br />
2.4. Stok Değerleme Yöntemleri<br />
Üretime gönderilen maddelerin maliyetlerinin hesaplanması, alış maliyetlerinden farklıdır. Stoktan çıkışı yapılan maddeler farklı tarihlerde, farklı miktarlarda ve farklı fiyatlardan satın alındıklarından ötürü, üretime gönderilen maddelerin birim fiyatını tespit etmek zorunluluğu vardır. Bu soruna çözüm bulmak kastıyla geliştirilen yöntemlere “stok değerleme yöntemleri” adı verilmektedir.<br />
En yaygın olarak kullanılan değerleme yöntemleri şunlardır:<br />
•  İlk Giren İlk Çıkar (FIFO) yöntemi<br />
•  Son Giren İlk Çıkar (LIFO) yöntemi<br />
•  Hareketli Ortalama Yöntemi<br />
•  Tartılı Ortalama Yöntemi<br />
2.4.1. İlk Giren İlk Çıkar Yöntemi<br />
İngilizce “ first in first out” kelimelerinin kısaltılmış hali, “fifo” olarak bilinen yöntem, satın alınmış maddelerden, satın alma tarihleri eski olanların üretime ilk olarak gönderildiklerini varsayar. Bu yöntemde dönem sonu hammadde stok tutarı son alış fiyatlarından oluştuğu için, hammadde maliyetlerinin sürekli yükseldiği pazarlarda yüksek çıkmaktadır. Aslında fiziken önce giren bir parti önce çıkmasada, değerleme açısından önce çıktığı farzedilir. Fifo yönteminin uygulanabilmesi için hammaddenin çeşitli nedenlerle değer kaybetmeye müsait, bozulmaya müsait, kırılgan, fiziksel etkilere karşı dirençsiz maddelerden oluşması gerekmektedir.<br />
2.4.2.Son Giren İlk Çıkar Yöntemi<br />
İngilizce “Last in first out” kelimelerinin kısaltılmış hali “lifo” olarak bilinen bu yöntem, satın alınmış maddelerden satın alma tarihleri yeni olanların üretime ilk olarak gönderildiklerini farz eder. Bu yöntemde dönem sonu hammadde stok tutarı düşük, üretime gönderilen gönderilen hammadde maliyeti yüksek olacaktır. Lifo yönteminin uygulanabilmesi için kullanılan hammaddenin dayanıklı, kırılmayan, bozulmayan, fiziksel etkilere karşı dirençli maddelerden olması gerekmektedir.<br />
2.4.3.Hareketli Ortalama Yöntemi<br />
Bu yöntemde her stok çıkışında son olarak hesaplanmış ortalama birİm maliyet kullanılmaktadır. Bu ortalama birim maliyet hesaplanırken her yeni madde girişinden sonra toplam tutar toplam miktara bölünmekte ve çıkan sonuç üretime gönderilecek her bir birim için ortalama fiyat olmaktadır. Her yeni madde satın alımında bu hesaplama tekrar etmektedir.<br />
2.4.4.Tartılı Ortalama Yöntemi<br />
Bu yöntemde ilk olarak maliyet dönemi belirlenmekte, ve bu dönem için tek bir ortalama fiyat tespit edilmektedir. Hareketli ortalama metodunda olduğu gibi her girişte yeni bir ortalama fiyat tespit edilmez, dönem için sadece tek bir fiyat tespit edilir ve giriş çıkış tutarları bu fiyat esas alınarak tespit edilir. Seçilen dönemler genelde ay olmaktadır.<br />
Bu maliyetlendirme sistemlerinin her birinin kendine göre üstünlükleri bu¬lunmaktadır. Bunlardan hangisi seçilirse seçilsin önemli olan sürekli ve tutarlı olarak uygulanmasıdır.<br />
Genel ve İdari Maliyetler ise, kısmen fabrikanın normal finansal kayıtların¬dan ve kısmen de bölümlerin faaliyet kayıtlarından çıkarılır. Hangi maliyet kalemlerinin doğrudan hangilerinin dolaylı maliyet olarak kabul edileceği bir politika kararı olarak ortaya konulmalıdır. Dolaylı maliyetler dikkatle analiz edilmeli, sınıflandırılmalı ve kontrol altında bulundurulmalıdır.<br />
2.5.Üretimle İlgili Kavramalar<br />
Üretim (imalat), Sanayi işletmelerinde insan ve makine gücü kullanılarak hammaddelerin şeklini, niteliğini, görünüşünü değiştirmek suretiyle, toplum ihtiyacını karşılayacak şekilde değerini ve faydasını artırmak için yapılan teknik ve ekonomik faaliyetlerdir.<br />
Hammadde, Üretim işlemi sırasında kullanılan ve doğrudan doğruya mamulün bünyesine girerek o mamulün temel unsurunu oluşturan maddi değerlerdir.<br />
Yarı Mamul, Üretim işleminin belli bir safhasına erişmiş olup henüz tamamlanamamış ve daha sonraki işlemlere hazır olan madde veya ürünlerdir.<br />
Mamuller, Üretim işlemleri tamamlanan hammadde ve yarı mamullerin toplum ihtiyacına cevap verecek hale gelmiş ve satışa hazır olan kısmıdır.<br />
Satılan mamullerin  maliyeti, belli bir muhasebe döneminde mal ve hizmetlerin üretimi için yapılan harcamalar toplamı olup alış ve üretim maliyetlerinin tamamından oluşur.<br />
Madde ve malzeme stokları, Satın alınan hammaddenin depoda kalan kısmıdır.<br />
Yarı Mamul Stokları, Tamamlanan Yarı mamullerin, mamul ambarına aktarılmasından sonra yarı mamul olarak (tamamlanmamış) kalan kısmını ifade eder.<br />
Mamul Stokları, Satılmayıp depoda kalan mamulleri ifade eder.<br />
Direkt Maddeler, üretilen mamullerin oluşumunu sağlayan, o mamullerin bünyesinde yer alan ve maliyetleri de doğrudan üretilen mamullere yüklenebilen maliyetlerdir. Örnek: Elbise yapımında kullanılan kumaş, sabun imalinde kullanılan gliserin.<br />
Endirekt Maddeler, Üretilen mamullerin oluşumunda direkt maddeler gibi temel rol oynamayan ve mamul üretiminde dolaylı katkıları bulunan yada mamul üretiminde doğrudan katkıları bulunmakla birlikte, maliyetleri üretilen mamullere doğrudan yüklenemeyen maddelerdir.<br />
Endirekt maddeler<br />
•	yardımcı maddeler<br />
•	işletme malzemeleri olmak üzere ikiye ayrılırlar.<br />
Yardımcı maddeler, üretim sürecinde hammaddenin mamul hale gelmesinde yardımcı yada tamamlayıcı rol oynayan ve mamul bünyesinde yer alan Endirekt maddelerdir. Yardımcı maddeler mamul maliyetleri içinde doğrudan yer almakla birlikte, katkı oranları direkt maddelere göre daha az olmaktadır. Elbisede; iplik düğme gibi&#8230; İşletme malzemeleri, üretim ile ilgili faaliyetlerin yürütülmesi için gerekli bulunan ve üretilen mamullerin bünyesinde yer almayan makine yedek parçaları, bakım onarım malzemeleri, yakıt maddeleri gibi çeşitli madde ve malzemelerdir. Örnek: yağlama malzemeleri, temizlik malzemeleri, kimyevi maddeler, yakıt malzemeleri gibi…<br />
Direkt işçilik, üretim faaliyetlerine doğrudan katkı sağlayan ve temel şekillendirme fonksiyonunu üstlenmiş işçilerin faaliyetidir. Bu manada işçilere ödenen ücret ve ödemeler direkt işçilik maliyeti olarak tanımlanır. Direkt işçilikler esas üretim gider yerleriyle ilgili olup, belli bir mamul veya hizmetin maliyetine herhangi bir dağıtım anahtarına gerek duymaksızın doğrudan yüklenebilirler. Örneğin  H.Hallaç bölümünde çalışan ve üretime doğrudan katkı yapan işçilerin hakkettikleri ücretler direkt işçilik olarak telakki edilebilirler.<br />
Endirekt işçilik, üretim fonksiyonu ve bu fonksiyonun devamı yönünden esas olmakla birlikte doğrudan üretim maliyetine girmeyen yada bir başka ifadeyle üretilen mamullerle ilişkisi doğrudan kurulamayan işçilik giderleridir. İşletmede esas üretim faaliyetlerinin dışında çeşitli yardımcı ve destek faaliyetlerde bulunan işçiler ile üretim yerlerinde yönetici fonksiyonuna sahip (şef, sorumlu, ustabaşı vb.) çalışanların üretilen mamul yada hizmetlerin dönüşümündeki rolleri dolaylı olup bu kişilerin hak ettikleri ücretler endirekt işçilik maliyetini oluşturur.<br />
Örneğin, bakım onarım, temizlik , nakliye, veya güvenlik işleriyle üretimin, doğrudan bir bağlantısı olmamasına rağmen bu faaliyetlerin üretime dolaylı bir katkısı söz konusudur.Fakat üretilen mamullerle ilişkisi doğrudan kurulamamakta; yani bu hizmetlerden bütün gider yerleri istifade ettiğinden mamullere doğrudan yükleme imkanı olmamaktadır.Bu sebeplerle bu işlerde çalışanların hak ettikleri ücretler Endirekt işçilik olarak değerlendirilirler.<br />
Sabit maliyetler; yapılan üretim miktarına bağlı bulunmaksızın aynı düzeyde seyreden maliyetlerdir. Üretim miktarı artsın veya azalsın sabit maliyetlerde bir artış veya azalış söz konusu olmaz.Kira, amortisman  gibi giderler örnek olarak verilebilirler.<br />
Değişken maliyetler, sabit maliyetlerin aksine üretim miktarıyla yakından ilgili olup, üretim miktarına paralel olarak artış veya azalış gösterirler. Yani üretim artıkça artan, azaldıkça azalan maliyetlerdir. Üretim arttıkça daha fazla enerji kullanımı veya daha fazla hammadde kullanımının ortaya çıkması tabiidir.<br />
Karışık (karma) maliyetler, yapısal açıdan hem sabit hem de değişken maliyetleri ihtiva eden maliyet türleridir. Örneğim temizlik maliyetleri kullanılan temizlik malzemeleri açısından değişken olmakla beraber işçilik açısından sabit maliyetlerdir.<br />
Marjinal maliyet, üretim miktarındaki bir birimlik artışın  getirmiş olduğu maliyettir.<br />
Fırsat maliyeti ise, tercih edilen seçeneğe karşın, vazgeçilen alternatiflerden en iyisinin maliyetidir.<br />
Maliyetlerin bölümlenmesinde yaygın olarak kullanılan yaklaşımlardan  biriside   işletmenin  temel fonksiyonlarının   esas alınması neticesinde ortaya çıkan bölümlemedir. Bu esasa göre maliyetler; Üretim maliyetleri, Pazarlama maliyetleri, Genel yönetim maliyetleri, Finansman maliyetleri ve Araştırma ve Geliştirme maliyetleri olarak bölümlenmektedir.<br />
Ekonomik üniteler, faaliyetlerini sürdürebilmek için bir takım ödemeler yapıp, bir takım varlıklara sahip olurlar. İşletmeler açısından ödeme, para yada para yerine geçen araçların veya diğer varlıkların, satın alınan mal, hizmet yada varlıkların karşılığı olarak veya borç yada zararların karşılığı olarak işletmeden çıkışıdır. Ödemeler karşılığında fiziki bir mal veya hizmet elde edilirse bunlar harcamalar haline gelirler. Diğer bir ifadeyle sağlanmış bir hizmet veya satın alınmış bir varlık için ödenen veya ödenecek olan para tutarı veya varlık değeridir. İşletmelerin faaliyet konusunu teşkil eden mal ve hizmetlerin üretimi için yapılan harcamalar toplamı ise, maliyetleri oluşturur.</p>
<p>BÖLÜM 3<br />
3.Üretim Maliyetleri<br />
Maliyet Çeşitleri<br />
Fonksiyonel Ayırım<br />
      		Satın Alma Maliyetleri<br />
        		Üretim Maliyetler<br />
      		Araştırma Geliştirme Giderleri<br />
      		Pazarlama Satış Dağıtım Giderleri<br />
      		Genel Yönetim Giderleri<br />
      		Finansman Giderleri<br />
•	Üretime Bağlı Ayırım<br />
    		  Değişken Maliyetler<br />
        		  Sabit Maliyetler<br />
Üretim maliyetleri, üretimde ve üretime yardımcı faaliyetlerde kullanılan ve tüketilen mal ve hizmetlerin parasal tutarıdır. Başka bir anlatım biçimiyle, mamul veya hizmetin üretilmesinde tüketilen; parasal tutarlarının toplamı üretilen mamul veya hizmetin üretim giderini oluşturur.<br />
3.1.Üretim Maliyetinin Hesaplanmasının Faydaları<br />
Üretim maliyetinin hesaplanmasının bir çok faydaları vardır. Bunlar aşağıdaki gibi özetlenebilir.<br />
Üretilen malın fiyatını saptama, bu fiyatı, mevcut fiyatlarla mukayese etme, işletme faaliyetlerinin sonucunu saptama ve stokların değerlendirilmesi için maliyetlerin bilinmesi gerekir.<br />
Bir işletmenim kendisinden istenen bir mal için fiyat teklifinde bulunabilmesi için o malın maliyetini bilmesi gerekir.<br />
İşletmelerin kuruluş gayelerinin başında kar gelir. Genellikle işletmeler yıllık veya faaliyette bulundukları sürece azami kar elde etmeye çalışırlar. Karın hesaplanabilmesi için ise maliyetlerin bilinmesine ihtiyaç vardır.Karın hesaplanması, işletmenin ödeyeceği vergi miktarını saptama, ortaklık esasına göre çalışan işletmelerde yıl sonunda dağıtılacak temettü miktarını saptayabilmek için de geçerlidir.<br />
Stokların değerlendirilmesi için maliyetlerin bilinmesi gerekir.<br />
İşletmelerin maliyet mukayeseleri için ve bu tür bilgileri isteyen kuruluşlara istedikleri bilgiyi verebilmeleri için maliyetle ilgili verilere ihtiyaç vardır.<br />
Genellikle büyük kapasiteli işletmelerde maliyetler düşük, küçük kapasiteli işletmelerde maliyetler yüksektir, işletmelerin büyütülmesi halinde maliyetlerden yararlanılır.<br />
İşletmenin tüm olarak faaliyetini, çeşitli giderlerdeki fazlalık veya eksikliği, üretimde kullanılan metotların ekonomik olup olmadığı ve fiili maliyetlerle önceden planlanan maliyetleri mukayese edebilmek için maliyet giderlerinin saptanması gerekir.<br />
İşletmede gerçekleşen giderlerle bütçelerin ve standart maliyetlerin karşılaştırılması ve tahlili ancak maliyet giderlerinin saptanması ile mümkün olur. Bu mukayese ile çeşitli giderlerin gelişme yönü ve temposu saptanabilir. Yeni üretim planlarının hazırlanmasında bu veri ve analizlerden yararlanılır.<br />
Maliyetlerin saptanması ve analizi ve bunlardaki gelişmeler işletmenin plan ve programında değişikliği gerektirebilir. Örneğin yeni veya eski bir makinenin satın alınması, teknolojik değişmenin uygulanması gibi kararların alınabilmesi için maliyet giderlerine ihtiyaç vardır.</p>
<p>3.2. Pamuk İplikçiliğinde Uygulanan   Üretim   Maliyeti   Hesap   Uygulamaları<br />
Pamuk iplikçiliğinde iplik üretimi sırasında gerekli olan direk malzeme(pamuk), işçilik ve genel üretim maliyetleri toplandığında, standart üretim maliyetine ulaşılır.<br />
Standart üretim maliyeti, satın almadan ipliğin mamul haline gelmesine kadar oluşan tüm üretim maliyetlerinin toplamından oluşur. Kullanılan tüm malzeme , işçilik ve genel üretim maliyetleri, standart üretim faktörü miktarlarının, standart fiyatı ile çarpılarak, bir ipliğin standart üretim maliyeti hesaplanır.<br />
 Maliyet hesapları; mal ve hizmetlerin planlanan biçim ve niteliğe getirilmesi için yapılan giderlerin toplandığı ve maliyet unsurlarına dönüştürülerek izlendiği hesaplardır.<br />
Muhasebe sistemi uygulama genel tebliği geniş kapsamlı olup, hem &#8220;Genel Muhasebe&#8221;, hem de &#8220;Maliyet Muhasebesi&#8221; ile ilgili ilkeleri verir. Bu bağlamda tebliğde yer alan maliyet muhasebesinin uygulamaya konulmasındaki en önemli amaç, mal veya hizmet üreten işletmelerde;<br />
•	Maliyetlerin oluşumun değerlendirilmesi,<br />
•	Rapora bağlanması,<br />
•	Maliyetlerin belirli bir sistem içinde oluşturulması,<br />
•	Ve diğer işletmelerle karşılaştırma yapılabilmesine,<br />
olanak vermesidir.<br />
7/A seçeneği; bir önceki yıl aktif toplamı 25 milyar TL ‘sı ve net satışlar toplamı 50 milyar TL&#8217;sını aşan üretim ve hizmet işletmeleri için zorunlu olup, sözü edilen tutarların altında kalan üretim ve hizmet işletmeleri ile ticaret işletmeleri 7/B seçeneğini uygulayacaklardır.<br />
7/A seçeneğinde giderler büyük defterde fonksiyon esasına, 7/B seçeneğinde ise çeşit esasına göre belirlenmiştir. Dolayısıyla işletmeler giderlerin bölünmesinde ve büyük defterde izlenmesinde;<br />
•	Organizasyon yapılarına,<br />
•	Büyüklüklerine,<br />
•	Gereksinimlerine,<br />
göre düzenleyebilmelerine olanak sağlamıştır. Ayrıca bu hesaplar işletmelerin &#8220;fiili maliyet&#8221; veya &#8220;standart maliyet&#8221; yöntemlerine göre maliyetlendirme çalışmalarına olanak verecek şekildedir.<br />
Yukarıda da belirtildiği gibi 7. grupta yer alan maliyet hesaplan işletmelerin hesap planlarında değişiklik yapmaksızın, diledikleri maliyet yöntemini uygulayabilmelerine olanak vermektedir. Bu nedenle bu bölümde 7/A ve 7/B seçeneklerinin temel özellikleri ile sözü edilen seçeneklerde kullanılması gereken hesapları açıklamak yararlı olacaktır.<br />
3.2.1. 7/A Seçeneği<br />
3.2.1.1. Fonksiyon Esasına Göre Sınıflandırma<br />
7/A seçeneğinde giderler büyük defterde fonksiyon esasına göre sınıflandırılır. Gider çeşitleri ve gider yerleri de yardımcı defterde izlenir.<br />
Bu uygulamada, maliyet hesap grupları, gider çeşitleri ve gider yerleri aşağıda gösterildiği gibi bölümlenir.<br />
Maliyet Hesap Grupları<br />
70	Maliyet Muhasebesi Bağlantı Hesaplan<br />
71	Direk îlk Madde ve Malzeme Gideri<br />
72	Direk işçilik Gideri<br />
73	Genel Üretim Giderleri</p>
<p>•	Endirekt  îlk Madde ve Malzeme<br />
•	Endirekt  işçilik<br />
•	Memur Ücret ve Giderleri<br />
•	Dışarıdan Sağlanan Fayda ve Hizmetler<br />
•	Çeşitli Üretim Giderleri<br />
•	Vergi, Resim ve Harçlar<br />
•	Amortisman ve Tükenme Payları<br />
74	Hizmet Üretim Maliyeti<br />
75	Araştırma Geliştirme Giderleri<br />
76	Pazarlama, Satış ve Dağıtım Giderleri<br />
77	Genel Yönetim Giderleri<br />
78	Finansman Giderleri</p>
<p>3.2.1.2. Çeşit Esasına Göre Sınıflandırma<br />
Bu hesaplar işletmelerin organizasyon yapılarına uygun biçimde detaylandırılır. Gider çeşitleri hesaplarının sabit, değişken ve yarı değişken olarak gruplandırılması olanaklıdır. Gruplar içindeki gider çeşitlerinin sabit, değişken ve yarı değişken biçimindeki ayrımı işletmelerin gereksinimlerine ve kararlarına bırakılmıştır. Gider çeşitleri hesaplarının kodlanmasında aşağıda belirtilen sınıflama esas alınmıştır.<br />
0	îlk Madde ve Malzeme<br />
1	îşçi Ücret ve Giderleri<br />
2	Memur Ücret ve Giderleri</p>
<p>4	Dışarıdan Sağlanan Fayda ve Hizmetler<br />
5	Vergi Resim ve Harçlar<br />
6	Amortisman ve Tükenme Paylan<br />
7	Finansman Giderleri<br />
3.2.2. 7/B Seçeneği<br />
Ticaret işletmeleri ile bir önceki yıl aktif toplamı 25 milyar TL &#8216;sini ve net satışları toplamı 50 milyar TL &#8216;sini aşmayan üretim ve hizmet işletmeleri bu seçeneği uygulamak zorundadır. Bu uygulamada; giderler maliyet dönemi boyunca çeşit esasına göre izlenir. Maliyet çıkarma dönemlerinde, söz konusu giderler, gider dağıtım tablosu aracılığıyla fonksiyonlarına dönüştürülerek ilgili gider yerlerine ve hizmet veya mamul maliyetlerine veya sonuç hesaplarına aktarılır.<br />
Gider çeşitlerinin fonksiyonlarına dönüştürülmesinde ve ilgili gider yerlerine yüklenmesinde, işletmeler isterse gider çeşidi hesaplarından ilgili gider yerlerine ve fonksiyonel gider hesaplarına aktarmalar yapılmasını gerektirecek kayıt düzenini seçerler, isterlerse eş zamanlı kayıt düzenini bu seçenek içinde kullanarak, yardımcı defterlerde fonksiyonel gider hesaplarını ve gider yerlerini izleyebilirler. 7/B seçeneğinde işletmeler 79 no&#8217;lu gruptaki maliyet hesaplarını kullanır. Bu uygulamada maliyet hesap grupları aşağıdaki gibi bölümlenir</p>
<p>79 Gider Çeşitleri<br />
790	îlk Madde ve Malzeme<br />
791	îşçi Ücret ve Giderleri<br />
792	Memur Ücret ve Giderleri<br />
793	Dışarıdan Sağlanan Fayda ve Hizmetler<br />
794	Çeşitli Giderler<br />
795	Vergi Resim ve Harçlar<br />
796Amortisman ve Tükenme Payları<br />
797	Finansman Giderleri<br />
798	Gider Çeşitleri Yansıtma Hesaplan<br />
799	Üretim Maliyet Hesabı<br />
3.3. Gider Çeşitleri<br />
Bu projede üretim maliyeti endeksi oluşturulacağından, 7/A ve 7/B seçeneğindeki maliyet hesaplarını oluşturan maliyet kalemlerinden, üretim maliyetine etki eden kalemler bu bölümde detaylı bir şekilde anlatılacaktır.</p>
<p>Maliyetlerin Oluştuğu Departmanlar<br />
Esas Masraf Yerleri(Üretim Yerleri)<br />
Mamul Üzerinde Doğrudan Doğruya Çalışılan Yerler<br />
Yardımcı Masraf Yerleri(Üretime Yardımcı Yerler)<br />
Mamul Üzerinde Doğrudan Çalışılmayan Ancak Üretime Yardımcı Olan Yerler<br />
3.3.1. İlk Madde ve Malzeme Giderleri<br />
Pamuk iplikçiliği sektöründeki işletmelerin ürettiği ipliğin maliyetini oluşturan üretim giderleri unsurlarından ilkini ilk madde ve malzeme oluşturur, işletmenin üretim, hizmet ve diğer faaliyetlerini sürdürebilmek amacıyla tüketmiş olduğu her türlü ilk madde ve malzemelerin parasal tutarına ilk madde ve malzeme gideri denir. Bu bağlamda işletmenin gerek faaliyetlerini gerekse üretimde kullanmak amacıyla tüketmiş olduğu her türlü ilk madde ve malzemelere ilişkin giderler bu grupta toplanır.<br />
İlk madde ve malzeme giderleri gerek üretim sürecinde, gerekse işletmenin diğer faaliyetlerinin sürdürülmesinde kullanılan ilk madde ve malzemelerden oluşur.Bir başka anlatım biçimiyle, bu giderler;<br />
•	Üretim fonksiyonunda,<br />
•	Pazarlama, satış ve dağıtım fonksiyonunda,<br />
•	Genel yönetim fonksiyonlarında ortaya çıkar.<br />
Burada incelediğimiz üretim giderleri olduğundan, ilk madde ve malzeme giderlerini üretilen mamullerle ilişkisi bağlamında;<br />
•	Direk ilk madde ve malzeme giderleri,<br />
•	Endirekt ilk madde ve malzeme giderleri,<br />
olarak iki grupta toplayabiliriz.<br />
3.3.1.1.Direkt İlk Madde ve Malzeme Giderleri<br />
Direk ilk madde ve malzeme giderleri pamuğun işletmeye girip satılabilir iplik duruma getirilmesine kadar geçen zamanda tüketilen ve ne miktar tüketildiği izlenebilen ilk madde ve malzemelerdir. Direkt ilk Madde ve Malzeme Giderlerine örnek olarak; pamuk,yağlayıcılar,parafinler..vb<br />
3.3.1.2. Endirekt İlk Madde ve Malzeme Giderleri<br />
Bu grupta yer alan ilk madde ve malzeme giderleri, direkt ilk madde ve malzeme dışında ipliğin üretiminde kullanılan, ancak üretilen iplik için ne miktar tüketildiği kolayca saptanamayan ilk madde ve malzemelerdir.<br />
Türkiye pamuk iplikçiliği sektörü için örnek olarak; yardımcı madde kullanımı, işletme malzemesi kullanımı, makine yedek parça kullanımı, diğer endirekt malzeme kullanımı verilebilir.<br />
 3.3.2. İşçilik Giderleri<br />
İşletme faaliyetlerinin yürütülmesi amacıyla istihdam edilen işçilere tahakkuk ettirilen her türlü giderlerin oluşturduğu hesap grubudur. Bir başka anlatım biçimiyle ocaktan ipliğin üretimi için gerekli olan ikinci üretim gideri unsuru olup, işveren tarafından işçilere yapılan ödemelerin tamamıdır.<br />
Üretilen ipliğin üretim maliyetinin saptanmasında önemli bir öğe olan işçilik giderleri, diğer üretim giderlerinden farklı özellikler taşır. Bu özellikleri şöyle sıralayabiliriz:<br />
İşçilik, stoklaması olanaksız bir gider türüdür, ilk madde ve malzeme ambardan üretime gönderilmedikçe, maliyet oluşmaz. Oysa bir işçi yada memur bir iş sözleşmesine dayanarak işletmede bulunduğu sürece ücrete hak kazanır.<br />
İşçilik giderlerine, değişik koşullara göre eklemeler yapılabilir, ilk madde ve malzeme maliyeti, kullanılan miktarın birim fiyatı ile çarpılması sonucu bulunur. Oysa çıplak işçilik giderlerine bazen sosyal yasalar bazen de çalışma koşullan nedenleri ile eklemeler yapılabilir.<br />
İşgücü, maliyetleri doğrudan doğruya etkileyen bir gider öğesidir, ilk madde ve malzeme, çoğu kez pasif bir maliyet unsurudur. Çünkü ilk madde ve malzemenin verimliliği onu kullanan işgücü ve donatımın verimli olmasına bağlıdır. Diğer yandan işgücü ne kadar yetenekli ve çalışmaya yetenekli ise, üretimin verimliliği de o derece artar.<br />
İşçilik giderleri emek sahiplerinin bir gelirini oluşturduğu için, bu gelirin hesaplanması ve belirli zamanlarda hak kazananlara ödenmesi, çeşitli hesap ve kayıtları zorunlu kıldığı gibi, ayrıca ücretlerle ilgili mali ve sosyal yasalarda, işletmelere çeşitli yönetim ve mali sorumluluk yükler.<br />
İşçilik giderlerini de ilk madde ve malzeme giderlerinde olduğu gibi direkt işçilik giderleri ve Endirekt işçilik giderleri olarak sınıflandırabiliriz.<br />
3.3.2.1.Direkt İşçilik Giderleri<br />
Üretim gider yerlerinde çalışan, fiilen üretim işlemini gerçekleştiren ve doğrudan doğruya iplik üretimi ile ilişkilendirilebilir işçilere ödenen ücretlerin parasal tutarına direkt işçilik gideri denir. Direkt işçilik giderleri; işletmedeki üretim gider yerleri, üretilen iplikler veya sipariş gibi belirli birimlere doğrudan yüklenebilir.<br />
Türkiye pamuk iplikçiliğ sektörü için direkt işçilik giderlerine örnek olarak; çıplak işçilik, fazla mesai,vardiya zammı, SSK İşveren Payları,Sosyal Güvenlik Destekleme Primi,İşsizlik Sigortası İşveren Primi,Servis Ücretleri,Yemek Ücretleri,Sağlık Giderleri,Eğitim Giderleri verilebilir.<br />
3.3.2.2.Endirek İşçilik Giderleri<br />
Direkt işçilik giderleri dışında kalan ve üretilen iplikle doğrudan doğruya yüklenmeleri olanaklı olmayan işçilere endirekt işçilik gideri denir.<br />
Endirekt işçilik giderleri de yardımcı işçilik ve yönetici işçilik olmak üzere iki grupta toplanabilir.<br />
Yardımcı işçilik, üretim eyleminin kesintisiz sürdürülmesinde kullanılan işçilik olup,pamuk iplikçiliği sektörü için örnek olarak bakım-onarım işçileri, temizlik işçileri, güvenlik görevlileri gibi personele ödenen işçilik verilebilir.<br />
Yönetici işçilik gideri ise, üretim eylemlerini yönlendiren personele ilişkin işçilik olup, pamuk iplikçiliği sektörü için örnek olarak ustabaşı, mühendis, atölye şefi gibi kişilere ödenen giderler verilebilir.<br />
3.3.3. Genel İşletme Giderler<br />
Üretim giderlerinin üçüncü unsurunu da genel üretim giderleri oluşturur. Çok çeşitli giderleri içeren genel üretim giderleri tam ve doğru bir şekilde saptanabildiği ölçüde üretilen ipliğin maliyeti de o ölçüde doğruya yakın olacaktır. Bu durumda işletme yöneticilerinin de objektif karar almaları olanaklı olacaktır.<br />
Üretilen ipliğin maliyetini oluşturan direkt ilk madde ve malzeme giderleri ile direkt işçilik giderleri dışında olup, üretilen iplik ile ilişkili olan üretim giderlerine genel üretim giderleri denir. Bir başka anlatım biçimiyle, genel üretim giderleri üretilen ipliğe doğrudan doğruya yüklenemeyen diğer üretim giderlerini içerir.<br />
Genel üretim giderleri, üretim işleviyle doğrudan doğruya ilgili olmayan, ancak üretimin sürdürülmesi için zorunlu olan giderlerden oluşurlar. Örneğin işletme binası, üretim makineleri, bakım ve onarım hizmetleri, enerji v.b. olmadan üretim eyleminin yürütülmesi olanaksızdır. Bu nedenle genel üretim giderleri, üretim giderlerinin üçüncü unsurunu oluşturur.<br />
İşletmede tek tip iplik üretilmesi halinde, genel üretim giderlerinin iplik maliyetine eklenmesi pek sorun yaratmaz. Faaliyet döneminde oluşan genel üretim giderleri, üretilen iplik maliyetine doğrudan doğruya eklenir.<br />
İşletmede birden çok iplik tipinin üretilmesi halinde ise, her bir ipliğin genel üretim giderlerinden ne kadar pay alacağının saptanması gerekir.</p>
<p>Gim’in Dağıtımında Kullanılan Ölçüler<br />
•	KWS Harcamalar<br />
•	Personel Sayıları<br />
•	Makine Saatleri<br />
•	Fiş Sayıları<br />
•	Direkt Hammadde Maliyeti<br />
•	Sabit Kıymet Değerleri<br />
•	Amortismana Tabi Kıymetlerin Değerleri<br />
•	Tamir Bakım Saatleri<br />
•	Kalite Güvence Saatleri<br />
Gim’in Maliyetlere Yüklenmesi<br />
•	Direkt Malzeme Maliyetleri<br />
•	Direkt İşçilik Maliyetleri<br />
•	Toplam Direkt Maliyetler<br />
•	Direkt İşçilik Saatleri<br />
•	Makine Saatleri<br />
•	Üretim Miktarı</p>
<p>Direkt Malzeme Maliyetleri  =	Toplam GİM<br />
	Toplam Direkt Malzeme Maliyetleri<br />
Direkt İşçilik Saatleri            =	Toplam GİM<br />
	Toplam Direkt İşçilik Saatleri<br />
Toplam Direkt Maliyetler     =	Toplam GİM<br />
	Toplam Direkt Maliyetler<br />
Makine Saatleri                   =	Toplam GİM<br />
	Toplam Makine Saatleri<br />
Üretim Miktarı                      =	Toplam GİM<br />
	Toplam Üretim Miktarı<br />
3.3.3.1. Genel Üretim Giderlerinin Özellikleri<br />
Genel üretim giderlerinin üretim hacmiyle ilişkisi açısından;<br />
•	Değişken genel üretim giderleri,<br />
•	Sabit genel üretim giderleri,<br />
•	Yarı değişken genel üretim giderleri,<br />
•	Yarı sabit genel üretim giderleri,<br />
olmak üzere dört grupta toplamak olanaklıdır. Değişken genel üretim giderleri, üretim hacmindeki değişikliğe bağlı olarak değişen giderlerdir. Örneğin işletme malzemesi, enerji giderleri gibi. Sabit genel üretim giderleri, genellikle bir yıllık faaliyet döneminde üretim hacmi değiştiğinde toplam olarak değişmeyen, ancak birim olarak değişen giderlerdir. Örneğin bina amortismanı, sigorta primi gibi. Yarı değişken genel üretim giderleri, üretim hacmindeki değişmelere paralel olarak değişen, ancak üretim hacmiyle doğru orantılı olarak değişmeyen giderlerdir.<br />
Örneğin makinelerin bakım onarım giderleri, ustabaşı ücretleri gibi. Yan sabit genel üretim giderleri ise, belirli bir üretim hacmi aralığı değiştikçe, ani sıçrama yaparak artan giderlerdir. Örneğin ustabaşı, kalite kontrol personeli gibi.<br />
Genel üretim giderlerinin özellikleri aşağıdaki gibidir.<br />
•	Genel üretim giderleri ile üretilen iplik arasında doğrudan doğruya bir<br />
ilişki yoktur.<br />
•	Genel üretim giderleri; birbirine benzemeyen, farklı nitelikteki birçok giderin<br />
              birleşmesiyle oluşur.<br />
•	Genel üretim giderlerinin bir kısmı, zaman içinde düzensiz bir gelişim<br />
gösterirler. Bazı aylarda çok az, bazı aylarda da oldukça yüksek düzeyde<br />
oluşurlar.<br />
•	Genel üretim giderlerinin bir kısmının kesin tutarları, ancak yıl sonunda belli<br />
olabilir.<br />
•	Yıllık tutarları belli olan bazı genel giderlerinin bir kısmının, maliyetlere<br />
yüklenmesi istenmeyebilir. Fakat bu kısmın ne kadar olduğu ancak yıl<br />
sonunda bilinebilir.<br />
3.3.3.2. Genel Üretim Giderlerinin Sınıflandırılması<br />
3.3.3.2.1. Endirekt Malzeme Gideri<br />
Üretimde kullanılan ancak üretim maliyetine doğrudan doğruya yüklenemeyen yardımcı maddeler ile işletme malzemelerini içerir.<br />
3.3.3.2.2.Endirekt İşçilik Giderleri<br />
Üretim maliyetine doğrudan doğruya yüklenemeyen direkt işçilik giderleri dışındaki işçilik giderleri olup, üretime yardımcı olan işçiliklere ödenen ücretlerdir.<br />
Türkiye tekstil sektörü için örnek olarak; normal ücret, hafta tatili ücreti, genel tatil ücreti, izin ücreti, fazla mesai, prim ve ikramiyeler, geçici görev yollukları, yakacak yardımı, yiyecek-giyecek yardımı, aile yardımı, çocuk yardımı, tahsil yardımı, bayram yardımı, doğum-ölüm-evlenme yardımı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kasa tazminatı, SSK primi, işveren payı, tasarrufu teşvik işveren payı, konut yardımı verilebilir.<br />
3.3.3.2.3.Memur Ücret ve Giderleri<br />
İşletme faaliyetlerini yürütmek, üretim ve hizmetleri gerçekleştirmek amacıyla çalıştırılan aylıklı yönetici, memur, büro personeli gibi çalışanlara ödenen ücretleri içerir.<br />
Türkiye tekstil sektörü için örnek olarak, kıdem aylığı taban aylığı, sözleşmeli personel ücreti, özel hizmet tazminatı, mali sorumluluk tazminatı, yabancı dil tazminatı verilebilir.<br />
3.3.3.2.4.Dışarıdan Sağlanan Fayda ve Hizmetler<br />
İletme faaliyetlerini yürütmek, üretim ve diğer hizmetleri gerçekleştirmek amacıyla, işletme dışındaki kuruluşlardan sağlanan fayda ve hizmetler nedeniyle oluşan giderleri içerir.<br />
Türkiye tekstil sektörü için örnek olarak; elektrik, su ve buhar giderleri, akaryakıt giderleri, L.P.G. ve doğal gaz giderleri, dışarıya yaptırılan yerüstü yer altı düzenler, dışarıya yaptırılan bina bakım giderleri, dışarıya yaptırılan tesis makine, cihaz bakım giderleri, dışarıya yaptırılan taşıt araçları bakım giderleri, dışarıya yaptırılan alet, edevat onarım giderleri, alış nakliye giderleri, işçi taşıma giderleri, dışarıya yaptırılan teknik müşavirlik, dışarıya yaptırılan fason iş giderleri, müteahhit istihkakları, elektrik giderleri, su giderleri, yatırım ile ilgili müteahhit istihkakları, eğitim ve dinlenme tesis giderleri, memur taşıma giderleri, işçi taşıma giderleri, makine ve teçhizat giderleri, onarım ve bakım giderleri, ısıtma giderleri, bina ve arazi kiraları, diğer fayda ve hizmetler, yurtiçi tren navlun, yurtdışı tren navlun, nakliye giderleri, tahlil ve tartı giderleri, diğer satış giderleri, PTT giderleri, dışarıya yaptırılan diğer işler, nakliyeler, açık ocak temizlik işleri, dışarıya yaptırılan istihsal verilebilir.<br />
3.3.3.2.5.Çeşitli Giderler<br />
Bu gider grubuna yukarıda belirtilen giderler içinde yer almayan, işletme faaliyetlerini yürütmekte kullanılan giderleri içerir.<br />
Türkiye tekstil sektörü için örnek olarak; stok sigorta giderleri, duran varlık sigorta giderleri, nakliye sigorta giderleri, işletme ve ambar binaları kira giderleri, makine, tesis ve bina giderleri, bina ve arazi kiraları, makine ve teçhizat kiralan, ısıtma aydınlatma ve su giderleri, haberleşme giderleri, para nakil giderleri, haberleşme giderleri, ilan giderleri, reklam ve numune giderleri, sergi giderleri, telif terfi giderleri, kitap gazete ve dergi giderleri, bilgisayar teknik araştırma giderleri, tören ve donanım giderleri, birlik oda meslek kurumu giderleri, yardım ve bağışlar, okul ve öğretim giderleri, film tiyatro konser giderleri, beden terbiye giderleri, kurs ve seminer giderleri, sivil savunma giderleri, yüksek denetleme kurulu giderleri, temsil giderleri, dışarıya yaptırılan sigorta giderleri, dahili yapılan sigorta giderleri, iş ve işçi bulma giderleri, misafir ağırlama giderleri, posta ve kargo giderleri, müşavirlik ve danışmanlık, banka giderleri, noter giderleri, şehir içi yol giderleri, dava ve icra giderleri, kanunen kabul edilmeyen giderler, nakil vasıtaları gideri, eğitime katkı payı, pul ve harç giderleri, özel tüketim vergisi, sair genel giderler, mahkeme masrafları, ticaret odası aidatı, diğer müteferrik masraflar, alet edevat mobilya mefruşat masrafı, atölyede yaptırılan işler, demirbaşlar, bina sigortası, makine ve tesisler sigortası, taşıma çekme vasıtaları sigortası, malzeme ambarı stok sigortası, nakliye sigortası verilebilir.<br />
3.3.3.2.6.Vergi, Resim ve Harçlar<br />
Mevzuat gereğince tahakkuk ettirilen gider niteliğindeki vergi, resim ve harçları kapsar.Pamuk iplikçiliği sektörü için örnek olarak; damga vergisi, motorlu kara taşıtlar vergisi, belediye vergi ve resimler, bina ve arazi vergileri, noter harç ve resimleri, temizleme ve aydınlatma vergisi, emlak vergisi, kurumlar vergisi, gelir vergisi, damga vergisi, katma değer vergisi, devlet hakkı, pamuk iplikçiliği fonu, belediye hissesi, fonlar, emlak vergisi, taşıt alım vergisi, motorlu kara taşıtları vergisi, gümrük vergisi, belediye vergisi, sivil savunma fonu, genel hayati etkileyecek afetler fonu, tabi afetler ek vergisi, TSE, geçici vergi, gelir vergisi, damga vergisi, gelir vergisi, fon payı, diğer vergi resim ve harçlar verilebilir.<br />
3.3.3.2.7.Amortisman ve Tükenme Payları<br />
İşletmenin maddi ve maddi olmayan duran varlıklarına ilişkin amortisman giderleriyle, özel tükenmeye tabi varlıkların tükenme paylarına ilişkin giderleri içerir.<br />
Amortisman, işletmede bir yıldan fazla kullanılan ve kullanıldığı süre içinde aşınma, yıpranma ve değerini yitiren varlıklarda ortaya çıkan değer kayıplarının saptanması işlemidir.<br />
İşletmeler maddi ve maddi olmayan duran varlıklarına ilişkin amortisman sürelerini kendileri belirlemektedirler. Ancak işletmelerin amorti etme süresini, kendi maliye politikalarına göre farklı tutmalarından dolayı, bu projedeki üretim maliyeti hesaplamalarında amortisman ve tükenme payları ortalama olarak alınmıştır.<br />
İşletmenin paraya çevrilebilen öz varlıkları, aktif toplamı oluşturur (mal varlıkları, nakit, mevduat, satın aldığı mallar v.b.).<br />
İşletmenin yurtiçi ve yurtdışı satışlarından iadeler düşüldükten sonra kalan safi satışları, net satışları toplamını oluşturur.<br />
7/A Maliyet Hesabı Dikkate Alınarak Oluşturulan Üretim Maliyeti Şablonu<br />
7/A Maliyet Hesabına Uygun Üretim Maliyeti Şablonu<br />
Direkt İlk Madde ve Malzeme Giderleri<br />
Direkt İşçilik Giderleri<br />
Genel Üretim Giderleri<br />
Endirekt İlk Madde ve Malzeme Giderleri<br />
Endirekt işçilik Giderleri<br />
Memur Ücret ve Giderleri<br />
Dışarıdan Sağlanan Fayda ve Hizmetler<br />
Çeşitli Giderler<br />
Vergi Resim ve Harçlar<br />
 7/B Maliyet Hesabı Dikkate Alınarak Oluşturulan Üretim Maliyeti Şablonu<br />
7/B Maliyet Hesabına Uygun Üretim Maliyeti Şablonu<br />
İlk Madde ve Malzeme<br />
İşçi Ücret ve Giderleri<br />
Memur Ücret ve Giderleri<br />
Dışarıdan Sağlanan Fayda ve Hizmetler<br />
Çeşitli Giderler<br />
Vergi Resim ve Harçlar<br />
Tablolarda görüleceği üzere, amortisman ve tükenme paylan dikkate alınmamıştır. Bunun nedeni; her işletmenin vergi usul kanuna göre farklı yöntemlerle amortisman ayırabilme hakları olduğundan, amortismanın maliyet kalemleri içindeki yüzdesi değişecektir.</p>
<p>BÖLÜM 4<br />
4.Maliyet Hesaplama Sistemleri<br />
Maliyet hesaplama sistemleri de değişik açılardan bakıldığın¬da çeşitlidir.<br />
Bunlar,<br />
-Maliyet hesabına göre: tam maliyet kısmi maliyet,<br />
-Birim maliyetlerin hesaplanma şekline göre sipariş maliyeti safha maliyeti,<br />
-Hesapların yapıldığı zamana göre ön maliyetler kesin maliyetler,<br />
-Kullanılan rakamlara göre fiili maliyetler fiili olmayan maliyetler (tahmini, standart maliyetler) biçimlerinde sınıflandırılabilir.<br />
Kar elde etmenin tek yolu, fiyatların maliyetler üzerinden saptanmasıdır. Pazar dengesinin ele alınıp, maliyetlere göre bir fiyatlama politikasının izlenmesi gerekmektedir.Bu nedenle üretim faktörlerinin tek tek ele alınıp, ortaya konması gerekir.Burada maliyetlerin sınıflandırılması yapılmalı ve bu sınıflandırmaya göre maliyetler oluşturulmalıdır. Maliyet unsurları olan malzeme,işçilik ve genel üretim giderleri belirlenmeli ve daha sonra satış ve yönetim giderleri de saptanarak maliyetler ayrıştırılmalıdır. Saptanan bu maliyetlerin değişken ve sabit kısımlarının belirlenmesi ile, daha sonra farklı maliyet yöntemleri uygulanabilir. Bu yöntemler de, daha sağlıklı fiyatlama yapılmasına yardımcı olur.<br />
Bir tekstil işletmesinin faaliyeti sırasında yukarıdaki maliyet hesaplama sistemlerinin birden fazlasından yerine göre yararlanılması mümkündür. Üst yönetim, maliyetle ilgili değerle¬rin ne amaçla kullanılacağını belirledikten sonra, işletmenin bünyesine en uygun sistemleri seçmek için, muhasebe yöneticisine danışarak karara varır<br />
4.1.Birim Maliyeti Hesaplama Yöntemleri<br />
Yukarıda maliyetlerin hesaplanmasında çeşitli sistemler bulunduğu ifade edilmişti. Mamullerin nitelikli, işletmenin iriliği, genel organizasyonu ve üretim tekniği bakımından, bu sistemlerden en uygun olanı (veya olanları) seçilerek yönetimde yararlanılır.<br />
Tekstil işletmelerinde mamullerin birim maliyetini hesaplamada kullanılan en geçerli üç maliyet sistemi hakkında örneklerle birlikte aşağıda bilgi verilecektir. Bunlardan ilki, üretimin birbirine bağlı ve birbirini izleyen çeşitli safhalar halinde bulunduğu, genellikle sürekli olarak ayni tür Veya benzer mamullerin imal edildiği tekstil sanayinde en yaygın kullanılan birim maliyet hesaplama yöntemi olan Safha Maliyeti Sistemidir. İkincisi, daha modern yönetim ve organizasyona sahip ,işletmeler tarafından kullanılması önerilen Standart Maliyet Sistemi, üçüncüsü ise imal edilmesi düşünülen mamul tiplerinin birim fiyatını önceden tahmin için çabuk karar vermeye uygun Direkt Maliyet Sistemidir.<br />
4.1.1. Safha Maliyet Sistemi<br />
Üretim giderlerinin belli zaman süresi içinde ve maliyet yeri itibar ile toplanması ve üretimin miktarı ile ilgilendirilmesi biçiminde, birim maliyetin hesaplanmasına Safha Maliyeti Sistemi denilmektedir.<br />
Bu sistemde aşağıdaki yol izlenir:<br />
-Direkt hammadde, malzeme ve işçilik ile dolaylı giderler imalât safhaları olan maliyet yerlerinde toplanır.<br />
Maliyet giderleri aylık olarak hesaplanır.Aylık üretim miktarları, ayın başında ve sonunda işletmede mevcut yarı mamul stokları teknik servisler tarafından saptanarak belgelenir.<br />
-Her üretim safhasında toplanan maliyet giderleri o safhada üretilen mamullerin toplamına bölünerek birim maliyeti bulunur.<br />
Bölme işleminde, mamulün tamamlanma derecesi ve eşdeğer birimler kullanılır.<br />
-Bir safhada işi biten yarı mamul bir sonraki safhaya devredilirken, hesaplanan maliyetleri de devredilir.<br />
Safha  maliyeti  veya  sipariş maliyeti   sistemleri  gibi, tam maliyet  esası kullanılan  işletmelerde,   ayrıntılı   tüm bilgilerin   toplanması  ve  bunlar üzerinde  hesapların  yapılması uzun  sürmektedir.  Mamul birimlerine  ait aylık maliyetler, yöneticinin eline  ancak müteakip ayın  20’sinden sonra geçer. Bu  süreyi  kısaltmak  için bilgisayar kullanılması  yaygınlaşmak tadır.<br />
Yönetimde bazı  kararlar  için,   daha  az   sağlıklı  olsa  bile daha   çabuk  elde   edilecek birim maliyetlere  gerek duyulmaktadır. Yeni  bir mamul   tipi   için fiyat  saptanmasına  acilen  ihtiyaç duyulabilir.   Mamulün birim maliyetine  girmesi  gereken bütün unsurları  tam olarak ve  fiilen  içermeyen,   buna  karşın  kısa zamanda   çıkarılabildiğinden  yönetici   için  karar almada  yararlanılacak maliyet  sistemlerinden  ikisi hakkında   aşağıda  bilgi verilecektir.<br />
4.1.2. Standart  Maliyet  Sistemi<br />
•	Üretim maliyetleri tahmin edilen maliyetlerden oluşur.<br />
•	Esas maliyetler olması gereken maliyetlerdir<br />
Bilimsel ve   teknik  esaslara  dayanılarak  hesaplanan ve  belirli koşullar  altında   &#8220;olması  istenen&#8221; maliyetlere  Standart Maliyet denir.<br />
Standart  Maliyet  Sistemi,   yukarıda  görülen  Safha Maliyeti Sisteminden  öz   itibariyle  değişiktir.   İlkin,   gerçek maliyet olmayıp nazaridir veya  program,   yani   olması  gereken maliyet niteliğindedir.   Ayrıca,   bu  sistemin  uygulanmasında,  Muhasebe Servisi   işletmenin  diğer  bölümleri   ile,   özellikle   teknik kısımlar ile  daha sıkı  işbirliği  yapacaktır ve nihayet ,  işletmenin kontrolü ve verimliliğin geliştirilmesi  amaçları  ön planda  tutulur.  Bu nedenlerle,   Standart Maliyet Sistemi,  modern işletmeciliği   benimsenir   yönetimin bulunduğu  işyerlerinde yararlı olur.<br />
Standart Maliyet  Sistemi hazırlanış itibariyle bütçe veya.  yıllık  iş  programına  kadar geçmiş yıllara  ait verilerden ve   yapılan  iş etütlerinden  yararlanmak  suretiyle  belirli  bir dönem için bir üretim programı  ile  bunu  gerçekleştirmek üzere gerekli  israflar  saptanır  ve  mamul türleri   için maliyetler bulunur.Bütçelemede   toplam maliyetler   saptandığı halde,  bu sistemde esas mamul biriminin maliyetidir.<br />
Sistem uygulanırken,  aylık üretim miktarları belli  olduktan  sonra   standart  birim maliyetleri   ile   çarpılmak  suretiyle çeşitli   maliyetler  ortaya   çıkarılır.Fiili maliyetlerin,standart maliyet değerinden farkı  sapma   olarak  kabul edilir<br />
ve titizlikle izlenir.Bu sapma değeri mamulün maliyetinde etken olan faktörlerin  eleştirilmesi  ve  daha   sonra  geliştirilmesinde işe  yarar.Genel olarak. aylık çıkarılacak olan bu  sapma hesapları,   dönem  (yıl)   sonunda tasfiye  edilir.  Böylece,   standart maliyetler fiili maliyetlerle eşdeğer olur.<br />
Standart  maliyet   sisteminde  çalışma şematik olarak şöyle gösterilebilir.<br />
4.1.2.1. Sistemin Yerleştirilmesi<br />
Bir   işletmenin  Standart  ma1iyet  Sistemine  geçmesi normal  olarak   iki   yılda  mümkün olduğu ileri sürülmektedir.<br />
Muhasebenin organizasyonu bakımından ;Kısmi Plan  veya Toplu Plan ile kurulabilir.<br />
Kısmı Plan uygulamasında, işletmenin fiili maliyetleri incelenir; maliyetlere etken olan faktörler eleştirilir; bunların makul ve erişilebilir ile ideal düzeydeki değerleri göz önünde tutularak standart kabul edilecek olanlar saptanır. Bundan sonra da birim maliyetler hesap edilerek kullanılmağa başlanır<br />
Standart Maliyet Sisteminin bu basit biçim uygulamasında, imalât maliyetleri hesaplarına fiili değerler işlenir. Yarı mamullerin ve mamullerin değerlendirilmesi ise standart birim maliyetler ile yapılır.<br />
Dönem sonunda işletmede sağlıklı bir sayım yapılması gerekir ve maliyetlerin &#8220;sapma hesabı&#8221; tasfiye edilerek gerçek maliyetlere ulaşılır.<br />
Toplu Plan uygulaması halinde, maliyetlerin oluşturulma sı için standartlar kullanılır. Yani, mamulün maliyetinde yer alan direkt hammadde, direkt işçilik ve GÎM için standart maliyetler saptanır. Üretim sonuçları, böylece peşinen saptanmış standart maliyetler ile değerlendirilir. Her aşamada, fiili maliyetlerin standartlardan sapmasını izlemek ve buna göre işletmede gerekli önlemleri almak mümkün olur. Bu maliyet sisteminin esas yararı buradadır.<br />
4.1.2.2. Standartların Saptanması<br />
Maliyetlerin hesaplanmasına giren çeşitli standartların saptanması, ehil elemanlar tarafından yapılacak özel etüdler ve bilgili çalışmayı gerektirir.<br />
Birim mamulün maliyetine giren,<br />
Direkt hammadde için:miktar standardı (birim, kg, metre gibi),fiyat standardı (TL/birim, kg, m. v.b.)<br />
Direkt işçilik için;zaman standardı (saat),ücret standardı (TL/saat)<br />
Genel imalat maliyetleri için;	faaliyet hacmi (yılda veya günde çalışılacak işçi saati, makine saati gibi),yükleme haddi (maliyet yükleme standardı) saptanır.<br />
Standartların saptanmasında, işletme içinde sanayi mühendisliği, satın alma, personel ve muhasebe servisleri ile teknik kısımlar işbirliği yaparlar. Bu, sistemin başarılı yürü¬tülmesi için de yararlıdır.<br />
Standartlar 6 ay, 1-3 yıl aralıklarla revize edilmelidir,<br />
4.1.2.3. Standart Maliyetlerde Sapmaların Analizi<br />
İşletmelerin bütçesi (veya iş programı) uygulanmaya konduktan sonra Maliyet Muhasebesi tarafından yapılacak iş, fiili sonuçların, saptanmış olan standart maliyetlerden ne kadar farklı çıktığını hesaplamaktır. Fiili maliyetlerin standart maliyetlere göre sapması aşağıda gösterilen unsurlarda hesaplanır:<br />
A- Direkt hammadde maliyetleri;Alış fiyatının sapması,Kullanımda fiyat sapması,Kullanım miktarındaki sapma.<br />
B- Direkt  işçilik maliyetleri;Ücret sapması,Verim sapması.<br />
C- Genel imalat maliyetleri;Harcama sapması (kontrol edilebilir),Boş üretim kapasitesi,Verimlilik (Sabit verimlilik sapması, Değişken verimlilik sapması)<br />
Standartlara göre meydana gelen bu sapmalar, önceden kabul edilmiş alt ve üst sınırları aştığında analizlere girişilir; sapmaların arkasındaki gerçek nedenler araştırılır.<br />
Dönem sonunda, Sapma Hesaplarının kapanması için bunlar, ya Satılan Mamullerin Maliyetine ve Kar/Zarar Hesabına atılır veya daha uygun olarak, mamullere ve stoklara (yarı mamul ve mamul stoklarına) yüklenir.<br />
4.1.3.Direkt Maliyet Sistemi<br />
Son yıllarda işletmelerde yönetim düşüncesine başlıca yardımlardan birisi Direkt Maliyet usulünün gelişmesi olmuştur. Sistemin esası: mamul maliyetlerine yalnızca değişken maliyetleri yüklemek ve sabit maliyetleri tümüyle dönem gideri sayarak Kar/Zarar Hesabına devretmektir.Böylece bu sistem, maliyetlerin bir kısmını içerdiğinden mamuller için doğru birim maliyeti sağlamaz. Buna karşın,işletmenin kuruluşundan doğan durgun maliyetleri (amortismanlar, dolaylı-işçilik, sigorta v.b.) hiç hesaba katmadığından ve sadece işletilme sırasında hareketli maliyetleri izlediğinden, piyasadaki hareketli satış fiyatlarını değerlendirmek ve dolayısıyla her mamul için kâr katkılarını görmek mümkün olmaktadır. Şu halde, Direkt Maliyet Sistemi bir maliyet hesabından çok, bir maliyet analizi ve karar verme aracıdır. Bu nedenle işletme yönetimi için,<br />
-Başa baş Noktasının analizinde,<br />
-Değişik mamullerin kar&#8217;a etkisinin analizinde,<br />
-İstenen bir mamulün üretimini arttırmak veya kaldırmak kararlarını vermede,<br />
-Bir malzeme veya parçayı işletme içinde imal etme veya dışarıdan satın alma<br />
  kararlarında,<br />
 -Yeni makineler için satın alma kararı vermede, işe yarar. Bütün bu kararlar, genellikle, seçeneklerin incelen¬mesidir; yani yeni bir karar verilirken ek giderler ile ek gelirlerin karşılaştırılmasıdır.<br />
Bir mamulün birim maliyetine giren değişik tür maliyetlere, bazı giderlerin ve kârın eklenmesi ile satış fiyatının oluşması aşağıdaki gibi gösterilebilir.</p>
<p>BÖLÜM 5<br />
5.Pamuk İpliğinin Üretim Maliyetinin Hesaplanması<br />
Pamuk ipliğinin maliyetine etki eden gider kalemleri üretimle direkt ilişkisi açısından iki çeşittir.</p>
<p>•	Üretimle Direkt Alakadar Olan Giderler<br />
•	Üretimle Direkt Alakadar Olamayan Giderler</p>
<p>Üretimle direkt ilişkili olan giderler;hammadde maliyeti,işçilik maliyeti,malzeme masrafları olarak sıralanabilir.Bu maliyet kalemleri doğrudan maliyet hesabına katılabilir.</p>
<p>Üretimle direkt ilgisi olmayan giderler ise; üretimin değişimine karşı büyüklüğü değişmeyen amortisman gideri gibi sabit harcama kalemleri ve üretim bölümlerine göre değişim gösteren değişken giderlerdir.</p>
<p>İplikte birim maliyetlerinin,<br />
a)	Hammadde<br />
b)	Genel İşçilik<br />
c)GİM<br />
olarak hesaplanmasında aşağıdaki yol izlenir<br />
5.1.Hammadde Gideri<br />
Gerekli miktardaki ipliği üretebilmek için gerekli olan pamuk miktarı maliyet hesaplanmasında (döküntülerde hesaplanarak) direkt olarak maliyete katılır.</p>
<p>Pamuk İpliğinde Fire Oranları;</p>
<p>Pamuk ipliği imalinin çeşitli safhalarında meydana gelen fire oranları ortalama aşağıdaki gibi gerçekleşmektedir.</p>
<p>A-Karde Pamuk İpliği imalinde &#8230;&#8230;&#8230;% 12-16  oranında fire,</p>
<p>B-Penye Pamuk İpliği imalinde &#8230;&#8230;&#8230; % 30-33 </p>
<p>C-Open-End Pamuk İpliği imalinde &#8230;&#8230;% 10-12  meydana gelebileceğine, ayrıca<br />
İmal edilen ipliklerin kullanıma hazırlanması ve ambalajlanması esnasında fire ve zayiatın meydana gelebileceği de göz önüne alınmalıdır.</p>
<p>Her bir makinedeki döküntüyü hammadde maliyetine yansıtılırken şu formül kullanılır.<br />
Makine Çıkışı Hammadde Maliyeti(Yarı Mamul Maliyeti)=Makine Girişindeki Hammadde Maliyeti x (1 + Makinede Meydana Gelen Döküntü)</p>
<p>5.2.Genel İşçilik Giderinin Hesaplanması<br />
Genel işçilik, akord, yardımcı ve ek olarak ödenen işçi ücretlerinin tümünü kapsar.<br />
Her safhadaki üretim miktarı ve bunlar için ödenen akord işçi ücretlerine alt cetvel iplik işletmesine verilir. Bu cetvelden o ay için vatka, cer şeridi ve fitil için bir kilogram&#8217;a isabet eden akord işçilikler çıkarılır. Bu birimler, devreden yarı işlenmişler üzerinden işçilik maliyetlerini hesaplamada kullanılır.<br />
İplik ihzar dairesi (Harman-Hallaç, Tarak, Cer ve Fitil) akord ücretleri toplamız o ay üretilen iplik türleri (Ne 16,20,30 gibi) kg. miktarları üzerinden yüklenir.Teknik büronun hazırladığı cetvelde, iplik türlerine göre vater akord işçilikleri olduğundan, o aya ait iplik üretiminin türlere ait akord işçilikleri bulunmuş olur	(1).<br />
Yardımcı ve ek işçiliğin iplik türlerine dağıtımında, akord işçilikler baz olarak alınır. Her iplik türüne, ilgili akord işçilik oranında yardımcı ve ek işçilikte verilir.<br />
       İplik türlerine göre hesaplanan akord işçilikler ile yardımcı ve ek işçiliklerin toplanması sureti ile l kg. kops ipliğin, iplik türlerine göre genel işçilik maliyeti çıkarılmış olur.<br />
İşçilik maliyetinin hesaplanabilmesi için öncelikle ne tür ücret sistemleri ile bu işlemin yapılacağına bakalım.<br />
5.2.1. İşçilik Ücret Sistemleri<br />
Maliyet çalışmalarında kullanılan işçilik miktarının zaman olarak ifadesi işçilik giderlerinin hesaplanması ve maliyetlerin hesaplanması için  önem arz eder.Bu açıdan ücret sistemleri ile bu işlem maliyetlendirilerek  işçilik gideri hesaplanabilir.Ücret Sistemleri ise 3 grupta toplanır.<br />
a)	Zaman esasına göre<br />
b)	Akort esasına göre<br />
c)	Primli ücret sistemi<br />
5.2.1.1. Zaman Esasına Göre Ücret<br />
Çok eski ve yaygın olarak kullanılan bir ücret sistemidir.Sistemin esası, ücret çalışma süresine göre hesaplanır.Bu süre içerisinde gerçekleştirilen iş veya işçinin verimi dikkate alınmaz.Ölçü olarak kullanılan birim, saat, gün, ay veya yıl olabilir. Bu sistemde işçi belirli bir süre içinde yükümlü olduğu işi bitirmek zorundadır.Zaman birimi başına ücret sabittir.Verim ücreti etkilemez. Ayrıca imal edilen birim başına düşen ücret sarf edilen zamanla ters orantılı olarak değişir.	</p>
<p>Şekil 5-Birim Başına Harcanan Zaman ve Birim Başına Düşen İşçilik Gideri</p>
<p>Şekil 6-İşçilik Verimi İle Parça Başına Maliyet Arasındaki İlişki<br />
	Hesap açısından kolay bir sistemdir.İşçilere karşı bir zorlama söz konusu olmadığından sakinlikle iş yapıldığı için işin kalitesi artabilir.Ücret sabit olduğu için işçi motivasyonu düşecektir ve içi sabit bir gelir elde edecektir.Fakat işçi zorlanmadığı için yıpranma söz konusu değildir.Hesaplanması açısından bir sorun çıkmaz.<br />
	Dezavantajı ise,verimin düşmesi halinde rizikoyu işletme üstlenir.Teşvik unsurları içermemektedir,bu sebepten normal düzeyde bir verim için kontroller gereklidir bu da maliyetleri artıracaktır.<br />
5.2.1.2. Akord Esasına Göre Ücret<br />
Sistemin esası verime dayalı olmasıdır.Ücretlendirme de işin yapılma süresi yerine miktarı baz alınır.Verimin ölçülebilmesi bu sistemin uygulanması açısından bir ön şarttır.<br />
Avantajları:<br />
•	Ücretlendirme verime bağlı olduğundan işçi daha fazla çalışır.<br />
•	Birim başına direkt işçilik gideri sabit olduğundan verim düşse dahi işçilik giderleri yükselmez.(Bu durum maliyet hesabını kolaylaştırır.)<br />
•	İşçilerin  gelirlerini kontrol imkanı vardır.<br />
Dezavantajları ise; işçinin aşırı yıpranması, işçiler arasında kırıcı rekabet ve gerginliklere yol açar.</p>
<p>Şekil 7-Verime Göre Ücretler Akord Sistemi</p>
<p>Uygulanış şekli olarak Akord Ücret Sistemi, ücretin saptanma şekli itibarıyla;<br />
a) Arı akord ücret sistemi:Ücretlendirme de verim baz alınır. İşçi yaptığı her iş için daha önceden saptanan ücreti alır<br />
b) Asgari ücreti garanti eden akord sistemi<br />
c)Para akordu:Bu sistemde birim başına ödenecek ücretin saptanmasında normal verim ve<br />
yürürlükteki tarifelerdeki saat ücreti esas alınır<br />
Günlük Ücret=Prim Başına Akord x Günlük Üretim<br />
d)Zaman Akordu:Bu sistemde, belirli bir işin her birimi için, bir ön zaman verilir. (Akord zamanı)ve işi yapanın ücreti buna göre hesaplanır. Çalışan işi daha kısa sürede yaptığında ücret geliri tasarruf ettiği süre ile doğru orantılı olarak artar<br />
Akord zamanı genelde dakika olarak ifade edilir<br />
İşçi ücreti=> ü = t. f. q<br />
t = İşin bir biriminin yapılabilmesi için dakika olarak öngörülen süreyi<br />
f = Dakika cinsinden akord faktörü<br />
q = Yapılan iş miktarını</p>
<p>f =	ü – (ü x %X)<br />
	60</p>
<p> ü = Saatte ödenen esas ücret miktarı<br />
X = % olarak akord zamanını gösterir.<br />
Sistem tatbikatta çok uygulanan bir sistemdir. Ücret sistemi değiştiğinde sadece akord faktörünü yeniden hesaplamak gerekir. Bu sistemde bir birim üretim için gerekli zaman belirli olduğundan sistem üretim ve maliyet planlamasında büyük kolaylık sağlar.<br />
5.2.1.2. Primli Ücret Sistemleri<br />
Bu sistem zaman ve akord sistemlerinin sakıncalarının hafifletilebilmesi için<br />
geliştirilmiştir. Bunlarda gaye, bir yandan işçiye zaman ücret sisteminin sağladığı emniyet ve rahatı vermek, diğer yandan üretimdeki artıştan işçiye de prim şeklinde ilave bir kazanç sağlamaktır. Bu maksatla, normal kabul edilen üretim miktarını aşan üretimin veya tasarruf edilen zamanın karşılığı işçi ile işletme arasında belirli oranlarda bölüşülür<br />
Prim, üretimdeki artış, ve malzemeden tasarruf, kalite ve makineleri iyi kullanma gibi özel maksatlarla verilir. Normal akord sisteminde ücret, üretimde doğru orantılı arttığı halde, primli ücret sisteminde işçi üretimindeki artışın karşılığının sadece belirli bir kısmı aldığından birine düşen işçilik gideri gittikçe azalır<br />
5.3. İplikte GİM<br />
Hammadde ve genel işçilik maliyetleri dışında kalan, iplik işletmesi ile ilgili direkt ve dolaylı maliyetlerin tamamı Genel İşletme Maliyelerini (GİM) oluşturur.<br />
GİM&#8217;in iplik türlerine dağıtımı Bölüm 3.3.3 de anlatıldığı şekliyle pek çok değişik yoldan yapılabilir ancak pamuk iplikçiliğinde bu dağıtım genellikle iğ saatine göre yapılmaktadır.Genel İşletme giderleri önceki bölümlerde anlatıldığı üzere doğrudan ipliğin maliyetine yansıtamadığımız fakat üretime yardımcı olan enerji, amortisman, dolaylı işçilikler gibi bir çok kalemi içermektedir.<br />
Amortisman Giderlerinin Hesaplanması<br />
Amortisman hesaplamanın amacı duran varlıkların yenilenmesini sağlamak olduğundan duran varlığın, hizmet ömrünün bilinmesi ve tesbit edilen bu hizmet ömrü sonunda yaratılan fonlarla duran var¬lığın yenilenme imkanının yaratılması lâzımdır. Duran varlığın hizmet ömrü ekonomik şartlara, teknolojik değişme ve fiziki şartlara bağlıdır. Bir sabit varlığın ekonomik, teknolojik ve fiziki şartlara göre hesapla¬nan ömürlerinden en kısa olanı o sabit varlığın hizmet ömrünü teşkil eder. Teorik olarak, hizmet ömrü içinde duran varlığın tamamen amortismana tabi tutulmuş olması (amorti edilmesi) duran, varlığın yenilenmesi için fon yaratılmış olması gerekir.</p>
<p>Yardımcı Servis Payı<br />
 Yardımcı servislerde diğer servislerde olduğu gibi işçiler,memurlar,makineler ve onlara ait giderler vardır, maliyet hesaplamada bu giderler belirli yüzdelerle bölümlere bağlı olarak sabit veya değişken yüzdelerle hesaplanır.Elektrik,su bölümlerin kullanım oranlarına bağlı olarak dağıtılır yani değişkendir.Planlama müdürlüğüne ait dağıtım her bölüme eşit olarak dağıtılır  yani sabittir.<br />
Bu dağıtım işlemi yapılırken öncelikle o bölüme ait bütün giderler toplanır ve önceden belirlenmiş olan yüzdelerle maliyet yerlerine dağıtılır.</p>
<p>Bölüm 6<br />
6.Pamuk İplikçiliğine Ait Örnek Bir Maliyet Hesabı<br />
6.1.Hammadde Maliyetlerinin Hesaplanması:Maliyet içindeki hammadde maliyetinin hesaplanabilmesi için üretim esnasındaki döküntülerin hammadde maliyetine yansıtılması gereklidir.<br />
Tablo 1-Karde İplik Hammadde Maliyet Hesabı<br />
Maliyet Noktası	Döküntü Miktarı(%)	Birim Hammadde Maliyeti<br />
(Makine Giriş)	Hammadde Maliyeti<br />
(Makine Çıkış)<br />
Hammadde(Pamuk)	0	1.5000$	1.5000$<br />
Harman-Hallaç	4	1.5000$	1.5600$<br />
Tarak	3.1	1.5600$	1.6084$<br />
Cer (I.Pasaj)	0.6	1.6084$	1.6180$<br />
Cer (IIPasaj)	0.6	1.6180$	1.6277$<br />
Fitil	1	1.6277$	1.6440$<br />
İplik	2	1.6440$	1.6769$</p>
<p>Tablo 2-Penye İplik Hammadde Maliyet Hesabı<br />
Maliyet Noktası	Döküntü Miktarı(%)	Birim Hammadde Maliyeti (Makine Giriş)	Hammadde Maliyeti (Makine Çıkış)<br />
Hammadde(Pamuk)	0	1.5000$	1.5000$<br />
Harman-Hallaç	6	1.5000$	1.5900$<br />
Tarak	3.3	1.5900$	1.6425$<br />
Dublör	0.5	1.6425$	1.6507$<br />
Vatkalı Cer	1	1.6507$	1.6672$<br />
Tarama	15	1.6672$	1.9173$<br />
І.Pasaj Cer	0.6	1.9173$	1.9288$<br />
ІІ.Pasaj Cer	0.6	1.9288$	1.9403$<br />
Fitil	1	1.9403$	1.9597$<br />
İplik	2.4	1.9597$	2.0068$<br />
İşletmemizde pazar piyasa şartlarına uyum açısından Ne 20, Ne 24,Ne 30  Karde iplik,Ne 30 ve Ne 36 Penye iplik tipleri üretilecektir.<br />
Her bir iplik makinesi 1120 den oluşmakta olup  her bir iplik türü için toplam makine sayısı,toplam iğ sayısı,günlük üretim miktarı müteakip tablodaki gibi olacaktır.<br />
İplik Numarası	İğ Sayısı	Makine Sayısı	Makinenin Günlük Üretimi<br />
(kg)	Toplam Aylık Üretim<br />
(kg)	Hammadde Maliyeti<br />
(Dolar)	Toplam Aylık Hammadde Gideri<br />
Ne 20 Karde	4480	4	1.524	139.008	1,677$	233.102,5 $<br />
Ne 24 Karde	4480	4	1.064,4	105.312	1,677$	176.597,7 $<br />
Ne 30 Karde	5600	5	686,6	93.924	1,677$	157.501,2 $<br />
Ne 30 Penye	4480	4	686,6	86.880	2,007$	174.350,8 $<br />
Ne 36 Penye	6720	6	721,7	102.212	2,007$	205.119,0 $<br />
				527.336	Toplam	946.671,2 $<br />
Tablo 3-Üretim Bilgileri<br />
NE 20 İçin Hammadde Maliyeti(Karde Dokuma)<br />
Makine Parametreleri:<br />
Üretilecek İğlik Numarası	: Ne20=Nm33,86 (Nm=1.693Ne<br />
İğ Sayısı			:1120 adet<br />
İğ Devri			:19.000 d/d<br />
Büküm Miktarı		:750 T/m<br />
Makine Verimi		:%96<br />
P (kg/gün) =	İğ sayısı x İğ devri x 60 x 24 x n<br />
	T/m x Nm x 1000</p>
<p>P (kg/gün) =	1120&#215;19.000x60x24x0.96	=1158,4 kg makine/gün<br />
	750&#215;33,86&#215;1000	</p>
<p>4 makine de Ne 20 iplik üretildiği için; 1158,4&#215;4=4633,6 kg/gün üretilecektir.<br />
Aylık Üretim Miktarı İse:4633,6&#215;30=139.008 kg<br />
Ne 20 için aylık hammadde gider: 139.008 x 1,6769$=233.102,5$</p>
<p>NE 24 İçin Hammadde Maliyeti(Karde Dokuma)<br />
Makine Parametreleri:<br />
Üretilecek İğlik Numarası	: Ne24=Nm40,632 (Nm=1.693Ne<br />
İğ Sayısı		:1120 adet<br />
İğ Devri		:19.000 d/d<br />
Büküm Miktarı	:825 T/m<br />
Makine Verimi	:%96<br />
P (kg/gün) =	1120 x 19.000x 60x24x0 ,96	=877,6 kg makine/gün<br />
	825 x 40,632 x 1000<br />
4 makine de Ne 24 iplik üretildiği için; 877,6 x 4=3.510,4 kg/gün üretilecektir.<br />
Aylık Üretim Miktarı İse: 3510,4 x 30=105.312 kg<br />
Ne 24 için aylık hammadde gideri: 105.312 x 1,6769$=176.597,7$</p>
<p>NE 30 İçin Hammadde Maliyeti(Karde Dokuma)<br />
Makine Parametreleri:<br />
Üretilecek İğlik Numarası	: Ne30=Nm 50,79  (Nm=1.693Ne)<br />
İğ Sayısı			:1120 adet<br />
İğ Devri			:19.000 d/d<br />
Büküm Miktarı		:925 T/m<br />
Makine Verimi		:%96<br />
P (kg/gün) =	1120 x 19.000x 60x24x0,96	=626,2 kg/gün<br />
	925 x 50,79 x 1000	</p>
<p>5 makine de Ne 24 iplik üretildiği için; 626,2 x 5= 3.130,8 kg/gün üretilecektir.<br />
Aylık Üretim Miktarı İse: 3130,8 x 30= 93.924 kg<br />
Ne 30 için aylık hammadde gideri:93.924 x 1,6769$= 157.501,2$</p>
<p>NE 30 İçin Hammadde Maliyeti(Penye Örme)<br />
Makine Parametreleri<br />
Üretilecek İğlik Numarası	: Ne30=Nm 50,79  (Nm=1.693Ne)<br />
İğ Sayısı			:1120 adet<br />
İğ Devri			:19.000d/d<br />
Büküm Miktarı		:800 T/m<br />
Makine Verimi		:%96<br />
P (kg/gün) =	1120 x 19000 x 60 x 24 x 0,96    	=724 kg/gün<br />
	800 x 50,79 x 1000<br />
5 makine de Ne 30 iplik üretildiği için; 724 x 4= 2.896 kg/gün üretilecektir.<br />
Aylık Üretim Miktarı İse: 2896 x 30= 86.880 kg<br />
Ne 30 için aylık hammadde gideri: 86880 x 2.0068= 174.350,8 $</p>
<p>NE 36 İçin Hammadde Maliyeti(Penye Örme)<br />
Makine Parametreleri<br />
Üretilecek İğlik Numarası	: Ne36=Nm60,948  (Nm=1.693Ne)<br />
İğ Sayısı			:1120 adet<br />
İğ Devri			:19.000 d/d<br />
Büküm Miktarı		:850 T/m<br />
Makine Verimi		:%96<br />
P (kg/gün) =	1120 x 19.000x 60x 24 x 0,96	=568 kg/gün<br />
	850 x 60,948 x 1000<br />
6 makine de Ne 36 iplik üretildiği için; 568 x 6=3407 kg/gün üretilecektir.<br />
Aylık Üretim Miktarı İse: 3407 x 30= 102.212 kg<br />
Ne 36 için aylık hammadde gideri: 102.212 x 2,0068 = 205.119 $</p>
<p>6.2. İşçilik Giderlerinin Hesaplanması:<br />
Departman	İşgücü Gereksinimi<br />
Paketleme	15<br />
Bakım	 30<br />
Üretim	140<br />
Ek İşgücü	17<br />
Yönetim Ve İdari Personel	20<br />
Toplam	222<br />
Tablo 4-İşgücü Gereksinim Tablosu</p>
<p>Gider Noktası	Birim Personel Gideri	Personel Sayısı	Toplam<br />
Aylık İşçi Gideri<br />
(prim+sigorta dahil)	338$	202	68.276$<br />
Diğer İşçi Giderleri(%35)	118,3$	-	23.896,6$<br />
Yönetim Kadro Gideri	1.245$	20	24.900$<br />
Diğer Yönetim Giderleri(%35)	435,75$	-	8.715$</p>
<p>Toplam Personel Gideri<br />
125.787,6$<br />
Tablo 5-Personel Gider Tablosu<br />
6.3. Genel İşletme Giderlerinin Hesaplanması<br />
Amortisman Giderlerinin Hesaplanması:<br />
Amortismanın<br />
Türü	Amortismanın Toplam Tutarı	Amortisman Nisbeti(%)	Aylık Amortisman Tutarı<br />
Bina ve Arsa Amortismanı	1.444.440$	5	6.018,5$<br />
Makine,Yardımcı ve Servis Ekipmanları	11.832.115$	10	98.601$<br />
Elektrik ve Klima Sistemleri	1.823.000$	10	15.192$<br />
Toplam Amortisman Gideri	119.811,5$<br />
Tablo 6-Amortisman Gider Tablosu<br />
Enerji Giderlerinin Hesaplanması:<br />
Tüm Ünitelerin Toplam Enerji Tüketimi(aylık) 	1.391.181 KWH<br />
Enerjinin Birim Fiyatı	0,065$<br />
Toplam Enerji Maliyeti(aylık)	90.426,7$<br />
Tablo 7-Enerji Gider Tablosu</p>
<p>Diğer İşletme Giderlerinin Hesaplanması:<br />
Tamir Ve Diğer İşletme Giderleri	16.667$<br />
Yedek Parça(İğ Mili)	18.547$<br />
İşletme Sermayesi Ve Yatırım Sigortası(%0.175)	   2.610$<br />
Toplam	37.824$<br />
Tablo8-Diğer İşletme Giderleri</p>
<p>Toplam GİM:<br />
Enerji Giderlerinin	90.426,7$<br />
Amortisman Giderlerinin	119.811,5$<br />
Diğer İşletme Giderlerinin	37.824$<br />
Toplam	248.062,2$<br />
Tablo 9-GİM<br />
6.4. Tiplere İğ-saatine Göre GİM’in Dağıtılması:Her iğin eşit saat çalışmasından dolayı her tip için iğ sayını doğrudan iğ saati olarak alabiliriz dolayısıyla toplam iğ-saati de işletmenin toplam iğ sayısı olan 25.760 alabiliriz.<br />
Hammadde Gideri	233.102,5 $<br />
İşçilik Gideri	33.158 $<br />
GİM	43.141,6 $<br />
Toplam Gider	309.402,1 $<br />
Toplam Üretim	139.008 Kg<br />
Birim Maliyet	2,23 $/Kg</p>
<p>Ne 20 Karde İçin:<br />
GİM=    4480   x248.062,2$<br />
	 25.760<br />
        =43.141,6$</p>
<p>İşçilik Gideri= (125.787,6$/527.336)x139.008=33.158 $</p>
<p>Hammadde Gideri	176.597,7 $<br />
İşçilik Gideri	25.121 $<br />
GİM	43.141,6$<br />
Toplam Gider	244.861 $<br />
Toplam Üretim	105.312 Kg<br />
Birim Maliyet	2.33 $/Kg<br />
Ne 24 Karde İpliği İçin:</p>
<p>GİM=    4480   x248.062,2$<br />
	 25.760<br />
        =43.141,6$</p>
<p>İşçilik Gideri=(125.787,6$/ 527.336) x 105.312    =25.121 $<br />
Hammadde Gideri	157.501,2 $<br />
İşçilik Gideri	22.404 $<br />
GİM	53.927$<br />
Toplam Gider	233.832,2$<br />
Toplam Üretim	93.924 Kg<br />
Birim Maliyet	2.49 $</p>
<p>Ne 30 Karde İpliği İçin:</p>
<p>GİM=    5600   x248.062,2$<br />
	 25.760<br />
        =53.927$</p>
<p>İşçilik Gideri=(125.787,6$/527.336) x 93.924         =22.404 $</p>
<p>Ne 30 Penye İpliği İçin:<br />
Hammadde Gideri	174.350,8 $<br />
İşçilik Gideri	20.724 $<br />
GİM	43.141,6 $<br />
Toplam Gider	238.216,4 $<br />
Toplam Üretim	86.880 Kg<br />
Birim Maliyet	2.74 $</p>
<p>GİM=    4480   x248.062,2$<br />
	 25.760<br />
        =43.141,6$</p>
<p>İşçilik Gideri=(125.787,6$/ 527.336) x 86.880=20.724 $</p>
<p>Hammadde Gideri	205.119,0 $<br />
İşçilik Gideri	24.381 $<br />
GİM	64.712$<br />
Toplam Gider	294.212<br />
Toplam Üretim	102.212 $<br />
Birim Maliyet	2.88 $</p>
<p>Ne 36 Penye İpliği İçin:</p>
<p>GİM =    6720   x248.062,2$<br />
	 25.760<br />
         =64.712$</p>
<p>İşçilik Gideri =(125.787,6$/ 527.336)x102.212  =24.381 $</p>
<p>Tablo 10-Fabrika Ait Ayrıntılı Amortisman Tabloları<br />
Makine	Makine Sayısı	Birim Fiyat	Toplam Fiyat<br />
Pamuk İçin Harman-Hallaç Hattı (Trutzschler)	2 Hat	369.002 $	738.005 $<br />
Trutzschler DK-903 Tarak	22	92.500 $	2.035.000 $<br />
Rieter RSB-D30 Cer Makinesi(autoleveller)	6		1.648.000 $<br />
Rieter Çift Çıkışlı Cer Makinesi	10<br />
Rieter Unilap	2<br />
Rieter E62 Tarama Makinesi	10<br />
Howa Penyöz(Üstten Üfleycili)	7	144.530 $	1.011.710 $<br />
Ring İplik Makinesi(Autodoffer)	23	148.960 $	3.426.080 $<br />
Bobin Makinesi	23	93.200 $	2.143.600 $<br />
Manuel Fitil Transport	1	150.000 $	150.000 $<br />
Yangın Sistemi	1	50.000 $	50.000$<br />
Toplam	11.202.395$</p>
<p>Yardımcı Ekipmanlar	Adet	Birim Fiyat	Toplam Fiyat<br />
Tarak Kovaları(38&#8243;x48&#8243;)	120	160 $	19.200 $<br />
Tarama Kovaları(24&#8243;x48&#8243;)	350	85 $	29.750 $<br />
Cer Kovaları(20&#8243;x48&#8243;)	1100	53 $	58.300 $<br />
Tanımlayıcı Band 20&#8243;	400	1.2 $	480 $<br />
Tanımlayıcı Band 24&#8243;	50	1.8 $	90 $<br />
Fitil Ve Ring Bobinleri			36.000 $<br />
Plastik Kafes	400	6 $	2.400 $<br />
Trolley			10.000 $<br />
Kova Taşıyıcı	80	200 $	16.000 $<br />
Forklift	1	27.000 $	27.000 $<br />
El Arabası	3	1.000 $	3.000 $<br />
Toplam	202.220$</p>
<p>Servis Ve Bakım Ekipmanları	Makine Sayısı	Birim Fiyat	Toplam Fiyat<br />
Portatif Perdah(parlatıcı) Makinesi ve yardımcı ekipmanı	1	20.000 $	20.000 $<br />
Tarak  Bakım Ekipmanı	1 set	60.000 $	60.000 $<br />
İğ Yağlayıcı	1	4.000 $	4.000 $<br />
Temizleyici Silindir Temizleme Makinesi	1	3.000 $	3.000 $<br />
Vakum Temizleyici	5	3.000 $	15.000 $<br />
Pnömatik  Temizleyici	6	500	3.000 $<br />
Tartı Ayarlayıcı	3	2.000 $	6.000 $<br />
Apolet Makinesi	2	2.000 $	4.000 $<br />
Autosorter	1	2.500 $	2.500 $<br />
Uster Tester 	1	45.000 $	45.000$<br />
Strenght Tester	1	45.000 $	45.000$<br />
Fiber Testing	1	45.000 $	45.000 $<br />
Classidata	1	25.000 $	25.000 $<br />
Ayar Cihazları(Erection Charges)			15.000 $<br />
Toplam	427.500 $</p>
<p>Klima Ve Elektrik Sistemi Ekipmanları<br />
Elektrik Sisteminin Kurulması(Transformatörler,Giriş Çıkış Panelleri,Kapasitör..vs)	350.000 $<br />
Kablolar	125.000 $<br />
Komprosör,Kurutucu Ve Boru Hattı	180.000 $<br />
Klima Sistemi	767.000 $<br />
Soğutucu(chillers)	176.000 $<br />
Klima Sistemi İçin Boru Ve Tesisat Kurulumu	125.000 $<br />
Atölye,Yangın Musluğu Ve Diğer Ekipmanlar	100.000$<br />
Toplam	1.823.000 $</p>
<p>Arsa Ve Bina Yatırımı<br />
Arazi Maliyeti	200.000 $<br />
Arazi Etüd Gideri	40.000 $<br />
Servislerle Beraber Fabrika Binası(192mx62m)<br />
11.712 m2    (m2 ‘si 120 $)	1.405.440 $<br />
Diğerleri	40.000 $<br />
Toplam	1.445.440 $</p>
<p>MATERYAL VE YÖNTEM<br />
İplikçilikte yatırım için nominal kapasite olarak nitelendirilmekte olan 25.000 iğ kapasiteye sahip güncel bir iplik işletme modellenerek ,bu işletmeye ait hammadde gideri döküntüler göz önüne alınmak suretiyle hesaplanmıştır,İşçilik gideri tiplerin aylık toplam üretim miktarlarına bağlı olarak dağıtılmıştır,GİM ise iğ-saati baz alınarak dağıtılmıştır.<br />
Hesaplamalar Birim Maliyet Hesaplama Yöntemi baz alınarak yapılmıştır.</p>
<p>SONUÇLAR</p>
<p>Farklı tiplerdeki ipliklerin maliyetlerindeki farklılıkların sebeplerini şöyle sıralayabiliriz.<br />
Penye ve Karde iplikleri arasındaki temel fiyat farkı hammadde maliyetlerinden kaynaklanmaktadır.Penye iplik üretimindeki döküntünün fazlalığı bunun temel sebebidir.Örneğimizde 1.5 $ olan hammadde fiyatımız döküntüleri hesaba kattığımızda penye iplik için hammadde fiyatı yaklaşık 2 $ ‘a çıkarken ,Karde iplikte 1.7 $ civarında kalmıştır.<br />
Diğer bir neden büküm miktarına bağlı olan üretim süresidir:Farklı tiplerdeki ipliklerimizin büküm gereksinimleri de farklı olmaktadır.Bu yüzden ince bir ipliğe daha fazla büküm verirken üretimimiz düşecektir,bunun sonucu olarak üretilmekte olan tipe ait iğ saati artarak, birim maliyeti artacaktır.(bu tipin GİM’den aldığı payın artması demektir)</p>
<p>Son makinenin teknolojik seviyesine bağlı olarak iş gücü gereksinimleri maliyeti etkileyecektir. Teknolojik seviyesi yüksek bir makinede üretilen tipin işçilik  gereksinimi daha düşük olacağı için işçilik maliyeti daha az olacaktır.</p>
<p>KAYNAKLAR<br />
1. http://www.geocities.com/vijayakumar777<br />
2. http://www.angelfire.com/dc/ahmetkizil/<br />
3. http://www.diyalog.com.tr<br />
4. http://www.ydk.gov.tr<br />
5. http://www.enerji.gov.tr<br />
6. CANOĞULLARI,Metin,Ernst &#038;Young,2002, Mali Tabloların Analizi<br />
7. TENEKECİ,Erhan,Pamuk İplikçiliğinde Maliyet Hesapları,1995,Bursa<br />
8.AYDIN,Önder,Pamuk İplikçiliğinde Maliyet Hesapları,1995,Bursa<br />
9.KURAL , M.Turan , Tekstilde Maliyet Hesapları Ders Notları,1990<br />
10.LAZOL,İbrahim,Maliyet Muhasebesi<br />
11.ATAY,Servan,2002,Türkiye Madencilik Sektöründe Maliyet Endeksi Oluşturulması</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/isletmenin-finansal-durumunu-gosteren-rasyolar.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İşletmenin Karar Verme Sistemi Ve Yönetsel Özellikleri</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/isletmenin-karar-verme-sistemi-ve-yonetsel-ozellikleri.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/isletmenin-karar-verme-sistemi-ve-yonetsel-ozellikleri.html/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Mar 2010 16:43:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Muhasebe]]></category>
		<category><![CDATA[Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[Daimler Benz]]></category>
		<category><![CDATA[Daimler Chrysler]]></category>
		<category><![CDATA[Hafif]]></category>
		<category><![CDATA[Ilk]]></category>
		<category><![CDATA[Kamyon]]></category>
		<category><![CDATA[Karar]]></category>
		<category><![CDATA[Katarak]]></category>
		<category><![CDATA[Kendi]]></category>
		<category><![CDATA[Makina Kimya]]></category>
		<category><![CDATA[Mengerler]]></category>
		<category><![CDATA[Mercedes Benz]]></category>
		<category><![CDATA[Ortaklar]]></category>
		<category><![CDATA[Otomobil]]></category>
		<category><![CDATA[Ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[Tipi]]></category>
		<category><![CDATA[Verme]]></category>
		<category><![CDATA[Yana]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Bir]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category></category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/isletmenin-karar-verme-sistemi-ve-yonetsel-ozellikleri.html/</guid>
		<description><![CDATA[Mercedes-Benz Türk A.Ş. Mercedes-Benz Türk, 1967 yılında Daimler-Benz AĞ (% 36), Mengerler Ticaret T.A.Ş. (% 32) ve Has Otomotiv (% 32) ortaklığı olarak Otomarsan unvanıyla İstanbul&#8217;da kurulmuştur. O 302 tipi otobüslerin üretimi, 1968 yılında başlamıştır. Şirket, üretime başladıktan sadece 2 yıl sonra, 1970&#8242;te ihracat yapmaya başlamış ve günümüze dek ürettiği 35.000 otobüsün yaklaşık 12.500&#8242;inin ihracatını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Mercedes-Benz Türk A.Ş.<br />
Mercedes-Benz Türk, 1967 yılında Daimler-Benz AĞ (% 36), Mengerler Ticaret T.A.Ş. (% 32) ve Has Otomotiv (% 32) ortaklığı olarak Otomarsan unvanıyla İstanbul&#8217;da kurulmuştur.<br />
O 302 tipi otobüslerin üretimi, 1968 yılında başlamıştır.<br />
Şirket, üretime başladıktan sadece 2 yıl sonra, 1970&#8242;te ihracat yapmaya başlamış ve günümüze dek ürettiği 35.000 otobüsün yaklaşık 12.500&#8242;inin ihracatını gerçekleştirmiştir.<br />
1984 yılında Mercedes-Benz Türkiye Genel Mümessili olan şirket, aynı yıl şirket bünyesine yeni ortaklar katarak, kamyon üretimi için gerekli yeni bir yatırım başlatmıştır.<br />
1986 yılında, Türkiye&#8217;nin büyüme potansiyeline paralel olarak Aksaray ilinde kamyon fabrikası üretime geçmiştir.<br />
Kasım 1990&#8242;da ticari unvanı Mercedes-Benz Türk A.Ş. olarak değişen kuruluş, günümüzde yaklaşık 2.800 personel istihdam etmektedir.<br />
Mercedes-Benz Türk&#8217;ün ortakları Daimler-Chrysler AĞ (%66,91), Overseas Lending Corporation (%18,09), Koluman Holding A.Ş. (%7,04), Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı (%5,00) ve Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu (%2,96)&#8217;dır.<span id="more-13309"></span><br />
Mercedes-Benz Türk, kuruluşundan bu yana kendi üretiminden yaklaşık 35.000 otobüs, 35.000 kamyon, 1.000 midibüs ve gerçek anlamda otomobil ithalatını başlattığı 1989&#8242;dan beri 22.000&#8242;in üzerinde otomobil satışı gerçekleştirmiştir.<br />
Mercedes-Benz Türk, bugün Hoşdere ve Davutpaşa Fabrikalarında şehirlerarası ve belediye tipi otobüsler, Aksaray Fabrikasında ise, hafif ve ağır sınıf kamyonlar ve çekiciler üretmektedir. Mercedes-Benz Türk A.Ş. Aksaray Fabrikası 1994 yılında ISO 9002, Davutpaşa ve Hoşdere Fabrikaları ise 1995 yılında ISO 9001 kalite belgelerini alarak Türk Otomotiv ana sanayiinde bu belgeleri alan ilk üretim tesisleri oldular.<br />
Bunun ötesinde Mercedes-Benz Türk A.Ş. Mayıs 2000&#8242;den beri ISO 14001 Çevre Yönetim Standartları Sertifikası&#8217;nın da sahibidir.<br />
2. İŞLETMENİN KARAR VERME SİSTEMİ VE YÖNETSEL ÖZELLİKLERİ<br />
Başarımızın temelini, tüm çalışanlarımızın etkin katılımı oluşturmaktadır. Toplam kalite anlayışı doğrultusunda hizmet kalitemizi sürekli iyileştirmek öz sorumluluğumuzdur. Süreçlerimizi müşterilerimizin beklentilerine uygun şekilde geliştiriyoruz. Bayi organizasyonumuz ile bütünleşerek kaliteli hizmet ve müşteri memnuniyetine yönelik karar üretme ve uygulama süreçlerimizin daha verimli olmasın, sağlıyoruz.<br />
3. İŞLETMENİN ÜRETİM TEDARİK VE MALİYET YAPISI<br />
Hoşdere Otobüs Fabrikası<br />
Şirketin kuruluşundan beri otobüs ürettiği Davutpaşa Fabrikasının yanısıra ikinci bir otobüs fabrikası kurulmasında belirlediği başlıca hedefler, kapasitenin ve verimliliğin artırılması, ürün paletinin genişletilmesi ve kalitenin özellikle Batı Avrupa pazarlarına ihracat yapılacak seviyeye çıkarılmasıdır.<br />
Hoşdere Otobüs Fabrikası 65 Milyon DM tutarında bir yatırımla gerçekleştirilmiştir.<br />
Boyahane, montaj ve finiş birimlerinden oluşan Hoşdere Otobüs Fabrikası, Davutpaşa fabrikası ile bir iş bölümü kapsamında üretim yapmaktadır. Davutpaşa&#8217;da üretilen şehirlerarası ve belediye tipi otobüs karoserileri, özel bir transport aracıyla Hoşdere Tesislerine nakledilip, burada boya, montaj ve finiş işlemlerinden sonra müşteriye teslime hazır hale getirilmektedir.<br />
Yıllık üretim kapasitesi ilk aşamada 3000 otobüs olan Hoşdere Otobüs Fabrikasında son aşamada kapasitenin 4000 otobüse çıkarılması planlanmaktadır. Mercedes-Benz Türk bugün Hoşdere ve Davutpaşa Fabrikalarında otobüs üretiminde yaklaşık 2.200 personel istihdam etmektedir.<br />
Halen dünyanın en modern otobüs fabrikası olan Hoşdere Tesisleri toplam 326.025 m2&#8242;lik bir arazi üzerinde 52.500 m2 kapalı alana sahiptir. Klasik bant üretiminin yerine akan bant ve sabit çalışma istasyonları (box) kombinasyonunun uygulandığı bu fabrikada aynı anda farklı modellerin üretilmesinde sağlanan esnekliğin yanısıra üretimde bekleme zamanları asgariye indirilebilmektedir.<br />
Mercedes-Benz Türk, dünyada ilk kez otobüs üretiminde hava yastığı teknolojisini Hoşdere Fabrikasında uygulamıştır. Ergonomik açıdan çalışma şartlarını çok olumlu etkileyen hava yastıklarından karoserilerin montaj istasyonları arasında nakillerinin yanısıra çeşitli montaj işlerinde de yararlanılmaktadır.<br />
Optimal malzeme akışı sağlamak amacıyla ambar ve malzeme birimlerinin imalat hollerine entegre edildiği Hoşdere Otobüs Fabrikası, gerek seçilen teknoloji ve sistemler açısından, gerekse alınan özel önlemler ve yatırımı tamamlanan arıtma tesisleri ile çevre koruma açısından da örnek bir tesistir.<br />
Davutpaşa Fabrikası<br />
Mercedes-Benz Türk&#8217;ün kuruluşundan 1994 yılı sonuna dek otobüs üretim tesisi olan Davutpaşa Fabrikası, Hoşdere Tesislerinin faaliyete geçmesiyle tamamen yeniden düzenlenerek en güncel karoseri imalat teknolojisinin uygulandığı bir karoseri fabrikası haline getirilmiştir.<br />
Hoşdere Fabrikası ile iş bölümü kapsamında çalışan Davutpaşa Tesisleri&#8217;nde boya aşamasına kadar hazırlanan şehirlerarası ve belediye tipi otobüs karoserileri, boya, montaj ve finiş işlemleri için Hoşdere&#8217;ye gönderilmektedir.<br />
Davutpaşa Fabrikası, 35.400 m2&#8242;lik bir arazi üzerinde 24.314 m2&#8242; kapalı alana sahiptir.</p>
<p>Aksaray Kamyon Fabrikası<br />
Mercedes-Benz TürK A.Ş.&#8217;nin Aksaray ilindeki kamyon fabrikası 1986 yılında üretime başladı. Aradan geçen sürede bu fabrikada üretilen 35.000 adedi aşkın çeşitli tonajlarda kamyon öncelikle iç pazarda satıldı.<br />
Günümüzde 600 çalışanı olan Aksaray Kamyon Fabrikası&#8217;nda<br />
•  Hafif sınıf kamyonlar ATEGO 1215 C ve ATEGO 1517 C,<br />
• Ağır sınıf kamyonlar AXOR 2523 C, AXOR 2523 K, AXOR 2528 C, AXOR<br />
  3028 K/B, AXOR 2628 CL<br />
• Çekiciler AXOR 1835 LS ve AXOR 1840 LS<br />
• 1,5t, 2,5t, ve 5,Ot sınıflarında Unimog araçları üretiliyor.<br />
Bu araçların yanısıra Almanya&#8217;da üretilen belediye tipi otobüslerin şasileri de 1991 yılından bu yana bu fabrikada üretilerek ihraç ediliyor.<br />
1994 yılında Türk otomotiv ana sanayiinde ISO 9002 kalite belgesini alan ilk üretim tesisi olan Mercedes-Benz Türk Aksaray Kamyon Fabrikası, 2000 yılında da TÜV Südwest Almanya tarafından VDA 6.1&#8242;e göre sertifikalandırılarak kalite yönetim sistemini kanıtlamış oldu.<br />
1998 yılında yeni kamyon stratejisini uygulamaya koyan Mercedes-Benz Türk, bu kapsamda Aksaray Fabrikası&#8217;nda yaklaşık 150 Milyon DM tutarında bir yatırım gerçekleştirdi. Yeni kamyon stratejisi, şirketin otobüs stratejisine paralel olarak kamyon ihracatını da önemli bir hedef olarak gündeme getiriyor. Ürün paletinin ATEGO ve AXOR kamyonlarla tamamen yenilenmesini öngören bu strateji kapsamında son iki yılda Aksaray Fabrikasında kalitenin arttırılmasına ve üretim kapasitesinin yılda 8.000 adetten 10.000 adede yükseltilmesine yönelik yatırımlar yapıldı. Kullanım alanının 45.000m2&#8242;den 60.000m2&#8242;ye çıkarılması, katodik daldırma sistemine uygun astar boya havuzunun kurulması, kaynak robotlarının devreye girmesi, bu yatırımların en önemlilerini oluşturuyor.<br />
Almanya&#8217;daki kamyon fabrikası ile aynı kalitede araç üretir hale gelen Mercedes-Benz Türk Aksaray Fabrikası, 2001 yılı içinde Orta ve Doğu Avrupa Ülkelerine ihracatı başlattı.<br />
Diğer taraftan ürünlerin ve ürün kalitesinin eşitlenmesiyle Mercedes-Benz Türk&#8217;ün yan sanayicileri Almanya&#8217;daki kamyon fabrikalarına da parça verme olanağına kavuştular.<br />
Mercedes-Benz Türk, ürettiği ve ithal ettiği araçları, satış öncesinde amaca en uygun araçların seçimi için danışmanlık, satış sonrasında ise servis ve yedek parça hizmetiyle bütünleştirir.<br />
4. İŞLETME PAZAR YAPISI VE REKABET POLİTİKALARI<br />
Müşterilerimizin memnuniyetini korumak onların beklentilerini bilmekle mümkündür. Bu beklentilere ulaşmak ise müşterilerimizle sürekli iletişimde bulunmayı gerekli kılmaktadır. Hedefimiz, müşterilerimizin beklentilerinin de ötesinde bir kaliteyi, hizmet süreçlerimizde gerçekleştirmektir.<br />
PAZARLAMA MERKEZİ<br />
Tem Otoyolu Hadımköy Ç.k.ş. 34900 Büyükçekmece, İSTANBUL<br />
Tel&#8221; (O 212) 858 09 90 Pbx<br />
Fax:(0212)8580980<br />
5. İŞLETME PAZARLAMA İŞLEVİ VE TALEP YAPISI<br />
5.1. Satın Alma Politikaları ve Geliştirilmesi<br />
İşletmede satın alma işlevi, bölüm sorumlusu tarafından malın niteliklerine, maliyetine ve müşterileri tercihlerine göre yapılmaktadır.<br />
5.2. Satıcı Özellikleri, Satıcı Eğitimi<br />
Satın alma bölümü sorumlusunun, satıcı seçiminde güvenilirlik ve uzun süredir ilişkide bulunulan insanlar öncelik taşımaktadır. Ayrıca müşterilerin arzu ve isteklerine göre satıcılar yönlendirilmektedir.<br />
6. İŞLETME PAZARLAMA İŞLEVİ VE TALEP YAPISI<br />
Ürün değişiklikleri<br />
Bu internet sitesinde yer alan ürün bilgileri, çizimler ve resimler, dünyanın çeşitli ülkelerinde bulunan DaimlerChrysler internet sitelerine yönelik genel kullanım amacıyla hazırlanmış olabilir. Bu nedenle bazı ülkelerde bulunmayan, yerel piyasa ihtiyaçlarını karşılamaya veya ülke düzenlemelerini sağlamaya yönelik bilgiler ve/veya aksesuarlar ülkelere göre farklılık gösterebilir ve değişik spesifikasyonlar ile elde edilebilir. internet sitesinde gösterilen herhangi bir araç modeli, renk, seçenek veya aksesuar ile bilgi almak istiyorsanız bölgenizdeki bayi ile temasa geçiniz.<br />
Fiyatlar<br />
Bütün fiyatlar öngörülen perakende satış fiyatlarıdır. Fiyatlar yayın tarihinde geçerlidir ve haber verilmeden değiştirilebilir.<br />
Markalar<br />
Aksi belirtilmedikçe, Mercedes-Benz Türk A.Ş. internet sitesinde yer alan tüm markalar, model isimleri, şirket logoları ve amblemleri marka haklarına tabidir.<br />
İleriye yönelik ifadeler<br />
Bu internet sitesi Mercedes-Benz Türk A.Ş. tarafından ileriye yönelik yapılmış açıklamalar ve ifadeler içermektedir. Bu sitede &#8220;öngörmek&#8221;, &#8220;inanmak&#8221;, &#8220;hesaplamak&#8221;, &#8220;ummak&#8221;, &#8220;planlamak&#8221;, ve &#8220;tasarlamak&#8221; gibi ileriye yönelik ifadeler, Mercedes-Benz Türk A.Ş.’nin ifade tarihindeki geleceğe yönelik görüşlerini yansıtmaktadır, risklere ve belirsizliklere maruzdur. Genel ekonomik ve ticari şartlardaki değişiklikler, rakip veya yeni ürünlerin ve servislerin piyasaya sürülmesi, ticari stratejik kararlardaki değişiklikler fiili sonuçların burada öngörülenlerden önemli ölçüde farklı olmasına sebep olabilir. Mercedes-Benz Türk A.Ş.&#8217; nin gelecekle ilgili öngörüler ve terminler içeren bu ifadeleri güncelleme zorunluluğu yoktur.<br />
Sorumluluğun sınırlandırılması<br />
Mercedes-Benz Türk A.Ş. bu internet sitesinde verilen bilgilerin doğruluklarını, yanlış veya eksik bilgi içermediklerini garanti etmemektedir ve bu bilgilerdeki hatalar nedeniyle sorumlu değildir. Güncel ve geçerli bilgiler için bölgenizdeki bayi ile temasa geçiniz.Bu internet sitesi, Mercedes-Benz Türk A.Ş.1 nin kontrolünde olmayan dış siteler ile bağlantılar içerir. Bu bağlantılar kullanıcıların kolaylığı için sağlanmaktadır ve bağlantılı herhangi bir sitenin içeriği Mercedes-Benz Türk A.Ş. tarafından onaylanmamıştır. Bu siteler ile ilgili sorumluluk kullanıcıya aittir.<br />
Telif hakkı<br />
Mercedes-Benz Türk A.Ş. bu internet sitesinde yer alan bütün ürün ve hizmetleri, bilgileri ve aörsel unsurları önceden bildirimde bulunmaksızın değiştirme hakkını saklı tutar. Metinler resimler çizimler ses animasyon, video dosyaları telif hakkına tabidir. Bu düzenlemeler ticari kullanım amacıyla kopya&#8217; edilemez, değiştirilemez, dağıtılamaz veya diğer sitelere gönderilemez.<br />
Kalite Anlayışımız:<br />
-	Eksiksiz teslimat, hatasız işçilik<br />
-	Güvenilir ve uzun ömürlü ürünler<br />
-	Arıza nedeniyle servis dışı kalma süresinin kısalığı<br />
-	Satışta, müşteri hizmetlerinde, serviste uzmanlık, müşteri şikayetleri yönetimi<br />
-	Müşteri yararı, teknoloji, güvenlik, çevre<br />
-	Kullanılmış aracım yüksek satış değeri, düşük bakım ve onarım masrafları, az yakıt harcaması<br />
-	Bireysel ve cazip finansman modelleri<br />
-	Teslim tarihlerine uyulması<br />
Hedeflerimiz:<br />
-	Kendi kalite hedeflerimize erişmek<br />
-	Müşterilerimizin taleplerini yerine getirmek<br />
-	Yüksek kaliteli otobüslerin üretimin farklılıklarına rağmen başarmak<br />
-	İş ilişkilerini uluslararası düzeye getirmek<br />
-	Ürün sorumluluğu, risklerin azaltılması Yeni standart ve yönergeler &#8220;Araç tipinin onayı<br />
7. İŞLETME ÇALIŞMA KOŞULLARI VE İNSAN KAYNAKLARI<br />
Mercedes-Benz Türk İnsan Kaynakları<br />
Şirketimiz Mercedes-Benz Türk, gerek yurtdışı bağlantıları gerekse Türkiye&#8217;deki liderlik konumu nedeniyle çağdaş ve stratejik insan Kaynaklan uygulamalarına, şirket çalışanları ve stajyerlerin eğitimine ve Türk toplumuna hizmet sunmaya özellikle önem vermektedir. Bu kapsamda amacımız en yetkin adayları işe alarak, en yüksek standartlara göre eğitmek ve ihtiyaçları olan bilgi ve becerileri geliştirmelerine destek olmaktır.<br />
Bu stratejinin hayata geçirilmesi, çalışanlarımıza en iyi fırsatların ve yüksek seviyede iş sunulmasına bağlıdır.<br />
Hedefimiz, çalışanlarımız tarafından benimsenmiş uluslararası standartlarda insan Kaynakları politikalarını uygulayarak, daha iyi bir geleceğe ulaşabilmektir. Bu doğrultuda çalışanlarımızın yeterliliklerinin ve performanslarının en iyi şekilde değerlendirilmesini sağlayan sistemler oluşturulmuştur.<br />
Eğitim stratejimizi çalışanlarımıza, müşterilerimize ve organizasyonumuza müşterek fayda sağlayacak ilkelere dayandırdık:<br />
• Sürekli öğrenme<br />
• Mevcut ve gelecekteki mesleki ve bireysel gelişim ihtiyaçlarına odaklı öğrenme<br />
• Bireyin kendi gelişimi ile ilgili sorumluluk almasını teşvik<br />
• Birbirinden öğrenme<br />
• iş başında öğrenme<br />
• Teknoloji destekli öğrenme<br />
Mercedes-Benz Türk ekibinin bir parçası olabilmek için, adayların yurtiçi veya yurtdışı yüksekokul mezuniyetlerinin yanısıra çok iyi derecede Almanca ve/veya İngilizce bilgisine sahip olmaları gerekmektedir. Pozisyonların gerektirdiği yetkinliklerle birlikte aşağıda anılan özelliklere de sahip olmak, adaylardan ayrıca beklenmektedir:<br />
• Müşteri odaklılık<br />
• Sürekli öğrenme güdüsü<br />
• Takım çalışmasına yatkınlık<br />
• İletişim yeteneği<br />
• İç motivasyon<br />
• Yaratıcılık<br />
• Özgüven<br />
• Şirkete ve topluma katma değer sağlama istek ve yeteneği<br />
Başvuru formunuzun insan kaynakları uzmanlarımıza ulaşması ile birlikte seçme/yerleştirme sürecimize adım atmış olursunuz. Başvurunuz ilk adımda uzmanlarımız tarafından incelenecek ve mevcut boş pozisyonlar çerçevesinde değerlendirilecektir.<br />
Gizlilik<br />
İnternet sitemizi ziyaret ederken kendinizi güvende hissetmeniz için kişisel bilgilerinizin korunması ve saklanması hususu en önemli ilkelerimizden biridir, internet sitemizi ziyaretiniz sırasında toplanan kişisel bilgileriniz, geçerli yasal izinler çerçevesinde işlem görmektedir.</p>
<p>Kişisel bilgilerin toplanması ve saklanması<br />
Mercedes-Benz Türk A.Ş. internet sitesini ziyaretiniz esnasında, internet servis sağlayıcısı aracılığıyla, internet servis sağlayıcınız, sitemize ulaştığınız internet sitesinin ismi, ziyaret tarihiniz ve süresi bilgileri otomatik olarak kaydedilir. Ziyaretçilerin tercihlerinin takip edilmesi ve buna bağlı olarak internet sitesinin geliştirilmesi amacıyla bilgi belirteci &#8220;cookie&#8221; atılabilir, ilave kişisel bilgileriniz ancak kendi isteğinizle vermeniz halinde ve onayınızla saklanır.<br />
Kişisel bilgilerin kullanılması<br />
Kişisel bilgileriniz internet sitesinin geliştirilmesi ve daha etkin hizmet verebilmek amacıyla pazarlama, pazar araştırması, müşteri memnuniyeti gibi çalışmalarda ihtiyaç duyulduğu ölçüde kullanılacaktır. Mercedes-Benz Türk A.Ş. bu bilgileri aynı amaçlar doğrultusunda yetkili satıcılarına aktarabilir. Bilgileriniz, ürünler ve hizmetler hakkında sizi bilgilendirmek ve gerektiğinde görüşünüzü almak amacıyla kullanılabilir. Size ulaşılmasını tercih etmemeniz durumunda, belirtmeniz halinde kişisel bilgilerinizin kullanılmasını engelleyebilirsiniz.<br />
Güvenlik<br />
Saklanan bilgilerinizin yanlışlıkla veya kasten kötüye kullanılmasını, tahrip edilmesini veya yetkisiz kişilerin eline geçmesini önlemek amacıyla yeni teknolojilere göre sürekli güncellenen ve iyileştirilen teknik ve kurumsal güvenlik tedbirleri alınmaktadır. İnternetin yapısı gereği bilgileriniz internet üzerinde yeterli güvenlik önlemleri olmaksızın dolaşabilir ve yetkili olmayan kişiler tarafından kullanılmasından Mercedes-Benz Türk A.Ş.sorumlu değildir. Yasal zorunluluklar haricinde, kişisel bilgilerinizin onayınız dışında kullanılması ve paylaşılması söz konusu olmayacaktır. Bilgilerinize sadece, gerekli tecrübeye ve erişim yetkisine sahip, gizliliğe saygı gösterilmesi ve kurallara riayet edilmesi hususunda yükümlü kılınmış Mercedes-Benz Türk A.Ş. çalışanları ulaşabilmektedir.<br />
8. İŞLETMENİN FİNANSAL VE KÂRLILIK ANALİZİ<br />
8.1. Rasyoları<br />
A. Net Kâr Rasyosu<br />
Formül  :  NKR  	=  Net kâr / Satışlar<br />
		    	=   150.000.000 / 1.580.000.000<br />
		    	=   0,085   =  %8,5<br />
B. Brüt Satış Kârı Rasyosu<br />
Formül   :   BSKR   	=  Brüt Satış kârı / Net Satışlar<br />
			=  1.500.000.000 / 1.500.000<br />
			=  0,63   =   %63<br />
C. Faaliyet Kârı Rasyonu<br />
Formül   :   FKR   	=  Faaliyet Kârı / Net Satışlar<br />
			=  2.200.000.000 / 720.000<br />
			=  0,30   =   %30<br />
8.2. Finansal analiz yöntemleri ve Kontrolü<br />
 Finansal analizde defter tutmanın sonucunda ortaya çıkan mali tablolar olarak bilanço ve gelir tablosunun analizidir. Bu tabloların analizi onların içerdiği muhasebe bilgilerine dayanan bazı hesaplamaların yapılması veya yeni bazı tabloların düzenlenmesi şeklinde yapılır. Bunun içinde finansal analiz tekniklerinden faydalanılır.<br />
8.3. İşletmenin Bilanço Durumu<br />
AKTİF DURUMU</p>
<p>AKTİF	2001 (000 Euro)<br />
1. DÖNEN VARLIKLAR<br />
Hazır değerler	10.000<br />
Menkul kıymetler	90.000<br />
Ticari alacaklar	100.000<br />
Stoklar	350.000<br />
Dönen varlıklar toplamı	800.000<br />
II.DURAN VARLIKLAR<br />
Ticari alacaklar	200.000<br />
Mali duran varlıklar	200.000<br />
Maddi duran varlıklar	250.000<br />
Diğer duran varlıklar	50.000<br />
Duran varlıklar toplamı	350.000<br />
AKTİF TOPLAMI	2.400.000</p>
<p>PASİF DURUMU<br />
PASİF	2001 (000 Euro)<br />
1. KISA VADELİ YAB. KAYNAK<br />
Ticari borçlar	180.000<br />
Ödenen vergiler	220.000<br />
K.V.Y.Kaynak toplamı	200.000<br />
II. UZUN VAD. YAB. KAYNAK<br />
Mali borçlar	500.000<br />
Ticari borçlar	200.000<br />
Alınan avanslar	200.000<br />
Diğ. Uz. Vad. Yab. Kaynaklar	100.000<br />
Uz. V:Y. Kaynaklar toplamı	1.600.000<br />
III. ÖZKAYNAKLAR<br />
Ödenmiş sermaye	500.000<br />
Kâr yedekleri	100.000<br />
Dönem net kârı	150.000<br />
Öz kaynaklar toplamı	  50.000<br />
PASİF TOPLAMI	2.400.000</p>
<p>9. İŞLETMENİN ÇEVRE FAKTÖRLERİNİN ANALİZİ<br />
Mercedes-Benz araçlarında kullanılan yüksek teknolojinin yönetimi, diyagnoz gibi özel ekipmanlarla ve bu konuda sürekli eğitilen yetkili servislerce gerçekleşir.<br />
Mercedes-Benz koleksiyonuyla hem kendinizi hem de sevdiklerinizi sevindirebilir, zengin araç aksesuarı çeşitleriyle kişiliğinizi aracınıza yansıtabilirsiniz.<br />
Yaşadığınız herhangi bir arıza durumu karşısında, 365 gün / 24 saat boyunca yanınızda olacağız.<br />
Aldığınız her yeni otomobilinizle birlikte 2 (+2) yıl süreli Mobilo Hizmet Paketi&#8217;nden yararlanma hakkına sahip oluyorsunuz.<br />
Belli dönemlerde hazırladığımız servis kampanyalarıyla size birçok avantajlar sunuyoruz. Bizler, her bir önerinizi veya şikayetinizi bize sunulmuş birer armağan olarak kabul ediyoruz.<br />
Şirket, yurtiçinde sattığı araçların ekonomik ve verimli kullanımını sağlamak için teorik ve pratik eğitim, garanti ve tamir-bakım hizmetleri verir.<br />
Bu hizmetler yurtdışı satışları için de geçerlidir. Mercedes-Benz markasının dünya çapında mevcut servisleri, Mercedes-Benz Türk&#8217;ün ihraç ettiği tüm araçların hizmetindedir.<br />
Kesintisiz yedek parça teminini sağlamak amacıyla Mercedes-Benz Türk, yeni yedek parça deposunu İstanbul/Hoşdere&#8217;de 2000 yılında hizmete sunmuştur. 21.000 m2 kapalı alanda hizmet veren Merkezi Yedek Parça Deposunda yaklaşık 50.000 kalem kayıtlı yedek parça bulunmaktadır. Türkiye çapında hizmet veren acil servis ağıyla Mercedes-Benz Türk, Hoşdere stokunda bulunan orijinal yedek parçaları 24 saat içinde ülkenin her yerine ulaştırmaktadır.<br />
Kesintisiz yedek parça teminini sağlamak amacıyla, Mercedes-Benz Türk, yedek parça deposunu İstanbul/Hadımköy&#8217;de 2000 yılında hizmete sunmuştur. 20.736m2 + 10.000m2 (Genişleme Alanlı -İstanbul/Hadımköy) alanda hizmet veren Merkezi Yedek Parça Deposu&#8217;nda yaklaşık 58.000 kalem kayıtlı yedek parça bulunmaktadır.<br />
Türkiye çapında hizmet veren acil servis ağıyla Mercedes-Benz Türk, stokunda bulunan orijinal yedek parçaları, 24 saat içinde ülkenin her yerine ulaştırılmaktadır.<br />
Yetkili servislere yönelik eğitim, kuruluş aşamasından itibaren danışmanlık hizmeti ile başlar, ihtiyaca göre gerekli teknik, yönetimsel, eğitim ve doküman desteği ile hizmet kalitesinin sürekli öngörülen seviyede kalması sağlanır.<br />
Ve size bir yıldız daha hediye ediyoruz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/isletmenin-karar-verme-sistemi-ve-yonetsel-ozellikleri.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Muhasebede Kullanılan Belgeler</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/muhasebede-kullanilan-belgeler-2.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/muhasebede-kullanilan-belgeler-2.html/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 Nov 2009 18:27:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/genelbil/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Muhasebe]]></category>
		<category><![CDATA[Ki]]></category>
		<category><![CDATA[Mali]]></category>
		<category><![CDATA[Organik]]></category>
		<category><![CDATA[Temel]]></category>
		<category><![CDATA[Vergi]]></category>
		<category><![CDATA[Veya]]></category>
		<category><![CDATA[Zaman]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=12172</guid>
		<description><![CDATA[Muhasebenin temel kavramlarından birisi tarafsızlık ve belgelendirme kavramı olup bu kavram, muhasebe kayıtlarının gerçek durumu yansıtan ve usulüne uygun olarak düzenlenmiş objektif belgelere dayandırılması ve muhasebe kayıtlarına esas alınacak yöntemlerin seçilmesinde tarafsız ve ön yargısız davranılmasını gerektirir. Bu kavram çerçevesinde muhasebe belgesi veya kısaca belge; gerçekleşen bir işlemi kişi, yer, zaman, nitelik ve nicelik gibi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Muhasebenin temel kavramlarından birisi tarafsızlık ve belgelendirme kavramı olup bu kavram, muhasebe kayıtlarının gerçek durumu yansıtan ve usulüne uygun olarak düzenlenmiş objektif belgelere dayandırılması ve muhasebe kayıtlarına esas alınacak yöntemlerin seçilmesinde tarafsız ve ön yargısız davranılmasını gerektirir.<br />
Bu kavram çerçevesinde muhasebe belgesi veya kısaca belge; gerçekleşen bir işlemi kişi, yer, zaman, nitelik ve nicelik gibi açılardan saptayan, tanıtlayan ve kanıtlayan yazılı bir nesne olarak tanımlanabilir. Muhasebede yapılan her kayıt yazılı bir belgeye dayanmak zorundadır. Çünkü, belgenin olmadığı yerde muhasebe son bulur. Belge, hesaplara yapılan kayıtlar arasında organik bağlantıyı sağlar. Onun içindir ki, belge muhasebenin temel taşıdır. İşletmedeki mali karakterli olayların iş akışları doğal ve yapay belgelerle sağlanır. Doğal belgeler kanun hükümleriyle, yapay belgeler ise, genellikle isteğe bağlı olarak düzenlenirler.dırarıdan işletmeye ve işletmeden dışarıya olan iş akışları doğal belgelerle, işletme içinde oluşan olaylar ise, yapay belgeler ile sağlanır. Doğal belgelerde bulunması gereken hususlar ilgili kanunlarda belirtilmiştir. Belirtilen hususlara uyulmaması halinde belgenin doğal niteliği kaybolur. Doğal belgeler karşılıklı ilişkiler dolayısıyla düzenlendiklerinden en az iki suret olarak düzenlenmelidirler. Çünkü, bu belgeler her iki tarafça da kaydedilmektedir. Muhasebe defterlerine yapılan her kaydın mutlaka, işlemin gerçek durumunu yansıtan, usulüne uygun olarak düzenlenmiş ve işletme ile ilgili tüm finansal bilgi kullanıcılarına karşı ispat edici özelliği olan objektif  bir belgeye dayandırılması gerekir. Ülkemizde muhasebe belgeleri ve bu belgelerin düzenlenme koşul ve esasları başta vergi kanunları olmak üzere. Türk Ticaret Kanunu ve sermaye piyasası mevzuatında ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu yasal düzenlemeler kapsamında, işletmelerin düzenlemek zorunda oldukları belli başlı muhasebe belgelerini <span id="more-12172"></span>açıklamadan önce aşağıda belge türleri ve belgeleme ilkeleri açıklanmıştır.</p>
<p>B)Belge türleri<br />
		Muhasebe işlemlerinin dayanağı olan belgeleri şu şekilde ayırıma tabi tutmak mümkündür:<br />
	Ba) Oluşumuna göre muhasebe belgeleri<br />
	Bb) İşletmedeki değişik işlevlerine göre muhasebe belgeleri<br />
	Bc) Çeşitli yasalara  göre düzenlenen muhasebe belgeleri<br />
Ba) Oluşumuna göre muhasebe belgeleri<br />
	Belgeler oluşumlarına göre; doğal belgeler ve yapay belgeler olmak üzere ikiye ayrılır<br />
1)Doğal muhasebe belgeleri: Ticari işlemler sonucunda kendiliğinden oluşan muhasebe belgelerine doğal belgeler denilmektedir. İşletmede kullanılan belgelerin büyük bir bölümünü doğal belgeler oluşturmaktadır. Doğal belgelerin türleri de çoktur. Bu nedenle doğal belgeleri düzenlendikleri işlemlere göre aşağıdaki gibi sınıflandırabiliriz:<br />
Alışlara ait belgeler: Mal ve hizmet satın alınması ile ilgili belgelerdir. Bu belgelerin başında fatura gelir. Ancak, bazı durmlarda örneğin müstahsilden satın alınan mallar için fatura alınması mümkün olmayabilir. Bu tür mal alımları için fatura yerine geçen bir belge türü olan müstahsil makbuzu düzenlenir.</p>
<p>Satışlara ait belgeler: Mal ve hizmet satışlarını belgelendirmek için düzenlenen belgelerdir. Bu belgelerin de başında fatura gelmektedir. Satış faturası genellikle toptan satışlar için düzenlenmektedir. İşletmede gerçekleşen perakende satışlar için fatura yerine geçen perakende satış vesikaları düzenlenir.</p>
<p>Giderlere ait belgeler: Elektrik, su, telefon, seyahat, ücret gibi giderler yapıldıkça alınan belgelerdir. Bu belgelerin de başında fatura gelmektedir. Ancak, avukat, mali müşavir gibi serbest meslek erbabına yaptırılan işler için bunlara yapılan ödemeler sırasında alınan serbest meslek makbuzu da bir gider belgesidir. Ayrıca, hamala, gündelikçi gibi belge düzenlemesi mümkün olmayan kişilere yaptırılan işler için işletme tarafından düzenlenen gider pusulası diğer bir gider belgesidir. Bunların dışında, mükelleflerin işyerlerinde kullanılmak ve tüketilmek üzere satın aldıkları kanuni haddi aşmayan mal ve hizmet alımları için düzenlenen perakende satış fişi veya yazar kasa fişleri de gider belgesi olarak kabul edilmektedir.</p>
<p>Tahsil ve ödeme belgeleri: Kayıtlarda yer alan bir alacağın para veya para yerine geçen araçlarla tahsil edilmesi veya bir borcun yine para veya para yerine geçen araçlarla ödenmesi için düzenlenen belgelerdir. İşletme alacağını karşı taraftan; nakit veya çek olarak tahsil ederken kasa tahsil makbuzu düzenler; alacağına karşılık senet almış ise senet giriş bordrosu düzenler. Defter tutan tüccarlar arasında, bir taraf için tahsil makbuzu karşı taraf için ödeme makbuzudur. Ancak bazı durumlarda parayı veya çeki tahsil eden tarafın defter tutmaması nedeniyle tahsil makbuzu düzenlemesi mümkün değildir. Bu gibi hallerde tüccarın boçları için ödeme yaparken nakit veya çek ile yaptığı ödemeler için kasa ödeme makbuzu düzenleyerek, ödemeyi yaptığı tarafa imzalatıp muhafaza etmesi gerekir. Ödemenin senet ile yapılması halinde senet çıkış bordrosu düzenlenir.</p>
<p>Mahsup belgeleri: Hesaba geçirme belgeleri olarak da adlandırılan bu belgeler, para ve para yerine geçen ödeme araçları tarafından kullanılmaktadır. Örneğin , bir bankanın bir işletmeyi neden belirterek boçlandırması halinde bu işlem için bir borç dekontu düzenlenir. Diğer yandan, bankanın işletmeyi yine bir neden belirterek alacaklandırması halinde bu kez alacak dekontu duzenlenir.</p>
<p>Diğer doğal belgeler: Bu tür belgeler yukarıda sayılan gruplarda yer almayan belgelerdir. Bu belgelere şu örnekler verilebilir: vergi daireleri, sosyal sigortalar, ticaret ve sanayi odaları, PTT ve diğer resmi dairelere yapılan ödemeler sonucu alınan makbuz ve belgeler, takdir komisyonu kararları, mahkeme kararları, muhabere evrakı, zözleşmeler, taahhüt ve kefalet yazıları  vb&#8230;</p>
<p>2)Yapay muhasebe belgeleri: Doğal belge düzenlenmesi zorunlu olmayan  işlemler için işletme içinde düzenlenen, muhasebe kaydına eses alınan belgelerdir. Yapay belgeler, doğal belgelere göre türce ve sayıca daha azdır. Çünkü kural olarak, doğal belgesi olmayan işlemler için yapay belge düzenlenir. Yapay belgeleri düzenlendikleri işlemleri esas alarak aşağıdaki gibi sınıflandırabiliriz.  </p>
<p>              Giderlere ilişkin yapay belgeler:  Bazı giderler için belge alınması çok zor veya imkansızsız olabilir. İşte ilgili dolmuş ücreti, vapur ücreti, tren ücreti gibi giderler bunlara örnek olarak verilebilir. Ancak yine de bu gibi hallerde, gideri yapan kişi, bunların açıklamalı bir listesini yaparak imzalar. Bu belgeye gider listesi adı verilmektedir. Bu gider listesi, giderlere ilişkin bir yapay belgedir. Giderlere ilişkin diğer bir yapay belge türü de, işte ilgili olmak şartıyla verilen harcırahlar (yolculuklar) için düzenlenen harcırah beyannamesidir.         </p>
<p>Envanterle ilgili yapay belgeler: Dönem sonu envanter çalışmalarına dayanak olmak üzere düzenlenen belgelerdir. Bu tür belgelere şu örnekleri verebiliriz: Mal sayım cetvelleri, amortisman hesaplama tabloları, yeniden değerleme tabloları, gelecek yıllara ve aylara ait giderlerin hesaplama çalışmaları, gelecek yıllara ve aylara ait gelirlerin hasaplama çalışmaları, gider ve gelir tahakkuklarını hesaplama çalışmaları vb&#8230;</p>
<p>Maliyet muhasebesi belgeleri: İşletmede gerçekleşen her türlü stok hareketlerini izlemek için düzenlenen belgeler, birer yapay belgedir. Bu belgelere  şu örnekleri verebiliriz: Hammadde ve malzeme istek fişi, hammadde ve malzeme teslim alma fişi, depodan üretime hammadde ve malzeme çıkış fişi, üretim raporları, ambar fişi, hammadde ve malzeme fişi vb&#8230;                                             </p>
<p>Bb) İşletmedeki değişik işlevlerine göre muhasebe belgeleri</p>
<p>İşletmedeki işlevlerine göre muhasebe belgeleri dört gruba ayrılmaktadır<br />
1) Alışlara ait belgeler: Alış faturaları, perakende satış belgeleri gibi,<br />
2) Satışlara ait belgeler: Satış  faturaları, perakende satış belgeleri gibi,<br />
3) Giderlere ait belgeler: Serbest meslek makbuzları, gider pusulası, ücret bordrosu gibi,<br />
4) Genel nitelikli belgeler: Ticari mektuplar, kira kontratoları, banka hesap özetleri gibi<br />
Bc) Çeşitli yasalara göre düzenlenen muhasebe belgeleri</p>
<p>		Ülkemiz uygulamasında ispat edici muhasebe belgelerinin önemli bir bölümü Vergi Usul Kanununda , Türk Ticaret Kanununda ve sermaye piyasası kanunu çerçevesinde çıkarılan sermaye piyasası kurulu tebliğlerinde düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu kanunlar çerçevesinde düzenlenen başlıca muhasebe belgeleri şunlardır:<br />
	1) Vergi Usul Kanununda düzenlenen belgeler: Fatura, sevk irsaliyesi, perakende satış belgeleri, gider pusulası, müstahsil makbuzu, serbest meslek makbuzu, ücret bordrosu, yolcu listeleri, günlük müşteri listeleri, muhabere evrakı ve diğer belgeler.<br />
	2) Türk Ticaret Kanununda düzenlenen belgeler: Poliçe, bono, çek, hisse senedi, tahvil, emtiasenetleri, ordino, konşimento, manifesto, hamule senedi, taşıma senedi.<br />
	3) Sermaye piyasası mevzuatında düzenlenen belgeler: Sermaye piyasası mevzuatında, Vergi Usul Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu çerçevesinde düzenlenen tüm belgeler ispat edici belgeler olarak aynen kabul edilmiş ancak kamuyu aydınlatma ilkesi çerçevesinde sermaye piyasası faaliyetlerinin özelliği gereği hisse senetleri,tahviller gibi belgeler yeniden düzenlenmiş, bunların yanında aracı kurumlar ve diğer bazı sermaye piyasası yardımcı kurumları için bu kurumlara özgü işlem ve kayıtlarda geçerli olacak yeni bazı belgeler oluşturulmuştur. Bu belgelerden özellikle aracı kurumların düzenleyecekleri bazı belgeler şunlardır: menkul kıymet hareket listesi, menkul kıymet dökümü, işlem sonuç formu, emanet giriş fişi, emanet çıkış fişi, menkul kıymet bordrosu, seans takip formu, işlem dağıtım listesi, emir takip formu, kredili işlem-açığa satış ve ödünç işlemleri izleme formları, repo işlem dekontları, aracılık sözleşmeleri.</p>
<p>C) Belgeleme ilkeleri<br />
		Güvenilir bir muhasebe kaydının yapılması bakımından bu konudaki literatürde ve uygulamada aşağıda belirtilen bazı ilkeler benimsenmiştir.<br />
1) Her kayıt bir belgeye dayandırılmalıdır.<br />
2) Karışıklığı ve mükerrerliği önlemek için bir kaydın dayandığı belge kesin olarak belirlenmelidir.<br />
3) Belgeler üzerinde yazılı bilgiler okunmaz hale getirilmemeli, gerekli düzeltme parafe edilerek gösterilmelidir.<br />
4)	Muhasebe kaydından sonra belge üzerine işaret konularak belgenin kayda geçmemesi ve<br />
mükerrer olarak kayda geçmesi önlenmelidir.<br />
5)	Aynı işlemin fazla olması halinde toplu bir belge düzenlenerek rasyonel çalışma düzeni<br />
sağlanmalıdır.<br />
6)	Belgeler ile ilgili işlemlerde kolaylık sağlanması ve hataların önlenebilmesi için belgeler<br />
farklı renklerde bastırılmalı, seri ve sıra numarası dahilinde teselsül ettirilerek, tasnifli ve kolayca erişilebilecek şekilde arşivlenmelidir.<br />
7)	Tüm belgeler düzenleyen, kontrol eden ve onaylayan yetkili kimseler tarafından imza ve<br />
parafe edilmelidir.</p>
<p>1.	MUHASEBEDE KULLANILAN BAŞLICA BELGELER, ÖZELLİKLERİ VE ÖRNEKLERİ</p>
<p>Ülkemizde muhasebe belgeleri ve bu belgelerin düzenlenme koşul ve esasları başta<br />
vergi kanunlarında özellikle Vergi Usul Kanununda olmak üzere Türk Ticaret Kanununda ve sermaye piyasası mevzuatında ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiş bulunmaktadır. Şimdi bunları inceleyelim.<br />
A)Vergi Usul Kanununda yer alan belgeler<br />
1) Fatura<br />
Faturanın tanımı:<br />
Fatura satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere, emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından düzenlenerek müşteriye verilen bir belgedir.</p>
<p>Faturanın şekli:<br />
	Faturada en az aşağıdaki bilgilerin bulunması gerekir.<br />
1)	Faturanın düzenlenme tarihi, seri ve sıra numarası<br />
2)	Faturayı düzenleyenin adı, varsa ticaret ünvanı, iş adresi, bağlı olduğu vergi dairesi ve hesap numarası<br />
3)	Müşterinin adı, ticaret ünvanı, adresi, varsa vergi dairesi ve hesap numarası<br />
4)	Malın veya işin nevi, miktarı, fiyatı ve tutarı<br />
5)	Satılan malların teslim tarihi ve irsaliye numarası. (Malın alıcıya teslim edilmek üzere satıcı tarafından taşındığı veya taşıttırıldığı hallerde satıcının, teslim edilen malın alıcı tarafından taşınması veya taşıttırılması halinde alıcının, taşınan veya taşıttırılan mallar için sevk irsaliyesi düzenlemesi ve taşıtta bulundurması şarttır)</p>
<p>Malın, bir mükellefin birden çok iş yerleri ile şubeleri arasında taşındığı veya satılmak<br />
üzere bir komisyoncuya veya diğer bir aracıya gönderildiği hallerde de malın gönderen tarafından sevk irsaliyesine bağlanması gereklidir. İrsaliyelerde fiyat ve bedel ile ilgili bilgiler hariç olmak üzere faturanın şekli ile ilgili düzenlemelere ve faturanın nizamında belirtilen düzenlemelere uyulur. İrsaliyelerde ve faturanın nizamında belirtilen düzenlemelere uyulur. İrsaliyelerde malın nereye ve kime gönderildiği ayrıca belirtilir.</p>
<p>	Fatura normal olarak malın teslimi sırasında düzenlenir. Bazı hallerde teslimden bir süre sonra düzenlenmesi de mümkündür. Ancak faturanın malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren en geç on gün içinde düzenlenmesi gerekir. Satılan malın teslim<br />
tarihinden sonra veya teslimi sırasında düzenlenmiş olsa dahi, faturada malın teslim tarihi ve irsaliye numarası yer alacak ve ayrıca sevk irsaliyesi de düzenlenecektir.</p>
<p>Fatura nizamı:<br />
	Faturanın düzenlenmesinde aşağıdaki kurallara uyulur.<br />
1)	Faturalar sıra numarası dahilinde teselsül ettirilir. Aynı işletmenin çeşitli şube ve kısımlarında her biri aynı numara ile başlamak üzere ayrı ayrı fatura kullanıdığı takdirde bu faturaları şube ve kısımlarına göre şube ve kısmın isimlerinin yazılması veya özel işaretle seri tefriki yapılması mecburidir.<br />
2)	Faturalar mürekkeple, makine ile veya kopya kurşun kalemi ile doldurulur.<br />
3)	Faturalar en az bir asıl ve bir örnek olarak düzenlenir. Birden fazla örnek düzenlendiği takdirde her birine kaçıncı örnek olduğu işaret edilir.<br />
4)	Faturaların baş tarafına iş sahibinin veya namına imzaya mezun olanların imzası bulunur.<br />
5)	Fatura, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami on gün içinde düzenlenir. Bu süre içinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır.<br />
6)	Fatura düzenlemek zorunda olanlar, müşterinin adı ve soyadı ile bağlı olduğu vergi dairesi ve hesap numarasının doğruluğundan sorumludur. Fatura düzenleyenin istemesi halinde müşteri kimliğini ve vergi dairesi hesap numarasını gösterir belgeyi ibraz etmek zorundadır.<br />
Ancak nihai tüketiciye satış veya işler için düzenlenecek faturalarda, müşterinin belge ibrazı ve fatura düzenleyenin sorumluluğu yoktur. Öte yandan vergiden muaf esnafın vergi dairesi ve hesap numarası bulunmayacağından sadece soyadı, adı ve adresinin doğruluğu yeterli olacaktır.<br />
Fatura ve makbuzlardan damga vergisi mükellefiyeti kaldırılmış olduğundan bu belgelere pul yapıştırılmayacaktır.<br />
Faturalara damga pulu yapıştırma mükellefiyeti kalktığından kaşe ve imzanın eski alışkanlıkla alta ve iste yapılması tartışılması yapılmaktadır. Fatura bedeli karşılığı yapılan ödeme için makbuz alınmadıkça fatura ödenmiş sayılmaz. Yani kaşenin faturanın altına basılarak imzalanması o faturanın kapalı olup ödendiği anamını taşımaz.</p>
<p>Fatura kullanma mecburiyeti:<br />
	Birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit edilenler ile defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçiler:<br />
1)	Birinci ve ikinci sınıf tüccarlara<br />
2)	Serbest meslek erbabına<br />
3)	Kazançları basit usulde tespit olunan tüccarlara<br />
4)	Defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilere<br />
5)	Vergiden muaf esnafa<br />
Sattıkları emtia veya yaptıkları işler için fatura vermek ve bunlar da fatura istemek ve almak becburiyetindedirler.<br />
	Ancak, yukarıdakiler dışında kalanların birinci ve ikinci sınıf tüccarlardan veya defter tutmak zorunda olan çiftçilerden satın aldıkları emtia veya onlara yaptırdıkları iş bedelinin 30.000.000.- lirayı geçmesi veya bedeli 30.000.000.- liradan az olsa bile, istemeleri halinde emtiayı satan veya işi yapanın fatura vermesi gerekmektedir.<br />
	Öte yandan, 167 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu genel tebliğinde 1. ve 2.  sınıf   tüccarlarla dafter tutmak mecburiyetinde olan çifçilerin yukarıda beş madde halinde sayılan kimselere sattıkları emtia veya yaptıkları işler için, satılan emtianın veya yapılan işin bedeli ne olursa olsun fatura vermelerinin emtiayı satın alan veya hizmeti yaptıran bu kimselerin de fatura istemelerinin ve almalarının zorunluğu olduğu ve bunlar için parekende satış fişlerinin geçerli olmayacağı belirtilmiştir.<br />
	Ancak, mükelleflerin ticari faaliyetlerine ilişkin olarak iş yerlerinde kullanılmak ve tüketilmek amacıyla satın aldıkları (Kırtasiye, büro ve temizlik malzemeleri gibi) ve bedeli fatura düzenleme mecburiyetini belirleyen kanuni haddi aşmayan diğer bir anlatımla, perakende satış fişi veya yazar kasa fişi düzenleme sınırları içinde kalan mal ve hizmet bedelleri için düzenlenen perakende satış veya yazar kasa fişlerinin gider belgesi olarak kabul edilmesi maliye bakanlığınca da uygun görülmüştür.<br />
	İşletmenin tüketimi dışında satışa konu olacak mal ve hizmetlerin alımlarında ise bedeli ne olursa olsun fatura düzenlenmesi ve defterlere faturalara dayanılarak kayıt yaptırırılması gerekmektedir.</p>
<p>Fatura tasdiki:</p>
<p>	Maliye bakanlığıfatura, müstühsil makbuzu, serbest meslek makbuzu gider pusulası, perakende satış vesikaları (perakende satış fişleri, makinalı kasaların kayıt ruloları, giriş ve yolcu taşıma biletleri), sevk irsaliyesi, taşıma irsaliyesi, yolcu listesi ve günlük müşteri listeleri için 01.01.1985 tarihinden itibaren tasdik zorunluluğu koymuştur. Ayrıca 01.03.1985’ten itibaren fatura ve sayılan diğer belgelerin anlaşmalı matbaalarda bastırılabileceği esası getirilmiştir. Bu takdirde, tasdike gerek yoktur. Ancak, anlaşmalı matbaalara bastırılmayan faturalar için, tasdik mecburiyeti devam etmektedir.<br />
	 V.U.K nun mükerrer 257.md. 24.06.1994 gün ve 4008 sayılı yasanın 7. maddesi ile eklenen üçüncü fıkra hükmüne göre, Maliye bakanlığıbelge tasdik işlemini noterlere, kanunla kurulmuş mesleki kuruluşlara ve diğer mercilere yaptırabilecektir.</p>
<p>2) Sevk irsaliyesi</p>
<p>	Fatura bulunsun veya bulunmasın mal harekatının mutlaka sevk irsaliyesine bağlanması mecburiyeti getirilmiştir.<br />
	Satılan malın teslim tarihinden sonra veya teslimi anında düzenlenmiş olsa dahi faturada malın teslim tarihi ve irsaliye numarası yer alacak ve ayrıca sevk irsaliyesi de düzenlenecektir.<br />
	Malın alıcıya teslim edilmek üzere satıcı tarafından taşındığı veya taşıttırıldığı hallerde satıcının, teslim edilen malın alıcı tarafından taşınması veya taşıttırılması halinde alıcının, taşınan veya taşıttırılan mallar için sevk irsaliyesi düzenlenmesi ve taşıtta bulundurulması şarttır.<br />
	Malın bir mükellefin birden çok iş yerleri ve şubeleri arasında taşındığı veya satılmak üzere bir komisyoncu veya diğer bir aracıya gönderildiği hallerde de malı gönderen tarafından sevk irsaliyesine bağlanması gereklidir.<br />
	Sevk irsaliyelerinde, fiyat ve bedel hariç olmak üzere faturadaki bilgiler bulunur. İrsaliyelerde malın nereye ve kime gönderildiği ayrıca belirtilir.<br />
	Ancak nihai tüketicilerin tüketim amacıyla perakende olarak satın aldıkları malları kendilerinin taşıması veya taşıttırması halinde bu mallara aldıkları malları kendilerinin taşıması veya taşıttırması halinde bu mallara ait fatura veya perakende satış fişinin bulunması şartıyla sevk irsaliyesi aranmayacaktır.<br />
	Aynı müessesenin muhtelif şube veya kısımlarnından her biri.ayrı ayrı irsaliye kullandığı takdirde bu irsaliyelere şube veya kısımlarına göre şube veya kısmın, isimlerinin yazılması veya özel işaretlerle seri tefriki yapılması zorunludur.<br />
	İrsaliyelerin tükenmez kalemle, daktilo ile veya bilgisayarla doldurularak en az bir asıl iki örnek olarak düzenlenecek ve örneklere kaçıncı örnek olduğunun matbu olarak işaret edilmesi gerekir. İşaretleme 1.,2.,3., gibi rakam verilerek veya A,B,C, gibi harflendirilerek yapılabilir.<br />
	Bu uygulama 01.01.1991 den itibaren başlamıştır<br />
	En az üç nüsha olarak düzenlenecek sevk irsaliyesinin iki nüshası mutlaka emtiayı taşıyan taşıtta bulundurulacaktır. Yoklama ve denetimlerde iki nüshası da ibraz edilecek, yoklama veya denetim elemanı bir nüshasına adını, soyadını ve ünvanını yazarak mühürledikten sonra ilgiliye verecek, diğeri ise Maliye bakanlığıGelirler Genel Müdürlüğü vergi istihbarat şubesinde defterdarlıkça gönderilecektir.<br />
	En az üç nüsha olarak düzenlenmeyen sevk irsaliyesi hiç düzenlenmemiş sayılacaktır.<br />
	İrsaliyelerde gönderilen malın nevi ve miktarı ile satıcının veya malı sevk edenin; adı, soyadı, varsa ticaret ünvanı, adresi bağlı bulunduğu vergi dairesi ve hesap numarasının (mükellefin diğer işyerine veya satılmak üzere bir alıcıya gönderildiği hallerde malın kime ve nereye gönderildiğinin) bulunması ve bunların satıcı tarafından imzalanması icap etmektedir.<br />
	Öte yandan, alım-satımın çeşitli şekillerine göre irsaliye ile ilgili olarak yapılacak işlemler aşağıda ayrı ayrı açıklanmıştır:</p>
<p>a)	Alıcıların  kimler olacağı ve ne miktarda mal alacakları belli olmayan ve alıcılara<br />
iş yerlerinde teslim edilmek üzere, satıcı tarafından kendi nakil vasıtısı ile mal gönderilmesi halinde; nakil vasıtasına yüklenen tüm mallar için tek bir sevk irsaliyesi düzenlenmesi ve düzenlenen sevk irsaliyesinin müşterinin adı ve adresi bölümüne muhtelif müşteriler ibaresi ile nakil vasıtısının plaka numarası ve sürücünün veya araçta bulunan yetkili kimsenin adının  yazılması mümkündür. Bu tür sevk irsaliyesi ile alıcılara gönderilen ve alıcının talepettiği miktarda teslim edilen malların faturaları malın teslimi anında düzenlenecek ve bu faturalara sevk irsaliyesinin numarası kayıt edilecektir. Ayrıca, her satış için sevk irsaliyesi düzenlenmeyecek, ancak, faturaya işyerinde teslim edildiğine ilişkin şerh verilecektir.<br />
	Bu şekilde düzenlenmiş sevk irsaliyesi ile sevk edilen mallar için on günlük süre beklenilmeksizin faturanın malın teslimi anında düzenlenmesi zorunludur. Perakende satışlarda ise perakende satış fişinin malın teslimi anında düzenlenmesi esastır.<br />
	Bir işyeri ve deposu bulunmadan pazar takibi veya köy-köy kendi namına taşıtıyla emtia satan kimselerin yukarıda belirtildiği şekilde sevk irsaliyesi düzenlemeleri ve taşıtlarında bulundurmaları, malın teslimi anında ise fatura veya perakende satış fişi düzenlemeleri gerekmektedir.<br />
	Diğer taraftan, faturanın malın teslimi anında düzenlenmesi şartıyla önceden tek bir sevk irsaliyesi düzenlenebilmesi imkanı tanınan mükelleflerin, faturayı anında düzenlemeyip daha sonra on günlük süre içinde düzenlemek istemeleri halinde, belirtilen kolaylıktan yararlanmaları mümkün bulunmamaktadır. Bu takdirde genel esaslara göre malın sevki anında her alıcı için ayrı birer sevk irsaliyesi düzenlenmesi gerekmektedir.</p>
<p>b)	Mükelleflerin faaliyetlerine ilişkin olarak işyerlerinde kullanılmak ve tüketilmek<br />
amacıyla satın aldıkları (Kırtasiye, büro ve temizlik malzemeleri, yemek, ekmek gibi) ufak hacimli ve değeri 5.000.000.- lirayı aşmayan malları taşımaları veya taşıttırmaları halinde bu mallara ait faturanın taşıma esnasında taşıtta bulundurulması ve faturanın üzerine “Bu mallar için sevk irsaliyesi düzenlenmemiştir” şerhinin verilmesi şartıyla ayrıca sevk irsaliyesi aranmayacaktır.</p>
<p>c)	Satılan mallara ilişkin faturaların malın tesliminden önce düzenlendiği ve malın<br />
daha sonra sevkedildiği durumlarda, faturayı düzenleyenler faturada malın daha sonra sevk edileceğini belirteceklerdir. Faturada bulunması gereken malın teslim tarihi ve irsaliye numarası ise malın tesliminden sonra alıcı ve satıcı kendilerinde kalan sevk irsaliyesinden faydalanarak faturaya şerh verecekler, fatura ve sevk irsaliyesi arasındaki uyumu sağlayacaklardır.</p>
<p>d)	Bazı mükelleflerin başka mükelleflere teslim edilmek üzere üçüncü şahıslara<br />
talimat verecek mal sevkettirmesi durumunda sevk irsaliyesi aşağıdaki örnekte açıklandığı şekilde düznelenecektir</p>
<p>Örnek: Toptancı (a) müşterisi olan perakendeci (c) ye teslim edilmek üzere imalatçı (b) ye talilmat vererek kendi adına mal sevkiyatı yapılmasını istemektedir. Bu örnekte (c) ye karşı eses satıcı (a) dır.(b) ise (a) ya karşı satıcı durumundadır. Ancak, malı (a) yerine (c) ye teslim etmektedir.<br />
	Buna göre malın alcıcı (c)  ye teslim edilmek üzere (b) tarafından taşındığı veya taşıttırıldığı durumda (b), bir nüshası kendinde kalacak ve diğer nüshası (c) ye gönderilecek şekilde sevk irsaliyesi düzenleyecek ayrıca kendinde kalan nüshasının bir fotokopisini de (a) ya gönderecektir. Sevk irsaliyesinin müşteriler bölümüne ise “(a) adını (c) ye teslim edilmek üzere”  ibaresini yazacaktır.<br />
	Daha sonra, (b) tarafından (a) ya ve (a)  tarafından da (c) ye düzenlenecek satış faturalarına, (b) tarafından düzenlenmiş sevk irsaliyesinin tarih ve numarası yazılmak suretiyle, malın alım-satımına ilişkin belgeler düzenlenmiş olacaktır.</p>
<p>e)	Mükelleflerin, yarı mamül veya mamül mallarını, bazı işlemler yapılmak üzere,<br />
diğer mükelleflere göndermeleri ve bu mükelleflerden malları geri getirmeleri durumunda götürülen ve geri getirilen mallar için gidiş ve geliş taşımaları sırasında ayrı ayrı sevk irsaliyesi düzenlemeliri  zorunludur.<br />
	Malların göturülmesinde düzenlenecek sevk irsaliyelerinin müşteriler bölümüne işlemi yapacak kimsenin adı ve soyadı, varsa ticaret ünvanı, vergi dairesi ve hesap numarası ile, yapılacak işin türü (örneğin; “boyatılmak, tamir ettirilmek, parça değiştirmek üzere” şeklinde bir ibare) yazılacak, işlem gördükten sonra malın tekrar taşınmasında düzenlenecek sevk irsaliyelerinin müşteriler bölümüne ise, işlem türü ile işlemi yapana ilişkin bilgiler yazılacaktır.<br />
	Söz konusu malların işlemi yapacak mükellefler tarafındın taşınması veya taşıttırılması halinde sevk irsaliyesinin, yukarıda belirtilen eseslara göre bu kimseler tarafından düzenleneceği tabiidir.</p>
<p>f)	Numune üzerine veya tecrübe ve muayene şartıyla satım yapılmak üzere mal<br />
sevkiyatı yapılması halinde sevk edilen mallar için sevk irsaliyesi düzenlenmesi zorunludur. Bu tür sevkiyatlarda, malı satıcı taşıyor veya alıcı tarafından düzenlenecektir. Kabule bağlı olan ve bunun için yaızıl bir sözleşme bulunan bu tür satışlarda, fatura düzenlenmesindeki on günlük sürenin kabul tarihinden itibaren başlayacağı tabiidir.</p>
<p>g)	Fatura, sevk irsaliyesi, perakende satış vesikaları (perakende satış fişi, ödeme<br />
kaydedici cihaz satış fişi, giriş ve yolcu taşıma bileti), gider pusulası, müstahsil makbuzu ile serbest meslek makbuzunu yalnız birinci ve ikinci sınıf tüccarlarla defter tutmak mecburiyetinde olan çifçiler ve serbest meslek erbabının düzenlemesi mecburi olup bunları dışında kalan ve kazançları götürü usulde tespit olunan tüccarlar ile götürü usulde vergilendirilen serbest meslek erbabı ve vergiden muaf esnaf arasındaki mal hareketi sevk irsaliyesi yönünden aşağıdaki esaslara göre belgelendirilecektir.<br />
	Gerçek usulde vergilendirilen mükelleflerden, götürü usulde vergilendirilen mükellefler ve vergiden muaf esnaf tarafından satın alınan malın alıcı tarafından taşınmasında sevk irsaliyesi aranmayacak, ancak fatura malın satıldığı anda satıcı tarafından düzenlenecektir. Satıcı tarafından satış anında düzenlenecek faturaya alıcı tarafından taşındığı şerhi konulacak ve taşımalar sırasında yetkililerce istenildiğinde ibraz edilecektir.<br />
	Götürü usulde vergilendirilen mükellef veya vergiden muaf esnaftan, gerçek usulde vergilendirilen mükellefler tarafından satın alınan malın alıcı  tarafından taşınmasında ise sevk irsaliyesi alıcı tarafından düzenlenecektir.<br />
	Diğer taraftan, hamule senedi ve konşimentoların, taşıma ücretini ve taşıma irsaliyesinde bulunması gereken diğer bilgileri ihtiva etmesi halinde bunları taşıma irsaliyesi olarak da kabulü maliye bakanlığınca uygun görülmüştür.<br />
3) İrsaliyeli fatura:</p>
<p>İsteyen mükellefler, fatura ve sevk irsayiyesini ayrı ayrı belgeler olarak değil irsaliyeli<br />
fatura adı altında tek belge olarak düzenleyebilirler.</p>
<p>	İrsaliyeli faturanın düzenlenmesi, mükellefin isteğine bağlıdır. Bu usulü seçen mükellefler, aşağıda belirtilen esaslara uygun olarak irsaliyeli fatura düzenleyebilirler.</p>
<p>(1)	Bu usulü seçen mükellefler, irsaliyeli fatura düzenlemelerinin yanısıra, fatura ve sevk irsaliyesini ayrı ayrı kullanabileceklerdir.</p>
<p>(2)	İrsaliyeli fatura uygulamasını seçen mükelleflerden mal satın alan mükelleflerin, bu malları taşımaları veya taşıttırmaları esnasında irsaliyeli fatura bulunması halinde, ayrıca sevk irsaliyesi düzenleme yükümlülükleri yoktur.</p>
<p>(3)	İrsaliyeli fatura anlaşmalı matbaalarda fatura ölçülerinde bastırılacaktır. Ayrıca, irsaliyeli faturanın altında, “ Bu belgenin sevk edilen malla birlikte bulunması halinde ayrıca irsaliye aranmaz” ibaresi bulunacaktır.</p>
<p>(4)	Malı satan mükellefler, irsaliyeli faturayı en az bir asıl iki örnek olarak düzenleyeceklerdir. En az üç nüsha olarak düzenlenmeyen irseliyeli faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır.</p>
<p>(5)	İrsaliyeli faturanın iki nüshası mutlaka malı taşıyan araçta bulundurulacak, yoklama ve denetimlerde iki nüshası da ibraz edilecektir. Denetim elemanları, kendilerine ibraz edilen irsaliyeli faturanın bir nüshasına adını, soyadını ve ünvanını yazdıktan sonra tarih belirterek mühürleyip imzalayacak ve ilgiliye iade edecekler, diğer nüshasını da Maliye bakanlığıGelirler Genel Müdürlüğü vergi istihbarat şubesine gönderilmek üzere defterdarlıklara tevdi edeceklerdir.</p>
<p>(6)	İrsaliyeli faturada, faturayı düzenleyenin adı, ticaret ünvanı, iş adresi, bağlı olduğu vergi dairesi ve hesap numarası, malın nevi, miktarı, fiyatı ve tutarı ile nereye ve kime gönderildiği, müşterinin adı, ticaret ünvanı, adresi varsa vergi dairesi ve hesap numarası, faturanın seri ve müteselsil sıra numarası, düzenleme tarihi ve saati ile anlaşmalı matbaaya ilişkin bilgilere yer verilecektir. Bu bilgilerin eksik olması halinde irsaliyeli fatura hiç düzenlenmemiş sayılacaktır.</p>
<p>(7)	İşlerinin gereği irsaliyeli fatura uygulamasından yararlanmak isteyen mükellefler, irsaliyeli fatura uygulamasına geçecekleri hesap döneminden önce anlaşmalı matbaalara irsaliyeli faturayı bastırmaları gerekmektedir. İrsaliyeli fatura uygulamasından hesap dönemi itibariyle yararlanılacak, bu uygulamadan ancak hesap dönemi sonunda vazgeçilebilecektir.<br />
4) Taşıma irsaliyesi<br />
	Taşıma irsaliyesi, ücret karşılığında eşya taşıyanlar tarafından düzenlenir. Taşımanın kara, deniz, demir veya hava yolu ile yapılması sonucu etkilemez. Bütün bu hallerde, taşıma irsaliyesi düzenlenmesi gerekir.<br />
	Kendisine ait vasıta ile kendi eşyasını taşıyanların taşıma irsaliyesi düzenlemesi gerekmez. Çünkü, taşıma irsaliyesi, mal sirkülasyonunun izlenmesi ile ilgili değil, ücret karşılığında eşya taşıyanların izlenmesi ile ilgili bir belgedir.<br />
	Taşıma, nakliye komisyoncuları ve acenteleri vasıtası ile yaptırıldığı hallerde, bunların da taşıma irsaliyesi düzenleme zorunluluğu vardır.<br />
	Taşınan eşyanın ticari veya gayri ticari nitelikte olmasının önemi yoktur. Ücret karşılığında taşınan eşya ticari mal da olsa, ev eşyası gibi ticari olmayan nitelikte de olsa taşıma irsaliyesi düzenlemesi gereklidir.<br />
	Taşıma irsaliyesinde bulunacak bilgiler şunlardır:<br />
1)	Sürücünün adı, soyadı, aracının plaka numarası<br />
2)	Taşıma irsaliyesini düzneleyenin adı, soyadı, ticaret ünvanı, vergi dairesi hesap numarası<br />
3)	Taşınacak malın, taşımayı ücret karşılığında yapacak olanca teslim alındığı tarih<br />
4)	Malın cinsi ve miktari (malın cinsinin açıkça belli olmadığı hallerde, sadece balya, kasa, sandık gibi ambalaj nevinin kaydedilmesi ile yetinilir)<br />
5)	Malın kimin tarafından tevdi edildiği<br />
6)	Alınan taşıma ücret tutarı</p>
<p>Taşıma irsaliyeleri üç örnek düzenlenir. Bir örneği eşyayı taşıttırana, bir örneği eşyayı<br />
taşıyan aracın sürücüsüne veya kaptanına verilir. Bir örneği de taşımayı yapan nezdinde saklanır. Taşıma irsaliyesinin götürü usulde vergiye tabi olanlar tarafından da düzenlenmesi zorunludur.<br />
	Öte yandan, taşıma irsaliyeleri Vergi Usul Kanunu uyarınca vergi mükellefleri tarfından kullanılan belgelerin basım ve dağıtımı hakkında yönetmelik ile tesbit edilen 28*20 cm ebadı yanı sıra, 03.04.1986 tarihinden itibaren 14*20 cm ebadında da anlaşmalı matbaalara bastırılarak kullanılabilecektir.<br />
	Uygulamada nakliyat ambarlarına nakledilmek üzere getirilen malların ambara giriş tarihi ile sevk tarihleri arasında farklılık bulunduğu, ayrıca birden fazla şahsa ait bulunan malların genellikle tek bir taşıtla taşındığı, bu nedenle malın ambara giriş tarihinde taşıma irsaliyesi düzenlenmesinin fiilen mümkün olmadığı görüldüğünden bu durumlarda nakliyat ambarlarının malın ambara girişi sırasında aşağıdaki belgeyi düzenlemeliri maliye bakanlığınca uygun görülmüştür.<br />
	Nakliyat ambarları, daha sonra nakledilmek üzere ambara teslim edilen mallar için aşağıdaki bilgileri ihtiva eden tüteselsil seri ve sıra numarası dahilinde teselsül ettirilen üç nüsha ambar tesellüm fişi düzenleyeceklerdir. Bu şekilde fiş düzenlenmesi halinde fişin bir nüshası malı taşıttırana, bir nüshası malı taşıyan aracın sürücüsüne verilir ve bir nüshası da nakliyat ambarlarında saklanır. Fişin taşıttıran nezdinde kalan nüshası taşıma irsaliyesi örneği yerine geçer.<br />
	Ambar tesellüm fişinde en  az aşağıdaki bilgiler bulunur:<br />
1)	Makbuzu düzenleyen taşıma ambarının adı, soyadı varsa ticaret ünvanı adresi, vergi dairesi ve hesap numarası<br />
2)	Malı tevdi edenin adı, soyadı, varsa ticaret ünvanı, adresi, vergi dairesi ve hesap numarası,<br />
3)	Malın ambara giriş tarihi<br />
4)	Malın nevi ve miktarı<br />
5)	Malın nereye ve kime gönderildiği (alıcının adı ve soyadı)<br />
6)	Alınan taşıma ücreti<br />
7)	Makbuzun düzenlenme tarihi<br />
 <img src='http://www.genelbilge.com/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' /> Malı tevdi eden tarfından düzenlenen sevk irsaliyesinin müteselsil seri ve numarası</p>
<p>Buna göre, ambar tesellüm fişiyle ambara tevdi edilen mallardan birden fazla kişiye ait<br />
olanların tek bir taşıt veya birden fazla taşıtla taşınması suretiyle ambarlardan çıkışı sırasında malları taşınan şahısların ve alıcıların ad ve soyadları ayrı ayrı sütunlarda gösterilen ve taşıma irsaliyesinde bulunması zorunlu olan diğer bilgileri de ihtiva eden liste şeklinde düzenlenecek, bir taşıma irsaliyesi kullanılacaktır. Ayrıca liste şeklinde düzenlenecek taşıma irsaliyesine tesellüm fişlerinin bir örneği ile, malı taşınan tarafından düzenlenen sevk irsaliyesinin de eklenmesi zorunludur.<br />
	Bir taşıtla sadece bir kişiye ait malın ambar girişi yapılmadan taşınması halinde ise ambar tesellüm fişi düzenlenmesine gerek bulunmayıp, sadece taşıma irsaliyesi ve malı taşınan veya malı taşıttıran tarafından sevk irsaliyesi düzenlenmesi gerekir.<br />
	Ambar tesellüm fişlerinde; yukarıda sayılan asgari bilgiler yanında ayrıca, tesellüm fişinin müteselsil seri ve sıra numarası, müşterinin, komisyoncunun veya aracının adı, soyadı, ticaret ünvanı, adresi varsa vergi dairesi ve hesap numarasına ilişkin bilgiler de bulunacaktır.<br />
	Diğer taraftan, gerek ambar tesellüm fişleri ve gerekse toplu şekilde düzenlenen taşıma irsaliyesinin “Vergi usul  kanunu uyarınca vergi mükellefleri tarafından kullanılan belgelerin basım ve dağıtımı hakkında yönetmelik” ile Vergi Usul Kanunu genel tebliğlerinde belirtilen esaslara uyulmak şartıyla anlaşmalı  matbaalara bastırılarak veya noter tasdikli olarak kullanılması gerekmektedir.<br />
	01.01.1991 den  itibaren uygulamada tesellüm fişlerinde bulunması zorunlu olan bilgiler yeniden belirlenmiştir.<br />
	Bu açıklamalara göre, sevk irsaliyesi ve ambar tesellüm fişi ayrı ayrı düzenlenmesi gereken belgeler olduğundan, nakliyat ambarları tarafından yapılan mal sevkiyatında her iki belgede de kanunen bulunması gereken bilgilerin tam olarak yer alması zorunludur.<br />
	Ancak, 01.01.1991 tarihinden itibaren, müşteriler tarafından ambara teslim edilmesi amacıyla malın sevki sırasında düzenlenen sevk irsaliyesinin ambar tesellüm fişine eklenmesi ve birlikte bulundurulması halinde, sevk irsaliyesindeki bazı bilgilerin, ambar tarafından teslim alınması sırasında düzenlenen ambar tesellüm fişinde tam olarak yer alması aranmayacaktır.<br />
	Buna göre, sevk irsaliyesi ile ambar tesellüm fişinin birlikte bulunması halinde, ambar tesellüm fişlerinde;<br />
1)	Makbuzu düzenleyen taşıma ambarı işletmecisinin adı, soyadı, varsa ticaret ünvanı, adresi, vergi dairesi ve hesap numarası<br />
2)	Malı tevdi edenin adı, soyadı varsa ticaret ünvanı<br />
3)	Malın ambara giriş tarihi<br />
4)	Malın nevi ve miktarı<br />
5)	Malın nereye ve kime gönderildiği (alıcının adı ve adresi)<br />
6)	Alınınan taşıma ücreti<br />
7)	Makbuzun düzenlenme tarihi<br />
 <img src='http://www.genelbilge.com/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' /> Malı tevdi eden tarafından düzenlenen sevk irsaliyesinin müteselsil seri ve sıra numarasının bulunması yeterli sayılacaktır.</p>
<p>5) Yolcu listeleri<br />
	Yolcu listeleri, şehirlerarası yolcu taşıyan müesseselerce her sefer için ayrı ayrı olmak üzere, seri ve sıra numaraları ile teselsül edecek şekilde düzenlenecektir. Oturma yerleri planlı olarak gösterilecek, yolcu adedi belirtilecektir.<br />
	01.01.1991 den itibaren yolcu listeleri en az üç nüsha olarak düzenlenecek, bir hüshası işyerinde kalacak, iki nüshası taşıttı bulundurulacaktır.<br />
	Yolcu taşıma biletlerinin komisyoncu ve acentalar tarafından kesilmesi halinde, yolcu listesi dört nüsha olarak düzenlenir. Bir fazla örnek, komisyoncu veya acenta içindir. Bu listelerde işletmenin adı, ünvanı, vergi dairesi, hesap numarası, taşıtın plaka numarası, sefer tarihi ve hareket saati, yolcu sayısı, toplam hasılat gösterilir.<br />
	Şehirler arası yolcu taşıma işiyle uğraşan otobüs işletmecileri kullanacakları yolcu taşıma biletleri ve yolcu listelerini bağlı bulundukları vergi dairesinin bulunduğu ildeki anlaşmalı matbaalara bastıracaklardır.<br />
	Ancak, bir otobüs firmasının veya firmalarının biletlerinin komisyoncular tarafından satılması halinde, yolcu taşıma biletleri  ve yolcu listelerini otobüs komisyoncuları kendi vergi dairelerinin bulunduğu ildeki anlaşmalı matbaalara kendi adlarına bastıracaklar ve bu şekilde bastırılacak biletlerin dış yüzü üzerinde, hangi firmanın biletinin olduğunu belirtir, ilgili firmanın, adı ve soyadı varsa ünvanı gibi bilgiler ile amblemi yer alacaktır.<br />
	Otobüs komisyoncuları, bu şekilde bastıracakları yolcu taşıma biletlerini, biribirini takip eden müteselsil seri ve sıra numarası dahilinde teselsül ettireceklerdir. Otobüs firmaları ise hizmet bedeli olarak komisyoncu adına düzenleyecekleri faturalarda satılan bilet miktar ve tutarını ayrıca göstereceklerdir.<br />
	Öte yandan, bir işletmenin kendi otobüsüyle yaptığı taşıma işi yanısıra, bağımsız otobüs sahiplerine de taşıma yaptırması halinde, bağımsız otobüs sahipleri tarafından işletmeye yapılan taşıma hizmeti karşılığında fatura düzenlenecektir.<br />
	Ancak, yolcu taşıma bileti ve yolcu listesinin gerek işletmeye bağlı otobüslere gerekse bağımsız otobüs sahiplerine yaptırılan taşımalarda işletme tarafından düzenleneceği tabiidir.<br />
	Bağımsız otobüs sahiplerinden maksat kendi otobüsüyle bir firmanın yolcularını taşıyan şahıslardır.</p>
<p>6)	Günlük müşteri listeleri<br />
Günlük müşteri listeleri, otel, motel, pansiyon gibi konaklama yerleri işletenlerce<br />
tutulur. Odalar, bölmeler ve yatak durumu planlı olarak gösterilir. Müteselsil seri ve sıra numaraları taşır. İşletmede bulundurularak, istendiği anda ibraz edilir.<br />
	Bu listelerde:<br />
1)	Mükellefin adı, soyadı varsa ünvanı ve adresi,<br />
2)	Oda numaraları belirtilmek suretiyle müşterinin adı, soyadı ve oda ücreti<br />
3)	Düzenleme tarihi bulunur.<br />
Otel işletmelirinin bünyelerinde, özel jetonlarla çalışabilen oyun makinaları ile çeşitli<br />
talih oyunları düzenlemeleri halinde, bu işletmelirin sözü edilen faaliyetlerine ilişkin düzenleyecekleri belgeler aşağıdaki şekilde olacaktır.<br />
	Anılan işletmelerin, talih oyunları için müşterilerine satmış oldukları jeton karşılığında fatura veya perakende satış fişi (ödeme kaydedici cihaz kullanılması halinde bu makinaların fişleri) vermeleri mecburidir.<br />
	Öte yandan, oyun sonucu müşterilere dağıtılacak ikramiyeler ile müşteriler tarafından iade edilecek jeton bedelleri ise Vergi Usul Kanunu hükümlerine uygun olarak düzenlenecek gider pusulası ile belgelendirilecektir.<br />
7)	Muhabere evrakı<br />
Tüccarların her nevi ticari muameleleri dolayısıyle yazdıkları ve aldıkları, mektup,<br />
telgraf, hesap hülasaları, muhabere evrakını teşkil eder ve bir dosyada saklanır.<br />
	Gider yazılan muhabere ücretinin tevsiki için de muhabere evrakının ibraz edilmesi şarttır.</p>
<p> <img src='http://www.genelbilge.com/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' /> Diğer belgeler<br />
Tüccarlar evvelce açıklananlar dışında kalan ve bir hüküm ifade eden veya icabında<br />
bir hakkın ispatında delil olarak kullanılabilen mukavelename, kefaletname, mahkeme ilamları gibi hukuki vesikalarla ihbarname, karar örnekleri, vergi makbuzlari gibi vergi evrakını dosyada muhafaza  etmeye mecburdurlar.<br />
	Zirai kazancın götürü gider usulüne göre tesbiti sırasında beyan olunan hasılattan indirilmek üzere gerçek giderleri nazara alınan mükellefler, bu giderleri tevsik edecek belgeleri saklayacaklardır.<br />
	G.V.K.	 na göre sair kazanç ve iratları üzerinden vergilendirilecek mükellefler vergi matrahının tesbitinde nazara alınacak giderlerini isbat edecek vesikaları muhafaza etmek mecburiyetindedirler.</p>
<p>9)	Adisyon<br />
01.08.1988 gününden itibaren bazı hizmet işletmelerinde adisyon kullanılması<br />
zorunluluğu getirilmiştir. Konu ile ilgili olarak 185 ve 222 sayılı Vergi Usul Kanunu genel tebliğlerinde gerekli açıklamalar yer almış bulunmaktadır.<br />
185 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu genel tebliğine göre, sadece masada servis<br />
yapılan, kurumlar vergisine tabi olan kurumlar tarafından çalıştırılan veya bilanço esasında defter tutan işletmeler ile işletme hesabı esasına göre defter tutmakla beraber alkollü içki servis yapılan  işletmelerde adisyon kullanılması zorunlu bulunmaktadır.<br />
	Ayrıca anılan genel tebliğde belirlenen işletmelere ilave olarak, kurumlar vergisi veya gerçek usulde gelir vergisi mükellefi olup şehirlerarası karayolları üzerinde hizmet veren işletmelere de 200 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu genel tebliği ile adisyon kullanma zorunluluğu getirilmiştir.<br />
	222 sayılı tebliğle de adisyon kullanımı konusunda yeni düzenlemeler yapılmıştır. Buna göre;<br />
1)	Belediyelerden veya turizm bakanlığından alınan belgeler ile sınıfı belirlenen hizmet işletmelerinden 1. Sınıf  veya daha üst sınıfa giren ve alkollü içki servisi yapılan lokanta, gazino ve benzeri işletmeler;<br />
2)	Tarihi mekan veya binalarda faaliyet gösterdiğinden sınıf tesbiti yapılmayan lokantalarla turizm bakanlığından özel belge almış yeme-içme tesisleri ve eğlence yerlerinden alkollü içki servisi yapılan işletmeler;<br />
Adisyon kullanmak mecburiyetindedirler.</p>
<p>Alkollü içki servisi yapılmayan lokanta ve benzeri işletmelerin sınıfı ne olursa olsun<br />
adisyon kullanma mecburiyetleri bulunmaktadır.<br />
	Adisyon, sunulan hizmetin ve emtianın cins ve miktarını göstermek amacıyla düzenlenen bir belgedir. Adisyonlar anlaşmalı matbaalara bastırılarak kullanılacaktır. Adisyonlarda belirli bir ölçü aranmayacak, işletmeler kendi ihtiyaçlarına göre ölçüleri belirleyeceklerdir.<br />
	Adisyonlar, müşteriden sipariş alınırken düzenlenecek ve müşterinin masasında, daha sonraki siparişler işlenmek üzere bırakılacaktır.<br />
	Müşteri masasına bırakılan adisyonlara ayrıca düzenlenme saatleri yazılacaktır.<br />
	Hizmetin tamamlanmasından sonra adisyon müşteriye ibraz edilecek ve bu adisyona dayanılarak  hesap ödenecektir. Ayrıca, müşterinin talebi beklenmeksizin derhal fatura, fatura vermeyi gerektirmeyen hallerde de perakende satış fişi düzenlenerek adisyonun birinci örneği ile birlikte müşteriye verilecektir.<br />
	Adisyonda en az aşağıdaki bilgiler bulunacaktır:<br />
1)	Mükellefin adı, varsa ticaret ünvanı, iş adresi, vergi dairesi ve hesap numarası<br />
2)	Hizmetin ve emtianın cinsi, miktarı<br />
3)	Adisyonun düzenlenme tarihi ve seri sıra numarası<br />
4)	Adisyonun basıldığı matbaa ile  ilgili bilgiler<br />
Adisyonlar, kopyalı en az iki örnek olarak düzenlenecektir. ilk örneği, fatura ve<br />
perakende satış fişi ile birlikte müşteriye verilecek, ikinci örneği ise işletmede kalacaktır.<br />
	Adisyonlar en az yukarıda belirtkilen bilgileri taşıyacak şekilde defterdarlıklarca anlaşma yapılmış matbaalarda ilgili mevzuat esaslarına göre bastırılacaktır.<br />
	Anlaşmalı matbaalara bastırılmamış adisyonlar ile tarih yazılmamış ve müşteri masasına bırakılmamış adisyonlar hiç düzenlenmemiş sayılacaktır.<br />
	209 sayılı Vergi Usul Kanunu genel tebliği ile 01.09.1991 gününden itibaren yeni bir uygulama başlamıştır. Buna göre:<br />
-	Ödeme kaydedici cihaz kullanmayan kahvehaneler adisyon tipi perakende satış fişi kullancaklardır. Örneği belli edilen bu fişte tüketilen içecek veya yapılan hizmet ayrıntılı olarak gösterilecektir.<br />
-	Ödeme kaydedici cihaz kullanan kahvehanelerin hasılatı ödeme kaydedici cihaz fişleri ile belgelendirilecektir.</p>
<p>10)	Reçeteler<br />
01.06.1989 gününden itibaren özel muaynehane, özel poliklinik, özel hastahane sahibi<br />
veya buralarda çalışan hekimlerce özel muayenehane ve tedaviler için düzenlenen reçeteler de Vergi Usul Kanunu uyarınca düzenlenmesi zorunlu belgeler kapsamına alınmıştır.<br />
	Öte yandan serbest meslek makbuzu dışında düzenlenecek reçete en az üç örnek olacak, ikisi müşteriye verilecek bir örneği muayenehanede kalacaktır.<br />
	Müşteri iki örneği de ilaç alacağı eczaneye ibraz edecek, eczane bir örneğini maliye bakanlığına aylık dönemler itibariyle göndereceği bilgi formunun dayanağı olarak saklayacaktır.<br />
	Konu, bakanlıkça 191-192 nolu tebliğlerde ayrıntılı olarak açıklanmıştır.<br />
11)	 Döviz alım ve satım belgesi<br />
226 Sayılı Vergi Usul Kanunu tebliği ile, 1 Mayıs 1994  gününüden itibaren geçerli<br />
olmak üzere, Türk parası Kıymetini koruma hakkında 32 sayılı kararda  tanımlanan yetkili müesseselerce düzenlenen döviz alım ve satım belgeleri, Vergi Usul Kanununca düzenlenen belgeler kapsamına alınmıştır.<br />
	Yetkili müesseseler döviz alış ve satışlarında Vergi Usul Kanunu uyarınca, aşağıda belirlenen bilgileri taşıyan döviz alım ve satım belgelerini düzenlemek ve kullanmak zorundadırlar.<br />
	Düzenlenecek döviz alam ve döviz satım belgelerinde, T.C. Merkez bankasınca yayımlanan genelgelere göre bulunması zorunluluğu getirilen bilgilere ilave olarak, belgeyi düzenleyen yetkili müessesenin iş adresi, bağlı olduğu  vergi dairesi ve hesap numarasının da bulunması zorunludur.<br />
	Döviz alım ve satım belgeleri en az iki örnek olarak düzenlenecektir. bu belgelerin ikiden fazla örnek olarak düzenlenmesi halinde her birinin kaçıncı örnek olduğu belirlenecektir.<br />
	Döviz alam ve satım belgelerinin yukarıda sayılan bilgileri taşıması şartıyla bilgisayar kullanmak suretiyle düzenlenmesi de mümkün bulunmaktadır.<br />
	Döviz alım ve satım belgeleri, (Bilgisayarla düzenlenenler dahil) defterdarlıklarla anlaşmalı bulunan matbaalara bastırılmak veya noterlere tasdik ettirilmek suretiyle kullanılacak ve bu belgelerde belirli bir ölçü aranılmayacaktır.<br />
12)  Perakende satış vesikaları<br />
	Birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit uslude tespit edilenlerle, defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilerin fatura vermek mecburiyetinde olmadıkları satışları ve yaptıkları işlerin bedelleri perakende satış vesikaları ile belgelendirilir. Bunlar, tüketiciye yapılan ve tutarı 30.000.000.- lirayı geçmeyen satışlardır.</p>
<p>	a) Perakende satış fişleri:<br />
Perakende satış fişlerinde işletme veya mükellefin adı, düzenlenme tarihi, alınan para<br />
tutarı  gösterilecek biçimde iki örnek olarak düzenlenir ve bir örneği imzalanarak müşteriye verilir.<br />
	Perakende satış fişlerinde satılan malın cins ve miktarının belirtilmesine gerek yoktur. Bu fişler seri ve sıra numarası ile teselsül ettirilir.<br />
	Perakende satış fişlerinin (3100 sayılı kanuna göre verilen yazar kasa fişleri hariç) düzenlenmesi sırasında, toplam bedelin ayrıca yazı ile de belirtilmesi ve rakamla yazılan toplamın her iki tarafının çift çizgi ile kapatılması zorunludur.</p>
<p>	b) Makinalı kasaların kayıt ruloları:<br />
	Makinalı kasaların kayıt rulosuna günlük perakende satışlar tek tek kaydedilmiş olduğundan bu rulolar perakende satışların belgelendirilmesi için kullanılır.<br />
	“3100 sayılı KDV mükelleflerinin ödeme kaydedici cihazları, kullanmak mecburiyeti hakkındaki kanun” a göre gerekli şartları taşıyan ödeme cihazlarının verdiği satış fişlerinde en az şu bilgiler bulunmaktadır;<br />
1)	Fişi veren kişi ve işletmenin adı ve soyadı<br />
2)	Ünvanı adresi<br />
3)	Vergi dairesi ve hesap numarası<br />
4)	Satılan malın cinsi ve bedeli<br />
5)	Vergili olup olmadıkları ve bunlara ait toplamlar<br />
6)	Müteselsil fiş numarası<br />
7)	İşlem tarihi<br />
 <img src='http://www.genelbilge.com/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' /> Cihazın onaylandığını gösterir sembol ile cihaz sicil numarasıdır.</p>
<p>Makinalı kasaların kayıt ruloları için standart bir ebat tespit edilmesi söz konusu<br />
olmadığından, makinenin cisnine göre kayıt rulosu kullanılabilir.<br />
Cezai şartlar perakende satış fişinde olduğu gibidir.</p>
<p>c) Giriş ve yolcu taşıma biletleri:<br />
Giriş ve yolcu taşıma biletleri, biletle girilen yerler ve yolcu taşıyan işletmelerde<br />
perakende hasılatı belgelendirmek için düzenlenmektedir. Giriş ve yolcu taşıma biletlerinin de seri ve sıra numaraları ile teselsül ettirilmesi, işletme veya mükellef adını ve düzenleme tarihini içerecek biçimde kopyalı olarak iki örnek düzenlenmeleri  gerekir.<br />
13)  Gider pusulası<br />
	Birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit edilenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan serbest meslek erbabının ve çiftçilerin: Vergiden muaf esnafa: yaptırdıkları işler veya onlardan satın aldıkları emtia için düzenleyerek işi yapana veya emtiayı satana imza etterecekleri gider pusulası vergiden muaf esnaf tarafından verilmiş fatura hükmündedir. Bu belge, birinci ve ikinci sınıf tüccarların, zati eşyalarını satan kimselerden satın aldıkları altın, mücevher gibi kıymetli eşya için de tanzim edilir.<br />
	Gider pusulası, işin mahiyeti, emtianın cins ve nevi ile miktar ve bedelini ve iş ücretini ve işi yaptıran veya emtiayı satın alan ile satanın adlarıyla ve soyadlarını (tüzel kişilerde ünvanlarını) ve adreslerini ve tarihi ihtiva eder. gİder pusulası iki nüsha olarak düzenlenir ve bir nüshası işi yapana veya malı satana verilir.<br />
	Gider pusulası seri ve sıra numaraları ile teselsül ettirilir.</p>
<p>14)  Müstahsil makbuzu<br />
	Birinci ve ikinci sınıf tüccarlar ile defter tutmak zorunda olan çiftçiler, götürü usule tabi veya vergiden muaf çiftçilerden satın aldıkları malların bedelini ödedikleri sırada iki nüsha makbuz tanzim etmeye ve imzalatarak almaya mecburdurlar. Mal, tüccar veya çiftçi adına bir adamı veya matavassıt (aracı) tarafından alındığı takdirde makbuz bunlar tarafından tanzim ve imza olunur.<br />
	Çiftçiden avans üzerine yapılan mübayaalarda, makbuz, malın teslimi sırasında verilir.<br />
	Müstahsil makbuzunun tüccar veya alıcı çiftçi nezdinle kalan nüshası fatura yerine geçer.<br />
	Müstahsil makbuzunda en az aşağıda yazılı bilgiler bulunur:<br />
1)	Makbuzun tarihi<br />
2)	Malı satın alan tüccar veya çiftçinin adı, soyadı, ünvanı ve adresi<br />
3)	Malı satan çiftçinin soyadı, adı ve ikametgah adresi<br />
4)	Satın alınan malın cinsi, miktarı ve bedeli<br />
Müstahsil makbuzu seri ve sıra numarası ile teselsül ettirilir.</p>
<p>15)  Serbest meslek makbuzu<br />
	Serbest meslek erbabı, mesleki faaliyetlerine ilişkin her türlü tahsilatları için iki nüsha serbest meslek makbuzu düzenlemek, bir nüshasını müşteriye vermek, müşteriler de bu makbuzu istemek ve almak zorundadırlar.<br />
	Serbest meslek makbuzunda:<br />
1)	Makbuzu verenin soyadı, adı veya ünvanı, adresi, vergi dairesi ve hesap numarası,<br />
2)	Müşterini soyadı, adı veya ünvanı ve adresi<br />
3)	Alınan paranı miktarı<br />
4)	Paranın alındığı tarih<br />
Yazılır ve serbest meslek  erbabı tarafından imzalanır.</p>
<p>	Serbest meslek makbuzları seri  ve sıra numaraları ile teselsül ettirilir.<br />
	Serbest meslek makbuzu vermek mecburiyeti, gerçek usulde vergilendirilen serbest meslek erbabı içindir. Götürü  usulde tabi olanların, birinci ve ikinci sınıf tüccarlarla, defter tutmak zorunda olan serbest meslek erbabı ve çiftçilere yaptıkları iş karşılığında aldıkları bedeller gider pusulasına bağlanır.<br />
16)  Ücret bordrosu<br />
	İşverenler  her ay ödedikleri ücretler için ücret bordrosu düzenlemek zorundalar. Ancak, gelir vergisi kanununa göre vergiden muaf olan ücretlerle diğer ücret üzerinden vergiye tabi hizmet erbabına yapılan ücret ödemeleri için bordro düzenlenmez.</p>
<p>	      Ücret bordrolarında en az aşağıdaki bilgiler bulunur.</p>
<p>1)	Hizmet erbabının soyadı, adı; ücretin alındığına dair imzası veya mührü (ücretin ödenmesinde ayrıca makbuz düzenlenmişse imza veya mühüre gerek yoktur)<br />
2)	Varsa vergi karnesinin tarih ve numarası<br />
3)	Birim ücreti (Aylık, haftalık, gündelik, saat veya parça başı ücreti)<br />
4)	Çalışma süresi veya ücretin ilgili olduğu süre<br />
5)	Ücret üzerinden hesaplanan vergilerin tutarı</p>
<p>Bordronun hangi aya ait olduğu baş tarafından gösterilir. Bir aya ait bordro ertesi ayın<br />
yirminci gününe kadar hazırlanıp tarihlenerek, işletme sahibi veya müdürü ile bordroyu tanzim eden memur tarafından imzalanır.<br />
İşverenler ücret bordrolarını yukarıdaki esaslara uymak şartıyla diledikleri şekilde tanzim edebilirler.<br />
Genel, katma, özel bütçeli daire ve müesseselerle belediyelerin ve 3659 sayılı kanuna tabi müesseselerin ücret ödemelerinde kullandıkları vesikalar ücret bordrosu yerine geçer.</p>
<p>Gelir vergisi dört bölümden oluşmaktadır;</p>
<p>1) Çalışanları tanıtıcı bölüm:<br />
Bu bölümde, çalışanların adları-soyadları, sigorta sicil numaralarına ilişkin bilgiler yer<br />
almaktadır.<br />
2)	Tahakkuk bölümü:<br />
Çalışanların ilgili ay içinde hak ettiği normal çalışma ücreti ile birlikte fazla çalışma<br />
ücret ve sosyal yardımlar gibi ek ücretlerin yer aldığı bölümdür. Tahakkuk eden ücretler toplamına brüt ücret denilmektedir.<br />
	Çalışanlar ücretlerini aylık, haftalık veya gündelik şeklinde alabilirler. Bir ay otuz gün olarak kabul edilmektedir 1475 sayılı iş kanununa göre, çalışma süresi haftada en çok 45 saattir. İş kanunu Cumartesi ve Pazar günleri işyerinin kapatılması ve haftanın diğer günlerinde 9 saat çalışılması suretiyle haftalık çalışmanın tamamlanmasına imkan tanımaktadır. Böylece haftalık çalışma süresini tamamlayanlar Cumartesi ve Pazar günleri çalışmasalar da ücrete hak kazanmaktadırlar.<br />
	Cumartesi ve Pazar günleri çalışılmayan işyerlerinde hafta içinde 9 saati geçen çalışmalar hafta içi fazla çalışma; Cumartesi ve Pazar günleri de çalışılması halinde hafta sonu fazla çalışma olarak adlandırılmaktadır. Hafta içi fazla çalışma ücret normal çalışma ücretinin saat başına düşen kısmın %50 fazlası ile ödenir. Aylık ücretlerde, saat ücreti aylığın 225 saate bölünmesiyle hesaplanmaktadır.<br />
	Hafta sonu fazla mesai ücret ise işçinin hafta tatili günü için çalışmadan almaya hak kazandığı bir günlük tutarındaki ücretini 1.5 gündeliği daha eklenerek hesaplanır. Böylece haftalık çalışma süresini tamamladıktan sonra hafta tatilinde çalışan işçiye toplam 2.5 gündelik ücret ödenmesi gerekmektedir.</p>
<p>3) Kesintiler bölümü:<br />
	Brüt ücret toplamından yasalar uyarınca yapılması gereken kesintiler ile çalışanların işletmeye boçlarına karşılık yapılan kesintilerin yer aldığı bölümüdür. İşverenler yasalar uyarınca şu kesintileri yapmak zorundalar: SSK pirimi, tasarrufu teşvik fonu, gelir ve damga vergisi.</p>
<p>Belgelirin saklanması ve ibrazı:<br />
Vergi Usul Kanunu gereği defter tutmak zorunda olan mükelleflerin defter ve belgeleri<br />
ilgili bulundukları yılı takip eden takvim yılındın başlayarak beş yıl süreyle saklanmaları zorunludur. Ayrıcı, defter tutmak zorunda olmayan ancak Vergi Usul Kanunun gereğince fatura, gider pusulası ve müstahsil makbuzu almak zorunda olarların aldıkları bu belgeleri tarih sırası ile tanzim tarihlerini takip eden takvim yılından başlayarak beş yıl süreyle saklamaları zorunludur.</p>
<p>	Vergi Usul Kanunu gereği düzenlenmesi zorunlu olan tüm belgelerin saklama süresi içerisinde yetkili makam ve memurların talebi üzerine ibraz etme zorunluluğu bulunmaktadır.<br />
B) Türk ticaret kunununda yer alan belgeler<br />
1)	Emre yazılı senet ( Bono):<br />
Bono, bir kimsenin belirli bir tutardaki parayı, belirli bir tarihte diğer bir kimseye yada<br />
onun emrettiği kişiye kayıtsız ve şartsız olarak ödeyeceğine dair taahhüdünü içeren bir kambiyo senedidir.<br />
	Bonoda iki taraf vardir; ödeme taahhüdünde bulunan esas boçlu (keşedeci) ve ödeme yapılacak taraf yani alacaklı (lehdar)<br />
	Bonu daima emre yazılı olarak düzenlenir. Nama ya da hamiline yazılı olarak düzenlenmez.<br />
	T.T.K. madde 688 de bonoda yer alması gereken unsurlar belirtilmiştir. Buna göre bonoda en az şu bilgilerin bulunması gereklidir.<br />
1)	Senet metninde bono ya da emre muharrer senet kelimesi;<br />
Senet metninde bono yada emre hunarrer senet kelimesi yer almalıdır. Eğer, senet<br />
Türkçeden başka bir dilde yazılmışsa o dilde bononun karşılığı olan kelimenin yazılması gerekmektedir.<br />
2)	Kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadi;<br />
Ödeme taahhüdü kayıtsız ve şartsız olmalı ve borçlanılan tutarın bono üzerinde açıkça<br />
belirtilmesi gerekir. Tutarın Türk Lirası veya yabancı para cinsinden belirtilmiş olması önemli değildir.<br />
	Senet bedeli hem yazı hem de rakam ile gösterilmiş ve iki bedel arasında fark bulunuyorsa, yazı ile gösterilen bedel geçerlidir.<br />
3)	Vade;<br />
Senette, borcun ne zaman ödeneceği de belirtilmelidir. Ancak vade, bonoda zorunlu<br />
bir şekil şartı değildir. Vade gösterilmeyen bir bono görüldüğünde ödenir.<br />
4)	Ödeme yeri;<br />
Bonoda ödeme (düzenleme) yerinin belirtilmesi zorunludur. Ödeme yeri<br />
belirtilmemişse, keşide yeri ödeme yeri sayılır. Keşide yerinin de bulnmaması halinde keşidecinin adının yanında yazılı yer ödeme yeri olarak kabul edilecektir. Aksi halde, bono kambiyo senedi niteliğini kaybeder.<br />
5)	Kime veya kimin emrine ödenecek ise (lehdar) onun adı ve soyadı;<br />
Senet üzerinde senet bedeli kime ya da kimin emrine ödenecek ise, onun ad ve<br />
soyadının (ya da firma ünvanının) yazılı olması gerekmektedir.<br />
6)	Senedin tanzim edildiği gün ve yer;<br />
Senedin tanzim edildiği günün ve yerin belirtilmesi gerekir. Aksi halde senet kambiyo<br />
senet niteliğini kaybeder.<br />
7)	Senedi tanzim edenin imzası;<br />
Senedi düzenleyenin el yazısı ile atılmış imzasının senedin ön yüzünde ve senet<br />
metninin altında bulunması gereklidir.<br />
2)	Poliçe<br />
Poliçe genellikle üç taraflı ilişkiyi düzenleyen bir senettir. Alacaklının borçlusundan<br />
olan alacağını, kendisinin boçlu bulunduğu üçüncü bir şahısa devretme temeline dayanır. Poliçeyi düzenleyen kişi, diğer bir kişiye, poliçede ismen gösterilmiş olan kimseye belli bir tutarı ödeme emrini verir.<br />
	Poliçedeki taraflar;<br />
Poliçeyi düzenleyerek ödeme emrini veren kişi (keşideci)<br />
Poliçeyi ödeyecek olan kişi (muhatap)<br />
Poliçede belirtilen miktarı tahsil edecek kişi (lehdar) olmaktadır.</p>
<p>Bazı durumlarda poliçe yalnız iki taraflı olabilir. Alacaklı alacağını sened bağlamak<br />
üzere borçlusu üzerene kendi adına da poliçe keşide edebilir. Bu durumda keşideci aynı zamanda bedelin ödeneceği kimse, diğer bir deyişle lehdar olmaktadır.<br />
	Muhatap poliçeyi kabul edip etmemekte serbesttir. Kabul ettikten sonra senedin esas boçlusu durumuna geçer. Kabul, muhatabın poliçenin üzerine, kubul edilmiştir yazıp, imazalaması ile, poliçeyi vadesinde ödeyeceğini onaylamasıdır.<br />
	Poliçe lehdara muhatap tarafından kabul edildikten sonra verilebileceği gibi, kabule lehdar tarafından sunulmak üzere, doğrudan doğruya lehdara kabulden önce de verilebilir.<br />
	Türk Ticaret Kanununun 615. Maddesine göre bir poliçe:<br />
1)Görüldüğünde<br />
2) Görüldükten muayyen bir müddet sonra<br />
3) Keşide öününden muayyen bir müddet sonra<br />
4) Muayyen bir günde,<br />
Ödemek üzere keşide edilebilir.<br />
	Poliçe bir kıymetli evrak niteliğinde olması nedeni ile bir takım şekil şartlarına tabidir. T.T.K nın 583. Maddesinde belirtilen şekil şartları şunlardır:<br />
Poliçe<br />
1) Senet metninde “Poliçe” kelimesi ve eğer senet Türkçeden başka bir dille yazılmışsa o                dilde poliçe karşılığı olarak kullanılan kelimeyi,<br />
2) Muayyen bir bedelin ödenmesi hususunda kayıtsız şartsız havaleyi,<br />
3) Ödeyecek olan kimsenin (muhatabın) ad ve soyadını,<br />
4) Vadeyi,<br />
5) Ödeme yerini,<br />
6) Kime veya kimin emrine ödenecek ise onun ad ve soyadını,<br />
7) Keşide tarihi ve yerini,<br />
 <img src='http://www.genelbilge.com/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' /> Keşidecinin imzasını,<br />
İhtiva eder.</p>
<p>3)	Çek<br />
Çek bir ödeme aracıdır. Bankada parası bulunan bir kimsenin bu parasının tamamını<br />
veya bir kısmını diğer bir kimseye ödemek için çek düzenler.<br />
	Çekte üçlü bir ilişki söz konusudur.<br />
1)	Keşideci: Çeki düzenleyen ve bankaya çekte belirtilen parayı üçüncü bir kişiye ödemesi için talimat veren taraf.<br />
2)	Lehdar: Çeki elinde bulunduran ve çek üzerinde belirtilen tutarı tahsil edecek olan taraf.<br />
3)	Muhatap: Çekte muhatap bankadır. Keşideci tarafından düzenlenmiş çeki lehdara ödeyecek tarafı temsil etmektedir.</p>
<p>Bu üç taraf arasında işlem şu biçimde gerçekleşmektedir. Keşideci ile banka arasında bir çek anlaşması yapılmakta ve muhatap banka keşideciye karşı, çekin ibrazı halinde bir ödeme yükümlüğü altına girmektedir.<br />
	Çek hukuki niteliği itibariyle bir havaledir. Bu havalenin yazılı bir şekilde yapılması, belli şekil şartlarını, mücerret (nedene bağlı olmayan) ve kayıtsız şartsız bir ödeme yetkisini içermelidir.<br />
	T.T.K. madde 693 de çekte yer alması gereken unsurlar belirtilmiştir. Buna göre çekten en az şu bilgilerin bulunması gereklidir.</p>
<p>1)	Çek kelimesi:<br />
Çek metninde çek kelimesi ve eğer çek Türkçeden başka bir dille yazılmış ise o dilde<br />
çek karşılığı olarak kullanılan kelime bulunmalıdır.<br />
	Çek kelimesi ya da yabancı dildeki karşılığı yer almıyorsa o belge çek niteliği kazanamaz. Bu durumda belge adi havale olarak nitelendirilir.<br />
2)	Kayıtsız ve şartsız belirli bir bedelin ödenmesi talimatı:<br />
Çek metninde belirli bir bedel yer almalıdır. Bu bedel Türk Lirası olarak yazılabileceği<br />
gibi yabancı para olarak da yazılabilir. Bedelin yabancı para olarak yazılması halinde bu bedel çekin ibrazı tarihindeki efektif satış kuru üzerinden hesaplanarak Türk Lirası olarak ödenir.<br />
	Çekte bedelin yazı ile yada  rakamla ifade edilmesi mümkündür. Bedelin hem rakam, hem de yazı ile ifade edilmesi ve aralarında farklılık olması halinde yazı ile belirtilen bedel esas alınmaktadır. Ancak bu kural, rakam ya da yazı üzerinde tahrifat yapılmamış çekler için geçerlidir. Diğer bir deyişle rakam ya da yazı üzerinden tahrifat yapılmış çekler için geçersizdir.<br />
3)	Ödeyecek kimsenin “Muhatabın” adı ve soyadı<br />
T.T.K. uyarınca muhatap olarak yalnızca bankalar gösterilebilir. Bu nedenle, yasada<br />
geçen “muhatabın adı soyadı” ifadesinden bankanın ünvanı anlaşılması gerekir.<br />
4)	Ödeme yeri<br />
Çekin nerede ödeneceği belirli olmalıdır. Çekte özel olarak ödeme yeri<br />
gösterilmemişse, muhatap bankanın belirtilen şubesinde ödenir.<br />
5)	Keşide günü ve yeri<br />
Çekin keşide edildiği tarih; gün ay, yıl olarak yazılır. Aksi halde çek geçerli olmaz.<br />
Ticari hayatta, vadeli çek olarak tabir edilen; ileriki bir tarihin keşide tarihi olarak konulan çeklerle sıklıkla karşılaşılmaktadır. Çekte vade söz konusu değildir. Yani, çek vadeli olarak düzenlenmiş olsada görüldüğünde ödenmesi gerekir. Nitekim, T.T.K. md. 707/2 de “keşide günü olarak gösterilen günden önce ödenmek için ibraz olunan bir çek ibraz gününde ödenir.” Denmiştir.<br />
	Kanunun bu hükmü dikkate alınarak, muhatap bankanın kendilerine ibraz edilen vadeli çekleri, karşılıkları varsa ve ödemeye engel bir durum yoksa ödemek zorundadır. Vadeli çekin karşılığı yoksa, 3167 sayılı çekle ödemelerin düzenlenmesi ve çek hamillerinin korunması hakkında kanun hükmüne göre karşılıksız çek işlemlerine tabi tutulmak zorundadır.<br />
	Çekte keşide yeri gösterilmelidir. Ancak, keşide yeri gösterilmemişse, keşidecinen imzasının yanında yazılı olan yer, keşide yeri olarak kabul edilir. Her ikisi de yazılmamışsa, çek geçersizdir.<br />
6)	Çeki düzenleyen kişinin (keşideci) imzası<br />
Keşideci imzasını mutlaka elle atmalıdır. Aksi durimlar kabul edilmemektedir.<br />
Eğer keşideci bir tüzel kişilik ise, tüzel kişiliğin yetkili temsilcileri çeki keşideci sıfatı<br />
ile imzalar.<br />
	Keşideci bir ticari işletme ise, imzanın ticari işletmenin ünvanının altında yer alması zorunludur. Unvan altına atılmayan imzalar atılmamış sayılır ve çek geçersiz sayılır.<br />
	Çekte yer alması gereken unsurlardan bir veya bir kaçının bulunmaması halinde, çek niteliği gerçekleşmemiş sayılır ve muhatap banka tarafından ödenmez.<br />
T.T.K. madde 708 e göre; bir çek keşide edildiği yerde ödenecek ise on gün, keşide edildiği yerden başka bir yerde ödenecek ise bir ay içinde ibraz edilmelidir. Ödeneceği ülkeden başka bir ülkede keşide edilen çek, keşide ile ödeme yeri aynı kıtada ise bir ay, başka kıtada ise üç ay içinde muhatap bankaya ibraz edilmelidir.<br />
	Avrupa ülkeleriyle Akdenizde kıyısı bulunan ülkeler aynı kıtada sayılır.<br />
	İbraz süreleri, çekte keşide günü olarak gösterilen tarihten itibaren işlemeye başlar. Sürenin hesaplanmasında, çekin keşide edildiği gün sayılmaz.<br />
	İbraz süresinin sonu tatile rastadığında, izleyen ilk iş günü ibraz süresinin sonu sayılacaktır.<br />
	İbraz süresinin geçmesinden sonra bankanın çeki ödemeyi reddetmesi halinde hamilin, keşideci ve diğer çek borçlularına karşı başvuru hakkı yoktur.<br />
	Çek, hiçbir vergi, resim ve harca tabi değildir.<br />
4)	Hisse senedi<br />
Hisse senetleri, anonim şirketler ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler<br />
tarafından çıkarılan ve belirli ortaklık sermayesine katılma payını temsil eden, yasal şekil şartlarına uygun olarak düzenlenmiş kıymetli evraktır.<br />
	Bir hisse senedinin T.T.K. ya göre aşağıdaki bilgileri kapsaması gerekir:<br />
-	Şirketin ünvanı<br />
-	Esas sermaye miktarı<br />
-	Tescil tarihi<br />
-	Hisse senedinin türü<br />
-	İtibari değeri<br />
-	Yetkili iki kişinin imzası<br />
Hisse senetleri nama yazılı olabileceği gibi hamiline de yazılı olabilir. Nama yazılı<br />
hisse senetleri hisse sahibinin adı, soyadı ve ikametgahının da yazılı olması gerekir. Hisse senedi, şirket sermayesinin belirli bir kısmını temsil eder, sahibine her türlü ortaklık haklarından yararlanma imkanı sağlar. Bu haklar;<br />
-	Şirket karından pay alma hakkı<br />
-	Şirket yönetimine katılma hakkı<br />
-	Oy kullanma hakkı<br />
-	Rüçhan hakkı<br />
-	Tasfiyeden pay alma hakkı<br />
-	Şirketin faaliyetleri hakkında bilgi edinme hakkı.</p>
<p>5)	Tahvil<br />
Anonim şirketlerin ve devletin ödünç para bulmak için itibari kıymetleri eşit ve<br />
ibareleri aynı olmak üzere çıkardıkları borç senetlerine tahvil denir.<br />
	Tahvil, hamilinin bir şirkete kullandırdığı yabancı sermaye tutarını göstermektedir. Tahvil sahibi, tahvili çıkaran kuruluşun uzun vadeli alacaklısıdır. Şirketlerin çıkardıkları tahvillerin süresi iki yıldan az yedi yıldan uzun olamaz.<br />
	Tahvil sahibi, şirketin varlığı üzerinde alacağından başka hiçbir hakka sahip değildir. İşletme kar etse de zarar etse de tahvil sahibine tahvilin üzerinde yazan oranda faizi ödemek zorundadır.<br />
	Tahvillerin T.T.K. ya göre aşağıdaki bilgileri kapsaması gerekir;<br />
-	Şirketin unvanı, faaliyet konusu, merkezi, süresi<br />
-	Esas sermaye miktarı<br />
-	Esas sözleşme ve esas sözleşmedeki değişikliklerin tarihleri ve ilan tarihleri<br />
-	İtibari değeri<br />
-	Faiz tutarı<br />
-	İtfa süresi ve zamanı<br />
-	Nam ya da hamiline yazılı olduğu<br />
-	Ana para ve faizlerin ödeme şartları ve itfa planı<br />
-	Tahvil çıkarılmasına dair genel kurul kararının tescil ve ilan tarihleri<br />
-	Şirketin menkul ve gayrimenkullerinin rehnedilmiş veya teminat olarak gösterilmiş olup olmadığı<br />
-	Şirketin iki yetkilisinin imzası</p>
<p>Türk Ticaret Kanununa göre belgelerin saklanması:</p>
<p>	Türk Ticaret Kanununa göre tutulan defterler ve bu defterlere yapılan kayıtların dayanağı olan belgelerin, son kayıt tarihinden itibaren on yıl geçinceye kadar saklanması zorunludur.</p>
<p>Yararlanılan kaynaklar</p>
<p>Genel muhasebe: Dr. Yusuf SÜRMEN</p>
<p>Genel muhasebe: Doç.Dr. Nuran CÖMERT<br />
                                    Yard.Doç.Dr. Gürbüz GÖKÇEN<br />
                              Yard.Doç.Dr. Cemal İBİŞ</p>
<p>Hazırlayan : Tezcan ESEN</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/muhasebede-kullanilan-belgeler-2.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Trigonometri Tarihi</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/trigonometri-tarihi.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/trigonometri-tarihi.html/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Mar 2009 18:10:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/genelbil/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Muhasebe]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=4370</guid>
		<description><![CDATA[Mezopotamyalılar&#8217;da Trigonometri İnceleyebildiğimiz kaynaklar; Mezopotamyalılar&#8217;da, temelinde geometri bulunan, bugünkü trigonometri cetvellerinin &#8220;ilkel ve fasılalı&#8221; bir örneği ile karşılaşılmakta olduğunu, ve Hipparchos&#8217;un trigonometri çalışmalarının, ilkel başlangıcının &#8220;Mezopotamya Matematiğine&#8221; kadar geri gitmesinin mümkün sayılabileceğini belirtmektedir. Aydın Sayılı, adı geçen eserinde bu konuda geniş bilgi verdikten sonra, &#8220;Trigonometri tarihinin, Embriyolojik Menşeinin Mezopotamyalılar&#8217;a kadar geri gittiğini ve Mezopotamyalılar&#8217;dan, Hipparchos&#8217;un [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Mezopotamyalılar&#8217;da Trigonometri<br />
İnceleyebildiğimiz kaynaklar; Mezopotamyalılar&#8217;da, temelinde geometri bulunan, bugünkü trigonometri cetvellerinin &#8220;ilkel ve fasılalı&#8221; bir örneği ile karşılaşılmakta olduğunu, ve Hipparchos&#8217;un trigonometri çalışmalarının, ilkel başlangıcının &#8220;Mezopotamya Matematiğine&#8221; kadar geri gitmesinin mümkün sayılabileceğini belirtmektedir. Aydın Sayılı, adı geçen eserinde bu konuda geniş bilgi verdikten sonra, &#8220;Trigonometri tarihinin, Embriyolojik Menşeinin Mezopotamyalılar&#8217;a kadar geri gittiğini ve Mezopotamyalılar&#8217;dan, Hipparchos&#8217;un bu yönden etkilenmiş olduklarını ileri sürebiliriz&#8221; der.<br />
<span id="more-4370"></span><br />
Eski Yunanlılar&#8217;da Trigonometri<br />
Trigonometride: &#8220;Herhangi bir üçgende, dik kenarların kareleri toplamı, hipotenüsün karesine eşittir&#8221; şeklinde temel bir teorem vardır. Bu teoremin adı Fisagor Teoremi olarak bilinir. Gerçekte; bu teoremin varlığı, Fisagor&#8217;dan ortalama 2000 yıl kadar önceleri, Eski Mısır ile Mezopotamyalılar Babil çağında bilinmekte idi. Mezopotamyalılar, bu teoremin, hem özel ve hem de genel şeklini biliyorlardı.<br />
          Bilim tarihi eserleri; Tales&#8217;in (Miletos, M.Ö. 640 ?-548 ?) Fisagor (M.Ö. 569 ?-500 ?) ve Öklid&#8217;in (M.Ö. 330 ?-275 ?), Eski Mısır ve Babil yörelerini uzun yıllar dolaşmış olduklarını belirttikleri gibi, bu bilginlerin temel matematik bilgilerini, Mısır ve Babil&#8217;den elde etmiş olduklarını açıklar.</p>
<p>Eski Mısırlılar ve Trigonometri<br />
İnceleyebildiğimiz kaynaklar; Mısır Matematiğinde seked veya sekd kelimelerinin, bir açının cotangent&#8217;ına denk anlam ifade etmesinden hareket ederek, trigonometrinin, başlangıcını eski Mısırlılar&#8217;a kadar götürmenin gerektiğini belirtir. Bu konuda Aydın Sayılı Mısırlılar&#8217;da ve Mezopotamyalılar&#8217;da Matematik, Astronomi ve Tıp adlı eserinde şunları yazar: Mısır&#8217;da seked dışında, bu konuda herhangi bir gelişmeye şahit olmuyoruz. Seked&#8217;e benzeyen ya da onunla aynı olan bir kavramla, &#8220;Mezopotamya Matematiğinde&#8221; de karşılaşılmakta olduğu ve trigonometrinin başlangıcını Mısırlılar&#8217;a götürmek isabetli düşünce sayılmaz. &#8220;Mısır Geometrisinin&#8221;, &#8220;Doğru Geometrisi&#8221; olarak vasıf taşıdığını belirterek, müşterik Gandz&#8217;a atfen de Mısır&#8217;da &#8220;Açı Geometrisinin&#8221; mevcut olmadığını belirtir</p>
<p>Türk-İslam Dünyasında Trigonometri sayısı<br />
          İçinde bulunduğumuz yüzyılda yapılan bilimsel araştırmalar. göstermiştir ki; trigonometriye ait temel bilgiler, 8. ile 16. yüzyıl Türk-İslam Dünyası matematikçileri tarafından ortaya konulmuş ve belli bir noktaya kadar da geliştirilmiştir. Bunun nedenini, şu şekilde açıklamak mümkündür.<br />
          Bilindiği gibi, 8. ile 16. yüzyılda Türk-İslam Dünyası&#8217;nın hemen her yöresinde astronomi (gökbilim) çalışmaları ve bunun sonucu olarak da, yoğun bir rasathane (gözlemevi) kurma çalışmaları vardı. Bu rasathanelerdeki bilimsel çalışmalarda, astronomiye yardımcı olarak, trigonometri kullanılmaktaydı.<br />
          Astronominin temelini teşkil eden küresel astronomi, doğrudan doğruya, küresel trigonometrinin astronomiye uygulanmasından doğmuştur. Gezegen ve uydu ile yıldızların gökküresindeki yerleri (koordinatları) ve hareketleri ile ilgili hesaplamalar; küresel üçgenin, küresel trigonometriye uygulanmasıyla elde edilebilmektedir. Dolayısıyla, o devir Türk-İslam Dünyası&#8217;nda, Trigonometri müstakil bir bilim haline gelmiş ve oldukça gelişmiştir.<br />
          8. ile 16. yüzyıl Türk-İslam Dünyası matematik ve astronomi bilginlerinin hazırlamış oldukları &#8220;Ziyc&#8221; adlı eserin hepsinde, bugünkü trigonometrinin temel bilgileri, ilk olarak ortaya konulmuştur. Gene bu devir Türk-İslam Dünyası bilginleri, Batlamyos&#8217;un (Claidius ptolemeios 85-160) ünlü eseri, değişik tarihlerde değişik matematik ve astronomi bilginleri tarafından mıcıstı (al-magesti) adıyla şerh edilmiştir. Bu şerhlerde de, yer yer trigonometri bilgileri zenginleştirilip geliştirildi.<br />
          Batı&#8217;da objektif olarak hazırlanmış, matematik tarihi ve astronomi tarihi ile ilgili eserlerde, bu hükümlerin açık olarak belirtildiğini görmek mümkündür</p>
<p>Takiyüddin&#8217;in Ondalık Kesirleri Trigonometri ve Astronomiye Uygulaması<br />
Remzi Demir<br />
Yrd. Doç. Dr. A.Ü. Bilim Tarihi Anabilim Dalı<br />
Bilindiği gibi, Türk bilim tarihine ilişkin araştırmaların yetersiz olması, Türklerin tarihlerinin hiçbir döneminde bilgin yetiştirmedikleri gibi yanlış bir anlayışın doğmasına ve yayılmasına neden olmuştur; &#8220;Türklerin kalem ehli değil ama kılıç ehli oldukları&#8221; biçiminde özetlenen bu anlayış, son yıllarda özellikle El-Hârezm&#8221;, Abdülhamid ibn Türk, Fârâb&#8221;, ibn Sinâ, Uluğ Bey ve Ali Kuşçu gibi bilginlerin yapıtları üzerinde yapılan araştırmalar sonucunda sarsılmışsa da yıkılmamıştır. Bu yazının konusu olan ve XVI. yüzyılda ıstanbul Gözlemevi&#8217;ni kurarak gözlemler yapan Taküyiddin ibn Maruf (1521-1585) yukarıdaki bilginler kadar da tanınmamaktadır; ancak matematik, astronomi ve optik konularında yazmış olduğu yapıtlar incelendiğinde onlardan hiç de aşağı kalmadığı görülmektedir.<br />
Ondalık kesirleri, Uluğ Bey&#8217;in Semerkant Gözlemevi&#8217;nde müdürlük yapan Gıyâsüddin Cemşid el-Kâş&#8221;&#8216;nin Aritmetiğin Anahtarı (1427) adlı yapıtından öğrenmiş olan Takiyüddin&#8217;e göre, el-Kâş&#8221;&#8216;nin bu konudaki bilgisi, kesirli sayıların işlemleriyle sınırlı kalmıştır; oysa ondalık kesirlerin, trigonometri ve astronomi gibi bilimin diğer dallarına da uygulanarak genelleştirilmesi gerekir.<br />
Acaba Takiyüddin&#8217;in ondalık kesirleri trigonometri ve astronomiye uygulamak istemesinin gerekçesi nedir? Osmanlıların kullanmış oldukları hesaplama yöntemlerini, yani Hint Hesabı denilen onluk yöntemle Müneccim Hesabı denilen altmışlık yöntemi tanıtmak maksadıyla yazmış olduğu Aritmetikten Beklediklerimiz adlı çok değerli yapıtında Takiyüddin, ondalık kesirleri altmışlık kesirlerin bir alternatifi olarak gösterdikten sonra, dokuz başlık altında, ondalık kesirli sayıların iki katının ve yarısının alınması, toplanması, çıkarılması, çarpılması, bölünmesi, karekökünün alınması, altmışlık kesirlerin ondalık kesirlere<br />
ve ondalık kesirlerin altmışlık kesirlere dönüştürülmesi işlemlerinin nasıl yapılacağını birer örnekle açıklamıştır. Ancak Takiyüddin&#8217;in tam sayı ile kesrini birbirinden ayırmak için bir simge kullanmadığı veya geliştirmediği görülmektedir; örneğin, 532.876 sayısını, &#8220;5 Yüzler 3 Onlar 2 Birler 8 Ondabirler 7 Yüzdebirler 6 Bindebirler&#8221; biçiminde veya &#8220;532876 Bindebirler&#8221; biçiminde sözel olarak ifade etmekle yetinmiştir.<br />
Takiyüddin, bu yapıtında göksel konumların belirlenmesinde kullanılan altmışlık yöntemin hesaplama açısından elverişli olmadığını bildirir; çünkü altmışlık yöntemde, kesir basamakları çok olan sayılarla çarpma ve bölme işlemlerini yapmak çok vakit alan sıkıcı ve güç bir iştir; bugün kullandığımız onluk çarpım tablosuna benzeyen altmışlık kerrat cetveli bile bu güçlüğün giderilmesi için yeterli değildir. Oysa onluk yöntemde, kesir basamakları ne kadar çok olursa olsun, çarpma ve bölme işlemleri kolaylıkla yapılabileceği için, Ay ve Güneş&#8217;in yanında gözle görülebilen Merkür, Venüs, Mars, Jupiter ve Satürn&#8217;ün gökyüzündeki devinimlerini gösterir tabloları düzenlemek ve kullanmak eskisi kadar güç olmayacaktır.<br />
Bu önerisiyle gökbilimcilerinin en önemli güçlüklerinden birini gidermeyi amaçlayan Takiyüddin, açıları veya yayları ondalık kesirlerle gösterirken, bunların trigonometrik fonksiyonlarını altmışlık kesirlerle gösteremeyeceğini anlamış ve ondalık kesirleri trigonometriye uygulamak için Gökler Bilgisinin Sınırı adlı yapıtında birim dairenin yarıçapını 60 veya 1 olarak değil de, 10 olarak aldıktan sonra kesirleri de ondalık kesirlerle göstermiştir. Zâtü&#8217;l-Ceyb olarak bilinen bir gözlem aletini tanıtırken, &#8220;Bir cetvelin yüzeyini altmışlı sinüse göre, diğerini ise bilginlere ve gözlem sonuçlarının hesaplanmasına uygun düşecek şekilde kolaylaştırıp, yararlılığını ve olgunluğunu arttırdığım onlu sinüse göre taksim ettim.&#8221; demesi bu anlama gelir.<br />
Takiyüddin, ondalık kesirlerin trigonometri ve astronomiye nasıl uygulanabileceğini kuramsal olarak gösterdikten sonra, 1580 yılında bitirmiş olduğu Sultanın Onluk Yönteme Göre Düzenlenen Tablolarının Yorumu adlı kataloğunda uygulamaya geçmiştir. ıstanbul Gözlemevi&#8217;nde yaklaşık beş sene boyunca yapılmış gözlemlere göre düzenlenen bu katalog, diğer kataloglarda olduğu gibi kuramsal bilgiler içermez; yalnızca ortaçağ ıslam Dünyası&#8217;nda Batlamyus adıyla tanınan Ptolemaios&#8217;un kurmuş olduğu Yermerkezli sistemin ilkelerine uygun olarak belirlenmiş gezegen konumlarını gösterir tablolara yer verir.<br />
Takiyüddin, 1584 yılında ıstanbul&#8217;da tamamlamış olduğu ınciler Topluluğu adlı başka bir yapıtında, son adımı atmış ve birim dairenin yarıçapını 10 birim almak ve kesirleri, ondalık kesirlerle göstermek koşuluyla bir Sinüs -Kosinüs Tablosu ile bir Tanjant &#8211; Kotanjant Tablosu hesaplayarak matematikçilerin ve gökbilimcilerin kullanımına sunmuştur. Eğer Takiyüddin bu tabloları hazırlarken birim uzunluğu 10 birim olarak değil de, 1 birim olarak benimsenmiş olsaydı, bugün kullanmakta olduğumuz sisteme ulaşmış olacaktı.<br />
Batı&#8217;da ondalık kesirleri kuramsal olarak tanıtan ilk müstakil yapıt, Hollandalı matematikçi Simon Stevin (1548-1620) tarafından Felemenkçe olarak yazılan ve 1585&#8242;de Leiden&#8217;de yayımlanan De Thiende&#8217;dir (Ondalık). 32 sayfalık bu kitapçıkta, Stevin, sayıların ondalık kesirlerini gösterirken hantal da olsa simgelerden yararlanma yoluna gitmiş ve ondalık kesirleri, uzunluk, ağırlık ve hacim gibi büyüklüklerin ölçülmesi işlemlerine uygulamıştır. Ancak, De Thiende&#8217;de ondalık kesirlerin trigonometri ve astronomiye uygulandığına dair herhangi bir bulgu yoktur. Bu durum, Takiyüddin&#8217;in yapmış olduğu araştırmaların matematik ve astronomi tarihi açısından çok önemli olduğunu göstermektedir.<br />
İLİM SEMASININ YILDIZLARI:<br />
MÜSLÜMAN ALİMLER<br />
 <br />
Geçen yarım asrı şöyle bir süzersek, insanlık tarihinde görülmemiş yeniliklere, teknolojik gelişmelere, yeni keşiflere sıkça rastlarız. Bilim ve teknoloji bizlere her gün yeni birşeyler sunarak hayatımızı kolaylaştırmaya ve baş döndürücü bir hızda katlanarak ilerlemeye devam ediyor. Bugün cep telefonumuzun birkaç tuşuna basarak kıtalararası görüşmeler yapabiliyor, internet ve televizyon vasıtasıyla her türlü bilgiye ulaşabiliyoruz. Bir düğmeye basarak evlerimizi aydınlatıyor, çamaşır ve bulaşıklarımızı yıkıyor, türlü ulaşım araçları kullanarak yaşadığımız dünyamızı ufaltıyoruz. Bilgisayar hemen hepimizin yaşantısına girmiş durumda. Velhâsıl hayatımızın hemen her safhasında ilmi gelişmeleri ve onun getirilerini yaşamaktayız.<br />
Elbette ilmin bugünkü seviyesine gelmesi birden olmadı. Asırlarca süren çalışmalar, birikimler, fikirler üst üste yığıldı, birleştirildi, olgunlaştırıldı.<br />
İlk insan olan Adem Aleyhisselâm ile ilim de başlamış oldu.<br />
Âyet-i kerime’de şöyle buyuruluyor:<br />
“Ve Allah Âdem’e bütün isimleri öğretti.” (Bakara: 31)<br />
Bütün Peygamber Aleyhimüsselâm Efendilerimiz beşeriyete mânen olduğu gibi madden de yön vermişler, insanoğlunun hayatinin her safhasına ışık tutacak bilgileri onlara aktarmışlar, dolayısıyla ilk muallimler olmuşlardır.<br />
Resulullah (s.a.v) Efendimiz ise bütün ilimlerin menbaıdır, ilim ve irfan kaynağıdır. Hadis-i şerif’lerinde şöyle buyuruyorlar: “Rabbim bana sual sordu. Ben ona cevap veremedim. Keyfiyetsiz bir tarzda elini her iki omzumun arasına koydu, ben o elin serinliğini kalbimde hissettim. Böylece, beni geçmiş ve geleceklerin ilmine varis kıldı.”<br />
Bütün ilimler o kaynaktan geliyor. Binaenaleyh o kaynaktan gelen ilim esastır.<br />
 <br />
BÜTÜN İLİMLERİN ÖZÜ<br />
İlim iki türlüdür, satır ilmi ve sadır ilmi. Hadis-i şerif’lerinde Resulullah (s.a.v) Efendimiz şöyle buyuruyorlar:<br />
“İlim ikidir. Biri dilde olup (ki bu zâhiri ilimdir) Allah-u Teâlâ’nın kulları üzerine hüccetidir. Bir de kalpte olan (marifet ilmi) vardır. Asıl gayeye ulaşmak için faydalı olan da budur.” (Tirmizi)<br />
Asıl gayeden maksat Hazret-i Allah’a ulaşmaktır.<br />
Sadır ilmi batinîdir, o bilgiyle hakikatte Allah-u Teâlâ’ya O’ndan başka bir delil olmadığını bilmektir; satir ilmi ise zâhiridir, Allah-u Teâlâ’nın kâinattaki sanatını görmektir. Sadır ilmi Hazret-i Allah’tan Habib-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz’e, oradan da dilediği kimseye ulaştırılır.<br />
Kalpte olan marifet ilmini tahsil edebilmek için tasavvuf elzemdir. Bu bakımdan tasavvuf İslâmi ilimlerin özü ve kaynağıdır. Çünkü bâtın temelleri sağlamlaştırılmadan, zâhir binasını yükseltmek mümkün değildir.<br />
Tasavvuf kişinin kendi hakikatını kavrayabilmesi için kurulmuş bir ilim-irfan mektebidir. Bu mektepteki tahsil ile bütün ilimlerin özüne inilmiş olunur.<br />
“Nefsini bilen Rabbini bilir” Hadis-i şerif’inin mânâsı yakînen müşahede edilmeye başlanır. Bu noktada Yunus Emre Hazretleri “İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, sen kendini bilmezsin, bu nice okumaktır? Okumanın mânası, kişi Hakk’ı bilmektir! Çün okuyup bilmezsen, ha bir kuru emektir!” buyurarak asıl gayenin Hazret-i Allah’ı bilmek olduğunu, bu gayeye ulaştırmaya yarar sağlamayan çalışmaların ve ilimlerin faydasız olduğunu işaret buyurmuşlardır. İşte bu yüzden tasavvuf bütün ilimlerin özüdür. Gaye varlık perdelerini yırtmak, benlik putlarını parçalamak ve hakiki Var’ı bulmaktır. Bunun için asıl gayeye faydalı olan ilim budur. Resul-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz Hadis-i şerif’lerinde:<br />
“Allah’tan faydalı bir ilim isteyiniz. Faydasız ilimden de Allah’a sığınınız.” buyurmuşlardir. (Ibn-i Mâce)<br />
 <br />
İLMİN FAZİLETİ<br />
İnsanoğlunun cehalet ve sefalet çukurundan saadet ve selâmet zirvesine yükselmesi için yegâne vasıta ilim ve irfandır. Hadis-i şerif’lerinde Resul-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz şöyle buyuruyorlar:<br />
“İlim ve irfan müminin kaybolmuş bir malıdır. Nerede bulursa alır.” (Tirmizi)<br />
İlim dinin hayatı, İslâm’ın canlılığı, imanın direğidir. İslâmiyet’te din ile ilim daima birlikte olmuşlardır. Allah-u Teâlâ’nın ilâhi hükümleri ilimle içiçedir.<br />
İlmin değer ve ehemmiyeti hakkında Resul-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz Hadis-i şerif’lerinde:<br />
“İlim öğrenmek her müslüman üzerine farzdır.” (C. Sağir)<br />
“Bir saat ilim öğrenmek bir geceyi ibadetle geçirmekten, bir gün ilim öğrenmek de üç ay oruç tutmaktan daha hayırlıdır.” buyurmuşlardır. (Deylemî)<br />
Bu düstur ile hareket eden müslümanlar ilim dünyasına birbirinden değerli şahsiyetler yetiştirmişlerdir.<br />
 <br />
ZAHİRİ İLMİN TEMEL TAŞLARI<br />
Zahiri ilimlerin temellerini atma şerefi müslümanlara nasip olmuştur.<br />
Hazret-i Allah’ın lütfettiği iman nuru ile müslümanlar, Avrupalı devletler cehaletler içinde yüzerken cihanın dört bir yanına medeniyet bayraklarını gururla dikmişlerdir. Bir yandan İslâm nurunu etraflarına yaymakta, öbür taraftan yeni ve bilinmeyen birçok ilmin temellerini atmakta, eski ilimlerde de büyük ilerlemeler kaydetmekteydiler.<br />
Müslümanlar eski medeniyetlerin bilgilerinden de istifade etmişler, bu bilgileri İslâm süzgecinden geçirerek faydalı olanları almışlar, İslâm ile bütünleşmeyen hiçbir bilgiyi kabul etmemişler ve değer vermemişlerdir. Ancak asıl büyük hizmetleri yepyeni keşif, icat ve çalışmalarla ilim dünyasına kazandırdıklarıdır. Ayrıca deney ve gözlem metodunu ilk olarak müslümanlar kullanmışlardır. İlme verilen ehemmiyet nedeniyle ilim adamları birden çok ilim dalında ihtisas sahibi oluyorlardı.<br />
Müslümanlar ilimde öyle büyük gelişmeler kaydedip, öyle mesafe almışlardı ki, günümüzde batılılar ‘Bugün istifade ettiğimiz şeylerin hiçbirini hıristiyanlara da, kiliseye de borçlu değiliz’ demişler, metamatik, fizik, astronomi, kimya gibi birçok ilmin temellerinin müslümanlar tarafından atıldığını söylemek zorunda kalmışlardır.<br />
 <br />
İLİM KANDİLLERİ<br />
MÜSLÜMAN ALİMLER<br />
İşte ilim tarihine isimlerini altın harflerle kazımış müslüman ilim adamlarından bazi misaller:<br />
Günümüzden 1000 küsur sene evvel yaşamış İslâm’ın en büyük âlimlerinden biri sayılan Beyrûnî, batılı ilim adamları dünyanın yuvarlaklığını savunmalarına karşılık mahkemelere çıkartılıp zorla fikirlerinden döndürülüp, bazıları diri diri yakılıyorken onlardan 600 küsur sene önce dünyanın yuvarlaklığını ve döndüğünü savunuyordu. Trigonometri’yi ayrı bir ilim haline getirmiştir. Dünyanın çapını ve çevresini ölçmeyi başarmıştır. Yerçekiminden ilk olarak bahseden yine odur. Şu sözü bir âlimde bulunması gereken hassaları özleştirip önümüze koyuyor:<br />
“Anlattıklarım arasında gerçek dışı olanlar varsa Allah’a tevbe ederim. Râzı olacağı şeylere sarılmak hususunda da, Allah’tan yardım dilerim. Bâtıl olan şeyleri öğrenip onlardan korunmak için de Allah’tan doğru yola götürmesini isterim. İyilik O’nun elindedir.”<br />
Cabir bin Hayyan, modern kimyanın babası sayılır. Bundan 1200 yıl önce atom bombası fikrini ortaya atmıştır. “Atom parçalanabilir. Parçalanınca da öylesine bir güç meydana gelir ki, Bağdat’ın altını üstüne getirebilir. Bu, Allah’ın kudret nişanıdır.” demiştir.<br />
Fârâbî, havanın titreşimlerinden ibaret olan sesin fizikî ilk açıklamasını yapmıştır.<br />
Cezeri, günümüzden 9 asır önce su ve basınç gücünden faydalanarak otomatik saatler, robotlar icat etmiştir. Dolayısıyla sibernetiğin ilk kurucularından sayılır.<br />
Akşemseddin Hazretleri, hastalıkların mikroplardan meydana geldiğini ispat eden Pasteur’dan 400 sene önce mikroplardan söz etmiştir.<br />
Fatih Sultan Mehmed Han Hazretleri İstanbul kuşatması esnasında Galata Kulesi önündeki düşman donanmasını vurmak istiyordu. Bu ise topların Beyoğlu sırtlarından ateşlenmesi ile mümkün olabilirdi. Ancak bunun neticesinde Galatalıların evleri yıkılabilirdi. Halbuki Osmanlılar ile Galatalılar arasında bir dostluk anlaşması vardı. Bunun neticesinde Fatih Hazretleri, ince hesap ve düzenlemeler neticesinde gülle aşırabilen toplar yapmayı plânladı. Plânını bizzat kendisi çizdi. Böylece büyük bir kumandan olmasının yanında tarihe havan topunu icad eden bir ilim adamı olarak da geçti.<br />
İbn-i Haldun, sosyolojinin kurucusu sayılır. Zamanına gelinceye kadar hikâye gözüyle bakılan tarihi bir ilim haline getirmiştir.<br />
İbn-i Heysem, optik ilmin kurucusudur. Görme olayının gözden çıkan ışınlarla değil, dışarıdan gelen ışınlar yoluyla olduğunu ispat etti. Gözlüğü ilk defa keşfetme şerefi ona aittir.<br />
Tıpta bir deha olan İbn-i Sina’nın eserleri Avrupa üniversitelerinde 600 sene temel kitap olarak okutulmuştur.<br />
Gıyasüddin Cemşid, ondalık sistemi kullanan ilk matematikçi olmuştur.<br />
Ayrıca Ali Kuşçu, Battânî, Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri, Ömer Hayyam, Uluğ Bey ve daha ismini zikredemediğimiz birçok alimler birbirinden kıymetli eserler vermişler, kendilerinden yüzyıllarca sonra yaşayan insanlara dahi ışık tutmuşlardır.<br />
Buna en büyük âmil ise kendilerine Âyet-i kerime ve Hadis-i şerif’lerin nur ışığı altında yön vermeleri, ilmi kuru bir bilgi yığını olmaktan çıkarmaları olmuştur.<br />
 <br />
BUGÜNKÜ DURUMA NASIL GELDİK?<br />
17. yüzyıla gelinceye kadar ilim cihetinde kendini gösteren muhteşem yükseliş, artık yerini gerileme ve düşüşe teslim ediyordu. Buna pek çok sebepler saymak mümkün.<br />
Birinci ve en önemli sebep İslâm’ın özünün bırakılıp kabuğuna ve görünüşüne bağlanılmasıydı.<br />
Ayrıca medeni hayattaki gerileme ve ekonomik çöküntü beraberinde ilim hayatındaki gerilemeyi de getirmişti. Medreselerin düzeni bozuldu, ehil olmayanlara makam ve rütbe verildi, torpil ve rüşvet içeri girdi. İdari sistemdeki çatlaklar ilme de yansıdı.<br />
Resulullah (s.a.v) Efendimiz’in:<br />
“İlme, öğrenip yaşayarak sahip çıkın. Onu sadece nakledenler olmayın.” (C. Sağir)<br />
Hadis-i şerif’i mucibince hareket edilmez oldu, taklitçilik başladı, keşfedici ve yenilikçi olan ruh kaybedildi.<br />
Bu gerileme günümüze kadar bu şekilde geldi.<br />
 <br />
NELER YAPILABİLİR?<br />
Geçmişte yaşananlar bizlere numune olmalıdır. Önümüzde asr-iı saadet gibi bir model vardır. Bunu örnek alan müslümanlar Hazret-i Allah’ın emir ve nehiylerine bağlı kaldıkça yükselmişler, şeref ve itibara kavuşmuşlardır.<br />
İlim ancak Allah adına okunmalıdır. Âyet-i kerime’de şöyle buyuruluyor:<br />
“Yaratan Rabbinin adıyla oku!” (Alâk: 1)<br />
Zamanımızda ise öğreten de, öğrenen de para derdinde. Halbuki büyük imam Ahmed bin Hanbel Hazretleri bakın ne diyor:<br />
“Öğrettiği ilme karşılık dünyalık alandan ilim öğrenmeyiniz.”<br />
Eğitim sistemimiz gençlere ezbercilikten ve doldur boşalttan öte bir şey sağlamıyor. Herkes geçim kaygısıyla üniversiteye kapak atmak derdinde. Bir gence ne olmak istiyorsun diye sorsanız, ya işletmeci, ya doktor, ya da mühendis diyecektir. Halbuki birçoğu olmak istediğinden değil, mecbur olduğundan dolayı bu potaya girmiştir, gerçekte bu mesleklerin işlevlerinden haberi bile yoktur.<br />
Gençlerimizin şuurlanması, dini, ahlâki ve fikri olarak en iyi şekilde yetiştirilmesi için eğitim sistemimiz ezbercilikten ayıklanmalı, faydasız ilimler atılmalı, okumayı sevdirici ve özendirici tedbirler alınmalıdır. Öğrenciler kabiliyet ve kapasitelerine göre yönlendirilmelidir. Fen ve teknik ilerlemeleri takip etmek için yurtdışında okumalarına imkân tanımalı ve buna destek olunmalıdır.<br />
Batının teknolojik gelişme ve icatları alınmalı, ancak bunu inanç, örf ve âdetlerimize sahip çıkarak gerçekleştirmelidir. Buna en güzel örnek Japonya’dır.<br />
İlmin temellerini atmış, batılılara hocalık yapmış, asırlara damgalarını vurmuş olan ilim adamlarımızı tanımak, onların açtığı çığırdan yürümek, dinine, vatanına ve tarihine sahip çıkan bir nesil olmak günümüz müslümanlarının ortak ülküsü olmalıdır. “Alem aya biz yaya” tabusunu ancak bu şekilde yıkabiliriz. Çünkü müslüman asla gerici veya yobaz değil, daima ilerici ve mükemmelliyetçidir.<br />
Cenâb-iı Hakk azmimizi ve gayretimizi rızâsında artırsın, hoşnut olacağı işleri yapmamızı ihsan ve ikram buyursun. Âmin.<br />
“Resulüm! De ki: Rabbim ilmimi artır.” (Tâ-Hâ: 114)</p>
<p>Nasîrüddin el-Tûsî </p>
<p>Geometri, trigonometri ve astronomi başta olmak üzere bilimin ve felsefenin çeşitli alanlarında çalışmalar yapan, Nasîrüddin el-Tûsî (1201-1274) Tûs kentinde doğmuş ve yapıtları ile hem Doğu hem de Batı bilimini derinden etkilemiştir. Bir ara Hasan Sabbah&#8217;ın yönetimi altındaki İsmailîler tarafından Alamut Kalesi&#8217;ne kaçırılmış ve hapsedilmiştir. Hulagu 1256 yılında burayı ele geçirdiğinde, el-Tûsî&#8217;yi kurtarmış ve kendisine vezir yapmıştır. </p>
<p>El-Tûsî geometriyle ilgilenmiş ve Eukleides&#8217;in beşinci postülasını, yani koşutlar postülasını yeterince doyurucu bulmamış ve Eukleides&#8217;in ifadesi yerine başka bir ifade kullanmayı tercih etmiştir; el-Tûsî Postülası, olarak tanınan bu ifade şu şekildedir: &#8220;Bir D doğrusu üzerinde aynı yönde olmak üzere sıra ile işaretlenmiş P1, P2, P3, &#8230; noktalarından D ile aynı düzlemde bulunan diğer bir D&#8217; doğrusuna dik olarak indirilen doğru parçalarının uzunlukları düzenli bir biçimde küçülür veya büyür.&#8221; El-Tûsî bu postülayı kanıtlamaya çalışmış, ancak bu girişiminde doğal olarak başarılı olamamışsa da, postülanın ne olduğunun aydınlığa çıkmasına ve Eukleides dışı geometrilerin kurulmasına zemin hazırlamıştır.</p>
<p>El-Tûsî de, Pythagoras Teoremi&#8217;ne ilişkin yeni bir kanıtlama geliştirmiştir. Buna göre, bir ABC diküçgeninin kenarlarıyla hipotenüsü üzerine birer kare çizilerek (Şekil-1)&#8217;de görülen şekil çıkarılır. Kanıtlanacak eşitlik, </p>
<p>CB2 = CA2 + AB2 veya a2 = b2 + c2&#8242;dir. </p>
<p>GAL üçgeninin alanı, ABC üçgeninin alanına eşit olduğundan, LA = BC = a&#8217;dır ve GAL = ABC = CAM olacağından, L, A, M, K noktaları, bir doğru üzerinde bulunur. Öte yandan, ACD&#8217;L paralel kenarının alanı, b2&#8242;ye ve bu da CMKD dikdörtgeninin alanına eşit olduğundan, CMKD dikdörtgeninin alanı da, b2&#8242;ye eşit olur. Buna benzer düşüncelerle, ABE&#8217;L paralel kenarının alanı c2&#8242;ye veya MBEK dikdörtgeninin alanına eşit olacağından, MBEK dikdörtgeninin alanı c2&#8242;ye eşit olur. Öte yandan, Alan (CMKD) + Alan (MBEK) = a2 olduğundan, a2 = b2 + c2 eşitliği sağlanmış olur. </p>
<p>Trigonometriyle ilgili çalışmaları ise çok daha önemlidir. Bilindiği gibi Eskiçağ&#8217;da Yunanlılar, açıları kirişlerle ölçüyorlardı ve kirişler, yeni trigonometrik eşitliklerin veya bağıntıların oluşturulması açısından çok verimli olmadıkları için, yoğun işlemlerin yapılmasını gerektiriyorlardı; kirişlerle işlem yapmanın bu mahsûrunu kavrayan Müslüman matematikçiler, kirişler yerine sinüs, kosinüs, tanjant, kotanjant, sekant ve kosekant gibi trigonometrik fonksiyonları kullanmak yoluyla işlemleri kolaylaştırdılar ve trigonometri alanında büyük gelişmelerin önünü açtılar. </p>
<p>El-Tûsî dönemine gelindiğinde,</p>
<p>sin (A+B)= sin A . cos B + sin B . cos A ve sin (A-B)= sin A . cos B &#8211; sin B . cos A eşitlikleri biliniyordu. </p>
<p>Kenar açı bağıntısını, yani Sinüs Teoremi&#8217;ni bulan matematikçi ise el-Tûsî olmuştur. İslâm Dünyası&#8217;nda Ebû&#8217;l-Vefâ gibi diğer bazı bilim adamlarının da bu teorem üzerinde çalıştıkları bilinmektedir.</p>
<p>Bilindiği gibi, Müslümanlar, başlangıçta trigonometriyi, astronomiye ilişkin araştırmaları ve hesaplamaları esnasında kullandıkları için, bu alandaki bilgi birikimlerini astronomiyle ilgili yapıtların başında sergilemeyi uygun bulmuşlar ve trigonometri üzerine bağımsız eserler yazmamışlardı. Alanın ilk bağımsız eseri, Nasîrüddin el-Tûsî&#8217;nin Şeklü&#8217;l-Kattâ (Kesenler Teoremi) adlı kitabıdır; bu kitapla birlikte, trigonometri astronomiden ayrılmış ve matematiğin bir dalı olarak görülmeye ve değerlendirilmeye başlanmıştır. Avrupa&#8217;da bu disiplinin bağımsız hale gelebilmesi için 15. yüzyıla kadar beklemek gerekmiştir.</p>
<p>Nasîrüddin el-Tûsî, Hülâgu&#8217;nun isteği ve desteği üzerine, Merâga&#8217;da çağını aşan bir gözlemevi kurmuş ve oldukça duyarlı gözlemlerin yapılmasına olanak sağlayan gözlem araçları yaptırmıştır. Batı&#8217;da bu ayarda bir gözlemevinin kurulması için 16. yüzyıldaki Tycho Brahe&#8217;nin gözlemevinin kurulmasını beklemek gerekecektir. Bu gözlemevinde duyarlı gözlemler yapılmış ve bu gözlemlere dayanarak Zîc-i İlhânî (İlhan&#8217;ın Zîci) adlı bir astronomi eseri yazılmıştır. Nasîrüddin el-Tûsî, Batlamyus&#8217;un Yermerkezli Dizgesi&#8217;ni eleştirmiş, yanlışlarını göstermiş, ve yine Yermerkezli başka bir dizgenin tasarımını vermiştir. Bu dizge başarılı olamamış, ancak Kopernik Dizgesi&#8217;ne giden yolu açmıştır.</p>
<p>Bilindiği gibi, Batlamyus tarafından geliştirilen ve taşıyıcı ve dışmerkezli düzenekler yardımıyla gezegenlerin ve yıldızların hareketlerini matematiksel olarak açıklamaya çalışan astronomik dizge, Ortaçağ İslâm Dünyası&#8217;nda hem fiziksel hem de matematiksel yönden eleştirilere maruz kalmıştır. </p>
<p>Birçok Müslüman düşünür ve araştırmacı, bu dizgede Batlamyus&#8217;un, taşıyıcı ve dış merkezli düzenekler kullanmak suretiyle, Yer&#8217;i Evren&#8217;in merkezinden kaydırmasını eleştirmiş ve Batlamyus&#8217;u, Aristoteles fiziğinin ilkelerine uymamakla suçlamıştır. </p>
<p>Diğer taraftan, Batlamyus Dizgesi&#8217;nin sadece fiziksel yönden değil, matematiksel yönden de yetersiz olduğunu gösteren bazı noktalar bulunmaktadır. Meselâ, Ay&#8217;ın ve Merkür&#8217;ün düzensiz hareketlerinin açıklanabilmesi için, Batlamyus&#8217;un dizgeye yeni daireler eklemesi ve bu yolla gözlem sonuçları ile işlem sonuçlarını uzlaştırmaya çalışması, böyle bir yetersizliğin sonucu olarak değerlendirilmiştir. </p>
<p>Nasîrüddin el-Tûsî de, bu doğrultuda çalışan Müslüman astronomların başında gelmektedir; Batlamyus Dizgesi&#8217;nin sorunlarını görmüş ve bu sorunları giderecek yeni bir düzenek önermiştir. Bu düzenek, biri diğerine içten teğet olan ve ters yönlerde, eşit hızlarla devinen iki daireden oluşmuştur; bu dairelerden dışta bulunanın çapı, içte bulunanının çapının iki katı olduğundan, küçük daire üzerinde bulunan bir nokta, büyük dairenin çapı boyunca hareket etmektedir. Bu sayede iki dairesel hareketin bileşiminden doğrusal hareketin oluşabileceğini kanıtlayan el-Tûsî, matematik alanındaki bu buluşunu astronomiye uyarlamış ve meselâ Ay&#8217;ın hareketini şöyle açıklamıştır: </p>
<p>Ay&#8217;ın, yani Şekil&#8217;deki B noktasının üzerinde dolandığı A merkezli taşıyıcı küre, çapı bu kürenin çapının iki katı olan bir küre ile çevrelenmiştir. İçte bulunan taşıyıcı kürenin hareketi, dışta bulunan kürenin hareketine eşit ve ters yöndedir; bu nedenle, düzenek devinime geçtiğinde, B noktası, yani Ay, büyük daire içerisinde CB doğrusu boyunca ileri ve geri gidecek ve sonuçta bir kapalı eğri oluşturacaktır. Böylece, &#8220;Tûsî Çifti&#8221; olarak adlandırılan bu matematiksel düzenek aracılığıyla, Nasîrüddin el-Tûsî, Batlamyus Dizgesi&#8217;nin aksine, Yer&#8217;i Evren&#8217;in merkezinden kaydırmadan, yani Aristoteles fiziğine karşı olan dış merkezli düzeneği kullanmadan gezegen hareketlerini açıklayabilmiştir.<br />
Hârizmî</p>
<p>9. yüzyılda Hârizm&#8217;de Dünya&#8217;ya geldiği için Hârizmî adıyla tanınan ve büyük bir olasılıkla Türk olan Muhammed ibn Musa, Memun&#8217;un Bağdad&#8217;da kurduğu Bilgelik Evi&#8217;nde bulunmuş ve bu kurumun kütüphanesinde matematik ve astronomi alanlarında araştırmalar yapmıştır. Aritmetik ve cebirli ilgili iki yapıtı, matematik tarihinin gelişimini büyük ölçüde etkilemiştir.</p>
<p>Aritmetik kitabının Arapça aslı kayıptır; bu nedenle bu yapıt, De Numero Indorum (Hint Rakamları Hakkında) adıyla Bathlı Adelard tarafından yapılan Latince tercümesi sayesinde günümüze kadar ulaşabilmiş ve tanınabilmiştir. Hârizmî, bu yapıtında, on rakamlı konumsal Hint rakamlama sistemini ile hesaplama sistemini anlatmış ve Batılı matematikçiler, Romalılardan bu yana yürürlükte bulunan harf rakam ve hesap sistemi yerine Hint rakam ve hesap sistemini kullanmayı bu yapıttan öğrenmişlerdir. </p>
<p>Bu hesaplama sistemine, daha sonraları algorism denecektir; bu terim, ünlü matematikçinin isminden, yani el-Hârizmî&#8217;den türetilmiştir. On rakamdan oluşan rakamlama sistemi ise, Hârizmî tarafından tanıtıldığı için Arap Rakamları veya kökeni Hindistan olduğu için Hint-Arap Rakamları adı ile tanınacaktır.</p>
<p>Hârizmî&#8217;nin cebir konusundaki yapıtı ise, el-Kitâbü&#8217;l-Muhtasar fî Hisâbi&#8217;l-Cebr ve&#8217;l-Mukâbele (Cebir ve Mukâbele Hesabının Özeti) adını taşır ve bu konuda yazılmış ilk müstakil kitaptır. Buradaki cebir sözcüğü, aslında, bir denklemdeki negatif terimin eşitliğin öbür tarafına alınarak pozitif yapılması işlemini, mukâbele sözcüğü ise denklemde bulunan aynı cins terimlerin sadeleştirilmesi işlemini ifade etmektedir.</p>
<p>Hârizmî bu yapıtında, birinci ve ikinci dereceden denklemlerin çözümleri, binom çarpımları, çeşitli cebir problemleri ve miras hesabı gibi konuları incelemiştir. </p>
<p>Gerek Abdülhamid ibn Türk ve gerekse Hârezmî cebire ilişkin çalışmalarında, özellikle ikinci dereceden denklemler üzerinde durmuşlar ve birinci dereceden denklemlerin çözümünde &#8220;Yanlış Yolu İle Çözme Yöntemi&#8221;ni kullanırken, bugün ax2 + bx + c = 0 biçiminde gösterdiğimiz ve çözümünü x = &#8211; b + b2 &#8211; 4ac / 2a eşitliği ile bulduğumuz ikinci dereceden denklemlerin çözümünü ise, negatif nicelikleri bilmedikleri için, üç grupta toplamışlar ve her grup için &#8220;Kareye Tamamlama İşlemi&#8221;ne dayanan ayrı bir çözüm yöntemi önermişlerdir. Bu üç grup denklem ile çözüm yöntemleri şöyledir:</p>
<p>1) x2 + bx = c x = (b/2)2 + c &#8211; b/2</p>
<p>Birinci tip denklemin çözümü için, ilkin bir kenarı x olan bir kare çizilir. Bu karenin üst sağ köşesinden her iki yöne de b:2 kadar bir uzunluk eklenir ve bu uzunlukların ucundan şekil kareye tamamlanır; şimdi ortaya çıkan ikinci karede, bir kenarı x büyüklüğünde olan bir kare (x2), bir kenarı x ve diğer kenarı b:2 uzunluğunda olan iki dikdörtgen (x.b:2) ve bir de bir kenarı b:2 uzunluğunda olan bir kare (b:2)2 mevcuttur. Eşdeğişle, [x + (b:2)]2 = x2 + 2 (b:2 x) + (b:2)2 olur. [x + (b:2)]2 = x2 + bx + (b:2)2, x2 + bx =c [x + (b:2)]2 = c + (b:2)2 [x + (b:2)]2 = c + (b:2)2 x + b:2 = (b:2)2 + c x = (b:2)2 + c &#8211; b:2 2) x2 + c = bx x = b:2 + (b:2)2 &#8211; c </p>
<p>İkinci tip denklemin iki çözümü bulunmaktadır. Birinci çözümde ilkin bir kenarı x büyüklüğünde olanbir kare alınır (x2); sonra bu kareye bir c alanı ilave edilir ve bir kenarı x diğer kenarı b uzunluğunda olan bir dikdörtgen elde edilir. Şimdi b kenarının yarısından karşıya bir dikme uzatılır; bu durumda c alanı ile x2 alanı arasında (b:2 &#8211; x ) kadar bir mesafe ortaya çıkar; c alanının sağ alt köşesinden bu mesafe kadar dışa çıkıp bir (b:2 &#8211; x)2 oluşturulduğunda, (b:2 &#8211; x)2 = (b:2)2 &#8211; [ x (b:2 - x) + x . b:2] olur. (b:2 &#8211; x)2 = (b:2)2 &#8211; c (b:2 &#8211; x)2 = (b:2)2 &#8211; c b:2 &#8211; x = (b:2)2 &#8211; c x = b:2 &#8211; (b:2)2 &#8211; c sonucuna uluşılmış olur. İkinci çözüm ise şöyledir: (x &#8211; b:2)2 = (b:2)2 &#8211; c (x &#8211; b:2)2 = (b:2)2 &#8211; c x &#8211; b:2 = (b:2)2 &#8211; c x = b:2 + (b:2)2 &#8211; c </p>
<p>3) x 2 = bx + c x = (b:2)2 + c + b:2 Üçüncü tip denklemin çözümü için, ilkin bir kenarı x uzunluğunda olan bir kare çizilir ve bu karenin bir kenarından bir b uzunluğu alınır. Ulaşılan noktadan karşı kenara çizilecek doğrunun altında bir dikdörtgen oluşur (bx). Daha sonra b kenarının yarısı alınarak üstteki dikdötgene bitişik olmak koşuluyla bir kare çizilir [(b:2)2]. Şimdi bu küçük karenin ucundan (x-b) kadar uzatılır ve buradan yukarıya, karenin üst kenarına bir dikme çıkıldığında birbirlerine eşit ve bir kenarları (x-b) ve diğer kenarları ise (b:2) uzunluğunda olan iki dörtgen elde edilir. Bu durumda, </p>
<p>(x &#8211; b:2)2 = (b:2)2 + c olur. Sonra, (x &#8211; b:2)2 = (b:2)2 + c x &#8211; b:2 = (b:2)2 + c x = (b:2)2 + c + b:2 sonucuna ulaşılır. </p>
<p>Burada, cebir ile geometri arasında paralellik kurulmasının ilk örneğini görmekteyiz. Hârizmî&#8217;nin cebirle ilgili bu yapıtı, 12. yüzyılda Chesterlı Robert ve Cremonalı Gerard tarafından Latince&#8217;ye tercüme edilmiş ve bu sırada kitabın adında bulunan &#8220;el-cebr&#8221; kelimesi, &#8220;algebra&#8221; biçimine dönüştürüldüğünden, Batı dillerinde cebir teriminin karşılamak için bu terim kullanılmaya başlanmıştır. Hârizmî&#8217;nin bu kitabı, Batılı matematikçileri büyük ölçüde etkileyecek ve Avrupa&#8217;da cebirin yaygınlık kazanmasında büyük rol oynayacaktır. </p>
<p>Hârizmî, halife Mansûr zamanında Muhammed ibn İbrahim el-Fizârî&#8217;nin Sanskrit dilinden Arapça&#8217;ya tercüme ettiği el-Sindhind (Siddhanta) adlı zici Batlamyus&#8217;un Almagest&#8217;inden de yararlanarak düzeltmiş ve muhtemelen iki muhtelif zic halinde neşretmiştir. Kuramsal bilgiler de içeren bu zicler, sonradan Endülüslü astronom Meslemetü&#8217;l-Mecrîtî tarafından genişletilmiş ve bu versiyonu, Bathlı Adelard&#8217;ın ve daha sonra muhtemelen Dalmaçyalı Hermann&#8217;ın gayretleriyle iki kez Latince&#8217;ye tercüme edilmiştir.</p>
<p>Yapıtların en ilginç yönlerinden birisi, açıların, sinüs gibi trigonometrik fonksiyonlarla ifade edildiğini gösteren bir takım tablolar ihtiva etmesidir. Acaba Hârizmî, trigonometrik fonksiyonları biliyor muydu, yoksa bunlar daha sonra Meslemetü&#8217;l-Mecrîtî tarafından mı bu yapıtlara ilave edilmişti? Bunu bilmiyoruz. Ancak bazı bilim tarihçileri, sinüs ve kosinüsü ilk defa Hârizmî&#8217;nin kullandığını, tanjant ve kotanjantı ise Meslemetü&#8217;l-Mecrîtî&#8217;nin eklediğini düşünmektedirler. Gerçek ne olursa olsun, İslâm Dünyası&#8217;nın mahsulü olan trigonometrinin Batı&#8217;ya girişinde bu ziclerin önemli bir etkisi olduğu anlaşılmaktadır.</p>
<p>Bunların dışında Hârizmî&#8217;nin biri usturlabın yapımını ve diğeri ise kullanımını anlatan iki eseri daha mevcuttur. Fakat bu eserler bugün kayıptır.</p>
<p>Hârizmî, Batlamyus&#8217;un Coğrafya adlı yapıtını Kitâbu Sureti&#8217;l-Ard (Yer&#8217;in Biçimi Hakkında) adıyla Arapça&#8217;ya tercüme etmiş ve böylece Yunanlıların matematiksel coğrafyaya ilişkin bilgilerinin İslâm Dünyası&#8217;na girişinde önemli bir rol oynamıştır. Düzeltmeler ve eklemeler nedeniyle hüviyetini kısmen de olsa değiştiren bu yapıt, önemli yerlerin enlem ve boylamlarını bildiren çok sayıda tablo içermektedir. Bu tablolar incelendiğinde, Hârizmî&#8217;nin tıpkı Batlamyus gibi, Yer&#8217;i ekvatordan kuzeye doğru yedi iklime, yani yedi enlemsel bölgeye ayırdığı ve enlemleri bu esasa göre verdiği görülmektedir. Batlamyus tercümelerinden önce de bilinen bu yedi iklim sistemi, bu yapıttan sonra bütün Müslüman coğrafyacıları tarafından benimsenecek ve klasik dönem yapıtları bu sisteme göre tertip ve telif edilecektir.</p>
<p>Kitâbu Sureti&#8217;l-Ard&#8217;ın nüshalarından birinde mevcut olan dört haritadan en mühim olanı Nil&#8217;in kaynağını ve mecraını gösteren haritadır. Nil&#8217;in Batı Afrika&#8217;dan veya Cennet&#8217;ten doğmayıp, bir gölden çıktığını bildirmesi oldukça dikkat çekicidir; bu kuram daha sonra, Batlamyus-Hârizmî Kuramı ismiyle tanınacaktır. Haritalar arasında bir Dünya haritası yoktur; fakat enlem ve boylam verileri bize böyle bir haritayı çizmek için gerekli olan malzemeyi vermektedir. Afrika haritası için yapılan bir deneme, bu girişimin, ancak bir hayli düzeltme ile gerçekleştirilebileceğini göstermiştir.<br />
Matematik<br />
Bu dönem diğer alanlarda olduğu gibi matematik alanında da yeniden bir uyanışın gerçekleştiği ve özellikle trigonometri ve cebir alanlarında önemli çalışmaların yapıldığı bir dönemdir. Trigonometri, Regiomontanus, daha sonra da Rhaeticus ve Bartholomaeus Pitiscus`un çabalarıyla ve cebir ise Scipione del Ferro, Nicola Tartaglia, Geronimo Cardano ve Lodovice Ferrari tarafından yeniden hayata döndürülmüştür. Yapılan çalışmalar sonucunda geliştirilen işlem simgeleri, şu anda bizim kullandıklarımıza benzer denklemlerin ortaya çıkmasına olanak vermiş ve böylelikle, denklem kuramı biçimlenmeye başlamıştır. Rönesans matematiği özellikle Raffaello Bombelli, François Viète ve Simon Stevin ile doruk noktasına ulaşmıştır. </p>
<p>1585 yılında, Stevin, aşağı yukarı Takîyüddîn ile aynı anda ondalık kesirleri kullanmıştır.<br />
                          Trigonometri &#8211; Geometri İlişkisi 1<br />
                         Trigonometrinin geometri ile inşası<br />
          Trigonometri nasıl başlamış olabilir diye düşündünüz mü hiç? Bu soruya kimse kesin bir cevap veremez elbet. Trigonometrinin temellerini atanlar bile yaptığının bu kadar geniş bir bilim dalı olacağını düşünmemiş de olabilirler. Ama trigonometrinin doğuşu için Mithat KUL hocamızın senaryosu çok hoş: &#8220;Adamın biri benzerlik öğrenmiş dik üçgenlerin benzerliği ile uğraşırken benzerlik oranı dediğimiz k değerini açıya bağlı olarak nasıl ifade edebilirim diye düşünmeye başlamış. Çünkü açı değiştikçe sabit olan k oranı da değişiyormuş. Bunun için k=sinA, k=cosA gibi ifadeler kullanmaya başlamış.&#8221; <br />
          Her bilim dalı ölçme &#8211; değerlendirme işlemlerini kolaylaştırmak için teknikler geliştirmektedir veya geliştirilmiş teknikleri kendi alanlarına uygulanabilir hale getirmektedir. Geometri bilim dalı da kıyas etme işlemleri için eşlik ve benzerlik dediğimiz bir tür kıyas tekniği geliştirmiş ve benzerlik işlemlerini de kolaylaştırmak için trigonometri denilen kıyas tekniği geliştirilmiştir. Trigonometri sayesinde geometriciler, inceledikleri şekillerin özeliklerini cebirsel işlemlerle ifade edilebilme imkanı bulmuşlardır. Geometriciler keşfettikleri kuralları hem kendilerine hem de diğer kişilere kabul ettirebilmek için trigonometriyi ispat aracı olarak kullanmaya başlamışlardır. Bunun nedeni bir şekle ait özeliği ortaya atıp çizimle ispat etmeye çalışmanın zor olması hatta bir tek çizimin yeterli olmamasından kaynaklanmaktadır. Geometricilerin bulduğu her teoremi çizim yoluyla ispat etmeleri için açının dar, dik ve geniş olmasına göre ve uzunlukların farklı durumlarına göre çizim yapması gerekmektedir. Bu kadar uzun bir işe girmek sabırları zorlamaktadır. Trigonometri burada yardım meleği gibi geometricilerin imdadına yetişir. Trigonometride açılara yön kavramı verilmiş olduğundan daha kısa ve cebirsel ispat imkanı sağlar. Bu geometriciler için vazgeçilmez kolaylıktır. <br />
          Trigonometrinin geometri ile inşa edilebileceğini göstermek amacıyla öncelikle trigonometrinin temel bilgilerini ele alalım; </p>
<p>Trigonometrik Oranların Tanımı </p>
<p>Sinüs = (karşı dik kenar) / (hipotenüs)<br />
Kosinüs = (komşu dik kenar) / (hipotenüs)<br />
Tanjant = (karşı dik kenar) / (komşu dik kenar)<br />
Sekant = 1 / kosinüs<br />
Kosekant = 1 / sinüs<br />
Kotanjant = 1 / tanjant	      Sinüs, kosinüs, tanjant,  trigonometrik oranları ve bu oranların çarpma işlemine göre terslerinden elde edilen diğer oranları ;</p>
<p>     Sin A = a/b , Cos A = c/b , Tan A = a/c , <br />
     Sec A = b/c , Cosec A = b/a , Cot A = c/a ,<br />
     Sin C = c/b , Cos C = a/b , Tan C = c/a , <br />
     Sec C = b/a , Cosec C = b/c , Cot C = a/c</p>
<p>    Yukarıdaki tanımlamalardan aşağıdaki sonuçlar elde edilmektedir.</p>
<p>      Sonuçlar:<br />
1.    &#8221; Ölçüleri toplamı 90° olan iki açının sinüsü kosinüse, tanjantı cotanjantına, sekantı kosekantına eşittir.&#8221;  Yani,   sin x=cos(90-x), tanx=cot(90-x), secx=cosec(90-x) dir. Bu sonucu cins değiştirme olarak hatırlayalım.<br />
2.    sin²x =(sinx)² olmak üzere; sin²x + cos²x = 1 dir. (pisagordan elde edilir)<br />
3.    tanx.cotx=1, sinx.cosecx=1, cosx.cosecx=1<br />
4.    tanx=sinx/cosx , cotx=cosx/sinx<br />
Sinüs Alan Teoremi <br />
A(ABC)=1/2 a.b.sinC<br />
             =1/2 a.c.sinB<br />
             =1/2 b.c.sinA 	    Sinüs Alan Teoreminin ispatı<br />
    </p>
<p> yandaki şekilde sinB=|AH|/|AB| ise |AH|=|AB|.sinB olur. Bunu  A(ABC)=|BC|.|AH|/2 alan formülünde  yazılırsa A(ABC)=(a.c.sinB)/2 eşitliği elde edilecektir. Diğerleri aynı mantıkla gösterilir.<br />
Kosinüs teoremi<br />
a²=b²+c²-2bc.cosA<br />
b²=a²+c²-2ac.cosB<br />
c²=a²+b²-2ab.cosC	Kosinüs teoreminin ispatı</p>
<p> |AH|=h ve |BH|=x dersek |HC|=a-x ve cosB=x/c yani x=c.cosB olur. AHB ve AHC üçgenlerinde pisagor bağıntısı uygulanırsa  h²=x²+c²=b²+(b-x)² eşitliği buradan da  b²=a²+c²-2bx elde edilir. x yerine biraz önce elde edilen x=c.cosB eşitliği yerine yazılırsa b²=a²+c²-2ac.cosB elde edilir. Diğerleri aynı mantıkla gösterilir.<br />
Sinüs Teoremi<br />
a/sinA = b/sinB = c/sinC</p>
<p>	     Sinüs teoreminin ispatı<br />
 A(ABC) = 1/2 a.b.sinC = 1/2 a.c.sinB = 1/2 b.c.sinA bu eşitlikler a.b.c ile çarpılıp bölünür ve düzenlenirse sinüs teoremi elde edilmektedir.</p>
<p>     Not: <br />
     ABC üçgeninin çevrel çemberi çizilerek sinüs teoremini ispatlaya bilirsiniz. Eğer çevrel çember çizilerek ispat yapılırsa sinüs teoremine bir eşitlik daha kazandırmış olursunuz.<br />
a/sinA = b/sinB = c/sinC =2R   (Geometride R çevrel çemberin yarıçap uzunluğudur.)</p>
<p>     Sinüs teoremini geometride kolayca kullanabilmek için üçgenin kenar uzunluklarını a=sinA, b=sinB, c=sinC olarak alabiliriz. (Yani orantı sabitini 1 alıyoruz.)<br />
Yardımcı kural<br />
Ölçüleri toplamı 180° olan iki açının sinüsleri eşittir.</p>
<p>sinx=sin(180-x)<br />
sin0=sin180 	Yardımcı kuralın ispatı<br />
 <br />
A(ABD) =A(ADC) dir.  x ve 180-x e göre sinüs alan yazılırsa; <br />
1/2 a.b.sinx = 1/2 a.c.sin(180-x)<br />
sinx=sin(180-x) elde edilir. Burada x=0 yazılırsa sin0=sin180 olduğu görülür.<br />
Yardımcı kuralı sinüs teoremi ile birlikte düşünelim:</p>
<p>Toplam &#8211; fark &#8211; yarım açı formülleri</p>
<p>sin(x+y)=sinx.cosy+siny.cosx<br />
sin2x=2sinx.cosx<br />
sin(x-y)=sinx.cosy-siny.cosx<br />
sin0=cos90=sin180=0<br />
cos180=-1<br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 </p>
<p>cos(x+y)=cosx.cosy-siny.sinx<br />
cos2x=cos²x-sin²x<br />
cos(x-y)=cosx.cosy+siny.sinx<br />
cos0=sin90=1<br />
cos(180-x)=-cosx<br />
 <br />
	Toplam &#8211; fark &#8211; yarım açı formüllerinin ispatı<br />
 <br />
Yukarıdaki üçgende; sinüs teoremi uygulanarak düzenleme yapılırsa<br />
