Kelime anlamı olarak “ruhun göçü” deÂmek olan tenasüh Hindistan’da ve İslâm dünyasındaki bazı sapık fırkalarda yaygın bir inanıştır. Buna dair malumat veren müslüman müellifler, bunıi Pythagorasçılardan ziyade Hindlilere izafe ederler. Binini, Hindistan konusundayazdığı kiÂtabında ruhun dolaÅŸmasına dair baÅŸlı başına bir fasıl ayırmıştır. Kitabında belirttiÄŸine göre bu, islâmiyette Allah’ın birliÄŸine olan itikad gibi, Hindu dininin Schİbbolath’dır. O, Vasudeva ve Patanjali’yi zikreder; bun-lann fikirlerini Eflatun, Proclus ve sûfîlerin nokta-i nazarları ile mukayese ederek Hindu filozoflarının ÅŸu düşüncesini zikreÂder: Onlara göre, ruhun kâinatın içerdiÄŸi ÅŸeyleri bütün çeÅŸitliliÄŸiyle kavrayabilmesi için tek bir hayat çok kısadır.
15 views
Telepati, organizmalarla çevre arasınÂdaki, bilinen duyusal-motor iÅŸlevlerin araÂcılığıyla anlaşılamayan iliÅŸkileri inceleyen parapsikoloji biliminin temel kavramlarınÂdan birinin adıdır. Parapsikoloji, normali aÅŸan ve normal-ötesi durumların psikolojisi anlamına gelir. Bu normal olmayan durumÂları ifade etmek için genellikle ‘psi fenoÂmen’ kavramı kullanılır. Psi fenomenin içÂsel biçimine duyu ötesi algı (ESP) denir. Duyu ötesi algı, alıcı organların çabasıyla ulaşılamayan, dışardaki durumlar, nesneler ve olaylar haldanda bilgi edinmek İçindir. Psi fenomenin dışsal biçimine ise psikoki-nezis denir. Bu ise bilinen motor iÅŸlevler kullanılmaksızın, kiÅŸinin dış çevresinin baÂzı görünümlerine etki yapabilmesi anlaÂmındadır. Duyu ötesi algının hedeflenen bilginin karakteristiklerine göre temelle-nen iki türü vardır. Bunlardan nesnel duÂrumların veya olayların duyu Ötesi algısı durugöiü (clairvoyance); öznel durumların veya bir baÅŸka kiÅŸideki biliÅŸsel içeriklerin duyu Ötesi algısına ise telepati adı verilir.
21 views
Ekonomik kalkınma ve büyüme literatüÂründe teknolojiye verilen yer ve önem son yıllarda büyük bir geliÅŸme göstermiÅŸtir. II. Dünya Savaşından sonra deÄŸiÅŸik alanlardaÂki teknolojik geliÅŸmenin sür’atle ilerlemesi, azgeliÅŸmiÅŸliÄŸin temel nedenleri araÅŸma “teknolojik deÄŸiÅŸme” ifadesinin sokulmaÂsına neden olmuÅŸtur. Aslında teknolojik geliÅŸme kavramı iktiÂsatçıların kafasında yeni doÄŸmuÅŸ deÄŸildir. Klasik iktisatçılarda “zanaatın durumu” Marx’ta “geliÅŸmenin motoru” olarak ele alıÂnan teknolojik geliÅŸme, Schumpter’de müÂteÅŸebbisle birlikte iktisadi geliÅŸmenin temeÂlini teÅŸkil ediyordu.
7 views
Ekonomik kalkınma ve büyüme literatüÂründe teknolojiye verilen yer ve önem son yıllarda büyük bir geliÅŸme göstermiÅŸtir. II. Dünya Savaşından sonra deÄŸiÅŸik alanlardaÂki teknolojik geliÅŸmenin sür’atle ilerlemesi, azgeliÅŸmiÅŸliÄŸin temel nedenleri araÅŸma “teknolojik deÄŸiÅŸme” ifadesinin sokulmaÂsına neden olmuÅŸtur. Aslında teknolojik geliÅŸme kavramı iktiÂsatçıların kafasında yeni doÄŸmuÅŸ deÄŸildir. Klasik iktisatçılarda “zanaatın durumu” Marx’ta “geliÅŸmenin motoru” olarak ele alıÂnan teknolojik geliÅŸme, Schumpter’de müÂteÅŸebbisle birlikte iktisadi geliÅŸmenin temeÂlini teÅŸkil ediyordu.
22 views
Veri toplama araçlarına teknik denir. Klasik metodolojik yaklaşımla yürütülen çalışmalarda kavramsal düzlemde kurulan iliÅŸkinin amprik düzlemde de mevcut olup olmadığını, mevcut ise ne kadar sıklıkta ve ÅŸiddette olduÄŸunun ortaya çıkarılması için olaylar dünyasına baÅŸvurmak gerekir. TekÂnik, olaylar dünyasından veri toplama iÅŸleÂminde kullandığımız araçlara verilen genel bir addır. Sosyal bilimlerde kullanılan baÅŸÂlıca teknikler arasında gözlem, deney, test, görüşme (mülakat), anket, olay incelemesi ile bunların alt tipleri gösterilebilir. ToplaÂnan verilerin analizinde ve sentezinde kulÂlanılan her türlü istatistik iÅŸlemine de teknik denir.
