Demokrasi…

Rejimlerin geleneksel tanımlarına baktığımızda, görürüz ki açıklamalar iktidardaki kişi sayısına göre yapılmaktadır.Buna göre monarşi tek kişinin, oligarşi birkaç kişinin, aristokrasi sınıfın yönetimi iken, demokrasi halkın yani çoğunluğun yönetimidir.İlerleyen sayfalarda detaylandırarak belirteceğim üzere,insanoğlu tarih boyunca çeşitli yönetim biçimlerini deneyerek en uygun yönetim biçimi olarak demokrasiyi benimsemiştir. Peki demokrasi ne demektir, hatları ile temel özellikleri nelerdir, mümkün kılan özellikler ve çeşitleri ile onları birbirlerinden ayırmamızı sağlayacak kriterler hangileridir?…

Kelime anlamıyla demokrasi…

Demokrasi;Grekçe’de halk anlamına gelen demos ve iktidar anlamına gelen kratos kelimelerinin birleşmesi ile oluşmuş bir terimdir.Böylece demokrasinin kelime anlamı halk iktidarı, halkın yönetimi veya halkın kendi kendini yönetmesi şeklinde özetlenebilir.Ancak şu da bir gerçek ki demokrasinin etimolojik bu anlamı dışında üzerinde mutabık olunulan her hangi başka bir anlamı da yoktur.Fransız hukukçu- bilimci ’in de belirttiği gibi “kendi kendini idare hiç bir halk görülmemiş ve hiç bir da görülmeyecektir.”, de buradan çıkartabileceğimiz sonuç demokrasinin kelime anlamına değinirken aslında tanımlamanın sadece bir olarak kalmış olmasıdır.

Ancak ödev sırasında kullanacağım bu yaygın ve temel tanımı ele alınarak kimi eklemeler yapılabilir demokrasinin kelime anlamına…Örneğin demokrasi yalnızca halk tarafından yönemtim olarak tanımlanmakla kalmamalı ,aynı zamanda , Başkan Abraham ’un ünlü ifadesiyle halk için idare, yani halkın tercihleri doğrultusunda yapılan bir yönetim olarak tanımlanmalıdır.[1]Diğer yandan, vurgulamak gerekir ki; “halkın iktidarı” deyimi ,yalnıca eksiltili bir deyimden ibarettir. bir sürenin başlangıcını anlatmaktadır, ama onu bir sonuca bağlamamaktadır.Çünkü iktidar bir kimse üzerinde kullanılır,ve yönetme yönetilenin varlığını gerektirir.Kimin üzerinde halkın iktidarı?Halk egemenliğinin nesneleri,yöneldiği kimseler kimlerdir?[2]Özetle demokrasinin aslında belirsizliklerden ibaret olduğunu söyleyebilir ve ekleyebiliriz ki;demokrasi hakkındaki belirsizliğin altında yatan neden, demokrasinin ne olması gerektiği konusundaki karışıklıktır.Çünkü demokrasi sözcüğünün anlamı birden çok kez, birden çok yönde değişmiştir.[3]

Demokrasinin Temel Nitelikleri…

Demokrasinin genel kabul görmüş bir tanımı olmamakla beraber, yapılan tanımlardan da istifade ile bir kısım temel ve vazgeçilmez niteliklerini ortaya koyabiliriz. Bir rejimin demokratik olup olmadığı, bu nitelikleri taşıyıp taşımadığına göre anlaşılabilir.Bugün şekil olarak demokratik olan ve olmayan yönetimler arasında çok fark yoktur. Anayasa, meclis, parti, seçim vs. çoğu dikta rejimlerinde de vardır. Batı demokrasilerini diğer rejimlerden ayırmaya çalışsak ve onların şeklini esas alsak, şeklen aynı, fakat muhteva olarak demokrasi ile ilgisi olmayan veya en azından beklenen fonksiyonları yerine getiremeyen rejimlerle karşılaşmamız mümkün olduğundan, maksat bakımından bize fayda sağlamayacaktır. Bunun için demokrasi ile sağlanan şeyin ne olduğuna bakarak, şekli bir tarafa bırakacağız. Konuya bu açıdan yaklaşarak demokrasinin anlaşılmasında esas olacak niteliklerine geçelim.

1-Yönetime Katılma: Demokrasinin en vazgeçilmez fonksiyonu halkın yönetime katılmasıdır. Nitekim kimi yazarlar demokrasiyi “katılım” olarak tarif etmekte, kimi yazarlar ise katılımı “demokrasi için zorunlu” bulmakta fakat yeterli görmemektedirler. Buradan da anlaşılacağı gibi katılım kavramı, demokrasinin özünü ifade etmesi bakımından çok önemlidir. Ancak diğer ilkelerden bağımsız olarak alınırsa bu özelliğini kaybedebilir.

2-Hürriyet: İnsanların tercihlerini hür olarak kullanamadıkları bir durum, gerçekte onların hiç bir tercih yapmamaları ile eşanlamlıdır. Yani hürriyet yoksa demokrasi yoktur. Hür olmayan katılım, demokratik değildir.