sin(x+y)=sinx.cosy+siny.cosx elde ediliyor. Bu formüllerinde y yerine x yazılırsa sin2x=2sinx.cosx elde edilir.</p>
<p>Yukarıdaki üçgende mABC=x, mC=y alınarak, BDC ikizkenar üçgeni elde edilmiştir. |AD|=sin(x-y) alınırsa |AB|=sin2y , |BD|=sin(x+y) olacaktır. ABC üçgeninde sinüs teoremi uygulanıp sin2y=2siny.cosy eşitliği kullanılırsa |AC|=2six.cosy=sin(x-y)+sin(x+y) elde edilir. Biraz önce elde ettiğimiz toplam formülüne göre sin(x+y) açılımı yapılarak düzenlenirse sin(x-y)=sinx.cosy-siny.cosx eşitliği elde edilmektedir. Bu eşitlikte y=x alınıp cins değişikliği ve yardımcı kuralda elde ettiğimiz sonuçlar birlikte kullanılırsa sin0=sin180=cos90=0 olduğu görülmektedir. Yardımcı kural burada elde ettiğimiz fark formülüne göre açılırsa cos180=-1 bulunmaktadır.</p>
<p>Cins değişikliği yardımıyla cos(x+y) açılımını bulalım;<br />
cos(x+y)=sin[90-(x+y)]= sin[(90-x)-y]=sin(90-x).cosy-siny.cos(90-x) =cosx.cosy-sinx.siny elde edilir. Bu formülde y yerine x yazılırsa cos2x=cos²x-sin²x yarım açı formülü elde edilecektir.<br />
cos(x-y)=sin[(90-x)+y]=sin(90-x).cosy+siny.cos(90-x)=cosx.cosy+siny.sinx elde edilir. Bu fark formülünde y yerine x alınırsa cos(x-x)=cosx.cosx+sinx.sinx=cos²x + sin²x = 1 olur cins değişikliği de dikkate alınırsa cos0=sin90=1 olduğu görülür.<br />
cos(180-x)=cos180.cosx+sin180.sinx= &#8211; cosx elde edilir.<br />
Negatif açıların trigonometrik oranları<br />
sin(-x)= &#8211; sinx<br />
cos(-x)= cosx<br />
tan(-x)= &#8211; tanx<br />
cot(-x)= &#8211; cotx 	sin(-x)=sin[180-(180+x)]=sin180.cos(180+x)-sin(180+x).cos180<br />
=+sin(180+x)=sin180.cosx+cos180.sinx= &#8211; sinx</p>
<p>cos(-x)=cos[180-(180+x)]=cos180.cos(180+x)+sin180.sin(180+x)<br />
= &#8211; cos(180+x)= &#8211; cos180.cosx+sin180.sinx= + cosx</p>
<p>tan(-x)= sin(-x) / cos(-x) = -sinx / cosx = &#8211; tanx<br />
 <br />
Tanant ile ilgili açılımlar<br />
tan(x+y)= tanx+tany  /  1-tanx.tany<br />
tan2x=2tanx/(1-tan²x)<br />
tan(x-y)= tanx-tany  /  1+tanx.tany<br />
tan0=cot90=0<br />
tan90=cot0= tanımsız	tan(x+y)=sin(x+y) / cos (x+y) =(sinx.cosy+siny.cosx)/(cosx.cosy-siny.sinx) pay e payda cosx.cosy parantezine alınıp düzenlenirse tan(x+y)= tanx+tany  /  1-tanx.tany elde edilir. Burada da y yerine -y yazılırsa tan(x-y)= tanx-tany  /  1+tanx.tany elde edilir.<br />
Dönüşüm ve ters dönüşüm  formülleri<br />
sinx.cosy=1/2 [sin(x+y)+sin(x-y)]<br />
sinx+siny=2.sin[(x+y)/2].cos[(x-y)/2]<br />
	Dönüşüm ve ters dönüşüm formüllerinin ispatı<br />
sin(x+y)=sinx.cosy+siny.cosx ve sin(x-y)=sinx.cosy-siny.cosx açılımları taraf tarafa toplanıp düzenlenirse sinx.cosy=1/2 [sin(x+y)+sin(x-y)] elde edilir. Bu eşitlikte x yerine (x+y)/2 ve y yerine (x-y)/2 yazılıp düzenlenirse sinx+siny=2.sin[(x+y)/2].cos[(x-y)/2] elde edilir.<br />
Diğer dönüşüm formüllerini bilmeye gerek yoktur cins değişikliği ve negatif açının trigonometrik oranı yardımıyla bu formüllere benzetme yapılır. <br />
Örneğin;<br />
cos10.cos20=sin80.cos20<br />
cos10+cos20=sin80+sin70 <br />
cos10.cos100= &#8211; sin80.sin10 gibi basit cins değişiklikleri uygulanır.<br />
          Buraya kadar trigonometrinin temellerini atmış bulunmaktayız. Dikkat ederseniz hiç bir bilgiyi kabul edilmeden geometri ile göstermiş olduk. 1995 yılında Bünyamin İnan&#8217;ın bulduğu bir teoremi burada vermek özellikle olimpiyata çalışan gençlerimiz için faydalı olacak,</p>
<p>Bünyamin İnan Teoremi</p>
<p>sinx.siny.sinz=sina.sinb.sinc 	İnan teoreminin ispatını ziyaretçimize bırakıyorum. Bu teoremin kullanılışı ile ilgili örnekleri geometri panosunda bulabilirsiniz. Geometri Asistanı bu teoremi kullanarak merak ettiğiniz soruların cevaplarını sizin yerinize buluyor. Size de cevabını bildiğiniz o soruları çözmek kalıyor.<br />
Mustafa Yağcı Teoremi<br />
	Bu konu ile ilgili olarak Mustafa Yağcı bey geometri panosuna benzer bir çalışmasını göndermişti. Panomuzdan bu çalışmayı inceleyebilir ve daha genel bir çalışma yaparak panomuza kendi çalışmanızı gönderebilirsiniz.<br />
       Diğer projede özel açıların trigonometrik değerlerinin bulunuşu üzerinde duracağım. Ayrıca trigonometri analitik ilişkisinin anlatıldığı başka bir proje üzerinde vakit buldukça çalışıyorum. Dönem ödevi hazırlayan arkadaşlara ışık tutacak buradaki çalışmayı daha da geliştirmeleri ümidiyle&#8230;<br />
 </p>
<p>Mezopotamyalılar&#8217;da trigonometri<br />
          İnceleyebildiğimiz kaynaklar; Mezopotamyalılar&#8217;da, temelinde geometri bulunan, bugünkü trigonometri cetvellerinin &#8220;ilkel ve fasılalı&#8221; bir örneği ile karşılaşılmakta olduğunu, ve Hipparchos&#8217;un trigonometri çalışmalarının, ilkel başlangıcının &#8220;Mezopotamya Matematiğine&#8221; kadar geri gitmesinin mümkün sayılabileceğini belirtmektedir. Aydın Sayılı, adı geçen eserinde bu konuda geniş bilgi verdikten sonra, &#8220;Trigonometri tarihinin, Embriyolojik Menşeinin Mezopotamyalılar&#8217;a kadar geri gittiğini ve Mezopotamyalılar&#8217;dan, Hipparchos&#8217;un bu yönden etkilenmiş olduklarını ileri sürebiliriz&#8221; der</p>
<p>SINUS, KOSINUS VE PI&#8230; </p>
<p>*<br />
Simdi bu sinus meselesine gelelim.<br />
Trigonometri okuyan nisbeten yasli kardeslerimiz,<br />
agabeylerimiz burda bilirler ki,<br />
eskiden trigonometri dersi okunurken sinus, kosinus kelimeleri yerine<br />
ceyp, taceyp kelimeleri kullanilirdi.<br />
35 sen once yazilmis lise kitaplarinda bunlar ceyp, taceyp olarak gecer.<br />
Ceyp kelimesi Arapca bir kelimedir.<br />
Ilk defa halife Me&#8217;mun zamanindaki musluman alimleri<br />
mesafe olcerlerken bu kelimeyi kullanmislardir.<br />
Su uzunlugu o zamanki insanlar cebe benzetmisler<br />
ve buna bizim Turkce&#8217;de cep demek olan ceyp demislerdir.<br />
Hesaplarinda kitaplarinda &#8220;ceyp asagi, ceyp yukari&#8221; diye bir suru hesaplar yapmislardir.<br />
Simdi bu kitaplari hacli seferlerinden sonra<br />
Avrupalilar almislar, bakmislar ki,<br />
bunlar Akdeniz&#8217;in genisligini fevkalade dogru bir sekilde olcmusler.<br />
Bunu nasil yaptiklarini ve bu hesaplari anlamadan lugati acmislar,<br />
Arapcadaki ceyp kelimesinin Latince karsiligi olan sinus kelimesini kullanmislardir.<br />
Avrupalilar buna sinus dedikleri icin,<br />
biz de herseyimizi Avrupalilardan aktarmaya kalktigimizdan<br />
bugun kendi mekteplerimizde kendi buldugumuz ilimlerin adlarini<br />
onlarin anlamadan kullandiklari kelimelerle okutuyoruz.<br />
Onun icin sinus, kosinus tabirlerini kullaniyoruz.<br />
Halbuki bunlari bulanlar muslumanlardir.<br />
Malin sahibi muslumanlardir.<br />
Avrupali bizden bununu anlamadan almis, bizde anlamadan onlardan aliyoruz.<br />
Bakin muslumanlarin yaptiklari sadece bunlardan ibaret degildir.<br />
Muslumanlar bugunku cografyada bildigimiz arz daireleri arasindaki mesafeleri olcmuslerdir.<br />
Halife Me&#8217;mun zamaninda, Harran ovasinda, bizim Turkiye&#8217;de bulunan bir kaza ile<br />
Irak&#8217;ta bulunan diger sehir arasindaki mesafelerin fiilen olculmesi,<br />
mesafelerde gunes bolgelerine ait yapilan hesaplarla tesbit edilmistir.<br />
Arz dairelerinde arasindaki miktar bugunku bilgimize gore 111.000 kilometredir.<br />
Daha halife Me&#8217;mun zamaninda 111.000 kilometre oldugu hesaplanarak ortaya konmustur.<br />
Mesele bundan ibaret degildir.<br />
Muslumanlar, bu ilimler arasinda sinusu, kosinusu v.s. bulduktan baska<br />
bunlarin tablolarini da yapmislardir.<br />
Sinus cetvelini bugun mekteplerde kullaniyoruz.<br />
Hatta bu cetvellerin coklari tercume edilmistir.<br />
Tercume edilen kitaplara bakarsak bunlar Ingiltere&#8217;de,<br />
Fransa&#8217;da, Almanya&#8217;da basilmis kitaplardir.<br />
Ve biz zavalli insanlar olarak bugun zannediyoruz ki,<br />
bu kitaplarin icindeki hesaplari ilk defa yapan Avrupalilardir.<br />
Halbuki ilk defa trigonometri cetvellerini muslumanlar hazirlamislardir.<br />
Hem de oylesine bir hassasiyetle&#8230;<br />
Buyuk musluman alimlerinden Horosanli Giyaseddin Cemsid,<br />
&#8220;Risaletu&#8217;l &#8211; Muhittiyye&#8221; adli kitabinda bir derecenin sinusunu ilk defa hesaplamistir.<br />
Simdi tekrar karsimiza Avrupaliyi, hususiyle mustesriki alip soralim ;<br />
&#8220;Siz diyorsunuz ki, muslumanlar bu ilimleri Yunanlilardan ve Misirlilardan aldilar.<br />
Nerde Misirlilarin sinus mefhumu, nerde Misirlilarin trigonik hesap mefhumu?<br />
Boyle sey yok.<br />
Ama Giyaseddin Cemsid,<br />
bir derecenin sinusunu bakin ne hassasiyetle hesaplamistir :  0,017 452 404 437 238 571.<br />
Takriben virgulden sonra 18 hane hassasiyetiyle sinus bir dereceyi hesapliyor.<br />
Bugun bu hesabi elektronik makine ile yaptigimiz zaman hic bir rakami sasmiyor.<br />
Giyaseddin Cemsid, trigonometri cetvelini bu hassasiyetle oturup yapmistir.<br />
Nasil yapmis? onlarin bu isi nasil yaptiklarini dusundugumuz zaman akillar duruyor.<br />
Oyle metodlar bulmuslar ki<br />
onlarin metotlari karsisinda hayranliktan baska bir sey duymak mumkun degildir.<br />
Keza bugun yine Avrupalilara pi adedinin kimin tarafindan bulundugunu sorsak,<br />
efendim pi sayisini eski Yunanlilar bulmuslar derler.<br />
Hayir pi sayisini ilk defa bulan ve pi sayisinin rakamlarini hassasiyetle hesaplayanlar<br />
yine muslumanlardir.<br />
Ve yine Giyaseddin Cemsid&#8217;in Risaletu&#8217;l -Muhittiyye adli kitabindan bu hesabi sizlere veriyorum.<br />
Giyaseddin Cemsid pi sayisi icin su rakamlari veriyor : 3,141 592 635 589 743.<br />
Virgulden sonra  yine 18 hane  hassasiyetiyle pi sayisini dogru olarak hesapliyor.<br />
Bugun elektronik makinalarla hesaplattigimiz zaman bunun hic bir rakamini yerinden oynatamiyoruz.<br />
Cunku asr-i saadet gelmistir.<br />
Insanlarin ilmi muslumanlarin eline gecmis ve ilim, asil ilim olmaya baslamistir.<br />
* </p>
<p>HİNTLİLERDE<br />
İçinde bulunduğumuz yüzyılın bilimsel araştırmaları, Hint Dünyasının, özellikle 6., 7., 9. ve 12. yüzyıllarda matematik ve astronomide bilimsel bakımdan üstün düzeyde ilginç çalışmaların varlığını ortaya çıkarmıştır. Eserleriyle adları zamanımıza kadar gelebilen Hint bilginleri, bilim tarihinde kendilerini etkin bir biçimde göstermektedirler. Bunlardan; belirttiğimiz yüzyıllar içinde yaşamış olan, Hint matematikçilerinden; Brahmagupta (598 -660), Aryahatha (6. yüzyıl), Mahavira (9. yüzyıl) ve Bhaskara&#8217;nın (1114-1158) adlarını belirtebiliriz.<br />
          Kaynaklar; Hintli matematikçilerin, özellikle trigonometri konusundaki bilgileri, müspet şekilde zenginleştirmiş olduklarını ve Mezopotamya temelli bilgileri, zamanın bilim dili olan Sanskritçe ve Pevlevice&#8217;den yapılan tercümeler yoluyla, 8. yüzyıl ortalarından itibaren İslam Dünyasına intikal etmiş olduğunu belirtir<br />
Mısır<br />
İnceleyebildiğimiz kaynaklar; Mısır Matematiğinde seked veya sekd kelimelerinin, bir açının cotangent&#8217;ına denk anlam ifade etmesinden hareket ederek, trigonometrinin, başlangıcını eski Mısırlılar&#8217;a kadar götürmenin gerektiğini belirtir. Bu konuda Aydın Sayılı Mısırlılar&#8217;da ve Mezopotamyalılar&#8217;da Matematik, Astronomi ve Tıp adlı eserinde şunları yazar: Mısır&#8217;da seked dışında, bu konuda herhangi bir gelişmeye şahit olmuyoruz. Seked&#8217;e benzeyen ya da onunla aynı olan bir kavramla, &#8220;Mezopotamya Matematiğinde&#8221; de karşılaşılmakta olduğu ve trigonometrinin başlangıcını Mısırlılar&#8217;a götürmek isabetli düşünce sayılmaz. &#8220;Mısır Geometrisinin&#8221;, &#8220;Doğru Geometrisi&#8221; olarak vasıf taşıdığını belirterek, müşterik Gandz&#8217;a atfen de Mısır&#8217;da &#8220;Açı Geometrisinin&#8221; mevcut olmadığını belirtir<br />
Yunan<br />
Trigonometride: &#8220;Herhangi bir üçgende, dik kenarların kareleri toplamı, hipotenüsün karesine eşittir&#8221; şeklinde temel bir teorem vardır. Bu teoremin adı Fisagor Teoremi olarak bilinir. Gerçekte; bu teoremin varlığı, Fisagor&#8217;dan ortalama 2000 yıl kadar önceleri, Eski Mısır ile Mezopotamyalılar Babil çağında bilinmekte idi. Mezopotamyalılar, bu teoremin, hem özel ve hem de genel şeklini biliyorlardı.<br />
          Bilim tarihi eserleri; Tales&#8217;in (Miletos, M.Ö. 640 ?-548 ?) Fisagor (M.Ö. 569 ?-500 ?) ve Öklid&#8217;in (M.Ö. 330 ?-275 ?), Eski Mısır ve Babil yörelerini uzun yıllar dolaşmış olduklarını belirttikleri gibi, bu bilginlerin temel matematik bilgilerini, Mısır ve Babil&#8217;den elde etmiş olduklarını açıklar<br />
Lol<br />
EBU&#8217;L VEFA (Buzcan 940 &#8211; Bağdat 998), özellikle VI-VII. yy.&#8217;larda ortaya konmuş olan Hint Matematik modelleri ile Sabit bin Kurra ve El Battani&#8217;nin eserlerinin ışığı doğrultusunda, ortaya koyduğu yeni trigonometri bilgileri matematik için büyk bir önem taşır. Ebu&#8217;l Vefa&#8217;nın eserleri, Orta Çağ Doğu Matematikçileri arasında olduğu kadar, kendisinden sonraki yıllarda, bu konuda araştırma yapan Batı Matematikçileri arasında da kaynak eser olarak kullanılmıştır.<br />
Özellikle küresel trigonometride sinüs konusunu   bilimsel bir düşünce içinde ilk inceleyen Ebu&#8217;l Vefa&#8217;dır. Tanjant çizgilerini düzenlediği gibi, trigonometriye Sekonder ve Cosekonder tanım ve kavramlarını da sokmuştur. Aynı zamanda trigonometrinin 6 esas eğrisi arasındaki trigonometrik oranları da ilk kez belirtmiştir. Bu oranlar, bugün trigonometride, grafiklerin tanımında aynen kullanılmaktadır. Zamanına kadar hiç bir Matematikçi&#8217;nin yapamadığı incelikte, trigonometrik çizelgeler düzenlemiştir. Astronomik gözlemler için gerekli olan sinüs ve tanjant değerlerini gösteren çizelgeler 15&#8242;er dakikalık aralarla hazırlanmıştır. Trigonometri&#8217;ye tanjant tanımını zıl (gölge) adı altında ilk kez kazandırıdı. Batı bilim dünyasında sinüs ve tanjant kavramlarının kullanılmasına öncülük eden Matematikçi olarak Alman John Müller belirtmektedir.<br />
Trigonometri bilgileri ve dosyanın hazırlanması:<br />
Flash`ta bir sahnedeki x ve y düzlemine ait sıfır değeri sol üst köşedir. Buradan sağa doğru x değeri aşağıya doğru y değeri pozitif olarak artar. Bu ek bilgiden sonra alttaki grafiye bir göz atalım:</p>
<p>Şimdi göz klibinin imleci takip edebilmesi için A açısının değerinin bilinmesi gereklidir. Biz burada a ve b kenar uzunluklarını bulabiliriz. Bu durumda A açının tanjant değerini bulma şansımız vardır.<br />
Trigonometride bir dik üçgende bir açının tanjantını bulabilmek için karşı kenarı komşu kenara bölmek gerekir. Yani:<br />
A tanjant= a / b `dir.<br />
Buradaki b kenarı grafide de gördüğünüz gibi göz film klibinin x değerinden imlecin o anda bulunduğu x değerinin farkına eşittir. Flash`ta bu:<br />
b=goz._x-_xmouse olarak ifade edilir.Aynı işlemi a kenarı içinde yapabiliriz.a=goz._y-_ymouse<br />
ELEKTRONİK TABLOLAMA PROGRAMLARI<br />
 <br />
	Elektronik hesap tabloları bilgisayar yeteneklerini tamamen kullanıcının istek ve ihtiyaçlarına göre kullanma olanağı veren programlardır. Hesap tabloları ile çalışırken, önceden saptanmış bir veri girişi ve iş akışı ile sınırlı kalınmaz. Ekranda sadece çok büyük bir tablo vardır. Kullanılan yazılıma göre iki yada üç boyutlu uygulama alanı içerisinde; satır-sütunlar arasında, sayfalar arasında yada dosyalar arasında sayısal ilişkiler kurulabilir, istenilen hesaplamalar yapılabilir yada veriler grafiğe dökülebilir.<br />
	Elektronik hesap tabloları denilince akla ilk gelen isimler; Lotus 1-2-3, Excel ve Qpro’dur. Şu anda en popüler olanı Microsoft firmasının bir ürünü olan Excel’dir.<br />
	Gıda işletmelerinde elektronik hesap programlarının kullanımları gittikçe yaygınlaşmakta, günümüz teknolojilerinin vermiş olduğu imkanlar doğrultusunda daha öncesinin yavaşlamış işlem karmaşasının yerini almaktadır. Dosyalar arası işlem kargaşasının yaratmış olduğu yaratıcılığın ortadan kalkması gibi problemler bilgisayarlar ile beraber ortadan kalkmıştır.</p>
<p>A. Elektronik Tablolama Programları ile Çalışma</p>
<p> <br />
B. Elektronik Tablolama Programları İşlev Fonksiyonları<br />
 <br />
Matematik ve trigonometri işlevleri<br />
Matematik ve trigonometri işlevleriyle, bir sayıyı yuvarlama veya bir hücre aralığının toplama değerinin hesaplanması gibi basit hesaplamalar ya da başka bir hücre aralığındaki bir koşulu karşılayan bir hücre aralığının toplam değerinin hesaplanması gibi karmaşık hesaplamalar yapabilirsiniz.<br />
 <br />
Mühendislik işlevleri<br />
Mühendislik çalışma sayfası işlevleri, mühendislik çözümlemesi yapar. Bu işlevlerden birçoğu üç tür içindedir:<br />
Karmaşık sayılarla çalışmak için işlevler<br />
Onlu, onaltılı, sekizli ve ikili sistemler gibi, farklı sayı sistemleri arasında değerleri dönüştürmek için işlevler<br />
Farklı ölçüm sistemleri arasında değerleri dönüştürmek için işlevler<br />
 <br />
İstatistik işlevleri<br />
İstatistik çalışma sayfası işlevleri, veri aralıklarında istatistik analizleri yapar. Örneğin, bir istatistik çalışma sayfası işlevi, çizginin değeri ve y kesişme noktası gibi, bir değer kümesi içinde çizilmiş bir düz çizgi hakkında veya düz çizgiyi oluşturan gerçek noktalar hakkında istatistik bilgileri sağlayabilir.<br />
 <br />
Birim Çevirmeleri<br />
Bir sayıyı bir ölçü sisteminden diğerine çevirir. Örneğin, mil cinsinden bir mesafeler tablosunu kilometre cinsinden mesafeler tablosuna dönüştürmek için, ÇEVİR işlevini kullanabilirsiniz.<br />
 <br />
İstatistiksel Çözümleme Araçları<br />
Çözümleme Araç Paketi eklentisi   Microsoft Excel, karmaşık istatistiksel ve mühendislik çözümlemeleri geliştirdiğinizde adımları kaydetmek için kullanabileceğiniz — Çözümleme Araç Paketi adında — bir veri çözümlemesi kümesi sağlar. Her çözümlemenin verilerini ve parametrelerini siz sağlarsınız; araç, uygun istatistiksel veya mühendislik makro işlevlerini kullanır ve sonra sonuçları bir çıkış tablosunda görüntüler. Bazı araçlar, çıktı tablolarına ek olarak, grafikler de oluşturur.<br />
Lol<br />
Haritacılık Matematiğin uygulama alanıdır. Zaman içinde gelişen hesaplama araçlarından sırası ile Abaküs, çarpma tabloları, logaritma cetvelleri, sürgülü hesap cetvelleri, nomogram ve abaklar, kollu ve elektrikli hesap makinaları, çeşitli bilgisayarlar haritacıların diğer mesleklerden daha çok kullandıkları vazgeçilmez aletlerdir. Yine haritacılığın temel taşlarından geometri ve trigonometri her haritacının diğer mesleklere göre daha iyi at oynatabildiği konulardır. Hatta bazı ülkelerde haritacı için “Trigonometrici”, “Geometrici”, “Geometri Mühendisi” gibi kavramlar kullanılmaktadır. Haritacılık öğreniminde Ders programlarına bakılacak olunursa yoğun biçimde verilen klasik matematik dersleri yanında ayrıca Sayısal çözümleme, Pratik hesap, Düzlem ve Küresel trigonometri, Olasılık hesabı, En Küçük Kareler yöntemi ile Dengeleme vb dersler vardır.<br />
Matematikçiler Ne Yapar?<br />
İlkin matematikçilerin ne yapmadıklarını anlatalım. Matematikçilerin sayılarla çok az işleri vardır; alt alta yazılmış bir dolu sayıyı matematikçinin yanlışsız toplamasını beklemek, bir ressamın düzgün bir çizgi çizmesini veya bir operatörün bir hindiyi iyi kesmesini beklemek gibidir. Evet, halk arasında bilinen matematikçilerin iyi hesap yaptıklarıdır. Ama bu yanlış bir anlayıştır. Hatta matematiğin &#8220;sayılar teorisi&#8221; denen kısmında bile sayılarla çok uğraşılmaz. Bir makine 13 + 53 + 33 = 153 olduğunu kolaylıkla bulur. Hatta ve hatta sadece beş pozitif tamsayının (1,153,370,371,407) yukarıdaki eşitliği sağladığını bile keşfedebilir. Ama bu, matematikçilerin umurunda bile değildir. Bir sürü matematikçi her pozitif tamsayının, dörtten fazla olmayan kareye eşit olduğunu söyleyen bir teoremi sever. Her kelimesinin içinde beliren sonsuzluk, herhangi bir makineyi felce uğratır. Şu son yılların bilim-kurgu romantik objeleri olan dev beyinler, hesap makineleri, bilgisayarlar bile matematikçileri fazla ilgilendirmiyor. Matematik, sayılar veya bilgisayarlar değildir. Trigonometri kullanarak dağların yüksekliğini ölçmek, cebirdeki bileşik faiz hesapları veya integral hesaptaki atalet momenti hesapları da değildir. Tarihin herhangi bir yerinde, yukarıdaki sayılanlar belki önemli, basit olmayan araştırma konularıydı, ama problem çözülünce onun tekrarlanan uygulamaları matematik sayılmıyor. En az iki şey daha var matematiğin olmadığı; bunlardan ilkini hiçbir zaman olmadı, ikincisi de bir dahildi, şimdi dışına çıkarıldı. İlk dediğimiz fiziktir. Bazı insanlar matematiği teorik fizikle karıştırırlar. Örneğin Einstein için &#8220;büyük matematikçi&#8221; sıfatını kullanırlar. Einstein&#8217;in büyük insan olduğundan kimsenin kuşkusu yoktur. Ama matematikteki ustalığı, kemandaki ustalığından daha fazla değildir. Matematiği kullanarak evrenin kurallarını bulmaya çalışmış, diferansiyel geometriyi bu amaç için başarıyla kullanmıştır. Tabii ki relativite teorisi, diferansiyel geometri ile aynı şey değildir. Einstein, Schrödinger, Heisenberg, Fermi, Wigner, Feynman &#8211; hepsi büyük adam bunların fakat matematikçi değiller. Üstelik bunlardan bazıları matematiğe karşı oldukları gibi, matematikçi diye kategorize edilmeyi de hakaret sayarlar. Bir zamanlar matematik sayılan konular matematik olarak kalırlarsa da, bazen üzerlerinde öyle çok çalışılmış ve milyonlarca katkı yapılmış öyle açık konular vardır ki matematikçiler artık onların üzerinde ne vakit harcamak ihtiyacı, ne de isteği içindedirler. Meşhur eski Yunan problemleri olan bir açının üçe bölünmesi, bir dairenin kareleştirilmesi, küpün katlanması bu çeşit matematiktir. Amatör matematikçiler için dayanılmaz olan bu problemleri artık matematikçiler çözmeye uğraşmıyorlar. Belki işittiniz, matematikçilere göre bir daireyi kareleştirmek veya bir açıyı üçe bölmek imkansızdır. Yine belki işittiniz veya bir yerde okudunuz ki matematikçiler korkak, zayıf karakterli kişiler olup, eğer bir şeyi ispat edemiyorlarsa, imkansız deyip cahilliklerini kapatmaya çalışırlar. Belki de bu doğrudur, istiyorsanız da inanın böyle bir şeye, ama sizin de bu iddiadaki ispatınız yetersiz olacaktır. Belirtmeye çalıştığımız nokta küçük ama bilinen ve tarihsel önemi olan bir nokta, bir parantez açıp bunu düşünelim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/trigonometri-tarihi.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Rational Expectations Have Transformed Macroeconomic Analysis and Our Understanding of Economic Policy</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/rational-expectations-have-transformed-macroeconomic-analysis-and-our-understanding-of-economic-policy.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/rational-expectations-have-transformed-macroeconomic-analysis-and-our-understanding-of-economic-policy.html/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Mar 2009 20:25:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/genelbil/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Muhasebe]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=4308</guid>
		<description><![CDATA[Robert Lucas is the economist who has had the greatest influence on macroeconomic research since 1970. His work has brought about a rapid and revolutionary development: Application of the rational expectations hypothesis, emergence of an equilibrium theory of business cycles, insights into the difficulties of using economic policy to control the economy, and possibilities of [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Robert Lucas is the economist who has had the greatest influence on macroeconomic research since 1970. His work has brought about a rapid and revolutionary development: Application of the rational expectations hypothesis, emergence of an equilibrium theory of business cycles, insights into the difficulties of using economic policy to control the economy, and possibilities of reliably evaluating economic policy with statistical methods. In addition to his work in macroeconomics, Lucas&#8217;s contributions have had a very significant impact on research in several other fields. <span id="more-4308"></span></p>
<p>Rational	Expectations<br />
Expectations about the future are highly important to economic decisions made by households, firms and organizations. One among many examples is wage formation, where expectations about the inflation rate and the demand for labor in the future strongly affect the contracted wage level which, in turn, affects future inflation. Similarly, many other economic variables are to a large extent governed by expectations about future conditions. </p>
<p>Despite the major importance of expectations, economic analysis paid them only perfunctory attention for a long time. Twenty years ago, it was not unusual to assume arbitrarily specified or even static expectations, for example that the expected future price level was regarded as the same as todays price level. Or else adaptive expectations were assumed, such that the expected future price level was mechanically adjusted to the deviation between today&#8217;s price level and the price level expected earlier. </p>
<p>Instead, rational expectations are genuinely forward-looking. The rational expectations hypothesis means that agents exploit available information without making the systematic mistakes implied by earlier theories. Expectations are formed by constantly updating and reinterpreting this information. Sometimes the consequences of rational expectations formation are dramatic, as in the case of economic policy. The first precise formulation of the rational expectations hypothesis was introduced by John Muth in 1961. But it did not gain much prominence until the 1970s, when Lucas extended it to models of the aggregate economy. In a series of path-breaking articles, Lucas demonstrated the far-reaching consequences of rational expectations formation, particularly concerning the effects of economic policy and the evaluation of these effects using econometric methods, that is, statistical methods specifically adapted for examining economic relationships. Lucas also applied the hypothesis to several fields other than macroeconomics. </p>
<p>The	Phillips	Curve		Example<br />
The change in our understanding of the so-called Phillips curve is an excellent example of Lucas&#8217;s contributions. The Phillips curve displays a positive relation between inflation and employment. In the late 1960s, there was considerable empirical support for the Phillips curve; it was regarded as one of the more stable relations in economics. It was interpreted as an option for government authorities to increase employment by pursuing an expansionary policy which raises inflation. Milton Friedman and Edmund Phelps criticized this interpretation and claimed that the expectations of the general public would adjust to higher inflation and preclude a lasting increase in employment: Only the short-run Phillips curve is sloping, whereas the long-run curve is vertical. This criticism was not quite convincing, however, because Friedman and Phelps assumed adaptive expectations. Such expectations do in fact imply a permanent rise in employment if inflation is allowed to increase over time. In a study published in 1972, Lucas used the rational expectations hypothesis to provide the first theoretically satisfactory explanation for why the Phillips curve could be sloping in the short run but vertical in the long run. In other words, regardless of how it is pursued, stabilization policy cannot systematically affect long-run employment. Lucas formulated an ingenious theoretical model which generates time series such that inflation and employment indeed seem to be positively correlated. A statistician who studies these time series might easily conclude that employment could be increased by implementing an expansionary economic policy. Nevertheless, Lucas demonstrated that any endeavor, based on such policy, to exploit the Phillips curve and permanently increase employment would be futile and only give rise to higher inflation. This is because agents in the model adjust their expectations and hence price and wage formation to the new, expected policy. Experience during the 1970s and 1980s has shown that higher inflation does not appear to bring about a permanent increase in employment. This insight into the long-run effects of stabilization policy has become a commonly accepted view; it is now the foundation for monetary policy in a number of countries in their efforts to achieve and maintain a low and stable inflation rate. </p>
<p>The short-run sloping and long-run vertical Phillips curve illustrates the pitfalls of uncritically relying on statistically estimated so-called macro econometric models to draw conclusions about the effects of changes in economic policy. In a 1976 study, introducing what is now known as the &#8220;Lucas critique&#8221;, Lucas demonstrated that relations which had so far been regarded as &#8220;structural&#8221; in econometric analysis were in fact influenced by past policy. Two decades ago, virtually all macro econometric models contained relations which, on closer examination, could be shown to depend on the fiscal and monetary policy carried out during the estimation period. Obviously, then, the same relations cannot be used in simulations designed to predict the effect of another fiscal or monetary policy. Yet this was exactly how the models were often used. </p>
<p>The Lucas critique has had a profound influence on economic-policy recommendations. Shifts in economic policy often produce a completely different outcome if the agents adapt their expectations to the new policy stance. Nowadays, when evaluating the consequences of shifts in economic-policy regimes &#8211; for example, a new exchange rate system, a new monetary policy, a tax reform or new rules for unemployment benefits &#8211; it is more or less self-evident to consider changes in the behavior of economic agents due to revised.  </p>
<p>How could researchers avoid the mistakes forewarned by the Lucas critique? Lucas&#8217;s own research provided the answer by calling for a new research program. The objective of the program was to formulate macro econometric models such that their relations are not sensitive to policy changes; otherwise, the models cannot contribute to a reliable assessment of economic-policy alternatives. It is easy to formulate this principle: the models should be &#8220;equilibrium models&#8221; with rational expectations. This means that all important variables should be determined within the model, on the basis of interaction among rational agents who have rational expectations and operate in a well-specified economic environment. In addition, the models should be formulated so that they only incorporate policy-independent parameters (those coefficients which describe the relations of the models). This, in turn, requires sound microeconomic foundations, i.e., the individual agents&#8217; decision problems have to be completely accounted for in the model. The parameters are then estimated using econometric methods developed for this purpose. Interesting attempts to derive and estimate such models have subsequently been made in several different areas, such as the empirical analysis of investment, consumption and employment, as well as of asset pricing on financial markets. The program can be difficult to implement in practice however, and not all attempts have been	successful. </p>
<p>A	Large		Following<br />
Lucas formulated powerful and operational methods for drawing conclusions from models with rational expectations. These methods provided the means for rapid development of macroeconomic analysis and eventually became part of the standard toolbox. Without them, the outcome of the rational expectations hypothesis would have been limited to general insights into the importance of expectations instead of clear-cut statements in specific situations. Rational expectations have now been accepted as the natural basis for further studies of expectation formation with respect to limited rationality, limited computational capacity and gradual learning. </p>
<p>Lucas has established new areas of research. After his pioneering work on the Phillips curve, the so-called equilibrium theory of business cycles has become an extensive and dynamic field, where the effects of real and monetary disturbances on the business cycle have been carefully examined. The equilibrium theory of business cycles initially relied on the assumption of completely flexible prices and immediate adjustment to equilibrium on goods and labor markets with perfect competition. However, Lucas&#8217;s methodological approach is not incompatible with sticky prices and various market failures such as imperfect competition and imperfect information. Nevertheless, these frictions and imperfections should not be introduced in an arbitrary way, but should be explained as a result of rational agents&#8217; decisions and interaction in a well-specified choice situation. Interpreted in this way, Lucas&#8217;s methodological approach has been accepted by nearly all macroeconomists. Indeed, the greatest advances in modeling frictions and market imperfections seem to have been made precisely when this methodological approach has been	 followed. </p>
<p>Lucas&#8217;s pioneering work has created an entirely new field of econometrics, known as rational expectations econometrics. There, the rational expectations hypothesis is used to identify the most efficient statistical methods for estimating economic relations where expectations are the key components. A number of researchers have subsequently made important contributions to this new field.<br />
Other		Contributions<br />
In addition to his work in macroeconomics, Lucas has made outstanding contributions to investment theory, financial economics, monetary theory, dynamic public economics, international finance and, most recently, the theory of economic growth. In each of these fields, Lucas&#8217;s studies have had a significant impact; they have launched new ideas and generated an extensive new literature. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/rational-expectations-have-transformed-macroeconomic-analysis-and-our-understanding-of-economic-policy.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>AİLE ŞİRKETLERİNİN TANIMI</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/aile-sirketlerinin-tanimi.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/aile-sirketlerinin-tanimi.html/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Mar 2009 19:48:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/genelbil/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Muhasebe]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=4270</guid>
		<description><![CDATA[Türk Ticaret Hukukunda aile şirketlerinin özel bir tanımı yoktur. Literatürde aile şirketlerinin çeşitli tanımları yapılmaktadır. Bazıları şu şekilde sıralanabilir: Aile reisinin veya ailenin geçimiyle sorumlu bir ferdin şirketin başında bulunması o şirketin aile şirketi olarak nitelendirilmesi için yeterli bir unsurdur denilmektedir. İlgili araştırmalar şu nitelikleri de ortaya koymaktadır. Aile en az iki kuşağın şirket yönetimiyle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türk Ticaret Hukukunda aile şirketlerinin özel bir tanımı yoktur. Literatürde aile şirketlerinin çeşitli tanımları yapılmaktadır. Bazıları şu şekilde sıralanabilir:<br />
Aile reisinin veya ailenin geçimiyle sorumlu bir ferdin şirketin başında bulunması o şirketin aile şirketi olarak nitelendirilmesi için yeterli bir unsurdur denilmektedir. İlgili araştırmalar şu nitelikleri de ortaya koymaktadır.<br />
Aile en az iki kuşağın şirket yönetimiyle yakından ilgilenmiş olması,<br />
Şimdiki veya daha önceki yöneticinin çocuklarının şirketin yönetiminde görev alması,<br />
Aile bağlarının diğer faktörler yanında, yönetimden kimin sorumlu olacağını tayin etmesi,<span id="more-4270"></span><br />
Şirket ününün aileyle gelişmesi,<br />
Aileye mensup birinin şirketteki mevkii onun aile içindeki durumunu etkilemesi gibi.<br />
“Az ortaklı anonim şirketler aile şirketidir. Bunlara kapalı şirketler de denir. Genellikle bu şirketler bir ailenin mensupları arasında kurulduğundan aile şirketi adı bu şirketler için yaygın olarak kullanılmaktadır.”<br />
Yukarıdaki tanımlarda ortak özellik bir şirketin yönetiminin ve kontrolünün bir ailenin elinde olmasıdır. Bu güç ise şirket sermayesinin  önemli bir kısmına bir ailenin sahip olmasından kaynaklanmaktadır.<br />
‘Aile şirketleri ne?’ diyecek olursak, tanımlamak zor. Çünkü birden fazla tanıma sahip. Örneğin, aile bireylerinin hisselerinin yüzde 60&#8242;ına sahip olduğu haller; şirket hisselerinin çoğunluğunun tek bir ailenin elinde olması, bununla beraber kontrol ve yönetime hükmetmesi, ayrıca şirketi kuran kişinin de Yönetim Kurulu Başkanlığı yanısıra icraatın içinde olduğu haller&#8230;<br />
Tanımlar uzayıp gidiyor ancak aile şirketleri mülkiyet baz olarak alındığında üçe ayrılıyor. Bunlar; &#8216;Tek Patron&#8217;, &#8216;Kardeş Ortaklığı&#8217; ve &#8216;Kuzenler Konsorsiyumu&#8217;.<br />
ABD&#8217;de ve diğer batı ülkelerinde aile şirketlerinin yüzde 75&#8242;i bir kişinin şirket kontrolünü elinde tuttuğu &#8216;tek patron&#8217; özelliğini taşıyor. Bu tür aile şirketlerinin en temel sorunu yeterli sermayeyi elde edebilmek. Genelde bu sorunu çözebilmek için &#8216;halka arz&#8217; yöntemine başvuruluyor ancak bu birçok sorunu da beraberinde getiriyor. En önemlisi, aile özelliğini yitiriyor ve SPK&#8217;nın (Sermaye Piyasası Kurulu) gerektirdiği ek prosedürlerle kontrolün elden gitme olasılığı doğuyor. Cargill Inc. Yönetim Kurulu Üyesi James Cargill bu konuda şunları söylüyor; ‘‘Şirketinizi halka açtığınızda iki şey elde edersiniz; para ve dert. Cargill&#8217;de, her ikisinden de bolca var.‘‘<br />
İki veya daha fazla kardeşin hisselerin çoğunluğuna ve kontrolüne sahip olmalarına &#8216;Kardeş Ortaklığı&#8217; deniyor. ABD&#8217;de aile şirketlerinin yüzde 20&#8242;si kardeş ortaklığı. Bu sistemin temel sorunu hissedarlar arasında paylaşılan bir kontrol sistemi geliştirebilmek.<br />
KUZENLER KONSORSİYUMU<br />
Pek çok kuzenin hissedar olmasına &#8216;Kuzenler Konsorsiyumu&#8217; deniyor. En önemli özelliği, şirkette çalışan ve çalışmayan hissedarlardan oluşması. Bu nedenle temel sorunu aile ve hissedarlar grubunun karmaşık yapısını yönetebilmek. Evlilikler, doğan çocuklarla büyüyen ve daha karmaşık hale gelen aileyle birlikte şirketin yönetimi zorlaşıyor. ABD&#8217;de bu özellikteki aile şirketlerinin oranı yalnızca yüzde 5.<br />
Kırım, hissedarların gittikçe arttığı aile şirketlerinin hayatta kalmalarının tek yolunun çatışma yönetimi yapmaları olduğunu söylüyor; ‘‘Bu kadar fazla çıkar gruplarının olduğu yerde çatışma olmaması mümkün değil. Önemli olan çatışmayı nasıl yöneteceğini bilmek.‘‘<br />
Çatışmayı yönetmek için bazı modeller var. Örneğin, Aile Konseyi oluşturmak ve Aile Anayasası hazırlamak. Bunların amacı aileyi batmaya götürebilecek sorunların çıkmasını engellemek ve çıktığında nasıl halledileceğinin yöntemlerinin baştan belirlenmesi. Aile Konseyi yönetim kuruluyla aynı anlama gelmiyor. Şirkette görev alan, almayan tüm aile bireyleri 3 ya da 6 ayda bir toplanıyorlar. Konseyin kurulmasının amacı doğrudan iletişimi sağlamak ve dedikoduyu önlemek. Şirketle ilgili gelişmeler anlatılıyor böylece sürtüşmeler engelleniyor.<br />
Aile Anayasası, çıkabilecek her türlü sorunu içeriyor. Kim hangi şartlarda işte çalışabilir, terfi etme kıstasları ne olmalı, başka bir şirkette ne kadar süre çalışmak gerekir, ikinci-üçüncü kuşak hangi okulları bitirmeli, gelinler ne kadar para çekebilir, biri evlendiğinde ona sermaye vermek gerekir mi?..<br />
Ancak Anayasada üzerinde durulması gereken en önemli nokta, &#8216;İşin bir sonraki kuşağa devredilmesi planı&#8217; (succession planning). Kırım, pek çok ailenin bu planlamayı yapmayarak kendiliğinden hallolması yolunu seçtiğini söylüyor; ‘‘En önemlisi bir sonraki lider kim olacak sorusunun cevabının verilebilmesi. Aile şirketlerinin batmalarında en önemli sebeplerden biri bu geçiş planının yapılmaması.‘‘<br />
GEÇİŞ PLANI<br />
Yapılan bir araştırmaya göre yazılı geçiş planı yapan şirketlerin oranları Almanya&#8217;da yüzde 15, ABD&#8217;de yüzde 25, Avustralya&#8217;da yüzde 11. Almanya&#8217;da yapılan bir araştırmaya göre ise aile şirketlerinde işin başında 20 yıldan fazla kalanların oranı yüzde 47, diğer şirketlerde bu oran yüzde 21. Ayrıca aile şirketlerinde 65 yaşından sonra işi bırakanların oranı yüzde 32, diğer şirketlerde ise yüzde 17.<br />
Aile şirketlerinin karşılaştıkları bir diğer sorun da profesyonel yönetici, yani aile dışı yönetici bulmak konusunda. Profesyonel yöneticiler bir anlamda kurumsallaşmanın gereği. Ancak profesyonel yöneticilerin aile şirketlerinde çalışmak konusunda kararsız oldukları gözleniyor. Bunun nedeni genellikle üst pozisyonlarda aile bireylerinin olması ve kariyer olanaklarının az olması, çoğu zaman aile menfaatlerinin şirket menfaaetlerinden daha ön planda tutulması ve çizgilerin net olmaması. </p>
<p>2-RAKAMLARLA AİLE ŞİRKETLERİ<br />
6 Haziran 1997 tarihinde Milliyet Gazetesi’nde yayımlanan Meral Tamer’in yazısından alınmıştır.<br />
Kuzey Amerika&#8217;da halka açık şirketlerin yüzde 60&#8242;ı, bütün işletmelerin ise yüzde 92&#8242;si aile şirketi. Ayrıca Fortune&#8217;un en büyük 500&#8242;üne giren şirketlerin yüzde 37&#8242;sini aile şirketleri oluşturuyor.<br />
ABD&#8217;de aile şirketleri, toplam işgücünün yüzde 59&#8242;unu çalıştırıyorlar. Yine bu ülkede yapılan işlerin yüzde 78&#8242;ini bu şirketler gerçekleştiriyor. Şirketlerin yüzde 95&#8242;i ailelerin kontrolü altında.<br />
Şili: Orta ve büyük ölçekli firmaların yüzde 65&#8242;i aile şirketi. Şirketlerin yüzde 90&#8242;ı ailelerin denetiminde<br />
Meksika: Yaklaşık 100 yıldır şirketlerin yüzde 80&#8242;i aile şirketi durumunda.<br />
Batı Avrupa: Gayrisafi Milli Hasıla&#8217;nın yarıdan fazlası aile şirketleri tarafından üretiliyor. Avrupa&#8217;da aile şirketlerine en az Portekiz&#8217;de rastlanıyor. Buna karşın İtalya&#8217;da oran yüzde 99&#8242;la tepe noktasına vuruyor.<br />
İspanya: En büyük 1000 firmanın yüzde 17&#8242;si aile şirketi. Yıllık 2 milyon dolar cironun üzerine çıkan firmalarda bu oran yüzde 71&#8242;e yükseliyor.<br />
Almanya: 2 milyon aile şirketi var. Çoğu orta ölçekli olan bu şirketler, toplam işgücünün üçte ikisini barındırıyorlar ve Gayrısafi Milli Hasıla&#8217;nın yarısını üretiyorlar. </p>
<p>3-TÜRKİYE’ DE AİLE ŞİRKETLERİNİN TİPLERİ<br />
Performans Consulting’ in kurucusu Ziya Yılmaz’ ın yapmış olduğu araştırmaya göre Türkiye’ de 4 tip aile şirketi vardır.<br />
Patron şirketi denilen, limitet aile şirketleri; bu tür şirketlerde bütün kararlar patrondan çıkıyor.<br />
Kardeş ortaklığı şeklinde kurulmuş şirketler; bu tarz aile şirketlerinde yönetim hükmen paylaştırılmış.<br />
Kompleks aile şirketleri; bu şirketlerde, kardeşlerden kuzenlere kadar geniş bir yelpaze yer alıyor. Koç ve Sabancı Holding gibi kuruluşlar bu tip içinde yer alıyor.<br />
Yönetim tamamen profesyonellere bırakılan “eski” aile şirketleri; bu tipe örnek olarak Tekfen Holding verilebilir.  Yani Feyyaz Berker’ in sadece Yönetim Kurulunda bulunup işleri tamamen profesyonellere bıraktığı bir şirket profili. Kurumsallaşmak isteyen bir şirket içinde en uygun tip budur.</p>
<p>4-TÜRKİYE’ DE AİLE ŞİRKETLERİNİN TARİHİ GELİŞİMİ<br />
Türk özel sektöründeki gelişme zaman içersinde incelendiğinde, gelişmenin diğer ülkelerde olduğu gibi belli aşamalardan geçerek bugünkü düzeye geldiği görülür. Batılı ülkelerde de aile şirketi niteliğinde kurulan küçük ortaklıklar şirketlerin gittikçe gelişen ekonomik büyüklüğü, işçi-işveren arasındaki sorunlar ve devlet denetim organının getirdiği çeşitli uygulamalar sonunda çok ortaklı, halka açık şirketlere dönüşmüşlerdir.</p>
<p>5-TÜRKİYE’DEKİ ÜNLÜ AİLE ŞİRKETLERİ</p>
<p>FİRMA	KURUCU	KURULUŞ TARİHİ	NESİL<br />
Vefa Bozacısı	Hacı Sadık	1870	4<br />
Hacı Bekir Lokum	Hacı Bekir	1877	4<br />
Çögenler Helvacılık	Rasih Efendi	1883	4<br />
Teksima Tekstil	Mehmet Botsalı	1893	4<br />
Kamil Koç Otobüs.	Kamil Koç	1923	3<br />
Eyüp Sabri Tuncer	Eyüp Sabri Tuncer	1923	3<br />
Doluca Şarapları	Nihat Kutman	1926	3<br />
Tatko	Ahmet Emin Yılmaz	1926	3<br />
Koç Holding	Vehbi Koç	1926	3<br />
Nuh Çimento	Nuh Mehmet Baldöktü	1942	3<br />
Sabancı Holding	Hacı Ömer Sabancı	1946	3<br />
Yeni Karamürsel	Nuri Güven	1950	3<br />
Ördekçioğlu Mutfak Eş.	Ahmet Ördekçioğlu 	1919	2<br />
Uzel Makine	İbrahim Uzel	1940	2	 </p>
<p>6-NESİLLER BOYUNCA AMERİKA’DA AİLE ŞİRKETLERİ</p>
<p>Eyalet	Şirket	Kuruluş Tarihi	İş alanı	Ailenin Adı	Nesil<br />
New Hampshre	Tutle Market Gardens	1940	Tarım	Tutle	12<br />
Massachusetts	Barker Farm	1642	Tarım	Barker	11<br />
Delawere	Milller Farm	1684	Tarım	Miller	9<br />
New Jersey	Laird&#038;Co	1780	Distiller	Laird	9<br />
Iowa	Shaft Family Farm	1741	Tarım	Shaff	8<br />
Connecticut	The Lyman Farm	1741	Tarım	Lyman	8<br />
North Caroline	John Whitley Farm	1742	Tarım	Whitley	8<br />
Tennessee	St. John Milling Co.	1778	Tarım	Dawson	7<br />
Indiana	Gardner&#038;Son Home	1816	Cenaze İş.	Gardner	7<br />
Pennsylvania	Bixler’s	1785	Mücevher	Mitman	6<br />
Marland	Geogle Ruhl&#038;Sons	1789	Baking Sup	Ruhl	6<br />
Kentucky	Rogers Funeral Home	1802	Cenaze İş.	Rogers	6<br />
Idaho	Wilson Farm	1820	Tarım	Patoray	6	 </p>
<p>7-AİLE ŞİRKETLERİNDE KURUMSALLAŞMA<br />
Kurumsallaşma, bugün artık iş dünyasının en popüler kavramlarından biri. Çok değil 1990’lı yılların başına kadar Türkiye’ de kurumsallaşma, aile şirketlerinin gündeminde bile yer almazdı. Kurumsallaşma kavramının gündeme girmesi, 1990’lı yıllarda gerçekleşti. Dünyayı sarsan globalleşme fırtınasının etkisiyle.</p>
<p>8-KURUMSALLAŞMADA YAŞANAN PROBLEMLER<br />
Kurumsallaşmada yaşanan en önemli problemlerden birisi “yetki devrinin tamamlanmaması” dır. Ailelerin profesyonellere yetki devrini tamamına erdirilmediğidir. Bunun da en büyük sebebi profesyonel olan ama aile dışından olan kişilere karşı oluşan güvensizliktir.<br />
Bir başka klasik sorun, “varis”  tespitine ilişkin. Varis ve miras planlaması ve emeklilik planı aile şirketlerinde hemen hiç yok. Bu durumun nelere yol açabileceğini en son Vefa Bozacısı’nda gördük. Anne ile oğulun birbirlerini öldürmeye azmettirmesine kadar giden bir çatışma yaşandı&#8230;</p>
<p>9-YÖNETİMSEL TEHLİKELER<br />
Profesyonel yöneticiler açısından bakılınca, aile şirketlerinde tepe yönetim ve kritik görevler için nitelikten çok, akrabalık derecesi, yakınlık temel kriter olarak alınır. Bu da tepe yönetimine yükselmek ve firmada söz sahibi olmak isteyen kaliteli yöneticilerin, diğer şirketlere transferine yolaçabiliyor.<br />
Akraba kayırmaları nedeniyle objektif kriterlere dayanan bir yönetim sisteminin kurulmaması riski, bu şirketlerde ciddi bir tehdit olarak kendini hissettiriyor.<br />
Aile şirketlerinin genel olarak kurumsallaşmada etkili olan faktörlere yeterince sahip olamamasından kaynaklanan problemler ise şöyle özetlenebilinir:<br />
İşletme kültürü tamamen aile kültürünün etkisinde kalıyor.<br />
Uzun vadeli ve belirgin amaçlara sahip olamamadan kaynaklanan problemler var.<br />
Stratejik planları çok az.<br />
Finansman sorumluluğunun verilmesinde güvenilirlik ön plana çıkıyor.<br />
Etkin ve sağlıklı işleyen bir üretim politikası mevcut değil.<br />
İnsan kaynakları politikası yok denecek kadar az. (4.  Şubat 2001 Power Dergisi)</p>
<p>REKABET İÇİN EVLİLİK ŞART<br />
TUSİAD Başkanı Erkut Yücaoğlu, Türkiye’nin global dünyada oynayacak şirketlere ihtiyacı olduğunu belirterek, şirket birleşmelerinin teşvik edilmesini istedi. Yücaoğlu, “Bazı sektörde firmaların işbirliği yapması lazım” dedi. Aile şirketlerinin de işbirliğine gitmesi gerektiğini söyleyen Yücaoğlu, birleşmeler için yeni teşviklere ve şirketleri evlendiren kurumlara ihtiyaç olduğunu kaydetti.<br />
Dünyadaki KİT harici tüm şirketlerin yüzde 65-85’i aile şirketi. Fortune 500 içinde yer alan şirketlerin yüzde 40’ından fazlasının aile şirketi olduğu biliniyor.<br />
Aile şirketleri dünyada en yaygın şirket tipi. Fakat bazı aile şirketleri kuşaklar boyu başarılı olup varlıklarını sürdürebilirken, bazıları kısa sürede dağılarak yok olup gidiyor. Başarılı ve süreklilik sağlayan bir aile şirketi, geleceği önceden gören ve ilerde oluşabilecek olayları gerçekleşmeden, izleyeceği stratejiyi planlayan ve kurumsal yapıyı oluşturan şirket olarak tanımlanıyor. </p>
<p>10-POWER DERGİSİNİN YAPMIŞ OLDUĞU ARAŞTIRMAYA GÖRE AİLE ŞİRKETLERİNİN AVANTAJLARI VE DEZAVANTAJLARI<br />
Avantajları<br />
1. Çok iyi yönetim geliştirme sistemleri bulunur<br />
2. Bireyler, küçük yaşlardan mülkiyet sorumluluğu ile yetiştirilir<br />
3. Çalışanlarına adalet ve sadakatle yaklaşırlar.<br />
4. Topluma karşı yüksek sorumluluk duyguları vardır.<br />
5. Şirkete duygusal bağlarla bağlıdırlar<br />
6. Hızlı karar verme yetenekleri vardır.<br />
7. Yenilikçi ve girişimcidirler.<br />
8. Aile dışı rakiplerinden daha iyi olmaya çalışırlar.<br />
Dezavantajları<br />
1. Şirketi iyi bir fiyata satıp rahat etme dürtüsü<br />
   2. Piyasaları izlemekte yetersizlik ve stratejik düşünememe<br />
   3. Araştırma ve Geliştirmeye yeterince yatırım yapılmaması<br />
   4. Sermaye yetersizliği<br />
   5. Aile bireyleri arasındaki anlaşmazlıklar<br />
   6. İşin ve ailenin &#8216;nakit&#8217; ihtiyaçları arasındaki çelişki<br />
   7. Aile liderlerinin zamanında işi terkedememesi<br />
        8. Yetkin profesyonelleri şirkete çekememe     </p>
<p>11-AİLE ŞİRKETİ OLMANIN ARTILARI<br />
Aile şirketi olmanın getirmiş olduğu bazı avantajlar vardır.<br />
Şirket yönetimindeki girişimcilerin birbirini çok iyi tanıyor olması “sinerji”     oluşturuyor.<br />
Aile bireylerinin, küçük yaşlardan itibaren hep bir arada olması, işle ilgili bilgi derinliklerini arttırıyor ve işletmeye uyum sorunu en aza iniyor.<br />
Aile üyeleri ve akrabalık bağı olanlar bu şirketin neden kurulduğunu detaylarıyla biliyorlarsa, kişiler amacı bilerek birbirlerine destek oluyorlar.<br />
Aile ilişkilerinin güçlü olması, yetenekli aile bireylerinin başka kuruluşlarda profesyonel olarak çalışması yerine, aile şirketinde çalışmasında teşvik edici bir rol üstleniyor. Yüksek performans sergileme olasılıkları artabiliyor.<br />
Şirketin zora girmesi halinde, aile bireyleri bir süre ücret talep etmeyebiliyorlar, bu da finansal yönetimi ciddi şekilde rahatlatabiliyor.</p>
<p>12-AİLE ŞİRKETİ OLMANIN EKSİLERİ<br />
Aile büyüdükçe, yıl sonu karından yatırıma ayrılan pay gittikçe azalıyor.<br />
Karın dağıtımında problemler çıkabiliyor. Yönetimdeki aile bireyleri karın      dağıtımında, çocuklarının da düşünülmesini talep edebiliyor.<br />
Kar dağıtımı politikasında aile üyeleri arasında fikir ayrılıkları görülebiliyor.<br />
Birinci ve ikinci nesil arasında yararlanılması muhtemel finansal kaynaklar konusunda da görüş farklılıkları ortaya çıkıyor. Bu görüş ayrılıkları da aile içi çatışmaların temel nedenini oluşturuyor.<br />
Aile büyüdükçe şirket içi yatırım yapmaktan ziyade, çoçukların eğitimi, ailenin farklı ihtiyaçları gibi durumlar için kardan kendilerine pay alabiliyorlar. Bir başka şekilde söylemek gerekirse, direkt karı kendi aralarında paylaşabiliyorlar. Bu durum, yani karın şirkete yatırım olarak geri dönmemesi aile şirketleri için geleceğe dönük ciddi sorunlardan biri.<br />
Aile şirketlerinde para musluğunun başında her zaman aileden birinin olması değişmeyen kural. </p>
<p>13-BİR AİLE ŞİRKETİNİN ÇÖKÜŞÜ<br />
Prof. Dr. Arman Kırım, ikinci ve üçüncü kuşakla birlikte ortaya çıkan çatışmalar zamanında öngörülmezse aile şirketinin sonunda batacağını söylüyor; ‘‘ Çatışma yönetimi bir aile şirketi için çok önemli. Örneğin Türk tekstil sektöründe bir marka olmayı başaran Penyelüx bunu yapamadığı için el değiştirdi ve bugün şirketi başkaları yönetiyor. El değiştirmesinin en önemli nedeni baba, dört oğul, torunlar ve aile dışı ortakların çatışmaya başlaması. Çocuklar büyüdü, babalarının sözünü dinlememeye başladı ve çıkar çatışmaları nedeniyle şirkette karar çıkamaz hale geldi. Yaklaşık 30 milyon dolar ciro yapan Penyelux Anayasasının olmaması, çocukların görevlerinin belirlenmemesi, devir planının yapılamaması gibi nedenlerle el değiştirdi.‘‘<br />
Profesyoneller aile şirketlerinde çalışmayı&#8230;<br />
Neden tercih etmiyorlar? (%)<br />
Objektif değil, menfaatler ön planda 72<br />
Yatırımla az ilgililer, sermaye yetersiz 22<br />
Otoriter liderlik, kötü yönetim 14<br />
Eğitim olanağının az olması 12<br />
Çizgilerin açık olmaması 10<br />
Neden tercih ediyorlar? (%)<br />
Hızlı karar verme, esneklik 70<br />
Bürokrasi daha az 22<br />
İyi maaş 18<br />
Yüksek sorumluluk 13  </p>
<p>Aile Şirketlerinin Kötü Kaderi Aile şirketlerinin yüzde 70’i ikinci kuşağa geçemiyor. İkinci kuşağa geçenlerin yüzde 50’si üçüncü kuşağa aktarılamıyor Tipik bir aile şirketinin ortalama ömrü 24 yıl.  </p>
<p>14-AİLE  ŞİRKETLERİNDE  ÇALIŞANLARIN  ŞİKAYETLERİ</p>
<p>Aile şirketlerinde çalışanlar  çok ama çok şikayetçiler. Hayatından memnun olanlar var ise, onlar tepki göstermediler ama şikayetçilerin bağrı çok yanık.<br />
Bu tip işletmelerde çalışan insanlar her şeyden önce yalnızlar. Kendilerine sahip çıkacak kimseleri yok. Örgütlü değiller, medyanın dikkatini çekemiyorlar.<br />
Onları en fazla ürküten güvencede olmamaları. Tek bir kişinin dudağının ucundalar!<br />
Patron genellikle cahil bir kişi, yahut herkes onun okul görünce kendini adam zanneden züppe oğluna tabi!<br />
Bir kısmı da aile içindeki çekişmelerin şirkete yansımasından şikayetçiler.<br />
Aile şirketlerinde çalışanlar az maaş almaktan, sosyal haklardan mahrum kalmaktan, genellikle de asgari maaş üzerinden sigortalanmaktan şikayetçiler.<br />
Patron ne maaş öderse ödesin, çalışanı asgari ücret üzerinden sigortalıyor. Primden yırtıyor, devlet de bu duruma göz yumuyor.<br />
Kıt kanaat maaşa razı olan; her an patronun kendisini, karısını, kızını, yeğenini, memleketlisini kızdırıp, işten atılma tehlikesi ile karşı karşıya kalan aile şirketi zedeler en çok &#8216;insan muamelesi&#8217; görmemekten şikayetçiler.<br />
Onları en fazla horlanmak, hakarete maruz kalmak, rencide edilmek rahatsız ediyor. </p>
<p>15-PETER DRUCKER’DAN AİLE ŞİRKETLERİNE 5 ALTIN KURAL</p>
<p>1. Çalışan aile üyeleri en az aile dışı çalışanlar kadar yetenekli ve çalışkan olmalı. 2. Çok küçük olanlar hariç tüm aile şirketleri kilit görevlere profesyoneller atamalı. 3. Yönetimde kaç aile üyesinin olduğuna bakılmadan, tepe pozisyonlardan birine aile dışı bir kişi getirilmeli.<br />
4. Yönetimin geçişi konusu aile ve iş dışında birinin önderliğinde halledilmeli.<br />
5. Şirket aileye değil, aile şirkete hizmet etmeli. </p>
<p>Türkiye&#8217;de şirketlerin yaklaşık yüzde 95&#8242;i aile şirketi. Dünyada da bu oran fazla değişiklik göstermiyor. Aile şirketlerinin ABD&#8217;deki oranı yüzde 96, İtalya&#8217;da yüzde 99, İspanya&#8217;da yüzde 80, İngiltere&#8217;de yüzde 75, Portekiz&#8217;de yüzde 70, İsviçre&#8217;de ise yüzde 90&#8242;a yaklaşıyor.<br />
Aile şirketleri, çok ortaklı şirketlerden ya da kamu şirketlerinden büyük farklılıklar gösteriyor. Bu şirketlerin kendilerine göre güçlü ve zayıf yanları var. Aile şirketlerinde diğer kuşaklar devreye girince çatışmalar başlıyor. Çoğu ikinci kuşakta satılıyor, sona erdiriliyor ya da batıyor. Dünyada ikinci kuşağın yönetiminde yaşamını sürdürebilen aile şirketlerinin ortalaması yüzde 5&#8242;i geçmiyor. ABD&#8217;de aile şirketlerinin yüzde 40&#8242;ı ilk beş yılda yok oluyor. Kalanların yüzde 66&#8242;sı ikinci kuşakta batıyor ya da el değiştiriyor. Geriye kalanların ancak yüzde 17&#8242;si üçüncü kuşağa devam edebiliyor. İngiltere&#8217;de aile şirketlerinin yüzde 24&#8242;ü ikinci kuşağa kadar yaşıyor. Üçüncü kuşağa geçebilenlerin oranı ise yüzde 14. Fransa&#8217;da 1980-1989 yılları arasında 2 bin 500 aile şirketinin cirosu 20 milyon Fransız Frangı. Bu şirketlerin yüzde 42&#8242;sinde aile kontrolü kaybolmuş. Aile kontrolünün kaybolmasıyla şirketlerin yüzde 60&#8242;ı başkalarına satılmış, yüzde 40&#8242;ı iflas etmiş. Örnekleri çoğaltmak mümkün. Çünkü hepsinin hataları neredeyse aynı.<br />
Aile şirketlerinin çoğunun kısa ömürlü olmasının en önemli nedenleri; yaşanan çatışmalar, şirket yönetiminin bir sonraki kuşakta kime devredileceğinin bilinmemesi ve yetenekli profesyonelleri şirkete çekememek.<br />
Fed Training Uluslararası Eğitim Danışmanlığı şirketinin kurucusu Prof. Dr. Arman Kırım, bir yıldır aile şirketlerine danışmanlık hizmeti veriyor. Kurduğu &#8216;Aile Şirketleri Enstitüsü&#8217;nün amacı bu şirketlere özgü sorunların giderilmesi ve sürekliliklerinin sağlanabilmesi. Kırım, bir yıl içinde yaklaşık 40 aile şirketine danışmanlık yaptığını söylüyor: ‘‘Aile şirketlerinin yapıları çok farklı. Yalnızca babanın patron olduğu şirketler aile şirketleri değiller. Aile şirketlerinin sorunu, ikinci, hatta üçüncü kuşağın da şirkete katılımıyla çıkar gruplarının sayısının artması. Dizi filmlerde görülen entrikaların hepsi yaşanıyor. &#8216;Gelin, BMW aldı, ben de alıcam&#8217; çatışmaları başlıyor. Herkes bir taraftan çekmeye başlayınca kaynaklar azalıyor.‘‘ </p>
<p>16-DÜNYANIN EN ÜNLÜ DANIŞMANLUK FİRMASI McKINSEY’DEN AİLE ŞİRKETLERİNE ÖNERİLER</p>
<p>Sınırların kalktığı dünyada, kapalı ekonomi dönemlerindeki gibi her alana yayılarak varlığınızı sürdüremezsiniz. Stratejinizi belirleyin, sektörlerinizi seçin ve bazı şirketlerinizi hızla kapatın. Aile şirketlerinin başarılı örnekleri olsa da, siz yönetimden çekilip kurumsallaşmaya bakın.<br />
Faaliyet alanlarınızı daraltırken, özelleştirmede yeni bir alana girebilirsiniz. Bu operasyon, işi bilmediğiniz bir sektörde de olabilir. Ve konuyu bilen bir yabancı ortakla gireceğiniz özelleştirmeden, 5 yıl sonra işi ortağınıza devredip hatırı sayılır bir kar realizasyonuyla çıkabilirsiniz.<br />
Yabancılarla ortak yatırım, küreselleşen dünyada artık sonuç değildir. Baştan yüzde 50 &#8211; 50 olsa da sonunda markayı getiren, sizi dışlayacaktır. Bunu baştan bilin. Sizin için 10 yıl sonra elde edeceğiniz sonuç, ya okkalı bir parasal kazanç, ya da sonradan işinize yarayabilecek bir teknoloji olmalı.                                                 </p>
<p>17- 100 YILLIK BİR AİLE ŞİRKETİNİN BAŞARISININ  SIRLARI<br />
Miele, 100 yıllık bir aile şirketi. Bugün üçüncü jenerasyon tarafından yönetilen şirket, beş yıl içinde dördüncü jenerasyona geçecek. Geçtiğimiz günlerde Türkiye&#8217;ye gelen başkan Rudolf Miele, 100 yıldır ayakta kalışlarının sırlarını anlattı.<br />
Türkiye&#8217;de ve dünyada şirketlerin yaklaşık yüzde 95&#8242;i aile şirketi. Aile şirketlerinin ABD&#8217;deki oranı yüzde 96, İtalya&#8217;da yüzde 99, İspanya&#8217;da yüzde 80, İngiltere&#8217;de yüzde 75, Portekiz&#8217;de yüzde 70, İsviçre&#8217;de ise yüzde 90&#8242;a yaklaşıyor. Ancak dünyada ikinci kuşağın yönetiminde yaşamını sürdürebilen aile şirketlerinin ortalaması yüzde 5&#8242;i geçmiyor. Çoğunun kısa ömürlü olmasının en önemli nedeni aile bireyleri arasında yaşanan çatışmalar, şirket yönetiminin kime devredileceğinin belirlenmemesi ve yetenekli profesyonelleri şirkete çekememek.<br />
Bazı aile şirketleri, bu genellemenin tamamen dışında. Bunlardan biri Alman Miele. Miele bundan 100 yıl önce Carl Miele ve Reinhard Zinkann tarafından kurulmuş. Beyaz eşya sektöründe 27 ülkede faaliyet gösteren şirket 100 yıldır iki ailenin yönetiminde ayakta kalmayı başarmış. Şu anda üçüncü kuşak tarafından yönetiliyor.<br />
Uzun yıllardır distribütörlük yoluyla Türkiye&#8217;de bulunan Miele, 1999&#8242;da Türkiye&#8217;de yatırım yapma kararı aldı. Hazırlıklarını geçtiğimiz haftalarda tamamlayan şirket, genel merkezini İstanbul&#8217;da açtı. Şirketin üçüncü kuşak patronu Rudolf Miele geçtiğimiz günlerde İstanbul&#8217;daydı. Miele ile &#8217;100 yıllık şirketin&#8217; yönetim sırlarını konuştuk. </p>
<p>Şirketin organizasyonu nasıl?<br />
Şu anda şirkette üçüncü kuşak görev yapıyor. Şirket organizasyonu tepede bir kişiden başlayarak oluşan hiyerarşik bir yapı izlemiyor. Bir yönetim kurulu başkanı ya da sözcüsü yok. Her iki aile de eşit hisselere ve söz hakkına sahip. Ancak aramızda bir işbölümü var. Ortağım Dr. Zinkann yatırımlardan ve teknolojiden sorumlu ben ticari kısımdan sorumluyum.<br />
Yönetim yalnızca aile bireylerinden mi oluşuyor?<br />
Bu yıl yönetime 3 profesyonel yönetici dahil oldu. Bunlardan biri finansmandan, biri araştırma-geliştirmeden, diğeri de satıştan sorumlu. Aileden yalnızca ben ve ortağım var. </p>
<p>Bu, aile bireylerinin yönetimden çekileceğinin bir işareti mi?<br />
Bir önceki kuşakta yönetimde aileden birer kişi ve bir profesyonel vardı. Geçen yıl profesyonellerin sayısını artırdık çünkü o zamanlar 1-2 milyar mark olan ciro şimdi 5 milyar marka ulaştı. Ancak yönetimin tamamen profesyonellere bırakılması sözkonusu değil.</p>
<p>Peki, yönetimde profesyonellerin rolü ne?<br />
Aile bireyleri ve profesyoneller eşit söz sahibi. Hepimiz takım halinde, kendi uzmanlık alanlarımızda çalışıyoruz. Şirketi de beraber eşit söz sahibi olarak yönetiyoruz. </p>
<p>100 yıldır ayakta kalmanızın sırrı nedir?<br />
100 yıldır ayakta kalmamızın bir ilacı, sırrı yok. Miele ilk kurulduğu yıllarda kesin bir çizgi belirlemişti. Babam Miele, ilk yaptığı çamaşır makinesinin üzerine &#8216;daima daha iyi&#8217; diye yazmıştı. Bu cümle yönetim stratejimiz haline geldi. </p>
<p>Aynı zamanda iki ailenin 100 yıllık uyumu söz konusu. Peki, hiç sorun yaşamadınız mı?<br />
Doğal olarak aramızda sorunlar oldu ancak sonunda mutlaka bir karara vardık. Sonuçlanmama durumu için çok eskilerde düşünülmüş olan bir sistemimiz var. O da aile danışma kurulu. Danışma kurulu yönetimde bulunan iki aile bireyinin dışında, her iki aileden üçer kişiden oluşan 6 kişilik bir kurul. Eğer kendi aramızda bir karara varamazsak, danışma kuruluna götürülüyor. Ancak 100 yıldır danışma kurulu hiç devreye sokulmadı. </p>
<p>Yönetimi dördüncü jenerasyona ne zaman bırakacaksınız?<br />
Şu an 70 yaşındayım ve 5 yıl sonra pasif hayata geçmeyi planlıyorum. Dördüncü kuşaktan yönetime kimlerin geçeceği belirlendi hazırlanıyorlar. </p>
<p>Emekli olduktan sonra ne yapacaksınız?<br />
Aktif görevden çekildiğimizde aile danışma kurulu sayısını 8 kişiye çıkaracağız. Ancak kararda söz hakkımız olmayacak. Çünkü objektif karar veremeyiz. 30-35 yıl yönetimde yer aldık karar renklerini değiştirebiliriz. Bu nedenle oy hakkımız yok, yalnızca toplantılarda bulunacağız. </p>
<p>Türkiye&#8217;de yatırım kararı almanızın nedenleri neler?<br />
- Miele Türkiye&#8217;de distribütörler kanalıyla 10-12 yıldır var. Uzun zamandır düşünüyorduk ancak bir türlü Türkiye&#8217;ye sıra gelmedi. Daha çok AB ülkelerinde ağırlık verdik. Türkiye son on yıldır dikkat çekici gelişmeler kaydetti. AB&#8217;ye uymaya, normları oturtmaya çalışması, gelir düzeyinin yükselmeye, ekonominin tırmanmaya başlaması Miele gibi kaliteli ancak pahalı ürünler üreten bir şirket için ideal zamanın gelmiş olduğunu işaret etti. 1999&#8242;da verilen karar doğrultusunda şirketi kurduk.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/aile-sirketlerinin-tanimi.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkiye Ekonumisinin Tarisel Gelişimi</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/turkiye-ekonumisinin-tarisel-gelisimi.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/turkiye-ekonumisinin-tarisel-gelisimi.html/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Mar 2009 19:18:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/genelbil/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Muhasebe]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=4240</guid>
		<description><![CDATA[SAVAŞ SONRASI GELİŞMELER 1946-60 ARASI GELİŞMELER:1946 sonrası dünya ekonomisinde siyasi ve askeri yapının şekillenmeye başladığı dönemdir. a)1929 sonrası merkez sanayi ülkelerinin yeniden yapılanması sermaye birikim modelini tekelci düzenlemeler çerçevesinde yapılandırmıştır. b)İktisat polt. açısından merkez ve çevre ülkeler arasında işbölümünün yeniden yapılandırılması söz konusu. Keynezyen polt. çevre ülk. dayattığı şey kendi içindeki sanayileşme sürecinin önünü kesmek. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>          SAVAŞ SONRASI GELİŞMELER                                                                             1946-60 ARASI GELİŞMELER:1946 sonrası dünya ekonomisinde siyasi ve askeri yapının şekillenmeye başladığı dönemdir.                                                                                                                  a)1929 sonrası merkez sanayi ülkelerinin yeniden yapılanması sermaye birikim modelini tekelci düzenlemeler çerçevesinde yapılandırmıştır.                                                                             b)İktisat polt. açısından merkez ve çevre ülkeler arasında işbölümünün yeniden yapılandırılması söz konusu.                                                                                              Keynezyen polt. çevre ülk. dayattığı şey kendi içindeki sanayileşme sürecinin önünü kesmek. Sanayileşme süreci üretken sermaye açısından tamamlanmak üzereydi.İşte bu durumda gelişmekte olan ülkelerin merkez ülk. denetiminden çıkma durumu var.Ancak gelişmiş sanayi ülkeleri çevre ülkelere dayatmacı polt. uygulayarak döviz bağımlılığı,tekn. bağımlılığı yaratmayı <span id="more-4240"></span>amaçlamışlardır.Sonuçta 1923-80 arasına bakınca 70 ve 58 yıllarında döviz kıtlığı var. Bu döviz kıtlığının nedeni ihracat ve ithalata bağlı değildir.1946 polt. sonucudur.                                                                                                                                                          1930-32 sonrası ith. İkameci polt. TR ekonomisinin gelişmesi anlamında çok önemli bir yeri vardır.Gelişmiş ülk. ithal ikameci polt. destekler.1946 sonrası gelişmekte olan ülkeleri kendi denetimleri altında destekliyorlar. 1946 sonrası TR  ekonomisinin bir rasyonalitesi yoktur. 1946-53 arası TR ekonomisi açısından 1930 öncesine dönüş s.konusudur.Ve tarıma dayalı bir polt. uygulamaya çalışılıyor.Tarımsal ürünleri ihraç eden ve mamül malları ithal eden bir dış tic. yapısı s. Konusu.1950’nin ikinci yarısından itibaren dünya ekonomisinde A.B.D.’nin kendi üretken sermayesinin beslenmesi ve genişlemesi görülüyor.Bu doğrultuda,gelişmekte olan ülkelere bu yönde iktisat polt. empoze ediliyor.Devletçilikte kullanılan araçlarla bir plan hazırlanıyor.İktisat dışı gerekçelerden biride savaş sonrası A.B.D.’nin Marshall yardımı projesine dahil olabilmek,ABD açısından ek. Temeli var fakat TR açısından yoktur.ABD devletçilik polt .sürecinin tamamlanmasını istemiyor. Ve kendi planını hazırlıyor.Bu dayatılan polt. tarım , dış ticarete ve altyapı yatırımlarına önem veren bir politikadır.Aslında böyle bir plana ihtiyaç yoktur.Çünkü 1946 öncesi 38 yılı hariç dış ticaret fazlası var.1946 yılında devalüasyon yapılarak ABD’nin yardımından yararlanmak isteniyor.Ancak altın ve döviz rezervleri yeterli. 1946 sonrasında ABD’nin kapitalist sistemi işletebilmesi için bir kurumsal yapıya ihtiyacı var. Bu yapı iki ayaklı;a)Askeri boyut, b)Siyasal boyut, Bu yapıya TRT’de dahil olmak istiyor.                                                                                                                               Askeri Boyut:Savaştan sonra Avrupa sanayisinin yeniden kurulması,Avrupa’da sermaye birikiminin gerçekleşmesi, askeri ve siyasal yapıyı bir kurumsal çerçeve içine oturtturulması,                                                                                                                                    Siyasi Boyut:32-38 arasında TR üzerinde ABD’yi rahatsız eden bir unsur var.Bu dönemde ithalat gereksinimi var.Çevre ülkelere belli mallar ihraç edilir ve elde edilen dövizle ithalat yapılır.İthalat gereği ile bir iktisat polt. uygulanmasına ABD izin  vermemiştir.Büyük toprak sahipleri,tüccarlar ve özel sektör için,1927’de  maddeleri genişletilen sanayi yasası 1942 yılına kadar uygulanmıştır.                                                                                                                              Ancak özel. sektörden sanayileşme hamleleri gözlenememiştir.Sanayileşme göz ardı edilince bu programa uyum sağlıyoruz.Ve tarımsal ürün talebi artıyor.Kamu kesimi sanayileşmeye yön veriyor.                                                                                                                                 EKONOMİK MODELİN FARKLILIĞI :1946 yılında dış açıklar kronikleşmeye başladı.Model farklıydı.Gelen sermayenin yayıldığı alana bakınca %45’e yakın yapıya stratejik alanlar (kauçuk,plastik,gıda,kimya)yapılanması var.Temelde modelin farklılığı ,dış açıklar ortaya çıkmasına rağmen dış açıklar ortaya çıkmıyor.Döviz bağımlılığı süreci var.46 yılında ithalat bağımlılığı ortaya çıkmıştır.46’dan sonra dış ticaret açıkları kronikleşmeye başlamıştır.Ama TR döviz kıtlığı çekmemiştir.Gelişmekte olan ülkelerin merkeze bağımlılıklarını gerçekleştirmek için bunu yardımlar yoluyla yapmışlardır.                                                                                                                              TARIM VE SANAYİ POLİTİKALARI:                                                       TARIM POLİTİKALARI:DP’nin 1945’te kurulması,sonra kaybettirilen bir seçim.1950’ye kadar geçen süreç.CHP iktidarda fakat CHP politikaları uygulanmıyor.DP  güçlenmeye başlıyor.Sosyal gelişmeler s.konusudur.1950’de CHP iktidarı kaybetti.Bunu 2 önemli etkeni var:                                                                                                                                 1)Devletçilik polt. yarattığı rahatsızlık sonucu,reel gelirde azalma s.konusu.                             2)Varlık vergisi ve milli koruma kanununun çıkarılması.TR tarım ülkesidir .1939-46 arası tarım önemlidir.Geleneksel ihracata (tarım)talep sürmüştür.TR’ nin sınıfsal yapısı belirli olması hükümetlerin tarıma ilişkin popülist polt. uygulamasına yol açmıştır.Bu popülist uygulamaların;                                                                                                          1.unsuru:Tarımsal alanların pazara açılması.Kapitalistleşme sürecinin ilk adımı ,meta üretimidir.											             2.unsuru:Tarıma verilecek kredilerin arttırılması.                                                                3.unsuru:Tarımda  makineleşmeyi gerçekleştirme.<br />
Bunların hepsini CHP her fırsatta (siyasi-ekonomik temelli)sonuna kadar kullandı.DP’de aynı doğrultuda kullandı.Toprak azami ölçüde kullanılıyor.Karabasan dışında araç kullanımı olmaması tarımsal üretimi arttırdığı için diğer girdilerin bulunmaması bu popülist politikalara zemin hazırlamıştır.1950’deki Kore savaşı nedeniyle tarımsal ürün talebi arttı.Bu ekonomiyi hareketlendiren bir etmen olmuştur.Artı ürün yaratıldı.Ama 1953’den sonra durumun tersine dönmesine rağmen popülist politikalar uygulanmaya devam edilmiş ve enflasyonist baskılara neden olmuştur.Enflasyon oranının %17-18’e çıktığı görülür.<br />
 SANAYİ POLİTİKASI:1947-53’deki yatırımlara bakıldığında,devletçi dönemdeki projelerden farklı olduğu görülür.Ağırlıklı olarak görülen tüketim mallarına yönelik yatırımlardır.1946-53’de %55-60’dan %73’e çıkmıştır.<br />
            Vaner planının hazırlanması s.konusu.O da 1946’da ki ivedili plan gibi aynı içeriğe sahip.Devletçilik polt.nın sürdürülmesine yöneliktir.Ama reddedilmiştir.<br />
            46 sonrası;madencilik,tarım ve ulaştırma sektörlerinde gelişmeler olmuştur.Toplam yatırımların %85’i tarımdadır.Madencilik ve ulaştırma,yabancı sermayenin gelmesi için modernize edilmesi gereken sektörlerdir.Hem yabancı sermayenin gelmesi hem de tüketim mallarının üretimin gerçekleşmesi için bu 2 sektör çok önemlidir.%10 oranında imalat sekt. ilişkin bir yatırım s.konusu.%10’luk kısmın %5’i tarımsal ürünlerin işlenmesine yönelik yatırımların yapılmasında kullanılıyor.<br />
1954-60 DÖNEMİ:Bu dönemde ekonomi TR açısından kötüye gidiyor.Kore savaşı sonrası talep azalması yaşanıyor.Tarım ürünlerinin fiyatları düşüyor(savaş zamanı fiyatlar yükselmişti.) 54 yılı tüm dünyada ek. durgunluğun başladığı yıldır.         			    					 1)Savaşın bitmesi üzerine eko.de yaşanan olumsuzluk,<br />
2)Dünyadaki olumsuz gelişmeler.<br />
            Yukarıdaki iki madde dış etmenler olmuş.İçeride ise iki unsur ortaya çıkmıştır.Bunlar iklim koşullarının olumsuz etkisi ve tarımdaki üretime ilişkin problem olan ilave tarımsal alanların açılamaması.Tarımda kullanılan araç-gereç&#8217;in verimlilik artışı için değiştirilememesi. 1954 yılı dış açıkların kronikleşmesi ,Osm. Borçlarının kapandığı ve DP’nin liberal polt. uyguladığı dönemdir.İthalat serbestleşmeye,rezervler azalmaya başlamıştır.Dış yardımlar ise devam etmekte.Döviz kazandırıcı,yaratıcı işlemler yapılmadı.<br />
             1954 SONRASI YENİDEN GÜNDEME GELEN İTHAL İKAMECİLİĞİN DEVLETÇİ  DÖNEMDEN FARKLILIĞI<br />
             1946 sonrasındaki gelişmeler;TR dışındaki az gelişmiş ülkelerin ithal ikameci polt.uygulaması.TR’ deki 1954’ten itibaren ithal ikameci polt. uygulanmaya başlandı.1946 sonrası TR eko.de önemli dönüşüm vardı.ABD  hegomonik güç. 20 yıl TR ekonomisini şekillendiren 24 ocak kararlarının alınmasına sebep olan bu 54 sonrası ithal ikameci politikalardır. 54 sonrası bakıldığında iç pazara yönelik tüketim malları üretimi hakim.Bu süreç  kapitalistleşme sürecinde geçilmesi gereken evrelerdir.İç pazara yönelik tüketim mallar üretimi empoze edilerek döviz bağımlılığı yaratılmıştır.Dövize,ara ve yatırım mallarına ihtiyaç vardır.Bunlar merkeze bağımlığı sağlamıştır.Tarımsal ürün artmış,gelir artmıştır. Tarım kökenli talep var,iç pazara yönelik üretim s.konusu.Sonuç;tarımdaki artı değerin oluşması,istihdam edilenlerin talep yaratması,iç pazara yönelik tüketim malları üretimini desteklemiştir.Bir maliyet unsuru olarak görülen işçi ücretleri görülmeyen maliyet unsuru olmuştur.Çünkü istihdam talep yaratmıştır.<br />
           Devletçilik ile ithal ikamecilik farkı;ithal ikameci polt. da devlet işletmeciliği de oluyor fakat denetim özel sektörde.TR’ de kamu yatırımları her zaman için özel.sekt. yatırımlarını destekleyici niteliktedir.Diğer özellikler ise;                                                                  1)Yabancı sermaye ciddi anlamda teşvik edildi.Yabancı sermaye teşvik yasası çıkarıldı.<br />
2)Petrol yasası çıkarıldı.<br />
3)Türk sınai kalkınma bankası kuruldu.<br />
           Bu üç özellik sanayi süreci içinde,üretken sermayenin ön plana çıkarılmasına ve sanayileşme sürecinde daha önemli adımlar atılmasına sebep olmuştur.Bunlar;a) yüksek karların özel sektörde yaratılması.b)özel.sektörün üstlenebileceği nitelikte ve büyüklükte yatırımın yapılması. 60 arası problem tarımdı.Devl. uygulaması ön planda değildi.Bu dönemde rant ekonomisinin oluşmaya başladığı görülür.Devlet-özel sekt. işbirliği gelişmeye başlıyor.Rant  ekonomisinin yaratılmasında üç yol izleniyor. Bunlar;                                                                                                                                           a)Devl. işletmeleri yoluyla rant yaratılması,                                                                          		      b)Ucuz kredi verilmesi,                                                                                                            c)Gümrük vergileri ile.70’lerde GSMH’ nin %22’sine karşılık gelmiştir rant.<br />
a)50’den itibaren devl. ucuz kredi sağlayıp rant oluşumuna katkıda bulunuyor.Ama özel. sekt. bu oluşan rantlarla ara ve yatırım malları üretmekten uzak duruyor.Çünkü kar oranı düşük ,bunları devl. üretiyor.<br />
b)Ucuz kredi polt ile partileri iktidara taşıyan kesimlere rant yaratılmıştır.Bu dönemde tarım sekt. verilmiştir.<br />
c)Kotalar,46 sonrasında dış açıkların kronikleşmesi ve TR’ nin dış kaynaklara bağımlı hale gelmesine yol açmıştır.ABD özel. sekt. önem vererek sanayi burjuvazisini destekleme amacını gütmüştür.<br />
56-58’de ABD’nin desteğini çekmesi ile bir döviz problemi yaşanır.Devl. kendi eliyle özel. sekt. döviz ihtiyacını karşılamaya başlamıştır.<br />
                         48-60 ARASI GELİŞMELER<br />
1)50-53 arası DP’nin iktidara gelmesi ile liberal ika. polt. uygulandı.54-60 arası liberal polt. vazgeçildi.<br />
2)50-53 döneminde genişleme var.Kore savaşı bitince ek.durgunluğa giriyor.<br />
3)Liberal polt. vazgeçilmesi,popülist polt. uygulanması ile ek.de sert dalgalanmalar yaşanıyor.<br />
4)İthalat kısıtlamalarına gidiliyor.Bu durum liberal polt. vazgeçildiğini gösterir.<br />
5)Dış kaynakların duraksaması.<br />
         46’dan itibaren ülke giderek aratan bir ek. Bağımlılık sürecine giriyor.Geleneksel ithalat ve kambiyo polt. ile sorun giderilmeye çalışılıyor.İthalat ve kambiyo polt.da kontrollü dış tic. rejimine geçiliyor.İkincisi ise ithal ikameci polt. ağırlık veriliyor.Bu polt. dayanıksız tüketim malı. Üretimine yönelik.<br />
          46-53 ve 54-60 dönemleri arasında dış ticarette bir değişme yok.53-54 arası savaş nedeniyle dış tic. geriliyor. Dış ticarette gerilemeye paralel olarak ,MG’ de bir azalma yok. Sebebi ise;ülke içindeki kaynakların kullanılması ile ve ithal ikameci polt.larla MG’ deki düşme dış ticaretteki gerilemeye paralel hale getirilmemiştir.<br />
          DP’nin iktidara geliş hedefi özel. sektörü ön plana çıkarmaktı.Bir süre sonra bu polt. vazgeçildi.Temel gerekçe özel sektörde sermaye birikiminin henüz tamamlanmamış olduğunun görülmesidir.Özetle liberal polt. ile liberal rejimin yürütülmeyeceğini anlaşılmış ve kontrollü bir polt. uygulanmıştır.İyi tanımlanmış bir dış tic. polt. yok.DP’de fiyat ve piyasa kontrolleri var.53’ten sonra iç ve dış dinamiklerin olumsuz etkilerinin yaşandığı ,dış açıkların kronikleştiği dönemdir.IMF anlaşması ile 58’den itibaren dış kaynak ihtiyacı karşılanmıştır.<br />
           Gelir dağılımına ilişkin;sanayi,tarım ilişkileri sonucu net bir sonuç yoktur.Sadece işçi ve memur  maaşlarında ,53’ten sonra düzelme yaşanmıştır.<br />
                63-77 İçe Dönük Dışa Bağımlı Genişleme Dönemi<br />
1960 Darbesi:58 tedbirleri ve 60 darbesi ekonomi için belirsizlik oluşturmuş.Özel sekt. olumsuz etkilemiş.MG’ de en düşük seviyelerin yaşandığı dönem.60’a kadar yabancı sermaye girişi yaşanıyor.Darbeyle sermayenin aynen geri gittiği görülüyor.Sanayi burjuvazisi ortaya çıkmaya başlıyor.Ekonomi bir darboğaza giriyor.Sanayi burjuvazisi çıkş yolu öneriyor.DP bunu dikkate almıyor.Sonuçta 60 darbesi oluyor.Darbe siyasi değil ekonomik temellidir.<br />
       Darbeyle sanayi burjuvazisinin çıkarları örtüşmüştür.Darbenin sanayi burjuvazisinin istediği şekilde gerçekleşmesinin yansımaları;1)Yabancı sere. kaçışı var.2)Tüketim malları sanayisinin kurulmasına olanak sağlanıyor.60 sonrası sanayi burjuvazisinin (üretken sermaye) istediği hamlelerden biri.3)50-60 sanayi ve bankacılıkta gelişmelerin ,60’ta darbe sonrası hızlandığı görülüyor.Birbirini bütünleyen iki süreç, yabancı sermaye girişinde hızlanma ve dayanıklı tük. mallarında artış.<br />
          60 darbesi sonrası yabancı sermaye girişi bir yılda 2,5 kat artmıştır.60-69 arası %50 oranında olmuştur.60 darbesinden sonra  gelişmeler yabancı sermaye girişini hızlandıracak yöndedir.Yabancı sermayeye; vergi muafiyeti,kar transferi imkanı,ülke içinde elde edilen karlar yine yab. sere. gibi değerlendirilip,vergi muafiyeti sağlanmıştır.<br />
          Bankacılıkta;iş bank.,yapı kredi,Osmanlı,vakıflar bankası gibi bankaların 60 sonrası kar-rezerv oranlarının ve faaliyetlerinin artması.<br />
          60 darbesi siyasal değil ekonomik temellidir. Toplumdaki sınıflar arası çatışma, yaratılan artığın dağılımına ilişkin.Dağılımın temel yolu ise kredilerden geçer.60’a gelinceye kadar (23-46 tarım burjuvazisi hakimiyeti) kredi tarım sektörüne aktarılmıştır.60 darbesinden sonra artı ürünün-değerin aktarımını sağlayan krediler sanayi ye yöneldi.1960’da %25-26 olan tarımsal kredi darbe sonrası %12’ye geriliyor.Tarım sekt. kar oranları azalmaya, bankacılık ve sanayi sekt. kar oranlarının artmaya başlamıştır.<br />
SANAYİLEŞMEDE YENİ DÖNEM:1960’a gelinceye kadar(devletçilik döneminde), sanayileşme başladı.Milli koruma kanununun çıkması ile birlikte sanayiinin ortaya çıkardığı atıl hale gelen yapılanmalar vardır.Tarımın ek.de payının azalmaya başlaması söz konusu. Yabancı sere. ekonomiyi sürükleyecek kadar etkin değil.60 sonrasında;a)Yabancı sermaye girişi.b)İşçi dövizlerinin girişi.Ekonomiyi bu iki unsur sürüklemektedir.                                   60 Sonrasındaki Sanayileşmenin niteliği:Montaj sanayidir.Yabancı sermayenin imalat sanayiine yönelmesi.1950’den itibaren başlayan dışa bağımlılığın bir devamı,ileri adımıdır. Montaj sanayi bir fabrikada üretilen parçaların diğer fabrikada nihai ürün haline getirilmesidir.Kapitalizm süreci içinde olması gereken aşamalardan biridir.Problem:30’dan itibaren başlayarak,46’da ara verilen ithal ikameci polt. 60’da bunu destekler niteliktedir. İthal ikameci polt. tekrar gündeme geliyor.Bu da montaj sanayi içinde kendini gösteriyor.Bu durum emperyalizmle olan bağların artmasına sebep oluyor.Çünkü montaj sanayisini geliştirme imkanı yok.2. dünya savaşından sonra başlayan bir süreçtir.Pazarların oluşumu anlamında yabancı sermaye akışı var.59-60 tüketim malları üretim süreci tamamlanmış. Montaj sanayi biçiminde ithal ikameci polt. devam ettirilmesine izin veriliyor.İthal girdi bağımlılığı giderek artıyor.60 sonrası sanayileşmenin temeli ,montaj sanayi ve yabancı sermaye üzerinde temellenen süreçtir.Sanayi bağımlılığı ile birlikte ithal girdi bağımlılığı da artıyor.Etkileri 70’lerin 2. yarısından itibaren görülmektedir.Döviz darboğazına giriliyor. İthalat azalması var.Üretimdeki kayıp talep daralması şeklinde açıklanıyor.Fakat tam tersine, ithal bağımlılığı montaj sanayi yoluyla döviz bağımlılığı sürecinin ilerlemesidir.                                                                                                    Montaj sanayiinin gelişimi:Kimya ve lastik sanayisinde ağırlıklı olarak yabancı sermaye                                              var.Kimya san. ithal girdi bağımlılığı %43,lastik san. ise %66’dır.Makine donanımında ithalat              giderek daralıyor.60’dan sonra 72’ye kadar gerileme var.                                       Sanayileşmede Tekelleşme süreci:60 darbesi ile birlikte toplumsal ve siyasal yaşamda, 50’lerde filizlenmeye başlayan sanayi burjuvazisi hakimiyeti görülüyor(sanayide tekelleşme süreci).Bu durumu yaratan unsurlar;<br />
1)Yabancı sermayenin girişi (sürükleyici) ve montaj sanayisinde kendisini göstermesi.<br />
2)Montaj sanayisinin gelişmeye başlaması.<br />
3)İç pazarda talep artışı ve sanayi üretimi.<br />
4)Sanayi üretiminde kar oranlarının giderek yükselmesi.<br />
             50-60 arasında küçük işletmeler mevcut,60 sonrası ise bu küçük işletmeler;a)kendi kendini yok etme savaşı,b)yabancı sere. ile mücadele ediyorlar.<br />
             Kapitalizmin son aşaması emperyalizm,gözlenen unsur;üretimin yoğunlaşması, ,üretimin toplumsallaşması şeklinde kendini gösteriyor.Üretimin toplumsallaşmasıyla kastedilen;<br />
a)Üretim araçlarının mülkiyetinin devlete geçmesi.<br />
b)Üretim araçlarının  grup mülkiyetine dönüşmesi.<br />
c)Üretim araçlarının toplumun tümüne ait olması.<br />
 Yukarıda kastedilen 2.’dir.<br />
             60 sonrasında tekelci yapılar ekonomiyi harekete geçirmişler ve ekonomide egemen hale gelmişlerdir.Ağırlıklı olarak kimya ve dayanıklı tüketim malları sanayisinde görülüyor. (%77-78 oranında.)<br />
             60 darbesi sanayi burjuvazisinin ileriki yıllarda iktidarı ele geçireceğinin işaretidir.<br />
65-71 arası tarım burjuvazisinin eski durumuna dönmek için hamleleri var.71’de darbe oluyor. 71 darbesine 60 darbesi yol açmıştır.71’de tarım burjuvazisi kendi gücünü gösterme girişiminde bulunmuştur.<br />
TEMEL SONUÇ:Tekelci eğilimlerin giderek güçlenmesidir.Buda siyasal yaşama yansıdı.12 mart 1971 ‘deki darbeye kadar geçen süreçte,sanayi burjuvazisinin artıktan aldığı payın azalması sonucu darbeler peş peşe geldi.60’ların sonuna kadar kapitalizm TR’ de krize girdi.<br />
Özellikle 60 sonuna doğru krize neden olan gelişmelerde imalat sanayi ve dayanıklı tüketim malları sanayisinde yaşanan  sorunlar krizin temelini oluşturur.53-60 dönemi tüketim kalıplarının değişmesine zemin hazırlamış.TR’ de dayanıklı tüketim malı üretilmeye başlanması,tüketim patlamasına neden oldu.60 sonrası mal talebi ve üretim arttı.Sistemin krize girmesine neden olan plansız üretimdir.Bir yandan stok artışı diğer yandan kapasite oranlarının düşmesi kapitalist sanayici için TR’ de kriz anlamına gelir.70’deki devalüasyon ile çözülmeye çalışılıyor.70’deki krizin nedeni; kapitalizmin temelsiz üretimi,dayanıklı tüketim mallarına alışmış toplum,plansız üretim,stok birikimi,kapasite kullanım oranlarının düşmesidir. Devalüasyon yoluyla reel ücretler düşürüldü.60 anayasası ile işçi hakları tanındığından işçi hareketlerinde artış oldu.<br />
1977 ve sonrası:77 sonrası kriz ek.de varlığını hissettiriyor.Bu durum 50’lerden başlayan gelişmelerin sonucu içe yönelik polt.lar,müdahaleci ve popülist polt. en belirleyicisi ise dışa bağımlı ekonomik gelişme çizgisinin belirlenmiş olması.<br />
             69-70 yıllarında dünya ekonomisinde gerileme var.Kapitalizmin 2. büyük çöküşü. Gerilemenin temel nedeni ABD’dir.Çünkü;2 unsur bir arada gerçekleşiyor.46 sonrası dünya kapitalizmi yeniden bir gelişme evresine girdi.Bu gelişme 70’de sona erdi.Meta üretiminde plansızlık ve kar oranlarının azalması,diğer yandan 46 sonrası bretton woods sisteminin işlemeye başlaması $’ın rezerv para haline gelmesi.Sonrasında ABD $’ın karşılığını veremedi. ABD rezerv para konumu sürdürebilmek için petrol fiyatlarını çok iyi kullandı. Üretimin ABD’de kısılması sonucu petrol ihraç eden ülkeler petrol fiyatlarını arttırdı.Kriz hemen yayılmadı.69-70’lerde başlayıp,71’de kendini gösteren kriz gelişmekte olan ülkeleri etkilemiş. TR ise 74 krizine girmiyor.Petrol fiyatlarının artması ve Kıbrıs savaşına rağmen TR krize girmiyor.Krizin ertelenmesinin nedenleri;<br />
1-Kısa dönemli dışarıdan borçlanmaya devam edildi.<br />
2-Kısa vadeli olan ve bankacılık sisteminde yüksek faizlerin ödendiği işçi dövizleri.<br />
             72-77 arasında cereyan edenler;a)dünya ek.de kriz.b)Trenin uyguladığı polt. ekonomiyi hızla bozmaya başladı.İhracat azalmaya,ithalat artmaya başladı.Açıklar ekonomiyi tehdit eder hale geldi.Hükümet kısa ömürlü olsa da IMF polt. başvurdu.Ama IMF polt. faturası büyük oldu.Bu fatura geniş halk kitlelerine yüklendi.IMF polt. 77’den uygulanmaya başlandı.Problemin çözümü için fiyat kontrollerine gidildi ama tüketim mallarında karaborsa oluştu.Fiyatların artışı 77’den itibaren ivme kazanmıştır.Karaborsa,fiyat denetimleri ile milliyetçi hükümetler kurulması ve Demirel’in iktidar gelmesi 77 öncesinde görünmeyen bir süreç başlıyor.Döviz fiyatındaki değişmeler ve devalüasyon diğer dönemlerden farklı olmuştur.Mallara ilişkin fiyat artışları,diğer fiyat değişmeleri üzerine ücretler düşüyor.Faiz oranlarının arttırılması isteniyor.<br />
              77-79’da ekonomi giderek daralıyor.MG’ de gerileme var.MG içinde sanayi burjuvazisinin payı azalıyor.Bu süreçten sadece ticaret burjuvazisi yararlanmıştır.İşçi eylemleri nedeniyle,reel ücretleri düşürücü politikalar izlenmeye başlansa da fiyat artışlarına paralel ya da fiyat artışlarının üstünde toplu iş sözleşmeleri  ile işçi sınıfının da reel gelirinde azalma yaşanmamıştır.60’a gelinceye kadar tarım-sanayi arasında yaşanan çelişki yerini emek-sermaye çelişkisine bırakmıştır.<br />
                  80 SONRASI VE 24 OCAK KARARLARI<br />
            74 sonrası sanayi burjuvazisi krize giriyor.İşçi sınıfı,eylemlerle reel ücretleri korumaya çalışsa da onun dışında kalan emekçiler(memur)oldukça yıpranmış durumdaydı. Krizden oldukça zarar gördüler.Sanayi burjuvazisi işçi sınıfına karşı cephe almaya başladı. Sendikaları denetlemeye başladılar.24 ocak kararlarının alınması ve Özal’ın görevlendirilmesiyle sonuçlanan bir süreç yaşanmıştır. Özal krizin sorumlusu olarak işçi sınıfını göstermiştir. Sonuç olarak;80 darbesi yaşanmıştır.80 yılının en belirgin sonucu,23’ten beri hiç yaşanmayan ,hızlı fiyat artışlarıdır.77-79 krizinin asıl nedeni kapasitenin ve işçi ücretlerinin düşmesidir. Ve krize girilmiştir.Artık TR temel mallar alamaz durma gelmiştir. Dış açıklar en yüksek seviyeye çıkmıştır.80 darbesinin olumlu yönü yoktur fakat 80’e gelinceye kadar fiyatlar ekonomiyi rahatsız eder boyuta geldiği zaman fatura belli bir kesime çıkarıldı.Maliyet enflasyonu denildi.Hedef ise ücretlerdir.Fakat sorunun bu olmadığı anlaşılmıştır.<br />
                  24 OCAK KARARLARINI AMAÇ VE ARAÇLARI<br />
AMAÇLARI:1)Fiyat istikrarının sağlanması.<br />
             2)Ödemeler dengesinin yeniden kurulması.<br />
                   3)Serbest piyasa ekonomisine işlerlik kazandırmak.<br />
                   4)Ekonomiyi dışa açarak geliştirmek.<br />
                   5)Kamu kesimi payının ekonomi içindeki payının daraltılması.<br />
ARAÇLARI:1)Sıkı para politikası.<br />
                   2)Pozitif faiz uygulaması.<br />
                   3)Döviz kurlarının gerçekçi olarak belirlenmesi.<br />
                   4)Kamusal mal ve hizmet fiyatlarının maliyetleri yansıyacak şekilde belirlenmesi.<br />
                   5)Yabancı sermayenin teşviki.<br />
                   6)Dış ticarette kamu kesiminin müdahaleci yaklaşımının ortadan kaldırılması.<br />
 ARAÇLAR:<br />
1)Sıkı Para Politikası:Para polt.nın monetarist düşünce mantığında uygulanabilmesi,olağan koşullarda mümkün değil.Toplumun geniş kesimine rahatsızlık veren polt.dır.Bunların uygulanması olağandışı rejimlerde olmuştur.5 yıl süreyle sendikal faaliyetler yasaklanmış.Bu politikalar 70-80 arasındaki fiyat hareketlerinin ücret artışlarıyla körüklenmesi ve sendikal faaliyetler ile reel ücret artışında baskı aracı olarak kullanılmak isteniyor.Problemin tespiti ve çözümünde kullanılacak ikt. Polt. eşanlı olarak uygulanamıyor.Popülist polt. uygulanıyor. Siyasilerin ve teknokratların engellemeleri nedeniyle polt. uzun süre uygulanamıyor.Genel olarak ,24 ocakta uygulanan araçlar,2-2,5 yılda uygulanma imkanı bulmuş,askeri rejime rağmen uzun soluklu olamamıştır.80’den sonra para arzı arttırılmış ve kredi muslukları açılmıştır.85’e kadar böyle bir yol izlenmiştir fakat işçi sendikalarına para verilmemiştir. Enflasyonun düşürülmesinde para polt. kullanıldı fakat 82’den sonra etkisini kaybetti. enflasyonun %107’den %25’e indiği söyleniyor fakat gerçekçi değil.Endekse toplumun tüketim kalıbında yer almayan kalemleri konulmuştur.82 sonrası sanayi sektörüne kredi musluklarının açılmasıyla birlikte fiyat hareketleri ivme kazanmıştır.24 ocak istikrar tedbirlerinde para arzının karşılıksız arttırılması temel unsurdur.<br />
2)Pozitif Faiz Oranları:İstikrara polt. temel mantığı talebi bastırmaya yönelik araçlar uygulanması,tasarruf teşviki,tüketimi düşürme,talebini azaltma yolunun kullanmaktır.<br />
          Faiz oranlarını kısa vadeli kullanmak etkin bir araç olabilir ancak uzun vadeli araç olarak kullanılması yanlıştır.Bu olumsuz etkisini sonraki yıllarda gösterdi. 60-80  TR’ de faiz oranları negatiftir. 70’den sonra enflasyon ivme kazandığı için reel faiz oranları artmıştır.80’den itibaren istikrar polt. çerçevesinde faiz polt. izlenmeye başlandı.Pozitif faiz polt. ana hedef olarak belirlendi. Temmuz 1980’de F.O. birden %65’e fırlamış ve F.O. serbest bırakılmıştır.Bankerler bu dönemde ortaya çıkmaya başlamışlardır. Yüksek faizler nedeniyle tüketiciler tasarruf mevduatlarına yönelmişlerdir. Vadesiz mevd. Vadeli mevd. Dönüşmüştür.2 yıl sonra tasarruf çözülüyor ve tüketime kayıyor. Tasarrufların çözülmesi ile 80 sonrası tüketim artışı yaşanıyor.F.O. rejiminde değişiklikten , serbestlikten söz edildi.Ancak MB’sı F.O.’nı belirlemeye başladı.Vadeler değişmeye başladı.Kısa vadeli faiz çeşitleri görülmeye başlandı.<br />
         1980 Temmuz’undan itibaren uygulanan F.O. polt.,82’ye kadar tasarrufları arttırmış, tüketim azalmıştır.1982’den itibaren marjinal tasarruf eğilimi yükselmiştir.<br />
         Sonuç olarak F.O. polt. başarısızdır.Talebi bastırmakta ve tasarrufu teşvik etmekte yetersiz kalmıştır.<br />
3)Kamusal Mal ve Hizmet Fiyatlarının Maliyetlerini Yansıtacak Şekilde Belirlenmesi:<br />
         1980’e gelinceye kadar,32’de KİT’lerin kuruluşuna ilişkin mantık,özel sektöre girdi sağlamak, sermaye birikimini sağlamak içindir.80 sonrası,24 ocak kararları kamusal mal ve hizmetin fiyatını yansıtacak bir süreci ifade eder.32’den itibaren ucuz girdi elde etmeye alışmış,50’den itibaren de popülist polt. aracı olan fiyatlama polt.ına tepki verilmeye başlanmıştır.<br />
4)Döviz Kurlarının Gerçekçi Olarak Belirlenmesi:                   					81’den itibaren döviz kuru serbest ve günlük belirlenmeye başlandı.81’e gelinceye kadar bu sabit döviz kuru nedeniyle, TL aşırı değerlenmiştir.Döviz bağımlılığı çerçevesinde ithalat artışı var.Ekonomi dibe doğru gitmektedir.Bu durumu önlemek için böyle bir uygulama gerçekleştirilmiştir.Reel kurda düşme,ihracatta gelişme gözleniyor. Bu polt. 86 yılına kadar uygulanmıştır.Enflasyonist beklentiler nedeniyle ekonomide dolarizasyon sürecine girilen tarih 1986’dır.86’dan sonra TL tekrar aşırı değerlenmeye başladı.<br />
 5)Dış Ticarette  Kamu Kesiminin Müdahale Yaklaşımlarının Ortadan Kaldırılması:<br />
           İthalat rejiminde değişikliğe gidilmiş,83 yılında iç fiyatlarda artış görülmüş. İthalatta vergi oranları azaldı.Müdahaleyi azaltarak ve sanayi yi rekabete açarak,ithalatta liberalizasyona gidiliyor. Fon mekanizması yoluyla,fon ödeyip,mal ithalatı yapılmaya başlandı.<br />
            İhracatta ise KDV düşürülüyor.Ambalaj vergisinde önemli ölçüde döviz girişi sasğlanamamasına rağmen,belli kesimlere gelir aktarılmıştır.Hayali ihracat ortaya çıkmıştır. İhracatta vergi iadesi tarım sekt. görülmüştür.<br />
6)Yabancı Sermaye Teşviki:24 ocak kararlarının en önemli unsurudur.Bankacılık şist. aracılığıyla petrol kanunuyla teşviklerle yabancı sermayeyle ilgili sınırlandırmaların kaldırılmasıyla,ülkeye yabancı sermaye girişi sağlanmak isteniyor.<br />
        Kullanılan 6 araçla kısa dönemde başarı sağlanıyor.Alınan kararlar gecikmelidir.80 sonrası uygulanan polt. ile 94 krizinin temelleri atılmıştır.84 sonrası işçi ücretleri dondurulmasına rağmen enflasyon düşmedi.<br />
24 OCAK EKONOMİSİNİN DAYANDIĞI VARSAYIMLAR VE UYGULAMA SONUÇLARI:<br />
         24 ocak kararları ile sermaye kaynaklarının kullanımı özel girişime bırakılmıştır. Dolayısıyla başarı ölçütü sermaye kaynaklarının ne ölçüde üretime aktarıldığıdır.80’den sonra yatırımlar artmamıştır. Dolayısıyla ülkenin net sermaye stoku artmamıştır.Üstelik sermaye için yaratılan koşullara rağmen.Bunlar;												     a)Demokratik süreçler ve bunların işlerliğinin yok edilmesi.<br />
b)Vergi kolaylıkları,parasal destekler,kar oranlarının arttırılması.Belirtilen özel kesim yerli ve yabancı sere. Yoğunlaştığı ,büyük sanayi ve ticari kuruluşlardır.Kırsal kesimdeki küçük üreticiler dışlanmıştır.<br />
1)24 ocak kararlarının en önemli varsayım yanılgılarından birisi;sermaye yatırımı ile ilgilidir. Bu varsayıma  göre sadece özel.girişimciler üretken sermaye yatırımı yaparlar.Dolayısıyla bu varsayımın yanlışlığı üzerinde durulursa;<br />
a)Özel girişimin,fiyat değişkenine bağlı olarak davranacağı ve böylece etkin kaynak dağılımını sağlayacağı düşüncesi,<br />
b)Kamusal olmayan mülkiyet anlayışı,TR’ de kamu girişimciliğine düşman bir tavır sergilenmekte,etkin ve verimli çalışamaz tezi öne sürülmektedir.<br />
Özel sektörün kamu sektöründen yararlanma yolları:<br />
1-Ucuz hammadde ve ara madde sağlayarak,<br />
2-Sermaye ortaklığı kurarak,<br />
3-Nitelikli işgücü alarak,<br />
2)Diğer geçerli olmayan varsayım dış ekonomik ilişkilerin,ekonomik gelişmeyi sağlayacağı yolundadır.Bu yaklaşıma göre,ülke en az maliyetle üreteceği malın üretimine yönelmesidir. Burada iki önemli yanılgı vardır.Bunlar;döviz ve yabancı kaynak sıkıntısı olmasa ekonomi istikrarlı hale gelir inancıdır.<br />
        İhracata dayalı büyüme mantığı ile ülkenin yoksullaşması söz konusudur.Dış ticaret hadlerinin azalması bir göstergedir.İhracatın parasal destekle arttırılması yerli üretim için bir destek sağlamadı İhracatın artması ,80’e kadar kurulan sanayilerin kapasitelerinin kullanılmasıyladır.<br />
3)Hiçbir soruna çözüm getirilmemiştir.<br />
-Enflasyonun nedeninin anlaşılması,<br />
-TL’nin değer kaybetmesiyle,ihracatı arttırma ihtiyacı ile fiyatları sınırlı tutma çabası,                  	24 ocak kararları ekonomik ve toplumsal açıdan yıkımı beraberinde getirmiştir. Tedavüldeki para 12 kat artmıştır.Büyük toprak sahiplerine transfer yapılmıştır.24 ocak kararları,işsizliği sorun olarak ele almamakta ve çözüm getirmemektedir.Ülkedeki beyin göçünü harekete geçirmek yerine ,dış borç veren kaynakların işbirliği ile yabancı uzman çalıştırma yoluna gitmiştir.<br />
               TÜRKİYE’DE KAPİTALİZM KRİZİ<br />
 -Fabrika kapatmalar,<br />
 -İşten çıkarmalar,<br />
 -Üç haneli enflasyon,<br />
 -Yoksullaşma,<br />
         Toplumu barut fıçısı haline getirdi.Ocak 94’te kara Çarşamba olarak adlandırılan günde $’ın TL karşısında %20 değer kazanmasıyla kriz patlak verdi.<br />
               1994’TE YAŞANAN KRİZİN TEMELLERİ<br />
1-Sermaye Birikiminin Çevrimsel Krizi:Kapitalist ekonominin gelişimi canlılık ve duraklama evrelerinin birbirini izlemesiyle sürer.TR ekonomisinin gelişimi de en azından 2. dünya savaşından beri böyle gelişiyor.<br />
-Savaş sonrası kriz ve 1946 Devalüasyonu.<br />
-1956-60 krizi ve 58 devalüasyonu,istikrar paketi.<br />
-1970-71 duraklaması ve 1970 devalüasyonu.<br />
              KRİZİN ÜRETİMDEN KAYNAKLANDIĞININ KANITLARI<br />
a-Büyüme hızlarındaki dalgalanma.<br />
b-Yatırımların seyri.<br />
          Ekonomi 88-93 arasında salınmakla kalmamış,daha da önemlisi büyümenin temelinde sermaye birikimi olmamasıdır.Bu da büyümenin sermaye birikiminden değil de kapasite kullanım oranlarının artmasından kaynaklandığının göstergesidir.Diğer neden de tüketimin artmasıdır.<br />
2-Yeni Liberalizmin Krizi:Türkiye kapitalizmi ,sadece meta ve doğrudan yatırım hareketleriyle değil finans alanındaki gelişmelerden de etkilenmiştir.<br />
-İng. ve ABD’de ki 1990 resesyonu,<br />
-Avrupa ve Japonya’ya yansıması,<br />
-Türkiye’nin ihracatının yarısını emen Avrupa ve  az gelişmiş ülkelere uygulanan korumacılık eğilimi,<br />
-Türkiye ihracatının düşmesi,<br />
-Emperyalist ülkelerdeki kar oranlarının azalması,<br />
-Sermayenin karlı alanlar araması,<br />
-İMKB’ nin kurulması ve dış fon akışı,<br />
-F.O.’nın yüksekliği ve TL’nin aşırı değer yitirmesi,<br />
Sonuç;AŞIRI BORÇLANMIŞ BİR EKONOMİ<br />
                      SAVAŞ VE KRİZ<br />
    Aşırı üretim krizi sermaye birikiminin yavaşlaması,yatırımların azalması,tüketimin düşmesi yani talep yetersizliği.<br />
                                 5 NİSAN KARARLARI<br />
Programın 3 temel noktası:									                         1-Ücret,maaş ve tarımsal desteğin azaltılması,<br />
2-Kamu açıklarının daraltılması,<br />
3-Devletin mal ve hizmet üretimindeki rolünün daraltılması.<br />
A)Kamu gelir ve giderleri arasındaki fark 80’lerden itibaren giderek artmıştır.Devlet gelirlerini arttıracak ciddi önlemler alınmamıştır.Önlem denilince ;vergi iadesinin yetersizliğinin giderilmesi ile vergilerin etkin bir şekilde tahsil edilmesi ,vergilendirilmeyen kesimin kayıt altına alınması anlaşılmalıdır.Vergi gelirleri;akaryakıt,motorlu ve kara taşıtları gibi dolaylı vergi ve harçların arttırılmasıyla mali sektörden  sağlanmaya çalışılıyor.<br />
 Kamu gelirlerinin arttırılamamasına rağmen kamu giderleri de kontrol altına alınamamıştır. Böylece kaynak olarak MB’na başvurulmuştur.						                    			       -İç ve dış borçlanma,                                                                                                                             -Faiz artışı ,sıcak para,                                                                                                                             -Borç borçla ödenmeye çalışıldı.<br />
B)Dış ticaret açıkları hızla büyümüştür.Sıcak para nedeniyle döviz piyasasında görünürde bir sıkıntı olmadığı izlenimi verildi.Ancak;ödemeler bilançosu açıklarının hızla büyümesi ve uluslar arası kuruluşların kredi notunu düşürmesi ,döviz piyasasında spekülatif hareketlerin ortaya çıkmasına neden olmuştur.Döviz kuru yüksek talep nedeniyle hızla yükselmeye başlamıştır. Körfez savaşı sırasında ve sonrasında önemli dış ticaret kayıpları olmuştur.Bu kayıpların çok az bir bölümü tazmin edilebilmiştir.<br />
C)32 sayılı kanun hükmünde kararnameyle ülkede erken ve aşırı ölçüde mali ve döviz piyasası serbestliği ile uluslararası sermaye hareketliliği başıboş bırakılmıştır. Makro polt. hükümetin denetiminden çıkıp,makro değişkenler uluslararası mali piyasalar arasındaki fon akımlarınca belirleniyordu.<br />
               5 NİSAN KARARLARININ AMAÇLARI<br />
 İlk amaç yukarıda sayılan üç gelişmeye son verilmek istenmesidir.<br />
1)Böylece ilk önce aşırı değerlenmiş dolar 3 ay içinde 15000TL’den 32000TL’ye yükseltildi.Ayrıca,mevduat faiz oranları da  yükseltildi.Dolayısıyla,likit fonlar bankalara ve borsaya çekilebilecekti.<br />
2)Fiyat artışlarının durması.Böylece fiyat ayarlamalarına gidildi.<br />
3)Kamu gelir-gider dengesinin sağlamak ve borçlanma gereksinimini azaltmak,<br />
4)Ödemeler bilançosu açıklarının azaltılması,<br />
5)KİT’lerinin özelleştirilmesi,<br />
6)Sürdürülebilir ekonomi için yapısal değişmeler.<br />
Programın özellikleri ve stratejisi:Bu programla kısa sürede sonuca ulaşılmak istenmiştir. Bunun içinde uygulanacak dozlar da yüksek tutulmuştur.Çünkü ek. Dengeler çok bozulmuştur.<br />
 5 nisan kararları kısa vadeli denge için Ortodoks şok tedavisi ve uzun dönemli dengeler için hetorodoks politikaları içeren karma bir pakettir.<br />
a)Piyasalarda dengenin sağlanması için kamu kesimince üretilen mal ve hizmet fiyatlarına çok yüksek oranda zam yapılmıştır.<br />
b)Kamu harcamaları %30 civarında kısılmıştır.<br />
c)MB’nın parasal büyüklük üzerindeki etkisini  arttırmak için tedbirler alınmıştır.<br />
4)Kimi vergi düzenlemelerine gidilmiştir.<br />
       Tüm bunlarda amaç,talep baskısını azaltmaktır.Ancak likidite fazlası vergilerle çekilemediğinden,bu iş yüksek faizli bonolarla yapılmaya çalışılmıştır.5 nisan kararlarında kullanılan çapa ;ücret ,maaş ve döviz kuru olarak seçildi.İstikrar paketinin 5 nisan’a kadar uygulanmamasının iki nedeni vardır.Bunlar;a)Paketin getireceği yükü hangi sosyo-ekonomik grubun taşıyacağı konusundaki anlaşmazlık,b)Politikacı da,uygulanacak istikrar paketinin maliyetinin yüksek olabileceği ve uygulamanın başarısızlıkla sonuçlanabileceği endişesi.<br />
      PROGRAM ÇERÇEVESİNDE ALINAN TEDBİRLER VE UYGULAMALAR<br />
1)Piyasalarda dengeleri kurmaya ve itibarı sağlamaya yönelik tedbirler:<br />
!-KİT ürünlerine yapılan yüksek oranlı şok zamlarla daha yüksek fiyat düzeylerinde arz-talep dengesi kurulması amaçlandı ve kamusal mal/ hizm. 6 ay ila 1 yıl arasında zam yapılmayacağı söylenerek halkın enflasyon beklentisi kırılmaya çalışıldı.Maaş ve ücretler dondurularak talebin aşağıya çekilmesi amaçlandı.Ayrıca ,KİT gelirlerini arttırma ve harcamayı da kırmayı amaçlıyordu.<br />
!!-Döviz piyasasının serbest piyasa koşullarına terkedildiği söylendi.<br />
!!!-Faizdeki ve dövizdeki artış durdurulmak istenildi.3 aylık %50 faizli bonolar ihraç edildi. MB aracılığıyla döviz satılarak,döviz kurlarının istikrar kazanması sağlanmak istendi.<br />
!!!!-Mevduatın bankalardan kaçışını önlemek için önce 50,sonra 100, daha sonra da 150 milyon TL’na kadar ki mevduatlar,nihayetinde tüm mevduatlar sigorta kapsamına alındı.<br />
2)Kamu gelir-gider dengesini sağlamaya yönelik tedbirler:<br />
!-Savunma harcamaları hariç tüm harcamalar da kamu tasarrufuna gidildi.<br />
!!-Kamu gelirlerini arttırmaya yönelik tedbirler.<br />
       -KİT ürünlerine maliyetleri üzerinde zam yapıldı<br />
       -Ekonomik denge,net aktif ,ek gayrimenkul,ek motorlu taşıtlar gibi vergiler getirildi.<br />
       -Resim ve harçlar yükseltildi.<br />
       -Fonlardan bütçeye ayrılan paylar arttırıldı.<br />
       -Kamuya ait kimi lojman ve tesislerin satılması.<br />
Ancak özelleşmenin gecikmesiyle istenen başarıya ulaşılamadı.<br />
3)Ödemeler bilançosu açıklarına ait tedbirler:<br />
         Genelde 94 yılında ihracatın yükseltilmesi ve ithalatın düşürülmesiyle ödemeler bilançosu açığı 6 milyar dolara indirildi.<br />
4)Yapısal düzenlemeyi amaçlayan tedbirler:<br />
          TR’deki tüm ekonomik krizlerin temel nedeni yapısaldır.Kamu gelir-gider dengesi bozukluğu,konjonktürel olmayıp,yapısaldır.Devlet bütçesi borç ödeme bütçesi haline dönüşmüştür.Transfer harcamalarını daha çok devletin iç ve dış borç ödemeleri oluşturmaktadır.Gelirler,KİT ve sosyal güvenlik kurumlarının açıklarında kullanılmıştır.   </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/turkiye-ekonumisinin-tarisel-gelisimi.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yönlendirme Protokolleri</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/yonlendirme-protokolleri.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/yonlendirme-protokolleri.html/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Mar 2009 09:28:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/genelbil/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Bilgisayar]]></category>
		<category><![CDATA[Muhasebe]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=1295</guid>
		<description><![CDATA[Bir bilgisayar, IP adresinin hangi bölümünün ağı tanımladığını, hangi bölümünün ise bilgisayarı tanımladığını bilmek zorundadır. Bunun için Subnet Mask bilgisini kullanır. Subnet Mask&#8217;ı AĞ MASKESİ şeklinde çevirebiliriz. Subnet Mask&#8217;da bir IP adresidir; Dört bölümden oluşur ve ağ adresinin hangi bölüme kadar geldiğini göstermek için kullanılır. Örneğimizde Subnet Mask 255.255.255.0&#8242;dır. Yani örneğimizde ağ adresi IP adresinin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir bilgisayar, IP adresinin hangi bölümünün ağı tanımladığını, hangi bölümünün ise bilgisayarı tanımladığını bilmek zorundadır. Bunun için Subnet Mask bilgisini kullanır. Subnet Mask&#8217;ı AĞ MASKESİ şeklinde çevirebiliriz. Subnet Mask&#8217;da bir IP adresidir; Dört bölümden oluşur ve ağ adresinin hangi bölüme kadar geldiğini göstermek için kullanılır. Örneğimizde Subnet Mask 255.255.255.0&#8242;dır. Yani örneğimizde ağ adresi IP adresinin ilk üç hanesi ile tanımlanmaktadır. Bilgisayarlar kendi ağ tanımlayıcılarını bulmak için Subnet Mask&#8217;i kullanırlar. Bu yüzden Subnet Mask’ın doğru bir şekilde girilmesi ağımızın çalışması açısından önemlidir. Yanlış girilen subnet mask değeri, bilgisayarın diğer bilgisayarlarla iletişimini engeller.<span id="more-1295"></span><br />
Yönlendirme protokolleri<br />
Yukarıda da açıklandığı gibi yönlendirme, bir bilgisayar ağı üzerinde yer alan bir bilgisayarın ayni ya da farklı bir ağ üzerinde yer alan başka bir bilgisayara nasıl ulaşacağına karar verirken kullanılan yöntemdir. Bu sayede herhangi iki farklı noktada yer alan kullanıcılar birbirleri ile bilgisayar kullanarak haberleşebilmektedir. Dolayısıyla yönlendirmeyi bir nevi yapıştırıcı gibi düşünebiliriz.<br />
İletişimin en önemli noktası olmasından dolayı yeni bilgisayar ağı kuruluşlarında en önemli sorunlardan birisi yanlış yapılan yönlendirme olmaktadır. Bu noktada yönlendirme ve yönlendirme protokolü arasındaki farkı açıklamak ileride oluşabilecek yanlış anlamaları önlemek acısından yararlı olacaktır. Bir bilgisayar ağına bağlı her sistem bilgiyi bir noktadan bir diğerine yönlendirebilir ama her sistem üzerinde yönlendirme protokolü çalışmaz. yönlendirme, bir yönlendirme tablosundaki bilgiye göre bilgi paketlerinin geçirilmesidir. yönlendirme protokolü ise bu tabloların oluşturulmasında bilgi değişimini sağlayan programlardır. Basit bir bilgisayar ağında bir yönlendirme protokolü çalışmadan, sabit tablolar kullanarak iletişim sağlanabilir.<br />
Temel olarak 3 yönlendirme yöntemi vardır (Aşağıda verilecek olan komutlar UNIX işletim sistemlerinde bulunmakta olup diğer sistemlerde farklı komutlar kullanılabilir):<br />
- Minimum yönlendirme: Bir bilgisayar ağı başka bir bilgisayar ağına bağlı olmaksızın tek basına çalışıyorsa minimum yönlendirme ile ağ üzerindeki iletişimi sağlayabiliriz. (Bu yönlendirme genelde sadece ifconfig komutu ile yapılır)<br />
- Sabit yönlendirme: Kurulu bir bilgisayar ağının dış dünyaya bir ya da birkaç çıkısı varsa sabit yönlendirmeyi kullanabilir. (Bu yönlendirme genelde route komutu ile yapılır). Gerekli komut kullanılarak ağın dış dünyaya çıkan trafiği çıkış noktasına yönlendirilmiş olur.<br />
- Dinamik yönlendirme: ağın dış dünya ile olan iletişimi birden fazla noktadan yapılıyorsa, yönlendirme protokolü ile dinamik olarak bir yönlendirme tablosu tutulur ve yönlendirme protokolleri birbirleri ile gerekli bilgi alışverişini yaparak en uygun çıkısı kullanırlar. Böylece ağ yöneticisinin elle müdahalesi gerekmeksizin en uygun yolu bu protokoller bulurlar. Dolayısıyla bir çıkış noktasında meydana gelen bir sorunda tüm trafik otomatik olarak diğerine yönlendirilebilir. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/yonlendirme-protokolleri.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Finansal Analiz Ve Kapsamı Nedir</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/finansal-analiz-ve-kapsami-nedir.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/finansal-analiz-ve-kapsami-nedir.html/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Feb 2009 06:42:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/genelbil/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Muhasebe]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=775</guid>
		<description><![CDATA[Finansal analiz planlama açısından önemlidir. Sağlıklı bir planlama yapabilmesi için her şeyden önce işletmenin içinde bulunduğu durum iyi analiz edilmelidir. Planlardan tam yararlanabilmek için işletmenin gücünün, zamanında önlem alabilmesi için de zayıf yanlarının bilinmesi gereklidir. Finansal analiz, finansal tablolarda incelenmek istenen iki kalem arasındaki ilişkinin matematiksel olarak ifade edilmesi ve yorumlanması işlemidir. Analiz, işletmelerin yükümlülüklerini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Finansal analiz planlama açısından önemlidir. Sağlıklı bir planlama yapabilmesi için her şeyden önce işletmenin içinde bulunduğu durum iyi analiz edilmelidir. Planlardan tam yararlanabilmek için işletmenin gücünün,  zamanında önlem alabilmesi için de zayıf yanlarının bilinmesi gereklidir.<br />
Finansal analiz, finansal tablolarda incelenmek istenen iki kalem arasındaki ilişkinin matematiksel olarak ifade edilmesi ve yorumlanması işlemidir. Analiz, işletmelerin yükümlülüklerini yerine getirme, karlılık, likidite durumu, finansman yapısı ve varlıkların etkinliği hakkında ilgili kişilere fikir vermektedir.<span id="more-775"></span><br />
Finansal analizden genellikle işletme yöneticileri, kredi analistleri ve menkul kıymet analistleri yararlanmaktadır. Yöneticiler finansal analiz, kontrol ve işletme faaliyetlerinin düzenlenmesi amacıyla oranları kullanır.<br />
Kredi analistleri ( Banka Yöneticileri, Rating Kuruluşları) işletmenin borçlarını ödeme yeteneğini belirlemek amacıyla, menkul kıymet analistleri ise işletmenin etkinliği ve büyümesi, faiz ödeme yeteneği ve menkul kıymetlerin likiditeye kolay çevrilmesi ile ilgili oranları analiz etmektedirler.             (BÜKER, S.;1998)<br />
Finansal analiz ya da diğer bir tabirle Mali Tablolar Analizi, bir işletmenin mali durumunun, faaliyet sonuçlarının ve finansal yönden gelişmesinin yeterli olup olmadığını saptamak ve o işletme ile ilgili geleceğe yönelik tahminlerde bulunabilmek için, mali tablolarda yer alan kalemler arasındaki ilişkilerin ve bunların zaman içinde göstermiş oldukları eğilimlerin incelenmesinden oluşmaktadır.<br />
Finansal analizler iki farklı şekilde yapılabilir. Bunlardan ilki dikey analiz ya da zaman serisi analizidir. Dikey analizde aynı firmanın farklı dönemlere ait verileri analiz edilip karşılaştırılır ve gelişmelerin olumlu yönde olup olmadığı değerlendirilmeye çalışılır. Ancak bu arada, gözlenen değişimlerin firmaya özgü nedenlerden yanında, genel ekonomik şartlar ve endüstri koşullarından da etkilenebileceği unutulmamalıdır.<br />
Yatay kesit analizlerinde ise belirli bir anda birden fazla firmanın durumları birbirleri ile karşılaştırılır.  Amaç, belirli bir firmanın, dahil olduğu endüstri içindeki başarı derecesini, konumunu belirlemek, firmaları en başarılıdan başarısıza doğru sıralamak ya da bir endüstrideki en başarılı firmaların hangileri olduğunu belirlemek vb. olabilir. (19998’in en büyük ilk 100 firması gibi).<br />
Finansal analizleri amaçlarına göre de;<br />
Yönetim analizleri<br />
Menkul değerlere yatırım analizleri<br />
Kredi analizleri<br />
olarak üçe ayırmak mümkündür.<br />
Yönetim analizleri işletme yönetiminden sorumlu kişiler tarafından yapılır. Yöneticilerin finansal analizlerden beklentileri şunlar olabilir.<br />
Bir bütün olarak işletme faaliyetlerinin başarı derecesini ölçmek,<br />
İşletmenin ana ve ikincil hedeflerine ulaşıp ulaşmadığını saptamak,<br />
Hedeflere ulaşılamamışsa nedenlerini araştırmak,<br />
Geleceğe yönelik planlar hazırlamak.<br />
Yatırım analizleri, bir işletmenin mevcut veya potansiyel hissedarları ile işletmeye uzun vadeli kaynak sağlayan veya sağlamayı düşünenler tarafından yapılır. İşletmenin mevcut veya olası ortakları, işletmenin devamlılığı, karlılığı, gelecek dönemlere ait kazanma gücü, dağıtılacak kar payı tutarı, hisse senetlerinin değer artışı ve bunların izledikleri eğilimler ile ilgilidirler. İşletmeye uzun vadeli fon sağlayanlar ise işletmenin faiz ve anapara ödemelerini zamanında yapabilecek gücü olup olmadığını saptamak isterler. Her iki grup için de bilgi kaynağı finansal tablo analizleridir.<br />
Bir işletmeye kredi sağlayan finansman kurumları ile işletmeyle ticari ilişkide bulunan ve özellikle kredili mal satan diğer işletmelerin, alacaklı oldukları firmanın finansman durumu, kısa vadeli borçlarını ödeme gücü hakkında bilgi sahibi olmaları da finansal tablolar analizleri ile mümkün olabilmektedir.<br />
Finansal kurumlarla işletmeye kredili satış yapanların beklentileri farklıdır. Finansal kurumlar işletmeye verdikleri krediler karşılığında faiz geliri elde etmek isterken, kredili satış yapanlar kendi mallarının sürümünü artırmayı amaçlarlar. Ancak her ikisinin de söz konusu işletme için yapacakları analiz benzer nitelikli olacaktır. (BOLAK, M.; 1998)<br />
Finansal analiz ile ilgili çalışmalar, analizi yapanlara, analiz sürecine vb. faktörler göre farklılıklar gösterir. Örneğin, bir işletmeye ticari kredi açmayı düşünen diğer bir işletme için önemli olan, o işletmenin kısa vadede borçlarını ödeyip ödeyemeyeceğinin tespit edilmesidir.<br />
İşletmeyle ilgili finansal analiz yapılırken bilgiler, bilanço ve gelir tablosundan elde edilir. Finansal analist, bu iki tablodan yaralanarak, birçok sonuç elde edilebilir. Ancak önemli olan, analistin amacına uygun hesaplamaların yapılmasıdır.<br />
Mali analiz teknikleri, işletmelerin değerlendirilmesinde çok önemli bir rol oynamakla birlikte, değerlendirme sürecinin sadece bir aşaması oluşturmaktadır. Başka bir deyişle, işletmelerle ilgili değerlendirmelerde doğru karar verebilmek için, işletmeyle ilgili başka bilgilere de gereksinim vardır. Bu nedenle, özellikle bankalar ve bankaların istihbarat elemanları, yöneticilerin karakter ve yetenekleri, işletmenin geçmişi ve faaliyetleri, işletmenin organizasyon şekli, ekonomik ve finansal koşullar hakkında bilgi sahibi olmaya çalışmaktadırlar. Bundan dolayı, bankalar açısından finansal analiz teknikleri, kredi analizlerinin yalnızca bir aşamasını oluşturmaktadır.<br />
İşletme yöneticilerinin doğru yorumlar yapabilmesi için, muhasebeci, denetçi, endüstri mühendisi veya kredi yöneticisi olmasına gerek yoktur. Finansman bilgisine sahip, bilanço ve gelir tablosundaki her kalemin anlamını bilen, oranları kullanabilen yöneticiler, işletmelerin durumunu ortaya koyabilir ve diğer işletmeler ile doğru karşılaştırmalar yapabilirler.<br />
Yapılan finansal analizlerin amacı, işletmelerle ilgili olarak aşağıdaki bilgileri sağlamaktır.<br />
İşletmelerin likidite durumu<br />
İşletmelerin karlılık durumu<br />
Sermaye yapısı<br />
Aktiflerin kullanım durumu<br />
İşletme hakkında önemli trendler<br />
Finansal analizde başarılı olmak için, finansal analistin aşağıdaki noktalara dikkat etmesi gerekir.<br />
Finansal analist, finansal tabloları doğru yorumlayabilmek için, muhasebe teori ve uygulamalarını bilmelidir.<br />
Finansal analiz yapılırken, işletmenin ve ait olduğu işletme kolunun özellikleri göz önünde tutulmalıdır.<br />
Değerlendirmelerde analizin yapıldığı dönem ve o dönemdeki ekonomik koşullar göz önünde tutulmalıdır.<br />
Finansal analize konu olan işletmenin politikaları ve yöntemleri, analist tarafından iyi bilinmelidir.<br />
Elde edilen analiz sonuçları mantıki bir şekilde yorumlanmalıdır.<br />
Ülkemizde son yıllarda işletmelerin sorunlarının artması, finansal analizin işletmeler açısından önemini arttırmıştır. Bugün finansal analistlerin görevi, yalnız işletmelerin geçmiş faaliyet sonuçlarını değerlendirmek değil, aynı zamanda işletmelerin geleceklerine ait tahminlerde bulunmak ve planlar hazırlamaktır.<br />
Mali tabloların yaygın bir şekilde kullanımını engelleyen faktörlerden birisi de işletmelerin tek tip hesap planının olmasıdır. Ancak, ülkemizde 1994 yılı hesap döneminden başlamak üzere, “Muhasebe Sistemi Uygulama Tebliği” çerçevesinde uygulamaya konulan “ Tekdüzen Hesap planı” söz konusu sakıncaları büyük ölçüde gidermiştir. Buna rağmen, yüksek oranlı enflasyon, mali analiz tekniklerinin uygulama alanını sınırlamaktadır. Enflasyon muhasebesinin daha yaygın kullanımı ise mali tablolara olan güveni arttıracaktır.<br />
Finansal analizin iki türü vardır. Bunlar:<br />
Statik finansal analiz<br />
Dinamik finansal analiz<br />
1.	Statik Finansal Analiz<br />
Belli bir döneme ait finansal verilerle faaliyet sonuçlarının analizidir. Burada analiz bir tek dönemle ilgili olarak yapılır. Statik analiz yapılırken gerekli rasyolar ve yüzdeler yöntemi kullanılır.<br />
2.	Dinamik Finansal Analiz<br />
İşletmenin cari dönem geçmiş yıllar veya rakip işletmelere ait verilerle karşılaştırılması yoluyla yapılır. Bu tür analizler için, genellikle karşılaştırmalı finansal tablolar ve rasyolardan yararlanılır.<br />
Gelişmekte olan ülkelerde finansal analiz tekniklerinin uygulanmasında çeşitli sorunlarla karşılaşılmaktadır. Her şeyden önce , finansal tablolar genellikle kamuya açıklanmamaktadır. Muhasebeyle ilgili kayıtlar, genellikle vergi ve diğer piyasalar nedeniyle zorunlu olarak tutulmaktadır. Finansal tablolar gelişi güzel hazırlanmakta, eksik bilgiler içermekte, muhasebe yöntem ve uygulamaları işletmeler arasında farklılıklar göstermektedir. Öte yandan gelişmekte olan ülkelerde yüksek enflasyon oranı, finansal tablolara olan güveni azaltmaktadır.     ( CEYLAN, A.; 1998)<br />
Finansal analiz faaliyetlerinin etkinlik ve başarı derecesini ölçmede, firmanın hedeflerine ne ölçüde ulaşabildiğini tespitte, geleceğe ait planların hazırlanmasında firmanın yükümlülüklerini ne ölçüde yerine getirebildiğini tespitte, faaliyetlerin denetim ve değerlendirilmesinde ve diğer bazı amaçlar için yapılır. Finansal planların yapılması ve gereken kararların alınması için firmanın mevcut durumunu bilmek ve analiz yapmak gerekir. Finansal analiz bir doktorun hastasına reçete yazmadan önce rahatsızlığı teşhis etmek için yaptığı muayeneye benzetilebilir. Hastayı muayene etmeden yazılacak bir reçetenin yaratacağı sakıncalar gibi finansal analiz yapılmadan alınacak kararlar ve yapılacak finansal planların da sakıncalar doğuracağı açıktır.<br />
Finansal analiz yapılırken dikkat edilecek husus, analizin ne amaçla veya kimin için yapıldığıdır. Analizi yapan sermaye piyasasında yetişmişse, analizcinin görüşleri sermaye piyasası yönünde ağırlık kazanır. Analizi yapan kredi analizcisi ise analiz olayına nakit açısından bakmak isteyecektir. Yani finansal analizi yapan kişinin görüşleri de finansal analizin yapısını etkiler. Bu nedenle analiz sonuçları değerlendirilirken analizi kimin hazırladığına bakmak gerekir. Keza finansal analizi yapandan beklenen de önemlidir. Analizden, firmanın likidite yapısının tespiti bekleniyorsa, analiz bu yöne ağırlık verir. Eğer analiz firmanın finansal bütünlüğünün incelenmesine yönelikse, analizin konumu değişik ve çok yönlü olur. Finansal analizin kimler için ve ne amaçla yapıldığına ilişkin açıklayıcı bilgiler Tablo 2.1. de ayrıntılarıyla verilmiştir. (KARAMEMİŞ, G.; 1998)</p>
<p>Tablo 2.1. Finansal Analizin Amaç ve Araçları</p>
<p>Analizle İlgili Taraf	Analizin Amacı	İlgi Alanı<br />
Kısa Vadeli Borç Veren	Kredi Güveni	Likidite, Döner Sermaye Ve Firmanın Kısa Vadeli Borçlarını Ödeme Kapasitesi<br />
Uzun Vadeli Borç Veren	Kredi Güveni	Firmanın Borcunu Ödeyebilme Yeterliliği<br />
Hissedar (Yatırımcı)	Yatırım Verimi	Firmanın Karlılığı, Hisse Başına Kazanç, Hisse Başına Kar Payı Tutarı<br />
Yönetim	Verimlilik<br />
Karlılık Oranı<br />
İç Kontrol<br />
Finansal Sağlık	Toplam Aktiflerin Verimlilik Oranı, Öz Sermayenin Verimlilik Oranı<br />
Hükümet	Gelir Vergisi<br />
Verimlilik	Katma Değer, Hisse Başına Kazanç, Muhasebe Düzenine Uyum	 </p>
<p>2.2.	TEMEL FİNANSAL TABLOLAR<br />
Finansal analizlerin veri kaynağını teşkil eden mali tablolar, muhasebe bölümünün işlediği ve biriktirdiği bilgilerin, belli dönemlerde ilgililere sunulmasına aracılık eden raporlardır. Başlıca mali tablolar şunlardır:<br />
Bilanço<br />
Gelir tablosu<br />
Kar dağıtım tablosu<br />
Satışların maliyeti tablosu<br />
Nakit akımı tablosu<br />
Fon akımı tablosu<br />
Öz sermaye değişim tablosu<br />
Net işletme sermayesi değişim tablosu<br />
 Bu  tablolar sırasıyla aşağıda incelenecektir:<br />
2.2.1.	Bilanço<br />
Bilanço, bir işletmenin belli bir anda sahip olduğu varlıklarla, bu varlıkların sağlandığı kaynakları bir düzen içinde gösteren mali tablodur. Bilanço tekdüzen hesap planı çerçevesinde, bilanço ilkeleri dikkate alınarak düzenlenir.<br />
Bilanço ilkelerinin amacı; sermaye koyan veya sonradan kendilerine ait karı işletmede bırakan sahip ve hissedarlar ile alacaklıların işletmeye sağladıkları kaynaklar ve bunlarla elde edilen varlıkların muhasebe kayıt, hesap ve tablolarında anlamlı bir şekilde tespit edilmesi ve gösterilmesi yoluyla, belli bir tarihte işletmenin mali durumunun açıkça ve ilgililer için gerçeğe uygun olarak yansıtılmasıdır.<br />
Bilanço, varlıkların içinde bulunulan zamandaki değerini veya tasfiye halinde bunların satışından elde edilecek para tutarlarını yansıtan bir tablo değildir.<br />
Bütün varlıklar, yabancı kaynaklar ve öz kaynaklar bilançoda gayri safi değerleri ile gösterilir. Bu ilke, bilançonun net değer esasına göre düzenlenmesine bir engel oluşturmaz. Bu doğrultuda net değer bilanço düzenlenmesinin gereği olarak indirim kalemlerinin ilgili hesapların altında açıkça gösterilmesi esastır.<br />
Bu amaç doğrultusunda benimsenen bilanço ilkeleri, varlıklar, yabancı kaynaklar ve öz kaynaklar itibariyle aşağıda belirtilmiştir:<br />
Varlıklar<br />
İşletmenin bir yıl veya normal faaliyet dönemi içinde paraya dönüşebilecek varlıkları, bilançoda dönen varlıklar grubu içinde gösterilir.<br />
İşletmenin bir yıl veya normal faaliyet dönemi içinde paraya dönüşemeyen, bir hesap döneminden daha uzun süre yararlanılan uzun vadeli varlıkları, bilançoda duran varlıklar içerisinde gösterilir.<br />
Bilançoda varlıkları, bilanço tarihindeki gerçeğe uygun değerleriyle gösterebilmek için, varlıklardaki değer düşüklüklerini göstererek karşılıkların ayrılması zorunludur.<br />
Gelecek dönemlere ait önceden ödenen giderler ile cari dönemde tahakkuk eden ancak, gelecek dönemlerde tahsil edilecek olan gelirler kayıt ve tespit edilmeli ve bilançoda ayrıca gösterilmelidir.<br />
Dönen ve duran varlılar grubunda yer alan alacak senetlerini, bilanço tarihindeki gerçeğe uygun değerleri ile gösterebilmek için reeskont işlemleri yapılmalıdır.<br />
Bilançoda duran varlıklar grubunda yer alan maddi duran varlıklar ile maddi olmayan duran varlıkların maliyetlerini çeşitli dönem maliyetlerine yüklemek amacıyla, her dönem ayrılan amortismanların birikmiş tutarları ayrıca bilançoda gösterilmelidir.<br />
Bilançonun dönen ve duran varlıklar gruplarında yer alan alacaklar, menkul kıymetler, bağlı menkul kıymetler ve diğer ilgili hesaplardan ve yükümlülüklerden işletmenin sermaye ve yönetim bakımından ilişkili bulunduğu ortaklara, personele, iştiraklere ve bağlı ortaklıklara ait olan tutarlarının ayrı gösterilmesi temel ilkedir.<br />
Tutarları kesinlikle saptanmayan alacaklar için herhangi bir tahakkuk işlemi yapılmaz. Bu tür alacaklar bilanço dipnot veya eklerinde gösterilir.<br />
Verilen rehin, ipotek ve bilanço kapsamında yer almayan diğer teminatların özellikleri ve kapsamları bilanço dipnot veya eklerinde açıkça belirtilmelidir. Bu ilke, alınan rehin, ipotek ve bilanço kapsamında yer almayan diğer teminatlar için de geçerlidir. Ayrıca, işletme varlıkları ile ilgili toplam sigorta tutarlarının da bilanço dipnot veya eklerinde açıkça gösterilmesi gerekmektedir.<br />
Yabancı Kaynaklar<br />
İşletmenin bir yıl veya normal faaliyet dönemi içinde vadesi gelen borçları, bilançoda kısa vadeli yabancı kaynaklar grubu içinde gösterilir.<br />
İşletmenin bir yıl veya normal faaliyet dönemi içinde vadesi gelmeyen borçları, bilançoda uzun vadeli yabancı kaynaklar grubu içinde gösterilir. Dönem sonu bilanço gününde bu grupta yer alan hesaplardan vadeleri bir yılın altında kalanlar kısa vadeli yabancı kaynaklar grubundaki ilgili hesaplara aktarılır.<br />
Tutarları kesinlikle saptanamayanları veya durumları tartışmalı olanları da içermek üzere, işletmenin bilinen ve tutarları uygun olarak tahmin edilebilen bütün yabancı kaynakları kayıt ve tespit edilmeli ve bilançoda gösterilmelidir. İşletmenin bilinen ancak tutarları uygun olarak tahmin edilemeyen durumları da bilançonun dipnotlarında açık olarak belirtilmelidir.<br />
Gelecek dönemlere ait olarak önceden tahsil edilen hasılat ile cari dönemde tahakkuk eden ancak, gelecek dönemlerde ödenecek olan giderler kayıt ve tespit edilmeli ve de bilançoda ayrıca gösterilmelidir.<br />
Kısa ve uzun vadeli yabancı kaynaklar grubunda yer alan borç senetlerini bilanço tarihindeki gerçeğe uygun değerleri ile gösterebilmek için reeskont işlemleri yapılmalıdır.<br />
Bilançonun kısa ve uzun vadeli yabancı kaynaklar gruplarında yer alan borçlar, alınan avanslar ve diğer ilgili hesaplardan işletmenin sermaye ve yönetim bakımından ilgili bulunduğu ortaklara ait olan tutarlarının ayrı gösterilmesi temel ilkedir.<br />
Öz Kaynaklar<br />
İşletme sahip veya ortaklarının, sahip veya ortak sıfatıyla işletme varlıkları üzerindeki hakları öz kaynaklar grubunu oluşturur. İşletme bilanço tarihindeki ödenmiş sermayesi ile işletme faaliyetleri sonucu oluşup, çeşitli adlar altında işletmede bırakılan karları ile dönem net karı (zararı) bilançoda öz kaynaklar grubu içinde gösterilir.<br />
İşletmenin ödenmiş sermayesi bilançonun kapsamı içinde tek bir kalem olarak gösterilir. Ancak, esas sermaye özellikleri farklı hisse gruplarına ayrılmış bulunuyorsa, esas sermaye hesapları her grubun haklarını, kar ve tasfiye planlarının dağıtımında sahip olabilecekleri özellikleri ve diğer önemli özellikleri yansıtacak biçimde bilançonun dipnotlarında gösterilmelidir.<br />
İşletmenin hissedarları tarafından yatırılan sermayenin devam ettirilmesi gerekir. İşletmede herhangi bir zararın ortaya çıkması, herhangi bir nedenle öz kaynaklarda meydana gelen azalmalar; hem dönemsel, hem de kümülatif olarak izlenmeli ve kaydedilmelidir.<br />
Öz kaynakların bilançoda net olarak gösterilmesi için geçmiş yıllar zararları ile dönem zararları, öz kaynaklar grubunda indirim kalemleri olarak yer alır.<br />
Öz kaynaklar; ödenmiş sermaye, sermaye yedekleri, kar yedekleri, geçmiş yıl karları (zararları) ve dönem net karı veya zararından oluşur. Kar yedekleri yasal, statü ve olağanüstü yedekler ile yedek niteliğindeki karşılıklar, özel fonlar gibi işletme faaliyetleri sonucunda elde edilen karların dağıtılmamış kısmını içerir. Sermaye yedekleri ise hisse senedi ihraç primleri, iptal edilen ortaklık payları, yeniden değerleme değer artışları gibi kalemlerden meydana gelir. Sermaye yedekleri, gelir unsuru olarak gelir tablosuna aktarılamaz.<br />
Bilançolar biçimlerine ve kapsamına göre gruplandırılmaktadır.  Biçimlerine göre bilançolar ikiye ayrılır:<br />
1.Hesap Tipi Bilanço: Hesap tipi bilançoda aktif ve pasif kalemler muhasebede kullanılan hesap çizelgesine karşılıklı olarak düzenlenir. Hesap tipi bilanço aşağıdaki şekilde düzenlenir. Gerçekleşmiş değerler kullanılmamıştır.</p>
<p>Tablo 2.2.  Hesap Tipi Bilanço Örneği</p>
<p>2- Rapor Tipi Bilanço: Rapor tipi bilanço, aktif ve pasif kalemlerin alt alta yazılması ile oluşturulur. Rapor tipi bilanço, bir işletmenin birden fazla yılına ait bilanço rakamlarını yan yana yazarak karşılaştırma fırsatı verdiğinden, analiz amacıyla kullanılmaya daha uygundur. Rapor tipi bilanço Tablo 2.3.’deki gibi düzenlenir. Değerler hesap tipi bilânçodakinin aynısıdır.</p>
<p>Bilançolar kapsadıkları bilgi düzeyi bakımından da ikiye ayrılırlar:<br />
1.Özet Tipi Bilanço: Genel olarak hesap grup tutarlarını gösterir.<br />
2.Ayrıntılı Bilanço Tipi: Hesap grupları yanında her hesap grubunda yer alan hesapları da gösterir.</p>
<p>Tablo 2.3.  Rapor Tipi Bilanço Örneği<br />
2.2.2.	Gelir Tablosu<br />
Gelir Tablosu, işletmenin belli bir dönemde elde ettiği bütün gelirlerle, bu gelirleri elde etmek amacıyla aynı dönem içinde katlandığı bütün maliyet ve giderleri ve bunların sonucunda oluşan dönem net karının veya zararını belli bir düzen içinde gösteren mali tablodur. Gelir tablosu tekdüzen hesap planı çerçevesinde, gelir tablosu ilkeleri dikkate alınarak düzenlenir. Gelir tablosu ilkelerinin amacı; satışların, gelirlerin, satışların maliyetinin, giderlerin, kar ve zarara ait hesapların ve belli dönemlere ait işletme faaliyeti sonuçlarının sınıflandırılmış ve gerçeğe uygun olarak gösterilmesini sağlamaktır.</p>
<p>Bu amaç doğrultusunda benimsenen gelir tablosu ilkeleri şunlardır:<br />
Geçekleşmemiş satışlar, gelir ve karlar, gerçekleşmiş gibi veya gerçekleşenler gerçek tutarından az veya fazla gösterilmemelidir. Belli bir dönem veya dönemlerin, faaliyet sonuçlarını gerçeğe uygun olarak göstermek için, dönem veya dönemlerin başında ve sonunda doğru hesap kesim işlemi yapılmalıdır.<br />
Belli bir dönemin satışları ve gelirleri bunları elde etmek için yapılan satışların maliyeti ve giderleri ile karşılaştırılmalıdır. Belli bir dönem veya dönemlerin başında ve sonunda maliyet ve giderleri gerçeğe uygun olarak gösterebilmek için stoklarda, alacak ve borçlarda doğru hesap kesimi işlemleri yapılmalıdır.<br />
Maddi ve maddi olmayan duran varlıklar ile özel tükenmeye tabi varlıklar için uygun amortisman ve tükenme payı ayrılmalıdır.<br />
Maliyetler; maddi duran varlıklar, stoklar, onarım, bakım ve diğer gider grupları arasında uygun bir şekilde dağıtılmalıdır. Bunlardan direkt olanları doğrudan doğruya, birden fazla faaliyeti ilgilendirenleri zaman ve kullanma faktörü dikkate alınarak tahakkuk ettirilip, dağıtılmalıdır.<br />
Arızi ve olağanüstü niteliğe sahip kar ve zararlar meydana geldikleri dönemde tahakkuk ettirilmeli, fakat normal faaliyet sonuçlarından ayrı olarak gösterilmelidir.<br />
Bütün kar ve zararlardan, önceki dönemlerin mali tablolarında  düzeltme yapılmasını gerektirecek büyüklük ve niteliktekiler dışında kalanlar, dönemin gelir tablosunda gösterilmelidir.<br />
Karşılıklar, işletmenin karını keyfi bir şekilde azaltmak veya bir döneme ait karı diğer döneme aktarmak amacıyla kullanılmamalıdır.<br />
Dönem sonuçlarının tespiti ile ilgili olarak uygulana gelen değerleme esasları ve maliyet yöntemlerine bir değişiklik yapıldığı takdirde, bu değişikliğin etkileri açıkça belirtilmelidir.<br />
Bilanço tarihinde varolan ve sonucu belirsiz bir veya birkaç olayın, ortaya çıkıp çıkmamasına bağlı durumları ifade eden, şarta bağlı olaylardan kaynaklanan, makul bir şekilde gerçeğe yakın olarak tahmin edilebilen gider ve zararlar, tahakkuk ettirilerek gelir tablosuna yansıtılır. Şarta bağlı gelir ve karlar için ise gerçekleşme ihtimali yüksek de olsa herhangi bir tahakkuk işlemi yapılmaz; dipnotlarda açıklama yapılır.<br />
Gelir tabloları kapsadıkları bilgi düzeyi bakımından ikiye ayrılır:<br />
Özet Gelir Tablosu<br />
Ayrıntılı Gelir Tablosu<br />
Özet Gelir Tablosu genel olarak hesap grup tutarlarını gösterirken; Ayrıntılı Gelir Tablosu grupları oluşturan hesap tutarlarını da gösterir. Özet bir gelir tablosu aşağıdaki gibi olur:<br />
……….. İşletmesi …. Yılı Gelir Tablosu </p>
<p>Tablo 2.4. Gelir Tablosu Örneği<br />
	Gelir tabloları aşağıda belirtilen beş ana bölümden oluşur:<br />
Brüt Satış Karı veya Zararı<br />
Faaliyet Karı veya Zararı<br />
Olağan Kar veya Zarar<br />
Dönem Karı veya Zararı<br />
Dönem Net Karı veya Zararı</p>
<p>   XYZ  ŞİRKETİ       GELİR TABLOSU<br />
(MİLYON TL)<br />
                1997<br />
            1998</p>
<p>Satışlar<br />
	              211.230 	      372.240<br />
Satılan malların maliyeti<br />
	              185.130   	      335.000<br />
             BRÜT KAR<br />
	                26.100  	        37.240<br />
Amortisman<br />
	                   0.85	          1.8<br />
Satış ve yönetim giderleri<br />
	                21.200	        25.670<br />
FAİZ ve VERGİ ÖNCESİKAR<br />
	                  4.815	          9.770<br />
Faiz masrafları<br />
	                  1.120 	           2.300<br />
             VERGİ ÖNCESİ KAR<br />
	                  3.695       	           7.470<br />
Vergiler<br />
	                  1.293	           2.700<br />
            NET KAR 	                  2.402	           4.770	   </p>
<p>Tablo 2.5. Karşılaştırmalı Gelir Tablosu Örneği<br />
2.2.3.	Kar Dağıtım Tablosu<br />
Kar dağıtım tablosu mutlaka, bilanço ve gelir tablosu yanında yer alması gereken bir tablodur. Genellikle gelir tablosunda yer alan karın belirli bir kısmı dağıtılacağından, sadece işletmede alıkonulacak kısmın finansal duruma yansıyacağı söylenebilir.</p>
<p>Kar Dağıtım Tablosu<br />
(Dönem Karının Dağıtımı Bölümü)<br />
Dönem Karı<br />
Ödenecek Vergi ve Yasal Yükümlülükler<br />
Dönem Net Karı<br />
Geçmiş Dönem Zararları(-)<br />
Tertip Yasal Yedek Akçe(-)<br />
İşletmede Bırakılması ve Tasarrufu Zorunlu Yasal Fonlar(-)<br />
Dağıtılabilir Net Dönem Karı<br />
Ortaklara Birinci Temettü(-)<br />
Personele Temettü(-)<br />
Yönetim Kuruluna Temettü(-)<br />
Ortaklara İkinci Temettü(-)<br />
İkinci Tertip Yasal Yedek Akçe(-)<br />
Statü Yedekleri(-)<br />
Olağan Dışı Yedekler<br />
Diğer Yedekler<br />
Özel Fonlar<br />
Tablo 2.6. Kar Dağıtım Tablosu Örneği<br />
Kar dağıtım tablosu, ülkemiz uygulamasına göre, vergiden önceki kardan başlayarak bu karın ne şekilde kullanıldığını açıklamayı amaçlar. Söz konusu karın bir kısmı vergi olarak maliyeye ödenecek, kalan kısmı ya kar payı olarak ortaklara ödenecek, ya da işletmede alıkonulacaktır. Kar dağıtım tablosunun ana bölümleri şu şekildedir:<br />
Vergiye konu karın belirlendiği kısım<br />
Kurumlarda kurumlar vergisi – birinci, yedek ve birinci kar payının belirlendiği kısım<br />
İkinci kar payı ve genel yedeklerin belirlendiği kısım<br />
İşletmelerin gelir tablolarında raporlanan karla vergiye konu kar çeşitli nedenlerle hemen hemen hiçbir zaman uyuşmaz. Bu nedenle, kar dağıtım tablosunun ilk kısmında işletmenin raporlanan karından vergiye konu kar rakamına gitmek gerekir. Bunun için değerleme farklarını dikkate almak, vergiye tabi olmayan karları düşmek, yatırım indirimi ve geçmiş yıl kazançları söz konusu ise bunları dikkate almak ve buna karşılık yasal olarak kabul edilmeyen giderleri eklemek gerekir. Bunun yanında yönetim kurulu üyelerine ve şirket personeline ödenen ikramiye ya da kar payları içinde gerekli düzeltmeler yapılmalıdır. Vergiye konu kar belirlendikten sonra kurumlar vergisi ve mali denge vergisi için hesaplama yapılacak, bu vergiler çıktıktan sonra Ticaret Yasası gereğince birinci yedek ayrılacak ve birinci kar payı düşülecektir. Bu şekilde kalan kısım ya ikinci kar payı olarak dağıtılacak ya d genel yedeğe ayrılacaktır. Bu kalemler tablonun son bölümünü oluşturur.<br />
2.2.4.	Satışların Maliyeti Tablosu<br />
Satışların Maliyeti Tablosu gerçekte Gelir Tablosunun tamamlayıcısı niteliğinde bir mali tablodur. Bu tablo gelir tablosunda yer alan Satışların maliyeti kaleminin detayını gösterir. Özellikle üretim işletmelerinde üretim maliyet unsurları olan  Direkt İlk madde ve Malzeme Giderleri, Direkt İşçilik Giderleri ve Genel Üretim Giderlerinin analizi açısından dikkatle incelenmesi gereken mali tablodur. Tablonun oluşumunda yer alan üretim maliyet unsurları aşağıdaki şekilde tanımlanabilir:<br />
Direkt İlk madde ve Malzeme: Üretilen mamule göre kullanılacak miktar ve tutarı belirlenebilen ve mamule göre izlemeye değer bulunan maddeleri kapsar.<br />
Direkt İşçilik: Üretilen mamul üzerinde bizzat işlem yapan çalışanların ücret giderlerini kapsar.<br />
 ¨<br />
Genel Üretim Giderleri: Üretimle ilgili olduğu halde yukarıda açıklanan iki ana gider içine alınamayan giderler de söz konusudur. Bunların tamamı Genel Üretim Giderleri olarak üretimi yapılan mamul maliyetine dahil edilir. Bu giderler mamullere dağıtım yolu ile yüklenir.<br />
Tablo 2.7. Satışların Maliyeti Tablosu Örneği</p>
<p>2.2.5.	Nakit Akım Tablosu<br />
Nakit Akım Tablosu, belirli bir dönemde işletmenin nakit kaynaklarını ve bunları kullandığı alanları gösteren bir tablodur. Bu tablo düzenlenirken, nakit girişi sağlamayan veya nakit çıkışı gerektirmeyen işlemler dikkate alınmalıdır.<br />
Nakit akım tablosunun düzenlenebilmesi için iki yıla ait karşılaştırmalı bilançoları ile son hesap dönemine ait gelir tablosuna ihtiyaç vardır.<br />
2.2.6.	Fon Akım Tablosu<br />
Fon Akım Tablosu, belirli bir dönemde işletmenin fon kaynaklarını ve bunları kullandığı alanları gösteren bir tablodur. Bu tabloda fon kavramı tüm finansal (mali) değişimleri ifade eder. Fon Akım Tablosu, bilanço ve gelir tablosunu tamamlayıcı ve işletmenin finansal durumunun yorumlamasına yardımcı bir kapsama sahiptir. Fon Akım Tablosuna kaynaklar tarafından cari faaliyet döneminde elde edilen fonların sağlam kaynaklardan mı yoksa geçici işlemlerden mi sağlandığı tespit edilir. Tablonun fon kullanımları tarafından ise söz konusu fonların kullanım yerlerinin uygunluğu ile ilgili bilgi alınır. Buradan işletmenin finansmanda uygunluk ilkesine, yani uzun vadeli yatırımların uzun vadeli fonlarla finanse edilmesi gereğine uyulup uyulmadığı açık olarak görülebilir.<br />
Fon akım tablosunun düzenlenebilmesi için işletmenin birbirini izleyen iki yıla ait karşılaştırmalı bilançoları ile son hesap dönemine ait gelir tablosuna ihtiyaç vardır. Fon akım tablosunun temel olarak fon kaynakları ve fon kullanımları olmak üzere iki tarafı vardır. Fon kaynakları ve fon kullanımları daima birbirine eşittir.</p>
<p>XYZ ŞİRKETİ FON AKIM TABLOSU  (31 ARALIK 1998-31 ARALIK 1999) (MİLYON TL)		   </p>
<p>Uzun dönemli borçlarda artış<br />
Borç senetlerinde artış<br />
Ödenecek vergilerde artış<br />
Borçlarda artış<br />
Faaliyetlerden sağlanan net kar<br />
Alacaklarda azalış<br />
Pazarlanabilir menkul kıymetlerde azalış</p>
<p>      TOPLAM KAYNAKLAR</p>
<p>FON KULLANIMLARI<br />
Sabit varlıklarda artış<br />
Stoklarda artış<br />
Nakitte artış<br />
Tahakkuklarda azalış<br />
Ödenen temettüler</p>
<p>       TOPLAM KULLANIMLAR	                                                                4100<br />
                                                                   705<br />
                                                                   120<br />
                                                                   110<br />
                                                                   100<br />
                                                                     95<br />
                                                                     35</p>
<p>                                                               5265</p>
<p>                                                                 4730<br />
                                                                   430<br />
                                                                     42<br />
                                                                     17<br />
                                                                     46</p>
<p>                                                                5265</p>
<p>Tablo 2.8. Fon Akım Tablosu Örneği</p>
<p>2.2.7.	Öz sermaye Değişim Tablosu<br />
Öz sermaye değişim tablosu, hesap dönemi içerisinde, firmanın öz sermayesinde meydana gelen değişiklikleri gösteren mali tablodur. Bu tablonun hazırlanmasında bilanço ve gelir tablosundaki bilgilerden faydalanılır.<br />
Öz sermayenin dönem başı değerine, yapılan ilaveler eklenip, azalışlar çıkarıldığında, dönem sonu öz sermaye değerine ulaşılır ve böylece iki değer arasındaki farkın hangi nedenlerden kaynaklandığı açıklanmış olur.         (BOLAK, M.; 1998)<br />
2.2.8.	Net İşletme Sermayesi Değişim Tablosu<br />
İşletme sermayesi deyimi, bilançodaki dönen varlıklar toplamı, net işletme sermayesi ise dönen varlıklarla kısa süreli borçlar arasındaki farkı ifade etmek için kullanılır. Net işletme sermayesindeki değişimlerin nedenlerini, kaynaklar(net işletme sermayesini artıran) ve kullanımlar(net işletme sermayesini azaltan) şeklinde belirlemek amacıyla hazırlanan tablo “net işletme sermayesi değişim tablosu” olarak adlandırılır.<br />
2.3.	FİNANSAL ANALİZ TÜRLERİ VE FİNANSAL ORANLAR<br />
Finansal yönetici firmanın bazı önemli faaliyet istatistiklerinin genel bir görünümünü elde etmek istediğinde finansal rasyoları kullanabilir. Zaman içinde bu rakamları inceleyerek firmanın performansındaki önemli trendleri yakalayabilir.<br />
Bilançodaki aktif bir değerin pasif bir değere ya da tersi bir oran ile yapılan hesaba yatay analiz, pasif bir değerin yine pasif bir değere oranlanması ya da aynı şeyin aktif bir değer için yapılmasına da dikey analiz denir. Analizde kural olarak çok sayıda oran hesaplanabilir ancak önemli olan bu rakamların bulunmasından çok sonuçların sağlıklı bir şekilde yorumlanmasıdır.  Bu nedenle çok sayıda oran hesaplayıp sayıların arasında boğulmak yerine, birbirleriyle ilişkilendirilebilecek optimum sayıda oran belirlenip, hesaplar ve yorumlar yapmak daha doğrudur.  Oranlar hesaplandıktan sonra analist şu üç kritere göre kıyaslama yapabilir :<br />
Zaman Açısından    : Bulunan sayısal değerler firmanın önceki değerleri ile kıyaslanır.<br />
İşkolu Ortalamaları : Sayısal değerler aynı işkolunun ortalamaları ile kıyaslanır.<br />
Bilimsel Değerler     : Yapılan araştırmalar sonucu çeşitli işkolları için ortalama değerler mevcuttur. Bu değerleri göz önüne alarak bir kıyaslama yapılabilir. Ancak burada her ülkenin kendisine özgü ekonomik ve sosyal koşulları olduğu unutulmamalıdır.<br />
2.3.1.	Karşılaştırmalı Analiz Yöntemi<br />
Karşılaştırmalı mali tablolar analizi, bir işletmenin birbirini izleyen en az iki veya daha fazla faaliyet dönemine ait mali tabloların, karşılaştırmalı olarak düzenlenmesi ve bu tablolarda yer alan kalemlerin zaman içinde göstermiş olduğu gelişmelerin ve değişikliklerin tespit ve incelenmesidir. Karşılaştırmalı mali tablolar analizi birden fazla döneme ait bilgilerin karşılaştırılması ve değerlemesi öngörüldüğünden dinamik bir yapıya sahiptir.<br />
Karşılaştırmalı mali tablolar analizinde mali analist işletmenin birkaç döneme ait mali tabloların yan yana koymak suretiyle inceleyerek, işletmenin iktisadi ve mali yapısındaki, karlılığındaki, verimliliğindeki gelişmeler konusunda önemli bilgiler elde edebilir. Bu teknikle işletmenin geçmişteki durumu ile bugünkü durumu karşılaştırılmak suretiyle elde edilecek bilgiler işletmenin geleceğiyle ilgili kararlara da ışık tutar.<br />
Mali tablolarda yer alan rakamların karşılaştırılabilmesi için faaliyet dönemlerinin eşdeğer olması, tablolardaki bilgilerin aynı muhasebe kavram ve ilkesine göre hazırlanmış olması gerekir. Bu çerçevede hazırlanan mali tabloların karşılaştırılması ve analizi sonucu alınacak kararların isabet derecesi de artar.<br />
Karşılaştırmalı mali tabloların amacı yıllar itibarîyle alınan sonuçların diğer yıllarla karşılaştırarak başarı durumu hakkında fikir edinmektedir. Ancak bu, enflasyon ortamında dikkatli uygulanması gereken bir tekniktir. Çünkü, enflasyon analizde kullanılan mali tablo rakamlarını bozar ve yüksek enflasyon yaşandığında mali tabloların karşılaştırılmaları sonucu elde edilen farklar anlamlı biçimde yorumlanamaz. Bunun giderilmesi için karşılaştırılan mali tabloların enflasyonun bozucu etkisinden kurtarılması gerekir.</p>
<p>Tablo 2.9. Karşılaştırmalı Gelir Tablosu Örneği<br />
Karşılaştırmalı mali tablolar analizinde hesaplanan değişimler hem tutar hem de yüzde olarak dikkate alınmalıdır. Sadece tutar veya sadece yüzde değişimlere bakılması, değişimin işletme açısından öneminin gözden kaçırılmasına veya gerekenden fazla önemli görülmesine neden olabilir. Bu da değişimlerle ilgili yorumu zayıflatır. Mali tablo içinde nispi olarak küçük bir kalemde yüzde olarak büyük sayılabilecek bir değişim gerçekte işletmeyi pek etkilemeyebilir. Ancak mali tablonun bütünü bakımından tutardaki küçük değişme de sadece tutar değişimine bakılarak inceleme  dışı bırakılmamalıdır.<br />
Karşılaştırmalı mali tablo analizinde aşağıda belirtilen esaslara uymak gerekir:<br />
Karşılaştırılması yapılacak cari ve önceki dönem mali tabloları aynı zaman dilimlerini kapsayacak şekilde hazırlanmış olmalıdır.<br />
Mali tablolar üç veya altı aylık dönemleri kapsıyor ise, karşılaştırma ya bir önceki üç veya altı aylık mali tablolarla; ya da bir önceki yılın aynı dönemleri ile yapılmalıdır.<br />
Cari döneme ait mali tablolar dönemin bütçe rakamlarıyla karşılaştırılabilir. Bu işlem bütçe kontrolü kapsamındadır.<br />
Bir işletmenin cari yılına ait mali tablolar diğer işletmelerin aynı dönemine ait mali tablolarıyla karşılaştırılabilir. Bu, işletmenin benzer işletmelere göre başarısını değerlendirmeye yöneliktir.<br />
 Karşılaştırılacak mali tablolar enflasyonun bozucu etkisinden arındırılmalıdır.<br />
2.3.2.	Eğilim Yüzdeleri Analizi Yöntemi<br />
Mali tabloların analizinde kullanılan tekniklerden bir diğerini de eğilim yüzdeleri yöntemi oluşturur. Eğilim yüzdeleri (Trend) analizi ile işletmenin gösterdiği gelişmeler yıllar itibariyle görülür. Bu analize Yatay Yüzde Analizi de denir.<br />
Bu yöntemde, birbirini izleyen dönemlere ait mali tablolarda yer alan kalemlerin temel (baz) alınan mali tablo kalemlerine göre gösterdiği artış ve azalışlar yüzde olarak hesaplanır. Bu şekilde işletmenin mali tablolarında yer alan her bir kalemin kabul edilen yıla yüzde olarak gelişme trendi bulunur. Temel yıl olarak mali tablo serisinin ilk yılı kabul edilebilir. Temel yıla göre hesaplanan yüzdeler belli tarih veya dönemler arasındaki mali durumu ve faaliyet sonuçlarında meydana gelen değişimleri açık olarak gösterir ve karşılaştırmalı mali tablolara ait verilerin yatay olarak analizine imkan verir. Mali analist, mali tablo kalemlerindeki artış ve azalış eğilimlerinin olumlu veya olumsuz olduğunu belirlerken aralarında anlamlı ilişkiler kurulabilecek kalemleri birlikte değerlendirir.<br />
Ayrıca analizin anlamlı olabilmesi için temel olarak seçilen yılın her bakımdan işletme faaliyetlerini yansıtacak normal bir yıl olması gerekir.<br />
Hesaplanan eğilim yüzdeleri yorumlanırken fiyatlar genel seviyesindeki değişimlerin de gözden uzak tutulmaması gerekir. Aslında mali tablolar analiz edilmeden önce fiyatlar genel seviyesinde meydana gelen değişiklikler dikkate alınarak bunların mali tablo kalemleri üzerindeki etkisinin giderilmesi ve mali tablo kalemlerinin temel yıl olarak seçilen yıldaki paranın satın alma gücüyle ifade edilmesinde yarar vardır.<br />
Eğilim yüzdeleri hesaplanacak dönemin analizinden beklenen yararın sağlanabilmesi için mümkün olduğu kadar uzun bir süreyi kapsaması gerekir. Sadece birkaç yıldaki eğilime bakarak sağlıklı karar vermek mümkün değildir.<br />
Eğilim yüzdeleri analizinin uygulamasında;<br />
Baz Yıla Göre Trend Hesaplanması<br />
Bir Önceki Yıla Göre Trend Hesaplanması<br />
olmak üzere iki yaklaşım söz konusudur.</p>
<p>Tablo 2.10. Eğilim Yüzdeleri Bulunmuş Bilanço Örneği(Baz Yıla Göre)</p>
<p>Tablo 2.11. Eğilim Yüzdeleri Bulunmuş Bilanço Örneği(Bir Önceki Yıl Bazlı)<br />
2.3.3.	Dikey Yüzde Analizi Yöntemi<br />
Mali  tabloların analizinde kullanılan tekniklerden biri olan dikey yüzde yönteminde mali tablolarda bulunan kalemin toplam veya grup içindeki oransal büyüklüğü irdelenir.<br />
Bu yöntemle her bir mali tablo kaleminin, bulunduğu grup toplamı içinde yüzde payı ile mali tablo toplamı içindeki yüzde payı hesaplanır. Örneğin bilanço bu yöntemle analiz edilirken, bir aktif kalemin, toplam aktifler içindeki payı ve bulunduğu grup içindeki payı yüzde olarak hesaplanır. Gelir tablosunda ise her bir gelir tablosu kaleminin net satışlar içindeki payı ve her kalemin ait olduğu grup içindeki payı hesaplanır.<br />
Dikey yüzdeler yöntemine göre düzenlenmiş mali tablolar, farklı büyüklükteki işletmeler arası karşılaştırmalar için ortak bir baz oluştururlar. Bu yöntemle, işletmenin mali tabloları rakip işletmelerin mali tabloları ile karşılaştırılabilir.<br />
Dikey yüzde yöntemi ile tek bir döneme ait mali tablolar analiz edilebileceği gibi birden fazla dönemin mali tabloları da analiz edilebilir. Bu nedenle dikey yüzdeler hem dinamik hem de statik bir analiz yöntemi niteliği taşır.<br />
Dikey yüzdeler yöntemi işletmenin sektör içindeki yerini belirlemesi açısından veya işletmenin mali yapısında meydana gelen değişiklikleri izleme açısından yararlı bir araç niteliğindedir.</p>
<p>       Tablo 2.12. Dikey Yüzdeleri Bulunmuş Gelir Tablosu Örneği<br />
Enflasyonun dikey yüzde analizi üzerindeki etkisi, mali tabloların enflasyon karşısında bozulan kompozisyonuna paralellik gösterir. Analizde bu bozulma göz önünde tutulmalıdır. Çünkü, mali tablolarda bulunan grup ve hesaplar enflasyondan aynı oranda etkilenmez. Bu nedenle, analiz yapılırken bu kalemlerin etkilenme oranları dikkate alınmalıdır.<br />
Mali tabloların dikey yüzde yöntemi ile düzenlenmesinde mali tablo toplamı (gelir tablosunda net satışlar toplamı) 100 kabul edilir ve her bir mali tablo kaleminin toplam içindeki yüzde payı hesaplanmak suretiyle mali tablo yüzdelerle ifade edilir.<br />
2.3.4.	Oranlar Yoluyla Analiz Yöntemi<br />
Oran (rasyo) analizi ile mali tablolarda yer alan tutarların nispi ilişkileri incelenerek işletmenin mali durumu konusunda bilgi edinilir. Mali tablolardan çok sayıda oran hesaplamak mümkündür. Ancak oran hesaplamaktan amaç yorumlanabilir bilgi üretmek olmalıdır.<br />
Oran analizi mali tabloların analizinde kullanılan en yaygın tekniklerden biridir. Oran mali tablolarda yer alan iki kalem arasındaki matematiksel ifade olarak da tanımlanabilir. Hesaplanan oranlar yüzde veya katı şeklinde ifade edilir. Tek başına bir oran herhangi bir anlam ifade etmez. Oran herhangi bir standartla mukayese edildiğinde anlam kazanır. Bu şekilde, karşılaştırılan oranın yeterli olup olmadığına karar verebilir. Oranlar diğer istatistiki veriler gibi daha derin incelemeler gerektiren olay ve ilişkiler üzerine mali analistin dikkatini çeker.<br />
Oranlar, işletme faaliyet sonuçları ile mali durumunu değerlemedeki kullanış amaçları dikkate alınmak suretiyle 5 şekilde sınıflandırılabilir. Bu sınıflar:<br />
Likidite Oranları<br />
Mali Yapı ile İlgili  Oranlar<br />
Faaliyet Oranları<br />
Karlılık Oranları<br />
Borsa Performansını Değerlendirmede Kullanılan Oranlar<br />
2.3.4.1.	 Likidite Oranları<br />
2.3.4.1.1.	Cari Oran<br />
Bilançoda yer alan dönen varlıkların toplamının kısa süreli borçlara bölünmesi ile bulunur. Bu oranın yüksek olması işletmenin kısa vadeli borçlarını ödeme gücünün yüksek olduğunu gösterirken, bu değerin çok yüksek olması, işletmenin elinde verimli kullanılmayan atıl fonlar bulunduğu anlamına gelir. Bu durum, işletmeye kredi verecek olan kurumlar için olumlu iken, işletmenin daha fazla kar edebilecek iken düşük kar marjıyla çalıştığını gösterir. Birçok finansal analist bu değerin 2.00 civarında olması gerektiğini savunurken, özellikle gelişmekte olan ülkelerde bankaların kısa vadeli borçlar vermeyi tercih etmesi nedeniyle cari oran daha düşük değerler  almaktadır. Böyle durumlarda 1.5 civarındaki değerler kabul edilebilir. </p>
<p>2.3.4.1.2.	Likidite Oranı<br />
Dönen varlıklardan stokların çıkarılmasıyla elde edilen değerin kısa vadeli borçlara oranlanmasıyla elde edilen değerin kısa vadeli borçlara oranlanmasıyla hesaplanır.</p>
<p>Genellikle 1.00 civarında olması gerektiği kabul edilirken ülkemiz işletmelerinde 0.6-0.7 civarındadır.<br />
2.3.4.1.3.	Nakit Oranı<br />
İşletmenin alacaklarını tahsil edememesi ve elindeki stokları nakde çevirememesi durumunda borçlarını ödeyebilme yeteneğini gösterir. Para ve paraya kolayca çevrilebilecek menkul kıymetlerin kısa vadeli borçlara bölünmesi ile hesaplanır.</p>
<p>Bu değerin en az 0.20 olması gerekir. Ancak firma stokları ihtiyaç duyulduğunda kolayca nakde çevrilebilecek durumdaysa veya işletmeye borcu olanlar güvenilir müşteriler ise bu oranın daha düşük çıkması kabul edilebilir.</p>
<p>2.3.4.2.	 Mali Yapı ile İlgili Oranlar<br />
2.3.4.2.1.	Toplam Borç/Toplam Varlıklar Oranı(Kaldıraç Oranı)<br />
Bu oran işletmenin ne ölçüde borca bağımlı olduğunu belirler. Yüksek bir<br />
kaldıraç oranı daha riskli bir firmayı ifade eder. Firmanın kazançları dalgalı olsa bile, borç ödemeleri sabit ve önceden ödeme planı bellidir. Sonuçta nakit akımı azalırsa, firma borçlarını ödeyemez duruma gelir. </p>
<p>Bu oranın %50 civarında olması normal karşılanabilir. Ancak, yaşanan enflasyonun bilançoların pasif yapısı üzerindeki bozucu etkisi sonucu ülkemizde bu oranın %70’lere kadar çıktığı görülmektedir. Bunda ülkemizdeki sermaye kıtlığı ve borçlanmanın avantajlı olmasının rolü büyüktür. Ancak, borçlanma maliyetinin oldukça yüksek seyretmesi, bu durumu giderek ortadan kaldırmaktadır.<br />
2.3.4.2.2.	Öz Sermaye/Toplam Varlık Oranı<br />
Bu oran, işletme varlıklarından yüzde kaçının ortaklar ve işletme sahibince finanse edildiğini gösterir. Orta ve uzun vadeli kredi değerini tespit amacıyla yaygın olarak kullanılır. Oranın yüksek olması işletmenin uzun vadeli yabancı kaynakları ile bunların faizlerini ödemede güçlükle karşılaşma ihtimalinin zayıf olduğunu gösterir. Oran aşağıdaki formül yardımıyla hesaplanır.</p>
<p>Bu oranın %50 civarında olması normal karşılanabilir. Ancak yaşanan enflasyon nedeniyle ülkemizde bu oran %30’lara kadar düşmektedir.</p>
<p>2.3.4.2.3.	Toplam Borç/Öz Sermaye Oranı<br />
Bu oran işletmenin öz kaynakları ile yabancı kaynakları arasındaki ilişkiyi gösterir. Oran yabancı kaynakların öz kaynaklara bölünmesi suretiyle aşağıdaki şekilde hesaplanır.</p>
<p>Oranın 1 olması öz kaynak borç dengesi açısından yeterli görülür. Oranın 1’den küçük olması işletme faaliyetlerinde kullanılan iktisadi varlıkların büyük kısmının öz kaynak ile finanse edildiğini gösterir. Buna karşılık oranın 1’in üstüne çıkması, üçüncü kişilerden sağlanan fonların ortaklardan sağlanan fonlardan daha fazla olduğunu gösterir<br />
2.3.4.2.4.	Kısa Vadeli Borçlar/Toplam Varlık Oranı<br />
Pasif içinde kısa vadeli yabancı kaynakların ağırlığını gösteren bir orandır. Bir işletmenin çok fazla kısa vadeli borcu olması geri ödeme riskini arttırır. bu oranın 1/3 seviyesini aşmaması uygun olur. Oranın yüksek olması aktiflerin büyük bölümünün yabancı kaynaklarla finanse edildiğini gösterir.</p>
<p>2.3.4.2.5.	Uzun Vadeli Borçlar/Kaynaklar Oranı<br />
Bu oran işletmenin sahip olduğu varlıkların ne kadarlık bir kısmının uzun vadeli yabancı kaynaklarla finanse edildiğini gösterir. Oran aşağıdaki şekilde hesaplanır.</p>
<p>2.3.4.3.	 Faaliyet Oranları<br />
2.3.4.3.1.	Alacak Devir Hızı<br />
Alacak devir hızı bir faaliyet dönemindeki kredili satışların ticari alacaklara bölünmesi suretiyle hesaplanır. Ancak analist işletmenin kredili satış tutarını belirleyemiyorsa, pay’da net satışlar tutarına yer verilmek suretiyle oran hesaplanır.</p>
<p>Alacakların yılda kaç defa tahsil edildiğini gösterir. Alacak devir hızı arttıkça alacakların likidite değeri artar. Oranın büyümesi vadelerin kısaldığını, küçülmesi ise vadelerin uzadığını gösterir.</p>
<p>2.3.4.3.2.	Alacakların Ortalama Tahsil Süresi<br />
Alacak devir hızını tamamlayıcı bir orandır. İşletmenin fonlarını ortalama ne kadarlık bir süre için alacaklara bağladığını gösterir. Bu oranı aşağıdaki şekillerde hesaplamak mümkündür.</p>
<p>Bu oran, borçların ortalama ödeme süresi ile karşılaştırılarak değerlendirilmelidir. Bu oran üzerinde enflasyon pek fazla etkili olmaz. Çünkü oranı oluşturan pay ve payda enflasyondan aynı yönde ve hemen hemen aynı oranda etkilenir.<br />
2.3.4.3.3.	Stok Devir Hızı<br />
Stok Devir hızının artması genellikle firmanın stok yönetiminin daha çok etkinli kazandığını gösterir. Ancak, bu durum göreli olarak firma stoklarının sık sık tükenmesinin bir sonucu da olabilmektedir. Stok devir hızı stokların satışlar yoluyla alacaklara dönüşüm hızı hakkında bilgi verir.</p>
<p>2.3.4.3.4.	Aktif Devir Hızı<br />
Bu oran, işletmenin aktif varlıklarının kaç katı satış yaptığını gösterir. Aktif devir hızının yüksek olması olumludur. Oranın büyük sanayi işletmelerinde 2 küçük sanayi işletmelerinde ise 2-4 arasında olmasının uygun olacağı ileri sürülmektedir.</p>
<p>2.3.4.3.5.	Duran Varlık Devir Hızı</p>
<p>Duran varlık devir hızı duran varlıklara yapılan yatırımın seviyesini belirlemeye yardımcı olur. oranın düşme eğilimi göstermesi kapasite kullanım oranının düştüğünü, duran varlıkların verimli kullanılamadığını gösterirken, oranın artış eğilimine girmesi kapasite kullanım oranının arttığını ve işletmenin duran varlıklarını verimli kullandığını gösterir. Genel olarak sanayi işletmelerinde bu oranın 2 olması yeterli görülmektedir.<br />
2.3.4.3.6.	Öz Kaynaklar Devir Hızı</p>
<p>Bu oran öz kaynakların ne ölçüde verimli kullanıldığının tespit edilmesinde kullanılır. Oranın çok yüksek olması işletmenin faaliyetlerini büyük ölçüde borçlanmak suretiyle finanse ettiğini gösterir. Oranın düşük olması ise işletmenin öz kaynaklarını etkin olarak kullanamadığını ve işletmenin faaliyet seviyesinin gerektiğinden daha fazla öz kaynağa sahip olduğunu gösterir.<br />
2.3.4.4.	 Karlılık Oranları<br />
2.3.4.4.1.	Öz Kaynak Net Karlılık Oranı</p>
<p>Bu oran, işletmeye ortaklarca tahsis edilmiş değerlerin ne ölçüde etkin ve verimli olarak kullanıldığını tespit etmek amacıyla hesaplanır. İşletmenin öz kaynak karlılığını gösterir. Bu oranın yüksek olması olumludur.<br />
2.3.4.4.2.	Brüt Satış Karı Oranı</p>
<p>Bu oran işletmenin satış karlılığını gösterir. Bu oranın bir diğer adı da satış kar marjıdır. Bu oranın yüksek olması yanında değerlerin tutarları da önemlidir.<br />
2.3.4.4.3.	Faaliyet Karı Oranı</p>
<p>Satışlar üzerinden faaliyet karlılığını gösterir ve işletmenin ana faaliyetlerinin ne ölçüde karlı olduğunu tespitte kullanılır. Oranın yüksek olması işletmenin ana faaliyetinin karlı, verimli olduğunu gösterirken, oranın azalma eğilimi göstermesi karlılığın, verimliliğin azaldığını gösterir.<br />
2.3.4.4.4.	Aktif Karlılık Oranı</p>
<p>Bu oran, aktiflerin işletmede ne ölçüde karlı kullanıldığını tespit amacıyla hesaplanır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/finansal-analiz-ve-kapsami-nedir.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anonim Şirketlerde Kuruluş İşlemleri Nasıl Yapılır</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/anonim-sirketlerde-kurulus-islemleri-nasil-yapilir.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/anonim-sirketlerde-kurulus-islemleri-nasil-yapilir.html/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2009 17:22:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Muhasebe]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category></category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=786</guid>
		<description><![CDATA[Türk Ticaret kanununun 269. Maddesindeanonimşirketin tanımı yapılmıştır. Buna göre anonim şirket &#8220;Bir unvana sahip esas sermayesi muayyen ve paylara bölünmüş olan ve borçlarından dolayı yalnız malvarlığı ile, ortaklarının sorumluluğu, taahhüt etmiş oldukları sermaye payı ile sınırlı bulunan&#8221; şirkettir. T.T.K m. 271&#8242;de; kanunen yasak olmayan her türlü iktisadi ve ticari gayanin gerçekleştirilmesi için anonim şirket kurulabileceği; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türk Ticaret kanununun 269. Maddesindeanonimşirketin tanımı yapılmıştır. Buna göre anonim şirket &#8220;Bir unvana sahip esas sermayesi muayyen ve paylara bölünmüş olan ve borçlarından dolayı yalnız malvarlığı ile, ortaklarının sorumluluğu, taahhüt etmiş oldukları sermaye payı ile sınırlı bulunan&#8221; şirkettir.<br />
         T.T.K m. 271&#8242;de; kanunen yasak olmayan her türlü iktisadi ve ticari gayanin gerçekleştirilmesi için anonim şirket kurulabileceği;<br />
         T.T.K m. 277&#8242;de ise; şirkette pay sahibi en az beş kurucu ortağın bulunması koşulu öngörülmüştür.<span id="more-786"></span><br />
         Bu yasal tanıma göre anonim şirketin öğeleri:<br />
iktisadi ve ticari maksat:<br />
         Kollektif ve komandit şirketler, bir ticari işletmeyi işletmek amacıyla kurulabilecekleri halde, anonim şirketler kanunen yasak edilmeyen her türlü iktisadi ve ticari konuların gerçekleşmesi amacıyla kurulabilirler. (T.T.K m 271).<br />
         Ana sözleşmede, şirket konusunun açıkça gösterilmesi zorunludur.<br />
ticaret unvanı:<br />
Bütün ticarety şirketlerinde olduğu gibi, anonim şirketlerde, tüzelkişinin tacir olmasının bir<br />
sonucu olarak, bir ticaret unvanı altında kurulmak ve bu ticaret unvanını ticaret sicilinde tescil ettirmek zorundadır.<br />
Anonim şirket, sermaye şirketi olduğundan, ticaret unvanı &#8220;konu ticaret unvanı&#8221;dır. Unvanın<br />
çekirdek kısmında, işletme konusunun belirtilmesi  ve şirketin nev&#8217;ini gösteren &#8220;anonim şirket&#8221; ibarelerinin açık veya kısaltılmış &#8220;A.Ş.&#8221; olarak yazılması gerekir.<br />
         İşletme konusuna ilave olarak, gerçek bir kişinin adı ve soyadı ticaret unvanında yer almış ise, bu taktirde, şahıs şirketlerinin ticaret unvanından ayırt edilmek için &#8220;anonim şirket&#8221; ibaresinin kısaltılmadan yazılması gerekmektedir (T.T.K m. 45).<br />
         Ticaret unvanı, sadece tescil edildiği sicil dairesinde değil, Türkiye çapında kullanmak hakkı sağladığından , Türkiye&#8217;nin başka bir ticaret siciline daha önce kayıt edilmiş aynı ticaret unvanından ayırdedici  birtakım eklerin kullanılması zorunludur (T.T.K. m. 47/2).<br />
         Ortaklarca istenirse, yanıltıcı nitelikte olmamak kaydıyla, ihtiyari ekler de kullanılabilir.<br />
         &#8220;Türk&#8221;, &#8220;Türkiye&#8221;, &#8220;milli&#8221;, &#8220;cumhuriyet&#8221; kelimeleri, ancak Bakanlar Kurulunun izni ile ek olarak kullanılabilir (T.T.K:m. 48/3).<br />
             3.Ortak Sayısı:<br />
         Anonim şirket, şirkette pay sahibi olan en az beş kurucu ortakla kurulabilir (T.T.K m. 227). Bu zorunlu koşul, şirketin kuruluşundan sona ermesine kadar geçerlidir. Ortak sayısının beşin altına düşmesi, anonim şirketi sona erdiren, kanuni bir sebeptir (T.T.K: m. 434/4).<br />
   4.Sermaye:<br />
T.T.K. m. 269&#8242;a göre , anonim şirket bir sermaye şirketi olup sözleşmesinde ortaklar tarafından konulması taahhüt edilen sermayenin bütünü, esas sermayeyi oluşturur.<br />
         Esas sermayeyi, anonim şirketin malvarlığı ile karıştırmamak gerekir. Çünkü malvarlığı, şirketin tüzel kişiliği sıfatıyla sahip olduğu hak, alacak ve borçların toplamını ifade etmektedir.<br />
         Essas sermaye muayyendir, sözleşmede gösterilen miktardır. Malvarlığı ise daima değişebilir.<br />
         Anonim şirketlerde esas sermaye muayyen ve paylara bölünmüştür. Anonim şirket en az 500.000 TL&#8217;lık sermaye ile kurulabilir ve her bir pay karşılığında çıkarılacak pay senetlerinin itibari değeri birbirine eşit ve en az 500 TL olabilir. İtibari değerinden aşağı  bir bedelle pay senedi çıkarılamaz ise de, esas sözleşmede hüküm bulunması veya genel kurulca karar verilmesi  halinde itibari değerinden yüksek bedelle pay senedi çıkarılması mümkündür (T.T.K m. 286).<br />
         Anonim şirketin kuruluşu sırasında, esas sermayeyi karşılayan payların, tamamen taahhüt edilmiş nakdi sermayenin dörtte birinin ödenmiş, aynı sermaye paylarının, T.T.K m. 143 hükmüne göre bilirkişilerce takdir edilmiş değerlerinin ana sözleşmede; tedrici kuruluşta ayrıca izahnamede belirtilmiş olması gerekmektedir (T.T.K m. 285). Nakdi değeri olan ve devredilebilen kıymetler sermaye payı olarak konulabilir. Bu bakımdan şahsi emek, ticari itibar, anonim şirkete sermaye olarak konulamaz.<br />
         5. Sorumluluk:<br />
Anonim şirketin borçlarından dolayı, birinci derecedeki şirket kendi malvarlığı ile; ortakları ise ikinci derecede ve taahhüt ettikleri sermaye payları ile sınırlı olarak sınırlı olarak sorumludurlar (T.T.K. m. 269). Bu sorumluluk  şirket için ticaret siciline tescilden, yani tüzel kişiliğin kazanılmasından sonra yapılan işlemler için sözkonusudur. Tescilden önce, şirket adına yapılan işlemlerden, bu işlemleri yapanlar, şahsen ve müteselsilen sorumludurlar. Ancak, bu işlemlerin ileride kurulacak anonim şirketi adına yapıldığı açıkça bildirilmiş ise -şirketin ticaret siciline kaydından sonra üç aylık süre içinde bunların şirketçe kabul edilmesi durumunda &#8211; yalnız şirkete ait olur. (T.T. K. M: 301/2). </p>
<p>                                                KURULUŞ<br />
         Kurucular:<br />
         Hukuksal anlamda kuruluş, anonim şirket ana sözleşmesinin yazılı olarak hazırlanıp kurucular tarafından imzalanması ve imzaların noter tarafından tasdiki ile başlar., ticaret siciline tescil ile sona erer. Şirket tescil ile tüzel kişilik kazanır.<br />
         Türk Ticaret Kanununun 277. Maddesinde &#8220;Bir anonim şirketin kurulması için, şirkette pay sahibi en az beş kurucunun bulunması&#8221; şart koşulmuştur. Beş kişiden az şahıs, anonim şirket kuramayacağı gibi, kurucuların aynı zamanda pay sahibi olmaları da şarttır.<br />
         Türk Ticaret Kanunu&#8217;nun 278&#8242;inci maddesine göre; esas sözleşmeyi tanzim ve imza eden ve muayyen parayı veya paradan başka bir şeyi sermaye olarak koymayı sözleşmede taahhüt eden pay sahipleri &#8220;kurucu&#8221; sayılırlar.<br />
           Kuruluş Şekilleri:<br />
           Anonim şirketler ani ve tedrici olmak üzere iki şekilde kuruluşlar:<br />
Ani kuruluşta, sermayenin tamamının kurucu ortaklar tarafından taahhüt edilip nakdi sermayenin dörtte birinin ödenmiş olmasına karşılk, tedrici kuruluşta, sözleşme safhasında sermayenin tatamamı kurucu ortaklarca taahhüt edilmeyip yalnızca onda biri (1/10) temin edilmekte, kalanı için halka başvurulmaktadır.</p>
<p>         (Kuruluş İzni Dilekçesi)</p>
<p>         SANAYİ VE TİCARET BAKANLIĞI İÇ TİCARET GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE<br />
                                                                                                                            ANKARA</p>
<p>         Ticari merkezi &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8217;da olan &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.. Türk lirası sermayeli ve Türk Ticaret Kanunu&#8217;nun tedrici surette kuruluş hükümleri çerçevesinde bir anonim şirket kurmayı kararlaştırmış bulunuyoruz.<br />
         Sözkonusu anonim şirkete ilişkin noterden onaylı altı örnek ana sözleşme ve aşağıda belirtilen belgeler ilişikte sunulmuştur.<br />
         Şirketin kuruluşuna gereken izin verilmesini saygı ile arz ederiz.</p>
<p>                                                                                  Kurucu Ortaklar<br />
                                                                           (Adı, Soyadı ve İmzaları)<br />
Adres&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;<br />
EKLER</p>
<p>         (Kuruluş İlanı)</p>
<p>         (&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..) ANONİM ŞİRKETİNDEN DUYURULUR<br />
         (&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.) Anonim Şirketinin kurulması kararlaştırılmış olup Sanayi ve Ticaret Bakanlığı&#8217;ndan &#8230;&#8230;&#8230;.tarih&#8230;&#8230;&#8230;. sayı ile kuruluş izni alınmıştır.</p>
<p>          &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;Anonim şirketinin:<br />
         1.Şirketin Amacı<br />
          &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.<br />
          &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.dır.<br />
         2.Şirketin Faaliyet Konusu<br />
          &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.<br />
          &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.<br />
          &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.dır.<br />
          3.Şirketin Süresi<br />
          &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.dir.<br />
          4.Şirketin Sermayesi<br />
          &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;. liradır. Beheri &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.. lira nominal değerli (&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;) hisseye bölünmüştür.<br />
          5. Sağlanan Özel Menfaatler :<br />
         Kurucu ortaklar lehine çıkarılacak yeni hisse senetleri almada öncelik hakkı veren intifa senetleri çıkarılacaktır. Çıkarılacak bu intifa senetleri kurucu ortakların sahibi oldukları hisse senetleriyle eşdeğer olup yeni çıkarılacak hisse senetlerinden her kurucu ortak ancak ilk sermayesi oranında satınalmada öncelik hakkına sahip olacaktır. Kurucu ortaklardan başka yönetim kurulu üyelerine veya diğer yönetim kurulu üyelerine veya diğer kimselere özel yararlar sağlanmıştır.<br />
          6.Ayın Karşılığı sermaye:<br />
         Sermaye olarak ayın konmadığı gibi mevcut bir işletme veya bazı ayınlar dahi devir alınmamıştır.<br />
          7. Kuruluş Genel Kurulu:<br />
         Eesas sermayenin tamamına iştirak taahhüt edildikten ve payların muayyen bedelleri ödendikten sonra kurucular, 10 gün içinde  T.T.K. hükümleri gereğince kuruluş genel kurulunu toplantıya çağırır.<br />
         Kuruluş genel kurulu nakdi sermayenin en az yarısını temsil eden pay sahipleri toplanmadan görüşme yapamaz.<br />
         Kuruluş genel kurulu şirketin &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..&#8217;da &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.&#8217;daki merkezinde toplanır.</p>
<p>                                                                                                                              &#8230;../&#8230;../19&#8230;.<br />
                                                                                                                   KURUCU ORTAKLAR</p>
<p>   İştirak Taahhütnamesi Örneği:</p>
<p>         Tedrici surette kuruluşu kararlaştırıp Sanayi ve Ticaret Bakanlığı&#8217;ndan kuruluş izni alan ve esas sermayesi &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;. lira nominal değerde &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230; hisseye ayrılan &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230; liradan ibaret &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230; Anonim Şirketin sermayesine &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.. lira tutarında &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;. adet hisse almak suretiyle katılıyorum.<br />
         Söz konusu pay bedellerinden &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230; TL&#8217;sını nakit olarak ödeyeceğimi taahhütederim. Ancak şirket &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.. tarihine kadar kurulmadığı taktirde işbu taahhüdümün geçersiz sayılacağını, ana sözleşmeyi (ya da izahnameyi ) okuduğumu, içeriğini tümüyle ve aynen kabul ettiğimi beyan ederim.<br />
                                                                                                                               &#8230;&#8230;/&#8230;../19&#8230;..<br />
                                                                                                                                    (imza)</p>
<p>         Taahhüt edenin Adı Soyadı :&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.<br />
          Adresi                                  :&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;</p>
<p>         Şirket Kuruluşu İçin Ticaret Mahkemesine Başvuru Dilekçesi</p>
<p>                    (&#8230;&#8230;&#8230;.) ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ SAYIN BAŞKANLIĞINA</p>
<p>                                                                    &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;<br />
         Dilekçeyi Verenler (Davacılar): Kuruluş durumundaki &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.. Anonim Şirketin kurucuları;<br />
         &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..adresinde mukim &#8230;&#8230;&#8230;.. uyruklu &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.<br />
         &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..adresinde mukim &#8230;&#8230;&#8230;.. uyruklu &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.<br />
         &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..adresinde mukim &#8230;&#8230;&#8230;.. uyruklu &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.<br />
         &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..adresinde mukim &#8230;&#8230;&#8230;.. uyruklu &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.<br />
         &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..adresinde mukim &#8230;&#8230;&#8230;.. uyruklu &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.<br />
         Vekilleri        : Av &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.<br />
         Adresi           : &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;<br />
         İstemin Konusu: &#8230;&#8230;&#8230;. Anonim Şirketinin tedrici surette kurulmasının onaylanması dileğidir.<br />
         AÇIKLAMALAR:<br />
1. Yukarıda ve ekli vekaletnamede ad ve soyadları yazılı kurucular tarafından T.T.K.&#8217; nun<br />
tedrici kuruluş hükümlerine göre  &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;. Anonim Şirketi unvanlı bir şirket kurulması<br />
için Sanayi ve Ticaret Bakanlığı&#8217;ndan  gerekli izin alınmıştır.<br />
T.T.K.&#8217;nun 290. Meddesine göre &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230; tarihinde toplanan Kuruluş Genel Kurulu yasal<br />
işlemlerin tamamlandığını, payların kanunen ödenmesi gereken miktarlarının ödendiğini tespit etmiştir.<br />
KANITLAR:<br />
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı&#8217;nca onaylı ana sözleşme, payların kanunen ve sözleşme hükümleri gereğince ödenmesi gereken miktarlarına ait banka dekontu, kuruluş genel kurulunun &#8230;&#8230;. tarihli tutanağı ve diğer deliller.<br />
         Hukuksal Nedenler: T.T.K.&#8217;nun 299&#8242;uncu maddesi ve diğer ilgili mevzuat.<br />
         Sonuç ve İstem:<br />
         &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.. Anonim Şirketinin Ticaret Sicil Memurluğuna kaydı için gerekli tasdikin yapılmasını vekaleten aez ve talep ederiz.<br />
                                                                                                                   &#8230;&#8230;/&#8230;../19&#8230;.<br />
                                                                                                         Av. &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.<br />
                                                                                                                 (imza)<br />
EKLER:</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/anonim-sirketlerde-kurulus-islemleri-nasil-yapilir.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Safha Maliyet Yönetimi Nedir</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/safha-maliyet-yonetimi-nedir.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/safha-maliyet-yonetimi-nedir.html/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2009 17:08:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/genelbil/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Muhasebe]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=784</guid>
		<description><![CDATA[TUBA Endüstri işletmesi ürettiği mamulün üretimini iki safhada tamamlamakta ve ürettiği mamulleri mamul ambarına devretmektedir. Nisan 1998 ayı içinde üretimle ilgili aşağıdaki bilgiler elde edilmiştir. I. SAFHA DBYM Stoku ( DİMM % 100, Dİ ve GÜG % 50) 5,000 Birim Dönemde Üretimine Başlanan Birim Sayısı 20,000 Birim DSYM Stoku (DİMM % 100, Dİ ve GÜG [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>TUBA Endüstri işletmesi ürettiği mamulün üretimini iki safhada tamamlamakta ve ürettiği mamulleri mamul ambarına devretmektedir. Nisan 1998 ayı içinde üretimle ilgili aşağıdaki bilgiler elde edilmiştir.<span id="more-784"></span></p>
<p>I. SAFHA</p>
<p>DBYM Stoku ( DİMM %  100, Dİ ve GÜG % 50)          	5,000 Birim<br />
Dönemde Üretimine Başlanan Birim Sayısı	20,000 Birim<br />
DSYM Stoku (DİMM %  100, Dİ ve GÜG % 30)          	7,000 Birim<br />
DBYM Direkt İlk Madde Maliyeti	25,000 TL<br />
DBYM Direkt İşçilik ve GÜG Maliyeti	10,750 TL<br />
Safhanın Direkt İlk Madde Malzeme Gideri	100,000 TL<br />
Safhanın Direkt İşçilik Gideri	44,000 TL<br />
Safhanın GÜG Gideri	31,680 TL	 </p>
<p>II. SAFHA</p>
<p>DBYM Stoku ( DİMM % 0, Dİ ve GÜG % 40)          	3,000 Birim<br />
Dönemde Üretimine Başlanan Birim Sayısı	18,000 Birim<br />
DSYM Stoku (DİMM % 0, Dİ ve GÜG % 60)          	4,000 Birim<br />
I. Safhadan Devreden DBYM Maliyeti	27,000 TL<br />
DBYM Direkt İşçilik ve GÜG Maliyeti	5,400 TL<br />
Safhanın Direkt İlk Madde Malzeme Gideri	87,550 TL<br />
Safhanın Direkt İşçilik Gideri	50,050 TL<br />
Safhanın GÜG Gideri	31,850 TL	 </p>
<p>İSTENİLENLER:<br />
I. Safhada tamamlanıp II. Safhaya devredilen miktar ile II: Safhada tamamlanarak mamul ambarına devredilen miktarı saptayınız.<br />
I. ve II. Safhada üretimine başlanıp tamamlanan miktarları saptayınız.<br />
Safhalar itibarıyla üretime giren ve çıkan miktarları saptayınız.<br />
I. Safhanın Eş Değer Birimler Tablosunu düzenleyerek, birimde maliyetleri hesaplayınız.<br />
I. Safhada tamamlanarak bir sonraki safhaya devredilen ile  I. Safhanın Dönemsonu Yarı Mamul Stoku Maliyetini hesaplayınız.<br />
II. Safhanın Eşdeğer Birimler Tablosunu düzenleyerek birimde maliyeti hesaplayınız.<br />
II. Safhada tamamlanarak mamul ambarına devredilen ile  II. Safhanın Dönemsonu Yarı Mamul Stoku Maliyetini hesaplayınız.<br />
Üretim Maliyeti Tablosunu düzenleyiniz.<br />
İlgili yevmiye kayıtlarını yapınız.</p>
<p>Çözüm:</p>
<p>A-<br />
	I. Safhadan II. Safhaya Devredilen Miktar:</p>
<p>5,000 + 20,000 = X  +  7,000<br />
		25,000 – 7,000 = X<br />
		      	     X  = 18,000 Birim</p>
<p>	II. Safhadan Mamul Ambarına Devredilen Miktar:</p>
<p>3,000 + 18,000 = X  +  4,000<br />
		21,000 – 4,000 = X<br />
		      	     X  = 17,000 Birim</p>
<p>B-<br />
	I. Safhada Üretime Başlanıp Tamamlanan Miktar:</p>
<p>18,000 &#8211; 5,000 = 13,000 Birim</p>
<p>	II. Safhada Üretime Başlanıp Tamamlanan Miktar:</p>
<p>17,000 &#8211; 3,000 = 14,000 Birim</p>
<p>C-<br />
	Safhalar İtibarıyla Miktar Dengeleri:</p>
<p>I.Safha<br />
		5,000 + 20,000 = 18,000 + 7,000<br />
			25,000 =  25,000</p>
<p>	II. Safha<br />
		3,000 + 18,000 = 17,000 + 4,000<br />
			21,000 = 21,000</p>
<p>D-<br />
	I. Safha Eşdeğer Birimler Tablosu:</p>
<p>	BİRİMLER	Tamamlanma<br />
 Derecesi   (%)	Hammadde Eşdeğeri	İşçilik Eşdeğeri	GÜG Eşdeğeri<br />
DBYM Stok	5,000	%100, % 50,  % 50	-	2,500	2,500<br />
DÜBT	13,000	% 100	13,000	13,000	13,000<br />
DSYMS	7,000	%100, % 30, % 30	7,000	2,100	2,100<br />
	25,000		20,000	17,600	17,600	 </p>
<p>I.Safha Birimde Maliyetler:<br />
Direkt İlk Madde Malzeme  100,000 / 20,000 = 5      TL/Br<br />
Direkt İşçilik                          44,000 / 17,600 = 2.50 TL/Br<br />
GÜG                                     31,680 / 17600  = 1.80 TL/Br<br />
						        9.30 TL/Br	</p>
<p>E-<br />
Üretimi Tamamlanıp II. Safhaya Devredilenlerin Maliyeti:</p>
<p>DBYM Önceki Üretim Döneminden Gelen Maliyeti:<br />
Direkt İlk Madde Malzeme    5,000  *  5     =  25,000 TL<br />
Direkt İşçilik                          2,500  *  2.5  =    6,250 TL<br />
GÜG                                     2,500  * 1.80 =   4,500 TL<br />
						        35,750 TL	</p>
<p>DBYM Bu Dönemdeki Ek Maliyeti:<br />
Direkt İlk Madde Malzeme                         -<br />
Direkt İşçilik                          2,500  *  2.5  =    6,250 TL<br />
GÜG                                     2,500  * 1.80 =   4,500 TL<br />
						        10,750 TL	</p>
<p>DÜB Tamamlanan Birimlerin Maliyeti:<br />
Direkt İlk Madde Malzeme   13,000   *  5      =   65,000 TL<br />
Direkt İşçilik                          13,000  *  2.5   =   32,500 TL<br />
GÜG                                     13,000  * 1.80  =   23,400 TL<br />
						          120,900 TL	</p>
<p>Tamamlanan Birimlerin Maliyeti:<br />
Direkt İlk Madde Malzeme              25,000  + 65,000 =  90,000 TL<br />
Direkt İşçilik                          6,250 + 6,250 + 32,500 =  45,000 TL<br />
GÜG                                     4,500 + 4,500 + 23,400 =  32,400 TL<br />
						                    167,400 TL<br />
I. Safhanın DSYM Stoku Maliyeti:<br />
Direkt İlk Madde Malzeme    7,000  *  5     =  35,000 TL<br />
Direkt İşçilik                          2,100  *  2.5  =    5,250 TL<br />
GÜG                                     2,100  * 1.80 =    3,780  TL<br />
						        44,030 TL<br />
F-</p>
<p>II. Safha Eşdeğer Birimler Tablosu:</p>
<p>	BİRİMLER	Tamamlanma<br />
 Derecesi   (%)	Hammadde Eşdeğeri	İşçilik Eşdeğeri	GÜG Eşdeğeri<br />
DBYM Stok	3,000	% 0, % 40,  % 40	3,000	1,800	1,800<br />
DÜBT	14,000	% 100	14,000	14,000	14,000<br />
DSYMS	4,000	% 0, % 60, % 60	             -	2,400	2,400<br />
	21,000		17,000	18,200	18,200	 </p>
<p>II.Safha Birimde Maliyetler:<br />
Direkt İlk Madde Malzeme   87,550 / 17,000   =  5.15 TL/Br<br />
Direkt İşçilik                          50,050 / 18,200   =  2.75 TL/Br<br />
GÜG                                     31,850 / 18,200  =  1.75 TL/Br<br />
						        9.65 TL/Br	</p>
<p>G-<br />
Ambara Devredilecek Mamul Maliyeti:</p>
<p>DBYM Ek Maliyet :<br />
3,000 * 0.40 = 1,200 Eşdeğer birim<br />
Direkt İşçilik ve GÜG birim maliyeti = 2.75 + 1.75 = 4.50 TL/Eşdeğer birim<br />
Toplam Dİ ve GÜG Maliyeti = 1,200 * 4.50 = 5,400 TL         </p>
<p>	I.Safhadan Gelen Maliyet	DİM Malzeme	Dİ ve GÜG	TOPLAM<br />
DBYM Stok Mly.	27,000	-	5,400	32,400<br />
DBYMS Ek Mly.	               -	   15,450<br />
(5.15 * 3,000)  	8,100<br />
(4.5 * 1,800)	23,550<br />
DÜBT 	130,200<br />
(14,000 * 9,3)	72,100<br />
(14,000 * 5.15) 	63,000<br />
(14,000 * 4.5)	265,300<br />
	157,200			321,250	 </p>
<p>II. Safhanın DSYM Stoku Maliyeti:<br />
Direkt İlk Madde Malzeme                  -<br />
Direkt İşçilik                          2,400  *  2.75  =    6,600 TL<br />
GÜG                                     2,400  * 1.75   =    4,200  TL<br />
						          10,800 TL<br />
I. Safhadan Devreden Maliyet  (4,000 * 9.3)   37,200 TL<br />
					         48,000 TL	</p>
<p>ÜRETİM MALİYETİ TABLOSU</p>
<p>	I. Safha	II. Safha	Toplam<br />
DBYM Stok	35,750	32,400	68,150<br />
ÜRETİM GİDERLERİ	175,680	169,450	345,130<br />
DİMM 	100,000	87,550	187,550<br />
Dİ	44,000	50,050	94,050<br />
GÜG	31,680	31,850	63,530<br />
Toplam	211,430	201,850	413,280<br />
DSYMS Maliyeti	(44,030)	(48,000)	(92,030)<br />
Toplam	167,400	153,850	321,250	 </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/safha-maliyet-yonetimi-nedir.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vergi Uygulamaları Nasıl yapılır</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/vergi-uygulamalari-nasil-yapilir.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/vergi-uygulamalari-nasil-yapilir.html/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2009 17:02:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/genelbil/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Muhasebe]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=779</guid>
		<description><![CDATA[Anayasaya göre Bakanlar Kurulunun vergilendirmeye ilişkin değişiklik yapmaya yetkili olduğu konular: İstisnalar, Muafiyetler, İndirimler, Oranlar Anayasa mahkemesinin bir vergi kanununu yürürlükten kaldırma yetkisine sahiptir. Kendisi mükellef olmadığı halde, mükellefle ilişkisi nedeniyle verginin hesaplanarak kesilmesi ve ödenmesi ve buna ilişkin biçimsel ödevlerin yerine getirilmesi açısından vergi idaresine karşı muhatap olan kişiye Vergi sorumlusu denir. Matrahın saptanmasına [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Anayasaya göre Bakanlar Kurulunun vergilendirmeye ilişkin değişiklik yapmaya yetkili olduğu konular: İstisnalar, Muafiyetler, İndirimler, Oranlar<br />
Anayasa mahkemesinin bir vergi kanununu yürürlükten kaldırma yetkisine sahiptir.<br />
Kendisi mükellef olmadığı halde, mükellefle ilişkisi nedeniyle verginin hesaplanarak kesilmesi ve ödenmesi ve buna ilişkin biçimsel ödevlerin yerine getirilmesi açısından vergi idaresine karşı muhatap olan kişiye Vergi sorumlusu denir. <span id="more-779"></span><br />
Matrahın saptanmasına ilişkin usuller: Beyan usulü, Götürü usulü, İdarece takdir usulü, Karineler usulü<br />
Mesleki bir teşekküle kaydolunması tüccar bakımından işe başlamanın unsurlarındandır.<br />
Kollektif bir şirketin yıllık faaliyet bildiriminde yer alanlar: En yüksek nakit girişi, Gelir tablosu bilgileri, En yüksek nakit çıkışı, Bilanço bilgileri<br />
Borsa ajanlarının, Borsa acentalarının , Gümrük komisyoncularının, Noterlerin kazancı serbest meslek kazancıdır.<br />
Tüccarlar, faaliyetlerinden hiçbir gelir elde etmemiş olsa dahi, yıllık beyanname vermek zorundadır.<br />
15.07.1997 tarihinde tasfiyeye giren ve 25.03.2000 tarihinde tasfiyesi sonuçlanan bir şirketin kurumlar vergisi açısından 4 tasfiye dönemi olacaktır.<br />
Tüketim kooperatiflerinde risturn istisnasının hesaplanmasında emek alımları, et ürünleri alımları, konserve alımları, giyecek alımları dikkate alınır.<br />
Hisselerin vergisiz olarak devri bakımından Anonim şirket ortakları diğerlerine göre daha avantajlıdır.<br />
Bir işletmenin çeşitli şubeleri aynı numaralı fatura kullanmak isterlerse, Faturalara bölümlerin ayrı ayrı isimlerin yazılması veya özel işaretler konulması zorunludur.<br />
İktisadi varlıklar, normal kullanma sürelerinden çok önce yıpranma ve yok olma gibi tehlikelerle karşı karşıya bulunuyorsa Fevkalade amortisman usulü uygulanır.<br />
Naim Uygun Anonim Şirketinin 31.12.1999 tarihinde 20 milyar TL&#8217;lik alacağının icra aşamasında olduğu ve henüz tahsil edilemediği görülmüştür. Buna göre şirketin yapması gereken işlem : Şüpheli alacak karşılığı ayrılmalıdır.<br />
Avukatın milletvekilinden vekalet ücreti tahsil etmesi katma değer vergisine tabidir.<br />
Almanya&#8217;da ikamet eden mükellef A&#8217;nın babası, 01.02.1999 tarihinde İstanbul&#8217;da vefat etmiştir.Buna göre A&#8217;nın en geç hangi tarihe kadar veraset ve intikal vergisi beyannamesini vermesi gerekir.<br />
Yapı kooperatiflerinin sahip oldukları hizmet binalarının bina vergisinden muaf tutulmasının koşulu Kiraya verilmemesidir.<br />
Eğlence vergisinin mükellefi Eğlence yerini işleten gerçek ve tüzel kişilerdir.<br />
80 milyon TL&#8217;ye sattığı bir müzik seti için fatura düzenlemediği tespit edilen bir tacire kesilmesi gereken özel usulsüzlük cezasının miktarı 8 milyon TL&#8217;dir.<br />
21.01.1999 tarihinden itibaren Vergi ziyaı cezası uzlaşmaya konu olamaz.<br />
Vergi hatalarını ortaya çıkarma yolları: İlgili memurun hatayı bulması, Üst memurların yaptıkları incelemeler, Teftiş, Vergi incelemesi<br />
Genel bütçeye dahil vergi hatalarının düzeltilmesinde şikayet yoluyla başvuru Maliye Bakanlığına yapılır.<br />
Doğal afetler nedeniyle vergi borcunu terkin etme yetkisi Maliye Bakanlığına aittir.<br />
Bakanlar Kurulunun vergi konusunda kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisinin olmamasının nedeni: Vergi ödevine ilişkin Anayasa hükmü, Anayasanın siyasi haklarve ödevler bölümünde yer almıştır. Siyasi haklar ve ödevlerkonusunda KHK çıkartılamayacağından vergi konusunda da KHK çıkartılamaz.<br />
Danıştay, Bakanlar Kurulu kararlarını yürürlükten kaldırabilme yetkisine sahiptir.<br />
Mükelleflerin ödevleri: Bildirim, Defter tutma, Belgeleri saklama, Beyanname verme<br />
Vergi tarhı şekilleri: İkmalen, Beyannameye dayanan, Re&#8217;sen, Verginin idarece tarhı<br />
Ocak-Mart ayları için belirlenen kazanç üzerinden hesaplanan geçici vergi en geç 15 Mayısta ödenir.<br />
Şahıs şirketlerinin yapmak zorunda olduğu günlük işlemlerden biri Belge verilip alınmasıdır.<br />
Sermaye şirketlerinin kazançlarının vergilendirilme yöntemleri: Klasik sistem, Ayrı oranlar sistemi, Bütünleştirilmiş sistem, Vergi alacağı sistemi<br />
X Tüketim Kooperatifinin 1999 yılı kazancı 100 milyar TL&#8217;dir. Kooperatifin 1999 yılı satışlarıtoplamı 500 milyar TL, ortaklara yapılan toplam satış 300 milyar TL , ortaklara gıda ve giyecek satışı ise 50 milyar TL olduğuna göre bu kooperatifin yararlanacağı risturn istisnası 10 milyar TL&#8217;dir.<br />
Şahıs şirketlerinin, kuruluş anındaki ortaklık sözleşmesini onaylama yetkisi Notere aittir.<br />
Kazai bir hükme veya kanaat verici bir belgeye göre artık tahsiline imkan kalmayan alacaklara Değersiz alacaklar denir.<br />
İmtiyazlı şirketler yeniden değerlemeden yararlanamaz.<br />
Bir anonim şirket, bilançosunda kayıtlı bir gayrimenkulünü yıllığı 20 milyar TL&#8217;dan kiraya vermiş ve 1999 yılında 1999,2000,2001 yıllarına ilişkin 60 milyar TL kira bedelini peşin olarak tahsil etmiştir.Buna göre söz konusu şirketin, 1999 yılı kar zarar hesabında gelir olarak göstereceği miktar 20 milyar TL&#8217;dir.<br />
İşçinin evini satışı Katma değer vergisinin konusuna girmez.<br />
Emlak vergisine ilişkin tahsil işlemleri Belediyeler tarafından yapılır.<br />
Eğlence vergisinin mükellefi Eğlence yerini işleten gerçek ve tüzel kişilerdir.<br />
500 milyonTL&#8217;lık bir satış faturasını düzenlemediği saptanan tacire kesilecek özel usulsüzlük cezasının miktarı 50 000 000 TL&#8217;dir.<br />
Uzlaşma istemi, vergi ve ceza ihbarnamesinin tebliği tarihinden itibaren başlayarak en çok 30 gün içinde yapılmalıdır.<br />
Vergilendirme hataları: Mükellefiyette hata, Konuda hata, Mükellefin şahsında hata, Muafiyet döneminde hata<br />
Aynı yargı çevresindeki idare ve vergi mahkemeleri arasında çıkan görev ve yetki uyuşmazlıklarını kesin olarak karara bağlayan organ Bölge İdare Mahkemesi&#8217;dir.<br />
Doğal afetler nedeniyle vergi borcunu terkin etme yetkisi Maliye Bakanlığına aittir.<br />
Devlete bir yük getiren uluslararası vergi anlaşmalarının yürürlüğe konması Kanun ile kabulüne bağlıdır.<br />
Vergi Usul Kanununda &#8220;Vergiyi doğuran olayın kanunlarla yasak edilmiş olmasının mükellefiyet ve sorumluluğu kaldıramayacağının &#8221; hükme bağlanmasının nedeni Vergi adaletinin gerçekleştirilmesidir.<br />
Vergi Usul Kanunu&#8217;na göre tutulan defterlerin ve belgelerin ilgili bulundukları yılı takip eden takvim yılından başlayarak 5 yıl süre ile saklanması zorunludur.<br />
Serbest meslek kazancının özellikleri: Ticari mahiyetinin olmaması, İlmi bilgiye dayanması, Devamlı olarak yapılması, Bir işverene bağlı olunmaması<br />
Kurumlar vergisi kanununa göre sermaye şirketlerinin indirebileceği giderlerden biri Hisse senetleri ve tahvil ihraç giderleridir.<br />
Tüketim kooperatiflerinde risturn istisnasının hesaplanmasında Dayanıklı tüketim malı alımları dikkate alınmaz.<br />
Fatura , malın teslim tarihinden itibaren en geç 10 gün içinde düzenlenmelidir.<br />
Kazai bir hükme veya kanaat getirici bir belgeye göre tahsiline imkan kalmayan alacaklar hakkında mükelleflerce yapılacak işlem: Değersiz alacak kabul edilerek, kayıtlı değerleriyle zarara geçirilerek yok edilir.<br />
Yeniden değerleme oranının belirlenmesinde Toptan eşya fiyatları endeksindeki ortalama artış ölçüt olarak alınır.<br />
Veraset ve intikal vergisinin matrahından indirilebilecek borç veya masraflar: Murisin belgeye dayalı borçları, Cenazenin teçhiz ve defni için yapılan masraflar, Murisin vergi borçları, Yabancı ülkelerde ödenen veraset ve intikal vergisi<br />
Hak sahibine, başkasına ait birşeyin üzerinden faydalanma ve kullanma hakkı sağlayan ayni haklara intifa hakkı denir.<br />
Belediyelerin vergi gelirleri: İlan ve reklam, Eğlence, Yangın sigortası, Haberleşme vergisi Vergi karnesinin süresinin sonundan başlayarak 15 gün geçtiği halde alınmamış olması, ikinci derecede usulsüzlük cezasını gerektiren fiillerden biridir.<br />
İkmalen tarha göre yapılan tarhiyatta uzlaşma talep edilebilir.<br />
Vergi ziyaı suçunun unsurları gerçekleşmeden ceza kesilmesi bir vergi hatası değildir.<br />
Vergi yargı kararlarının uygulanma süresi 30 günü geçemez.<br />
Vergi Hukuku&#8217;nun yürütme organından doğan kaynakları arasında yer alanlar: Tüzükler, Yönetmelikler, Özelgeler, Genelgeler<br />
Anonim şirketler tüzel kişiliğe sahiptir.<br />
Matrahın saptanmasına ilişkin usuller: Beyan, Götürü, İdarece takdir, Karineler usulü<br />
Adi ortaklığın tüzel kişiliği yoktur.<br />
Şahıs şirketlerinin tasfiyesinde, sınırsız sorumluluk Zamanaşımı süresi sonuna kadar devam eder.<br />
Sermaye şirketlerinin kazançlarının vergilendirilme yöntemleri: Klasik, Ayrı oranlar, Bütünleştirilmiş, Vergi alacağı sistemi<br />
Bir takım özellikleri nedeniyle bazı işletmelerin takvim yılından farklı, özel hesap dönemleri uygulayabilmeleri için Maliye Bakanlığının iznini almaları gerekir.<br />
Emlak Vergisi Kanunu&#8217;na göre, idarenin verdiği ek süreye rağmen beyanname verilmemesi durumunda Vergi idarece tarh olunur.<br />
Gayrimenkullerin ivazsız olarak intikalinde vergiyi doğuran olay Tapuya tescil ettirildiği tarihte ortaya çıkar.<br />
Belediyelerin tahsil ettiği harçlar: Bina inşaat harcı, Kaynak suları harcı, İşgal harcı, Ölçü ve tartı aletleri muayene harcı<br />
Danıştay, bir yüksek idare mahkemesi olmasının yanında danışma ve inceleme merciidir.<br />
Vadesinde ödenmeyen kamu alacaklarına uygulanan gecikme zammı 31.01.2002 tarihinden itibaren %7 olarak uygulanmaktadır. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/vergi-uygulamalari-nasil-yapilir.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vadeli İşlem Borsası Nedir Ve İşleyişi Nasıldır</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/vadeli-islem-borsasi-nedir-ve-isleyisi-nasildir.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/vadeli-islem-borsasi-nedir-ve-isleyisi-nasildir.html/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2009 16:57:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/genelbil/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Muhasebe]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=777</guid>
		<description><![CDATA[İdeal piyasa koşullarında oluşan günlük fiyatlar, gelecekte oluşması mümkün olan fiyatlar hakkında bir fikir vermekle birlikte tam anlamıyla güvenilir piyasa verileri olmaktan oldukça uzaktır. Ancak herkes tarafından kabul edilmektedir ki, ileriye yönelik fiyatların oluşması ve gelecekteki fiyat değişimlerinin doğurduğu risklerden korunma ihtiyacı son derece önemlidir. Vadeli işlemler piyasaları, bu ihtiyacın karşılanabilmesi için en uygun piyasalardır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>       İdeal piyasa koşullarında oluşan günlük fiyatlar, gelecekte oluşması mümkün olan fiyatlar hakkında bir fikir vermekle birlikte tam anlamıyla güvenilir piyasa verileri olmaktan oldukça uzaktır. Ancak herkes tarafından kabul edilmektedir ki, ileriye yönelik fiyatların oluşması ve gelecekteki fiyat değişimlerinin doğurduğu risklerden korunma ihtiyacı son derece önemlidir. Vadeli işlemler piyasaları, bu ihtiyacın karşılanabilmesi için en uygun piyasalardır. <span id="more-777"></span><br />
       Vadeli işlemler piyasalarının geçmişi 1800’lü yıllara kadar uzanmaktadır. İlk defa A.B.D. Chicago piyasasında kurulmuş daha sonra New York, Tokyo, Londra gibi büyük piyasalarda da görülmüştür. Özellikle tarım ürünlerinin fiyatlarındaki aşırı dalgalanmadan olumsuz yönde etkilenen Amerikalı çiftçiler, fiyat değişim riskinden korunmak için vadeli alım-satımların yapıldığı vadeli piyasaları oluşturmuşlardır. 17. yüzyılın sonlarında Japonya’da Dojima borsasında ilk defa düzenli olarak standart sözleşmeler alınıp satılmıştır. 1848 yılında tahıl tüccarları bugünkü vadeli işlem piyasalarına öncülük edecek Chicago Board of Trade&#8217;i kurmuşlardır. Söz konusu borsanın kurulmasındaki amaç arz ve talepte meydana gelebilecek dalgalanmaların olumsuz etkilerini ortadan kaldırmak ve teslim edilen ürünlerin belli kalitede olmasını sağlamaktı.<br />
       İlk tüzük 1865 yılının mayıs ayında hazırlanmıştır. Yumurta ve diğer çiftlik ürünlerinin alınıp satıldığı Chicago Produce Exchange 1874 yılında, ileriki yıllarda ilk finansal vadeli işlem ürünlerini piyasaya sürecek olan Chicago Mercantile Exchange (CME) ise 1919 yılında kurulmuştur. 1972 yılında ilk finansal vadeli işlem piyasası ürünü olan dövize dayalı vadeli işlem sözleşmeleri CME’ de piyasaya sürülmüştür. Bunu 1975’te Chicago Board of Trade’de (CBT) piyasaya sürülen konut sertifikalarına dayalı vadeli işlem sözleşmeleri izlemiştir. Ardından Hazine bonolarına ve ABD tahvillerine dayalı vadeli işlem sözleşmeleri (1977) piyasaya sürülmüştür. 1981‘de Chicago Mercantile Exchange’de 3 aylık Eurodollar vadeli işlem sözleşmeleriyle işlem yapılmaya başlanmıştır.<br />
       İlk defa 1982 yılında Chicago Mercantile Exchange’de S&#038;P 500 endeksine dayalı vadeli işlem sözleşmeleri hazırlanarak piyasaya sürülmüş, böylece vadeli işlem piyasalarına borsa endeksleri de konu olmaya başlamışlardır. Aynı yıl Kansas City Board of Trade’ de Value Line endeksine, New York Futures Exchange’de New York Stock Exchange endeksine dayalı vadeli işlem sözleşmeleri de işlem görmeye başlamıştır. Kuzey Amerika dışında ilk defa Financial Times Stock Exchange endeksine ait sözleşmeler London International Futures Exchange’ de (LIFFE) 1984 yılında alınıp satılmaya başlanmıştır.<br />
       1990 yılında 39,4 milyon olan endekse dayalı vadeli işlem sözleşmesi sayısı 1995 yılı sonunda 176,5 milyona ulaşmıştır. Finansal araçlara dayalı vadeli işlem piyasasında endekse dayalı vadeli işlem sözleşmelerinin payı %13,6 olarak gerçekleşmiştir.<br />
       Vadeli işlemler piyasalarında, 1970’li yıllara kadar sadece tarımsal ürünler için yapılan sözleşmeler işlem görürken, Dünyada Bretton Woods Sisteminin terk edilmesi ve sabit kur sisteminden dalgalı kur sistemine geçilmesi nedeniyle finans piyasalarında meydana gelen aşırı dalgalanmalar, faiz ve kur riskini beraberinde getirmiş ve bu nedene bağlı olarak finansal ürünler üzerine yapılmış vadeli sözleşmeler de yapılmaya başlanmıştır. 1970’lerde döviz, 1975’te tahvil ve 1982’de de hisse senetleri vadeli işlemlere konu olmaya başlamıştır. Günümüzde enerji, değerli madenler, tarımsal ürünler, finansal ürünler, çeşitli ekonomik gösterge ve endekslerden oluşan geniş yelpaze üzerinde çok çeşitli ürün vadeli işlemler kapsamına alınmıştır.<br />
       Vadeli İşlemler Piyasası, herhangi bir ürünün ilerdeki bir tarihte teslimatının yapılması için yapılmış olan sözleşmelerin alınıp satıldığı piyasalardır. Vadeli işlem piyasalarında forward, futures ve opsiyon işlemleri yapılmaktadır. Vadeli işlemler piyasası bu üç işlem çeşidini kapsamakla birlikte bu işlemler arasında bazı önemli farklılıklar bulunmaktadır. Aslında bu işlemler arasında ilerdeki bir tarihte teslimatının yapılması dışında çok fazla ortak yön bulunmamaktadır. Vadeli işlem sözleşmeleri ile ilgili genel bilgilerden sonra bu üç işlem ayrı başlıklar altında detaylı bir şekilde anlatılacaktır. İkinci bölümde anlatılan vadeli işlem sözleşmeleri ve vadeli  işlem piyasaları ise piyasada yaygın olarak kullanılması ve vadeli işlem sözleşmeleri dendiğinde akla gelmesi sebebiyle genel olarak futures işlemlerini kapsamaktadır.<br />
       Dünyada vadeli işlemlerin yapıldığı başlıca borsalar ise şunlardır:<br />
Chicago Board of Trade<br />
Chicago Board of Options Change<br />
Chicago Mercantile Exchange<br />
Kansas City Board of Trade<br />
New York Futures Exchange<br />
New York Mercantile Exchange<br />
New York Cotton Exchange<br />
Midamerica Commodity Exchange<br />
London International Futures Exchange<br />
Marché à terme International de France<br />
Tokyo International Financial Futures Exchange<br />
Bolsa de Mercadorias &#038; Futuros<br />
Singapore International Monetary Exchange<br />
Hong Kong Futures Exchange<br />
New Zealand Futures Exchange<br />
Mercado Official de Futuros y Opciones Financieros<br />
Kuala Lumpur Options and Financial Futures Exchange<br />
Borsa Italia<br />
Belgian Futures &#038; Options Exchange</p>
<p>İKİNCİ BÖLÜM<br />
VADELİ İŞLEM SÖZLEŞMELERİ<br />
VE VADELİ İŞLEM PİYASALARI</p>
<p>A. VADELİ İŞLEM SÖZLEŞMELERİ:</p>
<p>       Hukuki olarak bağlayıcı olan ve sözleşmeye konu olan ürünü ileri bir tarihte satın almak veya satmak üzere yapılan sözleşmedir. İleri bir tarihte, fiyatı bugünden belli olan bir ürünü almak isteyen taraf vadeli işlem sözleşmesi satın alır. İleri bir tarihte fiyatı bu günden belli olan herhangi bir ürünü teslim etmek isteyen taraf ise vadeli işlem sözleşmesi satar. Sözleşmeler, vade sonunda teslim edilecek ya da alınacak ürünün miktarını, niteliklerini, teslimat tarihini ve koşullarını kapsamaktadır. Vadeli işlem sözleşmelerinin nitelikleri sözleşmelerin işlem gördüğü borsalar tarafından belirlenir. </p>
<p>B. VADELİ İŞLEM SÖZLEŞMELERİNİN ÖZELLİKLERİ:</p>
<p>Vadeli işlem sözleşmeleri uluslar arası organize piyasalarda alınıp satılır.<br />
Vadeli piyasalarda alım-satımı yapılan sözleşmeler, sözleşmelerin işlem gördüğü borsa tarafından standart hale getirilmiştir. Bu standardizasyon;<br />
-	Ürün veya finansal aracın çeşidini,<br />
-	Teslimatı yapılacak ürün veya finansal aracın niteliklerini,<br />
-	Ürün miktarını,<br />
-	Teslimat vadelerini kapsamaktadır.<br />
      Standardizasyon bu piyasaların likit ve derin olmasını sağlar, dolayısıyla standardizasyonun en önemli yararı işlem maliyetlerinin çok düşük olmasını sağlamasıdır.<br />
Vadeli işlem piyasalarının işleyişinde güvence, olmazsa olmaz koşullardan biridir. Bu güvence, iyi niyet depozitosu anlamına gelen marjin sistemi ve alıcıya satıcı, satıcıya ise alıcı konumda bulunan Takas Merkezince sağlanmaktadır.<br />
Vadeli işlem sözleşmesi iptal edilemez ancak alış sözleşmesinin sahibi olan taraf satış işlemi yapmak, satış sözleşmesi sahibi olan taraf ise alış işlemi yapmak yoluyla pozisyonunu kapatır.<br />
Sözleşmelerin en önemli özelliği riski seven ve riskten kaçınmak isteyen yatırımcıların bir araya gelmesini sağlamasıdır. Gelecekteki fiyatların belirsizliğinden kaynaklanan fiyat riski, vadeli işlem sözleşmeleri vasıtasıyla spekülatörlere devredilebilir. Spekülatörler fiyat  hareketlerinden kazanç sağlama amacında olan yatırımcılardır.<br />
      Vadeli işlem sözleşmeleri, piyasadaki arz ve talebe göre ürünlerin ileri bir tarih için fiyat beklentilerinin oluşumuna katkıda bulunur. Serbest piyasa ekonomilerinde ileri bir tarihteki fiyat beklentilerinin bilinmesi, arz ve talebin tahmin edilebilmesine ve böylece kaynakların en doğru şekilde kullanılmasına olanak tanır. </p>
<p>C. VADELİ İŞLEM SÖZLEŞMELERİNE KONU OLAN ÜRÜNLER:</p>
<p>Finansal Varlıklar Üzerine<br />
q	Döviz (Çeşitli)<br />
q	Faiz Oranları<br />
q	Hisse Senedi Endeksleri<br />
q	Diğer Endeksler<br />
q	Devlet Tahvili ve Hazine Bonoları<br />
Emtia Üzerine<br />
q	Tarımsal Ürünler<br />
q	Kıymetli Madenler<br />
q	Endüstriyel Madenler<br />
q	Enerji Ürünleri<br />
q	Egzotik Ürünler</p>
<p>D. VADELİ İŞLEM PİYASALARININ NİTELİKLERİ:</p>
<p>       I. Organize Borsa:<br />
       Vadeli işlemler forward işlemlerin tersine organize borsalarda gerçekleştirilmektedir. Bu borsalarda üye firmalar ve üyelik hakkı almış bireyler alım satım yapabilmektedirler. Üyelik hakkı kiralanabilmekte veya satılabilmektedir. Üyeler ayrıca denetim, halkla ilişkiler ve idari konularla ilgili komitelerde görev almaktadırlar. İşlem hacmini büyütmek isteyen bazı borsalar üye olmayanlara da sözleşme yapabilme izni veren özel lisanslar oluşturmuşlardır.<br />
       Alım satım işlemleri &#8220;pit&#8221; adı verilen salonlarda yapılmaktadır. Borsalarda yüksek sesle pazarlık yöntemi çoğunlukla kullanılsa da 1993’ten beri bazı borsalar alıcı ve satıcıyı bilgisayarlı sistemle karşı karşıya getirerek işlem yapmaları için girişimde bulunmuşlardır. </p>
<p>       II. Standart Sözleşmeler:<br />
       Forward piyasalarda alıcı ve satıcı, kendi aralarında, malın fiyatı, miktarı ve teslim tarihini belirlemektedirler. Oysa vadeli işlem piyasalarında standart sözleşmeler kullanılmaktadır. Her bir sözleşmede malın miktarı, cinsi, tam tarifi, teslim tarihi belirtilmektedir. Teslim tarihlerini her borsa kendi yapısına göre belirlemektedir.<br />
       Örneğin IMM’nin vadeli altın sözleşmeleri için belirlediği teslim ayları Mart, Haziran, Eylül ve Aralık iken COMEX sözleşmelerinde teslim ayları Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Haziran, Ağustos, Ekim ve Aralıktır.<br />
       Diğer bir standart ise fiyat artırımına ait olan standarttır. Her bir sözleşme fiyatı ancak belirlenmiş miktarlarda arttırılıp eksiltilebilmektedir. Bu minimum fiyat hareketine fiyat aralığı adı verilmektedir. Örneğin Mid America Commodity Exchange’de ABD hazine bonosuna ait vadeli işlem sözleşmeleri için fiyat aralığı 12,5 $’dır. Fiyat hareketleri 12,5 ve 12,5’in katları şeklinde gerçekleşmektedir.<br />
       Teslim mekanizması sıkı bir şekilde denetlenmektedir. Örneğin Board of Trade kendi sözleşmelerini tamamlayan koşulları belirlemektedir. Teslim Board of Trade tarafından onaylanmış depoların verdiği nama yazılı makbuz ile tamamlanmaktadır. </p>
<p>       III. Takas Merkezi:<br />
       Vadeli işlem piyasalarının en önemli kurumlarından biri takas merkezidir. Takas merkezinin görevi tüm vadeli işlemleri karşılaştırmak, işlemlerin finansal olarak doğruluğunu kontrol etmek ve teslimat için gerekli koşulları sağlamaktır. Takas merkezi alıcıya karşı satıcı, satıcıya karşı alıcı pozisyonundadır. Taraflardan birinin yükümlülüğünü yerine getirememesi durumunda Takas merkezi bu yükümlülüğü üstlenmektedir. Alıcı açık olan pozisyonunu aynı nitelikte sözleşme satarak (satıcı ise sözleşme alarak) vade bitiş tarihinden önce kapatabilmektedir. Bu nedenle vadeli işlem piyasalarında fiziki mal teslimine az rastlanılmaktadır . Vade gününe kadar taşınarak fiziki teslimatın gerçekleştirildiği sözleşme sayısı tüm sözleşmelerin % 2-3’ü kadardır.<br />
       Vadeli işlem sözleşmesi satın alan (veya satan) yatırımcı bir süre sonra aynı nitelikte vadeli işlem sözleşmesi satarak (veya alarak) pozisyonunu kapatmaktadır. Böylece piyasadan çekilmiş olmaktadır. Takas merkezi alım satımlara aracılık etmekte ve taahhütlerin gerçekleşmesini garantilemektedir.<br />
       Takas Merkezinin örgütlenmesinde iki yaklaşım bulunmaktadır:<br />
       1- Takas Merkezi ilgili borsanın bir bölümüdür. Tüm borsa üyeleri aynı zamanda takas merkezinin üyesidirler. ABD’ de yaygın olan bu uygulamada takas merkezinin finansal gücü üyelerinin toplam finansal gücü ile sınırlıdır.<br />
       2- Takas Merkezi borsadan ayrı olarak da örgütlenebilmektedir. Borsa üyeleri aynı zamanda takas merkezi üyesi değildirler. Büyük şirketler, finansal kurumlar ve borsa üyelerinden bazıları takas merkezine üye olabilmektedirler. İngiltere’deki London Clearing House bu tip örgütlenmeye örnek olarak gösterilebilir.<br />
       Takas merkezi başlangıç teminatları ve üyelerden aldığı kurtaj payları yardımıyla görevini yerine getirmektedir. Ayrıca risk dağıtım yetkisi sayesinde takas merkezi diğer üyelerden yükümlülüğünü yerine getiremeyen üyenin yükümlülüğünü de üstlenmelerini isteme hakkına sahiptir. Risk dağıtımı üyelerin işlem hacmine ve kapatılmamış pozisyonlarına göre gerçekleştirilmektedir.</p>
<p>       IV. Teminatlar (Marj):<br />
       Vadeli işlem piyasalarının güvenliğini sağlayan unsurlardan biri de teminat uygulamasıdır. Vadeli işlem sözleşmesi alan kişi kendi aracı kurumuna, aracı kurumda takas merkezine sözleşme başına teminat yatırmak zorundadır.<br />
       Yatırılan ilk teminata başlangıç teminatı ismi verilmektedir . Ayrıca sürdürme teminatı olarak isimlendirilen ikinci bir teminat daha bulunmaktadır. Yatırımcının hesabındaki öz sermaye fiyat düşüşleri nedeniyle fiyat değişimine eşit miktarda azalmakta; fiyat yükselişleri nedeniyle de değişim miktarı kadar artmaktadır. Bu duruma günlük ayarlama denilmektedir. Fiyat düşüşleri sonucu yatırımcının öz sermayesi sürdürme teminatının altına inerse takas merkezi yatırımcıya ek teminat çağrısında bulunarak öz sermayenin başlangıç teminatı düzeyine yükseltilmesini istemektedir.<br />
       Teminat miktarı sözleşme değerinin %2-10’u arasında değişmektedir. Sürdürme teminatı genellikle başlangıç teminatının % 75 ’i kadardır. Teminat bankaya yatırılmış nakit para, banka teminat mektubu veya kısa vadeli hazine bonosu cinsinden olabilmektedir.<br />
