DOĞAL AFETLER VE

Doğal afetler,toplumun normal yaşama düzenini bozan ve toplumun bu düzene uyum sağlama kapasitesini aşarak,uluslararası yardım gerektiren ekolojik olaylardır.

Doğal afetler tanımı içine ;depremler,su baskınları,toprak kaymaları,büyük yangınlar,kasırgalar,volkanik patlamalar ve kuraklık,. girer.

Doğal afetlerin özellikleri ; genellikle ani ve beklenmeyen bir zamanda olmaları,insanlarda ve hayvanlarda binlerce hatta onbinlerce can kaybı ve yaralanma ile birlikte yapılarda büyük yıkım yapmalarıdır.

Deprem,yerkabuğunun belirli bir kısmının ani olarak hareketlenmesi ve arkasından gelen seri titreşimlerden oluşan ekolojik bir olarak tanımlanır.Depremler; neden oldukları ölüm, yaralanma, sakatlık,büyük mal kaybı,su,kanalizasyon,elektrik,iletişim,eğitim,sağlık ve benzer hizmetlerin aksaması,psikolojik sorunlar ve ekonomik kayıplar nedeni ile büyük sorun oluştururlar.

Doğal afetlerin pek çoğu önlenemese de çığ,toprak kayması,sel gibi afetlerde önleme çalışmalarının sonuca büyük etkisi olmaktadır.Ancak depremler önlenememektedir

Ülkemizde en sık görülen doğal afet türü depremlerdir.Ülkemizde deprem görülme sıklığıda diğer ülkelere göre yüksektir.Türkiye de her 10.6 ayda bir deprem olurken,bu sayı için her 15.6 ayda bir,Japonya için ise her 16.8 ayda birdir.Topraklarımızın %91’i,nüfusumuzun %98’i ve barajlarımızın da %92’si deprem kuşağı içindedir.Türkiye bu deprem tablosu ile ,dünya büyük deprem sıralamasında en önde ,can kaybı yönünden ise ikinci sıradadır.

DEPREMLERDE BİRİNCİL :

Depremlerde koruyucu hizmetler sınıflandırılmalı ve gerçekleşen afetin felakete dönüşmesini engellemek için plan yapılmalıdır.Afet öncesi durum saptamada ve bölgeye ilişkin,coğrafi,demografik özellikler, yapıların niteliği,personelin nitelik ve niceliği,araç,gereç,tıbbi ve diğer malzemelerin miktarı sağlık kuruluşlarının olağan ve acil durum kapasiteleri ile önceki afet deneyimleri gözönüne alınmalıdır.

Sağlık örgütü de depreme kendi açısından hazırlıklı olmalıdır.Hekimler başta olmak üzere sağlık personeli önce mesleki eğitimleri sırasında ,sonra da çeşitli kurslar kanalıyla afetlerdeki sağlık hizmetleri konusunda eğitilmelidirler.

“Afetlerde çevre sağlığı önlemleri”,”afetlerde beslenme”, “afetlerde ilk yardım” türü el kitapları hazırlanıp özellikle risk altında bulunan bölgelerdeki personele dağıtılmalıdır.

DEPREMLER NEDEN İNFEKSİYON KAYNAĞIDIRLAR:

Geçmişte ki depremler sonrasında edinilen tecrübeler göstermiştir ki,gerçekte depremler sonrasında ortaya çıkan infeksiyon hastalıkları sanıldığı kadar çok değildir.Büyük bir afet sonrasında hayatta kalanların infeksiyona maruz kalma riski,infeksiyon kontrol çalışmalarının aksamasından veya tamamen durmasından kaynaklanır.Afeti takiben infeksiyon riski,infeksiyon kontrolü ve rutin sürveyans ölçümleri 3 şekilde etkilenir.

1.Var olan bulaşın artması,

2.Toplum duyarlılığındaki değişiklikler,

3.Sisteme yeni patojenlerin katılması.

Zaten var olan kişiler arasındaki bulaş bu tür afetlerde daha da artar. İnsanların topluca bir arada yaşama zorunlulukları ile hava kaynaklı patojenlerin bulaşı artar. 1979 da Dominik Cumhuriyetinde kasırga afeti sonrasında insanların kalabalık yaşam koşullarından kaynaklandığı düşünülen hepatit,gastroenterit ve kızamık infeksiyonlarında artış tespit edilmiştir.

