Çocuklarda Resüsitasyon- Güncelleme

Çocuklarda kardiyopulmoner arrest (KPA) sıklığı ve ileri yaşam desteği gereksinimi erişkine oranla daha azdır. rahatlatıcı bilgiye karşın bilinenin aksine çocuklarda erişkine oranla resüsitasyonun başarı şansı düşüktür. Çocuklarda resüsitasyon ilkelerini belirlerken yaşadığımız diğer dezavantaj da çocuk yaş grubunda çalışmaların az olmasıdır. Çocuk yaş grubunun her döneminin diğerinden anatomik, fizyopatolojik ve psikolojik yönden önemli farklılıklar göstermesi de yaş grubunda yapılan çalışmaların diğer yaş grubu için referans teşkil edememesine neden olmaktadır.
Kardiyopulmoner Arrest (KPA)’in Etyoloji ve İnsidansı

Amerika Birleşik Devletlerinde her yıl tahminen 16000 çocuk beklenmeyen KPA nedeniyle ölmektedir. Acil Tıp Sisteminin en iyi organize edildiği bu ülkede ani KPA’lı çocukların ancak %5-10’u tanımlanabilmektedir. KPA’lı çocukların yarısı 1 yaşından küçük çocuklardır. Bunların %65’i ise erkek çocuğudur.

KPA’lı çocuklarda ritm %73 bradisistol, %10 ventriküler taşikardi (VT) ventriküler fibrilasyon () şeklindedir. KPA’nın etyolojisinde ani ölümü sendromu (ABÖS) en sık nedendir. Diğer nedenler ise travma, , akciğer hastalıkları, boğulayazma, zehirlenme ve kardiyak nedenlerdir. Çocuklarda erişkinlerden farklı olarak kardiyak olaylar KPA’nın en sık nedeni değildir. Ayrıca KPA’nın nedeni de yaşa bağlı olarak değişir ve multifaktöriyeldir. Bu nedenle erişkinlerde ve hayvanlarda yapılan çalışmalardan yola çıkılarak çocuklarda resüsitasyon için kararlar alınamaz.

 

KPA’lı Çocuklarda Sağkalım Oranı ve Kalitesi

Yapılan çalışmalarda KPA’lı çocuklarda sağkalım oranı %0-17 olarak belirlenmiştir. Bu oran, KPA dışında meydana gelmişse yaklaşık %8 iken hastanede KPA gelişmiş çocuklarda yaklaşık %24’tür. Nabzı olan fakat solunumu olmayan çocuklarda ise sağkalım oranı %75’tir. Bunların %88’inde ise nörolojik yönden bir sekel saptanmamıştır. Çocuklarda genellikle önce solunum arresti ardından ikincil olarak kardiyak arrest geliştiği göz önüne alınırsa resüsitasyon  işlemlerine erkenden başlanmasının önemi net olarak ortaya çıkmaktadır.

 

Sağkalım Oranını Etkileyen Faktörler

Bu faktörler şunlardır:

  1. Yaş: 1 yaş altı çocuklarda sağkalım oranı çok düşüktür.
  2. KPA’ya neden olan olay: Boğulayazma en iyi prognoza sahipken ABÖS en kötü prognoza sahiptir.
  3. KPA’ya neden olan ritm: VF/VT bradisistole oranla daha iyi prognoza sahiptir (Sağkalım oranı %30’a karşı %5’dir).
  4. Erken müdahale:

 

Resüsitasyon Önerilerinin Önemlerine Göre Sınıflandırılması:

Bu öneriler Tablo 1’de ayrıntılı olarak açıklanmaktadır.

 

 

Tablo 1: İlk yardım ve resüsitasyon girişimleri için yapılan önerilerinin sınıflandırılması

SINIFLANDIRMA

KLİNİK ANLAMI

Sınıf I: Çok iyi Sınıf I önerileri daima kabul edilebilir, güvenilirliği kanıtlanmış, kesinlikle yararlıdır. Yararı konusunda en az bir adet prospektif, randomize kontrollu bir çalışmanın desteklediği çok değerli kanıtlar mevcuttur.
Güvenilirliği tam ve kesinlikle önerilebilir.

