1. GİRİŞ
Enerji insanlığın varoluşundan bugüne kadar hem en büyük ihtiyaç hem de elde edilişi ve kullanımı açısından en büyük sorun olmuştur. İnsanoğlu geliştirdiği her yeni teknolojiden sonra, yeni ve daha fazla enerji çeşidine ihtiyaç duymuştur. Dünya nüfusunun sürekli artması, enerji bağımlılığına paralel olarak enerji açığının da sürekli artmasına sebep olmaktadır. Kömür, petrol, doğal gaz gibi tükenebilir enerji kaynaklarının giderek azalması ve üretimlerindeki maliyet girdilerinin ise hızla artması, ülkeleri yenilebilir enerji kaynaklarının kullanımına yönlendirmektedir. Bu durum maksimum enerji kullanımı ve minimum çevre kirliliği anlayışını öne çıkarmaktadır. Enerji ihtiyacı ülkelerin sanayileşmeleri ile birlikte artmış ve 1973-1974 yıllarında karşılaşılan petrol krizi ile, gelişmiş ülkeler bu ihtiyacı giderebilmek için alternatif enerji kaynakları arayışına hız vermişlerdir. Bilim adamları tarafından bugünkü tüketim oranları baz alınarak yapılan hesaplamalara göre, özellikle petrol rezervlerinin, 50 yıl sonra biteceği tahmin edilmektedir. Doğal gazın ise tahminen 75 yıl daha kullanılabileceği hesaplanmaktadır. Kömür rezervleri için ise yaklaşık 100 yıl ve uranyumun da 50-60 yıl kadar yeteceği tahmin edilmektedir [1-3]. Enerji konusunda yapılmakta olan çalışmalar, kullanılmakta olan yakıtlara alternatif olabilecek, yenilenebilir ve çevreye zara vermeyecek, kolay bulunabilir, tehlikelerden arındırılmış enerji kaynaklarının keşfedilmesi doğrultusundadır [4,5]. Bütün enerji kaynaklarının temeli olan güneş enerjisi alternatif enerji kaynaklarının başında gelmektedir. Sonsuz bir enerji olan güneş enerjisi, uzay çalışmalarından elektrik üretimine, iletişimden tarıma çok çeşitli alanlarda uygulama imkanı bulmuştur. Ülkemiz coğrafi Devamını Oku…