Organizmaya yeterli miktarda girdiğinde yaşamsal işlevleri tahrip eden ya da bozan maddelere zehir , organizmanın zehirden zarar görmesine ise zehirlenme denir.
Zehirin varlığı belki de insanın varlığı ile özdeştir. İnsanlar yüzyıllardır vücutlarına giren maddelerin etkilerini gözlemlemişler ve vücutları için faydalı olanları besin zararlı olanları ise zehir diye tanımlamışlardır.
Ancak bilimsel olarak zehirin tanımı bu kadar kesin değildir. Vücuda giren herhangi bir madde alınış şekline ve dozuna bağlı olarak vücuda zehir etkisi gösterebilir.
Zehirlenme lokal : Gözde, deride, akciğerlerde veya gastroentestinal sistemde sınırlı olabilir ya da sistemik veya karışık biçimde ortaya çıkabilir.
47 views
BÖLÜM BİROYUN ALANI VE GEREÇLERİ |
|
| 1. OYUN SAHASI | Ş. 1 & 2
K. 1.1 |
| Oyun sahası, oyun alanı ve serbest bölgeden oluşur. Bu saha dikdörtgen ve simetrik olmalıdır.
|
|
| 1.1 ÖLÇÜLER
|
|
| Oyun alanı, 18×9 m ölçülerinde bir dikdörtgendir ve en az 3 m genişliğinde olan bir serbest bölge ile çevrilmiştir.
|
51 views
2.1.1.Bireysel savunma:
Her oyuncunun bireysel biçimde uyguladığı savunma hareketlerinin tümü olarak ifade edilmektedir.
Kendi içinde temel savunma hareketleri ve kavramlarını içermektedir.Bu temel savunma hareketleri ve kavramlarını aşağıda açıklanmaktadır.
92 views
İnsanoğlu: Her zaman gelişmeyi yaratan ve asla yerinde duramayan dünyadaki en zeki varlık. İşte bu varlık yine yerinde duramamış ve bulutları araştırmış. Önce “nasıl?” demiş kendi kendine sonra da buldum demiş çoğu şeyde olduğu gibi. Önceleri muhafazakar taraflar “tanrı uçmamızı isteseydi bizlere kanat verirdi” dediler;ama bilim onlara gülerek “eğer yerde kalmamızı isteseydi bizlere kök verirdi” diyerek mat ettiler. Böylece uçmak için aletler üretmeye başladılar. Bu aletlerin arasında yamaç paraşütünü de kattılar. Diğer uçuş keyiflerinden daha kolay olduğu belirtilen yamaç paraşütü hızla gelişimini tanımlandı. Şu anda çözülmüş bir spor olarak tehlikesi -kuralları içinde- olmayan bir spordur.
7 views
JİMNASTİK SIRASI
Jimnastik sırası, standart ebatlara sahip olan bugün hemen hemen her spor ve jimnastik salonunda gördüğümüz, sahip olmak için büyük ekonomik külfet gerektirmeyen ve her yaştaki kişinin yararlanabileceği bir alettir. Kolay bulunması ve çok amaçlı olarak kullanılabilmesi yönünden, jimnastik sırası tercih edilen bir alet konumundadır.
Jimnastik sırasında yapılan araştırmaların büyük bir çoğunluğu oyun niteliğine sokularak verilebildiği için jimnastik sırasında yapılan araştırmalar, çocukların ve her yaştaki gençlerin ilgisini çekerek zevkle çalışmalarını sağlar. Çocukların ve öğrencilerin, jimnastik sırası üzerinde yaptıkları çeşitli yürüyüş ve koşular, onların dengeli hareket edebilme özelliklerini geliştirerek, düzgün bir duruş kazanmalarına yardımcı olur. Jimnastik sırasında yapılan değişik alıştırmalar, çocukların ve gençlerin kol, bacak, karın, kalça ve omuz gibi kasların, kısacası tüm vücut kas ve kas gruplarının kuvvetlendirilmesinde yardımcı olur.
Ayrıca dayanıklılık, esneklik, denge, çabukluk, koordinasyon, beceri ve kendine güven gibi özelliklerinde gelişmesinde jimnastik sırası önemli bir yardımcı alettir.
