Detection Of Brain Perfusion In Epileptic Patients With Gd-Dtpa Enhanced Dynamic Mri

The term epilepsy implies episodic seizure disorders having different pathologies that have been classified according to the location and extent of the seizure process within the brain.
Fundamentally, seizures are of two types: Partial or generalized. This classification is based on the fact that the extent of cortical involvement and the neuroanatomic mechanism of expression, differs between the two groups.
Hippocampal sclerosis, also known as mesial temporal sclerosis or Ammon’s horn sclerosis, is characterized by neuronal loss and gliosis and is the most common pathology (50-70 %) found in refractory epilepsy. This pathology causes “complex partial seizures” in short CPS, which is also known as psychomotor epilepsy. Sclerotic hippocampal formation is identifiable in 60-80 % of CPS patients and according to the epileptogenic focus concept, it constitutes the origin of the ictal activity.
When we rewieved the literature, almost all of the centers working on epilepsy carry out the same diagnostic procedures such as;
-Detailed neurological examination,
-Electrophysiological tests and
-Magnetic Resonance Imaging.
MRI is an effective method to localize and characterize the lesions in the cases with CPS. Some specific imaging protocols can also be used for more detailed evaluation of the temporal lobes. For example, we prefer to use high resolution FSE Devamını Oku…

Medikal Lazerler

TIPTA KULLANILAN LASER TÜRLERİ

Tıpta yaygın olarak kullanılan lazer dalga boyları aşağıda belirtilmiştir :
-Argon : 488; 514,5 nm (mavi,yeşil)
-Helium-Neon : 632,8 nm (kırmızı)
-Krypton : 647,1 nm (kırmızı)
-Nd:YAG : 1064 nm (yakın kızılötesi)
-KTP : 532 nm (yeşil)
-CO2 : 10,6 mm (uzak kızılötesi)
-Dye (boya) : 400-700 nm (görünen renkler)
-Diyot : 800 nm civarı(çok yakın k.ötesi) 1 670 nm (kırmızı)
-Holmium:YAG : 2100 nm (orta kızılötesi)
-Erbium:YAG : 2940 nm (orta kızılötesi)
-Excimer : 193 ; 248 ; 308 ; 350 nm (morötesi)
Tıpta kullanılan lazerleri, kristal (YAG türleri), gaz (Argon, Krypton, Karbondioksit, Helium-Neon, Excimer), Dye (boya) ve yarı iletken (diyot) lazerler olarak ayırmak mümkündür. Mühendislik açısından her kategorinin içinde de bazen önemli farklar Devamını Oku…

Kekemeliğin Tedavisinde: Farkındalık Ve Düzenli Nefes Alma Yöntemi

Nefes almanın kontrol edilmesi kekemeliğe zıt bir tepki oluşturduğundan bu önemli bir terapatik adımdır. Azrin ve Nunn’un yönteminin laboratuarlardaki tekrarlarında olumlu sonuçlar elde edilmiştir. Ancak tedavi sonrasında kekelenen kelimelerin ortalamasının %5 ‘in üzerinde olması yöntemin bazı elementlerinin tekrar gözden geçirilmesine neden olmuştur. Farkında oluş;     her bir sözel akıcılığın bozulması ve kekemeliği harekete geçiren çevresel ya da kişinin kendine ait anahtarları tanıma yetisi olarak tanımlanır. Çalışmanın amaçlarından biri daha önce yapılan çalışmayı daha sıkı kurallarla tekrarlamak ve deneklerin kekemeliklerinin farkında oluşlarının akıcı olarak söylenmeyen kelimelerin sıklığını anlamlı derecede azaltacağının tahmin edilmesiydi.

