1.DAVRANIŞ BİLİMLERİNE GİRİŞ
Bu bölümde, davranış kavramı ve kapsamı, davranış bilimleri . davranış bilimlerinin diğer sosyal bilimlerle ilişkisi ve davranış bilimlerinde yöntem konuları ele alınmıştır (Şimşek,Akgemci,Çelik,2001,1).
1.1 DAVRANIŞ KAVRAMI
Davranmak ile ilişkilendiren davranış kavram; “tutum, gidiş ve hareket tarzı” gibi
kavramlarla da anılabilmektedir (Meydan Larousse,”Davranış”).
Davranış Kavramının konusunu oluşturan insan (ve hayvan) faaliyeti çok çeşitlilik gösterir. Davranış Kavramı, gözlemlenebilen ve ölçülebilen her şeyin incelenmesi ile yakın ilişki içindedir. Bu anlamdaki davranış eylemi “Nedenli, güdülü ve amaca yönelik olmakta ve rastgelelik ile nedensizlik ortadan kalkmaktadır (Kolasa, 1979, 9).
416 views
1.YALAN
Yalan söylemek herkesçe ayıplanan bir davranıştır. Ne var ki, yalanı kınayanlar bile ara sıra ona baş vurmadan edemezler. Genellikle kendi yalanlarımızı gerekli, başkalarınınkini ise büyük yalanlar olarak görmeye yatkınızdır. Gerçeği söyleyip başkasını incitmemek için “ küçük” bir yalan söylemekte sakınca görmeyiz. Yapılan bir çağrıya “bugün size gelmeyi canım istemiyor”. Dersek kabalık etmiş oluruz. “İşim çıktı” ya da “Hastayım,gelemeyeceğim !” diyerek durumu kurtarırız. Günlük yaşamda, görgü kurallarına uygun düşen nice irili ufaklı yalan sayılabilir. Abartmalı övgüler, başından geçen bir olayı ballandıra ballandıra anlatmalar ve avcı öyküleri hoşgörülen yalanlar arasındadır. Ancak önemli yalanlarla önemsiz yalanları ayırdetmenin her zaman kolay olmadığını da ekleyelim.
Asıl dokuncalı yalanlar, yarım yalanlar ya da gerçeğe çok yakın yalanlardır. Başkasını bilerek aldatmak amacıyla söylenen yalanlar küçük görünseler de gerçek yalanlardır.
48 views
Sözel tepkiler ile çocuğun konuşmalarına yanıt verilecek böylece kendine olan güveni artacak, atılımda bulunmak için teşvik edilmiş olacaktır. Anne çocuğuna iletmek istediği mesajı kendi ifadesiyle yineleyerek, doğru anlayıp anlamadığını denetlemesi ile çocuk sonraki iletişimlerinde kendini daha açıkça ifade edebilecek ve kendi eylemlerinin başkalarının üzerinde etkili olduğunu görerek kendine olan güveni artacaktır.
Duruma göre tepki türlerinin ayarlanmasında önemli olan yetişkinin duruma göre tepki türlerini ayarlamasıdır.
Çocukların kendiliğinden olan iletişimleri: İstek bildiren iletişimler, bilgi aktaran iletişimler ve öğrenmeye ilişkin iletişimler olmak üzere 3′e ayrılır.
Çocuğun isteğinin yerine getirilemeyeceği durumlarda istediği şeyin yerine geçecek başka olumlu bir şey önerilmeli, aynı zamanda basit sözcük ve kavramlar kullanarak, yasaklamanın nedeni açıklanmalıdır.
İki yaşındaki çocukların keşfetme isteklerini kuvvetlendirmek için, denetleyici-kısıtlayıcı konuşmaların elden geldiğince az sayıda olması gerekir. Bunun içinde çevredeki tehlikeli ve kolay kırılacak nesnelerin kaldırılarak çocuğun görüş alanının dışında tutulmalarında ve böylece çocuğun kısıtlanmadan rahat hareket edeceği bir alanın sağlanmasında yarar vardır.
Etkin öğretimin temeli olan tepkisel öğretim çocuğun konuşmalarına verilen tepkide bir seri öğretici unsurlarda eklenmesidir. Spontan öğretim ise yetişkinin durup dururken renklere, sayılara ilişkin konuşmaya geçmesidir.
