Girit’in Tarihteki Yeri

Girit Adası hemen hemen hiçbir ada gibi tarihin milattan önceki zamanlarından başlayarak bugüne kadar olan türlü devirlerinde bir çok fetihlerin hırslı bakışlarını üzerine çekmiştir. Hiç şüphe yok ki bu keyfiyet onun Avrupa, Asya ve Afrika gibi dünyanın üç eski kara parçası arasında uzanmış olan Akdeniz’deki coğrafi durumdan ileri gelmektedir. Girit Akdeniz’in Kıbrıs’tan sonra en büyük adasıdır. Batı dillerinde “Krete, Creta, Crete” şeklinde yazılan ve Arapların “ikritiyye, Akritiş, ikridiş, ikritiş” adını verdikleri Girit adası Akdeniz’i Ege denizinden ayıran bir konumda olup,8259 km2 büyüklüğündedir. Girit adası Akdeniz’den geçen veya Eğe denizine girip çıkan tüm deniz yollarına egemendir. Batı-doğu istikametinde uzunluğu yaklaşık 260 km. genişliği ise 15-50 km. arasında değişmektedir. Yüzey şekilleri açısından oldukça parçalanmış olan ada, Mora yarımadası ile Anadolu’nun güneyindeki Toros sıradağları arasında bir bağ oluşturmaktadır. En yüksek dağları Ak dağlar “Leuka Ore, Aspra Vauna, Madaras, 2482 m” ve İda’dır. “Psiloritis, 2498 m.” Girit adası bilhassa doğu Akdeniz’ in kilidi durumunda olup, 25.20 ve 23,31 boylam derecesi ile 34,55 ve 35,41 enlem dereceleri arasındadır. Devamını oku …

Ermeni Sorununun Ortaya Çıkışı Türk-Ermeni İlişkileri

Asya ve Avrupa kıtaları arasında köprü konumunda olan Türkiye, Karadeniz’i Akdeniz’e bağlayan boğazları, Orta Asya, Kafkasya ve Orta Doğu’daki doğal enerji kaynaklarının kesiştiği noktadaki jeopolitik konumuyla bütün dünyanın dikkatini çekmektedir.Geçmişte Osmanlı devleti, bugün de Türkiye, bu jeopolitik ve jeostratejik konumundan dolayı çeşitli entrikaların çevrildiği bir alan olmuştur. Osmanlı devletini parçalayarak tarih sahnesinden silmek isteyen sömürgeci devletler, bu entrikalarında yüzlerce yıldır Türklerle dostça yaşayan Ermenileri de kullanmışlardır.Tarihte olduğu gibi günümüzde de, Ermeni toplumu üzerinden siyasi ve ekonomik çıkar sağlamaya çalışan ülkeler bulunmaktadır. Bazı ülkelerde Türkleri ve Türkiye’yi sözde soykırımla suçlayan anıtlar dikilmekte, bazı ülkelerde de soykırım iddiasını tanımaya yönelik kararlar parlamento gündemlerine getirilmekte, hatta kimi ülke parlamentolarında kabul edilmektedir. Gerçekte tarihçilere bırakılması gereken bu konular, siyasetçilerin elinde çıkar aracı haline dönüştürülmektedir.Tarih boyunca Romalılar, Persler ve Bizanslılar tarafından Anadolu’nun bir yerinden diğerine sürülen, savaşlara itilen ve çoğu kez üçüncü sınıf vatandaş muamelesi gören Ermeniler, Türklerin Anadolu’ya girişlerinden sonra Türklüğün adil, insani, hoşgörülü, birleştirici anlayış ve inancından yararlanmışlardır. Bu ilişkilerin gelişme ve doruğa ulaşma çağı olan 19. Yüzyıl sonlarına kadar süren devir, “Ermenilerin altın çağı” olmuştur. Osmanlı devletinin çalışan, liyakatli, dürüst ve becerili her vatandaşına sağladığı imkanlardan gayr-i müslimler içinde en çok faydalananlar Ermeniler olmuştur. Devamını oku …