YÖNTEM

Denekler, gazete ilanına cevap veren 12 kekemedir. Devamını Oku…

Kekemeliğin Ortadan Kaldırılması: Azrın Ve Nunn

Kekemelik laboratuar çalışmaları nedeniyle hakkında çok şey bilinen ancak üzerinde görüş birliğine varılmış etkili bir tedavi yöntemi olmayan bir rahatsızlıktır. Laboratuar koşullarında en çok uygulanan yöntem ritim ya da metronom prosedürüdür. Her vuruştan önce kelimeyi kesme, vuruşla tekrar başlama vb. Golddiamond  Jones ve Azrin’in yöntemlerini geliştirmiş ve buna ekleme tekniğini bulmuştur. Kekemeliği konuşma bozukluğu olarak değil de nörolojik bir rahatsızlık olarak görenler de vardır. Bu görüşe göre kekemeliğin tedavisinde alışkanlığı tersine çevirme prosedürü yararlı olabilir. Bu prosedür tırnak yeme, saç yolma vb. durumlarda kullanılmıştır. Alışkanlık, alışkanlıkla birlikte olan davranışların farkına varma, alışkanlığa eğilimli durumları tanımlama, düzelme gösterilmesinin ardından aile ve arkadaşların toplumsal desteğini sağlama bu eğitim programının sağladıklarındandır. Tedavinin temel özelliği  birbirine zıt olan aktivitenin kullanılmasıydı. Danışan; alışkanlığı düzeltici bir tepki olarak ve alışkanlığa eğilimli durumlarda koruyucu olarak bu zıt aktiviteyi kullanmayı öğrenir.
Bu mantık kekemeliğe uygulandığında kekemeliğe zıt bir aktivite bulunmalıdır.
v      Kuvvetlendirilmiş duraklama,
v      Solunum örüntüsündeki değişiklikler,
v      Kendi kendine gevşeme,
v      Düşünceleri biçimlendirme gibi aktivitelerin kekemeliği ketlediği bilinmektedir.
Geliştirilecek prosedür günlük yaşamdaki kekemeliği elemine edebilmeli, bütün danışanlar için hemen ve etkili olmalı, en az danışma süresini gerektirmeli ve sürekli yarar sağlamalıdır. Devamını Oku…

İlk Yardım Nedir ?

Beklenmeyen bir durumda anîden hastalanan veya kaza geçiren kişilere doktora ulaşıncaya kadar içinde bulundukları durumlarının daha kötüye gitmesini önlemek için mevcut imkanlarla yapılan müdahalelerin tamamına ilk yardım denir.
İLK YARDIMIN A,B,C ‘Sİ
Öncelikle unutulmaması gereken nokta; ilkyardımın canlıya yapılması gerektiğidir. Bu nedenle ilk yardım gerektiren bir durumda yardım edeceğiniz kişinin canlı olup olmadığını belirlemek önemlidir. Bu amaçla solunumunu dinlemek, kalp atımlarını ya da nabız alınıp alınmadığını dinlemek önemlidir. Bilinci kapalı bir kişinin kalbinin atıp atmadığının saptanması ve nefes alıp verdiğini anlamamız için öncelikle sakin olmalı ve doğru tanı koymak için dikkatimizi bu konuya yönlendirmeliyiz. İlk yardımda birinci amaç kendimizin hasta veya yaralının biran önce tehlikeli bölgeden uzaklaştırılmasıdır. Taşıma yapılırken sakin davranılmalı, mümkünse sert bir zemin üzerinde ( kapı, sunta vb. ) fazla sarsmadan taşınmalıdır. Hasta ya da yaralının bilincinin açık olup olmadığını anlamak için hasta hafifçe sarsılır ve sorular sorulur. Kanama olup olmadığı kontrol edilir. İlk yardım uygulayan kişinin unutmaması gereken nokta ilkyardımda amacın tedavi etmek değil
hastayı sağlık ekipleri gelene kadar hayatta tutmak olduğudur.
A. ( AİRWAY) HAVA YOLUNU AÇ
Ağız açılabildiği kadar açılarak tükürük birikintileri ve yabancı cisimleri temizleyin. Hastayı sırtüstü yatırın. Hava yolunu açmak için alını geriye, çeneyi öne çekin. Çeneyi destekleyin. 112 veya 155 no lu telefondan profesyonel yardım çağırın.
B. ( BREATHİNG ) SOLUNUM
Hasta soluk alıp veriyorsa uygun pozisyonda yatırın. Hasta solumuyorsa ağızdan ağıza iki yavaş ve tam soluk verin. Verdiğiniz soluk rahatça gidiyorsa hastanın solunumunun dönüp dönmediği kontrol edin. Solunum geriye dönmediyse suni solunuma devam edin.
C. ( CIRCULATION ) DOLAŞIM Devamını Oku…