       Teminat uygulamasıyla yatırımcılar arasında bir ön eleme yapılmakta, böylece piyasa riski azaltılmaktadır. Teminat tutarının yüksek olması durumunda bu teminatı ödeyememe riski artacağı için sadece bu riski üstlenebilecek olan yatırımcılar piyasaya girmektedirler. Bu tutar arttıkça yükselen maliyetler nedeniyle daha az yatırımcı vadeli işlem piyasalarına girmektedir. Eğer gerekenden düşük teminat oranı uygulanırsa ters fiyat hareketlerinin karşılanamaması riski ortaya çıkmaktadır. Teminat hesabı sayesinde taraflardan zarara giren yükümlülüğünü yerine getiremese bile, karşı tarafın hesabında kazancı kadar fon birikimi sağlanmaktadır.<br />
       Ayrıca teminat oranının sözleşme değerine göre oldukça düşük olması sayesinde, az miktarda bir yatırımla çok daha büyük bir miktarda değere sahip vadeli işlem sözleşmesine sahip olunabilmektedir. Sözleşme bedelinin % 2-10 ’u değerinde bir teminatla ürün getirisinin % 100’üne sahip olunabilmektedir. Bu yüksek kaldıraç oranı vadeli işlem piyasalarına olan ilgiyi arttırmaktadır.<br />
       Yüksek teminat oranının uygulanmasının piyasadaki dalgalanmayı azalttığına dair kesin veri elde edilememiştir. Düşük teminat oranı ise spekülatif pozisyon almaya olanak verdiği için fiyat dalgalanmalarının artmasına neden olabilmektedir.<br />
       Her iki tarafın öz sermaye pozisyonlarındaki gerçek değişim sözleşme başlangıcı ve bitiş fiyatları arasındaki farkla aynı değildir. Bu durumun nedeni, öz sermayedeki kazanç ile kısa vadeli yatırım yapılarak ek kazanç sağlanabilmesi; öz sermayedeki kaybı karşılamak için de faiz karşılığı borçlanılmasıdır. Bu fark teminat değişim riski olarak isimlendirilmiştir. Oysa forward işlemlerde günlük ayarlama yapılmadığı için teminat değişim riski yoktur. Vade tarihinde kısa pozisyonda bulunan yatırımcı malı teslim ederken uzun pozisyonda bulunan yatırımcıya önceden anlaştıkları fiyattan ödeme yaptığı için forward fiyat risksiz tahmini fiyat olarak görülmektedir. </p>
<p>       V. Devir Hakkı ve Teslimat:<br />
       Forward piyasalarda sözleşme üçüncü kişiye devredilemezken vadeli işlem piyasalarında sözleşmeler üçüncü kişilere devredilebilmektedir. Vadeli işlem sözleşmesi satın alan yatırımcı gerektiğinde aynı nitelikte sözleşmeyi üçüncü bir kişiye satarak ters işlem yapmakta ve pozisyonunu kapatabilmektedir . Böylece sözleşme satın alırken üstlendiği yükümlülüğü sözleşmeyi yeni satın alana devretmiş olmaktadır.<br />
       Devretme nedeniyle ürünün teslimatının gerçekleştirilmediği durumlar vadeli işlem piyasalarında çoğunluğu oluştursa da, vade bitiminde tarafların teslimatı gerçekleştirdiği durumlar da mevcuttur. İşlem hacimlerini arttırmak,  yatırımcıları kendilerine çekmek isteyen borsalar bu gibi durumlar da teslimat kolaylıkları sağlamaktadırlar. Spot piyasası derin olmayan ürünler için sözleşmelerde belirtilen kalite ve özelliklerden farklı şekildeki teslimatlara farklı fiyat uygulamak şartıyla izin verilmektedir.<br />
       Farklı özellik ve kalitedeki ürünün teslimatı durumunda fiyat ayarlamasının ne şekilde yapılacağı sözleşmedeki şartlardan yapılan sapmaya bağlı olarak belirlenmektedir. Bazı ürün ya da finansal enstrümanlara ait vadeli sözleşmeler için vade sonunda normal teslimat yerine nakit olarak ödeme yapılmasına izin verilmiştir. Bu durumda vadeli işlem sözleşmesinin son günündeki kapanış fiyatı üzerinden nakit ödeme gerçekleştirilmektedir. Bu uygulamaya örnek olarak CME’de işlem gören Eurodollar vadeli mevduat hesapları ve çeşitli borsalarda işlem gören hisse senedi endeksine dayalı vadeli işlem sözleşmeleri verilebilir. Özellikle endekse dayalı vadeli işlem sözleşmelerinde vade sonunda endeksi oluşturan hisse senetlerinin hepsiyle birden oluşturulmuş bir portföyün teslimatı oldukça zordur.</p>
<p>E. VADELİ İŞLEMLERİ YAPAN TARAFLAR:</p>
<p>       I. Fiyat Riskine Karşı Korunma Amaçlı İşlem Yapanlar:<br />
       Bu tür yatırımcılar, genellikle gelecekteki ürünü fiziki olarak almak veya satmak isteyen ancak fiyat riskinden kendilerini korumaya yönelik işlem yapan yatırımcılardır. Bu nedenle korunma amaçlı işlem yapan yatırımcılar, ürünün gelecekteki fiyatını sabitlemek amacıyla vadeli işlem piyasalarında pozisyon alırlar.<br />
 II. Spekülatörler:<br />
       Bu tür yatırımcılar, fiyat hareketlerinden kazanç sağlamak amacıyla risk alan yatırımcılardır. Spekülatörler korunma amacıyla vadeli işlem piyasalarında işlem yapanların kaçınmak istedikleri riski üstlenerek kazanç sağlamayı amaçlarlar. Spekülatörler genel olarak tüm piyasaların vazgeçilmez grubu olup piyasaların likit olmasını sağlarlar.<br />
       III. Arbitrajörler:<br />
       Bu tür yatırımcılar, aynı yada benzer vadeli işlem sözleşmelerinin işlem gördüğü borsalar arasındaki fiyat farklarından veya ürünün spot piyasa ile vadeli piyasalardaki fiyat farklılıklarından faydalanarak kar etmeyi amaçlarlar. Aynı anda bir piyasada alım, diğer piyasada da satım yaptıkları için arbitrajörler açık pozisyon taşımazlar ve bunun sonucu olarak herhangi bir riskleri de yoktur. </p>
<p>F. VADELİ İŞLEM PİYASALARININ TERCİH NEDENLERİ:</p>
<p>       Vadeli işlem piyasaları üç temel nedenle tercih edilmektedir:<br />
           I. Bir ürünün ileri bir tarihteki fiyatı hakkında bilgi edinmek.<br />
           II. Spot piyasada yaptığı yatırımı riskten korumak<br />
           III. Kazanç sağlamak amacıyla spekülasyon yapmak </p>
<p>       I. Fiyatlar Hakkında Bilgi Edinmek<br />
       Vadeli işlem piyasaları sayesinde bir ürünün gelecekteki fiyatı hakkında bilgi sahibi olunabilmektedir. Ürünün ileri bir tarihte teslimi yükümlülüğü üstlenildiği için söz konusu ürüne ait vadeli işlem sözleşmesi fiyatı ürünün vade bitim tarihindeki spot fiyatına ait beklentiyi yansıtmaktadır. İsteyen herkes kolaylıkla vadeli işlem fiyatlarını öğrenebilmekte, yatırımları ile ilgili kararlar alabilmektedirler. Örneğin depolanabilir ürünlerin depolama ve nakit akış planlamalarında büyük firmalar vadeli işlem fiyatlarını inceleyerek karar vermektedirler. Arz ve talep beklentilerine göre stoklarını ayarlayan firmalar zaman içinde ürünün dengeli dağılımını sağlayarak piyasadaki çalkantıları ve manipülasyonları önlemiş olurlar.<br />
       Vadeli işlem piyasalarının gelecekteki spot fiyatlar hakkında fikir vermesi sayesinde firmalar daha az maliyetle üretim planlaması yapabilmekte, ekonomik kaynaklarını daha verimli kullanabilmektedirler. Böylece ürüne ait arz ve talep dengesi sağlanmaktadır. Örneğin bir ürüne ait vadeli işlem fiyatları yüksekse üreticiler bu ürünü üretmeyi amaçlayacaklar ve arz miktarının en azından yeterli düzeye çıkmasına neden olacaklardır. Eğer ürünün vadeli işlem fiyatı düşük ise üreticiler gereksiz miktarda üretim yapmayacaklar, stoklama maliyetlerini düşürüp verimliliği arttıracaklardır. </p>
<p>       II. Riskten Korunmak:<br />
       Vadeli işlem piyasalarının en önemli kullanım amacı yatırımcıyı fiyat değişimi riskinden korumaktır. Yatırımcı spot piyasada aldığı pozisyonun tersi pozisyonu vadeli işlem piyasasında almaktadır. Yani spot piyasada satış pozisyonunu alan yatırımcı vadeli işlem piyasasında alış pozisyonunu, spot piyasada alış pozisyonu alan yatırımcı vadeli işlem piyasasında satış pozisyonu alarak bir piyasadaki kaybını diğer piyasadaki kazancı ile dengelemeyi amaçlamaktadır. Kayıp ile kazancın eşit miktarda olması durumunda tam korunma sağlanmış olmaktadır. Bu korunma sayesinde arz ve talepten kaynaklanan fiyat belirsizliğinin maliyeti azaltılmış olmaktadır.<br />
       Houthaker’a göre belirsizlik, malın üretimi ile tüketimi arasındaki zaman farkından kaynaklanmaktadır. Bu zaman diliminde üretim ve tüketim düzeyi ile ilgili oluşan yanlış beklentiler fiyat dalgalanmalarına yol açmaktadır. İki tip belirsizlik mevcuttur. Bunlar sosyal belirsizlik ve kişisel belirsizlik. Sosyal belirsizlikte; kişiler kendi üretim ve tüketim miktarlarını bilmekte, fakat başkalarının üretim ve tüketim miktarlarını bilmedikleri için ne şekilde davranmaları gerektiğini ve fiyatlarda ne şekilde değişmeler olacağını bilmemektedirler. Kişisel belirsizlikte ise gelecekteki ekonomik şartların belirlenememesinden dolayı kişiler kendi üretim ve tüketim miktarlarını da belirleyememektedirler.<br />
       Vadeli işlem piyasalarında yapılan riskten korunma uygulamasıyla aşırı mal stoğu tutmaktan veya fazla sayıda ileride teslim taahhüdüne girmekten kaynaklanan riskler azaltılmış olmaktadır. Üretici (yatırımcı) vadeli işlem sözleşmesi satarak söz konusu ürüne sahip olmadığı halde, örneğin ürünü henüz tarladayken, sözleşmeye konu olan ürünün spot fiyatında gelecekte meydana gelebilecek düşmeye karşı korunabilmektedir. Bu tip korunmaya açığa korunma denilmektedir. Üretici (yatırımcı), örneğin pamuğa dayalı üretim yapan bir tekstil firması, pamuğa dayalı vadeli işlem sözleşmesi satın alarak ürünün spot fiyatında gelecekte olabilecek yükselmeye karşı korunabilmektedir. Bu tip korunmaya uzun korunma adı verilmektedir.<br />
       Yatırımcı riskten korunma uygulamasıyla fiyat riski yerine baz riski üstlenmektedir. Vadeli işlem sözleşmesinin spot fiyata göre farklı fiyatlandırılması sonucu baz değerinin değişmesi baz riske yol açmaktadır. Baz değer ise vadeli işlem fiyatı ile spot fiyat arasındaki fark olarak tanımlanmaktadır.<br />
       Vadeli işlem sözleşmesine konu olan ürün ile yatırımcının riskten korunmayı amaçladığı ürün aynı değilse çapraz korunma yapılmış olmakta fakat yatırımcı söz konusu iki ürünün spot fiyatı arasındaki farktan kaynaklanan çapraz korunma riskine maruz kalmaktadır. Bu risk spot piyasadaki fiyat riskine göre daha az olduğu için, vadeli işlem piyasalarından riskten korunmak amacıyla yaralanılmaktadır. Vadeli işlem piyasalarının araştırma maliyetlerini azaltıcı ve bilgi akışını hızlandırıcı özelliği de riskten korunmak isteyenlere yardımcı olmaktadır.</p>
<p>       III. Spekülasyon Yapmak<br />
       Riskten korunmak isteyenlerin riskini üstlenerek daha fazla kazanç sağlamak amacıyla vadeli işlem piyasasında işlem yapma eylemine spekülasyon yapmak denilmektedir. Yani risk, riskten korunmak isteyenlerden spekülatörlere transfer edilmektedir. Spekülatörler vadeli fiyat ile beklenen spot fiyat arasında fark olduğu zaman spekülatif pozisyon almaktadırlar.<br />
       Eğer herhangi bir malın vadeli işlem fiyatının gelecekteki spot fiyatından daha düşük olduğuna inanırlarsa vadeli işlem piyasasında alış yapmakta, vadeli işlem fiyatının gelecekteki spot fiyatından daha yüksek olduğuna inanırlarsa satış yapmaktadırlar. Tahminleri veya hesapları doğru çıkarsa spekülatörler kâr etmektedirler .<br />
       Vadeli işlem piyasasında spekülatörün rolü doğru tahminde bulunarak, riskten korunmayı amaçlayanların arz ve talep ilişkisinden yararlanmaya çalışmaktır. Riskten korunanlarsa risklerini azaltmak için vadeli işlem piyasalarını kullanmaktadırlar ve bu nedenle piyasada işlemlerin gerçek maliyetinin üzerinde ödeme yapmaya isteklidirler.<br />
       Spekülatörlerin varlığı sayesinde riskten korunmak isteyenlerin arz ve talepleri karşılanabilmektedir. Spekülatörlerin yokluğu piyasadaki likiditeyi azaltmakta, piyasa katılımcılarının arz ve taleplerinin yeterli derecede, karşılanamamasına neden olmaktadır. Bazı girişimleri fiyat dengesizliklerine yol açsa da spekülatörler vadeli ve spot fiyatlar arası farklılığın belirli bir aralıkta kalmasını sağlamaktadırlar. Bu kişilerin alım-satımları fiyat düşüşlerinde destek noktası, yükselişlerinde direnç noktası oluşmasına neden olabilmektedir. Spekülatörler yaptıkları işlemlerden kazanç sağlayabilmek amacıyla sözleşmeleri kolayca nakde çevirmeye imkan verecek likiditeye sahip olan ve sözleşme şartlarının yerine getirileceğine dair yeterli güvenliği sağlayan piyasaları tercih etmektedirler.</p>
<p>G. VADELİ İŞLEM PİYASALARININ YARARLARI:</p>
<p>  Vadeli piyasalar, çok sayıda alıcı ve satıcıyı karşılaştırarak serbest piyasa ekonomisinin        en önemli özelliği olan gerçek fiyatların oluşmasına katkıda bulunur.<br />
       Vadeli piyasalar, gelecekteki fiyat değişimlerine karşı bugünden alış veya satış yapılması sonucu, tarafların fiyat dalgalanmalarına karşı korunmalarını sağlar.<br />
       Vadeli piyasaların sürekli likit ve derin olması, istenildiği an en ucuz maliyetle pozisyon alınmasına olanak verir.<br />
       Vadeli piyasalardaki yatırımcılar, spot piyasalara göre daha düşük miktarlarda sermaye ile işlem yapabilme şansına sahiptirler. Spot piyasalarda işlem tutarının tamamı tahsil edilirken, vadeli piyasalarda marjin denilen ve düşük olan teminat tutarı ile işlem yapılabilir. Bu sebeple vadeli piyasada işlem yapan yatırımcı, spot piyasada kullanacağı sermayesini alternatif piyasalarda değerlendirebilecektir.<br />
       Vadeli piyasalarda takas merkezinin alıcıya ve satıcıya karşı mali sorumlulukları üstlenmesi nedeniyle oluşan güvence mekanizması bu piyasaların tercih edilmesinde önemli rol oynamaktadır.<br />
       Vadeli piyasalar, üreticilere, ihracatçılara, ithalatçılara, portföy yöneticilerine, bankacılara ve yatırımcılara ileri bir tarihteki fiyatların seyri hakkında fikir vererek stok ve risk yönetimi politikalarının şekillendirilmesinde yol gösterici olurlar.<br />
       Özetle bir mal yada hizmeti satın alırken ödediğimiz bedel, büyük oranda bu mal veya hizmetin üretiminde risk yönetiminin ne oranda başarılı bir şekilde yapıldığı ile ilgilidir. Risk yönetimi ne kadar iyi yapılırsa, mal veya hizmetin satın alınması için ödenmesi gereken miktar o oranda azalacaktır. Vadeli işlemler piyasalarının etkin bir şekilde kullanılması risklerin en aza indirilmesini sağlamakta ve maliyetlerin azalmasına neden olmaktadır. Maliyetlerin azalması tüketiciye, mal veya hizmet satın alma bedelinin azalması şeklinde yansımaktadır. </p>
<p>H. VADELİ PİYASALARDA POZİSYON ALMA:</p>
<p>       Vadeli işlem piyasalarında alış veya satış işlemi yaparak vadeli işlem sözleşmelerinin tarafı olmak, pozisyon almak demektir. Pozisyon alan tarafın elinde bulundurduğu net pozisyon açık pozisyonu ifade eder.<br />
       Uzun Pozisyon: Vadeli işlem sözleşmesi satın alınmasıyla uzun pozisyon alınmış olur. Uzun pozisyon sahibi taraf, ürünü teslimat vadesi geldiğinde işlem yapılan fiyat ve miktardan satın almakla yükümlüdür. Örneğin tüketiciler.<br />
       Kısa Pozisyon: Vadeli işlem sözleşmesi satılmasıyla kısa pozisyon alınmış olur. Kısa pozisyon sahibi taraf ürünü teslimat vadesi geldiğinde işlem yapılan miktar ve fiyattan satmakla yükümlüdür. Örneğin üreticiler.<br />
       Pozisyon Kapatmak: Uzun veya kısa pozisyon sahibi olan taraflar vadeden önce pozisyonunu kapatmak isterse;</p>
<p>Kısa pozisyon sahibiyse alış işlemi yaparak,<br />
Uzun pozisyon sahibiyse satış işlemi yaparak pozisyonunu kapatır. </p>
<p>I. VADELİ İŞLEM PİYASALARIYLA İLGİLİ KAVRAMLAR</p>
<p>       Aralık pozisyonu: Zaman aralığı pozisyonu, ürünler arası aralık pozisyonu ve piyasalar arası aralık pozisyonu olmak üzere üç çeşidi bulunmaktadır.<br />
       Başlangıç teminatı: Vadeli işlem sözleşmesi alan ve satan tarafların yatırmak zorunda oldukları marj miktarı.<br />
       Baz değer: Bir ürünün vadeli işlem fiyatı ile spot fiyatı arasındaki fark.<br />
       Contango: Vadeli işlem fiyatlarının spot fiyatların üstünde (ilerisinde) bulunması durumuna  contango ismi verilmektedir. Bu durumda spekülatörler kısa, riskten korunanlar uzun pozisyondadırlar ve spekülatörler üstlendikleri risk karşılığında vadeli işlem fiyatı ve spot fiyat arasındaki fark kadar kazanç sağlamaktadırlar.<br />
       Çevrim: Alım opsiyonu satılması, satım opsiyonu alınması ve normal vadeli işlem uzun pozisyonun birleştirilmesiyle oluşturulmaktadır.<br />
       Günlük uzlaşma fiyatı: Borsa tarafından alım satım işlemlerin bitişinden sonra belirlenen vadeli işlem sözleşmesi fiyatıdır.<br />
       Nakdi uzlaşma: Finansal aracın fiziki teslimi yerine oluşan kar veya zararın nakit ödenmesi veya tahsili yoluyla gerçekleşen uzlaşmadır.<br />
       Normal backwardation: Vadeli işlem fiyatlarının spot fiyatlardan düşük olması durumuna normal backwardation (geri kalma) ismi verilmektedir. Bu durumda spekülatör uzun pozisyonda, riskten korunanlar ise kısa pozisyondadır. Vadeli işlem fiyatının yükselmesi ve vade tarihindeki tahmini spot fiyat seviyesine ulaşması sırasındaki değer artışı sayesinde spekülatör risk üstlenmesinin karşılığını almış olmaktadır.<br />
       Piyasalar arası aralık pozisyonu: Aynı veya birbirleri ile bağlantılı ürünlere ait bir sözleşme alınmakta, bir sözleşme satılmaktadır; fakat bu işlemler farklı borsalarda gerçekleştirilmektedir.<br />
       Sentetik hazine bonosu pozisyonu: Hisse senetlerini elde tutup, endekse dayalı vadeli işlem piyasasında sözleşme satarak gerçekleştirilmektedir<br />
       Sentetik hisse senedi endeksi portföyü: Hazine bonolarını elinde tutup, endekse dayalı vadeli işlem piyasasında sözleşme satın alarak oluşturulmaktadır.<br />
       Sürdürme teminatı: Vadeli işlem sözleşmesi alan ve satan tarafların yatırdıkları teminatın fiyat değişimleri sonucu inebileceği alt sınır. Teminat hesabındaki tutar sürdürme teminatının altına düştüğünde teminat başlangıç teminatı düzeyine yükseltilir.<br />
       Tail: Yatırımcı özsermaye hesabındaki marj miktarının üstündeki tutarı başka bir yatırım aracına yatırıp gelir elde edebilir, marj sınırının altındaki tutarı ise borçlanarak karşılayabilir. Bu nedenle alınacak veya satılacak sözleşme adedini belirlerken sayılan durumları dikkate almak için tail katsayısı hesaplanmaktadır.<br />
       Ters çevrim: Alım opsiyonunun alınması, satım opsiyonunun satılması ve vadeli işlem piyasasında kısa pozisyon alınmasıyla oluşturulur.<br />
       Ürünler arası aralık pozisyonu: Aynı vadeli ve birbirleri ile bağlantılı ürünlere ait sözleşmelerden biri alınmakta diğeri satılmaktadır.<br />
       Zaman aralığı pozisyonu: Aynı ürüne ait fakat vadeleri farklı iki sözleşmeden biri alınmakta diğeri satılmaktadır. </p>
<p>ÜÇÜNCÜ BÖLÜM<br />
FUTURES, FORWARD VE OPSİYON İŞLEMLERİ</p>
<p>       İkinci bölüm içinde incelediğimiz vadeli işlem sözleşmeleri ve vadeli işlem piyasaları içerik itibariyle futures işlemlerini ve bu işlemlerde kullanılan vadeli işlem sözleşmelerini kapsamaktadır. Bu bölümde, bu işlemler arasındaki farklılıkları vurgulamak ve her birini ayrı ayrı açıkmak amacıyla ayrıca anlatılacaktır. </p>
<p>A. FUTURES İŞLEMLER:</p>
<p>       Futures işlemler organize borsalarda yapılır. Futures sözleşmelerinde, sözleşmeye konu olan kıymetin özellikleri, vadesi ve sözleşme koşulları standarttır. Futures sözleşmenin fiyatı anlaşmanın yapıldığı tarihte bellidir. Futures sözleşmesi, hem alan hem de satan (uzun yada kısa pozisyon sahibi) tarafı yükümlülük altına sokar. Futures işlemlerinde, takas merkezi alıcıya satıcı, satıcıya alıcı konumundadır. Futures sözleşmelerinde taraflar birbirine karşı değil takas kurumuna karşı sorumlu olduğundan taraflar birbirlerinin kredi riskini hesaplamakla uğraşmazlar. Futures sözleşmelerinde, takas merkezi ile pozisyon sahibi taraflar arasında sözleşmenin vadesi dolmadan para transferi gerçekleşebilir. Futures işlemler sadece büyük kurumsal yatırımcılar tarafından kullanılmamakta, bireysel yatırımcıların da vadeli işlemler yapabilmesine olanak tanımaktadır. Futures işlemleri son derece popüler ve likit olduklarından işlem maliyetleri düşüktür. </p>
<p>B. FORWARD İŞLEMLER:</p>
<p>       Forward işlemler organize borsalarda değil over-the-counter adı verilen tezgah üstü piyasada yapılır. Forward işleme konu olan kıymetin türü ve miktarı taraflar arasında serbestçe belirlenir. Forward işlemin fiyatı sözleşmenin yapıldığı tarihte belirlenmektedir. Sözleşme, alan ve satın (uzun pozisyon ve kısa pozisyon sahibi) tarafı yükümlülük altına sokar. Forward işlemin yapıldığı tarihten, malın el değiştireceği tarihe kadar taraflar arasında para transferi olmaz. Forward işlemler genellikle büyük kurumsal yatırımcılar arasında yapılmaktadır. Forward pozisyonların vadesinden önce kapatılması zordur ve forward işlemler piyasalardaki her gün değişmekte olan koşullara uyum sağlama imkanı vermez. Forward sözleşmesinin tarafları karşı tarafın güvenirliğini de göz önüne bulundurmak zorundadır.<br />
       Açıklamalardan da anlaşılacağı gibi forward ile futures piyasalar arasındaki temel farklılıklar standardizasyon, devir, teminat ve itibar konularındadır. Bu farklılıkları şu şekilde açıklayabiliriz:<br />
Standardizasyon: Forward işlemlerde oluşmuş belli bir standardizasyon, standart sözleşmeler yoktur. Şartlar taraflar arasında karşılıklı olarak belirlenir.<br />
Devir: Forward sözleşmeleri üçüncü bir kişiye devretme imkanı yoktur. İptali için ise iki tarafında karşılıkla olarak rızası söz konusudur.<br />
Teminat: Forward sözleşmelerde teminat yatırma mecburiyeti yoktur.<br />
İtibar: Forward sözleşmeler karşılıklı olarak iki taraf arasında yapıldığı için taraflar birbirlerini tanırlar. Yükümlülükleri de birbirlerine karşı yerine getirirler. Futures sözleşmelerde ise işlemler takas merkezinde off-set ile sonuçlanır.</p>
<p>C. OPSİYON İŞLEMLERİ (SEÇMELİ İŞLEMLER) :</p>
<p>       I. Tanım ve Genel Bilgiler:<br />
       Opsiyon, sahibine belli bir kıymeti, belli bir tarihte veya belli bir süre içinde, önceden belirlenen bir fiyattan satma veya satın alma hakkı veren bir sözleşmedir. Opsiyona konu olan kıymet bir menkul kıymet olabileceği gibi, altın, döviz gibi diğer mali piyasa araçları da olabilir.<br />
       Opsiyon işlemleri ile bir malın belirli bir süre içinde, belirli bir fiyata satın alma veya satma hususunda satıcı tarafından alıcıya hak tanınmış olmaktadır. Opsiyon sözleşmesi satın alan bir yatırımcı kullanım fiyatı denilen bir fiyat üzerinden, opsiyon işlemi yaparak kaybının en fazla ne kadar olabileceğini bilmektedir. Opsiyon işlemleri alıcı tarafa yükümlülük getirmez fakat hak verir. Bu hakkı satın almak için opsiyon alan taraf opsiyon satan tarafa piyasa koşullarında arz ve talebe bağlı olarak oluşan opsiyon primi öder.<br />
       Opsiyon alan bir yatırımcı alım ya da satım hakkını kazançlı ise kullanacak, kazançlı değil ise kullanmayacaktır. Buna karşın, opsiyon satan taraf ise yükümlülük altındadır. Opsiyon satın alan tarafın hakkını kullanmak istemesi durumunda satan taraf yükümlülüğünü yerine getirmek zorundadır. Opsiyon satın alan yatırımcı kaybının en fazla ödediği opsiyon primi kadar olacağını bilirken, opsiyon satan tarafın riski sınırlı değildir. </p>
<p>       II. Opsiyon Türleri:<br />
Alım Opsiyonu (Call Option): Belli bir tarihte, opsiyona konu olan kıymeti alma yada almama hakkı veren opsiyon türüdür.<br />
Satım Opsiyonu (Put Option): Belli bir tarihte, opsiyona konu olan kıymeti satma yada satmama hakkı veren opsiyon türüdür.<br />
       Alım opsiyonu satın alan yatırımcılar, kıymetin fiyatının yükseleceğini, satım opsiyonu satın alan yatırımcılar ise düşeceğini tahmin ederler. Eğer tahminleri gerçekleşirse opsiyonu kullanır, gerçekleşmezse kullanmazlar.<br />
       Opsiyon piyasalarında süre bakımından da iki farklı uygulama vardır:<br />
Avrupa Opsiyonu: Avrupa opsiyon piyasalarında uygulanan ve opsiyon hakkının<br />
      yalnızca vade sonunda kullanılabileceğini ifade eden kavramdır.<br />
Amerikan Opsiyonu: Amerikan opsiyon piyasalarında uygulanan ve opsiyon hakkının vade sonuna kadar, istenildiği zaman kullanılabileceğini ifade eden kavramdır. </p>
<p>       III. Opsiyon Sözleşmeleri:<br />
       Alım ve satım opsiyonu, vadeli işlem piyasalarında olduğu gibi, sözleşme satın alma şeklinde alınıp satılır. Opsiyon sözleşmelerinin sahip olduğu 3 temel unsur vardır:<br />
Opsiyon konusu kıymet: Opsiyona konu teşkil eden kıymetin  şirket unvanı, tertip, kupür vs.<br />
Opsiyon işleminin fiyatı: İleride teslim kaydıyla alım yada satımı söz konusu olan kıymetin bugünden kararlaştırılan fiyatı.<br />
Opsiyonun vadesi: Opsiyon hakkının Avrupa sisteminde kullanılabileceği tarih, Amerikan sistemi içinde ise alınabileceği süre.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/vadeli-islem-borsasi-nedir-ve-isleyisi-nasildir.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Muhasebe Denetimi Ve Mali Analiz</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/muhasebe-denetimi-ve-mali-analiz.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/muhasebe-denetimi-ve-mali-analiz.html/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2009 16:36:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/genelbil/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Muhasebe]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=773</guid>
		<description><![CDATA[İktisadi faaliyet ve olaylarla ilgili iddiaların önceden saptanmış ölçütlere uygunluk derecesini araştırmak ve sonuçları ilgi duyanlara bildirmek amacıyla, tarafsız kanıt toplayan ve bu kanıtları değerlendiren sistematik sürece denetim denir. Muhasebe bölümü, geçerli finansal bilgileri karar alıcılara yarayacak biçimde düzenleyerek sunar. Finansal karar alıcıların kararlarında mali tablolara güvenebilmeleri için gereken en önemli faktör bağımsız uzmanlar tarafından [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İktisadi faaliyet ve olaylarla ilgili iddiaların önceden saptanmış ölçütlere uygunluk derecesini araştırmak ve sonuçları ilgi duyanlara bildirmek amacıyla, tarafsız kanıt toplayan ve bu kanıtları değerlendiren sistematik sürece denetim denir.<br />
Muhasebe bölümü, geçerli finansal bilgileri karar alıcılara yarayacak biçimde düzenleyerek sunar.<br />
Finansal karar alıcıların kararlarında mali tablolara güvenebilmeleri için gereken en önemli faktör bağımsız uzmanlar tarafından hazırlanmış bir denetim raporunun olmasıdır. <span id="more-773"></span><br />
Yeterli ve kaliteli denetim kanıtlarının toplanması amacıyla izlenen yollara denetim işlemleri(yordamları) denir.<br />
Denetçinin toplayacağı denetim kanıtlarının miktarını belirleyen etmenler:<br />
Denetlenen müşterinin durumu, İncelenen hesabın niteliği, İç kontrol sistemlerinin etkinliği, Denetçinin yargısı<br />
Denetçinin tarafsız ve dürüst davranmalarını öngören standarda Bağımsız davranma denir.<br />
Maddi doğruluğu saptamaya yönelik denetim işlemleri uygulanmak suretiyle araçtırılacaklar:<br />
Alacaklara ilişkin değerlemenin uygun olarak yapıldığının saptanması, Büyük defter nakillerinin doğruluğunun saptanması, Önemli muhasebe politikalarının açıklanmış olduğunun araştırılması, Stokların fiziki olarak var olduklarının saptanması<br />
Raporlama standartlarına göre, denetçinin bildireceği görüş türleri: Görüş bildirmekten kaçınma, Olumlu görüş bildirme, Olumsuz görüş bildirme, Şartlı görüş bildirme<br />
Bağımsız dış denetimin aşamaları: Denetim raporunun düzenlenmesi, Denetim faaliyetlerinin planlanması, Denetim programının yürütülmesi<br />
Denetim sürecinin kapsamı: Müşteri seçimi ve işin alınması, Müşteri işletmeyi tanıma amacıyla faaliyetlerle ilgili bilgi toplama, İşgücü ve zaman planlaması, İç kontrol sisteminin gözden geçirilmesi.<br />
Denetim faaliyetlerinin son aşaması Bulguların raporlanmasıdır.<br />
Denetçinin gözetim işlevi: Tamamlanan işin gözden geçirilmesi, Denetim ekibinin üyeleri arasında görüş farklılıklarının çözümlenmesi, Önemli sorunlar hakkında devamlı bilgi elde edilmesi, Yardımcıların yönlendirilmesi ve eğitilmesi<br />
Hakkında özel olarak bilgi sorulmuş finansal konularda bilgi sahibi üçüncü kişilerin denetçiye doğrudan doğruya verdikleri yazılı cevaplara Doğrulamalar (Teyitler) denir.<br />
Muhasebe kayıt ortamından elde edilen kanıtlar: Yevmiye defteri, Büyük defter, Yardımcı defterler, Muhasebe el kitabı<br />
İşletmede kıymet hareketi doğuran her olayın ayrı olarak ele alınıp, kayıtlara doğru olarak geçirilip geçirilmediğinin, değerlemenin doğru olarak yapılıp yapılmadığının ve kapanış hesaplarına uygun bir biçimde yansıtılıp yansıtılmadığının karşılaştırılması suretiyle tek tek incelenmesine Doğrudan denetim denir.<br />
Denetim çalışma kağıtlarının sağladığı yararlar: Genel kabul görmüş denetim standartlarına uyumu belirlemek, Uygulanan denetim işlemlerini ve varılan sonuçları belgelemek, Denetim raporunun hazırlanmasına yardımcı olmak, Aynı işletmenin gelecek dönemlerdeki denetimlerinde yol gösterici olmak.<br />
Bilgi sahibi sorumlu bir kişinin belirli bir olay, durum, hesap veya işlem hakkında imzalayarak verdiği yazılı ifadeye Yazılı bildirim denir.<br />
İç denetim bölümü, tarafsızlığını ve bağımsızlığını sağlamak için Yönetim kuruluna karşı sorumlu olmalıdır.<br />
İç kontrol sistemi ortamını etkileyen işletme içi etmenler: Yönetimin önderliği, Organizasyon yapısı, Personel, İç denetim<br />
Nakit denetiminin temel amacı Nakit tutarının genel kabul görmüş muhasebe ilkelerine uygun olarak kaydedildiğini ve nakdin kontrol altında olduğunu belirlemek<br />
Alacaklarla ilgili olarak muhasebe bölümünün sorumluluğunda yer alanlar: Müşteri hesapları ile ilgili olarak aylık hesap özetlerinin hazırlanması, Satış yevmiyesinin tutulması, Alacaklar yardımcı hesaplarının tutulması, Alacakların kayıtlardan silinmesi ve müşteri hesaplarına alacak kaydı<br />
Tahsilata ilişkin iç kontrol kapsamında yer alanlar: Aylık müşteri hesap özetlerinin çıkarılması, Bankada bulunan nakitler üzerindeki muhasebe kontrolü, Aylık banka mutabakatlarının hazırlanması, Kredili satışlardan tahsilat üzerindeki muhasebe kontrolü<br />
Stoklara ilişkin etkin bir iç kontrol sisteminin gereği olarak yapılacak işlemler:<br />
Satın alma isteğinin, üretim ya da stok kontrol bölümünden gelmesi<br />
Satın alma yetkisinin satın alma bölümüne ait olması<br />
Her satın alma işlemi için ayrı bir satın alma emri hazırlanması<br />
Satın alma bölümünün talep edilen kalitedeki malları en düşük fiyatla almaktan sorumlu olması<br />
Stoklar içinde yer alanlar: Yarı mamuller, Konsinye verilen mallar, İlk madde ve malzeme, Ticari mallar<br />
Fiziki inceleme tekniği stokların denetiminde yaygın olarak kullanılır.<br />
Maddi duran varlıklara yapılan ilavelere ilişkin denetim işlemleri:<br />
Satınalma işleminin işletme politikasına uygun olarak onaylanıp onaylanmadığının araştırılması<br />
Varlığın işletmeye girdiğini kanıtlayan belgenin incelenmesi<br />
Varlıklara yüklenen, taşıma, montaj vb. giderlerin doğrulanması<br />
Önemli tutarlardaki alımlarda varlığın fiziki olarak incelenmesi<br />
Maddi duran varlıklar grubunda yer alanlar: Demirbaşlar, İşletmenin faaliyetlerinde kullanmak üzere kendi inşa ettiği binalar, Taşıtlar, Arsa ve araziler<br />
Maddi duran varlıkların denetimine başlamadan önce denetçinin yapacağı ilk işlem İç kontrol sisteminin gözden geçirilmesi<br />
Uzun vadeli borçların denetiminde yapılanlar:<br />
Borç sözleşmelerinin tüm koşullarına uyulup uyulmadığını araştırmak<br />
Tahakkuk eden faizlerin doğruluğunu araştırmak<br />
Borç tutarlarının doğruluğunu araştırmak<br />
Borçların finansal tablolarda tam ve açıkça yer alıp almadığını incelemek<br />
Esas sermayeden ödenmemiş sermaye indirildiğinde ödenmiş sermaye elde edilir. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/muhasebe-denetimi-ve-mali-analiz.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Maliyet Muhasebesi Nedir</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/maliyet-muhasebesi-nedir.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/maliyet-muhasebesi-nedir.html/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2009 16:30:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/genelbil/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Muhasebe]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=771</guid>
		<description><![CDATA[Satılan malların maliyeti tükenmiş maliyetlere bir örnektir. Giderler, bir dönemin gelirlerinden düşülen maliyetlerdir. Dönem içi hammadde alışları + Dönem başı hammadde stoku – Dönem içinde kullanılan hammadde = Dönem sonu hammadde stoku Bir üretim işletmesinin belli bir dönemdeki faaliyetleriyle ilgili bilgiler 1000 TL olarak şöyledir: Dönem başı yarı mamul stoku 120 000 Dönem sonu yarı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Satılan malların maliyeti tükenmiş maliyetlere bir örnektir.</p>
<p>Giderler, bir dönemin gelirlerinden düşülen maliyetlerdir.</p>
<p>Dönem içi hammadde alışları + Dönem başı hammadde stoku – Dönem içinde kullanılan  hammadde = Dönem sonu hammadde stoku</p>
<p>Bir üretim işletmesinin belli bir dönemdeki faaliyetleriyle ilgili bilgiler 1000 TL  olarak şöyledir:<span id="more-771"></span></p>
<p>Dönem başı yarı mamul stoku	120 000<br />
Dönem sonu yarı mamul stoku	180 000<br />
Dönem başı mamul stoku	630 000<br />
Dönem sonu mamul stoku	540 000<br />
Dönem içinde tamamlanan malların maliyeti	980 000<br />
Buna göre dönem içinde satılan malların maliyeti  1 070 000 000 TL dir.<br />
Tamamlanan malların maliyeti + Dönem başı mamul stoku – Dönem sonu mamul stoku<br />
 = Satılan malların maliyeti<br />
980+630-540=1 070 000 000</p>
<p>Safha maliyeti sistemi ve sipariş maliyeti sisteminde  birim maliyetlerin hesaplanma yöntemlerine göre ayırım esas alınır.</p>
<p>Bir üretim işletmesinin belli bir dönemdeki  faaliyetleriyle ilgili bilgileri ( milyon TL olarak ) şöyledir: </p>
<p>Dönem başı yarı mamul stoku	115<br />
Dönem sonu yarı mamul stoku	120<br />
Dönem başı mamul stoku	220<br />
Dönem sonu mamul stoku	190<br />
Satılabilir mamullerin maliyeti	755<br />
Buna göre tamamlanan mamullerin maliyeti 535 milyon TL dir.<br />
Tamamlanan mamullerin maliyeti + Dönem başı mamul stoku = Satılabilir mamullerin toplam maliyeti<br />
T+220=755<br />
T=535</p>
<p>Mamullere doğrudan yüklenebilme olanağı açısından bir fabrikada üretimde  kullanılan elektrik enerjisi Endirekt maliyettir.</p>
<p>Giderlerin dönem gelirine yüklenmesindeki zamanlamaya göre ayırım gözönüne alınırsa, fabrika binasının aylık yangın sigortası için yapılan gider Mamul (imalat) maliyeti grubu içinde yer alır.</p>
<p>Stok bulundurma maliyetleriyle, sipariş maliyetleri toplamının en az olduğu nokta Optimal sipariş miktarını ifade eder.</p>
<p>Karar verme amaçları açısından, mevcut makinenin net defter değeri Batmış maliyettir. Alınacak kararlardan etkilenmez.</p>
<p>Mamulle ilişkisi açısından, mutfak dolabı imal etmek için kullanılan sunta Direkt malzemedir.</p>
<p>Bir işletmede üretimde kullanılan A malzemesi ile ilgili bilgiler şöyledir:</p>
<p>	Tarih	Miktar Birim	Birim maliyeti (TL)	Tutar (TL)<br />
Stok	1 Eylül	300	40 000	12 000 000<br />
Satın alınan	5 Eylül	1 500	44 000	66 000 000<br />
Satın alınan	12 Eylül	1 000	50 000	50 000 000<br />
Üretime verilen	15 Eylül	2 300<br />
Satın alınan	22 Eylül	2 200	55 000	121 000 000<br />
Üretime verilen	28 Eylül	2 000<br />
Bu bilgilere ve son-giren ilk-çıkar (LIFO) yöntemine göre, Eylül ayında üretimde kullanılan malzemenin maliyeti 212 200 000 TL dir.<br />
1000 tanesi 50 milyon<br />
2300-1000=1300<br />
1300 tanesi  57,2 milyon<br />
2000 tanesi 110 milyon<br />
Toplam 217 200 000 TL.</p>
<p>Yukarıdaki bilgilere ve ilk-giren ilk-çıkar (FIFO) yöntemine göre, Eylül sonundaki malzeme stokunun maliyeti 38 500 000 TL dir.  2200-1500=700<br />
700 x 55000=38 500 000</p>
<p>Tamir-bakım ekibinde çalışanların aylık ücretleri endirekt işçilik maliyetlerine örnektir.</p>
<p>Genel imalat maliyetini oluşturan kalemler:<br />
Üretim departmanı yöneticisinin aylığı-makinelerin amortismanı-endirekt malzeme</p>
<p>Kapasite yetersizliği bulunmayan bir işletme, bir müşterinin sipariş ettiği bir mamul partisinin bitirilmesi için fazla mesai yapmak zorunda kalmıştır. Bu fazla mesai farklarını muhasebeleştirmek için  Siparişin direkt işçilik maliyetine eklenir.</p>
<p>Bir üretim işletmesinde genel imalat maliyetleri (GİM)  üretime direkt işçilik maliyetleri esas alınarak yüklenecektir. </p>
<p>Bütçelenmiş GİM	1 500 milyon TL<br />
Bütçelenmiş direkt işçilik	750 milyon TL<br />
Bu dönem direkt işçilik maliyeti	86 milyon TL<br />
Buna göre, bu dönem maliyetleri yüklenecek genel imalat maliyeti (GİM) 172 000 000 TL dir.  (1500/750)*86=172 milyon</p>
<p>Bir üretim departmanına ilişkin 4 aylık tamir bakım maliyetleri şöyledir:</p>
<p>Aylar	Makine Saatleri	Tamir-Bakım Maliyeti(TL)<br />
1	6 600	779 000 000<br />
2	6 500	772 500 000<br />
3	7 500	837 500 000<br />
4	9 200	948 000 000<br />
Düşük-yüksek noktalar yöntemi uygulayacaktır.(Faaliyet hacmi dikkate alınacaktır.)<br />
Bu bilgilere göre makine saati (MS) başına düşen değişken  tamir-bakım maliyeti 65000 TL/MS dir.  948-772,5=17 550<br />
9200-6500=2700<br />
17 550/2700= 65000 TL/MS</p>
<p>Yukarıdaki bilgilere göre aylık sabit tamir ve bakım maliyeti  350 000 000 TL dir.<br />
948 000 000 –(9200 * 65000)=948-598=350 milyon<br />
772 500 000 – (6500*65000)=350 milyon</p>
<p>Tekdüzen Hesap Planının 7/A seçeneğine göre,  üretim için kullanılan elektriğin  maliyeti, Genel Üretim Giderleri Hesabı fonksiyonel maliyet hesabının yardımcı hesaplarına kaydedilir.</p>
<p>Tekdüzen Hesap Planında 7/A seçeneğindeki maliyet hesapları, Fonksiyonellik esas alınarak büyük defterde düzenlenmiştir.</p>
<p>Maliyet yerleri sınıflaması açısından bir tekstil fabrikasında dokuma departmanı Esas üretim maliyet yeridir.</p>
<p>Bir üretim işletmesinde Döküm ve Montaj olmak üzere iki üretim departmanı mevcuttur. Dökümü yapılan parçalar Montaj Departmanına aktarılmakta ve üretim Montaj Departmanında tamamlanmaktadır. Montaj Departmanı  yöneticisinin maaşı maliyet yerleri açısından değerlendirildiğinde bu departman  açısından  direkt maliyettir.</p>
<p>Esas maliyet yerleri	P	Q<br />
Yardımcı hizmet Maliyet yeri A	%50	%20<br />
Yardımcı hizmet maliyet yeri B	% 40	% 60	   </p>
<p>Toplam maliyetler A<br />
210 000 000<br />
Toplam maliyetler B	300 000 000<br />
Ayrıca yardımcı hizmet maliyet yeri A’nın giderlerinden, yardımcı hizmet maliyet yeri B %30 oranında yararlanmaktadır.Bu bilgilere ve direkt dağıtım yöntemine göre A’dan R’nin alacağı pay 60 000 000 TLdir.  210*20/70=60 milyon</p>
<p>Yukarıdaki bilgilere ve kademeli dağıtım yöntemine göre B’den P’nin alacağı pay 145 200 000 TL dir. 210*30/100  + 300=363 milyon<br />
363 *40/100=145 200 000</p>
<p>Birim maliyetlerinin hesaplanmasında kullanılan yöntemlerin (maliyet sistemlerinin) üretimin  teknik özelliğine ve akışına göre yapılacak bir sınıflamasında Safha maliyeti sistemi (veya sipariş maliyeti) yer alır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/maliyet-muhasebesi-nedir.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Duran Varlıklarda Envanter Ve Değerlendirme Yapmak</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/duran-varliklarda-envanter-ve-degerlendirme-yapmak.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/duran-varliklarda-envanter-ve-degerlendirme-yapmak.html/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2009 16:27:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/genelbil/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Muhasebe]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=769</guid>
		<description><![CDATA[11* MENKUL KIYMETLER HESAP GRUBU Bu grup, faiz geliri veya kar payı sağlamak veya fiyat değişmelerinden yararlanarak karlar elde etmek amacı ile geçici bir süre elde tutulmak üzere alınan hisse senedi, tahvil, hazine bonosu, finansman bonosu, yatırım fonu katılma belgesi, kar-zarar ortaklığı belgesi, gelir ortaklığı senedi gibi, menkul kıymetler ile bunlara ait değer azalma karşılıklarının [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>11*  MENKUL KIYMETLER HESAP GRUBU<br />
Bu grup, faiz geliri veya kar payı sağlamak veya fiyat değişmelerinden yararlanarak karlar elde etmek amacı ile geçici bir süre elde tutulmak üzere alınan<br />
hisse senedi,<br />
tahvil,<br />
hazine bonosu,<br />
finansman bonosu,<br />
yatırım fonu katılma belgesi,<br />
kar-zarar ortaklığı belgesi,<br />
gelir ortaklığı senedi gibi, menkul kıymetler ile bunlara ait değer azalma karşılıklarının izlenmesi amacıyla kullanılır.<br />
Tekdüzen Hesap planına göre Hazır Değerler Hesap Grubuna ait hesap kalemleri şunlardır.<span id="more-769"></span></p>
<p>1**	DÖNEN VARLIKLAR<br />
11*	MENKUL KIYMETLER<br />
110	HİSSE SENETLERİ<br />
111	ÖZEL KESİM TAHVİL SENET VE BONOLARI<br />
112	KAMU KESİMİ TAHVİL SENET VE BONOLARI<br />
118	DİĞER MENKUL KIYMETLER<br />
119	MENKUL KIYMET DEĞER DÜŞÜKLÜĞÜ KARŞILIĞI (-)	 </p>
<p>110 HİSSE SENETLERİ HESABI<br />
Ana Esaslar<br />
İşletme geçici olarak elde tutuğu hisse senetlerini THP’nda 110 Hisse Senetleri Hesabında izler. Bu hesap, işletmenin iştirak amacı dışında, gelirinden veya fiyat farkından yararlanmak ve bu amacın gerçekleşmesi veya nakda gereksinin duyulması halinde satmak üzere adindiği hisse senetlerinin izlenmesini sağlar. </p>
<p>Bölümlenmesi<br />
İşletmenin aldığı,<br />
hisse senedinin statüsü,<br />
para çeşidi ve<br />
menkul kıymetin adı dikkate alınarak 110 Hisse Senetleri Hesabı aşağıdaki gibi bölümlenebilir.</p>
<p>ALT-HESAP KODU 1	ALT-HESAP KODU 2	DETAY-HESAP KODU 1	DETAY-HESAP KODU 2<br />
HİSSE SENEDİ STATÜSÜ	PARA ÇEŞİDİ	BOŞ	MENKUL KIYMET ADI<br />
1.İMKB&#8217;DE İŞLEM GÖREN	1.TL		1.MENKUL KIYMET A<br />
2.BÖLGESEL PAZARDA İŞLEM GÖREN	2.EURO		2.MENKUL KIYMET B<br />
3.GÖZALTI PAZARINDA İŞLEM GÖREN	3.USD		3.MENKUL KIYMET C<br />
4.BORSADA İŞLEM GÖRMEYEN	4.GBP<br />
5.GÜVENCEDEKİ				 </p>
<p>ANA	ALT	DETAY	UZUN<br />
HESAP	HESAP	HESAP	ALT/DETAY HESAP<br />
KODU	KODU	KODU	ADI<br />
110	10	00	1000 İMKB’DE İŞLEM GÖREN<br />
110	11	00	1100 TL<br />
110	11	01	1101 MENKUL KIYMET A<br />
110	20	00	2000 BÖLGESEL PAZARDA İŞLEM GÖREN<br />
110	30	00	3000 GÖZALTI PAZARINDA İŞLEM GÖREN<br />
110	40	00	4000 BORSADA İŞLEM GÖRMEYEN<br />
110	50	00	5000 GÜVENCEDEKİ	 </p>
<p>İşleyişi<br />
110 Hisse Senetleri Hesabına,<br />
·	işletme tarafından alınan hisse senetleri tutarları borç,<br />
·	işletme tarafından elden çıkarılan hisse senetleri tutarları alacak kaydedilir.<br />
·	Hesap daima borç kalanı verir veya sıfır olur. Hiçbir şekilde alacak kalanı vermez.</p>
<p>TL. ile düzenlenen hisse senetleri hesaba kaydedilirken alış bedeli ile kaydedilirler.<br />
o	İşletme yabancı para ile düzenlenmiş hisse senedi aldığında, hesap kayıtlarına TL. karşılığı ile yazılırlar. Yabancı paranın ulusal karşılıklarını bulmak için T.C.M.B.’nın hergün yayınladığı efektif alış kuru; esas alınır ve kayıtlara öyle geçirilir. </p>
<p>Envanteri<br />
·	Hisse senetlerinin envanteri dönem sonunda yapılır.<br />
·	Hisse senetleri aşağıdaki Hisse Senedi Sayım Cetveli ile sayılarak hesap kalanları ile mutabakatları sağlanır.<br />
·	Noksan ve fazlalar için 100 Kasa Hesabında anlatıldığı gibi işlem yapılır.<br />
·	Yabancı paralı hisse senetleri için envanter yapılırken oluşan kur farkları 646 Kambiyo Karları Hesabı veya 656 Kambiyo Zararları (-) Hesabında izlenir.</p>
<p>HİSSE SENEDİ SAYIM CETVELİ<br />
HİSSE SENEDİNİ ÇIKARTAN İŞLETMENİN ADI	HİSSE SENEDİNİN CİNSİ VE NUMARASI	SATIN ALMA TARİHİ	YAZILI DEĞER	ALIŞ BEDELİ	BORSA RAYİCİ	ADET	TUTAR	AÇIKLAMA	   </p>
<p>Değerlemesi<br />
·	Hisse senetleri TL. üzerinden düzenlenmiş iseler VUK’nun 279ncı maddesi gereğince, dönem sonunda alış bedeli ile değerlenirler.<br />
·	Piyasa değerinin alış değerinin altına inmesi ve bu değer azalışının geçici olduğuna ilişkin objektif göstergeler yoksa, değer azalışı için karşılık ayrılır.<br />
·	Alış bedeli ile değerlenen hisse senetleri ve diğer menkul kıymetlerin değerleme günündeki zararları Kanunen Kabul Edilmeyen Gider niteliğindedir ve Finansal Karın hesaplanması esnasında Ticari Kara eklenir.<br />
·	Hisse senetleri yabancı para üzerinden düzenlenmiş iseler VUK’nun 280nci maddesi gereğince, dönem sonunda TCMB efektif alış kuruna göre hesaplanan karşılığı ile değerlenirler. Bu işlem yapılırken oluşan kur farkları 646 Kambiyo Karları Hesabı veya 656 Kambiyo Zararları (-) Hesabında izlenir.</p>
<p>Örnek Olaylar<br />
·	Hisse Senedi Alma<br />
·	Hisse Senedi Satma<br />
o	Menkul Kıymet Karı<br />
o	Menkul Kıymet Zararı<br />
·	Kar Payının Tahsili (Vadesi Gelen Kuponlar)<br />
o	Kuponların Kesimi<br />
o	Tahsilatın Yapılması<br />
·	Hisse Senetlerinin Güvence Olarak Verilmesi<br />
·	Değerleme Gününde Piyasa Değerinin Alış Değerinin Altına İnmesi (Karşılık Ayırma)</p>
<p>1.Hisse Senedi Alma<br />
Hisse Senedi satın alma işlemi muhasebe kayıtlarına genel olarak aşağıdaki kayıt kalıbına göre geçirilir.</p>
<p>BORÇLU HESAP	ALACAKLI HESAP<br />
110	HİSSE SENETLERİ<br />
	110	XX	XX	XXXX XXXX<br />
					102	BANKALAR<br />
						102	XX	XX	XXXX XXXX	 </p>
<p>25 HAZİRAN 2002<br />
ÖLŞ, A Bankası’ndaki 1802 numaralı vadesiz ticari hesabından, 2 lot AFYON ÇİMENTO hissesi alınması için talimat verdi. A Bankası 102.000TL.’den alındığına dair dekontu ÖLŞ’ne aynı gün e-mail ile gönderdi.<br />
Banka komisyonu dikkate alınmamıştır.</p>
<p>2.Hisse Senedi Satma</p>
<p>20.Menkul Kıymet Karı</p>
<p>Hisse senedi satılırken menkul kıymet karı oluşursa, bu tutar,<br />
645 Menkul Kıymet Satış Karları Hesabına alacak yazılır.</p>
<p>645 Menkul Kıymet Satış Karları Hesabı, menkul kıymet karı doğdukça alacaklandırılır,<br />
Sonuç hesapları kapatılırken 690 Dönem Karı veya Zararı Hesabına devredilerek kapatılır.</p>
<p>Mekul kıymet karının oluştuğu,<br />
menkul kıymetin statüsü,<br />
para çeşidi,<br />
Menkul kıymet karının çeşidi ve<br />
menkul kıymetin adı dikkate alınarak 645 Menkul Kıymet Satış Karları Hesabı,<br />
o	110 Hisse Senetleri Hesabı,<br />
o	111 Özel Kesim Tahvil, Senet ve Bonoları Hesabı,<br />
o	112 Kamu Kesimi Tahvil, Senet ve Bonoları Hesabına veya<br />
o	118 Diğer Menkul Kıymetler Hesabına paralel olarak bölümlenebilir.</p>
<p>ALT-HESAP KODU 1	ALT-HESAP KODU 2	DETAY-HESAP KODU 1	DETAY-HESAP KODU 2<br />
MENKUL KIYMETİN STATÜSÜ 	PARA ÇEŞİDİ	MENKUL KIYMET KARININ ÇEŞİDİ	MENKUL KIYMET ADI<br />
MENKUL KIYMETİN CEŞİDİNE GÖRE FARKLILIK GÖSTERİR.	1.TL	9.HİSSE SENETLERİNİN KARLARI	1.MENKUL KIYMET A<br />
	2.EURO	1.ÖZEL KESİM TAHVİL, SENET VE BONOLARININ KARLARI	2.MENKUL KIYMET B<br />
	3.USD	2.KAMU KESİMİ TAHVİL, SENET VE BONOLARININ KARLARI	3.MENKUL KIYMET C<br />
	4.GBP	8.DİĞER MENKUL KIYMETLERİN KARLARI		   </p>
<p>MENKUL KIYMETİN STATÜSÜ<br />
HİSSE SENEDİ STATÜSÜ (110)	ÖZEL KESİM TAHVİL, SENET VE BONO STATÜSÜ<br />
(111)	KAMU KESİMİ TAHVİL, SENET VE BONO STATÜSÜ<br />
(112)	DİĞER MENKUL KIYMETLERİN STATÜSÜ<br />
 (118)<br />
1.İMKB&#8217;DE İŞLEM GÖREN	1.TAHVİLLER	1.DEVLET TAHVİLLERİ	1.ALTIN<br />
2.BÖLGESEL PAZARDA İŞLEM GÖREN	2.KARA İŞTİRAKLİ TAHVİLLER	2.HAZİNE BONOLARI	2.GÜMÜŞ<br />
3.GÖZALTI PAZARINDA İŞLEM GÖREN	3.FİNANSMAN BONOSU	3.GELİR ORTAKLIĞI SENEDİ	3. GÜVENCEDEKİ<br />
4.BORSADA İŞLEM GÖRMEYEN	4.VARLIĞA DAYALI MENKUL KIYMET	4.ALIŞ BEDELİNE DAHİL İŞLEMİŞ FAİZ KARŞILIĞI TAHSİLAT (-)<br />
5.GÜVENCEDEKİ	5.KAR VE ZARAR ORTAKLIĞI BELGESİ	5.GÜVENCEDEKİ<br />
	6.YATIRIM FONU KATILMA BELGESİ<br />
	7.DİĞER SENET VE BONOLAR<br />
	8.ALIŞ BEDELİNE DAHİL EDİLMİŞ FAİZ KARŞILIĞI TAHSİLAT (-)<br />
	9.GÜVENCEDEKİ			 </p>
<p>Hisse Senedi satış işleminde menkul kıymet karı oluşması durumu muhasebe kayıtlarına genel olarak aşağıdaki kayıt kalıbına göre geçirilir.</p>
<p>BORÇLU HESAP	ALACAKLI HESAP<br />
102	BANKALAR<br />
	102	XX	XX	XXXX XXXX<br />
					110	HİSSE SENETLERİ<br />
						110	XX	XX	XXXX XXXX<br />
					645	MENKUL KIYMET SATIŞ KARLARI<br />
						645	XX	9X	XX9X XXXX	 </p>
<p>26 HAZİRAN 2002<br />
ÖLŞ, A Bankası’na 25 HAZİRAN 2002 tarihinde 0077 günlük defter numaralı işlem ile alınan  2 lot AFYON ÇİMENTO hissesinin ½ lotunu satması talimatını verdi. A Bankası 112.200TL.’den satıldığına ve bedelinin  1802 numaralı vadesiz ticari hesaba alındığına dair dekontu ÖLŞ’ne aynı gün e-mail ile gönderdi.<br />
Banka komisyonu dikkate alınmamıştır.</p>
<p>21.Menkul Kıymet Zararı<br />
Hisse senedi satılırken menkul kıymet karı oluşursa, bu tutar,<br />
655 Menkul Kıymet Satış Zararları (-) Hesabına borç yazılır.</p>
<p>655 Menkul Kıymet Satış Zararları (-) Hesabı, menkul kıymet karı doğdukça borçlandırılır,<br />
Sonuç hesapları kapatılırken 690 Dönem Karı veya Zararı Hesabına devredilerek kapatılır.</p>
<p>Mekul kıymet zararının oluştuğu,<br />
menkul kıymetin statüsü,<br />
para çeşidi,<br />
menkul kıymet zararının çeşidi ve<br />
menkul kıymetin adı dikkate alınarak 655 Menkul Kıymet Satış Zararları  (-) Hesabı, 645 Menkul Kıymet Satış Karları Hesabı gibi bölümlenebilir.</p>
<p>Hisse Senedi satış işleminde menkul kıymet zararı oluşması durumu muhasebe kayıtlarına genel olarak aşağıdaki kayıt kalıbına göre geçirilir.</p>
<p>BORÇLU HESAP	ALACAKLI HESAP<br />
102	BANKALAR<br />
	102	XX	XX	XXXX XXXX<br />
655	MENKUL KIYMET SATIŞ ZARARLARI (-)<br />
	655	XX	X9	XX9X XXXX<br />
					110	HİSSE SENETLERİ<br />
						110	XX	XX	XXXX XXXX	 </p>
<p>27 HAZİRAN 2002<br />
ÖLŞ, A Bankası’na 25 HAZİRAN 2002 tarihinde 0077 günlük defter numaralı işlem ile alınan  2 lot AFYON ÇİMENTO hissesinin ½ lotunu satması talimatını verdi. A Bankası 91.800TL.’den satıldığına ve bedelinin  1802 numaralı vadesiz ticari hesaba alındığına dair dekontu ÖLŞ’ne aynı gün e-mail ile gönderdi.<br />
Banka komisyonu dikkate alınmamıştır.</p>
<p>3.Kar Payının Tahsili (Vadesi Gelen Kuponlar)<br />
·	Kuponların Kesimi ve<br />
·	Tahsilatın Yapılması işlemlerini kapsayan kar payının tahsili muhasebe kayıtları 108 Diğer Hazır Değerler Hesabında Vadesi Gelen Kuponlar başlığında anlatıldığı gibi yapılır.<br />
·	Kupon bedelleri satın alma tutarından indirildikten sonra kalan tutar, hisse senedinin alış bedelini oluşturur.</p>
<p>4.Hisse Senetlerinin Güvence Olarak Verilmesi<br />
Hisse Senedinin güvence olarak verilmesi muhasebe kayıtlarına genel olarak aşağıdaki kayıt kalıbına göre geçirilir.</p>
<p>BORÇLU HESAP	ALACAKLI HESAP<br />
110	HİSSE SENETLERİ<br />
	110	5X	XX	5XXX XXXX<br />
					110	HİSSE SENETLERİ<br />
						110	XX	XX	XXXX XXXX	 </p>
<p>28 HAZİRAN 2002<br />
ÖLŞ, A Bankası’na 25 HAZİRAN 2002 tarihinde 0077 günlük defter numaralı işlem ile alınan  2 lot AFYON ÇİMENTO hissesinin 1 lotunu kredili ticari mevduat açtırmak üzere D Bankası’na güvence olarak gönderdi. </p>
<p>5.Değerleme Gününde Piyasa Değerinin Alış Değerinin Altına İnmesi (Karşılık Ayırma)<br />
Değerleme günüde portföyde bulunan hisse senedinin piyasa (borsa) değeri, alış değerinin %10 ve daha fazla altına inmesi ve bu değer azalışının geçici olduğuna ilişkin objektif göstergeler olmaması durumunda, değer azalışı için karşılık ayrılır ve bu tutar,<br />
654 Karşılık Giderleri (-) Hesabına borç,<br />
119 Menkul Kıymet Değer Düşüklüğü Karşılığı (-) Hesabına alacak yazılır. </p>
<p>654 Karşılık Giderleri (-) Hesabı;<br />
aktifle ilgili olarak ayrılan karşılık giderlerinin izlenmesinde kullanılır;<br />
aktifle ilgili olarak ayrılan karşılık giderleri bu hesaba borç,<br />
ilgili diğer düzeltici hesaba alacak yazılır,<br />
dönem sonunda 690 Dönem Karı veya Zararı Hesabına aktarılarak kapatılır.</p>
<p>İşletmenin,<br />
karşılık çeşidi,<br />
para çeşidi<br />
gider kabulü ve<br />
menkul kıymet adı dikkate alınarak 654 Karşılık Giderleri (-) Hesabı aşağıdaki gibi bölümlenebilir.</p>
<p>ALT-HESAP KODU 1	ALT-HESAP KODU 2	DETAY-HESAP KODU 1	DETAY-HESAP KODU 2<br />
KARŞILIK ÇEŞİDİ	PARA ÇEŞİDİ	GİDER KABULÜ	MENKUL KIYMET ADI<br />
1.MENKUL KIYMET DEĞER DÜŞÜKLÜĞÜ KARŞILIK GİDERİ	1.TL	1.KANUNEN KABUL EDİLEN GİDER	1.MENKUL KIYMET A<br />
2.BAĞLI MENKUL KIYMETLER DEĞER DÜŞÜKLÜĞÜ KARŞILIK GİDERİ	2.EURO	2.KANUNEN KABUL EDİLMEYEN GİDER	2.MENKUL KIYMET B<br />
3.ŞÜPHELİ TİCARİ ALACAK KARŞILIK GİDERİ	3.USD		3.MENKUL KIYMET C<br />
4.ŞÜPHELİ DİĞER TİCARİ ALACAKLAR KARŞILIK GİDERİ	4.GBP<br />
5.STOK DEĞER DÜŞÜKLÜĞÜ KARŞILIK GİDERİ<br />
6.İŞTİRAKLER DEĞER DÜŞÜKLÜĞÜ KARŞILIK GİDERİ<br />
7.BAĞLI ORTAKLIKLAR DEĞER DÜŞÜKLÜĞÜ KARŞILIK GİDERİ<br />
8.SAYIM VE TESELLÜM NOKSANLIĞI KARŞILIK GİDERİ<br />
9.DİĞER KARŞILIK GİDERLERİ				 </p>
<p>119 Menkul Kıymet Değer Düşüklüğü Karşılığı (-) Hesabı;<br />
menkul kıymetlerin borsa veya piyasa değerlerinde  %10 ve daha fazla altına inmesi ya da sürekli olarak değer azalması olduğu tespit edildiğinde ortaya çıkacak zararların karşılanması amacı ile ayrılması gereken karşılıkların izlenmesinde kullanılır;<br />
değer azalışları için azalışın tamamını karşılayacak olan tutar bu hesaba alacak,<br />
654 Karşılık Giderleri (-) Hesabına borç yazılır;<br />
kendisine karşılık ayrılmış olan menkul kıymet elden çıkarıldığında veya değer düşüklüğünün gerçekleşmemesi / değer kazanma halinde bu hesaba borç kaydedilerek, karşılık tutarı 644 Konusu Kalmayan Karşılıklar Hesabına aktarılarak kapatılır.</p>
<p>İşletmenin,<br />
menkul kıymetler değer düşüklüğü karşılık çeşidi,<br />
para çeşidi<br />
gider kabulü ve<br />
menkul kıymet adı dikkate alınarak 119 Menkul Kıymet Değer Düşüklüğü Karşılığı (-) Hesabı aşağıdaki gibi bölümlenebilir.</p>
<p>ALT-HESAP KODU 1	ALT-HESAP KODU 2	DETAY-HESAP KODU 1	DETAY-HESAP KODU 2<br />
MEKUL KIYMETLER DEĞER DÜŞÜKLÜĞÜ KARŞILIK ÇEŞİDİ	PARA ÇEŞİDİ	GİDER KABULÜ	MENKUL KIYMET ADI<br />
1.HİSSE SENETLERİ DEĞER DÜŞÜKLÜĞÜ KARŞILIĞI	1.TL	1.KANUNEN KABUL EDİLEN GİDER	1.MENKUL KIYMET A<br />
2.ÖZEL KESİM TAHVİL, SENET VE BONOLARI DEĞER DÜŞÜKLÜĞÜ KARŞILIĞI 	2.EURO	2.KANUNEN KABUL EDİLMEYEN GİDER	2.MENKUL KIYMET B<br />
3.KAMU KESİMİ TAHVİL, SENET VE BONOLAR DEĞER DÜŞÜKLÜĞÜ KARŞILIĞI	3.USD		3.MENKUL KIYMET C<br />
4.DİĞER MENKUL KIYMETLER DEĞER DÜŞÜKLÜĞÜ KARŞILIĞI	4.GBP			 </p>
<p>Değerleme günüde potföyde bulunan hisse senedinin piyasa (borsa) değeri, alış değerinin altına inmesi ve bu değer azalışının geçici olduğuna ilişkin objektif göstergeler olmaması durumu muhasebe kayıtlarına genel olarak aşağıdaki kayıt kalıbına göre geçirilir.</p>
<p>BORÇLU HESAP	ALACAKLI HESAP<br />
654	KARŞILIK GİDERLERİ (-)<br />
	654	1X	2X	1X2X XXXX<br />
					119	MENKUL KIYMET DEĞER DÜŞÜKLÜĞÜ KARŞILIĞI (-)<br />
						119	1X	2X	1X2X XXXX	 </p>
<p>31 ARALIK 2002<br />
ÖLŞ, hisse senetlerini değerledi.<br />
Alış bedeli (25 HAZİRAN 2002)  AFYON ÇİMENTO = 102.000TL.’dır<br />
Piyasa (Borsa) değeri (31 ARALIK 2002) AFYON ÇİMENTO =  50.000TL.’dır.</p>
<p>111 ÖZEL KESİM TAHVİL SENET VE BONOLARI HESABI<br />
Ana Esaslar<br />
İşletme elinde bulunan özel sektörün çıkarttığı tahvil, senet ve bonoları THP’nda 111 Özel Kesim Tahvil, Senet ve Bonoları Hesabında izler. </p>
<p>Bölümlenmesi<br />
İşletmenin aldığı,<br />
özel kesim tahvil, senet ve bono statüsü,<br />
para çeşidi ve<br />
menkul kıymetin adı dikkate alınarak 111 Özel Kesim Tahvil, Senet ve Bonoları Hesabı aşağıdaki gibi bölümlenebilir.</p>
<p>ALT-HESAP KODU 1	ALT-HESAP KODU 2	DETAY-HESAP KODU 1	DETAY-HESAP KODU 2<br />
ÖZEL KESİM TAHVİL, SENET VE BONO STATÜSÜ	PARA ÇEŞİDİ	BOŞ	ÖZEL KESİM TAHVİL, SENET VE BONO ADI<br />
1.TAHVİLLER	1.TL		1. ÖZEL KESİM TAHVİL, SENET VE BONO A<br />
2.KARA İŞTİRAKLİ TAHVİLLER	2.EURO		2. ÖZEL KESİM TAHVİL, SENET VE BONO B<br />
3.FİNANSMAN BONOSU	3.USD		3. ÖZEL KESİM TAHVİL, SENET VE BONO C<br />
4.VARLIĞA DAYALI MENKUL KIYMET	4.GBP<br />
5.KAR VE ZARAR ORTAKLIĞI BELGESİ<br />
6.YATIRIM FONU KATILMA BELGESİ<br />
7.DİĞER SENET VE BONOLAR<br />
8.ALIŞ BEDELİNE DAHİL EDİLMİŞ FAİZ KARŞILIĞI TAHSİLAT (-)<br />
9.GÜVENCEDEKİ				 </p>
<p>ANA	ALT	DETAY	UZUN<br />
HESAP	HESAP	HESAP	ALT/DETAY HESAP<br />
KODU	KODU	KODU	ADI<br />
111	10	00	1000 TAHVİLLER<br />
111	11	00	1100 TL<br />
111	11	01	1101 ÖZEL KESİM TAHVİL, SENET VE BONO A<br />
111	20	00	2000 KARA İŞTİRAKLİ TAHVİLLER<br />
111	30	00	3000 FİNANSMAN BONOSU<br />
111	40	00	4000 VARLIĞA DAYALI MENKUL KIYMET<br />
111	50	00	5000 KAR VE ZARAR ORTAKLIĞI BELGESİ<br />
111	60	00	6000 YATIRIM FONU KATILMA BELGESİ<br />
111	70	00	7000 DİĞER SENET VE BONOLAR<br />
111	80	00	8000 ALIŞ BEDELİNE DAHİL EDİLMİŞ FAİZ KARŞILIĞI TAHSİLAT (-)<br />
111	90	00	9000 GÜVENCEDEKİ	 </p>
<p>İşleyişi<br />
111 Özel Kesim Tahvil, Senet ve Bonoları Hesabına,<br />
·	işletme tarafından alınan özel sektörün çıkarttığı tahvil, senet ve bono tutarları borç,<br />
·	işletme tarafından elden çıkarılan özel sektörün çıkarttığı tahvil, senet ve bono tutarları alacak kaydedilir.<br />
·	Hesap daima borç kalanı verir veya sıfır olur. Hiçbir şekilde alacak kalanı vermez.</p>
<p>TL. ile düzenlenen özel sektörün çıkarttığı tahvil, senet ve bonolardan<br />
§	fon porföyünün en az %51’i Türkiye’de kurulmuş bulunan şirketlerin hisse senetlerinden oluşan yatırım fonu katılma belgeleri ve<br />
§	getirisi ihraç edenin kar ve zararına bağlı olarak doğan ve değerleme günü itibari ile hesaplanması mümkün olmayan menkul lkıymetler hisse senetleri gibi hesaba kaydedilirken alış bedeli ile;<br />
§	bunun dışında kalan her türlü menkul kıymet ise borsa rayici ile kaydedilirler.<br />
o	İşletme yabancı para ile düzenlenmiş özel kesim tahvil, senet ve bonosu aldığında, hesap kayıtlarına TL. karşılığı ile yazılırlar. Yabancı paranın ulusal karşılıklarını bulmak için T.C.M.B.’nın hergün yayınladığı efektif alış kuru; esas alınır ve kayıtlara öyle geçirilir. </p>
<p>Envanteri<br />
·	özel sektörün çıkarttığı tahvil, senet ve bonoların envanteri dönem sonunda yapılır.<br />
·	özel sektörün çıkarttığı tahvil, senet ve bonolar aşağıdaki Özel Sektörün Çıkarttığı Tahvil, Senet Ve Bonolar Sayım Cetveli ile sayılarak hesap kalanları ile mutabakatları sağlanır.<br />
·	Noksan ve fazlalar için 100 Kasa Hesabında anlatıldığı gibi işlem yapılır.<br />
·	Yabancı paralı özel sektörün çıkarttığı tahvil, senet ve bonolar için envanter yapılırken oluşan kur farkları 646 Kambiyo Karları Hesabı veya 656 Kambiyo Zararları (-) Hesabında izlenir.</p>
<p>ÖZEL SEKTÖRÜN ÇIKARTTIĞI TAHVİL, SENET VE BONOLARIN SAYIM CETVELİ<br />
ÖZEL SEKTÖRÜN ÇIKARTTIĞI TAHVİL, SENET VE BONOLARI ÇIKARTAN İŞLETMENİN ADI	ÖZEL SEKTÖRÜN ÇIKARTTIĞI TAHVİL, SENET VE BONOLARIN CİNSİ VE NUMARASI	SATIN ALMA TARİHİ	YAZILI DEĞER	ALIŞ BEDELİ	BORSA RAYİCİ	ADET	TUTAR	AÇIKLAMA	   </p>
<p>Değerlemesi<br />
·	Özel sektörün çıkarttığı tahvil, senet ve bonolardan TL. üzerinden düzenlenmiş olup<br />
 fon porföyünün en az %51’i Türkiye’de kurulmuş bulunan şirketlerin hisse senetlerinden oluşan yatırım fonu katılma belgeleri ve<br />
getirisi ihraç edenin kar ve zararına bağlı olarak doğan ve değerleme günü itibari ile hesaplanması mümkün olmayan menkul lkıymetler hisse senetleri gibi hesaba kaydedilirken alış bedeli ile;<br />
bunun dışında kalan her türlü menkul kıymet ise VUK’nun 294ncü maddesi gereğince, dönem sonunda borsa rayici ile değerlenirler.<br />
·	Piyasa değerinin alış değerinin altına inmesi ve bu değer azalışının geçici olduğuna ilişkin objektif göstergeler yoksa, değer azalışı için karşılık ayrılır.<br />
·	Alış bedeli ile değerlenen<br />
 fon porföyünün en az %51’i Türkiye’de kurulmuş bulunan şirketlerin hisse senetlerinden oluşan yatırım fonu katılma belgeleri ve<br />
getirisi ihraç edenin kar ve zararına bağlı olarak doğan ve değerleme günü itibari ile hesaplanması mümkün olmayan menkul kıymetlerin  değerleme günündeki zararları Kanunen Kabul Edilmeyen Gider niteliğindedir ve Finansal Karın hesaplanması esnasında Ticari Kara eklenir.<br />
Borsa rayici ile değerlenen diğer menkul kıymetlerin değerleme günündeki zararları Gider niteliğindedir ve Ticari Karın tespitinde dikkate alınır.<br />
·	Özel sektörün çıkarttığı tahvil, senet ve bonolar yabancı para üzerinden düzenlenmiş iseler VUK’nun 280nci maddesi gereğince, dönem sonunda TCMB efektif alış kuruna göre hesaplanan karşılığı ile değerlenirler. Bu işlem yapılırken oluşan kur farkları 646 Kambiyo Karları Hesabı veya 656 Kambiyo Zararları (-) Hesabında izlenir.</p>
<p>Örnek Olaylar<br />
·	Özel Sektörün Çıkarttığı Tahvil, Senet ve Bono Alma<br />
·	Özel Sektörün Çıkarttığı Tahvil, Senet ve Bono Satma<br />
o	Menkul Kıymet Karı<br />
o	Menkul Kıymet Zararı<br />
·	Faiz Tahsili (Vadesi Gelen Kuponlar)<br />
o	Kuponların Kesimi<br />
o	Tahsilatın Yapılması<br />
·	Özel Sektörün Çıkarttığı Tahvil, Senet ve Bononun Güvence Olarak Verilmesi<br />
·	Değerleme Gününde Piyasa Değerinin Alış Değerinin Altına İnmesi</p>
<p>1.Özel Sektörün Çıkarttığı Tahvil, Senet ve Bono Alma<br />
Özel Sektörün Çıkarttığı Tahvil, Senet ve Bono satın alma işlemi muhasebe kayıtlarına genel olarak aşağıdaki kayıt kalıbına göre geçirilir.</p>
<p>BORÇLU HESAP	ALACAKLI HESAP<br />
111	ÖZEL KESİM TAHVİL, SENET VE BONOLARI<br />
	111	XX	XX	XXXX XXXX<br />
					102	BANKALAR<br />
						102	XX	XX	XXXX XXXX	 </p>
<p>29 HAZİRAN 2002<br />
ÖLŞ, A Bankası’ndaki 1802 numaralı vadesiz ticari hesabından, T.T. Anonim şirketinin çıkarttığı yıllık %70 getirili nominal değeri 150.000TL. olan tahvillerden 1.000 adet alınması için talimat verdi. A Bankası tahvillerin alındığına dair dekontu ÖLŞ’ne aynı gün e-mail ile gönderdi.<br />
Banka komisyonu dikkate alınmamıştır.</p>
<p>2.Özel Sektörün Çıkarttığı Tahvil, Senet ve Bono Satma<br />
20.Menkul Kıymet Karı<br />
Özel Sektörün Çıkarttığı Tahvil, Senet ve Bono satıldığında menkul kıymet karı söz konusu olduğunda,<br />
satış tutarı 102 Bankalar  Hesabına borç,<br />
alış bedeli/borsa rayici 111 Özel Kesim Tahvil, Senet ve Bonoları Hesabına alacak,<br />
alış tarihinden satış tarihine kadar olan süre içinde işleyen faiz 642 Faiz Gelirleri Hesabına alacak ve<br />
satış tutarı – alış bedeli/borsa rayici – işleyen faiz tutarı ise, 645 Menkul Kıymet Satış Karları Hesabına alacak yazılır.</p>
<p>Özel Sektörün Çıkarttığı Tahvil, Senet ve Bonoya işleyen faiz aşağıdaki formül ile hesaplanır.<br />
Tam aylar 30 GÜN olarak kabul edilir.<br />
İşleyen faiz tutarı = Nominal Değer  * Yıllık faiz oranı * Süre<br />
                                                                  36500</p>
<p>Özel Sektörün Çıkarttığı Tahvil, Senet ve Bono satış işleminde menkul kıymet karı oluşması durumu muhasebe kayıtlarına genel olarak aşağıdaki kayıt kalıbına göre geçirilir.</p>
<p>BORÇLU HESAP	ALACAKLI HESAP<br />
102	BANKALAR<br />
	102	XX	XX	XXXX<br />
					111	ÖZEL KESİM TAHVİL, SENET VE BONOLARI<br />
						111	XX	XX	XXXX<br />
					642	FAİZ GELİRLERİ<br />
						642	XX	X7	DİĞER KİŞİ VE KURULUŞLARCA ÇIKARTILMIŞ MK FAİZLERİ<br />
					645	MENKUL KIYMET SATIŞ KARLARI<br />
						645	XX	1X	XX1X XXXX	 </p>
<p>10 TEMMUZ 2002<br />
ÖLŞ, A Bankası’na 29 HAZİRAN 2002 tarihinde 0082 günlük defter numaralı işlem ile alınan  T.T. Anonim şirketinin çıkarttığı yıllık %70 getirili nominal değeri 150.000TL. olan tahvillerden 300 adet satması talimatını verdi. A Bankası 180.000TL.’den sattığına ve bedelinin  1802 numaralı vadesiz ticari hesaba alındığına dair dekontu ÖLŞ’ne aynı gün e-mail ile gönderdi.<br />
Banka komisyonu dikkate alınmamıştır.<br />
Gelir vergisi ve fon payı dikkate alınmamıştır.</p>
<p>İşleyen faiz tutarı = 150.000  *    70     *  11GÜN * 300ADET<br />
                                              36500<br />
İşleyen faiz tutarı = 949.315=949.000</p>
<p>21.Menkul Kıymet Zararı<br />
Özel Sektörün Çıkarttığı Tahvil, Senet ve Bono satış işleminde menkul kıymet zararı oluşması durumu muhasebe kayıtlarına genel olarak aşağıdaki kayıt kalıbına göre geçirilir.</p>
<p>BORÇLU HESAP	ALACAKLI HESAP<br />
102	BANKALAR<br />
	102	XX	XX	XXXX<br />
655	MENKUL KIYMET SATIŞ ZARARLARI<br />
	655	XX	1X	XX1X XXXX<br />
					111	ÖZEL KESİM TAHVİL, SENET VE BONOLARI<br />
						111	XX	XX	XXXX<br />
					642	FAİZ GELİRLERİ<br />
						642	XX	X7	DİĞER KİŞİ VE KURULUŞLARCA ÇIKARTILMIŞ MK FAİZLERİ	 </p>
<p>11 TEMMUZ 2002<br />
ÖLŞ, A Bankası’na 29 HAZİRAN 2002 tarihinde 0082 günlük defter numaralı işlem ile alınan  T.T. Anonim şirketinin çıkarttığı yıllık %70 getirili nominal değeri 150.000TL. olan tahvillerden 200 adet satması talimatını verdi. A Bankası 150.000TL.’den sattığına ve bedelinin  1802 numaralı vadesiz ticari hesaba alındığına dair dekontu ÖLŞ’ne aynı gün e-mail ile gönderdi.<br />
Banka komisyonu dikkate alınmamıştır.<br />
Gelir vergisi ve fon payı dikkate alınmamıştır.</p>
<p>İşleyen faiz tutarı = 150.000  *    70     *  12GÜN * 200ADET<br />
                                              36500<br />
İşleyen faiz tutarı = 690.410=690.000</p>
<p>3.Faiz Tahsili (Vadesi Gelen Kuponlar)<br />
3.Kar Payının Tahsili (Vadesi Gelen Kuponlar)<br />
·	Kuponların Kesimi ve<br />
·	Tahsilatın Yapılması işlemlerini kapsayan faiz tahsiline ait muhasebe kayıtları 108 Diğer Hazır Değerler Hesabında Vadesi Gelen Kuponlar başlığında anlatıldığı gibi yapılır.<br />
·	640 İştiraklerden Temettü Gelirleri  Hesabı yerine, 642 Faiz Gelirleri Hesabına kullanılır.<br />
·	Kupon bedelleri satın alma tutarından indirildikten sonra kalan tutar, hisse senedinin alış bedelini oluşturur.</p>
<p>4.Özel Sektörün Çıkarttığı Tahvil, Senet ve Bononun Güvence Olarak Verilmesi<br />
·	110 Hisse Senetleri Hesabında Hisse Senetlerinin Güvence Olarak Verilmesi anlatıldığı gibi yapılır.<br />
·	110 Hisse Senetleri Hesabı yerine, 111 Özel Kesim Tahvil, Senet ve Bonoları Hesabına kullanılır.</p>
<p>5.Değerleme Gününde Piyasa Değerinin Alış Değerinin Altına İnmesi<br />
·	110 Hisse Senetleri Hesabında aynı başlıkta anlatıldığı gibi yapılır.<br />
·	Alış bedeli ile değerlenen menkul kıymetler için ayrılan karşılık Kanunen Kabul Edilmeyen Gider olarak değerlendirilir.<br />
·	Borsa rayici ile değerlenen menkul kıymetler için ayrılan karşılık ise, Gider olarak değerlendirilir.</p>
<p>112 KAMU KESİMİ TAHVİL SENET VE BONOLARI HESABI<br />
Ana Esaslar<br />
İşletme elinde bulunan kamu tarafından çıkartılmış tahvil, senet ve bonolar THP’nda 112 Kamu Kesimi Tahvil, Senet ve Bonoları Hesabında izler. </p>
<p>Bölümlenmesi<br />
İşletmenin aldığı,<br />
kamu kesimi tahvil, senet ve bono statüsü,<br />
para çeşidi ve<br />
menkul kıymetin adı dikkate alınarak 112 Kamu Kesimi Tahvil, Senet ve Bonoları Hesabı aşağıdaki gibi bölümlenebilir.</p>
<p>ALT-HESAP KODU 1	ALT-HESAP KODU 2	DETAY-HESAP KODU 1	DETAY-HESAP KODU 2<br />
KAMU KESİMİ TAHVİL, SENET VE BONO STATÜSÜ	PARA ÇEŞİDİ	BOŞ	ÖZEL KESİM TAHVİL, SENET VE BONO ADI<br />
1.DEVLET TAHVİLLERİ	1.TL		1. KAMU KESİMİ TAHVİL, SENET VE BONO A<br />
2.HAZİNE BONOLARI	2.EURO		2. KAMU KESİMİ TAHVİL, SENET VE BONO B<br />
3.GELİR ORTAKLIĞI SENEDİ	3.USD		3. KAMU KESİMİ TAHVİL, SENET VE BONO C<br />
4.ALIŞ BEDELİNE DAHİL İŞLEMİŞ FAİZ KARŞILIĞI TAHSİLAT (-)	4.GBP<br />
5.GÜVENCEDEKİ				 </p>
<p>ANA	ALT	DETAY	UZUN<br />
HESAP	HESAP	HESAP	ALT/DETAY HESAP<br />
KODU	KODU	KODU	ADI<br />
112	10	00	1000 DEVLET TAHVİLİ<br />
112	11	00	1100 TL<br />
112	11	01	1101 KAMU KESİMİ TAHVİL, SENET VE BONO A<br />
112	20	00	2000 HAZİNE BONOLARI<br />
112	30	00	3000 GELİR ORTAKLIĞI SENEDİ<br />
112	40	00	4000 ALIŞ BEDELİNE DAHİL İŞLEMİŞ FAİZ KARŞILIĞI TAHSİLAT (-)<br />
112	50	00	5000 GÜVENCEDEKİ	 </p>
<p>İşleyişi<br />
112 Kamu Kesimi Tahvil, Senet ve Bonoları Hesabına,<br />
·	işletme tarafından alınan kamu kesiminin çıkarttığı tahvil, senet ve bono tutarları borç,<br />
·	işletme tarafından elden çıkarılan özel sektörün çıkarttığı tahvil, senet ve bono tutarları alacak kaydedilir.<br />
·	Hesap daima borç kalanı verir veya sıfır olur. Hiçbir şekilde alacak kalanı vermez.</p>
<p>TL. ile düzenlenen özel sektörün çıkarttığı tahvil, senet ve bonolar borsa rayici ile kaydedilirler.<br />
o	İşletme yabancı para ile düzenlenmiş kamu kesimi tahvil, senet ve bono aldığında, hesap kayıtlarına TL. karşılığı ile yazılırlar. Yabancı paranın ulusal karşılıklarını bulmak için T.C.M.B.’nın hergün yayınladığı efektif alış kuru; esas alınır ve kayıtlara öyle geçirilir. </p>
<p>Envanteri<br />
·	kamu kesiminin çıkarttığı tahvil, senet ve bonoların envanteri dönem sonunda yapılır.<br />
·	kamu kesiminin çıkarttığı tahvil, senet ve bonolar aşağıdaki Kamu Kesiminin Çıkarttığı Tahvil, Senet Ve Bonolar Sayım Cetveli ile sayılarak hesap kalanları ile mutabakatları sağlanır.<br />
·	Noksan ve fazlalar için 100 Kasa Hesabında anlatıldığı gibi işlem yapılır.<br />
·	Yabancı paralı kamu kesiminin çıkarttığı tahvil, senet ve bonolar için envanter yapılırken oluşan kur farkları 646 Kambiyo Karları Hesabı veya 656 Kambiyo Zararları (-) Hesabında izlenir.</p>
<p>KAMU KESİMİNİN ÇIKARTTIĞI TAHVİL, SENET VE BONOLARIN SAYIM CETVELİ<br />
KAMU KESİMİNİN ÇIKARTTIĞI TAHVİL, SENET VE BONOLARI ÇIKARTAN İŞLETMENİN ADI	KAMU KESİMİNİN ÇIKARTTIĞI TAHVİL, SENET VE BONOLARIN CİNSİ VE NUMARASI	SATIN ALMA TARİHİ	YAZILI DEĞER	ALIŞ BEDELİ	BORSA RAYİCİ	ADET	TUTAR	AÇIKLAMA	   </p>
<p>Değerlemesi<br />
Kamu kesiminin çıkarttığı tahvil, senet ve bonolardan TL. üzerinden düzenlenmiş olanlar dönem sonunda borsa rayici ile değerlenirler.<br />
·	Piyasa değerinin alış değerinin altına inmesi ve bu değer azalışının geçici olduğuna ilişkin objektif göstergeler yoksa, değer azalışı için karşılık ayrılır.<br />
·	Borsa rayici ile değerlenen menkul kıymetlerin değerleme günündeki zararları Gider niteliğindedir ve Ticari Karın tespitinde dikkate alınır.<br />
·	Kamu kesiminin çıkarttığı tahvil, senet ve bonolar yabancı para üzerinden düzenlenmiş iseler VUK’nun 280nci maddesi gereğince, dönem sonunda TCMB efektif alış kuruna göre hesaplanan karşılığı ile değerlenirler. Bu işlem yapılırken oluşan kur farkları 646 Kambiyo Karları Hesabı veya 656 Kambiyo Zararları (-) Hesabında izlenir.</p>
<p>Örnek Olaylar<br />
·	Özel Sektörün Çıkarttığı Tahvil, Senet ve Bono konusunda anlatıldığı gibidir.</p>
<p>118 DİĞER MENKUL KIYMETLER HESABI<br />
Ana Esaslar<br />
İşletme elinde bulunan hisse senetleri, kamu ve özel sektör tarafından çıkarılmış bulunan tahvil, bono ve senetlerin dışındaki diğer menkul kıymetleri THP’nda 118 Diğer Menkul Kıymetler Hesabında izler. </p>
<p>Bölümlenmesi<br />
İşletmenin aldığı,<br />
Menkul kıymet statüsü dikkate alınarak 118 Diğer Menkul Kıymetler Hesabı aşağıdaki gibi bölümlenebilir.</p>
<p>ALT-HESAP KODU 1	ALT-HESAP KODU 2	DETAY-HESAP KODU 1	DETAY-HESAP KODU 2<br />
MENKUL KIYMET<br />
STATÜSÜ	BOŞ	BOŞ	BOŞ<br />
1.ALTIN<br />
2.GÜMÜŞ<br />
3.GÜVENCEDEKİ				 </p>
<p>ANA	ALT	DETAY	UZUN<br />
HESAP	HESAP	HESAP	ALT/DETAY HESAP<br />
KODU	KODU	KODU	ADI<br />
118	10	00	1000 ALTIN<br />
118	20	00	2000 GÜMÜŞ<br />
118	30	00	3000 GÜVENCEDEKİ	 </p>
<p>İşleyişi<br />
118 Diğer Menkul Kıymetler Hesabına,<br />
·	işletme tarafından alınan diğer menkul kıymet tutarları borç,<br />
·	işletme tarafından elden çıkarılan diğer menkul kıymet tutarları alacak kaydedilir.<br />
·	Hesap daima borç kalanı verir veya sıfır olur. Hiçbir şekilde alacak kalanı vermez.<br />
TL. ile alınan diğer menkul kıymetler alış bedeli ile kaydedilirler.<br />
o	İşletme yabancı para ile diğer menkul kıymet aldığında, hesap kayıtlarına TL. karşılığı ile yazılırlar. Yabancı paranın ulusal karşılıklarını bulmak için T.C.M.B.’nın hergün yayınladığı efektif alış kuru; esas alınır ve kayıtlara öyle geçirilir. </p>
<p>Envanteri<br />
·	Diğer menkul kıymet envanteri dönem sonunda yapılır.<br />
·	Diğer menkul kıymet Diğer Menkul Kıymet Sayım Cetveli ile sayılarak hesap kalanları ile mutabakatları sağlanır.<br />
·	Noksan ve fazlalar için 100 Kasa Hesabında anlatıldığı gibi işlem yapılır.<br />
·	Yabancı paralı diğer menkul kıymetler için envanter yapılırken oluşan kur farkları 646 Kambiyo Karları Hesabı veya 656 Kambiyo Zararları (-) Hesabında izlenir.</p>
<p>DİĞER MENKUL KIYMETLERİN SAYIM CETVELİ<br />
DİĞER MENKUL KIYMETLERİ<br />
ÇIKARTAN İŞLETMENİN ADI	DİĞER MENKUL KIYMETLERİN<br />
CİNSİ VE NUMARASI	SATIN ALMA TARİHİ	YAZILI DEĞER	ALIŞ BEDELİ	BORSA RAYİCİ	ADET	TUTAR	AÇIKLAMA	   </p>
<p>Değerlemesi<br />
Diğer menkul kıymetlerden TL. İle alınmış olanlar dönem sonunda alış bedeli ile değerlenirler.<br />
·	Piyasa değerinin alış değerinin altına inmesi ve bu değer azalışının geçici olduğuna ilişkin objektif göstergeler yoksa, değer azalışı için karşılık ayrılır.<br />
·	Alış bedeli ile değerlenen diğer menkul kıymetlerin  değerleme günündeki zararları Kanunen Kabul Edilmeyen Gider niteliğindedir ve Finansal Karın hesaplanması esnasında Ticari Kara eklenir.<br />
·	Diğer menkul kıymetler yabancı para ile alınmış iseler VUK’nun 280nci maddesi gereğince, dönem sonunda TCMB efektif alış kuruna göre hesaplanan karşılığı ile değerlenirler. Bu işlem yapılırken oluşan kur farkları 646 Kambiyo Karları Hesabı veya 656 Kambiyo Zararları (-) Hesabında izlenir.<br />
·	Altın ve benzeri madenler yabancı paralarda olduğu gibi değerlenir, alış bedeli ile piyasa rayici arasındaki fark, 645 Menkul kıymet Karları Hesabı veya 655 Menkul Kıymet Zararları (-) Hesabında izlenir. ,<br />
·	Piyasa rayici ile değerlenen diğer menkul kıymetlerin değerleme günündeki zararları Gider niteliğindedir ve Ticari Karın tespitinde dikkate alınır.</p>
<p>Örnek Olaylar<br />
·	Hisse Senetleri konusunda anlatıldığı gibidir.</p>
<p>119 MENKUL KIYMETLER DEĞER DÜŞÜKLÜĞÜ KARŞILIĞI (-) HESABI<br />
Ana Esaslar<br />
İşletme menkul kıymetlerin borsa veya piyasa değerlerinde  %10 ve daha fazla altına inmesi (SPK Tebliği, Seri XI, Md.21) ya da sürekli olarak değer azalması olduğu tespit ettiğinde ortaya çıkacak zararların karşılanması amacı ile ayrılması gereken karşılıklarını THP’nda 119 Menkul Kıymetler Değer Düşüklüğü Karşılığı Hesabında izler. </p>
<p>Bölümlenmesi<br />
İşletmenin,<br />
menkul kıymetler değer düşüklüğü karşılık çeşidi,<br />
para çeşidi<br />
gider kabulü ve<br />
menkul kıymet adı dikkate alınarak 119 Menkul Kıymet Değer Düşüklüğü Karşılığı (-) Hesabı aşağıdaki gibi bölümlenebilir.</p>
<p>ALT-HESAP KODU 1	ALT-HESAP KODU 2	DETAY-HESAP KODU 1	DETAY-HESAP KODU 2<br />
MEKUL KIYMETLER DEĞER DÜŞÜKLÜĞÜ KARŞILIK ÇEŞİDİ	PARA ÇEŞİDİ<br />
	GİDER KABULÜ<br />
	MENKUL KIYMET ADI</p>
<p>1.HİSSE SENETLERİ DEĞER DÜŞÜKLÜĞÜ KARŞILIĞI	1.TL	1.KANUNEN KABUL EDİLEN GİDER	1.MENKUL KIYMET A<br />
2.ÖZEL KESİM TAHVİL, SENET VE BONOLARI DEĞER DÜŞÜKLÜĞÜ KARŞILIĞI 	2.EURO	2.KANUNEN KABUL EDİLMEYEN GİDER	2.MENKUL KIYMET B<br />
3.KAMU KESİMİ TAHVİL, SENET VE BONOLAR DEĞER DÜŞÜKLÜĞÜ KARŞILIĞI	3.USD		3.MENKUL KIYMET C<br />
4.DİĞER MENKUL KIYMETLER DEĞER DÜŞÜKLÜĞÜ KARŞILIĞI	4.GBP			 </p>
<p>ANA	ALT	DETAY	UZUN<br />
HESAP	HESAP	HESAP	ALT/DETAY HESAP<br />
KODU	KODU	KODU	ADI<br />
119	10	00	1000 HİSSE SENETLERİ DEĞER DÜŞÜKLÜĞÜ KARŞILIĞI<br />
119	11	00	1100 TL<br />
119	11	10	1110 KANUNEN KABUL EDİLEN GİDER<br />
119	11	11	1111 MENKUL KIYMET A<br />
119	20	00	2000 ÖZEL KESİM TAHVİL, SENET VE BONOLARI DEĞER DÜŞÜKLÜĞÜ KARŞILIĞI<br />
119	30	00	3000 KAMU KESİMİ TAHVİL, SENET VE BONOLAR DEĞER DÜŞÜKLÜĞÜ KARŞILIĞI<br />
119	40	00	4000 DİĞER MENKUL KIYMETLER DEĞER DÜŞÜKLÜĞÜ KARŞILIĞI	 </p>
<p>İşleyişi<br />
119 Menkul Kıymet Değer Düşüklüğü Karşılığı (-) Hesabına;<br />
değer azalışları için azalışın tamamını karşılayacak olan tutarları, 654 Karşılık Giderleri (-) Hesabının borçlandırılması karşılığında alacak,<br />
kendisine karşılık ayrılmış olan menkul kıymet elden çıkarıldığında veya değer düşüklüğünün gerçekleşmemesi / değer kazanma halinde, karşılık tutarı 644 Konusu Kalmayan Karşılıklar Hesabının alacaklandırılması karşılığında borç yazılır.<br />
Hesap daima alacak kalanı verir veya sıfır olur. Hiçbir şekilde borç kalanı vermez.<br />
·	Envanteri ve değerlemeye konu olmaz.<br />
Örnek Olaylar<br />
Karşılık Ayırma<br />
Karşılığın İptali<br />
Elden Çıkartma Nedeni ile Karşılığın İptali<br />
Değer Düşüklüğünün Gerçekleşmemesi / Değer Kazanma Halinde Karşılığın İptali</p>
<p>1.Karşılık Ayırma<br />
110 Hisse Senetleri Hesabında Değerleme Gününde Piyasa Değerinin Alış Değerinin Altına İnmesi (Karşılık Ayırma) başlığında anlatıldığı gibidir.</p>
<p>2.Karşılığın İptali<br />
Menkul kıymetin elden çıkarılması veya<br />
değer düşüklüğünün gerçekleşmemesi / değer kazanma halinde ayrılan karşılığın iptali söz konusu olur. Bu durumda ayrılan karşılık tutarı,<br />
119 Menkul Kıymet Değer Düşüklüğü Karşılığı (-) Hesabına borç,<br />
644 Konusu Kalmayan Karşılıklar  Hesabına alacak yazılır. </p>
<p>644 Konusu Kalmayan Karşılıklar  Hesabı,<br />
aktifle ilgili karşılıklar iptal edildikçe, ilgili karşılık hesabının borçlandırılması karşılığında alacaklandırılır,<br />
dönem sonunda 690 Dönem Karı veya Zararı Hesabına devredilerek kapatılır. </p>
<p>İşletmenin,<br />
konusu kalmayan karşılık çeşidi,<br />
para çeşidi<br />
gider kabulü ve<br />
menkul kıymet adı dikkate alınarak 644 Konusu Kalmayan Karşılıklar Hesabı, 654 Karşılık Giderleri (-) Hesabına benzer şekilde aşağıdaki gibi bölümlenebilir.</p>
<p>ALT-HESAP KODU 1	ALT-HESAP KODU 2	DETAY-HESAP KODU 1	DETAY-HESAP KODU 2<br />
KONUSU KALMAYAN KARŞILIK ÇEŞİDİ	PARA ÇEŞİDİ	GİDER KABULÜ	MENKUL KIYMET ADI<br />
1.MENKUL KIYMET DEĞER DÜŞÜKLÜĞÜ KARŞILIĞI İPTAL KARLARI  	1.TL	1.KANUNEN KABUL EDİLEN GİDER	1.MENKUL KIYMET A<br />
2.BAĞLI MENKUL KIYMETLER DEĞER DÜŞÜKLÜĞÜ KARŞILIĞI İPTAL KARLARI  	2.EURO	2.KANUNEN KABUL EDİLMEYEN GİDER	2.MENKUL KIYMET B<br />
3.ŞÜPHELİ TİCARİ ALACAK KARŞILIĞI İPTAL KARLARI  	3.USD		3.MENKUL KIYMET C<br />
4.ŞÜPHELİ DİĞER TİCARİ ALACAKLAR KARŞILIĞI İPTAL KARLARI  	4.GBP<br />
5.STOK DEĞER DÜŞÜKLÜĞÜ KARŞILIĞI İPTAL KARLARI<br />
6.İŞTİRAKLER DEĞER DÜŞÜKLÜĞÜ KARŞILIĞI İPTAL KARLARI<br />
7.BAĞLI ORTAKLIKLAR DEĞER DÜŞÜKLÜĞÜ KARŞILIĞI İPTAL KARLARI<br />
8.SAYIM VE TESELLÜM NOKSANLIĞI KARŞILIĞI İPTAL KARLARI<br />
9.DİĞERKONUSU KALMAMIŞ KARŞILIKLAR İPTAL KARLARI  				 </p>
<p>20.Elden Çıkartma Nedeni ile Karşılığın İptali<br />
Elden Çıkartma Nedeni ile Karşılığın İptali muhasebe kayıtlarına genel olarak aşağıdaki kayıt kalıbına göre geçirilir.</p>
<p>BORÇLU HESAP	ALACAKLI HESAP<br />
102	BANKALAR<br />
	102	XX	XX	XXXX XXXX<br />
119	MENKUL KIYMET DEĞER DÜŞÜKLÜĞÜ KARŞILIĞI (-)<br />
	119	1X	XX	1XXX XXXX<br />
					XXX	XXXX<br />
						XXX	XX	XX	XXXX XXXX<br />
					644	KONUSU KALMAYAN KARŞILIKLAR<br />
						644	1X	XX	1XXX XXXX	 </p>
<p>02 OCAK 2003<br />
ÖLŞ, 31 ARALIK 2002 tarihli 0081 günlük defter numaralı işlem ile karşılık ayırdığı hisse senetlerinin satılması için A Bankası’na talimat verdi. A Bankası 55.000TL.’dan 400 adet satıldığına dair dekontu ÖLŞ’ne aynı gün e-mail ile gönderdi.<br />
Banka komisyonu dikkate alınmamıştır.<br />
Alış bedeli (25 HAZİRAN 2002)  AFYON ÇİMENTO = 102.000TL.’dır.<br />
Piyasa (Borsa) değeri (31 ARALIK 2002) AFYON ÇİMENTO =  50.000TL.’dır.<br />
Piyasa (Borsa) değeri (02 OCAK 2003) AFYON ÇİMENTO =  55.000TL.’dır.</p>
<p>21.Değer Düşüklüğünün Gerçekleşmemesi / Değer Kazanma Halinde Karşılığın İptali<br />
Değer Düşüklüğünün Gerçekleşmemesi / Değer Kazanma Halinde Karşılığın İptali muhasebe kayıtlarına genel olarak aşağıdaki kayıt kalıbına göre geçirilir.</p>
<p>BORÇLU HESAP	ALACAKLI HESAP<br />
119	MENKUL KIYMET DEĞER DÜŞÜKLÜĞÜ KARŞILIĞI (-)<br />
	119	1X	XX	1XXX XXXX<br />
					644	KONUSU KALMAYAN KARŞILIKLAR<br />
						644	1X	XX	1XXX XXXX	 </p>
<p>10 OCAK 2003<br />
ÖLŞ, 31 ARALIK 2002 tarihli 0081 günlük defter numaralı işlem ile karşılık ayırdığı hisse senetlerinden kalan 600 adedini borsa rayicinin alış bedelinin üzerine çıkması üzerine ayırdığı karşılığı kaldırdı.<br />
Alış bedeli (25 HAZİRAN 2002)  AFYON ÇİMENTO = 102.000TL.’dır<br />
Piyasa (Borsa) değeri (31 ARALIK 2002) AFYON ÇİMENTO =  50.000TL.’dır.<br />
Piyasa (Borsa) değeri (10 OCAK 2003) AFYON ÇİMENTO =  110.000TL.’dır.</p>
<p>12*  TİCARİ ALACAKLAR HESAP GRUBU<br />
Bu grup, bir yıl içinde paraya dönüşmesi öngörülen ve işletmenin ticari ilişkisi nedeniyle ortaya çıkan senetli ve senetsiz alacakların izlenmesi amacıyla kullanılır.<br />
Ticari ilişkilerden dolayı ana kuruluş, iştirak ve bağlı ortaklıklardan olan alacaklar varsa bu grupdaki ilgili hesapların ayrıntılarında açıkça gösterilir.<br />
Tekdüzen Hesap planına göre Ticari Alacaklar Hesap Grubuna ait hesap kalemleri şunlardır.</p>
<p>1**	DÖNEN VARLIKLAR<br />
12*	TİCARİ ALACAKLAR<br />
120	ALICILAR<br />
121	ALACAK SENETLERİ<br />
122	ALACAK SENETLERİ REESKONTU (-)<br />
126	VERİLEN DEPOZİTO VE TEMİNATLAR<br />
127	DİĞER TİCARİ ALACAKLAR<br />
128	ŞÜPHELİ TİCARİ ALACAKLAR<br />
129	ŞÜPHELİ TİCARİ ALACAKLAR KARŞILIĞI (-)	 </p>
<p>120 ALICILAR HESABI<br />
Ana Esaslar<br />
İşletme faaliyet konusunu oluşturan mal ve hizmet satışlarından kaynaklanan senetsiz alacaklarını, diğer bir deyişle hiçbir finansal aracın kullanılmamasından doğan alacaklarını THP’nda 120 Alıcılar Hesabında izler.</p>
<p>Bölümlenmesi<br />
İşletmenin,<br />
işlem yeri,<br />
müşteri adı ve<br />
senetsiz alacağın vadesi dikkate alınarak 120 Alıcılar Hesabı aşağıdaki gibi bölümlenebilir.</p>
<p>ALT-HESAP KODU 1	ALT-HESAP KODU 2	DETAY-HESAP KODU 1	DETAY-HESAP KODU 2<br />
İŞLEM YERİ	MÜŞTERİ ADI	SENETSİZ ALACAĞIN VADESİ<br />
1.YURTİÇİ	1.MÜŞTERİ A	01.OCAK VADELİ	10.EKİM VADELİ<br />
2.YURTDIŞI	2.MÜŞTERİ B	02.ŞUBAT VADELİ	11.KASIM VADELİ<br />
	3.MÜŞTERİ C	03.MART VADELİ	12.ARALIK VADELİ<br />
		04.NİSAN VADELİ	13.GELECEK YILLARA VADELİ<br />
		05.MAYIS VADELİ	14.GEÇEN YILDAN KALAN <br />
		06.HAZİRAN VADELİ	 <br />
		07.TEMMUZ VADELİ	 <br />
		08.AĞUSTOS VADELİ	 <br />
		09.EYLÜL VADELİ	 	 </p>
<p>ANA	ALT	DETAY	UZUN<br />
HESAP	HESAP	HESAP	ALT/DETAY HESAP<br />
KODU	KODU	KODU	ADI<br />
120	10	00	1000 YURTİÇİ<br />
120	11	00	1100 MÜŞTERİ A<br />
120	11	01	1101 OCAK VADELİ<br />
120	20	00	2000 YURTDIŞI	 </p>
<p>İşleyişi<br />
120 Alıcılar Hesabına,<br />
·	senetsiz alacağın doğması ile borç,<br />
·	senetsiz alacağın<br />
o	ödenmesi,<br />
o	nedeni olan işlemin iptali,<br />
o	finansal araçlarla değiştirilmesi halinde alacak kaydedilir.<br />
·	Hesap daima borç kalanı verir veya sıfır olur. Hiçbir şekilde alacak kalanı vermez.<br />
·	Ortaklar, ana kuruluş, iştirakler ve bağlı ortaklıklara olan senetsiz ticari alacakların Bilanço Dipnotlarında gösterilmesi gerekir.<br />
TL. ile açılan krediler hesaba kaydedilirken satış akdinde bulunan kayıtlı değer ile kaydedilirler.<br />
o	İşletme yabancı para ile kredi açtığında, hesap kayıtlarına TL. karşılığı ile yazılırlar. Yabancı paranın ulusal karşılıklarını bulmak için T.C.M.B.’nın hergün yayınladığı efektif alış kuru; esas alınır ve kayıtlara öyle geçirilir. </p>
<p>Envanteri<br />
·	120 Alıcılar Hesabının envanteri dönem sonunda yapılır.<br />
·	Müşterilere Mutabakat Cetveli gönderilerek onayları alınarak hesap kalanları ile mutabakatları sağlanır.<br />
·	Noksan ve fazlalar için 100 Kasa Hesabında anlatıldığı gibi işlem yapılır.<br />
·	Müşterilere açılan kredi tutarlarının uygunluğu incelenir.</p>
<p>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230; İŞLETMESİNE AİT KREDİLİ İŞLEM MUTABAKAT CETVELİ<br />
İŞLEM NUMARASI	İŞLEM TARİHİ	AÇIKLAMA	ADET	TUTAR<br />
BORÇ	TUTAR<br />
ALACAK	TUTAR<br />
KALAN	   </p>
<p>Değerlemesi<br />
·	TL. üzerinden açılan krediler VUK’nun 281nci maddesi gereğince, dönem sonunda kayıtlı değer ile değerlenirler.<br />
·	Yabancı para üzerinden açılan krediler VUK’nun 280nci maddesi gereğince, dönem sonunda TCMB efektif alış kuruna göre hesaplanan karşılığı ile değerlenirler.<br />
·	Yabancı paralı açılan krediler için oluşan kur farklarından<br />
o	kambiyo karları, 646 Kambiyo Karları Hesabının alacaklandırılması karşılığında 120 Alıcılar Hesabının borcunda,<br />
o	kambiyo zararları, 656 Kambiyo Zararları (-) Hesabının borçlandırılması karşılığında 120 Alıcılar Hesabının alacağında, izlenir.</p>
<p>Örnek Olaylar<br />
·	Kredili Ticari Mal Satışı<br />
·	Yabancı Paralı Senetsiz Alacakta Kur Farkı Oluşması<br />
·	Senetsiz Alacağın Şüpheli Hale Gelmesi ve Karşılık Ayırma<br />
·	Tahsilat Yoluyla Karşılığın İptali<br />
·	Senetsiz Alacağın Değersiz Hale Gelmesi<br />
·	Senetsiz Alacaktan Vazgeçilmesi </p>
<p>1.Kredili Ticari Mal Satışı<br />
Kredili yurtiçi ticari mal satış işlemi, işletmenin  Aralıklı Envanter Sistemi kullanması durumunda muhasebe kayıtlarına genel olarak aşağıdaki kayıt kalıbına göre geçirilir.</p>
<p>BORÇLU HESAP	ALACAKLI HESAP<br />
120	ALICILAR<br />
	120	1X	XX	1XXX XXXX<br />
					391	HESAPLANAN KDV<br />
						391	20	XX	20XX XXXX<br />
					600	YURTİÇİ SATIŞLAR<br />
						600	X2	X0	X2X0 XXXX	 </p>
<p>12 TEMMUZ 2002.<br />
ÖLŞ 600 birim TİCARİ MAL B’yi KDV hariç 6.000EURO’ya 6 aylık vade ile açık hesaba yazılmak üzere (kredili) yapılan sözleşme karşılığında İşletme F’ye T1202 numaralı fatura ile sattı.<br />
TCMB’nın uyguladığı,<br />
efektif alış kuru (12 TEMMUZ 2002) 1EURO=1.200.000 TL.’dir.</p>
<p>2.Yabancı Paralı Senetsiz Alacakta Kur Farkı Oluşması<br />
Yabancı paralı senetsiz alacakta kur karı oluşması işlemi muhasebe kayıtlarına genel olarak aşağıdaki kayıt kalıbına göre geçirilir.</p>
<p>BORÇLU HESAP	ALACAKLI HESAP<br />
120	ALICILAR<br />
	120	XX	XX	XXXX XXXX<br />
					646	KAMBİYO KARLARI<br />
						646	0X	00	XXXXX	 </p>
<p>Yabancı paralı senetsiz alacakta kur zararı oluşması işlemi muhasebe kayıtlarına genel olarak aşağıdaki kayıt kalıbına göre geçirilir.</p>
<p>BORÇLU HESAP	ALACAKLI HESAP<br />
656	KAMBİYO ZARARLARI (-)<br />
	656	0X	00	XXXXX<br />
					120	ALICILAR<br />
						120	XX	XX	XXXX XXXX	 </p>
<p>31 ARALIK 2002.<br />
ÖLŞ kredili satışlarını değerledi.<br />
TCMB’nın uyguladığı,<br />
efektif alış kuru (12 TEMMUZ 2002) 1EURO=1.200.000 TL.’dir.<br />
efektif alış kuru (31 ARALIK 2002) 1EURO=1.400.000 TL.’dir.</p>
<p>3.Senetsiz Alacağın Şüpheli Hale Gelmesi ve Karşılık Ayırma<br />
Değerleme gününde, VUK’nun 323ncü maddesi gereğince ticari ve zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmak şartıyla;<br />
·	dava veya icra safhasında bulunan alacaklar ve<br />
·	yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafından ödenmemiş bulunan, dava ve icra takibine değmeyecek derecede  küçük alacaklar şüpheli hale gelmiş sayılır  ve bu senetsiz alacak tutarları,<br />
128 Şüpheli Ticari Alacaklar Hesabına borç,<br />
120 Alıcılar Hesabına alacak yazılır ve<br />
654 Karşılık Giderleri Hesabına borç,<br />
129 Şüpheli Ticari Alacaklar Karşılığı (-) Hesabına alacak yazılır.</p>
<p>128 Şüpheli Ticari Alacaklar Hesabı;<br />
ödeme süresi geçmiş bu nedenle vadesi bir kaç defa uzatılmış veya protesto edilmiş, yazı ile birden fazla istenmiş ya da icra safhasına aktarılmış senetli ve senetsiz alacakların izlenmesinde kullanılır;<br />
tahsili şüpheli hale gelmiş olan alacaklar ilgili hesapların alacağı karşılığında bu hesaba borç yazılır,<br />
bu durumdaki alacaklar normal alacaklardan çıkarılır ve alacağın tahsili veya tahsil edilemeyeceğinin kesinleşmesi durumunda bu hesaba alacak kaydedilir.</p>
<p>İşletmenin,<br />
alacak çeşidi,<br />
müşteri adı ve<br />
alacağın vadesi dikkate alınarak 128 Şüpheli Ticari Alacaklar Hesabı aşağıdaki gibi bölümlenebilir.</p>
<p>ALT-HESAP KODU 1	ALT-HESAP KODU 2	DETAY-HESAP KODU 1	DETAY-HESAP KODU 2<br />
ALACAK ÇEŞİDİ	MÜŞTERİ ADI	ALACAĞIN VADESİ<br />
1.PROTESTO EDİLEN ÇEK	1.MÜŞTERİ A	01.OCAK VADELİ	10.EKİM VADELİ<br />
2.İADE EDİLEN ÇEK	2.MÜŞTERİ B	02.ŞUBAT VADELİ	11.KASIM VADELİ<br />
3.KARŞILIKSIZ ÇIKAN ÇEK	3.MÜŞTERİ C	03.MART VADELİ	12.ARALIK VADELİ<br />
4.KREDİ KARTI		04.NİSAN VADELİ	13.GELECEK YILLARA VADELİ<br />
5.PROTESTO EDİLEN SENET		05.MAYIS VADELİ	14.GEÇEN YILDAN KALAN<br />
6.İADE EDİLEN SENET		06.HAZİRAN VADELİ	 <br />
7.AÇIK HESAP		07.TEMMUZ VADELİ	 <br />
8.DİĞER TAHSİLİ GECİKEN ALACAKLAR		08.AĞUSTOS VADELİ	 <br />
9.DİĞER SENETSİZ TİCARİ ALACAKLAR		09.EYLÜL VADELİ	 	 </p>
<p>129 Şüpheli Ticari Alacaklar Karşılığı (-) Hesabı;<br />
128 Şüpheli Ticari Alacaklar Hesabı için ayrılan karşılıklarla, perakende satış yöntemi kullanarak bilanço gününden önceki iki hesap döneminde vadesinde tahsil edilmeyen alacakların ilgili dönemlerdeki toplam vadeli satışlara oranlarının ortalamasının değerleme dönemindeki vadeli satışlara uygulanması suretiyle bulunacak şüpheli alacaklar için ayrılan karşılıkların izlenmesinde kullanılır;<br />
teminatlı alacaklarda karşılık teminatı aşan kısım için ayrılır;<br />
hesaplanan karşılık tutarı bu hesaba alacak, 654 Karşılık Giderleri Hesabına borç kaydedilir;<br />
şüpheli alacağın tahsiline bağlı olarak, tahmin olunan zararın kısmen ya da tamamen gerçekleşmemesi halinde, gerçekleşmeyen kısım 644 Konusu Kalmayan Karşılıklar Hesabı alacağına devredilerek bu hesaba borç kaydedilir, diğer bir bir deyişle ayrılan karşılık iptal edilir;<br />
şüpheli alacağın tahsilinin imkansız olduğu kesinleştiği takdirde bu hesaba borç, ilgili hesaba da alacak kaydedilir;<br />
gerçekleşen zararın ayrılan karşılıklardan fazla olması halinde, ayrılan karşılık kadar bu hesaba borç, zarar fazlası ise 681 Önceki Dönem Gider ve Zararları Hesabına borç, tahsil edilmeyen tutar, ilgili alacak hesabına alacak kaydolunur;<br />
perakende satış yönteminin uygulanması sonucunda , dönemin karşılık tutarının o tarihteki şüpheli alacaklar karşılığı tutarından az olması durumunda, aradaki fark 644 Konusu Kalmayan Karşılıklar Hesabına aktarılmak üzere bu hesaba borç yazılır ve<br />
daha önce alacaklardan düşülen ve bu hesaba borç kaydedilen alacakların tahsili söz konusu olduğu takdirde, oluşlarına göre 671 Önceki Dönem Gelir ve Karlar Hesabına alınır.</p>
<p>İşletmenin,<br />
alacak çeşidi,<br />
müşteri adı ve<br />
alacağın vadesi dikkate alınarak129 Şüpheli Ticari Alacaklar Karşılığı (-) Hesabı, 128 Şüpheli Ticari Alacaklar Hesabında olduğu gibi bölümlenebilir.</p>
<p>Senetsiz alacağın şüpheli hale gelmesi işlemi muhasebe kayıtlarına genel olarak aşağıdaki kayıt kalıbına göre geçirilir.</p>
<p>BORÇLU HESAP	ALACAKLI HESAP<br />
128	ŞÜPHELİ TİCARİ ALACAKLAR<br />
	128	7X	XX	7XXX XXXX<br />
					120	ALICILAR<br />
						120	XX	XX	XXXX XXXX	 </p>
<p>BORÇLU HESAP	ALACAKLI HESAP<br />
654	KARŞILIK GİDERLERİ<br />
	654	3X	2X	3X2X XXXX<br />
					129	ŞÜPHELİ TİCARİ ALACAKLAR KARŞILIĞI -<br />
						129	7X	XX	7XXX XXXX	 </p>
<p>10 ŞUBAT 2003.<br />
ÖLŞ 0087 günlük defter numaralı işlem ile İşletme F’ye sattığı ticari malın bedelini yazılı olarak iki kez istemesine rağmen alamamıştır. Bu nedenle Ticaret Mahkemesine 2003/1345 ESAS NO’lu dosya ile dava açmıştır.  </p>
<p>4.Tahsilat Yoluyla Karşılığın İptali<br />
Şüpheli ticari alacak için ayrılan karşılığın tahsilat yoluyla iptali işlemi muhasebe kayıtlarına genel olarak aşağıdaki kayıt kalıbına göre geçirilir.</p>
<p>BORÇLU HESAP	ALACAKLI HESAP<br />
129	ŞÜPHELİ TİCARİ ALACAKLAR KARŞILIĞI -<br />
	129	7X	XX	7XXX XXXX<br />
					644	KONUSU KALMAYAN KARŞILIKLAR<br />
						644	3X	2X	3X2X XXXX	 </p>
<p>15 ŞUBAT 2003.<br />
İşletme F’ye 10 ŞUBAT 2003 tarihinde mahkemeye verildiğini öğrendiğinde 2.800.000.000TL. gönderdi.<br />
TCMB’nın uyguladığı,<br />
efektif alış kuru (12 TEMMUZ 2002) 1EURO=1.200.000 TL.’dir.<br />
efektif alış kuru (31 ARALIK 2002) 1EURO=1.400.000 TL.’dir.<br />
efektif alış kuru (15 ŞUBAT 2003) 1EURO=1.400.000 TL.’dir.</p>
<p>6.Senetsiz Alacağın Değersiz Hale Gelmesi<br />
VUK’nun 322nci maddesi gereğince kazai bir hükme veya kanaat verici bir vesikaya göre tahsiline  artık imkan kalmıyan alacaklar, değersiz alacaktır.<br />
Değersiz alacaklar, bu mahiyete girdikleri tarihte tasarruf değerlerini kaybederler ve mukayyet kıymetleriyle zarara geçirilerek yok edilirler.<br />
İşletme hesabı esasına göre defter tutan mükelleflerin bu madde hükmüne giren değersiz alacakları, gider kaydedilmek suretiyle yok edilirler.             </p>
<p>Senetsiz alacağın değersiz hale gelmesi işlemi muhasebe kayıtlarına genel olarak aşağıdaki kayıt kalıbına göre geçirilir.</p>
<p>BORÇLU HESAP	ALACAKLI HESAP<br />
129	ŞÜPHELİ TİCARİ ALACAKLAR KARŞILIĞI -<br />
	129	7X	XX	7XXX XXXX<br />
					128	ŞÜPHELİ TİCARİ ALACAKLAR<br />
						128	7X	XX	7XXX XXXX	 </p>
<p>BORÇLU HESAP	ALACAKLI HESAP<br />
654	KARŞILIK GİDERLERİ<br />
	654	3X	1X	3X1X XXXX<br />
					654	KARŞILIK GİDERLERİ<br />
						654	3X	2X	3X2X XXXX	 </p>
<p>10 NİSAN 2003.<br />
İşletme F’ye konkordato kararı aldı. İşletme F’nin konkordato anlaşmsında tüm borçlarının %25’ini ödeyeceği yer almaktadır.<br />
TCMB’nın uyguladığı,<br />
efektif alış kuru (12 TEMMUZ 2002) 1EURO=1.200.000 TL.’dir.<br />
efektif alış kuru (31 ARALIK 2002) 1EURO=1.400.000 TL.’dir.<br />
efektif alış kuru (10 NİSAN 2003) 1EURO=1.400.000 TL.’dir.</p>
<p>KALAN ALACAK:<br />
6.900EURO-2.000EURO=4.900EURO<br />
KONKORDATO YOLUYLA DEĞERSİZ ALACAK HALİNE GELEN ALACAK:<br />
4.900EURO *0,45=3.675EURO<br />
3.675EURO *1.400.000TL.=3.087.000.000TL.</p>
<p>6.Senetsiz Alacaktan Vazgeçilmesi<br />
VUK’nun 324ncü maddesi gereğince konkordato veya sulh yoluyla (hem borçlu hem alacaklının rızası ile) alınmasından vazgeçilen alacaklar, alacaklı açısından Değersiz Alacak mahiyetindedir; yukarıda anladıldığı gibi işleme yapılır.<br />
borçlunun defterlerinde ise, özel bir karşılık hesabında izlenir.<br />
Bu hesabın muhteviyatı alacaklının alacaktan vazgeçtiği yılın sonundan başlıyarak üç yıl içinde zararla itfa edilmediği takdirde borçlu tarafından Ticari Kara eklenir. </p>
<p>121 ALACAK SENETLERİ HESABI<br />
Ana Esaslar<br />
İşletme faaliyet konusunu oluşturan mal ve hizmet satışlarından kaynaklanan senede bağlanmış alacaklarını THP’nda 121 Alacak Senetleri Hesabında izler.</p>
<p>Bölümlenmesi<br />
İşletmenin aldığı senedin,<br />
keşide çeşidi,<br />
statüsü ve<br />
alacak senedinin vadesi dikkate alınarak 121 Alacak Senetleri Hesabı aşağıdaki gibi bölümlenebilir.</p>
<p>ALT-HESAP KODU 1	ALT-HESAP KODU 2	DETAY-HESAP KODU 1	DETAY-HESAP KODU 2<br />
KEŞİDE ÇEŞİDİ	STATÜSÜ	VADESİ<br />
1.TL	1.CÜZDANDAKİ	01.OCAK VADELİ	10.EKİM VADELİ<br />
2.YABANCI PARALI	2.TAHSİLDEKİ	02.ŞUBAT VADELİ	11.KASIM VADELİ<br />
3.VADELİ TL	3.GÜVENCEDEKİ	03.MART VADELİ	12.ARALIK VADELİ<br />
4.VADELİ YABANCI PARALI	4.PROTESTO EDİLEN	04.NİSAN VADELİ	13.GELECEK YILLARA VADELİ<br />
 	5.İADE EDİLEN	05.MAYIS VADELİ	14.GEÇEN YILDAN KALAN<br />
 	6.VADELİ ÇEK	06.HAZİRAN VADELİ	 <br />
 		07.TEMMUZ VADELİ	 <br />
 		08.AĞUSTOS VADELİ	 <br />
 		09.EYLÜL VADELİ	 	 </p>
<p>ANA	ALT	DETAY	UZUN<br />
HESAP	HESAP	HESAP	ALT/DETAY HESAP<br />
KODU	KODU	KODU	ADI<br />
121	10	00	1000 TL<br />
121	11	00	1100 CÜZDANDAKİ<br />
121	11	01	1101 OCAK VADELİ<br />
121	20	00	2000 YABANCI PARALI<br />
121	30	00	3000 VADELİ TL<br />
121	40	00	4000 VADELİ YABANCI PARALI	 </p>
<p>İşleyişi<br />
121 Alacak Senetleri Hesabına,<br />
·	senetli alacağın doğması ile borç,<br />
·	senetli alacağın<br />
o	ödenmesi,<br />
o	nedeni olan işlemin iptali,<br />
o	finansal araçlarla değiştirilmesi halinde alacak kaydedilir.<br />
·	Hesap daima borç kalanı verir veya sıfır olur. Hiçbir şekilde alacak kalanı vermez.<br />
·	Ortaklar, ana kuruluş, iştirakler ve bağlı ortaklıklara olan senetli ticari alacakların Bilanço Dipnotlarında gösterilmesi gerekir.<br />
TL. ile düzenlenen alacak senetleri hesaba kaydedilirken  itibari değer ile kaydedilirler.<br />
o	İşletme yabancı para düzenlenen alacak senetleri aldığında, hesap kayıtlarına TL. karşılığı ile yazılırlar. Yabancı paranın ulusal karşılıklarını bulmak için T.C.M.B.’nın her gün yayınladığı efektif alış kuru; esas alınır ve kayıtlara öyle geçirilir. </p>
<p>Envanteri<br />
·	121 Alacak Senetleri Hesabının envanteri dönem sonunda yapılır.<br />
·	Alacak Senetleri Sayım Cetvelinin hesap kalanları ile mutabakatları sağlanır.<br />
·	Noksan ve fazlalar için 100 Kasa Hesabında anlatıldığı gibi işlem yapılır.</p>
<p>ALACAK SENETLERİ SAYIM CETVELİ<br />
SENET NO 	İİİŞİİ 	İ 	 	 	İ 	SENEDİN ÇKIŞ STATÜSÜ	Şİİ<br />
 	 	 	 	 	 	C	T	G	P	İ	 	 	   </p>
<p>STATÜSÜ<br />
1.CÜZDANDAKİ<br />
2.TAHSİLDEKİ<br />
3.GÜVENCEDEKİ<br />
4.PROTESTO EDİLEN<br />
5.İADE EDİLEN<br />
6.VADELİ ÇEK	 </p>
<p>Değerlemesi<br />
·	Alınan senetler TL. üzerinden düzenlenmiş iseler VUK’nun 266ncı maddesi gereğince, dönem sonunda itibari değer ile değerlenirler.<br />
·	Alınan senetler VUK’nun 281nci maddesi gereğince, tasarruf değeri ile değerlenebilirler. Ancak bu husus verilen senetler içinde uygulanmak zorunluluğunu doğurur.<br />
·	Alınan senetler yabancı para üzerinden düzenlenmiş iseler VUK’nun 280nci maddesi gereğince, dönem sonunda yabancı paralı çekin TCMB efektif alış kuruna göre hesaplanan karşılığı ile değerlenirler. Bu işlem yapılırken oluşan kur farkları 646 Kambiyo Karları Hesabı veya 656 Kambiyo Zararları (-) Hesabında izlenir. </p>
<p>Örnek Olaylar<br />
101 Alınan Çekler Hesabında anlatıldığı gibidir.</p>
<p>122 ALACAK SENETLERİ REESKONTU (-) HESABI<br />
Ana Esaslar<br />
İşletme bilanço gününde, senetli alacaklarının tasarruf değeri ile değerlenmesini sağlamak üzere alacak senetleri için ayırdığı reeskont tutarlarını THP’nda 122 Alacak Senetleri Reeskontu (-) Hesabında izler.</p>
<p>Bölümlenmesi<br />
İşletmenin aldığı senedin,<br />
keşide çeşidi,<br />
statüsü ve<br />
alacak senedinin vadesi dikkate alınarak 122 Alacak Senetleri Reeskontu (-) Hesabı, 121 Alacak Senetleri Hesabında olduğu gibi bölümlenebilir.</p>
<p>İşleyişi<br />
122 Alacak Senetleri Reeskontu (-) Hesabına;<br />
hesaplanan reeskont tutarları alacak,<br />
657 Reeskont Faiz Giderleri Hesabına borç yazılır;<br />
izleyen dönemde bu tutar 647 Faiz Gelirleri Hesabına alacak,<br />
122 Alacak Senetleri Reeskontu (-) Hesabına borç yazılarak kapatılır.<br />
122 Alacak Senetleri Reeskontu (-) Hesabı envanter ve değerlemeye konu olmaz. </p>
<p>Örnek Olaylar<br />
101 Alınan Çekler Hesabında Vadeli Müşteri Çekleri konusunda anlatıldığı gibidir.</p>
<p>126 VERİLEN DEPOZİTO VE TEMİNATLAR HESABI<br />
Ana Esaslar<br />
İşletme üçüncü kişilere karşı bir işin yapılmasının üstlenilmesi veya bir sözleşmenin ya da diğer işlemlerin karşılığı olarak geri alınmak üzere verilen depozito ve teminat niteliğindeki değerlerini THP’nda 126 Verilen Depozito ve Teminatlar Hesabında izler.</p>
<p>Bölümlenmesi<br />
İşletmenin aldığı senedin,<br />
keşide çeşidi,<br />
statüsü ve<br />
alacak senedinin vadesi dikkate alınarak 126 Verilen Depozito ve Teminatlar Hesabı aşağıdaki gibi bölümlenebilir.</p>
<p>ALT-HESAP KODU 1	ALT-HESAP KODU 2	DETAY-HESAP KODU 1	DETAY-HESAP KODU 2<br />
FİNANSAL ARAÇ CİNSİ	MUHATAP	VADESİ<br />
1.NAKİT	1.ALICILAR	01.OCAK VADELİ	10.EKİM VADELİ<br />
2.ÇEK	2.SATICILAR	02.ŞUBAT VADELİ	11.KASIM VADELİ<br />
3.KREDİ KARTI	3.METEAHHİTLER	03.MART VADELİ	12.ARALIK VADELİ<br />
4.VADELİ ÇEK	4.BANKALAR	04.NİSAN VADELİ	13.GELECEK YILLARA VADELİ<br />
5.SENET	5.RESMİ DAİRELER	05.MAYIS VADELİ	14.GEÇEN YILDAN KALAN<br />
6.AÇIK HESAP	6.ÖZEL KURULUŞLAR	06.HAZİRAN VADELİ	 <br />
	7.YURT DIŞI KİŞİ VE KURULUŞLAR	07.TEMMUZ VADELİ	 <br />
		08.AĞUSTOS VADELİ	 <br />
		09.EYLÜL VADELİ	 	 </p>
<p>ANA	ALT	DETAY	UZUN<br />
HESAP	HESAP	HESAP	ALT/DETAY HESAP<br />
KODU	KODU	KODU	ADI<br />
126	10	00	1000 NAKİT<br />
126	11	00	1100 ALICILAR<br />
126	11	01	1101 OCAK VADELİ<br />
126	20	00	2000 ÇEK<br />
126	30	00	3000 KREDİ KARTI<br />
126	40	00	4000 VADELİ ÇEK<br />
126	50	00	5000 SENET<br />
126	50	00	6000 AÇIK HESAP	 </p>
<p>İşleyişi<br />
126 Verilen Depozito ve Teminatlar Hesabına,<br />
·	verilen depozito ve teminatlar borç,<br />
·	verilen depozito ve teminatlardan<br />
o	geri alınanlar veya<br />
o	hesaba sayılanlar alacak kaydedilir.<br />
·	Hesap daima borç kalanı verir veya sıfır olur. Hiçbir şekilde alacak kalanı vermez.<br />
TL. ile verilen depozito ve teminatlar hesaba kaydedilirken  itibari değer ile kaydedilirler.<br />
o	İşletme yabancı para ile depozito ve teminat verdiğinde, hesap kayıtlarına TL. karşılığı ile yazılırlar. Yabancı paranın ulusal karşılıklarını bulmak için T.C.M.B.’nın her gün yayınladığı efektif alış kuru; esas alınır ve kayıtlara öyle geçirilir. </p>
<p>Envanteri<br />
120 Alıcılar Hesabında anlatıldığı gibidir.</p>
<p>Değerlemesi<br />
120 Alıcılar Hesabında anlatıldığı gibidir.</p>
<p>Örnek Olaylar<br />
·	Depozito ve Teminat Verilmesi<br />
·	Teminatın Geri Alınması<br />
·	Depozitonun Kısmen Geri Alınarak Bir Bölümünün Hesaba Sayılması<br />
·	Depozito ve Teminatın Şüpheli Hale Gelmesi ve Karşılık Ayırma<br />
·	Karşılığın İptali<br />
·	Depozito ve Teminatın Değersiz Hale Gelmesi<br />
·<br />
1.Depozito ve Teminat Verilmesi<br />
Depozito ve  teminat verilmesi işlemi muhasebe kayıtlarına genel olarak aşağıdaki kayıt kalıbına göre geçirilir.</p>
<p>BORÇLU HESAP	ALACAKLI HESAP<br />
126	VERİLEN DEPOSİTO VE TEMİNATLAR<br />
	126	XX	XX	XXXX XXXX<br />
					100	KASA<br />
						100	XX	00	XX00 XXXX	 </p>
<p>13 TEMMUZ 2002.<br />
ÖLŞ, E İŞLETMESİ’ne tüpgaz için 10.000.000TL. depozitoyu nakit olarak T 1302 numaralı depozito makbuzu karşılığında ödedi.<br />
ÖLŞ, bir resmi dairenin iki ihalesine girmek için 50.000.000TL. nakdi teminat ödedi.</p>
<p>2.Teminatın Geri Alınması<br />
Verilen teminatın geri alınması işlemi muhasebe kayıtlarına genel olarak aşağıdaki kayıt kalıbına göre geçirilir.</p>
<p>BORÇLU HESAP	ALACAKLI HESAP<br />
100	KASA<br />
	100	XX	00	XX00 XXXX<br />
					126	VERİLEN DEPOSİTO VE TEMİNATLAR<br />
						126	XX	XX	XXXX XXXX	 </p>
<p>14 TEMMUZ 2002.<br />
ÖLŞ, bir resmi dairenin bir ihalesi üzerinde kalmadığı için 15.000.000TL.’lik teminatını geri aldı. </p>
<p>3.Depozitonun Kısmen Geri Alınarak Bir Bölümünün Hesaba Sayılması<br />
Depozitonun kısmen geri alınarak bir bölümünün hesaba sayılması durumunda hesaba sayılan tutar,<br />
659 Diğer Olağan Gider ve Zararlar (-)  Hesabına borç,<br />
126 Verilen Depozito ve Teminatlar Hesabına alacak yazılır.</p>
<p>659 Diğer Olağan Gider ve Zararlar  (-) Hesabı;<br />
65* Diğer Faaliyetlerden Olağan Gider ve Zararlar Hesap Gurubunda yeralan 653 Komisyon Giderleri (-), 654 Karşılık Giderleri (-), 655 Menkul Kıymet Satış Zararları (-), 656 Kambiyo Zararları (-), 657 Reeskont Faiz Giderleri (-) Hesaplarının kapsamına girmeyen diğer olağan faaliyetlerle ilgili gider ve zararların izlenmesinde kullanılır;<br />
gider ve zarar doğdukça ilgili hesabın alacaklandırılması karşılığında borçlandırılır,<br />
dönem sonunda 690 Dönem Karı Veya Zararı hesabına aktarılarak kapatılır..</p>
<p>İşletmenin,<br />
gider çeşidi,<br />
para çeşidi dikkate alınarak 128 Şüpheli Ticari Alacaklar Hesabı aşağıdaki gibi bölümlenebilir.</p>
<p>ALT-HESAP KODU 1	ALT-HESAP KODU 2	DETAY-HESAP KODU 1	DETAY-HESAP KODU 2<br />
OLAĞAN GİDER/ZARAR ÇEŞİDİ	PARA ÇEŞİDİ	BOŞ	BOŞ<br />
1.ARTIK-HURDA SATIŞ ZARARLARI	1.TL<br />
2.DEPOZİTO VE TEMİNAT ZARARLARI	2.EURO<br />
	3.USD<br />
	4.GBP			 </p>
<p>Depozitonun kısmen geri alınarak bir bölümünün hesaba sayılması işlemi muhasebe kayıtlarına genel olarak aşağıdaki kayıt kalıbına göre geçirilir.</p>
<p>BORÇLU HESAP	ALACAKLI HESAP<br />
100	KASA<br />
	100	XX	00	XX00 XXXX<br />
659	DİĞER OLAĞAN GİDER VE ZARARLAR<br />
	659	XX	00	XX00 XXXX<br />
					126	VERİLEN DEPOSİTO VE TEMİNATLAR<br />
						126	XX	XX	XXXX XXXX	 </p>
<p>15 TEMMUZ 2002.<br />
ÖLŞ, 13 TEMMUZ 2002 tarihinde 0094 günlük defter numaralı işlem ile 10.000.000TL. depozito ödediği tüpü geri veriyor, satıcı hazar nedeniyle 2.500.000TL. keserek depozitoyu nakden ödedi.</p>
<p>4.Depozito ve Teminatın Şüpheli Hale Gelmesi ve Karşılık Ayırma<br />
120 Alıcılar Hesabında Senetsiz Alacağın Şüpheli Hale Gelmesi Ve Karşılık Ayırma konusunda anlatıldığı gibidir.</p>
<p>5.Karşılığın İptali<br />
120 Alıcılar Hesabında Tahsilat Yoluyla Karşılığın İptali konusunda anlatıldığı gibidir.</p>
<p>6.Depozito ve Teminatın Değersiz Hale Gelmesi<br />
120 Alıcılar Hesabında Senetsiz Alacağın Değersiz Hale Gelmesi konusunda anlatıldığı gibidir.</p>
<p>127 DİĞER TİCARİ ALACAKLAR HESABI<br />
Ana Esaslar<br />
İşletme ticari faaliyetleri sonucu ortaya çıkan ve<br />
·	120 Ticari Alacaklar Hesap Grubunun 120 Alıcılar, 121 Alacak Senetleri, 126 Verilen Depozito ve Teminatlar Hesaplarının kapsamına girmeyen,<br />
·	tahsili gecikmiş alacaklar (henüz şüpheli alacak niteliğini kazanmayanlar) ve<br />
·	diğer çeşitli senetsiz ticari alacaklarını THP’nda 127 Diğer Ticari Alacaklar Hesabında izler.</p>
<p>Bölümlenmesi<br />
İşletmenin aldığı senedin,<br />
alacak çeşidi,<br />
müşteri adı ve<br />
alacak vadesi dikkate alınarak 127 Diğer Ticari Alacaklar Hesabı aşağıdaki gibi bölümlenebilir.</p>
<p>ALT-HESAP KODU 1	ALT-HESAP KODU 2	DETAY-HESAP KODU 1	DETAY-HESAP KODU 2<br />
ALACAK ÇEŞİDİ	MÜŞTERİ ADI	VADESİ<br />
1.PROTESTO EDİLEN ÇEK	1.MÜŞTERİ A	01.OCAK VADELİ	10.EKİM VADELİ<br />
2.İADE EDİLEN ÇEK	2.MÜŞTERİ B	02.ŞUBAT VADELİ	11.KASIM VADELİ<br />
3.KARŞILIKSIZ ÇIKAN ÇEK	3.MÜŞTERİ C	03.MART VADELİ	12.ARALIK VADELİ<br />
4.KREDİ KARTI		04.NİSAN VADELİ	13.GELECEK YILLARA VADELİ<br />
5.PROTESTO EDİLEN SENET		05.MAYIS VADELİ	14.GEÇEN YILDAN KALAN<br />
6.İADE EDİLEN SENET		06.HAZİRAN VADELİ	 <br />
7.AÇIK HESAP		07.TEMMUZ VADELİ	 <br />
8.DİĞER TAHSİLİ GECİKEN ALACAKLAR		08.AĞUSTOS VADELİ	 <br />
9.DİĞER SENETSİZ TİCARİ ALACAKLAR		09.EYLÜL VADELİ	 	 </p>
<p>ANA	ALT	DETAY	UZUN<br />
HESAP	HESAP	HESAP	ALT/DETAY HESAP<br />
KODU	KODU	KODU	ADI<br />
127	10	00	1000 PROTESTO EDİLEN ÇEK<br />
127	11	00	1100 MÜŞTERİ A<br />
127	11	01	1101 OCAK VADELİ<br />
127	20	00	2000 İADE EDİLEN ÇEK<br />
127	30	00	3000 KARŞILIKSIZ ÇIKAN ÇEK<br />
127	40	00	4000 KREDİ KARTI<br />
127	50	00	5000 PROTESTO EDİLEN SENET<br />
127	60	00	6000 İADE EDİLEN SENET<br />
127	70	00	7000 AÇIK HESAP<br />
127	80	00	8000 DİĞER TAHSİLİ GECİKEN ALACAKLAR<br />
127	90	00	9000 DİĞER SENETSİZ TİCARİ ALACAKLAR	 </p>
<p>İşleyişi<br />
127 Diğer Ticari Alacaklar Hesabına,<br />
·	yukarıda belirtilen alacaklar borç,<br />
·	tahsil veya mahsup işlemi yapıldığında ilgili hesaplara karşılık, alacak kaydedilir.<br />
·	Hesap daima borç kalanı verir veya sıfır olur. Hiçbir şekilde alacak kalanı vermez.<br />
TL. ile olan yukarıda adı geçen diğer ticari alacaklar hesaba kaydedilirken  itibari değer ile kaydedilirler.<br />
o	İşletme yabancı para ile olan yukarıda adı geçen diğer ticari alacaklar konu olduğunda, hesap kayıtlarına TL. karşılığı ile yazılırlar. Yabancı paranın ulusal karşılıklarını bulmak için T.C.M.B.’nın her gün yayınladığı efektif alış kuru; esas alınır ve kayıtlara öyle geçirilir. </p>
<p>Envanteri<br />
120 Alıcılar Hesabında anlatıldığı gibidir.</p>
<p>Değerlemesi<br />
120 Alıcılar Hesabında anlatıldığı gibidir.</p>
<p>Örnek Olaylar<br />
120 Alıcılar Hesabında anlatıldığı gibidir.<br />
·<br />
128 ŞÜPHELİ TİCARİ ALACAKLAR HESABI<br />
Ana Esaslar<br />
İşletme<br />
·	ödeme süresi geçmiş bu nedenle vadesi bir kaç defa uzatılmış veya<br />
·	protesto edilmiş,<br />
·	yazı ile birden fazla istenmiş ya da<br />
·	icra safhasına aktarılmış<br />
o	senetli ve<br />
o	senetsiz alacakların THP’nda 128 Şüpheli Ticari Alacaklar Hesabında izler.</p>
<p>İşletmenin,<br />
alacak çeşidi,<br />
müşteri adı ve<br />
alacağın vadesi dikkate alınarak 128 Şüpheli Ticari Alacaklar Hesabı, 127 Diğer Ticari Alacaklar Hesabında olduğu gibi bölümlenebilir.</p>
<p>İşleyişi<br />
128 Şüpheli Ticari Alacaklar Hesabına;<br />
tahsili şüpheli hale gelmiş olan alacaklar ilgili hesapların alacağı karşılığında bu hesaba borç yazılır,<br />
bu durumdaki alacaklar normal alacaklardan çıkarılır ve alacağın tahsili veya tahsil edilemeyeceğinin kesinleşmesi durumunda bu hesaba alacak kaydedilir.<br />
·	Hesap daima borç kalanı verir veya sıfır olur. Hiçbir şekilde alacak kalanı vermez.<br />
TL. ile olan yukarıda adı geçen şüpheli ticari alacaklar hesaba kaydedilirken şüpheli hale gelen alacağın kaydedildiği değer ile kaydedilirler.<br />
o	İşletme yabancı para ile olan yukarıda adı geçen şüpheli ticari alacaklar konu olduğunda, hesap kayıtlarına TL. karşılığı ile yazılırlar. Yabancı paranın ulusal karşılıklarını bulmak için T.C.M.B.’nın her gün yayınladığı efektif alış kuru; esas alınır ve kayıtlara öyle geçirilir. </p>
<p>Envanteri<br />
·	128 Şüpheli Ticari Alacaklar Hesabının envanteri dönem sonunda yapılır.<br />
·	Şüpheli alacaklar gözden geçirilir, şüpheli olma niteliği ortadan kalkanlar bu hesaptan çıkarılarak niteliğine uygun hesaplara aktarılırlar.<br />
·	Değersiz hale gelenler de karşılığı ile mahsup edilerek (karşılığı yoksa doğrudan zarar yazılarak) kayıtlardan düşülür.</p>
<p>Değerlemesi<br />
·	Şüpheli alacakların kayıtlı değerlerinde oluşan azalış için karşılık ayrılarak alacak bilanço günündeki değerine getirilir.<br />
·	Daha önce ayrılmış karşılık var ise, tutarı bilanço günündeki risk tutarına eşitlenir.</p>
<p>Örnek Olaylar<br />
·	Ticari Alacağın Şüpheli Hale Gelmesi ve Karşılık Ayırma<br />
·	Karşılığın İptali<br />
·	Ticari Alacağın Alacağın Değersiz Hale Gelmesi<br />
·	Ticari Alacaktan Vazgeçilmesi </p>
<p>120 Alıcılar Hesabında anlatıldığı gibidir.</p>
<p>129 ŞÜPHELİ TİCARİ ALACAKLAR KARŞILIĞI (-) HESABI<br />
Ana Esaslar<br />
İşletme,<br />
·	128 Şüpheli Ticari Alacaklar Hesabı için ayırdığı karşılıklarla,<br />
·	perakende satış yöntemi kullanarak bilanço gününden önceki iki hesap döneminde vadesinde tahsil edilmeyen alacakların ilgili dönemlerdeki toplam vadeli satışlara oranlarının ortalamasının değerleme dönemindeki vadeli satışlara uygulanması suretiyle bulunacak şüpheli alacaklar için ayrılan karşılıkları THP’nda 129 Şüpheli Ticari Alacaklar Karşılığı (-) Hesabında izler.</p>
<p>İşletmenin,<br />
alacak çeşidi,<br />
müşteri adı ve<br />
alacağın vadesi dikkate alınarak 129 Şüpheli Ticari Alacaklar Karşılığı (-) Hesabı, 127 Diğer Ticari Alacaklar Hesabında olduğu gibi bölümlenebilir.</p>
<p>İşleyişi<br />
129 Şüpheli Ticari Alacaklar Karşılığı (-) Hesabına;<br />
hesaplanan karşılık tutarı bu hesaba alacak, 654 Karşılık Giderleri Hesabına borç kaydedilir;<br />
şüpheli alacağın tahsiline bağlı olarak, tahmin olunan zararın kısmen ya da tamamen gerçekleşmemesi halinde, gerçekleşmeyen kısım 644 Konusu Kalmayan Karşılıklar Hesabı alacağına devredilerek bu hesaba borç kaydedilir, diğer bir bir deyişle ayrılan karşılık iptal edilir;<br />
şüpheli alacağın tahsilinin imkansız olduğu kesinleştiği takdirde bu hesaba borç, ilgili hesaba da alacak kaydedilir;<br />
gerçekleşen zararın ayrılan karşılıklardan fazla olması halinde, ayrılan karşılık kadar bu hesaba borç, zarar fazlası ise 681 Önceki Dönem Gider ve Zararları Hesabına borç, tahsil edilmeyen tutar, ilgili alacak hesabına alacak kaydolunur;<br />
perakende satış yönteminin uygulanması sonucunda , dönemin karşılık tutarının o tarihteki şüpheli alacaklar karşılığı tutarından az olması durumunda, aradaki fark 644 Konusu Kalmayan Karşılıklar Hesabına aktarılmak üzere bu hesaba borç yazılır ve<br />
daha önce alacaklardan düşülen ve bu hesaba borç kaydedilen alacakların tahsili söz konusu olduğu takdirde, oluşlarına göre 671 Önceki Dönem Gelir ve Karlar Hesabına alınır.<br />
teminatlı alacaklarda karşılık teminatı aşan kısım için ayrılır.<br />
·	Hesap daima alacak kalanı verir veya sıfır olur. Hiçbir şekilde borç kalanı vermez.<br />
TL. ile olan yukarıda adı geçen şüpheli ticari alacaklar hesaba kaydedilirken şüpheli hale gelen alacağın kaydedildiği değer ile kaydedilirler.<br />
o	İşletme yabancı para ile olan yukarıda adı geçen şüpheli ticari alacaklar konu olduğunda, hesap kayıtlarına TL. karşılığı ile yazılırlar. Yabancı paranın ulusal karşılıklarını bulmak için T.C.M.B.’nın her gün yayınladığı efektif alış kuru; esas alınır ve kayıtlara öyle geçirilir.<br />
·	129 Şüpheli Ticari Alacaklar Karşılığı (-) Hesabı envanter ve değerlemeye konu olmaz.</p>
<p>Örnek Olaylar<br />
·	Ticari Alacağın Şüpheli Hale Gelmesi ve Karşılık Ayırma<br />
·	Karşılığın İptali<br />
·	Ticari Alacağın Alacağın Değersiz Hale Gelmesi<br />
·	Ticari Alacaktan Vazgeçilmesi<br />
120 Alıcılar Hesabında anlatıldığı gibidir.<br />
13*  DİĞER ALACAKLAR HESAP GRUBU<br />
Bu grup, herhangi bir ticari nedene dayanmadan meydana gelmiş ve en çok bir yıl içinde tahsil edilmesi düşünülen senetli, senetsiz alacaklar ile bu gruba ait şüpheli alacak ve şüpheli alacak karşılığının izlenmesi amacıyla kullanılır.<br />
Tekdüzen Hesap planına göre Diğer Alacaklar Hesap Grubuna ait hesap kalemleri şunlardır.</p>
<p>1**	DÖNEN VARLIKLAR<br />
13*	DİĞER ALACAKLAR<br />
131	ORTAKLARDAN ALACAKLAR<br />
132	İŞTİRAKLERDEN ALACAKLAR<br />
133	BAĞLI ORTAKLIKLARDAN ALACAKLAR<br />
135	PERSONELDEN ALACAKLAR<br />
136	DİĞER ÇEŞİTLİ ALACAKLAR<br />
137	DİĞER ALACAK SENETLERİ REESKONTU (-)<br />
138	ŞÜPHELİ DİĞER ALACAKLAR<br />
139	ŞÜPHELİ DİĞER ALACAKLAR KARŞILIĞI (-)	 </p>
<p>131 ORTAKLARDAN ALACAKLAR HESABI<br />
Ana Esaslar<br />
İşletme esas faaliyet konusu dışındaki işlemleri dolayısı ile (ödünç verme ve benzer nedenlerle ortaya çıkan) ortaklarından alacaklı bulunduğu tutarları THP’nda 131 Ortaklardan Aacaklar Hesabında izler.</p>
<p>Bölümlenmesi<br />
İşletmenin,<br />
finansal araç cinsi,<br />
para çeşidi ve<br />
alacağın vadesi dikkate alınarak 131 Ortaklardan Alacaklar Hesabı aşağıdaki gibi bölümlenebilir.</p>
<p>ALT-HESAP KODU 1	ALT-HESAP KODU 2	DETAY-HESAP KODU 1	DETAY-HESAP KODU 2<br />
FİNANSAL ARAÇ CİNSİ	PARA ÇEŞİDİ	SENETSİZ ALACAĞIN VADESİ<br />
1.NAKİT	1.TL	01.OCAK VADELİ	10.EKİM VADELİ<br />
2.ÇEK	2.EURO	02.ŞUBAT VADELİ	11.KASIM VADELİ<br />
3.KREDİ KARTI	3.USD	03.MART VADELİ	12.ARALIK VADELİ<br />
4.VADELİ ÇEK	4.GBP	04.NİSAN VADELİ	13.GELECEK YILLARA VADELİ<br />
5.SENET		05.MAYIS VADELİ	14.GEÇEN YILDAN KALAN <br />
6.AÇIK HESAP		06.HAZİRAN VADELİ	 <br />
7.KAR PAYI (132, 133)		07.TEMMUZ VADELİ	 <br />
		08.AĞUSTOS VADELİ	 <br />
		09.EYLÜL VADELİ	 	 </p>
<p>ANA	ALT	DETAY	UZUN<br />
HESAP	HESAP	HESAP	ALT/DETAY HESAP<br />
KODU	KODU	KODU	ADI<br />
131	10	00	1000 NAKİT<br />
131	11	00	1100 TL<br />
131	11	01	1101 OCAK VADELİ<br />
131	20	00	2000 ÇEK<br />
131	30	00	3000 KREDİ KARTI<br />
131	40	00	4000 VADELİ ÇEK<br />
131	50	00	5000 SENET<br />
131	60	00	6000 AÇIK HESAP<br />
131	70	00	7000 KAR PAYI	 </p>
<p>İşleyişi<br />
131 Ortaklardan Alacaklar Hesabına,<br />
·	alacağın doğması ile borç,<br />
·	tahsili halinde ise alacak kaydedilir.<br />
·	Hesap daima borç kalanı verir veya sıfır olur. Hiçbir şekilde alacak kalanı vermez.<br />
TL. ile olan alacaklar hesaba kaydedilirken kayıtlı değer ile kaydedilirler.<br />
o	İşletme yabancı para ile alacak sözkonusu olduğunda, hesap kayıtlarına TL. karşılığı ile yazılırlar. Yabancı paranın ulusal karşılıklarını bulmak için T.C.M.B.’nın hergün yayınladığı efektif alış kuru; esas alınır ve kayıtlara öyle geçirilir. </p>
<p>Envanteri<br />
120 Alıcılar Hesabında anlatıldığı gibidir.</p>
<p>Değerlemesi<br />
120 Alıcılar Hesabında anlatıldığı gibidir.</p>
<p>·	Örnek Olaylar<br />
·	Ortaklara Ticari Mal Verilmesi<br />
·	Ortaklardan Alacağın Tahsili</p>
<p>1.Ortaklara Ticari Mal Verilmesi<br />
Ortaklara Ticari Mal Verilmesi işlemi, muhasebe kayıtlarına genel olarak aşağıdaki kayıt kalıbına göre geçirilir.</p>
<p>BORÇLU HESAP	ALACAKLI HESAP<br />
131	ORTAKLARDAN ALACAKLAR<br />
	131	XX	XX	XXXX XXXX<br />
					391	HESAPLANAN KDV<br />
						391	20	XX	20XX XXXX<br />
					153	TİCARİ MALLAR<br />
						153	XX	X0	XXX0 XXXX	 </p>
<p>16 TEMMUZ 2002.<br />
ÖLŞ, 100.000.000TL.’lik TİCARİ MAL B’yi ORTAK C’ye T1602 numaralı fatura ile verdi.</p>
<p>2.Ortaklardan Alacağın Tahsili<br />
Ortaklardan Alacağın Tahsili işlemi, muhasebe kayıtlarına genel olarak aşağıdaki kayıt kalıbına göre geçirilir.</p>
<p>BORÇLU HESAP	ALACAKLI HESAP<br />
XXX	XXXX<br />
	XXX	XX	XX	XXXX XXXX<br />
					131	ORTAKLARDAN ALACAKLAR<br />
						131	XX	XX	XXXX XXXX	 </p>
<p>18 TEMMUZ 2002.<br />
ÖLŞ, 0097 günlük defter numaralı işlem ile ORTAK C’ye verilen 100.000.000TL.’lik TİCARİ MAL B’nin bedeli nakden tahsil edildi.</p>
<p>132 İŞTİRAKLERDEN ALACAKLAR HESABI<br />
Ana Esaslar<br />
İşletme esas faaliyet konusu dışındaki işlemleri dolayısı ile (ödünç verme ve benzer nedenlerle ortaya çıkan) iştiraklerinden olan alacaklarını THP’nda 132 İştiraklerden Alacaklar Hesabında izler.</p>
<p>Bölümlenmesi<br />
İşletmenin,<br />
finansal araç cinsi,<br />
para çeşidi ve<br />
alacağın vadesi dikkate alınarak 132 İştiraklerden Alacaklar Hesabı, 131 Ortaklardan Aacaklar Hesabında olduğu gibi bölümlenebilir.</p>
<p>İşleyişi<br />
132 İştiraklerden Alacaklar Hesabına,<br />
·	alacağın doğması ile borç,<br />
·	tahsili halinde ise alacak kaydedilir.<br />
·	Hesap daima borç kalanı verir veya sıfır olur. Hiçbir şekilde alacak kalanı vermez.<br />
TL. ile olan alacaklar hesaba kaydedilirken kayıtlı değer ile kaydedilirler.<br />
o	İşletme yabancı para ile alacak sözkonusu olduğunda, hesap kayıtlarına TL. karşılığı ile yazılırlar. Yabancı paranın ulusal karşılıklarını bulmak için T.C.M.B.’nın hergün yayınladığı efektif alış kuru; esas alınır ve kayıtlara öyle geçirilir. </p>
<p>Envanteri<br />
120 Alıcılar Hesabında anlatıldığı gibidir.</p>
<p>Değerlemesi<br />
120 Alıcılar Hesabında anlatıldığı gibidir.</p>
<p>·	Örnek Olaylar<br />
·	Kar Payının Tamamen Ödenmeyerek Kısmen Hesaba Alınması</p>
<p>1.Kar Payının Tamamen Ödenmeyerek Kısmen Hesaba Alınması<br />
Kar Payının Tamamen Ödenmeyerek Kısmen Hesaba Alınması işlemi muhasebe kayıtlarına genel olarak aşağıdaki kayıt kalıbına göre geçirilir.</p>
<p>BORÇLU HESAP	ALACAKLI HESAP<br />
100	KASA<br />
	100	XX	00	XX00 XXXX<br />
132	İŞTİRAKLERDEN ALACAKLAR<br />
	132	XX	00	XX00 XXXX<br />
					640	İŞTİRAKLERDEN TEMETTÜ GELİRLERİ<br />
						640	XX	X1	XXX1 TEMETTÜ GELİRLERİ	 </p>
<p>20 TEMMUZ 2002<br />
ÖLŞ, iştiraki olduğu İŞLETME K’ye ait ilk altı ayın kuponları keserek gönderdi.  İŞLETME K %75’lik kısmı olan 750.000.000TL.’yi nakden ödedi kalanını yönetim kurulununu belirleyeceği bir tarihte nakden ödeneceğini bildirdi.</p>
<p>133 BAĞLI ORTAKLIKLARDAN ALACAKLAR HESABI<br />
Ana Esaslar<br />
İşletme esas faaliyet konusu dışındaki işlemleri dolayısı ile (ödünç verme ve benzer nedenlerle ortaya çıkan) bağlı ortaklıklardan olan alacaklarını THP’nda 133 Bağlı Ortaklıklardan Alacaklar Hesabında izler.</p>
<p>Bölümlenmesi<br />
İşletmenin,<br />
finansal araç cinsi,<br />
para çeşidi ve<br />
alacağın vadesi dikkate alınarak 133 Bağlı Ortaklıklardan Alacaklar Hesabı, 131 Ortaklardan Aacaklar Hesabında olduğu gibi bölümlenebilir.</p>
<p>İşleyişi<br />
133 Bağlı Ortaklıklardan Alacaklar Hesabına,<br />
·	alacağın doğması ile borç,<br />
·	tahsili halinde ise alacak kaydedilir.<br />
·	Hesap daima borç kalanı verir veya sıfır olur. Hiçbir şekilde alacak kalanı vermez.<br />
TL. ile olan alacaklar hesaba kaydedilirken kayıtlı değer ile kaydedilirler.<br />
o	İşletme yabancı para ile alacak sözkonusu olduğunda, hesap kayıtlarına TL. karşılığı ile yazılırlar. Yabancı paranın ulusal karşılıklarını bulmak için T.C.M.B.’nın hergün yayınladığı efektif alış kuru; esas alınır ve kayıtlara öyle geçirilir. </p>
<p>Envanteri<br />
120 Alıcılar Hesabında anlatıldığı gibidir.</p>
<p>Değerlemesi<br />
120 Alıcılar Hesabında anlatıldığı gibidir.</p>
<p>·	Örnek Olaylar<br />
132 İştiraklerden Alacaklar Hesabında anlatıldığı gibidir.</p>
<p>135  PERSONELDEN ALACAKLAR HESABI<br />
Ana Esaslar<br />
İşletme, işletmeye dahil personel ve işçinin işletmeye olan çeşitli borçlarını THP’nda 135 Personelden Alacaklar Hesabında izler.</p>
<p>Bölümlenmesi<br />
İşletmenin,<br />
finansal araç cinsi,<br />
para çeşidi ve<br />
alacağın vadesi dikkate alınarak 135 Personelden Alacaklar Hesabı, 131 Ortaklardan Aacaklar Hesabında olduğu gibi bölümlenebilir.</p>
<p>İşleyişi<br />
135 Personelden Alacaklar Hesabına,<br />
·	alacağın doğması ile borç,<br />
·	tahsili halinde ise alacak kaydedilir.<br />
·	Hesap daima borç kalanı verir veya sıfır olur. Hiçbir şekilde alacak kalanı vermez.<br />
TL. ile olan alacaklar hesaba kaydedilirken kayıtlı değer ile kaydedilirler.<br />
o	İşletme yabancı para ile alacak sözkonusu olduğunda, hesap kayıtlarına TL. karşılığı ile yazılırlar. Yabancı paranın ulusal karşılıklarını bulmak için T.C.M.B.’nın hergün yayınladığı efektif alış kuru; esas alınır ve kayıtlara öyle geçirilir. </p>
<p>Envanteri<br />
120 Alıcılar Hesabında anlatıldığı gibidir.</p>
<p>Değerlemesi<br />
120 Alıcılar Hesabında anlatıldığı gibidir.</p>
<p>·	Örnek Olaylar<br />
131 Ortaklardan Alacaklar Hesabında anlatıldığı gibidir.</p>
<p>136  DİĞER ÇEŞİTLİ ALACAKLAR HESABI<br />
Ana Esaslar<br />
İşletme, ticari olmayıp 13* Diğer Alacaklar Hesap Grubunun, 131 Ortaklardan Alacaklar, 132 İştiraklerden alacaklar, 132 Bağlı Ortaklıklardan Alacaklar, 135 Personelden Alacaklar hesaplardan herhangi birine dahil edilmeyen alacaklarını THP’nda 136 Diğer Çeşitli Alacaklar Hesabında izler.</p>
<p>Bölümlenmesi<br />
İşletmenin,<br />
diğer çeşitli alacaklar çeşitleri,<br />
para çeşidi ve<br />
alacağın vadesi dikkate alınarak 136 Diğer Çeşitli Alacaklar Hesabı aşağıdaki gibi bölümlenebilir.</p>
<p>ALT-HESAP KODU 1	ALT-HESAP KODU 2	DETAY-HESAP KODU 1	DETAY-HESAP KODU 2<br />
DİĞER ÇEŞİTLİ ALACAKLAR ÇEŞİTLERİ	PARA ÇEŞİDİ	SENETSİZ ALACAĞIN VADESİ<br />
1.VERGİ DAİRELERİNDEN ALACAKLAR	1.TL	01.OCAK VADELİ	10.EKİM VADELİ<br />
2.DİĞER RESMİ DAİRELERDEN ALACAKLAR	2.EURO	02.ŞUBAT VADELİ	11.KASIM VADELİ<br />
3.MÜTEAHHİTLERDEN ALACAKLAR	3.USD	03.MART VADELİ	12.ARALIK VADELİ<br />
4.SİGORTA HASAR TAZMİNATLARINDAN ALACAKLAR	4.GBP	04.NİSAN VADELİ	13.GELECEK YILLARA VADELİ<br />
5.KİRACILARDAN ALACAKLAR		05.MAYIS VADELİ	14.GEÇEN YILDAN KALAN <br />
6.İDARİ TAKİPTEKİ ALACAKLAR		06.HAZİRAN VADELİ	 <br />
7.KANUNİ TAKİPTEKİ ALACAKLAR		07.TEMMUZ VADELİ	 <br />
8.DİĞER SENETLİ ALACAKLAR		08.AĞUSTOS VADELİ	 <br />
9.DİĞER SENETSİZ ALACAKLAR		09.EYLÜL VADELİ	 	 </p>
<p>ANA	ALT	DETAY	UZUN<br />
HESAP	HESAP	HESAP	ALT/DETAY HESAP<br />
KODU	KODU	KODU	ADI<br />
136	10	00	1000 VERGİ DAİRELERİNDEN ALACAKLAR<br />
136	11	00	1100 TL<br />
136	11	01	1101 OCAK VADELİ<br />
136	20	00	2000 DİĞER RESMİ DAİRELERDEN ALACAKLAR<br />
136	30	00	3000 MÜTEAHHİTLERDEN ALACAKLAR<br />
136	40	00	4000 SİGORTA HASAR TAZMİNATLARINDAN ALACAKLAR<br />
136	50	00	5000 KİRACILARDAN ALACAKLAR<br />
136	60	00	6000 İDARİ TAKİPTEKİ ALACAKLAR<br />
136	70	00	7000 KANUNİ TAKİPTEKİ ALACAKLAR<br />
136	80	00	8000 DİĞER SENETLİ ALACAKLAR<br />
136	90	00	9000 DİĞER SENETSİZ ALACAKLAR	 </p>
<p>İşleyişi<br />
136 Diğer Çeşitli Alacaklar Hesabına,<br />
·	alacağın doğması ile borç,<br />
·	tahsili halinde ise alacak kaydedilir.<br />
·	Hesap daima borç kalanı verir veya sıfır olur. Hiçbir şekilde alacak kalanı vermez.<br />
TL. ile olan alacaklar hesaba kaydedilirken kayıtlı değer ile kaydedilirler.<br />
o	İşletme yabancı para ile alacak sözkonusu olduğunda, hesap kayıtlarına TL. karşılığı ile yazılırlar. Yabancı paranın ulusal karşılıklarını bulmak için T.C.M.B.’nın hergün yayınladığı efektif alış kuru; esas alınır ve kayıtlara öyle geçirilir. </p>
<p>Envanteri<br />
120 Alıcılar Hesabında anlatıldığı gibidir.</p>
<p>Değerlemesi<br />
120 Alıcılar Hesabında anlatıldığı gibidir.</p>
<p>·	Örnek Olaylar<br />
131 Ortaklardan Alacaklar Hesabında anlatıldığı gibidir.</p>
<p>137 DİĞER ALACAK SENETLERİ REESKONTU (-) HESABI<br />
Ana Esaslar<br />
İşletme bilanço gününde, bu grupta belirtilen senetli alacakların tasarruf değeri ile değerlenmesini sağlamak üzere alacak senetleri için ayrılan reeskont tutarlarını THP’nda 137 Diğer Alacak Senetleri Reeskontu (-) Hesabında izler.</p>
<p>Bölümlenmesi<br />
İşletmenin aldığı senedin,<br />
keşide çeşidi,<br />
statüsü ve<br />
alacak senedinin vadesi dikkate alınarak 137 Diğer Alacak Senetleri Reeskontu (-) Hesabı, 121 Alacak Senetleri Hesabında olduğu gibi bölümlenebilir.</p>
<p>İşleyişi<br />
137 Diğer Alacak Senetleri Reeskontu (-) Hesabına;<br />
hesaplanan reeskont tutarları alacak,<br />
657 Reeskont Faiz Giderleri Hesabına borç yazılır;<br />
izleyen dönemde bu tutar 647 Faiz Gelirleri Hesabına alacak,<br />
137 Diğer Alacak Senetleri Reeskontu (-) Hesabına borç yazılarak kapatılır.<br />
137 Diğer Alacak Senetleri Reeskontu (-) Hesabı envanter ve değerlemeye konu olmaz. </p>
<p>Örnek Olaylar<br />
101 Alınan Çekler Hesabında Vadeli Müşteri Çekleri konusunda anlatıldığı gibidir.</p>
<p>138 ŞÜPHELİ DİĞER TİCARİ ALACAKLAR HESABI<br />
Ana Esaslar<br />
İşletme<br />
·	ödeme süresi geçmiş bu nedenle vadesi bir kaç defa uzatılmış veya<br />
·	protesto edilmiş,<br />
·	yazı ile birden fazla istenmiş ya da<br />
·	icra safhasına aktarılmış<br />
o	senetli ve<br />
o	senetsiz diğer alacakların THP’nda 138 Şüpheli Diğer Ticari Alacaklar Hesabında izler.</p>
<p>İşletmenin,<br />
diğer çeşitli alacaklar çeşitleri,<br />
para çeşidi ve<br />
alacağın vadesi dikkate alınarak 138 Şüpheli Diğer Ticari Alacaklar Hesabı, 136 Diğer Çeşitli Alacaklar Hesabında olduğu gibi bölümlenebilir.</p>
<p>İşleyişi<br />
138 Şüpheli Diğer Ticari Alacaklar Hesabına;<br />
tahsili şüpheli hale gelen diğer alacaklar ilgili hesapların alacağı karşılığında bu hesaba borç yazılır, sağlam alacaklardan çıkarılması sağlanır.<br />
Alacağın tahsili veya tahsil edilmeyeceğinin kesinleşmesi durumunda bu hesaba alacak kaydedilir.<br />
·	Hesap daima borç kalanı verir veya sıfır olur. Hiçbir şekilde alacak kalanı vermez.<br />
TL. ile olan yukarıda adı geçen şüpheli diğer ticari alacaklar hesaba kaydedilirken şüpheli hale gelen alacağın kaydedildiği değer ile kaydedilirler.<br />
o	İşletme yabancı para ile olan yukarıda adı geçen şüpheli diğer ticari alacaklar konu olduğunda, hesap kayıtlarına TL. karşılığı ile yazılırlar. Yabancı paranın ulusal karşılıklarını bulmak için T.C.M.B.’nın her gün yayınladığı efektif alış kuru; esas alınır ve kayıtlara öyle geçirilir. </p>
<p>Envanteri<br />
·	138 Şüpheli Diğer Ticari Alacaklar Hesabının envanteri dönem sonunda yapılır.<br />
·	Şüpheli alacaklar gözden geçirilir, şüpheli olma niteliği ortadan kalkanlar bu hesaptan çıkarılarak niteliğine uygun hesaplara aktarılırlar.<br />
·	Değersiz hale gelenler de karşılığı ile mahsup edilerek (karşılığı yoksa doğrudan zarar yazılarak) kayıtlardan düşülür.</p>
<p>Değerlemesi<br />
·	Şüpheli alacakların kayıtlı değerlerinde oluşan azalış için karşılık ayrılarak alacak bilanço günündeki değerine getirilir.<br />
·	Daha önce ayrılmış karşılık var ise, tutarı bilanço günündeki risk tutarına eşitlenir.</p>
<p>Örnek Olaylar<br />
·	Ticari Alacağın Şüpheli Hale Gelmesi ve Karşılık Ayırma<br />
·	Karşılığın İptali<br />
·	Ticari Alacağın Alacağın Değersiz Hale Gelmesi<br />
·	Ticari Alacaktan Vazgeçilmesi </p>
<p>120 Alıcılar Hesabında anlatıldığı gibidir.</p>
<p>139 ŞÜPHELİ DİĞER TİCARİ ALACAKLAR KARŞILIĞI (-) HESABI<br />
Ana Esaslar<br />
İşletme,<br />
·	138 Şüpheli Diğer Ticari Alacaklar Hesabı için ayırdığı karşılıklarla,<br />
·	perakende satış yöntemi kullanarak bilanço gününden önceki iki hesap döneminde vadesinde tahsil edilmeyen alacakların ilgili dönemlerdeki toplam vadeli satışlara oranlarının ortalamasının değerleme dönemindeki vadeli satışlara uygulanması suretiyle bulunacak şüpheli alacaklar için ayrılan karşılıkları THP’nda 139 Şüpheli Diğer Ticari Alacaklar Karşılığı (-) Hesabında izler.</p>
<p>İşletmenin,<br />
diğer çeşitli alacaklar çeşitleri,<br />
para çeşidi ve<br />
alacağın vadesi dikkate alınarak 139 Şüpheli Diğer Ticari Alacaklar Karşılığı (-) Hesabı, 136 Diğer Çeşitli Alacaklar Hesabında olduğu gibi bölümlenebilir.</p>
<p>İşleyişi<br />
139 Şüpheli Diğer Ticari Alacaklar Karşılığı (-) Hesabına;<br />
hesaplanan karşılık tutarı bu hesaba alacak, 654 Karşılık Giderleri Hesabına borç kaydedilir;<br />
şüpheli alacağın tahsiline bağlı olarak, tahmin olunan zararın kısmen ya da tamamen gerçekleşmemesi halinde, gerçekleşmeyen kısım 644 Konusu Kalmayan Karşılıklar Hesabı alacağına devredilerek bu hesaba borç kaydedilir, diğer bir bir deyişle ayrılan karşılık iptal edilir;<br />
şüpheli alacağın tahsilinin imkansız olduğu kesinleştiği takdirde bu hesaba borç, ilgili hesaba da alacak kaydedilir;<br />
gerçekleşen zararın ayrılan karşılıklardan fazla olması halinde, ayrılan karşılık kadar bu hesaba borç, zarar fazlası ise 681 Önceki Dönem Gider ve Zararları Hesabına borç, tahsil edilmeyen tutar, ilgili alacak hesabına alacak kaydolunur;<br />
perakende satış yönteminin uygulanması sonucunda , dönemin karşılık tutarının o tarihteki şüpheli alacaklar karşılığı tutarından az olması durumunda, aradaki fark 644 Konusu Kalmayan Karşılıklar Hesabına aktarılmak üzere bu hesaba borç yazılır ve<br />
daha önce alacaklardan düşülen ve bu hesaba borç kaydedilen alacakların tahsili söz konusu olduğu takdirde, oluşlarına göre 671 Önceki Dönem Gelir ve Karlar Hesabına alınır.<br />
teminatlı alacaklarda karşılık teminatı aşan kısım için ayrılır.<br />
·	Hesap daima alacak kalanı verir veya sıfır olur. Hiçbir şekilde borç kalanı vermez.<br />
TL. ile olan yukarıda adı geçen şüpheli diğer ticari alacaklar hesaba kaydedilirken şüpheli hale gelen alacağın kaydedildiği değer ile kaydedilirler.<br />
o	İşletme yabancı para ile olan yukarıda adı geçen şüpheli diğer ticari alacaklar konu olduğunda, hesap kayıtlarına TL. karşılığı ile yazılırlar. Yabancı paranın ulusal karşılıklarını bulmak için T.C.M.B.’nın her gün yayınladığı efektif alış kuru; esas alınır ve kayıtlara öyle geçirilir.<br />
·	139 Şüpheli Diğer Ticari Alacaklar Karşılığı (-) Hesabı envanter ve değerlemeye konu olmaz. </p>
<p>Örnek Olaylar<br />
·	Ticari Alacağın Şüpheli Hale Gelmesi ve Karşılık Ayırma<br />
·	Karşılığın İptali<br />
·	Ticari Alacağın Alacağın Değersiz Hale Gelmesi<br />
·	Ticari Alacaktan Vazgeçilmesi </p>
<p>120 Alıcılar Hesabında anlatıldığı gibidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/duran-varliklarda-envanter-ve-degerlendirme-yapmak.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Muhasebe Ders Notları</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/muhasebe-ders-notlari.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/muhasebe-ders-notlari.html/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2009 14:27:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/genelbil/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Muhasebe]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=767</guid>
		<description><![CDATA[İşletme ile ilgili olarak üretim faktörlerini bilinçli ve sistemli olarak bir araya topladığı söylenebilir. O halde bir işletmenin varolabilmesi için üretim faktörlerine sahip olması gerekir. Üretim faktörleri emek, sermaye, tabiat unsurlarıdır. Girişimci bu unsurların tamamlayıcısıdır. Üretim faaliyetine olanak sağlayacak olan üretim faktörlerini biraraya getirebilmek için ya o faktörlerin tamamına veya bir kısmına yahut da bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İşletme ile ilgili olarak üretim faktörlerini bilinçli ve sistemli olarak bir araya topladığı söylenebilir. O halde bir işletmenin varolabilmesi için üretim faktörlerine sahip olması gerekir. Üretim faktörleri emek, sermaye, tabiat unsurlarıdır. Girişimci bu unsurların tamamlayıcısıdır.<br />
Üretim faaliyetine olanak sağlayacak olan üretim faktörlerini biraraya getirebilmek için ya o faktörlerin tamamına veya bir kısmına yahut da bu faktörleri biraraya getirecek güçte ve akılcılıkta bir araca, paraya sahip olmak gerekir.<span id="more-767"></span><br />
O halde işletmenin, insanların ihtiyaçlarını karşılayacak malların veya hizmetlerin üretiminde bulunabilmesi hatta bir bakıma varolabilmesi için bazı varlıklara sahip olması şarttır.</p>
<p>İşletme sahibinden ayrı, kendine öz kişiliği olan işletme, kuruluşta, ancak başka kişilerin vermesi ile varlıklara sahip olabilir. Diğer bir deyişle, işletmenin elinde bazı varlıklar var ise bunlar muhakkak diğer kişiler ( gerçek yada tüzel ) tarafından verilmiştir. Bu nedenle varlıklar ile varlıkların kaynakları arasında bir ilişki ve değerce ( tutar yönünden ) bir eşitlik mevcuttur.</p>
<p>Kuruluşta işletmeye varlık veren kimseler genellikle işletme sahipleridir. Sonraki safhalarda işletme borçlanarak da varlıklarını artırabilir. Bu durumda da toplam varlıklar ile toplam kaynaklar değerce birbirine eşittir; ancak bu durumda varlıkların kaynakları işletme sahipleri ve üçüncü şahıslar olmak üzere farklı iki grup halinde oluşur.</p>
<p>Muhasebede işletme sahiplerinin varlıklar üzerindeki hakları “ sermaye “, üçüncü şahısların varlıklar üzerindeki hakları “ borçlar “  terimleri ile ifade edilir. Özet olarak varlıklar; işletmenin sahip olduğu ekonomik değerlerdir. Bunların fiziki karakterde olma zorunluluğu yoktur. Fiziki karakterde olan varlıklara binalar, mallar, makineler; fiziki karakterde olmayan varlıklara alacaklar örnek olarak gösterilebilir. Varlıklar paraya çevrilebilme kolaylığı ve amacı bakımından farklılıklar gösterir. Sermaye, işletme sahiplerinin varlıklar üzerindeki haklarını değer olarak ifade eder. Borçlar, üçüncü şahısların varlıklar üzerindeki haklarını değer olarak ifade eder. Borçlanma değişik nedenlerle ve değişik şartlarda oluşur. Örneğin, uzun vadeli veya kısa vadeli borçlar gibi.</p>
<p>1.2. İŞLETMELERDE MUHASEBENİN YERİ: </p>
<p>Günümüzün büyük ve modern işletmelerinin özellikleri genellikle şöyle sıralanmaktadır,</p>
<p>İşletmenin sahipleriyle yöneticileri birbirinden tamamen ayrı kimseler haline gelmiştir.<br />
İşletmenin yöneticileri, işletme sahiplerinden başka, çeşitli menfaat gruplarına karşı da sorumludur.<br />
Ulaşım ve haberleşme sistemindeki hızlı gelişmeler sonucu işletmelerin büyüklüklerinde değişmeler olmuş ve dev işletmeler meydana gelmiştir.<br />
Modern işletmeler artan sayıda mamul ve piyasalara sahiptirler.<br />
İşletmelerin büyümesi, en yüksek yöneticiye düşen görevleri ve sorumlulukları, bir tek yöneticinin kapasitesinin çok üstüne çıkardığından, modern işletmelerin yönetimi, ancak geliştirilmekte olan yeni yeni bazı yönetim teknikleri ile mümkün olmaktadır.<br />
İşletmenin kar hedeflerinin gerçekleştirilmesinde, kar sorumluluklarının desantralizasyonu esastır.<br />
Modern işletmeler, şiddetli rekabetten ötürü dar kar marjlarına sahiptirler.<br />
Kar marjlarının dar olması, faaliyetlerin daima artan bir verimlilikle yapılmasını zorunlu kılmıştır. Bu şiddetli ihtiyacın karşılanabilmesi ve ekonomik değişme temposunu hızlandıracak yeni tekniklerin bulunması için de, modern işletmelerde araştırma ve geliştirme harcamaları hızla büyümektedir.</p>
<p>İşletmelerde meydana gelen bu gelişmelerin doğıurduğu diğer bir husus da, modern işletmecilikte “ muhasebe “ nin anlam ve öneminin artmış olmasıdır. Çünkü muhasebe, teori ve tatbikat olarak işletme yönetiminde ilk plana çıkmış ve işletmelerde düzeni ve gelişmeyi sağlayan temel etkenlerden biri olmuştur.</p>
<p>Diğer yönden muhasebe, işletmelerdedki önemine paralel olarak değişik öıkar gruplarının toplandığı ve karşılaştığı büyük işletmelerin durumunu ve faaliyet sonuçlarını tespit ettiğinden kamu çıkarlarını ve dolayısıyla devleti ilgilendiren bir konu haline gelmiştir. </p>
<p>1.3. YÖNETİM – MUHASEBE İLİŞKİSİ:</p>
<p>Her fonksiyonuna göre farklılık gösteren varlıklar işletmenin yönetimi sırasında devamlı olarak farklı ölçülerde değişmelere uğrarlar. İletmenin tüm olarak iyi yönetilmesi, bütün fonksiyonların işleyişi sırasında alınan yerinde ve uyumlu kararlarla varlıkların ve kaynakların güçlü ve karlı bir şekilde yöntilmesine bağlıdır. diğer bir deyişle iyi yönetim, belirli bir amaca ulaşmak için sadece insanların faaliyetlerinin iyi yönetimi ile değil, aynı zamanda varlıkların ve kaynakların da iyi yönetimi ile sağlanır.</p>
<p>İşletmenin varlıklarının ve kaynaklarının yapısı fonksiyonların yerine getirilmesini sağlayan kararların uygulanması ile değişmelere uğrar ve böylece işletmenin finansal durumu ve gücünde de değişmeler olur.</p>
<p>İşletmenin sahipleri tarafından verilen varlıklar işlemenin faaliyeti sonucu artarsa bu durumda işletme sahiplerinin haklarıda artmış olur; aradaki fark kardır. İşetmenin sahip olduğu varlıklar kredi ile temin edilen yeni varlıklarla artarsa bu durumda işletmenin borçlarıartmış olur. Görülüyorki işletme içinde alınan kararlar, işletmenin varlıkları ve kaynakları üzerinde değişmeler yaratır. Faaliyetler sonunda tüm değişmelerin etkisi ile varlıklar ve kaynaklar işe başlama tarihine göre farklı bir yapı ve büyüklük gösterirle. Varlıkların unsurları değişir, büyüklükleri değişir, aynı şekilde kaynakların unsurları ve büyüklükleri değişir. Dolayısıyla, belirli unsurlar arasındaki oranlarda değişme olur. Bu yeni durum işbaşındaki yönetim kadrosunun aldığı kararlar sonucu ortaya çıkan başarının bir sonucudur. Aynı süre içinde işbaşında bir yönetim kadrosu bulunsa, alınan kararlar farklı olacağından aynı sonucun, aynı mali ve ekonomik yapının elde edileceği söylenemez.</p>
<p>O halde gerek yönetimin başarısının ölçülmesi ve değerlemesi, gerekse gelecek yıla ait yönetim planlarının yapılmasında temel olacak verilerin sağlanması ve hatta tamamlanan süreye ait başarının önceden planlanan ile uygunluğunun araştırılması ( kontrol ) için öncelikle, yöneticilerin kararları ile şekil bulan ve işletmenin varlıkları ve kaynakları üzerinde  para ile ifade edilebilen değişmelerin saptanması gerekir. İşte bu gereğe cevap verecek olan araç muhasebedir ve burada yönetim-muhasebe ilişkisi başlar. </p>
<p>1.4.  MUHASEBE İLE İLGİLİ GENEL BİLGİLER:</p>
<p>1.4.1. MUHASEBENİN TANIMI :</p>
<p>Muhasebe, işletmenin faaliyet süreci içerisinde türlü fonksiyonların yerine getirilmesinde alınan kararların uygulanması ile varlıklatrda ve varlıkların kaynaklarında oluşan parasal değişmeleri saptar ve bunları yeni kararlar alınmasında tekrar kullanılabilir bilgiler haline getirir. Diğer bir ifade ile muhasebe, işletmenin varlıkları ve kaynakları üzerinde değişme yaratan ve parayla ifade edilebilen işlemlerle ilgili bilgileri toplar, kaydeder, sınıflar, özetler, analiz ve yorum ile ilgililerin bilgilerine sunar.<br />
Bu basit tanımın yanısıra birçok başka tanımada rastlanır. Bunlara örnek olarak aşağıdaki tanımlar verilebilir,</p>
<p>Muhasebe, kısmen, bir ülkenin ekonomik, politik ve sosyal sistemlerinin bir fonksiyonudur. Muhasebe o ülkenin resmi dil ve kanunlar gibi bir kültürel fenomenidir. Ticari olaraksa muhasebe ekonomik kararlar vermede kullanılacak ekonomik varlıklar hakkında, öncelikle finansal ve sayısal bilgi toplama işi olarak tanımlanır.<br />
Muhasebenin fonksiyonu yatırım, kredi, yada benzeri kararları alacak kişilere gerekli bilgiyi sağlamaktır. Gerçektende muhsebeciler karar vermede yetkili olan kişilere daha doğru kararlar vermelerine yardımcı olacak finansal bilgiyi sunarlar.<br />
Bir finansal bilgi sistemi olarak muhasebe, ilgili enformasyon kullanıcılarına, organizasyonun ekonomik olaylarını tanımlama, ölçme, kaydetme ve iletme sürecidir. Buna göre tanımlama belirli bire organizasyonla ilgili, ekonomik kanıt niteliği taşıyan olayları seçmedir. Belirlenen bu hadiseler finansal terimlerle ölçülebilmelidir. Finansal olarak ölçümü yapılan değişmeler, organizasyonun dalgalı bir finansal aktiviteler tarihi olarak kaydedilir. Muhasebeci bu kayıtları sınıflandırır ve özetler.<br />
Muhasebe, işletmenin varlıkları ve kaynakları ( sermayesi ve borçları ) üzerinde değişme yaratan ve para ile ifade edilen mali nitelikli işlemlere ait bilgileri; kaydetmek, sınıflandırmak, özetlemek, analiz etmek ve yorumlamak suretiyle ilgili kişi ve kurumlara raporlar halinde sunan bir bilgi sistemidir. Mali nitelikteki işlemlere ait bilgilerin, belgelendirilerek toplanması daha sonra bilgi kullanıcılarına sunulması ve yorumlamaya hazırlanması için belirli şekillere ve kurallara göre yazılması işlemine kaydetme denir.<br />
Muhasebe kayıt, sınıflandırma, özetleme ve finansal işleri ve gelişmeleri parayla ifade etme sanatıdır.<br />
Muhasebe hesaplar ilmidir. Bu deyim, mal ( varlık ) hareketleriyle bu hareketlerin ayrıntılarını izleyebilmek ve bunları gözönüne serebilmek için bunların metodlu bir şekilde kaydedilmesini ifade eder. </p>
<p>1.4.2 MUHASEBENİN ÖNEMİ :	</p>
<p>Muhasebe işletmelerde yönetimin gözü kulağıdır. Küçük, büyük, özel ve resmi kuruluşlar muhasebeye muhtaçtırlar. Her kuruluşun mali bakımdan durumunu bilmesi gerekir. Kuruluşların kendi işlemlerini denetleme ve düzenleme için gözönünde bulundurması gereken işlemleri muhasebe sağlar. İşletmelerde yöneticiye işlerin iyi veya kötü gittiğini belirten temel bilgiyi muhasebe verir. Bu bilgi akışı şematik olarak  Şekil 1.4.2.1’ de verilmiştir.</p>
<p>                                               Karar verme	         </p>
<p>	  İşlerin oluşumu</p>
<p>	Muhasebecilerin işlerin sonuçlarını<br />
                                             gösteren raporları hazırlaması</p>
<p>                       Şekil 1.4.2.1:Muhasebede Bilgi Akışı</p>
<p>Genel hesaplaşmalar, vergi için gerekli hesaplar, maliyet fiyatlarını hesaplamalar, bütçeleri düzenleme ve izleme, sistem kurmalar ve araştırmalar hep muhasebenin hizmet alanına girmektedir.</p>
<p>1.4.3.  MUHASEBE İLE İLGİLİ TARAFLAR VE MUHASEBENİN FONKSİYONLARI :</p>
<p>İşletmenin mali durum ve faaliyetlerinin sonucuyla, doğrudan yada dolaylı çıkar ilişkileri nedeni ile ilgilenen taraflar vardır. Bu taraflar ilgili oldukları ve kendi kararlarına esas olacak tarafsız, doğru, güvenilir bilgileri muhasebenin fonksiyonlarını tam olarak yerine getirmesi sonucu elde edebilirler. İlgili taraflar şunlardır:<br />
Yöneticiler<br />
İşletme sahipleri ve ortaklar<br />
Borç para verenler (alacaklılar )<br />
Hizmetliler<br />
Devlet<br />
Kamu<br />
Son zamanlarda işletmenin sosyal sorumluluğu felsefesinin doğması ve geniş ölçüde taraftar bulmasıyla muhasebe kaidelerinin ve usullerinin geliştirilmesine karşı olan ilgi de artmıştır. Bu arada öğrencilerin, araştırmacıların hazırlayacakları tezlerle ilgili olarak finansal tablolardan faydalandıklarınıda belirtmek gerekir. Muhasebe yukarıda sayılan taraflara ilgilendikleri bilgileri sağlar. Bu bakımdan muhasebeye bugün, genellikle “ işletmenin dili”<br />
( the language of business ) denilmektedir.</p>
<p>İlgili tarafların kararlarında yararlanacakları bu bilgileri her olay için elde etmek istemeleri söz konusu değildir. Çünkü bu yolda elde edilecek bilgiler, olayların çokluğu nedeniyle, aklı karıştırıcı lüzumsuz bilgiler olmaktan öteye gidemez. Öte yandan olayların olumlu, olumsuz yönde olanlarının bir diğerinin sonucunu etkileyeceği açıktır. Bu bakımdan yöneticinin başarımını oluşturan bu olayların tek tek değil, belirli bir süre içinde toplananlarının tüm olarak ele alınması doğru ve faydalı olur. Burada olaylarla ilgili bilgilerin biriktirilmesi, depolanması gereği ortaya çıkar. Bu da belirli bir süre içindeki işetme varlıkları ve bu varlıkların kaynaklarında para ile ifade edilebilen değişme yaratan olaylarla ilgili bilgilerin toplanması, kaydedilmesi, sınıflanması ve özetlenmesi şeklinde olur. Mali karakterdeki bu olaylarla ilgili bilgilerin toplanması, kaydedilmesi, aynı özellikte olanların sınıflandırılması ve mali raporlar halinde özetlenmesi muhasebe fonksiyonlarından biridir. Bu kapsamdaki muhasebe, muhasebenin tümü değil “ kayıt tutma “ aşamasıdır.</p>
<p>Mali karakterdeki olaylar hakkında kayıtlar ile yaratılan toplu bilgiler yeterli değildir. Bu bilgilerin analiz ve yorum ile kullanılabilir bilgiler haline getirilmesi gerekir. Bu da muhsebenin ikinci fonksiyonudur.</p>
<p>Muhasebenin işletmelerdeki yerini ve fonksiyonlarını beraber incelersek, muhasebenin şu özellikleri önem arz eder ;</p>
<p>Borç ve alacak ilişkilerinin izlenmesi<br />
Mal ve hizmetlerin maliyet bedellerinin hesaplanmasında aracılık<br />
İşletme için gerekli istatistiki bilgileri sağlama<br />
İşletme yönetiminde araç olma<br />
İşletme sonuçlarını ortaya koyma<br />
İşletmenin mali varlığını hesaplama<br />
Muhasebe kayıtlarının işletme lehinde delil olması<br />
Denetleme aracı olması</p>
<p>1.4.4. MUHASEBE TÜRLERİ:</p>
<p>Muhasebenin temel kavram ve ilkeleri aynı olmakla beraber işletme türlerinin değişikliği nedeniyle farklı işlemlerin etkilerini aktarma ve farklı hedeflere ulaşma amacı, farklı muhasebe türlerini ortaya çıkarmıştır. Söz gelişi mal alım satımı ile uğraşan bir işletmenin ( ticaret işletmesi ) muhasebesi ile imalatta bulunan bir işletmenin ( endüstri işletmesi ) muhasebesi, değişik faaliyet dolayısıyla farklı olacaktır. İkinci tür işletmenin muhasebe kayıtları birinci tür işletmede yer ala kayıtlar ( alış, satış, borçlanma, alacaklanma kayıtları ) yanında imal edilen mamülün maliyetini saptayıcı yolda kayıtlamayı da kapsayacaktır. Ticaret işletmeleri muhasebesi temeldir ve genellikle “genel muhasebe” veya “finansal muhasebe” diye tanınır. Genel muhasebede verilen teknik bilgiler diğer muhasebelerde de geçerlidir. Genel muhasebe dışında :</p>
<p>Devlet için : devlet muhasebesi,<br />
Sınai işletmeler için : maliyet muhasebesi,<br />
Banka işletmeleri için : banka muhasebesi,<br />
Sigorta işletmeleri için: sigorta muhasebesi,<br />
Tarım işletmeleri için : tarımsal maliyet muhasebesi<br />
Ayrıca işletme içinde oluşan olayları saptama ve kaydetmenin yanında, planlama faaliyetlerinde, yürütme ve denetim alanlarına giren çeşitli karar işlemlerinde, olayların yorumlanmasını, zamanında ve yeterli bilgileri taşıyan raporlarla yöneticilere yansıtılmasında etkin bir görevi olan yönetim muhasebeside önemli bir muhasebe türüdür. Yönetim muhasebesi işletme içinde kullanılması için yönetime ölçülmüş, yorumlanmış, işlenmiş, yorumlanmış bilgi sağlar.</p>
<p>Bunlar gibi uzmanlık muhasebelerinden bahsedilebilir. Muhasebenin sadece kayıtlama olmadığı hatırlanırsa mali raporların analizinin de, işletme türlerine göre farklı özellikleri olmak şartı ile. Yukarıda bahis konusu edilen çeşitli muhasebelerin içinde yer alacağı açıktır.</p>
<p>Muhasebecinin türlerini belirlemede kullanılabilecek bir yol onları çalıştıkları organizasyona göre sınıflandırmaktır. Buna göre 3 çeşit muhasebeci vardır;</p>
<p>Özel bir şirket için çalışan muhasebeciler,<br />
Kamu kuruluşları için çalışan muhasebeciler,<br />
Devlet için çalışan muhasebeciler.</p>
<p>2. MUHASEBENİN TEMEL KAVRAMLARI</p>
<p>Günümüzde işletme faaliyetlerinin genişlemesi ve karmaşık bir duruma gelmesi, işletmeyle ilgili çeşitli grupları bilgi gereksinimlerinin karşılanmasını ön plana çıkarmıştır. Gerçekten, işletmenin iç ve dış ilgilileri, genel olarak işletmenin belirli bir dönemdeki faaliyet sonuçları ve bu dönem sonundaki mali durumuyla ilgili bilgilere gereksinim duyarlar. Bu ihtiyacı gideren en önemli bilgi kaynaklarından biri  muhasebe  dir.</p>
<p>Bir binanın sağlam temellere oturtulmasına benzer şekilde, muhasebe bilgilerinin de geçerli bir takım temellere dayandırılması önem taşımaktadır.</p>
<p>Muhasebece üretilen ve yönetimin başarımının ne olduğunu gösteren bu bilgiler, aslında yöneticilerin kendi faaliyetlerinin sonucu olmakla beraber, aynı zamanda muhasebecinin uyguladığı farklı kayıtlama ve hesaplama yöntemlerinin, değerleme ölçülerinin de etkisi altındadır. Aynı başarım, farklı muhasebecilerin farklı görüş nedeniyle farklı kayıtlama, hesaplama yöntemlerini ve değerleme ölçülerini kullanmaları sonucu farklı gösterilebilir.</p>
<p>Muhasebe uygulamalarına yol gösteren  genel karar alma kurallarının, diğer bir deyişle kabul görmüş ilkelerin var olması yukarıda bahsedilen bu farkların en aza indirilmesini sağlar, ya da bu farkların nedenlerini açıklar. Bu kurallara genellikle Muhasebe İlkeleri  denilmektedir. Muhasebe ilkeleri muhasebede, çeşitli ilgi taraflarının yararlarını dengeli şekilde göz önünde tutan, tecrübeden ve mantıktan doğan, faydalılıkları genellikle kabul edildikten sonra ilke haline gelen çok sayıda ve değişik kaidelerdir. Bu ilkelerin teorik dayanağını kavramlar oluşturur. Bu kavramlara Muhasebenin Temel Kavramları denilmektedir. Kavramlar bir muhasebe probleminin çözümü için uygulanacak ilke veya ilkelerin saptanmasında veya yeni ve değişen durumlar için gerekli olduğunda yeni ilkeler geliştirmede temel olacak görüşleri yansıtırlar.</p>
<p>Finansal tabloların bileşenlerinin ve olayların muhasebe sistemince nasıl, nezaman ve hangilerinin kayda alınması, ölçülmesi ve raporlanması gerektiği muhasebenin temel kavramları  yardımıyla açıklanır. Temel kavramlar muhasebe mesleği tarafından bir işletmenin finansal faaliyet ve çabalarının ölçülmesi , kaydedilmesi ve raporlanmasında bir yol gösterici olarak benimsenirler. Kuramsal oldukları kadar uygulamaya da dayanırlar ve belirli bir zamanda neyin kabul edilebilir bir uygulama olduğu konusunda muhasebeciler arasındaki görüş birliğini ifade ederler. Muhasebenin temel kavramları, muhasebeciler tarafından halihazırda kullanılan uygulamaları genel açıdan tanımlarlar. Tabii ki bunun yanısıra daha iyiye ulaşmak için ne yapılması gerektiğini de içerecek şekilde olmaları bu kavramların daha faydalı olmalarını sağlar. Tutarlı muhasebe kuramlarının geliştirilmesine ilişkin genel problemlerle ilgili oldukları kadar uygulama prosedürlerine de yön verirler. </p>
<p>Muhasebenin temel kavramları, muhasebe kuramının gelişiminde özellikle iki açıdan önem taşırlar. Birincisi, kavramların kendileri finansal muhasebe kurallarının gelişimi için amprik sürecin bir parçasıdırlae. Bu bağlamda bu kavramlar, muhasebe kuramının esasına ait olarak görülebilirler. İkincisi kavramlar belirli bir ekonomik ve sosyal çevrede muhasebe felsefesini şekillendiren kuramsal güçlerin etkilerini yansıtırlar. Muhasebe kavramlarının önemini tam olarak anlamak için bunların hizmet ettiği amaçları bilmek gerekir;<br />
Kavramlar, mevcut muhasebe uygulamalarının genel olarak tanımlanmasını sağlayarak muhasebeyi öğrenmede ve uygulamada yardımcı olacak yol göstericiler olarak hizmet verirler.<br />
Kavramlar, çok bilinmeyen ve istisnai olarak karşılaşılan durumların analiz edilmesinde ve bu durumlara ilişkin muhasebeleştirme prosedürlerinin geliştirilmesinde yardımcı olurlar.<br />
Kavramlar, yeni ve iyileştirilmiş muhasebe uygulamaları geliştirmek için daha iyi yol göstericiler sağlama çabasındadır. Kavramlar, hem gelecekteki eylemler için bir temel olarak hem de mevcut eylemlerin finansal raporlamadaki  önemli etkilerini değerlendirmek için kullanırlar.</p>
<p>Ancak kullanılmakta olan temel kavramların gelişimi ve kapsamlarının belirlenmesi muhasebede daima en çelişkili ve zor görevlerden birisi olmuştur. Çünkü bunlar doğal bilimler veya matematikteki ilkeler, yasalar veya kurallar gibi değildir; doğa yasalarından türetilmezler ve dolayısıyla değişmez doğrular değillerdir. Bunlar insanlar tarafından oluşturulurlar veya geliştirilirler ve sezgi, yetki ve kabul edilebilirlikle desteklenir ve doğrulanırlar. Bu yüzden daima bir değişim içinde olan gereksinimler değiştikçe genel kabul görmüş muhasebe ilkelerinde  de değişiklikler olacaktır.</p>
<p> Muhasebe kuramı, politik faktörler ve ekonomik koşullar  muhasebe kavram ilke ve kurallarını oluşturma sürecinde üç temel faktördür. Bu ilişkileri şekil 2.1’deki gibi özetleyebiliriz.</p>
<p>Şekil 2.1: Finansal Muhasebe Çevresi</p>
<p>	Görüldüğü gibi muhasebe kavramı, ilke ve kuralları muhasebe uygulamalarına şekil veren en önemli unsurlar olmakla birlikte politik ve ekonomik durumlar da uygulamaya şekil veren ve kuramsal yapının belirlenmesinde göz önünde bulundurulması gereken önemli zorlayıcılardır. Bu zorlayıcılar şekil 2.2’de gösterilen tarafların ekonomik, yasal, ahlaki, sosyal açıdan baskıları ile etken olurlar.   </p>
<p>Şekil 2.2: Finansal Muhasebe Üzerindeki Baskı Grupları</p>
<p>	Yukarıdaki şekilden de anlaşılacağı gibi muhasebeci bir bakıma bütün ilgili taraflar arasında bir hakemdir ve bu nedenle ilgili tarafların gereksinimlerini dengeli şekilde karşılayacak bir tutuma sahip olmalıdır. Bu da genellikle kabul edilebilir belirli ilkelere bağlılığı gerektirir.  Aksi takdirde muhasebeden elde edilen finansal bilgiler, işletmenin işleyişini ve işleyiş sonucunu değerlemede güvenilir bir unsur,  bir araç, bir ölçü olmayacaktır. Bu nedenle muhasebede çeşitli ilgili tarafların çıkarlarını dengeli şekilde göz önünde tutan, deneyimden ve mantıktan doğan, faydalılıkları genellikle kabul edildikten sonra muhasebe ilkeleri haline gelen çok sayıda ve değişik kurallar uygulanır. Daha önce de belirttiğimiz gibi bu ilke ve kuralların seçimi hem politik hem de tekniktir. Örneğin 1930’lu yıllarda ABD’deki en büyük şirketlerden sadece dört tanasininm finansal tablolarında bir tek açıklayıcı ek bilgi varken 1990’lı yıllarda yapılan bir araştırma çok sayıda işletmenin  ek açıklamaları kullandığı ve ortalama onyedi sayfalık ek bilgi açıklandığını ortaya koymuştur. Yaklaşık altmış yılda ekonominin küreselleşmesi, teknolojik devrimler, yerel ve yabancı rekabetin etkisi, yeni ve daha kompleks finansal ürünlerin gelişimi gibi yenilikler ve gelişmeler ile SPK gibi düzenleyici kuruluşların gerektirdiği düzenlemeler,sağlanan finansal bilginin türünde değişikliklere ve iyileştirmelere neden olmuştur. Ekonomik ve finansal değişiklikler arttıkça ilgili ve güvenilir bilgi gereksinimi de artacaktır.</p>
<p>	Ülkemizde, Muhasebe Sistemi Genel Tebliği ile getirilen muhasebenin temel kavramları tebliğdeki gibi sıralanmış ve açıklanmıştır:</p>
<p>Sosyal Sorumluluk Kavramı<br />
Kişilik Kavramı<br />
İşletmenin Sürekliliği Kavramı<br />
Dönemsellik Kavramı<br />
Parayla Ölçülme Kavramı<br />
Maliyet Esası Kavramı<br />
Tarafsızlık Ve Belgelendirme Kavramı<br />
Tutarlılık Kavramı<br />
Tam Açıklama Kavramı<br />
İhtiyatlılık Kavramı<br />
Önemlilik Kavramı<br />
Özün Önceliği Kavramı</p>
<p>Bu kavramları şimdi sırayla incelemeye çalışalım.</p>
<p>2.1. SOSYAL SORUMLULUK KAVRAMI: </p>
<p>İşletme ile ilgili taraflara bilgi sağlama amacını karşılayacak olan finansal tabloların geliştirilmesi sosyal sorumluluk gerektirir. Muhasebe sadece işletmenin yöneticilerine gerekli bilgiler vermekle kalmaz. Değişik nedenlerle işletmenin işleyişi ile ilgileri bulunan veya ileride ilgilenecek olan taraflara da işletmenin finansal durumu ve işleyişinin sonucu hakkında bilgi vermek muhasebenin amaçlarından ve görevlerinden birisidir.<br />
Muhasebe bu tarafları yanıltmayacak doğru bilgiler verme sorumluluğundadır. Muhasebe bu görevini yerine getirirken hukuki sorumluluktan daha kapsamlı bir sorumluluğu ifade eden sosyal sorumluluk duygusu  ile hareket etmelidir. Muhasebenin organizasyonunda, uygulamaların gerçekleştirilmesinde, üretilen bilgilerin rapor edilmesinde belli bir ilgi grubunun değil tüm ilgi gruplarının hatta tüm toplumun çıkarlarının gözetilmesi gereğine sosyal sorumluluk kavramı denir. Ancak böyle bir sorumluluk duygusu ile hareket edildiği takdirde  muhasebece sağlanan bilgilerin gerçeğe uygun, tarafsız, önyargısız ve adil olması sağlanabilir. </p>
<p>Bu kavrama “Doğruluk Kavramı”, “Hakkaniyet Kavramı” da denilmektedir. Bu kavrama bağlı kalmanın şartlarından biri muhasebeye esas olan verilerin güvenilir olmasıdır. Dolayısıyla kavramın “Tutarlılık Kavramı” ve “Tam Açıklama Kavramı” ile yakın ilgisi vardır.  </p>
<p>Muhasebenin tanımında muhasebe ve muhasebecilerce yerine getirilecek önemli bir işlevin; işletmelerin ekonomik ve finansal durumlarını gösterir muhasebe bilgilerinin “işletme ile ilgili kişi ve kurumlara iletilmesi” olduğu belirtilmişti.</p>
<p>Muhasebe bilgi sistemi içinde üretilen bilgilerin önemi ve değeri genel olarak iki odakta toplanır. Bilgileri önemseyen ilk odak işletmenin kendisi ve ikincisi dış çevredir. İşletme yönetimine üstlendiği görevleri başarabilmek ve sorumluluklarını yerine getirebilmek için önderlik eden evrensel kavram sosyal sorumluluk kavramıdır. Sosyal sorumluluk kavramı ile anlatılmak istenen “bütün toplumlar ve zamanlar için geçerli olan” değer yargılarıdır. Bu değer yargıları en azından kişi ve kurumların ödev alırken ve yükümlülüklerini yerine getirirken  bilinçlerinde duydukları iyilik ve doğruluk ögeleri, adalet duygusu, erdem ve ahlak değeri olarak onur dur.</p>
<p>Sosyal sorumluluk bilinci ile davranan muhasebecilerin ürettiği muhasebe bilgilerinin ikinci odağını oluşturan dış çevre olumlu veya olumsuz yönde, genellikle, kolayca etkilenirler. Karma ve/veya serbest piyasa ekonomisinin egemen olduğu çoğulcu demokrasilerde işletmelerin etkenliği ve çıkarlarını koruması; ancak, toplumu oluşturan ve farklı sosyo-ekonomik özellikler gösteren ilgi gruplarının gereksinimlerini karşılamakla ve onları yanıtlamakla olanaklıdır. Bu noktada muhasebe ve muhasebecilerin sosyal sorumluluklarının boyutu Kamuyu Aydınlatma İlkesi ile bütünleşmektedir. </p>
<p>Günümüzde işletmelerin artan faaliyet hacimleri, bu faaliyetler ve sonuçları ile ilgilenen menfaat gruplarının da hacmini artırmıştır.bu menfaat gruplarının başlıcaları yöneticiler, ortaklar, işletmede çalışan personel, işletmeye borç para veren kredi kurumları ve devlettir. </p>
<p>İşte muhasebe bu menfaat gruplarını yanıltmayacak doğru bilgiler verme sorumluluğu ile yükümlüdür. Bu da muhasebe işlemlerinde gerçeğin, adaletin daima temel olarak benimsenmesi ile mümkündür. Bu prensibe bağlı kalmanın şartlarından en önemlisi muhasebeye esas olan verilerin güvenilir olmasıdır. </p>
<p>2.2. KİŞİLİK KAVRAMI:</p>
<p>Muhasebe ilkelerinin uygulanması için ekonomik etkinliklere ait belirli birimlerin tanımlanması gereklidir. Her birim, kendisi için hesapların devam ettirilip raporların oluşturulacağı ayrı bir kişi olarak tanımlanır ve her bir birim muhasebe kişisini ifade eder. Muhasebe kişisi, kaynakları kontrol eden, taahhütte bulunmak ve taahhütleri üstlenmek için sorumluluk alan ve ekonomik etkinlikleri yürüten ekonomik bir birimdir. Bu kişinin sahiplerinden, çalışanlarından, alacaklılarından, yönetiminden veya onunla ilgisi olan diğer taraflardan ayrı bir varlık olduğu varsayılır ve bu kişi açıkça belirtilmiş veya ima edilmiş amaçları izlemek için insanlar yada ekonomik kaynaklar tarafından oluşturulmuş bir organizasyon, bir kuruluş veya bir faaliyet ünitesi olabilir. Böylece bir kar merkezi, bir üretim hattı, bir ortaklık, bir tek kişi işletmes, bir şirket veya şirketler grubu için muhasebe kişisi var olabilir ve muhasebeci bunlardan herhangi bir tanesi için kayıtları sürdürüp raporlar hazırlayabilir. Görüldüğü gibi  muhasebe kişisinin tanımı ilgi alanını belirler ve böylece olası amaç ve etkinlikleri ve onların finansal tablolarda yer almasını sağlayabilecek tutarları sınırlandırır. Muhasebeci spesifik bir muhasebe girişiminin finansal bilgilerini muhasebeleştirecek ve raporlayacaktır; bu da muhasebe kişiliği varsayımının temelini oluşturur. Böylece bu varsayım, belirli bir muhasebe kişisinin finansal tablolarında hangi bilgilerin yer alacağının sınırlarını ortaya koyar.<br />
Muhasebe kişiliği ile işletme kişiliği aslında birbirinden farklıdır. Bir birey, bir bölüm veya departman veya bir sektörün tamamı ayrı bir muhasebe kişiliği olarak düşünülebilir. </p>
<p>Muhasebenin, işletmenin sahiplerinden ayrı, kendine öz bir kişiliği olduğu varsayılır. Muhasebe kişiliği ile tüzel kişilik karıştırılmamalıdır. Bazı durumlarda çakışan bu terimler gerçekte farklı anlamlar taşırlar.</p>
<p>Muhasebe kişisi varlıkların üzerinde kontrola sahip olan, taahhütlere girişen ve bunları yerine getiren, ekonomik faaliyeti yöneten ekonomik birimdir. Böyle bir kişi kar amcı güden veya gütmeyen  bir uğraşa sahip bir şahıs, adi bir ortaklık, bir şirket, bir işletmeler topluluğu hatta bir departman olabilir. Bir departmanın hukuki açıdan tüzel kişiliği olmamakla birlikte, bir muhasebe kişisi olanaklıdır. Muhasebe kişiliğinin tanınması faaliyet sahasının ve dolayısıyla finansal raporlara dahil edilecek hususların belirlenmesini sağlar.</p>
<p>Muhasebe işletme sahibinin değil, kurumun faaliyetlerini rapor etmektedir. Kurumun sahip veya sahiplerinden ayrı, kendi başına hesapsal bir kişiliği vardır. Bu varsayıma dayanarak ortaklardan birine yapılan satış diğer müşterilere yapılanlar gibi işlem görecektir.</p>
<p>Her kurumun sahibinden ayrı bir kişiliğe sahip olması ilkesi kurum ile sahipleri arasındaki ilişkilerin yasal izahına da uygundur. Bununla beraber, muhasebecilerin zaman zaman yasal bütünlük kavramını terkedip, idari ve ekonomik bütünlük kavramını tercih ettikleri görülür. Bu durumda muhasebeci birkaç yasal kurumu bir tek iktisadi kişi olarak kabul edebilir. </p>
<p>2.3. İŞLETMENİN SÜREKLİLİĞİ KAVRAMI:</p>
<p>Ekonomik çevre nispeten belirli bir düzeyde faaliyetlerini sürdüren işletmeler tarafından oluşur. Buna rağmen bazı işletmeler finansal zorluklarla karşılaşır ve faaliyetlerini durdurmak zorunda kalabilirler, ama bunlar normal beklentiler değildir. Bir işletmenin yaşamının, aksine bir kanıt olmadıkça sonsuz olduğu, sonsuz olmasa bile en azından mevcut planlarını, taahhütlerini ve kontratlarını yerine getirmeye yetecek kadar süreceği varsayılır.bu varsayım işletmenin sürekliliği kavramıdır.</p>
<p>Farklı birimler şeklinde olan muhasebe kişisinin yapısı göz önünde tutularak yapılan bu varsayım, faaliyetlerin sınırsız birzaman için organize edilmesini gerektirir. Bu nedenle normal koşullarda işletmenin süresiz olarak faaliyette bulunacağının kabul edilmesi  önemli bir mantıksal adım olarak kabul edilir.</p>
<p>Bugünün rekabete dayalı ekonomik hayatına ayak uydurmayı mümkün kılacak uzun vadeli planlama ve araştırmaların yapılması da  işletme yaşamının sürekliliğinin kabul edilmesi durumunda söz konusu olabilecektir. Bu eylemlerin gerektirdiği harcamalar da işletmenin sürekliliği kavramına göre muhasebeleştirilmelidir. İşletmenin sürekliliği kavramı temel alınmadığında, diğer bir ifade ile bu harcamalar sonunda elde edilecek faydaların uzun sürelere yayılmasının önemli görülmemesi halinde uygulanacak kayıt şekli(gider kaydetme) ile süreklilik kavramının benimsenmesi halinde uygulanacak kayıt şekli (aktifleştirme) birbirinden farklı olacaktır. Bu ayrımda ayrıca ileride inceleyeceğimiz diğer bir kavram olan dönemsellik kavramının da etkisi olduğunu belirtmek isteriz.</p>
<p>2.4. DÖNEMSELLİK KAVRAMI:</p>
<p>İşletmenin ekonomik alanda yaşamının devamlılığını sağlamak  için geçmiş faaliyetlerini değerlemek, kontrolü sağlamak ve geleceği planlamak şarttır. İşletmeler, hükümetler, yatırımcılar ve diğer ilgili taraflar böyle bir bilgi için çok uzun hatta bazen sonsuz ve belirsiz bir şekilde bekleyemezler. Yatırımcılar,  kreditörler ve diğer ilgili taraflar kaynakların dağılımı konusundaki kararlarını süreklilik varsayımı altında verirler ve karar vermede kendilerine yardımcı olacak finansal bilgilere zamanında ulaşma gereksinimi içindedirler. Bu yüzden raporlama ile kendilerine finansal veri sunulan taraflar, muhasebe kişiliği için belirli dönemlerin belirlenmesini zorunlu kılarlar Dönemsellik Kavramı, bir işletmenin yaşamı boyunca yaptığı ekonomik etkinliklerin finansal raporlama amacıyla çeşitli yapay zaman dilimlerine bölünebileceği varsayımıdır. Aslında işletmenin faaliyet sonuçlarının en doğru şekilde ölçülebilmesi, işletmenin nihai likiditasyonu anında gerçekleşir ve işletmenin yaşamı süresince oluşan kar, işletmenin ortaklarına vermiş olduğu varlıkların büyüklüğü ile ortaklarca işletmeye verilmiş olan büyüklük arasındaki farktır.bir projenin sağladığı hasılatın ölçülmesinde nispeten en kolay yol olan o projenin tamamlanma süreci boyunca sağladığı nakit hareketlerinin ölçülmesine benzer. Proje tamamlanmadan önce ona ilişkin hasılatın belirlenmesi oldukça zordur. Mevcut ve potansiyel yatırımcıların karar verebilmeleri, devlete olan vergi borcunun miktarının belirlenebilmesi gibi sebepler işletme faaliyetlerinin sonuçlarının belirli dönemler için ölçülmesini gerektirir. Bu nedenle muhasebeciler, sürekli olan işletme faaliyetlerinin sonuçlarını belirlemek için gereksinimlerine uygun olarak belirlenen zaman aralıklarından oluşan belirli muhasebe dönemlerini tanımlamak zorundadırlar. Ancak bu muhasebe dönemlerinin her bir tarafça kendi gereksinimleri doğrultusunda belirlenmesi karşılaştırma yapma olanağını ortadan kaldırabilir. Bu nedenle dönemlerin belirlenmesi ve uzunluğu konusunda varsayımlarda bulunulmuş ve dönemsellik kavramı oluşturulmuştur. Daha öncede belirtildiği gibi dönemsellik kavramı, muhasebe kişisinim ekonomik faaliyetlerinin finansal raporlama amacıyla yapay zaman dilimlerine bölünmesini ifade eder. Bu zaman dilimleri değişik nedenlerle farklı süreleri kapsasa bile finansal raporlamada genellikle bir yıl esas alınır. </p>
<p>Süreklilik kavramı ile bir işletme sonsuz yaşamı olan bir varlık olarak tanımlanmıştı. Ancak, bu sonsuz yaşamın nasıl sürdüğünü bilmek; diğer bir anlatımla işletmenin ekonomik yaşamda  ve özellikle bağlı olduğu ticaret veya sanayi kesimindeki durumunu zaman zaman gözlemek ve gözlem sonuçlarını almak gerekir. Öyle ise; sürekli yaşam sürerken belli bir anda, gözlem için, geriye bakılacak ve geride kalmış olayların durumu değerlendirilecektir. Birbirini kovalayan iki gözlem anı arasında kalan zaman dilimi değerlendirmenin yapılacağı dönemi gösterecektir. Buna göre; sürekli yaşam bir dönemler zinciri olarak sürüp gidecektir.</p>
<p>İşletmenin özel muhasebe kişilikleri üstlendikleri görevi yerine getirirken; muhasebenin etkinliğini en üst düzeye çıkarabilmeyi  de amaçlamalıdır. Bu amaca ulaşmada gözlenecek dönem süresinin uygunluğu önde gelen bir koşuldur. Muhasebe kişiliklerinin kayıtlama fonksiyonundan denetim fonksiyonuna kadar uzanan sorumlulukları, bu bu sorumluluklarının başarılmasında önceden belirlenmiş dönemlere dayanır. Uygulamada işletmelerin nitelik ve özelliklerine göre, genellikle yıllık, altı aylık, üç aylık, ve aylık dönemler görülür. Bilgi işlem makinalarının muhasebe uygulamalarında yeralması dönem sürelerini, bilgi sağlamadaki çabukluk nedeni ile daha da kısaltmaktadır.<br />
Dönemsellik kavramı gereğince işletmenin sınırsız kabul edilen yaşamının belirli dönemlere bölünmesi ve bu dönemlere ilişkin faaliyet sonuçlarının diğer dönemlerin faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak saptanması gerekir. Her bir dönemin faaliyet sonuçlarının net etkisini saptayabilmek için o dönemde sağlanan hasılat ile giderlerin belirlenmesi ve bunların eşleştirilmesi gerekir. İşletmenin döneme ait karının ve karlılığının belirlenmesinde hasılatın nezaman kayda alınacağı onemli olmaktadır. Örneğin, hasılat eğer erken kayda alınırsa gelir tablosunda olduğundan fazla raporlanacak, bu da işletmenin gerçekte olduğundan daha fazla karlı görülmesine neden olacaktır. Diğer taraftan eğer geç kayda alınırsa gelir tablosu bu kez de hasılatı ve karı olduğundan daha düşük gösterecek ve işletme olduğundan daha az karlı görünecektir. Her iki durumda da dönemler arası haksız kaymalara neden olacaktır. Dönem karının hesaplanabilmesi için öncelikle o dönemde sağlanan hasılatın aynı döneme ait giderlerle karşılaştırılması yine dönemsellik kavramının bir gereğidir ve eşlestirme ilkesini ifade eder.</p>
<p>2.5. PARA İLE ÖLÇME KAVRAMI:</p>
<p>Bu kavram aslında değişik görüşe göre değişikiki şekilde açıklanır. Görüşlerden birisi paranın ortak bir ölçü birimi olması esasına, diğeri ise ortak bir ifade aracı olması esasına dayanır.</p>
<p>Muhasebenin temel problemlerinden birisi, finansal nitelikteki işlemlerden etkilenen her bir unsurdaki değişmeyi ölçmek için uygulanabilecek ortak bir araç yani ölçü birimi bulmaktır.paranın ölçme birimi olarak seçilmesi esası, para biriminin  sermaye, mal ve hizmet değişimlerinde ilgili taraflar için değişimi en etkin olarak ölçen ortak bir araç olduğunun varsayılmasıdır. Bu yüzden muhasebe kişisinin ekonomik etkinliklerinin sonuçları para ile ölçülmeli ve parasal büyüklükleri üzerinden raporlanmalıdır.bu kavramı kabul etmenin temelinde parasal birimin ilgili basit evrensel olarak kabul edilebilir, anlaşılabilir ve yararlı olduğu düşüncesi yatmaktadır. Çünkü ölçü birimi örneğin, metreküp, metrekare, adet, kilo gibi fiziki değişmelere ilişkin olabileceği gibi zamanla da ilgili olabilir. Ayrıca kasa, banka, alacak, borç gibi  bazı unsurlar içinde para olabilir. Kayıtların böyle değişik ölçü birimleri üzerinden yapılması halinde işletmenin faaliyetlerinin ve hareket gören unsurların yapılarının birbirinden çok farklı olması nedeni ile ölçme işleminin yapılabilmesi için bunların toplanabilmeleri ve karşılaştırılabilmeleri olanaksız hale gelir. Ayrıca dönem sonunda bir dönemin faaliyetlerinin değerlendirilmesi, önceki dönemlerin karşılaştırılması ve kontrolü mümkün olmaz</p>
<p>Para ile Ölçme Kavramı’na göre muhasebeden beklenen kontrol ve planlama amaçlarına ulaşabilmek için sonucu etkileyen hareketlerin ortak bir ölçü birimi ile ifade edilmesi gerekir. Bu ortak ölçü birimi de günümüzün ortak değişim aracı olan paradır.</p>
<p>Para ile ölçülebilme kavramı muhasebeciler tarafından seçilebilen ve ölçülebilen bilginin tipine kesin bir sınır oluşturur ve böylece muhasebecinin işletme hakkında ileteceği bilginin türünü sınırlar. </p>
<p>Para ile ölçme esasının bazı zayıf yönleri de vardır; çünkü bu esas paranın satın alma değerinin zaman içinde değişmediği varsayımını da içermektedir. Ancak yaşanan enflasyon, paranın satın alma gücünde azalmalara neden olmaktadır. Bu durum paranın ölçü birimi olma niteliğini etkilemektedir. Bu bakımdan para ortak bir ölçü olmak yerine daha çok ortak bir ifade aracı olma işlevine sahiptir. Bu nedenle bu kavrama “para ile ölçme kavramı” yerine “para ile ifade kavramı” denilmesi tercih edilmelidir.</p>
<p>Paranın ortak bir ölçü birimi olma niteliğini engelleyen enflasyon nedeni oluşan etkileri gidermek üzere finansal tablolarda enflasyondan etkilenen rakamların paranın gerçek satın alma değerine göre düzeltilmesi veya değişen fiyatların etkisinin ek tablolarda açıklanması yoluyla bu kavramın eksikliği ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır. Anca yine de bu eksikliğin varolduğunu içerecek şekilde paranın ölçü birimi olması yerine para ile ifade etme kavramının tercih edilmesi daha uygun olmaktadır. Çünkü bu kavrama bağlı kalarak muhasebe ile aktarılacak bilgilerin ancak değişmelerin para ile ifadesi şeklinde olacağı belirtilmektedir.</p>
<p>Muhasebenin tanımında yeralan finansal nitelikli olaylar, para ile ifade edilebilen olaylardır. Para ile ifade edilemeyen olayların muhasebenin dışında kalacağı da bu kavramın gereğidir. Çünkü geleneksel olarak finansal tablolar sadece finansal bilgileri içerir. Ama finansal raporlar sadece finansal tablolarla sınırlı değildir. Finansal bilgilerle birlikte işletme ile ilgiliekonomik verilerin  yer aldığı muhasebe raporlarıda söz konusudur.<br />
Bu kavramın altında yatan diğer bir düşünce  de ekonomik bilgilerin iletilmesinde ve rasyonel ekonomik kararların alınmasında sayısal verilerin daha temel olduğu düşüncesidir. Tabii ki bu sayısal verilerin de ortak bir ölçü birimi üzerinden yani para birimi olarak belirtilmesi, karşılaştırma ve değerleme yapmada daha yararlı olacaktır. </p>
<p>2.6. MALİYET ESASI KAVRAMI:</p>
<p>Varlıklar, geçmiş işlem veya olayların bir sonucu olarak belirli bir işletme tarafından elde edilen veya kontrol edilen olası gelecek ekonomik yararlardır. Yükümlülükler ise geçmişteki işlem veya olayların sonucu olarak gelecekte diğer işletmelere hizmet sağlamak veya varlıkları transfer etmek için belirli bir işletmenin şu andaki zorunlulukları nedeniyle vazgeçilecek olan olası gelecek ekonomik fedakarlıklardır. Varlıkların ve yükümlülüklerin muhasebe kayıtlarında ve tablolarında gösterilebilmesi için para ile ifade edilmesi gerekir. </p>
<p>Ancak para ile ifade edilecek büyüklüğün belirlenebilmesi için hangi değer esas alınacaktır? Bu değer,</p>
<p>Elde etme veya maliyet değeri,<br />
Cari ney yerine koyma değeri,<br />
Cari net satış değeri,<br />
Gelecekteki nakit akışlarının şimdiki değeri,<br />
olabilir.</p>
<p>Günümüzde varlıkların ve yükümlülüklerin değerlemesinde maliyet değeri esas alınmaktadır. Finansal tabloları hazırlayanlar ve kullananla, geleneksel olarak, Tarihi Maliyet Kavramı’na bağlı kalarak muhasebede ölçme ve raporlama için en faydalı esasın maliyet olduğunu kabul etmişlerdir. Çünkü;</p>
<p>Maliyet değeri belgelere dayandırılarak kolayca ve nesnel olarak elde edilebilir. Bu nedenlerle diğer değerleme yöntemlerine göre daha güvenilir olduğundan da bir üstünlüğe sahiptir.<br />
Maliyet bir tahmin veya yargı konusu değil kesin ve kanıtlanabilir bir değerdir. Bir kez belirlendikten sonra o varlık işletmenin varlıkları arasında kaldığı sürece maliyeti de sabit kalır. Kesinlik ve kanıtlanabilirlik özellikleri muhasebe verilerini kullananlar için oldukça önemlidir.<br />
Süreklilik kavramı işletmenin hemen likide edilemeyeceğini benimsediğinden tasfiye değeri yerine varlıkların elde edilme maliyetleri üzerinden ele alınmasını gerektirir.</p>
<p>Kesinlik ve kanıtlanabilirlik özellikleri muhasebe verilerini kullananlar için oldukça önemlidir. Çünkü sunulan bilgilere güvenebilmek için hem işletme içi hem de işletme dışı taraflar bilginin doğru olduğunu ve gerçeğe dayandığını bilmelidirler. Muhasebeciler kayıt tutmada maliyeti esas alarak raporlarında nesnel ve kanıtlanabilir veri sunabilirler.görüldüğü gibi tarihi maliyet kavramı, verilerin güvenilir olması (tarafsızlık ve belgelendirme) kavramı ile ilişkilidir. Örneğin, eğer cari net yerine koyma değeri kayıtların temeli olarak kabul edilmiş olsaydı bu durumda her bir varlıktan gelecekte yarar sağlama hakkını elde etmek için o varlığa cari olarak sahip olabilmenin gerektirdiği tutarları belirlememiz gerekecekti. Stoklar gibi sık sık satın alınan varlıklar için satıcıların kataloglarınaveya fiyat listelerine bakarak cari yerine koyma maliyetleri kolayca hesaplanabilir. Ancak, arazi, bina gibi daha az sıklıkla alınan varlıkların yerine koyma değerlerini bulmak daha zordur. Değerleme esası olarak cari yerine koyma maliyetini kullanmadaki temel güçlük, kullanılmakta olan varlıkların çoğu için iyi organize edilmiş ikinci el piyasaların olmamasıdır. Değerleme esası olarak cari net satış değeri alındığında da benzer  sorunlarla karşılaşılacaktır. İşletmenin sahip olduğu varlıkların herbirini tek tek satması halinde elde edeceği net nakit büyüklüğü (satış fiyatıeksi satış gideri) cari net satış değeri olacaktır. Cari net satış değerinin bulunmasında karşılaşılacak ilk sorun, o unsurun satışı yapılmadan satış fiyatının nasıl belirleneceği konusunda olacaktır. Kullanılmış varlıklar için organize bir ikinci el piyasa olmadığında herkes farklı bir satış fiyatından sözedebilecektir. Bunun yanısıra tüm işletmeler hesaplarını en azından yıllık olarak kapatmak zorundadır ve buna ek olarak bazı işletmeler de her ay sonunda karlarını hesaplamak isteyebilirler. Bu işletmeler karını hesaplamak istedikleri her dönemin sonunda her bir varlığın eski satış değeri yerine yeni satış değerini belirleyip kullanmak zorunda kalacaklardır. Bu oldukça zor ve kişisel yargılardan etkilenebilecek olan bir durum olduğu için hesaplanacak kar rakamı da farklı ve yanıltıcı olabilecektir. Tabii bu sorunlar cari maliyet ve diğer değerleme yöntemleri içinde söz konusudur. Ancak değişik değerleme ölçülerine göre varlık ve yükümlülüklerin değerlenmesi ve karın ölçülmesi istenildiğinde bu olanağı sağlayacak değişik yöntem ve kayıtlama yollarıda vardır; fakat temel olan maliyet esasıdır.</p>
<p>Maliyet esası kavramısüreklilik kavramı ile bağlantılıdır yukarıda da değinildiği üzere işletmenin sürekliliği kabul edilmediği takdirde, edinilen varlığın tasfiye halindeki değeri düşünülecek, dolayısıyla piyasa fiyatlarının değişmesine paralel olarak varlıkların değeri  her an değişiklik gösterecektir.piyasadaki her değişikliğe göre işletme varlıklarının değerinin değiştirilmesnin düşünülemeyeceği ortadadır. Bunun yerine değişmez nitelikteki maliyet esası kabul edilir . para değerindeki değişmelerin maliyet değerini anlamsız hale getirdiği durumlarda ; maliyet değeri o günün para değeri üzerinden yeniden belirlenebilir. Bu işlem daha çok, fiyat değişmelerinden uzun vadede etkilendikleri için, duran varlıklara uygulanır. Bunun dışında bazı durumlarda maliyet esası kavramından sapmalar olabilir.</p>
<p>2.7. TAM AÇIKLAMA KAVRAMI:</p>
<p>Hangi bilginin raporlanacağına  karar vermede muhasebeciler, bilgilendirilen kullancıların yargılarını ve kararlarını etkileyecek her türlü bilginin tam olarak sağlanmasına ilişkin genel uygulamayı izlerler. Genellikle bu, tam açıklama ile ifade edilir. Bu kavram finansal raporlarda yer alan bilginin yapısını ve miktarını belirler. Kullanıcılar için fark yaratacak konuların açıklanmasında bilginin yeterince ayrıntılı olması ve bilginin anlaşılır kılınmasını sağlamak için yeterli bileşimde ve yoğunlukta olması gerekir. Bunun için de tam açıklama kavramının gereği olarak muhasebe, kayıt içine sokamadığı bazı bilgileri raporlarda, parentez içinde veya dipnot olarak veya açıklamalar olarak vermelidir. Varlıkların sigortalı olup olmadıkları, sigorta değerleri, bilanço hazırlıkları sırasında ancak bilanço tarihinden sonra meydana gelmiş büyük zarar (yangın, sel, deprem vb. Nedenlerle) veya dönem içinde yapılan fakat tamamlanmamış büyük değere sahip bir anlaşma (alınan sipariş gibi), benimsenen yöntem ve ilkelerdeki değişmeler sözünü ettiğimiz şekillerden birisiyle bilgi kullanıcılarına ileterek açıklanmalıdır. Tabii bu arada bunların kullanılmasının maliyeti de göz önünde bulundurulmalıdır.<br />
Özetle muhasebeciler finansal durum, karlılık, nakit akışları ve  yatırımlara ilişkin bilgilere üç şekilde sunabilirler:<br />
Finansal tablolarda<br />
Finansal tabloların açıklamalarında<br />
Ek bilgi olarak<br />
Bunların toplamı da finansal raporları oluşturur. </p>
<p> Bu kavram; mali tabloların, bu tablolardan yararlanacak kişi ve kuruluşların doğru karar vermelerine yardımcı olacak ölçüde yeterli, açık ve anlaşılır olmasını anlatır.</p>
<p>Bu kavram gereğince raporlar üzerinde inceleme yapacak olanlara gerkli tüm bilgiler raporla birlikte verilmelidir. Örneğin; raporda sadece borç miktarının yazılı olması, işletmenin mali durumu hakkında yorum yapılabilmesi için yeterli değildir. Bu borçların vadelerinin de bilinmesi gerekir. Borç miktarı aynı olduğu halde, borcun büyük kısmı uzun vadeli olduğunda mali durumu çok iyi olarak nitelenen bir işletmenin; aksi durumda yani darboğazla karşı karşıya olduğu düşünülebilir. </p>
<p>2.8. DEĞİŞMEZLİK ( TUTARLILIK ) KAVRAMI:</p>
<p>Muhasebe bilgisini kullanan taraflar işletme ile ilgili kararlar verirken hem işletmenin dönemleri arasında hem  de işletmeler arasında kıyaslamalar yaparlar. Bu nedenle karşılaştırılabilirlik, benzerliklerin ve farklılıkların elde edilebilmesine olanak tanıyan önemli bir niteliktir. Muhasebe bilgisinin dönemler arası karşılaştırılabilirliği sağlamak için değişmezlik kavramı kabul edilmiştir. Değişmezlik kavramı, belirli bir muhasebe kişisinin muhasebe uygulama ve prosedürlerinin zaman içinde tutarlılıkla uygulanmasını vurgular. Diğer bir ifade ile, muhasebenin, amaçlarına ulaşabilmesi için her dönem bağlı kaldığı ilke ve usuller aynı olmalıdır. Çünkü karşılaştırılabilir olmadığında fark yeterince tanımlayıcı ve yararlı olmayacaktır.</p>
<p>Bu kavrama en çok raporların analizi ve yorumlanması sırasında gereksinim vardır. Muhasebe kayıtlarında bir önceki dönemden farklı usuller uygulanması halinde, bu kayıtların birer sonucu olan finansal raporlar yanıltıcı karşılaştırmalara yol açar. örneğin, bilançonun sınıflandırılmasında bir sınıfa dahil edilmiş bir unsurun ertesi dönem başka bir düşünce ile ayrı bir sınıfa dahil edilmesinin yaratacağı farklı durum iki dönemin raporları karşılaştırılırken yanlış fikirler elde edilmesine yol açar. o kadar ki aynı işletmenin, iki ayrı döneme ait faaliyetinin niteliği ve büyüklüğüaynı olsa bile uygulanan muhasebe yöntemlerinin farklı olması nedeniyle sonuçlar birbirinden çok farklı gözükebilir. Ancak, bu işletmenin benimsediği yöntemlerden hiçbir şekilde ayrılmayacağı anlamına da gelmez. Gerektiğinde değişme yapılabilir; fakat bu değişmenin ne şekilde olduğu ve ne tür bir etki yarattığı belirtilmelidir.</p>
<p>Tutarlılık kavramı; muhasebe uygulamaları için seçilen muhasebe politikalarının, birbirini izleyen dönemlerde değiştirilmeden uygulanması gereğini anlatır. İşletmelerin mali durumunun, faaliyet sonuçlarının ve bunlara ilişkin yorumların karşılaştırılabilir olması bu kavramın amacını oluşturur.</p>
<p>Tutarlılık kavramı, benzer olay ve işlemlerde kayıt düzenleri ile değerleme ölçülerinin değişmezliğini ve mali tablolarda biçim ve içerik yönünden tekdüzeni öngörür.</p>
<p>Geçerli nedenlerin bulunduğu durumlarda, uygulanan muhasebe politikaları değiştirilebilir. Ancak bu değişikliklerin ve bunların parasal etkilerinin açıklanması gerekir. Örneğin; maliyet uygulamasında bir değişiklik yapmak durumunda kalan işletme, bu değişikliğin stoklara ve satışların maliyetine yaptığı etkiyi bilanço ve gelir tablosu dipnotlarında açıklamalıdır.</p>
<p>2.9. VERİLERİN GÜVENLİ OLMASI (TARAFSIZLIK VE BELGELENDİRME )  KAVRAMI:</p>
<p>Muhasebe verilerinin güvenilirliği, işletmenin dış taraflarla arasındaki işlemlerin belgesel kanıtlarının yüksek derecede doğrulanabilir olmasından daha fazlasına dayanır. Hasılat ve giderlerin dönemlere dağıtılması gibi iç yargıların; ilgili gerçekleri ve durumları yansıtması için nitelikli elemanlar tarafından yürütülen bir iç kontrol sistemi gereklidir. Muhasebe verilerinim güvenilir olması işletmenin iç kontrolü ile mümkündür. Verilerin güvenilir olması kavramı objektiflik  kavramını kapsar. Objektiflik dar tanımına göre, gözlemleyenlerden bağımsız ve dış faktörlerin varlığına dayandırılmaktan çok daha gerçekçi bir şekilde gözlemciler arasındaki bir fikir birliğidir. Geniş tanımına göre, tarafsız olunduğu vurgulanarak objektiflik, bir ölçümü destekleyen kanıtları, seçilen yöntemdeki taraf olma sorununu ve ölçümün muhasebe amaçlarını karşılamadaki uygunluğunu kapsar.</p>
<p>Sosyal sorumluluk kavramınıngereği gibi yerine getirilebilmesi için muhasebe kayıtlarının gerçek durumunu yansıtan ve usulüne uygun olarak düzenlenmiş objektif belgelere dayandırılması gerekir. Bu kavram, örneğin; bir mal alınışında ambar memurunun ifadesi yerine, satıcının faturasına ve ambar fişine dayanılarak muhasebeleştirme yapılması gereğini anlatır. Bu kavram gereğince muhasebe kayıtlarının dayanağı beyan, tahmin gibi öznel öğeler yerine, fatura, makbuz, senet, bordro gibi nesnel belgeler olmalıdır. Bu kavram, muhasebe kayıtlarına esas alınacak yöntemlerin seçilmesinde tarafsız ve önyargısız davranılmasınıda anlatır.</p>
<p>Özetle , işletmeyle ilgili çeşitli grupların çıkarlarını hakkaniyet ölçülerine uygun şekilde	 dengelemek üzere, muhasebe objektif gerçekleri yansıtan her zaman ispatlanabilen ve güvenilen belgelere dayanmalıdır.</p>
<p>2.10. İHTİYATLILIK ( TEMKİNLİ OLMA ) KAVRAMI:</p>
<p>“Temkinli ol!” uyarısı doğrudan doğruya muhasebecilere yöneltilmiş ve onlara uygulama anı ve sonrasında bilinçli, dikkatli ve özenli davranmaları,<br />
Satışların, hasılatın ve gelirin saptanması konusunda herhangi bir tahminde bulunmamaları,<br />
İşletmenin tüm borç ve zararlarını saptamaları ve kayıtlamaları<br />
gereğini hatırlatmıştır.</p>
<p>Bu kavram muhasebe olaylarında temkinli davranılması, tarafsız bir muhakeme ile işletmenin karşılaşabileceği risklerin ve belirsizliklerin göz önünde tutulması gereğinş anlatır. Bu kavram gereğince; bir gelir ancak gerçekleştikten sonra işletmenin gelirleri arasına katılırken, gider ve zararlar kesinleşmese de ortaya çıktıklarında işletmenin sonuç hesaplarında gider ve zararların arasına katılır, yani işletmenin karından düşülür.</p>
<p>2.11. ÖNEMLİLİK KAVRAMI:</p>
<p>	Muhasebe ve denetim literatüründe önemliliğin kesin tanımı yapılmamaktadır. Çünkü önemlilik, bahse konu olan herhangi bir problemin çözümünde o problemi çevreleyen şartların ışığı altında hüküm verilecek bir meseledir. Bu bakımdan muhasebecinin önemli olmayanı ayırabilmesi için ancak genel bir tanım yapılabilir.</p>
<p>	Bir durum, bir olay veya unsurun, içinde bulunduğu zaman yönünden, açıklanması veya bir yöntem olarak kullanılması hükme tesir edecekse veya hükümde bir fark yaratacaksa o durum, o olay veya unsur önemlidir.</p>
<p>	Yatırım ve diğer kararlar için ilgili olan finansal bilgiler genellikle önemli derecede detaylı olarak hazırlanabilir. Çok fazla bilgi tıpkı çok az bilgi gibi yanıltıcı olabilir. Eğer çok fazla bilgi gösterilirse, ilgili hususlar gömülür ve okuyucu kararlarını yetersiz bilgilere dayandırmış olur.</p>
<p>	Muhasebecinin finansal raporlamadaki sorumluluklarından biri bu bilgi yığınını, raporları kullanacaklar için anlamlı hale getirecek şekilde özetlemektir. Böylece önemlilik, nelerin açıklanacağı üzerine bir sınırlamadır. Bir bakıma, önemlilik belirli kullanıcıların büyük detay yığını kullanma imkansızlığının ortaya çıkardığı bir zorunluluk olarak görülür.</p>
<p>	Önemliliği etkileyen iki faktör vardır:<br />
Bir unsurun rapordaki önemli sayısal büyüklüklere oranla hacmi (büyüklüğü),<br />
Ele alınan unsurun yapısı . </p>
<p>2.12. ÖZÜN ÖNCELİĞİ KAVRAMI:</p>
<p>Bu kavram gereğince işlemlerin muhasebeye yansıtılmasında onların biçimlerinden önce finansal özellikleri ve işletme için ifade ettiği gerçek göz önünde tutulur. Genel olarak işlemlerin biçimleriyle özleri arasında bir paralellik olmakla birlikte bazı durumlarda farklılıklar ortaya çıkabilir. Böyle durumlarda özün önceliği esastır.  Örneğin; finansal kiralamanın bazı şekillerinde kiracı gerçekte o varlığın mülkiyetine sahip olmasa dahi onu kiralanmış mülk olarak varlıkları arasında gösterir. Çünkü bu tür kiralamalar özde kiracıya o mülke sahip işletmelerin sahip olduğu hakların neredeyse aynısını sağlamaktadır. Bu nedenle öz yasal şeklin önüne geçmektedir.</p>
<p>3. GENEL KABUL GÖRMÜŞ MUHASEBE İLKELERİ</p>
<p>İlke uyulması gereken kuraldır. Muhasebe ilkeleri, belli bir andaki muhasebe uygulamasını kapsayan ve uyulması gerektiği genel kabul görmüş olan muhasebe yöntem ve usulleridir. Başka bir tanım vermek gerekirse, bu ilkeler muhasebe tecrübeleriyle gelişmiş yada yetkili bir kurum tarafından belirlenmiş muhasebe standartlarıdır.</p>
<p>Bu ilkeler 2 no’lu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğinde “ Temel Mali Tabloların Düzenlenme İlkeleri “ , Devlet Planlama Teşkilatının “ Muhasebenin Temel Kavramları Ve Genel Kabul Görmüş Muhasebe Prensipleri ” isimli yayınında “ Genel Kabul Görmüş Muhasebe Prensipleri “ olarak isimlendirilmiştir.<br />
Her muhasebe dönemi sonunda, o muhasebe dönemiyle ilgili faaliyetleri özetleyen, gelir tablosu ve bilanço olmak üzere iki temel finansal tablo düzenlenir. Muhasebe ilkeleri bu iki temel finansal tablo esas alınarak iki ana gruba ayrılır :</p>
<p>Gelir tablosu ilkeleri<br />
Bilanço ilkeleri</p>
<p>Bu ayırım 1-5 no’lu Muhasebe sistemi uygulama genel tebliğ değişikliklerini içeren son tebliğe göre yapılmıştır. </p>
<p>3.1. GELİR ( KAR – ZARAR ) TABLOSU İLKELERİ :  </p>
<p>Bu ilkelere, gelir ve gider ilkeleride denilmektedir. Gelir tablosu ilkelerinin amacı; satışlar, hasılat, gelir, satışların maliyeti, giderler, kar ve zararla ilgili hesapların belli bir dönem veya dönemlere ait işletme faaliyeti sonuçlarını sınıflandırılmış ve doğru olarak göstermesini sağlamaktır.</p>
<p>Bütün satışlar, gelir ve karlar ile maliyet, gider ve zararlar brüt tutarları üzerinden gösterilirler ve hiçbir satış, gelir ve kar kalemi bir maliyet, gider ve zarar kalemi ile tamamen veya kısmen karşılaştırılmak suretiyle gelir tablosu kapsamından çıkarılamaz.<br />
Gelir tablosu ile ilgili genel kabul görmüş muhasebe ilkeleri aşağıdaki gibidir :</p>
<p>Gerçekleşmemiş satışlar, gelir ve karlar gerçekleşmediği halde gerçekleşmiş gibi veya gerçek tutarından daha fazla veya az gösterilmemelidir. Aynı şekilde, her döneme ait faaliyet sonuçlarının doğru olarak gösterilebilmesi için dönem veya dönemlerin başında ve sonunda doğru hesap kesimi işlemleri yapılmalıdır.<br />
Belli bir dönemin satılan malla maliyeti ve giderleri, o dönemin satışları ve hasılatı ile karşılıştırılmalıdır. Bu durumun sağlanabilmesi için de belli dönem veya dönemlerin başında ve sonunda stoklar, borçlar, maliyet ve giderlere ait hesap kesiminin doğru olarak yapılması gerekir.<br />
Maddi ve maddi olmayan duran varlıklar ile özel tükenmeye tabi varlıklar için uygun amortisman, itfa ve tükenme payları ayrılmalıdır.<br />
Maliyetler, ilgili gider grupları arasında uygun bir şekilde dağıtılmalıdır. Maliyetlerden direkt olanları doğrudan doğruya, birden fazla faaliyeti ilgilendirenleri, niteliklerine uygun dağıtım esaslarına göre dağıtılmalıdırlar.<br />
Arızi ve olağanüstü niteliğe sahip kar ve zararlar, meydan geldikleri dönemde tahakkuk ettirilmeli, fakat normal faaliyet sonuçlarından ayrı olarak gösterilmelidir.<br />
Bütün kar ve zararlardan, önceki dönemlerin mali tablolarında düzeltme yapılamsını gerektirecek büyüklük ve nitelikler dışında kalanlar, dönemin gelir tablosunda gösterilmelidir.<br />
Karşılıklar, işletmenin karını keyfi bir şekilde azaltmak veya bir döneme ait karı diğer döneme aktarmak amacıyla kullanılmamalıdır.<br />
Dönem sonuçlarının tespiti ile ilgili olarak uygulanagelen değerleme esasları ve maliyet yöntemlerinde bir değişiklik yapıldığı takdirde, bu değişikliğin etkileri açıkça belirtilmelidir.<br />
Bilanço tarihinde var olan ve sonucu belirsiz bir veya birkaç olayın gelecekte ortaya çıkıp çıkmamasına bağlı durumları ifade eden, şarta bağlı olaylardan kaynaklanan, makul bir şekilde gerçeğe yakın olarak tahmin edilebilen gider ve zararlar, tahakkuk ettirilerek gelir tablosuna yansıtılır, şarta bağlı gelir ve karlar için ise gerçekleşme ihtimali yüksek de olsa herhangi bir tahakkuk işlemi yapılmaz; dipnotlarda açıklama yapılır. </p>
<p>3.2.  BİLANÇO İLKELERİ :</p>
<p>Bilançolarda; varlıklar, yabancı kaynaklar ve öz kaynaklar olmak üzere üç ana hesap grubu bulunur. Bilanço ilkeleri de bu üç ana hesap grubuna uygun olarak üç ana başlık altında incelenmektedir :</p>
<p>Varlıklarla ilgili ilkeler<br />
Yabancı kaynaklarla ilgili ilkeler<br />
Öz kaynaklarla ilgili ilkeler</p>
<p>3.2.1. VARLIKLARLA İLGİLİ İLKELER:</p>
<p>Varlıklarla ilgili ilkelerin amacı; işletmenin sahip olmuş olduğu varlıkların doğru bir şekilde kaydedilip, işletmenin finansal durumunu açıklıkla ortaya konmasını sağlamaktır. Varlıklarla ilgili genel kabul görmüş muhasebe ilkeleri aşağıdaki gibidir :</p>
<p>İşletmenin bir yıl veya normal faaliyet dönemi içinde paraya dönüşebilecek varlıklar, bilançoda dönen varlıklar grubu içerisinde gösterilir.<br />
İşletmenin bir yıl veya normal faaliyet dönemi içinde paraya dönüşemeyen hizmetlerinden bir hesap döneminden daha uzun süre yararlanılan uzun vadeli varlıkları, bilançoda duran varlıklar grubu içinde gösterilir. Dönem sonu bilanço gününde bu grupta yer alan hesapların vadeleri bir yılın altında kalanlar dönen varlıklar grubunda ilgili hesaplara aktarılır.<br />
Bilanço varlıkları, bilanço tarihindeki gerçeğe uygun değerleriyle gösterebilmek için, varlıklardaki değer düşüklüklerini göstererek karşılıkların ayrılması zorunludur.<br />
Dönen varlıklar grubu içinde yer alan menkul kıymetler, alacaklar, stoklar ve diğer             dönen varlıklar içindeki ilgili kalemler için yapılacak değerleme sonucu gerekli durumlarda uygun karşılıklar ayrılır.<br />
Bu ilke duran varlıklar grubunda yer alan alacaklar, bağlı menkul kıymetler, iştirakler, bağlı ortaklıklar ve diğer duran varlıklardaki ilgili kalemler için de geçerlidir<br />
Gelecek dönemlere ait olarak önceden ödenen giderler ile cari dönemde tahakkuk eden ancak, gelecek dönemlerde tahsil edilecek olan gelirler kayıt ve tespit edilmeli ve bilençoda ayrıca gösterilmelidir.<br />
Dönen ve duran varlıklar grubunda yer alan ancak senetlerini, bilanço tarihindeki gerçeğe uygun değerleri ile gösterebilmek için reeskont işlemleri yapılmalıdır.<br />
Bilançoda duran varlıklar grubunda yer alan maddi duran varlıklar ile maddi olmayan duran varlıkların maliyetlerini çeşitli dönem maliyetlerine yüklemek amacıyla, her dönem ayrılan amortismanların birikmiş tutarları ayrıca bilançoda gösterilmelidir.<br />
duran varlıklar grubunda yer alan özel tükenmeye tabi varlıkların maliyetlerini çeşitli dönem maliyetlerine yüklemek amacıyla, her dönem ayrılan tükenme paylarının birikmiş tutarları ayrıca bilançoda gösterilmelidir.<br />
Bilançoda dönen ve duran varlıklar gruplarında yer alan alacaklar, menkul kıymetler, bağlı menkul kıymetler ve diğer ilgili hesaplardan ve yükümlülüklerden işletmenin sermaye ve yönetim bakımından ilişkili bulunduğu ortaklara, personele, iştiraklere ve bağlı ortaklıklara ait olan tur-tarlarının ayrı gösterilmesi temel ilkedir.<br />
Tutarları kesinlikle saptanamayan alacaklar için herhangi bir tahkkuk işlemi yapılmaz. Bu tür alacaklar bilanço dipnot veya eklerinde gösterilir.<br />
Verilen rehin, ipotek ve bilanço kapsamında yer almayan diğer teminatların özellikleri ve kapsamları  bilanço dipnot veya eklerinde açıkça belirtilmelidir.<br />
Bu ilke, alınan rehin, ipotek ve bilanço kapsamında yer almayan diğer teminatlar içinde geçerlidir.<br />
Ayrıca işletme varlıkları ile ilgili toplam sigorta tutarlarının da bilanço dipnot veya eklerinde açıkça gösterilmesi gerekmektedir.</p>
<p>3.2.2. YABANCI KAYNAKLARLA İLGİLİ İLKELER:</p>
<p>Yabancı kaynaklarla ilgili ilkelerin amacı; işletmenin tüm yabancı kaynaklarının, işletmenin mali durumunu uygun biçimde ve açıkça gösterecek şekilde kaydedilmesi ve saptanmasıdır. Yabancı kaynaklarla ilgili genel kabul görmüş muhasebe ilkeleri aşağıdaki gibidir :</p>
<p>İşletmenin bir yıl veya normal faaliyet dönemi içinde vadesi gelen borçları, bilançoda kısa vadeli yabancı kaynaklar grubu içinde gösterilir.<br />
İşletmenin bir yıl veya normal faaliyet dönemi içinde vadesi gelmemiş borçları, bilançoda uzun vadeli yabancı kaynaklar grubu içinde gösterilir. Dönem sonu bilanço gününde bu grupta yer alan hesaplardan vadeleri bir yılın altında kanlan kısa vadeli yabancı kaynaklar grubundaki ilgili hesaplara aktarılır.<br />
Tutarları kesinlikle saptanamayanları veya durumları tartışmalı olanları da içermek üzere, işletmenin bilinen ve tutarları uygun olarak tahmin edilebilen bütün yabacı kaynakları kayıt ve tespit edilmeli ve bilançoda gösterilmelidir. İşletmenin bilinen ancak tutarları uygun olarak tahmin edilemeyen durumları da bilançonun dipnotlarında açık olarak belirtilmelidir.<br />
Gelecek dönemlere ait olarak önceden tahsil edilen hasılat ile cari dönemde tahakkuk eden ancak, gelecek dönemlerde ödenecek olan giderler kayıt ve tespit edilmeli ve bilançoda ayrıca gösterilmelidir.<br />
Kısa ve uzun vadeli yabancı kaynaklar grubunda yer alan borç senetlerini bilanço tarihindeki gerçeğe uygun değerleri ile gösterebilmek için reeskont işlemleri yapılmalıdır.<br />
Bilançonun kısa ve uzun vadeli yabancı kaynaklar gruplarında yer alan borçlar, alınan avanslar ve diğer ilgili hesaplardan işletmenin sermaye ve yönetim bakımından ilgili bulunduğu ortaklara, personele, iştiraklere ve bağlı ortaklıklara ait olan tutarlarının ayrı gösterilmesi temel ilkedir.</p>
<p>3.2.3. ÖZ KAYNAKLARLA İLGİLİ İLKELER:</p>
<p>Öz kaynaklarla ilgili ilkelerin amacı; öz kaynağı oluşturan öğeleriğn anlamlı ve dönemden döneme ortaya çıkan değişmelerin kümülatif olarak aksettirilmeini sağlayacak biçimde muhasebeleştirilmesini sağlamaktır. Öz kaynaklarla ilgili genel kabul görmüş muhasebe ilkeleri aşağıdaki gibidir :</p>
<p>İşletme sahibi veya ortaklarının sahip veya ortak sıfatıyla işletme varlıkları üzerindeki hakları öz kaynaklar grubunu oluşturur.<br />
İşletmenin bilanço tarihinde ödenmiş sermayesi ile işletme faaliyetleri sonucu oluşup, çeşitli adlar altında işletmede bırakılan karları ile dönem net karı ( zararı ) bilançoda öz kaynaklar grubu içinde gösterilir.<br />
İşletmenin ödenmiş sermayesi bilançonun kapsamı içindeki tek bir kalem olarak gösterilir. Ancak esas özellikleri farklı hisse gruplarına ayrılmış bulunuyorsa, esas sermaye hesapları her grubun haklarını kar ve tasfiye paylarının dağıtımında sahip olabilecekleri özellikleri ve diğer önemli özellikleri yansıtacak biçimde bilançonun dipnotlarında gösterilmelidir.<br />
İşletmenin hissedarları tarafından yatırılan sermayenin devam ettirilmesi gerekir. İşletmede bir zararın ortaya çıkması, herhengi bir nedenle öz kaynaklarda meydana gelen azalmalar; hem dönemsel, hem de kümülatif olarak izlenmeli ve kaydedilmelidir.<br />
Öz kaynakların bilançoda net olarak gösterilmesi için geçmiş yıllar zararları ile dönem zararı, özkaynaklar grubunda indirim kalemleri olarak yer alır.<br />
Öz kaynaklar; ödenmiş sermaye, sermaye yedekleri, kar yedekleri, geçmiş yıllar karları ( zararları ) ve dönem net karından ( zararından ) oluşur. Kar yedekleri yasal, statü ve olağanüstü yedekler ile yedek niteliğindeki karşılıklar, özel fonlar gibi işletme faaliyetleri sonucu elde edilen karların dağıtılmamış kısmını içerir. Sermaye yedekleri ise, hisse senedi ihraç primleri, iptal edilen ortalık payları, yeniden değerleme değer artışları gibi kalemlerden meydana gelir. Sermaye yedekleri, gelir unsuru olarak gelir tablosuna aktarılamaz.</p>
<p>	4. BİLANÇO VE GELİR TABLOLARI:</p>
<p>	4.1. MALİ TABLOLAR:</p>
<p>Muhasebenin birinci işlevinin “işletmenin varlıkları, borçları ve sermayesi üzerinde değişme yaratan mali nitelikli işlemlerle ilgili bilgileri kaydetmek, sınıflandırmak ve özetlemek” olduğunu belirtmiştik. Muhasebe sistemi içerisinde mali nitelikli işlemlere ait bilgiler belgelendirilmek suretiyle toplanır ve kaydedilir. Bu bilgiler; konularına, içeriklerine ve ait oldukları dönemlere gibi bazı ölçütlere göre sınıflandırılırlar. Bir dönemde mali nitelikli çok sayıda işlem meydana gelir, bunların hepskaydedilir ve sınıflandırılır. Daha sonra bu çok sayıdaki bilgiler anlaşılabilir ve kullanılabilir bilgiler olarak çeşitli amaçlara cevap vermek üzere değişik tablolar şeklinde özetlenir. Bu tablolara  MALİ TABLOLAR veya MALİ RAPORLAR denir.</p>
<p>Muhasebede özel yeri olan en önemli mali tablolar bilanço ve gelir tablosudur. Bunlar yanında  bazı konulara ve amaçlara göre düzenlenen satışların mali tablosu, fon akım tabloları , nakit akım tablosu, kar dağıtım tablosu, öz kaynak değişim tablosu gibi değişik tablolar vardır.</p>
<p>Mali tabloların genel olarak amaçları şöyledir;</p>
<p>Yöneticiler, yatırımcılar, kredi verenler ve diğer ilgililer için karar almada yaralı bilgiler sağlamak<br />
Varlıklar, kaynaklar ve bunlardaki değişiklikler ile işletme faaliyet sonuçları hakkında bilgiler sağlamak<br />
Gelecekteki nakit akımlarını (para giriş çıkışlarını) değerlendirmede yararlı bilgiler sağlamak.</p>
<p>Mali tablolardan beklenen amaçların sağlanması için bu tabloların; anlaşılabilir, ihtiyaca uygun, güvenilir, karşılaştırılabilir ve zamanında düzenlenip sunulmuş olması gerekmektedir.<br />
Bu aşamada, temel mali tablolar olan bilanço ve gelir tablosu üzerinde durulacaktır. </p>
<p>4.2. BİLANÇO:</p>
<p>Bilanço, konuya bakış açısından değişik biçimlerde tanımlanmaktadır. İçeriği göz önünde tutulduğunda: “bilanço; bir işletmenin belli bir tarihte sahip olduğu varlıklar ile bu varlıkların sağlandığı kaynakları gösteren tablodur” şeklinde tanımlanabilir.</p>
<p>Bir işletmenin varlıkları ile bu varlıkların sağlandığı kaynaklar arasında eşitlik olması doğaldır. Bu eşitlikten dolayı işletmenin kaynakları ile bu kaynakların kullanma yerini gösteren tabloya, terazi anlamındaki  latince “bilanx” sözcüğünden gelen, bilanço adı verilmiştir.</p>
<p>Kısaca, bilanço, işletmenin varlıklarını ve bu varlıklar üzerindeki hakları gösteren bir tablodur. Diğer bir deyişle, işletme tarafından kullanılan faaliyet araçlarının değerleriyle , bu araçların elde edilmesi için yararlanılan kaynakları gösteren temel bir mali durum raporudur.</p>
<p>4.2.1. BİLAÇO EŞİTLİĞİ:</p>
<p>Bir kişinin servetini (yada bir işletmenin sermayesini) hesaplamak için varlıklarından borçlarını düşmek gerekmektedir. Bu işlem bir eşitlik halinde yazılabilir.<br />
      Varlıklar- Borçlar= Sermaye<br />
	Borçlar kalemi; eşitliğin sağ yanına aktarıldığında ;</p>
<p>eşitliği ortaya çıkar. Bu eşitliğe bilanço temel eşitliği yada muhasebe temel denklemi denir.</p>
<p>Eşitliğin sol yanı , sahip olunan varlıkları, sağ yanı ise bunların sermaye koyma yada borçlanma yoluyla karşılandığını anlatır.</p>
<p>Bilanço, bu eşitliğin bir çizelge haline getirilmiş şeklidir. Bu çizelgede eşitliğin sol yanında kalan bölüme aktif sağ yanında kalan bölüme de pasif  denir. Başka bir söyleyişle, mevcutlar ve alacaklar aktifi, sermaye ve borçlar pasifi oluşturur.<br />
Bilanço eşitliğindeki varlıklar, işletmenin sahip olduğu para, mal, makine , araç-gereç, alacaklar gibi iktisadi değerleri ifade eder. Sermaye,  işletme sahibi veya sahiplerinin kuruluşta sermaye olarak koydukları değer ile bunun yanında faaliyetlerden elde edilen fakat işletme sahibine verilmeyip işletmede bırakılan karları içine alır. Borçlar  ise , işletmenin bankalara, satıcılara, personele ve diğer üçüncü kişilere olan kısa ve uzun vadeli senetli ve senetsiz borçlarının toplamından oluşur.</p>
<p>Bilanço eşitliği belli bir tarihe göre bir tablo şeklinde gösterilebilir. Bu tablo bilanço olarak adlandırılır. Buna göre, bilanço eşitliğinin bir tablo şeklinde   gösterilmesi bilanço olmaktadır.</p>
<p>VARLIKLAR = SERMAYE + BORÇLAR</p>
<p>                               AKTİF                     PASİF</p>
<p>Görüldüğü gibi varlıklar aktifi , sermaye ve borçlar pasifi oluşturmaktadır. Aktif kapsamı içindeki unsurlar işletmenin sahip olduğu değerlerdir. Pasif ise sahip olunan varlıklar üzerinde sermaye koyanlarla, işletmeye borç verenlerin haklarının tamamıdır.</p>
<p>4.2.2. BİLANÇONUN ŞEKLİ:</p>
<p>Bilançoda varlıklar genellikle temel eşitlikteki sıraya uyularak, varlıklar sol tarafta borçlar ve sermaye de sağ tarafta olmak üzere karşılıklı olarak sıralanır. Dolayısıyla taraflar (aktif- pasif) arasında toplam olarak eşitlik vardır. Bilanço bu unsurların belirli bir andaki durumunu gösterdiğinden bir tarih taşımalıdır. Ayrıca bilançonun kime ait olduğunu gösterecek bir ifadeye gerek vardır. Bu açıklamalar bir arada dikkate alındığında bilançonun şekli aşağıda göründüğü gibi olacaktır;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/muhasebe-ders-notlari.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şüpheli Alacak Tahsili</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/supheli-alacak-tahsili.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/supheli-alacak-tahsili.html/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2009 14:12:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/genelbil/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Muhasebe]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=765</guid>
		<description><![CDATA[1. ŞÜPHELİ ALACAK 1.1. TANIM Muhasebe sistemi uygulama genel tebliğinde şüpheli alacaklar şu şekilde tanımlanmaktadır.Şüpheli Alacaklar “ Ödeme süresi geçmiş, bu nedenle vadesi birkaç defa uzatılmış veya protesto edilmiş, yazı ile birden fazla istenmiş ya da dava veya icra safhasına aktarılmış senetli ve senetsiz alacakları kapsar.” denilmektedir. Bu durum V.U.K. 323. maddesinde ise “şüpheli alacaklar” [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1. ŞÜPHELİ ALACAK<br />
1.1.	TANIM<br />
Muhasebe sistemi uygulama genel tebliğinde şüpheli alacaklar şu şekilde tanımlanmaktadır.Şüpheli Alacaklar “ Ödeme süresi geçmiş, bu nedenle vadesi birkaç defa uzatılmış veya protesto edilmiş, yazı ile birden fazla istenmiş ya da dava veya icra safhasına aktarılmış senetli ve senetsiz alacakları kapsar.” denilmektedir.<br />
Bu durum V.U.K. 323. maddesinde ise “şüpheli alacaklar” başlığı altında şu şekilde yer almaktadır. “Ticari ve zirai kazancın elde edilmesi veya idame ettirilmesi ile ilgili olmak şartıyla;<br />
Dava veya icra safhasında bulunan alacaklar,<br />
Yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafın ödenmemiş bulunan dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük alacaklar;”<br />
Şüpheli alacak sayılır <span id="more-765"></span><br />
	Tahakkuk esasının geçerli olduğu kazançlarda gelirin elde edilmiş sayılması için tahsil edilmesi beklenmez. Tahakkuk eden yani miktar ve tutar itibariyle kesinleşen gelir, elde edilmiş sayılarak vergiye tabi tutulur.<br />
	Henüz tahsil edilmemiş olan ancak tahakkuk ettiği için gelir yazılan tutarların tahsilinin şüpheli hale gelmesi durumunda bu tutarların vergi matrahından düşülmesine izin verilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde tahsil edilmesi imkansız hale gelen alacaklar üzerinden de vergi ödenmiş olur ki böyle bir durum gerçek kazancın vergilenmesi ilkesine ters düşmektedir. </p>
<p>1.2.	V.U.K.’NUN 323. MADDESİNDE ALACAĞIN ŞÜPHELİ HALE GELDİĞİ KABUL EDİLEN HALLER </p>
<p>	1.2.1. Dava Veya İcra Safhasında Bulunan Alacaklar </p>
<p>Dava ve icra safhasında bulunan alacaklar, alacaklı ve borçlu arasında borç ilişkisi sebebiyle bir anlaşmazlık doğmuş ve alacak mahkemeye düşmüşse veya alacaklı icra takibine girişmiş, borç için teminat gösterilmişse, bunun satılması için borçlu müracaat ettiği hallerde alacak şüphelidir. Borç ödemeden aciz vesikasına bağlanan alacaklarda bu vesikanın kati mahiyeti haiz olmaması sebebiyle şüpheli sayılmıştır. Alacağın şüpheli sayılabilmesi için dava ve icra safhasında bulunması yeterlidir.<br />
Borcunu rızası ile ödemeyen borçlu, alacaklının talebi üzerine, Devlet kuvveti ile borcunu yerine getirmeye zorlanır. Alacaklının, borcunu ödemeyen borçluyu hukuk dairesi dışında zorlaması ve alacağını doğrudan doğruya kendisinin almaya kalkması yasaktır. Böyle durumlarda, alacaklının alacağına kavuşmasını sağlamak için Devletin cebri icra organlarınca borçlunun mallarına el konur. Bu mallar satılır ve elde edilen para ile alacaklının alacağı ödenir. İcra takibinin esas ve usulleri 1932 tarih ve 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nda düzenlenmiştir.<br />
V.U.K. 323. maddesinde dava veya icra safhasında bulunan alacaklar şüpheli alacak olarak sayılmıştır. Şüpheli alacak karşılığı ayırmak bakımından, alacağın hangi nedenle dava veya icra konusu yapıldığının bir önemi yoktur. Alacağın varlığı, vadesi veya miktarı ihtilaf konusu olabileceği gibi, borçlunun ödeme kabiliyetini yitirmiş olması da ihtilaf nedeni olabilir.<br />
Bir alacağın dava veya icra safhasında olması o alacağın şüpheli alacak niteliğine sahip olması için yeterlidir. Söz konusu alacağa ilişkin davanın borçlu tarafından açılmış olması durumu değiştirmeyecektir.<br />
	Mahkemeye, icraya takip dilekçesinin verilmiş olması alacağın dava veya icra safhasına intikal ettiğini gösterir. Ancak şekli bir başvuru alacağın şüpheli sayılabilmesi için yeterli sayılmaz. Dava ve icra safhasının ciddi şekilde takip edilmesi gerekir.<br />
Bir alacağın dava ve icra safhasında olması nedeniyle şüpheli alacak niteliğini kazanabilmesi için başvurudan sonra davanın mahkemede görülmekte olması, icraya intikal eden ihtilafın da ödeme emrine bağlanmış olması gerekir.<br />
Bedeli tahsil edilemeyen döviz cinsinden yurt dışı alacaklar için; V.U.K.’nun 323.  maddesinde belirtilen şartların yerine getirilmesi halinde karşılık ayrılması mümkün bulunmaktadır. Ancak yurt dışındaki müşteriden olan alacakların ülkesinde dava veya icra safhasına getirilmeden Türkiye’de icraya başvurarak karşılık ayrılması mümkün değildir.<br />
İcra takibinin ciddi olarak yapılmaması nedeniyle dosyası takipten düşen alacak, şüpheli alacak kabul edilmez.<br />
Bir alacağın şüpheli  sayılabilmesi için bu alacağa ait senedin ilk cirantası hakkında icra takibinde bulunulması yeterli olup, ayrıca asıl borçlu hakkında icra takibi yapılması da gerekli değildir.</p>
<p>1.2.2. İcra Takibinin (Genel Haciz Yolu İle Takibin) Safhaları</p>
<p>İcra ve İflas Kanununda uygulamada en çok kullanılan genel haciz yolu ile takip türü geniş bir biçimde düzenlenmiştir.<br />
Genel haciz yolu ile takibin konusu rehinle temin edilmemiş olan ve bir kambiyo senedine de dayanmayan bütün para ve teminat alacaklarıdır. Ayrıca, alacağın herhangi bir senede  bağlı olması şart olmayıp, alacağı senede bağlı olmayan alacaklı da bu takip yoluna başvurabilir. Genel haciz yolunun safhaları şunlardır:</p>
<p>1.2.2.1.	 Takip Talebi</p>
<p>Genel haciz yolu alacaklının icra dairesine yapacağı bir takip talebi ile başlar. Alacaklı takip talebini yetkili icra dairesine yazılı veya sözlü olarak yapar. Takip talebi genellikle yazılı olarak  yapılır ve bunun içinde basılı “takip talebi örneği” kullanılır. Sözlü olarak yapılan takip taleplerinde ise, alacaklının icra dairesine verdiği bilgiler basılı tutanağa geçirilir ve bu tutanak taraflarca imza altına alınır.<br />
Takip talebinin geçerli kabul edilmesi ve buna istinaden borçluya  ödeme emri gönderilebilmesi için, takip talebinde yer alması gereken bir takım kayıtlar vardır. Bu kayıtları şöylece sıralayabiliriz.<br />
Alacaklının kimliği ve adresi<br />
Borçlunun kimliği ve adresi<br />
Alacak tutarı<br />
Senet veya senet yoksa borcun sebebi<br />
Takip yollarından hangisinin seçildiği<br />
Alacaklının veya vekilinin imzası<br />
Takip talebinde yer alması gereken bu kayıtların varlığı durumunda ödeme emri safhasına geçilir.</p>
<p>1.2.2.2.	 Ödeme Emri</p>
<p>Alacaklının yetkili icra dairesinde takip talebinde bulunması üzerine, takip talebini alan icra dairesi bir ödeme emri düzenleyerek borçluya gönderir. Ödeme emri, icra takibinde borçluya karşı yapılan icra takip işlemlerinin ön şartını oluşturmaktadır. Borcun ve takip giderlerinin 7 gün içinde ödenmesi veya borçlunun ödeme emrine 7 gün içinde itiraz etmesi gerekir. Verilen 7 günlük  süre içinde borçlu tarafından itirazda bulunulabilir.Borçlu borcundan dolayı itirazda bulunursa icra takibi durur, itirazda bulunulmazsa  icra takibine devam edilir ve ödeme emri kesinleşir. Ödeme emrinden bir sonraki safha haciz safhasıdır.<br />
1.2.2.3.	 Haciz Safhası</p>
<p>Ödeme emrinin kesinleşmesine rağmen borçlu borcunu ödemezse, alacaklı takibe devam edilmesini isteyebilir. İcra takibinin ödeme emrinin kesinleşmesinden sonraki safhası haciz safhasıdır. Alacaklının haciz isteme hakkı, ödeme emrinin tebliğinden itibaren 1 yıldır. Bu sürenin geçmesi ile haciz isteme hakkı düşer.</p>
<p>1.2.2.4.	 Paraya Çevirme Safhası</p>
<p>Alacaklının alacağı, haczedilen malların satılıp elde edilen para ile ödenir.  Hacizli malların paraya çevrilmesi için alacaklı ve borçlu tarafın satış talebinde bulunması gerekir. </p>
<p>1.2.2.5.	 Paraların Paylaştırılması Safhası</p>
<p>Paraların paylaştırılması safhası son safhadır. Paraların paylaştırılması safhasına geçilebilmesi için alacaklının herhangi bir talebine gerek kalmadan icra dairesi tarafından paylaşım re’sen yapılır.</p>
<p>1.2.3.	Borcun Ödenmemesi Durumunda Aciz Belgesi</p>
<p>Paraların paylaştırılması ya da ödenmemesi sonucu alacaklı alacağının tamamını alamamış olabilir. Bu durumda icra müdürü ödenmeyen alacak kesimi için bir belge düzenler ve alacaklıya verir. Hiçbir harca resme tabi olmayan bu belgeye “borç ödemeden  aciz belgesi” adı verilir. Aciz belgesine, alacaklı ve borçlunun kimlikleri ve adresleri, yapılan takibin çeşidi paylaştırma işleminin sonucu, alacağın miktarı ve aciz belgesinin ne miktar alacak için verildiği yazılır.</p>
<p>1.3. ŞÜPHELİ ALACAK KARŞILIĞI AYRILMASININ ŞARTLARI</p>
<p>Şüpheli alacakların ne zaman şüpheli  hale geleceği ve şüpheli alacaklar için nasıl karşılık ayrılabileceği şu şartlara bağlıdır. </p>
<p>1. Alacak Ticari ve Zirai Kazancın Elde Edilmesi ve İdame Ettirilmesi İle İlgili<br />
    Olmalıdır.<br />
2. Mükellef Bilanço Usulüne Göre Defter Tutmalıdır.<br />
Alacağın Dava veya İcra Aşamasında Bulunması Gerekir<br />
Yapılan Protestoya veya Yazı İle Birden Fazla İstenilmesine Karşın Borçlu Tarafından Ödenmemiş Ancak Dava ve İcra Takibine Değmeyecek Derecede Küçük Olması Gereklidir.</p>
<p>1.3.1 Alacak Ticari ve Zirai Kazancın Elde Edilmesi ve İdame Ettirilmesi<br />
         İle İlgili Olmalıdır.</p>
<p>	Şüpheli alacak karşılığı ancak ticari ve zirai kazanç sahipleri tarafından ayrılabilir.<br />
	Şüpheli alacak karşılığı ayırabilmek için, karşılık ayrılacak olan alacağın ticari ve zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olması gerekir. Bir başka ifadeyle alacak işletmenin normal faaliyetleri dahilinde doğmuş olmalıdır. İşletme faaliyetleri dışında doğmuş bir alacağın şüpheli hale gelmesi durumunda karşılık ayrılamaz.<br />