Sağlam kanıtlarla desteklenmiş

Etkinliği kanıtlanmış

Sınıf IIa: İyi ile çok iyi arası Sınıf IIa önerileri kabul edilebilir, güvenli ve yararlı olarak düşünülebilir. Çok  iyi kanıtlarla desteklenmiştir. Ancak kanıtların değeri ve uzmanların bu önerilerin lehine olan görüşleri güçlü değildir. Buna karşın uzmanların büyük çoğunluğu bu önerilerin uygulanması taraftarıdır.
Kabul edilebilir ve kullanışlı

İyi veya çok iyi kanıtlarla desteklenmiş

Sınıf IIb: Vasat ile iyi arası Sınıf IIb önerileri kabul edilebilir ve yararlı olarak düşünülebilir. Ancak zayıf veya fena olmayan kanıtlarla desteklenmiştir. Ek olarak kanıtların değeri ile uzmanların bu önerilerin lehine olan görüşleri güçlü değildir. Buna karşın uzmanların büyük çoğunluğu bu önerileri isteğe bağlı veya alternatif uygulamalar olarak önermektedir.
Kabul edilebilir ve kullanışlı

Vasat veya iyi kanıtlarla desteklenmiş

Belirsiz Sınıf: Belirsiz Sınıf önerileri gelecekte yararlı olacağı konusunda umut veren önerilerdir. Ancak diğer öneri sınıfları içine girebilmesi için kalite ve kantite olarak yeterli kanıtlar yoktur. Güvenli ve belki de etkili olduğu düşünülen ve uzmanların görüş birliği içinde oldukları önerilerdir. Bununla birlikte elimizdeki kanıtlar, şimdilik, kesin bir öneri yapabilmek için ya çok zayıf ya da yetersiz kanıtlardır. Yani araştırma ve çalışma aşamasındadır.
Ön çalışma sonuçları şeklinde veya araştırma aşamasında

Öneri olarak önceki sınıflara girebilmesi için umut veren ancak yetersiz kanıtlar mevcut

Ek kanıtlara gereksinim var

Zararlı değil, ancak yararlılığı da bilinmiyor.

Sınıf III: Kabul edilemez Sınıf III bilgileri kesinlikle kabul edilemez bilgilerdir. Bu uygulamaların yararını gösteren her hangi bir kanıt olmadığı gibi zararlı olduğunu gösteren ve zararlı olduğunu onaylayan kanıtlar mevcuttur.
Yararı saptanmamış

Kabul edilemez, yararlı değil, hatta zararlı olabilir.

Contemporary Pediatrics Eylül 2001 sayısından uyarlanmıştır.

 

 

İlk Yardım ve İleri Yaşam Desteği (İYD) Önerilerinde Yapılan Değişiklikler:

 

1- Tanımlar:

Dünyanın her yerinde ortak bir dil kullanılabilmesi amacıyla ve kavram kargaşasından kurtulmak için sık kullanılan bazı terimlerde değişiklikler yapıldı(Tablo 2).

Tablo 2: Yeni önerilen tanımlamalar
Trakeal Tüp Eskiden “endotrakeal tüp” olarak isimlendiriliyorken, artık trakeal tüp olarak isimlendirmemiz öneriliyor.
Manuel resüssitatör “Bag-valve mask (Balon Maske)” veya “ambu” yerine kullanılması öneriliyor.
Solukta CO2 tespiti (Exhaled CO2 detection) “End-tidal CO2 tespiti” yerine kullanılmasını öneriyor.
Defibrilasyon Günümüzde “Şok vermek” eylemi ile sıklıkla aynı anlamda kullanılıyor olunmasından  vazgeçilmesi öneriliyor.

