1921 Anayasasının genel özellikleri

   1921, devlet için gerekli kurum ve organların oluşturulduğu yıl olmuştur. TBMM Hükümeti 1921 yılı başında taraftan 6 ’ta başlayan saldırısına verirken diğer taraftan da isyan milis kuvvetlerini tasfiye ederek devlet otoritesini etkin kılmak, düzenli orduyu oluşturmak, yapmak ve ilk bütçeyi hazırlamak devletin kuruluşuna yönelik önemli sorunlarla da uğraşmıştır.

İstanbul’un işgali ve son Osmanlı Meclis-i Mebusanı’nın itilaf kuvvetlerince basılıp çalışamaz hale gelmesi üzerine Mustafa Kemal ve arkadaşlarınca Ankara’da bir meclisin toplanması kararlaştırıldığında, bunun “kurucu” mu yoksa “normal” bir meclis mi olacağı tartışmaları gündeme gelmişti. , kurucu niteliklere sahip bir meclis, anayasa da yapacak bir meclis olmasını istemişti. Ancak böyle bir ifadenin bazı kafalarda, devlet kuruluşunu çağrıştırıp seçimlerin engelleneceği anlaşıldığından, Meclis’in olağanüstü yetkilere sahip (selahiyet-i fevkaladeye sahip) bir meclis olarak toplanması kararlaştırılmıştı.

26 views

24 Kasım 2011
Okunma 26
bosluk

Lale Devri Nedir

Pasarofça Antlaşması neticesinde ortaya çıkan barışı kullanmak isteyen Osmanlılar, artık Avrupa karşısında savunma durumunda kalacağını anladığından…

Balkanlardaki sınır kalelerini tahkim etme, bölge halkını yanında tutmak için vergileri azaltma siyaseti uygulamaya ağırlık vermekteydi. İbrahim Pasa, Osmanlılara üstünlük kurmuş olan Avrupa’yı her yönüyle tanımak için Avrupa başkentlerine elçiler göndertti. 1718-1730 yılları arasındaki bu dönem, sanatta lâle motifinin islenmesi sebebiyle “Lâle Devri” adıyla anılmaktadır. Bu dönemde matbaa açılması, çini ve kumaş fabrikası kurulması bazı müspet yenilikler yapılmışsa da, III. ve çevresinin şaşalı eğlenceleri ve harcamaları huzursuzluğu artırmaktaydı. İbrahim Paşa’nın, İran’a karsı başlatılan savaşta (1722) kesin netice alamaması ve uzayan savaş esnasında ’in sadrazamın emriyle İran’a terk edildiği haberi, muhalefetin harekete geççesine yetti.

Patrona Halil Ayaklanması’nın patlak vermesiyle bu dönem eriyordu. Damat İbrahim Pasa ve yakınlarıyla III. Ahmet asiler tarafından katledildiler (1730)Bu olayın ardından III. Ahmet’in yeğeni I. hükümdarlığa getirildi. (1730-1754). Kafkaslardaki olaylarını bahane Rusya, Kirim Tatarlarına karsı büyük saldırı başlattı. ve Bahçesaray Rusların eline geçti (1739). Fransa’nın da teşvikiyle Osmanlılar, Rusya’ karşı savaş ilân etti. Rusya’nın yanında savaşa katılan Avusturya da, Eflâk ve ’a girmişti. Osmanlılar iki cephede de büyük başarılar kazandılar. Prusya, Fransa ve Isveç’in Osmanlılara yakınlaşması, Osmanlılar karşısında ummadıkları bir yenilgi tadan Rusya ve Avusturya’yi barış yapmaya zorladı.