Egsersiz Fizyolojisi

EGSERSİZ FİZYOLOJİSİ

Gerek hastalıklardan korunmak, gerekse hareketsiz yaşamanın neden olduğu düşük fiziksel güç uyumu düzeyinin günlük işlerimizde yeterli olmasını sağlamk için,  çözümün hareket olduğu yapılan bir cok araştırmada bilim adamlarınca kanıtlanmıştır. Baş vurulacak bilgi kaynakları oldukca genişlemiş, yöntem üzerinde tartışmalar acılmıştır. Konu bir uzmanlık alanına dönüşmüştür, önerinin bir uzman kişi tarafından verilmesinin öneminin vurgulanmaktadır. İşlemlerde izlenecek standart formlar oluşturulmuştur. İşlem, egsersiz yapacak kişinin sağlık ve fiziksel durumunun uygunluğunun saptanması ile başlamaktadır. Çünkü en önemli sorunlar, fazla yüklenmelerle ortaya çıkan ve kalp-damar sistemini ilgilendiren hastalıklardır. Risk faktörlerini (yüksek anteriel tansiyon, aşırı kilo, sigara kullanımı, gecirilmiş kalp rahatsızlığı öyküsü, şeker hstalığı, kanda lipitue kolestirol düzeyinin yüksek olması vb.) taşıyan kişilere elektrokardiografiyi de içeren tam bir sağlık muayenesi yapılmaksızın egsersiz önerisi sakıncalı durumlar ortaya çıkarmaktadır. Hatta bir çok ani ölümler görülmüştür. Egsersiz yapmak amacı ile baş vuran kişilerin, efor sırasında dolaşım sisteminin gösterdiği uyumun labaratuar metotları ile incelenmesi daha güvenilir yöntemlerdir.
EGSERSİZİN TİPİ
Bilinen hemen tüm yarışma sporlarının (atletizm, bisiklet, yüzme, futbol, basketbol, tenis, eskirim, binicilik, atıcılık vb.) yaş, Devamını Oku…

Ağız Ve Diş Sağlığımızı Nasıl Koruyabiliriz ?

Medya’dan, diş macunu reklamlarından veya Dişhekiminizden; dişlerinizin üzerinde biriken “plağı” her gün fırçalayarak temizlemenin gerekliliğini mutlaka duymuşsunuzdur. Peki, üzerinde bu kadar ısrarla durulan “plak” nedir ve neden dişlerin üzerinde birikmesini istemiyoruz?
Plak Nedir ?
Dişler üzerinde sürekli olarak oluşan, içinde bakteriler de bulunan, gözle görünmeyen, renksiz, yapışkan, ince bir tabakadır. Hacminin % 30’u genel olarak tükrükten, yiyecek artıklarından ve ağıziçi doku döküntülerinden, % 70’i ise ağızdaki bakterilerden, bakteri artıklarından ve toksinlerden oluşmuş kıvamlı bir yapıya sahiptir. Bu bakterilerin ise yaklaşık % 30’u canlı, aktiftir.
Plak; zararlı etkisini hem dişler, hem de dişetleri üzerinde gösterir. Plaktaki bakteriler, yaklaşık 24 saat içinde çoğalıp organize bir yapı oluştururlar ve aldığımız gıdalardaki şekeri kullanarak asit ve diğer bazı zararlı ürünler üretirler, diş ve dişetlerine zarar vermeye başlarlar. Sürekli ve doğru yapılan ağız bakımı; ağız ortamında çürüğe sebep olabilecek gıdalar ve bakteriler bulunmasına rağmen, plak birikimine engel olduğu için diş çürüğünü ve dişi destekleyen dokuların zarar görmesini önler.
İşte bu nedenle her gün düzenli biçimde dişlerimizi fırçalayarak, bu bakteri plağını henüz zararlı hale gelmeden temizlememiz gerekmektedir. Plak yalnızca dişlerinizin görünen yüzeylerinde değil, aynı zamanda dişlerin birbirine bakan yüzeyleri ile diş ile dişetleri arasında da birikir. Bu bölgelerde biriken plağı temizlemek daha zordur ve temizlenmediği Devamını Oku…