 

2- Yaş Tanımları:

Çocukluk çağındaki yaş tanımlamaları değiştirilmiştir:

Yeni doğmuş bebek (Newly born): Doğumdan sonraki ilk birkaç saati içinde olan bebeği

Yenidoğan (Neonate): Doğumdan sonraki ilk 28 gün içinde olan bebeği

Süt çocuğu (Infant): Doğumdan sonraki ilk 12 ay içinde olan bebeği (Yenidoğan dönemi dahil)

Çocuk (Child): 1-8 yaş arasındaki insanı tanımlamaktadır.

 

Aslında yaş dönemleri tanımlandığı gibi kesin kriterlerle ayrılamamaktadır. Örneğin; 11 aylık bir infantla 18 aylık bir çocuk arasındaki anatomik ve fizyolojik farklılıklar 11 aylık bir infantla 1 haftalık bir infant arasındaki farklılıklardan daha azdır. Ayrıca çocukların boyutları yaş normallerinin dışında olabileceği için örneğin 8 yaşa kadar tek elle kalp masajı öneriliyorken belki de çocuğun boyutu beklenenden büyük olduğu için iki elle yapılması daha etkin olabilecektir.

 

3- Temel Yaşam Desteğinde (TYD) Yapılan Değişiklikler:

  1. Temel yaşam desteği eğitimleri ikiye ayrılacak. Sağlık personeline ve sağlık personeli olmayana farklı eğitimler verilecektir.
  2. Artık sağlık personeli olmayanlara “nabız kontrolu” öğretilmeyecektir (Sınıf IIb). Bunun nedeni yapılan çalışmalarda nabız kontrolunun sağlık personeli olmayanların çoğunda ilk 5-10 sn içinde bitirilemediği, böylece ilk yardım için son derece değerli ilk saniyelerin kaybedildiğinin tespit edilmiş olmasıdır. İlginç olarak sağlık personelleri arasında da nabız kontrolu becerisinin tahmin edilenden daha kötü olduğu saptanmıştır.
  3. Sağlık personeli olmayanlara “nabız kontrolu” yerine “yaşam bulguları”nın kontrol edilmesi önerilmektedir. Yaşam bulguları da “hareket etme, uyarılara yanıt verme, öksürük, normal solunum” olarak tanımlanmıştır.
  4. Nabzı olan hastalarda yanlışlıkla kalp masajı yapılmasının komplikasyonları çocukluk yaş grubunda az olduğu için bu öneri değişikliği çocuklarda zararlı etkilere neden olmayacaktır. Ayrıca yanlışlıkla resüsitasyon uygulanmaması yanlışlıkla resüsitasyon uygulanmasından çok daha kötü sonuçlar doğuracağı için bu uygulama değişikliği önemlidir.