Su kaynaklı patojen organizmaların da bu tür afetlerde geçişi artmıştır.Çünkü afet mevcut su kaynaklarını ve şehir su şebekesini kullanılamaz hale getirmiştir ve bu nedenle temiz su kullanımı kısıtlanmıştır.

Gıda kaynaklı bulaşta,gıdaların uygun koşullarda muhafaza edilememesi ve kontamine su ile temas sormludur.

Hayvan ve böcek kaynaklı bulaşta da artma gösterilmiştir.1963 te Haiti depreminden önce konutlar spray insektisidler ile korunurken,yıkımdan sonra bu korunma ortadan kalkmış ve malarya epidemisi olmuştur.

Afetzedelerin kişisel hijyen kurallarına uymamasından ve diğer halk sağlığı kurallarının yerine getirilmemesinden kaynaklanan infeksiyon hastalıklarında artış olmaktadır.

Yine infeksiyon kontrol programları çerçevesinde yapılan rutin aşılama hizmetlerinin yapılamaması, toplumun duyarlı kesiminde örneğin çocuklar ve yaşlılarda infeksiyon riskini artırmaktadır.

Hastalıkla mücadeledeki parametrelerin ki bunlar temiz su kaynakları,gıda ve diğer ihtiyaç malzemelerinin transportu da afet sırasında bozulmaktadır.Afet sonrasındaki psikolojik stres de kişileri infeksiyona duyarlı hale getirmektedir.Doğal afetlerde genelde yörede önceden olmayan infeksiyonlar afetlerden sonra da çok nadir görülür.Kolera veya

tifo gibi infeksiyonlar endemik olmadıkça veya bölgeye dışarıdan gelenler tarafından taşınmadıkça çok fazla beklenmez.Afetten etkilenen topluluğun duyarlılığı,malnütrisyon,çevresel strese maruz kalma ve afet sırasındaki yaralanmalardan etkilenir.

Diyabet,pulmoner hastalıklar,kalp hastalığı veya böbrek hastalığı gibi kronik hastalığı olan kişilerde zaten var olan infeksiyon duyarlılığı afetlerde normal tedavi programının aksamasından dolayı artar.Örneğin diyebetik hastanın ilaçlarını uzun dönem alamaması hastayı yumuşak doku infeksiyonu,idrar yolu infeksiyonu gibi diabetin komplikasyonlarına daha duyarlı hale getirir.

İnfeksiyöz ajanlar afet bölgesine dışarıdan da getirilebilir.Bir kurtarma ekibinin elemanının influenza semptomları ile çalışmaya katılması afetten sağ kurtulanlar arasında bir salgına neden olabilmektedir.İnfeksiyöz ajanların bölgeye taşınması kolaydır,çünkü ajanın inkübasyon periodu içinde günümüz şartlarında bölgeler arasında ki seyahatın hızlı olmasına bağlı olarak ajan bölgeye kolayca taşınabilir.1983 Columbia depreminde 35 malarya vakası tespit edilmiş ve kaynağın dışarıdan gelen bir kurtarma elemanı olduğu bildirilmiştir.

DEPREM SONRASI İNFEKSİYONLARDA ETİOLOJİ

Afetin durumuna göre beklenen infeksiyöz ajan değişir.Kalabalık bir topluluğun bir arada yaşamasını gerektiren bir afette hava kaynaklı patojenler;respiratuvarbakteriler,virüsler,tüberküloz,legionella,mikoplazma artar.Özellikle çocuklarda,yaşlı ve düşkünlerde pnömoni gelişme riski akılda tutulmalıdır.Çadırkentler gibi insanların toplu yaşadıkları yerlerde kış aylarına doğru meningokok infeksiyonu riski akılda tutulması gereken bir başka durumdur.Bu amaçla profilaktik aşı veya antibiyotik uygulamasına gerek olmamakla birlikte,etkin bir sürveyans ve vaka

bildirim sisteminin kurulması ,hem bu infeksiyon hastalığı hem de diğerlerine yönelik gerekli önlemlerin alınması açısından önemlidir.

Su kaynaklı kontaminasyon ile büyük sayılarda infeksiyon vakaları görülebilir.Özellikle havanın sıcak oluşu felaket bölgesi civarındaki durgun sularda (göl,depolanmış sular gibi)çeşitli bakterilerin üremesine uygun ortam sağlar.İçme sularına insan ve hayvan dışkılarının karışması ve takiben bu suların kullanılması akut ishale neden olabilir.Bu yolla bulaşabilecek patojenlerin başında shigella,salmonella,kolera ve parazitler gelir.