Coğrafi Keşifler Ve Sonuçları

Ortaçağın sonuna kadar Avrupalılar, dünyanın pek az yerini tanıyorlardı.
Coğrafya bilgisinin artması ve gemicilikteki gelişmeler sonucu açık denizlere çıkan Avrupalılar, yeni kıtalar ve ülkeler keşfetmeye başladılar.
İşte xv. ve xvı. yy’da Avrupa’da ortaya çıkan Dünya’yı tanıma ve kaynaklardan daha fazla yararlanma hareketlerinin genel adına coğrafi keşifler denir.Keşiflerin Nedenleri :
1-)Zengin doğu ülkeleriyle ticaret yapmak için yeni yolların aranması :
Ortaçağ’da Avrupa’nın ihtiyacı olan baharat,altın,gümüş,elmas,inci,pamuk ve
ipekli kumaşlar gibi değerli mallar Avrupa’ya 2 önemli yoldan ulaşıyordu:
Birincisi; Orta Asya üzerinden kara yolu ile Hazar Denizi’nin güney ve
kuzeyinden Trabzon ve Kırıma ulaşan İpek Yolu idi.Bu yol Türklerin elinde idi. Devamını oku …

Coğrafi Keşifler

Orta Çag’ın sonuna kadar Avrupalılare,dünyanın pek az yerini tanıyorlardı.Coğrafya bilgisinin artması ve gemicilikteki gelişmeler sonucu açık denizlere çıkan Avrupalılar,yeni kıtalar ve ülkeler keşfetmeye başladılar.İşte Avrupalıların 15.yüzyılın sonunda başlatıp 16.yüzyıl boyunca da devam ettirdikleri yeni yerler bulma girişimlerine Çografi Keşifler denir.
Keşiflerin Nedenleri:
Keşiflerin nedenleri arasında,doğu ülkeleriyle doğrudan ticare yapmak için yeni yolların aranması başta gelir.Orta Çağ’da Doğudan gelen ipek,baharat,altın,elmas,inci gibi değerli mallar,Avrupa’ya iki önemli yoldan ulaşıyordu.Bu yollardan birincisi,Çin’den başlayıp Karadeniz kıyılarına ulaşan İpek Yolu’ydu.Bu yol Türklerin elindeydi.İkinci yol olan Baharat Yolu ise Hindistan’dan başlıyor,bir kolu Basra Körfezi
‘ne ulaşıyor,diğerkolu ise Mısır ve Suriye limanlarında sona eriyordu.Türk ve Müslüman tüccarların bu yolları izleyerek Hindistan ve Çin’den getirdiği mallar,Venedik ve Cenevizliler tarafından Avrupa’ya Devamını oku …

Erzincan İli Tanıtımı

Köklü bir tarihi geçmişe sahip olan Erzincan’ ın Türk tarihinde yeri ve önemi büyüktür. Özellikle sahip olduğu coğrafi konumu nedeniyle, eski çağlardan bu yana büyük uygarlıkları sinesinde barındıran Doğunun kale kapısı Erzincan yakın tarihimizde de büyük çarpışmalara ve önemli siyasi olaylara sahip olmuştur. Doğu Anadolu’ nun batı bölümünde Yukarı Fırat Havzasında yer alan Erzincan ’ ın ilk dönemlerine ait kesin bilgiler henüz bulunmamıştır. Bölgenin fiziki coğrafyasının belirgin temelini, Orta Toroslar’ ın uzantısı olan Munzur silsilesi ile çok dolambaçlı Karasu ile birlikte batıdan doğuya çıkıp, bilahare Çaltı suyu ile birleştiği yerden güneye yönelip çıkan bölgenin önemli düzlüklerini yer yer çevresinde toplayan Fırat ırmağını teşkil eder. Adı geçen bölge kuzeyden Murit dağları, Keşiş dağları, Sipikar dağı, “Akdağ” denilen ve bazen ayrılan bazen bir silsile halinde birleşen dağlarla; batıdan Karadağ, Çimen dağı dağlarıyla çevrilmiş olup, dağlar özellikle doğu – batı doğrultusunda uzanmaktadır. Bölgenin yaklaşık % 65 i dağ, % 35 i ise plato ve ovalardan müteşekkildir. Bölgenin % 25 kadarını teşkil eden platolar çeşitli akarsular tarafından yarılmış müsavi olmayan yüksek düzlüklerdir. Ova ve düzlükler daha ziyade Fırat ve ona bağlı akarsuların çevresinde Devamını oku …