37 views

7 Eylül 2011
Okunma 37
bosluk

Lozan Barış Antlaşması Nedir

Kurtuluş savaşını başarıya ulaştıran Paşanın başında bulunduğu T.B.M.M. hükümetiyle İtilaf devletleri arasında önce mütarekesi imzalandı ( 11 Ekim 1922 ). göre, kısa süre sonra, barış yapılması gerekliydi. İtilaf devletleri, barış görüşmelerine T.B.M.M. hükümetiyle Osmanlı hükümetini davet ettiler. Bu durum T.B.M.M. hükümeti tarafından olumlu karşılanmadı. Yapılan toplantıda Ankara hükümeti, Osmanlı hükümetiyle ilişkisi bulunmadığını ve Türkiye’yi yalnız Ankara hükümetinin temsil edebileceğini, aksi halde toplantıya katılmayacağını İtilaf  hükümetlerine bildirdi. Bu sırada İngiltere’de savaş taraflısı  Lloyd George  kabinesi düştü. Yerine barış taraflısı Bonarlow kabinesi geçti. Kabinede Dışişleri bakanlığı görevi Lord Curzon’a verildi. Curzon, barış görüşmelerinin başlatılması için, diğer devletlerle ilişki kurarak, çalışmalara başlamıştı. , İtalya ve görüşmelere hemen başlama kararı aldılar. T.B.M.M. Hükümetinin uyarmasını da dikkate alan bu devletler, Lozan konferansına yalnız Ankara hükümetinin katılmasında bir sakınca görmediklerini Lord Curzon’a bildirdiler. Lord Curzon da durumu Ankara’ yazdı. Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümeti çağrıya olumlu verdi ve Ankara’da  Lozan’a gidecek heyet seçildi.Heyete İsmet Paşanın ( İsmet İnönü ) başkanlık etmesi kararlaştırıldı. Dr. Rıza Nur ve Hasan Saka’dan gayrı müşavir olarak heyete, Münir Ertegün, Muhtar Çilli, Saltık, Zülfü Tiğrel, Zekai Apaydın, , Şefik Başman, Seniyettin Başak, Şevket Doğruer, Tevfik Bıyıklıoğlu, Tahir Taner, Nusret Metya, Hikmet Bayur, Zühtü İnhan, Ağralı, Mustafa Şeref Özkan, Şükrü Kaya, Hamit Hasancan, Ruşen Eşref Ünaydın ve Beyatlı Beyler de alındı. Konferansa katılan Türk gazetecileri;Ahmet Cevdet, Ahmet Şükrü Esmer, Hüseyin Cahit Yalçın,  Velit Ebüzziya, 

32 views

23 Ağustos 2011
Okunma 32
bosluk

Avrupa’da Aydınlanma

1. UYGARLIĞININ AYDINLANMA’YA ETKİSİ

Aydınlanma’nın temelleri İlkçağ Tarihi’nde, Yakındoğu’da belirli bitki ve hayvanların evcilleştirilmesine dayalı tarımın gelişmesi kentlerin kurulması sayesinde sağlanan bir ilerlemede yatmaktadır.[1] M. Ö. VIII ve VI.y.y. larda, İtalya yarımadasının tüm batı ve güney kıyıları, Yunan Kolonileri ile kaplanmıştı. Sicilya’nın doğu ve güney kıyılarında yoğundu. yayılış sahalarındaki geçim yolları, geçim yollarıyla birleşerek bir sentez yarattı. Çünkü buralarda daha önce, ormanlara bağımlı avcı ve toplayıcı gurupların oluşturduğu bir nüfus vardı. Bunun sonucunda da Yunanlıların kendileriyle ilgili olarak, özenle işledikleri imaj doğdu.

Yunan kolonileri, İtalya yarımadasının tüm batı ve güney kıyılarına yayılınca yerli ile kaynaştılar. O için ileri sayılabilecek tekniklerinin yanı sıra, beğenilerini ve adetlerini de yaydılar.[2] VI. Yüzyılda, çıkan seramiklere bakarak söyleyecek olursak, Yunan Uygarlığının ve Roma üzerinde büyük etkisi vardır. Yunan’ın ve manevi kültürü. Roma’nın iktisadi ve sosyal yaşamının gelişmesinde hızlandırıcı bir etken olacaktır. Yunan uygarlığı Batı’yı iki yoldan etkiledi. Önce, Romalılar yoluyla etkilemiştir. Çünkü Yunan uygarlığı, Helenistik hükümdarlar aracılığı ile, Roma imparatorluğunu derinden etkilemişti. Yunan kültürünü özümseyen Romalılar, onu aynı zamanda Batı’ya geçirmişlerdi. asıl önemlisi Yunan Uygarlığı ikinci etkilemesini sonraki yüzyıllarda, özellikle Rönesans’ta yaptı. XII.y.y.’ın sonlarında Araplar sayesinde, Yunan kültürünün yeni yeni metinleri Batı’ya sokulmuş ve büyük yankılar uyandırmıştı. asıl önemlisi Rönesans’tadır. Yunan uygarlığının sanki yeniden keşfedilir. Yunan Uygarlığının Batı’yı doğrudan etkilemsi de bu tarihlerde başlar.[3]

3 views

7 Temmuz 2011
Okunma 3
bosluk

Hitit Uygarlığı (M.Ö.1660-1190)

M.Ö. yaklaşık 2000 yılında küçük topluluklar halinde gelerek Kızılırmak’ın çizdiği yay içine yerleşen ve büyük imparatorluk Hint-Avrupa kökenli kavimdir. 20.yüzyıla kadar ilişkin az bilgi vardı. arkeologların sabırlı çalışmaları sonucunda Babil ve Asur uygarlıklarının en parlak dönemleri öncesinde ’in büyük bir uygarlık kurduğu ortaya çıktı. ’in yolla Anadolu’ya geldikleri bilinmemektedir. O çağlarda ülkesi olarak anılan bu topraklarda hattiler yaşamaktaydı. Günümüzde ise eskiden bu bölgede oturanlara Hititler, dillerine de Hititçe denmektedir. Hitit adı Tevrat’ta birçok kere adı geçen Hit oğulları’na izafeten modern araştırmacılar tarafından verilmiştir.