	Alacak ile ticari veya zirai kazancın elde edilmesi veya idame ettirilmesi arasında doğrudan bir illiyet bağının bulunması gerekir. Şüpheli alacak karşılığı ayırmak için, alacağın mal ve hizmet satılmasından kaynaklanması şartının aranıp aranmayacağı, bir başka deyişle daha önce hasılat yazılmış olmasının gerekip gerekmediği konusunda farklı görüşler bulunmaktadır.<br />
	V.U.K.’nun 323. maddesinde 2365 sayılı Kanun ile yapılan değişikliğin gerekçesinde şu ifadelere yer verilmiştir.<br />
	“Karşılık ayrılmak suretiyle, zarara intikal ettirilecek alacağın ticari ve zirai faaliyetin elde edilmesi veya idamesi ile ilgili olması, diğer bir ifade ile alacağın daha önce hasılat hesaplarına intikal ettirilmiş bulunması gerekmektedir. Buna rağmen, özel alacaklarını tahsil edemeyen bazı tacirlerin bunları ticari defterlerine ithal edip, sonradan karşılık ayırmak suretiyle matrahlarını düşürdükleri görülmektedir. Bu konudaki vergi kaybını ve ihtilafları önlemek için, karşılık ayrılacak alacağın ticari veya zirai kazancın elde edilmesi veya idamesi ile ilgili olması şartının madde metninde açık şekilde belirtilmesi uygun görülmüştür.”<br />
	İşletme bilançosuna ithal edilmiş olmakla birlikte ticari ve zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmayan alacaklar için diğer bütün şartları taşısalar bile, şüpheli alacak karşılığı ayrılamaz.</p>
<p>	1.3.2. Mükellef Bilanço Usulünde Defter Tutmalıdır.</p>
<p>	Örneğin, bir kollektif şirket ortağı şahsi alacağına ilişkin senetleri sermaye taahhüdünü yerine getirirken işletme bünyesine dahil etmiş olsa, bu alacağın tahsilinin şüpheli hale gelmesinden dolayı karşılık ayrılması söz konusu olamaz.<br />
	Hatır senetleri, ticari ve zirai kazancın elde  edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmadığından, verilen hatır senetlerinden doğan alacakların şüpheli hale geldiği iddia edilerek karşılık ayrılması mümkün değildir.<br />
	Şahsi kefalet nedeniyle alacaklısına ödenen ve asıl borçludan tahsil  edilemeyen alacak, ticari işletme için şüpheli alacak olarak kabul edilmez. Karşılığında bir gelir ve menfaat sağlanmayan kefaletten doğan ve tahsili şüpheli hale gelen alacak için karşılık ayrılmaz.<br />
İşletmenin ödeme yapmak amacıyla gönderdiği paralarının çalınması veya gasp edilmesi durumunda, bir alacaktan söz edilemeyeceği için, şüpheli alacak karşılığı ayrılması mümkün değildir. </p>
<p>1.3.3. Alacağın Dava veya İcra Aşamasında Bulunması</p>
<p>Dava ve icra safhasında bulunan alacaklar, alacaklı ve borçlu arasında borç ilişkisi sebebiyle bir anlaşmazlık doğmuş ve alacak mahkemeye düşmüşse veya alacaklı icra takibine girişmiş, borç için teminat gösterilmişse, bunun satılması için borçlu müracaat ettiği hallerde alacak şüphelidir. Borç ödemeden aciz vesikasına bağlanan alacaklarda bu vesikanın kati mahiyeti haiz olmaması sebebiyle şüpheli sayılmıştır. Alacağın şüpheli sayılabilmesi için dava ve icra safhasında bulunması yeterlidir.</p>
<p>1.3.4.	Yapılan Protestoya veya Yazı İle Bir defadan Fazla İstenilmesine<br />
Karşın Borçlu Tarafından Ödenmemiş Ancak Dava ve İcra Takibine Değmeyecek Derecede Küçük Olması </p>
<p>V.U.K.’nun 323. maddesinin birinci fıkrasının 2 numaralı bendine göre;<br />
Protesto edilmesine veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen borçlusu tarafından ödenmeyen ve<br />
Dava veya icra takibine değmeyecek derecede küçük olan<br />
Alacaklar şüpheli alacaktır.</p>
<p>Madde hükmünden de anlaşılacağı üzere, alacağın dava veya icra takibine değmeyecek derecede küçük olması, alacağın şüpheli sayılabilmesi için yeterli değildir. Bu türden alacakların şüpheli sayılabilmesi için aynı zamanda protesto edilmiş veya yazı ile bir defadan fazla istenmesine rağmen ödenmemiş olması da gerekmektedir.<br />
	Daha çok, geniş bir müşteri kitlesine sahip olan ve perakende satış yapan büyük  şirketlerde söz konusu olabilecek bu uygulama ile, küçük alacaklarda karşılık ayırmak için dava veya icra şartı getirmenin, gereksiz kırtasiye ve işleme neden olacağı düşünülerek bu tür alacaklar için daha kolay karşılık ayrılması imkanı getirilmiştir.<br />
Hangi alacakların dava veya icra takibine değmeyecek derecede küçük alacak sayılacağına ilişkin olarak Maliye Bakanlığınca verilen bir muktezada;<br />
“Yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmiş olmasına rağmen borçlu tarafından ödenmemiş bulunan dava veya icra takibine değmeyecek derecede küçük alacaklarda miktarın belirlenmesinde bu alacaklar için yapılacak dava ve icra masrafının kriter olarak göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Bir başka ifade ile avukat ücreti, noter veya mahkeme masrafı vs. tahmini olarak hesaplanarak alacakla kıyaslanacaktır. Söz konusu masrafın alacak tutarına yakın veya fazla olması ve diğer şartların da gerçekleşmesi halinde karşılık ayrılması mümkün bulunmaktadır.” Denilmektedir.<br />
Şüpheli alacak için aranan diğer şart, yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenmesine rağmen borçlu tarafından ödemenin yapılmamış olmasıdır. Protesto senetli alacakların vadesinde ödenmemesi halinde borçlunun noter aracılığıyla ödemeye çağrılmasıdır. Senetsiz alacaklarda ise belli bir vade olmamasına rağmen, ticari  teamüle ve piyasa durumuna göre normal bir vadede ödemenin yapılması gerekir. Normal bir vadede ödenmeyen senetsiz alacakların şüpheli sayılabilmesi için, alacak isteme yazısının en az iki defa taahhütlü olarak gönderilmiş olması zorunludur.<br />
Şüpheli alacak karşılığı ayrılabilmesi için alacağın taahhütlü  ve ilmühaberli mektupla istenmesi gerekir. İhtara rağmen kefil tarafından da ödenmeyen alacak dava veya icra takibine değmeyecek şekilde küçük alacak ise bu alacağın şüpheli alacak sayılması mümkündür.  </p>
<p>1.4. ŞÜPHELİ ALACAK ZARARINI KAYITLAMA YÖNTEMLERİ</p>
<p>Tahsil edilemeyecek alacağı kesin olarak bilmek her zaman için olanaklı değildir. Hatta bir alacağın tahsili şüpheli hale gelse bile, bu alacağın kesin olarak tahsil edilemeyeceğinden bahsedilemez; ancak bir süreç içerisinde kesin sonuca ulaşılabilir. Diğer bir ifade ile, bir alacağın tahsil edilememe nedeni ile zarara dönüşmesi bir anlık olay değil, bir sürecin sonucudur. Bu nedenle  zarar, ya kesinleştiği an dikkate alınır ya da hem ihtiyatlılık hem de dönemsellik kavramı gereği, tahsil edilemeyeceğinin tahmin edildiği anda belirlenen tutarlar üzerinden tamamlanan yılın zararına katılır. Bu görüşleri temel alan iki kayıt yöntemi mevcuttur;<br />
Direkt Yöntem,<br />
Düzenleyici Hesap Kullanma Yöntemi (Karşılık Ayırma Yöntemi)</p>
<p>1.4.1. Direkt Yöntem</p>
<p>Direkt yöntemde işletme alacağını tahsil edemeyeceğine karar verdiğinde bu tutar, değersiz alacak haline geldiğinden alacaklar hesabından düşerek zarar yazar. (Ülkemizde işletmenin karar vermesi yerine yetkili merciin mahkeme ilamı gibi yasal bir beyanı gereklidir.)<br />
Genel Kabul Görmüş Muhasebe İlkeleri tahsil edilemeyen alacaklar zararı tutarca önemli olmadıkça, sık sık meydana gelmedikçe ve satışı yapan firma tarafından makul olarak kestirilmedikçe direkt yönteme müsaade etmez.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;   /   &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
DEĞERSİZ ALACAK ZARARLARI			XXXX</p>
<p>		TİCARİ ALACAKLAR HS						XXXX</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;   /   &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
Bu kayıttan sonra borçlunun aynı tutarı veya borcunun bir kısmını ödemesi de mümkündür. Eğer tahsilat zarar yazılan dönem içinde olmuş ise bu kez yapılacak kayıtlar önceki kaydın iptali ve tahsilatın muhasebeleştirilmesi şeklinde olacaktır.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;   /   &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
TİCARİ ALACAKLAR HS.				XXX</p>
<p>			DEĞERSİZ ALACAK<br />
			ZARARLARI HS.						XXX</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;   /   &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
KASA HS.						XXX</p>
<p>			TİCARİ ALACAKLAR HS.					XXX<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;   /   &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Tahsilat, zarar kaydından sonraki bir dönemde olmuş ise alacağın yeniden tesisi maddesinde önceki yıl değersiz alacağının tahsilinden doğan karın (zararın iptali) belirtilmesi, sonradan tahsilatın gösterilmesi gerekir.<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;   /   &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
TİCARİ ALACAKLAR HS.				XXX</p>
<p>			ÖNCEKİ YILLAR DEĞERSİZ<br />
			ALACAKLARINDAN TAHSİLAT HS.			XXX<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;   /   &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;   /   &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
KASA HS.						XXX</p>
<p>			TİCARİ ALACAKLAR HS.					XXX</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;   /   &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Bu kayıtlarda ticari alacaklar hesabına yer verilmesi, borcunu ödeyen müşterinin itibarının hesaplarda tekrar gösterilmesi nedenine dayanır.</p>
<p>1.4.2. Düzenleyici Hesap Kullanılması Yöntemi</p>
<p>Düzenleyici hesap kullanma yöntemi büyük ölçüde kredili satış yapan işletmelerin her dönem alacaklarından bir kısmını tahsil edemeyecekleri bilinmektedir. Kimden, hangi büyüklükte alacağın ne zaman tahsil edilemeyeceğinin bilinememesine karşın satış politikaları, müşteri seçimindeki kriterler aynı kaldıkça bazı yaklaşımların esas alınması ve önceki dönemler arasında yapılacak istatistikler ile cari dönem içinde tahsil edilemeyecek alacak büyüklüklerini yaklaşık olarak hesaplamak mümkündür.<br />
Şüpheli hale gelen bazı alacakların kime ait oldukları bilinse de tahsil edilemeyecekleri kesinleşmediğinden ilgili alacak hesabından düşmek doğru değildir. Bu durumda tahsil edilemeyeceği tahmin edilen bu alacakları bir yandan zarar (veya gider) yazarken diğer yandan alacakları net gerçekleşebilir değerlerine indirmek için negatif aktif düzenleyici bir hesap olan Şüpheli Alacak Karşılığı Hesabına gerek vardır:</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;   /   &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
ŞÜPHELİ ALACAK  HS.					XXX</p>
<p>			ŞÜPHELİ ALACAKLAR<br />
			KARŞILIĞI HS.						XXX<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;   /   &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Bu işleme şüpheli alacak karşılığı ayırma denir. Şüpheli alacak zararının kayda alınışında, amortisman kaydında olduğu gibi ayrılan bir şey yoktur.  Bu işlem şüpheli alacağın zarar olarak kaydını değil, kardan yedek niteliğindeki bir karşılığın ayrılmasını ifade eder.</p>
<p>1.5. SPK MEVZUATINA GÖRE ŞÜPHELİ ALACAK TANIMI VE KARŞILIK AYIRMA ZORUNLULUĞU</p>
<p>Şüpheli alacaklar, Sermaye Piyasası Kurulunun yayınladığı XI/1 Seri nolu  tebliğin 27. maddesinde, “Çeşitli nedenlerle tahsil imkanlarının güçleşmiş olduğu alacakları ifade eder”, şeklinde tanılanmıştır. Aynı madde uyarınca işletmelerin şüpheli alacakları “makul bir gerekçeye” dayanarak tahmin etmesi ve bu alacaklar için karşılık ayırması zorunludur. Şüpheli alacaklarla ilgili düzenlemenin yer aldığı V.U.K.’un 323. maddesine göre şüpheli alacaklar için karşılık ayrılması işletmenin takdirine bırakılmıştır. Diğer  taraftan vergi mevzuatına göre şüpheli hale gelen alacakların tamamı için ayrılabileceği gibi bir kısmı için de karşılık ayrılabilir. Oysa yukarıda belirtiliği üzere Sermaye Piyasası mevzuatına göre, şüpheli hale gelen alacakları tahmin etmek ve bu alacakların tamamı için karşılık ayırmak zorunludur. Bu zorunluluğun nedeni kurulca tespit edilmiş olan muhasebenin temel kavramlarıyla izah edilebilir. </p>
<p>Bu zorunluluk, ana hatları itibariyle;<br />
* Belli bir dönemde meydana gelen ve işletmenin faaliyet sonucunu etkileyen olayların ilgili olduğu dönem hesaplarına yansıtılması ve her dönemin faaliyet sonucunun diğer dönemlerden bağımsız olarak tespit edilebilmesi amacıyla, dönemsellik kavramının,<br />
* İşletmenin uyguladığı muhasebe politikalarının izleyen dönemlerde değiştirilmemesi bunun sonucunda işletmenin mali durumu, faaliyet sonucu ve  bunlara ilişkin yorumların dönemler itibariyle karşılaştırılabilir olması amacıyla, tutarlılık kavramının,<br />
*  İşletmenin durumunun daha iyi gösterilerek işletmenin risk altına sokulmasının önlenmesi amacıyla, ihtiyatlılık kavramının,<br />
* Mali tablolardan yararlananların karar vermelerine yardımcı olunması amacıyla, tam açıklama kavramının,<br />
* Muhasebe  bilgilerinin ve mali tabloların herkesin yararlanabileceği şekil ve içerikte olması amacıyla tarafsızlık kavramının,<br />
muhasebe politikası olarak uygulanabilmesi amacına yöneliktir.</p>
<p>Sermaye piyasası mevzuatına göre, alacağın şüpheli hale geldiğinin tahmin edilmesi önem taşımaktadır. Tebliğin 21. maddesine göre şüpheli alacaklar, işletmelerin  önceki yıllarda tahsil edilemeyen alacaklarına ilişkin veriler, borçlunun ödeme yeteneği, işletmenin içinde bulunduğu sektörde ve cari ekonomik ortamda ortaya çıkan olağanüstü koşullar esas alınarak ve makul bir gerekçeye dayanılarak tahmin edilebilir.<br />
Makul bir sonuca  ulaşmayı önleyen önemli belirsizliklerin var olması  halinde, şüpheli alacaklar, “perakende satış yöntemi” kullanılarak hesaplanır. </p>
<p>Perakende satış yöntemine göre,<br />
Değerleme yapılan dönemden önceki iki  hesap döneminde vadesinde tahsil edilemeyen alacakların  ilgili bulunduğu dönemlerdeki toplam vadeli satışlara oranlarının ortalaması, değerleme dönemindeki vadeli satışlar uygulanarak, tahmini şüpheli alacaklar hesaplanır.<br />
Maddeden anlaşılacağı üzere alacağın şüpheli hale gelip gelmediği tahmin edilemiyorsa perakende satış yöntemi kullanılmak suretiyle şüpheli alacakların hesaplanarak karşılık ayrılması gerekmektedir.<br />
Diğer taraftan, aynı maddeye göre tahmin edilen bu şüpheli alacakların dışında; ilgili bulunduğu dönemde vadesi geçtiği halde tahsil edilemeyen veya dava ve icra aşamasında bulunan ve yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafından ödenmemiş bulunan alacaklar için ayrıca karşılık ayrılması gerekmektedir.<br />
Vergi Usul Kanunu’nun şüpheli alacaklarla ilgili 323. maddesine göre, bir alacağın şüpheli hale geldiğinin kabul edilmesi  için objektif  ve somut verilere ihtiyaç vardır. söz konusu maddeye göre, ticari ve zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmak şartıyla;</p>
<p>Dava veya icra safhasında bulunan alacaklar,<br />
Yapılan protestoya  veya yazıyla birden fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafından ödenmeyen ve icra takibine değmeyecek derecede küçük olan alacaklar,</p>
<p>Şüpheli alacak sayılmaktadır. Ancak, bu alacaklar için karşılık ayrılabilir . bu sebeple yukarıda sayılanlar dışında gerek  sermaye piyasası mevzuatı gerekse diğer mevzuatlar uyarınca ve çeşitli yöntemlerle tespit edilmiş olan şüpheli alacakların Vergi Usul Kanunu açısından şüpheli alacak olarak kabul edilmesi ve bunlar için karşılık ayrılması sözkonusu değildir.<br />
Diğer taraftan aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca, şüpheli hale gelen alacağın teminatlı kısmı için karşılık ayrılması mümkün değildir.<br />
Bu sebeple sermaye piyasası mevzuatına tabi mükelleflerin, sözkonusu mevzuat uyarınca tespit ettikleri şüpheli alacaklar ile bu alacaklar için ayırdıkları karşılıkları, vergi matrahının tespiti sırasında tekrar gözden  geçirmeleri gerekmektedir. Vergi matrahının tespiti sırasında, yukarıda yer verdiğimiz Vergi Usul Kanunu açısından kabul edilen şüpheli alacaklar dışında kalan diğer alacaklar için ayrılmış olan karşılıkların dönem kazancına ilave edilmesi gerekmektedir.</p>
<p>1.5.1. Sermaye Piyasası Mevzuatına Göre Şüpheli Ala­cak­lar  Ve Vergi Matrahının Tespitinde Şüpheli Alacaklar Açı­sın­­dan Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar</p>
<p>Bilindiği üzere, sermaye piyasasına ilişkin genel hatlarıyla düzenlemeler Sermaye Piyasası Kanunu’nda (SPK) yer almaktadır. SPK sermaye piyasası kurumları, araçları ve kanuna tabi ortaklarla ilgili ayrıntılı düzenleme yapma yetkisi de Sermaye Piyasası Kurulu’na  vermiştir. Kurul, SPK’nın 16. ve 22. maddeleri ile Sermaye Piyasasında Bağımsız Dış Denetleme Yönetmeliği’nin 19. maddesi ile kendisine verilen yetkiye istinaden, SPK’ ya tabi ortaklıklar ve aracı kurumlarca düzenlenecek mali tablo ve raporlar ile bunların ilgililere sunulmasına ilişkin usul ve esasları, yayımladığı XI/1 Seri Nolu Tebliğ ile belirlemiştir.<br />
Kurul’un yayımladığı XI/1 Seri Nolu Tebliğle, alacakların şüpheli hale gelmesi ve şüpheli hale gelen alacaklar için karşılık ayrılması konusunda yapılan düzenlemeler ele alınmış ve sermaye piyasası mevzuatı uyarınca ayrılan bu karşılıkların vergi mevzuatı karşısındaki durumu irdelenmiştir.</p>
<p>1.5.2. DEĞERLENDİRME</p>
<p>Başta Türk Ticaret Kanunu olmak üzere iktisadi hayatı düzenleyen birden fazla Kanun ve İlgili mevzuat bulunmaktadır. İktisadi hayatın mükellefleri bu düzenlemelerin muhatabı olarak  hepsine uymak zorundadırlar. Buraya kadar konuyla ilgili olarak sermaye piyasası mevzuatında yer alan ve farklılık arz eden hükümlere yer verilmiştir. Her mevzuatın düzenleme amacının farklı olması dolayısıyla, aynı konuyla ilgili olarak farklı hükümler olabilmektedir. Vergi mevzuatının kendine özgü kuralları vardır ve diğer mevzuatlarda yer alan düzenlemeler, özel atıf bulunmadığı sürece, vergi mevzuatını bağlamamaktadır. Bu sebeple, sermaye piyasası mevzuatına göre tahmin edilen veya hesaplanan şüpheli alacaklar için karşılık ayrılmasının zorunlu olması, aynı uygulamanın vergi mevzuatı açısından da kabul edildiği anlamına gelmemektedir. Sermaye piyasası mevzuatı uyarınca şüpheli hale geldiği kabul edilen alacakların büyük bir kısmı Vergi Usul Kanunu’na göre şüpheli alacak sayılmamaktadır. Bu sebeple  Vergi Usul Kanunu’na göre şüpheli olduğu kabul edilmeyen alacaklar için ayrılan karşılıkların vergi matrahının tespitinde dönem kazancına eklenmesi gerekmektedir. Aksi takdirde, vergi matrahı eksik beyan edilmiş ve eksik tahakkuk ettirilmiş olacağından vergi ziyai meydana gelmiş olacak ve mükellefler cezai yaptırımla karşı karşıya kalacaklardır. Yapılan bu işlemin başka bir mevzuat uyarınca zorunlu tutulmuş olması onları bu sorumluluktan kurtaramayacaktır.</p>
<p>2. DEĞERSİZ VE VAZGEÇİLEN ALACAKLAR</p>
<p>2.1. DEĞERSİZ ALACAKLAR TANIM</p>
<p>İşletmelerde şüpheli alacakların yanında vazgeçilen alacaklar ve değersiz alacaklarda mevcut olabilir.<br />
Değersiz alacak, kazai bir hükme (mahkeme kararı ) veya kanaat verici bir vesikaya göre tahsiline artık imkan kalmayan alacakları ifade eder.<br />
Vergi Usul Kanunu’nun 322. maddesinde “Kazai bir hükme veya kanaat verici bir vesikaya göre tahsiline imkan kalmayan alacaklar değersiz alacaktır” denmektedir. Değersiz alacaklar, bu mahiyete girdikleri tarihte  tasarruf değerlerini kaybederler ve mukayyet kıymetleriyle zarar olarak kaydedilmek suretiyle yok edilirler.<br />
Görüldüğü gibi değersiz alacak artık kaybedilmiş, tahsiline imkan kalmamış, değeri sıfıra inmiş bir alacaktır. Bir alacağın değersiz  alacak olabilmesi için;<br />
Alacak kazai bir hükme göre (mahkeme kararı)  tahsil kabiliyetini kaybetmiş olmalıdır. Kazai bir hükümden de anlaşılması gereken, alacak hakkında kanun yollarına başvurulmuş, icra takiplerinin yapılmış, bu müracaat ve takipler sonunda alacağın ödenemeyeceği yargıç kararı ile tespit edilmiş olmalıdır.<br />
Alacağın değersiz olduğunun kanaat verici bir vesikaya bağlanması gerekir. Örneğin; alacaklının verdiği her nevi ibra senetleri (borçtan kurtulma), borçlunun ölümü halinde mirasçıların mirası reddettiklerine dair belge ve borçlunun gayyubetini (meydanda bulunmama, gözle görünmeme) bildirir belgeler kanaat verici belgelerdir.<br />
Değersiz alacaklar, değersiz hale geldiklerinde mukayyet (kayıtlı) değerleriyle 6 nolu sınıftaki sonuç hesaplarından olan 689 DİĞER OLAĞANDIŞI GİDER VE ZARARLAR hesabına geçirilerek yok edilirler.</p>
<p>Vazgeçilen alacaklar ise, konkordota veya sulh yolu ile alınmasından vazgeçilen alacaklar alacaklı yönünden değersiz alacaktır. Alacaklı yönünden vazgeçilen alacaklar değersiz alacak sayılacağından değersiz alacaklar gibi mukayyet değerleriyle 689 DİĞER OLAĞANDIŞI GİDER VE ZARARLAR hesabına geçirilerek yok edilirler.<br />
Dikkat edilecek olursa bir alacak, değersiz veya vazgeçilen alacak konumuna düştüğünde gider yazılarak tamamen kayıtlardan  silinmektedir. Ancak bir alacak şüpheli duruma düştüğünde tamamen kayıtlardan silinmemekte şüpheli olduğunu gösteren 128 ŞÜPHELİ  TİCARİ ALACAKLAR hesabına alınmaktadır.<br />
 İşletme hesabı esasına göre defter tutan mükelleflerin bu madde hükmüne giren alacakları, gider kaydedilmek suretiyle yok edilirler.</p>
<p>2.2. DEĞERSİZ ALACAKLARA İLİŞKİN UYGULAMA ESASLARI</p>
<p>1). Değersiz Alacaklar Bilanço ve İşletme Hesabı Esasına Göre Defter<br />
tutan Ticari ve Zirai Kazanç Sahiplerince Gider Olarak Kaydedilebilir.</p>
<p>İşletme hesabı esasına göre  defter tutan mükellefler, değersiz hale gelen alacaklarını doğrudan gider kaydederler.<br />
Daha önce, şüpheli hale gelip karşılık ayrılmak suretiyle gider olarak kaydedilen alacaklar, bilahare değersiz alacak haline dönüştürülürse; değersiz hale gelen alacak tutarı, şüpheli alacak haline dönüştürülürse; değersiz hale gelen alacak tutarının şüpheli alacak karşılığı hesabına borç, şüpheli alacak hesabına alacak olarak kaydedilmek suretiyle kayıtlardan çıkarılması  yeterlidir. Zira söz konusu alacağın değersiz alacak olarak da gider kaydedilmesi, aynı tutarda mükerrer gider kaydına neden olacaktır.</p>
<p>2). Alacak Ticari İşle veya İşletmeyle İlgili Olmalıdır.</p>
<p>Bir alacağın her şeyden önce değersiz alacak olabilmesi için, söz konusu alacak işletmenin kesinlikle normal olarak yaptığı faaliyetleri sonucunda doğmalı ve daha açık bir ifade ile işletme karının oluşumuna etkide bulunmuş olmalıdır. Alacağın iş ve işletme ile ilgisinin bulunması gerekmektedir. Yani, işletme sahibinin ticari işletmeleri ile ilgisi olmayan şahsi alacağının değersiz hale gelmesi ve işletme sahibinin kendisi için artık tahsil edilemeyecek duruma düşen alacağın doğrudan zarar olarak kaydedilmesi mümkün olmamaktadır.<br />
Örneğin hatır senedi veya ticari işlem dışı düzenlenen senetlerin ödenmemesinden dolayı alacağın tahsil edilmemesi halinde bu tür alacağın değersiz alacak olarak kabul edilerek sonuç hesaplarına intikal ettirilmesi mümkün değildir.<br />
Yasal düzenleme gereği, tahsil edilemeyen ve tahsil edilmesi olanağının bulunmadığı konusunda yargı kararı veyahut  ispatlayıcı belge  bulunan alacağın, tahsil olanağının ortadan kalktığı tarihle ilgili sonuç hesabına intikal ettirilmesi gerekmektedir. Çünkü V.U.K.’nun 322. maddesinde “&#8230;. değersiz alacaklar bu mahiyet­e girdikleri tarihte&#8230;&#8230;” zarar kaydedilmek suretiyle yok edileceği belirtilmektedir.<br />
Maddede yer alan “&#8230;&#8230;&#8230;yok edilirler.” İfadesinden anlaşılması gereken bir alacağın değersiz hale gelmesi, bu surette artık o alacağın tahsil imkanının kalmadığı konusunun kesinleşmesidir.</p>
<p>3). Alacağın tahsili kazai bir hükme veya kanaat verici bir vesikaya göre imkansız hale gelmelidir.</p>
<p>Kazai bir hükümden maksat, alacağın tahsil edilme olanağının tamamen ortadan kalktığını hükme bağlayan bir mahkeme kararının varlığıdır.<br />
Alacağın tahsili için kanuni yollara başvurulup, icra takibi yapılmasına rağmen, bu başvuru ve takipler sonucunda alacağın ödenmeyeceği veya paranın talep edilmesinin olanaksız olduğu bir  mahkeme kararı ile tespit edilmişse alacak değersiz hale gelir.<br />
Değersiz alacak uygulamasının kapsamını genişletmekle birlikte kanaat verici bir vesikadan söz edebilmek için tahsilinin olanaksızlığını gösteren bir delilin varlığı şarttır. Bir başka ifade ile, alacağın tahsilinin imkansız hale geldiği kesin olmalı ve mükellefler bunu bir belge ile kanıtlayabilecek durumda olmalıdır. Ancak bu konuda her belge ve olay ayrı ayrı değerlendirilmeli, ilgili olayın gerçek yönü araştırılması, bunlardan sonra vesikalar kanaat verici bulunursa; alacağın değersiz hale geldiği kabul edilmelidir.<br />
Vergi hukuku uygulaması bakımından kanaat verici vesikalara örnek olarak aşağıdaki belgeler sayılabilir.<br />
Konkordato anlaşması, konkordato ile alacaklının borçluyu ibraz ettiği miktar değersiz alacak sayılır.<br />
Alacaktan vazgeçildiğini gösteren mahkeme tutanakları,<br />
Borçlunun varlık bırakmadan öldüğünü ve mirasçıların mirası reddettiğini gösteren belgeler,<br />
Borçlunun kesin olarak yurt dışına çıktığını ve haczi kabil malı olmadığını gösteren belgeler,<br />
Sulh anlaşması ile alacaktan vazgeçildiğini gösteren belgeler,<br />
Borçlunun gaipliğine ilişkin mahkeme kararı ve buna bağlı olarak herhangi bir mal varlığının bulunmadığına dair resmi makam belgesi,<br />
Borçlunun herhangi bir mal varlığı bırakmadan ölümü ve mirasçıların da mirası reddettiklerine dair resmi belgeler,<br />
Borçlunun, alacaklı tarafından açılan davayı kazandığına dair, mahkeme kararı,<br />
Mahkeme huzurunda alacaktan vazgeçildiğine ilişkin olarak düzenlenmiş belgeler,<br />
Borçlunun dolandırıcılıktan mahkum olması ve herhangi bir mal varlığı bulunmadığını belgeleyen resmi evrak ve diğerleri,<br />
Borçlunun adresinin saptanması nedeniyle icra takibat dosyasının kaldırıldığını gösteren icra memurluğu yazısı,</p>
<p>3. VAZGEÇİLEN ALACAKLAR</p>
<p>3.1. Vazgeçilen Alacaklar Tanım</p>
<p>Vazgeçilen alacaklara ilişkin düzenlemeler V.U.K.’nun 324. maddesinde yer verilmiştir. Vazgeçilen alacaklar, konkordato ve sulh yoluyla alınmasından vazgeçilen alacakları içermektedir.<br />
Vazgeçilen alacaklar da aslında bir nev’i değersiz alacaklardır. V.U.K.’nda bu tür alacakların ayrı bir madde ile ayrıca düzenlenmiş olmasının temel nedeni, bu tür alacaklarda borçlu yönünden uygulanması istenen işlemin belirlenmesi amacıdır. Çünkü, V.U.K.’nun 325’nci maddesinde “Konkordato veya sulh yoluyla alınmasından vazgeçilen alacaklar” olarak tanımlanan alacakların esasen, konkordato ve sulh anlaşmasının dayandığı belgelerin “kanaat verici vesika” olmaları nedeniyle 322’nci maddeye göre değersiz alacaklar olarak değerlenmesi mümkündür.<br />
Ancak, yukarıda da değinildiği gibi, kanun koyucu bu iki tür (konkordato ve sulh yolu ile vazgeçilen) alacakların borçlusu yönünden özel bir düzenleme yapmak gereğini duymuş ve ayrı bir madde vazetmiştir.<br />
Bu maddenin alacaklı işletme (alacakların değerlemesi) yönünden ifade ettiği anlam; bir alacağın vazgeçilen alacak olarak değerlenip zarar kaydedilebilmesi için bir alacaktan  sadece konkordato veya sulh yoluyla (alacaklı ve borçlunun serbest irade beyanlarına uygun bir anlaşmaya varmalarıyla) vazgeçilmesi gerektiğidir. Örneğin tek taraflı beyanla alacaktan vazgeçildiğini bildiren belgeye dayanılarak, bu alacağın vazgeçilen alacak (değersiz alacak) olarak değerlenmesi, diğer bir deyimle zarar kaydı olanaksızdır.<br />
Vazgeçilen alacaklarda da değersiz alacaklara ilişkin esaslar geçerlidir. Örneğin; vazgeçilen alacağın zarar kaydedileceği dönem; alacaktan vazgeçildiği, diğer bir deyimle, alacağın değersiz hale geldiği konkordato ve sulh anlaşmasına varıldığı dönemdir. Bu dönemde zarar kaydedilmeyen vazgeçilen alacak daha sonraki yıllarda matrahtan indirilemez.<br />
Madde metninde yer alan, sulh yoluyla alınmasından vazgeçilen alacak kavramı uygulamada tereddütlere neden olmaktadır.</p>
<p>Konkordato sonucu alınmasından vazgeçilen alacaklar, alacaklı açısından değersiz alacaktır.</p>
<p>Resmi-Tenzilat konkordatosu sonucu alacaklılar borçluya karşı alacaklarının belli bir yüzdesinden feragat ederler ve borçlu, borçlarının konkordatoda kabul edilen kısmını ödemekle borçlarının tamamından kurtulur. Buna göre, konkordato sonucu alacakların borçludan olan alacakları iki kısma ayrılmaktadır.<br />
Tahsilinden vazgeçilen (feragat edilen) alacak kısmı,<br />
Tahsil edilen alacak kısmı</p>
<p>Konkordato sonucu alınmasından vazgeçilen alacaklar, alacaklı açısından değersiz alacaktır.</p>
<p>V.U.K.’nen 322 maddesinde, kazai bir hükme veya kanaat verici bir vesikaya göre tahsiline artık imkan kalmayan alacaklar değersiz alacak olarak nitelendirilmekte ve bu alacakların mukayyet değerleriyle zarar olarak kaydedilecekleri belirtilmektedir.<br />
Konkordato anlaşmasının belirtilen maddede geçen “kanaat verici vesika” kapsamına gireceği konusunda uygulamada görüş birliği vardır. bu durumda, konkordato sonucu tahsilinden vazgeçilen alacak kısmı alacaklılar açısından “değersiz alacak”tır. Alacağın bu kısmı mukayyet değeriyle zarar olarak sonuç hesaplarına intikal ettirilir. Söz konusu alacak daha önce icra veya iflas safhasına intikal etmiş ve bu nedenle  de karşılık ayrılmışsa, konkordatonun kesinleşmesi üzerine karşılık hesapları iptal edilerek, alacak doğrudan zarar olarak kaydedilmelidir.<br />
Konkordato sonucu tahsil edilen  (veya edilecek olan) alacak kısmı (veya kısımları) ise normal bir alacak gibi işleme tabi tutulacaktır. Bu alacağın herhangi bir şekilde karşılık hesaplarına intikal ettirilmesi veya doğrudan zarar olarak kaydedilmesi söz konusu değildir. Bu alacağa ilişkin olarak daha önce bir icra veya iflas takibine başlanmış ve bu nedenle alacağa ilişkin bir karşılık ayrılmış olabilir. Konkordatonun kesinleşmesiyle birlikte sözkonusu karşılığın iptal edilerek gelir olarak kaydedilmesi gerekmektedir. Konuyla ilgili örnek yazımızın sonunda bulabilirsiniz.(ÖRNEK5)</p>
<p>Vade Konkordatosunda alacak tam olarak tahsil edileceğinden alacağı ilişkin herhangi bir karşılık ayrılması veya alacağın doğrudan zarar olarak kaydedilmesi mümkün değildir.</p>
<p>Borçlu ile alacaklılar arasında yapılan bir konkordatoyla, borçluya vade tanınır. Bu şekilde yapılan konkordato, “vade konkordatosu”dur. Bu konkordatoda alacaklıların vazgeçtiği herhangi bir alacak kısmı yoktur. Alacaklılar, alacaklarının tamamını ileriki bir tarihte (kendilerinin borçluya tanıdıkları vadede tahsil edeceklerdir. Bu nedenle alacaklılar tarafından gerek alacaklarına ilişkin karşılık ayrılması, gerekse alacakların doğrudan zarar kaydı mümkün değildir.</p>
<p>Konkordato sonucu alacaklılar tarafından feragat edilen alacaklar kısımları borçlu açısından vazgeçilen alacak hükmündedir.</p>
<p>Tenzilat konkordatosu sonucu alacaklılar alacaklarının bir kısmının tahsilinden vazgeçmekle, borçluda tahsilinden vazgeçilen alacak kısımları kadar borç ödeme yükümlülüğünden kurtulmaktadır. Alacaklılarca tahsilinden vazgeçilen bu kısmı borçlunun defterlerinde özel bir karşılık hesabına alınacak ve bu hesabın muhteviyatı alacaktan vazgeçildiği yılın sonundan başlayarak üç yıl içinde zararla itfa olunmadığı taktirde kar hesabına nakledilecektir. Buna göre, borçlu alacaklılarca tahsilinden vazgeçilen alacak kısımlarını bu maddeye göre işleme tabi tutulacaktır.<br />
Vazgeçilen alacakların borçlu yönünden kara  alınması bakımından bekleme süresi, normal olarak üç yıl olmakla birlikte, daha önce işin terki, ölüm, kurumlarda devir hallerinde, ölüm veya devir tarihinde üç yıllık süreye bakılmaksızın ölüm veya devir tarihinde kara intikal ettirilir.</p>
<p>Konunun daha iyi anlaşılması için yazımızın sonundaki Örnek 6   incelenebilir. </p>
<p>3.3. DEĞERSİZ ALACAKLAR İLE VAZGEÇİLEN ALACAKLAR</p>
<p>Vergi Usul Kanunu, işletmenin aktifine dahil bulunan çeşitli kıymetlerin aşınma, yıpranma ve kıymetten düşmeleri halinde amortismana tabi tutulması gerektiğini kabul ettiği gibi, uyuşmazlık  konusu haline dönüşen alacaklara karşılık ayrılmasını, tahsil edilemeyen alacakların ise doğrudan sonuç hesaplarına intikal ettirilmesini koşullu olarak hükme bağlamıştır.<br />
Yasanın 322. maddesinde belirtildiği üzere, kazai bir hükme veya kanaat verici bir belgeye göre tahsiline artık imkan kalmayan alacaklar değersiz alacak olarak kabul edilmektedir. Değersiz alacaklar, bu mahiyete girdikleri tarihte tasarruf değerlerini kaybederler ve mukayyet (muhasebe) değerleriyle zarara geçirilerek yok edilirler.<br />
Yasal düzenlemeden anlaşılacağı üzere herhangi bir alacağın değersiz hale geldiğini kabul edebilmek için:<br />
Yargı kararına göre alacağın tahsil edilemez hale geldiğinin kanıtlanması zorunludur.<br />
Veya alacaktan vazgeçildiğini gösteren bir belgenin bulunması gerekmektedir.<br />
Vergi hukuku açısından bir alacağın varlığından bahsedebilmek için öncelikle alacağın belgeye  bağlanmış olması gerekmektedir.<br />
Çünkü Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası’nın 288. maddesi hükmü gereği olarak “Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri kırk milyon lirayı geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir” denilmektedir.<br />
Senede bağlanmamış herhangi bir alacağa karşılık ayrılamayacağı gibi bu alacakların değersiz hale gelmelerinde, doğrudan kayıtlara gider olarak intikal ettirilmesi de mümkün değildir.<br />
Bir alacağın tahsil edilmemesi halinde bu alacağın değersiz hale geldiğini kabul edebilmek için, alacağın tahsil edilemeyeceği hususu’nu yargı kararı ile veya inandırıcı bir belge ile kanıtlamak zorunlu olmaktadır. Her iki halin de değerlendirilmesi son derece zordur.<br />
Yargı hangi hallerde alacağın tahsil edilemeyeceği yönünde karar verebilir?</p>
<p>Örneğin alacak zamanaşımına uğramıştır. Bu nedenle tahsil edilemez hale gelmiştir. Veyahut da  borçlunun gaybubetine karar verilmiştir. Bu durumlar yargı kararı ile kanıtlanabiliyorsa, alacağı doğrudan zarar hesabına intikal ettirmek mümkündür.<br />
Bir alacağın değersiz hale geldiğini kabul edebilmek için öncelikle tahsili için yasal yollara başvurulması, gerekirse icra takibi yapılması, fakat yapılan başvuru ve takipler sonucunda, alacağın ödenmeyeceği veya paranın talep edilmesinin olanaksız hale gelmiş olduğunun mahkeme kararı ile tespit edilmiş olması gerekmektedir.<br />
Dava ve İcra safhasında bulunan alacaklar için şüpheli alacak karşılığı ayrılabilmektedir. İcra takibatında alacaklı alacağının tamamını alamamışsa kalan miktar için ilgili icra dairesinden kendisine bir aciz vesikası verilmesini isteyebilir. (İcra ve İflas Yasası Madde: 143)<br />
İcra ve İflas Yasası’nın 143. maddesi hükmü gereği verilen aciz vesikası borçlu lehine zamanaşımı süresinin işlemesini durdurur.<br />
Aciz vesikası, alacaklıya borçluyu devamlı takip etme olanağı verir. Bu nedenle alacağın tahsili açısından şüpheli hale geldiğini gösterir.<br />
	Vergi hukuku uygulaması bakımından bir alacağın değersiz hale geldiğini kanıtlayan belgeler şunlardır.</p>
<p>Alacağın tahsil olanağının kalmadığını gösteren yargı kararı,<br />
Alacaktan vazgeçildiğini gösteren konkordato sözleşmesi.<br />
Alacak davasından vazgeçildiğini gösteren mahkeme kararları, tutanaklar,<br />
Borçlunun gaybubetini belgeleyen haber, mahkeme kararı ve benzeri belgeler,<br />
Miras reddi kararları,<br />
Alacağın takibi, takip edilen alacağın tahsil edilmemesi halinde  durumun belgelendirilmesi ve bu işlemlerden sonra değersiz alacak kabul edilmesi gerekmektedir.<br />
Değersiz alacak daha önce şüpheli alacak mahiyetinde ve bu nedenle şüpheli alacak karşılığı ayrılmak suretiyle kar zarar hesabının borcuna kayıt edilmiş ise, şüpheli hale geldiği tarihte karşılık hesabının iptali ve doğrudan zarar olarak kayıtlara tekrar yazılması gerekmektedir. Bilindiği üzere şüpheli alacak hesabının kapatılması sırasında daha önce kayıtlara zarar olarak intikal ettirilen rakam bu defa kar olarak kabul edilecek, buna karşılık alacak değersiz hale geldiğinden doğrudan karşılık ayırmadan alacak giderleştirilecektir.<br />
Vergi Usul  Yasası’nın 324. maddesi hükmü gereği olarak “Konkordato veya sulh yoluyla alınmasından vazgeçilen alacaklar, borçlunun defterlerinde özel bir karşılık hesabına alınır. Bu hesabın muhteviyatı alacaktan vazgeçildiği yılın sonundan başlayarak üç yıl içinde zararla itfa edilmediği takdirde kar hesabına naklolunur.<br />
Yasa maddesinde yer alan “sulh yoluyla” alınmasından vazgeçilen alacak kavramı uygulamada duraksama yaratmaktadır. Sulh yoluyla vazgeçilen alacak için taraflar arasında “sulh name” yapılması gerekmektedir. Bu konuda var olan “sulh yoluyla alacaktan vazgeçmenin herhangi bir şekle tabi olmadığı, inceleme elemanının yaptığı incelemede, belgeler elemana kanaat verdiği takdirde, bu durum alacaktan vaz geçmesi için yeterlidir” görüşü eksiktir.<br />
Konkordato ve sulh yoluyla borcunun tamamını veya bir kısmını ödemeyen yükümlü, ödemediği borcu için bilançosunun pasifinde karşılık ayırmak suretiyle kayıtlarındaki alacaklı hesabı kapatacaktır. Burada üzerinde durulması gereken en önemli konu borçlunun bu borcunu ödemekten kurtulmuş olduğunun belgelendirilmesidir. Başka bir anlatımla borçlu ile alacaklı arasında karşılıklı ve iradi olarak alacağın tahsilinden vazgeçildiğini gösteren bir belgenin düzenlenmiş bulunması veya konkordatonun kesinleşmiş olması gerekmektedir.<br />
Böyle bir durumda, pasifte karşılılık hesabında izlenen, ödenmesi zorunluluğu hukuken ortadan kalkmış bir borç üç yıl içinde işletmenin doğacak zararlarını karşılamak için kullanılacaktır. Başka bir anlatımla üç yıl içinde eğer borcunu sulh veya konkordato yolu ile ödemekten kurulan işletme zarar ederse, bu takdirde zararını ödemekten kurtulduğu borç karşılığı ile kapatacaktır.<br />
 Eğer, borcundan kurtulmuş bulunan işletme üç yıl içinde zarar etmezse bu takdirde üçüncü yıl ayrılan bu karşılık dönem kazancına eklenecektir. Yasal düzenlemeden anlaşılacağı üzere “bu hesabın muhteviyatı alacaktan vazgeçildiği yılın sonundan başlayarak üç yıl içinde zararla itfa edilmediği takdirde kar hesabına naklolunur”<br />
Vazgeçilen alacak için borçluya tanınan üç yıllık süre, borçlu kayıtlarında karşılık hesabı açılmamış olsa bile geçerlidir. Dolayısıyla borçlu kayıtlarında karşılık hesabı açılmasa bile üç yıl geçmedikçe ödenmesi yükümlülüğü ortadan kalkan kısım kar olarak kabul edilemez.<br />
Yasal düzenleme gereği olarak tahsil edilemeyen ve tahsil edilmesi olanağının kalmadığı,konusunda yargı kararı veya kanıtlayıcı bir belge bulunan alacağın, tahsil olanağının ortadan kalktığı tarihle ilgili sonuç hesabına intikal ettirilmesi gerekmektedir. Çünkü vergi Usul Yasası’nın 322. maddesinin  ikinci fıkrasında “değersiz alacaklar bu mahiyete girdikleri tarihte” zarara geçirilerek yok edileceği belirtilmiştir.<br />
Yasa maddesinde yer alan “&#8230;&#8230;.yok edilirler” sözcüğünden de anlaşılacağı üzere bir alacağın değersiz hale gelmesinden anlaşılması gereken artık o alacağın tahsil imkanının kalmadığı konusunun kesinleşmiş olmasıdır.<br />
Bu nedenle  teminata bağlanan veya gizil teminatı bulunan bir alacağın karşılık konusu yapılması söz konusu olamayacağı gibi bu alacağın değersiz olarak kabul edilerek sonuç hesaplarına intikal ettirilmesi de söz konusu olamaz. Alacağın değersiz hale geldiği konusu kesinlik kazanmadığı sürece değersiz alacak işlemine tabi tutulması mümkün değildir. Dolayısıyla “kanaat verici” belgeden anlaşılması gereken söz konusu alacağın tahsil imkanı kalmadığını gösteren bir belge olmalıdır.<br />
Vergi Usul Yasası’nın 322. maddesinin son fıkrasında “işletme hesabı esasına göre defter tutan” yükümlülüklerinde değersiz hale gelen alacaklarını giderleştirebilecekleri hususu hükmü bağlanmıştır. Bilindiği üzere işletme hesabı esasına göre defter tutanların kayıtları üzerinden borç ve alacak ilişkilerini belirleyebilme olanağı mevcut değildir. Bu nedenle işletme hesabı esasına göre defter tutan yükümlünün değersiz hale gelen alacağını giderleştirebilmesi için her şeyden önce bu alacağın mevcut ticari faaliyetinden doğduğunu  kanıtlaması gerekmektedir.<br />
İşletme hesabı esasına göre defter tutan yükümlüler  değersiz hale gelen alacaklarını gider olarak yazmak suretiyle dönem  kazancından indirebilme olanağına sahiptirler.<br />
İşletmeler arasında yapılan hukuki bağıtlar veya konkordota  gibi hukuksal nitelikteki olaylar nedeniyle tahsilinden vazgeçilen alacaklar borçlu yükümlü ise, kayıtları açısından özellik göstermektedir.<br />
Vazgeçilen alacakların, borçlu yönünden kara alınması bakımından, bekleme süresi, normal olarak üç yıl olmakla beraber, daha önce işin terki, ölüm ve kurumlarda devir halinde, terk, ölüm veya devir tarihinde söz konusu ödenmeyen borç karşılığı kar hesabına aktarılır.<br />
Başka bir anlatımla, işin terk edilmesi, ölüm, kurumların devir edilmesi halinde üç yıllık sürenin dolması beklenmez. Geçmiş yıl zararları, kaynağı ne olursa olsun, bekleme süresi içinde vazgeçilen alacak nedeniyle borçlu  kayıtlarındaki karşılık hesabından düşülemez. Başka bir anlatımla vazgeçilen alacaktan bekleme  süresi içinde geçmiş yıl zararı mahsup edilemez.<br />
Diğer yönden bekleme süresi içinde yükümlünün diğer kaynaklarından doğan zararlarda, vazgeçilen alacak konusu ticari işle ilgili olması dolayısıyla karşılık hesabından düşülemez.</p>
<p>4. ŞÜPHELİ TİCARİ ALACAK AYRILMASI VE TAMAMININ TAHSİLİNE İLİŞKİN  ÖRNEKLER</p>
<p>	4.1. Şüpheli Ticari Alacak Ayrılması ve Sonraki Dönemde Tahsil Edilmesi</p>
<p>ÖRNEK 1:   Bir işletme 01/03/2000 tarihinde K.D.V. dahil 200.000.000 TL’ye A malından 200 adet satmıştır. Karşılığında 200.000.000 TL.’lik alacak senedi almıştır. 30/06/2000 tarihinde yapılan protestoya veya yazı ile iki defa istenilmesine rağmen borç tahsil edilememiş ve alacak mahkemeye intikal ettirilmiştir. Alacak şüpheli duruma düştüğünden tamamı üzerinden 31/12/2000’de karşılık ayrılmıştır. Karşılık ayrılan bu alacağın tamamı 10.03.2001’de tahsil edilmiştir. Yevmiye kayıtları şu şekilde olacaktır.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-   01/03/2000  &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
121 ALACAK SENETLERİ HS.		200.000.000</p>
<p>		391 HESAPLANAN K.D.V.				  36.000.000<br />
		600 YURTİÇİ SATIŞLAR		                 	164.000.000<br />
200 adet A.malı satışı</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-   30/06/2000  &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
128 ŞÜPHELİ TİCARİ ALACAKLAR 	200.000.000</p>
<p>		121 ALACAK SENETLERİ 				200.000.000</p>
<p>200.000.000 TL.lik alacak senedinin şüpheli<br />
	duruma düşmesi<br />
	&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;          /          &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-	</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-   31/12//2000  &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
654 KARŞILIK GİDERLERİ (-)		200.000.000<br />
   654.01 Şüpheli Tic.Alacaklar<br />
	               Karşılık Giderleri</p>
<p>		129 ŞÜPHELİ TİCARİ ALACAKLAR<br />
                   KARŞILIĞI (-)					200.000.000</p>
<p>200.000.000 TL.’lik alacak senedine<br />
karşılık ayrılması<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-   10/03/2001  &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
100 KASA HESABI				200.000.000</p>
<p>		128 ŞÜPHELİ TİC.ALACAKLAR			200.000.000</p>
<p>Şüpheli duruma düşen ticari alacağın tahsili</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-   10/03/2001  &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
129 ŞÜPHELİ TİC. ALACAK.KARŞ.(-)	200.000.000</p>
<p>		644 KONUSU KALM.KARŞILIKLAR(-)		200.000.000	</p>
<p>Zararın gerçekleşmemesi nedeniyle<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;      /      &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>4.2) Şüpheli Ticari Alacak Ayrılması ve Tahsilinin İmkansız Olmasına İlişkin Örnek (Aciz Belgesi Alınması Durumu) :</p>
<p>Örnek 2: X İşletmesinin alacak senetlerinden 40.000.000 TL.lik kısmı 15.02.2000’de şüpheli duruma düşmüş tamamı üzerinden 31.12.2000’de karşılık ayrılmıştır. Ancak karşılık ayrılan bu alacağın 20.04.2001’de mahkeme kararına göre tahsiline imkan kalmamıştır. Yevmiye kayıtları şu şekilde yapılacaktır.</p>
<p>	&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-   15/02/2000  &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
128 ŞÜPHELİ TİCARİ ALACAKLAR	40.000.000</p>
<p>		121 ALACAK SENETLERİ				40.000.000</p>
<p>40.000.000 TL.’lik alacak senedinin şüpheli<br />
duruma düşmesi<br />
	&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-   31/12/2000  &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
654 KARŞILIK GİDERLERİ (-)		40.000.000<br />
     654.01 Şüp.Tic.Alac.Karş.Gid.</p>
<p>		129 ŞÜPHELİ TİC.ALACAK.KARŞ.(-)		40.000.000</p>
<p>40.000.000 TL.lik alacak senedine karşılık ayrılması<br />
	&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-   20/04/2001  &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
129 ŞÜP. TİC.ALACAK.. KARŞ.(-)	40.000.000</p>
<p>		128 ŞÜPHELİ TİC.ALACAKLAR			40.000.000</p>
<p>Şüpheli alacağın tahsilinin imkansızlaşması</p>
<p>	&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;   /     &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>	4.3) Gerçekleşen zararın ayrılan karşılıklardan fazla olması haline İlişkin<br />
	    Örnek</p>
<p>Örnek 3: Y İşletmesinin senetli alacaklarından 100.000.000 TL.lik kısmı 15.07.2000’de şüpheli duruma düşmüş ve  şüpheli alacak için 31.12.2000’de 80.000.000 TL.lik karşılık ayrılmıştır. 01.04.2001’de dava kaybedildiği için alacağın tahsili imkansız hale gelmiştir. Verilen bu bilgilere göre yevmiye kayıtları şu şekilde yapılacaktır.<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-  15/07/2000  &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
128 ŞÜPHELİ TİC.ALACAKLAR	100.000.000</p>
<p>		121 ALACAK SENETLERİ			100.000.000</p>
<p>100.000.000 TL.lik alacağın şüpheli<br />
duruma düşmesi nedeniyle</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-   31/12/2000  &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
654 KARŞILIK GİDERLERİ (-)		80.000.000<br />
	   654.01 Şüp.Tic.Alacaklar<br />
               Karş.Giderleri</p>
<p>		129 ŞÜP.TİC.ALACAKLAR KARŞ.(-)	80.000.000</p>
<p>100.000.000 TL.lik senetli alacağa karşılık<br />
ayrılması<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;          /            &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-   01/04/2001  &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
	129 ŞÜP. TİC.ALACAKLAR KARŞ.(-)	80.000.000<br />
681 ÖNCEKİ DÖNEM GİDER VE<br />
       ZARARLARI				20.000.000</p>
<p>		128 ŞÜPHELİ TİCARİ ALACAKLAR	100.000.000</p>
<p>Gerçekleşen zararın ayrılan karşılıktan fazla<br />
Olması sebebiyle yapılan kayıt<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;   /   &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>4.4. Alacaklardan daha önce düşülen, karşılık ayrılan ticari alacağın mahkeme kararıyla imkansız hale gelmesi ve bir üst mahkemeye başvurarak alacağın bir sonraki dönemde tahsiline ilişkin örnek</p>
<p>Örnek 4: Z İşletmesinin senetli alacaklarından 250.000.000 TL.lik kısmı 20.08.2000’de dava safhasına girmiştir. Bu şüpheli alacağın 31.12.2000’de tamamı üzerinden karşılık ayrılmıştır. 01.03.2001’de dava kaybedildiği için alacağın tahsili imkansız hale gelmiştir. Ancak işletme bir üst mahkemeye başvurmuş, mahkeme alacağın işletmeye ödenmesine 10.01.2002 tarihinde karar vermiş ve borçlu anılan tarihte borcunu ödemiştir. </p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-   20/08/2000  &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
128 ŞÜPHELİ TİC.ALACAKLAR		250.000.000</p>
<p>		121 ALACAK SENETLERİ 			250.000.000<br />
250.000.000 TL.lik alacak senedinin<br />
şüpheli duruma düşmesi<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;            /           &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-   31/12/2000  &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
654 KARŞILIK GİDERLERİ (-)		250.000.000<br />
   654.01 Şüp.Tic.Alacaklar Karş.Gid.</p>
<p>		129 ŞÜP. TİC.ALACAKLAR KARŞ.(-)	250.000.000</p>
<p>250.000.000 TL.lik alacak senedine karşılık<br />
ayrılması<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-   01/03/2001   &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
	129 ŞÜP.TİC.ALACAKLAR KARŞ.(-)	250.000.000</p>
<p>		128 ŞÜP.TİC.ALACAKLAR		250.000.000</p>
<p>Şüpheli alacağın tahsili imkansızlaşması<br />
nedeniyle<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-   10/01/2002  &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
100 KASA 					250.000.000</p>
<p>		671 ÖNCEKİ DÖNEM GELİR<br />
		       VE KARLARI				250.000.000</p>
<p>Şüpheli alacağın tahsili<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;   /      &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
Örnek 5 :  Meltem A.Ş. (A). A.Ş.’ye 40.000.000.000 TL borçlu bulunmaktadır. (A) A.Ş.  Meltem A.Ş.’nin borcunu zamanında ödememesi üzerine 25.01.1999 tarihinde icra takibine  başvurmuş ve  aynı alacak içinde 31.12.1999 tarihinde karşılık ayırmış ve gider olarak sonuç hesaplarına intikal ettirmiştir. İcra takibi devam ederken borçlu Meltem A.Ş. 10.10.1999  tarihinde icra tetkik merciine başvuruda bulunarak  konkordato teklif etmiştir. Konkordato süreci bu şekilde işlemeye başlamış ve 10.02.2000 tarihinde konkordato kararı kesinleşmiştir. Konkordato anlaşmasında, Meltem A.Ş. borcunun yüzde ellisini ödemek suretiyle borçlarından kurtulacağı hususu yer almıştır.<br />
Bu durumda (A) A.Ş.nin köz konusu alacağına ilişkin olarak vergisel anlamda yapmaları gereken işlem şudur.<br />
(A) A.Ş. alacağın tamamı için 31.12.1999 tarihinde karşılık ayırmıştır. Konkordato anlaşması ise 10.02.2000 tarihinde kesinleşmiştir. Bu anlaşmaya göre (A) A.Ş. alacağı olan 40.000.000.000 TL tutarındaki alacağının 20.000.000.000 TL’nden vazgeçmiş, kalan 20.000.000.000 TL’ni  ise tahsil etmiştir.<br />
Alacağının tamamı için 31.12.1999 tarihinde karşılık ayırmış ve gider olarak kaydetmiştir. Konkordato anlaşması ise 10.02.2000 tarihinde kesinleşmiştir. Bu anlaşmaya göre  (A) A.Ş. Meltem A.Ş.’nden olan 40.000.000.000 TL tutarındaki alacağının 20.000.000.000 TL’nden vazgeçmiş, kalan 20.000.000.000 TL’ni ileriki tarihlerde tahsil edilecektir. Bu durumda (A) A.Ş.’nin<br />
Alacağın tamamı için ayrılan 40.000.000.000 TL. tutarındaki karşılık iptal edilmeli ve gelir olarak kaydedilmelidir.<br />
Alacağın vazgeçilen kısmı olan 20.000.000.000 TL. “değersiz alacak” haline geldiğinden doğrudan gider olarak kaydedilmelidir.</p>
<p>(A) A.Ş.’nin bu işlemlere ilişkin olarak yapması gereken muhasebe kayıtları şu şekilde olmalıdır.</p>
<p>Şüpheli hale gelen alacağa ilişkin olarak karşılık ayrılması kayıtları</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-25/01/1999&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
128 ŞÜPHELİ TİCARİ ALACAKLAR HS.		40.000.000.000</p>
<p>			120 ALICILAR HESABI			40.000.000.000</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-31/12/1999&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
654 KARŞILIK GİD. HESABI			40.000.000.000</p>
<p>	129 ŞÜPHELİ  TİCARİ ALACAK<br />
	       KARŞILIK HESABI					40.000.000.000<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;         /         &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-31/12/1999&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
690 DÖNEM KAR VEYA ZARARI HS.		40.000.000.000</p>
<p>	654 KARŞILIK GİDERLERİ HS.				40.000.000.000</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-/&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p>Alacağın bir kısmının değersiz alacak haline gelmesinde yapılan muhasebe kayıtları</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-25/01/1999&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
120 ALICILAR HESABI 				40.000.000.000</p>
<p>	128 ŞÜPHELİ TİCARİ ALACAKLAR HS.			40.000.000.000</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-10/02/2000&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>129 ŞÜPHELİ TİCARİ ALACAKLAR HS.		40.000.000.000</p>
<p>	644 KONUSU KALMAYAN KARŞILIKLAR HS.	40.000.000.000</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-10/02/2000&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
689 DİĞER OLAĞANDIŞI GİD.VE ZAR.HES.	20.000.000.000</p>
<p>	120 ALICILAR HESABI					20.000.000.000</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;       /       &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-31/12/2000&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
644 KONUSU KAL.KARŞILIKLAR HES.		40.000.000.000</p>
<p>	690 DÖNEM KAR VEYA ZARARI HS.			40.000.000.000</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-31/12/2000&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
690 DÖNEM KAR VEYA ZARARI HS.		20.000.000.000</p>
<p>	689 DİĞER OLAĞANDIŞI GİD.VE ZAR. HS.		20.000.000.000</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-/&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p>Örnek 6 : Bora A.Ş. müşterilerinden (Z) Ltd.Şti’nden olan 10.000.000.000 TL senetsiz alacağını 5.000,000,000 TL.lik kısmını 10.05.1999 tarihli konkordato yolu ile talep etmekten vazgeçmiştir.</p>
<p>Bora A.Ş.’nin muhasebe kayıtları şöyledir.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-10.05.1999&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-<br />
689 DİĞER OLAĞANDIŞI GİD.VE ZAR.HES.		5.000.000.000</p>
<p>	120 ALICILAR HESABI					5.000.000.000</p>
<p>Konkordato yolu ile (Z) Ltd.Şti.den vazgeçilen<br />
Alacağa ilişkin kayıt.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-/&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p>(Z) Ltd.Şti.’nin muhasebe kaydı ise şöyle olur.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-10/05/1999&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
320 SATICILAR HESABI				5.000.000.000</p>
<p>	549 ÖZEL FONLAR HES.					5.000.000.000</p>
<p>(A) A.Ş.’ne ödenmeyecek olan borcun kaydı<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-/&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p>(Z) Ltd.Şti. konkordatosu kesinleştiği (alacağın vazgeçilen alacak haline geldiği tarihi takip eden üç yıl içinde bu tutar zararla mahsup edilmez ise, üçüncü yılın sonunda tutarın dönem matrahına ilave edilmesi gerekmektedir.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-31/12/2002&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-<br />
549 ÖZEL FONLAR HS.				5.000.000.000</p>
<p>	679 DİĞER OLAĞANDIŞI GEL.VE KAR. HS.		5.000.000.000</p>
<p>Zararla mahsup edilmeyen vazgeçilen borca<br />
İlişkin gelir kaydı</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;31.12.2002&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
679 DİĞER OLAĞANDIŞI GEL.VE KAR.HES.	5.000.000.000</p>
<p>	690 DÖNEM KAR VEYA ZARARI HS.			5.000.000.000</p>
<p>Dönem Kar-Zararına intikal kaydı</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;/&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/supheli-alacak-tahsili.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Muhasebecilik mesleği Nedir</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/muhasebecilik-meslegi-nedir.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/muhasebecilik-meslegi-nedir.html/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2009 14:07:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/genelbil/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Muhasebe]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=763</guid>
		<description><![CDATA[Muhasebecilik mesleği çok saygın ve köklü bi meslektir.Dünyanın en eski mesleklerinden birisi olmasına karşın ülkemizde yasası 10 yıl önce oluşturulmuştur.Bu on yıllık süre zarfında muhasebecilik mesleğinde bir çok gelişmeler oldu.Devamlı çıkan yeni yasalar veya değiştirilen yasalar sayesinde Muhasebecilik mesleği çok rağbet gören bi meslek haline geldi. Bugün İSMMMO’nun 16 bini geçen üyesi kadar da stajyeri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Muhasebecilik mesleği çok saygın ve köklü bi meslektir.Dünyanın en eski mesleklerinden birisi olmasına karşın ülkemizde yasası 10 yıl önce oluşturulmuştur.Bu on yıllık süre zarfında muhasebecilik mesleğinde bir çok gelişmeler oldu.Devamlı çıkan yeni yasalar veya değiştirilen yasalar sayesinde Muhasebecilik mesleği çok rağbet gören bi meslek haline geldi. Bugün İSMMMO’nun 16 bini geçen üyesi kadar da stajyeri vardır. Stajyer sayısı her yıl hızla artmaktadır.<br />
Bu güzel mesleğin bu kadar rağbet görmesinin nedenlerinden birisi de saygın bi meslek oluşudur.Bu saygınlığın korunması ve devamlılığını sağlamak için Serbest muhasebeci,mali müşavirler ve yeminli mali müşavirlerin uyması gereken bazı mesleki ahlak kuralları ve etikler vardır.Eğer bu kişiler kanuna göre ruhsat almışlarsa uymaları gereken kurallar ve sorumluluklar 3568 nolu yasa ve bu yasaya bağlı yönetmeliklerce belirtilmiştir.Bu yasalar toplum, müşteri ve diğer meslek mensuplarıyla ilişkilerde uyulması gereken ve yerine getirilmesi gereken kuralları içerir.Bu meslek ahlak kuralları serbest muhasebeci,mali müşavirler,yeminli mali müşavirlerin ve muhasebe meslek şirketlerini kapsar.Bu kurallardan bağzıları şunlardır:<span id="more-763"></span><br />
Bu kurallardan ilki meslek ünvanı ve yeterlilik ilkesidir meslek mensupları meslek unvanlarının gerektirdiği saygı ve güvene yakışır bir şekilde hareket etmek zorundadırlar ki bu etik kurallarının ana maddesidir.Ayrıca bu mesleğe dahil olanların sahip oldıkları unvanların dışında başka unvanların kullanılmaması gerekmektedir.<br />
Meslek mensuplarının, çalışmalarında başarılı olmaları dürüstlük, güvenilirlik ve tarafsız olmaları ile mümkündür.Meslek mensupları çalışmaları sırasında çıkar çatışmalarından uzak kalmalı ve görevlerini sürdürürken gereken özen ve titizliği göstermeliler.<br />
Meslek mensupları faaliyetleri sırasında öğrendikleri bilgi ve sırları mesleki faaliyetlerine son verseler bilekimseye söyleyemezler, çeşitli kanunlarla muhbirlere tanınan hak ve menfaatlerden faydalanamazlar; ancak adli yargıya göre suç teşkil eden hallerin yetkili mercilere duyurulması mecburidir.Tanıklık sırları açıklamak sayılmaz.<br />
Meslek mensupların bazı kurmlara karşı sorumlukları vardır ve meslek mensubu bu sorumluluklarını yerine getirmekle yükümlüdür.<br />
a) Sosyal Sorumluluk:<br />
Meslek mensupları; mesleği ifa ederken toplum ve Devlete karşı sorumluluk taşırlar.<br />
b) İşletme Sahip ve Yöneticilerine Karşı Sorumluluk:<br />
Meslek mensupları, işletme sahip ve yöneticilerine, isabetli karar alabilmeleri için doğru ve güvenilir bilgiler sağlarlar.<br />
c) Meslektaşlara Karşı Sorumluluk:<br />
Meslek mensupları, ilgili yönetmelikler çerçevesinde ve mesleki eğitimde birbirlerine her türlü bilgiyi vermek ve aktarmak sorumluluğunu taşırlar. Mesleğin gelişmesi ve sağlam temellere oturtulması için aralarında gerekli dayanışmayı kurarlar.<br />
Meslek mensupları hakkında ilgili kuruluşlara asılsız ihbar veya şikayette bulunulmaması gerekmektedir.<br />
d) Odaya Karşı Sorumluluk<br />
Meslek mensupları yıllık maktu ve nisbi aidatlarını süresi içerisinde Odaya ödemeleri gerekmektedir.Meslek mensupları süresi içerisinde adres değişikliklerini Odaya bildirmeleri gerekmektedir.<br />
e) Yasa ve Yönetmeliklere Karşı Sorumluluk<br />
Meslek mensupları 3568 sayılı Meslek Yasasına,ilgili Yönetmeliklerine ve Meslek Kararlarına uymaları gerekmektedir.</p>
<p>Sorumluluklardan biri de hukuki sorumluluktur ki bu en önemlisidir.Meslek mensupları verdikleri hizmet sırasında Vergi Usul Kanunu’nda yer alan iştirak, teşvik ve yardım hükümlerine uyan fiilleri sebebiyle sorumludurlar. Kanun ve yönetmeliklerde belirtilen ceza hükümleri ayrıca uygulanır.<br />
Eğer meslek mensubu tarafından, iş sahiplerinin sahte veya içeriği itibariyle yanıltıcı belge düzenlediği resmi kurum ve kuruluşlarca saptanırsa , Odalar ve Birlik tarafından ilanından sonra bunların  defterlerinin tutulmaz ve işleri görülmez.<br />
Bunun yanı sıra muhasebecilik mesleği bağımsız bi meslektir ve meslek mensupları bu bağımsızlıklarına gölge düşürmemelidirler.<br />
Her meslek mensubu mesleki faaliyetine başlamadan önce bağlı olduğu Oda bilgisinde iş yeri açmak zorundadır ortaklık bürosu veya şirket kurulsa bile.Şube açılabilir.Ancak; mesleğin gereği gibi yürütülmesini sağlayacak şekilde şubenin bağlı olduğu Odanın çalışanlar kütüğüne kayıtlı sorumlu ortak görevlendirmeden ve bu ortak sayısından fazla şube açılamaz.Odaların çalışanlar listesine kayıtlı olmadan unvan kullanarak mesleki faaliyette bulunulamaz.Çalışanlar kütüğüne kayıtlı olmadan birden fazla beyanname imzalanamaz. Meslek mensupları sahip oldukları mesleki ruhsatlarını hiçbir koşulda kiraya veremez.Yeminli Mali Müşavirler muhasebe bürosu açamaz ve muhasebe bürosuna ortak olamazlar.Mesleki faaliyette bulunmayan meslek mensupları ikametgahlarının bulunduğu bölgenin odasına kaydolurlar.<br />
Haksız rekabet her meslekte olduğu gibi bu meslektede yasak ve etiklere uygun değildir.Meslek mensupları, başka bir meslek mensubu ile mesleki sözleşmesi devam eden kişilere hizmet veremezler.Aynı şekilde ücret ve eleman temini gibi konularda meslek mensupları birbirlerine zarar verecek davranışlarda bulunamazlar.<br />
Her meslek mensubu; işyerinin bulunduğu binanın herkesin kolaylıkla görebileceği biçimde bir yerine, sadece adı ve soyadı ile meslek unvanını taşıyan bir tabela asmak zorundadır.Birden çok meslek mensubu çalışmalarını ortaklık bürosu veya şirket şeklinde birleştirdikleri takdirde; tabelaya ayrıca ortaklık bürosu veya şirket unvanı yazılır. Ayrıca ortaklar ad ve soyadları ile unvanlarını da tabelaya yazabilirler.<br />
Meslek mensupları hizmet verdikleri müşterilerini kayıtlı oldukları odalara 6 ayda bir bildirmek zorundadırlar.Serbest muhasebeciler ve serbest muhasebeci mali müşavirler tuttukları defterleri ve bunlarla ilgili belgeleri itinalı şekilde muhafaza altına almak zorundadırlar.<br />
Meslek mensupları, Türk Ticaret Kanununa göre (Ticari) veya (esnaf) sayılmalarını gerektirecek bir faaliyette bulunamazlar. Ticari mümessillik, ticari vekillik ve acentelik yapamazlar. Adi ve kollektif şirketlerde ortak veya komandit şirketlerde komandite ortak olamazlar. Limited ve anonim şirketlerin yönetim kurulu üyeliği ve başkanlığı görevlerinde bulunamazlar.</p>
<p>Meslek mensupları; iş elde etmek için, açık ve kapalı dolaylı veya dolaysız yöntemlerle reklamlarını yapamazlar ve yaptıramazlar.Fakat tabelalarına, kartvizit, rapor ve bunlara benzer diğer yazışma kağıtlarına; meslek unvanlarını, iletişim araçlarının numaralarını, açık adreslerini yazmaları reklam sayılmaz. Meslek mensupları, unvanlarını kullanarak mesleki konularda ve bilimsel nitelikte, gazete ve dergilerde devamlı olmadan yazı yazabilirler.Yayıncılık yapamazlar.Sadece iş tekliflerinde kullanılmak üzere tanıtıcı broşür bastırabilirler. Bu broşürlerde evvelce veya halen iş yaptıkları müşteriler açıklanamaz.Eleman arama ilanı verebilirler ama iş ilişkisinde bulunduğu firmalar adına bu ilanları veremezler.<br />
Meslek mensupları müşteri adına üçüncü kişilere ödemek için para alamazlarEmanet para makbuzu veya benzeri belge kullanamazlar. </p>
<p>Meslek mensupları imzalamak durumunda bulundukları resmi ve mesleki belgelerde Türmob tarafından darphanade yaptırılan kaşeleri kullanmak zorundadırlar.</p>
<p>Meslek mensupları getirilen iş teklifini gerekçe göstermeden reddedebilirler, ret kararı iş sahibine gecikmeden bildirilir.Başka bir meslek mensubu ile sözleşmesi bulunan müşterilere bilerek iş önerilemez ve diğer meslek mensubu hakkında kötü yorumlarda bulunulmaz.<br />
Meslek mensupları asgari ücretin altında iş kabul edemezler.<br />
Ücret yönetmeliğine aykırı davrandığı için işi geri verilmiş ve Oda ve Birlikçe ismi alınmış iş sahiplerinin işleri kabul edilemez.<br />
Taraflar haklı nedenlerle veya karşılıklı rızaları ile, aralarındaki sözleşmeyi her zaman feshedebilirler.Bu takdirde alınmış olan defter ve belgeler sahiplerine geri verilir.<br />
Meslek mensupları ellerindeki defterleri belli bir süreliğine ellerinde saklaması zorunludur.<br />
Bunların dışında ceza gerektiren bazı suçlar vardır.Aşağıdakiler ismmmonun belirttiği suçlar ve cezalarıdır.<br />
UYARMA CEZASI GEREKTİREN HALLER<br />
a) Müşterilerin işlerine karşı, kayıtsız ve ilgisiz kalınması;<br />
b) Birlikçe yayımlanan, genelge ve yönerge hükümlerine aykırı olarak, meslek disiplinini bozucu hareketlerde bulunulması,<br />
c) Aday meslek mensubunun, mesleğin vakar ve onuru ile, bağdaşmayan işler yapmasına neden olunması veya bilerek izin verilmesi veya bu eyleme göz yumulması,<br />
d) Diğer meslek mensubu hakkında, ilgili kuruluşlara asılsız ihbar veya şikayette bulunulması,<br />
e) Yasal düzenlemelere uygun tabela asılmaması,<br />
f) Müşteri bildirim listelerinin odaya verilmemesi,<br />
g) Kanun ve Yönetmeliklerde öngörülen sosyal sorumluluk hükümlerine uyulmaması,<br />
h) En az iki kez yazı ile istenmesine rağmen, oda aidat borçlarının haklı gerekçe olmaksızın ödenmemesi,<br />
i) Adres değişikliklerinin, Serbest Muhasebeci, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir, Yeminli Mali Müşavirlerin Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak süresinde bildirilmemesi<br />
j) Mesleğin yürütülmesi esnasında; görevi ile ilgisi olmayan konularda; çıkar çatışmalarına taraf olunması,<br />
k)Yukarıda sayılanlar dışında, mesleğin vakar ve onuruna aykırı davranışlarla, görevin gerektirdiği güveni sarsıcı hareketlerde bulunulması<br />
KINAMA CEZASI GEREKTİREN HALLER<br />
a) Meslek mensuplarınca, sahip olunmayan unvanların kullanılması,<br />
b) Yeminli mali müşavirlerce, kendisinin, eşinin (boşanmış dahi olsa) usul ve füruundan birinin ve üçüncü dereceye kadar (bu derece dahil) kan ve sıhri hısımlarının veya bunların ortak veya yönetiminde oldukları firmaların işlerine bakılması veyahut bu yakınlıktaki akrabalarından olan Serbest Muhasebecilerin ve Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlerin baktığı işlerin,tasdik edilmesi,<br />
c) Meslek mensuplarınca, Serbest Muhasebeci, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavirlerin Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikte öngörülen yazılı hizmet sözleşmesi yapmadan iş kabul edilmesi.<br />
d) Meslek mensuplarınca, sahte veya içeriği itibariyle yanıltıcı belge düzenlediği resmi kurum ve kuruluşlarca saptanan iş sahiplerinin (zorunlu olarak oda tarafından görevlendirmeler hariç), odalar ve Birlik tarafından ilanından sonra defterlerinin tutulması ve işlerinin görülmesi.<br />
e) Meslek mensuplarınca, reklam yasağına uyulmaması,<br />
f) Meslek mensuplarınca, asgari ücret tarifesinde yer alan ücretlerin altında iş kabul edilmesi,<br />
g) Ücret Yönetmeliğine aykırı davrandığı için işi geri verilmiş ve oda ve Birlikçe ismi tespit olunmuş iş sahiplerinin (zorunlu olarak oda tarafından görevlendirmeler hariç) işlerinin kabul edilmesi.<br />
h) Çalışanlar listesine kaydolmadan unvan kullanarak, mesleki faaliyette bulunulması,<br />
i) Yeminli Mali Müşavirlerce, kendi defterleri hariç, defter tutulması, muhasebe bürosu açılması veya muhasebe bürosuna ortak olunması,<br />
j) Başka bir meslek mensubu ile sözleşmesi bulunan müşterilere, bilerek iş önerilmesi ve diğer meslek mensubu hakkında olumsuz yorumlarda bulunulması,<br />
k) Aynı unvan sahibi meslek mensubunun sorumluluğundaki işlerle ilgili, görev ve sorumluluk almadan, bir başka meslek mensubunun görüş bildirmesi, uygulamaları hakkında iş sahiplerine karşı olumsuz eleştiriler yapması,<br />
l) Mesleğin gereği gibi yürütülmesini sağlayacak şekilde; şubenin bağlı bulunduğu odanın çalışanlar kütüğüne kayıtlı sorumlu ortak görevlendirmeden ve bu ortak sayısından fazla şube açılması,<br />
m) Meslek mensuplarınca, kasıt olmaksızın gerekli özen ve titizlik yeterince gösterilmeden; yasal düzenlemelere ve ilan olunmuş norm ve standartlara aykırı olarak beyanname ve bildirimlerin imzalanması, denetlenmesi ve tasdik edilmesi,<br />
n) Oda ve birlik kurulları başkan ve üyelerinin; bu görevleri dolayısıyla kanun ve yönetmeliklere aykırı davrandıklarının tespit edilmesi,<br />
o) Serbest Muhasebeci ve Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlerce; çalışanlar kütüğüne kayıt olmadan birden fazla beyanname imzalanması,<br />
p) Bu yönetmelikte yer almayan; 3568 sayılı Kanuna aykırı diğer eylemlerde bulunulması ve Birlikçe çıkarılmış diğer yönetmelik hükümlerine ve zorunlu meslek kararlarına uyulmaması.<br />
GEÇİCİ OLARAK MESLEKİ FAALİYETTEN ALIKOYMAYI GEREKTİREN HALLER<br />
a) Çalışanlar listesinde kayıtlı bulunan meslek mensuplarınca sahip olunan unvanla Kanunun 2.nci maddesinde yer alan işlerin yürütülmesi amacıyla gerçek ve tüzel kişilere bağlı ve onların işyerlerine bağımlı olarak açık veya gizli hizmet sözleşmesi ile çalışılması,<br />
b) Meslek mensuplarınca mesleği yapmaları yasaklanmış kişilerle işbirliği yapılması,<br />
c) Ticari faaliyet yasağına uyulmaması,<br />
d) Meslek mensuplarınca, beyanname ve bildirimlerin imzalanması ve denetim ile ilgili yasal düzenlemelerdeki ilke ve kurallarla, ilan olunmuş norm ve standartlara kasten aykırı davranılması veya beyanname imzalama yetkisinin kasten gerçeğe aykırı olarak kullanılması,<br />
e) Yeminli Mali Müşavirlerce, tasdike ilişkin yasal düzenlemelerdeki ilke ve kurallarla, ilan olunmuş norm ve standartlara kasten aykırı davranılması veya tasdik yetkisinin kasten gerçeğe aykırı olarak kullanılması<br />
MESLEKTEN ÇIKARMAYI GEREKTİREN HALLER<br />
 a) Mesleğin yürütülmesi sırasında, meslek dolayısıyla işlenen suçlardan dolayı ağır hapis cezası ile cezalandırılmış olunması,<br />
b) Meslek mensuplarının kasten vergi ziyaına sebebiyet verdiklerinin mahkeme kararı ile kesinleşmesi,<br />
c) Meslek ruhsatnamesinin bir başkasına kiraya verilmesi veya herhangi bir şekilde bir başkasına kullandırılması,<br />
d) Başka meslek mensuplarının ad ve unvanları kullanılarak, beyanname düzenlenmesi ve imzalanması,</p>
<p>Meslekten çıkarılanlar, yeminli sıfatı kaldırılanlar ve geçici olarak mesleki faaliyetten alıkonulanlar; bu yasakların gereklerini derhal yerine getirirler. Bu gerekleri yerine getirmeyenler hakkında odalar veya Birlik tarafından Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/muhasebecilik-meslegi-nedir.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gelirler Ve Maliyet Faktörleri</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/gelirler-ve-maliyet-faktorleri.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/gelirler-ve-maliyet-faktorleri.html/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2009 14:03:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/genelbil/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Muhasebe]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=761</guid>
		<description><![CDATA[GELİRLER,MÜŞTERİLERE SAĞLANAN MAL VE HİZMET DEĞİŞİMİNDEN SAĞLANAN VARLIK AKIŞLARIDIR.MALİYETLER İSE İŞLETME TARAFINDAN ELDE EDİLEN EKONOMİK HİZMETLERE İLİŞKİN DEĞERLERİN PARASAL ÖLÇÜSÜDÜR. TOPLAM GELİRLERİ VE TOPLAM MALİYETLERİ ÖNCEDEN TAHMİN ETMENİN EN ÇOK KULLANILAN YOLU,GELİR VE MALİYE FAKTÖRLERİNİ GÖZ ÖNÜNDE TUTMAKTIR. FAALİYET HACMİNDEKİ DEĞİŞMELER,İŞLETMENİN MALİYET VE DOLAYISIYLA KARLARINI NASIL ETKİLEYECEKTİR.MALİYET-HACİM-KAR ANALİZLERİ,EN GENENL ANLAMDA BU SORULARA YANIT ARAR. MALİYET-HACİM-KAR [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>GELİRLER,MÜŞTERİLERE SAĞLANAN MAL VE HİZMET DEĞİŞİMİNDEN SAĞLANAN VARLIK AKIŞLARIDIR.MALİYETLER İSE İŞLETME TARAFINDAN ELDE EDİLEN EKONOMİK HİZMETLERE İLİŞKİN DEĞERLERİN PARASAL ÖLÇÜSÜDÜR.<br />
TOPLAM GELİRLERİ VE TOPLAM MALİYETLERİ ÖNCEDEN TAHMİN ETMENİN EN ÇOK KULLANILAN YOLU,GELİR VE MALİYE FAKTÖRLERİNİ GÖZ ÖNÜNDE TUTMAKTIR.<br />
FAALİYET HACMİNDEKİ DEĞİŞMELER,İŞLETMENİN MALİYET VE DOLAYISIYLA KARLARINI NASIL ETKİLEYECEKTİR.MALİYET-HACİM-KAR ANALİZLERİ,EN GENENL ANLAMDA BU SORULARA YANIT ARAR.<br />
MALİYET-HACİM-KAR ANALİZLERİ;TOPLAM GELİRLERİN,TOPLAM MALİYETLERİN VE TOPLAM KATKI PAYLARININ,ÜRETİM MİKTARI DEĞİŞTİKCE,BU DEĞİŞİMLERİN SATIŞ FİYATINI VE BEKLENEN KARI NE ÖLÇÜDE ETKİLEYECEĞİNİ BULMAYA CALIŞIR.<span id="more-761"></span><br />
MALİYET-HACİM-KAR ANALİZLERİNİN ÖNEMİ ŞU NEDENE BAGLIDIR:BİRÇOK İŞLETME UZUN DÖNEMLİ PLANLAR YAPMAK VE STRATEJİLER BELİRLEYEBİLMEK İÇİN ÜRN MALİYETLERİ VE FİYATLAR KONUSUNDA BİLGİYE İHTİYAÇ DUYARLAR.BU BİLGİLERİ SAĞLAMANIN YOLU DA MALİYET-HACİM-KAR ANALİZLERİDİR.<br />
YÖNETİCİLER İŞLETMELERİN GELECEĞİ İLE İLGİLİ KARARLARI ALAN KİŞİLERDİR.YÖNETİCİLERİN YARARLANACAGI BİLGİLER İŞLETMENİN FİNANSAL DURUMUNU GÖSTEREN BİLGİLER OLMALIDIR.BU BİLGİLER DE MALİYET-HACİM-KAR ANALİZLERİ SAYESİNDE ORTAYA ÇIKAR.</p>
<p>TEKNİK TERİMLER VE KISALTMALAR</p>
<p>MALİYET-HACİM-KAR ANALİZLERİNE GEÇMEDEN ÖNCE,ÖNCELİKLE BU KONUYLA  İLGİLİ TEKNİK TERİMLERİ VE BAZI VARSAYIMLARI ÖĞRENMELİYİZ.<br />
KONU İÇİNDE GEÇEN ‘MALİYET’ KAVRAMI KENDİ İÇİNDE İKİYE AYRILIR;</p>
<p>TOPLAM MALİYETLER=DEĞİŞKEN MALİYETLER+SABİT MALİYETLER</p>
<p>DEĞİŞKEN MALİYETLER KENDİ İÇİNDE  YARI DEĞİŞKEN VE TAM DEĞİŞKEN OLARAK İKİYE AYRILIR.AYRICA FAALİYET KARI VE NET KAR ŞU ŞEKİLDE FORMÜLE EDİLİR.<br />
FAALİYET KARI=TOPLAM GELİRLER-TOPLAM MALİYETLER<br />
NET KAR=FAALİYET KARI-VERGİLER</p>
<p>BİRÇOK ENDÜSTRİ DALINDA İŞLETMELER,İMAL ETTİKLERİ YA DA SATTIKLARI BİRİMLERİ KOLAYLIKLA HESAPLARINDA KULLANABİLMEK İÇİN FARKLI TERİMLER KULLANIRLAR.BUNLARA ÖRNEK:</p>
<p>ENDÜSTRİ                                       BİRİM/ÖLÇÜ<br />
HAVAYOLU                                        YOLCU\KM<br />
OTOMOBİL                              İMAL EDİLEN ARAÇ SAYISI<br />
HASTANE                             TEDAVİ ALTINDAKİ HASTA SAYISI<br />
OTEL                                    KULLANIMDAKİ ODA SAYISI</p>
<p>BU KONUDA KULLANILACAK KISALTMALAR<br />
G: GELİRLER(BSF X Q)<br />
BSF:BİRİM SATIŞ FİYATI<br />
BDM:BİRİM DEĞİŞKEN MALİYET<br />
BKP:BİRİM KATKI PAYI(BSF-BDM)<br />
SM:SABİT MALİYET<br />
Q:SATILAN YA DA ÜRETİLEN BİRİM<br />
FK:FAALİYET KARI<br />
NK:NET KAR<br />
MALİYET-HACİM-KAR ANALİZLERİ VARSAYIMLARI</p>
<p>MALİYET-HACİM-KAR ANALİZLERİNİ TARTIŞABİLMEK İÇİN,ÖNCELİKLE  BU ANALİZLERİN DAYANDIGI VARSAYIMLARI UNUTMAMALIYIZ.BU VARSAYIMLAR:</p>
<p>TÜM MALİYETLER RAHATÇA SABİT VE DEĞİŞKEN OLMAK ÜZERE İKİ BÖLÜME AYRILABİLİR</p>
<p>MALİYETLERİN DOĞRUSAL HAREKET ETTİĞİ VARSAYILIR VE DÜŞÜNÜLÜR.</p>
<p>BİRİM SATIŞ FİYATI,BİRİM DEĞİŞKEN MALİYET VE SABİT MALİYETLER İŞLETME TARAFINDA BİLİNMEKTEDİR.</p>
<p>TÜM MALİYETLER VE GELİRLER,PARANIN ZAMAN DEĞERİNİ GÖZE ALMAKSIZIN,BÜTÜN ÜRETİLEN YA DA SATILAN BİRİMLERE EKLENİR.</p>
<p>BAŞABAŞ NOKTASI</p>
<p>YÖNETİCİLERİN AMCI İŞLETMENİN ZARAR ETMEMESİDİR.BAŞABAŞ NOKTASI,KARIN OLMADIĞI YANİ,GELİR VE MALİYETLERİN BİRBİRİNE EŞİT OLDUĞU NOKTADIR.BU NOKTADA KAR VE ZARAR SIFIRDIR.</p>
<p>ÖRNEK:MARY FROST, BİR YAZILIM PAKETİ SATMAK İSTİYOR.BU YAZILIMLARI TOPTANCIDAN TANESİNE 120$ ÖDEYEREK TEMİN EDİYOR.BU PAKETİN SATIŞ FİYATI OLARAK İSE 200$ BELİRLİYOR.FROST,KİRA İÇİN 200$ ÖDÜYOR.BAŞKA BİR MALİYET KALEMİNİN OLMADIĞINI VARSAYARSAK,MARY FROST BAŞABAŞ NOKTASINA ULAŞMAK İÇİN KAÇ BİRİM MAL SATMALIDIR?</p>
<p>BU SORU ÜÇ YÖNTEME GÖRE ÇÖZÜLEBİLİR:</p>
<p>EŞİTLİK YÖNTEMİ;</p>
<p>TOPLAM GELİRLER-DEĞİŞKEN MALİYETLER-SABİT MALİYETLER=FAALİYET KARI</p>
<p>(BSF X Q)-(BDM X Q)-SM=0           BSF=200$   BDM=120$   SM=2000$</p>
<p>200Q-120Q-2000=0</p>
<p>80Q=200 ÞQ=25 BİRİM</p>
<p>EĞER MARY FROST 25 BİRİMDEN AZ SATARSA ZARAR,FAZLA SATARSA KAR EDER.YANİ 25 BİRİM SATIŞ MARY FROST İÇİN BAŞABAŞ NOKTASIDIR.EĞER 25 BİRİMİ,BİRİM SATIŞ FİYATI OLAN 200$ İLE ÇARPARSAK 5000$ BAŞABAŞ NOKTASI SATIŞ FİYATINI BULURUZ.</p>
<p>KATKI PAYI YÖNTEMİ</p>
<p>KATKI PAYI YÖNTEMİ,EŞİTLİK YÖNTEMİNİN CEBİRSEL YOLLA BASİTLEŞTİRİLMİŞ BİR BENZERİDİR.KATKI PAYI;SATIŞLARIN,DEĞİŞKEN MALİYETLERİ AŞAN KISMIDIR.</p>
<p>KATKI PAYI=SATIŞLAR-DEĞİŞKEN MALİYETLER</p>
<p>(BSF X Q)-(BDM X Q)-SM=FK</p>
<p>Q(BSF-BDM)=FK+SM<br />
Q= FM+SM<br />
    KATKI PAYI    ®  Q=SABİT MALİYETLER/KATKI PAYI(BSF-BDM)</p>
<p>GELİRLER  200$ X 25    5000$<br />
DEĞ. MAL.  120$ X 25    3000$<br />
                                      &#8212;&#8212;&#8211;<br />
KATKI PAYI                   2000$<br />
-SABİT MAL.                  2000$<br />
                                      &#8212;&#8212;&#8212;<br />
      FAALİYET KARI              0$                 </p>
<p>GRAFİK YÖNTEMİ:</p>
<p>BU YÖNTEMDE TOPLAM MALİYETLERİN VE GELİRLERİN BİR PLANINI ÇIKARACAĞIZ.MALİYETVE GELİRLERİN KESİŞTİĞİ NOKTA;BAŞABAŞ NOKTASI OLACAK.GRAFİK YÖNTEMİNDE KULLANILACAK DOĞRULAR;<br />
TOPLAM MALİYET DOĞRUSU:BU DOĞRU,SABİT VE DEĞİŞKEN MALİYETLERİN BİR TOPLAMIDIR.SABİT MALİYETLER BÜTÜN SATIŞ DÜZEYLERİNDE 2000$ VE DEĞİŞKEN MALİYETLER BİRİM BAŞINA 120$.,<br />
TOPLAM GELİR DOĞRUSU:TOPLAM GELİR DOĞRUSUNUN BAŞLANGIÇ NOKTASI OLARAK,SIFIR ÜRETİM MİKTARINDA SIFIR GELİR KABUL EDİLİR.TOPLAM GELİR EĞRİSİ DOĞRUSALDIR.</p>
<p>BAŞABAŞ NOKTASI,TOPLAM GELİR VE TOPLAM MALİYETLERİN BİRBİRİNİ<br />
KESTİĞİ YANİ KARIN 0 OLDUĞU NOKTADIR.</p>
<p>ŞEKİL 8-1   Maliyet-hacim-kar grafiği					   </p>
<p>           10000 $			Toplam gelir doğrusu<br />
						       Faaliyet karı	   </p>
<p>            8000 $								   </p>
<p>            6000 $<br />
						     Değişken maliyetler<br />
	 Toplam maliyet doğrusu<br />
            4000 $				Başabaş noktası	:25 birim			   </p>
<p>            2000 $<br />
						    Sabit maliyetler	   </p>
<p>	10	20	30	40	50<br />
			Satılan birim					 </p>
<p>HEDEFLENEN KAR: AYNI ÖRNEKTE MARY FROST 1200$ KAR ELDE ETMEK İÇİN KAÇ BİRİM MAL SATMALI?</p>
<p>EŞİTLİK YÖNTEMİ BU SORUYA CEVAP VEREBİLMEK İÇİN EN KISA VE EN DOĞRU YOLU BİZE GÖSTERİR.</p>
<p>LET Q=HEDEFLENEN KARA ULAŞMAK İÇİN SATILMASI GEREKEN MİKTAR.</p>
<p>GELİRLER-DM-SM=HEDEFLENEN KAR(HK)<br />
200Q-120Q-2000=1200<br />
Q=40</p>
<p>KATKI PAYI YÖNTEMİNE GÖRE BU PROBLEM;<br />
LET Q= SM+HK<br />
                KP                      LET Q=2000$+1200$/80$<br />
                                                    =40 BİRİM<br />
GELİRLER   200$ X40   8000$<br />
DEĞ. MAL.   120$ X40   4800$<br />
-  KATKI PAYI               3200$<br />
-  SABİT MAL.               2000$<br />
=KAR                              1200$<br />
HACİM KAR GRAFİĞİ</p>
<p>BİR ÖNCEKİ BÖLÜMDE KULLANDIĞIMIZ 8-1 NOLU ŞEKLİ,HACİM KAR GRAFİĞİ OLARAK DÜZENLEYECEGİZ.HACİM-KAR GRAFİKLERİ,FARKLI ÜRETİM DÜZEYLERİNDEKİ KAR DEĞİŞİKLİKLERİNİ GÖSTERİR.</p>
<p>			  ŞEKİL 8-2   Hacim-kar grafiği					   </p>
<p>	PANEL   A					PANEL   B				   </p>
<p>		 Başabaş noktası:25 birim				           Başabaş noktası:30 birim		   </p>
<p>		 Satılan birim					 Satılan birim			   </p>
<p>PANEL A: (200$ X Q)-(120$ X Q)-2000=0<br />
                  Q=25 BİRİM</p>
<p>PANEL B:(200$ X Q)-(110$ X Q)-3300=0<br />
                 Q=30 BİRİM</p>
<p>BU ALTERNATİFLER DAHA DA ÇOĞALTILABİLİR.</p>
<p>TÜM İŞLETMELER BU YÖNTEMLER SAYESİNDE KOLAYLIKLA BAŞABAŞ NOKTASINI HESAPLAYABİLİRLER.</p>
<p>YAPILMASI GEREKEN TEK ŞEY VERİLERİ UYGUN YERLERDE KULLANABİLMEKTİR.</p>
<p>DUYARLILIK ANALİZLERİ VE KESİNSİZLİK:</p>
<p>DUYARLILIK ANALİZLERİ,İŞLETMENİN MALİYET  YA DA GELİRLERİNDEKİ DEĞİŞİMLERİN SONUCU NE ORANDA ETKİLEYECEĞİNİ GÖSTERİR.</p>
<p>ÖRNEĞİN ÜRETİM DÜZEYİNDEKİ %5 LİK ARTIŞ KARI NE ORANDA ETKİLER.YA DA DEĞİŞKEN MALİYETLER %10 AZALIRSA SONUÇ NE KADAR DEĞİŞİR.</p>
<p>YÖNETİCİLER,DUYARLILIK ANALİZLERİNİ KULLANARAK KOLAYLIKLA GELECEĞE YÖNELİK KARARLAR ALABİLİRLER.</p>
<p>DUYARLILIK ANALİZLERİ İÇİNDE GEÇEN BİR KAVRAM DA ‘GÜVENLİK PAYI’ DIR.GÜVENLİK PAYI,İŞLETMENİN ZARARDAN NE KADAR UZAKTA BULUNDUĞUNU GÖSTERİR.</p>
<p>BAŞKA BİR ANLATIMLA GÜVENLİK PAYI,FİİLİ SATIŞLAR İLE BAŞABAŞ NOKTASINDAKI SATIŞLAR ARASINDAKİ FARKTIR;</p>
<p>G.P=FİİLİ SATIŞLAR-BAŞABAŞ NOKTASINDAKİ SATIŞLAR.</p>
<p>ÖRNEK: BİRİM SATIŞ FİYATI=200$  BİRİM DEĞİŞKEN MALİYETİ=140$ VE SABİT MALİYETLERİ=3000$ OLAN BİR İŞLETME 1500$ KAR HEDEFLEMEKTEDİR.İŞLETMENİN HEDEF KARA ULAŞMASI İÇİN SAMASI GEREKLİ BİRİM SAYISINI VE BU İŞLETMENİ GÜVENLİK PAYINI BULUNUZ?</p>
<p>200Q-140Q-3000=1500<br />
60Q=4500ÞQ=75 BİRİM</p>
<p>AYNI ÖRNEKTE BAŞABAŞ NOKTASI İSE;</p>
<p>200Q-140Q-3000=0<br />
60Q=3000ÞQ=50 BİRİM</p>
<p>YANİ İŞLETMENİN GÜVENLİK PAYI:</p>
<p>FİİLİ SATIŞ-BAŞABAŞ NOK. SATIŞ<br />
75 BİRİM-50 BİRİM=25 BİRİM VE 25 X 200$=5000$</p>
<p>MALLİYET PLANLAMASI VE HACİM-KAR ANALİZLERİ</p>
<p>MALİYET-HACİM-KAR ANALİZLERİ SAYESİNDE YÖNETİCİLER ‘İŞLETMELERİNE İLİŞKİN’ UYGUN MALİYET YAPISINI BULURLAR.</p>
<p>İLK ÖRNEĞİMİZ OLAN MARY FROST’UN İŞLETMESİNDE KİRA OLARAK 2000$ VERİLDİĞİNİ SÖYLEMİŞTİK.ANCAK BU ÖRNEĞİ ŞI ŞEKİLDE FARKLI ALTERNATİFLER HALİNDE DEĞİŞTİREBİLİRİZ.</p>
<p>SEÇENEK 1: 2000$ SABİT MALİYET<br />
SEÇENEK 2:  1400$ SABİT MALİYET+ SATIŞ FİYATININ %5 İ KADAR DEĞİŞKEN MALİYETLERE EK.<br />
SEÇENEK 3:  SABİT MALİYET YOK.DEĞİŞKEN MALİYETLERE SATIŞ FİYATININ %20 Sİ KADAR ETKİ.</p>
<p>	SEÇENEK 1				   </p>
<p>		 Başabaş noktası:25 birim		   </p>
<p>		 Satılan birim			 </p>
<p>SEÇENEK 1: 200Q-120Q-2000=0<br />
                    80Q=2000ÞQ=25 BİRİM</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/gelirler-ve-maliyet-faktorleri.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türk Muhasebe Standardı</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/turk-muhasebe-standardi.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/turk-muhasebe-standardi.html/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2009 13:48:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/genelbil/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Muhasebe]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=759</guid>
		<description><![CDATA[I &#8211; AMAÇ Madde 1- a) Bu standart yüksek enflasyon ortamında, temel finansal tabloların (konsolide olanlar dahil) düzenleme esaslarını içerir. b) Yüksek enflasyonlu dönemlerde Türk Lirası birimine göre sunulan faaliyet sonuçları ve finansal durumun bir anlam taşımayacağı, liranın satın alma gücünde meydana gelen azalışlar, farklı tarihlerde ortaya çıkan işlem ve olayların karşılaştırılmasını önleyeceği ve sonuçların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>I &#8211; AMAÇ<br />
Madde 1-<br />
a) Bu standart yüksek enflasyon ortamında, temel finansal tabloların (konsolide olanlar dahil) düzenleme esaslarını içerir.<br />
b) Yüksek enflasyonlu dönemlerde Türk Lirası birimine göre sunulan faaliyet sonuçları ve finansal durumun bir anlam taşımayacağı, liranın satın alma gücünde meydana gelen azalışlar, farklı tarihlerde ortaya çıkan işlem ve olayların karşılaştırılmasını önleyeceği ve sonuçların yanıltıcı olacağı göz önünde tutularak finansal tabloların, dönem sonundaki liranın satınalma gücüne göre düzeltilmesi sağlanır.<br />
c) Düzeltme işlemi muhasebe kayıtları dışında raporlar aracılığıyla yapılır.<span id="more-759"></span><br />
II &#8211; TANIMLAR<br />
Madde 2-<br />
Bu standartta geçen terimlerin anlamları aşağıdaki gibidir.<br />
a) Genel Fiyat Düzeyi Muhasebesi : Genel fiyat değişmelerinin finansal tablolar üzerinde oluşturduğu etkileri gidermek amacıyla finansal tabloların genel fiyat endeksleri ile düzeltilerek finansal tablo verilerinin, finansal tablonun düzenlendiği tarihteki liranın satın alma gücüne göre ifadesinin sağlanmasını öngören yöntemdir.<br />
b) Cari Maliyet Muhasebesi : Finansal tablolardaki kalemlerin cari değerleri ile değerlemesini öngören yöntemdir. Cari değer, net cari yenileme maliyeti veya net cari yenileme maliyetinden daha küçük olmak kaydıyla, varlığın satılması halinde elde edilecek net nakit değeri veya varlığı kullanmakla sağlanacak  nakit girişlerinin net bugünkü değerinden büyük olanıdır.<br />
c) Net Cari Yenileme Maliyeti: Bilançonun düzenlendiği tarihte sahip olunan varlığın yenileme maliyeti, aynı yaştaki, aynı verimdeki benzer varlıkların veya benzer üretim ve hizmet sunabilen ya da benzer kar edebilme yeteneğine sahip olan varlıkların edinilmesi için katlanılacak maliyetlere eşit bir değerdir.<br />
d) Net Nakit Değer: (Net Gerçekleşebilir Değer) Varlıkların, cari piyasa koşullarında kolaylıkla, elden çıkartılabilecekleri varsayımı altında, satılmaları durumunda elde edilebilecek nakit miktarıdır.<br />
e) Net Bugünkü Değer: Varlığın kullanılmasıyla elde edileceği tahmin edilen toplam nakit girişlerinin bugünkü değeridir.<br />
f) Genel Fiyat Endeksleri: Devlet İstatistik Enstitüsü’nün Türkiye geneli için yayınlamış olduğu toptan eşya fiyat endeksleridir.<br />
g) Parasal Kalemler: Lira değerindeki değişmeler karşısında nominal değerleri aynen kalan ancak satın alma güçleri fiyat hareketlerine göre ters yönde değişen kalemlerdir. (Bilançoda yer alan parasal kalemlerin örnekleri Ek 1’de verilmiştir.)<br />
h) Parasal Olmayan Kalemler: Lira değerindeki değişmelere paralel olarak nominal değerleri değişen fakat satın alma güçleri aynı kalan kalemlerdir. (Bilanço da yer alan parasal olmayan kalemlerin örnekleri Ek 1’de verilmiştir.<br />
ı) Dönem Sonu Endeks : Cari dönem bilançosunun düzenleme tarihindeki endekstir.<br />
I) Dönem Başı Endeks: Bir önceki dönem finansal tablolarının düzenlendiği tarihteki endekstir.<br />
j) Ortalama Endeks: Dönem ortalama endeksidir.<br />
III- STANDARDIN İÇERİĞİ<br />
Madde 3-<br />
Aşağıdaki durumlarda yüksek enflasyonun var olduğu kabul edilir ve finansal tablolar zorunlu olarak düzeltilir.<br />
a) Nüfusun çoğunluğunun, servetini parasal olmayan varlık edinerek veya yabancı para birimli yatırım araçlarına yatırım yaparak değerlemesi, elde Türk lirası nakit bulundurmayarak satın alma gücünün korunabilmesi için eldeki nakdi, süratle parasal olmayan yatırımlara yöneltmesi,<br />
b) Nüfusun çoğunluğunun parayla ilgili işlemleri, istikrarlı gördüğü yabancı para birimleri ile yapması ve fiyatların yabancı para birimine göre belirlenmesi,<br />
c) Vadeli yapılan satış ve satın almalarda;  vade süresi kısa olsa bile vade süresi içinde paranın satın alma gücünde beklenen kayıpların dikkate alınarak fiyatların vade farkı konarak saptanması,<br />
d) Fiyatların, ücretlerin ve faiz oranlarının fiyat endeksine bağlanmış olması,<br />
e) Son üç yıllık kümülatif enflasyon oranının %100’e yakın ya da bu oranın üstünde oluşması,<br />
f) Yüksek enflasyon olduğunun belirtisi olan diğer göstergelerin varlığı.</p>
<p>Madde 4-<br />
Yüksek enflasyon ortamlarında temel finansal tablolar ister tarihi maliyetlere göre ister yenileme maliyetlerine göre değerleme yapılarak hazırlanmış olsun; bilançonun düzenleme tarihindeki paranın satın alma gücüne göre raporlanmalıdır. Önceki dönemlere ilişkin finansal tabloların dipnotlardaki bilgiler de, bilanço tarihindeki paranın satın alma gücüne göre ifade edilmelidir.<br />
Madde 5-<br />
Parasal kalemleri elde bulundurmadan doğan kazanç veya kayıplar gelir tablosuna dahil edilmeli ve ayrı olarak raporlanmalıdır.<br />
IV &#8211; AÇIKLAMALAR<br />
a) Bilançonun Düzeltilmesi<br />
Madde 6-<br />
Bilançonun cari dönem verilerinin düzeltilmesinde aşağıdaki esaslardan hareket edilir.<br />
a) Bilançonun düzenlenmesi sırasında bilanço kalemlerinin cari değerleri belirlenmemiş ise genel fiyat endeksi uygulanarak cari değerleri saptanır.<br />
b) Parasal kalemler, bilançonun düzenlendiği tarihte, ulusal para biriminin satın alma gücüne göre ifade edildiklerinden ayrıca düzeltmeye tabi tutulmaz. Bu kalemler cari para birimi ile ifade edildiklerinden bilançoda aynen yer alır.<br />
c) Parasal olmayan kalemler bilançoda yenileme maliyetleri veya net nakit değerleri (net gerçekleşebilir değer) ile gösterilmişler ise yeniden değerlendirilmeleri yoluna gidilmez. Bunun dışında kalan tarihi maliyetlere göre gösterilmiş tüm parasal olmayan kalemlerin genel fiyat düzeyine göre cari değerleri saptanır.<br />
Madde 7-<br />
a) Bilançolardaki yabancı paralı varlık ve kaynak hesapları dönem sonunda evalüasyona tabi tutulmaları nedeniyle esasen cari değerler ile gösterilmekte olduklarından düzeltmeye tabi tutulmaz.<br />
b) Menkul kıymet portföyünde bulunan hisse senetleri borsa değerine göre değerlenmiş iseler, cari değerleri ile gösterildiklerinden tekrar değerleri düzeltilmez.<br />
c) Dövize endeksli varlık ve kaynak hesapları, bilanço tarihindeki döviz kuruna göre düzeltilmiş cari değerleri ile bilançoda gösterilmesi gerektiğinden bu değerlerin diğer ölçülerle düzeltilmesi yoluna gidilmez.<br />
Madde 8-<br />
Maddi duran varlıklardan amortismana tabi ve yeniden değerleme kapsamında bulunan varlıklar elde edilme tarihleri ve elde edilme maliyetleri esas alınarak düzeltme yapılır. Yeniden değerleme tutarları dikkate alınmaz.<br />
Madde 9-<br />
Maddi duran varlıklar içinde yer alan ancak yeniden değerleme kapsamı dışında tutulan kalemler ise (yapılmakta olan yatırımlar, yıl içinde alınan maddi duran varlıklar gibi) elde edildikleri tarihten bilançonun düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede genel fiyat endekslerinde meydana gelen değişmeler dikkate alınarak yeniden değerlenir.<br />
Madde 10-<br />
Maddi duran varlıklar, maddi olmayan duran varlıklar, stoklar, bağlı menkul kıymetler içindeki ortaklık payları, iştirakler, bağlı ortaklıklar, öz kaynaklar gibi parasal olmayan kalemlerin bilançoda tarihi maliyet-birikmiş amortisman değeri ile gösterilmeleri durumunda, bu kalemlerin tarihi maliyetleri, kalemlerin işletme aktifine girdiği tarihten bilançonun düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede genel fiyat endekslerinde meydana gelen değişmelere göre hesaplanan katsayılar uygulanarak düzeltilir. Dönem sonundaki borsa değeri ile gösterilen tüm menkul kıymetler ile dönem sonu kur değerleriyle ifade edilen yabancı paralı aktif ve pasif kalemler ayrıca düzeltilme işlemine tabi tutulmaz.<br />
Madde 11-<br />
Parasal olmayan kalemlerin yeniden değerlenmiş cari değerleri, söz konusu kalemlerin geri kazanılabilir değerlerinden büyük ise söz konusu varlıklar geri kazanılabilir değeri ile gösterilir. Geri kazanılabilir değer diğer standartlarda ele alındığı gibi duruma göre net nakit değeri, yenileme değeri veya net bugünkü değeri olabilir.<br />
Madde 12-<br />
İştiraklerin ve bağlı ortaklıkların değerlemesinde özkaynak yöntemini uygulayan işletmelerde enflasyon ortamlarında bağlı ortaklık veya iştiraklerin net aktifler ile faaliyet sonuçları üzerindeki işletme payının doğru olarak hesaplanabilmesi için iştirak ve bağlı ortaklıkların bilanço ve gelir tablosu enflasyona göre bu standarttaki esaslar doğrultusunda düzeltilir ve pay tutarı düzeltilmiş finansal tablolara göre hesaplanır. Bağlı ortaklık ve iştiraklerin finansal tablolarının yabancı para birimi ile ifade edilmesi durumunda, bu tablolar dönem sonu kurundan ulusal para birimine çevrilir.<br />
Madde 13-<br />
Varlıkların finanse edilmesinde kullanılan kredilerden doğan kur farkları ve finansman giderleri  yüksek enflasyon ortamında finansal tablolar düzeltilirken varlıkların elde edilme tarihinden sonra maliyetlere yüklenilmişse kur farkları ve finansman giderleri elimine edilerek değerleme dışında bırakılır.<br />
Varlık elde edilene kadar oluşup maliyetlere yüklenmiş finansman giderlerinin ve kur farklarının enflasyon üzerinde kalan reel kısmı enflasyona göre düzeltilir.<br />
Madde 14-<br />
Ödenmiş sermaye ile sermaye yedekleri içinde yer alan ve nakit girişi sağlayan kalemlerden her biri oluştukları tarihten itibaren genel fiyat düzeyindeki değişikliklere göre düzeltilir. Kar yedekleri, geçmiş yıllar karları ve dönem net karından sermayeye ilave edilen tutarlar nakit artışı sayılır.<br />
Madde 15-<br />
Bu standardın ilk uygulamaya geçildiği dönemin başında kar yedekleri grubunda yer alan olağanüstü yedekler ile net kar kalemleri dışındaki tüm özkaynak kalemleri oluştukları tarihten itibaren genel fiyat endeksleri uygulanmak suretiyle yeniden hesaplanır. Bilançodaki diğer tüm kalemlerin yeniden değerlemesinden doğan farklar düzeltilmiş bilançoda olağanüstü yedekleri oluşturur.<br />
b) Gelir Tablosunun Düzeltilmesi<br />
Madde 16-<br />
Gelir tablosunun bütün gelir ve gider unsurları bilanço tarihindeki paranın satın alma gücüne göre ifade edilir. Bu nedenle bütün gelir ve gider unsurları ilk kaydedildikleri tarihten itibaren genel fiyat endeksinde oluşan değişikliklere göre yeniden belirlenir. Amortisman ve tükenme payları düzeltilmiş maliyetler üzerinden ayrılır.<br />
Madde 17-<br />
Dönem içinde ortaya çıkan ve döneme yaygın olarak yapılan giderler ve sağlanan gelirler dönemin bütün günlerine eşit biçimde dağıtılmış olduğu varsayılarak dönem sonu endeks / dönemin ortalama endeksi katsayısına göre düzeltilebilir.<br />
Madde 18-<br />
Parasal olmayan varlık unsurlarının satışından ortaya çıkan kar veya zararlar genel fiyat düzeyine göre tekrar hesaplanır ve gelir tablosunda düzeltilmiş değerleri ile gösterilir. Tarihi maliyetlere göre saptanan satış karı veya zararının genel fiyat endekslerine göre düzeltilebilmesi için satışa konu olan varlığın değeri dönem sonu paranın satın alma gücüne göre ifadesi sağlanır. Ayrıca satış fiyatı da satış anındaki veya dönem ortalamasına göre dönem sonu paranın satın alma gücü değerine çevrilir. Dönem sonu paranın değerine göre düzeltilmiş satış fiyatıyla düzeltilmiş maliyet fiyatı arasındaki fark düzeltilmiş satış karı veya zararını  oluşturur.<br />
Madde 19-<br />
Değerlemede tarihi elde etme maliyetleri yerine cari yenileme değerinin kullanıldığı gelir tablolarında da tüm gelir ve gider unsurları tarihi maliyetli gelir tablolarında olduğu gibi genel fiyat endeksleri kullanılarak bilançonun düzenlendiği tarihteki paranın satın alma gücüne göre ifade edilmeleri sağlanır.<br />
c) Parasal Kalemlerin Neden Olduğu Satın Alma Gücü Kazanç veya Kayıpları<br />
Madde 20-<br />
Enflasyon döneminde, parasal varlık veya parasal borçların fiyat düzeylerine bağlanmadığı ortamda, parasal borçlardan fazla parasal varlık bulunduran işletmeler satın alma gücü kaybına uğrar. Diğer taraftan parasal varlıklardan fazla parasal borcu olan işletmeler ise satın alma gücü kazanır. Bu nedenle parasal varlık ve parasal borçlar farkından doğan kazanç ve kayıplar dönem karının belirlenmesinde dikkate alınır. Bu tutar gelir tablosunda ayrı bir kalem olarak &#8220;Diğer Faaliyetlerden Olağan Gelir ve Karlar&#8221; veya &#8220;Finansman Giderleri&#8221; hesap gruplarında yer alır.<br />
Madde 21-<br />
Parasal  kalemlerin  neden olduğu satın alma gücü kazanç veya kaybı aşağıdaki biçimde hesaplanır  (Ek 2):</p>
<p>i- Dönem başı bilançosundaki parasal varlıklar ve parasal borçlar farkı dönem sonundaki paranın satın alma gücüne göre düzeltilir.<br />
ii- Dönem içinde net parasal kalemlerde artış ve azalış yaratan işlemlerin dönem sonundaki paranın satın alma gücüne göre düzeltilmiş değerleri  &#8220;i&#8221; de hesaplanan tutara eklenir veya çıkartılır.<br />
iii- &#8220;ii&#8221; de bulunan tutar ile dönem sonundaki net parasal kalemler arasındaki fark gelir tablosunda yer alacak parasal kazancı veya kaybı gösterir.<br />
d) Nakit Akış Tablosu<br />
Madde 22-<br />
Nakit akış tablosunun tüm kalemlerinin de bilanço tarihindeki paranın satın alma gücüne göre ifade edilmesi gerekir. Düzeltilmiş nakit akış tablosunun hazırlanmasında bilanço tarihindeki ölçü birimine göre ifade edilmiş dönem başı ve dönem sonu bilançoları ve düzeltilmiş gelir tablosu verileri kullanılır.<br />
e) Önceki Dönem Finansal Tabloları<br />
Madde 23-<br />
Bir önceki dönem verileri, ister tarihi maliyet değeri ile isterse cari maliyet değerleriyle gösterilmiş olsunlar, genel fiyat endeksi kullanılarak dönem sonu bilançosunun hazırlandığı tarihteki paranın satın alma gücüne göre düzeltilir. Böylece dönem sonu finansal tabloların dönem başı finansal tablolarla karşılaştırılmalı olarak sunulması  sağlanır. Bir önceki dönemde finansal tablo eklerinde açıklanan bilgiler de aynı şekilde raporlama dönemi sonundaki paranın satın alma gücüne göre düzeltilir.<br />
f) Konsolide Finansal Tablolar<br />
Madde 24 -<br />
Yüksek enflasyonun var olduğu  bir ekonomide rapor hazırlayan bir ana şirketin, yine yüksek enflasyonun var olduğu diğer ekonomilerin para birimleriyle raporlama yapan bağlı şirketleri olması durumunda bu türdeki bağlı şirketlerin finansal tabloları ana şirketin finansal tabloları ile konsolide edilmeden önce, kesinlikle raporlama yaptıkları para birimine ait ülkenin genel fiyat düzeyine göre yeniden düzeltilir. Bağlı şirket yabancı bir şirket ise, yeniden düzenlenmiş finansal tablolar dönem sonu kurlarıyla, ilgili ana şirketin para birimine çevrilir.<br />
Madde 25-<br />
Değişik tarihli finansal tabloların konsolide edilmesinin söz konusu olduğu durumlarda, parasal ve parasal olmayan tüm kalemlerin, konsolide finansal tabloların hazırlandığı tarihte geçerli olan cari paranın satın alma gücüne göre yeniden düzeltilmesi yapılır.<br />
g) Genel Fiyat Endekslerinin Seçimi ve Kullanımı<br />
Madde 26-<br />
Bu standartlara göre düzenlenmesi gereken finansal tabloların düzeltilmesinde, genel satın alma gücündeki değişimleri yansıtan Devlet İstatistik Enstitüsü’nün Türkiye geneli için yayınlamış olduğu toptan eşya fiyat endeksleri kullanılır.<br />
h) Yüksek Enflasyonun Sona Ermesi<br />
Madde 27-<br />
Ekonomide yüksek enflasyon sona erdiği zaman, işletmelerin finansal tablolarını bu standarttaki esaslara göre hazırlama zorunlulukları ortadan kalkar. Bu gibi durumlarda, bir önceki dönem sonunda geçerli olan ölçü birimlerinden ifade edilen tutarlar, bir sonraki finansal tabloların başlangıç değerini oluşturur.<br />
ı) Raporlanacak Bilgiler<br />
Madde 28-<br />
Enflasyonun finansal tablolar üzerindeki etkileri ile ilgili konuların açıklığa kavuşturulması için aşağıdaki açıklamaların finansal tablo dipnotlarında yapılması gereklidir.<br />
a) Cari dönem ve önceki dönem finansal tabloları, genel fiyat düzeyindeki değişikliklere göre yeniden düzenlendiği ve verilerin bilanço tarihindeki paranın satın alma gücüne göre ifade edildiği,<br />
b) Finansal tabloların tarihi maliyet yaklaşımı esasına mı yoksa cari maliyet esasına mı dayandırıldığı, hangi kalemlerin cari maliyetlerinin esas alındığı,<br />
c) Kullanılan fiyat endeksinin çeşidi ve bilanço günündeki düzeyi ile endeksteki geçen yılki ve cari dönemdeki hareketleri.<br />
V &#8211; YÜRÜRLÜK TARİHİ<br />
Madde  29-<br />
Bu Türkiye Muhasebe Standardı 01.01.1997 tarihinde  yürürlüğe girer.</p>
<p>EK : 1<br />
PARASAL VE PARASAL OLMAYAN KALEMLERİN LİSTESİ<br />
PARASAL OLMAYAN AKTİF KALEMLER<br />
HESAP KODU	HESAP ADI<br />
10,12,13,22,23 vs.	* YABANCI PARA CİNSİNDEN OLAN HESAPLAR<br />
	-Yabancı Para Kasası<br />
	- Döviz Tevdiat Hesapları<br />
	- Yabancı Paralı Çekler<br />
	- Yabancı Para Cinsinden Alacaklar vs..<br />
110	HİSSE SENETLERİ<br />
119/..	HİSSE SENETLERİ DEĞER DÜŞÜKLÜĞÜ KARŞILIĞI<br />
150-158	STOKLAR<br />
159	VERİLEN SİPARİŞ AVANSLARI<br />
	(Fiyat artışları  işletmeye yansıtılmadığı sürece)<br />
170-178 	YILLARA YAYGIN İNŞAAT VE ONARIM MALİYETLERİ<br />
179	TAŞERONLARA VERİLEN AVANSLAR<br />
	(Fiyat artışları işletmeye yansıtılmadığı sürece)<br />
180	GELECEK AYLARA AİT GİDERLER<br />
195	İŞ AVANSLARI (Fiyat artışları işletmeye yansıtılmadığı sürece)<br />
197	SAYIM VE TESELLÜM NOKSANLARI<br />
	(Stok ve maddi duran varlık kalemleriyle ilgili olmak kaydıyla)<br />
24	MALİ DURAN VARLIKLAR (Bağlı menkul kıymetlerdeki tahviller hariç)<br />
250-258	MADDİ DURAN VARLIKLAR<br />
259	VERİLEN AVANSLAR (Fiyat artışları işletmeye yansıtılmadığı sürece)<br />
260-268	MADDİ OLMAYAN DURAN VARLIKLAR<br />
269	VERİLEN AVANSLAR (Fiyat artışları işletmeye yansıtılmadığı sürece)<br />
270-278	ÖZEL TÜKENMEYE TABİ VARLIKLAR<br />
279 	VERİLEN AVANSLAR (Fiyat artışları işletmeye yansıtılmadığı sürece)<br />
280	GELECEK YILLARA AİT GİDERLER<br />
293	GELECEK YILLAR İHTİYACI STOKLAR<br />
294	ELDEN ÇIKARILACAK STOKLAR VE MADDİ DURAN VARLIKLAR<br />
298	STOK DEĞER DÜŞÜKLÜĞÜ KARŞILIĞI<br />
299	BİRİKMİŞ AMORTİSMANLAR<br />
PARASAL OLMAYAN PASİF KALEMLER</p>
<p>HESAP KODU	HESAP ADI</p>
<p>3 ve 4. Grup	* YABANCI PARA CİNSİNDEN OLAN HESAPLAR<br />
34	ALINAN AVANSLAR (Fiyat artışları alıcıya yansıtılmadığı sürece)<br />
35	YILLARA YAYGIN İNŞAAT VE ONARIM HAKEDİŞLERİ<br />
380	GELECEK AYLARA AİT GELİRLER<br />
480	GELECEK YILLARA AİT GELİRLER<br />
5	ÖZKAYNAKLAR</p>
<p>	PARASAL AKTİF KALEMLER</p>
<p>10	HAZIR DEĞERLER (TL. Hesapları)<br />
111	ÖZEL KESİM, TAHVİL, SENET VE BONOLARI<br />
112	KAMU KESİMİ, TAHVİL, SENET VE BONOLARI<br />
118	DİĞER MENKUL KIYMETLER<br />
119	MENKUL KIYMETLER DEĞER DÜŞÜKLÜĞÜ KARŞILIĞI<br />
12	TİCARİ ALACAKLAR<br />
13	DİĞER ALACAKLAR<br />
159	VERİLEN SİPARİŞ AVANSLARI (Fiyat artışları işletmeye yansıdığı sürece)<br />
181	GELİR TAHAKKUKLARI<br />
19	DİĞER DÖNEN VARLIKLAR (Parasal olmayanlar hariç)<br />
195	İŞ AVANSLARI (Fiyat artışları işletmeye yansıdığı sürece)<br />
197	SAYIM VE TESELLÜM NOKSANLARI (Parasal olmayanlar hariç)<br />
22	TİCARİ ALACAKLAR<br />
23	DİĞER ALACAKLAR<br />
240	BAĞLI MENKUL KIYMETLER<br />
	İÇERİSİNDE YER ALAN TAHVİLLER VE BONOLAR<br />
241	BAĞLI MENKUL KIYMETLER DEĞER DÜŞÜKLÜĞÜ<br />
	KARŞILIĞI (-) (Tahvil ve bonolara ait olanlar)<br />
259-269-279	VERİLEN AVANSLAR HESAPLARI<br />
	(Fiyat artışları işletmeye yansıdığı sürece)<br />
281	GELİR TAHAKKUKLARI<br />
291	GELECEK YILLARDA İNDİRİLECEK KATMA DEĞER VERGİSİ<br />
292	DİĞER KATMA DEĞER VERGİSİ<br />
295	PEŞİN ÖDENEN VERGİLER VE FONLAR<br />
297	DİĞER ÇEŞİTLİ DURAN VARLIKLAR<br />
	PARASAL PASİF KALEMLER</p>
<p>30	MALİ BORÇLAR<br />
32	TİCARİ BORÇLAR<br />
33	DİĞER BORÇLAR<br />
34	ALINAN AVANSLAR (Fiyat artışlarının alıcıya yansıtılması durumunda)<br />
36	ÖDENECEKVERGİ VE DİĞER YÜKÜMLÜLÜKLER<br />
37	BORÇ VE GİDER KARŞILIKLARI<br />
381	GİDER TAHAKKUKLARI<br />
39	DİĞER KISA VADELİ YABANCI KAYNAKLAR<br />
397	SAYIM VE TESELLÜM FAZLALARI  (Stok, hisse senedi ve<br />
	maddi duran varlıklar gibi parasal olmayan kalemler hariç)<br />
40	MALİ BORÇLAR<br />
42	TİCARİ BORÇLAR<br />
43	DİĞER BORÇLAR<br />
44	ALINAN AVANSLAR (Fiyat artışlarının alıcıya yansıtılması durumunda)<br />
47	BORÇ VE GİDER KARŞILIKLARI<br />
481	GİDER TAHAKKUKLARI<br />
49	DİĞER UZUN VADELİ KAYNAKLAR<br />
EK &#8211; 2</p>
<p>PARASAL KALEMLERİN NEDEN OLDUĞU SATIN ALMA GÜCÜ<br />
KAZANÇ VEYA KAYBININ HESAPLANMASI</p>
<p>	Tarihsel     Düzeltilmiş<br />
A) DÖNEMBAŞI NET PARASAL KALEMLER		XX		XX<br />
1) Dönem Başı Parasal Net Aktif Kalemler	X		X<br />
2) Dönem Başı Parasal Net Pasif Kalemler (-)	(X)		(X)	</p>
<p>B) DÖNEM İÇİNDE NET PARASAL KALEMLERDE<br />
ARTIŞ YARATAN İŞLEMLER (+)		XX		XX<br />
1) Satışlar	X		X<br />
2) Diğer Olağan Gelirler (Parasal olmayan<br />
pasiften dönem gelirlerine yansıtılanlar hariç)	X		X<br />
3) Olağandışı Gelirler (Parasal olmayan pasiften dönem<br />
gelirlerine yansıtılanlar ile mali ve maddi<br />
duran varlık satış karları hariç)	X		X<br />
4) Maddi ve Mali Duran Varlık Satış Bedelleri	X		X<br />
5) Diğer Parasal Olmayan Aktif Azalışları (Satış fiyatları<br />
 ile stoklar, gelecek aylara ait gider itfaları ve maddi<br />
ve mali duran varlık çıkışları hariç)	X		X<br />
6) Sermaye Artırımı (Yeniden değerleme fonundan ilaveler hariç)	X		X<br />
7) Hisse Senetleri İhraç Primleri	X		X<br />
 <img src='http://www.genelbilge.com/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' /> Diğer Parasal Olmayan Pasif Kalemlerdeki Artışlar	X		X	</p>
<p>C) DÖNEM İÇİNDE NET PARASAL KALEMLERDE<br />
AZALIŞ YARATAN İŞLEMLER (-)		(XX)	         (XX)<br />
1) Üretim Giderleri	X		X<br />
a- İlk Madde ve Malzeme Alışları<br />
b- Direkt İşçilik Giderleri<br />
c- Genel Üretim Giderleri<br />
(Amortismanlar, peşin ödenmiş gelecek<br />
aylara ait giderlerden aktarılan tutarlar hariç)<br />
2) Diğer Stok Alımları	X		X<br />
3) Faaliyet Giderleri,	X		X<br />
a- Araştırma Geliştirme Maliyetleri,<br />
(Amortismanlar, peşin ödenmiş gelecek aylara<br />
ait giderlerden aktarılan tutarlar hariç)<br />
b- Pazarlama, Satış ve Dağıtım Giderleri,<br />
(Amortismanlar, peşin ödenmiş gelecek aylara<br />
 ait giderlerden aktarılan tutarlar hariç)<br />
c- Genel Yönetim Giderleri<br />
(Amortismanlar, peşin ödenmiş gelecek<br />
aylara ait giderlerden aktarılan tutarlar hariç)<br />
4) Diğer Olağan Gider ve Zararlar<br />
(Amortismanlar, peşin ödenmiş gelecek aylara ait<br />
giderlerden aktarılan tutarlar hariç)	X		X<br />
5) Finansman Giderleri	X		X<br />
6) Olağandışı Gider ve Zararlar<br />
(Amortismanlar, maddi ve mali duran varlık satış zararı hariç)	X		X<br />
7) Dönem Karı Vergi ve Diğer Yasal Yükümlülükler	X		X<br />
 <img src='http://www.genelbilge.com/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' /> Ödenen Temettüler	X		X<br />
9) Parasal Olmayan Aktif Kalemlerdeki Artışlar	X		X<br />
(Stoklar ve Yeniden Değerleme Hariç)	X		X<br />
10) Diğer Parasal Olmayan Pasif Kalemlerdeki Azalışlar	X		X<br />
D) DÖNEM SONUNDA OLMASI GEREKEN<br />
NET PARASAL KALEMLER		XX		XX</p>
<p>E) DÖNEMSONU NET PARASAL KALEMLER		XX		XX<br />
1) Dönem Sonu Parasal Net Kalemler	X		X<br />
2) Dönem Sonu Parasal Net Pasif Kalemler	(X)		(X)</p>
<p>F) SATIN ALMA GÜCÜ KAZANÇ VEYA KAYBI (D &#8211; E)<br />
TÜRKİYE MUHASEBE STANDARDI &#8211; 3<br />
NAKİT AKIŞ TABLOLARI</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/turk-muhasebe-standardi.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>S.S.K İle İlgili Belgelerin Muhasebeleştirilmesi</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/ssk-ile-ilgili-belgelerin-muhasebelestirilmesi.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/ssk-ile-ilgili-belgelerin-muhasebelestirilmesi.html/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2009 13:46:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/genelbil/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Muhasebe]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=757</guid>
		<description><![CDATA[Tekdüzen muhasebe sisteminin, genel muhasebe kısmı 1972 yılı başında KİT’lerde uygulamaya konulmuştur. Maliyet muhasebesi kısmı ise 1977 yılında uygulamaya konulmuştur. Maliyet muhasebesinin 5 yıl sonra uygulamaya konulmasının nedeni, tekdüzen genel hesap planında maliyet hesapları kısmını oluşturan 700’lü hesapların açık ve ayrıntılı olarak anlatılmamış olmasıdır. Tekdüzen hesap planında maliyet hesapları kısmını oluşturan 700’lü hesaplar üç grup [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tekdüzen muhasebe sisteminin, genel muhasebe kısmı 1972 yılı başında KİT’lerde uygulamaya konulmuştur. Maliyet muhasebesi kısmı ise 1977 yılında uygulamaya konulmuştur. Maliyet muhasebesinin 5 yıl sonra uygulamaya konulmasının nedeni, tekdüzen genel hesap planında maliyet hesapları kısmını oluşturan 700’lü hesapların açık ve ayrıntılı olarak anlatılmamış olmasıdır.</p>
<p>Tekdüzen hesap planında maliyet hesapları kısmını oluşturan 700’lü hesaplar üç grup altında toplanmaktadır.1 Bunlar;<span id="more-757"></span><br />
-Gider Hesapları<br />
-Gider Yansıtma Hesapları<br />
-Fark Hesapları</p>
<p>1.1.1-Gider Hesapları:</p>
<p>Gider hesapları mal ve hizmet oluşturulması için yapılan giderlerin toplandığı ve maliyet unsurlarına dönüştürülerek giderlerin izlendiği hesaplardır.</p>
<p>Gider hesapları dönem sonlarında ilgili yansıtma hesapları ile karşılaştırılarak kapatılır. Örmeğin; 710-Direkt İlk Madde ve Malzeme gider hesabı, 711-Direkt İlk Madde ve Malzeme giderleri yansıtma hesabı ile karşılaştırılarak kapatılır.<br />
Gider hesapları şu hesaplardan oluşmaktadır;2<br />
700-Maliyet Muhasebesi Bağlantı Hesabı<br />
710-Direkt İlk Madde ve Malzeme Gider Hesabı<br />
720-Direkt İşçilik Gider Hesabı<br />
730-Genel Üretim Gider Hesabı<br />
740-Hizmet Üretim Gider Hesabı<br />
750-Araştırma ve Geliştirme Gider Hesabı<br />
760-Pazarlama, Satış ve Dağıtım Gider Hesabı<br />
770-Genel Üretim Gider Hesabı<br />
780-Finansman Giderleri</p>
<p>Gider hesaplarından 710,720,730,750,760,770,780 nolu hesaplar üretim işletmelerinde, 740,750,760,770,780 nolu hesaplar hizmet işletmelerinde, 750,760,770,780 nolu hesaplar ticaret işletmelerinde kullanılmaktadır.</p>
<p>1.1.2-Gider Yansıtma Hesapları:</p>
<p>Dönem içerisinde üretimin yapılması için meydana gelen maliyetlerinin izlendiği gider hesaplarının dönem sonunda kapatılması için gider yansıtma hesapları kullanılır. Dönem sonlarında ilgili hesaplar ile karşılaştırılarak kapatılır ve alacaklı hesap niteliğine sahip olur.</p>
<p>Gider yansıtma hesapları şu hesaplardan oluşmaktadır;3<br />
701-Maliyet Muhasebe Yansıtma Hesabı<br />
711-Direkt İlk Madde ve Malzeme Yansıtma Hesabı<br />
721-Direkt İşçilik Gideri Yansıtma Hesabı<br />
731-Genel Üretim Gideri Yansıtma Hesabı<br />
741-Hizmet Üretim Gideri Yansıtma Hesabı<br />
746-Özel Mamul Mühendisliği Giderleri Yansıtma Hesabı<br />
751-Araştırma ve Geliştirme Gideri Yansıtma Hesabı<br />
756-Programlanmış Büyük Proje Giderleri Yansıtma Hesabı<br />
761-Pazarlama, Satış ve Dağıtım Gideri Yansıtma Hesabı<br />
771-Genel Yönetim Gideri Yansıtma Hesabı<br />
781-Finansman Gideri Yansıtma Hesabı</p>
<p>1.1.3-Fark Hesapları:</p>
<p>Fark hesapları mal ve hizmetin üretilmesinde üretime başlanmadan belirlenen maliyetler (standart maliyetler) ile mal ve hizmetin üretimi tamamlandıktan sonra gerçekleşmiş olan maliyetler (fiili maliyet) arasındaki farkların izlendiği hesaptır.</p>
<p>Fark hesapları farkın olumlu ve olumsuz olmasına göre borç veya alacak bakiyesi verir. Dönem sonlarında 6. grupta bulunan ilgili hesap ile kapatılır.</p>
<p>Fark hesapları şu hesaplardan oluşmaktadır;4</p>
<p>712-Direkt İlk Madde ve Malzeme Fiyat Farkları<br />
713-Direkt İlk Madde ve Malzeme Miktar Farkları<br />
722-Direkt İşçilik Ücret Farkları<br />
723-Direkt İşçilik Zaman Farkları<br />
732-Genel Üretim Giderleri Farkları<br />
733-Genel Üretim Giderleri Verimlilik Farkları<br />
734-Genel Üretim Giderleri Kapasite Farkları<br />
742-Hizmet Üretim Giderleri Farkları<br />
747-Özel Mamul Mühendislik Gider Farkları<br />
752-Araştırma ve Geliştirme Gider Farkları</p>
<p>757-Programlanmış Büyük Proje Gider Farkları<br />
762-Pazarlama, Satış ve Dağıtım Gider Farkları<br />
772-Genel Yönetim Gider Farkları<br />
782-Finansman Gider Farkları</p>
<p>1.2-7/A Seçeneğine Tabi Olma Şartları:</p>
<p>Muhasebe sistemi uygulama genel tebliği üç sıra no ile 7/A seçeneğine tabi olma şartları açıklanmıştır.</p>
<p>Buna göre 7/A seçeneğine tabi olmak için iki şartın gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu şartlar;<br />
-İşletmenin aktif toplamının 25 milyar TL’yi aşmış olmasıdır.<br />
-İşletmenin net satışlarının 50 milyar TL’yi aşmış olmasıdır.</p>
<p>Ayrıca aktif toplamı ile net satışı ne kadar olursa olsun 7/A seçeneğini kullanmak isteyen Ticaret İşletmeleri 7/A seçeneğine tabi olabilir.</p>
<p>1.3-7/A Seçeneğinde Maliyet Yerleri ve Maliyet Dağılımı:</p>
<p>İşletmelerde maliyetler maliyet yerlerinde toplanır. Maliyet yeri, üretimin yapıldığı ve maliyetlerin meydana geldiği işletmenin bir bölümü veya bölüm içerisindeki bir yer şeklinde tanımlanabilir.</p>
<p>Tekdüzen hesap planında maliyet yerleri aşağıdaki gibidir;5<br />
0-Esas üretim maliyet yeri<br />
1-Yardımcı üretim maliyet yeri<br />
2-Yardımcı hizmet maliyet yeri<br />
3-Yatırım maliyet yeri<br />
4-Üretim yerleri yönetim maliyet yeri<br />
5-Araştırma ve geliştirme maliyet yeri<br />
6-Pazarlama, satış ve dağıtım maliyet yeri<br />
7-Genel yönetim maliyet yeri</p>
<p>Maliyet dağılımı, yardımcı maliyet yerlerinde toplanan giderlerin belirlenen yöntemlerle esas maliyet yerlerine dağıtılmasıdır. Buna göre dağıtma konu olabilecek maliyetler, genel olarak üretime, yönetime, satış ve yatırım faaliyetlerine yardımcı olarak kurulan bölümlerin maliyetleridir.</p>
<p>Dağıtım işlemi sona erdikten sonra dağıtıma konu olan maliyetlerin genel toplamı, yansıtma hesapları aracılığı ile ilgili hesaplara borç olarak kaydedilir.</p>
<p>2-MALİYET MUHASEBESİ İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR:</p>
<p>2.1-Maliyet Muhasebesinin Tanımı:</p>
<p>Üretim İşletmeleri belirlemiş oldukları maliyet dönemi içinde ürettikleri mal veya hizmetin toplam ve birim maliyetlerini bulmak ve bu maliyetleri diğer dönemler ile karşılaştırmak ve analiz etmek zorundadırlar.</p>
<p>Maliyet muhasebesi, bir maliyet döneminde, maliyetle ilgili belgelere dayanarak maliyet türlerini belirleme, maliyetleri maliyet yerlerine yükleme, üretilen mal veya hizmetin gerçek maliyetini hesaplama, kayıt etme, raporlama ve analiz etme işlemlerinin toplamıdır.6</p>
<p>Kısaca maliyet muhasebesi üretim ile ilgili yapılan tüm işlemleri kapsamaktadır. Ayrıca maliyet muhasebesi işletme içinde oluşan iş ve işlemleri miktar ve değer olarak izlemeye yöneliktir.</p>
<p>İşletmeler sonuçları belirlemiş oldukları maliyet dönemleri itibariyle belirlerler. Maliyet dönemleri 1,3,7,8 ve hatta 12 aylık olabilir. Ancak maliyet döneminin kısa tutulması daha avantajlıdır. Çünkü diğer dönemlere oranla gerçeği daha fazla yansıtır.</p>
<p>2.2-Maliyet Muhasebesinin Gelişimi:</p>
<p>İnsanlar var oluşlarından bugüne kadar yaşamlarını sürdürmek için üretim yapmıştır. İlk zamanlarda ürettiklerini, kendilerinin üretemediği ve başkalarının ürettiği şeylerle takas etmişlerdir. Ancak takas ederken ürettiklerinin maliyetini göz önünde bulundurarak takas işlemini gerçekleştirmişlerdir. Buradan da anlaşıldığı gibi insanlar ilk zamanlarda maliyetle ilgilenmeye başlamışlardır. Teknolojinin gelişmesi ile yani üretimin atölyelerde ve fabrikalarda yapılması ile maliyet sistemine önem verilmiş ve maliyet ile üretim arasında mantıklı ilişkiler kurulmuştur.</p>
<p>Aynı malı üreten işletmelerin çoğalması ile rekabet ortaya çıkmıştır. İşletmeler, birbirleri ile rekabet edebilmek, üretecekleri mal veya hizmetin maliyetini aşağı çekebilmek için maliyet muhasebesinden faydalanmaya mecbur kalmıştır.</p>
<p>Bugün maliyet muhasebesi büyükten küçüğe mal ve hizmet üreten her yerde kullanılmaktadır.</p>
<p>2.3-Maliyet Muhasebesinin Önemi:</p>
<p>Maliyet muhasebesi finansal iç bilgi sisteminin temelini oluşturur. Bu nedenle maliyet muhasebesi yönetim açısından çok önemlidir. Yönetim, hangi mamul üretileceğine karar vermek, ürettiği mamulün birim maliyetini hesaplayabilmek, işletmenin başarı değerini ölçmek için maliyet muhasebesine ihtiyaç duyar.</p>
<p>Maliyet muhasebesi, her bir mal veya hizmetin birim maliyeti, çalışan bir parçanın, bölümün veya fabrikanın maliyeti, işçilik maliyeti, hurda, düzeltme maliyeti, aktivitelerin değişen bölümleri ile maliyet davranışları gibi konularda bilgiler sağlar.</p>
<p>Yönetim, fiyatların kararlaştırılması, üretim planlaması ve maliyet kontrolünde, organizasyonun planı ve maliyet kontrolünde, üretim planları, işçilik maliyeti kontrolünde, kar planlaması, üretim ve satış karları maliyet kontrolünde maliyet muhasebesinden faydalanılır.</p>
<p>2.4-Maliyet Muhasebesinin Amaçları:</p>
<p>Üretim işletmelerinde, üretilen mamul ve hizmetlerin maliyetlerini hesaplamak için çeşitli maliyet hesaplamaları kullanılmaktadır. Bu hesaplamaların konusu da maliyet muhasebesinin amaçlarını oluşturur.</p>
<p>Buna göre maliyet muhasebesinin amaçları aşağıda olduğu gibidir.<br />
-Üretilen mamul veya hizmetlerin maliyetinde kullanılan çeşitli giderlerin dağıtılması,<br />
-Maliyetlerin yükselmesi durumunda maliyet fiyatı gelişimini gözetmek,<br />
-Mamul satış fiyatının belirlenmesine yardımcı olmak,<br />
-Stokların kontrol edilmesine yardımcı olmak,<br />
-Faaliyet sonuçlarının elde edilmesine yardımcı olmak,<br />
-Giderler üzerinde kontrolün sağlanması,<br />
-Kısa, orta ve uzun dönemli planlama faaliyetleri için gerekli bilgilerin sağlanması,<br />
-İşletme faaliyetlerinin kontrolünde ve analizinde yardımcı olmaktır.</p>
<p>3-ÜRETİM, MALİYET, GİDER-HARCAMA, HASILAT, KAR/ZARARIN TANIMI:</p>
<p>3.1-Üretimin Tanımı:</p>
<p>Üretim, insanların ihtiyaçlarını gideren vasıtaların sağlanması ve ihtiyaçları karşılayacak hale getirilmesidir. İnsanların üretim faaliyeti, var olan bir çok malı sentez ve analiz işlemiyle ihtiyaçları tatmine yarayacak hale getirerek bunları arzulayanların emrine sunma işlemidir.</p>
<p>Bazı kişilere göre üretim, yeni maddeler yaratmaktır. Madde yaratmak tabiatın kudret ve kuvveti dahilinde olan bir iştir. İnsanların yaptıkları sadece dünya üzerindeki mevcut mallardan fayda sağlamaktır. Başka bir deyişle insanların yaptıkları şey eşya üzerinde şekil ve yer değişikliğidir. Malları farklı yerdeki ihtiyaç sahiplerine sunmak için yapılan hizmetlerde üretimdir. Örneğin;yiyecek ihtiyacımız için buğdayın ekilip biçilmesi sonra mamul hale getirilmesi, tüketime hazırlanması ve ihtiyaç sahibine verilmesi üretimdir.</p>
<p>Büyük bir üretim faaliyeti kendi içinde ayrı ayrı küçük üretim işletmelerinin neticesidir. Örneğin;Buğdayın sadece ekilip biçilmesi bir üretim aşamasıdır. Büyük üretim faaliyetlerini, maddeleri meydana getiren atomlara benzetebiliriz. Bir çok atom birleşerek bir cismi meydana getirirler. Bir çok üretim faaliyeti de birleşerek ihtiyaçları gideren malları meydana getirirler. Fakat atomların meydana gelişleri ile malların meydana gelişleri farklıdır. Mallar, ihtiyaçları tatmin edebilecek özelliği kazanıncaya kadar bir çok değişime uğrar.</p>
<p>Üretim ihtiyaçlarımızı giderecek mal veya hizmetleri elde etmek amacıyla yapılan her türlü faaliyettir. Üretim faaliyetinin esas amacı insan ihtiyaçlarını tatmin etmektir.</p>
<p>Üretim faaliyetinin doğabilmesi için dört faktöre ihtiyaç vardır. Bunlar; tabiat, emek, sermaye ve müteşebbistir.7</p>
<p>a-Tabiat:Tabiat üretimin esas ve temel faktörüdür. Tabiatın en önemli unsuru topraktır. Toprak tabiatın insanlara bahşettiği bir imkanıdır. Çünkü hayat orada başlar, orada biter. Bütün faaliyetlerimiz toprağa bağlıdır.</p>
<p>Tabiat toplumların her birine türlü imkanları eşit olarak dağıtmamıştır. Yer altı ve yer üstü zenginlikleri dünyanın her köşesinde aynı değildir. Bazı yerlerde yerüstü zenginlikleri fazla, bazı yerlerde yeraltı zenginlikleri fazladır.</p>
<p>b-Emek: Emek üretim faktörlerinden biridir. Aktif faktörde denir. Emek insan gücüdür. Üretimde kullanılan insan gücü hem bedeni, hem de fikri olur.</p>
<p>c-Sermaye: Üretim faktörlerinden üçüncüsü sermayedir. Sermaye üretimde emek ile beraber uygulanır ve ihtiyacımız olan mallar ortaya çıkmaktadır.</p>
<p>d-Müteşebbis: Şu ana kadar açıkladığımız üretim faktörlerinin birleşmesiyle üretim yapılabilir. Bu birleşme işlemini her türlü sorumluluğu üzerine alarak belirli bir organizasyona bağlayan kişiye müteşebbis denir.</p>
<p>Müteşebbis, üretim faktörlerini bir araya getirerek, onları harekete geçiren ve bu konuda her türlü riski üstlenen kişidir. Müteşebbis üretim faktörlerini birleştirmekte ve elde edilen sonucun her türlü külfetine katlanmaktadır.</p>
<p>3.2-Maliyet Tanımı:</p>
<p>İşletmelerin kendi faaliyet konusunu oluşturan mamul veya hizmetleri elde edebilmek için harcadığı çeşitli üretim faktörlerinin para ile ölçülebilen değerine maliyet denir.</p>
<p>Bu tanımlamaya göre özellikle şu üç noktaya dikkat edilmelidir:8</p>
<p>-Bu faktör harcamasının ürün maliyetine girebilmesi için bunun o işletmenin faaliyet konusunu oluşturan mamul veya hizmeti elde etmek amacıyla yapılmış olması gerekir.<br />
-Para ile ölçülebilen bir değer olması gerekir.<br />
-Üretimde kullanılacak üretim faktörlerinin tespit edilmesi gerekir.</p>
<p>Özellikle, ekonominin gelişme göstermesi, işletmelerin büyümesi ve mal ve hizmetin çeşitlerinin artması sonucu işletmeler maliyetlere önem vermişlerdir. Günümüzde maliyetle ilgisi olmayan ekonomik bir birim yoludur. Ekonomik değeri olan her şeyin bir maliyeti vardır. Bu nedenle bütün işletmeler maliyetle karşılaşırlar. Çünkü bir malın veya hizmetin üretiminden satışına kadar bütün faaliyetlerde maliyetin bilinmesi gerekir.</p>
<p>Maliyetlerle ilgili bilgilerden işletme içinde; en çok satış fiyatının tespitinde, işletme faaliyetlerinin sonuçlarının belirlenmesinde ve çeşitli işletme kararlarının verilmesinde faydalanılır. İşletme dışında da maliyetler işletmelerin karşılaştırılmasında, mesleki ve resmi kuruluşlara bilgi vermede ve planlamada kullanılır.</p>
<p>3.3-Gider-Harcama Tanımı:</p>
<p>Gider, işletmenin faaliyetlerini ve varlığını sürdürebilmesi ve karşılığında bir gelir elde etmesi için belirli bir dönemde kullandığı ve tükettiği mal ve hizmetlerin faydası, tükenmiş maliyetlerin gelirden düşülen kısmıdır.</p>
<p>Tanımlamadan da anlaşıldığı gibi giderden söz edebilmek için aşağıdaki koşulların olması gerekir;9<br />
-Yararı tükenen maliyetler işletmenin devamlılığı ile ilgili olmalıdır.<br />
-Maliyetlerin yararının belli bir dönemde tüketilmiş olması gerekir.</p>
<p>Harcama ise. bir varlık elde etmek, bir hizmet sağlamak amacıyla yapılan ödemelerdir. Harcama için temel unsur ödemedir.</p>
<p>Harcama bir şey üretmek için veya üretime etkisi olmayan bir olaydan dolayı yapılabilir. Ayrıca yapılan harcamaların bir kısmı bir varlığın elde edinilmesi için yapılacağı gibi hasılatın elde edinilmesi için de yapılabilir.</p>
<p>3.4-Hasılatın Tanımı:</p>
<p>Hasılat, işletmenin satmak için başkasından satın aldığı veya işletmelerin ürettiği mal veya hizmetin satışından veya satış dışından sağlanan değerlerdir. Hasılat üretim dışı hasılat veya işletme hasılatı olarak ikiye ayrılır;</p>
<p>Üretim dışı hasılat; Üretilen mal veya hizmetlerin satışı dışında sağlanan değerlerdir. Örneğin; kiralar, kur farkları, tahvil karları, kar payları v.b.</p>
<p>İşletme hasılatı; Üretilen mal veya hizmetlerin satışı ile üretimle ilgili işlemler karşılığında sağlanan değere denir. İşletme hasılatı kendi içinde üçe ayrılır;</p>
<p>-Satış hasılatı: Üretilen mal ve hizmetin satışı sonucu elde edilen değerdir.</p>
<p>-İşletmenin aktifleşen üretimi: İşletmenin kendisi için yaptığı ve gider olarak yazdığı üretimdir.</p>
<p>-Yan hasılat: Üretim sonucunda meydana gelen kırıntı, döküntü gibi maddelerin satışından elde edilen değerdir.</p>
<p>3.5-Kar/Zararın Tanımı:</p>
<p>İşletmelerin temel amacı, belirli bir maliyete katlanarak mal ve hizmet üretmek ve maliyetten daha fazla gelir elde etmektir. İşte maliyet ile gelir arasındaki olumlu farka kar, maliyet ile gelir arasındaki olumsuz farka zarar denir.</p>
<p>4-MALİYET SİSTEMİNİN TANIMI:</p>
<p>Maliyet sistemi üretilen mal veya hizmetlerin ne kadara mal olduğunu hesaplamaya yarayan bir sistemdir. Maliyetlerin kapsam, nitelik ve hesaplanış şekli ile ilgili bir takım maliyet hesaplama yöntemlerinin birlikte kullanılmasından maliyet sistemi oluşur.10</p>
<p>İşletme amaçlarını gerçekleştirmede maliyet sisteminin büyük önemi vardır. Çünkü maliyet sistemi ile birim maliyetler belirlenir, işletme faaliyetleri ölçülür, planlanır, alınacak kararlara yardımcı olunur.</p>
<p>İşletmeler üretmiş oldukları mal veya hizmetlerin ne kadara mal olduğunu sağlıklı olarak belirlerler ise işletmelerin başarı durumu artar. Çünkü maliyetlerin doğru olarak hesaplanması savurganlığı ortadan kaldırır ve karı en yüksek düzeye çıkarmak için hangi ürünlerin, hangi pazarlarda, hangi fiyatlarla satılması gerektiğini belirler ve kar planlaması ve kontrolünü sağlar.</p>
<p>5-MALİYET SİSTEMİNİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER:</p>
<p>İşletmelerin üretmiş oldukları mal ve hizmetlerin maliyetlerini hesaplama yöntemleri farklıdır. Bu farkları doğuran faktörleri şöyle sıralayabiliriz;11</p>
<p>-İşletmenin teknik yapısı<br />
-İşletmenin üretim politikası<br />
-İşletmenin büyüklüğü<br />
-Yönetimin maliyet sisteminden beklentileri</p>
<p>Maliyet sistemi üzerinde ilk etkili olan faktör işletmenin faaliyet konusunun gerektirdiği üretim tekniğidir. Tek tip mal üreten bir işletmenin maliyet sistemi ile çeşitli malların üretildiği bir işletmenin maliyet sistemi arasında çok farklılık vardır. Ayrıca teknik bakımdan birbirine bağlı safhalar biçiminde üretimde bulunan işletmeler ile temel üretimin yanında zorunlu olarak birleşik üretim yapan işletmelerin maliyet sistemi de farklıdır.</p>
<p>Maliyet sistemini etkileyen ikinci önemli faktör üretim politikasıdır. Örneğin; yedek parça üretimi yapan bir işletme yedek parçaları seri halde üretebileceği gibi sipariş üzerine de üretim yapabilir. Bu durumda farklı maliyet sisteminin uygulanması gerekir.</p>
<p>Maliyet sistemini etkileyen üçüncü faktör işletmenin büyüklüğüdür. İşletmelerin büyüklüğü ile teknoloji seçimi arasında doğrudan bir ilişki vardır. Bilgisayarlı üretim kontrolü ve robot kullanımı gibi büyük yatırımlar ancak belirli bir üretim düzeyinde karlı olur.</p>
<p>Maliyet sistemini etkileyen en son faktör ise yönetimin maliyet sisteminden beklentileridir. Yöneticiler, maliyet muhasebesinden etkili bir kontrol ve planlama aracı olarak verecekleri kararlarda yararlanmak isterler. Bu da ancak gelişmiş ve ayrıntılı maliyet sistemi ile mümkün olur.</p>
<p>6-ÜRETİM MALİYETİNİN TANIMI ve UNSURLARI:</p>
<p>Üretim maliyeti bir üretim döneminde üretim faaliyetlerinin tamamladığı noktada meydana gelen maliyetlere denir. Bu maliyetler; direkt ilk madde ve malzeme, direkt işçilik ve genel üretim giderlerinden oluşur.</p>
<p>Üretim maliyetleri, mal ve hizmet üreten işletmeler için çok önemlidir. Çünkü üretim maliyetleri, işletmenin faaliyet konusu olan mal ve hizmet üretiminde harcanan üretim faktörlerinin değeridir. Ayrıca işletmeler üretilen malların maliyetini bularak satılan malların maliyetini hesaplayabilir.</p>
<p>Üretim maliyetinin unsurları direkt ilk madde ve malzeme, direkt işçilik ve genel üretim giderleri oluşturur.</p>
<p>6.1-Direkt İlk Madde ve Malzeme Gideri:</p>
<p>Direkt ilk madde ve malzemeler, üretim işlemi sırasında mamul bünyesine doğrudan doğruya giren ve mamulün özünü oluşturan maddelerdir. Bu maddeler fiziksel veya kimyasal değişikliğe uğrayarak mamul bünyesinde kullanılırlar.</p>
<p>6.2-Direkt İşçilik Gideri:</p>
<p>Direkt işçilik gideri mal veya hizmet üretiminde çalışan işçilere ödenen ücretlerin toplamıdır. Bu gider ile üretilen mamul arasında ekonomik veya mantıklı bir ilişki kurulabilir.</p>
<p>6.3-Genel Üretim Gideri:</p>
<p>İşletmenin mal ve hizmet üretimi için yaptığı direkt ilk madde ve malzeme gideri ile direkt işçilik giderinin dışında kalan giderlere genel üretim gideri denir. Genel üretim giderleri üretim maliyetine doğrudan doğruya yüklenemez, dağıtım yolu ile üretim maliyetine yansıtılır nitelikte olması gerekir.</p>
<p>Genel üretim giderlerinin başlıcaları şunlardır;12<br />
-Endirekt malzeme gideri<br />
-Endirekt işçilik gideri<br />
-Dışarıdan sağlanan fayda ve hizmetler<br />
-Çeşitli giderler<br />
-Amortisman gideri<br />
-Genel yönetim ve finansman gideri</p>
<p>7-MALİYET MUHASEBESİNİN DİĞER MUHASEBE DALLARI İLE İLİŞKİSİ:</p>
<p>7.1-Maliyet Muhasebesi ile Yönetim Muhasebesi Arasındaki İlişki:</p>
<p>Yönetim muhasebesi yönetimle ilgili olan tüm faaliyetleri belirlemek, kaydetmek ve yorumlamak için kullanılır. Yönetim muhasebesi ile stratejiler açıkça ifade edilir, planlanır ve kontrol edilir, kararlar alınır, kaynakların kullanılacağı belirlenir. Kısaca yönetim muhasebesi bir tarafta işletmenin ölçümlenmesiyle ilgilenirken diğer taraftan da işletmenin planlanması ve gelecekte karar verme amacıyla ilgilenir.</p>
<p>Yönetim muhasebesinin yönetimdeki etkisi şöyledir;<br />
-Stratejik plan<br />
-Bütçeleme ve kar planlama<br />
-Finansal yönetim<br />
-Finansal mesaj ve bilgi işlem<br />
-Finansal kontrol<br />
-Denetim</p>
<p>Yukarıdaki bilgilerden de anlaşıldığı gibi Yönetim muhasebesi ile maliyet muhasebesi arasında benzerlik vardır. Yönetim muhasebesinin konusu geniş ve daha tekniktir. Ayrıca yönetim muhasebesinin temel malzemesi, maliyet muhasebesinin çıktılarının sağlandığı temel bilgilerdir.</p>
<p>Hem yönetim muhasebesinin hem de maliyet muhasebesinin temel ilgileri aşağıda olduğu gibidir;<br />
-İç plan<br />
-Kontrol ve karar verme amaçları ile maliyetlerin etkisi<br />
-Aktiviteler ve üretimle ilgili bilgiler</p>
<p>7.2-Maliyet Muhasebesi ile Genel Muhasebenin İlişkisi:</p>
<p>Genel muhasebe, işletmelerin varlık, sermaye ve borç değişikliklerini tespit eden ve hesap dönemi içindeki başarıyı, yani kar ve zararı belirleyen muhasebe türüdür. Genel muhasebe işletmenin dış dünyası ile ilgili hesapsal ilişkileri izler. Genel muhasebe kayıtları her işletme tarafından tutulması zorunlu kayıtlardır. Bu kayıtlar sürekli bir zaman hesabıdır. Genel muhasebe kayıtları belirli bir dönemdeki durumu gösterir.<br />
Maliyet muhasebesi işletmelerde üretilen mal veya hizmetlerin maliyetini hesaplamaya yarayan bir muhasebe türüdür. Maliyet muhasebesinde de hesaplar döneme göre yapılmakta ancak burada önemli olan zaman değil, bir mamul birimi veya mamul serisidir.</p>
<p>Maliyet muhasebesi, adeta genel muhasebenin içine yerleşmiş ve onu tamamlamıştır. Maliyet muhasebesi maliyetlerle ilgili rakamları genel muhasebeden ve diğer ilgili servislerden alır, bu rakamları üretimle ilgili hesaplara kaydeder. Daha sonra üretim tamamlanınca tamamlanan mamuller maliyeti üzerinden mamul stokları hesabına devreder. Satışlarla birlikte yeniden genel muhasebe kayıtlarına dönülür ve genel muhasebe ile ilgili hesaplara kaydedilir.</p>
<p>Maliyet muhasebesi ile genel muhasebe arasındaki farkları şöyle sıralayabiliriz;<br />
-Bilgi verdikleri kişiler ve çıkar grupları farklıdır.<br />
-Bilgilerin kullanış amaçları farklıdır.<br />
-Bilgilerin niteliği farklıdır.</p>
<p>7.3-Maliyet Muhasebesi ile Finansal Muhasebe Arasındaki İlişki:</p>
<p>Finansal muhasebe işletme dışı gereksinme sahipleri için bilgi sağlamaya yöneliktir.13Finansal muhasebe varlık, borç ve öz sermaye durumu dışında, bir hesap dönemine ilişkin faaliyet sonuçları, öz sermaye değişimi ve nakit akışına ilişkin raporları sağlar.</p>
<p>Finansal muhasebe için maliyet bilgilerine ihtiyaç duyulur. En önemlisi finansal muhasebede yer alan stok değerlemesi ve kar hesaplaması için maliyet bilgilerinden yararlanılır.</p>
<p>Gerçekte maliyet muhasebesi finansal muhasebenin bir uzantısıdır ve finansal muhasebeden sağlanan bilgiler yardımıyla üretilen mamul ya da hizmetlerin maliyeti hesaplanır. Maliyet muhasebesinde üretilen mamul ya da hizmetlerin maliyetleri hesaplanırken finansal muhasebe kayıtlarından yararlanılır.</p>
<p>Maliyet muhasebesi sisteminde finansal muhasebe sisteminden elde edilen bilgiler yardımıyla üretilen mamul ya da hizmet maliyetleri hesaplanırken; finansal muhasebe sistemi altında işletme sonuçlarının çıkartılması ise, maliyet muhasebesi sisteminden sağlanacak bilgiler yardımıyla yapılmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/ssk-ile-ilgili-belgelerin-muhasebelestirilmesi.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tekdüzen Hesap Planında 7/A Seçeneği</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/tekduzen-hesap-planinda-7a-secenegi.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/tekduzen-hesap-planinda-7a-secenegi.html/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2009 13:39:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/genelbil/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Muhasebe]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=755</guid>
		<description><![CDATA[Tekdüzen muhasebe sisteminin, genel muhasebe kısmı 1972 yılı başında KİT’lerde uygulamaya konulmuştur. Maliyet muhasebesi kısmı ise 1977 yılında uygulamaya konulmuştur. Maliyet muhasebesinin 5 yıl sonra uygulamaya konulmasının nedeni, tekdüzen genel hesap planında maliyet hesapları kısmını oluşturan 700’lü hesapların açık ve ayrıntılı olarak anlatılmamış olmasıdır. Tekdüzen hesap planında maliyet hesapları kısmını oluşturan 700’lü hesaplar üç grup [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tekdüzen muhasebe sisteminin, genel muhasebe kısmı 1972 yılı başında KİT’lerde uygulamaya konulmuştur. Maliyet muhasebesi kısmı ise 1977 yılında uygulamaya konulmuştur. Maliyet muhasebesinin 5 yıl sonra uygulamaya konulmasının nedeni, tekdüzen genel hesap planında maliyet hesapları kısmını oluşturan 700’lü hesapların açık ve ayrıntılı olarak anlatılmamış olmasıdır.<br />
Tekdüzen hesap planında maliyet hesapları kısmını oluşturan 700’lü hesaplar üç grup altında toplanmaktadır.1 Bunlar;<br />
-Gider Hesapları<br />
-Gider Yansıtma Hesapları<br />
-Fark Hesapları<span id="more-755"></span></p>
<p>1.1.1-Gider Hesapları:</p>
<p>Gider hesapları mal ve hizmet oluşturulması için yapılan giderlerin toplandığı ve maliyet unsurlarına dönüştürülerek giderlerin izlendiği hesaplardır.</p>
<p>Gider hesapları dönem sonlarında ilgili yansıtma hesapları ile karşılaştırılarak kapatılır. Örmeğin; 710-Direkt İlk Madde ve Malzeme gider hesabı, 711-Direkt İlk Madde ve Malzeme giderleri yansıtma hesabı ile karşılaştırılarak kapatılır.<br />
Gider hesapları şu hesaplardan oluşmaktadır;2<br />
700-Maliyet Muhasebesi Bağlantı Hesabı<br />
710-Direkt İlk Madde ve Malzeme Gider Hesabı<br />
720-Direkt İşçilik Gider Hesabı<br />
730-Genel Üretim Gider Hesabı<br />
740-Hizmet Üretim Gider Hesabı<br />
750-Araştırma ve Geliştirme Gider Hesabı<br />
760-Pazarlama, Satış ve Dağıtım Gider Hesabı<br />
770-Genel Üretim Gider Hesabı<br />
780-Finansman Giderleri</p>
<p>Gider hesaplarından 710,720,730,750,760,770,780 nolu hesaplar üretim işletmelerinde, 740,750,760,770,780 nolu hesaplar hizmet işletmelerinde, 750,760,770,780 nolu hesaplar ticaret işletmelerinde kullanılmaktadır.</p>
<p>1.1.2-Gider Yansıtma Hesapları:</p>
<p>Dönem içerisinde üretimin yapılması için meydana gelen maliyetlerinin izlendiği gider hesaplarının dönem sonunda kapatılması için gider yansıtma hesapları kullanılır. Dönem sonlarında ilgili hesaplar ile karşılaştırılarak kapatılır ve alacaklı hesap niteliğine sahip olur.</p>
<p>Gider yansıtma hesapları şu hesaplardan oluşmaktadır;3<br />
701-Maliyet Muhasebe Yansıtma Hesabı<br />
711-Direkt İlk Madde ve Malzeme Yansıtma Hesabı<br />
721-Direkt İşçilik Gideri Yansıtma Hesabı<br />
731-Genel Üretim Gideri Yansıtma Hesabı<br />
741-Hizmet Üretim Gideri Yansıtma Hesabı<br />
746-Özel Mamul Mühendisliği Giderleri Yansıtma Hesabı<br />
751-Araştırma ve Geliştirme Gideri Yansıtma Hesabı<br />
756-Programlanmış Büyük Proje Giderleri Yansıtma Hesabı<br />
761-Pazarlama, Satış ve Dağıtım Gideri Yansıtma Hesabı<br />
771-Genel Yönetim Gideri Yansıtma Hesabı<br />
781-Finansman Gideri Yansıtma Hesabı</p>
<p>1.1.3-Fark Hesapları:</p>
<p>Fark hesapları mal ve hizmetin üretilmesinde üretime başlanmadan belirlenen maliyetler (standart maliyetler) ile mal ve hizmetin üretimi tamamlandıktan sonra gerçekleşmiş olan maliyetler (fiili maliyet) arasındaki farkların izlendiği hesaptır.</p>
<p>Fark hesapları farkın olumlu ve olumsuz olmasına göre borç veya alacak bakiyesi verir. Dönem sonlarında 6. grupta bulunan ilgili hesap ile kapatılır.</p>
<p>Fark hesapları şu hesaplardan oluşmaktadır;4</p>
<p>712-Direkt İlk Madde ve Malzeme Fiyat Farkları<br />
713-Direkt İlk Madde ve Malzeme Miktar Farkları<br />
722-Direkt İşçilik Ücret Farkları<br />
723-Direkt İşçilik Zaman Farkları<br />
732-Genel Üretim Giderleri Farkları<br />
733-Genel Üretim Giderleri Verimlilik Farkları<br />
734-Genel Üretim Giderleri Kapasite Farkları<br />
742-Hizmet Üretim Giderleri Farkları<br />
747-Özel Mamul Mühendislik Gider Farkları<br />
752-Araştırma ve Geliştirme Gider Farkları</p>
<p>757-Programlanmış Büyük Proje Gider Farkları<br />
762-Pazarlama, Satış ve Dağıtım Gider Farkları<br />
772-Genel Yönetim Gider Farkları<br />
782-Finansman Gider Farkları</p>
<p>1.2-7/A Seçeneğine Tabi Olma Şartları:</p>
<p>Muhasebe sistemi uygulama genel tebliği üç sıra no ile 7/A seçeneğine tabi olma şartları açıklanmıştır.</p>
<p>Buna göre 7/A seçeneğine tabi olmak için iki şartın gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu şartlar;<br />
-İşletmenin aktif toplamının 25 milyar TL’yi aşmış olmasıdır.<br />
-İşletmenin net satışlarının 50 milyar TL’yi aşmış olmasıdır.</p>
<p>Ayrıca aktif toplamı ile net satışı ne kadar olursa olsun 7/A seçeneğini kullanmak isteyen Ticaret İşletmeleri 7/A seçeneğine tabi olabilir.</p>
<p>1.3-7/A Seçeneğinde Maliyet Yerleri ve Maliyet Dağılımı:</p>
<p>İşletmelerde maliyetler maliyet yerlerinde toplanır. Maliyet yeri, üretimin yapıldığı ve maliyetlerin meydana geldiği işletmenin bir bölümü veya bölüm içerisindeki bir yer şeklinde tanımlanabilir.</p>
<p>Tekdüzen hesap planında maliyet yerleri aşağıdaki gibidir;5<br />
0-Esas üretim maliyet yeri<br />
1-Yardımcı üretim maliyet yeri<br />
2-Yardımcı hizmet maliyet yeri<br />
3-Yatırım maliyet yeri<br />
4-Üretim yerleri yönetim maliyet yeri<br />
5-Araştırma ve geliştirme maliyet yeri<br />
6-Pazarlama, satış ve dağıtım maliyet yeri<br />
7-Genel yönetim maliyet yeri</p>
<p>Maliyet dağılımı, yardımcı maliyet yerlerinde toplanan giderlerin belirlenen yöntemlerle esas maliyet yerlerine dağıtılmasıdır. Buna göre dağıtma konu olabilecek maliyetler, genel olarak üretime, yönetime, satış ve yatırım faaliyetlerine yardımcı olarak kurulan bölümlerin maliyetleridir.</p>
<p>Dağıtım işlemi sona erdikten sonra dağıtıma konu olan maliyetlerin genel toplamı, yansıtma hesapları aracılığı ile ilgili hesaplara borç olarak kaydedilir.</p>
<p>2-MALİYET MUHASEBESİ İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR:</p>
<p>2.1-Maliyet Muhasebesinin Tanımı:</p>
<p>Üretim İşletmeleri belirlemiş oldukları maliyet dönemi içinde ürettikleri mal veya hizmetin toplam ve birim maliyetlerini bulmak ve bu maliyetleri diğer dönemler ile karşılaştırmak ve analiz etmek zorundadırlar.</p>
<p>Maliyet muhasebesi, bir maliyet döneminde, maliyetle ilgili belgelere dayanarak maliyet türlerini belirleme, maliyetleri maliyet yerlerine yükleme, üretilen mal veya hizmetin gerçek maliyetini hesaplama, kayıt etme, raporlama ve analiz etme işlemlerinin toplamıdır.6</p>
<p>Kısaca maliyet muhasebesi üretim ile ilgili yapılan tüm işlemleri kapsamaktadır. Ayrıca maliyet muhasebesi işletme içinde oluşan iş ve işlemleri miktar ve değer olarak izlemeye yöneliktir.</p>
<p>İşletmeler sonuçları belirlemiş oldukları maliyet dönemleri itibariyle belirlerler. Maliyet dönemleri 1,3,7,8 ve hatta 12 aylık olabilir. Ancak maliyet döneminin kısa tutulması daha avantajlıdır. Çünkü diğer dönemlere oranla gerçeği daha fazla yansıtır.</p>
<p>2.2-Maliyet Muhasebesinin Gelişimi:</p>
<p>İnsanlar var oluşlarından bugüne kadar yaşamlarını sürdürmek için üretim yapmıştır. İlk zamanlarda ürettiklerini, kendilerinin üretemediği ve başkalarının ürettiği şeylerle takas etmişlerdir. Ancak takas ederken ürettiklerinin maliyetini göz önünde bulundurarak takas işlemini gerçekleştirmişlerdir. Buradan da anlaşıldığı gibi insanlar ilk zamanlarda maliyetle ilgilenmeye başlamışlardır. Teknolojinin gelişmesi ile yani üretimin atölyelerde ve fabrikalarda yapılması ile maliyet sistemine önem verilmiş ve maliyet ile üretim arasında mantıklı ilişkiler kurulmuştur.</p>
<p>Aynı malı üreten işletmelerin çoğalması ile rekabet ortaya çıkmıştır. İşletmeler, birbirleri ile rekabet edebilmek, üretecekleri mal veya hizmetin maliyetini aşağı çekebilmek için maliyet muhasebesinden faydalanmaya mecbur kalmıştır.</p>
<p>Bugün maliyet muhasebesi büyükten küçüğe mal ve hizmet üreten her yerde kullanılmaktadır.</p>
<p>2.3-Maliyet Muhasebesinin Önemi:</p>
<p>Maliyet muhasebesi finansal iç bilgi sisteminin temelini oluşturur. Bu nedenle maliyet muhasebesi yönetim açısından çok önemlidir. Yönetim, hangi mamul üretileceğine karar vermek, ürettiği mamulün birim maliyetini hesaplayabilmek, işletmenin başarı değerini ölçmek için maliyet muhasebesine ihtiyaç duyar.</p>
<p>Maliyet muhasebesi, her bir mal veya hizmetin birim maliyeti, çalışan bir parçanın, bölümün veya fabrikanın maliyeti, işçilik maliyeti, hurda, düzeltme maliyeti, aktivitelerin değişen bölümleri ile maliyet davranışları gibi konularda bilgiler sağlar.</p>
<p>Yönetim, fiyatların kararlaştırılması, üretim planlaması ve maliyet kontrolünde, organizasyonun planı ve maliyet kontrolünde, üretim planları, işçilik maliyeti kontrolünde, kar planlaması, üretim ve satış karları maliyet kontrolünde maliyet muhasebesinden faydalanılır.</p>
<p>2.4-Maliyet Muhasebesinin Amaçları:</p>
<p>Üretim işletmelerinde, üretilen mamul ve hizmetlerin maliyetlerini hesaplamak için çeşitli maliyet hesaplamaları kullanılmaktadır. Bu hesaplamaların konusu da maliyet muhasebesinin amaçlarını oluşturur.</p>
<p>Buna göre maliyet muhasebesinin amaçları aşağıda olduğu gibidir.<br />
-Üretilen mamul veya hizmetlerin maliyetinde kullanılan çeşitli giderlerin dağıtılması,<br />
-Maliyetlerin yükselmesi durumunda maliyet fiyatı gelişimini gözetmek,<br />
-Mamul satış fiyatının belirlenmesine yardımcı olmak,<br />
-Stokların kontrol edilmesine yardımcı olmak,<br />
-Faaliyet sonuçlarının elde edilmesine yardımcı olmak,<br />
-Giderler üzerinde kontrolün sağlanması,<br />
-Kısa, orta ve uzun dönemli planlama faaliyetleri için gerekli bilgilerin sağlanması,<br />
-İşletme faaliyetlerinin kontrolünde ve analizinde yardımcı olmaktır.</p>
<p>3-ÜRETİM, MALİYET, GİDER-HARCAMA, HASILAT, KAR/ZARARIN TANIMI:</p>
<p>3.1-Üretimin Tanımı:</p>
<p>Üretim, insanların ihtiyaçlarını gideren vasıtaların sağlanması ve ihtiyaçları karşılayacak hale getirilmesidir. İnsanların üretim faaliyeti, var olan bir çok malı sentez ve analiz işlemiyle ihtiyaçları tatmine yarayacak hale getirerek bunları arzulayanların emrine sunma işlemidir.</p>
<p>Bazı kişilere göre üretim, yeni maddeler yaratmaktır. Madde yaratmak tabiatın kudret ve kuvveti dahilinde olan bir iştir. İnsanların yaptıkları sadece dünya üzerindeki mevcut mallardan fayda sağlamaktır. Başka bir deyişle insanların yaptıkları şey eşya üzerinde şekil ve yer değişikliğidir. Malları farklı yerdeki ihtiyaç sahiplerine sunmak için yapılan hizmetlerde üretimdir. Örneğin;yiyecek ihtiyacımız için buğdayın ekilip biçilmesi sonra mamul hale getirilmesi, tüketime hazırlanması ve ihtiyaç sahibine verilmesi üretimdir.</p>
<p>Büyük bir üretim faaliyeti kendi içinde ayrı ayrı küçük üretim işletmelerinin neticesidir. Örneğin;Buğdayın sadece ekilip biçilmesi bir üretim aşamasıdır. Büyük üretim faaliyetlerini, maddeleri meydana getiren atomlara benzetebiliriz. Bir çok atom birleşerek bir cismi meydana getirirler. Bir çok üretim faaliyeti de birleşerek ihtiyaçları gideren malları meydana getirirler. Fakat atomların meydana gelişleri ile malların meydana gelişleri farklıdır. Mallar, ihtiyaçları tatmin edebilecek özelliği kazanıncaya kadar bir çok değişime uğrar.</p>
<p>Üretim ihtiyaçlarımızı giderecek mal veya hizmetleri elde etmek amacıyla yapılan her türlü faaliyettir. Üretim faaliyetinin esas amacı insan ihtiyaçlarını tatmin etmektir.</p>
<p>Üretim faaliyetinin doğabilmesi için dört faktöre ihtiyaç vardır. Bunlar; tabiat, emek, sermaye ve müteşebbistir.7</p>
<p>a-Tabiat:Tabiat üretimin esas ve temel faktörüdür. Tabiatın en önemli unsuru topraktır. Toprak tabiatın insanlara bahşettiği bir imkanıdır. Çünkü hayat orada başlar, orada biter. Bütün faaliyetlerimiz toprağa bağlıdır.</p>
<p>Tabiat toplumların her birine türlü imkanları eşit olarak dağıtmamıştır. Yer altı ve yer üstü zenginlikleri dünyanın her köşesinde aynı değildir. Bazı yerlerde yerüstü zenginlikleri fazla, bazı yerlerde yeraltı zenginlikleri fazladır.</p>
<p>b-Emek: Emek üretim faktörlerinden biridir. Aktif faktörde denir. Emek insan gücüdür. Üretimde kullanılan insan gücü hem bedeni, hem de fikri olur.</p>
<p>c-Sermaye: Üretim faktörlerinden üçüncüsü sermayedir. Sermaye üretimde emek ile beraber uygulanır ve ihtiyacımız olan mallar ortaya çıkmaktadır.</p>
<p>d-Müteşebbis: Şu ana kadar açıkladığımız üretim faktörlerinin birleşmesiyle üretim yapılabilir. Bu birleşme işlemini her türlü sorumluluğu üzerine alarak belirli bir organizasyona bağlayan kişiye müteşebbis denir.</p>
<p>Müteşebbis, üretim faktörlerini bir araya getirerek, onları harekete geçiren ve bu konuda her türlü riski üstlenen kişidir. Müteşebbis üretim faktörlerini birleştirmekte ve elde edilen sonucun her türlü külfetine katlanmaktadır.</p>
<p>3.2-Maliyet Tanımı:</p>
<p>İşletmelerin kendi faaliyet konusunu oluşturan mamul veya hizmetleri elde edebilmek için harcadığı çeşitli üretim faktörlerinin para ile ölçülebilen değerine maliyet denir.</p>
<p>Bu tanımlamaya göre özellikle şu üç noktaya dikkat edilmelidir:8</p>
<p>-Bu faktör harcamasının ürün maliyetine girebilmesi için bunun o işletmenin faaliyet konusunu oluşturan mamul veya hizmeti elde etmek amacıyla yapılmış olması gerekir.<br />
-Para ile ölçülebilen bir değer olması gerekir.<br />
-Üretimde kullanılacak üretim faktörlerinin tespit edilmesi gerekir.</p>
<p>Özellikle, ekonominin gelişme göstermesi, işletmelerin büyümesi ve mal ve hizmetin çeşitlerinin artması sonucu işletmeler maliyetlere önem vermişlerdir. Günümüzde maliyetle ilgisi olmayan ekonomik bir birim yoludur. Ekonomik değeri olan her şeyin bir maliyeti vardır. Bu nedenle bütün işletmeler maliyetle karşılaşırlar. Çünkü bir malın veya hizmetin üretiminden satışına kadar bütün faaliyetlerde maliyetin bilinmesi gerekir.</p>
<p>Maliyetlerle ilgili bilgilerden işletme içinde; en çok satış fiyatının tespitinde, işletme faaliyetlerinin sonuçlarının belirlenmesinde ve çeşitli işletme kararlarının verilmesinde faydalanılır. İşletme dışında da maliyetler işletmelerin karşılaştırılmasında, mesleki ve resmi kuruluşlara bilgi vermede ve planlamada kullanılır.</p>
<p>3.3-Gider-Harcama Tanımı:</p>
<p>Gider, işletmenin faaliyetlerini ve varlığını sürdürebilmesi ve karşılığında bir gelir elde etmesi için belirli bir dönemde kullandığı ve tükettiği mal ve hizmetlerin faydası, tükenmiş maliyetlerin gelirden düşülen kısmıdır.</p>
<p>Tanımlamadan da anlaşıldığı gibi giderden söz edebilmek için aşağıdaki koşulların olması gerekir;9<br />
-Yararı tükenen maliyetler işletmenin devamlılığı ile ilgili olmalıdır.<br />
-Maliyetlerin yararının belli bir dönemde tüketilmiş olması gerekir.</p>
<p>Harcama ise. bir varlık elde etmek, bir hizmet sağlamak amacıyla yapılan ödemelerdir. Harcama için temel unsur ödemedir.</p>
<p>Harcama bir şey üretmek için veya üretime etkisi olmayan bir olaydan dolayı yapılabilir. Ayrıca yapılan harcamaların bir kısmı bir varlığın elde edinilmesi için yapılacağı gibi hasılatın elde edinilmesi için de yapılabilir.</p>
<p>3.4-Hasılatın Tanımı:</p>
<p>Hasılat, işletmenin satmak için başkasından satın aldığı veya işletmelerin ürettiği mal veya hizmetin satışından veya satış dışından sağlanan değerlerdir. Hasılat üretim dışı hasılat veya işletme hasılatı olarak ikiye ayrılır;</p>
<p>Üretim dışı hasılat; Üretilen mal veya hizmetlerin satışı dışında sağlanan değerlerdir. Örneğin; kiralar, kur farkları, tahvil karları, kar payları v.b.</p>
<p>İşletme hasılatı; Üretilen mal veya hizmetlerin satışı ile üretimle ilgili işlemler karşılığında sağlanan değere denir. İşletme hasılatı kendi içinde üçe ayrılır;</p>
<p>-Satış hasılatı: Üretilen mal ve hizmetin satışı sonucu elde edilen değerdir.</p>
<p>-İşletmenin aktifleşen üretimi: İşletmenin kendisi için yaptığı ve gider olarak yazdığı üretimdir.</p>
<p>-Yan hasılat: Üretim sonucunda meydana gelen kırıntı, döküntü gibi maddelerin satışından elde edilen değerdir.</p>
<p>3.5-Kar/Zararın Tanımı:</p>
<p>İşletmelerin temel amacı, belirli bir maliyete katlanarak mal ve hizmet üretmek ve maliyetten daha fazla gelir elde etmektir. İşte maliyet ile gelir arasındaki olumlu farka kar, maliyet ile gelir arasındaki olumsuz farka zarar denir.</p>
<p>4-MALİYET SİSTEMİNİN TANIMI:</p>
<p>Maliyet sistemi üretilen mal veya hizmetlerin ne kadara mal olduğunu hesaplamaya yarayan bir sistemdir. Maliyetlerin kapsam, nitelik ve hesaplanış şekli ile ilgili bir takım maliyet hesaplama yöntemlerinin birlikte kullanılmasından maliyet sistemi oluşur.10</p>
<p>İşletme amaçlarını gerçekleştirmede maliyet sisteminin büyük önemi vardır. Çünkü maliyet sistemi ile birim maliyetler belirlenir, işletme faaliyetleri ölçülür, planlanır, alınacak kararlara yardımcı olunur.</p>
<p>İşletmeler üretmiş oldukları mal veya hizmetlerin ne kadara mal olduğunu sağlıklı olarak belirlerler ise işletmelerin başarı durumu artar. Çünkü maliyetlerin doğru olarak hesaplanması savurganlığı ortadan kaldırır ve karı en yüksek düzeye çıkarmak için hangi ürünlerin, hangi pazarlarda, hangi fiyatlarla satılması gerektiğini belirler ve kar planlaması ve kontrolünü sağlar.</p>
<p>5-MALİYET SİSTEMİNİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER:</p>
<p>İşletmelerin üretmiş oldukları mal ve hizmetlerin maliyetlerini hesaplama yöntemleri farklıdır. Bu farkları doğuran faktörleri şöyle sıralayabiliriz;11</p>
<p>-İşletmenin teknik yapısı<br />
-İşletmenin üretim politikası<br />
-İşletmenin büyüklüğü<br />
-Yönetimin maliyet sisteminden beklentileri</p>
<p>Maliyet sistemi üzerinde ilk etkili olan faktör işletmenin faaliyet konusunun gerektirdiği üretim tekniğidir. Tek tip mal üreten bir işletmenin maliyet sistemi ile çeşitli malların üretildiği bir işletmenin maliyet sistemi arasında çok farklılık vardır. Ayrıca teknik bakımdan birbirine bağlı safhalar biçiminde üretimde bulunan işletmeler ile temel üretimin yanında zorunlu olarak birleşik üretim yapan işletmelerin maliyet sistemi de farklıdır.</p>
<p>Maliyet sistemini etkileyen ikinci önemli faktör üretim politikasıdır. Örneğin; yedek parça üretimi yapan bir işletme yedek parçaları seri halde üretebileceği gibi sipariş üzerine de üretim yapabilir. Bu durumda farklı maliyet sisteminin uygulanması gerekir.</p>
<p>Maliyet sistemini etkileyen üçüncü faktör işletmenin büyüklüğüdür. İşletmelerin büyüklüğü ile teknoloji seçimi arasında doğrudan bir ilişki vardır. Bilgisayarlı üretim kontrolü ve robot kullanımı gibi büyük yatırımlar ancak belirli bir üretim düzeyinde karlı olur.</p>
<p>Maliyet sistemini etkileyen en son faktör ise yönetimin maliyet sisteminden beklentileridir. Yöneticiler, maliyet muhasebesinden etkili bir kontrol ve planlama aracı olarak verecekleri kararlarda yararlanmak isterler. Bu da ancak gelişmiş ve ayrıntılı maliyet sistemi ile mümkün olur.</p>
<p>6-ÜRETİM MALİYETİNİN TANIMI ve UNSURLARI:</p>
<p>Üretim maliyeti bir üretim döneminde üretim faaliyetlerinin tamamladığı noktada meydana gelen maliyetlere denir. Bu maliyetler; direkt ilk madde ve malzeme, direkt işçilik ve genel üretim giderlerinden oluşur.</p>
<p>Üretim maliyetleri, mal ve hizmet üreten işletmeler için çok önemlidir. Çünkü üretim maliyetleri, işletmenin faaliyet konusu olan mal ve hizmet üretiminde harcanan üretim faktörlerinin değeridir. Ayrıca işletmeler üretilen malların maliyetini bularak satılan malların maliyetini hesaplayabilir.</p>
<p>Üretim maliyetinin unsurları direkt ilk madde ve malzeme, direkt işçilik ve genel üretim giderleri oluşturur.</p>
<p>6.1-Direkt İlk Madde ve Malzeme Gideri:</p>
<p>Direkt ilk madde ve malzemeler, üretim işlemi sırasında mamul bünyesine doğrudan doğruya giren ve mamulün özünü oluşturan maddelerdir. Bu maddeler fiziksel veya kimyasal değişikliğe uğrayarak mamul bünyesinde kullanılırlar.</p>
<p>6.2-Direkt İşçilik Gideri:</p>
<p>Direkt işçilik gideri mal veya hizmet üretiminde çalışan işçilere ödenen ücretlerin toplamıdır. Bu gider ile üretilen mamul arasında ekonomik veya mantıklı bir ilişki kurulabilir.</p>
<p>6.3-Genel Üretim Gideri:</p>
<p>İşletmenin mal ve hizmet üretimi için yaptığı direkt ilk madde ve malzeme gideri ile direkt işçilik giderinin dışında kalan giderlere genel üretim gideri denir. Genel üretim giderleri üretim maliyetine doğrudan doğruya yüklenemez, dağıtım yolu ile üretim maliyetine yansıtılır nitelikte olması gerekir.</p>
<p>Genel üretim giderlerinin başlıcaları şunlardır;12<br />
-Endirekt malzeme gideri<br />
-Endirekt işçilik gideri<br />
-Dışarıdan sağlanan fayda ve hizmetler<br />
-Çeşitli giderler<br />
-Amortisman gideri<br />
-Genel yönetim ve finansman gideri</p>
<p>7-MALİYET MUHASEBESİNİN DİĞER MUHASEBE DALLARI İLE İLİŞKİSİ:</p>
<p>7.1-Maliyet Muhasebesi ile Yönetim Muhasebesi Arasındaki İlişki:</p>
<p>Yönetim muhasebesi yönetimle ilgili olan tüm faaliyetleri belirlemek, kaydetmek ve yorumlamak için kullanılır. Yönetim muhasebesi ile stratejiler açıkça ifade edilir, planlanır ve kontrol edilir, kararlar alınır, kaynakların kullanılacağı belirlenir. Kısaca yönetim muhasebesi bir tarafta işletmenin ölçümlenmesiyle ilgilenirken diğer taraftan da işletmenin planlanması ve gelecekte karar verme amacıyla ilgilenir.</p>
<p>Yönetim muhasebesinin yönetimdeki etkisi şöyledir;<br />
-Stratejik plan<br />
-Bütçeleme ve kar planlama<br />
-Finansal yönetim<br />
-Finansal mesaj ve bilgi işlem<br />
-Finansal kontrol<br />
-Denetim</p>
<p>Yukarıdaki bilgilerden de anlaşıldığı gibi Yönetim muhasebesi ile maliyet muhasebesi arasında benzerlik vardır. Yönetim muhasebesinin konusu geniş ve daha tekniktir. Ayrıca yönetim muhasebesinin temel malzemesi, maliyet muhasebesinin çıktılarının sağlandığı temel bilgilerdir.</p>
<p>Hem yönetim muhasebesinin hem de maliyet muhasebesinin temel ilgileri aşağıda olduğu gibidir;<br />
-İç plan<br />
-Kontrol ve karar verme amaçları ile maliyetlerin etkisi<br />
-Aktiviteler ve üretimle ilgili bilgiler</p>
<p>7.2-Maliyet Muhasebesi ile Genel Muhasebenin İlişkisi:</p>
<p>Genel muhasebe, işletmelerin varlık, sermaye ve borç değişikliklerini tespit eden ve hesap dönemi içindeki başarıyı, yani kar ve zararı belirleyen muhasebe türüdür. Genel muhasebe işletmenin dış dünyası ile ilgili hesapsal ilişkileri izler. Genel muhasebe kayıtları her işletme tarafından tutulması zorunlu kayıtlardır. Bu kayıtlar sürekli bir zaman hesabıdır. Genel muhasebe kayıtları belirli bir dönemdeki durumu gösterir.<br />
Maliyet muhasebesi işletmelerde üretilen mal veya hizmetlerin maliyetini hesaplamaya yarayan bir muhasebe türüdür. Maliyet muhasebesinde de hesaplar döneme göre yapılmakta ancak burada önemli olan zaman değil, bir mamul birimi veya mamul serisidir.</p>
<p>Maliyet muhasebesi, adeta genel muhasebenin içine yerleşmiş ve onu tamamlamıştır. Maliyet muhasebesi maliyetlerle ilgili rakamları genel muhasebeden ve diğer ilgili servislerden alır, bu rakamları üretimle ilgili hesaplara kaydeder. Daha sonra üretim tamamlanınca tamamlanan mamuller maliyeti üzerinden mamul stokları hesabına devreder. Satışlarla birlikte yeniden genel muhasebe kayıtlarına dönülür ve genel muhasebe ile ilgili hesaplara kaydedilir.</p>
<p>Maliyet muhasebesi ile genel muhasebe arasındaki farkları şöyle sıralayabiliriz;<br />
-Bilgi verdikleri kişiler ve çıkar grupları farklıdır.<br />
-Bilgilerin kullanış amaçları farklıdır.<br />
-Bilgilerin niteliği farklıdır.</p>
<p>7.3-Maliyet Muhasebesi ile Finansal Muhasebe Arasındaki İlişki:</p>
<p>Finansal muhasebe işletme dışı gereksinme sahipleri için bilgi sağlamaya yöneliktir.13Finansal muhasebe varlık, borç ve öz sermaye durumu dışında, bir hesap dönemine ilişkin faaliyet sonuçları, öz sermaye değişimi ve nakit akışına ilişkin raporları sağlar.</p>
<p>Finansal muhasebe için maliyet bilgilerine ihtiyaç duyulur. En önemlisi finansal muhasebede yer alan stok değerlemesi ve kar hesaplaması için maliyet bilgilerinden yararlanılır.</p>
<p>Gerçekte maliyet muhasebesi finansal muhasebenin bir uzantısıdır ve finansal muhasebeden sağlanan bilgiler yardımıyla üretilen mamul ya da hizmetlerin maliyeti hesaplanır. Maliyet muhasebesinde üretilen mamul ya da hizmetlerin maliyetleri hesaplanırken finansal muhasebe kayıtlarından yararlanılır.</p>
<p>Maliyet muhasebesi sisteminde finansal muhasebe sisteminden elde edilen bilgiler yardımıyla üretilen mamul ya da hizmet maliyetleri hesaplanırken; finansal muhasebe sistemi altında işletme sonuçlarının çıkartılması ise, maliyet muhasebesi sisteminden sağlanacak bilgiler yardımıyla yapılmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/tekduzen-hesap-planinda-7a-secenegi.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gelir Ve Maliyet Faktörleri</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/gelir-ve-maliyet-faktorleri.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/gelir-ve-maliyet-faktorleri.html/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2009 13:33:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/genelbil/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Muhasebe]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=753</guid>
		<description><![CDATA[GELİRLER,MÜŞTERİLERE SAĞLANAN MAL VE HİZMET DEĞİŞİMİNDEN SAĞLANAN VARLIK AKIŞLARIDIR.MALİYETLER İSE İŞLETME TARAFINDAN ELDE EDİLEN EKONOMİK HİZMETLERE İLİŞKİN DEĞERLERİN PARASAL ÖLÇÜSÜDÜR. TOPLAM GELİRLERİ VE TOPLAM MALİYETLERİ ÖNCEDEN TAHMİN ETMENİN EN ÇOK KULLANILAN YOLU,GELİR VE MALİYE FAKTÖRLERİNİ GÖZ ÖNÜNDE TUTMAKTIR. FAALİYET HACMİNDEKİ DEĞİŞMELER,İŞLETMENİN MALİYET VE DOLAYISIYLA KARLARINI NASIL ETKİLEYECEKTİR.MALİYET-HACİM-KAR ANALİZLERİ,EN GENENL ANLAMDA BU SORULARA YANIT ARAR. MALİYET-HACİM-KAR [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>GELİRLER,MÜŞTERİLERE SAĞLANAN MAL VE HİZMET DEĞİŞİMİNDEN SAĞLANAN VARLIK AKIŞLARIDIR.MALİYETLER İSE İŞLETME TARAFINDAN ELDE EDİLEN EKONOMİK HİZMETLERE İLİŞKİN DEĞERLERİN PARASAL ÖLÇÜSÜDÜR.<br />
TOPLAM GELİRLERİ VE TOPLAM MALİYETLERİ ÖNCEDEN TAHMİN ETMENİN EN ÇOK KULLANILAN YOLU,GELİR VE MALİYE FAKTÖRLERİNİ GÖZ ÖNÜNDE TUTMAKTIR.<br />
FAALİYET HACMİNDEKİ DEĞİŞMELER,İŞLETMENİN MALİYET VE DOLAYISIYLA KARLARINI NASIL ETKİLEYECEKTİR.MALİYET-HACİM-KAR ANALİZLERİ,EN GENENL ANLAMDA BU SORULARA YANIT ARAR.<br />
MALİYET-HACİM-KAR ANALİZLERİ;TOPLAM GELİRLERİN,TOPLAM MALİYETLERİN VE TOPLAM KATKI <span id="more-753"></span>PAYLARININ,ÜRETİM MİKTARI DEĞİŞTİKCE,BU DEĞİŞİMLERİN SATIŞ FİYATINI VE BEKLENEN KARI NE ÖLÇÜDE ETKİLEYECEĞİNİ BULMAYA CALIŞIR.</p>
<p>MALİYET-HACİM-KAR ANALİZLERİNİN ÖNEMİ ŞU NEDENE BAGLIDIR:BİRÇOK İŞLETME UZUN DÖNEMLİ PLANLAR YAPMAK VE STRATEJİLER BELİRLEYEBİLMEK İÇİN ÜRN MALİYETLERİ VE FİYATLAR KONUSUNDA BİLGİYE İHTİYAÇ DUYARLAR.BU BİLGİLERİ SAĞLAMANIN YOLU DA MALİYET-HACİM-KAR ANALİZLERİDİR.<br />
YÖNETİCİLER İŞLETMELERİN GELECEĞİ İLE İLGİLİ KARARLARI ALAN KİŞİLERDİR.YÖNETİCİLERİN YARARLANACAGI BİLGİLER İŞLETMENİN FİNANSAL DURUMUNU GÖSTEREN BİLGİLER OLMALIDIR.BU BİLGİLER DE MALİYET-HACİM-KAR ANALİZLERİ SAYESİNDE ORTAYA ÇIKAR.</p>
<p>TEKNİK TERİMLER VE KISALTMALAR</p>
<p>MALİYET-HACİM-KAR ANALİZLERİNE GEÇMEDEN ÖNCE,ÖNCELİKLE BU KONUYLA  İLGİLİ TEKNİK TERİMLERİ VE BAZI VARSAYIMLARI ÖĞRENMELİYİZ.<br />
KONU İÇİNDE GEÇEN ‘MALİYET’ KAVRAMI KENDİ İÇİNDE İKİYE AYRILIR;</p>
<p>TOPLAM MALİYETLER=DEĞİŞKEN MALİYETLER+SABİT MALİYETLER</p>
<p>DEĞİŞKEN MALİYETLER KENDİ İÇİNDE  YARI DEĞİŞKEN VE TAM DEĞİŞKEN OLARAK İKİYE AYRILIR.AYRICA FAALİYET KARI VE NET KAR ŞU ŞEKİLDE FORMÜLE EDİLİR.<br />
FAALİYET KARI=TOPLAM GELİRLER-TOPLAM MALİYETLER<br />
NET KAR=FAALİYET KARI-VERGİLER</p>
<p>BİRÇOK ENDÜSTRİ DALINDA İŞLETMELER,İMAL ETTİKLERİ YA DA SATTIKLARI BİRİMLERİ KOLAYLIKLA HESAPLARINDA KULLANABİLMEK İÇİN FARKLI TERİMLER KULLANIRLAR.BUNLARA ÖRNEK:</p>
<p>ENDÜSTRİ                                       BİRİM/ÖLÇÜ<br />
HAVAYOLU                                        YOLCU\KM<br />
OTOMOBİL                              İMAL EDİLEN ARAÇ SAYISI<br />
HASTANE                             TEDAVİ ALTINDAKİ HASTA SAYISI<br />
OTEL                                    KULLANIMDAKİ ODA SAYISI</p>
<p>BU KONUDA KULLANILACAK KISALTMALAR<br />
G: GELİRLER(BSF X Q)<br />
BSF:BİRİM SATIŞ FİYATI<br />
BDM:BİRİM DEĞİŞKEN MALİYET<br />
BKP:BİRİM KATKI PAYI(BSF-BDM)<br />
SM:SABİT MALİYET<br />
Q:SATILAN YA DA ÜRETİLEN BİRİM<br />
FK:FAALİYET KARI<br />
NK:NET KAR<br />
MALİYET-HACİM-KAR ANALİZLERİ VARSAYIMLARI</p>
<p>MALİYET-HACİM-KAR ANALİZLERİNİ TARTIŞABİLMEK İÇİN,ÖNCELİKLE  BU ANALİZLERİN DAYANDIGI VARSAYIMLARI UNUTMAMALIYIZ.BU VARSAYIMLAR:</p>
<p>TÜM MALİYETLER RAHATÇA SABİT VE DEĞİŞKEN OLMAK ÜZERE İKİ BÖLÜME AYRILABİLİR</p>
<p>MALİYETLERİN DOĞRUSAL HAREKET ETTİĞİ VARSAYILIR VE DÜŞÜNÜLÜR.</p>
<p>BİRİM SATIŞ FİYATI,BİRİM DEĞİŞKEN MALİYET VE SABİT MALİYETLER İŞLETME TARAFINDA BİLİNMEKTEDİR.</p>
<p>TÜM MALİYETLER VE GELİRLER,PARANIN ZAMAN DEĞERİNİ GÖZE ALMAKSIZIN,BÜTÜN ÜRETİLEN YA DA SATILAN BİRİMLERE EKLENİR.</p>
<p>BAŞABAŞ NOKTASI</p>
<p>YÖNETİCİLERİN AMCI İŞLETMENİN ZARAR ETMEMESİDİR.BAŞABAŞ NOKTASI,KARIN OLMADIĞI YANİ,GELİR VE MALİYETLERİN BİRBİRİNE EŞİT OLDUĞU NOKTADIR.BU NOKTADA KAR VE ZARAR SIFIRDIR.</p>
<p>ÖRNEK:MARY FROST, BİR YAZILIM PAKETİ SATMAK İSTİYOR.BU YAZILIMLARI TOPTANCIDAN TANESİNE 120$ ÖDEYEREK TEMİN EDİYOR.BU PAKETİN SATIŞ FİYATI OLARAK İSE 200$ BELİRLİYOR.FROST,KİRA İÇİN 200$ ÖDÜYOR.BAŞKA BİR MALİYET KALEMİNİN OLMADIĞINI VARSAYARSAK,MARY FROST BAŞABAŞ NOKTASINA ULAŞMAK İÇİN KAÇ BİRİM MAL SATMALIDIR?</p>
<p>BU SORU ÜÇ YÖNTEME GÖRE ÇÖZÜLEBİLİR:</p>
<p>EŞİTLİK YÖNTEMİ;</p>
<p>TOPLAM GELİRLER-DEĞİŞKEN MALİYETLER-SABİT MALİYETLER=FAALİYET KARI</p>
<p>(BSF X Q)-(BDM X Q)-SM=0           BSF=200$   BDM=120$   SM=2000$</p>
<p>200Q-120Q-2000=0</p>
<p>80Q=200 ÞQ=25 BİRİM</p>
<p>EĞER MARY FROST 25 BİRİMDEN AZ SATARSA ZARAR,FAZLA SATARSA KAR EDER.YANİ 25 BİRİM SATIŞ MARY FROST İÇİN BAŞABAŞ NOKTASIDIR.EĞER 25 BİRİMİ,BİRİM SATIŞ FİYATI OLAN 200$ İLE ÇARPARSAK 5000$ BAŞABAŞ NOKTASI SATIŞ FİYATINI BULURUZ.</p>
<p>KATKI PAYI YÖNTEMİ</p>
<p>KATKI PAYI YÖNTEMİ,EŞİTLİK YÖNTEMİNİN CEBİRSEL YOLLA BASİTLEŞTİRİLMİŞ BİR BENZERİDİR.KATKI PAYI;SATIŞLARIN,DEĞİŞKEN MALİYETLERİ AŞAN KISMIDIR.</p>
<p>KATKI PAYI=SATIŞLAR-DEĞİŞKEN MALİYETLER</p>
<p>(BSF X Q)-(BDM X Q)-SM=FK</p>
<p>Q(BSF-BDM)=FK+SM<br />
Q= FM+SM<br />
    KATKI PAYI    ®  Q=SABİT MALİYETLER/KATKI PAYI(BSF-BDM)</p>
<p>GELİRLER  200$ X 25    5000$<br />
DEĞ. MAL.  120$ X 25    3000$<br />
                                      &#8212;&#8212;&#8211;<br />
KATKI PAYI                   2000$<br />
-SABİT MAL.                  2000$<br />
                                      &#8212;&#8212;&#8212;<br />
      FAALİYET KARI              0$                 </p>
<p>GRAFİK YÖNTEMİ:</p>
<p>BU YÖNTEMDE TOPLAM MALİYETLERİN VE GELİRLERİN BİR PLANINI ÇIKARACAĞIZ.MALİYETVE GELİRLERİN KESİŞTİĞİ NOKTA;BAŞABAŞ NOKTASI OLACAK.GRAFİK YÖNTEMİNDE KULLANILACAK DOĞRULAR;<br />
TOPLAM MALİYET DOĞRUSU:BU DOĞRU,SABİT VE DEĞİŞKEN MALİYETLERİN BİR TOPLAMIDIR.SABİT MALİYETLER BÜTÜN SATIŞ DÜZEYLERİNDE 2000$ VE DEĞİŞKEN MALİYETLER BİRİM BAŞINA 120$.,<br />
TOPLAM GELİR DOĞRUSU:TOPLAM GELİR DOĞRUSUNUN BAŞLANGIÇ NOKTASI OLARAK,SIFIR ÜRETİM MİKTARINDA SIFIR GELİR KABUL EDİLİR.TOPLAM GELİR EĞRİSİ DOĞRUSALDIR.</p>
<p>BAŞABAŞ NOKTASI,TOPLAM GELİR VE TOPLAM MALİYETLERİN BİRBİRİNİ<br />
KESTİĞİ YANİ KARIN 0 OLDUĞU NOKTADIR.</p>
<p>ŞEKİL 8-1   Maliyet-hacim-kar grafiği					   </p>
<p>           10000 $			Toplam gelir doğrusu<br />
						       Faaliyet karı	   </p>
<p>            8000 $								   </p>
<p>            6000 $<br />
						     Değişken maliyetler<br />
	 Toplam maliyet doğrusu<br />
            4000 $				Başabaş noktası	:25 birim			   </p>
<p>            2000 $<br />
						    Sabit maliyetler	   </p>
<p>	10	20	30	40	50<br />
			Satılan birim					 </p>
<p>HEDEFLENEN KAR: AYNI ÖRNEKTE MARY FROST 1200$ KAR ELDE ETMEK İÇİN KAÇ BİRİM MAL SATMALI?</p>
<p>EŞİTLİK YÖNTEMİ BU SORUYA CEVAP VEREBİLMEK İÇİN EN KISA VE EN DOĞRU YOLU BİZE GÖSTERİR.</p>
<p>LET Q=HEDEFLENEN KARA ULAŞMAK İÇİN SATILMASI GEREKEN MİKTAR.</p>
<p>GELİRLER-DM-SM=HEDEFLENEN KAR(HK)<br />
200Q-120Q-2000=1200<br />
Q=40</p>
<p>KATKI PAYI YÖNTEMİNE GÖRE BU PROBLEM;<br />
LET Q= SM+HK<br />
                KP                      LET Q=2000$+1200$/80$<br />
                                                    =40 BİRİM<br />
GELİRLER   200$ X40   8000$<br />
DEĞ. MAL.   120$ X40   4800$<br />
-  KATKI PAYI               3200$<br />
-  SABİT MAL.               2000$<br />
=KAR                              1200$<br />
HACİM KAR GRAFİĞİ</p>
<p>BİR ÖNCEKİ BÖLÜMDE KULLANDIĞIMIZ 8-1 NOLU ŞEKLİ,HACİM KAR GRAFİĞİ OLARAK DÜZENLEYECEGİZ.HACİM-KAR GRAFİKLERİ,FARKLI ÜRETİM DÜZEYLERİNDEKİ KAR DEĞİŞİKLİKLERİNİ GÖSTERİR.</p>
<p>			  ŞEKİL 8-2   Hacim-kar grafiği					   </p>
<p>	PANEL   A					PANEL   B				   </p>
<p>		 Başabaş noktası:25 birim				           Başabaş noktası:30 birim		   </p>
<p>		 Satılan birim					 Satılan birim			   </p>
<p>PANEL A: (200$ X Q)-(120$ X Q)-2000=0<br />
                  Q=25 BİRİM</p>
<p>PANEL B:(200$ X Q)-(110$ X Q)-3300=0<br />
                 Q=30 BİRİM</p>
<p>BU ALTERNATİFLER DAHA DA ÇOĞALTILABİLİR.</p>
<p>TÜM İŞLETMELER BU YÖNTEMLER SAYESİNDE KOLAYLIKLA BAŞABAŞ NOKTASINI HESAPLAYABİLİRLER.</p>
<p>YAPILMASI GEREKEN TEK ŞEY VERİLERİ UYGUN YERLERDE KULLANABİLMEKTİR.</p>
<p>DUYARLILIK ANALİZLERİ VE KESİNSİZLİK:</p>
<p>DUYARLILIK ANALİZLERİ,İŞLETMENİN MALİYET  YA DA GELİRLERİNDEKİ DEĞİŞİMLERİN SONUCU NE ORANDA ETKİLEYECEĞİNİ GÖSTERİR.</p>
<p>ÖRNEĞİN ÜRETİM DÜZEYİNDEKİ %5 LİK ARTIŞ KARI NE ORANDA ETKİLER.YA DA DEĞİŞKEN MALİYETLER %10 AZALIRSA SONUÇ NE KADAR DEĞİŞİR.</p>
<p>YÖNETİCİLER,DUYARLILIK ANALİZLERİNİ KULLANARAK KOLAYLIKLA GELECEĞE YÖNELİK KARARLAR ALABİLİRLER.</p>
<p>DUYARLILIK ANALİZLERİ İÇİNDE GEÇEN BİR KAVRAM DA ‘GÜVENLİK PAYI’ DIR.GÜVENLİK PAYI,İŞLETMENİN ZARARDAN NE KADAR UZAKTA BULUNDUĞUNU GÖSTERİR.</p>
<p>BAŞKA BİR ANLATIMLA GÜVENLİK PAYI,FİİLİ SATIŞLAR İLE BAŞABAŞ NOKTASINDAKI SATIŞLAR ARASINDAKİ FARKTIR;</p>
<p>G.P=FİİLİ SATIŞLAR-BAŞABAŞ NOKTASINDAKİ SATIŞLAR.</p>
<p>ÖRNEK: BİRİM SATIŞ FİYATI=200$  BİRİM DEĞİŞKEN MALİYETİ=140$ VE SABİT MALİYETLERİ=3000$ OLAN BİR İŞLETME 1500$ KAR HEDEFLEMEKTEDİR.İŞLETMENİN HEDEF KARA ULAŞMASI İÇİN SAMASI GEREKLİ BİRİM SAYISINI VE BU İŞLETMENİ GÜVENLİK PAYINI BULUNUZ?</p>
<p>200Q-140Q-3000=1500<br />
60Q=4500ÞQ=75 BİRİM</p>
<p>AYNI ÖRNEKTE BAŞABAŞ NOKTASI İSE;</p>
<p>200Q-140Q-3000=0<br />
60Q=3000ÞQ=50 BİRİM</p>
<p>YANİ İŞLETMENİN GÜVENLİK PAYI:</p>
<p>FİİLİ SATIŞ-BAŞABAŞ NOK. SATIŞ<br />
75 BİRİM-50 BİRİM=25 BİRİM VE 25 X 200$=5000$</p>
<p>MALLİYET PLANLAMASI VE HACİM-KAR ANALİZLERİ</p>
<p>MALİYET-HACİM-KAR ANALİZLERİ SAYESİNDE YÖNETİCİLER ‘İŞLETMELERİNE İLİŞKİN’ UYGUN MALİYET YAPISINI BULURLAR.</p>
<p>İLK ÖRNEĞİMİZ OLAN MARY FROST’UN İŞLETMESİNDE KİRA OLARAK 2000$ VERİLDİĞİNİ SÖYLEMİŞTİK.ANCAK BU ÖRNEĞİ ŞI ŞEKİLDE FARKLI ALTERNATİFLER HALİNDE DEĞİŞTİREBİLİRİZ.</p>
<p>SEÇENEK 1: 2000$ SABİT MALİYET<br />
SEÇENEK 2:  1400$ SABİT MALİYET+ SATIŞ FİYATININ %5 İ KADAR DEĞİŞKEN MALİYETLERE EK.<br />
SEÇENEK 3:  SABİT MALİYET YOK.DEĞİŞKEN MALİYETLERE SATIŞ FİYATININ %20 Sİ KADAR ETKİ.</p>
<p>	SEÇENEK 1				   </p>
<p>		 Başabaş noktası:25 birim		   </p>
<p>		 Satılan birim			 </p>
<p>SEÇENEK 1: 200Q-120Q-2000=0<br />
                    80Q=2000ÞQ=25 BİRİM</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/gelir-ve-maliyet-faktorleri.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Envanter Kontrol Sistemleri</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/envanter-kontrol-sistemleri.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/envanter-kontrol-sistemleri.html/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2009 13:25:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/genelbil/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Muhasebe]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=751</guid>
		<description><![CDATA[İşletmelerin kar maksimizasyonu amacıyla yaptığı maliyet düşürme çalışmalarında envanter yatırımlarını minimize etmek için envanter kontrol sistemleri uygulanır. Toplam maliyetin azaltılması çabaları, özelikle çok büyük miktarda harcamanın yapıldığı envanter yatırımının azaltılması konularında yoğunlaşmaktadır. Ürün stokları ve buna bağlı olarakta ara stokların azalması, Envanter Kontrol çalışmalarının etkinliğiyle orantılı olarak gerçekleşmektedir. Envanter kontrol çalışmaları müşteriye verilen hizmetin iyileştirilmesi, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İşletmelerin kar maksimizasyonu amacıyla yaptığı maliyet düşürme çalışmalarında envanter yatırımlarını minimize etmek için envanter kontrol sistemleri uygulanır. Toplam maliyetin azaltılması çabaları, özelikle çok büyük miktarda harcamanın yapıldığı envanter yatırımının azaltılması konularında yoğunlaşmaktadır. Ürün stokları ve buna bağlı olarakta ara stokların azalması, Envanter Kontrol çalışmalarının etkinliğiyle orantılı olarak gerçekleşmektedir. Envanter kontrol çalışmaları müşteriye verilen hizmetin iyileştirilmesi, envantere yapılan yatırımların azalması, teslimlerin zamanında ve beklemeden veya malın işletmede en kısa süre bekliyecek şekilde yapılması, işletmeye ait alanların daha etkin ve verimli kullanılması amaçlarına hizmet eder. <span id="more-751"></span> </p>
<p>Envanter kontrol tekniğinin seçiminde, bazen yönetilecek malzemenin özelliğine bakılır. Eğer parça altmontaj, bileşen, veya son üründe kullanılmıyorsa buna bağımsız malzeme denir. Bağımsız malzemeler aynı zamanda yedek parça olarak da kullanılabilir. Ne zaman ki parça son ürüne alt montaj veya bileşen olursa, bağımlı malzeme olarak planlanan ihtiyaçların hesabına girer. Envanter kontrol olarak MİP uygulaması genelde bağımlı malzemelere sahip parçalarda uygulanır, akademik terminolojide de bu şekilde olmasına rağmen  her iki türünde uygulanabildiği hale getirilmesi gerekir.Envanter kontrol tekniği seçiminde gözönüne alınan bir başka faktör de kalemlerin maruz kaldığı talep karakteristikleridir. Sipariş miktarlarına dayanan envanter kontrol teknikleri genelde talebin düzgün dağıldığı durumlarda uygulanır. Kesikli dağılımda ise MİP sistemi uygulanır.<br />
 </p>
<p>Envanter kontrol sistemleri , ne zaman ve ne kadar sipariş verilmesi gerektiği gibi iki önemli soruyla ilgilenir.Bu sorunun net olarak cevaplandırılması için şu şartların sağlanması gerekir.<br />
 1-) Yeterli mal veya hizmetin kullanışlı olmasını garanti etmesi,<br />
 2-) Fazla miktarı mümkün olduğunca hızlı ve az kalemde oynayarak tanımlaması,<br />
 3-) Yönetime tam öz ve zamanında raporlar hazırlaması,<br />
 4-) İlk üç görevi mümkün olduğunca düşük maliyette tamamlaması,<br />
5-) Talep tahminlerinin, tahmin hatalarının davranışlarının geliştirilmesi,<br />
 6-) Envanter model seçimi,<br />
 7-) Envanter maliyetlerinin ölçümü,<br />
 <img src='http://www.genelbilge.com/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8-)' class='wp-smiley' /> Kalemler için kayıt ve muhasebe metodları,<br />
 9-) Tesellüm,depolama ve çıkış metodları,<br />
10-) Rapor istisnaları için bilgi prosedürleri bulunmalıdır.<br />
Pek çok envanter kontrol sistemi olmasına karşın bunları beş kısıma ayırabiliz.<br />
-Sürekli envanter sistemi<br />
-İki aşamalı envanter sistemi<br />
-Tekrarlı (periyodik) envanter sistemi<br />
-Gözlemsel envanter sistemi<br />
-Malzeme ihtiyaç planlaması<br />
 <br />
 <br />
 <br />
1.1 Sürekli Envanter Sistemi<br />
 <br />
Bu sistemde stok , yeniden sipariş seviyesine veya altına düştüğünde ekonomik sipariş seviyesine eşit miktarda bir sipariş gönderilir.Bu envanter sisteminin avantajları  sipariş miktarının verimli ve anlamlı, pahalı kalemlerin mükemmel kontrolu , yavaş hareket eden kalemlere daha az dikkat gösterilmesi , parametre değişmeleri ve tahminde duyarsızlık olmasıdır.Güvenlik stokları sadece teslim zamanı süresinde olabilecek dalgalanmaları emmek içindir. Yeniden sipariş miktarının ve güvenlik stoklarının yıllara göre değişmemesi, iletişimdeki gecikmeler, kalem sayısının yüksek olması halinde aşırı taşıma maliyetlerinin meydana gelmesi sistemin zayıf yönleridir. Bu sistemde günlük kayıtlar ,malzeme teslimi ve gönderilmesi  için envanter katibine ihtiyaç vardır.</p>
<p>Şekil 1‘de görüldüğü üzere zamana göre envanter seviyesi                              kullanılır   talebi   belirtilmektedir.  B    noktası   yeniden  sipariş noktasını ,   AC  miktarı   yeniden  sipariş   miktarını,DE, FG, HI teslim   sürelerini, DF ve FH  siparişler arasındaki kullanılabilir  zamanı  göstermektedir.<br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
1.2. İki Aşamalı Envanter Sistemi<br />
 <br />
Bu sistem sürekli envanter sisteminin basitleştirilmiş bir halidir.İki aşamalı envanter sisteminde kırtasiye masrafları azalmakta, her işlem için kayıt tutma gereği ortadan kalkmaktadır.Yeniden sipariş noktası gözlemle belirlenmekte, buradaki bir aşamada envanter bittiğinde sipariş verilmekte, talep ikinci aşamadan elde edilmektedir.İşlemler uygun ölçülerle bir aşamada da yapılabilmektedir.Bu sistem kalemlerin ucuz olduğu sürekli bir kullanımın söz konusu olduğu, kısa teslim sürelerine sahip kırtasiye malzemeleri, yiyecek hammaddeleri, çivi gibi malzemeler için oldukça uygundur.<br />
 <br />
1.3. Periyodik Envanter Sistemi<br />
 <br />
Periyodik envanter sisteminde, sürekli envanter sisteminden farklı olarak envanter durumu sadece özel zaman aralıklarında kontrol edilmektedir. Bu sistemde birden fazla kalemin siparişinin birarada verilmesi sipariş maliyetini azalmakta ve satıcılardan iskontoyu mümkün kılmaktadır. Bu sistem tek bir satıcı olması durumunda daha verimli çalışmaktadır. Güvenlik stokları sürekli envanter sisteminden farklı olarak hem kullanma zamanı hem de teslim zamanlarındaki talep dalgalanmalarını emmek üzere düzenlenir. İskontolar ve ucuz taşıma maliyetlerinin meydana getirdiği artı değerler fazla stokların meydana  getirdiği maliyeti karşılayamadığı durumda periyodik envanter sistemi, sürekli envanter sistemine göre daha pahalı olmaktadır.<br />
Şekil 2 ‘de görüldüğü üzere güvenlik stoğu OB, teslim süreleri FG, HI, JK, tekrar sipariş noktaları C, B, D, inceleme zamanı FH, HJ‘ dir. Bu sipariş sisteminde yeniden sipariş miktarı önceki tecrübelere dayanarak bulunan E miktarından, inceleme zamanındaki envanter seviyesinin çıkarılması ile bulunur.<br />
         Yeniden sipariş miktarı = E &#8211; İnceleme zamanındaki envanter seviyesi<br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
1.4. Öncelikli Envanter Kontrol Sistemi<br />
 <br />
Bu sistem, minimum maksimum sistemi olarak da bilinir. Sürekli ve tekrarlı envanter sisteminin bir bileşimidir. Bu sistemde stok seviyesi belli aralıklarla gözden geçirilir. Fakat önceden tahmin edilmiş bir yeniden sipariş miktarına düşene kadar sipariş verilmez. İnceleme gününde envanter seviyesi yeniden sipariş miktarının altında ise sipariş verilir, üstünde ise verilmez. Sistem işlemesinde öncelikli olarak her kalem için maximum envanter seviyesi belirlenir.İnceleme gününde envanter seviyesi yeniden sipariş miktarının  altında ise sipariş miktarı maximum envanter seviyesinden,  mevcut envanterin çıkarılması ile elde edilir.<br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
Sürekli ve tekrarlı envanter sistemlerinin en iyi özelliklerinin birleştirilmesi ile verilen  optimal sipariş miktarlarından dolayı maliyetler düşmektedir. Buna rağmen temin ve sipariş aralığı zamanlarından dolayı meydana gelen dalgalanmalar güvenlik stoklarının yüksek olmasına sebep olmaktadır. Şekil 3’ de görüldüğü üzere FG=GI=IJ=JL=LM=MN inceleme zamanlarını, D veya daha aşağısı sipariş noktasını E-C, E-B sipariş miktarını GH=JK=NP temin sürelerini, OA güvenlik sürelerini belirtmektedir.Sistem performansı değerlendirilirken inceleme periyodu t , maksimum envanter miktarı E ,yeniden sipariş miktarı  B ile gözönüne alınır.<br />
 <br />
 <br />
 <br />
1.5. Malzeme İhtiyaç Planlaması<br />
 <br />
Bu sistem son ürün veya ana montajların tamamlanma tarihlerini ve miktarlarını içeren tablodan geriye doğru giderek,  siparişi verilecek parça veya malzemenin miktarını ve zamanını bulma esasına dayanır.Herhangi bir kaleme olan talebin önceden bilinmesi ve bu talebin diğer kalemlerin taleplerine uygun hale getirilmesi halinde, çok verimli sonuçlar elde edilmektedir.<br />
 <br />
Malzeme ihtiyaç planlaması üretim operasyonlarının yönetim ve kontrolünde, diğer sistemlere göre daha kullanışlı bir tekniktir.Öncelikli görevi ana üretim planındaki son mallar için, miktarlar ve tamamlanma günlerinden geriye doğru giderek tek tek parçaların ne zaman sipariş verilebileceğini kesin olarak belirlemektir.Sistemin zamana dayanmasının en önemli sebeplerinden biri, malzeme ihtiyaçlarının belirlenmesinde parçaların her birinin farklı temin sürelerine sahip olmasıdır.Malzeme önceliklerini ve kapasite kontrolünü en iyi şekilde yapmak isteyen, karışık malzemelerin montajını yapan firmalar için malzeme ihtiyaç planlaması idealdir. Endüstri kolları olarak ilaç, yiyecek, tekstil, kimya gibi montaj dışındaki üretimde, otomotiv, elektronik gibi montaja dayanan sahalarda kullanılabilir.<br />
 <br />
Bilgi girişleri üç şekilde meydana gelir;<br />
 <br />
1-Son ürün, ürün modülü, ana montaj ürünü gibi son kalem ürünlerinin talepleri ana üretim planının zaman periyoduna göre kaydı yapılır.Ana üretim planı, her kalem için ne kadar ve ne zaman gerektiğini belirler.Bu, müşteri siparişlerinden ve tahminlerden elde edilir. Tahminler ve siparişler kapasiteye uygun hale getirilir çünkü ;<br />
      -Tahmin fabrika kapasitesini aşabilir.<br />
      -Envanter seviyesinin artırılması veya azaltılması istenebilir.<br />
      -Firma envanteri tampon için kullanmayı isterken talep değişebilir.<br />
 <br />
2-Hammaddeden altmontaja ve montaja değin kademeler halinde nasıl üretildiğine dair üretim kayıtları yapısı olarakta bilinen malzeme fişi kayıtlarını işlenir.Malzeme fişleri kayıtları bilgisayarda uygun bir biçimde saklanır.<br />
 <br />
3-Envanter durum kayıtları olarak derlenen envanterdeki kalemlerin dengeleri, açık siparişler, miktarlar, temin süreleri ve emniyet stokları elde edilir.<br />
 <br />
Malzeme ihtiyaç planlaması ana üretim planındaki bilgileri, brüt miktarlara dönüştürmek için ele alır. Malzeme fişleri vasıtasıyla yapılan patlama ile daha alt kademelere inilebilir. Envanter kayıtları yardımıyla brüt ihtiyaçlardan kullanılabilir envanter miktarı çıkartılarak, net ihtiyaçlar oluşturulur. En son olarak temin süreleri ile parçaların sipariş zamanları belirlenir. Satınalma siparişlerinin, iş emirlerinin, tekrar siparişlerinin yazılabilmesi için siparişler oluşturulur. Gündelik olarak sipariş önceliklerinin sağlanması ile malzeme tükenmesi ve fazlalıklar önlenir, envanter yatırımları minimize edilir.<br />
 <br />
Malzeme ihtiyaç planlamasını diğer envanter kontrol yöntemlerinden ayıran en önemli özellik, ağırlıklı olarak  MİP’ nin üretime diğerlerinin ise parçaya dönük olmasıdır.Ayrıca MİP bileşen parçaların tarihsel davranışından ziyade bitmiş parçaların talepsel projeksiyonlarına dayanmaktadır.               </p>
<p> 1.6. ABC Analizi<br />
 <br />
Her yıl , dünyada yüzlerce çeşit envanter sistemi uygulanmaktadır.Bir çok küçük ve orta büyüklükteki işletmede uygulanan envanter teknikleri verimsiz çalışmaktadır. Verimli bir envanter sistemine yönelinmemesinin en önemli sebebi, sistemin her kalem için getireceği maliyetin işletme için ekonomik olmamasıdır.Bu sebepten kalemler, ABC analizindeki sınıflandırmaya tabi tutulmaktadırlar.<br />
 <br />
Bu sınıflandırma A türü kalemlerde sıkı bir kontrolü, B türü kalemlerde normal bir kontrolü, C türü kalemlerde gevşek bir kontrolü sağlamaktadır. Şekil 4 tipik bir ABC analizini göstermektedir. A kalemi, toplam kalemlerin %10,15 ‘i kadar olmasına rağmen tüm envanter değerinin %75,80 ‘ine  sahiptir. B kalemi, toplam kalemlerin %20,25’i  olmasına rağmen tüm envanterin  %10,15 değerini bulundurur. A’ nın tersi olarak C kalemi, toplam kalemlerin %60,65 ‘ ini bulundurmasına rağmen değeri, envanterin %5,10’unu bulmaktadır. Yapılan sınıflandırmalar kesin değildir, sektörden sektöre sınıflandırma oranlarını değiştirebiliriz.Bu sırada gözönüne alınması gereken faktörler şunlardır;<br />
-Belirsiz teslim süreleri<br />
-Hırsızlık ihtimalleri<br />
-Tahmindeki güçlükler<br />
-Kısa raf ömrü<br />
       -Stok alanı büyüklüğü<br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
2. MALZEME İHTİYAÇ PLANLAMASI YAKLAŞIMI<br />
 <br />
2.1. Genel Bir Bakış<br />
 <br />
Malzeme ihtiyaç planlamasını, tam olarak tanımlamak oldukça zordur. İçerik olarak ,envanter kontrolüne filozofik, teknik ve tablosal bir yaklaşımdır.Her kalem için gelecekteki ana üretim planını bir girdi olarak ele alır ve bunu otomatik olarak ne kadar ve ne zaman sipariş verilmesini gerektiğini belirten tablolara dönüştürür.<br />
 <br />
Malzeme ihtiyaç planlaması bir kalemdeki talebin diğer kalemlerdeki talepleri  etkilediği zaman, kullanılması uygundur.Bunun nedeni üretimin çeşitli alt montajlar ve alt parçalar tarafından yapıldığı durumda, son kalemlerin miktarlarının ihtiyacının, alt parçaların miktarlarının ihtiyacını etkilemesidir.Talebin ilişkili olduğu ve MİP ‘nin kullanılabildiği bir başka durum ise depo veya toplama dağıtım faaliyetlerinin yapıldığı çok kademeli sistemlerdir.<br />
 <br />
MİP her kalem için ne kadar ve ne zaman üretilebileceğini belirten ana üretim planı ile başlar. Daha sonra alt montajlar, bileşke parçalar ve hammaddeler bunların nasıl iletilebileceği belirtilen ihtiyaç tablolarında biçimlendirilir. Sonuçta her kalem için zamana göre talep serileri belirlenir. Son kalemlerin alt kalemlere çevrilmesi esnasında MİP ‘ye her kalem için sipariş edilen envanter miktarları girilir. Başka bir ifadeyle talebin gelecekteki her zaman periyodu için net ihtiyaçları belirlenir.<br />
 <br />
MİP sistemi, malzeme veya parçaların oluşturulması için alımlarından müşteriye sunulmalarına kadar olan evrede gereken tüm planlama, programlama ve kontrol gibi çalışmaların tamamını yerine getiren bir  sistemdir. Bilgisayar destekli yürütülen ve çalışmalar esnasında etkin malzeme kontrolü, eksiksiz bir planlama ve bu planlarda esneklik sağlayan bu sistemin temel mantığı oldukça basittir. Bu mantığa göre öncelikle bir üretimi gerçekleştirmek için hangi parça ve malzemelere ne kadar ihtiyaç duyulacağı belirlenir. Bu çalışmanın ardından üretimin planlanan sürede yapılması için; başka bir ifadeyle teslimatın müşteri memnuniyetini en üst seviyeye çıkaracak zamanda yapılabilmesi için bu parça ve malzemelerin ne zaman sipariş verilmesi gerektiği miktar ve zaman bazında yukarıdan aşağıya ve geriye doğru hesaplanır.Ürün sayısı ve bunlara ait parça ve malzemenin az olması durumunda elle bile kolaylıkla yapılacak bu çalışma, kullanılacak verinin büyüklüğü arttıkça giderek zorlaşır ve bilgisayar yardımı ile sürdürülmesi zorunlu hale gelir.<br />
 <br />
Malzeme ihtiyaç planlaması sistemi uygulanırken öncelikle son ürünlere ait  planların var olması gerekir. Ana üretim planında yer alan verilerin oluşturulmasında ihtiyaç duyulan bu planlarda ürünün içeriğinde bulunan hammadde, parça, altmontaj vb. gibi tüm bileşen parçalar üretimdeki yerleri, kullanım miktarları ve teknik özellikleri ile bilinmek zorundadır. Bu şekilde özellikleri bilinen ürünün çeşitli dönemlerdeki üretim planları oluşturulur. Hesaplamalar esnasında son ürüne ait sipariş programları esas alınarak ürünün mevcut envanter düzeyi ve sipariş miktarları karşılaştırılır ve böylece ihtiyaç düzeyleri belirlenir.Daha sonra, ihtiyaç duyulan miktarda ürünü üretmek için ürünün bileşiminde bulunan parçalar miktar bazında belirlenir. Bu noktada ürünün oluşumunda her türlü kademeyi gösteren Malzeme listesine ve envanter kalemlerinin stok düzeylerini belirleyen envanter kayıtlarına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu aşamalardan geçtikten sonra artık son ürünü oluşturan tüm envanter kalemlerinden ne kadar üretilmesi ve bunların üretilmesi için ne kadar malzemenin, ne kadar sipariş verilmesi gerektiği belirlenir.<br />
 <br />
Malzeme ihtiyaç planlaması sisteminin, kendisinden istenen bu bilgileri kullanıcılara sunabilmesi; ancak yeterli verinin elde bulunmasıyla sağlanmasıyla sağlanmaktadır. Ambarda bulunan tüm parça ve malzemelere  ait tanımlayıcı özellikler taşıyan sipariş temin süresi, temin yeri, temin şekli, parti büyüklükleri, üretim ön zamanı gibi bilgiler; Envanter durumu bilgileri olarak nitelendirilen bilgiler ve bunların doğruluk düzeyleri sistemin işleyişi açısından çok önemlidir. Bu tip bilgilerin gerçekçi ve güncel değerlerde olması, hesaplamaların yapılmasını ve planlamaların hazırlanmasını önemli ölçüde kolaylaştırmaktadır. Fakat ürüne ait parça ve malzemelerin her birinin bir kaç imalat kademesinden oluşması, ürünü oluşturan envanterlerin herbirinin farklı temin sürelerine sahip olması, bir envanter kaleminin son ürünün bir kaç aşamasında kullanılması veya birden fazla üründe veya parçada kullanılması, ekonomik sipariş miktarına göre hesaplanan değerlerin net ihtiyaçtan fazla olması gibi çeşitli etkenler hesaplamaları oldukça karmaşık hale getirmektedir.<br />
 <br />
Bütün bu sayılan faktörlere bağlı olarak eğer son ürün karmaşık bir yapıda ise, ürüne ait talep bilinmiyor, temin süreleri güvenilir ve son ürüne ait maliyetler yüksekse bu tip işletmelerde Malzeme İhtiyaç Planlaması sistemi uygulamalarının daha iyi sonuçlar verdiğini söylemek mümkündür.<br />
 <br />
MİP’ nin ilk ortaya çıkışından itibaren on süre zarfında, malzeme fişlerinin üretim tablolarına dönüştürülmesi, envanterin azaltılması ile nakit akışının kontrolünde bir yönetim tekniği, malzeme satınalınmasında yardımcı olan, işgücünün daha etkin kullanılmasında kullanılan bir teknik olarak ele alınmıştır.Daha sonraları bilgisayar teknolojisinde meydana gelen hızlı gelişmeler ile malzeme ihtiyaç planlamasının sipariş metodolojisi olarak kullanılmasına başlanmıştır.<br />
 <br />
MİP’ nin şirket çapında genelleşmesi istendiğinde, şirketin geniş bir zamanının buna ayrılması, gayretli bir çalışmanın yapılması, şirket personelinin belli bir kısmının sistem çalışmasında kullanılması gerekir. MİP’ ye geçiş için bir kere karar verildiğinde, bütün şirketi MİP psikolojisi içine yöneltmek gerekir. Çünkü MİP’ nin motoru olan ana üretim planı, şirketin tümünün dayandığı satışların tahmini, gerçek talep, ana yapı tablosu, envanter ve üretim kapasitesinin ihtiyacını belirten bir temsili tablodur.<br />
 <br />
 Firmanın büyüklüğüne bağlı olmadan, malzeme planlaması fonksiyonu, üretim ve envanter kontrolünü birleştirir. Malzeme planlamasının temel amacı, üretimde sipariş veya stok için gerekli parçaların, bileşenlerin, yarı bitmiş ve bitmiş mamullerin ve hammaddenin envanter kontrolünü ve yönetimini yapmaktır.Bütün görevi üretim tablosunu elde etmek için planlama, üretim ve envanter kontrolündeki malzeme miktarını belirlemektir. Bununla birlikte parçaların depo edildiği yerler, son montaj hatları, montaj hatlarında malzemenin elde bulunmadığı yerler, hatların durduğu yerler hariç malzemenin stok veya siparişinin yapılması o kadar önemli değildir.<br />
 <br />
Envanter kontrolündeki en büyük problemlerden biri, çoğu parça ve bileşenlerin genellikle grup veya küçük miktarlarda yapılmasıdır.Bununla birlikte, bu malzemelerin çoğu için talep aralıklar halinde, sürekli olmayan bir şekilde devam edecektir. İhtiyaç duyulan malzeme miktarının sağlanması için; pazarlama grubu ile sağlanan satışların projeksiyonun elde edilmesi, daha sonra son ürünün malzeme fişleri ile geriye  doğru giderek, çeşitli zaman aralıkları için gerekli parça ve bileşenlerin sayıları belirlenmesi gerekir. Bu sebebten malzeme ihtiyaç planlaması üretimin gerektirdiği talebi belirlemeye özgü bir envanter kontrolü olarak ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak diyebiliriz ki, malzeme ihtiyaç planlamasının endüstri uygulamalarında yaygın olarak kullanılmasının temel sebebi, bilgisayarların üretimde yaygın olarak kullanılmasıyla birlikte çok büyük miktarlardaki veri işlemlerinin yapılabilir olmasıdır.<br />
 <br />
MİP uygulaması bitmiş ürünlerin talep tahminleri ile başlar, ve ürünlerin malzeme fişlerine dayanan zamansal malzeme ihtiyaçları ile genellenir. MİP’ nin toplam üretimin davranışı ile ilgilenmesinin temel sebebi, tek tek parçaların umulmayan davranışlarının yerine üretim talebindeki değişmeler ile ihtiyaçların  tahmin edilmesinin daha yerinde olmasıdır.<br />
 <br />
Aralıklarla meydana gelen talep ve ekonomik miktardaki ölçüler biraraya geldiğinde, gerçekten malzeme ihtiyacı olmadığında siparişin ertelenebildiği MİP sisteminde; planlamacılar, özellikle düşük envanter seviyesi meydana geldiğinde istatiksel sipariş noktalarındaki miktarlarda keskin yükselme ve düşmeler olmadan üretim ve envanteri minimum seviyelerde tutarlar.Bununla beraber planlamacılar eş zamanlı farklı ürünlerdeki benzer parçaların ihtiyaçlarını daha kolaylıkla belirleyebilirler.<br />
 <br />
MİP, parçaların envanterlerini son üründeki gerekli parçaların verilerini elde ederek,üretilecek veya satınalınacak parçaların miktarlarını elde ederek, montajda birleştirilecek parçaların sırasını oluşturarak, tüketilecek olan parçaların oranını zamanını ve oranını saptayarak yönetimi sağlar. Sonuç olarak bütün gelecek ürünler için gelecekteki talebin dayandığı pazarın tahmin edilen talep, çalışmaların temelidir.<br />
 <br />
Malzeme ihtiyaç planlaması altındaki teknikler senelerden beri bilinmesine rağmen, modern bilgisayarların veri işleme gücünün yeterli olmamasından dolayı tam anlamı ile kullanılamamaktaydı. Eskiden kayıt saklama zamanı ve maliyetleri daha düşüktü çünkü MİP envanter kontrol ve üretim planlamayı birleştirmekte, tahmin edilemeyen talepler ve ertelemelerin meydana gelmesi ile manual olarak üretim tablolarının düzenlenmesinin uygun envanter ayarlanmalarının çok uzun sürmesi nedeni ile üretimin malzeme ihtiyaçları yeteri kadar hızlı sağlanamamaktaydı. Bilgisayarların zaman kısıtlarını elimine etmesi ile birlikte tahmin, sipariş noktaları, miktar ölçüleri, ana tablo, temin süreleri ve envanter kayıt saklamalarının uygun bir şekilde birleştirilmesi mümkün hale geldi.<br />
 <br />
MİP sisteminin kurulması için verilen kararlar pazar yerleri tarafından belirlenen dağıtım süresine ve üretim tipine bağlıdır.İş miktarı, sermaye malları üreticileri, elektriksel sistemler, yüksek performanstaki valfler, v.b. daha kompleks üretim ve stoktan kullanılabilir bitmiş ürünler gibi kısa dağıtımlardaki üretimlerde MİP kullanımı daha başarılıdır.Büyük hacim ve düşük  değerdeki parçalar için MİP yerine sipariş noktası tekniklerinin kullanılması daha uygundur.<br />
 <br />
MİP’nin üretim ihtiyaçlarını karşılaması işlemleri, genel bir bakışla incelenebilir.MİP sistemi planlanan üretim tablosu ve  üretimin yapılması için gerekli malzeme fişlerini; hangi parça ve hammaddenin sipariş verilmesini görmek için birleştirir. Son kalemlerin çeşitli alt montajlarının üretimde tablolanması ve arz için gerekli teslim sürelerini, karşılaştırma ile parça veya alt montajların iş istasyonlarında gerekli olduğunda bulunması amacı ile zaman ayarlarının yapılması sağlanır. İdealde işlemdeki iş envanterlerinin minumum olması istenmesine rağmen, parçaların kullanılacakları yerde tam zamanında olması istenir. İdeallerin nadiren oluşmasına rağmen sistem bunun gerçekleşmesi için, meydana gelen değişiklikleri üretim tablosunu sürekli veya belli periyotlarda inceler. Bunun sonucu olarak üretim sahasındaki envanterler mümkün olduğunca azalır.Ayarlamaların başarısı tahminlerin tutarlılığı, malzeme fişleri, işlem zamanları, yönlendirmeler ve envanter kayıtlarına bağlıdır.<br />
 <br />
MİP’ nin üretim kontrolündeki elemanlar içerisindeki yeri şekil 5’de görülmektedir. MİP, üretim kontrol kapasite planlaması ve envanter kontrolünü etkileyen tahminler ile sonuçlanır.Ana tablo kullanışlı kapasite, stok durumu, talep tahmini ve müşteri siparişlerini üretim tablosuna dönüştürmek için karşılaştırır. Sistemdeki planlanan siparişler, iş durumu ve işteki envanter seviyelerindeki bilgilere dayanır. Üretim planlanan siparişlerin iş dönemlerinde kurtulması ile sonuçlanır.İşlemleri kontrol edecek veri ihtiyacı iş merkezi çıktılarının, iş envanterlerinin ve iş durumlarının ölçülmesi ile elde edilir.<br />
 <br />
 <br />
2.2. Avantajları ve Sundukları<br />
 <br />
MİP’ deki gelişmeler, bilgisayar teknolojisindeki gelişmelere paralel olmuştur. 1960’ lardan itibaren bilgisayarların veri işleme gücünün endüstride kullanılma çalışmalarının sonunda ortaya çıkan Kritik yol tablolaması, Lineer programlama gibi yönetim tekniklerinin kullanılmasının yaygınlaşmasıyla birlikte MİP hareket kazanmıştır. Amerikan Üretim ve Envanter Kontrol Derneğinin desteklediği G. W. Plossl, J. A. Orlicky ve O. W. Wright MİP’ nin ilk savunucuları olmuştur. Şu anda halen pek çok organizasyon MİP için danışmanlık servisi ve paket program sunmaktadır.<br />
 <br />
Dr. Orlicky’ nin kabulüne göre başarılı bir MİP kullanıcısının üretimdeki envanter yatırımlarını yüzde 20 ile 35 arasında düşürmesi gerekir. Diğer faydaları hiç bir yerde tam başarılı olarak yerleştirilememesine rağmen, yinede genel olarak üretim ve satınalma maliyetlerinde bir azalma, bununla birlikte iyileştirilmiş bir dağıtım sistemi meydana gelmektedir.<br />
 <br />
Herhangi bir envanter kontrol sisteminden MİP’ ye yönelmeye karar  veren şirketdeki insan ilişkileri ve teknik zorluklar MİP’ nin başarısını belirlemektedir.Genellikle MİP’ den çok kısa zamanda çok fazla faydanın beklenilmesinden dolayı başarı oranları %20 ile %50 gibi düşük oranlarda seyretmektedir.Şirketin başarılı bir şekilde MİP uygulamalarını yapabilmesi için aşağıdaki araştırmaların yapılması gerekmektedir.<br />
      -MİP’ ye dönüşüm için üretim operasyonları uygun mu ?<br />
 -Uygulamalardan elde edeceğimiz sonuçlarla yaptığımız  karşılaştırmalardan ne gibi kazançlara sahip olabiliriz ?<br />
      -MİP üretim sisteminin geri kalanı ile nasıl uyum gösterecek ?<br />
   -Personelin  hem  envanter  yönetiminde  hem  de  bilgisayar    programlamada kullanımının uygun olup olmadığı ?<br />
      -Daha iyi bir teknik bulunabilir mi?</p>
<p> <br />
2.2.1. Kulanılım Alanları ve Temel Özellikler</p>
<p>Malzeme ihtiyaç planlaması üretim operasyonlarının yönetim ve kontrolü için  diğer sistemlere göre daha kullanışlı bir tekniktir.Öncelikli görevi ana üretim planındaki son mallar için miktarlar ve tamamlanma günlerinden geriye doğru giderek tek tek parçaların ne zaman sipariş verilebileceğini kesin olarak belirlemektir.Sistemin zamana dayanmasının en önemli sebeplerinden biri , malzeme ihtiyaçlarının belirlenmesinde parçaların her birinin farklı temin sürelerine sahip olmasıdır.Malzeme önceliklerini ve kapasite kontrolünü en iyi şekilde yapmak isteyen,karışık malzemelerin montajını yapan firmalar için malzeme ihtiyaç planlaması idealdir.Endüstri kolları olarak ilaç,yiyecek,tekstil,kimya gibi montaj dışındaki üretimde , otomotiv,elektronik gibi montaja dayanan sahalarda kullanılabilir.<br />
 <br />
2.2.2. Ön Koşullar<br />
 <br />
- Ana Üretim Planı: Malzeme İhtiyaç planlama sisteminin işleyebilmesi, kuruluş içinde bir ana üretim planlamasının bulunmasına bağlıdır.Bilindiği gibi ana plan, son ürünün ne kadar ve ne zaman üretilmesi gerektiğini belirler. MİP, ana üretim planının malzeme listesi cinsinden ifade edilebileceğini kabul eder. Bu sistemin anlayabildiği tek lisan parça numaralarıdır. Parça numaraları, malzeme, parça, yarı montaj ve son ürünleri tek tek tanımlayabilen envanter birimleri numaralarıdır.<br />
 <br />
 <br />
-Her envanter birimi, bir kodla (parça numarası) tanımlanmalıdır.Bu kodlama sistemi kolay anlaşılıp kurulabilen ve karışıklığa yol açmadan birimleri tanımlayabilen bir yapıya sahip olmalıdır.<br />
 <br />
-Malzeme listesi-Ürün ağaçları bilgileri:Malzeme listesi,sadece son ürünü üretibilmek için gerekli tüm malzemelerin bir dökümü değildir.Ürünün yapılma aşamaları ile üretim yöntemleri gibi bilgileri de içerir.<br />
 <br />
-Envanter kayıtları (evanter durumu bilgileri) :Envanter kayıtları, sistemin kontrolü altındaki tüm bilgilerin envanter durumları hakkındaki verileri içerir.<br />
 <br />
-Ürün ağaçları bilgileri ile envanter durumu bilgileri kütüklerindeki verilerin doğru, tam, güncel ve bütünlük içinde olma ihtiyacı: Hiç şüphesiz ki malzeme ihtiyaç planlama sisteminin çıktıları, kullanılan verilerin doğruluğu doğrultusunda doğru olacaktır.<br />
 <br />
Eğer bir işletmede klasik envanter kontrol yöntemleri kullanılıyorsa, genellikle bu iki veri kütüğü oldukça zayıf yapıda bulunur. Örneğin sipariş noktası sistemlerinde malzeme listeleri ve ürün ağaçları bilgilerine ihtiyaç yoktur. Bu durumda,malzeme ihtiyaç planlama sistemine geçiş aşamasında bu bilgilerin elden geçirilmesi kaçınılmazdır.<br />
 <br />
2.2.3. Varsayımlar<br />
 <br />
1) Malzeme ihtiyaç planlama sistemi, kontrolü aştındaki tüm envanter birimlerinin temin sürelerinin bilindiğini varsayar.<br />
 <br />
2) Malzeme ihtiyaç planlama sistemi, kontrolü altındaki tüm envanter birimlerinin stoğa girip çıktığını varsayar.<br />
 <br />
3) Malzeme ihtiyaç planlama sistemi, brüt ihtiyaçların tespiti aşamasında, bir montajı oluşturan tüm parçaların, o montaj paçasının üretimi için iş emr verildiği an hazır olduğunu varsayar. Böylece yapılan ana varsayım şöyle özetlenebilir; (i) Her bir montaj parçası en az bir kaç bileşenden oluşur. (ii) Birm montaj parçası için üretim zamanı (bileşen parçaların biraraya getirilerek montaj parçasının elde edilmesi için gereken zaman) oldukça kısadır.<br />
 <br />
4) Kesikli dağıtım ve bileşenlerin kullanımı: Örneğin herhangi bir parçadan, üretim hattında 50 tane gerekiyorsa, malzeme ihtiyaç planlama sistemi tam 50 adet parçanın üretim hattına sevkedileceğini ve bunların hepsinin tüketileceğini varsayar. Yapısı sürekli olmayan malzemeler (adet cinsinden ölçülemeyen,saç levha, tel vb. gibi malzemeler) bu varsayımın dışında kalır. Bu durumda, sistemin bu tip envanter birimlerine uygun olarak düzeltilmesi gerekir.<br />
 <br />
5) Malzeme ihtiyaç planlama sisteminin kullandığı bir diğer varsayım da süreç bağımsızlığıdır. Süreç bağımsızlığı şu şekilde açıklanır; Herhangi bir envanter biriminin imalatı için verilen iş emri tamamen kendi başına başlatılıp, bir diğer iş emrinin tamamlanması beklenmeden bitirilir. Bu durumda aşağıda belirtilen ilişkiler standart malzeme ihtiyaç planlama sistemi için sözkonusu olamaz: (i)
<parça çiftleşmesi olarak bilinen ilişkiler>  (ii) <tezgah hazırlama bağımlılığı olarak bilinen ilişkiler> . Daha çok süreç tipi sistemler için sözkonusu olan bu tip ilişkiler, standart malzeme ihtiyaç planlama sisiteminde kullanılmaz. Ancak standart sistemde gerekli düzeltmeler yapılarak, malzeme ihtiyaç planlama sisteminin, süreç tipi üretim ortamında kullanılması sağlanır.<br />
 <br />
2.2.4. Amaçlar<br />
 <br />
1).Planlanmış ve denetlenen envanterler &#8211; planlanan üretimi ve sevkiyatı gerçekleştirebilmek için malzemelerin fabrikaya zamanında gelmesini sağlamak.<br />
 <br />
2).Malzemelerin istenilen zamanda işletmede olmasını sağlayarak (ne daha erken, ne de daha geç) sistemde mümkün olan en az envanteri bulundurmak.<br />
 <br />
3).Üretim , sevkiyat ve satınalma faaliyetlerini planlamak gerek üretim,gerkse satınalma açısından temin planlarının geliştirilmesi ve sürekli gözden geçirilip,gerekli düzeltmelerin yapılması, diğer bir deyişle, hangi parçalrın, ne zaman satın alınacağının (veya üretilebileceğinin tek tek belirlenmesi. Parçaların bulunabilirliği ve teslim tarihleri hakkındaki en güncel bilgilere dayanarak, çizelgeleme ve kontrol fonksiyonları için önceliklerin tesbiti.<br />
 <br />
4).Planlanan siparişlerin projeksiyonu yoluyla kapasite planlanmasının yapılması. Böyle bir çalışma aynı zamanda üreticiye hammadde ve yarımamul üreten diğer firmalara da, gelecek siparişlerin yoğunluğunu göstermesi açısından da yardımcı olacaktır.<br />
 <br />
 <br />
2.3. Malzeme İhtiyaç Planlaması Safhaları<br />
 <br />
Malzeme ihtiyaç planlaması sistemi hammadde, malzemeve parça envanterlerinin planlama ve kontrolü için kurulan bilgisayar destekli envanter bilgi sistemidir. Aylık, 3 aylık veya yıllık periyotlar için gelecekteki planlamalar yapılır. Malzeme ihtiyaç planlaması genellikle grup üretiminde kullanılır. 1960’ lardan itibaren MİP sistemleri ve ekonomik sipariş  miktarları prensipleri birlikte kullanılmaya başlandı. Bütün bilgisayar destekli sistemler gibi MİP’de bilgi tedariki, sistem girişi, sistem prosesi, sistem çıkışı adı altında 4 safhadan oluşur. Bunun genel gösterimi  şekil 6’ da olduğu üzeredir.<br />
 <br />
Ana üretim planında üretilmesi beklenen hedef, üretim planları olarak genellikle haftalık olarak zanam dilimlerinde belirlenir. Ana üretim planı için bilinen ve tahmin edilen talepler birleştirilerek, bunları tatmin etmek için ihtiyaçlar bazında gerekli planlar yapılır.<br />
 <br />
Malzeme fişleri genelde bitmiş ürünlerin nasıl elde edilebileceğini belirlemek için kullanılır. Malzeme, fişleri bir ürünü tamamlamak için gerekli olan hammadde ve malzemeleri tamamlamak ve bitmiş bir ürünü tamamlamak için gerekli üretim veya montajın seviyelerini açıklamak üzere kullanılır. Bunun uygulamasında ürün seviyelerindeki baba oğul ilişkilerine göre son üründen hammaddeye kadar olan malzeme yapısı belirtilir. Zaman içerisinde ürünlerde yapılan dizayn değişikliklerine bağlı olarak çeşitli bileşenler değiştirilebilir.<br />
 <br />
 <br />
MİP sisteminin envanter kayıtları dosyası bitmiş ürünlerin, hammaddelerin ve parçaların planlama başındaki seviyelerini belirtir.Planlama periyodu içerisinde, satıcılardan malzeme birimleri, bileşen parçaları, envanterdeki bitmiş mamuller elde edilebilir. Planlanan envanter kabulleri ve teslim süreleri, zaman içindeki varışlarında meydana gelebilecek eurumları karşılaştırabilmek amacıyla envanter kayıt dosyalarında saklanır.<br />
 <br />
MİP sistemi, ana üretim planından ne kadar üretilmesinin gerektiğini, envanter kayıt dosyasından ne ile üretilmesi gerektiğini, malzeme fişlerinden nasıl üretilmesi gerektiğini elde eder. Sistem gelecekteki planlama periyodu içerisinde üretimin ne zaman yer alacağını belirlemek amacıyla bu bilgileri aritmatik olarak birleştirir. Bu işlemlere ihtiyaçların belirlenmesi periyodu adı da verilebilir. Program  ana üretim planından bitmiş ürünün talebinin elde edilmesiyle başlar. Zamana bağlı,  teslim zamanı ayarlamalarını hammadde ve bileşenlerden bitmiş ürüne kadar olan talepleri belirleyebilmek amacıyla bunlar zincirsel patlamaya tabi tutulurlar.<br />
 <br />
İhtiyaç planlamasının oluşturduğu geleceğe dönük üretim yöntemine göre envanter yönetimi sağlanır. Gelecek üretim planındaki  beklenen bitmiş ürünlerin durumunu belirlemek amacıyla sistem envantere ait planlanmış serbest siparişler tablosu sağlar.Pek çok organizasyon MİP sistemini işçilerin direkt olarak girip çıkabilmesine göre kurar. MİP’ nin kullanılmasında yönetim haftalık gerçekleşen operasyonları MİP planı için gözetler. MİP’ nin kullanımının tam doğru olarak kullanımında, yönetime yardımcı olması amacıyla detaylı envanter planlaması, envanter durumundaki kontrol raporları,hedefteki sapmalar departman ve iş merkezlerindeki kapasite yükleri ile ilgili bilgiler ve raporlar elde edilebilir.<br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
2.4. Temel Kavram ve Terimler<br />
 <br />
2.4.1. Bağımsız Talep (Independent Demand)<br />
 <br />
Bağımsız talep durumu, bir ürüne olan talebin başka envanter kalemlerine olan talebe bağlı olmadığı durumu ifade eder. Genellikle tam olarak bilinemeyenve tahmin edilmek zorunda kalınan bu talebe ait envanter kalemleri arasında son ürünler ve yedek parçalar bulunmaktadır.<br />
 <br />
2.4.2. Bağımlı Talep (Dependent Demand )<br />
 <br />
Bir parçaya ait talebin diğer bir parça veya ürüne olan taleple ilişkili olduğu durumları belirtir. Bağımlı talep yapısındaki envanter kalemleri genellikle bir ürünü üretmede kullanılan parça, malzeme, komponent vb. ifade ederler ve üretim sisteminin içinde tüketilirler. Üretimin yürümesi açısından son derece önemli olan bu talep yapısındaki envanterin yönetiminde özel metod ve sistemler kullanılır.<br />
 <br />
2.4.3. Ürünün Kendisini Oluşturan Bileşenlerine Ayrılması  (Product Explosion)<br />
 <br />
 &#8220;Ürünün patlatılması &#8221; olarak yerli kaynaklarda sık sık rastladığımız bu terim, üretim kademelerinin birbirleriyle olan ilişkilerinin de dikkate alınarak; son ürünün kendisini oluşturan tüm parça, malzeme veya alt montajlara ayrıştırılmasını ifade eder. Malzeme listesinin oluşturulması, bu ayrışım (Product Explosion) işleminin sonucu olarak gerçekleştirilmektedir.<br />
 <br />
2.4.4. Temin Süresi ( Lead Time )<br />
 <br />
Malzeme ihtiyaç planlaması sisteminde iki çeşit &#8221; Temin süresi &#8221; söz konusudur. Bunlardan biri sipariş edilecek parçaya ait Sipariş temin süresi, ikincisi ise üretilecek parçalara ait  Üretim temin süresi veya Üretim süresidir.<br />
Sipariş temin süresi : Sipariş temin süresi, parçaya ait satınalma  zorunluluğunun başlayıp, siparişin verilmesinden o parçanın işletmeye girip tüm giriş işlemlerinin yapılmasına kadar geçen süredir.<br />
 <br />
Üretim  Temin Süresi : Bu süre; bir parçanın üretimini için geçen işleme sürelerini, bekleme süreleri ve hazırlık zamanını içerir. Yani;<br />
 <br />
Üretim Süresi = Hazırlık zamanı + İşleme zamanı + Üretimde geçen boş süreler<br />
 <br />
Eğer üretilen bir parçaya veya komponente ait temin süresi değişken değerde  ise temin sürelerinin bazen uzun bazen de kısa olduğu durumlarla karşılaşıyor demektir.<br />
 <br />
Eğer temin süresi uzun olarak belirlenirse Envanter elde bulundurma maliyetine, kısa olarak belirlenirse stoksuz kalma maliyetine katlanılacaktır. Bu nedenle bu sürenin belirlenmesinde envvanter elde bulundurma maliyeti ve stoksuz kalma maliyetinin dengelenmesi yoluna gidilmelidir.<br />
 <br />
2.4.5. Teslim Tarihi ( Due Date )<br />
 <br />
Sipariş açısından teslim tarihi, satınalınan malzemeveya parçaların işletmeye geliş ve teslim tarihini ifade eder.<br />
 <br />
2.4.6. Ortak Kullanılan Parçalar (Common Parts)<br />
 <br />
Ortak kullanılan parçalar, birden fazla ürünün çeşitli kademelerinde veya bir ürünün farklı kademelerinde bulunan parçalardır.<br />
 <br />
 Şekil 7’ de birden fazla üründe ortak olarak kullanılan parçalara verilen örnek yer almaktadır. B ve C ürünlerinde S1, C1, C2 ve R1 ortak olarak kullanılmaktadır. Şekil 8’ de ise, verilen örnek ürün ağacında bir ürünün farklı kademelerinde ortak kullanılan parçalar P1, R1 ve P3’ tür.<br />
 <br />
 <br />
 <br />
               Şekil 7. Birden Fazla Son Üründe Ortak Olarak Kullanılan Parçaları Gösteren Örnek Ürün Ağacı<br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
2.4.7. Alt Montaj &#8211; Komponent ( Subassembly &#8211; Component )<br />
 <br />
Alt montajlar veya başka bir deyimle komponentler çeşitli parçalar veya parça gruplarından meydana gelen ve tek başına mamaul olarak kullanılmayan bir grup veya bütün olarak tanımlanabilirler. Ancak bunların yedek parça olarak kullanılması mümkündür. Alt montajların bazı durumlarda başka bir alt montaj parçasında da kulanılması mümkündür. Yerli kaynaklarda  alt montaj ve komponent bir üründe ayrı ayrı ifade edilse de işlev bakımından da aynı özelliklere sahiptir. Literatürde Sn veya Cn ile gösterilirler.<br />
 <br />
2.4.8. Parça ( Part )<br />
 <br />
Parçalar hammaddelerin işlenmesi sonucu oluşur. İşletmede üretilebildikleri gibi dışarıdan da satınalınabilmeleri mümkündür. Malzeme listelerinde Pn ile ifade edilir.<br />
 <br />
2.4.9. Hammadde (Raw Material)<br />
 <br />
Hammaddeler, istenen ölçü ve toleranslarda işlenerek kullanılabilir hale gelen malzemelerdir. Doğrudan doğruya bir montajda kullanılmaları söz konusu değildir. İşletmeler bu malzemeleri dışarıdan temin ettiği gibi kendileri de imal edebilirler. Hammaddeler tek düzen hesap planlarında ilk madde, malzeme olarak geçerler. Literatürde ise gösterimleri Rn’ dir.<br />
 <br />
 <br />
 <br />
3. MALZEME İHTİYAÇ PLANLAMA SİSTEMİ<br />
 <br />
3.1. Girdiler ve Çıktılar<br />
Malzeme İhtiyaç planlamasında ana üretim planı, malzeme fişleri ve envanter seviyesi kayıtları MİP programına girdi olarak yüklenir. Programın çalıştırılması ile birlikte  siparişler ve raporlar elde edilir. Siparişler satınalma veya imalat amacıyla verilir. Raporlar ise malzeme raporları, istisna raporları, perfomans raporları, satınalma planlama raporları adı altında temin edilir. Bunların genel bir gösterimi şekil 9’ da olduğu üzeredir.<br />
 <br />
 </p>
<p>Şekil 10. Malzeme İhtiyaç Planlama Sisteminin Girdi ve Çıktıları<br />
3.1.1. Girdiler<br />
 <br />
3.1.1.1. Ana Üretim Planı<br />
 <br />
Ana üretim planı MİP’ nin temelidir. Ana üretim planı pazardan gelen bilgiler üretim planını belirleyen satışlar üretim kaynaklarını belirleyen kapasite planlaması, makinaların seviyesini özelliklerini envanterlerin durumunu belirleyen raporlara göre belirlenir.Daha sonra bu bilgilere göre belirli zaman dilimleri  için üretilecek miktarlar saptanır.Genellikle bu  zaman dilimi haftalık olarak belirlenir.Bir yıllık periyod için 52 , Altı aylık periyod için 26 eşit zaman dilimine ayrılması gerekir.<br />
 <br />
Ana üretim planında üretilmesi beklenen hedef, üretim planları olarak genellikle haftalık olarak zaman dilimlerinde belirlenir. Ana üretim planı için bilinen ve tahmin edilen talepler birleştirilerek, bunları tatmin etmek için ihtiyaçlar bazında gerekli planlar yapılır.<br />
 <br />
 <br />
Ana Üretim Planı; müşteri siparişlerine, müşteri taleplerine veya tahminlerine dayalı olarak işletmenin hangi son ürünleri (mamülleri) üreteceğini, bu ürünlerin hangi miktarlarda olacağını ve bu ürünlerin ne zaman tamalanacağını gösteren bir plandır.<br />
 <br />
Ana Üretim Planının başarılı olması, planın üretim faktörleri ile uyum içinde olmasına bağlıdır. Uygulanabilir bir Ana Üretim Planında, ürünün tamamlanma anına kadar gerekli olan tüm malzeme, makina, işçi ve diğer ekipmanların ihtiyaç duyulan miktar zaman ve kalitede gereken yerde bulunması sağlanmalıdır. Kapasite koşulları dikkate alındığında, siparişler üretim kapasitesini aşarsa, bu siparişlerin ertelenmesi yoluna gidilmesi, bu yöntem uygun bulunmadığı taktirde fazla mesai, yan sanayiye işin bir kısmının devredilmesi gibi kapasite düzenlemeleri yapılmalıdır.<br />
 <br />
Eğer satın alınacak malzemelerin siparişlerinde herhangi bir nedenle gecikme veya erteleme söz konusu ise, bu şartlarda emniyet stoğu da yeterli değilse, verilmiş siparişlerle üretim devamı sağlanmıyor ve yeni bir sipariş vermek için de zaman yoksa Ana Üretim Planı bu durumun gereklerine uygun olarak düzeltilmelidir. Bu gibi durumlarda bu ürünlerle ilgili diğer malzemelere ait siparişlerin de hızlandırılması, yavaşlatılması veya iptal edilmesi gündeme gelebilir. Bu koşullar üretiminde buna benzer sorunlar yaşanan malzemeler için de geçerlidir.<br />
 <br />
Ana üretim planının kapsamına geçmeden önce planın hazırlanmasında esas alınan  Planlama ufkuna ve esas seçilen zaman dilimlerinin uzunluğuna göz atmak gerekir. Genel olarak planlama ufkunun uzunluğu işletme koşullarına bağlı olarak değişsede bir yıllık zaman dilimi oldukça yaygın olarak kullanılmaktadır. Ana üretim planında genellikle zaman dilimi olarak da aylık veya haftalık dilimler tercih edilirken bunun tüm planlama süresi ufkunca sabit kalması zorunlu değildir. Planın günümüze yakın bölümlerinde küçük (örneğin haftalık ) birimler kullanılırken ileriye doğru gidildikçe daha geniş-büyük (aylık hatta 3 aylık ) zaman dilimleri kullanılır. Daha uzak zaman dilimlerinde çok fazla ayrıntıya gerek olmadığından dolayı planların revize edilmeleri şansı yüksektir.<br />
 <br />
Ana üretim planının içerdiği bilgi hem müşterilerin sipariş verdiği üretim planlarını, hem de tahmini satışlara ait üretim planını kapsamaktadır. Bu açıdan ürüne ait  talep incelenirse üçe ayrıldığı görülür.Bunlar belli bir teslim tarihine sahip müşteri siparişleri,planın en önemli kısmını oluşturan tahmini talep ve tamir &#8211; servis parçaları olarak kullanılan fakat ana üretim planına dahil edilemeyen taleptir.<br />
 <br />