Gıda kaynaklı infeksiyonlar enterotoksijenik patojenlerle olur ve yıkanmamış veya saklama koşullarına uyulmamış gıdalar buna nedendir.Bu vakalarda bulantı,kusma ve sulu,kansız ishal tablosu saptanır.Antibiyotik tedavisine gerek yoktur.Sadece sıvı tedavisi gerekir.

Vektör kontrolünün veya hayvansal aşıların yapılmadığı durumlarda malarya, kuduz ve veba da beklenmelidir.

Depremin ikinci haftasından sonra köpek ve fare ısırmalarının arttığı bildirilmiştir.Bu nedenle başıboş gezen köpekler yok edilmelidirler. Fare ısırığı sonrası kuduz gelişme olasılığı düşüktür.Ancak yöresel koşullar dikkate alınarak kuduz profilaksisi düşünülebilir.Fare ısırığı sonrası tetanus aşısı mutlaka yapılmalıdır.Yine afetten sonra akrep ve yılan sokmaları artmaktadır.Afetzedeler bu konuda uyarılmalı ve gerekli antiserumlar bölgede hazır bulundurulmalıdır.

Afetin neden olduğu yaralanmalar da ayrı bir infeksiyon nedenidir.Ezilme yaralanmaları,yanıklar,radyasyona maruz kalma,kimyasal madde teması ile oluşan yaralarda,cilt bariyerinin bozulması veya kemik iliği baskılanması nedeni ile infeksiyona karşı korunma azalır.Buna ilave olarak afet bölgesine kurulan seyyar çadır hastaneler ve ameliyathaneler de

kullanılan cerrahi malzemenin yeterli sterilizasyonunun sağlanamaması infeksiyonun diğer bir nedenidir.

Afetin ilk saatlerinde de kurtarma personelinin ,hayatta kalanları kurtarma işlemleri sırasında yaralıya gerekli özenin göstermemesi de o yara için infeksiyon nedeni olabilmektedir.

Afet sonrasında artmış infeksiyon hastalıklarına neden olarak;halk sağlığı hizmetlerinin afet nedeni ile gevşemiş olması,insan kaynaklı radyasyon ve kimyasal kazalar da gösterilmektedir.

AFET SONRASI TOPLULUK:

Sahaya olabildiğince kısa bir sürede tam donanımlı bir mikrobiyoloji laboratuvarı kurulmalıdır.Kolay uygulanabilir testler,basit boyama ve kültür işlemleri yapılabilmeli ve patojenler tespit edilir edilmez kişinin tedavisi planlanmalıdır.Erken tanı ile hem hastayı iyileştirecek hem de mikroorganizmanın yayılması ihtimalini azaltacaktır.İtalya 1984 depreminde risk altındaki insanlarda rutin tarama testleri yapılmış ve bu sayede infeksiyöz ajan veya ajanların yayılması önlenmiştir.

YER AFET HASTALIK YORUM

1907 Sanfransisco Yangın Veba Bölge karantinaya alınamadı.
1918 Minnesota Orman yangını İnfluenza Toplu yaşam.
1963 Haiti Kasırga Malarya Vektör kontrol programı uygulanamadı.
1976 İtalya Deprem Salmonella Taşıyıcı sayısı 6-7 kat arttı.
1979 Dominik Cumhuriyeti Kasırga Tifo,hepatit,gastroenterit,kızamık Toplu yaşam ,su şebekesi hasarı
1983 Columbia Deprem Viral Hepatit %121 oranında arttı.
1983 Ecuador Sel Malarya 7 kat arttı.
       

AŞILAMA ve ANTİBİYOTİK KULLANIMI:

Aşılama her zaman afetlerde problem olmuştur.Bu genellikle insan ve bilim gücünün boşa kullanımı olarak kabul edilmiştir.Aşı uygulamalrında ve kayıt tutulmasında büyük problemler yaşanmıştır.Dominik Cumhuriyetindeki kasırga felaketi sonrasında tifo aşısının yapıldığı kişiler başkente en yakın kişiler iken,Haiti sınırındaki tifo ve paratifonun en yaygın olduğu yerlerdekiler aşılanamamıştır.