  5. Uyarılara yanıt vermeyen hastalarda hava yolunda yabancı cisim olasılığını göz önüne alarak yapılan eğitimler (yabancı cisim çıkarma gibi…) artık sağlık personeli olmayanlara verilmeyecektir. Önceden öğretilen “bilinçsiz hastalarda sırasıyla -çene itme hareketi, hava yolunda yabancı cisim araştırılması, eğer görülüyorsa parmakla çıkartma işlemi, baş geri-çene yukarı hareketi, hayat öpücüğü, solunum için yeniden pozisyon verme, sonra infantlarda sırta elle vurma veya göğüsü alttan sıkıştırma (dürtme) işlemi, çocuk ve adolesanda karından sıkıştırma (dürtme) işlemi, bu işlemlerin yabancı madde çıkartılana kadar veya etkin bir solunum başlayana kadar  devam ettirilmesi” şeklindeki eğitim sağlık personeli olmayan için çok karmaşık bulunmuştur. Yeni önerilere göre sağlık personeli olmayanlar bu tip bir hasta ile karşılaştığında ağız içinde görünen bir yabancı cisim yoksa hemen resüsitasyona başlayacak, eğer görünen bir yabancı cisim varsa çıkartacak ve resüsitasyona başlayacaktır (Sınıf IIb).
  6. Sağlık personeli olmayanlara da 8 yaş üzerinde ve 25 kg.dan daha ağır olan çocuklarda gerek olduğunda otomatik eksternal defibrillatör (OED) kullanımı ile ilgili eğitim verilmesi özendiriliyor (Sınıf IIb).
  7. İnfant ve küçük çocuklarda iki veya daha fazla uygulayıcının olduğu ortamlarda “iki başparmakla yapılan kalp masajı”, “iki parmakla yapılan kalp masajı” yöntemine tercih edilecektir (Sınıf IIb). İki başparmak yöntemi sağlık personeli olmayanlara öğretilmeyecektir.
  8. Bilinçsiz ve hareketsiz yerde yatan 8 yaş altı çocuklarda ve infantlarda uygulayıcı öncelikle kardiyopulmoner resüsitasyona (KPR) başlayacak, sonra telefon edecektir (Phone fast). Bu uygulamanın erişkinden farklı olarak ısrarla vurgulanmasının nedeni çocuklarda KPA’nın en sık nedeninin kardiyak kaynaklı değil solunumsal kaynaklı olmasından ötürüdür. Ancak önceden kardiyak bir hastalığı olduğu bilinen çocuklarda erişkinde olduğu gibi KPR’e başlamadan önce telefon edilecek, hemen ardından KPR’e başlanacaktır (Phone first). Bu öneri tek uygulayıcının olduğu durumlarda geçerlidir. Birden çok uygulayıcı olduğunda bir kişi hemen telefonla 112’ye haber verecek, diğeri KPR’e başlayacaktır.
  9. 8 yaş üzerindeki çocuklarda ve erişkinlerde tek uygulayıcılı veya birden çok uygulayıcının hazır bulunduğu ortamlarda göğüs kompresyon/ventilasyon oranı 15/2 şeklinde değiştirilmişken, 8 yaş altı çocuklarda yeni önerilerde de bu oran 5/1 ve yenidoğanda 3/1 olarak devam etmektedir.