Ermeni Sorunu Nasıl Başlamıştır

Asya ve Avrupa kıtaları arasında köprü konumunda olan Türkiye, Karadeniz’i Akdeniz’e bağlayan boğazları, Orta Asya, Kafkasya ve Ortadoğu’daki doğal enerji kaynaklarının kesiştiği noktadaki jeopolitik konumuyla bütün dünyanın dikkatini çekmektedir.
Geçmişte Osmanlı devleti, bugün de Türkiye, bu jeopolitik ve jeostratejik konumundan dolayı çeşitli entrikaların çevrildiği bir alan olmuştur. Osmanlı devletini parçalayarak tarih sahnesinden silmek isteyen sömürgeci devletler, bu entrikalarında yüzlerce yıldır Türklerle dostça yaşayan Ermenileri kullanmışlardır.
Tarihte olduğu gibi günümüzde de, Ermeni toplumu üzerinden siyasi ve ekonomik çıkar sağlamaya çalışan ülkeler bulunmaktadır. Bazı ülkelerde Türkleri ve Türkiye’yi sözde soykırımla suçlayan anıtlar dikilmekte, bazı ülkelerde de soykırım iddiasını tanımaya yönelik kararlar parlamento gündemlerine getirilmekte, hatta kimi ülke parlamentolarında kabul edilmektedir. Gerçekte tarihçilere bırakılması gereken bu konular, siyasetçilerin elinde çıkar aracı haline dönüştürülmektedir. Devamını oku …

Kpss Orta Çağ ve Yakın Çağda Avrupa Konu Anlatımı

Orta Çağ’da Avrupa
Feodalizm
Orta Çağ Avrupası’nın siyasal, sosyal ve ekonomik yapılanmasında “Kavimler Göçü” nün büyük rolü oldu.
Kavimler Göçü’nün Avrupa’da yarattığı siyasal boşluk ve çatışma ortamı, feodal sistemin oluşmasında, sınıf eşitsizliğinin iyice belirginleşmesinde ve kapalı tarım ekonomisinin yaygınlaşmasında etkili oldu.
Kavimler göçü ile birlikte yıkılan Roma İmparatorluğu’nun yerini irili ufaklı birden fazla kırallık aldı.
Feodal yönetim biçiminde, himaya edene “süzeren”, himaye edilene de “vasal” denirdi. Süzeren ile vasal arasındaki sözleşmeye de fief adı verilir.
Feodal sistemde toplum dört sınıfa ayrılır:
Senyörler, Rahipler, Burjuvalar ve Köylüler.
Kilise ve Papalık Devamını oku …

Kpss Ekonomi ve Dış Politikadaki Gelişmeler

Atatürk Dönemi Ekonomik Politikalar
Osmanlı Devleti Neden Sanayileşemedi?
1. Osmanlı Devlet Ekonomisinin, sürekli tarımsal üretim ve küçük sanayi üzerine kurulu olması
2. Osmanlı Devleti’nin, Avrupadaki bilim ve teknik alanındaki gelişmeleri takip edememesi.
3. Eğitimeve bilgi birikimine yeterli önem verilmemesi.
4. Osmanlı Devleti’nin kurulduğu ilk yıllarda ekonominin daha çok, gazalardan elde edilen ganimete dayalı olması, ticarete gereken önemin verilmemesi.
5. 1838′de imzalanan Balta Limanı Ticaret Antlaşması ile, başta İngiltere olmak üzere yabancılara iç pazarlarımızda serbest ticaret yapma hakkı verilmesi.
6. Türklerin ticaretten koparak daha çok devlet memurluğunu tercih etmesi, bu alanın azınlıklar ve yabancıların eline geçmesi.
7. 1854′te başlayan dış borçlanmanın artarak devam etmesi ve 1881′de Duyun-u Umumiye’nin kurulması üzerine devlete ait birçok gelirin, Devamını oku …