Hititler’in Anadolu’ya geldikleri dönemde özellikle Orta Anadolu ile Mezopotamya arasında sıkı bir ticaret ilişkisi vardı. Asurluların M.Ö. 19. ve 18. yüzyıllarda bu bölgenin çeşitli yerlerinde birçok ticaret kolonisi kurmuşlardı. Bu sırada Anadolu küçük krallıklara ve beyliklere bölünmüştü. Yerleştikleri bölgede yerel krallıkların yönetimlerinde söz sahibi olan Hititler zamanla bütün Anadolu’yu egemenlikleri altına alarak büyük bir imparatorluk kurdular. Alişar, Alaca Höyük, Konya Karahöyük, Acem Höyük, Kırşehir’de Kaman Höyük ve Eski Yapar yerleşmelerde de türün çeşitli kalıntıları bulunmuştur.

260 views

19 Haziran 2011
Okunma 260
bosluk

Lozan Barış Antlaşması

Kurtuluş savaşını başarıya ulaştıran Paşanın başında bulunduğu T.B.M.M. hükümetiyle İtilaf devletleri arasında önce mütarekesi imzalandı ( 11 Ekim 1922 ). göre, kısa süre sonra, barış yapılması gerekliydi. İtilaf devletleri, barış görüşmelerine T.B.M.M. hükümetiyle Osmanlı hükümetini davet ettiler. durum T.B.M.M. hükümeti tarafından olumlu karşılanmadı. Yapılan toplantıda hükümeti, Osmanlı hükümetiyle ilişkisi bulunmadığını ve Türkiye’yi yalnız hükümetinin temsil edebileceğini, aksi halde toplantıya katılmayacağını İtilaf  hükümetlerine bildirdi. Bu sırada İngiltere’de savaş taraflısı    kabinesi düştü. Yerine barış taraflısı Bonarlow kabinesi geçti. Kabinede Dışişleri bakanlığı görevi ’a verildi. Curzon, barış görüşmelerinin hemen başlatılması için, diğer devletlerle ilişki kurarak, çalışmalara başlamıştı. , İtalya ve görüşmelere hemen başlama kararı aldılar. T.B.M.M. Hükümetinin uyarmasını da dikkate alan bu devletler, Lozan konferansına yalnız Ankara hükümetinin katılmasında sakınca görmediklerini Lord Curzon’a bildirdiler. Lord Curzon da durumu Ankara’ya yazdı. Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümeti çağrıya olumlu verdi ve Ankara’da  Lozan’a gidecek heyet seçildi.Heyete İsmet Paşanın ( İsmet İnönü ) başkanlık etmesi kararlaştırıldı. Dr. Rıza Nur ve ’dan gayrı müşavir olarak heyete, Münir Ertegün, Muhtar Çilli, Saltık, Zülfü Tiğrel, Zekai Apaydın, Celal Bayar, Şefik Başman, Seniyettin Başak, Şevket Doğruer, Tevfik Bıyıklıoğlu, Tahir Taner, Metya, Hikmet Bayur, Zühtü İnhan, Ağralı, Şeref Özkan, Şükrü Kaya, Hamit Hasancan, Ruşen Eşref Ünaydın ve Yahya Kemal Beyatlı Beyler de alındı. Konferansa katılan Türk gazetecileri;Ahmet Cevdet, Ahmet Şükrü Esmer, Hüseyin Cahit Yalçın,  Velit Ebüzziya,

Kerami  Kurtbay, Mecdi  Sayman, Kemal Salih  Sel, Asım Us, Ahmet Hidayet  Reel Beylerdi.

112 views

28 Kasım 2010
Okunma 112
bosluk

Abdülaziz Han

Osmanlı padişahlarının otuzikincisi ve halifelerinin doksanyedincisi.
Saltanatı: -1876
Babası: II. Han-
Doğumu: 8 Şubat 1830 Vefatı: 4 Haziran 1876
Küçük yaşta din ve fen ilimlerini tahsile başladı. Kısa zamanda Arapça, Farsça ve dini bilgileri çok şekilde öğrendi. Ayrıca boş zamanlarını değerlendirerek ata binmek, kılıç kullanma, güreş tutmak, cirit atmak zamanın bütün dallarında oldu. Ağabeyi Abdülmecid zamanında veliaht ilan edilen Abdülaziz bundan sonra idaresi ve Avrupa’nın siyasetini iyi bir şekilde takibe çalıştı. Abdülmecid Han’ın 25 Haziran 1861′de ölümü üzerine tahta çıktı.