13 views
Tekel, isminden de anlaşılacağı üzere piyasada tek bir alıcı veya tek bir satıcının bulunması demektir. Tek bir talep veya tek bir arz olduÄŸu zaman tam manasıyla piyasaÂda tekel var demektir. Alıcı tek .satıcı çok-sa, alıcı tekeli; satıcı tek, alıcı çoksa satıcı tekeli diye bir sınıflamaya tabi tutulabilir. ÖrneÄŸin Türkiye’de üretilen meyan köküÂnün alıcısı Tekel İdaresi’dir (Alıcı Tekeli). Yine Türkiye’de gazoz ve gıda asitlerinin tek satıcısı vardır. Fiirsan A.Åž. (satıcı tekeÂli) Bir tekel rejminin talep yönü ve seyyal olmasına kaÅŸ ılık, arz yönünde teklik vadır. Böylece arz yönünden rekabetin kesin olaÂrak kalkmış olduÄŸu kabul edilmektedir. Åžu var ki, böyle tam ve mükemmel bir halin oluÅŸması gerçek hayatta hemen hemen imÂkansız gibidir. Çünkü mutlak tekel sınırsız bir piyasa gücüne sahip deÄŸildir. TüketiciÂlerin gelirinin daha büyük bir kısmını elde edebilmek için, tüm malların dolaylı rekaÂbeti ile karşı karşıyadır. Tekel tarafından satılan mal için hiçbir yakın ikame mal olÂmasa bile, baÅŸka bazı ikame mallan olabiÂlir;
54 views
MeÅŸru siyasal faaliyetin tek bir partiye tanındığı, meÅŸru muhalefete yer verilmeyen ve günümüzde daha çok sosyalist ülkelerde uygulanan siyasal-yönetsel sistem. Sadece tek bir partinin iktidara gelmek için giriÅŸilen siyasal faaliyetine, toplumu örgütlemesine, topluma belli bir ideoloji doÄŸrultusunda yön vermesine, deÄŸerleri ve kaynaklan dağıtmasına izin verilen “tek parti sistemi”, yapısal ve düşünsel bakımÂdan kendine özgü bazı niteliklere sahiptir. Teoride ve uygulamada tek parti sisteminin tek bir biçiminin olmadığı görülür. ÖrgütÂlenme biçimi ve ideoloji dikkate alındığınÂda bu sistemin günümüzde totaliter-ihtilâlci (komünist) tek parti sistemi ile rekabete daÂyalı çok partili sisteme geçiÅŸ öncesinde, bilÂhassa bağımsızlıklarını yeni kazanan AfriÂka devletlerinde görülen,
73 views
TebliÄŸ Cemaati, ulaÅŸabildiÄŸi herkese İslâm’ın faziletlerini açıklama esasına daÂyanan İslâmi bir cemaattir. Her mensubu, zamanının bir bölümünü davayı yaymaya ayınp, partizan gruplaÅŸmadan ve siyasi meÂselelerden uzak bir ÅŸekilde bu görevi yerine getirmekle mükelleftir. Cemalin bu çalışma metodu Özellikle azınlık durumunda olan Hindistan Müslümanlarının yapısına uyÂgundur. Kurucusu Åžeyh Muhammed îlyas Kan-dehlevi (H. 1303-1364)’dir. Hindistan’ın Sharenfur Eyaleti’nin bir köyü olan Kan-dahle’de doÄŸmuÅŸ, ilk tahsilini burada yapÂtıktan sonra Dehli’ye geçerek, Hindistan’ın en büyük Hanefi medresesi olan Deiyobend medresesinde tahsilini tamamlamıştır. TebliÄŸ cemaatinin diÄŸer bazı ileri gelenleri de ÅŸunlardır.
124 views
Tasavvuf, yün manasına gelen suf köÂkünden masdar olup yün elbise giymek âdetini belirten bir kelimedir. Bu sufî adı hakkında eski veya yeni müelliflerm ileri sürmüş oldukları diÄŸer iÅŸtiÂkaklar ise ÅŸunlardır: Ehl-i Suffc (PeygamÂber zamanında Medine’de mescidin sofraÂsında oturan zâhidler), saff-ı evval (namaz esnasında teÅŸkil olunan safların ilki), benî sûfa (bedevî kabilesi), savfâna (bir çeÅŸit sebze), savfet el-kifâ (ensedeki büklümlü saç), safiye (safa, “temiz oldu” kökünün m. vezinden (mufâ’ale) meçhul; ve Grekçe köÂkenli olup tesophia’dan geldiÄŸi.
63 views
Genelde “tasarruf para biriktirme, geliÂrinden bir kısmı bir tarafa ayırma anlamına gelir. “Tasarruflar” olarak ifade edilebileÂcek ingilizce “savings” kelimesi esas alınÂdığında, “birikmiÅŸ para” veya “bir tarafa ayÂrılmış gelir” olarak anlaşılabilir. Tasarrufun iktisattaki anlamı günlük dilÂdeki anlamından oldukça farklıdır. Bu anÂlamıyla tasarruf, muayyen bir dönemde, gelir ile tüketim arasındaki farka eÅŸittir. Fert, iÅŸletme veya devlet gibi iktisadi karar birimlerinin bir dönem zarfındaki gelirleÂrinden tüketim harcamaları çıkarıldıktan sonra geriye kalan meblaÄŸa tasarruf denir. Bir iktisadi birimin (mesela bir ferdin) yılÂlık geliri 1.500.000.-TL. ve yine aynı döÂnemdeki tüketim harcamaları 1.200.000.-TL. ise, bu iktisadi birimin söz konusu döÂnemdeki tasarrufunun 300.000.-TL. olduÂÄŸunu söyleyebiliriz.
337 views