Kpss İnkilaplar Konu Anlatımı

Siyasi Alandaki İnkılaplar
Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922)
TBMM’nin Saltanatı kaldırma sebebi neydi?
İtilaf Devletleri Lozan Barış Konferansı’na istanbul Hükümeti’ni ve Ankara Hükümeti’ni birlikte çağırdılar. Osmanlı Hükümeti’nin Lozan’a temsilci göndermek istemesi üzerine, TBMM saltanatın kaldırılmasına karar verdi.
Saltanatın kaldırılmasındaki amaç nedir?
Ulusal egemenliği gerçekleştirmek.
Cumhuriyet yönetimine geçilmesi yolunda bir adım atmak.
1 Kasım 1922′de TBMM’de saltanatın kaldırılması görüşüldü, saltanat ile hilafet birbirinden ayrıldı ve saltanat kaldırıldı. Saltanatın, İstanbul’un işgali tarihi olan 16 Mart 1920′den itibaren yok sayılmasına karar verildi.
Vahdettin, padişahlık sıfatının kalkması üzerine, 17 Kasım 1922′de İstanbul’u terk etti.
TBMM, 18 Kasım 1922′de aldığı bir kararla, Abdülmecid Efendi’yi halife olarak atadı. Devamını oku …

Kpss Cepheler Ve Siyasi Olaylar Konu Anlatımı

Sevr Antlaşması
Sevr’i Hazırlayan Nedenler
I. Dünya Savaşı’ndan galip çıkan devletler savaşın ardından Paris’te bir konferans topladı.
İtilaf Devletleri bu konferansta, toprak paylaşımı yüzünden anlaşamadılar.
18 Nisan 1920′de San Remo’da İngiltere, İtalya ve Fransa biraraya geldi.
Bu devletler San Remo kentinde Osmanlı Devleti ile yapılacak antlaşmanın şartlarını belirlediler.
Bu arada Yunan ordusu Bursa ve Batı Trakya’yı işgal etti.
İstanbul’da toplanan “Saltanat Şurası” San Remo’da kabul edilen antlaşmayı kabul etti. Devamını oku …

Kpss Kurtuluş Savaşında Örgütlenme Çalışmaları

Mustafa Kemal’in Anadolu’ya Gelişi
Mustafa Kemal’in Anadolu’ya Geliş Amacı
Milli bir teşkilat kurup Milli Mücadele’yi başlatmak.
Mücadeleyi millete mal etmek.
Milli egemenliğe dayalı yeni bir devlet kurmak.
İstanbul Hükümeti’nin Mustafa Kemal’e Verdiği Görevler
Dokuzuncu Ordu Müfettişliği görevini yapmak.
Türkler’in Karadeniz’de Pontus Rum Cemiyeti ile giriştiği mücadeleye son vermek,
Dağınık halde bulunan silah ve cephaneyi toplamak.
Halktan asker ve para toplayan kuruluşları, yani ulusal cemiyetleri ortadan kaldırmak.
Mustafa Kemal’in Samsun’a Gelişi
Mustafa Kemal, 16 Mayıs 1919′da Bandırma Vapuru ile İstanbul’dan ayrıldı.
Mustafa Kemal, 22 Mayıs 1919′da “Samsun Raporunu” yayınladı.
Mustafa Kemal, 19 Mayıs 1919′da Samsun’a geldi. Bu olay Milli Mücadele’nin başlangıç tarihi olarak kabul edildi. Devamını oku …