 

4- İleri Yaşam Desteğinde Yapılan Değişiklikler:

 

  1. Algoritmlerin daha basit ve anlaşılır olmasına dikkat edildi.
  2. Bazı özel resüsitasyon durumlarındaki (hipotermi, anaflaksi, zehirlenmeler, elektrik akımı ile ilgili travmalar gibi…) acil yaklaşımlardan, “önceki İYD rehberlerine” göre daha ayrıntılı bir şekilde bahsedilmektedir.
  3. Ayrıca yeni kullanılmaya başlanan araçlar (Laringeal maske, OED, solukta CO2 detektörü gibi…) veya günümüzde daha çok kullanılmaya başlayan yöntemler (pediyatrik sedasyon, ev respiratörleri, trakeostomi tüpleri gibi…) konusunda isteğe bağlı eğitimler de özendiriliyor.
  4. Hava yolu açıklığının sağlanması ve korunması manuel resüssitatör, endotrakeal entübasyon veya laringeal maske ile sağlanabilir. Bunlardan hangisinin uygulanacağı kararı arrestin oluş sebebine, bulunulan ortama ve uygulayıcının eğitim ve becerisine bağlı olarak verilmelidir.
  5. Bilindiği gibi iki tip manuel resüssitatör vardır. 1- Self-inflating (kendi kendine dolan) resüssitatör, 2- Flow-inflating (akımla dolan) resüssitatör… Çocuklarda bunlardan daha çok self-inflating resüssitatörün kullanımı öneriliyor. Ancak resüsite edilen newly-bornlarda (yeni doğmuş bebek) iyi eğitilmiş uygulayıcılar için flow-inflating resüssitatörler alternatif bir araç olarak kullanılabilir.
  6. Artık 250 ml.lik yenidoğan boy manuel resüssitatörlerin kullanılması önerilmiyor. Çünkü miyadında yenidoğanlarda ve infantlarda etkin bir tidal volüm ve daha uzun bir inspirasyon zamanı sağlayamıyorlar. Bu nedenle uygulayıcılar miyadında doğan yeni doğmuş bebeğe, yenidoğana, infanta ve çocuğa 450 ml.lik self-inflating resüssitatörlerin kullanılması öneriliyor.
  7. Entübe edilen hastalarda trakeal tüpün yerinin kontrolü için sadece fizik muayene bulguları ve radyografi ile yetinilmeyip aynı zamanda “doku perfüzyonunu sağlayabilen kardiyak ritme” sahip hastalarda “solukta CO2 ölçümü” de yapılmalıdır (Sınıf IIa). Perfüze ritmi olmayanlarda ise bu öneri Sınıf IIb olarak sınıflandırılmıştır.  Hastane öncesi ortamlarda özellikle transport esnasında entübasyondan hemen sonra solukta CO2 monitorü veya kapnografi kullanılması ise Sınıf I öneri olarak sunulmaktadır.
  8. Trakeal tüp yerleşimini kontrol etmede alternatif bir yöntem olarak özefageal tespit cihazları (özefageal detektörler) da kullanılabilir. Bu öneri çocuklarda “belirsiz sınıf” önerileri arasındadır.
  9. Laringeal maske kullanımı ile ilgili çalışmalar çocuklarda az olduğu için bu işlem “belirsiz sınıf” önerileri arasında yer almıştır.
  10.  Çocuklarda yeterli çalışma olmaması nedeniyle aktif kompresyon-dekompresyon  KPR (ACD CPR), dekompresyon sırasında abdominal kompresyon uygulanması (interposed abdominal compression CPR) ve açık kalp masajı “belirsiz sınıf” önerileri arasındadır.
  11. Daha önceki rehberlerde intraosseöz girişimler sadece 6 yaş altındaki çocuklarda 90 saniye süresince veya 3 kez denenmesine rağmen damar yolu açılamamışsa uygulanması gerektiği önerilmekteydi. 2000 yılındaki önerilerde ise yaş sınırlaması olmaksızın yani tüm yaşlarda uygulanabileceği ve periferal damar yolu kısa zaman içinde açılamayacaksa bu işlemi yapmaksızın intraosseoz yol açılabileceği çeklinde değiştirilmiştir. Bu öneri hem hastane öncesinde hem de acilde Sınıf IIa öneriler arasında yer almaktadır. Yani yeni önerilerde intraosseöz girişimden önce periferal damar yolu açma girişimi şartı ve 6 yaş sınırı kaldırıldı.