3-Çoğunluk İktidarı ve Azınlık Hakları: Demokrasi; monarşi, oligarşi ve aristokrasinin aksine çoğunluk iktidarını savunur. İster temsili, ister doğrudan yönetim olsun, çoğunluk eğiliminin iktidar olduğu, ama azınlıkların da siyasi temsile hak sahibi bulundukları sistemdir demokrasi…

4-Çoğulculuk: Demokrasi hür bir ortamda farklı fikirlerin bir arada bulunmasını ve serbestçe kendilerini ifade etmelerini gerektirir. Burada sistemin farklılıklara müsamahası veya müsaadesi değildir söz konusu olan, sistemin kendisi için çoğulculuk gerekmektedir, çünkü sistem buna dayanmaktadır. Davit Spitz bunu; “bütün hükümet sistemleri ve şekilleri içinde yalnız demokrasi fikir çatışmasını devletin temeli addeder” şeklinde ifade etmektedir.

5-Hukuk Devleti: Gerçek anlamda yalnız demokrasilerde idare bütün eylem ve işlemlerinde kanuna dayanmak zorundadır ve idare edilenler yanında idare edenler de kanunlara uymaya mecburdur. Demokraside idare edenler, idare edilenlere karşı anayasa çerçevesinde sorumludur. Keyfi idare asla söz konusu olamaz. Kaynağını kanundan almayan hiç bir yetki kullanılamaz. Hukuk devletinde idare etme yetkisi kanuna dayandığı gibi, kanunlar anayasa ve evrensel hukuk prensiplerine aykırı olamaz ve kanuna aykırı bir muamele de yapılamaz. Batı Demokrasisinin bu nitelikleri, onun; olmazsa olmaz nitelikleridir. Bunlardan yalnız biri eksikse o sistem demokrasi olamaz. [4]

Yukarıda alıntılar,ile detaylandırdığım niteliklerle beraber, demokrasinin başarılı olması için belirgin yöntemsel kuralların takip edilmesi ve insan haklarına saygı duyulması gereklidir. Kendisine bu tür sınırlamalar yüklemeyen, kendi yöntemlerine ait “kanun hükümleri”ni takip etmeyen herhangi bir idare demokratik olarak düşünülmemelidir. Bu yöntemler tek başına demokrasiyi açıklamaz, fakat onların varlığı demokrasinin devamlılığı için vazgeçilmezdir. İşin aslı, bunlar demokrasinin, varlığı için gerekli fakat yeterli olmayan koşullarıdır.

Robert Dahl, modern siyasi demokrasinin (ya da onun ortaya koyduğu şekilde, “poliarşi”nin) var olması için bulunması gereken “minimum yöntemsel” şartlar adını verdiği, genel olarak en çok kabul gören noktaların listesini sunmuştur:

1-Hükümetin politika ile ilgili kararlarının kontrolü, anayasa tarafından yetkilendirilen seçilmiş memurlara verilmiştir.
2– Seçilmiş memurlar, baskının nispi olarak az kullanıldığı, sık yapılan ve dürüstçe idare edilen seçimler vasıtasıyla seçilir.
3– Pratikte bütün yetişkinlerin memur seçimlerinde oy kullanma hakkı vardır.
4– Pratikte bütün yetişkinlerin hükümetteki memurluklar için seçimlere girme hakkı vardır…
5– Vatandaşların, şiddetli cezalandırılma tehlikesi olmadan politik meseleler hakkında kendilerini ifade etme hakları vardır.
6– Vatandaşların alternatif bilgi kaynaklarını araştırma hakkı vardı. Dahası, alternatif bilgi kaynakları mevcuttur ve kanun tarafından korunurlar.
7– …Vatandaşların aynı zamanda, bağımsız siyasi partiler ve çıkar grupları da dahil olmak üzere, nispi olarak bağımsız birlikler veya organizasyonlar oluşturma hakları vardır.

8– Halk tarafından seçilen memurlar, seçimle gelmemiş memurların yetkilerini aşan (her ne kadar gayriresmi olsa da) muhalefete maruz kalmadan, anayasal güçlerini kullanabilmelidirler.

9– İdare kendi kendini yönetiyor olmalıdır; bazı başka kapasitesini zorlayan politik sistemlerin empoze ettiği baskılardan bağımsız olarak hareket edebilmelidir.[5]

Yukarıda belirttiğim ilk beş temel nitelik doğrultusunda demokrasinin ne olduğu anlaşılmakta ve cisimsel daha somut bir tabana oturtulmaktadırve diğer rejim biçimlerine oranla sahip olduğu farklılıklar anlaşılmaktadır.Daha sonra sıraladığım dokuz madde ise Robert Dahl “poliarşi” adını verdiği esrinde belirttiği gerçek demokrasilerde olması gereken temel niteliklerdir, ki bu temel niteliklerin bir kısmı demokratik özgürlükleri içerirken geri kalan bir kısmı ise klasik bir demokrasi değeri olan eşitliği içermektedir ve belirttiğim tüm temel nitelikler böylece kendi içinde bir tanım oluşturmaktadır demokrasinin genel hatlarıyla anlaşılmasına yönelik olarak…

Demokrasiler birbirlerinden nasıl ayırt edilirler?…

Demokrasinin alt birimlerini ayırt etmeye gelindiğinde, bunlar özellikle önemlidir. Herhangi hiçbir kurumlar, uygulamalar ya da değerler grubu demokrasiyi bir bütün halinde toplamadığından, otoriter idareden uzaklaşan yönetimler farklı parçaları farklı demokrasiler oluşturmak için karıştırabilirler. Bu sebeple içinde demokrasinin temel niteliklerinin de ayrıca bulunduğu bir kavramlar zinciri demokrasiyi kendi içinde detaylandırıcı olarak siyaset bilimciler tarafından özellikle 90’lı yıllardan başlayarak kullanılmaktadır. Kısaca bu kavramlara değinmek gerekirse;