Kpss Kurtuluş Savaşı Öncesi Anadolu Konu Anlatımı

II. Meşrutiyet
II. Meşrutiyet’in İlan Edilme Nedenleri
İç Nedenler
II. Abdülhamit’in II. Meşrutiyet’in İlanını Kabul Etmesinin Sebepleri :
1. İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne bağlı olan bazı subayların Rumeli’de ayaklanması
2. Tahta, Osmanlı hanedanından başka bir kişinin geçeceği söylentisi
3. Serez’den bir ordunun İstanbul’a yürüyeceğine dair padişaha gelen telgraf
4. Ordu ve halk arasında isyan belirtilerinin ortaya çıkması
Dış Etkenler
En önemli dış etken “Reval görüşmesi” dir.
Reval Görüşmesi’nde şu kararlar alınmıştır:
1. Ruslar, Balkanlar’da serbest bırakılacak Devamını oku …

Kpss Osmanlı Kültür Tarihi Ve Islahatlar Konu Anlatımı

XIV. ve XVI. Yüzyıl Osmanlı Kültür ve Uygarlığı
Devlet Yönetimi
Padişah
Osmanlı Devleti’nin yönetimine Al-i Osman diye adlandırılan Osmanlı ailesi dışında başka bir sülaleden hükümdar getirilmemiştir. Devletin ve milletin devamı ilkesine uyularak, bir isyan çıkmasının önüne geçmek amacıyla diğer şehzadeler öldürülürdü. Bu nedenle yıkılışına kadar, Osmanlı Devleti’nde Roma ve Bizans’ta olduğu gibi bir çok sülale iş başına geçmemiştir. I. Ahmet Dönemi’nden itibaren, kardeş katli kaldırılarak, oda hapsi uygulaması başlamıştır. Padişah, törelere göre, bütün güç ve kudreti elinde bulunduran ve memleketin sahibi sayılırdı. Padişah, şer’i hukuka aykırı olmamak şartıyla, birtakım hükümler verir, bunlar örf olarak adlandırılırdı. Devamını oku …

Kpss Osmanlı Siyasi Tarihi Konu Anlatımı

Kuruluş Dönemi
Osmanlı Devleti’nin Genel Özellikleri
Osmanlı tarihi, Anadolu Türkiye tarihinin 4. dönemini oluşturur.

Türk devletleri içinde en uzun süre yaşayan ve en geniş sınırlara ulaşanıdır.

Türk Devletleri içinde merkezi otoritesi en güçlü olanıdır.

Kültür ve uygarlık alanında en çok ilerleyen Türk Devleti’dir.

Mutlak egemenlik haklarını hükümdar kullanır. Ancak, I. Ahmet dönemine kadar veraset yasası belirgin değildir.

Şeriat hukuku ile yönetildiğinden Teokratik, mutlak egemenlik haklarını hükümdar kullandığından Monarşik devlet yapısı görülür. Devamını oku …

Kpss İslam Tarihi, İslamiyet Öncesi Ve Sonrası

İslamiyet’ten Önce Orta Asya’da Kurulan Türk Devletleri
Türkler’in İlk Ana Yurdu
Türkler’in ilk ana yurdu Orat Asya’da; Batı’da Hazar Denizi’nden Doğu’da Kingan Dağları’na, Kuzey’de Altay Dağları’ndan Güney’de Hindukuş ve Karanlık Dağları’na kadar uzanan bölgedir.
Bu bölge, coğrafi yapısı ve iklim şartlarının da elverişli olması nedeniyle Türkler tarafından Ana Yurt olarak tercih edilmiştir.
Göçebe kültürünün sonucunda şu durum ortaya çıkmıştır.
Merkezi yapı güçlenememiş,
Teşkilatçı özellik gelişememiş,
Mimari ve şehircilik ortaya çıkmamış,
Ekonomi, hayvancılığa dayalı kalmış,
Askeri yapıysa gelişmiştir.
Türkler’in Orta Asya’dan Göç Etmenlerinin Nedenleri :
Topraklarının tarıma elverişsiz olması,
Hayvanlar için otlakların yetersiz olması,
İklim koşullarının değişmesi nedeniyle kuraklık ve şiddetli kış yaşanması,
Türk boyları ve yabancı kavimlerle yapılan mücadelelerdir. Devamını oku …