Rutin aşılama programında olan çocuklar için program aynen devam etmelidir.1980 Guatemala depreminde halkın duyarlılığı sayesinde

daha önce başlatılmış olan polio,kızamık ve DPT aşı kampanyası deprem sonrasında da devam etmiş ve başarıya ulaşmıştır.

Afet sonrası topluluk için aşılama zor olsa da bundan faydalanbilecek bazı kesimler vardır.Göçük altından sağ kurtarılanlar veya

afet sırasında herhangi bir nedenle yaralanan; afetzedeye , sağlık personeline veya kurtarma ekibi elemanına tetanus rapeli primer immünizasyonlarını daha önceden tamamlamış olmaları koşuluyla uygulanmalıdır.Bununla birlikte örneğin kronik hastalığı olan veya yaşlı olan bireyler H.influenza,pnömokok veya influenza virusuna karşı aşılanmalıdır.Sağlık personelinin de altta yatan kronik hastalığı olan risk grubuna influenza bulaştırma ihtimali vardır bu nedenle sağlık personeli mutlaka influenzaya karşı aşılı olmalıdır.

Koruma değeri düşük ve bireysel korunma sağlayan kolera ve tifo aşılarının salgınların önlenmesinde işlevi yoktur.Zaten aşılar yapılıp kan da antikor düzeyi yükselene kadar tehlike geçmiş olmaktadır.Aşılama yerine vektör kontrolü,gıda ve su sağlığı,kişsel hijyen,sağlık eğitimi ve sürveyans hizmetlerine ağırlık verilmelidir.Benzer şekilde hepatit A ve B aşılarının da rutin uygulamasına gerek yoktur.A.B.D.’de oral canlı attenüe

aşı Ty21a ve ısı-fenol ile inaktive edilmiş olan parenteral tifo aşıları kullanılmaktadır.Her iki aşıda %50-%80 koruma sağlar.Bu tifo aşıları gelişmekte olan ülkelere seyahat edecek ve uzun süre kalacak,kontamine su ve gıda ile teması muhtemel olan turistlere, salmonella taşıyıcıları ve laboratuvarlarda S.typhi ile uğraşanlara önerilmektedir.Oral aşı günaşırı 4 doz yemekten 1 saat önce soğuk içecek ile alınır.Parenteral aşı ise 4 veya daha fazla hafta ara ile iki doz olarak yapılır.Koruma yaklaşık üç yıl sürer.

Çeştli afetlerdeki gözlemler afetlerde yeni hastalıkların görülmediğini olsa olsa bölgede zaten endemik olarak bulunan hastalıkların insidansının arttığını ortaya koymuştur.

Deprem bölgesinde profilaktik antibiyotik kullanımına gerek yoktur.Feleket bölgesinde yaygın ve uygunsuz antibiyotik kullanımına bağlı olarak ishal tablosu gelişebilir.Ağır vakalarda klinik,shigella dizanterisini taklit edebilir.

KURTARMA EKİBİNDE KORUNMA:

CDC(Center for Disease Control) ve Dünya Sağlık Örgütü kurtarma ekibi elemanları için profilaksi yapılmasını savunmaktadır.Örneğin malaryanın endemik olduğu bölgelere giden kurtarma ekiplerine kemoprofilaksi uygulanmalıdır.Mümkünse kurtarma ekibinin tamamının tıbbi geçmişi öğrenilmeli ve afet bölgesine bir etken taşıyıp taşımadıkları araştırılmalıdır.

HIV ,HEPATİT B ve HEPATİT C İNFEKSİYONU:

Doğal afetler gibi yaralanmaların çok olduğu olaylarda açık yara ile temaslarda bulaş ihtimali olması ve acil şartlarda kan transfüzyonu amacı ile alınan kanlarda serolojik çalışmaların dikkatle yapılmaması da HIV,hepatit B ve hepatit C infeksiyonu riskini artırmaktadır.

DEPREMLERDE İKİNCİL KORUNMA YÖNTEMLERİ:

İkincil korumada afet sırasında ve afetten hemen sonra alınan önerileri içerir.Bunun çok azı sağlıkla ilgilidir.

