Birincil affektif bozuklukların başında depresyonlar yer alır.

() ruhsal gücün ve uyaranlara karşı duyarlılığın azalması çalışma, girişim ve uyum çabasının kaybolmasıdır. Günümüzde psikiyatride terimi belirli bir mizacı, durumunu, belirtiyi, belirtiler toplamını ve hastalığı anlatmak üzere beş ayrı anlamda kullanılır. Ancak depresyon terimi hangi anlamda kullanılırsa kullanılırsın, bireyin bedensel ve ruhsal gücünde, duygulanımında ve bilişsel (zihinsel) işlevlerinde gelip geçici bir azalmayı, çöküntüyü anlatır.

Depresyonlar yetişkinlerin ruhsal bozuklukları, hastalıkları, arasında ön planda yer alır.

Epidemiyoloji ; Depresyonlar bütün toplumlarda yaygındır. olarak toplumlarda bir yılda görülen (prevalans) depresyonla ilgili mizaç, duygu durumu, belirti, belirtiler toplamı ve hastalık oranı %8 ile %25 arasında bulunmuştur. Başka bir değişle; ömür boyunca depresyon geçirme beklentisi, olasılığı, değişik istatistik araştırmalara göre %8 – 25 arasında değişmektedir.

oranın yaklaşık dörtte birinin hekime başvurduğu ve tedavi gereksinimi gösterdiği edilmiştir. Başka bir değişle bir yılda görülen ve tedavi gerektiren tüm depresyon vakalarının genel nüfusa oranı () %2 – 5 arasında değişmektedir. Bu oranın yüzde 1-2 si  bir yılda ortaya çıkan vaka olarak (incidence) değerlendirilir.

Depresyon nedeniyle intihar vakaların genel nüfusa oranı 0,02 – 3 olup, bu oran bir yılda görülen ve tedavi gerektiren tüm depresyonların %1’i demektir.

Yaş ve Cinsiyet ; Araştırmalar bir yıl içinde görülen bütün depresyonların genel nüfusa oranının yirmi yaşından sonra yükseldiğini ortaya koymuştur.

Bir yıl içinde ortaya çıkan uçlu yeni depresyon vakaları 40-50 yaş diliminde en yüksek düzeye erişir. karşılık iki uçlu yeni depresyon vakaları en yüksek düzeye 20-30 yaş dilimine ulaşır.

Bütün toplumlarda bir yılda görülen tüm depresyon vakalarının sayısı kadınlarda erkeklerden daha yüksektir. Erkek-kadın arasındaki oranı yaklaşık olarak ½ dir. Başka bir deyişle iki kadına bir erkek gibi belirgin bir oran ortaya çıkar.

Bu oran distimik depresyonlarda dört ya da beş kadına bir erkek gibi daha belirgin olarak ortaya çıkar.

Gelişmiş ve sanayileşmiş ülkelerde yapılan taramalar sonucu bir yılda görülen tüm depresyon vakalarının erkek ve kadın olarak genel nüfusa oranı erkekler için %1,8-3,2; kadınlar için %2,0-9,3 olarak bulunmuştur.

Depresyonda, duygu durumunda olanı yönünde artış vardır. Bu nedenle depresyonu hastalarda acı, hüzün, kaygı, keder, korku, sıkıntı yeis bütün belirtilerin kaynağını oluşturur.

Elem yönünde artmış duygu durumu gösterenlere depresyon diyebilmek depresyon tanısı koyabilmek için aşağıda sıralanmış olan belirti ve yakınmaların en az dördünün bulunması ve bunlardan her birinin en az iki hafta sürmesi gerekir..

 

–          İlgi,istek,sevgi,zevk azalması

–          Cinsel isteğin azalması ve kaybolması

–          İştah azalması, ya da iştah kaybı, zayıflama. Ender olarak iştah artması ve şişmanlama.

–          Uyku düzeninde bozukluk. Uykusuzluk. Ender olarak aşırı uyku.

–          Fiziksel enerji ve güçte azalma. Bitkinlik, halsizlik, yorgunlak.

–          Bedensel ve ruhsal çalışma ve işlevlerde azalma.

–          Karamsarlık, kötümserlik duyguları.

–          İnsanın kendisini aşağı, küçük, yetersiz görmesi.

–          Günahkarlık ve suçluluk düşünceleri.

–          Bilinç alanında daralma. Dikkatin odaklaşmasında zorlanma. Bellekte yavaşlama, düşüncede dağılma.

–          Ölüm ve intihar düşünceleri.

–          Elem doğrultusunda artmış olan duygu durumuna uygun sarılar (halüsinasyon) ve sabuklamalar (delire) (hezeyan)