İç Anadolu’da yer alan Nevşehir başta olmak üzere Kırşehir, Kayseri, Niğde ve Aksaray illerine yayılmış bir şekilde olan İç Anadolu’nun en güzel turistik yerleri arasında yer almaktadır. Muhteşem coğrafi bir yapıya sahip olan ülke turizminde en çok yabancı ve yerli turist çeken yerler arasındadır. Ürgüp, Göreme, Uçhisar ve Avanos gibi birçok bölgeden oluşan bu turistik yapının oluşumu ise 60 milyon yıl önce gerçekleşmiştir. Güllüdağ, Hasandağı ve Erciyes’in püskürtmüş olduğu lav ve küller ile birlikte oluşan yumuşak tabakaların milyon yıllar geçtikçe maruz kalmış olduğu yağmur ve rüzgar tarafından aşındırılmasıyla meydana gelmiştir. Muhteşem bir coğrafyaya sahip olan bu yapı günümüzde birçok turisti kendisine çekmektedir.

Toros Dağları’nın kuzeyinde ve Kızılırmak yayı içindeki engebeli platoda yer edinen antik bölgeye eskiden verilen isim. Bugünkü Çorum, Yozgat, Sivas, Malatya, Kayseri, Nevşehir, Kırşehir, Niğde, Aksaray illeriyle Amasya, Tokat, Kahramanmaraş, Adıyaman, Adanave Konya illerinin bir kısmını içine alıyordu.
Kapadokya mağaralar
Kapadokya, (Pers dilinde Katpatuk; “Güzel Atlar Ülkesi” anlamına gelir). Bölge 60 milyon yıl önce; Erciyes, Hasandağıve Güllüdağ’ın püskürttüğü lavve küllerin oluşturduğu yumuşak tabakaların milyonlarca yıl süresince yağmurve rüzgar tarafınca aşındırılmasıyla ortaya çıkmıştır.
Kapadokya manzara
İnsan yerleşimi Paleolitik döneme kadar uzanmaktadır. Hititler’in yaşadığı topraklar daha sonraki dönemlerde Hrıstiyanlığın en önemli merkezlerinden biri olmuştur. Kayalara oyulan evler ve kiliseler bölgeyi putperestlerin zulmünden kaçan Hıristiyanlar için devasa bir sığınak haline getirmiştir.
Kapadokya peri bacaları
Kapadokya bölgesi, doğa ve tarihin bütünleştiği bir yerdir. Coğrafi olaylar Peribacaları’nı oluştururken, zamanı süreçte, insanoğlu da bu peribacalarının içlerine ev, kilise oymuş, bunları fresklerle süsleyerek, binlerce yıllık medeniyetlerin izlerini günümüze taşımıştır. İnsan yerleşimlerinin Paleolitik döneme kadar uzandığı Kapadokya’nın yazılı tarihi Hititlerle adım atar. Tarih boyunca ticaret kolonilerini barındıran ve ülkeler içinde ticari ve toplumsal bir köprü kuran Kapadokya, İpek Yolu’nun da önemli kavşaklarından biridir.

Kapadokya bölgesiyle ilgili ilk bilgiler Kültepe’de ele geçen çivi yazılı tabletlerden elde edilmiştir. Edinilen bilgilere gore Kapadokya bölgesinin en eski sakinleri Hattiler ve Luvilerdi. M.Ö. 3. Bin yıl sonuyla 2. Bin yıl adım atarında bölgeye gelen Asurlular başta Kaneş (Kültepe) olmak üzere pek çok tecim kolonileri kurmuşlardı. M.Ö. 2. Bin senenin başlarından itibaren Anadolu’ya gelen Hititler
Kapadokya’yı da içine alan bir bölgeye yerleştiler. Daha sonrasında kurdukları devletin ve onu takip eden imparatorluğun en önemli merkezleri bu bölgede yer aldı.
Kapadokya balonları
Mezopotamya, Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nden Basra Körfezine kadar uzanan Fırat Nehri ve Dicle Nehri içinde kalan bölgenin ilk çağdaki adıdır.

M.Ö. 4. Yüzyılın sonlarına kadar bölge Perslere bağlı Satraplarca idare edildi. İskender Anadolu’dan geçerken Kapadokya’da durmadıysa da ona karşı bağımsızlığını duyuru eden I. Ariarathes’in üzerine komutanlarından Perdikkes’i gönderdi. Daha sonrasında Selevkoslara bağlı mahalli krallarca idare edilen Kapadokya, Selevkos Kralı III. Antiokhos’un Magnesia (Manisa) civarlarında Romalılara yenilmesinden sonrasında, Romalıların hakimiyeti altına girdi. M.Ö. Birinci yüzyıl boyunca çeşitli Pontus ve Ermeni saldırılarına rağmen Roma’ya bağlılığını sürdüren Kapadokya, M.S. 17’de Roma İmparatoru Tiberius tarafından ilhak edildi. Daha sonrasında Hıristiyanlık döneminde önemli merkezlerden biri haline gelen Kapadokya İslamiyetin doğuşundan sonrasında 7. Yüzyıldan itibaren İslam ordularının akınlarına uğradı. 647’de hazret-i Muaviye tarafından Kayseri fethedildi. 709’da en önemli sınır kalelerinden olan Tyana İslam hakimiyetine girdi. 1072 de Selçukluların idaresine giren Kapadokya senedirım Bayezid tarafından Osmanlı topraklarına katıldı.