A.Afete uğrayan bölgenin ve etkilenen nüfusun belirlenmesi

B.Enkaz kaldırma ,kurtarma ve yıkıntının temizlenmesi

C.Afetzedelerin beslenmesi

D.Afetzedelerin barındırılması ve ısıtılması

E.Ulaşım ve haberleşmenin sağlanması

F.Emniyet ve güvenliğin sağlanması

G.Koruyucu hekimlik ve çevre sağlığı hizmetleri

H.Tıbbi bakım.

DEPREMLERDE BARINMA:

Afetten hemen sonra hayatta kalanlar için yeni barınma ortamı hazırlanır.Bu amaçla çoğunlukla çadırlar kullanılır.Çadırlar kurulurken uyulmasu gereken kurallar vardır.Çadırlar 8’er metre ara ile düzgün sıralar

halinde kurulmalıdır.Yollara ve su kaynaklarına yakın,drenajı kolay,hafif meyilli arazide sivrisinek üreme yerleri ve çöplük gibi sakıncalı yerlere uzak alanlarda kurulmalıdır. Her 3 M2’ye bir insan düşecek şekilde yerleşim yapılmalıdır.5-6 çadır için bir çöp bidonu ve bir tuvalet ve en az 200 litrelik bir su deposu bulunmalıdır.

Büyük kampların kurulması ve yönetimi kolaysa da ,çevre koşullarının hızlı bozulması ve sonrasında büyük sağlık sorunlarına neden olmasından dolayı tercih edilmemelidir.

DEPREMLERDE İNFEKSİYONDAN KORUNMA:

Koruyucu hekimlik ve çevre sağlığı hizmetleri sağlık hizmetlerinin en önemlilerindendir.

Temiz ve yeterli su sağlanması önceliklidir. Bu çabada afet öncesi durum temel alınmalıdır.Suyun niteliğinin zaten yetersiz olduğu uzak yerleşim bölgelerine,nitelikli su sağlamak amacı ile su temizleme ve klorlama araçları taşınması akılcı değildir.Kırsal bölgede su,etrafta bulunan çeşitli su kaynakları nedeni ile zaten büyük sorun olmamakta ,en büyük sorunlar ,su şebekesinin büyük hasar gördüğü şehirlerde yaşanmaktadır.Su;içme suyu,yemek suyu,temel temizlik suyu olarak sağlanmalıdır ve en az kişi başına 15-20 litre günlük su temin edilmelidir. Temiz içme suyu tanımına uyan su,şişe suyu ,kaynatılmış su veya işlemden geçirilmiş su dur. Şebeke eğer kullanılamayacak durumda ise yeni su kaynakları aranır.Bunlar çeşitli yer altı suları ve kuyular olmalıdır.Yüzeyel su kaynaklarının kontaminasyonu çok daha kolay olduğundan,bunların

kullanılması en son olarak düşünülmelidir.Herhangi bir kaynaktan su almadan önce ,bu kaynaktaki suyun miktar ve kalitesi incelenmeli,kirlenme odaklarından uzaklığı ,seviyesi araştırılmalıdır.Su kirli ise filtrasyon,kaynatma ve klorlama yapmak gerekir.Şişelenmiş suyun da kaynağı biliniyorsa kullanılmalıdır ,aksi taktirde su mutlaka kaynatılmalı veya klorlanmalıdır.Kontamine olduğundan şüphelenilen su ile asla mutfak araç gereçleri yıkanmamalı,diş fırçalanmamalı,yemek hazırlanmamalı veya su buz haline getirilmemelidir.Suyu kaynatmak bakteri ve parazitlerin çoğunu öldürecektir.Kaynatma işlemine su kaynadıktan sonra en az bir dakika devam edilmelidir. Su; klor veya iyod tabletleri kullanılarak veya %5.25 lik Sodyum hipoklorid kullanılarak hazırlanmalıdır. %5.25’ lik Sodyum hipoklorid çözeltisinden 1 çay kaşığı ile yaklaşık 20 litre su kullanılabilir duruma getirilebilir.Fakat bu suyu en az 30 dakika bekletip sonra kullanmak gerekir.Bu yapılan işlemle parazitik organizmalar yok edilemez.

Suyun sağlanması kadar,dağıtım ve depolanması da önemlidir.Dağıtımda tankerlerden yararlanılabilir.En çok 24 saatlik su

depo edilmelidir.Depo için ,plastik veya çelik bidonlar kullanılabilir.Su depolanan yerler alglerin üremesini engellemek için güneşten,kontaminasyonun önlenmesi için toz,böcek ve kuşlardan korunmalıdır.