Ana üretim planı bu bilgiler dahilinde teslimat tarihlerinide gözönüne alarak üretim planlarını oluşturmaktadır. Üretilecek her ürünün miktarı, her ürün için alternatif üretim süreleri ve her üretim süreciyle üretilecek olan ürün miktarları, her bir hat, makina vb. tarafından üretilecek ürün miktarları, ürünlerin hedeflenen envanter seviyeleri, fazla mesai, ilave vardiyalar, kullanılmayan kapasite, iş gücü seviyeleri , işletmelerin alt seviyeleri arasında hareket edecek olan malzeme ve yarı işlenmiş ürün miktarları , yan sanayiden ne tip girdinin ne tip miktarlarda temin edileceğini belirleyen planlar, satın alınacak malzeme ihtiyaç bilgilerinin tümü ana üretim planlarını oluşturur. Bu tip bilgilerin herhangi bir eksikliği veya güncellikten uzak oluşu planın hem uygulanmasını, hem de hedeflerine ulaşmasını engelleyecektir.<br />
 <br />
Ana üretim planının başarılı bir şekilde çalışması için yukarıda sayılan bu tip bilgilerde oluşan değişiklerin hemen sisteme girilmesi ve bu planın bu bilgiler dahilinde güncelleştirimesi ve düzeltilmesi gereklidir.<br />
 <br />
3.1.1.2. Malzeme Fişleri<br />
 <br />
Malzeme fişleri genelde bitmiş ürünlerin nasıl elde edilebileceğini belirlemek için kullanılır. Malzeme, fişleri bir ürünü tamamlamak için gerekli olan hammadde ve malzemeleri tamamlamak ve bitmiş bir ürünü tamamlamak için gerekli üretim veya montajın seviyelerini açıklamak üzere kullanılır. Bunun uygulamasında ürün seviyelerindeki baba oğul ilişkilerine göre son üründen hammaddeye kadar olan malzeme yapısı belirtilir. Zaman içerisinde ürünlerde yapılan dizayn değişikliklerine bağlı olarak çeşitli bileşenler değiştirilebilir.<br />
 <br />
Yukarıda anlatıldığı gibi Ana Üretim Planı, işletmenin üreteceği ürünleri miktarları ve teslimat tarihleri ile gösteren bir plandır.Bu ürünleri üretmek için gerekli her bir malzeme, parça, komponent vb. ihtiyaçların belirlenmesi Ana Üretim Planında belirtilen son ürünleri üretmek için gerekli tüm bileşenleri üretim kademelerini ve ihtiyaç miktarlarını da belirterek gösteren bilgileri içermektedir.<br />
 <br />
Malzeme Listelerini oluşturmak için öncelikle ürünlere ait ürün ağaçları çıkarılmalı, ürünün tüm teknik detay özellikleri bilinmeli ve tüm bileşenler yani parçalar numaralandırılmalıdır. Bütün bu faaliyetler sırası gelince açıklanacaktır.<br />
 <br />
Bu faaliyetlerin gerçekleştirilmesi öncelikle ürünün çok iyi şekilde incelenmesini gerektirir. Ürünün analizinde ürün en son noktasına kadar bileşenlerine ayrılır. Daha sonra bu bileşnlerin üretimdeki yeri, kademe numaraları ve bir birim ürün üretmek için gerekli her bileşene ait ihtiyaç düzeyleri belirlenir.Bu aşamada parçaların imal edilmesi veya satın alınması ile ilgili karar verilir. Bu kararlar verildikten sonra ürüne ait Malzeme Listeleri Ürün Ağacını oluşturur.<br />
 <br />
Kademe Kodlanması: Bu işlemde her bir bileşene, imalat sürecindeki yerine (kullanım durumuna) bağlı olarak uygun bir kademe kodu  verilir.Bu işlem gelişigüzel yapılmaz. Kademelendirme sözü geçen her bir kademe bir üretim aşamasını ifade eder. Aşağıda bu kademeler açıklanmaktadır.<br />
 <br />
0.Kademe:Sıfır kademesinde bulunan envanter kalemi işletme içinde hiçbir üründe parça olarak kullanılmaz ve son ürünü ifade eder.<br />
 <br />
1.Kademe:Birinci kademe, ürün ağacının sıfır kademesinde bulunan ürünün bir alt montajı olarak kullanılan veya başlı başına bir son ürün olarak kullanılan parçayı ifade eder.Örnek olarak bir son üründe kullanılan ve aynı zamanda bir yedek parça olarak satılan bir parça verilebilir.<br />
 <br />
 2.Kademe:Ürün ağacının ikinci kademesinde bulunan bir parça ya birinci kademede veya sıfırıncı kademelerinde kullanılan bir bileşen veya yedek parça olarak kullanılan bir son ürün olarak düşünülebilir.<br />
 <br />
Bu şekilde devam eden kademelendirme işlemi en son kademedeki hammaddeye ulaşana dek devam eder.Burada ortaya çıkan problem bir parçanın ürünün farklı kademelerde kullanılmasıdır.Bu noktada parçanın bulunduğu en düşük kademenin dikkate alınması genel kuraldır(Low Level Coding).Yani bir parça hem 2. hem de 4. kullanılıyorsa parçanın kademe kodu 4’tür. Bu en düşük kod sayesinde herhangi bir son üründe yer alan parçanın en düşük koduna ulaşana dek bilgisayar, ihtiyaçları toplamaya devam eder.Aşağıdaki şekilde Fparçasının kademe kodu 3, B’nin ise 2’dir.<br />
 <br />
Kademe kodlama işleminin bitmesinin ardından siparişler, Ana Üretim Planında belirtilen miktarlara dayanarak önce sıfır kademesi için sonra sırasıyla tüm kademeler için planlanır.Bu şekilde bir kademelendirme işlemi ile Ürün Ağacına ulaşmak mümkündür.Şekil 10’ da örnek bir Ürün Ağacı gösterilmektedir.<br />
 <br />
 <br />
 <br />
ukarıdaki şekilde parantez içindeki sayılar, bir üst kademede bulunan bileşenden bir adet üretilmesi için kullanılması gereken malzeme miktarını ifade eder.Örn: 1 adet B alt montajı üretmek için 2 adet E ve 1 adet F parçası gereklidir. Ts ise Temin Süresini belirtmektedir.<br />
 <br />
Ürün Ağacı verileri sistemde sayısal (nümerik) olarak saklanır.Bunun nedeni bilgisayarın işlem yapabilmesini sağlamaktır.Bunun için herbir parçaya ait parça numarası, parça numaraları listesi ve bir sonraki kademeye ait ihtiyaç miktarlarını içeren “Tek Kademeli İhtiyaç Sistemleri” ile çalışılır.Bilgisayar tüm parçaların listesini ve ihtiyaç miktarlarını tespit etmek için bu tek kademeli malzeme listelerini izlemelidir.Daha önce Ürün Ağacı olarak belirtilen şeklin Tek Kademeli Malzeme Listesi Tablo1’dedir.<br />
 <br />
Parça No                                                Parça İsmi<br />
 <br />
       01&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.A<br />
           101 (2)&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..B<br />
           102 (1)&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..C<br />
           103 (2)&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..D<br />
           104 (1)&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..E<br />
 <br />
     101&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.B<br />
           201 (2)&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..E<br />
           202 (1)&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..F<br />
 <br />
    103&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..D<br />
           301 (2)&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..B<br />
           302 (1)&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..G<br />
 <br />
    104&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..E<br />
           401 (1)&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..F<br />
 <br />
           Tablo 1: Tek kademeli malzeme listesi<br />
 <br />
Bu şekilde Tek Kademeli Malzeme Listeleri oluşturulduktan sonra Malzeme İhtiyaç Planlama sistemi yukarıdan aşağı doğru kademe kademe çalışarak brüt ihtiyaçları belirler.Eğer daha öncede belirtildiği gibi bir parça, bir birden fazla kademesinde kullanılıyorsa “En Düşük Kademe Koduna” ulaşana dek brüt ihtiyaçlar toplanır. Bu şekilde belirlenen periyoda ait brüt ihtiyaçların toplanmasının ardından diğer sipariş verileri ve eldeki miktarlar göz önüne alınarak net ihtiyaçlar bulunur.<br />
 <br />
Malzeme listeleri modüler malzeme listesi, çok kademeli malzeme listesi, özetlenmiş malzeme listesi, matris şeklindeki malzeme listesi gibi farklı şekillerde olabilir.<br />
 <br />
Bunların içinde anlaşılması en kolay olanı; çok değişik ve farklı parçadan oluşankarmaşık ürünlerin imalinde kullanılan modüler malzeme listesidir. Modüler malzeme listeleri bir parçanın yalnızca bir altındaki kademede bulunan parçaları ihtiyaç miktarları ile göstermektedir.<br />
 <br />
Özellikle elektronik sanayiinde, otmobil üretiminde ve buna benzer binlerce hatta milyonlarca parçayla çalışan benzeri endüstri kollarında; hele ürün seçenekleride çok çeşitli ise teoride binlerce malzeme listesinin geliştirilmesi gerekir. Bu aşamada modüler malzeme listesi ile çalışmak yani seçenek sayısı kadar modüllere ait malzeme listesini oluşturmak bir çözümdür. Şekil 11’ de örnek bir modüler malzeme listesi görülmektedir.<br />
 <br />
Bu durum sayısal olarak şu şekilde açıklanır. Bir otomobil üreticisi iki gövde stili, üç çeşit motor seçeneği, üç çeşit klima, dört çeşit lastik, üç transmisyon, ve on renk seçeneğine sahip otmobiller üretiyorsa bu takdirde 2*3*3*4*3*10=2160 adet malzeme listesi oluşturmak zorunda kalacaktır. İşletmenin bu aşamada malzeme listesi ile çalışması sonucu yalnızca 2+3+3+4+3+10=25 adet malzeme listesi oluşturması gerekecektir.( dilworth 1983) Şekil 12’de bu arabanın alt montajlarını gösteren modüler malzeme listesi bulunmaktadır.<br />
 <br />
Şekil 11. Modüler Malzeme Listesi<br />
 <br />
 <br />
Şekil 12. Modüler Malzeme Listesi<br />
 <br />
3.1.1.3. Envanter Seviyesi Kayıtları<br />
 <br />
MİP sisteminin envanter kayıtları dosyası bitmiş ürünlerin, hammaddelerin ve parçaların planlama başındaki seviyelerini belirtir.Planlama periyodu içerisinde, satıcılardan malzeme birimleri, bileşen parçaları, envanterdeki bitmiş mamuller elde edilebilir. Planlanan envanter kabulleri ve teslim süreleri, zaman içindeki varışlarında meydana gelebilecek durumları karşılaştırabilmek amacıyla envanter kayıt dosyalarında saklanır.<br />
Malzeme ihtiyaç planlamasının mantığının kavranabilmesi amacıyla ana üretim planı ve malzeme listeleri daha önce açıklanmıştı. Buna göre Ana Üretim Planı hangi ürün veya ürünlerin ne miktarda , ne zaman üretilmesinin planlandığını açıklamaktaydı. Malzeme listeleri ise üretilecek bu ürünleri bileşenlerine ayırmakta üretim kademelerini belirlemekte ve bir birim üretmek için gerekli  tüm komponent parça , alt montaj ve hammaddenin miktar bilgilerini kapsamasıydı.  Bu bilgilere ulaşılmasının ardından yapılması gereken faaliyet envanter kontrolünün gerçekleştirilmesidir. İşte bu kontrol; envanter durum dosyaları ile sağlanır.<br />
Şekil 13’deki envanter durum dosyası formatında görüldüğü üzere parça no, parçanın ismi, emniyet stoğu, ekonomik sipariş miktarı,hurda oranı gibi tanımlayıcı bilgiler ana veri bölümüne kaydedilmektedir. Envanter durumu ile ilgili bilgiler bölümünde ise o planlama periyoduddaki her döneme ait brüt ihtiyaç, eldeki stok, kesinleşen sipariş vb. değerler yer alır. Bu değerler yardımıyla o parçaya ait net ihtiyaç miktarı ve dolayısıyla verilecek sipariş miktarı belirlenir.<br />
 <br />
 <br />
Şekil 13.  Envanter Kayıt Dosyası<br />
Envanter durum dosyalarının en önemli işlevi envanter seviyelerinin düzgün ve doğru bir şekilde takibi olduğundan dolayı envanter ihtiyacı söz<br />
konusu olduğunda  malzemenin alımı ve üretimi için gerekli işlemler yapılmalı ve fişleri düzenlenmelidir. Örneğin;malzeme işletmeye girdiğinde teslimi,kontrolu ve stoklanması yapıldıktan sonra işletmeye giriş kayıtları düzenlenmelidir.Ayrıca bu işlemler imalata verildiğinde de yapılmalı ve çıkış ve kayıt fişleri düzenlenmelidir.<br />
 <br />
Sistem içinde hiçbir işleme tabi tutulmadan kullanılan ve genellikle yan sanayiiden alınan tamir-bakım parçalarının veya montajda kullanılan ara parçaların takibi düzgün ve doğru tutulmuş Envanter Dosyaları ile sağlanır.<br />
 <br />
Kayıtların düzgün ve doğru olması envanter seviyesinin her an izlenmesine olanak verdiğinden dolayı sistemde bilgisayar kullanılması işleri önemli ölçüde kolaylaştırmaktadır.Örneğin;her parçaya ait emniyet stoğu bilindığinde bu seviyenin altına düştüğü anda kullanıcı uyarılmakta ve sipariş ihtiyacının doğduğu belirtilmektedir.<br />
 <br />
3.1.2. Çıktılar<br />
 <br />
Malzeme ihtiyaç planlama sisteminin ürüne ait envanter kalemlerin net ihtiyaçlarını belirlemek ve buna bağlı diğer bilgileri elde etmek amacıyla ana üretim planı, ürün ağacı ve malzeme listesinden yararlandığı anlatılmıştı. Çeşitli matemetiksel hesaplama projelerinin bu girdiler yardımıyla geçekleştirilmesi sonucu elde edilen bir takım raporlar sistemin çıktılarını oluşturmaktadır.<br />
 <br />
3.1.2.1. Satınalma Siparişleri<br />
 <br />
Satınalma siparişleri, işletmenin kendi bünysinde üretmediği ve dışarıdan satınalmayı planladığı malzemelere ait teknik detaylar, miktar ve teslim tarihi gibi sipariş bilgilerini içerir.<br />
 <br />
3.1.2.2. İmalat Siparişleri<br />
 <br />
İmalat siparişleri, işletmede üretilecek tüm parça ve alt montajlara aitteknik detay, miktar ve zaman bilgilerini kapsar.<br />
 <br />
3.1.2.3. Raporlar<br />
 <br />
Yukarıda belirtilen çıktılar malzeme ihtiyaçlarını belirlemek ve kapasite ihtiyaçlarını planlama amaçlarına hizmet eder. Bunlara ilaveten ikinci derecede çeşitli raporlar vardır.<br />
 <br />
3.1.2.3.1. Malzeme Raporları: Malzeme programı bir işletmenin dönemler itibari ile ihtiyaç duyacağı malzeme miktarını gösteren bir rapordur. Bu program işletmenin siparişlerini veya planladığı üretimi gerçekleştirmesi açısından çok önemlidir. Bu programın bir kopyasının yan sanayiye verilmesi sonucu onların kendi üretim programlarını yapmalarına yardımcı olunur.<br />
 <br />
3.1.2.3.2. İstisna Raporları: Özellikle siparişin gecikmesi, hurda ve hasar oranlarının artması gibi istisnai durumlarda geçerli olan bu raporlar malzeme ihtiyaç planlamasının en olumsuz koşullarda bile düzgün işlemesine yardımcı olur.<br />
 <br />
3.1.2.3.3. Performans Raporları: Değerlendirme kriteri olarak stok devir hızı, teslimatların gerçekleştirilmeleri oranları gibi değerleri alan bu raporlar sistemin işleyişi hakkında bilgi sunarlar.<br />
 <br />
3.1.2.3.4. Satınalma Planlama Raporları: Siparişi, belirlenen kriterlere uygun olarak karşılayabilmek için temin sürelerinin ve stoktaki malzemelerin durumlarını bildiren raporlardır. Envanter tahmin raporları, satıcı firmaların indirim, fiyat gibi özellikleri bu tip raporların kapsamına girmektedir.<br />
 <br />
 <br />
3.2. Hesaplamalarda Kullanılan Terimler<br />
 <br />
Malzeme ihtiyaç planlaması çalışmalarından elde edilen en somut sonuç ihtiyaçların takibi ve dönemler itibari ile belirlenmesidir. Kullanıcılara kolaylık olması ve hesaplamaların daha kolay yapılası nedeniyle genellikle bu işlemler esnasında tablolar kullanılır. Bu tabloda; az çok değişiklik gösterse de standart bazı satırlar vardır. Aşağıda bu değerlerin açıklaması sunulmuştur.<br />
 <br />
3.2.1. Brüt İhtiyaçlar<br />
 <br />
Ana üretim planında ürüne ait üretim miktarları esas alınarak oluşturulan brüt ihtiyaçlar, ürünün yapımında kullanılan tüm envanter kalemlerinin tüketim miktarlarını belirtir. Eğer emniyet stoğu tutulması söz konusuysa bu değer brüt ihtiyaç miktarına eklenmelidir.<br />
 <br />
3.2.2. Eldeki Stok<br />
 <br />
Bu miktar bir önceki planlama döneminde devreden fazla miktarı ifade eder.<br />
 <br />
3.2.3. Kesinleşen Siparişler<br />
 <br />
 Bu değer, daha önceden verilen siparişlerin teslimiyle gerçekleşmesi beklenen miktarı ifade eder ve bu miktarın her zaman diliminin başında (veya sonunda) elde olması beklenir.<br />
 <br />
       3.2.4. Toplam İmkan<br />
 <br />
Bu değer, o periyot için Eldeki Stok ve Kesinleşen Sipariş Miktarlarının toplamını ifade eder.<br />
 <br />
Toplam İmkan = Eldeki Stok + Kesinleşen Siparişler<br />
 <br />
3.2.5. Fazla Miktar<br />
 <br />
Fazla Miktar, Toplam İmkanın Brüt İhtiyaçlar karşılandıktan sonra kalan pozitif miktarını ifade eder.<br />
 <br />
Fazla Miktar = Toplam İmkan &#8211; Brüt İhtiyaçlar<br />
 <br />
2.4.6. Net İhtiyaç<br />
 <br />
Herhangi bir periyottaki Net İhtiyaç değeri Fazla Miktar (-) olduğunda söz konusudur. Yani<br />
 <br />
Net İhtiyaç = Brüt İhtiyaçlar &#8211; Toplam İmkan<br />
 <br />
3.2.7. Verilecek Sipariş<br />
 <br />
Net İhtiyaçların giderilmesine yönelik olan bu çalışmada temin sürelerinin ötelenmesi yardımıyla siparişler verilir. Bu sipariş miktarı 3. bölümde ayrıntılı olarak açıklanacak metodlar yardımıyla belirlenir.<br />
 <br />
3.2.8. Dönemden Döneme Devreden Stok<br />
 <br />
Dönemden Döneme Devreden Stok değeri; bir önceki dönemin tüm ihtiyaçları karşılandıktan sonra artan ve bir sonraki döneme devredecek stok miktarını ifade eder. Bu miktar Envanter Elde Bulundurma Maliyetini hesaplamada kullanılan bir değerdir.<br />
 <br />
Dönemden Döneme Devreden Stok miktarı bulunurken aşağıdaki adımlar izlenir:<br />
 <br />
1.Eğer o periyoda ait Net İhtiyaç miktarı sıfır ise bu taktirde Dönemden Döneme Devreden Stok miktarı yine aynı periyottaki Fazla miktara eşittir.<br />
 <br />
2.Eğer Net İhtiyaç değeri sıfırdan farklı ise hesaplamada kullanılan formül aşağıdaki gibidir:<br />
 <br />
D.D.D.S. = Dönemden Döneme Devreden Stok<br />
N.İ. = Net İhtiyaç<br />
F.M. = Fazla Miktar<br />
E.S. =Ele Geçecek Sipariş<br />
n = Periyot Değeri<br />
D.D.D.S. (n) = D.D.D.S. (n-1) + E.S. (n) &#8211; N.İ. (n) &#8211; F.M. (n-1)<br />
 <br />
3.3. Sipariş Miktarı Belirleme Teknikleri<br />
 <br />
Malzeme İhtiyaç Planlama sisteminin uygulama çalışmalarında ilk adım işletmenin ürettiği ürünlere olan müşteri taleplerinin gelecek dönemler bazında belirlenmesidir. Üretim ve satın alma çalışmalarından yararlanılarak bu tahmini talep sayesinde işletme stratejileri belirlenmekte ve olası dalgalanmalara karşı işletmenin uyanık ve hazırlıklı olması sağlanmaktadır.<br />
 <br />
Belirlenen bu tahmini talep değerleri, dolaylı olarak son üründe bulunan bağımlı talep yapısındaki envanter kalemlerine ait ihtiyaç değerlerinin de belirlenmesine yardımcı olmaktadır.Net ihtiyaçların hesaplanması aşamasına geçmeden önce aşağıda Sipariş Miktarı Belirleme teknikleri incelenecektir. Bu tekniklerin incelenmesinde Tablo 3.1’de yer alan ihtiyaç değerleri kullanılacaktır. Bu tablonun Dönemden Döneme Devreden Stok satırına ait “ Toplam ” değeri Envanter Elde Bulndurma Maliyetini hesaplamada kullanılacaktır. Bu miktar o periyot içinde kullanılmayıp bir sonraki periyoda devreden stok miktarının ne kadar olduğunu belirten bir değerdir.<br />
 <br />
X parçasına ait temin süresi bir haftadır. Ayrıca;<br />
 <br />
Hazırlık Maliyeti              = 1.000.000 Lira / sipariş<br />
Elde Bulundurma Maliyeti =       5.000 Lira / birim’dir<br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
Tablo 3.3. Mip hesaplarında Ele Alınan Brüt İhtiyaçlar<br />
* Her dönem için eldeki stok ve toplam imkan; dönem başında elde bulunması beklenen miktarı ifade eder.<br />
** Verilecek siparişin dönem başında verildiği kabul edilecektir ve temin süresi 1 haftadır.<br />
 <br />
3.3.1. Sabit Sipariş Miktarı<br />
 <br />
Sabit sipariş miktarı yönteminde dönemler itibari ile net ihtiyaç değerlerini karşılayacak şekilde sipariş miktarı sabittir. Genelde bu yöntem, mazeme ihtiyaç planlaması içindeki bazı özel envanter birimleri için kullanılır. Bu politikanın uygulanabilmesi için söz konusu birimlerin sipariş verme maliyetlerinin oldukça yüksek olması gerekir. Belirlenen sabit sipariş miktarları, net ihtiyaçları karşılaycak biçimde dönemlere dağıtılır. Eğer herhangi bir dönemde net ihtiyaç, sabit sipariş miktarından fazla olursa,sipariş miktarı bu değere yükseltilir.  Sipariş miktarının bu şekilde sabit olması nedeni ile değişken talep yapısındaki ürünler açısından oldukça yetersiz bir yöntemdir. Ayrıca envanter yatırımlarının yüksek olması, sadece geçmiş verileri dikkate alması, yüksek miktarda emniyet stoğuna ihtiyaç duyulması gibi birçok sakıncaları olan bir yöntemdir. Tablo 3.3.1.’ de bu yönteme ait hesaplamalar görülmektedir.<br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
Tablo 3.3.1. Sabit sipariş miktarına ait MİP hesaplamaları<br />
 <br />
Hazırlık Maliyeti              =   7*1.000.000 TL=7.000.000 TL<br />
Elde Bulundurma Maliyeti =468*      5.000 TL=2.340.000 TL<br />
Toplam Maliyet                =                           9.340.000 TL<br />
 <br />
3.3.2. Ekonomik Sipariş Miktarı<br />
 <br />
Ekonomik sipariş miktarı uygulaması, malzeme ihtiyaç planlamasında kullanılmak üzere geliştirilmemiştir. Ancak kolaylıkla bu yapıyada uygulanabilecek bir yapıya sahiptir. Malzeme İhtiyaç planlama sisteminde kullanılabilecek bir metod olan ekonomik sipariş miktarı metodu; yıllık toplam maliyeti en aza indirecek şekilde bir defada sipariş edilmesi gereken miktarı belirtir. Bu formüle göre stok maliyetlerini en düşük seviyede oluşturacak nokta, stok bulundurma giderleri toplamının en düşük düzeyde olduğu noktadır. Bu formül kullanılırken birim fiyatın ve siparişin bekleme süresinin sabit olduğu kullanım hızının değişmediği ve stokların bitmesine izin verilmediği kabulleri yapılmıştır.<br />
 <br />
                          2 DS<br />
E.S.M.=<br />
                            H<br />
 <br />
E.S.M.= Sipariş edilecek envanter kalemi miktarı<br />
             D.= Envanter kalemine ait yıllık talep<br />
              S.=  Her sipariş için Hazırlık  veya sipariş verme maliyeti<br />
             H.= Envanterde bulundurularak envanter kalemine ait yıllık elde bulundurma maliyeti<br />
Eğer bir periyottaki net ihtiyaçlar ESM’ den büyükse ya bu miktarın katları kadar ya da ihtiyaç miktarı kadar üretim yapılır. Bu karar üretimin boyutları, özellikleri, pazarın yapısı, ekonomik durum vb. birçok değişkene bağlıdır.<br />
Daha önce sözü edilen örnek ele alınırsa ve<br />
D=      5.500 Adet/yıl<br />
S=1.000.000 Tl/sipariş<br />
H=  275.000 TL/yıl</p>
<p>                 2*5.500.000 adet/yıl *1.000.000 TL/sipariş<br />
ESM=<br />
                                          275.000 TL/yıl<br />
 <br />
E.S.M. =200 adet / sipariş olarak ele alınır.Bu değer; gözönüne alınarak, bu metoda ait MİP hesaplamaları aşağıdaki tablodadır.<br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
Tablo 3.3.2. E.S.M. Parti büyüklüğü metoduna ait MİP hesaplamaları<br />
Hazırlık Maliyeti             =    3*1.000.000 TL= 3.000.000 TL<br />
       Elde bulundurma maliyeti = 860*      5.000 TL= 4.300.000 TL<br />
       Toplam Maliyet               =                              7.300.000 TL<br />
 <br />
3.2.3. Kesikli Sipariş Algoritması<br />
 <br />
Bu yaklaşım, daha çok satın alınan pahalı birimler için veya talebi sürekli olmayan birimler için kullanılır. Envanter taşıma maliyetlerini minimize eden bu yaklaşımda, net ihtiyaçların miktar ve zamanına eşit olan siparişler belirlenir. Kesikli sipariş algoritmasının en önemli özelliği hazırlık maliyetinin elde bulundurma maliyetine kıyasla çok küçük durumlarda uygulanmasıdır. Yani stok maliyeti en aza indirilmeye çalışılmaktadır. Taze sebze-meyve veya pazar koşularının sık sık değiştiği durmlara uygulanan bu yöntem JIT üretim felsefesinin temelini oluşturmaktadır.<br />
 <br />
 <br />
Tablo 3.3.3. Kesikli Sipariş Algoritması<br />
Hazırlık maliyeti            =    8*1.000.000=8.000.000 TL<br />
Elde bulundurma maliyeti=200*       5.000=1.000.000 TL<br />
Toplam Maliyet              =                        9.000.000 TL<br />
3.3.4. Sabit Dönem Algoritması<br />
 <br />
Bu yaklaşımda, siparişler X kadar dönemin ihtiyaçları toplanarak hesaplanır. Siparişlerin kaç dönemi içereceği kullanıcı tarafından belirlenir. Örneğin iki dönemlik sipariş verme aralığı tespit edildiğinde, siparişler Tablo 3.3.4.’de olduğu gibi olacaktır.<br />
 <br />
 <br />
 <br />
Tablo 3.3.4. Sabit Dönem Algoritması<br />
 <br />
Hazırlık maliyeti            =    4*1.000.000=4.000.000 TL<br />
Elde bulundurma maliyeti=370*      5.000=1.850.000 TL<br />
       Toplam Maliyet                                    = 5.850.000 TL<br />
 <br />
3.3.5. Dönem Sipariş Miktarı<br />
 <br />
Klasik ekonomik sipariş miktarı yaklaşımının, kesikli dönemsel talep ortamında kullanılmak üzere geliştirilmesiyle bu yöntem elde edilmiştir. Burada yıllık talep miktarı ekonomik sipariş miktarına bölünerek yıllık sipariş verme aralığı aralığı bulunur.<br />
 <br />
Yıllık sipariş sayısı=600/200=3 adet<br />
 <br />
 <br />
Tablo 3.3.6. Dönem sipariş Miktarı<br />
 <br />
Hazırlık maliyeti            =    3*1.000.000=3.000.000 TL<br />
Elde bulundurma maliyeti=580*      5.000=2.900.000 TL<br />
       Toplam Maliyet = 5.900.000 TL<br />
 <br />
3.3.6. En Düşük Birim Maliyet<br />
 <br />
En düşük birim maliyeti bir tür deneme-yanılma yöntemidir. Bu yöntemde sipariş miktarı tespit edilirken, bu miktarın sadece ilk dönem net ihtiyaçlarını bir sonraki dönem veya ondan sonraki dönemlerin de ihtiyaçlarını karşılayıp karşılayamacağı sınanır. Burada karar vermek için, birim maliyetler (birim başına hazırlık+envanter maliyeti ) incelenir. Bu maliyeti minimize eden miktar, sipariş miktarı olarak belirlenir.<br />
 <br />
1. Öncelikle ilk siparişin verileceği periyot ve bu periyotta verilmesi gereken sipariş miktarı belirlenir.<br />
 <br />
2. İkinci adımda önce ilk siparişin sadece bu belirlenen periyodun ihtiyaçlarını karşılayacak miktarı kapsadığı varsayılır. Böylece bu sipariş envanterde beklemeden hemen tüketileceği için elde bulundurma maliyeti=0 ve toplam maliyet sadece hazırlık maliyetine eşit olur. Bu toplam maliyet değeri sipariş miktarına bölünerek birim envanter maliyeti bulunur. Bir sonraki adımda ise verilecek siparişin iki periyoda ait ihtiyaçları kapsadığı varsayılır. Burada ilk periyodun envanter elde bulundurma maliyeti sıfır iken ikinci periyoda ait siparişler bir periyot elde bulundurulur. Bu verilere göre envanter elde bulunma maliyeti hesaplanarak toplam maliyet bulunur. Toplam maliyet sipariş edilecek miktara bölünerek birim envanter maliyeti hesaplanır.Eğer birim envanter maliyeti sürekli azalıyorsa işleme devam edilir. Birim makiyetin arttığı noktada işlem kesilir. Birinci sipariş bu periyodlara ait ihtiyaç toplamı kadar olacaktır.<br />
 <br />
3. İkinci siparişin verileceği periyoddan itibaren işlemler tekrarlanır.<br />
 <br />
Daha önce verilen örneğimizdeki siparişleri bulursak;<br />
 <br />
Periyot Kümülatif Miktar  Elde Bul.Maliyeti  Toplam.mal. Birim.mal.<br />
    3                50                       0                1.000.000     20.000<br />
    4                70                  350.000            1.350.000     11.250<br />
    5  *           110                 450.000            2.450.000      10.652<br />
    6                80               2.650.000            3.650.000      11.774<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-<br />
    6                80                        0                1.000.000      12.500<br />
    7*              90                  450.000             1.450.000        8.529<br />
    8                80                1.250.000            2.250.000         9.000<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
    8                80                        0                 1.000.000       12.500<br />
    9                70                  350.000              1.350.000         9.000<br />
   10               50                  850.000               1.850.000         9.250<br />
 <br />
Bu hesaplamalarla en düşük birim maliyetteki dönemlerde sipariş verilir.<br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
Tablo 3.3.6. En Düşük Birim Maliyet<br />
 <br />
Hazırlık maliyeti            =    3*1.000.000=3.000.000 TL<br />
Elde bulundurma maliyeti=750*      5.000=3.750.000 TL<br />
       Toplam Maliyet                                    = 6.750.000 TL<br />
 <br />
 <br />
3.3.7. En Düşük Toplam Maliyet<br />
 <br />
Bu yaklaşımdaki ana varsayıma göre planlama dönemindeki tüm partiler için hazırlık artı envanter taşıma maliyetleri toplamının minimize edilebilmesi için, partilerin toplam maliyetlerinin birbirine eşit olması gerekir. En düşük toplam maliyet yaklaşımı bu amaca ulaşmak için , birim başına hazırlık maliyeti ile envanter taşıma maliyetlerinin birbirine eşit olduğu miktarlarda sipariş verir. Bu yaklaşım, maliyetlerin eşitliğini sağlamak için ekonomik parça-dönem faktörü olarak tanımlanan bir araçtan yararlanılır. Ekonomik parça-dönem faktörü envanterde bir dönem taşındığı zaman, hazırlık maliyetine eşit taşıma maliyeti verecek olan birim miktarı olarak tanımlanır. Bunun algoritması şu şekilde olur.<br />
 <br />
1. Öncelikle ilk siparişin verileceği periyot ve bu periyotta verilmesi gereken sipariş miktarı belirlenir.<br />
 <br />
2. İlk siparişin yalnızca yukarıda belirlenen bu periyotun ihtiyaçlarını karşılayacak miktarı kapsadığı varsayılır. Bu sipariş ele geçtiğinde işletmede tüketileceğinden dolayı elde bulundurma maliyeti ve kümülatif elde bulundurma amliyeti sıfır olur.  İkinci adımda ise verilecek siparişin iki periyoda ait ihtiyaçları kapsadığı varsayılır. Bu noktada ilk periyoda ait envanter elde bulundurma maliyeti sıfır iken bir sonraki periyoda ait siparişler bir periyot bekletilir. Bu veriler dikkate alınarak envanter elde bulundurma maliyeti ve kümülatif elde bulundurma maliyeti belirlenir. Bu metodda amaç, kümülatif elde bulundurma maliyetinin mümkün olduğu kadar hazırlık maliyetine yaklaştırılmasıdır. Bu şekilde devam eden adımlar boyunca kümülatif elde bulundurma maliyetinin hazırlık maliyetine en çok yaklaştığı noktada işlem kesilir. Birinci sipariş, bu periyoda kadar olan ihtiyaçların toplamına eşit olacaktır.<br />
 <br />
3. Birinci siparişin kapsadiği periyot sayısı bu şekilde belirlendikten sonra, bir sonraki periyottan başlayarak daha sonraki siparişlerin kapsamı belirlenir.</p>
<p>Bunlara ait hesaplamalar şu şekilde yapılır.<br />
 <br />
Periyot     Miktar   Taşınacak periyot   Elde Bul. Mal.  Küm.Elde.Bul.Mal.<br />
     3           50                 0                           0                            0<br />
     4           70                 1                  350.000                   350.000<br />
     5         110                 2                1.100.000                1.450.000<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
     6           80                 0                             0                            0<br />
     7           90                 1                    450.000                  450.000<br />
     8           80                 2                    800.000                1.250.000<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
     9           70                  0                             0                             0<br />
   10           50                  1                    250.000                    250.000<br />
 <br />
 <br />
Hesaplamalardan görüleceği üzere kümülatif elde bulundurma maliyetinin hazırlık maliyetine yaklaştığı 5. ve 8. dönemlerde siparişler verilir. Buna göre tablo şu hali alır.<br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
Tablo 3.4.7. En düşük Toplam Maliyet<br />
 <br />
Hazırlık maliyeti            =    3*1.000.000=3.000.000 TL<br />
Elde bulundurma maliyeti=790*      5.000=3.800.000 TL<br />
       Toplam Maliyet                                    =6.800.000 TL<br />
 <br />
3.4.8. Parça-Dönem Algoritması<br />
 <br />
Parça-periyod metodu dönemler itibari ile düzgün dağılım göstermeyen ihtiyaçlara ait siparişlerin verilmesinde kullanılan bir metoddur. En düşük toplam maliyeti metodune ait hesaplamaları içerir. Bu algoritmada kullanılan parça periyot terimi bir parçaya ait ihtiyaç miktarının, bu parçanın elde bulundurulacağı periyot sayısı ile çarpılması bulunur. Bu metotta da en düşük toplam maliyetinde olduğu gibi elde bulundurma maliyeti mümkün olduğu kadar sipariş verme maliyetine yaklaştırılmaya çalışılır. Algoritma aşağıdaki gibidir:<br />
 <br />
1. Ekonomik Parça &#8211; Periyot miktarı; Sipariş Verme Maliyetinin, bir parçayı bir periyot Elde Bulundurma Maliyetine bölünmesiyle bulunur.<br />
          SM<br />
EPP=&#8212;&#8212;&#8212;<br />
                 EM<br />
 <br />
EPP=Ekonomik Parça &#8211; Periyot miktarı<br />
 SM=Sipariş verme (Hazırlık) maliyeti<br />
        EM=Bir birim malzemeyi (parçayı) bir periyot Elde Bulundurma Maliyeti<br />
 <br />
2. Bu miktar bulunduktan sonra ihtiyaç miktarlarının elde tutulacakları periyot sayısı ile çarpılması ve bu miktarların dönemler itibarıyla toplanması sonucu bulunan değerin EPP miktarına mümkün olduğunca yaklaştırılmasına çalışılır. Başka bir ifade ile EPP değerine en yakın noktaya ulaşana dek devam eder.<br />
 <br />
Daha önce ele alınan bu metodun uygulanması aşağıdaki gibidir:</p>
<p>       EPP=1.000.000/5.000=200 Parça-periyot</p>
<p>       Parça-periyot metodu hesaplamaları şu şekilde yapılır.<br />
 <br />
Periyot  İhtiyaçlar Elde bulundurulacak per. Parça-Periyot Küm.P.P.<br />
    3            50                      0                                  0            0<br />
    4            70                      1                                 70          70<br />
    5          110                      2                                220        290<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-<br />
    6            80                       0                                  0            0<br />
    7            90                       1                                 90          90<br />
    8            80                       2                               160        250<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
    9            70                       0                                  0            0<br />
  10            50                       1                                 50           50<br />
 <br />
Bu hesaplamalardan EPP miktarına en yakın olan kümülatif P.P.’larda 5. ve 8. periyotlarda sipariş verilir.<br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
Tablo 3.4.8. Parça-Dönem Algoritması<br />
 <br />
Hazırlık maliyeti            =    3*1.000.000=3.000.000 TL<br />
Elde bulundurma maliyeti=790*      5.000=3.800.000 TL<br />
       Toplam Maliyet                                    =6.800.000 TL<br />
 <br />
3.3.9. Wagner-Whitin Algoritması<br />
 <br />
Bu yaklaşımda, dinamik programlama kökenli bir optimizasyon yöntemi kullanılır. Bu yöntem, her dönemdeki net ihtiyaçları karşılayacak şekilde sipariş verme alternatiflerinin hepsini dener.  Ve verilen net ihtiyaç çizelgesi için optimum sipariş verme politikasını belirler.<br />
 <br />
3.4. Çıktıların Kullanılması<br />
 <br />
Malzeme ihtiyaç planlaması çıktıları; Envanter sipariş faaliyeti için, sipariş önceliklerinin yeniden planlaması, öncelik bütünlüğünün korunması için gerekli çıktılar, Kapasite ihtiyaç planlaması için gerekli çıktılar, Performans kontroloüne gerekli çıktılar, Sistem içindeki hataları, tutarsızlıkları, düzensizlikleri vb. rapor eden çıktılarıdır.<br />
 <br />
Envanter sipariş faaliyeti için çıktılar; genelde planlanan sipariş verilerine dayanır. MİP zaman boyutndaki envanter kayıtlarını tarayarak verilmesi gereken siparişleri belirler. Bunun yanı sıra malzeme ihtiyaç planlamasındaki diğer envanter kontrol faaliyetleri, sipariş miktarlarının artırılması,azaltılması ve iptal edilmesi şeklindedir.<br />
 <br />
 Sipariş önceliklerinin yeniden planlaması için gerekli çıktılar; MİP, net ihtiyaçların zamanları tarafından belirlenen gerçek ihtiyaç zamanları ile açılan siparişlerin teslim tarihlerini karşılaştırarak, olabilecek sapma ve gecikmeleri önceden haber verir. Bu çıktıların planlamasında MİP, etkilenen birimlerin hangi doğrultuda ve ne kadar bir süre için yeniden çizelgeleneceği kesin olarak belirlenir. Standart uygulamada, sipariş teslim tarihlerini sistem kendisi değiştirmez, sadece planlamacıya yeniden çizelgeleme için gerekli uyarıyı verir.<br />
 <br />
Öncelik bütünlüğünün korunması için gerekli çıktılar; MİP sistemi sipariş önceliklerini gerçekçi bir şekilde korumak ve birimlerin envanter durumları ile ilgili sorunları, envanter durumu ile ilgili sorunları ana üretim planı ile ilişkilendirmek zorundadır. Önceliklerin gerçekçi olması için ana üretim planının gerçekleri yansıtması gerekir. Başka bir deyişle, ana üretim planı, kapasite, malzeme ve temin süresi açısından karşılanması imkansız olan son ürün ihtiyaçlarını içermemelidir.<br />
 <br />
Bazı firmalar sadece zamanınıda teslimi garanti olan müşteri siparişlerinin kabulü eeilmesini sağlayacak rapor sistemi kullanırlar. Bu tip raporlar parça-malzeme yeterliliği ve temin süresi uygunluluğunun malzeme ihtiyaç planlaması sistemi tarafından tespiti ile üretilir.<br />
 <br />
Kapasite ihtiyaç planlaması için gerekli çıktılar; Bu tip çıktılar, açılmış ve planlanan atölye siparişlerinin teslim tarihlerini ve miktarını esas olarak  alırlar. Bu veriler, kapasite ihtiyaç planlaması, yük durumu raporunun tam, geçerli ve zamanında önlem alacak kadar geleceğe yönelik bir şekilde hazırlanması gerekir.<br />
 <br />
Performans kontrolüne yardımcı olan çıktılar; Bu tip raporlar malzeme ihtiyaç planlamsının yan çıktıları olup, yönetimin, envanter planlayıcıları, alıcılar ve satıcıların performansının denetlenmesini sağlar.<br />
 <br />
Sistem içindeki hataları, tutarsızlıkları vb. düzensizlikleri rapor eden çıktılar; Bu raporlar, aynı zamanda exception raporları olarak ta bilinir. Aşağıdaki durmda belirtilen durumlarda üretilir.<br />
-Brüt ihtiyaç tarihinin planlama döneminin dışına çıkması.<br />
-Açılan sipariş teslim tarihinin planlama dömemi dışına çıkması.<br />
-Brüt ihtiyaç miktarının (basamak sayısı açısından ) bu girdi için ayrılan bilgisayar alanını geçmesi.<br />
-Net ihtiyaç miktarının(basamak sayısı açısından) bu girdi için ayrılan bilgisayar alanını geçmesi.<br />
-Planlanan sipariş miktarının basamak sayısı açısından ) bu girdi için ayrılan bilgisayar alanını geçmesi<br />
-Geçmiş döneme ait brüt ihtiyaçların şimdiki dönem ihtiyaçlarına dahil edilmesi<br />
 <br />
 <br />
3.5. Uygulama<br />
 <br />
Sarmak makina sanayi, Uzel A.Ş.’nin yan sanayisi olarak bazı parçalarını üretmektedir. Uzel A.Ş. tarafından, A parçası için Temmuz 96’ dan Aralık 96’ ya kadar olan dönemde istenen ürün miktarları gönderilmiştir. Bu miktarlar ana üretim planı olarak ele alınacak, derlenen verilerle malzeme listesi çıkarılacaktır. MİP hesaplamaları esnasında sipariş miktarı belirlemede, En Düşük Birim Maliyet Sipariş Belirleme Tekniği kullanılmıştır.<br />
 <br />
 <br />
 </p>
<p>ÜRÜN	TEMMUZ	AĞUSTOS	EYLÜL	EKİM	KASIM	ARALIK<br />
A	2500	3200	2800	2600	3000	3500<br />
 <br />
Şekil 3.5.1. Uzel tarafından gönderilen Ana Üretim Planı<br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
Şekil 3.5.2. Sarmak Makina Sanayinin ürettiği Aürününe ait Ürün Ağacı </p>
<p>PARÇA	                                                               KADEME                                         	ÜRETİM	HAZIRLIK	ELDE BUL	DÖNEM	ÜRETİM<br />
TÜRÜ	0	1	2	3	MİKTARI	MALİYETİ	MALİYETİ	BAŞI STOK	SÜRESİ<br />
A	100	 	 	 	1	50.000.000	100.000	150	1<br />
B	 	101	 	 	2	500.000.000	50.000	200	1<br />
C	 	102	 	 	2	100.000.000	10.000	250	2<br />
D	 	103	 	 	1	500.000.000	50.000	100	1<br />
E	 	 	104	 	5	20.000.000	15.000	500	2<br />
F	 	 	105	 	3	200.000.000	10.000	150	1<br />
G	 	 	106	 	2	20.000.000	15.000	200	1<br />
H	 	 	 	107	2	15.000.000	10.000	300	1<br />
 <br />
 <br />
Şekil 3.5.3. A Ürününe ait Malzeme Listesi<br />
 <br />
 </p>
<p>                   A	4	5	6	7	8	9	10	11	12	Toplam<br />
Brüt İhtiyaçlar	 	 	 	2500	3200	2800	2600	3000	3500	17600<br />
Eldeki Stok 	 	 	 	150	 	 	 	 	 	150<br />
Kesinleşen Sipariş	 	 	 	 	 	 	 	 	0<br />
Toplam imkan	 	0	0	150	0	0	0	0	0	150<br />
Fazla Miktar	 	 	100	 	 	 	 	 	 	100<br />
Net İhtiyaç	 	 	 	2350	3200	2800	2600	3000	3500	17450<br />
Verilecek Sipariş 	 	2350	3200	2800	2600	3000	3500	 	17450<br />
Dönemden Döneme Devreden Stok 	150	 	 	 	 	 	 	150<br />
 <br />
Şekil 3.5.4. A Ürününe ait MİP Tablosu<br />
 </p>
<p>DÖNEM      (B)	4	5	6	7	8	9	10	11	12	Toplam<br />
Brüt İhtiyaçlar	 	 	4700	6400	5600	5200	6000	7000	 	34900<br />
Eldeki Stok 	 	 	 	 	 	 	 	 	 	0<br />
Kesinleşen Sipariş	 	 	 	 	 	 	 	 	0<br />
Toplam imkan	 	 	200	 	 	 	 	 	 	200<br />
Fazla Miktar	 	 	200	 	 	 	 	 	 	200<br />
Net İhtiyaç	 	 	4500	6400	5600	5200	6000	7000	0	34700<br />
Verilecek Sipariş 	10900	 	10800	 	13000	 	 	 	34700<br />
Dönemden Döneme Devreden Stok 	6200	 	5200	 	7000	 	 	18400<br />
 <br />
 Şekil 3.5.5. B Ürününe ait MİP Tablosu<br />
 </p>
<p>PERİYOT 	MİKTAR	KÜM. MİK.	ELDE PER.	ELDE BUL. MALİYETİ	KÜM.ELDE BUL.MALİ.	TOP.MALİ.	BİRİM MALİ.<br />
6	4500	4500	0	0	0	500000000	111111<br />
7	6400	10900	1	6400	6400	345000000	31651<br />
8	5600	16500	2	11200	17600	905000000	54848<br />
9	5200	21700	3	15600	33200	1685000000	77650<br />
10	6000	27700	4	24000	57200	2885000000	104152<br />
11	7000	34700	5	35000	92200	4635000000	133573<br />
 </p>
<p>PERİYOT 	MİKTAR	KÜM. MİK.	ELDE PER.	ELDE BUL. MALİYETİ	KÜM.ELDE BUL.MALİ.	TOP.MALİ.	BİRİM MALİ.<br />
8	5600	5600	0	0	0	500000000	89286<br />
9	5200	10800	1	5200	5200	760000000	70370<br />
10	6000	16800	2	12000	17200	1360000000	80952<br />
11	7000	23800	3	21000	38200	2410000000	101261<br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 </p>
<p>PERİYOT 	MİKTAR	KÜM. MİK.	ELDE PER.	ELDE BUL. MALİYETİ	KÜM.ELDE BUL.MALİ.	TOP.MALİ.	BİRİM MALİ.<br />
10	6000	6000	0	0	0	500000000	83333<br />
11	7000	13000	1	7000	7000	850000000	65385<br />
 <br />
 <br />
 Şekil 3.5.6. B ürünü için sipariş miktarı hesabı<br />
 </p>
<p>DÖNEM  (C)	4	5	6	7	8	9	10	11	12	Toplam<br />
Brüt İhtiyaçlar	 	 	4700	6400	5600	5200	6000	7000	 	34900<br />
Eldeki Stok 	 	 	250	 	 	 	 	 	 	250<br />
Kesinleşen Sipariş	 	 	 	 	 	 	 	 	0<br />
Toplam imkan	 	 	250	 	 	 	 	 	 	250<br />
Fazla Miktar	 	 	 	 	 	 	 	 	 	0<br />
Net İhtiyaç	 	 	4450	6400	5600	5200	6000	7000	 	34650<br />
Verilecek Sipariş 	10850	 	10800	 	13000	 	 	 	 	23800<br />
Dönemden Döneme Devreden Stok 	6400	 	5200	 	7000	 	 	18600<br />
 <br />
                           Şekil 3.5.7. C Ürünü MİP Tablosu<br />
 </p>
<p>PERİYOT 	MİKTAR	KÜM. MİK.	ELDE PER.	ELDE BUL. MALİYETİ	KÜM.ELDE BUL.MALİ.	TOP.MALİ.	BİRİM MALİ.<br />
5	4450	4450	0	0	0	100000000	22472<br />
6	6400	10850	1	6400	6400	164000000	15115<br />
7	5600	16450	2	11200	17600	276000000	16778<br />
8	5200	21650	3	15600	33200	432000000	19954<br />
9	6000	27650	4	24000	57200	672000000	24304<br />
10	7000	34650	5	35000	92200	1022000000	29495<br />
 </p>
<p>PERİYOT 	MİKTAR	KÜM. MİK.	ELDE PER.	ELDE BUL. MALİYETİ	KÜM.ELDE BUL.MALİ.	TOP.MALİ.	BİRİM MALİ.<br />
7	5600	5600	0	0	0	100000000	17857<br />
8	5200	10800	1	5200	5200	152000000	14074<br />
9	6000	16800	2	12000	17200	272000000	16190<br />
10	7000	23800	3	21000	38200	482000000	20252<br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 </p>
<p>PERİYOT 	MİKTAR	KÜM. MİK.	ELDE PER.	ELDE BUL. MALİYETİ	KÜM.ELDE BUL.MALİ.	TOP.MALİ.	BİRİM MALİ.<br />
9	6000	6000	0	0	0	100000000	16667<br />
10	7000	13000	1	7000	7000	170000000	13077<br />
 <br />
     Şekil 3.5.8. C ürünü için sipariş miktarı hesabı<br />
 <br />
 <br />
 <br />
 </p>
<p>DÖNEM  (D)	4	5	6	7	8	9	10	11	12	Toplam<br />
Brüt İhtiyaçlar	 	 	2350	3200	2800	2600	3000	3500	 	17450<br />
Eldeki Stok 	 	 	100	 	 	 	 	 	 	100<br />
Kesinleşen Sipariş	 	 	 	 	 	 	 	 	0<br />
Toplam imkan	 	 	100	 	 	 	 	 	 	100<br />
Fazla Miktar	 	 	 	 	 	 	 	 	 	0<br />
Net İhtiyaç	 	 	2250	3200	2800	2600	3000	3500	 	17350<br />
Verilecek Sipariş 	8250	 	 	9100	 	 	 	 	17350<br />
Dönemden Döneme Devreden Stok 	6000	2800	 	6500	3500	 	 	18800<br />
 <br />
Şekil 3.5.9. D ürününe ait MİP Tablosu<br />
 </p>
<p>PERİYOT 	MİKTAR	KÜM. MİK.	ELDE PER.	ELDE BUL. MALİYETİ	KÜM.ELDE BUL.MALİ.	TOP.MALİ.	BİRİM MALİ.<br />
6	2250	2250	0	0	0	500000000	222222<br />
7	3200	5450	1	3200	3200	660000000	121101<br />
8	2800	8250	2	5600	8800	940000000	113939<br />
9	2600	10850	3	7800	16600	1330000000	122581<br />
10	3000	13850	4	12000	28600	1930000000	139350<br />
11	3500	17350	5	17500	46100	2805000000	161671<br />
 <br />
 </p>
<p>PERİYOT 	MİKTAR	KÜM. MİK.	ELDE PER.	ELDE BUL. MALİYETİ	KÜM.ELDE BUL.MALİ.	TOP.MALİ.	BİRİM MALİ.<br />
9	2600	2600	0	0	0	500000000	192308<br />
10	3000	5600	1	3000	3000	650000000	116071<br />
11	3500	9100	2	7000	10000	1000000000	109890<br />
 <br />
 <br />
Şekil 3.5.10. D ürünü için sipariş miktarı belirleme hesapları<br />
 <br />
 </p>
<p>DÖNEM (F)	4	5	6	7	8	9	10	11	12	Toplam<br />
Brüt İhtiyaçlar	 	 	13500	19200	16800	15600	18000	21000	 	104100<br />
Eldeki Stok 	 	 	150	 	 	 	 	 	 	150<br />
Kesinleşen Sipariş	 	 	 	 	 	 	 	0<br />
Toplam imkan	 	 	150	 	 	 	 	 	 	150<br />
Fazla Miktar	 	 	 	 	 	 	 	 	 	0<br />
Net İhtiyaç	 	 	13350	19200	16800	15600	18000	21000	 	103950<br />
Verilecek Sipariş 	32550	 	32400	 	39000	 	 	 	103950<br />
Dönemden Döneme Devreden Stok 	19200	 	15600	 	21000	 	 	55800<br />
 <br />
Şekil 3.5.11. F ürünü için MİP Tablosu<br />
 <br />
 <br />
 </p>
<p>PERİYOT 	MİKTAR	KÜM. MİK.	ELDE PER.	ELDE BUL. MALİYETİ	KÜM.ELDE BUL.MALİ.	TOP.MALİ.	BİRİM MALİ.<br />
6	13350	13350	0	0	0	200000000	14981<br />
7	19200	32550	1	19200	19200	392000000	12043<br />
8	16800	49350	2	33600	52800	728000000	14752<br />
9	15600	64950	3	46800	99600	1196000000	18414<br />
10	18000	82950	4	72000	171600	1916000000	23098<br />
11	21000	103950	5	105000	276600	2966000000	28533<br />
 </p>
<p>PERİYOT 	MİKTAR	KÜM. MİK.	ELDE PER.	ELDE BUL. MALİYETİ	KÜM.ELDE BUL.MALİ.	TOP.MALİ.	BİRİM MALİ.<br />
8	16800	16800	0	0	0	200000000	11905<br />
9	15600	32400	1	15600	15600	356000000	10988<br />
10	18000	50400	2	36000	51600	716000000	14206<br />
11	21000	71400	3	63000	114600	1346000000	18852<br />
 </p>
<p>PERİYOT 	MİKTAR	KÜM. MİK.	ELDE PER.	ELDE BUL. MALİYETİ	KÜM.ELDE BUL.MALİ.	TOP.MALİ.	BİRİM MALİ.<br />
10	18000	18000	0	0	0	200000000	11111<br />
11	21000	39000	1	21000	21000	410000000	10513<br />
 <br />
Şekil 3.5.11. F ürünü için sipariş miktarı hesabı<br />
 </p>
<p>DÖNEM (G)	4	5	6	7	8	9	10	11	12	Toplam<br />
Brüt İhtiyaçlar	 	16500	 	 	19600	 	 	 	 	36100<br />
Eldeki Stok 	 	200	 	 	 	 	 	 	 	200<br />
Kesinleşen Sipariş	 	 	 	 	 	 	 	 	0<br />
Toplam imkan	 	200	 	 	 	 	 	 	 	200<br />
Fazla Miktar	 	 	 	 	 	 	 	 	 	0<br />
Net İhtiyaç	 	16300	 	 	19600	 	 	 	 	35900<br />
Verilecek Sipariş 	16300	 	 	19600	 	 	 	 	 	35900<br />
Dönemden Döneme Devreden Stok 	 	 	 	 	0	   </p>
<p> <br />
Şekil 3.5.12. G ürünü için MİP tablosu<br />
 </p>
<p>PERİYOT 	MİKTAR	KÜM. MİK.	ELDE PER.	ELDE BUL. MALİYETİ	KÜM.ELDE BUL.MALİ.	TOP.MALİ.	BİRİM MALİ.<br />
5	16300	16300	0	0	0	20000000	1227<br />
8	19600	35900	3	58800	58800	902000000	25125<br />
 <br />
Şekil 3.5.13. G ürünü için sipariş miktarı hesabı<br />
 </p>
<p>DÖNEM (H)	4	5	6	7	8	9	10	11	12	Toplam<br />
Brüt İhtiyaçlar	 	65100	 	64800	 	78000	 	 	 	207900<br />
Eldeki Stok 	 	300	 	 	 	 	 	 	 	300<br />
Kesinleşen Sipariş	 	 	 	 	 	 	 	 	0<br />
Toplam imkan	 	300	 	 	 	 	 	 	 	300<br />
Fazla Miktar	 	 	 	 	 	 	 	 	 	0<br />
Net İhtiyaç	 	64800	 	64800	 	78000	 	 	 	207600<br />
Verilecek Sipariş 	64800	 	64800	 	78000	 	 	 	 	207600<br />
Dönemden Döneme Devreden Stok 	 	 	 	 	0<br />
 <br />
Şekil 3.5.14. H ürünü için MİP Tablosu<br />
 </p>
<p>PERİYOT 	MİKTAR	KÜM MİK	ELDE BUL PER	ELDE BUL. MALİ	KÜM ELDE BUL	TOP MALİ	BİRİM MALİ<br />
5	64800	64800	0	0	0	15000000	231,48<br />
7	64800	129600	2	129600	129600	1311000000	10116<br />
9	78000	207600	4	312000	441600	4431000000	21344<br />
 	 	 	 	 	 	 	 <br />
PERİYOT 	MİKTAR	KÜM MİK	ELDE BUL PER	ELDE BUL. MALİ	KÜM ELDE BUL	TOP MALİ	BİRİM MALİ<br />
7	64800	64800	0	0	0	15000000	231,48<br />
9	78000	142800	2	156000	156000	1575000000	11029<br />
 <br />
Şekil 3.5.15. H ürünü için sipariş miktarı hesabı<br />
 </p>
<p>DÖNEM (E)	4	5	6	7	8	9	10	11	12	Toplam<br />
Brüt İhtiyaçlar	 	92500	 	75600	18200	91000	 	 	 	277300<br />
Eldeki Stok 	 	500	 	 	 	 	 	 	 	500<br />
Kesinleşen Sipariş	 	 	 	 	 	 	 	 	0<br />
Toplam imkan	 	500	 	 	 	 	 	 	 	500<br />
Fazla Miktar	 	 	 	 	 	 	 	 	 	0<br />
Net İhtiyaç	 	92000	 	75600	18200	91000	 	 	 	276800<br />
Verilecek Sipariş 	92000	 	75600	18200	91000	 	 	 	 	184800<br />
Dönemden Döneme Devreden Stok 	 	 	 	 	0<br />
 <br />
3.5.16. E ürünü için MİP Tablosu<br />
 </p>
<p>PERİYOT 	MİKTAR	KÜM MİK	ELDE BUL PER	ELDE BUL. MALİ	KÜM ELDE BUL	TOP MALİ	BİRİM MALİ<br />
5	92500	92500	0	0	0	20000000	216,22<br />
7	75600	168100	2	151200	151200	2288000000	13611<br />
8	18200	186300	3	54600	205800	3107000000	16677<br />
9	91000	277300	4	364000	569800	8567000000	30894<br />
 	 	 	 	 	 	 	 <br />
PERİYOT 	MİKTAR	KÜM MİK	ELDE BUL PER	ELDE BUL. MALİ	KÜM ELDE BUL	TOP MALİ	BİRİM MALİ<br />
7	75600	75600	0	0	0	20000000	264,55<br />
8	18200	93800	1	18200	18200	293000000	3123,7<br />
9	91000	184800	2	182000	200200	3023000000	16358<br />
 	 	 	 	 	 	 	 <br />
PERİYOT 	MİKTAR	KÜM MİK	ELDE BUL PER	ELDE BUL. MALİ	KÜM ELDE BUL	TOP MALİ	BİRİM MALİ<br />
8	18200	18200	0	0	0	20000000	1098,9<br />
9	91000	109200	1	91000	91000	1385000000	12683<br />
 <br />
Şekil 3.5.17. E ürünü için ihtiyaç planlaması hesaplamaları</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/envanter-kontrol-sistemleri.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir İşletmenin Muhasebe Ve Personel İşlemleri</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/bir-isletmenin-muhasebe-ve-personel-islemleri.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/bir-isletmenin-muhasebe-ve-personel-islemleri.html/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2009 13:18:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/genelbil/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Muhasebe]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=749</guid>
		<description><![CDATA[A ) ŞİRKETİN KURULUŞU İLE İLGİLİ BİLGİLER ŞİRKETİN KURULUŞU A. ŞİRKETİN ÜNVANI B. ŞİRKETİN MAKSAT VE MEVZUU C. ŞİRKETİN MERKEZ VE ŞUBELERİ D. ŞİRKETİN SÜRESİ SERMAYE DAĞILIMI İLAN ŞİRKETİN İDARESİ A. TEMSİL HESAP DÖNEMİ E. KÂRIN DAĞITIMI F. İHTİYAT AKÇESİ KANUN HÜKÜMLERİ DAMGA VERGİSİ İŞYERİ BELGESİ ŞİRKETİN KURULUŞU İLE İLGİLİ DİLEKÇELER ŞİRKETİN KURULUŞU İLE İLGİLİ [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>A )  ŞİRKETİN  KURULUŞU  İLE  İLGİLİ  BİLGİLER<br />
ŞİRKETİN  KURULUŞU<br />
A.	ŞİRKETİN ÜNVANI<br />
B.	ŞİRKETİN MAKSAT VE MEVZUU<br />
C.	ŞİRKETİN MERKEZ VE ŞUBELERİ<br />
D.	ŞİRKETİN SÜRESİ<br />
SERMAYE DAĞILIMI<br />
İLAN<br />
ŞİRKETİN İDARESİ<br />
A. TEMSİL<br />
HESAP DÖNEMİ<br />
E.	KÂRIN DAĞITIMI<br />
F.	İHTİYAT AKÇESİ<br />
KANUN HÜKÜMLERİ<br />
DAMGA VERGİSİ<br />
İŞYERİ BELGESİ<br />
ŞİRKETİN KURULUŞU İLE İLGİLİ DİLEKÇELER<span id="more-749"></span><br />
ŞİRKETİN KURULUŞU İLE İLGİLİ BELGELER<br />
B ) MUHASEBE  KAYITLARI<br />
YEVMİYE MADDELERİ<br />
BİLANÇO<br />
MİZAN<br />
GELİR TABLOSU<br />
C ) PERSONEL<br />
PERSONEL SİGORTALI İŞE GİRİŞ BİLDİRGESİ<br />
S.S.K. AYLIK SİGORTA PRİMLERİ BİLDİRGESİ<br />
İŞÇİ BİLDİRİM LİSTESİ<br />
PERSONEL ÜCRET BORDROSU</p>
<p>EK – 1<br />
LİMİTED ŞİRKET ANA SÖZLEŞMESİ<br />
ÇEKAN Peterol Ürünleri Sanayi Tic. Ltd. Ştd.’nin Ana Sözleşmesi :<br />
Kurucuları		:	Sultan KANDEMİR, Seval ÇELİK<br />
Ünvanı		:	Çekan Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Ltd. Ştd.<br />
Amacı		:	Akaryakıt  alım-satımı.<br />
Sermaye		:	5.000.000.000 TL.dır. 200 hisseye bölünmüştür.<br />
Şirketin Merkezi	:	Keçiborlu<br />
Kârın Dağıtımı	:	Kârın %50’si Seval ÇELİK’e, %50’si de Sultan<br />
                                         KANDEMİR’e aittir.<br />
EK &#8211; 2<br />
VERGİ LEVHASI<br />
İşletmenin vergi verdiği, vergiye kayıtlı olduğunu gösteren Maliyeden alınan belgedir. İşletmenin görünür bir yerinde asılı olmalıdır.<br />
EK &#8211; 3<br />
İMZA SİRKÜLERİ<br />
ÇEKAN Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Limited şirketi imza sirküleri şirketin sahibinin kullandığı noter tasdikli imzadır.<br />
EK &#8211; 4<br />
KURULUŞ İZİN DİLEKÇESİ<br />
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’na şirketin kuruluşu için verilen dilekçedir.<br />
EK &#8211; 5<br />
BELEDİYE BAŞKANLIĞINA VERİLEN DİLEKÇE<br />
Belediye Başkanlığına ticari durum belgesi verilmesi için başvuru dilekçesidir.<br />
EK &#8211; 6<br />
TİCARET SİCİL MEMURLUĞUNA TESCİL DİLEKÇESİ<br />
Ticaret Sicil Memurluğuna tescil için verilen dilekçedir.<br />
EK &#8211; 7<br />
SANAYİ VE TİCARET BAKANLIĞINA VERİLEN İZİN DİLEKÇESİ<br />
Şirketimizin kurulabilmesi için verilen dilekçedir.<br />
EK &#8211; 8<br />
KURULUŞUN TESCİL VE İLÂNI İÇİN TİCARET SİCİL MEMURLUĞUNA VERİLECEK DİLEKÇE<br />
Şirketimizin tescil ve ilanı için Ticaret Sicil Memurluğuna verilen dilekçedir.<br />
EK &#8211; 9<br />
İŞYERİ BİLDİRGESİ<br />
İşyerinde sigortalı çalıştırılan işverenler S.S.K.’nın  8. maddesi uyarınca vermekle yükümlü olduğu bildiridir.<br />
EK &#8211; 10<br />
İŞE BAŞLAMA / BIRAKMA BİLDİRİMİ<br />
Gerçek ve tüzel kişi tacirler fiilen işe başlamadan önce, işe başlayacaklarını ilgili vergi dairesine yazılı olarak işe başlama / bırakma bildirimi ile bildirilir.<br />
EK &#8211; 11<br />
İŞÇİ BİLDİRİM LİSTESİ<br />
Yeni işe alınana işçilerin bildirimi için hazırlanan bir listedir.<br />
EK &#8211; 12<br />
SİGORTALI İŞE GİRİŞ BİLDİRGESİ<br />
İşveren ilk kez sigortaya tabi olan kimseleri yanında çalıştırmaya başladığı tarihten itibaren 1 ay içinde bağlı bulunduğu  S.S.K.’ya sigortalı işe giriş bildirgesi verilir.</p>
<p>EK &#8211; 13<br />
AYLIK SİGORTALI PRİMLER BİLDİRGESİ<br />
İşverenler, işçilere ödedikleri ücretlerden kestikleri sigorta primleri ile bu ücretlerden dolayı işverene isabet eden sigorta primlerinin tutarını ödemenin yapıldığı tarihi izleyen ayın son günü akşamına kadar aylık sigorta bildirgesi ile kuruma bildirilir.<br />
EK &#8211; 14<br />
DÖRT AYLIK SİGORTA PRİMLERİ BORDROSU<br />
İşverenler aylık bildirimlerin yanı sıra 4 ayda bir ayrı bir sigorta primleri bordrosu  düzenleyerek kuruma verir.<br />
EK &#8211; 15<br />
HİZMET ERBABI ÜCRET BORDROSU<br />
İşverenler her ay ödedikleri ücretler için ücret bordrosu düzenlerler.<br />
EK &#8211; 16<br />
ÜCRET HESAP PUSULASI<br />
Ücret hesap pusulası, işçinin alacağı brüt paradan kesintilerin çıkarıldıktan sonra eline geçen net parayı gösterir.<br />
EK – 17<br />
MUHTASAR BEYANNAMESİ<br />
Muhtasar Beyanname, kaynakta kesilen vergiler ile ilgili bildirimin yapılmasına yöneliktir. G.V.K.’nun  14. maddesi gereğince, kaynakta vergi kesmekle yükümlü tutulmuş olan kişi ve kuruluşların bu işlemlerini her ay içinde düzenleyecekleri muhtasar beyannameler aracılığı ile ilgili vergi dairesine bildirmeleri gerekmektedir.<br />
EK &#8211; 18<br />
KATMA DEĞER VERGİSİ (K.D.V.) BEYANNAMESİ<br />
Katma Değer Vergisi, mal ve hizmet üretim ve tüketimi üzerinden alınan bir gelir vergisi türüdür.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/bir-isletmenin-muhasebe-ve-personel-islemleri.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bütçeleme Ve Esnek Bütçelerin Hazırlanması</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/butceleme-ve-esnek-butcelerin-hazirlanmasi.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/butceleme-ve-esnek-butcelerin-hazirlanmasi.html/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2009 13:13:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/genelbil/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Muhasebe]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=747</guid>
		<description><![CDATA[Bütçenin geleceğe dönük olarak hazırlanması, geleceğin ise belirsizliklerle dolu olması, pek çok kişinin bütçenin yararına kuşku ile bakmasına yol açmıştır. Özellikle Türkiye&#8217;deki gibi dengesiz ekonomilerde bu kuşku daha da belirginleşmektedir. Ancak, bulundukları endüstri kolunun lideri durumundaki bütün işletmelerde bütçe uygulamasıyla karşılaşılmasının sadece bir rastlantı olmadığı da unutulmamalıdır. Bu işletmelerin bugünkü konumlarına ulaşmalarında en büyük etkenlerden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bütçenin geleceğe dönük olarak hazırlanması, geleceğin ise belirsizliklerle dolu olması, pek çok kişinin bütçenin yararına kuşku ile bakmasına yol açmıştır. Özellikle Türkiye&#8217;deki gibi dengesiz ekonomilerde bu kuşku daha da belirginleşmektedir. Ancak, bulundukları endüstri kolunun lideri durumundaki bütün işletmelerde bütçe uygulamasıyla karşılaşılmasının sadece bir rastlantı olmadığı da unutulmamalıdır. Bu işletmelerin bugünkü konumlarına ulaşmalarında en büyük etkenlerden birisi, bütçeleme ve bütçe kontrolüne verdikleri önem olmuştur.<br />
Esnek bütçeden beklene ise, yürütülmesi öngörülen faaliyetler ve bunların sonuçları, bütçeleme işlemleri yoluyla önceden kestirilir ve değerlenir. Fiili sonuçlarda, bütçe rakamlarına göre sapma varsa bu sapmalar incelenir, yorumlanır, gerekli görülen düzeltici önlemler alınır.<span id="more-747"></span><br />
Birkaç cümle ile özetlemeye çalıştığım bu prosedür ve amaç, bütün bütçeleme işlemlerinde ana konuyu oluşturur.<br />
Bu çalışmanın başından sonuna kadar yardımlarını esirgemeyen sayın Hakan ÖZÇELİK&#8217;e teşekkür eder, çalışmamdan faydalanacak olanlara hayırlı olmasını dilerim. </p>
<p>        Erhan TOKGÖZ1. BÖLÜM<br />
1.  GENEL OLARAK BÜTÇE<br />
1.1.  BÜTÇENİN TANIMI VE ÖNEMİ<br />
Plânlama konusunda yapılan açıklamalarda sürelerine göre plânları gruplarken, kısa süreli plânların bütçeler adıyla anıldığı görülmektedir. Genellikle kabul edilen bir tanımlama ile bütçeler için &#8220;rakamlaştırılmış plândır&#8221; denir.<br />
Eğer bu tanıma bütünüyle uyulursa, her rakamlı plân, bütçe olarak kabul edileceğinden, orta ve uzun süreli plânlar rakamlaştırıldıkları oranda bütçe kapsamına girer. Literatürde de genel eğilim bu yöndedir. Ancak, rakamlaştırılmış plânlar açısından kısa süreler için hazırlanan ve böylece belirsizlik ve/veya risk unsurları en aza indirilerek az çok kesin rakamlara oturtulabilen plânları bir grupta toplamak daha yararlı olacaktır.<br />
Böylece bütçeleme deyimini daha özel bir planlama türü olan kısa süreli plan için kullanmak mümkün olmaktadır. Böyle bir kullanış iş hayatındaki uygulamalarla da paralellik taşır. Zira bilindiği üzere, iş hayatında bütçe deyince genellikle, azami bir yıllık süre için rakamlaştırılmış planlar anlaşılır.<br />
Bütçe gerek planlama, gerek yürütmeyi denetleme ve başarı değerlemesi yapma açılarından yönetim muhasebesinin en önemli araçlarından biridir.<br />
1.2.  BÜTÇENİN AMAÇLARI VE SAĞLADIĞI YARARLAR<br />
Çoğu kez muhasebe (özellikle, finansal muhasebe), firma dışındaki ilgililere (ortaklar, devlet, işçi kuruluşları) belirli zaman aralıkları (hesap dönemleri) içinde işlerin nasıl gittiğini ve ne gibi sonuçlar alındığını göstermekle yetinir. Bu bakımdan dönem sonu bilanço ve gelir tabloları yeterli bilgi kaynağını oluşturur.<br />
Ancak, yönetim açısından muhasebeden böylesine edilgen (pasif) bir görev beklemek yeterli olamaz. Bir kez, firmanın ne gibi işleri yapacağı, bunlardan ne gibi sonuçlar bekleyeceği, bu işlerin gerçekleştirilmesi gereken zaman ile maddî, malî, beşerî güç gereksinmesi ve ayarlanmaları (scheduling) yöneticiler için tahmin edilmesi ve saptanması gereken sorunları oluşturur.<br />
İşte bütçeleme, yöneticilere bu çeşitli sorunlar için önceden değerleme yapma olanağı veren bir ölçü, bir araç olmaktadır. İleriye dönük araç olarak da, bütçeler belki yüzlerce varsayımlardan, tahminlerden bunlara dayalı uzlaştırıcı kararlardan ve projeksiyonlardan oluşur. Bir diğer deyişle, belirsizlik ve risk unsurları ne kadar küçültülmeye çalışılırsa çalışılsın, bütçeler, belirsizlik ve riskin belirli derecelerde etkileri altında kalacaklardır. Bu nedenle &#8220;kusursuz göstergeler&#8221; olarak kabul edilemeyecekleri hatırda tutulmalıdır.<br />
Bütçelemenin  ve dolayısıyla bütçelerin amaçlarını başlıca dört grupta toplamak olanağı vardır:<br />
1.2.1.	Planlama,<br />
1.2.2.	Uyumlaştırma,<br />
1.2.3.	Haberleşmeyi sağlama,<br />
1.2.4.	Yürütmenin denetimi.<br />
1.2.1.  Planlama :<br />
Bütçe aslında kendisi özel bir plan türüdür. Dolayısıyla bütçenin bir plan olarak amacı, değerlenebilen seçenekler için optimal sonuçları verecek biçimde geleceğin hedeflerini ve o hedeflere ulaşma yollarını saptamaktır.<br />
Firmanın yaşamak, ortakların ise kar etmek başlıca amaçları olduğu bilinir. Bunun gerçekleşebilmesi ise firma faaliyetlerinin yönetiminde gerçekleştirilebilen rasyonellik derecesi ile yakından ilgilidir.<br />
Bunun içinde yöneticilerin, gelecekteki olanak ve sorunları olanaklar elverdiğince doğru tahmin etmesi ve saptaması gerekir.<br />
İşte bütçe, firma uzun ve orta süreli planlarının da, kısa dönemli bir uygulama planı olarak yöneticiyle çeşitli üretim unsurlarını tedarikten başlayıp, mamulün satışına ve bütün bu faaliyetlerin zorunlu kıldığı nakit tutar ve zamanlarına kadar tahmin ve değerlemeler yapmasını sağlayan bir araç olmaktadır.-<br />
Şu halde planlama açısından bütçe satış ve üretim unsur ve güçlerinin optimal bileşimini araştıran, bütün bu faaliyetler için gerekli üretim faktörlerini (insan, sermaye malı, para vb.) saptayabilen ve gerekli ayarlamaları yapabilen bir plan olmaktadır. Böylece hedefsizliğin neden olabileceği, faktör, güç ve zaman kayıplarını önlemektedir.<br />
1.2.2.  Uyumlaştırma (Koordine Etme) :<br />
Bir firmada üretim ile satış arasında ve bu işlevleri gerçekleştirmede yararlı diğer işlevler (finansman, tedarik vb) arasında bir uyum (koordinasyon) olduğu oranda, firma düzeyinde optimizasyon sağlanması olanakları elde edilir. Aksi halde ise, bazen bölümler (departmanlar) düzeyinde optimizasyon sağlansa bile firma düzeyinde alt dereceli optimizasyon (suboptimisation) ortaya çıkar. İşte bütçe, firmanın çeşitli bölüm ve işlevleri arasında uyumlaştırma sağlayarak firma optimizasyonunu yükseltebilir.</p>
<p>1.2.3.   Haberleşmeyi Sağlama :<br />
Bütçenin önemli bir işlevi de yönetim kademeleri arasında haberleşmeyi sağlamaktır. Planlanan bütün işlevler, sonuç itibarıyla insanlar tarafından icra edilecektir. Şu halde işlevlerde başarı derecesi insanların işbirliği sağlanabildiği oranda yükselir.<br />
Bunun için de bir örgüt içinde her kademede görev alan insanların olanakları elverdiğince mutlu olmalarını sağlamakta sınırsız yarar vardır.<br />
Gerek yukarıdan aşağıya, gerek aşağıdan yukarıya sağlam bir haberleşme düzeyinin kurulması bu amaca büyük yararlılık sağlar.<br />
1.2.4.  Yürütmenin Denetimi :<br />
	Bütçe elde bir ölçü, bir standart teşkil edeceği için satıştan tedarike kadar konu edindiği her alanda ve bu alanlar arasında ahenkleştirmeyi, ussal çalışmayı ve unsurların tam kullanılışını sağlayıcı bir araç olabilmektedir(Şekil.1).<br />
	Bütçe yoluyla işletmenin çeşitli işlevleri ve tüm firma için birer hedef ve çalışma düzeni saptandıktan sonra, fiili faaliyetler bu ölçülerle karşılaştırılarak denetlenir. Sapma varsa düzeltici önlemler alınır ve faaliyet düzeltilmiş biçimiyle sürdürülür.<br />
	Bir denetim standardı oluşturduğu için bütçenin kendisi de bir &#8220;denetim aracı&#8221;dır. Bir firmada dönem bütçesi &#8220;genel bütçe -ana bütçe&#8221; var olduğu takdirde, çeşitli denetim tekniklerinin (başa baş analizi, sapma analizleri, diğer çeşitli başarı değerleme teknikleri) vereceği yargıları anlamlı duruma gelir. Aslında bütün yönetim denetimi tekniklerine &#8220;bütçe denetim aracı&#8221; olarak bakmak daha doğrudur. </p>
<p>Esasen bütün planlama faaliyetlerinin ve sonuçta ortaya çıkan planların gerçekten bir değer ifade edebilmesi ussal (rasyonel) bir düzeyde uygulanmaları ile mümkündür. Bunun için de uygulamanın plan hedeflerine ve planda önerilen biçimlere uygun yapılıp yapılmadığını denetlenmesi gerekir.</p>
<p>Şekil 1.  Bütçenin Denetim İşlevi</p>
<p>1.3.   BÜTÇE ÇEŞİTLERİ<br />
	Bütçeler çeşitli bakımlardan gruplandırılabilir. Sunulan görüş açılarından başlıca bütçe çeşitleri;<br />
1.3.1.	Konuları açısından,<br />
1.3.2.	Sorunları ele alış biçimlerine göre,<br />
1.3.3.	Amaçlarına göre,<br />
1.3.4.	Teknik yapılarına göre,<br />
1.3.5.	Başlangıç rakamlarına göre,<br />
1.3.6.	Kapsamlarına göre  olmak üzere sıralanabilir.<br />
Şimdi bunları sıra ile görelim.<br />
1.3.1.  Konuları Açısından Bütçeler :<br />
Bu bakımdan büçteler iki ana grupta ele alınabilir:<br />
1.3.1.1.	Gider Bütçeleri.<br />
1.3.1.2.	Gelir Bütçeleri.<br />
1.3.1.1.  Gider Bütçeleri :<br />
	Faaliyet sonuçlarının yalnızca üretilen mal (ve/veya hizmet) ile üretimin maliyeti arasındaki ilişkiler açısından değerlendiği bütçelere bu adı vermekteyiz.<br />
1.3.1.2.  Gelir Bütçeleri :<br />
Faaliyet sonuçlarının maliyet-ürün ilişkisi yanında hasılat açısından da tahmin ve değerlemesinin yapıldığı bütçelere gelir bütçesi adı verilir. Bütçelerin bu tür ayırımı, firmanın örgütsel yapısıyla yakından ilgilidir.<br />
1.3.2.  Sorunları Ele Alış Biçimlerine Göre Bütçeler :<br />
	Bu bakımdan bütçeler proje bütçeleri ve dönem bütçeleri olarak iki gruba ayrılır.<br />
1.3.2.1.  Proje Bütçeleri :<br />
	Bütçe hedefleri olarak belirli bir projenin tamamlanması temel alınırsa ortaya çıkan bütçeye proje bütçesi denir. Bu tür bütçede zaman projenin gerçekleştirilmesi süresine göre değişir.<br />
1.3.2.2.  Dönem Bütçeleri :<br />
Belirli bir dönemi temel alan, bu dönem içinde tamamlansın, tamamlanmasın bütün faaliyetleri ve sonuçlarını inceleyen bütçe türüne denir.<br />
1.3.3.  Amaçlarına Göre Bütçeler :<br />
	Bu bakımdan bütçeler;<br />
1.3.3.1.	Program Bütçeleri,<br />
1.3.3.2.	Faaliyet Bütçeleri<br />
Olarak iki ana gruba ayrılır.<br />
1.3.3.1.  Program Bütçeleri :<br />
	Reklâm, genel yönetim vb. gibi hasıla/gider ilişkisi doğrudan doğruya saptanamayan, ancak belirli programların gerçekleştirilmesini (çalışmasının tamamlanmasını), ulaşılacak sonuç olarak ele alan bütçe türleridir. Hasıla/gider ilişkisi kısa sürede ve açıklıkla saptanamadığından, bu bütçelerin uygulanmasında denetim, hasıladan çok, programın gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği noktasından yapılır.<br />
1.3.3.2.  Faaliyet Bütçeleri :<br />
	Hasıla/gider ilişkilerinin doğrudan doğruya, kısa zamanda ve ölçülebilir düzeyde saptanabildiği faaliyet türlerinin bütçelenmesiyle faaliyet bütçesi ortaya çıkar.Faaliyet bütçeleri de düzenleniş biçimlerine göre iki ana parçadan oluşur.<br />
Sorumluluk bütçeleri,<br />
mamul hatları ve satış bileşimlerini programlama bütçeleri.<br />
1.3.4.  Teknik Niteliklerine Göre Bütçe Çeşitleri :<br />
	Bütçeler, teknik yapılarına göre; statik, mukayeseli, statik ve dinamik (esnek) bütçeler olarak üç ana gruba ayrılır.<br />
1.3.4.1.  Statik Bütçeler :<br />
	Belirli bir kapasite kullanışını temel alır. Bu kapasite kullanışında faaliyetleri zaman ve hacim olarak planlar. Her biri için tek nihaî hedef verir.<br />
1.3.4.2.  Karşılaştırmalı (Mukayeseli) Statik Bütçeler :<br />
	Seçenekli hareket biçimlerinden, en çok gerçekleşmesi olasılığı olanlarına göre daha önceden bütçe taslakları hazırlanması sistemi olarak bilinir. Bu bütçe anlayışına &#8220;Seçenekli Bütçeleme&#8221; de denir.<br />
1.3.4.3.  Dinamik (yada Esnek) Bütçeler :<br />
	Bütçe rakamlarının, farklı fiilî hacim kullanışlarına göre ayarlanabilecek biçimde düzenlenebildiği bütçe tekniğine bu ad verilir.<br />
	Statik Bütçe anlayışı, diğerlerine göre basittir. Faaliyetlerin gerçekleştirilmesi için gerekli &#8220;giderlerin&#8221; çok ayrıntılı biçimde incelenmesini, her birinin, kapasite değişmeleri karşısındaki duyarlılık derecelerini inceden inceye değerlemeyi gerekli kılmaz. Uygulaması kolaydır. Bu nedenle de en çok kullanılan bütçeleme türüdür.<br />
	Mukayeseli Statik Bütçeler ise, daha çok, birbirinde farklı faaliyet seçeneklerinin yürütülmesi olasılığı olan durumlarda kullanılır.<br />
	Esnek (dinamik) Bütçe anlayışı ise, kapasite kullanış değişikliklerini hesaplara katmayı sağlamaktadır.</p>
<p>1.3.5. Başlangıç Rakamlarına Göre Bütçeler :<br />
	Bu bakımdan bütçeler iki ana gurupta toplanabilir:<br />
1.3.5.1.  Klâsik Bütçeler.<br />
1.3.5.2.  Sıfır Tabanlı Bütçeler.<br />
1.3.5.1.  Klâsik Bütçeler :<br />
	Klâsik Bütçe anlayışında, temelde önceki yıllar bütçe rakamları ele alınır. Yeni yıl beklentileri (iş hacmi, faaliyet türü ve politikalarda) dikkate alınarak düzeltmelerle bir tür &#8220;trend uzatması&#8221; yapılır. Böylece yeni dönem bütçesi geçmiş yıl bütçelerinden etkilenmiş olur.<br />
1.3.5.2.  Sıfır Tabanlı Bütçeler :<br />
	Sıfır Tabanlı Bütçe anlayışında ise eski ile bağlantı koparılarak yeni yılda yüklenilecek fonksiyonlar dikkate alınır. Bu fonksiyonları asgarî maliyetle gerçekleştirmeyi hedef alan bir bütçeleme yapılır. Pratikte bu çalışma her düzeyde &#8220;karar paketleri&#8221; oluşturularak yapılır.<br />
1.3.6.  Kapsamlarına Göre Bütçe Çeşitleri :<br />
	Bu bakımdan bütçeler, kısım bütçeleri ve genel bütçe olmak üzere iki gruba ayrılır :<br />
1.3.6.1.  Kısım Bütçeleri :<br />
	Firmanın belirli faaliyet ve/veya bölümlerini konu edinen bütçe çeşitleridir.<br />
1.3.6.2.  Genel Bütçeler :<br />
	Firmanın bütününü ele alan bütçelerdir.<br />
2.  GENEL OLARAK ESNEK BÜTÇE<br />
2.1.  GENEL OLARAK ESNEK BÜTÇENİN TANIMI VE ÖNEMİ<br />
	Farklı çalışma derecelerine göre ayarlanabilen bütçe çeşidine &#8220;Esnek Bütçe&#8221; denilmektedir.<br />
Genel olarak yürütülmesi öngörülen faaliyetler ve bunların sonuçları bütçeleme işlemleri yoluyla önceden kestirilir ve değerlenir. Fiilî sonuçlarda, bütçe rakamlarına göre sapma varsa bu sapmalar incelenir, yorumlanır, gerekli görülen düzeltici önlemler alınır.<br />
Bir iki cümlecik ile özetlemeye çalıştığımız bu prosedür ve amaç, bütün bütçeleme işlemlerinde ana konuyu oluşturur. Ancak çeşitli bütçe anlayış ve uygulamalarının &#8220;faaliyetlerin yürütülmesinde rasyonelliğin sağlanması&#8221; olarak ifade edilebilecek bu amacı gerçekleştirmede farklı uygulamaları gerekli kıldıkları ve farklı derecelerde başarılı oldukları anlaşılmaktadır. Esnek bütçeler farklı kapasite kullanışları için ayarlanabilmek özelliğine sahiptir. Bu özelliğinden yararlanılarak esnek bütçeleme düzeninde bütçeler, fiilî ürün (mal veya hizmet) üretimi dikkate alınarak, bu ürün için gerekli standart kapasite kullanışı derecesine ve/veya fiilen kullanılan kapasite kullanış derecesine göre ayarlanır. Böylece kapasite kullanış derecesi, kapasitenin kullanılışındaki verimlilik derecesi ve diğer nedenlerle ortaya çıkan &#8220;sapma&#8221;lar ayrı ayrı saptanabilir. Dolayısıyla esnek bütçeler tüm sonuçları, sorumluluk noktalarına göre değerleme olanağı verir.<br />
Yukarıdaki kısa açıklamalardan, esnek bütçelerde en önemli niteliğin, farklı kapasite kullanışları için ayarlanabilen bir bütçe türü teşkil etmeleri olduğu anlaşılmaktadır.</p>
<p>2.2.  ESNEK BÜTÇENİN ÖZELLİKLERİ<br />
	Esnek bütçelerin statik bütçelerden olan farkını ortaya koyar. İki önemli özelliği aşağıdaki gibi sıralanabilir.<br />
Belli bir miktar için hazırlanmaktansa belli faaliyet aralığı için hazırlanır.<br />
Karşılaştırma yapılabilmesi için dinamik bir boz oluşturulurlar. Çünkü miktarda ortaya çıkan değişikliklere göre bazı üstünlükleri söz konusudur. Bu üstünlükleri şöyle sıralamak mümkündür:<br />
-	Sapma analizinin anlamlı biçimde yapılmasını sağlar. Bu analizler için gerekli verileri ortaya koyar.<br />
-	Böylece tahmini sonuçlardan sapmaları &#8220;sorumluluk merkezi&#8221;ne göre saptamaya yardımcı olur.<br />
-	Özellikle standart maliyetler ile birlikte uygulanmalıdır. Böyle yapılırsa işletme faaliyetlerinin planlanmasına etkili bir araç durumuna gelir.<br />
Genel olarak özetlemek gerekirse esnek bütçe; maliyet-miktar-kâr üçlüsünün bir ifadesidir. Esnek bütçeler oluşturulurken, gelir ve değişken giderlerin değişik faaliyet miktarlarına göre değiştiği, fakat sabit maliyetlerin en azından belirli aralıklar için sabit kaldığı göz önünde bulundurulur ve bütçeler buna göre hazırlanır. Bu nedenle esnek bütçeleri hazırlamadan önce, her bir maliyetin miktar değişmelerinden ne yönde etkilendiği detaylı olaraka incelenmelidir.<br />
Fakat bu avantajlarına rağmen esnek bütçeler her zaman için kullanılamamaktadır. Esnek bütçenin kullanılabilmesi; girdiler ile çıktılar arasında anlamlı bir ilişki kurulabilmesine ve girdilerin belirli bir zaman ve hacim aralıkları arasındaki değişme ilkelerini ortaya konulmasına bağlıdır. Bu faaliyet için katlanılan maliyetler ile o faaliyet sonucunda elde edilecek mamuller arasında doğrudan ve kısa dönemli bir ilişki kurulamıyor ise, o faaliyet esnek bütçe ilkelerine göre bütçelenemez.<br />
Yukarıdaki duruma örnek olarak bir araştırma-geliştirme departmanı verilebilir. Buradaki çalışmalar herhangi bir mamul elde etmekle sorumlu tutulamazlar. Bu nedenle girdi-çıktı ilişkisini kurmak mümkün olmayacaktır. Araştırma geliştirme faaliyeti için belli bir miktar maliyete katlanırsa üç mamul, daha fazla katlanırsa beş mamul elde edilir gibi bir sonuca varmak mümkün değildir. Araştırma Geliştirme bölümü sorumlusu sadece araştırmayı tamamlamaktan sorumlu tutulabilir. Program bütçeleri adı verilen araştırma geliştirme, reklam işleri ve bakım onarım işleri gibi sabit nitelikteki çalışmaların bütçelenmesinde girdi/çıktı ilişkisi kurulamadığı için esnek bütçe anlayışı uygulanamaz. Bu tür işler için statik bütçe anlayışına uygun bütçeler kullanılabilir.<br />
2.3.  SABİT VE ESNEK BÜTÇE KAVRAMLARI<br />
Genel üretim giderlerinin tahmin yoluyla maliyetlere yüklenmesinin bir başka biçimi de, gider yerleri itibarıyla, genel üretim gideri bütçelerinin düzenlenmesidir. Genel üretim gideri bütçelerinde yer alan verilerden yararlanılarak, genel üretim gideri yükleme oranları hesaplanır ve daha önceki bölümde açıklandığı gibi, genel üretim gideri yüklemeleri gerçekleştirilir<br />
Bütçeler teknik yapılarına göre sabit ve esnek bütçeler olarak sınıflandırılmaktadır.<br />
2.3.1.  Sabit Bütçeler :<br />
	Sabit bütçeler, belli bir faaliyet hacmini temel alarak düzenlenen bütçelerdir. Bir başka deyişle, bu tür bütçelerde yer alan veriler önceden kestirilen tek bir faaliyet hacmine göre belirlenir. Faaliyet hacminde herhangi bir nedenle oluşacak olan değişmeler halinde sabit bütçelerin yeni koşula göre yeniden düzenlenmesi gerekir.<br />
Örneğin, 100.000 birimlik üretim hacmine göre düzenlenmiş bir bütçe tipik bir sabit bütçedir. Elde edilen fiile sonuçlar, koşullarda değişiklik olsa bile başlangıç verileriyle karşılaştırılır. Üretim hacmi 100.000 birim yerine 80.000 birim olarak gerçekleşmiş olabilir.  Faaliyet hacminde oluşan değişikliğin etkisi dikkate alınmadan başlangıç verileriyle, fiili sonuçların karşılaştırılması sonunda elde edilen bilgilerin tutarlılığı, tartışmalıdır.<br />
	Aşağıda, X işletmesinin nisan 1984 ayı sonu itibariyle düzenlenmiş gelişme raporu verilmiştir. Raporun 1. sütunu gerçekleşmiş verileri, 2. sütunu Nisan ayı için bütçelenmiş verileri ve 3. sütun da sapmaları göstermektedir.(Bakınız, Tablo.2)<br />
Tablo 1 de,  2. sütunda gösterilen bütçe, tipik bir sabit bütçedir. Çünkü, 18.000 birimlik tek bir faaliyet hacmi için düzenlenmiştir. Sapmaların gösterildiği sütuna baktığımızda, değişken giderlerin tümü olumlu sapma göstermektedir. Ancak, bilindiği gibi değişken giderler üretim hacmiyle ilgilidir. Örnek işletmede üretim, planlanmadan 4.000 birim eksik gerçekleşmiştir. Bu nedenle, değişken giderlerin düşük gerçekleşmesi doğaldır. Görüldüğü gibi, sabit bütçeler gider kontrolü açısından yeterli değildir. Gider kontrolünü sağlayan bütçeler, esnek bütçelerdir.<br />
2.3.2.  Esnek Bütçeler :<br />
	Esnek bütçeler, konumuz olan genel üretim giderlerinin maliyetlere yüklenmesi ve kontrolü bakımlarından önemli bir araçtır. Bu nedenle esnek bütçelerin açıklanması daha geniş bir biçimde ele alınacaktır.</p>
<p>TABLO  1<br />
X  İŞLETMESİ NİSAN 1984 GELİŞME RAPORU</p>
<p>	Gerçek	Bütçe	Sapma<br />
Birim	  14.000	  18.000	  4.000<br />
Satışlar	336.000	432.000	96.000	Olumsuz<br />
Değişken Giderler :<br />
Direkt hammadde ve Malzeme<br />
Direkt İşçilik<br />
Boş Zaman<br />
Temizlik Zamanı<br />
Diğer Endirekt İşçilikler<br />
Endirekt hammadde ve Malzeme<br />
Değişken Üretim Giderleri<br />
Satış Giderleri<br />
Değişken Yönetim Giderleri<br />
  42.700<br />
   123.000<br />
   7.100<br />
   5.000<br />
   1.600<br />
   9.400<br />
188.800<br />
  10.000<br />
   4.000<br />
54.000<br />
  144.000<br />
  7.200<br />
  5.400<br />
  1.800<br />
10.800<br />
223.200<br />
 10.800<br />
   3.600<br />
11.300<br />
21.000<br />
    100<br />
    400<br />
    200<br />
  1.400<br />
34.400<br />
    800<br />
    400<br />
Olumlu<br />
Olumlu<br />
Olumlu<br />
Olumlu<br />
Olumlu<br />
Olumlu<br />
Olumlu<br />
Olumlu<br />
Olumsuz<br />
Toplam Değişken Giderler	202.800	237.600	34.800	Olumlu<br />
Sabit Giderler :<br />
Fabrika Nezaretçi Ücretleri<br />
Fabrika bina Kirası<br />
Makine Amortismanı<br />
Diğer Sabit Giderler<br />
Sabit Üretim Giderleri<br />
Sabit Satış ve Yönetim Giderleri<br />
 29.400<br />
 10.000<br />
 30.000<br />
 5.200<br />
74.600<br />
66.000<br />
 28.800<br />
 10.000<br />
 30.000<br />
  5.200<br />
74.000<br />
66.000<br />
    600<br />
&#8212;<br />
&#8212;<br />
&#8212;<br />
    600<br />
&#8212;<br />
Olumsuz</p>
<p>Olumsuz<br />
Toplam Sabit Giderler	140.600	140.000	     600	Olumsuz<br />
Dönem Kâr /Zararı	   (7.400)	 54.400	61.800	Olumsuz	 </p>
<p>	Esnek bütçelerin düzenlenmesinden önce yapılması gerekli bazı ön çalışmalar vardır. Bu ön çalışmaları genel olarak iki başlık altında toplayabiliriz.<br />
1.3.2.1.	Gider yerleri açısından faaliyet  ölçü biriminin ve faaliyet hacminin (kapasitenin) belirlenmesi.<br />
1.3.2.2.	Giderlerin sabit ve değişken olarak belirlenmesi.<br />
2.3.2.1.  Gider yerleri Açısından Faaliyet Ölçü Biriminin  ve<br />
              Faaliyet  Hacminin (Kapasitenin) Belirlenmesi :<br />
	Bir gider yerinin veya işletmenin, tek tip ürün üretmesi durumunda uygulanacak faaliyet ölçü birimi ürün miktarı olabilir. Ancak, birden çok ürün üretilmesi durumunda, ürün miktarının ölçü olarak alınması yanlış bilgiler edinilmesine yol açar. Bu durumda, ürünler arasındaki ayrılıkları ortadan kaldıracak bir ölçüye gerek vardır. Bu ölçüler, direkt işçilik saati, direkt işçilik gideri, makine saati vb. olabilir.<br />
Burada önemli olan, faaliyet ölçüsünün, genel üretim giderleriyle ürünler arasındaki ilişkiyi, en iyi biçimde yansıtmasıdır. Şu halde, faaliyet ölçüsünün seçimi,y muhasebeden çok teknik bir iştir. Ölçünün seçiminde muhasebe ve teknik elemanların birlikte çalışmaları uygundur.<br />
Faaliyet hacim ölçüsü belirlendikten sonra, işletmenin dönem içinde ulaşacağı tahmin edilen üretim hacmi, belirlenen faaliyet hacim ölçü birimine göre tanımlanır. Örneğin yıl içinde &#8220;işletmenin üretim hacmi 500.000 direkt işçilik saati olacaktır&#8221; gibi.<br />
İşletmede üretim hacminin saptanmasında, çeşitli kapasite düzeyleri etkisini gösterir.<br />
Bir işletmeyi etkisi altında bulunduran teorik kapasite, pratik kapasite ve normal kapasite gibi bir takım kapasite düzeyleri vardır.<br />
Teorik kapasite, bir işletmenin hiç durmaksızın çalışması halinde ulaşabileceği kapasiteye veya üretebileceği üretim miktarına denir.<br />
	Pratik kapasite, işletmede olabilecek bir takım duraklamaları göz önüne alarak hesaplanan kapasitedir. Bu duraklamalar, hafta sonu ve bayram tatilleri, malzeme bekleme, makinelerin arızalanması veya yeni işe göre ayarlanması, işçi devamsızlıkları vb. Gibi durumlardır. Pratik kapasite, teorik kapasiteden daha düşüktür.<br />
Normal kapasite, pratik kapasitedeki duraklamalara ek olarak, işletmenin satış olanakları ve bunları sağlayabilecek teknik olanaklar da göz önüne alınarak düzenlenen kapasitedir. Ayrıca, ekonomik faktörler, konjoktürel dalgalanmalar ve piyasa koşullarından ötürü oluşabilecek olan atıl kapasite de dikkate alınır.<br />
Yukarıda açıklanan kapasitelerin birbirleriyle olan farklılıklarını aşağıdaki şekille daha iyi gösterebiliriz. (Şekil. 2).</p>
<p>Şekilde, faaliyet ölçü birimi olarak, direkt işçilik saatleri alınmış, teorik kapasite %100, pratik kapasite %75 ve normal kapasite %60 olarak alınmıştır.<br />
2.3.2.2.  Giderlerin sabit ve Değişken Olarak Belirlenmesi :<br />
	Esnek bütçelerin düzenlenmesindeki temel amaç, çeşitli üretim hacimlerinde giderlerin ne olacağının belirlenmesidir. Üretim hacmiyle ilişkileri bakımından giderler, bilindiği gibi, sabit, değişken olarak sınıflandırılmaktaydı.  Şu halde, esnek bütçelerin düzenlenmesinde giderlerin sabit ve değişken olarak ayrılmaları gerekmektedir. Belli bir faaliyet hacim aralığı için sabit gider ve değişken oran belirlenebildiğinde, faaliyet hacim aralığı içinde gerçekleşen her hangi bir üretim düzeyi için, toplam giderin ne olacağını kestirmek olanaklıdır.<br />
        Toplam giderin kestirilmesi, toplam maliyet gider denklemi yardımıyla gerçekleştirilebilir. Toplam maliyet gider denklemini doğrusal bir fonksiyon olarak var saydığımızda, aşağıdaki biçimde yazabiliriz:<br />
		TG   =   a + bx<br />
TG   toplam gideri,                     a      sabit parametreyi,<br />
b      değişken parametreyi ve     x      faaliyet hacmini belirlemektedir.<br />
Maliyet gider denklemi yardımıyla, toplam gider şöyle hesaplanabilir.<br />
Enerji giderlerinin belirlenmesi için kabul edilen faaliyet hacim ölçüsü Kw/s&#8217;tır. Enerji giderinin dönem itibariyle tahmin edilen sabit kısmı 75.000 lira, değişim katsayısı ise  8 TL Kw/s.dır. 100.000 Kw/s&#8217;lık bir faaliyet hacminde toplam enerji gideri aşağıdaki biçimde hesaplanacaktır.<br />
	TG     =     75.000  +  8 (100.000).<br />
	TG     =    875.000 TL.<br />
Bütünüyle sabit olan giderlerde, değişken kısım olmayacağından denklem  TG   =  a,    bütünüyle değişken olan giderlerde ise, sabit kısım sıfır kalacağından, denklem    TG    =    bx       olacaktır.<br />
Şu halde, esnek bütçelerin düzenlenmesinde önemli konulardan biri, yarı değişken dediğimiz giderlerin değişken ve sabit kısımlarının belirlenmesidir. Bunların belirlenmesi için, bazı tekniklerden yararlanılmaktadır.<br />
Bu teknikler;<br />
Tarihi Teknikler:<br />
-	En Yüksek, En düşük Noktalar Tekniği,<br />
-	Dağılım Grafiği Tekniği,<br />
-	En Küçük Kareler Tekniği,<br />
Analitik Teknikler:<br />
-	Muhasebe Tekniği.<br />
-	Sanayi Mühendisliği Yöntemi &#8216;dir.<br />
2.3.2.2.1.  Tarihi Teknikler :</p>
<p>Bu tekniklere tarihi denmesinin nedeni geçmiş dönemlere ilişkin maliyet ve gider verilerinin hesaplamalarda kullanılmasıdır. Bu grup altında toplanan tekniklerdeki hesaplamalar, matematik ve istatistiğe dayanmaktadır.<br />
2.3.2.2.1.1.  En Yüksek ve En Düşük Noktalar Tekniği :<br />
	Bu teknikte, geçmiş dönemde oluşmuş olan en yüksek ve en düşük faaliyet hacimleriyle, bunlara ilişkin giderler ele alınır. Tekniği rakamlı bir örnekle açıklayalım.<br />
	Bir gider merkezinin son altı ay içindeki yarı değişken genel üretim giderleri ve faaliyet hacimleri aşağıya çıkarılmıştır. Faaliyet ölçü birimi olarak direkt işçilik saatleri alınmıştır. </p>
<p>Aylar	Direkt İşçilik Saatleri	G.Ü.G.<br />
Temmuz<br />
Ağustos<br />
Eylül<br />
Ekim<br />
Kasım<br />
Aralık<br />
Toplam	496<br />
460<br />
300<br />
400<br />
550<br />
400<br />
             2.606	2.480<br />
2.400<br />
2.000<br />
2.100<br />
2.700<br />
2.100<br />
        13.780<br />
	Direkt İşçilik Saati	G.Ü.G.<br />
En Yüksek Nokta<br />
En Düşük Nokta	550<br />
300	2.700<br />
2.000<br />
	250	700	 </p>
<p>Yukarıdaki hesaplamada, faaliyet hacmindeki değişmenin, genel üretim giderinde ne kadarlık bir değişme oluşturduğunu ortaya koyduk. Yani faaliyet hacmini 250 direkt işçilik saati arttığı takdirde, genel üretim gideri de 700 TL artmaktadır. Şu halde bu iki veriyi birbirine oranlarsak, değişim  oranını bulmuş oluruz.<br />
                   700<br />
Değişim Oranı     =    &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;     =   2,80 TL<br />
                                      250 Saat<br />
Bu durumda, direkt işçilik saati başına 2,80 TL. değişken genel üretim gideri düşmektedir. En yüksek ve en düşük noktalardaki direkt işçilik saatlerine değişken oranı uyguladığımızda, değişken gider tutarını buluruz Geriye kalan ise sabit giderdir.</p>
<p>	En Yüksek Nokta	En Düşük Nokta<br />
Toplam Gider<br />
Değişken Gider	2.700 TL.<br />
1.540 TL.	2.000 TL.<br />
840 TL<br />
Sabit Giderler	1.160 TL.	1.160 TL.<br />
Değişken giderler şu şekilde hesaplanmıştır:<br />
550 saat   x   2,80 Tl.     =   1.540 TL.<br />
300 saat   x   2,80 TL.    =      840 TL.<br />
Yapılan hesaplamalar sonucunda elde ettiğimiz bilgileri şu şekilde sıralayabiliriz:<br />
Direkt işçilik saati başına düşen değişken gider 2,80 Tl. ve belirlenen faaliyet hacim aralığında sabit gider ise   1.160   TL. dır.  Elde ettiğimiz verileri, maliyet denklemine yerleştirdiğimizde, aşağıdaki denklemi elde ederiz:<br />
TG     =    1.160   +   2,80 (x)<br />
484  D.i.s. bir faaliyet hacminde toplam giderin ne olacağı, denklemin çözülmesiyle kolaylıkla bulunabilir.<br />
TG   =     1.160   +  2,80 (485)<br />
        =     1.160   +   1.385<br />
TG   =     2.518  TL.<br />
Aynı sonuca, eğitim formülünü kullanarak ulaşmak da olanaklıdır:<br />
                 TG2   &#8211;   TG1                                          ∆TG<br />
b      =    &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;      veya        b     =     &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
                     x2   &#8211;   x1                                             ∆ x<br />
b  =   Değişim katsayısı,		x1   =  En düşük hacim<br />
TG1  =  En düşük noktadaki gider	x2   =    En yüksek hacim<br />
TG   =   En yüksek noktadaki gider	∆   =   Değişim miktarı<br />
Verileri formüldeki yerlerine koyup çözersek:<br />
              2.700  &#8211;  2.000                  700<br />
b    =    &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;     =   &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-    =    2,8<br />
                550   &#8211;  300                     250<br />
En yüksek veya en düşük noktalardan birinde verileri ve  b &#8216;nin değerini denkleme yerleştirip çözersek   a &#8216;nın değerini bulmuş oluruz.<br />
	         2.000   =   a  +  2,8 (300)<br />
          2.000  &#8211;  840   =   a,            a  =  1.160   Sabit gider.<br />
2.3.2.2.1.2.  Dağılım Grafiği Yöntemi :<br />
	Bu yöntemde giderlerin sabit ve değişken kısımlarının ayrılması, grafik yardımıyla sağlanır. Gider   Y  ekseninde, faaliyet hacmi ise   X  ekseninde yer alır. Gider ve faaliyet hacmine ilişkin veriler grafik üzerinde işaretlenir. Göz kakarıyla grafikte işaretlenmiş olan noktaları eşit parçalara ayıracak şekilde bir doğru çizilir. Yapılacak iş, bu doğrunun eğimini bulmaktır. Eğimi bulabilmek için doğru üzerinde rast gele iki nokta alınır, bu iki nokta arasında giderde meydana gelen değişme, faaliyet hacmindeki değişmeye oranlanır. Bunun sonunda elde edilen rakam, TG denklemindeki  b &#8216;nin değeridir. Diğer bir deyişle, değişken orandır. Bu yöntemi de bir örnekle ele alalım. (Şekil. 3).</p>
<p>Örnekte  kullanacağımız veriler, mir önceki örneğimizde kullanılan verilerdir. Bu verilere göre çizilebilecek dağılım grafiği aşağıda gösterilmiştir.<br />
	Grafik üzerinde rast gele işaretlediğimiz  A  ve  B  noktalarında genel üretim gideri ve faaliyet hacimleri şöyledir:<br />
A noktasında faaliyet hacmi     350   gider    2.160 TL.<br />
B noktasında faaliyet hacmi     500   gider    2.425 TL.<br />
                 2.425   &#8211;  2.160                265<br />
b     =      &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;     =    &#8212;&#8212;&#8212;      =    1.77 TL<br />
                 500    &#8211;     350                  150<br />
	Herhangi bir noktadaki toplam gider (TG) ve değişim oranı (B) belli olduktan sonra, sabit gideri (a) bulabiliriz.<br />
TG      =   a  +   bx<br />
2.160  =   a  +   1.77 (350)<br />
2.160  &#8211;  1.77 (350)   =   a<br />
2.160   &#8211;   6.20          =   a<br />
         	         1.540    =   a<br />
Şu halde toplam gider denklemi, aşağıdaki şekli alacaktır.<br />
	TG    =    1.540  +  1.77(x)<br />
2.3.2.2.1.3.   En Küçük Kareler Tekniği<br />
	En küçük kareler tekniği bağımlı ve bağımsız değişkenler arasındaki ilişkiyi ortaya koyar.   Bu yöntemde kullanılan doğrusal eğri denklemi<br />
 ( Y  =  a + bx ),     bizim TG  denklemimizin temelini oluşturur.<br />
	Denklemdeki semboller şunları tanımlamaktadır:<br />
 Y  =  Bağımlı değişken                a   =  Sabit faktör<br />
  x  =  bağımsız değişken               b   =  Trend eğrisinin eğimi<br />
Aynı sembolleri gider denklemimize göre tanımlarsak;<br />
TG  =   Toplam gider (Bağımlı değişken)<br />
a     =    Sabit gider ( Sabit faktör)             b     =   Değişim Oranı (Eğrinin eğimi)<br />
x     =   Faaliyet hacmi (bağımsız değişken)<br />
Teknikte,   a ve  b    değerlerini bulmak için kullanılan formüller aşağıdadır:</p>
<p>Formüllerdeki semboller şu anlamları taşımaktadır:<br />
a      =      Sabit faktör        b      =      Değişken faktör       ∑     =     Toplam<br />
x      =      Hacim veya faaliyet. Yukarıdaki örnekte  x  ekseninde yer alan<br />
                direkt işçilik saati<br />
y      =     Gider toplama. Yukarıdaki örnekte y ekseninde yer alan<br />
               genel üretim giderleri<br />
N     =     Veri sayısı. Örneğimizde altı aylık veri ele alınmıştır.<br />
	Yukarıdaki örnekte verilmiş bulunan verilerden yararlanarak, en küçük kareler yöntemini görelim. İlk iş, verileri formüllerde kullanılabilecek şekilde, yeniden düzenlemektir.<br />
Not : Örnekteki bazı veriler, hesaplamanın kolaylaştırılması amacıyla ortalama olarak alınmıştır.</p>
<p>No	Aylar	Direkt İşçilik Saat (x)	G.Ü.G.    (y)	xy	x2<br />
1	Temmuz	500	2.500	1.250.000	250.000<br />
2	Ağustos	450	2.400	1.080.000	202.500<br />
3	Eylül	300	2.000	   600.000	  90.000<br />
4	Ekim	400	2.100	   840.000	160.000<br />
5	Kasım	550	2.700	1.485.000	302.500<br />
6	Aralık	400	2.100	   840.000	160.000<br />
	Toplam  ( ∑ )	     2.600	   13.000	6.095.000	1.165.000	 </p>
<p>Örnekteki verileri formüllere yerleştirerek   a   ve   b  &#8216;nin değerlerini bulalım.</p>
<p>              1.165.000  x  13.800)  &#8211;  (2.600  x  6.095.000)<br />
a    =   &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-<br />
                            6 (1.165.000)  &#8211;  (2.600)2<br />
                 16.077.000.000   &#8211;   15.847.000.000                   230.000.000<br />
     =      &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;        =      &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
                            6.990.000   &#8211;  6.760.000                                230.000<br />
a    =    1.000 TL.<br />
b     =<br />
                   6 (6.095.000)  &#8211;  (2.600 x 13.800)<br />
       =      &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
                   6.(1.165.000)   &#8211;  (2.600)2<br />
                  36.570.000   &#8211;  35.800.000                       690.000<br />
      =      &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;      =      &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-   =  3<br />
                  6.990.000   &#8211;   6.760.000                        230.000<br />
b    =    3<br />
En küçük kareler yöntemine göre elde ettiğimiz   a  ve  b   parametrelerinin değerlerini   TG   denklemindeki yerlerine koyarsak,   TG  denklemi aşağıdaki biçimi alacaktır.<br />
TG    =   1.000  +  3 (x)<br />
2.3.2.2.2.  Analitik Teknikler :</p>
<p>	Giderlerin sabit ve değişken olarak  ayrılmasında  kullanılan bir diğer grup teknik de analitik  teknikler adı altında toplanmıştır.<br />
	Tarihi tekniklerde, geçmiş dönem verilerinden yararlanılmaktaydı. Bu nedenle, tarihi tekniklerle elde edilmiş değerler, gelecek dönemde olması beklenen durumlara uymayabilir. Sözü edilen sakıncanın, ortadan kaldırılması için, analitik yöntem ve tarihi tekniklerin birlikte kullanılması önerilmektedir.<br />
2.3.2.2.2.1.   Muhasebe Tekniği :<br />
Bu teknik, hesap planında yer almış gider kalemlerinin sabit ve değişken olmak üzere bir ayırıma tabi tutulması ve bu ayırımın ışığı altında, geçmiş dönemlerde gider hesaplarında yer alan tutarlardan hareket ederek, önce sabit ve değişken giderlerin belirlenmesi, sonrada gider fonksiyonun saptanmasını temel alır. Bu yöntemi de sayısal bir örnekle ele alalım.<br />
              A   Gider Yerinin  12  aylık gider dökümü aşağıya çıkarılmıştır.</p>
<p>	Tutar(TL)	Değişken(TL)	Sabit(TL)<br />
Direkt Hammadde<br />
Direkt İşçilik<br />
Endirekt İşçilik<br />
Amortismanlar<br />
Bakım ve Onarım<br />
Diğer  G.Ü.G.<br />
Genel Yönetim Giderleri	45.000<br />
50.000<br />
25.000<br />
  6.000<br />
  3.000<br />
  2.500<br />
  2.000	45.000<br />
50.000<br />
&#8211;<br />
&#8211;<br />
  3.000<br />
&#8211;<br />
&#8211;	&#8211;<br />
&#8211;<br />
25.000<br />
  6.000<br />
&#8211;<br />
  2.500<br />
  2.000<br />
Toplam	  133.500	     98.000	    35.500<br />
Miktar               25.000 birim<br />
Toplam Sabit Gider         35.500<br />
Birim Başına Değişken Gider   98.000 : 25.000   =   3.92 TL.<br />
Tablodan görüleceği gibi,   A   gider yerine ilişkin giderler, sabit ve değişken olarak ayrılmış ve birim  25.000 adet olduğuna göre, birim başına değişken gider   3,92 TL. olarak hesaplanmıştır. Böylece toplam gider denkleminde kullanılacak olan veriler de elde edilmiş olmaktadır.<br />
TG    =    a   +   bx<br />
TG    =   35.500  +  3,92 (x)<br />
	Aylık  TG  denklemini elde etmek istersek, yukarıdaki denklemde yer alan sabit gider tutarını  12 &#8216;ye bölmek yeterlidir.<br />
                           	35.500<br />
TG       =   &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;    +    3,92 (x)<br />
                              	    12<br />
TG       =      2.958,3  +  3,92 (x)<br />
2.3.2.2.2.2.  Sanayi  Mühendisliği Tekniği :<br />
Bu teknikte giderlerin sabit ve değişken kısımlarının ayrılması, mühendisler, muhasebe ve bütçe personelinin ortak çalışmalarıyla saptanır.<br />
Teknik, bir ürünün üretilmesi için gerekli olan girdi birimlerini teker teker inceler. Bu girdi birimlerini, çıktının (ürünün) üretilmesi için gerekli olan gider kalemleri olarak tanımlayabiliriz. Gider kalemleri saptandıktan sonra, bunlarla üretim hacmi arasındaki fiziksel ilişki belirlenir. Daha sonra, bu fiziksel ilişkilerin parasal tutarları belirlenerek, olaya finansal bir nitelik kazandırılır. Örneğin, belirli bir üretim hacmi için gerekli olan işçilik, hammadde, nezaret vb. gibi unsurların miktarı saptanır. Bundan sonra, saat ücreti, hammaddenin kilogram fiyatı ustabaşının saat ücreti gibi bilgilerden yararlanılarak, fiziksel ilişkiler paraya çevrilir. Böylece   TG denklemindeki veriler de elde edilmiş olur.<br />
2.3.2.3.  Giderlerin Sabit ve Değişken Olarak Ayrılması İçin<br />
               Kullanılan Tekniklerin Yarar ve Sakıncaları :<br />
	En yüksek ve en düşük noktalar tekniği, uygulanması kolay ve kişisel yargılara yer vermeyen bir tekniktir. Ancak, hesaplamalarda en uç ik noktanın ele alınması, bu noktalar arasındaki diğer hacimlerin önemsenmemesi sonucunu yaratmaktadır. Bu noktalar anormal durumları gösterebilir. Bu nedenle, tekniğin dağılım grafiği ile birlikte kullanılması, uç noktaların normal olup olmadıklarının belirlenmesi için zorunlu olmaktadır. Eğer noktalar, anormal durumları gösteriyorsa, bunların gözlem dışı bırakılarak, yeniden iki uç noktanın seçilmesinde yarar vardır.<br />
	Dağılım grafiği tekniği, uygulanması en kolay olanıdır. Ancak, kişisel yargılara yer vermesi nedeniyle, büyük ölçüde subjektiftir. Noktaları eşit parçaya bölen doğrunun çizilmesi, kişilerin görüşüne göre büyük ölçüde değişebilir.<br />
Fakat, anormal durumları açık bir şekilde göstermesi nedeniyle, diğer tekniklere yardımcı olarak kullanılabilir.<br />
En küçük kareler tekniği, kişisel yargılara yer vermez ve objektiftir. Teknikte, gözleme alınan veri sayısı arttıkça, maliyet ve hacim ilişkileri o ölçüde iyi belirlenebilir.Bu teknik de anormal ilişkileri gösteren uç noktalardan etkilenir.<br />
	Muhasebe tekniği, uygulanması çok kolay olan bir tekniktir. Ancak yarı değişken giderlerin olabileceğini dikkate almamaktadır.<br />
	Sanayi mühendisliği tekniği, gider ve hacim ilişkilerini fiziksel olarak ele aldığından, giderleri etkileyebilecek diğer etkenleri dikkate almamakta ve gider hacim ilişkisini en iyi biçimde ortaya koymaktadır. Ancak uygulanması pahalıdır ve fiziksel girdi ve çıktı ilişkilerinin belirgini olmadığı giderlerde, örneğin, genel yönetim giderlerinde, uygulanması zordur.<br />
2.  BÖLÜM</p>
<p>1.  BÜTÇENİN  HAZIRLANMASI<br />
	Bu doğrultuda bütçe hazırlığı ile ilgili evreler aşağıdaki şekilde sıralanabilmektedir:<br />
1.1.	Bütçe amacının saptanması<br />
1.2.	Planlama ve varsayımlarının belirlenmesi<br />
1.3.	Satış öngörülerinin yapılması<br />
1.4.	Bütçenin bölümlerine ait ilk taslakların hazırlanması<br />
1.5.	İlk taslaklarda yer alan bütçe öngörülerin tartışılması ve uzlaşma<br />
1.6.	Koordinasyon ve gözden geçirme<br />
1.7.	Bütçenin onaya sunulması<br />
1.1.  BÜTÇE AMACININ SAPTANMASI<br />
	Bütçe, önceden belirlenen amaçlar doğrultusunda kısa süreli planların uygulanmaya konmasını sağlamaktır.<br />
1.2.  PLANLARIN VARSAYIMLARININ BELİRLENMESİ<br />
	Bütçeler işletmenin mevcut yapısı ve özellikleri çerçevesinde hazırlanır. Bu doğrultuda bütçelerin hazırlanmasında ayrıntılı planlama varsayımlarının önemi büyüktür.<br />
1.3.  SATIŞ ÖNGÖRÜLERİNİN YAPILMASI<br />
	Satış öngörüleri için işletme iç sayısal bilgileri, Pazar verileri ve özel araştırma sonuçlarından yararlanılır. Araştırmalara bağlı olarak işletme içi rakamlar ile gelecekteki pazar gelişmeleri istatistiksel çözümlemelerle incelenir.<br />
1. 4/7.   BÜTÇELERİN HAZIRLANMASINDAKİ DİĞER EVRELER<br />
	Yüksek kademece belirlenen ve bütçelemede rehber olabilecek temel varsayımlar işletmenin alt kademelerine iletilir. Bu varsayımlar ve diğer bilgilerden hareketle sorumluluk merkezi yöneticileri bütçe öngörülerini yaparlar ve bölümleriyle ilgili ilk bütçe taslakları oluşur.<br />
	Her bölümün ortaya koyduğu bütçe taslaklarındaki öngörüler tartışılarak, belirli bir yönde uzlaşma sağlanır.<br />
2. ESNEK BÜTÇELERİN OLUŞTURULMASI<br />
Esnek bütçeler değişik kapasite oranları için düzenlenebilir. Bu amaçla esnek bütçeler gerçekleşme olasılığı en çok olan kapasite için gerçek üretimi belirleyen kapasiteler için ayarlanmış bütçe rakamlarının bulunup, karşılaştırıla bilinmesine olanak taşıyacak biçimde düzenlenmelidirler.<br />
Bunu yapabilmek için öncelikle maliyetler; değişken, sabit ve yarı değişken maliyet gruplarına ayrılır ve ana hesap kalemleri altında toplanır.<br />
Üçüncü aşama ise, bu maliyetlerin değişik kapasitelerde ne gibi farklılıklar göstereceğinin belirlenmesidir. Genel kural olarak sabit maliyetler uzun bir dönem için sabit kalırken, değişken ve yarı değişken maliyetlerin yakın kapasite sınırları içerisinde aynı oranda değişeceği kabul edilmektedir.<br />
Birim başına değişken maliyetler ve toplam sabit maliyet hesaplandıktan sonra  y  = k  +  bx  esnek bütçe denkleminden yararlanarak esnek bütçe oluşturulabilir.<br />
Esnek bütçeler de belirlendikten sonra bunların statik ve gerçek değerler arasındaki farklılığın nasıl ortaya çıkabileceği Şekil 4. de görülmektedir.</p>
<p>Şekil 4.   Farkların Karşılaştırılması.</p>
<p>	Gerçekleşen<br />
Fiyatlardaki<br />
Gerçekleşen Sonuçlar<br />
*	Esnek<br />
Bütçe<br />
Sapması</p>
<p>+	Gerçekleşen<br />
Miktarda<br />
Oluşturulan<br />
Esnek Bütçe<br />
&#038;	Satış Miktarı Sapması	Statik Bütçe	Statik<br />
Bütçe Sapması<br />
Miktar	7.000	&#8212;	7.000	2.000 U	9.000	2.000 U<br />
Satışlar	&#8212;	&#8212;	168.000	48.000U	216.000	48.000U<br />
Değişken<br />
Maliyetler<br />
112.500<br />
8.900<br />
103.600<br />
30.140F<br />
133.740<br />
21.240F<br />
Katkı Payı	55.500	8.900	103.600	30.140F	133.740	21.240F<br />
Sabit<br />
Maliyetler<br />
70.300<br />
300<br />
70.000<br />
&#8212;<br />
70.000<br />
300 U<br />
Faaliyet<br />
Geliri<br />
(14.800)<br />
9.200<br />
(5.600)<br />
17.860U<br />
12.260<br />
27.060U<br />
U   =    Olumsuz                     F    =    Olumlu<br />
*    =    Şekil  15-6 &#8216;dan          +    =   Şekil  15-6 dan<br />
&#038;   =	Şekil 15-7 (7.000 ünite için hazırlanmış esnek bütçe)<br />
Gerçekleşen satış düzeyinde oluşturulan esnek bütçe kullanılarak; statik bütçe ile gerçek değerler arasında kötü yönde gerçekleşen 27.060 TL&#8217;lık sapmanın esas nedeni bulunmaya çalışılmıştır. Buna göre bu sapmanın 17.860 TL&#8217;lık kısmının satış miktarı sapmasından 9.200 TL&#8217;lık kısmının ise esnek bütçe sapmasından kaynaklandığı ortaya çıkmaktadır. Bu durum şöyle özetlenebilir:<br />
Gerçek Sonuçlar		     Esnek Bütçe		        Statik Bütçe<br />
    (14.800)			         (5.600)			            (12.260)</p>
<p> Esnek Bütçe sapması  9.200 U     Satış miktarı sapması 17.860 U<br />
                        Statik Bütçe Sapması   27.060  U<br />
Şekil 4. &#8216;ün  4.cü kolonunda gerçekleştirilememiş olan 2.000 birimli eksik satıştan kaynaklanan fark bulunmaktadır. Burada dikkat edilmesi gerekli nokta satış fiyatlarının  ve değişken giderlerin sabit tutulduğudur. Zaten ikisi de bütçelenmiş olduğundan bunların sabit olması doğaldır. Bunu şu şekilde formüle edebiliriz.<br />
Satış Miktarı Sapması    =   (Esnek bütçe miktarı  &#8211;  Statik bütçe miktarı)  x<br />
                                              (bütçelenmemiş birim katkı payı)<br />
	Sütun  2 de ise esnek bütçe sapması gösterilmektedir. Esnek bütçe sapması gerçek sonuçlar ile gerçek satışlar düzeyinde hazırlanan esnek bütçe arasındaki farktır. Bu sapmalar fiyat değişimlerinden veya kaynakların verimsiz kullanılmasından kaynaklanabilir. Bu sapmalar Şekil. 5  de daha detaylı olarak görülebilmektedir.<br />
	Bu aşamaya kadar gerçekleşen değerler ve bütçelenen değerler arasındaki sapmayı incelemek amacıyla statik bütçe sapmasını, esnek bütçe sapması ve satış miktarı sapması olmak üzere ikiye ayırmıştır. Aradaki sapmanın iki aşamada incelenmesi nedeniyle bu yönteme iki yönlü sapma analizi denmektedir. Bundan daha detaylı bilgiye ihtiyaç duyulduğunda, aradaki sapmanın değişken ve sabit maliyetler için de ayrı ayrı incelenmesi ile üç yönlü veya dört yönlü sapma analizleri de kullanılabilmektedir.<br />
Yukarıda hesaplanan sapmaların nedeni bir çok konuya bağımlı (fiyat, ücret, miktar, süre vb.) olarak oluşabilir.</p>
<p>Gerçek<br />
Statik Bütçe	Statik Bütçe Sapması<br />
Miktar<br />
Değişken maliyetler<br />
Direkt İlk madde malz.<br />
Direkt İşçilik<br />
Hammadde Transferini sağl. Yardımcı İşçilik<br />
Boş Zaman<br />
Temizlik Zamanı<br />
Endirekt İşgücü<br />
Endirekt Malzeme	7.000</p>
<p>21.350<br />
61.500<br />
11.100</p>
<p>3.500<br />
2.500<br />
800<br />
4.700	7.000</p>
<p>21.000<br />
56.000<br />
11.200</p>
<p>2.800<br />
2.100<br />
700<br />
4.200	&#8212;</p>
<p>350 U<br />
5.500 U<br />
100 F</p>
<p>750 U<br />
400 U<br />
100 U<br />
500 U<br />
Düşük fiyat fakat yüksek kullanım, yüksek fiyatlar.<br />
Yüksek ücret oranları ve yüksek  kullanım</p>
<p>Makine bozulmalarının çok fazla olması<br />
Yüksek ücret ve yüksek kullanım<br />
Değişken Üretim Maliyeti<br />
Dağıtım Giderleri<br />
Yönetim Giderleri	105.500<br />
5.000<br />
2.000	98.000<br />
4.200<br />
1.400	7.500 U<br />
800 U<br />
600 U<br />
Hava yollarının kullanılması<br />
Toplam değişken maliyetl.	112.500	103.600	8.900 U<br />
Sabit Maliyetler<br />
Fabrika yönetim giderleri<br />
Fabrika bina kirası<br />
Fb. makine tesis amortismanı<br />
Fb.nın diğer sabit maliyetleri<br />
Sabit üretim maliyetleri<br />
Sabit satış ve yönetim maliy.<br />
Toplam sabit maliyetler<br />
Toplam değişken ve sabit ml.<br />
14.700<br />
5.000<br />
15.000<br />
2.600<br />
37.300<br />
33.00<br />
70.300<br />
182.800</p>
<p>14.400<br />
5.000<br />
15.000<br />
2.600<br />
37.000<br />
33.000<br />
70.000<br />
173.600<br />
300 U<br />
&#8211;<br />
&#8211;<br />
&#8211;<br />
300 U<br />
&#8211;<br />
300 U<br />
9.200 U<br />
Beklenmedik ücret artışları	 </p>
<p>Şekil. 5.   DOMINION FİRMASI Maliyet Kontrolü Performans Raporu<br />
		                            30. Haziran. 199..</p>
<p>3.   ESNEK BÜTÇE OLUŞUMUNDA KULLANILACAK<br />
      KAPASİTE   ÖLÇÜSÜ<br />
	Esnek bütçelerin oluşturulmasında önemli bir yer tutan diğer bir konu da kullanılacak kapasite ölçüsünün belirlenmesidir. Verilen örnekte ölçü olarak satışlar kullanılmıştı. Oysa esnek bütçeleri oluştururken ölçü olarak her zaman için satışların alınması zorunlu değildir.Kapasite ölçüsü olarak seçilen ölçütün değişken giderler ile benzer şekillerde arklılık göstermelidir.Yani üretim arttığında hem seçilen ölçü artmalı; hem de değişken giderler aşağı yukarı eşit oranlarda artmalıdır. Aynı şekilde üretim azaldığında hem ölçüt hem de değişken giderler benzer oranlarda artmalıdır. Başka bir deyişle maliyet ile en sıkı sebep sonuç ilişkisi kurulabilen kapasite ölçütü seçilmelidir.<br />
	Konu bir örnek ile şöyle açıklanabilir:  X  firmasının torna esas üretim gider yerinde ara mamul üretilmektedir. Bu malların bir araya getirilip satılması için ise daha bir çok işleme tabi tutulması gerekmektedir. Sonuçta bir çok mamul elde edilmektedir. Bu nedenle torna bölümünün giderlerinin satılan mamul miktarı veya gelirler ile ilişkilendirilmesi mümkün değildir. Bu durumda planlama ve performans değerlendirilmesi yapılabilmesi amacı ile bu bölümdeki kontrol edilebilir giderlerin başka bir ölçek ile ilişkilendirilmesi gereği ortaya çıkmıştır.<br />
	Şekil  6.  da torna bölümünün giderlerini bütçelemek için kullanılabilecek üç alternatif ölçek gösterilmiştir.</p>
<p>Şekil 6.   Esnek Bütçelemede Kapasite Ölçütü Seçimi<br />
	Şekillerde de görüldüğü gibi torna bölümün giderleri bir miktar arasındaki en yakın ilişki makine saati ile kurulabilmektedir. Bu durumda esnek bütçe denkleminin oluşturulmasında sabit giderler artı (gerçekte kullanılan makine saati çarpı değişken gider oranı) formülü kullanılacaktır.<br />
İdeal olarak, ölçü seçiminde; kontrol edilebilen kalemleri; o kalemin gider seviyesini etkileyen mantıklı bir neden ile ilişkilendirmek gerekir. Gider formülünü oluştururken ise bu nedenler arasından (faaliyet tabanı) gider ile en iyi uyumu sağlayan neden (faaliyet tabanı) baz alınmalıdır. Halbuki uygulamada, seçilen ölçüler her gider kalemi için aynı derecede belirleyici olmayabilmektedir. Bu nedenle değişik giderler için birden çok ölçüt kullanma yoluna gidilebilir.<br />
	Genelde satış ile direkt ilişkisi bulunmayan üretim bölümlerinde satışlar çok nadiren uygun bir ölçü oluştururlar. Bu nedenle bu tür bölümlerde makine saati ve direkt işgücü gibi ölçüler daha çok kullanım alanı bulmaktadır. Daha üst kademelerde veya satış-pazarlama gibi bölümlerde ise ölçek olarak çoğunlukla satışlar seçilmektedir.<br />
	Tek bir mamulün üretildiği durumlarda ise esnek bütçenin girdilere  veya çıktılara göre oluşturulması hiçbir fark gerçekleştirmeyecektir. Oysa çok mamulleri bulunan işletmeler de çıktıların sayısı genellikle anlamlı bir ölçü oluşturmayacaktır. Çünkü benzer (eşdeğer) olmayan mamullerin toplanmasını gerektirecektir. Bunu engellemek için, çıktılar standart izin verilen girdi ve gerçekleşen çıktı bazında ölçülürler. Dolayısıyla esnek bütçe standart bir girdiye göre oluşturulur.<br />
	Örneğin  X  firmasının sırası ile  A, B ve C mamulleri ürettiğini varsayalım. Bu mamullerin üretiminde kullanılan enerji (elektrik) miktarı her bir mamul için farklı gerçekleşmektedir. Bu durumda sonuç olarak toplam 2000 mamulün üretilmesi elektrik maliyetleri için esnek bütçesinin oluşturulmasında çok mantıklı bir ölçüt oluşturmayacaktır.<br />
 	Çünkü çıktılar, değişik ve farklı elektrik gereksinimleri olan mamullerden oluşmaktadır. Bu durumda esnek bütçenin oluşturulmasında ölçü olarak bir girdi kullanılmalıdır. Örneğin bu durumda makine saati daha uygun bir ölçü olacaktır. Çünkü her mamul makinelerde makine saatlerini tüketerek üretilmektedir.<br />
4.  ESNEK BÜTÇELERDE STANDARTLARIN SAPTANMASI<br />
Esnek bütçeye ilişkin olarak verilmiş olan örnekte değişken maliyetler birer standart maliyettir. Bunlar bir birim başına ifade edilen ve çok dikkatlice belirlenmiş (gerçek maliyetler oluşmadan önce) maliyetlerdir. Standart maliyetler bir bakıma ulaşılması hedeflenen maliyetlerdir ve bütçelerin oluşturulmasında, performansın ölçülmesinde, mamul maliyetlerinin hesaplanmasında kullanılır. Dolayısıyla esnek bütçelerin temel taşıdır. Eğer bu maliyetlere ulaşılabilir ise gerçek maliyetler ile arasında hiçbir fark kalmaz.<br />
Yöneticilerin bu standartları oluştururken güdebilecekleri bazı amaçları olabilir. Örneğin mükemmel, ideal ya da maksimum verimliliği sağlamayı ilke edinebilirler. Bütçeleri oluşturmada esas alınacak standartlar ise başarıya ulaşmada önemli bir rol oynarlar. Bütçe standartları düşük tutulduğu durumlarda çalışanlar tembelleşeceği gibi standartların çok yüksek tutulduğu durumlarda ise personelin motivasyonunu düşürüp başarısızlığa neden olabilir. Ulaşılabilir standartlar ise normal şartlar altında (fireler göz önünde bulundurulduğunda) ulaşıla bilinecek standartlardır. Fakat bu tür standartların normalden biraz daha fazla yükseltilmesi standartlara ulaşılması durumunda kişileri daha fazla tatmin edecektir. Diğer bir deyişle sapmaların kötü yönde olma olasılığı artacak fakat, olumlu sapmalar normalden biraz daha verimli bir çalışma ile elde edilebilecektir.</p>
<p>Standartların saptanmasında dikkat edilmesi gerekli diğer bir konu ise standartların, işletmenin bütün bölümlerince incelenerek oluşturulmasıdır. Böyle yapılması durumunda bölümler arasında dengesizlik ve koordinasyon eksikliği olabilecektir. Bu nedenle her bölümün standardı o bölümden sorumlu kişiler ile birlikte oluşturulmalıdır.<br />
5.  ESNEK BÜTÇEDEN BEKLENEN YARARLAR VE SONUÇLAR<br />
	Esnek bütçeden beklene yararlar  aşağıdaki gibi sıralanabilir.<br />
Maliyet bütçeleri, bütün bölümlerin faaliyetlerini tek tek denetleme ve eğer bütçeden sapma varsa, bunun nedenlerini ayrıntılı biçimde yorumlama imkanı sağlar.<br />
1.	Her bölümün kendisine düşen sorumlulukları saptanabilir.<br />
-	Maliyetlerin oluştuğu her bölümün fiili kapasite kullanışı ile standart kapasite kullanışı arasındaki kapasite farkı nedeniyle ortaya çıkan maliyet farkı hesaplanabilir.<br />
-	Her bölümün fiili üretiminin belirlediği kapasiteye göre ayarlanmış bütçelenen maliyetler ile fiili maliyetler karşılaştırılarak sapmalar bulunabilir.<br />
-	Bölümler arası maliyet aktarmasında; başlangıçta saptanmış bütçe rakamları kullanılarak, bölümün kendi gerçek sorumluluğu saptanabilir.<br />
-	Her bölüm kendi içinde, çeşitli maliyet unsurlarını (işçilik, malzeme ve genel üretim gideri gibi) ayrı ayrı analizlere tabi tutularak nedenleri ve sorumlulukları ayrıntılı biçimde saptayabilir)<br />
2.	Tedarik faaliyetlerini yürütenlere düşen sorumluluklar saptanabilir.<br />
3.	Kapasite farklarının ortaya çıkmasından sorumlu olanlar ortaya çıkarılabilir.<br />
Dönem sonuçların ve maksimum kâr getirecek bir mamul çeşitlendirilmesinin yapılmasını sağlayacak bir kapasite saptanmasına olanak verir.<br />
Esnek bütçenin birden çok faaliyet düzeyi için oluşturulmuş statik bütçeler olduğu daha önceden belirtilmişti. Bu durumda statik bütçe üretim miktarı gerçekleşen ile aynı ise esnek bütçelere gerek duyulmayacaktır. Oysa bütçelenen üretimin gerçekleşen üretimi ile aynı olma olasılığının az olduğu düşünülür ise, tek bir statik bütçenin sadece planlama için yararlı olabileceği, fakat kontrol için pek yararlı olmayabileceği söylenebilir. Bu nedenle esnek bütçelerin sağladığı avantajlardan yararlanılması ve esnek bütçelerin etkin bir şekilde kullanılması firmalar  açısında önem taşımaktadır. </p>
<p>3.  BÖLÜM<br />
1.  BÜTÇENİN UYGULANMASI İLE İLGİLİ (İŞLETME BAZINDA)<br />
     BİR ÖRNEK<br />
1.1.  GENEL BİLGİLER<br />
	İrteks San. ve Tic. A.Ş. 1991 yılında kurulmuş  5 ortaklı bir aile şirketidir.  A. 10  ve   B.20 kod  no.lu iki tür mamulün üretimini yapan şirket mamullerini Marmara Bölgesi ve Diğer Bölgelere yönelik olmak üzere, bölgesel esasta pazarlamaktadır.<br />
	1997 yılında satış miktarlarında artış beklenen şirkette, her iki mamulün tüm bölgelerdeki satışlarının yaygınlaştırılması amaçlanmaktadır. Geçmiş yıllarda yaşanan nakit sıkıntısının aynı ölçüde duyulmaması ve gerekli önlemlerin çok önceden düşünülebilmesiyle birlikte, beklenen satış miktarlarındaki artışlara bağlı olarak kârlılığın da artması yönünde uygulanacak politikaların belirlenebilmesi, 1997 yılı genel bütçesine şirket yönetimince verilen önemi yükseltici etkenler olmuştur.<br />
	İrteks A.Ş. &#8216;nin  3&#8242;er aylık devreler itibarıyla hazırlanacak olan 1997 yılı bütçesiyle ilgili veriler ve öngörü çalışmaları aşağıda olduğu gibidir.</p>
<p>(B) Satışlar    :   1996  Yılı  Satışları</p>
<p>		Birim<br />
Mamul	Bölge	1.nci<br />
Üç Ay	2.nci<br />
Üç Ay	3.ncü<br />
Üç Ay	4.ncü<br />
Üç Ay	Toplam<br />
A.  10	Marmara	10.000	20.000	30.000	15.000	75.000<br />
   B.  20	Diğer	  6.000	10.000	25.000	10.000	51.000	 </p>
<p>	Şirket  1997 bütçe döneminde, geçen, geçen yılki satışlarına oranla %25&#8242;lik bir artış öngörmektedir. Ayrıca bu dönemde,  A. 10 mamulünün diğer bölgelerde de satışa sunulması kararlaştırılmış olup bu bölgelerdeki  A. 10 mamulü satış miktarının, Marmara Bölgesindeki öngörü satış miktarının %40 &#8216;ı dolayında gerçekleşeceği öngörülmüştür. Mamullerin 1997  için saptanan satış fiyatları ise;</p>
<p>Mamuller 	I.nci Üç Ay	Diğer Devreler<br />
A. 10	1.750.000,-	2.250.000,-<br />
B. 20	1.500.000,-	1.750.000,-<br />
Şeklindedir.<br />
(C) Stoklar<br />
31.12.1996 Tarihli Stokların Türleri İtibariyle Dökümü:</p>
<p>Cinsi	Miktar	Birim Fiyatı	Tutar<br />
1. Mamuller<br />
A. 10<br />
B. 20<br />
9.800 br.<br />
5.400 br.<br />
1.050.000.-<br />
900.000.-<br />
10.290.000.000.-<br />
4.860.000.000.-<br />
Toplam Mamul Stok Maliyeti	15.150.000.000.-<br />
II. Yarı mamuller<br />
A.  10.Y<br />
B.  20 Y	4.000 br<br />
1.800 br.	757.500<br />
622.200	3.030.000.000.-<br />
1.120.000.000.-<br />
Toplam Yarı mamul Stok Maliyeti	4.150.000.000.-<br />
III. D.İ.M.M.<br />
H. X. 10<br />
H. Y. 20<br />
16.500 br.<br />
8.000 br.<br />
300.000.-<br />
250.000.-<br />
4.950.000.000.-<br />
2.000.000.000.-<br />
Toplam D. Madde Stok Maliyeti	6.950.000.000.-	 </p>
<p>H. X. 10 Direkt maddesi  A. 10 mamulünün, H. Y. 20 Maddesi ise  B. 20 mamulünün üretiminde kullanılmakta olup; her iki direkt maddeden de 1 birim mamul için 2 birim harcanmaktadır. Direkt maddelerin satın alma fiyatlarında bir değişme olmayacağı varsayılmaktadır.<br />
1997 yılında izlenecek stok politikası uyarınca üçer aylık dönem sonlarında öngörülen mamul ve yarı mamul stokları şöyledir:</p>
<p>Mamuller	1.nci<br />
Üç Ay	2.nci<br />
Üç Ay	3.ncü<br />
Üç Ay	4.ncü. Üç Ay<br />
A.  10	14.300	15.300	7.800	10.250<br />
B.  20	5.900	8.400	4.150	4.550<br />
Yarı Mamuller<br />
A. 10. Y	&#8212;	&#8212;	&#8212;	5.300<br />
B. 20. Y	&#8212;	&#8212;	&#8212;	2.100	 </p>
<p>Direkt maddelere ait dönem sonu stokları ise; her üç aylık dönem için, bir sonraki üç aylık dönemin &#8220;Üretim için gerekli miktarı&#8221;nın %20 &#8216;si oranında öngörülmektedir. 31.12.1997 tarihli öngörü stok miktarları,<br />
 H. X. 10 maddesi için 12.000 birim,    H.Y. 20 maddesi için 7.000 birimdir.<br />
(D)  Direkt İşçilikler ve G.Ü. Giderleri<br />
	Mamullerin işlem gördükleri iki ana üretici işyeri itibariyle üretim birimi başına öngörülen D.İ. Saati standartları:</p>
<p>Mamuller	I. No.lu İşyeri	II. No.lu İşyeri	Toplam<br />
A.  10	2 / 4  DİS	1 / 4  DİS	3 / 4  DİS<br />
B.  20	1 / 4   DİS	1 / 4   DİS	1 / 2  DİS	 </p>
<p>Ortalama saat ücretleri ise I. No.&#8217;lu ana üretici işyerinde 1.000.000 TL/DİS,        II. No.&#8217;lu ana üretici işyerinde 1.200.000 TL/DİS olarak öngörülmüştür.</p>
<p>G.Ü. Gider. -işyeri ayırımı düşünülmeksizin-  malullere D.İ.S. esasına göre yüklenecektir.</p>
<p>(E)  Faaliyet Giderleri<br />
	Diğer bölgelerde pazarlanmasına ilk kez başlanan  A. 10  mamulünün her üç aylık dönemde toplam satış tutarı üzerinden satış personeline %1 oranında prim verilecektir. Ayrıca bu mamul için her üç aylık dönemde ortalama 1.250.000.000 TL.&#8217;lik reklam yapılması planlanmıştır.<br />
	Satış personelinin ücret ve eklerinin yıllık tutarı 10.000.000.000 TL. olarak öngörülmüştür.<br />
	Diğer faaliyet gideri öngörüleri de şöyledir:</p>
<p>Gider Türü	I. Üç Ay	II. Üç Ay	III. Üç Ay	IV. Üç Ay<br />
Satış Komisyon	1.500.000.000.-	2.500.000.000.-	5.000.000.000.-	3.000.000.000.-<br />
Yönetim Gideri	4.500.000.000.-	4.500.000.000.-	5.500.000.000.-	5.500.000.000.-	 </p>
<p>(F)   Tahsilât  ve  Ödemeler<br />
	1996 yılı alıcılar bakiyesinin ilk üç ayda geri döneceği; 1996 yılı alacak senetleri bakiyesinin 7.900.000.000.- TL&#8217;lik bölümün birinci üç ayda  4.008.000.000.- TL&#8217;lik bölümünün ikinci üç ayda tahsil edileceği; anı hesapta yer alan Teminattaki Senetlerin 10.000.500.000.- TL&#8217;lik bölümünün birinci üç ayda, 5.750.000.000.- TL&#8217;lik bölümünün ikinci üç ayda tahsil edilerek banka kredi hesabına alacak kaydedileceği beklenmektedir.<br />
	1997 yılı için belirlenen satış politikası gereği satışların %30&#8242;u peşin yapılacaktır. Tahsilât öngörüleri ise:<br />
I. üç ay	:	21.656.500.000.-<br />
II. üç ay	:	48.902.500.000.-<br />
III.  üç ay	:	86.646.250.000.-<br />
IV. üç ay	:	78.818.750.000.-           şeklindedir.<br />
	31.12.1997 alacak bakiyesinin  %35 &#8216;inin açık hesap, %65 &#8216;inin senetli olacağı öngörülmektedir.<br />
	Satıcılara olan 31.12.1996 tarihli borç bakiyesi ilk üç ayda geri ödenecektir. Borç senetlerinin ödeme plânı ise şöyledir:<br />
I. üç ay	:	7.500.000.000.-<br />
II. üç ay	:	6.500.000.000.-<br />
III.  üç ay	:	4.500.000.000.-<br />
IV. üç ay	:	3.500.000.000.-<br />
1997 yılı Direkt madde alımlarının %25 &#8216;i peşin, kalanı açık hesap ve senetlidir. Direkt Madde 1997 yılı alımlarıyla ilgili ödeme planı da şöyledir:<br />
I. üç ay	:	5.522.500.000.-<br />
II. üç ay	:	13.462.500.000.-<br />
III.  üç ay	:	17.523.000.000.-<br />
IV. üç ay	:	12.354.000.000.-<br />
Dönem sonu borç bakiyesinin %30 &#8216;unun açık hesap, %70 &#8216;inin senetli olacağı öngörülmüştür.<br />
Bilançoda yer alan ödenecek vergi ve fonların 1.250.000.000 TL.lık  bölümü vergi kesintileri olup, 1.550.000.000.- TL.lık Sos. Güv. Kesintileri ile birlikte Ocak ayı içinde ödenecektir. Vergilerin geri kalan 12.300.000.000.- TL.lık bölümü ise Kurumlar Vergisi olup nisan, Temmuz ve Ekim aylarında olmak üzere üç eşit taksitte ödenecektir. Ortaklara Borçlar hesabında yer alan dağıtılacak kâr rakamı ise üçüncü üç aylık dönemin başında ortaklara dağıtılacaktır.<br />
(G)    Diğer Öngörüler<br />
	1997 yılında planlanan satış artışını gerçekleştirmeye yönelik, ikinci üç aylık dönemin başında alınması kararlaştırılan makinenin 10.000.000.000 TL.lık bedelinin %40 &#8216;ı peşin ödendikten sonra kalan  borç 1998 yılı başında ödenecektir. II. üç aylık dönemde hurda satışından 2.400.000.000TL beklenmektedir.<br />
	Şirket finansman politikası gereği nakit açığı olan dönemlerde bankaya alacak senedi vererek senet karşılığı kredi kullanmaktadır. Kullanılacak kredi, teminat olarak verilen senetlerin %80 &#8216;i tutarında olmakta; verilecek senetlerin %60 &#8216;ının vadesinin bir sonraki üç aylık döneme, %40 &#8216;ının vadesinin ise daha sonraki üç aylık döneme ait olması da diğer bir koşul olarak belirlenmektedir.<br />
	Yıl sonunda senet karşılığı kredi hesabına faiz ve komisyon olarak 5.875.000.000 TL tahakkuk ettirileceği, yıl sonunda banka senet deposunun sıfır olacağı, buna karşın ticari mevduat hesabına 580.000.000 Tl. faiz tahakkuku beklenmektedir.<br />
1.2.  UYGULAMANIN ÇÖZÜMÜ :</p>
<p>	İrteks A.Ş.&#8217;nin 1997 yılı kapsamlı bütçeleme çalışmaları, tüm ayrıntı bütçelerin düzenlenmesinden ppoforma gelir tablosu ile proforma bilançoya ulaşılmasına kadar ki çalışmaları içerecektir.<br />
AÇIKLAMA :<br />
	A. 10  mamulünün Marmara,  B. 20  mamulünün ise diğer bölgelerdeki 1997 yılı satış miktarları,  -öngörü varsayımları- 1996 yılı aynı dönem satış miktarlarının 1.25 katı alınarak;  A. 10 mamulünün diğer bölgelerdeki satış miktarları ise, Marmara bölgesi için hesaplanan miktarların %40 &#8216;ı alınarak hesaplayınız. Şöyle ki;       A. 10 Mamulü :  (1997 &#8211; 1. üç ay)<br />
1996 &#8211; 1. üç ay Satış Miktarı :  10.000 birim   x  1.25   =   12.500 birim<br />
                                                                        %25 artış sonucu (Marmara Bölgesi)<br />
12.500 birim  x  0,40   =  5.000 birim  (Diğer Bölgeler)<br />
ÜRETİM BÜTÇESİ<br />
1.  A. 10  Mamulü </p>
<p>AÇIKLAMA :<br />
	Direkt Madde Yönünden düzenlenen  A. 10 mamulü üretim bütçesinde, dönem sonu yarı mamul stoku salt  IV. Üç aylık dönemde bulunduğundan ve D. Madde yönünden %100 tamamlanmış olduğundan FİFO yöntemi uyarınca, bu dönem sonunda Yarı mamul stoku 5.300 birim olarak tam alınmıştır. Aynı şekilde  I. üç aylık dönemde bulunan dönembaşı yarı mamul stoku da, %100 tamamlanmış bulunduğundan ve stok değeri açısından tam mamule eşdeğer olduğundan 4.000 birim olarak, üretim bütçesine tümüyle yansıtılmıştır.<br />
	Direkt işçilik ve G.Ü.G. yönünden düzenlenen  A. 10 mamulü üretim bütçesinde ise, yarı mamuller bu yönlerden %0 tamamlanmış olduğundan ve yine FİFO yöntemi uyarınca,  I. üç aylık dönembaşı yarı mamul stoku olan 4.000 birimin %50 &#8216;si olarak 2.000 birim, IV. Üç aylık dönemsonu yarı mamul stoku olan 5.300 birimin ise yine %50 &#8216;si olarak 2.650 birim üretim bütçesine konmuştur.<br />
 AÇIKLAMA<br />
	B. 20  mamulünün gerek direkt madde yönünden gerekse de direkt işçilik ve G.Ü.G. yönünden ayrı ayrı düzenlenen üretim bütçelerinde, yarı mamuller ile ilgili hareket tarzı, yukarıda A.10 mamulünün üretim bütçelerine ilişkin yapılan açıklamalar doğrultusunda olmuştur.<br />
 AÇIKLAMA<br />
	Her iki direkt madde de 1 birim mamul için 2 birim kullanıldıklarından; direkt madde yönünden düzenlenmiş bulunan üretim bütçelerindeki üretilmesi gereken miktarların 2 ile çarpılmasıyla, bu maddelerin üretim için gerekli miktarları hesaplanmıştır.<br />
Her üç aylık dönemin dönem sonu stokları ise bir sonraki dönemin üretim için gerekli miktarın %20&#8242;si alınarak hesaplanmıştır. Şöyle ki;<br />
H. X. 10  Direkt Maddesi (I. Üç Ay Dönemsonu Stoku)<br />
II. Üç Aylık Dönemin üretim için gerekli miktarı :  72.000 x 0.20  =  14.400<br />
(D)  DİREKT İŞÇİLİK BÜTÇESİ</p>
<p>AÇIKLAMA<br />
	Direkt İşçilik Bütçesi mamuller düzeyinde ve işyerleri düzeyinde olmak üzere iki şekilde düzenlenmiş bulunmaktadır. Böylece diğer bütçelerin hazırlanmasında kolaylık sağlanması amaçlanmıştır. Her bir mamul için gerekli D.İ. Saati,  D. İşçilik ve G.Ü.G. yönünden düzenlenmiş bulunan üretim bütçeleri &#8220;üretilmesi gerekli miktarların&#8221; D.İ.S. standartları ile çarpılmasıyla hesaplanmıştır.<br />
	IV. üç aylık dönemlerde yarımamuller de (D.İ. ve G.Ü.G. yönünden %50 tamamlanmış) bulunduğundan, bu dönemde hesaplanan gerekli sürenin bir kısmı mamullere diğer kısmı ise yarımamullere aittir. Şöyle ki;<br />
A. 10 Mamulü (IV. Üç aylık Dönem)<br />
Üretilecek mamul    :   31.350  &#8211;  2.650   =  28.700  br.  x  2/4DİS   =   14.350 DİS<br />
Üretilecek Yarımamul :  2.650 br  x  2/4DİS			 =     1.325 DİS     Toplam Gerekli Süre					                               15.675DİS<br />
	(E)  GENEL  ÜRETİM  GİDERLERİ  BÜTÇESİ</p>
<p>AÇIKLAMA : G.Ü.G.&#8217;nin mamullere yüklenmesinde işleri ayırımı olmadığından ve her iki işyerinde D.İ.S. yükleme esası olarak alındığından toplam G.Ü.G. mamullerin toplam DİS&#8217;ne bölünerek GÜG yükleme katsayıları hesaplanmıştır.</p>
<p>AÇIKLAMA :<br />
A. 10 Mamulü:  1 üç aylık dönemde 18.000 br. dönemde üretime başlanan, 4.000 birim Dönem Başı Yarımamul Stoku olmak üzere 22.000 birim tamamlanıp ambara devir olacaktır. Buna göre 41.830.000.000 TL.lık Üretilecek Mamul Maliyetinin ayrılışım şöyle olmaktadır.<br />
Dönemde Üretimine Başlanıp  Tamamlanacakların Maliyeti:<br />
18.000 br   x   2.000.000 TL/br.   =   36.000.000.000<br />
Dönembaşı yarımamul Stokunun Tamamlandıktan Sonraki maliyeti:<br />
Db. Stok maliyeti     			3.030.000.000<br />
Dönem İçinde Yüklenen 		2.800.000.000    		5.830.000.000<br />
(4.000 x %50 x 1.400.000)<br />
Üretilecek mamul Maliyeti   						41.830.000.000</p>
<p>AÇIKLAMA :<br />
1.    Satış Bütçesinden<br />
2.	Satışların Maliyeti Bütçesinden<br />
3.	Faaliyet Giderleri ile Nakit Bütçesinden<br />
4.	Nakit Bütçesinden</p>
<p>2.   ESNEK BÜTÇE UYGULAMASI İLE İLGİLİ BİR ÖRNEK<br />
	Örnek, bir sınai işletmenin tüm üretim faaliyetinin esnek bütçe tekniğine uygun biçimde bütçelenebileceği düşünülerek hazırlanmıştır. Bu nedenle, iki esas, iki de yardımcı üretim dairesinin bütçeleri, birbirleri ile ilişkileri de dikkate alınarak hazırlanmıştır.<br />
Esnek bütçe tekniğinin, yalanız çıktı/girdi (output/input) ilişkileri doğrudan doğruya ve kısa zamanda kurulabilen faaliyet alanlarında kullanılabileceğine daha önce işaret edilmişti. Aşağıdaki örnekte üzerinde durulan yardımcı imalat dairelerinden tamir-bakım dairesinde output/input ilişkisi doğrudan doğruya kurulamamaktadır. Kazan dairesinin ürün miktarı ise, esas ürün bölümlerinin üretim hacmine bağlı olarak azalıp çoğalmakta, yani bu dairede, girdilere göre çıktılarda meydana gelen değişmeler, (belirli kapasite tavanına kadar geçerli olmak üzere esas üretim dairelerinin inisiyatifinde oluşmaktadır.<br />
Bu nedenlerle, tamir-bakım dairesi statik bütçe tekniğine göre bütçelenmiştir. Standart olarak saptanmış bir kapasite kullanışı esas alınarak bu kapasite için bulunan maliyet, ilgili dairelere dağıtılmıştır.<br />
Kazan dairesinde ise fiilî ürün ve kapasite kullanış derecesi, bu dairenin faaliyetinden yararlanan dokuma ve apre dairelerinin, fiilî kapasite kullanış dereceleri, bu dairelerin her birinin, kazan dairesinden yararlanma oranları ile çarpılıp, sonuçlar toplanarak bulunmuştur. Bu konuda rakamlı açıklama örneğin çözümü sırasında verilmektedir.</p>
<p>2.1.  Kullanılan Yöntemler Hakkında Notlar :<br />
Örnekte ele alınan dokuma firmasının yalnız yardımcı ve esas üretim daireleri dikkate alınmıştır.<br />
Dinamik bütçe rakamlarının bulunmasında tablo yöntemi kullanılmıştır. Gerektiğinde enterpolasyon yolu ile fiilî kapasiteye uydurulmuş &#8220;ayarlanmış&#8221; bütçe rakamları elde edilmiştir.<br />
Kazan dairesinin kapasite kullanışını bulurken, dokuma ve apre dairelerinin, kazan dairesinden yararlanma oranları olarak kullanılan %39,6 ve %60,4 oranları daha önceden saptanmış standartlarla belirlenmiştir.<br />
 Daireler  arası maliyet dağıtımında &#8220;kademeli dağıtım&#8221;  yöntemi kullanılmıştır.<br />
%90 çalışma derecesinin standart olarak alınması (yani başlangıç bütçesinin %90 kapasite kullanışı temeline göre kurulması) uygun görülmüştür.<br />
Kapasite ölçüsü olarak &#8220;ürün birimi&#8221;nin kullanılması yeterli görülmüştür. Çünkü her safhada tek ürün elde edilmektedir.<br />
Boya-apre dairesi dışında hiçbir dairede yarı mamul kalmadığı varsayılmıştır.<br />
Maliyetlemede;<br />
-	Bina ve teçhizat tamir-bakım dairesinden, her üç daireye,<br />
-	Kazan dairesinden, yalnız dokuma ve boya-apre dairelerine,<br />
-	Dokuma dairesinden ise yalnız boya-apre dairesine&#8230; maliyet dağıtımı yapılmaktadır.<br />
2.2.  Diğer Veriler :<br />
2.2.1.  Bina ve Teçhizat Tamir-Bakım Dairesi :<br />
Önerilen çalışmanın gerçekleştirilebilmesi için Tamir-Bakım Dairesinde, aşağıda belirtilen maliyet tür ve rakamlarına katlanılması gerekeceği anlaşılmıştır.<br />
            İşçilik &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..	3.600.000 TL.<br />
Amortisman, Sigorta, Vergi&#8230;&#8230;..	1.400.000 Tl.<br />
Malzeme &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.	2.500.000 TL.<br />
Toplam&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..	7.500.000 TL.<br />
Bu dairelerden, diğer dairelere maliyet dağıtımında, ilgili dairelerin alanları ölçü olarak kullanılacaktır. Söz konusu dairelerin alanları aşağıda verilmiştir.<br />
Kazan Dairesi &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..	       50 m2<br />
Dokuma Dairesi &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..	  1.000 m2<br />
Apre Dairesi &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..	  1.000 m2<br />
	Toplam &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.	  2.500 m2<br />
Bu dairenin bütçelenmesinde statik bütçe tekniğinin kullanılması gerekeceği (yukarıda da belirtildiği gibi) anlaşılmaktadır.<br />
2.2.2.   Kazan Dairesi<br />
Kazan dairesinde, çeşitli maliyetlerin tutarları aşağıda verildiği gibidir.<br />
Değişken Maliyetler  :    Buhar&#8217;ın  m3 &#8216;ü başına  1,80 TL.<br />
Yarı Değişken Maliyetler  :    Bunlar çeşitli kapasite kullanış dereceleri için araştırılmış  ve         %100 kapasitede 2.100.000 TL,<br />
                                 %90 kapasitede   1.900.000 TL,<br />
                                 %80 kapasite de  1.800.000 TL. olacakları anlaşılmıştır.<br />
Sabit Maliyetler  :   %50 &#8211; %100 kapasite aralıklarında sabit kalmak üzere 12.600.000 TL. olacaktır.<br />
Bu daire, &#8220;Bina ve Teçhizat Bakım&#8221; dairesinden de maliyet payı olmaktadır.<br />
Standart olarak saptanan %90 kapasitede bu dairede 5.000.000 m3 buhar elde edilebilecektir.</p>
<p>2.2.3.  Dokuma Dairesi :<br />
Bu dairedeki maliyet tahminleri şöyledir:<br />
Değişken maliyetler   :    Metre başına  140 TL.<br />
Yarı Değişkenler        :    %100 kapasitede   9.400.000 TL.<br />
				%90 kapasitede     9.000.000 TL.<br />
				%80 kapasitede    8.700.000 TL<br />
Sabit Maliyetler: %100-%50 kapasite aralıkları için 2.400.000 TL. olacaktır.<br />
Bu dairede.Tamir-Bakım dairesinden (kapladığı alan ölçü kabul edilerek) ve Kazan Dairesinden (kullandığı buhar miktarı ölçü kabul edilerek) maliyet payı almaktadır.<br />
Bu dairede, standart kabul edilen %90 kapasite kullanılışında  180.000 m. ham bez elde edilecektir.<br />
2.2.4.  Boya &#8211; Apre Dairesi :<br />
Bu dairedeki maliyetler ise aşağıdaki gibi tahmin edilmiştir:<br />
Değişken maliyetler         :   20 TL/metre.<br />
Yarı Değ. Maliyetler        :   %100 kapasite kullanışında     3.400.000 TL.<br />
				     %90  kapasite  kullanışında     3.200.000 TL.<br />
				     %80  kapasite  kullanışında     3.000.000 TL.<br />
Sabit Maliyetler                :   %100 &#8211; %50 kapasite aralığı için geçerlidir ve<br />
                                              7.000.000 TL. olarak tahmin edilmiştir.<br />
Bu daire, Bina ve Teçhizat Tamir-Bakım Dairesinden ve Kazan Dairesinden, aynen dokuma dairesinde olduğu şekilde maliyet payı almaktadır. Ayrıca dokuma dairesinin mamulü olan ham bez kullanıldığından, bu daireden de, ham bezin metre maliyete üzerinden (dokuma dairesinin ürünü, boya dairesinin ham maddesi olduğundan) maliyet payı almaktadır.<br />
Bu dairede, standart kabul edilen  %90 kapasite kullanışında, 180.000 m. kumaş boyanıp &#8211; aprelenebilecektir.<br />
2.2.5.   Fiili Durumlar :<br />
Söz konusu dört dairede fiilî durumlar aşağıda belirtilmiştir.<br />
Not : Aşağıda sıralanan maliyetler yalnızca adı geçen dairelerde (daire içinde) meydana gelmiş maliyetlerdir. Her dairenin, diğer dairelerden alması gereken maliyet payları hesaplanmamıştır. Bunlar ayrıca hesaplanarak, bütçe denetimi için yapılacak tablolara konulacaktır.</p>
<p>Maliyetler	Tamir-Bak. Dairesi<br />
(TL)<br />
Kazan Dairesi<br />
        (TL)	Dokuma Dairesi<br />
(TL)	Boya-Apre Dairesi<br />
(TL)<br />
Değişken Maliyetler	3.800.000	7.800.000	26.000.000	3.200.000<br />
Y.Değişken Maliyetler	2.400.000	1.900.000	9.600.000	3.050.000<br />
Sabit Maliyetler	1.400.000	12.800.000	2.400.000	7.000.000<br />
		+Tamir-Bakım   Dairesi<br />
  Maliyet payı	+ Tam-Bakım<br />
    Dairesi<br />
    Maliyet payı +Kazan dairesi<br />
 Maliyet payı<br />
	+Tamir-Bakım<br />
   Dairesi<br />
+Kazan Dairesi<br />
   Maliyet Payı<br />
+Dokuma dairesi<br />
    Maliyet payı	 </p>
<p>Dairelerden yalnız boya-apre dairesinde 20.000 m. ham bez kalmış ve bunlar yarı mamul ambarına nakledilmiştir. Diğer dairelerde yarı mamul veya hammadde kalmamıştır.<br />
2.3.  Problemin Çözümü :<br />
2.3.1.  Dairelerin Bütçelerinin, Esnek Bütçe Anlayışıyla Kurulması:<br />
	(Bina ve Teçhizat Bakım Dairesi Bütçelenmiş Rakamlar)<br />
İşçilik &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;	&#8230;	3.600.000 TL.<br />
Malzeme &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.	2.500.000 TL.<br />
Amortisman, Sigorta, Vergi &#8230;.	1.400.000 TL.<br />
	Toplam &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;	7.500.000 TL.<br />
Not : Maliyet dağıtım, kullanılan binaların alanları esas alınarak yapılmaktadır. Buna göre :<br />
Kazan Dairesi &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;	(500 m2)	1.500.000 TL.<br />
Dokuma Dairesi &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;	(1.000 m2)	3.000.000 TL.<br />
Boya Dairesi	&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.	(1.000 m2)	3.000.000 TL.<br />
	Toplam &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..	(2.500 m2)	7.500.000 TL.<br />
Maliyet payı alırlar.<br />
Bakım dairesi bütçelenmesinde &#8220;Statik Bütçe&#8221; sistemi uygulanmıştır.</p>
<p>Kazan Dairesi<br />
Kapladığı Alan       500 m2</p>
<p>Çalışma Derecesi	%80	%90	%100<br />
Değişken Maliyet	    8.000.000 TL	    9.000.000 TL	10.000.000 TL<br />
Yarı Değişken Maliyet	    1.800.000	1.900.000	  2.100.000<br />
Sabit Maliyet	  12.600.000	   12.600.000	 12.600.000<br />
Bina-Teçhizat Bakım Daire.	    1.500.000	1.500.000	   1.500.000<br />
Toplam	  23.900.000 TL	   25.000.000	26.200.000 TL<br />
Üretilen Buhar	4.444.445 m3	    5.000.000 m3	5.555.555 m3<br />
Not : Standart alınan çalışma derecesinde buharın  m3 maliyeti daireler arası maliyetler dağıtımına kıstas alınmıştır. Bu durumda buharın (m3)standart maliyeti (25.000.000/5.000.000 = 5 TL&#8217;dir).</p>
<p>Dokuma Dairesi<br />
Kapladığı Alan       1.000 m2</p>
<p>Çalışma Derecesi	%80	%90	%100<br />
Kullanılan Buhar	  1.760.000 m3	1.980.000 m3	2.200.000 m3<br />
Değişken Maliyet	  22.400.000 TL	  25.200.000 TL	28.000.000 TL<br />
Yarı Değişken Maliyet	8.720.000	9.000.000	9.400.000<br />
Sabit Maliyet	2.400.000	2.400.000	2.400.000<br />
Bina-Teçhizat Bakım Daire.	3.000.000	3.000.000	3.000.000<br />
Kazan Dairesi Maliyeti	8.800.000	9.900.000	   11.100.000<br />
Toplam	45.320.000 TL	   49.500.000	53.900.000 TL<br />
Üretilen Miktarı	160.000 m	 180.000 m	200.000 m<br />
Standart Birim maliyeti    :    49.500.000 / 180.000   =   275 TL/m.	 </p>
<p>Not : Standart kapasite kullanışı  %90 olarak kabul edilmiştir.<br />
Boya &#8211; Apre  Dairesi<br />
Kapladığı Alan       1.000 m2</p>
<p>Çalışma Derecesi	%80	%90	%100<br />
Kullanılan Buhar	2.6840.000 m3	3.020.000 m3	3.335.000 m3<br />
Değişken Maliyet	    3.200.000 TL	    3.600.000 TL	  4.000.000 TL<br />
Yarı Değişken Maliyet	3.000.000	3.200.000	3.400.000<br />
Sabit Maliyet	7.000.000	7.000.000	7.000.000<br />
Bina-Teçhizat Bakım Daire.	3.000.000	3.000.000	3.000.000<br />
Kazan Dairesi Maliyeti	   13.420.000	   15.100.000	  16.775.000<br />
Ham Bez Maliyeti<br />
(Dokuma Daire.den nakil)	   44.000.000	   49.500.000	  55.000.000<br />
Toplam	  73.620.000 TL	   81.400.000	89.175.000 TL<br />
Üretilen Miktarı	160.000 m	 180.000 m	200.000 m.<br />
Standart Birim Maliyeti   :  81.400.000 / 180.00.000   =   452,5 TL/m.	 </p>
<p>Not : Standart kapasite kullanışı  %90 olarak kabul edilmiştir.<br />
2.3.2.  Dinamik Bütçeler Yoluyla Fiilî Sonuçların Denetimi :<br />
2.3.2.1.  Bütçe Denetimi : Bina Teçhizat Bakım Dairesi :</p>
<p>	Orijinal Bütçe	Fiilî	Harcama Farkı<br />
İşçilik 	     3.600.000 TL.	     3.800.000 TL.	   (200.000 TL)<br />
Malzeme	2.500.000	2.400.000	     100.000<br />
Amort. Sigorta, Vergi	1.400.000	1.400.000	&#8212;<br />
Toplam	     7.500.000 TL.	     7.600.000 TL.	    100.000 TL.	 </p>
<p>Not : Bu dairede bütçe, statik bütçe tekniğine göre kurulabildiğinden Bütçe denetimi de aynı tekniğe göre yapılmıştır.<br />
2.3.2.2.  Bütçe Denetimi :  Kazan Dairesi</p>
<p>	Orijinal Bütçe	Ayarlanmış Bütçe	Fiilî Sonuçlar	Harcama Farkı<br />
Değişken Maliyet	9.000.000 	7.400.000	7.800.000	400.000<br />
Yarı Değ. Maliyet	1.900.000	1.740.000	1.900.000	160.000<br />
Sabit Maliyet	12.600.000	12.600.000	12.800.000	200.000<br />
Bina Teç. Dai. Mal.	1.500.000	1.500.000	1.500.000	&#8212;<br />
Toplam	25.000.000	23.240.000	24.000.000	760.000<br />
Diğer Dai. Mal. Dağıtımı   (4.093.100  x  5 TL)<br />
Hacim Farkı             20.465.500 TL<br />
                                   2.774.500 TL.<br />
                                               Hacim (kapasite) farkı       2.774.500<br />
                                               Harcama farkı                       760.000<br />
                                               Toplam Fark                       3.534.500 TL<br />
Not :<br />
   (i)Dokuma dairesi %80, boya dairesi %70 kapasite ile çalıştıklarından ve söz konusu dairelerin her birinin buhar kullanma oranları sıra ile %39,6 ve %60,4 olduğundan ve buhar harcaması her iki dairede de standartlara uygun olduğundan kazan dairesinin fiili kapasitesin %74 civarında gerçekleştiği anlaşılmıştır.<br />
   (ii)İkili sapmada, değişken maliyetlerde yalnızca harcama farkı (kapasite sapması yalnız sabit maliyetlerden oluşur) görülür. Bu aslında hem fiyat farklarından, hem de miktar farklarından ileri gelmiş olabilir. Bu durum, söz konusu değişken maliyetlerle ilgili hesapların yürütülmesi sırasında saptanır ve muhasebeleştirilir.<br />
    (iii)Burada, bütün dairelerin fiili kapasite kullanışını belirleyen ayarlanmış bütçelerinde, yarı değişken maliyetlerin değişme miktarları, daha önce açıklanan enterpolasyon yolu ile bulunmuştur.<br />
2.3.2.3.   Bütçe Denetimi : Dokuma Dairesi<br />
Kapladığı Alan       1.000 m2</p>
<p>Kullanılan Buhar	1.760.000 m3<br />
	Başlangıç Bütçesi	Ayarlanmış Bütçe	Fiili Sonuçlar	Harcama Farkı<br />
	%90	%80	%80<br />
Değişken Maliyet	25.200.000	22.400.000	26.000.000	3.600.000<br />
Yarı Değ. Maliyet	9.000.000	8.720.000	9.680.000	960.000<br />
Sabit Maliyet	2.400.000	2.400.000	2.400.000	&#8212;<br />
Bina-Teç. Daire Payı	3.000.000	3.000.000	3.000.000	&#8212;<br />
Kazan Dairesi Payı	9.900.000	8.800.000	8.800.000	&#8212;<br />
Toplam	49.500.000	45.320.000	49.880.000	4.560.000<br />
Boya Dai. Mal. Aktar.  (160.000  x  275 TL)<br />
Hacim Farkı                   44.000.000 TL<br />
                                         1.320.000 TL<br />
                                                   Hacim Farkı             1.320.000 TL.<br />
                                                   Harcama Farkı          4.560.000 TL<br />
                                                   Toplam Fark              5.880.000 TL<br />
Not :<br />
Dokuma dairesinde yarı mamul ve hammadde kalmamıştır.<br />
Fiilî kapasite kullanışı %80 olmuştur.<br />
2.3.2.4.  Bütçe Denetimi  : Boya &#8211; Apre Dairesi<br />
Kapladığı Alan       1.000 m2</p>
<p>Kullanılan Buhar	2.333.100 m3<br />
	Orijinal Bütçe	Ayarlanmış Bütçe	Fiili Sonuçlar	Harcama Farkı<br />
	%90	%70	%70<br />
Değişken Maliyet	3.600.000	2.800.000	3.100.000	300.000<br />
Yarı Değ. Maliyet	3.200.000	2.8000.000	3.050.000	250.000<br />
Sabit Maliyet	7.000.000	7.000.000	7.000.000	&#8212;<br />
Bina-Teç. Daire Payı	3.000.000	3.000.000	3.000.000	&#8212;<br />
Buhar Dairesi payı	15.100.000	11.665.000	11.650.000	&#8212;<br />
Ham Bez Maliyeti	49.500.000	44.000.000	44.000.000<br />
Toplam	81.400.000	71.265.000	71.815.000	550.000<br />
Mamul Ambarına                     63.350.000 TL<br />
(140.000  x 452,5)<br />
Yarı Mamul Ambarına               5.500.000 TL.<br />
20.000 x 275 TL)<br />
Toplam maliyet Aktarılması     68.850.000 TL</p>
<p>           Hacim Farkı                   2.415.000 TL<br />
                                                                         Hacim Farkı       2.450.000 TL<br />
                                                                                                       550.000 TL<br />
                                                                                                    2.965.000 TL.</p>
<p>Not :<br />
Bu dairede henüz hiç işlenmemiş 20.000 m. ham bez vardır.<br />
Dairede, maliyet kaydedilmiş başka hammadde, ya da malzeme yoktur.<br />
4.   BÖLÜM<br />
SONUÇ<br />
Çoğu kez muhasebe (özellikle finansal muhasebe), firma dışındaki ilgililere (ortaklar, devlet, işçi kuruluşları) belirli zaman aralıkları (hesap dönemleri) içinde işlerin nasıl gittiğini ve ne gibi sonuçlar alındığını göstermekle yetinir. Bu bakımdan dönem sonu bilanço ve gelir tabloları yeterli bilgi kaynağını oluşturur.<br />
Ancak, yönetim açısından muhasebeden böylesine edilgen (pasif) bir görev beklemek yeterli olamaz. Bir kez, firmanın ne gibi işleri yapacağı, bunlardan ne gibi sonuçlar bekleyeceği, bu işlerin gerçekleştirilmesi gereken zaman ile maddî, malî, beşerî güç gereksinmesi ve ayarlamaları yöneticiler için tahmin edilmesi ve saptanması gereken sorunları oluşturur.<br />
İşte bütçeleme, yöneticilere bu çeşitli sorunlar için önceden değerleme yapma olanağı veren bir ölçü, bir araç olmaktadır. İleriye dönük araç olarak da, bütçeler belki yüzlerce varsayımlardan, tahminlerden bunlara dayalı uzlaştırıcı kararlardan ve projeksiyonlardan oluşur.<br />
Esnek bütçelemeyi de şöyle özetlemek gerekirse esnek bütçe, maliyet &#8211; miktar &#8211; kâr ölçüsünün bir ifadesidir. Esnek bütçeler oluşturulurken, gelir ve değişken giderlerin değişik faaliyet miktarlarına göre değiştiği, fakat sabit maliyetlerin en azından belirli aralıklar için sabit kaldığı göz önünde bulundurulur ve bütçeler buna göre hazırlanır.</p>
<p>KAYNAKLAR</p>
<p>AKDOĞAN Abdurrahman, KAMU MALİYESİ, Gazi Büro Kitap Evi, Gazi Büro Evi, 4. Baskı, Ankara &#8211; 1993.<br />
ALTUĞ Osman, MALİYET MUHASEBESİ, İlkeler ve Uygulamalar, M. Ü. Nihâd Sayar yayın ve Yardım Vakfı Yayınları No: 634 &#8211; 667, 10. baskı, İstanbul &#8211; 1991.<br />
 BÜYÜKMİRZA Kamil, MALİYET VE YÖNETİM MUHASEBESİ, (Tekdüzene Uygun Bir Sistem Yaklaşımı), Barış Yayın Evi, Özcan Ofset, Genişletilmiş 5. baskı, Ankara &#8211; 1998).<br />
PEKER Alparslan, MODERN YÖNETİM MUHASEBESİ, İstanbul Üniversitesi, İşletme Fakültesi, muhasebe Enstitüsü, Hisarüstü / İstanbul &#8211; 1988.<br />
PEKER Alparslan, MODERN YÖNETİM MUHASEBESİ, Muhasebe Enstitüsü Yayın No: 153, 4.Baskı, İstanbul &#8211; 1988.<br />
SEVGENER A. Sait, HACİRÜSTEMOĞLU Rüstem, YÖNETİM MUHASEBESİ, (Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğine Göre), Güncelleştirilmiş 5. baskı, İstanbul &#8211; 1998.<br />
T.C. Turizm Bankası A.Ş., UYGULAMALI AÇIKLAMALI İŞLETME MUHASEBESİ, Teftiş Kurulu Başkanlığı Yayınları: 1, Ankara &#8211; 1983.<br />
YÜKÇÜ Süleyman, Yönetim Açısından MALİYET MUHASEBESİ, (Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğine Göre), Güncelleştirilmiş 4. Baskı, İzmir &#8211; 1999.<br />
USLU M. Selçuk, MALİYET MUHASEBESİ (Plânlama ve Kontrol Açısından), Gazi Üniversitesi, Basın &#8211; yayın Yüksek Okulu Basım Evi, Ankara &#8211; 1991).<br />
ÜSTÜN Rıfat, YÖNETİM MUHASEBESİ, (Tek Düzen Hesap Plânı       Uygulamalı), Bilim Teknik Kitap Evi, 3. Baskı, İstanbul &#8211; 1997.<br />
YALKIN Yüksel Koç, DOĞAN Abdullah, KAMU İKTİSADİ TEŞEBBÜSLERİ ESNEK BÜTÇELİ STANDART MALİYET SİSTEMİ EL KİTABI, Milli Prodüktivite  Merkezi Yayınları: 378, I. Melih Basım Evi, Ankara &#8211; 1998.</p>
<p>İÇİNDEKİLER</p>
<p>ÖNSÖZ&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230; v<br />
1. BÖLÜM	1<br />
1.  GENEL OLARAK BÜTÇE	1<br />
     1.1.  BÜTÇENİN TANIMI VE ÖNEMİ	1<br />
     1.2.  BÜTÇENİN AMAÇLARI VE SAĞLADIĞI YARARLAR	1<br />
        1.2.1.  Planlama :	2<br />
1.2.2.  Uyumlaştırma (Koordine Etme) :	3<br />
1.2.3.   Haberleşmeyi Sağlama :	4<br />
1.2.4.  Yürütmenin Denetimi :	4<br />
    1.3.   BÜTÇE ÇEŞİTLERİ	6<br />
1.3.1.  Konuları Açısından Bütçeler :	6<br />
1.3.1.1.  Gider Bütçeleri :	6<br />
1.3.1.2.  Gelir Bütçeleri :	6<br />
1.3.2.  Sorunları Ele Alış Biçimlerine Göre Bütçeler :	6<br />
1.3.2.1.  Proje Bütçeleri :	7<br />
1.3.2.2.  Dönem Bütçeleri :	7<br />
1.3.3.  Amaçlarına Göre Bütçeler :	7<br />
1.3.3.1.  Program Bütçeleri :	7<br />
1.3.3.2.  Faaliyet Bütçeleri :	7<br />
1.3.4.  Teknik Niteliklerine Göre Bütçe Çeşitleri :	8<br />
1.3.4.1.  Statik Bütçeler :	8<br />
1.3.4.2.  Karşılaştırmalı (Mukayeseli) Statik Bütçeler :	8<br />
1.3.4.3.  Dinamik (yada Esnek) Bütçeler :	8<br />
1.3.5. Başlangıç Rakamlarına Göre Bütçeler :	9<br />
1.3.5.1.  Klâsik Bütçeler :	9<br />
1.3.5.2.  Sıfır Tabanlı Bütçeler :	9<br />
1.3.6.  Kapsamlarına Göre Bütçe Çeşitleri :	9<br />
1.3.6.1.  Kısım Bütçeleri :	9<br />
1.3.6.2.  Genel Bütçeler :	9<br />
2.  GENEL OLARAK ESNEK BÜTÇE	10<br />
     2.1.  GENEL OLARAK ESNEK BÜTÇENİN TANIMI VE ÖNEMİ	10<br />
     2.2.  ESNEK BÜTÇENİN ÖZELLİKLERİ	11<br />
     2.3.    SABİT VE ESNEK BÜTÇE KAVRAMLARI&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;12<br />
2.3.1.  Sabit Bütçeler :	12<br />
2.3.2.  Esnek Bütçeler :	13<br />
2.3.2.1.  Gider yerleri Açısından Faaliyet Ölçü Biriminin ve      Faaliyet Hacminin (Kapasitenin) Belirlenmesi :	15<br />
2.3.2.2.  Giderlerin sabit ve Değişken Olarak Belirlenmesi	17<br />
2.3.2.2.1.	Tarihi Teknikler :	19<br />
2.3.2.2.1.1.  En Yüksek ve En Düşük Noktalar Tekniği	19<br />
2.3.2.2.1.2.  Dağılım Grafiği Yöntemi :	21<br />
2.3.2.2.1.3.   En Küçük Kareler Tekniği	23<br />
2.3.2.2.2.	Analitik Teknikler :	25<br />
2.3.2.2.2.1.   Muhasebe Tekniği :	25<br />
2.3.2.2.2.2.  Sanayi  Mühendisliği Tekniği :	26<br />
2.3.2.3.  Giderlerin Sabit ve Değişken Olarak Ayrılması İçin Kullanılan Tekniklerin Yarar ve Sakıncaları :	27<br />
2.  BÖLÜM	28<br />
1.  BÜTÇENİN  HAZIRLANMASI	28<br />
     1.1.  BÜTÇE AMACININ SAPTANMASI	28<br />
     1.2.  PLANLARIN VARSAYIMLARININ BELİRLENMESİ	28<br />
     1.3.  SATIŞ ÖNGÖRÜLERİNİN YAPILMASI	28<br />
     1.4/7. BÜTÇELERİN HAZIRLANMASINDAKİ DİĞER EVRELER	29<br />
2. ESNEK BÜTÇELERİN OLUŞTURULMASI	29<br />
3.   ESNEK BÜTÇE OLUŞUM. KULL. KAPASİTE   ÖLÇÜSÜ	33<br />
4.  ESNEK BÜTÇELERDE STANDARTLARIN SAPTANMASI	35<br />
5.  ESNEK BÜTÇEDEN BEKLENEN YARARLAR VE SONUÇLAR	36<br />
3.  BÖLÜM	38<br />
1.  BÜTÇENİN UYG. İLE İLGİLİ (İŞLETME BAZINDA) BİR ÖRNEK	38<br />
     1.1.  GENEL BİLGİLER	38<br />
     1.2.  UYGULAMANIN ÇÖZÜMÜ&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;44<br />
2. ESNEK BÜTÇE UYGULAMASI İLE İLGİLİ BİR ÖRNEK	59<br />
    2.1.  KULLANILAN YÖNTEMLER HAKKINDA NOTLAR	60<br />
    2.2.  DİĞER VERİLER 	60<br />
2.2.1.  Bina ve Teçhizat Tamir-Bakım Dairesi :	60<br />
2.2.2.   Kazan Dairesi	61<br />
2.2.3.  Dokuma Dairesi :	62<br />
2.2.4.  Boya &#8211; Apre Dairesi :	62<br />
2.2.5.   Fiili Durumlar :	63<br />
     2.3.  PROBLEMİN ÇÖZÜMÜ	63<br />
2.3.1.  Dairelerin Bütçelerinin, Esnek Bütçe Anlayışıyla Kurulması:	63<br />
        2.3.2.  Dinamik Bütçeler Yoluyla Fiilî Sonuçların Denetimi :	66<br />
2.3.2.1.  Bütçe Denetimi : Bina Teçhizat Bakım Dairesi :	66<br />
2.3.2.2.  Bütçe Denetimi :  Kazan Dairesi	66<br />
2.3.2.3.   Bütçe Denetimi : Dokuma Dairesi	67<br />
2.3.2.4.  Bütçe Denetimi  : Boya &#8211; Apre Dairesi	68<br />
4.   BÖLÜM	69<br />
SONUÇ	69<br />
KAYNAKLAR	70</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/butceleme-ve-esnek-butcelerin-hazirlanmasi.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ücret Bordrosu Nedir İçeriği Nelerdir</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/ucret-bordrosu-nedir-icerigi-nelerdir.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/ucret-bordrosu-nedir-icerigi-nelerdir.html/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2009 13:01:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/genelbil/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Muhasebe]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=745</guid>
		<description><![CDATA[Çalışanların ücretlerinin ayrıntılı dökümünün yapıldığı cetveldir. İşverenler her ay işçilerine ödemiş oldukları net maaş ve sigorta primlerini ücret bordrosunda gösterirler. Ücret bordrosunda şu bilgiler yer almalıdır. Hizmet erbabının adı-soyadı, ücretin alındığına dair imza / mührü Birim ücreti (aylık, haftalık, günlük, saat veya parça başı ücreti) Çalışma süresi veya ücretin ilgili olduğu süre. Ücret üzerinden hesaplanan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çalışanların ücretlerinin ayrıntılı dökümünün yapıldığı cetveldir. İşverenler her ay işçilerine ödemiş oldukları net maaş ve sigorta primlerini ücret bordrosunda gösterirler. Ücret bordrosunda şu bilgiler yer almalıdır.<br />
Hizmet erbabının adı-soyadı, ücretin alındığına dair imza / mührü<br />
Birim ücreti (aylık, haftalık, günlük, saat veya parça başı ücreti)<br />
Çalışma süresi veya ücretin ilgili olduğu süre.<br />
Ücret üzerinden hesaplanan kesintilerin tutarı.<br />
Bordronun hangi aya ait olduğunu gösteren başlık.<span id="more-745"></span></p>
<p>Bir aya ait ücret bordrosu ertesi ayın 20nci gününe kadar hazırlanıp tarihlenerek müessese sahibi  veya müdürü ile bordroyu tanzim eden memur tarafından imzalanır. İşverenler, ücret bordrosunu yukarıdaki koşullara uymak şartıyla istedikleri gibi düzenleyebilirler.</p>
<p>ÜCRET BORDROSUNDA YER ALAN BİLGİLER:<br />
BRÜT ÜCRET	: İşçinin keintiye uğramamış maaşıdır.<br />
ÇALIŞTIĞI GÜN	: İşçinin 1 ay içerisinde fiili olarak çalıştığı gün sayısıdır.<br />
ÖZEL İNDİRİM	: İşçi çalıştığı her gün için günlük 1milyon lira özel indirime tabii tutulur.<br />
SSK PRİMİ	: Çalışan personel için işverenden %19,5, işçiden %14 olmak üzere toplam %33,5 luk bir kesintidir.<br />
SSK İŞSİZLİK PAYI: SSK matrahı üzerinden işçiden %1, işverenden %2 olmak üzere; toplam %3 lük kesintidir.<br />
GELİR VERGİSİ MATRAHI: Üzerinden gelir vergisi hesaplanacak olan tutardır.<br />
GELİR VERGİSİ: Gelir vergisi matrahı üzerinde %15’den başlayan oranlarla kesilen vergidir.<br />
DAMGA VERGİ: Brüt ücret üzerinden binde 6 oranında kesilen vergidir.<br />
NET ÜCRET: İşçiye ödenecek olan net maaştır. Brüt ücret üzerinden kesintiler toplamının çıkarılmasıyla bulunur.<br />
ÜCRET BORDROSU ÇİZELGESİ</p>
<p>ADI	BRÜT MAAŞ	ÇALIŞTIĞI GÜN	ÖZEL İNDİRİM	SSK MATRAHI	SSK İŞÇİ PAYI	SSK İŞSİZLİK PAYI	GELİR VERGİSİ MATRAHI	GELİR VERGİSİ	DAMGA VERGİSİ	NET ÜCRET	SSK İŞVEREN PAYI	SSK İŞSİZLİ PAYI<br />
-	A	B	C	D	E	F	G	H	I	K	L	M	 </p>
<p>ÖZEL İNDİRİM	= ÇALIŞTIĞI GÜN SAYISI x 1,000,000<br />
		C	= B x 1,000,000<br />
SSK İŞÇİ PAYI	= SSK MATRAHI x 0,14 (%14)<br />
		E	= D x 0,14<br />
SSK İŞSİZLİK PAYI	= SSK MATRAHI x 0,01<br />
		F	= D x 0,01<br />
GELİR VERGİSİ MATRAHI  = BRÜT ÜCRET – (ÖZEL İNDİRİM+SSK İŞÇİ PAYI+SSK İŞSİZLİK İŞÇİ PAYI)<br />
		G	= A – (C+E+F)<br />
GELİR VERGİSİ = GELİR VERGİSİ MATRAHI x 0,15<br />
H	= G x 0,15<br />
DAMGA VERGİSİ	= BRÜT ÜCRET x 0,006<br />
		I	= A x 0,006<br />
NET ÜCRET	= BRÜT ÜCRET – (SSK İŞÇİ PAYI+SSK İŞSİZLİK İŞÇİ PAYI+GELİR VERGİSİ+DAMGA VERGİSİ)<br />
K = A –(E+F+H+I)<br />
SSK İŞVEREN PAYI	= SSK MATRAHI x 19,5<br />
		L	= D x 19,5<br />
SSK İŞVEREN İŞSİZLİK PAYI	= SSK MATRAHI x 0,02<br />
M	= D x 0,02</p>
<p>SSK SINIRLARINA GÖRE;<br />
01.01.2002 İLE 30.06.2002 TARİHLERİ ARASI BRÜT ÜCRET ORANI<br />
16 YAŞINDAN BÜYÜKLER İÇİN 222,000,750 DİR.<br />
16 YAŞINDAN KÜÇÜKLER İÇİN 188,700,750 DİR.<br />
2002 YILI İÇİN ÜCRETLERDE ÖZEL İNDİRİM TUTARI GÜNDE 1,000,000DUR. </p>
<p>Not : Adıyaman, Bingöl, Bitlis, D.Bakır,Elazığ,Hakkari, Mardin, Muş, Siirt, Şirnak, Tunceli ve Van illerinde 1,400,000dir.<br />
SSK primi hesabında taban ücret 01.04.2001 tarihinden itibaren 210,000,000tl (01.01.2002 den itibaren 222,000,750)<br />
SSK primi hesabında tavan ücret 01.04.2001 tarihinden itibaren 1,050,000,000tl dir. Ücret bordrosu hazırlanırken yapılacak olan kesintiler için aşağıdaki kurallara uyulmalıdır.<br />
İşçinin bürüt ücreti aylık taban ücretin altında ise işçinin kesintisi, kendinin brüt ücreti üzerinden yapılır. İşverenin kesintisi ise yine işçinin brüt ücreti üzerinden yapılır.<br />
İşçinin brüt ücreti aylık taban ile tavan ücret arasında ise işçinin ve iş verenin kesintileri brüt ücret üzerinden yapılır.<br />
İşçinin brüt ücreti aylık tavan ücretin üzerinde ise işverenin ve işçinin kesintisi aylık tavan ücret üzerinden hesaplanır.</p>
<p>ÖRNEK: İşçinin brüt ücreti 222,000,750 TL dir. İşçi ayda 30 gün çalışmıştır.<br />
İşçinin alacağı net ücreti hesaplayınız.<br />
Ücret bordrosunu düzenleyiniz.<br />
Ücret tahakkuk kaydını yapınız.<br />
Ücret ödeme kaydını yapınız.<br />
NOT: Taban ücret 222,000,750, tavan ücret 1,050,000,000 liradır.</p>
<p>CEVAP:<br />
1. 	ÖZEL İNDİRİM = 30 x 1,000,000 = 30,000,000<br />
SSK İŞÇİ PAYI = 222,000,750 x 0,14 = 31,080,105<br />
SSK İŞÇİ İŞSİZLİK PAYI = 222,000,750 x 0,01 = 2,220,008<br />
GELİR VERGİSİ MATRAHI= 222,000,750 – (30,000,000+31,080,105+2,220,008)<br />
				 = 222,000,750 – 63,300,113<br />
				 = 158,700,637<br />
GELİR VERGİSİ = 158,700,637 x 0,15 = 23,805,096<br />
DAMGA VERGİSİ = 222,000,750 x 0,006 = 1,332,005<br />
NET ÜCRET = BRÜT ÜCRET – (31,080,105+2,220,008+23,805,096+1,332,005)<br />
		= 222,000,750 – 58,437,214<br />
		= 163,563,536<br />
SSK İŞVEREN PAYI = 222,000,750 x 19,5 = 43,290,146<br />
SSK İŞVEREN İŞSİZLİK PAYI = 222,000,750 x 0,02 = 4,440,015</p>
<p>ADI	BRÜT MAAŞ 	ÇALIŞTIĞI GÜN	ÖZEL İNDİRİM	SSK MATRAHI	SSK İŞÇİ PAYI	SSK İŞSİZLİK PAYI	GELİR VERGİSİ MATRAHI	GELİR VERGİSİ	DAMGA VERGİSİ	NET ÜCRET	SSK İŞVEREN PAYI	SSK İŞSİZLİ PAYI<br />
-	222,000,750	30	30,000,000	222,000,750	31,080,105	2,220,008	158,700,637	23,805,096	1,332,005	163,563,536	43,290,146	4,440,015<br />
ÜCRET TAHAKKUK KAYDI<br />
KULLANILAN HESAPLAR:<br />
770 GENEL YÖNETİM GİDERLERİ: İşletmenin giderlerinin tutulduğu hesaptır. Gider yapıldığı zaman borçlu kayıt edilir. Alt Hesapları<br />
770.P01	à Personel Giderleri<br />
	770.I01	à SSK İşveren Payı<br />
	770.I02	à SSK İşsizlik İşveren Payı<br />
360 ÖDENECEK VERGİ VE FONLAR HESABI: Ödenecek vergilerin işlendiği hesaptır.bildirimde alacağa ödenmesi durumunda borca kayıt yapılır. Alt Hesapları<br />
		360.I01   à Gelir Vergisi<br />
		360.D01 à Damga Vergisi<br />
361 ÖDENECEK SOSYAL GÜVENLİK KESİNTİLERİ HESABI: SSK’ya yapılacak ödemelerin tutulduğu hesaptır. Bildirimde alacağa, ödenmesi durumunda borca kayıt edilir. Alt Hesapları<br />
		361.I01 à SSK İşçi Payı<br />
		361.I02 à SSK İşsizlik İşçi Payı<br />
		361.I03 à SSK İşveren Payı<br />
		361.I04 à SSK İşsizlik İşveren Payı<br />
335 PERSONELE BORÇLER HESABI: personele yapılacak olan ödemelerin tutulduğu hesaptır. bildirimde alacağa, ödenmesi durumunda borca kayıt edilir. Alt Hesabı 335.P01 à Personele Borçlar Hesabı</p>
<p>TAHAKKUK KAYDI 	B	A<br />
770 GENEL YÖNETİM GİDERLERİ HS.<br />
  770.P01 PERSONEL GİDERLERİ		(222,000,750)<br />
  770.I01 SSK İŞVEREN PAYI			(  43,290,146)<br />
  770.I02 SSK İŞVEREN İŞSİZLİK PAYI		(    4,440,015)<br />
	360 ÖDENECEK VERGİ VE FONLAR HS.<br />
	  360.G01 GELİR VERGİSİ		(23,805,096)<br />
	  360.D01 DAMGA VERGİSİ		(  1,332,005)<br />
	361 ÖDENEN SOSYAL GÜVENLİK KESİNTİSİ HS.<br />
	  361.I01 SSK İŞÇİ PAYI			(31,080,105)<br />
	  361.I02 SSK İŞSİZLİK İŞÇİ PAYI	(2,220,008)<br />
	  361.I03 SSK İŞVEREN PAYI		(43,290,146)<br />
	  361.I04 SSK İŞSİZLİK İŞVEREN PAYI	(4,440,015)<br />
	335 PERSONEL BORÇLAR HS.<br />
	  335.P01 PERSONELE BORÇLAR	(163,563,536)	269,730,911	</p>
<p>25,137,101</p>
<p>81,030,274</p>
<p>163,563,536	 </p>
<p>ÖDEME KAYDI (TAHAKKUKUN TERS KAYDI)</p>
<p>TAHAKKUK KAYDI 	B	A<br />
360 ÖDENECEK VERGİ VE FONLAR HS.<br />
  360.G01 GELİR VERGİSİ		(23,805,096)<br />
  360.D01 DAMGA VERGİSİ		(  1,332,005)<br />
361 ÖDENEN SOSYAL GÜVENLİK KESİNTİSİ HS.<br />
  361.I01 SSK İŞÇİ PAYI			(31,080,105)<br />
  361.I02 SSK İŞSİZLİK İŞÇİ PAYI	(2,220,008)<br />
  361.I03 SSK İŞVEREN PAYI		(43,290,146)<br />
  361.I04 SSK İŞSİZLİK İŞVEREN PAYI	(4,440,015)<br />
335 PERSONEL BORÇLAR HS.<br />
  335.P01 PERSONELE BORÇLAR	(163,563,536)<br />
	100 KASA HESABI	25,137,101</p>
<p>81,030,274</p>
<p>163,563,536	</p>
<p>269,730,911	 </p>
<p>ÖDEV 1 : İşçinin brüt ücreti 210 milyon liradır. işçi ayda 26 gün çalışmaktadır. işçinin maaş bordrosunu düzenleyiniz.<br />
ÖDEV 2 : İşçinin brüt ücreti 650 milyon liradır. işçi ayda 30 gün çalışmaktadır. maaş bordrosunu düzenleyiniz.<br />
ÖDEV 3 : İşçinin brüt ücreti 1 milyar 200 milyondur. işçi ayda 20 gün çalışmaktadır. işçinin net maaşını bulunuz.<br />
ÖDEV 4 : Soru 2nin ücret tahakkuk ve ödeme kayıtlarını yapınız. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/ucret-bordrosu-nedir-icerigi-nelerdir.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Örnek İş Planı</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/ornek-is-plani.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/ornek-is-plani.html/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2009 12:55:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/genelbil/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Muhasebe]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=743</guid>
		<description><![CDATA[2 yıllık stajın ardından Mali Müşavirlik Sınavlarını tek sınavda başarı ile geçtim ve belge almaya hak kazandım. 2003 Şubat ayında Mali Müşavirlik Belgemi odadan teslim aldım. Staj dönemimde kendime ait bir müşteri potansiyeli oluşturmuştum, bu potansiyeli kendi başıma değerlendirmek istedim ve kendime ait bir büro açmaya karar verdim. Ama ne kadarda potansiyel müşteri kapasitem bulunsa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>2 yıllık stajın ardından Mali Müşavirlik Sınavlarını tek sınavda başarı ile geçtim ve belge almaya hak kazandım. 2003 Şubat ayında Mali Müşavirlik Belgemi odadan teslim aldım. Staj dönemimde kendime ait bir müşteri potansiyeli oluşturmuştum, bu potansiyeli kendi başıma değerlendirmek istedim ve kendime ait bir büro açmaya karar verdim.<br />
Ama ne kadarda potansiyel müşteri kapasitem bulunsa da kendimi riske atmak istemiyordum. Çünkü büro açabilmek için bankadan kredi almam gerekiyordu ve oturduğum babamdan kalan evi ipotek ettirmek zorundaydım. Bu yüzden geniş bir piyasa ve müşteri araştırması içine girdim. Denizli Muhasebeciler Odası’na, Ticaret Odası’na, Esnaf Kefalet’e gittim ve oradan topladığım bilgilere göre;<span id="more-743"></span></p>
<p>Muhasebeciler Odası : 	840 adet kayıtlı Muhasebeci ( 550 S.M. – 290 S.M.M.M)<br />
S.M.’lerden :	240 adedi büro işleten<br />
	120 adedi ortaklık şeklinde büro işleten<br />
	190 adedi ise şirketlerde çalışan<br />
S.M.M.M.’lerden : 	120 adedi büro işleten<br />
	170 adedi ise büyük şirketlerde Müşavir olarak hizmet veriyordu.</p>
<p>Ticaret Odası :	10.000 adet kayıtlı üyesi ( 7.000 şirket, 3.000 şahıs )</p>
<p>Esnaf Kefalet ve Oda :	15.000 adet kayıtlı üyesi</p>
<p>Elde ettiğim bu verileri değerlendirdiğimde müşteri akışını sağladığım zaman Denizli muhasebeci piyasasında bir yer edinebileceğime inandım ve hemen 1 aylık bir müşteri kazanma planı hazırladım. İlk önce kendi müşterim olarak tanımladığım müşterilerle görüşmelerde bulunacaktım. Bunun için kendime bir haftalık bir zaman ayırdım. Görüşmem gereken 17 adet       2. sınıf,   7 adet 1.sınıf şahıs, 2 adet de Ltd.Şti olmak üzere listemde 26 adet işyeri bulunuyordu. Buna göre ilk üç günde 2. sınıf işyerlerine ziyarette bulundum ve görüşmeler sonucunda büroyu açtıktan bir hafta sonra bunlardan 12 adedi benimle çalışmayı kabul etti diğer beş tansei ise 2003 yılı bitiminde anlaşmaya varabilirsek çalışabileceğimizi söyledi. Sonraki iki günde ise 1.sınıf şahıs müşterilerimle olan görüşmelerimde umduğumdan da daha çok başarı elde ettim ve 6 tanesi benimle çalışmayı kabul etti. Geri kalan bir kişi ise muhasebeciden memnun olduğunu ve tecrübeye daha çok güvendiğini belirtti. Hafta sonu iki şirketle görüşmelerim tamamen başarısızlıktı ve iki şirket tarafından da reddedildim. Geri kalan üç haftalık zamanı görüşmelerim iyi gittiğinden dolayı bir haftaya indirmeye karar verdim. Bu iki hafta içinde de 2 adet 2.sınıf müşteri kazandım. Listeme baktığımda toplam 20 adet ( 16 adet 2.sınıf, 6 adet 1.sınıf ) bulunuyordu. İlk ayda müşterim olmayacağını planlayarak büro malzemeleriyle ilgili fiyat araştırması yaparak tahmini bir kuruluş bütçesi hazırladım.</p>
<p>Yaptığım bu tahmini bütçe sonucunda tahmini açığım aşağı yukarı 3 – 3.500.000.000 TL tutarında idi. Bu tutarı kapatmak için banka kredisine başvurmaya karar verdim. Çekeceğim kredi miktarını başka sorunlar çıkması halinde kullanmak için 5.000.000.000 TL olarak belirledim. Önümde görüşmelerime göre bir haftalık süre kalmıştı onun için işlemlerimi hızlandırıp faiz oranları düşük olan Pamukbank’a bir yıl vadeli kredi talebinde bulunarak sonucun belirlenmesini bekledim. Ertesi gün sonuç bana bildirildi ve yıllık %85 faizli kredi talebim kabul edilmişti ( karşılığında evim ipotek altına alındı ). </p>
<p>Bankadan parayı teslim adım ve işyerimi bütçeme uygun bir semtte kira karşılığı tutmak istediğimden dolayı derin bir araştırma içine girdim. Aramalarım sonucunda aylık kirası 120.000.000 (yüzyirmimilyon)TL olan Saltak Cad.Kaşıkçı İş Merkezi 3. Kat No:12 Denizli adresindeki 35 m²’lik büroyu 3 aylık kirasını ödeyerek kiraladım. Büronun sıhhi tesisat ve elektrik tesisatı çalışıyor, Küçük bir mutfağı bulunuyordu. Bu yüzden yemekleri de kendim yapmak istedim. Ertesi gün işyerinin dekorasyonuna da başlandı. Bununla beraber resmi işlemleri de başlatmıştım. Vergi dairesinden yoklama işlemlerini yaptırdım ve resmi işlem sürecini de başlattım. Muhasebeciler Odası’na ve Bağ-Kur’a vergi mükellefi olarak kaydımı yaptırdım. Vergi Dairesinde süren iki günlük işlemlerden sonra Belediye’den açma ruhsatını aldım. </p>
<p>Büronun resmi işlemleri ve Dekorasyon işlemlerini 10 günlük bir süreçte tamamlayarak büromu hazır hale getirdim. Kısıtlı bir müşteriye sahip olduğum için ilk çalıştıracağım elemanın Ticaret Lisesi’nde okuyan stajer bir öğrenci olmasını düşündüm ama daha sonra asgari ücretle çalışacak 1 yıllık muhasebe bürosu tecrübesi olan Ayşe Deniz’i işe aldım. Sigortalı çalıştıracağımdan dolayı SSK’ya işyeri bildirgesini vererek sigortasını ilk iş gününden itibaren başlattım. Bütün Dekor ve resmi işlemler bitmişti. Artık geriye kalan müşteriler ve reklamdı. Bunun için 01.05.2003 tarihinde güzel bir açılış yaptım. </p>
<p>Yaptığım harcamalarda tahmini bütçeyi aşıp aşmadığımı kontrol etmek amacıyla kuruluş giderlerini resmiyete dökerek tekrar dökümünü aldım.</p>
<p>Kesin gider toplamını bulduğumda 2 – 2.500.000.000 TL. bütçe kayması olduğunu ve elimde fazla paranın bulunduğunu belirledim. bu benim için çok umut vericiydi ilk kuruluş zamanında işlerim iyi gitmişti. Çünkü kredinin büyük bir bölümünü geri ödeyecek faiz miktarı düşecekti. Kredinin 3.000.000.000 TL’sını ödedim. Kalan 2.000.000.000 TL’nin yıllık faizini 1.600.000.000 TL idi. </p>
<p>Görüştüğüm müşterilere büroyu açtığımı bildirdim ve tamamının bir ay içerisinde benimle çalışmaya başlayacağını öğrendim. Artık bu bir aylık zamanda yeni müşteriler edinmeye çalışmaktan başka hedefim yoktu. Yeni açılmakta olan 1. sınıf bir Ltd.Şti.’nin de kuruluş işlemlerini almıştım.</p>
<p>(YILLIK TAHMİNİ)  PARA AKIŞ TABLOSU</p>
<p>GİRDİLER<br />
Hizmet Satışları			4.080.000.000<br />
Sermaye			6.500.000.000<br />
A-TOPLAM GİRDİLER	              10.580.000.000<br />
Kira 			   840.000.000<br />
Kırtasiye			   600.000.000<br />
Telefon, Posta			   250.000.000<br />
Elektrik – Su			   180.000.000<br />
Isınma			   300.000.000<br />
Personel Giderleri			2.177.000.000<br />
Yemek			   220.000.000<br />
Demirbaşlar		   	3.050.000.000<br />
Muhtelif Giderler			1.125.000.000<br />
Kredi Faiz Gideri			   780.000.000<br />
B-TOPLAM ÖDEMELER		9.522.000.000</p>
<p>			FARK	1.058.000.000</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/ornek-is-plani.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Finansal Tabloların Sunuluşu Nasıl Yapılmalıdır</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/finansal-tablolarin-sunulusu-nasil-yapilmalidir.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/finansal-tablolarin-sunulusu-nasil-yapilmalidir.html/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2009 12:48:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/genelbil/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Muhasebe]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=740</guid>
		<description><![CDATA[I- AMAÇ Madde 1- Bu standart finansal tabloların sunuluş esaslarını, gerek işletmenin bir önceki döneme ait tabloları, gerekse diğer işletmelerin finansal tablolarıyla karşılaştırmaya olanak verecek biçimde belirler. Bu amaca ulaşmak için standart finansal tabloların sunuluşu ile ilgili genel ilkeleri finansal tabloların biçimi ve içeriği ile ilgili kuralları kapsar. Özel olay ve işlemlerin tahakkuku, değerlenmesi, açıklanması [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>I- AMAÇ<br />
Madde 1-<br />
Bu standart finansal tabloların sunuluş esaslarını, gerek işletmenin bir önceki döneme ait tabloları, gerekse diğer işletmelerin finansal tablolarıyla karşılaştırmaya olanak verecek biçimde belirler. Bu amaca ulaşmak için standart finansal tabloların sunuluşu ile ilgili genel ilkeleri finansal tabloların biçimi ve içeriği ile ilgili kuralları kapsar. Özel olay ve işlemlerin tahakkuku, değerlenmesi, açıklanması  ile ilgili kurallar diğer Türkiye Muhasebe Standartlarında belirtildiği gibi işlem görür ve finansal tablolarda sunulur.<span id="more-740"></span><br />
II- TANIMLAR<br />
Madde 2-<br />
Bu standartta geçen terimlerin anlamları aşağıdaki gibidir:<br />
a) Muhasebe Politikaları : Finansal tabloların düzenlenmesi ve sunulması için işletme tarafından kabul edilmiş ilkeler, esaslar, gelenekler, kurallar ile uygulamalardan oluşur.<br />
b) Birleştirme : Önemlilik kavramına göre önemsiz olduğu kabul edilen tutarlar, benzer işlemli ya da nitelikli diğer önemsiz tutarlarla birleştirilerek finansal tablolarda tek bir kalem olarak sunulur.<br />
c) Netleştirme : Bu standartta kullanıldığı anlamıyla netleştirme, varlıkların, yabancı kaynaklar ve özkaynaklar ile gelir ve gider hesaplarının da birbiriyle karşılaştırılarak mahsup edilmesidir. Bu standart böyle bir netleştirmeye izin vermez.<br />
III- STANDARDIN İÇERİĞİ<br />
Madde 3-<br />
Bu standart Türkiye Muhasebe Standartlarına uygun olarak düzenlenmiş ve sunulmuş genel amaçlı finansal tabloların sunuluşunda uygulanır.<br />
Genel amaçlı finansal tablolar, özel amaçlı bilgilere gereksinimi olmayan kullanıcıların istemlerini karşılamak üzere düzenlenir. Bu tablolar ayrı olarak yıllık faaliyet raporları veya izahname, sirküler gibi çeşitli kamuyu aydınlatma amacıyla hazırlanan belgeler içinde sunulan finansal tablolardan oluşur. Bu standart, ara dönem özet finansal bilgilerine uygulanmaz. Standart tek bir işletmeye veya bir grup işletmenin konsolide finansal tablolarına aynı şekilde uygulanır.<br />
Madde 4-<br />
Bu standart, banka ve sigorta şirketlerini de kapsamak üzere her türlü işletme tarafından uygulanır. Standardın belirlediği esaslara uyumlu olan, banka ve benzeri finansal kurumların finansal tablolarının düzenlenmesi ve sunulmasıyla ilgili esaslar ve ilkeler bu standarda uyumlu bir biçimde TMS-16 Banka ve Benzeri Finansal Kuruluşların Finansal Tablolarının Kamuya Açıklanması standardında belirlenir.<br />
Madde 5-<br />
Standart, kar amaçlı özel ve kamu işletmeleri tarafından uygulanır. Ancak, kar amacı gütmeyen, devlet ve diğer kamu sektörü işletmeleri, finansal tablolarını ve bu tablolarda yer alan bazı kalemleri açıklayan tanımları yeniden düzenleyebilirler. Bu tür işletmeler finansal tablolarına ait ek unsurları da dipnotlarda açıklayabilirler.<br />
IV- AÇIKLAMALAR<br />
a) Finansal Tabloların Amacı<br />
Madde 6-<br />
Finansal tablolar işletmelerin finansal durumunu ve işlemlerini yansıtır. Genel amaçlı finansal tabloların amacı işletmenin finansal durumu, faaliyet sonuçları ve nakit akışı hakkında bilgi vererek, bu bilgileri tüm finansal tablo kullanıcılarına sunmaktır. Finansal tablolar ayrıca yönetimin emrine verilen kaynakları nasıl ve ne etkinlikte kullandığını gösterir. Bu amaca ulaşmak için finansal tablolar, işletmeye ilişkin aşağıdaki hususlarla ilgili bilgileri sağlar:<br />
a)  Varlıklar,<br />
b)  Yabancı Kaynaklar,<br />
c)  Özkaynaklar,<br />
d)  Gelir ve karlar ile gider ve zararlar,<br />
e)  Nakit akışları.<br />
Bu bilgiler, finansal tablo dipnotlarıyla birlikte kullanıcılara işletmenin gelecekteki nakit akışları ile nakit ve nakde eşdeğer varlıklarının oluşmasıyla ilgili tahminlerin gerçekleşme ve zamanlamasına ilişkin hususları açıklar.<br />
b) Finansal Tablolarda Sorumluluk<br />
Madde 7-<br />
Finansal tabloların düzenlenmesi ve sunuluşundan, işletmenin yönetim kurulu ve/veya diğer yönetim organları ve yöneticiler sorumludur.</p>
<p>c) Finansal Tablolar<br />
Madde 8-<br />
Finansal tablolar aşağıdakilerden oluşur:<br />
a) Bilanço,<br />
b) Gelir tablosu,<br />
c) Satışların maliyeti tablosu,<br />
d) Nakit akış tablosu,<br />
e) Kar dağıtım tablosu,<br />
f) Özkaynaklar değişim tablosu,<br />
g) Muhasebe politikaları ve açıklayıcı dipnotlar.<br />
Yukarıdaki tablolardan bilanço ve gelir tablosu temel finansal tabloları diğerleri ise ek finansal tabloları oluşturur.<br />
Yönetim tarafından finansal tablolarına ek olarak hazırlanan işletmenin faaliyet sonuçlarını, finansal durumunu karşılaşabileceği başlıca belirsizlikleri belirten ve açıklayan raporlar sunabilir. Bu raporlar aşağıdaki bilgileri içerebilir:<br />
a)	İşletmenin faaliyet sonuçlarını etkileyen faktörler, işletmenin faaliyet alanıyla ilgili çevresindeki değişimler ve bu değişimlerin etkileri, verimliliği artırmak için yapılan yatırımlar ve temettü politikası,<br />
b)	İşletmenin kullandığı fon kaynakları, borçlanma politikası ve risk yönetimi uygulamaları,<br />
c)	İşletmenin Türkiye Muhasebe Standartları dahilinde bilançosuna parasal olarak yansıtılmayan değer ve kaynakları.<br />
Madde 9-<br />
Birçok işletme, finansal tabloların dışında özellikle çevresel faktörlerin önemli olduğu endüstrilerde ve çalışanların  önemli bir finansal tablo kullanıcısı olarak kabul edildiği durumlarda çevresel unsurların ve yaratılan katma değerin açıklandığı çeşitli raporlar hazırlarlar. Yöneticilerin bu bilgilerin, finansal tablo kullanıcılarına yararlı olacağına inandığı durumlarda, işletmenin bu tür ek raporlar hazırlaması özendirilir.<br />
d)	Finansal Tabloların Gerçeğe Uygun Sunuluşu ve Türkiye Muhasebe Standartlarıyla Uyumu<br />
Madde 10-<br />
Finansal tablolar işletmenin finansal durumunu, faaliyet sonuçlarını ve nakit akışını gerçeğe uygun olarak yansıtır. İşletmenin finansal tablolarında, Türkiye Muhasebe Standartlarının doğru olarak uygulanması ve gerektiğinde ek açıklamaların yapılması, bu tabloların gerçeğe uygun olarak sunuluşunu sağlar.<br />
Madde 11-<br />
Finansal tabloların gerçeğe uygun olarak düzenlenmesi ve sunuluşu , önemlilik kavramı da göz önüne alınarak Türkiye Muhasebe Standartlarının uygulanmasıyla sağlanır. Finansal tabloların gerçeğe uygun sunuluşunun koşulları aşağıdadır:<br />
a)	15’ inci maddeye uygun olarak muhasebe politikalarının seçilmesi ve uygulanması,<br />
b)	Muhasebe politikalarını da içermek üzere geçerli, güvenilir, karşılaştırılabilir ve anlaşılabilir bir biçimde bilgilerin sunulması,<br />
c)	Türkiye Muhasebe Standartlarının belli işlem ve olayların, işletmenin finansal durumuna ve faaliyet sonuçlarına olan etkisini yansıtmakta yetersiz kaldığı durumlarda, ek açıklamaların yapılması.<br />
Madde 12-<br />
İşletmeler finansal tablolarının Türkiye Muhasebe Standartlarına uygun olarak düzenlendiğini finansal tablo dipnotlarında açıklar. Tüm geçerli standartların uygulanmadığı ve varsa TMUDESK’in en son yorumlarını göz önünde bulundurmadan düzenlenen finansal tablolar Türkiye Muhasebe Standartları ile uyumlu olmaz.<br />
Madde 13-<br />
Yanlış veya yetersiz muhasebe uygulamaları finansal tablo dipnotlarında açıklama yoluyla düzeltilemez.<br />
Madde 14-<br />
Yönetim bir muhasebe standardının uygulanmasının yanıltıcı olacağına karar verdiği bazı ender durumlarda doğru bir sunuluş için bu standardın uygulanmaması yoluna gidebilir. Bu durumda işletme aşağıdaki unsurları finansal tablo dipnotlarında açıklar:<br />
a)	İşletmenin finansal tablolarının, finansal durumunu, faaliyet sonuçlarını nakit akışlarını gerçeğe uygun olarak yansıtıldığına ilişkin yönetimin yazılı açıklaması,<br />
b)	Finansal tabloların, yanıltıcı olmaması amacına ulaşabilmek için uygulanmayan standart dışında diğer tüm Türkiye Muhasebe Standartlarına uygun olarak düzenlendiği,<br />
c)	Uygulanmasından vazgeçilen muhasebe standardı ve vazgeçme nedenleri, alternatif olarak uygulanan yöntem,<br />
d)	Uygulamadaki değişikliğin, işletmenin sunulan her dönem için, dönem net kar veya zararına, varlık ve yabancı kaynaklarına, özkaynaklarına ve nakit akışına olan parasal etkileri.<br />
e) Muhasebe Politikaları<br />
Madde 15-<br />
Yönetim, işletmenin muhasebe politikalarını Türkiye Muhasebe Standartlarının ilkelerine ve TMUDESK’in yorumlarına uygun olarak belirler ve uygulamaya koyar.<br />
Özel bir zorunluluğun bulunmadığı durumlarda, yönetim finansal tabloların aşağıdaki bilgileri sağlamasını güvence altına alacak biçimde muhasebe politikalarını belirler.<br />
a)	Finansal tablo kullanıcılarının karar verme ihtiyaçlarını karşılayacak bilgiler,<br />
b)	İşletmenin güvenilirlik ilkesini sağlayacak bilgiler;<br />
	i-   Finansal durumunu ve faaliyet sonuçlarını sunan,<br />
	ii-  Olay ve işlemlerin sadece yasal yapısını değil ekonomik boyutlarını da yansıtan,<br />
	iii- Önyargıdan uzak ve tarafsız olan,<br />
	iv- İhtiyatlılık kavramına uygun,<br />
	v-  Önemlilik kavramı göz önüne alınarak tam ve eksiksiz.<br />
Madde 16-<br />
Muhasebe politikaları, finansal tabloların düzenlenmesi ve sunulması için işletme tarafından kabul edilmiş ilkeler, esaslar, gelenekler, kurallar ve uygulamalardır.</p>
<p>Madde 17-<br />
Muhasebe standardının bulunmadığı konularda, yönetim şirketin finansal tablolarını kullananlara en yararlı bilgiyi sağlayacak biçimde muhasebe politikalarını oluşturur. Yönetim bu politikayı belirlerken aşağıdaki hususları göz önünde bulundurur:<br />
a) Benzer konularla ilgili Türkiye Muhasebe Standartları,<br />
b) Varlıkların, yabancı kaynakların, özkaynakların, gelir ve karlar ile gider ve zararların tanımlanmasında, tahakkuk ve değerlendirilmesinde esas alınan kriterler ve yöntemler,<br />
c) Sadece (a) ve (b) paragraflarıyla uyumlu olma koşuluyla diğer standart saptama organlarının genel kabul görmüş sektör uygulamaları.<br />
f) İşletmenin Sürekliliği Kavramı<br />
Madde 18-<br />
Yönetim finansal tabloları düzenlerken faaliyetlerini bir süreye bağlı olmaksızın sürdüreceğini dikkate alır. Yönetimin şirketi tasfiye etme veya ticari faaliyetlerini sona erdirme gibi bir amacı yoksa finansal tablolarını süreklilik kavramını göz önüne alarak düzenler. Yönetim işletme faaliyetlerine kuşku düşürecek önemli olayların ve belirsizliklerin var olduğu görüşüne ulaşmışsa bu belirsizlikleri dipnotlarda açıklar. Finansal tablolar işletmenin süreklilik kavramına göre düzenlenmemişse bu durumun açıklanması ile birlikte işletmenin sürekliliğini ortadan kaldıran nedenler ve ilgili finansal tabloların hangi ilke ve esaslara göre düzenlendiği açıklanır.<br />
Madde 19-<br />
Yönetim işletmenin sürekliliği kavramının uygunluğuna karar verirken yakın gelecekle ilgili elde edilebilen tüm bilgileri dikkate alır. Bu bilgiler kesin bir koşul olmamakla beraber en azından bilanço tarihini izleyen 12 aylık bir dönemi kapsar.<br />
g) Tahakkuk Esası<br />
Madde 20-<br />
Bir işletme nakit akışı dışındaki finansal tablolarını muhasebenin tahakkuk esasına göre düzenler.<br />
Madde 21-<br />
Tahakkuk temeline göre, işlemler ve olaylar oluştukları anda gerçekleşmiş sayılır, muhasebe kayıtlarına alınır ve ilgili oldukları dönemin finansal tablolarında raporlanır.<br />
h) Tutarlılık Kavramı<br />
Madde 22-<br />
Finansal tablolardaki kalemlerin sınıflandırılması ve sunuluşuna ilişkin esaslar birbirlerini izleyen dönemlerin finansal tablolarında değiştirilmeden uygulanır. Ancak, aşağıdaki durumlarda finansal tablolardaki sınıflandırma ve sunuşlarda değişiklik yapılabilir:<br />
a)	İşletmenin faaliyetlerinin içeriğinde önemli bir değişikliğin bulunması durumunda ya da finansal tabloların yeniden gözden geçirilmesi sonucunda ilgili değişikliğin sunuluşu daha uygun olacağı görüşüne ulaşılırsa,<br />
b)	Türkiye Muhasebe Standartlarının ve TMUDESK’in yorumları sonucunda finansal tabloların sunuluşunda bir değişiklik yapıldığı durumlarda.<br />
Madde 23-<br />
İşletme faaliyetlerinin içeriğinde ve niteliğinde önemli ölçüde bir değişiklik yaratabilecek alış ve satışların olması veya finansal tabloların yapısının yeniden gözden geçirilmesi durumunda finansal tabloların farklı şekilde düzenlenmesi ve sunulması öngörülür.<br />
I) Önemlilik Kavramı ve Bilgilerin Birleştirilmesi<br />
Madde 24-<br />
Önemlilik kavramının temel ilkelerine göre önemli olduğu kabul edilen her bir kalem finansal tablolarda ayrı ayrı sunulur. Bu kavrama göre önemsiz olduğu kabul edilen tutarlar ise benzer işlemli yada nitelikli diğer önemsiz tutarlarla birleştirilir ve finansal tablolarda ayrı bir kalem olarak sunulmaz. Finansal tabloların içeriğinde ayrı bir kalem olarak gösterilmesini gerektirecek kadar önemli olmayan tutarlardan bir kısmı, dipnotlarda açıklanması gerekecek önemde olabilir ve dipnotlarda açıklanır.<br />
Madde 25-<br />
Bir bilginin finansal tablolarda açıklanmaması, kullanıcıların finansal tablolara dayanarak verdiği ekonomik kararları etkiliyorsa, bu bilgi önemli kabul edilir. Bir kalemle ilgili bilginin finansal tablolarda yada dipnotlarda yer alıp almaması o kalemin niteliğine, tutarının büyüklüğüne bağlıdır. Tek bir kalem veya birleştirilmiş kalemlerin önemlilik kavramına göre durumu belirlenirken o kalemlerin nitelikleri, büyüklükleri birlikte değerlendirilir. Koşullara bağlı olarak ilgili kalemin büyüklüğü belirleyici etmen olabilir. Örneğin, aynı nitelik ve işlevdeki her bir kalem bireysel tutarları büyük olsa da birleştirilir. Buna karşın niteliği ve işlevi bakımından farklı olan büyük tutarlardaki kalemler ayrı ayrı sunulur.<br />
Madde 26-<br />
Türkiye Muhasebe Standartlarına göre raporlanması gerekli görülen bilgiler önemlilik kavramının koşullarına göre önemsizse açıklanmaz.<br />
j) Netleştirme<br />
Madde 27-<br />
Varlıklar ile yabancı kaynaklar ve özkaynaklar, gelirler ile giderler diğer bir Türkiye  Muhasebe Standardı tarafından gerekli görülmediği veya izin verilmediği durumda mahsup edilmek suretiyle netleştirilmemelidir.<br />
Madde 28-<br />
Önemli tutarlardaki varlık, yabancı kaynaklar ve özkaynaklar ile gelir ve gider hesaplarının, ayrı ayrı raporlanması önemlidir. İşlem ve olayların özünü yansıttığı durumlar dışında netleştirme, finansal tablo kullanıcılarının işletme faaliyetlerini değerlendirilmesini ve gelecekteki nakit akışlarının belirlenmesini zorlaştırır. Stok değer düşüklüğü karşılığı ve şüpheli alacaklar için ayrılan  karşılıklar gibi düzenleyici hesaplar yardımıyla varlıkların net değeri ile gösterilmesi netleştirme değildir.<br />
Madde 29-<br />
Türkiye Muhasebe Standartları 4’e göre tanımlanan gelirler, işletme tarafından uygulanan indirim ve iskontolar dikkate alınarak, tahsil edilen veya edilecek gerçeğe uygun değeri ile değerlendirilir.<br />
Bir işletme olağan faaliyetlerinin yanı sıra gelir sağlayıcı esas faaliyetlerine bağlı olarak gerçekleşen ancak bireysel olarak gelir yaratmayan faaliyetlerde bulunur. Tek başına gelir yaratmayan bu faaliyetlerin sonuçları, bu faaliyetlerle ilgili işlemlerin özünü yansıttığı sürece aynı işleme ait gelirlere karşılık gelen giderlerini mahsup ederek netleştirilmesi suretiyle sunulur. Bu durumlarla ilgili bazı örnekler aşağıda verilmiştir:<br />
a)	Yatırımlar ile maddi ve maddi olmayan duran varlıklar dahil olmak üzere duran varlıkların elden çıkarılmasından doğan kar veya zararlar, satış gelirlerinden duran varlığın net defter değeri ile ilgili satış giderinin mahsup edilmesi yoluyla raporlanır.<br />
b)	Üçüncü şahıslarla yapılan sözleşmelerle ilgili giderler, bu sözleşmeye uygun olarak elde edilen gelirlerle mahsup edilip netleştirilir.</p>
<p>Madde 30-<br />
Finansal tablolar bir önceki döneme göre karşılaştırmalı olarak düzenlenir. Karşılaştırmalı bilginin belirlenmesinde cari dönem finansal tablosuna uygulanan ilke ve yöntemler esas alınır. Mümkün olan durumlarda bir önceki dönemin finansal bilgileri cari dönemde uygulanan ilke ve yöntemlere göre yeniden belirlenir. Bir önceki dönemin finansal tablo kalemlerinin düzeltilmesinde &#8220;TMS-10 Dönem Net Karı veya Zararı, Temel Hatalar ve Muhasebe Politikalarında Değişiklikler Standardı&#8221; dikkate alınır. Bunun mümkün olmadığı durumlarda cari dönemde bir önceki dönemde uygulanan ilke ve yöntemlerde yapılan değişiklikler ile bu değişikliklerin ilgili finansal tablo kalemleri üzerindeki parasal etkisi dipnotlarda açıklanır.<br />
Madde 31-<br />
Bir önceki dönemin dipnotlarında açıklanan cari dönemde de önemliliğini koruyan finansal bilgilerin cari dönem sonu itibariyle durumunun açıklanması gerekir.<br />
k) Finansal Tabloların Yapısı ve İçeriği<br />
Madde 32-<br />
Bu standart, belli açıklamaların finansal tabloların içeriğinde yer almasını öngörür. Bunun yanında, diğer temel kalemler finansal tabloların içeriğinde ya da dipnotlarda açıklanır. İşletmeler standart ekindeki bilanço ve gelir tabloları formlarına uygun olarak ve kendi koşullarını da göz önünde bulundurarak finansal tablolarını düzenlerler. TMS-3 Nakit Akış Tabloları Standardı nakit akış tablosunun düzenlenmesi ve sunulmasına ilişkin ilkeleri ve formları içerir.<br />
Madde 33-<br />
Standart, açıklama terimini hem finansal tabloların içeriğindeki kalemleri hem de finansal tablo dipnotlarını içerecek biçimde, geniş anlamda kullanır. Diğer Türkiye Muhasebe Standartları tarafından öngörülen açıklamalar ilgili standartlardaki esaslara göre yapılır. Bu standart veya diğer Türkiye Muhasebe Standartlarında tersi belirtilmedikçe, açıklamalar finansal tabloların içeriğinde ya da dipnotlarında yer alır.<br />
Madde 34-<br />
Finansal tablolar açıkça ve anlaşılabilir bir biçimde tanımlanır ve kapsamında yer aldığı yayınlanmış faaliyet raporu veya belgelerdeki diğer bilgilerden kesinlikle ayırdedilir.<br />
Madde 35-<br />
Türkiye Muhasebe Standartları, sadece finansal tabloların düzenlenmesinde ve uygulanmasında esas alınır. Bu standartlar bir faaliyet raporunda veya diğer belgelerde yer alan diğer bilgilerin düzenlenmesinde ve sunulmasında göz önünde bulundurulmaz. Bu nedenle, finansal tablo kullanıcılarının Türkiye Muhasebe Standartlarına uygun olarak hazırlanan bilgiler ve yararlı olmasına karşın bu standartlara göre hazırlanmayan bilgileri birbirlerinden ayırt edebilmeleri önemlidir.<br />
Madde 36-<br />
Finansal tabloların içerdiği bölümler açıkça ve anlaşılır bir biçimde tanımlanır. Ayrıca aşağıdaki bilgiler açıkça belirtilir ve sunulan bilginin doğru bir biçimde anlaşılması için gerektiğinde tekrarlanır:<br />
a)	Raporlayan işletmenin adı veya diğer tanımlama araçları,<br />
b)	Finansal tabloların bir işletme veya bir işletme grubuna ilişkin olup olmadığı,<br />
c)	Finansal tabloların, esas alınan tablonun türüne göre, bilanço günü veya faaliyet dönemi,<br />
d)	Raporlamaya esas alınan para birimi,<br />
e)	Finansal tablolardaki sayısal bilgilerin sunuluşundaki kesinlik derecesi.<br />
Madde 37-<br />
36’ ıncı madde de öngörülen hususlar, sayfa başlıkları ve finansal tabloların her sayfasında kısaltılmış kolon başlıkları kullanılarak yerine getirilir. Böyle bilgilerin en iyi biçimde sunuluşunun belirlenmesinde yargılama yeteneği esas alınır. Örneğin finansal tablolar elektronik olarak okunduğunda ayrı sayfalara gereksinme olmayabilir. Bu durumda, yukarıdaki kalemlerin sunuluşu, verilen bilgilerin doğru olarak anlaşılmasını güvence altına alacak sıklıkta yapılır.<br />
Madde 38-<br />
Finansal tabloları daha anlaşılabilir duruma getirmek için içerdikleri bilgiler bin, milyon, milyar ya da trilyon TL. olarak sunulur. Sunulan bilgilerdeki kesinlik derecesi açıklandığı ve ilgili bilgiler kaybolmadığı sürece bu husus kabul edilir.<br />
l) Raporlama Dönemi<br />
Madde 39-<br />
Finansal tablolar en az yılda bir kez düzenlenir ve sunulur. Ender durumlarda, bilanço tarihleri değişir ve yıllık finansal tablolar bir yıldan daha uzun veya daha kısa dönemler için düzenlenir ve sunulur. Bir işletme, finansal tabloların içerdiği döneme ek olarak aşağıdaki hususları da açıklar.<br />
a)	Bir yıldan daha farklı bir dönemin kullanım nedeni,<br />
b)	Gelir tablosundaki karşılaştırmalı tutarlar, özkaynaktaki değişiklikler, nakit akışları ve karşılaştırılabilir olmayan ilgili durumlara ilişkin açıklamalar.<br />
Madde 40-<br />
Ender durumlarda, bir işletmenin bilanço tarihini değiştirmesi öngörülebilir veya işletme bilanço tarihini değiştirmeye karar verebilir. Örneğin farklı bilanço tarihleri olan bir işletmenin diğer işletme tarafından alınmasında böyle bir durum ile karşılaşılabilir. Bu durumda, tablo kullanıcılarının cari dönemle ilgili tutarlarının önceki dönem tutarları ile karşılaştırılamayacağının ve bu nedenle bilanço tarihindeki değişikliklerin açıklanması gerektiğinin bilincinde olmaları önemlidir.<br />
m) Zamanlılık<br />
Madde 41-<br />
Finansal tablolar bilanço tarihini izleyen kabul edilebilir bir süre içinde kullanıcılara sunulmazsa bu tabloların yararlılığı zedelenir ve azalır. Bir işletme, bilanço tarihini izleyen altı ay içerisinde finansal tablolarını düzenleyecek ve sunacak konumda olmalıdır. İşletme faaliyetlerinin karmaşık olması gibi alışılmış unsurlar raporlamanın zamanında yapılamaması için yeterli bir neden değildir. Bir çok alanlarda mevzuat ve piyasa düzenlemeleri ile getirilmiş daha kesin tarihler vardır ve bu tarihlerle ilgili yükümlülükler yerine getirilir.<br />
n) Temel Finansal Tabloların Düzenlenme İlkeleri<br />
Madde 42-<br />
Temel finansal tabloların düzenlenme ilkeleri, temel finansal tablolara paralel olarak iki ana gruba ayrılır:<br />
1- Bilanço ilkeleri,<br />
	i-  Varlıklara ilişkin ilkeler,<br />
	ii-  Yabancı kaynaklara ilişkin ilkeler,<br />
	iii-  Özkaynaklara ilişkin ilkeler,<br />
2- Gelir tablosu ilkeleri,<br />
1- BİLANÇO İLKELERİ<br />
Madde 43-<br />
Bilanço ilkelerinin amacı, sermaye koyan veya sonradan kendilerine ait karı işletmede bırakan sahip ve hissedarlar ile alacaklıların işletmeye sağladıkları kaynaklar ve bunlarla elde edilen varlıkların muhasebe kayıt, hesap ve tablolarında anlamlı bir şekilde tespit edilmesi ve gösterilmesi yoluyla, belli bir tarihte işletmenin finansal durumunun açıklıkla ve ilgililer için gerçeğe uygun olarak yansıtılmasıdır.<br />
Madde 44-<br />
Bilanço, tersi ifade edilmedikçe varlıkların içinde bulunulan zamandaki değerini ve tasfiye halinde bunların satışından elde edilecek para tutarlarını yansıtan bir tablo değildir.<br />
Madde 45-<br />
Bütün varlıklar, yabancı kaynaklar ve özkaynaklar bilançoda gayrisafi değerleri ile gösterilirler. Bu ilke, bilançonun net değer esasına göre düzenlenmesine bir engel oluşturmaz. Bu doğrultuda net değer bilanço düzenlenmesinin gereği olarak indirim kalemlerinin ilgili hesapların altında açıkça gösterilmesi esastır.<br />
Bu amaç doğrultusunda benimsenen bilanço ilkeleri, varlıklar, yabancı kaynaklar ve özkaynaklar itibariyle belirlenmiştir.<br />
Varlıklara İlişkin İlkeler<br />
Madde 46-<br />
Varlıklar dönen ve duran varlıklar olarak iki gruba ayrılır. Aşağıdaki özellikleri taşıyan varlıklar dönen varlıklar grubu içerisinde yer alır.<br />
a)	İşletmenin normal faaliyet döneminde bir varlığın paraya dönüşmesi beklenilen veya satılmak ya da tüketilmek üzere elde tutulan varlıklar,<br />
b)	Varlığın esas olarak ticari amaçlarla veya kısa süre için elde tutulduğu ve bilanço tarihinden itibaren 12 ay içerisinde paraya dönüştürülmesi beklenen varlıklar,<br />
c)	Kullanımı sınırlandırılmamış nakit ve nakde eşdeğer varlıklar.<br />
Bunun dışındaki diğer varlıklar duran varlık olarak sınıflandırılır.<br />
Madde 47-<br />
Varlıkların dönen ve duran varlık olarak iki gruba ayrımı temel ilkedir. Ancak bazı sektörlerde bu ayrıma yer verilmeyebilir. Bu işletmeler varlıklarını niteliklerine uygun olarak birleştirerek sunmaları durumunda, bir yıldan uzun vadeli tutarları bilanço kapsamında ya da dipnotlarda açıklarlar.<br />
Madde 48-<br />
İşletmenin mal ve hizmetlerini arz ettiği açıkça belirlenen bir faaliyet döneminde bilançoda varlıkların dönen ve duran varlık, yükümlülüklerin de kısa ve uzun vadeli yabancı kaynak olarak ayrılarak sunulması yararlıdır. Bu durum işletme sermayesi olarak sürekli hareket gösteren net aktiflerin uzun vadeli faaliyetlerde kullanılan aktiflerden ayırt edilmesine olanak sağlar. Ayrıca faaliyet dönemi içinde paraya dönüşmesi veya kullanılarak tükenmesi beklenen varlık tutarı ile aynı dönem içinde ödenecek yabancı kaynakların tutarını görmek olanaklı olur.<br />
Madde 49-<br />
Bilançoda varlıkları, bilanço tarihindeki gerçeğe uygun değeriyle raporlamak için, varlıklardaki değer düşüklüklerini göstererek karşılıkların ayrılması zorunludur.<br />
Dönen varlıklar grubu içinde yer alan menkul kıymetler, alacaklar, stoklar ve diğer dönen varlıklar içindeki ilgili kalemler için yapılacak değerleme sonucu gerekli durumlarda uygun karşılıklar ayrılır.<br />
Bu ilke, duran varlıklar grubunda yer alan, bağlı menkul kıymetler, iştirakler, bağlı ortaklıklar ve diğer duran varlıklardaki ilgili kalemler için de geçerlidir. Dönen ve duran varlıklar grubunda yer alan alacak senetlerini, bilanço tarihindeki gerçeğe uygun değerleri ile gösterebilmek için reeskont işlemleri yapılır.<br />
Madde 50-<br />
Gelecek dönemlere ait olarak önceden ödenen giderler ile cari dönemde tahakkuk eden ancak, gelecek dönemlerde tahsil edilecek olan gelirler kayıt ve tespit edilerek bilançoda ayrıca gösterilir.<br />
Madde 51-<br />
Bilançoda duran varlıklar grubunda yer alan maddi duran varlıklar ile maddi olmayan duran varlıkların maliyetini çeşitli dönem maliyetlerine yüklemek amacıyla, her dönem ayrılan amortismanların birikmiş tutarları ayrıca bilançoda gösterilir.<br />
Duran varlıklar grubu içinde yer alan özel tükenmeye tabi varlıkların maliyetini çeşitli dönem maliyetlerine yüklemek amacıyla, her dönem ayrılan tükenme paylarının birikmiş tutarları ayrıca bilançoda gösterilir.<br />
Madde 52-<br />
Bilançonun dönen ve duran varlıklar gruplarında yer alan alacaklar, menkul kıymetler, bağlı menkul kıymetler ve diğer ilgili hesaplardan ve yükümlülüklerden işletmenin sermaye ve yönetim bakımından ilişkili bulunduğu ortaklara, iştiraklere ve bağlı ortaklıklara ait olan tutarlarının ayrı gösterilmesi temel ilkedir.<br />
Madde 53-<br />
Tutarları kesinlikle saptanamayan alacaklar için herhangi bir tahakkuk işlemi yapılmaz. Bu tür alacaklar bilanço dipnot veya eklerinde gösterilir.<br />
Madde 54-<br />
Verilen rehin, ipotek ve bilanço kapsamında yer almayan diğer teminatların özellikleri ve kapsamları bilanço dipnot veya eklerinde açıkça belirtilir.<br />
Bu ilke, alınan rehin, ipotek ve bilanço kapsamında yer almayan diğer teminatlar için de geçerlidir.<br />
Ayrıca işletme varlıkları ile ilgili toplam sigorta tutarlarının da bilanço dipnot veya eklerinde açıkça gösterilmesi gerekir.<br />
Yabancı Kaynaklara İlişkin İlkeler<br />
Madde 55-<br />
Yabancı kaynaklar, kısa ve uzun vadeli olarak iki gruba ayrılır:<br />
İşletmenin 12 ay veya normal faaliyet dönemi içinde vadesi gelen borçları, bilançoda kısa vadeli yabancı kaynaklar grubu içinde gösterilir.<br />
İşletmenin 12 ay veya normal faaliyet dönemi içinde vadesi gelmemiş borçları, bilançoda uzun vadeli yabancı kaynaklar grubu içinde yeralır. Dönem sonu bilanço gününde bu grupta yer alan hesaplardan vadeleri 12 ayın altında kalanlar kısa vadeli yabancı kaynaklar grubundaki ilgili hesaplara aktarılır.<br />
Madde 56-<br />
Yabancı kaynakların kısa ve uzun vadeli olarak iki gruba ayrımı temel ilkedir. Ancak, bazı sektörlerde bu ayrıma yer verilmeyebilir. Bu işletmeler kısa ve uzun vadeli yükümlülüklerini bir bilanço kalemi olarak sunmaları durumunda, bu tutarların uzun vadeli kısımlarını da bilanço kapsamında ya da dipnotlarda açıklarlar.<br />
Madde 57-<br />
Tutarları kesinlikle saptanamayanları veya durumları tartışmalı olanları da içermek üzere, işletmenin bilinen veya tutarları uygun olarak tahmin edilebilen bütün yabancı kaynakları kayıt ve tespit edilir ve bilançoda gösterilir.<br />
İşletmenin bilinen ancak tutarları uygun olarak tahmin edilemeyen borçları da bilançonun dipnotlarında açık olarak belirtilir.<br />
Madde 58-<br />
Gelecek dönemlere ait olarak önceden tahsil edilen hasılat ile cari dönemde tahakkuk eden ancak, gelecek dönemlerde ödenecek olan giderler kayıt ve tespit edilir ve bilançoda ayrıca gösterilir.<br />
Madde 59-<br />
Kısa ve uzun vadeli yabancı kaynaklar grubunda yer alan borç senetlerini bilanço tarihindeki gerçeğe uygun değerleri ile gösterebilmek için reeskont işlemleri yapılır.<br />
Madde 60-<br />
Bilançonun kısa ve uzun vadeli yabancı kaynaklar gruplarında yer alan borçlar, alınan avanslar ve diğer ilgili hesaplardan işletmenin sermaye ve yönetim bakımından ilgili bulunduğu ortaklara, personele, iştiraklere ve bağlı ortaklara ait olan tutarlarının ayrı gösterilmesi temel ilkedir.<br />
Özkaynaklara İlişkin İlkeler<br />
Madde 61-<br />
İşletme sahip veya ortaklarının sahip veya ortak sıfatıyla işletme varlıkları üzerindeki hakları özkaynaklar grubunu oluşturur.<br />
İşletmenin bilanço tarihindeki ödenmiş sermayesi ile işletme faaliyetleri sonucu oluşup, çeşitli adlar altında işletmede bırakılan karları ile dönem net karı (zararı) bilançoda özkaynaklar grubu içinde gösterilir.<br />
Madde 62-<br />
İşletmenin ödenmiş sermayesi bilançonun kapsamı içinde tek bir kalem olarak gösterilir. Ancak, esas sermaye özellikleri farklı hisse gruplarına ayrılmış bulunuyorsa, esas sermaye hesapları her grubun haklarını, kar ve tasfiye paylarının dağıtımında sahip olabilecekleri özellikleri ve diğer önemli özellikleri yansıtacak biçimde bilançonun dipnotlarında gösterilir.<br />
Madde 63-<br />
İşletmenin hissedarları tarafından yatırılan sermayenin devam ettirilmesi gerekir. İşletmede herhangi bir zararın ortaya çıkması, herhangi bir nedenle özkaynaklarda meydana gelen azalmalar, hem dönemsel, hem de kümülatif olarak izlenir ve kaydedilir.<br />
Madde 64-<br />
Özkaynakların bilançoda net olarak gösterilmesi için geçmiş yıllar zararları ile dönem zararı, özkaynaklar grubunda indirim kalemleri olarak yer alır.<br />
Madde 65-<br />
Özkaynaklar; ödenmiş sermaye, sermaye yedekleri, kar yedekleri, geçmiş yıllar karları (zararları) ve dönem net karı (zararı)ndan oluşur. Kar yedekleri yasal, statü ve olağanüstü yedekler ile yedek niteliğindeki karşılıklar, özel fonlar gibi işletme faaliyetleri sonucu elde edilen karların dağıtılmamış kısmını içerir. Sermaye yedekleri ise hisse senedi ihraç primleri, iptal edilen ortaklık payları, yeniden değerleme değer artışları gibi kalemlerden meydana gelir. Sermaye yedekleri, gelir unsuru olarak gelir tablosuna aktarılamaz.<br />
Madde 66-<br />
Konsolide bilançoda azınlık payları özkaynaklar dışında ayrı bir grupta gösterilir.<br />
2- GELİR TABLOSU İLKELERİ<br />
Madde 67-<br />
Gelir tablosu ilkelerinin amacı, satışların, gelirlerin, satışların maliyetinin, giderlerin, kar ve zararlara ait hesapların ve belli dönemlere ait işletme faaliyeti sonuçlarının sınıflandırılmış ve gerçeğe uygun olarak gösterilmesini sağlamaktır.<br />
Bütün satışlar, gelir ve karlar ile maliyet, gider ve zararlar brüt tutarları üzerinden gösterilirler ve hiç bir satış, gelir ve kar kalemi bir maliyet, gider ve zarar kalemi ile tamamen veya kısmen karşılaştırılmak suretiyle gelir tablosu kapsamından çıkarılmaz.<br />
Madde 68-<br />
Gelir tablosu düzenlenirken, gerçekleşmemiş satışlar, gelir ve karlar, gerçekleşmiş gibi veya gerçekleşenler gerçek tutarından fazla veya az gösterilmez. Belli bir dönem veya dönemlerin gerçeğe uygun faaliyet sonuçlarını göstermek için, dönem veya dönemlerin başında veya sonunda doğru hesap kesimi işlemleri yapılır.<br />
Madde 69-<br />
Belli bir dönemin satışları ve gelirleri bunları elde etmek için yapılan satışların maliyeti ve giderleri ile karşılaştırılır. Belli bir dönem veya dönemlerin başında ve sonunda maliyet ve giderleri gerçeğe uygun olarak gösterebilmek için stoklarda, alacak ve borçlarda doğru hesap kesimi işlemleri yapılır.</p>
<p>Madde 70-<br />
Maddi ve maddi olmayan duran varlıklar ile özel tükenmeye tabi varlıklar için uygun amortisman ve tükenme payı ayrılır.<br />
Madde 71-<br />
Maliyetler; maddi duran varlıklar, stoklar, bakım ve onarım ve diğer gider grupları arasında uygun bir şekilde dağıtılır. Bunlardan direkt olanları doğrudan doğruya, birden fazla maliyeti ilgilendirenleri zaman ve kullanma faktörü dikkate alınarak tahakkuk ettirilip dağıtılır.<br />
Madde 72-<br />
Arızi ve olağanüstü niteliğe sahip kar ve zararlar meydana geldikleri dönemde tahakkuk ettirilir, fakat normal faaliyet sonuçlarından ayrı olarak gösterilir.<br />
Madde 73-<br />
Bütün kar ve zararlardan, önceki dönemlerin finansal tablolarında düzeltme yapılmasını gerektirecek büyüklük ve niteliktekiler dışında kalanlar, dönemin gelir tablosunda gösterilir.<br />
Madde 74-<br />
Karşılıklar, işletmenin karını keyfi bir şekilde azaltmak veya bir döneme ait karı diğer döneme aktarmak amacıyla kullanılmaz.<br />
Madde 75-<br />
Dönem sonuçlarının tespiti ile ilgili olarak uygulana gelen değerleme esasları ve maliyet yöntemlerinde bir değişiklik yapıldığı takdirde, bu değişikliğin etkileri açıkça belirtilir.<br />
Madde 76-<br />
Bilanço tarihinde var olan ve sonucu belirsiz bir veya birkaç olayın gelecekte ortaya çıkıp çıkmamasına bağlı durumları ifade eden, şarta bağlı olaylardan kaynaklanan, makul bir şekilde gerçeğe yakın olarak tahmin edilebilen gider ve zararlar, tahakkuk ettirilerek gelir tablosuna yansıtılır. Şarta bağlı gelir ve karlar için ise gerçekleşme ihtimali yüksek de olsa herhangi bir tahakkuk işlemi yapılmaz, dipnotlarda açıklama yapılır.<br />
o) Finansal Tabloların Düzenlenmesi ve Sunulması<br />
Temel Finansal Tabloların Düzenlenmesi ve Sunulması<br />
Madde 77-<br />
Bu bölüm, temel finansal tabloları oluşturan bilanço ve gelir tablosunun düzenlenmesi ve sunulması esaslarını içerir.<br />
Bilanço<br />
Bilanço bir işletmenin belli bir tarihte sahip olduğu varlıklar ile bu varlıkların sağlandığı kaynakları gösteren finansal tablodur.<br />
Bilanço Düzenleme Kuralları<br />
Madde 78-<br />
Bilançonun düzenlenmesinde, finansal tablolar ilkelerinde verilmiş açıklamalar esas alınır.<br />
Bilançonun aktifinde yer alan varlıklar, paraya dönüşme hızlarına göre en çok likitten en az likit değere doğru, pasifinde yer alan kaynaklar ise en kısa vadeli kaynaktan en uzun vadeli kaynağa doğru sıralanır.</p>
<p>Bilançonun Biçimsel Yapısı<br />
Madde 79-<br />
İşletmeler bilançolarının bir örnekliğini sağlayarak karşılaştırılmalarında kolaylık sağlamak ve anılan birliği oluşturmak amacıyla, ek formlardaki tipleri bilançolarının düzenlenmesine esas alınır. (Ek Tablo 1-2) (Banka ve benzeri kurumlarda bu formlar esas alınmaz.)<br />
Varlıklar, dönen ve duran varlık olarak adlandırılan iki grupta toplanır. Kaynaklar ise kısa ve uzun vadeli yabancı kaynaklarla özkaynaklardan oluşur.<br />
Madde 80-<br />
Bilanço hesapları arasında mahsup yapılamaz. Tabloda &#8220;Diğer&#8221; başlığı altında yer alan bir kalem tutarının, ait olduğu grubun toplam tutarının %20’sini aşması durumunda bu kalem ayrı bir başlık altında gösterilir.<br />
Madde 81-<br />
Ayrıntılı bilançoda yer alan kalemlere ilişkin hesap grupları, ek tablo 2’de ayrıntıları ile görüleceği üzere aşağıdaki gibidir:<br />
AKTİF<br />
I- DÖNEN VARLIKLAR<br />
	A- HAZIR DEĞERLER<br />
	B- MENKUL KIYMETLER<br />
	C- TİCARİ ALACAKLAR<br />
	D- DİĞER ALACAKLAR<br />
	E- STOKLAR<br />
	F- YILLARA YAYGIN İNŞAAT VE ONARIM MALİYETLERİ<br />
	G- GELECEK AYLARA AİT GİDERLER VE GELİR TAHAKKUKLARI<br />
	H- DİĞER DÖNEN VARLIKLAR<br />
II- DURAN VARLIKLAR<br />
	A- TİCARİ ALACAKLAR<br />
	B- DİĞER ALACAKLAR<br />
	C- MALİ DURAN VARLIKLAR<br />
	D- MADDİ DURAN VARLIKLAR<br />
	E- MADDİ OLMAYAN DURAN VARLIKLAR<br />
	F- ÖZEL TÜKENMEYE TABİ VARLIKLAR<br />
	G- GELECEK YILLARA AİT GİDERLER VE GELİR TAHAKKUKLARI<br />
	H- DİĞER DURAN VARLIKLAR</p>
<p>PASİF</p>
<p>I- KISA VADELİ YABANCI KAYNAKLAR<br />
	A- MALİ BORÇLAR<br />
	B- TİCARİ BORÇLAR<br />
	C- DİĞER BORÇLAR<br />
	D- ALINAN AVANSLAR<br />
	E- YILLARA YAYGIN İNŞAAT VE ONARIM HAKEDİŞLERİ<br />
	F- ÖDENECEK VERGİ VE DİĞER YÜKÜMLÜLÜKLER<br />
	G- BORÇ VE GİDER KARŞILIKLARI<br />
	H- GELECEK AYLARA AİT GELİRLER VE GİDER TAHAKKUKLARI<br />
	I- DİĞER KISA VADELİ YABANCI KAYNAKLAR</p>
<p>II- UZUN VADELİ YABANCI KAYNAKLAR<br />
	A- MALİ BORÇLAR<br />
	B- TİCARİ BORÇLAR<br />
	C- DİĞER BORÇLAR<br />
	D- ALINAN AVANSLAR<br />
	E- BORÇ VE GİDER KARŞILIKLARI<br />
	F- GELECEK YILLARA AİT GELİRLER VE GİDER TAHAKKUKLARI<br />
	G- DİĞER UZUN VADELİ YABANCI KAYNAKLAR</p>
<p>IV- ÖZ KAYNAKLAR<br />
	A- ÖDENMİŞ SERMAYE<br />
	B- SERMAYE YEDEKLERİ<br />
	C- KAR YEDEKLERİ<br />
	D- GEÇMİŞ YILLAR KARLARI<br />
	E- GEÇMİŞ YILLAR ZARARLARI (-)<br />
	F- DÖNEM NET KARI (ZARARI)<br />
Bilanço Dipnotları<br />
Madde 82-<br />
Bilançoda ek bilgi olarak aşağıdaki dipnotlar yer alır.<br />
1- Kayıtlı sermaye sistemini kabul etmiş bulunan ortaklıklarda kayıtlı sermaye tavanı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;TL.<br />
2- Yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile genel müdür, genel koordinatör, genel müdür yardımcıları ve genel sekreter gibi üst yöneticilere;<br />
a)Cari dönemde verilen her çeşit avans ve borcun toplam tutarı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..TL.<br />
b)Cari dönem sonundaki avans veya borcun bakiyesi&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;TL.<br />
3- Aktif değerlerin toplam sigorta tutarı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;TL.<br />
4- Alacaklar için alınmış ipotek ve diğer teminatların toplam tutarı &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..TL.<br />
5- Yabancı kaynaklar için verilmiş ipotek ve diğer teminatların toplam tutarı &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..TL.<br />
6-Pasifte yer almayan taahhütlerin toplam tutarı &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.TL.<br />
7- Kasa ve bankalardaki döviz mevcutları;<br />
Döviz Cinsi		Miktarı		TL. Kuru	Toplam Tutar<br />
&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..		&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.		&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..	&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.TL.<br />
&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;	 	&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.		&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..	&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.TL.<br />
&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..		&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.		&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..	&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.TL.<br />
&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..		&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.		&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..	&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.TL.<br />
8- Yurtdışından alacaklar(avanslar dahil);<br />
Döviz Cinsi		Miktarı		TL. Kuru	Toplam Tutar<br />
&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..		&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.		&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..	&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.TL.<br />
&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..		&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.		&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..	&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.TL.<br />
&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..		&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.		&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..	&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.TL.<br />
&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..		&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.		&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..	&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.TL.<br />
9- Yurtdışına borçlar (avanslar dahil)<br />
Döviz cinsi		Miktarı		TL. Kuru	Toplam Tutar<br />
&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..		&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.		&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..	&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.TL.<br />
&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..		&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.		&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..	&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.TL.<br />
&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..		&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.		&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..	&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.TL.<br />
&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..		&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.		&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..	&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.TL.<br />
10- Tedavüldeki tahvil ve finansman bonolarının<br />
banka garantili olanlarının tutarı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..TL.<br />
11- Cari ve gelecek dönemlerde yararlanılacak<br />
yatırım indiriminin toplam tutarı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..TL.<br />
12- Tedavüldeki tahvillerden hisse senedine<br />
dönüştürülebilir niteliktekilerin tutarı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.TL.<br />
13- Sermayeyi temsil eden hisse senetlerinin dökümü:<br />
     Türü	Tertibi	Adedi	Nominal Değeri	Toplam Tutar<br />
&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;	&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;	&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;	&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;	&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;<br />
 &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;	&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;	&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;	&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;	&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;<br />
&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;	&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;	&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;	&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;	&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;<br />
&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;	&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;	&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;	&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;	&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;<br />
14- Cari dönemde ihraç edilmiş hisse senedi tutarı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;TL.<br />
15-İşletme sahibinin veya sermayesinin %10 ve daha fazlasına sahip ortaklarının:<br />
    Adı				Pay Oranı		Pay Tutarı<br />
    &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..		&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.		&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;TL.<br />
    &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;		&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.		&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;TL.<br />
    &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..		&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.		&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;TL.<br />
16- Sermayenin %10 ve daha fazlasına sahip olunan iştirakleri ile müessese ve bağlı ortaklıkların:<br />
     Adı		Pay Oranı	Toplam Sermayesi	Son Dönem Karı<br />
&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..	&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;		&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.	&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.TL.<br />
&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..	&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;		&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.	&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.TL.<br />
&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..	&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;		&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.	&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.TL.<br />
&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..	&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;		&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.	&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.TL.<br />
17- Stok değerleme yöntemi:<br />
a) Cari dönemde uygulanan yöntem&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;TL.<br />
b) Önceki dönemde uygulanan yöntem&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.TL.<br />
c) Varsa, cari dönemdeki yöntem değişikliğinin<br />
stoklarda meydana getirdiği artış(+) veya azalış tutarı(-)&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.TL.<br />
18- Cari dönemdeki maddi duran varlık hareketleri<br />
a) Satın alınan imal veya inşa edilen maddi duran varlıkların<br />
    maliyetleri&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;TL.<br />
b) Elden çıkarılan veya hurdaya ayrılan<br />
    maddi duran varlıkların maliyet ve satış tutarları&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..TL.<br />
c) Cari dönemde ortaya çıkan yeniden değerleme artışları&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;TL.<br />
- Varlık maliyetlerinde (+)&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;TL.<br />
- Birikmiş amortismanlarda (-)&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..TL.<br />
19- Ana kuruluş, bağlı ortaklık ve iştiraklerin ticari alacak ve ticari borçlar içindeki payları</p>
<p>			     Ticari Alacak		Ticari Borç<br />
1- Ana kuruluş		&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.	  &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;<br />
2- Bağlı ortaklık		&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.	  &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;<br />
3- İştirakler		&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.	  &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;<br />
20- Cari dönemdeki ortalama toplam personel sayısı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.<br />
21- Bilanço tarihinden sonra ortaya çıkan ve açıklamayı gerektiren hususlara ilişkin bilgi<br />