1- Konsensus: Bütün vatandaşlar, politik uygulamanın mevcut amaçları veya devletin rolü hakkında aynı fikirde olmayabilir (bununla beraber, eğer aynı fikirdelerse, demokrasinin idaresi kesinlikle daha kolay olacaktır).
2- Katılım: Bütün vatandaşlar politikada aktif ve eşit bir yer almayabilirler, bununla beraber, eğer isterlerse yer almaları yasal olarak mümkün olmalıdır.
3- Kabul etme: Vatandaşlığın, bireylerin ve grupların eğer isterlerse tercihlerini ifade etmekte eşit şanslarının olması gerektiğini içermesine rağmen, yöneticiler kendi huzurlarına gelenlerin tercihlerini eşit olarak tartmayabilirler.
4- Duyarlılık: Devlet başkanları her zaman vatandaşların tercih ettiği hareket yollarını takip etmeyebilirler. Fakat böyle bir politikadan “siyasi nedenden dolayı” veya “ulusal çıkar dolayısıyla” diyerek saptıklarında, en sonunda bu hareketlerinden dolayı, düzenli ve âdil yöntemler doğrultusunda sorumlu tutulmalıdırlar.
5- Çoğunluk Hakimiyeti: Görevler paylaştırılmamış ya da kurallar yalnızca oy çoğunluğunun birleştirilmesi ilkesine göre kararlaştırılmamış olabilir, ancak bu prensipten sapmalar kesinlikle müdafaa edilebilmeli ve daha önce onaylanmalıdır.
6- Parlamenter egemenlik: Yasama, kanunlar yapabilen ya da hangi kanunların bağlayıcı olduğuna karar veren en son otorite olmayabilir, ancak yürütme, yargı veya başka bir devlet organı bu nihai kararı verdiğinde, onlar da hareketlerinden dolayı sorumlu olmalıdırlar.
7- Parti yönetimi: Devlet başkanları etkinliklerinden dolayı, iyi organize edilmiş ve program olarak tutarlı siyasi partiler tarafından aday gösterilmiş, terfi ettirilmiş ve cezalandırılmış olmayabilir, ancak, bunların olmadığı yerde etkili bir yönetim oluşturmak daha zor olabilir.
8- Çoğulculuk: Siyasi süreç gönüllü ve bağımsız özel grupların çokluğuna dayanmamış olabilir. Bununla beraber, temsil tekellerinin, hiyerarşi birliklerinin ve mecburi üyeliğin olduğu yerlerde, söz konusu olan çıkarların devlete daha sıkı bağlı olması muhtemeldir ve devletin ve özel dairelerin faaliyetleri arasındaki fark azalacaktır.
9- Federalizm: Bölgesel ve/veya fonksiyonel birimler boyunca bir miktar güç dağılımı bütün demokrasilerin özelliği olmasına rağmen, otoritenin bölgesel ayırımı çeşitli kademeleri ve yerel özerklikleri kapsamayabilir.
10- Başkanlık sistemi : Yürütme gücünü elinde tutan en yüksek makamda bir tek kişinin olup olmaması, erkek ya da kadın olsun bütün ülkede vatandaşlar tarafından doğrudan doğruya seçilip veya seçilmemesine bağlı değildir. Bununla beraber bu yetki kollektif bir şekilde uygulanıyor ve seçmen kitlesine karşı sorumluluğu dolaylı yollarla sağlanıyor olsa bile bütün demokrasilerde yetkinin belirli bir merkezde toplanmış olmasına ihtiyaç vardır.

11- Denetlemeler ve Dengeler: Hükümetin çeşitli kollarının birbirinin karşısına konmuş olması şart değildir. Öte yandan meclisin, yetkiyi elinde toplayan yönetimin yargı gücünün ve savaş zamanında olduğu gibi diktatörce verilen emirlerin yine bütün olarak vatandaş kitlesine karşı hesap vermeyi gerektirecek şekilde uygulanması lazımdır. [6]

Yukarıda sayılanların her biri demokrasinin temel unsurları olarak anılsa bile, bunları şu veya bu tipte demokrasinin göstergeleri olarak değerlendirmek ya da belirli bir rejimin başarısını ölçmekte kullanılabilecek yararlı ölçüler olarak değerlendirmek gerekir. Başka bir deyimle bu unsurları demokrasiyi tanımlamada ana nitelikler olarak kabul etmek, Amerikan yönetim biçimini sanki bütün dünya için tek bir model olarak görme anlamına gelir. Ancak bu özellikler ve bir önceki bölümdeki özellikler birleştirildiğinde ortaya daha belirgin ve kendi içinde belirli katmanlara ayrılabilen bir demokrasi kavramı ortaya çıkmaktadır.

Demokrasi şekilleri nelerdir?…

Son dönem Fransız toplumbiliminin ünlü temsilcilerinden Alan Touraine ‘in 1997 yılında Türkçe’ye çevrilerek yayınlanan eserinde bulunan ;demokratik yönetim biçimi en çok sayıda bireye en büyük özgürlüğü veren, olası en büyük çeşitliliği tanıyan ve koruyan siyasal biçimdir[7],şeklindeki cümle ile anlayabileceğimiz üzere demokrasi çok kişilere geniş haklar veren bir yönetim biçimidir.Ancak toplumsal bir gerçektir ki insanlara ya da birilerine bir şeyler verip buna karşılık olarak suistimal edilmeyeceğinizi anlamak için belli aşamalardan, denemelerden geçmiş olmanız ve deneyimleriniz doğrultusunda geleceğe yönelik karar alıyor olmanız gerekmektedir.Bu noktada demokrasinin de çeşitli şekil değişikliklerine uğrayıp farklı evreler oluşturarak bugünlere ulaştığı bir gerçektir. İlerleyen sayfalarda detaylandıracağım iki tipinde içinde bulunduğu bu şekillere kısaca değinmek gerekirse;

Doğrudan demokrasi, halkın doğrudan siyasi kararlar aldığı, çok kişi tarafından ideal olarak nitelenen bir demokrasi türüdür. Örneği eski Yunan site devletlerinde görülmüştür. Eklesia adı verilen şehir meclislerinde kararlar halk tarafından doğrudan alınırdı.