137 views
1896 ATİNA, YUNANİSTAN
Yunanistan Siyasal sorunları ve mali sıkıntıları nedeniyle Yunan hükümeti olimpiyatların Atina’da yapılmasına çok geç razı olduğu için, I. Olimpiyat Oyunları’na ancak 13 ülkeden 295 sporcu katılabildi. Programda yalnızca 9 spor dalı vardı. İlk Olimpiyat şampiyonluğunu, üç adım atlamada birinci gelen ABD’li James Connolly kazandı. Amerikalılar ayrıca 800 ve 1.500 metre hız koşuları dışında tüm atletizm yarışmalarını kazandılar.
Coubertin, ilkçağdaki Olimpiyatlar’da yer almadığı halde, MÖ 490’da Atinalılar’ın Persler karşısında Maraton Ovası’nda kazandığı zaferin anısına, Maraton adıyla 40 km’lik bir uzun mesafe mukavemet koşusunu da programa eklemişti. I. Olimpiyat Oyunları’nda bu yarışı Atinalı Spiridon Louis birinci bitirdi. Tek sıklette yapılan güreş karşılaşmalarından bir Alman, tenis karşılaşmalarından ise bir İngiliz 1. çıktı.
Pire Limanı’nda yapılan yüzme yarışlarına deniz suyunu soğuk bulan ABD’li ve Avustralyalı yüzücüler katılmayınca Macarlar ve Avusturyalılar birincilikleri aldı.
137 views
Bu takımın bir adını da, bazı yörelerde, ‘Uzun olta’ denilmektedir. Gerek donam gerekse kullanma şekli, yeldirmelerin aynı olduğu için, bilhassa değinmek istedik.
Diğer taraftan, bu takımın donam çalışmaları, çok zor ve hayli marifet isteyen bir beceriyi gerektirmesine rağmen, avındaki bereket sebebile, değinmeden geçemedik.
22 views
Karada olsun, denizde olsun, pek çokl canlının ışığa karşı geniş ölçüde ilgi bilinmektedir. Kuvvetli ışık merkezi mıknatıs gibi canlıları kendine doğru ,çeker. Bu oluşmanın önune geçilemez, yani oluşması istenemez. Karada kelebekler böcekler, örümcekler, çekirgeler hatta yılanlar ışığı yandığı yere şuursuzca bir isteği ile gelirler. Bu durum demek böyledir. Pek çok balık türü ışığa gitme isteği gösterebilir. Bazı kimseler lamba yakmanın, yakamozu kesme amacına: olduğunu söylerler. Bu da doğrudur. Bir yandan da balıklan etkili olduguna alan içine çekerek toplar. Şu halde denizlerde lamba yakmanın iki ayrı amacı olduğu anlaşılır.Birincisi, baliklan ışık alanına toplamak ikincisi de kullanılan takımı, yakamozu kesmek suretiyle balığin görünüşünden saklamak
9 views
SU
Hayatta kalma mücadelesinde su kadar önemli başka bir şey yoktur. Vücudumuzun % 70 sudur. Bir insan düzenli ve minimum miktarda su almaz ise, o insanın hızlı ve verimli olmasını bekleyemezsiniz. Bir insanın iklime, doğadaki aktivitesine ve ortam ısısına bağlı olarak minimum hergün 2.5 lt su içmesi gerekmektedir. İçtiğimiz su dışkı, idrar, vücuttan ve akciğerlerden çıkan nem sonucu kaybedilmektedir. Bu miktar her gün tekrar tamamlanmak zorundadır. Yemek yemeden bitkin vaziyette 30 gün dayanabilirsiniz ama su içmeden (bu süre ortama bağlı olarak) 7- 10 gün dayanabilirsiniz. Bu süre sonunda ölüm kaçınılmazdır. Aşağıda sıralanan önerileri su temin edinceye kadar (vücudumuzda mevcut suyu korumak için) uygulamalısınız.
1- Su kaybını önlemek ve güneşten yanmamak için vücut derimizi örtmemiz gerekmektedir.
2- Günün en sıcak saatlerinde aşırı çalışmadan kaçının.Yürümeniz zorunlu ise bunu acele etmeden yapın.
3- Suyunuz yoksa yemek yemeyin. Konuşarak ağzınızın ve boğazınızın kurumasına neden olacağınızdan bundan sakının.
4- Mevcut suyunuzu akşam serinliğinde veya gece küçük yudumlarla için.
5- Çevrenizde deniz suyu veya içilmez su varsa elbiselerinizi ıslatın. Bu işlem sizi serin tutar ve terlemenizi engeller.
6- Alkol ve sigara içmeyiniz.