GIDA TEMİNİ ve KORUNMASI:

Kaynağı belli olmayan su ile temas ettiği bilinen veya şüphesi olan hiç bir yiyecek maddesi tüketilmemelidir.İçme amacı ile hazırlanan su ile gıdalar iyice yıkanmalı ve mutlaka pişirilerek yenilmelidir.Pişmiş hazır gıdalardan sadece markası ve son kullanım tarihi belli olan konserveler tüketilebilir.Kuru gıda ve konserveler dışındaki yiyecek maddelerinden

açıkta kalanlar ,2 saatten daha fazla oda ısısından daha yüksek ısısı olan yerlerde bekleyenler dikkatle kontrol edilmeli en ufak bir tat ,koku değişikliğinden şüphelenildiğinde yiyecek maddesi yok edilmelidir.Tüm yiyecek maddeleri soğuk ve kuru zeminlerde muhafaza edilmelidir.Gıda böcek,fare ve sinekten de korunmalı ve günlük tüketilmelidir.

Yardım olarak sağlanan yiyecek maddesi halkın alışkın olduğu,kolayca kabul edip hazırlayabileceği yiyecek maddeleri olmalıdır.1966-Varto depreminden sonra bölgeye yollanan tenekeler dolusu zeytinyağı vatandaşın daha önce kullanmadığı bir yağ tiürü olduğu için kimse tarafından istenmemiş,ucuz fiyatla alınan az miktardaki zeytinyağı ise,bölgede türeyen tüccarlara satılmıştır.Aynı durum yurt dışından gelen et konservesi ve diğer hazır yiyecek maddelerinde de görülmüş ,bunlar da domuz eti veya domuz yağı olabileceği kuşkusuyla bölge halkınca kullanılmamıştır.

SANİTASYON ve KİŞİSEL HİJYEN:

Acil koşullarda da en önemli kural kişisel hijyenin iyi olmasıdır.Yemek hazırlamadan ve yemeden önce,tuvalet kullanımından sonra ,enkaz çalışmalarına katıldıktan sonra ,kontamine su ile temas etmiş olabilecek her türlü araç ve gereç ile temastan sonra eller mutlaka temiz su ve sabunla yıkanmalıdır.Aileler bu kuralları çocuklarına da uygulamalı ve çocukların kontamine su kaynakları içinde veya su ile temas etmiş olabilecek oyuncaklarla oynamasını engellemelidir.

Tuvaletler,yerleşim yerleri ve su kaynaklarından uzak,sineklere kapalı,koku çıkmayacak ve kolayca temizlenebilecek şekilde yapılmalıdır.Her 1000 kişiye en az 5 tuvalet hesaplanmalıdır.Kanalizasyon olan yerlerde onarım işlemleri derhal başlamalıdır.Vektörlerin tuvaletlere ulaşması engellenmelidir.

Çöpler ağzı kapaklı bidonlarda saklanır,sık olarak toplanır.Yakılarak ya da gömülerek imha edilir.2x2x1 metre boyutlarındaki bir çukur yaklaşık 200 kişinin 7-10 günlük çöpünü muhafaza edebilir.Hayvan leşleri de aynı şekile imha edilmeli,köpek ve yaban hayvanlarının ulaşamayacağı derinliklere gömülmelidir.Bu kolay bir iş

değildir.Örneğin 1983 Erzurum depreminde 7483 büyükbaş ve 22864 küçükbaş hayvan telef olmuştur.Afet bölgesinde atık suların yüzeyde akıp gitmesine izin verilmemelidir.Özelikle mutfak ,hastane gibi yerlerin atık sularının açılacak süzme kuyularında toplanması sağlanmalıdır.