Temsili demokrasi, vatandaşların siyasi haklarını, seçtikleri temsilcileri vasıtasıyla kullandıkları sistemdir. Bugün demokrasi diye nitelenen bütün sistemler, vatandaşları temsilen meclislerin bulunduğu sistemlerdir.

Hristiyan demokrasi; harfi harfine ele alındığında ,iktidarın halka ait olduğu ve İsa’nın öğretisinden ,İncil’den kaynaklanan ilkelere göre yürütüldüğü siyasal bir rejimi ifade eder.Bu deyim kilisenin yüce katınca Hristiyan halk hareketi olarak hiç bir siyasi amaca yönelmeyen bir anlam olarak sınırlandı.[8]

Militan demokrasi,demokrasi karşıtı birtakım akımların düşünce ve özellikle örgütlenme özgürlükleri konusundaki mutlaktık, yerini sınırlılığa bırakmıştır. Sonuçta liberal demokrasilerde artık demokratik rejim kendini, yıkıcı sayılan hareketlere karşı korumak için bunların ifade ve örgütlenme özgürlüklerine sınırlama getirebilmektedir.Militan demokrasi anlayışı, özgürlükçü demokratik düzeni korumak amacıyla demokrasi karşıtlarının bazı özgürlüklerine sınır koymayı amaçladığından, bu anlayış sadece özgürlükçü demokrasilerde gündeme gelebilir.

Katılımcı demokrasi; isteyen yurttaşların karar verme sürecine gözlemci olması, katkıda bulunması ve yer yer müdahil olmasını gerektirir. Ingilizce’de “participative” ve giderek “deliberative” sıfatlarıyla anılan bu demokrasi türünde bilgili, örgütlü vatandaşların, hesap verme, bilgi verme, hesap sorma mekanizmalarıyla seçilmişleri ve atanmışlara yön göstermeleri, denetlemeleri esastır.

Çoğulcu demokrasi, Ulus Devleti dışlayan değil, toplumsal yapıda dayanışma ve eşitlik duygularını güçlendirerek ona derinlik ve güç kazandıran çağdaş değer ve iddiadır.(Hiç kuşku yok ki, çoğulcu bir demokrasi, ancak çoğulcu bir toplumsal yapıda gelişebilir. Oysa geleneksel yapının ağırlığını koruduğu, aşiret veya toprak ağaları ile dinsel güçler ittifakının karşısına, çağdaş teknolojiye dayalı üretici güçlerin çıkamadığı durumlarda, çoğulcu değil, ancak tekilci toplumlardan söz edilebilir. Bu nedenle de, geri kalmış ülkelerde demokratik rejimlerin yaşayabilmesi zordur.[9])

Yukarıda belirttiğim demokrasi tiplerine ek elbette daha pek çok örnek vardır ancak bunlar benim bugüne kadar yaptığım araştırmalar doğrultusunda edindiğim örnekler.Bunlar arasında bulunan ve ödevimin konusunu oluşturan dolaysız ve temsili demokrasiyi ilerleyen sayfalarda yine demokrasiyi anahatları ile belirttiğim gibi çeşitli kaynaklardan yararlanarak açıklayacağım.O yüzden burada demokrasi detaylandırmasına faşizmin politik ve sosyal doktrinlerinde bulunan bir sözle son vermek yerinde olabilir:

“…demokratik rejim,halka zaman zaman hayali bir egemenlik veren fakat asıl egemenliğin gizli ve sorumsuz kuvvetlerin elinde olduğu bir sistem olarak tarif edilebilir…”[10]

Dolaysız Demokrasi…

Çalışmanın başında da belirttiğim gibi demokrasi aslı Grekçe olan demos ve kratos kelimelerinin birleşiminden doğmuş bir deyimdir.Bu şartlar altında diyebiliriz ki; hiç bir şey bilmeyen bir insan bile aslı Yunanca olan bu deyimin o zaman ve o zamanın siyasi arka planına dayandığından dolayı doğmuş olduğunu söyleyebilir.Peki Eski Yunan’da gerek anlam ,gerek uygulama gerekse eksiklikleri açısından demokrasi nasıldı?

Demos İsa’dan önce beşinci yüzyılda halk meclisinde, ekklesia’da toplanan Atina’lılar (veya benzeri) topluluklar anlamında kullanılmıştır.[11]Bu topluluk,kollektif bir organ olarak hemen orada etkinlik gösteren birbirine sıkıca kenetlenmiş küçük bir topluluktur.[12]Bunun sebebi ekklesia’daki yönetime sadece vatandaş kriterlerine uyan kişilerin katılıyor olmasıdır.