Onaylama çocuğun sürekli atılımlar yapan aktif bir keşfedici olarak kabul edildiğini belirtme açısından önemlidir.
138 views
Bilişsel Gelişim bölümünde insanoğlunun bebeklikten başlayarak, ergenlik önemine kadar olan bilişsel ( zeka ) gelişimi konu edinilmektedir. Ayrıca bilişsel gelişimle ilgili Piaget, Bruner ve Vygotsky’in kuramsal yaklaşımları incelenmiştir.
Piaget bilişsel gelişimde, olgunlaşma ile öğrenmenin etkileşiminin önemini vurgular. Piaget bilişsel gelişimini açıklarken kullandığı bazı temel kavramlar; Piaget’in birinci temel kavramı Şema (schemes)’dır; çevremizi anlamamıza yardımcı olan düşünce ve davranış kalıplarıdır. “organize olmuş davranış kalıpları”anlamında kullandığı şemalar, Piaget’in anlaşılması daha kolay, ancak tanımlanması daha zor kavramlarından biridir. Yani, bebeğin, çevresini anlayabilmesi için kafasındaki kalıplardan başka kalıplar kurmasına şema denir. Bebeklerin kullandıkları diğer şemalar ise, görme, duyma, emme, yakalama, vurma, itme ve duyu organlarına ek olarak sonradan kazandıkları birer şemadır. Şemalar öğrenmeyi sağlayan araçlardır. İkinci temel kavram Adaptasyon-Uyum (Adaptation); denge durumunu sağlamak için bireyin şemalarını yaşantılarına uyarlama sürecidir. Bireyin çevresiyle etkileşerek, çevreye ve çevresindeki değişikliklere uyum sağlayabilmesidir. Piaget’e göre uyumun iki yönü vardır. Bunlar;
birbirlerini tamamlarlar, biri olmazsa diğeride olmaz.
658 views
Biliş; cognition, bilişsel; cognitive
Biliş dünyamızı anlamayı, tanımayı ve öğrenmeyi içeren tüm zihinsel süreçleri kapsar. biliş denince aklımıza ilk gelen zekadır. ayrıca algılama kavram oluşturma, dil edinme, hatırlama, sembolleştirme, kategorileştirme, düşünce, problem çözme ve yaratma gibi zihinsel aktiviteleri içerir. Bilişsel gelişim konusunda birçok psikolog çalışmış ve kuram oluşturmuştur. Bunlardan en önemlisi Jean Piaget’tir. Bilişsel gelişim teorisinin babası sayılır.
Bireyin çevresindeki dünyayı anlama ve öğrenmesini sağlayan, aktif zihinsel faaliyetlerdeki gelişime bilişsel gelişim adı verilmektedir. Bilişsel gelişim; bebeklikten yetişkinliğe kadar, bireyin çevreyi, dünyayı anlama yollarının daha kompleks ve etkili hale gelmesi sürecidir.Bilişsel gelişim bireydeki akıl yürütme, düşünme, bellek ve dildeki değişimleri kapsar.
Bilişsel (Zeka) Gelişimi; Çocuğun dünya hakkında bilgisi şekillendikce birbirine
bağlı zihinsel gelişim evrelerinden geçtiği savunulur. Yaşamın ilk 18 ayında bebeğin öğrenmesi, algı ve hareketlerini organize etme şeması yada duyu hareket şeması biçiminde düzenleme ve geliştirmekten ibarettir.
918 views
İmmun Sistem vücudun hemen her yerinde sayısız yabancı antijene karşı koymak zorundadır. Bu nedenle immun sistem hücrelerinin kan, lenf ve dokular arasında gezebilme ve antijene maruz kalınan yerlere geçip yerleşebilme özelliğine HOMİNG denir. Bu özellik immun yanıt için çok değerlidir. İmmun yanıtlar bireyi enfeksiyon, otoimmun hastalıklar ve kansere karşı korur. Normal immunsistem daha tümör gelişmeden normalden farklılık gösteren tümör hücrelerini tanıyıp ortadan kaldırabilme özelliğine sahiptir buna İMMUNGÖZETİM ( İmmukontrol) denir. Bireyi potansiyel tehlikeli ajanlardan koruyan ve çoğu daha ajanla karşılaşmadan önce organizmada bulunan mekanizmalara DOĞAL İMMUNİTE denir.