İÇME SUYUNUN NİTELİKLERİ
- Su; kokusuz, renksiz, berrak ve içimi hoş olmalıdır.
- Sularda fenoller, yağlar gibi suya kötü koku ve tat veren maddeler bulunmamalıdır.
- Su tortusuz ve renksiz olmalıdır. - Su; hastalık yapan mikroorganizma ihtiva ermemelidir.
- Suda bulunan vibrio cholera, salmonella typhi, hepatit virüsü gibi mikroorganizmalar sudan
geçerek hastalığa sebep olurlar. İçme sularının kesinlikle bakteriyolojik kirlilik taşımaması gerekir. - Suda sağlığa zararlı kimyasal maddeler bulunmamalıdır. Bazı kimyasal maddeler zehirli etki yapabilir. Arsenik, kadmiyum, krom, kurşun, civa gibi… Bunun yanında baryum, nitrat, florür, radyoaktif maddeler, amonyum, klorür gibi maddeler sınır değerlerinin üzerinde sağlığa olumsuz etkileri olan maddelerdir. Aynı zamanda bazıları suya kirli suların karıştığının göstergesidir. - Sular kullanma maksatlarına uygun olmalıdır.
- İçme suyu ve sanayide, kullanma sularında demir, manganez ve sertlik değerleri önemlilik arzeder. - Sular agresif olmalıdır.
- Suların agresifliği, serbest karbondioksit ( CO2 ) ile bikarbonat ( HCO3-) iyonunun dengede
olmasından ileri gelir. Suların agresifliği boruların korozyonuna sebebiyet verir. Ayrıca boruların aşınması halinde borudan ayrılan elementler su kalitesinin bozulmasına sebep olur.
VÜCUTTA SUYUN ROLÜ
- Sıcaklığın düzenlenmesinde çok önemli bir rol oynar.
- Derinin nemlenmesinde, toksinlerin atılmasında ve vücudun temizlenmesinde temel bir görev üstlenir.
- Böbreklerin çalışmasını kolaylaştırır.
- Çözücü rolüyle vitaminleri ve mineralleri hem taşır, hem de vücutta çözülmesini sağlar.
- Kayganlaştırıcı bir madde olması nedeniyle birçok organın gerektiği gibi çalışmasını sağlar.
1 views
“Türk sosyal bünyesinde spor hareketlerini düzenlemekle görevli olanlar, Türk çocuklarinin spor hayatini yükseltmeyi düsünürken, sadece gösteris için herhangi bir yarismada kazanmak emeliyle bir spor çizmezler. Esas olan, bütün, her yastaki Türkler için beden egitimi saglamaktadir.” Atatürk, her alanda oldugu gibi sporda da bilim yolundan ayrilmamayi tavsiye ederken, sporun önemi üzerinde de durmus ve ona yeni bir benlik kazandirmistir. “Müsbet bilimlerin temellerine dayanan, güzel sanatlari seven, fikir terbiyesinde oldugu kadar, beden terbiyesinde de kabiliyeti arttirmis ve yükselmis olan erdemli, kuvvetli bir nesil yetistirmek, ana siyasetimizin açik dilegidir” sözleriyle de bunu kanitlamistir. Ulu Önder’in Türk sporundaki ilk imzasini izcilikte görmekteyiz. 1915 yilinda, “Osmanli Genç Dernekleri Genel Müfettisligi”ne atanmasindan kisa süre sonra bir rapor hazirlayarak zamanin hükümetine sunar. Bu raporunda okullardaki cimnastik saatlerinin arttirilmasini teklif etmektedir. “Açik ve kati söyleyeyim ki, sporda muvaffak olmak için her türlü muavenetten ziyade, bütün milletçe sporun mahiyeti ve kiymeti anlasilmis olmak ve ona kalben muhabbet ve onu vatani vazife telakki eylemek lazimdir” diyen Ata’ya göre spor, her seyden önce bir “vatan vazifesi”dir. Nitekim bunu, onun Çanakkale Savasi ile ilgili bir anisinda da görmemiz mümkündür. Söyle ki: Çanakkale Savasi sirasinda kesif görevine çikan bir Türk askeri, yakaladigi Ingiliz askerini girtlagindan tutup Mustafa Kemal Pasa’nin karsisina getirir. Pasa, Ingiliz askerine, memleketinden kalkip buralara niçin geldigini sordugunda, “Spor için” cevabini alir. Mustafa Kemal: “Bizim neferi nasil buldun?” diye sorar.
29 views