Eski Yunan’da “vatandaşlık” ve dolaysız demokrasiye etkisi

Eski Yunanda kanunları, yurttaşların hepsi bir araya gelerek yapıyorlardı. Çünkü, o dönemde devletler genellikle bir şehir ve yöresinden oluşacak derecede küçüktü. Yurttaş sayısı çoğu zaman (10.000)’i geçmiyordu. Bu sayı azlığı doğrudan doğruya demokrasiyi mümkün kılıyordu. Bu devletlerde yurttaş kitlesi ile ergin halk kitlesi eşit değildi. Kadınların bu site devletlerinde oy kullanma hakkı yoktu. Bunun yanında yurttaşlık haklarından yoksun kalabalık bir köle sınıfı da vardı. Yunan demokrasisi köleliği kendi yapısına aykırı bulmuyordu. Eski Yunan demokrasisinde bütün yurttaşlar meclise katılmak ve oy vermek hakkına sahip idi. Bunun gibi yürütme ve yargı organlarında da görev alabilirlerdi.[13]

Diğer yandan yukarıda dolaylı olarak belirtiğim gibi Eski Yunan sitelerinde kölelerin,kadınlar ve yabancı kökenlilerin siyasal haklara sahip olmadığı, imtiyazlı kesim içinde yirmi yaşını bitiren her erkek vatandaşın ise meclisin tabii üyesi olduğu yani vatandaş olduğu kabul edilirdi.Aklımıza hemen Eski Yunan sitelerinde hiç mi bir özgürlük anlayışı,hiç mi bir hak uygulaması yok muydu acba gibi bir soru takılabilir.Bunun yanıtı ise çoğunluğun baskısı karşısında azınlığın elinde hiç bir güç olmaması şeklinde dolaylı bir yolla verilebilir. Belki yasalar ve yasa yapanların varlığını hesaba katarak umutla baksak bile yine sorumuza ,yukarıda da belirttiğim gibi o yasaları da yapanlar da yine zaten yurttaş sayılanlardı.

Dolaysız Demokrasi Sisteminin işleyiş prensipleri…

Şu ana kadar ödevime alıntılarla eklediğim ve dolaysız yada doğrudan demokrasi olarak da adlandırılan Atina Demokrasi’sinde önemli yere sahip olduğuna inandığım vatandaşlık kavramı ve detaylandırmaları Atina Demokrasisinin işleyişine yönelik olarak temel prensipleri açıklamış olsa da ; alt başlıklar yardımıyla bu konuyu daha belirgin hale getirmenin ileri sayfalarda sonuç mahiyetinde yazacağım karşılaştırma açısından yararlı olacağına inanıyorum.

İlk olarak şu husus söylenebilir;vatandaşlar bazı siyasi kararları doğrudan doğruya alıyorlar, diğerlerini ise kontrol ediyorlardı.Güdülen siyasetlerin azınlık veya tek kişi tarafından yaratıldığı veya kontrol edildiği diğer şehir devletlerinden farklı idi.Perikles; “bizim sistemimiz demokrasidir,çünkü azınlığıun değil çoğunluğun elindedir” demiştir.İkinci olarak,bütün vatandaşlar, meseleler hakkında oy vermekte, genel münakaşalara katılmakta ve memur olabilmekte aynı siyasi ve hukuki haklara sahiptiler.Fakat bu modern demokrasilerde olduğundan daha aşırı bir ekonomik eşitlikle beraber değildir.Üçüncü olarak geniş bir siyasi ve medeni hürriyet vardır.Münakaşa hirriyeti Meclisin , konseyin ve diğer siyasi kurumların hakim bir özelliği idi.Kararlar bütün münakaşalar bittikten sonra alınırdı.[14]

Platon’un Devlet isimli eserinden alıntılarla dolayısız demokrasiyi son olarak özetle belirginleştirmek ve o zamanın az çok şemasını gözler önüne sermek istersek Platon’a göre: “Bu düzen görünüşte düzenlerin en güzelidir.Türlü renklere boyanmış bir kaftan gibi, değişik insanları bir araya toplayan bu devlet de göze hoş gelebilir.Alaca bulaca şeylerden hoşlanan çocuklarla kadınlar gibi birçok kimseler de en güzel devlet budur diyebilirler…Ama bu devlette bir düzen arayıp bulursan ne mutlu sana…Çünkü ,özgürlük olduğu için bütün düzenler vardır orada…Alaca bulaca,karmakarışık.Aslında eşit olsun olmasın bir çeşitlilik sağlıyor herkese…”[15]

Dolaysız demokrasiler için son olarak denilebilir ki, eğer eşitlikçi söylemleri belki de daha gerçekçi olsaydı ve kişilere tanıdıkları haklar sadece belli bir kesime gitmeseydi ve sömürü bir numaralı eylem olmasaydı ve yönetim daha sistematize işletilseydi , tamam belki sistem dolaysız demokrasi olmaktan çıkacaktı , ama daha uzun süreli olacaktı…

Temsili Demokrasi…

Kökeni yüzyıllar öncesine dayanan demokrasi aslında bugün bakıldığında yeni bir kavramdır. Öyleki yıllar öncesinde dayandığı temeller unutulmuş veya görmezlikten gelinmiş ve aslen dünya üzerinde bir eşitliğin de varolamayacağına yönelik doğan inançlar doğrultusunda savaş ve karmaşanın da etkisiyle neredeyse yeryüzünden silinmiştir.Ancak bahsedilen dolaysız demokrasidir, diğer yandan özetle demokrasi denilen fakat temsili nitelikleri itibariyle temsili demokrasi olarak nitelendirilen demokrasi, yeni ve az görülen bir olgudur.Ondokusuncu yüzyılda tek bir demokratik rejim mevcut olmadığı gibi, Avustralya ve Yeni Zelanda gibi iki ülkede hükümet kurumları üzerinde etkin halk kontrolüne ve genel oya dayanan gerçek anlamda demokratik rejimlerin kurulması,ancak yirminci yüzyılın ilk on yılınında gerçekleşmiştir.[16]Peki bu demokrasi şeklinin genel özellikleri, uygulama şekli ve uygulayıcıları nelerdir, kimlerdir?