Bugün antik ve gezinsel bir bölge olma vasfını koruyan Kapadokya’da düşman hücumlarından korunmak için yer altına oyulmuş birbirine dehlizler yada kuyularla bağlı katlardan meydana gelen Derinkuyu, Kaymaklı, Özkonak, Göztezin, Konaklı yer altı şehirleri vardır. Hayat için her türlü olanakın bulunduğu yeraltı şehirlerinde, dışarıyla bağlantılı olan koridorlar, bir yatak üzerinde dönen değirmentaşı biçimindeki büyük taşlarla kapatılıyordu. Kapadokya bölgesinde Bizans döneminden kalma tüf (yumuşak) kayalara oyulmuş kiliseler, capellalar, manastırlar ve keşiş hücreleri vardır. Ihlara Vadisi, Zelve, Çavuşin, Ürgüp, Göreme, Avanos, Belisırma Vadisi, Avcılar, Uçhisar, Ortahisar ve Soğanlı Vadisinde yüzün üzerinde kilise ve capella bulunmaktadır. Özellikle Ihlara Vadisi, yapılarının çokluğu ve duvar resimlerinin çeşitliliğiyle dikkati çekmektedir.
Kapadokya tarihi
Kayalara oyulmuş bu yapıların yanısıra bağlarımsız yapılar da vardır. Erciyes dağının yamaçlarında kesme taştan yapılmış yöresel özellikler gösteren binalar bulunur. Niğde’nin Aktaş köyündeki Andaval Bazilikası 6. Yüzyılın klasik üslubunda, bazilika planında üç sahanlı bir yapıdır. Kayseri’nin Tomarza ilçesindeki Meryem kilisesi mahalli özelikler gösteren mimarisi, kesme taştan cephesindeki işçiliğiyle dikkati çeker. Kırkent’in kuzeyindeki Üçayak kilisesiyse tamamen tuğlayla yapılmıştır.

nasıl oluştu
Vadi yamaçlarından inen Sel suşarının ve rüzgarın tüflerden oluşan yapıyı aşındırmasıyla “Peribacası” isminde olan ilginç oluşumlar ortaya çıkmıştır. Sel sularının dik yamaçlarda kendine yol bulması, sert kayaların çatlamasına ve kopmasına niçin olmuştur. Alt kısımlarda bulunan ve daha rahat aşınan malzemenin derin bir halde oyulması ile yamaç gerilemiş, böylece üsy kısımlarda yer alan şapka ile aşınmadan korunan konik biçimli gövdeler ortaya çıkmıştır.
Kapadokya
Daha çok Paşabağı civarında bulunan şapkalı peribacaları konik gövdeli olup, tepe kısımlarında bir kaya bloku bulunmaktadır. Gövde tüf, tüffit ve volkan külünden oluşmuş kayaçtan; şapka kısmı ise lahar ve ignimbirit gibi sert kayaçlardan oluşmaktadır. Doğrusu şapkayı oluşturan kaya türü, gövdeyi oluşturan kaya topluluğuna oranla daha dayanıklıdır.

Bu peribacasının oluşumu için ilk koşuldur. Şapkadaki kayanın direncine bağlı olarak, peribacaları uzun veya kısa ömürlü olmaktadır. Kapadokya Bölgesi’nde erozyonun oluşturduğu peribacası tipleri; şapkalı, konili, mantar biçimli sütunlu ve sivri kayalardır. Peribacaları en yoğun şekilde Avanos- Uçhisar-Ürgüp üçgeni arasında kalan vadilerde, Ürgüp Şahinefendi arasındaki bölgede Nevkent Çat kasabası yöreında, Kayseri Soğanlı vadisinde ve Aksaray Selime köyü civarında bulunmaktadır.
Kapadokya gezisi
Peribacalarının dışında vadi yamaçlarında yağmur sularının oluşturduğu ilginç kıvrımlar bölgeye ayrı bir özellik katmaktadır. Bazı yamaçlarda görülen renk armonisi lav tabakalarının ısı farkından dolayıdır. Bu oluşumlar Uçhisar, Çavuşin, Güllüdere, Göreme, Meskendir Ortahisar Kızılçukur ve Pancarlı vadilerinde gözlenir.

Yukarıdaki fotoğraf adeta peribacaları müzesi olarak vasıflandırılan Avanos’un Paşabağı mevkiinden çekilmiştir. Peribacalarının oluşumu ndan olgunlaşıp bozulmasına kadar tüm evreler görülmektedir