17 views

26 Ekim 2010
Okunma 17
bosluk

Türk Ulusal Kurtuluş Hareketinin Başlangıcı

DR. MEHMET (*)
“Türk’ün onuru ve gururu ve yeteneği çok yüksek ve büyüktür.
Böyle Ulus tutsak yaşamaktansa , .
nedenle ya bağımsızlık, ya ölüm.”
Kemal : Nutuk”
Gazi (Atatürk) 19 Mayıs 1919′da Samsun’a ne yapmaya gelmişti ?
Görünürde Gazi, Üçüncü Ordu’ya müfettiş olarak atanmış büyük yetkilerle donatılmıştı. Mustafa Kemal’i, Padişah VI.Mehmet, ’da asayişi sağlamakla görevlendirmiştir.
İtilaf devletlerinin işgaline karşı kafalardaki mayalaşma, tehlikeli boyutlara varmıştır. Sultan’ın elçisi olan Gazi, ünlü Söylev’inde sonradan yazacağı gibi, kafasında gerçekte bir “Millî Sır” taşımaktadır. İtilaf devletlerince hasım ögelerin kaynaşmasını sınırlayıp önlemek için, Anadolu’ya ayak basmış değildir. Aksine, etmekte gecikmeyeceği amacı, yenilgi sonucu derinden derine sarsılmış bulunan Ordu’ya güvenini yeniden kazandırmaktır.

20 views

25 Ekim 2010
Okunma 20
bosluk

Eşek Kulaklı Kral Midas’ın sırrı

’nın Polatlı İlçesi’ne bağlı Gordiyon (Yassıhöyük) Köyü’ndeki ” Kralı Eşek Kulaklı ”ın ahşap mezar odasının çürümemesi, gelişen teknolojiye karşın, sırrını koruyor. Müzesi arkeoloğu , , Frigyalılar, Lidyalılar, , Makedonya Kralı Büyük İskender ve Romalılara ev sahipliği Gordiyon’da, Kralı Midas’ın tümülüsünün bulunduğu höyüğün olarak 1900′lü yıllarda bölgedeki demiryolunda çalışan Avustralyalı mühendis Körte kardeşler tarafından bulunduğunu söyledi. Rodney Young başkanlığındaki heyetinin 1950′li yıllarda ilk kez höyükte kazı yaptığını anlatan Ertan, ”Kazı sonrası mezar içinde Kral Midas’a ait olduğu sanılan bulundu. Midas’ın çok büyük servetinin olduğu söylenmesine rağmen kazılarda altın değerli eşyaya rastlanmadı” konuştu.

124 views

15 Ekim 2010
Okunma 124
bosluk

İnkılapçılık

İnkılap, kelime anlamı ile değişme, başka hale dönmeyi ifade eder. İnkılap; Arapça “ kalp” kelimesinden gelmiş olup, milletin sahip olduğu siyasi, sosyal ve alanlardaki kurumların eliyle makul ve ölçülü metotlarla köklü bir şekilde değiştirilmesi olarak tanımlanmaktadır. İnkılap ve devrim kelimelerinin Fransızca karşılığı “révolution”, İngilizce karşılığı “revolution”dur. Kelime Latince kökenli olup, revolvere kelimesinden gelmektedir. Revoultion kelimesi, ani ve şiddetli, kökten bir değişikliği ifade etmek üzere defa 1789 Fransız İnkılabı ile kullanılmaya başlanmıştır. Kelime olarak, inkılabı ifade etmek için kullanılmışsa da, büyük harfle yazıldığında da Fransız inkılabını ifade eder. Fransız inkılabına Fransız ihtilali de denilmektedir. Dilimizde kullanılan inkılap kelimesi de yüzden, çok defa ihtilal kelimesi ile karıştırılmaktadır. Bazı yazarlarların eserlerinde, Türk İnkılabı, ihtilal olarak ifade edilmektedir. Aslında inkılap ve ihtilal aynı şeyleri ifade etmez. İhtilal, inkılabın bir evresini, mevcut otoriteye karşı gelmeyi, zora başvurmayı öngörür. İhtilal kelimesinin Fransızca ve İngilizce tam karşılığı mevcut değildir.

107 views

15 Ekim 2010
Okunma 107
bosluk
 Son Yazılar FriendFeed

Tavsiye Bağlantılar