Genel hatlarıyla Temsili Demokrasi…

Çağdaş demokrasi anlayışı olarak da nitelendirilebilecek olan temsili demokrasi anlayışı büyük ölçüde Ortaçağ Avrupa’sının düşünce ve kurumlarınca biçimlendirildi.Bunların en önemlilerinde biri tanrısal,doğal ve geleneksel hukukuniktidarın kullanımını sınırladığı yolundaki görüş, bir başkası ise vergi koyma hakkı da içinde olmak üzere hükümdarların farklı zümrelere yada gruplara danışarak politikalarına onay sağlamaya çalışmalarıydı.Bu zümre ya da grup çıkarlarının temsilcilerinin biraraya gelmeleriyle çağdaş parlamentoların ve yasama meclislerinin temeli atıldı. Köklü düşünsel ve toplumsal gelişmeler, özellikle de aYdınlanma, Amerikan Bağımsızlık Savaşı ve Fransız Deverimi sırasında doğan doğal hak ve siyasal eşitlik kavramları temsili demokrasinin işlevselleştirildiği meclislerin ortaya çıkışında önemli rol oynadı.Genel oy ve serbest seçimle işbaşına gelen temsili parlamentolar 19. ve 20. yüzyıllarda demokratik yönetemlerin vazgeçilmez kurumları oldular.Aynı dönemde Batı Demokrasisi seçimlerde rekabet, ifade ve basın özgürlüğü ile hukukun üstünlüğü ilkelerini de içermeye başladı.[17]

Diğer yandan temsili demokrasiden bahsetmek için yalnız seçim yoluyla kurulan meslislerin varlığı da yeterli değildir.Totaliter tek parti rejimlerinde de seçimlerle meclis oluşturulur ama ortada demokrasi yoktur.Bunun için birden çok partinin genel hatlarıyla demokrasiyi detaylandırdığım çalışamamın ilk sayfalarındaki beş ilkenin varlığı önem kazanmaktadır.Bunlara ek olarak ünlü iktisatçı Schumpeter’e göre de demokrasi herşeyden önce rekabetçi mücadele araçlaraına dayalı bir karar alma mekanizmasıdır,yani ekonomik bir işlevi mevcuttur ve bu işlevlere dayalı sistemler dahilinde alınan kararlar halkların tercihlerini yanıstmaz öyle ki; “Temsilcilerin seçilmesi, politik konularda kadar verme gücü veren birincil demokratik düzenleme aracı için ikincil olarka yapılır..demokratik yöntem bireylerin, halkıon oyu için rekabetçi mücadele araçları ile karar verme gücünü elde ettikleri siyasal kararlara ulaşmak için gerekli kurumsal düzenlemelerdir…Açıkça bir şekilde çoğunluğun isteği çoğunluğun isteğidir, ‘halkın isteği’ değil…”[18]

Bu noktadan da anlaşılacağı üzere temsili demokrasi bir karar alma biçimidir ve siyasal karar alma mekanizması tarafında alınan kollektif kararların önemli bir kısmı ekonomik kararlardır.Kollektif ihtiyaçlar temsilciler aracılığıyla karar alma mekanizmasına iletilir ve karara dönüşür.Temsilciler asılların vekilleridir.Devlet,ihtiyaçları giderebilmenin olmazsa olmaz araçlarından biridir.Bu yüzden devlet ve demokrasi arasında, toplumsal düzeni temel dinamikleri açısından belirleyen ve yönlendiren son derece önemli ekonomik etkileşimler vardır.[19]

Dünyadaki demokrasiler…

Yaklaşık 2.Dünya Savaşının

Sonundan bu yana sürekli olarak

Demokratik Diğer demokratik ülkeler

Avustralya Norveç Bahama Barbados Botswana

Avusturya İsveç Kolombiya Kosta Rika Dominika

Belçika İsviçre Dominik Cum Ekvator Fiji

Kanada Birleşik Krallık Gambiya Yunanistan Hindistan

Danimarka Amerika Birleşik Jamaica Kiribati Malta

Finlandiya Devletleri Nauru Nijerya Papua Yeni Gine

Fransa Yeni Zelanda Portekiz St.Lucia St. Vincnt

Batı Almanya Hollanda Solomon Adaları İspanya Sri Lanka

İzlanda Surinam Trinidad ve Tobago

Irlanda Türkiye Tuvalu Yukarı Volta

Israil Venezuela

Italya

Japonya

Lüksemburg

[20]

Süreklilik kriterinin yukarıdaki tablodaki 51 ülkeye uygulanması, bunlardan yirmibirinin yaklaşık 2.Dünya Savaşının sonundan beri sürekli olarak demokratik oldukları, otuzunun ise, ya demokrasinin daha yakın zamanlarında kurulmuş olduğu (bazı durumlarda bağımsızlığın ancak 1950’lerde veya daha sonra elde edilmiş olması nedeniyle) veya 1940’ların son yıllarındanbu yana demokrasinin ciddi kesintilere uğradığı siyasal sistemler oldukları sonucunu vermektedir.[21]

Temsili demokrasilerde son durum…

Dünya üzerinde bugün her rejim biçimi yavaş yavaş etkinliğini kaybetmektedir.Bunda globalleşmenin büyük rol oynamasının yanı sıra kişilerin ilgisizlik ve bugüne değin beklediklerini bulamamalarından dolayı siyasete karşı olarak artan katılmama oranlarını da sayabiliriz.Öyle ki yıllar geçtikçe seçimlere katılan kişilerin sayısında bir artış beklenirken yetersiz ve eksik propangandalar veya deneyimlerinden yararlanan seçmenler oy kullanmamayı tercih eder hale gelmişlerdir ki; bu eylemsizliğe karşı uygulanan ceza da pek çokları için çok küçük bir meblağdır.