22- Belli bir öneme sahip olan, ancak tutarları tahmin edilemeyen şarta bağlı zararlar ile her türlü şarta bağlı kazançlara ilişkin bilgi (işletmeyi borç altına sokacak ve dönem sonucunu etkileyebilecek hukuki ihtilafların mahiyetleri bu bölümde açıklanır)<br />
23- İşletmenin gayri safi kar oranları üzerinde önemli ölçüde etkisi olan muhasebe tahminlerinde değişikliklere ilişkin bilgi ve bunların parasal etkileri<br />
24- Bankalardaki mevduatın bloke olanına ilişkin tutarlar&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..TL.<br />
25- Menkul kıymetler ve bağlı menkul kıymetler grubu içinde yer alıp işletmenin ortakları, iştirakleri ve bağlı ortaklıklar tarafından çıkarılmış bulunan menkul kıymet tutarları ve bunları çıkaran ortaklıklar&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;TL.<br />
26- İştirakler ve bağlı ortaklıklarda içsel kaynaklardan yapılan sermaye artırımı nedeniyle elde edilen bedelsiz hisse senedi tutarları&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.TL.<br />
27- Kısa ve uzun vadeli kredilerle ilgili olarak alınan kredilerin ve çıkarılmış menkul kıymetlerin (katılma intifa senedi dahil) kredi ve menkul kıymet türleri itibariyle tahakkuk etmemiş gelecek döneme ilişkin faiz borçları tutarları&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.TL.<br />
28- Ortaklar, iştirakler ve bağlı ortaklıklar lehine verilen garanti, taahhüt, kefalet, aval, ciro gibi yükümlülüklerin tutarı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;TL.<br />
29- Finansal tabloları önemli ölçüde etkileyen yada finansal tabloların açık, yorumlanabilir ve anlaşılabilir olması açısından açıklanması gerekli olan iştirakler ve bağlı ortaklıkların değerlendirilmesinde borsa değeri veya özkaynak yöntemlerinden hangisinin esas aldığını gösteren açıklamalar ve diğer hususlar,<br />
30- Diğer Türkiye Muhasebe Standartlarında açıklanması öngörülen raporlanacak bilgiler</p>
<p>Gelir Tablosu<br />
Madde 83-<br />
Gelir tablosu, işletmenin belli bir dönemde elde ettiği tüm gelirler ile aynı dönemde katlandığı bütün maliyet ve giderleri ve bunların sonucunda işletmenin elde ettiği dönem net kârını veya dönem net zararını kapsar.<br />
Gelir Tablosu Düzenleme Kuralları<br />
Madde 84-<br />
Gelir tablosunun düzenlenmesinde finansal tablolar ilkelerinde verilmiş açıklamalar esas alınır. Bu tablonun düzenlenmesinde esas faaliyetlerden sağlanan gelir ile süreklilik göstermemekle birlikte olağan faaliyet niteliğinde olan işlemlerden kaynaklanan gelirler ayrı gösterileceği gibi, süreklilik göstermeyen olağandışı gelirler de ayrı olarak gösterilir. Buna göre, esas faaliyetler için yapılan giderler ile süreklilik gösteren veya süreklilik göstermemekle birlikte olağan faaliyet niteliğinde olan diğer olağan faaliyet giderleri ve süreklilik göstermeyen olağandışı giderler de ayrı gösterilir. Konsolide gelir tablosunda azınlık paylarına ilişkin kar payları dönem karından düşülür.<br />
Gelir Tablosunun Biçimsel Yapısı<br />
Madde 85-<br />
İşletmeler, gelir tablolarını, karşılaştırılmalarında kolaylık sağlamak ve anlam birliğini oluşturmak amacıyla ek formlardaki biçimde düzenlerler. (Ek Tablo 3-4)<br />
Gelir tablosu hesapları arasında mahsup yapılamaz. Tabloda &#8220;diğer&#8221; başlığı altında gösterilen gelir ve gider unsurlarının ait oldukları grubun toplam tutarının % 20&#8242;sini aşması halinde, bu kalem ayrı bir başlık altında ayrıca gösterilir. Tutarı olmayan kalemler gelir tablosunda yer almaz.<br />
Madde 86-<br />
Gelir tablosu kapsamındaki kalemler, hesap çerçevesindeki sıralama ve açıklamalar paralelinde yer alır.<br />
Ayrıntılı gelir tablosunda yer alan kalemlere ilişkin hesap grupları Ek Tablo 4&#8242;de ayrıntıları ile görüleceği üzere aşağıdaki gibidir.<br />
A- BRÜT SATIŞLAR<br />
B- SATIŞ İNDİRİMLERİ (-)<br />
     NET SATIŞLAR<br />
C- SATIŞLARIN MALİYETİ (-)<br />
     BRÜT SATIŞ KARI VEYA ZARARI<br />
D- FAALİYET GİDERLERİ (-)<br />
     FAALİYET KARI VEYA ZARARI<br />
E- DİĞER FAALİYETLERDEN OLAĞAN GELİR VE KARLAR<br />
F- DİĞER FAALİYETLERDEN OLAĞAN GİDER VE ZARARLAR (-)<br />
G- FİNANSMAN GİDERLERİ (-)<br />
      OLAĞAN KAR VEYA ZARAR<br />
H- OLAĞANDIŞI GELİR VE KARLAR<br />
I-  OLAĞANDIŞI GİDER VE ZARARLAR (-)<br />
     DÖNEM KARI VEYA ZARARI<br />
İ- DÖNEM KARI, VERGİ VE DİĞER YASAL YÜKÜMLÜLÜK KARŞILIKLARI (-)<br />
    DÖNEM NET KARI VEYA ZARARI</p>
<p>Gelir Tablosu Dipnotları<br />
Madde 87-<br />
Gelir tablosunda ek bilgi olarak aşağıdaki açıklamalar yer alır.<br />
1- Dönemin tüm amortisman giderleri ile itfa ve tükenme payları&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.. TL.<br />
	a) Amortisman giderleri&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..TL.<br />
	b) İtfa ve tükenme payları&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;TL.<br />
2- Dönemin karşılık giderleri&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..TL.<br />
3- Dönemin tüm finansman giderleri&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..TL.<br />
	a) Sabit varlıkların maliyetine verilenler&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..TL.<br />
	b) Doğrudan gider yazılanlar&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.TL.<br />
	c) Ertelenmiş borçlanma giderleri&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..TL.<br />
4- Dönemin finansman giderlerinden, ana ortaklık,<br />
bağlı ortaklık ve iştiraklerle ilgili kısmın tutarı<br />
(toplam tutar içindeki payları %20’yi aşanlar ayrıca gösterilir.)&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;TL.<br />
5- Ana ortaklık, bağlı ortaklık ve iştiraklerle yapılan satışlar.<br />
(Toplam tutar içindeki payları %20’yi aşanlar ayrıca gösterilir.)&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..TL.<br />
6- Ana ortaklık, bağlı ortaklık ve iştiraklerden alınan<br />
ve bunlara ödenen faiz, kira ve benzeri.<br />
(Toplam tutar içindeki payları %20’yi aşanlar ayrıca gösterilir.)&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..TL.<br />
7- Yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile genel müdür, genel koordinatör,<br />
genel müdür yardımcıları gibi üst yöneticilere cari dönemde sağlanan<br />
ücret ve benzeri çıkarların toplam tutarı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.TL.<br />
8- Amortisman hesaplama yöntemleri ile bu yöntemlerde yapılan<br />
değişikliklerin dönemin amortisman giderlerinde<br />
meydana getirdiği artış veya azalış &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.TL.<br />
9- Maliyet hesaplama sistemleri (fiili, standart, tam, değişken, safha, sipariş) ve stok değerleme yöntemleri (ağırlıklı ortalama maliyet, ilk giren ilk çıkar, hareketli ortalama maliyet vs. gibi)<br />
10- Varsa, tamamen veya kısmen fiili stok sayımı yapılamamasının gerekçeleri&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;TL.<br />
11- Yurt içi ve yurt dışı satışlar hesap kalemi içinde yer alan yan ürünün, hurda, döküntü gibi maddelerin satışları ile hizmet satışlarının ayrı ayrı toplamlarının brüt satışların %20’sini aşması halinde bu madde ve hizmetlere ilişkin tutarları&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;TL.<br />
12- Önceki döneme ilişkin gelir ve giderler ile önceki döneme ait gider ve zararların tutarlarını ve kaynaklarını gösteren açıklayıcı not &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..TL.<br />
13- Adi ve imtiyazlı hisse senetleri için ayrı ayrı gösterilmek koşuluyla, hisse başına kar ve kar payı oranları&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..TL.<br />
14- Türkiye Muhasebe Standartlarında açıklanması öngörülen raporlanacak bilgiler<br />
p) Ek Finansal Tabloların Düzenlenmesi ve Sunulması<br />
Satışların Maliyeti Tablosu<br />
Madde 88-<br />
Gelir tablosundaki satışların maliyeti kısmı işletmenin dönem içindeki stok hareketleri ile satılan mamul, ilk madde ve malzeme ile ticari mal gibi maddelerin ve satılan hizmetlerin maliyetini göstermek üzere ayrı bir tablo halinde düzenlenir (Ek Tablo 5). Bu tablo, finansal tabloların ekini oluşturur ve gelir tablosunu tamamlar. Mamul stokları dışındaki diğer stoklara ilişkin iç tüketim tutarları hesaplamalarda dikkate alınır.<br />
Madde 89-<br />
Satışların maliyeti tablosunda yer alan kalemlere ilişkin hesap grupları Ek Tablo V5&#8242;de ayrıntıları ile görüleceği üzere aşağıdaki gibidir.<br />
ÜRETİM MALİYETİ<br />
A-  DİREKT İLK MADDE VE MALZEME GİDERLERİ<br />
B-  DİREKT İŞÇİLİK GİDERLERİ<br />
C-  GENEL ÜRETİM GİDERLERİ<br />
D-  YARI MAMUL STOKLARINDAKİ DEĞİŞİM<br />
ÜRETİLEN MAMUL MALİYETİ<br />
E-  MAMUL STOKLARINDAKİ DEĞİŞİM<br />
I- SATILAN MAMUL MALİYETİ<br />
	TİCARİ FAALİYETLER<br />
A)  DÖNEM BAŞI TİCARİ MALLAR STOKU (+)<br />
B)  DÖNEM İÇİ ALIŞLAR (+)<br />
C)  DÖNEM SONU TİCARİ MALLAR (-)<br />
II- SATILAN TİCARİ MALLAR MALİYETİ<br />
III- SATILAN HİZMET MALİYETİ<br />
IV- DİĞER SATIŞLARIN MALİYETİ<br />
SATIŞLARIN MALİYETİ (I+II+III+IV)</p>
<p>Nakit Akış Tablosu<br />
Madde 90-<br />
Nakit Akış Tablosu, TMS-3 Nakit Akış Tabloları Standardındaki esaslara göre düzenlenir.<br />
Kar Dağıtım Tablosu<br />
Madde 91-<br />
Kâr dağıtım tablosu, işletmenin dönem kârının dağıtım biçimini gösteren tablodur.<br />
Kâr dağıtım tablolarının düzenleme amacı, özellikle sermaye şirketlerinde dönem kârından, ödenecek vergilerin, ayrılan yedeklerin ve ortaklara dağıtılacak kâr paylarının açıkça gösterilmesi ve şirketlerin hisse başına kâr ile hisse başına temettü tutarının hesaplanmasıdır.<br />
Kar Dağıtım Tablosunun Düzenleme Kuralları<br />
Madde 92-<br />
Kar dağıtım tablosu aşağıdaki esaslara göre düzenlenir:<br />
i-	Kâr dağıtım tablosu; dönem kârından yapılan dağıtımla yedeklerden yapılan dağıtımı, ayrı ayrı gösterecek biçimde düzenlenir.<br />
ii-	Kâr dağıtım tablosunda; ödenecek vergiler ve yasal yükümlülükler, ortaklara ödenecek 1. ve 2. temettüler, ayrılan 1. tertip ve 2. tertip yasal yedeklerle statü yedekleri, olağanüstü yedekler ve kârdan ayrılan özel fonlar açıkça gösterilir.<br />
iii-	Dönem kârının dağıtımında; imtiyazlı payların bulunması halinde, imtiyazlı ve adi hisse senetlerine ödenen kâr payları, tabloda belirtilen bölümlerinde ayrı ayrı gösterilir.<br />
iv-	Katılma intifa senedi, kâra iştirakli tahvil ile kâr ve zarar ortaklığı belgesi ihraç edilmesi nedeniyle, bu senet sahiplerine mevzuat hükümleri çerçevesinde ödenen paylar, kâr dağıtım tablosunda ayrıca gösterilir.<br />
Kar Dağıtım Tablosunun Biçimsel Yapısı<br />
Madde 93-<br />
Kâr dağıtım tablosu ek formda sunulan biçimde önceki dönem ve cari dönem verilerini içerecek şekilde düzenlenir (Ek Tablo 6).<br />
Özkaynaklar Değişim Tablosu<br />
Madde 94-<br />
Özkaynaklar değişim tablosu; ilgili dönemde özkaynak kalemlerinde meydana gelen artış veya azalışları bir bütün olarak gösteren tablodur. Özkaynaklar değişim tablosunun düzenleniş amacı; özellikle sermaye şirketlerinde dönem içinde özkaynak kalemlerinde meydana gelen değişmelerin topluca gösterilmesini sağlamaktır.<br />
Özkaynaklar Değişim Tablosunun Düzenleme Kuralları<br />
Madde 95-<br />
Özkaynaklar değişim tablosunun düzenlenmesinde aşağıdaki kurallara uyulur:<br />
i- Özkaynaklar değişim tablosu cari dönem ve önceki dönem verilerini içerecek biçimde sunulur.<br />
ii- Tablo; ödenmiş sermaye, sermaye yedekleri, kâr yedekleri ve geçmiş dönemler kârı (zararı) ve dönem net kârı (zarar) kalemlerinin her birinin dönem başı tutarını, dönem içinde kalemlerde meydana gelen azalışları, artışları ve dönem sonu kalanını ayrı ayrı gösterecek biçimde düzenlenir.<br />
Madde 96-<br />
Özkaynak kalemlerinde meydana gelebilecek değişiklikler aşağıdaki gibi olur:<br />
1- Ödenmiş Sermaye Kaleminde Meydana Gelebilecek Değişiklikler<br />
a)	Dönem başı ödenmiş sermaye (+)<br />
b)	Ödenmiş sermayedeki artış (+)<br />
	     i-  Nakit ve/veya diğer varlık kalemleri<br />
	    ii-  Yeniden değerleme artışlarından<br />
	   iii-  Maddi duran varlık satışlarından (gayrimenkul satış karların-<br />
                   dan) aktarılan<br />
	  iv-   Yedeklerden aktarılan<br />
	   v-   Ödenmiş sermayedeki diğer artışlar<br />
c)	Ödenmiş sermayedeki diğer azalış (-)<br />
	   i-   Sermayenin itfası nedeniyle oluşan azalışlar (-)<br />
d)	Dönem sonu ödenmiş sermaye kalanı<br />
2- Hisse Senedi İhraç Primi Kaleminde Meydana Gelebilecek Değişiklikler<br />
     a)	Dönem başı hisse senedi ihraç primi tutarı (+)<br />
b)	Dönem içinde hisse senedi ihraç primlerinde artışlar (+)<br />
c)	Ödenmiş sermayeye ilave edilen tutarlar (-)<br />
d)	Hisse senedi ihraç primlerindeki azalışlar (-)<br />
e)	Dönem sonu hisse senedi ihraç primleri kalanı<br />
3- Maddi Duran Varlıklar Yeniden Değerleme Artışı Kaleminde Meydana Gelebilecek Değişiklikler<br />
a)	Dönem başı maddi duran varlıklar yeniden değerleme artış tutarı<br />
b)	Dönem içinde yapılan yeniden değerleme artışlarının tutarı (+)<br />
c)	Yeniden değerleme artışlarından sermayeye ilave edilenler (-)<br />
d)	Maddi duran varlık satışı dolayısıyla iptal edilen değer artış fonları<br />
        tutarı (-)<br />
e)	Dönem sonu maddi duran varlık yeniden değerleme artış kalanı<br />
4- İştirakler ve Bağlı Ortaklıklar Yeniden Değerleme Artışı Kaleminde Meydana Gelebilecek Değişiklikler<br />
a)	Dönem başı iştirakler ve bağlı ortaklıklar yeniden değerleme artış tutarı<br />
b)	Dönem içinde iştirakler ve bağlı ortaklıklardan alınan bedelsiz hisse senetleri (+)<br />
c) 	Dönem içinde iştirakler ve bağlı ortaklıkların değerlemesinden doğan farklar (özkaynak yöntemi veya borsa değerinin uygulanması durumunda)(+)<br />
d)	İştirakler ve bağlı ortaklıklar yeniden değerleme artışlarından sermayeye ilave edilen tutarlar (-)<br />
e) 	İştirak ve bağlı ortaklıkların değerini düzeltmek için hesaptan çıkartılan tutarlar (özkaynak yöntemi veya borsa değerinin  uygulanması durumunda)(-)<br />
f) 	Dönem sonu iştirakler ve bağlı ortaklıklar yeniden değerleme artış kalanı<br />
5- Diğer Sermaye Yedeklerinde Değişiklikler<br />
a) 	Dönem başı maliyet artışları fonu, borsada oluşan değer artışları ve diğer sermaye yedekleri (+)<br />
b) 	Dönem içinde maliyet artışları fonunda, borsada oluşan değer artışlarında ve diğer sermaye yedekleri kalemlerinde meydana gelen artışlar (+)<br />
c) 	Dönem içinde maliyet artışları fonunda, borsada oluşan değer artışlarında ve diğer sermaye yedekleri kalemlerinde meydana gelen azalışlar (-)<br />
d) 	Dönem sonu maliyet artışları fonu, borsada oluşan değer artışları ve diğer sermaye yedekleri kalemleri  kalanı<br />
6- Yasal Yedekler Kaleminde Değişiklikler<br />
a) 	Dönem başı yasal yedekler tutarı (+)<br />
b) 	Dönem içinde ayrılan I. tertip yedek akçe tutarı (+)<br />
c) 	Dönem içinde ayrılan II. tertip yedek akçe tutarı (+)<br />
d) 	Özel kanunlar gereği ayrılan yedekler (+)<br />
e) 	Dönem içinde yedeklerde meydana gelen azalışlar (-)<br />
f) 	Dönem sonu yasal yedekler kalanı<br />
7- Statü Yedeklerindeki Değişiklikler<br />
     a)	Dönem başı statü yedekleri tutarı (+)<br />
b)	Dönem içinde net kardan ayrılan statü yedekleri (+)<br />
c)	Statü yedeklerinde meydana gelen azalışlar (-)<br />
d) 	Dönem sonu statü yedekleri kalanı<br />
8- Olağanüstü Yedeklerdeki Değişiklikler<br />
a) 	Dönem başı olağanüstü yedekler tutarı<br />
b) 	Dönem net karından olağanüstü yedeklere aktarılan tutarlar (+)<br />
c) 	Olağanüstü yedeklerdeki azalışlar (-)<br />
	- Dağıtılan tutarlar<br />
	- Diğer azalışlar<br />
d) 	Dönem sonu olağanüstü yedekler kalanı<br />
9- Diğer Kar Yedeklerindeki Değişiklikler<br />
a)  	Dönem başı sermayeye eklenecek iştirak hisseleri ve gayrimenkul satış kazançları ve diğer kar yedekleri tutarı<br />
b)  	Sermayeye eklenecek iştirak hisseleri ve gayrimenkul satış kazançları ve diğer kar yedeklerindeki artışlar (+)<br />
c)  	Sermayeye eklenecek iştirak hisseleri ve gayrimenkul satış kazançları ve diğer kar yedeklerindeki azalışlar (-)<br />
d)  	Dönem sonu sermayeye eklenecek iştirak hisseleri ve gayrimenkul satış kazançları ve diğer kar yedekleri kalanı<br />
10- Özel Fonlardaki Değişiklikler<br />
a) 	Dönem başı özel fonlar tutarı<br />
b) 	Dönem net karından fonlara aktarılan tutarlar (+)<br />
c) 	Gayrimenkul satış karlarının fonlara aktarılan tutarları (+)<br />
d) 	Yenileme fonlarındaki artışlar (+)<br />
e) 	Yenileme fonlarındaki azalışlar (-)<br />
f) 	Diğer özel fonlardaki azalışlar (-)<br />
g)	Dönem sonu özel fonlar kalanı<br />
11- Geçmiş Yıl Karlarındaki Değişiklikler<br />
a) 	Dönem başı geçmiş yıl karları tutarı (+)<br />
b) 	Geçmiş yıl karlarına dönem içinde aktarılan tutarlar (+)<br />
c) 	Geçmiş yıl karlarından dağıtılan temettüler (-)<br />
d) 	Geçmiş yıl karlarından yapılan diğer aktarmalar (-)<br />
e) 	Dönem sonu geçmiş yıl karları kalanı<br />
12- Geçmiş Yıl Zararları Kalemindeki Değişiklikler<br />
a) 	Dönem başı geçmiş yıl zararları tutarı<br />
b) 	Geçmiş yıl zararlarına dönem zararından yapılan aktarmalar (+)<br />
c) 	Geçmiş yıl zararlarının dönem karı ile mahsup edilen tutarı (-)<br />
d) 	Dönem sonu geçmiş yıl zararları kalanı<br />
13- Dönem Net Karı-Zararı Kalemindeki Değişiklikler<br />
a) 	Dönem başı net kar (zarar)<br />
b) 	Dönem karından yasal yedeklere aktarılan tutarlar (-)<br />
c) 	Dönem karından statü yedeklerine aktarılan tutarlar (-)<br />
d) 	Dönem karından olağanüstü yedeklere aktarılan tutarlar (-)<br />
e) 	Dönem karından özel fonlara aktarılan tutarlar (-)<br />
f) 	Dönem karından diğer kar yedeklerine aktarılan tutarlar (-)<br />
g)	Dönem karından dağıtılan temettüler (-)<br />
h)	Dönem karından geçmiş yıl karlarına devredilen tutarlar (-)<br />
ı) 	Dönem sonu net kar (zararı)<br />
Özkaynaklar Değişim Tablosunun Biçimsel Yapısı<br />
Madde 97-<br />
Özkaynaklar değişim tablosu önceki dönem ve cari dönem verilerini içerecek şekilde Ek Tablo 7&#8242;de görüldüğü gibi düzenlenir.<br />
Özkaynaklar Değişim Tablosu Kalemlerine İlişkin Açıklamalar<br />
Madde 98-<br />
Ödenmiş sermaye, sermaye yedekleri (her bir kalemi ayrı ayrı görülebilecek biçimde), kâr yedekleri (her bir kalemi ayrı ayrı görülebilecek biçimde), geçmiş yıllar kârları (zararı), dönem net kârı (zararı) ve özkaynaklar toplamı için tabloda birer sütun açılır ve her kalemin hareketi bu sütun içinde izlenir. Özkaynak kalemlerini artıran işlemler artı, azaltan işlemler ise parantez içinde gösterilerek eksi olarak dikkate alınır.<br />
V- YÜRÜRLÜK TARİHİ<br />
Madde 99-<br />
Bu Türkiye Muhasebe Standardı 01.01.2000 tarihinde yürürlüğe girer.<br />
EK:1<br />
İŞLETME ÖZET BİLANÇO TİPİ<br />
(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;TL )</p>
<p>AKTİF (VARLIKLAR)<br />
				Önceki	Cari<br />
				Dönem	Dönem<br />
	I-		DÖNEN VARLIKLAR<br />
		A-	Hazır Değerler<br />
		B-	Menkul Kıymetler<br />
			1- Menkul Kıymetler Değer Düşüklüğü Karşılığı (-)<br />
		C-	Ticari Alacaklar<br />
			1- Alacak Senetleri Reeskontu (-)<br />
			2- Şüpheli Ticari Alacaklar Karşılığı (-)<br />
		D-	Diğer Alacaklar<br />
			1- Alacak Senetleri Reeskontu (-)<br />
			2- Şüpheli Diğer Alacaklar Karşılığı (-)<br />
		E-	Stoklar<br />
			1- Stok Değer Düşüklüğü Karşılığı (-)<br />
			2- Verilen Sipariş Avansları<br />
		F-	Yıllara Yaygın İnşaat ve Onarım Maliyetleri<br />
		G-	Gelecek Aylara Ait Giderler ve Gelir Tahakkukları<br />
		H-	Diğer Dönen Varlıklar<br />
		   DÖNEN VARLIKLAR TOPLAMI<br />
	II-		DURAN VARLIKLAR<br />
		A-	Ticari Alacaklar<br />
			1- Alacak Senetleri Reeskontu (-)<br />
			2- Şüpheli Ticari Alacaklar Karşılığı (-)<br />
		B-	Diğer Alacaklar<br />
			1- Diğer Alacak Senetleri Reeskontu (-)<br />
			2- Şüpheli Diğer Alacaklar Karşılığı (-)<br />
		C-	Mali Duran Varlıklar<br />
			1- Bağlı Menkul Kıymetler<br />
			2- Bağlı Menkul Kıy. Değer Düşüklüğü Karşılığı (-)<br />
			3- İştirakler<br />
			4- İştiraklere Sermaye Taahütleri (-)<br />
			5- İştirak. Ser. Payları Değ. Düşüklüğü Karşılığı (-)<br />
			6- Bağlı Ortaklıklar<br />
			7- Bağlı Ortaklıklara Sermaye Taahhütleri (-)<br />
			8- Bağlı Ortak. Serm. Pay. Değer. Düşük. Kar. (-)<br />
			9- Diğer Mali Duran Varlıklar<br />
			10- Diğer Mali Duran Varlık. Değer Düşük. Kar. (-)<br />
		D-	Maddi Duran Varlıklar<br />
			1- Maddi Duran Varlıklar (Brüt)<br />
			2- Birikmiş Amortismanlar (-)<br />
			3- Yapılmakta Olan Yatırımlar<br />
			4- Verilen Avanslar<br />
		E-	Maddi Olmayan Duran Varlıklar<br />
			1- Maddi Olmayan Duran Varlıklar (Brüt)<br />
			2- Birikmiş Amortismanlar (-)<br />
			3- Verilen Avanslar<br />
		F-	Özel Tükenmeye Tabi Varlıklar<br />
			1- Özel Tükenmeye Tabi Varlıklar<br />
			2- Birikmiş Tükenme Payları (-)<br />
			3- Verilen Avanslar<br />
		G- 	Gelecek Yıllara Ait Giderler ve Gelir Tahakkukları<br />
		H-	Diğer Duran Varlıklar<br />
			DURAN VARLIKLAR TOPLAMI<br />
			AKTİF (VARLIKLAR) TOPLAMI			PASİF (KAYNAKLAR)<br />
				Önceki 	Cari<br />
				Dönem	Dönem<br />
  I-		KISA VADELİ YABANCI KAYNAKLAR<br />
	A-	Mali Borçlar<br />
	B-	Ticari Borçlar<br />
		1-	Borç Senetleri Reeskontu (-)<br />
	C-	Diğer Borçlar<br />
		1- 	Diğer Borç Senetleri Reeskontu (-)<br />
	D-	Alınan Avanslar<br />
	E-	Yıllara Yaygın İnşaat ve Onarım Hakedişleri<br />
	F- 	Ödenecek Vergi ve Yükümlülükler<br />
	G-	Borç ve Gider Karşılıkları<br />
		1- 	Dönem Kârı Vergi ve Diğer Yasal Yüküml. Karş.<br />
		2- 	Dönem Kârının Peşin Öd. Vergi ve Diğ. Yüküml.<br />
		3- 	Kıdem Tazminatı Karşılığı<br />
		4-	Diğer Borç ve Gider Karşılığı<br />
	H-	Gelecek Aylara Ait Gelirler ve Gider Tahakkukları<br />
	I-	Diğer Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklar<br />
		KISA VADELİ YABANCI KAYNAKLAR TOPLAMI<br />
 II-	UZUN VADELİ YABANCI KAYNAKLAR<br />
	A-	Mali Borçlar<br />
	B-	Ticari Borçlar<br />
		1- 	Diğer Borç Senetleri Reeskontu (-)<br />
	C-	Diğer Borçlar<br />
		1-	Diğer Borç Senetleri Reeskontu (-)<br />
	D-	Alınan Avanslar<br />
	E-	Borç ve Gider Karşılıkları<br />
		1-	Kıdem Tazminatı Karşılıkları<br />
		2-	Diğer Borç ve Gider Karşılıkları<br />
	F-	Gelecek Yıllara Ait Gelirler ve Gider Tahakkukları<br />
	G- Diğer Uzun Vadeli Yabancı Kaynaklar<br />
		UZUN VADELİ YABANCI KAYNAKLAR TOPLAMI<br />
  III-	ÖZKAYNAKLAR<br />
	A- Ödenmiş Sermaye<br />
		1-	Sermaye<br />
		2-	Ödenmemiş Sermaye(-)<br />
	B-	Sermaye Yedekleri<br />
		1-	Hisse Senetleri İhraç Primleri<br />
		2-	Hisse Senedi İptal Kârları<br />
		3-	M.D.V. Yeniden Değerleme Artışları<br />
		4- 	İştirakler Yeniden Değerleme Artışları<br />
		5- 	Diğer Sermaye Yedekleri<br />
	C-	Kâr Yedekleri<br />
		1- 	Yasal Yedekler<br />
		2- 	Statü Yedekleri<br />
		3- 	Olağanüstü Yedekler<br />
		4- 	Diğer Kâr Yedekleri<br />
		5- 	Özel Fonlar<br />
	D-	Geçmiş Yıllar Kârları<br />
	E-	Geçmiş Yıllar Zararları (-)<br />
	F-	Dönem Net Kârı (Zararı)<br />
		ÖZKAYNAKLAR TOPLAMI<br />
		PASİF (KAYNAKLAR) TOPLAMI				</p>
<p>EK:2<br />
İŞLETME AYRINTILI BİLANÇO TİPİ<br />
(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;TL )</p>
<p>AKTİF (VARLIKLAR)<br />
				Önceki	Cari<br />
				Dönem	Dönem<br />
 I-	DÖNEN VARLIKLAR<br />
	A-	Hazır Değerler<br />
		1-	Kasa<br />
		2-	Alınan Çekler<br />
		3-	Bankalar<br />
		4-	Verilen Çekler ve Ödeme Emirleri (-)<br />
		5-	Diğer Hazır Değerler<br />
	B-	Menkul Kıymetler<br />
		1-	Hisse Senetleri<br />
		2-	Özel Kesim Tahvil, Senet ve Bonoları<br />
		3-	Kamu Kesimi Tahvil, Senet ve Bonoları<br />
		4-	Diğer Menkul Kıymetler<br />
		5-	Menkul Kıymetler Değer Düşüklüğü Karşılığı (-)<br />
	C-	Ticari Alacaklar<br />
		1-	Alıcılar<br />
		2-	Alacak Senetleri<br />
		3-	Alacak Senetleri Reeskontu (-)<br />
		4-	Verilen Depozito ve Teminatlar<br />
		5-	Diğer Ticari Alacaklar<br />
		6-	Şüpheli Ticari Alacaklar<br />
		7-	Şüpheli Ticari Alacaklar Karşılığı (-)<br />
	D-	Diğer Alacaklar						1- 	Ortaklardan Alacaklar<br />
		2- 	İştiraklerden Alacaklar<br />
		3-	Bağlı Ortaklıklardan Alacaklar<br />
		4-	Personelden Alacaklar<br />
		5-	Diğer Çeşitli Alacaklar<br />
		6-	Diğer Alacak Senetleri Reeskontu (-)<br />
		7-	Şüpheli Diğer Alacaklar<br />
		8-	 Şüpheli Diğer Alacaklar Karşılığı (-)<br />
	E-	Stoklar<br />
		1- 	İlk Madde ve Malzeme<br />
		2- 	Yarı Mamuller<br />
		3- 	Mamuller<br />
		4- 	Ticari Mallar<br />
		5- 	Diğer Stoklar<br />
		6- 	Stok Değer Düşüklüğü Karşılığı (-)<br />
		7- 	Verilen Sipariş Avansları<br />
	F-	Yıllara Yaygın İnşaat ve Onarım Maliyetleri<br />
		1- 	Yıllara Yaygın İnşaat ve Onarım Maliyetleri<br />
		2- 	Taşeronlara Verilen Avanslar<br />
	G-	Gelecek Aylara Ait Giderler ve Gelir Tahakkukları<br />
		1-	Gelecek Aylara Ait Giderler<br />
		2-	Gelir Tahakkukları<br />
	H-	Diğer Dönen Varlıklar<br />
		1-	Devreden KDV<br />
		2- 	İndirilen KDV<br />
		3- 	Diğer KDV<br />
		4- 	Peşin Ödenen Vergiler ve Fonlar<br />
		5- 	İş Avansları<br />
		6- 	Personel Avansları<br />
		7- 	Sayım ve Tesellüm Noksanları<br />
		8-	Diğer Çeşitli Dönen Varlıklar<br />
		9-	Diğer Dönen Varlıklar Karşılığı (-)<br />
			DÖNEN VARLIKLAR TOPLAMI<br />
 II-	DURAN VARLIKLAR<br />
	A-	Ticari Alacaklar<br />
		1-	Alıcılar<br />
		2-	Alacak Senetleri<br />
		3-	 Alacak Senetleri Reeskontu (-)<br />
		4-	 Verilen Depozito ve Teminatlar<br />
		5- 	Şüpheli Ticari Alacaklar Karşılığı (-)<br />
	B-	Diğer Alacaklar<br />
		1- 	Ortaklardan Alacaklar<br />
		2- 	İştiraklerden Alacaklar<br />
		3- 	Bağlı Ortaklıklardan Alacaklar<br />
		4- 	Personelden Alacaklar<br />
		5- 	Diğer Çeşitli Alacaklar<br />
		6- 	Diğer Alacak Senetleri Reeskontu (-)<br />
		7- 	Şüpheli Alacaklar Karşılığı (-)<br />
	C-	Mali Duran Varlıklar<br />
		1- 	Bağlı Menkul Kıymetler<br />
		2- 	Bağlı Menkul Kıy. Değer Düşüklüğü Karşılığı (-)<br />
		3- 	İştirakler<br />
		4- 	İştiraklere Sermaye Taahütleri (-)<br />
		5- 	İştirak. Ser. Payları Değ. Düşüklüğü Karşılığı (-)<br />
		6- 	Bağlı Ortaklıklar<br />
		7- 	Bağlı Ortaklıklara Sermaye Taahütleri (-)<br />
		8- 	Bağlı Ortak. Serm. Pay. Değer. Düşük. Kar. (-)<br />
	D-	Maddi Duran Varlıklar<br />
		1-	 Arazi ve Arsalar<br />
		2- 	Yeraltı ve Yerüstü Düzenleri<br />
		3- 	Binalar<br />
		4- 	Tesis, Makine ve Cihazlar<br />
		5- 	Taşıtlar<br />
		6- 	Demirbaşlar<br />
		7-	Diğer Maddi Duran Varlıklar<br />
		8-	Birikmiş Amortismanlar (-)<br />
		9-	Yapılmakta Olan Yatırımlar<br />
		10-	Verilen Avanslar<br />
	E-	Maddi Olmayan Duran Varlıklar<br />
		1- 	Haklar<br />
		2- 	Şerefiye<br />
		3- 	Kuruluş ve Örgütlenme Giderleri<br />
		4- 	Araştırma ve Geliştirme Giderleri<br />
		5- 	Özel Maliyetler<br />
		6-	Diğer Maddi Olmayan Duran Varlıklar<br />
		7- 	Birikmiş Amortismanlar (-)<br />
		8- 	Verilen Avanslar<br />
	F-	Özel Tükenmeye Tabi Varlıklar<br />
		1- 	Arama Giderleri<br />
		2- 	Hazırlık ve Geliştirme Giderleri<br />
		3- 	Diğer Özel Tükenmeye Tabi Varlıklar<br />
		4- 	Birikmiş Tükenme Payları (-)<br />
		5- 	Verilen Avanslar<br />
	G-	Gelecek Yıllara Ait Giderler ve Gelir Tahakkukları<br />
		1-	Gelecek Yıllara Ait Giderler<br />
		2-	Gelir Tahakkukları<br />
	H-	Diğer Duran Varlıklar<br />
		1-	Gelecek Yıllarda İndirilecek KDV<br />
		2-	Diğer KDV<br />
		3-	Peşin Ödenen Vergiler ve Fonlar<br />
		4-	Diğer Çeşitli Duran Varlıklar<br />
		DURAN VARLIKLAR TOPLAMI<br />
		AKTİF (VARLIKLAR) TOPLAMI				PASİF (KAYNAKLAR)<br />
				Önceki	Cari<br />
				Dönem	Dönem<br />
 I-	KISA VADELİ YABANCI KAYNAKLAR<br />
	A-	Mali Borçlar<br />
		1-	Banka Kredileri<br />
		2-	Uzun Vad. Yab. Kredl.  Anapara Tak. ve Faizleri<br />
		3-	Tahvil, Anapara Borç Taksitleri ve Faizleri<br />
		4- 	Çıkarılmış Bonolar ve Senetler<br />
		5- 	Çıkarılmış Diğer Menkul Kıymetler<br />
		6- 	Menkul Kıymetler İhraç Farkı (-)<br />
		7- 	Diğer Mali Borçlar<br />
	B-	Ticari Borçlar<br />
		1- 	Satıcılar<br />
		2- 	Borç Senetleri<br />
		3- 	Borç Senetleri Reeskontu (-)<br />
		4- 	Alınan Depozito ve Teminatlar<br />
		5- 	Diğer Çeşitli Borçlar<br />
		6- 	Diğer Borç Senetleri Reeskontu (-)<br />
	D-	Alınan Avanslar<br />
	E-	Yıllara Yaygın İnşaat ve Onarım Hakedişleri<br />
		1-	Yıllara Yay. İnşaat ve Onarım Hakediş Bedelleri<br />
	F-	Ödenecek Vergi ve Diğer Yükümlülükler<br />
		1-	Ödenecek Vergi ve Fonlar<br />
		2- 	Ödenecek Sosyal Güvenlik Kesintileri<br />
		3- 	Vd.si Geçmiş Ert. veya Taksit. Vergi ve Diğer Yük.<br />
	G-	Borç ve Gider Karşılıkları<br />
		1-	Dön. Kârı Vergi ve Diğer Yasal Yük. Karşılıkları<br />
		2-	Dönem Kârının Peşin Öd. Vergi ve Diğer Yük.lülükleri<br />
		3-	Kıdem Tazminatı Karşılığı<br />
		4-	Diğer Borç ve Gider Karşılıkları<br />
	H-	Diğer Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklar<br />
		1-	Hesaplanan KDV<br />
		2-	Diğer KDV<br />
		3- 	Merkez ve Şubeler Cari Hesabı<br />
		4- 	Sayım ve Tesellüm Fazlaları<br />
		5-	Diğer Çeşitli Yabancı Kaynaklar<br />
	KISA VD.Lİ YABANCI KAYNAKLAR TOPLAMI<br />
 II-	UZUN VADELİ YABANCI KAYNAKLAR<br />
	A-	Mali Borçlar<br />
		1- 	Banka Kredileri<br />
		2- 	Çıkarılmış Tahviller<br />
		3- 	Çıkarılmış Diğer Menkul Kıymetler<br />
		4- 	Menkul Kıymetler İhraç Farkı (-)<br />
		5- 	Diğer Mali Borçlar<br />
	B-	Ticari Borçlar<br />
		1- 	Satıcılar<br />
		2- 	Borç Senetleri<br />
		3- 	Borç Senetleri Reeskontu (-)<br />
		4- 	Alınan Depozito ve Teminatlar<br />
		5- 	Diğer Ticari Borçlar<br />
	C-	Diğer Borçlar<br />
		1- 	Ortaklara Borçlar<br />
		2- 	İştiraklere Borçlar<br />
		3- 	Bağlı Ortaklıklara Borçlar<br />
		4- 	Diğer Çeşitli Borçlar<br />
		5- 	Diğer Borç Senetleri Reeskontu (-)<br />
		6-	Kamuya Olan Ertelenmiş ve Taksitlendirilmiş Borçlar<br />
	D-	Alınan Avanslar<br />
	E-	Borç ve Gider Karşılıkları<br />
		1- 	Kıdem Tazminatı Karşılıkları<br />
		2- 	Diğer Borç ve Gider Karşılıkları<br />
	F-	Gelecek Yıllara Ait Gelirler ve Gider Tahakkukları<br />
		1- 	Gelecek Yıllara Ait Gelirler<br />
		2- 	Gider Tahakkukları<br />
	G-	Diğer Uzun Vadeli Yabancı Kaynaklar<br />
		1-	Gelecek Yıllara Ertelenen veya Terkin Edilecek KDV<br />
		2-	Diğer Uzun Vadeli Yabancı Kaynaklar<br />
	UZUN VD.Lİ YABANCI KAYNAKLAR TOPLAMI<br />
 III-ÖZKAYNAKLAR<br />
	A-	Ödenmemiş Sermaye<br />
		1- 	Sermaye<br />
		2- 	Ödenmiş Sermaye (-)<br />
	B-	Sermaye Yedekleri<br />
		1- 	Hisse Senedi İhraç Primleri<br />
		2- 	Hisse Senedi İptal Kârları<br />
		3- 	M.D.V. Yeniden Değerleme Artışları<br />
		4- 	İştirakler Yeniden Değerleme Artışları<br />
		5- 	Maliyet Artışları Fonu<br />
		6- 	Borsada Oluşan Değer Artışı<br />
		7- 	Diğer Sermaye Yedekleri<br />
	C-	Kâr Yedekleri<br />
		1-	Yasal Yedekler<br />
		2-	 Statü Yedekleri<br />
		3-	 Olağanüstü Yedekler<br />
		4-	 Sermayeye Eklenecek İştirak Hisseleri ve<br />
			 Gayrimenkul Satış Kazançları<br />
		5-	 Diğer Kâr Yedekleri<br />
		6-	 Özel Fonlar<br />
	D-	Geçmiş Yıllar Kârları<br />
	E-	Geçmiş Yıllar Zararları (-)<br />
	F-	Dönem Net Kârı (Zararı)<br />
	ÖZKAYNAKLAR TOPLAMI<br />
	PASİF (KAYNAKLAR) TOPLAMI</p>
<p>	DİPNOTLARI:<br />
1-&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.<br />
2-&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.<br />
EK: 3<br />
İŞLETME ÖZET GELİR TABLOSU<br />
(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..TL )* </p>
<p>				Önceki	Cari<br />
				Dönem	Dönem</p>
<p>A- BRÜT SATIŞLAR<br />
B- SATIŞ İNDİRİMLERİ (-)				</p>
<p>C- NET SATIŞLAR<br />
D- SATIŞLARIN MALİYETİ<br />
		BRÜT SATIŞ KARI VEYA ZARARI<br />
E- FAALİYET GİDERLERİ (-)<br />
FAALİYET KARI VEYA ZARARI<br />
F- DİĞER FAALİYETLER. OLAĞ. GEL. VE KAR<br />
G- DİĞER FAAL.LERDEN OLAĞAN GİDER VE ZARAR (-)<br />
H- FİNANSMAN GİDERLERİ (-)<br />
		OLAĞAN KAR VEYA ZARAR<br />
İ- OLAĞANDIŞI GELİR VE KARLAR<br />
J- OLAĞANDIŞI GİDER VE ZARARLAR (-)<br />
		DÖNEM KARI VEYA ZARARI<br />
K- DÖNEM KARI VERGİ VE DİĞER YASAL YÜK.KARŞ.(-)<br />
		DÖNEM NET KARI VEYA ZARARI			</p>
<p>DİPNOTLARI:<br />
1-&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.<br />
2-&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.<br />
EK: 4<br />
İŞLETME AYRINTILI GELİR TABLOSU<br />
(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;TL )* </p>
<p>				Önceki	Cari<br />
				Dönem	Dönem<br />
 	A-	BRÜT SATIŞLAR<br />
		1- Yurtiçi Satışlar<br />
		2- Yurtdışı Satışlar<br />
		3- Diğer Gelirler<br />
	B-	SATIŞ İNDİRİMLERİ (-)<br />
		1- Satıştan İadeler (-)<br />
		2- Satış İskontoları (-)<br />
		3- Diğer İndirimler (-)<br />
	C-	NET SATIŞLAR<br />
	D-	SATIŞLARIN MALİYETİ<br />
		1- Satılan Mamuller Maliyeti (-)<br />
		2- Satılan Ticari Mallar Maliyeti (-)<br />
		3- Satılan Hizmet Maliyeti (-)<br />
		4- Diğer Satışların Maliyeti (-)<br />
			BRÜT SATIŞ KARI VEYA ZARARI<br />
	E-	FAALİYET GİDERLERİ (-)<br />
		1- Araştırma ve Geliştirme Giderleri (-)<br />
		2- Pazarlama, Satış ve Dağıtım Giderleri (-)<br />
		3- Genel Yönetim Giderleri (-)<br />
			FAALİYET KARI VEYA ZARARI<br />
	F-	DİĞER FAAL. OLAĞAN GELİR VE KARLAR<br />
		1- İştiraklerden Temettü Gelirleri<br />
		2- Bağlı Ortaklıklardan Temettü Gelirleri<br />
		3- Faiz Gelirleri<br />
		4- Komisyon Gelirleri<br />
		5- Konusu Kalmayan Karşılıklar<br />
		6- Menkul Kıymet Satış Kârları<br />
		7- Kambiyo Kârları<br />
		8- Reeskont Faiz Gelirleri<br />
		9- Faaliyetle İlgili Diğer Olağan Gelir ve Kârlar<br />
	G-	DİĞER FAAL.OLAĞAN GİDER VE ZARARLAR<br />
		1- Komisyon Giderleri (-)<br />
		2- Karşılık Giderleri (-)<br />
		3- Menkul Kıymet Satış Zararları (-)<br />
		4- Kambiyo Zararları (-)<br />
		5- Reeskont Faiz Giderleri (-)<br />
		6- Diğer Olağan Gider ve Zararlar (-)<br />
	H-	 FİNANSMAN GİDERLERİ<br />
		1- Kısa Vadeli Borçlanma Giderleri (-)<br />
		2- Uzun Vadeli Borçlanma Giderleri (-)<br />
	İ-	OLAĞANDIŞI GELİR VE KARLAR<br />
		1- Önceki Dönem Gelir ve Kârları<br />
		2- Diğer Olağandışı Gelir ve Kârlar<br />
	J-	OLAĞANDIŞI GİDER VE ZARARLAR (-)<br />
		1- Çalışmayan Kısım Gider ve Zararları (-)<br />
		2- Önceki Dönem Gider ve Zararları (-)<br />
		3- Diğer Olağandışı Gider ve Zararlar (-)<br />
			DÖNEM KARI VEYA ZARARI<br />
	K-	DÖNEM KARI VERGİ VE DİĞER YASAL YÜK.KARŞ.<br />
			DÖNEM NET KARI VEYA ZARARI					</p>
<p>DİPNOTLARI:<br />
1-&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..<br />
2-&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;</p>
<p> EK: 5<br />
SATIŞLARIN MALİYETİ TABLOSU<br />
(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..TL )* </p>
<p>				Önceki	Cari<br />
				Dönem	Dönem<br />
		ÜRETİM MALİYETİ<br />
	A-	Direkt İlk Madde ve Malzeme Giderleri<br />
	B- 	Direkt İşçilik Giderleri<br />
	C-	Genel Üretim Giderleri<br />
	D-	Yarı Mamul Kullanımı<br />
		1- Dönem Başı Stok (+)<br />
		2- Dönem Sonu Stok (-)<br />
		ÜRETİLEN MAMUL MALİYETİ<br />
	E-	MAMUL STOKLARINDAKİ DEĞİŞİM<br />
		1- Dönem Başı Stok (+)<br />
		2- Dönem Sonu Stok (-)<br />
		3- İç Tüketim (-)<br />
	I-	SATILAN MAMUL MALİYETİ<br />
    		TİCARİ FAALİYETLER<br />
	A- Dönem Başı Ticari Mallar Stoku (+)<br />
	B- Dönem İçi Alışlar (+)<br />
	C- Dönem Sonu Ticari Mallar (-)<br />
	II-  SATILAN TİCARİ MALLAR MALİYETİ<br />
	III- SATILAN HİZMET MALİYETİ				</p>
<p>	IV- DİĞER SATIŞLARIN MALİYETİ</p>
<p>            SATIŞLARIN MALİYETİ (I+II+III+IV)<br />
EK: 6<br />
KAR DAĞITIM TABLOSU<br />
(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..TL )*<br />
			                                                                            Önceki        Cari<br />
			                                                                            Dönem      Dönem<br />
 A-DÖNEM KARININ DAĞITIMI<br />
	1- DÖNEM KARI<br />
	2- ÖDENECEK VERGİ VE YAS.YÜK.<br />
		- Kurumlar Vergisi (Gelir Vergisi)<br />
		- Gelir Vergisi Kesintisi<br />
		- Diğer Vergi ve Yasal Yükümlülükler<br />
		NET DÖNEM KARI<br />
	3-	GEÇMİŞ DÖNEMLER ZARARI (-)<br />
	4-	I.TERTİP YASAL YEDEK AKÇE (-)<br />
	5-	İŞLETMELERDE BIRAKILMASI VE<br />
		TASARRUFU ZORUNLU YASAL FONLAR (-)<br />
		DAĞITILABİLİR NET DÖNEM KARI<br />
	6-	ORTAKLARA I.TEMETTÜ (-)<br />
       	- Adi hisse senedi sahiplerine<br />
       	- İmtiyazlı hisse senedi sahiplerine<br />
	10- II.TERTİP YASAL YEDEK AKÇE (-)<br />
	11-	 STATÜ YEDEKLERİ (-)<br />
	12- OLAĞANÜSTÜ YEDEKLER<br />
            (DAĞITILMAMIŞ KARLAR)<br />
	13- DİĞER YEDEKLER<br />
	14- ÖZEL FONLAR<br />
 B- YEDEKLERDEN DAĞITIM<br />
	1-	DAĞITILAN YEDEKLER<br />
	2-	II.TERTİP YASAL YEDEKLER (-)<br />
	3-	ORTAKLARA PAY (-)<br />
		- Adi hisse senedi sahiplerine<br />
		- İmtiyazlı hisse senedi sahiplerine<br />
	4-	PERSONELE PAY (-)<br />
	5-	YÖNETİM KURULUNA PAY (-)<br />
 C- HİSSE BAŞINA KAR<br />
	1- Adi hisse senedi sahiplerine (TL%)<br />
	2- İmtiyazlı hisse senedi sahiplerine (TL%)<br />
 D-	HİSSE BAŞINA TEMETTÜ<br />
	1- Adi hisse senedi sahiplerine (TL%)<br />
	2- İmtiyazlı hisse senedi sahiplerine (TL%)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/finansal-tablolarin-sunulusu-nasil-yapilmalidir.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Muhsebede Hata Ve Hileler</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/muhsebede-hata-ve-hileler.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/muhsebede-hata-ve-hileler.html/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2009 12:44:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/genelbil/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Muhasebe]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=738</guid>
		<description><![CDATA[I GENEL OLARAK HATALAR VE HİLELER Muhasebe kontrolünün ana hedefinin ve esas konusunun çalışma düzenini incelemekten , düzensizlik ve yolsuzlukları tespit etmekten ibaret bulunduğunu belirtebiliz. Düzenli bir muhasebeden anlaşılan yanlışlık ve hilelerin bulunmasıdır. Bu durumda muhasebe denetiminin başlıca amacı yanlışlık ve hilelerin aranmasıdır. Yanlışlık ve hileler kısaca muhasebe prensip ve kurallarına uymayan davranışlar olarak adlandırılır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>I GENEL OLARAK HATALAR VE HİLELER<br />
		Muhasebe kontrolünün ana hedefinin ve esas konusunun çalışma düzenini incelemekten , düzensizlik ve yolsuzlukları tespit etmekten ibaret bulunduğunu belirtebiliz. Düzenli bir muhasebeden anlaşılan yanlışlık ve hilelerin bulunmasıdır.<br />
	Bu durumda muhasebe denetiminin başlıca amacı yanlışlık ve hilelerin  aranmasıdır. Yanlışlık ve hileler kısaca muhasebe prensip ve kurallarına uymayan davranışlar olarak adlandırılır. Her iki düzensizlik arasında ayrılık kasıt bulunması ile belirlenmektedir.<span id="more-738"></span><br />
	Yanlış ve hatalada kasıt yoktur.Bilgisizlik ve ihmal vardır.Bu ayrıma şöyle bir örnek verebiliriz. Sabit değerlere geçirilmesi gereken bir makinanın genel giderlere kaydedilmesi muhasebe prensiplerinin bilnmemesinden veya dikkatsizlikten ileri geliyorsa bu yanlışlık sonucudur.<br />
	Geniş ölcüde yapılan çeşitli yanlışlık ve hilelerin birbirinden ayrılması kast usurunun ortaya çıkmasına bağlı bulunduğundan bu ayrımın yapılması her zaman kolay değildir Nitekim de biraz önce verilen örnek bunu açıkça gösterir. Acaba söz konusu makinanın giderlere geçilmesinde kast unsuru varmıdır. Bunun ancak muhasebenin öteki işlemlerinin denetlenmesi sonunda belli edilmesi mümkün olabilir. Bunun yanında karı azaltmak için yapılan başka yanlışlıklar kastı destekler.Yolsuzluğun oldukça yüksek ve uzun yıllar kullanma kabiliyeti bulunan bir makinanın sabit değerler yerine giderlere geçirilmesi maddi bir olay üzerinde gürülmüş ve durum denetim sırasında kayıtlara dayanarak tesbit olunmuştur. Bu denetleme fonksyonunun ilk safhasıdır. İkinci safhada bunun üzerinde kast olup olmadığı araştırılacaktır.<br />
	Yanlışlık ve hileleri birbirinden ayırmak bazı hallerde mümkün olabilmektedir. Bazı prensipler sayesinde yanlışlık ve hilelerin birbirinden ayrılması mümkün olabilmektedir.</p>
<p>Olağanüstü durumlar dışında önemli düzensizlikler hile olarak kabulediler. Zira özellikle büyük işletmelerin hesap işleri organizasyonunda bulunanlar ve hata organizasyonunda görev almış kisilerin muhasebenin ana prensip ve kurallarını bilmemeleri mümkün değildir Bu sebeple muhasebenin esas prensiplerine aykırı hareketler çoğunlukla yanlışlık değil hile olarak kabul edilmektedir.<br />
Herhangi bir muhasip muzaaf  usulün karşılıklı kontrol mekanizmasından bir düzensizliğin mevcut olduğunu otomatik olarak öğrendikten sonra bu hatayı maskelemek amacı ile telafi edici bir kayıt yapıldığı takdirde ortada iyi niyet bulunduğunu ileri sürmeye gerek yoktur. Muhasibin iyi niyeti bulunsa idi bunu düzeltme yoluna gitmesi gerekirdi oysa muhasip birinci yanlışlığı ikinci bir yanlışlıkla örtbas etmek istediğine göre hileli durumun varlığını kabul etmek zorunludur.<br />
Aynı düzensizliğin sık olarak tekrarlanması  halinde bir kastın mevcut olduğunu kabul etmek gerekir. Bu konuda kesin karara varmadan önce olayın ne gibi koşullar altında meydana geldiğini araştırmakta yarar vardır.<br />
İşletmenin hesap planında ayrı mahiyetteki işlemler için birbirine benzer  hesap adlarının kullanılması yanlışlıkların devam etmesine neden olabilir. Bu gibi hallerde işletmenin kastı bulunduğunu ileri sürmek yerine düzensizliğe sebep olan organizasyon hatalarının düzeltilmesi yoluna gidilmelidir</p>
<p>Saydığımız olayların aksine düzensizlik ilk defa  meydana gelmişse böyle bir düzensizlikten yarar sağlanması bahis konusu olmamaktadır.</p>
<p>A Muhasebe hataları :</p>
<p>	Muhasebe hataları unutkanlık dikkatsizlik ve bilgisizlik yüzünden muhasebe ile ilgili işlem  kayıt ve hesaplarda yapılan yanlışlıklardır. Genelde kasıt unsuru taşımayan yanlışlıklardır.</p>
<p>	İşletmelerin muhasebe kayıtlarında karşılaşılan belli başlı muhasebe hataları 5 başlık altında toplanır.</p>
<p>a ) Matematik Hataları :<br />
Muhasebe sisteminde yapılmak durumunda kalınan hesaplama işlemlerinde yanlışlıklardır. Genellikle hesapların bakiyeleri hesaplanırken yapılan toplama ve çıkarma hataları şeklimde ortaya çıkar.</p>
<p>	Örneğin ; genel yönetim giderleri hesabının borç bakiyesi 110.000.000.-TL iken 120.000.000.-TL olarak hesaplanması ve dönem kar veya zararı hesabına bu şekilde aktarılması gibi.</p>
<p>b) Kayıt Hataları<br />
Belgeleri muhasebeleştiriken kayıtlarda yapılan rakam ve hesap yanlışlıklarına denir Kayıt hatalarını 3 grupta toplamak mümkündür.</p>
<p>	1)Belgelerdeki rakamın defter kayıtlarına yanlış yazılmasıdır. Bu hata çoğunlukla rakamda yer alan sıfırların eksik yada fazla yazılması veya takdim tehir diye adlandırılan rakamların yer değiştirmesi şeklinde kendini gösterir.<br />
	2)Bir işlemin yanlış algılanması sonucunda ait olduğu hesaba değil başka bir hesaba kaydedilmesidir.<br />
	Örneğin mal satışı karşılığı alınan 1.500.000.-TL değerindeki senedin sonradan tahsil edilmesi üzerine alacak senetleri hesabına yapılması gereken kayıtın satış hesabına yapılması gibi<br />
	3) Muhasebeleştirme sırasında ilgili hesabın borç ve alacağın karıştırılması biçiminde ortaya çıkar. Örneğin müşteriden alınan 5.000.000.-TL’ lik senedin aşağıdaki gibi kaydı.</p>
<p>_________/_________    </p>
<p>120 Alıcılar Hesabı			5000.000.-</p>
<p>	121 Alacak Senetleri h.				5.000.000.-<br />
_________/_________<br />
	Böyle yanlış kayıtların düzeltilmesi ise kayıtlara alınan tutarı iki katı ile ters kayıt düşerek yapılır şöyleki;</p>
<p>_________/_________  </p>
<p>121 Alacak Senetleri H.		10.000.000.-</p>
<p>	120 Alıcılar H.					10.000.000.-<br />
_________/_________</p>
<p>c) Nakil Hataları<br />
Yevmiye defterindeki muhasebe kayıtlarının başka bir sayfaya veya defteri kebir gibi başka bir deftere aktarılırken yapılan yanlışlıklardır. Nakil hatalarıda iki şekilde yapılmaktadır.</p>
<p>Yevmiye defterindeki muhasebe kaydı başka bir sayfaya veya deftere aktarılırken rakamda hata yapılır Örneğin yevmiye defterinde 150.000.-TL olan kayıt defteri kebirde ilgili hesaba 100.000. TL olarak geçirilmiştir..<br />
İlgili hesapta yanlışlık yapılmış olabilir .Örneğin , taşıtlar için alınan 5.000.000.-TL lık akaryakıtla ilgili yevmiye kaydı aşağıdaki gibi iken ;</p>
<p>_________/_________</p>
<p>770Genel Yönetim Giderleri h.		5.000.000.<br />
	100 Kasa h.							500.000.<br />
_________/_________<br />
Bu kayıt defteri kebirde taşıt giderleri yerine taşıtlar hesabına 5.000.000.TL olarak nakledilmiştir.</p>
<p>d)Unutulma ve Tekrarlama<br />
İşletmeye ait alış satış gider gibi işlemlerin ilgili döneme kaydedilmemesi veya kayıtlara hiç alınmaması  unutma hatasıdır.<br />
Örnek satış faturalarının bir veya bir kaçının kaydedilmesinin unutulması birden fazla dönemi ilgilendiren giderlerin tek bir yıl kayıtlara yansıtılması gibi<br />
	Tekrarlama ise unutmanın tersine bir işlemin defter kayıtlarına iki defa geçirilmesidir .Mükerrer kayıtta denilen bu hata çoğunlukla ödemesi sonradan yapılan işlemlerin hem belge aslı ile hem de ödeme sırasında iki defa muhasebeleştirilmesi olarak görülür. Proforma fatura kullanan işletmelerde sık rastlanır.</p>
<p>e) Bilanço Hataları<br />
 Bilanço hataları üç grup halinde  ele alınabilir.<br />
1)İşletmenin aktif ve pasifinde bulunan kıymetlerin değerlemesi ile amortisman ve karşılık ayrılması konularında muhasebe ilkelerine , ticari kurallara ve yasa hükümlerine uygun hareket edilmemesi sureti ile ortaya çıkan hatalardır. Kısaca bu tür hatalara değerleme hataları  da denilebilir.<br />
Dönem sonundaki mal mevcudunun yüksek veya düşük değerlenmesi aktifleştirilip amortismana tabi tutulması gereken  harcananın doğrudan gider yazılması ile amortisman ve karşılıkların yanlış ayrılması belli başlı değerleme hatalarıdır.<br />
2)Bilançoda niteliği belirsiz ve kapalı hesapların bulunmasıdır. Mahiyeti  anlaşılmayan muvakkat ve mutavassıt hesaplar gibi. Bu tür bilançonun açık  anlaşılır olma niteliğine uymaz. Bilanço üzerinden işletme ile ilgili sağlıklı analiz yapılmasını önler, tek düzen hesap planı uygulanmasında bu sakınca büyük ölçüde giderilmiştir.<br />
 3)Aktif ve pasif hesapların karşılaştırılarak tek bir hesapta birleştirilmesidir. Alacaklar ve borçlar hesabın karşılaştırılarak tek bir hesapta birleştirilmesidir. Bu hataların dönem sonucuna hiçbir etkisi olmaz ama bilanconıun açıklık , sadelik, anlaşılır olma ilkelerine aykırıdır. Bilanço analizini güçleştirir,yanıltıcı olabilir.      </p>
<p>B Muhasebe Hileleri :<br />
Belli bir amaçla işletmenim işlem kayıt ve belgelerinin bilerek tahrif edilmesine muhasebe hileleri denir Muhasebe hileleri muhasebe hatalarının tersine bilinçli olarak yapılırlar.<br />
	Muhasebe hilesi yapmanın amaçları çok çeşitli olabilir. Bunları şöyle sıralamak mümkündür.<br />
Zimmetlerin gizlenmesi<br />
Ortakların birbirini yanıltma istekleri<br />
Daha az kar dağıtma isteği<br />
Yolsuzlukları gizlenmesi<br />
Hak edilmeyen teşviklerden yaralanma arzusu<br />
Vergi kaçırma düşüncesi</p>
<p>Muhasebe hataları kayıtlar üzerinde yapılırken muhasebe hileleri ağırlıklı olarak belgeler üzerinde ve isteyerek yapılır. Hilelerin belgeler üzerinde ve bilinçli olarak yapılması nedeni ile muhasebe sistemi içinde kendiliğinde ortaya çıkarılması beklenemez. Ortaya çıkarılması güçtür Deneticinin görevi revizyon sırasında varsa bu tür hileleri belirleyip ortaya çıkarmaktır .Bu konuda başarı sağlamak tamamen deneticinin formasyon, tecrübe ve becerisine bağlıdır. Bu nedenle deneticilerin çok dikkatli ve araştırmacı olması zorunludur.<br />
Muhasebe hilelerinde 6 başlık altında toplamak mümkündür</p>
<p>a) Kasdi Hatalar<br />
Muhasebe hataları bilgisizliğe, dikkatsizliğe dayanır. Ancak söz konusu hatalar belli bir amaçla bilerek yapılırsa kasdi hata olur ve muhasebe hilesi sayılırlar. Kast olduğunu tespit cok güctür.</p>
<p>b) Kayıt Dışı İşlemler<br />
Bilindiği gibi işletmelerin her türlü işlem ve kayıtlarının belgelere dayanması gerekir. Bir kısım işlemlerin belgesiz yapılması ve defterlere yansıtılmamasına kayıt dışı işlem denir. Kayıt dışı işlem alış faturası almamak alınan faturayı gizlemek ve satış faturası düzenlememek sureti ile yapılır. Kayıt dışı işlemlerle sağlanan kaynaklar ya işletme dışında bir yerde( bankalardaki özel hesaplar gibi) toplanır yada bilançonun pasifinde yer alan kapalı hesaplar içinde gizlenir.</p>
<p>c) Zamanında önce veya sonra kayıt</p>
<p>Kayıtların VUK hükümlerine göre ( VUK Md.219) yapılması gerekir.<br />
Uydurma hesaplar<br />
Fiktif kişiler adına uydurma yanıltıcı hesap açılmasıdır .Uydurma hesaplar belgenin ve kayıt dışı olarak yapılan işlemleri denkleştirmek amacı ile kullanılır. Gerçek bir kişiye yüksek bir bedelle ancak faturasız satılan mala fiktif bir isime düşük bir bedelle satılmış bir fatura edilir. Bu suretle aradaki fark gizlenmiş olur Aynı şekilde gerçekte imalata verilen ve mamul mal imal ederek mamul şeklinde faturasız satılmış işlem uydurma bir kişiye hammadde olarak satılmış gösterilebilir.<br />
	Uydurma hesaplar aracılığı  ile maliyet şişirilmesi ise gerçekte faturasız alınan bir malın veya yaptırılan bir hizmetin fiktif bir kişi adına yüksek bedelli bir belge düzenlemesi suretiyle gerçekleştirilir. Bu kişiler vergiye tabi olmayan veya götürü usulde vergiye tabi olan kişilerde olabilmektedir.<br />
Belge sahtekarlığı<br />
Gerçek olmayan bir işlemi olmuş gibi  göstermek için düzenlenen belgeye sahte belge denir. Belge sahtekarlığı iki şekilde gerçekleşir. Birincisi hem belgenin hemde içeriğin gerçek olmamasıdır.<br />
	Tam anlamıyla naylon fatura kullanımıdır. İkincisi faturanın kendisi gerçek olup içeriğim gerçeğe uygun olmamasıdır .Bu gibi hallerde alınan malın miktarı veya fiyatı olduğundan farklı gösterilebilir. Sonuç olarak alınan belge işlemi gerçek şekli ile göstermez.<br />
Bilançonun maskelenmesi<br />
Bilançonun maskelenmesi belli bir amaca dönük olarak bilançonun olduğundan farklı düzenlenmesidir. Bilanço maskelemenin amacı işletmenin ekonomik ve mali yapısı karlılık ve likiditesi hakkında yanlış bilgi vermektir veya imaj yaratmaktır.<br />
	Bilanço çıkarmak envanter çalışmalarının bir parçası son aşaması olduğundan bilançonun maskelenmesine yönelik işlemler dönem sonunda değerleme sırasında yapılır .Değerleme yapılırken işletmenin mevcut kıymetleri , stokları olması gerekenden yüksek değerlenirse veya amortisman ile karşılık ayrılmasından vazgeçilirse bilanço iyileştirilmiş olur. Kıymetleri düşük değerlenmesi halinde bilanço olumsuz maskelenmiş olur.<br />
	Bilançonun olumsuz yönde maskelenmesinin amacı :<br />
Vergi kaçırmak<br />
Kar dağıtmamak veya az dağıtmak<br />
Hisselerin borsa değerini düşürerek spekülasyon yapmak olabilir.<br />
Bilançonun olumlu yönde maskelenmesine bilançonun güzelleştirilmesi denir. Bunun amaçları şöyle sıralanır.<br />
Daha fazla kredi alabilmek<br />
Çok ortaklı şirketlerde ortakları tatmin için fazla kar dağıtmak<br />
İşletmenin kamu oyundaki imajı güçlendirmek<br />
Vergi ödeyebilmek<br />
Bilanço maskelenmesi  üçüncü kişileri yanıltma amacı taşıdığında bir muhasebe hilesidir Bu nedenle bunun üzerinde revizyon çalışmaları sırasında dikkatle durmak gerekir.</p>
<p>VERGİ GİZLEME YÖNTEMLERİ</p>
<p>Muhasebe hilelerine baş vurma sebeplerinden en önde geleni vergi kaçırmadır. Bu amaçla mükellefler çeşitli yollara başvururlar. Bunlaradan en önemlileri şunlardır.</p>
<p>1 Satış Yolsuzlukları<br />
	Satılan mal veya görülen hizmet bedellerinin tamamen veya kısmen muhasebe kayıtlarına geçirilmesinden iş sahiplerince açıktan tahsil edilmesine satış yolsuzluğu denir. Buda dört şekilde gerçekleşir.<br />
a) Gizli satış<br />
b) Fatura sahtekarlığı<br />
c) Uydurma firmalara satış<br />
d) Zarar satışı</p>
<p>2 Alış Yolsuzlukları<br />
	Dönem kazancını azaltıp, vergi kaçırmayı amaçlayan alış yolsuzlukları da üç şekilde yapılır.</p>
<p>Kayıt dışı alış<br />
Yüksek bedelle alış<br />
Alış iskontolarını kayıt dışı bırakma</p>
<p>3 İşletme Giderlerini Yükseltme<br />
	Bu yolla malın satış maliyeti artırılarak, satış bedeli ile satış maliyeti arasında ki fark olan gayri safi kar azaltılmış olur.<br />
	Bir ticari işletmede safi karın oluşumu aşağıda formüle edildiği gibidir.<br />
Satış tutarı( ciro)<br />
(-)<br />
Satılan mal maliyeti<br />
(-)<br />
Gayri safi kar<br />
(-)<br />
Genel giderler<br />
(-)<br />
Satış giderleri<br />
(-)<br />
Olağan işletme karı<br />
(+)<br />
Diğer karlar( Arızı gelir)<br />
(-)<br />
Diğer giderler<br />
(-)<br />
Safi ticari kar</p>
<p>	Bu şemada hesaplanan safi ticari kar bir vergiye esas olacak mali kar değildir. Bunun için ticari kara bazı indirimler ve eklemeler yapılması gerekir.<br />
	Yukarıdaki şemada yer alan giderlerin herhangi birinin hileli yollarla artırılması mümkündür.<br />
	İmalat  giderleri içinde yolsuzluğa en uygun kalemlerden birisi amortismanlardır. Amortismana tabi olmayan kıymetleri amortismana tabi tutmak ve yüksek oranda amortisman ayırmak bunu en güzel örnekleridir.<br />
Giderleri yükseltmenin bir diğer yolu aktifleştirilip amortismana tabi tutulması gereken harcamaları doğrudan gider yazmaktır.</p>
<p>4 Özel Giderleri İşletmeye Aktarma		</p>
<p>	Bu giderleri belli başlıcaları<br />
Ev giderleri; aydınlatma , ısıtma ,haberleşme, su, kapıcı giderleri<br />
Şahsi giderler;Yolculuk , misafir ağırlama ,yardım, bağış, hediyeler<br />
Mali giderler; Özel borç faizi, şahsi sigorta primi</p>
<p>5 Değerleme Hileleri<br />
Değerleme gününde işletmenin mevcut mal borç alacakları belli usullere göre değerlendirilir. Mal stoklarının değerlenmesi önemlidir.<br />
	Dönem sonu stoklarının değerinin düşük veya yüksek olması uzun dönemde işletmenin kazancını değiştirmez ama dönem kaymasına yol açar. Stok değerlemesinin düşük yapılaması o dönemin kazancının eksik takip eden dönem kazancının  ise fazla çıkması sonucunu doğurur.<br />
	Değerleme aracılığı ile dönem kazancının veya vergi matrahının ayarlama imkanı olduğunda işlemeler bunu istisnadan faydalanma veya zarar mahsubu amacı ile uygulayabilirler<br />
	Bir başka değerleme hilesi yeni kurulan şirketlerde rastlanır. İşletmenin ilk yılları genelde zararlıdır ve zararların mahsup süresi sınırlıdır bu yüzden mahsup sıkıntısına düşmemek  için bir kısım giderleri sabit kıymetler maliyetine atıp amortisman yolu ile itfa yolunu seçebilirler.</p>
<p>6 Arızi Gelirleri Gizleme<br />
Alınan çeşitli tazminatlar ( sigorta tazminatı gibi) amorti edilip tahsiline olanak kalmayan alacalardan yapılan tahsilatlar  fatura dışı sağlanan özel indirim  veya iskontolar ile hurda deşe ıskarta  ve atıkların satış hasılatı gibi unsurlardır.</p>
<p>VERGİ İNCELEMESİSIRASINDA ENCOK KARŞILAŞILAN<br />
HATA VE HİLELER<br />
Vergi incelemeleri sırasında en cok karşılaşılan hata ve hilelerim en önemlileri aşağıda sıralanmıştır.<br />
1 HATALAR<br />
A DEĞERLEME HATALARI<br />
Dövizli alacak ve borçlar VUK genel tebliğindeki kurallarla değerlenmemiştir.<br />
İşletmeden çekilen iktisadi kıymetler emsal bedel ile değerlenmemiştir.<br />
Alacak ve borç senetlerinin değerlenmesinde T.C. Merkez Bankası  resmi iskonto oranı yerine farklı oran kullanılmış veya iskonto hesaplaması için iç iskonto formülü yerine dış iskonto formülü esas alınarak yapılmıştır.<br />
Vadeli çekler reeskonta tabi tutulmuştur.<br />
Hatır senetleri reeskonta tabi tutulmuştur.<br />
Alacak senetleri reeskonta tabi tutulurken borç senetleri reeskonta tabi tutulmamıştır.<br />
Döviz cinsinden düzenlenmiş senetler reeskonta tabi tutulmuştur.<br />
Yurda getirilmesi zorunlu olmayan ihracat bedelli dövizler değerlemeye tabi tutulmamıştır.<br />
Şüpheli alacak karşılığı alacağın şüpheli hale geldiği tarihte ayrılmamıştır.<br />
Teminatlı alacaklar için karşılık ayrılmıştır.<br />
Kamu kurum ve kuruluşlarından olan alacaklar için karşılık ayrılmıştır<br />
Verilen avans için şüpheli alacak karşılığı ayrılmıştır.<br />
Kıdem tazminat karşılığı ayrılarak gider kaydedilmiştir<br />
Menkul kıymetler için menkul kıymetler değer düşüklüğü karşılığı ayrılmıştır.<br />
Aciz vesikasına dayanan alacak değersiz alacak kabul edilmiştir.<br />
Yurda getirilmesi zorunlu olmayan ihracat bedelleri değersiz alacak olarak kaydedilmiştir<br />
Hizmet  erbabına verilen ayınlar verildiği gün ve yerdeki ortalama parekende fiyatar ile değerlendirilmemiştir.<br />
Hizmet erbabına konut tedariki ve sair suretle sağlanan menfaatler konutun emsal kirasının veya menfaatin emsal bedeline göre değerlendirilmemiştir.<br />
Ayni bağış ve yardımlar VUK hükümlerine göre değerlenmiştir.<br />
Kıymeti düşen mallar için takdir komisyonu kararı olmadan karşılı ayrılarak gider kaydedilmiştir.<br />
Satın alınan malların maliyeti intikal ettirilmeyerek doğrudan gider yazılmıştır.<br />
Dönem sonu stokları düşük veya yüksek bedeller ile belirlenmiştir.<br />
İmal edilen emtia maliyetine dahil edilmesi gereken harcamalar doğrudan gider yazılmıştır.<br />
Dönem sonu stokunda bulunan üstüpü deşe ve ıskartalar emsal bedelle değerlenmemiştir.<br />
Menkul kıymetler alış  bedeli ile değerlenmemiştir.<br />
Yatırımın aktifleştiği dönemin sonuna kadar  oluşan kredi faizleri  ve kur farkları doğrudan gider kaydedilmiştir.<br />
Sayım ve tesellüm noksanları gider kaydedilmiş sayım ve tesellüm fazlaları gelir kaydedilmemiştir.<br />
Peştamallıklar aktifleştirilmeyerek doğrudan gider yazılmıştır.<br />
Gelecek hesap dönemine ilişkin peşin ödenen giderler doğrudan gider  kaydedilmişlerdir<br />
Satın alınan iktisadi kıymetin maliyetinin birkaç aşamada tamamlandığı durumlarda makine montajının tamamlandığı yıl sonuna kadar oluşan diğer maliyet unsurları alış bedeline eklenmemiştir.<br />
Amortismana tabi iktisadi kıymet doğrudan gider yazılmıştır.<br />
Amortismana tabi iktisadi kıymetin maliyetine intikal ettirilmesi geren ( iktisadi kıymet artırıcı kullanım ömrünü uzatan alımında mevcut olmayan ilaveler vb. ) harcamalar doğrudan gider yazılmıştır.<br />
Binalarda yeniden değerlenmiş değer üzerinden amortisman ayrılmıştır<br />
Amortisman oranı VUK hükümlerinde yer alan orandan daha yüksek uygulanmıştır.<br />
Bedelsiz kullanıma bırakılan gayri menkul için emsal kira bedeli hesaplanmamıştır</p>
<p>AMORTİSMANVEYENİDENDEĞERLEME UYGULAMALARINDA YAPILAN HATALAR<br />
Amortisman oranı ilk uygulana orandan daha yüksek uygulanmıştır.<br />
Normal usulde amortisman ayrılırken azalan bakiyeler usulüne geçilmiştir.<br />
Kullanılmaya hazır halde bulunmayan iktisadi kıymetler için amortisman ayrılmıştır.<br />
Yıl içinde satılan iktisadi kıymetler için amortisman ayrılmıştır.<br />
Özel maliyet bedeli niteliğindeki harcamalar gider kaydedilmiştir.<br />
Özel maliyet bedeli üzerinden azalan bakiyeler usulüne göre amortisman ayrılmıştır.<br />
Binek otomobiller için amortisman ayırmada kıst amortisman yapılmadığı gibi amortisman giderinin tamamı gider yazılmıştır.<br />
Yapılmakta olan yatırımlar için amortisman ayrılmıştır.<br />
Boş arazi ve arsalar amortismana tabi tutulmuştur.<br />
Amortismana tabi iktisadi kıymet alındığı yıl  veya satıldığı yıl yeniden değerlemeye tabi tutulmuştur.<br />
Yapılmakta olan yatırımlar yeniden değerlemeye tabi tutulmuştur<br />
İktisadi kıymetin aktifleştirildiği dönemden sonraki döneme ait olan ve iktisadi kıymetin maliyetine intikal ettirilen kur farkları yeniden değerlemeye tabi tutulmuştur.<br />
Sinema filmleri alameti farika hakları  peştamallıklar özel maliyet bedelleri ilk tesis ve taazzuv giderleri organizasyon etüt ve arama giderleri  ve gayri maddi haklar yeniden değerlenmeye tabi tutulmuştur.<br />
İtfa süresi dolmuş iktisadi kıymetler yeniden değerlemeye tabi tutulmuşlardır.<br />
Yeniden değerleme oranı sadece ilgili yıl değerlemesinde kullanılabilir<br />
Yeniden değerlemeye tabi tutulan bina arsa arazi  için yeniden değerlenmiş  değer üzerinden amortisman ayrılmıştır.<br />
Yeniden değerleme değer artış fonu yanlış hesaplanmıştır.<br />
Yeniden değerleme artış fonu gelir vergisi mükellefleri tarafından sermayeye ilave edilmiştir.<br />
Kurumlar vergisi mükellefleri tarafından yeniden değerleme değer artış fonu sermayeye ilave dışında başka bir hesaba ilave edilerek dönem karı ile ilişkilendirilmemiştir.<br />
Bilançonun pasifinde yer alan yeniden değerleme artışı iktisadi kıymet artışı sırasında birikmiş amortisman gibi işleme tabi tutulmamıştır<br />
İhtiyari olarak amortisman ayrılmamış yılların amortismanı yeniden değerleme artış fonunu hesabında dikkate alınmamıştır<br />
Maliyet artış fonu hesabında sermayeye eklenmiş bulunan yeniden değerleme artış fonu dikkate alınmamıştır</p>
<p>KATMA DEĞER VERGİSİ UYGULAMALARINDA<br />
KARŞILAŞILAN HATALAR<br />
İşletme  tarafından inşaa ve imal edilen iktisadi kıymetlerin aktifleştirilmesi sırasında KDV hesaplanmamıştır.<br />
Amortismana tabi iktisadi kıymet KDV bir defada  indirim konusu yapılmıştır.( Tek belgeli olanlar hariç)<br />
Binek otomobiller için ödenen KDV indirim konusu yapılmıştır.( Faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otoların kiralanması veya işletilmesi olanlar hariç)<br />
 Zayi olan malların KDV indirim konusu yapılmamıştır<br />
Kısmi indirime tabi olması gereken KDV’ nin tamamı indirilmiştir.<br />
Özel maliyet bedelinin aktifleştirilmesi sırasında KDV hesaplanmamıştır.<br />
Alınan vade farkları, faiz, prim gibi gelirler KDV matrahına dahil edilmemiştir.<br />
Yıl sonu iskontolarında KDV hesaplanmamıştır.<br />
Finansman sağlama hizmet bedeli üzerinde KDV hesaplanmamıştır.<br />
KDV oranları yanlış hesaplanmıştır.<br />
Para makbuzuna dayanılarak KDV indirimi yapılmıştır.<br />
Dar mükelleflere yaptırılan hizmetler için sorumlu sıfatı ile KDV beyan edilmemiştir.<br />
Bedelsiz devir işlemlerinde KDV hesaplanmamıştır.<br />
Reklam amacı ile dağıtılan mallara ait KDV hesaplanmamıştır.<br />
Mal teslimi veya hizmet itfasından önce fatura düzenlendiği halde KDV hesaplanmamıştır.<br />
Kanunen kabul edilmeyen giderlere ilişkin KDV indirim konusu yapılmıştır.</p>
<p>GİDER VE MALİYET ARTIRICI HARCAMALAR<br />
İşletmeye dahil olmayan araçların masrafları gider yazılmıştır.<br />
İş ile ilgili olamayan seyahat harcamaları gider kaydedilmiştir.<br />
Gelir vergisi mükellefi tarafından eşe ödenen ücretler gider yazılmıştır<br />
Vergi istisna kazanç ile ilgili harcama gider kaydedilmiştir.<br />
Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununa bağlı uçak ve helikopterler ile taşıt kiralama faaliyeti ile uğraşan  işletmelerin bu amaçla verdikleri taşıtlar hariç ) için ödenen MTV gider kaydedimiştir.<br />
Üçretlerde kesilen sigorta primleri ödenmediği hallerde gider yazılmıştır.<br />
İşle ilgisi olmayan özel harcamalar  gider kaydedilmiştir.<br />
Yönetim  kurulu başkan ve üyelerine verilen kar payları kurum kazancından indirilmiştir.<br />
Ayrıca ihtiyat akçeleri gider kaydedilmiştir.<br />
Ödenen para cezaları vergi cezaları gecikme faiz ve zamları gider kaydedilmiştir.<br />
Çalınan mal demirbaş para vb. gider kaydedilmiştir.<br />
Ticari kazancının elde edilmesi ve idame edilmesi ile ilgili olmayan harcamalar gider yazılmıştır.<br />
Yasal haddi aşan bağış ve yardımlarda bulunulmuştur.<br />
Başka firmaya kullandırılan banka kredi masrafları gider yazılmıştır.<br />
Envantere dahil olmayan iktisadi kıymetler için amortisman ayrılmıştır.<br />
Kanunda yazılı kurum ve kuruluşlar haricindekilere yapılan bağış ve yardımlar gider yazılmıştır.<br />
Özel işlerde kullanılan taşıtlara ait giderlerin tamamı gider yazılmıştır.<br />
İade edilen malar maliyetlerden çıkarılmamıştır.<br />
Yatırım tamamlanmadığı halde yapılan yatırım harcamaları doğrudan gider yazılmıştır.<br />
Proforma fatura doğrudan gider kaydedilmiştir.<br />
Sevk irsaliyesi doğrudan gider kaydedilmiştir.<br />
Ortak adına alınan faizler işletmeye gider kaydedilmiştir.<br />
Finansman giderlerine kısıtlama yapılmamıştır.<br />
Harcırah ödendiği halde ayrıca yemek yatak harcamaları gider kaydedilmiştir.<br />
Geçmiş dönem giderleri cari dönemde gider yazılmıştır.<br />
Sigorta giderlerinde kıst yapılmamıştır.<br />
Kıdem tazminatı karşılığı gider kaydedilmiştir.</p>
<p>TEVKİFAT( STOPAJ) UYGULAMASINDA KARŞILAŞILAN<br />
HATALAR<br />
Yıllara sari inşaat ve onarım işleri ile ilgili olarak yapılan ödemelerden tevkifat yapılmamıştır.<br />
Çifçilerden alınan zirai mahsuller ve hizmetlerden tevkifat yapılmamıştır.<br />
Ödenen ücretlerden tevkifat yapılmamıştır.<br />
Ücret sayılan ödemelerin brüt tutarı üzerinde tevkifat yapılmamıştır.<br />
Dar mükellef kuruma yapılan kira ödemelerinde tevkifat yapılmamıştır.<br />
Teklif ödemelerinde stopaj yapılmamıştır.<br />
KDV mad 24 uyarınca yapılan tevkifat brüt tutar yerine net tutar üzerinden yapılmıştır.<br />
Kurumlar vergisi kanunu uyarınca yıllık veya özel beyanname veren kurumların indirim ve istisnalar düşülmeden önceki kurum kazancından hesaplanan kurumlar vergisi düşüldükten sonra kalan tutar üzerinden tavkifat yapılmamıştır.</p>
<p>YILLARA SARİ İNŞAAT VE ONARIM İŞLERİNDE KARŞILAŞILAN  HATALAR<br />
Yıllara sari inşaat işi bittiği halde bir sonraki yıl beyan edilmiştir.<br />
Müşterek genel giderler ve amortismanlar yanlış dağıtılmıştır.<br />
Devam eden ilgili inşaatlarda  ilgili harcamalar gider  kaydedilmiştir<br />
Genel giderlerin dağıtımında hata yapılmıştır.<br />
Yıllara sari inşaatlar ile ilgili olarak  yapılan stopajlar bu inşaatlar bitmediği halde mahsup edilmiştir.</p>
<p>MUAFİYET VE İSTİSNA UYGULAMALARINA İLİŞKİN HATALAR</p>
<p>Tam mükellef olmayan kurumlardan elde edilen kazançlara iştirak kazancı istisnası uygulanmıştır.<br />
Gayri menkul ve iştirak hisseleri satışında doğan kazanç sermayeye ilave edilmediği halde istisna uygulanmıştır.<br />
Turizm hasılatı istisnası  hesaplaması yanlış yapılmıştır.<br />
Önceki yıl ayrılan finansman fonu ticari kara ilave edilmemiştir.<br />
Finansman fonu yanlış hesaplanmıştır<br />
Yatırım indirimi istisna tutarı yanlış hesaplanmıştır.<br />
Yatırım indirimi kar olduğu halde uygulanmamıştır.<br />
Turizm istisnasında başka firmalara devi edilen hasılar üzerinden istisna hesaplanmamıştır.</p>
<p>SABİT KIYMET YENİLEME FONU UYGLAMALARINDAKİ<br />
HATALAR<br />
Sabit kıymet satışından doğan kar şartlar oluşmadan yenileme fonu alınmıştır.<br />
Yenileme fonu aynı tür iktisadi kıymet için kullanılmıştır.<br />
Yenileme fonu aynı türden alınan iktisadi kıymetin amortisman giderinde kullanılmamıştır.<br />
Yenileme fonu üç yıl içinde kullanılmadığı halde üçüncü yılın matrahına eklenmemiştir.<br />
Sabit kıymet yenileme fonu işi bırakmada kar olarak dikkate alınmıştır</p>
<p>DİĞER HATALAR<br />
Faturaların tamamı deftere hasılat olarak yazılmamıştır.<br />
Mükerrer alış faturası ve gider faturası kaydedilmiştir<br />
Haksız yere zarar mahsubu yapılmıştır.</p>
<p>HİLELER<br />
A -KAYIT DIŞI HASILAT BELGESİZ SATIŞ</p>
<p>Yurtdışı mümessillik geliri kayıtlara intikal ettirilmemiştir.<br />
Banka hesaplarından hasılat farkı tespit edilmiştir.<br />
El defterinden hasılat farkı saptanmıştır.<br />
Alınan vekalet ücretleri için serbest meslek makbuzu düzenlenmiştir.<br />
Vadeli satılan emtialar peşin bedel üzerinden kayıtlara geçilmiştir.</p>
<p>B-DÜŞÜK BEDELLE SATIŞ<br />
Amortismana tabi iktisadi kıymet satışlarında eksik tutarlı  fatura düzenlenmiştir.</p>
<p>C- RANDIMAN İNCELEMELERİ SONUCU BULUNAN FARKLAR<br />
D SAHTE VE YANILTICI BELGE KULLANMAK<br />
E PARAVAN FİRMALAR YOLU İLE ZARAR SATIŞ<br />
F KAYDI ENVANTER SONUCU BULUNAN FARKLAR<br />
G BELGE TAHRİFATLARI<br />
H MEVHUM ADLA SATIŞ<br />
I BEYAN EDİLMEYEN KAZANÇ<br />
İ- ARIZİ GELİRLERİ SAKLAMAK<br />
Muhtelif hasarlar karşılığı alınan sigorta tazminatları hasılat yazılmamıştır.<br />
Kur farkı gelirleri beyan dışı bırakılmıştır.<br />
İskonto dekontları kayıtlara intikal ettirilmemiştir.<br />
Elde edilen komisyon gelirleri hasılat olarak kaydedilmemiştir.<br />
Alınan vade farkları kayıtlara intikal ettirilmemiştir.<br />
Elde edilen faiz  kar payı repo gelirleri hasılat yazılmamıştır.<br />
İhracatta kota devir karşılığı alınan paralar gelir yazılmamıştır.<br />
Amortismana tabi kıymet satıldığı halde kayıtlara yansıtılmamıştır.<br />
Kira geliri hasılat kabul edilmemiştir.<br />
Destekleme Fiyat İstikrar Fonundan alınan tutarlar kayıtlara intkal ettirilmemiştir.<br />
Tahakkuk eden alacak gelir kaydedilmemiştir.<br />
Sonradan tahsil edilen şüpheli alacaklar gelir kaydedilmemiştir</p>
<p>UYGULAMA ÖRNEKLERİ</p>
<p>ÖRNEK:<br />
Hava yolu taşımacılığı işi ile uğraşan X A.Ş. 1996 yılında ithal ettiği ve kullanmaya başladığı uçak için satıcı firmaya 1 milyon Mark borçlu bulunmaktadır.Alınan borç kayıtlara 59.073.000.000.-TL olarak yer almaktadır. 31.12.1996 tarihi itibari ile yapılan değerleme sonucu oluşan kur farkı A.Ş. tarafından genel yönetim giderleri hesabına borç kaydedilmiştir.( Maliye Bakanlığınca belirtilen değerlemeye esas DM 69.073-TL dir)</p>
<p>ÇÖZÜM.<br />
Döviz kredisi kullanarak yurt dışından sabit kıymet ithal edilmesi ve sonradan bu kıymete ilişkin borç taksitlerinin değerlemesi dolayısı ile ortaya çıkan kur farkından sabit kıymetin iktisap edildiği dönemin sonuna kadar olanları sabit kıymetin maliyetine eklenmesi zorunludur.<br />
Sonradan ortaya çıkan kur farklarının ise ait olduğu yıla doğrudan gider yazılması veya maliyete intikal ettirilmesi konusunda mükelleflerin seçimlik hakkı vardır.( VUK GT. 163) SPK ya tabi şirketlerde sonradan ortaya çıkan kur farkları doğrudan finansman gideri yazılabilir.</p>
<p>Bu durumda<br />
1.000.000.- DM *69.073.= 69.073.000.000.-TL<br />
( 69.073.000.000.- 59.073.000.000.= ) 10.000.000.000.-TL<br />
A.Ş. tarafından gider yazılarak dönem kazancı bu tutarda eksik hesaplanmıştır.<br />
Oysa alınan tutarın sabit kıymet maliyetine eklenerek amortisman yolu ile itfa edilmesi gerekirdi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/muhsebede-hata-ve-hileler.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Malzeme Yönetimi Nedir</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/malzeme-yonetimi-nedir.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/malzeme-yonetimi-nedir.html/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2009 12:39:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/genelbil/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Muhasebe]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=736</guid>
		<description><![CDATA[Malzeme Kartı : Malzeme kart türü olarak “Tüketim Malı” iç tüketim malzemelerinin takibi için eklendi. Lot büyüklükleri bölünebilir; çıkış işlemleri sırasında miktarsal olarak parçalanabilinir olduğunu gösterir, büyüklükler bölünemez seçilmişse çıkış hareketleri sırasında miktar alanı editable değildir. Girildiği miktarda çıkılması gereklidir. Ambar parametreleri; herbir ambar için malzeme seviyesi, yerleşim numarası verilebilir ve stok bulundurma yöntemlerinden biri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Malzeme Kartı : Malzeme kart türü olarak “Tüketim Malı” iç tüketim malzemelerinin takibi için eklendi.<br />
 Lot büyüklükleri bölünebilir; çıkış işlemleri sırasında miktarsal olarak parçalanabilinir olduğunu gösterir, büyüklükler bölünemez seçilmişse çıkış hareketleri sırasında miktar alanı editable değildir. Girildiği miktarda çıkılması gereklidir.<br />
Ambar parametreleri; herbir ambar için malzeme seviyesi, yerleşim numarası verilebilir ve stok bulundurma yöntemlerinden biri olan ABC analizine göre malzemenin elde bulundurulup bulundurulmayacağına karar verilir. Ve seviye kontrolü ambar bazında yapılabilir.<span id="more-736"></span></p>
<p>Birimler<br />
Öncelik; herbir alt birime göre verilebilir. Fişe giriş sırasında hangi birimin default<br />
geleceğini gösterir. &#8220;0&#8243; ilk önceliktedir. Tüm birimler &#8220;0&#8243; ya da aynı öncelikte ise,<br />
en üst sıradakini fişe getirir.<br />
Kullanım yeri; ana birim için editable değil, ancak alt birimler için değiştirilebilir.<br />
Çevrim katsayısı ve boyutlar alanları editable değildir, birim setleri sayfasından gelir. Değişiklik yapılması gerekirse, birim setlerinde yapılmalıdır.</p>
<p>Müşteri/tedarikçi<br />
İlgili cari hesaplardan yapılan irsaliye ve fatura işlemlerinde kontrol kriteri olarak kullanılır.<br />
Malzeme kartında müşteri tedarikçiler sayfasında belirtilmeyen cari hesaplara da mal alım ve satımı yapılabilir.<br />
Temin/teslim süresi; sipariş ile ilgili bölümdür. Buraya girilen süre alınan/verilen sipariş fiş satırlarına öndeğer olarak gelir.<br />
[Müşteri/Tedarikçi kodu; müşteri ve tedarikçilerin kendi ürün kodlarını girdikleri ve bu sayede ürünü hangi kodla takip ettiklerini gösteren koddur, istenirse formlara basılır.]</p>
<p>Alternatifler<br />
Gold Klasik serisinden farklı olarak malzemenin alternatifi kart üzeriden girilir. İlgili malzemenin alternatifi belirli tarihler arası için, birden fazla alternatif malzeme için öncelik, tarih ve asgari/azami miktarlar, bölen/çarpan katsayıları girilerek belirlenebilir. Fiş girişi sırasında F9’da Alternatif Malzeme Uygula opsiyonu ile seçilebilir.<br />
Örnek vermek gerekirse, A malzemesi için 2 adet B kullanılacak ise A malzemesinin alternatif penceresinde bölen alanına 2, çarpan  alanına 1 girilmesi gereklidir. </p>
<p>ABC Analizi<br />
ABC yöntemi; bu yöntem stok kontrolunun yanısıra, satış veya dağıtım, kalite kontrolu, mamul çeşidi, malzeme tedariki ve üretim planlama sorunlarında da uygulanır.Stok kontrolunda ABC yöntemi, stok kalemlerinin toplam içindeki kümülatif yüzdelerine göre sınıflandırılmasından ibarettir.Bu sınıflandırmada stoklar genellikle 3 gruba ayrılırlar;<br />
A grubu stok kalemleri; toplam miktarın %15-20sini, toplam değerin  %75-80ini oluşturur.<br />
B grubu stok kalemleri; miktar olarak %30-40, değer olarak 10-15 lik payları vardır.<br />
C grubu stok kalemleri; miktar olarak %40-50, değer olarak sadece %5-10 luk paya sahiptirler.<br />
Bazı firmaların stokları 3’ten daha fazla sayıda grupta topladığı veya ABC nin herbiri içinde alt gruplar tanımladığı görülür.Her işletmenin stoklarının özelliklerine uyan bir sınıflandırma yapması, miktar ve değer yüzdelerinin de yine bu kritere göre saptanması doğaldır.</p>
<p>Belirlenen stok sınıflarının miktar %’leri etkin bir kontrola olanak sağlayacak biçimde tespit edilir.Örneğin, toplam miktarın ‘20sini A, %30unu B, %50sini C grubu stoklarının oluşturması öngörülür.<br />
ABC prensibinin uygulanmasında öncelikle iki kural gözönüne alınmalıdır.<br />
I. Düşük değerli kalemlerden bol miktarda bulundurmak<br />
II.Yüksek değerli kalemlerin miktarını düşük tutup kontrolunu sıkılaştırmak.<br />
ABC yöntemi ile stok kontrolunda A grubundaki kalemlerin kontrolunun daha sıkı yapılabilmesi için şu yollara başvurulur;<br />
Ayrıntılı kayıt sistemleri düzenlenir.<br />
Kontrol sorumluluğu daha üst düzeydeki personele verilir.<br />
Gözden geçirme periyotları sıkılaştırılır<br />
Tedarik süresi, sipariş noktası, emniyet stoku ve sipariş mitarı değerleri titizlikle hesaplanır.<br />
Tedarik işlemleri yakından takip edilir.<br />
C grubundaki kalemler için yukarıdaki hususlara mümkün olan en alt düzeylerde uyulur.Kontrol, sipariş ve kayıt işlemleri basit tutulur, bazıları elimine edilir.Stok miktarı yüksek tutulduğundan sık gözden geçirme ve sipariş işlemlerine gerek kalmaz.İşlemler basit olduğundan daha az kalifiye personel tarafından yürütülebilir.B grubundaki kalemler için A ve C ortası bir yol izlenir.</p>
<p>Özetlemek gerekirse,<br />
ABC Analizi; malzemeleri, belirli bir kritere göre önem derecesi vererek sınıflandırmaktır. Analiz çeşitli yönetim teknikleri uygulanıp, malzemelerle ilgili olarak gerekli kararların alınması ve yöntemlerin benimsenmesi için veri sağlamaya yarar. Harfler ve önem dereceleri;</p>
<p>A  :  çok önemli    &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..Genel toplamda en yüksek paya sahip olan sınıf<br />
B  :  orta derecede önemli   &#8230;&#8230;&#8230;..Genel toplamda orta derecede paya sahip olan sınıf<br />
C  :  az önemli  &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;Genel toplamda en düşük paya sahip olan sınıf</p>
<p>Bu sınıflandırmada malzemelerin, seçilen kriterle belirlenen genel toplamdaki paylarına bakılır.Önem derecelerini belirleyen oranlar filtrede verilir.</p>
<p>Analizin veri kaynağı, filtrelenen tarihler arasındaki malzeme hareketleridir.(transaction) Hangi tür hareketlerin taranacağı ise seçilen kriter ile belirlenir:<br />
Satış hareketleri, sarf/fire hareketleri veya ambar hareketleri/kullanıcı tanımlı hareketler.</p>
<p>Malzeme yönetimi-Raporlar menüsünün altında bulunur, kullanıcı tarafından filtreleme işleminin yapılmasından sonra, aşağıda tarif edilen yönteme göre analiz yapılır. Raporda mevcut kodlar ile analiz sonucu oluşan kodların karşılaştırması yapılmaktadır. Analiz sonucu oluşan değerler ilgili malzeme kartına manuel yazılır.</p>
<p>ABC analizinde izlenen yöntem adımları;<br />
Bir malzemeyle ilgili  olan ve filtrelere uyan bütün hareketler taranır. Her hareket için ana birime çevrim yapılır ve TUTAR (miktar*birim fiyat/maliyet/kar) hesaplanır.Bütün TUTARlar toplanır.(ve tutar kolonuna yazılır) Bu işlem filtrelenen türlere uyan bütün malzemeler için tekrarlanır.(Hareketlerde ana birime ait fiyat/maliyet/kar tanımlı değil ise, ana birim için bir değer bulmak için birimler arası çevrim katsayıları kullanılır.)</p>
<p>Filtreler<br />
Birincil kriterler<br />
Satış işlemleri ; satış irsaliyeleri, satış faturları(siparişler dahil değil)<br />
Üretime çıkış işlemleri ; sarf, fire fişleri<br />
Diğer çıkış işlemleri ; kullanıcı tanımlı çıkış fişleri<br />
Satış işlemleri kriteri<br />
Analiz kriteri olarak “satış işlemleri” seçildiğine hareket TUTARı hesaplamaları:<br />
Satış hacmi (ciro)<br />
TUTAR=(miktar*birim fiyat)+satıra düşen masraflar)-(satıra düşen indirimler)<br />
Satış maliyeti<br />
TUTAR=(miktar*birim maliyet)<br />
Satış karı<br />
TUTAR=(satış hacmi)-(satış maliyeti)<br />
İkincil kriter<br />
Ortalama birim fiyat/maliyet/kar<br />
Miktar</p>
<p>ABC kodları<br />
% olarak olduğu için 80-15-5 şeklinde değerler girilir.</p>
<p>Kodlama sınırı<br />
Verilen oranı aşan ilk değer; oranı aşan ilk değeri de dikkate alır ve değeri ona göre atar.<br />
Verilen oranı aşmayan son değer; oranı aşmayan son değere göre sıralama yapar.</p>
<p>Malzemeler, ilk önce 1.  adımda elde edilen toplam TUTARlara, sonra da ABC analiz &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;filtresinin seçimindeki kriterlere göre sıralanırlar.<br />
Sıralanan  bütün malzemeler için hesaplanan ve tutar kolonunda sıralanan parasal değerler toplanır (ve aynı kolonun en alt satırına TOPLAM TUTAR yazılır.)<br />
Her malzeme için (TUTAR/TOPLAM TUTAR)*100 hesaplanır (ve %TUTAR kolonuna yazılır)<br />
Her malzeme için (%TUTAR+sıralamada kendisinden önce gelen malzemelere ait %TUTAR) hesaplanır (ve kümülatif %TUTAR kolonuna yazılır)<br />
Her malzemeye karşılık gelen kümülatif %tutara bakılarak ve filtrelerde belirlenen %lik dilimlere dayanarak A, B, C kodları verilmeye başlanır. Burada, kodlar arasındaki durma noktalarını belirleyen parametre devreye girer.Örneğin; filtre alanında bu parametre için “verilen oranı aşan ilk değer” seçilmiş ise; A:%75  B:%20  C:%5 olarak verilmiş olsun. Kümülatif %tutarlar açısından, ilk 5 malzeme sonrasında %73.5 e ulaşılmış olsun.<br />
6.sıradaki malzeme ile bu değer %75 i aşıyorsa, örneğin %76, ilk 6 malzemenin ABC kodu A olur.<br />
7.malzemeden itibaren benzer bir şekilde B kodu verilmeye başlanır.Eğer bu parametre için “verilen oranı aşmayan son değer seçilmiş ise, A kodu en son 5.malzemeye verilir.6.malzemeden itibaren B koduna geçilir.<br />
Bu sonuçlara ulaşıldıktan sonra, malzemelerin ambar parametrelerinde yer alan ABC kodu alanları manuel olarak güncellenir veya rapor çıktısı ekrana, yazıcıya, diske alınır. (Şu anda otomatik güncelleme yok, belki ileride olabilir.)</p>
<p>Birim Setleri : </p>
<p>Gold Klasik serilerinde “Birim” kavramı bir ana birim ile 2. ve 3. Birim olarak ifade edilen 2 adet alt birimden oluşuyordu. Pratikte  sektörel farklılıklar gösteren birim kavramı 3 birimle sınırlı bir yapıdaydı ve özellikle birim çevrimlerinde yetersiz kalıyordu. MRP projesinin ilk  sürümü ile birimler için bir kart mantığında olan “Birim set” kavramı getirildi. Böylece kullanıcılar sınırsız sayıda alt birimlerden oluşan esnek bir yapı ile karşı karşıyalar. Her bir alt birim için üst birimle çevrim katsayısı, en, boy,  yükseklik, alan, hacim, ağırlık gibi detay ebat bilgileri girilebilmektedir.  Birim seti ilgili malzeme kartına bağlandığında ise, herbir alt birim için kullanım yerleri(malzeme fişleri, satınalma, satış) girilebilmektedir.<br />
Öncelik; en sık kullanılan birimin fişlere default gelmesini sağlar.<br />
Farklı birim setlerinin birbirine çevrimi görüntüsel olarak yapılıp, raporlamada kullanılmaktadır.<br />
Herbir alt birimin ebat bilgilerinin girilebiliyor olması, özellike transport işlemlerinde gönderilecek sevkiyata göre ne kadarlık bir alana gereksinim duyulacağı ya da ne kadar ağırlıkla çekileceği gibi  bilgiler vereceği için sevkiyatın ona göre planlamasına da olanak sağlayacaktır.<br />
Bölünebilme özelliği: küsuratlı miktar girebilmeyi sağlar.<br />
Malzeme hizmet kartına özel/genel kavramı: sadece o malzeme için mi yoksa tüm malzemeler için mi kullanılacağını gösterir.</p>
<p>İşlemler : </p>
<p>Ambar Sayımı : Mal alım iade işlemleri, satıştan iadeler ve fireler sonucunda elde bulunan mal sayısı ile mal alım ve satış işlemlerinden sonra elde bulunan mal sayısı çakışmayabilir. Bu nedenle belirli aralıklarla mal sayımı yapılır. Elde bulunan miktarla işlemler sonucundaki miktar karşılaştırılır.<br />
Ambar sayımları sonucu elde edilen bilgiler malzeme fiş türlerinden </p>
<p>·	sayım eksiği fişi<br />
·	sayımı fazlası fişi</p>
<p>seçenekleri ile kaydedilir. </p>
<p>Ambar sayımına ilişkin bilgiler İşlemler menüsü altında yer alan Ambar sayımı seçeneği ile toplu olarak da kaydedilir. Sayım eksiği ve sayım fazlasına ilişin bilgileri içeren fişler program tarafından otomatik olarak oluşturulur.</p>
<p>Ambar sayımı seçeneği ile elle sayımı yapılan  malzemelere ait bilgiler  toplu olarak ve belirlenecek koşullara göre tablo üzerinden kaydedilir, sayım fazlası ve sayım eksiği fişleri program tarafından otomatik olarak oluşturulur.</p>
<p>Maliyetlendirme (Cost ile ilgili değişiklikler) : </p>
<p>Maliyetlendirme grubu; Gsys’de ambar tanımı yapılırken verilen bir öncelik numarasıdır. Malzeme hareketleri zamana göre sıralandıkları zaman, ambarlara ait “Maliyetlendirme grubuna” bakılır. Maliyet grubu aynı olan hareketler Ambarları farklı olsa dahi, kendi içinde maliyetlendirilirken, farklı Maliyet grubuna dahil olan hareketler de, kendi arasında işlem görmektedir. Yani herbir maliyet grubu, kendi içinde bir bütün kabul edilerek malzemeler ona göre maliyetlendirilir. Maliyet grup numarası “Ambar fişlerinin” maliyetlendirilmesinde dikkate alınmaktadır. </p>
<p>Maliyetlendirme Filtreleri<br />
Ambar Maliyet Grubu: Cost programında maliyet atama işlemi “Maliyet grubu” bazında yapıldığı için tanımlı grup numaralarından en az birisinin seçilmiş olması gerekmektedir.Hangi grup numaraları seçilmiş ise, maliyet atama işlemi o numaralar bazında yapılır.<br />
Ambarlar: Maliyetlendirme işleminin yalnız belirli ambarlar bazındaki fişlere uygulanması için kullanılabilen bir filtredir. Ambarlar, “maliyet gruplarına “göre kendi içinde maliyetlendirilir.<br />
Fişler zamana göre sıralanırken, aynı anda kesilmiş ve aynı ambarlar arasında gerçekleşmiş ambar  fişleri varsa bu durumda maliyetlendirme yapılırken  “maliyetlendirme grubuna bakılır:<br />
Eğer Ambarlara ait “maliyetlendirme grubu “AYNI ise bu Ambar fişleri maliyetlendirmeye katılmaz. Ambarlara ait “Maliyetlendirme grubu” FARKLI ise bu durumda Maliyetlendirme grup numarası küçük olan ambara ait hareket önce maliyetlendirilir. YANİ küçük numaranın önceliği vardır.<br />
Dönemsel ortalama hesaplama yönteminde değişiklik<br />
Dönemsel ortalama ; dönem kapama tarihinden bir önceki güne kadar yapılan giriş işlemlerinin ağırlıklı ortalaması (ana birim cinsinden miktar*giriş fiyatı) alınır ve dönem içindeki çıkış fişlerine aynı maliyet atanır. İki dönem kapama işlemi yapılmış ise; birinci dönem kapama tarihinde elde bulunan ana birim cinsinden stok miktarı ve çıkış fişlerine atanan maliyet ikilisi(Pozitif ise), ikinci dönem için bir giriş hareketi olarak kabul edilir. İkinci dönemdeki alım işlemleri ile birlikte ağırlıklı ortalamaya göre maliyet hesaplanır. </p>
<p>Fakat ; birinci dönem kapama tarihinde elde bulunan ana birim cinsinden stok miktarı ve çıkış fişlerine atanan maliyet ikilisi Negatif ise; sonraki dönemi etkilemez.Fakat bir sonraki döneme ait miktar ve birim fiyat, kendinden önceki dönemin miktar ve birim fiyatını pozitif yapacak kadar büyükse bu maliyet hesabını etkiler. Ayrıca, bir sonraki dönemin maliyeti hesaplandıktan sonra elde kalan miktar ve fiyat pozitif olmuşsa sonraki dönemleri etkilemeye başlar.<br />
Eğer birinci ve ikinci  dönemde elde bulunan ana birim cinsinden stok miktarı ve çıkış fişlerine atanan maliyet ikilileri Negatif  ise, bu  dönemlerin stok miktarları ve çıkış fişlerine atanan maliyetleri toplamı 3. Döneme giriş  hareketi olarak yansır. Bu şekilde negatif bulunan miktar ve maliyet değerleri toplanarak sonraki dönemlere aktarılır.</p>
<p>Maliyet =  (Giriş fişindeki miktar * Giriş fiyatı) /   (Giriş miktarları)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/malzeme-yonetimi-nedir.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kollektif Şirketler İçin Örnek Muhasebe Çalışması</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/kollektif-sirketler-icin-ornek-muhasebe-calismasi.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/kollektif-sirketler-icin-ornek-muhasebe-calismasi.html/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2009 12:23:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/genelbil/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Muhasebe]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=734</guid>
		<description><![CDATA[Müge Karahan, Esra Diker, Seda Ilgaz ve Tuğba Tütüncü bir araya gelerek 01.11.2000 tarihinde ‘Müge Karahan ve Ortakları Koll.Şti.’nin kuruluş formalitelerini tamamlamışlardır. Düzenlenen yazıda sözleşmeye göre ortakların sermaye payları aşağıdaki gibidir; Müge Karahan 8.000.000.000.- Esra Diker 4.000.000.000.- Seda Ilgaz 3.000.000.000.- Tuğba Tütüncü 5.000.000.000.- Ortaklar sermaye borçlarını aşağıdaki gibi yerine getirmişlerdir; Müge Karahan 4.000.000.000.- lira nakit [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Müge Karahan, Esra Diker, Seda Ilgaz ve Tuğba Tütüncü bir araya gelerek 01.11.2000 tarihinde ‘Müge Karahan ve Ortakları Koll.Şti.’nin kuruluş formalitelerini tamamlamışlardır.<br />
	Düzenlenen yazıda sözleşmeye göre ortakların sermaye payları aşağıdaki gibidir;<span id="more-734"></span><br />
	Müge Karahan		8.000.000.000.-<br />
	Esra Diker			4.000.000.000.-<br />
	Seda Ilgaz			3.000.000.000.-<br />
	Tuğba Tütüncü		5.000.000.000.-</p>
<p>Ortaklar sermaye borçlarını aşağıdaki gibi yerine getirmişlerdir;</p>
<p>Müge Karahan 4.000.000.000.- lira nakit kalanı için çek vermiştir.<br />
Esra Diker 2.000.000.000.- liralık mal vermiş ve kalan borcunu 2 ay sonra ödeyecektir.<br />
Seda Ilgaz 4.000.000.000.- liralık işyeri(bina) vermiştir.<br />
Tuğba Tütüncü ise 2.000.000.000.- lira nakit, kalanı için senet vermiştir.</p>
<p>Mal hareketleri aralıklı envanter yöntemine göre izlenmiştir.</p>
<p>İşletmenin aralık ayı işlemleri aşağıdaki gibidir;</p>
<p>01.12.2000 tarihinde KDV hariç 1.000.000.000.- liralık mal satın alınmıştır. Satıcıya 600.000.000.- liralık çek düzenlenerek verilmiş, KDV ile beraber 1.150.000.000.- lira olan borcun kalan 550.000.000.- lirası kredili kabul edilmiştir.<br />
02.12.2000tarihinde KDV hariç 1.500.000.000.- liralık mal satılmıştır. KDV ile 1.725.000.000.- liralık alacağın 1.000.000.000.-lirası için çek alınmış, kalanı kredili kabul edilmiştir.<br />
05.12.2000 tarihinde KDV hariç 2.000.000.000.- lira tutarında demirbaş satın alınmıştır. KDV ile 2.300.000.000.- liralık borcun 300.000.000.- sı nakit ödenmiş kalanı için senet verilmiştir.<br />
10.12.2000 tarihinde liralık çek tahsil edilmiştir.<br />
11.12.2000 tarihinde bankaya 4.000.000.000.- yatırılmıştır.<br />
15.12.2000 tarihinde KDV hariç 3.000.000.000.- liralık mal satın alınmıştır. KDV ile beraber 3.450.000.000.-  liralık borcun 1.000.000.000.- lirası için senet cirosu yapılmış kalanı için çek verilmiştir.<br />
18.12.2000 tarihinde KDV hariç 100.000.000.- liralık temizlik maddesipeşin satın alınmıştır. (KDV 15.000.000.-)<br />
20.12.2000 tarihinde İş Bankasından 2.000.000.000.- lira kredi çekilmiştir.<br />
22.12.2000 tarihinde KDV hariç 3.000.000.000.- liralık mal satılmıştır. KDV si ile 3.450.000.000.- liralık alacak için çek almıştır.<br />
25.12.2000 tarihinde aralık ayı muhasebeci ücreti olan 200.000.000.- liradan gerekli vergiler kesilerek muhasebeciye ödenmiştir. (200.000.000.-x20 = 40.000.000.- TL Gelir Vergisi, 40.000.000.- x 0.10 = 4.000.000 TL Fon Payı)<br />
28.12.2000 tarihinde kâr elde etmek amacıyla Yayla AŞ.’den 1.000.000.000.- liralık hisse senedi satın almıştır.<br />
29.12.2000 tarihinde satıcılara olan borca karşılık 550.000.000.- liralık çek verilmiştir.<br />
31.12.2000 tarihinde bankadan alınan hesap özetinde; bankadaki ticari mevduat hesabına 800.000.000.- lira faiz işleyerek vergi kesintileri yapıldıktan sonra kalan kısmın hesaba geçirildiği görülmüştür. (800.000.000.-x 0.12=96.000.000.- GV, 96.000.000.-x 0.10= 9.600.000.- TL Fon Payı, 800.000.000. – 105.600.000.-= 694.400.000.- TL hesaba kaydedilir.)<br />
31.12.2000 tarihinde satıcılara verilen çeklerin 1.000.000.000.- lirasının hesabımızdan çekildiği görülmüştür.<br />
31.12.2000 tarihinde Aslı Gül adına 3.000.000.000.- sermayeli yeni bir ortak alınmıştır. Yeni ortak sermaye borcunu hemen nakit ödemiştir.<br />
KDV mahsup kaydı yapılmıştır.</p>
<p>ENVANTER BİLGİLERİ<br />
Demirbaşlar için %20 oranında normal amortisman ayrılmıştır.<br />
Temizlik maddesinin 50.000.000.- liralık kısmının tüketilmediği belirlenmiştir.<br />
Yapılan kasa sayımında kasada 9.399.000.000.- lira olduğu görülmüştür.<br />
Yapılan sayımında işletmede 3.000.000.000.- lira değerinde mal mevcudu tespit edilmiştir.<br />
[(Dönem başı mal mevcudu+Dönem içi mal alışı toplamı 6.000.000.000.- lira) – (Dönem sonu mal mevcudu 3.000.000.000.- lira)= Satılan ticari mallar maliyeti 3.000.000.000.- liradır.].<br />
Dönem içi işlemlerin yevmiye kayıtları<br />
______________01.11.2000_______________<br />
501 ÖDENMEMİŞ SERMAYE HS.			20.000.000.000.-<br />
	M.Karahan	8.000.000.000.-<br />
	E.Diker	4.000.000.000.-<br />
	S.Ilgaz	3.000.000.000.-<br />
	T.Tütüncü	5.000.000.000.-<br />
			500 SERMAYE HS.				20.000.000.000.-<br />
				M.Karahan	8.000.000.000.-<br />
				E.Diker	4.000.000.000.-<br />
				S.Ilgaz	3.000.000.000.-<br />
				T.Tütüncü	5.000.000.000.-<br />
__________________ / __________________<br />
______________01.11.2000_______________<br />
100 KASA HS.						4.000.000.000.-<br />
101 ALINAN ÇEKLER HS.				4.000.000.000.-<br />
			501 İDENMEMİŞ SER.HS.			8.000.000.000.-<br />
				M:Karahan<br />
Kurucu ortak M.Karahan’ın sermaye taahhüdünün yerine getirilmesi<br />
______________01.11.2000_______________<br />
153 TİCARİ MALLAR					2.000.000.000.-<br />
			501 ÖDENMEMİŞ SER. HS			2.000.000.000.-<br />
Kurucu ortak E.Diker’in sermaye borcunun yarısını mal ile ödemesi<br />
______________01.11.2000_______________<br />
252 BİNALAR HS.					4.000.000.000.-<br />
			501 ÖDENMEMİŞ. SER. HS.			3.000.000.000.-<br />
				S.Ilgaz<br />
			331 ORTAKLARA BORÇ. HS.		1.000.000.000.-<br />
				S.Ilgaz<br />
Kurucu ortak S.Ilgaz’ ın taahhüdünün yrine getirmesi.<br />
______________01.11.2000_______________<br />
100 KASA HS.						2.000.000.000.-<br />
121 ALACAK SENT. HS.				3.000.000.000.-<br />
			501 ÖEDMEMİŞ SER. HS.			5.000.000.000.-<br />
				T.Tütüncü<br />
Kurucu ortakların T.Tütüncü ‘nün sermaye taahhüdünün yerine getirmesi.<br />
__________________ / __________________<br />
Kuruluşa ait yevmiye kayıtlarında S.Ilgaz 3.000.000.000.- liralık borcuna karşılık, 4.000.000.000.- liralık ödeme yapmıştır. Dolayısıyla 1.000.000.000.- lira şirketten alacaklıdır. Kurucu ortaklardan E.Diker’ in 4.000.000.000.- liralık borcu vardır. Bunun yarısını ödemiş yarısı ise daha sonra tahsil edilecektir. Kalan sermaye alacağı ödenmemiş sermaye hesabında takip edilmektedir.</p>
<p>MÜGE KARAHAN VE ORTAKLARI KOLL. ŞTİ. ‘nin<br />
01.11.2000 TARİHLİ KURULUŞ BİLANÇOSU</p>
<p>I.DÖNEN VARLIKLAR		15.000.000.-	III.KISA VADELİ YAB. KAYN.		 1.000.000.-<br />
10.Hazır Değerler	10.000.000.-		Diğer Borçlar			1.000.000.-<br />
Kasa Hs.	6.000.000.-			Ortaklara Borçlar		1.000.000.-<br />
Alınan Çekler	4.000.000.-<br />
12.Ticari Alacaklar	3.000.000.-		V.ÖZKAYNAKLAR			18.000.000.-<br />
Alacak Sent.	3.000.000.-			ÖDENMİŞ SERMAYE		18.000.000.-<br />
15.Stoklar		2.000.000.-		Sermaye			20.000.000.<br />
Ticari Mal	2.000.000.-			Ödenmemiş serm.(-)	(2.000.000.-)</p>
<p>DURAN VARLIKLAR		 4.000.000.<br />
Maddi Duran Varl.	4.000.000.-<br />
Binalar		4.000.000.-</p>
<p>				   19.000.000.-						    19.000.000.-<br />
______________01.12.2000_______________<br />
153 TİCARİ MALLAR HS.				1.000.000.000.-<br />
191 İNDİRİLECEK KDV HS.				   150.000.000.-<br />
			103 VERİLEN ÇEK. HS.			   600.000.000.-<br />
			320 SATICILAR HS.				   550.000.000.-<br />
Mal alışı<br />
______________02.12.2000_______________<br />
101 ALINAN ÇEKLER HS.				1.000.000.000.-<br />
120 ALICILAR HS.					   150.000.000.-<br />
			600 YURTİÇİ ALICILAR HS.			1.500.000.000.-<br />
			391 HES.KDV HS.				   225.000.000.-<br />
Mal satışı<br />
______________05.12.2000_______________<br />
255 DEMİRBAŞLAR HS.				2.000.000.000.-<br />
191 İND. KDV.HS.					   100.000.000.-<br />
291 GEL.YIL. İND. KDV. HS.				   200.000.000.-<br />
			100 KASA HS.					   300.000.000.-<br />
			321 BORÇ SENT. HS.				2.000.000.000.-<br />
Demirbaş satışı<br />
______________10.12.2000_______________<br />
100 KASA HS.						4.000.000.000.-<br />
			101 ALINAN ÇEKL. HS.			4.000.000.000.-<br />
Kurucu ortaklardan alına çeklerin bankadan tahsili<br />
______________11.12.2000_______________<br />
102 BANKALAR HS.					4.000.000.000-<br />
			100 KASA HS.					4.000.000.000.-<br />
Bankaya para yatırılması.<br />
______________15.12.2000_______________<br />
153 TİCARİ MALLAR HS.				3.000.000.000.-<br />
191 İNDİRİLECEK KDV HS.				   450.000.000.-<br />
			121 ALACAK SENT.HS.			1.000.000.000.-<br />
			103 VER. ÇEK. VE ÖD. EM. HS.		2.450.000.000.-<br />
Mal satışı<br />
______________18.12.2000_______________<br />
770 GEN. YÖNETİM GİD. HS.			   100.000.000.-<br />
191 İNDİRİLECEK KDV HS.				     15.000.000.-<br />
			100 KASA HS.					   115.000.000.-<br />
Temizlik maddesi alımı<br />
______________20.12.2000_______________<br />
100 KASA HS.						2.000.000.000.-<br />
			300 BANKA KREDİLERİ HS.			2.000.000.000.-<br />
İş bankasından kredi çekilmesi<br />
__________________ / __________________<br />
______________22.12.2000_______________<br />
101 ALINAN ÇEKLER HS.				3.450.000.000.-<br />
			600 YUTİÇİ SATIŞLAR HS.			3.000.000.000.-<br />
			391 HESAPLANA KDV HS.			   450.000.000.-<br />
______________25.12.2000_______________<br />
770 GEN. YÖNETİM GİD. HS.			   200.000.000.-<br />
191 İNDİRİLECEK KDV HS.				     30.000.000.-<br />
			360 ÖD. VER. VE FON. HS.			     44.000.000.-<br />
			100 KASA HS.					   186.000.000.-<br />
Muhasebe ücretinin ödenmesi<br />
______________28.12.2000_______________<br />
110 HİSSE SENT. HS.					1.000.000.000.-<br />
			100 KASA HS.					1.000.000.000.-<br />
Hisse senedi alınması.<br />
______________29.12.2000_______________<br />
320 SATICILAR HS.					   550.000.000.-<br />
			103 VER. ÇEK. VE ÖD. EM. HS.		   550.000.000.-<br />
Satıcılara olan borca karşılık çek verilmesi.<br />
______________31.12.2000_______________<br />
102 BANKALAR HS.					   694.400.000.-<br />
193 PEŞİN ÖD. VER. VE FON. HS.			   105.600.000.-<br />
			642 FAİZ GELİRLERİ HS.			   800.000.000.-<br />
Faiz geliri<br />
______________31.12.2000_______________<br />
103 VER. ÇEK. VE ÖD. EM. HS.			1.000.000.000.-<br />
			102 BANKALAR HS.				1.000.000.000.-<br />
Çek bedelinin hesaptan çekilmesi.<br />
______________31.12.2000_______________<br />
501 ÖDENMEMİŞ SERMAYE HS.			3.000.000.000.-<br />
Gül<br />
500 SERMAYE HS.				3.000.000.000.-<br />
Yeni ortak Aslı Gül’ ün sermaye taahhüdü<br />
______________31.12.2000_______________<br />
100 KASA HS.						3.000.000.000.-<br />
			501 ÖDENMEMİŞ SERMAYE HS.		3.000.000.000.-<br />
				A. Gül<br />
Ortak Aslı Gül’ ün sermaye borcunu ödemesi<br />
______________31.12.2000_______________<br />
391 HESAPLANAN KDV HS.				   675.000.000.-<br />
190 DEVREDEN KDV HS.				     70.000.000.-<br />
			191 İNDİRİLECEK KDV HS.			   745.000.000.-<br />
KDV mahsup işlemi<br />
__________________ / __________________<br />
______________31.12.2000_______________<br />
770 GEN. YÖNETİM GİD. HS.			   400.000.000.-<br />
			257 BİRİKMİŞ AMORT. HS.			   400.000.000.-<br />
Demirbaşlar için ayrılan amortismanlar<br />
______________31.12.2000_______________<br />
280 GELECEK YILLARA AİT GİD. HS.		     50.000.000.-<br />
			770 GEN. YÖNETİM GİD. HS.		     50.000.000.-<br />
Gider kaydedildiği halde kullanılmayan ve<br />
gelecek yıla devredilen temizlik malzemelerinin<br />
ilgili hesaba devri<br />
______________31.12.2000_______________<br />
621 SAT. TİCARİ MALIN MAL. HS.		3.000.000.000.-<br />
			153 TİCARİ MALLAR HS.			3.000.000.000.-<br />
Satılan malların maliyeti<br />
______________31.12.2000_______________<br />
632 GEN. YÖNETİM GİD. HS.			   650.000.000.-<br />
			771 GEN. YÖN. GİD. YANSITMA HS.	   650.000.000.-<br />
Genel yönetim giderlerinin ilgili yansıtma hesabına devri<br />
______________31.12.2000_______________<br />
771 GEN YÖN. GİD.YANSITMA HS.		   650.000.000.-<br />
			770 GEN. YÖNETİM GİD. HS.		   650.000.000.-<br />
Gider ve yansıtma hesapların kapatılması.<br />
______________31.12.2000_______________<br />
690 DÖNEM KÂRI VEYA ZARARI HS.		3.650.000.000.-<br />
			632 GEN. YÖNETİM GİD. HS.		   650.000.000.-<br />
			621 SAT. TİCARİ MALLAR MAL. HS.	3.000.000.000.-<br />
Gider hesaplarının dönem kâr zararına eklenmesi.<br />
______________31.12.2000_______________<br />
600 YURTİÇİ SATIŞLAR HS.				4.500.000.000.-<br />
642 FAİZ GELİRLERİ HS.				   800.000.000.-<br />
			690 DÖNEM KÂR VEYA ZARARI		5.300.000.000.-<br />
Gider hesaplarının dönem kâr zararına eklenmesi.<br />
______________31.12.2000_______________<br />
690 DÖNEM KÂRI VEYA ZARARI HS.		1.650.000.000.-<br />
			692 DÖN. NET KÂRI VEYA ZAR. HS.	1.650.000.000.-<br />
Dönem kârının dönem net kârı veya zararı hesabına devri<br />
______________31.12.2000_______________<br />
692 DÖNEM NET KÂRI VEYA ZARARI HS.	1.650.000.000.-<br />
			590 DÖNEM NET KÂRI HS.			1.650.000.000.-<br />
Dönem kârının netleştirilmesi<br />
__________________ / __________________</p>
<p>______________31.12.2000_______________<br />
500 SERMAYE HS.				        23.000.000.000.-<br />
331 ORTAKLARA BORÇ.HS.			1.000.000.000.-<br />
103 VER. ÇEK. VE ÖD. EM. HS.			2.600.000.000.-<br />
321 BORÇ SENT. HS.					2.000.000.000.-<br />
300 BANKA KREDİLERİ HS.				2.000.000.000.-<br />
360 ÖD. VER. VE FON. HS.				     44.000.000.-<br />
257 BİRİKMİŞ AMORT. HS.				   400.000.000.-<br />
590 DÖNEM NET KÂRI HS.				1.650.000.000.-<br />
			100 KASA HS.					9.399.000.000.-<br />
			501 ÖDENMEMİŞ SERM. HS.		2.000.000.000.-<br />
			101 ALINAN ÇEK. HS.				4.450.000.000.-<br />
			153 TİCARİ MALLAR HS.			3.000.000.000.-<br />
			252 BİNALAR HS.				4.000.000.000.-<br />
			121 ALACAK SENT. HS.			2.000.000.000.-<br />
			120 ALICILAR HS.				   725.000.000.-<br />
			255 DEMİRBAŞLAR HS.			2.000.000.000.-<br />
			291 GELECEK. YIL. İND. KDV. HS.	   200.000.000.-<br />
			102 BANKALAR HS.				3.394.400.000.-<br />
			110 HİSSE SENT. HS.				1.000.000.000.-<br />
			193 PEŞ. ÖD. VER. VE FON. HS.		   105.600.000.-<br />
			190 DEV. KDV. HS.				     70.000.000.-<br />
			280 GELECEK. YIL. AİT GİD. HS.		     50.000.000.-<br />
Kapanış maddesi<br />
__________________ / __________________</p>
<p>Diğer ortakların kâr payları şöyle olacaktır;<br />
				     1.650.000.000.- x 8.000.000.000.-<br />
Müge Karahan		=						= 660.000.000.-<br />
				                 20.000.000.000.-</p>
<p>				     1.650.000.000.- x 4.000.000.000.-<br />
Esra Diker			=						= 330.000.000.-<br />
				                 20.000.000.000.-</p>
<p>				     1.650.000.000.- x 3.000.000.000.-<br />
Seda Ilgaz			=						= 247.500.000.-<br />
				                 20.000.000.000.-</p>
<p>				     1.650.000.000.- x 5.000.000.000.-<br />
Tuğba Tütüncü		=						= 412.500.000.-<br />
				                 20.000.000.000.-<br />
								Toplam =	1.650.000.000.</p>
<p>BÜYÜK DEFTER KAYITLARI</p>
<p>	      100 KASA HS.		       501 ÖDENMEMİŞ SER. HS.<br />
		  											      (2)    4.000.000.000.    300.000.000(8)   (1)20.000.000.000       8.000.000.000(2)  (5)    2.000.000.000. 4.000.000.000(10) (20)3.000.000.000       2.000.000.000(3) (9)    4.000.000.000.    115.000.000(12)			        3.000.000.000(4) (13)  2.000.000.000.    186.000.000(15)				 500.000.000(5) (21)  3.000.000.000. 1.000.000.000(16)				 300.000.000(21)														    15.000.000.000	    5.601.000.000	      23.000.000.000     21.000.000.000				    9.399.000.000				        2.000.000.000	    15.000.000.000	  15.000.000.000	      23.000.000.000     23.000.000.000<br />
		    500 SERMAYE HS			101 ALINAN ÇEKL. HS.														 (33)23.000.000.000  20.000.000.000(1) (2)  4.000.000.000   4.000.000.000(9)				   3.000.000.000(20)(7) 1.000.000.000   4.450.000.000(32)							 (14)3.450.000.000				    23.000.000.000   23.000.000.000														        8.450.000.000   8.450.000.000																																										153 TİCARİ MALLAR HS.		101 ALINAN ÇEKL. HS.														      (3)    2.000.000.000    3.000.000.000(25)(4) 4.000.000.000   4.000.000.000(32)   (6)    1.000.000.000    3.000.000.000							    (11)  3.000.000.000    3.000.000.000								      6.000.000.000    6.000.000.000																																																												     331 ORTAKLARA BORÇ. HS.		121 ALACAK SEN.HS.															     (32)  1.000.000.000    1.000.000.000(4)  (5) 3.000.000.000   1.000.000.000(11) 																																	        3.000.000.000   3.000.000.000															       191 İNDİRİLECEK KDV HS.	    103 VER. ÇEK. VE ÖD. EM. HS.														      (6)       150.000.000     745.000.000(22) (19)1.000.000.000     600.000.000(6)       (8)       100.000.000				  (32)2.600.000.000  2.450.000.000(11) (11)	450.000.000							      550.000.000(17)    (12)	  15.000.000										     (15)	  30.000.000				        3.600.000.000   3.600.000.000															  	745.000.000	    745.000.000									   320 SATICILAR HS.			   120 ALICILAR HS.															     (17)     550.000.000      550.000.000(6)   (7)    725.000.000     725.000.000(32)																																																																																600 YURTİÇİ SAT. HS.			     391 HES. KDV HS.															    (29)   4.500.000.000   1.500.000.000(7) (22)   675.000.000     225.000.000(7)				   3.000.000.000(14)			     450.000.000(14)														       4.500.000.000   4.500.000.000		 675.000.000     675.000.000																																									      621 SAT.TİC.MAL.MAL. HS.		255 DEMİRBAŞLAR HS.														    (25)   3.000.000.000   3.000.000.000(28)(8) 2.000.000.000  2.000.000.000(32)														       3.000.000.000    3.000.000.000																																															  291 GELECEK YIL.İND.KDV HS		    321 BORÇ SEN.HS.															      (8)     200.000.000	     200.000.000(32)(8)   2.000.000.000  2.000.000.000(8)																																																																			102 BANKALAR HS.			770 GEN.YÖN.GİD. HS.														    (10)   4.000.000.000  1.000.000.000(19) (12)  100.000.000			    (18)      694.400.000  3.694.400.000(32) (15)  200.000.000      50.000.000(24)								 300.000.000    650.000.000(27)	       4.694.400.000   4.694.400.000	  (23)   400.000.000											 700.000.000    700.000.000															     300 BANKA KREDİLERİ HS.	       360 ÖD. VER. VE FON. HS.														    (32)   2.000.000.000   2.000.000.000(13)(33)   44.000.000     44.000.000(15)																																																							110 HİSSE SENT. HS.		  193 PEŞİN ÖD.VER.VE FON.HS.														    (29)  1.000.000.000    1.000.000.000(18)(18)  105.600.000    105.600.000(32)																																																						642 FAİZ GELİRLERİ HS.		    190 DEV. KDV HS.															    (29)      800.000.000      800.000.000(18)(22)    70.000.000     70.000.000(32)																																																																		      257 BİRİKMİŞ AMORT. HS.	    280 GELECEK YIL. AİT GİD.HS.														    (32)     400.000.000     400.000.000(23)(24)      50.000.000       50.000.000(32)																																																						632 GEN. YÖN. GİD. HS.	    771 GEN.YÖN.GİD.YANS.HS														    (26)   650.000.000      650.000.000(28)(27)  650.000.000        650.000.000(26)																																																					     690 DÖN. KÂRI VE ZAR. HS.	  692 DÖN. NET KÂRI VE ZAR. HS.													    (28)  3.650.000.000    5.300.000.000(29)(31)1.650.000.000  1.650.000.000(30) (30)  1.650.000.000																								       5.300.000.000																								      590 DÖN. NET KÂRI HS.																					    (32) 1.650.000.000    1.650.000.000(31)<br />
MÜGE KARAHAN ve ORTAKLARI KOLL. ŞTİ.’nin<br />
31.12.2000 tarihli Genel Geçici Mizanı</p>
<p>MÜGE KARAHAN ve ORTAKLARI KOLL. ŞTİ.’nin<br />
31.12.2000 tarihli Kesin Mizanı</p>
<p>MÜGE KARAHAN VE ORTAKLARI KOLL ŞTİ.’ nin<br />
31.12.2000	tarihli bilançosu</p>
<p>I.DÖNEN VARLIKLAR	21.738.400	III.KISA VAD.YAB KAYN.		5.044.000<br />
HAZIR DEĞERLER	     14.943.400		MALİ BORÇLAR		2.000.000<br />
Kasa		9.399.000			Banka kredileri	2.000.000<br />
Banka		3.694.400			TİCARİ BORÇLAR		2.000.000<br />
Alınan Ç.	4.450.000			Borç Sent.		2.000.000<br />
Ver. Çek(-)       (2.600.000)			DİĞER BORÇLAR		1.000.000<br />
MENKUL KIYM.	       1.000.000		Ort. Borç.		1.000.000<br />
Hisse Sent.	1.000.000			ÖD. VER.VE YAS.		     44.000<br />
TİCARİ ALCAKLAR	       2.725.000		Öd. Ver ve yas.	     44.000<br />
Alıcılar		   725.000			V.ÖZKAYNAKLAR			22.650.000<br />
Alacak sent.	2.000.000			ÖDENMİŞ SERM.		21.000.000<br />
STOKLAR		       3.000.000		Sermaye		23.000.000<br />
Ticari mallar	3.000.000			Ödenmemiş serm.(-)	(2.000.000)<br />
DİĞER DÖN.VARL.	            70.000		DÖNEM NET KÂRI		  1.650.000<br />
Dev. Kdv	     70.000<br />
II.DURAN VARLIKLAR	  5.955.600<br />
MADDİ DUR.VARL.	       5.600.000<br />
Binalar		4.000.000<br />
Demirbaşlar	2.000.000<br />
B.Amort.(-)	 (400.000)<br />
GEL.YIL.A.G.VE.G.T.           50.000<br />
Gel.yıl.ait gid.	     50.000<br />
DİĞER DÖN.VARL.	         105.600<br />
P.Öd.Ver.ve F.	   105.600<br />
DİĞER DÖN.VARL.	         200.000<br />
Gel.yıl.ind.ldv	   200.000																																																																																																							TOPLAM:	  27.394.000				TOPLAM:	  27.394.000				</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/kollektif-sirketler-icin-ornek-muhasebe-calismasi.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Likidite Oranları</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/likidite-oranlari.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/likidite-oranlari.html/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2009 12:21:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/genelbil/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Muhasebe]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=732</guid>
		<description><![CDATA[Cari Oran: 1 birimlik KVB’ ye karşılık kaç birimlik dönen varlığa sahip olduğumuzu gösterir. C.O.= Dönen Varlıklar / KVB Firmanın cari oranı 1998 yılında 1,12 ; 1999 yılında 1,28 ; 2000 yılında ise 1.05 tir. Firmanın cari oranı 1999 da artmıştır fakat 2000’de bu oranın azaldığı gözlenmektedir. Firmanın 1999 yılında politikasını değiştirmeyi, alacaklarını azaltıp taşıtlarını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cari Oran: 1 birimlik KVB’ ye karşılık kaç birimlik dönen varlığa sahip olduğumuzu gösterir.<br />
C.O.= Dönen Varlıklar / KVB<br />
   Firmanın cari oranı 1998 yılında 1,12 ; 1999 yılında 1,28 ; 2000 yılında ise 1.05 tir. Firmanın cari oranı 1999 da artmıştır fakat 2000’de bu oranın azaldığı gözlenmektedir. Firmanın 1999 yılında politikasını değiştirmeyi, alacaklarını azaltıp taşıtlarını artırmayı, öz sermayesini arttırmayı tercih ettiği düşünüyoruz. Buna karşın bu politikanın işe yaramadığını, hatta dönem net karını azlattığını söyleyebiliyoruz.<br />
   2000 yılı tekstil sektörü cari oranı ise 1,44 tür. <span id="more-732"></span>Bu oran şirketlerin borçlarını ödeyebilme gücünü ve net işletme sermayesinin yeterli olup olmadığını gösterir. Şirketimizin oranı 2000 yılında 1.05 tir ve de bu bize sektöre göre, borç ödeme yeteneğinin daha düşük olduğunu gösterir. Şirketin borç bulma ihtimallerini düşürebilir.</p>
<p>Asit Test Oranı (Quick Ratio):  Bu oran, risk durumunda, gerçek anlamda, likiditedeki en fazla karşılamayı gösterir çünkü stoklar en az likit kalemdirler.</p>
<p>                                A.T.O = (C.V. – Stoklar) / C.B.</p>
<p>Bizim şiketimizin asit test oranlarında seneden seneye çok büyük farklar göremiyoruz. Bu da bize Acarteks’in cari varlıkları ve cari borçlarının pek fazla değişmediğini gösteriyor. Sektörün asit test oranını bilemiyoruz. Bu yüzden de K.V.B. ödeme gücü hakkında bir yorum yapamıyorum.</p>
<p>FAALİYET ORANLARI</p>
<p>İşletme Sermayesi Devir Hızı:  Satışlar ile cari varlıklar arasındaki oranı göstermektedir. Satışar arttıkça bunu karşılayacak dönen varlığa daha çok ihtiyaç duyulur.</p>
<p>                     İ.S.D.H. = Satışlar / Ortalama Cari Varlıklar<br />
Firmanın İ.S.D.H.’ı  1998 de 4,48 ; 1999 da 3,19 ve 2000 yılında ise 2,03 tür. Firmanın 98 yılından itibaren İ.S.D.H. hızını düşürücü bir politika izlediği gözlenebiliyor. Böylece, firmanın  kasa, banka ve alacaklarını yükselttiğini, stoklara yatırım yaptığını düşünüyoruz. İşletme aşırı likitleşmiştir.</p>
<p>Toplam Varlık Devir Hızı:  Bu oran şirketin gelir elde etme konusunda varlıklarını etkin olarak kullanıp kullanmadığı hakkında bilgi verir. </p>
<p>                              T.V.D.H. = Satışlar / Toplam Varlıklar<br />
Firmanın toplam varlık devir hızı 98 de 4.41 ; 99 da 2.44 ve 2000 de 1.94 tür. Firmanın dönen ve duran varlıklarını artırma yoluna gittiğini, en önemlisi 2000 de birçok demirbaş alımı yaptığını söylüyoruz.</p>
<p>Maddi Duran Varlık Devir Hızı: Duran varlıklara yapılan yatırımın uygunluğunu belirlemek, diğer bir ifade ile makine ve tesislerde boş kapasite olup olmadığını araştırmak için kullanılır.</p>
<p>                            M.D.V.D.H. = Net Satışlar / M.D.V.</p>
<p>M.D.V.D.H ‘ın yıllar içerisinde düşüş gösterdiği gözlenmiştir. Bu da duran varlıkların yeterince aktif kullanılamadığını gösterir. 2000 yılındaki büyük düşüşün nedeni yeni demişbaşa yatırımın artması ve bunun etkisinin satışlarda yaşanamamasıdır.  </p>
<p>Ticari Alacak Devir Hızı: Alacakların dolaşım yeteneği ve tahsil süresinden oluşur. Alacak devir hızı, firmanın müşterilerden alacaklarını hangi hızla tahsil ettiğini gösterir. Alacaklar arttıkça firmanın likiditesi artar. Böylece yeni yatırımlar yapabiliriz, karlılığımızı artırabiliriz. </p>
<p>                                T.A.D.H. = Kredili Satışlar / Ort. Ticari Alacaklar</p>
<p>98 yılında T.A.D.H. 4.65 iken 99’da 4.69 çıkmıştır ve bu da bize şirketin alacak tahsili politikasında değişiklik yapmamış olduğunu gösterir. 2000’de ise satışlarda artış olmasına karşın alacaklar düşmüştür. Bu da firmanın istirarlı bir alacak politikası izlediğini, belirli standartın latındaki müşterilerini ise kaybettiğini gösterir. Bu politikanın devamı ileride işletme satışlarını düşürebilir ve karlılığı azaltabilir.</p>
<p>Alacak Tahsil Süresi: Alacak hesaplarının yılda kaç kez tahsil edildiğini gösterir.<br />
          A.T.S. = (1 / T.A.D.H.)* 365</p>
<p>     98 için 6.64 ; 99 için 4.69 ; 2000 için ise16.6 dır. Bu oranlardan da firmanın alacak tahsil sıklığını artırdığı kolayca anlaşılıyor.</p>
<p>Stok Devir Hızı: Stokların likiditesini gösterir.<br />
                      S.D.H. = SMM / Ort. Stoklar</p>
<p>S.D.H. 98 de 14.83 iken 99 da 5.89 olmuş. Bu, firmanın stok yönetiminde 98’de, etkin olmadığını söylüyor. Stokların fazla bulunması yavaş hareket etmesinin sonucudur. Bu da firmanın likiditesini azaltır. Başka alanlara yatırım yapılmasını önler dolayısıyla karı yatırımları kaçırmasına sebep olabilir. Buna karşın firma üretime devam edebilmek için kendini güvence altına almıştır.<br />
 99 dan 2000’e geldiğinde stok devir hızını artırmıştır.Bu bize firmanın stok yönetimini değiştirdiğini, artık daha az malı elinde tuttuğunu gösterir. Fakat bu da malın sık sık tükenmesine ve üretimin riske girmesine sebep olur.<br />
     Stok elde kalma süresi = (1 / S.D.H.)*365</p>
<p>Ticari Borç Devir Hızı: Bu oran kredili mal alacaklarındaki 1 birimlik artışın ticari borçlara etkisini gösterir.</p>
<p>                       T.B.D.H.= Kredili Mal Alacakları / Ort. Tic. Borçlar</p>
<p>1999-2000 oranı incelendiğinde 0,68 den 0,13’ e bir düşüş gözlenmiştir. Bu düşüşün nedeni alacakların çok fazla değişmemesine karşın borçlanmanın artmasıdır. Bu oran düştüğü için bizim ticari borcumuzu ödeme süremiz artmıştır. Yani daha uzun vadede ödeme yapabileceğimizi göstermektedir. Bu istenmeyen bir durumdur.<br />
                Ticari Borç Ödeme Süresi= (1 /  T.B.D.H.)*365</p>
<p>KALDIRAÇ ORANLARI<br />
   Firmanın finansal yapısını test eder.</p>
<p>Borç Sermaye Oranı: Yatırılan 1 TL sermayeye karşı ne kadar borç tuttuğumuzu gösterir. Firmalara borç verilirken bu oran göz önünde tutulur. Bu oranın yükselmesi, borcun (yani kredinin) riskinin arttığını gösterir. </p>
<p>                         B.S.O. = Topl Borç / Özsermaye</p>
<p>   Firmanın 1999-2000 yılı oranları 3.24 ve 9.92 dir. Bu oranın artması kredi bulma riskini, ödeme güçlüğünü beraberinde getirir. Nitekim burada da artmış. 98 yılında da 7.16 olan oran 99 a göre yüksek bir orandır.</p>
<p>Borç Oranı: Toplam borcu finanse edebileceği varlık oranını göstermektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/likidite-oranlari.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Muhasebede Kullanılan Belgeler</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/muhasebede-kullanilan-belgeler.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/muhasebede-kullanilan-belgeler.html/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2009 12:19:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/genelbil/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Muhasebe]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=730</guid>
		<description><![CDATA[Fatura Sevk irsaliyesi Perakende satış vesikaları a) Perakende satış fişi b) Makineli kasaların kayıt ruloları c) Giriş ve yolcu taşıma biletleri d) Ödeme kaydedici cihazlarla verilen belgeler Gider pusulası Müstahsil makbuzu Serbest meslek makbuzu Ücret bordrosu Günlük müşteri listeleri Taşıma irsaliyesi İrsaliyeli fatura FATURA : Satılan mal veya yapılan iş karşılığında müşterilerin borçlandığı tutarı göstermek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Fatura<br />
Sevk irsaliyesi<br />
Perakende satış vesikaları<br />
a)	Perakende satış fişi<br />
b)	Makineli kasaların kayıt ruloları<br />
c)	Giriş ve yolcu taşıma biletleri<br />
d)	Ödeme kaydedici cihazlarla verilen belgeler<br />
Gider pusulası<br />
Müstahsil makbuzu<br />
Serbest meslek makbuzu<br />
Ücret bordrosu<br />
Günlük müşteri listeleri<br />
Taşıma irsaliyesi<br />
İrsaliyeli fatura</p>
<p>FATURA	: Satılan mal veya yapılan iş karşılığında müşterilerin borçlandığı tutarı göstermek üzere malı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari belgedir.</p>
<p>Fatura Düzeni	:<br />
Mal veya hizmet satan tacirler faturayı düzenlerler.<br />
Faturalar sıra numarası dahilinde düzenlenirler.<br />
Mürekkepli kalemle, makineyle yazılabilirler. Ayrıca bilgisayarlarla düzenlenirler.<br />
Faturanın baş tarafına iş sahibi yada yerine yetkili olanların imzaları,<br />
Ticari örf ve tahammüllere göre müşterinin borçlarını faturanın düzenlendiği anda ödemeleri halinde şirket veya işletme kaşesi faturanın sol tarafına basılıp imzalanır.<br />
	Borçlunun borcunu faturanın düzenlendiği anda ödememesi durumunda şirket veya işletme kaşesi faturanın sağ üst köşesine basılarak imzalanır.<br />
Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı andan itibaren azami 10 gün içerisinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır.<br />
Fatura düzenlemek zorunda olanlar, müşterinin adı-soyadı ile bağlı bulunduğu vergi no ve hesap numarasının doğrulundan emin olmalıdır.<br />
Faturalar Maliye Bakanlığı’nın anlaşmalı matbualarında bastırılıp, notere tasdik ettirilir.<br />
Vergi Usul Kanunu’na göre faturalar 5 yıl, Türk Ticaret Kanunu’na göre 10 yıl saklanmak zorundadır. Aynı müessesenin muhtelif şube ve kısımlarında ayrı ayrı tutulduğunda (fatura), şube ve kısımların isimlerinin yazılması veya kodlandırma kullanılması gereklidir.<br />
	10.  Faturaların üzerinde mal tutarı ile birlikte birde “KDV” bölümü vardır. KDV ayrı mal olarak tutarlar ayrı ayrı gösterilmişse, bunlara KDV HARİÇ fatura denilir.</p>
<p>			29.12.2001<br />
	153 TİCARİ MALLAR HS.	100,000,000<br />
	191 İNDİRİLECEK KDV	18,000,000<br />
(KDV Gelir/Gider olarak gösterilemez)<br />
		100 KASA HS.		118,000,000<br />
			       /			 </p>
<p>	= Mal Tutarı X 0,18 (0,25)</p>
<p>Faturaların üzerinde mal tutarı ile birlikte KDV tutarı da yazılmışsa bu tür faturalara KDV DAHİL fatura denilir.</p>
<p>			29.12.2001<br />
	153 TİCARİ MALLAR HS.	100,000,000<br />
	191 İNDİRİLECEK KDV<br />
(KDV Gelir/Gider olarak gösterilemez)<br />
		100 KASA HS.		100,000,000<br />
			       /			 </p>
<p>	= Mal Tutarı X 1,18 (1,25)</p>
<p>SEVK İRSALİYESİ	: Satılan malın veya satın alınan malın, taşınması sırasında düzenlenir. Malın taşınması (sevki) sırasında mal ile birlikte bulunması gereken bir belgedir.<br />
Sevk İrsaliyesi fiyat ve bedel hariç olmak üzere faturada yazılı olan bilgileri taşır. Faturanın şekil ve nizamına uygun esaslara göre düzenlenir. Sevk İrsaliyesi 3 nüsha olarak düzenlenir. Malın nereye ve kime gönderildiği ayrıca belirtilir. Sevk irsaliyesinde tanzim (düzenleme) tarihinden başka fiili sevk tarihi de bulunur. </p>
<p>Sevk İrsaliyesini Düzenlemek Zorunda Olanlar	:<br />
Satıcının sattığı malı, alıcıya teslim etmek üzere taşıdığı/taşıttığı durumlarda Sevk İrsaliyesi satıcı tarafından düzenlenir.<br />
NOT	: Bu durumda satıcı faturayı malla birlikte gönderse dahi  malla birlikte Sevk İrsaliyesini de yanında bulundurmak zorundadır.<br />
Satıcının teslim ettiği malın alıcı tarafından taşınması/taşıttırılması durumunda Sevk İrsaliyesi alıcı tarafından düzenlenir. Ancak alıcı ile satıcının anlaşmaları durumunda Sevk İrsaliyesi satıcı tarafından da hazırlanabilir.</p>
<p>Sevk İrsaliyesinin Özellikleri	:<br />
3 nüsha olarak hazırlanır.<br />
Seri ve sıra numaralıdır.<br />
Muhasebe kayıtlarında esas alınmaz.<br />
Malın nereye ve kime gönderildiğini belirtir.<br />
Maliye Bakanlığının antlaşmalı matbualarında bastırılıp, notere tasdik ettirilir.<br />
Sevk İrsaliyesi düzenlendiği tarihten itibaren 10 gün içerisinde fatura düzenlenmesi gereklidir.<br />
Vergi Usul Kanunu’na göre 5 yıl, Türk Ticaret Kanunu’na göre 10 yıl saklanmalıdır.</p>
<p>İRSALİYELİ FATURA	: Vergi Usul Kanunu’nun 257nci maddesinin Maliye ve Gümrük Bakanlığı’na vermiş olduğu yetkiye dayanarak, Fatura ve Sevk İrsaliyesi’nin ayrı belgeler olarak değil, isteyen mükellefler açısından İrsaliyeli Fatura adı altında tek belge halinde düzenlenmesi ve kullanılması esası getirilmiştir. Sattıkları mallar dolayısıyla malın tesliminden itibaren faturanın 10 gün içerisinde düzenlenmesi durumundan vazgeçilerek, fatura ve sevk irsaliyesi ayrı ayrı düzenlenmek yerine İrsaliyeli Fatura düzenlenebilir.</p>
<p>İrsaliyeli Fatura İle İlgili Uyulması Gereken Kurallar	:<br />
İrsaliyeli Fatura uygulamasını seçen veya mal satın alan mükelleflerin bu malları taşımaları veya taşıttırmaları durumunda İrsaliyeli Fatura bulundurulması halinde ayrıca bir sevk irsaliyesine gerek yoktur.<br />
İrsaliyeli Faturalar Maliye Bakanlığınca antlaşmalı matbualarda bastırılarak noter tarafından tasdik ettirilir.<br />
Malı satan mükellefler İrsaliyeli Faturayı en az 3 nüsha olarak düzenlemek zorundadırlar. Bu şekilde düzenlenmeyen İrsaliyeli Faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır.<br />
İrsaliyeli Faturanın en az 2 nüshası malı taşıyan taşıtta bulundurulur. Yoklama ve denetleme sırasında yetkililere ibraz ettirilir.<br />
Mükellefler isterlerse İrsaliyeli Fatura ile birlikte Sevk İrsaliyesi de kullanabilirler.<br />
Vergi Usul Kanunu’na göre 5 yıl, Türk Ticaret Kanunu’na göre 10 yıl saklanmalıdır.</p>
<p>PERAKENDE SATIŞ VESİKALARI	: Bir ve ikinci sınıf tüccarlarla defter tutmak zorunda olan çiftçilerin fatura tutmak zorunda olmadıkları satışları için yani 150 milyon TLlik tutarı aşmayan perakende satışları ve yaptıkları işlerin bedellerini belirlemek için düzenlenen bir belgedir.</p>
<p>Perakende Satış Vesikalarının Çeşitleri	:<br />
Perakende Satış Fişi	: Tacirlerin tüketicilere sattıkları 5 milyon TLya kadar olan satışlarında ve hizmet teslimlerinde Perakende Satış Fişi vermek zorundadırlar. Bunlar mürekkepli kalemle en az 2 nüsha olarak düzenlenir.<br />
Giriş ve Yolcu Taşıma Biletleri	: Biletle girilen sinema, tiyatro ve konser gibi yerler ile yolcu taşıma işleri için ödenen işlerin karşılığında tesis veya seyahat işletmeleri tarafından en az 2 nüsha olarak hazırlanır.<br />
GİDER PUSULASI	: Fatura düzenlemek, vermek ve istemek zorunda olanların, bu yükümlülükleri bulunmayanlarla yaptıkları iş ilişkilerini belgelendirmek için kullanılan bir belgedir.<br />
Gider Pusulasını düzenlemek zorunda olanlar 1nci ve 2nci sınıf tüccarlar ve kazancı basit usulde olanlar tarafından kesilen belgedir. Vergiden muaf esnafla yaptıkları işler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/muhasebede-kullanilan-belgeler.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sevk İrsaliyesi Nedir</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/sevk-irsaliyesi-nedir.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/sevk-irsaliyesi-nedir.html/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2009 12:14:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/genelbil/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Muhasebe]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=727</guid>
		<description><![CDATA[Sevk irsaliyesi, ticari bir malın bir yerden diğer bir yere taşınması sırasında taşınan malın cinsini ve miktarını gösteren bir belgedir. Satılan mal, alıcıya teslim edilmek üzere satıcı tarafından taşınıyor veya taşıtılıyorsa, sevk irsaliyesini satıcı düzenler. Malın alıcı tarafından taşınması veya taşıttırılması halinde sevk irsaliyesini, alıcı düzenler. Ancak alıcı ve satıcının bu konuda anlaşmaları halinde, sevk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sevk irsaliyesi, ticari bir malın bir yerden diğer bir yere taşınması sırasında taşınan malın cinsini ve miktarını gösteren bir belgedir.<br />
Satılan mal, alıcıya teslim edilmek üzere satıcı tarafından taşınıyor veya taşıtılıyorsa, sevk irsaliyesini satıcı düzenler. Malın alıcı tarafından taşınması veya taşıttırılması halinde sevk irsaliyesini, alıcı düzenler. Ancak alıcı ve satıcının bu konuda anlaşmaları halinde, sevk irsaliyesi satıcı tarafından da düzenlenebilir. Bu durumda alıcı tarafından ayrıca sevk irsaliyesi düzenlenmez.<span id="more-727"></span><br />
                Malın, bir mükellefin birden çok iş yeri ile şubeleri arasında taşındığı veya satılmak üzere bir komisyoncu veya diğer bir aracıya gönderildiği hallerde de malı gönderen, sevk irsaliyesi düzenlenmek zorundadır. </p>
<p>               Yukarıdaki şekilde; alıcı, satıcı veya malı gönderen tarafından düzenlenmesi gereken sevk irsaliyesinin tarihi ile irsaliye numarasının faturaya kaydedilmesi zorunludur.</p>
<p>               En az 3 suret olarak düzenlenecek sevk irsaliyesinin 2 sureti malı taşıyan taşıtta bulundurulur. Yoklama ve denetim sırasında, 2 suret de yetkili mumurlara ibraz edilir.</p>
<p>SEVK İRSALİYESİNDE ŞUNLAR BULUNUR</p>
<p>a) Sevk irsaliyesi ibaresi,<br />
b) Maliye Bakanlığı klişesi veya noter tasdik mührü şekli,<br />
c) Gönderilen malın cinsi veya miktarı,<br />
ç) İrsaliyeyi düzenleyen mükellefin; adı, soyadı ile varsa ticaret unvanı, iş adresi, vergi dairesi ve hesap numarası,<br />
d) Mükellefin diğer iş yerine veya satılmak üzere bir alıcıya gönderdiği hallerde malın kime ve nereye gönderildiği,<br />
e) Malın, taşıyana teslim tarihi ve müteselsil irsaliye numarası<br />
f) Düzenleme tarihi ile malın fiili sevk tarihi,<br />
g) Düzenleyenin imzası.</p>
<p>                İrsaliyeler; mürekkepli kalem, makine (bilgisayar yazıcısı, daktilo vb.) veya kopya kurşun kalem ile doldurulur. Birden fazla örnek düzenlendiği taktirde, her birine kaçıncı örnek olduğu işaretlenir.</p>
<p>                Aynı müessenin çeşitli şube veya kısımlarından her biri, ayrı ayrı irsaliye kullandığı taktirde bu irsaliyelere, şube veya kısım isimlerinin yazılması veya özel işaretlerle seri ayrımı yapılması zorunludur.</p>
<p>SEVK İRSALİYESİ  ŞU DURUMLARDA ARANMAZ</p>
<p>                 1) En son tüketicilerin, perakende olarak satın aldıkları malları ( bu mallara ait fatura veya perakende satış fişinin bulunması şartıyla), taşınması veya taşınması halinde,<br />
                 2) Mükelleflerin faaliyetlerine ilişkin iş yerinde kullanılmak veya tüketilmek amacıyla satın aldıkları küçük hacimli ve değeri 76,000,000 TL’yi aşmayan malların (kırtasiye,büro ve temizlik malzemeleri gibi) taşımaları veya taşıttırmaları durumunda (Bu mallara ait faturanın taşıma sırasında taşıtta bulundurulması ve faturanın üzerine ‘‘Bu mallar için sevk irsaliyesi düzenlenmiştir’’. şerhinin verilmiş bulunması gereklidir.)</p>
<p>Sevk irsaliyesini; kazançları basit usulde tespit edilenler, deftere tabi çiftçiler, birinci ve ikinci sınıf tüccarların düzenlemeleri zorunludur. Bunların dışında kalanlar sevk irsaliyesini düzenleme zorunluluğu yoktur. </p>
<p>                Yukarıdaki belirtilenler dışında irsaliye ile ilgili olarak yapılacak işlemler (V.U.K. Genel Tebliğleri ile yapılan düzenlemelere göre) aşağıda ayrı ayrı açıklanmıştır.</p>
<p>                * Alıcıların kimler olacağı ve alacakları mal miktarı önceden belli olmayabilir. Satıcı, kendi nakil aracıyla malları alıcılara kendi iş yerlerinde teslim edecekse bu duruma tüm mallar için tek sevk irsaliyesi düzenleyecektir. Düzenlenecek sevk irsaliyesinde müşterinin adı, adresi, ‘’muhtelif müşteriler’’ ibaresi ile nakil vasıtasının plakası, sürücü veya araçta bulunan yetkilinin adı yazılacaktır. Malın, alıcıya teslimi anında ise ayrıca fatura düzenlenecek ve düzenlenen bu faturalara, sevk irsaliyesinin numarası yazılarak iş yerinde teslim edildiğine ilişkin fatura şerh(açıklama) düşülecektir. </p>
<p>                * Bir iş yeri ve deposu bulunmayıp pazarları veya köyleri dolaşarak taşıtıyla mal satanlar, irsaliye düzenlemek ve taşıtta bulundurmak zorundadırlar. Bu kimselerin malın teslimi anında ise fatura veya perakende satış fişi düzenlemeleri gerekir.</p>
<p>                * Faturanın malın tesliminden önce düzenlendiği ve malın daha sonra sevk edildiği durumlarda faturayı düzenliyenler, faturada malın daha sonra sevk edileceğini belirteceklerdir. Malın teslim tarihi ve irsaliye numarasını ise (Malın tesliminden sonra, alıcı ve satıcı kendilerinde kalan sevk irsaliyesinden yararlanarak), fatura şerh (açıklama) düşeceklerdir. Böylece fatura ve sevk irsaliyesi arasında uyum sağlanmış olacaktır.</p>
<p>                * Mükelleflerin yarı mamül veya mamül mallarına bazı işlemler yapılmak üzere diğer mükelleflere göndermeleri ve geri getirmeleri durumunda sevk irsaliyesi, gönderen tarafından düzenlenecektir. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/sevk-irsaliyesi-nedir.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yatırım İndirimi Nedir</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/yatirim-indirimi-nedir.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/yatirim-indirimi-nedir.html/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2009 12:10:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/genelbil/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Muhasebe]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=725</guid>
		<description><![CDATA[Sevgili okurlar, hepimizin de bildiği gibi ülkelerin kalkınabilmeleri, iyi bir refah düzeyine ulaşabilmeleri, ileri teknolojiye ayak uydurabilmeleri için çeşitli yatırımlar yapmaları gerekir. Bu yatırımlar gerek ticari ve sınai, gerekse de ziraî alanlarda olabilir. Önemli olan hangi alanda olup olmadığı değil, önemli olan sosyal faydayı sağlayan, üretimleri destekleyen, verimliliği arttıran, üretilen malların kalitesini yükselten yatırımların gerçekleştirilmesidir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili okurlar, hepimizin de bildiği gibi ülkelerin kalkınabilmeleri, iyi bir refah düzeyine ulaşabilmeleri, ileri teknolojiye ayak uydurabilmeleri için çeşitli  yatırımlar yapmaları gerekir. Bu yatırımlar gerek ticari ve sınai, gerekse de ziraî alanlarda olabilir. Önemli olan hangi alanda olup olmadığı değil, önemli olan sosyal faydayı sağlayan, üretimleri destekleyen, verimliliği arttıran, üretilen malların kalitesini yükselten yatırımların gerçekleştirilmesidir.<span id="more-725"></span><br />
İşte bu yatırımların gerçekleştirilmesi için, yatırımcıların ve mükelleflerin yatırımlara teşvik edilmesi gerekir. Yatırımlara teşvik edici birkaç tane vergi istisnası vardır. Ben bunlardan yatırım indirimini sizlere detaylı olarak anlatmaya çalıştım.<br />
Yukarıda da bahsettiğim gibi yatırımların gerçekleşmesi mükelleflere bağlıdır. Yatırım indirimi uygulaması sayesinde yapılan yatırım harcamalarına yatırımın yapıldığı bölge itibariyle bir oran uygulanır ve bu oran kadar vergi istisnası sağlanır. Mükelleflerden daha az vergi alınır. Dolayısıyla, mükellefler yatırımlara yönlendirilmiş olurlar. Çünkü, mükellefler vergi yükünden bıktıkları için, daha az vergi alındığını görünce yatırımlara yönelirler. Bu yatırım indirimi sayesinde de yatırımlar artış gösterir.<br />
Ben bu konu ile sizlere, hangi kurumların yatırım indiriminden yararlana-bileceğini, yatırım indirimi oranlarının yüzde kaç olduğunu, asgari yatırım tutarlarının ne ölçüde olduğunu, hangi harcamaların yatırım indirimi konusuna girdiğini, yatırım indiriminin uygulanabilmesi için ne gibi şartların olacağını, yatırım indirimlerinin endekslenmesini, yatırım indirimlerinin muhasebeleşti-rilmesini, yatırım indiriminin uygulanabilmesi için hangi kurumlardan ne gibi belgeler alınıp nereye tasdik edileceğini, yatırım indiriminin vergilendirilmesi gibi konuları kendimce derleyip anlatmaya çalıştım. Ve sizlere yararlı olacağını düşündüm.<br />
Bu çalışmamda bana yardımcı olan Yonca Özvatan’a teşekkür ederim. </p>
<p>							YUSUF ARABACI  </p>
<p>BÖLÜM I- GENEL OLARAK YATIRIM İNDİRİMİ<br />
GENEL AÇIKLAMA<br />
Öncelikle yatırım indiriminin tanımının yapılması gerekir. Buna göre yatırım indirimi, ticari ve ziraî kazanç sahiplerinin kazançlarını yatırıma yönlendirmelerini teşvik eden bir vergi istisnasıdır. (ERDEM;1997,75)<br />
Gelişmekte olan ülkelerin ekonomik yönden kalkınabilmeleri için ülkedeki yatırım hacmini arttırmaları ve yatırımlarda azami olarak sosyal faydayı sağlamaları gerekir. Bu nedenle, üretimi genişleten, verimliliği arttıran, ihracatı geliştiren, üretilen malların kalitesini yükselten yatırımlar teşvik edilmek suretiyle arttırılmalıdır.<br />
Vergi Kanunlarımızda, yatırımları teşvik edici ve ekonominin dinamiğini oluşturan belli sektörlere yönlendirici düzenlemeler vardır. Bu düzenlemelerin birisi de, “yatırım indirimi” müessesesidir. (SARISU;1997,139)<br />
	Yatırım indirimi Türk Vergi Hukuku’na 27 Mayıs Devriminden sonra katılmış olan bir vergi teşvikidir. O zamanki tedvin tarzı uyarınca yatırım indirimi 1963 yılında 202 sayılı kanun ile GVK’nun sekizinci bölümünde yer almıştır.(AKKÖY;2000,28)<br />
	Yatırım indiriminin amacı ve felsefesine tam olarak vakıf olabilmek için, anılan müesseseyi Türk Vergi Hukukuna getiren, güçlü denetim örgütü Hesap Uzmanları Kurulu’nun Kurucusu Rahmetli Üstadımız Ali Alaybek’in Başkanı olarak bulunduğu Vergi Reform komisyonu raporlarının gözden geçirilmesinde yarar vardır. (AKKÖY;2000,28)<br />
YATIRIM İNDİRİMİNİN NİTELİĞİ<br />
	Yatırım indirimi mali ekonomi politikası tedbirlerinden basında en açık ve etkin bir şekilde yer alan ve yatırımlara teşviki sağlayan bir vergi istisnasıdır.<br />
YATIRIM İNDİRİMİNİN AMACI<br />
Yatırım indirimi uygulaması, yapılan yatırım harcamalarının belli bir kısmının veya tamamının ticari veya ziraî kazançtan indirilmesi suretiyle yatırım yapan mükelleflerden daha az vergi alınması amacını taşır. (ŞEKER;1997,83)<br />
	Yatırım indiriminin yapılmasındaki bir başka amaçta, teşebbüslerin elde ettikleri kazançlarından yatırım için ayırdıkları ve yatırıma tahsis ettikleri fonların vergiden istisna edilmesidir. Bu amaçların gerçekleşmesi yatırımları arttıracağın-   dan ülkelerde kalkınmalar görülür.<br />
Bunların yanında yatırım indirimi; kalkınma planı ve yıllık programlara uygun, istihdam arttırıcı, bölgeler arasındaki dengesizlikleri giderici özelliklere sahip, döviz kazandırıcı faaliyetlere dönük, ileri ve uygun teknoloji getiren, uluslar arası rekabet gücü sağlayan yatırımların; desteklenmesi amacını taşır. (ERDEM;1997,74)<br />
	Vergi Reform komisyonunun oluşturduğu bu ana fikre göre yatırım indirimi; 1963 yılındaki tedvinin gerekçesi açısından öz sermayeden karşılanması öngörülen bir vergi istisnasıdır. (AKKÖY;2000,28)<br />
YATIRIM İNDİRİMİNİN MAHİYETİ<br />
Tam mükellefiyete tabi kurumlarca elde edilen kazançların tümü ticari nitelik taşır. Bu kurumlar kaynağı ne olursa olsun kurumlar vergisine tabi tüm kazançları için yatırım indiriminden yararlanabilirler. (MAÇ-TURAN;2000,5)<br />
Dar mükellefiyete tabi olanlar dahil, ticari ve ziraî kazançları üzerinden vergiye tabi mükelleflerin (adi ortaklıklar, kollektif ve adi komandit şirketler ve kurumlar vergisi mükellefleri dahil), yatırım indiriminden faydalanması kabul edilmiş bulunan yatırımları kapsamında; yaptıkları ve müteakip vergilendirme döneminden yapmayı öngördükleri yatırım harcamaları, GVK’nun yatırım indirimine ilişkin Ek 1-6’ncı maddelerinin yer aldığı bölümde yazılı şartlar dahilinde ilgili kazançlarından indirilecektir. (KAPLAN;1999,222)<br />
Ayrıca, dar mükellefiyete tabi olup Türkiye’de mükellefiyet tesis ettirmiş bulunan yabancı kurumların Türkiye şubeleri de Türkiye’de oluşan kazançlarının vergilenmesinde yatırım indirimi uygulayabilirler. (MAÇ-TURAN;2000,5)<br />
YATIRIM HARCAMALARININ YATIRIM İNDİRİMİNE KONU OLMASI<br />
Yatırım indiriminin konusunu, yatırımlarla ilgili harcamalardan; bina, makine, tesisat, araç (sadece işletmenin esas faaliyet konusu ile ilgili olanlar) ve benzeri amortismana tabi aktif değerlerin yeni olanlarının maliyet bedelleri oluşturur. (KAPLAN;1999,224)<br />
Yatırım harcamalarının yatırım indirimine konu olabilmesi için belgelerde yazılı olan tarihin gelmiş olması gerekir. Belgelerde gösterilen bu tarih yatırıma başlama tarihidir. Yatırıma başlama tarihi mükellefçe, yatırım teşvik belgesi alabilmek için yapılan başvuru tarihinden önce ise, belgedeki yazılı tarih esas alınmaz. Burada dikkate alınması gereken tarih başvuru tarihidir.<br />
Örneğin; başvuru 15 Mart’ ta  yapılmış ve belgede yatırıma başlama tarihi 30 Mayıs olarak gösterilmişse, sadece 30 Mayıs ve daha sonra bu belge kapsamında yapılan yatırım harcamaları istisnaya konu olabilecektir. Şayet başvuru tarihi 20 Eylül, belgede yazılı yatırıma başlama tarihi 10 Ağustos olsaydı 20 Eylül’ den sonraki harcamalar indirime konu edilecekti. (MAÇ-TURAN;2000,6)<br />
Yatırım İndirimine Konu Olan Harcamalar<br />
Yatırım indiriminde mutlaka maliyete dahil edilmesi gereken harcamalar şunlardır:<br />
İmal ve inşa giderleri ile satın alma bedelleri<br />
Gümrük vergileri<br />
Nakliye ve montaj giderleri<br />
Mevcut binanın satın alınıp yıkılması halinde yıkım ve arsa tesviye giderleri<br />
Şayet yatırım mevcut bir sabit kıymetin revizesine yönelik ise, bu sabit kıymetin maliyetine ilavesi gereken (normal tamir bakım niteliğinde olmayan) harcamalar<br />
Noter masrafı, kıymet takdiri, komisyon, taşıt alım vergileri, tapu harcı, VUK’nun 270’inci maddesi uyarınca doğrudan gider yazılabileceği gibi, ilgili sabit kıymet maliyetine de eklenebilir. Maliyete ekleme tercihinde bulunulmuşsa bu giderler de yatırım indirimine konu olur, doğrudan gider yazıldığı takdirde indirim kapsamı dışında kalır.<br />
Yatırım finansmanında kullanılan kısa veya uzun vadeli kredilerin kuruluş dönemine yani aktifleştirmeye kadar olan kısmına ait olan faizler, ilgili sabit kıymetin maliyetine eklenir ve yatırım indirimine konu olur. Aktifleştirme sonrasına ait faizler ise maliyete eklenebileceği gibi doğrudan gider de yazılabilir. (MAÇ-TURAN;2000,9)<br />
Teşvik belgesine bağlanmış olan ve kiralık hazine arazisi üzerinde gerçekleştirilecek yatırımlarla ilgili yatırım harcamaları da yatırım indirimine konu edilebilmektedir. (İstanbul Defterdarlığı’nın 30.3.1994 tarih ve 5240 sayılı muktezası; MAÇ-TURAN;2000,10)<br />
Finansal kiralamaya konu olacak yatırımlarda, teşvik belgesi finansal kiralama şirketine verilir ve yatırım indiriminden, finansal kiralama şirketi faydalanır. (146 nolu GV Genel Tebliği; MAÇ-TURAN;2000,10)<br />
Yatırıma yönelik sübvansiyonlar istenirse hasılat yazılır, istenirse yatırım maliyetini azaltan bir faktör olarak dikkate alınır. Şayet bu sübvansiyonlar maliyetten düşülürse amortismanların ve yatırım indiriminin de bu düşük değer üzerinden hesaplanması gerekir. (176 nolu VUK Genel Tebliği; MAÇ-TURAN;2000,10)<br />
Ayrıca, inşa halinde alınan binalar için yapılacak tamamlama harcamaları, yatırım teşvik belgesinde yer alması şartıyla yatırım indirimine konu olabilecektir. (KAPLAN;1999,224)<br />
Öte yandan, GVK’nun Ek 3’üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, Petrol Kanununa göre yürütülen arama ve sondaj faaliyetleri için yapılan ve aktifleştirilen harcamalardan, ilgili bakanlığın görüşü alınmak suretiyle, Maliye Bakanlığınca belirlenenler, yatırım indirimi uygulaması bakımından yatırım harcaması sayılır ve yatırım indirimine konu olur. (KAPLAN;1999,224; MAÇ-TURAN;2000,10)<br />
Buna göre, doğrudan gider yazılacak harcamalar yatırım indirimine konu edilmez. Yatırım indirimine konu olabilmesi için, yapılan harcamaların ilgili sabit kıymet maliyetine eklenmesi gerekir.<br />
Yatırım İndirimine Konu Olmayan Harcamalar<br />
GVK’nun Ek 3’üncü maddesinin üçüncü fıkrasında yer aldığı ve 187 seri nolu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde açıklandığı üzere;<br />
Personel lojmanları inşası ve tefrişi<br />
İnşa edilmiş olarak veya inşa halinde satın alınan binaların satın alma bedeli<br />
Arazi veya arsa tedariki, yedek parça temini, esas proje dışında münferit tesisat, makine, araç mübayaası için yapılan harcamalar<br />
İşletmelerin kuruluş ve örgütlenme giderleri, deneme imalatı giderleri<br />
Yatırım teşvik belgesine konu olan yatırımı tamamlanmasından sonraki dönemlere ait kredi faizi ve kur farkları<br />
yatırım indirimine konu edilmeyen harcamalardır. (KAPLAN;1999,224; MAÇ-TURAN;2000,10-11; ERDEM;1997,75)<br />
Harcama Esası<br />
Yatırım indiriminde harcama esası geçerlidir. Gerek indirimin uygula-nacağı yıl içinde yapılmış olan yatırımlar ve gerekse peşin indirim uygulaması kapsamında indirimin uygulandığı yılı izleyen yıl içinde yapılması öngörülen yatırımlar bakımından yatırım indirimi hakkı, yatırım teşvik belgesi kapsamındaki amortismana tabi iktisadi kıymetlere yönelik harcamalar üzerinden hesaplanır ya da peşin indirim uygulanmış ise harcamanın yapılması ile kesinleşir. Başka bir anlatımla indirim hakkını elde edebilmek için, imal veya inşa halindeki sabit kıymetin tamamlanması beklenmez. (MAÇ-TURAN;2000,11)<br />
Harcamanın yapılması için bedelin ödenmesi şart değildir. Yurt içinde yapılan alımlarda faturanın kesilmiş olması, ithalatta malın gümrükten çekilmiş olması, harcamanın yapılmış sayılması için şarttır ve yeterlidir. Erken şekilde indirimden yararlanabilmek için, teslim alınmamış mal için fatura kestirilmesi halinde bu fatura yatırım indirimi açısından geçersiz olacaktır. (MAÇ-TURAN;2000,11)<br />
Harcamanın söz konusu olabilmesi için ödenmemiş dahi olsa bir faturanın mevcudiyeti şarttır. Dolayısıyla yapılan teminat ve depozito ödemeleri, sipariş avansları, peşinat ödemeleri, müteahhitlere verilen avanslar harcama kapsamına girmez. Çünkü bu ödemeler için fatura kesilmesi söz konusu değildir.<br />
Aynı şekilde ithalatta, malın gümrük sahasına gelmesi ve mal bedelinin ödenmiş olması harcama anlamına gelmez. Harcamadan söz edilebilmesi için gümrükten çekme işleminin tamamlanmış, malın millileşmiş olması gerekir. (MAÇ-TURAN;2000,11)<br />
YATIRIM İNDİRİMİNDEN YARARLANMA ŞARTLARI<br />
Yatırım indiriminin şartlarını düzenleyen GVK’nun Ek 2’nci maddesine göre; yatırım indirimi uygulanmasında maddede belirtilen ve aşağıda açıklanan şartların topluca gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu şartlardan herhangi birisinin yerine getirilmemesi halinde yatırım indirimi uygulamasından yararlanılması mümkün değildir. Bu şartlar, özetle şunlardır:<br />
İndirimin uygulanacağı ticari ve ziraî kazanç bilanço esasına göre tespit edilmiş olmalıdır. Yatırım indiriminden yararlanacak mükellefin birden fazla şahsi işletmesi varsa, indirim sadece yatırımın yapıldığı işletmeden elde edilen kazanca değil, ticari işletmelerden elde edilen ticari kazançlar toplamına uygulanacaktır. Ancak ticari faaliyet dışında ziraî faaliyeti de bulunan mükellef, ticari faaliyeti nedeniyle hak kazandığı yatırım indirimini, sadece ticari faaliyetten sağladığı kazançtan indirim konusu yapabilecektir.<br />
Öte yandan, adi şirketler ile kollektif ve adi komandit şirketlerin her birinin bağımsız bir ünite olarak kabul edilmeleri nedeniyle, bunların yaptıkları yatırımlara ait indirim, ortaklığın bünyesinde kalacak ve ortaklar tarafından verilecek beyannamelerde yalnızca bu ortaklardan elde edilmiş ticari kazanca uygulanabilecektir. Kurumlar vergisi mükelleflerinde ise, yatırım indirimi tutarının kurum kazancından indirilebileceği tabiidir.<br />
Yatırımlar, kalkınma planları ve yıllık programlarda belirtilenlerden Maliye Bakanlığı ile Hazine Müsteşarlığı tarafından müştereken seçilen sektörler veya konularda yapılmalıdır. Bu sektör ve konular her yıl yayımlanan “Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Karar” ile belirlenerek ilan edilmekte olup, söz konusu kararda yer almayan sektör ve konulardaki yatırımların yatırım indirimine konu olması mümkün değildir.<br />
(4369 sayılı Kanunun 30’uncu maddesiyle değiştirilen ve 1.1.1999 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 3 nolu bentte yer aldığı üzere) Yapılan yatırım ticari ve sınai yatırımlar için en az 50 milyar, ziraî yatırımlar için en az 10 milyar lira olmalıdır. Kalkınmada öncelikli yörelerde bu tutarların yarısı dikkate alınacaktır.<br />
Yatırıma başlamadan önce Hazine Müsteşarlığı’na başvurularak gerekli bilgi ve belgelerin tevdi edilmiş ve yukarıda belirtilen şartların mevcudiyeti tasdik edilerek Yatırım Teşvik Belgesi alınmış olmalıdır. Ancak, Yatırım Teşvik Belgesi aranmaksızın yatırım indirimi uygulanacak yatırım türü veya miktarlarını (yukarıda 3 numaralı bentte yer alan miktarları aşmamak ve miktarların yarısından aşağı olmamak üzere) yöreler veya sektörler itibariyle ayrı ayrı belirlemeye ve bu hükmün uygulanmasına ilişkin usul ve esasları tespite Maliye Bakanlığı ile Hazine Müsteşarlığı müştereken yetkilidir.<br />
Yatırım, tasdik edilmiş bulunan şartlar ve süreler dahilinde yapılmış olmalıdır. (KAPLAN;1999,222-223)<br />
YATIRIM İNDİRİMİ ORANI<br />
1.1.1999’dan itibaren alınan Yatırım Teşvik Belgeleri bakımından Ek 3’üncü maddenin beşinci fıkrasının 4369 sayılı Kanunla değişik şekli ile 99/12475 sayılı BKK ve 99/1 nolu Tebliğ’de yapılan düzenlemeler ve açıklamalara göre hareket edilecektir. Buna göre,<br />
Özel önem taşıyan sektör yatırımlarında yatırım indirimi oranı, Bakanlar Kurulunca tespit edilmiş olan %100 oranıdır.<br />
Organize sanayi bölgeleri ve kalkınmada öncelikli yörelerde yapılacak yatırımlarda yatırım indirimi oranı %100 olarak uygulanır.<br />
Bunların dışında kalan yatırımlarda genel kanuni oran olan %40 uygulanır.<br />
250 milyon ABD Doları karşılığı Türk Lirasını aşan sınai yatırımlar için yine Bakanlar Kurulunca tespit edilmiş bulunan %200 oranı uygulanır. (MAÇ-TURAN;2000,22-23; KAPLAN;1999,224-225)<br />
YATIRIM İNDİRİMİ TUTARININ HESAPLANMASI<br />
187 nolu GV Genel Tebliğinde bu konu şöyle anlatılmıştır:<br />
“Her yatırım için hesaplanacak yatırım indirimi tutarı, o yatırım içinde yer alan indirimden yararlanabilecek aktif değerlerin maliyet bedelleri toplamına, yatırım teşvik belgesinde yazılı olan indirim oranının uygulanması suretiyle bulunur. (ERDEM;1997,76)<br />
Mükelleflerin, yatırım indirimi dışında uygulamaları gereken başka indirim ve istisnaları bulunması halinde, önce diğer istisnalar, sonra yatırım indirimi uygulanır.<br />
Yatırım teşvik belgelerinde yer alan teşviklerden yararlanabilmek için, üzerinde yazılı karakteristik değerlere, şartlara ve sürelere uymak esastır. Döviz tutarında ve toplam sabit yatırım tutarında; Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Kararlara ilişkin yayımlanmış tebliğlerde yer alan oranın (halen bu oran %50’dir.) üzerindeki artış veya azalışlar olması halinde, yatırım indirimi uygulanabilmesi için bu değişikliğin Hazine Müsteşarlığına vize ettirilmiş olması gerekir.<br />
Yatırım indirimi, kazancın elverişli olduğu ilk yılda gerçekleştirilir. İlgili yıl kazancı elverişli olduğu halde yatırım indiriminden yararlanmayan mükellefler, yararlanmadıkları bu indirim tutarlarını daha sonraki yıllara ait kazançlarından indiremezler.” (MAÇ-TURAN;2000,11-12)<br />
Birden fazla yatırım teşvik belgesi almış mükelleflerin önceki yıllarda tümüyle uygulanmamış eski yatırımlarıyla ilgili devreden indirim tutarları varsa, önce bu indirimler kazançtan düşülür. Daha sonra yeni yapılmış olan yatırımlara ilişkin indirimlerin uygulanmasına geçilir. (MAÇ-TURAN;2000,11)<br />
Asgari Yatırım Tutarı<br />
Bir mükellefin yatırım indiriminden yararlanabilmesi için, Kanunun öngördüğü yatırım tutarı; ticari ve sınai yatırımlar için 50.000.000.000.- lira, ziraî yatırımlar için ise 10.000.000.000.- liradır. Bu tutarlar 1999 yılında uygulanmak üzere 1.1.1999’dan itibaren yürürlüğe giren 4369 sayılı Kanunun 30’uncu maddesi ile belirlenmiştir.<br />
Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 123’üncü maddesinde, bu tutarların, her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak VUK hükümlerine göre belirlenen yeniden değerleme oranında arttırılmak suretiyle uygulanacağı, bu şekilde hesaplanan tutarın %5’ini aşmayan kesirlerin dikkate alınmayacağı hükme bağlanmış; ayrıca, Bakanlar Kuruluna bu suretle tespit edilen tutarları yarısına kadar arttırmaya veya indirmeye yetki verilmiştir.<br />
Buna göre, 2000 yılından itibaren uygulanacak olan asgari yatırım tutarının belirlenmesinde GVK mükerrer md. 123’te yer alan hükümler geçerli olmuş ve yukarıda yer alan asgari sınırlar 2000 yılı için ticari ve sınai yatırımlarda 76 milyara ve ziraî yatırımlarda 15 milyara çıkarılmıştır. (228 nolu GVGT; MAÇ-TURAN;2000,5)</p>
<p>BÖLÜM II- YATIRIM İNDİRİMİ UYGULANMASI İÇİN GEREKLİ İŞLEMLERİN YAPILMASI<br />
YATIRIM İNDİRİMİNDE TEŞVİK BELGESİ ALINMASI<br />
Yatırım indiriminden yararlanacak mükellefler, yatırıma başlamadan önce Hazine Müsteşarlığına başvurarak gerekli bilgi ve belgeleri sunmak ve Ek 2’nci maddede belirlenen şartların varlığını onaylatarak “yatırım teşvik belgesi” almak zorundadırlar. (MAÇ-TURAN;2000,5)<br />
Yatırımcının yatırım indiriminden yararlanabilmesi için yatırıma başlama- dan önce bağlı bulunduğu vergi dairesine başvurma zorunluluğu vardır.<br />
Birden fazla yatırım teşvik belgesi almış olan mükelleflerdeki uygulama şekli<br />
Birden fazla yatırım teşvik belgesi almış mükelleflerin safi kazancının yetersizliği nedeniyle yararlanılmayan indirim tutarının bulunması halinde;<br />
Öncelikle önceki yıllarda tamamen uygulanmamış olan eski yatırımlarla ilgili devreden indirimler,<br />
Daha sonra yeni yatırımlara ilişkin indirimler uygulanır.<br />
Önceki dönemlerde ve cari yılda yapılan ve indirilemeyen tutarın bulunmaması halinde ise bir yıl sonra yapılacak yatırımlarla ilgili öngörülen indirimler uygulanır. (MAÇ-TURAN;2000,23-24)<br />
Teşvik belgesiz yatırım indirimi uygulaması<br />
Teşvik belgesiz yatırımlarla ilgili yatırım indirimine ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığı tarafından müştereken tespit edilerek 195 seri nolu GV Genel Tebliği ile açıklanmıştır. (RG.20.3.1996,22586)<br />
Bu tebliğe göre teşvik belgesiz olan yatırımlarda:<br />
Peşin indirim uygulaması yapılamaz. Yatırım indirimi, harcamanın yapıldığı yıl kazancından başlayarak uygulanır.<br />
Endeksleme uygulaması yapılamaz.<br />
Proje maliyetinin, her yıl değişen alt ve üst sınırlar içinde kalan kısmına indirim uygulanır. Yapılan yatırımın en az yatırım tutarının altında gerçekleşmesi halinde  indirimden yararlanılamaz, azami tutarın üzerinde gerçekleşmesi halinde ise, sadece azami had dahilindeki yatırımlar indirim-den yararlanır, aşan kısım yararlanamaz. (MAÇ-TURAN;2000,26; KAPLAN;1999,222)<br />
Proje maliyetlerinin alt ve üst sınırları şöyledir:</p>
<p>Tablo 1: 1999 yılı proje maliyetlerinin asgari ve azami sınırları</p>
<p>1999 yılı için, Milyar TL.<br />
	Asgari	Azami<br />
Ticari ve sınaî yatırımlarda	25	50<br />
Ziraî yatırımlarda	5	10<br />
Kaynak: Vergi Dünyası Dergisi; Şubat 2000, 222’nci sayı ve sayfa 26</p>
<p>Bu sınırların her yıl bir önceki yıla ilişkin yeniden değerleme oranında arttırılarak uygulanacağı, ayrıca Bakanlar Kurulu’nun bu suretle tespit edilen tutarları yarısına kadar arttırmaya veya indirmeye yetkili olduğu GVK’nun mükerrer 123’ncü maddesinde hükme bağlanmıştır. Buna göre 2000 yılında uygulanacak olan tutarlar bu hüküm kapsamında değişmiş olup aşağıdaki değerleri almıştır:</p>
<p>Tablo 2: 2000 yılı proje maliyetlerinin asgari ve azami sınırları </p>
<p>2000 yılı için, Milyar TL.<br />
	Asgari	Azami<br />
Ticari ve sınaî yatırımlarda	38	76<br />
Ziraî yatırımlarda	7,5	15<br />
Kaynak: Vergi Dünyası Dergisi; Şubat 2000, 222’nci sayı ve sayfa 27</p>
<p>Ayrıca kalkınmada öncelikli yörelerde yapılacak teşvik belgesiz yatırımlar bakımından bu belirlenen tutarların yarısının dikkate alınması gerekmektedir. (MAÇ-TURAN;2000,27)<br />
Bunun dışında, teşvik belgesi aranmaksızın yatırım indirimi uygulanacak sektörler, Maliye Bakanlığı ile Hazine Müsteşarlığı tarafından müştereken belirlenerek 195 seri nolu Gelir Vergisi Genel Tebliği ile açıklanmıştır. Teşvik belgesiz yatırımlardan imalat (imalat sektörü yatırımlarından kalkınmada öncelikli yörelerde ve diğer yörelerin küçük sanayi siteleri ve organize sanayi bölgelerindeki yatırımları) ve tarım-hayvancılık alt sektörlerindeki yatırımlar, anılan tebliğdeki usul ve esaslar çerçevesinde yatırım indirimine konu olabilecektir. (KAPLAN;1999,220)<br />
1.1.1999 tarihinden önce yatırım teşvik belgesine bağlanan yatırım harcamaları bakımından uygulama<br />
4369 sayılı Kanunla Gelir Vergisi Kanununa eklenen geçici 50’nci madde hükmüne göre 1.1.1999 tarihinden önce yatırım teşvik belgesine bağlanan yatırımlar kapsamında gerek 1.1.1999’dan önce ve gerekse daha sonra yapılan harcamalar bakımından değişiklik yapılmadan önceki hükümler (finansman fonu uygulaması dahil) uygulanacaktır.<br />
Buna göre, elinde hem 1.1.1999’dan önce hem de daha sonra alınmış birden fazla yatırım teşvik belgeleri bulunan mükellefler, eski belgeleri ile ilgili olarak değişiklikten önceki hükümleri, yeni belgeleri ile ilgili olarak değişiklikten sonraki hükümleri bir süre bir arada uygulayacaklardır.<br />
Örneğin, bir taraftan 1.1.1999’dan önce alınmış bir yatırım teşvik belgesi kapsamında finansman fonu uygulaması yapılırken diğer taraftan 1.1.1999’dan sonra alınmış bir başka yatırım teşvik belgesi kapsamında peşin indirim uygulaması yapılabilecektir. (MAÇ-TURAN;2000,25)<br />
ÖRNEK: (A) Anonim şirketinin 1998 hesap dönemine ait kazancı 1 trilyon liradır. 30.04.1999 itibariyle şirkete ait 2 adet yatırım teşvik belgesi vardır. Bu belgeler kapsamındaki harcamalarla ilgili veriler şöyledir:</p>
<p>Belge Tarihi	Toplam	1998’de	1999’da<br />
	Yatırım	Yapılan	Yapılması<br />
	(milyar TL)	Harcama	Plânlanan<br />
		(milyar TL)	Harcama<br />
			(milyar TL)<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
19.01.1998	  2.000	     500	     700<br />
25.01.1999	  1.000	       -	     300</p>
<p>Bu verilere göre kurumun 1998 hesap dönemine ait KV beyanı şu şekilde düzenlenebilir:</p>
<p>Kurum kazancı	: 1.000<br />
Yatırım indirimi (1998’de gerçekleşen)	:    500<br />
Yatırım indirimi (1999 için plânlanan)	:    300<br />
Yararlanılabilecek toplam yatırım indirimi	:    800<br />
Finansman fonuna esas tutar	:    200<br />
Finansman fonu	:      40<br />
Safi kurum kazancı (1998 KV matrahı)	:    160</p>
<p>Örnekten de anlaşılacağı üzere 19.1.1998 tarihli belge kapsamında 1999 yılında yapılması plânlanan harcamalar için peşin indirim yapılması mümkün değildir. (MAÇ-TURAN;2000,26)<br />
YATIRIM İNDİRİMİ İÇİN YMM TASDİK RAPORU VEYA BUNUN YERİNE BEYANNAME TASDİKİNE İLİŞKİN YMM TASDİK RAPORU ALINMASI ZORUNLULUĞU<br />
YMM’lere yaptırılan tasdik, teşvik belgesi kapsamında yatırım yapan firmaların, ilgili dönem hesaplarının yatırım indirimi istisnası yönünden incelenmesinden, fiili durumun muhasebe kayıt ve belgelerinin ilgili mevzuata uygunluğunun araştırılarak, yararlanılacak yatırım indirimi istisnası tutarının belirlenmesinden ibarettir. (SARISU;1997,141)<br />
Yatırım indirimi uygulaması, 3568 sayılı Kanuna ilişkin 7 nolu Tebliğle, YMM tasdiki kapsamına alınmış, bu Tebliğ’ deki 2,5 milyar liralık had, daha sonra 13 nolu tebliğle 10 milyar liraya, 20 nolu tebliğle 12 milyar liraya ve en son 25 nolu tebliğle 100 milyar liraya çıkarılmıştır. 18 nolu Tebliğe göre beyanname tasdiki yaptıranların ayrıca bu tasdiki yaptırmaları gerekmez.<br />
Kanuna göre, yatırım indiriminin harcama esasına göre uygulanması, yani her yıl yapılan yatırım harcamaları üzerinden hesaplanarak, varsa o yıl kazancından geçmiş beş yıllık zararlarla diğer istisnaların indirilmesinden sonra kalan kazançlara uygulanması gerekmekte ve imkân bulunmasına rağmen yararlanılmayan istisna tutarı, müteakip yıl kazançlarından indirilememektedir. (MAÇ-TURAN;2000,6)<br />
Ayrıca YMM’ lere tasdik ettirilmesinde iki ayrı görüş vardır. Biri YMM tasdik zorunluluğunun olduğunu öngören vergi dairelerindeki uygulama, ikincisi ise böyle bir zorunluluğun olmadığını öne süren danıştay kararıdır. </p>
<p>Vergi İdaresi Uygulaması<br />
7 nolu Tebliğde, yatırım indirimi istisnasının, indirimin belli büyüklükteki yatırımlar için, YMM tasdik raporuna istinaden yapılması öngörülmek suretiyle şu esaslara yer verilmiştir:<br />
Tasdik raporunun, yatırım indirimi istisnasından fiilen yararlanılacak olan hesap dönemine ait gelir veya kurumlar vergisi beyannamesinin verileceği tarihe kadar düzenlenmesi ve o döneme ait yıllık beyanname ile birlikte vergi dairesine verilmesi zorunludur.<br />
Birden fazla yıl devam eden ve her yıl indirim hakkından yararlanılan yatırımlarda, o yıllara ait yatırım harcamalarının YMM’lere incelettirilmesi ve alınacak tasdik raporlarının yıllık beyannamelerle birlikte ilgili vergi dairelerine verilmesi gerekir.<br />
Yukarıda belirtilen 100 milyar liralık sınır, proje tutarı ile ilgilidir. Proje bu haddi aşıyorsa, fiilen kullanılan yatırım indirimi de varsa tasdike ihtiyaç vardır.<br />
1.1.1999’dan önce alınan yatırım teşvik belgeleri kapsamında KVK’nun mükerrer 8’inci maddesi uyarınca finansman fonu uygulayan KV mükellefleri bu işlemleri için YMM tasdik raporu almak zorundadırlar.<br />
Yatırım indirimi istisnasından, yatırımın devam ettiği yıllardaki kazançlarının    müsait olmaması sebebiyle yatırım tamamlandıktan sonra yararlanacak mükelleflerin, tüm yatırım harcamalarını kapsayan tasdik raporunu veya raporlarını istisnadan ilk defa yararlandıkları yıl beyannamesi ekinde vergi dairelerine tevdî etmeleri halinde, müteakip dönemlerde verilecek yıllık beyannamelerde indirim konusu yapılacak olan, bu raporların kapsamına dahil yatırım indirimi istisnaları için, ayrıca ve yeniden tasdik raporu vermelerine gerek yoktur. (MAÇ-TURAN;2000,7)<br />
Tam tasdik yaptıran mükelleflerin yatırım indirimi uygulamalarını YMM’lere ayrıca tasdik ettirmelerine gerek yoktur. (SARISU;1997,140)<br />
Ayrca, 3568 sayılı Serbest Muhasebeci, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik, Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu’nun 12’nci maddesinin Maliye Bakanlığı’na vermiş olduğu yetkiye istinaden 2 Ocak 1990 tarihinde adı geçen Bakanlıkça yayımlanarak yürürlüğe giren “Yeminli Mali Müşavirlerin Tasdik Edecekleri Belgeler, Tasdik Konuları, Tasdike İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik”  in tasdik kapsamı ile ilgili bölümünde;<br />
Mali mevzuatta yer alan teşvik, indirim, istisna ve muafiyetler yönünden;<br />
Yatırım indirimi,<br />
Döviz kazandırıcı işlemlerde vergi istisnası,<br />
Yeniden değerleme,<br />
Stok değerlemesi,<br />
Eğitim, spor ve sağlık yatırımlarından elde edilen kazanç istisnası,<br />
Dernek, vakıf, tesis ve kooperatiflere muafiyet tanınması,<br />
Değer teşvik, indirim, istisna ve muafiyetlerle ilgili işlemler.<br />
YMM’lerin tasdik edeceği konular kapsamına alınmıştır. (SARISU;1997,139)<br />
Bunların dışında Maliye Bakanlığı’na tasdik raporlarının ibraz süresi ve tasdik zorunluluğu hakkında yetki verilmiştir. Maliye Bakanlığı’nın tasdik süresini iki aya kadar uzatmaya tam yetkisi bulunmaktadır. Maliye Bakanlığı bu yetkisini kullanarak ibraz süresini 1996 yılında iki ay uzatmıştır. Bu süre dahilinde yatırım indirimi tasdik raporlarının vergi dairesine ibraz edilmemesi halinde yatırım indirimi istisnasından yararlanılmayacaktır. Örneğin; 7 trilyonluk bir hastahane yapan kuruluş, yatırım indirimi için gerekli tüm yasal zorunlulukları yerine getirip, yalnızca yatırım indirimi uygulamalarını YMM’lere tasdik ettirmemesi durumunda vergi idaresince yatırım indirimi istisnasından yararlandırılmamaktadır<br />
Danıştay kararının uygulaması<br />
  Danıştay, yatırım indiriminden yararlanmak için gerekli olan şartların GVK’nun Ek 2’nci maddesinde belirlendiği, bu şartlar arasında “yatırım indirimi uygulamalarının YMM’lere tasdik ettirilme zorunluluğu” nun bulunmadığı, ayrıca böyle bir zorunluluğun 3568 sayılı yasada da yer almadığı bu nedenle yatırım indirimi uygulamalarını YMM’lere tasdik ettirmeyen mükelleflerinde yatırım indirimi istisnasından yararlandırılmaları gerektiği görüşündedir.<br />
Nitekim danıştay tarafından verilen bir kararda;<br />
“3568 Sayılı Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu’nda, mükelleflerin vergiye ilişkin belgelerini mali müşavirlere tasdik ettirme zorunluluğu getirilmediği gibi, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 202 sayılı Kanun’un 16. Maddesiyle eklenen bölümünde yer alan yatırım indirimi ile ilgili hükümlerinde, yatırım indiriminden faydalanabilmek için, yatırım indirimi uygulamalarının YMM’lere tasdik ettirilme zorunluluğu da bulunmadığı, bu nedenle yapılan tarhiyatın kaldırılması ve mükellefin YMM raporu aranmaksızın, yatırım indirimi istisnasından yararlandırılması gerektiği” belirtilmiştir. (SARISU;1997,141)<br />
YATIRIMIN ONAYLANAN ŞARTLAR VE SÜRELER İÇİNDE OLMASI<br />
Yatırım indiriminin uygulanabilmesi için, yatırımın Hazine Müsteşarlığı-       nın onayladığı şartlara uygun olarak, yatırım teşvik belgesinde belirtilen süreler içinde tamamlanmış olması gerekir. (MAÇ-TURAN;2000,6)<br />
Yatırım süresince, Hazine Müsteşarlığınca onaylanan ve mükellefe verilen yatırım teşvik belgesinde yazılı olan şartlarda meydana gelecek değişikliklerin ve sürelerde doğabilecek gecikmelerin, meydana geldiği tarihten itibaren en geç üç ay içinde Müsteşarlığa bildirilmesi ve onaylattırılması zorunludur. (MAÇ-TURAN;2000,6; KAPLAN;1999,223)<br />
Bu konudaki başvurunun belirtilen süre içinde yapılmaması ya da değişikliklerin kabul edilmemesi halinde, daha önce yapılan onay hükümsüz olur ve mükellefin yatırım indiriminden yararlanma hakkı ortadan kalkar. (MAÇ-TURAN;2000,6; KAPLAN;1999,223)<br />
Herhangi bir sebeple Hazine Müsteşarlığınca yatırım teşvik belgesinin iptal edilmesi halinde, yatırım indiriminden yaralanma hakkı ortadan kalkan mükellefler, yatırım indirimi uygulaması nedeniyle alınmayan vergi, fon ve stopajı cezalı olarak ödemek zorunda kalırlar. (MAÇ-TURAN;2000,6)</p>
<p>BÖLÜM III- YATIRIM İNDİRİMİNİN BAŞLANGICI, UYGULAMA SÜRESİ, PEŞİN YATIRIM İNDİRİMİ UYGULAMASI VE UYGULAMADAKİ ŞARTLARIN İHLALİ<br />
YATIRIM İNDİRİMİNİN BAŞLANGICI VE UYGULAMA SÜRESİ<br />
Ek 4’üncü maddenin 4369 sayılı Kanunla değişik yeni şekline göre 1.1.1999 tarihinden geçerli olmak üzere yatırım indirimi uygulanmasına, yatırım teşvik belgesinin alındığı tarihte beyanname verme süresi geçmemiş hesap döneminden itibaren başlanır ve indirimden yararlanılacak miktara ulaşıncaya kadar devam olunur. (MAÇ-TURAN;2000,23; KAPLAN;1999,225; ERDEM;      1997,76)<br />
Yatırım indirimi hakkının hesabına teşkil edecek, yani indirime konu olabilecek harcamalar, yatırım teşvik belgesi için müracaatta bulunulan tarihten sonra gerçekleşen belge kapsamındaki yatırım harcamalarıdır. Bu harcamaların yıl sonuna kadar olan kısmı, o yıl için faydalanılacak istisnaya teşkil eder. Söz konusu harcama tutarına belgede yazılı indirim yüzdesinin uygulanması suretiyle bulunan meblağ o yıla ait KV matrahından indirilebilir. KV matrahı yoksa veya yeterli değilse bu indirim hakkı, daha sonraki yıllarda kullanılabilir. Yatırım başladığı yılda bitmemiş, müteakip yıllarda da devam etmiş ise, aynı şekilde yatırım indirimi hakları hesaplanır ve kullanılır. Birden fazla belgeli yatırım, aynı anda devam ediyorsa, yatırım indirimi hakedişleri, belgeler ve yıllar itibariyle ayrımlı olarak izlenir. İndirim hakedişlerinin doğuşu ve kullanılışının nazım hesaplar yoluyla izlenmesi mümkündür. (MAÇ-TURAN;2000,23)<br />
   Yatırım indiriminde temel prensip, kazancın elverişli olduğu ilk yılda indirimin uygulanmasıdır. Ancak, yatırım indirimi yanında diğer istisna ve indirimlerin de olması halinde, yatırım indiriminin yapılan harcamalara bağlı bir indirim olması nedeniyle, önce kazanç istisnası, sonra hasılat istisnası ve daha sonra da harcamalara bağlı istisna ve indirimler, kazançtan indirilecektir. (KAPLAN;1999,226)<br />
Burada önemli olan, kazançtan indirilmesi gereken yatırım indiriminin mi önce olacağı, yoksa zararın mahsubunun mu önce olacağıdır. Bu durum gelir vergisi mükellefleri ve kurumlar vergisi mükellefleri olarak ayrıcalık gösterir. Gelir vergisi mükelleflerinde, ilgili kazançtan öncelikle yatırım indirimi tutarının indirilmesi, daha sonra zararın mahsubunun yapılması gerekir. Kurumlar vergisi mükelleflerinde ise bu durumun tam tersi gerçekleştirilir. Yani; zararın mahsubu ön plandadır. Daha sonra da yatırım indiriminin kazançtan indirilmesi gerekir. Zaten gelir ve kurumlar vergisi beyannameleri bu hususa göre düzenlenmiştir.<br />
PEŞİN YATIRIM İNDİRİMİ UYGULAMASI<br />
Kapsam<br />
GVK’nun Ek 1’inci maddesinin 4369 sayılı Kanunla değişen şekli şöyledir:<br />
“Dar mükellefiyete tabi olanlar dahil, ticari veya ziraî kazançları üzerinden vergiye tabi mükelleflerin (adi ortaklıklar, kollektif ve adi komandit şirketler ile kurumlar vergisi mükellefleri dahil), yatırım indiriminden faydalanması kabul edilmiş bulunan yatırımları kapsamında yaptıkları ve müteakip vergilendirme döneminde yapmayı öngördükleri yatırım harcamaları” bu bölümde yazılı şartlar dahilinde ilgili kazançlardan indirilir.<br />
Bu değişiklikle mükelleflere, cari yılda fiilen yaptıkları yatırım harcamalarına ilaveten, müteakip vergilendirme döneminde (beyannamenin verildiği yılın başından sonuna kadar) yapmayı öngördükleri yatırım harcamalarını da cari yılın GV veya KV matrahının hesabında kazançtan peşinen indirme imkanı sağlanmıştır. (MAÇ-TURAN;2000,12; TURAN;2000,62)<br />
Bu imkan, yatırım teşvik belgesine bağlanan yatırımlar için geçerli olup,  teşvik belgesiz yatırım uygulaması konusunda da bahsettiğim gibi, yatırım teşvik belgesi aranmaksızın yapılan yatırımlarda uygulanamaz.<br />
Gelir Vergisi Kanunu’na 4369 sayılı Kanun’la eklenen Geçici 50’nci maddeye göre peşin indirim, 1.1.1999’dan sonra yatırım teşvik belgesine bağlanmış olan yatırım harcamaları için uygulanmak üzere 1.1.1999’ dan itibaren yürürlüğe girmiştir.31.12.1998 ve daha önceki tarihlerde yatırım teşvik belgesine bağlanmış yatırımlar bakımından, peşin indirim uygulaması yapılması söz konusu değildir. (MAÇ-TURAN;2000,12)<br />
Peşin Yatırım İndiriminin Amacı<br />
Peşin yatırım indirimi, müteakip dönem yapılacak yatırım harcamalarına tekabül eden gelir ya da kurumlar vergisinin tahsil edilmemesi yoluyla yatırımcıyı finanse etmek amacını gütmektedir. Ancak, yatırım indirimi her ne kadar, KV istisnası sağlasa da, yararlanılan indirim tutarı üzerinden %16,5’lik bir vergi yükü ihtiva etmektedir. Dolayısıyla KV’nden de mahsup edilemeyen bu yük sebebiyle, yatırımcılara tanınan vergisel avantaj (33-16,5) %16,5 nisbetinde olmaktadır. Yani yatırımcıların yapacakları yatırım harcamalarının %16,5’u Devlet tarafından yatırım harcaması yapılmazdan evvel finanse edilmektedir. (ERDEM;2000,40-41)<br />
Harcamanın Öngörülmesi ve İndirimin Uygulanması<br />
Harcama yapılmasının öngörülmesi ile kastedilen, yatırım teşvik belgesine bağlanmış olan proje kapsamında müteakip yıl yapılması plânlanan harcamanın, gelir ya da kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde, yatırım indirimi satırında gösterilmesidir. Beyanname üzerinde gösterilen öngörülen harcama tutarı ile ilgili peşin indirim hakkı, cari yılda bütün indirimlerden sonra vergiye tabi bir matrahın kalması halinde ve en fazla, kalan matrah kısmı kadar kullanılabilir. Müteakip vergilendirme döneminde yapılması plânlanan ve beyanname üzerinde gösterilmek suretiyle öngörülen harcama tutarının, kalan matrah kısmını aşan tutarının sonraki yıllara yatırım indirimi hakkı olarak devredilmesi mümkün değildir. (MAÇ-TURAN;2000,12)<br />
Buna göre, öngörülmüş olan harcamalar yatırım indirimi uygulayabilmek için, mükelleflerin devreden yatırım indirimlerinin olmaması gerekmektedir. Başka bir anlatımla, önce devreden yatırımlara, daha sonra beyannamenin ilgili olduğu yılda yapılan fiili harcamalara, bu yapılan harcamalara rağmen hala kazanç varsa öngörülen harcamalara yatırım indirimi uygulanır. Ancak, kazancı aşan kısım varsa, bu kısım sonraki yıllara devretmez.<br />
Öngörülen Harcamanın Gerçekleştirilmesi<br />
Yapılması plânlanan ve cari yılın kazancının vergilendirilmesinde yatırım indirimine konu edilen, yani yapılması öngörülen yatırım harcamalarının, müteakip vergilendirme döneminde, öngörülenle aynı tutarda ya da fazlasıyla gerçekleşmesi halinde cari yıla ilişkin olarak her hangi bir işlem yapılmasına gerek yoktur. (MAÇ-TURAN;2000,14)<br />
Kanunda mükelleflere, yapmayı öngörerek yatırım indiriminden peşinen yararlandırdıkları tutarın en fazla %10’u kadar yanılma payı tanınmıştır. Yani gerçekleşme oranının, öngörülenin en az %90’ı olması halinde de, gerçekleşmeyen %10 veya daha düşük orandaki yatırım harcaması nedeniyle, cari yıla ilişkin olarak ilave vergi tarhiyatı yapılması ve ceza uygulanması söz konusu değildir. (MAÇ-TURAN;2000,14)<br />
Gerçekleşme oranının, öngörülenin %90’ından düşük olması halinde, eksik yapılan yatırım harcamasının %10’luk yanılma payını aşan kısmı dolayısıyla zamanında tahakkuk ettirilmemiş vergiler 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulu Hakkında Kanunun 48’inci maddesine göre belirlenen tecil faizi ile birlikte cezasız tahsil olunur. %10’luk yanılma payına isabet eden kısım ise matraha ilave edilmelidir. (MAÇ-TURAN;2000,14)<br />
Bütün bu işlemler dışında isterlerse mükellefler peşin yatırım indirimi uygulamazlar. Bunun yerine, yaptıkları harcamaları, harcamaların yapıldığı döneme ait kazançlarından indirebilirler.<br />
YATIRIM İNDİRİMİ UYGULAMASINDA ÖNGÖRDÜĞÜ YATIRIMI GERÇEKLEŞTİRMEYENLERİN DURUMU<br />
Öngörülen yatırım indirimi, müteakip döneme ait yatırım tahmin ve projeksiyonlarına dayanan bir müessesedir. Dolayısıyla normal şartlar altında bu yatırımların müteakip vergilendirme dönemi sonuna kadar gerçekleştirilmesi beklenir. Ancak olağanüstü durumların meydana gelmesi halinde bu yatırımlar bu sürede gerçekleştirilemeyebilir. Örneğin; 17 Ağustos 1999 tarihinde meydana gelen Marmara depremi nedeniyle mükellefler yeni yatırım yapamamışlardır. Hatta mevcut yatırımlarında meydana gelen hasarları onarmaya çalışmışlardır. Dolayısıyla pek çok mükellef, 1999 yılında yapmayı öngördüğü yatırımları gerçekleştiremeyecek duruma düşmüştür. Bu gibi mükelleflerin, yapamadıkları yatırımlar dolayısıyla tecil faizine muhatap olup olmayacakları hususu ise oldukça önemli bir konudur. (MAÇ-TURAN;2000,19; ERDEM;2000,47)<br />
Öngörülen yatırımlar dolayısıyla yatırım indiriminden yararlanan mükellefler, öngördüğü yatırım kadar bir yatırımı gerçekleştirme taahhüdü altına girmektedir. Dolayısıyla bu taahhüt, mükellefin ödevi olarak değerlendirilebilir. Mücbir sebep hali teşkil eden Marmara Depremi ya da Düzce Depremi nedeniyle, 1999 yılında yapılması öngörülen yatırımları gerçekleştiremeyen mükellefler için mücbir sebebin devamı boyunca sürelerin durduğu ve mücbir sebep halinin devamı müddetince işlemeyeceği ve dolayısıyla mücbir sebep halinin bitimini müteakip duran süre kadar bir süre boyunca yapılan yatırımların, öngörülen yatırım tutarına sayılması gerekir. Örneğin; mücbir sebep halinin başlangıç tarihi 17 Ağustos 1999 iken bitim tarihinin ise Maliye Bakanlığı’nca 10 Ocak 2000 tarihi olarak belirlendiğini varsayalım. Bu durumda toplam süre 4 ay 14 gün (17.8.1999-31.12.1999 tarihleri arasında) müddetince işlememiş sayılıp, bitim tarihi olan 10 Ocak 2000 tarihini müteakip 4 ay 14 günlük sürede, yani 24 Mayıs 2000 tarihine kadar yapılan yatırımların öngörülen yatırımlara sayılması gerekir. (MAÇ-TURAN;2000,19; ERDEM;2000,47)<br />
YATIRIM İNDİRİMİ UYGULAMASINA KONU EDİLMİŞ AKTİF DEĞERLERİN SATIŞI<br />
Yatırım indirimine konu olan aktif değerler, yatırımın herhangi bir aşamasında satılabilir veya devredilebilir. Her iki halde de satış veya devir işleminin yapılış zamanı ve şekline göre, satan veya devreden ya da satın veya devir alan yönünden bazı işlemlerin yapılması gerekir. (YALÇIN;1997,104)<br />
Satan Veya Devreden Yönünden Yapılacak İşlemler<br />
Yatırım konusu aktif değerlerin, komple tesislerde yatırım tamamlandıktan diğerlerinde ise, kullanılmaya ve üretime başlandıktan sonra topluca satılması veya devri halinde, satıcı veya devreden yönünden herhangi bir işlem yapılmayacaktır. Başka bir ifadeyle, sözü edilen durumda, yatırım indirimi uygulamasından beklenilen amaç, yatırımın tamamlanması nedeniyle gerçekleşmiş olduğundan, satan veya devredenden yatırım indirimi dolayısıyla alınmayan vergilerin istenilmesi sözkonusu değildir. Ancak, satış veya devir işleminden önce tamamlama vizesinin belge üzerinde Hazine Müsteşarlığı’na yaptırılmış olması gerekmektedir. (YALÇIN;1997,105; MAÇ-TURAN;2000,27)<br />
Ancak, bu durumların tam tersi olmasında yani, yatırım konusu aktif değerlerin, komple tesislerde yatırım tamamlanmadan, diğer tesislerde ise üretime ve kullanıma başlamadan önce toplu bir şekilde satılır veya devredilmesinde, yatırım indiriminden beklenilen amaç tahakkuk etmemiş olduğundan, satış ya da devir tarihine kadar yatırım indirimi uygulaması dolayısıyla alınmayan vergiler, satan veya devredenden tahsil edilir.<br />
Satın Ve Devir Alan Yönünden Yapılacak İşlemler<br />
Yatırım indiriminin konusuna giren aktif değerleri kısmen veya tamamen satın ya da devir alanlar, yatırım indiriminden yararlanabileceklerdir. Sözü edilen aktif değerleri, satan veya devredenler satış ya da devirden önce yatırım indiriminden hiç yararlanmamış iseler, yatırım indiriminden yararlanılacak tutar, satan veya devredene tanınan tutara satın ya da devir alanın yararlanacağı oran uygulanmak suretiyle hesaplanır. (YALÇIN;1997,105; MAÇ-TURAN;2000,27)<br />
Eğer, satan veya devredenler satış ya da devirden önce yatırım indiriminden yararlanmış iseler, satın veya devir alanlar aynı değer üzerinden hesaplanacak bakiye yatırım indirimi kısmından yararlanabilecektir. Ancak bu bakiye kısım, aktif değerler için daha önce yararlanılmış indirimlerin, satın veya devir alanın yararlanacağı orana göre hesaplanacak indirimden tenzili suretiyle bulunacak miktarı aşamaz. (YALÇIN;1997,105)<br />
Bu konuyu daha iyi anlayabilmek için, satan veya devredenlerin, satış ya da devirden önce yatırım indiriminden yararlandıklarına ve yararlanmadıklarına ilişkin iki örnek verelim.<br />
ÖRNEK 1 (Yatırım indiriminden yararlanmadan satışı)<br />
(A) Limited Şirketi, 2.000.000.000 TL’na tamamladığı tesisi hiç yatırım indirimi uygulamadan, 2.000.000.000 TL’na (B) Anonim Şirketi’ne satmıştır. (A) Limited Şirketi’ne tanınan yatırım indirimi oranı %20’dir. Devir işleminden kısa bir süre sonra yatırımın yapıldığı yer kalkınmada öncelikli yöreler arasına alındığı için, (B) Anonim Şirketi’ne verilen belgede gösterilen yatırım indirimi oranı ise %70’dir.<br />
ÇÖZÜM<br />
Sözkonusu olayda, yatırım indirimi tutarının hesaplanmasında dikkate alınacak miktar 2.000.000.000 TL’dır. Uygulanacak oran ise (B) Anonim Şirketi’ne tanınan %70’tir. Uygulanacak yatırım indirimi tutarı ise;<br />
2.000.000.000 x 0,70 = 1.400.000.000 TL olacaktır.<br />
ÖRNEK 2 (Yatırım indiriminden yararlandıktan sonra satışı)<br />
(Y) Limited Şirketi 3.000.000.000 TL’na tamamladığı bir tesisi, 500.000.000 TL’lık yatırım indiriminden yararlandıktan sonra 4.000.000.000 TL’na (Z) Anonim Şirketi’ne satmıştır.(Y) Limited Şirketi’nin yatırım indirimi oranı %20, (Z) Anonim Şirketi’nin yatırım indirimi oranı ise %70’tir.<br />
ÇÖZÜM<br />
Bu olayda, tesisi satın alan (Z) Anonim Şirketi’nin yararlanabileceği yatırım indirimi tutarı şu şekilde hesaplanacaktır. Yararlanılabilecek toplam yatırım indirimi tutarı;<br />
3.000.000.000 x 0,70 = 2.100.000.000 TL’dır.<br />
Bu miktardan, satıcı (Y) Limited Şirketi’nin yararlandığı tutar düşüldüğünde (Z) Anonim Şirketi’nin yararlanabileceği yatırım indirimi tutarı bulunacaktır. Bu da;<br />
2.100.000.000 – 500.000.000 = 1.600.000.000 TL’dır.<br />
Örnekler, (YALÇIN;1997,105-106)</p>
<p>Şartların İhlali Halinde Yapılacak İşlem<br />
Yatırım indirimine konu olan aktif değerlerin, yatırımın hangi safhasında olursa olsun yatırımla güdülen gaye dışında parça parça satılması veya belgede yazılı şartlardan herhangi birinin ihlali halinde yatırım indirimi dolayısıyla zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler cezalı ve gecikme faizli olarak yatırımcıdan tahsil edilir. Bu  vergi ve cezalarda zamanaşımı, parça parça satışın yapıldığı veya indirimdeki şartların ihlal edildiği tarihi izleyen yıl başından itibaren başlar. (MAÇ-TURAN;2000,28; YALÇIN;1997,106)<br />
Yatırımın tasdik edilen şartlarından birisi de özel şartlardır. Buna bağlı olarak yatırımlar ile ilgili özel şartlardan hemen hemen her teşvik belgesi verilmesinde aranan özel şartlardan birisi ihracat taahhütleridir. İhracat taahhütleri yatırımın belgelerle tasdik edilmiş şart ve karakteristik değerlerinden biridir. (YÜCEL;1997,85)<br />
Yatırımların teşvik edilmesinin özel şartlarından ihracat taahhütleri, yatırımların tamamlanıp işletme dönemine geçilmesiyle işlemeye başlamakta, yatırımların özelliği, kapasiteleri vb. amaçlarla belirli bir süreye bağlanmaktadır.  Bu süreler içinde, ihracat taahhüdünün yerine getirilmediğinin tespiti halinde yatırım indirimi dolayısıyla zamanında tahakkuk ettirilmemiş vergiler yönünden vergi ziyaı doğmuş olacaktır. Bunun yanında Yatırımların Döviz Kazandırıcı Faaliyetleri Teşvik Tebliği uyarınca özellikle makine, teçhizat, tesis, devir-temlik ve satışlarında teşvik belgesi kapsamında yer alan gemiler ile yatırım malı makine ve teçhizatın ihracı veya yurt içinde muafiyetten faydalanılan yerlere veya kişilere satışına Müsteşarlıkça müsaade edilebileceği, bu müsaadeye istinaden yapılacak ihracat ve yurt içindeki satışta yararlanılan teşviklerin geri alınmayacağı, ithal edilen geminin veya yatırım malı makine ve teçhizatın ihracı halinde ise, kredi borcunun tasfiye edileceği, yatırım indiriminin geri kalan bölümünün uygulanmayacağı hüküm altına alınmaktadır. (YÜCEL;1997,86)<br />
Eğer yatırım indiriminden yararlanılmışsa, özel şartların ve özellikle de ihracat taahhüdünün yerine getirilmemesi durumunda, geriye dönük olarak yararlanılmış yatırım indirimlerinin cezalı olarak geri alınması gerekmektedir.</p>
<p>BÖLÜM IV- YATIRIM İNDİRİMİNDE VERGİLEME VE STOPAJ<br />
YATIRIM İNDİRİMİNDE STOPAJ UYGULAMASI<br />
Yatırım indirimi, 99/13230 sayılı Kararname (RG.25.8.1999-23797) uyarınca, gerek halka açık gerekse halka açık olmayan şirketler için %15 oranında stopaja tabidir. Buna %10 fon payı da eklenince stopaj tutarı %16,5 olmaktadır. Ancak, yabancı sermayeli kurumlarda sermayedarın bulunduğu ülke ile Türkiye arasında vergi anlaşması varsa ve kâr dağıtımı yapılmışsa %16,5 olan bu oran, ilgili anlaşmaya göre daha düşük olabilmektedir. (MAÇ-TURAN;2000,4)<br />
Dolayısıyla, yatırım indirimi uygulaması yatırımcıyı %33’lük bir vergi yükünden (KV+fon payı) kurtarmakla birlikte %16,5’luk bir vergi yükü altına sokmaktadır. Bu stopaj ise, kâr dağıtımı yapmayan kurumlarda %5,5’luk dilimler halinde ilki 20 Mayıs, ikincisi 30 Temmuz ve üçüncüsü de 30 Ekim tarihinde ödenmektedir. Kâr dağıtımı yapan firmalarda ise bu ödemeler, kârın tamamen ya da kısmen dağıtılmasına göre daha erken bir tarihte ya da tarihlerde gerçekleşebilmektedir. Ancak, ödeme tarihi ne olursa olsun, öngörülen yatırımlarını gerçekleştiremeyen kurumlarda, vaktinde alınmayan KV ve fon payı geri alınacağına göre bu mükellefler, yapamadıkları yatırım kadar yatırım indiriminden yararlanamayacaklarına göre, yararlanamadıkları bu yatırım indirimi üzerinden ödedikleri stopaj ve fon payı da fuzulen ödenmiş duruma düşmektedir. Bu yüzden, eksik yapılan yatırımlar nedeniyle, zamanında alınmayan KV ve fon payına ilişkin tecil faizi hesabında, fuzulen ödenmiş bulunan bu stopajların da dikkate alınması yani bu stopaj tutarlarının, tecil faizine konu miktarları, ödendikleri tarihler itibariyle azaltması gerekir. (ERDEM;2000,41)<br />
Bunun dışında, vergi uygulamasında kazancın yeterli olmadığı yıllarda indirilemeyecek ve indirimi sonraki yıllara ertelenecek bir indirim mevcut olmadığı halde, yatırım indirimi kazanç oluşuncaya kadar ertelenip bu kazançtan indirilmesi kabul edilmekle vergi istisnası hüviyetini kazanmakta ve vergi kanunlarımıza göre stopaja tabi tutulması gerekmektedir. (ZORLU;2000,26)<br />
Bu kanunlara göre, değişiklik öncesi ve değişiklik sonrası stopaj uygulamasının nasıl oluştuğunu incelelim.<br />
4369 Sayılı Kanun İle Yapılan Değişiklik Öncesi Uygulama<br />
2 Haziran 1995 tarihinde yürürlüğe giren 4108 sayılı Kanun’la Gelir Vergisi Yasası’nın 74/4. Maddesinden yapılan değişiklikle yatırım indiriminden yararlanan kurum kazançları stopaja tabi hale gelmiştir. Bu düzenleme 1 Ocak 1995 tarihinden itibaren geçerli kılınarak 1995 hesap dönemi kazançları için de uygulanmıştır. Bu düzenlemeye göre yatırım indirimi istisnası kurumlar vergisi matrahı ve %20 oranlı asgari kurumlar vergisinin dışında tutulmuş, halka açık şirketlerde fon payı dahil %11, diğerlerinde ise fon payı dahil %16,5 oranında stopaja tabi tutulmuştur. (SÖNMEZ-AYAZ;1999,48)<br />
4369 Sayılı Kanun İle Yapılan Değişiklik Sonrası Uygulama<br />
4369 sayılı Kanunla GVK’nun 75/4 ve 94/6-b maddelerinde yapılan değişiklikle 75/4. Madde hükmü yalnızca dar mükellef kurumlar için geçerli hale gelmiş, kurumlar vergisinden istisna edilen kazançlar (iştirak kazançları hariç) dağıtılsın ya da dağıtılmasın ayrıca stopaja tabi tutulmuştur. (SÖNMEZ-AYAZ;1999,48)<br />
YATIRIM İNDİRİMİ UYGULAMASINDA GELİR VERGİSİ TEVKİFATI<br />
KVK’nun 25 ve GVK’nun 75/4’üncü maddesinde 4108 sayılı Kanunla 1995 yılında yapılan değişiklik sonucu, yatırım indirimi istisnası, menkul sermaye iradı kapsamına alınarak (kurumlar vergisi mükellefleri için) GVK 94/6-b maddesi uyarınca yapılacak tevkifat matrahı kapsamına dahil edilmiştir. Söz konusu tevkifat, 95/7593 sayılı BKK. uyarınca, halka açık anonim şirketlerde %10, diğerlerinde ise %15 olarak uygulanmıştır.<br />
4369 sayılı Kanunla GVK’nun 75/4 ve 94/6-b maddelerinde, 1.1.1999 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yapılan değişiklik sonucu; ilgili dönem kazancından indirilen yatırım indirimi tutarı, GVK’nun 94/6-b-ii maddesi uyarınca tevkifata tabi olacaktır. Söz konusu tevkifat oranı, 20.08.1999 tarih ve 99/13230 sayılı BKK. ile %15 olarak belirlenmiştir.<br />
Dolayısıyla, gelir vergisi mükelleflerinden yatırım indiriminden yararla-nanlar, gerekli tevkifatı Mart 2000’de yaparak, 20 Nisan 2000 tarihine kadar muhtasar beyanname ile beyan ederek ödeyeceklerdir. Kurumlar vergisi mükelleflerinden yatırım indiriminden yararlananlar ise, gerekli tevkifatı Nisan 2000’de yaparak 20 Mayıs 2000 tarihine kadar muhtasar beyanname ile beyan ederek ödeyeceklerdir. (KAPLAN;1999,232)<br />
Ayrıca, 4369 sayılı Kanun ile GVK’nun 94/6 numaralı maddesinin b alt bendi yeniden düzenlenmiş ve kurum kazançları üzerinden yapılacak gelir vergisi tevkifatı esasları üç alt başlık halinde sınıflandırılmıştır. Buna göre;<br />
Tam ve dar mükellef, kurumlar indirim ve istisna kazançları üzerinden dağıtılsın dağıtılmasın gelir vergisi tevkifatı yapacaklardır.<br />
Dar mükellef kurumlar, indirim ve istisna kazançları dışında kalan kazanç ve iratlardan kurumlar vergisi ve fon payı düşüldükten sonra kalan kısım üzerinden kâr dağıtımına bağlı olmaksızın tevkifat yapacakladır.<br />
Tam mükellef kurumlar ise, kurumlar vergisinden istisna kazançlara isabet eden kısım düşüldükten sonra, GVK’nun 75’inci maddesinin 1, 2 ve 3 numaralı bentlerinde yazılı kâr paylarından belirlenen oranda tevkifat yapacaklardır. Dağıtılan kâr paylarının gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olmayanlar ile muaf olanlara ödenmesi durumunda bu bent kapsamında tevkifat yapılacaktır. Kârın sermayeye ilavesi durumunda tevkifat yapılma-yacaktır.(SÖNMEZ-AYAZ;1999,48-49; KÜÇÜK;2000,58)<br />
Yukarıda da açıkladığım gibi, GVK’nun 94/6-b-ii maddesine göre; “dağıtılsın dağıtılmasın kurumlar vergisine tabi kurumların, KVK’nun (‘inci maddesinin 1 numaralı bendi dışında kalan kurumlar vergisinden müstesna kazanç ve iratlarından” vergi kesintisi yapılacaktır. Bu ifadeye göre;<br />
Vergi kesintisi, kurumlar vergisine tabi kurumların kazanç ve iratlarından yapılacaktır.<br />
Kazanç ve iratların dağıtılmış veya dağıtılmamış olmasının vergi kesintisi yönünden önemi yoktur.<br />
Bu bende göre kazanç ve irattan vergi kesintisi yapmak için kazanç ve irat kurumlar vergisinden müstesna olmalıdır. (ÇAKMAK;2000,12)<br />
YATIRIM İNDİRİMİ STOPAJINA İLİŞKİN DAVALARDA SON DURUM<br />
Bilindiği üzere, GVK’nun Ek 1’inci maddesinin 1’inci fıkrasına göre, GVK’nun Ek 1-6’ncı maddelerinde yazılı koşullara uygun olarak yapılan yatırım harcamalarının kurum kazancından indirilmesi mümkündür. Kurum kazancından indirilen yatırım harcama tutarı üzerinden GVK’nun 94/6-b-ii maddesi ve 99/13230 sayılı BKK. uyarınca yukarıda da bahsettiğim gibi, %15 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir. Söz konusu madde metni ve BKK. aynen aşağıdaki gibidir:<br />
“dağıtılsın dağıtılmasın kurumlar vergisine tabi kurumların, KVK’nun 8’inci maddesinin 1 numaralı bendi dışında kalan kurumlar vergisinden müstesna kazanç ve iratlarından (yatırım indirimi dahil) %15”<br />
Söz konusu BKK.’nın parantez içerisinde yer alan “yatırım indirimi dahil” ifadesi dava konusu yapılmıştır. (BAŞER;2000,40). İlk derece mahkemesi olarak Danıştay’da iptal istemiyle davaya konu edilmiştir. (SAĞLAM;2000,42)<br />
Danıştay 4. Dairesi 3.5.2000 tarih ve E:1999/5648, K:2000/1914 sayılı kararıyla “yatırım indirimi dahil” ibaresini oybirliği ile iptal etmiştir. Karar aşağıda özet olarak belirtilen gerekçelere dayandırılmıştır:<br />
“&#8230;.Sonuç olarak bütün bu hükümler , Kanunun lafzı ve sistematiği birlikte incelendiğinde, ne Gelir Vergisi ne de Kurumlar Vergisi Kanunlarında yatırım indirimi nedeniyle, tevkifat yapılabileceğine ilişkin açık bir hükmün bulunmaması karşısında vergiden istisna edilmiş bir kazanç ve irat olmadığı anlaşılan yatırım indiriminden faydalanılan tutarın, bu konuda sadece tevkifat oranlarını belirleme yetkisi bulunan Bakanlar Kurulu’nca, tevkifata tabi tutulması yolunda yapılan düzenlemede yasaya uyarlık görülmemiştir.”<br />
Bu gelişme karşısında yatırım indiriminden yararlanan mükelleflerin çoğu, beyanlarını ihtirazî kayıtla yapıp 30 gün içinde, vergi mahkemelerinde dava açmışlardır. İhtirazî kayıtla verilen beyanlar yürütmeyi durdurmadığı cihetle, bu davalar genelde yürütmeyi durdurma talepli olarak açılmıştır.(SAĞLAM;2000,42)<br />
Açılan bu davalarda 10.09.2000 tarihi itibariyle son durumlar şöyledir;<br />
Kararnamenin “Yatırım İndirimi Dahil” İbaresinin İptaline İlişkin Dava<br />
Kararnamenin parantez içi hükmünü iptal eden Danıştay 4. Dairesinin  kararı, Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kurulunda 30 gün içinde temyize konu edilebildiği için, Maliye Bakanlığınca temyiz edilmiştir. Temyiz yoluna başvurulması temyiz edilen kararın yürütülmesini durdurmadığı, ancak yürütmenin durdurulması talep edilebileceği için, Bakanlıkça dava, yürütmeyi durdurma talepli olarak açılmıştır. Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kurulu, 7.7.2000 tarihli toplantısında, Maliye Bakanlığı’nın yürütmeyi durdurma talebini reddetmiştir. Esas hakkında bir karar verilmemiştir.(SAĞLAM;2000,43)<br />
İhtirazî Kayıtla Beyanda Bulunan Mükelleflerce Açılan Davalar<br />
Mükelleflerin ihtirazî kaydına rağmen vergi dairelerince beyanlar doğrultusunda GV stopajı ve fon payı tahakkuk ettirildiği için, mükelleflerce vergi mahkemelerinde “yürütmeyi durdurma talepli” olarak davalar açılmıştır.<br />
Açılan davalara bakan vergi mahkemeleri, Danıştay 4. Dairesinin kararıyla kararnamenin parantez içi hükmünün iptal edilmiş olduğunu ve stopajın yasal dayanağının kalmadığını gerekçe göstererek yürütmeyi durdurma taleplerini kabul etmişlerdir. Danıştay 4. Dairesinin iptal kararından sonra, bilebildiğimiz kadarıyla, bu konuda vergi mahkemelerince sonuçlandırılmış bir ihtilâf söz konusu değildir. Vergi mahkemelerinin, kararname iptal davasının sonucunu bekledikleri, esasa ilişkin kararlarını bunun sonuçlarına göre verecekleri anlaşılmaktadır. (SAĞLAM;2000,43)<br />
GEÇİCİ VERGİDE YATIRIM İNDİRİMİ UYGULAMASI<br />
217 seri nolu GVGT’nde belirtildiği üzere, geçici vergi uygulamasında yatırım indirimi özellik arz etmektedir. GVK’nun mükerrer 120. maddesine göre, geçici vergi matrahının hesabında yıllık beyannamede kazancın yetersiz olması nedeniyle indirilemeyen tutar hariç, harcama yapılmadıkça, öngörülen yatırım harcamasına göre yatırım indirimi uygulanmayacaktır. (KAPLAN;1999,232; MAÇ-TURAN;2000,17)<br />
Örneğin; Temmuz 1999 tarihinde alınan bir yatırım teşvik belgesi ile ilgili olarak mükellefin yararlanabileceği yatırım indirimi tutarı, ilgili dönemlerde fiilen yapılan harcama tutarı esas alınarak belirlenecektir. Diğer bir anlatımla, Temmuz-Eylül 1999 ve Ekim-Aralık 1999 ya da 2000 yılında yapılması öngörülen yatırım harcamaları, söz konusu geçici vergi dönemi matrahları hesaplanırken indirim olarak dikkate alınmayacaktır.<br />
Öte yandan bir önceki yıl kazancının yetersiz olması nedeniyle indirilemeyen yatırım indirimi tutarının, anılan yılda veya daha önceki yıllarda fiilen yapılan yatırım harcamalarından kaynaklanan kısmı için, endeksleme yapılmak suretiyle geçici vergi dönemlerinde yatırım indiriminden yararlanıla-bilecektir. 1999 yılı üçüncü geçici vergi dönemi için uygulanacak olan ve önceki yıllarda ilgili kazançtan indirilemeyip devreden yatırım indirimine ilişkin endeks-leme yapılırken de kullanılacak yeniden değerleme oranı, %35,8 olarak belirlenmiştir. Dolayısıyla, önceki yıllarda gerçekleştirildiği halde ilgili yıl kazancından indirilemeyen ve 1999 yılına devreden yatırım indirimi tutarı, 1999 yılı ilk dokuz ayına ilişkin geçici vergi matrahı hesaplanırken %35,8 arttırılmak suretiyle dikkate alınacaktır.<br />
1999 yılının dördüncü geçici vergi dönemi için uygulanacak olan ve önceki yıllarda indirilemeyip 1999 yılına devreden yatırım indirimi tutarının endekslenmesi için de kullanılacak yeniden değerleme oranı, 1999 yılı için belirlenen yeniden değerleme oranı olacaktır. (KAPLAN;1999,233)</p>
<p>Öngörülen yatırım indiriminden geçici vergide de yararlanılması ancak öngörülen yatırımın kısmen ya da tamamen gerçekleştirilememesi halinde ise eksik tahakkuk eden geçici verginin alınmasında ve tecil faizinin hesabında kendine has bazı özellikler baş göstermektedir. Bu özellikler aşağıda açıklanmıştır. (ERDEM;2000,43)<br />
Geçici Vergide Yararlanılan Öngörülen Yatırım Miktarının Fiziken Gerçekleştirilememesi Halinde, %10’luk Hata Payı, KV’nde Öngörülen Miktarla Birlikte Değerlendirilmelidir:<br />
KV beyanname verme süresinin sonuna kadar alınan teşvik belgeleri kapsamında geçici vergide öngörülen yatırım indiriminden yararlanılabilmekte ancak bu süreden sonra alınan teşvik belgeleri kapsamında, geçici vergide öngörülen yatırım indiriminden yararlanılamamaktadır. Yani geçici vergi için başlı başına bir öngörü yapılamamakta, sadece o yıl yapılması öngörülen yatırımlara ilişkin yatırım indiriminden KV’ne tabi kazanç yetersiz olduğu için geçici vergide yararlanılabilmektedir. O halde öngörülen ve indiriminden de yararlanılan yatırım tutarının %90’nı o yıl yapılması gereken asgâri miktardır. (ERDEM;2000,44)<br />
Buna bağlı olarak, Kurumlar Vergisi’ne ayrı, geçici vergiye ayrı bir %90 hesabı yapılmaz. Bir tane %90 hesabı uygulanır. Burada, yapılan fiili yatırımlarla %90 hesabında elde edilen tutarlar karşılaştırılır.<br />
Öngörülen Yatırımların Fiilen Gerçekleştirilen Kısmı, Öncelikle KV’ne Bilahare Geçici Vergiye Sayılmalıdır:<br />
Öngörü miktarından, Kurumlar Vergisi’ne tabi kazancı aşması nedeniyle geçici vergide de yararlanılması halinde, o yıl fiilen yapılan yatırımlar öncelikle KV’nde yararlanılan yatırım indirimi ile bilahare geçici vergide yararlanılan yatırım ile karşılaştırılır. (ERDEM;2000,44) </p>
<p>BÖLÜM V – YATIRIM İNDİRİMİ UYGULAMASINDA ENDEKSLEME VE TEŞVİKLERİN MUHASEBELEŞTİRİLMESİ<br />
YATIRIM İNDİRİMİ UYGULAMASINDA ENDEKSLEME<br />
Ek 4’üncü maddeye, 4108 Sayılı Kanunla birinci fıkrayı takiben ikinci fıkra olarak eklenen hükme göre; “ilgili yıl kazancından indirilemeyen yatırım indirimi tutarı, izleyen ilk üç yılda VUK hükümlerine göre bu yıllar için belirlenen yeniden değerleme oranında attırılarak dikkate alınır. (Teşvik belgesiz yatırımlar bu maddedeki yeniden değerleme hükümlerinden faydalanamaz.).” (GÜNDÜZ;1999,72)<br />
Yapılan bu düzenleme ile yeniden değerleme uygulamasının ne şekilde uygulanacağını açık olarak görülmektedir.<br />
Buna göre yeniden değerleme;<br />
Teşvik Belgesine bağlı yatırımlarda,<br />
Yıl içerisinde indirilemeyen yatırım indirimi tutarına,<br />
Üç yıl için<br />
uygulanacaktır. (ARIOĞLU;1997,24)<br />
Yatırım indiriminde endekslemede kullanılacak yeniden değerleme oranının hangi yılın yeniden değerleme oranı olacağı konusunda uygulamada iki farklı görüş vardır. Bu görüşler aşağıda açıklanmaktadır.<br />
Birinci Görüş<br />
Birinci görüşe göre, kazancın yeterli olmaması nedeniyle yararlanılamayan yatırım indirimi tutarına yararlanılamayan yılın yeniden değerleme oranı dikkate alınarak endeksleme uygulanmalıdır. Örneğin; 1995 yılı matrahı yeterli olmadığı için yararlanılamayan yatırım indirimi tutarı 1996 yılı matrahı yeterli ise 1995 yılı için belirlenen yeniden değerleme oranında eskale edilerek indirim tutarının hesaplanması gerekir. (KIRIKTAŞ;1997,40)<br />
Bu görüşü savunanların dayanakları şöyle izah edilebilir;<br />
Yatırım indirimi; yararlanılacak yılın kazancının indirim tutarı kadar azaltılması hakkını vermektedir. Bu hakkın kullanılmasında zamanaşımı söz konusu olmadığından ileriki yıl kazançlarına da uygulanabilmektedir. Mükellef bu hakkını kullanabilseydi; “hakkını kullandığı yıl kazanç açısından ne kadar getirisi olurdu?” sorusunun cevabı ancak yararlanamadığı yıl için belirlenen enflasyon dikkate alınırsa doğru olarak hesaplanabilir. Madem endeksleme yöntemiyle indirim hakkının üç yıl için enflasyondan arındırılması düşünülmektedir, enflasyondan korunması gereken indirim tutarı o hakkın kazanıldığı yıldan itibaren başlar ve kazancın yeterli olmaması nedeniyle mükellefin yararlanamadığı yıllardaki enflasyon dikkate alınarak korunabilir. Dolayısıyla, “izleyen ilk üç yılda bu yıllar için belirlenen yeniden değerleme oranında endeksleme” ifadesinden yararlanılamayan yılın oranı ile başlanacağı anlaşılmaktadır.<br />
Ölüm, tasfiye, birleşme, devir, memleketi terk gibi mükellefiyetin sona erdiği haller ile özel hesap dönemi belirlenen mükellefler bakımından bir sonraki yılın yeniden değerleme oranının uygulanması henüz cari yıl için oran belirlenmediğinden mümkün değildir. Özel hesap dönemi belirlenen mükel-lefler bakımından yeniden değerleme uygulamasında bir önceki yılın oranı dikkate alınmaktadır. Mükellefiyeti ortadan kaldıran haller için böyle bir yasal belirleme yapılmamış olmasına rağmen bize göre özel hesap dönemi için belirlenen yöntem geçerli olmalıdır. Bu durumda mükellefiyeti devam edenler  ile yukarıda açıklanan mükellefiyeti sona erenler bakımından vergilemede eşitlik gibi en önemli prensip yok olmaktadır. Hele bizim gibi enflasyonun hem yüksek hem de yıllar itibariyle farklı olduğu bir ülkede bu prensibin korunması gerçeği daha önemlidir. Nitekim 1995 yılı için 99,5 olarak belirlenen yeniden değerleme oranı 1996 yılı için 72,8 olarak gerçekleşmiştir. Yukarıda belirttiğimiz mükellef grupları bakımından %27 gibi bir oran farklılığı trilyon boyutlarındaki yatırım indirimi hakkının korunmasında mükellef grupları itibariyle endeksleme yönteminin yeniden gözden geçirilmesini gerektirmektedir. Yasaların, her mükellef için aynı uygulanması gereği bu görüşü savunanlar bakımından özel hesap dönemindeki uygulama ile aynı olması noktasına getirmektedir.<br />
Nitekim iktisadi kıymetlerin yıpranması nedeniyle mükellefe verilen amortisman uygulaması hakkında, aktife alınan yıldan itibaren iktisadi kıymetlerin yıprandığı kabul edilmiş olup yılın son gününde bile aktife alınan bir iktisadi kıymet için aynı yıl amortisman uygulanabilmektedir.(KIRIKTAŞ; 1997,41)</p>
<p>İkinci Görüş<br />
İkinci görüşe göre ise; endeksleme yönteminde dikkate alınacak yeniden değerleme oranının yatırım indirimi hakkının enflasyondan aşındığı, yani bu hakkın devredildiği yılın oranı olması gerektiği şeklindedir. Bu görüşü savunanlar da;<br />
Ait olduğu yılda yararlanılamayan bir indirim hakkının, mükellef için ancak sonraki yılda yaşanan enflasyon oranında aşınacağını ifade etmektedir. Diğer bir anlatımla, örneğin 1995 yılı kazancının olmaması nedeniyle indirilemeyen bir tutar ancak ertesi yıl yaşanacak enflasyon oranında değer yitirir. Dolayısıyla endeksleme hesabında 1996 yılı için belirlenen yeniden değerleme oranı, dikkate alınmalıdır.<br />
Madder hükmünde yer alan “&#8230;.izleyen ilk üç yılda bu yıllar için belirlenen yeniden değerleme oranı” ifadesi de açıkça endekslemede dikkate alınacak oranın izleyen ilk üç yıldaki belirlenecek yeniden değerleme oranı olduğu şeklindedir. Nitekim yeniden değerlemenin uygulanışında da aktife alınan yıl hariç diğer yıllar dikkate alınmaktadır. Dolayısıyla endeksleme yönteminin de paralel bir uygulama ile çözümlenmesi mantığı daha tutarlıdır. (KIRIKTAŞ; 1997,42)<br />
ENDEKSLEME UYGULAMASINA İLİŞKİN ÖRNEKLER<br />
ÖRNEK 1<br />
(S) Anonim Şirketi yapmayı öngördüğü yatırımları için teşvik belgesi almış olup, %100 oranında yatırım indiriminden yararlanacaktır. Yıllar itibariyle öngörülen ve gerçekleşen yatırım harcamaları tutarı ile elde edilen kazançlar ve bu yıllar için belirlenen yeniden değerleme oranları aşağıdaki gibidir.</p>
<p>YILLAR	YEN. DEĞ.<br />
ORANI	ÖNGÖRÜLEN YATIRIM HARC.	GERÇEKLEŞEN YATIRIM HARC.<br />
KURUM KAZANCI<br />
1999	%60	-	60.000.000.000.-	50.000.000.000.-<br />
2000	%80	80.000.000.000.-	90.000.000.000.-	80.000.000.000.-<br />
2001	%50	120.000.000.000.-	120.000.000.000.-	210.000.000.000.-<br />
2002	%70	60.000.000.000.-	10.000.000.000.-	400.000.000.000.-	 </p>
<p>Bu verilere göre, kurumun yıllar itibariyle yatırım indirimi uygulaması şöyle olacaktır.<br />
1999 Yılı<br />
Kurum Kazancı	:  50.000.000.000.-<br />
Yatırım İndirimi(1999 yılında gerçekleşen)	:  60.000.000.000.-<br />
Yatırım İndirimi(2000 yılında öngörülen)	:  80.000.000.000.-<br />
Safi Kurum Kazancı	:              -0-<br />
Devreden Yatırım İndirimi	:  10.000.000.000.-<br />
Görüldüğü üzere 1999 yılındaki 50.000.000.000.- TL kurum kazancından aynı yılda gerçekleşen 60.000.000.000.- TL yatırım harcamasının kurum kazancı kadar kısmı indirilmiş, böylece kurumun safi kazancı “0” olarak kalmış, indirilemeyen 10.000.000.000.- TL tutarındaki kısım ise devreden yatırım indirimi tutarı olarak gelecek yıla aktarılmıştır. Bu tutar 2000 yılında endeksleme uygulamasına tabi tutulmuş şekilde dikkate alınacaktır.<br />
Öte yandan 2000 yılında yapılması öngörülen yatırım harcaması tutarı ise 1999 yılındaki kurum kazancının yeterli olmaması nedeniyle indirim konusu yapılamamıştır. Bu tutar için 2000 yılında herhangi bir endeksleme uygulaması mümkün olmadığı gibi bu yılda öngörülen değil gerçekleşen yatırım harcaması tutarı dikkate alınacaktır.<br />
2000 Yılı<br />
Kurum Kazancı	:  80.000.000.000.-<br />
Yatırım İndirimi(10.000.000.000&#215;1,8)	:  18.000.000.000.-<br />
Yatırım İndirimi(2000 yılında gerçekleşen)	:  90.000.000.000.-<br />
Yatırım İndirimi(2001 yılında öngörülen)	:120.000.000.000.-<br />
Safi Kurum Kazancı	:              -0-<br />
Devreden Yatırım İndirimi	:  28.000.000.000.-<br />
2000 yılında elde edilen kurum kazancı 80.000.000.000.- TL’ dır. Bu tutardan önce 1999 yılından devreden yatırım indirimi tutarı olan 10.000.000.000 TL’ nın yeniden değerleme oranında (%80) endekslemesi sonucu oluşan 18.000.000.000.- TL indirilecek, daha sonra ise 2000 yılında gerçekleşen 90.000.000.000.- TL tutarındaki yatırım harcamasının kalan kurum kazancı olan 62.000.000.000.- TL’lık kısmı indirilecek ve indirilemeyen (90.000.000.000-62.000.000.000=)28.000.000.000.- TL ise gelecek yıllara devreden yatırım indirimi tutarı olarak dikkate alınacaktır. Kurum kazancı yetersiz olduğu için 2001 yılı için öngörülen 120.000.000.000.- TL’lık yatırım harcamasının ayrıca indirimine gerek kalmamıştır.<br />
2001 Yılı<br />
Kurum Kazancı	:210.000.000.000.-<br />
Yatırım İndirimi(28.000.000.000&#215;1,5)	:  42.000.000.000.-<br />
Yatırım İndirimi(2001 yılında gerçekleşen)	:120.000.000.000.-<br />
Yatırım İndirimi(2002 yılında öngörülen)	:  60.000.000.000.-<br />
Safi Kurum Kazancı	:              -0-<br />
Devreden Yatırım İndirimi	:              -0-<br />
 Görüldüğü gibi, bu yılda da kurum kazancından önce 2000 yılından devreden yatırım indirimi tutarının endekslemesi sonucu oluşan 42.000.000.000.- TL, daha sonra da cari yılda gerçekleştirilen yatırım harcaması tutarı olan 120.000.000.000.- TL indirilmiştir. Kalan kurum kazancı olan 48.000.000.000.- TL’ndan ise 2002 yılında yapılması öngörülen yatırım harcaması tutarı olan 60.000.000.000.- TL’nın 48.000.000.000.- TL tutarındaki kısmı indirilecek ve dolayısıyla 2001 yılı safi kurum kazancı da “0” olacaktır. 2002 yılında yapılması öngörülen yatırım tutarının 2001 yılında indirilmeyen 12.000.000.000.- TL tutarındaki kısım için ise bu yılda yapılacak herhangi bir işlem bulunmamaktadır.<br />
2002 Yılı<br />
Kurum Kazancı	:400.000.000.000.-<br />
Yatırım İndirimi	:          -0-<br />
Safi Kurum Kazancı	:400.000.000.000.-<br />
2002 yılında kurum kazancı 400.000.000.000.- TL’dır. Bu yılda yatırım tamamlanmıştır. Önceki yıllarda indirilemeyip bu yıla devreden herhangi bir yatırım indirimi bulunmadığından endeksleme işlemi söz konusu değildir. Öte yandan bu yılda gerçekleştirilen 10.000.000.000.- TL yatırım harcamasının da indirimi mümkün olmayacaktır. Zira önceki yılda, 2002 yılında yapılması öngörülen yatırım harcaması tutarı olarak 48.000.000.000.- TL zaten indirim konusu yapılmıştı. 2001 yılında indirim konusu yapılan 48.000.000.000.- TL yatırım indiriminin 2002 yılında ancak 10.000.000.000.- TL’lık kısmı gerçekleştirilebildiğinden aradaki 38.000.000.000.- TL’lık fark nedeniyle zamanında (2001 yılında) tahakkuk ettirilemeyen vergiler tecil faizi ile birlikte ödenecektir. (GÜNDÜZ;1999,74-75-76)</p>
<p>ÖRNEK 2<br />
(A) Anonim Şirketi, 1995-1999 yıllarında teşvik belgesi kapsamında 9.000.000.000.- TL’lık yatırım harcaması yapmıştır. Şirketin 10.3.1995 tarihinde aldığı yatırım teşvik belgesinin yararlanılacak teşvik tedbirleri bölümünde, %30 oranında yatırım indirimi hakkı bulunmaktadır. Şirketin yıllar itibari ile yatırım indirimi kapsamındaki yatırım harcamaları ile yatırım indirimi uygulanabilecek kazancı aşağıda verilmiş olup, endeksleme kat sayısının da her yıl için %50 olduğunu varsayalım.<br />
Yıllar  	    Yatırım	Yat. İnd. Uygulanabilecek<br />
	Harcaması(TL)	     Dönem Kazancı(TL)<br />
1995	2.400.000.000.-	   120.000.000.-<br />
1996	2.000.000.000.-	   300.000.000.-<br />
1997	2.400.000.000.-	   520.000.000.-<br />
1998	1.600.000.000.-	   560.000.000.-<br />
1999	   600.000.000.-	4.075.000.000.-<br />
Buna göre, yatırım indirimine ilişkin endeksleme uygulaması yıllar itibariyle aşağıdaki şekilde olacaktır:<br />
1995 Yılındaki Uygulama<br />
Yapılan yatırım harcaması	2.400.000.000.-TL<br />
Yatırım indirimi oranı	                       %30<br />
İndirilebilecek yatırım indirimi tutarı	   720.000.000.-TL<br />
Yatırım indirimi uygulanabilecek kazanç	(-)120.000.000.-TL<br />
Devreden yatırım indirimi	    600.000.000.-TL</p>
<p>1996 Yılındaki Uygulama<br />
Yapılan yatırım harcaması	2.000.000.000.-TL<br />
Yatırım indirimi oranı	                       %30<br />
İndirilebilecek yatırım indirimi tutarı	   600.000.000.-TL<br />
1995 yılından devreden yatırım indirimi<br />
tutarının endekslenmesi sonucu indirilebilecek<br />
tutar (600.000.000&#215;1,5=900.000.000)	    900.000.000.-TL<br />
İndirilebilecek toplam yatırım indirimi tutarı<br />
(600.000.000+900.000.000)	1.500.000.000.-TL</p>
<p>Yatırım indirimi uygulanabilecek kazanç	(-)300.000.000.-TL<br />
Uygulanamayan ve bir sonraki yıla devreden<br />
Yatırım indirimi tutarı<br />
(1995 yılına ait olan kısmı 600.000.000)<br />
(1996 yılına ait olan kısmı 600.000.000)	1.200.000.000.-TL</p>
<p>1997 Yılındaki Uygulama<br />
Yapılan yatırım harcaması	2.400.000.000.-TL<br />
Yatırım indirimi oranı	                       %30<br />
İndirilebilecek yatırım indirimi tutarı	   720.000.000.-TL<br />
Bir önceki yıldan devreden yatırım indirimi<br />
tutarının endekslenmesi sonucu indirilebilecek<br />
tutar<br />
1995 yılına ilişkin olup indirilemeyen yatırım<br />
indirimi tutarı (600.000.000&#215;1,5=900.000.000)<br />
1996 yılına ilişkin olup indirilemeyen yatırım<br />
indirimi tutarı (600.000.000&#215;1,5=900.000.000)	1.800.000.000.-TL<br />
İndirilebilecek toplam yatırım indirimi tutarı	2.520.000.000.-TL<br />
Yatırım indirimi uygulanabilecek kazanç	(-)520.000.000.-TL<br />
Uygulanamayan ve bir sonraki yıla devreden<br />
Yatırım indirimi tutarı<br />
(1995 yılına ait olan kısım 380.000.000)<br />
(1996 yılına ait olan kısım 900.000.000)<br />
(1997 yılına ait olan kısım 720.000.000)	2.000.000.000.-TL</p>
<p>1998 Yılındaki Uygulama<br />
Yapılan yatırım harcaması	1.600.000.000.-TL<br />
Yatırım indirimi oranı	                       %30<br />
İndirilebilecek yatırım indirimi tutarı	   480.000.000.-TL<br />
Bir önceki yıldan devreden yatırım indirimi<br />
tutarının endekslenmesi sonucu indirilebilecek<br />
tutar<br />
1995 yılına ilişkin olup indirilemeyen yatırım<br />
indirimi tutarı (380.000.000&#215;1,5=570.000.000)<br />
1996 yılına ilişkin olup indirilemeyen yatırım<br />
indirimi tutarı (900.000.000&#215;1,5=1.350.000.000)<br />
1997 yılına ilişkin olup indirilemeyen yatırım<br />
indirimi tutarı (720.000.000&#215;1,5=1.080.000.000)	3.000.000.000.-TL<br />
İndirilebilecek toplam yatırım indirimi tutarı	3.480.000.000.-TL<br />
Yatırım indirimi uygulanabilecek kazanç	(-)560.000.000.-TL<br />
Uygulanamayan ve bir sonraki yıla devreden<br />
Yatırım indirimi tutarı<br />
(1995 yılına ait olan kısım 10.000.000)<br />
(1996 yılına ait olan kısım 1.350.000.000)<br />
(1997 yılına ait olan kısım 1.080.000.000)<br />
(1998 yılına ait olan kısım 480.000.000)	2.920.000.000.-TL</p>
<p>1999 Yılındaki Uygulama<br />
Yapılan yatırım harcaması	   600.000.000.-TL<br />
Yatırım indirimi oranı	                       %30<br />
İndirilebilecek yatırım indirimi tutarı	   180.000.000.-TL<br />
Bir önceki yıldan devreden yatırım indirimi<br />
tutarının endekslenmesi sonucu indirilebilecek<br />
tutar<br />
1995 yılına ilişkin olup indirilemeyen yatırım<br />
indirimi tutarı (10.000.000)<br />
1996 yılına ilişkin olup indirilemeyen yatırım<br />
indirimi tutarı (1.350.000.000&#215;1,5=2.025.000.000)<br />
1997 yılına ilişkin olup indirilemeyen yatırım<br />
indirimi tutarı (1.080.000.000&#215;1,5=1.620.000.000)<br />
1998 yılına ilişkin olup indirilemeyen yatırım<br />
indirimi tutarı (480.000.000&#215;1,5=720.000.000)	4.375.000.000.-TL<br />
İndirilebilecek toplam yatırım indirimi tutarı	4.555.000.000.-TL<br />
Yatırım indirimi uygulanabilecek kazanç             (-)  	4.075.000.000.-TL<br />
Uygulanamayan ve bir sonraki yıla devreden<br />
Yatırım indirimi tutarı<br />
(1998 yılına ait olan kısım 300.000.000)<br />
(1999 yılına ait olan kısım 180.000.000)	   480.000.000.-TL<br />
Yukarıdaki örnekte yer alan 1999 yılı uygulamasında, 1995 yılından itibaren indirim konusu yapılmayarak 1999 yılına devreden 10.000.000.- TL’lık yatırım indirimi tutarının 1999 yılında endekslemeye tabi tutulmadığına dikkat edilmelidir. Ayrıca, ilgili yıl kazancının yeterli olmaması nedeniyle sonraki yıllara devreden yatırım indirimi tutarlarından, eski tarihli indirim tutarından başlanarak sırasıyla indirim konusu yapıldığı görülür. (KAPLAN;1999,227-228-229-230)<br />
YATIRIM HARCAMALARININ MUHASEBELEŞTİRİLMESİ<br />
GVK’nun yatırım indirimine ilişkin Ek 6’ncı maddesi uyarınca, mükellefler muhasebelerini, yatırım indiriminden istifade ettikleri miktarların seneler itibari ile takibini temin edecek tarzda tanzim edecekler ve her yıl istifade ettikleri yatırım indirimi miktarını yıllık beyannamelerde ayrıca göstermeleri gerekir. (KAPLAN;1999,233)<br />
Öte yandan, Tek Düzen Hesap Planına göre, işletmede yapımı süren ve tamamlandığında ilgili maddi duran varlık hesabına aktarılacak olan yatırım harcamaları, “258-Yapılmakta Olan Yatırımlar” hesabında izlenmektedir. Yatırım indiriminden yararlanacak olan harcamalar da anılan hesapta izlenecektir. Ancak, kayıtlar 7/B seçeneğine göre tutuluyorsa, yatırımlarla ilgili harcamalar önce gider çeşitlerine ilişkin (79-Gider Çeşitleri) hesapta izlenecek, sonra da “258-Yapılmakta Olan Yatırımlar” hesabına aktarılacaktır. Muhasebe kayıtları 7/A seçeneğine göre tutuluyorsa, yatırım harcamalarını fonksiyonel gider hesapları bünyesindeki “Yatırım Gider Yerleri” itibariyle kayda alınması ve dönem sonunda “258-Yapılmakta Olan Yatırımlar” hesabına aktarılması uygun olacaktır. (KAPLAN;1999,233)<br />
Ayrıca yatırım indirimi, tekdüzen muhasebe sistemi uygulaması çerçevesinde Nazım Hesaplar arsında; indirilebilecek yatırım indirimi tutarı, yıllar itibariyle yararlanılan yatırım indirimi tutarı ve kalan yatırım indirimi tutarını takip etmek üzere ikisi borçlu, biri alacaklı olmak üzere üç ayrı hesapta izlenmelidir. Bu hesapları şöyle sıralayabiliriz;<br />
940 YARARLANILACAK YATIRIM İNDİRİMİ<br />
942 YARARLANILMIŞ YATIRIM İNDİRİMİ<br />
943 YATIRIM İNDİRİMİ ALACAKLI HESABI (DEMİRÖZ;1997,119)</p>
<p>MUHASEBE KAYITLARINA İLİŞKİN ÖRNEKLER<br />
ÖRNEK 1 (ERDEM;1997,76-79)<br />
Sağlık sektöründe faaliyet gösteren (X) A.Ş. matbaa yatırımı için teşvik belgesi almak üzere 04.02.1997 tarihinde hazineye müracaat etmiştir. Teşvik belgesini 26.03.1997 tarihinde almıştır. Teşvik belgesinde yatırım başlangıç tarihi 02.01.1997 ve yatırım indirimi oranı %100’dür. Yatırım süresi teşvik belgesinde 31.12.1997 olarak belirtilmiştir. Şirket matbaa yatırımını 24.11.1997 tarihinde fiilen tamamlamış ve 30.11.1997 tarihinde ise işletmeye açmıştır. 1997 yılı hesap dönemi sonunda şirket 40.000.000.000.-TL vergi öncesi kâr elde etmiştir. Şirketin yatırım için yaptığı harcamalar şunlardır;</p>
<p>                                                                         YATIRIM İNDİRİMİNDEN<br />
HARC. TÜRÜ	MİKTARI	YARARLANIR	YARARLANMAZ<br />
Kabası bitmiş olarak<br />
fabrika binası<br />
35.000.000.000<br />
35.000.000.000<br />
03.02.1997 tarihine kadar fab. binasının<br />
tamamlama harc.	</p>
<p>5.000.000.000		</p>
<p>5.000.000.000<br />
04.02.1997 tarihinden sonraki fab. binası tamamlama harc.	</p>
<p>25.000.000.000	</p>
<p>25.000.000.000<br />
Depo binası inşaat harcaması<br />
10.000.000.000<br />
10.000.000.000<br />
İthal makine alımı	200.000.000.000	200.000.000.000<br />
Personel lojman inş.	22.000.000.000		22.000.000.000<br />
Yedek parça alımı	5.000.000.000		5.000.000.000<br />
Deneme üretim gid.	2.000.000.000		2.000.000.000<br />
Makine montaj mal.	4.000.000.000	4.000.000.000<br />
Yatırım kredisi dön-em faizi ve kur farkı<br />
(makineler için)	</p>
<p>14.000.000.000	</p>
<p>14.000.000.000<br />
TOPLAM	322.000.000.000	253.000.000.000	69.000.000.000	 </p>
<p>Tablodan da anlaşılacağı üzere şirket 322.000.000.000.-TL’lık yatırım yapmış ancak mevzuat gereği yatırımın 253.000.000.000.-TL’lık kısmı yatırım indirimine konu harcamalardan oluşmaktadır.<br />
Yatırım tamamlanana kadar yapılacak muhasebe kayıtları<br />