Doğal İmmunite:
83 views
Deliryum, âni başlangıçlı ve dalgalı seyir gösteren, dikkat değişiklikleriyle, dezorganize düşünceyle, değişik bilinç seviyeleriyle ve diğer bilişsel ve davranışsal rahatsızlıklarla karakterize olan nörodavranışsal bir bozukluktur. Deliryum, hastanelerde en sık görülen nörodavranışsal bozukluktur. Deliryum, hastanede tedavi gören hastalar arasında, tıbbi – cerrahi servislerde % 18 – 30, yoğun bakım ünitelerinde % 2 – 20 ve koroner yoğun bakım ünitelerinde de % 2 – 20 arasındaki oranlarda görülmektedir. Deliryum, özellikle yaşlılıkta görülen bir bozukluktur. 65 ve üzeri yaştaki hastaların % 14′üyle % 56′sında deliryum mevcuttur ve bu vakaların yarıdan fazlası, hastaneye mürâcattan sonra ortaya çıkmıştır. Deliryum uzun bir zamandan bu yana bilinmesine rağmen, şu âna dek bu konu az oranda ilgi ve araştırma sahası olmuştur. Deliryum, yanlış tanıdan ziyâde, akla gelmediği için gözden kaçmaktadır. Konuya olan yabancılık, bu bozukluğu tanımlamak için kullanılan çoğu terime de yansımıştır :
232 views
Lisan bozukluklarına ilişkin çalışmalar, bilinen sembollerle iletişim kurma özlliğinin analizini içermektedir. Sembolik iletişim, medeniyetin temelini teşkil etmiştir ve öğrenme ve buna ilişkin çalışmalar, çağlar boyunca filozofların ve ilim adamlarının ilgi sahası olmuştur. Dil çalışmaları, aynı zamanda nörolojik tanıda da pratik bir kullanıma sahiptir. Dil, beyin bölgelerindeki özgün hasarlardan ilk etkilenen yüksek korteks fonksiyonudur. Afazi, beyin hasarına bağlı olarak meydana gelen dil bozukluğu olarak tanımlanır. Aleksander ve Benson tarafından yapılan bu tanımlama, afaziyi diğer bozukluklardan ayırır. Birincisi, bu yolla afaziler disfaziler denilen konjenital veyâ gelişimsel bozukluklardan ayrılır. İkincisi, afazi konuşmadan ziyâde bir lisan bozukluğudur. Konuşma, dil seslerinin artikülasyonu ve fonasyonudur. Dil, sembollere ve bunların kullanımına ilişkin karmaşık bir iletişim sistemidir.
233 views
1. EĞİTİM AKIMLARI
1.1 DAİMİCİLİK (Perennialism)
Bu akımın savunucuları R. Maynard Hutching, Mortimer J. Adler’dir. Temele, Klasik Realizmi ve İdealizmi alırlar. İdealistlerden Eflatun, Descartes, Spinoza, Leibniz, Berkeley, Kant ve Hegel ile Realistlerden Aristo, St. Thomas Aquinas, John Amos Comenius, Locke ve Johan Frederich Herbart’ın görüşleri, bu akımın temel sayıltılarını oluşturur. Genellikle Daimicilik, Eflatun, Aristo ve St. Thomas Aquines’in ontoloji, epistemoloji, aksiyoloji ve mantıkla ilgili örtermeleri üzerine temellendirilir. Ayrıca, Orta Çağda egemen olan anlayışın, eğitime yeniden sokulmasını savunur. Bu bağlamda, önce
326 views
Günümüzde dünya üzerindeki pek çok ülkede çocuk sağlığı ve gelişimi açısından olumlu gelişmeler kaydedilmişse de, halen pek çok çocuğun çeşitli kötü muamele ve ihmal biçimleriyle karşılaştıkları görülmektedir. Ulusal ve uluslararası bir sorun olan çocuk istismarı ve ihmali ne yazık ki ülkemizde de yoğun olarak yaşanmaktadır.
Çocuğa kötü davranma ilk kez 1962 yılında Henry Kempe tarafından kaleme alınan ‘Örselenmiş Çocuk Sendromu’ makalesinde gündeme getirilmiştir.
Çocuk ihmali ve istismarının tanımına bakacak olduğumuzda birden çok tanımla karşılaşmaktayız. İçlerinde en çok kabul gören tanıma göre çocuk istismarı ve ihmali, ‘anne babaların ya da toplumda çocuğun
449 views