  12. Hemodinamik olarak stabil supraventriküler ventriküler taşikardilerde algoritme vagal manevralar eklendi. Hemodinamik olarak stabil olmayan çocuklarda da ilaç tedavisine veya kardiyoversiyona hazırlık aşamasında vagal manevraların kullanılabileceği önerilmektedir. Ancak bu tip olgularda hazırlıklar tamamlandığı an ilaç tedavisi veya kardiyoversiyon uygulanmalıdır, vagal manevraları uygulamak için geciktirilmemelidir. Vagal manevralar uygulanırken hasta devamlı monitorize edilmelidir. Ayrıca işlem öncesi ve sonrası 12 derivasyonlu EKG çektirtilmelidir. Bu öneri Sınıf IIa önerileri arasındadır.
  13. Daha önceki rehberde yüksek doz epinefrin (0,1-0,2 mg/kg) uyarılara yanıtsız, asistolik veya nabızsız arresti olan hastalarda normal doz epinefrin (0.01 mg/kg) uygulandıktan sonra yanıt alınamamışsa önerilmekteydi. Yeni önerilerde ise ilk yapılan normal doz epinefrine yanıt alınamazsa ikinci ve sonraki epinefrin dozlarının da aynı şekilde yapılmasının üzerinde durulmaktadır. Ancak dirençli arrest durumlarında halen yüksek doz epinefrin uygulanabileceği ifade edilmektedir (Sınıf IIb).
  14. Ventriküler fibrilasyonun veya nabızsız ventriküler taşikardinin tedavisinde artık bretilyum önerilmemektedir. Çünkü bretilyumun hipotansiyon riski vardır ve yapılan çalışmalarda çocuklarda bretilyumun etkinliği gösterilememiştir.
  15. Yeni rehberde bretilyumun yerini amiodaron almıştır. Tedaviye dirençli VF/VT olgularında başlangıç defibrilasyon işleminden sonra epinefrin verilmeli, ardından tekrar defibrilasyon yapılmalıdır. Yine yanıt alınamamışsa üçüncü defibrilasyon işleminden önce amiodarone veya lidokain veya Torsades de point varsa magnezyum uygulanmalıdır. Bu durumlarda amiodarone uygulanması “belirsiz sınıf” önerileri arasındadır.
  16. QRS’i geniş (0.08 sn.den uzun) VT durumlarında hasta unstabil ise kardiyoversiyon uygulanmalıdır. Ancak hastanın şuuru yerinde distal nabızlar palpe edilebiliyor ise öncelikle bir çocuk kardiyoloji uzmanı çağırılarak kardiyoversiyona alternatif olarak amiodarone, prokainamid veya lidokain gibi antiaritmikler gözönüne alınmalıdır. Bu durumda amiodarone ve prokainamide Sınıf IIb öneriler arasında yer almaktadır. Ancak aynı hastada aynı resüsitasyon girişimi sırasında bu iki ilaçtan sadece biri kullanılmalıdır. Her iki ilaç da QT intervalini uzattığı için birlikte kullanılması kontrendikedir.
  17. Yeni rehberde defibrilasyon işlemine dirençli VF olgularında vazopressin erişkin hastalarda alternatif bir ilaç olarak önerilmiş olmasına rağmen (Sınıf IIb) çocuklarda önerilmemektedir. Ancak “Belirsiz Sınıf” önerileri arasına koyarak da araştırılmasını teşvik etmektedirler.
  18. Travmaya bağlı olmayan arrestlerde 8 yaş altındaki çocuklarda VF insidansı %3 iken 9 yaştan daha büyük çocuklarda belirgin olarak artarak %18 gibi bir orana yükselmektedir. Bu bilgiye dayanarak  hastane dışında ani kollapsa uğrayan 8 yaş ve üzerindeki ve/veya 25 kg.dan ağır çocuklarda defibrilasyon için kardiyak ritmin tanımlanmasında OED kullanımı önerilmektedir (Belirsiz Sınıf). Ancak 8 yaştan küçük çocuklarda şok vermek için OED kullanımı önerilmemektedir. OED’nin kardiyak ritmin belirlenmesi amacıyla kullanımı 8 yaş ve üzerindeki çocuklarda Sınıf IIb öneri iken 8 yaştan küçük çocuklarda ve infantlarda “Belirsiz Sınıf” öneriler arasında yer almıştır.