Ayrıca demokrasiler ele almaları gerek konuların ve sorunların ciddiyetinde olmadıklarında dolayı da zayıflarlar.Bu yolla da ; demokratik özgürlüklerimiz hassas toplumsal sorunları ele almadığı için değerini yitirir.En öncelikli sorun,toplumumuzu yönelimleri vce çatışmaları bakımından daha bilinçli kılacak hak isteklerini, anlaşmazlıkları ve düşüncelerl siyasal dizgiye doğru yöneltmektir.[22]

Unutulmamalıdır ki; demokrasi toplumsal eyleyenler ve siyasal eyleyenler birbirine bağlandığında, dolayısıyla da yöneticilerin toplumsal temsilciliği sağlandığında, ayrıca bu temsilcilik erklerin sınırlanması anlayışı ve yurttaşlık bilinciyle birleştirildiğinde tam olarak gelişebilir,[23] bu noktada ise özetle denilebilir ki şayet devlet temsili demokrasi taraftarı iken etkinsiz kalmışsa ve topluma nüfuz edemiyorsa ve katılma krizi yaşanıyorsa bu bir başarısızlıktır,temsili demokrasi ile gelen…

Temsili demokrasi-dolaysız demokrasi karşılaştırması (sonuç)…

Giriş bölümünde de belirttiğim gibi geleceğe şöyle bir baktığımızda gelişen teknoloji ile aslında dolaysız demokrasilere tekrardan erişmenin hiç de imkansız olmadığını rahyatlıkla görebiliriz.Öyle ki internet ağı sayesinde dünyanın öbür ucundan bilgiler edinebilirken neden oy veremeyelim , ki şu anda Türkiye Büyük Millet Meclisin’de bulunan elektronik sistem baz alındığı taktirde ülke çapında pek tabi katılım daha kolaylaştırılarak artırılabilir; şimdilik hayal gibi dursa da…Bu noktada hareketle aslında kaılımcılık yönünden baktığımızda dolaysız demokrasilerin üstünlüğünü görebiliriz temsili demokrasilere karşı olarak, ancak yine de bugünkü yurttaş sınıflamalarına göre düzenlediğimizde herkesi bu yüzde elbette farklılaşacaktır.Ancak oy kullanması gereken kişilerin bu eylemlerini gerçekleştirip gerçekleştirmediklerinie baktığımızda dolaysız demokrasiler elbetteki öndedirler.Diğer yandan bir Türkiye örneği verecek olursak, dolaysız demokrasi uygulanması halinde, gündemi çokça meşgul eden,milletvekillerinin seçim meydanlarında başka, TBMM’de başka türlü davrandıkları eleştirisi de ortadan kalkacaktır.Temsilcilerin vekaleti alırken verdikleri sözleri Meclis’e girdikten sonra unuttukları veya başka dinamiklerin etkisine girerek seçmen iradesinden uzaklaştıkları iddiası,dolayısz demokrasi sisteminde ortadan kalkacaktır.Çünkü seçmen bir kanun teklifine doğrudan oy vererek iradesini aracısız biçimde ortaya koyabilecektir.

Demokrasinin günümüz boyutlarına yine farklı bir açıdan bakacak olursak; ekonomik olarak gelişmemiş ülkelerde demokratik hareketler güçlendiğinde, modern makina teknolojisinin üretkenliği de, herkes için refahın gerçekleşeceği bir geleceği düşünmeyi olanaklı kılmıştır.Öyle ki bu ülkelerdeki insanlar demokrasiyi orjinal anlamında bir sınıfın çıkarlarına uygun yönetim biçimi olarak değil, fakat sınıflar üstü bir biçimde , tüm halkın çıkarları doğrultusunda bir yönetim olarak düşünebilmişlerdir ve hala da düşünmektedirler.[24] Demokrasi onlar için bambaşka bir dünyadır belki de demokrasiyle birlikte bugüne değin sahip olamadıkları ,diğer ülkelerden imrendikleri refah düzeyi kendilerinin olacaktır, bunun yanında bu düzeneği sağlayan da bugüne kadar hiç de dikkate değer görülmemiş kendileri olacaklardır,hiçbir şeyleri olmayan insanlar için bu bir fırsat değil de başka ne olabilir ki…

Dolaysız ve temsili demokrasileri incelerken sorgulamamız gerekn diğer bir konuda neden kısa süreli oldukları ya da kesintilere uğradıkları bu sistemlerin.Dolaysız demokrasilerin kısa süreli olmasını açıklamak başlarsak bu denklemi çözmeye diyebiliriz ki; ekklesia denilen meclislerde vatandaşlar yönetimle uğraşırlarken, diğerleri de yani kadın- çocuklar ve köleler üretimle uğraşıyorlardı ama bu denklem varolan bir sınıf varki – yöneticiler- üretmedikleri halde ekonomiye zarar verecek şekilde tüketiciler ve tüketimlerinin boyutlarının farkında olmadıklarından dolayı sürekli ekonomik durumları toparlamaya yöneli de yaptıkları görüşme ve toplantılarda varolan kısır döngüsün derinleştiriyor ve yönetimin ömrü kısalıyor.