Kpss Tarih Nedir

Tarih, geçmiş insan topluluklarının, savaşlarını ve barışlarını, kültür ve uygarlıklarını, sosyo-ekonomik yapılarını, neden-sonuç ilişkisi içinde zaman ve yer göstererek, belgelere dayalı, inceleyen bilim dalıdır.
Tarih Çeşitleri :
Genel Tarih : İnsanoğlunun yeryüzündeki bütün geçmişini siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel tarihini başlangıçtan günümüze inceler.
Örneğin : Dünya Tarihi
Özel Tarih : Sadece bir devlet ya da milletin siyasi ekonomik ve kültürel tarihini inceler.
Örneğin :Türkiye Cumhuriyeti Tarihi
Siyasi Tarih : Uluslararası siyasi olayları savaşları barışları ve ittifakları inceler.
Örneğin : Osmanlı Siyasi Tarihi
Uygarlık Tarihi : Bütün ulusların meydana getirdikleri uygarlık eserlerini kültür ve medeniyet ürünlerini inceler.
Örneğin : Çin Uygarlığı
Devamını oku …

Kpss Tarih Islahatlar Konu Anlatımı

III. SELİM (1789-1807)
+Yapılan yeniliklerin tümüne Nizam-ı Cedit adı verilir.
+Yapacağı yenilikler için Meşveret Meclisi’ne,Lahiyalar
hazırlattı.
+Avrupai tarzdaki Nizam-ı Cedit ordusunu kurdu ve ordunun
masraflarını karşılaması için İrad-ı Cedit hazinesini
oluşturdu.
**Ordu ilk başarısını Akka Kalesi Zaferi,Napolyona karşı
kazanmıştır.(Ordunun yıldızı bu başarıdan sonra parladı!)
+Avrupda sürekli elçilikler açtı.
+Kara ve deniz mühendishanelerini genişletip,modernleştirdi.
+Fransızca devletin ilk resmi yabancı dili olmuştur.
+Yerli malı özendirilmiştir.
+İllerdeki valilerin yanına halkın seçtiği ayanları
getirilmiştir. Devamını oku …

Kpss Tarih Atatürk İ.İ.Tarihi Ders Notları II

1-SİYASİ ALANDA YAPILAN İNKILÂPLAR
Siyasi alanda yapılan inkılâplar, doğrudan devlet düzeniyle ilgili olup, Osmanlı devlet sisteminin değiştirilerek, demokratik ve laik cumhuriyete geçişi sağlamak amacıyla gerçekleştirilmiş olanlarıdır.
1-Saltanatın Kaldırılması ( 1 Kasım 1922)
11 Ekim 1922 tarihinde Mudanya Mütarekesi’nin imzalanmasıyla cephelerdeki savaş sona ermiş, ancak kalıcı barış henüz yapılmamıştır. Taraflar arasında savaşa son verecek bir barış antlaşmasının imzalanabilmesi için, 28 Ekim 1922’de Lozan’da Barış Konferansı’nın toplanması kararlaştırılmıştır. Ancak bu sırada İtilaf Devletleri, kendileri açısından en uygun ortamı hazırlamaya çalışmaktadırlar. İtilaf Devletleri bu amaçla, TBMM Hükümeti’nin yanı sıra konferansa İstanbul Hükümetini de davet ederek, ortaya çıkacak görüş ayrılıklarından yararlanmayı hedeflemişlerdir. İstanbul Hükümeti, İtilaf Devletlerinin bu teklifini değerlendirmek niyetindedir. Bu gaye ile Mustafa Kemal Paşa’ya ve TBMM’ne iki ayrı telgraf gönderen Sadrazam Tevfik Paşa, “Kazanılan başarıda kendilerinin de payı olduğunu, Devamını oku …