Yatırım döneminde yapılan harcamalar “258 Yapılmakta Olan Yatırımlar” hesabında izlenir. Bu dönemde yüklenilen KDV ilgili dönemde indirim konusu yapılır. (Bu örnekte KDV göz ardı edilmiştir.)</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;     /     &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
258 YAPILMAKTA<br />
OLAN YATIRIMLAR	315.000.000.000<br />
01 Matbaa Fabrika Yatırımı      	315.000.000.000<br />
001-Fabrika Binası Maliyeti  65.000.000.000<br />
002-Lojman Binası Maliyeti  22.000.000.000<br />
003-Depo Binası Maliyeti	     10.000.000.000<br />
004-Makine Maliyetleri       218.000.000.000<br />
-Makine Maliyeti	   200.000.000.000<br />
-Montaj Maliyeti        4.000.000.000<br />
-Faiz ve Kur Farkı    14.000.000.000<br />
730 GENEL ÜRETİM GİDERİ	  7.000.000.000<br />
01 Matbaa Fabrika<br />
     Genel Üretim Gid.                      7.000.000.000<br />
001-Yedek Parça Gideri  5.000.000.000<br />
002-Deneme Üretim Gideri  2.000.000.000<br />
              100/102 HESAPLAR	322.000.000.000<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;     /     &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p>Yatırım tamamlanarak işletmeye açıldığı tarihteki muhasebe kaydı</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;30-11-1997&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
252 BİNALAR	97.000.000.000<br />
001-Matbaa Fabrika Binası  65.000.000.000<br />
002-Lojman Binası               22.000.000.000<br />
003-Depo Binası                   10.000.000.000<br />
253 TESİS MAK.VE CİHAZ.	218.000.000.000<br />
01 Matbaa Makineleri         218.000.000.000<br />
   258 YAPILMAKTA<br />
   OLAN YATIRIMLAR	315.000.000.000<br />
               01 Matbaa Fabrika Yatırımı  315.000.000.000<br />
                  001-Fabrika Binası Maliyeti  65.000.000.000<br />
                  002-Lojman Binası Maliyeti  22.000.000.000<br />
                  003-Depo Binası Maliyeti  10.000.000.000<br />
                  004-Makine Maliyetleri  218.000.000.000<br />
yatırım tamamlanması nedeniyle aktifleştirme<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;     /    &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p>Şirketin kurunlar vergisi ve gelir vergisi stopaj matrahının hesaplanması<br />
Kurumlar vergisi matrahının hesaplanması<br />
-İstisna ve indirimlerden önceki kurum kazancı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.40.000.000.000<br />
-İndirimler&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..40.000.000.000<br />
*Yatırım indirimi     40.000.000.000<br />
Kurumlar vergisi matrahı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..0<br />
Gelir vergisi matrahının hesaplanması<br />
-İstisna ve indirimden önceki kurum kazancı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;40.000.000.000<br />
-İndirimler<br />
Kurumlar vergisi&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.0<br />
Gelir vergisi stopaj matrahı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;40.000.000.000<br />
%15 stopaja tabi matrah<br />
Yatırım indirimi&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;40.000.000.000<br />
%15 stopaj&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..6.000.000.000<br />
%10 fon payı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..600.000.000<br />
Vergi Karşılıklarının Muhasebe Kaydı</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;30-12-1997&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
690 DÖNEM K/Z.	40.000.000.000<br />
   691 DÖNEM KÂRI VERGİ VE<br />
   DİĞER YASAL YÜK. KARŞ.	  6.600.000.000<br />
               692 DÖNEM NET KÂRI                                               33.400.000.000<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;30-12-1997&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
691 DÖNEM KÂRI VERGİ VE<br />
DİĞER YASAL YÜK. KARŞ.	  6.600.000.000<br />
   370 DÖNEM KÂRI VERGİ VE<br />
   DİĞER YASAL YÜK. KARŞ.	   6.600.000.000<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;     /    &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p>Yatırım İndiriminin Muhasebe Kaydı<br />
Hakedilen yatırım indirimi ve yararlanılan yatırım indirimi ayrı ayrı nazım hesaplarda izlenir. Örnekte<br />
-Hakedilen yatırım indirimi tutarı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..253.000.000.000<br />
-Yararlanılan yatırım indirimi tutarı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.40.000.000.000<br />
Muhasebeleştirirken hakedilen yatırım indirimi “Yararlanılacak Yatırım İndirimi” hesabında, yararlanılan yatırım indirimi “Yararlanılmış Yatırım İndirimi” hesabında izlenir.<br />
Her iki hesabın karşılık hesabı ise “Yatırım İndirimi Alacaklı Hesabı” dır.<br />
Hakedilen yatırım indiriminin muhasebe kaydı</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;31-12-1997&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
940 YARAR. YAT. İND.	 253.000.000.000<br />
01 Matbaa Yatırımı   253.000.000.000<br />
   943 YATIRIM İNDİRİMİ<br />
   ALACAKLI HES.	253.000.000.000<br />
   01 Matbaa Yatırımı   253.000.000.000<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;     /    &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p>Yararlanılan yatırım indiriminin muhasebe kaydı</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;31-12-1997&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
942 YARARLANILMIŞ<br />
YATIRIM İNDİRİMİ	   40.000.000.000<br />
01 Matbaa Yatırımı   40.000.000.000<br />
001-1997 Yılında<br />
yararlanılan indirim  40.000.000.000<br />
   940 YARARLANILACAK<br />
   YATIRIM İNDİRİMİ	   40.000.000.000<br />
   01 Matbaa Yatırımı   40.000.000.000<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;     /    &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Son olarak yatırım indirimi hakkının tamamı kullanıldıktan sonra 943 hesap borçlandırılarak ve 942 hesap alacaklandırılarak hesaplar kapatılır.<br />
ÖRNEK 2 (DEMİRÖZ;1997,119-123)<br />
Başak A.Ş. 1995-1996 yıllarında 50 Milyar TL yatırım tutarı ve %100 oranında yatırım indirimi olan Yatırım Teşvik Belgesini 1.3.1995 tarihinde almıştır.<br />
-1995 yılında yatırım harcaması	: 30 Milyar TL<br />
Yatırım indirimi uygulanabilecek kazancı	: 10 Milyar TL<br />
-1996 yılında yatırım harcaması	: 20 Milyar TL<br />
Yatırım indirimi uygulanabilecek kazancı	: 17 Milyar TL<br />
-1997 yılında yatırım indirimi uygulanabilecek kazancı	: 16 Milyar TL<br />
-1998 yılında yatırım indirimi uygulanabilecek kazancı	: 12 Milyar TL<br />
-1999 yılında yatırım indirimi uygulanabilecek kazancı	: 62 Milyar TL<br />
-2000 yılında yatırım indirimi uygulanabilecek kazancı	: 40 Milyar TL<br />
-VUK hükümlerine göre yeniden değerleme katsayısı her yıl için %60 olduğunu varsayalım.<br />
Bu verilere göre yatırım indirimine ilişkin endeksleme uygulaması ve muhasebe kayıtları yıllar itibariyle aşağıdaki gibi olacaktır.</p>
<p>1995 Yılı Uygulaması<br />
-Yapılan yatırım harcaması	30.000.000.000<br />
-Yatırım indirimi oranı	%100<br />
-İndirilebilecek yatırım indirimi tutarı<br />
(30.000.000.000x%100)	30.000.000.000<br />
-Yatırım indirimi uygulanabilecek kazanç                        (-)	10.000.000.000<br />
-Devreden yatırım indirimi<br />
(30.000.000.000-10.000.000.000)	20.000.000.000</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;31-12-1995&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
940 &#8211; 95 YARARLANILACAK<br />
YATIRIM İNDİRİMİ	   30.000.000.000<br />
   943 – 95 YATIRIM İNDİRİMİ<br />
   ALACAKLI HESABI	   30.000.000.000<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;31-12-1995&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
942 &#8211; 95 YARARLANILMIŞ<br />
YATIRIM İNDİRİMİ	   10.000.000.000<br />
   940 &#8211; 95 YARARLANILACAK<br />
   YATIRIM İNDİRİMİ	   10.000.000.000<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;     /     &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>1996 Yılı Uygulaması<br />
-Yapılan yatırım harcaması	20.000.000.000<br />
-Yatırım indirimi oranı	%100<br />
-İndirilebilecek yatırım indirimi tutarı	20.000.000.000<br />
(20.000.000.000x%100)<br />
-1995 yılından devreden yatırım indirimi<br />
tutarının endekslenmesi sonucunda indirilebilecek<br />
tutar	32.000.000.000<br />
20.000.000.000&#215;0,60                  =12.000.000.000<br />
20.000.000.000+12.000.000.000=32.000.000.000<br />
-İndirilebilecek toplam yatırım indirimi tutarı	52.000.000.000<br />
(32.000.000.000+20.000.000.000)<br />
-Yatırım indirimi uygulanabilecek kazanç                        (-)	17.000.000.000<br />
-Uygulanamayan ve bir sonraki yıla devreden<br />
yatırım indirimi tutarı	35.000.000.000<br />
(1995 yılına ait olan 15.000.000.000)<br />
(1996 yılına ait olan 20.000.000.000)</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;31-12-1996&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
940 &#8211; 96 YARARLANILACAK<br />
YATIRIM İNDİRİMİ	   20.000.000.000<br />
   943 – 96 YATIRIM İNDİRİMİ<br />
   ALACAKLI HESABI	   20.000.000.000<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;31-12-1996&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
940 &#8211; 95 YARARLANILACAK<br />
YATIRIM İNDİRİMİ	   12.000.000.000<br />
   943 – 95 YATIRIM İNDİRİMİ<br />
   ALACAKLI HESABI	   12.000.000.000<br />
Yatırım indirimi endekslenmesi<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;31-12-1996&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
942 &#8211; 95 YARARLANILMIŞ<br />
YATIRIM İNDİRİMİ	   17.000.000.000<br />
   940 &#8211; 95 YARARLANILACAK<br />
   YATIRIM İNDİRİMİ	   17.000.000.000<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;     /     &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>1997 Yılı Uygulaması<br />
Bir önceki yıldan devreden yatırım indirimi<br />
tutarının endekslenmesi sonucu indirilebilecek<br />
tutar	56.000.000.000<br />
a) 1995 yılına ilişkin olup indirilemeyen yatırım indirimi tutarı<br />
15.000.000.000&#215;0,60                =9.000.000.000<br />
15.000.000.000+9.000.000.000=24.000.000.000<br />
b) 1996 yılına ilişkin olup indirilemeyen yatırım indirimi tutarı<br />
20.000.000.000&#215;0,60                  =12.000.000.000<br />
20.000.000.000+12.000.000.000=32.000.000.000<br />
-Yatırım indirimi uygulanabilecek kazanç                        (-)	16.000.000.000</p>
<p>-Uygulanamayan ve bir sonraki yıla devreden<br />
yatırım indirimi tutarı	40.000.000.000<br />
(1995 yılına ait olan 8.000.000.000)<br />
(1996 yılına ait olan 32.000.000.000)</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;31-12-1997&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
940 &#8211; 95 YARARLANILACAK<br />
YATIRIM İNDİRİMİ	     9.000.000.000<br />
940 &#8211; 96 YARARLANILACAK<br />
YATIRIM İNDİRİMİ                                       12.000.000.000<br />
   943 – 95 YATIRIM İNDİRİMİ<br />
   ALACAKLI HESABI	    9.000.000.000<br />
   943 – 96 YATIRIM İNDİRİMİ<br />
   ALACAKLI HESABI	   12.000.000.000</p>
<p>Yatırım indirimi endekslenmesi<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;31-12-1997&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
942 &#8211; 95 YARARLANILMIŞ<br />
YATIRIM İNDİRİMİ	   16.000.000.000<br />
   940 &#8211; 95 YARARLANILACAK<br />
   YATIRIM İNDİRİMİ	   16.000.000.000<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;     /     &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>1998 Yılı Uygulaması<br />
Bir önceki yıldan devreden yatırım indirimi<br />
tutarının endekslenmesi sonucu indirilebilecek<br />
tutar	64.000.000.000<br />
a) 1995 yılına ilişkin olup indirilemeyen yatırım indirimi tutarı<br />
8.000.000.000&#215;0,60                =4.800.000.000<br />
8.000.000.000+4.800.000.000=12.800.000.000<br />
b) 1996 yılına ilişkin olup indirilemeyen yatırım indirimi tutarı<br />
32.000.000.000&#215;0,60                  =19.200.000.000<br />
32.000.000.000+19.200.000.000=51.200.000.000<br />
-Yatırım indirimi uygulanabilecek kazanç                        (-)	12.000.000.000</p>
<p>-Uygulanamayan ve bir sonraki yıla devreden<br />
yatırım indirimi tutarı	52.000.000.000<br />
(1995 yılına ait olan 800.000.000)<br />
(1996 yılına ait olan 51.200.000.000)</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;31-12-1998&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
940 &#8211; 95 YARARLANILACAK<br />
YATIRIM İNDİRİMİ	     4.800.000.000<br />
940 &#8211; 96 YARARLANILACAK<br />
YATIRIM İNDİRİMİ                                       19.200.000.000<br />
   943 – 95 YATIRIM İNDİRİMİ<br />
   ALACAKLI HESABI	    4.800.000.000<br />
   943 – 96 YATIRIM İNDİRİMİ<br />
   ALACAKLI HESABI	   19.200.000.000</p>
<p>Yatırım indirimi endekslenmesi<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;31-12-1998&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
942 &#8211; 95 YARARLANILMIŞ<br />
YATIRIM İNDİRİMİ	   12.000.000.000<br />
   940 &#8211; 95 YARARLANILACAK<br />
   YATIRIM İNDİRİMİ	   12.000.000.000<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;     /     &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>1999 Yılı Uygulaması<br />
Bir önceki yıldan devreden yatırım indirimi<br />
tutarının endekslenmesi sonucu indirilebilecek<br />
tutar	82.720.000.000<br />
a) 1995 yılına ilişkin olup indirilemeyen yatırım indirimi tutarı<br />
800.000.000 (Endeksleme yapılamaz)<br />
b) 1996 yılına ilişkin olup indirilemeyen yatırım indirimi tutarı<br />
51.200.000.000&#215;0,60                  =30.720.000.000<br />
51.200.000.000+30.720.000.000=81.920.000.000<br />
-Yatırım indirimi uygulanabilecek kazanç                        (-)	62.000.000.000</p>
<p>-Uygulanamayan ve bir sonraki yıla devreden<br />
yatırım indirimi tutarı	20.720.000.000<br />
(1996 yılına ait olan)</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;31-12-1999&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
940 &#8211; 96 YARARLANILACAK<br />
YATIRIM İNDİRİMİ	   30.720.000.000<br />
   943 – 96 YATIRIM İNDİRİMİ<br />
   ALACAKLI HESABI	   30.720.000.000<br />
Yatırım indirimi endekslenmesi<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;31-12-1999&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
942 &#8211; 95 YARARLANILMIŞ<br />
YATIRIM İNDİRİMİ	       800.000.000<br />
942 &#8211; 96 YARARLANILMIŞ<br />
YATIRIM İNDİRİMİ	   61.200.000.000<br />
  940 &#8211; 95 YARARLANILACAK<br />
  YATIRIM İNDİRİMİ	       800.000.000<br />
  940 &#8211; 96 YARARLANILACAK<br />
  YATIRIM İNDİRİMİ	   61.200.000.000<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;31-12-1999&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
943YATIRIM İNDİRİMİ<br />
ALACAKLI HESABI	   55.800.000.000<br />
   942 – 95 YARARLANILMIŞ<br />
   YATIRIM İNDİRİMİ	   55.800.000.000<br />
Hesapların kapatılması<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;     /     &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>2000 Yılı Uygulaması<br />
-Yatırım indirimi uygulanabilecek kazanç	40.000.000.000<br />
-Yatırım indirimi tutarı                                                      (-)	20.720.000.000<br />
1996 yılına ait (Endeksleme yapılamaz)<br />
-Vergiye tabi kazanç	19.280.000.000</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;31-12-2000&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
942 &#8211; 96 YARARLANILMIŞ<br />
YATIRIM İNDİRİMİ	   20.720.000.000<br />
  940 &#8211; 96 YARARLANILACAK<br />
  YATIRIM İNDİRİMİ	   20.720.000.000<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;31-12-2000&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
943 – 96 YATIRIM İNDİRİMİ<br />
ALACAKLI HESABI	   81.920.000.000<br />
   942 – 96 YARARLANILMIŞ<br />
   YATIRIM İNDİRİMİ	   81.920.000.000<br />
Hesapların kapatılması<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;     /     &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212; </p>
<p>Bu örnekte de hesaplar kapatılarak yatırım indirimi kayıtları tamamlanmış olur.</p>
<p>BÖLÜM VI- YATIRIM İNDİRİMİ UYGULAMASININ BAZI SORUNLARI<br />
“Gelişmiş ve az gelişmiş ekonomilerin temel amaçlarından biri, ulusal ekonominin üretim gücünü arttırmaktır.” Üretim gücünün artışı yatırımlardaki artışla gerçekleştirilmektedir. Sabit sermaye mallarına ve stoklarına yapılan ilaveler olarak tanımlanabilen yatırımlardaki artışlar, milli gelirdeki artışı yaratacak, milli gelirdeki artışlar da ekonomik kalkınmayı sağlayacaktır.<br />
Karma ekonominin geçerli olduğu ülkemizde ekonomik faaliyetler kalkınma plânları ile yürütülmektedir. Kalkınma plânları da, kamu kesimi için emredici, özel kesim için ise yönlendirici nitelik taşımaktadır. Yönlendirici nitelik, devletin öncelikle gerçekleşmesini istediği alanlarda özel sektöre sağlanan teşviklerle, o faaliyetin yapılması arzusunun yaratılmasını amaçlamaktadır. Böylece, cazip ve avantajlı hale gelen konu özel kesimce gerçekleştirilince, devletin isteği de yerine gelmiş olacaktır. Ülkemizde, plânlı ekonomiye geçildiği yıldan beri her yıl teşvik sağlanan konulardan biri, yatırımların teşvikidir. Yatırım artışına her yıl olan ihtiyaç, her yıl için de yatırımların teşviki gereğine neden olmakta, dolayısıyla, bu teşvikler sürekli hale gelmektedir. Teşviklerin, zamanında ve yeteri kadar verilmesi gerekirken, bu kural, yatırımlar için uygulanmamaktadır. Nedeni de, o kadar yıldır teşvike rağmen, gerekli yatırım artışına ulaşılamamasıdır. Bunun nedeni, bir iki kelime ile açıklanabilir ama, uzun vadeli arzulanan çözümü yaratmaz. Öyleyse, yatırımlar için şimdiye kadar uygulanmış teşviklerin, yine her yıl yatırımcıya sağlanarak uygulamanın devamı mı, yoksa yeni teşvik modellerinin denenmesi gerektiği mi sorularının cevabını bulmak için, geniş kapsamlı bir çalışma yapılması gerektiği, konunun ilk sorununu ortaya çıkarmaktadır. Bu kadar yıl süreyle, bu kadar çeşitli teşvikin, istenilen yatırım artışını gerçekleştirememesi gerçeği varken, aynı teşviklerin, bundan sonraki gün ve yıllarda istenen artışı sağlayacağını ummak, fazlaca bir iyimserliği gösterir.<br />
Günümüzde teşvik belgeli yatırımlara birçok destek sağlanmaktadır. Bu desteklerden biri de, yatırımın belli bir oranının, vergiye tabi gelirden düşülmesi olarak ifade edilen yatırım indirimidir.<br />
Yatırım indiriminin diğer alternatifleri ise;<br />
Yatırımın belli bir oranının, vergi borcundan düşülmesi olarak ifade edilen yatırım kredisi ile,<br />
Yatırım nedeni ile gerek vergiye tabi gelirden, gerekse vergi borcundan düşülen miktarlar, ileride devlete ödeniyorsa, bu yöntem de yatırım ihtiyatıdır.<br />
Ülkemizde, günümüze kadar uygulanan yöntem, yatırım indirimidir.<br />
Uygulanan teşvikler gözden geçirilirken, yatırım indirimi yerine yatırım kredisi veya yatırım ihtiyatı uygulamasının daha yararlı olup olmayacağının incelenmesi de gerekmektedir. Çünkü, bugün için, yatırım indirimi yerine diğer bir yöntemin uygulanması yatırımcı için daha elverişli olacaksa, o yöntem hemen uygulamaya konmalıdır.<br />
Yatırım indirimi, GVK’nda ek maddeler halinde düzenlenmiş olup, bu düzenlemeden hem GV mükellefleri, hem de KV mükellefleri yararlanabilmektedir.<br />
Anılan ek maddelerden birincisinde, yatırım indiriminden yararlanacak kişiler sayıldıktan sonra, “yatırımlar, bu bölümde yazılı kayıt ve şartlar dahilinde ilgili kazançlarından indirilir.” denmektedir.<br />
Ticari alanda yapılan yatırım için ilgili kazanç, ticari kazanç, ziraî alanda yapılan yatırım için ilgili kazanç ziraî kazançtır. KV mükelleflerinin yaptığı yatırım için ilgili kazanç ise kurum kazancıdır.<br />
İlgili kazançtan indirilemeyen yatırım indirimi ise, ertesi yıla devrolunur.<br />
Şimdi yatırım ihtimallerine değinelim.<br />
Gelir veya kurumlar vergisi mükellefi, mevcut ticari veya ziraî işletmesine ek yatırım yaparsa ve diğer koşullarda varsa, bu yatırım, indirimden yararlanabilecektir. İndirim, mevcut işletmelerin gelirinden indirilebilecektir. Çünkü, ek yatırım ticari alanda ise, mevcut işletmeleri kârı da, ticari kazanç veya kurum kazancıdır. Diğer bir ifadeyle de, ek yatırımın gelir sağlayıp, indirimin o gelirden yapılmasını beklemeye gerek yoktur. Öyleyse, ek yatırımlara ilişkin indirimler, o yılki işletme gelirinden düşülerek, ertesi yıla devir ihtimalini azaltmaktadır.<br />
Diğer bir yatırım ihtimali, mevcut bir işletmenin aynı alanda, fakat farklı bir sektöre yatırım yapmasıdır. Örneğin, bir manifaturacının hizmet üretimine yönelik yatırım yapması gibi. Diğer koşullara da uyulursa, bu yatırımda indirimden yararlanabilecektir. Hizmet işletmesi henüz faaliyete geçmeden yıl tamamlanırsa, biten yıla ilişkin yatırım indirimi, manifaturacılıktan sağlanan gelirden indirilebilecektir.<br />
İlgili kazanç kurumlar vergisi mükellefi için kurum kazancıdır. Kurum kazancı gelir vergisindeki 7 gelir türünden oluşmaktadır. Yani, ilgili kazanç kavramı, gelir vergisine nazaran kurumlar vergisinde daha geniştir. Genişleyen matrah nedeniyle, indirimin gerçekleşmesi ihtimali artarken, seneye devir ihtimali de gelir vergisi mükellefine nazaran, daha azdır.<br />
Üçüncü bir yatırım ihtimali de, o güne kadar, vergiye tabi hiçbir faaliyeti bulunmayan gerçek kişi, şahıs şirketi veya kurumun ticari veya ziraî alanda yatırım yapması halidir.<br />
Bu yatırım çok yüksek miktarları ve yatırım için uzun süreyi gerektiriyorsa, (bilgisayar üretimi gibi), diğer koşullar da yerine getirilince, yatırım indiriminden yararlanabilecektir. Örneği devam ettirelim, yıl bitti, henüz yatırım bitmedi, ilgili kazanç yok, (tek faaliyet bilgisayar üretim ve pazarlama, üretim henüz yok) biten yıl için yapılan yatırım indirim hakkı var ama, kazanç olmadığından ertesi yıla devir, o yıl için yararlanma yok. Kim gibi, yatırım yapmayan kişi gibi. Neden, çünkü, o da yatırım indiriminden yararlanmıyor. Dolayısıyla, o yıl için, tam lazımken, yatırımcıya indirim olanağı yok. Yatırımcı, gelir vergisi mükellefi ise, yapılan yatırım nedeniyle doğan ticari faaliyet için hayat standardı esasında vergi de ödemek zorundadır üstelik. Ülkemiz için en lüzumlu alanda (örnek genişletilebilir) yatırım yapacak kişi, başka faaliyeti yok diye yatırım indirimden ilk yıllar yararlanamayacak. İşte, bu mesele sorundur. Bu yatırımcının KV mükellefi olması da durumu değiştirmemektedir. KV’nde ilgili kazanç kavramı daha geniştir ama, örneğimizdeki yatırımcının hiçbir geliri yok ki, indirim yapabilsin.<br />
Devreden indirimler, ne zaman indirilebilecektir? Yatırımın belli sürede tamamlama şartı, burada da önemli değildir. Çünkü, yatırım iki yılda tamamlansa bile, kâra geçmedikçe indirim devredilecektir. Kâra geçildiği yıldan itibaren indirim gelirden düşülebilecektir. Kâra geçildikten sonra, yatırımcının sorunu teşvikten yararlanmak değil, kâr maksimizasyonudur.<br />
Bu itibarla, yatırım yapacak olan kişi veya kurumun, başka bir faaliyeti yoksa, yatırım indiriminden yararlanabilmek için ilgili kazancı beklemek yerine, sadece bu kişiler için kısa sürede teşviki gerçekleştirecek bir çözümün uygulamaya konması gerekmektedir.<br />
Yıl içinde indirilemeyecek ertesi yıla devreden yatırım indirimi miktarı için enflasyon oranında artışı sağlayan endeksleme uygulamasının getirilmiş olması, bahsedilen sorunu çözememektedir.<br />
Yatırım indirimine ilişkin Ek 2’nci maddenin 2 numaralı bendi gereğince, yatırım tutarı belli miktarlardan az olamayacaktır. Bu miktarlar, 1998 yılında, ticari ve sınai yatırımlar için 30 Milyar lira, ziraî yatırımlar için 5 Milyar liradır.<br />
Bu miktarlara göre, %30 yatırım indirimi oranıyla, ticari ve sınai yatırımlarda (30x %30=) 9 Milyar liralık, ziraî yatırımlarda ise (5x %30=) 1,5 Milyar liralık indirimden yararlanılmış olacaktır.<br />
Asgari yatırım miktarı ile ticari yatırım yapan bir KV mükellefi, indirebileceği 9 Milyar liralık indirim miktarı nedeniyle, şirket bazında (9x %44=) 3.960 Milyar lira daha az vergi ödeyerek vergi avantajı sağlamış olacaktır. Bu avantaj, GV mükellefinde, 9 Milyar liralık indirimin yapıldığı gelir dilimine ilişkin vergi oranının 9 Milyar ile çarpımı kadar olacaktır.<br />
Şimdi, sorun yaratan konuya değinelim. Bir KV mükellefinin yapacağı yatırım 30 Milyar liranın altında ise, örneğin, 29 Milyar ise durum ne olacaktır.<br />
29 Milyar liralık yatırım, 30 Milyar lira olan asgari miktarın altında olduğu için, yatırım indiriminden yararlanılamayacaktır. Daha da ötesinde, 1 Milyar liralık (30-29) noksan yatırım için 3.960 Milyar liralık vergi avantajından mahrum kalınacaktır. Bunu bilen mükellef, ne işlem yapacaktır? 3.960 Milyar liralık vergi avantajından mahrum kalmaktansa, 29 Milyar liralık yatırım birkaç ay beklenip, fiyat artışı nedeniyle 30 Milyar liraya mal edildiğinde, 1 Milyar liralık zarara karşın, 3.960 Milyar lira vergi avantajı sağlanacak ve net avantaj (3.960-1=) 2.960 Milyar lira olacaktır. O halde, asgari yatırım miktarı altındaki yatırımlar için kaç liralık miktara kadar maliyet yükseltilmesine katlanılabilir? (30-3.960=) 26.040 Milyar liralık yatırım 30 Milyar liraya mal edilirse, maliyet zararı 3.960 Milyar lira yatırım indiriminden doğan vergi avantajı, 3.960 Milyar lira olacak, yani, eşitlik sağlanacaktır. Avantajın sıfır olduğu 26.040 Milyar liralık yatırımın üzerindeki bir miktarın (gerçek yatırımın) 30 Milyar liraya mal edilmesinde, yine de vergi avantajı sağlanmış olacaktır.<br />
Yatırım yapma arzusunda olan mükelleflerin çalışmalarını mesleki alanda yoğunlaştırmasının gerektiği zamanda, sanki bir maliyeciymiş gibi, uzun uzun yukarıdaki hesapları yapmak zorunda kalması, asgari yatırım miktarı uygulama-sının yarattığı sorundur. Bunun da çözülmesi gerekmektedir.<br />
Yatırımların gerçekleşmesi, yatırımcının, yatırım için harcama yapmasına bağlı bulunmaktadır. Harcama kavramının geçtiği yerde de KDV akla gelmektedir. Öyleyse, yatırım için yapılacak harcama da KDV’ye tabi bulunmaktadır. Yatırımcıya, çeşitli teşvikler sağlanırken, KDV için de, ayrıca teşvikler getirilmiş bulunmaktadır.<br />
KDV Kanunu’nun 31’inci maddesi ile, “amortismana tabi iktisadi kıymetlerin KDV, bunların aktife girdiği veya kullanılmaya başladığı vergilendirme döneminden itibaren 3 yıl içinde ve üç eşit miktarda indirim konusu yapılmaktadır. Bakanlar Kurulu yatırımların teşviki amacıyla, sektör ve mal grupları itibariyle, bu süreleri azaltmaya yetkilidir. Bakanlar Kurulu da bu yetkisini kullanarak, teşvik belgeli yatırımlarda kullanılacak amortismana tabi iktisadi kıymetlerin KDV’nin, bunların aktife girdiği veya kullanılmaya başladığı vergilendirme döneminden itibaren 1 yıl içinde indirim konusu yapılmasını” kabul etmiştir. (84/8837 Sayılı BKK 12.12.1984 tarihli ve mükerrer 18603 Sayılı Resmi Gazete)<br />
KDV, bir işletmenin bir ay içinde, teslim ettiği mal ve hizmetlerin vergisinden, o ay içinde aldığı mal ve hizmetlere ait vergiyi düştükten sonra, kalanı, vergi dairesine ödediği bir uygulamayı içermektedir.<br />
Şimdi, bu uygulama ile yatırımcının davranışlarını birleştirip konuyu inceleyelim. Şayet, teşvik belgesi sahibi bir yatırımcı yatırımı için amortismana tabi iktisadi kıymet satın alırsa, alışta ödediği KDV’ni, 3 yıl yerine alıştan itibaren 1 yıl içinde indirebilecektir. Nereden indirecektir? Amortismana tabi iktisadi kıymeti satın aldığı aydaki veya ondan sonraki aylardaki mal ve hizmeti teslimleri için tahsil ettiği KDV’nden indirim yapılacaktır. Yani, yatırımcı bir yandan yatırım yaparken yüklendiği girdi KDV’ni, aynı ayda yaptığı mal ve hizmetin KDV’nden indirebilecektir. Bu durum, en basitinde ek yatırımlarda mümkün olur. Çünkü, mevcut işletme faaliyette bulunurken (alışları, satışları varken) bir yandan da, yatırıma ilişkin harcamalar yapılabilir. Bundan başka; mevcut bir işletme varken, başka bir sektöre yatırım yapıldığında (manifatura hizmet işletmesi) yatırım malının KDV, mevcut işletmenin o aydaki KDV tahsilatından indirilebilir.<br />
Sorun olan örneği şimdi belirtelim. Şayet, teşvik belgesi sahibi yatırımcının başka hiçbir faaliyeti yoksa, yatırım için yüklenilen KDV, ancak; yatırım tamamlanıp üretime geçildikten ve üretimde satılmaya başlandıktan sonra indirilmeye başlanabilecektir. Yatırım malları temininden 4 yıl sonra ilk üretim satılmaya başlanırsa durum ne olacaktır? Yatırım malları için yüklenilen KDV, 4 yıl süre ile, indirilecek KDV olarak beklemiş olacaktır. Bu arada, 1 yıldaki indirimden, 3 yıldaki indirimden de yararlanılamamış olunacaktır. Öyleyse, 1 yılda ve 3 yıldaki indirimler ile ilgili teşvikler yatırımcının başka faaliyeti olduğu varsayımına dayalı teşviklerdir. Şayet, yatırımcının başka faaliyeti yoksa, kısa sürede indirimden yararlanması olasılığı da, spekülatif yatırımlar dışında yok gibidir. Yatırımcıya, verilecek teşviklerde bu sorunun da çözümü gerekmektedir.<br />
KDV Kanunu’nun 49’uncu maddesine göre, teşvik belgeli yatırımlara ilişkin malların ithalinde ödenmesi gereken KDV, bu verginin fiilen indirilmesinin mümkün olacağı tarihe kadar ertelenmektedir.<br />
Aynı malı dahilden alması halinde ise, böyle bir erteleme olmadığından, yatırımcı, ülke içindeki malı vergili olarak alacaktır. İthalde ise, erteleme olduğundan, mal, ithal anında ödenmeyen vergi kadar daha ucuza ithal edilecektir.<br />
Örneğin, beş yıldızlı otel yapımında, KDV yönünden %15 ve %23 oranlarla vergiye tabi mallar kullanılmaktadır. Bunun ortalamasını, %20 kabul edelim. Eğer bu oteli yaptıran yatırımcı, malları ülke içinden alırsa, 100 liralık harcamasında, 83,3 liralık mal alacak, 16,7 lira da vergi ödeyecektir. Dahilden alınmak yerine, mal ithal edilirse, iki ihtimal mevcuttur. Birincisi, 100 liralık ithalat yapılırsa o an vergi ödenmediğinden, 100 liralık mal alınmış olacaktır. Burada, ülke içindeki alıma nazaran 16,7 liralık daha fazla mal alınması gerçekleşecektir. Şayet, yatırımcının fazla mala ihtiyacı yoksa, ikinci ihtimal olarak, yatırımcı 83,3 liralık mal almış olacaktır. Bu durumda, aynı miktar mal alınmış olmasına karşın, yurt içindeki alıma nazaran 16,7 liralık nakitte, vergi ödenmediğinden, işletmede kalacaktır. Sonuç olarak, yatırım malının ülkeden temini yerine, ithal edilmesi vergi ve finans avantajı yaratmış olmaktadır. Amaç bu olmamış olsa da uygulama bu sonucu aratmaktadır. Şayet yanlışlık var ise, sorununda çözümlenmesi gerekmektedir. Sorun yok denilirse, bu kez de yerli üretimin ithaline nazaran korunduğu iddiası da, geçersiz olacaktır.<br />
Yatırım malının ithalinde ertelenen verginin, ileride ödenmesi hiç sorun değildir. Çünkü, ertelenen verginin ödeneceği ya da indirilebileceği tarihte, sorun olacak husus, verginin ödenip ödenmemesi değil, ilk sıralarda yer alacak daha başka konulardır.<br />
Bilgisayar üretimi örneğinde olduğu gibi, başka bir faaliyeti olmayan yatırımcının, baştan vergi ödeyerek (tam lazım zamanda nakdini azaltarak) mal alması halinde, bu verginin sonradan indirilmesi teşvikten ziyade iadeyi andırmaktadır. Aç olan insanın elinden ekmeği alıp, o insan başka şeyle doyunca ekmeği iade etmek gibi. Teşvik, başlangıçta ihtiyacı varken, daha az harcatmak, ileride nakdi olunca da vergiyi ödetmeyi amaçlamalıdır. Bu da, şu anda sadece ithal işlemindeki uygulamadır. Eşitlik için, ithaldeki ertelemenin, yurt içinden teşvikli yatırım malları alımında da uygulanması gerekmektedir.<br />
Yukarıda bahsedilen soruları çözümü, çok ufak bir yatırım artışı bile yaratacaksa, bu artışa olan şiddetli ihtiyaç nedeniyle, sorunlar bir an önce çözümlenmelidir. (ERGÜLEN;A.Ü.İ.İ.B.F.DERGİSİ)    </p>
<p>SONUÇ<br />
Sevgili okuyucular, size başlangıçta da bahsettiğim gibi, size de yararlı olacağını düşündüğüm yatırım indirimi konusunu en sonunda bitirdik.<br />
Bu konunun sonunda yatırım indirimi oranının organize sanayi bölgeleri ve kalkınmada öncelikli yörelerde %100 olarak uygulandığını gördük. Ayrıca sanayiye yönelik olan yatırımlarda 250 milyon dolar karşılığı Türk lirasını aşan yatırımlarda %200 olarak uygulandığını gördük. Bence bu çok yüksek bir oran. Ama yatırımın yapılacağı tutarı da göz önünde bulundurmak gerekir. Yaklaşık 172 trilyon liralık yatırımlara işte bu %200’ lük yatırım indirimi oranı uygulanıyor.<br />
Bunların dışında yatırım indiriminin uygulanacağı en az yatırım tutarının sınai ve ticari yatırımlarda 50 milyar lira, ziraî yatırımlarda ise 10 milyar lira düzeyinde olduğunu öğrendik.<br />
Ayrıca yatırım indiriminin stopaja tabi olup olmaması konusunda açılan davaları, ve son olarak yatırım indiriminin, fon payı ile birlikte %16,5 oranında yatırım indirimine tabi olduğunu beraberce irdeledik.<br />
Yatırım indirimi tutarlarının endekslemesinin yapılıp, daha sonra yevmiye kayıtlarına geçirilmesini çeşitli örneklerle anlatmaya çalıştım.<br />
Sevgili okurlar, ben elimden geldiği kadarıyla yatırım indirimi konusunu sizinde daha rahat anlayabilmeniz açısından bir özet gibi kısaltmaya çalıştım. Eğer bu çalışmamda sizlere bir şeyler kazandırdıysam ne mutlu bana.<br />
Bende bu ödev sayesinde araştırmacılığın ne kadar zor bir husus olduğunu öğrendim. Bu ödevin bana ve sizlere faydası dokunduğunu düşünüyorum.<br />
Bu ödev, hayatımda ilk kez bu kadar büyük çapta anlatarak yazıya geçirdiğim bir ödevdir. Dolayısıyla, bu ödevde benim gözümden kaçan yanlışlıklar varsa tüm okuyuculardan ve hocam Prof. Dr. Münevver Menderes’ten  özür dilerim. Gelecek dönemin ödevinde daha dikkatli olmaya çalışırım.</p>
<p>KAYNAKÇA<br />
AKKÖY, İhsan;	“Yatırım İndirimi İstisnası Konusunda Yapılan Spekülasyonlar”, Vergi Dünyası Dergisi, Mayıs 2000, Sayı 225<br />
ARIOĞLU, Osman;	“Yatırım İndirimi Uygulamasında Endeksleme”, Yaklaşım Dergisi, Haziran 1997, Sayı 54<br />
AYAZ, Garip;	“Yatırım İndiriminde Stopaj Tartışması”, Vergi Dünyası Dergisi, Kasım 1999, Sayı 219<br />
BAŞER, Arif;	“Yatırım İndirimi Tutarı Üzerinden Gelir Vergisi Tevkifatı Yapılmasına İlişkin Danıştay Kararının Eleştirisi”, Vergi Dünyası Dergisi, Ağustos 2000, Sayı 228<br />
ÇAKMAK, Şefik;	“Yatırım İndirimi ve Vergi Kesintisi”, Vergi Dünyası Dergisi, Eylül 2000, Sayı 229<br />
DEMİRÖZ, Vedat;	“Yatırım İndiriminde Endeksleme Uygulaması”, Yaklaşım Dergisi, Ocak 1997, Sayı 49<br />
ERDEM, Haluk;	“Yatırım İndirimi Uygulamasında Öngördüğü Yatırımı Gerçekleştiremeyenlerin Durumu”, Vergi Dünyası Dergisi, Ocak 2000, Sayı 221<br />
ERDEM, Hayrettin;	“Yatırım Teşviklerinin Muhasebeleştirilmesi”, Yaklaşım Dergisi, Haziran 1997, Sayı 54<br />
ERGÜLEN, Prof. Dr. Güneri;	“Yatırım İndirimi Uygulamasının Bazı Sorunları”, Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi<br />
GÜNDÜZ, Namık Kemal;	“İndirilemeyen Yatırım İndirimi Tutarlarının Yeniden Değerlemesi (Endeksleme Uygulaması), Vergi Sorunları Dergisi, 1999, Sayı 125<br />
KAPLAN, Mürsel Ali;	“Yatırım İndirimi ve Dönem Sonlarında Endeksleme Uygulaması”, Vergi Dünyası Dergisi, Aralık 1999, Sayı 220<br />
KIRIKTAŞ, İlhan;	“Yatırım İndiriminde Endeksleme Yöntemi ve Endekslemede Esas Alınacak Oranın Tespiti”, Yaklaşım Dergisi, Eylül 1997, Sayı 57<br />
KÜÇÜK, Sema;	“Yatırım İndirimi Uygulamasında Gelir Vergisi Tevkifatı”, Vergi Dünyası Dergisi, Ağustos 2000, Sayı 228<br />
MAÇ, Mehmet;	“Tüm Yönleriyle Yatırım İndirimi”, Vergi Dünyası Dergisi, Şubat 2000, Sayı 222<br />
SAĞLAM, Erdoğan;	“Yatırım İndirimi Stopajına İlişkin Davalarda Son Durum ve Verilen Yürütmeyi Durdurma Kararlarının Sonuçları”, Vergi Dünyası Dergisi, Ekim 2000, Sayı 230<br />
SARISU, Ekrem;	“Yatırım İndirimi İstisnasından Yararlanmada YMM Tasdiki ve Bu Tasdikin Zorunlu Olmadığına Dair Bir Danıştay Kararı”, Yaklaşım Dergisi, Kasım 1997, Sayı 59<br />
SÖNMEZ, Erdal;	“Yatırım İndiriminde Stopaj Tartışması”, Vergi Dünyası Dergisi, Kasım 1999, Sayı 219<br />
ŞEKER, Sakıp;	“1.1.1995 Tarihinden Önce Alınan Teşvik Belgelerine İlişkin Yatırım Harcamalarında Endeksleme”, Yaklaşım Dergisi, Haziran 1997, Sayı 54<br />
TURAN, Cemalettin;	“Öngörülen (Peşin) Yatırım İndirimi Geçici Vergide de Uygulanabilmelidir”, Vergi Dünyası Dergisi, Mart 2000, Sayı 223; “Tüm Yönleriyle Yatırım İndirimi”, Vergi Dünyası Dergisi, Şubat 2000, Sayı 222<br />
YALÇIN, Hasan;	“Yatırım İndirimine Konu Aktif Değerlerin Parça Parça Satılması”, Yaklaşım Dergisi, Nisan 1997, Sayı 52<br />
YÜCEL, Selçuk;	“Yatırım İndirimi Uygulamasında Özel Şartlardan İhracat Taahhüdünün İhlali”, Yaklaşım Dergisi, Kasım 1997, Sayı 59<br />
ZORLU, Ömer;	“Yatırım İndirimi Stopaja Tabidir”, Vergi Dünyası Dergisi, Mayıs 2000, Sayı 225</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/yatirim-indirimi-nedir.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yap İşlet Devret Modeli II</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/yap-islet-devret-modeli-ii.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/yap-islet-devret-modeli-ii.html/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2009 12:07:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/genelbil/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Muhasebe]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=722</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye’de, bütün gelişmekte olan ülkelerde olduğu gibi, alt yapı projelerinin gerçekleştirilmesi için büyük finansman ihtiyacı vardır. Bu büyük alt yapı projelerini devlet bir kısmını kendi imkanlarıyla sağlayabilir. Ancak son zamanlarda devletin büyük yatırımlara kaynak ayırabilmesi pek mümkün değildir. Yap-İşlet-Devret Modeli, kamu hizmetlerinin kurulması ve işletilmesi yönünde yapılmış projelerin uygulanmasında, devletin iç finansman kaynaklarının yetersizliğinden ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de, bütün gelişmekte olan ülkelerde olduğu gibi, alt yapı projelerinin gerçekleştirilmesi için büyük finansman ihtiyacı vardır.  Bu büyük alt yapı projelerini devlet bir kısmını kendi imkanlarıyla sağlayabilir. Ancak son zamanlarda devletin büyük yatırımlara kaynak ayırabilmesi pek mümkün değildir.<br />
Yap-İşlet-Devret Modeli, kamu hizmetlerinin kurulması ve işletilmesi yönünde yapılmış projelerin uygulanmasında, devletin iç finansman kaynaklarının yetersizliğinden ve kredi limitinin sınırlı olmasından ortaya çıkan bir özel sektör yatırım imtiyaz sözleşmesidir. Sözleşmenin amacı, bir alt yapı veya bayındırlık işinin bir özel sektör tarafından yaptırılması, işletilmesi ve belli bir süre sonunda konulan sermaye, yapılan masraflar karşılanıp kara geçildikten sonra sözleşme gereğince bedelsiz olarak tesisin ilk sahibi kamu idaresi veya kurumuna devir ve teslimini ifade etmektedir. <span id="more-722"></span><br />
Yapılan sözleşmelerde bir taraf mutlaka kamu kurum veya kuruluşu, diğer taraf ise ulusal veya uluslararası bir sermaye şirketi olmalıdır. Türkiye gerçekleştirmek istediği birçok alt yapı ve üst yapı projesini bu yöntemle gerçekleştirebilir. Devletler bu model ile birlikte birçok teknolojinin, dövizin, ülkeye girişini sağlarlar. Ayrıca devlet bu model sayesinde hiçbir finansal kaynak kullanımında bulunmadan yeni yatırımlara sahip olmaktadır. Bu durumda ülkeler Yap-İşlet-Devret Modeline bazı imtiyazlar getirmiştir. Zaten Yap-İşlet-Devret Modeli çerçevesinde oluşan sözleşmeler imtiyaz sözleşmesi sayılmaktadır.<br />
Yap-İşlet-Devret Modeli uygulaması ülkelerin gerçekleştirmek istedikleri fakat gerekli finansman eksikliği nedeniyle gerçekleştiremediği yatırımların hayata geçirilmesinde önemli bir yere sahiptir. Bu model sayesinde ülkeler gerekli yatırımları kazanacaklar ve sosyal, ekonomik refahı yakalayacaklardır. </p>
<p>BÖLÜM I<br />
YAP İŞLET DEVRET MODELİ<br />
I.1. KAMU HİZMETLERİNİN YİD MODELİYLE GÖRÜLMESİNE KADARKİ DURUM<br />
Bugüne kadar kamu hizmetlerinin özel kesim eliyle kurdurulmasında veya gördürülmesindeki ilerleme, yasa koyucunun getirdiği yasal düzenlemelerde olmuştur. YİD modeliyle ilgili ilk yasal düzenlemenin yapıldığı 1984 yılına kadar, 1932 yılından bu tarafa elli yılı aşkın bir süre konuyla ilgili bir başka düzenleme yapılmamıştır. Yani, 25 Haziran 1932 tarih ve 2025 sayılı “Menafii Umumuye Müteallik İmtiyazat Hakkında Kanun” bu dönemde kamu hizmeti alanında özel kesime yatırım imkanı tanıyan tek yasa olmuştur. (POLATKAN; 1997, S.7)<br />
I.1.1. 25 Haziran 1932 – 4 Aralık 1984 Arası Dönemi<br />
Bu dönem 25 Haziran 1932 tarih ve 2025 sayılı “Menafii Umumuyeye Müteallik İmtiyazat Hakkında Kanun” isimli yasanın tek başına yürürlükte olduğu bir dönemdir. (POLATKAN; 1997, S.7)<br />
Osmanlı Devletinin konuyla ilgili 1910 tarihli bir yasanın, bir iki maddesini değiştirerek diğer maddelerin TBMM tarafından aynen kabul edildiği ve yasalaştırdığı bir kanundur. Kamu hizmetlerinin özel hukuk tüzel kişilerine imtiyazlı şekilde görüldüğü işlerde bu yasa hükümleri geçerlidir. Bu yasaya göre; tesisin imtiyaz sözleşmesinde belirlenen süre sonunda, sözleşmedeki devir koşullarına göre, Anonim Şirket türünden kurulmuş bir kamu kuruluşuna yapılacağı belirlenmiştir.<br />
I.1.2. 1984’ten Günümüze Kadar Olan Yasal Düzenlemeler<br />
4 Aralık 1984 tarihinden sonra; kamu hizmetlerinin özel ve gerçek tüzel kişilere yaptırılmasına ilişkin düzenlemelere bir çok yeni düzenlemeler getirilmiştir. Bunlar; 3096 sayılı “Türkiye Elektrik Kurumu Dışındaki Kuruluşların Elektrik Üretimi İletimi Dağıtımı ve Ticareti ile Görevlendirilmesi Hakkındaki Kanun”, 3996 sayılı “Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun”, ve 4046 sayılı “Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişikli Yapılmasına Dair Kanun”lardır.<br />
Yap-İşlet-Devret Modeliyle ilgili ilk düzenlemeler enerji sektöründe yapılmış, ikinci alanda yapılan düzenlemeler karayolları ile ilgili yapılan düzenlemelerdir. Ve son olarak da alt yapı temel yatırımları ile ilgili düzenlemeler yapılmıştır. Yap-İşlet-Devret Modeliyle ilgili ilk temel yasa olan 3996 sayılı yasa, köprü, baraj, tünel, otoyol, demiryolu, kanalizasyon, yer altı ve yerüstü otopark gibi yatırımların yaptırılmasını ve işletilmesini yerli ve yabancı hukuk şirketlerine yaptırılmasını hedeflemiştir.<br />
I.2. YAP-İŞLET-DEVRET MODELİNİN TANIMI<br />
Yap-İşlet-Devret Modeli , bir kamu hizmeti veya faaliyeti işinin sabit bir fiyat üzerinden, tüm giderleri özel teşebbüs tarafından karşılanarak, yatırım yapılan ülkenin üretilen mal ya da hizmetleri satın alma garantisi altında projelendirilmesi, finanse edilmesi, inşa edilmesi, korunması bakımı ve karının gerçekleştirilmesinden sonra tesisin ve yönetiminin bedelsiz olarak ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına devir ve teslimini sağlayan modeldir. (SÜRMEN, ÇOBAN; 2000, S.214)<br />
Hükümetler veya kamu kurumları ihtiyaç duyduğu fakat gerçekleştirmek için yeterli finansal kaynakları olmadığı yatırımları bu modelle gerçekleştirmektedirler. Bu model Türkiye gibi, yeterli sermaye birikim olmayan ve kredi alma imkanı sınırlı ülkeler için ideal bir modeldir. Bu modelde yapılan sözleşmelerdeki taraflardan biri kamu kurum veya kuruluşları, diğer tarafsa genellikle uluslar arası kuruluşlarında yer aldığı konsorsiyumlardan oluşmaktadır.<br />
I.3. YİD PROJELERİNİN ÖZELLİKLERİ<br />
Yap-İşlet-Devret Projelerinin bazı temel özellikleri vardır. Bunlar ;<br />
Modelde üretilen mal ya da hizmetlere Devlet tarafından satın alınma yada ödeme garantisi verilmektedir.<br />
Model, bir sözleşme çerçevesinde sabit fiyat anahtar teslimi olarak gerçekleştirilmektedir.<br />
Model, varlığını kamunun finansman yetersizliğinden almaktadır.<br />
Model, yeni yatırımlar için olabileceği gibi, teknolojik olarak geri kalmış demode yatırımların yenilenmesine ya da yarım kalmış yatırımların tamamlanmasına yönelik de olabilir.<br />
Model, projenin finansmanında kullanılan kredilerin geri ödenmesinde yada yatırımcının sermayesini ülkesine transferinde yatırım yapılan ülkeye herhangi bir sınırlama getirmemektedir.<br />
Modelde, sözleşmenin bir tarafı kamu kurum ve kuruluşu, diğer tarafı ise genellikle ortak girişim şirketleri olmaktadır.<br />
Modele katılan ortak girişim şirketlerinin hepsi anonim şirket olmalıdır.<br />
Modeldeki şirketler imtiyazlı şirket kabul edildiklerinden yeniden değerleme yapamamaktadırlar.<br />
Modelde, devir esnasında, sözleşmede aksine bir hüküm yoksa her hangi bir ücret talep edemezler<br />
Model, yabancı sermaye ve teknoloji giriş sağlar.<br />
Model, çerçevesinde yapılan sözleşme, idari imtiyaz sözleşmesi olduğundan Danıştay’ın görüş bildirmesine tabidir. (SÜRMEN, ÇOBAN; 2000, S.215,216)<br />
I.4. YİD MODELİNİN GEREKÇESİ VE AMACI<br />
Yap-İşlet-Devret Modeli ülkenin sermaye ve teknoloji eksikliğinden ortaya çıkmıştır. Zaten ülkeler yeterli sermaye birimine ve teknolojiye sahip olsalardı yatırımları kendileri yapar ve sağlayacağı avantaj ve kardan yararlanırlardı.<br />
Bu modelin gelişmesinde iki önemli gerekçe etkili olmuştur. Birincisi, kamu kaynaklarının ülke yatırım ihtiyacını karşılamayacak durumda olmasıdır. İkincisi ise, büyük projelerin finansmanını büyük ölçüde dış kredilerle karşılayan hükümetlerin dış finansman kaynağı bulmada tıkanma noktasına gelmiş olmasıdır. Bu iki gerekçeye, özelleştirme üçüncü bir gerekçe olarak eklenebilir. (SÜRMEN, ÇOBAN; 2000, S.216)<br />
Bu model ile kamu harcamalarının azaltılması, özel sektörün teşvik edilmesi, dış finansman açık ve ihtiyacının azaltılması, yabancı sermaye ve teknoloji girişi ile hizmette kalite ve rekabetin sağlanması amaçlanmıştır. (SÜRMEN, ÇOBAN; 2000, S.216)<br />
I.5. YAP-İŞLET-DEVRET MODELİNİN AVANTAJ VE SAKINCALARI<br />
I.5.1. YİD Modelinin Avantajları<br />
Kamu altyapı projelerinin özel sektör tarafından gerçekleştirilmesine imkan sağlanarak, Devletin bu alanda yükleneceği finansman yükünün azaltılması,<br />
Model çerçevesinde oluşturulacak yabancı ortaklar sayesinde ülkeye yabancı sermayenin girişi, ileri teknoloji ve bilgi transferinin artması,<br />
Modelin, damga vergisi ve harçlardan muaf olması,<br />
Modelde, proje finansmanı bu çerçevede oluşturulacak şirketler tarafından üstlenileceği için Devletin dış borç yükünün azaltılması,<br />
Kumu kesiminin, özel sektörün tecrübe ve etkinliğinden faydalanması,<br />
Özelleştirme için öncülük yaparak, girişimciler için fırsat oluşturması,<br />
İstihdam artışı sağlaması,<br />
Toplam iç tasarruflarda artış sağlaması,<br />
Modelin, bazı yatırımları ekonomiye kazandırması,<br />
Modelin, devlete uluslararası politikada bazı avantajlar salması,<br />
Modelde, işletmelere yeniden değerleme imkanı verilmemesi ile oluşan karların yeniden değerlenmiş iktisadi varlıklar üzerinden amortisman ayrılmasını engelleyerek sahip veya ortaklarına daha fazla kar payı dağıtma imkanı sağlar.<br />
Model ile ekonomide atıl kaynaklar harekete geçirilmiş olur,<br />
Modelin vergisel avantajlar sağlamasıdır. (SÜRMEN, ÇOBAN; 2000, S.217)<br />
I.5.2. YİD Modelinin Sakıncaları<br />
Modelin, kamu yatırımları tercihinde çarpıklaşma sağlaması,<br />
Modelin, gelecekteki ekonomi politikalarını olumsuz etkilemesi,<br />
Modelin, döviz ve kar transferi sağlaması<br />
Modelin, uzun vadede yeni Kumu İktisadi Teşebbüslerinin ortaya çıkmasına imkan sağlaması,<br />
Modelde, tesisin kurulacağı arsanın istimlak bedelinin yatırımı yapacak şirket tarafından ödenmesi,<br />
Modelde, girişimcilerin zarar etmesi durumunda, zararın giderilmesinin söz konusu olmaması<br />
Yatırım yapacak ülkelerde ekonomik ve siyasi istikrarsızlığın mevcut olması, (SÜRMEN, ÇOBAN; 2000, S.217,218)<br />
Kamu yatırımları arasındaki dengenin bozulması ihtimali<br />
Yabancı sermayenin gereğinden fazla söz sahibi olması<br />
Yatırım politikalarının, özel sektör tarafından ipotek altına alınmasıdır. (AÇDOYURAN; 1999, S.86)</p>
<p>I.6. YAP-İŞLET-DEVRET MODELİNİN DENETİMİ<br />
Yap-İşlet-Devret Modeli sözleşmesi idari imtiyaz sözleşmesidir. Bu sebeple Danıştay’ın incelemesine tabidir. Nitekim Danıştay Kanunun 42. ve 46. maddelerinde imtiyaz sözleşmelerinin Danıştay’ın incelemesine tabi olduğu belirtilmektedir. Ancak, Anayasanın 155.maddesinin 2.fıkrasında da yapılan “Danıştay davaları görmek, Başbakan ve Bakanlar Kurulunca gönderilen kanun tasarıları, kumu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlarına ve sözleşmeleri hakkında iki ay içinde düşüncesini bildirmek, tüzük tasarılarını incelemek, idari uyuşmazlıkları çözmek ve kanunla gösterilen diğer işleri yapmakla görevlidir.” şeklindeki değişiklikle Danıştay inceleme yetkisi görüş belirtmeye dönüştürülmüştür. (SÜRMEN, ÇOBAN; 2000, S.218)<br />
Ayrıca Anayasanın aynı maddesinde Uluslararası Ticari Tahkime de imkan verilmiştir. Ülkelerin uluslararası Ticari Tahkime gitme sebepleri politik risk, transfer kısıtlamaları ve kamulaştırmadır. Bu gün dünyada uluslararası ticari tahkimi kabul etmiş 52 ülke mevcuttur.<br />
I.7. YAPILAN TESİSİN DEVRİ<br />
Yap-İşlet-Devret Modelinde ortak girişim şirketleri yatırımı bitirdikten sonra sözleşmedeki maddelere istinaden, işletmeyi bir süre işletme hakkı elde etmektedir. Bu sürenin ne kadar olacağı sözleşmede açıkça belirtilmiştir. Bu süre sonunda yatırımı yapanlar harcamış oldukları bedeli geri almış ve hatta kara geçmiş kabul edilirler. Eğer kar edememiş iseler bu durum yatırımı yaptıran kamu kuruluşunu veya kamuya bağlamaz. Zarar etmeleri halinde de işletmeyi çalıştırma süresini uzatılmasını talep edemezler. Eğer bu süre sonunda yani işletme döneminde kar elde etmiş isiler yapmış oldukları kar kurumlar vergisine tabidir ve anonim şirket olarak vergilendirilirler. (SÜRMEN, ÇOBAN; 2000, S.222)<br />
I.7.1. Süre Sonunda Devir<br />
Tesis, tüm borçlar ve öngörülen temettü ile sermayenin geri ödenmesi tamamlandıktan sonra bedelsiz olarak sözleşmede belirlenmiş sürenin sonunda ilgili kamu kuruluşuna devredilecektir. Ortak girişim şirketinin işletme süresi karşılıklı mutabakat sağlanırsa, tarife ve diğer hususlar belirlenmek suretiyle uzatılabilir. (SÜRMEN, ÇOBAN; 2000, S.222)<br />
I.7.2. Süre Bitiminden Önce Tam Fiyatla Devir<br />
Bu modelde, başlangıç sermayesi ile yapılacak tesisin sürenin bitimini beklemeden önce herhangi bir tarihte, belirlenecek bir bedelin ödenmesi durumunda devir alma seçeneği verilebilir. Tesisin işletme süresi bitiminden önce kamuya devri söz konusu olduğu durumlarda henüz geri ödenmemiş olan kredi anapara, faiz ve diğer masraflar konusunda hazine garantisi verilir. Böyle bir durumda kamu kuruluşu modelin tüm avantajlarından faydalanmış olmaz. Bu şekilde devir işleminde sağlanacak en büyük avantaj, tesisi ürettiği malları satın alma zorunluluğundan kurtulmuş olma durumudur.<br />
I.7.3. Süre Bitiminden Önce İndirimli Fiyatla Devir<br />
Zorunlu nedenlerle, bu nedenler genellikle ortak girişimci şirketlerinden kaynaklanmaktadır ya da kamu kesiminden kaynaklanmayan bir nedenle inşaat döneminde, belirli bir sürenin gecikme olması durumunda ilgili kamu kuruluşunun tesisleri, sözleşmede belirlenen şartlar doğrultusunda indirimli fiyatla devir alabilir. Bu durumda da henüz ödenmeyen kredi, faiz ve diğer masraflar için hazine garantisi verilir. (SÜRMEN, ÇOBAN; 2000, S.223)<br />
I.7.4. Tesisin Özelleştirilmesi<br />
Tesisin kamuya devredilmesi yöntemine alternatif olarak, süre sonunda sermayenin belirli bir yüzdesinin ortak girişim şirketlerine bırakılarak, geri kalanının yerel piyasada sertifika, hisse senedi veya benzeri araçlarla satılması öngörülebilir. Bu durumda “tesisin devri” yerine “mülkiyetin devri” gerçekleşmiş olur. Bu uygulama ile hem kamunun küçültülmesi sağlanır, hem de özelleştirme yapılmış olur. (SÜRMEN, ÇOBAN; 2000, S.223)<br />
BÖLÜM II<br />
YAP İŞLET DEVRET MODELİNDE<br />
İMTİYAZLI ŞİRKETLER</p>
<p>II.1. İMTİYAZ SÖZLEŞMELERİ VE HUKUKİ ÇERÇEVESİ </p>
<p>“İmtiyaz mukavelesi, bir amme hizmetinin her türlü masraf ve hasarı kendisine ait  olmak üzeri, idare tarafından konulacak şartlar, temin edilecek salahiyetler ve taahhüt olunan mali menfaatler mukabilinde hususi bir şahıs tarafından ifasını tazammum eden mukaveledir.” (GÜNEŞ; 1999, S.5)<br />
Anayasa Mahkemesi’ne göre imtiyaz, kamu hizmetinin sermaye, kar, hasar ve zararı özel hukuk kişisine ait olmak üzere, idarenin denetim ve gözetimi altında genellikle çok uzun süreli bir idari sözleşme uyarınca özel hukuk kişileri tarafından yürütülmesidir. Konusu kamu hizmetinin kurulmasını ve bir ve/veya işletilmesini bir özel kişiye devretmek olan sözleşmeler, kamu hizmeti imtiyaz sözleşmesidir. (GÜNEŞ; 1999, S.5)<br />
Anayasa yargısı alanında bir hizmetin kamu hizmeti, bir sözleşmenin de imtiyaz sözleşmesi olup olmadığı yasaya değil, niteliğine bakılarak saptanabilir. Eğer bir kamu hizmeti uzun süreli olarak özel girişimciye yaptırılacak ise, düzenlenen sözleşme imtiyaz sözleşmesi niteliğindedir. (GÜNEŞ; 1999, S.5)<br />
İmtiyaz sözleşmelerinin çerçevesi başlıca şu konulardan oluşmaktadır. Taraflar, sözleşmenin konusu, süre, yatırım ve hizmetlerin genel esasları, ma ve hizmetin standart ve kalitesi, finansman, ücretin belirlenmesi, işletmeye alma, denetim, bakım ve onarım, sorumluluk ve tazminat, krediler, sözleşmenin yürürlülük tarihi gibi konular imtiyaz sözleşmelerinin çerçevesini oluşturur.<br />
Sözleşmenin konusu tesisin ve mütemmimlerinin projelendirilip inşası, tüm teknik tesisatlarının yapımı, sözleşmeye uygun olarak işletilmesi ve devri oluşturur. (GÜNEŞ; 1999, S.6)<br />
II.2. İMTİYAZLI ŞİRKETLERİN TANIMI<br />
II.2.1. İmtiyazlı Şirketlerin Tanımı :<br />
sermaye, kar, hasar ve zararı kendisine ait olmak üzere belli bir kamu hizmetinin kurulması ve/veya işletilmesini uzun süreli idari bir sözleşme ile yüklenen ve hizmetin kurulması, işletilmesi ve yürütülmesi açısından idarenin denetim ve gözetiminde bulunan ve özel kişiler tarafından kurulan şirketler imtiyazlı şirketlerdir. (GÜNEŞ; 1999, S.7)<br />
II.2.2. Yap-İşlet-Devret Modelinde İmtiyazlı Şirketlerin Özellikleri<br />
Her Yap-İşlet-Devret projesi için yeni bir şirket kurulacaktır.<br />
Kurulacak şirketin anonim şirket statüsünde olması şarttır.<br />
Yabancı şirket olduğu takdirde 6224 sayılı Yabancı Sermayeyi Teşvik Kanunu hükümleri uyarınca Türkiye’de faaliyetine izin verilmesi gerekmektedir.<br />
Sermayesi en az toplam sabit yatarım tutarının %20 si kadar olmalıdır.<br />
Uygulama sözleşmesinin imzalanmasını izleyen üç ay içinde anonim şirket kurulacaktır.<br />
Kurulacak anonim şirketin ana sözleşmesi idare tarafından uygun görülecektir. (GÜNEŞ; 1998, S.35)<br />
II.3. YİD MODELİNDE İMTİYAZLI ŞİRKETLERİN KURULUŞU<br />
II.3.1. Yasal Durum ve Açıklamalar<br />
3996 sayılı kanun kapsamında yapılan ihalelerde ilgili prosedür şu şekilde gelişmektedir. İdare belli bir projeyi Yap-İşlet-Devret projesi olarak ilan ederek şartnamesini belirlemektedir. İstekli firmalar ihaleye girmekte, ihale sonuçlandıktan sonra sözleşme Danıştay’ın onayına sunulmakta ve onaydan sonra idare ile ihaleyi kazanan firma (pilot firma) sözleşmeyi imzalamaktadır. Bu safhada vurgulanması gereken bir nokta ihaleye giren firmaların ihaleyi kazandıkları takdirde bir anonim şirket kuracaklarına dair taahhütname vermeleridir. Sözleşme ihaleyi kazanan firma tarafından imzalanmakta ve idare geçiş dönemi işlemlerinde pilot firmayı (görevli şirket) muhatap almaktadır. (GÜNEŞ; 1998, S.34)<br />
3996 sayılı kanunun 3.maddesinde Yap-İşlet-Devret Modelinde yatırım bedelinin (elde edilecek kar dahil) sermaye şirketine veya yabancı şirkete, şirketin işletme süreci içinde ürettiği mal veya hizmetin idare veya hizmetten yararlananlar tarafından satın alınması suretiyle ödenmesini; sermaye şirketinin ise Türkiye Cumhuriyeti Kanunları’na göre kurulmuş veya kurulacak olan ve gerektiğinde Kamu Kurum ve Kuruluşlarında ortak olduğu ve bu Kanun’un 4.maddesinde belirtilen Bakanlar Kurulu Kararı’nda öngörülen anonim şirketi ifade ettiği belirtilmektedir. (GÜNEŞ; 1998, S.35)<br />
II.3.2. Konu ve Amaç Maddesi<br />
Amaç ve konu maddesi ile ilgili T.T.K.’nin 271.maddesinde anonim şirketlerin esas mukavelede şirket konusunun sınırlarının açıkça gösterilmiş olması koşuluyla kanunen yasak olmayan her türlü iktisadi maksat ve kanunlar için kurulabileceği hükme bağlanmıştır. (GÜNEŞ; 199, S.12)<br />
Görüldüğü gibi T.T.K. uygulamaları açısından konu ve amaç maddesi kanunen yasak faaliyetler dışında bir sınırlama getirmemektedir. Ancak tüm konuları kapsayacak tarzda ana sözleşmede kabul görmemektedir. Faaliyet gösterilecek konuların ticaret unvanı ile paralel olması ilkesi benimsenmiştir. (GÜNEŞ; 1999, S.13)<br />
Görevli şirket işletme süresi sonunda şirketi değil tesisi idareye devretmektedir. Bu yüzden faaliyet konusunun sınırlarını dar kapsamda yorumlamamak gerekir. Sonuçta tesis idareye devredilmekte ve tesis idarenin izni dışında ipotek ve başka bir tasarrufa konu edilememektedir. Ancak burada vurgulanması gereken bir nokta idarenin Yap-İşlet-Devret projesi ile görevli şirket tarafından yapılan tesisin karından veya cirosundan pay alması durumunda tesisin hesaplarının ayrı tutulmasının kamu payının ödenmesinde ve hesaplanmasında kolaylık yaratacağıdır. (GÜNEŞ; 1998, S.36,37)<br />
II.3.3. Şirketlerin Süresi<br />
	Yap-İşlet-Devret projeleri kapsamında sözleşme süreleri yatırım ve işletme dönemi olarak ayrılmaktadır. Mücbir sebeplere bağlı süre uzatımları hariç sözleşme süresi (örneğin 4 yılı yatırım 21 yılı işletme olmak üzere toplam 25 yıldır şeklinde) belirtilmektedir. İdareye devre konu olacak şirket tüzel kişiliği değil tesisidir. Bu yüzden şirketin süresiz olarak kurulması mümkün görülmelidir. Diğer bir ifade ile tesis devir edilse dahi şirket faaliyetine devam edebilir. (GÜNEŞ, 1998, s.37)<br />
II.3.4. Şirketin Sermayesi<br />
Şirketin sermayesi konusunda mevzuatta yatırım tutarının en az %20’sinin şirket öz kaynaklarından karşılanacağına dair madde imtiyaz sözleşmelerinde de yer almaktadır. Toplam yatırım bedelinde ortaya çıkacak artışların şirket tarafında karşılanması ve öngörüşler öz kaynak oranının uygulanması gerekmektedir. Yine sermaye maddesi ile ilgili olarak yatırım döneminin son üç ayı içinde işletme döneminde gerekli işletme sermayesinin idare ile mutabakata varılarak ABD Doları cinsinden saptanması ve kabulden önce şirketin bu tutarı öz kaynaklarından karşılaması öngörülmektedir. (GÜNEŞ, 1998, S.37-38)<br />
II.3.4.1. Ayni Sermaye<br />
Ayni sermaye olarak Türkiye’ye ithal edilecek malzemelerin ekspertizi Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğünce görevlendirilecek eksperler tarafından yapılır. Ekspertiz konusu malların Türk Lirası değerlerinin tespitinde, ithal malzemelerle ilgili gümrük giriş beyannamesinde belirtilen fiili ithal tarihi itibariyle TC. Merkez Bankasınca uygulanan cari döviz alış kuru esas alınır. Yapılacak ekspertizle ilgili olarak eksperlerin yol ve ikamet masrafları ile Y.S.G.M’ce tespit edilecek ekspertiz ücreti malzemeyi ithal eden kuruluş tarafından karşılanır. (GÜNEŞ, 1998, S.20)<br />
II.3.4.2. Nakdi Sermaye<br />
Nakit olarak ödenecek yabancı sermayenin yurt dışından bankalar aracılığıyla döviz olarak transfer edilmesi veya efektif olarak getirilmesi halinde yurda girişte gümrüklere deklare edilmiş olması esastır. Bu şeklide yurda getirilen dövizler bankalarca döviz alım belgesi tanzimi suretiyle satın alınır ve dövizin geliş nedeni bölümüne yabancı sermaye şerhi konur. (GÜNEŞ, 1998, S.20)<br />
II.3.4.3. Diğer Sermaye<br />
Yukarıda belirtilen ayni ve nakdi sermaye haricinde, 7/6/1995 tarihli ve 95/6990 sayılı kararnamenin 5. maddesinde belirtilen transfer edilebilir kar, temettü, satış, tasfiye ve tazminat bedelleri, lisans, know-how teknik yardım, dış kredi anapara ve faiz ödemeleri ile yabancı ortağın mevcut ve alacaklarının yabancı ortak sermaye payı olarak şirket sermayesine kaydedilmesi halinde söz konusu meblağlar fiili giriş olarak hesaba alınırlar ve kaydedilir. (GÜNEŞ, 1998, S.21,22)<br />
II.3.5. Ortak Değişikliği<br />
Ortak değişikliği konusu tamamen T.T.K. hükümlerine tabi olup bu konuda imtiyaz sözleşmelerinde bir düzenleme yer almamaktadır. Sadece sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerin idare görüşü ve Yüksek Planlama kurulu Kararı ile 94/5907 sayılı Bakanlar kurulu Kararı çerçevesinde başka bir şirkete devri esasa bağlanmıştır. Bu düzenleme ise ortak değişikliğini aşan ve görevin toptan devrini düzenleyen bir maddedir. (GÜNEŞ, 1998, S.38)<br />
II.3.6. Şirket ana sözleşme Değişikliklerinde İzin<br />
İmtiyaz sözleşmelerinin 3. maddesinde “&#8230;görevli şirket tarafından ana sözleşmesi idarece uygun görülen yeni bir anonim şirket kurulacaktır” tabirine yer verilmektedir. Söz konusu madde nedeniyle şirket ana sözleşme değişiklikleri için Sanayi ve Ticaret Bakanlığı dışında ilgili projeye taraf olan idarenin de onayının alınması şeklinde maddenin ana sözleşmede yer alması ilgili idare tarafından talep edilmektedir. (GÜNEŞ, 1998, S.38)<br />
Kuruluş ana sözleşmesi hükümlerindeki her türlü değişiklik ve düzenlemelerin ilgili idareye belli bir süre önceden yazılı olarak bildirilmesi şeklinde hükümler bazı sözleşmelerde yer almaktadır. Özellikle şirketin finansman konusundaki yükümlülüklerini olumsuz etkileyecek değişiklikler ve düzeltmeler konusunda idarenin onayı aranmaktadır. (GÜNEŞ, 1999, S.38)<br />
II.4. İMZİYAZ SÖZLEŞMELERİNİN SONA ERME NEDENLERİ<br />
Kamu hizmeti imtiyaz sözleşmeleri; sözleşme süresinin dolması, sözleşmenin idare tarafından fesh edilmesi, sözleşmenin mahkeme kararı ile fesh edilmesi veya görevli şirketin görevi devri gibi durumlarda sona erebilir. Bu durumlardan herhangi biri gerçekleştiğinde kamu hizmetini yürüten imtiyazlı şirketin görevi son bulmakta, hizmet ya kamu tarafından yürütülmekte ya da devirde olduğu gibi idare başka bir şirket ile imtiyaz sözleşmesi imzalamaktadır. (GÜNEŞ, 1999, S.39)<br />
II.4.1. Sözleşme Süresinin Dolması<br />
Kamu hizmeti imtiyaz sözleşmelerinde kamu hizmetinin özel hukuk kişilerine gördürülmesi belli bir süre ile sınırlandırılır. Bu süre sona erdiğinde eğer önceden sözleşme uzatılmadığı takdirde imtiyaz şirketinin görevi son bulur.<br />
3996 sayılı Kanun’un 7.maddesinde sözleşme süresinin 49 yıldan fazla olamayacağı, 3096 Sayılı Kanunun 7.maddesi uyarınca da imtiyaz sözleşmesinin en fazla 99 yıllık düzenlenebileceği hükme bağlanmıştır. Yap-İşlet-Devret projelerinde ise sözleşme süresi en fazla yirmi yıl olarak belirlenmiştir. (GÜNEŞ, 1999, S.39)<br />
II.4.2. Fesih<br />
İmtiyaz sözleşmesi görevli şirketin yükümlülüklerini yerine getirememesi veya imtiyaz sözleşmesi şartlarını ihlal etmesi, iflası, konkordato ilan etmesi, ödeme güçlüğüne düşmesi halinde idare tarafından feshedilebilir. Feshe ilişkin hükümler ile feshin sonuçları sözleşmelerde düzenlenir. İmtiyaz sözleşmelerinin feshi halinde imtiyaz sözleşmesine bağlı diğer sözleşmelerde fesh edilmiş sayılır. (GÜNEŞ, 1999, S.40)</p>
<p>II.5.İMTİYAZ SÖZLEŞMELERİNİN SONA ERMESİNİN  SONUÇLARI<br />
İmtiyaz sözleşmesinin sona erme şekli nasıl gerçekleşirse gerçekleşsin, sözleşmesinin sona ermesi imtiyazlı şirketin sona ermesini gerektirmez. İmtiyazlı şirketin sona ermesi şirketin tabi olduğu usule bağlıdır. İmtiyaz sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle sözleşmeye konu tesis imtiyazlı şirket tarafından idareye her türlü borç ve taahhütten ari, bakımlı ve çalışır vaziyette devredilmesi gerekmektedir. Devir ile ilgili olarak imtiyazlı şirket ve idare tarafından seçilerek kişilerden oluşacak devir kurulu oluşturulacağına dair imtiyaz sözleşmelerinde hüküm bulunmaktadır. Devir teslim, devir teslim işlerinden önce görev konusu tesislerin hali hazır durumunu, bakımlı, çalışır bir durumda bulunup bulunmadığını, tesislerin sözleşme hükümleri doğrultusunda idareye devrinin hazır olup olmadığını inceleyerek, kusur ve eksikliklerini belirleyerek giderilmesi için gerekli olan bedel ve zammın tutanakla tespit eder. Devir tarihinden önce ödenmesi gerektiği halde ödenmeyen her türlü vergi, borç ve yükümlülük şirket sorumluluğundadır. İdare kusur ve eksikliklerin imtiyazlı şirket tarafından yerine getirilmemesi durumunda gerekli yatırımları imtiyazlı şirketin nam ve hesabına yaptırabilir. (GÜNEŞ, 1999, S.47,48)<br />
BÖLÜM III<br />
YAP-İŞLET-DEVRET  MODELİYLE YAPILAN<br />
YATIRIMLARDA VERGİLEME KONUSU<br />
III.1.YAP İŞLET DEVRET PROJELERİNDE VERGİ, RESİM VE HARÇ İSTİSNASI<br />
III.1.1. 3996 Sayılı Kanun Kapsamında<br />
3996 Sayılı Kanunun 2.maddesinde yer alan enerji üretimi, iletimi ve dağıtımı konusundaki yatırımlar 4947 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin YİD Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun’da Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile kapsam dışına çıkarılmış olup aynı Kanun ile 3996 sayılı Kanunun 13.maddesi de değiştirilmiştir. Bu değişiklik ile söz konusu madde, 3096 sayılı TEK Dışındaki Kuruluşların Elektrik Üretimi, İletimi, Dağıtımı ve Ticareti ile Görevlendirilmesi Hakkında Kanun kapsamındaki özel şirketlerin, elektrik üretimi ve satışına ilişkin işlemlerinin 3996 sayılı Kanunun muafiyete ilişkin hükümlerinden yararlanması yönünde düzenlenmiştir. (Tan; 1999, S.20)<br />
3996 Sayılı Kanunun Muafiyetler başlıklı 12.maddesinde yukarıda yer aldığı üzere maddede belirtilen konularda Yap-İşlet-Devret Modeli çerçevesinde idare ile sermaye şirketi veya yabancı şirketin yapacağı bütün iş ve işlemlerin 01.07.1964 tarih ve 492 sayılı kanun uyarınca alınan harçlardan muaf olacağı hükme bağlanmıştır. (Tan; 1999, S.20)<br />
Yap-İşlet-Devret Modeli ile yapılacak modeli uygulayacak şirket ile idare arasında yapılacak tüm iş ve işlemler ile ilgili olarak düzenlenecek kağıtlar için istisna uygulanacaktır.<br />
Söz konusu Bakanlar Kurulu Kararının 41.maddesi ile 3996 sayılı Kanun ile tanınan vergi, resim ve harç istisnasının çerçevesi aşağıdaki gibi belirlenmiştir. </p>
<p>Buna göre;<br />
İdare tarafından görevlendirilen şirketin verdiği geçici teminat mektubu, kesin teminat mektubu ve bunlarla ilgili diğer teminat ve garantilerle görevlendirme kararları,<br />
Görevli şirket ile idare arsında düzenlenen uygulama sözleşmesi ile bu sözleşme hükümlerine dayanılarak kamu kurum ve kuruluşları ile yapılan diğer sözleşmeler,<br />
İdare tarafından yatırımla ilgili gerçekleştirilecek kamulaştırmalar ile kamulaştırılan taşınmazların tapu siciline, görevli şirket lehine konulan tescil ve şerhler,<br />
Yatırım döneminde kullanılmak üzere görevli şirket tarafından yatırım kredisi temini ile mal ve hizmet alımları,<br />
Yatırımın tamamlanmasını takiben idare ile görevli şirket arasındaki işletme ve bu dönem sonundaki devir uygulaması, ile ilgili işlemler ve bu işlemler nedeniyle düzenlenen kağıtlar damga vergisi ve harçtan istisna edilecektir. (Tan; 1999, S.21)<br />
III.1.2. 95/7 Sayılı İhracatı Teşvik Tebliği Kapsamında<br />
Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı hazırlanan ve 17.07.1995 tarih ve 22346 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 95/7 sayılı İhracatı Teşvik Tebliği’nin 34.maddesinde ihracat sayılan satış ve teslimler ile hizmet ve faaliyetlerin neler olduğu bentler halinde sıralanmış “i” bendinde de “Yap-İşlet-Devret Modeli çerçevesinde Müsteşarlık tarafından uygun görülecek yatırım projelerini üstlenen yerli firmaların yapacakları hizmet ve faaliyetler” tebliğ kapsamına alınacak banka, sigorta muameleleri vergisinden istisna tutulmuştur.<br />
95/7 sayılı ihracat Teşvik Tebliği’nin “vergi, resim ve harç istisnası”nı düzenleyen 14.maddesi kapsamında uygulanan istisnaya ilişkin yapılması gereken işlemlerin belirtildiği son fıkrası hükmü 22.07.1998 tarih ve 23410 sayılı Resmi Gazete de yayımlanarak yürürlüğe giren 98/19 Sayılı Tebliğ ile “Bu madde kapsamında uygulanan vergi, resim ve harç istisnaları, istisnayı uygulayan kurumca ilgilinin bağlı bulunduğu vergi dairesine bildirilir. Belgeli ihracatta ise uygulanan istisna, her işlem için sıra numarası, kredi miktar ve bakiye kısım belirtilerek ihracatı teşvik belgesi, dahilde işleme izin belgesi veya vergi, resim ve harç istisnası belgesine tarihiyle birlikte işlenir.” Şeklinde değiştirilerek uygulamaya yön verilmiştir. (Tan; 1999, S.23)<br />
III.1.3. 98/1 Sayılı Tebliğ Kapsamında<br />
Yatırımlarda Devlet Yardımları ve Yatırımları Teşvik Fonu Esasları Hakkında Kararın Uygulanmasına ilişkin 98/1 sayılı tebliğin 7. maddesinde Yap-İşlet veya Yap-İşlet-Devret modeli çerçevesinde yapılacak yatırımlar, destek unsurlarından yararlanacak yatırımlar arasında sayılmış olup bu yatırımlara sağlanacak destek unsurları ise 6. maddede aşağıdaki gibi sıralanmıştır.<br />
Gümrük Vergisi ve Toplu Konut Fonu İstisnası<br />
Yatırım İndirimi<br />
İthalde KDV Ertelemesi<br />
Yerli Makine ve Teçhizatta KDV Desteği<br />
Vergi, Resim ve Harç İstisnası<br />
Enerji Desteği<br />
Arsa Desteği<br />
Fondan Kredi Desteği<br />
Söz konusu tebliğin 12. maddesinde vergi, resim ve harç istisnası ile ilgili uygulamanın 3.12.1998 tarih ve 3505 sayılı kanunun geçici 2. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak yayımlanan “İhracat ve Yatırımlarda Damga Vergisi ve Harç İstisnası Uygulaması Hakkında Tebliğ” çerçevesinde yürütüleceği belirtilmiştir. (TAN, 1999, s.23)<br />
III.2.YAP-İŞLET-DEVRET PROJELERİNDE İPOTEK UYGULAMASI VE HARÇ İSTİSNASI<br />
İşletme hakkı devredilen tesisler ve görevleri ile ilgili tesise yaptıkları yatırımlar görevli şirketler tarafından üçüncü şahıslara teminat olarak gösterilemez ve bunların üzerine ipotek koydurulamaz. Yap-İşlet-Devret projelerinde üst hakkı üzerinde ipotek tesisi mümkündür. Ancak uygulama sözleşmesinde Hazine tarafından kredi sağlanacağı hükmünün yer alması durumunda üst hakkı üzerinde tesis edilecek ipotekler için birinci derecede birinci sıra boş bırakılır. (GÜNEŞ, 1999,  s.40)<br />
Maliye Hazinesi’ne kayıtlı olan taşınmaz üzerinde tesis yapımı için belli bir süre ile daimi ve müstakil olarak şirketlerine üst hakkı tesis edilmektedir. Üst hakkının şirket lehine tesisinde üst hakkının tapu sicil işlemi 3096 sayılı kanun için de geçerli olan 3996 sayılı kanunun 13. ve 12. maddeleri ile 5907 sayılı B.K.K.’nin 41. maddesi uyarınca harçtan istisnadır. (GÜNEŞ, 1999,  s.40)<br />
5907 sayılı B.K.K.’nin 41. maddesinin (d) bendi uyarınca görevli şirket tarafından yatırım kredisi temin işlemi damga vergisi ve harçtan istisna edilmiştir. Sonuç olarak orta ve uzun vadeli yatırım kredisi kullanımı ile ilgili olarak teminat olarak gösterilen tesis ve tesis ile ilgili teferruatların ipoteğine ilişkin işlemiler ve teferruatların tapunun beyanlar hanesine teserli işlemi 5907 sayılı B.K.K.’nin 41/d bendi uyarınca damga vergisi ve harçtan istisnadır. (GÜNEŞ, 1999,  s.41)<br />
III.3.YAP-İŞLET-DEVRET PROJELERİNDE SERMAYEDEN DOĞAN KUR ARTIŞLARINDA VERGİ İSTİSNASI UYGULAMASI<br />
III.3.1. Yasal Düzenleme<br />
V.U.K.’nin 280. maddesine 4369 sayılı Kanunun 7. maddesi ile eklenen 4. fıkra hükmü görevli şirketlerin sermaye olarak koydukları yabancı paraların sarf edilmeleri veya Türk Lirası’na çevrilmeleri nedeniyle doğan kur farklarını sonuç hesapları ile ilgilendirmeyerek vergi dışı bırakmaktadır. (GÜNEŞ, 1999,  s.48)<br />
Söz konusu fıkra hükmü şu şekildedir:<br />
“3096 sayılı Türkiye Elektrik Kurumu Dışındaki Kuruluşların Elektrik üretimi, iletimi, dağıtımı ve ticareti ile görevlendirilmesi hakkında kanun ve 3996 sayılı bazı yatırım ve hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli işlet devret modeli çerçevesinde yaptırılması hakkında kanunda tanımlanan şirketlerin sermaye olarak koydukları yabancı paraların sarf edildikleri veya TL’ne çevrildikleri tarihe kadar lehlerine oluşan kur farkları pasifte özel bir karşılık hesabında gösterilecek dönem kazancına dahil edilmez. Bu karşılıklar sermayeye eklendikleri takdirde çekiş ve kar dağıtımı sayılmaz. Aleyhlerine oluşan kur farkları ise aktifte özel bir karşılık hesabında tutulur ve gelecek yıllarda lehlerine oluşacak kur farkları ile kapatılır. Lehte kur farkı ile kapatılamayan tutarlar işi bırakma halinde zarar addolunur.” (GÜNEŞ, 1999,  s.48)<br />
III.3.2. Karşılık Uygulamasının Koşulları<br />
Kur farklarından doğan tutara karşılık ayrılabilmesinin özelliklerini şu şekilde sıralamak mümkündür:<br />
Karşılık uygulaması 3096 veya 3996 sayılı kanunlar çerçevesinde kurulan görevli (imtiyazlı) şirketler için geçerlidir.<br />
Yabancı sermaye kısmına istisna uygulanabilmesi için sermaye Türkiye’ye getirilmiş olmalıdır.<br />
Yerli sermaye kısmına istisna uygulanması için yerli sermayenin döviz olarak konulması (döviz tevdiat hesabında tutulması) gerekir. Türk Lirası taahhüt ve sermaye ödemeleri, yatırım bedeli döviz cinsinden belirlenmiş olsa dahi kur farkı doğmayacağından istisnadan faydalanamaz.<br />
Sermaye olarak koyulan tutarın ödendiği tarih ile sarf edildiği tarih veya Türk Lirası’na çevrildiği tarihe kadar lehe oluşan kur farkı bulunmalıdır.<br />
Kur farkı pasifte özel bir karşılık hesabında gösterilecek dönem kazancına dahil edilmez.<br />
Karşılık hesabında gösterilen tutar sermayeye ilave dışında kullanılmaza. Sermayeye ilave dışında kullanıldığı takdirde kar dağıtımı sayılarak vergilendirilir.<br />
Aleyhte oluşan kur farkları aktifte özel bir karşılık hesabında tutulur.<br />
Aktifte karşılık hesabında tutulan kur farkları gelecek yıllarda pasifte oluşan lehte kur farklarına ilişkin karşılık hesabı ile kapatılır.<br />
Lehte kur farkı ile kapatılmayan aktif karşılık tutarları işi bırakma durumunda zarar olarak dikkate alınır.<br />
Görüldüğü üzere gerek lehte gerekse aleyhte kur farkları dönem kazancı ile ilişkilendirilmemekte birbirine mahsup edilebilmektedir. Sadece işi bırakma durumunda aleyhte kur farkları varsa zarar olarak değerlendirilmektedir. (GÜNEŞ, 1999,  s.53-54)<br />
III.3.3. Karşılık Uygulamasının Kapsamı<br />
280. madde uygulamasında sermaye olarak konulan dövizin harcanmasına ilişkin harcama türü itibariyle bir sınırlama yapılmamıştır. Sermaye olarak konulan dövizin yatırım harcamalarında veya cari işlemler için kullanılmasının istisna uygulamasına etkisi yoktur. Yatırım tutarının sözleşmede ABD doları cinsinden belirlenmesine rağmen şirket ortaklarının döviz cinsinden taahhüt edip ödedikleri sermaye kısımları için de istisna uygulanabilecektir. İstisna uygulamasında sermayenin döviz cinsinden konulmasından anlaşılan nakit döviz tutarıdır. Zira maddede sarf edilme tabiri geçmektedir. Bu yüzden ayni sermaye konulması nedeniyle kur farkı (ortağın taahhüdünün üzerinde mal koyması) ortaya çıksa dahi 280. madde kapsamında değerlendirilemez. (GÜNEŞ, 1999,  s.40)<br />
III.4. DAMGA VERGİSİ VE HARÇ MUAFİYETİ İLE İLGİLİ DÜZENLEMELER<br />
3996 sayılı yasanın muafiyeti düzenleyen 12. maddesinde, yasanın 2. maddesindeki köprü, tünel, baraj, sulama, içme ve kullanma suyu, arıtma tesisi, kanalizasyon, haberleşme, maden ve işletmeleri, fabrika ve benzeri tesisler, çevre kirliliğini önleyici yatırımlar, otoyol, demir yolu, yer altı ve yer üstü oto parkı ve sivil kullanıma yönelik deniz-hava limanları ve benzeri yatırım ve hizmetlerin yaptırılması, işletilmesi, devredilmesi ve Yap-İşlet-Devret Modeli çerçevesinde sermaye şirketlerinin ve yabancı şirketlerin, görevlendirilmesi iş ve işlemlerinden 488 sayılı Danga vergisi Kanunu ve 492 sayılı Harçlar Kanunu içerikli damga vergisinden ve harçlardan muaf olduğu hüküm altına alınmıştır. (POLATKAN, 1998, s.12)<br />
III.5.YAP-İŞLET-DEVRET MODELİNİN GELİR VE KURUMLAR VERGİSİ KARŞISINDAKİ DURUMU<br />
Yap-İşlet-Devret Modeli çerçevesinde faaliyet gösterecek şirketler anonim şirket olmak zorundadırlar. Bu model ile ilgili anayasa Mahkemesi’nin Kararından sonra bu şirketler imtiyazlı anonim şirket olarak vegilendirilecektir. K.V.K.’nin 6. maddesinde bu şirketler kurumlar vergisi mükellefi sayılmıştır. İşletme faaliyete geçtikten sonra elde edilen net kazanç kurumlar vergisine tabidir. K.V.K.’ya göre, yabancı sermaye ve buna isabet eden kar payları, ancak vergilendikten sonra kalan net tutarı bir başka ülkeye transfer edebilmektedir. “Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Karar” uyarınca, model çerçevesinde yapılacak yatırımlar özel önem taşıyan sektör yatırımları olarak kabul edilmiş ve “Yatırımlarda Devlet Yardımları” ile ilgili tebliğ uyarınca da bazı destek unsurlarından yararlandırılabilecektir. Bunlar: Gümrük muafiyeti, yatırım indirimi, krediler, vergi, resim ve harç istisnası, gibi ertelemesidir. Bu işletmelerin elde ettikleri net karlar, G.V.K. kapsamına girdiğinden ayrıca gelir vergisi mükellefi olarak da vergilendirilecektir. (SÜRMEN, ÇOBAN, 2000, S.220)<br />
III.6.YAP-İŞLET-DEVRET MODELİNİN KATMA DEĞER VERGİSİ KARŞISINDAKİ DURUMU<br />
KDVK’da Yap-İşlet-Devret Modeli kapsamında yatırımın yapılması aşamasında gerekli olan malzeme alımları KDV ye tabidir. Bu modelde, sözleşme süresi sonunda işletme varlıklarının bedelsiz olarak kamuya devredilmesi tartışmalıdır. Bu konuda ili görüş vardır. Bunlardan birincisi devir işleminin hibe olmadığı, ikincisi ise hibe olduğu yönündedir. Birici görüşe göre KDVK mal ve hizmet tesliminin bedelli veya bedelsiz yapılmasını ayrı bir statüye tabi tutmamıştır. Kanundaki bedelsiz teslimden anlaşılan hibe olmalıdır. Hibede ise kanunun 27. maddesinde belirtildiği üzere emsal bedelinin matrah olacağı tabidir. Ancak, Yap-İşlet-Devret Modelinde devirden kastedilen hibe olmadığına göre KDV’de olmayacaktır. Ayrıca, devir kamuya olduğundan kamunun KDV tutarı kadar kaynak aktarması söz konusu olacaktır. Bu nedenle  imtiyazlı işletmeler devir esnasında KDV hesaplamamalıdır. (KDVK, md. 17-2/b)<br />
İkinci görüşe göre ise modelin sözleşmesi, KDV açısından kiralama ve imalat mal teslimi şeklinde değerlendirilmektedir. Teslim işlemlerinde matrah KDVK’nin 20/1 maddesi uyarınca bu işlemlerin karışlığını teşkil eden bedeldir. Bedelden ise teslim alan veya bunlar adına hareket edenlerden alınan para, mal ve para ile temsil edilen menfaat, hizmet ve değerlerin toplamı anlaşılmalıdır. (SÜRMEN, ÇOBAN, 2000, S.221)<br />
III.7. 213 SAYILI VERGİ USUL KANUNU KAPSAMINDAKİ DÜZENLEMELER<br />
213 sayılı V.U.K.’de Yap-İşlet-Devret Modeli ile iş yapan imtiyazlı şirketler bakımından bunların iş ve işlemlerini kolaylaştırıcı değil, zorlaştırıcı yönde hükümler bulunmaktadır. Yasanın yeniden değerleme başlıklı mükerrer 298. maddesinde bilanço esasına göre defter tutan gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri için, bilançolarına dahil amortismana tabi iktisadi kıymetler ve bu kıymetler üzerinden ayrılmış amortismanların her hesap dönemi sonu itibariye yeniden değerlemesine ilişkin hüküm imtiyazlı şirketlere uygulanamayacağı hükme bağlanmıştır. Diğer bir önemli husus ise imtiyazlı şirketlerin tüm hesaplarının dolar üzerinden yapılmasına karşın, Yap-İşlet-Devret Modeli içinde yatırım yapan şirketlerin hesap ve defter kayıtlarının da dolar cinsinden tutulmasının gerek T.T.K. gerek V.U.K. hükümlerini gereği mümkün olamamasıdır. (POLATKAN, 1998, S.13)<br />
BÖLÜM IV<br />
YAP-İŞLET-DEVRET PROJELERİNDE<br />
KAMULAŞTIRMA BADELLERİ VE DEĞERLEME<br />
IV.1. ANAYASADA YERALAN KAMULAŞTIRMA HÜKMÜ<br />
Kamulaştırma Anayasanın 46. maddesinde düzenlenmiştir. Madde hükmüne göre;<br />
Devlet ev kamu tüzel kişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde, karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre kamulaştırmaya ve bunlar üzerinden idari irtifaklar kurmaya yetkilidir.<br />
Kamulaştırma bedelinin hesaplanma tarz ve usulleri kanunla belirlenir. Kanun kamulaştırma bedelinin tespitinde vergi beyanını, kamulaştırma tarihindeki resmi makamlarca yapılmış kıymet takdirlerini, taşınmaz malların birim fiyatlarını ve yapı maliyet hesaplarını ve diğer objektif ölçüleri dikkate alır. Bu bedel vergi beyanındaki kıymet arasındaki farkın nasıl vergilendirileceği kanunla gösterilir. Kamulaştırma bedeli nakde ve peşin olarak ödenir. (GÜNEŞ, 1999, S.31)<br />
IV.2. KAMULAŞTIRMA BEDELLERİNİN VERGİ USUL KANUNU AÇISINDAN DEĞERLEME ŞEKLİ<br />
IV.2.1. Tesis İle İlgili Olarak Ödenen Kamulaştırma Bedelleri<br />
Kamulaştırma bedelleri uygulama sözleşmesinde öngörülmektedir.<br />
Ödemenin görevli şirket tarafından üstlenilmesi (kısmen veya tamamen) durumunda görevli şirketin kamulaştırılan arsa üzerinde kullanım hakkı sözleşme süresi ile sınırlanmaktadır.<br />
Kamulaştırılan arazinin maliki kamulaştırma işlemini (2948 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümlerine göre) yapan idaredir.<br />
Kamulaştırma tesisin yapılması için gerekli olmalı ve idareye projeyi onaylamalıdır.<br />
Kamulaştırma bedeli inşa edilecek tesis için ödenmektedir. Görevli şirketin kamulaştırma karşılığı ödediği bedel yatırımın yapılması ve işletilmesi hakkını sağlamaya yöneliktir. Diğer bir ifadeyle görevli şirketin elde ettiği hak mülkiyet hakkı değil, tesis inşa etme v eşletme hakkıdır. Bu yüzden kamulaştırma bedellerinin yapılacak yatırım harcamalarından bir nitelik farkı yoktur. (GÜNEŞ, 1999, S.37)<br />
Kamulaştırma bedeli gayrimaddi hak iktisabı için değil tesisin sözleşme koşullarına göre inşası ve işletilebilmesi için ödenmektedir. Bu yüzden Yap-İşlet-Devret uygulamalarında ödenen kamulaştırma bedelleri gayrimaddi hak iktisabından da ayrılmaktadır. Sonuç olarak görevli şirket tarafından tesis ile ilgili olarak ödenen kamulaştırma bedellerinin V.U.K.’in 271-269 ve 262. maddeleri uyarınca tesisi maliyetine eklenmesi gerekmektedir. (GÜNEŞ, 1999, S.37)<br />
IV.2.2. İşletme Malzemesi Temini İçin Ödenen Kamulaştırma Bedelleri<br />
İşletme yerinin kamulaştırılmasının yanı sıra termik santral örneklerinde olduğu gibi işletme malzemesi temini için de kamulaştırma yapılabilmektedir. Örneğin belli bir linyit kömürü alanının kamulaştırılması nedeniyle görevli şirket tarafından ödenen kamulaştırma bedeli işletme malzemesi teminine yöneliktir. Bu tür bir durumda kamulaştırma bedelinin V.U.K.’nun 262 ve 275. maddeleri uyarınca işletme malzemesinin maliyetinin tespitinde dikkate alınması ve enerji üretiminde ana yakıt olarak kullanılan malzemenin maliyetinin tespitinde (dolayısıyla enerji maliyetinin tespitinde) dikkate alınması gerekir. (GÜNEŞ, 1999, S.37-38)<br />
IV.3. KAMULAŞTIRMA BEDELLERİ VE YATIRIM İNDİRİMİNİN KONUSUNA İLİŞKİN HÜKÜMLER<br />
Yatırım indiriminin koşulları G.V.K.’nin ek 2 maddesinde belirlenmiş bulunmaktadır. Anılan madde uyarınca yatırım indirimi uygulanmasında şu koşulların topluca bulunması gerekmektedir.<br />
İndirimin uygulanacağı ticari ve /veya zirai kazanç bilanço esasına göre belirlenmiş olmalıdır.<br />
Yatırım kalkınma planı ve yıllık programlarda belirtilenlerden Maliye Bakanlığı ile Hazine Müsteşarlığı tarafından birlikte belirlenen sektör veya konularda yapılmalıdır.<br />
Yapılan yatırım ticari ve sınai yatırımlar için en az 50 milyar TL (1999 yılı için geçerli had) olmalıdır.<br />
Yatırıma başlamadan önce Hazine Müsteşarlığı’na başvurularak gerekli bilgi ve belgelerin sunulmuş olması ve yukarıda sayılan koşulların varlığı onaylanarak “Yatırım Teşvik Belgesi” verilmiş olmalıdır.<br />
Yatırım tasdik edilen koşullar ve süreler dahilinde yapılmış olmalıdır.<br />
Yap-İşlet-Devret Projeleri açısından yukarıda sayılan koşullar değerlendirildiğinde görevli şirketin anonim şirket statüsünde kurulması nedeniyle kazancı bilanço usulüne göre belirmenmiş olmaktadır. Ayrıca Yap-İşlet-Devret  projelerine ait yatırımlar 98/1 sayılı teşvik tebliğinde “özel önem taşıyan sektör yatırımları” arasında sayılmıştır. Yap-İşlet-Devret projelerinde yatırım indirimi oranı %100 olarak uygulanmaktadır. Tesisin mülkiyetinin görevli şirkete ait olmamasının yatırım indiriminden yararlanılması açısından önemi bulunmamaktadır. Zira yatırım konusu tesis, görevli şirket tarafından yapılmakta ve işletilmektedir. G.V.K.’nin ek 2. ve 3. maddelerinde ve teşvik tebliğlerinde belirtilen koşullar görevli şirket tarafından yerine getirilmektedir. (GÜNEŞ, 1999, S.38-39)<br />
IV.4. KAMULAŞTIRMALARDA KDV UYGULAMASI<br />
IV.4.1. İktisadi İşletmenin Aktifine kayıtlı Gayri menkuller<br />
Kamulaştırma konusu gayrimenkuller işletmenin aktifine kayıtlı olduğu taktirde KDVK’nun 1/1 maddesi uyarınca ticari faaliyet çerçevesinde yapılan teslim söz konusu olduğundan kamulaştırma işlemi verginin konusuna girmektedir. Kamulaştırma işlemi ile ticari işletmenin aktifine dahil gayrimenkulün tasarruf hakkı alıcıya devredilmekte gayrimenkul alıcıya teslim edilmektedir. Bu durum vergiyi doğuran olay olarak tanımlanan ticari faaliyet çerçevesinde teslim tanımına girmektedir. KDVK’nun 20. maddesi uyarınca matrah kamulaştırma bedelidir. Kamulaştırma bedelinin sonradan dava yoluyla artması (tezyid-i bedel) durumunda da artan bedel KDV matrahına dahil olacaktır. KDVK’nun 24/e maddesi uyarınca fiyat farkları KDV matrahına dahildir. (GÜNEŞ, 1999, S.40)<br />
IV.4.2. Özel Servete Dahil Gayrimenkuller<br />
KDV’nin konusunun tanımlandığı 1. maddede ticari, zirai ve mesleki faaliyet çerçevesinde Türkiye’de yapılan teslim ve hizmetler verginin konuları arasında sayılmıştır. Bu hüküm uyarınca özel servete dahil bir gayrimenkulün kamulaştırma yoluyla kamu mülkiyetine geçmesi işlemi verginin konusuna girmektedir. (GÜNEŞ, 1999, S.40)<br />
BÖLÜM V<br />
YAP-İŞLET-DEVRET PROJELERİNDE PİLOT ŞİRKET GİDERLERİNİN GÖREVLİ ŞİRKETE DEVRİ<br />
V.1. YİD PROJELERİNDE PİLOT ŞİRKET KAVRAMI<br />
Yap-İşlet-Devret Projelerinde projelerin belli bir şirket tarafından alınmasını özleyen safhada yeni bir şirket kurulması gerekmektedir. Projenin alınma safhasında pilot şirket veya (ortak girişim grubu) tarafından yeni bir şirket kurulacağına dair taahhütname idareye verilmektedir. Alınan proje ile ilgili olarak  yeni şirket kurulana kadar yapılacak giderlerin durumu ve yeni şirkete nakli, vergi yasaları açısından tartışma konusu oluşturmaktadır. (GÜNEŞ, 1999, S.79)<br />
V.2. PİLOT ŞİRKET GİDERLERİ<br />
Bilindiği gibi vergilendirme birimlerinin kendi faaliyetleri ile ilgili olarak yaptıkları giderlerin kendi matrahlarının tespitinde dikkate alınması gerekir. Yap-İşlet-Devret projelerinde yasal işleyişin gereği olarak herhangi bir projenin alınıp alınmaması belli olmadığından proje ile ilgili giderler mevcut (pilot) şirkette yapılmaktadır. Bu giderlerin türünü şu şekilde belirlemek mümkündür.<br />
Proje araştırma geliştirme,<br />
Şartname ve kırtasiye masrafları,<br />
Proje hazırlama giderleri,<br />
Personel,<br />
Dışardan sağlanan fayda ve hizmetler,<br />
Fizibilite çalışmaları,<br />
Sözleşme masrafları,<br />
Şirket kuruluş masrafları,<br />
Örgütlenme ve benzeri masraflar,<br />
Yukarıda sayılan giderlerin tamamı proje için pilot şirket tarafından yapılmaktadır. Projenin pilot şirkete ihale edilmesi durumunda şirket tarafından projenin geçekleştirilmesi için sözleşmeyi takiben bu proje ile ilgili olarak yeni bir şirket kurulması gerekmektedir. Yeni şirketin kurulması ile pilot şirketin proje ve yeni şirketin kurulması için yaptığı giderlerin yeni şirkete nakledilmesi gerekir. Zira giderler pilot şirket faaliyeti ile ilgili olmayıp projeyi gerçekleştirecek olan görevli şirketle ilgilidir. Bu giderlerin faturalanması sırasında pilot şirketin fiili gider tutarlarını faturalaması yeterli görülmelidir. Yapılan giderlerin pilot şirket tarafından karşılanması zorunluluktan kaynaklanmaktadır. Çünkü ihalenin alınması çalışmaları ile ihalenin alındığı sırada görevli şirket mevcut değildir. Kaldı ki imtiyaz sözleşmesinin onay sürecinin uzunluğu ve bu sırada yapılması gereken giderlerin de pilot şirkette yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Bu yüzden de gider naklinde pilot şirketin karının aranmaması gerekir. (GÜNEŞ, 1999, S.79-80)<br />
V.3. YASAL DÜZENLEMELER<br />
V.3.1. Kurumlar Vergisi<br />
K.V.K.’nun 17. maddesi uyarınca; şirket kendi ortakları, ortaklarının ilgili bulunduğu gerçek ev tüzel kişiler, idaresi, murakabesi veya sermayesi bakımlarından vasıtalı-vasıtasız olarak bağlı bulunduğu veya nüfuzu altında bulundurduğu gerçek ve tüzel kişiler ile olan münasebetlerinde emsaline göre göze çarpacak derecede yüksek veya düşük fiyat ve bedeller üzerinden yahut bedelsiz olarak alım, satım, imalat, inşaat muamelelerinde ve hizmet ilişkilerinde bulunursa; kazanç tamamen veya kısmen örtülü olarak dağıtılmış sayılır ve aynı kanunun 15/3. maddesine göre dağıtılan örtülü kazançların kurum kazancının tespitinde indirimi kabul edilmez. Bağlı şirketler ile ilgili gider naklinde örtülü kazanç hükümlerinin uygulanmamasına dair tek düzenleme 33 seri nolu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin 2. bölümünde yapılmıştır. Anılan düzenleme şu şekildedir:<br />
“Holding Şirketlerin Genel İdare Giderlerinin Bağlı Şirketlere Dağıtımı<br />
Bilindiği üzere, holding şirketler tarafından bağlı şirketlere aşağıdaki konularda hizmet verilebilmektedir.<br />
Araştırma ve geliştirme,<br />
Finansman temini,<br />
Pazarlama ve dağıtım,<br />
Yatırım projelerinin hazırlanması,<br />
Hedeflerin tayini,<br />
Planlama,<br />
Örgütlendirme ve kararların uygulanması,<br />
Bilgisayar hizmetleri,<br />
Sevk ve idare,<br />
Mali revizyon ve vergi müşavirliği,<br />
Piyasa araştırmaları,<br />
Halkla ilişkilerin tanzimi,<br />
Personel temini ve eğitimi,<br />
Muhasebe organizasyon ve kontrolü,<br />
Hukuk müşavirliği,<br />
Holding tarafından verilen bu tür hizmetlerin bağlı şirketlere geder yazılabilmesi için;<br />
Hizmetin mutlaka verilmiş olması,<br />
Kesilen faturada hizmet türünün ayrıntılı olarak belirtilmesi,<br />
Tek faturada birden fazla hizmet bedelinin bir arada  yer alması halinde ise her hizmet bedelinin ayrı ayrı gösterilmesi şarttır.<br />
Yukarıda belirtilen koşullara uygun olarak bağlı şirketler, holding tarafından kesilen fatura bedelini gider olarak kayıtlarında gösterebileceklerdir.”<br />
Düzenleme holding şirket-bağlı şirket ilişkisini belirlemiş olmakla birlikte örgütlenmesi holding şeklinde olmayıp Yap-İşlet-Devret  projelerinde olduğu gibi bağımlı şirket ilişkileri için de geçerlidir.<br />
Bu tür ilişkilerde K.V.K.’nin 17. maddesinde düzenlenen örtülü kazanç dağıtımı hükümlerinin (Tebliğ’de belirtilen koşullarda) dikkate alınmaması gerekir.<br />
Bu çerçevede pilot şirketlerin gerek proje ve kuruluş çalışmaları gerekse projenin uygulanması sırasında yaptığı giderlerin görevli şirkete devrinde de aynı usulün geçerli olması kaçınılmazdır.<br />
Anılan tebliğ uyarınca pilot şirket tarafından proje ile ilgili olarak yapılan giderlerin görevli şirkete devrinde;<br />
Hizmetin mutlaka verilmiş olması,<br />
Düzenlenen faturada hizmet türünün ayrıntılı olarak belirtilmesi koşulu ile gider dağıtımı (nakli) yapılabilecektir.<br />
İhalenin alınamaması durumunda gider pilot şirket tarafından sonuç hesaplarına intikal ettirilir. Konsorsiyum olarak girilen ihalelerde ihalenin alınamaması durumunda ihale ile ilgili olarak karşılanan giderlerin konsorsiyum üyelerinin payları oranında dağıtımı ve faturalanması durumunda da fiili giderlerin karsız olarak dağıtımının kabulü gerekir. Zira yapılan giderler geçici olarak konsorsiyum üyelerinden birisi (muhtemelen pilot firma) tarafından karşılanmakla ihale sonuçlarına göre firmalararası hesaplaşma yapılmaktadır.yapılan giderler G.V.K.’nin 40/1 maddesi uyarınca ticari (kurum) kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili giderlerdendir. (GÜNEŞ, 1999, S.80-81)<br />
V.3.2. Katma Değer Vergisi<br />
Pilot şirket giderlerinin görevli şirkete naklinde (projede çalışan personel giderleri dahil) düzenlenen fatura bedelleri üzerinden katma değer vergisinin hesaplanacağı tabiidir. (KDVK Md.1, 8, 10, 20/1, 2).<br />
Pilot şirket tarafından proje ile ilgili yararlanılan hizmet ve teslim sırasında KDV indirildiğinden görevli şirkete yapılacak nakil sırasında KDV’nin hesaplanması yasal zorunluluktur. Projede çalışan personelle ilgili ödenen ücretler KDVK’nın 1. maddesi gereğince KDV’ye tabi olmamakla birlikte görevli şirkete gider nakli sırasında pilot şirket tarafından görevli şirkete hizmet verildiğinden projede çalışan personele ait ücretler de KDV matrahına dahil olacaktır. Çünkü işlem hizmet ifası kapsamında olup pilot şirket tarafından görevli şirkete hizmet verilmektedir. Bu durumda proje maliyetine yüklenen personel giderleri matrah tanımının yapıldığı KDVK’nın 20/2. maddesi uyarınca KDV matrahına dahildir. (GÜNEŞ, 1999, S.81)<br />
V.4. DEĞERLENDİRME<br />
Yap-İşlet-Devret projelerinde görevli şirket kuruluna kadar pilot şirket tarafından yapılan harcamaların görevli naklinde K.V.K.’nın 17. maddesi kapsamında kar aranmaması ve K.V.K.’nın 33 seri no. Lu Genel Tebliği uyarınca gider naklinin gerçekleştirilmesi, ayrıca nakledilen bedelin KDV’ ye tabi tutulması gerekir. İhalenin alınamaması durumunda yüklenen giderler dönem gideri mahiyetinde olup doğrudan sonuç hesaplarına intikal ettirilmelidir. Konsorsiyum olarak girilen ihalelerde konsorsiyum üyelerinin alınamayan ihale ile ilgili giderler konusunda hesaplaşmalarında da fiili giderlerin dağıtımı yeterli görülmeli ve bu tür dağıtımlarda kar aranmamalıdır. (GÜNEŞ, 1999, S.81)<br />
BÖLÜM VI<br />
YAP İŞLET DEVRET PROJELERİNDE<br />
SORUNLAR VE ULUSLAR ARASI TAHKİM<br />
VI.1. YİD PROJELERİNDE YAŞANAN SORUNLAR<br />
Bugün için Yap-İşlet-Devret Modeli çerçevesinde özel kesimle (yerli yabancı sermaye şirketleri) idare arasında akdedilen sözleşmeler kamu hizmeti imtiyaz sözleşmesi olarak kabul edilmektedir. Gerek Anayasa Mahkemesi Kararlarında gerek Danıştay’ın içtihatlarında bu husus kesinlik kazanmıştır. Ancak sözleşmelerin, kamu hizmeti imtiyaz sözleşmesi olarak kabul edilmesiyle birlikte yerli ve yabancı sermaye kesiminde bir takım sorunlar ortaya çıkmıştır. Bu sorunların ilki Danıştay’ın incelemesidir. Danıştay imtiyaz sözleşmelerini Anayasa gereğince incelemekle görevli kılınmıştır. Bu olay kapitülasyonlara bir tepki olarak bir gelenek haline getirilmiştir ve 1910’dan itibaren hatta 1924 Anayasası döneminde daha da ileriye gidilmiş, imtiyaz sözleşmelerinin, TBMM’ce de onaylanması bir zorunluluk olarak öngörülmüştür. Daha sonra 1961 ve takiben 1982 Anayasaları’nda yasama organının, imtiyaz sözleşmelerini onay yetki ve görevi kaldırılmıştır; ancak Danıştay incelemesi, 1910’lu yıllardan bu yana 1924 Anayasaları’nda yer almıştır, Danıştay Kanunlarında da aynı görev ve yetki Danıştay’a verilmiştir. Danıştay incelemesinin çok uzun sürmesi nedeniyle sözleşme konusu olan alt yapı tesisinin kurulmasına başlanması gecikmekte bu da yatırımcıyı rahatsız etmektedir. (DEMİR; 1999, S.155)<br />
Yerli ve yabancı sermaye kesiminde rahatsızlık yaratan diğer konuda; Danıştay’ın idareyle özel kesim arasında akdedilmiş olan sözleşmeyi incelerken sözleşmeye fazlasıyla müdahale ettiği konusudur. Yine sözleşmeden kaynaklanacak olan uyuşmazlık konuların Danıştay’da çözümlenmesi zorunluluğu da sermaye kesiminin tedirginliği arasındadır. Öte yandan, idari yargı mevzuatında Danıştay ve İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda idari uyuşmazlıkların tahkim yöntemiyle çözümlenmesini öngören bir düzenleme mevcut değildir. Bu sebeple Danıştay sözleşme tasarılarını incelerken, sözleşme tasarılarındaki tahkime ilişkin maddeleri sözleşme metinlerinden çıkarmakta, bu da özellikle yabancı şirketlerde ve bunların kreditörlerinde tedirginlik yaratmaktadır. (DEMİR; 1999, S.155)<br />
Şu anda Türkiye’de tartışılan konulardan biri olan, alt yapı projelerine özel sektörün ve yabancı sermayenin tatılımında taraflar arasında ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkların çözümündeki yetkili merciinin kim olması gerektiği sanırım daha uzun süre tartışılacaktır. Bize göre ihtilafların çözümünde Danıştay mı yetkili olsun yoksa adli yargı mı yetkili olsun ya da tahkim mümkün olsun mu sorusunun araştırılması meselenin çözümündeki ilk adımdır. (DEMİR; 1999, S.156)<br />
VI.2.ULUSLAR ARASI TAHKİM KONUSUNDA YİD PROJELERİNDE YAŞANAN SORUN<br />
Anayasa Mahkemesi altyapı yatırımlarının Yap-İşlet-Devret Modeli ile yaptırılmasına imkan veren 3974 sayılı Kanun ve 3996 sayılı Kanunun; kamu kuruluşlarının altyapı hizmetlerinin YİD modeliyle gerçekleştirilmesine ilişkin üçüncü kişilerle yapacakları sözleşmelerin “imtiyaz teşkil etmeksizin özel hukuk hükümlerine tabi tutulmasını” öngören maddelerini, sırasıyla, 9/12/1994 Gün-1994/43 Esas-1994/42-2 Karar ve 28/6/1995 Gün-1994/71 Esas-1994/71 Karar sayılı kararlarıyla iptal etmiştir.<br />
Yüksek Mahkemenin iptal ettiği kanun hükümleri ile, yasa koyucu özel kişiler tarafından yapılacak enerji yatırımlarını imtiyaz teşkil etmeksizin özel hukuk hükümlerine tabi tutmayı amaçlamıştır. Özel hukuk hükümlerine tabi olmanın pratik sonucu;<br />
Danıştayın imtiyaz sözleşmeleri üzerindeki ön incelemesine tabi olmamak,<br />
Sözleşmeden doğan anlaşmazlıkların hallinde uluslar arası ticari tahkime gidebilmektir.<br />
Anayasa Mahkemesi söz konusu kanun hükümlerini iptal ederken; iptal kararında “kamu hizmeti” ve “imtiyaz” kavramlarını da tanımlamış; YİD sözleşmelerinin özel hukuk hükümlerine değil, idare hukuku hükümlerine tabi olacağını ifade etmiştir. (EMEK; 1999, S.106)<br />
Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararlarıyla YİD sözleşmeleri ve enerji üretimi, iletimi ve dağıtımı etkinliği “kamu hizmeti imtiyaz sözleşmeleri” olarak kabul edilmektedir. Bu sözleşmeler, imtiyaz sözleşmeleri olduğu için Danıştay incelemesine tabi tutulmaktadır. İmtiyaz sözleşmeleri idari sözleşme oludğundan idareye tek taraflı fesih gibi üstün hak ve yetkiler vermektedir. İmtiyaz sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar idari yargıda çözümlenmektedir. Diğer bir deyişle imtiyaz sözleşmelerinde anlaşmazlıkların halli için tahkime gidilmesi yönünde bir şarta yer verilememektedir. (EMEK; 1999, S.107)<br />
VI.2. YİD PROJELERİNDE YABANCI YATIRIMCILARIN ULUSLAR ARASI TAHKİMİ İSTEME NEDENLERİ<br />
Yabancı yatırımcılar, genelde, ev sahibi devletler ile yaptıkları yatırım sözleşmelerinde; sözleşmeden doğacak uyuşmazlıkları uluslar arası tahkime götürme şartına yer vermeyi, ev sahibi ülkedeki politik risklere karşı korunmak ve YİD sözleşmelerinde devletçe verilen garantileri sağlama almak, amacıyla istemektedir. Çünkü, yatırımcılar, peşinen, uzun süreli yatırım sözleşmelerinden kaynaklanan bu tür uyuşmazlıkların, nef-i hazine (hazine çıkarı) saikiyle karar veren idari yargıda kendi aleyhlerine sonuçlanacağını düşünmektedir. (EMEK; 1999, S.107<br />
Politik risk, genel olarak; ev sahibi ülke tarafından alınmış ve yatırımcının yatırım üzerindeki mülkiyet hakkının, tasarrufunun ve diğer haklarının kaybolması veya kısıtlanması sonucu doğuran düzenlemeler (kamulaştırma); vergi ve/veya diğer kanunlarda yapılan değişiklikler ile yatırım üzerinde kamulaştırma etkisi yaratacak ilave yükümlülük getirilmesi; yatırımının yatırımından sağladığı kar payları ve diğer parasal kazançlarını ev sahibi ülke dışına transfer etmek üzere yerel para biriminden başka bir yabancı para birimine dönüştürmesini ve/veya bu p0arayı yurt dışına çıkarmasını engelleyen düzenlemeler (transfer kısıtlamaları) gibi hususları kapsamaktadır. (EMEK; 1999, S.107)<br />
Diğer taraftan YİD uygulama sözleşmelerinde köprü kredilerine Hazine garantisi verilmektedir. Ayrıca işi üstlenen firmaya üretimle ilgili fiyat, satın alma ve hammadde temini konularında da garantiler verilmektedir. (3996 sayılı Kanun;m.,11) bu garantiler YİD projelerinin maliyet ve karlılığını etkileyen önemli unsurlardır. Bu nedenle, yatırımcılar bu garantileri kolayına kaybetmek istememektedir. (EMEK; 1999, S.107)<br />
YİD projeleri kamu hizmeti imtiyazı sayıldığından İdare Hukukuna ve İdari yargıya tabi bulunmaktadır. İdare Hukuku kapsamında “imtiyaz sahibi, kamu hizmetini imtiyaz sözleşme ve şartlaşmasının hükümleri çerçevesinde ve kamu hizmetinin genel ilkeleri uyarınca yürütmekle yükümlüdür. Yüklenici, idarenin kusurunu, maddi veya mali güçlükleri öne sürerek bu borcundan kurtulamaz.” (Erol; 1999, S.55)<br />
Yabancı yatırımcılar bu tür sorunlardan kaynaklanan uyuşmazlıkların idari yargıda çözümleneceğine inanmamaktadırlar. Yatırımcı ve kreditörler, devletlerle aralarındaki yatırım uyuşmazlıklarını, kendilerinin de eşit taraf olarak kabul edildikleri uluslar arası bir hakem heyetine götürmektedir. (EMEK; 1999, S.108)<br />
VI.4. YİD PROJELERİNDE ULUSLAR ARASI TAHKİME YER VERMEK DOĞRU MUDUR?<br />
Özel hukuk alanında bir hukuki ilişkinin tarafları arasında eşitlik vardır. Taraflardan birinin iradesi ötekisinin iradesine; menfaati ötekinin menfaatine üstün sayılmaz. Taraflardan hiçbiri kendi iradesini karşı tarafa zorla kabul ettiremez. Oysa İdare Hukuku alanındaki hukuki ilişkilerde tek yanlılık ve eşitsizlik hakimdir. İdarenin menfaati, yani kamu yararı; kişilerin menfaatlerine üstün sayılır. İdare, tek yanlı olarak kendi iradesini karşı tarafa zorla kabul ettirme imkanına sahiptir.” Bu kural ticaretin, ticari işlemlerin eşit taraf arasında yapılabileceği ilkesiyle bağdaşmamaktadır. Bu kurala istinaden, idare, kamu yararı adına, fiyat, satın alma veya girdi temini konularında verdiği garantilerin bir kısmını veya tamamını, zaman  içerisinde geri alabilir. Kamu yararı subjektif bir kavramdır. Faaliyetlerini kar maksimizasyonu üzerinde rasyonel kılan firmalar ise gerçekçi, şeffaf ve öngörülebilir kurallar ile ticaret yapmak istemektedir. Diğer bir deyişle, imtiyaz sözleşmeleri kapsamında idarece yapılan subjektif tanımlar ile ticaretin öngörülebilir kurallarla yönetilme arzusu birbiriyle bağdaşmamaktadır. (EMEK; 1999, S.108)<br />
İdari Yargının işleyişi, teknik olarak, ticari işlem mantığı ile örtüşmemektedir. YİD projelerinde gerçekleştirilen işler, yatırım ve ticaretin kendi mantığı içerisinde değerlendirilecekse, tarafların eşit olması ilkesi benimsenmeli ve bunun gereği yerine getirilmelidir. Bu gereklilik hem anlaşmazlıkların halli konusunda tahkime yer vermek hem de YİD uygulama sözleşmelerinde verilen garantilerin kapsamını iyi belirlemek anlamında geniş yorumlanmalıdır. (EMEK; 1999, S.109)<br />
VI.5. YİD PROJELERİNDE ULUSLAR ARASI TAHKİME YER VEREBİLMEK İÇİN NE YAPILMASI (VEYA YAPILMAMASI) GEREKLİDİR<br />
Türkiye, Anayasa Mahkemesinin YİD projelerinde tahkim şartına cevaz veren kanun maddelerini iptal etmesiyle beraber, iptal kararlarından önce imzalanan ve onaylanan uluslar arası sözleşmelerin hükümleriyle çelişen bir tutum içerisine girmiştir. “Türkiye, imzaladığı uluslar arası sözleşmeler ile –imtiyaz dahil-  yabancı yatırımcı ile arasındaki doğacak ihtilafları uluslar arası tahkime götürmeyi kabul etmiştir.“ (EMEK; 1999, S.109)<br />
Sorunun nihai çözümü Anayasa değişikliğindedir. Ancak Anayasa değişikliği yaparken sorun-çözüm denkleminin niteliği iyi değerlendirilmelidir. Yeni bir Anayasa değişikliği yapılırken Türkiye’nin uluslar arası sözleşmelerden kaynaklanan yükümlülükleri ile çelişen uygulamalar getirilmemelidir. Yukarıda da belirtildiği gibi hakem kararları bağlayıcıdır ve esastan bozulamaz. Bununda ötesinde ICSID kurallarına göre alının hakem kararlarının gereği kararın tenfizini gerçekleştirecek devlet tarafından kendi milli mahkeme kararı gibi derhal yerine getirilir. Uluslararası tahkimin bu özellikleri nedeniyle, yabancı hakem kararlarını temyize tabi tutacak bir düzenleme sorunu daha da ağırlaştıracak ve yerinde olmayacaktır. (EMEK; 1999, S.109,110)<br />
“Devletin ekonomik ve toplumsal yaşama daha da fazla müdahale ederek, özel kişilerce de yürütülen ticari, sınai veya iktisadi faaliyetleri de üstlenmeye başlamasıyla, kamu hizmeti kavramı giderek belirsiz bir hale gelmiş ve –bu kavram- İdare Hukukunun düzenleme alanını belirleyecek bir ölçüt olmaktan çıkmıştır.” Bu nedenle Anayasa’da yeni, objektif ve çağdaş gelişmelere uygun bir kamu hizmeti ve imtiyaz tanımı yapılması gerekmektedir. Böylelikle imtiyaz kavramından kaynaklanan belirsizlik ve sorunlar önemli ölçüde giderilmiş olacaktır. (EMEK; 1999, S.110)<br />
BÖLÜM VII<br />
YİD MODELİNDE MUHASEBE İŞLEMLERİ<br />
VII.1. KUR FARKLARININ MUHASEBELEŞTİRİLMESİ<br />
V.U.K.’un 280.maddesine eklenen 4. fıkra uyarınca görevli şirketlerin sermaye olarak koydukları yabancı paraların sarf edildikleri ve Türk Lirası’na çevrildikleri tarihe kadar lehlerine ve aleyhlerine oluşan kur farklarını Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğleri gereğince muhasebeleştirmeleri gerekmektedir. Lehe oluşan kur farkları için Tebliğ kapsamında 549.ÖZEL FONLAR HESABI uygun olmakla birlikte mevcut düzenleme aleyhe kur farklarının aktifleştirilmesini sağlayan bir hesap bulunmamaktadır. Kanun hükmü uyarınca aleyhe oluşan kur farkları aktifte özel bir karşılık hesabında tutulur ve gelecek yıllarda lehlerine oluşacak kur farkları ile kapatılır. Lehte kur farkları ile kapatılamayan tutarlar işi bırakma durumunda zarar addolunur. (GÜNEŞ; 1999, S.55)<br />
Bilindiği üzere kur farklarının işleyişi (ilgili iktisadi kıymetin maliyetine dahil edilmesinin zorunlu olduğu durumlar hariç) gelir ve gider hesapları ile düzenlenmiştir. Yapılması öngörülen düzenlemede ise aleyhe kur farklarının aktifleştirilmesi gerektiğinden bu kur farklarının Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğleri gereğince “Yeni bir düzenleme yapılana kadar “ henüz kullanılmayan 284.No.lu hesap 284.AKTİFLEŞTİRİLEN KUR FARKLARI HESABI olarak çalıştırılabilir. Sonuç olarak mevcut hesap döneminde yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde pasifte yer alacak hele kur farkları için 549.ÖZEL FONLAR (549.90 Diğer Özel Fonlar), aleyhe kur farkları için yeni bir düzenleme yapılana kadar 284.AKTİFLEŞTİRİLEN KUR FARKLARI HESABI uygun olacaktır. (GÜNEŞ; 1999; S.55)<br />
3996 sayılı Kanun’a göre yapılan imtiyaz sözleşmelerinde yatırım bedeli ABD doları cinsinden belirlenmekte ve görevli şirket tarafından yatırımın en az %20’si öz kaynaktan karşılanmaktadır. Toplam yatırım bedelinde ortaya çıkacak artışlar görevli şirket tarafından karşılanacak ve bu halde de artan yatırım bedelinde ortaya çıkan artışlar içinde öz kaynak oranı uygulanacaktır. 3096 sayılı Kanın’a göre yapılan düzenlemede en az öz kaynak koşulu aranmaktadır. Bu yüzden görevli şirketin kuracağı ya da işletme hakkını devralacağı tesis için öz kaynak finansmanı döviz olarak yapıldığı takdirde istisna geçerli olacaktır. (GÜNEŞ; 1999, S.55,56)<br />
VII.2. YAP-İŞLET-DEVRET MODELİNİN MUHASEBELEŞTİRİLMESİ<br />
Vergi Usul Kanunu’nun 325.maddesinde, sermayenin itfası başlığı altında “imtiyazlı işletmelerde, tesisatın imtiyaz süresinden sonra, bedelsiz olarak Devlete veya devletçe tensip olunan bir teşekküle veya belediyeye intikal etmesi imtiyazname gereği olduğundan, imtiyaz sözleşmesinde de sermayenin itfası için yıllık belli bir oran veya tutar ayrılması gösterilmiş olduğu takdirde, bu oran veya tutar üzerinden sermaye itfa olur” hükmü yer almaktadır. İmtiyazlı şirketler ile “Yap-İşlet-Devret” modeline göre imtiyaz tanınmış üretim şirketleri, bu hükümdeki şartlarla sermayelerini her yıl belli oranda itfa ederek vergi matrahından indirebileceklerdir. (SÜRMEN, ÇOBAN, 1999, S.224 )<br />
İmtiyazlı şirketler, Devletten hiçbir bedel almadan hem bu tesisleri edinmek için almış oldukları kredileri ödeyecekler ve bu tesislere tahsis ettikleri kredi yatırımlarını geri alacaklar, hem de tesisi yenileyeceklerdir. İmtiyazlı şirketler için bütün bunları sağlayan iki temel kaynak vardır. Bunlardan birisi tesisat amortismanı diğeri ise sermayenin amortismanıdır. (SÜRMEN, ÇOBAN, 1999, S.224 )<br />
Normal olarak tüm şirketler için tesisat amortismanı tesislerin yenilenmesini sağlayan bir kaynaktır. Ancak, tesislerin edinilmesinde dış kaynak da kullanılmış ise ayrıca tesisat amortismanın bir kısmı bu dış kaynakların geri ödenmesinde kullanılacaktır. Tesislerin yenilenmesi gerektiğinde kalan amortisman tutarı yenilemeye yetmeyeceği için şirket tekrar borçlanmak durumunda kalacaktır. İmtiyazlı şirketler için bu mümkün değildir. Çünkü bu şirketler tesisleri yenilemenin yanı sıra borçlardan da kurtulmak zorundadır. Öte yandan tesisler devlete bedelsiz olarak devredileceğinden şirket ortaklarının bu tesislere tahsis ettikleri sermayenin tesisatın amortismanı yoluyla geri alınması mümkün değildir. İşte bu nedenle imtiyazlı şirketlere özgü olmak üzere, ikinci bir amortisman olarak sermaye amortismanı uygulaması getirilmiştir. Sermaye amortismanı tutarı ise finansman kaynaklarının geri ödenmesinde kullanılacaktır. Sermayenin amortismanını hesaplama yöntemleri üçtür. Bunlardan birincisi devredilecek tesislerin brüt tutarını imtiyaz süresine bölme yöntemi, ikincisi devredilecek tesislerin brüt tutarını ekonomik ömürlerine bölme yöntemi ve üçüncüsü ise devredilecek tesislerin imtiyaz süresi sonunda devletçe net tutar üzerinden satın alınması yöntemidir. (SÜRMEN, ÇOBAN, 1999, S.225)<br />
Bu yöntemlerden Türk Vergi Mevzuatımıza da en uygun olan devredilecek tesislerin brüt tutarının imtiyaz süresine bölme yöntemidir.<br />
Bu yöntem şu şekilde formüle edilebilir<br />
	Devredilecek Tesisatın	Önceki Dönemlerde Ayrılan<br />
	       Brüt Değeri	     Sermaye Amortismanı<br />
Sermaye İtfa Payı =<br />
	Kalan İmtiyaz Süresi<br />
Yap-İşlet-Devret Modelinin muhasebeleştirilmesi 1.1.1994 tarihinden itibaren uygulanmasına başlanan Tekdüzen Hesap Planına göre yapılmaktadır. Tekdüzen hesap planı, farklı işletmeler ile aynı işletmenin farklı dönemlerini karşılaştırmayı gerçekleştirmiştir. Ayrıca, mali tablolarda yer alan hesap adlarının tüm kesimler için aynı anlamı vermesini de sağlamıştır.<br />
İmtiyazlı şirketlerin Yap-İşlet-Devret Modeli için kullanacakları hesaplar aşağıda gösterilmiştir.<br />
100	KASA<br />
191	İNDİRİLECEK KDV<br />
251	YER ALTI VE YERÜSTÜ DÜZENLERİ<br />
257	BİRİKMİŞ AMORTİSMANLAR<br />
258 	YAPILMAKTA OLAN YATIRIMLAR<br />
360	ÖDENECEK VERGİ VE FONLAR<br />
	360.00 Gelir Vergisi<br />
	360.01 Damga Vergisi<br />
361	ÖDENECEK SOSYAL GÜVENLİK KESİNTİLERİ<br />
	361.00 İşçi Payı<br />
	361.01 İşveren Payı<br />
370	DÖNEM KARI VERGİ VE DİĞER YASAL YÜKÜMLÜLÜ KARŞILIĞI<br />
549	ÖZEL FONLAR<br />
	549.30 Sermaye Amortisman Fonu<br />
590	DÖNEM NET KARI<br />
690	DÖNEM KARI VEYA ZARARI<br />
691 	DÖNEM KARI VERGİ VE DİĞER YASAL YÜKÜMLÜLÜK KARŞILIĞI<br />
692	DÖNEM NET KARI VEYA ZARARI<br />
Bazı hesapların açıklaması:<br />
251- Yer altı ve Yerüstü Düzenleri Hesabı<br />
Herhangi bir işin gerçekleşmesini sağlamak veya kolaylaştırmak için yer altı veya yerüstü inşa edilmiş her türlü yol, köprü, tünel, bölme, sarnıç, iskele vb. yapıların izlendiği hesaptır.<br />
258- Yapılmakta Olan Yatırımlar Hesabı<br />
İşletmede yapımı süren ve tamamlandığında ilgili maddi duran varlık hesabına aktarılacak olan, her türlü madde ve malzeme ile işçilik ve genel giderlerle ilgili harcamaların izlendiği hesaptır.<br />
549- Özel Fonlar<br />
İşletmede bırakılması ve tasarrufu zorunlu yasal fonlar ile diğer maksatlarla ayrılan fonların izlediği hesaptır. Örneğin; “E” Anonim Şirketi (imtiyazlı Şirket), 12.4.1997 tarihinde Devlet Su İşleri’nin açmış olduğu Trabzon-Galyan Barajı (hidroelektrik santralı) ihalesine girmiş ve kazanmıştır. Devlet Planlama Teşkilatı ve Devlet Su İşlerinin hazırladığı ihale şartnamesine göre iş, Yap-İşlet-Devret Modeline ile yapılacak ve aynı modele göre de teslim edilecektir.<br />
“E” Anonim Şirketi, ile ilgili iki kamu kurumu arasında yapılan imtiyaz sözleşmesine göre yatırım üç yıl içerisinde yani 31.13.1999 tarihine kadar tamamlanacaktır. Bu tarihten itibaren, Baraj beş yıl süre ile “E” AŞ tarafından işletilecek ve 31.12.2004 tarihinde sıfır bedel ile Devlet Su İşlerine teslim edilecektir. Yine imtiyaz sözleşmesi hükümlerine göre; şirketi yatırım maliyetini 1.1.2000 tarihinden itibaren sermayenin her yıla düşen tutarını itfa edecektir. “E” AŞ, Barajı faaliyete geçirdikten itibaren beşinci yılın sonunda zarar ederse veya sermaye maliyetini itfa edemez ya da yeterince kar edemez ise sürenin uzatılmasını talep edemeyecektir. Bu şartlarda dahi “E” aŞ, 10.12.20004 tarihinde anılan Baraj için faaliyete geçtikten sonra satışa sunulan her türlü ürünün bedeli günün şartlarına göre iki taraf arasında karşılıklı mutabakat ile belirlenecektir. Anılan Barajın tesis amortisman oranı %20, ayırma yöntemi de normaldir.<br />
Bu şekilde yapılan anlaşmadan sonra “E” AŞ 1.5.1997 tarihinden itibaren yatırım çalışmalarına başlamıştır. Trabzon-Galyan Barajı inşaatı bitim tarihe kadar ortaya çıkan maliyetlerin dökümü aşağıda Tablo 1.’de gösterilmiştir. “E”AŞ maliyet hesaplarında 7/A seçeneğini kullanmaktadır.<br />
Tablo 1: “E” Anonim Şirketinin Yatırım Harcamaları (000 TL)</p>
<p>ı 	Yıllar<br />
 	1997<br />
1. Yıl	1998<br />
2. Yıl	1999<br />
3. Yıl<br />
710	DİREKT İLK MADDE VE 	MALZEME<br />
-16	Demir<br />
-17	Çimento<br />
-18	Kum Çakıl<br />
-19	Diğerleri<br />
-20	Elektrik Aksamı<br />
-21	Diğerleri<br />
720	DİREKT İŞÇİLİK 	GİDERLERİ<br />
-22	İşçi Ücretleri<br />
-23	S.S. Primi İşveren Payı<br />
730	GENEL ÜRETİM 	GİDERLERİ<br />
-24	Yakıt Giderleri<br />
-25	Amortisman Giderleri<br />
-26	Bakım Onarım Giderleri	135.000.-</p>
<p>	50.000.-<br />
	70.000.-<br />
	10.000.-<br />
 	5.000.-<br />
	-<br />
	-<br />
140.000.-</p>
<p>	120.000.-<br />
	20.000.-<br />
115.000.-</p>
<p>	50.000.-<br />
	60.000.-<br />
	5.000.-	280.000.-</p>
<p>	100.000.-<br />
	150.000.-<br />
	20.000.-<br />
	10.000.-<br />
	-<br />
	-<br />
280.000.-</p>
<p>	240.000.-<br />
	40.000.-<br />
250.000.-</p>
<p>	120.000.-<br />
	120.000.-<br />
	10.000.-	485.000.-</p>
<p>	-<br />
	10.000.-<br />
	5.000.-<br />
	20.000.-<br />
	400.000.-<br />
	50.000.-<br />
180.000.-</p>
<p>	150.000.-<br />
	30.000.-<br />
15.000.-</p>
<p>	4.000.-<br />
	10.000.-<br />
	1.000.-<br />
TOPLAM	390.000.-	810.000.-	680.000.-	 </p>
<p>Tablo 2:	“E” Anonim Şirketinin 1.1.2000 – 31.12.2004 Dönemlerine Ait Beş Yıllık Ayrıntılı Gelir Tablosu (000 TL)</p>
<p>	Yıllar<br />
Açıklama	2000<br />
4 Yıl	2000<br />
5 Yıl	2000<br />
6 Yıl	2000<br />
7 Yıl	2000<br />
8 Yıl<br />
A. BRÜT SATIŞLAR<br />
	1. Yurt içi Satışlar<br />
B. SATIŞ İNDİRİMİ (-)<br />
1.	Satış İskontoları (-)<br />
C. NET SATIŞLAR<br />
D. SATIŞLARIN MALİYETİ (-)<br />
2.	Sat. Tic. Mal. Maliyeti (-)<br />
BRÜT SATIŞLAR<br />
E. FAALİYET GİDERLERİ (-)<br />
3.	Genel Yön. Gid. (-)<br />
FAALİYET KARI<br />
1.	DİĞER OLAĞANDIŞI GELİR VE KARLAR<br />
2.	DİĞER OLAĞANDIŞI GİDER VE ZARARLAR<br />
DÖNEM KARI<br />
K.VERGİ VE YASAL YÜKÜMLÜLÜK KARŞILIKLARI (-)<br />
DÖNEM NET KARI	900.000</p>
<p>-</p>
<p>900.000<br />
(80.000)</p>
<p>820.000<br />
(365.000)</p>
<p>455.000<br />
10.000</p>
<p>465.000<br />
42.488.6</p>
<p>422.511.4	2.200.000</p>
<p>(30.000)</p>
<p>2.170.000<br />
(250.000)</p>
<p>1.920.000<br />
(890.000)</p>
<p>1.030.000<br />
10.000</p>
<p>1.040.000<br />
316.993.6</p>
<p>723.006.4	1.800.000</p>
<p>(50.000)</p>
<p>1.750.000<br />
(390.000)</p>
<p>1.360.000<br />
(740.000)</p>
<p>620.000<br />
20.000</p>
<p>640.000<br />
126.033.6</p>
<p>513.966.4	3.000.000</p>
<p>-</p>
<p>-<br />
(480.000)</p>
<p>2.520.000<br />
(510.000)</p>
<p>2.010.000<br />
10.000</p>
<p>2.020.000<br />
806.546.4</p>
<p>1.213.453.6	1.800.000</p>
<p>-</p>
<p>-<br />
(670.000)</p>
<p>1.130.000<br />
(100.000)</p>
<p>1.030.000<br />
20.000</p>
<p>1.050.000<br />
321.767.6</p>
<p>728.232.4	 </p>
<p>	İstenilenler:<br />
1. “E” AŞ’nin Trabzon Galyan Barajı ile ilgili 1997, 1998 ve 1999 yıllarında yapacağı kayıtlardan sadece 1999 yılındaki kaydı gösteriniz.<br />
2. “E” AŞ’nin sermayesinin itfası ve yapacağı hesaplamaları ile sadece 2000 yılının muhasebe kayıtlarını gösteriniz.<br />
3. “E” AŞ’nin tesisin amortismanı ile ilgili amortisman ayırmaları ve sadece 2000 yılının muhasebe kaydını gösteriniz<br />
4. “E” AŞ’nin Trabzon-Galyan Barajını imtiyaz süresi sonunda Devlet su İşleri’ne devretmesi ve yenileme giderleri ile ilgili muhasebe kayıtlarını gösteriniz.<br />
Çözüm: 1-<br />
“E” AŞ’nin 1999 yılı giderlerinin toplu kayıtları şöyle olacaktır.(000).</p>
<p>Trabzon-Galyan Barajı 31.12.1999 tarihinde inşası tamamlanıp aktife alınmıştır. Anılan barajın inşa maliyeti 1.880.000 TL (390.000 TL + 810.000 TL + 680.000 TL) dir.</p>
<p>Çözüm: 2-<br />
	Devredilecek Tesisatın	Önceki Dönemlerde Ayrılan<br />
	       Brüt Değeri	     Sermaye Amortismanı<br />
Sermaye İtfa Payı =<br />
	Kalan İmtiyaz Süresi</p>
<p>2000 Yılı Kurumlar Vergisi Beyannamesi (000 TL)<br />
Dönem Karı		465.000<br />
Sermaye Amortismanı		(376.000)<br />
Kurumlar Vergisi Matrahı		89.000<br />
Kurumlar Vergisi<br />
(89.000 *%30)	26.700<br />
Fon Payı<br />
(26.700 * %10)	2.670	(29.370)<br />
		59.630<br />
Gelir Vergisi Matrahı		59.630<br />
(465.000 – (376.000 + 29.370))<br />
Gelir Vergisi<br />
(59.630 * %15)	8.944,5<br />
Fon Payı<br />
(11.926 * %10)	894,45<br />
Bu hesaplamalardan sonra 2000 yılı sonunda yapılacak muhasebe kaydı için gerekli veriler elde edilmiş olur. (000).</p>
<p>Çözüm: 3- </p>
<p>Yıllar	Kayıtlı Değer<br />
(000)	%	Ayrılan Amortisman (000)	Kalan Değer<br />
(000)<br />
2000		1.880.000	20		376.000		1.504.000<br />
2001		1.880.000	20		376.000		1.128.000<br />
2002		1.880.000	20		376.000		752.000<br />
2003		1.880.000	20		376.000		376.000<br />
2004		1.880.000	20		376.000<br />
				1.880.000		 </p>
<p>Çözüm 4-<br />
2004 yılında Trabzon-Galyan Barajının Devlet Su İşleri’ne devir kaydı olabilir.(000).</p>
<p>Uygulamada sözleşme süresi içinde yenilenmesi gereken tesislerden hidroelektrik santrallerine genel hükümlere amortisman ayrılırken, diğer varlıklara (baraj gövdesi, cebri borular vb.) genel hükümler uyarınca amortisman ayrılmayıp sermayenin itfası uygulamasına tabi tutulmaktadır. Örnekteki 117.000.000.- TL (KDV %17) yenileme gideri 10.12.2004 tarihinde yani devir yılında yapıldığından aktifleştirilmeyip 770-632 Genel Yönetim Giderleri Hesabına kaydedilerek 2004 yılının gelir tablosundaki E.Faaliyet Giderleri (-) bölümüne aktarılmıştır.</p>
<p>SONUÇ<br />
Temelde kamu kesiminin sermaye, teknoloji, döviz ve kredi yetersizliği nedeniyle uygulama alanı bulan Yap-İşlet-Devret Modeli, özellikle gelişmekte olan ülkeler için avantajları bünyesinde bulundurmaktadır. Belirli bir tesise ihtiyaç duyan kamu kurum veya kuruluşu bu tesisi yerli veya yabancı şirketlere yaptırmakta ve belli bir süre sonunda da hiçbir bedel ödemeden tesise sahip olmaktadır. Bu model sayesinde kamu bütçe açıkları azalmakta, yatırımlar ve istihdam imkanları artmaktadır. Ayrıca yabancı sermaye ve teknoloji girişi hızlanmaktadır. Bu modelin ayrıca dikkatli olunmazsa rekabetin ortadan kalkması ve tekelleşme riskini ortaya çıkarması gibi dezavantajları da vardır. Yap-İşlet-Devret Modeli kapsamında yapılan tesislerin kamuya devredilmesi hususunda önemli problemler mevcuttur. Yürürlükteki kanunlar yetersiz kalmaktadır. Bu yetersizlik ortadan kaldırılmalıdır. Ayrıca tesis devir zamanında kamuya teslim edilmeyip halka satılabilir böylece sermaye tabana yayılmak suretiyle hem tasarruflar arttırılır hem de sermaye piyasasının gelişmesine katkı sağlanır.<br />
Başta gelişmekte olan ülkeler olmak üzere bütün ülkeler için hayati önem taşıyan Yap-İşlet-Devret Modelinin önündeki engeller kaldırılmalı ve bu modelin gelişmesi için gerekli çalışmalar yapılmalıdır. Fakat bu modelle de tekelleşmeye imkan tanınmamalıdır. Yapılan düzenlemeler ile Yap-İşlet-Devret Modeli imtiyaz sözleşmeleri Danıştay’ın denetimini tabi tutulmuştur. Danıştay sadece sözleşme hakkında hüküm bildirebilmektedir. Bu uygulama yani uluslararası ticari tahkim uygulaması doğru fakat geç kalınmış bir uygulamadır.<br />
Yap-İşlet-Devret Modeli birçok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de özel girişimi alt yapı yatırımlarına yönlendirmenin en iyi yollarından birisidir. Ancak, sistem iyi kurulmadığı için özelleştirmede olduğu gibi istenen sonuca ulaşılamamıştır. Sistemin istenilen hedefe ulaşabilmesi için; önce hedefleri belirleyip bu hedeflerle ilgili projelere öncelik tanınmalı, sözleşmelerde stardizasyon etüdleri yeterince yapılmamış projelerin öncelikle bu eksiklikleri giderilmeli, projelerle ilgili olarak bakanlıklar arası koordinasyonları sağlanmalı ve vergisel boyutları dahil edinilen deneyim ve görünen sorunlar dikkate alınarak sistem özel girişimcinin ilgisini çekecek hale getirilmelidir.<br />
Sonuç olarak diyebiliriz ki, Türkiye’de temelde alt yapı yatırımlarında finansman yetersizliklerini giderme ile hızlı bir ekonomik kalkınma ve refahı sağlama amacı taşıyan Yap-İşlet-Devret Modelinin genel çerçeve mevzuatı ile uygulama deneyimi oluşmuştur. Gelecekte gerekli tedbirlerin alınması durumunda bu model ülkenin altyapı finansman, ödemeler dengesi, istihdam ve ileri teknoloji sorunlarının çözümüne büyük fayda sağlayacaktır. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/yap-islet-devret-modeli-ii.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yap İşlet Devret Modeli Nedir</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/yap-islet-devret-modeli-nedir.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/yap-islet-devret-modeli-nedir.html/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2009 12:05:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/genelbil/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Muhasebe]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=720</guid>
		<description><![CDATA[I.1. KAMU HİZMETLERİNİN YİD MODELİYLE GÖRÜLMESİNE KADARKİ DURUM Bugüne kadar kamu hizmetlerinin özel kesim eliyle kurdurulmasında veya gördürülmesindeki ilerleme, yasa koyucunun getirdiği yasal düzenlemelerde olmuştur. YİD modeliyle ilgili ilk yasal düzenlemenin yapıldığı 1984 yılına kadar, 1932 yılından bu tarafa elli yılı aşkın bir süre konuyla ilgili bir başka düzenleme yapılmamıştır. Yani, 25 Haziran 1932 tarih [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>I.1. KAMU HİZMETLERİNİN YİD MODELİYLE GÖRÜLMESİNE KADARKİ DURUM<br />
Bugüne kadar kamu hizmetlerinin özel kesim eliyle kurdurulmasında veya gördürülmesindeki ilerleme, yasa koyucunun getirdiği yasal düzenlemelerde olmuştur. YİD modeliyle ilgili ilk yasal düzenlemenin yapıldığı 1984 yılına kadar, 1932 yılından bu tarafa elli yılı aşkın bir süre konuyla ilgili bir başka düzenleme yapılmamıştır. Yani, 25 Haziran 1932 tarih ve 2025 sayılı “Menafii Umumuye Müteallik İmtiyazat Hakkında Kanun” bu dönemde kamu hizmeti alanında özel kesime yatırım imkanı tanıyan tek yasa olmuştur. (POLATKAN; 1997, S.7)<br />
I.1.1. 25 Haziran 1932 – 4 Aralık 1984 Arası Dönemi<br />
Bu dönem 25 Haziran 1932 tarih ve 2025 sayılı “Menafii Umumuyeye Müteallik İmtiyazat Hakkında Kanun” isimli yasanın tek başına yürürlükte olduğu bir dönemdir. (POLATKAN; 1997, S.7)<span id="more-720"></span><br />
Osmanlı Devletinin konuyla ilgili 1910 tarihli bir yasanın, bir iki maddesini değiştirerek diğer maddelerin TBMM tarafından aynen kabul edildiği ve yasalaştırdığı bir kanundur. Kamu hizmetlerinin özel hukuk tüzel kişilerine imtiyazlı şekilde görüldüğü işlerde bu yasa hükümleri geçerlidir. Bu yasaya göre; tesisin imtiyaz sözleşmesinde belirlenen süre sonunda, sözleşmedeki devir koşullarına göre, Anonim Şirket türünden kurulmuş bir kamu kuruluşuna yapılacağı belirlenmiştir.<br />
I.1.2. 1984’ten Günümüze Kadar Olan Yasal Düzenlemeler<br />
4 Aralık 1984 tarihinden sonra; kamu hizmetlerinin özel ve gerçek tüzel kişilere yaptırılmasına ilişkin düzenlemelere bir çok yeni düzenlemeler getirilmiştir. Bunlar; 3096 sayılı “Türkiye Elektrik Kurumu Dışındaki Kuruluşların Elektrik Üretimi İletimi Dağıtımı ve Ticareti ile Görevlendirilmesi Hakkındaki Kanun”, 3996 sayılı “Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun”, ve 4046 sayılı “Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişikli Yapılmasına Dair Kanun”lardır.<br />
Yap-İşlet-Devret Modeliyle ilgili ilk düzenlemeler enerji sektöründe yapılmış, ikinci alanda yapılan düzenlemeler karayolları ile ilgili yapılan düzenlemelerdir. Ve son olarak da alt yapı temel yatırımları ile ilgili düzenlemeler yapılmıştır. Yap-İşlet-Devret Modeliyle ilgili ilk temel yasa olan 3996 sayılı yasa, köprü, baraj, tünel, otoyol, demiryolu, kanalizasyon, yer altı ve yerüstü otopark gibi yatırımların yaptırılmasını ve işletilmesini yerli ve yabancı hukuk şirketlerine yaptırılmasını hedeflemiştir.<br />
I.2. YAP-İŞLET-DEVRET MODELİNİN TANIMI<br />
Yap-İşlet-Devret Modeli , bir kamu hizmeti veya faaliyeti işinin sabit bir fiyat üzerinden, tüm giderleri özel teşebbüs tarafından karşılanarak, yatırım yapılan ülkenin üretilen mal ya da hizmetleri satın alma garantisi altında projelendirilmesi, finanse edilmesi, inşa edilmesi, korunması bakımı ve karının gerçekleştirilmesinden sonra tesisin ve yönetiminin bedelsiz olarak ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına devir ve teslimini sağlayan modeldir. (SÜRMEN, ÇOBAN; 2000, S.214)<br />
Hükümetler veya kamu kurumları ihtiyaç duyduğu fakat gerçekleştirmek için yeterli finansal kaynakları olmadığı yatırımları bu modelle gerçekleştirmektedirler. Bu model Türkiye gibi, yeterli sermaye birikim olmayan ve kredi alma imkanı sınırlı ülkeler için ideal bir modeldir. Bu modelde yapılan sözleşmelerdeki taraflardan biri kamu kurum veya kuruluşları, diğer tarafsa genellikle uluslar arası kuruluşlarında yer aldığı konsorsiyumlardan oluşmaktadır.<br />
I.3. YİD PROJELERİNİN ÖZELLİKLERİ<br />
Yap-İşlet-Devret Projelerinin bazı temel özellikleri vardır. Bunlar ;<br />
Modelde üretilen mal ya da hizmetlere Devlet tarafından satın alınma yada ödeme garantisi verilmektedir.<br />
Model, bir sözleşme çerçevesinde sabit fiyat anahtar teslimi olarak gerçekleştirilmektedir.<br />
Model, varlığını kamunun finansman yetersizliğinden almaktadır.<br />
Model, yeni yatırımlar için olabileceği gibi, teknolojik olarak geri kalmış demode yatırımların yenilenmesine ya da yarım kalmış yatırımların tamamlanmasına yönelik de olabilir.<br />
Model, projenin finansmanında kullanılan kredilerin geri ödenmesinde yada yatırımcının sermayesini ülkesine transferinde yatırım yapılan ülkeye herhangi bir sınırlama getirmemektedir.<br />
Modelde, sözleşmenin bir tarafı kamu kurum ve kuruluşu, diğer tarafı ise genellikle ortak girişim şirketleri olmaktadır.<br />
Modele katılan ortak girişim şirketlerinin hepsi anonim şirket olmalıdır.<br />
Modeldeki şirketler imtiyazlı şirket kabul edildiklerinden yeniden değerleme yapamamaktadırlar.<br />
Modelde, devir esnasında, sözleşmede aksine bir hüküm yoksa her hangi bir ücret talep edemezler<br />
Model, yabancı sermaye ve teknoloji giriş sağlar.<br />
Model, çerçevesinde yapılan sözleşme, idari imtiyaz sözleşmesi olduğundan Danıştay’ın görüş bildirmesine tabidir. (SÜRMEN, ÇOBAN; 2000, S.215,216)<br />
I.4. YİD MODELİNİN GEREKÇESİ VE AMACI<br />
Yap-İşlet-Devret Modeli ülkenin sermaye ve teknoloji eksikliğinden ortaya çıkmıştır. Zaten ülkeler yeterli sermaye birimine ve teknolojiye sahip olsalardı yatırımları kendileri yapar ve sağlayacağı avantaj ve kardan yararlanırlardı.<br />
Bu modelin gelişmesinde iki önemli gerekçe etkili olmuştur. Birincisi, kamu kaynaklarının ülke yatırım ihtiyacını karşılamayacak durumda olmasıdır. İkincisi ise, büyük projelerin finansmanını büyük ölçüde dış kredilerle karşılayan hükümetlerin dış finansman kaynağı bulmada tıkanma noktasına gelmiş olmasıdır. Bu iki gerekçeye, özelleştirme üçüncü bir gerekçe olarak eklenebilir. (SÜRMEN, ÇOBAN; 2000, S.216)<br />
Bu model ile kamu harcamalarının azaltılması, özel sektörün teşvik edilmesi, dış finansman açık ve ihtiyacının azaltılması, yabancı sermaye ve teknoloji girişi ile hizmette kalite ve rekabetin sağlanması amaçlanmıştır. (SÜRMEN, ÇOBAN; 2000, S.216)<br />
I.5. YAP-İŞLET-DEVRET MODELİNİN AVANTAJ VE SAKINCALARI<br />
I.5.1. YİD Modelinin Avantajları<br />
Kamu altyapı projelerinin özel sektör tarafından gerçekleştirilmesine imkan sağlanarak, Devletin bu alanda yükleneceği finansman yükünün azaltılması,<br />
Model çerçevesinde oluşturulacak yabancı ortaklar sayesinde ülkeye yabancı sermayenin girişi, ileri teknoloji ve bilgi transferinin artması,<br />
Modelin, damga vergisi ve harçlardan muaf olması,<br />
Modelde, proje finansmanı bu çerçevede oluşturulacak şirketler tarafından üstlenileceği için Devletin dış borç yükünün azaltılması,<br />
Kumu kesiminin, özel sektörün tecrübe ve etkinliğinden faydalanması,<br />
Özelleştirme için öncülük yaparak, girişimciler için fırsat oluşturması,<br />
İstihdam artışı sağlaması,<br />
Toplam iç tasarruflarda artış sağlaması,<br />
Modelin, bazı yatırımları ekonomiye kazandırması,<br />
Modelin, devlete uluslararası politikada bazı avantajlar salması,<br />
Modelde, işletmelere yeniden değerleme imkanı verilmemesi ile oluşan karların yeniden değerlenmiş iktisadi varlıklar üzerinden amortisman ayrılmasını engelleyerek sahip veya ortaklarına daha fazla kar payı dağıtma imkanı sağlar.<br />
Model ile ekonomide atıl kaynaklar harekete geçirilmiş olur,<br />
Modelin vergisel avantajlar sağlamasıdır. (SÜRMEN, ÇOBAN; 2000, S.217)</p>
<p>I.5.2. YİD Modelinin Sakıncaları<br />
Modelin, kamu yatırımları tercihinde çarpıklaşma sağlaması,<br />
Modelin, gelecekteki ekonomi politikalarını olumsuz etkilemesi,<br />
Modelin, döviz ve kar transferi sağlaması<br />
Modelin, uzun vadede yeni Kumu İktisadi Teşebbüslerinin ortaya çıkmasına imkan sağlaması,<br />
Modelde, tesisin kurulacağı arsanın istimlak bedelinin yatırımı yapacak şirket tarafından ödenmesi,<br />
Modelde, girişimcilerin zarar etmesi durumunda, zararın giderilmesinin söz konusu olmaması<br />
Yatırım yapacak ülkelerde ekonomik ve siyasi istikrarsızlığın mevcut olması, (SÜRMEN, ÇOBAN; 2000, S.217,218)<br />
Kamu yatırımları arasındaki dengenin bozulması ihtimali<br />
Yabancı sermayenin gereğinden fazla söz sahibi olması<br />
Yatırım politikalarının, özel sektör tarafından ipotek altına alınmasıdır. (AÇDOYURAN; 1999, S.86)<br />
I.6. YAP-İŞLET-DEVRET MODELİNİN DENETİMİ<br />
Yap-İşlet-Devret Modeli sözleşmesi idari imtiyaz sözleşmesidir. Bu sebeple Danıştay’ın incelemesine tabidir. Nitekim Danıştay Kanunun 42. ve 46. maddelerinde imtiyaz sözleşmelerinin Danıştay’ın incelemesine tabi olduğu belirtilmektedir. Ancak, Anayasanın 155.maddesinin 2.fıkrasında da yapılan “Danıştay davaları görmek, Başbakan ve Bakanlar Kurulunca gönderilen kanun tasarıları, kumu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlarına ve sözleşmeleri hakkında iki ay içinde düşüncesini bildirmek, tüzük tasarılarını incelemek, idari uyuşmazlıkları çözmek ve kanunla gösterilen diğer işleri yapmakla görevlidir.” şeklindeki değişiklikle Danıştay inceleme yetkisi görüş belirtmeye dönüştürülmüştür. (SÜRMEN, ÇOBAN; 2000, S.218)<br />
Ayrıca Anayasanın aynı maddesinde Uluslararası Ticari Tahkime de imkan verilmiştir. Ülkelerin uluslararası Ticari Tahkime gitme sebepleri politik risk, transfer kısıtlamaları ve kamulaştırmadır. Bu gün dünyada uluslararası ticari tahkimi kabul etmiş 52 ülke mevcuttur.<br />
I.7. YAPILAN TESİSİN DEVRİ<br />
Yap-İşlet-Devret Modelinde ortak girişim şirketleri yatırımı bitirdikten sonra sözleşmedeki maddelere istinaden, işletmeyi bir süre işletme hakkı elde etmektedir. Bu sürenin ne kadar olacağı sözleşmede açıkça belirtilmiştir. Bu süre sonunda yatırımı yapanlar harcamış oldukları bedeli geri almış ve hatta kara geçmiş kabul edilirler. Eğer kar edememiş iseler bu durum yatırımı yaptıran kamu kuruluşunu veya kamuya bağlamaz. Zarar etmeleri halinde de işletmeyi çalıştırma süresini uzatılmasını talep edemezler. Eğer bu süre sonunda yani işletme döneminde kar elde etmiş isiler yapmış oldukları kar kurumlar vergisine tabidir ve anonim şirket olarak vergilendirilirler. (SÜRMEN, ÇOBAN; 2000, S.222)<br />
I.7.1. Süre Sonunda Devir<br />
Tesis, tüm borçlar ve öngörülen temettü ile sermayenin geri ödenmesi tamamlandıktan sonra bedelsiz olarak sözleşmede belirlenmiş sürenin sonunda ilgili kamu kuruluşuna devredilecektir. Ortak girişim şirketinin işletme süresi karşılıklı mutabakat sağlanırsa, tarife ve diğer hususlar belirlenmek suretiyle uzatılabilir. (SÜRMEN, ÇOBAN; 2000, S.222)<br />
I.7.2. Süre Bitiminden Önce Tam Fiyatla Devir<br />
Bu modelde, başlangıç sermayesi ile yapılacak tesisin sürenin bitimini beklemeden önce herhangi bir tarihte, belirlenecek bir bedelin ödenmesi durumunda devir alma seçeneği verilebilir. Tesisin işletme süresi bitiminden önce kamuya devri söz konusu olduğu durumlarda henüz geri ödenmemiş olan kredi anapara, faiz ve diğer masraflar konusunda hazine garantisi verilir. Böyle bir durumda kamu kuruluşu modelin tüm avantajlarından faydalanmış olmaz. Bu şekilde devir işleminde sağlanacak en büyük avantaj, tesisi ürettiği malları satın alma zorunluluğundan kurtulmuş olma durumudur. </p>
<p>I.7.3. Süre Bitiminden Önce İndirimli Fiyatla Devir<br />
Zorunlu nedenlerle, bu nedenler genellikle ortak girişimci şirketlerinden kaynaklanmaktadır ya da kamu kesiminden kaynaklanmayan bir nedenle inşaat döneminde, belirli bir sürenin gecikme olması durumunda ilgili kamu kuruluşunun tesisleri, sözleşmede belirlenen şartlar doğrultusunda indirimli fiyatla devir alabilir. Bu durumda da henüz ödenmeyen kredi, faiz ve diğer masraflar için hazine garantisi verilir. (SÜRMEN, ÇOBAN; 2000, S.223)<br />
I.7.4. Tesisin Özelleştirilmesi<br />
Tesisin kamuya devredilmesi yöntemine alternatif olarak, süre sonunda sermayenin belirli bir yüzdesinin ortak girişim şirketlerine bırakılarak, geri kalanının yerel piyasada sertifika, hisse senedi veya benzeri araçlarla satılması öngörülebilir. Bu durumda “tesisin devri” yerine “mülkiyetin devri” gerçekleşmiş olur. Bu uygulama ile hem kamunun küçültülmesi sağlanır, hem de özelleştirme yapılmış olur. (SÜRMEN, ÇOBAN; 2000, S.223)</p>
<p>BÖLÜM II<br />
YAP İŞLET DEVRET MODELİNDE<br />
İMTİYAZLI ŞİRKETLER</p>
<p>II.1. İMTİYAZ SÖZLEŞMELERİ VE HUKUKİ ÇERÇEVESİ </p>
<p>“İmtiyaz mukavelesi, bir amme hizmetinin her türlü masraf ve hasarı kendisine ait  olmak üzeri, idare tarafından konulacak şartlar, temin edilecek salahiyetler ve taahhüt olunan mali menfaatler mukabilinde hususi bir şahıs tarafından ifasını tazammum eden mukaveledir.” (GÜNEŞ; 1999, S.5)<br />
Anayasa Mahkemesi’ne göre imtiyaz, kamu hizmetinin sermaye, kar, hasar ve zararı özel hukuk kişisine ait olmak üzere, idarenin denetim ve gözetimi altında genellikle çok uzun süreli bir idari sözleşme uyarınca özel hukuk kişileri tarafından yürütülmesidir. Konusu kamu hizmetinin kurulmasını ve bir ve/veya işletilmesini bir özel kişiye devretmek olan sözleşmeler, kamu hizmeti imtiyaz sözleşmesidir. (GÜNEŞ; 1999, S.5)<br />
Anayasa yargısı alanında bir hizmetin kamu hizmeti, bir sözleşmenin de imtiyaz sözleşmesi olup olmadığı yasaya değil, niteliğine bakılarak saptanabilir. Eğer bir kamu hizmeti uzun süreli olarak özel girişimciye yaptırılacak ise, düzenlenen sözleşme imtiyaz sözleşmesi niteliğindedir. (GÜNEŞ; 1999, S.5)<br />
İmtiyaz sözleşmelerinin çerçevesi başlıca şu konulardan oluşmaktadır. Taraflar, sözleşmenin konusu, süre, yatırım ve hizmetlerin genel esasları, ma ve hizmetin standart ve kalitesi, finansman, ücretin belirlenmesi, işletmeye alma, denetim, bakım ve onarım, sorumluluk ve tazminat, krediler, sözleşmenin yürürlülük tarihi gibi konular imtiyaz sözleşmelerinin çerçevesini oluşturur.<br />
Sözleşmenin konusu tesisin ve mütemmimlerinin projelendirilip inşası, tüm teknik tesisatlarının yapımı, sözleşmeye uygun olarak işletilmesi ve devri oluşturur. (GÜNEŞ; 1999, S.6)<br />
II.2. İMTİYAZLI ŞİRKETLERİN TANIMI<br />
II.2.1. İmtiyazlı Şirketlerin Tanımı :<br />
sermaye, kar, hasar ve zararı kendisine ait olmak üzere belli bir kamu hizmetinin kurulması ve/veya işletilmesini uzun süreli idari bir sözleşme ile yüklenen ve hizmetin kurulması, işletilmesi ve yürütülmesi açısından idarenin denetim ve gözetiminde bulunan ve özel kişiler tarafından kurulan şirketler imtiyazlı şirketlerdir. (GÜNEŞ; 1999, S.7)<br />
II.2.2. Yap-İşlet-Devret Modelinde İmtiyazlı Şirketlerin Özellikleri<br />
Her Yap-İşlet-Devret projesi için yeni bir şirket kurulacaktır.<br />
Kurulacak şirketin anonim şirket statüsünde olması şarttır.<br />
Yabancı şirket olduğu takdirde 6224 sayılı Yabancı Sermayeyi Teşvik Kanunu hükümleri uyarınca Türkiye’de faaliyetine izin verilmesi gerekmektedir.<br />
Sermayesi en az toplam sabit yatarım tutarının %20 si kadar olmalıdır.<br />
Uygulama sözleşmesinin imzalanmasını izleyen üç ay içinde anonim şirket kurulacaktır.<br />
Kurulacak anonim şirketin ana sözleşmesi idare tarafından uygun görülecektir. (GÜNEŞ; 1998, S.35)<br />
II.3. YİD MODELİNDE İMTİYAZLI ŞİRKETLERİN KURULUŞU<br />
II.3.1. Yasal Durum ve Açıklamalar<br />
3996 sayılı kanun kapsamında yapılan ihalelerde ilgili prosedür şu şekilde gelişmektedir. İdare belli bir projeyi Yap-İşlet-Devret projesi olarak ilan ederek şartnamesini belirlemektedir. İstekli firmalar ihaleye girmekte, ihale sonuçlandıktan sonra sözleşme Danıştay’ın onayına sunulmakta ve onaydan sonra idare ile ihaleyi kazanan firma (pilot firma) sözleşmeyi imzalamaktadır. Bu safhada vurgulanması gereken bir nokta ihaleye giren firmaların ihaleyi kazandıkları takdirde bir anonim şirket kuracaklarına dair taahhütname vermeleridir. Sözleşme ihaleyi kazanan firma tarafından imzalanmakta ve idare geçiş dönemi işlemlerinde pilot firmayı (görevli şirket) muhatap almaktadır. (GÜNEŞ; 1998, S.34)<br />
3996 sayılı kanunun 3.maddesinde Yap-İşlet-Devret Modelinde yatırım bedelinin (elde edilecek kar dahil) sermaye şirketine veya yabancı şirkete, şirketin işletme süreci içinde ürettiği mal veya hizmetin idare veya hizmetten yararlananlar tarafından satın alınması suretiyle ödenmesini; sermaye şirketinin ise Türkiye Cumhuriyeti Kanunları’na göre kurulmuş veya kurulacak olan ve gerektiğinde Kamu Kurum ve Kuruluşlarında ortak olduğu ve bu Kanun’un 4.maddesinde belirtilen Bakanlar Kurulu Kararı’nda öngörülen anonim şirketi ifade ettiği belirtilmektedir. (GÜNEŞ; 1998, S.35)<br />
II.3.2. Konu ve Amaç Maddesi<br />
Amaç ve konu maddesi ile ilgili T.T.K.’nin 271.maddesinde anonim şirketlerin esas mukavelede şirket konusunun sınırlarının açıkça gösterilmiş olması koşuluyla kanunen yasak olmayan her türlü iktisadi maksat ve kanunlar için kurulabileceği hükme bağlanmıştır. (GÜNEŞ; 199, S.12)<br />
Görüldüğü gibi T.T.K. uygulamaları açısından konu ve amaç maddesi kanunen yasak faaliyetler dışında bir sınırlama getirmemektedir. Ancak tüm konuları kapsayacak tarzda ana sözleşmede kabul görmemektedir. Faaliyet gösterilecek konuların ticaret unvanı ile paralel olması ilkesi benimsenmiştir. (GÜNEŞ; 1999, S.13)<br />
Görevli şirket işletme süresi sonunda şirketi değil tesisi idareye devretmektedir. Bu yüzden faaliyet konusunun sınırlarını dar kapsamda yorumlamamak gerekir. Sonuçta tesis idareye devredilmekte ve tesis idarenin izni dışında ipotek ve başka bir tasarrufa konu edilememektedir. Ancak burada vurgulanması gereken bir nokta idarenin Yap-İşlet-Devret projesi ile görevli şirket tarafından yapılan tesisin karından veya cirosundan pay alması durumunda tesisin hesaplarının ayrı tutulmasının kamu payının ödenmesinde ve hesaplanmasında kolaylık yaratacağıdır. (GÜNEŞ; 1998, S.36,37)<br />
II.3.3. Şirketlerin Süresi<br />
	Yap-İşlet-Devret projeleri kapsamında sözleşme süreleri yatırım ve işletme dönemi olarak ayrılmaktadır. Mücbir sebeplere bağlı süre uzatımları hariç sözleşme süresi (örneğin 4 yılı yatırım 21 yılı işletme olmak üzere toplam 25 yıldır şeklinde) belirtilmektedir. İdareye devre konu olacak şirket tüzel kişiliği değil tesisidir. Bu yüzden şirketin süresiz olarak kurulması mümkün görülmelidir. Diğer bir ifade ile tesis devir edilse dahi şirket faaliyetine devam edebilir. (GÜNEŞ, 1998, s.37)<br />
II.3.4. Şirketin Sermayesi<br />
Şirketin sermayesi konusunda mevzuatta yatırım tutarının en az %20’sinin şirket öz kaynaklarından karşılanacağına dair madde imtiyaz sözleşmelerinde de yer almaktadır. Toplam yatırım bedelinde ortaya çıkacak artışların şirket tarafında karşılanması ve öngörüşler öz kaynak oranının uygulanması gerekmektedir. Yine sermaye maddesi ile ilgili olarak yatırım döneminin son üç ayı içinde işletme döneminde gerekli işletme sermayesinin idare ile mutabakata varılarak ABD Doları cinsinden saptanması ve kabulden önce şirketin bu tutarı öz kaynaklarından karşılaması öngörülmektedir. (GÜNEŞ, 1998, S.37-38)<br />
II.3.4.1. Ayni Sermaye<br />
Ayni sermaye olarak Türkiye’ye ithal edilecek malzemelerin ekspertizi Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğünce görevlendirilecek eksperler tarafından yapılır. Ekspertiz konusu malların Türk Lirası değerlerinin tespitinde, ithal malzemelerle ilgili gümrük giriş beyannamesinde belirtilen fiili ithal tarihi itibariyle TC. Merkez Bankasınca uygulanan cari döviz alış kuru esas alınır. Yapılacak ekspertizle ilgili olarak eksperlerin yol ve ikamet masrafları ile Y.S.G.M’ce tespit edilecek ekspertiz ücreti malzemeyi ithal eden kuruluş tarafından karşılanır. (GÜNEŞ, 1998, S.20)<br />
II.3.4.2. Nakdi Sermaye<br />
Nakit olarak ödenecek yabancı sermayenin yurt dışından bankalar aracılığıyla döviz olarak transfer edilmesi veya efektif olarak getirilmesi halinde yurda girişte gümrüklere deklare edilmiş olması esastır. Bu şeklide yurda getirilen dövizler bankalarca döviz alım belgesi tanzimi suretiyle satın alınır ve dövizin geliş nedeni bölümüne yabancı sermaye şerhi konur. (GÜNEŞ, 1998, S.20)<br />
II.3.4.3. Diğer Sermaye<br />
Yukarıda belirtilen ayni ve nakdi sermaye haricinde, 7/6/1995 tarihli ve 95/6990 sayılı kararnamenin 5. maddesinde belirtilen transfer edilebilir kar, temettü, satış, tasfiye ve tazminat bedelleri, lisans, know-how teknik yardım, dış kredi anapara ve faiz ödemeleri ile yabancı ortağın mevcut ve alacaklarının yabancı ortak sermaye payı olarak şirket sermayesine kaydedilmesi halinde söz konusu meblağlar fiili giriş olarak hesaba alınırlar ve kaydedilir. (GÜNEŞ, 1998, S.21,22)<br />
II.3.5. Ortak Değişikliği<br />
Ortak değişikliği konusu tamamen T.T.K. hükümlerine tabi olup bu konuda imtiyaz sözleşmelerinde bir düzenleme yer almamaktadır. Sadece sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerin idare görüşü ve Yüksek Planlama kurulu Kararı ile 94/5907 sayılı Bakanlar kurulu Kararı çerçevesinde başka bir şirkete devri esasa bağlanmıştır. Bu düzenleme ise ortak değişikliğini aşan ve görevin toptan devrini düzenleyen bir maddedir. (GÜNEŞ, 1998, S.38)<br />
II.3.6. Şirket ana sözleşme Değişikliklerinde İzin<br />
İmtiyaz sözleşmelerinin 3. maddesinde “&#8230;görevli şirket tarafından ana sözleşmesi idarece uygun görülen yeni bir anonim şirket kurulacaktır” tabirine yer verilmektedir. Söz konusu madde nedeniyle şirket ana sözleşme değişiklikleri için Sanayi ve Ticaret Bakanlığı dışında ilgili projeye taraf olan idarenin de onayının alınması şeklinde maddenin ana sözleşmede yer alması ilgili idare tarafından talep edilmektedir. (GÜNEŞ, 1998, S.38)<br />
Kuruluş ana sözleşmesi hükümlerindeki her türlü değişiklik ve düzenlemelerin ilgili idareye belli bir süre önceden yazılı olarak bildirilmesi şeklinde hükümler bazı sözleşmelerde yer almaktadır. Özellikle şirketin finansman konusundaki yükümlülüklerini olumsuz etkileyecek değişiklikler ve düzeltmeler konusunda idarenin onayı aranmaktadır. (GÜNEŞ, 1999, S.38)<br />
II.4. İMZİYAZ SÖZLEŞMELERİNİN SONA ERME NEDENLERİ<br />
Kamu hizmeti imtiyaz sözleşmeleri; sözleşme süresinin dolması, sözleşmenin idare tarafından fesh edilmesi, sözleşmenin mahkeme kararı ile fesh edilmesi veya görevli şirketin görevi devri gibi durumlarda sona erebilir. Bu durumlardan herhangi biri gerçekleştiğinde kamu hizmetini yürüten imtiyazlı şirketin görevi son bulmakta, hizmet ya kamu tarafından yürütülmekte ya da devirde olduğu gibi idare başka bir şirket ile imtiyaz sözleşmesi imzalamaktadır. (GÜNEŞ, 1999, S.39)</p>
<p>II.4.1. Sözleşme Süresinin Dolması<br />
Kamu hizmeti imtiyaz sözleşmelerinde kamu hizmetinin özel hukuk kişilerine gördürülmesi belli bir süre ile sınırlandırılır. Bu süre sona erdiğinde eğer önceden sözleşme uzatılmadığı takdirde imtiyaz şirketinin görevi son bulur.<br />
3996 sayılı Kanun’un 7.maddesinde sözleşme süresinin 49 yıldan fazla olamayacağı, 3096 Sayılı Kanunun 7.maddesi uyarınca da imtiyaz sözleşmesinin en fazla 99 yıllık düzenlenebileceği hükme bağlanmıştır. Yap-İşlet-Devret projelerinde ise sözleşme süresi en fazla yirmi yıl olarak belirlenmiştir. (GÜNEŞ, 1999, S.39)<br />
II.4.2. Fesih<br />
İmtiyaz sözleşmesi görevli şirketin yükümlülüklerini yerine getirememesi veya imtiyaz sözleşmesi şartlarını ihlal etmesi, iflası, konkordato ilan etmesi, ödeme güçlüğüne düşmesi halinde idare tarafından feshedilebilir. Feshe ilişkin hükümler ile feshin sonuçları sözleşmelerde düzenlenir. İmtiyaz sözleşmelerinin feshi halinde imtiyaz sözleşmesine bağlı diğer sözleşmelerde fesh edilmiş sayılır. (GÜNEŞ, 1999, S.40)<br />
II.5.İMTİYAZ SÖZLEŞMELERİNİN SONA ERMESİNİN  SONUÇLARI<br />
İmtiyaz sözleşmesinin sona erme şekli nasıl gerçekleşirse gerçekleşsin, sözleşmesinin sona ermesi imtiyazlı şirketin sona ermesini gerektirmez. İmtiyazlı şirketin sona ermesi şirketin tabi olduğu usule bağlıdır. İmtiyaz sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle sözleşmeye konu tesis imtiyazlı şirket tarafından idareye her türlü borç ve taahhütten ari, bakımlı ve çalışır vaziyette devredilmesi gerekmektedir. Devir ile ilgili olarak imtiyazlı şirket ve idare tarafından seçilerek kişilerden oluşacak devir kurulu oluşturulacağına dair imtiyaz sözleşmelerinde hüküm bulunmaktadır. Devir teslim, devir teslim işlerinden önce görev konusu tesislerin hali hazır durumunu, bakımlı, çalışır bir durumda bulunup bulunmadığını, tesislerin sözleşme hükümleri doğrultusunda idareye devrinin hazır olup olmadığını inceleyerek, kusur ve eksikliklerini belirleyerek giderilmesi için gerekli olan bedel ve zammın tutanakla tespit eder. Devir tarihinden önce ödenmesi gerektiği halde ödenmeyen her türlü vergi, borç ve yükümlülük şirket sorumluluğundadır. İdare kusur ve eksikliklerin imtiyazlı şirket tarafından yerine getirilmemesi durumunda gerekli yatırımları imtiyazlı şirketin nam ve hesabına yaptırabilir. (GÜNEŞ, 1999, S.47,48)<br />
BÖLÜM III<br />
YAP-İŞLET-DEVRET  MODELİYLE YAPILAN<br />
YATIRIMLARDA VERGİLEME KONUSU</p>
<p>III.1.YAP İŞLET DEVRET PROJELERİNDE VERGİ, RESİM VE HARÇ İSTİSNASI<br />
III.1.1. 3996 Sayılı Kanun Kapsamında<br />
3996 Sayılı Kanunun 2.maddesinde yer alan enerji üretimi, iletimi ve dağıtımı konusundaki yatırımlar 4947 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin YİD Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun’da Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile kapsam dışına çıkarılmış olup aynı Kanun ile 3996 sayılı Kanunun 13.maddesi de değiştirilmiştir. Bu değişiklik ile söz konusu madde, 3096 sayılı TEK Dışındaki Kuruluşların Elektrik Üretimi, İletimi, Dağıtımı ve Ticareti ile Görevlendirilmesi Hakkında Kanun kapsamındaki özel şirketlerin, elektrik üretimi ve satışına ilişkin işlemlerinin 3996 sayılı Kanunun muafiyete ilişkin hükümlerinden yararlanması yönünde düzenlenmiştir. (Tan; 1999, S.20)<br />
3996 Sayılı Kanunun Muafiyetler başlıklı 12.maddesinde yukarıda yer aldığı üzere maddede belirtilen konularda Yap-İşlet-Devret Modeli çerçevesinde idare ile sermaye şirketi veya yabancı şirketin yapacağı bütün iş ve işlemlerin 01.07.1964 tarih ve 492 sayılı kanun uyarınca alınan harçlardan muaf olacağı hükme bağlanmıştır. (Tan; 1999, S.20)<br />
Yap-İşlet-Devret Modeli ile yapılacak modeli uygulayacak şirket ile idare arasında yapılacak tüm iş ve işlemler ile ilgili olarak düzenlenecek kağıtlar için istisna uygulanacaktır.<br />
Söz konusu Bakanlar Kurulu Kararının 41.maddesi ile 3996 sayılı Kanun ile tanınan vergi, resim ve harç istisnasının çerçevesi aşağıdaki gibi belirlenmiştir. </p>
<p>Buna göre;<br />
İdare tarafından görevlendirilen şirketin verdiği geçici teminat mektubu, kesin teminat mektubu ve bunlarla ilgili diğer teminat ve garantilerle görevlendirme kararları,<br />
Görevli şirket ile idare arsında düzenlenen uygulama sözleşmesi ile bu sözleşme hükümlerine dayanılarak kamu kurum ve kuruluşları ile yapılan diğer sözleşmeler,<br />
İdare tarafından yatırımla ilgili gerçekleştirilecek kamulaştırmalar ile kamulaştırılan taşınmazların tapu siciline, görevli şirket lehine konulan tescil ve şerhler,<br />
Yatırım döneminde kullanılmak üzere görevli şirket tarafından yatırım kredisi temini ile mal ve hizmet alımları,<br />
Yatırımın tamamlanmasını takiben idare ile görevli şirket arasındaki işletme ve bu dönem sonundaki devir uygulaması, ile ilgili işlemler ve bu işlemler nedeniyle düzenlenen kağıtlar damga vergisi ve harçtan istisna edilecektir. (Tan; 1999, S.21)<br />
III.1.2. 95/7 Sayılı İhracatı Teşvik Tebliği Kapsamında<br />
Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı hazırlanan ve 17.07.1995 tarih ve 22346 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 95/7 sayılı İhracatı Teşvik Tebliği’nin 34.maddesinde ihracat sayılan satış ve teslimler ile hizmet ve faaliyetlerin neler olduğu bentler halinde sıralanmış “i” bendinde de “Yap-İşlet-Devret Modeli çerçevesinde Müsteşarlık tarafından uygun görülecek yatırım projelerini üstlenen yerli firmaların yapacakları hizmet ve faaliyetler” tebliğ kapsamına alınacak banka, sigorta muameleleri vergisinden istisna tutulmuştur.<br />
95/7 sayılı ihracat Teşvik Tebliği’nin “vergi, resim ve harç istisnası”nı düzenleyen 14.maddesi kapsamında uygulanan istisnaya ilişkin yapılması gereken işlemlerin belirtildiği son fıkrası hükmü 22.07.1998 tarih ve 23410 sayılı Resmi Gazete de yayımlanarak yürürlüğe giren 98/19 Sayılı Tebliğ ile “Bu madde kapsamında uygulanan vergi, resim ve harç istisnaları, istisnayı uygulayan kurumca ilgilinin bağlı bulunduğu vergi dairesine bildirilir. Belgeli ihracatta ise uygulanan istisna, her işlem için sıra numarası, kredi miktar ve bakiye kısım belirtilerek ihracatı teşvik belgesi, dahilde işleme izin belgesi veya vergi, resim ve harç istisnası belgesine tarihiyle birlikte işlenir.” Şeklinde değiştirilerek uygulamaya yön verilmiştir. (Tan; 1999, S.23)<br />
III.1.3. 98/1 Sayılı Tebliğ Kapsamında<br />
Yatırımlarda Devlet Yardımları ve Yatırımları Teşvik Fonu Esasları Hakkında Kararın Uygulanmasına ilişkin 98/1 sayılı tebliğin 7. maddesinde Yap-İşlet veya Yap-İşlet-Devret modeli çerçevesinde yapılacak yatırımlar, destek unsurlarından yararlanacak yatırımlar arasında sayılmış olup bu yatırımlara sağlanacak destek unsurları ise 6. maddede aşağıdaki gibi sıralanmıştır.<br />
Gümrük Vergisi ve Toplu Konut Fonu İstisnası<br />
Yatırım İndirimi<br />
İthalde KDV Ertelemesi<br />
Yerli Makine ve Teçhizatta KDV Desteği<br />
Vergi, Resim ve Harç İstisnası<br />
Enerji Desteği<br />
Arsa Desteği<br />
Fondan Kredi Desteği<br />
Söz konusu tebliğin 12. maddesinde vergi, resim ve harç istisnası ile ilgili uygulamanın 3.12.1998 tarih ve 3505 sayılı kanunun geçici 2. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak yayımlanan “İhracat ve Yatırımlarda Damga Vergisi ve Harç İstisnası Uygulaması Hakkında Tebliğ” çerçevesinde yürütüleceği belirtilmiştir. (TAN, 1999, s.23)<br />
III.2.YAP-İŞLET-DEVRET PROJELERİNDE İPOTEK UYGULAMASI VE HARÇ İSTİSNASI<br />
İşletme hakkı devredilen tesisler ve görevleri ile ilgili tesise yaptıkları yatırımlar görevli şirketler tarafından üçüncü şahıslara teminat olarak gösterilemez ve bunların üzerine ipotek koydurulamaz. Yap-İşlet-Devret projelerinde üst hakkı üzerinde ipotek tesisi mümkündür. Ancak uygulama sözleşmesinde Hazine tarafından kredi sağlanacağı hükmünün yer alması durumunda üst hakkı üzerinde tesis edilecek ipotekler için birinci derecede birinci sıra boş bırakılır. (GÜNEŞ, 1999,  s.40)<br />
Maliye Hazinesi’ne kayıtlı olan taşınmaz üzerinde tesis yapımı için belli bir süre ile daimi ve müstakil olarak şirketlerine üst hakkı tesis edilmektedir. Üst hakkının şirket lehine tesisinde üst hakkının tapu sicil işlemi 3096 sayılı kanun için de geçerli olan 3996 sayılı kanunun 13. ve 12. maddeleri ile 5907 sayılı B.K.K.’nin 41. maddesi uyarınca harçtan istisnadır. (GÜNEŞ, 1999,  s.40)<br />
5907 sayılı B.K.K.’nin 41. maddesinin (d) bendi uyarınca görevli şirket tarafından yatırım kredisi temin işlemi damga vergisi ve harçtan istisna edilmiştir. Sonuç olarak orta ve uzun vadeli yatırım kredisi kullanımı ile ilgili olarak teminat olarak gösterilen tesis ve tesis ile ilgili teferruatların ipoteğine ilişkin işlemiler ve teferruatların tapunun beyanlar hanesine teserli işlemi 5907 sayılı B.K.K.’nin 41/d bendi uyarınca damga vergisi ve harçtan istisnadır. (GÜNEŞ, 1999,  s.41)<br />
III.3.YAP-İŞLET-DEVRET PROJELERİNDE SERMAYEDEN DOĞAN KUR ARTIŞLARINDA VERGİ İSTİSNASI UYGULAMASI<br />
III.3.1. Yasal Düzenleme<br />
V.U.K.’nin 280. maddesine 4369 sayılı Kanunun 7. maddesi ile eklenen 4. fıkra hükmü görevli şirketlerin sermaye olarak koydukları yabancı paraların sarf edilmeleri veya Türk Lirası’na çevrilmeleri nedeniyle doğan kur farklarını sonuç hesapları ile ilgilendirmeyerek vergi dışı bırakmaktadır. (GÜNEŞ, 1999,  s.48)<br />
Söz konusu fıkra hükmü şu şekildedir:<br />
“3096 sayılı Türkiye Elektrik Kurumu Dışındaki Kuruluşların Elektrik üretimi, iletimi, dağıtımı ve ticareti ile görevlendirilmesi hakkında kanun ve 3996 sayılı bazı yatırım ve hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli işlet devret modeli çerçevesinde yaptırılması hakkında kanunda tanımlanan şirketlerin sermaye olarak koydukları yabancı paraların sarf edildikleri veya TL’ne çevrildikleri tarihe kadar lehlerine oluşan kur farkları pasifte özel bir karşılık hesabında gösterilecek dönem kazancına dahil edilmez. Bu karşılıklar sermayeye eklendikleri takdirde çekiş ve kar dağıtımı sayılmaz. Aleyhlerine oluşan kur farkları ise aktifte özel bir karşılık hesabında tutulur ve gelecek yıllarda lehlerine oluşacak kur farkları ile kapatılır. Lehte kur farkı ile kapatılamayan tutarlar işi bırakma halinde zarar addolunur.” (GÜNEŞ, 1999,  s.48)<br />
III.3.2. Karşılık Uygulamasının Koşulları<br />
Kur farklarından doğan tutara karşılık ayrılabilmesinin özelliklerini şu şekilde sıralamak mümkündür:<br />
Karşılık uygulaması 3096 veya 3996 sayılı kanunlar çerçevesinde kurulan görevli (imtiyazlı) şirketler için geçerlidir.<br />
Yabancı sermaye kısmına istisna uygulanabilmesi için sermaye Türkiye’ye getirilmiş olmalıdır.<br />
Yerli sermaye kısmına istisna uygulanması için yerli sermayenin döviz olarak konulması (döviz tevdiat hesabında tutulması) gerekir. Türk Lirası taahhüt ve sermaye ödemeleri, yatırım bedeli döviz cinsinden belirlenmiş olsa dahi kur farkı doğmayacağından istisnadan faydalanamaz.<br />
Sermaye olarak koyulan tutarın ödendiği tarih ile sarf edildiği tarih veya Türk Lirası’na çevrildiği tarihe kadar lehe oluşan kur farkı bulunmalıdır.<br />
Kur farkı pasifte özel bir karşılık hesabında gösterilecek dönem kazancına dahil edilmez.<br />
Karşılık hesabında gösterilen tutar sermayeye ilave dışında kullanılmaza. Sermayeye ilave dışında kullanıldığı takdirde kar dağıtımı sayılarak vergilendirilir.<br />
Aleyhte oluşan kur farkları aktifte özel bir karşılık hesabında tutulur.<br />
Aktifte karşılık hesabında tutulan kur farkları gelecek yıllarda pasifte oluşan lehte kur farklarına ilişkin karşılık hesabı ile kapatılır.<br />
Lehte kur farkı ile kapatılmayan aktif karşılık tutarları işi bırakma durumunda zarar olarak dikkate alınır.<br />
Görüldüğü üzere gerek lehte gerekse aleyhte kur farkları dönem kazancı ile ilişkilendirilmemekte birbirine mahsup edilebilmektedir. Sadece işi bırakma durumunda aleyhte kur farkları varsa zarar olarak değerlendirilmektedir. (GÜNEŞ, 1999,  s.53-54)<br />
III.3.3. Karşılık Uygulamasının Kapsamı<br />
280. madde uygulamasında sermaye olarak konulan dövizin harcanmasına ilişkin harcama türü itibariyle bir sınırlama yapılmamıştır. Sermaye olarak konulan dövizin yatırım harcamalarında veya cari işlemler için kullanılmasının istisna uygulamasına etkisi yoktur. Yatırım tutarının sözleşmede ABD doları cinsinden belirlenmesine rağmen şirket ortaklarının döviz cinsinden taahhüt edip ödedikleri sermaye kısımları için de istisna uygulanabilecektir. İstisna uygulamasında sermayenin döviz cinsinden konulmasından anlaşılan nakit döviz tutarıdır. Zira maddede sarf edilme tabiri geçmektedir. Bu yüzden ayni sermaye konulması nedeniyle kur farkı (ortağın taahhüdünün üzerinde mal koyması) ortaya çıksa dahi 280. madde kapsamında değerlendirilemez. (GÜNEŞ, 1999,  s.40)<br />
III.4. DAMGA VERGİSİ VE HARÇ MUAFİYETİ İLE İLGİLİ DÜZENLEMELER<br />
3996 sayılı yasanın muafiyeti düzenleyen 12. maddesinde, yasanın 2. maddesindeki köprü, tünel, baraj, sulama, içme ve kullanma suyu, arıtma tesisi, kanalizasyon, haberleşme, maden ve işletmeleri, fabrika ve benzeri tesisler, çevre kirliliğini önleyici yatırımlar, otoyol, demir yolu, yer altı ve yer üstü oto parkı ve sivil kullanıma yönelik deniz-hava limanları ve benzeri yatırım ve hizmetlerin yaptırılması, işletilmesi, devredilmesi ve Yap-İşlet-Devret Modeli çerçevesinde sermaye şirketlerinin ve yabancı şirketlerin, görevlendirilmesi iş ve işlemlerinden 488 sayılı Danga vergisi Kanunu ve 492 sayılı Harçlar Kanunu içerikli damga vergisinden ve harçlardan muaf olduğu hüküm altına alınmıştır. (POLATKAN, 1998, s.12)<br />
III.5.YAP-İŞLET-DEVRET MODELİNİN GELİR VE KURUMLAR VERGİSİ KARŞISINDAKİ DURUMU<br />
Yap-İşlet-Devret Modeli çerçevesinde faaliyet gösterecek şirketler anonim şirket olmak zorundadırlar. Bu model ile ilgili anayasa Mahkemesi’nin Kararından sonra bu şirketler imtiyazlı anonim şirket olarak vegilendirilecektir. K.V.K.’nin 6. maddesinde bu şirketler kurumlar vergisi mükellefi sayılmıştır. İşletme faaliyete geçtikten sonra elde edilen net kazanç kurumlar vergisine tabidir. K.V.K.’ya göre, yabancı sermaye ve buna isabet eden kar payları, ancak vergilendikten sonra kalan net tutarı bir başka ülkeye transfer edebilmektedir. “Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Karar” uyarınca, model çerçevesinde yapılacak yatırımlar özel önem taşıyan sektör yatırımları olarak kabul edilmiş ve “Yatırımlarda Devlet Yardımları” ile ilgili tebliğ uyarınca da bazı destek unsurlarından yararlandırılabilecektir. Bunlar: Gümrük muafiyeti, yatırım indirimi, krediler, vergi, resim ve harç istisnası, gibi ertelemesidir. Bu işletmelerin elde ettikleri net karlar, G.V.K. kapsamına girdiğinden ayrıca gelir vergisi mükellefi olarak da vergilendirilecektir. (SÜRMEN, ÇOBAN, 2000, S.220)<br />
III.6.YAP-İŞLET-DEVRET MODELİNİN KATMA DEĞER VERGİSİ KARŞISINDAKİ DURUMU<br />
KDVK’da Yap-İşlet-Devret Modeli kapsamında yatırımın yapılması aşamasında gerekli olan malzeme alımları KDV ye tabidir. Bu modelde, sözleşme süresi sonunda işletme varlıklarının bedelsiz olarak kamuya devredilmesi tartışmalıdır. Bu konuda ili görüş vardır. Bunlardan birincisi devir işleminin hibe olmadığı, ikincisi ise hibe olduğu yönündedir. Birici görüşe göre KDVK mal ve hizmet tesliminin bedelli veya bedelsiz yapılmasını ayrı bir statüye tabi tutmamıştır. Kanundaki bedelsiz teslimden anlaşılan hibe olmalıdır. Hibede ise kanunun 27. maddesinde belirtildiği üzere emsal bedelinin matrah olacağı tabidir. Ancak, Yap-İşlet-Devret Modelinde devirden kastedilen hibe olmadığına göre KDV’de olmayacaktır. Ayrıca, devir kamuya olduğundan kamunun KDV tutarı kadar kaynak aktarması söz konusu olacaktır. Bu nedenle  imtiyazlı işletmeler devir esnasında KDV hesaplamamalıdır. (KDVK, md. 17-2/b)<br />
İkinci görüşe göre ise modelin sözleşmesi, KDV açısından kiralama ve imalat mal teslimi şeklinde değerlendirilmektedir. Teslim işlemlerinde matrah KDVK’nin 20/1 maddesi uyarınca bu işlemlerin karışlığını teşkil eden bedeldir. Bedelden ise teslim alan veya bunlar adına hareket edenlerden alınan para, mal ve para ile temsil edilen menfaat, hizmet ve değerlerin toplamı anlaşılmalıdır. (SÜRMEN, ÇOBAN, 2000, S.221)<br />
III.7. 213 SAYILI VERGİ USUL KANUNU KAPSAMINDAKİ DÜZENLEMELER<br />
213 sayılı V.U.K.’de Yap-İşlet-Devret Modeli ile iş yapan imtiyazlı şirketler bakımından bunların iş ve işlemlerini kolaylaştırıcı değil, zorlaştırıcı yönde hükümler bulunmaktadır. Yasanın yeniden değerleme başlıklı mükerrer 298. maddesinde bilanço esasına göre defter tutan gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri için, bilançolarına dahil amortismana tabi iktisadi kıymetler ve bu kıymetler üzerinden ayrılmış amortismanların her hesap dönemi sonu itibariye yeniden değerlemesine ilişkin hüküm imtiyazlı şirketlere uygulanamayacağı hükme bağlanmıştır. Diğer bir önemli husus ise imtiyazlı şirketlerin tüm hesaplarının dolar üzerinden yapılmasına karşın, Yap-İşlet-Devret Modeli içinde yatırım yapan şirketlerin hesap ve defter kayıtlarının da dolar cinsinden tutulmasının gerek T.T.K. gerek V.U.K. hükümlerini gereği mümkün olamamasıdır. (POLATKAN, 1998, S.13)<br />
BÖLÜM IV<br />
YAP-İŞLET-DEVRET PROJELERİNDE<br />
KAMULAŞTIRMA BADELLERİ VE DEĞERLEME</p>
<p>IV.1. ANAYASADA YERALAN KAMULAŞTIRMA HÜKMÜ<br />
Kamulaştırma Anayasanın 46. maddesinde düzenlenmiştir. Madde hükmüne göre;<br />
Devlet ev kamu tüzel kişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde, karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre kamulaştırmaya ve bunlar üzerinden idari irtifaklar kurmaya yetkilidir.<br />
Kamulaştırma bedelinin hesaplanma tarz ve usulleri kanunla belirlenir. Kanun kamulaştırma bedelinin tespitinde vergi beyanını, kamulaştırma tarihindeki resmi makamlarca yapılmış kıymet takdirlerini, taşınmaz malların birim fiyatlarını ve yapı maliyet hesaplarını ve diğer objektif ölçüleri dikkate alır. Bu bedel vergi beyanındaki kıymet arasındaki farkın nasıl vergilendirileceği kanunla gösterilir. Kamulaştırma bedeli nakde ve peşin olarak ödenir. (GÜNEŞ, 1999, S.31)<br />
IV.2. KAMULAŞTIRMA BEDELLERİNİN VEGİ USUL KANUNU AÇISINDAN DEĞERLEME ŞEKLİ<br />
IV.2.1. Tesis İle İlgili Olarak Ödenen Kamulaştırma Bedelleri<br />
Kamulaştırma bedelleri uygulama sözleşmesinde öngörülmektedir.<br />
Ödemenin görevli şirket tarafından üstlenilmesi (kısmen veya tamamen) durumunda görevli şirketin kamulaştırılan arsa üzerinde kullanım hakkı sözleşme süresi ile sınırlanmaktadır.<br />
Kamulaştırılan arazinin maliki kamulaştırma işlemini (2948 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümlerine göre) yapan idaredir.<br />
Kamulaştırma tesisin yapılması için gerekli olmalı ve idareye projeyi onaylamalıdır.<br />
Kamulaştırma bedeli inşa edilecek tesis için ödenmektedir. Görevli şirketin kamulaştırma karşılığı ödediği bedel yatırımın yapılması ve işletilmesi hakkını sağlamaya yöneliktir. Diğer bir ifadeyle görevli şirketin elde ettiği hak mülkiyet hakkı değil, tesis inşa etme v eşletme hakkıdır. Bu yüzden kamulaştırma bedellerinin yapılacak yatırım harcamalarından bir nitelik farkı yoktur. (GÜNEŞ, 1999, S.37)<br />
Kamulaştırma bedeli gayrimaddi hak iktisabı için değil tesisin sözleşme koşullarına göre inşası ve işletilebilmesi için ödenmektedir. Bu yüzden Yap-İşlet-Devret uygulamalarında ödenen kamulaştırma bedelleri gayrimaddi hak iktisabından da ayrılmaktadır. Sonuç olarak görevli şirket tarafından tesis ile ilgili olarak ödenen kamulaştırma bedellerinin V.U.K.’in 271-269 ve 262. maddeleri uyarınca tesisi maliyetine eklenmesi gerekmektedir. (GÜNEŞ, 1999, S.37)<br />
IV.2.2. İşletme Malzemesi Temini İçin Ödenen Kamulaştırma Bedelleri<br />
İşletme yerinin kamulaştırılmasının yanı sıra termik santral örneklerinde olduğu gibi işletme malzemesi temini için de kamulaştırma yapılabilmektedir. Örneğin belli bir linyit kömürü alanının kamulaştırılması nedeniyle görevli şirket tarafından ödenen kamulaştırma bedeli işletme malzemesi teminine yöneliktir. Bu tür bir durumda kamulaştırma bedelinin V.U.K.’nun 262 ve 275. maddeleri uyarınca işletme malzemesinin maliyetinin tespitinde dikkate alınması ve enerji üretiminde ana yakıt olarak kullanılan malzemenin maliyetinin tespitinde (dolayısıyla enerji maliyetinin tespitinde) dikkate alınması gerekir. (GÜNEŞ, 1999, S.37-38)<br />
IV.3. KAMULAŞTIRMA BEDELLERİ VE YATIRIM İNDİRİMİNİN KONUSUNA İLİŞKİN HÜKÜMLER<br />
Yatırım indiriminin koşulları G.V.K.’nin ek 2 maddesinde belirlenmiş bulunmaktadır. Anılan madde uyarınca yatırım indirimi uygulanmasında şu koşulların topluca bulunması gerekmektedir.<br />
İndirimin uygulanacağı ticari ve /veya zirai kazanç bilanço esasına göre belirlenmiş olmalıdır.<br />
Yatırım kalkınma planı ve yıllık programlarda belirtilenlerden Maliye Bakanlığı ile Hazine Müsteşarlığı tarafından birlikte belirlenen sektör veya konularda yapılmalıdır.<br />
Yapılan yatırım ticari ve sınai yatırımlar için en az 50 milyar TL (1999 yılı için geçerli had) olmalıdır.<br />
Yatırıma başlamadan önce Hazine Müsteşarlığı’na başvurularak gerekli bilgi ve belgelerin sunulmuş olması ve yukarıda sayılan koşulların varlığı onaylanarak “Yatırım Teşvik Belgesi” verilmiş olmalıdır.<br />
Yatırım tasdik edilen koşullar ve süreler dahilinde yapılmış olmalıdır.<br />
Yap-İşlet-Devret Projeleri açısından yukarıda sayılan koşullar değerlendirildiğinde görevli şirketin anonim şirket statüsünde kurulması nedeniyle kazancı bilanço usulüne göre belirmenmiş olmaktadır. Ayrıca Yap-İşlet-Devret  projelerine ait yatırımlar 98/1 sayılı teşvik tebliğinde “özel önem taşıyan sektör yatırımları” arasında sayılmıştır. Yap-İşlet-Devret projelerinde yatırım indirimi oranı %100 olarak uygulanmaktadır. Tesisin mülkiyetinin görevli şirkete ait olmamasının yatırım indiriminden yararlanılması açısından önemi bulunmamaktadır. Zira yatırım konusu tesis, görevli şirket tarafından yapılmakta ve işletilmektedir. G.V.K.’nin ek 2. ve 3. maddelerinde ve teşvik tebliğlerinde belirtilen koşullar görevli şirket tarafından yerine getirilmektedir. (GÜNEŞ, 1999, S.38-39)<br />
IV.4. KAMULAŞTIRMALARDA KDV UYGULAMASI<br />
IV.4.1. İktisadi İşletmenin Aktifine kayıtlı Gayri menkuller<br />
Kamulaştırma konusu gayrimenkuller işletmenin aktifine kayıtlı olduğu taktirde KDVK’nun 1/1 maddesi uyarınca ticari faaliyet çerçevesinde yapılan teslim söz konusu olduğundan kamulaştırma işlemi verginin konusuna girmektedir. Kamulaştırma işlemi ile ticari işletmenin aktifine dahil gayrimenkulün tasarruf hakkı alıcıya devredilmekte gayrimenkul alıcıya teslim edilmektedir. Bu durum vergiyi doğuran olay olarak tanımlanan ticari faaliyet çerçevesinde teslim tanımına girmektedir. KDVK’nun 20. maddesi uyarınca matrah kamulaştırma bedelidir. Kamulaştırma bedelinin sonradan dava yoluyla artması (tezyid-i bedel) durumunda da artan bedel KDV matrahına dahil olacaktır. KDVK’nun 24/e maddesi uyarınca fiyat farkları KDV matrahına dahildir. (GÜNEŞ, 1999, S.40)<br />
IV.4.2. Özel Servete Dahil Gayrimenkuller<br />
KDV’nin konusunun tanımlandığı 1. maddede ticari, zirai ve mesleki faaliyet çerçevesinde Türkiye’de yapılan teslim ve hizmetler verginin konuları arasında sayılmıştır. Bu hüküm uyarınca özel servete dahil bir gayrimenkulün kamulaştırma yoluyla kamu mülkiyetine geçmesi işlemi verginin konusuna girmektedir. (GÜNEŞ, 1999, S.40)<br />
BÖLÜM V<br />
YAP-İŞLET-DEVRET PROJELERİNDE PİLOT ŞİRKET GİDERLERİNİN GÖREVLİ ŞİRKETE DEVRİ</p>
<p>V.1. YİD PROJELERİNDE PİLOT ŞİRKET KAVRAMI<br />
Yap-İşlet-Devret Projelerinde projelerin belli bir şirket tarafından alınmasını özleyen safhada yeni bir şirket kurulması gerekmektedir. Projenin alınma safhasında pilot şirket veya (ortak girişim grubu) tarafından yeni bir şirket kurulacağına dair taahhütname idareye verilmektedir. Alınan proje ile ilgili olarak  yeni şirket kurulana kadar yapılacak giderlerin durumu ve yeni şirkete nakli, vergi yasaları açısından tartışma konusu oluşturmaktadır. (GÜNEŞ, 1999, S.79)<br />
V.2. PİLOT ŞİRKET GİDERLERİ<br />
Bilindiği gibi vergilendirme birimlerinin kendi faaliyetleri ile ilgili olarak yaptıkları giderlerin kendi matrahlarının tespitinde dikkate alınması gerekir. Yap-İşlet-Devret projelerinde yasal işleyişin gereği olarak herhangi bir projenin alınıp alınmaması belli olmadığından proje ile ilgili giderler mevcut (pilot) şirkette yapılmaktadır. Bu giderlerin türünü şu şekilde belirlemek mümkündür.<br />
Proje araştırma geliştirme,<br />
Şartname ve kırtasiye masrafları,<br />
Proje hazırlama giderleri,<br />
Personel,<br />
Dışardan sağlanan fayda ve hizmetler,<br />
Fizibilite çalışmaları,<br />
Sözleşme masrafları,<br />
Şirket kuruluş masrafları,<br />
Örgütlenme ve benzeri masraflar,<br />
Yukarıda sayılan giderlerin tamamı proje için pilot şirket tarafından yapılmaktadır. Projenin pilot şirkete ihale edilmesi durumunda şirket tarafından projenin geçekleştirilmesi için sözleşmeyi takiben bu proje ile ilgili olarak yeni bir şirket kurulması gerekmektedir. Yeni şirketin kurulması ile pilot şirketin proje ve yeni şirketin kurulması için yaptığı giderlerin yeni şirkete nakledilmesi gerekir. Zira giderler pilot şirket faaliyeti ile ilgili olmayıp projeyi gerçekleştirecek olan görevli şirketle ilgilidir. Bu giderlerin faturalanması sırasında pilot şirketin fiili gider tutarlarını faturalaması yeterli görülmelidir. Yapılan giderlerin pilot şirket tarafından karşılanması zorunluluktan kaynaklanmaktadır. Çünkü ihalenin alınması çalışmaları ile ihalenin alındığı sırada görevli şirket mevcut değildir. Kaldı ki imtiyaz sözleşmesinin onay sürecinin uzunluğu ve bu sırada yapılması gereken giderlerin de pilot şirkette yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Bu yüzden de gider naklinde pilot şirketin karının aranmaması gerekir. (GÜNEŞ, 1999, S.79-80)<br />
V.3. YASAL DÜZENLEMELER<br />
V.3.1. Kurumlar Vergisi<br />
K.V.K.’nun 17. maddesi uyarınca; şirket kendi ortakları, ortaklarının ilgili bulunduğu gerçek ev tüzel kişiler, idaresi, murakabesi veya sermayesi bakımlarından vasıtalı-vasıtasız olarak bağlı bulunduğu veya nüfuzu altında bulundurduğu gerçek ve tüzel kişiler ile olan münasebetlerinde emsaline göre göze çarpacak derecede yüksek veya düşük fiyat ve bedeller üzerinden yahut bedelsiz olarak alım, satım, imalat, inşaat muamelelerinde ve hizmet ilişkilerinde bulunursa; kazanç tamamen veya kısmen örtülü olarak dağıtılmış sayılır ve aynı kanunun 15/3. maddesine göre dağıtılan örtülü kazançların kurum kazancının tespitinde indirimi kabul edilmez. Bağlı şirketler ile ilgili gider naklinde örtülü kazanç hükümlerinin uygulanmamasına dair tek düzenleme 33 seri nolu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin 2. bölümünde yapılmıştır. Anılan düzenleme şu şekildedir:<br />
“Holding Şirketlerin Genel İdare Giderlerinin Bağlı Şirketlere Dağıtımı<br />
Bilindiği üzere, holding şirketler tarafından bağlı şirketlere aşağıdaki konularda hizmet verilebilmektedir.<br />
Araştırma ve geliştirme,<br />
Finansman temini,<br />
Pazarlama ve dağıtım,<br />
Yatırım projelerinin hazırlanması,<br />
Hedeflerin tayini,<br />
Planlama,<br />
Örgütlendirme ve kararların uygulanması,<br />
Bilgisayar hizmetleri,<br />
Sevk ve idare,<br />
Mali revizyon ve vergi müşavirliği,<br />
Piyasa araştırmaları,<br />
Halkla ilişkilerin tanzimi,<br />
Personel temini ve eğitimi,<br />
Muhasebe organizasyon ve kontrolü,<br />
Hukuk müşavirliği,<br />
Holding tarafından verilen bu tür hizmetlerin bağlı şirketlere geder yazılabilmesi için;<br />
Hizmetin mutlaka verilmiş olması,<br />
Kesilen faturada hizmet türünün ayrıntılı olarak belirtilmesi,<br />
Tek faturada birden fazla hizmet bedelinin bir arada  yer alması halinde ise her hizmet bedelinin ayrı ayrı gösterilmesi şarttır.<br />
Yukarıda belirtilen koşullara uygun olarak bağlı şirketler, holding tarafından kesilen fatura bedelini gider olarak kayıtlarında gösterebileceklerdir.”<br />
Düzenleme holding şirket-bağlı şirket ilişkisini belirlemiş olmakla birlikte örgütlenmesi holding şeklinde olmayıp Yap-İşlet-Devret  projelerinde olduğu gibi bağımlı şirket ilişkileri için de geçerlidir.<br />
Bu tür ilişkilerde K.V.K.’nin 17. maddesinde düzenlenen örtülü kazanç dağıtımı hükümlerinin (Tebliğ’de belirtilen koşullarda) dikkate alınmaması gerekir.<br />
Bu çerçevede pilot şirketlerin gerek proje ve kuruluş çalışmaları gerekse projenin uygulanması sırasında yaptığı giderlerin görevli şirkete devrinde de aynı usulün geçerli olması kaçınılmazdır.<br />
Anılan tebliğ uyarınca pilot şirket tarafından proje ile ilgili olarak yapılan giderlerin görevli şirkete devrinde;<br />
Hizmetin mutlaka verilmiş olması,<br />
Düzenlenen faturada hizmet türünün ayrıntılı olarak belirtilmesi koşulu ile gider dağıtımı (nakli) yapılabilecektir.<br />
İhalenin alınamaması durumunda gider pilot şirket tarafından sonuç hesaplarına intikal ettirilir. Konsorsiyum olarak girilen ihalelerde ihalenin alınamaması durumunda ihale ile ilgili olarak karşılanan giderlerin konsorsiyum üyelerinin payları oranında dağıtımı ve faturalanması durumunda da fiili giderlerin karsız olarak dağıtımının kabulü gerekir. Zira yapılan giderler geçici olarak konsorsiyum üyelerinden birisi (muhtemelen pilot firma) tarafından karşılanmakla ihale sonuçlarına göre firmalararası hesaplaşma yapılmaktadır.yapılan giderler G.V.K.’nin 40/1 maddesi uyarınca ticari (kurum) kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili giderlerdendir. (GÜNEŞ, 1999, S.80-81)<br />
V.3.2. Katma Değer Vergisi<br />
Pilot şirket giderlerinin görevli şirkete naklinde (projede çalışan personel giderleri dahil) düzenlenen fatura bedelleri üzerinden katma değer vergisinin hesaplanacağı tabiidir. (KDVK Md.1, 8, 10, 20/1, 2).<br />
Pilot şirket tarafından proje ile ilgili yararlanılan hizmet ve teslim sırasında KDV indirildiğinden görevli şirkete yapılacak nakil sırasında KDV’nin hesaplanması yasal zorunluluktur. Projede çalışan personelle ilgili ödenen ücretler KDVK’nın 1. maddesi gereğince KDV’ye tabi olmamakla birlikte görevli şirkete gider nakli sırasında pilot şirket tarafından görevli şirkete hizmet verildiğinden projede çalışan personele ait ücretler de KDV matrahına dahil olacaktır. Çünkü işlem hizmet ifası kapsamında olup pilot şirket tarafından görevli şirkete hizmet verilmektedir. Bu durumda proje maliyetine yüklenen personel giderleri matrah tanımının yapıldığı KDVK’nın 20/2. maddesi uyarınca KDV matrahına dahildir. (GÜNEŞ, 1999, S.81)<br />
V.4. DEĞERLENDİRME<br />
Yap-İşlet-Devret projelerinde görevli şirket kuruluna kadar pilot şirket tarafından yapılan harcamaların görevli naklinde K.V.K.’nın 17. maddesi kapsamında kar aranmaması ve K.V.K.’nın 33 seri no. Lu Genel Tebliği uyarınca gider naklinin gerçekleştirilmesi, ayrıca nakledilen bedelin KDV’ ye tabi tutulması gerekir. İhalenin alınamaması durumunda yüklenen giderler dönem gideri mahiyetinde olup doğrudan sonuç hesaplarına intikal ettirilmelidir. Konsorsiyum olarak girilen ihalelerde konsorsiyum üyelerinin alınamayan ihale ile ilgili giderler konusunda hesaplaşmalarında da fiili giderlerin dağıtımı yeterli görülmeli ve bu tür dağıtımlarda kar aranmamalıdır. (GÜNEŞ, 1999, S.81)<br />
BÖLÜM VI<br />
YAP İŞLET DEVRET PROJELERİNDE<br />
SORUNLAR VE ULUSLAR ARASI TAHKİM<br />
VI.1. YİD PROJELERİNDE YAŞANAN SORUNLAR<br />
Bugün için Yap-İşlet-Devret Modeli çerçevesinde özel kesimle (yerli yabancı sermaye şirketleri) idare arasında akdedilen sözleşmeler kamu hizmeti imtiyaz sözleşmesi olarak kabul edilmektedir. Gerek Anayasa Mahkemesi Kararlarında gerek Danıştay’ın içtihatlarında bu husus kesinlik kazanmıştır. Ancak sözleşmelerin, kamu hizmeti imtiyaz sözleşmesi olarak kabul edilmesiyle birlikte yerli ve yabancı sermaye kesiminde bir takım sorunlar ortaya çıkmıştır. Bu sorunların ilki Danıştay’ın incelemesidir. Danıştay imtiyaz sözleşmelerini Anayasa gereğince incelemekle görevli kılınmıştır. Bu olay kapitülasyonlara bir tepki olarak bir gelenek haline getirilmiştir ve 1910’dan itibaren hatta 1924 Anayasası döneminde daha da ileriye gidilmiş, imtiyaz sözleşmelerinin, TBMM’ce de onaylanması bir zorunluluk olarak öngörülmüştür. Daha sonra 1961 ve takiben 1982 Anayasaları’nda yasama organının, imtiyaz sözleşmelerini onay yetki ve görevi kaldırılmıştır; ancak Danıştay incelemesi, 1910’lu yıllardan bu yana 1924 Anayasaları’nda yer almıştır, Danıştay Kanunlarında da aynı görev ve yetki Danıştay’a verilmiştir. Danıştay incelemesinin çok uzun sürmesi nedeniyle sözleşme konusu olan alt yapı tesisinin kurulmasına başlanması gecikmekte bu da yatırımcıyı rahatsız etmektedir. (DEMİR; 1999, S.155)<br />
Yerli ve yabancı sermaye kesiminde rahatsızlık yaratan diğer konuda; Danıştay’ın idareyle özel kesim arasında akdedilmiş olan sözleşmeyi incelerken sözleşmeye fazlasıyla müdahale ettiği konusudur. Yine sözleşmeden kaynaklanacak olan uyuşmazlık konuların Danıştay’da çözümlenmesi zorunluluğu da sermaye kesiminin tedirginliği arasındadır. Öte yandan, idari yargı mevzuatında Danıştay ve İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda idari uyuşmazlıkların tahkim yöntemiyle çözümlenmesini öngören bir düzenleme mevcut değildir. Bu sebeple Danıştay sözleşme tasarılarını incelerken, sözleşme tasarılarındaki tahkime ilişkin maddeleri sözleşme metinlerinden çıkarmakta, bu da özellikle yabancı şirketlerde ve bunların kreditörlerinde tedirginlik yaratmaktadır. (DEMİR; 1999, S.155)<br />
Şu anda Türkiye’de tartışılan konulardan biri olan, alt yapı projelerine özel sektörün ve yabancı sermayenin tatılımında taraflar arasında ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkların çözümündeki yetkili merciinin kim olması gerektiği sanırım daha uzun süre tartışılacaktır. Bize göre ihtilafların çözümünde Danıştay mı yetkili olsun yoksa adli yargı mı yetkili olsun ya da tahkim mümkün olsun mu sorusunun araştırılması meselenin çözümündeki ilk adımdır. (DEMİR; 1999, S.156)<br />
6.2.ULUSLAR ARASI TAHKİM KONUSUNDA YİD PROJELERİNDE YAŞANAN SORUN<br />
Anayasa Mahkemesi altyapı yatırımlarının Yap-İşlet-Devret Modeli ile yaptırılmasına imkan veren 3974 sayılı Kanun ve 3996 sayılı Kanunun; kamu kuruluşlarının altyapı hizmetlerinin YİD modeliyle gerçekleştirilmesine ilişkin üçüncü kişilerle yapacakları sözleşmelerin “imtiyaz teşkil etmeksizin özel hukuk hükümlerine tabi tutulmasını” öngören maddelerini, sırasıyla, 9/12/1994 Gün-1994/43 Esas-1994/42-2 Karar ve 28/6/1995 Gün-1994/71 Esas-1994/71 Karar sayılı kararlarıyla iptal etmiştir.<br />
Yüksek Mahkemenin iptal ettiği kanun hükümleri ile, yasa koyucu özel kişiler tarafından yapılacak enerji yatırımlarını imtiyaz teşkil etmeksizin özel hukuk hükümlerine tabi tutmayı amaçlamıştır. Özel hukuk hükümlerine tabi olmanın pratik sonucu;<br />
Danıştayın imtiyaz sözleşmeleri üzerindeki ön incelemesine tabi olmamak,<br />
Sözleşmeden doğan anlaşmazlıkların hallinde uluslar arası ticari tahkime gidebilmektir.<br />
Anayasa Mahkemesi söz konusu kanun hükümlerini iptal ederken; iptal kararında “kamu hizmeti” ve “imtiyaz” kavramlarını da tanımlamış; YİD sözleşmelerinin özel hukuk hükümlerine değil, idare hukuku hükümlerine tabi olacağını ifade etmiştir. (EMEK; 1999, S.106)<br />
Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararlarıyla YİD sözleşmeleri ve enerji üretimi, iletimi ve dağıtımı etkinliği “kamu hizmeti imtiyaz sözleşmeleri” olarak kabul edilmektedir. Bu sözleşmeler, imtiyaz sözleşmeleri olduğu için Danıştay incelemesine tabi tutulmaktadır. İmtiyaz sözleşmeleri idari sözleşme oludğundan idareye tek taraflı fesih gibi üstün hak ve yetkiler vermektedir. İmtiyaz sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar idari yargıda çözümlenmektedir. Diğer bir deyişle imtiyaz sözleşmelerinde anlaşmazlıkların halli için tahkime gidilmesi yönünde bir şarta yer verilememektedir. (EMEK; 1999, S.107)<br />
VI.2. YİD PROJELERİNDE YABANCI YATIRIMCILARIN ULUSLAR ARASI TAHKİMİ İSTEME NEDENLERİ<br />
Yabancı yatırımcılar, genelde, ev sahibi devletler ile yaptıkları yatırım sözleşmelerinde; sözleşmeden doğacak uyuşmazlıkları uluslar arası tahkime götürme şartına yer vermeyi, ev sahibi ülkedeki politik risklere karşı korunmak ve YİD sözleşmelerinde devletçe verilen garantileri sağlama almak, amacıyla istemektedir. Çünkü, yatırımcılar, peşinen, uzun süreli yatırım sözleşmelerinden kaynaklanan bu tür uyuşmazlıkların, nef-i hazine (hazine çıkarı) saikiyle karar veren idari yargıda kendi aleyhlerine sonuçlanacağını düşünmektedir. (EMEK; 1999, S.107<br />
Politik risk, genel olarak; ev sahibi ülke tarafından alınmış ve yatırımcının yatırım üzerindeki mülkiyet hakkının, tasarrufunun ve diğer haklarının kaybolması veya kısıtlanması sonucu doğuran düzenlemeler (kamulaştırma); vergi ve/veya diğer kanunlarda yapılan değişiklikler ile yatırım üzerinde kamulaştırma etkisi yaratacak ilave yükümlülük getirilmesi; yatırımının yatırımından sağladığı kar payları ve diğer parasal kazançlarını ev sahibi ülke dışına transfer etmek üzere yerel para biriminden başka bir yabancı para birimine dönüştürmesini ve/veya bu p0arayı yurt dışına çıkarmasını engelleyen düzenlemeler (transfer kısıtlamaları) gibi hususları kapsamaktadır. (EMEK; 1999, S.107)<br />
Diğer taraftan YİD uygulama sözleşmelerinde köprü kredilerine Hazine garantisi verilmektedir. Ayrıca işi üstlenen firmaya üretimle ilgili fiyat, satın alma ve hammadde temini konularında da garantiler verilmektedir. (3996 sayılı Kanun;m.,11) bu garantiler YİD projelerinin maliyet ve karlılığını etkileyen önemli unsurlardır. Bu nedenle, yatırımcılar bu garantileri kolayına kaybetmek istememektedir. (EMEK; 1999, S.107)<br />
YİD projeleri kamu hizmeti imtiyazı sayıldığından İdare Hukukuna ve İdari yargıya tabi bulunmaktadır. İdare Hukuku kapsamında “imtiyaz sahibi, kamu hizmetini imtiyaz sözleşme ve şartlaşmasının hükümleri çerçevesinde ve kamu hizmetinin genel ilkeleri uyarınca yürütmekle yükümlüdür. Yüklenici, idarenin kusurunu, maddi veya mali güçlükleri öne sürerek bu borcundan kurtulamaz.” (Erol; 1999, S.55)<br />
Yabancı yatırımcılar bu tür sorunlardan kaynaklanan uyuşmazlıkların idari yargıda çözümleneceğine inanmamaktadırlar. Yatırımcı ve kreditörler, devletlerle aralarındaki yatırım uyuşmazlıklarını, kendilerinin de eşit taraf olarak kabul edildikleri uluslar arası bir hakem heyetine götürmektedir. (EMEK; 1999, S.108)<br />
VI.4. YİD PROJELERİNDE ULUSLAR ARASI TAHKİME YER VERMEK DOĞRU MUDUR?<br />
Özel hukuk alanında bir hukuki ilişkinin tarafları arasında eşitlik vardır. Taraflardan birinin iradesi ötekisinin iradesine; menfaati ötekinin menfaatine üstün sayılmaz. Taraflardan hiçbiri kendi iradesini karşı tarafa zorla kabul ettiremez. Oysa İdare Hukuku alanındaki hukuki ilişkilerde tek yanlılık ve eşitsizlik hakimdir. İdarenin menfaati, yani kamu yararı; kişilerin menfaatlerine üstün sayılır. İdare, tek yanlı olarak kendi iradesini karşı tarafa zorla kabul ettirme imkanına sahiptir.” Bu kural ticaretin, ticari işlemlerin eşit taraf arasında yapılabileceği ilkesiyle bağdaşmamaktadır. Bu kurala istinaden, idare, kamu yararı adına, fiyat, satın alma veya girdi temini konularında verdiği garantilerin bir kısmını veya tamamını, zaman  içerisinde geri alabilir. Kamu yararı subjektif bir kavramdır. Faaliyetlerini kar maksimizasyonu üzerinde rasyonel kılan firmalar ise gerçekçi, şeffaf ve öngörülebilir kurallar ile ticaret yapmak istemektedir. Diğer bir deyişle, imtiyaz sözleşmeleri kapsamında idarece yapılan subjektif tanımlar ile ticaretin öngörülebilir kurallarla yönetilme arzusu birbiriyle bağdaşmamaktadır. (EMEK; 1999, S.108)<br />
İdari Yargının işleyişi, teknik olarak, ticari işlem mantığı ile örtüşmemektedir. YİD projelerinde gerçekleştirilen işler, yatırım ve ticaretin kendi mantığı içerisinde değerlendirilecekse, tarafların eşit olması ilkesi benimsenmeli ve bunun gereği yerine getirilmelidir. Bu gereklilik hem anlaşmazlıkların halli konusunda tahkime yer vermek hem de YİD uygulama sözleşmelerinde verilen garantilerin kapsamını iyi belirlemek anlamında geniş yorumlanmalıdır. (EMEK; 1999, S.109)<br />
VI.5. YİD PROJELERİNDE ULUSLAR ARASI TAHKİME YER VEREBİLMEK İÇİN NE YAPILMASI (VEYA YAPILMAMASI) GEREKLİDİR<br />
Türkiye, Anayasa Mahkemesinin YİD projelerinde tahkim şartına cevaz veren kanun maddelerini iptal etmesiyle beraber, iptal kararlarından önce imzalanan ve onaylanan uluslar arası sözleşmelerin hükümleriyle çelişen bir tutum içerisine girmiştir. “Türkiye, imzaladığı uluslar arası sözleşmeler ile –imtiyaz dahil-  yabancı yatırımcı ile arasındaki doğacak ihtilafları uluslar arası tahkime götürmeyi kabul etmiştir.“ (EMEK; 1999, S.109)<br />
Sorunun nihai çözümü Anayasa değişikliğindedir. Ancak Anayasa değişikliği yaparken sorun-çözüm denkleminin niteliği iyi değerlendirilmelidir. Yeni bir Anayasa değişikliği yapılırken Türkiye’nin uluslar arası sözleşmelerden kaynaklanan yükümlülükleri ile çelişen uygulamalar getirilmemelidir. Yukarıda da belirtildiği gibi hakem kararları bağlayıcıdır ve esastan bozulamaz. Bununda ötesinde ICSID kurallarına göre alının hakem kararlarının gereği kararın tenfizini gerçekleştirecek devlet tarafından kendi milli mahkeme kararı gibi derhal yerine getirilir. Uluslararası tahkimin bu özellikleri nedeniyle, yabancı hakem kararlarını temyize tabi tutacak bir düzenleme sorunu daha da ağırlaştıracak ve yerinde olmayacaktır. (EMEK; 1999, S.109,110)<br />
“Devletin ekonomik ve toplumsal yaşama daha da fazla müdahale ederek, özel kişilerce de yürütülen ticari, sınai veya iktisadi faaliyetleri de üstlenmeye başlamasıyla, kamu hizmeti kavramı giderek belirsiz bir hale gelmiş ve –bu kavram- İdare Hukukunun düzenleme alanını belirleyecek bir ölçüt olmaktan çıkmıştır.” Bu nedenle Anayasa’da yeni, objektif ve çağdaş gelişmelere uygun bir kamu hizmeti ve imtiyaz tanımı yapılması gerekmektedir. Böylelikle imtiyaz kavramından kaynaklanan belirsizlik ve sorunlar önemli ölçüde giderilmiş olacaktır. (EMEK; 1999, S.110)<br />
BÖLÜM VII<br />
YİD MODELİNDE MUHASEBE İŞLEMLERİ<br />
VII.1. KUR FARKLARININ MUHASEBELEŞTİRİLMESİ<br />
V.U.K.’un 280.maddesine eklenen 4. fıkra uyarınca görevli şirketlerin sermaye olarak koydukları yabancı paraların sarf edildikleri ve Türk Lirası’na çevrildikleri tarihe kadar lehlerine ve aleyhlerine oluşan kur farklarını Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğleri gereğince muhasebeleştirmeleri gerekmektedir. Lehe oluşan kur farkları için Tebliğ kapsamında 549.ÖZEL FONLAR HESABI uygun olmakla birlikte mevcut düzenleme aleyhe kur farklarının aktifleştirilmesini sağlayan bir hesap bulunmamaktadır. Kanun hükmü uyarınca aleyhe oluşan kur farkları aktifte özel bir karşılık hesabında tutulur ve gelecek yıllarda lehlerine oluşacak kur farkları ile kapatılır. Lehte kur farkları ile kapatılamayan tutarlar işi bırakma durumunda zarar addolunur. (GÜNEŞ; 1999, S.55)<br />
Bilindiği üzere kur farklarının işleyişi (ilgili iktisadi kıymetin maliyetine dahil edilmesinin zorunlu olduğu durumlar hariç) gelir ve gider hesapları ile düzenlenmiştir. Yapılması öngörülen düzenlemede ise aleyhe kur farklarının aktifleştirilmesi gerektiğinden bu kur farklarının Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğleri gereğince “Yeni bir düzenleme yapılana kadar “ henüz kullanılmayan 284.No.lu hesap 284.AKTİFLEŞTİRİLEN KUR FARKLARI HESABI olarak çalıştırılabilir. Sonuç olarak mevcut hesap döneminde yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde pasifte yer alacak hele kur farkları için 549.ÖZEL FONLAR (549.90 Diğer Özel Fonlar), aleyhe kur farkları için yeni bir düzenleme yapılana kadar 284.AKTİFLEŞTİRİLEN KUR FARKLARI HESABI uygun olacaktır. (GÜNEŞ; 1999; S.55)<br />
3996 sayılı Kanun’a göre yapılan imtiyaz sözleşmelerinde yatırım bedeli ABD doları cinsinden belirlenmekte ve görevli şirket tarafından yatırımın en az %20’si öz kaynaktan karşılanmaktadır. Toplam yatırım bedelinde ortaya çıkacak artışlar görevli şirket tarafından karşılanacak ve bu halde de artan yatırım bedelinde ortaya çıkan artışlar içinde öz kaynak oranı uygulanacaktır. 3096 sayılı Kanın’a göre yapılan düzenlemede en az öz kaynak koşulu aranmaktadır. Bu yüzden görevli şirketin kuracağı ya da işletme hakkını devralacağı tesis için öz kaynak finansmanı döviz olarak yapıldığı takdirde istisna geçerli olacaktır. (GÜNEŞ; 1999, S.55,56)<br />
VII.2. YAP-İŞLET-DEVRET MODELİNİN MUHASEBELEŞTİRİLMESİ<br />
Vergi Usul Kanunu’nun 325.maddesinde, sermayenin itfası başlığı altında “imtiyazlı işletmelerde, tesisatın imtiyaz süresinden sonra, bedelsiz olarak Devlete veya devletçe tensip olunan bir teşekküle veya belediyeye intikal etmesi imtiyazname gereği olduğundan, imtiyaz sözleşmesinde de sermayenin itfası için yıllık belli bir oran veya tutar ayrılması gösterilmiş olduğu takdirde, bu oran veya tutar üzerinden sermaye itfa olur” hükmü yer almaktadır. İmtiyazlı şirketler ile “Yap-İşlet-Devret” modeline göre imtiyaz tanınmış üretim şirketleri, bu hükümdeki şartlarla sermayelerini her yıl belli oranda itfa ederek vergi matrahından indirebileceklerdir. (SÜRMEN, ÇOBAN, 1999, S.224 )<br />
İmtiyazlı şirketler, Devletten hiçbir bedel almadan hem bu tesisleri edinmek için almış oldukları kredileri ödeyecekler ve bu tesislere tahsis ettikleri kredi yatırımlarını geri alacaklar, hem de tesisi yenileyeceklerdir. İmtiyazlı şirketler için bütün bunları sağlayan iki temel kaynak vardır. Bunlardan birisi tesisat amortismanı diğeri ise sermayenin amortismanıdır. (SÜRMEN, ÇOBAN, 1999, S.224 )<br />
Normal olarak tüm şirketler için tesisat amortismanı tesislerin yenilenmesini sağlayan bir kaynaktır. Ancak, tesislerin edinilmesinde dış kaynak da kullanılmış ise ayrıca tesisat amortismanın bir kısmı bu dış kaynakların geri ödenmesinde kullanılacaktır. Tesislerin yenilenmesi gerektiğinde kalan amortisman tutarı yenilemeye yetmeyeceği için şirket tekrar borçlanmak durumunda kalacaktır. İmtiyazlı şirketler için bu mümkün değildir. Çünkü bu şirketler tesisleri yenilemenin yanı sıra borçlardan da kurtulmak zorundadır. Öte yandan tesisler devlete bedelsiz olarak devredileceğinden şirket ortaklarının bu tesislere tahsis ettikleri sermayenin tesisatın amortismanı yoluyla geri alınması mümkün değildir. İşte bu nedenle imtiyazlı şirketlere özgü olmak üzere, ikinci bir amortisman olarak sermaye amortismanı uygulaması getirilmiştir. Sermaye amortismanı tutarı ise finansman kaynaklarının geri ödenmesinde kullanılacaktır. Sermayenin amortismanını hesaplama yöntemleri üçtür. Bunlardan birincisi devredilecek tesislerin brüt tutarını imtiyaz süresine bölme yöntemi, ikincisi devredilecek tesislerin brüt tutarını ekonomik ömürlerine bölme yöntemi ve üçüncüsü ise devredilecek tesislerin imtiyaz süresi sonunda devletçe net tutar üzerinden satın alınması yöntemidir. (SÜRMEN, ÇOBAN, 1999, S.225)<br />
Bu yöntemlerden Türk Vergi Mevzuatımıza da en uygun olan devredilecek tesislerin brüt tutarının imtiyaz süresine bölme yöntemidir.<br />
Bu yöntem şu şekilde formüle edilebilir<br />
	Devredilecek Tesisatın	Önceki Dönemlerde Ayrılan<br />
	       Brüt Değeri	     Sermaye Amortismanı<br />
Sermaye İtfa Payı =<br />
	Kalan İmtiyaz Süresi</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/yap-islet-devret-modeli-nedir.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gayrimenkul Yatırım Ortaklıkları Nedir</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/gayrimenkul-yatirim-ortakliklari-nedir.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/gayrimenkul-yatirim-ortakliklari-nedir.html/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2009 12:01:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/genelbil/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Muhasebe]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=718</guid>
		<description><![CDATA[Bilindiği gibi gayrimenkul ve gayrimenkule dayalı sermaye piyasası araçlarına yatırım yapmak amacı ile kurulan anonim ortaklıklardır. Bu yolla yatırımcılar büyük projelere yatırım yapabilmekte ve uzman yöneticilerin tecrübeleri ile birikimlerini değerlendirmek için alternatif bir yatırım alanına sahip olmaktadır. Sermaye Piyasası açısından piyasaya ulaşamayan ve piyasada değerlendirilemeyen fonlar daha verimli alanlara yönlendirilebilmektedir. Ayrıca büyük yatırımların finansmanına olanak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bilindiği gibi gayrimenkul ve gayrimenkule dayalı sermaye piyasası araçlarına yatırım yapmak amacı ile kurulan anonim ortaklıklardır. Bu yolla yatırımcılar büyük projelere yatırım yapabilmekte ve uzman yöneticilerin tecrübeleri ile birikimlerini değerlendirmek için alternatif  bir yatırım alanına sahip olmaktadır. Sermaye Piyasası açısından piyasaya ulaşamayan ve piyasada değerlendirilemeyen fonlar daha verimli alanlara yönlendirilebilmektedir. Ayrıca büyük yatırımların finansmanına olanak sağlayarak gayrimenkul sektörünün gelişimine katkı sağlamaktadır. <span id="more-718"></span><br />
İlk Gayrimenkul Yatırım Ortaklıkları 1900’lü yılların başlarında gayrimenkul endüstrisinden daha fazla pay almak isteyen bir grup işadamı tarafından Boston’da kurulmuştur. Zamanla diğer bölgelere de yayılmıştır. Ancak 1929 ekonomik krizinden olumsuz etkilenen sektör durma noktasına gelmiştir. Daha sonra 1960 yılında Amerika’da faaliyet göstermeye başlamıştır. Günümüzde gelişmiş ülkelerde ve özellikle Amerika’da 300’ü aşkın sayıları ile sermaye piyasasının önemli yatırım araçlarından biri durumundadır.<br />
Türkiye’ye baktığımızda ise, hukuk sistemimize ilk kez 1992 yılında Sermaye Piyasası Kanunu ve Vergi Kanunlarında yapılan düzenlemelerle girmiştir. Yapılan bu değişikliklerle birlikte Sermaye Piyasası Kanunu GYO’nun kuruluşuna imkan sağlamıştır. GYO ilk defa 1997 yılında İMKB’de işlem görmeye başlamıştı. Ancak bunlar dışında kurulmuş olup uygun halka arz zamanını bekleyen GYO var. Henüz gelişme aşamasında olan GYO’nun gelecekte sayılarında ve toplam portföy büyüklüklerinde ciddi bir artış olması bekleniyor.<br />
Yapmış olduğum çalışmada öncelikle GYO’nun mevzuatla belirlenmiş yapıları ve faaliyetleri ele alınmakta, daha sonra vergi mevzuatı, boyutuna yer verilmektedir. Çalışmamın diğer, bölümlerinde ise, GYO’nun ekonomiye katkılarına da yer verilmiştir.<br />
BÖLÜM I<br />
GAYRİMENKUL YATIRIM ORTAKLIĞI<br />
I.1. GYO TANIMI, AMACI, TÜRLERİ<br />
I.1.1. Mevzuat Çerçevesinde GYO<br />
Kollektif yatırım kuruluşlarının iki çeşidi olan yatırım ortaklıkları ile yatırım fonları arasında hareket noktası ve ana prensipler itibariyle önemli bir fark yoktur. Fark, kurulan müşterek portföyün mülkiyet ve yönetim modelinde ortaya çıkmaktadır. (DİKMEN, 2000, S.24)<br />
Ortaklığa dayalı model (yatırım ortaklıkları)<br />
Güvenilir kişi (uzman kuruluş) eliyle yönetim modeli (yatırım fonu)<br />
2499 sayılı SPK, 35.maddesine göre yatırım ortaklıkları; “sermaye piyasası araçları, gayrimenkul, altın ve diğer kıymetli madenler portföylerini işletmek amacıyla kurulan anonim ortaklıklardır.”<br />
Sermaye Piyasası Kurulunun, Gayrimenkul Yatırım Ortaklıklarına İlişkin Esaslar Tebliği’ne göre GYO’lar; “tebliğ esasları dahilinde gayrimenkullere, gayrimenkule dayalı sermaye piyasası araçlarına, gayrimenkul projelerine, gayrimenkule dayalı haklara yatırım yapabilen, belirli projeleri gerçekleştirmek üzere adi ortaklık kurabilen, tebliğde izin verilen diğer faaliyetlerde bulunabilen sermaye piyasası kurumlarıdır.”<br />
I.1.2. T.T.K. Çerçevesinde GYO<br />
GYO’nun A.Ş. şeklinde kurulması öngörülmüş olup tebliğ ile belirlenmiş şartları taşıyan herhangi beş gerçek veya tüzel kişi GYO kurucusu olabilir. Ancak bunlardan en az birisinin lider girişimci olması zorunludur.<br />
Gerçek kişi veya tüzel kişi olan lider girişimcilerden;<br />
Yıllık 100 milyar TL brüt gelire<br />
1 Trilyon TL’lik menkul ve gayrimenkul varlığa<br />
Faaliyet konusu ile ilgili yeterli bilgi ve tecrübeye sahip olması şartı aranır. (DİKMEN, 2000, S.24)<br />
I.1.3. GYO Amacı<br />
GYO amacı, ilgili kanuna dayanarak gayrimenkullere, gayrimenkule dayalı sermaye piyasası araçlarına, gayrimenkul projelerine ve gayrimenkule dayalı haklara yatırım yapmak, portföyündeki gayrimenkullerden kira geliri elde etmek. Bu şekilde kira ve alım satım kazançları yoluyla gayrimenkullerin yüksek gelirine ulaşmaktır.<br />
GYO’ları, özel bir portföy yönetim şirketidir. Bu nedenle portföy oluşturulması, yönetilmesi, gerektiğinde değişiklikler yapılması, portföyü çeşitlendirecek yatırım riskini azaltmak, portföy yönetimini devam ettirmek ve değerini korumak için gerekli faaliyetlerde bulunurlar.<br />
GYO’ları portföylerinde sadece gayrimenkul ve gayrimenkule dayalı sermaye piyasası araçları bulundurabilirler. Yani bu şirketler, inşaat veya işletme şirketi olmayıp bu şirketlerin projelerini kendileri yürütemezler. Sadece başka şirketlerin inşaat projelerine finansman desteği sağlarlar. Genellikle iş merkezleri veya alışveriş merkezleri gibi büyük ölçekli gayrimenkul projelerinin finansmanının sağlar. Çoğu kez kendi öz kaynakları yetersiz olan şirketler büyük projeleri gerçekleştirmek için kredi yoluyla finansman sağlarlar. Bu da faiz yükü demektir. Ayrıca öz kaynakları yeterli bile olsa, şirket için bir öz kaynak maliyeti söz konusudur. Halbuki bu tür projeler, halktan GYO hisse senetleri karşılığında toplanacak paralarla finanse edilebiliri. Böylelikle finansman yükü inşaatçı şirketin üzerinden alınmış olur.<br />
I.1.4. GYO Türleri<br />
Gayrimenkul Yatırım Ortaklıkları<br />
Belirli bir projeyi gerçekleştirmek amacıyla süreli olarak. Örneğin alışveriş merkezi gibi.<br />
Belirli alanlarda yatırım yapmak üzere süreli veya süresiz olarak. Turizm, sağlık vb.<br />
Belirli bir proje veya yatırım alanına yatırım yapmak gibi amaçlarında sınırlama olmaksızın süreli veya süresiz olarak kurulabilirler.<br />
I.2.GYO’LARIN KURUMSAL ÇEVRESİ<br />
Lider Girişimci: GYO’da sermayenin asgari %25 i oranında pay sahibi olan gerçek veya tüzel kişi olabileceği gibi sermayenin asgari %25 ‘ine sahip birden fazla ortağın bir araya gelerek lider girişimci olmaları da mümkündür.<br />
Müteahhit: GYO ları portföyünde yer alan gayrimenkul projelerinin inşaat işlerini gerçekleştirmeyi taahhüt eden gerçek ya da tüzel kişilerdir.<br />
İşletmeci Şirket: ortaklığın mülkiyetinde bulunan veya kiralamış olduğu otel, hastane, alışveriş merkezi, iş merkezi, ticari parklar, ticari depolar, konut siteleri, süpermarketler vb. nitelikteki gayrimenkulleri  ticari maksatla işleten şirketlerdir.<br />
Danışman Şirket: GYO lar, danışman şirketlerden proje geliştirme ve kontrol hizmetleri de dahil olmak üzere ortaklık portföyünün geliştirilmesi ve alternatif yatırım imkanlarının araştırılmasına yönelik hizmetlerin sunulması amacıyla ortaklık dışından, bu konularda yardımcı olan şirketlerdir.<br />
Ekspertiz Şirket: Ortaklık portföyünde yer alan gayrimenkullerin, gayrimenkul projelerinin ve gayrimenkule dayalı hakların rayiç değerlerini tespit etmek konusunda hizmet veren şirketlerdir.<br />
Bağımsızlık: Taraflar arasında son 2 yıl içinde istihdam sermaye veya ticari anlamda doğrudan veya dolaylı bir ilişki kurulmamış olması ve eş dahil üçüncü dereceye kadar kan veya sıhri hısımlık bulunmaması halidir.<br />
Öz Sermaye: 29/1/1989 tarihli ve 20064 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan seri:XI, No:1 sayılı “Sermeye Piyasasında Mali Tablo ve Raporlara ilişkin ilke ve Kurallar Hakkında Tebliğ’in 3 numaralı ekinde tanımlanmış olan öz sermaye tutarıdır.<br />
Portföy Değeri: Ortaklığın aktifinde yatırım amacıyla bulundurulan gayrimenkuller, gayrimenkul projeleri, haklar, sermaye piyasası araçları ve ters repo işlemlerinin rayiç değerleri toplamıdır.<br />
Net Aktif Değer : Ortaklık portföy değerine hazır değerler, alacaklar ve diğer aktiflerin eklenerek toplam borçların düşülmesi suretiyle bulunan tutardır. (DİKMEN, 2000, 25)<br />
I.3. GYO KURULUŞU<br />
GYO’ları ani usulle kurulabilecekleri gibi, daha önceden kurulan bir şirketin GYO dönüşebilmesi de olanaklıdır.<br />
GYO’ların kuruluşunun veya bir şirketin GYO’na dönüşümlerinin gerçekleşebilmesi için aşağıdaki koşulların yerine getirilmesi gerekmektedir.<br />
Ani usulde kurulacak ise,<br />
Kayıtlı sermaye sistemine tabi bir anonim ortaklık şeklinde kurulması<br />
Başlangıç sermayesinin 1 trilyon liradan az olmaması, sermayeyi temsil eden hisse senetlerinin nakit karşılığı çıkarılmış olması<br />
Ticaret unvanında “Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı” ibaresini taşıması<br />
Portföy işletmeciliği faaliyetinde bulunmak için kurula başvurmuş olması,<br />
Kurucu gerçek kişiler ile kurucu tüzel kişilerin ve yönetim kurulu üyelerinin belli koşulları taşıması,<br />
GYO’nun çıkarılmış sermayesinin asgari %49’u oranındaki hisse senetlerini, bir yıl içerisinde halka arz etmek üzere kurulmuş olması,<br />
Kurucu ortaklardan en az birisinin lider girişimci olması,<br />
Kurulun uygun görüşünün alınması gerekmektedir. (SEZGİ, KOCUTÜRK; 1999, 88)<br />
Dönüşüm halinde gerekli olan koşullar tebliğde sayılmış olup kuruluş için gerekli olan koşullara paralel hale getirilmektedir.<br />
GYO’larda kurucu olabilmek için aşağıdaki niteliklere sahip olunması gerekmektedir.<br />
Kurucuların müflis olmadığının ve yüz kızartıcı bir suçtan dolayı hükümlülüklerinin bulunmadığının yetkili adli mercilerden belgelendirmeleri,<br />
SPK ve Borsa tarafından cezalandırılan kuruluşlarda çalışılmamış bulunması,<br />
Yabancı uyruklu olmaları halinde yabancıların gerekli izinleri almış olmaları. (SEZGİ, KOCUTÜRK; 1999, 88)<br />
GYO olarak kuruma veya bu ortaklığa dönüşüm için başvurular önce kurula yapılacaktır. Kurulca başvurunun uygun görülmesi halinde, gerekli belgelerle birlikte Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’na başvurulur.<br />
Bakanlıktan kuruluş izni alan ani ortaklıklar, T.T.K. hükümlerine uygun olarak şirketin ticaret siciline tescili ile tüzel kişilik kazanırlar. Dönüşüm izni alan ortaklıklar ise, esas sözleşme değişikliğinin genel kurul tarafından onaylanması ve ticaret siciline tescil edilesi ile dönüşüm işlemleri tamamlanmış olur.<br />
I.4. GYO HİSSE SENETLERİNİN KURUL KAYDINA ALINMASI ve HALKA ARZ<br />
I.4.1. Hisse Senetlerinin Kurul Kaydına Alınması<br />
Sermaye Piyasası literatüründe kayda alınma terimi; bir şirkete ilişkin her türlü olumlu veya olumsuz bilginin kamuya açıklanması koşuluyla SPK’nın söz konusu şirkete ait hisse senetlerinin halka arzını kabul edeceği anlamına gelmektedir.<br />
Ani usulde kurulan veya esas sözleşme tadili yoluyla GYO’na dönüşen ortaklıkların kuruluşlarının veya esas sözleşme değişikliklerinin ticaret siciline tescilini takip eden bir yıl içinde, faaliyetlerin yürütülebilmesi için gerekli olan mekan, donanım ve personeli temin etmeleri ve organizasyonu kurmaları, kaynaklarının zorunlu giderler dışında kalan kısmı ile varlık portföyünü oluşturmaları ve halka arz edilecek hisse senetlerinin kayda alınması talebiyle kurula başvurmaları zorunlu tutulmuştur. (YÜCETAŞ BORAN; 1999, 39)<br />
Eski tebliğde bu faaliyetler için 6 ayık bir süre tanınmaktaydı. Diğer taraftan her iki tebliğde de belirtilen süreler içinde başvuruda bulunmaya veya gerekli şartları sağlamadığı için başvurusuz kurulca uygun görülmeyen ortaklıkların GYO olarak faaliyette bulunma haklarının düşeceği ve ortaklıkların, bu sürelerin bitiminden veya kurulun olumsuz görüşünün kendilerine bildirildiği tarihten itibaren en geç 3 ay içinde esas sözleşme hükümlerini GYO faaliyetlerini kapsamayacak şekilde değiştirmekle yükümlü oldukları belirtilmektedir. Ancak yeni tebliğde kurulun hisse senetlerinin ihraç edileceği piyasalarda önemli olumsuzlukların ortaya çıkması halinde ortaklığın başvurusu üzerine bir yıllık süreyi uzatabileceği belirtilmektedir. Ayrıca, bu madde uyarınca yapılacak ilk halka arzdan önce, rüçhan haklarının tamamen kullandırılması suretiyle sermaye arttırımı yapılarak çıkarılmış sermayenin arttırılması yasaklanmıştır. (SEZGİ, KOCUTÜRK; 1999, 90)<br />
I.4.2. GYO Halka Arzı<br />
Kayıtlı sermaye sisteminde, halka açık bir anonim ortaklık olarak kurulan GYO, SPK’nın denetimi ve gözetimine tabidir. GYO hisse senetlerinin kurul kaydına alınarak halka arz edilmesi zorunludur. GYO’nun hisse senetlerinin halka arzı, mevcut sermayeyi temsil eden hisse senetlerinin halka arz edilmesine ilişin başvurunun kurulca yetkilendirilmiş bir arcı kurum tarafından yapılması zorunludur. (md.11). (ARAS; 2000, 68)<br />
GYO’nun çıkarılmış sermayesini temsil eden hisse senetlerinin esas sözleşmesinin tescilini takip eden ilk 6 ay içinde nominal değerleri toplamı itibariyle en az %25’inin halka arz edilmesi, bunu izleyen ikinci 6 aydan ise bu oranın %49’a çıkarılması ile ilgili tebliğle getirilen zorunluluktur. GYO’nun %49 hisselerinin halka açılması zorunluluğu bütün ortaklarla birlikte özellikle küçük yatırımcıların da gayrimenkul piyasalarındaki kazançtan yararlanabilmeleri temeline dayanmaktadır. (ARAS; 2000, 68)<br />
Nama ve hamiline yazılı olarak ihraç edilen ortaklık hisselerinin lider girişimcinin asgari sermaye payını temsil eden kısmı nama yazılı olarak ihraç edilebilir ve satış süresinin üzerinden bir yıl geçmeden başkasına devredilemez. (ARAS; 2000, 68)<br />
T.T.K. 404. maddesinde ayni sermaye karşılığı çıkarılan payların 2 yıl geçmeden devirlerinin olanaksız olduğu konusunu düzenlemiştir. Buna göre, GYO konan ayni sermaye karşılığı çıkarılan nama yazılı hisseleri iki yıl geçmeden halka arz edilemeyecektir. Bu düzenleme GYO için ek bir ekonomik külfet getirmektedir. (ARAS; 2000, 68)<br />
I.5. GYO YÖNETİM ESASLARI<br />
I.5.1. Yönetim Kurulu Üyeleri, Denetçiler ve Genel Müdürün Nitelikleri<br />
Eski tebliğ sadece genel müdür için yüksek öğrenim görmüş olma şartı ararken, yeni tebliğde yönetim kurulu üyeleri ve denetçiler için de bu şart aranmış ve ayrıca üniversitelerin bölümleri ismen sayılmıştır. Buna göre; ortaklıklarda görev alacak yönetim kurulu üyelerinin, denetçilerin ve genel müdürün inşaat mühendisliği, mimarlık, ekonomi, işletme, hukuk, finans ve benzeri alanlarda eğitim veren dört yıllık yüksek öğrenim kurumlarından mezun olmuş olmaları ve ortaklığın faaliyet konusunu yakından ilgilendiren hukuk, inşaat, finans gibi alanlarda genel müdür iin en az beş, diğerleri için en az üç yıllık tecrübeye sahip olmaları gerekir. Yalnızca gayrimenkul alım satım işi ile uğraşmak bu alanda edinilmiş tecrübe sayılmamaktadır. (SEZGİ, KOCATÜRK; 1999, 91)<br />
I.5.2. Yönetim Kurulunun Oluşumu<br />
Yeni tebliğde yönetim kurulu üyelerine ilişkin ciddi sınırlamalar getirilmektedir. Buna göre; yönetim kurulunda göreve alacak üyelerin çoğunluğunun Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olması ve en az 1/3’ünün;<br />
Lider girişimciden,<br />
Lider girişimciden %10 dan fazla paya veya bu oranda oy hakkına sahip olduğu şirketlerden,<br />
Ortaklıkta %10 veya üzerinde pay sahibi veya bu oranda oy hakkı olan diğer ortaklardan,<br />
Ortaklıkta yönetim kuruluna aday gösterme imtiyazını içeren pay sahibi ortaklardan,<br />
Danışmanlık hizmeti alınan şirketlerden,<br />
İşletmeci şirketlerden,<br />
Yukarıda yazılı kişilerin %10 dan fazla paya veya bu oranda oy hakkına sahip olduğu şirketlerden,<br />
bağımsız olması ve bu hususa ortaklık esas sözleşmesinde açıkça yer verilmesiz zorunludur. Bağımsızlık ise; taraflar arasında son 2 yıl içerisinde istihdam, sermaye veya ticari anlamda doğrudan veya dolaylı bir ilişki kurulmamış olması ve eş dahil üçüncü dereceye kadar kan ve sıhri hısımlık bulunmaması halidir. (SEZGİ, KOCATÜRK; 1999, 91)<br />
I.6. YATIRIMLAR VE PORTFÖY YÖNETİMİNE İLİŞKİN ESASLAR<br />
Bir portföy yönetim şirketi olan GYO’nin iyi bir portföy çeşitlendirilmesi yaparak riski en aza indirmek, bu portföyü uzman bir kadro ile yöneterek portföyünde gerekli değişimleri zamanında yapmak ve portföy değerini korumak ve arttırmak yönünde çaba harcaması temel işlevidir.portföy değeri ortaklığın aktifinde yatırım amacıyla bulundurduğu gayrimenkuller, gayrimenkul projeleri, haklar, sermaye piyasası araçları ve ters repo işlemlerinin rey içi değerleri toplamından oluşur. (ARAS; 2000, 68)<br />
I.7. GYO’NUN YAPAMAYACAKLARI İŞLER<br />
GYO yatırım ortaklıkları;<br />
- Bankalar Kanunu’nda tanımlandığı üzere mevduat toplayamazlar ve mevduat toplama sonucunu verecek iş ve işlemler yapamazlar.<br />
- İzin verilen yatırım alanları ile sınırlı olmak üzere kendi adına portföy işletmeciliği faaliyeti dışında sermaye piyasası faaliyetinde bulunamazlar.<br />
- Hiçbir şekilde gayrimenkullerin inşaat işlerini kendileri üstlenemez, bu amaçla personel ve ekipman edinemezler.<br />
- Kendi personeli vasıtasıyla portföye konu olan veya olacak projeler hariç olmak üzere başka kişi ve kuruluşlara proje geliştirme, proje kontrol, mali fizibilite, yasal izinlerin takibi vb. hizmetler vermezler. (DİKMEN; 2000, 26)<br />
I.8. GAYRİMENKUL YATIRIM ORTAKLIKLALRININ YATIRIM FAALİYETLERİ<br />
Gayrimenkul yatırım ortaklıkları;<br />
1.Gayrimenkul sertifikalarını, konut kredileri karşılığında ihraç edilen varlığa dayalı menkul kıymetleri ve bunlara benzer nitelikte oldukları Kurul’ca kabul edilen menkul kıymetleri ve diğer sermaye piyasası araçlarını alabilir ve satabilirler, ters repo işlemleri yapabilirler,<br />
2.Alım satım karı veya kira geliri elde etmek maksadıyla ofis, konut, iş merkezi, alışveriş merkezi, hastane, otel, ticari depolar, ticari parklar ve buna benzer gayrimenkulleri satın alabilir ve satabilirler. Otel, hastane veya buna benzer faaliyete geçirilebilmesi için belirli asgari donanıma ihtiyaç duyan gayrimenkullerin kiraya verilmeden önce tefrişini temin edebilirler,<br />
3.Mülkiyetlerini edinerek alım satım karı elde etmek veya kat irtifakı tesisi suretiyle proje geliştirmek maksadıyla arsa ve arazileri alabilirler,<br />
4.Kamu veya özel tüzel kişiliklerince veya gerçek kişilerce, ortaklık adına, üzerlerinde proje geliştirilmesi maksadıyla müstakil ve daimi bir hak niteliğinde üst hakkı tesis edilen gayrimenkulleri mülkiyetini edindikten sonra kazanç elde etmek amacıyla satabilirler,<br />
5.İlgili mevzuat uyarınca gerekli tüm izinleri alınmış, projesi hazır ve onaylanmış, inşaata başlanması için yasal gerekliliği olan tüm belgeliliği olan tüm belgelerinin tam ve doğru olarak mevcut olduğu bağımsız ekspertiz şirketleri tarafından onaylanmış gayrimenkule dayalı projelere, projenin her aşamasında gayrimenkul geliştirme karı veya kira geliri elde etmek amacıyla mülkiyetlerini edinmek veya üst hakkı tesis ettirmek suretiyle yatırım yapabilirler,<br />
6.Gayrimenkuller üzerinde intifa hakkı kurabilir ve bu hakkı kullanabilirler, devre mülk irtifakı kurabilirler, sahip oldukları arsalar üzerinde ticari kar elde etmek masadıyla üst hakkı yükümlüsü olabilirler,<br />
7.Özel düzenlemeler saklı kalmak kaydıyla Yap-İşlet-Devret Modeliyle geliştirilecek projeleri, kendisi veya başkaları lehine üst hakkı tesis ettirmek suretiyle gerçekleştirebilirler,<br />
8.Kurulca (Sermaye Piyasası Kurulu) uygun görülecek nitelikte teminata bağlanmış olmak kaydıyla, ileride oluşacak kira gelirlerinden pay almak amacıyla mülkiyetini edinme amacı olmaksızın veya kat irtifakı tesis edilmeksizin gayrimenkule dayalı projelere sözleşme hükümleri çerçevesinde yatırım yapabilirler,<br />
9.Gayrimenkule dayalı projelere, müştereken malik olanların aralarındaki sözleşmede ortaklığın payına düşen kısım üzerindeki tasarrufuna ilişkin bir sınırlama olmaması şartıyla kat irtifakı tesisi yoluyla müştereken yatırım yapabilirler,<br />
10.Mülkiyetlerini edinmek kaydıyla yurt dışındaki gayrimenkulleri alıp satabilirler, gayrimenkule dayalı olmak kaydıyla yabancı menkul kıymetlere yatırım yapabilirler,<br />
11.Özel sözleşme hükümleri müsait olmak kaydıyla, kira geliri elde etmek amacıyla üçüncü şahıslardan gayrimenkul kiralayabilirler ve bunları tekrara kiraya verebilirler,<br />