Temsili demokrasiler ise temsil edilenlerin çıkarlarını tam olarak kavramayamadıklarından dolayı temsilciler veya daha öncede belirttiğim arkası gelmeyen vaadlerden dolayı ömürlerini kısaltmış veya sekteye uğratmışlardır.Ancak bunda milletvekillerinden ziyade parti liderlerinin de etkisi vardır.Örneğin bugün medyaya da yansıdığı gibi çok az insan milletvekillerinden yola çıkarak patilerini seçiyor, aslen liderle önplanda,bu temsilin zedelenmesinin birinci ayağıyken ,ikinci ayağında da görüyoruz ki artık aslında bürokrasinin hızlandırılması sıfatı altında uygulanan kanun hükmünde kararnameler ile de seçilen temsilcilere de gerek kalmadı,yani bakanlar kurulu daha etkin hale getirilerek ikinci ayak da tamamlanmış olundu.

Bu noktada Weber’in dediği doğrudur;temsili demokrasi sadecebir yönetim biçimini meşrulaştırma yoludur,dolaysız demokrasiden farklı olarak.Halkın rızası direkt olarak alınarak otorite ele geçirilir ve insanlar adına işlevler yerine getirilir,iktidar olarak kalınmaktan da böylece kurtulunmuş olunur,herşey meşrulaşmıştır…Ama yine de unutulmamalıdır,temsili demokrasi yarattığı assıllar –vekiller veya yönetenler-yönetilenler gibi ayrımlarla pek çok sorun dizisine sebep olmaktadır.Artık alınan kollektif kararlar ,dolaysız demokrasilerdekiler katılımcıların bakış açılarının birliği anlamında açıkça farklıdır.Bu da toplumsal krizlere yol açmaktadır.Jean Jacques Rousseau’nun “insan özgür doğar ama her yerde zincire vurulmuştur” diyerek belirttiği gibi insan temsili demokrasiler ve beraberinde doğan fiktif sınırlamalar ile özgürlüğünü yitirmiştir, işte bu yüzden Rousseau’da doğrudan demokrasiler temsili demokrasilere tercih etmektedir. “Bir tebaanın özgürlüğü sadece onların eylemlerini düzenleyen egemenin izin verdiği şeylerle sınırlıdır”[25]düşüncesi aslen her iki sisteminde başarısızlıklarının sebeplerini belki de ortaya çıkarmaktadır….


[1] Arend Lijphart,Çağdaş Demokrasiler,Ankara,Yetkin Basımevi,1996,s.11

[2] Sartori,a.g.e.,s:32

[3] Crawford Brough Macpherson,Demokrasinin Gerçek Dünyası,Ankara,Birey ve Toplum Yay.,1984,s:vii

[4] http://www.geocities.com/ganigonullu/dogrudandemokrasi.html( Erişim Tarihi: 18.04.2003)

Yeni Düşünce Dergisi’nin 24-30 Mart 2000 Tarih ve 2000/13.sayısında yayınlanmıştır.

[5] Robert A.Dahl,Polyarchy:Participation and Opposition,New Haven:Yale University Press,1971.s:3

[6] Juan Linz, “The Perils of Presidentialism“, Journel of Democracy 1 (Winter 1990): 51-69, Donald Horowitz, Seymour Martin Lipset, and Juan Linz in Journal of Democracy 1 (Fall 1990): 73-91.

[7] Alain Touraine,”Demokrasi Nedir?”İstanbul,Yapı Kredi Yay.,1997,s:25

[8] Büyük Larousse,İstanbul,İnterpress Basın ve Yayıncılık,1986,cilt 6,s:3006

[9] http://www.haberbilgi.com/kitap/Ahmet_Taner_Kislali/siyasal_sistemler/index.html

(Erişim Tarihi:07.05.2003)

[10] Henry B.Mayo,”Demokratik Teoriye Giriş,Anakra,Türk Siyasi İlimler Derneği Yayınları,1960.s:135

[11] Sartori;a.g.e,s:23

[12] a.g.e.;s.27

[13] http://www.bayrakonline.com/1192/sayfa.php?konu=arastirma_din&bn=0 (erişim tarihi: 12.04.2003)

[14] Mayo, a.g.e.s:30-31

[15] Platon,”Devlet”,,İstanbul, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları,2000,s:222-223

[16] Lijphart;a.g.e.s:36

[17] AnaBritannica,İstanbul,Ana Yayıncılık,1987,Cilt 7,s:107

[18] J.A.Schumpeter, 1954. History of Economic Analysis. New York: Oxford University Press.s:272

[19] T.C Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Maliye Anabilim Dalı Maliye Teorisi bilim Dalı,İbrahim Demir, (Doktora Tezi), “Temsili Demokrasilerde Etkinsizlik:Bir devlet Başarısızlığı”İstanbul,2001,s:10-11

[20] Raymond D.Gastil,Freedom in the World: Politilcal Rights and Civil Liberties,1980,Newyork,s:27

[21] Lijphart;a.g.e.s:37

[22] Touraine,a.g.e.s.93

[23] a.g.e.s:98

[24] Macpherson,a.g.e.s:9

[25] Thomas Hobbes;Leviathan,Michael Oakeshort(ed),Basil Blackwell&Mott,Ltd.Oxford,1946,p:139