  19. Önceki rehberde pediyatrik travma olgularının stabilizasyonu esnasında aşırı CO2‘i atmak ve orta derecede hypokarbi (PaCO2 = 22-29 mmHg) sağlamak için hiperventilasyon yapmanın yararlı olduğu belirtilirdi. Ancak postarrest ve travmaya maruz kalmış beynin patofizyolojisi ile ilgili son araştırmalardan sonra bu öneri ciddi bir şekilde sorgulanmaya başlanmıştır. Hayvan çalışmalarında hiperventilasyonun serebral vazokonstriksiyonu ve iskemiyi artırdığı, beyindeki hasarı daha da kötüleştirdiği gösterilmiştir. Günümüzde artık kafa travmalı hastalarda veya postarrest hastalarda rutin hiperventilasyon uygulanmasının hem erişkinlerde hem de çocuklarda da mevcut olaya ek olarak beyin iskemisine neden olduğu bilinmektedir. Mevcut bilgilere göre postarrest durumlarda ve kafa travmalı hastalarda rutin hiperventilasyon uygulanmasını önermemektedir (Sınıf III). Bu durumlarda ventilasyonun hedefi fizyolojik oksijenizasyonu ve ventilasyonu sağlamak olmalıdır (Sınıf IIa).
  20. Bazı çalışma sonuçları postarrest veya postiskemik hipotermi uygulanmasının nörolojik yönden iyileşme sağladığını göstermektedir. Ancak yeni rehberde rutin hipotermi uygulanmasını (Belirsiz Sınıf) önerecek kadar yeterli kanıtlar olmadığı düşünülmektedir. Eğer hastanın vücut ısısı 33 oC’nin üzerinde ise aktif ısıtma önerilmemekte iken vücut ısısı 33 oC’nin altında olan hastalarda ısı 34 oC olana kadar aktif ısıtmanın yapılması uygun görülmektedir (Sınıf IIb).
  21. Beyin hasarı olan hastalarda hiperterminin nörolojik yönden daha da kötüleşmeye neden olduğu gösterilmiştir. Bu nedenle beyin hasarı olan veya postarrest hastalarda yüksek ateş varsa normal vücut ısısına gelene kadar hastanın aktif soğutulması önerilmektedir (Sınıf IIa).
  22. 2000 pediyatrik İYD rehberinde “çocuğa eğer 2 defa epinefrin uygulanmasına rağmen spontan dolaşım sağlanamıyorsa yaşam olasılığı yok gibi görünmektedir” diye bahsetmektedir. Bu nedenle eğer çocukta primer hipotermik hasar, entoksikasyon, tekrarlayan veya dirençli VF/VT gibi özel durumlar yoksa tüm gerekli resüsitasyon basamakları gerçekleştirilmesine rağmen 30 dk sonunda bir yanıt alınamıyorsa bu çocuklarda resüsitasyon girşimlerinin sonlandırılabileceği önerilmektedir.
  23. Resüsitasyon uygulanan hastanın aile bireyleri veya bakıcıları hastanın başında bulunmak isteyebilir. Bu konuda yapılan araştırmalarda resüsitasyonu izleyen aile bireylerinin ölüm sonucunu daha kolay kabullenebildikleri, olaya daha kolay uyum sağlayabildikleri ve kendilerini daha az kötü hissettiklerini, yapılan müdahalelerin yeterli olup olmadığı, çocuğun acı çekip çekmediği gibi aileyi endişelendiren durumların aile bireyleri için daha az kaygı nedeni olduğu gösterilmiştir. Bu nedenle 2000 pediyatrik İYD rehberinde resüsitasyon sırasında aile bireylerinden izlemek isteyen olursa izin verilebileceği önerilmektedir. Ayrıca kritik durumdaki hasta için uzman düzeyinde bir doktorun ailenin yanına giderek “ara bilgi” vermesi gerektiği ve tüm soruları sabırla yanıtlaması gerektiğini; kurtarılamayan çocuk için ise kötü haberi vermek için yine bir uzmanın ailenin yanına giderek hastaya yapılanları geniş olarak anlatmasını ve çocuğun neden kaybedildiğinin net olarak izah edilmesini önermektedir.

 

KAYNAKLAR

  1. Pediatric Basic Life Support. Resuscitation 2000; 46: 301-341
  2. Pediatric Advanced Life Support. Resuscitation 2000; 46: 343-399
  3. Schuman AJ. New Guidelines for Pediatric Life Support. Contemp Pediatr 2001; 9:39-45
  4. Brown K, Bocock J. Update in Pediatric Resuscitation. Emerg Med Clin North Am 2002; 20:1-26
  5. Çertuğ A (ed). Avrupa Resüsitasyon Konseyi 2001 CPR Kılavuzu Özeti.

 

 

Yrd. Doç. Dr. Hayri Levent YILMAZ

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi

Çocuk Acil Tıp Ünitesi