12.Dövize dayalı işlemlere ilişkin döviz kuru ve borçların doğurduğu faiz oranı risklerine karşı korunmak amacıyla swap ve forward işlemler yapabilirler, opsiyon yazabilirler, mala dayalı olanlar hariç vadeli işlem sözleşmeleri alabilirler. (DİKMEN; 2000, S.26)<br />
I.9. GYO YATIRIMLARINA İLİŞKİN YASAKLAR<br />
Hiçbir şekilde hisse senetlerini satın aldıkları ortaklıkların sermayesine ve yönetimlerine hakim olma amacı güdemez ve hiçbir ortaklıkta sermaye veya oy haklarının %5 inden fazlasına sahip olamazlar,<br />
Altın ve kıymetli madenlere yatırım yapamazlar,<br />
Borsada veya borsa dışı teşkilatlanmış piyasalarda işlem görmeyen sermaye piyasası araçlarına yatırım yapamazlar. Sermaye piyasası araçlarının alım satımlarının borsa kanalıyla yapılması zorunludur,<br />
Mala dayalı vadeli işlem sözleşmelerine veya mala yatırım yapamazlar,<br />
Menkul kıymetleri açığa satamazlar, ödünç menkul kıymet işlemi yapamazlar,<br />
Türev araçları kullanarak korunma amacını aşan işlemler yapamazlar,<br />
Kanunen ödemekle yükümlü olduğu vergi, harç ve benzeri diğer giderler hariç olmak üzere varlıkların portföye alımı sırasında varlık değerinin %3 ünü aşan komisyon ücreti ve benzeri giderler yapamazlar,<br />
Herhangi bir şekilde, devredilebilmesi konusunda bir sınırlamaya tabi olan varlıklara yatırım yapamazlar. (SEZGİ, KOCATÜRK; 1999, S.94)<br />
I.10. GAYRİMENKUL YATIRIM ORTAKLARININ PORTFÖY SINIRLAMALARI<br />
Tablo 1: GYO’nın Portföy Sınırlamaları</p>
<p>Yatırım Aracı	Maksimum Sınırlama<br />
Gayrimenkul Sertifikaları	%20<br />
Konut Karşılığı İhraç Edilen Varlığa Dayalı Menkul Kıymetler	%20<br />
Ters Repo ve Diğer Sermaye Piyasası Araçlar (*)	%10<br />
Hisse Senetleri	%5<br />
A Tipi Yatırım Fonu Katılma Belgeleri	%5<br />
Yurtdışı Gayrimenkuller ve Gayrimenkule Dayalı Menkul Kıymetler (**)	%10	 </p>
<p>(*)	Portföye alınan varlıkların veya projelerin maliyetlerine ilişkin bedel ödemeleri belirli hak edişler karşılığında veya taksitler halinde yapılıyorsa, ödemelere karşılık gelen nakit fazlaları ters repo, vadeli veya vadesiz mevduat, hisse senedi, devlet tahvili, hazine bonosu, tahvil, finansman bonosu, yatırım fonu katılma belgesi veya benzeri menkul kıymetler vasıtasıyla değerlendirilebilir. Bu takdirde söz kokusu sınırlama uygulanmaz.<br />
(**)	Mülkiyetini edinmek kaydıyla bu yatırımları yapabilir.<br />
Ayrıca;<br />
Portföyde bulunan ve alımından itibaren bir yıl geçmesine rağmen üzerlerinde proje geliştirilmesine yönelik herhangi bir tasarrufta bulunulmayan arsa ve arazilerin oranı portföy değerinin %10’unu aşamaz.<br />
Portföye alınacak gayrimenkul veya gayrimenkul projelerinin her birinin portföydeki ağırlığı %10’dan daha aşağı olamaz. Ancak asgari gayrimenkul veya gayrimenkul projesi sayısının üzerindeki çeşitlendirmelerde bu oran aranmaz.<br />
Belirli alanlarda faaliyet göstermek veya belirli projelere yatırım yapmak üzere kurulan ortaklıkların portföylerinin en az %75’inin, unvanlarında ve/veya esas sözleşmelerinde belirtilen varlıklardan oluşması zorunludur.<br />
Ortaklıkların, portföylerini uzun vadeli yönetmeleri esastır. Yatırım yapılmasından itibaren bir yıl geçmeden portföyden satışı yapılan varlıkların toplam değeri, varlığın satışına ilişkin yönetim kurulu kararının alındığı tarihte, ortaklığın son bir yıl içerisinde yatırım yaptığı varlıkların portföy değerinin %25’ini aşamaz. Yukarıdaki hesaplamaya sermaye piyasası araçları dahil edilmez ancak satış vaadi sözleşmeleri de satışlar gibi dikkate alınır. (DİKMEN; 2000, 27)<br />
I.11. GAYRİMENKUL YATIRIM ORTAKLIKLARININ YAPABİLECEKLERİ DİĞER İŞLEMLER<br />
Teminat verebilme; gayrimenkul yatırım ortaklıklarının, kat karşılığı yapılan projelerde, projenin gerçekleştirileceği arazilerin sahiplerince ortaklığa bedelsiz veya düşük bedel karşılığı ortaklık lehine üst hakkı tesis edilmesi halinde, projenin teminatı olarak arazi sahibi lehine ipotek veya sınırlı ayni haklar tesis edilmesi ve yapılacak yatırımlar için kredi temini amacıyla portföydeki varlıkların rehnedilmesi mümkündür.<br />
Borçlanma: Gayrimenkul yatırım ortaklıkları kısa süreli fon ihtiyaçlarını veya portföyleri ile ilgili maliyetlerini karşılamak amacıyla, bağımsız denetimden  geçmiş son bilançolarında yer alan öz sermaye tutarlarının iki katı kadar kredi kullanabilirler, sermaye piyasası mevzuatındaki sınırlamalar dahilinde borçlanma senedi ihraç edebilirler.<br />
Varlığa Dayalı Menkul Kıymet İhracı: Gayrimenkul yatırım ortaklıkları, portföydeki gayrimenkullerin satış veya satış vaadi sözleşmeleri ile satışından kaynaklanan senetli alacaklarına dayalı olarak kurul düzenlemeleri çerçevesinde, varlığa dayalı menkul kıymet ihraç edebilirler. (DİKMEN; 2000, 27)<br />
I.12. GYO YATIRIMCILARA SAĞLADIĞI OLANAKLAR<br />
GYO küçük tasarruf sahiplerine gayrimenkuller üzerinden yatırım olanağı getirecektir. GYO ile yatırımcı sermaye piyasasında alternatif bir yatırım alanına kavuşmaktadır. Öte yandan bu yolla, gayrimenkulün kendisinin değil, ona yatırım yapan bir şirketin hisse senedinin satın alınması, yatırımcı açısından gayrimenkul yatırımının likidite edilmesi sorununu ortadan kaldırmaktadır. Gayrimenkule yapılan yatırıma göre çok daha likit bir yatırım alternatifi sunmaktadır. Aynı zamanda, doğrudan gayrimenkule yapılacak yatırımlar ve diğer hisse senedi yatırlarına oranla riski düşüktür. Şirket portföyü uzman kişilerce yönetildiği için bireysel yatırımlara göre daha etkin yatırım yönetimi söz konusudur.  Bu şekilde riskin dağıtılması ve daha az riske maruz kalınması olanaklıdır. Bütün bunların yanı sıra gayrimenkul, psikolojik olarak yatırımcının alternatif yatırım araçlarına oranla daha fazla güven duyduğu bir yatırım arca özelliğine sahiptir. (ARAS; 2000, 70)<br />
Yatırımcılar için GYO’nun temel olanaklarından birisi de temettü getirisinin mevcut olmasıdır. Yatırımcı GYO aracılığıyla küçük meblağlarla gayrimenkule yatırım yapabilme olanağına sahip olmanın yanı sıra, temettü geliri de elde etmektedir. Öte yandan, yatırımcı kendi başına yaptığı yatırımlarda tek bir gayrimenkule yüksek değerlerde yatırım yapmanın riskini üstlenmek zorunda kalmakta ve yüksek değerdeki gayrimenkulleri istediği anda ve istenen değerden paraya çevirmesi her zaman olanaklı olmamaktadır. GYO ise, yüksek likiditeye ve birden fazla gayrimenkulu ve yatırım aracını portföylerinde bulundurmaları nedeniyle riskin dağıtılması özelliğine sahiptir. (ARAS; 2000, 70)<br />
GYO’nun sağladığı bu olanakların yanında yatırımcı, T.T.K.’nin kendisine sağlamış olduğu haklara da sahiptir. Buna göre;<br />
Ortaklığın elde ettiği kardan payına  düşen kısmını alma hakkı,<br />
Ortaklığın tasfiyesi halinde tasfiye payı hakkı,<br />
İç kaynaklardan yapılacak sermaye artırımı nedeniyle çıkarılacak hisse senetlerini bedelsiz olarak alma hakkı,<br />
Ortaklığın sermaye artırımında yeni payları edinme öncelik (rüçhan) hakkı,<br />
Genel kurul toplantılarına oy kullanma hakkı,<br />
Ortaklığın faaliyetleri ve hesapları hakkında bilgi alma, inceleme ve denetleme hakkı.<br />
BÖLÜM II<br />
GYO’LARIN VERGİLENDİRİLMESİ<br />
II.1. GYO’LARIN VERGİLENDİRİLMESİ<br />
Yürürlükteki vergi mevzuatı, halka açık bir şirketin gayrimenkul yatırımı yapmasını vergisel açıdan destekleyerek, yüksek gayrimenkul getirilerinden küçük yatırımcıların temettü olarak yararlanmalarını temin etmek istemiş, halkın sermaye piyasası yoluyla gayrimenkullerin, getirilerinden yararlanmasını vergisel teşviklerle sağlamaya çalışmıştır.<br />
II.1.1. Kurumlar Vergisi<br />
K.V.K.’nin 8/4-d maddesi ile GYO’nun kazançları kurumlar vergisinden istisna edilmiştir. Bu istisnanın anlamı, GYO’nun elde etmiş olduğu kazançların %25 oranındaki kurumlar vergisine tabi tutulmayacak olmasıdır.(YÜCELTAŞ BORAN; 1999, 41)<br />
II.1.2. Gelir Vergisi<br />
Kurumların indirim ve istisnalar düşülmeden önceki kurum kazancından K.V.K. düşüldükten sonra kalan kısım, G.V.K.’ye göre menkul sermaye iradı sayılmış ve kurum bünyesinde gelir vergisi stopajına tabi tutulmuştur. Ancak yapılacak olan stopaj oranı 93/5148 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile %40 olarak belirlenmiştir. Yani GYO’nun kazançları gelir vergisi stopajına tabi tutulmamaktadır.<br />
II.1.3. Katma Değer Vergisi<br />
KDVK’nin 1. maddesinde ticari faaliyet çerçevesinde gerçekleştirilen teslim ve hizmetlerin KDV’ye tabi olduğu belirtilmiştir. GYO’ları portföylerinde yer alan gayrimenkullerin satılması veya kiralanması işlemleri için KDV uygulanmaktadır. Bu uygulama ortaklar için önemli gelir kaybına neden olmakta ve özellikle kayıt dışı gayrimenkul işlemlerinin önemli bir paya sahip olması rekabet gücünü azaltmaktadır.<br />
Ancak GYO’nun bir kısım faaliyetleri KDVK’de belirtilen istisnalar kapsamındadır. Örneğin, GYO’nun gayrimenkul sertifikası ve konut kredileri karşılığında çıkartılan varlığa dayalı menkul kıymetlere yaptıkları yatırımlarda veya diğer sermaye piyasası araçlarına yatırım yapmaları halinde KDV uygulanmayacaktır.<br />
II.1.4. Emlak Vergisi ve Toplu Harçları<br />
Harçlar Kanunu’nda gayrimenkullerin ve diğer ayni hakların tapuya tescilleri değişik oranlarda topu harcına tabi tutulmuştur. Bunlardan en önemlisi ise gayrimenkulün emlak vergisi değeri üzerinden devreden ve devralandan ayır ayrı alınan topu harcı binde 48 iken binde 10’a düşürülmüştür. Böylece alım-satımdaki binde 96 oranındaki topu harcı yükü binde 20’ye düşürülmüştür.<br />
Emlak vergisi kanunu açısından GYO maliki ve intifa hakkı sahibi oldukları veya malik gibi tasarruf ettikleri bina, arsa ve arazilere bakımından emlak vergisi mükellefidirler. Bina vergisi meskenler için binde 1’e, diğerleri için binde 2’ye arazi vergisi arsalarda binde 3’e, diğerlerinde binde  ile 1’e düşürülmektedir. (YÜCELTAŞ BORAN; 1999, 45)<br />
II.2. GYO’DAN ELDE EDİLEN KAZANÇLARIN VERGİLENDİRİLMESİ<br />
GYO’dan elde edilen kazançların vergilendirilmesini, vergileme rejimindeki farklılıklar nedeniyle kurumsal ve bireysel yatırımcılar olarak iki alt başlıkta toplamak mümkündür.<br />
II.2.1. Kurumsal Yatırımcılar<br />
Temettü Kazançları: GYO’ları kurumlar vergisi açısından bir sermaye şirketi olarak işlem görmekte ve bu kapsamda bu kurumlardan elde edilen gelirler de temettü kazancı olarak değerlendirilmektedir.<br />
4369 sayılı kanun öncesinde, GYO’dan elde edilen kar payları kurumlar vergisinden istisna tutulmuştu. O dönemde bütün kurumlar için yapılmakta olan kurum kazancı üzerinden stopaj uygulamasında anılan temettü kazançları bu stopaja tabi tutulmamaktaydı. Bu kazançlar ancak “20 oranında asgari kurumlar vergisine tabi idi. Ancak bu istisna, 4369 sayılı kanun ile 1.1.1999 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yürürlükten kaldırıldı. Dolayısıyla artık kurumların GYO’dan elde ettikleri kar payları kurumlar vergisi ve gelir vergisi stopajına tabi tutulacaktır.<br />
Elden Çıkarma Kazançları: Kurumların GYO hisselerine yatırım yapmaktan sağlayacakları kazanç unsurlarından bir de bu kıymetlerin elden çıkarılması karşılığında sağlanan bir tür değer artış kazancıdır.<br />
Kurumların sahip oldukları GYO hisse senetlerinin elden çıkarılmasından doğan kazançlar, K.V.K.’nin 4108 sayılı geçici maddesine göre belli şartlarla vergilendirilmemektedir. Bu istisnanın süresi 4387 ve 4393 sayılı kanun ile 31.12.1999 tarihine kadar uzatılmıştır. Daha sonra 444 sayılı kanun ile 31.12.2002 tarihine kadar uygulanmak üzere tekrarlanmıştır. (AYDIN; 2000, 97)<br />
Bu nedenle kurumların en az 2 yıl süreyle aktiflerinde bulundurdukları hisse senetlerini elden çıkarmaları nedeniyle sağladıkları kazançlar satışın yapıldığı yılda kurum sermayesine ilave edilmek şartıyla kurumlar vergisine tabi tutulmayacaktır. Kurumlar iktisap edip en az 2 yıl aktifinde bulundurdukları hisse senitlerinin maliyet bedelini iktisap ettikleri ve elden çıkardıkları yıllar hariç olmak üzere aktiflerinde bulundurdukları her yıl için yeniden değerleme oranında arttıracaklar ve buldukları tutarı satış tutarından indirmek suretiyle ulaştıkları kısmı sermayelerine ilave etmezlerse kurum kazancına dahil ederek beyan edecekler ve vergilendireceklerdir.  (AYDIN; 2000, 97)<br />
4369 sayılı kanun ile yapılan değişiklik sonucu “yalnızca dar mükellef kurumların” indirim ve istisnalar düşülmeden önceki kurum kazancından hesaplanan KV ve fon payı düşüldükten sonra kalan kısım menkul sermaye iradı olarak belirlenmiştir. Söz konusu dar mükellef kurumların menkul sermaye iradı sayılan bu kazançları için gelir vergisi stopajı yapılacaktır. Tam mükellef kurumların kazançları üzerinden artık gelir vergisi stopajı yapmak imkanı yoktur. Öte yandan G.V.K. 94. maddesine göre kurumlar vergisinden istisna edilen kazançlara isabet eden kısım düşüldükten sonra kar paylarından karın dağıtılması durumunda  gelir vergisi stopaj yapılacaktır. (AYDIN; 2000, 98)<br />
II.2.2. Bireysel Yatırımcılar<br />
Temettü Kazançları: 3496 sayılı kanunun 27. maddesiyle gayri menkul yatırım fonları ve ortaklıklarından sağlanan kar payları 31.12.1999 tarihine kadar müstesna tutulmuştur. Ancak bu maddenin yürürlükten kaldırılmasıyla, 1.1.2000 tarihinden itibaren GYO’dan kar payı elde eden yatırımcılar, bu gelirlerinin 1/5’i oranında  vergi alacağı hesaplayacaklar, vergi alacağı dahil tutarın 2000 yılı için öngörülen haddi aşması (söz konusu beyan sınırı 2000 yılı için 4.375 milyar) halinde yıllık beyanname ile beyan edeceklerdir. Beyan edilen kar payı üzerinden hesaplanan vergiden, vergi alacağı düşüldükten sonra kalan kısım vergi dairesine ödenecektir. (YÜCETAŞ BORAN; 1999, 42)<br />
G.V.K.’nin 76. maddesinde, yer alan düzenleme indirim oranının gayrimenkul yatırım ortaklık ve fonlarından sağlanan kar paylarına uygulanmasını da öngörmektedir. Dolayısıyla yatırım ortaklık ve fonlarından sağlanan kar payları indirim oranı uygulanmak suretiyle enflasyondan arındırılacaktır. İndirim oranı Maliye Bakanlığı tarafından 1.1.1999 tarihinden itibaren V.U.K. hükümlerine göre o yıl için belirlenen yeniden değerleme oranının aynı dönemde devlet tahvili ve hazine bonosu ihalelerinde oluşan bileşik ortalama faiz oranına bölünmesi yoluyla tespit edilecektir. (AYDIN; 2000, 92)<br />
Değer Artış Kazançları: Bireysel yatırımcılar tarafından sağlanabilecek ikinci kazanç türü, GYO hisselerinin elden çıkartılmasından doğan değer artış kazançlarıdır. Değer artış kazançları vergileme kapsamına girmekle beraber, bu kazançların hesabında temettü vergilemesinde bahsi geçen indirim oranının uygulanması ve böylece değer artış kazancının bir bölümünün vergileme dışı bırakılması mümkündür.<br />
Alternatif olarak, değer artış kazançlarının hesabında, elden çıkartılan menkul kıymetin iktisap bedelinin TEFE oranlarında arttırılması ve böylece değer artış kazancının bir bölümünün vergi dışı bırakılması da mümkündür.<br />
Son olarak değer artış kazançlarının vergilendirilmesinde, 21.12.2002 tarihine kadar olan dönemde, bu kazancın 3.5 milyar TL’ye geçen kısmının vergilendirileceğidir.<br />
BÖLÜM III<br />
GAYRİMENKUL YATIRIM ORTAKLIKLARININ<br />
SERMAYE PİYASASINDAKİ YERİ<br />
Sermaye piyasasında derinliğin ve etkinliğin artmasının gereklerinden birisi kurumsal yatırımcının, özellikle yerli kurumsal yatırımcının piyasada bulunması bir diğeri ise, piyasada işlem gören finansal araç sayısının arttırılması ve çeşitlendirilmesidir. Küçük tasarruf sahiplerinin sınırlı birikimlerini bir araya getirerek verimliliği yüksek yatırımlara yönelten kurumsal yatırımcılar tüm dünyada sermaye piyasasının gelişiminde önemli bir paya sahiptir. Portföy oluşumunun ve yönetimin kurumsallaşmasını sağlayan kurumsal yatırımcılar tasarrufların kollektif ve organize bir şekilde yatırımlara kanalize edilmesini sağlamakta piyasanın derinlik kazanmasında etkili olmaktadır. (ARAS; 2000, S.71)<br />
GYO’nın dünyada ilk uygulaması ABD’de görülmektedir. ABD’de 1960 yılında kabul edilen “Gayri Menkul Yatırım Ortaklıkları Kanunu” sonrasında bu alandaki gelişmeler 1970’li yıllara kadar yavaş olmuş, 1986 yılında kabul edilen Vergi Reformu Kanunu ve 1987 yılında yasallaşan Gelir Vergisi Kanunu ile getirilen yeni olanaklar sonrasında hızlı bir gelişme kaydetmiştir. Yeni düzenleme ile REIT (Real Estate Investment Trusts)’lere gayri menkul portföylerini yönetme yetkisi verilmiştir. Daha önceki düzenlemeye göre portföylerindeki gayrimenkullerden elde ettikleri karı yönetici şirketler ile paylaşmak zorunda olan ortaklıklar bu yükümlülüklerinden kurtulmuşlardır. Bugün Amerika’da toplam REIT sayısı 300’ün üzerinde olup, bunların yaklaşık 200’ü borsalarda işlem görmekte ve piyasa kapitalizasyonu 1998 itibariyle 150 Milyar Doları aşmaktadır. Amerikan kurumsal gayrimenkul yatırımlarının yaklaşık %8 ini oluşturan REIT’lerin ağırlıklı ortalama temettü getirisi ise yaklaşık %6’dır.<br />
GYO Türkiye’de 1995 yılında yasal düzenlemeye sahip olmuş ve ilk GYO 1996 aralık ayında İMKB’de işlem görmeye başlamıştır. GYO’na ilişkin kısa uygulama süresinde karşılaşılan sorunları ve zorlukları gidermek için Sermaye Piyasası Kurulu yeni düzenlemeler yapmıştır. GYO’na ilişkin Seri : VI No: 11 sayılı tebliğ ile;<br />
- Uygulamada karşılaşılan hukuki sorunların giderilmesi,<br />
- Yatırımların güvenliğinin sağlanması,<br />
- Ortaklık yöneticilerinin performanslarının artırılmasını ve yatırımcılara daha fazla ve doğru bilgi akışının sağlanması amaçlanmaktadır.<br />
Bu çerçevede yapılan düzenlemelerin başlıcaları şunlardır;<br />
Lider girişimci tanımlanarak sahip olması gereken nitelikler belirlenmiştir.<br />
Ortaklığın yatırım konuları genişletilmiş bu sayede portföylerini çeşitlendirme olanağı yaratılmıştır.<br />
Yönetim kurulu üyelerinin bileşimine yönelik ilkeler belirlenmiş, yönetim kurulu üyeleri ve ekspertiz şirketler için bağımsızlık kavramı tanımlanmıştır.<br />
GYO hisse senetlerinin kayda alma ve hakla arz prosedürü yeniden belirlenerek kolaylaştırılmıştır.<br />
Şirketlerin öz kaynaklarının iki katına kadar borçlanmalarına ve portföylerindeki varlıkların satış veya satış vaadi sözleşmeleri ile satışından kaynaklanan senetli alacakları karşılığında varlığa dayalı menkul kıymet ihraç edebilmelerine olanak tanınmıştır.<br />
Şirket yöneticilerinde aranacak nitelikler artırılarak, yönetim kalitesi artırılması amaçlanmıştır.<br />
Sermaye Piyasası Kurulu tarafından yapılan bu düzenlemeler ve vergi kanunlarındaki teşviklerle gelişimi desteklenen GYO, yatırımcılar için yeni bir alternatif yatırım alanı sunmaktadır. Portföy hacimleri itibariyle bu kurumlar piyasa hacmini ve kapitalizasyonunu potansiyel olarak etkileyecek niteliktedir. 1996 yılının ortalarında kurulan ve ilk halka arz edilen Alarko GYO’dan sonra kurulan EGS, Osmanlı, Vakıf, Yapı Kredi Koray ve 1999’un son ayında halka arz edilen İhlas, Nurol ve İş GYO ile birlikte şu anda İMKB’de işlem gören sekiz GYO mevcuttur.<br />
Halka arz edilen hisse senetlerinin, Osmanlı ve Vakıf GYO dışındaki kalan Alarko, EGS ve Yapı Kredi Koray, Nurol, İş GYO sırasıyla %89, %87 ve %85, %70, %3,17 ini yurt dışı yatırımcıya satmıştır. (Tablo 3) Satın alan yabancı yatırımcı sayısına bakıldığı zaman yurt içine satılan yaklaşık %10-15 oranındaki hisseleri yaklaşık 148 bin yerli yatırımcı satın alırken, toplam hisselerin %85 den fazlasını satın allan yabancı yatırımcı toplam 104’dür. Yurt içi alıcıdan çok yurt dışına pazarlanması ve yatırımcı sayısına bakıldığı zaman, özellikle yabancı kurumsal yatırımcının GYO’nın hisseleri ile daha fazla ilgilendikleri görülmektedir. (ARAS; 2000, S.71)<br />
Tablo 2: Gayrimenkul Yatırım Ortaklıklarının Halka Arzı</p>
<p>Tablo 3: 	Gayrimenkul Yatırım Ortaklıklarının Hisse Senetlerini Satın Alanların Dağılımı</p>
<p>GYO’nun toplam piyasa değeri 1999 yılı sonu itibariyle 421 trilyon TL’dir. Kuruluşlarından bu yana geçen sürede portföy değerlerinde ve net aktiflerindeki gelişme Tablo 4 ve 5’te ayrı ayrı verilmektedir. Ortaklıkların portföy değeri, net aktif değeri ve hisse başına düşen net aktif değerinde artış görülmektedir. İşlem görmeye başlamalarından itibaren Aralık 1999’da halka arz edilenlerin dışındakilerin gelişimine bakıldığında, toplam portföy değerlerindeki ve net aktiflerindeki büyüme yaklaşık dört katı olmuştur. Piyasa değeri itibariyle en büyük pay %54 ile Aralık 1999 tarihinde halka arz edilen iş GYO’ya aittir (Grafik 1). Net aktif değeri itibariyle ise, GYO toplam net aktif değerinin içerisinde en büyük payın %47 ile EGS GYO’ya ait olduğu ve İş GYO’nun net aktif değerinin toplam içindeki payının %22 olduğu görülmektedir (Grafik 2). Ortaklıklar içerisinde net aktif değeri en yüksek olan EGS’nin 1999 yılı sonu itibariyle portföy dağılımına bakıldığında, portföyünün %96’sı gayrimenkule dayalı projelerden oluşmaktadır. Bunu ikinci sırada portföyünün %64’ü gayrimenkule dayalı projelerden oluşan İş GYO izlemektedir. (Tablo 6) (ARAS; 2000, 72)<br />
Mevcut GYO’nun toplam portföy bileşimine bakıldığında; portföyün %65 gibi önemli bir kısmının gayrimenkule dayalı projelere ayrıldığı geri kalanının ise %13 repo, %17 gayrimenkul yatırımları ve sadece iki GYO’nun yatırımları ile yaklaşık %4 kesin alım gayrimenkullerden oluştuğu görülmektedir. (Grafik 3). GYO’ya ayrı ayrı bakıldığında ise portföy tercihlerinin birbirinden farklı olduğu görülmektedir. (Tablo 6). Buna bağlı olarak da ortaklıkların portföy getirilerinde önemli farklılıklar mevcuttur. Dünyadaki örneklerinde kira geliri getiren gayrimenkullerin portföyden çok büyük bir pay aldığı görülmektedir. Amerika’da REIT’lerin portföylerinin yaklaşık %80’i kira gelirine dayalı ticari gayrimenkullerden oluşmaktadır. 1998 yılı itibariyle GYO’nun bileşik ve aylık TL bazlı getirileri performanslarına bakıldığında en yüksek bileşik getiriyi sırasıyla Vakıf, Alarko, EGS GYO’nun sağladığı görülmektedir. (Tablo 7). Aynı dönemde İMKB’de işlem gören yatırım ortaklıkları ortalama aylık getirisi %3.23, mali kuruluşlar ortalama aylık getirisi %4,18 ve borsada işlem gören bütün şirketleri kapsayan Pazar ortalaması ise %3,54 olarak gerçekleşmiştir. Bu verilerle karşılaştırıldığında GYO’nun aylık getirilerinde dalgalanmalar görülmekle birlikte Pazar ortalaması ve mali sektör ortalama değerlerinin altında olduğu görülmektedir. 1998 yılında yaşanan mali krizin ekonomiye ve sermaye piyasasına olumsuz etkisi bu sonuçlara yansımıştır. Aynı zamanda bu dönemde benzer nedenlerle GYO hisselerinin fiyatlarının da düşük kaldığı gözlenmektedir. (ARAS; 2000, 72)<br />
2000 yılı para programı ile açıklanan faiz oranı ve enflasyon hedeflerine ulaşılması halinde gayrimenkul sektörüne olan ilginin artması ve gayrimenkul yatırımları daha cazip hale gelebilmesi beklenmektedir. Bunun gerçekleşmesi, GYO hisse senetlerine olan talebi ve getirilerini de olumlu yönde etkileyecektir. Makro ekonomik alanda olduğu kadar, sektörün ve sermaye piyasasının gelişiminde önemli </p>
<p>Tablo 4: 	Gayrimenkul Yatırım Ortaklıklarının İşlem Görmeye Başlama Tarihindeki Portföy ve Net Aktif Değeri<br />
(*) Net Aktifler = Portföy Değer + Hazır Değerler + Alacaklar – Borçlar<br />
(**) Halka arz tarihlerindeki halka aç ık kısmının piyasa değeri</p>
<p>Tablo 5:Gayrimenkul Yatırım Ortaklıklarının Portföy, Net Aktif ve Piyasa Değerleri (31 Aralık 1999)</p>
<p>(*) Net Aktifler = Portföy Değeri + Hazır Değerler + Alacaklar &#8211; Borçlar<br />
bir dönüm noktası olabilecek bu programın başarısı önem taşımaktadır.bütün bu gelişmelerle birlikte düzenlemelerin yapılmasından bu zamana kadar yaklaşık 5 yıl geçmesine rağmen henüz sayıları 8’i aşamayan GYO gelişme sürecindedir. Yenilerinin kurulması ve halka açılması gündemde olan GYO’nun sermaye piyasası açısından önemi etkileri  aşağıdaki şekilde sıralanabilir; (ARAS; 2000, 73)<br />
Sermaye piyasasında derinliğin sağlanmasında çok önemli bir yere sahip olan kurumsal yatırımcıların son derece yetersiz olduğu piyasada profesyonel ve kurumsal yatırımcı tabanı oluşmasını sağlayacaktır.<br />
Büyük montanlı ihraçlar söz konusu olduğu için yabancı yatırımcının da gelmesini sağlayacaktır. Yabancı yatırımcıyı çekebilmek için bu yatırımların yurt dışı piyasalarda pazarlanması gereklidir.</p>
<p>Grafik 1: Gayrimenkul  Yatırım Ortaklıklarının Piyasa Değeri Dağılımı (31 Aralık 1999)</p>
<p>Grafik 2: Gayrimenkul Yatırım Ortaklıklarının Net Aktif Dağılımı (31 Aralık 1999)</p>
<p>Grafik 3: Gayrimenkul Yatırım Ortaklıklarının Portföy Bileşimi (31 Aralık 1999)</p>
<p>Yatırımcı açısından, uzman kadrolar tarafından yönetilen fonlar daha az riskli yeni bir yatırım alternatiftir. Ayrıca, yatırımcının ulaşamadığı büyük yatırımlara bu yolla ulaşması sağlanmaktadır.<br />
Gayrimenkule göre daha likit olduğu için yatırımcılar tarafından tercih edilecek piyasadaki yatırımcı sayısı artacaktır.<br />
Menkulkıymetleştirme yoluyla aktifte durağan olarak bekleyen değerler hisse senedine dönüştürülerek likit hale getirilmekte ve sermaye piyasasında işlem görmektedir.<br />
GYO’nun küçük yatırımcıya tanıtımı önem taşımaktadır. Bugün Amerika’da borsada işlem gören 200’ün üzerindeki REIT’in %47’si küçük yatırımcılardan oluşmaktadır.<br />
Sermaye piyasasına beklenen katkılarının artırılabilmesi için yeni GYO’nun kuruluşları teşvik edilmeli, ortaklıklar lehine vergi düzenlemeleri yapılarak, kuruluşu aşamasında karşılaşılan güçlükler giderilmelidir. GYO’nun yurt dışı yatırımcılara tanıtımı oldukça önemlidir. Zira hisselerin büyük montanlı alıcısı yabancı yatırımcılar olmaktadır. Bu kurumların kamuyu aydınlatma yükümlülüğü gereği düzenlemeleri gereken mali tablolara ilişkin standartlar getirilerek, net aktif değeri bilgileri zamanında ve tam olarak açıklanması yatırımcılara güven sağlaması açısından büyük önem taşımaktadır. (ARAS; 2000, 74)<br />
Tablo 6: Gayrimenkul Yatırım Ortaklarının Portföy Bileşimi (%) (31 Aralık 1999)</p>
<p>Tablo 7 : Gayrimenkul Yatırım Ortaklıkları Hisse Senedi Bileşik ve Aylık Getirileri (1998-TL. Bazlı)</p>
<p>BÖLÜM IV<br />
GAYRİMENKUL YATIRIM ORTAKLIKLARININ EKONOMİYE KATKILARI<br />
IV.1. GAYRİMENKUL YATIRIM ORTAKLIKLARININ EKONOMİYE KATKILARI<br />
Tasarrufların yatırımlara dönüştürülmesinde ve sermayenin tabana yayılmasında tüm dünyada kurumsal yatırımcılar önemli bir role sahiptir. Küçük tasarruf sahiplerinin bireysel olarak önemli tutarlarda olmayan birikimlerini bir araya getirerek verimli alanlara kanalize eden kurumsal yatırımcılar aynı zamanda ekonomik kalkınmayı desteklemektedir. Güçlü ve istikrarlı mali piyasalarda çok sayıda alternatif yatırım araçlarının yatırımcılara sunulabilmesi temel hedeflerden birisidir. Gayrimenkuller de ekonomide “durağan” olarak bulunan, mali piyasalara ve ekonomiye kanalize edilmesi halinde daha etkin değerlendirilecek yatırım alanlarından birisidir. Bunun yolu da gayrimenkullerin daha likit halde, kolay el değiştirebilir, küçük meblağlar halinde işlem görebilecek bir yapıya sahip olması yani, gayrimenkullerin “menkul kıymetleştirilmesidir.” Bu şekilde gayrimenkuller finansal sisteme dahil edilerek, bir yandan küçük tasarruf sahiplerinin mevcut fonlarının gayrimenkuller yoluyla değerlendirilmesi olanağı yaratılırken, öte yandan ise, gayrimenkul sektörünün fon ihtiyacı rasyonel olarak karşılanacaktır. (ARAS; 2000, S.69)<br />
Bu bağlamda GYO’nun ekonomiye katkılarını şu şekilde sıralamak olanaklıdır;<br />
- Gayrimenkul sektörünün ihtiyacı olan uzun vadeli fonlar sağlanır,<br />
- Büyük alt yapı yatırımları fonlanabilir,<br />
- Gayrimenkul sektörünün büyük ölçüde kayıt altına alınması olanaklı hale gelir,<br />
- Önemli istihdam olanakları sunan konut ve inşaat sektörünün gelişimine katkı sağlanır,<br />
- Aktiflerinde kıymetli gayrimenkuller bulunan kuruluşlar bunları likidite ederek, yeni yatırımların finansmanı için fon sağlayabilir,<br />
- Devlete ait olan büyük ölçekli gayrimenkullerin değerlendirilmesi ve Hazine gayrimenkullerinin ekonomiye kazandırılmasına olanak sağlayacaktır.<br />
- Tasarrufların doğrudan yatırıma göre daha az riskli olabilecek bu yatırım aracına yönlendirilmesi tasarrufların ekonomiye dönüşünü artıracaktır.<br />
- Gayrimenkul piyasasında kurumsal yatırımcı olarak yer alacaktır.<br />
- Yabancı sermayenin ülkeye gelişi açısında da yeni bir alternatif sunacaktır.<br />
GYO, uzun vadeli fon ihtiyacı bulunan, ancak bunun sağlanmasındaki güçlükler nedeniyle yatırımları kısıtlanan gayrimenkul sektörünün gelişimi açısından büyük önem taşımaktadır. Bu yolla önemli inşaat projeleri, altyapı yatırımları hayata geçirilebilecek, ticaret merkezleri, uydu kent, turizm ve eğlence merkezleri gibi büyük projeler sermaye piyasası yoluyla finanse edilerek gerçekleştirilebilecektir. GYO tarafından uygulanacak arazi geliştirme projeleri aracılığıyla büyük kentlerdeki çarpık yapılaşmanın engellenmesi sağlanacaktır. GYO, inşaat sektörünün büyük istihdam olanakları sunması nedeniyle işsizli sorunu ve gelir yaratma açısından da önem taşımaktadır. Bu yönde bir gelişme ekonominin canlanmasına da katkı sağlayacaktır. Türkiye de inşaat sektörü büyük ölçüde kayıt dışı faaliyet gösteren bir alandır. Yapılan inşaatlarda çalıştırılan işçilerin büyük bir kısmı sigorta kapsamına alınmamakta, inşaatların satış değerleri gerçeğin altında belgelenmekte ekonomik anlamda ciddi kaçaklara neden olmaktadır. Sektörün tam olarak kayıt altına alınabilmesinin sağlanması açısından GYO’nun gelişimi önem taşımaktadır. (ARAS; 2000, S.69) </p>
<p>SONUÇ<br />
Son yıllarda ülkemizde görülen kentleşme olgusunun yanı sıra gayrimenkulün yatırım aracı olarak düşünülmesi gayrimenkule olan talebi yoğunlaştırmaktadır. Buna rağmen, ülkemizde konut ve işyeri yapımı istenilen hızla gelişmemektedir. Bunun nedenlerinden birisi de finansman yetersizliğidir. Bu alanda önemli bir gelişme olarak değerlendirilebilecek GYO gayrimenkul ve inşaat sektörünün gelişimi açısından önem taşımaktadır.<br />
GYO’nun gelişimi için yatırımcıya tanıtılması gerekir. Özellikle yabancı yatırımcılara pazarlanması büyük yatırımcı kazanılması için önemlidir. Yabancı yatırımcının çekilebilmesi için ilgi ve güveni arttırıcı tedbirler alınmalı ve iyi projeler seçilerek yatırım yapılmalıdır.<br />
GYO için önemli bir diğer husus da imarlı ve altyapılı arsa ve arazilerin geliştirilmesi için gerekli çalışmalar yapılmalıdır. Bunun için hazine arazilerinin değerlendirilmesinde ortaklıklardan yararlanılabilir.<br />
Türkiye’de önemli bir teşvik olan vergi avantajı geçmiş döneme oranla sınırlandırılmıştır. GYO’ya yatırım yapanlara bir avantaj sunulması bu kurumların gelişimini teşvik edecek önemli bir faktördür.<br />
Uygulanacak ekonomik politikaların da GYO’nun gelişiminde rolü büyüktür. 2000 yılı programının hedefine ulaşması halinde faiz oranlarının ve enflasyonun daha düşük olduğu bir ekonomide gayrimenkul sektörüne olan talebin artması bu kurumların gelişimini önemli ölçüde teşvik edecektir.<br />
30’dan fazla şirketin halka arz için hazırlık yaptığı sektörün, yakın gelecekte önemli bir değer kazanması ve sermaye piyasasında da dikkate değer bir yapının olması beklenmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/gayrimenkul-yatirim-ortakliklari-nedir.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fiyat Formasyonları</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/fiyat-formasyonlari.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/fiyat-formasyonlari.html/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2009 11:59:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/genelbil/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Muhasebe]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=716</guid>
		<description><![CDATA[Fiyat hareketleri bazen tesadüfi olarak birbirinden çok farklı, düzensiz şekillerde ortaya çıksa da çoğu kez, birbirine çok benzeyen karakteristik fiyat formasyonları olarak kendilerini gösterirler. &#8220;Trend değişim formasyonları&#8221; olarak adlandırılan bu fiyat formasyonları yükseliş trendinden düşüş trendine ya da düşüş trendinden yükseliş trendine geçişin algılanmasında, diğer bir ifadeyle olası bir trend değişiminin belirlenmesinde analizciye yardımcı olurlar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Fiyat hareketleri bazen tesadüfi olarak birbirinden çok farklı, düzensiz şekillerde ortaya çıksa da çoğu kez, birbirine çok benzeyen karakteristik fiyat formasyonları olarak kendilerini gösterirler. &#8220;Trend değişim formasyonları&#8221; olarak adlandırılan bu fiyat formasyonları yükseliş trendinden düşüş trendine ya da düşüş trendinden yükseliş trendine geçişin algılanmasında, diğer bir ifadeyle olası bir trend değişiminin belirlenmesinde analizciye yardımcı olurlar<br />
Omuz-Baş-Omuz Formasyonları<br />
Adını, oluşturduğu şeklin insana benzemesinden alan bu formasyon sıkça görülen bir formasyon olup doğruluk oranı oldukça yüksektir.<span id="more-716"></span> Omuz-Baş-Omuz Formasyonları, yükselen trendin sonunda ortaya çıkabildiği gibi, alçalan trendin bitiminde de görülebilmekte, sağ ve sol omuzlar simetrik olma eğilimine sahip olmaktadır.<br />
Formasyonun oluşumu dört aşamadan geçmektedir.<br />
Yükselen bir trendin ivme kazanması sonucu hisseye ilgi başlar. Ardından, karlarını realize etmeye çalışan yatırımcıların satışları ve talebin azalması sonucu çıkış hızı azalır. Fiyatlar bir süre yatay seyrettikten sonra gerilemeye başlar ki bu durum “Sol omuz”un oluşmaya başlamasını ifade eder. Çıkış esnasında görülen yoğun işlem hacmi artık göreceli olarak azalmıştır.<br />
Fiyatlar bir süre daha geriledikten sonra tekrar bir talep oluşur. Bu talep ralli başlangıcında alış gerçekleştiremeyip, mevcut durumu tekrar alım fırsatı olarak değerlendiren yatırımcıların (önceki tepede satış fırsatını kaçırdığını düşünen yatırımcıların) da desteği ile fiyatları bir önceki tepeden daha yukarılarda bir yerlere taşır. Ancak bu yeni talep geçicidir ve kısa sürer. Sol omuzun oluşumu sırasında satış fırsatını kaçıran yatırımcılar tarafından gerçekleştirilen satışlarla fiyatların yükselişi engellenir ve düşmeye başlayan fiyatlar “baş” kısmını oluşturur. Bu bölgenin oluşumu sırasında işlem hacmi maksimum fiyat seviyelerinde, sol omuzdakinden daha düşük düzeylerde gerçekleşir. Fiyatların sol omuzun zirve seviyelerinden daha düşük seviyelerde gerçekleşmesi ile baş oluşumu tamamlanır. Sol omuz ile başın sonuçlandığı dipler arasındaki hata “boyun çizgisi” denir ve bu nokta bir sonraki aşamada kritik destek seviyesidir.<br />
Bu aşama genelde bir tepki aşaması niteliğindedir. Bir önceki aşamaya nazaran çok düşük bir işlem hacmi ile gerçekleşen bu çıkış genelde sol omuz seviyelerinde son bulur. Hiçbir zaman baş seviyelerine ulaşamayan fiyatlar gerilemeye başlar ve boyun çizgisi seviyelerine ulaşır. Bu aşama “sağ omuz”un oluşumunu ifade eder.<br />
Boyun çizgisi seviyesine gelen fiyatlar, daha önceki seviyelerde görülen taleple karşılaşılmaması sonucu bu seviyeyi aşağı doğru kırarlar ki bu durum “teyit” veya “kırılma” olarak adlandırılır. Fiyatların boyun çizgisini minimum %5 aşağı kırması ile formasyon onaylanır. Talebin zayıf olması halinde fiyat çok daha aşağılara inebilir; daha sonra yeni bir atakla tekrar boyun çizgisi civarında sona erebilir veya boyun çizgisini biraz yukarı doğru geçebilir.<br />
Anlatılan tüm bu safhaları ve özellikleri aşağıdaki grafikte görmek mümkündür:<br />
Bu dört safhadan herhangi birinin eksik olması halinde, formasyon ve beklenen seyri şüphe ile karşılanmalıdır. Boyun çizgisinin kırılması ile uzun vadeli satış kesinleşmekte, boyun çizgisine doğru yapılacak atak günleri son satış fırsatı olarak değerlendirilmektedir.<br />
Bu formasyonun en önemli ve karakteristik sayılabilecek özelliği; sol omuz ile sağ omuz işlem hacimleri karşılaştırıldığında daimi bir üstünlük kararına varılamaması ve bazen her iki tarafın da birbirine eşit olmasıdır. Ancak sağ omuzdaki işlem hacmi mutlaka sol omuz ve baştaki işlem hacminden daha düşük bir seviyede gerçekleşmekte; yani sağ omuz oluşurken fiyatlar yükselse de işlem hacminde kayda değer yükselişler görülmemekte ve işlem hacmi sol omuz ve kafa hacminin çok altında kalmaktadır.<br />
Boyun çizgisi genelde düz olmakla beraber, yukarı veya aşağı eğilimli de olabilmektedir. Aşağı eğilimli olması aşırı derecede zayıf bir piyasayı işaret ederken; yukarı eğilimli olması ise piyasanın sağlamlığı anlamını taşımaktadır. Bu çizgi destek görevi de gördüğü için kırılması ayrı bir önem taşımaktadır. Sağ omuzdan boyun çizgisine kadar gerileyen fiyatın çizgiden aşağı inmeden oyalanması formasyonun henüz tamamlanmadığı ve buradan tekrar yükselişe geçilebileceği anlamına gelir. Zira bazen formasyon sona ermeden tekrar yükseliş trendinin başlaması söz konusu olabilmektedir. Fiyatların boyun çizgisini aşağı doğru kırması ise formasyonunun tamamlandığını doğrular ve trend değişimine ilişkin sinyal verir (SAT sinyali).<br />
Omuz-Baş-Omuz Formasyonu’nun oluşumu 3-4 hafta ile birkaç yıl arasında değişebilmekte ve süre uzadıkça piyasadaki düşüş de daha büyük olmaktadır. Fiyatlar boyun çizgisini deldikten sonra düşüş ya da yükselişin boyun çizgisiyle kafa arasındaki mesafe kadar olması beklenir.<br />
Omuz-Baş-Omuz Formasyonu tamamlandıktan sonra fiyatın o güne kadar gitmekte olduğu yönü değiştireceği anlaşılmakta ve bu formasyondan hareketle fiyatın en az nereye kadar gerileyebileceği de belirlenebilmektedir. Bu amaçla yukarıdaki grafikte görüldüğü gibi, baş hizasındaki en yüksek kapanış fiyatından aşağı doğru dikey bir çizgi indirilmekte ve bu çizginin boyun çizgisi ile kesiştiği mesafe en az düşüş için ölçüm mesafesi olmaktadır. Fiyatın boyun çizgisini kırdığı noktadan itibaren bu mesafe kadar aşağı ineceği varsayılmakta; dolayısıyla boyun çizgisi ile baş arasındaki mesafenin az olması düşüşün de az olacağı şeklinde yorumlanmaktadır. Ancak bu hedef, düşüş trendinin sonunu değil; bu trend içinde hissenin ulaşabileceği en düşük fiyatı ifade etmektedir.<br />
Ters Omuz-Baş-Omuz Formasyonları<br />
Bu formasyon genelde düşüş trendlerinin sonunda görülmektedir. Formasyon kuralları Omuz-Baş-Omuz Formasyonu ile aynı olup, görünüşü tepede oluşan Omuz-Baş-Omuz Formasyonu’nun ters çevrilmiş haline benzemektedir.<br />
Ters Omuz-Baş-Omuz Formasyonları alçalan piyasadan yükselen piyasaya geçişin göstergesi olup piyasanın dip noktasında oluşmaktadır. Bu formasyonlar “Kafa Omuz Dip Formasyonu” olarak da adlandırılmaktadır.<br />
Bu formasyonda da işlem hacmi önemli karakteristik farklılıklar göstermektedir. Tipik Ters Omuz-Baş-Omuz Formasyonları’nda sol omuz oluşurken fiyatlar düşerken, tersine işlem hacmi yükselmekte ve genellikle sol omzun dip noktasında bu safhanın en yüksek düzeyine ulaşılmaktadır. Fiyatların toparlanıp boyun seviyesine kadar yükselmesiyle sol omuz tamamlanmış olmaktadır. Fiyatlardaki bu toparlanma ve yükselme sırasında işlem hacmi sol omuzdaki düşüş anındaki ve sol omuz dip noktasındaki işlem hacmine nazaran önemli ölçüde düşüktür. Sağ omuz işlem hacmi ise, boyun çizgisini delmesine yakın had safhaya ulaşmaktadır. İşlem hacmindeki bu yükseliş, formasyonun oluşturulması sırasındaki işlem hacminin en az 1,5-2 katı olmalıdır.<br />
Yukarıdaki  grafikte bir Ters Omuz-Baş-Omuz Formasyonu görülmektedir.<br />
Fiyatların boyun çizgisini geçtikten sonra en az boyun çizgisi ile baş noktası arasındaki mesafe kadar yükselmesi beklenir.<br />
Üçgen Formasyonları<br />
Üçgen Formasyonları en kolay tespit edilen formasyonlar arasında yer almaktadır. Genellikle hızlı trendlerde bir dinlenme safhası olarak ortaya çıkmakla beraber; bazı durumlarda da trendin dönüşünü işaret edebilmektedirler. Tabii bu, üçgenlerin oluşum süresi ve şekline de bağlı olan bir olaydır.<br />
Bu formasyonlar hem trend değişimi hem de erteleme formasyonu olarak gerçekleşmekte; ancak genellikle erteleme formasyonları olarak ortaya çıkmaktadırlar. Bunlar ana trend değişim formasyonları değil, orta vadeli trendlerde bu fiyat formasyonları 3-4 hafta sürerken uzun vadeli trendlerde bu süre 3-4 aya kadar devam etmektedir.<br />
Üçgen Formasyonları şekillerine göre üç gruba ayrılmaktadırlar:<br />
Simetrik Üçgen Formasyonları<br />
Yükselen Üçgen Formasyonları<br />
Alçalan Üçgen Formasyonları<br />
a- Simetrik Üçgen Formasyonları<br />
Bu üçgen şeklinde her zirve bir öncekine göre daha alt seviyede her dip de bir öncekine göre daha üst seviyede oluşmaktadır. Dolayısı ile zirvelerden gelen çizgi negatif eğimli iken, dipleri birleştiren çizgi de pozitif eğimli olmaktadır. Bu formasyonda kopma hangi yönde gerçekleşirse gerçekleşsin fiyatlar üçgenin ilk zirvesi ile ilk dibi arasındaki mesafe kadar minimum hedef ile yol almaktadır. Bu mesafeye ulaşmadan fiyatların geri dönmesi formasyonun başarısızlığı anlamına gelmekte ve tutulan pozisyonların ters işlem ile kapatılması gerekmektedir.<br />
Aşağıda bir Simetrik Üçgen Formasyonu grafiği görülmektedir:<br />
Genellikle fiyatların formasyonu kırma yönü, formasyona giriş yönünün tersi olmaktadır. Örneğin fiyatların formasyona aşağıdan girdiği durumlarda formasyon yukarı doğru kırılmaktadır. Bunun sebebi de üçgen formasyonların trend içinde bir dinlenme aşaması olmasıdır. Bununla beraber bazı durumlarda çizginin kırılmış olması da yeni trendi belirlememektedir. Örneğin tabandan geçen çizginin kırılması aslında düşüş ihtimaline işaret ederken, fiyat kısa sürede toparlanarak (ayı tuzağı) üst çizgiye doğru dönebilmekte ve üst çizgiyi aşarak yükseliş trendine başlayabilmektedir. Bu sebeple Simetrik Üçgendeki bu zorluğun dikkate alınarak işlemin biraz gecikmesini sağlamak yatırımcı açısından faydalı olabilmektedir. Bu değerlendirme yapılırken kırılma bölgesinde kapanış fiyatının en az %5 (bu oran yatırımcının risk tercihine göre değişebilmektedir) kadar çizginin dışında kalması gerektiği de göz önünde bulundurulmalıdır.<br />
Simetrik Üçgen Formasyonu başlamadan önce gelişen rallide işlem miktarı çok fazla olup, fiyatın ilk tepeyi yapıp gerilemesi ile bu miktarda azalma görülmektedir. Düşen fiyatlarda satıcılar ellerindeki hisseleri satmaya razı değilken; talebin artması ile birlikte küçük yükselişlerde el değiştiren hisse sayısı da biraz daha artmaktadır. İşlem miktarı formasyon boyunca genelde azalma eğilimine sahip olup, fiyatlar üçgenden aşağı ve yukarı doğru yönelebilmekte ve bu yön belirlenmeden önce sağlıklı bir tahminde bulunmak mümkün olmamaktadır.<br />
Fiyatların bu formasyonun dışına çıkınca ne kadar yükselip ne kadar düşeceğinin hesaplanmasında kullanılan kriterler ise şu şekildedir:<br />
Fiyatlar üst sınırı yukarı doğru kırmışsa, üçgenin sol üst köşesinden alt sınıra paralel çizilen çizgi seviyesine kadar yükselme yaşanacağı kabul edilir.<br />
Fiyatlar alt sınırı aşağı doğru kırmışsa, üst sınır çizgisine paralel çizilen çizgi seviyesine kadar düşme yaşanacağı kabul edilir.<br />
b- Yükselen Üçgen Formasyonları<br />
Bu formasyonun Simetrik Üçgen Formasyonu’ndan farkı, her dibin bir öncekinden daha yüksek seviyede gerçekleşmesine rağmen, zirvelerin aynı seviyede gerçekleşmesidir. Bu üçgende sol üst köşe dik açılı ve üst noktaları sınırlayan çizgi tam olarak yataydır.<br />
Alıcıların sürekli daha üst noktalardan gelmesi ve satıcıların da aynı seviyelerde kalması ile sıkışan fiyatlar bir süre sonra formasyonu kırmakta ve en düşük dip ile zirveler arasındaki mesafe kadar hedefle kırma yönünde ilerlemeye başlamaktadır. İşlem hacmi formasyonun ilk safhalarında yüksek gerçekleşmesine rağmen ilerleyen zamanlarda azalmakta ve formasyon kırılınca da tekrar artarak baştaki hacmi bile aşmaktadır.<br />
Yukarıdan geçen yatay çizgi formasyonun arz çatısı olup, sadece çok ender durumlarda yükselişlerden birinde gerçekleşecek aşırı talep çatıyı aşarak daha yükseğe çıkabilmektedir. Bu değerlendirme esnasında %3 seviyesinin altında kalan yükselişler dikkate alınmamalıdır. Ancak formasyon süresinde arz çizgisi sık sık zedeleniyorsa çizgi daha yukarı kaldırılmalıdır.<br />
Dipleri birleştiren çizgi ise formasyonun talep çizgisi olup; bu çizgiden aşağıda oluşan yeni dipler söz konusu olduğunda, bu durum talep çizgisinin mutlaka düzeltilmesini gerektirmektedir. Uzun bir düşüş döneminden sonra oluşan Yükselen Üçgen Formasyonu, düşüşün sona ermiş olduğunun çok önemli bir işareti olarak kabul edilebilmektedir.<br />
Daha önce de belirtildiği gibi işlem miktarı arada küçük yükselişler gösterse bile formasyonun başlangıcından sonuna doğru azalma eğilimi göstermekte ve formasyonun sonuna doğru aktivite iyice azalmaktadır. Eğer işlem miktarı hissedilir bir biçimde azalmıyorsa veya artış eğilimine sahipse formasyon başarısızlıkla sonuçlanmaktadır. Üstten yatay olarak fiyatları sınırlayan arz çizgisi kırıldığı noktada işlem hacmi belirgin bir şekilde artmaktadır. Kırılma noktasındaki işlem miktarı azlığı zayıflık (başarısızlık) belirtisidir. Çizgi ne kadar erken ve ne kadar çok miktarla kırılırsa trend de o kadar güçlü olmaktadır.</p>
<p>Aşağıda bir Yükselen Üçgen Formasyonu grafiği görülmektedir:<br />
c- Alçalan Üçgen Formasyonları<br />
Bu formasyonda dipler bir önceki diplerle aynı seviyelerde gerçekleşmelerine rağmen takip eden zirveler bir öncekinden daha düşük seviyelerde gerçekleşmektedir. Böylece üstten çizilen çizgi aşağı doğru alçalmakta ve arz çatısının aşağı dönük oluşu fiyatların gelecekte de düşeceğine işaret etmektedir. Fiyatların dipten dönüş noktaları ise hep aynı seviyede olduğundan dolayı bu noktalardan çizilen talep çizgisi yatay olmakta ve Yükselen Üçgendeki görüntünün tersi oluşmaktadır. Bu durum da, satış baskısının yoğunlaşarak fiyatın önceki seviyesine yükselmesini engellediğinden ve fiyatın aşağı inmesini önleyen alıcıların istekli olmamalarından dolayı, satıcıların giderek sabırsızlandığını veya artmakta olduğunu göstermektedir.<br />
Fiyatlar alt sınır çizgisi ile aşağı eğilimli üst sınır çizgisi arasında dalgalanmakta ve formasyon oluşurken gittikçe artan bir arz belirli bir fiyat seviyesinde bir taleple karşılaşmaktadır. Talebin tükendiği noktada ise fiyatlar formasyonu kırarak düşüşe geçmektedir.<br />
Alçalan Üçgen Formasyonlarda işlem hacmi, diğer üçgenlerdeki formasyon boyunca azalma ve kırılma sonrası artış gösterme özelliğinden farklılık gösterebilmekte; formasyon aşağı doğru kırılırken işlem hacminde artma olmayarak daha sonra fiyatın gerilemesi ile birlikte artma başlayabilmektedir.<br />
Anlatılan özellikler aşağıdaki grafikte görülen Alçalan Üçgen Formasyonu’nda görülmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/fiyat-formasyonlari.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yatırım Analizleri</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/yatirim-analizleri.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/yatirim-analizleri.html/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2009 11:56:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/genelbil/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Muhasebe]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=714</guid>
		<description><![CDATA[Yatırım analizlerinin birinci derecedeki amacı işletmenin gelecek dönemlere ilişkin kazanma gücünü saptamaktır. Yatırım analizleri, işletmenin uzun vadeli kaynaklarını sağlayanlar ile sağlamayı düşünenler tarafından yapılır. Bunlar bu günkü ve gelecekteki ortaklar ile borç sahipleri diye ikiye ayrılır. Burada borçlar uzun vadeli bir kredi olmasına rağmen, sürekli bir yatırım özelliğini taşıdığından yatırım analizleri kapsamına konulmaktadır. Uzun vadeli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yatırım analizlerinin birinci derecedeki amacı işletmenin gelecek dönemlere ilişkin  kazanma gücünü saptamaktır. Yatırım analizleri, işletmenin  uzun  vadeli kaynaklarını  sağlayanlar ile sağlamayı düşünenler  tarafından  yapılır. Bunlar bu   günkü ve gelecekteki ortaklar ile borç sahipleri diye ikiye ayrılır. Burada borçlar uzun vadeli bir kredi olmasına rağmen, sürekli bir yatırım özelliğini taşıdığından yatırım  analizleri  kapsamına  konulmaktadır. Uzun vadeli borçlar daha çok tah- viller biçiminde sağlanır.<span id="more-714"></span><br />
       Modern işletmelerde pay senedi veya tahvil sahiplerinin faaliyetleri, pay se-netleri  veya tahvillerini  olduğu gibi  koruma, satma veya  yenilerini  satın alma hususlarında  karar vermekle  sınırlıdır. Yatırım analizleri  bu kararların verilme-sinde  yardımcı olacak  sonuçları sağlar. Yatırım analizi  işletmenin ortaklar için hazırladığı raporlardan yararlanarak yapılır.<br />
       Yatırım  analistinin  birinci dereceli fonksiyonu:  ilgili yatırım;  sağlayacağı gelir, sahip olduğu emniyet ve riske  faktörleri  ile piyasadaki  sürüm  durumları bakımından değerlendirilmektedir.<br />
       Bir  işletmeye ait  tahvillerle  ilgili bir analizde, bu  tahvillerin  durumlarını saptamak ve bunlarla  ilgili bir karara varmak için şu üç husus üzerinde durulur:<br />
       *İşletmenin kazanma gücü,<br />
       *İşletmenin döner sermayesinin durumu,<br />
       *İşletmenin finansman kaldıracının durumu.<br />
        İşletmenin  kazanma  gücü ile  ilgili analizlerde  kısa  vadeli ve  uzun vadeli  kazanç trendleri saptanır. Bu faktörle ilgili olarak, analist işletmeyle ilgili ekono-mik trendler ve işletme  yöneticilerinin  nitelikleri ve kapasiteleri üzerinde durur. Döner sermaye bu  analizlerde önemlidir. Çünkü işletme  kazançlarının  azaldığı dönemlerde, faizler ile vadesi  gelen borç taksitlerinin  ödenme gücünü  gösteren bir ölçü işletmenin  diğer sermayesidir. Finansman  kaldıracıyla ilgili durumların saptanması  yabancı  kaynakla  öz kaynak  arasında belli bir oranın idame ettiril- mesinde yardımcı olur. Böylece işletme faaliyetlerinin  zararlı olduğu dönemler-de ve işletmenin  tasfiyeye zorlandığı durumlarda  yabancı kaynak için bir emni-yet marjı sağlanmış olur.<br />
       Tahvil  analizinin amacı, işletmenin, faiz ve borç taksitlerini vadesinde öde- me gücüne sahip olup olmadığını saptamaktır.<br />
       Adi pay senedi ile ilgili bir yatırım analizinin amacı, bir payın kazançlar ve temettülere ilişkin trendler incelenir. Bunların istikrarlı olup olmadığı ve işletme yöneticilerinin nitelikleri üzerinde durulur, analizlerde büyük ölçüde reşyolardan<br />
yararlanılır. Gelecek dönemlere tahmin ve mali planlama tekniklerinden fayda-lanılır. Çünkü işletmelere ait satışların, satış fiyatlarının, maliyetlerin ve diğer unsurların gelecek dönemlerdeki değerlerini tahmin etmeden, pay başına kazanç trendleri saptanmaz.<br />
       Adi pay senetlerini yatırımda bulunanların hedefleri; pay başına kazanç ve temettürlerinde sürekli ve istikrarlı bir artış sağlamaktır. Bu konuda yapılan ana-lizlerde yatırım sahiplerinin bu hedefi göz önünde bulundurulur. Doğru yatırım<br />
kararlarına ulaşmalar; ancak yatırım analizleri yoluyla mümkün olur.</p>
<p>ANALİZİ YAPAN KİŞİYE GÖRE MALİ ANALİZ ÇEŞİTLERİ<br />
       1.İç Analiz: İşletme içinden olan kümelerin (yöneticiler muhasebeci ve iç denetçiler) işletmenin bütün mali tablo ve dökümanlarından faydalanarak yap-tıkları analizdir.<br />
       2.Dış Analiz: İşletmeyle dış ilişkisi bulunan üçüncü şahısların (bankalar, sa-tıcılar, işletmeye yatırım yapmak isteyenler) işletmenin kamuya açıklanmış raporlarından faydalanarak yaptıkları analizdir.</p>
<p>MALİ ANALİZ TEKNİKLERİ<br />
       * Karşılaştırmalı mali tablolar analizi,<br />
       * Dikey (yüzde) analizi,<br />
* Eğilim yüzdeleri (trend) analizi,<br />
* Oran (reşyo) analizi.</p>
<p>        I ) KARŞILAŞTIRMALI MALİ TABLOLAR ANALİZİ<br />
       Karşılaştırmalı tablolar analizi bir işletmenin birden fazla dönemine çit bilanço ve gelir tablolarının kendi aralarında karşılaştırılmasıyla değişmele- rin artış veya azalış olarak hesaplanması ve yorumlanmasıyla elde edilir.<br />
       Çeşitli tarihlerde çit mali tabloların karşılaştırılması; işletmenin geçmiş-teki ve halihazırdaki durumunu görmeye, bugünkü durumunun geçmişten farkını görmeye ve böyle bir durumda gelecekte nasıl bir gelişme göstere-ceğini tahmine imkan verir. Karşılaştırmalı tabloların hazırlanmasının bir şekli mali tabloların ilgili yıllara ait rakamların aynen alınıp, karşılıklı yazıl-ması şeklinde olabilir. Bu taktirde rakamlar yuvarlaklaştırılır. Özellikle iki-den fazla yıla ait mali tablonun karşılaştırması yapılırken sadece mutlak ra-kamların ek alınması bazı sakıncalar yaratabilir. Örnek; kalemlerdeki azal-ma ve çoğalma ilk bakışta görülmeyebilir.</p>
<p>KARŞILAŞTIRMALI TABLOLAR ANALİZİ TEKNİĞİNİN MALİ TABLOLARA UYGULANMASININ GENEL ESASLARI<br />
       Karşılaştırmalı tabloları sadece mutlak rakamlarla hazırlamanın yarattı-ğı sakıncaları ortadan kaldırmanın tek çaresi, tabloya azalma veya çoğalma-lar ile yüzde sütunlarını eklemektir. Karşılaştırmalı tablolar iki veya daha fazla yıla  ait tablolar ele alınarak düzenlenir. İlk sütun bütün tablolar için müşterektir ve hesapları yazmaya yarar; hesapları gruplandırmaya yer vererek ve ilgili tablonun şekil şartlarına uyularak sıralanır. Sonra kaç yıla ait tablo ele alınmışsa o kadar sütun açılarak, ilk yıldan başlayarak son yıla veya son yıldan başlanarak ilk yıla doğru tarihleri itibari ile mutlak rakamlar bu sütunlara yazılır. Bunu takiben azalma ve çoğalma sütunlarını açmaya sıra gelir. iki yıla ait tablo karşılaştırmasında bir, üç yıl için iki ve dört yıl için üç azalma ve çoğalma sütununa yer verilir. Bu sütunlara yazılacak fark-<br />
lar ya bir yıl önceki, ya da baz yıl esasına göre bulunur. Bir yıl önceki yıl, tarih sırasına göre yapılacak karşılaştırmalarda ard arda gelen yılların ilkini ifade eder. Bu, iki yıla ait tablo karşılaştırmasında da, ikiden fazla yıla ait tabloların karşılaştırılmasında da aynıdır, değişmez. Baz yıl esası, eğer bir önceki yıl esası uygulanmamışsa, ikiden fazla yıla ait tabloların karılaştırılması halinde uygulanabilir. Baz yıldan kasıt, işletmenin durumunu bugüne kadar olan yaşantısı içerisinde en normal aksettiren bir yılın esas alınmasıdır. Diğer yıllar hep bu baz yıl  ile karşılaştırılmak suretiyle farklar tespit edilir. Baz yılın faaliyet bakımından normal bir yılı temsil etmesi, işletmenin ne olduğundan kötü, ne olduğundan iyi görünmesine neden olur. Bu ikinci usulde tablo baz yıldan başlatılır ve bütün diğer yıllar bu ilk yılla karşılaştırılır. İlk yıl veya baz yıl esaslarının her ikisinde, farklar hangi yılların karşılaştırılmasından bulunuyorsa, azalma ve çoğalma sütunlarına o tarihler yazılır.<br />
      Karşılaştırmalı tablolarda en son yüzde sütununa yer verilir. Bu da, ele alınan yıl sayısına göre değişir: iki yıl için bir tane, üç yıl için iki ve dört yıl için üç tane açılır. Sütunlara bir önceki yıl veya baz yıl esasına göre azalma ve çoğalmayı bulmak için hangi yıllar karşılaştırılıyorsa, o yıllar yazılır. Yüzdeler, ilgili yıllara ait azalma veya çoğalmayı ifade eden rakamın 100 ile çarpılıp bir önceki yıl veya baz yıl olarak tayin edilen yılın rakamına bölünmesiyle bulunur. Çıkan neticeler,azalma ve çoğalmaların yüzde ile ifadesinden başka bir şey değildir. Yüzdelerin hesaplanışı sırasında bir önceki yıl veya baz yıl tarihinde rakam mevcut olup da karşılaştırmanın diğer yılında rakam yoksa, bunun yüzde olarak azalışı %100 olarak; fakat bir önceki yıl veya baz yılda rakam olmayıp, karşılaştırmaya giren diğer yılda rakam varsa, bir sayının 0‘a bölünmesi sonsuz çıkacağından, yüzde sütununa bir şey yazılmaz, çizgi konur.<br />
      Mutlak rakamlar ve yüzdeler halindeki azalma ve çoğalmalar rakamlardaki önemli değişmeleri aksettirir. Bunlardan birinin değişmenin önemini göstermemesi halinde, diğeri onun eksiğini tamamlayıcı bir rol oynar.</p>
<p>KARŞILAŞTIRMALI  BİLANÇO ANALİZİ VE YORUMU </p>
<p>              Karşılaştırmalı bilanço iki veya daha fazla tarihe ait bilançonun yukarda   belirtilen esaslara uyularak mukayesesi şeklinde düzenlenir. Bu sayede hem ele alınan yılların kapanışlarından sonraki hesap bakiyelerini, hem de bunlarda meydana gelen değişmeleri görmek suretiyle ilgili işletmenin geçmişteki, son haldeki ve gelecekteki mali durumu hakkında fikir edinmek mümkün olur.<br />
              Karşılaştırmalı bilançonun düzenlenmesinde aktif ve pasif kalemlerin sınıflandırılması esasına sadık kalınmalıdır. Bu kalemler arasındaki farklar şeklinde bulunacak neticelerin tek başına incelenmesiyle kalınmayıp, onun bu haliyle belirli bir grup içinde yer alışının da ne anlama geleceğini araştırmaya sevk edecektir.</p>
<p>KARŞILAŞTIRMALI GELİR TABLOSU ANALİZİ VE YORUMU</p>
<p>              Bir hesap dönemine ait gelir tablosu o dönemin faaliyet sonuçlarını gösterir.  Halbuki iki veya daha fazla döneme ait gelir tabloları mutlak ve yüzde artış veya azalışlara da yer vermek suretiyle yan yana konularak karşılaştırılırsa, gelişmeleri de görecek şekilde daha çok bilgi elde edilir.<br />
              Karşılaştırmalı gelir tablosu tanzim ederken gelir tablosunun bölümlerinde ve dolayısıyla kalemlerinin sıralanışında herhangi bir değişikliğe lüzum yoktur. İki hesap dönemine ait gelir tablosunun karşılaştırılmasında önceki yıl mukayesi esas olur;ikiden fazla döneme ait gelir tablolarının karşılaştırılmasında ya bir önceki yıl esası uygulanır, ya da baz yıl seçilerek bütün diğer yıllar onunla mukayesi edilir.<br />
              Kısacası, ilk iş olarak önemli değişmeler tespit edilir ve sonra bu değişikliğin nedenleri araştırılır. Bu amaçla ele alınan kalemin gelir tablosu veya bilanço kalemleriyle olan ilişkileri ile işletmenin piyasa içindeki durumu ve genel iktisadi şartlarının göz önünde tutulması gerekir.</p>
<p>DEĞİŞMELERİN YORUMU</p>
<p>Ele alınan kalemdeki mutlak ve yüzde değişim belirlenir.<br />
Değişimin nedenleri belirlenir.<br />
Artış veya azalışın kalemin özelliği dikkate alınarak mali durum ve faaliyet sonuçları bakımından ne anlam taşıdığı belirlenir.<br />
Nedenler ile oluşan sonuçlar karşılaştırılır.<br />
Değişmelerin gelecekteki boyutları tahmin edilir.</p>
<p>              II) DİKEY (YÜZDE ) ANALİZİ<br />
                Dikey analiz; Bir işletmenin mali durumunu faaliyet sonuçlarını tanıyıp, hakkında tam bir hüküm verebilmek için onun faaliytte bulunduğu endüstri kolundaki diğer işletmenin durumuyla karşılaştırılması gerekir. Bir işletmenin mali tablolarının yan ayna getirilmesiyle elde edilen karşılaştırılmalı tablolar bu imkanı vermez. Bunun için kalemleri tablo içindeki nisbi önlemlerine göre yazarak başka işletmelerinki ile karşılaştırırız. bu aynı zamanda işletmenin kendi içinde de analiz edilmesini mümkün kılar.<br />
              Yüzde tekniğinin uygulanmasıyla, mali tabloların anlaşılması daha kolaydır. Aksi takdirde mali tablolar üzerinde bilgi vermek isteyenlerin, tablodaki rakamları okumak ve tekrarlamak suretiyle konuşmaları büyük rakamla boğulacak ve anlatılmak istenen şey belki de gereği gibi ortaya konamayacaktır. İşte bu büyük rakamların yerine 100’e göre hesaplanıp bulunan yüzdeler şeklindeki yeni rakamlar bütün bu sakıncaları ortadan kaldıracaktır.<br />
              Yüzde usulünün bir diğer iyi tarafı, işletmenini büyüklüğünü müstakil olarak gösterir, bünyeyi açık bir şekilde gözler önüne sermesidir.</p>
<p>DİKEY ANALİZDE YORUMUN ESASLARI</p>
<p>              Dikey analiz işletmenin kaynak yapısı varlık ve kaynak yapısı ile dönem net karının nasıl oluştuğunu açıklayan bir analiz tekniğidir. Tek bir yıla ilişkin muhasebe bilgilerine uygulanır. Ayrıca birden çok yılın dikey yüzdeleri karşılaştırılarak yapısal değişim ve gelişim analiz edilebilir.<br />
              Dikey analiz bir taraftan işletmeyi kendi içerisine anlamaya, diğer taraftan başka işletmelerle karşılaştırmaya imkan sağlar.</p>
<p>TABLOLARIN YÜZDELERLE İFADE EDİLMESİ<br />
Bilançonun yüzdelerle ifade edilmesi:<br />
Bir bilançonun yüzdelerle ifade edilmesinin esası, bilançonun aktif ve pasif toplamlarını 100 kabul ederek her aktif veya pasif kalemin kendi kolon toplamına olan oranını bularak bilanço tanzim etmeye dayanır. Kalemin ayrıca kendi grupları içindeki oranlarına da yer verilir. Bunun için grup toplamı 100 kabul edilerek o grubu meydana getiren her kalemin grup toplamına olan oranının hesaplanması gerekir.<br />
Bu tür bir bilançonun tanziminde dört kolona yer verilir. Bu kolonlar ;<br />
Bilanço kalemleri,<br />
Mutlak rakamlar,<br />
Grup toplamı içindeki yüzdeler,<br />
Genel toplam içindeki yüzdeler.</p>
<p>Gelir tablosunun yüzdelerle ifade edilmesi:<br />
Net satışları 100 kabul edilerek, diğer gelir tablosu kalemlerinin buna oranlanmasıyla bulunacak sonuçların yer aldığı tabloya  yüzdelerle ifade olunmuş gelir tablosu denir. Bu şekilde tanzim edilmiş iki veya daha fazla yıla ait gelir tablolarının analiz ve yorumunda, net satış hasılatına kıyasla her kalem için yıllar itibariyle meydana gelmiş değişmeler ele alınır ve bunların sebep ve neticeler bulunmaya çalışılır.</p>
<p>      III) ORAN (REŞYO) ANALİZİ</p>
<p>      Reşyolar, mali tablolarda yer alan kalemler arasındaki ilişkilerdir.<br />
      Bu kalemlerin hepsi bir mali tabloda yer alabileceği gibi, ayrı ayrı tablolarda<br />
yer alabilir. Reşyolar oran veya yüzde ile ifade edilebilirler. Çoğunlukla münferit ‘reşyo’ kullanılmaz, fakat seri halinde ‘reşyo’ lardan faydalanılmaktadır. Fakat bütün aynı plana konmadığı takdirde bir parça uzun olan liste derhal kullanılamaz. Bu takdirde bünye ile ilgili &#8216;reşyo’lar tanzim edilmeye çalışılır.<br />
      Mali analiz arcı olarak reşyolar, bilanço ve gelir tablosunda yer alan kalemler ve gruplar arasındaki ilişkiyi açıklar.<br />
       Reşyoların kesin sonuç olmadığı akıldan çıkarılmamalıdır. Reşyolar çeşitli amaçlar için kullanılırlar ve işletmenin mali durumu faaliyet sonuçları hakkındaki belirli sonuçlara cevap verebilirler.<br />
       Reşyo analizinde, analistin de bilmesi gerekli bazı sınırlamaları vardır. Reşyo analizinde ilk zorluk, verilerin ancak bir bütün halinde olduğu takdirde kullanılabilecek olmasıdır. İşletmenin çeşitli bölümleri veya bağlı işletmelere ait verilerin bir araya getirilmeleri gerekir.<br />
       İkinci güçlük, değişik muhasebe tekniği kullanmak yüzünden, şirketler aynı endüstri dalında olsalar dahi mukayese olanağı ortadan kaldırılmaktadır. Monotonluğun olmaması, amortisman metodlarını, stok değerleme metodlarını ve diğer muhasebe metodlarını farklı kılmaktadır. Kısaca, firma değeri, bilanço rakamlarıyla gerçek anlamda yansıtılmamaktadır.<br />
       Üçüncü güçlük ise, fiyat seviyesindeki değişmelerdir. Bu da kıyaslanabilir reşyo analiz sonuçlarını etkileyebilir.<br />
       En önemli sınırlama ise; mali tabloların, işletmenin geçmiş faaliyetlerine dayanmasıdır. Amaç, gerçekleşmesi muhtemel sonuçlara yaklaşabilmek olduğundan, analistin elindeki olanaklarına bu açıdan bakmak gerekir.<br />
       Sonuç olarak, reşyolar kalemler arasındaki ilişkiyi gösterir. Fakat bu ilişkinin nedenlerini gösteremezler.<br />
       Reşyo analizinde bu sınırlamalar olmasına rağmen, bu analiz tipi, faaliyetlerdeki standartlardan sapmalar olduğunda, trendler göstermede yardımcı olmaktadır.<br />
       Reşyo analizi, işletme durumu ve faaliyetlerini ihtiva eden muhasebe raporlarının çok daha kolay anlaşılmasını sağlayan faydalı bir tekniktir. Bunlar, özellikle yönetimin denetlenmesinde ve işletmenin ekonomik düzeni üzerinde bir hükme varmak için kullanılmaktadır. Bunların hesabının muhasebe kontrolünün hazırlanmasında da değeri vardır.<br />
       Reşyolar çeşitli gruplarda incelenmektedir. Bunlar;<br />
Likidite reşyoları,<br />
Mali reşyolar,<br />
Faaliyet reşyoları,<br />
Karlılık reşyoları.<br />
LİKİDİTE REŞYOLARI</p>
<p>       İşletmenin kısa vadeli borçlarını zamanında yerine getirip getiremeyeceği, ödeme gücünü ortaya koymak, net çalışma sermayesini günlük faaliyetlerini karşılamada yeterli olup olmadığını saptamak için kullanılır.<br />
       Likidite reşyoları kendi aralarında üçe ayrılır:<br />
Cari reşyolar,<br />
Likidite reşyoları,<br />
Hazır değerler reşyosu.</p>
<p>Cari reşyolar: İşletmenin döner değerlerinin, kısa vadeli borçlarına nisbet<br />
edilmesiyle ortaya çıkan reşyodur.<br />
       Bu reşyo, cari aktiflerin kayba uğremadan kısa vadeli kreditörlere ne derece dayanacağını gösterir, yani kreditörlerin emniyet marjını ölçer. </p>
<p>Cari reşyo = Döner değerler (cari aktifler)<br />
                             Kısa vadeli borçlar (cari pasifler)</p>
<p>       Döner değerlerden maksat; kasa mevcutları, banka mevcutlar, geçici yatırımlar, alacaklar, stoklar. Kısa vadeli borçlardan maksat ise; Ticari borçlar,borç senetleri, ödenecek vergi ve giderlerdir.<br />
       Döner değerleri nakit ile bir yılda nakte çevrilebilecek kıymetler meydana getirmektedir. Kısa vadeli borçları da aynı vadeyi taşıyan borçlar teşkil eder.</p>
<p>Likidite reşyosu: Likidite reşyosu;</p>
<p>Likidite reşyosu = Dönen varlıklar – (stoklar + gelecek ay.ait gid. + ver.sip.av.)<br />
                                              Kısa vadeli yabancı kaynaklar</p>
<p>       Likidite oranı cari oranı tamamlayan, onu daha nalamalı hale getiren bir ölçüdür. Özellikle  Cari oranın stokların fazla olması nedeniyle yüksek çıkması durumunda Likidite Oranı borçların ödenmesi ve günlük faaliyetlerin devam için gerekli varlıklar bakımından daha anlamlı sonuç verir. </p>
<p>Hazır değerler reşyosu: Hazır değerler reşyosu;</p>
<p>Hazır değerler reşyosu = Hazır değerler  +  menkul kıymetler<br />
                                         Kısa vadeli yabancı kaynaklar</p>
<p>       Bu oran işletmenin satışlarını ve alacaklarının tahsilinin bir süre için durması durumunda borç ödeme gücünün yeterliliğinin göstermektedir.</p>
<p>MALİ REŞYOLAR </p>
<p>Finansal yapı ile ilgili oranlar işletmenin finansmanında yabancı kaynaklardan ne ölçüde yararlandığını ve işletmenini gelecek dönemlerde zarar etmesi, varlıklarının değerinin düşmesi gelecek yıllarda  beklenen nakit akışını gerçekleşmemesi durumunda borçların ödenip ödenemeyeceği konularında önemli bilgiler sağlar. Mali oranlar borçlar ile öz kaynaklar ve borçlar ile varlıklar arasındaki ilişkilerden doğmaktadır.<br />
Finansal yapı ile ilgili oranlar;<br />
* Borçların öz kaynaklara oranı,<br />
        * Borçların varlık toplamına oranı,<br />
        * Kısa vadeli yabancı kaynakların öz kaynaklara oranı,<br />
        * Maddi duran varlıkların öz kaynaklara oranı,<br />
        * Sabit finansman giderlerini karşılama oranı.</p>
<p>Borçların Öz Kaynaklara Oranı</p>
<p>Borçların öz kaynaklara oranı = Toplam borçlar * 100<br />
                                                                          Öz kaynaklar</p>
<p>Borçların Varlık Toplamına Oranı</p>
<p>Kaldıraç oranı = Toplam borçlar * 100<br />
                                                              Toplam varlıklar</p>
<p>        Oran varlıkların % kaçının yabancı kaynaklara finanse edildiğini gösterir.</p>
<p>Kısa Vadeli Yabancı Kaynakların Öz Kaynaklara Oranı<br />
       Kısa vadeli yabancı kaynakların öz kaynaklara oranı şu formülle bulunur;</p>
<p>                          Oran = Kısa vadeli yabancı kaynaklar * 100<br />
                                                     Öz kaynaklar</p>
<p>Maddi Duran Varlıkların Öz Kaynaklara Oranı</p>
<p>Oran = Maddi duran varlıklar * 100<br />
Öz kaynaklar</p>
<p>Sabit Finansman Giderlerini Karşılama Oranı</p>
<p>       Bu oran; uzun vadeli yabancı kaynaklar için ödenecek finansman giderlerinin işletmenin karıyla karşılanıp karşılanamayacağını, dolayısıyla uzun vadeli kredi verenlerin faiz olarak işletmeden alacakları payın güvenliğini ölçmede yararlı bilgiler sağlar. Bu oran aşağıdaki formülle bulunur;</p>
<p>  Oran = ______Faaliyet karı_______<br />
              Uzun vadeli borçlanma giderleri</p>
<p>       Oran, bir işletmenin uzun vadeli borçlanma giderlerinin kaç katı büyüklüğünde faaliyet karı elde ettiğini gösterir. </p>
<p>FAALİYET REŞYOLARI</p>
<p>Çalışma durumunun analizinde kullanılan oranlar, işletme varlıklarını faaliyetlerinde verimli ve etkin kullanılıp kullanılmadığını incelenmesine yardımcı bilgiler sağlar. İşletmeye ait bu bilgiler sektördeki diğer işletmelerle, rakip işletmelerle veya benzer işletmelerle karşılaştırmak suretiyle aktiflerin verimliliğini veya etkinliğini ölçülmesinde kullanılır.<br />
Faaliyet oranları:<br />
Ticari alacakların devir hızı oranı<br />
Stokların devir hızı oranları<br />
Dönen varlıkların devir hızı oranı<br />
Maddi duran varlıkların devir hızı oranı<br />
Aktiflerin devir hızı oranı<br />
Öz kaynakların devir hızı oranı</p>
<p>Ticari Alacakların Devir Hızı Oranı :<br />
       Bu oran kredili satışlardan doğan alacakların bir yıl içerisinde kaç kez tahlil edildiğini ve dolayısıyla alacakların tahsil kabiliyeti ve likiditesini gösterir.<br />
        Devir hızı oranı bu formülle bulunur :</p>
<p>Alacakların devir hızı = Kredili satışlar<br />
                                                                         Ticari Alacaklar</p>
<p>       Oran, kredili satış politikalarının oluşturulmasında kullanılır.<br />
       Alacak devir hızı oranına dayanılarak  alacakların ortalama tahsilat süresi oranı da hesaplanabilir. Bunun formülü : </p>
<p>      Alacakların ortalama tahsil süresi  =  _____ 360  _____<br />
                                                                                     Alacak devir hızı</p>
<p>       Stok Devir Hızı Oranları :<br />
       Bu oranlar, stok kalemlerinin ne kadar bir süre içerisinde üretim faaliyetinde tükendiğini veya satış hasılatına dönüştüğünü ölçmeye yarayan oranlardır.</p>
<p>Ticaret işletmelerinde stok devir hızı = Satılan malın maliyeti<br />
                                                                                    Ortalama stok </p>
<p>                 Stok devir hızı =                         Satılan ticari mal maliyeti<br />
                                                          Dönem başı tic. mal + Dönem sonu tic. mal<br />
                                                        2</p>
<p>       İmalat işletmelerinde ;    </p>
<p>İ.M.M.Devir hızı oranı =  İmalata verilen hammadde maliyeti<br />
                                                                 Ortalama hammdde stoku </p>
<p>Yarı mamul stok devir hızı oranı = İmal edilen malın maliyeti<br />
                                                                        Ortalama yarı mamul stoku </p>
<p>Mamul stok devir hızı oranı  = Satılan malın maliyeti<br />
                                                                        Oratalama mamul stoku </p>
<p>       Dönen Varlıkları Devir Hızı Oranı :<br />
       Bu oran, dönen varlıkların kaç katı satış yapıldığını gösterir. Bu oran şu formülle bulunur :</p>
<p>       Oran = ________________Net satışlar________________<br />
                   Dön. Baş. Dönen Varlık + Dön. Son. Dönen Varlık<br />
                                                           2</p>
<p>       Maddi Duran Varlıkların Devir Hızı Oranı :<br />
       Bu oran, maddi duran varlıkların kaç katı büyüklüğünde satış yapıldığını gösterir. İşletmenin maddi duran varlıkları verimliliğini ölçmeye yarar.</p>
<p>Mad.Dur.Var.Devir Hızı Oranı =          Net satışlar<br />
                                                                                   Mad.Dur.Var, Net</p>
<p>       Varlık Devir Hızı Oranı :<br />
       İşletmenin sahip olduğu tüm varlıkların verimliliğinin ölçümünde kullanılan bir orandır. Varlıkların kaç katı oranında satış elde edildiğini gösterir.</p>
<p>Varlık devir hızı oranı = Net satışlar<br />
                                                                           Varlık toplamı<br />
Öz Kaynakların Devir Hızı Oranı :<br />
Bir dönemde öz kaynakların kar katı oranında satış yapıldığını gösterir.<br />
Öz sermaye devir hızı = Net satışlar<br />
                                          Öz kaynaklar</p>
<p>       Karlılık Oranı : İşletmenin faaliyetlerindeki başarıyı ölçmeye yarayan oranlarda karlılık yöneticilerin başarısını değerleme kriterlerinden birisidir.<br />
       Karlılık oranları aynı zamanda işletmenini elde ettiği karın ölçülü, yeterli, sürekli, olup olmadığının tespitinde kullanılmaktadır. </p>
<p>       * İşletmenin karlılık analizinde kullanılan oranları hesaplamada temel alınan ölçülerin farklı olması nedeniyle ve farklı amaçlara hizmet etmesi bakımından üç bölümde incelenmektedir :</p>
<p>Satışların karlılığa oranları<br />
Brüt satış karının net satışlara oranı ; Bu oran, satış hasılatı ile satılan<br />
malın maliyeti arasındaki fark olarak brüt satış karının net satış hasılatındaki yerinin önemlilik derecesini gösterir.</p>
<p>                                           Brüt satış karı * 100<br />
                                              Net satışlar</p>
<p>Faaliyet karının net satışlara oranı ;<br />
                                                       Faaliyet karı * 100<br />
                                             Net satışlar</p>
<p>Dönem net karının net satışlar oranı ;<br />
Dönem net karı * 100<br />
                                                        Net satışlar</p>
<p>Faaliyet giderlerinin net satışlara oranı ;<br />
Faaliyet giderleri * 100<br />
                                                       Net satışlar </p>
<p>       2) Sermaye ile kar arasındaki ilişkileri gösteren oranlar : İşletmenini başarısının değerlendirilmesinde kullanılan ve satışların karlılığına göre daha fazla anlamalı olan karlılık sermayenin karlılığıdır. Öz ve yabancı kaynakların kullanıldığı yatırımlar ile bu yatırımlardan elde edilen gelir unsurları arasındaki ilişkiler bu oranlar aracılığıyla analiz edilmektedir.<br />
       Kar ile sermaye arasındaki ilişkiler şu üç oran yardımıyla incelenmektedir :		</p>
<p>2. 1) Öz kaynakların amortisman oranı ;<br />
Öz kaynakların amortisman oranı = Dönem net karı * 100<br />
                                                         Ortalama öz kaynaklar<br />
2.2) Sermayenin amortisman oranı ;<br />
Sermayenin amortisman oranı = Dön. Karı + Finans. Gid. * 100<br />
                                                                  Öz kaynak + Uz. Vad. Yab.Kay.		</p>
<p>2.3) Net karın toplam varlıklara oranı ;  Bu oran varlıkların işletmede ne ölçüde karlı kullanıldığını göstermek için kullanılmaktadır.<br />
Oran = Dönem net karı * 100<br />
     Toplam varlıklar </p>
<p>       3) Ortaklara yeterli kar payı sağlanıp sağlanmadığının belirlenmesinde kullanılan oranlar :</p>
<p>       ORANLARIN YORUMU<br />
       * Anlamlı olduğu kabul edilen genel ölçülerle, deneyimler sonucu bulunması yeterli olarak kabul edilmiş oranlarla karşılaştırılır.<br />
       * Birbirleriyle ilgili çeşitli oranların birlikte değerlendirilmesi yapılır.<br />
       * İşletmenin geçmiş yıllar oranları ile karşılaştırılır.<br />
       *İşletmenin hesaplanan oranlarının aynı endüstri kolundaki benzer işletmenin oranları ile karşılaştırma veya sektör ortalamaları ile kıyaslaması yapılır.<br />
       Reşyo analizinin yorum esaslarını dört aşamada toplamak mümkündür. Bunlar:<br />
Çıkan sonucun  ve anlamının ne olduğu belirlenir.<br />
Çıkan sonucun yeterliliği, genel kabul görmüş orana, geçmiş yıllara, sektör ortalamasına göre kıyaslanarak belirlenir.<br />
Çıkan sonucun formülün pay veya paydasındaki kalemlerden hangisinin ya da her ikisinin de etkisinde olup olmadığı belirlenir.<br />
Çıkan sonucun işletmenin mali durumunu veya faaliyet sonuçlarına etkisi belirlenir.</p>
<p>TREND (EĞİLİM) YÜZDELERİ ANALİZİ TEKNİĞİ</p>
<p>       TREND (EĞİLİM) YÜZDELERİNİN GEREĞİ<br />
       Birbirini izleyen yıllara ait bilanço ve gelir tablolarında yer alan kalemlerin zaman içerisinde gösterdikleri eğilimler daha ayrıntılı bir şekilde ve dinamik olarak bir analiz yapmaya imkan verir. </p>
<p>TABLOLARIN TREND (EĞİLİM) YÜZDELERİ ÜZERİNDEN<br />
TANZİMİ<br />
       Trend yüzdeleri üzerinden mali tablo tanzimi için birbirini izleyen tarihler itibariyle uzunca bir döneme ait bilanço ve gelir tablosunun mevcudiyeti şarttır. Ele alınan bu tabloların her kalemine ait eğilim yüzdeleri hesaplanır. Eğilim yüzdelerinin tespiti iki şekilde hesaplama yapılabilir. Birinci şekil hesaplamada; bir yılın mali tablosundaki tutarlar esas (baz) olarak alınır ve diğer bütün yılların artış ve eksilişleri bu tutarlara göre hesaplanır. Bu takdirde, baz olarak seçilen yılın her bakımdan normal bir yıl olmasına özellikle dikkat edilir. Zira, buhranlı bir yıl esas alınmışsa, sonraki yıllarda olduğunun aksine işletmenin durumu çok iyi görünecektir. Eğer işletmenin en randımanlı, fevkalade bir yılı esas alınmışsa; sonraki yılların durumu gerçeğin aksine çok kötü görünecektir. Bu şekil hesaplama, baz yıla ait tablodaki her kalem tutarı 100 kabul edilerek, ele alınan kalemin diğer yıllardaki tutarları hep buna oranlanır. Elde edilen sonuçlar ya 100’den küçük, ya da büyük ve aynı olacaktır.<br />
       Eğilim yüzdelerinin diğer bir hesaplama şekli ise, her yılın mali tablo kalemlerindeki değişiklikleri daima bir önceki yılın kalemlerine göre tespit edilmesidir. Yani her yıl için bir önceki yıl esas (baz) yıl olarak kabul edilecektir.<br />
        Eğilim yüzdelerinin, mali tabloların bütün kalemleri için hesaplanmasına gerek yoktur. Öncelikle önemsiz bilanço kalemlerinin ve diğer kalemlerle ilişki kurulamayan kalemlerin eğilim yüzdeleri hesaplanmaz. Zira, bir mali tablo kaleminin eğilim yüzdesi tek başın yeterli bilgi verecek durumda değildir. Bu nedenle, aralarında anlamlı ilişkiler kurulabilecek kelemlerin eğilim yüzdeleri hesaplanmalıdır.</p>
<p>Bilanço ve Gelir Tablosu Eğilim Yüzdeleri Üzerinden Hesaplanması<br />
       Her bakımdan normal olan yıl baz alınarak aşağıdaki formüle göre bilanço ve gelir tablosundaki kalemlerin yüzdeleri bulunur. Baz yıl 100 kabul edilir.<br />
Kalemin diğer yıllardaki tutarı * 100<br />
                                       Kalemin baz yıldaki tutarı  </p>
<p>Yıllar itibariyle enflasyon oranları ;<br />
Devlet İstatistik Enstitüsü Verilerine göre 1994=100 baz olarak kabul edilmiştir.<br />
                                                            1995     1996      1997     1998     1999<br />
Toptan eşya fiyat endeksi(yıllık)       86,0       75,9      81,8       71,8      53,1<br />
Tüketici fiyatları endeksi(yıllık)        88,0       80,4      85,7       84,6      64,9</p>
<p>Eğilim Yüzdeleri Analiz Tekniğinde Yorumlanması Gereken Kalemler ve  Etkileşimleri<br />
Dönen varlıklar – Kısa vadeli yabancı kaynaklar<br />
Maddi duran varlıklar – Net satışlar<br />
Yabancı kaynaklar – Öz kaynaklar<br />
Stoklar – Net satışlar<br />
Ticari alacaklar – Net satışlar<br />
Dönen varlıklar – Net satışlar<br />
Net satışlar – Brüt satış karı </p>
<p>          Dönen  Varlıklar – Kısa Vadeli Kaynaklar<br />
       İki kalem arasındaki ilişki net çalışma sermayesi anlamında ele alınır. İşletmenini döner kıymetlerindeki azalma eğilimine karşılık kısa vadeli borçlarında çoğalma eğilimi söz konusu ise ; bu durum olumlu karşılanamaz. Bu takdirde, sabit kıymetlerin ve uzun vadeli borçların eğilim artış ve azalışlarını da incelemek gerekir. Zira böyle bir durum işletmenin kısa vadeli borçlarını ödemede güçlük çekeceğini ve hatta çok zor durumda kalabileceğini gösterir. Ancak döner kıymetlerdeki artış eğilimine karşılık, kısa vadeli borçlarda bir azalma olursa; bu durum olumlu karşılanabilir. Zira bu durumda, işletmenin kısa vadeli borçlarını ödeme gücü yüksek demektir. </p>
<p>       Maddi Duran Varlıklar – Net Satışlar<br />
       Bu kalemler arasındaki ilişki kapasite anlamında ele alınır. Net satışlardaki hızı artış eğilimine karşılık maddi duran varlıklardaki artış eğiliminin normal olması işletmenin kapasitesini tam kullandığını gösterir. Bu durum, maddi duran varlıklara yapılan yatırımın geri döndüğünü, sabit maliyetlerin birim başına düşük olduğunu ve dönen varlıkların dönüşüm hızının artacağığnğ gösterir.<br />
       Maddi duran varlıkların hızlı artış eğilimine karşılık net satışlardaki artışın normal olması veya azalması durumunda olumsuz koşullar gerçekleşebilir.</p>
<p>      Yabancı Kaynaklar – Öz Kaynaklar<br />
       Bu iki kalem arasındaki ilişki işletmenin borçlanma kapasitesini gösterir. Borçlardaki azalma veya düşük artış eğilimleri karşısında işletmenin öz sermaye artış eğilimi daha yüksek ise; bu durum olumlu bir gelişme olarak yorumlanabilir. Zira, genellikle arzulanan durum; işletmenin finansman kaynakları içinde öz kaynakların daima yabancı kaynaklara nazaran yüksek olması durumudur. Zira, böyle bir durum işletmenin mali gücünün yüksekliği yanında işletmeden alacaklı olanların emniyet garantisini ortaya koyar. Eğer öz sermayede bir artış veya yeterli bir artış olmamasına rağmen, borçlardan yüksek artış eğilimleri söz konusu ise; bu durum olumsuz bir gelişme olarak kabul edilebilir. Hele işletmenin sabit kıymetlerinde de bir artış eğilimi varsa; bu artışın yabancı kaynaklarla finanse edildiği anlaşılır. Böyle bir durum ise genellikle olumlu karşılanmaz. Ancak, yapılan sabit yatırımların, işletmenin üretim kapasitesini arttırmak amacını taşıması ayrıca derinlemesine incelemeyi gerekli kılar.</p>
<p>       Stoklar – Net Satışlar<br />
       İşletmenin stoklarındaki artış eğilimine karşılık, satışlarda azalma veya daha az artış eğilimi; genellikle olumsuz bir durum olarak yorumlanır. Bunun aksine, stoklarda bir azalış veya (satışa nazaran daha düşük derecede artışlar) artışa karşılık, satışlarda daha yüksek artış eğilimleri, işletmenin olumlu bir gelişme içinde olduğunu gösterir. Zira, böyle bir durum, iyi bir stok politikasını güttüğünü ve stokların satışında da geniş satış imkanlarına sahip olduğunu ifade eder.</p>
<p>       Ticari Alacaklar – Net Satışlar<br />
       Bu iki kalem arasındaki ilişki satışların peşin ya da kredili olup olmadığı hakkında bilgi elde etmeyi sağlar. İşletmenin kredili mal ve hizmet satışları neticesi doğan alacaklarda artış eğilimleri de satış eğilimleriyle birlikte incelenirse daha anlam kazanır. Zira alacaklardaki artışlar, satışlardaki artış eğilimleri sonucu ise, olumlu karşılanabilir. Fakat, satışlarda bir azalma veya önemli bir artış olmamasına rağmen; alacaklarda artış eğilimleri olumsuz karşılanmalıdır. Böyle bir durum, işletmenin alacaklarını tahsilde geciktiğini, güçlükler çektiğini ortaya koyar.</p>
<p>       Dönen Varlıklar – Net Satışlar<br />
       Dönen varlıkların artış eğiliminin net satışlara göre düşük olması olumlu bir gelişmedir. Bu durum, dönen varlıkların dönüş hızının yüksek olduğunu, işletmenin borçlanmaya gerek kalmadan faaliyetlerini sürdürebileceğini ve karlılığın arttırılabileceğini gösterir. Ayrıca dönen varlıkların verimli bir şekilde kullanıldığını gösterir. Dönen varlıklardaki artışa karşılık, net daha az artma veya azalma olması olumsuz bir gelişmedir. Bu durumda daha çok girdi kullanılmasına karşılık daha az çıktı elde edilmiş olup dönen varlıkların verimliliği düşüktür. Ayrıca hem mali durumu olumsuz etkiler hem de karlılığı azaltır.</p>
<p>       Net Satışlar – Brüt Satış Karı<br />
       Net satışlardaki artış eğilimine karşılık brüt satış karından artış veya daha hızlı artış eğilimi göstermesi olumludur. Ancak net satışlardaki artış eğilimine karşılık brüt satış karındaki azalma veya daha az artma eğilimi olumsuzdur. Bu durumda işletmenin satışlarını arttırdığında, maliyetlerinin daha çok arttığını ve brüt satış karının azaldığını gösterir. </p>
<p>Eğilim Yüzdeleri Analizinde Yorum Esaslar<br />
Ele alınan kalemlerin eğilimi belirlenir.<br />
Kalemlerin eğilimleri arasındaki benzerlik veya farklılık ortaya konur.<br />
Yoruma esas olan kalemlerin eğilimlerinin etkileşimleri araştırılır ve etkileşim sonucu söylenir.<br />
Yoruma esas olan kalemlerin etkileşiminin işletmenin mali durumunu ve faaliyet sonucuna etkisi vurgulanarak olumlu olup olmadığı belirlenir.<br />
Belirlenen gelişmenin ve etkileşimin sürmesi durumunda gelecek bakışıyla mali duruma ve faaliyet sonuçlarına etkileri tahmin edilmeye çalışılır. </p>
<p>ÖRNEK:</p>
<p>       UFUKTUN Ulus.Taş.Tur.Ltd.Şti. 5 yıla ait bilanço ve gelir tablosunun kalemlerine eğilim yüzdeleri analiz tekniği uygulanmış ve bazı kalemlerin yüzdeleri hesaplanmıştır ve bu kalemler yorumlanmıştır.<br />
        1995 yılı baz yıl olarak alınmıştır.</p>
<p>  Yıllar itibariyle enflasyon oranları:<br />
                                                                   1995     1996     1997     1998     1999<br />
Toptan eşya fiyat endeksi (yıllık)               86,0      75,9      81,8      71,8      53,1<br />
Tüketici fiyatları endeksi (yıllık)                88,0      80,4      85,7      84,6      64,9</p>
<p>        UFUKTUN Ulus.Taş.Tur.Ltd.Şti. bilanço ve gelir tablosunda yer alan kalemlerin eğilim yüzdeleri analizi tekniğine göre yorumlanması:</p>
<p>       Dönen Varlıklar – Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklar<br />
       Dönen varlıklar kalemi baz yıla göre artış eğilimi göstermiştir. Kısa vadeli yabancı kaynaklar kalemi ise baz yıla göre azalış eğilimi içinde olup azalmaya devam etmektedir. İki kalem arasındaki ilişki net çalışma sermayesi anlamında ele alınır. Dönen varlıklarda artış, kısa vadeli yabancı kaynaklarda azalış eğilimi net çalışma sermayesinin olumlu geliştiği anlamına gelir. Böyle bir durumda, kısa vadeli borçlarını ödeme gücü yüksek demektir. Günlük faaliyetlerinin devamı bakımından faaliyet sonuçlarını ve mali durumu olumlu yönde etkiler. </p>
<p>       Maddi Duran Varlıklar – Net Satışlar<br />
       Ufuktun Ulus.Taş.Tur.Ltd.Şti.’de net satışlar kalemi baz yıla göre artış eğilimi göstermiştir. Sadece 1996 yılında bir düşüş gözlenmektedir. Ancak diğer yıllarda artış devam etmiştir. Net satışlardaki artış eğilimi, maddi duran varlıkların artış eğilimine göre çok daha hızlıdır. Böyle bir etkileşim maddi duran varlıkların işletme faaliyetlerine iyi katıldığı, yani tam kapasite çalıştırıldığını göstermektedir. Bu durum, maddi duran varlıklara yapılan yatırım geri döndüğünü ve dönen varlıklara olumlu katkı yaptığını göstermekte olup karlılığa ve mali duruma olumlu katkı sağlayacaktır.</p>
<p>       Yabancı Kaynaklar – Öz Kaynaklar<br />
       Bu iki kalem arasındaki ilişki işletmenin borçlanma kapasitesini göstermektedir. İşletmede yabancı kaynaklar baz yıla göre azalış eğilimi içerisindedir. Öz kaynaklar ise, baz yıla göre artış eğilimi içerisindedir. Yabancı kaynaklardaki azalma eğilimine karşılık, öz kaynaklardaki artış eğiliminin hızlı olması işletme için olumlu bir gelişme olarak yorumlanır. Öz kaynakların yabancı kaynaklara göre fazla olması beklenen bir durumdur. Böyle bir durum, işletmenin mali gücünün yüksekliği yanında işletmeden alacaklı olanların bu alacaklarını tahsilde emniyet garantisini ortaya koyar. İşletmenin ödeme gücü olup, dilediğinde uygun koşullarla yabancı kaynak temin edilecektir. </p>
<p>       Stoklar – Net Satışlar<br />
       İşletmede stok kaleminin yer aldığı 1998-1999 yıllarında bu kalem artış eğilimi içerisindedir. Net satışlar kalemi ise baz yıla göre artış eğilimi içerisindedir. Ancak 1996 yılında bir düşüş söz konusudur. Diğer yıllarda artış devam etmiştir. Net satışlardaki hızlı artış eğilimine karşılık stoklardaki artış eğiliminin yavaş olması olumludur. Böyle bir durum, işletmenin iyi bir stok politikası güttüğünü ve stokların satışında da geniş imkanlarına sahip olduğunu ifade eder.<br />
       Stokların satılıp paraya çevrilmesi, stoklara bağlanan fonların kolayca geriye dönmesi ve işletme faaliyetlerinde tekrar kullanılması dönen varlıkları likidite bakımından kuvvetlendirir ve mali durumu olumlu yönde etkiler. Stokların satılması stok bulundurma giderlerini azaltır, stokların bozulma, demode olma riskini azaltır veya ortadan kaldırır. Karlılığı arttırır.</p>
<p>       Ticari Alacaklar – Net Satışlar<br />
       Net satışlar kaleminde baz yıla göre bir düşüş söz konusudur. Ancak diğer yıllarda ise artış gözlenmektedir. İşletmede net satışlardaki hızlı artış eğilimine karşılık ticari alacaklar sabit kalmıştır ve net satışlara göre daha az olması olumlu karşılanır. Böyle bir etkileşim işletmenin satışlarını daha çok peşin yaptığını gösterir. İşletmenin likiditesi olumlu yönde etkilenir, karlılığa olumlu katkı sağlar. </p>
<p>       Dönen Varlıklar – Net Satışlar<br />
       Bu kalemler arasındaki ilişki dönen varlıkların verimliliğiyle ilgilidir.<br />
       İşletmede net satışlar kaleminde azalış söz konusudur. Ancak diğer yıllarda artış devam etmektedir. Dönen varlıklar kalemi de baz yıla göre artış eğilimi içerisindedir. Ancak 1999’da çok fazla bir düşüş olmuştur. Dönen varlıkların artış eğilimi net satışlara göre daha düşüktür. Bu durum olumludur. Bu durum dönen varlıkların dönüş hızının yüksek olduğunun, işletmenin borçlanmaya gerek kalmadan faaliyetlerini sürdürebileceğini ve dolayısıyla karlılığı arttırabileceğini gösterir. Aynı zamanda daha az girdi ile daha çok çıktı elde etme anlamında dönen varlıkların verimli bir şekilde kullanıldığını gösterir.</p>
<p>       Net Satışlar – Brüt Satış Karı<br />
       Net satışlar kaleminde 1996’da bir düşüş vardır. Ancak diğer yıllarda artış olmuştur. Brüt satış karı da baz yıla göre artış eğilimi içerisindedir. Bu kalemler arasındaki ilişki işletmenin ana faaliyetlerinin hasılat ve maliyet unsurlarının gelişimini gösterir.<br />
       Net satışlardaki artış eğilimine karşılık brüt satış karındaki daha az artış olumlu karşılanmaz. Böyle bir etkileşim işletmenin satışlarını arttırdığında, maliyetlerinin daha çok arttığını ve brüt satış karının azaldığını gösterir. Satışları arttırmak karlılığı olumsuz yönde etkilemektedir. </p>
<p>       Stoklar – Ticari Borçlar<br />
       Ticari borçlar kalemi satıcılara olan borçları ifade eder.<br />
       İşletmenin stokları sadece 1998-1999’da olmuş ve artış göstermiştir. Ticari borçları ise sadece 1995’te yani baz yılda olmuştur. Bu durumda işletmenin stokları artış eğilimi göstermiş, ticari borçları ise baz yıl haricinde hiç olmamıştır. Stokların artış analizi kısa vadeli cari borçların azalış eğilimi göstermesi olumlu karşılanabilir. Zira işletme borçlarını zamanında ödeyebiliyor ya da peşin mal alışlarına daha fazla yer verebiliyor demektir. Bu da işletmenin ödeme gücünün yerinde olduğunu gösterir.</p>
<p>MALİ TABLOLAR ANALİZİ<br />
        MALİ TABLOLAR ANALİZİ: Mali analiz tekniklerinin muhasebe bilgisi olarak bilanço ve gelir tablosuna uygulanması, ortaya çıkan sonuçların işletmenin geçmişteki, bugünkü ve gelecekteki mali durumu ve faaliyet sonuçları bakımından ne anlama geldiklerini araştırma, yani bilgi kullanıcıların kararlarında kullanılabilir bilgiye dönüştürmeye mali tablolar analizi denir.<br />
        MALİ TABLOLAR ANALİZİNİN UNSURLARI:<br />
Analiz edilecek tablolar. Analiz edilen temel bilgileri işletme dışı bilgi kullanıcılara genel amaçlı bilgileri açıklayan bilanço ve gelir tablosudur.<br />
Analizi yapacak olan kişi mali analisttir.<br />
Mali analiz teknikleri.<br />
Mali tablolar analizinin amaçları.<br />
        MALİ TABLOLAR ANALİZİNİN AMAÇLARI:<br />
İşletmenin mali durumunu, faaliyet sonuçlarını ve finansal yönden gelişimini değerlendirebilmek.<br />
İşletmenin mali durumunun ve faaliyet sonuçlarının gelişme yönlerini saptayabilmek.<br />
        3-  İşletme ile ilgili olarak geleceğe dönük öngörülerde bulunmak.<br />
Bu amaçları gerçekleştirebilmek için mali tablolar analizinde başlıca iki işlem yapılır. Birincisi: bir tablonun düzenlenmesi veya bir hesaplama işleminin yapılması suretiyle yeni bilgiler üretmek, ikincisi de  üretilen bilgileri yorumlamaktır. Dolayısıyla mali tablolar analizinin biri hesaplama diğeri yorumlama üzere iki boyutu vardır.<br />
        MALİ TABLOLAR ANALİZİ: Bir işletmenin, temel mali tabloları olan bilanço ve gelir tablosuna mali analist tarafından bilgi kullanıcıların ekonomik kararlarına dayanarak oluşturacak bilgiler üretmek üzere mali analiz tekniklerinin uygulanması ve çıkan sonuçların işletmenin geçmişteki, bugünkü ve gelecekteki mali durumunu ve faaliyet sonuçları bakımından ne anlama geldiğini yorumlanması işlemine mali tablolar analizi denir.<br />
        MUHASEBE: Herhangi bir ekonomik birime ait, varlık ve kaynaklarda değişme yaratan finansal nitelikli işletmeleri veri olarak alan, bu verileri aralarında anlamlı ilişkiler olan öğeler yardımıyla işleyen ve bilgi kullanıcılara iletmek üzere bilgiye dönüştüren sistemdir.<br />
        FİNANSAL TABLOLARDA YER ALAN BİLGİLERİN ÖZELLİKLERİ:<br />
Yarar &#8211; maliyet ilişkisi<br />
Önemlilik<br />
Muhasebe bilgisinin niteliksel özellikleri<br />
3.1- Anlaşılabilirlik<br />
             3.2- İhtiyaca uygun olma<br />
                    3.2.1- Geri besleme ve tahmin değeri<br />
                    3.2.2- Zamanlılık (zamanında sunulma)<br />
             3.3- Güvenilir olma<br />
                    3.3.1- Temsilde doğruluk<br />
                    3.3.2- Kanıtlanabilirlik<br />
                    3.3.3- Tarafsızlık<br />
            3.4- Karşılaştırılabilirlik<br />
        1- Yarar &#8211; Maliyet İlişkisi: Finansal tablo hazırlamanın maliyeti vardır. Bu maliyetler (çalışanların, elemanların maaşları, kırtasiye, amortismanlar vb.) finansal tablo hazırlamamakla işletmenin uğrayacağı bazı kayıplar da söz konusudur. Finansal tablolardaki bilgilerin işletmeye faydası da vardır. Fayda maliyeti üzerinde veya en azından maliyete eşitse bilgi üretilmeli, tersi durumda ise bilgi üretilmemelidir.<br />
       2- Önemlilik: Bilgi kullanıcının kararlarına etki eden bilgi önemlidir. Bu nedenle önemli olan bilgilerin finansal tablolarda ayrı başlıklar altında görülmelidir.<br />
3- Muhasebe Bilgisinin Niteliksel Özellikleri:<br />
            3.1- Anlaşılabilirlik: Muhasebe eğitimini almış veya konu ile ilgilenen kişilerin anlayabileceği düzeydeki basitliği ifade eder.<br />
             3.2- İhtiyaca Uygun Olma:<br />
                    3.2.1- Geri Besleme ve Tahmin Değeri: Geri besleme olması için finansal tablodan hareketle alınan bir karar daha sonraki aynı finansal tabloya desteklenmeli, doğrulanmalı ya da yanlışlanmalıdır.<br />
                    3.2.2- Zamanlılık (zamanında sunulma): Bir bilginin, bilgi kullanıcının eline karar almadan önce ulaşması gerekir. Alınan kararlardan sonra ulaşan bilginin kararla ilgisi yoktur.<br />
             3.3- Güvenilir Olma: Hata ve ön yargılardan arındırılmış bilgi güvenilir bilgidir.<br />
                    3.3.1- Temsilde Doğruluk: Bu özellik işletmede meydana gelen ve para ile ifade edilen tam işlem ve planların olduğu gibi finansal tablolara yansıtılmasıdır.<br />
                    3.3.2- Kanıtlanabilirlik: Bir işlem birden fazla kişi tarafından aynı yöntemin uygulanmasıyla aynı sonucu veriyor ise bu işlem kanıtlanabilirdir. Örneğin; Satış kayıtlarının faturaya dayandırılması.<br />
                    3.3.3- Tarafsızlık: Eğer işlemler bir kişi veya gurubun çıkarları düşünülerek yapılıyor ise bu bilginin tarafsızlığından bahsedilemez.<br />
             3.4- Karşılaştırılabilirlik: İşletmede meydana gelen işlemler hangi yöntem kullanılarak muhasebeleştirilmişse takip eden dönemlerde de aynı yöntemin kullanılması gerekliliğini ifade eder.<br />
        FİNANSAL TABLOLAR ANALİZİNİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER:<br />
Ekonomik faktörler<br />
             1.1- Ekonomide Meydana Gelen Dalgalanmalar: Daralma döneminde işletmenin verilerin artış varsa bu iyidir. Azalma varsa ve aynı seviyede ise normaldir. Genişleme döneminde azalma varsa bu kötüdür. Üzerilerinde artış varsa iyi, aynı seviyede ise kötüdür.<br />
             1.2- Enflasyonist  Koşullar: ülkemizde yaşanan sürekli enflasyon mali tabloların doğruluğu ve güvenilirliğini olumsuz yönde etkilemektedir. Bir çok<br />
işletme enflasyon nedeniyle gerçek bilgilerini sunmaktan çekinmektedir.<br />
        2- İşletmenin Özelliği İle İlgili Faktörler:<br />
            a-) İşletmenin teknik yapısı.<br />
            b-) İş katındaki ve sektördeki değişmeler; vadeli satış ve peşin satış. Bunları göz önünde bulundurmak gerekir. Örneğin; araba sektörü için %50 vadeli satış iyi bir rakam, market için %50 kötü bir rakamdır.<br />
            c-) İşletmenin yönetimi: İşletme verileri kötü bile olsa yöneticinin başarısı insanların görüşünü değiştirebilmelidir.<br />
            d-) Muhasebe departmanı; finansal tablolarının iyi bir şekilde hazırlayacak bilgili, güvenilir, kişiler tarafından yapılmalıdır. Tablodaki bilgilerin doğru olması gerekir ki, doğru sonuçlara ulaşabilelim. Muhasebe departmanları en önemli faktördür.<br />
            e-) Analiz yapan kişiye ait faktörler; pozitif düşünceli olmalı araştırmacı, kendini yazılı olarak ifade edebilmek, ekiple çalışmasına yatkın olmak, iyi bir neden-sonuç ilişkisi kurma, seziş yeteneğine sahip olma, dürüst olmalı, yargıcı olmaktan ziyade kuşkucu olmalı, vizyon sahibi olmalıdır.<br />
             f-) Karşılaştırma birimlerine ilişkin faktörler;<br />
                   f.a-) İş kolu standartlarıyla karşılaştırma: İşletme bulunduğu iş kolunun standartlarının üstüne çıkmışsa başarılıdır.<br />
                    f.b-) Planlanan sonuçlarla karşılaştırma: Planlanan sonuçlar ‘bütçe’ dir. Bütçelerle elde edilen sonuçlar kıyaslanır. Bütçelerde kıyaslanan hedefler iyi gerçekleşmişse işletme başarılıdır.<br />
                    f.c-) Aynı sektörde faaliyet gösteren bir diğer işletme sonuçları ile karşılaştırma: Aynı sektördeki bir işletmenin yani başarılı bir işletmenin mali tablolarıyla, bütçelerinin, karlılığının kendi işletmemizle karşılaştırmalıyız.<br />
                    f.d-) Önceki dönem sonuçlarıyla karşılaştırma: Bir önceki dönemin verilerinin işletmenin şimdiki verileriyle ve faaliyetlerinin karşılaştırılmasıdır.<br />
             g-) İşletme içi ve dışı bilgi faktörleri;<br />
                    * İşletme içi bilgi faktörleri: Sözleşmeler, ana sözleşmeler, talimatnameler bütçeler vb.<br />
                    * İşletme dışı bilgi faktörleri: Yönetmelikler, yasalar, vergi kanunları, örgüt düzenlemeleri vb.</p>
<p>BİLANÇO<br />
       Bilanço; herhangi bir ekonomik birimin belli bir tarihteki varlıkları finanse eden kaynakları gösteren mali tablolardır.<br />
       Dönen varlıklar; nakit olarak elde ve bankada tutulan varlıklar ile normal koşullarda bilançonun düzenlendiği tarih itibariyle en fazla bir yıl veya işletmenin normal faaliyet dönemi içinde paraya çevrilmesi veya tüketilme öngörülen varlık unsurlarıdır.<br />
       Dönen varlıklar iki gereksinim için elde bulundurulurlar: Birincisi, günlük faaliyetlerin sürdürülmesi, ikincisi ise vadesi gelen borçların ödemesidir. Dönen varlıkların hangi kaynaklarla finanse edildiği de mali analizlerde önemlidir. Dönen varlık yapısı hem borçları ödeyecek hem de günlük faaliyetleri karşılayacak şekilde olmalıdır. Dönen varlıkların dönen varlıkların kısa vadeli borçları aşan kısmına net çalışma sermayesi denir.<br />
       a-) Hazır değerler; nakit olarak elde bulunan paralar, bankalardaki mevduatı ve istenildiği anda değer kaybına uğramadan paraya çevrilme olanağı bulunan varlıkları kapsar. Yapılacak analizlerde, işletmenin elindeki nakit miktarının optimum olması ve nakit kaynaklarının uygun olması istenir. Gereğinden  fazla olması atıl kalmasına neden olacağından özellikle enflasyon dönemlerinde eldeki nakdin satın alma gücünü düşürür. Gereğinden az nakit miktarı da gerek günlük faaliyetler gerekse borç ödeme bakımından sorun yaratabilir. Alınan avanslar olumlu bir yabancı kaynaktır. Kısa vadeli banka kredileri sermaye artırımı gibi kaynak unsurlarının hazır değerleri arttırması istenmekle birlikte elde nakit tutulması nakdin atıl kaldığını gösterir.</p>
<p>       b-) Menkul kıymetler; beklenmedik zamanda ortaya çıkacak para gereksinimini karşılayabilmek için elde büyük miktarlarda para bulundurmak, eldeki paranın çalışmadan gelir getirisinin bekletilmesi demektir. Menkul kıymetler işletmenin atıl nakdini değerleme amacıyla geçici süreler için alınan hisse senetleri, tahvil ve bunların türevi olan kıymetleri kapsar. Hazır değerler tek başına borç ödemede yetersiz görülebilir. Ancak hazır değerleri birinci derecede destekleyen menkul kıymetlere yatırım yapılmış ise işletme borç ödemede zorlanmaz. </p>
<p>       c-) Ticari alacaklar; İşletmelerin esas faaliyet konusunu oluşturan mal ve hizmet satışından doğan ve vadesi en fazla bir yıl olan senetli ve senetsiz alacaklara ticari alacak denir. Ticari alacakların azlığı yada çokluğunu gelir tablosundan satışlar kaleminin rakamsal büyüklüğüne bakılarak karar verilir. Çünkü ticari alacakların kaynağı satışlardır. Şüpheli ticari alacak karşılıklarının olması, alacakların tahsilinde bazı sorunlar olduğu şeklinde yorumlara neden olur. Şüpheli alacaklar, alacakların gelecekte nakit yaratma gücünü olumsuz yönde etkiler.</p>
<p>       d-) Diğer alacaklar; mal ve hizmet satışı dışındaki faaliyetlerden doğan ve bir yıl içinde tahsil edilmesi düşünülen senetli ve senetsiz alacaklar, diğer alacaklar kalemini oluşturur. Diğer alacak kalemini düşük miktarda makul karşılanır. Bu alacakların yüksek olması işletmenin yan faaliyetlere ağırlık verdiğini gösterir ve olumlu karşılanmaz.</p>
<p>       e-) Stoklar; işletmenin satmak, üretimde kullanmak veya tüketmek amacıyla edindiği bir yıldan az sürede kullanılacak olan ve nakde çevrilebileceği düşünülen varlıkları ifade eder. ticaret ve imalat işletmelerinde günlük faaliyetlerin devam ettirilmesi bakımından belirli bir miktar stok bulundurulması normal karşılanır. Stokların beklenen düzeyden yüksek çıkması değişik bakış açılarıyla olumlu yorumlanmaz. Ayrıca stokların yüksek olması işletmenin satış zorluğu çektiğini işaret eder. Satılmayan stokların bozulması, modasının geçmesi gibi nedenlerle işletme zarara uğrar. Az stok olması da müşteri siparişlerini zamanında karşılamayabilir. Diğer stoklar ve stok değer düşüklüğü karşılığının olması stokların kalitesinin düşük olduğunu gösterir. Satış iadeleri ve satış iskontoları hesabındaki kalemlerdeki rakamlardan yüksek ise, stık kalitesi düşük demektir. </p>
<p>       f-) Gelecek aylara ait gider ve gelir tahakkukları; dönemsellik kavramının bazı gider ve gelir unsurlarına uygulanması sonucunda dönem ayarlayıcı aktif hesaplar olarak karşımıza çıkar. Gelecek aylara ait gider bedeli peşin ödenmiş fakat henüz tükenmemiş ve bir yıl içerisinde tüketilecek giderleri kapsar. Gelir tahakkukları ise, dönemin getiri olarak gerçekleşmiş fakat henüz istenilir hale gelmemiş gelirlerden alacakları ifade eder. Gelecek aylara ait giderler fon çıkışına neden olmazlar. Gelir tahakkukları gelir tablosunda yer almasına rağmen fon girişine neden olmazlar. </p>
<p>       g-) Diğer dönen varlıklar; Analizde fazlaca ele alınmaz.          </p>
<p>       Duran varlıklar; bir yıldan veya bir normal faaliyet döneminden daha sürelerle işletme faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi için kullanılmak amacıyla elde edilen ve normal faaliyet dönemi içinde paraya çevrilmesi veya tüketilmesi öngörülmeyen varlıklar kapsar. Ticaret işletmelerinde duran varlıkların dönen varlıklardan daha küçük olması beklenirken, imalat işletmelerinde duran varlıklara yapılan yatırım tutarı dönen varlıklardan daha büyüktür. Duran varlıklara yapılan yatırımın büyüklüğü işletmelerin içinde bulunduğu sektörlere göre değişir. Duran varlıkların finansmanında uzun vadeli yabancı kaynak veya öz kaynaklar kullanılmalıdır.<br />
       a-) Uzun vadeli ticari alacaklar; dönen varlıkların duran varlığa dönüşmesi ve fonlarının uzunca bir süre başkaları tarafından kullanılması bakımından istenmez. Toplam aktifler içinde çok düşük bir yüzdeye sahip ise normal yorumlanır.<br />
       b-) Uzun vadeli diğer alacaklar; artış göstermesi işletmenin çalışma sermayesi gereksinimini arttırırlar. İşletmenin aleyhine yorumlanır. </p>
<p>       c-) Mali duran varlıklar; uzun vadeli yatırım amacıyla ve yasal zorunluluklar nedeniyle uzun vadede elde tutulacak menkul kıymetler ile başka şirketlere ortak olmak amacıyla satın alınan hisse senetleri bilançoda mali duran varlıkları oluşturur. Türkiye koşullarında hisse senetlerine yatırım risklidir. Kaybetme olasılığı yüksektir. Bu yüzden mali duran varlıklara yatırım olumlu yorumlanmaz. </p>
<p>       d-) Maddi duran varlıklar; maddi duran varlıklar mal ve hizmet üretiminde kullanılan değerler olarak, işletmenin kapasitesi ile ilgilidir. Maddi duran varlıkların gereğinden fazla olması işletme için kapasitelerini tam olarak kullanmayacağını, dolayısıyla atıl kaldığını gösterir. Maddi duran varlıkların finansmanında uzun vadeli yabancı kaynak ve öz kaynak kullanılmalıdır. Maddi duran varlıkların artışıyla ilgili hesaplama analiz ve yorumlamada maddi duran varlıkları yeniden değerlemeden dolayı artan kısmı dikkate alınmalıdır. Fon kullanımlarında yeniden değerlemeden dolayı artan kısım dikkate alınmaz. </p>
<p>       e-) Maddi olmayan duran varlıklar; herhangi bir fiziksel varlığı bulunmayan ve işletmenin belli bir şekilde yararlandığı veya yararlanmayı beklediği aktifleştirilen gider ile belli koşullar altında hukuken korunan haklar ve şerefiyelerin izlendiği hesap grubudur. Maddi olmayan duran varlıklar da  hasılat yaratıcı unsurlardır. Haklar işletmenin hasılatını olumlu etkileyecek etkiye sahiptir. AR-GE giderleri ise işletmenin gelecekteki hem hasılatını olumlu etkileyecek hem de rekabet üstünlüğü sağlayacaktır. </p>
<p>       Kaynaklar: Bilanço unsuru olarak kaynak (pasif) işletmelerin sahip olduğu varlıkların sağlandığı değerleri ifade eder.<br />
       Yabancı kaynaklar: İşletmeye borç verenlerin varlıklar üzerindeki haklarıdır.<br />
       Kısa vadeli yabancı kaynaklar: En çok bir yılda ödenecek borçları kapsar. Kısa vadeli yabancı kaynaklar dönen varlık finansmanında kullanılmalıdır. Kısa vadeli yabancı kaynaklar tutarı da dönen varlık tutarından küçük olmalıdır. Kısa vadeli borçların ödenmesinde dönen varlıklar kullanılır. Kısa vadeli yabancı kaynakların maliyeti faiz olarak borç verenlere ana para ile birlikte ödenir. Kısa vadeli yabancı kaynakların hem ödenebilir hem de maliyeti düşük kalemlerden oluşması işletme için iyi yorumlanır. </p>
<p>       a-) Mali borçlar; kredi kurumlarına olan kısa vadeli borçlar ile kısa vadeli para ve sermaye piyasası amaçlarıyla sağlanan krediler ve faizlerini kapsar. Mali borçlar işletmenin yabancı kaynakları içerisindeki en likit borçlardır ve mutlaka nakit ödenir. İşletme için faizli olduğundan pahalı bir kaynak unsurudur. Mali borçlar mümkün olduğunca düşük olması istenir.</p>
<p>       b-) Ticari borçlar; işletmenin ticari ilişkileri sonucu oluşan bir yıla kadar vadeli sınırlı ve sınırsız borçlarıdır. Dönen varlıklarda stokların finansmanında kullanılırlar. Borçların vadesi alacakların vadesinden fazla olması gerekir. Bilançoda ticari borçların stoklar ve alacaklar tutarını aşmadığı müddetçe bulunması arzu edilir. </p>
<p>       c-) Diğer borçlar; herhangi bir ticari nedene dayanmadan meydana gelmiş ve en fazla bir yıl içerisinde ödenecek borçlardır. </p>
<p>       d-) Alınan avanslar; Alınan sipariş avanslarının bilançoda yer alması işletmenin lehine yorumlanır. Alınan avanslar mal ve hizmetlerin ödeme yükümlülüğünü temsil ettiklerinden para ile ödenmeyecek borçlar özelliği taşır. </p>
<p>       e-) Ödenecek vergi ve diğer yükümlülükler; bilançoda bu kaleme ilişkin tutarın olması normal karşılanır. Dönen varlıkların birinci derece likit unsurlarıyla ödenir. </p>
<p>       f-) Borç ve gider karşılıkları; bilanço tarihinde belirgin olarak ortaya çıkan ancak tutarının ne olacağı kesin olarak bilinmeyen veya tutarı bilinmekle birlikte ne zaman gerçekleşeceği bilinmeyen kısa vadeli borçlar ve giderler için ayrılan karşılıklar bilançoda borç ve gider karşılıkları olarak ifade edilir (Dönem karı ve yasal yükümlülükler karşılığı ve kıdem tazminatı)</p>
<p>       g-) Gelecek aylara ait gider ve gelir tahakkukları; Gelecek aylara ait gelirler fazlaca olmamakla birlikte dönemin gideri olarak tahakkuk edilen fakat henüz ödenme aşamasında olmayan giderler fazla olabilir. Bu fazlalık işletmenin aleyhine yorumlanmaz. Uzun vadeli yabancı kaynaklar öz kaynakları aşmamak koşuluyla işletmenin borç alması istenir. Bu borçların hem ödenebilir hem de faiz yükü hafif olan borçlardan oluşması karlılığı olumlu yönde etkiler. Uzun vadeli yabancı kaynaklar öncelikle maddi duran varlıklar finansmanında kullanılmalıdır. Kısa vadeli borçları ödeyebilmek için uzun vadeli borçlanmaya gidilmesi istenen bir durum değildir. Böyle bir durum hem işletmenin borçlarını arttırır hem de faiz yükü getirir.</p>
<p>       Öz kaynaklar: İşletme sahiplerinin veya ortakların işletme kişiliğinin varlıkları üzerindeki toplam haklarının parasal ifadesidir. Öz kaynakların borç verenler için bir güvence oluşturması bakımından yabancı kaynakların büyük olması istenir. Öz kaynakların maliyeti yabancı kaynaklardan daha büyüktür, geri ödenmesi söz konusu olmasa bile sürekli değildir.</p>
<p>       a-)  Ödenmiş sermaye; öz kaynakların önemli kalemlerinden birisidir.</p>
<p>       b-) Sermaye yedekleri; öz kaynakları işletme faaliyetleri sonucunda yaratılan kar dışındaki etmenler dolayısıyla artırılan unsurlardır.</p>
<p>       c-)  Kar yedekleri; alınan kararlar uyarınca dağıtılmayarak şirkette bırakılan karlardır.</p>
<p>       d-) Geçmiş yıl karları; bilanço tarihi itibariyle geçmiş faaliyet dönemlerinde ortaya çıkan ve ilgililere dağıtılmamış bulunan karlardan yedek hesaplarına alınmayan tutarlardır.</p>
<p>       e-) Geçmiş yıl zararları; geçmiş faaliyet dönemlerinde ortaya çıkan ve gelecekte yıllar karlarından mahsup edilecek zararlardır. Öz kaynakları azaltıcı bir unsurdur.</p>
<p>       f-) Dönem net karı; işletmenin faaliyet dönemine ilişkin vergiler hesaplandıktan sonra oluşan kardır. Dönem net karı öz kaynaklar içerisinde önemli bir yere sahiptir.    </p>
<p>       UFUKTUN Ulus.Taş.Tur.Ltd.Şti. bilanço ve gelir tablosunda yer alan kalemlerin eğilim yüzdeleri analizi tekniğine göre yüzdelerinin hesaplanması;<br />
       Eğilim yüzdesi formülü;</p>
<p>Kalemin diğer yıllardaki tutarı * 100<br />
                                     Kalemin baz yıldaki tutarı  </p>
<p>       İşletme baz yıl olarak 1995 yılını almıştır. 1995 = 100</p>
<p>Dönen Varlıklar<br />
1996 yılı için;                         326.608.387 * 100  =231<br />
                                                141.392.082  </p>
<p>1997 yılı için;                          1.177.741.207 * 100 = 833<br />
                                                  141.392.082</p>
<p>1998 yılı için,                           1.587.777.207 * 100 = 1123<br />
                                                   141.392.082</p>
<p>1999 yılı için;                           60.597.281 * 100 = 43<br />
                                                 141.392.082</p>
<p>Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklar<br />
1996 yılı için;                          931.271.564 * 100 = 44<br />
                                                2.096.514.367</p>
<p>1997 yılı için;                          373.360.334 * 100 = 18<br />
                                               2.096.514.367</p>
<p>1998 yılı için;                         533.158.725 * 100 = 25<br />
                                               2.096.514.367</p>
<p>1999 yılı için;                         362.794.720 * 100 = 17<br />
                                               2.096.514.367</p>
<p>Maddi Duran Varlıklar<br />
1996 yılı için;                       382.927.537 * 100 = 22<br />
                                             1.705.687.840</p>
<p>1997 yılı için;                       74.940.870 * 100 = 4<br />
                                             1.705.687.840</p>
<p>1998 yılı için;                      247.696.128 * 100 = 15<br />
                                            1.705.687.840</p>
<p>1999 yılı için;                      3.217.993.157 * 100 = 189<br />
                                             1.705.687.840</p>
<p>Net Satışlar<br />
1996 yılı için;                        649.582.911 * 100 = 6<br />
                                            10.233.063.549</p>
<p>1997 yılı için;                      9.554.872.467 * 100 = 93<br />
                                            10.233.063.549</p>
<p>1998 yılı için;                     16.530.785.388 * 100 = 162<br />
                                            10.233.063.549</p>
<p>1999 yılı için;                     24.257.140.868 * 100 = 237<br />
                                            10.233.063.549</p>
<p>Öz Kaynaklar<br />
1996 yılı için;                      214.626.348 * 100 = 689<br />
                                              31.148.543</p>
<p>1997 yılı için;                      1.306.359.778 * 100 = 4194<br />
                                               31.148.543</p>
<p>1998 yılı için;                      2.607.216.841*100 = 8370<br />
                                                 31.148.543</p>
<p>1999 yılı için;                      4.758.211.335 * 100 = 15276<br />
                                                   31.148.543</p>
<p>                                                  Brüt Satış Karı<br />
1996 yılı için;                       224.104.640 * 100 = 12<br />
                                              1.914.551.081</p>
<p>1997 yılı için;                        2.424.709.685 * 100 = 127<br />
                                               1.914.551.081</p>
<p>1998 yılı için;                         3.955.912.167 * 100 = 207<br />
                                                1.914.551.081</p>
<p>1999 yılı için;                          4.959.552.751 * 100 = 259<br />
                                                 1.914.551.081</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/yatirim-analizleri.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kalite Maliyetleri VE Ekonomisi</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/kalite-maliyetleri-ve-ekonomisi.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/kalite-maliyetleri-ve-ekonomisi.html/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2009 11:54:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/genelbil/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Muhasebe]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=712</guid>
		<description><![CDATA[Kalite yönetim programı, doğru karar verebilmek için, maliyet bilgilerinin zamanında ve doğru olarak elde edilebilmesinden etkilenir. Bu bilgilerin zamanında ve doğru olarak elde edilebilmesi için kalite programının başarısına ya da başarısızlığına neden olacak gelişmeler yaratılabilmektedir. Kalite konusunda karar verme mekanizmaları, bu konudaki projelerin fizibilitelerine dayandırıldığı için projelerde harcamalar, maliyetler ve beklenen faydaların parasal değerlerle ifade [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kalite yönetim programı, doğru karar verebilmek için, maliyet bilgilerinin zamanında ve doğru olarak elde edilebilmesinden etkilenir. Bu bilgilerin zamanında ve doğru olarak elde edilebilmesi için kalite programının başarısına ya da başarısızlığına neden olacak gelişmeler yaratılabilmektedir. Kalite konusunda karar verme mekanizmaları, bu konudaki projelerin fizibilitelerine dayandırıldığı için projelerde harcamalar, maliyetler ve beklenen faydaların parasal değerlerle ifade edilmesi istenmektedir.<span id="more-712"></span><br />
Bu nedenle, kalite maliyetlerinin ölçülmesi, raporlanması ve muhasebeleştirilmesi kalite sisteminin etkinliği için gereklidir.<br />
Şimdi kalite maliyetlerini sınıflandırarak ele alalım:<br />
1. Uygunluk Maliyeti (Cost of Conformance)<br />
1.1. Önleme Maliyeti (Preventive Cost)<br />
1.2. Değerlendirme Maliyeti (Appraisal Cost)<br />
2. Uygunsuzluk Maliyeti (Cost of Non-conformance)<br />
2.1. İç başarısızlık maliyeti (Internal Failure Cost)<br />
2.2. Dış başarısızlık maliyeti (External Failure Cost)<br />
UYGUNLUK MALİYETİ<br />
ÖNLEME MALİYETİ<br />
Kalitede bir uygunsuzluğu önlemeye yönelik olarak, kalite sisteminin tasarımı, kurulması ve düzenlenmesi ile ilgili maliyetler, önleme maliyetlerini oluşturmaktadır.<br />
Başarısızlık nedeniyle ortaya çıkan kalite maliyetlerinin tekrarlanmasını önlemek amacıyla, teknik bilgi ve tecrübeye dayanan önleyici faaliyetlerin maliyetleri de, önleme maliyetleri kapsamındadır. Önleyici faaliyetlerin temel amacı, kalite sisteminde ortaya çıkan uygunsuzluk maliyetlerini ortadan kaldırmaktır. Bu nedenle kalite sisteminde önleyici faaliyetler, spesifik uygunsuzlukların sistem içinde tekrarlanmasını tamamen yok etmek ya da oluşumunu çok zor bir hale için getirmek amacını taşır. Önleyici faaliyetlerın önemli bir kısmı kalite sisteminin tasarlanması ve kurulması aşamasında oluşturulmuş ve uygulamaya alınmıştır. Yukarıda sözü edilen bütün bu faaliyetlerın maliyetleri, önleme maliyetleri içindedir.<br />
Önleme maliyetleri, kalite maliyetleri içinde belki de en önemli maliyet kalemidir. Çünkü önlemeye yönelik maliyetlerin artışı, değerlendirme maliyetleri ve başarısızlık maliyetlerinin seviyesini de tespit eden bir yapıdadır.<br />
Önleme maliyetleri aşağıdaki gibi tanımlanabilir (Juran) :<br />
* kusurlu üretimi önlemek için uygulanan faaliyetler,<br />
* başarısızlıkları ve değerlendirmeleri sınırlandıran faaliyetler,<br />
Maliyetlere esas olan faaliyetler aşağıdaki gibi tanımlanabilir:<br />
* Kalite planlaması<br />
* Yeni ürün gözden geçirme<br />
* Eğitim<br />
* Proses kontrol planlaması<br />
* Kalite verilerinin elde edilmesi ve analizi<br />
* Kalite raporlama sistemi<br />
Önleme maliyetlerine esas olan faaliyetler aşağıdaki gibi tanımlanabilir:<br />
* Kalite planlaması<br />
* Kalite ölçüm, test ve kontrol ekipmanlarının tasarımı ve geliştirilmesi<br />
* Kalitenin gözden geçirılmesi ve tasarımın doğrulanması<br />
* Kalite ölçüm, test ve kontrol ekipmanlarının bakımı ve kalibrasyonu<br />
* Kaliteyi değerlendirmede kullanılan üretim ekipmanlarının bakımı ve kalibrasyonları<br />
* Tedarikçi değerlendirme<br />
* Kalite eğitimleri<br />
* Kalite tetkikleri<br />
* Kalite verilerinin elde edilmesi ve analizi<br />
* Kalite geliştirme programları<br />
Kalite Planlaması<br />
Kalite planlaması temelde müşteriye tatminkar ürünleri minimum kalite maliyeti ile temin etmek için hangi faaliyetlerin, hangi sıralama içinde yapılacağını tespit etmektir. Bu nedenle kalite planlaması faaliyetlerinin en önemli çıktısı kalite planlarıdır. Feigenbaum, etkin bir kalite planı oluşturabilmek için aşağıdaki sorulara cevap aranmasını tavsiye etmektedir:<br />
a. Yapılması gereken spesifik kalite işlemleri nelerdir?<br />
b. Kalite faaliyetlerinin ne zaman yapılması uygun ve etkindir?<br />
c. Bu işlemler nasıl yapılmalıdır?<br />
d. Bu işlemleri kimler uygulayacaktır? Uygulayacak olan personelin nitelikleri neler olmalıdır?<br />
e. Bu faaliyetler ya da işlemler nerede ve nasıl bir ortamda yapılmalıdır?<br />
f. Kullanılacak araçlar ve ekipmanlar nelerdir?<br />
g. İşlemin girdileri nelerdir? Bu girdiler hangi nitelikte olmalıdır?<br />
h. İşlemin çıktıları nelerdir? Çıktıların nitelikleri neler olmalıdır?<br />
i. Yapılan işlemlerle ilgili tutulacak bir kayıt var mıdır? Varsa hangi formun üzerinde tutulacaktır? Kime teslim edilecektir?<br />
j. İşin yapılması ile ilgili bir zaman sınırlaması var mıdır? Varsa nedir?<br />
Kalite planlaması maliyeti, yukarıdaki soruların oluşturulması, cevaplarının bulunup kalite planlarının oluşturulması ve gerekli dökümantasyonun (prosedür, form, talimat vb.) oluşturulmasının maliyetidir.<br />
Bu maliyet, el kitaplarının hazırlanması, dağıtımı, kontrolu için harcanan zaman ve ek maliyetleri de içerır.<br />
Kalite Ölçüm, Test ve Kontrol Ekipmanları Tasarımı, Geliştirilmesi, Bakımı ve Kalibrasyonları<br />
Bu maliyet kaleminde, kalite planında yer alan kalite kontrol, muayene ve deneylerinde kullanılacak olan ekipmanların (ölçüm cihazlarının) tespit edilmesi için harcanan zaman ve ek maliyetler ilk sırada yer alır. Tespit edilen ölçüm cihazının, mevcut bilinenlerin niteliklerinden farklı özelliklere sahip olması gerektiğinde, bu ölçüm cihazlarının tasarımı ve geliştirilmesi (dökümantasyonu) maliyetleri, önleme maliyetlerinin içinde ayrı bir kalem olarak yer alır. Tasarımı gerçekleştirilen bir ölçüm cihazının üretilmesi veya sipariş ile satın alınması, sermaye maliyeti bu kaleme dahil edilmemelidir.<br />
Aynca ölçüm cihazlarının doğruluk ve hassasiyetinin tespiti ve sağlanması ile ilgili yapılan tüm harcamalar, önleme maliyetleri içinde yer alır.<br />
Örneğin;<br />
* Doğruluk ve hassasiyetin anlaşılması için yapılan deneyler ve dokümantasyonu,<br />
* Doğruluk ayarlama maliyetleri,<br />
* Kalibrasyon maliyetleri,<br />
bu kalemler içindedir. Ancak firma, kalibrasyonlarını kendi bünyesinde kısmen yapıyorsa da, kalibrasyon faaliyetindeki maliyetlerini buraya dahil etmeli, kalibrasyon ortamını oluşturmak için yaptığı sabit yatırımları (kalibre eden cihazların maliyeti, air condition sistemi vb.) bu kaleme dahil etmemelidir.<br />
Kalitenin Gözden Geçirilmesi ve Tasarımın Doğrulanması<br />
Üretimin çeşitli aşamalarında üretilen ürünlerin kalitesinin, tasarım kalitesine uygunluğu bakımından<br />
değerlendirilmesi gereklidir. Bunun için kalite planı dışında yeterlilik deneyleri, güvenilirlilik testlerini gerekli durumlarda planlamak ve test/deney sonuçlarını değerlendirmek gereklidir. Bu faaliyetler kalitenin gözden geçirilmesi maliyetlerine baz teşkil ederler. Yapılan test veya deneylerin maliyetleri dahil edilmemelidir.<br />
Tasarım faaliyeti sonucu oluşturulan prototiplerin doğrulanması gereklidir. Ancak doğrulanmış prototipler tasarım olabilirler. Tasarımın doğrulanması aşağıdaki faaliyetler veya benzeri yaklaşımlarla gerçekleştirilir:<br />
* Gözden geçirme.<br />
* Alternatif hesaplamalar.<br />
* Benzer tasarımlarla karşılaştırmak.<br />
Doğrulanmış prototiplerin tasarım olabilmesi için aşağıda belirtilen maddelerden birinde, bilinenden veya başarılandan daha iyi olunması gereklidir:<br />
* Kullanımda ve/veya bakımda kolaylık.<br />
* Kullanımda ve/veya bakımda ekonomiklik.<br />
* Kullanımda ve/veya bakımda güvenlik.<br />
* Güvenilirlik.<br />
Kaliteyi Değerlendirmede Kullanılan Üretim Ekipmanlarının Bakımı ve Kalibrasyonu<br />
* Üretim makinaları,<br />
* Kalıplar,<br />
* Aparatlar,<br />
* Mastarların<br />
bakım ve gerekli olan yerlerdeki kalibrasyon maliyetleri, bu kalem içinde ve önleme maliyetleri arasında yer alır. Üretimde kullanılıp, kalite değerlendirmede kullanılmayan üretim ekipmanlannın bakım ve kalibrasyon maliyetleri bu kalemin içinde yer almamalıdır.<br />
Tedarikçi Değerlendirme<br />
Kalite sisteminin önemli bileşenlerinden biri de tedarikçi değerlendirmedir. Tedarikçi değerlendirme alt sistemi;<br />
a.Satın alınacak ürüne ilişkin satın alma veri ve şartnamelerinin hazırlanmasını,<br />
b.Tedarikçilerin firma ile olan ilişkilerinde<br />
* miktar<br />
* zamanında teslim<br />
* kalite<br />
* performans yeterliliklerinin,<br />
nasıl ölçüleceğinin belirlenmesi ve dokümantasyonunu,<br />
c.Tedarikçilerin yukarıdaki “b” şıkkında tespit edilen kriterlerce değerlendirilmesini (veri toplama hariç) ve tedarikçilerle ilişkileri geliştirmek için yapılan yazışmaları ve gerekli iletişim ve uyum yapısının kurulması çalışmalarını kapsar.<br />
Kalite Eğitimleri<br />
Kalite sistemi içinde;<br />
* Eğitimlerin planlanması, organize edilmesi<br />
* Eğitimler için ayrılan zamanlar ve kırtasiye<br />
* Eğitimler için yapılan harcamalar<br />
ayrı bir maliyet kalemi olarak önleme maliyetleri içinde yer alırlar.<br />
Kalite Verilerinin Elde Edilmesi ve Analizi<br />
Kalite planları gereğince kontrol, muayene ve test noktalarında yapılan kontrol, muayene, test ve deneylerin sonuçlarının formlar üzerinde kayıt olarak tutulması, bu verilerden hareket edilerek yapılan analizler önleme maliyetleri içinde yer alırlar. Bu kalem içinde aynca kalite kayıtları olarak ta adlandırılan bu tür kayıtların dosyalanması, ulaşım için harcanan zamanlar ile bu kayıtların kanun, tüzük yönetmelik gereğince gerekli olan süreler boyunca muhafaza edilmesi için yapılan harcamalar da yer alır.<br />
Kalite Geliştirme Programları<br />
Özellikle hedeflere göre yönetim tarzını benimsemiş olan firmalarda ağırlığı olan olan bir maliyet kalemidir.<br />
* Kalite kontrol çemberleri<br />
* Hurda azaltma programı<br />
* Verimlilik geliştirme programları<br />
* Müşteri şikayetlerine konu olan kalite spesifikasyonlarındaki sapmaları ve değişkenleri azaltarak kontrol altında tutma programları gibi programlar,<br />
kalite sisteminin etkinliğini arttırıcı programlardır. Genellikle bu programlar, firmalarda bir proje sorumlusu ile bu programı yürütecek ekibin seçilmesi, programın tespit edilerek, değerlendirilip onaylanması ve yürütülmesini kapsar. Bu nedenle, proje sonucunda projenin maliyetini gösteren bir rapor hazırlar. Bu raporda projenin maliyeti gösterilir. Bu raporda projenin maliyetlerinin yanında, beklenen kazançlar da yer alır. Sözkonusu bilanço projenin başarısını değerlendirmede bir kriter olarak ta kullanılabilir.<br />
Giriş Kalite Tetkikleri<br />
Kalite sisteminin işlerliğinin ve etkinliğinin kontrolu için üst yönetim tarafından düzenlenen kalite tetkiklerinin ortaya çıkardığı maliyetler de önleme maliyetleri arasındadır.<br />
Konu incelenmeye devam edilecektir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/kalite-maliyetleri-ve-ekonomisi.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Serbest Muhasebede Etik Kuralları</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/serbest-muhasebede-etik-kurallari.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/serbest-muhasebede-etik-kurallari.html/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2009 11:52:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/genelbil/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Muhasebe]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=710</guid>
		<description><![CDATA[Her meslek dalında olduğu gibi muhasebe biliminde de çeşitli etik kuralları bulunmaktadır. Bu kurallar yasanın ilgili maddesince tespit edilmiş ve her serbest muhasebeci tarafından uyulmaları mecburi kılınmıştır. Ülkemizde bu konuya olan özeni belirtmek için koyulmuş olan kuralları şu şekilde özetlemek mümkündür: Öncelikle bu kurallara uymak zorunda olanlar mutlaka unvanı almış olan kişiler olacaklardır ve burada [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Her meslek dalında olduğu gibi muhasebe biliminde de çeşitli etik kuralları bulunmaktadır. Bu kurallar yasanın ilgili maddesince tespit edilmiş ve her serbest muhasebeci tarafından uyulmaları mecburi kılınmıştır.<br />
Ülkemizde bu konuya olan özeni belirtmek için koyulmuş olan kuralları şu şekilde özetlemek mümkündür:<br />
Öncelikle bu kurallara uymak zorunda olanlar mutlaka unvanı almış olan kişiler olacaklardır ve burada önemli bir husus ta serbest muhasebecilerin aldıkları unvan dışında başka unvan kullanmamaları zorunluluğudur.<span id="more-710"></span><br />
	Mesleğin temelini oluşturmakta olan dürüstlük, güvenirlik ve tarafsızlık ilkeleri her muhasebecinin öncelikle önem vermesi gereken kurallardandır. Çünkü bunlardan yoksun kişi mesleğinde başarıyı elde etmekte zorlanacaktır. Serbest muhasebeciler, mesleğe gerekli özeni göstermeli ve aralarında çıkar çatışmalarına izin vermemelidirler.<br />
	Muhasebeciler mesleğinde çalıştıkları süre zarfında edindikleri bilgileri ve sırları mesleklerini icraya son verdikten sonra, adli incelemeler dışındaki durumlarda ortaya atamazlar.<br />
	Muhasebecilerin mesleki faaliyetleri sırasında toplum ve devlete karşı sorumlulukları bulunmaktadır. Bunların işletme yönetici ve sahiplerine karşı sorumlulukları, onların akıllı kararlar alabilmeleri için verecekleri bilgilerin doğru ve güvenilir olmalarına dikkat etmeleridir. Muhasebe mesleğine mensup olan kişiler, eğitimleri sırasında birbirlerine her türlü bilgiyi vermek ve dayanışmada bulunmak durumundadırlar.  Ayrıca bu kişiler adres değişikliklerini odaya bildirme ve yıllık aidatlarını  süresi dahilinde odaya ödeme gibi sorumluluklar taşımaktadırlar. Tabi, 3568 no’lu yasaya ve yönetmeliklerine de uymaları gerekmektedir.<br />
	 Beyanname imzalarken, denetim yaparlarken ilgili yasal düzenlemelerle ilan edilmiş olan norm ve standartlara uygun olarak hizmet vermelidirler. Muhasebeciler vasıtasıyla sahte veya içeriği itibariyle yanıltıcı belge düzenlediği resmi kurum ve kuruluşlarca saptanan iş sahiplerinin Odalar ve Birlik tarafından ilanından sonra defterlerinin tutulmaması ve işlerinin görülmemesi gerekir.<br />
	Bu mesleğin temelini oluşturan ve vazgeçilmezliği olan bir diğer unsur ise bağımsızlıktır. Muhasebeciler, bağımsızlıklarına engel olacak davranışlardan kaçınmalıdırlar.<br />
 	Bu mesleğe tabi olan kişiler mesleki çalışmalarına başlamadan önce mutlaka bir işyeri açmak zorundadırlar. Bunun dışında yapılacak işler kaçak sayılır. Şube açılabilir ancak, mesleğin gereği gibi yürütülmesini sağlayacak şekilde şubenin bağlı olduğu Oda’nın çalışanlar kütüğüne kayıtlı sorumlu ortak görevlendirmeden ve bu ortak sayısından fazla şube açılamaz. Odaların çalışanlar listesine kayıtlı olmadan unvan kullanarak mesleki faaliyette bulunulamaz. Ayrıca, çalışanlar kütüğüne kayıtlı olmadan birden fazla beyanname imzalanamaz. Muhasebeciler, hiçbir durumda sahip oldukları ruhsatları kiraya veremezler. Ayrıca, mesleki faaliyette bulunmayan meslek mensupları ikametgahlarının bulunduğu bölgenin odasına kaydolurlar. İşyerini veya ikamet adresini değiştiren meslek mensupları ise on beş gün içinde yeni adreslerini bağlı oldukları odalara bildirmek zorundadırlar.<br />
	Muhasebeciler, çalıştıkları mesleğin sorumluluğunun bilincinde olmalı ve herhangi bir şekilde haksız rekabete yol açacak her türlü davranıştan kaçınmalıdırlar.<br />
	Muhasebede önemli kurallardan biri de, başka bir muhasebeciyle anlaşması bulunan bir kişi ve kuruluşa hizmet verme teklifinde bulunamamasıdır. Bunun gibi, muhasebeciler birbirlerine zarar verecek şekilde ücret ve eleman temininde bulunamazlar.<br />
	Her muhasebeci; işyerinin bulunduğu binanın bir yerine herkesin kolaylıkla görebileceği biçimde, sadece adı ve soyadı ile meslek unvanını taşıyan bir tabela asmak zorundadır. Birden çok muhasebeci çalışmalarını ortaklık bürosu veya şirket şeklinde birleştirdikleri takdirde, tabelaya ayrıca ortaklık bürosu veya şirket unvanı yazılır. Ayrıca ortaklar ad ve soyadları ile unvanlarını da tabelaya yazabilirler.<br />
	Bununla birlikte muhasebeciler hizmet verdikleri müşterilerini altı ayda bir kayıtlı oldukları odalara bildirmek zorundadırlar. Serbest muhasebeciler, teşebbüs veya işletme sahiplerinin defterlerini kendi bürolarında tutarlar. Ayrıca, bu kişiler tutmakta oldukları defterleri ve ilgili belgeleri dikkatli bir şekilde korumakla yükümlüdürler.<br />
	Türk Ticaret Kanunu’na göre, muhasebeciler esnaf sayılmalarını gerektirecek olan herhangi bir faaliyette bulunamazlar. Yine bu kişiler, kendi mesleki faaliyetleri dışında serbest meslek çalışmalarında bulunamazlar. Ticari mümessillik, ticari vekillik ve acentelik yapamayacakları gibi adi ve kollektif şirketlerde ortak veya komandit şirketlerde komandite ortak ta olamazlar. Ayrıca, limited ve anonim şirketlerin yönetim kurulu üyeliği ve başkanlığı görevlerinde de bulunamazlar. Tabi serbest muhasebeciler gerçek ve tüzel kişilere tabi ve onların işyerlerine bağlı olarak hizmet akdi ile de çalışamamaktadırlar.<br />
	Ayrıca muhasebecilerin tabi oldukları etik kuralları dahilinde onlara getirilmiş olan reklam yasağından da bahsedilebilir. Muhasebeciler, hiçbir şekilde iş elde etmek için, açık ve kapalı dolaylı veya dolaysız yöntemlerle reklamlarını yapamazlar ve yaptıramazlar. Tabi diğer yanda onlar için reklam sayılmayacak bazı durumlar da vardır. Mesela, tabelalarına, kartvizit, rapor ve bunlara benzer diğer yazışma kağıtlarına; meslek unvanlarını, iletişim araçlarının numaralarını, açık adreslerini yazmaları reklam sayılmaz. Fakat bunlar dışındaki konuların yazılması reklam sayılır ve yasaktır. Öte yanda, muhasebeciler unvanlarını kullanarak mesleki konularda ve bilimsel nitelikte, gazete ve dergilerde devamlılık arz etmemek üzere yazı yazabilirler ancak yayıncılık yapamazlar. Ayrıca sadece iş tekliflerinde kullanılmak ve yazılı, sözlü ve görüntülü yayın araçları ile yayınlanmamak üzere kendilerinin, ortaklık veya şirket kuruluşlarında görev yapan diğer meslek mensuplarının öz geçmişlerini kapsayan tanıtıcı broşür bastırabilecekleri ve bu broşürlerde önceden veya halen iş yaptıkları müşterilerin açıklanamayacağı kanunlarca belirlenmiştir. Reklam konusunda son olarak şunları söyleyebiliriz: Kendileri veya mesleki ortaklık veya şirketleri adına işin gerektirdiği ciddiyet ve boyutta eleman arama ilanı verebilirler ancak iş ilişkisinde bulunduğu firmalar adına bu ilanları veremezler.<br />
	Muhasebeciler, müşteri adına Vergi Dairesi, SSK, Bağ-Kur ve benzeri kurumlara ödeme yapmak üzere her ne isim altında olursa olsun para, çek, senet, menkul değerler ve benzerlerini alamazlar ve emanet para makbuzu veya benzeri belge kullanamazlar.<br />
	Çalışanlar kütüğüne kayıtlı muhasebeciler, imzalamak durumunda bulundukları resmi ve mesleki belgelerde TÜRMOB tarafından darphanede yaptırılan kaşeleri kullanmak zorundadırlar.<br />
	Muhasebeciler, başka bir meslek mensubu ile sözleşmesi bulunan müşterilere bilerek iş öneremez ve diğer meslek mensubu hakkında olumsuz yorumlarda bulunulmazlar.<br />
 	Defter tutmak, süreklilik arz eden müşavirlik hizmetinde, inceleme, tahlil ve denetim yapmak ve bunlarla ilgili, rapor ve benzerlerini düzenlemek gibi işlemlerde muhasebecinin sözleşme yapma zorunluluğu bulunmaktadır.<br />
	Muhasebecilerin, asgari ücretin altında iş kabul edemeyeceği gibi ücret yönetmeliğine aykırı davrandığı için işi geri verilmiş ve Oda ve Birlikçe ismi okunmuş iş sahiplerinin işleri de kabul edilemez.<br />
	Tarafların haklı nedenlerle veya karşılıklı rızaları ile, aralarındaki sözleşmeyi feshetme hakları bulunmaktadır. Bu durumda muhasebecilerin almış olduğu defterleri ve belgeleri geri vermeleri gerekmektedir. Tazminat haklarıysa genel hukuk kurallarıyla belirlenir.<br />
	Muhasebeciler, kendilerine tevdi edilen defter ve belgeleri işlerinin gerektirdiği süre içinde iyi niyetle korumak ve işin bitiminde de geri vermek zorundadırlar. Onlar için defterlerin iş bitiminden itibaren saklanması gereken süre bir aydır. Sahibine yazı ile bildirilmiş olmasına rağmen bir aylık süre zarfı içerisinde geri alınmayan defter ve belgeler ilgili kişilerin bağlı oldukları vergi dairelerine teslim edilirler.<br />
	Muhasebecinin, mesleki faaliyette bulunmayacağını yazılı olarak bildirmesi veya çalışma bürosunu kapatmış olması, çalışma bürosunu oda bölgesi dışına nakletmiş olması, kanuna göre meslekten çıkarmayı gerektiren cezalara çarptırılması, meslek mensubu olmak için kanunun aradığı şartların sonradan kaybedilmiş olması, ruhsatnamenin verildiği tarihte, verilmemesini gerekli kılan sebeplerin varlığının sonradan tespit edilmiş olması durumlarında muhasebecinin adı çalışanlar listesinden silinir.<br />
	Mesleğin onuru ile ters düşen birtakım davranışlar şu şekilde sıralanabilir: Yanında çalıştırdığı kişilere karşı uygunsuz davranışlarda bulunmak, aşırı içki ve kumar düşkünlüğü ile tanınmak, meslektaşlarına, müşterilerine ve kanunlara göre bilgi vermek zorunda olduğu kişi ve kuruluşlara bilgi vermemek veya kasten yanıltıcı bilgi vermek, kanunlara göre yapılması yasak olan işlerden herhangi birini yapmak&#8230; Bu tip davranışlar muhasebe etiğine ters düşmektedirler.<br />
	Meslek etiği baz alındığında buna ters düşmeyecek olan bazı davranışları da şöyle sıralayabiliriz: Bilirkişilik, tasfiye memurluğu, hayri ve ilmi kuruluşların yönetim kurulu üyeliği görevlerinde bulunmak, limited veya anonim şirketlerde ortak, komandit şirketlerde komanditer ortak olmak veya murakıplık yapmak, meslek mensuplarının, üyesi oldukları ve kurumlar vergisinden muaf olan yapı, kalkınma ve tüketim kooperatifleri ve yardım sandıklarının yönetim ve denetim kurulları üyelikleri görevlerinde bulunmak, kadrolu olarak çalışmamak şartıyla öğretim ve eğitim amacı ile ders vermek, devamlılık arz etmemek kaydı ile gazete ve dergilerde yazı ve makale yazmak, seminer ve konferanslara katılmak&#8230;<br />
	Yukarıda uzunca listelenmiş olan hal, durum ve davranışlar Türkiye’de tüm serbest muhasebecilerin uyması gereken etik kurallarını özetlemektedir. Bu kurallara, ilgili kişilerin uymamaları durumunda uyarma cezası, kınama cezası, geçici olarak mesleki faaliyetten alıkoyma cezası hatta meslekten çıkarılmaya kadar gidebilecek cezalara çarptırılma durumları sözkonusu olmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/serbest-muhasebede-etik-kurallari.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uluslararası Finansal Tablolar</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/uluslararasi-finansal-tablolar.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/uluslararasi-finansal-tablolar.html/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2009 11:47:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/genelbil/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Muhasebe]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=708</guid>
		<description><![CDATA[Yatırımcılar, hisse senetleri sahipleri, bankerler ve diğer finansal tablo kullanıcılarının uluslararası finansal tabloları analiz etme ve uluslararası kıyaslamalar yapma ihtiyaçları günden güne artmaktadır. Birinci bölümde de tartışıldığı gibi, son yıllarda özelleştirme, ekonomik gelişmeler, sermaye kontrollerinin yumuşaması ve daha başka nedenlerden dolayı uluslararası sermaye hareketlerinde ve uluslararası ticarette önemli gelişmeler olmuştur. Uluslararası finansal tabloları anlama ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yatırımcılar, hisse senetleri sahipleri, bankerler ve diğer finansal tablo kullanıcılarının uluslararası finansal tabloları analiz etme  ve uluslararası kıyaslamalar yapma ihtiyaçları günden güne artmaktadır. Birinci bölümde de tartışıldığı gibi, son yıllarda özelleştirme, ekonomik gelişmeler, sermaye kontrollerinin yumuşaması ve daha başka nedenlerden dolayı uluslararası sermaye hareketlerinde ve uluslararası ticarette önemli gelişmeler olmuştur.<span id="more-708"></span></p>
<p>Uluslararası finansal tabloları anlama ve kullanma, uluslararası alanda yapılan büyük çaptaki şirket birleşmeleri(evlilikleri) ve devirlerinin artması sonucunda çok daha önemli hale gelmiştir. Uluslararası şirket birleşmeleri 1990’lı yıllarda sürekli olarak artmıştır. Bu birleşmelerin oranı 1987de %0.5 iken aynı oran 1999 yılında %2ye yükselmiştir. Bu birleşmelerin büyük bir bölümü gelişmiş ülkelerde olmaktadır. </p>
<p>Sonuç olarak, ticaret küresel hale geldikçe, uluslararası tabloların rekabet, kredi, ticari pazarlıklar gibi bir çok yönden önemi oldukça artmıştır. Ülkeler arası ticarette uygulanan çeşitli engellerin azalması, Avrupa’nın hızla ”Birleşik Tek Pazar” haline gelmesi, tüketici zevk ve tercihlerinin birbirine yakınlaşması, ileri teknolojiye sahip firmaların kendi pazarlarının dışına çıkması sonucunda uluslararası alanda şiddetli bir rekabet ortamı oluşmuştur. Bunların hepsi uluslararası finansal tablolara olan ihtiyacı arttırmaktadır.</p>
<p>Bu bölümde çeşitli örneklemeler ile bölüm 1 ila 8e kadar yapılan açıklamaların bir sentezi yapılmıştır.</p>
<p>2.ULUSLARARASI ANALİZLERİN YARARLARI VE BU ANALİZLERİN ÖNÜNDEKİ ÇEŞİTLİ ENGELLER:</p>
<p>Uluslararası finansal analizlerde karşılaşılan en büyük sorun, ülkelerin uyguladıkları muhasebe prensipleri-yöntemleri arasındaki büyük farklardır. Bu fark kendini en çok muhasebe uygulamalarının sunumun-açıklanmasının kalitesinde, hukuk ve denetim sisteminde göstermektedir. Bu farklar analizi yapanı oldukça zor durumda bırakmaktadır. Bir uygulamanın diğer bir ülkede farklı olması önemli sorunlar yaratmaktadır.</p>
<p>Uluslararası finansal analizlerde bir çok çelişki bulunmaktadır. Bir tarafta uluslararası muhasebe prensiplerinde yapılacak hızlı bir uyumlaştırmanın dünya çapındaki finansal araştırmalara olacak olumlu etkisinden söz edilirken öte yandan bu uyumlaştırma yönünde herhangi bir ciddi çalışma yapılmamaktadır.</p>
<p>Daha önce 5.bölümde belirtildiği gibi artık dünya çapındaki firmalar kendi haklarında daha fazla ve daha inandırıcı bilgiler açıklamaktadırlar. Bir çok ülkede bu yönde umut verici gelişmeler olmaktadır. Örnek olarak, Japonya, G.Kore, Çek.Cumhuriyetinin de dahil olduğu bir çok ülke devlet kurumları hakkındaki bilgilere ulaşmayı kolaylaştıracak ve bu bilgilerin kalitesini artıracak çalışmalar yapmaktadırlar. Finansal analizlerin sunduğu bilgilere ulaşmak, internetin yaygınlaşması ile oldukça kolay hale gelmiştir. Buna rağmen bilgiye ulaşmanın önündeki engeller değişik şekillerde devam etmektedir. Ayrıca bazı hükümetlerde şüpheli bilgiler yayınlamaya devam etmektedir.</p>
<p>Muhasebe kalitesi ve muhasebe kayıtlarının inandırıcılığı ile ilgili ABD’de de çeşitli görüşler vardır. ABD’de diğer ülkelere nazaran daha sıkı ve daha geleneksel düzenlemeler vardır.US-SEC(ABD-Hisse Senetleri ve Borsa Komisyonu) eski başkanı A.Levitt’in belirtiği gibi ”Eğer bir kimse ABD’de yatırım yapar yada parasını Amerikan piyasalarında kullanmak isterse bunu ABD’nin sıkı kurallarına uygun olarak yapmalıdır. Amerikan ekonomisine uymayan hiçbir standart ABD ekonomik hayatında kullanılamaz”</p>
<p>Uluslararası finansal analizlerin önündeki engellerin azalması, bu analizler için oldukça olumlu bir gelişmedir. Sermaye piyasalarının küresel hale gelmesi, bilgi teknolojisindeki gelişmeler, borsaların etkisinin artması,rekabetin gelişmesi gibi nedenlerle firmalar gönüllü olarak finansal raporlarını geliştirmişler, bu raporların kalite-inandırıcılığını arttırmışlardır.</p>
<p>Küreselleşmenin artması ve buna ek olarak uluslararası muhasebedeki gelişmeler,uluslararası ve ulusal finansal analizler arasındaki ayrımı azaltmıştır. Sırf ulusal nitelikteki analizler önemini yitirmiştir. Ekonomilerin karşılıklı olarak birbirlerine olan bağımlılığı artmakta ve hiçbir firma kendini dünya ekonomisindeki gelişmelerden ayrı tutamamaktadır.Uluslararası boyuttaki finansal analizlerin geçerliliği günden günde artmaktadır. </p>
<p>3.İŞLETME ANALİZLERİNİN ÇERÇEVESİ:<br />
İşletme analizlerinin çercevesi 4 farklı boyutta değerlendirilir. Bunlar:<br />
1-İşletme stratejisi analizleri<br />
2-Muhasebe analizleri<br />
3-Finansal analizler(oran ve nakit akım analizleri)<br />
4-Geleceğe yönelik analizler(tahmin ve yeniden değerlendirme)</p>
<p>Bu analizleri ayrıntılı olarak inceleyelim.</p>
<p>3.1.Uluslararası İşletme Stratejisi Analizi:<br />
İşletme stratejisi analizleri, finansal tablolar analizler için gerekli ilk adımdır. Şirketin niteliğinin, rakiplerinin, ekonomik çevresinin anlaşılmasının yanında yapılacak sayısal analizler içinde gerçekci bir temel oluşturur. Bu analizler geleceğe yönelik gerçekci analizler yapılmasını sağlar ve ticari riskleri belli oranda azaltır. Bu analiz için gerekli bilgiler, standart yöntemler ile sağlanır. Bu yöntemler şirketin yıllık ve diğer çeşitli muhasebe sunumlarının incelenmesi ve şirket çalısanları ile yapılacak görüşmelerdir. Ayrıca ticari gruplar, rakipler, tüketiciler, denetleyiciler ile yapılacak görüşmeler ve bunlara ek olarak internet ve basın da yeni bilgi kaynakları olarak ön plana çıkmaktadır. Doğru, güvenilir her türlü bilgi işletme stratejisi analizleri yapılırken değerlendirilir.</p>
<p>Bu analizi uluslararası boyutta yaparken çeşitli karışıklılar ve zorluklar ile karşılaşmak mümkündür. Bu karışıklıkların en önemlisi, ülkelerin birbirlerinden çok farklı özellikler sergilemeleridir. Karşılaşılan ticari riskler, karlı alan ve sektörler, ticari ve hukuki çevre ülkeden ülkeye değişmektedir. Bu farklılıklar iyice incelenmeli ve olası zararları en aza indirgenmelidir. Bazı ülkelerde de bilgi kaynakları oldukça sınırlı ya da tam belli değildir.</p>
<p>3.1.1.Bilgi Elde Edilmesi:<br />
Bu analizler, makro ekonomik gelişmeler, sektör koşulları ve analiz edilen şirketler hakkındaki güvenilir bilgi eksikliğinden dolayı bazı ülkelerde oldukça zordur. Bazen gelişmekte olan ülkelerde hükümetler yanıltıcı ekonomik verilere bile yayınlamaktadırlar.<br />
Ekonomik durum kötüleştikçe, yanıltıcı bilgilerin düzeyi de artmaktadır.1994-95 yıllarında Meksika’da görülen döviz krizin sebebi işte bu yanlış ve yanıltıcı olan ekonomik verilerdir. Bazen ekonomik veriler, hükümetlerin arzu ettiği gibi olmazsa, hükümet bu verilerin yayınlanmasını erteleyebilir ya da verileri tamamen değiştirebilir. Bu nedenlerden dolayı makro ekonomik gelişmeler hakkında sağlıklı ve güvenilir bilgi edinmek bu gibi ülkelerde oldukça zordur.</p>
<p>Bazı ülkelerde ise sektör yada firmalar hakkında ki bilgilere ulaşmak çeşitli nedenlerden dolayı zordur. Yatırımcılar çoğu zaman bu bilgi eksikliğinden şikayetçi olurlar. Firmalar hakkında bilgi edinebilme ve bu bilginin kalitesi ülkeden ülkeye değişmektedir. Dikkati çeken, gelişmekte olan ülkelerde bu bilgiye ulaşmanın zorluğu ve ulaşılan bilginin kalitesinin düşüklüğüdür. Son zamanlarda  gelişmiş ülkelerde bulunan ve uluslararası pazarlara açılan firmaların kendileri ile ilgili dışarıya verdikleri bilgi ve açıklamaların çerçevesi oldukça genişlemiştir. Ayrıca muhasebe uygulamalarında da bu şirketlerde belli bir uyumlaştırma görülür.  Bu duruma örnek olarak IAS(Uluslararası Hesap Standartları)nın yaygınlaşması verilebilir.</p>
<p>3.1.2.Analiz İçin Tavsiyeler:</p>
<p>Geleneksel metodlar kullanılarak uygun bir uluslararası işletme analizi yapmak zordur. İlk olarak yapılması gereken, sıksık yapılacak seyahatlerdir. Bu seyahatler ile yerel ticari yapının, sektörlerin ve firmaların gerçekte nasıl işlediğini görmek mümkün olacaktır. Bu seyahatler gelişmekte olan ülkelere yapılacak yatırımlardan önce kesin gereklidir.Maalesef, gelişmekte olan bazı ülkeler bu tür seyahatleri çeşitli yöntemlerle engellemektedirler. Ama günümüzde internet sayesinde daha önce ulaşılması çok zor hatta imkansız olan bilgilere rahatça ulaşmak mümkündür. Aşağıda bulunan Tablo-1’de belirtilen internet sitelerinde ülkeler,seyahat koşulları hakkında ayrıntılı bilgi mevcutttur.</p>
<p>KURULUŞ	WEB ADRESİ	AÇIKLAMA<br />
Political and Economic Risk<br />
Con.Ltd.(PERC)	www.asiarisk.com	Ülkeler genel bakış ve linkler<br />
US.State.Department	www.travelstate.gov	Seyahat uyarıları<br />
Financial Times	www.ft.com	Ülkeler hakkında ayrıntılı raporlar<br />
World Tourism Org.	www.world-tourism.org	Makaleler,ayrıntılı bilgiler<br />
Canada Dep.of Foreign Aff. And İnternational Trade	www.dfait-maeci.gc.ca	Pazar araştırmaları ve Pazar bilgileri<br />
TABLO-1: Ülke ve Seyahat Bilgilerinin Bulunduğu İnternet Siteleri</p>
<p>Ülkeler hakkında bilgilere ayrıca,  büyük muhasebe şirketleri ve bankalar tarafından basılan ”uluslararası brifing” yayınlarından da ulaşmak mümkündür. Ayrıca ”Uluslararası Menkul Kıymetler Federasyon”u ve ”Avrupa Menkul Kıymetler Federasyon”u tarafından hazırlanan konuyla ilgili oldukça bilgi verici makalelerde mevcuttur. Bunların yanında The Economist, Financial Analysts Journal ve Euromoney gibi dergilerde de konu ile ilgili bir çok bilgi bulunmaktadır.<br />
Sonuç olarak unutulmaması gereken uygun bir işletme stratejisi analizi yapılmazsa, firmanın çok büyük riskler ile karşı karşıya kalacağıdır. Doğu Asya finansal krizleride bu konuyla yakından ilgilidir. Bazı yorumcular, bu krizin nedenini, yapılan faaliyetlerin uygun bir stratejiye dayanmaması olarak görmektedirler.<br />
3.2.MUHASEBE ANALİZLERİ:</p>
<p>Bu analizin ana amacı, firma içinde yapılan muhasebe işlemlerinin ekonomik gerçekçiliğini ölçmektir. Analizi yapan kişi firmanın muhasebe politikasını, firmanın geleceğe yönelik tahminlerini, firma muhasebesinin esnekliğinin iyice değerlendirmelidir. Analiz sonunda güvenilir bilgi edinilmek isteniliyosa, analizi yapan kimse analiz boyunca firmanın muhasebe kayıtlarına sadık kalmalıdır.</p>
<p>Finansal raporların esnek olması oldukça önemlidir. Çünkü bu esneklik firma yöneticilerine en uygun metodu kullanmalarını sağlamanın yanında firmaları hakkında güvenli saptamalar ve ileriye dönük gerçekçi tahminler yapma imkanı sağlar. Bunun yanında, bazı firma yöneticileri, firmalarının karlarını çeşitli  hileler ile yüksek göstermeye çalışırlar. Bunun altında yatan neden, yöneticinin sergilediği yönetim performansı ile karlılık arasındaki yakın ilişkidir. Yöneticiler performanslarını fazla göstermek için karlılığı fazla gösterirler.</p>
<p>Healy, Bernard and Palepu  ”Kaliteli Muhasebenin Çervesini” 6 madde de özetlemişlerdir.<br />
Bunlar;<br />
1-Çağdaş ve önemli muhasebe politikalarının benimsenmesi<br />
2-Muhasebe sisteminin esnek olması<br />
3-Uygun muhasebe stratejisinin belirlenmesi<br />
4-Muhasebe sunumları-açıklamalarının kalitesinin yüksek olması<br />
5-Potansiyel tehlike noktalarının saptanması<br />
6-Muhasebe sistemindeki aksakların kısa zamanda düzeltilmesi</p>
<p>Uluslararası muhasebe analizlerinde 2 ana sorun vardır, bunlar:<br />
-Ülkeler arasında muhasebeleştirme, muhasebe işlemlerinin sunum-açıklaması, denetim alanlarında görülen önemli kalite farkları<br />
-Bazı ülkelerde muhasebe analizi için gerekli bilgilere ulaşmanın zorluğu</p>
<p>Ülkelerin bazı karakteristik özelliği bu farkın ortaya çıkışında önemli bir etmendir.<br />
Örneğin Almanya’daki muhasebe uygulamalarını göz önüne alalım. Almanya’da muhasebenin ilk amacı vergilendirmedir, bundan sonraki ikinci amaç ise alacaklıların korunmasıdır. Sonuç olarak Almanya’da finansal raporlar yatırımcıdan çok alacaklı odaklı olarak hazırlanır. Almanya’da vekalet, denetim, raporları zorla uygun hale getirme gibi konulardaki kendine özgü kurallar, yatırımcılara ABD’den çok farklı imkanlar tanımaktadır.</p>
<p>Muhasebe açıklama-sunumlarının kalitesi ve denetim, Alman firmalara ait finansal tablolar incelenirken ayrıca gözden geçirilmelidir. Yıllık raporlarda dipnot bilgileri Almanya’da oldukça azdır. Ayrıca Almanya uygulanan denetim ve görevli olan denetçilerin durumu ABD ve İngiltere’ye göre oldukça farklıdır.</p>
<p>Almanya’da ki mali denetçilerin bağımsızlığı ABD, İngiltere gibi ülkelere nazaran oldukça düşük orandadır. Ayrıca denetim Almanya’da oldukça karışık kurallar ile düzenlenmiştir. Almanya’da mali denetçiler sorumluluk alırken ABD’deki meslektaşlarına oranla oldukça tereddütlü davranırlar.</p>
<p>Yabancı mali denetçiler, bir ülkede genel kabul görmüş muhasebe standartlarının uygulanmasında kilit rol oynarlar. Bazen yasal düzenlemeler ile denetçilere geniş bir hareket alanı tanınırken,  bazı ülkelerde de bu durumun tersi görülür. Denetçilerin etkisin ülkeden ülkeye ne kadar farklı olduğu Tablo-2 de net bir şekilde görülmektedir. Bu tabloda ABD’de mali denetçilerin taraf olduğu dava sayısı 35 iken  Almanya’da ise sadece 2 dir.</p>
<p>Anglo-Sakson ülkelerde ki muhasebe uygulamalarının ne kadar farklı olduğunu göstermesi açısından Çin ikinci önemli örnektir. Çin planlı ekonomiden kontrollü pazar ekonomisine geçerken geniş kapsamlı bir muhasebe reformu yapmasına rağmen,finansal raporlama ve denetim gibi konularda batı ile uyum sağlayamamıştır. Çin Halk Cumhuriyet’i 1948’de kurulduktan sonra 30 yıl süreyle hiçbir özel teşebbüs hareketine kesinlikle izin vermemiştir. İlk muhasebe kanunu ise ancak 1985 yılında çıkartılmıştır. 1993’de ise yabancı yatırımların yoğunlaşması ile ”çift-kayıt” ve ”tahakkuk”esasına dayalı muhasebe sistemleri Çin’de etkili hale gelmiştir. Bunun yanında mali denetçilik  Çin’de çok yeni bir meslektir.</p>
<p>Firma<br />
ülke	Arthur<br />
Andersen	Coopers<br />
&#038;Lybrand	Deloitte<br />
Touche	Ernst &#038;<br />
Young	KPMG	Price<br />
Waterhouse	Öteki<br />
Firmalar	TOPLAM<br />
ABD	     7	      8	    7	    3	    5	       1	     4	   35<br />
İngiltere	     1	      3	    3	    2	    5	       1 	     2	   17<br />
Avustralya	     1	      1	    4	&#8212;&#8212;&#8211;	    3	       3	     2	   14<br />
Kanada	&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;	      3	    1	    2	    1	&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;	     3	   10<br />
İtalya	     1	&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;	&#8212;&#8212;&#8212;	    1	    2	       2	     1	    7<br />
İspanya	     1	      1	&#8212;&#8212;&#8212;	    1	&#8212;&#8212;&#8211;	       2	&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;	    5<br />
Y.Zelanda	&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;	&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;	&#8212;&#8212;&#8212;	    1	    1	&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;	     1	    3<br />
Almanya	&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;	&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;	&#8212;&#8212;&#8212;	    1	&#8212;&#8212;&#8211;	       1	&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;	    2<br />
HongKong	&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;	&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;	    1	&#8212;&#8212;&#8211;	&#8212;&#8212;&#8211;	       1	&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;	    2<br />
İrlanda	&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;	&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;	&#8212;&#8212;&#8212;	    1	&#8212;&#8212;&#8211;	&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;	     1	    2<br />
İsveç	&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;	&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;	&#8212;&#8212;&#8212;	&#8212;&#8212;&#8211;	    1	       1	&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;	    2<br />
Hollanda	&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;	&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;	&#8212;&#8212;&#8212;	    1	&#8212;&#8212;&#8211;	&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;	&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;	    1<br />
TOPLAM	     11	     16	    16	   13	    18	       12	      14	   100<br />
TABLO-2:MALİ DENETİM FİRMLARININ SON YILLARDA TARAF OLDUKLARI DAVA SAYAYILARI VE BU DAVALARIN AÇILDIĞI ÜLKELER</p>
<p>3.2.1.Analiz İçin Tavsiyeler:</p>
<p>Özelikle gelişmekte olan, analizi yapan kimse firma yönetimi ile sık sık biraraya gelmeli ve yönetimin mevcut muhasebe politikasını çok iyi değerlendirmelidir. Muhasebe uygulamaları çoğu ülkede IAS kurallarının aynısı yada benzeridir ama yöneticiler çıkarlarına uygun olmadığı zaman bu kuralları değiştirmek için çaba harcarlar. Bu bir portföy yöneticisin Tayland’ın en büyük çimento şirketi olan Sıam Cement ile ilgili analizde açıkça görülmektedir.</p>
<p>Analizi yapan kimsenin unutmaması gereken bir başka konuda,ABD ve İngiltere’de finansal raporlar hazırlanırken gösterilen özenin ve bu raporların inandırıcılığının dünyanın başka hiçbir yerinde görülmemesidir. Gerçektende gelişmekte olan ülkelerde hatta bazen gelişmiş ülkelerde bile finansal raporların kalitesi şasırtıcı şekilde düşük olmaktadır.</p>
<p>Sonuç olarak,daha önce belirttiğimiz gibi, yeni iletişim teknolojisi finansal araştırmaların her safhasını çok büyük oranda etkilemiştir. Birçok şirket kurdukları internet siteleri ile,kendisi hakkında bilgi edinmek isteyen kimselere kolayca ulaşabilmektedir.</p>
<p>3.3.ULUSLARARASI MUHASEBE ANALİZLERİ:</p>
<p>Finansal analizlerin amacı,firmanın geçmiş-şuanda ki genel performansını değerlendirmek ve bu performansı geliştirmektir.”Oran yöntemi ile analiz” ve “nakit akım analizi” finansal analizde kullanılan iki önemli araçtır. Oran analizi ile aynı sektörde yer alan firmaların performanslarını karşılaştırma imkanı buluruz. Buna ek olarak bir firmanın belli bir zamanda ki(bu genelde 1 yıldır) performansındaki değişmelerde bu yöntem sayesinde görülebilir. Oranlama analizleri,finansal tablo analizinde kullanılan araçların öneminin anlaşılması açısından etkili analizlerdir. Oran analizleri aşağıdaki yönetim politikaları ile yakından ilgilirir.<br />
1-İşletme yönetimi<br />
2-Yatırımlar<br />
3-Finans stratejisi<br />
4.Kar dağıtım-temettü politikası<br />
Nakit akım analizleri yapılırkende,nakit akım tablosu göz önünde bulundurulur. Nakit akım tablosu belli bir dönemde işletmenin para hareketlerini yani nakit girdisi ile nakit çıktısını özetleyen tablodur. Analizi yapan kimse, firmanın performansı ve yönetimi hakkında aklına takılan bir çok sorunun cevabını bu tabloyu inceleyerek bulabilir.  Bu tablo ile işletmenin hangi faaliyetten ne oranda nakit girdisi elde ettiği, nakit para hareketlerinin ne yönde ve ne sıklıkta değiştiği, nakit durumunun firmanın yönetiminin kararlarını ne derecede etkileyebildiği gibi bir çok konuda fikir edinilmesini sağlar.</p>
<p>3.3.1.Oran(Rasyo) Yöntemi İle Analiz: </p>
<p>Uluslararası boyutta oran yöntemi ile analiz yapılırken 2 temel sorun vardır. Bunlardan ilki uluslararası muhasebenin temel sorunu olan, ülkelerin uyguladıkları muhasebe prensiplerinin birbirinden farklı olmasıdır. İkinci önemli sorun ise, ülkelerin kültür-ekonomi-rekabet yapıları açısından oluşturduğu farkların finansal tablolara yansıması ve bunun sonucunda iki farklı ülkeye ait finansal tabloların mukayese edilebilirliğinin kaybolmasıdır.</p>
<p>Ülkerler arasındaki farklar karlılıktan borçlanmaya,borçlanmadan finansal tablolara kadar çok geniş bir alanı kapsamaktadır. Tablo-3’de Fransa-Almanya-Japonya-İngiltere-ABD’de bulunan 400 şirketin satış gelirleri,net gelirleri ve borçlanmaları-kredi kullanımları görülmektedir. Tablo-3 de bu üç mali oran arasında ülkeden ülkeye önemli farklar olduğu görülür. Örneğin net gelirler İngiltere ve ABD’de Almanya ve Japonyaya göre oldukça fazladır. Gene aynı tabloda kredi kullanımı-boçlanmanın ABD’de Japonya ve Almanya’ya oranla düşük olduğu görülmektedir. Tablo-3’de borçlanma-kredi kullanımı, toplam borçların hissedarlar sermayesine bölünmesi sonucu bulunmuştur.</p>
<p>	Toplam-Medyan	Fransa	Almanya	Japonya	İngiltere	 ABD<br />
Firma Sayısı	&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;	     80	    80	     80	    80	    80<br />
Satışlar<br />
($-Milyon)	Toplam-<br />
Medyan	2.262.293<br />
(617.039)	3.571.104<br />
(760.686)	2.053.024<br />
(405.415)	1.310.285<br />
(289.887)	1.645.580<br />
(426.980)<br />
Net Gelir<br />
($-Milyon)	Toplam-<br />
Medyan	41.289<br />
(8.296)	-21.884<br />
(1.808)	-15.522<br />
(0.894)	67.098<br />
(19.688)	50.413<br />
(13.188)<br />
Kredi kullanımı-Borçlanma	Toplam-Medyan	1,007<br />
(0.665)	1.116<br />
(0.560)	2.032<br />
(1.282)	0.852<br />
(0.330)	0.514<br />
(0.400)<br />
TABLO-3:ÜLKELERİN FARKLI FİNANSAL KARAKTERİSTİK ÖZELLİKLERİNE ÖRNEKLER</p>
<p>Oran yönetimi le analizde kullanılan bazı oranlar:<br />
1-LİKİTİDE ANALİZİNDE KULLANILAN ORANLAR<br />
-CARİ ORAN:<br />
DÖNEN VARLIKLAR/KISA VADELİ YABANCI KAYNAKLAR<br />
-LİKİTİDE(ASİT-TEST) ORANI:<br />
DÖNEN VARLILAR-STOKLAR/KISA VADELİ YABANCI KAYNAKLAR<br />
-HAZIR DEĞERLER ORANI:<br />
HAZIR DEĞERLER/KISA VADELİ YABANCI KAYNAKLAR</p>
<p>2-VERİMLİLİK ANALİZİNDE KULLANILAN ORANLAR<br />
-ALACAKLARIN DEVİR HIZI ORANI:<br />
NET SATIŞLAR/ORTALAMA ALACAKLAR<br />
-STOK DEVİR HIZI ORANI:<br />
NET SATIŞLAR/ORTALAMA STOKLAR<br />
-VARLIKLARIN DEVİR HIZI ORANI:<br />
NET SATIŞLAR/MADDİ DURAN VARLILAR<br />
3-KARLILIK ANALİZİNDE KULLANILAN ORANLAR<br />
-BRÜT KAR ORANI:<br />
BRÜT SATIŞ KARI/NET SATIŞLAR<br />
-FAALİYET KARI ORANI:<br />
FAALİYET KARI/NET SATIŞLAR<br />
-NET KAR ORANI:<br />
DÖNEM NET KARI/NET SATIŞLAR<br />
-SERMAYENİN AMORTİSMAN ORANI:<br />
DÖNEM KARI+UZUN VADELİ BORÇ GİRDİLERİ/ÖZKAYNAKLAR+UZUN VADELİ YABANCI KAYNAKLAR<br />
-ÖZKAYNAKLARIN AMORTİSMAN ORANI:<br />
DÖNEM NET KARI/ÖZKAYNAKLAR</p>
<p>4-KAR PAYI ANALİZİNDE KULLANILAN ORANLAR<br />
-HİSSE BAŞINA KAR PAYI ORANI:<br />
DAĞITILACAK KAR/HİSSE SENETİ SAYISI<br />
-FİYAT-KAZANÇ ORANI:<br />
HİSSE SENEDİ BAŞINA KAR PAYI/HİSSE SENEDİNİN BORSA FİYATI<br />
-PLASMAN ORANI:<br />
DAĞITILACAK KAR/ÖDENMİŞ SERMAYE<br />
-HİSSE SENEDİ MALİ DEĞER ORANI:<br />
HİSSE SENEDİ BAŞINA KAR PAYI/CARİ FAİZ ORANI</p>
<p>GAAP(Genel Kabul Görmüş Muhasebe kuralları)ın ülkeden ülkeye farklı olması, finansal tablolarda bulunan rakamlarda da büyük farklılıklar oluşmasına neden olur. Örnek olarak Japonya-GAAP ile ABD-GAAP’ın finansal tablolara yansıyan rakamları incelenebilir.</p>
<p>Finansal tablolarda rasyonel mukayeseler yapmak için ülkeler arasındaki muhasebe politikaları, ekonomi, rekabet farklılıları iyice değerlendirilmelidir.</p>
<p>3.3.2.Nakit Akım Analizleri:<br />
Nakit akım analizleri firmanın nakit hareketleri ve yönetimi hakkında bilgilenmemizi sağlar.US-GAAP,UK-GAAP ve IAS standartlarına bağlı ülkelerde ayrıntılı nakit akım  tabloları düzenlenir. Uluslararası analizlerde nakit akım analizlerinin önemi oldukça fazladır. Çünkü bu analiz, ülkeler arasındaki muhasebe standartları farklarından en alt düzeyde etkilenir. Nakit akım tabloları oluşturulmazsa firmanın nakit hareketlerini takip etmek olanaksız hale gelir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/uluslararasi-finansal-tablolar.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Muhasebede Para Çevrim İşlemi Nasıl Yapılır</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/muhasebede-para-cevrim-islemi-nasil-yapilir.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/muhasebede-para-cevrim-islemi-nasil-yapilir.html/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2009 11:46:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/genelbil/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Muhasebe]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=706</guid>
		<description><![CDATA[UYGUN CARİ KUR: Şu ana kadar, çevrim metodlarında kullanılan kurların ya geçmiş ya da cari kurlar olduğunu söyledik. Kolaylık olması için gelir tablolarında sıklıkla ortalama kurlar kullanılmaktadır. Uygun bir çevrim kurunu seçmek kesin bir seçim olmayacaktır, çünkü herhangi bir zamanda birçok farklı kurın varlığı sözkonusu olabilir. Alış kurları, satış kurları, serbest piyasa kurları, resmi kurlar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>UYGUN CARİ KUR:<br />
Şu ana kadar, çevrim metodlarında kullanılan kurların ya geçmiş ya da cari kurlar olduğunu söyledik. Kolaylık olması için gelir tablolarında sıklıkla ortalama kurlar kullanılmaktadır. Uygun bir çevrim kurunu seçmek kesin bir seçim olmayacaktır, çünkü herhangi bir zamanda birçok farklı kurın varlığı sözkonusu olabilir. Alış kurları, satış kurları, serbest piyasa kurları, resmi kurlar vb. ve kur değişiklikleri sözkonusu olur. Bizim (yazarın) inancımıza gore bir çevrim kuru ekonomik ve ticari gerçekleri mümkün olduğunca doğru şekilde yansıtmalıdır. Hesaplarda çevrimin yapılacağı bir ülkede spot işlemlerde kullanılan serbest piyasa kuru, kullanılacak en uygun, en iyi çevrim kuru olacaktır.<span id="more-706"></span><br />
Bazen bir ülke çeşitli işlemlerde kullanılmak üzere çeşitli çevrim kurları belirler. Bu gibi durumlarda varolan seçeneklerden en uygununu seçmek gereklidir. Birkaç tane seçenek sunulmuş olduğunda: 1) temettü dağıtım kuru 2) serbest piyasa kurları 3) ithalat veya ihracat gibi işlemlerle ilgili olarak kabul edilmiş kurlar veya anlaşmalarla kabul edilmiş cezalı kurlar.<br />
Bize göre tercih edilmesi gereken kurlar serbest piyasa kurlarıdır.Ancak, çevrim kurlarının kontrol altında olduğu özel durumlarda (örn.: belirli işlemlerde, belirli yabancı para birimlerine uygulanmak üzere tespit edilmiş özel kurların olması durumunda) bu özel kurlar kullanılmalıdır. Örneğin, bir Amerikan şirketinin Latin Amerika’daki bir şubesinin Amerika’dan belirli bir ürünü uygun kurla ve tahsis ettiği bir fon ile ithal etmek için izin aldığını varsayalım. Bu fonun USD’ye (dolara) çevrilmesi yukarıda sözü edilen özel kurlarla yapılmalıdır. Bundan sonra, cari yılın sonunda, bu tali şiketin nakit hesaplarının kapatılmasında serbest piyasa kurları kullanılmalıdır. Bu işlem, birkaç farklı kurdan, parçalar halinde çevrilmiş olan yabancı bir para birimi hesaplarının çevrilmesinde kullanılır. Ekonomik gerçeklere uygun olduğu müddetçe doğru bir yaklaşım olacaktır.</p>
<p>ÇEVRİM KAZANÇ VE KAYIPLARI:</p>
<p>Tablo 6-6’da finansal dökümde yabancı bir para birimine 4 ayrı çevrim yönteminin uygulanmasından kaynaklanan çevrim ayarlamaları gösterilmiştir. Uluslararası alanda bu ayarlamaların muhasebe yönünden uygulamaları da çevrim prosedürleri kadar çeşitlilik göstermektedir. Çevrim ayarlamalarına muhasebe yönünden yapılan yaklaşımlar da, erteleme, ertelememe ve ikisi arasındaki karışık uygulamaların yapılması gibi yaklaşımlardır.</p>
<p>ERTELEME:</p>
<p>Cari gelirlerde çevrim ayarlamalarının gözönünde tutulmaması fikri, bu tür ayarlamaların yalnızca yeniden tablolama işleminden sonra ortaya çıkmasından kaynaklanmaktadır.Bir şirketin yabancı şubesinin net varlıklarının yerel para birimi cinsinden karşılığındaki değişmeler realize edilmez ve yabancı varlıktan kaynaklanan şirketin kendi para biriminden olan nakit akışları üzerinde hiçbir etkisi yoktur. Bundan dolayı, bu tür ayarlamaların cari gelirlere dahil edilmesi yanlış bir hareket olacaktır. Bu şartlar altında çevrim ayarlamaları birleştirilmiş özsermayenin bir parçası olarak toplanmalıdır. Parkinson ertelemeyi destekleyici şekilde bazı başka sebepler de vermiştir:</p>
<p>Kazanç veya kaybın, uzun süreli veya hatta kalıcı bir yatırımı ilgilendirebileceği tartışılabilir bir konudur. Çünkü dışarıdaki bir yatırım veya operasyon tamamen kapatılıp veya bitirilip bütün net varlıkları ana firmaya devredilmeden bu kayıp ya da kazanç tamamen realize edilmiş olmamaktadır. Bununla birlikte, kurun tekrar yükselmesi (yeniden değerlenmesi) durumunda (ve o zamanda yapılan çevrimlerde) yapılan işlemlerin artan veya azalan değerleri sözkonusu olacaktır. Bu şartlarda da gelir tablolarında kullanılmak üzere yalnızca bir defa yapılan çevrimlerin bir faydası olmayacaktır. Bu yüzden, gerçekte, yapılan çevrimlerden elde edilen kazanç veya kayıplar yanlış yönlendirici olabilir.</p>
<p>Ertelemeye, çevrim kurlarının eski değerlerine dönmemesi sözkonusu olduğunda, eleştiriler gelebilir. Yine de, çevrim ayarlamalarının ertelenmesi çevrim kurlarının önceden tahmin edilmesine dayanmaktadır ki bu da çok zor bir iştir. Bazıları da, çevrimden kaynaklanan kayıp veya kazançların ertelenmesinin, kurların davranışının görülebilmesini engelleyebileceğini söylemektedir. Yani kur değişimleri geçmişe dönük gerçeklerdir ve finansal tablo kullanıcıları da en iyi sonuca kur değişimlerinin etkilerini değişim olur olmaz gözönüne alırlarsa ulaşırlar. FAS No:8‘e göre, döviz kurları değişkendir, muhasebede kurların sabit olduğu düşünülerek hareket edilmemelidir.</p>
<p>ERTELEME VE AMORTİZASYON:</p>
<p>Bir başka düşünce de, çevrimlerden kaynaklanan kayıp veya kazançların ertelenmesi ve bu ayarlamaların da bilançonun ilgili bölümlerinde amortisman olarak dağıtılmasını savunmaktadır. Örnek olarak, bir sabit varlığın elde edilmesinin borçlanarak yapıldığını varsayalım. Anapara ve faiz ödemelerinin sabit varlığın kullanılmasından gelen nakit akışıyla karşılanması tartışılablir. Burada, çevrim kazancı veya kaybı ile borcu ertelenerek ilgili sabit varlığın ömrü boyunca amortisman olarak dağıtılacaktır. Yani amortisman giderine uygun olacak şekilde gelir olarak yazılacaktır. Bununla birlikte, borçtan doğan çevrim kazancı veya kaybı ertelenebilir ve borç üzerinde faiz giderine ayarlama olacak şekilde amortize edilebilir.</p>
<p>Bu tür yaklaşımlar, teorik ve pratik platformlarda eleştirilebilir. Örneğin, finans teorisi, başlıca sabit varlık yatırımı kararlarının, bunların nasıl finanse edileceğinden bağımsız olduğunu söylemektedir. Ayrıca faiz giderinin de ayarlanması tartışılabilir bir konudur. Ülkedeki borçlanma maliyetleri piyasa faiz oranlarındaki değişimi yansıtacak sekilde ayarlanamamaktadır. Öyleyse, para birimindeki dalgalanmaların niye böyle bir etkisi olmaktadır?</p>
<p>KISMİ ERTELEME:</p>
<p>Çevrim kazanç ve kayıpları için muhasebedeki üçüncü bir seçenek de çevrim kayıplarını meydana gelir gelmez dikkate almak, çevrim kazançlarını da realize olduklarında dikkate almaktır. Muhafazakar olmakla beraber, yalnızca çevrim kazancını ertelemek, kurda bir değişikliğin olduğunu kabul etmemekten ileri gelir. Ayrıca, mantıki olarak, kazançları ertelerken kayıpları olduğu gibi kabul etmek de tutarsızdır. Bu yaklaşım, çevrim kazançlarının ne zaman realize edileceği konusunda da açık bir kriter getirmemektedir. Kazançların ertelenmesi yönünde fikir belirtenler bu kazancın ne kadarının erteleneceği konusunda bir açıklama yapmamaktadır. Önceleri, şirketler cari kazançlarıyla önceki zararlarını kapattıktan sonra kalan kısmını ertelemekteydiler. Bu da çevrim kazançlarının veya kayıplarının dönemsel kalemler olmadığını ve uzun dönemde silineceklerini göstermektedir. Öyle ise erteleme tartışılabilir bir uygulamadır.</p>
<p>ERTELEMESİZ:</p>
<p>Son seçenek de çevrim kayıp veya kazançlarının gerçekleşir gerçekleşmez gelir tablolarında kabul edilmesi seçeneğidir.Bu anlayış, herhangi bir ertelemenin sun’i ve yanlış yönlendirici olduğunu savunur. Erteleme kriterlerinin kendi içinde bile tutarsız olduğu ve uygulamanın imkansız olduğu şeklinde eleştiriler gelmektedir. Ayrıca, çevrim kazanç veya kayıplarının cari gelirlere eklenmesi, kazançlara, herhangi bir kur değişikliğinde önemli kazanç değişikliğine yol açabilecek rastgele bir kalem olarak gelir. Bununla birlikte, kağıt üstünde bu tür çevrim kazanç veya kayıplarının kazanç hanesinde gösterilmesi tabloları kullananları yanlış yönlendirebilir, çünkü bu ayarlamalar her zaman kur değişimlerinin şirketin nakit akışına yaptığı etkiyle uyumlu bilgiler ortaya çıkarmayabilir.</p>
<p>BİZ NEREDEYİZ?</p>
<p>Çevrim amaçlarının muhtemel çevrim ayarlamalarının doğasıyla önemli derecede ilgisi vardır. Eğer yerel para birimi (yerel şirket politikası) politikası belirlenmişse, çevrim ayarlamaları cari gelire yansıtılamaz. Hatırlayınız ki yerel şirket politikası cari kur çevrim yöntemine farklı para birimlerindeki tablolarla ilişki kurmak için ihtiyaç duymaktadır. Bizim fikrimize göre, çevrim kazanç veya kayıplarını gelirin içine sokmak orijinal finansal ilişkileri çarpıtıp bu bilgiileri kullananları yanlış yönlendirmektedir. Çevrim kazanç veya kayıplarına, yerel firmanın para birimi politikaları yönünde, özsermayede yapılan ayarlamalar gibi muamele edilmelidir. Ana firmanın raporlama para birimi, çevrilmiş finansal tablolardaki para birimi ise çevrim kazanç veya kayıpları oldukları anda kabul edilmeleri tavsiye edilir. Ana firma, tali firmayı ana firmanın bir uzantısı olarak görür. çevrim kazanç veya kayıpları ana firmanın para birimi cinsinden olan özsermayesindeki azalmalar veya artışlar olarak yansır ve gerçekleştiği anda kabul edilmelidir. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelbilge.com/muhasebede-para-cevrim-islemi-nasil-yapilir.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İşletme Ve Muhasebenin Temel Kavramları</title>
		<link>http://www.genelbilge.com/isletme-ve-muhasebenin-temel-kavramlari.html/</link>
		<comments>http://www.genelbilge.com/isletme-ve-muhasebenin-temel-kavramlari.html/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2009 10:33:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/genelbil/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Muhasebe]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelbilge.com/?p=704</guid>
		<description><![CDATA[İşletme ile ilgili olarak üretim faktörlerini bilinçli ve sistemli olarak bir araya topladığı söylenebilir. O halde bir işletmenin varolabilmesi için üretim faktörlerine sahip olması gerekir. Üretim faktörleri emek, sermaye, tabiat unsurlarıdır. Girişimci bu unsurların tamamlayıcısıdır. Üretim faaliyetine olanak sağlayacak olan üretim faktörlerini biraraya getirebilmek için ya o faktörlerin tamamına veya bir kısmına yahut da bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İşletme ile ilgili olarak üretim faktörlerini bilinçli ve sistemli olarak bir araya topladığı söylenebilir. O halde bir işletmenin varolabilmesi için üretim faktörlerine sahip olması gerekir. Üretim faktörleri emek, sermaye, tabiat unsurlarıdır. Girişimci bu unsurların tamamlayıcısıdır.<br />
Üretim faaliyetine olanak sağlayacak olan üretim faktörlerini biraraya getirebilmek için ya o faktörlerin tamamına veya bir kısmına yahut da bu faktörleri biraraya getirecek güçte ve akılcılıkta bir araca, paraya sahip olmak gerekir.<span id="more-704"></span><br />
O halde işletmenin, insanların ihtiyaçlarını karşılayacak malların veya hizmetlerin üretiminde bulunabilmesi hatta bir bakıma varolabilmesi için bazı varlıklara sahip olması şarttır.<br />
İşletme sahibinden ayrı, kendine öz kişiliği olan işletme, kuruluşta, ancak başka kişilerin vermesi ile varlıklara sahip olabilir. Diğer bir deyişle, işletmenin elinde bazı varlıklar var ise bunlar muhakkak diğer kişiler ( gerçek yada tüzel ) tarafından verilmiştir. Bu nedenle varlıklar ile varlıkların kaynakları arasında bir ilişki ve değerce ( tutar yönünden ) bir eşitlik mevcuttur.</p>
<p>Kuruluşta işletmeye varlık veren kimseler genellikle işletme sahipleridir. Sonraki safhalarda işletme borçlanarak da varlıklarını artırabilir. Bu durumda da toplam varlıklar ile toplam kaynaklar değerce birbirine eşittir; ancak bu durumda varlıkların kaynakları işletme sahipleri ve üçüncü şahıslar olmak üzere farklı iki grup halinde oluşur.</p>
<p>Muhasebede işletme sahiplerinin varlıklar üzerindeki hakları “ sermaye “, üçüncü şahısların varlıklar üzerindeki hakları “ borçlar “  terimleri ile ifade edilir. Özet olarak varlıklar; işletmenin sahip olduğu ekonomik değerlerdir. Bunların fiziki karakterde olma zorunluluğu yoktur. Fiziki karakterde olan varlıklara binalar, mallar, makineler; fiziki karakterde olmayan varlıklara alacaklar örnek olarak gösterilebilir. Varlıklar paraya çevrilebilme kolaylığı ve amacı bakımından farklılıklar gösterir. Sermaye, işletme sahiplerinin varlıklar üzerindeki haklarını değer olarak ifade eder. Borçlar, üçüncü şahısların varlıklar üzerindeki haklarını değer olarak ifade eder. Borçlanma değişik nedenlerle ve değişik şartlarda oluşur. Örneğin, uzun vadeli veya kısa vadeli borçlar gibi.</p>
<p>1.2. İŞLETMELERDE MUHASEBENİN YERİ: </p>
<p>Günümüzün büyük ve modern işletmelerinin özellikleri genellikle şöyle sıralanmaktadır,</p>
<p>İşletmenin sahipleriyle yöneticileri birbirinden tamamen ayrı kimseler haline gelmiştir.<br />
İşletmenin yöneticileri, işletme sahiplerinden başka, çeşitli menfaat gruplarına karşı da sorumludur.<br />
Ulaşım ve haberleşme sistemindeki hızlı gelişmeler sonucu işletmelerin büyüklüklerinde değişmeler olmuş ve dev işletmeler meydana gelmiştir.<br />
Modern işletmeler artan sayıda mamul ve piyasalara sahiptirler.<br />
İşletmelerin büyümesi, en yüksek yöneticiye düşen görevleri ve sorumlulukları, bir tek yöneticinin kapasitesinin çok üstüne çıkardığından, modern işletmelerin yönetimi, ancak geliştirilmekte olan yeni yeni bazı yönetim teknikleri ile mümkün olmaktadır.<br />
İşletmenin kar hedeflerinin gerçekleştirilmesinde, kar sorumluluklarının desantralizasyonu esastır.<br />
Modern işletmeler, şiddetli rekabetten ötürü dar kar marjlarına sahiptirler.<br />
Kar marjlarının dar olması, faaliyetlerin daima artan bir verimlilikle yapılmasını zorunlu kılmıştır. Bu şiddetli ihtiyacın karşılanabilmesi ve ekonomik değişme temposunu hızlandıracak yeni tekniklerin bulunması için de, modern işletmelerde araştırma ve geliştirme harcamaları hızla büyümektedir.</p>
<p>İşl††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††eyi sağlayan temel etkenlerden biri olmuştur.</p>
<p>Diğer yönden muhasebe, işletmelerdedki önemine paralel olarak değişik öıkar gruplarının toplandığı ve karşılaştığı büyük işletmelerin durumunu ve faaliyet sonuçlarını tespit ettiğinden kamu çıkarlarını ve dolayısıyla devleti ilgilendiren bir konu haline gelmiştir. </p>
<p>1.3. YÖNETİM – MUHASEBE İLİŞKİSİ:</p>
<p>Her fonksiyonuna göre farklılık gösteren varlıklar işletmenin yönetimi sırasında devamlı olarak farklı ölçülerde değişmelere uğrarlar. İletmenin tüm olarak iyi yönetilmesi, bütün fonksiyonların işleyişi sırasında alınan yerinde ve uyumlu kararlarla varlıkların ve kaynakların güçlü ve karlı bir şekilde yöntilmesine bağlıdır. diğer bir deyişle iyi yönetim, belirli bir amaca ulaşmak için sadece insanların faaliyetlerinin iyi yönetimi ile değil, aynı zamanda varlıkların ve kaynakların da iyi yönetimi ile sağlanır.</p>
<p>İşletmenin varlıklarının ve kaynaklarının yapısı fonksiyonların yerine getirilmesini sağlayan kararların uygulanması ile değişmelere uğrar ve böylece işletmenin finansal durumu ve gücünde de değişmeler olur.</p>
<p>İşletmenin sahipleri tarafından verilen varlıklar işlemenin faaliyeti sonucu artarsa bu durumda işletme sahiplerinin haklarıda artmış olur; aradaki fark kardır. İşetmenin sahip olduğu varlıklar kredi ile temin edilen yeni varlıklarla artarsa bu durumda işletmenin borçlarıartmış olur. Görülüyorki işletme içinde alınan kararlar, işletmenin varlıkları ve kaynakları üzerinde değişmeler yaratır. Faaliyetler sonunda tüm değişmelerin etkisi ile varlıklar ve kaynaklar işe başlama tarihine göre farklı bir yapı ve büyüklük gösterirle. Varlıkların unsurları değişir, büyüklükleri değişir, aynı şekilde kaynakların unsurları ve büyüklükleri değişir. Dolayısıyla, belirli unsurlar arasındaki oranlarda değişme olur. Bu yeni durum işbaşındaki yönetim kadrosunun aldığı kararlar sonucu ortaya çıkan başarının bir sonucudur. Aynı süre içinde işbaşında bir yönetim kadrosu bulunsa, alınan kararlar farklı olacağından aynı sonucun, aynı mali ve ekonomik yapının elde edileceği söylenemez.</p>
<p>O halde gerek yönetimin başarısının ölçülmesi ve değerlemesi, gerekse gelecek yıla ait yönetim planlarının yapılmasında temel olacak verilerin sağlanması ve hatta tamamlanan süreye ait başarının önceden planlanan ile uygunluğunun araştırılması ( kontrol ) için öncelikle, yöneticilerin kararları ile şekil bulan ve işletmenin varlıkları ve kaynakları üzerinde  para ile ifade edilebilen değişmelerin saptanması gerekir. İşte bu gereğe cevap verecek olan araç muhasebedir ve burada yönetim-muhasebe ilişkisi başlar. </p>
<p>1.4.  MUHASEBE İLE İLGİLİ GENEL BİLGİLER:</p>
<p>1.4.1. MUHASEBENİN TANIMI :</p>
<p>Muhasebe, işletmenin faaliyet süreci içerisinde türlü fonksiyonların yerine getirilmesinde alınan kararların uygulanması ile varlıklatrda ve varlıkların kaynaklarında oluşan parasal değişmeleri saptar ve bunları yeni kararlar alınmasında tekrar kullanılabilir bilgiler haline getirir. Diğer bir ifade ile muhasebe, işletmenin varlıkları ve kaynakları üzerinde değişme yaratan ve parayla ifade edilebilen işlemlerle ilgili bilgileri toplar, kaydeder, sınıflar, özetler, analiz ve yorum ile ilgililerin bilgilerine sunar.<br />
Bu basit tanımın yanısıra birçok başka tanımada rastlanır. Bunlara örnek olarak aşağıdaki tanımlar verilebilir,</p>
<p>Muhasebe, kısmen, bir ülkenin ekonomik, politik ve sosyal sistemlerinin bir fonksiyonudur. Muhasebe o ülkenin resmi dil ve kanunlar gibi bir kültürel fenomenidir. Ticari olaraksa muhasebe ekonomik kararlar vermede kullanılacak ekonomik varlıklar hakkında, öncelikle finansal ve sayısal bilgi toplama işi olarak tanımlanır.<br />
Muhasebenin fonksiyonu yatırım, kredi, yada benzeri kararları alacak kişilere gerekli bilgiyi sağlamaktır. Gerçektende muhsebeciler karar vermede yetkili olan kişilere daha doğru kararlar vermelerine yardımcı olacak finansal bilgiyi sunarlar.<br />
Bir finansal bilgi sistemi olarak muhasebe, ilgili enformasyon kullanıcılarına, organizasyonun ekonomik olaylarını tanımlama, ölçme, kaydetme ve iletme sürecidir. Buna göre tanımlama belirli bire organizasyonla ilgili, ekonomik kanıt niteliği taşıyan olayları seçmedir. Belirlenen bu hadiseler finansal terimlerle ölçülebilmelidir. Finansal olarak ölçümü yapılan değişmeler, organizasyonun dalgalı bir finansal aktiviteler tarihi olarak kaydedilir. Muhasebeci bu kayıtları sınıflandırır ve özetler.<br />
Muhasebe, işletmenin varlıkları ve kaynakları ( sermayesi ve borçları ) üzerinde değişme yaratan ve para ile ifade edilen mali nitelikli işlemlere ait bilgileri; kaydetmek, sınıflandırmak, özetlemek, analiz etmek ve yorumlamak suretiyle ilgili kişi ve kurumlara raporlar halinde sunan bir bilgi sistemidir. Mali nitelikteki işlemlere ait bilgilerin, belgelendirilerek toplanması daha sonra bilgi kullanıcılarına sunulması ve yorumlamaya hazırlanması için belirli şekillere ve kurallara göre yazılması işlemine kaydetme denir.<br />
Muhasebe kayıt, sınıflandırma, özetleme ve finansal işleri ve gelişmeleri parayla ifade etme sanatıdır.<br />
Muhasebe hesaplar ilmidir. Bu deyim, mal ( varlık ) hareketleriyle bu hareketlerin ayrıntılarını izleyebilmek ve bunları gözönüne serebilmek için bunların metodlu bir şekilde kaydedilmesini ifade eder. </p>
<p>1.4.2 MUHASEBENİN ÖNEMİ :	</p>
<p>Muhasebe işletmelerde yönetimin gözü kulağıdır. Küçük, büyük, özel ve resmi kuruluşlar muhasebeye muhtaçtırlar. Her kuruluşun mali bakımdan durumunu bilmesi gerekir. Kuruluşların kendi işlemlerini denetleme ve düzenleme için gözönünde bulundurması gereken işlemleri muhasebe sağlar. İşletmelerde yöneticiye işlerin iyi veya kötü gittiğini belirten temel bilgiyi muhasebe verir. Bu bilgi akışı şematik olarak  Şekil 1.4.2.1’ de verilmiştir.</p>
<p>                                               Karar verme	         </p>
<p>	  İşlerin oluşumu</p>
<p>	Muhasebecilerin işlerin sonuçlarını<br />
                                             gösteren raporları hazırlaması</p>
<p>                       Şekil 1.4.2.1:Muhasebede Bilgi Akışı</p>
<p>Genel hesaplaşmalar, vergi için gerekli hesaplar, maliyet fiyatlarını hesaplamalar, bütçeleri düzenleme ve izleme, sistem kurmalar ve araştırmalar hep muhasebenin hizmet alanına girmektedir.</p>
<p>1.4.3.  MUHASEBE İLE İLGİLİ TARAFLAR VE MUHASEBENİN FONKSİYONLARI :</p>
<p>İşletmenin mali durum ve faaliyetlerinin sonucuyla, doğrudan yada dolaylı çıkar ilişkileri nedeni ile ilgilenen taraflar vardır. Bu taraflar ilgili oldukları ve kendi kararlarına esas olacak tarafsız, doğru, güvenilir bilgileri muhasebenin fonksiyonlarını tam olarak yerine getirmesi sonucu elde edebilirler. İlgili taraflar şunlardır:<br />
Yöneticiler<br />
İşletme sahipleri ve ortaklar<br />
Borç para verenler (alacaklılar )<br />
Hizmetliler<br />
Devlet<br />
Kamu<br />
Son zamanlarda işletmenin sosyal sorumluluğu felsefesinin doğması ve geniş ölçüde taraftar bulmasıyla muhasebe kaidelerinin ve usullerinin geliştirilmesine karşı olan ilgi de artmıştır. Bu arada öğrencilerin, araştırmacıların hazırlayacakları tezlerle ilgili olarak finansal tablolardan faydalandıklarınıda belirtmek gerekir. Muhasebe yukarıda sayılan taraflara ilgilendikleri bilgileri sağlar. Bu bakımdan muhasebeye bugün, genellikle “ işletmenin dili”<br />
( the language of business ) denilmektedir.</p>
<p>İlgili tarafların kararlarında yararlanacakları bu bilgileri her olay için elde etmek istemeleri söz konusu değildir. Çünkü bu yolda elde edilecek bilgiler, olayların çokluğu nedeniyle, aklı karıştırıcı lüzumsuz bilgiler olmaktan öteye gidemez. Öte yandan olayların olumlu, olumsuz yönde olanlarının bir diğerinin sonucunu etkileyeceği açıktır. Bu bakımdan yöneticinin başarımını oluşturan bu olayların tek tek değil, belirli bir süre içinde toplananlarının tüm olarak ele alınması doğru ve faydalı olur. Burada olaylarla ilgili bilgilerin biriktirilmesi, depolanması gereği ortaya çıkar. Bu da belirli bir süre içindeki işetme varlıkları ve bu varlıkların kaynaklarında para ile ifade edilebilen değişme yaratan olaylarla ilgili bilgilerin toplanması, kaydedilmesi, sınıflanması ve özetlenmesi şeklinde olur. Mali karakterdeki bu olaylarla ilgili bilgilerin toplanması, kaydedilmesi, aynı özellikte olanların sınıflandırılması ve mali raporlar halinde özetlenmesi muhasebe fonksiyonlarından biridir. Bu kapsamdaki muhasebe, muhasebenin tümü değil “ kayıt tutma “ aşamasıdır.</p>
<p>Mali karakterdeki olaylar hakkında kayıtlar ile yaratılan toplu bilgiler yeterli değildir. Bu bilgilerin analiz ve yorum ile kullanılabilir bilgiler haline getirilmesi gerekir. Bu da muhsebenin ikinci fonksiyonudur.</p>
<p>Muhasebenin işletmelerdeki yerini ve fonksiyonlarını beraber incelersek, muhasebenin şu özellikleri önem arz eder ;</p>
<p>Borç ve alacak ilişkilerinin izlenmesi<br />
Mal ve hizmetlerin maliyet bedellerinin hesaplanmasında aracılık<br />
İşletme için gerekli istatistiki bilgileri sağlama<br />
İşletme yönetiminde araç olma<br />
İşletme sonuçlarını ortaya koyma<br />
İşletmenin mali varlığını hesaplama<br />
Muhasebe kayıtlarının işletme lehinde delil olması<br />
Denetleme aracı olması</p>
<p>1.4.4. MUHASEBE TÜRLERİ:</p>
<p>Muhasebenin temel kavram ve ilkeleri aynı olmakla beraber işletme türlerinin değişikliği nedeniyle farklı işlemlerin etkilerini aktarma ve farklı hedeflere ulaşma amacı, farklı muhasebe türlerini ortaya çıkarmıştır. Söz gelişi mal alım satımı ile uğraşan bir işletmenin ( ticaret işletmesi ) muhasebesi ile imalatta bulunan bir işletmenin ( endüstri işletmesi ) muhasebesi, değişik faaliyet dolayısıyla farklı olacaktır. İkinci tür işletmenin muhasebe kayıtları birinci tür işletmede yer ala kayıtlar ( alış, satış, borçlanma, alacaklanma kayıtları ) yanında imal edilen mamülün maliyetini saptayıcı yolda kayıtlamayı da kapsayacaktır. Ticaret işletmeleri muhasebesi temeldir ve genellikle “genel muhasebe” veya “finansal muhasebe” diye tanınır. Genel muhasebede verilen teknik bilgiler diğer muhasebelerde de geçerlidir. Genel muhasebe dışında :</p>
<p>Devlet için : devlet muhasebesi,<br />
Sınai işletmeler için : maliyet muhasebesi,<br />
Banka işletmeleri için : banka muhasebesi,<br />
Sigorta işletmeleri için: sigorta muhasebesi,<br />
Tarım işletmeleri için : tarımsal maliyet muhasebesi<br />
Ayrıca işletme içinde oluşan olayları saptama ve kaydetmenin yanında, planlama faaliyetlerinde, yürütme ve denetim alanlarına giren çeşitli karar işlemlerinde, olayların yorumlanmasını, zamanında ve yeterli bilgileri taşıyan raporlarla yöneticilere yansıtılmasında etkin bir görevi olan yönetim muhasebeside önemli bir muhasebe türüdür. Yönetim muhasebesi işletme içinde kullanılması için yönetime ölçülmüş, yorumlanmış, işlenmiş, yorumlanmış bilgi sağlar.</p>
<p>Bunlar gibi uzmanlık muhasebelerinden bahsedilebilir. Muhasebenin sadece kayıtlama olmadığı hatırlanırsa mali raporların analizinin de, işletme türlerine göre farklı özellikleri olmak şartı ile. Yukarıda bahis konusu edilen çeşitli muhasebelerin içinde yer alacağı açıktır.</p>
<p>Muhasebecinin türlerini belirlemede kullanılabilecek bir yol onları çalıştıkları organizasyona göre sınıflandırmaktır. Buna göre 3 çeşit muhasebeci vardır;</p>
<p>Özel bir şirket için çalışan muhasebeciler,<br />
Kamu kuruluşları için çalışan muhasebeciler,<br />
Devlet için çalışan muhasebeciler.</p>
<p>2. MUHASEBENİN TEMEL KAVRAMLARI</p>
<p>Günümüzde işletme faaliyetlerinin genişlemesi ve karmaşık bir duruma gelmesi, işletmeyle ilgili çeşitli grupları bilgi gereksinimlerinin karşılanmasını ön plana çıkarmıştır. Gerçekten, işletmenin iç ve dış ilgilileri, genel olarak işletmenin belirli bir dönemdeki faaliyet sonuçları ve bu dönem sonundaki mali durumuyla ilgili bilgilere gereksinim duyarlar. Bu ihtiyacı gideren en önemli bilgi kaynaklarından biri  muhasebe  dir.</p>
<p>Bir binanın sağlam temellere oturtulmasına benzer şekilde, muhasebe bilgilerinin de geçerli bir takım temellere dayandırılması önem taşımaktadır.</p>
<p>Muhasebece üretilen ve yönetimin başarımının ne olduğunu gösteren bu bilgiler, aslında yöneticilerin kendi faaliyetlerinin sonucu olmakla beraber, aynı zamanda muhasebecinin uyguladığı farklı kayıtlama ve hesaplama yöntemlerinin, değerleme ölçülerinin de etkisi altındadır. Aynı başarım, farklı muhasebecilerin farklı görüş nedeniyle farklı kayıtlama, hesaplama yöntemlerini ve değerleme ölçülerini kullanmaları sonucu farklı gösterilebilir.</p>
<p>Muhasebe uygulamalarına yol gösteren  genel karar alma kurallarının, diğer bir deyişle kabul görmüş ilkelerin var olması yukarıda bahsedilen bu farkların en aza indirilmesini sağlar, ya da bu farkların nedenlerini açıklar. Bu kurallara genellikle Muhasebe İlkeleri  denilmektedir. Muhasebe ilkeleri muhasebede, çeşitli ilgi taraflarının yararlarını dengeli şekilde göz önünde tutan, tecrübeden ve mantıktan doğan, faydalılıkları genellikle kabul edildikten sonra ilke haline gelen çok sayıda ve değişik kaidelerdir. Bu ilkelerin teorik dayanağını kavramlar oluşturur. Bu kavramlara Muhasebenin Temel Kavramları denilmektedir. Kavramlar bir muhasebe probleminin çözümü için uygulanacak ilke veya ilkelerin saptanmasında veya yeni ve değişen durumlar için gerekli olduğunda yeni ilkeler geliştirmede temel olacak görüşleri yansıtırlar.</p>
<p>Finansal tabloların bileşenlerinin ve olayların muhasebe sistemince nasıl, nezaman ve hangilerinin kayda alınması, ölçülmesi ve raporlanması gerektiği muhasebenin temel kavramları  yardımıyla açıklanır. Temel kavramlar muhasebe mesleği tarafından bir işletmenin finansal faaliyet ve çabalarının ölçülmesi , kaydedilmesi ve raporlanmasında bir yol gösterici olarak benimsenirler. Kuramsal oldukları kadar uygulamaya da dayanırlar ve belirli bir zamanda neyin kabul edilebilir bir uygulama olduğu konusunda muhasebeciler arasındaki görüş birliğini ifade ederler. Muhasebenin temel kavramları, muhasebeciler tarafından halihazırda kullanılan uygulamaları genel açıdan tanımlarlar. Tabii ki bunun yanısıra daha iyiye ulaşmak için ne yapılması gerektiğini de içerecek şekilde olmaları bu kavramların daha faydalı olmalarını sağlar. Tutarlı muhasebe kuramlarının geliştirilmesine ilişkin genel problemlerle ilgili oldukları kadar uygulama prosedürlerine de yön verirler. </p>
<p>Muhasebenin temel kavramları, muhasebe kuramının gelişiminde özellikle iki açıdan önem taşırlar. Birincisi, kavramların kendileri finansal muhasebe kurallarının gelişimi için amprik sürecin bir parçasıdırlae. Bu bağlamda bu kavramlar, muhasebe kuramının esasına ait olarak görülebilirler. İkincisi kavramlar belirli bir ekonomik ve sosyal çevrede muhasebe felsefesini şekillendiren kuramsal güçlerin etkilerini yansıtırlar. Muhasebe kavramlarının önemini tam olarak anlamak için bunların hizmet ettiği amaçları bilmek gerekir;<br />
Kavramlar, mevcut muhasebe uygulamalarının genel olarak tanımlanmasını sağlayarak muhasebeyi öğrenmede ve uygulamada yardımcı olacak yol göstericiler olarak hizmet verirler.<br />
Kavramlar, çok bilinmeyen ve istisnai olarak karşılaşılan durumların analiz edilmesinde ve bu durumlara ilişkin muhasebeleştirme prosedürlerinin geliştirilmesinde yardımcı olurlar.<br />
Kavramlar, yeni ve iyileştirilmiş muhasebe uygulamaları geliştirmek için daha iyi yol göstericiler sağlama çabasındadır. Kavramlar, hem gelecekteki eylemler için bir temel olarak hem de mevcut eylemlerin finansal raporlamadaki  önemli etkilerini değerlendirmek için kullanırlar.</p>
<p>Ancak kullanılmakta olan temel kavramların gelişimi ve kapsamlarının belirlenmesi muhasebede daima en çelişkili ve zor görevlerden birisi olmuştur. Çünkü bunlar doğal bilimler veya matematikteki ilkeler, yasalar veya kurallar gibi değildir; doğa yasalarından türetilmezler ve dolayısıyla değişmez doğrular değillerdir. Bunlar insanlar tarafından oluşturulurlar veya geliştirilirler ve sezgi, yetki ve kabul edilebilirlikle desteklenir ve doğrulanırlar. Bu yüzden daima bir değişim içinde olan gereksinimler değiştikçe genel kabul görmüş muhasebe ilkelerinde  de değişiklikler olacaktır.</p>
<p> Muhasebe kuramı, politik faktörler ve ekonomik koşullar  muhasebe kavram ilke ve kurallarını oluşturma sürecinde üç temel faktördür. Bu ilişkileri şekil 2.1’deki gibi özetleyebiliriz.</p>
<p>Şekil 2.1: Finansal Muhasebe Çevresi</p>
<p>	Görüldüğü gibi muhasebe kavramı, ilke ve kuralları muhasebe uygulamalarına şekil veren en önemli unsurlar olmakla birlikte politik ve ekonomik durumlar da uygulamaya şekil veren ve kuramsal yapının belirlenmesinde göz önünde bulundurulması gereken önemli zorlayıcılardır. Bu zorlayıcılar şekil 2.2’de gösterilen tarafların ekonomik, yasal, ahlaki, sosyal açıdan baskıları ile etken olurlar.   </p>
<p>Şekil 2.2: Finansal Muhasebe Üzerindeki Baskı Grupları</p>
<p>	Yukarıdaki şekilden de anlaşılacağı gibi muhasebeci bir bakıma bütün ilgili taraflar arasında bir hakemdir ve bu nedenle ilgili tarafların gereksinimlerini dengeli şekilde karşılayacak bir tutuma sahip olmalıdır. Bu da genellikle kabul edilebilir belirli ilkelere bağlılığı gerektirir.  Aksi takdirde muhasebeden elde edilen finansal bilgiler, işletmenin işleyişini ve işleyiş sonucunu değerlemede güvenilir bir unsur,  bir araç, bir ölçü olmayacaktır. Bu nedenle muhasebede çeşitli ilgili tarafların çıkarlarını dengeli şekilde göz önünde tutan, deneyimden ve mantıktan doğan, faydalılıkları genellikle kabul edildikten sonra muhasebe ilkeleri haline gelen çok sayıda ve değişik kurallar uygulanır. Daha önce de belirttiğimiz gibi bu ilke ve kuralların seçimi hem politik hem de tekniktir. Örneğin 1930’lu yıllarda ABD’deki en büyük şirketlerden sadece dört tanasininm finansal tablolarında bir tek açıklayıcı ek bilgi varken 1990’lı yıllarda yapılan bir araştırma çok sayıda işletmenin  ek açıklamaları kullandığı ve ortalama onyedi sayfalık ek bilgi açıklandığını ortaya koymuştur. Yaklaşık altmış yılda ekonominin küreselleşmesi, teknolojik devrimler, yerel ve yabancı rekabetin etkisi, yeni ve daha kompleks finansal ürünlerin gelişimi gibi yenilikler ve gelişmeler ile SPK gibi düzenleyici kuruluşların gerektirdiği düzenlemeler,sağlanan finansal bilginin türünde değişikliklere ve iyileştirmelere neden olmuştur. Ekonomik ve finansal değişiklikler arttıkça ilgili ve güvenilir bilgi gereksinimi de artacaktır.</p>
<p>	Ülkemizde, Muhasebe Sistemi Genel Tebliği ile getirilen muhasebenin temel kavramları tebliğdeki gibi sıralanmış ve açıklanmıştır:</p>
<p>Sosyal Sorumluluk Kavramı<br />
Kişilik Kavramı<br />
İşletmenin Sürekliliği Kavramı<br />
Dönemsellik Kavramı<br />
Parayla Ölçülme Kavramı<br />
Maliyet Esası Kavramı<br />
Tarafsızlık Ve Belgelendirme Kavramı<br />
Tutarlılık Kavramı<br />
Tam Açıklama Kavramı<br />
İhtiyatlılık Kavramı<br />
Önemlilik Kavramı<br />
Özün Önceliği Kavramı</p>
<p>Bu kavramları şimdi sırayla incelemeye çalışalım.</p>
<p>2.1. SOSYAL SORUMLULUK KAVRAMI: </p>
<p>İşletme ile ilgili taraflara bilgi sağlama amacını karşılayacak olan finansal tabloların geliştirilmesi sosyal sorumluluk gerektirir. Muhasebe sadece işletmenin yöneticilerine gerekli bilgiler vermekle kalmaz. Değişik nedenlerle işletmenin işleyişi ile ilgileri bulunan veya ileride ilgilenecek olan taraflara da işletmenin finansal durumu ve işleyişinin sonucu hakkında bilgi vermek muhasebenin amaçlarından ve görevlerinden birisidir.<br />
Muhasebe bu tarafları yanıltmayacak doğru bilgiler verme sorumluluğundadır. Muhasebe bu görevini yerine getirirken hukuki sorumluluktan daha kapsamlı bir sorumluluğu ifade eden sosyal sorumluluk duygusu  ile hareket etmelidir. Muhasebenin organizasyonunda, uygulamaların gerçekleştirilmesinde, üretilen bilgilerin rapor edilmesinde belli bir ilgi grubunun değil tüm ilgi gruplarının hatta tüm toplumun çıkarlarının gözetilmesi gereğine sosyal sorumluluk kavramı denir. Ancak böyle bir sorumluluk duygusu ile hareket edildiği takdirde  muhasebece sağlanan bilgilerin gerçeğe uygun, tarafsız, önyargısız ve adil olması sağlanabilir. </p>
<p>Bu kavrama “Doğruluk Kavramı”, “Hakkaniyet Kavramı” da denilmektedir. Bu kavrama bağlı kalmanın şartlarından biri muhasebeye esas olan verilerin güvenilir olmasıdır. Dolayısıyla kavramın “Tutarlılık Kavramı” ve “Tam Açıklama Kavramı” ile yakın ilgisi vardır.  </p>
<p>Muhasebenin tanımında muhasebe ve muhasebecilerce yerine getirilecek önemli bir işlevin; işletmelerin ekonomik ve finansal durumlarını gösterir muhasebe bilgilerinin “işletme ile ilgili kişi ve kurumlara iletilmesi” olduğu belirtilmişti.</p>
<p>Muhasebe bilgi sistemi içinde üretilen bilgilerin önemi ve değeri genel olarak iki odakta toplanır. Bilgileri önemseyen ilk odak işletmenin kendisi ve ikincisi dış çevredir. İşletme yönetimine üstlendiği görevleri başarabilmek ve sorumluluklarını yerine getirebilmek için önderlik eden evrensel kavram sosyal sorumluluk kavramıdır. Sosyal sorumluluk kavramı ile anlatılmak istenen “bütün toplumlar ve zamanlar için geçerli olan” değer yargılarıdır. Bu değer yargıları en azından kişi ve kurumların ödev alırken ve yükümlülüklerini yerine getirirken  bilinçlerinde duydukları iyilik ve doğruluk ögeleri, adalet duygusu, erdem ve ahlak değeri olarak onur dur.</p>
<p>Sosyal sorumluluk bilinci ile davranan muhasebecilerin ürettiği muhasebe bilgilerinin ikinci odağını oluşturan dış çevre olumlu veya olumsuz yönde, genellikle, kolayca etkilenirler. Karma ve/veya serbest piyasa ekonomisinin egemen olduğu çoğulcu demokrasilerde işletmelerin etkenliği ve çıkarlarını koruması; ancak, toplumu oluşturan ve farklı sosyo-ekonomik özellikler gösteren ilgi gruplarının gereksinimlerini karşılamakla ve onları yanıtlamakla olanaklıdır. Bu noktada muhasebe ve muhasebecilerin sosyal sorumluluklarının boyutu Kamuyu Aydınlatma İlkesi ile bütünleşmektedir. </p>
<p>Günümüzde işletmelerin artan faaliyet hacimleri, bu faaliyetler ve sonuçları ile ilgilenen menfaat gruplarının da hacmini artırmıştır.bu menfaat gruplarının başlıcaları yöneticiler, ortaklar, işletmede çalışan personel, işletmeye borç para veren kredi kurumları ve devlettir. </p>
<p>İşte muhasebe bu menfaat gruplarını yanıltmayacak doğru bilgiler verme sorumluluğu ile yükümlüdür. Bu da muhasebe işlemlerinde gerçeğin, adaletin daima temel olarak benimsenmesi ile mümkündür. Bu prensibe bağlı kalmanın şartlarından en önemlisi muhasebeye esas olan verilerin güvenilir olmasıdır. </p>
<p>2.2. KİŞİLİK KAVRAMI:</p>
<p>Muhasebe ilkelerinin uygulanması için ekonomik etkinliklere ait belirli birimlerin tanımlanması gereklidir. Her birim, kendisi için hesapların devam ettirilip raporların oluşturulacağı ayrı bir kişi olarak tanımlanır ve her bir birim muhasebe kişisini ifade eder. Muhasebe kişisi, kaynakları kontrol eden, taahhütte bulunmak ve taahhütleri üstlenmek için sorumluluk alan ve ekonomik etkinlikleri yürüten ekonomik bir birimdir. Bu kişinin sahiplerinden, çalışanlarından, alacaklılarından, yönetiminden veya onunla ilgisi olan diğer taraflardan ayrı bir varlık olduğu varsayılır ve bu kişi açıkça belirtilmiş veya ima edilmiş amaçları izlemek için insanlar yada ekonomik kaynaklar tarafından oluşturulmuş bir organizasyon, bir kuruluş veya bir faaliyet ünitesi olabilir. Böylece bir kar merkezi, bir üretim hattı, bir ortaklık, bir tek kişi işletmes, bir şirket veya şirketler grubu için muhasebe kişisi var olabilir ve muhasebeci bunlardan herhangi bir tanesi için kayıtları sürdürüp raporlar hazırlayabilir. Görüldüğü gibi  muhasebe kişisinin tanımı ilgi alanını belirler ve böylece olası amaç ve etkinlikleri ve onların finansal tablolarda yer almasını sağlayabilecek tutarları sınırlandırır. Muhasebeci spesifik bir muhasebe girişiminin finansal bilgilerini muhasebeleştirecek ve raporlayacaktır; bu da muhasebe kişiliği varsayımının temelini oluşturur. Böylece bu varsayım, belirli bir muhasebe kişisinin finansal tablolarında hangi bilgilerin yer alacağının sınırlarını ortaya koyar.<br />
Muhasebe kişiliği ile işletme kişiliği aslında birbirinden farklıdır. Bir birey, bir bölüm veya departman veya bir sektörün tamamı ayrı bir muhasebe kişiliği olarak düşünülebilir. </p>
<p>Muhasebenin, işletmenin sahiplerinden ayrı, kendine öz bir kişiliği olduğu varsayılır. Muhasebe kişiliği ile tüzel kişilik karıştırılmamalıdır. Bazı durumlarda çakışan bu terimler gerçekte farklı anlamlar taşırlar.</p>
<p>Muhasebe kişisi varlıkların üzerinde kontrola sahip olan, taahhütlere girişen ve bunları yerine getiren, ekonomik faaliyeti yöneten ekonomik birimdir. Böyle bir kişi kar amcı güden veya gütmeyen  bir uğraşa sahip bir şahıs, adi bir ortaklık, bir şirket, bir işletmeler topluluğu hatta bir departman olabilir. Bir departmanın hukuki açıdan tüzel kişiliği olmamakla birlikte, bir muhasebe kişisi olanaklıdır. Muhasebe kişiliğinin tanınması faaliyet sahasının ve dolayısıyla finansal raporlara dahil edilecek hususların belirlenmesini sağlar.</p>
<p>Muhasebe işletme sahibinin değil, kurumun faaliyetlerini rapor etmektedir. Kurumun sahip veya sahiplerinden ayrı, kendi başına hesapsal bir kişiliği vardır. Bu varsayıma dayanarak ortaklardan birine yapılan satış diğer müşterilere yapılanlar gibi işlem görecektir.</p>
<p>Her kurumun sahibinden ayrı bir kişiliğe sahip olması ilkesi kurum ile sahipleri arasındaki ilişkilerin yasal izahına da uygundur. Bununla beraber, muhasebecilerin zaman zaman yasal bütünlük kavramını terkedip, idari ve ekonomik bütünlük kavramını tercih ettikleri görülür. Bu durumda muhasebeci birkaç yasal kurumu bir tek iktisadi kişi olarak kabul edebilir. </p>
<p>2.3. İŞLETMENİN SÜREKLİLİĞİ KAVRAMI:</p>
<p>Ekonomik çevre nispeten belirli bir düzeyde faaliyetlerini sürdüren işletmeler tarafından oluşur. Buna rağmen bazı işletmeler finansal zorluklarla karşılaşır ve faaliyetlerini durdurmak zorunda kalabilirler, ama bunlar normal beklentiler değildir. Bir işletmenin yaşamının, aksine bir kanıt olmadıkça sonsuz olduğu, sonsuz olmasa bile en azından mevcut planlarını, taahhütlerini ve kontratlarını yerine getirmeye yetecek kadar süreceği varsayılır.bu varsayım işletmenin sürekliliği kavramıdır.</p>
<p>Farklı birimler şeklinde olan muhasebe kişisinin yapısı göz önünde tutularak yapılan bu varsayım, faaliyetlerin sınırsız birzaman için organize edilmesini gerektirir. Bu nedenle normal koşullarda işletmenin süresiz olarak faaliyette bulunacağının kabul edilmesi  önemli bir mantıksal adım olarak kabul edilir.</p>
<p>Bugünün rekabete dayalı ekonomik hayatına ayak uydurmayı mümkün kılacak uzun vadeli planlama ve araştırmaların yapılması da  işletme yaşamının sürekliliğinin kabul edilmesi durumunda söz konusu olabilecektir. Bu eylemlerin gerektirdiği harcamalar da işletmenin sürekliliği kavramına göre muhasebeleştirilmelidir. İşletmenin sürekliliği kavramı temel alınmadığında, diğer bir ifade ile bu harcamalar sonunda elde edilecek faydaların uzun sürelere yayılmasının önemli görülmemesi halinde uygulanacak kayıt şekli(gider kaydetme) ile süreklilik kavramının benimsenmesi halinde uygulanacak kayıt şekli (aktifleştirme) birbirinden farklı olacaktır. Bu ayrımda ayrıca ileride inceleyeceğimiz diğer bir kavram olan dönemsellik kavramının da etkisi olduğunu belirtmek isteriz.</p>
<p>2.4. DÖNEMSELLİK KAVRAMI:</p>
<p>İşletmenin ekonomik alanda yaşamının devamlılığını sağlamak  için geçmiş faaliyetlerini değerlemek, kontrolü sağlamak ve geleceği planlamak şarttır. İşletmeler, hükümetler, yatırımcılar ve diğer ilgili taraflar böyle bir bilgi için çok uzun hatta bazen sonsuz ve belirsiz bir şekilde bekleyemezler. Yatırımcılar,  kreditörler ve diğer ilgili taraflar kaynakların dağılımı konusundaki kararlarını süreklilik varsayımı altında verirler ve karar vermede kendilerine yardımcı olacak finansal bilgilere zamanında ulaşma gereksinimi içindedirler. Bu yüzden raporlama ile kendilerine finansal veri sunulan taraflar, muhasebe kişiliği için belirli dönemlerin belirlenmesini zorunlu kılarlar Dönemsellik Kavramı, bir işletmenin yaşamı boyunca yaptığı ekonomik etkinliklerin finansal raporlama amacıyla çeşitli yapay zaman dilimlerine bölünebileceği varsayımıdır. Aslında işletmenin faaliyet sonuçlarının en doğru şekilde ölçülebilmesi, işletmenin nihai likiditasyonu anında gerçekleşir ve işletmenin yaşamı süresince oluşan kar, işletmenin ortaklarına vermiş olduğu varlıkların büyüklüğü ile ortaklarca işletmeye verilmiş olan büyüklük arasındaki farktır.bir projenin sağladığı hasılatın ölçülmesinde nispeten en kolay yol olan o projenin tamamlanma süreci boyunca sağladığı nakit hareketlerinin ölçülmesine benzer. Proje tamamlanmadan önce ona ilişkin hasılatın belirlenmesi oldukça zordur. Mevcut ve potansiyel yatırımcıların karar verebilmeleri, devlete olan vergi borcunun miktarının belirlenebilmesi gibi sebepler işletme faaliyetlerinin sonuçlarının belirli dönemler için ölçülmesini gerektirir. Bu nedenle muhasebeciler, sürekli olan işletme faaliyetlerinin sonuçlarını belirlemek için gereksinimlerine uygun olarak belirlenen zaman aralıklarından oluşan belirli muhasebe dönemlerini tanımlamak zorundadırlar. Ancak bu muhasebe dönemlerinin her bir tarafça kendi gereksinimleri doğrultusunda belirlenmesi karşılaştırma yapma olanağını ortadan kaldırabilir. Bu nedenle dönemlerin belirlenmesi ve uzunluğu konusunda varsayımlarda bulunulmuş ve dönemsellik kavramı oluşturulmuştur. Daha öncede belirtildiği gibi dönemsellik kavramı, muhasebe kişisinim ekonomik faaliyetlerinin finansal raporlama amacıyla yapay zaman dilimlerine bölünmesini ifade eder. Bu zaman dilimleri değişik nedenlerle farklı süreleri kapsasa bile finansal raporlamada genellikle bir yıl esas alınır. </p>
<p>Süreklilik kavramı ile bir işletme sonsuz yaşamı olan bir varlık olarak tanımlanmıştı. Ancak, bu sonsuz yaşamın nasıl sürdüğünü bilmek; diğer bir anlatımla işletmenin ekonomik yaşamda  ve özellikle bağlı olduğu ticaret veya sanayi kesimindeki durumunu zaman zaman gözlemek ve gözlem sonuçlarını almak gerekir. Öyle ise; sürekli yaşam sürerken belli bir anda, gözlem için, geriye bakılacak ve geride kalmış olayların durumu değerlendirilecektir. Birbirini kovalayan iki gözlem anı arasında kalan zaman dilimi değerlendirmenin yapılacağı dönemi gösterecektir. Buna göre; sürekli yaşam bir dönemler zinciri olarak sürüp gidecektir.</p>
<p>İşletmenin özel muhasebe kişilikleri üstlendikleri görevi yerine getirirken; muhasebenin etkinliğini en üst düzeye çıkarabilmeyi  de amaçlamalıdır. Bu amaca ulaşmada gözlenecek dönem süresinin uygunluğu önde gelen bir koşuldur. Muhasebe kişiliklerinin kayıtlama fonksiyonundan denetim fonksiyonuna kadar uzanan sorumlulukları, bu bu sorumluluklarının başarılmasında önceden belirlenmiş dönemlere dayanır. Uygulamada işletmelerin nitelik ve özelliklerine göre, genellikle yıllık, altı aylık, üç aylık, ve aylık dönemler görülür. Bilgi işlem makinalarının muhasebe uygulamalarında yeralması dönem sürelerini, bilgi sağlamadaki çabukluk nedeni ile daha da kısaltmaktadır.<br />
Dönemsellik kavramı gereğince işletmenin sınırsız kabul edilen yaşamının belirli dönemlere bölünmesi ve bu dönemlere ilişkin faaliyet sonuçlarının diğer dönemlerin faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak saptanması gerekir. Her bir dönemin faaliyet sonuçlarının net etkisini saptayabilmek için o dönemde sağlanan hasılat ile giderlerin belirlenmesi ve bunların eşleştirilmesi gerekir. İşletmenin döneme ait karının ve karlılığının belirlenmesinde hasılatın nezaman kayda alınacağı onemli olmaktadır. Örneğin, hasılat eğer erken kayda alınırsa gelir tablosunda olduğundan fazla raporlanacak, bu da işletmenin gerçekte olduğundan daha fazla karlı görülmesine neden olacaktır. Diğer taraftan eğer geç kayda alınırsa gelir tablosu bu kez de hasılatı ve karı olduğundan daha düşük gösterecek ve işletme olduğundan daha az karlı görünecektir. Her iki durumda da dönemler arası haksız kaymalara neden olacaktır. Dönem karının hesaplanabilmesi için öncelikle o dönemde sağlanan hasılatın aynı döneme ait giderlerle karşılaştırılması yine dönemsellik kavramının bir gereğidir ve eşlestirme ilkesini ifade eder.</p>
<p>2.5. PARA İLE ÖLÇME KAVRAMI:</p>
<p>Bu kavram aslında değişik görüşe göre değişikiki şekilde açıklanır. Görüşlerden birisi paranın ortak bir ölçü birimi olması esasına, diğeri ise ortak bir ifade aracı olması esasına dayanır.</p>
<p>Muhasebenin temel problemlerinden birisi, finansal nitelikteki işlemlerden etkilenen her bir unsurdaki değişmeyi ölçmek için uygulanabilecek ortak bir araç yani ölçü birimi bulmaktır.paranın ölçme birimi olarak seçilmesi esası, para biriminin  sermaye, mal ve hizmet değişimlerinde ilgili taraflar için değişimi en etkin olarak ölçen ortak bir araç olduğunun varsayılmasıdır. Bu yüzden muhasebe kişisinin ekonomik etkinliklerinin sonuçları para ile ölçülmeli ve parasal büyüklükleri üzerinden raporlanmalıdır.bu kavramı kabul etmenin temelinde parasal birimin ilgili basit evrensel olarak kabul edilebilir, anlaşılabilir ve yararlı olduğu düşüncesi yatmaktadır. Çünkü ölçü birimi örneğin, metreküp, metrekare, adet, kilo gibi fiziki değişmelere ilişkin olabileceği gibi zamanla da ilgili olabilir. Ayrıca kasa, banka, alacak, borç gibi  bazı unsurlar içinde para olabilir. Kayıtların böyle değişik ölçü birimleri üzerinden yapılması halinde işletmenin faaliyetlerinin ve hareket gören unsurların yapılarının birbirinden çok farklı olması nedeni ile ölçme işleminin yapılabilmesi için bunların toplanabilmeleri ve karşılaştırılabilmeleri olanaksız hale gelir. Ayrıca dönem sonunda bir dönemin faaliyetlerinin değerlendirilmesi, önceki dönemlerin karşılaştırılması ve kontrolü mümkün olmaz</p>
<p>Para ile Ölçme Kavramı’na göre muhasebeden beklenen kontrol ve planlama amaçlarına ulaşabilmek için sonucu etkileyen hareketlerin ortak bir ölçü birimi ile ifade edilmesi gerekir. Bu ortak ölçü birimi de günümüzün ortak değişim aracı olan paradır.</p>
<p>Para ile ölçülebilme kavramı muhasebeciler tarafından seçilebilen ve ölçülebilen bilginin tipine kesin bir sınır oluşturur ve böylece muhasebecinin işletme hakkında ileteceği bilginin türünü sınırlar. </p>
<p>Para ile ölçme esasının bazı zayıf yönleri de vardır; çünkü bu esas paranın satın alma değerinin zaman içinde değişmediği varsayımını da içermektedir. Ancak yaşanan enflasyon, paranın satın alma gücünde azalmalara neden olmaktadır. Bu durum paranın ölçü birimi olma niteliğini etkilemektedir. Bu bakımdan para ortak bir ölçü olmak yerine daha çok ortak bir ifade aracı olma işlevine sahiptir. Bu nedenle bu kavrama “para ile ölçme kavramı” yerine “para ile ifade kavramı” denilmesi tercih edilmelidir.</p>
<p>Paranın ortak bir ölçü birimi olma niteliğini engelleyen enflasyon nedeni oluşan etkileri gidermek üzere finansal tablolarda enflasyondan etkilenen rakamların paranın gerçek satın alma değerine göre düzeltilmesi veya değişen fiyatların etkisinin ek tablolarda açıklanması yoluyla bu kavramın eksikliği ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır. Anca yine de bu eksikliğin varolduğunu içerecek şekilde paranın ölçü birimi olması yerine para ile ifade etme kavramının tercih edilmesi daha uygun olmaktadır. Çünkü bu kavrama bağlı kalarak muhasebe ile aktarılacak bilgilerin ancak değişmelerin para ile ifadesi şeklinde olacağı belirtilmektedir.</p>
<p>Muhasebenin tanımında yeralan finansal nitelikli olaylar, para ile ifade edilebilen 