Bulaşıcı Hastalıklar Ve Korunma Yolları

Organizmada bir takım değişikliklerin ortaya çıkmasıyla fizyoloji görevlerinin bozulması durumuna hastalık denir. Hastalığın mikrop yolu ile yayılan çeşidine ise bulaşıcı hastalık denir.
Bulaşıcı hastalıklar, bulaşma yollarına göre 4 grupta incelenir.
1.Hava Yoluyla Bulaşan Hastalıklar
a-Grip
Grip,virüslerden ileri gelen ve solunum sistemini tutan çok bulaşıcı bir hastalıktır. Ateş, halsizlik, kas ağrıları, soğuk ter,şiddetli öksürük gibi belirtilerle birdenbire başlar.
Grip sırasında bronşit, zatürree, kulak ve göz iltihabı, kalp ve böbrek yetmezliği gibi başka hastalıklar ortaya çıkabilir.
Grip hastalığına yol açan birkaç tip virüs vardır. Bu virüslere H2N2 (Asya gribi), H3N2 (Hong Kong gribi), HSW1N1 (Domuz gribi) gibi kod adları verilmiştir. Bu virüslerden bazılarıyla hazırlanan aşılar deri altına ya da kas içine yapılır ve aşıdan bir hafta kadar sonra hastanın kanında virüse karşı antikorlar oluşmaya başlar.
Devamını Oku…

Diyabet

Diyabet, kan şekerinin sürekli yüksek olması ile kendini gösteren bir metabolizma bozukluğudur. Şekerli diyabet en sık görülen metabolizma hastalıklarından biridir. Değişmez ve özgün olmamakla birlikte en önemli belirtisi glikozüridir (idrarla şeker atılması). 1674’te Wills tarafından bulunan glikozüriyi 1846’da Claude Bernard merkezi sinir sistemini zedeleyerek deneysel yoldan meydana getirdi. 1877’de Lancereaux diyabetin pankreas lezyonlarından ileri gelebileceğini gösterdi. 1889’da J Vın Mering ve Minowski pankreası çıkartarak diyabeti yapay yoldan oluşturdular.1893’te Laguess diyabette eksik olan maddeyi langerhans adacıklarının salgıladığını öne sürdü. Macleod bunu araştırdı. 1921’de Banting ve Best insülini özüt olarak elde etmeyi başardılar. Devamını Oku…

Namazın Faydaları

Sağlık açısından namazın hikmetleri:

İbadetlerin bir hedefi de,insanı ruhen ve bedenen sağlam tutmak,ruhi ve bedeni hastalıklara karşı korumak;hatta malının sağlığını bile korumaktır.Çünkü namaz gibi ibadet ve yıkanmayı Ön şart kabul etmekle beden temizliğine,özellikle namaz,oruç ve hac insanın ruhi temizliğe vasıtasıdır.
Devamını Oku…