Afetlerden sonra fare ,sinek,böcek,bit,pire ve diğer vektörlerin kontrolü önemlidir.Özellikle sellerden sonra vektör üreme yerlerinin artmasına bağlı olarak sıtma salgınlarının görüldüğü bildirilmiştir.1983 Ecuador selinden sonra bölgede malarya vakalarında 7 kat artış saptanmıştır.Bu nedenle afet öncesi gerekli insektisid ve rodentisidlerin

depo edilmiş olması gereklidir.Afet sırasında toplu yaşama yerlerinde oluşabilecek üreme yerleri yok edilmelidir.Açık çöpler,hayvan leşleri,su

birikintileri,patlamış kanalizasyon sistemleri,etrafa dağılmış besin maddeleri ve temiz olmayan insanlar vektör üremesi için uygun ortam oluştururlar.İnsektisid uygulaması ile birlikte çevre temizliği,drenaj,bataklıkların doldurulması gibi çalışmalarla,bulaşıcı hastalıklara yol açabilecek vektörlelerin kontrolü erkenden başlatılmalıdır.Afetzedelere banyo veya duş,çamaşır yıkama yerleri ve dezenfeksiyon istasyonlarının sağlanması da önemli hizmetler arasındadır.

Ölülerin gömülmesi genellikle sorun oluşturur.Enkaz altından çıkartılan cesetlerin tanımlanması,kayıt edilmesi,üzerlerinden çıkan kıymetli eşyanın yakınlarına verilmesi,dini törenin yapılıp,cesetlerin gömülmesi ayrı bir organizasyonu gerektirir.Ceset toplama ve naklinde

görev alan kişiler,ölülerin kan ve vücut sıvıları ile doğrudan temas etmemeleri konusunda uyarılmalı,bu kişilerin her türlü müdaheleyi mutlaka eldiven ,önlük ve çizme gibi gerçlerle yapmaları uygun olur.Hepatit B aşılamasının bu grupta endikasyonu vardır.

Dünya sağlık örgütü verilerine göre kadavra ve epidemiler arasında bir ilişki gösterilememiştir.Vektörler aracılığı ile bulaşan malarya ve deng ateşinin kadavraların varlığı ile ilişkisi de yoktur.Çok az sayıda vakada kadavraların su sistemleri ile ilişkisi sonrasında gastroenterit nedeni olduğu tespit edilmiştir.Kolera infeksiyonunda ise etkenin bulaşmasında kadavraların rolü yoktur.Kolera daha çok afette hayatta kalanların kişisel hijyenlerinin yetersiz olmasından kaynaklanır ve epidemisinde gerçekten ölüm artar.İçinde bulunduğumuz modern çağda dahi 1991 de Peru da kolera epidemisi gerçekleşmiş ve 1100 kişinin ölümüne neden olmuştur.

17.AĞUSTOS 1999 Marmara depremi yukarıda anlatılan basit kurallara uyulmadığından bir felakete dönüşmüş,hayatta kalanlar için ise

felaketten daha zor günler başlamıştır.Ülke olarak bu depremden almamız gereken çok ders vardır.Sağlık personeli olarak bize düşen görev ise nüfusumuzun %98’inin deprem kuşağı üzerinde yaşadığını ,bu tür felaketlerle her zaman karışabileceğimizi hatırlamak ve hekimlik hayatımız boyunca bu gibi durumlarda can kaybını en aza indirmek için her zaman hazırlıklı olmamız gerektiğidir.

KAYNAKLAR

1.Akova M.Deprem Bölgesinde Ortaya Çıkabilecek İnfeksiyon Hastalıklarına İlişkin Genel Görüşler.Ağustos 1999,Türk Tabipler Birliği.

2.Aghababian R.,Teuscher J.Infectious Diseases Following Major Disasters.Ann Emerg Med April 1992;21:362-367.

3.CDC.Prevention Guides for Emergencies and Disasters.Earthquake.1996 Public Health Service.

4.CDC. Prevention Guides for Emergencies and Disasters.Flood.1996 Public Health Service.

5.Dedeoğlu N.Depremlerde Sağlık Hizmetleri.Türk Tabipler Birliği.1992.s.1-35.

6.Frace R.,Jahre J. Policy for managing a community infectious disease

outbreak.Infect Control Hosp Epidemiol.1991;12:364-376.

7.Lillibridge SR,Noji EK,Burkle FM Jr:Diasaster assessment:The emergency health evaluation of a population affected by a disaster.Ann Emerg Med November 1993;22:1715-1720.

8.Moralejo G.,Russel M., Porat B.Outbreaks Can Be Disasters.Jona.1997;27(7-8): 56-60.

9.Technical Briefing Note Public Health Consequences of Earthquakes.Turkey Earthquake.Geneva, 18.August 1999.

10.Walter O.,Alan H.,Kenneth B.,Stephen H.Immunization.Mandell G,Principles of and Practice of Infectious Diseases.1995; s:2781-2784.