Kpss Tarih Atatürk İlkeleri Konu Anlatımı

İNKILAP: Köken olarak inkılap, Arapça “Kalb” kelimesinden türetilmiştir. İnkılap, değişme, bir halden diğer bir hale geçme demektir. Türkçe’de bu kelime “etmek” yardımcı fiiliyle “kalbetmek” şeklinde kullanılır. Türk Hukuk Lügatı’na göre ise; İnkılap; Bir devletin sahip olduğu siyasi, sosyal, askeri alanlardaki kurumların devlet eliyle, makul ve ölçülü metotlarla köklü bir biçimde değiştirilerek yenileştirilmesidir. Yani inkılaplar, sanayi inkılabı, bilim inkılabı, kültür inkılabı gibi çeşitli alanlarda olabilir. Bu yüzden Atatürk’ün yaptığı yenilikler inkılap olarak kabul edilmektedir.
Atatürk, inkılap kelimesini sık sık kullanmış, özellikle İnkılap ile İhtilal arasındaki farka dikkat çekmiştir. İnkılap Olayının Gerçekleşebilmesi İçin Bazı Şartların Bir Araya Gelmesi Lazımdır. Bunlar:
a) Toplumun karşı karşıya kaldığı idari, adli, sosyal ve ekonomik buhranlar (Fransız İnkılabında bu durumu görmek mümkündür.)
b) Fikir hayatının gelişme göstermesi ve inkılabı hazırlayıcı çalışmaların yapılması. (Fikirsiz inkılap olmaz. Montesqieu, Voltaire, Jean Jacques Rousseau olmasaydı, Fransız İnkılabı olmazdı. Türkiye’de ise inkılap fikri 18.yy sonlarında ve 19.yy başlarından itibaren açılan modern okullarda eğitim gören mektepli gençler arasında yeşermeye başlamıştır. II.Meşrutiyet dönemine gelindiğinde, Fransız İnkılabı düşünürlerinin yanı sıra Namık Kemal, Şinasi, Ziya Paşa gibi Tanzimat Dönemi fikir Devamını oku …

Kpss İnkilap Tarihi Nedir Konu Anlatımı

1.Dünya Savaşı öncesinde Devletlerin iç ve dış politikalarına yön veren iki etken vardır. Bunlar: 1789 Fransız İhtilali (Milliyetçilik Akımları …İmparatorlukların yıkılmasına ve bir çok yeni devletin tarih sahnesine çıkmasına neden olmuştur. ) ve 1750-1830 Sanayi İnkılabı (Sanayi İnkılabı 1750-1830 yıllarında İngiltere’de ortaya çıkmıştır. Aletin yerini makinanın almasıyla üretimin artması, işçi sınıfının doğmasına….neden olmuştur)
1876 l.MEŞRUTİYET : 1876 tarihinde Osmanlı Devletinin ilk Anayasası Kanun-u Esasiye Kabul edilmiştir. Bu ilk Anayasada son söz padişahın olduğu için 2.Abdül Hamit 14 Şubat 1878 yılında Osmanlı-Rus (93 harbi) savaşını bahane ederek ilk Osmanlı Ayanlar meclisini fesh etmiştir. 1878-1908 arası dönem 2.Abdül Hamit’in istibdat (baskı) yönetimi olarak bilinir. Birinci Meşrutiyet döneminde Osmanlıcılık benimsenmiştir.
23 Temmuz 1908 ll.MEŞRUTİYET : İttihat ve Terakki Fırkasının Baskısıyla on yıl sürmüştür. 2.Meşrutiyetten itibaren Osmanlı topraklarında Türkçülük akımları başlamıştır. Not: 1.Meşrutiyette Osmanlıcılık, 2.Meşrutiyette ise Türkçülük akımı etkilidir.
Devamını oku …